Docstoc

HalifelerveYakinTarih

Document Sample
HalifelerveYakinTarih Powered By Docstoc
					Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

1

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Takdim
Bismillâhirrahmanirrahîm 632’den günümüze…… Tarihe düflülen notlar› okumaya hofl geldiniz…… Bundan sonra olabilecek geliflmeleri beraberce daha iyi anlayabilmek için…… Yeni bir çal›flma ile yine beraberiz…… fiükrediyoruz…… 632’den günümüze…… Geçmiflte olanlar …… ‹nflallah “Tarihe Düflülen Notlar” olarak önümüze ›fl›k tutacakt›r. Bu çal›flmam›zda; Dört Halife, Emeviler, Abbasiler, Endülüs Emevileri, Osmanl› öncesi Türk Devletleri, Osmanl›lar, Osmanl›’n›n y›k›l›fl› ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluflu ile bu tarihten günümüze kadar geçen süreler…… Bunlar› dönemler olarak ana hatlar›yla ortaya koymaya çal›flt›k…… Ayr›ca; • Dinleri veya o dinlerin ba€l›lar›n› tahkir, tezyif, tekfir veya düflmanl›k yerine, kutsal yap›lar›n korunmas› gerekti€ini vurgulad›k…… • Yap›lanlardan hareketle geçmifltekilerin benzerli€ine ve uygulamalar›ndaki paralelliklere yönelik ba€lant›lar kurmay› önerdik…… • Olabilecek herhangi bir hareketle ilgili, ne amaçla ve kimler taraf›ndan nelerin yap›lmaya çal›fl›ld›€›n› sorgulayarak ç›karan yap› kazanmaya yönlendirdik..

Böylece, günümüzü ve yaflad›€›m›z olaylar› anlayabilmede bir görevin yap›lmas›n›n çabas› verildi. Sizi eserle bafl bafla b›rak›rken, sat›r aralar›nda görebildiklerinizden baz›lar›n› bizlerle paylaflman›z› istiyoruz. Ayr›ca, eserin gelecek bask›lar›nda görmeyi arzu ettiklerinizi bize yazaca€›n›z› umuyoruz. Sadece görmeyi arzu ettikleriniz de€il daha iyi bir gelecek bask› için gelifltirdi€iniz önerilerinizi de bekliyoruz. Daha güzel, daha verimli çal›flmalar, bizim buluflma zeminimiz olsun…… Hay›rda yar›flt›ran heyecan›m›z ve cennete koflturan yap›m›z hiç bozulmas›n…… Hay›rlara vesile olma dile€iyle....

IGMG E¤itim Baflkanl›¤›

2

3

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Dört Halife Dönemi “Hulefa-i Raflidin” (632-661)

Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefat›ndan sonra 4 seçkin sahabesinin halifelik görevini yürüttü€ü döneme “Hulefa-i Raflidin” – Olgun Halifeler – dönemi denir. Bu 4 halife, Hz. Ebu Bekir, Hz. ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’dir. Toplam halifelik süreleri 30 senedir. Bu dönem, ‹slâm halifeli€inin ideal yürütüldü€ü bir dönem olmufltur. Bu dönemde Müslümanl›k çok genifl co€rafyaya yay›lm›flt›r. Irak, ‹ran, Suriye, Kafkasya, Horasan gibi pek çok ülkeye ‹slâm’›n mesaj› ulaflm›flt›r. 4 halife döneminde büyük fetihler gerçekleflmifltir. Bazen de huzursuzluk, kar›fl›kl›k ve görüfl ayr›l›€›n›n yafland›€› zamanlar olmufltur.

Halifelik Nedir?

Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefat›ndan sonra halifeler dönemi bafllad›. Halifelik, bütün Müslümanlar› temsil eden bir kurumdu. Halife, din ifllerini peygambere uyarak yürüten devlet baflkan› demekti. ‹slâm’› ve ‹slâm beldelerini korumakla ve ‹slâm sistemini yürütmekle görevliydi. Âlimler bir halifede flu dört flart›n bulunmas› gerekti€inde birleflirler: a) ‹lim b) Adalet c) ‹ktidar d) Kusursuzluk Raflit halifeler ve onu takip eden ‹slâm halifeleri flu dört yöntemle seçilmifllerdir: 1. Bütün ümmetin biat›yla. Hz. Ebu Bekir (r.a.)’›n seçilmesi 2. önceki halifenin aday gösterip, ümmetin ona biat›yla. Hz. ömer (r.a.)’›n halife seçilmesi 3. önceki halifenin belirledi€i bir kurulun karar›yla. ör. Hz. Osman (r.a.)’›n seçilmesi 4. Müslümanlar aras›nda görüfl ayr›l›€› ç›kar, halife seçilemezse, ümmetin iflini yürütebilecek bir kiflinin halifelik görevini istemesiyle.

Hz. Ebu Bekir (r.a.) Dönemi (632 – 634)
Hz. Ebu Bekir (r.a.) Kimdir?
Hz. Ebu Bekir (r.a.) sahabelerin en üstünüdür. “S›dd›kiyet” – En büyük do€rulay›c› – gibi büyük bir manevî dereceye sahiptir. Peygamberimiz (s.a.v.)’e ba€l›l›k ve fedakârl›€› en ileri derecede idi. ‹slâm davetinin herkese ulaflmas› için bütün gücüyle çal›flt›.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in ma€ara ve hicret arkadafl›yd›. Kur’an-› Kerim onu “ikinin ikincisi”1 fleklinde över. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sevgisini kazand›. Hayatta iken cennetle müjdelendi. Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefat›ndan sonra bütün Müslümanlar›n kendisine biat etmesi sonucu halife seçildi. Müslümanlar› bölünüp parçalanmaktan kurtard›. ‹slâm ümmetine alt›n bir dönem yaflatt›.

1

Tövbe, 40.

4

5

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

‹lk ‹fller

Hz. Ebu Bekir (r.a.) devletin bafl›na geçince ilk ifli üsame ordusunu Suriye’ye göndermek oldu. Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefat› üsame ordusunun yola ç›kmas›n› engellemiflti. Baz›lar› üsame’nin genç ve tecrübesiz oldu€unu ileri sürerek, baflka bir kiflinin komutan olarak görevlendirilmesini istiyorlard›. Hz. Ebu Bekir (r.a.) ise: “Peygamberimiz (s.a.v.)’in tayin etti€i komutan› ben nas›l de€ifltirebilirim?” diyerek istekleri geri çevirdi. Hz. Ebu Bekir (r.a.) orduyu flehir d›fl›na kadar u€urlad›. Peygamberimizin nasihatlerini hat›rlatt›. üsame ve ordusu Belkaa Vadisi’ne kadar vard›. Yolda küçük çapta baz› engeller ç›kt›. Ancak, ‹slâm Ordusu’nun karfl›s›na bir ordu hâlinde ç›kamad›lar. Bu yüzden üsame bin Zeyd (r.a.) Medine’ye döndü.

Kur’an-› Kerim’in Toplanmas›

Peygamberimiz (s.a.v.) zaman›nda vahiy devam etti€i için Kur’an-› Kerim ayetleri ramazan ay›nda bafltan sona kadar okunur, kontrol edilirdi. Bu ayetleri tam ezberleyenlere “kurra” ad› verilirdi.

Hz. ömer (r.a.) halifeye baflvurarak Kur’an-› Kerim ayetlerinin kitap hâline getirilmesini istedi. Haf›z ve vahiy kâtiplerinden bir heyet oluflturuldu. Bu heyetin bafl›na hem vahiy katibi, hem de haf›z olan Zeyd bin Sabit (r.a.) getirildi. Kur’an› Kerim’in bütün ayetleri bir arada topland›, düzene kondu. Vahiy kâtipleri, haf›zlar ve sahabe huzurunda tekrar tekrar okundu ve son flekline getirildi. Bir kitap hâlinde düzenlenerek Halife Hz. Ebu Bekir (r.a)’a teslim edildi.

Hz. Ebu Bekir (r.a.)’›n yapt›€› bir di€er ifl de, yalanc› peygamberlerle mücadele etmek oldu. Çünkü, yalanc› peygamberlerden etkilenen cahil halk dinden ç›k›yordu. Hz. Ebu Bekir (r.a.) Ridde Savafllar›’nda yalanc› peygamberlerle savaflt›. Müseyleme ile yap›lan savaflta 70 haf›z flehit düfltü. Fakat, sonunda halk› yalanc› peygamberlerden kurtard›. Baz›lar› da “biz namaz k›lar›z, ama zekât vermeyiz” diyorlard›. Hz. Ebu Bekir de (r.a.), “namaz ile zekât›n aras›n› ay›rt edenle harp ederim.” diyerek ibadet konusundaki kararl›€›n› ortaya koydu. Hz. Ebu Bekir’in bu kararl› ve samimi tavr› k›sa sürede ‹slâm birli€ini sa€lad›.

‹ran’›n Fethi

Hz. Ebu Bekir (r.a.) her konuda kararl›l›k gösteriyordu. ‹slâm’› her tarafa yaymak istiyordu. ‹ran’›n fethi için bir ordu haz›rlad›. Halid bin Velid (r.a)’› sefer için görevlendirdi. 20.000 kiflilik bir ordu ‹ran’a hareket etti. Halid bin Velid (r.a.) ‹ran Ordusu komutan› Hürmüz’le karfl›laflt›. Teke tek mücadelede Hürmüz’ü öldürdü. K›sa bir u€rafltan sonra ‹ran Ordusu bozguna u€rad›. Savafl alan›ndan kaçmak zorunda kald›. ‹slâm Ordusu daha sonra Hire’ye gitti. Hireliler ‹slâm Ordusu karfl›s›nda dayanamad›lar. Hire fethedildi ve Hirelilerle cizye antlaflmas› yap›ld›. Halid bin Velid (r.a.) Anbar flehrine geldi. fiehir çok iyi koruma alt›na al›nm›flt›. Halid bir plân haz›rlad›. Ordunun en keskin niflanc›lar›n› bir araya getirdi. ‹ran askerlerinin gözleri-

6

7

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

ne niflan ald›lar. 1000 kiflinin gözü okçular taraf›ndan kör edildi. Anbar flehrini savunan fiirzad iflin ciddiyetini anlad› ve teslim olmak zorunda kald›. Zaferden zafere koflan ‹slâm Ordusu’nun baflar›s› Medine’ye ulaflt›. Hz. Ebu Bekir (r.a.) sevincini: “Analar, Halid (r.a.) gibi bir komutan do€urmaktan acizdir.”diyerek ifade etti. ‹ran ve Bizans o dönemin en güçlü devletleriydi. Hz. Ebu Bekir (r.a.) ‹slâm nimetinin her tarafa ulaflmas›n› istiyordu. Bu ifl için Bizans engelini aflmak gerekliydi. Ayr›ca bu bölgelerde çok miktarda H›ristiyan Arap yafl›yordu. Halife, bu bölgelerin ‹slâm hakimiyetine kazand›r›lmas› için cihat ilân etti. K›sa sürede büyük bir ordu haz›rlad›. Halid (r.a.) komutas›ndaki bir orduyu Bizans s›n›r›na gönderdi.

