Türkiye'de Kentsel Dönüşüm Süreci ve Aktörler / The Process and The Actors of Urban Regeneration In Turkey: Sulukule Case

Description

�ZET

D�nyadaki gelişim s�reci i�inde kentsel d�n�ş�m yaklaşımı; sefalet mahallelerinin yıkılıp temizlenmesi anlayışından ortaklık modellerine dayalı sosyal �ncelikli d�n�ş�m uygulamalarına evrilmiştir. T�m bu zaman i�inde, yapılan uygulamalarda baş akt�r devlet olmakla birlikte, yerel katılımcıların yer almadığı projelerin başarıya ulaşamayacağı anlaşılmıştır.
T�rkiye’de benimsenen yaklaşım ise, yanlış devlet politikaları sonucu kent �eperlerinde gecekondu olarak kurulan mahalleleri ve kent merkezlerindeki eskimiş tarihi dokuları yıkıp yeniden yapmaktır. Yaşayanlarının, yerel �zelliklerinin, sosyal ve ekonomik yapısının hi�e sayıldığı, fizik mek�nı değiştirme projelerinden ileri gidemeyen bu yaklaşım elbette ki sadece mevcut sorunların artarak bir b�lgeden başka bir b�lgeye taşınmasına neden olmaktadır. Yasaların; merkezi ve yerel y�netimlerin ellerini g��lendiren, m�dahalelerini kolaylaştırıcı ara�lar olarak d�zenlendiği bu ortamda, katılım fikrinin “gerekirse bilgilendirme” olarak nitelendirilmesi doğaldır.
�lkemizdeki d�n�ş�m uygulamalarının hangi yaklaşımla, ne t�r ara�lar kullanılarak, kimler tarafından uygulandığını inceleyen bu �alışma, s�re�teki yasal dayanakların ve kanunla tanımlı akt�rlerin davranış bi�imlerini, İstanbul Sulukule’deki Kentsel Yenileme Projesi �zerinden değerlendirmektedir.
Devam eden t�m uygulamalardaki aksaklıklar sebebiyle; aslında d�n�şmesi gereken T�rkiye’deki ‘Kentsel D�n�ş�m’ anlayışının kendisidir. Kentlerdeki yoksulluk ve yoksunluk alanlarındaki sorunların t�m�ne m�dahale edebilecek, bu alanlardaki farklı sorunların t�m�ne cevap verecek kurum ve kuruluşlar, hem devlet yapılanması i�inde hem de STK’lar bağlamında mevcuttur. �nemli olan konu bu kurum ve kuruluşların kendi sorumlulukları ve yetki alanlarını �z�mseyip, uygulama ara�ları ile sorun alanları ilişkisini doğru ve ivedi bir bi�imde kurmalarıdır. Ellerindeki yasal yetkiyi ve kaynakları kullanarak bu alanlarda yaşayan halkı mağdur etmeden, g�rev alanlarını uygulamaya d�

Reviews
Shared by: Evrim Yılmaz
Stats
views:
775
rating:
not rated
reviews:
0
posted:
6/12/2009
language:
Türkçe
pages:
0
MĐMAR SĐNAN GÜZEL SANATLAR ÜNĐVERSĐTESĐ FEN BĐLĐMLERĐ ENSTĐTÜSÜ TÜRKĐYE’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM UYGULAMALARINDA SÜREÇ VE AKTÖRLER: SULUKULE ÖRNEĞĐ YÜKSEK LĐSANS TEZĐ Şehir Plancısı Evrim YILMAZ Anabilim Dalı: Şehir ve Bölge Planlama Programı: Kentsel Tasarım Tez Danışmanı: Yrd.Doç.Dr. Dilek AKTÜRK Mayıs 2009 Öncelikle, bu çalışmanın hazırlanmasında iyi niyeti ve anlayışıyla bana destek olan danışmanım Yrd. Doç. Dr. Dilek Aktürk’e ve Şehir ve Bölge Planlama ile tanıştığım günden beri ışığını üzerimden esirgemeyen Doç. Dr. Đclal Dinçer’e sonsuz teşekkürlerimi sunmayı borç bilirim. Hayatımın her anında yanımda olarak beni bugün olduğum insan haline getiren annem Ayfer Yılmaz ve babam Mustafa Yılmaz’a; anneannem Bedriye Güldiken’e; en yakın arkadaşım, her şeyim biricik kardeşim Murat Yılmaz’a bütün kalbimle teşekkür ederim. Ayrıca, bir yandan çok çalışıyorum diye kızıp bir yandan da yardım eden, en yorulduğum ve sıkıldığım anlarda bana destek olan Vural Göze’ye; gece geç saatlerden sabah erken saatlere kadar bilgisayar başındaki bana göz kulak olup, beni besleyen, arkamı toplayan, çalışmalarımın en sıkı takipçisi küçük hırsız Zeynep Barlas’a; bütün gün tez hakkındaki konuşmalarıma tahammül eden Eda Tekin’e; 2,5 yıllık Sulukule maceramda tanıdığım ve çalışmam sırasında yardımlarıyla yanımda olan güzel insanlar sevgili Neşe Ozan ve Hacer Foggo’ya, Sulukule Platformu’na ve tüm Sulukulelilere teşekkür ederim. Evrim Yılmaz Mayıs, 2009 ĐÇĐNDEKĐLER Sayfa KISALTMA LĐSTESĐ ................................................................................................ i HARĐTA LĐSTESĐ ..................................................................................................... ii ŞEKĐL LĐSTESĐ ........................................................................................................ iii FOTOĞRAF LĐSTESĐ ............................................................................................. iv TABLO LĐSTESĐ ....................................................................................................... v POSTER LĐSTESĐ .................................................................................................... vi ÖZET ........................................................................................................................ vii ABSTRACT ............................................................................................................. viii 1. GĐRĐŞ ................................................................................................................................. 9 2. KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE DÜNYADAKĐ GELĐŞĐM SÜRECĐ 11 2.1. Kavramsal Çerçeve ........................................................................................ 11 2.2. Kentsel Dönüşüm Sürecinin Evrimi ............................................................... 18 2.2.1. Devlet Eliyle Gerçekleşen Uygulamalar (19. yy. – 1960) ....................... 19 2.2.2. Çok Boyutlu Yeniden Geliştirme ve Sağlıklaştırma Uygulamaları (1960 – 1970) .......................................................................................... 20 2.2.3. Gayrimenkul Eksenli Kamu-Özel Sektör Ortaklığı Uygulamaları (1970 – 1990) .......................................................................................... 21 2.2.4. Ortaklık Modellerine Dayanan Sosyal Öncelikli Dönüşüm Uygulamaları (1990 Sonrası) ......................................................................................... 23 2.3. Bölüm Sonucu ................................................................................................ 27 3. TÜRKĐYE’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECĐ VE AKTÖRLER .............. 28 3.1. Türkiye’de Kentsel Dönüşüm Süreci ............................................................. 28 3.1.1. Cumhuriyetin Đlanı ve Kentlerin Yeniden Yapılandırılması Süreci (1923 – 1950)..................................................................................................... 28 3.1.2. Yasal Düzenlemeler Sonucu Oluşan Kentsel Dönüşüm (1950 – 1990) .. 28 3.1.3. Kente Müdahale Aracı Olarak Kentsel Dönüşüm (1990 sonrası)............ 30 3.2. Yasal – Yönetsel Çerçeve............................................................................... 30 3.2.1. Toplu Konut Kanunu (2985) .................................................................... 31 3.2.2. Büyükşehir Belediyesi Kanunu (5216) .................................................... 33 3.2.3. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (5226) ............................ 35 3.2.4. Đl Özel Đdareleri Kanunu........................................................................... 37 3.2.5. Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı ....................................... 38 3.2.6. Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun (5366) .................................................... 44 3.2.7. Belediye Kanunu (5393) .......................................................................... 46 3.3. Bölüm Sonucu ................................................................................................ 49 4. SULUKULE ÖRNEĞĐNDE KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECĐ VE AKTÖRLER ............................................................................................................. 52 4.1. Sulukule’de Kentsel Dönüşüm Süreci............................................................ 64 4.2. Sulukule’de Kentsel Dönüşüm Süreci Aktörleri ............................................ 96 4.2.1. Kamusal Aktörler ..................................................................................... 96 4.2.1.1. TOKĐ ................................................................................................ 96 4.2.1.2. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu....................... 99 4.2.1.3. Đstanbul Valiliği .............................................................................. 100 4.2.1.4. Đstanbul Büyükşehir Belediyesi ..................................................... 101 4.2.1.5. Fatih Belediyesi .............................................................................. 103 4.2.2. Yarı kamusal Aktörler ............................................................................ 105 4.2.2.1. Üniversiteler ................................................................................... 105 4.2.2.2. TMMOB Şehir Plancıları Odası..................................................... 105 4.2.2.3. TMMOB Mimarlar Odası .............................................................. 106 4.2.2.4. Đstanbul Tabip Odası ...................................................................... 107 4.2.2.5. Ulaşılabilir Yaşam Derneği ............................................................ 107 4.2.2.6. Đnsan Yerleşimleri Derneği ............................................................ 107 4.2.2.7. Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği .... 108 4.2.2.8. Neslişah Mahallesi Derneği ........................................................... 108 4.2.2.9. Sulukule Platformu ........................................................................ 108 4.2.3. Uluslararası Aktörler .............................................................................. 113 4.2.3.1. UNESCO ........................................................................................ 113 4.2.3.2. AGFE (Advisory Group on Forced Evictions) .............................. 114 4.2.3.3. IAI (International Alliance of Inhabitants) .................................... 115 4.2.3.4. ERIO (European Roma Information Office).................................. 115 4.2.3.5. COHRE (Centre on Housing Rights and Evictions) ...................... 115 4.2.3.6. ERRC (European Roma Rights Centre)......................................... 116 4.2.3.7. ABD Helsinki Komisyonu ............................................................. 116 4.2.3.8. UCL (University College of London) ............................................ 117 4.2.4. Diğer Aktörler ........................................................................................ 117 4.2.4.1. Sulukuleliler ............................................................................. 117 4.2.4.2. Proje ile sürece dâhil olan 3. şahıslar / yatırımcılar ............................ 123 4.2.4.3. Taşoluklular.............................................................................. 123 4.2.4.4. Ulusal / Uluslararası Basın ....................................................... 123 4.3. Bölüm Sonucu .............................................................................................. 124 5. DEĞERLENDĐRME .................................................................................. 130 KAYNAKLAR ....................................................................................................... 140 EKLER .................................................................................................................... 149 EK 1. Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Şükrü Pündük’e ait Osmanlı Đmparatorluğu tarafından verilmiş tapu. ................... 149 EK 2. TOKĐ – ĐBB – Fatih Belediyesi arasında imzalanan Protokol ..................... 150 EK 3. Taşoluk’tan ev alma hakkı kazanan kiracılar ile TOKĐ arasında imzalanan belge. ............................................................................................................ 161 EK 4. Sulukule için Acele Kamulaştırma Kararı. .................................................. 162 EK 5. Mimarlar Odası tarafından açılan Sulukule davası dilekçesi. ...................... 163 EK 6. Fatih Belediye Başkanlığı tarafından kabul edilmeyen Çok Ortaklı Komisyon metni taslağı. ................................................................................................ 171 EK 7. Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği ve Sulukuleliler tarafından açılan yürütmenin durdurulmasına ilişkin dava dilekçesi. ....................................................................................................... 173 EK 8. TC Başbakanlık Đnsan Hakları Başkanlığı’nın Đstanbul Valiliği’ne Sulukule’deki yıkımlar nedeniyle oluşan insan hakları ihlallerinin incelenmesini bildiren yazısı. ....................................................................... 177 EK 9. TC Başbakanlık Đnsan Hakları Başkanlığı’nın Đstanbul Valiliği’ne Sulukule’deki yıkımlar nedeniyle oluşan insan hakları ihlallerinin incelenmesini bildiren yazısına istinaden ilişkin Đstanbul Valiliği’nin cevap yazısı. ............................................................................................................ 178 EK 10. Akademisyenlerin kentsel dönüşüm ve yenileme uygulamaları hakkındaki duyuru ve daveti. .......................................................................................... 180 EK 11. Sulukule Platformu tarafından ULI’nin düzenlediği “Başarılı Kentsel Dönüşüm Uygulamaları” toplantısından dağıtılan manifesto. ..................... 182 EK 12. ĐYD tarafından bölgede yaklaşık 80 konutun daha tescillenmesi için yapılan başvuruya 9 yapının kabul edildiğine dair Đstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabit Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nden gelen cevap.183 EK 13. Đstanbul IV Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun ĐYD tarafından yapılan tescil başvurusu ve yıkımlar hakkındaki cevap yazısı. ................................................................................................. 186 EK 14. Sulukule Platformu tarafından Küçükçeşme Sokak’ın dokusuyla birlikte korunmasına ilişkin başvuru sonucunda Đstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı. ........................................ 187 EK 15. 2008 OECD Raporundan Sulukule ile ilgili olan bölüm.............................. 188 EK 16. Helsinki Yurttaşlar Derneği tarafından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a gönderilen mektup. ....................................................................................... 189 EK 17. Avrupa Parlamentosu'ndan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a gönderilen mektup .......................................................................................................... 191 EK 18. UNESCO Heyeti Başkanı Francesco Bandarin’in Türk basınında çıkan haberlere ilişkin düzeltme metni .................................................................. 192 EK 19. Đstanbul Tabipler Odası’nın Sulukule Raporu .............................................. 193 EK 20. ERRC – Helsinki Yurttaşlar Derneği – Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği – UYD ve Edirne Roman Kültürünü Araştırma, Geliştirme, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nin ortaklaşa gönderdikleri mektup. ......................................................................................................... 196 Ek 21. Sulukule Platformu’nun desteğiyle Sulukuleliler tarafından Fatih Belediyesi’ne verilmiş dilekçelere ait bazı cevaplar. ................................... 202 EK 22. IAI ve AGFE tarafından Sulukule hakkında gönderilen mektup. ................ 205 EK 23. ĐYD tarafından tescilli bir konut için yapılmış başvuruya KUDEB’ten gelen cevap. ............................................................................................................ 207 EK 24. Sulukule Kentsel Dönüşüm Projesindeki Aktörler ...................................... 210 ÖZGEÇMĐŞ ............................................................................................................ 211 KISALTMA LĐSTESĐ AB ABD AGFE AGĐT BM COHRE DPU ERIO ERRC IAI ICOMOS ĐBB ĐHD ĐHK ĐNSEV ĐSKĐ ĐYD KTVKK KUDEB MSGSÜ OECD STK STOP TBMM TC TMMOB TOKĐ UCL ULI UN UNESCO UYD vd. YTÜ yy. Avrupa Birliği Amerika Birleşik Devletleri Advisory Group on Forced Evictions Avrupa Güvenlik ve Đşbirliği Teşkilatı Birleşmiş Milletler Centre on Housing Rights and Evictions The Development Planning Unit / University College of London European Roma Information Office European Roma Rights Centre Internatioanl Alliance of Inhabitants International Council on Monuments and Sites Đstanbul Büyükşehir Belediyesi Đnsan Hakları Derneği Đnsan Hakları Komisyonu Đnsan Sağlığı ve Eğitim Vakfı Đstanbul Su ve Kanalizasyon Đdaresi Đnsan Yerleşimleri Derneği Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Đstanbul Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama Denetim Bürosu Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Organization for Economic Co-Operation and Development Sivil Toplum Kuruluşu Sınır Tanımayan Otonom Plancılar Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye Cumhuriyeti Türk Mühendisler ve Mimarlar Odaları Birliği Toplu Konut Đdaresi University College of London Urban Land Instutit United Nations United Nations Educational , Scientific and Cultural Organization Ulaşılabilir Yaşam Derneği ve diğerleri Yıldız Teknik Üniversitesi yüzyıl i HARĐTA LĐSTESĐ Harita 4.1 Harita 4.2 Harita 4.3 Harita 4.4 Harita 4.5 Harita 4.6 Harita 4.7 Harita 4.8 Harita 4.9 Harita 4.10 Sulukule’nin Đstanbul içindeki konumu ........................................... 52 Sulukule’nin Tarihi Yarımada içindeki konumu ............................. 53 Hatice Sultan ve Neslişah Mahalleleri ............................................. 55 Plan de Constantinople..................................................................... 56 Sulukule - Taşoluk ilişkisi................................................................ 58 Tarihi Yarımada Koruma Bölgeleri Dağılımı .................................. 60 Tarihi Yarımada Mevcut Arazi Kullanım ........................................ 62 Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım Đmar Planı ....................... 63 Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Yenileme Avan Projesi ....... 67 Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Yenileme Avan Projesi Sınırları ve Proje Revizyonları ......................................................... 68 ii ŞEKĐL LĐSTESĐ Şekil 2.1 Şekil 2.2 Şekil 2.3 Şekil 2.4 Şekil 3.1 Şekil 4.1 Kentsel dönüşüm sürecinin dinamik ve alt süreçlerden oluşan karakteri............................................................................................ 14 Kentsel Yeniden – Üretim Süreci Aktörlerinin Tipleri .................... 17 Kentsel Yeniden – Üretim Süreci Kamu – Özel Sektör Ortaklıklarının Tipleri ...................................................................... 17 Yerel Strateji Geliştirme Adımları ................................................... 25 5366 sayılı kanunun işleyiş biçimi ................................................... 47 STOP tarafından hazırlanan “Sulukule Toplumsal Gelişme – Ekonomik Kalkınma Planı ve Mekansal Gelişme Stratejileri çalışması Aktör Analizi Paftası ...................................................... 129 iii FOTOĞRAF LĐSTESĐ Fotoğraf 4.1 Fotoğraf 4.2 Fotoğraf 4.3 Fotoğraf 4.4 Fotoğraf 4.5 Fotoğraf 4.6 Fotoğraf 4.7 Fotoğraf 4.8 Fotoğraf 4.9 Fotoğraf 4.10 Fotoğraf 4.11 Fotoğraf 4.12 Fotoğraf 4.13 Fotoğraf 4.14 Fotoğraf 4.15 Fotoğraf 4.16 Fotoğraf 4.17 Fotoğraf 4.18 Fotoğraf.4.19 Fotoğraf 5.1 Sulukule’den bir görünüm ............................................................... 54 Çok Ortaklı Komisyon Toplantısı .................................................... 71 Đstanbul Yenileme Alanları Bölge Kurulu’nun Sulukule ziyareti .... 72 Đstanbul milletvekillerinin Sulukule ziyareti .................................... 73 Sulukule projesi Avrupa Parlamentosu’nda ..................................... 75 Çok Ortaklı Komisyon Toplantısı olması gerekirken Fatih Belediyesi tarafından düzenlenen “Sivil Đnisiyatif Platformu” toplantısı .......... 76 Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk’ın Sulukule ziyareti ......................................................... 79 Yıkılmak üzere işaretlenmiş evler.................................................... 80 Taşoluk toplu konutları kura çekilişi ............................................... 81 7 Nisan 2008’de Sulukule’de yapılan yıkım sonrasında mahalleden bir görüntü. ....................................................................................... 83 8 Nisan 2008 günü yapılan yıkımlar ................................................ 84 Tony Gatlif Sulukuleli müzisyenlerle dans ederken. ....................... 85 UNESCO Heyeti’nin Sulukule ziyareti ........................................... 85 Gogol Bordello ve Sulukule Roman Orkestrası ............................... 87 Sulukule Çocuk Atölyesi’nin açılışı. ............................................... 87 STOP Yerel Kalkınma Projesi basın toplantısı ................................ 90 Sulukule Çocuk Atölyesi’ne gelen yıkım ekiplerine protesto ......... 93 Sulukule Çocuk Atölyesi’nin yıkılmış duvarları arasında çocukların yaptığı resimleri ............................................................................... 94 Yıkılan tescilli evlere önlem olarak Sulukuleliler tarafından “Tarihi evdir yıkmayınız” yazan bir konut ................................................... 95 KUDEB tarafından basit onarımı yapılan 3 tescilli yapıdan uygulaması tamamlanan bir konut ................................................. 133 iv TABLO LĐSTESĐ Tablo 2.1 Tablo 3.1 Tablo 4.1 Kentsel Dönüşüm Süreçlerinde Öne Çıkan Aktörler ve Roller ....... 18 Türkiye’de kentsel dönüşüm ve kamu yönetimi hakkında yasal düzenlemeler .................................................................................... 31 TOKĐ’nin dahil olduğu kentsel dönüşüm projeleri .......................... 99 v POSTER LĐSTESĐ Poster 4.1 Poster 5.1 Poster 5.2 40 Gün 40 Gece Sulukule Etkinlikleri posteri ................................. 70 Sulukule Platformu tarafından hazırlanıp Đstanbul’a dağıtılan etiketler. .......................................................................................... 131 Sulukule Platformu tarafından hazırlanan posterlere bir örnek. .... 132 vi ÖZET Dünyadaki gelişim süreci içinde kentsel dönüşüm yaklaşımı; sefalet mahallelerinin yıkılıp temizlenmesi anlayışından ortaklık modellerine dayalı sosyal öncelikli dönüşüm uygulamalarına evrilmiştir. Tüm bu zaman içinde, yapılan uygulamalarda baş aktör devlet olmakla birlikte, yerel katılımcıların yer almadığı projelerin başarıya ulaşamayacağı anlaşılmıştır. Türkiye’de benimsenen yaklaşım ise, yanlış devlet politikaları sonucu kent çeperlerinde gecekondu olarak kurulan mahalleleri ve kent merkezlerindeki eskimiş tarihi dokuları yıkıp yeniden yapmaktır. Yaşayanlarının, yerel özelliklerinin, sosyal ve ekonomik yapısının hiçe sayıldığı, fizik mekânı değiştirme projelerinden ileri gidemeyen bu yaklaşım elbette ki sadece mevcut sorunların artarak bir bölgeden başka bir bölgeye taşınmasına neden olmaktadır. Yasaların; merkezi ve yerel yönetimlerin ellerini güçlendiren, müdahalelerini kolaylaştırıcı araçlar olarak düzenlendiği bu ortamda, katılım fikrinin “gerekirse bilgilendirme” olarak nitelendirilmesi doğaldır. Ülkemizdeki dönüşüm uygulamalarının hangi yaklaşımla, ne tür araçlar kullanılarak, kimler tarafından uygulandığını inceleyen bu çalışma, süreçteki yasal dayanakların ve kanunla tanımlı aktörlerin davranış biçimlerini, Đstanbul Sulukule’deki Kentsel Yenileme Projesi üzerinden değerlendirmektedir. Devam eden tüm uygulamalardaki aksaklıklar sebebiyle; aslında dönüşmesi gereken Türkiye’deki ‘Kentsel Dönüşüm’ anlayışının kendisidir. Kentlerdeki yoksulluk ve yoksunluk alanlarındaki sorunların tümüne müdahale edebilecek, bu alanlardaki farklı sorunların tümüne cevap verecek kurum ve kuruluşlar, hem devlet yapılanması içinde hem de STK’lar bağlamında mevcuttur. Önemli olan konu bu kurum ve kuruluşların kendi sorumlulukları ve yetki alanlarını özümseyip, uygulama araçları ile sorun alanları ilişkisini doğru ve ivedi bir biçimde kurmalarıdır. Ellerindeki yasal yetkiyi ve kaynakları kullanarak bu alanlarda yaşayan halkı mağdur etmeden, görev alanlarını uygulamaya dönüştürme niyetini gösterebildikleri ve bunu katılımcı süreçlerle hayata geçirebildiği takdirde Türkiye’deki kentsel dönüşüm sürecinin evrimi gerçekleşebilir. Anahtar Kelimeler: Kentsel dönüşüm, kentsel yenileme, 5366 sayılı yasa, katılım, Sulukule. vii ABSTRACT The approach of urban regeneration has been evolved from the perception of clearance of poverty quarters to the regeneration implementations with the social priority based upon the partnership models. Within this time, while the main actor of all implementations is the state, it has been understood that the projects that local participants did not attend, would not be successful. Besides, in Turkey, the urban fringes that have become slum areas as a result of incorrect state policies and decayed city centers have been demolished and rebuilt. This approach which the inhabitants, local features, social and economical structures have been underestimated only cause the present problems increasingly move from one region to another. Since the laws seen as agents that strengthen central and local governments’ hand and enable their interferences, it is natural that the idea of attendance has been described as “inform if necessary”. This study has been examining with which approaches the regeneration implementations have been applied in our country, what kind of agents have been used and by whom they have been implemented. So it shall evaluate the legal basis in process and the behaviour patterns of actors that are defined by law basing upon “Urban Regeneration Project in Sulukule, Đstanbul”. Due to the faults in the implementations going on, it is the approach of “Urban Regeneration” in Turkey that should be evolved actually. The institutions and the organizations that can be able to interfere to all the problems in the deprivation areas, to respond all the problems in these areas exist both in state settlement and in the context of nongovernmental organizations. The point is these institutions and the organizations should absorb their own responsibilities and their span of authority, set the relation between application agents and problematic areas in a correct and in an urgent way. The evoluation of urban regeneration process in Turkey will be able to become real without making the people living in these areas suffer using the legal authority and the resources as long as they show the intention to transform their responsibility areas to implementation and accomplish this via attendant processes. Key Words: Urban regeneration, urban renewal, law 5366, attendance, Sulukule. viii 1. GĐRĐŞ “Türkiye’deki Kentsel Dönüşüm Uygulamalarında Süreç ve Aktörler: Sulukule Örneği” başlıklı yüksek lisans tezi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Şehir ve Bölge Planlama Anabilim Dalı Kentsel Tasarım Programı bünyesinde 2008 – 2009 öğretim yılında hazırlanmıştır. Tez konusunun saptanmasında, kentsel dönüşüm kavramının özellikle yerel yönetimler ölçeğinde kent gündemine oturması etkili olmuştur. Çalışmanın Amacı Kentsel dönüşüm, 1990’ların ortalarından itibaren hem akademik çevrelerce hem de yerel yönetimlerce oldukça tartışılan bir konudur. Bu kapsamda hazırlanan projelerin uygulamaya geçmesiyle birlikte basın yoluyla kamuoyunun da bilgilendirilmesi sonucunda tüm ilkenin gündemine oturan kentsel dönüşümün ülkemizdeki algılanma biçimi Avrupa ve Amerika örneklerinden oldukça farklıdır. Ülkemizde 5366 sayılı Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun ile, halk arasındaki kullanım biçimiyle “çivi bile çakılamayan” kentsel bölgelerin 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planlarının dahi delinerek birer birer kentsel dönüşüm / yenileme alanı ilan edilmesine fırsat yaratılmıştır. Bunun sonucunda, özellikle Đstanbul’da, tarihi kent çekirdeği içerisinde kalan konut alanlarının farklı sosyal ve ekonomik yapıları göz önünde bulundurulmaksızın projeler hazırlanmaktadır. Bu çalışma, özellikle Đstanbul’da, uzun zamandan beri müdahale edilmek istenip de bir sebeple dokunulamayan bölgelerin teker teker “kentsel yenileme alanı” ilan edilmesi ve bu alanlar için hazırlanan projelerin uygulama aşamasına gelindiğinde hangi araçların kullanıldığı ve sürecin hangi kurum ve kuruluşlar üzerinden işlediğinin anlaşılmasına yönelik bir çalışmadır. Çalışmada; dönüşüm alanlarında izlenen süreçler, yasal düzenlemeler ve sürece katılan aktörlerin yerleşmeleri nasıl şekillendirdiği (ya da şekillendiremediği), bu çalışmalarda katılımın ne kadar sağlanabildiği Đstanbul’un ilk kentsel yenileme alanı örneği olan Sulukule üzerinden incelenmiştir. 9 Çalışmanın Yöntemi, Sınırları ve Kapsamı Dünya ve Türkiye’den kentsel dönüşüm üzerine literatürün taraması yapılmıştır. Yapılan okumalar, yaklaşık 2 yıllık bir alan çalışması ve görsel ve yazılı basında yapılan incelemelerle desteklenmiştir. Literatür taramalarında Avrupa’dan örnekler ayrıntılı olarak incelenmiştir. Türkiye’den ise yalnızca Sulukule örneği seçilmiştir. Bunun sebebi 5366 sayılı yasa kapsamında ilk kez uygulamaya geçilen proje olması ve hem özel mülk hem tapulu yerleşik alan hem de UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan Tarihi Yarımada içerisindeki bir yenileme alanı olması nedeniyle kendi başına bir vaka olmasıdır. Çalışmada, kentsel dönüşümün önüne açan yasalar, bu yasalar ile yetki verilen kamusal ve herhangi bir yetkisi olmadığı halde dönüşüm ilan edilen alanda etkin bir biçimde inisiyatif kullanan yarı kamusal kuruluşlar, dönüşüm sürecinde kendilerine biçilen ya da biçtikleri roller üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışmanın “Giriş” bölümünü takip eden 2. bölümünde kentsel dönüşüm kavramının ne olduğu, ilerleyen zaman içinde bu kavramdan ne anlaşıldığı ve hangi uygulamalarla hayata geçirildiği dünyadaki gelişimi üzerinden anlatılmıştır. 3. bölümde, bu sürecin Cumhuriyet’in ilanında günümüze kadar Türkiye’de nasıl algılandığı, ne tür uygulamalar yapıldığı ve hangi dinamikler üzerinden işlediği; sürecin ilerlemesinde merkezi yönetimler tarafından çıkarılan yasa ve yönetmelikler ile bu yasalarla tanımlanmış aktörlerin yetki ve sorumlulukları, varoluş amaçları irdelenmiştir. 4. bölümde ise, örnek alan incelemesi olan Hatice Sultan ve Neslişah Mahalleleri Kentsel Yenileme Alanı’nda (Sulukule), 2005 yılından bugüne nasıl bir süreçten geçildiği, bu süreç içerisinde hangi aktörlerin hangi rolleri benimsediği, varoluş amaçlarını açıklayan kanunlarla tanımlanmış görevlerini nasıl yerine getirdikleri ya da getirmedikleri anlatılmıştır. Son bölüm olan “Değerlendirme” bölümünde de önceki bölümlerde yapılmış anlatım ve incelemeler sonucunda Türkiye’de kentsel yoksunluk alanlarına kentsel dönüşüm aracıyla nasıl yaklaşıldığı ve başka bir yaklaşım biçiminin mümkünlüğü tartışılmıştır. 10 2. KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI VE DÜNYADAKĐ GELĐŞĐM SÜRECĐ 2.1.KAVRAMSAL ÇERÇEVE TDK (2009), “dönüşüm” kelimesini, “olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma, tahavvül, inkılap, transformasyon” olarak tanımlamaktadır. Bu tanımdan hareketle, kentsel dönüşüm, kentsel alanların var olan durumundan başka bir biçime girmesi, başka bir durum alması olarak tanımlanabilir. Kent planlama literatürüne bakıldığında, tanımlamayı yapan bilim insanlarının sahip oldukları dünya görüşü ve konuya yaklaşım biçimleri doğrultusunda farklı tanımlar yaptıkları görülmektedir. Akkar (2006) kentsel dönüşümü, bir olgu olarak, belirli bir zaman aralığında sürekli gerçekleşen bir olgu olduğunu söylemiş, ancak, kent planlama yazınında, kentsel dönüşümün, kentsel alanlardaki belirli bir zaman aralığında ekonomik, toplumsal, fiziksel ve çevresel çökme ve bozulmaya karşı verilen bir cevap olarak görüldüğünü belirtmektedir. Akkar’ın (2006) yaptığı tanımla kentsel dönüşüm, çökme ve bozulma olan kentsel mekânın ekonomik, toplumsal, fiziksel ve çevresel koşullarını kapsamlı ve bütünleşik yaklaşımlarla iyileştirmeye yönelik uygulanan strateji ve eylemlerin bütünüdür. Yine Akkar’ın (2006) aktardığı biçimiyle; Lichfield’a (1992) göre, kentsel dönüşüm, kentsel bozulma süreçlerini daha iyi anlama ihtiyacından doğan ve gerçekleştirilerek dönüşümde elde edilecek sonuçların üzerinde bir uzlaşma; Donnison’a (1993) göre ise, kentsel dönüşüm, kentsel çöküntü alanlarında yoğunlaşan sorunları eşgüdümlü bir biçimde çözümlemek için ortaya konulan yeni yol ve yöntemlerdir. Roberts (2000) ise kentsel dönüşümü, kapsamlı ve bütünleşik (entegre) bir vizyon ve eylem olarak, bir alanın ekonomik, fiziksel, toplumsal ve çevresel koşullarının sürekli iyileştirilmesini sağlamaya çalışmak olarak tanımlamaktadır. Bir başka deyişle, yitirilen bir ekonomik etkinliğin yeniden geliştirilmesi ve canlandırılması, işlemeyen bir toplumsal işlevin işler hale getirilmesi; toplumsal 11 dışlanma olan alanlarda, toplumsal bütünleşmenin sağlanması; çevresel kalitenin veya ekolojik dengenin kaybolduğu alanlarda, bu dengenin tekrar sağlanması olarak tanımlamaktadır. Yıldırım (2006) değişime uğrayan kentsel bir bölgenin ekonomik, fiziksel, sosyal ve çevresel sorunlarına kalıcı bir çözüm sağlamaya çalışan kapsamlı bir bakış (vizyon) ve eylem olarak özetlemiştir. Kurtuluş (2006), kentsel dönüşüm kavramını plansız ve kontrolsüz mekansal gelişmenin özellikle kentli yoksul sınıflar açısından olumsuz yaşama ve barınma koşullarında belirli iyileşmeler sağlayacak, sosyal ve ekonomik maliyeti yoksul sınıflar tarafından fazlasıyla ödenerek, ancak sağlıksız çevre ve barınma koşulları içinde kentsel araziye dönüşmüş bu alanların yine bu sınıflar için daha yaşanılabilir bir kentsel çevreye dönüştürülmesi; sadece mekansal olarak değil sosyal ve kültürel ölçekler olarak da inşa edilmiş olan bu mahallelere yapılan dışarıdan müdahalelerin meşrulaştırılması olarak tanımlanabileceğini; “suç”la bütünleştiği varsayılan kentsel çöküntü alanlarında, kentsel dönüşüm sürecinde bozulacak mülkiyet, kiracılık, komşuluk ve dayanışma ilişkilerinin, varsayılan suçun organizasyonunu bozacağını ve dolayısıyla kentsel şiddeti azaltacağını da kentsel dönüşüm kavramına olumlu anlamlar yüklenmesinin bir diğer nedeni olarak görülebileceğini belirtmektedir. Bu tanımların ışığında, kentsel dönüşümün kavramsallaştırılması ve kentlerde böyle bir müdahaleye ihtiyaç duyulmasına neden olan süreçten bahsetmek gerekmektedir. Bu dönüşüm mekanizmasının anlaşılması, ileriki bölümlerde anlatılacak olan örnek alan Sulukule’nin de nasıl bir süreçten geçerek kentsel yenileme alanı ilan edildiği, yenileme alanı ilan edilme gerekçelerinin hangi temellere oturtulup, ne derece haklı olduklarının anlaşılabilmesi ve tartışılabilmesi açısından zorunludur. Kentlerin kendi fiziksel özellikleri ve kullanım biçimlerinin değişimi ile yaşadıkları dönüşümü ve kentsel yeniden üretim sürecini, Gürler (2002) şu şekilde anlatmıştır: 1. Kentsel durgunluk, politiko-ekonomik krizlerin ve sosyal hareketlerin kentsel alan üzerinde olumsuz yansıması durumudur. Bu semptom, kent içi tarihi alanların 12 mekansal yıpranma sürecine dahil olması bakımından başlıca sebeptir. Bu nedenle, özgün nüfus karakteristiklerinde kesin bir azalma ve kentsel çevre kalitesinde belirgin bir düşüşü ortaya çıkar. 2. Kentsel Çöküş, dışsal politiko-ekonomik faktörler ve sosyal kuvvetlerin kentsel alanlarda olumsuz sonuçlanması (etki) durumudur. Bu semptom, kenti içi tarihi alanların arazi değerlerinde rant boşluğu oluşumu bakımından başlıca sebeptir. Bu nedenle, marjinal getto alanlarının yayılımı olduğu kadar özgün nüfus karakteristiklerin ve konut ile arazi değerlerinde değişken bir dalgalanma ortaya çıkar. 3. Kentsel yeniden gelişim, içsel politiko-ekonomik ve sosyal kuvvetlerin kentsel alanlarda olumlu sonuçlanması (tepki) durumudur. Bu semptom, kent içi tarihi alanların sosyo-ekonomik yeniden yapılanma ve mekansal olarak yükseltme sürecinin oluşumu bakımından başlıca sebeptir. Bu nedenle, nüfus yoğunluğunda belirgin bir artış ve konut ile arazi değerlerinde süreklilik gösteren bir düzen ortaya çıkar. 4. Kentsel değişim, politiko-ekonomik güçlenmenin ve sosyal hareketlerin kentsel alan üzerine olumlu yansımasıdır. Bu semptom, kenti içi tarihi alanların gentrifikasyon ve sosyal filtreleşme süreçlerine dahil olması bakımından başlıca sebeptir. Bu nedenle, nüfus karakteristiklerinin reformasyonu ve kentsel çevre kalitesinde bir gelişim ortaya çıkar. Durgunluk ve onun peşi sıra çöküş sürecine giren kentlerin bu durumdan sıyrılıp yeniden gelişim ve değişime doğru geçebilmeleri için, günümüze kadar izlenen farklı müdahale biçimleri bulunmaktadır. Kentlerin dönüşümü aslında, mevcut kent yapısının yenilenmesi için uygulanan farklı müdahale biçimlerini içinde toplayan genel bir kavramdır. Bu müdahaleler, zaman zaman kent parçaları, zaman zaman da tek yapı ölçeğindedir. Bu kısımda tanımları verilen müdahale biçimlerinin, kentsel dönüşüm alanı ilan edilen bir bölgede uygulanabilecek / uygulanması gereken yöntemlerin kararı aşamasında bölgelerin içinde bulundukları fiziksel, ekonomik ve sosyal durumların ve hâlihazırda uygulanmış yöntemlerin değerlendirilmesi bağlamında önemlidir. 13 Şekil 2.1 Kents dönüşüm sürecinin dinamik ve alt süreçlerden oluş karakteri ntsel luşan Kaynak: Gürler, 2002 Alansal Temizlem (Urban clearance); temizleme, çökün leme üntüye uğrayan bir şehirsel alan par parçasındaki dokunun tümüyle yıkılıp, yerin yeni bir doku erine getirmesidir. Keleş (1998), yoksul konutlarından oluşan al eleş alanların ya da bu yerlerdeki yapıları sağlığa aykırı niteliklerinin giderilmesi olarak tanımlamıştır. ların ol Temizleme yönte nteminde genellikle başvurulan yol, arazi azinin ve yapıların kamulaştırılmasıd Kamulaştırma kesinleştikten sonra, alan sıdır. landaki tüm yapıları yıkıp ya alanın kendisini yeniden geliştirmek ya da yeniden gelişim için satmak ke ng veya kiralamak, y , yerel yönetimin yükümlülüğündedir ve bunu o u olabildiğince çabuk yerine getirmek durumundadır (Özden, 2002). du Yeniden canlandır dırma (Revitalization); ekonomik, sosyal ya da fiziksel açılardan bir çöküntü dönem yaşayan ya da bu çöküntü dönemi sonu nemi nucunda terkedilmiş, başıboş bırakılmış şehirlerin ya da şehir parçalarının, çökünt mış ntünün kaynağı olan faktörlerin ortad tadan kaldırılması ya da değiştirilmesi i ile tekrar hayata döndürülmesi anla nlamına gelmektedir (Özden, 2002) Sosyo-ekonomik yenileme (gentrification); sosyal anlam k amda bir çöküntü, deformasyon yaşa aşayan şehirsel alan parçalarında, bu durumun önüne geçebilmek, n 14 şehirsel korumayı, şehirsel konut piyasasında ıslahı sağlayabilmek ve sağlıklı şehirsel gelişimi, şehir yenileme ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirebilmek amacıyla bu alanın sosyal dokusunun değiştirilmesi, yeni ve nitelikli bir sosyal tabakanın bu alanda gelişiminin sağlanmasıdır. Yeniden geliştirme (redevelopment); Keleş (1998) tarafından, ekonomik ve yapısal özellikleri, iyileştirilmesine olanak vermeyecek ölçüde kötüleşmiş olan yoksul konutlarının yıkılması ve bunların oluşturduğu kent bölümlerinin yeni bir tasarlama düzeni içinde barındırılması olarak tanımlamıştır. Yeniden oluşum (regeneration); yokolmuş, bozulmuş, çöküntüye uğramış alanlarda yeni bir dokunun yaratılması anlamına gelmektedir. Yeni dokunun oluşumu esnasında ıslah edilebilecek alanların iyileştirilmek suretiyle dokuya kazandırılması da yeniden oluşum sürecinin bir parçasıdır (Özden, 2002). Sağlıklaştırma (rehabilitation); eski kent dokusunun ve çöküntü alanlarının kısmi yenileme ile kullanıma açılması olarak ifade edilmektedir (Polat, 2008). Keleş (1998), esenleştirme olarak tanımlamıştır. Bu yöntemde, şehirsel alanın özgün niteliğine zarar veren, aykırı tüm oluşumlar ayıklanır (Özden, 2002). Koruma (preservation – conservation); kentlerin belli kesimlerinde yer alan mimari değeri yüksek yapıtlarla, anıtların ve doğal güzelliklerin – kentte bugün yaşayanlar gibi – gelecek kuşakların da yararlanması için her türlü yıkıcı eylemler karşısında güvence altına alınmasıdır (Keleş, 1998). Kentlerin dönüşmesi sürecinde, yukarıda anlatılan müdahale biçimlerinin kim ya da kimler tarafından uygulanacağı hususu da büyük önem arzetmektedir. Kentsel dönüşüm sürecinde ve 4. bölümde incelenecek olan Sulukule örneği özelinde, sürece dâhil olan aktörlerin kimlikleri ve dâhil oluş biçimlerinin anlaşılabilmesi için dönüşüm / yenileme sürecine girmiş bir kentin girdiği bu çöküntü sürecinden çıkışında tercih edilen farklı ortaklık, kentsel yeniden üretim modelleri ve ortaklık biçimlerinden bahsetmek gerekmektedir. Gürler (2002)’nin tanımıyla bunlar: 15 - Kamu yönetimli liderlik modelleri: Hükümet ve yerel yönetim içindeki lider politik aktörler ve planlama profesyonellerinden oluşur. Kentsel yeniden-üretim sürecinde hem operasyonel hem de mekânsal düzeyde en otoriter tipte müdahalelerin üretildiği modeldir. Bu tip liderlik modelinde, iki alt-grup bulunur: kamusal liderlik ve sürdürülen liderlik. Her iki alt-grup için de temel benzerlik, kamu tarafından belirlenmiş kentsel yeniden-üretim sürecini esas almalarıdır. Kamu – Özel sektör ortaklık modelleri: Her iki sektörden aktörler ile yarı-kamusal temsilcilerden oluşur. Kentsel yeniden-üretim sürecinde en etkin, verimli ve dengeli ortaklık modelidir. Ortalık tarafından belirlenmiş kentsel yeniden-üretim sürecinde hem organizasyonel hem de mekânsal düzeyde müdahaleler esas alınır. Bu tip ortaklık modelinde, aktörler sektörel ortaklık koalisyonları oluşturarak sürece özgü yeniden-yapılandırma stratejileri üretirler. Özel sektör yönetimli liderlik modeli: sektörden yatırımcılar, mülk sahipleri ve/veya yarı-kamusal Özel temsilcilerden oluşur. Kentsel yeniden-üretim sürecinde hem operasyonel hem de mekânsal düzeyde en liberal tipte özgü stratejilerin üretildiği modeldir. Bu tip liderlik modelinde, iki alt-grup vardır: denetimci-danışman liderlik ve bütçe destekli liderlik. Her ikisinde de yeniden-gelişim koalisyonları oluştururlar. Denetimci-danışman liderlik modelin, kentsel dönüşüme yönelik aktiviteler kentsel politikalara ve yasalara bağımlıdır. Bütçe destekli liderlik modelinde, aktiviteler ayrıca finansal desteğe de bağımlıdır. Bölünmüş ortaklık modeli: Her iki sektörden aktörler ile yarı-kamusal temsilcilerden oluşur. Kentsel yeniden-üretim sürecinde en pasif, elverişsiz ve vasat modeldir. Ortaklık tarafından belirlenmiş kentsel yeniden-üretim sürecinde hem organizasyonel hem de mekânsal düzeyde müdahaleler esas alınır. Bu tip liderlikte, aktörler çok-sektörlü ortaklık koalisyonları oluşturarak sürece özgü yenidencanlandırma stratejileri üretirler (Şekil 2 ve Şekil 3). 16 Şekil 2.2 Kentsel Yeniden – Üretim Süreci Aktörlerinin Tipleri Kaynak: Gürler, 2002 Şekil 2.3 Kentsel Yeniden – Üretim Süreci Kamu – Özel Sektör Ortaklıklarının Tipleri Kaynak: Gürler, 2002 17 2.2.KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECĐNĐN EVRĐMĐ Kentsel dönüşüm kentin fiziksel koşulları ile toplumsal problemleri arasında doğrudan bir ilişki kurmak, kent dokusunu oluşturan birçok öğenin fiziksel olarak sürekli değişim ihtiyacına cevap vermek, kentsel refah ve yaşam kalitesini arttırıcı başarılı bir ekonomik kalkınma yaklaşımını ortaya koymak, kentsel alanların en etkin biçimde kullanımına ve gereksiz kentsel yayılmadan kaçınmaya yönelik stratejileri ortaya koymak ve toplumsal koşullar ve politik güçlerin ürünü olarak kentsel politikanın şekillendirilme ihtiyacını karşılamak olan 5 temel amaca hizmet etmek üzere ortaya çıkmıştır (Roberts, 2000’den aktaran Akkar, 2006). Kökeni 19. yy. temellenen “kentsel dönüşüm” kavramı zaman içinde “kentsel yenileme”den (urban renewal) “kentsel canlandırma”ya (urban regeneration) doğru gelişmiş; salt fizik mekân odaklı bir eylem alanı olmaktan sosyal, ekonomik ve çevresel sorunları da kapsayan daha bütünleşik bir yaklaşıma doğru evrilmiştir (Dinçer, 2007). Bu bağlamda kentsel dönüşüm kavramı farklı dönem aralıklarında, yukarıda sözü edilen evrim sürecine sadık kalınarak Tablo 2.1 Kentsel Dönüşüm Süreçlerinde Öne Çıkan Aktörler ve Roller (Görgülü vd., 2006)’de özetlendiği biçimiyle incelenmiştir. Tablo 2.1 Kentsel Dönüşüm Süreçlerinde Öne Çıkan Aktörler ve Roller (Görgülü vd., 2006) Dönem 19. yy. ortası - 1960 Kamu Kesimi Yıkım Özel Sektör Yeniden yapım, yeniden geliştirme Toplum X 1960 – 1970 Kamu – özel sektör ortaklığı çerçevesinde gayrimenkul eksenli dönüşüm Çok boyutlu yeniden gelişim ve sağlıklaştırma 1970 – 1990 X 1990’lardan itibaren Sürdürebilir yerel gelişmenin sağlanabilmesi için ekonomik yeniden yapılanma, fiziksel yeniden yapılanma ve sosyal yeniden yapılanma çalışmalarının birlikte yürütülmesi 18 2.2.1. Devlet Eliyle Gerçekleşen Uygulamalar (19. yy. – 1960) 1800’lerin ortalarından 1945’lere kadar kentlerdeki fiziksel ve toplumsal bozulmaya karşı en önemli müdahale biçimi, kentsel yenilemedir. Endüstri Devrimi sonrasında, sanayi kentlerinde hızla artan çevre kirliliği, sanayi alanlarının düzensiz yapılaşması, kalabalık ve yaşam standardı düşük konut alanları ve yetersiz altyapı hizmetleri, sağlıksız kentlerin gelişmesine neden olmuştur (LeGAtes ve Stout, 1998; Madanipour, 2000; Oc ve Tiesdell, 1997’den aktaran Akkar, 2006). Devlet eliyle gerçekleştirilen ilk geniş kapsamlı kentsel dönüşüm örneği 1850 – 1870 arasında dönemin valisi Baron Haussmann yönetiminde Paris’te gerçekleştirilen ve kentte ortaçağ dokusunun yıkılıp geniş bulvarların açıldığı, yeni kent meydanlarının oluşturulduğu ve konut alanlarının inşa edildiği uygulamadır (Görgülü vd., 2006). Paris’te başlayan bu hareketler tüm Avrupa kentlerine yayılmıştır. Salgın hastalıklar ve benzeri nedenlerle sefalet mahallelerinin birer birer temizlenmesi (!) başta Đngiltere ve ABD olmak üzere tüm Batı kentlerinde önemli bir kentsel politika olarak uygulanmıştır (slum clearance). Kentlerdeki yenileme stratejilerine öncülük eden bir diğer gelişme ise, 20. yy’ın ilk yarısında, Đngiltere’deki “Bahçe Kent Hareketi” ve “Yeni Kentler Hareketi”ne paralel olarak gelişen “Modernist Hareket”tir (Akkar, 2006). Modernist Hareket, Đkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, kentlerin yeniden yapılanması sürecinde de etkili olmuş, savaş sonrası Avrupa kentlerinde oluşan büyük yıkımlar, kentlerin yeniden inşası (urban reconstruction) stratejisini gündeme getirmiştir (Akkar, 2006). Đkinci Dünya Savaşı sürecinde kesintiye uğrayan bu süreç, savaş sonrası ekonomik kalkınma ve kentlerin yeniden inşa edilmesi döneminde tekrar gündeme gelmiştir. Kamu eliyle gerçekleştirilen bu kentsel yenileme faaliyetleri, modernist prensiplere dayalı yüksek yapılardan oluşan yeni konut alanlarının ve ofis yapılarının inşa edilmesi, ulaşım sistemini yeniden düzenleme yönelik geniş yolların açılması gibi bir dizi dönüşümü beraberinde getirmiş, kentlerin çehresini önemli ölçüde değiştirmiştir (Eraslan, 2007). 19 1940’ların ikinci yarısından itibaren kentsel gelişim (urban development) stratejisinin de uygulandığı görülmekte; Batı kentlerinde gelişimin, kent çeperlerine de sıçramasıyla, birçok mevcut kent ve kasaba çevresinde banliyöleşme oluşmuştur. 1960’lar ve 1970’lerin başları, kentsel iyileştirme (urban improvement) ve kentsel yenileme (urban renewal) projelerine öncelik verilen yıllardır (Akkar, 2006). 2.2.2. Çok Boyutlu Yeniden Geliştirme ve Sağlıklaştırma Uygulamaları (1960 – 1970) 1960’ların ortalarında, çöküntü alanlarının temizlenmesi, yıkılıp yeniden inşa edilmesine odaklanan kentsel yenileme politikalarının kent sorunlarını çözemediği, aksine bu sorunları kentin başka bölgelerine taşıdığı ve yansıma biçimlerini değiştirdiği görülmeye başlanmıştır. Ayrıca, salt fizik mekan odaklı topyekün kentsel yenilemenin yanı sıra kentsel sağlıklaştırma konularına da önem verilmeye başlanmıştır (Roberts, 1998). 1970’lerin ilk yarısına kadar kentsel bozulma toplumsal bir hastalık olarak görülürken, 1970’lerin sonlarına doğru yapısal ve ekonomik nedenlere bağlı olarak açıklanmaya başlanmıştır (Balchin ve Hull, 1987’den aktaran Akkar, 2006). Yoksul mahallelerin temizlenmesi, yenilenmesi ve yeniden değerlenmesi sonucu, eski merkezler, fonksiyon ve nüfus kompozisyonları açısından değişmiştir. En büyük mülkiyet geçişi Đngiltere’de meydana gelmiştir. Örneğin; 1960’lı yılların ortalarında kent nüfusu çoğunluğu kirada oturanlardan kendi evinde oturana doğru değişmiştir. Mülkiyet ve banliyölere taşınma, yüksek düzeyde özelleştirme ve özelciliğe dayalıdır (Saunders,1990’dan aktaran Thorns, 2004). Bu dönüşümdeki önemli faktör, endüstriyel üretimin değişen şeklidir. Eski kapitalist girişimler küçük ölçekli aile şirketleridir. 20. yy. ilerledikçe, başlangıçta ulusal ölçekte olup daha sonra çok uluslu ve milenyumun sonunda doğru küresel olan yeni şirketler egemen olmuştur. Ford Oto Şirketi, otomobil endüstrisinde kurulan bu tip şirket organizasyonlarından biridir (Thorns, 2004). 20 Savaş sonrası ekonomik gelişmelerin büyük ölçüde hız kazanmaya başladığı dönem, toplumun tüm kesimlerinin bu gelişmeden eşit düzeyde pay alamaması nedeniyle yoksulluk olgusunun da ortaya çıktığı bir dönemdir (Görgülü vd., 2006). Ancak toplumsal eşitsizliğin boyutlarındaki artış, kentsel müdahalelerin yaklaşım biçimlerinde bir değişikliğe sebep olmamış, yalnızca fizik mekâna yapılan uygulamalar sonucunda ekonomik kalkınma gerçekleştirilememiştir. Bu doğrultuda 1960’lı yılların başında, kentlerin kurtarıcısı olacağı düşüncesiyle “konut alanı esaslı yenile(ştir)me programları” geliştirilmiştir. Bu programlarla, yeniden yapılandırılan alanlarda yoğunluğun azaltılması ve bu bağlamda bu bölgelerde yaşayan ailelerin “kısmen” bölgede yeniden barındırılması öngörülmüştür. Bu “kısmen yeniden barındırma” anlayışıyla birlikte, özellikle alt gelir grubuna dahil olan pek çok aile kent çeperlerindeki yeni konut bloklarına gönderilmiştir (Kocabaş’tan aktaran Eraslan, 2007). Ancak bu eğilimin ömrü kısa olmuştur ve takip eden dönemde egemen hale gelen gayrimenkul eksenli dönüşüm politikaları 1960’ların ortalarından itibaren ortaya çıkan bu toplumsal içerikli politikaların çabucak etkisizleşmesine yol açmıştır (Görgülü vd., 2006). 2.2.3. Gayrimenkul Eksenli Kamu-Özel Sektör Ortaklığı Uygulamaları (1970 – 1990) 1960’lar ve 1970 başlarında egemen olan köhnemiş kent dokularının topyekûn yıkılıp yeniden inşa edilmesine odaklanan bir kentsel yenileme yaklaşımı yerini, 1980’lerle birlikte, kent merkezinde ya da merkezin yakın çevresindeki işlevini yitiren alanların kent ekonomisine kazandırılmasını hedefleyen yaklaşımlara bırakmıştır. Ancak gayrimenkul eksenli ve prestij projelere odaklanan bu modeller de kentlere güvenilir, istikrarlı ve sürdürülebilir bir ekonomik dönüşüm ortamı sağlayamamıştır (Dinçer, 2007). 20. yy.’ın bu döneminde başka bir dönüşüm görülmektedir. Bu seferki dönüşüm, toplu pazar için büyük ölçekli mal üretiminden doğan servet etrafında kurulan, sanayileşmiş modern şehir sistemlerinden, ulusal olmaktansa, küresel olarak organize olan bilgi hizmetlerinden üretilen servet 21 etrafında kurulan yeni bir sistemdir. Şehirler artık, dünyanın bilgi ve süper finansal trafiğin merkezi olan New York, Londra ve Tokyo gibi asıl küresel şehirlerden bölgesel ve yerel merkezlere, yeni güç ve fırsat hiyerarşilerinin olduğu uluslararası sistemde rekabet etmeye başlamıştır (Thorns, 2004). Kapitalist ekonominin 1970 ekonomik krizini aşma çalışmalarıyla birlikte gelen sanayisizleşme, “girişimci kent”, “dünya kenti” kavramlarının popülerleşmesine neden olan globalleşme ve izlenen gayrimenkul eksenli politikalar, sosyal ve ekonomik sorunları çözümlemekte yetersiz kalmıştır. Yeniden yapılanan sanayi üretiminin uluslararası düzlemde desantralize olmasıyla, sanayisizleşme eğilimi içine giren Batı ülkelerinde ekonomileri imalat sanayine dayalı olan kentlerde önemli istihdam kayıpları yaşanmış, kent ekonomileri çöküntüye uğramıştır (Görgülü vd., 2006). Kentsel dönüşüm, çöken kent ekonomilerini yeniden canlandırmaya yönelik bir araç olarak kullanılmaya başlamış, yapılan yatırımların hemen hemen tümü uluslararası iş çevrelerine yeni alanlar (modern ofis binaları, kapalı konut alanları, lüks oteller, kongre merkezleri ve alışveriş merkezleri) yaratılmasına dönük olarak gerçekleştirilmiştir. Tüm bu kentsel ekonomiyi, ve dolayısıyla da global yarıştaki kentleri, canlandırmayı hedefleyen projeler tıpkı yıkıp yeniden yapma modelinde olduğu gibi hedeflerine ulaşamamış, “umutsuzluk denizindeki pırıltılı adacıklar” (Hall, 1998’den aktaran Görgülü vd., 2006) olmaktan ileri gidemeyerek toplumsal ayrışmayı gözle görülür hale getirmiştir. 1980’ler birçok konuda olduğu gibi kentsel dönüşüm konusunda da önemli değişimlerin olduğu bir dönemdir. “Kentsel yenileme” (urban development) politikasının yaygın olarak kullanılması, bu dönemin kentsel dönüşüm projelerinin en önemli özelliğidir. 1980’lerin dönüşüm projelerinin odağında, kentlerde boşaltılmış, atıl ve çöküntü haline gelmiş alanlarda, ekonomik canlanmayı sağlamak bulunmaktadır (Akkar, 2006). Ancak bu projeler kamu yararından çok yatırımcının kar maksimizasyonunu öne çıkaran, çöküntü alanlarını mevcut karakterinden tümüyle farklı bir bakış açısıyla dönüştüren, dönemin küreselleşme politikasıyla üretilmiş turistik projeler olmuştur. 22 20. yy’ın sonlarında, birçok ülkede refahın gerilediği ve durumun tekrar biçimlendiği (evrensel hakların birinin etrafından olmaktan ziyade neo-liberal haklar etrafında vatandaş ilişkisi ve sorumluluk modeli) görülmektedir. Bunun sonucu, kamu ile özel yaşam arasındaki ilişkinin yeniden yapılanması ve “sivil toplumun yeniden kuruluşu”dur (Thorns, 2004). 2.2.4. Ortaklık Modellerine Dayanan Sosyal Öncelikli Dönüşüm Uygulamaları (1990 Sonrası) Önceki dönemde göz ardı edilen işsizlik, artan yoksulluk vb. toplumsal problemler artmış ve yapılan yatırımların da önemli bir kısmı boşa harcanan yatırımlar olarak ortaya çıkmışlardır. Kentin yoksul “dezavantajlı” kesimlerinin yaşadığı mahallelerde artan sosyal problemler “toplumun yeniden keşfedilmesi” olgusunu gündeme getirmiştir. Ekonomik yeniden yapılanma, fiziksel yeniden yapılanma ve sosyal yeniden yapılanma çalışmalarını birlikte yürütülmesi gerekliliği geniş ölçekte kabul edilmiştir. Bu gelişmeler ışığında kentsel politikalar alanında da değişmeler yaşanmış ve ortaklık kurgusunda, sadece kamu ve özel sektörün yer almadığı, gönüllü kuruluşların ve toplumun da çalışmalara dahil edildiği bir modele geçilmiştir (Görgülü vd., 2006). 1990 sonrasında günümüze kentsel dönüşümde kullanılan en yaygın müdahale biçimi, “kentsel yenileşme” ya da kentsel canlandırma” (urban regeneration)’dır. Bu dönemin önce gelen özelliklerinden biri, çok-aktörlü ve çok sektörlü işbirliklerine bağlı kentsel dönüşüm süreçlerinin var olduğunun kabul edilmiş olmasıdır. Kamu ve özel sektör yanında, gönüllü kuruluşların ve toplumun değişik kesimlerinin kentsel dönüşüm süreçlerine katılımlarının sağlanmasının önemi vurgulanmış; ve buna yönelik yeni yasal düzenlemeler ve kentsel dönüşüm programları getirilmiştir (Akkar, 2006). 1990 sonrası, kentsel dönüşüme yaklaşım değişmiştir. 1980’lerde kentsel dönüşümde mekânın fiziksel ve ekonomik boyutlarına vurgu yapılırken; 1990’lardan itibaren, ancak mekânın fiziki, ekonomik, toplumsal ve çevresel boyutlarına, aynı zamanda kentsel dönüşümün yasal, kurumsal örgütlenme, izleme-değerlendirme süreçlerinin bütünleşik olarak ele alan bir yaklaşım 23 geliştirildiğinde kentsel canlandırmada kamu yararının en üst düzeye çıkarılabileceği görüşü yaygın olarak savunulmaya başlanmıştır (Akkar, 2006). Özellikle Avrupa’da, hem dönüşüm kavramının kurumsallaşması, farklı ölçeklerde birimlerin kurulması hem de özel sektör, sivil toplum örgütleri ve toplumun farklı kesimlerinin dönüşümün içine katılması açısından yaşanan gelişmeler önemlidir. Yukarıda bahsedilen, kentsel dönüşüm sürecine yaklaşımdaki değişimler sonucunda uygulanan kentsel projeler de değişmektedir. Ancak bu durum, “kentlerin pazarlanması” fikrini ortadan kaldıramamıştır. Halen devam etmekte olan bu fikir, kendine farklı uygulama alanları yaratmıştır. Akkar’ın (2006) da belirttiği üzere, kent pazarlama programlarında, kentlere yeni imajlar yaratmaktan çok, kentlerin var olan tarihi ve kültürel miraslarını kullanmakta; tarihi ve kültürel miras ile ekonomik gelişme arasındaki güçlü bağın öneminin anlaşılması, 1990’lardan itibaren “kentsel koruma”nın (urban conservation) kentsel dönüşümde ön plana çıkmasına neden olmuştur. Bu kapsamda Đngiltere’nin “A New Commitment to Neighbourhood Renewal: National Strategy Action Plan (2001)” çalışması, bu dönemin karakteristiklerini yansıtması bakımından önemlidir ve Türkiye açısından çarpıcı yaklaşımlar taşımaktadır. 