Ecnadin Savafl› (Suriye/Bizans Cephesi )

ve haz›rl›klar›n hakk›nda bilgi elde etmelerini önlemifl olursun. Onlara askerî güç ve plânlar›n› bildirme. Ordunun eksik taraflar›n› gösterme. S›rlar›n› kapt›r›rsan ifllerinin düzeni bozulur. Dan›flmaya önem ver. Geceleri dikkatli ve uyan›k ol. Gaflete dalma. Her zaman arkadafllar›nla fikir al›flveriflinde bulun. Askerini kontrol et. Büyüklük taslayan ve kendini be€enenlerin sözlerine ald›rma. Sad›k, mert ve vefakar kimselerle sohbet et. Ganimetleri koru. Ganimetlere ihanet edersen manevî yard›m sana ulaflmaz. Din adamlar›na da dokunma!” Halife, orduyu dualarla u€urlad›. Hz. Ebu Bekir (r.a.) Suriye Bizans cephesini bir hilâl fleklinde düflünmüfl ve çeflitli cephelere ayr› komutanlar göndermiflti. Her komutan kendi bölgesinin savunmas›ndan sorumluydu. Bizans s›n›r›nda fliddetli çarp›flmalar oldu. Bizans hükümdar› Suriye cephesindeki geliflmeleri takip ediyordu. 200.000 kiflilik ordusunu bu bölgenin çeflitli yerlerine sevk etti. Bu durum karfl›s›nda ‹slâm ordular› da birleflmeye karar verdiler. Halifeden de bu yolda haberler gelmiflti. ‹slâm ordular› Yermük Vadisi’nde toplanmaya bafllad›lar. Bu s›rada Halid bin Velid (r.a.) ‹ran seferinden dönerek Suriye’ye geldi. ‹slâm Ordusuyla Suriye’de bulufltu. Halid bin Velid büyük kahramanl›klar gösteriyor, engelleri afl›yordu. Direnenlerle savafl›yor ve kazan›yordu. Halid bin Velid (r.a.)’›n gelifli orduya büyük bir flevk ve cesaret kazand›rd›. Halid (r.a.) Gassani Emirli€i üzerine yürüdü. Bizans Ordusu’nun yan taraf›ndan hücum ederek Busra’ya ulaflt›. Çeflitli yönlerden hücuma geçen ‹slâm Ordusu’nun bu durumu düflman› flafl›rtt›. Onlar› yenilgiye u€ratt›. Bir k›s›m Bizans Ordusu Ecnadin’de toplanm›flt›. Halid bin Velid (r.a.) için burada da savaflmak kaç›n›lmaz hâle geldi. Halid’in savaflta gösterdi€i kararl› ve cesaretli tutumu düflman›n gözünü korkuttu. Bizans Ordusu Ecnadin’de yenilgiye u€rad›.

Hz. Ebu Bekir (r.a.) açt›€› cephenin Filistin, fiam, ürdün gibi bütün bölgelerine ayr› ayr› komutanlar gönderdi. Böylece Suriye-Bizans cephesi olufltu. Halife ünlü sahabelerin de içinde yer ald›€› fiam Ordusu’nun bafl›na Yezid bin Ebu Süfyan (r.a.)’› getirdi. Orduyu u€urlarken komutana flu tavsiyelerde bulundu: “Allah korkusunu kalbinden ç›karma. Allah senin d›fl yüzünü gördü€ü gibi, içinden geçenleri de bilir. Allah’a en yak›n olan, onun emrettiklerini en çok yapand›r. Büyüklenme ve kaba kuvvetten kendini koru. Allah büyüklenenleri sevmez. Askerle güzelce sohbet et. Sözü uzatma. Söylediklerini önce kendin yafla. Nefsini ›slah et ki, asker de seni sevsin, sana itaatte kusur etmesin. Befl vakit namaz›n› dosdo€ru k›l. Düflman elçilerine yumuflak davran, ikramda bulun. Fakat, yan›nda fazla tutma. Böylece kuvvet

8

9

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Yermük Savafl›, Ecnadin Savafl›’n›n devam› niteli€indedir. Ecnadin’de yenilen Bizansl›lar en k›sa zamanda 200.000 kiflilik bir ordu haz›rlad›lar. ‹slâm Ordusu’nun karargâh hâline getirdikleri Yermük’e geldiler. Bizansl›larla, özellikle fiam bölgesinde baz› küçük çarp›flmalar devam ediyordu.

Yermük Savafl›

dan birini kabul etmezlerse savaflacaklar›n›” bildirdi. Bizans Ordusu Müslüman olmay› ve cizye vermeyi kabul etmedi. ‹slâm Ordusu’nun çekip gitmesini istedi. Ancak, bu ça€r› karfl›s›nda Bizans’›n ünlü komutan› Yorgi Müslümanl›€› kabul etti. Yermük’te çok fliddetli bir savafl oldu. Çünkü, düflman 5 kat fazlayd›. Ancak disiplinli bir ordu böyle bir savafl› göze alabilirdi. ‹slâm Ordusu’nun manevîyat› yüksekti. Her türlü cesaret ve fedakârl›€› gösterdi. Savafl plânland›€› gibi yürüyordu. Ancak, düflmanda hücumunu artt›rm›flt›. Muaz bin Cebel (r.a.) at›ndan indi. Düflmana karfl› büyük cesaret örne€i gösterdi. fiurahbil (r.a.) bir taraftan k›l›c›n› sall›yor, bir taraftan da okudu€u cihat ayetleriyle, orduyu savafla teflvik ediyordu.2 Huzeyfetü’l-Adevi (r.a.) askere su da€›t›yor, fakat bir baflka asker su isteyince, ilk isteyen su içmekten vazgeçiyordu. Müslümanlar, kardefllerini kendilerinden önde tutuyorlar, büyük bir fedakârl›k örne€i gösteriyorlard›. Bizans Ordusu’nun yorgun düfltü€ü bir günde, Halid bin Velid (r.a.) genç ve canl› bir süvari birli€iyle y›ld›r›m harekât›na giriflti. Yorgun düflen Bizans Ordusu bozguna u€rad›. Bir daha kendini toparlayamad›. Çünkü Halid (r.a.) düflman›n peflini b›rakmad›. Yermük’te Bizans Ordusu 50.000 kiflilik bir kay›p verirken, Müslümanlardan 3.000 kifli flehit düfltü. Yermük Savafl›, Bizans’a karfl› elde edilmifl çok büyük bir zafer oldu. Yermük Savafl› ile birlikte Afrika–Akdeniz yönündeki fetihlerin yolu aç›ld›. Zaferin elde edilmesinde, ‹slâm Ordusu’nun manevî gücü, disiplin ve fedakârl›€›n›n büyük rolü oldu.
2

Bizans Ordusu geçtikleri yerlere zarar verdi. Kendilerine ba€l› halk›n mal ve mülklerini ya€malad›. Kad›nlar›na tecavüz etti. Hâlbuki ‹slâm Ordusu, k›l›ç ve ‹slâm davetini bir arada yürütüyordu. Müslümanlar›n durumu ile ilgili olarak, generaline bilgi veren bir Bizansl› asker flu raporu göndermiflti; “Onlar gündüz askerî görevlerinde, geceleri ibadetlerindedir. Zina ve h›rs›zl›€› en büyük günah olarak kabul ediyorlar.” ‹ki y›ld›r süren savafllarda, Bizans Ordusu, ‹slâm Ordusu’nu çok iyi tan›m›fl ve ona göre haz›rlanm›flt›. ‹slâm Ordusu’nun bütün komutanlar› bir araya geldi. Savafl stratejisini belirlediler. Halidbinvelid (r.a.)’› baflkomutan olarak seçtiler. Halid (r.a.) askere flöyle hitap etti; “Gayemiz Allah yolunda cihatt›r. Yaln›z Allah’› hoflnut etmektir. Bugün övünme ve benlik duygusuna yer yoktur.” Halid (r.a.) ordusunu savafl düzenine soktu. Askeri 1000’er kiflilik gruplara ay›rd›. Merkezi güçlü hâle getirdi. Maksad›, düflman› daha ilk günden bozguna u€ratmakt›. Di€er komutanlar›n da benimsedi€i plâna göre, düflmana karfl› akflama kadar direnilecek, düflman›n yoruldu€u bir zamanda Halid bin Velid (r.a.) süvari birli€iyle hücuma geçip sonuca ulaflacakt›. Merkez kuvvetler, öncü ve geri birlikler, sa€ ve sol kanattaki askerler büyük bir ustal›kla yerlefltirilmiflti. Halid bin Velid (r.a.) savafl hukuku gere€i, Bizans’a elçi gönderdi. Onlara “Ya Müslüman olmalar›n›, ya ‹slâm hakimiyetini tan›y›p cizye vermelerini belirttikten sonra e€er bunlar-

Tövbe, 111.

10

11

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Okuma Parças›: fiiir
Vahdet

Huzeyfetü’l-Adevi der ki: Harb-i Yermük’ün, Yaman k›z›flt›€› bir gün. ‹kindi üstü biraz gevfleyince, sanki k›tal, Silâh› att›m elimden, su yüklenip derhal, Mücahidin aras›ndan aç›ld›m imdada, A€›r yarayla uzaklarda kalm›fl efrada. Ne ma’rekeydi ki, çepeçevre, gö€sü kand› yerin! Hüda’ya kalbini açm›fl, yatan bu gövdelerin, fiehidi çoksa da, gazisi hiç mi yok ?. . Derken, Derin bir inleme duydum. . . Fakat bu ses nerden ? S›rayla okflad›€›m sineler bütün bi-ruh. . . Me€erse amcam›n o€luymufl inleyen mecruh. dedim: “Biraz su getirdim, içer misin, versem?” Gözüyle “ver”! demek isterken, arkadan bir elem, Enine bafllad›. Bakt›m: Nigâh-› merhameti, “Götür!” deyip bana imada ses gelen ciheti. Ne yapsam içmeyecek, bofltu, anlamad›m, ibram; O yükselen sese kofltum ki: As’›n o€lu Hiflam; Görünce gölgemi birden kesildi nevhalar›; Su istiyordu garibin dönüp duran nazar›. ‹çirmek üzere e€ildim, üçüncü bir k›sa “ah!”, H›r›lt›larla bafllanmaz m› karfl›dan nagâh!

Hiflam’› gör ki: O hâlinde kafllar›yla bana, “Ben istemem, hadi, git ver, diyordu, hayk›rana, “ Epey zaman arad›m ah eden o muhtazar›. . . Yetifltirdim, oh, kavuflmuflta Hakk’a son nazar›! Hiflam’› bari bulayd›m, dedim, hemen döndüm: Me€er flikar›na benden çabuk yetiflmifl ölüm! Demek, bir amcam›n o€lunda vard›, varsa ümid. . . Koflup hizas›na geldim: O kahraman da flehit. fiark›n ki mefahir dolu, mazi-i kemali, Ya Rab, ne onulmaz yarad›r flimdiki hâli! fiirazesi kopmufl gibi, manzume-i iman, Yapraklar› y›rt›k, sürünür, yerde periflan. “Vahdet” mi fliar›yd›? Görün flimdi gelin de: Her parças› bir mel’abe eyyam›n elinde! Tarihine mev’z›d-i ezelken “ebediyyet”, Ey, tefrika zehriyle flafl›rm›fl giden, ümmet! “Nisan”a ç›kan yolda m› kald›n gümrah? Lâ-havle velâ kuvvete illâ billâh!