2001 yılında merkezi hükümet tarafından 1980 sonrasında toplumun farklı gelir grupları arasındaki uçurumların artmasının önünü kesmek amacıyla başlatılan çalışmanın vizyonu: “10 ile 20 yıl arası bir zaman dilimi sonunda, yaşadığı yer nedeniyle dezavantajlı kimsenin kalmaması; toplumun diğer kesimleri gibi alt gelir grubundan insanların da iyi yaşam koşulları ve iyi hizmete erişebilmesi”dir. Öncelikle ulusal ölçekte problem tanımlarını yapıp, bu problemlerin sebeplerini ortaya koyan çalışma, kısa ve uzun erimli hedefleriyle sürdürülebilir yaşam alanlarını geliştirilmesini hedeflemektedir (Şekil 2.4 Yerel Strateji Geliştirme Adımları). 24 1. ADIM "Öncelikli Mahalleler"in tanımlanması 2. ADIM "Öncelikli Mahalleler"in problemlerinin tanımlanması ve anlaşılması 5. ADIM Üzerinde anlaşılan eylemlerin uygulanması ve takibi 3. ADIM DIM "Öncelikli Mah ahalleler"de akışı sağlay ğlayacak kaynakla kların haritalandır dırılması 4. ADIM Daha fazla ne yapılabileceği üzerinde uzlaşma Şekil 2.4 Yerel Strateji Geliştirme Adımları Kaynak: A New Comm mitment to Neighbourhood Renewal, National Strategy Action Plan (2001) gy Birçok çökünt alanının ortak özellikleri, yoksul insanları bir sokak arkada üntü arın yaşayan insan sanların sahip olduğu temel standartların çok çok altında hayat ok sürdürmeleri; yüksek suç ve işsizlik oranları ana proble ri; blemler olarak tespit edilmiş ve b problemlerin sebepleri olarak da yok bu oksulluk alanlarında yaşanmış ek ekonomik değişimler, sanayisizleşme sonucu s insanların işsizleşmesi, kalifiye işgücüne olan talebin artışı vb. ol i, k olarak sıralanmıştır. Çalışmanın uzun erimli hedefleri bu yoksulluk mahall u allelerindeki suç ve işsizlik oranın düşürülmesi ve daha iyi sağlık, eğitim, konut ve fiziksel nının m, çevre imkânla nlarının sağlanmasıyla ülke sınırları dâhilind tespit edilen en inde yoksul mahal halleler ile ülkenin geri kalanı arasındaki uçurumun yeni aki politikalar, fonlar, yerel ölçekte koordinasyonun sağlan fo ğlanması, daha iyi iş bölümü ve ulusal ve bölgesel ölçekte desteklerle kapatılma ulu lmasıdır. Üst ölçekte uzun erimli o i olarak koyulan bu hedeflere ulaşırken belir lirlenmiş kısa erimli hedefler ise aynı başlıkları taşımaktadır. Bu hedefler öncelikli olarak e ler, belirlenecek 3 alt bölgede 3 yıl içinde yeni iş alanla ve yatırımların 30 nları gerçekleştirilm ilmesi; suç oranının polis gücünün ve suç b bildirim oranlarının arttırılması ile düşürülmesi; hem çocuklar hem de yetişki şkinler için eğitim ve beceri kazand ndırmada desteklerin sağlanması; sağlık alanı anındaki yatırımların arttırılması, b bölgelere has sağlık hizmetlerinin getirilm ilmesi ve konutların yenilenmesi, y i, yeni konut üretiminin gerçekleştirilmesi ile konut ve fiziksel 25 çevrenin iyileştirilerek bu bölgelerin yaşanmaya değer yerler haline getirilmesidir. Merkezi hükümet ölçeğinden mahalle örgütlenmeleri ölçeğine kadar, belirlenmiş her konu başlığı altında görevlendirilmiş veya oluşturulmuş birimlerin bulunması, mahalle örgütlenmelerinden veriler ışığında her alt bölge için bölgeye has sorunların tanımlanması ve bu sorunlara yönelik çözüm alternatiflerinin üretilmesi ve alternatiflerin ağırlıklı olarak fizik mekânın yenilenmesi/değiştirilmesi değil, sosyal ve ekonomik problemlerin giderilerek bölgelerin yaşanabilir yerler olmasını hedefleyen yaklaşımları içinde barındıran National Strategy Action Plan, 1990 Sonrası Ortaklık Modellerine Dayanan Sosyal Öncelikli Dönüşüm Uygulamaları’nın tipik özelliklerini göstermektedir. 26 2.3.BÖLÜM SONUCU 19. yy’dan günümüze kadar, hem kentsel dönüşümün tanımları hem de kentsel dönüşüme yaklaşımlar gerek müdahale biçimleri gerekse ortaklık modelleri açısından birçok farklı evre geçirmiştir. Ancak, 1990’larla birlikte bir kentsel dönüşüm yaklaşımı olarak izlenen canlandırma, daha önceki dönemlerde egemen olan yaklaşımlardan bariz biçimde farklılaşmaktadır (Görgülü vd., 2006). Tamamıyla devlet eliyle gerçekleştirilen uygulamalar, bugüne yaklaştıkça, sermaye ve sivil toplum örgütlerinin de eklenmesiyle farklı çok ortaklı modellere doğru evrilmiştir. Gerek parsel ölçeğinde gerekse kentsel bir bölgenin yenilenmesi / dönüştürülmesinde artık sürecin sosyal ve ekonomik boyutlarının en az fiziksel boyut kadar önemli olduğu yurtdışı uygulamalarında tartışılmaz bir gerçek olarak kabul edilmiştir. Dünyada kentsel dönüşüm / yenileme projelerine yaklaşım bu biçimde ilerlerken, ülkemizde halen devam eden tüm çalışmalar hiçbir sivil toplum kuruluşunun görüşü ve desteği alınmadan ya da bu projelere maruz kalan yerel halkın katılımı sağlanmadan sürdürülmektedir. Devlet ve sermaye eliyle yürütülen tekil projeler, ne içlerinde bulundukları kente ne de uygulandıkları bölgelerin sakinlerine bir artı değer katmayan, yarattıkları rantı halkla paylaşılmayan, kamu yararı fikrinden uzak projelerdir. Sulukule’de devam eden süreç, ise kamu yönetimli liderlik modeline göre uygulanıyor gibi görünse de bu modellerde plan – proje sürecine katılan planlama profesyonellerine rastlanılmamakta; kâğıt üstünde kamunun farklı birimlerinin devam ettirdiği bir proje iken, yalnızca ilçe belediyesinin aktif olarak devam ettirdiği, son günlerin popüler tabiriyle, hem süreç hem de halk üzerinde “orantısız güç” kullanmaktadır. 27 3. TÜRKĐYE’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECĐ VE AKTÖRLER 3.1.TÜRKĐYE’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECĐ 3.1.1. Cumhuriyetin Đlanı ve Kentlerin Yeniden Yapılandırılması Süreci (1923 – 1950) Tek partili rejimde Cumhuriyetçi liderlik ve merkezi yönetim ağırlıklı ekonomik gelişme modeli Türkiye’nin ulus – devlet olarak kentleşmesini üretmiştir. Türkiye’nin gelişim yönelimli, merkezi ve bağımsız politikoekonomisi, kentsel yenileme yaklaşımını ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda, kent içi alanlar 1930’dan 1970’e kadar kamulaştırma, arazi kullanım değişimleri ve yıkıp yeniden yapma gibi yöntemler, kentsel dönüşüm sürecinde temel araçlar olmuştur (Gürler, 2002). Yeni bir ulusun inşası sürecinde, dönüşüm sürecindeki en etkili hareket Ankara’nın başkent ilan edilmesidir. Yüzyıllarca başkentlik görevi gören Đstanbul, bu müdahale ile önemini yitirmiş, tüm dikkatler Ankara’ya ve dolayısıyla Anadolu’ya çevrilmiştir. Buna paralel olarak başlayan yurdu “demir ağlarla örme” stratejisi, gelişme yönünü daha belirgin bir hale getirmiştir. Ayrıca, 1929 Büyük Bunalımı sonrasında gelişen “devletçilik “ politikası sonucu, uygulanmaya başlayan sanayi alanlarında yapılması öngörülen fabrikaların yerlerinin demiryolu güzergâhı üzerindeki küçük Anadolu kentleri olarak seçilmesi de aynı politikaların devamı niteliğindedir (Tekeli 1998’den aktaran Eraslan, 2007). 3.1.2. Yasal Düzenlemeler Sonucu Oluşan Kentsel Dönüşüm (1950 – 1990) 1950 – 1965 döneminde, çok partili rejimdeki siyasi çekişmeler ve liberalleşme odaklı ekonomik gelişme modeli Türkiye’de emek gücünün kentleşmesini üretmiştir. Kentsel planlamanın metodu, endüstriyel gelişim ve askeri yeniden yapılanmayı gerçekleştirme amacı ile modern harekete dayanmaktadır. Bu nedenle, kentsel dönüşüm sürecindeki fikir endüstriyel modernist imaj yönelimli kentsel yenileme yaklaşımına dayandırılmıştır. Başlıca kent meydanlarına açılan bulvarlar, tarihi MĐA içindeki konut alanları ve Haliç kıyısındaki kenti içi endüstri alanları şehirde dönüşen kentsel 28 alanlardır (Gürler, 2002). Sanayileşmeyle birlikte kırdan kente doğru başlayan hızlı göç, kentlerde ciddi barınma sorunlarına yol açmıştır. Bu göç yalnızca bir nüfusun gelmesi değil, onunla birlikte tüm yaşam alışkanlıklarının gelmesi şeklindedir. Mevcut nüfus artışına paralel olarak göçle hızlanan şehirlerdeki kalabalıklaşma, farklı ve kendine has çözüm yöntemi olan gecekonduları da beraberinde getirmiştir. Kırdan kente göçün giderek hızlanmasıyla bir gecede kondurulan bu barınaklar, kent çeperlerinin ve plansız, özensiz konuşlanmış fabrikalara komşu hazine arazilerinin birer “gecekondu yerleşimi” haline gelmesine neden olmuştur (Ekinci, 2005). 1960’tan itibaren hızla artmış gecekondu alanlarına yönelik 775 sayılı “Gecekondu Kanunu”nun Bundan yürürlüğe sonra girmesiyle da ilk gecekondu sorununun affı önüne gerçekleştirilmiştir. gecekondu geçilememiş; ardı ardına çıkan aflarla gecekondu alanları, iç göçle başladığı zamanlardaki masum barınma ihtiyacından saparak bir rant aracına dönüştüğü söylenebilmektedir. Kentin çeperlerinde böylesi bir dönüşüm yaşanırken, kentin merkezinde modernleşmenin etkileri hızla hissedilmeye başlamıştır. Artan nüfusla birlikte başlayan tek katlı konutlardan apartmanlaşmaya dönüşüm “arsa karşılığı daire” şeklinde tanımlanan sistemle işlemeye başlamıştır. Bu gelişmenin yanında yine 1950’lerin sonlarında, eski evlerin “daire karşılığında” yüklenicilere verilerek apartmanlara dönüştürülmesini başlatan “Kat Mülkiyeti Kanunu” yürürlüğe girmiştir. Bu kanunla “arsa payı” ile “mülkiyet” olguları ilişkilendirilmiştir. Arsa payı ile mülkiyetin ilişkilendirilmesi ise, kanun yürürlüğe girmeden önce gerçekleştirilmesi oldukça uzun bir prosedür gerektiren bazı işlerin ve işlemlerin hızlandırılarak kolaylıkla yapılmasına neden olmuştur. Öyle ki; bu kanunla tarihi pek çok kentin karakteri büyük bir hızla dönüştürülmüş, kısa zaman içinde tarihi yapıların pek çoğunun yerini çok katlı apartmanlar almıştır. Hızlı kentleşme olarak tanımlanan bu süreç; kentlileşememe, ikili toplumsal yapı gibi ağır sosyal sıkıntıları da beraberinde getirmiştir (Eraslan, 2007). 1955 – 1960 arasında devam eden imar operasyonları Đstanbul’un çehresini tamamen değiştirmeye başlamıştır. Geniş yolların açılmasıyla birlikte otomobil 29 kullanımına ağırlık verilmesi, o güne kadar Đstanbul’un en önemli ulaşım aracı olan tramvayların kaldırılması hep bu döneme denk gelmektedir. 3.1.3. Kente Müdahale Aracı Olarak Kentsel Dönüşüm (1990 sonrası) 1980’lerde; küreselleşme sürecine eklemlenerek dünya kentleri hiyerarşisinde rol almak hedefiyle ulusal ve uluslararası sermayeyi teşvik ederek girişimcilik başlatılmıştır (Gürler, 2002). Bu dönemle birlikte küresel sermayeyi kendine çekme yarışıyla birlikte kent merkezlerinde ciddi bir fonksiyon değişimi yaşanmıştır. Ayrıca, yavaşlayan göç dalgası ile artık mevcut kent stokunun değerlendirilmesinde yeni anlayışlar geliştirilmesi yönünde adımlar atılmıştır. Böylece de “kentsel dönüşüm” kavramı ortaya çıkmıştır. Eraslan’ın (2007) da belirttiği üzere 2000’li yılların başında ise deprem riskinin yoğun biçimde tartışılır hale gelmesi ile “kentsel dönüşüm” bir zorunluluk olarak görülmeye başlanmıştır. Gerek merkezi hükümetin gerekse belediyelerin bir “kurtarıcı” olarak sıkı sıkı sarıldıkları bu kavram yoluyla, Ankara’dan yasaların çıkartılması, belediyelerin de müdahale etmek isteyip de edemediklerin alanları birer birer kentsel dönüşüm / yenileme alanı ilan etmeleriyle hızla ilerleyen bir sürece girilmiştir. Aşağıda ayrıntılı irdelemesi yapılan yasalarda da görüleceği üzere “katılım”dan yalnızca “bilgilendirme” olarak bahsedilen bu müdahalelerde; yenileme/dönüşümün sosyal, ekonomik ve yönetsel boyutları farklı akademik çevrelerce de yapılan baskılara ve verilen tepkilere1 rağmen yalnızca kâğıt üzerinde kalan ve hiçbir zaman ele alınmayan kısımlar olarak kalmıştır. 3.2.YASAL – YÖNETSEL ÇERÇEVE Bu başlık altında kent yönetimi, planlama ve bunlara bağlı olarak kentsel dönüşüm/yenileme uygulamalarına ve bu uygulamalarda söz sahibi olan kurumlara yönelik kanunlar incelenmektedir (Tablo 3.1 Türkiye’de kentsel dönüşüm ve kamu yönetimi hakkında yasal düzenlemeler). 1 http://www.akademi-kentsel-donusum.blogspot.com/ 30 Tablo 3.1 Türkiye’de kentsel dönüşüm ve kamu yönetimi hakkında yasal düzenlemeler 2985 sayılı kanunla onaylanmıştır. (Resmi Gazete tarihi: 17.03.1984) 5216 sayılı kanunla onaylanmıştır. (Resmi Gazete tarihi: 23.07.2004) 5226 sayılı kanunla onaylanmıştır. (Resmi Gazete tarihi: 27.07.2004) 5302 sayılı kanunla onaylanmıştır. (Resmi Gazete tarihi: 04.03.2005) 01.03.2005 tarihinde TBMM gündemine girmiştir. Daha sonra almış olduğu tepkiler üzerine “Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun” olarak değiştirilmiştir. (Resmi Gazete tarihi: 05.07.2005) 5366 sayılı kanunla onaylanmıştır. (Resmi Gazete tarihi: 05.07.2005) 5393 sayılı kanunla onaylanmıştır. (Resmi gazete tarihi: 30.05.2005) Toplu Konut Kanunu Büyükşehir Belediyesi Kanunu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu Đl Özel Đdareleri Kanunu Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun Belediye Kanunu 3.2.1. Toplu Konut Kanunu (2985) 2985 sayılı kanunla 1984 yılında yasalaşan Toplu Konut Kanunu, 5162 sayılı kanunla yenilenmiştir. Kanunun “Amaç ve Kapsam“ başlıklı 1 numaralı maddesinde; “Konut ihtiyacının karşılanması, konut inşaatını yapanların tabi olacağı usul ve esasların düzenlenmesi, memleket şart ve malzemelerine uygun endüstriyel inşaat teknikleri ile araç ve gereçlerin geliştirilmesi ve devletin yapacağı desteklemeler bu kanun hükümlerine tabidir.” denilmektedir. Kanunun 5162 sayılı kanunla değiştirilen 4. maddesine göre Toplu Konut Đdaresi (TOKĐ) “mülkiyeti kendisine ait arsa ve arazilerden konut uygulama alanı olarak belirlediği alanlar veya valiliklerce toplu konut iskan sahası olarak belirlenen alanlar” dışında ayrıca gecekondu alanlarında da “her türlü ve ölçekteki imar planlarını yapmaya, yaptırmaya ve tadil ettirmeye yetkilidir.” 31 Ayrıca, Ek Madde 6’ya göre TOKĐ, “gecekondu bölgelerinin tasfiyesine veya iyileştirilerek yeniden kazanımına yönelik olarak gecekondu dönüşüm projeleri geliştirebilir, inşaat uygulamaları ve finansman düzenlemeleri yapabilir.” Toplu Konut Kanunu’nun değiştirilmesi sayesinde merkezi hükümetin kentsel yenileme konusunu sahiplenmesi ilk etapta olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir; zira söz konusu ek maddeyle TOKĐ, Kentsel Dönüşüm kapsamında aslında Kentsel Yenileme uygulamaları açısından yetkili kılınmıştır. Ancak bu yetkinin, madde metninde “gecekondu alanlarının tasfiyesi” olarak belirtilmesi merkezi yönetimin konuya bakışını net olarak özetlemektedir. Kanun metninde, adı geçen maddede söz konusu alanların “iyileştirilerek yeniden kazanımı”na ilişkin hiçbir detaylı hüküm getirilmemiştir (Görgülü vd., 2006). Maddenin devamında gecekondu alanlarındaki hak sahiplerinin mevcut ekonomik durumları göz önünde bulundurularak, yapım maliyetlerinin altında bedellerle konutların verilebileceği belirtilmişse de uygulamaya yönelik herhangi bir ayrıntı verilmemiş olması maddenin uygulanabilirliği konusunda düşündürücüdür2. Kentsel dönüşüm uygulamalarının yanı sıra TOKĐ, gelir ve harcamalarının ve bunların denetimin açıklandığı 2. madde ile; Ek Madde 6 – Başbakanlık gecekondu bölgelerinin tasfiyesine veya iyileştirilerek yeniden kazanımına yönelik olarak gecekondu dönüşüm projeleri geliştirebilir, inşaat uygulamaları ve finansman düzenlemeleri yapabilir. Bu amaçla gecekondu bölgelerinde, gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan gayrimenkuller ile 24.2.1984 tarihli ve 2981 sayılı Đmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı Đşlemler ve 6785 sayılı Đmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun’a göre hak sahibi olan kişilerin haklarına konu gayrimenkullerin değeri Başbakanlık tarafından tespit edilir ve Başbakanlık bu kişilerle proje çerçevesinde anlaşmalar yapabilir. Bu anlaşmaların usul ve esaslarını belirlemeye başbakanlık yetkilidir. Gecekondu Dönüşüm Projesi çerçevesinde idare tarafından yapımı gerçekleştirilen konutların bedelleri proje uygulamalarının yapıldığı illerdeki mevcut ekonomik durum, doğal afetler, konut rayiç bedelleri ve gecekondu bölgesindeki kişilerin gelir durumu göz önünde bulundurularak gerekli görüldüğünde kamuoyuna ilan edilerek yapım maliyetlerinin altında tespit edilebilir. Bu madde uyarında konut bedellerini, ödeme şeklini ve süresini belirlemeye Toplu Konut Đdaresi Başkanı’nın önerisi üzerinde Başkanlığın bağlı bulunduğu bakan yetkilidir. 2 32 “Toplu Konut Đdaresinin gelirleri; a) Đdare tarafından satılı yapılacak konut, işyeri, arsa ve arazilerin satış ve kira gelirlerinden, b) Đdare tarafından açılacak kredilerin geri ödemelerinden, c) Hazine arsaları üzerine yapılan konut ve işyerlerinin arsa maliyet bedellerinin en çok yüzde 2’sine kadar alınacak katılım payından, d) Hazine Müsteşarlığının uygun görüşü üzerine yurt dışından sağlanacak kredilerden, e) f) Faiz gelirlerinden, Đdareye yapılacak bağış ve yardımlardan meydana gelir. Toplu Konut Đdaresinin kaynakları aşağıdaki amaçlar için kullanılır: a) Ferdi ve toplu konut kredisi verilmesi, köy mimarisinin geliştirilmesine, gecekondu alanlarının dönüşümüne, tarihi doku ve yöresel mimarinin korunup, yenilenmesine yönelik projelere kredi verilmesi ve kredilerde faiz sübvansiyonu yapılması, b) c) Toplu konut alanlarına arsa temin edilmesi, Araştırma, turizm alt yapıları, konut alt yapıları, okul, karakol, ibadethane, sağlık tesisleri, spor tesisleri, çocuk parkları, benzeri tesisler ve konut sektörü sanayinin teşvik için yatırım ve işletme kredisi verilmesi, d) Đş ve istihdam yaratmak üzere esnaf ve sanatkarlara ait işyerleri ile küçük sanayi teşebbüslerinin kredi yoluyla desteklenmesi, e) Afet mahallelerinde konut yapımının teşvik ve desteklenmesi”dir. Bu maddelerden da anlaşılacağı üzere, TOKĐ yalnızca toplu konut yapımı değil, belli özelliklere sahip köy ve kent yapılarının yenilenmesine yönelik kredilerin verilmesi, iş ve istihdam yaratılması ve bu istihdamı sağlayanların teşvik ve gelişimi amaçlı kredi sağlanması konularında da görevli ve yetkilidir. 3.2.2. Büyükşehir Belediyesi Kanunu (5216) Büyükşehir belediyesi; 10.07.2004 kabul tarihli ve 5216 sayılı “Büyükşehir Belediyesi Kanunu”nun 3. maddesinde; “En az üç ilçe veya ilk kademe belediyesini kapsayan, bu belediyeler arasında koordinasyonu sağlayan; kanunlarla verilen görev ve sorumlulukları yerine getiren, yetkileri kullanan; idarî ve malî özerkliğe sahip ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişisi” şeklinde tanımlanmaktadır. 33 Yine aynı kanunun 3. bölümünde “büyükşehir belediyeleri”nin yerine getirmesi gereken sosyal, ekonomik ve fiziksel yapıya ilişkin sorumluluklar3 Madde 7 - a) Đlçe ve ilk kademe belediyelerinin görüşlerini alarak büyükşehir belediyesinin stratejik plânını, yıllık hedeflerini, yatırım programlarını ve bunlara uygun olarak bütçesini hazırlamak, b) Çevre düzeni plânına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plâna uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar plânlarını, bu plânlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon plânlarını ve imar ıslah plânlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmak veya yaptırmak, i) Sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak çevrenin, tarım alanlarının ve su havzalarının korunmasını sağlamak; ağaçlandırma yapmak; hafriyat toprağı, moloz, kum ve çakıl depolama alanlarını, odun ve kömür satış ve depolama sahalarını belirlemek, bunların taşınmasında çevre kirliliğine meydan vermeyecek tedbirler almak; büyükşehir katı atık yönetim plânını yapmak, yaptırmak; katı atıkların kaynakta toplanması ve aktarma istasyonuna kadar taşınması hariç katı atıkların ve hafriyatın yeniden değerlendirilmesi, depolanması ve bertaraf edilmesine ilişkin hizmetleri yerine getirmek, bu amaçla tesisler kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek; sanayi ve tıbbî atıklara ilişkin hizmetleri yürütmek, bunun için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek; deniz araçlarının atıklarını toplamak, toplatmak, arıtmak ve bununla ilgili gerekli düzenlemeleri yapmak, k) Büyükşehir belediyesinin yetkili olduğu veya işlettiği alanlarda zabıta hizmetlerini yerine getirmek, m) Büyükşehirin bütünlüğüne hizmet eden sosyal donatılar, bölge parkları, hayvanat bahçeleri, hayvan barınakları, kütüphane, müze, spor, dinlence, eğlence ve benzeri yerleri yapmak, yaptırmak, işletmek veya işlettirmek; gerektiğinde amatör spor kulüplerine malzeme vermek ve gerekli desteği sağlamak, amatör takımlar arasında spor müsabakaları düzenlemek, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan sporculara belediye meclis kararıyla ödül vermek, n) Gerektiğinde sağlık, eğitim ve kültür hizmetleri için bina ve tesisler yapmak, kamu kurum ve kuruluşlarına ait bu hizmetlerle ilgili bina ve tesislerin her türlü bakımını, onarımını yapmak ve gerekli malzeme desteğini sağlamak, o) Kültür ve tabiat varlıkları ile tarihî dokunun ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânların ve işlevlerinin korunmasını sağlamak, bu amaçla bakım ve onarımını yapmak, korunması mümkün olmayanları aslına uygun olarak yeniden inşa etmek, r) Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak, v) Sağlık merkezleri, hastaneler, gezici sağlık üniteleri ile yetişkinler, yaşlılar, engelliler, kadınlar, gençler ve çocuklara yönelik her türlü sosyal ve kültürel hizmetleri yürütmek, geliştirmek ve bu amaçla sosyal tesisler kurmak, meslek ve beceri kazandırma kursları açmak, işletmek veya işlettirmek, bu hizmetleri yürütürken üniversiteler, yüksek okullar, meslek liseleri, kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapmak. z) Afet riski taşıyan veya can ve mal güvenliği açısından tehlike oluşturan binaları insandan tahliye etmek ve yıkmak. Đlçe ve ilk kademe belediyelerinin görev ve yetkileri şunlardır: a) Kanunlarla münhasıran büyükşehir belediyesine verilen görevler ile birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak. b) Büyükşehir katı atık yönetim plânına uygun olarak, katı atıkları toplamak ve aktarma istasyonuna taşımak. c) Sıhhî işyerlerini, 2 nci ve 3 üncü sınıf gayrisıhhî müesseseleri, umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ruhsatlandırmak ve denetlemek. d) Birinci fıkrada belirtilen hizmetlerden; otopark, spor, dinlenme ve eğlence yerleri ile parkları yapmak; yaşlılar, özürlüler, kadınlar, gençler ve çocuklara yönelik sosyal ve kültürel hizmetler 3 34 ve sahip oldukları yetkiler tanımlanmıştır. Fakat belirtilen görev ve yetkiler arasında “büyükşehir belediyeleri”nin “kentsel yenileme/dönüşüm” konusunda sahip olduğu yetkilerden bahsedilmemektedir. Ancak; büyükşehir belediyelerine, 03.07.2005 tarihli ve 5393 sayılı “Belediye Kanunu”nun 73. maddesinde yer alan; “Belediye, kentin gelişimine uygun olarak eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek; konut alanları, sanayi ve ticaret alanları, teknoloji parkları ve sosyal donatılar oluşturmak, deprem riskine karşı tedbirler almak veya kentin tarihî ve kültürel dokusunu korumak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Kentsel dönüşüm ve gelişim projelerine konu olacak alanlar, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile ilân edilir.” biçimindeki ifade doğrultusunda “kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri” uygulama yetkisi verilmiştir. Ayrıca, “Đl Özel Đdareleri”nde de olduğu gibi; 5366 sayılı “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun”un 2. maddesinde “büyükşehir belediyeleri”nin “kentsel yenileme” konusunda yetki sahibi olduğu ifadesi yer almaktadır. Bu ifadeye göre; ilçe ve ilk kademe belediye meclislerince alınan “kentsel yenileme kararı”, büyükşehir belediye meclisince de onaylanmalıdır. Bu da ilçe belediyeleri ile büyükşehir belediyeleri arasında yetki karmaşasına sebebiyet vermektedir. Ayrıca, “Dönüşüm Alanları Hakkında Kanun Tasarısı”nın 6. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ifade ile “büyükşehir belediyeleri”ne, büyükşehir belediye sınırları içinde kalan dönüşüm alanlarında, il çevre düzeni planlarında yapılacak değişikliklerin onaylanması yetkisi de verilmektedir. 3.2.3. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (5226) 5226 sayılı kanunun amacı “korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili tanımları belirlemek, yapılacak işlem ve faaliyetleri düzenlemek, bu konuda gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilatın kuruluş ve görevlerini tespit etmektir.” sunmak; mesleki eğitim ve beceri kursları açmak; sağlık, eğitim, kültür tesis ve binalarının yapım, bakım ve onarımı ile kültür ve tabiat varlıkları ve tarihî dokuyu korumak; kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânların ve işlevlerinin geliştirilmesine ilişkin hizmetler yapmak. e) Defin ile ilgili hizmetleri yürütmek. 35 Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 51. madde ile belirlenen görev ve yetkileri: a) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek, b) Koruma kurulları arasında gerekli koordinasyonu sağlamak, c) Uygulamada doğan genel sorunları değerlendirerek görüş vermek suretiyle, Bakanlığa yardımcı olmaktır. Koruma kurulları, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde olmak kaydıyla aşağıdaki işleri yapmakla görevli ve yetkilidir: a) Bakanlıkça tespit edilen veya ettirilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının tescilini yapmak, b) Korunması gerekli kültür varlıklarının gruplandırılmasını yapmak, c) Sit alanlarının tescilinden itibaren bir ay içinde geçiş dönemi yapı şartlarını belirlemek, d) Koruma amaçlı imar planları ile bunların her türlü değişikliklerini inceleyip onamak, e) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının koruma alanlarının tespitini yapmak, f) Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarından özelliklerini kaybetmiş olanlarının tescil kaydını kaldırmak, g) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile ilgili uygulamaya yönelik kararlar almak. 5226 sayılı kanunla görev, yetki ve sorumlulukları tanımlanan Koruma Yüksek ve Koruma Bölge Kurulları, “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun”un 12. maddesiyle4 yenileme alanlarında görevlendirilmişlerdir. Yenileme alanlarında hazırlanacak avan projeler 5366 sayılı kanun uyarınca oluşturulacak kurullar tarafından onaylanmak zorundadır. Ancak bu durum, yenileme alanlarının aynı zamanda sit – koruma alanları içerisinde de bulunması nedeniyle Koruma Bölge Kurulları ile Yenileme Alanlarından Sorumlu Koruma Bölge Kurulları arasında yetki karmaşalarına Madde 12 - Yetki ve sorumlulukları yenileme alanları ile sınırlı olmak ve yenileme projelerini karara bağlamak amacıyla, 2863 sayılı kanunun 51. maddesine göre gerektiği kadar koruma bölge kurulu oluşturulur 4 36 neden olmaktadır. Yeni oluşturulacak kurulların, yenileme alanları içerisindeki görevlerinin yalnızca proje onaylamak üzerinden tanımlanmış olması, bu kurulların aynı bölge içerisinde başka bir uygulamada (örneğin tescilli olması önerilen bir yapının tespitinde) da yetkili olup olmadığı hususluları gibi birçok farklı konuda boşluklara yol açmaktadır. 3.2.4. Đl Özel Đdareleri Kanunu Kentsel dönüşüm boyutundan önce, Đl Özel Đdaresinin hukuksal yapısına bakacak olursak, Madde 3’te de belirtildiği üzere Đl Özel Đdaresi, “Đl halkının mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi”dir. Belediyelerden farklı olarak Đdare’nin başında bulunan vali atamayla gelmektedir. Görevleri arasında, “mahalli müşterek nitelikte olmak kaydıyla”, Madde 6’da sıralanan; a) Sağlık, tarım, sanayi ve ticaret; ilin çevre düzeni planı5, bayındırlık ve iskan, toprağın korunması, erozyonun önlenmesi, sosyal hizmet ve yardımlar, yoksullara mikro kredi verilmesi, çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları; ilk ve orta öğretim kurumlarının arsa temini, binalarının yapım, bakım ve onarımı ile diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin hizmetleri il sınırları içinde, b) Đmar, yol, su, kanalizasyon, katı atık, çevre, acil yardım ve kurtarma, kültür, turizm, gençlik ve spor; orman köylerinin desteklenmesi, ağaçlandırma, park ve bahçe tesisine ilişkin hizmetleri belediye sınırları dışında yapmak” gelmektedir. Đl Özel Đdareleri, yalnızca merkezi yönetimin sembolik birer temsilcisi olarak değil, tıpkı belediyeler gibi aktif olarak çalışan; kente sosyal, ekonomik ve fiziksel müdahale kararlarını alan ve uygulayan önemli bir idari birim olması gerekirken, il sınırları içerisinde en yetkili mülki amir olan valilerin, halkın Madde 6 – “... Đl çevre düzeni planı, valinin koordinasyonunda, büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri, diğer illerde il belediyesi ve il özel idaresi ile birlikte yapılır. Đl çevre düzeni planı belediye meclisi ile il genel meclisi tarafından onaylanır...” 5 37 önüne ağırlıklı olarak emniyete ve buna bağlı olaylar meydana geldiğinde çıkmaları, kurumun varoluş amacı açısından düşündürücüdür. Kanunun “Đhtisas Komisyonları” başlıklı 16. maddesinde “Kaymakamlar ve ildeki kamu kuruluşlarının amirleri ve ildeki kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üniversite ve sendikalar ile gündemdeki konularla ilgili köy ve mahalle muhtarlı ile sivil toplum örgütlerinin temsilciler, oy hakkı olmaksızın kendi görev ve faaliyet alanlarına giren konuların görüşüldüğü ihtisas komisyonu toplantılarına katılabilir ve görüş bildirebilir.” denilmektedir. Bu maddeye bakıldığında ihtisas komisyonları toplantıları katılım anlamında bir adım atılmış gibi görünmektedir. Ancak, bu toplantılara katılımın gündem maddesinin bilinmesi halinde gerçekleştirilebilmesi, bunların birer danışma değil daha çok bilgilendirme toplantısı izlenimi vermesi katılımcılık yaklaşımı ile bağdaşmamaktadır. Đl Özel Đdarelerine bu görevlerin yanında, 05.07.2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, 5366 sayılı “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun”un 2. maddesinde yer alan ifadeler doğrultusunda “kentsel yenileme” uygulaması yapma yetkisi verilmiştir. Her ne kadar bu kanunla verilen yetkiler doğrultusunda Đl Özel Đdarelerinin kentsel dönüşüm/yenileme uygulamalarında aktif olarak dahil olması öngörülmüşse de, Đdarenin yetki ve sorumlulukları oldukça kısıtlıdır. Đlçe ve büyükşehir belediyeleri sınırları dışında kalan alanlarda yenileme uygulamaları yapmaya yetkili olan Đdare, özellikle Đstanbul gibi, ağırlıklı olarak büyükşehir belediyesi tarafından kararların verildiği bir alanda, pasif ve kalmaktadır. 3.2.5. Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı “Dönüşüm Alanları Hakkında Kanun Tasarısı” 22.06.2006 tarihli Başbakanlık yazısı ekinde TBMM’ye gönderilmiş, 23.11.2006 tarihinde ilgili komisyonda büyük tartışmalarla görüşülmüş, muhalefet oylarına rağmen uygun görülerek Meclis Başkanlığı’na iletilmiş, ancak Aralık 2008 tarihi itibariyle henüz yasalaşmamıştır (Görgülü vd., 2006). 38 Tasarının 1. maddesinde; “Bu kanunun amacı, imar planı bulunsun veya bulunmasın kentsel ve kırsal tüm alanlarda bilim, teknik, sanat ve sağlık kurallarına uygun olarak, afet ve kentsel risklere dayanıklı yaşam çevrelerinin oluşturulması için veya fiziki köhneme ve sosyal ve teknik altyapının yetersiz ve niteliksiz olduğu alanların iyileştirme, tasfiye, yenileme ve gelişimini sağlamak üzere dönüşüm alanlarının tespitine ve dönüşümün gerçekleşmesine dair her türlü iş ve işlemler ile ilke ve esasları belirlemektedir.” denilmektedir. Bu madde ile 2. madde6 birleştirildiğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri alanları hariç, Hazine adına kayıtlı topraklar dahil, Hazine tarafından yönetilen devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz mallar (dağlar, kıyılar, ormanlar, tabi servet ve kaynaklar vs.) ve orta malları (meralar, yaylak ve kışlaklar, harman yerleri, hayrat vakıflar, yollar ve kültür ve tabiat varlıkları vs.) gibi mallar, bağlı oldukları sistemler ve niteliklerindeki farklılıklar dikkate alınmaksızın dönüşüm alanı ilan edilebilmektedir. Her iki maddede de afet riskleri ve fiziki köhneme süreçlerinden doğan teknik eksiklerin giderilmesi gerekliliğinden bahsedilmektedir. Bu da yasanın yalnızca fiziki müdahalelerde bulunacağı, bu alanlarda yaşayanların ihtiyaç duyduğu sosyal ve ekonomik yoksunlukların giderilmesi konusunda herhangi bir kaygı taşımadığını göstermektedir. Yine 2. maddede yer alan “iyileştirme”, “tasfiye”, “yenileme” ve “gelişme” kavramlarına bakıldığında; mevcudun korunarak daha iyi hale getirilmesi, mevcudun tamamen ortadan kaldırılması ve mevcudun ortadan kaldırılarak yeni kullanım alanlarının yaratılması anlamına gelen kavramlar ile boş alanların yerleşime açılması anlamındaki “gelişme” kavramı diğer 3 terimden Madde 2 – (1) Bu kanun, dönüşüm alanı olarak belirlenen alanlarda Hazine, Đl Özel Đdareleri, kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler ve vakıflar adına kayıtlı olanlar da dahil her türlü arsa ve arazilerin ve bunların üzerinde bulunan bütün yapıların bu kanun uyarınca hazırlanan dönüşüm amaçlı imar planına uygun olarak iyileştirilmesin, tasfiyesini, yenilenmesini, geliştirilmesi ve kentin konut, ticaret, sanayi, rekreasyon, teknik altyapı, sosyal donatı alanları ve diğer yatırım ihtiyaçları için; proje geliştirilmesini toplu ortaklık ve proje ortaklıkları kurulması, finansal destek sağlanması ve yönetilmesi, her türlü sınırlı ayni hak, şahsi hakların tesis ve devri, trampa da dahil olmak üzere bu konuda yapılacak her türlü iş ve işlemleri kapsar. Madde 2 – (2) Türk Silahlı Kuvvetlerine ait harekât, eğitim ve savunma amaçlı alanlar hakkında bu kanun uygulanmaz. 6 39 ayrı bir noktada durmaktadır. Bir “kentsel dönüşüm” yasası içerisinde yerleşime açılacak alanlar için kullanılan “gelişme”nin bulunması terminolojik açıdan uygun değildir. “Tanımlar” başlıklı 3 numaralı maddede dönüşüm alanı, “Bu kanunun öngördüğü amaçları gerçekleştirmek üzere sınırları idare meclisince re’sen belirlenen alan” olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu tanımın, dönüşüm uygulaması yapılacak bölgenin fiziksel, sosyal ve/veya ekonomik herhangi bir kriter belirtilmeden belirlenecek olması planlama disiplini açısından sorun teşkil etmektedir. Tasarının “Kapsam” başlıklı 2. maddesi, 3. maddesinin (e) bendi ve 7. maddesinin 2. fıkrası7 yetkili idarenin “Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları” kurmasına ilişkin hükümler içermektedir. Ancak bu konuda da “reaktif” bir karar alma ve uygulama mekanizması söz konusu olduğundan, özel sektörün (sermayenin) karını ençoklaştırma eğilimine karşı – yalnızca dönüşüm alanına ve projesine itiraz edebilmesi söz konusu olduğundan – yeterli bir toplumsal inisiyatif düzeyi ortaya çıkamayacaktır. Bu durum özgürlükler açısından eşitlikçi bir tutuma işaret etmemektedir (çok aktörlülük yerine tek aktörlülük...) (Görgülü vd., 2006) Tasarının 3. maddesinin (e) bendinde tanımlanmış olan “Proje Ortaklığı” terimi de çok tartışılan ve eleştirilen diğer bir konudur. Bu tanıma göre; “Proje ortaklığı; Đdare dahil, kamu kurum ve kuruluşlarının iştirakleri ile proje alanında taşınmaz sahibi olsun veya olmasın gerçek ve tüzel kişilerin, dönüşüm amaçlı imar planı kararlarına uygun olarak hazırlanan projeleri gerçekleştirmek üzere ayrı ayrı veya birlikte oluşturdukları adi ortaklık temelli hukuki işlemlerle bir araya gelmiş bir veya birden fazla ortaklık”tır. Bu tanımla “orada taşınmazı olmayan gerçek ya da tüzel kişiler”in de proje ortaklığına dâhil edilmesi ve bu ortaklıkta yer alan aktörlerin tamamına eşit “Đdare... kamu ve özel sektör işbirliğine dayalı yöntemler uygulamaya, herhangi bir izne tabi olmaksızın bu amaçla şirket kurmaya, kurulmuş şirketlere katılmaya ve mevcut şirketleri eliyle uygulamalar yapmaya, kamu tüzel kişiliği olarak veya özel sektörler birlikte proje temelli gayrimenkul yatırım ortaklıkları kurmaya, kurulmuş olanlara katılmaya, kat karşılığı inşaat yapmaya veya yaptırmaya, ayrsa paylarını belirlemeye, 23.06.1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu esaslarına göre paylaştırmaya, hisseleri ayırmaya veya birleştirmeye yetkilidir.” 7 40 düzeyde yetki verilmesi, çoğu zaman “kamu yararı” ilkesinin göz ardı edilmesine ve ortaklıktaki temel aktörlerin “yerel kamu gücü” yerine “banka-inşaat sermayesi (özel sektör) temsilcileri” haline gelmesine neden olacaktır.8 Yasa tasarısının “Genel Esaslar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrası “... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu – Milli Parklar Kanunu – Çevre Kanunu – Kıyı Kanunu – Boğaziçi Kanunu – Orman Kanunu – Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu – Mera Kanunu... vb. Kanunla kapsamında kalan yerlerde ilgili kurum, kuruluş ve kurulların görüşleri ve önerileri alınarak uygulama yapılır...” hükmünü getirirken, bu yasalarla getirilen özel statülerin korunduğunu işaret ediliyor gibi gözükmesine karşın aynı maddenin 3. fıkrasında niyetin bu olmadığı şu ifadelerden anlaşılmaktadır (Görgülü vd.,2006): “... Dönüşüm amaçlı imar planları kapsamında kalan alanlarda, idare farklı kurum ve kuruluşlarla ilgili kanunlar ile verilen planlama ve uygulama yetkiler, Bakanlar Kurulu kararı alınmak kaydıyla, anılan kurumların görüş ve önerileri alınarak idare tarafından bu kanuna göre yürütülür...” “Dönüşüm alanlarının belirlenmesi” başlıklı 5. maddenin 1. fıkrasında; “Dönüşüm alan sınırı, toplamı beş hektardan küçük olmamak üzere, belediye ve mücavir alan sınırlarında belediye meclisi, belediye ve mücavir alan sınırları dışında il genel meclisi, büyükşehir belediyelerinde, ilgili ilçe veya ilk kademe belediyesinin görüşü alınarak büyükşehir meclisi tarafından üye tamsayısının salt çoğunluğu kararı ile belirlenir. Dönüşüm alanı sınırlarına ilişkin olarak görüşü istenilen ilçe ve ilk kademe belediyeleri görüşlerini en geç bir ay içinde büyükşehir belediye başkanlığına bildirirler.” denilmektedir. Bu hükümler ile ilçe ve ilk kademe belediyelerin kendi idari sınırları içerisinde plan yapma yetkileri ellerinden alınmıştır. Ayrıca, büyükşehir belediyeleri tarafından belirlenen alanlar için verecekleri görüşün olumlu ya da olumsuz olmasının bir önemi bulunmadığından ilçe belediyelerinin görüşü, kurumlar arası yazışma formalitesi çerçevesiyle sınırlandırılmaktadır. 8 http://www.yayed.org/genel/bizden_deyat.php?kod=241&tipi=9&sube=0 41 Maddenin 2. fıkrasında9 ise, dönüşüm alanı sınırlarına 30 gün içinde itiraz edilebileceği belirtilmektedir. Ancak bu itirazlar değerlendirilerek, yeniden askıya çıkarılmadan alan sınırlarını kabul edilmesi, yapılacak itirazların alan sınırlarının değişmesine yönelik bir etki yaratıp yaratmayacağı konusunu aydınlatmamaktadır. Katılım olgusunu da ortadan tamamen kaldıran bu madde, kentlilerin yaşadıkları yer hakkında söz söyleme haklarını ellerinden tamamen almaya yöneliktir. Aynı maddenin 4. fıkrasında 5366 sayılı kanun kapsamında yenileme alanı ilan edilen bölgelerin de dönüşüm alanı ilan edilebileceği söylenmektedir. Bu durumda yenileme alanlarında yetkili büyükşehir belediyesi hariç tüm kurum ve kuruluşlar etkisiz hale getirilecektir. Đlgili koruma kurullarının sit alanları içinde söz söyleme yetkilerinin ellerinden alınması kültür ve tabiat varlıklarının korunması konusunda tehlike arz edecektir. Ayrıca bu durumu, kurum ve kuruluşlar arasında yetki karmaşasına yol açacaktır. Dönüşüm Alanları Hakkında Yasa Tasarısı’nın 6. maddesinin 1. fıkrasında; “Dönüşüm alanı sınırının kesinleşmesiyle birlikte, dönüşüm amaçlı imar planları kesinleşinceye kadar bu alanlarda, plan, plan değişikliği ve plan revizyonu, parselasyon ifrazı, ifraz, tevhit, irtifak hakkı tesisi, terkini, cins tashihi, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi düzenlemesi ve onaylaması, kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisine ilişkin işlemler durdurulur ve kararın onayından evvel ruhsata bağlanmış olanlar dahil bütün yapım faaliyetlerine geçici olarak son verilir. Gerekli hallerde yeniden değerlendirme yapmaya, ruhsatlı inşaatların devamına ve ilgili hususlarda karar vermeye idare meclisi yetkilidir. (...) Dönüşüm alanlarında parselasyon tescilinden itibaren her bir uygulama etabının en fazla beş yıl içinde ve uygulamanın tamamının en fazla on yıl içinde tamamlanarak yapı kullanma izin belgelerinin düzenlenmesi zorunludur.” 9 (2) Dönüşüm alanı sınırları, idarece tespit edilen ilan yerlerinde karar tarihinden itibaren 30 gün süre ile ilan edilir. Bu süre içinde dönüşüm alanlarına itiraz edilebilir. Đtiraz edilmesi ile, ilan süresi sonunda kesinleşerek yürürlüğe girer. Đtirazlar, ilan süresini müteakip ilk meclis toplantısında incelenerek en geç otuz gün içinde karara bağlanır ve askıya çıkarılmaksızın kesinleşerek yürürlüğe girer. Dönüşüm alanı sınırı kararı, bu sınırlar içindeki gayrimenkullerin tapu kütüğünün beyanlar hanesine kaydedilmek üzere tapu sicil müdürlüğüne, paftasında gösterilmek üzere kadastro müdürlüğüne bildirilir. Söz konusu gayrimenkullerin kaydında meydana gelen değişiklikler derhal idareye bildirilir. Kesinleşerek yürürlüğe giren dönüşüm alanları idarece usulüne göre ilan edilir. 42 hükümleri bulunmaktadır. Bu hükümler bağlamında, kentsel dönüşümün tamamıyla fiziksel algılandığı, toplam çalışmanın 10 yıl içerisinde tamamlanması zorunluluğu ile bir kez daha anlaşılmaktadır. Ayrıca belli bir süredir alanda yer alan bir yapı (haksahibi) ile henüz inşaat halindeki bir yapı (haksahibi) aynı kefeye koyulmakta; ruhsatlı inşaatların devamına yönelik izin verilebilecek “gerekli haller”in ise ne olduğu hakkında bir bilgi verilmemektedir. Yine 6. maddenin 2. fıkrasında; “Dönüşüm alanı sınırları içinde, 12/10/2004 tarihinden önce yapıldığını belgeleyen gecekondu sahiplerine, ruhsatsız yapı sahiplerine 12/10/2004 tarihi öncesinde ve halen dönüşüm alanı sınır içinde ikamet ettiğini elektrik, su, telefon faturası ve benzeri belgelerle belgeleyenlere, dönüşüm alanı içinde veya dışında bedeli yirmi yılı aşmamak üzere borçlandırılmak kaydıyla yapılacak sosyal konutlardan, yapılardan, bağımsız bölüm veya arsa verilebilir.” denilmektedir. Bu fıkra ile hangi hukuki sebeplere bağlı olduğu belli olmayan bir tarihten itibaren yapılmış, gecekondular yasallaştırılmıştır. Ayrıca fıkrada “verilebilir” denilmesi, yasallaştırılması planlanan gecekondu sahiplerinin tam olarak hak sahibi olup olamayacakları hususunu da muğlâk bırakmakta; Anayasa’nın “Eşitlik” ilkesine de aykırılık içermektedir. Aynı maddenin 3. fıkrasında “... Dönüşümün üst kademe planlarda revizyon veya değişiklik yapılmasını gerektirmesi halinde, üç ay içinde gerekli değişiklikler yapılır. Dönüşüm alanlarında il çevre düzeni olanlarında yapılacak değişiklikler, büyükşehir belediye sınırları içinde büyükşehir belediyesinde, il belediyeleri sınırları içinde il belediyesinde, bunun dışındaki alanlarda il özel idaresince onaylanır” denilerek il çevre düzeni planında değişiklik yapma yetkisini dönüşüm alanı ilan eden idareye bırakmaktadır. Bu da üst ölçekten alt ölçeğe doğru inen plan hiyerarşisini bozmaktadır. Tasarının uygulama konusunda getirdiği hükümler arasında en dikkat çekici özellik, yukarıda da belirtildiği gibi idarenin dönüşüm alanlarında karar verici ve uygulayıcı rolünü engelleyecek tüm faktörlerin ortadan kaldırılmasına çalışılmasıdır. Bu konuda 7. maddenin 3. fıkrası “... dönüşüm alanlarındaki mülkiyet düzenlemelerinde düzenleme 43 alanı içinde gayrimenkullerin düzenleme öncesi ve sonrası değerler gayrimenkul değerleme kuruluşlarına yaptırılarak re’sen belirlenir...” hükmünü ve 4. fıkrada da “... irtifak hakkı kurma, toplu ortaklıklar kurma, toplu projelendirme, toplu işletme yönetim biçimleri geliştirme ve uygulama, arazi kullanımlarını özendirici ve caydırıcı şartlar koyarak yönlendirme ve yapıya zorlama gibi yollarla taşınmaz tasarruflarına geçici veya kalıcı kısıtlamalar getirmeye yetkilidir...” hükmünü getirerek dönüşüm sürecini hızlandırma yoluna gitmektedir (Görgülü vd., 2006). Yine 7. madde ile getirilen dönüşüm alanlarında, mevzuata uygun yapıların da kaldırılmasının mümkün olması durumu ve idarenin, maliklere, proje gerçekleştirilinceye kadar olan süre içinde geçici konut tahsisi veya kira yardımı yapmaya zorunlu kılınmayışı tartışma yaratan konulardır. Aynı şekilde bu taşınmazla hakkında kamulaştırma işlemi yapılma durumunda itirazın sadece kamulaştırma bedeline yapılabilmesi de tartışılan konu başlıklarından bir diğeridir (Görgülü vd., 2006). Tasarı yürürlük maddesi ve 24/02/1984 tarihli ve 2981 sayılı Đmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılarak Uygulanacak Bazı Đşlemler Hakkında Kanun’u yürürlükten kaldırmış olması nedeniyle olumlu değerlendirilmekle birlikte, geçici madde ile getirilen “... bu konuda yürürlükten kaldırılan 2981 sayılı kanuna göre başvuruda bulunmuş ancak sonuçlandırılmamış olan hak sahipliğinin tespit edilmesine ilişkin işlemler bir yıl içinde sonuçlandırılır. Hak sahibi olarak tespit edilmesine rağmen tapuları verilmeyenlere, bu kanun uyarınca yapılacak dönüşüm alanlarında... dönüşümün finansmanını engellemeyecek şekilde... bağımsız bölüm verilir...” maddesi ile kendi içinde yeniden bir af sürecini başlatmaktadır (Görgülü vd., 2006). 3.2.6. Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun (5366) 16.06.2005 tarihinde kabul edilen yasa ile sit – koruma alanlarında söz konusu bölgede yetkili idarece (belediye ve il özel idarelerince) kentsel yenileme alanı ilan etme ve uygulama yetkisi verilmektedir. 44 Kanunun 1. maddesinde; “Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyesi, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000’in üzerindeki belediyelerce be bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabii afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır.” denilmektedir. Bu madde ile “yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş” olarak tanımlanmış olan yenileme alanlarının, ki bu alanlar 2. maddede yeniden tanımlanmaktadır, 5366 sayılı kanunun ilgili uygulama yönetmeliğinin 8. maddesi incelendiğinde “Yetkili idare öncelikle yenileme uygulaması yapacağı bölgeyi tespit ederek halihazır harita üzerinde koordinatlı olarak yenileme alanı sınırlarını belirler. Belirlenen yenileme alanında tüm çalışmaları yapmak üzere uygulama birimini görevlendirir. Yenileme alanının tespitinde, tarihi ve kültürel özellikler ile afet riskleri dikkate alınır.” denilmektedir. Bu iki madde göz önünde bulundurulduğunda, bir sit – koruma alanının belli tarihi niteliklerini kaybetmeye başlamış alanlar olması nedeniyle yenileme alanı ilan edileceğinin, uygulama yönetmeliğinde de ayrıntılı bir biçimde anlatılması önemlidir. Kanunun 2. maddesinde alanın belirlenmesi ve bunu müteakip etaplamalarla ilgili koşullar açıklanırken, yenileme alanı ilan edilen bölgenin mevcut durumunun, mer’i planların ve üst ölçek kararların yok sayılması, planlamanın alt – üst ölçek ilişkisini ve alan için daha önceden alınmış kararları yok sayılmaktadır. Bu da yenileme alanın hem çevre ilişkilerinin hem de üst ölçek kararlarının göz ardı edilmesine neden olmaktadır. Yine 2. maddesine göre Büyükşehir Belediye sınırları içerisinde yenileme alanlarının belirlenmesinde ilçe ya da ilk kademe belediye meclisi ve sonrasında da Büyükşehir belediye meclisi kararlarının alınması gerekmektedir. Ancak uygulama aşamasında Büyükşehir Belediyesi, ilçe ya 45 da ilk kademe belediyesinden bağımsız ve öncelikli görev alabilmektedir (Görgülü vd., 2006). 5366 sayılı kanunun uygulama yönetmeliğindeki “Katılım ve kamuoyunun bilgilendirilmesi” başlıklı 7. maddesinde “Yetkili idareler tarafından yenileme alanı içinde kalan mülk sahiplerini veya bölge halkını uygulama konusunda bilgilendirmek üzere toplantılar yapılarak görüşler alınır ve bunların katılımı sağlanır. Yetkili idare ihtiyaç halinde üniversite, meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri, kamu kurum ve kuruluşları ve muhtarlarla danışma toplantıları düzenleyebilir, projeler hakkında basın ve yayın araçlarıyla bilgilendirme yapabilir.” hükümleri bulunmaktadır. Bu madde irdelendiğinde, yenileme alanı proje çalışmalarında katılım için bir adım atılmış gibi görünmekle birlikte, bu katılım yalnızca bölge halkının bilgilendirilmesi ve ihtiyaç halinde ilgili kurum ve kuruluşlarla danışma toplantılarının, yetkili idare isterse, yapılabileceği anlaşılmaktadır. Bu da, katılım sürecinin net tanımlanmamış olması nedeniyle, hakkında proje geliştirilen kent parçası sakinleri ve proje geliştirmek konusunda donanımlı kurumların yenileme süreci dışında bırakıldığını göstermektedir. 3.2.7. Belediye Kanunu (5393) 03.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren kanun 1984 yılında kabul edilen Belediye Kanunu’nun değişiklikler yapılmış halidir. 5393 sayılı kanun, yalnızca kentsel dönüşüm/yenileme alanları bağlamında değil aynı zamanda belediyelerin yetki ve sorumluluk alanları kapsamında da irdelenmiştir. Kanunun 3. maddesindeki Tanımlar başlığında “Belediye: Belde sakinlerinin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi” olarak tanımlanmıştır. Bu maddeden de anlaşılacağı üzere belediyelerin asli görevi/varoluş nedeni, sınırları dâhilinde ikamet etmekte olan kamunun ihtiyaçlarını karşılamaktır. Ancak, gerçekleşmekte olan çeşitli kentsel dönüşüm/yenileme çalışmaları kapsamında bakıldığında buna yönelik uygulamalar gözlenememektedir. 46 Büyükşehir Belediyesi Đl / Đlçe / Đlk Kademe Belediyesi Büyükşehir Belediyesi Meclisi Đl Özel Đdaresi Belediye Sınırı Belediye Sınırı Sit Alanı Yenileme Alanı Sit Alanı Yenileme Alanı Bakanlar Kurulu Onayı Büyükşehir / Đl / Đlçe / Đlk Kademe Belediyesi Đl Özel Đdaresi Avan Proje hazırlanması Yenileme Alanları Bölge Kurulu Uygun Görüş Đlçe / Đlk Kademe Belediyesi Meclis Kararı Büyükşehir Belediye Başkanı / Valilik Onayı Yenileme Alanları Bölge Kurulu Uygun Görüş Uygulama “Mahalle ve Yönetimi” başlığı altındaki 9. maddede, “Muhtar, mahalle Şekil 3.1 5366 sayılı kanunun işleyiş biçimi 47 “Mahalle ve Yönetimi” başlığı altındaki 9. maddede, “Muhtar, mahalle sakinlerinin gönüllü katılımıyla ortak ihtiyaçları belirlemek, mahallenin yaşam kalitesini geliştirmek, belediye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilişkilerini yürütmek, mahalle ile ilgili konularda görüş bildirmek, diğer kurumlarla iş birliği yapmak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yapmakla yükümlüdür.” denilmektedir. Günlük yaşamdaki uygulamalara baktığımızda, kanunla kamu kurumları ile mahalleliler arasındaki bağlantıları sağlamakta son derece etkin görevler verilen muhtar, “ikametgâh belgesi” tahsis edilen ofislerden ileri gidememektedir. Ayrıca, yasanın “Belediyenin görev ve sorumlulukları”nı tanımladığı 14. maddesinin a bendinde belediyelerin yerine getirmesi gereken altyapı hizmetleri, sosyal ve ekonomik hizmetler ayrıntılı bir biçimde açıklanmış olmasına rağmen, yakın zamana kadar yayınlanan çeşitli belediyelere ait “faaliyet raporları” incelendiğinde, önemli sosyal sorumlulukları olan belediyelerin sınırları dâhilinde yalnızca fizik mekana yönelik uygulamalarından bahsettikleri açıkça görülmektedir. 5393 sayılı yasanın kentsel dönüşümle ilgili tek maddesi “Kentsel dönüşüm ve gelişim alanları” başlıklı 73. maddesidir. Bu maddeye göre “Belediye, kentin gelişimine uygun olarak eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek; konut alanları, sanayi ve ticaret alanları, teknoloji parkları ve sosyal donatılar oluşturmak, deprem riskine karşı tedbirler almak veya kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeler uygulayabilir.” Maddenin devamında “Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında yıkılarak yeniden yapılacak münferit yapılarda ilgili resim ve harçların dörtte biri alınır.” denilerek, bu madde ile belediyeler tarafından gerçekleştirilecek kentsel dönüşüm uygulamalarından yalnızca yıkıp yeniden inşa etmek anlaşıldığı açıkça görülmektedir. Yine ilgili maddede yer alan “kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilebilecek” bir alanın en az elli bin metrekare olması gerekliliğinin 48 nasıl bir bilimsel temele dayandığı da tartışma konusudur (Görgülü vd., 2006). Kanunun 24. maddesindeki “Đhtisas Komisyonları” ve 76. maddesindeki “Kent Konseyi” başlıklarında katılım konusundan bahsediliyor gibi görünmekle birlikte, özellikle kentsel dönüşüm uygulamalarında ve genel olarak belediyelerin tüm hizmet sağlama yaklaşımında kanun bütününde katılımın hiçbir maddede açıkça tanımlanmaması, yalnızca gerçekleşecek tasfiye süreçlerindeki anlaşma yolunun esas alınması hükmü, halkla birebir dirsek temasında bulunan belediye gibi bir kurumun için büyük bir eksiklik teşkil etmektedir. 3.3.BÖLÜM SONUCU Cumhuriyet’in ilanının ardından izlenen devletçi politikalar ve eski olan her şeyden “kurtulma” yaklaşımları, yabancı şehir plancıları getirilerek kentlerin planlarının hazırlatılması ve “yeni Cumhuriyet”e “yeni imaj” yaratma çabaları ülkemizdeki ilk dönem kentsel dönüşüm yaklaşımları olarak kabul edilebilir. Ekonomik kalkınma için sanayileşme yönünde atılan adımlar, tarımdaki makinesizleşmeyle birlikte kentlere yoğun bir göç hareketine neden olmuş; ancak doğru geliştirilmeyen politikalar nedeniyle artan nüfusun konut ihtiyacı karşılanamayarak gecekondulaşma başlamıştır. 1960’a kadar gecekonduların yıkılması yönünde politikalar izlenmesine rağmen, 1966 yılında Gecekondu Kanunu’nun çıkartılması olumlu bir yaklaşım gibi görünse de bu kanunla gecekondular yalnızca oldukları yerlerden taşınarak yenilerinin bir nebze olsun engellenmesini sağlayabilmiştir. Fakat göçün durdurulmasına yönelik politikalar geliştirmek yerine 1985’ten itibaren çıkartılan imar afları ve yapılan ıslah imar planlarıyla “gecekonduyu engellemek için” değil “gecekondu üzerinden kazanç için” politikalar yapılmaya başlanmıştır. Oy ve rant kapısı olarak benimsenen yoksulluk mahalleleri 1990’larla birlikte izlenen gayrimenkul eksenli kentsel dönüşüm yaklaşımıyla devlet ve sermaye el ele vererek kente parçacıl müdahaleleri başlatmıştır. Küreselleşme ve 49 dünya kentleri yaratma projeleri; Görgülü ve diğerlerinin (2006) de belirttiği üzere devletin hizmet üreten alanlardan çekilmesi ve kamuya kar sağlayan kurumların özelleştirilmesi ile sosyal devlet uygulamalarının zayıflaması; imar planlarına bağlı değer artışının Batı örneklerinde olduğu gibi kamuya aktarılmasına yönelik hiçbir düzenlemenin bulunmaması ve bütünlükçü planlama sisteminin parçacıl uygulamalarla delinmesi ve bir takım gruplara imtiyazlar tanıyabilen antidemokratik yapıların kentsel siyaset içerisine bile sinmiş olması nedeniyle planlama arazi rantının eşit dağılımına ilişkin eksikli ve sorunların meydana gelmesi; plan yapan kurumlar arasındaki yetki karmaşaları ve planlar arası hiyerarşide uygulamaya dönük boşluklar ve planlamada katılım mekanizmalarının kurulamaması nedeniyle kentsel dönüşüm durdurulması imkânsız bir sorun haline gelmiştir. Planlama sürecinde sağlıklaştırma, finansman ilkeleri, katılımcı alan yönetimi modellerinin geliştirilmesi, hedefler, araçlar, stratejiler önermesi beklenmektedir (Dinçer, 2007). Türkiye’de 2000’li yılların başından itibaren geleceğe yönelik çok önemli yapısal değişiklikler getirecek olan kamu yönetimi eksenli yasal düzenlemelerin yanı sıra güncel kent sorunlarına çözüm üreteceği öngörüsü ile kentsel dönüşüm ekseninde hazırlanan yasalar büyük tartışmalar yaratmaktadır (Dinçer, 2007). Özellikle yukarıda ayrıntılı olarak incelenen 5366 sayılı Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması ya da kamuoyundaki kısa adıyla “Kentsel Dönüşüm” Yasası; müdahale edilemeyen alanlara dokunabilmek için yerel ve merkezi yönetimlerinin güçlü bir silahına dönüşmüştür. Kentsel dönüşümü yalnızca fizik mekânın yenilenmesine yönelik algıları; yapılan düzenlemenin kentsel kimlikten referansla yola çıkmamış olmasının sonucunda kentin kendine ve zamanına yabancılaşmasıyla sonuçlanacaktır. Yapılan projelerde, son 10 yıldır Batı örneklerinde gözlemlenen kamu-sermaye-sivil toplum ortaklıkları günümüzde yapılan uygulamalarda göz ardı edilmektedir. Oysa ki kentsel dönüşüm ancak katılımın sağlandığı ve odağında insanı barındıran projelerle, farklı etapları içeren programlar dâhilinde gerçekleştirildiğinde sürdürülebilir olabilecektir. Yasadaki tanım bir sit alanında yer alan 50 korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarına öncelik vererek bu yanı sıra yeni yapılacak yapıları da içerecek şekilde düzenlenmiştir. Buna karşın yönetmelikte tescilli yapılarla ilgili süreçler ikinci aşama olan uygulama projesi aşamasına atılmakta ve yenileme alanı ilan edilen bölgelerin mevcut dokusu yokmuşçasına “yenileme avan projesi” hazırlanmasından söz etmektedir. “Yenileme Alanı” ilan edilen bölgelerde tipoloji analizleri gerçekleştirmeden, tescilli yapılara yapılacak müdahalelere karar verilmeden “yenileme avan projesi” hazırlandığı takdirde bölgenin morfolojisinin kaybedilmesi kaçınılmazdır (Dinçer, 2007). Aşağıda irdelenen Sulukule Kentsel Yenileme Projesi’nde bu açıkça gözlenebilmektedir. Yenileme alanlarının seçilmesinde ölçütlerin belirli hale getirilmesi, sosyoekonomik süreçleri içeren eylem planlarının öncelik kazanması, her bölge özelliğinin gerektirdiği modellerin kurulması, katılım, şeffaf projelendirme ve uygulama süreçlerinin hayata geçirilmesi, bütüncül planların ve sorun odaklı projelerin eşgüdümle yönetilmesi zor, fakat gerçekleştirilemeyecek bir süreç değildir. Kent yöneticilerinden bu konudaki profesyonel birikimi bu temel üzerine oturtması beklenmeli, talep edilmelidir (Dinçer, 2007). 