Mehmet Akif Ersoy 3

3

Safahat.

12

13

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Hz. Ebu Bekir (r.a.) hicretin 13. y›l›nda hastaland›. Yata€a düfltü. 15 gün mescide gelemedi. Bu süre içinde, imaml›€› Hz. ömer’e b›rakt›. Hastal›€› s›ras›nda halifelik konusunu sahabeyle konufltu. Onlar›n fikirlerini ald›.

Hz. ömer (r.a.)’›n Halife Seçilmesi

verdi. Halka okuttu. Kendisi de pencereden dinliyordu. Okuma ifli bitince “Raz› m›s›n›z?” diye sordu. Bütün halk hep birden: “Raz›y›z, Ey Allah rasülünün halifesi!” diyerek raz›l›klar›n› belirttiler. Daha sonra Hz. Ömer (r.a)’› huzuruna ça€›rd›. Baz› nasihatlerde bulundu. Bu tavsiyelerden biri de flöyledir: “Halk› cihada davet et. Hiç bir musibet, sizi din ifliyle meflgul olmaktan al›koymas›n.” Böylece Hz. Ömer (r.a.) halife seçilmifl oldu. Halifelik seçimi gerçeklefltikten sonra, Hz. Ebu Bekir (r.a.)’›n hastal›€› a€›rlaflt›. Allahü Tealâ’ya: “Ya Rabbi! Müslüman olarak ruhumu al. Beni salihler toplulu€una kavufltur.” diye dua ediyordu. Ayn› günün akflam namaz› sonras›yd›. Bu duay› ettikten hemen sonra ruhunu teslim etti. (22 Cemaziyelahir – 23 A€ustos 634). 2 sene 3,5 ay halifelik görevini yürüten Hz. Ebu Bekir (r.a.), çok sevdi€i arkadafl› Peygamberimizin yan›na defnedildi. Vefat etti€inde 63 yafl›ndayd›. Hz. Ebu Bekir (r.a.) yumuflak huylu ve alçak gönüllü bir insand›. Dinî konular› çok iyi bilirdi. Anlam›n› yans›tarak çok iyi Kur’an-› Kerim okurdu. Onun etkili Kur’an-› Kerim okuyuflu sebebiyle pek çok kiflinin Müslüman oldu€u görülmüfltür. Güzel ahlâk ve adalet sahibi idi. Cesur ve sab›rl›yd›. Güçlü bir kiflili€i vard›. Peygamberimiz (s.a.v.)’i hiç yaln›z b›rakmad›. Devaml› sadakat ve vefakarl›k gösterdi. ‹badete düflkündü. Peygamberimiz (s.a.v.) “‹çinizde bugün oruçlu olan, fakiri doyuran, bir cenazeye kat›lan, bir hasta

Abdurrahman bin Avf (r.a.)’a: “ömer”in halife olmas› konusundaki görüflün nedir?” diye sordu€unda: “ömer ideal bir halife olur. Ama biraz fliddeti vard›r.” cevab›n› alm›flt›. Hz. Ebu Bekir (r.a.) flöyle buyurdu: “Onun fliddeti benim yumuflakl›€›m› çekmek içindir. Kendi bafl›na kald›€›nda fliddet ve k›zg›nl›ktan eser kalmaz. Tecrübem bu yöndedir.” Hz. Osman (r.a.)’a fikrini sordu€unda: “‹çi d›fl›ndan daha güzeldir. ‹çimizde onun benzeri yoktur.” demiflti. Talha bin Ubeydullah (r.a.) da: “Sen bize ömer’i mi (r.a.) tavsiye ediyorsun. Sa€l›€›nda halka nas›l davrand›€›n› gördün. Yaln›z kal›rsa neler yapmaz? Allah’›n huzuruna vard›€›nda ‘ömer’i niçin seçtin?’ derse ne diyeceksin?” demiflti. Hz. Ebu Bekir (r.a.) bu soruya: “Rabbime kavufltu€umda bana sorarsa diyece€im ki, kullar›n›n ifllerini içlerinde en hay›rl›s›na havale ettim.” fleklindeki tarihî cevab›n› verdi. Useyd bin Hudayr (r.a.) ise görüflünü flöyle bildirdi: “Bu ifl iktidar sahibi bir kifliyi gerektirir. Bu konuda ömer’den uygunu yoktur.” Hz. Ali (r.a.) de: “Ömer’den baflkas›na raz› olmay›z. Bu iflin üstesinden gelebilecek güçlü ve güvenilir kifli odur.” diyerek görüflünü bildirdi. Hz. Ebu Bekir (r.a.) bütün bu görüflleri ald›ktan sonra bir vasiyetname haz›rlad›. Burada, kendinden sonra, halifeli€e Hz. ömer’i tavsiye etti€ini anlat›yordu. Bu vasiyetnameyi Hz. Ali’ye

Hz. Ebu Bekir (r.a.)’›n Vefat›

14

15

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

ziyareti yapan kimdir?” diye sordu€unda, bütün ibadetleri yerine getiren tek kiflinin Hz. Ebu Bekir (r.a.) oldu€u görüldü. Bundan sonra, Peygamberimiz (s.a.v.): “Bu ameller bir insanda topland› m›, o insan mutlaka cennete girer.” buyurmufltu. Cömert bir insand›. Mal›n›n tamam›n› Allah yolunda harcayan bir fedakârl›k örne€iydi.

Hikmetli Sözlerinden

• ‹fllerini Allah’tan korkana dan›fl, kurtulufla erersin. • Âlimle birlikte ol ve ondan bilgi ö€renen, o iflin se-

Hz. Ebu Bekir (r.a.)’›n Devlet Yönetimi

Hz. Ebu Bekir (r.a.) dinî konularda çok ciddi davranm›flt›r. Dinden dönme olaylar›n› önlemifl, yalanc› peygamberlerle savaflm›flt›r.

Zekâtla namaz›n aras›n› ay›rmak isteyenlere karfl› kararl› davranm›fl, ibadetlerin hafife al›nmas›na izin vermemifltir. Plânl›, tedbirli, isabetli ve kararl› davran›fllar›yla baflar›l› bir devlet adam› oldu€unu ortaya koymufltur. Devlet memurlar›nda ehliyet ve lây›k olma özelli€i aram›fl, adam kay›rma ve taraf tutmaya f›rsat vermemifltir. Devlet yönetiminde orta yolu tutmufl, ifllerin yürütülmesinde dengeyi korumufltur. Otorite bofllu€una f›rsat vermemifl, adalet ve disiplini sa€lam›flt›r. Zaman›nda, hukukî alanda araflt›rmalar yap›lm›fl, toplumun can güvenli€i, fikir, vicdan ve din hürriyeti, konut ve iflyeri dokunulmazl›€› gibi temel insan haklar› güvence alt›na al›nm›flt›r. Az zamana büyük zafer ve hizmetleri s›€d›rm›flt›r. ölümüne yak›n bile ‹slâm birli€inin devam etmesini düflünüyordu. Müslümanlar›n huzur ve bar›fl içinde yaflamalar›n›n yolunu gösterdi. ‹deal bir devlet adam› örne€i oldu.

vab›nda ortakt›r. • Salihlerle birlikte olman, olgunlu€a iflarettir. • Ne söyleyece€ini ve ne zaman söyleyece€ini iyi düflün. • üç fley kimde bulunursa kendine döner: Zulüm, ahdi bozma, hile. • Dünya sevgisi, kalpten ahiret duygusunu giderir. • Yeme€i az ye, hastal›klardan korunman›n yolu budur. • fiikayet, zay›flar›n silâh›d›r. • Adalet, yeryüzünde Allah’›n terazisidir. • F›rsat bulut gibidir. K›sa sürede gelir, gider. • Kalp kat›l›€›, yalan ve k›skançl›ktan meydana gelir. • Kitaplar ak›ll› kiflilerin bahçeleri, erdemli kiflilerin güzel kokulu çiçekli€idir. • Sabah namaz›n› k›lan kifli Allah’›n himayesinde olur. • Günahlara piflmanl›k duymak tövbedir. • Arkadafllar atefl gibidirler, az› nimet, ço€u felâkettir. • Ahireti unutan kaybeder.

Hz Ebu Bekir (r.a.)’›n Bir Hutbesi

Ey insanlar! Size her ifl ve durumda Allah’tan korkman›z› tavsiye ederim. Sevdi€iniz ve sevmedi€iniz her iflte Allah’a tutununuz. Çünkü, yalan sözde asla hay›r yoktur. Yalan söyleyen günah ifllemifl olur. Günahlara yönelen kiflinin sonu kötü olur. övünmekten sak›n›n›z. Gerçekte, topraktan yarat›lm›fl ve sonunda yine topra€a girecek olan kiflinin övünmesi anlams›zd›r. ‹nsan, bugün diri ise, yar›n ölüdür. O hâlde güzel ameller iflleyiniz. Kendinizi ölmüfl gibi kabul ediniz. ‹ç yüzünü bileme-

16

17

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

di€iniz iflleri Allah’a b›rak›n›z. Kendiniz için hay›rlar iflleyiniz. Yar›n o hay›rlar› karfl›n›zda haz›r bulacaks›n›z. Çünkü Allah Kur’an-› Kerim’de flöyle buyurur: “K›yamet gününde herkes, dünyada hay›r ve flerden yapt›€› her fleyi haz›r bulacak. Kötülüklerden uzaklaflm›fl olmay› isteyecektir. Allah, kendisinden korkman›z› emreder. Allah kullar›n› çok ba€›fllay›c›d›r.” Allah’tan gerekti€i flekilde korkunuz. Sizden önce, bu geçici dünyaya gelenlerden ibret al›n›z. Biliniz ki, büyük küçük yapt›€›n›z bütün ifllerin hesab› Allah’a verilecektir. Mükâfat veya ceza göreceksiniz. Allah esirgeyici ve ba€›fllay›c›d›r. Siz, hesab›n›z› vermenizin çaresine bak›n›z. Yard›mc›n›z Allah’t›r. Allah kuvvet ve kudret sahibidir.