51 4. SULUKULE AKTÖRLER ÖRNEĞĐNDE KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECĐ VE 2005 yılında kentsel yenileme alanı ilan edilmesiyle birlikte kamuoyunun gündeminde oldukça geniş bir yer tutmaya başlayan Sulukule’deki kentsel dönüşüm sürecinin ayrıntılı irdelenmesi konusuna geçilmeden önce, Sulukule’nin Đstanbul ve Tarihi Yarımada içerisindeki konumu, rolü ve kısa tarihçesinden bahsedilecektir. Sulukule yerleşmesi Tarihi Yarımada’daki Fatih Belediyesi sınırları içerisinde bulunmaktadır. Harita 4.1 Sulukule’nin Đstanbul içindeki konumu Ortaylı (1994), Sulukule’yi “Đstanbul’un sur dibi semtlerinden Topkapı ve FatihKaragümrük Nahiyesi’nin Neslişah Mahallesi arasında yer alan; Topkapı-Edirnekapı arasındaki surların hemen önünde Sulukule Caddesi diye bilinen yolun kenarında, 1960’ların başında tamamen yıkılıp tahliye edilen mahalle” olarak tarif eder ve 52 Sulukule sakinlerini Đstanbul Ayvansaray Lonca Mahallesi’nden sonra yerleşik ikinci çingene grubu olarak tanımlar. Harita 4.2 Sulukule’nin Tarihi Yarımada içindeki konumu Günümüzde Sulukule olarak tasvir edilen bölge; Fevzi Paşa Caddesi’nin güneybatısında kalan Hatice Sultan ve Neslişah Mahallelerinden oluşmaktadır. Yerleşmeyi güneybatıda Vatan Caddesi, kuzeydoğuda Fevzi Paşa Caddesi, kuzeybatıda 10. Yıl Caddesi, güneydoğuda ise Sofalı Çeşme Caddesi sınırlamaktadır. Yerleşmenin komşuları kuzeydoğuda Kariye, güneybatıda Fatma Sultan, kuzeybatıda Topçular, güneydoğuda ise Karagümrük’tür. Yerleşmenin kuzeybatısında diğer bir önemli sınır elemanı ise kara surlarıdır. Çeşitli kaynaklarda, göçebe olan ve Hindistan’dan gelen Romanların, 1054 yılında yerleşik hayata Sulukule civarında geçtikleri belirtilmektedir. Bizans döneminde buraya yerleşen insanlar, özellikle dönemin Ortodoks Kiliseleri tarafından, falcılık, sihirbazlık gibi faaliyetleri yüzünden Đstanbul şehrinin sınırında, kara surlarının 53 dışında yaşamaya zorlanmışlardır. Sur dışında yaşayan Romanlar, sadece şehre akın olduğu zamanlarda sur içine yerleşmişlerdir10. Fotoğraf 4.1Sulukule’den bir görünüm Kaynak: UCL, Placing Sulukule Yerel Kalkınma Planı Çalışması, 2006 Tarihsel süreç içinde nereye kadar uzandığı kesin olarak bilinmemesine karşın bazı kaynaklarda, Đstanbul’un fethi sonrasında Romanların bir kısmının Ayvansaray Lonca Mahallesi’ne bir kısmının da Sulukule’ye yerleştiği ifade edilmektedir11. Bölgede yaşayan birçok ev sahibinin Osmanlı tarafından verilmiş tapuları olduğu bilinmektedir (Ek 1). 1957 yılında Menderes Operasyonları sırasında Vatan Caddesi’nin açılması nedeniyle, Edirnekapı’da surların bir bölümü ve Sulukule’de 29 ev yıkılmıştır. Neredeyse yarısı yok olan Sulukule, Sultan Mahallesi’nin içine karışmıştır. Bu dönemde evleri yıkılan birçok Roman, Gaziosmanpaşa’da Şen Mahallesi’ni kurarlar. Bir kısmı da, Ahırkapı, Kuştepe, Hacı Hüsrev gibi Roman mahallelerine yerleşir. Yıkımla beraber dağılan Sulukuleliler, her şeye rağmen bağlarını koparmazlar ve tekrardan bir araya gelmenin yollarını ararlar. Bu doğrultuda, Turizm Bakanlığı’nın da desteğiyle 1969’da “Sulukule Turizm Yaşatma ve Koruma Derneği” kurulur. Derneğin amacı Sulukule’yi tanıtmaktır; ama önceliği Turizm ve Đmar Đskân Bakanlığı’nın izniyle Sulukule Mahallesi’ni, verilecek yeni arazide kurmaktır. Dernek, 1969’da Uluslar arası Çigan Festivali’ni düzenlemiştir. Bu önemli ve zor 10 11 http://www.mimarizm.com/KentinTozu/makale.aspx?ID=338&sid=328 http://www.mimarizm.com/KentinTozu/makale.aspx?ID=338&sid=328 54 etkinliği gerçekleştiren dernek, asıl amaçları olan, yeni bir mahalle kurma çalışmalarından bir sonuç alamayınca 1971 yılında kendini feshetmiştir.12 Harita 4.3 Hatice Sultan ve Neslişah Mahalleleri Kaynak: sehirrehberi.ibb.gov.tr Ardından Sulukuleliler, 1985 yılında, Turizm Bakanlığı’na “Gösteri Evleri Projesi” ile başvururlar. Bakanlıktan olumlu yanıt alan ve Bakanlığın desteğini kazanan proje, yerel belediye tarafından onaylanmadığı için yasallaşamamıştır. Buna rağmen proje, “Eğlence Evleri” olarak Sulukule’de faaliyete geçer. Bu dönemde, sayısı sadece üç tane olan Eğlence Evleri’nin sayısı, bir anda 34’e çıkar. Yasal olmasalar da, bir şekilde belediye ve polisle bir orta yol bulunmuş ve işletmeler yarı-yasal varlığını sürdürmüştür. O tarihte eğlence evleri, 3500 kişinin çalıştığı bir yerdi ve mahallenin ekonomik kalkınmasını sağlayan bir yapıya sahipti. Sulukule’nin en zengin 12 http://www.mimarizm.com/KentinTozu/makale.aspx?ID=338&sid=328 55 zamanlarını yaşadığı bu dönemde inşa edilen apartmanlar da, mahalle zenginliğinin ğı ma birer kanıtıdır.13 Harita 4.4 P Plan de Constantinople: F. Kauffer and I.B. Lechevali 1807 alier, Kaynak: www.akademiktarih.com Saadettin Tantan’ın 1990 yılında, Emniyet Genel Müdürlüğü Tef Kurulu Đstanbul 1 eftiş Bölge Başkanı seçilm çilmesinin ardından, Sulukule’deki Eğlence Evleri’ne baskınlar E başlamıştır. Hortum Süleyman olarak bilinen Başkomiser Süle m üleyman Ulusoy, bu baskınları yürütmüştü Operasyonların sonucu olarak 1992’de E ştür. e Eğlence Evleri’nin büyük çoğunluğu kapanmıştır. Saadettin Tantan’ın 1994’te Fatih Belediye Başkanı kap tih seçilmesiyle de, kala birkaç tane Eğlence Evi de boşaltılmıştı En önemli gelir alan ştır. kaynaklarını yitiren S Sulukuleliler, marjinal sektöre yönelmişlerdir. ir. 13 http://www.mimarizm.c .com/KentinTozu/makale.aspx?ID=338&sid=328 56 13 Temmuz 2006 tarihinde “Neslişah ve Hatice Sultan (Sulukule) Mahalleleri Kentsel Yenileme Projesi”yle 5366 sayılı kanuna dayanarak yenileme alanı ilan edilen mahallenin tarihine yeni bir dönüm noktası eklenmiştir. “Kentsel sürgün” eleştirilerine maruz kalan projeden etkilenen 571 aileden, yasal olarak müstakil mülkü (konut-işyeri) bulunması nedeniyle hak sahibi kabul edilenler yine buradan birer müstakil mülk, kiracı durumunda olanlara ise TOKĐ’nin Sulukule’ye yaklaşık 45 km. uzaklıktaki Gaziosmanpaşa Đlçesi Taşoluk Beldesi’nde yapmış olduğu sosyal konutlardan birer konut verilecektir (Harita 4.5). Sulukule’deki kentsel dönüşüm sürecinin nasıl ilerlediğine geçmeden önce, hazırlanan avan proje ile mevcut ve 1/5000 Ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Đmar Planı ve 1/1000 Ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama Đmar Planı’ndaki durumların karşılaştırılması yapılması Fatih Belediyesi’nin bölgeye yaklaşımının ve projenin aldığı tüm bu tepkilerin nedenlerinin anlaşılmasında faydalı olacaktır. Öncelikle, Tarihi Yarımada’nın 1990 sonrası yakın tarihli planlama sürecine kısaca bir göz atıldığında, 1990 yılında onaylanan 1/5000 Ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım Đmar Planı, 1994 yılında yapılan başvurular sonucunda ilgili mahkeme tarafından iptal edilmiştir. 1995 yılında Danıştay tarafından iptal kararının iptal edilmesiyle plan yeniden yürürlüğe girmiştir. Fakat yine 1995 yılında Tarihi Yarımada’nın tümünün sit alanı ilan edilmesiyle birlikte yeni bir plan hazırlama sürecine girilmiş; yeni plan hazırlanıncaya kadar 1990 onaylı plan geçiş dönemi yapılaşma koşulları olarak kabul edilmiştir. 2005 yılında 1/5000 Ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım Đmar Planı ve 1/1000 Ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama Đmar Planları, 26.01.2005 tarihinde Đstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun uygun görüşünü alarak. ĐBB Meclisi tarafından onaylanmıştır. Aynı yıl içinde Mimarlar Odası tarafından Tarihi Yarımada 1/5000 Ölçekli Koruma Amaçlı Nâzım Đmar Planı'na ve plan hükümlerine dava açılmıştır. Yürütmesinin durdurulması ve planların iptali istemiyle açılan dava sonucunda, Đstanbul 8 Numaralı Đdare Mahkemesi’nin 29 Ocak 2007 tarih ve 57 2007/2444 sayılı kararıyla söz konusu Kurul kararı iptal edilmiştir14. Bu karara istinaden 2005 yılında hazırlanmış plan kararlarını geçiş dönemi yapılaşma koşulları olarak kabul eden Kurulun bu kararının da mahkemeye verilerek iptal edilmesiyle birlikte 2008 yılı itibariyle Tarihi Yarımada için yeni planların hazırlanması çalışmalarına başlanmıştır. Harita 4.5 Sulukule - Taşoluk ilişkisi Tarihi Yarımada’ya ilişkin en son karar olan Đstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nce onaylanan 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım Đmar Planı’nda Sulukule; ağırlıklı olarak “Az Yoğun (200-300 kişi/ha) Konut Alanı” ve “Orta Yoğun (400-500 kişi/ha) Konut Alanı” olarak tanımlanmıştır. Bununla beraber proje alanı içerisinde Dini Tesis Alanı, Đlköğretim Tesis Alanı, Belediye Hizmet Alanı, Kreş ve Park fonksiyonları da yer almaktadır. Fatih Belediye Meclisince 21/05/2005 tarihinde onaylanan, 1/1000 Ölçekli Tarihi Yarımada Fatih 14 http://www.mimarist.org/mmektup/index.cfm?sayi=74&RecID=1891 58 Đlçesi Koruma Amaçlı Uygulama Đmar Planı’nda ise; hmax: 6,50 m ve hmax: 9,50 m olarak belirlenen konut alanı olarak tanımlanmıştır. 1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan Đstanbul’un Kara Surları’nın ICOMOS tarafından hazırlanan teklif dokümanında 6650 m. uzunluğunda olmasına, 447 yılına tarihlenmesine ve askeri mimari olarak taşıdığı öneme vurgu yapılmakta, Tarihi Yarımada’da tüm eserlerden önce surların yapılmış olduğu belirtilere, bu surlar olmadığı takdirde bölgede (Avrupa ve Asya) yaşayan kültürlerin ve ürettikleri sanat ve mimarlık eserlerinin olamayacağı mesajı verilmektedir. Surlarla ilgili yapılmış çalışmalardan, 1981 yılında Đstanbul Büyükşehir Belediyesi Tarihi Alanlar ve Surlar Koruma Bürosu tarafından hazırlanan “Đstanbul Surları Koruma Projesi”nin açıklama raporunda: “… Bölge hudutları çizilirken; yakın çevredeki tarihi eserler, bugünkü doku ve ada sınırları, boş alanlar ve yeşil alanlar, meydanlar ve özellikle kent mekânları göz önünde tutulmuştur…” denilmektedir (Dinçer, 2007). Bu bilgiler ışığında yeniden 2005 yılında onaylanmış 1/5000 ölçekli imar planına baktığımızda, surların korunması hususunda daha önce verilmiş kararları kabul edilen ve etrafındaki yapılaşmanın (ada sınırları, doku vb.) korunmasına yönelik yaklaşımın devam ettirildiği gözlenmektedir. 1/5000 Ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım Đmar Planı’nda Hatice Sultan ve Neslişah Mahalleleri, 3. derece koruma alanı kabul edilmiştir (Harita 4.6). Đlgili planın raporunda bu alanlar: “3.A Derece Koruma Bölgeleri; geleneksel dokunun bozulduğu, +50 kotu üzerinde yer alan ve siluete giren alanlar, önemli anıtsal yapılar ve yakın çevreleri, Kara Surları Đç Koruma Alanı içinde yeşil dokusu bozulmuş ve kentsel yenileme gerektirecek bostan alanları, 3.B Derece Koruma Bölgeleri; yapılaşması büyük ölçüde yenilenmiş olmakla birlikte anıt eser yapılar ve sivil mimarlık örneklerinin seyrek bulunduğu kentsel alanlar, Cumhuriyet dönemi yapılanma özellikleri açısından önem arz eden alanlar, dolgu alanları” olarak tanımlanmıştır. Ayrıca yine raporda: “…bugüne kadar doku özelliğini kısmen korumuş Eğrikapı, Edirnekapı, Topkapı, Kale içi, Sulukule, Mevlanakapı, Silivrikapı, Yedikule gibi kentsel alanlar özgün şekilde geleneksel mimari kimliğine kavuşturulacaktır.” denilmekte; 3.A Derece Koruma Bölgeleri “Kısa Vadeli Dönüşüm Alanları”, 3.B Derece Koruma Alanları ise “Uzun Vadeli Dönüşüm 59 Harita 4.6 Tarihi Yarımada Koruma Bölgeleri Dağılımı Kaynak: 1/5000 Ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım Đmar Planı 60 Alanları” olarak kabul edilmektedir. Buradan, 3. Derece Koruma Alanları’nın aslında koruma alanı olmadığı, birer dönüşüm alanı olduğu anlaşılmaktadır. Bu sonuç, Fatih Đlçesi’nde kentsel yenileme alanı ilan edilen bölgelere bakıldığında çok rahat bir biçimde okunabilmektedir. 1. Derece Koruma Alanı olan Kara Surları’nın hemen dibinde yer alan Sulukule ve diğer benzer bölgelerin, adı “koruma amaçlı imar planı” olan bir planda “dönüşüm alanı” olarak gösterilmeleri oldukça düşündürücüdür. Sit alanı olması nedeniyle dokunulamayan alanlar, surların etrafındaki doku ile birlikte korunması gerekliliğine, bu haliyle Dünya Mirası Listesi’ne alınmış olmasına rağmen tüm planlardan bağımsız birer proje alanı ilan edilerek, kriterleri ve “geleneksel kimliğine kavuşturulacaktır” denilirken hangi döneme atıfta bulunulduğu belirsiz bir biçimde tahrip edilmektedir. Bu durum yalnızca yenileme alanlarının ve orada yaşayanların değil, tüm Đstanbul’un problemidir. Harita 4.7’de verilen Tarihi Yarımada 1/5000 Mevcut Arazi Kullanım Paftası incelenmeye devam edildiğinde, “Hatice Sultan ve Neslişah Mahalleleri Kentsel Yenileme Projesi” ile planın arazi kullanış paftalarında kahverengi bir leke olarak görülen ve Harita 4.8’deki 1/1000 Koruma Amaçlı Uygulama Planı’nda da bu özelliği değiştirilmeyen, herhangi bir yoğunluk arttırımı ya da azaltımına gidilmeyen, yeni fonksiyon eklenmeyen her iki mahallenin de mevcut dokusunu göz ardı eden, yüzyıllardır korunmuş olan yol – ada – parsel oranlarına saygı göstermeyen, 1–3 kat arasında değişen villa tipi konutlar, zemin altı otoparkları ve ticaret alanlarıyla yeniden düzenlenmesi, koruma amaçlı imar planı doğrultusunda alınan kararların tamamen tersine ve bu kararları hiçe sayar şekilde farklı fonksiyonları getirmesi, plan-proje hiyerarşisinin gözetilmediğinin, üst ölçek kararların dikkate alınmadığının ve alanda yeterince analiz yapılmadan, herhangi bir bölgede uygulanabilecek bir tip proje hazırlanmış olduğunun göstergesi niteliğindedir. 61 Harita 4.7 Tarihi Yarımada Mevcut Arazi Kullanım Kaynak: 1/5000 Ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım Đmar Planı 62 Harita 4.8 Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım Đmar Planı Kaynak: Tarihi 1/5000 Ölçekli Koruma Amaçlı Nazım Đmar Planı 63 4.1.SULUKULE’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECĐ15 Sulukule Kentsel Yenileme Projesi, ilk gündeme geldiği andan, uygulanmaya başlama aşamasına kadar kentsel dönüşüm gündeminin çok hareketli geçmesine neden olmuştur. Bu bölümde yaşanan süreç kronolojik bir sırayla aktarılmaya çalışılmaktadır. Eylül 2002’de Đstanbul Büyükşehir Belediyesi, Romanların yaşadığı bölgeleri 'Kentsel Tasarım Projeleri' kapsamında rehabilite etmek için 2002 ve 2003 yatırım programına dâhil etti. Proje kapsamında ilk olarak Sulukule’nin rehabilite edilmesi düşünüldü. Bu tarihte düşünülen projenin başlıca hedefleri; Romanların altyapı olanaklarından daha fazla faydalanmalarının sağlanması, mahallelerine çocuk parkları yapılıp yeşil alanların yerleşim alanına indirilmesi, binaların elden geçirilmesi, bunlar yapılırken Romanların eğlence kültürüne zarar verilmemesi, Romanlara, eğlencelerini sergileyebilecekleri, sinema ve geleneksel oyunların sergilenebileceği genel toplu salonların tahsis edilmesi olarak kararlaştırıldı.16 16 Haziran 2005 tarihinde 5366 sayılı “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında” kanun kabul edildi ve 5 Temmuz 2005’te de Resmi Gazete’de yayınlandı. Sulukule yenileme alanı ilan edilmeden önce; Ek 2’de verilen 08 Eylül 2005 tarihinde Đstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Belediyesi ve TOKĐ arasında “Đstanbul – Fatih 2 No’lu Kentsel Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Projesine Đlişkin Protokol adıyla bir anlaşma gerçekleştirilmiş; bu protokolün tanımlar başlığı altında; “…Đstanbul Đli Fatih Belediyesi Sur Koruma Bandı esas alınarak belirlenen Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri’nin yaklaşık 86.760 m2 büyüklüğündeki alan …”,toplu konut alanı ise “…Gaziosmanpaşa Taşoluk 15 Bu çalışma, Sulukule Platformu tarafından yapılan kronoloji çalışmasının, yazar tarafından düzenlenmiş halidir. 16 http://www.radikal.com.tr/veriler/2002/09/26/haber_51292.php 64 Bölgesi’nde bulunan yaklaşık 197.923 m2 yüzölçümlü alan …” şeklinde tanımlanmaktadır. Protokolün konusu ve kapsamı başlığını taşıyan 3. maddede ise “…hali hazırda üzerinde gecekondular, çarpık yapılaşmalar ve kentsel standardı yüksek olmayan yapıların bulunduğu “Fatih 2 No’lu Yenileme Alanı’ndaki hak sahiplerine TOKĐ tarafından Toplu Konut Alanı’nda yapılacak konutlardan faydalandırmak yolu ile Büyükşehir, TOKĐ ve Belediye işbirliği çerçevesinde mevcut çarpık yerleşme alanlarının tasfiye edilerek tarihsel dokuya uygun, çağdaş standartlarda kentsel bir alan oluşturulması” hükmü bulunmaktadır (Dinçer, 2007). Kasım 2005’te, Sulukule, Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri 5366 sayılı Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun kapsamında Kentsel Yenileme bölgesi olarak ilan edildi. 03 Nisan 2006 tarih ve 2006/10299 karar sayısı ile “Fatih Hatice Sultan – Neslişah Mahalleleri Yenileme Alanı” olarak Bakanlar Kurulu tarafından kabul edildi (Dinçer, 2007). Haziran 2006’da “Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği” kuruldu ve Sulukuleliler, Kale Kapısı girişinde yapılan müzikli eylemde; "Eğer belediye burayı tarihi bir mekân olarak korumak istiyorsa evlerimize bakım ve tamir için maddi imkân ve mimari destek sağlasın" diye açıklama yapıldı (Çetingöz, 2006). 13 Temmuz 2006’da TOKĐ, Büyükşehir Belediyesi ve Fatih Belediyesi kentsel yenileme projesi ile ilgili protokol imzaladılar. Bu protokole göre 5366 sayılı "Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması" başlıklı kanun kapsamında, Fatih Belediyesi tarafından kentsel yenileme alanı olarak belirlenen Sulukule'de TOKĐ ile ortaklaşa gerçekleştirilecek bir proje ön görüldü. Daha önce (2005) imzalanmış olan protokolün yenilenmiş hali olan bu protokoldeki değişiklikler şunlardır: “…Bu Protokolün kapsamı, hak sahiplerinin 65 TOKĐ tarafından Yenileme Alanı ve Toplu Konut Alanlarında (1–2) yapılacak sosyal konutlardan faydalandırılmalarının sağlanması amacı ile BÜYÜKŞEHĐR, TOKĐ ve BELEDĐYE işbirliği çerçevesinin oluşması, mevcut çöküntü ve çarpık yerleşme alanlarının tasfiye edilerek, tarihsel dokuya uygun, çağdaş ve yaşanabilir bir kent haline dönüştürülmesinin sağlanmasına ilişkin her türlü mülkiyet, proje, yapım, alım, satım, hizmet ve dağıtım standartlarıdır…”. Görüldüğü üzere birinci protokolde bölgede mülk sahibi olanların Toplu Konut Alanı olarak tanımlanan Taşoluk Bölgesinde yapılacak konutlardan ‘faydalandırılacakları’ hükme bağlanmakta ve Fatih 2 no.lu Kentsel Yenileme Alanı olarak tanımlanan bölgede üretilecek konutların kimler tarafından ve nasıl değerlendirileceği hiçbir şekilde söz konusu edilmemektedir. Đkinci Protokol’de ise “…hak sahiplerinin… Yenileme Alanı ve Toplu Konut Alanlarında (1–2) yapılacak sosyal konutlardan faydalandırılmaları …” ifadesinde ‘Yenileme Alanı’nın adı geçmekle birlikte konu yeterince açıklık kazanmamaktadır (Dinçer, 2007). Đmzalanan bu protokolle resmiyet kazanan Neslişah ve Hatice Sultan (Sulukule) Mahalleleri Kentsel Yenileme Projesi, kamuoyuna yansıdıktan sonra diğer kentsel dönüşüm projelerinden daha fazla yankı uyandırmıştır. Konuyla ilgili kişiler ve kurumlar genel olarak projeyi destekleyenler ve desteklemeyenler olarak iki ayrı taraf durumuna gelmişlerdir (Çetingöz, 2008). Söz konusu kanun çerçevesinde Fatih Belediyesi ve TOKĐ ile ortaklaşa gerçekleştirilecek proje, tam 571 aileyi etkilemektedir (Harita 4.9). TOKĐ'nin müteahhit rolünde gerçekleştireceği bu projenin bütçesi ise yaklaşık 40 milyon TL’dir. Mahallede yasal olarak müstakil mülkü (konut-işyeri) bulunan herkese yine buradan birer müstakil mülk verilmesi, kiracı durumunda olan herkese de TOKĐ’nin Đstanbul’un başka bir bölgesinde (Gaziosmanpaşa -Taşoluk) yapmış olduğu sosyal konutlardan birer konut verilmesi, bu konutlardan hiçbir peşinat alınmaması, konut tesliminden sonra başlamak kaydıyla 180 ayda (15 yıl) konut bedellerinin ödenmesi düşünülmüştür (Ek 3). 66 Harita 4.9 Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Yenileme Avan Projesi Kaynak: www.fatih.bld.tr Fatih Belediyesi, “Dünyanın en sosyal projesi” olarak gördüğü projenin konutlarda ve alanda yaşam kalitesini arttıracağını iddia etmiştir.17 Temmuz-Ağustos 2006, Sulukule Roman Kültürü’nü Geliştirme ve Dayanışma, Đnsan Yerleşimleri Derneği, Ulaşılabilir Yaşam Derneği, Mimarlar Odası, Bilgi Üniversitesi’nin katılımıyla yoğun bir direniş, gösteri ve tartışma dönemiyle geçti. 19 Ekim 2006 tarihinde Bakanlar Kurulu’nun 2006/11296 sayılı kararı ile Fatih Belediyesi’ne Hatice Sultan Mahallesi’nde 5 adet, Neslişah Mahallesi’nde yedi adet adanın acele kamulaştırma yetkisi verildi. 13 Kasım 2006’da Đstanbul’un 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olması Avrupa Birliği Konseyi’nde onayladı. 17 http://www.fatih.bel.tr/haber_detay.asp?id=1478&tur=334 67 Harita 4.10 Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Yenileme Avan Projesi Sınırları ve Proje Revizyonları Kaynak:www.fatih.bld.tr 68 13 Aralık 2006 Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri için Bakanlar Kurulu’ndan "Acele Kamulaştırma Kararı" çıktı (Ek 4). Aynı gün Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği ve bazı Sulukuleliler 12 Şubat 2007’de Danıştay Başkanlığına gönderilmek üzere, Đstanbul Đdare Mahkemesi’nde Acele Kamulaştırma Kararı’nın iptali ve yürütmenin durdurulması için Đstanbul Đdare Mahkemesi Başkanlığı’na dava açıldı. Sulukuleliler ve Mimarlar Odası Đstanbul Büyükkent Şubesi’nin açtığı bu davaya, birçok sivil toplum kuruluşu destek oldu (EK 5). 22 Şubat 2007’de Fatih Belediyesi Sulukule’de bir evi yanlışlıkla (!) yıktı. Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ise "Arkadaşlar büyük metruk binayı yıkarken o ev de hasar görmüş. Camları kırıkmış, hasar görmüşken indirmişler. Belediyenin operatörü yapmış, bir sıkıntı olmuş tabii. Kurumumuz muhakkak onların zararını karşılar. Gerekirse mahkemeye de gidilir." şeklinde açıklama yaptı. 26 Şubat 2007’de Đnsan Hakları Derneği (ĐHD) Đstanbul Şubesi tarafından Sulukule'deki yıkımlarla ilgili Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'e mektup gönderildi. Mektupta yıkıma ilişkin araştırma yapılması ve evi yanlışlıkla (!) yıkılan ailenin mağduriyetinin giderilmesi istenildi. 24 Mart–11 Mayıs 2007 tarihleri arasında, yıkıma 40 gün kaldı denildiği sırada STK’ların, gönüllülerin, bölge halkının, akademisyenlerin, öğrencilerin katılımıyla “40 gün 40 gece Sulukule Etkinlikleri” düzenlendi. Etkinliklerde bölgenin özelliklerini farklı yönlerden ele alan paneller, müzik atölyeleri, çocuklarla resimfotoğraf-dans atölyeleri, sergiler, söyleşiler, konserler yer aldı. Bu sayede bölgenin potansiyeli ortaya çıktı ve tanıtıldı. Sulukule’nin karşı karşıya bulunduğu tehlike olumlu bir bakış açısıyla kamuoyuna duyuruldu. Konu görsel ve yazılı ya basında yer aldı. 9 9 http://40gun40gece-sulukule.blogspot.com 69 Poster 4.1 40 Gün 40 Gece Sulukule Etkinlikleri posteri Kaynak: 40gun40gecesulukule.blogspot.com 17 Mayıs 2007’de Sulukule’deki kentsel dönüşüm projesi Đstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’na taşındı ve Ajans çatısı altında bir toplantı yapıldı. Toplantıda, Mayıs ayında bölgede katılımcı planlama üzerine çalışmalar yapan DPU (The Development Planning Unit / University College London) geliştirdikleri öneri planlama yaklaşımını sundu. Fatih Belediyesi’nden Mustafa Çiftçi, Sulukule için yaptıkları 30. projeyi ve konuyu nasıl ele aldıklarını aktardı. DPU’dan Prof. Yves Cabannes, konu ile ilgili genel bir çerçeve çizen bir konuşma yaptı; 40 Gün 40 Gece Sulukule Platformu, Bölgede etkinlikler öncesi ve sonrası yapılanları, tespitleri ve önerilerini aktardı. Toplantı sonucunda; çok ortaklı bir protokol antlaşmasının hızla gündeme alınması, çok aktörlü bir komisyon oluşturulması ve bu süreçte yıkım ve satış sürecinin durdurulması gündeme geldi. Toplantı ardından, Đstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, Fatih Belediye’sini ziyaret ederek, çok ortaklı protokol konusunda ilk görüşmeleri gerçekleştirdi10 (Ek 6). 20 Eylül 2007’de mahallede yapılan yıkımın ardından, Roman müzisyenler ve sanatçıların önderliğinde "Sulukule Yok Olmasın" adı altında imza kampanyası düzenlendi. 7 gün içerisinde 332 imza toplandı. 10 http://www.arkitera.com/interview.php?action=displayInterview&ID=&year=2007&ID=68 70 e A 5 Ekim 2007 günü konuyla ilgili STK’lar, Đstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıkları Böl Koruma Kurulu toplantısına katılarak, bölgede yapılan 40 ölge k, böl Gün 40 Gece Sulukul etkinlikleri ve sonuçları, Eylül ayında yapı ukule pılan anket çalışması ve alan çalışmaları sonuç sonuçları, başlayan yıkımlar ve etkileri ve bölgede yaşayan halkın bölg süreçle başlayan mağdu ağduriyetleri dile getiren bir sunum yapıldı11. Fotoğraf 4.2 Çok Ortaklı Komisyon Toplantısı Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com 1 Kasım 2007’de STK’ların daveti üzerine, Đstanbul Yenileme Alanları Kültür ve ST e Tabiat Varlıklarını K nı Koruma Bölge Kurulu ve belediye yetki etkilileri Sulukule’yi mahalleliyle görüşme ve proje alanını yerinde incelemek için böl şme bölgeyi ziyaret ettiler. Bölge halkının ihtiy htiyaç ve taleplerini, süreçten kaynaklanan mağduriyetlerini nan dinlediler ve avan proj rojeye yansıtmak için not aldılar. 2 Kasım 2007’de S Sulukule Yenileme Avan Projesi, Đstanbul Yenileme Alanları nbul Y Kültür ve Tabiat Varl arlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1 üye eksik katılımlı yapılan oturumda ona onaylandı. 5 Kasım 2007’de Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Đstanbul milletvekili Ufuk Öz nbul Uras, Cumhuriyet Ha Partisi (CHP) Đstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve Prof. Dr. Halk Baskın Oran Sulukule ukule’yi ziyaret ederek semt halkının sıkıntılarını dinlediler. Soysal, ını 11 http://www.arkitera.com om/interview.php?action=displayInterview&ID=&year= ar=2007&ID=68 71 üyük yonu'nda ele aldığını sorunun Türkiye Büy Millet Meclisi Đnsan Hakları Komisyonu söyledi. Toplantının ardından semt sakinleri şikâyetlerini komisy na isyona vermek üzere dilekçelendirdi. Uras i Sulukule sorununu TBMM’ye taşıyacağını açıkladı. as ise ğını Fotoğraf 4.3 Đstanbul Yenileme Alanları Bölge Kurulu’nun Suluku ziyareti kule Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com 6 Kasım 2007 günü projenin geliştirilmesine ne gibi katkı ünü tkılar sunulabileceği konusunda bir toplant düzenlendi. Đstanbul 2010 Komitesi Toplantı Salonu’nda oplantı Topl gerçekleşen toplantıya Sulukule Platformu adına Aslı Kıyak Đngin, Sulukule Roman ntıya Đ gin, Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği adına Şükrü Pündük, Đ e ündük, Đstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Ta Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu adına Mehmet Erdal, adı Fatih Belediyesi adına Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ile danışmanı ve dına ir projenin koordinatörü Mustafa Çiftçi ve bölge sakinleri katıldı. 12 örü M Tartışmalı geçen topl oplantı sonunda; mağduriyetleri önlemenin yollarını araştırılması yol ve çalışma prensiple plerinin belirlenmesi için bir komisyon oluşturulmasına karar oluş verildi. Mustafa Çiftç belediyeden, Belediye Başkanı’nın veya onu temsil edecek iftçi, ya bir kişinin katılacağı komisyonun bir karar mekanizması oluştura ğı şturamayacağını ancak komisyonda görüşüle şülecek her olumlu görüşün dikkate alınacağını belirtti. Toplantı ğını 12 http://sulukulegunlugu.b u.blogspot.com 72 komisyonun toplanacağı tarihin ve komisyona katılacak kurum isimlerinin belirlenmesiyle sona erdi13. Fotoğraf 4.4 Đstanbul milletvekillerinin Sulukule ziyareti Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com 8 Kasım 2007’de kentsel yenileme projesi Avrupa Parlamentosu’na taşındı. Brüksel’de yapılan toplantıya konuyla ilgili olarak Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve danışmanları ile Korhan Gümüş ve Hacer Foggo katıldılar. Toplantının başkanlığını Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk yaptı. 14 Kasım 2007’de Sulukule’de uygulamaya konulan kentsel dönüşüm projesi kapsamında evleri yıkıldığı için mağdur olan Romanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde destek aradılar. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ise "Sulukule halkına değer veriyoruz. Proje, orada güzel bir çevre oluşmak için hazırlanmış muhteşem bir projedir" sözleriyle çalışmayı savundu.14 CHP Đstanbul Milletvekili Çetin Soysal TBMM’de Sulukule ile ilgili bir konuşma yaptı. 13 14 http://sulukulegunlugu.blogspot.com/2007/11/httpwwwarkiteracomhaber21857sulukule.html http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=238839 73 22 Kasım 2007 tarihli Gazeteport haberinde, Fatih Đlçe Başkanı Yardımcısı Avukat Recep Karaoğlu’nun ve iktidar partili bir grup milletvekilinin Sulukule’de yapılacak evlerden satın aldığı ve parti yönetimi tarafından kurulan Etik Kurulu’nun bu isimlerin istifasının istediği iddia edildi.15 23 Kasım 2007’de, 6 Kasım 2007’de Đstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ofisinde yapılan toplantıda alınan karar üzerine çok ortaklı yerel plan geliştirme komisyonun ilk toplantısı yapılmıştır. Sulukule Platformu tarafından hazırlanan protokol taslak metni katılımcıların görüşlerine sunulmuştur. Komisyon toplantılarına katılan Fatih Belediyesi yetkilileri Sulukule ile ilgili yapılacak her çalışmanın çok ortaklı komisyon tarafından karar alınacağını belirtmiş; Fatih Belediyesi Başkan Danışmanı Mustafa Çiftçi, Fatih Belediyesi’nin Sulukule ilgili yapacağı bütün çalışmalarda komisyonun kararı olmaksızın hiçbir adım atmayacağını taahhüt etmiştir. Ancak, taraflar arasında herhangi biri protokol imzalanamadığından, yapılan toplantılardan bir çıktı elde edilememiştir (Ek 6). Kasım 2007’de yayınlanan Avrupa Birliği Đlerleme Raporu’nda Sulukule için şunlar söylendi: “Nisan 2006’da Bakanlar Kurulu kararının ardından “çöküntü alanları”na yönelik bir kentsel yenileme programı uygulamaya konmuştur. Bu bağlamda, çeşitli yerlerde, özellikle Đstanbul’da Roman mahalleleri yıkılmıştır. Đstanbul belediyeleri yıkımların ardından Romanlar için barınak, temel sağlık hizmetleri ya da diğer sosyal ve ekonomik hizmetler konusunda hiçbir adım atmamışlardır. Đstanbul’da Sulukule bölgesinde yaşayanlar ve sivil toplum örgütleri kamulaştırma ve semtin boşaltılma kararının durdurulması için Đdare Mahkemesi’ne başvurmuşlardır. Türkiye kültürel haklar alanında hiçbir gelişme göstermemiştir. Özellikle haber yayıncılığında, politik yaşamda ve kamu hizmetlerinden yararlanırken Türkçeden başka dillerin kullanılması yönünde daha ileri, kayda değer çabaların gösterilmesi gerekmektedir. Romanlar, elverişli konut, eğitim, sosyal korunma, sağlık ve istihdama ulaşma konusunda ayrımcı uygulamalara muhatap olmaya devam etmektedir”. 15 http://www.gazeteport.com.tr/YAZARLAR/NEWS/GP_111943?WebsiteSearch=true 74 Fotoğraf 4.5 Sulukule projesi Avrupa Parlamentosu’nda Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com Aralık aynın başında (2007) Fatih Belediyesi tarafından “Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Derneği” kuruldu. Fatih Belediyesi’nin bölgedeki bir ofisi gibi çalışan bu dernek, yenileme projesinde yapılacakların duyurulduğu bir mekân olmaktan ileri gidemedi. 2 Aralık 2007’de Fatih Belediyesi tarafından sekiz otobüsle Gaziosmanpaşa Taşoluk’a götürülen Sulukuleli bir grup kiracı henüz bitmeyen TOKĐ bloklarını gezdiler. 4 Aralık 2007’de Fatih Belediyesi Taşoluk’ta TOKĐ bloklarını gezdirdiği kiracılara yeni evlerini belirlemek üzere kura çektirdi. 7 Aralık 2007 tarihinde Çok Ortaklı Komisyon'un çalışması ile ilgili hazırlanan protokol metninin görüşülüp karara bağlanması için Çok Ortaklı Plan Geliştirme Komisyonu toplantısı, Fatih Belediyesi’nin Zübeyde Hanım Kültür Merkezi’nde adı ve içeriği değiştirilerek “Sivil Đnisiyatif Platformu Toplantısı” adı altında gerçekleştirildi. 30 Kasım 2007’de yapılması öngörülmüş olan toplantı Fatih Belediyesi tarafından 7 Aralık’a ertelenmişti. Ancak bu geçen bir hafta içerisinde Belediye, Sulukuleli kiracıları Taşoluk’a götürmek ve kura çektirmek gibi iki önemli uygulamayı devreye soktu. Böylece çok ortaklı plan geliştirme komisyonu tarafından 75 protokolde belirtilen “protokolün kesinleşm şmesi ve ortakların talep edilen ve prot çalışmaya başlaması asına kadar geçen süre içinde Sulukule Kentsel Yenileme le Projesi’nde hak sahip hiplerinin statülerinde değişiklik yapacak uygu ygulamalar da dâhil, atılacak adımların a askıya alınması bir zorunluluktur” maddes ihlal edildi. Bu ddesi süreçte Fatih Belediy tarafından taslak protokol ile ilgili hiç bi öneri getirilmedi diyesi bir ve protokole imza atılmadı. Fatih Belediyesi Başkanının da olduğu 6 Kasım a a toplantısında ortak alınan Komisyon oluşturma ve çalışma kararı böylece delinmiş ve k alı ı bö işlemez hale getirilmiş oldu. miş Fotoğraf 4.6 Çok Ort rtaklı Komisyon Toplantısı olması gerekirken Fatih Bel elediyesi tarafından düzenlenen “Sivil Đnisiyatif Platformu” toplantısı Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com de rapor 18 Aralık 2007’de Jeoloji Mühendisleri Odası hazırladığı raporda, bölgede ilk günden beri büyük afet riski olduğunu iddia eden Fatih Bel ük elediyesi’nin aksine Sulukule’nin jeolojik zemin özellikleri açısından Đstanbul’un güve bölgelerinden ojik üvenli birisi olduğu açıklandı16. ndı 16 http://sulukulegunlugu.b u.blogspot.com/2007_12_01_archive.html 76 31 Aralık 2007’de Hatice Sultan ve Neslişah Mahalleleri Kentsel Yenileme Projesi’nin iptali için Romanlar ve Roman hakları savunucuları tarafından dava açıldı. Davada, öncelikle projenin yürütmesinin durdurulması, devamında ise iptali istendi. Davanın avukatı Hilal Küey, Đstanbul 2. Đdare Mahkemesi’nin 8 Kasım 2007 tarihinde 1/100.000 ölçekli imar planına ilişkin olarak yürütmeyi durdurma kararı verdiğini anımsatarak, “Bu karara rağmen yıkımların sürmesi, mahkeme kararının açık ihlalidir. Belediye bu uygulamaya derhal son vermelidir” görüşünü savundu. 5366 sayılı “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun”un, kamulaştırmayı düzenleyen 4. maddesinin de Anayasa’ya aykırı olduğunu öne süren Küey, ayrıca, Fatih Belediyesi’nin projesine onay veren Yenileme Alanları Bölge Kurulu’nun iki üyesinin Fatih Belediyesi çalışanı olduğunu, bu durumun da “hukukta tanımlanmış objektiflik ve tarafsızlık ölçütleri ile” çeliştiğinin altını çizdi (EK 7). 17 4 Ocak 2008’de Đnsan Yerleşimleri Derneği Đstanbul Yenileme alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge kuruluna bölgedeki 85 öneri tescilli yapının incelenmesi ve tescil edilmesi için ayrıntılı bir dosya ile Đstanbul 4. Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na başvurdu. Ancak daha sonra, bölgede söz sahibi olan 2 kurul olması nedeniyle yaşanan yetki karmaşaları sonucunda, söz konusu dosyanın Yenileme Alanları Bölge Kurulu’na verilmesi gerektiği anlaşıldı. 8 Ocak 2008’de Sulukule'deki kentsel yenileme projesiyle ilgili bir soru önergesini yanıtlayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, mahallenin, Osmanlı mimarisiyle yeniden şekilleneceğini ve bu yapı tiplerinin üniversite öğretim üyesi olan proje tasarımcıları tarafından belirlendiğini açıkladı18. 17 Ocak 2008’de Kasım 2007’de Sulukuleliler tarafından yapılan başvuru üzerine işlem başlatan TBMM Đnsan Haklarını Đnceleme Komisyonu, 'Sulukule Kentsel Dönüşüm Alanı' dosyasını kapattı. Fatih Belediyesi'nin, Sulukule'de gerçekleştirmek istediği kentsel dönüşüm projesi ile ilgili şikâyetleri değerlendiren TBMM Đnsan http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/104225/romanlar-sulukulede-yikimin-iptali-icin-davaacti 18 http://www.arkitera.com/h23919-sulukule-yeniden-sekillenecek.html 17 77 Haklarını Đnceleme Komisyonu son kararını verdi ve AKP ve MHP'li üyelerin oylarıyla Sulukule'de yaşatılan Roman kültürünün yok edileceğine dair bir veri bulunmadığı; Sulukule sakinlerinin evlerinden çıkarılmalarında insan hakkı ihlali olmadığına karar verildi (Ek 8 ve Ek 9). 29 Ocak 2008’de Üniversiteler arası çalışma grubu kentsel dönüşüm uygulamalarından duydukları kaygıyı duyurmak için imza kampanyası başlattılar. Çeşitli disiplinlerden 167 akademisyen ve 448 destekçi imzası toplandı19 (Ek 10). 9 Şubat 2008’de Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk Brüksel’de yapılan toplantıda görüşülen meseleyi ve sorunları yerinde görmek için Türkiye’ye gelerek Sulukule’yi gezdi. Lagendijk, bölge yenilenirken sosyal yapının korunmasının da önemli olduğunu vurgulayarak, Avrupa’da da benzer projeler gerçekleştirildiğini ve birçok hatalar yapıldığını anlattı.20 11 Şubat 2008 tarihinde Fatih Belediyesi tarafından yıkımlara başlandı. Đlk etapta daha önceden belirlenen ve boşaltılan dokuz ev yıkıldı. Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Pündük "Henüz hukuki süreç devam ediyorken neye dayanarak yıkıma başladılar. Burada yaşayan insanlar var. Eğer projenin durdurulması kararı çıkarsa bu yıkımların hesabını nasıl verecekler?" diye açıklama yaptı. 21 Şubat 2008’de Fatih Belediyesi Sulukule’de Đstanbul IV Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun kararıyla sivil mimari örneği olarak tescillenmiş iki adet yapıyı yıktı. Bu binaların kurul tarafından restorasyon kararı ve bu kararın şekli oluşmadan yıkımların gerçekleştirilmiş olması ise hukuka aykırı bir durum teşkil etmekteydi. Durumla ilgili olarak harekete geçen “Sulukule Platformu” ise, 2863 sayılı yasa gereğince yasal işlemlerin başlatılmasını talep eden dilekçesini, koruma kuruluna iletti. Yine aynı gün, basında yoğun şekilde yer alan projenin, Ankara Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden gelen bir davet ile Sulukule Platformu tarafından yaşanan sürece dair sunumu yapıldı. 19 20 http://www.akademi-kentsel-donusum.blogspot.com/ http://www.ntvmsnbc.com/news/435107.asp 78 Fotoğraf 4.7 Türkiye-A Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost La AB Lagendijk’ın Sulukule ziyareti Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com 24 Şubat 2008’de IC ICOMOS Eski Başkanı, Uluslararası Kültür Varlıklarını Koruma V Onarım Araştırma M Merkezi eski Genel Direktörü, UNESCO Đz Đzleme Komitesi ve ICOMOS Türkiye U Ulusal Komitesi üyesi Prof. Dr. Cevat ERDER, Sulukule t E Platformu üyeleriyle be le beraber mahalleyi ziyaret etti. 27 Şubat 2008 günü Urban Land Institut (ULI) tarafından Đstanbul Swiss Otel’de ünü Đ tanbul “Başarılı Kentsel Dönüşüm Uygulamaları” konulu bir toplantı düzenlendi. Fatih Dönü ntı Belediye Başkanı Mus ustafa Demir’in de davetli olduğu toplantıda, S da, Sulukule Platformu Sulukule’deki projeni neden “başarılı” bir kentsel dönüşüm projesi olmadığını ojenin ş vurgulayan bir manife dağıttı (Ek 11). nifesto 7 Mart 2008 tarihinde Fatih Belediyesi görevlileri içinde halen ki hinde n kiracıların yaşadığı evlerin kapısına maha halleden “zorunlu göç” anlamına gelen X ve Y işaretleri koydu21, 22 . 21 22 http://www.mimdap.org org/w/?p=4786 http://www.gazeteparc.c rc.com/h26145-kipkirmizi-bir-carpi-sirtimda-alnimda.htm html 79 Fotoğraf 4.8 Yıkılmak üzere işaretlenmiş evler Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com Fatih Belediyesi tarafından işaretlenen evle vlerden 7’si yıkıldı. 13 Mart 2008’de F Yıkımların devam edeceği söylenirken, Sulukule Platformu yıkım ede kımları protesto etmek için mahalle halkıyla birlikte basın açıklaması yaptı. Mahallede Eylül ayından bu yla de yana yıkılan ev sayısı toplam 47'ye ulaştı. Ayrıca Fatih Belediyesi ısı si’nin yıkım ekipleri tarafından ikinci kez " "yanlışlıkla" mahallenin 42 yıllık kahvehane yıkıldı.23 nesi 19 Mart 2008’de Sul Sulukuleli kiracılar, kentsel yenileme projesi çe çerçevesinde verilen Gaziosmanpaşa Taşol aşoluk’taki TOKĐ konutlarının kapı numar aralarını belirleyen kuraları çekti. Projey hazırlandığı günden bu yana eleştiren Sulukule Roman ojeyi, en Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü P me ü Pündük de sahneye çıkarak kura çekimine katıldı.24 ine 19 Mart 2008’de B Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sulukul ukule'yi ucube olarak niteledi ve projeye ka çıkanlara "…Bunun hakkında da böyle garip garip şeyler karşı yle konuşuyorlar. Bunu kon unu konuşanlar daha bir kere gidip Sulukule"y görmüş değildir. "yi Görmüş olsalar böyle konuşmazlar. Şimdi yapılan Sulukule projesi bak. Bu projeyi le ko ojesine 23 24 http://www.bianet.org/b g/bianet/kategori/bianet/105565/sulukulede-7-ev-yikildi-romanlar-sokakta www.fatih.bel.tr 80 gördüğün zaman, eğer samimiysen, aklıselim sahibiysen diyeceğin şey; "Arkadaş tebrik ederim. Burada güzel bir eser meydana getiriyorsun" dedi. 25 Fotoğraf 4.9 Taşoluk toplu konutları kura çekilişi Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com 20 Mart 2008 tarihinde “Sulukule’yi ucube halinden kurtaracağız” diyen Başbakan’a, Sulukule Platformu: “Sulukule ucubesi”, kendinden menkul bir ucube değildir! Ne bu insanlar “ucube” doğmuştur, ne de mahalle “ucube” olarak tasarlanıp inşa edilmiştir. Mahallenin bu hale gelmesi bizzat yönetimlerin ayıbıdır ve bu “ayıp”lar silsilesine bir yenisi daha eklenmek üzeredir.”26 şeklinde cevap verdi. 26 Mart 2008, Đstanbul 4 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’na Đnsan Yerleşimleri Derneği tarafından yapılan 85 öneri yapıdan 25 tanesinin tescil edilebilir olduğu ve konuyla ilgili 2 Kasım 2007’de onaylanan avan projede belirlenen bu 25 evle ilgili yıkımların durdurulması kararı alındı. Karar 04 Nisan 2008 tarihi ile ilgili kurumlara gönderildi (Ek 12 ve Ek 13).27 Mart 2008’de yayınlanan OECD (Organization for Economic Co-Operation and Development) raporunda Fatih ve Beyoğlu’nda yenileme alanı ilan edilen 25 26 http://www.hurhaber.com/news_detail.php?id=111862 http://sulukulegunlugu.blogspot.com/2008_03_01_archive.html 27 26 Mart 2008 tarihli 4 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu Kararı 81 bölgelerden bahsedildi, Sulukule’ye ise ayrıntılı olarak yer verildi. Yeterli katılımın sağlanmadığı ve projenin UNESCO uyarılarına rağmen devam ettiği konusunda bilgi verildi28 (Ek 15) 4 Nisan 2008’de ABD Helsinki Komisyonu eşbaşkanları Alcee Hastings ve Ben Cardin, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a bir mektup göndererek, yenileme projesi yerine, eski mahallenin korunmasını ve Roman halkının o bölgede yaşamasına izin verilmesini istediler ABD Kongresi’nin en etkili kuruluşlarından biri olan Helsinki Komisyonu’nun eşbaşkanları, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bir mektup göndererek, Sulukule’nin yıkılmamasını istedi. Mektupta, Avrupa Güvenlik ve Đşbirliği Teşkilatı’nın (AGĐT) 1999 Đstanbul zirvesinde, Türkiye ve diğer bütün AGĐT ülkelerinin, bu toplumun karşı karşıya kaldığı zorlukları kabul ederek, tam fırsat eşitliğinin sağlanması yönünde etkili tedbirler almayı kararlaştırdığı hatırlatıldı. ABD’li parlamenterler, AGĐT kurallarının izlenmesi görevini üstlenen ABD Helsinki Komisyonu’nun, özellikle Đstanbul’daki Roman halkının durumundan endişe duyduğunu belirttiler29 (Ek 16). 7 Nisan 2008 tarihinde Fatih Belediyesi ekipleri, proje kapsamında 12 evin daha yıkımını gerçekleştirdi. Đçinde yaşayanların bulunduğu bazı ev sahiplerine ise 24 saat süre verildi. 8 Nisan 2008 Dünya Roman Günü’nde Sulukuleliler dozer sesleriyle uyandı. 7 binanın yıkıldığı günde bir basın açıklaması yapan Sulukuleliler: “Bugün 8 Nisan Dünya Roman Günü ve biz Sulukuleliler bu günü kutlamak yerine, matemle karşılıyoruz… Bin yılı aşkın bir tarihi olan mahallemiz, artik bir hayalet bölge haline geldi... Her yerde yıkılmış evler, komşusuna, akrabasına sığınmış evsizler, ortada sokakta kalmış oksuz ve yetimler, gördüğünüz yetersiz sağlık koşulları ve iki yıldır 28 29 http://www.oecd.org/document/34/0,3343,en_2649_33735_40268386_1_1_1_1,00.html www.milliyet.com.tr 82 suren korkular, baskıl nedeniyle ruhen ve bedenen çökmüş insa kılar nsanlar, var artik... 30. şeklinde devam eden bir basın açıklaması yaptı. n bi Fotoğraf 4.10 7 Nisan 2008’de Sulukule’de yapılan yıkım sonrasında maha san halleden bir görüntü. Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com 15 Nisan 2008’de Ç Çingeneler üzerine yaptığı filmlerle pek çok ödül alan ünlü Roman yönetmen Ton Gatlif, Sulukule’yi gezdi, halkı dinledi Roman müziği Tony nledi, eşliğinde dans etti.31 24 Nisan 2008 günü Başbakanlık Đnsan Hakları Komisyonu tarafından Đstanbul ünü Valiliği Đl Đnsan Hakları Kurulu’na Sulukule ile ilgili Basında çıkan haberler Ha sında doğrultusunda Fatih Đlçe Đnsan Hakları Kurulu tarafından ya ih yapılan incelemeler sonucunda cevap verildiği ancak cevabın Đnsan Hakları Kurulu’ getirilmemesi ver ulu’na nedeniyle kurul karar alınmadığını belirtildi. Bu sebeple, gerekl incelemelerin Đl rarı rekli Đnsan Hakları Kurulu’ ulu’nca yapılmasını ve Başbakanlığa bilgi verilmesini talep eden veri bir yazı gönderdi (EK 8 ve Ek 9). K 30 http://www.bianet.org org/bianet/kategori/bianet/106193/romanlar-gununde-sul sulukuleden-muzik-degildozer-sesi-yukseldi 31 http://sulukulegunlugu.b u.blogspot.com/2008/04/dn-tony-gatlif-sulukuledeydi.ht i.html 83 Fotoğraf 4.11 8 Nisan 2008 günü yapılan yıkımlar Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com 4 Mayıs 2008’de Sulukule Platformu ve Sulukuleliler tarafından kötü hava koşullarına rağmen kalabalık bir grubun katılımıyla gerçekleşen Hıdrellez Şenliği’ne sanatçılar katılımlarıyla Sulukule halkına destek verdiler. Sezen Aksu’nun da bulunduğu şenlik basında büyük yankı uyandırdı. 6 Mayıs 2008’de Avrupa Parlamentosu’ndan 3 üye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, yaklaşık 1 yıldır Sulukule’deki durumu takip ettiklerini ve insan haklarına dair ihlallerin takibinden memnuniyet duyduklarını ancak daha çok uluslararası nitelikteki bu konuyla ilgili olarak olumlu ve önlem alıcı bir tavır oluşturulmasını ve tarafların çıkarlarını gözetecek ortak bir çözüm bulunmasını dileyen bir mektup gönderdiler (Ek 17). 11 Mayıs 2008 tarihinde UNESCO’dan bir heyet Đstanbul’a, verilen taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğini kontrol etmek amacıyla geldi. Sulukule Platformu’nun baskısıyla Sulukule’ye de uğrayan heyet, proje alanını yerinde görüp, mahalle halkının sorunlarını dinledi. 84 Fotoğra 4.12 Tony Gatlif Sulukuleli müzisyenlerle dans eder ğraf derken. Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com Fotoğraf 4.13 UNESCO Heyeti’nin Sulukule ziyareti F Kaynak: Yazarın kendi arşivi 12 Mayıs 2008’de bir basın toplantısı düzenleyen UNESCO Heyeti Başkanı e CO Francesco Bandarin’ bu tür projelerin de hem fiziki hem de sosyal açıdan ’in m değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak "Koruma faaliyetle ge etlerine bakıldığında popülasyon ihtiyaçlar larının dikkate alınmak zorunda olduğunu görüyoruz ve fiziksel gör ve sosyal yapı boyutunun orantılı olması gerekiyor. Oradaki yoğunluk belki boy aki 85 azaltılabilir. Ama orada yaratılan ruhun kaybolmaması gerekiyor. Zaten bir şehri oluşturan o şehrin vatandaşlarıdır. Onlara uygun koşullar sağlayabilmeliyiz. Bu durum fiziksel ve sosyal yapının değiştirilmesini de gerektirebilir. Ama oradaki halka da danışılması gerekiyor. Şu an bakıldığında demokratik olduğunu düşünüyorum, olumlu bir sonuç çıkacağına inanıyorum." şeklinde devam eden açıklaması, ilgili belediyeler tarafından “Bandarin Sulukule projesini onayladı” şeklinde yorumlandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Bandarin’in açıklamalarının kendilerini rahatlattığını, UNESO Heyeti’nin ziyaretinin olumlu geçtiğini bildiren açıklamalarda bulundu. 15 Mayıs 2008 tarihinde Heyet Başkanı Francesco Bandarin, Vali ve Belediye Başkanı'na gönderdiği mektupta basın ve yerel yönetimler tarafından yanlış anlaşıldığını belirterek, Sulukule projesi hakkında şu sözlere yer verdi: "UNESCO, bir kentin yalnızca anıtlar ve yapılardan oluşmadığını; kent içindeki toplulukların, tüm koruma süreci içerisinde temel bir rol oynadıklarını ve kentlilerin yaşamlarının iyileştirilmesinin kentsel korumanın önemli bir temel hedefi olduğunu savunur. Bu nedenle UNESCO, bir takım basın organlarının yayınladığı gibi, verimli bir şekilde dengelenmiş hale gelmesi için üzerinde hâlâ çalışılması gereken bir projeyi onaylamış değil.”(Ek 18) 25 Haziran 2008 günü dünyaca ünlü Roman grup Gogol Bordello bir konser için geldiği Đstanbul’da Sulukule’yi ziyaret etti. Grubun vokalisti Eugene Hutz, “Buradaki insanların bizim için çok değerli kültürleri vardır. Burası Roman kültürüne beşiklik etmiş yer. Bu anlamda bunun duyurulması ve buranın yıkılması değil, korunması gerekiyor” dedi32. 31 Temmuz 2008 günü, uzun süredir çalışmaları devam eden Sulukule Çocuk Merkezi Sulukule Platformu ve diğer destekçi sivil toplum örgütlerinin katkılarıyla açıldı. Bu merkezde çocukların kişisel gelişimlerine yönelik eğitim ve öğretim çalışmaları gönüllü gelen birçok uzman ve katılımcıyla bugüne kadar devam etmektedir. Süreç içinde haksahibi sayılmayan kiracıların hak elde edebilmeleri 32 http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/451087.asp 86 adına Platform ve diğ gönüllü hukukçuların desteğiyle Fatih B diğer h Belediyesi, Đstanbul Büyükşehir Belediyes Đstanbul Valiliği ve TOKĐ’ye birçok dilekç yazıldı. Olumlu yesi, lekçe cevap gelen kiracılar proje sürecinde verilen toplu konut alanlarında ev hakkı ılar, ala kazanmaları sağlandı. Olumlu cevap gelmeyenlerle çalışmalar deva etmektedir. ndı. O evam Fotoğ 4.14 Gogol Bordello ve Sulukule Roman Orkestra toğraf trası Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com Fotoğraf 4.15 Sulukule Çocuk Atölyesi’nin açılışı. Kaynak: Yazarın kendi arşivi 87 28 Ağustos 2008’de Sulukule’de yeni bir yıkım yapıldı33. 29 Ağustos 2008 günü yıkımların ardından bir önceki gün boş bir evin yıkımı sırasında içerisinde yaşayanların bulunduğu başka bir evin hasar görmesi mahallelilerin tepkisini çekti. Basına yansıyan bu tepkiler üzerin, Mehmet Sevigen, Çetin Sosyal ve Ufuk Uras Sulukule’ye destek ziyaretinde bulunarak, halkın mağdur edilmeden sorunun çözümünü istedi. Yapılan basın toplantısı esnasında, Sulukule Platformu sözcüsü Hacer Foggo, dün ona yakın binanın yıkıldığını belirterek, "Bu evlerden birinin yıkımı sırasında halen mahkemesi süren ve yıkılmayacak olan bir ev kullanılamaz hale geldi. Buradaki insanlar artık enkazlar arasında farelerle yaşamak zorunda bırakıldı. Taşoluk'taki evlerin anahtarları verilmeden yıkımlar alelacele yapılıyor. Taşoluk'ta verilen 620 dairenin 570'i başkalarına satıldı" dedi. ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras da "Sulukule'de ne yapılacaksa mahalle sakinleri mağdur edilmeden gerçekleştirilmeli" dedikten sonra, Taşoluk konutları tamamlanmadan yıkım çalışmalarının yapılmasının yanlış olduğuna dikkat çeken Uras, "Sulukulelinin iradesi olmadan bu işler yapılamaz. Kentsel dönüşüm projesinin altında Sulukule'yi bırakmayız. Bundan sonra somut olarak ne yapılabilir onu düşünmek lazım" diye konuştu34. 2008 Ağustos ayında başlayan ve yürütücülüğünü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Murat Cemal Yalçıntan ve Yrd. Doç. Dr. Erbatur Çavuşoğlu’nun yaptığı, kendilerine STOP (Sınır Tanımayan Otonom Plancılar) adını veren MSGSÜ ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nden farklı bilim dallarından birçok öğrenci ve akademisyenin hazırlanmasında katkıda bulunduğu “Sulukule Toplumsal Gelişme - Ekonomik Kalkınma Planı ve Mekânsal Gelişme Stratejileri” 23 Eylül 2008’de Sulukule’de yapılan bir basın toplantısıyla duyuruldu35. 33 34 http://sulukulegunlugu.blogspot.com/2008/08/ykm.html http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=Detay&VersionID=&Date=30.08.2008&ArticleID= 896162 35 http://sulukulegunlugu.blogspot.com/2008/09/sulukule-toplumsal-gelime-ekonomik.html 88 24 Eylül 2008’de alanın hem fiziksel, hem ekonomik hem de sosyal olarak dönüşümü için önemli noktalar içeren bu proje Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Fatih Belediyesi ile birlikte çeşitli sivil toplum kuruluşlarına sunuldu. Yapılan çalışmayla ilgilendiğini söyleyen Fatih Belediyesi, daha sonra gerçekleştirilen görüşme girişimlerine yanıt vermedi. 07 Ekim 2008 günü alanda yıkım yapıldı. 10 Ekim 2008 günü STOP tarafından hazırlanan projenin duyurulması ve Sulukule’deki yıkımların durdurulup yeni bir sürecin başlatılmasını talep eden bir internet sitesi açıldı ve imza kampanyası başlatıldı36. Yine aynı gün, henüz hak sahibi kabul edilmeyen yaklaşık 200 aile ile basın toplantısı yapıldı. Kiracı ya da bölgedeki organik bağlar nedeniyle kiracılığını ispatlayamamış olan bu aileler: “Biz Sulukule'nin en yoksulları, kiracılarıyız. Bizleri ne Fatih Belediyesi'nin ne TOKĐ'nin Sulukule'de yaptıracağı lüks konut listelerinde ne de ne de Taşoluk ev listesinde görebilirsiniz. Evet, bizleri "kentsel yenileme projesi"nde göremezsiniz, çünkü insan yerine koyulup, hesaba katılmadık, hak sahibi yapılmadık. Bugün burada yok sayılmaktan kurtulmak, görünür olmak için sizlerin karşısına çıkıyoruz.” cümleleriyle, içinde bulundukları durumu kamuoyuna anlattılar37. 13 Ekim 2008’de Sulukule’de, içinde Fatih Belediyesi ile henüz sözleşme imzalamamış bir ev sahibinin oturduğu konutta Đstanbul Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama Denetleme Müdürlüğü ile yapılan görüşmeler sonucunda iskeleler kurularak basit onarım süreci başladı. Bölgedeki evlerden tescilli olanlarına yaşanan yıkımlarda, yapıların zarar görmesi ve boşaltılan evlere zarar verilmesi nedeniyle 06 Kasım 2008 “Bu ev tarihi evdir” yazılan kâğıtlar asıldı. Ancak aynı gün yapılan yıkımda tescilli olması için başvurusu yapılmış ve inceleme süreci devam eden öneri yapılardan biri yıkıldı. 36 37 www.alternatifsulukule.org http://sulukulegunlugu.blogspot.com/2008/10/bugn-belirsizlik-iinde-kalan-aileler.html 89 Fotoğraf 4.16 STOP Yerel Kalkınma Projesi basın toplantısı Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com 15 Kasım 2008 günü Taşoluk’a giden Ayşim Türkmen oradaki durumu kendi gözüyle: “…Neredeyse her konuştuğum 'mahalleli' hava parası alarak geri dönmeyi düşünüyor. Maddi sıkıntılar sebebiyle oldukça şikâyetçiler. Bir sürü satılık, kiralık ilanı var. Orada bizimkiler bir kahvehane kurmuş. 10–12 gün olmuş. O kahvenin sakinleri hep tanıdık. Orada karşılaşmak da biraz enteresan oluyor… Evler hoşlarına gidiyor da ”evler karın doyurmuyor ki” diyorlar. Yaşam başlamış ama devam etmesi zor gözüküyor mahalleli için.” şeklinde anlattı38. 25 Kasım 2008’de Niyazi Mısri Sokak’ta, içinde tescilli olması önerilen yapıların da bulunduğu birçok bina yıkıldı. 29 Kasım 2008’de mahalleye gelen gönüllü şehir plancıları ve hukukçular ile hak sahibi kabul edilmeyen aileler görüşerek, nasıl bir hukuki süreç başlatmaları gerektiğini tartıştırlar. 38 http://sulukulegunlugu.blogspot.com/2008/11/taoluk-tan-haberler.html 90 19 Aralık 2008 günü Yenileme Alanları Bölge Kurulu’na yapılan başvuru ile bölgenin karakteristik dokusunu yansıtması nedeniyle tamamıyla korunması önerilen Küçük Çeşme Sokağı’nda, Kurul tarafından talebin değerlendirileceği belirtilmesine rağmen yıkım yapıldı (Ek 14). Uzun bir süredir duraklamış olan yıkım süreci, 15 Aralık 2008’de yeniden başlayıp, kısa aralarla 2 hafta kadar devam etti. Kuru Çınar Sokak’ta 26 Aralık 2008 günü Kurul yazısına rağmen yıkımlar devam etti. Yine Kasım 2008’de, 2007 yılında olduğunu gibi Sulukule’de devam eden süreç Avrupa Birliği Đlerleme Raporu’nda yer aldı. Raporda: "Barınma ile ilgili olarak, açıkça hesap sorulabilir hiçbir hukuki işleme başvurulmadan, Roman nüfus, birçok kez mahallelerinin yıkımı ve zorla tahliyeler ile yoksul ve sağlıksız yaşam şartlarına maruz bırakılmıştır. Yıkımlar sonucu mülksüz bırakılan Romanlar birçok vakada ülke- içi yerinden edilmiş insanlar-IDP (internally displaced persons) –grubuna katılarak bu durumun getirdiği tüm sosyal sorunları da beraberlerinde taşımaktadırlar. Đstanbul Sulukule Mahallesi'nin 2008 Đlkbahar'da başlayan yıkımı ve mahallelinin yeniden yerleştirilmesi ile ilgili olarak, Başbakanlık Đnsan Hakları Kurulu olası insan hakları ihlalleri için tahkikat yapılması talebinde bulunmuştur. Ayrıca, sivil toplum örgütleri de Sulukule'deki kentsel yenileme projesinin iptali için dava açmışlardır… Yeterli barınma, eğitim, sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konularında ayrımcılık gören Romanların durumlarında hiçbir ilerleme olmamıştır. Roman mahallelerinin yıkımı, bazılarının zorla tahliyelerle yıkımları devam etmektedir. " denildi. 09 Ocak 2009, Sulukule Çocuk Atölyesi’nin de bulunduğu sokakta yıkımlar yapıldı. 