fleyin üstünde tutard›. ‹slâm’›n büyüklü€ünü ve flerefini korurdu. “Müslüman olmaktan daha büyük bir fleref yoktur.” derdi. Elindeki ile yetinirdi. Dünya ifllerine dalmazd›. Dünya ve ahireti dengeli bir flekilde yürütürdü. Sade bir yaflant›s› vard›. ‹badete düflkündü. Alçak gönüllü idi. Deve çobanl›€›ndan halifeli€e geldi€inin fark›ndayd›. ‹nanc› kuvvetliydi. Peygamberimiz (s.a.v.) flöyle buyurur. “Günefl ömer’den daha hay›rl› bir kimse üzerine do€mad›.” Hz. ömer (r.a.) halife olunca ilk ifl olarak Halid bin Velid (r.a.)’› baflkomutanl›k görevinden ald›. Bunun baflka sebepleri de vard›. Fakat as›l sebep, Müslümanlar›n ‹slâm’›n kazan›lan zaferleri Halid bin Velid (r.a.)’dan bilmeye ve baflar›n›n tek sebebi olarak onu görmeye bafllamalar›d›r. Halife çok iyi biliyordu ki: “Zafer Allah’tand›r.” Yanl›fl bir inanc›n yerleflmesine raz› olmad›. Bu konuda flöyle dedi: “Zafer, Müslümanlar›n ortak gayreti sonucu elde edilir.” Hz. ömer (r.a.) Halid bin Velid (r.a.)’›n üstün özelliklerini biliyordu. Bu yüzden Halid bin Velid (r.a.) bu uygulamaya itiraz etmedi. Bir er olarak görevine devam etti. Halid bin Velid (r.a.)’›n yerine “ümmetin emini” olarak tan›nan Ebu Ubeyde (r.a.) getirildi. Hz. ömer (r.a.) ‹slâm davetini ve fetihleri devam ettirdi. ‹lk ifl olarak: Hz. Ebu Bekir (r.a.)’›n vasiyetine uyarak, halka cihat ça€r›s› yapt›: “Ey Müslümanlar! Cihada koflunuz. Allah’›n sözünün gerçek olaca€› günler yak›nd›r. Allah’›n sizlere miras b›rakmaya söz verdi€i yerlere yürüyünüz. Allah, ‹slâm’›n öteki dinlere üstün gelece€ini söz veriyor. Siz, Allah yolunda cihada koflarsan›z, dünyada iken söz verilen üstünlük gerçekleflecek, ‹slâm’a hizmet edenler her iki dünyada mutlu olacaklard›r.” Cihat ça€r›s›na ilk cevap veren Ebu Mesud es-Sakafi

Hz ömer (r.a.) Devri (634 – 645)

Hz Ebu Bekir (r.a.)’›n tavsiyesi ve Müslümanlar›n ona biat etmesiyle ‹slâm’›n ikinci halifesi oldu. Hz Ebu Bekir’den devrald›€› güzellikleri sürdürdü.

Müslüman olmadan önce Kureyfl’in büyükelçilik ifllerini yürütürdü. Kararlar› itirazs›z kabul edilirdi. ‹slâm’›n ilk y›llar›nda fliddetli bir ‹slâm düflman›yd›. Peygamberimizi (r.a.) öldürmek için yola ç›km›fl, fakat Müslüman olarak geri dönmüfltü. Hz ömer (r.a.) 40. Müslüman’d›r. ‹slâm’a girmesiyle Müslümanlar güç kazand›. Aç›ktan namaz k›lmaya bafllad›lar. ‹lim sahibi bir insand›. ‹limde zaman›n en önde geleniydi. ‹slâm’›n zafer ve hizmetlerinde onun isabetli görüfllerinin pay› vard›r. Hiddeti, hep ‹slâm içindi. Her davran›fl›nda Allah’›n r›zas›n› kazanma niyeti gösterdi. Adaleti yerine getirmekte idi. Onun için “Hak ve adalet günefli” olarak tan›n›rd›. ‹slâm’› her

18

19

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

(r.a)’› komutan tayin etti. Ordu ilk seferini Irak üzerine yapt›. Ordu yola ç›karken komutan Es-Sakafi’ye (r.a.) halife Hz. ömer (r.a.) flu nasihati yapt›:” Peygamberimiz (s.a.v.)’in sözlerini unutma. Ashap ile dan›flmay› ve onlar›n nasihatlerini dinlemeyi ihmal etme.” Hz. ömer (r.a.) ‹slâm Ordusu’nu yeniden harekete geçirdi. Ebu Ubeyde (r.a.) baflkomutanl›€›nda da, zaferler artarak devam etti. ‹ranl›lar, Müslümanlar›n ele geçirdikleri yerleri geri almak için haz›rl›€a girifltiler. ‹ran baflkumandan› Rüstem büyük bir ordu haz›rlad›. Baz› komutanlar›n› Irak üzerine sefere ç›kard›. Halk› Müslümanlara karfl› ayaklanmaya ça€›rd›.

düfltü. Çeflitli kifliler komutay› ele ald›. 7 komutan flehit düfltü. ‹slâm Ordusu bozguna u€rad›. Son olarak, komutay› yeniden Müsenna ele ald›. ‹slâm Ordusu’nun bir bölümü köprüden geçerek kendilerini sahile att›lar. Baz› komutanlar karfl›ya geçifli engellemek için köprüyü kesti. Askerin sebat etmesini istediler. Müsenna köprü üzerinde y›€›nak yaparak, ‹ran Ordusu’nun hücumunu etkisiz hâle getirdi. Köprü irtibat›n› yeniden kurdu. Ordusunu karfl› tarafa geçirdi. Fakat, Müslümanlar 4.000 flehit vermifllerdi. ‹ran komutan› Behmen F›rat’› geçerek, ‹slâm Ordusu’nu takip etmek istedi. Fakat Medain’de kar›fl›kl›k oldu€unu ö€renince geri döndü. ‹ran Ordusu’nda bölünmeler oldu. ‹ran Ordusu’nun üstünlük sa€lad›€› bu savafla “Köprü Savafl›” denildi. Hz. ömer (r.a.) bu yenilgiden dolay› çok üzüldü, Fakat azmini kaybetmedi. Müslümanlar› daha büyük cihada davet etti. Bütün komutanlar›n Müsenna’n›n emrine girmelerini istedi. Yeni savafl stratejisi emirnamesini komutanlar›na bildirdi. Bundan sonraki ilk savafl Buveyb denilen yerde oldu. ‹ran Ordusu’nun bafl›nda Mihran vard›. ‹slâm Ordusu komutan› Müsenna, orduyu yeniden toplad›. Say›s›n› artt›rd›. Savafl düzeni ald›rd›. ‹ran Ordusu’nu yenilgiye u€ratt›. Bu savaflta Müsenna’n›n kardefli Mesud bin Harise (r.a.) flehit düfltü. Ruhunu teslim ederken flöyle dedi: “Sak›n ölümden korkarak cesaretinizi kaybetmeyiniz.” A€abeyi Müsenna ise: “Kahraman kifliler, savafl meydan›nda flehit düflmekten çekinmezler.” diyerek ölüm karfl›s›ndaki metanetini gösterdi. Bu savaflla birlikte ‹slâm Ordusu, ‹ran’›n baflflehri Medain’e yaklaflm›flt›. Nal sesleri Kisran›n saray›ndan duyulmaya bafllad›. Rüstem ve Firuzan aras›ndaki liderlik savafl› sebebiyle ‹ran Ordusu kar›fl›kl›klar yafl›yordu. Tehlikeyi anlayan ‹ranl›lar antlaflmaya karar verdiler.

‹ran–Irak Cephesi: Köprü Savafl›

Hz. ömer (r.a.) k›sa bir süre önce Irak cephesinden dönen komutan Müsenna’y›, hemen Haffan mevkiine gönderdi. Di€er ‹slâm birlikleri de burada orduya kat›ld›. Müsenna, ordusunu savafl düzenine soktu. Yolda karfl›laflt›€› ‹ran Ordusu’nu bozguna u€ratt›. ‹ran Kisras› durumun ciddiyetini anlad›. Baflkomutan Rüstem’i ordunun bafl›na geçirdi ve Hire’ye gönderdi. ‹ran Ordusu F›rat’a yaklaflt›. Müslümanlar da F›rat’›n karfl› taraf›ndayd›. ‹slâm Ordusu’nun bafl›nda bulunan Ebu Mesud es-Sakafi, orduyu köprüden karfl›ya geçirdi. Fakat, buras› orduya “geri çekilme” imkân› vermiyordu. Arkas› ›rmakt›. ‹ran Ordusu’nda çok miktarda fil vard›. Z›rhla donan›ml› fillerin çeflitli yerlerinde de ziller vard›. ‹ranl›lar bu fillerle ‹slâm Ordusu’na sald›rd›. ‹slâm Ordusu’nun atlar› garip zil seslerinden ürktü. Müslümanlar F›rat ›rma€› ile ‹ran Ordusu aras›nda s›k›flt›. Komutan Sakafi bir filin ayaklar› alt›nda flehit

20

21

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

‹ran’daki iç kar›fl›kl›klardan faydalanan ‹slâm Ordusu, Medain’e kadar yaklaflm›flt›. Tehlikenin büyüklü€ünü anlayan ‹ranl›lar antlaflmaya son verdiler. 120.000 kiflilik büyük bir ordu haz›rlad›lar. Baflkomutanl›€a yeniden Rüstem geçti.

Kadisiye Savafl›

çekme yollar›n› arad›. Bir ay Kadisiye’de bekledi. 120.000 kiflilik ‹ran Ordusu Rüstem komutanl›€›nda Kadisiye’ye hareket etti. Orduda tank donan›ml› filler vard›. Askerin kaçmas›n› önleyecek tedbirler alm›fllard›. Fakat, ‹ran Ordusu geçti€i yerleri yak›p y›k›yor, ‹ran’l› kad›nlara tecavüz ediyordu. Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.) durumu halifeye bildirdi. Hz. ömer (r.a.) flöyle cevap gönderdi: “Düflman›n durumu seni endiflelendirmesin. Allah’tan yard›m dile. Sebat ve tevekkül et.” Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.) savafl hukuku gere€i, ‹ranl›lara elçi göndererek “Ya Müslüman olmalar› ya da ‹slâm hakimiyetini tan›y›p cizye vermeleri gerekti€ini, ikisinden biri yerine getirilmezse savaflacaklar›n›” bildirdi. Rüstem, bu flartlar› kabul etmedi. ‹slâm Ordusu’nu tehdit etti. Fakat, ‹slâm Ordusu’nun savafl gücünü, gerekse ‹ran’daki kar›fl›kl›klar sebebiyle iflin zorlu€unu çok iyi biliyordu. Müslümanlar› kalabal›k ve gösteriflle korkutup antlaflmaya raz› etmeyi plânl›yordu. Savafl, çete savafllar› fleklinde bafllad›. ‹ran Ordusu bafllang›çta bir varl›k gösteremedi. Kalabal›k ve gösterifl Müslümanlar› korkutmad›. Elçi istediler. Rüstem, ‹slâm elçisine sordu: “Buraya niçin geldiniz?” Elçi cevap verdi: “ Allah’›n kullar›n› dünya darl›€›ndan geniflli€e ç›karmak istiyoruz. Halk› zulümden kurtar›p, ‹slâm adaletine ulaflt›rmak için insanlar› hak dine davet ediyoruz. Davetimizi kabul edenlere iyi davran›r, beldelerine dokunmay›z. ‹slâm davetini kabul etmeyenlerle savafl›r›z. ‹slâm’a girerseniz buray› terk ederiz. Aram›zda düflmanl›k kalmaz.” Rüstem, ‹ran Ordusu’nun çok güçlü, Müslümanlar›n zay›f oldu€unu söyledi. ‹slâm Ordusu’nun çekip gitmesini söyledi. ‹ste€i yerine getirilmeyince tehditler savurdu. Ordusunu ‹slâm

Hz. ömer (r.a.) ‹ranl›larla yap›lacak bu büyük savafla önem veriyordu. Ordunun bafl›nda durup savaflmak istedi. Z›rh›n› giydi. Medine d›fl›na ç›kt›. Yolda sahabe ile istiflare etti. Onlar halifenin Medine’de kalmas›n› uygun gördüler. Kadisiye Savafl› için Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.)’› komutan olarak seçtiler. Sa’d (r.a.) ilk Müslümanlardand›. Cesur, so€ukkanl› ve kararl› bir insand›. Hz. ömer (r.a.), komutan olarak seçti€i Sa’d (r.a.)’a flu nasihati yapt›: “Ey Sa’d! Peygamberimizin yolundan ayr›lma, sa€l›€›nda o ne yapt›ysa, sen de öyle yap. ‹yi düflün. Bir konuyu iyi araflt›r, sonuca Peygamberimizin yöntemiyle ulafl. Zorluklarla karfl›lafl›rsan, sabr› elden b›rakma.” Müsenna (r.a.) “Köprü Savafl›’nda yara alm›flt›. Yaras› bir türlü kapanmad›. ölmeden az önce tecrübelerini Sa’d bin Ebi Vakkas’a ulaflt›rd›. Diyordu ki: “‹ran beldelerine rasgele dalmay›n›z. Acele etmeyiniz. Tedbirsiz davranmay›n›z. H›rsl› hareket etmeyiniz. Allah zafer nasip etmiflse, o bölgeler Müslümanlar›n olacakt›r. Bozguna u€rarsan›z arkan›zdaki tepelere yaslan›r, gizlenirsiniz. Geri çekilme durumunda bu tepelerde güvenlik içinde olursunuz. Cesaretinizi korur, tedbirli davran›rs›n›z.” Farkl› cephelerden gelenlerle birlikte, ‹slâm Ordusu 40.000 kifliye ulaflm›flt›. Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.) ordusunu savafl düzenine soktu. Hiçbir ayr›nt›y› ihmal etmedi. Her ihtimali düflündü. Hiç bir boflluk b›rakmad›. ‹yi bir haberleflme a€› kurdu. Halife ile irtibat hâlindeydi. Düflman›n çal›flmalar› hakk›nda bilgi sahibi idi. Ordusunu Kadisiye’ye getirdi. Karargâh›n› kurdu. Düflman› buraya

22

23

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Ordusu’nun karfl›s›na yerlefltirdi. Müslümanlara ders vermek istiyordu. Tank donan›ml› fillerine çok güveniyordu. Sa’d bin Ebi Vakkas”›n vücudunda ç›banlar ç›km›fl, at›na binemiyordu. Merkez kuvvetlerin bulundu€u yüksek bir yere kule yapt›rd›. Savafl› buradan idare etti. Ordusuna hücum emrini tekbir getirerek verdi. Baz›lar› Enfal suresini okuyor, orduyu savafla teflvik ediyordu. Fillerin üzerinden ok ya€mas›na ra€men, ‹slâm Ordusu direndi. Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.) Beni Temim’den avc› timleri oluflturdu. Bunlar, filleri geri çevirmeyi baflard›. ‹kinci gün gö€üs gö€se savafl bafllad›. Suriye civar›ndan yeni güçler geldi. Bu durum düflman›n cesaretini k›rd›. ‹slâm Ordusu azim ve kararl›l›€›yla üstünlü€ünü gösterdi. üçüncü gün, ‹ranl›lar filleri yeniden savafl alan›na sürdüler. Okçular birçok Müslüman’› flehit etti. ‹slâm Ordusu ancak akflamdan sonra etkili olmaya bafllad›. ‹hmal edilen bir noktadan karanl›ktan faydalanarak hücuma geçti. ‹ran Ordusu’nu kuflatma alt›na ald›. ‹ranl›lar neye u€rad›€›n› flafl›rd›lar. Dördüncü gün kuvvetli bir f›rt›na ç›kt›. Rüstem’in çad›r› yerle bir oldu. ‹ran komutan› Rüstem bir at›n arkas›na sakland›. Hilal bin Alkame (r.a.) bunu gördü. Kat›r›n yükünü tutan ipleri kesti. Rüstem’i öldürdü. Rüstem’in ölümü ile birlikte ‹ran Ordusu büsbütün bozguna u€rad›. Savafl gücü k›r›ld›. Rüstem’in yerine komutan olan Kalinos ‹ran Ordusu’nu geri çekti. Medain’e geri döndü. Kadisiye Savafl›’nda Müslümanlar 8.500 flehit verdi. ‹ranl›lar›n ölü say›s› ise 30.000’den fazla idi. Bu savafl sonras› Müslümanlar, o güne kadar elde ettiklerinden çok fazla ganimete sahip oldular. Babil flehri Müslümanlar›n eline geçti.

Medain’in Fethi

Medain ‹ran’›n baflflehri idi. Kadisiye’ye 40 km. uzakl›ktayd›. Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.), halifeden izin ald›ktan sonra Medain’e yürüdü. ‹slâm Ordusu Medain çevresindeki beldeleri teker teker ele geçirdi. fiehrin önlerine geldi. Arada bir ›rmak vard›. Kisran›n saraylar› görününce, bir sahabe “‹flte Peygamberimizin bize vaad etti€i yerler!...” diyerek tekbir getirdi. Bütün askerler “Allahü Ekber” diyerek her taraf› inlettiler. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) Hendek’te “Bana ‹ran’›n anahtarlar› verildi. Kisran›n saraylar›n› görüyorum.” demiflti. fiimdi, ordu o günleri hat›rl›yordu. Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.) ordusunu Dicle’nin bat› k›sm›na yerlefltirdi. fiehri kuflatt›. Bu kuflatma iki ay devam etti. ‹slâm Ordusu, daha sonra Dicle’nin derin olmayan bir yerinden flehre girdi. ‹ranl›lar çok korktular. fiehri terk edip Hulvan’a do€ru kaçt›lar. Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.) Kisran›n saray›na girdi. fiükür namaz› k›ld›. Allah’a hamd etti.

Müslümanlar çok miktarda ganimet elde etti. Ço€u alt›n ve mücevher idi. Ganimetler Medine’ye ulaflt›. Hz. ömer (r.a.) onlar› mescide indirdi. ‹çinde Kisran›n bilezikleri de vard›. Süraka’ya flöyle dedi: “Ey Süraka! Haydi, flu bilezikleri tak›n.” Süraka söyleneni yapt›. Sonra Hz. ömer (r.a.) duygulanarak: “Peygamberimiz, ‘Kisran›n bileziklerini, sanki Süraka’n›n kollar›nda görür gibiyim’, buyurmufltu. Onun bu sözü flimdi gerçek oldu.” (Daha sonra da gözlerinden yafllar akarak::) “Nereye fazla servet ve para girerse, h›rs ve düflmanl›k duygular› da o milletin içine girer.” dedi. Medain’in fethi ile Kisran›n saltanat› çöktü. Müslümanlar ‹ran’›n içine do€ru yürüdüler. Musul, Basra, Ehvaz, Celula fethedildi. Bölge tamamen ‹slâm hakimiyetine girdi.

24

25

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

‹ran’›n ünlü komutanlar›ndan Hürmüzan, çevresine toplad›€› kuvvetlerle Basra taraflar›nda hakimiyet kurmaya çal›fl›yordu. Durumu ö€renen halife, Hürmüzan üzerine bir ordu gönderdi. Hürmüzan’›n ordusu yenildi. Kendisi teslim oldu. Hürmüzan'› Medine’ye getirdiler. Lüks ve gösteriflli k›yafetler içindeydi. O s›rada Hz. ömer (r.a.) mescitte istirahat ediyordu. Halifeyi gösterdiklerinde flöyle dedi: “Bekçisi ve kap›c›s› yok mu?” Hz ömer (r.a.), Lüks k›yafetli Hürmüzan’›n dediklerini duyunca: “‹flte, dünyan›n bütün gurur ve gafleti. . . Allah’a flükrederim ki, ‹slâm bunu ve benzerlerini de€ersiz k›ld›.” dedi. Daha sonra Hürmüzan’a nasihatlerde bulundu. ‹slâm’a davet etti. Hürmüzan da daveti kabul ederek Müslüman oldu. Medine’ye yerleflti. Kendisine hazineden maafl ba€land› (638).

Bu durum ‹slâm Ordusu’nun hareket gücünü zay›flatt›. Numan, bu durumu arkadafllar›yla görüfltü. Cuma günü Ka’ka bin Amir (r.a.) süvari birliklerinin bafl›na geçti. Gösteriflli hareketlerde bulundu. ‹ran Ordusu’nu mevzilerinden d›flar› ç›karmay› baflard›. Numan, ordusunu cesaretlendirecek konuflmalar yapt›. Tekbir getirerek savafl› bafllatt›. fiöyle dua ediyordu: “Ya Rabbi! Bugün senden ‹slâm’› yükseltecek fetihler nasip etmeni ve flehitli€i diliyorum.” ‹slâm Ordusu’nun bir anda hücuma geçmesi, ‹ran Ordusu’nu bozguna u€ratt›. Çetin bir savafl oldu. Bu savafl s›ras›nda, Numan bin Mukarrin (r.a.) flehit düfltü. Komutay› Huzeyfe bin Numan (r.a.) ald›. Huzeyfe kaçan ‹ran Ordusu’nu sonuna kadar takip etti. ‹ran Ordusu’nun komutan› Firuzan da Hemedan’a do€ru kaçarken yakaland› ve öldürüldü. ‹ran’›n pek çok flehri fethedildi. (642). Nihavent Savafl›’nda, Numan bin Mukarrin (r.a.)’›n flehit olmas› Hz ömer (r.a)’› çok üzdü.

Nihavent Savafl›

Medain’in fethinden sonra, ‹ranl›lar eli silâh tutan herkesi direnmeye ça€›rd›lar. Halk heyecana gelerek, Nihavent denilen yerde toplanmaya bafllad›. Firuzan’›n komutas›ndaki ‹ran Ordusu 150.000’e ulaflt›. Bu geliflmeler devam ederken, bir grup insan Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.)’› halifeye flikayet ettiler. Halife Sa’d’›n (r.a.) hakl›l›€›n› bildi€i hâlde, onu Medine’de b›rakt›. Durumun ciddiyeti ve tedbir aç›s›ndan Numan bin Mukarrin (r.a)’› komutan tayin etti. Numan, Nihavent’e gitmek ve ‹ran Ordusu’yla savaflmak için görevlendirilmiflti. ‹slâm beldelerinde cihat ilân edildi. ‹slâm Ordusu’nun say›s› 30.000’e yükseldi. Ordu, genç ve dinamik askerlerden olufluyordu. Manevî gücü yüksekti. Numan, öncü birliklerin araziyi kontrol etmesinden sonra Nihavent’e hareket etti. ‹ki ordu Nihavent’te karfl›laflt›. Bar›fl yap›lamayaca€› anlafl›l›nca, savafl hemen bafllad›. ‹ran Ordusu, önceden Nihavent’e geldi€i için, savafl için mevziler oluflturmufllard›.