23 Ocak 2009, yıkım ekipleri Sulukule Çocuk Atölyesi’nin bulunduğu binayı yıkmaya çalıştı. Günlerinin büyük bir çoğunluğunu yaklaşık 5 aydır burada geçiren çocuklar, yıkımı engellemek için kendilerini atölyeye kilitleyip darbukalarla protesto gösterisi yaptılar. 91 27 Ocak 2009 sabahı erken saatlerde mahalleye gelen yıkım ekipleri, çocuklar henüz uyurken Sulukule Çocuk Atölyesi’nin bulunduğu binayı yıktı. 29 Ocak 2009 günü Sulukule Çocuk Atölyesi gönüllüleri mahallede boşaltılmış bir yapıda çalışmalarına devam etme kararı aldı. 11 Şubat 2009 günü CHP Fatih Belediye Başkan Adayı Can Özyedierler Sulukule’yi ziyaret etti. 20 Şubat 2009’da Fatih Belediyesi Küçük Çeşme Sokağı’nda 4. kez yıkım yaptı. Sokakta Yenileme Alanları Bölge Kurulu’nun tescilli yapılarla ilgili incelemeler, sokağın bütün olarak korunmasının değerlendirilmesi sürecinin devam etmesine karşı yapılan bu yıkım üzerine Kurul, suç duyurusunda bulunacağı bildirdi (Ek 14). Hak sahibi kabul edilmeyen Sulukuleli kiracıların bir kısmı ve Taşoluk’a gönderilen ancak ağır ekonomik yükümlülükler altında orada yaşamaya devam edemeyen kiracılar 23 Şubat 2009 günü Fatih Belediye Başkanlığı binası önünde toplanıp, "Sosyal bir proje" örneği olarak Taşoluk'a gönderilen mağdurlar ne altına sokuldukları borç ödemelerini yapabildiklerini, ne de evlerinin zorunlu faturalarını (doğalgaz gibi) ödeyebildiklerini ve icra tehdidiyle karşı karşıya olduklarını dile getirdiler39. Bölgedeki evlerden tescilli olanlarına yaşanan yıkımlarda, yapıların zarar görmesi ve boşaltılan evlere zarar verilmesi nedeniyle 06 Kasım 2008 “Bu ev tarihi evdir” yazılan kâğıtlar asıldı. Ancak aynı gün yapılan yıkımda tescilli olması için başvurusu yapılmış ve inceleme süreci devam eden öneri yapılardan biri yıkıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Đstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 02.11.2007 tarih 20 sayılı kararının ve bu kararın uygulanmasına onay veren Fatih Belediyesi'nin 10.12.2007 tarih ve 2007/156 sayılı meclis kararının, yürütmesinin durdurularak, iptali için açılan davanın duruşması 4 Mart 2009 Çarşamba günü yapıldı. 39 http://sulukulegunlugu.blogspot.com/2009/02/belediyeye-yuruyus.html 92 Fotoğraf 4.17 Sulukule Çocuk Atölyesi’ne gelen yıkım ekiplerine protesto Kaynak: www.sulukulegunlugu.blogspot.com Davacıların avukatı Hilal Küey davanın gerekçelerini özetledi ve yenileme alanı ilan edilen mahallede hisse sahipliğinde son senelerde olan değişiklikler konusunda mahkemeye bir rapor sundu. Kültür Bakanlığı temsilcisi orada bir kültür olmadığını, müzisyen zanaatçılar olduğunu söyleyerek projenin müzisyenleri bölgeden dağıtmasında bir sakınca görmediğini belirtti. Mahkeme kendisini kişisel görüşlerini belirtmemesi konusunda uyardı. Belediye’nin sözcüsü Mustafa Çiftçi kimseyi mağdur etmediklerini, hak sahipleri ile anlaştıklarını söyledi. Çiftçi, “Orada yaşamın medeni olmadığını, evlerde ailelerin kalabalık nüfuslarla yaşadıklarını, bu sebeple proje ile oradaki insanlara medeni yaşama olanakları sunmak istediklerini ” söyledi. Belediye’nin avukatı projenin 5366 sayılı kanuna uygun olduğunu ve oradaki insanların evlerinin iyileştirildiğine, dolayısı ile kamu yararı da olduğunu belirtti. Davacı Sulukule Roman Kültürü’nü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Pündük, "Taşoluk’a gönderilen kiracıların mağdur olduklarını, kendisine de Taşoluk ‘ta ev edinme hakkı tanındığını, bu sözde sosyal proje yüzünden doğal gaz borcu sebebi ile evine haciz geldiğini" söyledi. Pündük “Ben 3 kuşaktır bu mahalledeyim, ister beğenin ister beğenmeyin bizim bir kültürümüz var. Bu kültürde müzisyenlik, dans ve eğlence evi işletmeciliği var” dedi. Av. Hilal Kuey, Uygulama 93 Projesi henüz onaylanmamışken, bütün mahallenin yıkılmasının ve bunca mağduriyet yaratılmasının hukuki bir temeli olamayacağını ” belirtti40. Fotoğraf 4.18 Sulukule Çocuk Atölyesi’nin yıkılmış duvarları arasında çocukların yaptığı resimleri Kaynak: www.sulukulegunlugu.blogspot.com 18 Mart 2008 günü Hürriyet Gazetesi “Sulukule’nin yeni sahipleri” haberini manşetten verdi. Sulukule’de el altından başlayan dönüşüm sürecinde mülk satın alanların bir kısmının isminin bulunduğu haberde proje sürecinde yolsuzluklar yapıldığı iddia edildi41. 25 Mart 2008’de yapılan yıkımlar sırasında tescilli yapıların da zarar görmesi üzerine Sulukule Platformu bir basın açıklaması yaparak “Sulukule yenileme projesinde bütün hukuk dışı uygulamaları tek tek ortaya çıkmaya devam eden Fatih Belediyesi yasaları çiğnemeye devam ediyor. Mahallenin büyük bölümünü yok eden dozerler, tarihi tescilli sivil mimari örneklerini sessice bir bir yıkıyor… Belediye yetkilileri, sorulunca, mahalledeki tescilli evlerin projede korunduğunu, restore edileceklerini tekrarlayıp duruyor ama süreç içinde tam aksine bunları bir bir 40 41 http://sulukulegunlugu.blogspot.com/2009/03/durusma.html http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11232807.asp?gid=229 ve devamında http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11232808.asp?gid=0&srid=0&oid=0&l=1 94 ortadan kaldırıyor. Kimi evler icin yanıtı "yanlışlıkla oldu" oluyor, kimisi için de "yandaki ev yıkılırken çöktü, istemeden oldu" pişkinliği... Böylece sayıları zaten olması gerekenden çok daha az olarak tespit edilen ve projede restore edileceği belirtilen tarihi evler, geri dönüşsüz bir şekilde ortadan kaldırılıyor. Son olarak dun de dozerler, körlemesine kepçe sallarken KUDEB'in restore etmeye hazırlandığı bir evin yarısı çökertildi. Oysa evin sahibi, başına gelecekleri çok iyi tahmin ettiğinden, penceresine "DĐKKAT tarihi evdir ve restore edilecektir. Yıkmak yasaktır!" ibaresiyle bir duyuru da asmıştı. Ama bu da tarihi evi kurtarmaya ve dozerleri durdurmaya yetmedi. Belediye ekipleri, TOKĐ'ye bomboş bir arsa olarak teslim etmeyi taahhüt ettiği Sulukule'yi "yanlışlıkla ve istemeden" dümdüz ederken, Koruma Bölge Kurulu'nun kararlarını da hiçe sayıyor. Kurulun, 23.10.2008 tarihinde, "projede değerlendirilmesi gerekir" seklinde hakkında bir karar çıkarttığı ve mimari tipolojinin tüm özelliklerini taşıyan Küçük Çeşme Sokağı da kepçelerin hışmından kurtarılamadı. Fatih Belediyesi'ni, hic bir hak, hukuk, karar, yasa durduramıyor!” cümleleriyle durumu anlattı42. Fotoğraf 4.19 Yıkılan tescilli evlere önlem olarak Sulukuleliler tarafından “Tarihi evdir yıkmayınız” yazan bir konut Kaynak: Hacer Foggo 42 http://sulukulegunlugu.blogspot.com/2009/03/tarihi-tescilli-sivil-mimari-ornekleri.html 95 Yine aynı gün, ulusal basında çıkan haberlerde, Sulukule’yi kurtarma projesi çerçevesinde Roman vatandaşlar için Taşoluk’ta TOKĐ tarafından 300 Roman aileye kurayla dağıtılan konutlarda bugün sadece 27 aile kaldığı, diğerlerinin ise doğalgaz, elektrik, su ve kapıcı ücretlerini ödeyemediği için konutları yok pahasına satıp eski mahallesine döndüğü, Taşoluk’ta kalanların ise, sağlık hizmetleri ve sosyal uyumsuzluk gibi problemler yaşadığı belirtildi43. 4.2.SULUKULE’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECĐ AKTÖRLERĐ 4.2.1. Kamusal Aktörler 4.2.1.1. TOKĐ TOKĐ 1984 yılında, Türkiye’de yaşanan hızlı nüfus artışı ve hızlı kentleşme sebebiyle oluşan konut ve kentleşme sorunlarının çözülmesi ve üretimin artırılarak işsizliğin azaltılması amacıyla kurulmuştur. Bu tarihte yürürlüğe giren 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile özerk Toplu Konut Fonu oluşturulmuştur44. Toplu Konut Đdaresi Başkanlığı’nın işlevi Türkiye'de konut üretim sektörünün teşvik edilerek hızlı artan konut talebinin planlı bir şekilde karşılanmasını sağlamak yönünde belirlenmiştir. 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu Toplu Konut Đdaresi Başkanlığına özerk ve esnek hareket etme imkânı sağlamıştır. Aynı zamanda, Genel Bütçe dışındaki Toplu Konut Fonu ile de Đdare konut uygulamaları için sürekli ve yeterli kaynağa sahip olmuştur. 1990 yılında 412 ve 414 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile Toplu Konut Đdaresi Başkanlığı ve Kamu Ortaklığı Đdaresi Başkanlığı şeklinde iki ayrı idare olarak örgütlenmiştir. 1993 yılından itibaren de Toplu Konut Fonu'nun Genel Bütçe kapsamına alınmasıyla Đdare kaynaklarının azalması, Đdareyi konut üretiminden uzaklaştırmıştır. Đdare son yıllarda gittikçe azalan 43 44 http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/egazetenews.aspx?id=11282561&tarih=2009-03-25 http://www.toki.gov.tr/page.asp?id=2 96 sayılarda konutun üretimine destek verebilmiştir. Dolayısıyla, dar ve orta gelirli vatandaşlarımızın nitelikli konut ihtiyacı da tam olarak karşılanamamıştır. Toplu Konu Fonu, 20.6.2001 tarih ve 4684 sayılı Kanunla da tamamen yürürlükten kaldırılmıştır. Fonun kaldırılması Toplu Konut Đdaresi kaynaklarını büyük ölçüde azaltmış ve bütçeden aktarılan ödeneklere bağımlı hale getirmiştir. Hâlihazırda, Toplu Konut Đdaresi gelirleri, gayrimenkul satış ve kira gelirlerinden, kredi geri dönüşlerinden, faiz gelirlerinden ve bütçe ödeneklerinden oluşmaktadır. Kuruluşundan itibaren, Toplu Konut Fonu'nun da sağladığı imkânlarla, ülkemizde yerleşim ve konut politikalarının belirlenmesi ve uygulanmasında en önemli kurum olan Toplu Konut Đdaresi Başkanlığı, kuruluşundan 2002 yılına kadar yaklaşık 950 bin konuta kredi yoluyla finansman desteği sağlamış, aynı zamanda kendi arsaları üzerinde 43.145 konutun inşaatını da tamamlamıştır. 2985 Sayılı Kanunda Yapılan Değişiklikler Ve Toplu Konut Đdaresi'nin Görevleri Toplu Konut Đdaresi Başkanlığı'nın temel görevleri 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile belirlenmiştir. Đdarenin kuruluş aşamasında 2985 sayılı Kanunun verdiği görevler şunlardır: a) Devlet garantili ve garantisiz iç ve dış tahviller ile her türlü menkul kıymetler çıkarmak; b) Yurt içi ve yurt dışından, Toplu Konut Đdaresi'nce kullanma alanlarında yararlanmak üzere kredi almaya karar vermek; c) Konutların finansmanı için bankaların iştirakini sağlayacak tedbirleri almak, bu amaçla gerektiğinde bankalara kredi vermek, bu hükmün uygulanmasına ilişkin usulleri tespit etmek; d) Konut inşaatı ile ilgili sanayi veya bu alanlarda çalışanları desteklemek; e) Özellikle kalkınmada öncelikli yörelerde bulunan konut inşaatıyla ilgili şirketlere iştirak etmek; 97 f) Gerektiğinde her çeşit araştırma, proje ve taahhüt işlemlerinin sözleşmeyle yaptırılmasını temin etmek; g) Kanunlarla ve diğer mevzuatla verilen görevleri yapmak. Ancak, Đdarenin kuruluşundan bugüne kadar olan süreçte konut ve kentleşme sorunlarının çözümüne yönelik önceliklerde değişiklikler olmuş ve Đdarenin konut ve kentleşme meselesinin tüm boyutlarında faaliyette bulunmasına ihtiyaç duyulmuştur. Nitekim Hükümetimiz de Acil Eylem Planında yer verdiği konut seferberliği kapsamında konut üretimi ve planlı kentleşmeyi birlikte ele almıştır. Bu çerçevede, 06/08/2003 tarih ve 4966 sayılı kanunla45 yapılan değişikliklerle, Toplu Konut Đdaresi’nin 2985 sayılı kanunla tanımlanan görevleri arasına yeni görevler eklenmiştir. Bu görevler şunlardır; a) Konut sektörüyle ilgili şirketler kurmak veya kurulmuş şirketlere iştirak etmek; b) Ferdi ve toplu konut kredisi vermek, köy mimarisinin geliştirilmesine, gecekondu alanlarının dönüşümüne, tarihi doku ve yöresel mimarinin korunup yenilenmesine yönelik projeleri kredilendirmek ve gerektiğinde tüm bu kredilerde faiz sübvansiyonu yapmak; c) Yurt içi ve yurt dışında doğrudan veya iştirakleri aracılığıyla proje geliştirmek; konut, altyapı ve sosyal donatı uygulamaları yapmak veya yaptırmak; d) Đdareye kaynak sağlanmasını teminen kar amaçlı projelerle uygulamalar yapmak veya yaptırmak; e) Doğal afet meydana gelen bölgelerde gerek görüldüğü takdirde konut ve sosyal donatıları, altyapıları ile birlikte inşaa etmek, teşvik etmek ve desteklemek. Bununla birlikte Toplu Konut Đdaresi, uygulama yaptığı bölgelerde birim kurabilme ve gerektiğinde bu birimlerde valilik, belediye ve diğer kamu kurumları personelinden geçici görevli istihdam etme yetkisine sahip olmuştur. Bu itibarla, Bayındırlık ve Đskân Bakanlığı Makam onayı ile Đstanbul, Bingöl, Erzurum, Diyarbakır ve Van'da birim kurma kararı alınmıştır. 06.08.2003 tarih ve 4966 sayılı “Bazı Kanunlarda ve Bayındırlık ve Đskan Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 45 98 Ayrıca yine yapılan yasal düzenlemelerle Đdare, Hazineye ait arazileri bağlı olduğu Bakan ve Maliye Bakanı teklifi ve Başbakan onayıyla bedelsiz olarak devralma yetkisine sahip olmuştur. Bugün TOKĐ, ülke genelinde 67 ayrı ilçede (altbölgede) kentsel dönüşüm projelerine devam etmektedir. Bu 67 ilçeden 6’sı Đstanbul sınırları içinde yer almaktadır. Đstanbul sınırları dâhilindeki alt bölgeler şunlardır: Tablo 4.1 TOKĐ’nin dahil olduğu kentsel dönüşüm projeleri ĐLÇE Küçükçekmece Şişli Tuzla Kadıköy Fatih Maltepe Kaynak: www.toki.gov.tr YAKLAŞIK KONUT SAYISI 7640 250 4000 1500 600 2206 4.2.1.2. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 2863 ve 3386 sayılı kanunlarla Kurulların Görev ve yetkileri: a) Bakanlıkça tespit edilen veya ettirilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının tescilini yapmak, b) Korunması gerekli kültür varlıklarının gruplandırılmasını yapmak, c) Sit alanlarının tescilinden itibaren bir ay içinde geçiş dönemi yapı şartlarını belirlemek, d) Koruma amaçlı imar planları ile bunların her türlü değişikliklerini inceleyip onamak, Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının koruma alanlarının tespitini yapmak, e) Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarından özelliklerini kaybetmiş olanlarının tescil kaydını kaldırmak, f) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanlarıyla ilgili uygulamaya yönelik kararlar almak olarak tanımlanmıştır. 99 5366 sayılı “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun”un ilgili uygulama yönetmeliğinin 17. maddesi ile “Yetkili idareler tarafından yapılan veya yaptırılan yenileme avan projesi koruma bölge kurulu kararını müteakip yetkili idarelerin meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile; belediyelerde belediye başkanının, il özel idarelerinde valinin onayı ile yürürlüğe girer.” denilmektedir. Bu madde ile hazırlanan yenileme alanı projelerinin yine aynı yönetmelikle oluşturulan kurulun, yönetmeliğin ilgili maddesi gereği46, onayına sunulması gerekliliği ile Koruma Kurulları da kentsel yenileme/dönüşüm sürecinin birer aktörü haline getirilmiştir. Sulukule’nin kentsel yenileme alanı ilan edilmesiyle birlikte, Fatih Belediyesi tarafından hazırlatılan proje kurula sunulmuştur. Projenin kamuoyunda yarattığı yankıların meydana getirdiği baskılar nedeniyle proje alanını incelemek ve bölge sakinlerinin ihtiyaç ve şikâyetlerini dinlemek amacıyla 1 Kasım 2007’de alana gelen Kurul, yaptığı alan çalışması sonrasında 2 Kasım 2007’de 1 üyenin katılmadığı oturumda oy çokluğuyla projeyi onaylamıştır. 4.2.1.3. Đstanbul Valiliği Sulukule Yenileme Alanı, Đstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde kaldığından yenileme alanı ilan edilmesi ve projelendirme aşamasında herhangi bir görev ve yetkisi bulunmayan Valilik, TBMM’den gelen basından çıkan haberlerde bölgede insan hakları ihlali olduğuna dair haberlerden oluşan bir dosyanın incelenmesi hususunda Đl Đnsan Hakları Kurulu sürece dahil olmuştur. Ancak bölgeye gelen Komisyon, herhangi bir insan hakkı ihlali olmadığına dair bir rapor hazırlamıştır (Ek 8 ve Ek 9). Koruma bölge kurulunun kurulması MADDE 12- Yetki ve sorumlulukları yenileme alanları ile sınırlı olmak ve yenileme projelerini karara bağlamak amacıyla, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre gerektiği kadar koruma bölge kurulu oluşturulur. 46 100 4.2.1.4. Đstanbul Büyükşehir Belediyesi 5366 sayılı kanunla Büyükşehir Belediyelerinin kendi sınırları içerisinde yenileme alanı ilan etme ve ilçe belediyelerinin ilan ettikleri yenileme alanlarını onama yetkisi bulunmaktadır. Sulukule’nin Fatih Belediyesi tarafından yenileme alanı ilan edilmesinin ardından Fatih Đlçe Meclisi’nde kabul edilerek Đstanbul Büyükşehir Belediyesi (ĐBB)’nin onayına sunulan yenileme alanı Büyükşehir’ce kabul edilmiştir. Fatih Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi ve TOKĐ arasında imzalanan protokol uyarınca ĐBB’nin de süreç içerisinde aktif olarak rol alacağı izlenimi oluşmuşsa da öncelikle protokol, ek protokol ve muvafakatnameler incelendiğinde “Đstanbul Büyükşehir Belediyesi” ibaresi yalnızca 19 kez geçmekte olduğu ve yapılan çalışmalar kapsamında da ĐBB’nin herhangi bir müdahalesi bulunmadığı gözlenmektedir. Protokollere göz atıldığında47; Madde 6 – Hazine, Vakıf ve Diğer Kamu Kuruluşlarına Ait Taşınmazlar (…) Vakıf ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların devrine ilişkin usul ve esaslar BÜYÜKŞEHĐR, TOKĐ, BELEDĐYE ve ilgili kamu kurum ve kuruluşunun bağlı olduğu Bakanlık veya Genel Müdürlüğünce müştereken belirlenecektir. Madde 7 – Yenileme Alanında Yaşayan Hak Sahiplerinin Belirlenmesi (…) Hak sahiplerinin belirlenebilmesi için gerekli kriterler ve hak sahiplerinden istenecek belgeler Ek-3’te sunulan kriterler çerçevesinde TOKĐ, BÜYÜKŞEHĐR ve BELEDĐYE tarafından belirlenecektir. Madde 9 –Yenileme Alanının Değer Tespiti ve Komisyon Oluşturulması TOKĐ, BÜYÜKŞEHĐR ve BELEDĐYE arasında 08/09/2005 tarihinde imzalanan Đstanbul Fatih 2 Nolu Kentsel Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Projesi’ne Đlişkin Protokol çerçevesinde teşekkül ettirilen Komisyon iş bu Protokol kapsamında görev yapabilir. 47 Đstanbul – Fatih Đlçesi – 1. Grup 2 Nolu Yenileme Alanları ve Proje Uygulamalarına Đlişkin Protokol 101 Taraflar arasında gerek görülmesi halinde, Yenileme Alanında bulunan şahıslara ait arsa, bina ve eklentilerin değerlerini tespit etmek üzere TOKĐ’den 1(bir), BÜYÜKŞEHĐR’den 2 (iki) ve BELEDĐYE’den 2 (iki) kişiden oluşacak toplam 5 (beş) kişilik yeni bir KOMĐSYON teşekkül ettirilecektir. Bu komisyon ayni zamanda kat karşılığı, yap-işlet, yap-işlet-devret gibi modellerin uygulanması halinde de görev yapacaktır. Madde 10 –Yenileme Alanının Tasfiyesi, Yıkımı ve Temizlenmesi (…) Yenileme Alanında bulunan hak sahiplerinin (anlaşma sağlananlar için) yeni konutlarına geçiş aşamasına kadar geçecek süre içerisindeki nakliye ve kira yardımları BÜYÜKŞEHĐR veya BELEDĐYE tarafından karşılanacaktır. Madde 12 – Yenileme Alanına Ait Jeolojik ve Jeoteknik Zemin Etüd Raporları Yenileme Alanına ait jeolojik ve jeoteknik zemin etütleri BELEDĐYE tarafından yaptırılacak, ilgili kuruluşlara onaylatılarak TOKĐ’ye sunulacak ve bu işlemler için TOKĐ’den herhangi bir ücret talep edilmeyecek olup, bu ücret BÜYÜKŞEHĐR tarafından karşılanacaktır. Madde 13 – Yenileme Alanına Ait Öncelikli Teknik Altyapı Hizmetleri TOKĐ’ye devredilen Yenileme Alanı sınırlarına kadar olan imar yollarında öncelikli teknik altyapı, projelendirme ve inşaat işleri (içmesuyu, kanalizasyon, yağmursuyu, yol, iletişim vb.) BÜYÜKŞEHĐR tarafından yapılacak ve bunlarla ilgili TOKĐ’ den herhangi bir bedel talep edilmeyecektir. Yenileme Alanı içersindeki her türlü teknik altyapı projelendirme ve yapım işleri TOKĐ tarafından yapılacaktır. Maddelerden de anlaşılacağı üzere ĐBB, Hazine ve Vakıf arsalarının kamulaştırılması, haksahiplerinin belirlenmesi için tespit edilecek kriterler esnasında ve yine haksahipleriyle yaşanacak anlaşmazlıkları çözmek üzere oluşturulacak komisyonda, kira yardımı ve gerekli zemin etütlerinin yapılması esnasında ihtiyaç duyulacak giderlerin karşılanmasında ve yenileme alanı sınırlarının hemen dışındaki altyapı eksiklerinin tamamlanmasında görev almaktadır. Ayrıca, 5366 sayılı kanunun 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası’na referans veren 4. maddesi uyarınca “…Đl özel idaresi ve belediye, yenileme alanı ilan edilen yerlerdeki taşınmazla üzerinde, her türlü yapılaşma, kullanım ve işletme konularında proje tamamlanıncaya kadar geçici kısıtlamalar uygulayabilir…” dendiği halde, ne Đl Özel Đdaresi ne Đstanbul Büyükşehir Belediyesi ne de Fatih Belediyesi bölgede bu hükme yönelik herhangi bir uygulamada bulunmamıştır. Đdalerelerin toplumun tüm kesimlerine eşit 102 mesafede durması gerektiği göz önüne alındığında bu yaklaşımın kamu yararına uygun bir tavır olduğunu kabul etmek mümkün görünmemektedir (Dinçer, 2007). 4.2.1.5. Fatih Belediyesi Đmzalanan protokol gereğince, Madde 5’te belirtildiği üzere Fatih Belediyesi’ne düşen görevler şunlardır: • • Rölöve, Restitüsyon ve Restorasyon Projelerinin uygunluğu: Bu projelerin uygunluğu ve kontrolü Belediyece sağlanacaktır. Yenileme Avan Projelerinin Onayı: Belediyenin uygun görüşünün alınması kaydıyla TOKĐ tarafından hazırlanacak olan Yenileme Avan Projelerinin Koruma Bölge Kurulunca karara bağlanması ve Belediye Meclisince kabulü Belediyece sağlanacaktır • Yenileme Uygulama Projelerinin Onayı: Belediyenin uygun görüşünün alınması kaydıyla TOKĐ tarafından hazırlanacak olan Yenileme Uygulama Projelerinin Koruma Bölge Kurulunca onaylanması Belediyece sağlanacaktır. Ayrıca, alandaki hazine, vakıf ve diğer kamu kuruluşlarına ait taşınmazlar devri, 6. madde gereğince ilçe belediyesi tarafından gerçekleştirilecektir. Bölgedeki en kritik kararlardan biri olan haksahipliğinin belirlenmesi konusu yine ağırlıklı olarak Fatih Belediyesi’nin kontrolündedir. “Yenileme Alanında Yaşayan Hak Sahiplerinin Belirlenmesi” başlıklı Madde 7’de: “Fatih 1. grup 2 Nolu Yenileme Alanındaki taşınmazlara ilişkin her türlü mülkiyet ve mülkiyetin gayri ayni hak sahiplerinin tespiti ve bu tespite yönelik çalışmalar BELEDĐYE tarafından yapılacak olup, taşınmazlar hak sahiplilik durumuna göre değerlendirilmeye alınacaktır. Bu protokol koşullarına göre hak sahiplerine ödenecek bedellerin ve/veya verilecek konutların değerlendirilmesinde bu kıstas dikkate alınacak ve tapudaki tahsislerin kaldırılması ve hak sahiplerine konutların teslimi BELEDĐYE tarafından yapılacaktır. Hak sahiplerinin belirlenebilmesi için gerekli kriterler ve hak sahiplerinden istenecek belgeler Ek-3’te sunulan kriterler çerçevesinde TOKĐ, BÜYÜKŞEHĐR ve BELEDĐYE tarafından belirlenecektir.” denilmektedir. Bu maddeden de anlaşılacağı üzere kişilerin belirlenmesine yönelik araştırma çalışmaları ve konutların teslim edilmesi işleri ilçe 103 belediyesinindir. Maddede her ne kadar haksahipliği kriterlerinin TOKĐ ve Büyükşehir Belediyesi’nin ortak çalışmalarıyla tespit edileceğinden söz etse de, tüm araştırmanın tek bir kurum elinde bulunması, yapılacak bu araştırmanın denetim ve bağımsızlıktan uzak olacağı konularında endişeler yaratmaktadır. “Yenileme Alanının Tasfiyesi, Yıkımı ve Temizlenmesi” başlıklı 10. madde her ne kadar çok teknik ve aktör davranışlarının tespiti açısından önem teşkil etmez görünse de, yaşanan süreç açısından oldukça önemlidir. “Yenileme Alanında yer alan tüm gecekondu, yapı ve eklentilerin tasfiyesi, yıkımı ve molozların temizlenmesi 9. madde de belirtilen esaslar dâhilinde yapılacak anlaşmalar ve/veya kamulaştırma işlemi sonucunda BELEDĐYE tarafından yapılacaktır. TOKĐ tarafından ihalesi yapılacak alanların ihale sonrası müteahhitlere yer teslimi yapılıncaya kadar geçen süre zarfında tapulu, tapusuz her türlü işgalden arındırılarak boş olarak TOKĐ’ye fiilen teslimi BELEDĐYE’nin sorumluluğundadır.” hükümleri, alanın fiziksel olarak temiz, hukuksal olarak problemsiz bir şekilde TOKĐ’ye teslim edilmesi görevinin açık bir şekilde Fatih Belediyesi’nde olduğunu belirtmektedir. Tahliye ve yıkımlar esnasında bölge halkının mağdur edilmemesi, halen Sulukule’de yaşayanların sağlık ve hijyen koşullarının bozulmaması yaklaşık 2 yıldır devam eden süreçte Fatih Belediyesi tarafından dikkate alınmamış, ilgili müdürlüklerince görev ve sorumluluklar tam olarak yerine getirilmediğinden halk ciddi sorunlar yaşamıştır. Đleriki maddelerde söz edilen Tabipler Odası raporu bu konuda gösterilmeyen hassasiyete kanıt teşkil etmektedir. Aynı maddede bahsi geçen “…hak sahiplerinin (anlaşma sağlananlar için) yeni konutlarına geçiş aşamasına kadar geçecek süre içerisindeki nakliye ve kira yardımları BÜYÜKŞEHĐR veya BELEDĐYE tarafından karşılanacaktır.” hükmü Đstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne de görev verse de esas aktör olarak Fatih Belediyesi öne çıkmış ve tüm süreci o yönetmiştir. Ancak kira yardımlarının düzenli ödenmemesi, alanda uzun süredir yaşayan ancak devam 104 eden organik ilişkiler nedeniyle kiracı olduğunu kanıtlayamayan ya da mülkünü satmak istemeyip belediye ile anlaşma yoluna gitmeyen alt gelir grubu bölge sakinlerini zor durumda bırakmıştır48, 49. 4.2.2. Yarı kamusal Aktörler 4.2.2.1. Üniversiteler Sahip oldukları deneyimler, donanımlı uzmanları ile yapılacak uygulamada en büyük desteği sağlayabilecek kurumlardır. Eylül 2008 ‘de süreç içerisinde bilgi birikimlerine başvurulmayan Đstanbul’un farklı üniversitelerinin öğrenci, mezun ve öğretim elemanlarının bir araya gelerek oluşturdukları STOP grubu, Sulukule Yenileme Alanı için farklı yaklaşımları içeren bir yerel kalkınma projesi hazırlamışlardır. Yapılan çalışmalarla ilgilendiği belirten Fatih Belediyesi, çalışmanın sunumuna gelmişse de sonrasında yıkımlara devam etmiştir. Ayrıca, sunumdan birkaç hafta sonra Yıldız Teknik ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden katılımcılarla STOP’un yerel kalkınma projesinin değerlendirilmesine yönelik bir toplantı yapılması kararlaştırılmış ancak Fatih Belediye Başkanı katılacağını belirttiği halde bu toplantıya gelmemesi, proje müellifleri ile sunumu yapılan projenin katılımcılarını karşı karşıya getirerek gergin bir ortam yaratmıştır. 4.2.2.2. TMMOB Şehir Plancıları Odası Şehir Plancıları Odası; • Ülke ve kamu çıkarları çerçevesinde şehir ve bölge planlaması mesleği ile ilgili bütün konularda mesleğin ve meslektaşların görev ve yetkilerini düzenlemek, 48 49 http://www.haber3.com/news_detail.php?id=192337 istanbulmap.org/articles/Sulukule.doc 105 • Ülke içinde ve dışında tüm resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yaparak uygulama ve kuram alanında mesleğin gelişmesini sağlamak üzere her türlü etkinlikte bulunmak, • Ülkenin ve kamunun çıkarlarının korunması doğrultusunda meslek alanına giren konularda doğal kaynakların ve kamusal varlıkların korunması ve geliştirilmesi, ülkenin sanatsal ve teknik gelişmesi için gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak için farklı çalışmalar yürütmektedir50. Kentsel dönüşüm ve buna bağlı olarak Sulukule Kentsel Yenileme sürecinde, yürütmenin durdurulması, projenin iptali ve 5366 sayılı yasa hakkında dava açmıştır. Ancak talepleri kabul edilmemiştir. Ayrıca bölgede yapılan çeşitli basın toplantılarına ve STOP tarafından yürütülen çalışmalara destek vermiştir. 4.2.2.3. TMMOB Mimarlar Odası Mimarlar Odası, ülkenin her yerindeki kentsel sorunların mimarlık ilkeleri ışığında mücadelesini vermektedir. Kentlerdeki ulaşım, altyapı, kentsel yenileme, koruma projeleri, yeni yapı izinleri, imar planı vb. uygulamaları kamu yararı açısından değerlendiren Mimarlar Odası bu konularda kamuoyuna yönelik kampanyalar sürdürmektedir. Kent, toplum ve ülke çıkarlarını gözetmeyen imar kararları ve uygulamalarına karşı da gerektiğinde yargı yoluna giderek davalar açmaktadır Kentsel dönüşüm ve buna bağlı olarak Sulukule Kentsel Yenileme sürecinde, acele kamulaştırma, yürütmenin durdurulması ve projenin iptali hakkında dava açmıştır (Ek 5). Ayrıca bölgede yapılan çeşitli basın toplantılarına ve STOP tarafından yürütülen çalışmalara destek vermiştir. 50 www.spo.org.tr 106 4.2.2.4. Đstanbul Tabip Odası Bölgede proje sürecinden önce ve proje süreci ile ortaya çıkmış kötü sağlık koşullarını inceleyerek, yapılması gereken acil müdahaleleri belirten bir rapor sunmuştur (EK 19). 4.2.2.5. Ulaşılabilir Yaşam Derneği Herkes için eşit ve ulaşılabilir yaşam şiarı ile yola çıkan UYD, “yoksullaşan insan topluluklarının, etkin katılımları ile öznel sorunlarına yönelik çözüm geliştirebilme olanaklarını teşvik eder. Đhtiyaç alanları etrafında sivil toplum kuruluşu, kooperatif, iktisadi işletme, vakıf gibi kuruluşlar kurarak ve/veya olan kuruluşları da yönlendirerek birleşmelerini desteklemektedir. Yürüttüğü programların aktif uygulayıcısı olmanın yanı sıra benzer amaçlar doğrultusunda çalışan başka kurum ve kuruluşların programlarına destek olup, işbirliğinde bulunmaktadır.51 Sürecin en başında Avrupa Roman Hakları Merkezi (ERRC) ve Edirne Roman Kültürünü Araştırma, Geliştirme, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği ile birlikte alanda sorumlu tüm yönetim organları, kurum ve kuruluşlara sürecin durdurulması ve farklı çözümlerin aranması içerikli tavsiye mektubu göndermiştir (Ek 20). 4.2.2.6. Đnsan Yerleşimleri Derneği Yenileme alanında, proje sürecinin başlamasıyla birlikte, bir sivil toplum kuruluşu olarak farklı analiz çalışmaları ve bunlar sonucunda da bölgenin hem fizik hem de sosyal mekânının korunmasına yönelik çalışmalar yürütmüş ya da yürütülen çalışmalara katılmıştır. Đstanbul Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama Denetim Müdürlüğü’ne başvurarak 5366 sayılı yasa kapsamında kendi konutunu onarma hakkına 51 http://www.uyd.org.tr/amaclar.htm 107 dayanarak, bölgede 1 evin restorasyon çalışmasını başlatmış, 3 evin de başvuru sürecini devam ettirmektedir. 4.2.2.7. Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Yenileme alanı dâhilindeki etnik çoğunluğun/yenileme alanı halkının temsilcisi olarak, yapılacak bir projenin hangi ihtiyaçlara cevap vermesi, hangi eksikleri gidermesi gerektiği konusunda bilgi verecek en donanımlı sivil toplum örgütüdür. Sulukule’de yapılacak fiziksel, ekonomik ya da sosyal her türlü projede yerel halkın sesini duymak ya da duyurmak adına başvurulacak en önemli sivil toplum örgütlerinden biri olmasına rağmen sürece dâhil edilmemiştir. Buna rağmen, Fatih Belediyesi ile yapılan tüm görüşme, toplantı ve haksahipliliği konusundaki çalışmalarda bulunmuş, ayrıca Sulukuleliler ile birlikte yürütmeyi durdurma davası açmıştır (Ek 7). 4.2.2.8. Neslişah Mahallesi Derneği Yenileme projesi tamamlanıp, uygulama aşamasına geçildikten sonra kurulmuş bir dernektir. Bu dernek, Fatih Belediyesi’nin bölgedeki bir ofisi gibi çalışmıştır. 2008 yılının başında kapatılmıştır. 4.2.2.9. Sulukule Platformu Sulukule Platformu, 2005 yılından bugüne kadar Sulukule'nin yok olmasına, mahallelilerin yer değiştirmek zorunda kalmasına karşı yapılan bütün çalışmaları ve bu konuda düşünen, çalışan herkesi kapsamaktadır. Platform’un mahalleye dayatılan dönüşüm sürecini sorgulayan, alternatif yaklaşımları araştıran, güncel acil sorunlara çözüm üretmeye çalışan bir yapısı bulunmaktadır. Farklı konu başlıklarında uzmanlaşmış birçok meslek insanın destek verdiği bir sivil toplum kuruluşudur. Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Kentsel Yenileme Projesi’nin başladığı 2005 yılından itibaren bölge halkına yasal süreçler ve hakları konusunda 108 teknik destek vermek, sosyal ve ekonomik ihtiyaçların karşılanması için destekçiler bulmak gibi birçok farklı alanda çalışmalar Platform tarafından yürütülmektedir. Bu bağlamda Platform’un bugüne kadar Sulukule’de yüklenmiş olduğu en temel görev, kamuoyu, çeşitli STK’lar ve yerel yönetimlerle mahalle arasında bir köprü görevini görmüş olmasıdır. Kamuoyu ile mahalle arasında kurduğu bu köprüyle; Platform alana yerli ve yabancı basının ilgisini çekmeyi, gazetecilerin, belgesel yapımcılarını mahalleye yönlendirmeyi başarmış ve yapılan haberlerin birbirini tetiklemesiyle kamuoyunda bir etkileşim ve durum aktarımı sağlanmıştır. Bunların dışında, yukarıda anlatılan süreçte bölgeye ünlü Roman sanatçıların getirilmesi, yurtdışındaki Roman hakları savunucuların süreçle ilgili bilgilendirilmeleri sonucunda çeşitli kurumlara endişe ve tavsiyelerini bildiren mektupların verilmesi ve bölgeye gelen yerli ve yabancı kişi, kurum ve kuruluşlara rehberlik yapılıp, durum anlatılarak bölgeyle ilgili tüm çalışmalara destek verilmesi gibi birçok uluslar arası bağlantının kurulmasında da Sulukule Platformu önemli rol oynamıştır. STK’lar ile mahalle arasında kurduğu köprü sayesinde de; mahallede tespit edilen sıkıntıların belirlenerek bunları ilgili STK’lara taşımak suretiyle bu sıkıntılara çözümler bulunması ya da en azından görünür hale getirilmesi sağlanmıştır. Bu çalışmalara örnek olarak 2008 yılında bölgedeki mevcut ve uygulama sürecinde gittikçe sağlıksızlaşan çevre koşullarının değerlendirilmesi için Đstanbul Tabip Odası’nın ve bölge sakinlerine hukuksal süreçte destek amaçlı Çağdaş Hukukçular Derneği’nin bölgeye çağırılması sayılabilir. (EK 19). Yerel yönetimler ile mahalle arasında kurulan köprü ile; öncelikle “kamunun dili”nin “Sulukulelilerin dili”ne çevrilmesi ve sürecin anlaşılmasında bir aracı görevi görmüştür. Mahallede birçok eksiğin tespiti ve bu eksiklerle ilgili kurumlara yönlendirmeleri sağlamıştır. Bu çalışmalar: 109 • Hayatları boyunca aşı olmamış çocukların Fatih Kaymakamlığı’na bağlı Đnsan Sağlığı ve Eğitim Vakfı (ĐNSEV) ile bağlantı kurularak sağlık ocaklarına yönlendirilmeleri ve aşılanmaları, • Đlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan görüşmeler sonucunda çeşitli nedenlerle okula gidemeyen ya da okulu bırakmış çocukları Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı’na katılmalarının sağlanması, • Mahallede nüfus cüzdanı ve ihtiyaç sahibi olmasına rağmen yeşil kartı bulunmayanların Fatih Kaymakamlığı ile görüşülerek izlemeleri gereken yolların anlatılması, • Mağdur durumdaki ailelerin Fatih Kaymakamlığı’na bağlı Sosyal Yardımlaşma Vakfı’na, acil müdahale edilmesi gereken hastaların ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirilmesi, mahalleye bire bir doktor getirtilmesi, • • Mahalle sağlığını tehdit eden kanalizasyonların kapatılması için ĐSKĐ’ye başvuruların yapılması ve takibi, Mahallede devam eden yıkımlar nedeniyle ortalıkta kalan ve insan ve çevre sağlığını tehdit eden molozların kaldırılması için Fatih Belediyesi’ne dilekçe yazılması ve zabıta ekiplerinin mahalleye gelip molozları kaldırana kadarki takibi, • Proje sürecinde ortaya çıkan kiracıların hak sahipliliği, bölgenin fiziksel yapısındaki sorunların giderilmesi konuları başta olmak üzere tüm sıkıntıların giderilmesi için Fatih Belediyesi’ne gerekli başvuruları yapılması ve bunların takibi, • • Yaşlılık ve özürlü aylığı için Fatih Kaymakamlığı’na başvuruların yapılması, yapılmış olan başvuruların takibi, Bölgedeki tescilli mülk sahiplerinin, mülklerini kendilerinin de onarabilecekleri konusunda bilgilendirilmesi, mülklere ait tescil kayıtlarının KTVKK’dan alınması, KUDEB’e başvuruların yapılması (Ek 23), • Basit onarım yapmak üzere gerekli projelerin hazırlanması için Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Restorasyon Anabilim Dalı’ndan destek alınması, 110 • Hak sahipliliğin yanı sıra, veraset ilamı çıkartılması, intikal işlemlerini halledilmesi, yanlışlıkla (!) yıkılan evler hakkında tazminat davası açılması konularında gerekli kişi ve kurumlara erişilmesi, • Acele Kamulaştırma ve projenin iptali konularında Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği’nin dava açması için gerekli işlemler konusunda yönlendirilmesidir. Fatih Belediyesi ile yürütülen en önemli süreçlerden biri olan hak sahipliliği konusu Platform’un destek verdiği en kritik konulardan biridir. Bu süreçte, öncelikle mahallelinin ne olup bittiğinin anlaması ve yerel bir dernek kurularak (Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği) mücadelenin tüzel kişiler üzerinden devam ettirilmesi amaçlanmıştır. Bu derneğin kurulmasının hemen ardından Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Derneği bir tepki olarak ortaya çıkmışsa bile, süreçteki katılım fikrinin oluşması açısından etkileyicidir. Projenin uygulamasının ve dolayısıyla yıkımların, başlaması üzerine umutsuzluğa kapılan hak sahibi kabul edilmeyen kiracıların bu süreçte aslında hak talep edebilecekleri anlatılmıştır. Platform tarafından bölgeye davet edilen gönüllü avukatlarla hak sahibi olunabileceği fikrinin yaratılması, mahallelinin harekete geçirilmesi sağlanmıştır. Kiracı olduklarını, Fatih Belediyesi tarafından talep edilen fatura vb. ile sağlayamayan mahalle sakinleriyle teker teker görüşmeler yapılarak 2005 yılı itibariyle Sulukule’de yaşadıklarını ispatlayacak belgelerin bulunması amacıyla onların hayat hikâyelerini dinleyen Platform üyeleri, 400’ü aşkın kiracının bulunan belgeler ve 2 şahidin de ifadeleriyle Fatih Belediyesi’ne başvurmaları konusunda yol gösterici olmuştur. Avrupa Birliği Uyum süreci kapsamında 24 Ekim 2003 tarihli Resmi Gazete'de 25269 Sayılı yasa olarak yayımlanan Bilgi Edinme Yasası’na dayanarak “Neden hak sahibi kabul edilmediği”ni soran Sulukulelilere Fatih Belediyesi tarafından 3 farklı cevap gelmiştir. Bu cevaplardan birincisi kiracı olduğunu ispatlayacak daha fazla belge getirilmesini, ikincisi başvuru sahibinin mülk sahibi olduğu üçüncüsü 111 ve ise kiracılara başvuru tanınan sahibinin haklardan bölgede faydalanamayacaklarını, yaşamadığını ve 15 gün içinde evini boşaltması gerektiğidir. Fatih Belediyesi tarafından verilen bu cevaplar üzerine başından sonuna ilginç anekdotlarla devam eden kentsel yenileme projesinde Sulukule Platformu ve Sulukuleliler tarafından bir “belge keşif yolculuğu”na52 çıkılmıştır. Birinci ve üçüncü cevapların geldiği mahallelilerle birlikte yeniden son 5 yıla ait bir hafıza tazeleme çalışması yapılarak proje başlamadan önce bölgede yaşıyor olduklarının nasıl ispat edilebileceği düşünülmüştür. Bu dönemde, gelir durumu nedeniyle ödeyemediği senetler sonucunda gelen icra kağıtları, bölgedeki daha önce işlediği suçlar nedeniyle hapse girenlerin mahkeme kağıtları, yeşil kart başvurularında kullanılan evraklar gibi birçok farklı resmi evrak, belge göndermesi istenilen kiracılar tarafından Fatih Belediyesi’ne yeniden iletilmiştir. Üstünde mülk olduğu iddia edilen kiracılar ise, Tapu Müdürlüğü’ne yönlendirilmiş ve üzerlerinde herhangi bir mülk olmadığına dair belge alarak yeniden Fatih Belediye’sine başvurmuşlardır. Bu ilginç ve bir o kadar da çetrefilli süreç sonunda 2009 Nisan ayı itibariyle 90 kiracı ailenin hak sahibi kabul edilmesi sağlanmıştır. Yaklaşık 70 – 80 ailenin ise Fatih Belediyesi ile yazışma ve belge tedarik etme süreçleri devam etmektedir (Ek 21). Her ne kadar tüm bu çalışmalar projenin uygulama sürecini henüz durduramamış olsa da Sulukule Platformu’nun üyeleri ve bölgeye erişimini sağladığı bireysel ve kurumsal destek veren STK’ların çabaları sonucunda: Sulukuleliler, daha önce kendilerine götürülmeyen ya da nasıl ulaşacaklarını bilmedikleri sağlık, temizlik gibi birçok hizmetten faydalanmaya başladılar, Bölge halkı maruz kaldığı durumda tek çözümün sessiz kalmak olmadığını fark etmiş, Sulukulelilere gönüllü olarak destek veren Avukat Erbay Yucak bu süreci “belge icat etme” olarak tanımlamaktadır. Ancak bu, olmayan belgelerin yaratılması değil, hızla ilerleyen proje sürecinde Fatih Belediyesi tarafından talep edilen elektrik, su vs. faturası gibi belgelere mahallenin organik ilişkileri nedeniyle sahip olmayan kiracıların, yaşadıkları kişisel olaylar üzerinde kendilerine gönderilen ya da bizzat başvuru yaparak aldıkları belgelerin, hak sahibi kabul edilmek adına 2005 yılında Sulukule’de yaşadıklarını ispat için kullanılabileceklerinin ayıklanması olarak kullanılmıştır. 52 112 Kentsel hak kavramının geliştirilmesine destek olunmuş, Öncelikle Đstanbul özelinde ve üst ölçekten bakıldığında Türkiye genelinde başlamış ve devam etmekte olan kentsel dönüşüm uygulamalarında bölge halkının yaşadıkları hakkında kamuoyunda bir farkındalık yaratılması sağlanmış, Bölge halkı ile STK’lar arasında yapılan çalışmalar sonucunda yeni kamu-STK ilişkileri yaratılmış, mevcut ilişkiler güçlendirilmiş, Kentsel dönüşüme maruz kalan halkın ve onunla birlikte çalışan Sulukule Platformu ve diğer STK’ların müzakere süreçlerini, izlenmesi gereken yolların keşfetmesi, öğrenmeleri ve halka anlayabilecekleri başarılmış, Kamu kurum ve kuruluşlarına başvurular sırasında yapılan şahitlikler ile mahalle sakinleri arasındaki sosyal ilişkilerin daha güçlenmesini sağlanmıştır. 4.2.3. Uluslararası Aktörler 4.2.3.1. UNESCO biçimde anlatılarak uygulamaya geçirilmesi UNESCO, toplumlar ve kültürler arasında, anlaşılmış ortak değerler üzerinden hareketle, bir diyalog ortamı yaratmayı amaçlar. Dünyanın ihtiyaç duyduğu sürdürülebilir kalkınma için bir vizyon yaratmak, insan hakları ihlallerini denetlemek ve yoksunluğun üstesinden gelebilmek için farklı misyonlar yürütmektedir53. UNESCO Heyeti, 2008 yılında Đstanbul’a gerçekleştirdiği ziyaretinde Sulukule’yi de ziyaret etmiş ve burada yaşanan sürecin aksaklıkları hakkında endişelerini belirten ve 2–10 Temmuz 2008 tarihleri arasında Dünya Mirası Komitesi’nin 32. oturumunda sunduğu raporunun 17. sayfasında: 53 www.unesco.org 113 “2. Sulukule Kentsel Yenileme Alanı 2005 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla ilan edilmiştir ve Theodosios Surları’nın hemen yanındadır. Fatih Belediyesi, Đstanbul Büyükşehir Belediyesi ile TOKĐ arasında yapılan bir anlaşma çerçevesinde yürütülmektedir. . Proje, alanın soylulaştırılmasını ve uzun bir zamandır burada yerleşik olan bir Roman topluluğunun, şehrin geleneksel müzisyenlerinin yerlerinden edilip şehrin batısına, uzaktaki Taşoluk’a gönderilmesini içermektedir. Romanlara özgü tek katlı avlulu evlerin yerini, bölgenin mevcut kentsel dokusunu kökten bir biçimde değiştirecek olan, aralarında yeni bir otel ve yeraltı otoparkının da olduğu daha yüksek binalar alacaktır. Bu, Avrupa Parlamentosu ve Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’na taşınmış son derece duyarlı bir konudur. Plan 2 Kasım 2007’de Yenileme Kurulu tarafından kabul edilmiş ve tescilli yapı sayısı, anıtlar da dâhil, 22’den 44’e yükseltilmiştir. Bu proje önemli bir tartışmaya neden olmuştur. Heyet, koruma, sosyal gereksinimler ve yerel toplulukların kimliğinin dengelendiği bir çözümün bulunmasını önermektedir.” Fakat bu açıklamalara ve sonuç raporunda yer alan “...Fatih Belediyesi’nin yaptığı, geleneksel müzik icra eden eski bir Roman yerleşimini yerinden etmeyi içeren soylulaştırma projesi...” ifadelerine rağmen proje süreci ve yıkımlar devam etmektedir. 4.2.3.2. AGFE (Advisory Group on Forced Evictions) AFGE Misyonu, Dünya çapında devam eden zorla yerinden edilme uygulamalarında mağdurlarının haklarının savunulması ve yapılan uygulamalar hakkında ulusal hükümetlere tavsiyelerde bulunmaktadır54. 2008 yılının Ekim ayında Birleşmiş Milletler HABITAT'A bağlı Zorunlu Tahliyeler Danışma Kurulu (AGFE) Türkiye Cumhuriyeti devlet yöneticileri ve ilgili yerel yönetimlere Sulukule’de devam eden projenin bir “yerinden edilme” projesi olduğu ve süreç devam ederse BM-Habitat AGFE, BM Haklar Komitesi, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi ve 54 http://ww2.unhabitat.org/campaigns/tenure/taskforce.asp 114 Avrupa Sosyal Haklar Komitesi’ne başvurulacağı hakkında uyarmıştır55 (Ek 22). 4.2.3.3. IAI (International Alliance of Inhabitants) Herhangi bir bölgede yaşayanlar, topluluklar, kiracılar, ev sahipleri, evsizler, çöküntü alanları sakinleri ve yerlilerin global ağı olan organizasyonun amacı, öncelikle barınma ve şehirli olma hakkında başlayarak başka bir dünya yaratmanın mümkün olduğunu göstermektedir56. Yukarıda belirtilen ve AGFE tarafından imzalanan mektubun aynısını IAI de göndermiş, konut hakkı ve insan hakları konusunda önerilerde bulunmuştur (EK 22). 4.2.3.4. ERIO (European Roma Information Office) Katılımcılarının büyük ölçüde Romanlardan meydana geldiği, uluslararası ölçekte Roman haklarının gözetilmesi konusunda çalışan bir sivil toplum kuruluşudur. Sulukule’deki sürecin başlangıcıyla birlikte alanda sorumlu tüm yönetim organları, kurum ve kuruluşlara sürecin durdurulması ve farklı çözümlerin aranması içerikli tavsiye mektubu göndermiştir (Ek 20). 4.2.3.5. COHRE (Centre on Housing Rights and Evictions) Tamamen bağımsız olarak, hiçbir kar amacı gütmeyen insan hakları organizasyonudur. Konut edinme (barınma) hakkını savunan ve bu konuda çeşitli kampanyalar yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. 55 56 http://gaydaistanbul.com/gunluk/?p=29 http://eng.habitants.org/who_we_are 115 Sulukule’deki sürecin başlangıcıyla birlikte alanda sorumlu tüm yönetim organları, kurum ve kuruluşlara sürecin durdurulması ve farklı çözümlerin aranması içerikli tavsiye mektubu göndermiştir (Ek 20). 4.2.3.6. ERRC (European Roma Rights Centre) Romanlara karşı uygulanan ırkçılık ve insan hakları ihlallerine karşı çalışan sivil toplum kuruluşudur. Bu hakların uluslararası alanda savunulması, bu haksız davranışlara karşı politikaların oluşturulması ve Roman aktivistlerin yetiştirilmesi konusunda çalışmalar yürütmektedir. Sulukule’deki sürecin başlangıcıyla birlikte alanda sorumlu tüm yönetim organları, kurum ve kuruluşlara sürecin durdurulması ve farklı çözümlerin aranması içerikli tavsiye mektubu göndermiştir (Ek 20). 4.2.3.7. ABD Helsinki Komisyonu Helsinki Yurttaşlar Derneği, temel hak ve özgürlükler, barış, demokrasi, çoğulculuk alanlarında çalışmalar yapan bir sivil toplum kuruluşudur. Siyasi partiler, hükümet ve devletlerden bağımsız olarak çalışan Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd) uluslararası sözleşmelerle belirlenen barış, insan hakları, çevreyi tahrip etmeyen bir ekonomi, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlerin hayata geçirilmesini ve sivil tabanda yaygınlaştırılmasını hedeflemektedir. Helsinki Yurttaşlar Derneği'nin Türkiye'deki faaliyetinin başlangıcına kaynaklık eden ve uluslararası bir çalışma konferansı olarak nitelenen Helsinki Yurttaşlar Meclisi (hCa - Helsinki Citizens' Assembly) ise, barış, insan hakları, çevreyi tahrip etmeyen bir ekonomi, uluslararası demokrasi ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde faaliyet gösteren toplumlar arası bir dayanışma ve ilişki ağıdır57. 57 http://www.hyd.org.tr/?pid=82 116 “Türk Hükümeti’nin Sulukule'de yaşayan Roman cemaatinin zorunlu göçünü ve yerinden edilmesini ortadan kaldıran ve onun yerine onlara çalışma, ailelerinin barınmasını ve eğitimini sağlama ve topluma tam olarak katılma fırsatlarını sunan bir çözüm bulması zorunludur58” mesajını içeren bir tavsiye mektubunu Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, hükümeti ve yetkili yerel yönetimlerine göndermişti ve bu ulusal ve uluslararası basında büyük yankı uyandırmıştır (Ek 16 ve Ek 20). 4.2.3.8. UCL (University College of London) Londra’da bulunan üniversite, tüm dünyadan öğrencileri bulunan, hukuk, mimarlık ve tıp alanlarında eğitim vermektedir59. Sulukule yenileme alanına 2007 ve 2008 yıllarında 2 kez gelip, bölgesel kalkınma planı çalışmaları yapmışlardır. Her iki çalışma da Fatih Belediyesi tarafından izlenmiş olsa da bu çalışmaların hayata geçirilmesine yönelik bir adım atılmamıştır. 4.2.4. Diğer Aktörler 4.2.4.1. Sulukuleliler Bölgede yapılacak tüm çalışmalarda esas söz sahibi olması gereken mahalle sakinleri, projenin karar alma süreçleri başta olmak üzere hiçbir sürecine dahil edilmediler. Đnsan Yerleşimleri Derneği ve Sulukule Platformu’nun desteği ile süreç içerisinde hak sahibi olmak, mevcut haklarını koruma ve arttırmak amacıyla gerek Fatih 58 59 http://csce.gov/index.cfm?FuseAction=Blogs.List&ContentType=L http://www.ucl.ac.uk/about-ucl/ 117 Belediyesi’ne gerek Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na gerekse TOKĐ’ye dilekçeler vererek sürece katılmaya çalışmaktadırlar. Proje süreci ile alanda farklı kullanıcı tipleri ortaya çıkmıştır. Aşağıda ayrıntılı olarak anlatılacak olan 13 Temmuz 2006 tarihli protokolün eki “Muvafakatname” ile hak sahibi olarak kabul edilen mülk sahipleri ve 31.07.2005 öncesinden beri Sulukule’de oturduğunu ispatlayan kiracılar ve kiracı olduğunu ispatlayamayanlar bu kısmın konusudur. Protokol ile burada yasal olarak müstakil mülkü (konut-işyeri) bulunan herkese buradan birer müstakil mülk verilmesi, kiracı durumunda olan herkese de TOKĐ’nin Đstanbul’un başka bir bölgesinde (Gaziosmanpaşa -Taşoluk) yapmış olduğu sosyal konutlardan birer konut verilmesi, bu konutlardan hiçbir peşinat alınmaması, konut tesliminden sonra başlamak kaydıyla 180 ayda (15 yıl) konut bedellerinin ödenmesi kararlaştırılmıştır. Ayrıca burada ikamet eden mülk sahipleri ve kiracılara proje uygulama süresince (kendilerine yeni konutları verilene kadar) kira yardımı yapılması kararlaştırılmış ve kira ödemelerine başlanılmıştır.60 Sulukule yenileme alanı için imzalanmış protokolün eki olan muvafakatnamede: “Đstanbul ili, Fatih ilçesi, 1. Grup 2 No’ lu Yenileme Alanı kapsamında kalan, Fatih Belediye Başkanlığı, Đstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Başbakanlık Toplu Konut Đdaresi Başkanlığı (TOKĐ) arasında imzalanan Protokol gereği avan proje tasarımları tamamlanmış olup, uygun görülen avan proje modeli kapsamında hak sahipleri (arsa, daire, yapı, enkaz, müştemilat vb. mülkiyet sahipleri ile 60 http://www.fatih.bel.tr/kate_detay.asp?id=46&tur=387 118 kiracılar) ile 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun ve uygulama yönetmeliği, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümleri doğrultusunda hazırlanmış olan işbu sözleşme esasları içeriğinde taraflar muvafakatname – arası mutabakat sağlanmıştır.” denilmektedir. Bu muvafakatnamenin 1. maddesinde alanda hak sahibi olarak kabul edilen mülk sahiplerine yönelik uygulama anlatılmaktadır. Bu maddeye göre; Proje alanı içerisinde bulunan taşınmaz malikleri her bağımsız taşınmaz (konut veya işyeri) bedeline karşılık ayni bölgede avan projedeki sayılar çerçevesinde konut veya işyeri alma talebinde bulunabileceklerdir. Hisseli taşınmaz malikleri ise, hisseleri bedelleri toplamına denk gelecek sayıda konut veya işyeri talebinde bulunabileceklerdir. (…) Talep edilen konutun bedelinin taşınmaz bedelinden fazla çıkması durumunda; aradaki miktar TOKĐ’ce belirlenecek şartlarda borçlanarak ödenmek kaydıyla hak sahipleri ile sözleşme yapılacaktır 1.1. Taşınmaz bedelinin, TOKĐ’nin Yenileme Alanında yapacağı konutların bedelinden fazla çıkması ve hak sahibinin ikinci bir konut almayı talep etmesi halinde; a) Hak sahibi ilave konut bedelinin tamamını TOKĐ’ye peşin ödeyerek ikinci bir konut alabilecektir. b) Hisseli taşınmazlarda hak sahiplerinin ilave konut talebi de aynı şekilde, ikinci konutun bedelinin TOKĐ’ye peşinen ödenmesi halinde gerçekleşebilir. c) Hisseli taşınmaz malikleri, hisseleri toplamı ile orantılı olarak en çok iki konut için satış sözleşmesi imzalayabileceklerdir. 1.2. Taşınmaz bedelinin TOKĐ’nin Yenileme Alanında yapacağı konutların bedelinden düşük çıkması durumunda, taşınmaz bedelinin peşin ödeme (peşinat) sayılması ve geriye kalan kısmın hak sahibi tarafından borçlanarak ödenmesi kaydıyla bir konut alabilecektir. 1.3. Taşınmaz bedelinin TOKĐ’nin Yenileme Alanında yapacağı dükkânların bedelinden düşük çıkması durumunda, taşınmaz bedelinin 119 peşin ödeme (peşinat) sayılması ve geriye kalan kısmın hak sahibi tarafından borçlanarak ödenmesi kaydıyla bir dükkân alabilecektir. Ticari yapılara ait (dükkân-işyeri) ödeme planı TOKĐ tarafından belirlenir. 1.4. Taşınmaz bedelinin TOKĐ’nin Yenileme Alanında yapacağı dükkânların bedelinden yüksek çıkması durumunda, hak sahibinin yalnız bir dükkân alma hakkı doğacak; aradaki fark malike peşin olarak (nakden) ödenecektir. Ticari yapılara ait (dükkân-işyeri) ödeme planı TOKĐ tarafından belirlenir. (…) 1.6. Aynı parsel üzerinde fiilen ayrı bağımsız bölümlerde ikâmet eden ve tapu kaydında hisseli olan hak sahipleri, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurmamış olsalar bile hisseleri ile orantılı değer karşılığında bir konut için yukarıda belirlenen şartlar dâhilinde ayrı ayrı konut satış sözleşmesi imzalayabilirler 1.7. Hak sahipleri TOKĐ’nin Đstanbul Küçükçekmece ilçesi Kayabaşı veya Gaziosmanpaşa ilçesi Taşoluk’ta yapacağı sosyal konutlardan talep etmeleri halinde de aynı satış ve borçlanma şartları geçerli olacaktır. 1.8. Hak sahipleri Yenileme Alanında, Küçükçekmece Kayabaşı, veya Gaziosmanpaşa Taşoluk Bölgesinde yapılacak konutların kendilerine teslimini takip eden aydan başlamak üzere 180 aylık vade ile kendilerinden tahsil edilecek ödemeye başlayacaklardır. (…) 1.10. Konut karşılığı anlaşarak muvakafat imzalayan hak sahipleri imza tarihinden itibaren 15 (on beş) gün içerisinde elektrik, su, doğalgaz, emlak, çtv vb. borçlarını kapatarak ve taşınmazı üzerindeki her türlü takdiyatları kaldırarak, taşınmazını yapı ve eklentileri ile birlikte TOKĐ’ ye devredilmek üzere boş olarak Belediye’ye teslim edeceklerdir. Hak sahiplerinden bu tür borçlarını ödeyemeyecek durumda olanların borçları Belediye tarafından tespit edilecek; taşınmazı karşılığı nakit para isteyen hak sahiplerinin borçları Belediye tarafından ilgili kurumlara aktarılmak üzere kesilecek ve kalan miktar hak sahibine ödenecektir. 1.11. Hak sahiplerinden konut talebinde bulunmayacak olanlar bunu beyan etmeleri, taşınmazı TOKĐ’’ye devir etmeleri ve Fatih Belediyesine boş olarak teslim etmeleri şartı ile, taşınmazının bedelini işlem sırasına ve TOKĐ’nin finansman imkanları çerçevesinde 45 günlük süreç içerisinde peşin olarak alabileceklerdir. (…) 120 Aynı maddenin 1.9 nolu bendinde kiracıların Taşoluk Toplu Konutlarındaki ödeme şartları şu şekilde belirtilmektedir: 1.9. Kiracılar kendilerine satışı yapılacak Đstanbul Đli Gaziosmanpaşa Đlçesi Taşoluk Toplu Konutları için TOKĐ ile peşinatsız ve konut teslimini takip eden aydan başlamak üzere180 ay vadeli konut satış sözleşmesi imzalayacaktır. Sözleşmenin 3 numaralı maddesinde kamulaştırma yapılması halinde ödenecek miktarlara yönelik bilgiler: Kıymet Takdir Komisyonunca çıplak arsa m² bedeli 500 - 600 YTL, kat mülkiyetli veya kat irtifaklı bağımsız birim daire m2 fiyatları, bodrum katlar 700YTL/m2, zemin katlar 800YTL/m2, normal katlar 900YTL/m2 olarak; kat mülkiyet/kat irtifak tapusu edinmemiş olan bağımsız bölümler için ise bodrum katlar 500YTL/m2, zemin katlar 600YTL/m2, normal katlar 700YTL/m2 olarak belirlenmiş olup, enkaz bedelleri Bayındırlık Bakanlığı birim fiyatları esas alınarak hesaplanmıştır. hükmüyle belirlenmiştir. Ayrıca, 5. maddede de “Konut alma tercihinde bulunup taşınmazında (bağımsız bir dairede/evde) ikamet eden ve Đstanbul hudutları dâhilinde kendisine, eşi ve reşit olmayan çocuklarına ait müstakil oturabilecekleri konutları bulunmayan hak sahiplerine, taşınmazlarını belediyeye teslim ettikleri tarihten başlayarak, yeni konutlarını teslim alacakları tarihe kadar geçecek süre içersinde Fatih Belediyesi ve Đstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin belirleyeceği miktarda kira yardımı belediyeler tarafından yapılacaktır.” denilerek, Sulukule’den ya da diğer toplu konut alanlarından konut sahibi olacaklar için sağlanacak kira yardımları hakkında bilgi verilmektedir. Ancak, 31.07.2005 öncesinden beri Sulukule’de ikamet ettiğini ispatlayamayan kiracılar için herhangi bir haksahipliliği uygulaması yapılmamaktadır. Bu durumun 2 kritik noktası bulunmaktadır. Birincisi, yüzyıllardan beri Sulukule’de yaşayan bölge sakinlerinin birçoğunun çok önceki kuşaklardan itibaren burada “ahbaplık” 121 ilişkilerine dayalı bir güven çerçevesinde kira kontratı imzalamadan, su-elektrik gibi faturaların da ev sahipleri üzerinden devam ettirilerek ödendiği organik bağlar göz ardı edilmiş, birçok kiracı mağdur edilmiştir. Bir diğer nokta ise, kendi parseli içerisinde aile genişledikçe ya da ihtiyaç sahipleri için yapılan ve çok cüzi fiyatlarla kiraya verilen ek birimlerde yaşayanlar hak sahibi kabul edilmemiştir. Bu “avlulu” konut biçimi Sulukule’ye has bir dokudur. Tek parselde yaşayan birden çok haneden, yalnızca tapuda adı geçenin haksahibi kabul edilmesi; yine yüzyıllardır buraya organik bağlarla bağlı diğer hanelerin ise hiçbir şey elde edemeden alandan çıkarılmalarına neden olmaktadır. Yapılan anket çalışmaları61 sonucunda, bölgedeki ortalama gelir durumunun, %24 oranla 300 YTL ve altı, %20 oranla 300-500 YTL arası, %22 oranla 500-750 YTL, %17 oranla 750-1000 YTL arası, %17’lik bir oranla ise 1000 YTL ve üstü aralıklarında seyrettiği tespit edilmiştir. Bu bağlamda, alanın %44’ünün aylık gelir seviyesinin 500 YTL ve altında olması hem haksahibi sayılıp alandan tahliye edilen kiracılara verilen kira yardımının, imece usulüyle devam eden bir hayatın olduğu Sulukule’den çıkarılması ve TOKĐ toplu konut alanlarına yerleştirilmesiyle hem de haksahibi sayılmayarak alandan tahliye edilen/edilecek kiracıların ise Türkiye’nin en pahalı kenti olan Đstanbul’da hayatlarına devam ettiremeyecekleri aşikârdır. Yukarıda tüm maddeleriyle incelenen protokol ve muvafakatnamenin yenileme alanına yönelik yalnızca fiziksel müdahalelerde bulunması yapı stokunun içine girmiş olduğu köhneme sürecine yönelik projelendirme çalışmalarından ileriye gidemeyen bir yaklaşım olarak kalmış; %7’sinin işsiz, istihdam edilen %37’sinin ise birçoğunun 61 Đnsan Yerleşmeleri Derneği Anketi, 2007 122 marjinal sektörde çalıştığı bir kent parçasında, mevcut sosyal ve ekonomik problemleri görmezden gelerek Fatih Belediye Başkanı’nın “dünyanın en sosyal projesi” iddialarına yoğun tepkiler almasına neden olmuştur62. 