Horasan’›n Fethi

‹slâm Ordusu ‹ran içlerinde ilerlerken, zaman zaman fethedilen yerlerin halk› isyan ediyordu. ‹ran’da tam olarak hakim olabilmek için bu isyanlar›n bast›r›lmas› gerekiyordu. Hz ömer (r.a.) gerekli bilgiyi toplad›ktan sonra, güçlü bir askerî harekât bafllatt›. Bu savafl sonucunda, ‹ran imparatorlu€una fiilen son verildi. Horasan fethedildi (643). Horasan’›n fethi s›ras›nda ilginç bir olay yafland›. Sariye (r.a.) bir bölgeye komutan olarak görevlendirilmiflti. ‹ran Ordusu Sariye (r.a)’› dört yandan kuflatm›flt›. Bu s›rada Hz ömer (r.a.) Medine’de hutbe okuyordu. Aniden flöyle dedi: “Ya Sariye, ilel cebel!” Ey Sariye da€a çekil! Sariye bu sözü duydu.

26

27

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Da€a çekildi. Tek yönden gelen düflmanla savaflt›€› için yenilgiye u€ramaktan kurtuldu. Bu olay Hz. ömer (r.a.)’›n bir kerametini daha ortaya ç›kard›. Horasan’›n fethiyle birlikte, ‹ran’›n tamam› ‹slâm hakimiyetine girmifl oldu (644). Bu olaydan sonra, Halife Hz ömer (r.a.) Mescid-i Nebevî’de toplanan halka flöyle hitap etti: “Ey Müslümanlar! Uyan›k olunuz ve ibret al›n›z. Atefle tapanlar›n hükümdar› gitti. Zenginlik ve gösterifllerle dolu hayat› sona erdi. Devleti y›k›ld›. Bundan sonra Müslümanlar emniyet içinde yaflayacaklard›r. Allahü Tealâ baz› beldelere size mirasç› yapt›. Bundan sonra ‹slâm’dan ayr›lmay›n›z. ‹yi hâlinizi de€ifltirmeyiniz. Siz, iyi hâlinizi de€ifltirirseniz, Allah sizin yerinize baflka toplulu€u getirir. Ben daha çok, bu ümmetin kendi içinden ç›kacak tehlikelerden korkuyorum.” ‹slâm Ordusu Yermük’te Bizans’a karfl› üstünlük sa€lam›flt›. Bizans hükümdar› Herakliyüs bafl›na nelerin gelece€ini biliyordu. Bundan sonra, ‹slâm Ordusu’nun fiam, Humus, Hama bölgesine yönelece€ini fark etti. Bu bölgeleri iyi korumak için çok miktarda asker göndermeye bafllad›.

du. Arkadafllar›yla burçlara t›rmand›. Kaleye girmeyi baflard›. Böylece ‹slâm Ordusu fiam’a girmeyi baflard›. fiam halk›, bu durum karfl›s›nda neye u€rad›€›n› flafl›rd›. öteki kap›lar› da kendileri açarak kaçmaya bafllad›lar. Böylece fiam, kan dökülmeden ve ya€maya f›rsat vermeden fethedilmifl oldu (634). ‹slâm Ordusu, Bizans kuvvetlerini yenerek Halep, Antakya, Lazkiye’ye kadar ulaflt›lar. Suriye’nin fethiyle birlikte, ‹slâm Ordusu ilk defa Akdeniz’e ulaflm›fl oluyordu.

Kudüs’ün Fethi

Suriye Cephesi: fiam’›n Fethi

Bizansl›lar Yermük yenilgisinden sonra Kudüs’e do€ru kaçt›lar. O bölgenin komutan› Amr bin As (r.a.) düflman› takip etti. Yolda Gazze, Nablus, Yafa gibi flehirleri fethetti. Daha sonra Kudüs’ü kuflatt›. Bizans’›n buraya yeni bir ordu göndermesi mümkün de€ildi.

Bu durumu Ebu Ubeyde ve Hz ömer (r.a)’a bildirdi. Halife bu konuyu arkadafllar›yla görüfltü. Yerine Hz. Ali (r.a)’› b›rakt›. Kudüs’e do€ru hareket etti. Sade bir k›yafet içinde Suriye’ye geldi. Burada komutanlar› taraf›ndan karfl›land›. Halife’nin Kudüs’e gelmesi, bu konuya verdi€i önemi tafl›yordu. Kudüs’e girerken hiçbir dirençle karfl›laflmad›. fiehir, cizye vermek flart›yla ‹slâm hakimiyetine girdi. Hz. ömer (r.a.)’›n Kudüs’e girmesi s›ras›nda gösteriflli elbiseler giymesini istediler. Halife bunu kabul etmedi. “Allah bizi ‹slâm’la flereflendirdi. Bu fleref bize yeter. fiahs›m›z için sadeli€i isteriz.” diyerek Kudüs’e girdi. Mescid-i Aksa’y› ziyaret etti. fiehri gezdi (638). ‹slâm Ordusu bundan sonra Nusaybin, Urfa, Erzurum, Bitlis ve Ahlat’a kadar fetihlerini sürdürdüler.

Halife Hz ömer (r.a.), Ebu Ubeyde (r.a.) komutas›ndaki ‹slâm Ordusu’nun fiam’a yönelmesini istedi. Ordu içinde tecrübeli komutanlar da vard›. fiam kuflat›ld›. ‹slâm Ordusu fiam’›n d›flar›s› ile irtibat›n› kesti. Kuflatma bir ay sürdü. Bizansl›lar, yaklaflan k›fl sebebiyle, ‹slâm Ordusu’nun geri dönece€ini san›yordu. Bir flenlik gününde sarhofl olup kendilerinden geçtiler. ‹slâm Ordusu bu durumdan faydaland›. Halid bin Velid (r.a.) fiam kalesinin burcuna ip merdivenler kur-

28

29

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Okuma Parças› Mescid-‹ Aksa
Mescid-i Aksa’y› gördüm düflümde Bir çocuk gibiydi ve a€l›yordu Var›p efli€ine aln›m› koydum, Sanki bir yeralt› nehr ça€l›yordu. Gözlerim yollarda bekler dururum Nerde kardefllerin diyordu bir ses ‹lk k›blesi benim ulu nebinin Unuttu mu bunu acaba herkes. Burak dolan›rd› yörelerimde Miraca yol veren h›z üssü idim, Bellidir kutsall›€›m flehir ismimden Her yana nur saçan bir kürsü idim, Hani o günler ki, binlerce mü’min, Tek yürek hâlinde bana koflard›. Hemflehrim nebîler yüzü hürmetine Cevaba eriflen dualar vard›. fiimdi kimsecikler varmaz yan›ma Mü’minden yoksunum tek ve tenhay›m, Rüzgârlar silemez göz yafllar›m›, Çöllerde kay›p bir yetim vahay›m. Mescid-i Aksa’y› gördüm düflümde Götür Müslümana selâm diyordu Dayanam›yorum bu ayr›l›€a Kucaklas›n beni ‹slâm diyordu.

K›tl›k ve Veba Salg›n›

Hz. ömer (r.a.) Medine’ye döndükten sonra Suriye’de veba salg›n› ve k›tl›k bafllad›. Ya€mur ya€mam›fl, toprak kurumufltu. Susuzluk, k›sa sürede veba salg›n›n› ortaya ç›kard›. Komutanlar, probleme çare aramaya bafllad›lar. O s›rada, Abdurrahman bin Avf (r.a.), Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir sözünü hat›rlatt›. “Bir yerde veba oldu€unu ö€renirseniz, oraya girmeyin. Sizin bulundu€unuz yerde veba ç›karsa, oradan baflka yere ayr›lmay›n›z.” Veba salg›n›ndan 20.000’den fazla asker flehit oldu. Bunlar›n içinde Ebu Ubeyde, Muaz bin Cebel (r.a.) gibi büyük komutanlar da vard›. Veba salg›n› sona erdikten sonra Hz. ömer (r.a.) yeniden fiam’a geldi. Suriye’nin önemli merkezlerini dolaflt›. Askerlerin maafllar›n› verdi. ölenlere dua etti. Yak›nlar›na baflsa€l›€› diledi. Peygamberimizin müezzini Bilâli Habefli (r.a.) fiam’a yerleflmiflti. Halife’nin bulundu€u bir zamanda, Bilâli Habefli (r.a.)’dan ezan okumas›n› istediler. Bilâl (r.a.) öyle bir ezan okudu ki, onun yan›k sesinden herkesin tüyleri ürperdi. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hat›ras›n› tazelediler. Çok duyguland›lar. Göz yafl› döktüler. Peygamberimiz (s.a.v.) aralar›ndaym›fl gibi mutlu bir gün yaflad›lar. Halifenin fiam ziyareti, Müslümanlar›n ac› ve üzüntüsünü unutturdu. Yeniden cihat ve fetih hedeflerine yöneltti. Sebat ve azimlerini artt›rd›.

• Mehmet Akif ‹NAN
30 31

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

M›s›r, Bizansl›lar›n hakimiyeti alt›nda idi. Yerli halk H›ristiyanlaflt›r›lm›flt›. Halk, Bizans yönetiminden mezhep kavgalar› yüzünden memnun de€ildi.

M›s›r’›n Fethi

‹slâm Ordusu komutan› Amr bin As (r.a.) bu durumdan faydalanmak istedi. Bölgeyi önceden de tan›yordu. Halifeden izin alarak 120.000 kiflilik bir orduyla M›s›r’a hareket etti. Yolda baz› yerleri fethetti. Teslim olan halka dokunmad›. Onlar›n can ve mallar›n› korudu. Dinlerine kar›flmad›. ‹skenderiye’ye geldi. Buras›, Akdeniz sahilinde tarihî bir flehir idi. M›s›r’›n girifl kap›s› idi. ‹skenderiye’yi ele geçirmek, M›s›r’› ele geçirmek demekti. ‹skenderiye’yi kuflatt›. fiehir bafllang›çta direnmiflse de, sonunda teslim oldu. Çok miktarda ganimet ele geçti. ‹skenderiye’nin fethiyle M›s›r Müslümanlar›n eline geçti. ‹slâm Ordusu daha ilerilere giderek Barka ve Trablusgarb’› da fethetti. Nihavent Savafl›’nda esir düflen Ebu Lü’lü Firuz isimli H›ristiyan ve ‹ran’l› bir köle Medine’de oturuyordu. Efendisine 2 dirhem ödemek zorundayd›. Bir gün Hz. ömer’le (r.a.) karfl›laflt›. Bu paran›n çok oldu€unu söyledi. Hz. ömer (r.a.) dülgerlik yapt›€›n› ö€renince, bu miktar›n normal oldu€unu belirtti. Ebu Lü’lü bu duruma çok k›zd›.

Hz. ömer’in fiehit Edilmesi

Ertesi gün, sabah namaz›nda mescidin bir köflesine gizlendi. Hz. ömer (r.a.) cemaate namaz k›ld›r›rken arkas›ndan hançerledi. Hz. ömer (r.a.) imaml›€› Abdurrahman bin Avf (r.a.)’a b›rakt›. Sonra evine kald›r›ld›. Kendisini kimin hançerledi€ini sordu. Zerdüflt bir köle oldu€u söylenince flöyle dedi: “Allah’a flükür ki, beni hançerleyen bir Müslüman de€il. . .”