4.2.4.2. Proje ile sürece dâhil olan 3. şahıslar / yatırımcılar Yenileme alanı ilan ediliş sürecinden itibaren, öncelikle Acele Kamulaştırma Yasası'nın oluşturduğu baskı ile evlerini satan mülk sahipleri üzerinden sürece dâhil olan ve yeni mülk ve hak sahiplerinden oluşan bu grubun profili hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. 4.2.4.3. Taşoluklular Kamuoyundaki olumsuz "Sulukule" imajı nedeniyle, daha önce yerleşmiş/yerleşmek üzere konut edinmiş kişiler, sonradan ortaya çıkmış durum karşısında büyük oranda tepkili davranmış; bu tepkilerini de Taşoluk'ta yapılan toplu konut alanı hakkındaki web sitesinde dile getirmişlerdir63. 4.2.4.4. Ulusal / Uluslararası Basın Sulukule Yenileme Alanı’nda gerçekleşen, ve özellikle öncelikle insan hakları ihlali bağlamında yurtdışından gelen ya da yurtdışında tepkilere yol açan haberleri, global anlamda duyurmaktadır. 62 63 http://www.haberfatih.com/detay.asp?hid=1490 http://www.arnavutkoyrehberi.com/detay.asp?hid=845 123 4.3.BÖLÜM SONUCU Đstanbul’un Tarihi Yarımada’sının Fatih Đlçesi’ndeki Hatice Sultan ve Nelişah Mahallerinden oluşan Sulukule, çeşitli kaynaklara göre Romanların 1054 yılından itibaren tarihte ilk olarak yerleşik hayata geçtikleri bölge olması açısından büyük önem teşkil etmektedir. Yerleşmedeki mülk sahiplerinin birçoğunun Osmanlı Đmparatorluğu döneminden kalma tapulara sahip olması da bu verileri doğrular niteliktedir (Ek 1). Geçim kaynakları arasında sayılan falcılık, ayı oynatıcılığı, kalaycılık, sepetçilikten günümüze kalmış olanı dans ve müziktir. Ancak 1957 yılında Menderes Operasyonları ile Vatan Caddesi’nin açılması sırasında sekteye uğrayan mahalle hayatının, 1990’lı yıllarda Emniyet Müdürlüğü tarafından başlatılan temizliğin, 1994’te yılında esas geçim kaynağı olan Eğlence Evleri’nin tümünün kapatılmasıyla mahalle fakirleşmiş, geçim kaynakları majinal sektöre doğru kaymıştır. Maddi kaynakların eksikliği alanın sadece ekonomik değil fiziksel olarak da yıpranmasına neden olmuştur. Sağlıksız yaşam koşulları, imkansızlıklar nedeniyle konutların yenilenememesi nedeniyle çöküntüye uğrayan mahalle, her şeye rağmen son derece güçlü ve organik akrabalık ve komşuluk ilişkileri sayesinde ayakta kalmaya çalışmıştır. 1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası ilan edilen Surların hemen bitişiğinde yer alan mahalle, tarihsel sürecindeki en temel darbelerden 3.’sünü 2005 yılında kabul edilen 5366 sayılı Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Kullanılarak Yaşatılması Hakkında Kanun kapsamında yenileme alanı ilan edilmesi ile almıştır. 13 Temmuz 2006’da TOKĐ, ĐBB ve Fatih Belediyesi arasından imzalanan protokolle tem bir resmiyet kazanan sürece başından itibaren dâhil edilmeyen Sulukulelilerin kendi durumlarını basından öğrenmeleriyle birlikte, sahip olduğu renkli ve farklı kültürel dokunun korunması konusunda hassasiyet gösteren tüm sivil toplum örgütleriyle birlikte projeden etkilenecek olan 571 aile yoğun ve yıpratıcı bir döneme girmiştir. Farklı kurum ve kuruluşlara verilmek ve 124 kamuoyunu bilgilendirmek üzere hazırlanan raporlar, dilekçeler ve düzenlenen basın toplantıları yapılan çalışmalardan arasında sayılabilir (Ek 4 – 14 ve 16). Süreç içinde öne çıkan aktörler olan Fatih Belediyesi, Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği ve Sulukule Platformu arasında devam eden çetrefilli mücadele, 5366 sayılı yasanın yürütmesinin durdurulması ve projenin iptal edilmesini talep eden davaların açılması ardından bir kısım Sulukulelinin Taşoluk’a Fatih Belediyesi yardımlarıyla taşınması şeklinde devam ederken; Đstanbul’un Dünya Kültür Mirası Listesi’nde kalmasına yönelik çalışmaların tetkiki için 2008 Mayısında ziyarete gelen UNESCO Heyeti’nin sürecin demokratik ilerlemediği, çok kültürlülüğe zarar verdiği yönündeki eleştirileri dahi mahalledeki yıkımları durduramamış, aksine, Fatih Belediyesi ve ĐBB tarafından “olumlu” olarak nitelendirilmiştir. Ayrıca yapılan sözlü görüşmelerde, mahalle sakinlerinin düzenli gelirinin bulunmaması, geliri olanların ise Đstanbul kent merkezindeki iş yerlerinden uzak kalmaları nedeniyle çalışma olanaklarının kısıtlanacağına yönelik özellikle Sulukule Platformu tarafından sürecin başından itibaren yapılan uyarıların dikkate alınmaması nedeniyle, Taşoluk’a taşınan yaklaşık 300 aileden yalnızca 27’sinin halen orada yaşamaya devam edebildiği, diğerlerinin ise tahsis edilen TOKĐ konutlarının sabit giderlerini ödeyemedikleri için haklarını sattıkları ya da icralık oldukları öğrenilmiş, bu haberler basında da yer almıştır. Devam eden uygulama sürecinde, yukarıda ayrıntılı olarak incelenen aktörlerden Fatih Belediyesi, 5366 sayılı kanunla tanımlanan ve Ek 2’de verilen protokol kapsamında tanımlı yetki ve sorumluluklar bağlamında; Sulukule Platformu ise herhangi bir yasal yetki ve sorumluluğunu bulunmamasına rağmen, daha önce de belirtiliği üzere, öne çıkanlar olmuştur. Fatih Belediyesi, ĐBB ve TOKĐ arasında imzalanan protokol göz önüne alındığında kamu ortalık modeline dayalı bir yaklaşım izlenmiş gibi görünse 125 de TOKĐ bir müteahhit gibi davranması, ĐBB ise sadece Kadir Topbaş’ın bir kaç basın açıklaması ile konuya dahil olması nedeniyle, Fatih Belediyesi süreci yöneten tek kurum ve şu anki durumu göz önünde bulundurulduğunda günümüz popüler tabiriyle “orantısız güç” kullanan bir yerel yönetim olarak karşımıza çıkmaktadır. Hatice Sultan ve Neslişah Mahalleleri Kentsel Yenileme Alanı’ndaki aktörleri kamusal / yarıkamusal kimliklerinin haricinde, sürece dâhil olma / ol(a)mama ve davranış biçimleri üzerinden farklı bir gruplama yapmak da mümkündür. Ek 24’de hazırlanmış olan kurum, kuruluş ve bireyler: 1. Yenileme alanı ilan edilmesinden çok daha önce bölgeye müdahale etmiş olması gerekenler, 2. Yenileme alanı ilan edilmesinden sonra görev tanımları bağlamından sürece dâhil olması gerektiği halde katılmayanlar, 3. Sürece müdahil edilmeyen aktörler olarak da gruplanabilir. 1 numaralı başlık altında belirtilen kurum ve kuruluşlar, tabloda sarı renk ile gösterilenlerdir. Merkezi hükümet, Đstanbul Valiliği, Đstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Kaymakamlığı ve Fatih Belediyesi gibi, bu hiyerarşi içinde mahallede süregiden sosyal, ekonomik ve fiziksel sorunların tespiti ve giderilmesi hususunda kendilerine ait kanunlarla tanımlı görevleri kapsamında herhangi bir çalışma yapmamış olan bu kurumlar, bölgenin bugünkü halini almasından birinci derece sorumludurlar. 2 numaralı başlık altında ise tabloda turuncu renk ile gösterilenlerdir. Yine aynı hiyerarşi ile yerleştirilmiş olan bu kurum ve kuruluşlar, Sulukule’nin yenileme alanı ilan edilmesiyle birlikte devam eden süreçte yaşanan sıkıntıların giderilmesi ve eksiklerin tamamlanması gibi konularda görev almaları gerektiği halde bu gruptakiler de tıpkı 1. gruptakiler gibi kanunla tanımlı görevlerini yerine getirmemişlerdir. Örneğin, Fatih Belediyesi’ne bağlı çeşitli birimlerin, bölgedeki yıkımlardan sonra kamu sağlığını tehdit eden molozları kaldırmaması hem fiziksel hem de psikolojik olarak alanda sıkıntılar yaratmıştır. Mahallede yaşayan küçük çocukların, bu molozlar 126 etrafında oyun oynamaları sonucunda birçok çocuk yaralanmış, bir çocuk molozlar üzerinden düşerek tek parmağını kaybetmiştir. Ayrıca, her güne bu yıkıntıların arasında uyanan bölge sakinleri üzerinde ciddi psikolojik baskılar yaratan bu durum, bölgeye çeşitli nedenlerle gelenler için de rahatsız edici olmuştur. Bu aynı zamanda, komşularının taşınmasıyla yalnız kalmış, hemen yanı başlarındaki yapıların yıkıntıları içinde hayatlarını sürdürmeye çalışan Sulukuleliler için aynı zamanda bir “bezdirme” ve “bölgeyi daha hızlı terk ettirme” politikası olmuştur. Bir başka örnek ise, hali hazırda yetersiz olan altyapının, yıkımlar sırasında zarar görmesiyle mahallede kanalizasyon atıklarının tüm sokaklara yayılmasına seyirci kalan ĐSKĐ olarak gösterilebilir. Bu da, tıpkı yıkıntıların kaldırılmaması gibi izlenen başka bir yoldur. Yapılan basın açıklamalarında mahallenin içinde bulunduğu kötü koşullardan bahseden yerel yönetimler, bunların iyileştirilmesi için herhangi bir girişimde bulunmadıkları gibi daha da kötü hale gelmesine seyirci kalmışlardır. Bir son örnek olarak da, Fatih Belediyesi tarafından, Taşoluk ve Đstanbul’un muhtelif diğer bölgelerine taşınan kiracılara yapılacağı söylenen kira yardımları aylarca yapılmamış, “daha sonra toplu olarak verileceği” bildirilerek, düzenli geliri olmayan Sulukuleliler mağdur edilmiş, Đstanbul Büyükşehir Belediyesi de bu duruma seyirci kalmıştır. 3. başlıktakiler ise, özellikle 5366 sayılı kanunda sembolik olarak adı geçen “Katılım” maddesinde adı geçen kişi, kurum ve kuruluşlardır. Avan proje tamamlandıktan sonra evlerini satmaları ve ya alanda kalmaları ya da Taşoluk’a gitmeleri konusunda bilgilendirilen Sulukuleliler, proje hazırlama sürecinde bilgi birikimleri ve tecrübelerinden herhangi bir şekilde faydalanılmayan meslek odaları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve uluslar arası kurum ve kuruluşlardır. Bu grubun içinde yer alanlar tabloda yeşil renkle gösterilenlerdir. Bu başlık altındaki birçok grup, 5366 sayılı yasanın ilgili maddesinde belirtilen, “istenildiği takdirde yapılabilir” denilen katılım toplantılarının, yerel yönetimler tarafından kasıtlı olarak yapılmaması sonucunda, Sulukule Platformu’nun yarattığı etkileşim ortamıyla sürece katılmıştır. Đstanbul Tabip Odası’nın bölgeye gelip incelemeler yapması ve 127 basın duyurusu yayınlamaları, çeşitli üniversitelerin bölgede farklı çalışmalar yürütmesi, bölgedeki yerel örgütlenmelerin güçlenmesi ve hak sahipliliği konusunda çalışmaların yapılması, yurtdışındaki çeşitli organizasyonların süreç hakkında bilgilendirilerek devam eden projeye tepkilerin yerel ve merkezi yönetimlere iletilmesi, basında projenin geniş yer alması bu grubun örneklerindendir. 128 Şekil 4.1 STOP tarafından hazırlanan “Sulukule Toplumsal Gelişme – Ekonomik Kalkınma Planı ve Mekansal Gelişme Stratejileri çalışması Aktör Analizi Paftası Kaynak: Yazarın kendi arşivi 129 5. DEĞERLENDĐRME Bu bölümde, ikinci bölümde kavramsal olarak açıklanan kentlerin dönüşümü ve kentsel dönüşüm süreci, bu süreçteki müdahale biçimleri, üçüncü bölümde anlatılan Türkiye’deki kentsel dönüşüm olgusu ve yasal uygulama araçlarının açıklamaları ışığında Sulukule’deki kentsel yenileme projesi, aktörlerinin davranış biçimleri üzerinden yeniden değerlendirilecektir. Gürler’in (2004) tanımladığı kentsel dönüşümün dinamik süreçlerden oluşan döngüsünde, 1994 yılında Eğlence Evleri’nin tamamen kapatılmasıyla ekonomik bir çöküş yaşamıştır. Bunun sonucunda ise kentsel kriz dönemine girmiş olan Sulukule’de, kentsel alanın yeniden üretimi için “kentsel yenileme” adı altında bir proje hazırlanmıştır. Bu projenin uygulanmasında ise kamu yönetimli bir liderlik modeli tercih edilmiştir. Ancak burada bahsedilen kamu, sürece yalnızca birkaç basın açıklaması üzerinden katılan Đstanbul Büyükşehir Belediyesi ve alanın temizlenmesini bekleyen müteahhit rolündeki TOKĐ’nin varlık göstermemeleri nedeniyle yalnızca Fatih Belediyesi’ne işaret etmektedir. Hatice Sultan ve Neslişah Mahalleleri Kentsel Yenileme Projesi, 1800’lerde başlayıp 1900’lerin ortalarına kadar devam eden “kentsel yenileme” yaklaşımı ile sadece adıyla değil, 2005’te yenileme alanı edilmesinden önceki karar süreci ve günümüze kadarki uygulamalarda izlenen yollarıyla da birebir örtüşmektedir. O dönemdeki “sefalet mahallelerinin temizlenmesi” yaklaşımı bir bakıma bugünkü Sulukule’nin yıkılıp yeniden inşa edilmesine denk gelmektedir. Bir kent parçasından istenmeyen bir etnik grup ve onun yaşama biçimi, kentin başka bir bölümüne ötelenerek mevcut sorunların sadece göz önünden kaldırılması fakat aynı sosyal ve ekonomik problemlerin artarak devam ettirilmesi bir çözüm (!) olarak görülmektedir. Hâlbuki 1990 sonrası dönüşüm projelerinde yalnızca fizik mekânın iyileştirilmesinin kentsel alanı da iyileştireceği anlamına gelmediği anlaşılmıştır. Dünya örneklerinde, kentlerdeki yoksulluk, eğitimsizlik, suç gibi sorunlarla ancak tüm bunlar bir bütün olarak ele alındığında mücadelenin başarılı olabileceğini benimseyen “ortaklık modellerine dayalı sosyal öncelikli dönüşüm uygulamaları” yer almaya başladığı 130 halde Türkiye ve Đstanbul’da kamunun bu yaklaşımlardan henüz haberdar olmadığı izlenmektedir. Đkinci bölümde ele alınan Đngiltere örneğinde de olduğu gibi, sosyal öncelikli dönüşüm projeleriyle, hem üst ölçekte temel prensip kararları alınarak tüm dönüşüm alanlarına merkezi bir politika üretmek yoluyla dönüşüm kavramının kurumsallaştırılması hem de sorun alanındaki tüm aktörlerin katılımının sağlanmasıyla yerelliğin ön planda çıkarılması sağlanmaktadır. Sulukule’de yapılan ise kentsel dönüşüm alanı ilan edilen bölgede halkın katılımından anlaşılan ve uygulanan insanların yalnızca evlerini nasıl satacakları konusunda yapılan katılım (!) toplantılarıdır. Sosyal öncelikli hiçbir hedefi olmayan, kentteki bir çöküntü alanının kente yeniden kazandırılması, bunu yaşayanlarıyla yaparak projeden elde edilecek çıktıları yine yaşayanlarıyla paylaşma kaygısı gütmeyen bu proje Đstanbul’da uygulamaya geçirilmiş, özel mülke konu edilen ilk alan olması açısından da çok önemli bir emsal teşkil etmektedir. 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan Đstanbul’un ve Fatih Belediyesi’nin göğsünü gererek sunacağı bir proje olmaktan ne yazık ki çok uzaktır. UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası ilan edilen ve kimliğiyle, sosyal yapısıyla ve dokusuyla bir bütün olarak korunmuş alanlar olmaları gerekten Kara Surlarının komşuluğunda olan bölgede, yaşayanların bölgeden bilerek ve isteyerek rant amaçlı uzaklaştırılması sonucunda alanın kimliği tamamen silinmektedir. Poster 5.1 Sulukule Platformu tarafından hazırlanıp Đstanbul’a dağıtılan etiketler. Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com 2005 yılından itibaren yaşayanlarının yok sayıldığı, bütün birikimleriyle üniversitelerin ve STK’ların dâhil edilmediği projede, katılım fikrini yeşerten Sulukule Platformu olmuştur. Platform, süreç hakkında önce bölge halkının daha sonra da tüm Đstanbul’un bilgilendirilmesinde “iletişim”i etkin bir biçimde kullanmıştır (Poster 5.1 ve Poster 5.2). Uluslar arası örgütlerin olaylardan haberdar 131 edilmeleri, yerel ve merkezi yönetimlere tepki, tenkit ve uyarılarının iletilmesi hep bu yolla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Sulukule’ye farklı bir yaklaşımın geliştirilebilmesi amacıyla DPU ve Đstanbul’daki üniversiteler ile ortak çalışmalar yapılmış, Sulukule’yi çevresi, sosyal dokusu ve ekonomisiyle bir bütün olarak düşünen yerel kalkınma projeleri hazırlanarak, Fatih Belediyesi tarafından hazırlanan projeye yalnızca “hayır” demek yerine, neden hayır dendiği ve nasıl olması gerektiği gösterilmiştir. Poster 5.2 Sulukule Platformu tarafından hazırlanan posterlere bir örnek. Kaynak: sulukulegunlugu.blogspot.com Ancak sürecin tek hâkimi olan Fatih Belediyesi, bu kurumlara öncesinde danışmadığı gibi sonrasında da yapılan çalışmaları desteklememiş, sahiplenmemiş, kendisinin başlatmış olduğu projelendirme sürecini de hiçbir şekilde durdurmamıştır. Bu çalışmalardan alınan “Roman”, “müzik”, “konservatuar”, “25 kişilik meslek edindirme kursu” gibi kavramlar altları boşaltılarak projeye sosyal içerik kazandırılmış izlenimi vermek üzere Belediye’nin söylemlerine eklenmiştir. Süreç durdurulmayıp, bütün Sulukulelilerin alandan tahliye edilmesine engel olunmadıkça da bunlar altı boş kavramlar olarak kalacaktır. Sulukulelilerin hak sahiplikleri konusunda desteklenmeleri, bilgilendirmeleri sonucunda projeye karşı bir direniş meydana gelmiş, yıkımlar durdurulamasa da uygulama süreci uzamıştır. 2005 yılında imzalanan protokolün “Yenileme Alanının Projesinin Süresi” başlıklı 14. maddesinde “Projelerin yapım ve onayını müteakip hak sahipleri ile anlaşma süreci başlatılacak ve anlaşma sağlanamayanların kesinleştirilmesinden sonra kamulaştırma çalışmaları 6 ayda tamamlanacaktır” denilmektedir. Ancak avan 132 projenin 2007 yılında onaylanmasına karşın süreç henüz tamamlanamamış; 2009 yılı Nisan ayı itibarıyla Protokol gereği alanın tümünün inşaatları yapmak üzere TOKĐ’ye devredilmesi gerçekleştirilememiştir. Böyle bir direniş ve kamuyou baskısının farklı alanlarda farklı sonuçları olmuştur. Öncelikle, bu durumu öngöremeyen Fatih Belediyesi, 5366 sayılı yasanın ilk uygulama alanı olması nedeniyle süreci yönetmekte sorunlar yaşamıştır. Ayrıca, sürecin görünür kılınmasıyla yapılan çalışmalara gösterilen tepkiler ve alanın korunmasına yönelik girişimler (ĐYD tarafından Yenileme Alanları Bölge Kurulu’na sunulan öneri tescilli yapı çalışmaları, ĐBB KUDEB’e yapılan başvurular sonucunda bazı yapıların basit onarımlarının başlaması vb.) süreci yavaşlatmıştır. Ayrıca, alanda hak sahibi kabul edilmeyen yüzlerde kiracının gerekli belgeleri temin etmek yoluyla sürece dâhil olmaları, yalnızca temel uygulama maddelerinden oluşan protokolde bulunmadığı için taşınma ve yıkımlar birçok kez durdurulmuş ya da ertelenmiştir. Fotoğraf 5.1 KUDEB tarafından basit onarımı yapılan 3 tescilli yapıdan uygulaması tamamlanan bir konut Kaynak: Yazarın kendi arşivi Bir başka sonuç ise, Đstanbul’un UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki yeri hâlihazırda sorunluyken, bölgede böylesine bir uygulama yapılması, gerek UNESCO gerekse diğer kurum ve kuruluşlar (AGFE, COHRE, IAI gibi) tarafından tepki toplamış, Türkiye’nin imajı zedelenmiştir. Sulukule’deki kentsel dönüşüm projesi bu alandaki ilk uygulama olması ve yine basında sıkça yer alması nedeniyle, kamuoyu gündeminde de geniş yer bulmuş, 133 günlük hayata dâhil olmuştur. 2009 yerel seçimlerinde CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı’nın, 5366 sayılı yasaya dayandırılarak proje yapılan bir başka alan olan Tarlabaşı’nı hatırlatarak: “Tarlabaşı Sulukule olmayacak” şeklinde propaganda yapması; yine CHP Maltepe Belediye Başkan Adayının “Rantsal Bölüşüm Değil, Kentsel Dönüşüm” demesi; Ankara’daki bir projede yaşanan süreç ve yeni sahiplerine atıfta bulunarak “Ankara’nın Sulukule’si” başlıklı haberler64 yapılması da Sulukule’nin bir şekilde kentsel dönüşüm literatürüne girdiğini göstermektedir. Ancak, sürece karşı yapılan tüm müdahaleler ve gösterilen direnişlere rağmen, 2009 Nisan ayı itibarıyla Taşoluk’a taşınan yaklaşık 300 aileden yalnızca 27’si orada tutunmayı başarabilmiştir. Diğerleri ise maddi imkânsızlıklar içinde olmaları ve TOKĐ’nin başka bölgelerde imzaladığı sözleşmelerinde yer alan konutun belli bir süreden önce satışını engelleyen maddesinin bu sözleşmeye konulmaması nedeniyle, bu haklarını ellerinden çıkarmaya bir bakıma teşvik edilmiş ve Taşoluk’taki konut haklarını satarak buradan ayrılmışlardır. 275 ailenin bir kısmı Đstanbul’un muhtelif bölgelerinde konut kiralayıp, oradaki giderleri de karşılayamayıp borçlu olarak başka konutlara taşınmaktadır. Bir diğer kısmı kira ve fatura giderlerini karşılayacak gelirleri olmadığından Taşoluk’tan Sulukule’ye geri dönerek boşaltılmış ya da yıkıntı halindeki yapılarda işgalci durumuna düşmüştür. Düzenli geliri olup da yine Đstanbul’da, genel olarak Sulukule’ye yakın muhitlerde kiracı olarak yaşayanlar ise Fatih Belediyesi’nden aldıkları kira yardımlarının da desteğiyle eski evlerinden çok daha yüksek maliyetleri karşılayarak yaşamaya çalışmaktadırlar. Bir kısmı ise düzenli gelirleri olmadığından Đstanbul ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yaşayan akrabalarının yanına sığınmak durumunda kalmışlardır65. Sulukule’nin yenileme alanı ilan edilmeden önceki durumu göz önüne alındığında, bölge yaşadığı ekonomik sıkıntılar sonucu sosyal ve fiziksel olarak çöküntü alanı haline gelmiştir. Bu durum ancak, dışarıdan kamu yararı güden müdahaleler yoluyla düzeltilebilecek bir durumdur. Ancak bunun yerine bölgeye kar amaçlı bir proje getiren siyasal irade, alanın tamamen yok olmasına neden olmaktadır. Oysaki Görgülü vd.’nin (2006) belirttiği üzere “…sürdürülebilirlik”, “insan odaklı olma”, “katılım”, “aktörlerin kentsel sorunlar karşısında ortaklığı”, “stratejik yaklaşım, 64 65 http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11246136.asp Bu bilgiler, Sulukule Platformu’nun yapmış olduğu arazi ve haksahipliği çalışmaları sonucunda elde edilmiştir. 134 program ve planlama” gibi yeni, öncelikli kavramlar, kentsel dönüşümün vazgeçilmemesi Dolayısıyla, söz gereken konusu öncelikli bileşenleri olarak gündeme taşınmıştır. olarak yaklaşımlarla “kentsel yeniden üretim” değerlendirilen kentsel dönüşüm süreci; bu kavramlar için yaratılacak uygulama alanlarıyla birlikte, mutlaka bütünsel bir planlamaya dayalı, korumadan sağlıklaştırmaya, yenilemeden yeniden canlandırmaya kadar olan kapsamlı bir çerçeveyi kentin fiziksel, toplumsal, ekonomik ve kültürel mekânları açısından işaret etmektedir. Kentsel bu örnek alan incelemesinde her ne kadar adı “yenileme projesi” olarak geçse de planlama literatüründeki kullanımıyla yenileşme; yerel ekonomiyi canlandıran, fiziksel ve sosyal açılardan çöküntü sürecine girmiş kent parçalarının yeniden yaşanabilir alanlar haline getirerek kente kazandırmayı hedefleyen bir kent planlama ve kentsel koruma yaklaşımıdır. Erden’in (2006) de belirttiği üzere kentsel yenileşme dört temel kriteri sağlamayı hedeflemektedir: 1. Kentlerdeki fiziksel çöküşü durdurmak ve tarihi dokunun sürdürülebilirliğini sağlamak 2. Ekonomik yaşamı canlandırmak 3. Kentsel yaşam kalitesini arttırmak ve kültüre dayalı dinamikleri harekete geçirmek 4. Her ölçekte katılımı sağlamak. Đngiltere örneği üzerinden anlatılan ülke ölçeğinden mahalle ölçeğine kadar inen politikalar bütünü bu sürecteki en önemli konulardan biridir. Kentsel yenileşmenin, kentsel politikalar içindeki önemi, ekonomik, fiziksel ya da sosyal açıdan çöküntü süreci yaşayan ya da böyle bir süreç sonucunda terk edilmiş olan kent parçalarındaki çöküntüye neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması ile birlikte o alanın yeniden yaşam kazanmasını ve özellikle de tarihi kimliğin korunması ve kültürel sürekliliğin sağlanmasını hedeflemesidir (Erden, 2006). Birçok ortak özellik barındırmakla birlikte, kentin her ilçesi, her mahallesi ve hatta her sokağı kendine has fiziksel, demografik, sosyal ve ekonomik çeşitliliğe sahiptir. Đşte tam da bu nedenle, her bir kentin / kent parçasının farklılıklarının eksiksiz tespiti ve bütüncül bakış açısını destekleyen üst ölçekten gelecek kararların alt ölçeğe yansıtılması gerekmektedir. Bu kapsamda üretilecek her proje, üretildiği alana özgü 135 sorunları bertaraf etmek veya o bölgenin potansiyellerini geliştirmek için spesifik yöntemler izlemelidir. Özellikle konut alanlarında uygulanan projeler, kullanıcıların kendi mekânlarında yaşama veya kendi istekleri ile oradan ayrılma haklarına bağlı olmalıdır. Bu nedenle planlamanın projelerin kendine özgü ve bütüncül yapılarını kurmalarını sağlamak için daha esnek bir yapıya sahip olması, tabandan katılımı örgütleyici, özel yasalar geliştirici stratejiler üretmesi gereklidir (Erden, 2006). Ancak günümüz Türkiye’sinde geliştirilen projelere bakıldığında uygulamada bu tür yaklaşımlara rastlanmamaktadır. Söylem düzeyinde tüm kentli sosyal sınıflar için avantajları ortaya konularak meşrulaştırılan dönüşüm kavramı, proje ve uygulamaların başlamasıyla bu meşruiyet düzlemini hızla yitirmekte ve çelişki açıkça görünür hale gelmektedir (Kurtuluş, 2006). Bu durumu, Buğra’nın (2006) kullandığı tabirle “kentsel dönüşümün ahlaksız ekonomi”si olarak tanımlamak mümkündür. Bu kapsamda Türkiye’de kentsel dönüşüm sürecinin kuramı ve pratiği oluşturulurken öncelikle bu sürecin planlama kurumunun dışında algılanmaması ve kent bütününden koparılmaması gerektiği tüm ilgili kesimler tarafından benimsenmelidir. Aynı şekilde süreç tek eksenli değil çok faktörlü, sorunlara temellenen bir yaklaşımla planlanmalı ve yönetilmelidir. Ancak Türkiye’deki kurumsallaşmış planlama kültürü ve pratiği bu süreçlerin bu şekilde gerçekleşmesinde yeterli ortamı hazırlayamamaktadır. Bu nedenle Türkiye’deki planlama süreci öncelikle stratejik, esnek, çok aktörlü ve katılımcı pratikleri içselleştiren bir biçimde yeniden kurgulanmalı ve kentsel dönüşüm süreçleri bu kurgu içine yerini almalıdır (Görgülü vd., 2006). Çok aktörlülük kavramı Sulukule özelinde irdelendiğinde, kentsel dönüşüm sürecinde yer alan ve yer alması gereken aktörleri içeren EK 18’de verilen tablodan da okunabileceği üzere, bir kentsel alana çöküntü alanı haline gelmeden önce müdahale edebilecek ve bu müdahaleler için yeni kanunlara ihtiyaç duymayacak kurum ve kuruluşların, ülke ölçeğinde ve yerel ölçekte mevcut olduğu görülmektedir. Kentsel çöküntü alanlarının belli başlı sorunları olarak kabul edilen ekonomik yetersizlik ve buna bağlı olarak ortaya çıkan iyi beslenememe, yeterli barınma olanaklarından mahrum olma, eğitimsizlik, çocukların çalışmak zorunda kalmaları, kentin diğer bölgelerine göre daha yüksek suç oranı, dışa kapalı grupların ikamet etmesi nedeniyle özürlülük oranının kent bütününe göre daha yüksek olması, 136 bakımsızlıktan kaynaklanan diğer sağlık sorunları gibi temel problemlerin o bölgeye has durumu tespit edilmelidir. Tespit edilen bu problemlerin çözümüne yönelik projeler geliştirebilecek tüm kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları, kamu önderliğinde oluşturulacak merkezi politikalar ışığında bu bölgelere yönlendirilerek; bu alanların öncelikle sosyal ve ekonomik olarak kalkındırılması gerçekleştirilmeli; fizik mekânının da buna bağlı olarak iyileştirilmesi sağlanmalıdır. Bunların yapılabilmesi için merkezi yönetimden mahalle ölçeğine kadar oluşturulacak bir örgütlenme modeli ve bu örgütlenme modelinin ele aldığı konularla ilintili STK’lar ile güçbirliği oluşturulmalıdır. Yerel halk ile kamu kurumları ve STK’lar arasında köprü kuran Sulukule Platformu, bu güçbirliği ortamınn yaratılmasının en başarılı örneklerinden biri olmuştur. Her ne kadar Sulukule’deki dönüşüm projesinin ortaya çıkmasıyla böyle bir oluşum meydana gelmişse de, yalnızca projenin durdurulması değil bölgede yeşil kart edinmeden, ilköğretim çağındaki çocukların okula gitmelerinin sağlanmasına kadar birçok sosyal sorunun çözümünde etkin rol oynamıştır. Bu bağlamda, bir kentsel yenileme projesi ortaya atarak yalnızca fizik mekânın dönüşümünü sağlamak yerine, ekonomik olarak tamamen çökmüş alanlarda ekonominin yeniden canlandırılması için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca bu problemle özel olarak ilgilenen, üst ölçek politikalar belirleyecek bir birim oluşturulmalıdır. Bu politikalar temel alınarak, yerel ölçekte,, Sulukule bölgesine özgü ekonomik aktivitelerin tanımlanması, halihazırda devam ettirilen, çoğunlukla marjinal sektördeki gelir getirici aktivitelerin düzenlenmesi ve bu sürece girilmeden önce yapılan aktivitelerin canlandırılması için stratejiler geliştirilerek, yaşayanlarının yetenekleri ve bilgileri ile yapabilecekleri iş olanakları yaratılmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ülke genelindeki çöküntü alanlarında eğitimle bağlantılı sorunlarla mücadele kapsamında politikalar belirlenmeli ve bu politikalar, bölge / mahalle ölçeklerinde projelere dönüştürülmelidir. Örneğin Sulukule’de mesleki gelişim kurslarının açılması, mevcut yeteneklerin geliştirilmesi yoluyla iş olanaklarının arttırılması önemlidir. , Çeşitli nedenlerle okula gidemeyen okuma – yazma çağındaki çocukların öncelikle zorunlu temel eğitimlerini tamamlamaları, lise eğitimine devam etmek isteyenler için imkânlar yaratılması Milli Eğitim 137 Bakanlığı’nın önemli projeleri olarak kabul edilmeli, bu konudaki STK’ların çok önemli görevler üstlendikleri unutulmamalıdır. Bir başka sorun alanı olan sağlık alanında yapılacak çalışmalarda Sağlık Bakanlığı’nın sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir. Ekonomik zayıflık ve yerel yönetimlerin ilgisizliği sonucunda meydana gelen kötü hijyen koşullarına bağlı olarak ortaya çıkan hastalıkları ortadan kaldırmak amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından politikalar ve uygulama araçları geliştirilmelidir. Örneğin Sulukule’nin maruz kaldığı sağlık problemleri hem yerel ölçekteki kamu kurumları hem de onlarla koordine çalışacak STK’lar ile yapılacak ortaklaşa çalışmalarla çözümlenmelidir. Başbakanlık’a bağlı Özürlüler Đdaresi Başkanlığı Sulukule gibi alanların önemli problemi olan özürlü sayısının kentin bütününe oranla fazla olması sorununa yönelik, yaklaşımlar ve uygulamalar geliştirmeli ve kendine bağlı birimler tarafından yereldeki uygulanmasını gerçekleştirmelidir. Başbakanlık’a bağlı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, görev tanımında da belirtildiği üzere çöküntü alanlarındaki bakıma muhtaç farklı yaş gruplarındaki vatandaşların temel ihtiyaçlarını gidermesi, yaşam kalitelerini arttırması gerekmektedir. Örneğin Sulukule’de yüksek suç oranı nedeniyle ailesiz kalan bakıma muhtaç çocukların güvence altına alınması konusunda mahallenin sosyal yapısına hakim olan Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği ile ortak çalışmalar yürütmelidir. Ayrıca, bölgeye has bir sorun olan madde bağımlılığı sorunun ortadan kaldırılması için ilgili kurum ve kuruluşları bölgeye yönlendirmeli, yerinde gerekli hizmetleri vermeli; çocuk ve gençleri bu konuda bilinçlendirmelidir. Đçişleri Bakanlığı ve ona bağlı Đstanbul Đl Emniyet Müdürlüğü, Fatih Đlçe Emniyet Müdürlüğü ve ĐBB ve Fatih Belediyesi’ne bağlı Zabıta Müdürlükleri, bölgede güvenlik ve asayişin sağlanması, suç oranının azaltılması amacıyla gerekli önlemleri almalıdır. Başbakanlık’a bağlı Darülaceze Müdürlüğü ve onunla ortak çalışması gereken ĐBB Darülaceze Müdürlüğü, bölgede yalnız ve bakıma muhtaç yaşlıların tespit edilmesi, sağlık ve diğer sosyal hizmetlerden ücretsiz faydalanmaları için gerekli 138 işlemlerin yapılması konusunda yerel örgütlenmelerle ortak çalışarak bu sorunu ortadan kaldırmalıdır. Đstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, Fatih Belediyesi’nin kentsel yenileme projesini benimsemek yerine; sosyal dokusuyla bir bütün olan Tarihi Yarımada’da kamu kurumları, yerel örgütlenmelerle ve Sulukuleliler ile bölgenin yaşayanlarıyla iyileştirilmesine yönelik yapılan çalışmalarda bir uzlaştırıcı olmalıdır. Böyle ortak uzlaşmacı bir zemin sağlandığı takdirde, Sulukule’de proje sürecinde bölge halkına mevcut koşullarının iyileştirilmesinde, projenin durdurularak bir yerel kalkınma projesinin hazırlanmasında destek ve emek veren tüm üniversiteler ve STK’lar da sürece katılabileceklerdir. Son söz olarak, devam eden tüm uygulamalardaki aksaklıklar sebebiyle aslında dönüşmesi gereken Türkiye’deki kentsel dönüşüm sürecinin kendisidir. Sulukule örneğinde ayrıntılı olarak incelendiği üzere, kentlerdeki yoksulluk ve yoksunluk alanlarının tümüne müdahale edebilecek, bu alanlardaki farklı sorunların tümüne cevap verecek kurum ve kuruluşlar, hem devlet yapılanması içinde hem de STK’lar bağlamında mevcuttur. Bu çerçevede önemli olan konu bu kurum ve kuruluşların kendi sorumlulukları ve yetki alanlarını özümseyip, uygulama araçları ile sorun alanları ilişkisini doğru ve ivedi bir biçimde kurmalarıdır. Ellerindeki yasal yetkiyi ve kaynakları kullanarak bu alanlarda yaşayan halkı mağdur etmeden, görev alanlarını uygulamaya dönüştürme niyetini gösterebildikleri ve bunu katılımcı süreçlerle hayata geçirebildiği takdirde Türkiye’deki kentsel dönüşüm sürecinin evrimi gerçekleşebilir. 139 KAYNAKLAR 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu, (1984), Ankara 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, (2004), Ankara 5226 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, (2004), Ankara 5302 sayılı Đl Özel Đdareleri Kanunu, (2004), Ankara 5366 sayılı Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun, (2005), Ankara 5393 sayılı Belediye Kanunu, (2005), Ankara Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı, (2005), Ankara Ağar, D., 2007. Đstanbul'un Kültür Endüstrileri Üzerine (Đclal Dinçer ile röportaj), Kent Gündemi, Aralık 2007, 35-38. Akbalık, E., 2007. Mağaza Vitrininden Satılık Kent Seyri ve Biz Kimliksiz Müşteriler, Ölçü, Mart 2007, 167-169. Akkar, Z.M., 2006. Kentsel Dönüşüm Üzerine, Batıdaki Kavramlar, Tanımlar, Süreçler ve Türkiye, Planlama, 2006/2, 29-38. Alkan, A., 2006. 29. Dünya Şehircilik Günü Kolokyumu'nun Ardından: Türkiye'de Mekan Çalışmaları "Riskler ve Fırsatlar"ın Peşinden Giderken "Toplumsal Adalet, Eşitsizlik ve Đktidar" Nereye Düşer?, Planlama, 2006/1, 33-42 Apak, S., 2003. Komşuluğun Zayıfladığı Bir Semt ve Güvenlik, Uluslararası 14. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSU / Fındıklı, Đstanbul, Türkiye, 28-29-30 Mayıs Aykut, M., 2007. Türkiye'de Kentsel Dönüşüm Kavramının Ortaya Çıkış Süreci, Uygulanmış Projeler ve Alternatif Çözüm Arayışı. (Küçükçekmece Ayazma Bölgesi ve Portakal Çiçeği Vadisi Örnekleri), Lisans Bitirme Ödevi, M.S.Ü. Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, Đstanbul Bala, H.A., 2004. Evaluation of the Changes in Space Organization Considering The Contribution to the Urban Space, Uluslararası 15. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSU / Fındıklı, Đstanbul, Türkiye, 26-28 Mayıs. 140 Balamir, M., 2005. Türkiye’de Kentsel Đyileştirme ve Dönüşüme Đlişkin Güncel Öneri ve Modeller, http://old.mo.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=35&Rec ID=570, 2008. Bayraktar, E., 2006. Gecekondu ve Kentsel Yenileme, Ekonomik Araştırmalar Merkezi Yayınları, Ankara. Bayraktar, E., 2007. Neden kentsel dönüşüm?, http://www.emlakkulisi.com/13_Neden-kentsel-donusum-_m.asp, 2008. Bayraktar, E., 2007. Orta ve alt gelir grubunu nasıl ev sahibi yapacağız?, http://www.emlakkulisi.com/19_Orta-ve-alt-gelir-grubunu-nasil-ev-sahibiyapacagiz-_m.asp, 2008. Bayraktar, E., 2007. Türkiye'de konut ihtiyacının niteliği, 2008. http://www.emlakkulisi.com/88_Turkiye%27de-konut-ihtiyacinin-niteligi-_m.asp, Bayraktar, E., 2008. Hedefimiz 500 bin konut!, http://www.emlakkulisi.com/293_Hedefimiz-500-bin-konut_m.asp, 2008. Bayraktar, E., 2008. Đstanbul’da neler yapacağız?, http://www.emlakkulisi.com/191_Istanbul-da-neler-yapacagiz-_m.asp, 2008. Bayraktar, E., 2008. Đstanbullular konuta doyacak, http://www.emlakkulisi.com/273_Istanbullular-konuta-doyacak_m.asp, 2008. Bayraktar, E., 2008. TOKĐ’nin işi kira öder gibi ev sahibi yapmak, http://www.emlakkulisi.com/203_TOKI-nin-isi-kira-oder-gibi-ev-sahibiyapmak_m.asp, 2008. Behar, D. ve Đslam, T., 2006. Đstanbul'da "Soylulaştırma" Eski Kentin Yeni Sahipleri, Đstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, Đstanbul. Bilgin, Đ., 2004. Üç Büyük Kentin Başkalaşımı Đstanbul'un Değişimi ve Yönetimi, http://old.mo.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=28&Rec ID=366, 2008. Bilsel, C., 2006. Kentsel Dönüşüm, Çözülen Kentler ve Parçalanan Kamusal Alan, http://old.mo.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=41&Rec ID=1014, 2008. Bozdoğan, S., 2002. Modernizmin ve Ulusun Đnşası Erken Cumhuriyet Türkiye'sinde Mimari Kültür, Metis Yayınları, Đstanbul. 141 Cabinet Office Social Exclusion Unit, A New Commitment to Neighbourhood Renewal, Đngiltere, 2001. Coşkun, M., 2005. Son Dönemde Çıkartılan Yasalar Çerçevesinde Türkiye'de Doğal, Tarihi ve Kültürel Değerlerin Korunmasında Yerel Yönetimlerin Değişen Rolleri, Planlama, 2005/1, 42-48. Çakılcıoğlu, M. ve Cebeci, Ö.F., 2003. Kentin Çöküntü Alanlarında Uygulamada Yetersiz Kalan Đmar Planlarının Yerine Alternatif Planlama Süreçleri, http://www.kentli.org/makale/donusum.htm, 5 Ocak 2009. Çanga, A., 2002. Konut Varlığının Kuşaklar Arası El Değiştirme Süreci, Konut Kurultayı, YTU / Đstanbul, Türkiye, 22-23-24 Mayıs. Çetingöz, M., 2008. Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri (Sulukule) Kentsel Yenileme Projesi’nin Sürdürülebilirlik ve Katılım Bağlamlarında Đncelenmesi , Lisans Bitirme Ödevi, M.S.Ü. Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, Đstanbul. Demirdizen, E., 2007. Đstanbul Planının Getirdikleri, Götürdükleri, Kent Gündemi, Aralık 2007, 42-44. Devecigil, P.T., 2002. Konut Politikalarının Geliştirilebilmesinde Sürdürülebilirlik, Yaşanabilirlik ve Hakçalık, Konut Kurultayı, YTU / Đstanbul, Türkiye, 22-23-24 Mayıs. Dinçer, Đ., 2007. Tarihi Yarımada Sempozyumu, ĐTÜ / Đstanbul, Türkiye, 15-16 Kasım. Dünden Bugüne Đstanbul Ansiklopedisi, 1994, Cilt 7, S:70-71 Ekinci, O., 2005. “Kentsel Dönüşüm”ün Akla Getirdikleri, http://old.mo.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=35&Rec ID=571, 5 Ocak 2009. Eraslan, Đ.G., 2007. Yönetim Mekanizmalarının Kentsel Dönüşüm Algısı ve Uygulamaları Üzerindeki Etkisi: Đngiltere, Almanya ve Türkiye Örneği, Yüksek Lisans Bitirme Tezi, Y.T.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Şehir ve Bölge Planlama Anabilim Dalı Kentsel Dönüşüm ve Planlama Programı, Đstanbul Ergun, N., 2003. Đstanbul Şehir Merkezi Yakın Çevresinde Kullanım ve Kullanıcı Farklılaşması, Uluslararası 14. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSU / Fındıklı, Đstanbul, Türkiye, 28-29-30 Mayıs. 142 Gibson, Michael S., 2003. Safe Neighbourhoods For Istanbul, Uluslararası 14. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSU / Fındıklı, Đstanbul, Türkiye, 28-29-30 Mayıs Gibson, Michael S., 2003. Safe Neighbourhoods For Istanbul, Uluslararası 14. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSU / Fındıklı, Đstanbul, Türkiye, 28-29-30 Mayıs Görgülü, Z., 2005. Kentsel Dönüşüm Kentsel Rantın Yeni Adı Olmamalı, http://www.tarihikentlerbirligi.org/icerik/haberDetay.asp?newsID=99, 2008. Görgülü, Z., 2005. Planlamada Bir Araç: Kentsel Dönüşüm, http://old.mo.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=35&Rec ID=569. Gümüş, K., 2007. 2010 Đstanbul Đçin Bir Fırsat Olabilir mi?, Mimarist, Güz 2007, 5054. Gürler, E., 2004. 1980 Sonrası Kentsel Dönüşüm Sürecinde Küresel Perspektiften Đstanbul Örneği: Kent Đçi Tarihi Alanların Yeniden Üretim Modelleri, 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü 28. Kollokyumu Değişen - Dönüşen Kent ve Bölge, ODTÜ/ Ankara, Türkiye, 8-9-10 Kasım Hamamcıoğlu, C. ve Zeybekoğlu, S., 2007. Kentsel Bir Laboratuvar Olarak Đstanbul ve Çeşitlenen(!) Konut Alanları, Kent Gündemi, Aralık 2007, 73-76. Đstanbul Büyükşehir Belediyesi Planlama ve Đmar Müdürlüğü, 2003. Fatih 1/1000 Ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama Đmar Planı Raporu. Đstanbul Büyükşehir Belediyesi Planlama ve Đmar Müdürlüğü, 2003. Tarihi Yarımada Eminönü - Fatih 1/5000 Ölçekli Koruma Amaçlı Nazım Đmar Planı Raporu I-II Cilt. Đstanbul Büyükşehir Belediyesi, Stratejik Plan 2007 - 2011. Kahraman, T., 2006. Đstanbul Kentinde Kentsel Dönüşüm Projeleri ve Planlama Süreçleri, Planlama, 2006/2, 93-101. Karadağ, D., 2008. Kentsel Dönüşüm, http://www.arkitera.com/g67-kentseldonusum.html, 2008. Kaya, Ö., 2007. Bir Dekor Olarak Đstanbul Surları, Ölçü, Mart 2007, 170-174. Keleş, R., 1998. Kentbilim Terimleri Sözlüğü, Đmge Kitapevi, Đstanbul. 143 Keleş, R., 2005. Sınırları Olmayan Kentleşme Hakkında Notlar: Toprağın Sahibi Kimdir? Kentin Sahibi Kimdir?, http://old.mo.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=40&Rec ID=979, 2008. Kıray, M.B., 1998. Değişen Toplum Yapısı, Bağlam Yayınları, Đstanbul. Kıray, M.B., 1998. Kentleşme Yazıları, Bağlam Yayınları, Đstanbul. Kilcullen, J., 2005. Milenyum Kalkınma Hedefleri: Kentin Yoksul Bölgelerinin Đyileştirilmesi Üzerine, http://old.mo.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=40&Rec ID=980, 2008. Kurban, D., Yükseker, D., Çelik, A.B., Ünalan, T. ve Aker, A.T., 2007. Coming to Terms with Forced Migration: Post-Displacement Restitution of Citizenship Rights in Turkey, TESEV Yayınları, Đstanbul. Kurtuluş, H., 2006. Kentsel Dönüşüme Modern Kent Mitinin Çöküşü Çerçevesinden Bakmak, Planlama, 2006/2, 7-11. Kurtuluş, H., 2007. Devlet, Sermaye ve Kentsel Arazi Bağları Çerçevesinde Kentsel Dönüşüm, Ölçü, Mart 2007, 72-77. Kürkçüoğlu, F., 2008. "Biz artık turistik olduk!", http://www.turnusol.biz/public/makale.aspx?id=462&pid=19&makale=%22Biz%20a rtik%20turistik%20olduk, 2008. Özaydın, G. ve Yavuz, N., 2003. Bir Kentsel Dönüşüm Sürecinin Hikayesi Siyasal Đktidarın Sanat Yapıtları Aracılığı Đle Kamusal Alana Müdahalesi Taksim Meydanı Nasıl Çözüldü?, Uluslararası 14. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSU / Fındıklı, Đstanbul, Türkiye, 28-29-30 Mayıs Özaydın, G., 2004. Đstanbul Örnekleri Üzerinden Kentsel Tasarım Projelerinde "Yer"in Anlamı, Uluslararası 15. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSU / Fındıklı, Đstanbul, Türkiye, 26-28 Mayıs. Özdemir, M.Z.D, 2005. Türkiye'de Kültürel Mirasın Korunmasına Kısa Bir Bakış, Planlama, 2005/1, 20-25. Özden, P.P., 2001. Kentsel Yenileme Uygulamalarında Yerel Yönetimlerin Rolü Üzerine Düşünceler ve Đstanbul Örneği, http://www.istanbul.edu.tr/siyasal/dergi/sayi23-24/20.htm, 2008. 144 Özden, P.P., 2005. Yasal ve Yönetsel Çerçevesiyle Şehir Yenileme Planlaması ve Uygulaması: Türkiye Örneği, Doktora Tezi, Đ.T.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, Đstanbul Özüekren, Ş. Ve Yirmibeşoğlu, F., 2002. Konut Alanlarının Geliştirilmesi ve Sürdürülebilmesinde Kamu-Özel Ortaklıkları, Konut Kurultayı, YTU / Đstanbul, Türkiye, 22-23-24 Mayıs. Polat, S., 2008., Kentsel dönüşüm: Tanımlar, nedenler, uygulamalar, http://www.dijimecmua.com/index.php?c=sw&v=35&s=93&p=56, 2008. Roberts, P.W. ve Sykes, H., 2000. Urban Regeneration, Sage, Londra. Sökmen, P., 2003. Kentsel Yenileşmede Örgütleyici Kapasitenin Belirleyici Rolü, Uluslararası 14. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSU / Fındıklı, Đstanbul, Türkiye, 28-29-30 Mayıs. Şen, B., 2007. Soylulaştırma: Tarihi Kentsel Alanların Dönüşümünde Artan Sınıfsal Çelişkiler, Ölçü, Mart 2007, 60-66. Tan, P., 2005. Avrupa Kentlerinin Geleceği, http://old.mo.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=40&Rec ID=981, 2008. Thorns, D.C., 2004. Kentlerin Dönüşümü Kent Teorisi ve Kentsel Yaşam, CSA Global Yayın Ajansı, Đstanbul. Ulu, A. ve Karakoç, Đ., 2004. Đnsana Yabancılaşan Kent Sokaklarının Geçmişle Gelecek Arasındaki Yeni Kimlik Arayışı, Uluslararası 15. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSU / Fındıklı, Đstanbul, Türkiye, 26-28 Mayıs. Uysal, Y., 2007. Đstanbul Nereye Gidiyor?.., Ölçü, Mart 2007, 45-53. Ülken, G., 2003. Tarihi Çevrede Kentsel Dönüşümün Dinamikleri, Uluslararası 14. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSU / Fındıklı, Đstanbul, Türkiye, 28-29-30 Mayıs Yamak, Y., 2006. Đmar (Yapılanma) Haklarının Devri: Model-Uygulama Alanları ve Sonuçlar, Planlama, 2006/1, 63-73 Yıldırım, A.E., 2006. Güncel Bir Kent Sorunu: Kentsel Dönüşüm, Planlama, 2006/1, 7-24. Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, 3. Bölüm Mahalle Ölçeğinde Kentsel Dönüşüm Modeli Küçükbakkalköy Örneği, 2006 145 INTERNET KAYNAKLARI URL-1, http://www.peyzaj.org/haberdetay.asp?HABER_ID=1265&haber=10, Soruda Kentsel Dönüşüm, 2008. URL-2, http://nin-lil.blogspot.com/2008/04/kentsel-dnm-nedir.html, Dönüşüm Nedir?, 2008. URL-3, http://www.emekdunyasi.net/tr/article.asp?ID=2156, birlikte yıkılıyor, 2008. Sulukule 10 Kentsel tarihiyle URL-4, http://www.toki.gov.tr/habitat/habitatvetoki/index.html, Habitat ve TOKĐ, 2008. URL-5, http://www.istabip.org.tr/icerik/agustos-2008-tk-toplanti-tutanagi/, Ağustos 2008 TK Toplantı tutanağı, 2008. URL-6, http://www.mimdap.org/w/?p=4079, Romanlar haklarını aradı, ‘Đnsan Hakları’ rahatsız oldu!, 2008. URL-7, http://www.milliyet.com.tr/2007/11/28/son/sonsiy41.asp, Hakları Komisyonu, Sulukule sakinlerini dinleyecek, 2008. TBMM Đnsan URL-8, http://fatihaktuel.com/haber_detay.php?haber_id=1982, Sakinlerinin Đnsan Hakları Komisyonu'na Yaptığı Başvuru, 2008. Sulukule URL-9, http://www.haberfatih.com/detay.asp?hid=1490, Sulukulelileri Taksitler Kara Kara Düşündürüyor, 2008. URL-10, http://supportingsulukule.blogspot.com, Respecting the Human and Housing Rights of All Residents of Sulukule/Đstanbul, 2008. URL-11, http://www.ihb.gov.tr/haberler.htm, Sulukule'deki yıkımlar insan hakları yönünden araştırılacak, 2008. URL-12, http://www.toki.gov.tr/page.asp?id=4, TOKĐ - Toplu Konut Kanunu, 2008. URL-13, http://www.toki.gov.tr/page.asp?id=6, TOKĐ - Organizasyon Şeması, 2008. URL-14, http://www.toki.gov.tr/page.asp?id=7, TOKĐ - Đştirakler, 2008. URL-15,http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/kurumsal/VizyonIlkeler/Pages/Vizyon MisyonIlke.aspx, Đ.B.B. - Vizyon Misyon ve Đlkelerimiz, 2008. 146 URL-16, http://www.istanbul.gov.tr/Default.aspx?pid=452, Yıldızları, 2008. Đstanbul'un Deniz URL-17, http://portal.unesco.org/en/ev.phpURL_ID=3328&URL_DO=DO_TOPIC& URL_SECTION=201.html, What is it? What does it do? About UNESCO, 2008. URL-18, http://www.unhabitat.org/content.asp?typeid=19&catid=282&cid=3480, Advisory Group on Forced Evictions, 2008. URL-19, http://www.fenerbalat.org/content.php?ct=The%20Programme&chlang=_t, Fener ve Balat Semtleri Rehabilitasyon Programı, 2008. URL-20, http://www.ozida.gov.tr, T.C. Başbakanlık Özürlüler Đdaresi Başkanlığı, 2008. URL-21, http://www.shcek.gov.tr/hizmetler/Kadin_Aile_Toplum/, Toplum, 2008. Kadın Aile URL-22, http://www.fatih.gov.tr, T.C. Fatih Kaymakamligi Resmi Web Sitesi, 2008. URL-23, http://www.basbakanlik.gov.tr, T.C.Basbakanlik Resmi Web Sitesi, 2008. URL-24, http://www.darulaceze.gov.tr, Darüleceze Müessesesi, 2008. URL-25, http://www.saglik.gov.tr, T.C. Sağlık Bakanlığı, 2008. URL-26, http://www.adalet.gov.tr, T.C. Adalet Bakanlığı, 2008. URL-27, http://www.iem.gov.tr, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü, 2008. URL-28, http://www.meb.gov.tr, T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, 2008. URL-29, http://cygm.meb.gov.tr/tanitim/index.html, Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü, 2008. URL-30, http://cedb.meb.gov.tr, Çıraklık, Mesleki ve Teknik Eğitimi Geliştirme ve Yaygınlaştırma Dairesi Başkanlığı, 2008. URL-31, http://www.istanbulkulturturizm.gov.tr, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Đstanbul Đl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 2008. URL-32, http://www.errc.org/About_index.php, What is the European Roma Rights Centre?, 2008. 147 URL-33, http://www.cohre.org/aboutus, COHRE - Centre On Housing Rights and Evictions, 2008. URL-34, http://erionet.org/site/basic149.html, European Roma Information Office, 2008. URL-35, http://www.hyd.org.tr/?pid=82, Helsinki Yurttaşlar Derneği, 2008. URL-36, http://www.iyilikneredebizorada.com/site/index.php, 2008. URL-37, http://www.mesev.org/index.php, Mesev, 2008. URL-38, http://www.isocarp.org/index.php?id=about, ISOCARP, 2008. URL-39, http://www.mev.org.tr, Milli Eğitim Vakfı, 2008. URL-40, http://eng.habitants.org/who_we_are/who_we_are, International Alliance of Inhabitants, 2008. URL-41, http://csce.gov/index.cfm?FuseAction=Blogs.List&ContentType=L, Turkish Government Must Find a Common Solution for Roma in Sulukule, 2008. URL-42, http://www.mimarizm.com/KentinTozu/makale.aspx?ID=338&sid=328, Sulukule'nin tarihçesi, 2008. URL-43, http://www.arkitera.com/h34380-sulukule-icin-alternatif-proje.html, Sulukule için alternatif proje, 2008. URL-44, http://www.akademi-kentsel-donusum.blogspot.com, Kamuoyuna Kentsel Dönüşüm ve Yenileme Uygulamaları Hakkında Duyuru ve Davet, 2008. URL-45, http://www.alternatifsulukule.org, Başka Bir Sulukule Mümkün!, 2008. URL-46, http://40gun40gece-sulukule.blogspot.com, 40 Gun 40 Gece Sulukule, 2008. URL-47, http://www.sulukuleyasasin.blogspot.com, Sulukule Yok Olmasın, 2008. 148 EKLER EK 1. Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Şükrü Pündük’e ait Osmanlı Đmparatorluğu tarafından verilmiş tapu. 149 EK 2. TOKĐ – ĐBB – Fatih Belediyesi arasında imzalanan Protokol ĐSTANBUL – FATĐH ĐLÇESĐ – 1ci GRUP 2 NOLU YENĐLEME ALANLARI PROJE VE UYGULAMALARINA ĐLĐŞKĐN PROTOKOL BÖLÜM I Đlk Hükümler Taraflar ve Mevzuat Madde 1 –T.C. Başbakanlık Toplu Konut Đdaresi Başkanlığı, T.C. Đstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve T.C. Fatih Belediye Başkanlığı arasında, 16.06.2005 tarihinde kabul edilen 5366 Sayılı Yıpranan Tarihi Ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması Ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun ve Yönetmeliği gereği Yenileme Alanı olarak belirlenen ve Bakanlar Kurulu Kararı ile uygun görülen alanda, 5366 Sayılı Kanun, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile 12.05.2004 tarih ve 25460 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5162 sayılı Kanun, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunun, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve ilgili diğer Kanunlar kapsamında iş bu Protokol yapılmıştır. T.C. Başbakanlık Toplu Konut Đdaresi Başkanlığı, T.C. Đstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve T.C. Fatih Belediye Başkanlığı arasında 08.09.2005 tarihinde imzalanan Đstanbul Fatih 2 Nolu Kentsel Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Projesi’ne Đlişkin Protokolde yer alan hükümler iş bu Protokol ile yeniden düzenlenmiş olup, bu Protokolün imzalanması ile 08/09/2005 tarihli Protokol hükümlerinin geçerliği kalmayacak, Fatih Đlçesi 1 inci grup 2 nolu Yenileme Alanına ait tüm çalışmalar iş bu Protokolün yasal dayanakları ve hükümlerine göre yürütülecektir. Tanımlar ve Kısaltmalar Madde 2 – BÜYÜKŞEHĐR TOKĐ BELEDĐYE YENĐLEME ALANI : T.C. Đstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı : T.C. Başbakanlık Toplu Konut Đdaresi Başkanlığı’nı : T.C. Fatih Belediye Başkanlığı’nı : 2863 Sayılı Kanun gereği Sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiş Koruma Bölgeleri içerisinde, 5366 Sayılı Kanun gereği BELEDĐYE’nin teklifi üzerine Bakanlar Kurulu’nca kabul edilerek belirlenen alanları, : Đstanbul Đli, Fatih Belediyesi, Neslişah ve Hatice Sultan Mahallelerinin Bakanlar Kurulunca Tasdik edilen bürüt 78942,16 m2, net (mülkiyetli) 46091,19 m2 büyüklüğündeki Alanı (Ek-1) : Tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların ve yakın çevresinin mevcut durumlarının belgelenmesi için hazırlanan farklı ölçeklerdeki projeler ile açıklama raporlarını, : Tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların ve yakın çevresinin analizi, benzer yapılarla karşılaştırılması, özgün ve belli bir döneme ilişkin belgeleri ve çizimleri içeren öneri projelerini, : Tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların onarımı, özgün işlevi ve yeni kullanımı için getirilen müdahale biçimlerinin rapor ve projelerini, : Yenileme uygulama projelerine esas teşkil edecek, 5366 Sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca karara bağlanan, mimari avan proje ile statik, tesisat, elektrik, ulaşım ve alt yapı ön raporlarını, :Yenileme alanı içerisinde bulunan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların, 5366 Sayılı Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanan, rölöve, restitüsyon, FATĐH 1 ci GRUP 2 NOLU YENĐLEME ALANI RÖLÖVE PROJESĐ RESTĐTÜSYON PROJESĐ RESTORASYON PROJESĐ YENĐLEME AVAN PROJESĐ YENĐLEME UYGULAMA PROJESĐ 150 TOPLU KONUT ALANI 1 TOPLU KONUT ALANI 2 KORUMA BÖLGE KURULU restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların, imar mevzuatında öngörülen kentsel tasarım, çevre düzenleme, mimari, statik, mekanikelektrik tesisat ve alt yapı projelerini, : Gaziosmanpaşa Đlçesi, Taşoluk Bölgesinde TOKĐ tarafından yaptırılan konutlardan bilgileri Ek-2’de verilen yaklaşık 396 adet konutluk alanı (Ek-2) : TOKĐ tarafından Đstanbul Đli Avrupa Yakasında geliştirilecek sosyal konut projelerinden bu projedeki hak sahipleri için ayrılacak alanları : Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre oluşturulacak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunu ifade eder. Protokolün Konusu ve Kapsamı Madde 3 - Bu Protokolün konusu, Đstanbul Đli, Fatih Belediyesi sınırları içerisinde bulunan ve halihazırda üzerinde gecekondular, çarpık yapılaşmalar ve kentsel standartı düşük yapıların çoğunlukta bulunması nedeni ile çöküntü alanların oluştuğu ve Belediye tarafından 5366 Sayılı Kanun içeriğinde Yenileme Alanı olarak belirlenip Bakanlar Kurulunca karar altına alınmış olan 1ci Grup 2 No’lu Yenileme Alanındaki (Ek-1) hak sahiplerinin mülkiyet haklarından doğabilecek olan sorunların çözümlenmesidir. Bu Protokolün kapsamı, hak sahiplerinin TOKĐ tarafından Yenileme Alanı ve Toplu Konut Alanlarında (1-2) yapılacak sosyal konutlardan faydalandırılmalarının sağlanması amacı ile BÜYÜKŞEHĐR, TOKĐ ve BELEDĐYE işbirliği çerçevesinin oluşması, mevcut çöküntü ve çarpık yerleşme alanlarının tasfiye edilerek, tarihsel dokuya uygun, çağdaş ve yaşanabilir bir kent haline dönüştürülmesinin sağlanmasına ilişkin her türlü mülkiyet, proje, yapım, alım, satım, hizmet ve dağıtım standartlarıdır. BÖLÜM II TOKĐ’ nin Yükümlülükleri Yenileme Alanında Yapılacak Konutlara ait Bilgiler Madde 4 - 5366 Sayılı Kanun içeriğinde Yenileme Alanı olarak belirlenip Bakanlar Kurulunca karar altına alınan ve bu Protokol kapsamında Ek-1 de ve Ek-2 de belirtilen bölgelerde, iş bu protokolün konusuna uygun olarak 5366 Sayılı Kanun, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ve ilgili diğer Kanunlar ve mevzuat çerçevesinde TOKĐ tarafından gerçekleştirilecek projelere uygun yapılaşmalar ve bunlara ait sosyal donatılar yapılacaktır. Belediyenin görüşü alınarak, iş bu Protokol kapsamında yapılacak tüm yapılaşmalar, sosyal donatı alanları ve çevre düzenlemelerine ilişkin projeler ve yapım işleri; a) Rölöve, Restitüsyon ve Restorasyon projeleri TOKĐ tarafından hazırlanacaktır. b) Yenileme Avan Projesi: TOKĐ tarafından hazırlanacaktır. c) Yenileme Uygulama Projesi: TOKĐ tarafından hazırlanacaktır. d) Koruma Bölge Kurulunca projelerde talep edilen değişiklikler ve öneriler TOKĐ tarafından yerine getirilecektir. e) Đnşaat ihaleleri, yapım şekli, mahal listeleri, Yenileme Uygulama Projesine bağlı kalmak kaydıyla TOKĐ tarafından belirlenecek, yapılara ilişkin imalat değişikliği ile malzeme onayları da TOKĐ tarafından yapılacaktır. f) Yenileme Avan Projesi ve Yenileme Uygulama Projesi kapsamındaki tüm yapılanmalar anahtar teslimi olarak TOKĐ tarafından yapılacak veya yaptırılacaktır. Yenileme Alanında ve Toplu Konut Alanında yapılacak yapıların hak sahiplerine verileceklerin dışında kalan tüm yapıların tasarruf hakkı TOKĐ’ ye aittir. Yenileme Alanında ve Toplu Konut Alanlarında (1-2) TOKĐ tarafından inşa edilecek konutların ve ticari yapıların satışına ilişkin usul ve esaslar ile fiyatlarını belirlemeye yetkilidir. Hak sahiplerinin faydalandırılacağı konutların satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesinde ise BELEDĐYE’nin görüşü alınacaktır. TOKĐ uygulamaya yönelik ihalelerinde hak sahiplerine ilişkin mülkiyet ve muvafakat sorununun çözümlenmesi ile tahliye ve yıkım sürecinin tamamlanması şartını arayacaktır. 151 BÖLÜM III Belediye’nin Yükümlülükleri Yenileme Avan ve Yenileme Uygulama Projelerinin Onayı Madde 5 – a) Rölöve, Restitüsyon ve Restorasyon Projelerinin uygunluğu: Bu projelerin uygunluğu ve kontrolü Belediyece sağlanacaktır. b) Yenileme Avan Projelerinin Onayı: Belediyenin uygun görüşünün alınması kaydıyla TOKĐ tarafından hazırlanacak olan Yenileme Avan Projelerinin Koruma Bölge Kurulunca karara bağlanması ve Belediye Meclisince kabulü Belediyece sağlanacaktır c) Yenileme Uygulama Projelerinin Onayı: Belediyenin uygun görüşünün alınması kaydıyla TOKĐ tarafından hazırlanacak olan Yenileme Uygulama Projelerinin Koruma Bölge Kurulunca onaylanması Belediyece sağlanacaktır. Hazine, Vakıf ve Diğer Kamu Kuruluşlarına Ait Taşınmazlar Madde 6 – Mülkiyeti Hazineye ait taşınmazların Belediye adına devri Belediye tarafından yapılacaktır. Vakıf ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların devrine ilişkin usul ve esaslar BÜYÜKŞEHĐR, TOKĐ, BELEDĐYE ve ilgili kamu kurum ve kuruluşunun bağlı olduğu Bakanlık veya Genel Müdürlüğünce müştereken belirlenecektir. Yenileme Alanında Yaşayan Hak Sahiplerinin Belirlenmesi Madde 7 – Fatih 1. grup 2 Nolu Yenileme Alanındaki taşınmazlara ilişkin her türlü mülkiyet ve mülkiyetin gayri ayni hak sahiplerinin tespiti ve bu tespite yönelik çalışmalar BELEDĐYE tarafından yapılacak olup, taşınmazlar hak sahiplilik durumuna göre değerlendirilmeye alınacaktır. Bu protokol koşullarına göre hak sahiplerine ödenecek bedellerin ve/veya verilecek konutların değerlendirilmesinde bu kıstas dikkate alınacak ve tapudaki tahsislerin kaldırılması ve hak sahiplerine konutların teslimi BELEDĐYE tarafından yapılacaktır. Hak sahiplerinin belirlenebilmesi için gerekli kriterler ve hak sahiplerinden istenecek belgeler Ek-3’te sunulan kriterler çerçevesinde TOKĐ, BÜYÜKŞEHĐR ve BELEDĐYE tarafından belirlenecektir. BELEDĐYE, Yenileme Alanında ikamet eden tapu sahibi olan veya olmayan vatandaşlardan, mülkiyetlerinde, işgallerinde veya zilliyetlerinde bulunan arsa, bina ve eklentilerini, aynı Alanda veya Toplu Konut Alanında yapılacak konutlardan mahsuplaşma veya borçlandırma yoluyla konut edinmek üzere TOKĐ’ye devir edilmesi şartıyla Muvafakatname alacaktır. Yenileme Alanında bulunan BÜYÜKŞEHĐR ve BELEDĐYE ‘ye ait taşınmazlar ile proje uygulaması gereği BELEDĐYE adına mülkiyete konu olabilecek (ihdas edilebilecek) taşınmazların bedelleri Madde 9’da ifade edilen şekli ile görev yapacak olan Komisyon tarafından belirlenecektir. Belirlenen bedele denk gelmek ve hak sahipliliği ilkesi içeriğinde değerlendirilmek kaydıyla TOKĐ ve BELEDĐYE arasında yapı (konut-işyeri) bazında mahsuplaşma yapılacaktır. Arsa ve Arazi Düzenlemeleri Madde 8 – Her türlü arsa ve arazi düzenlemeleri (tevhit, ifraz, terkin, ihdas, irtifak, üst hakkı vb.) Yenileme Avan Projesi kapsamında BELEDĐYE tarafından yapılacaktır. Yenileme Alanının Değer Tesbiti ve Komisyon Oluşturulması Madde 9 –TOKĐ, BÜYÜKŞEHĐR ve BELEDĐYE arasında 08/09/2005 tarihinde imzalanan Đstanbul Fatih 2 Nolu Kentsel Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Projesi’ne Đlişkin Protokol çerçevesinde teşekkül ettirilen Komisyon iş bu Protokol kapsamında görev yapabilir. Taraflar arasında gerek görülmesi halinde, Yenileme Alanında bulunan şahıslara ait arsa, bina ve eklentilerin değerlerini tespit etmek üzere TOKĐ’den 1(bir), BÜYÜKŞEHĐR’den 2 (iki) ve BELEDĐYE’den 2 (iki) kişiden oluşacak toplam 5 (beş) kişilik yeni bir KOMĐSYON teşekkül ettirilecektir. Bu komisyon ayni zamanda kat karşılığı, yap-işlet, yap-işlet-devret gibi modellerin uygulanması halinde de görev yapacaktır. BECAYĐŞ YÖNTEMĐ BELEDĐYE, Madde 7’de belirlenen esaslar dahilinde Yenileme Alanında ikamet eden hak sahibi olan vatandaşlardan, taşınmazların mülkiyetini aynı alanda veya Toplu Konut Alanında yapılacak konutlardan faydalanmak üzere öncelikle becayiş yöntemini benimseyerek devir alacaktır. Becayiş 152 yönteminde; Komisyon tarafından belirlenecek taşınmaz değeri ile TOKĐ tarafından aynı alanda veya Toplu Konut Alanında yaptırılacak konut inşaatlarının maliyetleri dikkate alınarak belirlenecek konut satış fiyatı karşılaştırılarak, değer ve fiyat arasında kalabilecek miktar için TOKĐ ve şahıslar arasında mahsuplaşma yoluna gidilecektir. Komisyonca takdir edilen taşınmaz değerinin TOKĐ tarafından belirlenecek konut satış fiyatından düşük çıkması durumunda konut edinmek istediğini muvafakat yolu ile beyan eden ve mevcut mülkiyet haklarından TOKĐ’ye devir şartı ile BELEDĐYE lehine feragat eden hak sahipleri TOKĐ ve BELEDĐYE’ nin ortaklaşa belirleyeceği ödeme koşullarını kabul edecekler ve bir (1) konut için konut satış sözleşmesi imzalayacaklardır. Komisyonca takdir edilen arsa ve bina değerinin, belirlenecek konut satış fiyatından yüksek çıkması durumunda, taşınmaz değerine karşılık gelecek sayıda konut verilip verilmesine ilişkin düzenlemeler TOKĐ tarafından yapılacaktır. Konut verilememesi durumunda yüksek çıkan değer TOKĐ tarafından nakit olarak ödenecektir. KAMULAŞTIRMA ĐŞLEMĐ Yenileme Alanında Bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Ancak becayiş ve benzeri yöntemler ile hak sahipleriyle anlaşma sağlanamayan durumlarda Kamulaştırma yapılacaktır. Kamulaştırmaya yönelik yasal işlemler BELEDĐYE tarafından yürütülecek, ancak kamulaştırma bedelleri TOKĐ tarafından ödenecektir. Yenileme Alanında Madde 7’deki esaslara göre hak sahibi olarak belirlenen kişilerin TOKĐ tarafından aynı alanda veya Toplu Konut Alanında yapılacak konutlar yerine Komisyonca takdir edilen bedelin taraflarına ödenmesini talep etmesi durumunda, söz konusu bedeller TOKĐ tarafından hak sahiplerine nakit olarak ödenecektir. Yenileme Alanının Tasfiyesi, Yıkımı ve Temizlenmesi Madde 10 –Yenileme Alanında yer alan tüm gecekondu, yapı ve eklentilerin tasfiyesi, yıkımı ve molozların temizlenmesi 9. madde de belirtilen esaslar dahilinde yapılacak anlaşmalar ve/veya kamulaştırma işlemi sonucunda BELEDĐYE tarafından yapılacaktır. TOKĐ tarafından ihalesi yapılacak alanların ihale sonrası müteahhitlere yer teslimi yapılınca kadar geçen süre zarfında tapulu, tapusuz her türlü işgalden arındırılarak boş olarak TOKĐ’ye fiilen teslimi BELEDĐYE’nin sorumluluğundadır. Yenileme Alanındaki tüm işgallerin kaldırılması ve Alanların temizlenmesi BELEDĐYE tarafından üstlenilecek olup, TOKĐ tarafından yapılacak ihale sürecinde Alandaki işgallerin temizlenmiş olması şartı aranacaktır. Aksi taktirde Đdarenin uğrayacağı her türlü zarar ve ziyandan BELEDĐYE sorumlu olacaktır. Yenileme Alanında bulunan hak sahiplerinin (anlaşma sağlananlar için) yeni konutlarına geçiş aşamasına kadar geçecek süre içerisindeki nakliye ve kira yardımları BÜYÜKŞEHĐR veya BELEDĐYE tarafından karşılanacaktır. Yenileme Alanı içersinde bulunan kiracı ve işgalcilerin, TOKĐ’ce yapılacak değerlendirme sonucunda TOKĐ tarafından Đstanbul’un herhangi bir yerinde inşa edilen sosyal konutlarından tercihli konut alma hakları olacaktır. Bu hakkın değerlendirilmesinde işgalcilerin enkaz bedeli dikkate alınacak ve bu bedel konut fiyatından düşülerek değerlendirilecektir. Kiracı ve işgalcilerin bu haklardan faydalanabilmesi için, en az 31.07.2005 tarihinden önce bu alanda oturduğunu veya işgalinde olduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Đspata ilişkin belgeler genel esaslar dâhilinde değerlendirilecektir. Yenileme Alanı Mülkiyetinin TOKĐ’ ye Devri Madde 11 – BELEDĐYE, Madde 7’de tanımlanan hak sahipleri tespit sürecini ve Madde 9’da tanımlanan değer tespiti sürecini tamamladıktan sonra, Yenileme Alanında yer alan ve muvafakat vererek becayiş yöntemini, ya da mülkiyetleri karşılığı para miktarını almayı kabul eden hak sahipleri ile kat karşılığı, yap-işlet, yap-işlet-devret vb. yöntemlerle anlaşma yapan hak sahiplerine ait, yapı ve eklentileri Madde 10’daki esaslar uyarınca tasfiye edip temizleyecek ve mülk sahibi tarafından tapudaki tüm tahsis ve takyidatların kaldırılmasından sonra çağdaş bir kentsel yerleşimin yapılması için TOKĐ’ye devredecektir. Anlaşma sağlanamayan taşınmazlar için ise, Madde 9’da belirtilen esaslar dahilinde BELEDĐYE tarafından Kamulaştırma yapılıp ayni şekilde TOKĐ’ ye devredilecektir. TOKĐ’ye devredilecek Yenileme Alanı üzerinde TOKĐ tarafından uygulamaya başlanıncaya kadar geçebilecek zaman zarfındaki her türlü işgaller ile TOKĐ’ nin rızası dışındaki kullanımlara karşı engelleyici tedbirler BELEDĐYE tarafından alınacaktır. 153 Yenileme Alanına Ait Jeolojik ve Jeoteknik Zemin Etüd Raporları Madde 12 –Yenileme Alanına ait jeolojik ve jeoteknik zemin etüdleri BELEDĐYE tarafından yaptırılacak, ilgili kuruluşlara onaylatılarak TOKĐ’ye sunulacak ve bu işlemler için TOKĐ’den herhangi bir ücret talep edilmeyecek olup, bu ücret BÜYÜKŞEHĐR tarafından karşılanacaktır. BELEDĐYE tarafından hazırlanan ve ilgili mercilerce onaylanan Protokol ekindeki Alanların zemin etüdlerinin, TOKĐ’ce incelenmesi ve Alanın projelendirilmesi sürecini müteakip, Alanın elverdiği yapılaşma koşulları çerçevesinde, TOKĐ tarafından yaptırılacak toplam inşaat alanı netleştirilecek olup, maliyetler ile BELEDĐYE tarafından Madde 7’de tanımlanan hak sahipliliği tespitinin tamamlanması neticesinde, Yenileme Projesi için; TOKĐ tarafından Fizibilite Analizi yapılacaktır. TOKĐ tarafından, yapılan söz konusu Fizibilite Analizi sonucuna göre Projenin TOKĐ tarafından uygun görülmesi halinde iş bu Protokol yürürlüğe girecektir. Uygulamanın başlatılması çerçevesinde alanda etaplamaya da gidilebilir. Yenileme Alanına Ait Öncelikli Teknik Altyapı Hizmetleri Madde 13 –TOKĐ’ ye devredilen Yenileme Alanı sınırlarına kadar olan imar yollarında öncelikli teknik altyapı, projelendirme ve inşaat işleri (içmesuyu, kanalizasyon, yağmursuyu, yol, iletişim vb.) BUYUKŞEHĐR tarafından yapılacak ve bunlarla ilgili TOKĐ’ den herhangi bir bedel talep edilmeyecektir. Yenileme Alanı içersindeki her türlü teknik altyapı projelendirme ve yapım işleri TOKĐ tarafından yapılacaktır. Yenileme Alanı Projesinin Süresi Madde 14 – Projelerin yapım ve onayını müteakip hak sahipleri ile anlaşma süreci başlatılacak ve anlaşma sağlanamayanların kesinleştirilmesinden sonra kamulaştırma çalışmaları 6 (altı) ayda tamamlanacaktır. Yenileme Uygulama projesinin onaylanması, inşaat ruhsatlarının temini ve uygulama alanının sorunsuz bir şekilde TOKĐ’ ye devrini takiben TOKĐ 40 (kırk) gün içerisinde inşaata başlayacaktır. Đnşaata başlanılmasından itibaren proje 18 (onsekiz) ay içersinde anahtar teslimi olarak tamamlanacak ve yapılar hak sahiplerine teslim edilecektir. TOKĐ, projenin bütünlüğü itibarı ile bir proje yönetim ve süreç planlaması yapacak ve bunu BELEDĐYE’ ye sunacaktır. Bu plan sözleşmenin eki olacaktır. Bu maddede ifade edilen yenileme alanının proje süreleri mücbir sebeplerden dolayı TOKĐ tarafından değiştirilebilir. BÖLÜM IV Diğer Hususlar Protokolde Bulunmayan Hususlar Madde 15 - Protokol yürürlüğe girdikten sonra bu Protokolün yürütülmesinde Protokolde bulunmayan hususların ortaya çıkması veya detaylara ihtiyaç duyulması halinde ilgili taraflar Ek Protokoller düzenleyebilirler. Düzenlenen Ek Protokoller işbu Protokolün ayrılmaz parçası haline gelir. Protokolün Feshedilmesi Madde 16 - Đşbu Protokolden doğan yükümlülüklerin, taraflardan biri tarafından ihlal edilmesi veya makul süre içersinde yerine getirilmemesi; yerine getirilmesi hususunda taraflardan biri tarafından yapılan ihtarname keşidesine rağmen verilen süre içersinde yine yerine getirilmemesi durumunda, ihtarname ile verilen süre sonunda başkaca ihtara gerek kalmaksızın Protokol kendiliğinden feshedilmiş olur. Tarafların fesih nedeniyle doğabilecek zararlarını, zarara neden olan taraftan talep etme hakları saklıdır. Anlaşmazlıkların Çözümü Madde 17 – Bu Protokolün uygulamasında doğabilecek anlaşmazlıkların çözüm yeri Đstanbul Mahkemeleri ve Đcra Daireleridir. Madde 18 - Đş bu Protokol bu madde ile birlikte on sekiz (18) maddeden ibaret olup taraflar arasında ../.. /2006 tarihinde üç (3) nüsha olarak imzalanmıştır EKLER: 1. Fatih 1 inci grup 2 Nolu Yenileme Alanına ait Bilgiler, 154 2. Taşoluk Toplu Konut Alanına ait bilgiler, 3. Hak sahipliği ve Kıymet Takdirine ilişkin Kriterler Listesi. ĐSTANBUL – FATĐH ĐLÇESĐ - 1.GRUP 2 NOLU YENĐLEME ALANLARI PROJE VE UYGULAMALARINA ĐLĐŞKĐN EK PROTOKOL Tanımlar ve Kısaltmalar Madde 1BÜYÜKŞEHĐR TOKĐ BELEDĐYE ĐLAVE YENĐLEME ALANI : T.C. Đstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı : T.C. Toplu Konut Đdaresi Başkanlığı’nı : T.C. Fatih Belediye Başkanlığı’nı : Đstanbul, Fatih Belediye Başkanlığı tarafından, 1. Grup 2 No’lu Yenileme Alanına ilave olarak belirlenen yaklaşık (bürüt) 12.554,00m2 lik (2524 adanın geriye kalan kısmı) Alanı (Ek-1), Đfade eder. Ek Protokolün Konusu ve Kapsamı Madde 2 - Bu Ek Protokol, 08.09.2005 tarihli Đstanbul Fatih 2 Nolu Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Projesi’ne Đlişkin Protokolün geçerliliğini ortadan kaldıran 13.07.2006 tarihli Đstanbul-Fatih Đlçesi 1.Grup 2 No’lu Yenileme Alanları Proje ve Uygulamalarına Đlişkin Protokol’ün (Ek-3) 15. maddesi uyarınca hazırlanmış olup 13.07.2006 tarihli Protokolde belirtilen Yenileme Alanına Đlave yeni alanların belirlenmesiyle Protokolün 2. , 3. ve 4. maddelerine ek hükümler getirmektedir. Bu Ek Protokol, ilgili Protokolün ayrılmaz bir parçasıdır. Madde 3 - 13.07.2006 tarihli Đstanbul-Fatih Đlçesi 1.Grup 2 No’lu Yenileme Alanları Proje ve Uygulamalarına Đlişkin Protokol’ün 2. maddesiyle belirlenen Neslişah ve Hatice Sultan Mahallelerindeki yaklaşık 78.942,16 m2 büyüklüğündeki Yenileme Alanına, Ek Protokolün bu maddesiyle Ek-1 haritada sınırları, Ek-2 tabloda ise Ada, Parsel numaraları belirtilen yaklaşık (bürüt) 12.554,00 m2 Đlave Yenileme Alanı dahil edilmiştir. Madde 4 - 13.07.2006 tarihli Đstanbul-Fatih Đlçesi-Fatih 2 No’lu Yenileme Alanı Projesine Đlişkin Protokol’ün 6 ıncı ve 11 inci maddelerindeki mülkiyet devirleri, 7 inci maddesindeki hak sahipliği belirleme ve muvafakat, mahsuplaşma, 8 inci maddesindeki arsa ve arazi düzenlemeleri, 9. maddesindeki değer tespiti, becayiş, kamulaştırma gibi iş ve işlemler, 10 uncu maddesindeki tasfiye,12.maddedeki jeolojik-jeoteknik zemin etüt raporlama ile 13 üncü maddesindeki öncelikli teknik altyapı hizmetlerine ait tüm taraflar arası yetki ve görevleri tanımlayan hususlar, bu Ek Protokol’ün 3.maddesinde tanımlanarak ilave edilen Ek Yenileme Alanı içinde geçerlidir. Diğer Hükümler Madde 5 – Đşbu Ek Protokol’den doğan yükümlülüklerin taraflardan biri tarafından ihlal edilmesi veya makul süre içerisinde yerine getirilmemesi veya yerine getirilmesi hususunda (diğer taraflardan biri tarafından) ihtarnameye rağmen verilen süre içerisinde yerine getirilmemesi halinde, ihtarname ile verilen süre sonunda başkaca ihtara gerek kalmaksızın Ek Protokol kendiliğinden feshedilmiş sayılır. Tarafların fesih nedeniyle doğabilecek zararlarını, zarar neden olan taraflardan talep hakları saklıdır. Madde 6 - Bu Ek Protokolün uygulanmasından doğabilecek anlaşmazlıkların çözüm yeri Đstanbul Mahkemeleri ve Đcra Daireleridir. 155 Madde 7 – Yedi (7) maddeden ibaret olan iş bu Ek Protokol taraflar arasında ....../..../2007 tarihinde üç (3) nüsha olarak imzalanmış ve yürürlüğe girmiştir. EKLER: 1. Yaklaşık 12.554,00m2 yüzölçümlü Đlave Yenileme Alanına ait haritası, 2. Đlave Yenileme Alanına ait ada - parsel numaraları tablosu, 3. 13.07.2006 tarihli Đstanbul-Fatih Đlçesi 1.Grup 2 No’lu Yenileme Alanları Proje ve Uygulamalarına Đlişkin Protokol 4. Hak Sahipliliği Değerleme Çalışması Form ve Evrakları T.C. ĐSTANBUL BÜYÜKŞEHĐR BELEDĐYE BAŞKANLIĞI T.C. BAŞBAKANLIK TOPLU KONUT ĐDARESĐ BAŞKANLIĞI T.C. FATĐH ELEDĐYE BAŞKANLIĞI 156 MUVAFAKATNAME (Ön Sözleşme) Đstanbul ili, Fatih ilçesi, 1. Grup 2 No’ lu Yenileme Alanı kapsamında kalan, Fatih Belediye Başkanlığı, Đstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Başbakanlık Toplu Konut Đdaresi Başkanlığı (TOKĐ) arasında imzalanan Protokol gereği avan proje tasarımları tamamlanmış olup, uygun görülen avan proje modeli kapsamında hak sahipleri (arsa, daire, yapı, enkaz, müştemilat vb. mülkiyet sahipleri ile kiracılar) ile 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun ve uygulama yönetmeliği, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümleri doğrultusunda hazırlanmış olan işbu muvafakatname – sözleşme esasları içeriğinde taraflar arası mutabakat sağlanmıştır. Buna göre: 1. Proje alanı içerisinde bulunan taşınmaz malikleri her bağımsız taşınmaz (konut veya işyeri) bedeline karşılık ayni bölgede avan projedeki sayılar çerçevesinde konut veya işyeri alma talebinde bulunabileceklerdir. Hisseli taşınmaz malikleri ise, hisseleri bedelleri toplamına denk gelecek sayıda konut veya işyeri talebinde bulunabileceklerdir. Her iki durumda da, taşınmazlarının toplam değerleri ile talep edecekleri konutun / işyerinin arsa payı ve inşaat maliyet bedeli dikkate alınarak oluşacak bedel karşılığı mahsuplaşma yoluna gidilecektir. Đşbu muvafakatnamedeki taşınmaz bedeli; arsa / enkaz / kat mülkiyetli ya da kat irtifaklı daire veya bağımsız bölüm / müştemilat vb. tüm eklentilerin Kıymet Takdir Komisyonunca o taşınmaza ait tespit edilen bedeller toplamıdır. Mahsuplaşma sonucu talep edilen konutun (işyerinin) bedelinin, taşınmaz bedelinden az çıkması durumunda; hak sahibinin yalnız bir konut alma hakkı doğacak, aradaki fark malike peşin olarak (nakden) ödenecektir. Talep edilen konutun bedelinin taşınmaz bedelinden fazla çıkması durumunda; aradaki miktar TOKĐ’ce belirlenecek şartlarda borçlanarak ödenmek kaydıyla hak sahipleri ile sözleşme yapılacaktır 1.1. Taşınmaz bedelinin, TOKĐ’ nin Yenileme Alanında yapacağı konutların bedelinden fazla çıkması ve hak sahibinin ikinci bir konut almayı talep etmesi halinde; a) Hak sahibi ilave konut bedelinin tamamını TOKĐ’ye peşin ödeyerek ikinci bir konut alabilecektir. b) Hisseli taşınmazlarda hak sahiplerinin ilave konut talebi de aynı şekilde, ikinci konutun bedelinin TOKĐ’ye peşinen ödenmesi halinde gerçekleşebilir. c) Hisseli taşınmaz malikleri, hisseleri toplamı ile orantılı olarak en çok iki konut için satış sözleşmesi imzalayabileceklerdir. 1.2. Taşınmaz bedelinin TOKĐ’nin Yenileme Alanında yapacağı konutların bedelinden düşük çıkması durumunda, taşınmaz bedelinin peşin ödeme (peşinat) sayılması ve geriye kalan kısmın hak sahibi tarafından borçlanarak ödenmesi kaydıyla bir konut alabilecektir. 1.3. Taşınmaz bedelinin TOKĐ’nin Yenileme Alanında yapacağı dükkânların bedelinden düşük çıkması durumunda, taşınmaz bedelinin peşin ödeme (peşinat) sayılması ve geriye kalan kısmın hak sahibi tarafından borçlanarak ödenmesi kaydıyla bir dükkan alabilecektir. Ticari yapılara ait ( dükkanişyeri) ödeme planı TOKĐ tarafından belirlenir. 1.4. Taşınmaz bedelinin TOKĐ’nin Yenileme Alanında yapacağı dükkânların bedelinden yüksek çıkması durumunda, hak sahibinin yalnız bir dükkan alma hakkı doğacak; aradaki fark malike peşin olarak (nakden) ödenecektir. Ticari yapılara ait ( dükkan-işyeri) ödeme planı TOKĐ tarafından belirlenir. 1.5. Bir konut için borçlanma durumunda mevcut taşınmaz bedelinin TOKĐ’ce peşinat sayılması, bakiye borcun konutların teslim tarihinden başlamak üzere 180 ay vade ile aylık taksitler halinde ödenmesi, bakiye borcun ve taksit tutarının vade süresince her 6 (altı) ayda bir, bir önceki 6 (altı) aylık dönemdeki memur maaş artış oranına göre artış uygulanması şartıyla TOKĐ ile bir konut için sözleşme imzalanması şeklinde olacaktır. 157 2. 3. 1.6. Aynı parsel üzerinde fiilen ayrı bağımsız bölümlerde ikâmet eden ve tapu kaydında hisseli olan hak sahipleri, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurmamış olsalar bile hisseleri ile orantılı değer karşılığında bir konut için yukarıda belirlenen şartlar dahilinde ayrı ayrı konut satış sözleşmesi imzalayabilirler 1.7. Hak sahipleri TOKĐ’ nin Đstanbul Küçükçekmece ilçesi Kayabaşı veya Gaziosmanpaşa ilçesi Taşolukta yapacağı sosyal konutlardan talep etmeleri halinde de aynı satış ve borçlanma şartları geçerli olacaktır. 1.8. Hak sahipleri Yenileme Alanında, Küçükçekmece Kayabaşı, veya Gaziosmanpaşa Taşoluk Bölgesinde yapılacak konutların kendilerine teslimini takip eden aydan başlamak üzere 180 aylık vade ile kendilerinden tahsil edilecek ödemeye başlayacaklardır. 1.9. Kiracılar kendilerine satışı yapılacak Đstanbul Đli Gaziosmanpaşa Đlçesi Taşoluk Toplu Konutları için TOKĐ ile peşinatsız ve konut teslimini takip eden aydan başlamak üzere180 ay vadeli konut satış sözleşmesi imzalayacaktır. 1.10. Konut karşılığı anlaşarak muvakafat imzalayan hak sahipleri imza tarihinden itibaren 15 (on beş) gün içerisinde elektrik, su, doğalgaz, emlak, çtv vb. borçlarını kapatarak ve taşınmazı üzerindeki her türlü takdiyatları kaldırarak, taşınmazını yapı ve eklentileri ile birlikte TOKĐ’ ye devredilmek üzere boş olarak Belediye’ye teslim edeceklerdir. 1.11. Hak sahiplerinden bu tür borçlarını ödeyemeyecek durumda olanların borçları Belediye tarafından tespit edilecek; taşınmazı karşılığı nakit para isteyen hak sahiplerinin borçları Belediye tarafından ilgili kurumlara aktarılmak üzere kesilecek ve kalan miktar hak sahibine ödenecektir. 1.12. Hak sahiplerinden konut talebinde bulunmayacak olanlar bunu beyan etmeleri, taşınmazı TOKĐ’’ye devir etmeleri ve Fatih Belediyesine boş olarak teslim etmeleri şartı ile, taşınmazının bedelini işlem sırasına ve TOKĐ’ nin finansman imkanları çerçevesinde 45 günlük süreç içerisinde peşin olarak alabileceklerdir. TOKĐ, Đstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Fatih Belediyesi arasında imzalanan protokol (13/07/2006) tarihinden sonra veraset ve intikal sonucu oluşan yeni hissedarlar dışında, mülkiyet bölünmesi yoluyla yapılacak satışlar nedeni ile oluşacak yeni hissedarlar ile konut sözleşmesi yapılmayacaktır. Kıymet Takdir Komisyonunca çıplak arsa m² bedeli 500 - 600 YTL, kat mülkiyetli veya kat irtifaklı bağımsız birim daire m2 fiyatları, bodrum katlar 700YTL/m2, zemin katlar 800YTL/m2, normal katlar 900YTL/m2 olarak; kat mülkiyet/kat irtifak tapusu edinmemiş olan bağımsız bölümler için ise bodrum katlar 500YTL/m2, zemin katlar 600YTL/m2, normal katlar 700YTL/m2 olarak belirlenmiş olup, enkaz bedelleri Bayındırlık Bakanlığı birim fiyatları esas alınarak hesaplanmıştır. 3.1 Hak sahiplerinin (mülk sahibi): 3.1.1. Yenileme Alanı içersinden alabilecekleri konutların ve iş yerlerinin alanları ile yaklaşık maliyet hesabına dayalı bedelleri ekte sunulmuş (Ek : 1.1 ve 1.2) olup, bu bedeller TOKĐ’ nin projeye ilişkin yapacağı inşaat ihalelerinin kesinleşmesini müteakip gerçekleşecek m2 birim fiyat dikkate alınarak artacak veya azalacak şekilde değişebilecektir. 3.1.2. Talep edilen bağımsız birimin yeri ve alanı, talep sırasına göre kura usulü ile belirlenecek ve bu belirleme esasına göre TOKĐ tarafından kati sözleşme yapılacaktır. 3.1.3. Küçükçekmece Kayabaşı bölgesinden alabilecekleri konutların alanları ile yaklaşık maliyet hesabına dayalı bedelleri ekte sunulmuş (Ek : 1.3) olup, bu bedeller TOKĐ’ nin projeye ilişkin yapacağı inşaat ihalelerinin kesinleşmesini müteakip gerçekleşecek m2 fiyat dikkate alınarak değişebilecektir. 3.1.4. Kiracıların, isterlerse mülk sahiplerinin Gaziosmanpaşa Taşoluk bölgesinden alabilecekleri konutların alanları ile yaklaşık maliyet hesabına dayalı bedelleri ekte sunulmuştur (Ek : 1.4). 158 Talep Bölgesi Fatih / Neslişah Haticesultan Küçükçekmece / Kayabaşı Gaziosmanpaşa / Taşoluk Talep Edilen B. Birimin Cinsi Oda Sayısı Alanı Yaklaşık Bedeli 3.2 Hak sahiplerinin konut veya işyeri tercihlerini sahip oldukları hisseye karşılık gelen en büyük m² lik alandan başlayarak yapacaklardır. Uygulamaya Konu Taşınmazın Mahallesi Ada No Parsel No Alanı (m2) Maliki Hissesi Niteliği Bağımsız Birim (BB) Türü Kat Mülkiyeti (K) Kat Đrtifakı (Đ) Fiili Bağımsız Bölüm (F) Tapu (T) Talep Edilen Taşınmazın Bölgesi Brüt Alanı B. Birim Y. Bedeli Otopark Y. Bedeli T. Yaklaşık Bedel Talep Edenin Borcu Ödeme Süresi Talep Edenin Alacağı BB. Alan Ödeme Süresi BB. Kullanım Şekli (Dükkan/ Cinsi Konut) Takdir Bedeli Not: Anlaşma Bedeli Borçları Toplamı Mahs. Esas Bedel 3.3 Yenileme Alanı bölgesinden konut veya iş yeri alma tercihinde bulunan hak sahipleri herhangi metrekarelik bir (1) adet bağımsız konut ile birlikte, isterse konuta tahsis edilecek bir (1) adet kapalı otopark yerini, iş yeri alma tercihinde bulunan hak sahipleri ise iş yerlerinin alanına göre tahsisi gereken sayı kadar kapalı otopark yerini de satın almış kabul edileceklerdir. Ancak talep edilen otopark sayısı projede bulunan otopark sayısını aştığı takdirde, otopark tahsisi kura usulü ile belirlenecektir. 4. Belediye avan proje bütünlüğü içeriğinde kalmak ve hak sahiplerinin mülkiyet haklarında herhangi bir değişiklik yapmamak kaydıyla taşınmazların şekil, konum, statü, kullanım, alan ve yerlerini değiştirebilir, tevhid, ifraz, terkin işlemlerini yapabilir, şuyulandırabilir, kat irtifakı veya kat mülkiyeti esası içeriğinde yeniden şekillendirebilir. 5. Konut alma tercihinde bulunup taşınmazında (bağımsız bir dairede/evde) ikamet eden ve Đstanbul hudutları dâhilinde kendisine, eşi ve reşit olmayan çocuklarına ait müstakil oturabilecekleri konutları bulunmayan hak sahiplerine, taşınmazlarını belediyeye teslim ettikleri tarihten başlayarak, yeni konutlarını teslim alacakları tarihe kadar geçecek süre içersinde Fatih Belediyesi ve Đstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin belirleyeceği miktarda kira yardımı belediyeler tarafından yapılacaktır. 6. Taraflar arasında herhangi bir ihtilaf meydana geldiği takdirde Đstanbul Mahkemeleri ve Đcra Daireleri yetkilidir. 159 7. Hak (Tapu) sahipleri aşağıdaki seçeneklerden birini tercih edeceklerdir. 7.1. Konut almayı, gerekirse borçlanmayı kabul ediyorum. 7.2. Dükkân (işyeri) almayı, gerekirse borçlanmayı kabul ediyorum. .... m2 .....m2 7.3. Arsama/daireme/yapıma/müştemilatıma karşılık komisyonca takdir edilmiş olan ……. (……..) YTL miktarı almayı kabul ediyorum. Tapu Sahibi Adına Adı-Soyadı Đmzası Fatih Belediyesi Adına Adı-Soyadı Đmzası TOKĐ Adı-Soyadı Đmzası EK: 1. Muvafakatname Ekleri: 1.1. Yenileme Alanı Konut Satış Bedelleri 1.2. Yenileme Alanı Đşyeri Satış Bedelleri 1.3. Kayabaşı Konut Satış Bedelleri 1.4. Taşoluk Konut Satış Bedelleri 2. Hak Sahibi Ekleri: 2.1. Nüfus Cüzdanı fotokopisi 2.2. Đkametgâh örneği 2.3. Tapu Senedi Aslı 2.4. TC Kimlik Numarası : …………. 160 EK 3. Taşoluk’tan ev alm hakkı kazanan kiracılar ile TOKĐ arasında imza alma zalanan belge. 161 EK 4. Sulukule için Acele Kamulaştırma Kararı. 13 Aralık 2006 ÇARŞAMBA Resmî Gazete BAKANLAR KURULU KARARI Sayı : 26375 Karar Sayısı : 2006/11296 Ekli listede bulunduğu yer, pafta, ada ve parsel numaraları gösterilen alanların Fatih Belediye Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılması; Đçişleri Bakanlığının 4/9/2006 tarihli ve 46186 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 19/10/2006 tarihinde kararlaştırılmıştır. Ahmet Necdet SEZER CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan A. GÜL A. ŞENER M. A. ŞAHĐN Dışişleri Bak. ve Başb. Yrd.Devlet Bak. ve Başb. Yrd. Devlet Bak. ve Başb. Yrd. A. ŞENER Devlet Bakanı V. A. AKSU Adalet Bakanı V. B. ATALAY Milli Eğitim Bakanı V. M. AYDIN Devlet Bakanı M. V.GÖNÜL Milli Savunma Bakanı F. N.ÖZAK Bayındırlık ve Đskan Bakanı N. ÇUBUKÇU Devlet Bakanı A.AKSU Đçişleri Bakanı R.AKDAĞ Sağlık Bakanı B. ATALAY Devlet Bakanı K. TÜZMEN Devlet Bakanı K. UNAKITAN Maliye Bakanı B. YILDIRIM Ulaştırma Bakanı M. M. EKER Tarım ve Köyişleri Bakanı M.H.GÜLER Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı M. BAŞESGĐOĞLU Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı A. KOÇ Kültür ve Turizm Bakanı A. COŞKUN Sanayi ve Ticaret Bakanı M. H. GÜLER Çevre ve Orman Bakanı V. 162 EK 5. Mimarlar Odası tarafından açılan Sulukule davası dilekçesi. DANIŞTAY SAYIN BAŞKANLIĞINA Đletilmek Üzere ĐSTANBUL NÖBETÇĐ ĐDARE MAHKEMESĐ SAYIN BAŞKANLIĞINA MUHABERE NO: 2008/3250 25.02.2008 YÜRÜTMENĐN DURDURULMASI ĐSTEMLĐDĐR ĐPTAL ĐSTEMĐNDE BULUNAN DAVACI : TMMOB Mimarlar Odası Đstanbul Büyükkent Şubesi Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası Beşiktaş Đstanbul VEKĐLĐ : Av. Ş. Can ATALAY Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası Beşiktaş Đstanbul : Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Đstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun , Tarihi Yarımada, Fatih Đlçesi, Neslişah Sultan Mahalleleri (Sulukule) Yenileme Avan Projesini onaylayan Projesi’ni onaylayan 02.11.2007 tarih ve 20 no.lu kararının ve eki avan projenin YÜRÜTMESĐNĐN DURDURULMASI ve ĐPTALĐ ĐSTEMĐ; anılan idari işlemin dayanağı olan 5366 Sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun’un ANAYASANIN 5, 35, 46 ve 63 üncü MADDELERĐNE AYKIRILIĞI ĐTĐRAZIDIR. : 26.02.2008 DAVALI ĐDARE KONU ÖĞRENME TARĐHĐ AÇIKLAMALAR : Đstanbul ili, Fatih ilçesi 2484 (bir kısmı) ada, 2489 ada, 2490 ada, 2492 ada, 2493 ada, 2494 ada, 2495 ada, 2497 ada, 2498 ada, 2499 ada, 2525 ada, 2524 adaları kapsayan, Đstanbul 1. numaralı Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 12.07.1995 gün ve 6848 sayılı kararı ile belirlenen Kentsel ve Tarihi Sit alanı içerisinde kalan 22.04.2006 gün ve 26147 sayılı Resmi Gazete ve 13.10.2006 gün ve 26318 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu Kararlarıyla ilan edilen Neslişah ve Hatice Sultan Mahallesi (Sulukule) Yenileme alanına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı Đstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’nun 02.11.2007 tarih ve 20 nolu kararının (Ek 1) öncelikle yürütmesinin durdurulması ve iptalini istemek; 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılark Kullanılması Hakkında Kanun’un Anayasaya’ya aykırılığı itirazıdır. IYARGILAMA KONUSU ĐDARĐ ĐŞLEMĐN DAYANAĞI OLAN 5366 SAYILI YIPRANAN TARĐHĐ VE KÜLTÜREL TAŞINMAZ VARLIKLARININ YENĐLENEREK KORUNMASI VE YAŞATILARAK KULLANILMASI HAKKINDA KANUN ANAYASAYA AYKIRIDIR. 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilerek Korunması ve Yaşatılarak Kuyyanılması Hakkında Kanun Anayasaya aykırı hükümler içermektedir. Şöyle ki; 163 Yasanın Đkinci Maddesinin Dördüncü paragrafının son cümlesi “Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır” cümlesindeki kamulaştırmanın yapılabileceğini ve bu durumda kamulaştırma kararının bir proje ile alınmış olduğunu ortaya koymaktadır ki bu durum Anayasanın 46. maddesine aykırıdır. • Yasanın Dördüncü maddesindeki ikinci paragrafında getirilen düzenleme ile Kamulaştırma işlemleri 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılacağı yönündeki düzenlemesi yine Anayasamızın 35. maddesi, 46. maddesi ve 5. maddesine aykırıdır. • Yasanın dördüncü madde hazine arazilerinin konut veya iş alanı olarak değerlendirilerek proje ile satılabileceği hükmünü getirmiş olup bu düzenleme Anayasaya aykırıdır • 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun sit alanlarında uygulanacak olmasına karşın, “Koruma Planları”na hiç değinmeyerek yalnızca “Yenileme projeleri” nden söz etmektedir. Bir SĐT alanının bütünü için koruma planı olmadan, ya da varsa bu plan hiç göz önüne alınmadan herhangi bir kesim için hazırlanacak kentsel yenileme projesinin sit alanlarında geri dönülmez tahribatlara neden olacağı açıktır. Bu yaklaşımın, “koruma “ kavramı ve anlayışı ile hiçbir ilişkisi yoktur. Bugün, sadece Sulukule’de değil, başta Tarihi Yarımada olmak üzere Đstanbul’un çeşitli bölgelerinde sit alanları içindeki bir çok alan 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun”a dayanarak “yenileme alanı” ilan edilmekte ve bu alanlara ilişkin yenileme projeleri hazırlanmaktadır. Konusu sit alanları olmasına karşın, 5366 sayılı yasada koruma ile ilgili hiçbir hüküm yoktur. Önerilen yenileme projeleri doğa, tarih ve kültürü korumayı değil, bunları rant getirici araçlara dönüştürmeyi hedeflemektedir. Hukukumuzda, doğal ve kültürel varlıkların korunması ile ilgili yasa 2863 sayılı yasadır . Sit alanlarında yapılacak her türlü uygulama temelde bu yasaya uymak zorundadır. Ancak, 5366 sayılı yasa koruma ile ilgili hiçbir hüküm taşımamanın yanı sıra, 7. maddesinde yer alan : ”….diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz” ibaresi ile de 2863 sayılı yasanın “koruma” dan yana kural ve sınırlamalarını aşmayı amaçlamıştır. 2863 sayılı Koruma Yasası’nın yok sayıldığı böylesi bir uygulama sonucunda, 5366 sayılı yasa ile “yenileme alanları”nda koruma sağlamak mümkün değildir. Bu nedenle, 5366 sayılı yasanın 7. maddesi korumayı olanaksız kılan bu özelliğiyle Anayasa’nın 63. Maddesine açıkça aykırıdır. II1. DAVA KONUSU ĐDARĐ KARARIN NĐTELĐĞĐ; ÜST DERECE PLANLAR VE ĐLGĐLĐ DĐĞER KORUMA KURULU KARARLARI ĐLE KARŞILAŞTIRILMASI Tarihi Yarımada’nın tamamı, Đstanbul 1 no.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 12.07.1995 gün ve 6848 sayılı kararı ile Kentsel ve Tarihi Sit, Kentsel ve Arkeolojik Sit ve 1. Derece Arkeolojik Sit olarak ilan edilmiştir. Ardından, Đstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından koruma amaçlı plan çalışmaları başlatılmış; 1/5000 Ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım Đmar Planı Đstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 09.05.2003 gün ve 307 sayılı kararı ile tadilen uygun bulunarak, 03.07.2003 tarih ve 2450 sayılı yazı ile onay için 1 No.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na iletilmiştir. Fatih ve Eminönü 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama Đmar Planları ilgili ilçe belediyelerine gönderilmiş; 1/1000 Ölçekli Fatih Koruma Amaçlı Uygulama Đmar Planı Fatih Belediye Meclisi’nin 10.03.2004 gün ve 2004/6, 14.06.2004 gün ve 2004/27 sayılı kararları ile tadilen uygun bulunarak, onay için 1 no.lu Kurula gönderilmiştir. 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlar Kurulca birlikte incelenerek, 26.01.2005 tarihinde, hiçbir değişiklik yapılmadan, oldukları gibi onaylanmışlardır. 1/5000 Ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım Đmar Planı Đstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından imzalanarak 20.05.2005 tarihinde Đstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde, 1/1000 Ölçekli Fatih Koruma Amaçlı Uygulama Đmar Planı ise ( 20 Mayıs 2005’te Đstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından imzalanarak) 27.05.2005 tarihinde Fatih Belediyesi’nde askıya çıkarılmışlardır. 05.07.2005 tarih ve 25866 sayılı sayılı Resmi Gazete’de 5366 sayılı “Yıpranan Tarihi ve Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun” yayınlanarak uygulamaya girmiştir. Bu kanun dayanak alınarak, Kentsel ve Tarihi • 2. 164 3. 4. Sit Alanı içinde kalan ve Sulukule olarak bilinen Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri, 13.10.2006 gün ve 26318 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu kararı ile “yenileme alanı” ilan edilmiştir. Bakanlar Kurulu, bölgeye ilişkin acele kamulaştırma kararı da almış olup, 13.12.2006 tarih ve 26375 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 19.10.2006 tarih ve 2006/11296 tarihli bu Bakanlar Kurulu kararının ve bu karara dayanak oluşturan, 14.12.2005 tarih ve 26023 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği”’nin acele kamulaştırma yapılabileceğine ilişkin 24. maddesinin son fıkrasının iptali istemiyle açılmış olan dava da Danıştay 6. Dairesi’nde sürmektedir. Yenileme Kurulu tarafından onaylanan ilk yenileme avan projesi olan bu proje, üst planlar olan 1/5000 Ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım Đmar Planı ile 1/1000 Ölçekli Fatih Koruma Amaçlı Uygulama Đmar Planı’na uymamaktadır. 1/5000 ve 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planları mevcut yerleşim dokusuna uygun olarak hazırlanmış; mevcut konut alanları gene konut alan olarak gösterilmiş; boş alanlara yeşil alan ve eğitim alanı fonksiyonları getirilmiştir. Avan proje ise bu planlar yokmuş gibi hazırlanmış; mevcut yerleşme dokusu ise hiç dikkate alınmamıştır. Bu çerçevede; • 2524 adanın ortasında kalan büyük boş alan koruma amaçlı planlarda park olarak gösterilmişken, avan projede park alanından çıkarılarak “Sulukule Ticaret, Kültür ve Eğlence Tesisi” ve “Konut Alanı” na dönüştürülmüştür. Avan projede, koruma amaçlı planlarda da kreş alanı olarak olarak gösterilen mevcut kreş alanı konut alanına, planda “park” olan mevcut yeşil alan “kreş alanı”na, planda park olarak gösterilen Mihrimah Sultan Camii Külliyesi yanındaki mevcut yeşil alanın yarısı da konuta açılmıştır. 2524 ada ve batısındaki 2484 ve 2595 adalardaki mevcut yerleşme dokusu değiştirilerek yapı adaları yeniden oluşturulmuş; mevcut konut alanı olan ve koruma amaçlı planlarda da konut alanı görülen 2484 ve 2495 adaların bir kısmı üzerine “Sulukule Konaklama Tesisi” fonksiyonu getirilmiş. 2492, 2493 ve 2494 sayılı konut adaları birleştirilerek tek bir konut adasına dönüştürülmüştür. • Avan Proje Raporu sayfa 70’de, “…..düzenleme alanında çocuk oyun alanları ile parklar yer almaktadır” denmesine karşın, avan projede sadece tek bir yeşil alan ayrılmıştır. Koruma amaçlı planlarda yeşil alan olarak gösterilmiş olan boş alanlar avan projede yapılaşmaya açılmış; sadece, Mihrimah Sultan Camii Külliyesi yanındaki yeşil alanın yarısı, “park” olarak bırakılmıştır. • Yenileme alanının, dolayısıyla da avan proje alanının tamamına yakını “Kara Surları Đç Koruma Alanı” içinde kalmaktadır. 1/1000 Ölçekli Fatih Koruma Amaçlı Uygulama Đmar Planı’nda bu alandaki yapılaşma için getirilen yükseklik ise h=6.50, yani 2 kattır. Avan proje alanının çok küçük bir kısmı- sadece 2524 adanın bir kısmı ise Kara Surları Đç Koruma Alanı dışında kalmaktadır ve Koruma amaçlı Uygulama Đmar Planı’nda bu alanda bina yükseklikleri h=9.50, yani 3 kat olarak belirlenmiştir. Yenileme Avan Projesi’nde ise, Kurul kararı ile belirlenmiş olan Kara Surları Đç Koruma Alanı Sınırı’nın projeye işlendiği, bunun yanı sıra, Kara Surları Đç Koruma Alanı içinde kalmak üzere, ikinci bir sınır daha geçirildiği ve bu sınırın da, “Sur Koruma Bandı 2 Kat” olarak tanımlandığı görülmektedir. Bu yeni sınır avan projeyi hazırlayanlarca oluşturulmuş yasal dayanağı olmayan bir sınır olup, avan projede, bu suni sınırla Kara Surları arasında 2 kat, Kara Surları Đç Koruma Alanı’nın geri kalanında ise 3 ve 4 kat yapılaşma getirilmiştir. Avan projenin Kara Surları Đç Koruma Alanı dışında kalan kesimindeki bina yükseklikleri de gene 3 ve 4 kat olarak planlanmıştır. Getirilen bu yapılaşma koşulları, sadece koruma planını çiğnemenin değil, alınmış Koruma Kurulu kararlarını da çiğnemenin açık göstergeleridir. • Koruma Amaçlı Uygulama Đmar Planı’nda, yenileme alanının en batısında, “Kapalı Spor Alanı”nın yanında “Fatih Belediyesi Belediye Hizmet Alanı” bulunmakta olup, yapılaşma hakkı Hmax=2 kat olarak belirlenmiştir. Avan Proje’ de bu alan da konut alanına dönüştürülmüş; alanın tamamı “Kara Surları Đç Koruma Alanı” içinde 165 5. 6. 7. kaldığı halde, yapılaşma yükseklikleri de artırılarak, alanın büyük kısmına 3 ve 4 katlı binalar getirilmiştir. • Avan proje raporunda da belirtildiği üzere, avan proje ile , 1/1100 Ölçekli Fatih Koruma Amaçlı Uygulama Đmar Planı’nın bölgeye getirdiği nüfus artırılmıştır. Koruma Amaçlı Uygulama Đmar Planı nüfusu 1 753 kişi iken (Bak sayfa 88- tablo 22), Yenileme Avan Projesi’nin nüfusu 3120 olmaktadır (Bak sayfa 91- tablo 25). • Yenileme Avan Projesi ile, bölgeye, Koruma Amaçlı planlarda da önerilmeyen yeni fonksiyonların getirildiği görülmektedir. • Koruma Amaçlı Đmar Planlarında “Park” olarak gösterilen, 2524 adanın ortasında kalan büyük boş alanın bir kısmına “ “Ticaret, Kültür ve Eğlence Tesisi”, mevcut konut alanı olan ve koruma amaçlı planlarda da konut alanı görülen 2484 ve 2495 adaların bir kısmı üzerine de “Sulukule Konaklama Tesisi” fonksiyonu getirilmiştir. Bu büyük kütlesel yapılar, fonksiyonları ile olduğu kadar, ölçüleriyle de bulundukları çevre ile tümüyle uyumsuzdurlar. Bu yapıların, Tarihi Yarımada’nın UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alan dört bölgesinden biri olan “Đstanbul Kara Surları” dibinde yer alması ise, bu avan projenin “Koruma” anlayışı hakkında yeterli bir açıklama sayılabilir. • Koruma Amaçlı Nazım ve Uygulama Đmar Planlarında olmadığı halde, avan projede “zemin altı otoparklar” getirilmiştir. Bu otoparklar dokuz bölgede konumlandırılmış olup, Avan Proje Raporunun 77. sayfasında da vurgulandığı gibi, tabii zeminden dokuz kotuna kadar inilmiştir. Korumayı etkileyen en önemli kararlardan biri ulaşımla ilgili kararlardır. Tarihi Yarımada’nın korunarak yaşatılmasının olmazsa olmaz koşullarından biri de, süreç içinde, lastik tekerlekli araçlardan, özellikle de özel oto trafiğinden arındırılmasıdır. Aksi takdirde, planın diğer tüm kararları korumaya yönelik en doğru kararlar olsa dahi, bu kararların yaşama geçme olasılığı büyük ölçüde ortadan kalkmaktadır. Bölgede kapalı otopark alanları getirmek ise, karayolu ve özel oto ulaşımını teşvikten başka bir şey değildir. 1/5000 Ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım Đmar Planı ve 1/1000 Ölçekli Fatih Koruma Amaçlı Uygulama Đmar Planı’nda bu bölgede hiçbir şekilde “kapalı otopark alanı” öngörülmemiş olduğu halde, Yenileme Avan Projesi ile getirilen çok sayıdaki yer altı otoparkı ayrılmış olmasının Tarihi Yarımada’yı özel oto trafiğinden arındırma hedefi ile ne kadar tutarsız olduğu açıktır. Bu yaklaşım, tarihi çevrelerin planlama ve koruma ilkesini daha baştan yok sayarak özel oto ulaşımını teşvik edecek ve yoğunlaştıracaktır. Bunun yanı sıra, Suriçi’nin yer altı envanterinin tamamlanmamış olduğu, yer altı envanter çalışmalarının sadece bilinen tescilli değerlerle sınırlı olduğu ve bu konudaki envanter eksikliğinin Suriçi’nin korunabilmesi açısından çok ciddi bir tehlike oluşturduğu, neredeyse her kazılan yerden kalıntıların çıktığı hatırlanırsa, yer altı otoparklarının yer altı zenginliklerine karşı da ciddi bir tehdit oluşturdukları da açıktır. Suriçi’nde 0.00 kotu altında yeraltı otoparkları önermenin arkeolojik kültür katlarına olabilecek olumsuz etkileri yargı kararıyla iptal edilmiş olan 1990 planında getirilmiş katlı otoparklarda açıkça ortaya çıkmıştır. Bu planla önerilmiş olan 17 adet katlı otoparkın hepsinin altında da zengin arkeolojik kalıntılar yer almakta idi. Ayrıca, Sulukule’nin Bizans ve Osmanlı zamanlarında çok önemli bir yerleşim alanı olduğu biliniyor. Oysa çevrede ciddi bir arkeolojik kazı hiç yapılmamış, bölgedeki kalıntılar hiçbir zaman araştırılmamış Arteus açık sarnıcı ve Kariye gibi önemli Bizans yapılarının Sulukule’nin kuzey sınırlarında yer aldığı düşünüldüğünde, bölgenin arkeolojik açıdan ciddi bir zenginlik barındırma olasılığı çok yüksek. Bazı kaynaklara göre, 569-570 yıllarında inşa edilen Deuteron Sarayı’nın Sulukule’de olması yüksek bir olasılık. Bu nedenlerle, avan proje ile neredeyse her yere “yer altı otoparkı” getirmek son derece sakıncalı gelişmelere neden olacaktır. Yenileme Avan Projesi’ni onaylayan Kurul kararında, Yenileme Avan Projesi’nde gerekli yeşil alan ve sosyal donatı alanlarına yer verildiği, özgün ada morfolojisi ve sokak rejiminin yeterli düzeyde (!) korunduğuna vurgu yapılmıştır. Oysa yukarıda, Avan Projenin değerlendirilmesi yapılırken, Kurul Kararı’ndaki bu vurgunun aksine, “koruma amaçlı nazım ve imar planlarındaki yeşil alanları, mevcut parkın yarısı dışında ortadan kaldırarak yapılaşmaya açtığı; özgün ada morfolojisi ve sokak rejimini bozduğu” açık biçimde ortaya 166 konmuştur. Burada, Kurul’un “özgün ada morfolojisi ve sokak rejiminin yeterli düzeyde (!) korunduğu” saptamasındaki “yeterli düzeyde” vurgusundan ne kastettiği ve ne düzeyde bir korumayı yeterli kabul ettiği ciddi bir problemdir. Bin yılı aşkın tarihi olan bir sit alanının korunması ve yaşatılması söz konusu olduğunda, mevcut dokuyu, “yeterli düzeyde korumak” gibi belirsiz bir tanımlamanın arkasına sığınarak büyük ölçüde değiştirmek, çağdaş ve evrensel korumacılık anlayışına açıkça aykırıdır. 8. Koruma sadece fiziki anlamda korumadan ibaret değildir. Olayın sosyal ve kültürel boyutları da vardır. Koruma, orada yaşayan insanlardan, oranın kültüründen soyutlanamaz. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan surlar ve çevresinin korunmasından anlaşılan, anlaşılması gereken, sadece fiziksel çevre ile sınırlı değildir. UNESCO’nun da belirttiği gibi, yapılması gereken ve beklenen, bölgenin var olan sosyal-kültürel yapısı ile de korunması gerektiğidir. Oysa avan proje bunu tamamıyla bir kenara itmiş görünmektedir. Bölgede bugüne kadar yapılan uygulamalar da bunun açık kanıtlarıdır. Bu proje ve proje çerçevesinde yapılacak konutlar, fiziksel özellikleriyle olduğu kadar ödeme koşullarıyla da Sulukule halkınına hitap etmiyor. 9. Burada yapılması gereken yöre halkının yaşam çevrelerini iyileştirmelerini, geliştirmelerini de sağlayacak gerçek bir koruma modeli ve bu çerçevede, Koruma Amaçlı Planlara uygun bir proje geliştirmek olmalıdır. Oysa yapılan tam da bunun tersidir. Dünyanın ilk Roman yerleşim birimlerinden biri olduğu söylenen Sulukule’nin bin yıllık tarihini sona erdiren bu proje uygulanırsa mahalle sakinleri burayı terk etmek zorunda kalacaklar ve Sulukule tanımın kötü anlamı ile tarih (!) olacaktır. 10. Yukarıdaki açıklamalarda ortaya konmaya çalışıldığı gibi, Sulukule Yenileme Avan Projesi “plan, planlama ve koruma ” kavramlarını yok sayan bir anlayışın ürünüdür. Proje, “Koruma Amaçlı Nazım ve Uygulama Đmar Planlarını” yok saymakta; yenileme alanının, Tarihi Yarımada gibi bir dünya mirası içinde yer alan, korunarak yaşatılması gereken bir bölge olduğunu unutmuş görünmektedir. 11. Bir SĐT alanının bütünü için koruma planı yapılmadan ya da yapılmış koruma planına uymadan herhangi bir kısmı için projeler üretmek, bu projeleri onaylamak ve uygulamaya sokmak, ciddi ve geri dönülmez kültür, çevre ve doğa katliamı yaratacak, hukuku ve uluslararası normları hiçe sayan bir uygulamadır. Bölgede yaşayan insanları, yörenin tarihi, sosyal ve kültürel yapısını hiç dikkate almadan, sanki bir boş alanı planlıyormuşçasına kararlar üreten söz konusu avan proje uygulandığı takdirde Tarihi Yarımada’da geri dönüşü olmayan bir tahribat yaratacak; bin yılı aşkın bir tarihi olan Sulukule yerleşmesinde geriye sadece ve sadece adı kalacaktır. IIIDAVALI ĐDARENĐN ĐŞLEMĐ NEDEN, KONU VE MAKSAT YÖNÜNDEN HUKUKA AYKIRIDIR. ĐDARĐ ĐŞLEMĐN UYGULANMASINDA KAMU YARARI BULUNMAMAKTADIR. Yargılama Konusu Đdari Đşlem, Dayanağı Olan 5366 Sayılı Yasa ve Đlgili Yönetmelik Hükümlerine Aykırıdır. 1. 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 3. maddesinin son paragrafında “Yenileme projeleri, uygulama alanı içerisinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların imar mevzuatında öngörülen projelerinden oluşur” denilmektedir. Bu hüküm, ulusal mevzuat ve taraf olunan uluslararası belgeler gereği; çevre düzenleme projeleri, kentsel tasarım projeleri de dahil olmak üzere üretilecek tüm mimari projeler, imar planlarına ve özellikle de koruma imar plan kararlarına aykırı olamazlar. Yapılacak projeler de bu planlar ile ilgili bir uyumsuzluk ve veya düzeltme kararı öngörülüyor ise; bu kararların öncelikle söz konusu planların tabi olduğu usuller ile bu uyumsuzluk yada düzeltmenin planlar üzerinde yapılması gerektiği bilimsel bir gerçektir. Öte yandan; 5366 sayılı yasanın uygulama yönetmeliğinin 11. maddesi gereğince Bakanlar kurulunun kararının Resmi Gazetede Yayınlanmasından sonra bir yıl içinde uygulamaya başlanması 167 gerekirken, proje anılan süre içinde başlatılmamıştır. Açık düzenlemeye karşın anılan koşula uyulmaması da açık bir hukuka aykırılıktır. Yukarıda (II) Numaralı Başlık Altında Ayrıntılı Olarak Açıklandığı Gibi Yargılama Konusu Đdari Đşlem Daha Önce Usulüne Uygun Olarak Alınmış Korumu Kurulu Kararlarına Aykırıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı Đstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu, 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunu gereğince kurulmuş olmakla birlikte 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu gereğince çalışma esasları belirlenmiştir. Ancak Adı geçen kurul, 1. numaralı Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 12.07.1995 gün ve 6848 sayılı kararı ile belirlenen alanda alınmış olun Kentsel ve Tarihi Sit alanı kararı gereğine aykırı olarak karar almıştır. Kurul ilgili kanun gereğince Koruma Yüksek Kurul Kararlarına uygun karar alması gerekirken almış olduğu karar bu kararlara aykırılık oluşturmaktadır. Öte yandan, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu gereğince koruma kararı alınmış bir yer için eşdeğerde bir kurul tarafından alınan karar ile kararın etkisizleştirilmesi yoluna gidilmektedir. Davalı Kurul almış olduğu karar ile daha önce usule uygun olarak onanmış, usulünce kesinleşmiş ve yürürlükte olan plan kararlarına aykırı işlem tesis etmiştir. Yukarıda (II) numaralı bölümde ayrıntılı olarak açıkladığımız gibi; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu gereğince koruma kararı alınmış bir yer için eşdeğerde bir kurul tarafından alınan karar ile kararın etkisizleştirilmesi yoluna gidilmektedir. Kurulun kararı üst işlem olan Plana aykırılık oluşturması nedeniyle sebep yönünden sakattır. 4. Yargılama Konusu Đdari Đşlem Genel Düzenleyici Đşlemlere Aykırı Niteliktedir. Yenileme projesi 5366 sayılı yasadaki tanımı ile taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların imar mevzuatında öngörülen projelerinden oluşur demek suretiyle Đmar Kanunun 22 maddesindeki ve Đmar Kanunu gereğince çıkartılmış yönetmeliklerdeki tanımlanan projeleri tanımlamaktadır. Bu nedenle 5366 sayılı yasaya göre çıkartılmış bulunan 14.12.2005 tarihli ve 26023 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği bir üst genel düzenleyici işleme aykırı olması nedeniyle iptali gerekmektedir. Yargılama Konusu Đdari Đşlem Şehircilik Tekniği Açısından Dahi Yanlıştır, Geri Dönülemez Zararlara Neden Olacaktır Bilindiği gibi Avan proöeler sağlam, güvenli, kullanışlı, çevresi ile uyumlu yapıların gerçekleştirilmesi amacıyla, uygulama projelerinin hazırlanmasına geçilmeden önce hazırlık çalışmaları sırasında belirlenmiş ihtiyaç programının, işlev şemasının, arsa, alt yapı, iklim, kadastro, imar durumu doğal yapı, çevre düzeni, işveren/iş sahibi istekleri vb verilerin ve mimarın aldığı kararların kesinleştirildiği projelendirme aşamasıdır. Ve nasıl yapılacağı ilgili şartnamelerde açıkla tarif edilmiştir. Avan proje çalışmaları, aynı zamanda mimar ile işveren/iş sahibi arasında tasarıma yönelik mutabakatların sağlandığı, onaylanması durumunda mimarın telif hakkını kazandığı iş aşmasıdır. 3386 ve 5226 sayılı Kanunlar ile değişik 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimari, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile planlama kararları, tutumları, plan notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar planlarının gerektirdiği ölçekteki planlar olan koruma imar plan kararlarına uygun olarak 5. 3. 2. 168 hazırlanmış ve ele aldığı alanda önerilecek her türlü projenin (5366 sayılı kanunu 3.maddesine göre de) hazırlanacak olması esasına uygun olarak amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimari, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak alınmış olması gereken plan kararlarına uygun olarak hazırlanması ve uygulama projelerine esas teşkil edecek her türlü çevresel, yapısal ve fiziksel ve sosyal kararı içermesi ve gerek mesleki gerekse idari olarak ilgili şartnamelerde tanımlanan ve öngörülen her türlü mesleki ve teknik koşulu yerine getirmesi gerekmektedir. Bu nedenle 5366 sayılı yasaya göre çıkartılmış bulunan 14.12.2005 tarihli ve 26023 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği tüm imar mevzuatı ve yasalarına ve mimari mesleki ve bilimsel ilkelere ve mevzuata aykırı olmakla birlikte bir üst genel düzenleyici işleme de aykırıdır. Anılan kurul kararları gereği üretilen projeler ve uygulamalar ile geri dönüşü mümkün olmayacak hatalara neden olacağı gibi, bu uygulama gereği yapılacak kamulaştırma ve uygulama işlemlerine dayanak teşkil edecektir. Böylesi bir uygulamanın, uluslararası sözleşmeler uyarınca da yapılmış bulunan tarihi yarımada planları ve çevresini tahrip edecek ve sit alanlarımız bu usulsüz, hukuka ve şehircilik ilkelerine aykırı uygulama ile yok edilecektir. 6. Đlgili Đdari Đşlem Đle Belediye Meclisi Tarafından Yetkisi Dahilinde Olmayan Bir Düzenleme Yapılmıştır Yargılama konusu idari işlem ile Belediye Meclisi bir mimari projeyi inceleyip onaylayarak kendi görev ve yetkilerini belirleyen mevzuatta ifadesini bulmamış bir görevi üstlenmiştir. Nasıl adlandırılırsa adlandırılsın mimari projelerinin onaylama ve uygulama prosedürleri gerek ulusal mevzuatta gerekse taraf olunan uluslararası belgelerdeaçıkça tanımlanmıştır. Belediye Meclisinin projeler konusunda almış olduğu karar mimarlık mesleğinin evrensel uygulama etik kriterlerine,taraf olunan ulusal üstü belgelere ve imar mevzuatına açıkça aykırıdır. Đdari işlemin bu nedenle de iptali gerekmektedir. Konuya Taraf olan Kurum Ve/Veya Kuruluş Üyelerinin Dava Konusu Đdari Đşlemin Tesisinde Oy Kullanmış Olması Hukuka Aykırıdır. Kamu yararına kararlar alması ve bu kararlara öngelen görüşmeler süresince özerk olması ve bilimsel normları değerlendirmelerinde esas alması gereken Koruma Kurullarında görüşülen konuya taraf olan kurumlardan asil üye atanması Kurul kararları ile ilgili kamu yararının elde edilmesi açısından kaygıları artırmaktadır. Bu bağlamda, yargılama konusu idari işlemi tesis edenYenileme Kurulu başkanının TOKĐ’de görevli bir kişi olması ve söz konusu yenileme avan projesinin TOKĐ tarafından gerçekleştirilecek olması kurul kararı objektifliğine ciddi bir gölge düşürmektedir. Yenileme Kurulu başkanı, görevli olduğu bir kuruluşun hazırladığı ve yürüteceği bir projenin kuruldaki görüşmelerine katılmış ve oy kullanmıştır. Bu, etik olduğu kadar hukuk ve yasa dışı bir uygulamadır. Bu husus, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün Đstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne göndermiş olduğu 3 Aralık 2007 tarih ve B.16.0.KVM.0.11.01.00/ 201844 sayılı yazıda da (Ek 2) açıkça dile getirilmekte ve “ Yukarıda bahsedilen Kanun ve yönetmelik hükümleri doğrultusunda, koruma bölge kurullarında görüşülen konularla ilgisi bulunan, kurula sunulan dosyalarda şahsi yetki ve sorumluluğu olan koruma bölge kurulu üyelerinin ilgili oldukları gündem maddesi görüşülürken toplantıya katılmamaları ve oy kullanmamaları” konusunda uyarıda bulunulmaktadır. Đlgi yazıda konu ile ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerine değinilmesine karşın anılan düzenlemelerin Yenileme Kurulu başkan ve üyelerince bilinmediği düşünülemez. Oysa, Yenileme Kurulu başkanı bu yasal çerçeveyi yok sayarak TOKĐ’nin yaptığı avan projenin görüşüldüğü toplantılara katılmış ve oy kullanmış; bu durum projenin onayına oy veren diğer kurul üyelerince de dikkate alınmamıştır. Bu durum, açıkça hukuka aykırıdır. SONUÇ VE ĐSTEM 1) 5366 Sayılı Yasa’nın yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığımız hükümlerinin ĐPTALĐ için ANAYASA MAHKEMESĐ’ne ANAYASA AYKIRILIR itirazında bulunulmasına, 7. 169 2) 3) 4) 5) Yargılama konusu idari işlem ve eki avan projenin hukuka aykırı olması ve idari işlemin uygulanması durumunda telafisi güç zararların doğacağı açık olduğundan öncelikle olarak YÜRÜTMENĐN DURDURULMASINA, Yukarıda açıklanan nedenlerle, Đstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, Tarihi Yarımada, Fatih Đlçesi, Neslişah Sultan Mahalleleri (Sulukule) Yenileme Avan Projesini onaylayan Projesi’ni onaylayan 02.11.2007 tarih ve 20 no.lu kararının ve eki avan projenin ĐPTALĐNE, Sayın Mahkemenizce yürütmenin durdurulması kararı verilmesi durumunda gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılması ve tamamlayıcı açıklamalarımızla kanıtlarımızı sunmamız için süre verilmesine Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederiz. Saygılarımızla. Davacı TMMOB Mimarlar Odası Đstanbul Şubesi Vekili Av. Ş. Can ATALAY 170 Ek 6. Fatih Belediye Başkanlığı tarafından kabul edilmeyen Çok Ortaklı Komisyon metni taslağı. ÇOK-ORTAKLI YEREL PLAN GELĐŞTĐRME KOMĐSYONU KURULUŞU VE ÇALIŞMALARI ĐÇĐN PROTOKOL 06 Kasım 2007’de Đstanbul 2010 AKB Komitesi Binasında 2. kez (ilki 17 Mayıs 2007) gerçekleştirilen toplantıda Đstanbul 2010 AKB Komitesi temsilcileri, Fatih Belediyesi Başkanı, Belediye yetkilileri, KentselYenileme Kurulu Başkanı ve Üyesi, Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği, Đnsan Yerleşimleri Derneği, Anadolu Kültür, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Sulukule Platformu, çok ortaklı bir yerel plan geliştirme komisyonu kurulması kararı almıştır. Bunu takiben 23 Kasım 2007’de konu ile ilgili bir toplantı daha yapılmıştır. Bu toplantıda çok ortaklı komisyonun ön protokol önerisi sunulmuş ve taraflar bu taslağı geliştirme kararı almışlardır. Söz konusu dernek ve kurumların başlattığı girişim; Sulukule mahallesini kapsayan mevcut planın yeniden gözden geçirilerek katılımcı bir süreçle, Sulukule Mahallesi’nin sakinleri tarafından benimsenen ve sürdürülebilir bir sonuç elde etmek üzere, çok-ortaklı bir komisyon kurulmasını, ve bu komisyonun taraflar arasında yapılacak bir protokol ile sorumluluklarının tespit edilerek çalışmaya başlamasını önermektedir. Çok-ortaklı komisyon çalışmaları sonunda mevcut planın yeniden gözden geçirilerek mahalleli ihtiyaçları çerçevesinde adaptasyonu yapılacak, ve böylece bütün tarafların istek ve yaklaşımları dikkate alınarak, müzakere yöntemiyle ve uzmanların desteği ile, yeni plan düzenlemesi sağlanabilecektir. Önerilen Çok-Ortaklı Yerel Plan Komisyonu’nun çalışması tarafların aralarında imzalayacakları bir protokolle başlayacaktır. Protokol Anlaşması 1. Protokolün amacı: Sulukule mahallesini kapsayan mevcut planın gözden geçirilerek katılımcı bir süreçle, Sulukule Mahallesi’nin sakinleri tarafından benimsenen ve sürdürülebilir bir sonuç elde etmek üzere, çok-ortaklı bir komisyon kurulmasını, bu komisyonun taraflarının sorumluluklarının tespit edilerek belirtilen süre zarfında taraflarca uyulacak prensipleri belirlemek, ve çok-ortaklı komisyon çalışması sonucu plana ilişkin elde edilecek önerilerin değerlendirilmesine ilişkin ilkeleri belirlemektir. 