Yaras›n›n a€›r oldu€u anlafl›l›nca, kendisinden sonraki halifeyi seçmesini istediler. O da Abdurrahman bin Avf (r.a.)’› teklif etti. Abdurrahman bin Avf (r.a.) halifeye “Bu ifl için senin görüflün ve tavsiyen var m›?” deyince, Hz. ömer (r.a.) “Hay›r” dedi. Abdurrahman (r.a.) da “öyleyse, ben bu ifle giremem” dedi. Aflere-i Mübeflflere (r.a.)’dan “Cennetlik oldu€u müjdelenen 10 kifli” 6’s› hayattayd›. Onlardan bir “flura heyeti” oluflturdu. Bunlar Hz. Ali, Hz. Osman, Abdurrahman bin Avf, Sa’d bin Ebi Vakkas, Zübeyr bin Avvam, Talha bin Ubeydullah’t› (r.a.). O€lu Abdullah’a da: “Bir anlaflmazl›k ç›karsa ço€unlu€un yan›nda yer al.” tavsiyesinde bulundu. Her birine ayr› ayr› nasihat etti. Sonra Allah’› anmaya bafllad›. Dua etti. 3 Kas›m 644’te vefat etti. Namaz›n› Suheyb-i Rumi (r.a.) k›ld›rd›. Peygamberimiz (r.a.)’›n yan›na defnedildi. Hz. ömer (r.a.) hak ile bat›l›n aras›n› ay›rt eden anlam›nda “Faruk” unvan›na sahiptir. Peygamberimiz (s.a.v.)’den al›nan iman, azim, ahlâk ve heyecan duygusu devam ettirildi. Peygamberimiz (s.a.v.) onun hakk›nda flöyle buyurdu: “E€er benden sonra peygamber gelseydi, o ömer olurdu.” O dönemde; • ‹slâm birli€i sa€land›. • Büyük fetihler ve hay›rl› ifller gerçekleflti. • M›s›r, ‹skenderiye, Kudüs, Trablusgarp’tan Akdeniz’e Türkistan s›n›r›na kadar pek çok ülke ‹slâm hakimiyetine girdi. • Bizans’a ait pek çok yer fethedildi. • ‹ran imparatorlu€una son verildi. • Hicreti esas alan “hicrî takvim” kabul edildi. • ‹slâm co€rafyas› idarî bölgelere ayr›ld›. • ‹slâm Devletinin ilk paras› bast›r›ld› (dinar). • Devlet hazinesi dolup taflt›. • Toplanan zekâtlardan fakirlere yard›m fonu oluflturuldu.

32

33

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Hz. ömer (r.a.) adaletli bir yönetim sistemi oluflturdu. ‹fllerini dan›flma yöntemiyle görür, sahabeye güvenirdi. âlimlere önem verir, problemleri ilim ile çözmeye çal›fl›rd›. Ona göre, devlet hizmetleri bir “geçim kap›s›” de€ildi. Bu görevi halk›n huzur ve bar›fl›n› sa€layacak bir makam olarak görürdü. Hazineden kendine yetecek kadar para al›r, bazen geçim s›k›nt›s› çekti€i bile olurdu.

Hz. ömer ve Devlet ‹daresi

Okuma Parças› Hz. ömer’in Bir Hutbesi
Allahü Tealâ’ya sonsuz hamd ve övgü olsun ki, bizi ‹slâm nimetiyle flereflendirdi. Hz. Muhammed (a.s.) vesilesiyle hak yoluna hidayet eyledi. Bizi her türlü sap›kl›ktan kurtard›. Ayr›l›k içindeyken bizi bir araya getirdi. Kin ve düflmanl›klar›m›z› unutturdu. Kalplerimizi birlefltirdi.

Devlet yönetimine iyi niyetli ve göreve lây›k kiflileri getirirdi. Sorumluluk anlay›fl› yüksekti. ‹slâm Tarihi’nde “Emire’lMü’minin” –Müslümanlar›n Yöneticisi– unvan›n› alan ilk halife oldu. Geceleri k›yafet de€iflikli€i yapard›, flehri dolafl›rd›. Huzur ve güvenli€in sa€lanmas›na dikkat eder, kesinlikle bir otorite bofllu€u b›rakmazd›. Halk›n içindeydi. Onlar›n yedi€inden yer, giydi€inden giyerdi. Herkes fikrini aç›kça söyleyebilirdi. Hatta Hz. ömer (r.a.) hutbe okurken itiraz eden bile olurdu. Konuflan hakl› ise, hemen yanl›fltan döner, Hakk›n ortaya ç›kmas›n› isterdi. Aç›k bir yönetim anlay›fl›n› benimserdi. Devlet ifllerini ciddiye al›r, ibadet niyetiyle yapard›. Haberleflmeye çok önem verirdi. Çok uzak ülkelere yap›lan savafllarda bile çok sa€l›kl› iflleyen bir haberleflme a€› kurmufltu. Tedbiri elden b›rakmaz, plânl› ve disiplinli çal›flmaya önem verirdi. ‹dare etti€i insanlar›n tamam›n›n sorumlulu€unu hissederdi. Mehmet Akif’in ifade etti€i gibi: “Kenar-› Dicle’de bir kurt afl›rsa koyunu; Gelir, adl-i ilâhi, ömer’den sorar onu...”

Allah’›n bu büyük nimetine flükrediniz ki, Allah nimetlerini artt›rs›n. Allah’a hamd edersiniz, daha fazla ilâhi yard›mlara hak kazan›rs›n›z. Çünkü Allahü Tealâ: “E€er nimetlerimize flükrederseniz, nimetlerimi artt›r›r›m, e€er nimetlerimin k›ymetini bilmezseniz, biliniz ki azab›m fliddetlidir.” buyurdu. Yine Allahü Tealâ flöyle buyurdu: “Allah’›n hidayet verdi€i kimse do€ru yolu bulmufltur. fiafl›rtt›€› kimse için, asla do€ru yolu gösterecek yard›mc› bulamazs›n.” Ey Müslümanlar! Gönül hofllu€u içinde mallar›n›z›n zekât›n› veriniz. Anlat›lan k›ssalar› iyi anlay›n›z. Zira, ak›ll› kifli dinini korur, güzel sözleri dinler ve kabul eder. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetine uyunuz. Kur’an-› Kerim okumaya devam ediniz. Zira, Kur’an-› Kerim flifad›r. Onu okumakta büyük flifa vard›r.

34

35

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Hikmetli Sözlerinden

• Sevdi€ini afl›r› ve ölçüsüz sevme. Düflmanl›k etti€ine, onunla bir daha bir araya gelmeyecek kadar düflmanl›k etme. • Takva sahipleriyle arkadafll›k yap. ‹fllerini Allah’tan korkanlara dan›fl. • S›rr›n senin esirindir. Söyledi€in zaman, sen onun esiri olursun. • Allah korkusu, her hikmetin bafl›d›r. • Allah’tan baflkas›ndan korkan kiflinin bütün gayreti boflunad›r. • Zalim iflin bafl›nda kaybetmifltir. Zulme u€rayan iflin bafl›nda kazanm›flt›r. • ‹fllerin sonuna bakmak, sevinç kap›lar›n›n anahtar›d›r. • Ahlâk güzelli€i, vücut güzelli€inden daha güzel ve daha devaml›d›r. • Güzel ahlâk en hay›rl› dosttur. • Utanma duygusu yok olan›n kalbi ölür. • ‹man›n üçte biri utanma duygusu, üçte biri ak›l, üçte biri cömertliktir. • R›zk› topra€›n derinliklerinde aray›n›z. Yeryüzüne lânet etmeyiniz. Yer (toprak) r›zklar›n yeridir. • ‹lim çal›flmas›, problemlerin çözümü için gayret etmek cihat gibidir. • Nimet, flükretti€in zaman devaml› kal›r. • Açgözlülük fakirlik, kanaat zenginliktir. • Ümidi az olan›n üzüntüsü çok olur. • Ölümü çok anan, dünyada kanaatkar olur.

Hz. Osman (r.a.) Devri (644-657)
Hz. Osman’›n (r.a.) Kiflili¤i
571’de do€du. Kureyfl’in soylu ailelerinden biridir. Hz. Ebu Bekir (r.a.)’›n daveti üzerine Müslüman oldu. Dürüst, a€›r bafll›, yumuflakl›k ve utanma duygusu önde olan bir insand›. Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Osman (r.a.) hakk›nda “Meleklerin bile kendisinden utand›€› kimse” olarak anlat›r. Bafltan beri zengin ve güçlü idi. Cömertti. Alçak gönüllüydü. Zenginli€ini Allah yolunda harcamaktan çekinmezdi. Zorluklardan y›lmaz, felâketler karfl›s›nda sars›lmazd›. Derin bir tevekkül anlay›fl›na sahipti. Peygamberimiz (s.a.v.)’in önce Rukiye, onun vefat›ndan sonra da ümmü Gülsüm adl› k›zlar› ile evlenmifltir. Bu sebepten kendisine “Zi’n-nureyn” –iki nur sahibi– unvan› verilmifltir. ‹slâm’da sebat etmifl, iman›nda kararl›l›k göstermifl, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sad›k ba€l›lar›ndan olmufltur. “Aflere-i Mübeflflere” – Dünyada iken cennetle müjdelenen 10 kifli – aras›ndad›r. Yumuflak huylu oluflu, devlet yönetimine yans›m›flt›r. Akrabalar›na düflkündü. Devlet yönetimine getirdi€i baz› akrabalar› makam ve mevki h›rs›na kap›lm›fllar, Hz. Osman’›n (r.a.) iyi niyetini kötüye kullanm›fllard›r.

36

37

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Hz. Osman’›n (r.a.) Halife Seçilmesi

Hz. ömer (r.a.) hançerlendikten sonra, halife seçimini o€lu Abdullah ile birlikte 7 kiflilik bir “fiura” ya b›rakm›flt›. Bu 6 kifli Hz. ömer (r.a.)’›n defninden sonra bir evde topland›lar. Yapt›klar› iflin ciddiyetini biliyorlard›. 7. kifli Abdullaht›. Anlaflmazl›k hâlinde ço€unlu€un yan›nda yer alacakt›. Toplant› s›ras›nda içeriye kimseyi almad›lar. Görüflme bafllay›nca, Abdurrahman bin Avf (r.a.) “‹çimizden üçümüz, di€er üçümüz lehine halifelikten vazgeçelim.” dedi. Bu teklif kabul edildi. Zübeyrbinavvam (r.a.) Hz. Ali (r.a.) lehine; Talha bin Ubeydullah (r.a.) Hz. Osman lehine; Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.), Abdurrahman bin Avf (r.a.) lehine halifelik hakk›ndan vazgeçtiler. Abdurrahman bin Avf (r.a.) “Ben kendimi halifelik hakk›ndan uzak tutuyorum.” dedi. Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ali’ye (r.a.) dönerek flöyle dedi: “‹çinizden birini seçmeyi bana b›rak›rsan›z, hanginizin daha lây›k oldu€unu araflt›r›r›m.” Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ali (r.a.), bu düflünceye “Peki!’... dediler. Abdurrahman bin Avf (r.a.) 3 gün, gece gündüz çal›flt›. Ensar, muhacir, Medine’nin ileri gelenleri ve halk›n görüfllerini ald›. Uzun uzun araflt›rd›. Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ali (r.a.) ile de ayr› ayr› görüfltü. Onlara flöyle dedi: “Allah’›n kitab›, Peygamberimizin sünneti ve önceki iki halifenin yolundan gidecek misiniz ?” Her ikisi de ayr› ayr› “– Evet, gücüm yetti€ince onlara uyaca€›m.” dediler. Dördüncü gün, Abdurrahman bin Avf (r.a.) bütün çal›flmalar›n› de€erlendirdi. Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ali (r.a)’› ça-

€›rd›. Görüflmelerini anlatt›. Daha sonra da: “Ya Rabbi! üzerimdeki emaneti Osman’›n boynuna koydum.” diyerek Hz. Osman (r.a.)’a biat etti. Bu sözden sonra Hz. Ali (r.a.), di€er flura üyeleri ve mescitteki halk biat etti. Daha sonra kap›lar aç›ld›. Bütün Medine halk› Hz. Osman (r.a.)’a biat ettiler (8 kas›m 644). Böylece Hz. Osman (r.a.) halife seçildi. Mescitte hutbe okumak istediyse de, s›k›ld›, okuyamad›. Bu ifli daha sonraya b›rakt›.