2. Protokolün tarafları: Protokole imza atacak kurum ve kişiler Sulukule Mahallesini kapsayan mevcut planın gözden geçirilerek yeni önerilerle geliştirilmesi çalışmasında üstlerine düşen sorumlulukları yerine getireceklerini beyan etmektedirler. Protokol taraflarına ait bilgiler EK.1 de yer almaktadır. 3. Çalışma Modeli: Protokol taraflarının atayacağı birer sorumlunun biraraya geldiği çokortaklı Komisyon toplantıları gerekli iletişim ve koordinasyonu sağlayacaktır. Protokol tarafları üzerlerine düşen sorumlulukları Komisyonca belirlenen zaman zarfında tamamlayarak önerilerini Komisyona rapor halinde sunacaktır. 4. Çalışma Etapları ve Takvim: ‘Plan Gözden Geçirme’ çalışmasının etaplarının ne olacağı ve çalışma takviminin ne olduğuna çok-ortaklı Komisyon ilk toplantısında karar verecektir. 5. Sorumluluklar: Protokole imzasıyla katılanların tarafların ‘Plan Gözden Geçirme’ çalışmasına ilişkin sorumluluklarının neler olduğuna çok-ortaklı Komisyon ilk toplantısında karar verecektir. Protokol tarafları çalışmaları boyunca gerekli bilgi ve verilerin paylaşılması konusunda yardımcı olacaklardır. Taraflar protokolle tesbit edilen plan geliştirme çalışmaları nihayetleninceye kadar geçen süre içinde Neslişah ve Hatice Sultan Mahallelerindeki hak sahiplerinin statüsünü değiştirecek (kamulaştırma, kura çekimi, yıkım vb.) uygulama ve girişimlerden kaçınacaklarını taahhüt eder. 6. Çalışmaların Kamuoyu ile Paylaşılması: Komisyon çalışmaları süresince alınan kararlar ve ortaya çıkan ürünlerin kamuoyu ile paylaşılması esastır. Bu paylaşım gerek yurtiçindeki kurumlar ve basın organları gerekse Avrupa Parlementosu, UNESCO Đzleme Grubu, Birleşmiş Milletlerin ilgili organları gibi yurtdışı platformlara yazılı duyurular, web siteleri gibi platformlarla gerçekleştirilecektir. Komisyonca üzerinde anlaşmaya varılan rapor basın toplantısı ile kamuoyuna duyurulacaktır. 171 7. Uygulama Süreci ve Takibi: Sulukule Platformu Komisyonun toplanması ve çalışmaların kolaylaştırıcılığını ve koordinasyonunu üstlenmek konusunda sorumluluk almaya hazırdır. Protokolün öngördüğü çalışma nihayetlendikten sonra uygulama sürecinin takibi ve değerlendirmenin yapılmasını Sulukule Platformu üstlenmektedir. EK 1:Protokolün taraflarının şunlar olması önerilmektedir: Đstanbul Valiliği Đstanbul Büyük Şehir Belediyesi TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Đl Kültür Müdürlüğü Fatih Belediyesi Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Sulukule Platformu ICOMOS Türkiye Milli Komitesi UNESCO Đstanbul Đzleme Komitesi Đstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Đstanbul Mimarlar Odası Đstanbul Şehir Plancıları Odası Đnsan Yerleşimleri Derneği Anadolu Kültür Helsinki Yurttaşlar Derneği Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politikalar Forumu Üniversiteler 172 EK 7. Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği ve Sulukuleliler tarafından açılan yürütmenin durdurulmasına ilişkin dava dilekçesi. Dava Dilekçesi. DANIŞTAY BAŞKANLIĞI’NA Gönderilmek Üzere ĐSTANBUL ĐDARE MAHKEMESĐ BAŞKANLIĞI’NA Yürütmenin durdurulması taleplidir. DAVACI: 1- Sulukule Roman Kültürü Geliştirme ve Yaşatma Derneği’ni Temsilen Şükrü Pündük - Neslişah Mah. Kaleboyu Cad. Kuruçınar Sok.No:7 Fatih 2- Ayşe Gülşen Gökırmak – Sarmaşık Sok.No:30 Daire:7 Karagümrük /Fatih 3-Zekiye Güveyler – Edirnekapı Kaleboyu Cad. Zuhuri Sok.No:5 Fatih 4- Mehmet Asım Hallaç-Edirnekapı Küçükçeşme sok.No:23Fatih 5- Gülsüm Bitirmiş- Karagümrük Sarmaşık Cad.Neslişah Mah.No:48 Fatih 6- Hasan Yüceturanlı Edirnekapı kaleboyu cad.Cad.No:71Fatih VEKĐLĐ: Av.Đlyas Bulcay Altunizade Sırmaperde Cad. Yetimhane Sok. 4/2 Üsküdar Đstanbul DAVALI: 1- Başbakanlık ANKARA 2- Đçişleri Bakanlığı ANKARA 3- FATĐH Belediye Başkanlığı Fatih- ĐSTANBUL KONUSU: Acele kamulaştırılmaya ilişkin olarak alınan ve 13.12.2006 tarih ve 26375 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 19.10.2006 tarih ve 2006/11296 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ve ekli listesinin (EK-1), bu kararın dayanağı olarak Fatih Belediye Başkanlığınca alınmış kamu yararı ve kamulaştırma kararı varsa bu kararın ve 5366 Sayılı Kanuna dayalı olarak 14.12.2005 tarih ve 26023 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin (EK-2), acele kamulaştırma yapılabileceğine ilişkin 24. maddesinin son fıkrasının hukuka ve yasaya aykırı olması nedeniyle ĐPTALĐNE ve öncelikle YÜRÜTMELERĐNĐN DURDURULMASINA karar verilmesi istemidir. ĐLAN TARĐHĐ: 13.12.2006 AÇIKLAMALAR I- OLAYLAR: 1- Müvekkillerim dava konusu Bakanlar Kurulu kararının eki listede bulunan taşınmaz listesinde gayrimenkul sahibidirler. Müvekkillerimden Sulukule Roman Kültürü Geliştirme ve Yaşatma Derneği ise gerek müvekkillerimin, gerekse dava konusu alanda yaşayan Romanların haklarını korumak maksadıyla kurulmuş bir tüzel kişiliktir. 2- Söz konusu taşınmazlar, 20.05.2005 tasdik tarihli ve 1/5000 onanlı Tarihi Yarımada koruma amaçlı Nazım imar Planı ile 27.05.2005 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Eminönü ve Fatih Koruma Đmar Planının kapsamında kalmakta olup meri plan kararlarına göre iskana yönelik kullanış işlevleri bulunan ve herhangi bir yenileme ya da kamusal kullanışa ilişkin plan kararı getirilmeyen bölgede bulunmaktadırlar. 3- Fatih Đlçesinde bulunan bir çok yapı adasıyla birlikte davacılara ait parsellerin de içinde bulunduğu Hatice Sultan ve Neslişah Mahalleleri dahil olmak üzere 6 mahalle Đstanbul ili kent merkezinde yer alan bazı alanların yenileme alanı olarak kabul edilmesine ilişkin karar üzerine Đçişleri Bakanlığının 10.03.2006 tarihli ve 57465 sayılı yazısı üzerine 5366 sayılı Kanunun 2. maddesine göre, 2006/10299 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile “yenileme alanı” olarak belirlenmiş ve bu karar 22.04.2006 gün ve 26147 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Ayrıca Đçişleri bakanlığının 06.09.2006 tarihli ve 58807 sayılı yazısı üzerine Fatih ilçesine bağlı 163 yapı adası ve toplam 29 mahalle yenileme alanına dahil edilmiştir. 4- Bu kararların ardından Đçişleri Bakanlığı’nın 04.09.2006 tarihli ve 46186 sayılı yazısı üzerine Bakanlar Kurulu tarafından, yenileme alanı olarak belirlenmiş Fatih Đlçesindeki 163 yapı adası ve 29 mahalleden sadece davacılara ait parsellerinde içinde bulunduğu 27 adet yapı adası ve altı mahalle, yenileme çalışmaları kapsamında Fatih Belediyesi tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesine göre acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Anılan karar 06.07.2006 tarih ve 26220 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. 5- Dava konusu Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla acele kamulaştırma kararını öğrenen müvekkillerim, Fatih Belediyesi’ne yaptığı müracaatlarla söz konusu kararın dayanağı olan yenileme alanına ilişkin olarak meri plan ve mevzuata uygun olarak hazırlanarak 173 onanmış projelere ve Belediyece alınmış kamu yararı ve kamulaştırma kararı bulunup bulunmadığına ulaşmaya çalışmış, ancak şifahi olarak böyle bir onanlı proje ve karar olmadığını öğrenmiştir. Bunun üzerine, hukuksal ve yasal dayanaktan yoksun acele kamulaştırma kararının, bu kararın dayanağı olarak Fatih Belediye Başkanlığı’nca alınmış kamu yararı ve kamulaştırma kararının varlığı halinde bu kararın ve 14.12.2005 gün ve 26023 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin 24. maddesinin son fıkrasında yer alan “Olağan kamulaştırma sürecinin projenin uygulanmasında gecikmeye neden olacağının anlaşılması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27nci maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırma yoluna gidilebilir.” düzenlemesinin ve ilgili yönetmeliğin 24.maddesinin (EK/2- Yönetmelik), hukuka ve yasaya aykırı olması nedeniyle iptali ve yürütmelerinin durdurulması için Yüksek Mahkemenizde bu davanın açılması zorunlu olmuştur. II- ĐPTAL NEDENLERĐ: 1- Davacılara ait taşınmazlarında içinde bulunduğu alan, 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun uyarınca yenileme alanı olarak belirlenmiştir. 05.07.2005 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren söz konusu Yasa’nın amaca ilişkin 1. maddesi “…yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabii afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır.” hükmünü içermektedir. Buna göre, bir bölgenin yenileme alanı olarak belirlenmesindeki temel amaç; yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş sit alanı ya da bu alanların koruma bölgesi içinde yer alan bölgelerdeki yıpranmış tarihi ve kültürel varlıklarımızın belli bir plan ve proje kapsamında yenilenmesi, korunması, yaşatılması ve bu yolla kullanılabilir alanlar haline dönüştürülmesidir. Özellikle davacıların yaşamakta mahalleleri kapsayan ve Osmanlı döneminde Edirnekapı ve Sulukule olarak adlandırılan bölge 1054 yıllarından beri yaşayanlarının kültürel ve yaşamsal özelliklerini yaşatarak koruduğu ve bu anlamı ile toplumsal zenginliğimizin uluslararası düzlemde sesini duyuran ve uluslararası camianın ilgisini çekmiş kültürel bir mirasımızdır. Açıktır ki ilgili kanun,” tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır” derken tarihi ve kültürel varlıklar içeren alanlarda yüzyıllardır yaşayan ve anayasamız dahil olmak üzere uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan barınma ve konut hakkına el konulmasını ve yaşayanların yaşadıklara yere ilişkin kararlara öncelikli ve sahici katılım hakkının ortadan kaldırılmasını kastetmemektedir. Acele kamulaştırılmasına karar verilen davacılara ait taşınmazlar hakkında alınan ve meri koruma planlarında da öngörülmeyen ve herhangi bir kamusal kullanışa dair proje ve karara da dayanmayan yenileme ve kamulaştırma kararının, bu parsele ilişkin kısmının amaç bakımından hukuka ve kamu yararına uygun olduğundan söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle, yenileme alanı kararına dayalı olarak alınan acele kamulaştırma kararının öncelikle bu nedenle hukuka ve yasaya aykırılığı açıktır. 2- Ayrıca ülkemizce de kabul edilmiş Uluslarararası sözleşmeler olan Avrupa Kentli Hakları Deklarasyonu Ve Avrupa Kentsel Şartı, Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar (CESCR )Sözleşmesi, Unesco ICOMOS Dünya Mirası Komitesinin 30. dönem Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasının Korunmasına ilişkin Vilnius toplantısı Türkiye Kararları’na da aykırı olarak tarihi kimliğinden, kültüründen ve oluşmuş tüm değerleriyle bir bütün olan yapısından soyutlanarak basit bir yenileme mantığıyla yokedilmek istenmesi nedeniyle de iptali gerektiği açıktır. 3- 5366 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin 4. fıkrası, yenileme projelerinin ilçe belediyelerince hazırlandıktan sonra belediye meclisinde kabulünün ardından Büyükşehir Belediye başkanınca onaylanarak yürürlüğe gireceği ve Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca karara bağlandıktan ve bu alanlardaki taşınmazların yenileme projesi hükümlerine tabi olacakları düzenlendikten sonra, kamulaştırma ve uygulamanın bu süreçten geçen projeye göre yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda; Yenileme uygulama projelerine esas teşkil edecek, Kanunun 2 nci maddesi uyarınca kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanan, mimari avan proje ile statik, tesisat, elektrik, ulaşım ve alt yapı ön raporlarını, Yenileme alanı içerisinde bulunan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların, Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanan, rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların, imar mevzuatında öngörülen kentsel tasarım, çevre düzenleme, mimari, statik, mekanik-elektrik tesisat ve alt yapı uygulama projelerini, Yenileme alanı içerisinde belirlenecek alt alanları, Yenileme alanı içindeki etap alanlarında yapılacak projelendirme ve uygulamaların öncelik sıralaması ve zamanlamasının belirlendiği programı, Tarihi ve kültürel 174 taşınmaz varlıkların ve yakın çevresinin mevcut durumlarının belgelenmesi için hazırlanan farklı ölçeklerdeki projeler ile açıklama raporunu, Tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların ve yakın çevresinin analizi, benzer yapılarla karşılaştırılması, özgün veya belli bir döneme ilişkin belgeleri ve çizimleri içeren öneri projesini, Tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların onarımı, özgün işlevi ve yeni kullanımı için getirilen müdahale biçimlerinin rapor ve projesini ve Yetkili idarelerce kurulan yenileme alanları ile ilgili iş ve işlemleri yürütecek yetkili ve sorumlu birimin kurulmasını ön görülmektedir. Ve bütün bu hazırlık, projelendirme ve Örgütlenme süreçlerinde, Katılım ve Kamuoyunun Bilgilendirilmesi, üniversite, meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri, kamu kurum ve kuruluşları ve muhtarlarla işbirliği yapılması ve projeler hakkında basın ve yayın araçlarıyla toplumun bilgilendirilmesi esas alınmıştır. Ancak dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete’de yayınlanmasından sonra davalı Fatih Belediye Başkanlığı’ndan yenileme projesi hakkında bilgi almak isteyen davacı, şifahi olarak henüz böyle bir projenin usulüne uygun bir şekilde onaylanmadığı ve ilgili yönetmelikte öngörülen uygulama biriminin dahi henüz kurulmadığı yanıtını almıştır. Bu nedenle, henüz yasanın öngördüğü şekle uygun olarak hazırlanıp onaylanmayan bir yenileme projesi ve örgütlenme yokken alınan acele kamulaştırma kararı, bu yönüyle de hukuka ve yasaya aykırıdır. 4- 5366 sayılı Yasa’nın “Uygulama” başlıklı 3. maddesinin 3. fıkrası “Yenileme alanı içinde yapı parsellerindeki uygulamalarda kendi parseli ve yapısı aynen korunarak yenilenecek yapılar, projenin bütünlüğünü bozmamak şartıyla belediyece kabul edilen projeye bağlı kalmak ve il özel idaresi ve belediyenin belirleyeceği amaçta kullanılmak kaydıyla parsel sahibince yapılabilir.” hükmünü, 4. maddesinin 2. fıkrası ise “Yenileme alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Anlaşma sağlanamayan hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ilgili il özel idaresi ve belediye tarafından kamulaştırılabilir.” hükmünü içermektedir. Anılan maddeler ve söz konusu yasa bir bütün olarak incelendiğinde, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş tarih ve kültür varlıklarımızın yenilenmesi, korunması ve yaşatılmasının hedef alındığı, bu çalışmanın varsa onanlı bir proje kapsamında ve bütünlük arz eden biçimde yapılmasının öngörüldüğü, anlaşılmaktadır. Bu bütünsel değerlendirmeden yola çıkıldığında, yenileme alanlarında parsel bazındaki uygulamaların parsel maliklerince onanlı ve üzerinde toplumsal mutabakat sağlanan ve maliyet ve fizibilite raporları hazırlanmış bir projeye bağlı kalmak koşuluyla kendi imkanları ile de yapılabileceği, bu nedenle de kamulaştırmadan önce anlaşma yolunun öncelikle kullanılması gerektiği esas alınmıştır. Esasen ve özellikle; kültürel ve tarihi açıdan özellik arz eden yerleşme alanların içinde yaşayanlar ile birlikte geliştirilip korunması konusunda uluslararası ilke ve sözleşmelerin varlığı inkar edilemez bir gerçektir. Ekonomik ve sosyal açıdan güçsüz grupların korunması ve onlara bu konuda yardım öngören Tarihi ve Kültürel Mirasın korunması konusunda kullanılacak hibe ve fonlar da bulunmaktadır. Bu konuda her hangi araştırmaya ve teknik çalışmaya dayanmayan maliyetler karşısında insanları “acele kamulaştırma” kavramı ile korkutarak katlanmayacakları maliyetler karşısında mülkiyet ve yüzyıllardır yaşadıkları semtlerini terk etmek durumunda bırakmak en azından kamulaştırma ve kamu yararı kavramının toplum vicdanında yara almasına neden olacak ve farklı gelir grupları arasında eşitsiz bir uygulamaya yol verecektir ki sadece bu açıdan dahi alınan acele kamulaştırma kararı kamu yararına açıkça aykırıdır. Davacıların parsellerinin de içinde bulunduğu yapı adalarının kamulaştırılmasının, hangi gerekçelerle aceleliğine karar verildiği dava konusu Bakanlar Kurulu kararından anlaşılamamaktadır. Henüz bir yenileme projesi hazırlanmadan ve bu proje kapsamında parsel malikleriyle anlaşma yoluna dahi gidilmeden, 5366 sayılı Yasa’da kamulaştırma en son aşamada başvurulacak yol olarak öngörülmüşken, ilk iş olarak söz konusu yapı adasının acele kamulaştırılmasına karar verilmesi, yasaya, hukuka ve kamu yararına açıkça aykırıdır. Dava konusu acele kamulaştırma kararına ilişkin Bakanlar Kurulu kararından önce Fatih Belediye Başkanlığı’nca alınmış bir kamu yararı ve kamulaştırma kararı olup olmadığı da öğrenilememiştir. Bu nedenle, böyle bir kararın varlığı halinde, Bakanlar Kurulu kararı ile birlikte bu kararın da davacının parseline ilişkin kısmının iptalini istemek zorunlu olmuştur.5- 5366 sayılı Yasa’da yenileme alanlarına ilişkin olarak kamulaştırma yolunun öngörüldüğü, ancak yukarıda sunduğumuz yasa maddelerinden de anlaşıldığı üzere, söz konusu yıpranan tarih ve kültür varlıklarının yenilenmesinin tek ve öncelikli yolunun kamulaştırma olmadığı, hatta kamulaştırmanın, yenileme projeleri onaylanıp yürürlüğe girdikten sonra ve parsel malikleriyle anlaşma sağlanamaması halinde başvurulacak bir yol olduğu görülmektedir. Buna karşın, 5366 sayılı Yasa’ya dayalı olarak Đçişleri Bakanlığı’nca hazırlanan Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin 24. maddesinin 4. ve son fıkrası; “Olağan kamulaştırma sürecinin projenin uygulanmasında gecikmeye neden olacağının anlaşılması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27nci maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırma yoluna gidilebilir.” 175 hükmünü içermektedir. Yönetmelikte yer alan bu düzenleme, 5366 sayılı Yasa’da yer almadığı gibi, yasanın lafzına ve amacına uygun bir düzenleme de değildir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesinde; yurt savunması ihtiyacına, aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere acele kamulaştırma yapılabileceği öngörülmektedir. 5366 sayılı Yasa’nın uygulamasını düzenleyen dava konusu yönetmeliğin 24. maddesinin 4. fıkrası hükmü, dayandığı yasada yer almayan “acele kamulaştırma” yolunu öngören bir düzenleme içermektedir. Acele kamulaştırma kararı Bakanlar Kurulunun keyfi olarak alabileceği bir karar değildir. Mülkiyet ilişkisine dair sonuçları olan bu kararın gerekçeli olarak alınması ve gerekçesinin Anayasa ve yasalara uygun bulunması olmazsa olmaz koşuldur. Acele kamulaştırmaya ilişkin bu düzenlemenin, hem dayandığı 5366 sayılı Yasaya aykırı olması ve hem de 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası’nda özellikle olağanüstü haller için öngörülmüş yöntemle bağdaşmaması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği kanısıyla dava konusu edilmesi zorunlu olmuştur. 6- Dava konusu işlemler nedeniyle, davacıların taşınmazına ilişkin mülkiyet ve tasarruf hakkının kısıtlanacağı gözetilerek, telafisi güç zararların önlenmesi bakımından öncelikle ve ivedilikle yürütmelerinin durdurulmasına karar verilmesini istemek zorunluluğu doğmuştur. HUKUKSAL NEDENLER : 2577 S.K., 2575 S.K., 5366 S.K., 2942 S.K. Avrupa Kentli Hakları Deklarasyonu Ve Avrupa Kentsel Şartı, Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar (CESCR )Sözleşmesi, Unesco ICOMOS Dünya Mirası Komitesinin 30. dönem Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasının Korunmasına ilişkin Vilnius toplantısı Türkiye Kararları ve ilgili tüm mevzuat. DELĐLLER: 13.12.2006 tarih ve 26375 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 19.10.2006 tarih ve 2006/11296 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ve ekli listesi (EK-1) , 14.12.2005 tarih ve 26023 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği (EK2) , 3.4.2006 tarih ve 2006/10299 tarihli Bakanlar Kurulu kararı (EK-3) , 13. Ekim 2006 tarihli resmi gazetede yayınlanan 13.09.2006 gün ve 2006/10961 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve ekleri (EK-4) , Tapu Fotokopileri, davalı idarelerden işlem dosyalarının celbi, gerektiğinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması ve diğer tüm yasal deliller. SONUÇ VE ĐSTEM: Yukarıda kısaca sunulan nedenlerle; 1-13.12.2006 tarih ve 26375 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 19.10.2006 tarih ve 2006/11296 tarihli bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ve ekli listesinin, 2-Dava konusu Bakanlar Kurulu kararından önce Fatih Belediye Başkanlığı’nca alınmış kamu yararı ve kamulaştırma kararının varlığı halinde bu kararın ve 3-Đçişleri Bakanlığı’nca hazırlanarak 14.12.2005 tarih ve 26023 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin ve 24. maddesinin 4. fıkrasının Hukuka, Anayasaya, Avrupa Kentli Hakları Deklarasyonu Ve Avrupa Kentsel Şartı, Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar (CESCR )Sözleşmesi, Unesco ICOMOS Dünya Mirası Komitesinin 30. dönem Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasının Korunmasına ilişkin Vilnius toplantısı Türkiye Kararları’na yasalara ve kamu yararına açıkça aykırı olmaları nedeniyle ĐPTALLERĐNE ve telafisi güç zararların önlenmesi bakımından öncelikle ve ivedilikle YÜRÜTMELERĐNĐN DURDURULMASINA karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı idarelere yüklenmesini vekil olarak saygılarımla arz ve talep ederim.12.02.2007 Davacılar vekili Av.Đlyas BULCAY EKLERĐ : 1- 13.12.2006 tarih ve 26375 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 19.10.2006 tarih ve 2006/11296 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ve ekli listesi (EK-1) 2- 14.12.2005 tarih ve 26023 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği (EK-2) 3- 3.4.2006 tarih ve 2006/10299 tarihli Bakanlar Kurulu kararı (EK-3) 4- 13. Ekim 2006 tarihli resmi gazetede yayınlanan 13.09.2006 gün ve 2006/10961 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve ekleri (EK-4) 5- Tapu fotokopileri (EK-5) 6- Vekaletnameler (EK-6) 176 EK 8.TC Başbakanlık Đnsan Hakları Başkanlığı’nın Đstanbul Valiliği’ne Sulukule’deki yıkımlar nedeniyle oluşan insan hakları ihlallerinin incelenmesini bildiren yazısı. 177 EK 9. TC Başbakanlık Đnsan Hakları Başkanlığı’nın Đstanbul Valiliği’ne Sulukule’deki yıkımlar nedeniyle oluşan insan hakları ihlallerinin incelenmesini bildiren yazısına istinaden ilişkin Đstanbul Valiliği’nin cevap yazısı. 178 179 EK 10. Akademisyenlerin kentsel dönüşüm ve yenileme uygulamaları hakkındaki duyuru ve daveti. KAMUOYUNA KENTSEL DÖNÜŞÜM VE YENĐLEME UYGULAMALARI HAKKINDA DUYURU VE DAVET1 Yerel yönetimler tarafından özellikle tarihi kent merkezlerine ve yasadışı yapılaşmış konut bölgelerine yönelik olarak başlatılan kentsel müdahaleleri kaygıyla izlemekteyiz. Bu kaygıların altında, söz konusu müdahalelerin uzun vadede telafisi zor sosyal ve mekânsal sorunlar yaratacağı endişesi yatmaktadır. Bu müdahaleler, planlama disiplininin temel ilkelerinin göz ardı edildiği yasalar üzerinden gerçekleştirilmektedir. Yerel yönetimler; üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve meslek odalarının eleştirilerini dikkate almadan, hazırlama ve onay süreçlerinde tek yetkili oldukları planları / projeleri acil olarak hayata geçirmektedirler. Bütün tepkilere rağmen, paylaşımcı olmayan, katılımı ve toplumsal uzlaşmayı bir kenara iten yerel yönetimler, merkezi idarenin de desteğini alarak kentsel dönüşüm ve yenileme projelerine imza atmakta; bunu yaparken de yaşayanları dışlamakta, görmezden gelmekte ve onların rızalarını aramamaktadır. Yerel yönetimler, toplumun en fazla dışlanmışlık sorunuyla karşı karşıya olan gruplarını hedef almakta, örgütlenemeyen ve örgütlenemediği için de hakkını arayamayan insanlar üzerinde baskıcı bir anlayışla müdahalelerini gerçekleştirmektedirler. Bugün, çoğunlukla gecekondu ve/veya eskimiş tarihi konut alanlarında yaşayan, sosyal güvenceleri olmayan ve düşük gelir grubunda bulunan insanlar, ne yapacaklarını, kime başvuracaklarını ve başlarına ne geleceğini bilmeden çaresizce beklemektedirler. Kentte tutunmanın, enformel işgücü piyasasında var olabilmenin bir yolu olarak dayanışma ilişkileriyle ayakta durabilen ya da bu tür ilişkileri dahi kuramamış gruplardan oluşan bu insanların, yakın gelecekte kentin çeperlerinde kurulmakta olan toplu konut adacıklarına taşınmaları halinde, bu yeni yaşama alanlarında toplumsal uyum sorunları ve yeni yoksulluk süreçleriyle karşılaşmaları kaçınılmazdır. Bizler, sürdürülebilir ve yaşanabilir kentler yaratmak üzere eğitim veren, bilimsel araştırmalar yapan akademisyenler ve ayrıca bağımsız araştırmacılar olarak, yaşanan sürecin yarattığı kaygılarla, kentsel dönüşüm ve yenileme süreçlerinde izlenmesi gereken aşağıdaki temel ilkeleri kamuoyu ile paylaşmayı gerekli görüyoruz: Planlamanın Bütünlüğü Olağanüstü planlama olayları gibi ele alınan kentsel dönüşüm ve yenileme projeleri, bütüncül planlama yaklaşımı hiçe sayılarak, kentlerin değer kazanmış ya da değer kazanmaya aday parçalarına yönelik olarak kurgulanmakta, bu durum kentlerin dengesiz ve sağlıksız büyümesine yol açmakta, dolayısıyla da sorunlara köklü çözümler üretilememektedir. Oysa kentsel dönüşüm ve yenileme süreçleri, planlama sürecinin olağan parçaları olarak ele alınmalı, bütüncül planların işaret ettiği şekilde yönetilmelidir. Bu amaçla ivedi olarak planlamaya yönelik parçalanmış mevzuatı tek bir şemsiye altında toplayacak geniş kapsamlı bir “Şehircilik Yasası” hazırlanmalı ve dönüşüm / yenileme süreçlerinin çerçevesi de bu yasa ile çizilmelidir. Çok Boyutluluk ve Uzun Dönem Kentsel dönüşüm / yenileme uygulamaları yalnızca fiziki değil, ekonomik ve sosyal boyutları da kapsayacak şekilde çok bileşenli olarak kurgulanmalı ve uygulanmalıdır. Đnsanların kurduğu sosyal ve ekonomik ilişkiler, içinde yaşadıkları fiziki mekânı biçimlendirmede etkilidir. Bu ilişkileri yeterince sorgulamayan ve çözümlemeyen bir fiziki mekân tasarımı kabul edilemez. Dahası, kentsel dönüşüm ve yenileme uygulamalarının hazırlandığı yer için tespit edilen sosyal ve ekonomik sorunlara çözüm oluşturması beklenir. Toplumsal ve iktisadi kapasiteyi geliştirecek, sürdürülebilirliği sağlayacak ve yeni iş alanları oluşturacak etkin sosyo-ekonomik programlar, kentsel dönüşüm ve yenileme süreçlerinin temel unsurları olmalıdır. Bu programlarla beslenmeyen kentsel dönüşüm ve yenileme süreçleri kabul edilemez. Bugüne kadar yapılan uygulamaların hiçbirinde bu tip programlar geliştirilmemiştir. Oysa yaşayanların sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik programlar geliştirmek ve uygulamak da yerel yönetimlerin görevleri arasındadır. Kentsel dönüşüm ve yenileme süreçleri siyasi dönemlere ya da kısa ihale süreçlerine sığdırılamayacak kadar kararlı, ciddi ve uzun erimli çalışmaları gerektirir. 1 Bu davet yaklaşık 600 kişi tarafından imzalanmıştır. 180 Katılım ve Karar Alma Kentsel dönüşüm ve yenileme süreçleri yaşayanlar ile birlikte kararlaştırılmalı, geliştirilmeli, planlanmalı ve yönetilmelidir. Süreçten herhangi bir kesimin herhangi bir gerekçeye sığınılarak dışlanmaması gerekir. Katılım modelleri, yaşayanların sosyo-kültürel ve ekonomik özelliklerine uygun olarak kurgulanmalı, bu tip pratiklere alışık olmayanlara karşı sabırlı davranılmalı ve yaratıcı yöntemler geliştirilmelidir. Đdarenin alışık olmaması halinde ise meslek içi eğitimler uygulanmalıdır. Katılım pratiklerinin karşılıklı öğrenme ile güçlendiği hiçbir aşamada unutulmamalıdır. Katılım modelleri iyi kurgulanmış ve karar alma süreçleri bu modeller üzerinden gerçekleştirilmiş bir kentsel dönüşüm ya da yenileme süreci, hem daha uygulanabilir olacak, hem de toplumsal uyumun artmasına ve demokrasi kültürünün yerleşmesine olanak tanıyacaktır. Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Kentsel dönüşüm ve yenileme süreçlerinin şeffaf, dolayısıyla hesap sorulabilir şekilde yönetilmemesi, kentsel dönüşüm uygulamalarına ve dönüşümün uygulayıcılarına olan güveni sarsmaktadır. Hâlbuki şeffaflık hem hesap verebilirliği sağlayacak, hem de gündeme gelebilecek spekülasyonların önünü kesecektir. Şeffaflık sayesinde uygulayıcı ile yaşayanlar ve sivil toplum arasında güven ortamı yaratılacak, böylece katılımcı planlama pratiklerinin önü açılacaktır. Katılımla alınan kararlar ve bunların gerekçeleri konusunda da her aşamada herkese açık, doğru ve zamanında bilgilendirme ve belgeleme yapılmalıdır. Uzmanlık Şeffaflığın ve katılımın sağlanması koşulu ile kentsel dönüşüm ve yenileme süreçlerinin bilgi, birikim ve deneyim sahibi uzmanlar tarafından yönetilmesi, süreci spekülatif ve politik müdahalelerden arındıracaktır. Şeffaflığın ve katılımın sağlanamaması halinde en iyi uzmanların bile yapabilecekleri sınırlı olacaktır. Diğer yandan, kentsel yenileme ve dönüşüm projelerini yürüten uzmanların çok boyutluluk ve katılım ilkelerine inanmaları ve bunları uygulayabilecek donanımda olmaları önem taşımaktadır. Yer Seçimi, Özgünlük ve Gereksinimler Kentsel dönüşüm ve yenileme alanlarının yer seçim kararları katılımcı yaklaşımlarla verilmeli, sınırların saptanmasında, modellerin seçilmesinde bilimsel ölçütler kullanılmalı ve ilgili bölgelerin sorunlarını yansıtan veriler temel alınmalıdır. Süreç, bu bölgelerin özgün niteliklerine ve gereksinimlerine uygun olarak planlanmalı ve yönetilmelidir. Mevcut uygulamalar hemen her bölgede birbirine benzeyen ya da özgünlük ve gereksinimlerden bağımsız çözüm önerileri getirmektedir. Bu uygulamalar yalnızca değişim değeri hızla artmak suretiyle rant odağı haline gelen / gelebilecek alanlara yoğunlaşmıştır. Oysa kentsel dönüşüm ve yenileme süreçleri kullanım değeri üzerinden, gereksinimlere ve özgünlüklere uygun olarak kurgulanmalıdır. Etaplama Temel ilkelerden kopmadan sürdürülebilir bir proje yönetiminin sağlanması ve hedefe ulaşılması, doğru bir etaplamanın yapılması ve şeffaf süreçler içerisinde uygulanması ile mümkün olabilir. Etkin bir etaplama, projelerin uygulanabilirliğini de arttıracaktır. Mevcut uygulamalarda tatmin edici bir etaplama tespit edilememiştir. Uygulamanın Đzlenmesi Kentsel dönüşüm ve yenileme, uygulama sonrasında da izlenmesi gereken süreçlerdir. Yerel yönetimler projelerin tamamlanmasından sonraki süreci de düzenli olarak izlemeli, gerekli hallerde projelerin hedeflerine uygun olarak ya da katılımcı bir yaklaşımla proje hedeflerini revize ederek sürece müdahale etmeli ve projenin gidişatını kamuoyu ile paylaşmalıdır. Ülkemizde sık göremediğimiz başarı hikâyeleri ancak bu izleme süreçleri ile gerçekleşebilir. Bizler, aşağıda imzası bulunan akademisyenler ve araştırmacılar olarak, toplumsal ve mesleki sorumluluklarımız uyarınca, mevcut kentsel dönüşüm / yenileme uygulamalarından duyduğumuz endişeyi kamuoyu ile paylaşıyor; öncelikle merkezi ve yerel yönetimler olmak üzere, ilgili bütün uzmanları, meslek odalarını, sivil toplum örgütlerini ve basın - yayın organlarını, bilinçli, duyarlı ve hep birlikte konunun takipçisi olmaya davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 29.01.2008 181 EK 11. Sulukule Platformu tarafından ULI’nin düzenlediği “Başarılı Kentsel Dönüşüm Uygulamaları” toplantısından dağıtılan manifesto. 182 EK 12. ĐYD tarafından bölgede yaklaşık 80 konutun daha tescillenmesi için yapılan başvuruya 9 yapının kabul edildiğine dair Đstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabit Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nden gelen cevap. 183 184 185 Ek 13. Đstanbul IV Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun ĐYD tarafından yapılan tescil başvurusu ve yıkımlar hakkındaki cevap yazısı. 186 EK 14. Sulukule Platformu tarafından Küçükçeşme Sokak’ın dokusuyla birlikte korunmasına ilişkin başvuru sonucunda Đstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı. 187 Ek 15. 2008 OECD Raporundan Sulukule ile ilgili olan bölüm. (OECD Territorial Reviews, Istanbul, Turkey, 2008, p. 171, www.oecd.org/gov/urbandevelopment) The Fatih and Beyoğlu sub-provinces represent clear indicators of ageneral lack of a comprehensive regulatory and financial framework that integrates urban regeneration, housing and urban development objectives, and protects low-income dwellers. These two sub-provinces are the first to operate within the provisions of the law, having designated the neighbourhoods of Nesli_ah and Hatice Sultan as renewal zones. Within the limits of these zones, 571 owners and 391 tenants have been invited to participate in the programme, aimed at protecting historical buildings and improving urban design patterns in the areas. Under the current negotiations framework, tenants without property bills have been simply invited to leave the neighbourhood without financial compensation, while the 571 owneroccupied dwellers have received a lump-sum compensation of YTL 500/m² (around USD 350/m²). Although the municipality of Fatih declared itself open to alternative proposals, the negotiations framework is too restrictive (only open to owner-occupied dwellers) and complex to allow for effective civil society participation as the inhabitants lack the necessary know-how,financial resources and time to contribute. Another deficiency is that the historical and community networks of some local groups are ignored by the authorities, forcing individuals and families to leave the historical peninsula. These intangible costs of breaking up community networks are not calculated by the local authorities, and are also not followed-up by programmes aimed at financial compensation for the more vulnerable neighbourhood segments. Notwithstanding the UNESCO warnings regarding the consequences of urbanisation on cultural heritage in the historic peninsula, large construction projects are foreseen in the so-called protection programmes of cultural heritage. 188 Ek 16. Helsinki Yurttaşlar Derneği tarafından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a gönderilen mektup. 189 190 EK 17. Avrupa Parlamentosu'ndan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a gönderilen mektup. 6 Mayıs 2008, Brüksel Sayın Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Yaklaşık bir yıldır Đstanbul Sulukule’deki Romanlarla ilgili sürekli olarak bilgiler ve çeşitli raporlar almaktayız. Dün, Bakanlar Kurulunuza bağlı Đnsan Hakları Komisyonu’nun Sulukule’deki insan hakları ihlalleriyle ilgili olarak görevlendirildiğini öğrenmiş bulunmaktayız. Bu vesileyle kararınızı memnuniyetle karşıladığımızı bildirir aşağıdaki konulara dikkat çekmek isteriz. Öncelikle, Đstanbul belediyesinin evlerin sistematik olarak yıkımını sürdürürken adil bir yöntem uygulama ve yeterli bedeli ödeme konusundaki anlayış eksikliğine dikkat çekmek isteriz. Yıkımlara başlamadan önce Đstanbul belediyesi yerel Roman topluluğunu karar üretme ve Sulukule’de konut planlaması sürecine dahil etmemiştir. Üçüncü ve çok önemli kaygımız ise Sulukule’nin (Avrupa’daki Roman topluluğunun bir başka örneği olmayan tarihi kültür mirasının) yıkımının Romanlar için olduğu kadar geçmişten sayısız hazineye ev sahipliği yapan Türkiye için de bir kayıp olacağıdır. Daha çok uluslararası nitelikteki bu konuyla ilgili olarak olumlu ve önlem alıcı bir tavır oluşturmanızı ve tarafların çıkarlarını gözetecek ortak bir çözüm bulmanızı bekleriz. Saygılarımızla, Els de Groen (Avrupa Parlamentosu Üyesi) Cem Özdemir (Avrupa Parlamentosu Üyesi) Gisela Kakkenbach (Avrupa Parlamentosu Üyesi) 191 EK 18. UNESCO Heyeti Başkanı Francesco Bandarin’in Türk basınında çıkan haberlere ilişkin düzeltme metni. From: Bandarin, Francesco Date: Thu, May 15, 2008 at 1:48 PM Subject: UNESCO Mission To: cumhurguven@istanbul.gov.tr, baskan@ibb.gov.tr Cc: ertugrul.gunay@kulturturizm.gov.tr, mehmet.gurkan@kulturturizm.gov.tr, Nurtactuba@istanbul.gov.tr, mustafademir@fatih.bel.tr, mciftci52@gmail.com, niluferturedi@fatih.bel.tr, nurgunkut@gmail.com, erder@arch.metu.edu.tr, denizincedayi@superonline.com, "Rossler, Mechtild" , "Sorosh, Junaid" , "Rao, Kishore" , "Amelan, Roni" , "Doubleday, Gina" Dear Mr Mayor Dear Mr Vice-Governor I would like to thank you again for the warm welcome the UNESCO Mission has received during its stay in Istanbul. I think we have been able to get very detailed and complete information on the many issues currently under discussion. I sincerely appreciated your openess and frankness and your committment for an effective conservation of the heritage of Istanbul. Also, I was happy to see that progress has been made in some of the sensitive issues raised by the 2006 UNESCO Mission. In particular, I appreciated your committment for the protection of the urban landscape, and your decisions to cancel the Galataport and Hyderpasha projects. I was also very happy to meet the Press during my stay, and I hope we have been able to provide a clear view of the scope of the Mission. As I am still travelling in Turkey, I have been able to see some of the articles published by the local and national Press following the press Conference. While truly appreciating the accuracy of most of the press articles, I would like to clarify my views on two points that I feel have been reported incompletely. 1) On the discussion concerning the Sulukule project, I clearly said that a balance must be found between needs of coservation and social needs. UNESCO does not consider that a city is only made up of its monuments and buildings, but that the communities play a fundamental role in the conservation process and that the improvement of their life is a fundamental goal of urban conservation. Hence, it is inappropriate to report - as some papers did - that UNESCO has "approved" the project as it stands today, as we think that more work needs to be done to make the project effectively balanced. We insist that a truly democratic and participatory process has to accompany any decisions on this area. 2) On the issue of the new construction of the 4 Seasons Hotel in Sultanahmet, I have indicated that UNESCO did not consider the construction of the new building as the best solution for an archaeological site of this importance. But now we have to come to terms with the fact that the building has been completed, and I consider that, due to its limited height, the building does not have major impacts on the city's skyline. I still consider, however, that a different solution could and should have been found to allow a full respect of the heritage values and at the same time ensure the economic viability of the Hotel. Hence, also in this case UNESCO has not "approved" the project as some papers reported. On the same issue, I expressed my appreciation for the fact that the site will be soon opened to the public. I hope that this clarifies our position, and I hope to be able to continue our cooperation with the same spirit of openess, in the interest of the conservation of your extraordinary city. As I had the opportunity to say, the result of the Mission will be transmitted to the World Heritage Committee, that has the ultimate decision-making authority on these issues. Regards Francesco Bandarin Director Unesco World Heritage Centre 192 EK 19. Đstanbul Tabipler Odası’nın Sulukule Raporu KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESĐNĐN ĐLK SONUÇLARI: KENTSEL AFET BÖLGESĐ OLARAK SULUKULE Kasım 2005’te Đstanbul Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamına alınan Fatih Belediyesi’ne bağlı Edirnekapı Semti’nde Neslişah ve Sulukule olarak da bilinen Hatice Sultan mahallelerinde projenin onaylandığı Kasım 2007’den sonra evler istimlak edilerek yıkılmaya ve bölge boşaltılmaya başlanmıştır. Bu tarihten sonra bölge halkı çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da desteğiyle projeye engel olmak amacıyla örgütlenerek çeşitli etkinliklerle projenin sosyal ve kültürel hayata etkilerine dikkat çekmiş ve bölgede yaşamaya devam etmiştir. Marmara ve Đstanbul Tıp Fakülteleri halk sağlığı uzmanları ve asistanlarının oluşturduğu bir ekip ile ĐTO heyeti olarak, 4 Temmuz 2008’de, yerleşim yerlerinde yaşayanların halk sağlığı sorunlarını yerinde gözlemek ve değerlendirmek için bir ziyaret gerçekleştirilmiştir. Bölgenin Demografik Özellikleri2: Bölgenin dikkat çekici bir özelliği sakinlerin önemli bir bölümünün semtin yerlisi olmasıdır. Yaş, cinsiyet, medeni durum, aile biçimi gibi değişkenler itibariyle Đstanbul geneliyle benzeşen demografik özellikler, çocuk sayısı, hane büyüklüğü, eğitim düzeyi, gelir getiren iş sahipliği ve sosyal güvence anlamında düşük sosyo-ekonomik özelliklere işaret etmektedir. Bölgede yerleşik yaşam süren semt sakinlerinin dışında Adana, Hatay gibi bölgelerden geldikleri belirtilen bir grup daha yaşamaktadır. Bölgenin geri kalanından izole, açıklık bir alan üzerine kurulmuş 7-8 adet büyük çadırda yaşayan bu kişilerin belirgin bir şekilde bölge genelinden daha yoksul oldukları ve daha da zor koşullarda yaşamaya çalıştıkları göze çarpmaktadır. Barınma Koşulları: IBB’nin araştırmasına göre1, Neslişah Mahallesi’nde ikamet edenlerin %52’si oturduğu konutun mal sahibidir. Hem mal sahibi hem de kiracı olmayan yani yakınlarıyla oturanların oranı %9’dur. Geriye kalan %39 oranındaki semt sakini kiracıdır . Mevcut ailelerinin %52-%61 arasındaki bir bölümünün çok uzun yıllardan beri bulundukları konutları kullandıkları anlaşılmaktadır. Söz konusu mahallelerde yaşayan 571 haneden halen yaklaşık 475 ailenin bölgede yaşamaya devam etmekte olduğu bildirilmiştir. Genellikle ortak bir avluya açılan 5-8 haneden oluşan mekanların koşulları evleri yıkılan ailelerin akrabalarla aynı haneyi paylaşması nedeniyle daha da güçleşmiş durumdadır. Bölgede yaklaşık 80 ev boşaltılmış ve yıkılmış durumdadır. Evler sonradan oturulmayı engellemek amacıyla pencereleri kırılmış ve çatıları yarı yıkılmış durumdadır. Bu durumda olup da duvarları ve kolonları ayakta olan bazı binaların içinde hala yaşayan insanlar bulunmaktadır. Yine aynı amaçla çuvallara konmuş molozlar, boşaltılmış evlerin girişlerine doldurulmuştur. Bölgede 25 evin proje kapsamında tescillendiği belirtilmiştir. Temiz Đçme ve Kullanma Suyu: Ev sahiplerinin semti terk etmesi ve/veya boşaltma kararına onay vermesi kiracıları da zor durumda bırakmıştır. Düşük sosyoekonomik düzeye sahip ve bu nedenle düşük bedellerle oturdukları evlerinden çıkmak istemeyen ve çoğunluğu semt doğumlu kiracılar şebeke suyunun çeşitli gerekçelerle kesildiğini ve yaklaşık 7-8 aydır temiz içme kullanma suyuna sahip olmadıklarını belirtmektedirler. Borcu nedeniyle suyu kesik olan kiracılar borç bedelini taksitlendirerek ödeme girişiminde bulunmalarına rağmen kendilerine sularının açılmayacağının bildirildiğini ifade etmektedir. Đçme ve kullanma suları mahallede bulunan iki adet çeşmeden taşıma yoluyla sağlanmaktadır. Bu nedenle çok sayıda evin girişinde küçük pet şişeler içinde istiflenmiş sulara rastlanmıştır. Bunun yanında bazı ev ve iş yerlerinde açılmış kuyulardan da su temin edildiği bildirilmiştir. Katı ve Sıvı Atık Şebekeleri: Mahalle sakinlerinin bildirimlerine göre kanalizasyonlar sıklıkla tıkanmaktadır. 2005’ten bu yana kanalizasyon şebekesi ile ilgili sorunların defalarca kez belediyeye bildirilmiş olduğu başvuru tarihleriyle belirtilmiştir. Đncelememizde bazı evlerin gider borusu uclarının açık olarak doğrudan Tuna K, Şatıroğlu A, Çağlayandereli M. Neslişah Mahallesi Toplumsal Yapı Araştırması Mayıs 2006 2 193 sokağa verildiği, sokaktaki bir kanalizasyonun üzerinin de tahta bir kapak ve taşla sağlıksız bir biçimde kapatıldığı belirlenmiştir. Kişiler kendi imkanları doğrultusunda tıkanan kirli su sisteminin onarımı için girişimde bulunduklarını inceleme ekibine örnekleriyle göstermiştir. Çevre Sağlığı ve Belediye Hizmetleri: Bölgedeki yıkımların hafriyat ve molozları, komşu evlerde barınanlar için solunum rahatsızlığı risklerinin yanı sıra bina statiğine dair riskleri de ortaya çıkarmaktadır. Özellikle çocukların oyun alanı haline gelen yıkıntılar çeşitli fiziksel yaralanma ve kaza riski de yaratmaktadır. ĐTO Heyeti’nin incelemeleri sırasında mahalle sakinleri ile yapılan görüşmelerde hafriyat alanlarında meydana gelen kafa ve uzuv yaralanmaları nedeniyle tedavi gören çocuklar olduğu ifade edilmiştir. Nitekim 22 Nisan 2008 tarihinde belediyeye hafriyatın kaldırılması için dilekçe verilmesinden bir gün sonra hafriyat alanında oynayan bir çocuğun yaralandığı belirtilmiştir. Ayrıca mahalle sakinleri yıkıntılar arasında fare ölüleri ve çeşitli türden haşaratın bulunduğunu ifade etmişlerdir. Yıkılan evlerin molozlarının uzaklaştırılmamasının yanında bölge, dışarıdan getirilen hafriyatın döküldüğü bir açık alana dönüşmüştür. Görüşmeler sırasında her iki mahalleyle Fatih belediyesi ĐGDAŞ Yüzme ve Spor Tesisleri ile sınırındaki bölgeye dışarıdan getirilen hafriyatın döküldüğü belirtilmiştir. Söz konusu bölgede mevcut yolun orta şeridini de içine alacak şekilde siyah plakalı kamu araçlarınca yaya ve araç trafiğini aksatacak ve güvenliği tehlikeye sokacak şekilde hafriyat boşaltıldığı ve herhangi bir güvenlik önleminin de alınmadığı inceleme sırasında da gözlenmiştir. Hafriyat alanına yaklaşık 50-100 metre yakınlıktaki evlerde yaşam devam etmekte olup hafriyat alanının hemen yanında tescil edilmiş evde yaşayanların tozdan rahatsız oldukları için sahibi oldukları evi terk edip yine aynı mahallede başka bir eve kiracı olarak taşınmış oldukları öğrenilmiştir. Bölgede birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumunda da aksaklıklar olduğu göze çarpmaktadır. Bağışıklaması olmayan veya yarım kalan çok sayıda çocuğun bulunduğu ve bölgeye bağışıklama hizmeti için herhangi bir sağlık ekibinin gelmediği ifade edilmektedir. Çocukların bağışıklanması amacıyla gönüllülerden oluşan bir ekibin ancak 15 çocuğu bölgenin yararlandığı Karagümrük’teki sağlık ocağına götürebildiği öğrenilmiştir. Bölgedeki sağlık sorunlarının incelenmesine yönelik Đl Sağlık Müdürlüğü’ne 6 Haziran 2008 tarihinde verilen dilekçelerine bugüne kadar herhangi bir cevap alamadıklarını belirtmişlerdir. Bölgede halen sürdürülmekte olan tek belediye hizmeti çöplerin toplanmasına ilişkindir. Projenin toplumsal yaşama ve kültüre etkileri: Bölgede yaşayan çok sayıda semt sakini ile inceleme heyetimizce yapılan söyleşilerden kentsel dönüşüm kapsamında bölgede gerçekleştirilen çalışmaların insanlar üzerinde dışlanmışlık hissi yarattığı, bölge halkının büyük bir kısmının projeye rağmen yerleşim yerini terk etmek istemediği anlaşılmaktadır. Bu bulgu daha önce yapılan araştırmalarda da belirtilmektedir. Bölge halkının çoğunluğu gelenek-görenekler açısından mahallelerinin kendine özgü bir kültürü olduğunu düşünmekte ve dayanışma-yardımlaşma ilişkilerinin güçlü olduğuna inanmaktadır ve bundan sonra yaşamaları için adres olarak gösterilen Taşoluk bölgesinde bu yapının devam edeceğine dair inançları zayıftır. Bölge sakinleri, proje süreci ve gelinen noktadaki sonuçların da etkisiyle, bölge dışından herhangi bir amaçla gelen ekip, kurum, vb. ye karşı tepkilidir. Gerek Proje kapsamında sürekli çalışma yürüten proje tespit ekiplerinin, gerekse bölge halkıyla dayanışma ve yerleşim yerinin koşullarının değerlendirilmesi amacıyla bölgeyi ziyaret eden inceleme ekiplerinin fazlalığı bölge halkının da dikkatini çekmektedir. Bu durumun bölge halkında sosyal ve kültürel dokunun korunmasına yönelik güvensizliği ve gelecek endişesini tetiklemiş olması olasıdır. ĐTO Heyeti’nin Sulukule Platformu ve Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma gönüllüleriyle birlikte yaptığı inceleme ve gözlemler sırasında bu tür bir güven veya iletişim sorunu yaşanmamasına rağmen görüşmeler sırasında bölge sakinleri bu türden tepki ve endişelerini dile getirmiştir. Sekiz-on yaşlarında iki kız çocuğunun incelemelerimiz sürerken yanımıza yaklaşıp, “evlerimiz yıkılacak mı?” diye sormaları bu endişe ve güvensizlik ortamının çocukları da doğrudan etkilediğini gösteren çarpıcı bir örnektir. Bölge halkı, olumsuz sağlık koşulları altında daha da ağırlaşan fiziksel ve çevresel sağlık risklerinin yanı sıra; doğup büyüdükleri evlerini ve alışkın oldukları sosyo-kültürel çevrelerini kaybetme endişesiyle ruhsal sağlık riskleriyle de karşı karşıyadır. Özetle Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık tanımıyla yaklaşıldığında bölge halkının sağlığının çok yönlü olarak risk altında bulunduğu, çözüme yönelik acil bir eylem planına gereksinim olduğu söylenebilir. 194 SONUÇ VE ÖNERĐLER: • • • • Yaklaşık 3 yıldır Fatih Belediyesi Edirnekapı Semti, Neslişah ve Sulukule Mahallerini de kapsayan Kentsel Dönüşüm Projesi bölge halkı tarafından desteklenmemektedir. Projenin bölgenin yeni dokusunda bölge sakinlerinin yaşam alanlarına ve tercihlerine izin vermeyen hedefleri, bölge halkında dışlanmışlık ve sosyokültürel yaşam alanlarını koruma duygusuyla bölgeden ayrılmaya karşı direnç oluşturmuştur. Bölge dışında başka bir yerleşim yerinde yeni bir hayat kurmak için yeterli gelire sahip olmayan, çoğunluğu yoksul ve sosyal güvenceden yoksun kiracı ailelerin bölgeden ayrılması yaşamsal bir tehdittir. Yerleşik halk yıkımın sürdüğü bölgede önemli sağlık riskleriyle karşı karşıyadır. Çok katlı binaların kısmen yıkılmış olması ve hafriyatın toplanmamış olması özellikle çocuklar için fiziksel yaralanma ve kazaları beraberinde getirmektedir. Kısmen yıkılmış binalar, çevredeki evlerin yapı güvenliğini tehdit etmektedir. Evlerin çoğunda şebeke suyu kesiktir ve halk mahalle çeşmelerinden taşıma yoluyla içme kullanma suyunu temin etmeye çalışmaktadır. Bu durum özellikle içinde bulunduğumuz yaz aylarında bulaşıcı hastalık riskini artırmaktadır. Bölgede Belediye tarafında sürdürülmekte olan tek hizmet çöplerin toplanmasıdır. Bölgenin atık su sistemindeki sorunlar onarımına yönelik başvurulara rağmen uzun bir süreden beri devam etmektedir. Onarılmamış alt yapı sistemi nedeniyle yol üstünde açıktan akan atık sular özellikle yaz aylarında çevre sağlığı için önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Bölgede aksayan birinci basamak sağlık hizmetlerinin ivedilikle yeniden işler hale gelmesi için Đstanbul Đl Sağlık Müdürlüğü’nün gerekli düzenlemeyi yapması zorunludur. Bölgede hala yaşamaya devam eden halkın sağlığını tehdit eden fizik çevre sorunlarının Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından ivedilikle giderilmesi ve bölge halkının sosyokültürel yaşam ve yerleşim tercihlerini dikkate alan düzenlemelerin yapılması temel sağlık ve insan hakları bağlamında bir zorunluluktur. Bu bağlamda bölge halkında ruhsal çöküntü yaratan yıkımların durdurularak, insanların kaygılarını, gelecek endişelerini ve oluşmuş bulunan mağduriyeti giderecek girişimlerin planlanması gereklidir. • • • • • ĐSTANBUL TABĐP ODASI HEYETĐ Dr. Özlem Sarıkaya (Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi) Dr. Selma Karabey (Đstanbul Üniversitesi Đstanbul Tıp Fakültesi) Dr. Đlker KAYI (Đstanbul Üniversitesi Đstanbul Tıp Fakültesi) Yeşim Yasin (Đstanbul Üniversitesi Đstanbul Tıp Fakültesi) Gözde Yeşiltepe (Đstanbul Üniversitesi Đstanbul Tıp Fakültesi) Dr. Hüseyin Demirdizen (ĐTO Genel Sekreteri) Teşekkür: Sulukule Platformu’ndan Neşe Ozan ve Hacer Foggo’ya ve Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Pündük’e inceleme sırasındaki rehberlikleri ve katkıları için teşekkür ederiz. 195 EK 20. ERRC – Helsinki Yurttaşlar Derneği – Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği – UYD – ve Edirne Roman Kültürünü Araştırma, Geliştirme, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nin ortaklaşa gönderdikleri mektup. AVRUPA ROMAN HAKLARI MERKEZĐ (EUROPEAN ROMA RIGHTS CENTRE) Macaristan, Budapeşte H-1016, Naphegy ter. 8; Tel.: +36/1/4132200; Faks: 4132201; errc@errc.org HELSĐNKĐ YURTTAŞLAR DERNEĞĐ (HELSINKI CITIZENS’ ASSEMBLY) Đnönü Caddesi 77/13, Gümüşsuyu 34437 Beyoğlu, Đstanbul; Tel: +90 212 292 68 42 & 43; Faks: +90 212 292 68 44, info@hyd.org.tr ULAŞILABĐLĐR YAŞAM DERNEĞĐ (ACCESSIBLE LIFE ASSOCIATION) Liva Sok. No 13/4 Cihangir – Đstanbul; Tel. 90 212 243 99 80; info@uyd.org.tr SULUKULE ROMAN KÜLTÜRÜNÜ GELĐŞTĐRME VE DAYANIŞMA DERNEĞĐ (SULUKULE ROMANI CULTURE AND DEVELOPMENT ASSOCIATION) Edirnekapı Kaleboyu Cad. Çınar Sok. No:7, Đstanbul, Türkiye, Tel. 0090 212 531 73 44, Faks: 635 68 18, sulukuleliler@gmail.com EDIRNE ROMAN KÜLTÜRÜNÜ ARAŞTIRMA, GELĐŞTĐRME, DAYANIŞMA VE YARDIMLAŞMA DERNEĞĐ (FOUNDATION OF THE ROMANI ASSOCIATIONS FEDERATION EDROM ) Cavuşbey Mah. Horozlubayır Sok. Polat Đş Hanı No: 5, Edirne, Türkiye, Tel: 90 2842123357, edrom70@mynet.com Sayın Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Başbakanlık 14 Eylül 2006 Budapeşte / Đstanbul Saygıdeğer Başbakan Erdoğan, Bizler, aşağıda imzası olan kuruluşlar, Đstanbul’da ve Türkiye’nin başka yerlerinde yüzlerce Roman ailesini derinden etkileyen, şehir yenilemesi ve rehabilitasyon projelerinden kaynaklanan yeni zorunlu tahliyeler dalgasıyla ilgili kaygılarımızı ifade etmek için size yazıyoruz. Avrupa Roman Hakları Merkezi (ERRC), Romanlara karşı ırkçılıkla ve Romanların insan haklarının çiğnenmesi ile mücadele etmeyi amaçlayan uluslararası ölçekte, kamu çıkarına faaliyet gösteren bir hukuk kuruluşudur. Helsinki Yurttaşlar Derneği, Türkiye ile komşu ülkelerde barışçıl siyasi diyalogu, demokratikleşmeyi, toplumsal süreçlere sivil katılımı ve insan haklarını ilerletmek ve "daha geniş bir Avrupa"nın sivil tabanda yaygınlaştırılması için çalışmaktadır. Ulaşılabilir Yaşam Derneği (UYD), Türkiye’deki dezavantajlı toplulukları destekleyerek onların toplumsal ve ekonomik haklarına daha ileri düzeyde erişmelerini güvence altına almayı amaçlamaktadır. Sulukule Roman Kültürü Derneği, Türkiye’deki Romanlara karşı önyargı ve ayrımcılıkla mücadele etmek ve Romanlar ile diğer topluluklar arasında hoşgörüye dayanan ilişkiler geliştirmek amacını taşıyan bir Roman sivil toplum kuruluşudur. Đstanbul’un çeşitli mahallelerinde çok sayıda Roman vatandaş ile birlikte süregelen denetim çalışmalarımızın yanı sıra birtakım saha araştırma çalışmaları sonucunda, Romanların zorunlu tahliyelerinin, Türkiye’nin uluslararası insan hakları yasaları uyarınca yükümlülüklerinin açık bir ihlali olduğunu belirtmek durumundayız. Gerçekleri saptama çalışmalarımız sonucunda, zorunlu tahliyeler nedeniyle, aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda Romanın, şu anda evsiz olduğunu ve temel haklarından mahrum bırakıldığını saptamış bulunmaktayız. Bildirildiğine göre Romanların zorunlu tahliyeleri sırasında bazı durumlarda polis tarafından şiddet uygulanmaktadır ve bu zorunlu tahliyeler, yasal prosedürler ve kanunlar ihlal edilerek gerçekleştirilmektedir. Türkiye’de Romanlara karşı uygulandığı bildirilen insan hakkı ihlallerinin ciddiyeti nedeniyle, bu durumla acilen ilgilenmeniz ve Roman ailelerin iskân meselesine makul bir çözüm bulununcaya kadar zorunlu tahliyelerin durdurulması için müdahale etmeniz gerekmektedir. Zorunlu tahliyelerden etkilenen ve/veya bu konuda tehdit almış olan Romanların ifadelerine dayanarak yaptığımız tespitlerin özetini aşağıda sunmaktayız. Raporlara göre 20 Temmuz 2006 tarihinde, Đstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında Đstanbul Kadıköy’de, Küçükbakkalköy Mahallesi’nde 120 Romanın evi polisler ve belediye memurları tarafından yıkıldı. Bu mahallenin bir bölümünde 200 kadar Roman aile yaşamaktaydı. 26 Temmuz 2006 tarihi itibariyle, dokuz Roman aile, alternatif barınma imkânlarına 196 sahip olmadıkları için, yıkımdan sonra söz konusu bölgede kalmaya devam ediyordu. Bildirildiğine göre belediye tarafından ailelere maddi tazminat verilmişti ve 15 Ağustos 2006 tarihine kadar bölgeyi boşaltmalarına yönelik tebligat yapılmıştı. 26 Temmuz tarihinde, yaklaşık 30 Roman, son derece kötü koşullar içerisinde, derme çatma yapılarda, moloz ve çöp yığınları arasında yaşamaktaydı. Suları yoktu ve sıhhi tesisat mevcut değildi. Romanların ifadelerine göre 2005 Kasım tarihinde belediye memurları, orada oturanlara, yaklaşan yeniden inşa projesi nedeniyle bölgeyi terk etmeleri gerektiği bildiriminde bulundular. O dönemde, evlerinin mülkiyetini ispatlayan yasal belgelere sahip olan Roman ailelerin çoğu, evlerini, bölgede apartman daireleri inşa etme izni almış olan bir firmaya sattı. Bazı Romanlar, evlerin çok küçük olması ve bu evler karşılığında alacakları paranın başka bir ev almaya, hatta anlamlı bir süre boyunca bir ev kiralamaya bile yetmeyeceği gerekçesiyle, evlerini satmayı kabul etmedi. Evlerini satmayan aileler tahliye tebligatına rağmen bölgede kalmaya devam etti. Mülk sahibi olmayıp kiracı olan bazı Roman aileler de bölgede kalmaya devam etti. Bunların evleri, 20 Temmuz 2006 tarihinde bir tahliye operasyonu sırasında yıkıldı. Orta yaşlı bir Roman kadının verdiği ifadeye göre 20 Temmuz 2006 tarihindeki tahliye operasyonunda, polis sabahın erken saatlerinde, bildirildiğine göre beş sularında, mahalleye girdi ve Romanlara evlerini terk etmelerini emretti. Đnsanların yanlarına herhangi bir eşya almalarına izin verilmedi. Polis daha sonra evleri yıktı; bu sırada mobilyalar, kişisel eşyalar ve belgeler yıkılan evlerin içinde kaldı. Bazı kişilerin verdiği ifadelere göre, polis, insanları evlerinden çıkmaya zorlamak için biber gazı kullandı. Bildirildiğine göre biber gazı, tahliyeyi takip eden günlerde çocuklarda sağlık sorunları yarattı. Ayrıca bazı Romanların verdiği ifadeye göre, polis memurları “Kendinizi savunun ki size vurabilelim!” diyerek Romanları polise karşı şiddet uygulamaya kışkırttı. Yeterli toplumsal destek ve/veya alternatif barınma imkânları olmadığı için tahliye edilmiş aileler evsiz kalmıştır ve temel haklarından ciddi bir şekilde mahrum edilmiştir. Ayrıca bildirildiğine göre 20 Temmuz tarihindeki tahliyeden sonra belediye memurları topluluğu ziyaret ederek, evleri yıkılan ailelere tazminat vermeyi önerdi. Ailelerin belirttiğine göre bu tazminat yeni bir ev satın almak ya da kiralamak için gereken miktardan çok daha azdı. Bildirildiğine göre mülk sahibi olmayıp kirada oturan bazı ailelere herhangi bir tazminat verilmedi. Đstanbul, Kadıköy’de Hasanpaşa Mahallesi’nde yaşayan Roman aileler, ayrı fakat göründüğü kadarıyla bağlantılı bir tahliye operasyonuna maruz kaldı. 8 Temmuz 2006 tarihi itibariyle, yaklaşık 10 aile, Fenerbahçe Deresi’nin yakınında çok büyük bir boş arazide yaşamaktaydı. Etrafta şişelerin, teneke içecek kutularının, plastik eşyaların ve kâğıtların dağılmış olduğu, çöplüğe benzeyen alanın etrafı tel örgüyle çevrilmiştir ve birkaç orta sınıf apartmanın ve araba tamir dükkânlarının hemen altında bulunmaktadır. Aileler, 1,3 metre yüksekliğinde ve 2 metre genişliğinde branda bezinin ağaçlara iple bağlanmasından yapılan barınaklarda yaşamaktaydı. Elektrik ve su yoktu. Đçme suyu açık bir kapta bekletilmekteydi. 50 yaşında bir Roman kadının ifadesine göre, 2006 kış mevsiminde karlı bir günde, belediyeye ait buldozerler yaklaşık 70 yıldır bu bölgede yaşamakta olan 40 kadar ailenin gecekondularını yıkmıştı. Romanlara bölgeyi terk etmeleri için 15 gün mühlet verilmişti. Mühletin sona ermesinden sonra sabahın erken saatlerinde, yaklaşık olarak saat 7–7.30’da, henüz çoğu insan yataktayken, 200 kadar polis bölgeyi çembere almıştı. Bunun ardından dört buldozer evleri yıkmıştı. Ailelere evlerin içindeki eşyalarını toplamaları için zaman verilmemişti. Mobilyalar, kişisel eşyalar ve belgeler evlerle birlikte yok edilmişti. Evlerin yıkılmasından sonra bazı aileler bölgeyi terk etmişti. 10 kadar aile barınaklar oluşturarak bölgede kalmaya devam etmişti. Bazı Romanlar, gidebilecekleri başka bir yer olmadığı ve bir ev satın alacak ya da kira ödeyecek imkânları olmadığı için bulundukları yerde kalmaya kararlı olduklarını ifade ettiler. Bildirildiğine göre belediye bu kişilere yardım teklif etmedi. Bir adamın iddiasına göre, kışın gerçekleşen tahliyeden sonra belediyeden yardım istemiş ancak bir belediye memuru bu isteğini reddetmişti. Romanların verdiği ifadeye göre, son haftalarda belediye memurları kendilerini ziyaret ederek yeni bir tahliye ile tehdit ettiler. 9 Temmuz 2006 tarihinde, Kadıköy’de bir başka mahalle olan Yıldızbakkal’da basit derme çatma barınaklarda yaklaşık 60 Roman aile yaşamaktaydı. Bu ailelerin yaşadığı ufak arazinin etrafı; büyük apartmanlar, evler, vinçler ve yeni bir iş merkezi için inşaat malzemeleri ile çevriliydi. Bildirildiğine göre ailelerin bazıları 60 yıldır bu noktada yaşamaktaydı. Bazı diğer aileler ise 1999 yılında Küçükbakkalköy Mahallesi’nden zorla tahliye edildikten sonra buraya gelmişti. Bölgede yaşayan Romanların ifadesine göre, Yıldızbakkal Mahallesi’ndeki arazinin sahibi olan Kadıköy Belediyesi, bu arazide iş merkezleri inşa etmek istemektedir. Üç ay önce Belediye temsilcileri mahallede yaşayan 8 aileyi evlerinden tahliye etmişti. Bildirildiğine göre tapu sahibi olan kişilere tazminat verildi ancak kiracılara herhangi bir tazminat verilmedi ya da alternatif barınma imkânları sunulmadı. Bazı Roman aileler ayda yaklaşık 15 Yeni Türk Lirası (yaklaşık 8 Euro) gibi sembolik ücretler karşılığında aile üyelerinin veya arkadaşlarının evlerinde kiracı olarak oturmaktadır; 197 bu kişiler söz konusu evlerden tahliye edildiklerinde, fiyatlar çok daha yüksek olduğu için başka bir yerde ev kiralamaya imkânlarının yetmeyeceğinden korkmaktadır. Romanlar yakın gelecekte tahliyelerin sürmesini beklediklerini ifade etmektedir. Romanlar, yaklaşan yerel seçimler yüzünden tahliyelerin geçici olarak durduğuna inanmaktadır. Bölgedeki ailelere henüz resmi tahliye tebligatı ulaşmamasına karşın, bildirildiğine göre belediye temsilcileri bölgede yaşayanları ziyaret ederek yaklaşan tahliye hakkında kendilerine bilgi vermiştir. Bir Roman çiftin ifadesinde, bir mülk sahibi olmadıkları ve eğer tahliye edilirlerse, bir çadır kurup aynı bölgede yaşamaya devam etmek zorunda kalacakları belirtilmektedir. Zorunlu tahliyeler kapsamında hedeflenen bir diğer bölge ise, Đstanbul Fatih Belediyesi’ne bağlı Hatice Sultan (Sulukule) Mahallesi’dir. Bu mahalle, Romanların Avrupa kıtasına 11. yüzyılda ulaşmalarından bu yana yüzyıllardır yaşadıkları tarihi bir bölgedir. Hatta bu bölgenin Avrupa’daki en eski Roman yerleşimi olması ihtimali da bulunmaktadır. Bölgede yaşayan Roman topluluğu üyelerinin verdiği bilgilere göre, çoğu Roman olan 1000’den fazla ailenin yaşadığı 571 evin, 2006 Eylül ayında zorunlu tahliyesi öngörülmektedir; medya kaynaklarına göre bunun nedeni bölgede yürütülecek olan yenileme çalışmalarıdır. Ekim 2005 tarihinde Fatih Belediyesi, bölgede rehabilitasyon çalışması yürütmek ve bölgeyi geliştirmekle ilgili planları değerlendirmeye başladı. 13 Temmuz 2006 tarihinde, Türkiye Toplu Konut Đdaresi (TOKĐ) ile Fatih Belediyesi arasında bölgede yeni binalar inşa edilmesine dair bir anlaşma imzalandı; bildirildiğine göre bu anlaşma kapsamında mevcut evler yıkılacaktı. Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği’nin temsilcilerine göre, Sulukule’deki ailelerin tahliye edilmesi kararı verilirken herhangi bir fizibilite çalışması yapılmadı veya olası alternatif çözümlerle ilgili topluluk üyelerine hiçbir şekilde danışılmadı. Bildirildiğine göre 2005 Ekim tarihinden bu yana Fatih Belediyesi bölgede yaşayan ailelere, bölgeden tahliye edilmelerini gerektiren kentsel yenileme projesiyle ilgili bildirimde bulunmaya başladı. Bu tahliyeden etkilenecek çok sayıda ailenin yeterli düzeyde alternatif barınma imkânlarına sahip olmaması ciddi kaygılar doğuran bir meseledir. Arazi ya da ev tapusuna sahip olan kişilerin sayısı bildirildiğine göre 300 civarındadır. Mülk sahibi olmayan, dolayısıyla da tahliye sonrasında tazminata hak kazanamayacak olan birkaç bin kişi, toplu konutlara taşınmak ve kira ödemek zorunda kalacaktır. Düzenli bir işi olmayan, hatta hiçbir işi olmayan birçok insan, bir ev satın almak veya kiralamak imkânına sahip olamayabilir. Tahliyenin ardından bu kişiler, sonuçta evsiz kalacaklardır. Türkiye’nin başka bölgelerinde de zorunlu tahliyelerin gerçekleştirildiği bildirilmektedir. Đstanbul merkezli sivil toplum örgütü Ulaşılabilir Yaşam Derneği tarafından sağlanan bilgilere göre, 2006 yılında Mayıs-Ağustos döneminde aşağıda sıralanan zorunlu tahliye olayları gerçekleşti: • Ankara, Altındağ Belediyesi’ne bağlı Gültepe Mahallesi’nde Romanların yaşadığı 170 ev yıkıldı ve buna ek olarak 400 evin daha yıkılması öngörülüyor; • Ereğli-Zonguldak, Müftü Mahallesi’nde, 45 Romanın yaşadığı iki katlı bir bina yıkıldı. Saygıdeğer Başbakan Erdoğan, Zorunlu tahliyeler uygulaması, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası yasalar nezdinde üstlendiği bir dizi yükümlülüğü ihlal etmektedir. Bunlardan en önemlisi Türkiye’nin kabul etmiş olduğu Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’dir (ICESCR). Bu Sözleşme’nin 11. Maddesinin 1. fıkrasında “Bu Sözleşmeye Taraf olan Devletler herkesin, kendisi ve ailesi için yeterli bir yaşam standardına sahip olma hakkını tanır. Bu standart; yeterli beslenmeyi, giyinmeyi, barınmayı ve yaşama koşullarının sürekli olarak geliştirilmesini de içerir. Taraf Devletler bu hakkın gerçekleştirilmesini sağlamak için, kendi serbest iradelerine dayalı uluslararası işbirliğinin esas olduğunu kabul ederek, uygun tedbirleri alırlar”3 denmektedir. Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi (CESCR), yeterli barınma hakkı (yukarıda belirtildiği gibi, mülkiyetin yasalar temelinde güvence altına alınması konusu da dâhil olmak üzere) ile zorunlu tahliyeler arasındaki ilişkiyi ele aldığı 7. Numaralı Genel Tavsiye’sinde, “zorunlu tahliyelerin Sözleşme’nin gerekliliklerini prima facie ihlal ettiğini” belirtmektedir.4 7. Numaralı Genel Tavsiye’nin 3. Paragrafında zorunlu tahliyeler “kişilerin, ailelerin ve/veya 3 Türkiye, CESCR Sözleşmesi’ni 23 Aralık 2003 tarihinde onaylamıştır. "7. Numaralı Genel Tavsiye (1997), Yeterli Barınma Hakkı (Sözleşme’nin 11. Maddesinin 1 Fıkrası): Zorunlu Tahliyeler"; BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi tarafından 20 Mayıs 1997 tarihinde benimsenmiştir, BM belgesi E/1998/22, IV. Ek’te yer almaktadır. 4 198 toplulukların; uygun yasal veya diğer koruma biçimleri olmaksızın veya bunların uygulanması imkânı olmaksızın, yaşadıkları evlerden ve/veya topraklardan kendi rızalarına rağmen çıkarılmaları” olarak tanımlanmaktadır. Nihayet 7. Numaralı Genel Tavsiye’nin 16. Paragrafında Komite şunu ifade etmektedir: “Tahliyeler sonucunda bireyler evsiz kalmamalı veya başka insan haklarının ihlal edileceği bir durumda bırakılmamalıdır. Söz konusu durumdan etkilenenlerin kendilerini koruma imkanı olmadığında, Devlet Tarafı, elindeki kaynakları azami düzeyde kullanarak durumun gerektirdiği şekilde yeterli alternatif barınma imkanı sağlanması, başka bir yere yerleştirme veya verimli toprağa erişim imkanı sağlanması gibi tüm gerekli önlemlerin alınmasını güvence altına almalıdır.” Bunlara ek olarak CESCR, savunmasız bireylerin veya grupların, başka kesimlerin yanı sıra, etnik ve diğer azınlıkların özel olarak korunması gerektiğini; çünkü bu bireylerin ve grupların, zorunlu tahliye uygulamalarına genellikle oransız olarak yüksek düzeyde maruz kaldığını vurgulamıştır.5 CESCR zorunlu tahliyelerle ilgili olarak bir dizi usule dair koruma önlemi tavsiye etmiştir. Bunlar arasında şunlar da mevcuttur: “(a) Durumdan etkilenen kişilere etkin bir şekilde danışılması; (b) Durumdan etkilenen tüm kişilere, öngörülen tahliye tarihinden önce, yeterli ve makul bir mühlet verilmesi; (c) Durumdan etkilenen tüm kişilere, öngörülen tahliyelerle ilgili makul süre içerisinde bilgi verilmesi ve geçerli olduğu durumlarda, söz konusu arazinin ya da meskenlerin hangi alternatif amaç için kullanılacağı hakkında bilgi verilmesi; (d) Özellikle grup halinde insanlar söz konusu olduğu durumlarda, tahliyenin gerçekleştirilmesi sırasında hükümet yetkililerinin veya temsilcilerinin hazır bulunması; (e) Tahliye eylemini yerine getiren tüm kişilerin kimliklerinin usulüne uygun şekilde, tam olarak açıklanması; (f) Durumdan etkilenen kişilerin izin vermediği durumda, tahliyelerin özellikle kötü hava koşullarında ya da gece saatlerinde gerçekleştirilmemesi; (g) Yasal yollara başvurma imkânının mevcut olması ve (h) Mahkemelerden tazminat talep etmek için hukuki desteğe ihtiyaç duyan kişilere, mümkün olduğu durumlarda, bu desteğin sağlanması.”6 Birleşmiş Milletler Đnsan Hakları Komisyonu, zorunlu tahliye uygulamasının insan haklarının, özellikle de barınma hakkının aşikâr bir şekilde ihlal edilmesi anlamına geldiğini doğrulamıştır.7 Buna ek olarak Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması için BM Alt Komisyonu şunu belirtmiştir: “Zorunlu tahliye uygulaması geniş bir dizi insan hakkının aşikâr bir şekilde ihlal edilmesi anlamına gelmektedir, özellikle de yeterli barınma hakkı, kişinin bulunduğu yerde kalma hakkı, serbest dolaşım hakkı, mahremiyet hakkı, mülkiyet hakkı, yeterli yaşam standartlarına sahip olma hakkı, konut güvenliği hakkı, kişisel güvenlik hakkı ve mülkte yasal ikamet hakkı ve eşit muamele hakkı […].”8 Buna ek olarak Avrupa Đnsan Hakları Sözleşmesi’nin bazı maddeleri zorunlu tahliyelere karşı koruma sağlar ve yeterli barınma hakkının temel unsurlarını güvence altına alır. Avrupa Đnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. Maddesinin 1. fıkrasında “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir” denmektedir. 8. Maddede sağlanan koruma, başka şeylerin yanı sıra şu hakları da güvence altına almaktadır: Erişim hakkı9, oturma hakkı10 ve 5 6 CESCR. 7. Numaralı Genel Tavsiye, 11. Paragraf. CESCR. 7. Numaralı Genel Tavsiye, 15. Paragraf. Birleşmiş Milletler Đnsan Hakları Komisyonu. 1993/77 Numaralı Karar, 1. Paragraf. 7 8 Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması için BM Alt Komisyonu. Zorunlu Tahliyeler üzerine 1998/9 numaralı Alt Komisyon Kararı (E/CN.4/SUB.2/RES/1998/9). 20 Ağustos, 1998, 1. Paragraf. Buna ek olarak, uluslararası organların verdiği hükümlere göre, zorunlu tahliyeler ve mülkiyetin yokedilmesi, belirli durumlarda, zalim, insanlık dışı ya da onur kırıcı muamele düzeyine ulaşabilir. Örneğin, Türkiye’ye karşı Selçuk ve Asker davasında, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi, evlerin yıkılmasının ve bunlarda yaşayanların tahliye edilmesinin, Avrupa Đnsan Haklarını ve Temel Özgürlükleri Koruma Sözleşmesi’nin 3. Maddesini ihlal eder nitelikte kötü muamele olduğuna karar vermiştir (24 Nisan 1998 tarihli karar, Başvuru Numaraları 00023184/94 ve 00023185/94). Yine buna benzer bir şekilde, BM Đşkence ile Mücadele Komitesi (CAT) tarafından verilen bir karara göre, mülkiyetin yokedilmesi, belirli koşullar altında, zalim, insanlık dışı ya da onur kırıcı muamele düzeyine ulaşabilir ve Đşkenceye ve Diğer Zalimane, Đnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı BM Sözleşmesi’nin ihlal edilmesi sonucunu doğurabilir. (Đşkence ile Mücadele Komitesi. 161/2000 Numaralı Belge: Yugoslavya. 02/12/2002. CAT/C/29/D/161/2000 (Đçtihat)). 9 Birleşik Krallık’a karşı Wiggins, No. 7456/76, 13 D & R 40 (1978). Age. 10 199 çıkarılmama ile tahliye edilmeme hakkı; bu temelde bu güvenceler, mülkiyetin yasalar temelinde güvence altına alınması ilkesiyle yakından ilişkilidir.11 Bunların dışında, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi, 8. Madde ile ilgili içtihatlarında “pozitif yükümlülük” kavramını kapsamlı bir şekilde ortaya koymuştur: Bu bağlamda, Sözleşme’ye Taraf olan bir Devlet’in, kendi müdahalelerini 8. Madde ile uyumlu olacak şekilde sınırlaması gereğinin ötesinde, ayrıca bu haklardan yararlanılmasını güvence altına alması ve ülke kanunlarında bu haklara saygı gösterilmesini sağlaması gerekebilir.12 Bunlara ek olarak, Avrupa Đnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1. Protokolü’nün 1. Maddesi’nde güvence altına alınan “bir kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı”, barınma haklarının da güvence altına alındığı yönünde yorumlanmıştır.13 Zorunlu tahliyeler ve aşırı derecede kötü barınma koşulları, bazı durumlarda, Sözleşme’nin 3. Maddesi’nde yasaklanan, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamele düzeyine ulaşabilir.14 Zorunlu tahliyelerin sonuçları, tahliye eyleminin çok ötesine geçer ve sık sık, medeni ve siyasi haklar ile başka ekonomik ve sosyal hakların ihlal edilmesine yol açan bir dizi sonuç doğurur. Bu hakların bazıları şunlardır: Yaşam hakkı; kişisel güvenlik hakkı; kişinin özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkı; mülkiyet hakkı; yeterli bir yaşam standardına sahip olma hakkı; konut güvenliği hakkı ve mülkiyetin yasalar temelinde güvence altına alınması hakkı. Evlerinden ve/veya topraklarından haksız bir şekilde tahliye edilen bireylere yasal koruma sağlanması ve yasadışı bir şekilde gerçekleştirilen zorunlu tahliye mağdurlarına yasal tazmin imkânları sağlanması şarttır. Zorunlu tahliyelerin kaçınılmaz olduğu durumlarda, devlet yetkilileri, uygun alternatif barınma çözümlerinin sağlamasını güvence altına almak durumundadır. Gerekliliği ortaya konulabilen tahliyeler söz konusu olduğunda, bu tahliyelerin ilgili yasalara uygun bir şekilde gerçekleştirilmesini ve durumdan etkilenen kişilerin yasal yollara başvurma imkânına sahip olmasını sağlamak, devlet yetkililerinin görevidir. Zorunlu tahliyelerin gerçekleştirilmesinden önce, zor kullanılmasını önlemek amacıyla, durumdan etkilenen kişilerle tüm alternatifler görüşülmelidir. Nihayetinde, Roman yerleşimlerinin zorunlu tahliye operasyonlarında peş peşe hedef alınması, bu eylemlerin gerçekte ırk ayrımcılığına dayandığı konusunda ciddi kaygılara yol açmaktadır. Barınma alanında ırk ayrımcılığı, Türkiye’de yürürlükte olan bir dizi uluslararası yasa maddesiyle yasaklanmıştır. Bu yasa maddelerinin bir kısmı aşağıda sıralanmıştır: • Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 2. ve 26. Maddeleri; • Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin 2. Maddesinin 2. fıkrası; • Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına Đlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 5. Maddesi’nin (e) fıkrasının üçüncü bendi; • Avrupa Sosyal Şartı’nın 16. Maddesi. Son olarak, “Irk ve Etnik Kökene Bakılmaksızın Kişilere Eşit Muamele Edilmesi Đlkesinin Uygulamaya Konmasına Đlişkin” 2000/43 Sayılı Konsey Direktifi uyarınca; barınma alanında ayrımcılığın yasaklanması ve kurbanların haklarının korunması için yasal çözümlere başvurmalarını sağlayacak etkili hukuki imkânların sağlanması, Avrupa Birliği’ne katılım doğrultusunda yürütülen çalışmalar kapsamında Türkiye’nin bir yükümlülüğüdür. Saygıdeğer Başbakan Erdoğan, Hükümetinizi, Đstanbul ve Türkiye’de yaşayan Roman toplulukları üzerinde ciddi bir olumsuz etki yaratan kentsel gelişim projeleriyle ilgili durumu değerlendirmeye, zorunlu tahliyeleri hemen sona erdirmeye ve ilgili topluluklara danışarak, durumdan etkilenen Romanların barınma sorununa etkili bir çözüm geliştirmeye ve bu çözümü uygulamaya çağırıyoruz. Buna ek olarak sizi, evleri zaten yıkılmış olan Roman ailelere en kısa zamanda alternatif barınma imkanları sağlanmasını ve mülklerinin yok edilmesi ve/veya hasar görmesiyle ilgili gerekli tazminatın verilmesini güvence altına almaya çağırıyoruz. Türkiye’ye karşı Kıbrıs, 4 EHRR 482 (1976). Örneğin. Birleşik Krallık’a karşı Costello-Roberts, 25 Mart 1993, A Serisi, No. 247-C; 19 E.H.R.R. 112, 26 paragraf. 13 Bakınız Türkiye’ye karşı Öneryıldız, 48939/99 [2002] AĐHM 491, 18 Haziran 2002, 28, 80, 86 paragraflar. 14 Bakınız Türkiye’ye karşı Menteş ve diğerleri, 58/1996/677/867 ve Türkiye’ye karşı Selçuk ve Asker, 12/1997/796/998-999. 12 11 200 Saygılarımızla, Dimitrina Petrova Đcra Direktörü, Avrupa Roman Hakları Merkezi Ümit Fırat Yönetim Kurulu Üyesi, Helsinki Yurttaşlar Derneği Belgin Cengiz Başkan, Ulaşılabilir Yaşam Derneği Şükrü Pündük Başkan, Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Erdinç Çekiç Başkan, EDROM Bilgi: Kadir Topbaş Đstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Đstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Saraçhane / Đstanbul Faks: +90 212 455 27 00 Bilgi: Mustafa Demir Fatih Belediye Başkanı Fatih Belediyesi Büyük Karaman Cad. No: 69 Fatih Đtfaiyesi Yanı Fatih / Đstanbul Faks: +90 212 532 53 71 Bilgi: Miloon Kothari Birleşmiş Milletler’in Barınma Hakkı Konusundaki Özel Raportörü Đnsan Hakları Yüksek Komiserliği Bürosu Palais Wilson 1211 Geneva 10, Đsviçre Faks: +41-22-9179010 Bilgi: Thomas Hammarberg Avrupa Konseyi Đnsan Hakları Komiseri Avrupa Konseyi F-67075 STRASBURG CEDEX Faks: +33 (0) 3 90 21 50 53 commissioner@coe.int 201 EK 21. Sulukule Platformu’nun desteğiyle Sulukuleliler tarafından Fatih Belediyesi’ne verilmiş dilekçelere ait bazı cevaplar. 202 203 204 EK 22. IAI ve AGFE tarafından Sulukule hakkında gönderilen mektup. ABDULLAH GÜL T.C. Cumhurbaşkanı RECEP TAYYĐP ERDOĞAN T.C. Başbakanı ERTUĞRUL GÜNAY Kültür ve Turizm Bakanı MUAMMER GÜLER Đstanbul Valisi KADIR TOPBAS Đstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı MUSTAFA DEMĐR Fatih Belediye Başkanı ZAFER ÜSKÜL TBMM Đnsan Hakları Komisyonu Başkanı HASAN TAHSIN FENODGLU Basbakanlik Insan Haklari Komisyonu Başkanı MUSTAFA ALTINTAS Đstanbul Vali Yard. Đnsan Hakları Komisyonu Başkanı CC: YVES CABANNES BM- Habitat, Zorla Yerinden Edilmeler Danışman Grubu Başkanı (UN-Habitat AGFE), ve University College London Kalkınma Planlama Bolumu Başkanı, 34 Tavistock Square London WC1H 9EZ - United Kingdom ycabanes@mac.com ILGI: Edirnekapı Hatice Sultan ve Neslişah Mahalleleri’nin (Sulukule, Đstanbul) tüm sakinlerinin insan ve barınma hakları hakkında Size International Alliance of Inhabitants - IAI (Uluslararası Mukimler Birligi) adına yazıyorum. Birliğimiz, uluslararası toplumsal dernekler (mukim dernekleri, kiracı birlikleri, evsiz ve yetersiz barınaklarda yaşayanlar komiteleri, konut kooperatifleri, toplum merkezleri, gönüllüler ve göçmen dernekleri) ağı olarak, yıllardır barınma hakkını "sınır tanımaz" bir şekilde savunmaktadır. Bunun yanı sıra BM-Habitat'in Zorla Yerinden Edilmeler Danışmanlar Grubu AGFE'nin üyesiyim. Örgütümüz, dünyanın en eski Roman Mahallesi olan Sulukule'de 28 Ağustos 2008'de başlayan ve yaklaşık onu askın ailenin, çok sayıda kişinin zor kullanılarak yerinden edilmesiyle sonuçlanan yıkımlarla ilgili Sulukule Platformu, Barıma Hakkı için Koordinasyon, Đnsan Hakları kuruluşları ve Türk medyasından son derece rahatsız edici bilgiler almıştır. Sabah saat 6'da uygun duyuru yapılmadan, çocuk kadın ve yaşlıların varlığına rağmen başlatılan yıkım özellikle Roman halkına karşı ayrımcılığı göz önüne sermiştir. Bir kısım hak sahibine Taşoluk'ta alternatif çözüm sunulurken, bir kısım kiracılar ve Belediye'yle anlaşma imzalamayı reddeden ev sahibi ailelere herhangi bir yerleşme yeri gösterilmemiş ya da tazminat önerilmemiştir. 205 Bunun yanında, 28 Temmuz 2008'de Sulukule Roman Kültürü Dayanışma Derneği’nin daveti üzerine, birçoğu çocuk yüzlerce insanın, aynı alanda, özellikle çocuklar açısından ciddi tehlike arz eden yıkılmış evlerin molozları arasında aylarca yaşadıklarına doğrudan tanıklık etme olanağını buldum. Đstanbul Valiliği Đnsan Hakları Kurulu Raporu’nda da bahsedildiği gibi, mahallede su, elektrik bulunmamakta, bazı yerlerde telefon hatları kesilmiş durumdadır. Hiçbir sağlık önlemi alınmamaktadır. Fare ve çeşitli türden haşere mahalleyi istila ederek mahallenin sağlığını tehdit etmektedirler. Yeni öğretim yılı ilköğretim öğrencileri için 1 Eylül ve lise öğrencileri için bunu takip eden hafta başlamaktadır. Sulukule'deki gençler ve çocuklar ne Taşoluk'ta, ne de Sulukule'de okula devam edemeyeceklerdir. Sulukule'de bu imkânsızdır, çünkü evleri ya hali hazırda yıkılmış durumdadır ya da yakında yıkılacaktır. Taşoluk'ta da okula gitmeleri mümkün değildir, çünkü oradaki evlere henüz tam taşınmamışlardır. Kısacası, gençlerin ve çocukların eğitim hakları ihlal edilmektedir. Bu nedenlerden dolayı, her şeyden önce size bu durumun ulusal ve uluslararası hukukun aşağıdaki maddelerini ihlal ettiğini hatırlatmak isterim: -T.C. Anayasası’nın barınma hakkını tanıyan 57. maddesi, -Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A (III) sayılı kararı ile benimsenmiş ve ilan edilmiş olan Đnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 12. maddesi -Türkiye tarafından 23 Aralık 2003 tarihinde imzalanan Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara Đlişkin Uluslararası Sözleşmesi'nin barınma haklarına dair 11. maddesi, özellikle de 4 ve 7 nolu genel yorumlar. -Türkiye tarafından 4 Mayıs 1995 tarihinde imzalanan Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 27. maddesi -Türkiye tarafından 18 Mayıs 1954 tarihinde imzalanan Đnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin aile ve özel hayata saygı hakkını düzenleyen 8. maddesi -Türkiye tarafından 27 Eylül 2006 tarihinde imzalanan Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı (tek başına ya da ayrımcılık karşıtı E maddesi ile birlikte), ailenin sosyal, yasal ve ekonomik koruma hakkını düzenleyen 16. maddesi, yoksulluğa ve sosyal dışlanmaya karsı hakları düzenleyen 30. maddesi ve barınma hakkını düzenleyen 31. maddesi. Bu nedenlerle, Sulukule Platformu'nun Sulukule sakinlerinin ihlal edilmekte olan tüm haklarının tanınması talebini destekliyoruz. Bu talepler şunlardır: 1. UNESCO’nun da önerdiği gibi katılımcı bir model temelinde ve mahalle sakinlerinin onayıyla hazırlanacak alternatif bir proje üretilinceye dek her türlü zor kullanılarak tahliye veya yıkım girişimi durdurulmalıdır. 2. Sulukule'de, su, acil sağlık önlemleri ve diğer kamu hizmetlerinin sağlanması son mahalleli gidene kadar sürmelidir. 3. Projenin ilan edildiği 2005 yılında kiracı olanların tümü de dahil olmak üzere, Sulukule'de halen yaşamakta olan bütün ailelerin haksahipligi tanınmalı ve yerine getirilmelidir. Bu taleplerin yerine getirilmesinde beraber çalışmaya hazırız, ancak bu taleplerin göz ardı edilmesi veya derhal ele alınmaması halinde yaygın bir uluslararası duyuru ve dayanışma kampanyası başlatmaya da kararlıyız. Son olarak, BM-Habitat AGFE, BM Haklar Komitesi, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Sosyal Haklar Komitesi'ne başvurmaktan çekinmeyeceğiz. Saygılarımla, Cesare Ottolini IAI koordinatörü 206 EK 23. ĐYD tarafından tescilli bir konut için yapılmış başvuruya KUDEB’ten gelen cevap. 207 208 209 Ek 18. Sulukule kentsel dönüşüm projesindeki aktörler AKTÖRLER ANKARA MERKEZĐ YÖNETĐM YETKĐLER / SORUMLULUKLAR ĐSTANBUL ĐSTANBUL VALĐLĐĞĐ DAVRANIŞ PLANLAMA ĐÇĐN ANLAMI FATĐH FATĐH KAYMAKAMLIĞI a) Uluslararası alanda genel kabul gören insan hakları konusundaki gelişmeleri izlemek, b) Türkiye'nin insan hakları alanında taraf olduğu uluslararası anlaşmalarla T.C. Anayasası ve diğer milli mevzuat ve uygulamalar arasında uyum sağlamak amacıyla yapılması gereken değişiklikleri tespit etmek ve bu amaçla yasal düzenlemeler önermek, c) Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarının gündemindeki konular hakkında, istem üzerine görüş ve öneri bildirmek, d) Türkiye’nin insan hakları uygulamalarının, taraf olduğu uluslararası anlaşmalara, Anayasa ve Kanunlara uygunluğunu incelemek ve bu amaçla, araştırmalar yapmak, bu konularda iyileştirmeler, çözümler önermek, e) Đnsan haklarının ihlale uğradığına dair iddialar ile ilgili başvuruları incelemek veya gerekli gördüğü hallerde ilgili mercilere iletmek, f) Gerektiğinde dış ülkelerdeki insan hakları ihlallerini incelemek ve bu ihlalleri o ülke parlamenterlerinin dikkatlerine doğrudan veya mevcut parlamenter forumlar aracılığıyla sunmak, g) Her yıl yapılan çalışmaları, elde edilen sonuçları, yurtiçi ve dışında Đnsan Haklarına saygı ve uygulamaları kapsayan bir rapor hazırlamak. TBMM ĐNSAN HAKLARI KOMĐSYONU - ĐSTANBUL ĐL ĐNSAN HAKLARI ĐNCELEME KOMĐSYONU - FATĐH ĐLÇE ĐNSAN HAKLARI ĐNCELEME KOMĐSYONU Đnsan hakları konusunda yapılan şikayetler ve basında çıkan haberler doğrultusunda ilgili komisyon yenileme alanına inceleme yapmaya geldi. Yapılan inceleme sonucunda bölgede insan hakları ihlali olmadığı tespit edildi. AĐLE VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ - AĐLE VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ - SOSYAL HĐZMETLER VE ÇOCUK ESĐRGEME KURUMU • Ailenin bütünlüğünün korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahının artırılması için ulusal ve uluslararası düzeyde bilimsel araştırmalar yapmak veya yaptırmak; bu konularda projeler geliştirerek uygulamaya konulmasını sağlamak. • Ülkemizdeki sosyal sorunların tespiti ve çözümüne yönelik ulusal ve uluslararası alanda bilimsel araştırmalar yapmak veya yaptırmak, projeler geliştirmek, desteklemek, sosyal bilimlerin gelişmesine katkıda bulunmak. • Mevcut aile yapısını; ana, baba, eş, çocuklar ve akraba ilişkilerinden kaynaklanan problemler ile ekonomik, sosyal ve kültürel faktörlerin aile üzerindeki etkilerini araştırmak, aile bireylerinin eğitim fırsatlarından eşit olarak yararlanmalarını sağlamak, bu konularda eğitim programları hazırlamak veya hazırlatmak. • Aileyi ve aile bireylerini tehdit eden, aileden veya aile dışından kaynaklanan sorunları, aile içi şiddet ve istismarı, töre cinayetlerini, kötü alışkanlıkları ve bağımlılıkları, tüm bunları doğuran sebepleri, çevresel-sosyal etkilerini incelemek, araştırmak, bunların önlenmesine, çözümlenmesine yönelik ve aileyi destekleyici eğitici programlar hazırlamak veya hazırlatmak. • Ailelerin maddî kaynaklarının rasyonel kullanımını temin maksadıyla çalışmalar yapmak, bu konuda ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile koordineli eğitim programları hazırlamak veya hazırlatmak. • Đnceleme ve araştırma alanlarında elde edilen bilgileri değerlendirmek ve sonuçlarını sosyal ve kültürel tedbirler haline dönüştürecek millî bir politikanın oluşumuna katkıda bulunmak, bunları uygulayıcı kurum ve kuruluşlara aktararak hizmetlerin geliştirilmesini ve yeni hizmet modellerinin oluşturulmasını sağlamak. • Ailenin ve aileyi oluşturan bireylerin karşılaştıkları sorunlara ilişkin kamuoyundaki eğilim ve istekleri tespit etmek amacıyla kamu veya özel kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalar yapmak. Özürlülük alanında ulusal ve uluslararası kurum ve kurulular arasında işbirliği ve koordinasyon sağlamak, özürlüler ile ilgili ulusal politikanın oluşmasına yardımcı olmak, özürlülerin problemlerini tespit etmek ve bunların çözüm yollarını aramak suretiyle özürlülere yönelik hizmetlerin düzenli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini temin etmektir. Bölgede bugüne kadar hiçbir çalışması olmadı. BAŞBAKANLIK ÖZÜRLÜLER ĐDARESĐ BAŞKANLIĞI - ÖZÜRLÜLER ĐDARESĐ BAŞKANLIĞI Bakıma muhtaç farklı yaş gruplarından vatandaşların, temel ihtiyaçlarının giderilmesi, yaşam kalitelerinin arttırılması birinci görevidir. Sahip olduğu farklı kurum ve kuruluşlarla bu hizmetleri vermesi, sosyal devlet anlayışının temelinden gelmektedir. Bölgede bugüne kadar hiçbir çalışması olmadı. SOSYAL HĐZMETLER VE ÇOCUK ESĐRGEME KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ - SOSYAL HĐZMETLER VE ÇOCUK ESĐRGEME KURUMU Bölgede bugüne kadar hiçbir çalışması olmadı. MERKEZĐ YÖNETĐM DARÜLACEZE MÜESSESĐ MÜDÜRLÜĞÜ - DARÜLACEZE MÜESSESESĐ MÜDÜRLÜĞÜ Darülaceze Nizamnamesine göre amacı : “Đstanbul da doğmuş ve yerleşmiş olup ta malül, iş göremez durumda olan geçinmesini temin edecek miktarda mala malik olmamakla beraber kazanabilme imkanlarından da aciz olduğu halde Đstanbul da veya taşrada kanunen kendisine bakacak kudrette ve mükellefiyette bulunmayanlar ve sokakta bulunmuş olanlara ”hizmet etmektedir. Fakru zaruret Đçerisinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne surette olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektir. Bölgede bugüne kadar hiçbir çalışması olmadı. TOPLU KONUT ĐDARESĐ BAŞKANLIĞI TOKĐ'nin Görevleri: - Özellikle kalkınmada öncelikli yörelerde bulunan konut inşaatıyla ilgili şirketlere iştirak etmek; - Gerektiğinde her çeşit araştırma, proje ve taahhüt işlemlerinin sözleşmeyle yaptırılmasını temin etmek. Ancak, Đdarenin kuruluşundan bugüne kadar olan süreçte konut ve kentleşme sorunlarının çözümüne yönelik önceliklerde değişiklikler olmuş ve Đdarenin konut ve kentleşme meselesinin tüm boyutlarında faaliyette bulunmasına ihtiyaç duyulmuştur. Kanunla tanımlanan görevleri arasına yeni görevler eklenmiştir: - Ferdi ve toplu konut kredisi vermek, köy mimarisinin geliştirilmesine, gecekondu alanlarının dönüşümüne, tarihi doku ve yöresel mimarinin korunup yenilenmesine yönelik projeleri kredilendirmek ve gerektiğinde tüm bu kredilerde faiz sübvansiyonu yapmak; - Đdareye kaynak sağlanmasını teminen kar amaçlı projelerle uygulamalar yapmak veya yaptırmak; - Bununla birlikte Toplu Konut Đdaresi, uygulama yaptığı bölgelerde birim kurabilme ve gerektiğinde bu birimlerde valilik, belediye ve diğer kamu kurumları personelinden geçici görevli istihdam etme Yalnızca bir müteahhit gibi davranarak, varoluş amacı olan sosyal konut konut üretimi amacından uzak tavır segiliyor. Ayrıca, koruma altındaki yapıların tamir ve tadilat işlerinde sağlayabileceği fon ve teknik yardımlar konusunda alandaki mülk sahiplerine destek olmuyor. KÜLTÜR VE TURĐZM - ĐSTANBUL 4 NUMARALI KÜLTÜR VE TABĐAT VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU - ĐSTANBUL YENĐLEME ALANLARI KORUMA BÖLGE KURULU 5366 sayılı kanunun TBMM'de kabul edilmesiyle birlikte bölgede başlayan süreç, alanda sorumlu 2 farklı kurulun bulunmasıyla nedeniyle yetki karmaşalarına sahne oldu. Yenileme Alanları Koruma Bölge Kurulu alanı somut olmayan kültürel mirası ile birlikte değerlendirmedi. Proje süreci ve öncesinde yaşanan güvenlik sorunları üzerine eğilinmedi. Bölge yıkımlarla birlikte kaderine terkedildi. Her yaş grubundaki öğrencinin, gerekli eğitim ve öğretimi almasını sağlamak, eğitim alamayanlar için ayni ve nakdi yardımlar sağlamak, okul çağı dışındakiler için okuma-yazma kursları açmak ve meslek edindirme hizmetleri vermek ana görevleri arasındadır. KAMUSAL AKTÖRLER ĐÇĐŞLERĐ - ĐL EMNĐYET MÜDÜRLÜĞÜ BAKANLIKLAR MĐLLĐ EĞĐTĐM - ĐLÇE EMNĐYET MÜDÜRLÜĞÜ Çeşitli nedenlerle okula gidemeyen/gitmeyen çocuk ve gençlerin eğitime kazandırılması için gerekli çalışmalar yürütülmedi. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLĐK Kaynaklarımızı etkin ve verimli kullanarak, çalışma hayatını düzenlemek, çalışma barışını sağlamak, iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğini geliştiren tedbirler almak, toplumun tüm kesimlerinin sosyal güvenliğini sağlayacak ve yeni istihdam fırsatları yaratacak şartları geliştirmektir. • Çalışma yaşamını düzenleyici, işçi işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu önlemler almak, • Çalışma yaşamındaki mevcut ve olası sorunları ve çözüm yollarını araştırmak, • Ekonominin gerektirdiği insan gücünü sağlamak için gerekli önlemleri araştırmak ve uygulamasının sağlanmasına yardımcı olmak, • Sosyal adalet ve sosyal refahın gerçekleşmesi için gerekli önlemleri almak, • Çeşitli fizyolojik, ekonomik ve sosyal risklere karşı sosyal sigorta hizmetlerini uygulamak, • Sosyal güvenlik olanağını sağlamak, yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi için gerekli tedbirleri almak, • Yabancı ülkelerde çalışan Türk işçilerin çalışma yaşamı ve sosyal güvenlikle ilgili sorunlarına çözüm. Görevi, farklı konu başlıkları altında insan ve çevre sağlığı ile ilgili her türlü hizmeti sağlamaktır. Yenileme alanında yalnızca bir müteahhit gibi davranarak, kuruluş amaçlarından olan sosyal konut üretimi ve tarihi dokunun yenilenmesinde çeşitli krediler sağlanması konusunda bölge sakinlerine tanınması gereken fırsatlar tanınmadı. Sosyal devlet olmanın getirdiği sorumlulukların yerine getirilmemesi bölgeyi şu anki haline getirmiştir. Üst ölçekten gelen bir politika ve kararlar bütünlüğü olmaması, krurumlar arası koordinasyonsuzluk ve yetki karmaşıklıkları nedeniyle yenileme alanları yönetilemiyor. Kentin merkezinde yer almalarına rağmen, boş bir alanda projelendirme yapılıyormıuş gibi, mevcut durum ve yerel gereksinimler karşılanamayarak rant alanları yaratılıyor. SAĞLIK - ĐSTANBUL ĐL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ - ĐL HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ - FATĐH SAĞLIK GRUP BAŞKANLIĞI Bölgedeki mevcut ve proje süreciyle ortaya çıkan sağlık sorunlarına gerekli müdahaleler yapılmadı. - Kamu davasının açılması ile ilgili olarak kanunların Adalet Bakanına verdiği yetkinin kullanılması ile ilgili çalışma ve işlemleri yapmak, - Adalet hizmetleriyle ilgili konularda, gerekli araştırmalar ve hukuki düzenlemeleri yapmak, görüş bildirmek, ADALET - MAHKEMELER ĐSTANBUL BÜYÜKŞEHĐR BELEDĐYESĐ - MAHKEMELER FATĐH BELEDĐYESĐ Đstanbul’daki bütün ihtiyaç sahiplerine imkânlar nispetinde ayni ve nakdi yardım yapılarak sıkıntılarına ortak olmak, yardımları tek elden sevk ve idare etmek maksadıyla hizmet vermektedir. • Đstanbul’ daki tüm ihtiyaç sahiplerine ulaşabilen bir “ umut merkezi” olmak. • Kadının sosyal ve kültürel hayat içindeki yerini sağlamlaştırmak ve kültürel gelişimine katkıda bulunmak. • Kadın ve aile hakkında sosyolojik araştırmalar yapmak ve kadınlarımızın şehirle uyumunu sağlamak. • Kadınlarla ilgili hakların tarihsel gelişimini de bir araya getirerek ilgililerin dikkatine sunmak. • Đstanbul’da zor şartlarda yaşam mücadelesi veren insanımızın; beklentileri ve uyum sorunlarıyla ilgili çözüm üretmek maksadıyla projeler yapmak ve hayata geçirmek. • Eğitim Yardımı sağlayarak, imkânlar doğrultusunda üniversite öğrencilerini geleceğe hazırlamak. • Gençlere ve çocuklara yönelik her türlü sosyal ve kültürel hizmetleri yürütmek, geliştirmek; bu amaçla da meslek ve beceri kazandırma kursları açmak, işletmek bu hizmetleri yürütürken üniversiteler, yüksek okullar, meslek liseleri, kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapmak. Farklı kurumlarca projeye açılan yürütmeyi durdurma ve AceleKamulaştırma Yasası'na açılan davalarını reddetti. - SOSYAL HĐZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ Bölgede bugüne kadar hiçbir çalışması olmadı. - KÜLTÜR VE SOSYAL ĐŞLER MÜDÜRLÜĞÜ - ĐSTANBUL DARÜLACEZE MÜDÜRLÜĞÜ - ÖZÜRLÜLER MÜDÜRLÜĞÜ - SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ - VETERĐNER HĐZMETLERĐ MÜDÜRÜLÜĞÜ - ZABITA DAĐRE BAŞKANLIĞI Kayışdağı Darülaceze tesislerinde yaşamını tekerlekli sandalyeye bağımlı olarak sürdüren, demanslı ve alzheimerli sakinlerin, yatağa bağımlı sakinlerin, zihinsel engelli sakinlerin ve kendi kendine yetebilen sakinlerin kaldığı bölümler ile Çocuk Evi bulunmaktadır. Đstanbul Sokak Çocuklarını Meslek Edindirme Merkezi olarak bilinen ISMEM, Darülaceze bünyesine dahil edilmiştir. Bölgede bugüne kadar hiçbir çalışması olmadı. Bölgede bugüne kadar hiçbir çalışması olmadı. Bölgede bugüne kadar hiçbir çalışması olmadı. Bölgede bugüne kadar hiçbir çalışması olmadı. - SAĞLIK ĐŞLERĐ MÜDÜRLÜĞÜ - DESTEK HĐZMETLERĐ MÜDÜRLÜĞÜ - ZABITA MÜDÜRLÜĞÜ - FEN ĐŞLERĐ MÜDÜRLÜĞÜ - TEMĐZLĐK ĐŞLERĐ MÜDÜRLÜĞÜ • Müdürlük, park, bahçe, çocuk bahçesi, park sahaları, yaya bölgeleri ve yeşil alan olarak tesis edilecek yerleri tespit eder ve buraların kamulaştırma tekliflerini yapar. • Mevcut yeşil alanların bakım - onarımını yapar. • Ayrıca yapı bölgesi tanzim eder ve şehrin estetiği için süsleyici materyalleri (çiçeklik, havuz vb.) uygular. • Đbadethane, dernek, yurt,ve vakıf gibi sosyal kurumlardan gelen talepleri imkanlar ölçüsünde değerlendirmek. • Gönüllü kuruluşlarla Đstanbul’un ağaçlandırılması konusunda işbirliği yapmak ve koordineyi sağlamak. • Uygun kamu alanlarında kentin estetik görünümünü destekleyici nitelikteki süs havuzu, kent mobilyaları, çiçek saati ve çiçeklikler tesis etmek. bu konularda ilçe belediyelerine de teknik destek vermek. • 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu yetki alanı içinde, 2863, 3386 ve 5226 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanunu kapsamında koruma amaçlı plan, proje, uygulama ve programları yapmak, yaptırmak, yürütmek, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını değerlendirmek ve geliştirmek ile görevli ve yetkilidir. Söz konusu alanlarla ilgili tüm çalışmaların eşgüdümünden sorumludur. • Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarıyla, sit alanları ve tarihsel çevreler için koruma amaçlı alt ölçekli uygulama planlarını; gerektiğinde bu amaçla eylem programlarını yapacak veya yaptıracak, her yapılan proje için uygulama programlarını hazırlayacak, cephe düzenlemeleri ile ilgili notları koyduracak, öncelikleri belirleyecek, proje tarifleri yapacak ve proje konularını belirleyecektir. • Sit alanları, dini yapılar, eğitim yapıları, konutlar, sağlık yapıları, sanayi yapıları, su yapıları, tek eserler, savunma yapıları, tarihi mezarlıklar, hazireler, türbeler, kümbetler ve nekropoller ve doğal ve arkeolojik emanetler için envanter, tipoloji ve belediye mülkiyetinde olan yapılar için rölöve, restitüsyon, restorasyon , yeni kullanım ve çevre düzenleme projelerinin yapılması. • Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında yapılacak olan tadilat ve tamirat uygulamaları öncesinde yapıyı incelemek ve yapılacak onarıma ilişkin koşulların belirtildiği onarım ön izin belgesini düzenlemek. • Tarihi eser olarak tescillenmiş yapılar ile komşuluklarında yer alan tescilsiz yapıların bakım ve onarımlarına izin vermek. • Onarımı, prosedüre uygun olarak tamamlananlara uygunluk belgesi düzenlemek. • Restorasyon işlerine teknik yardımda bulunmak. • Bakanlıkça yapılacak mali yardımlarla ilgili düzenlemeleri gerçekleştirmek. • Koruma Bölge Kurullarınca (IV, V, VI) onaylı projelerin uygulamasını denetlemek ve tamamlananlar hakkında görüş belirtmek. • Koruma Yüksek Kurulu veya Bölge Kurulu kararlarına, sit ve imar şartlarına aykırı uygulamalarda; imar, koruma ve ceza kanunu gereklerini uygulamak. • Koruma amaçlı imar planlarının uygulanmasını denetlemek. • Tarihi mekanların korunması için proje ve programlar yürütmek. Bölgenin güvenliğini sağlamak, yapılan hafriyat çalışmalarında tüm birimleriyle çalışma yapan müdürlüklere yardımcı olmak, molozların taşınması ve sulanması işlemlerini gerçekleştirmek. Bölgede bugüne kadar hiçbir çalışması olmadı. Yapılan şikayetler doğrultusunda zaman zaman hafriyat kaldırma çalışmaları yapıldı. Bölgede bugüne kadar hiçbir çalışması olmadı. YEREL YÖNETĐM - ALTYAPI HĐZMETLERĐ MÜDÜRLÜĞÜ - ATIK YÖNETĐMĐ MÜDÜRLÜĞÜ - PARK VE BAHÇELER MÜDÜRLÜĞÜ - PARK VE BAHÇELER MÜDÜRLÜĞÜ Bölgede bugüne kadar hiçbir çalışması olmadı. - TARĐHĐ ÇEVREYĐ KORUMA MÜDÜRLÜĞÜ Bölgede bugüne kadar hiçbir çalışması olmadı. - KORUMA UYGULAMA VE DENETĐM MÜDÜRLÜĞÜ Đnsan Yerleşimleri Derneği'nce yapılan başvurular sonucunda alanda 4 tescilli yapının basit onarım çalışmalarını başlattı. - ĐMAR VE ŞEHĐRCĐLĐK MÜDÜRLÜĞÜ - ETÜD PROJE MÜDÜRLÜĞÜ - EMLAK ĐSTĐMLAK MÜDÜRLÜĞÜ Đstanbul'un 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilmesi ile 2010 AKB Ajansı'nın misyonu; her türlü uygulamada kurumlar, hizmet üreticileri ve hizmet alanlar arasında bir uzlaştırıcı olması ve çok ortaklı bir süreci yönetmektir. Fatih Belediyesi'nin bölgedeki yenileme süreciyle ilgili işlerinin yürütülmesi, koordinasyonu görevini üstlendiler ancak süreci yönetemediler. ĐSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTĐ AJANSI Bölgede bugüne kadar hiçbir çalışması olmadı. ÜNĐVERSĐTELER Sahip oldukları deneyimler, donanımlı uzmanları ile yapılacak uygulamada en büyük desteği sağlayabilecek kurumlardır. • Ülke ve kamu çıkarları çerçevesinde şehir ve bölge planlaması mesleği ile ilgili bütün konularda mesleğin ve meslektaşların görev ve yetkilerini düzenlemek, • Ülke içinde ve dışında tüm resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yaparak uygulama ve kuram alanında mesleğin gelişmesini sağlamak üzere her türlü etkinlikte bulunmak, • Ülkenin ve kamunun çıkarlarının korunması doğrultusunda meslek alanına giren konularda doğal kaynakların ve kamusal varlıkların korunması ve geliştirilmesi, ülkenin sanatsal ve teknik gelişmesi için gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak. Mimarlar Odası, ülkenin her yerindeki kentsel sorunların mimarlık ilkeleri ışığında mücadelesini vermektedir. Kentlerdeki ulaşım, altyapı, kentsel yenileme, koruma projeleri, yeni yapı izinleri, imar planı vb. uygulamaları kamu yararı açısından değerlendiren Mimarlar Odası bu konularda kamuoyuna yönelik kampanyalar sürdürmektedir. Kent, toplum ve ülke çıkarlarını gözetmeyen imar kararları ve uygulamalarına karşı da gerektiğinde yargı yoluna giderek davalar açmaktadır. TMOBB ŞEHĐR PLANCILARI ODASI Sürece katılmak istedikleri halde, yalnızca proje tamamlandıktan sonra sunumları izleyebildiler. Yapılacak bir yenileme projesinde, alanda nasıl hareket edileceğine dair bir öngörü/vizyon belirlenmesinde yetkili kurumlara danışmanlık yapması gerektiği halde sürece katılmasına izin verilmedi. Farklı konularda davalar açtı. Yapılacak bir yenileme projesinde, alanda nasıl hareket edileceğine dair bir öngörü/vizyon belirlenmesinde yetkili kurumlara danışmanlık yapması gerektiği halde sürece katılmasına izin verilmedi. Farklı konularda davalar açtı. Mevcut ve proje nedeniyle ortaya çıkan sağlıksız koşullar hakkında inceleme yapıp bir bildiri yayınladı. Bölgede hiçbir yetki ve sorumluluğu bulunmadığı halde sosyal ve fizik mekana yönelik birçok farklı çalışma yürüttü. Yenileme alanı dahilindeki etnik çoğunluğun/yenileme alanı halkının temsilcisi olarak, yapılacak bir projenin hangi ihtiyaçlara cevap vermesi, hangi eksikleri gidermesi gerektiği konusunda bilgi verecek en donanımlı sivil toplum örgütü olmasına rağmen, proje sürecine dahil edilmemiştir. Bölgede, Fatih Belediyesi'nin bir ofisi gibi çalışarak Belediyece yapılan duyuruları yayınladı. Bölgede bir yaptırımı ya da yetkisi olmadığı halde bölge sakinlerinin ihtiyaçlarına yönelik birçok çalışma yürüttü, Fatih Belediyesi ile yeni bir proje süreci için uzlaşma ortamı aradı, sürecin tüm kamuoyunda farkındalığı için farklı basın duyuruları yaptı; kampanyalar yürüttü. Projenin bir soylulaştırma projesi olduğunu raporunda belirtti, katılımcı bir ortam sağlanmasını tavsiye etti. ULUSAL AKTÖRLER TMOBB MĐMARLAR ODASI Bölgede proje sürecinden önce ve proje süreci ile ortaya çıkmış kötü sağlık koşullarını inceleyerek, yapılması gereken acil müdahaleleri belirten bir rapor sunmuştur. ĐSTANBUL TABĐPLER ODASI ĐNSAN YERLEŞĐMLERĐ DERNEĞĐ Yenileme alanında, proje sürecinin başlamasıyla birlikte, bir sivli toplum kuruluşu olarak farklı analiz çalışmaları ve bunlar sonucunda da bölgenin hem fizik hem de sosyal mekanının korunmasına yönelik çalışmalar yürüttü ya da yürütülen çalışmalara katıldı. Yenileme alanı dahilindeki etnik çoğunluğun/yenileme alanı halkının temsilcisi olarak, yapılacak bir projenin hangi ihtiyaçlara cevap vermesi, hangi eksikleri gidermesi gerektiği konusunda bilgi verecek en donanımlı sivil toplum örgütüdür. SULUKULE ROMAN KÜLTÜRÜNÜ GELĐŞTĐRME VE DAYANIŞMA DERNEĞĐ Yenileme projesi tamamlanıp, uygulama aşamasına geçildikten sonra kurulmuş bir dernektir. Yakın zamanda kapatılmıştır. NESLĐŞAH MAHALLESĐ DERNEĞĐ Sulukule Platformu, 2005 yılından itibaren bugüne kadar Sulukule'nin yok olmasına, mahallelilerin yer değiştirmek zorunda kalmasına karşı yapılan bütün çalışmaları, bu konuda düşünen, çalışan herkesi kapsar ve zemin oluşturur. Platformun mahalleye dayatılan dönüşüm sürecini sorgulayan, alternatif yaklaşımları araştıran, güncel acil sorunlara çözüm üretmeye çalışan bir yapısı bulunmaktadır. Farklı konu başlıklarında uzmanlaşmış birçok meslek insanın destek verdiği bir sivil toplum kuruluşudur. Yaşanan kentsel dönüşüm sürecinde Platform, mahalle ile kamuoyu, yerel yönetim ve STK'lar arasında bir köprü vazifesi görmüştür. SULUKULE PLATFORMU YARI KAMUSAL AKTÖRLER SAL UNESCO (UNITED NATIONS EDUCATIONAL, SCIENTIFIC AND CULTURAL ORGANIZATION) UNESCO, toplumlar ve kültürler arasında, anlaşılmış ortak değerler üzerinden hareketle, bir diyalog ortamı yaratmayı amaçlar. Dünyanın ihtiyaç duyduğu sürdürülebilir kalkınma için bir vizyon yaratmak, insan hakları ihlallerini denetlemek ve yoksunluğun üstesinden gelebilmek için farklı misyonlar yürütür. Amacı, tarihi anıtlar ve sitlerin korunması, muhafaza edilmesi ve değerlendirilmesine yönelik teoriler, yöntemler, teknikler ile ilgili her türlü araştırmayı desteklemek ve yönlendirmek olan Uluslararası ve hükümetler dışı bir organizasyondur. Görevleri, uluslararası düzeyde anıt ve sitlerin incelenmesini özendirmek, korunmasını ve değerlendirilmesini kolaylaştırmak olarak kısaca tanımlanabilir. ICOMOS bu amacını yerine getirebilmek için: a) Anıtların ve Sitlerin incelenmesinde, korunmasında, restorasyonunda ve değerlendirilmesinde uygulanacak Uluslararası önerilerin hazırlanmasına ve kabul edilmesine çalışır. b) Anıtlar ve Sitler ile ilgili dokümantasyon merkezleri kurulması ve geliştirilmesi için Ulusal ve Uluslararası düzeyde işbirliği yapar ve bu belgeleri ICOMOS üyelerinin ve ilgili uzman ve kuruluşların yararına sunar. c) Anıtlar ve Sitler ile ilgili liste, envanter, plan, topografik harita, fotoğraf ve fotogrametri arşivlerinin hazırlanmasında ulusal ve uluslararası işbirliği yapar. d) Anıtların ve Sitlerin korunması, restorasyonu ve degerlendirilmesi için en yeni teknik bilgileri inceler ve yayar. e) Yukarıda açıklanan amaçları gerçekleştirmek için sürekli veya geçici araştırma komisyonları ve uzman komiteleri kurar, bünyesi içinde ve dışında kurulmuş ve kurulacak olanlarla işbirliği yapar. f) UNESCO'ya bağlı merkezi Roma'daki Kültür Eserlerinin Korunması ve Restorasyonu Etüd Merkezi ICCROM, ile, Uluslararsı Müzeler konseyi, ICOM ile ve ulusal ve milletlerarası kuruluşlarla işbirliği yapar ve devam ettirir. g) Anıtlar ve Sitlerle ilgili yayınlar yapar ve bu gibi yayınların yapılmasına yardımcı olur ve korur. h) Bu alanda eleman yetiştirmek üzere çalışma yapar, teknik malzeme bakımından yardımcı olur. ICOMOS (INTERNATIONAL COUNCIL ON MONUMENTS AND SITES) Yapılan çalışmalarda, bilgi birimikinden faydalanılmadı. Ulusal kuruluşların duruma müdahale etmemeleri, uluslar arası kurumların ise müdahale etmek yetkileri bulunmaması nedeniyle tavsiye vermekten ileri gidemeyen eleştiriler proje sürecini etkileyemiyor. Tavsiye ve tenkitler birer medya haberi olarak kalıyor. Üniversitelerin bilgi birikiminden, sivil toplum kuruluşlarının farklı uzmanlık ve yenileme alanları hakkındaki geniş tecrübelerinden faydalanılmıyor. Kamu kurumları ile halk arasında bir köprü kurulamıyor. Yapılan çalışmalar, kağıt üzerindeki tasarımlar olmaktan ileri gidemiyor. UNDP (UNITED NATIONS DEVELOPMENT PROGRAMME) AGFE (ADVISORY GROUP ON FORCED EVICTIONS) ULUSLARARASI AKTÖRLER Birleşmiş Milletler’in küresel kalkınma ağıdır. Değişimi savunan ve insanların daha iyi yaşamlara sahip olmaları için ülkeleri bilgi, tecrübe ve daha birçok farklı kaynak ile birbirine bağlar. Dünya çapında devam eden zorla yerinden edilme uygulamalarında mağdurlarının haklarının savunulması ve yapılan uygulamalar hakkında ulusal hükümetlere tavsiyelerde bulunur. Herhangi bir bölgede yaşayanlar, topluluklar, kiracılar, ev sahipleri, evsizler, çöküntü alanları sakinleri ve yerlilerin global ağıdır. Organizasyonun amacı, öncelikle barınma ve şehirli olma hakkında başlayarak başka bir dünya yaratmanın mümkün olduğunu göstermektir. Katılımcılarının büyük ölçüde Romanlardan meydana geldiği, uluslararası ölçekte Roman haklarının göztilmesi konusunda çalışan bir sivil toplum kuruluşudur. Yapılan çalışmalarda, bilgi birimikinden ve fonlarından faydalanılmadı. Tüm yönetim organlarına sürecin durdurulması için tavsiye mektubu gönderdi. Tüm yönetim organlarına sürecin durdurulması için tavsiye mektubu gönderdi. Tüm yönetim organlarına sürecin durdurulması için tavsiye mektubu gönderdi. Tüm yönetim organlarına sürecin durdurulması için tavsiye mektubu gönderdi. Tüm yönetim organlarına sürecin durdurulması için tavsiye mektubu gönderdi. IAI (INTERNATIONAL ALLIANCE OF INHABITANTS) ERIO (EUROPEAN ROMA INFORMATION OFFICE) Tamamen bağımsız olarak, hiçbir kar amacı gütmeyen insan hakları organizasyonudur. Konut edinme (barınma) hakkını savunan ve bu konuda çeşitli kampanyalar yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. COHRE (CENTRE ON HOUSING RIGHTS AND EVICTIONS) Romanlara karşı uygulanan ırkçılık ve insan hakları ihlallerine karşı çalışan sivil toplum kuruluşudur. Bu hakların uluslarası alanda savunulması, bu haksız davranışlara karşı politikaların oluşturulması ve Roman aktivistlerin yetiştirilmesi konusunda çalışmalar yürütmektedir. Helsinki Yurttaşlar Derneği, temel hak ve özgürlükler, barış, demokrasi, çoğulculuk alanlarında çalışmalar yapan bir sivil toplum kuruluşudur. Siyasi partiler, hükümet ve devletlerden bağımsız olarak çalışan Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd) uluslararası sözleşmelerle belirlenen barış, insan hakları, çevreyi tahrip etmeyen bir ekonomi, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlerin hayata geçirilmesini ve sivil tabanda yaygınlaştırılmasını hedefler. Çoğulcu demokratik yapıların ve sivil toplum inisiyatiflerinin geliştirilmesini amaçlayan hYd'nin temel çalışma ilkesi, sorunların karşılıklı anlayış ve diyalog yoluyla çözümüdür. hYd, yaşamlarını biçimlendiren karar ve eylemlerde, yurttaşların bizzat söz sahibi olmaları ilkesinden hareket eder. Toplumsal sorunların çözümünde, tarafların bu sorunları tartışabilecekleri ve birlikte çözüm üretebilecekleri ortamları yaratmaya özen gösterir. Diyalog, çözüm üretme ve uzlaşma çizgisini oluşturmaya çalışır. ERRC (EUROPEAN ROMA RIGHTS CENTER) USA HELSINKI COMMISION Tüm yönetim organlarına sürecin durdurulması için tavsiye mektubu gönderdi. ISOCARP (INTERNATIONAL SOCIETY OF CITY AND REGIONAL PLANNERS) Dünya çapında profesyonel plancılardan oluşan IsoCaRP, Birleşmiş Milletler’ce de tanınmaktadır. Kuruluş amacı, kentlerin ve bölgelerin planlama pratiği, eğitim ve araştırmalar ışığında geliştirilmesidir. Londra’da bulunan üniversite, tüm dünyadan öğrencileri bulunan, hukuk, mimarlık ve tıp alanlarında eğitim vermektedir. Sulukule yenileme alanına 2007 ve 2008 yıllarında 2 kez gelip, bölgesel kalkınma planı çalışmaları yapmışlardır. Yapılan çalışmalarda, bilgi birimikinden faydalanılmadı. Sulukule yenileme alanına 2007 ve 2008 yıllarında 2 kez gelip, bölgesel kalkınma planı çalışmaları yapıp çalışmlarını Fatih Belediyesi'ne sundu, ancak bir sonuç alınamadı. Kamuoyunu bilgilendirdi. Bölgede yapılacak tüm çalışmalarda esas söz sahibi olması gereken mahalle sakinleri, projenin hiçbir sürecine dahil edilmediler. UCL (UNIVERSITY COLLEGE LONDON) Sulukule Yenileme Alanı’nda gerçekleşen, ve özellikle öncelikle insan hakları ihlali bağlamında yurtdışından gelen ya da yurtdışında tepkilere yol açan haberleri, global anlamda duyurmaktadır. Çok uzun yıllardır mahallede yaşamış olan ancak kiracı olduklarını belgeleyemeyen aileler alanda hak sahibi kabul edilmemişlerdir. Ancak, yapılacak herhangi her çalışmada orada yaşayan insanlar olarak her konuda söz sahibi olmalıdırlar. Fakat süreç böyle ilerlemediği, çalışmanın amacı mevcut durumun iyileştirilmesi olmadığı için, yıllar boyu üzerilerindeki bulunan baskının da etkisiyle, halk her gelişmeden en son haberdar oldu ve sürece yeterli tepkiyi göstermedi. ULUSLARARASI BASIN SULUKULELĐLER - MÜLK SAHĐPLERĐ - HAK SAHĐBĐ OLARAK TANINAN KĐRACILAR - HAK SAHĐBĐ OLARAK TANINMAYAN KĐRACILAR DĐĞER Yenileme alanı ilan ediliş sürecinden itibaren, öncelikle Acele Kamulaştırma Yasası'nın oluşturduğu baskı ile evlerini satan mülk sahipleri üzerinden sürece dahil olmuş yeni mülk ve hak sahiplerini oluşturan bu grubun profili hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. PROJENĐN BAŞLAMASI ĐLE SÜRECE DAHĐL OLAN 3. ŞAHISLAR / YATIRIMCILAR Kamuoyundaki olumsuz "Sulukule" imajı nedeniyle, daha önce yerleşmiş/yerleşmek üzere konut edinmiş kişiler, sonrada ortaya çıkmış durum karşısında büyük oranda tepkili davranmış; bu tepkilerini de Taşoluk'ta yapılan toplu konut alanı hakkındaki web sitesinde dile getirmişlerdir. TAŞOLUKLULAR Yenileme alanındaki müdahalelere yurtiçi ve yurtdışından gelen tepkileri, Sulukule Platformu, Fatih Belediyesi ve Đstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamaları sunarak kamuoyunu bilgilendirmektedir. Projeye maruz kalan yenileme alanı sakinleri, bu sakinlerin taşınacakları bölgedeki halk ve sürece dahil olmuş 3. şahıslar alanda söz sahibi olan kamu kurumları ile iletişime geçemediklerinden, basında yer alan haberler üzerinden süreci takip ediyor. Tüm haberler basın üzerinden yayıldığından bilgi karmaşası ve eksik / yanlış bilgilendirmeler ortaya çıkıyor. Yoksun halkın ihtiyaçları karşılanmıyor, kent içindeki problemler yalnızca yer değiştiriyor. Kamuoyunu bilgilendirdi. ULUSAL / YEREL BASIN LEJAND Sulukule'nin kentsel dönüşüm alanı ilan edilmesinden önce alana müdahale etmiş olması gereken ve dönüşüm alanı ilan edildikten sonra alanda kanun ve protokoller gereği görevini yerine getirmiş olması gereken aktörler Sulukule'deki kentsel dönüşüm projesinde sürece dahil edilmemiş ya da kendi inisiyatifleriyle dahil olan aktörler 210 ÖZGEÇMĐŞ Kişisel Bilgiler Adı – Soyadı : Evrim Yılmaz Doğum Yılı :1980 Doğum Yeri : Đstanbul Eğitim Durumu Đlkokul Ortaokul Lise Lisans Yüksek Lisans : Kartal Eczacıbaşı Đlkokulu : Özel Marmara Koleji : Özel Bilfen Lisesi : Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü (1998 – 2004) : Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Şehir ve Bölge Planlama Anabilim Dalı Kentsel Tasarım Programı (2006 – 2009) Görev Yaptığı Kurum – Unvan Đstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü Bölge Raportörü / Şehir Plancısı (2005 – Halen) 211

Related docs
premium docs