Afrika’ya Aç›lma ve Fetih

Hz. ömer (r.a.) döneminde ‹slâm co€rafyas› oldukça genifllemiflti. Bu kadar genifl ülkelerin idaresi kuvvetli ve disiplinli yap›ya sahip olmay› gerektiriyordu. Hz. Osman’›n (r.a.) halife seçilmesiyle birlikte Azerbaycan, Ermenistan, ‹skenderiye gibi bölgelerde isyanlar olmufltu. Yeni halife, bütün bu isyanlar› k›sa sürede bast›rd›. Bir süre sonra Bizansl›lar ‹skenderiye’yi iflgal etti. Halife, M›s›r’da Amr bin As (r.a.)’› durumla ilgili görevlendirdi. Amr, hemen bir ordu oluflturarak ‹skenderiye üzerine yürüdü. ‹skenderiye flehrini Bizansl›lardan geri ald›. Amr bin As (r.a.) Afrika seferine ç›kmak istedi€ini halifeye bildirdi. Hz. Osman (r.a.)’dan izin ald›ktan sonra , Libya Çölünü geçerek Trablus’a geldi. Burada Bizans Ordusuyla karfl›laflt›. Say›s› ‹slâm Ordusu’ndan fazla olan Bizans Ordusu’nu yendi. Tuleytula’y› (Subeytula?) ald›. Baz› yerlerde isyan ç›km›flsa da, onlar› bast›rd›. Afrika’y› fethetti (646). Çok miktarda ganimet mal› ele geçirdi.

38

39

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

K›br›s’›n Fethi

K›br›s, Akdeniz’de bir adad›r. Suriye sahillerine yak›nd›r. Tarih boyunca harekât üssü olarak kullan›lm›flt›r. Stratejik olarak büyük bir öneme sahiptir. 645’te Bizansl›lar M›s›r’a sald›rd›klar› zaman K›br›s’› üs olarak kullanm›fllard›. K›br›s halk› da Bizans’a yard›m etmiflti. ‹slâm ordular› Akdeniz sahillerinde parlak fetihler gerçeklefltirmiflti. Bizans’a karfl› kesin üstünlük sa€lamak için K›br›s’›n da kesin fethi gerekiyordu.

Ümmü Haram: Hala Sultan

Peygamberimiz (s.a.v.)’in halas› ümmü Haram (r.a.), efli Ubade bin Samit (r.a.) ile birlikte K›br›s seferine kat›lm›flt›. Yafll› idi. Lârnaka liman› yak›n›ndaki Tuzla denilen yerde kat›rdan düfltü. Boynu k›r›larak flehit oldu. K›br›s’ta “Hala Sultan” olarak tan›n›r. Kendi ad›na bir türbe yap›ld›. Türbesi ziyaret yeri hâline geldi. Peygamberimiz (s.a.v.), ümmü Haram (r.a.)’a: “ümmetimden deniz seferine ç›kan ilk savaflç›lar cenneti hak etmifllerdir. Sen onlar›n aras›nda olacaks›n.” demiflti. ümmü Haram (r.a.) Peygamberimiz (s.a.v.)’in sahabelerindendi. Evinde yemek yeyip uyuyacak kadar yak›n› idi. Peygamberimiz (s.a.v.) ona sayg› gösterir, ikramlarda bulunur, ara s›ra ziyaret ederdi.

Muaviye (r.a.) ürdün ve fiam valiliklerinde bulunmufltu. Bölgeyi çok iyi tan›yordu. Halife’den K›br›s üzerine bir sefer için izin istedi. O güne kadar ‹slâm Ordusu’nun deniz savafl tecrübesi yoktu. Bu ifl için gerekli denizciler yetifltirilmesini arzu etti. Bir süre sonra, gönüllü bir ordu haz›rlamas› flart›yla, K›br›s seferine izin verdi. Gönüllülerden bir ordu oluflturuldu. Ordu içinde Ebu Zerr, Ebu’d-Derda, Ubade bin Samit, ümmü Haram (r.a.) gibi sahabenin önde gelenlerinden pek çok insan vard›. Abdullah bin Kays (r.a.) komutas›ndaki ordu Trablusflam liman›ndan gemilerle K›br›s’a hareket etti. ‹skenderiye liman›ndan Abdullah bin Sa’d (r.a.) komutas›nda ikinci bir ordu ç›kar›ld›. Ada iki taraftan kuflat›ld›. Lârnaka liman›ndan K›br›s’a ç›kartma yap›ld›. K›br›sl›lar her iki taraftan yap›lan sald›r›ya direnemedi. Teslim oldular. Pek çok ganimet elde edildi. K›br›s halk› ile bir antlaflma yap›ld›. Ada ‹slâm hakimiyetine girdi (649). ‹slâm ordular›, bundan sonra Malta, Girit ve Rodos adalar›n› fethettiler. Finike’de Bizans donanmas›n› yenilgiye u€ratt›lar. K›br›s’›n fethi, Hz. Osman (r.a.) döneminin büyük zaferlerinden biri oldu. K›br›s seferi, Müslümanlar›n ilk deniz savafl› idi.

Horasan ‹syanlar› ve Baz› Fetihler

‹slâm co€rafyas› h›zla genifllemifl ve devam eden seferler sebebiyle de hakimiyet zorlaflmaya bafllam›flt›. Bu yüzden Horasan bölgesinde isyan ç›kt›. ‹bni Amir Ahnef bin Kays (r.a.) bu isyanlar› bast›rmakla görevlendirildi. ‹bni Amir, önce ‹ran’a yöneldi. Buralarda baz› yerleri fethetti. Niflabur’u kuflatt›. Bölge halk› ‹slâm Ordusu’na direnemedi€i için teslim oldu. Niflabur, Tus, Herat ile bar›fl antlaflmas› yap›ld›. Horasan’daki isyan bast›r›ld› (651). fiam valisi Muaviye (r.a.) Rodos adas›n› fethetti. Akdeniz üzerinden Ege Denizi’ni aflt›. ‹stanbul’a ulaflt›. Donanmay› Kad›köy civar›nda demirledi. Rüzgar›n ters yönde esmesi sebebiyle hücum emri veremedi. Geri döndü (652). ‹slâm Ordusu, bu seferlerde Türklerle de karfl› karfl›ya geldi. Hazar Türkleri ile çarp›flmalar oldu. Her iki taraf büyük kay›plar verdi. ‹slâm Ordusu içinde baz› iç kar›fl›kl›klar ç›kt›€› için, ‹slâm Ordusu Hazar cephesinden geri çekildi (652).

40

41

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Kur’an-› Kerim’in Ço¤alt›lmas›

Peygamberimiz (s.a.v.) zaman›nda, Kur’an-› Kerim ayetleri indikçe, vahiy kâtipleri taraf›ndan yaz›l›yor ve ezberleniyordu.

Hz. Osman (r.a.) halifeli€inin ilk 6 senesi, geçmifl dönemlerin devam› fleklinde geçti. Daha sonra fitne ve kar›fl›kl›k hareketleri bafl gösterdi. Bunda Hz. Osman’›n (r.a.) yumuflak huylu oluflunun da rolü vard›r. Hz. Osman (r.a.) ilk iki halife ölçüsünde disiplin ve otorite sa€layamad›. Ailesine ve akrabalar›na düflkündü. Akrabalar›n› devlet yönetimine getirdi. Baz›lar›, onun bu iyi niyetini kötüye kulland›lar. Devlet ifllerini bir “emanet” olarak görmek yerine, “mal-mülk, makam ve mevki edinme arac›” olarak görmeye bafllad›lar. Ebu Zerr (r.a.) gibi dünyaya prim vermeyen, Allah’›n emirlerini büyük bir titizlikle uygulayan takva sahibi bir sahabenin sözleri dikkate al›nmaz oldu. Hz. Osman (r.a.) döneminde yaflanan bu ve benzeri olaylar, halk›n halifeye olan ba€l›l›€›n› zay›flatt›. Ayr›l›klar ç›kt›. Yönetimde Emevîlerin öne geçmesi, Haflimilerin hofluna gitmedi. Di€er kabileler de bundan memnun de€ildi. Hz. Ebu Bekir ve Hz. ömer (r.a.) döneminde sahabeye büyük de€er verilirdi. Zaman geçtikçe takdir duygular› zay›flamaya bafllad›. Buna ba€l› olarak ta ifllerde gevfleklik görüldü. ‹lk iki halife döneminde samimiyet ve ehliyet ön plânda tutulurdu. Ahmet Cevdet Pafla, konuyu flöyle de€erlendirir: “Saadet devri’nden uzaklaflt›kça, ‹slâm kardeflli€i zay›flad›. Cahiliye devrindeki kavmiyetçilik fikirleri belirdi. Dünyal›k amaçlar peflinde koflanlar ço€ald›. Toplumun yap›s› bozulmaya yüz tuttu.” Yahudi ve H›ristiyan gibi Müslüman olmayan unsurlar bu boflluktan faydaland›. Fitne ve kar›fl›kl›k ç›karman›n yollar›n› arad›lar. Abdullah ibni Sebe, bu tür insanlar›n öncüsü idi. Tarih boyu izi silinmeyecek yanl›fl fikirlerin tohumunu ekti. Abdullah ibni Sebe, Yemenli bir Yahudi bilgini idi. Hz. Osman (r.a.) döneminde Medine’ye geldi. Müslümanl›€› kabul etti€ini söyledi. Bilgisine çok güvendi. Halifeden makam ve mevki istedi.

Hz. Ebu Bekir (r.a.) döneminde Kur’an-› Kerim ayetleri bir araya getirildi, ilgili surelere yerlefltirildi. Ancak, sureler s›raya konulmufl de€ildi. Kur’an-› Kerim surelerinin s›raya konularak bir araya getirilmesi ve ço€alt›larak çevre flehirlere gönderilmesi bir ihtiyaç hâline geldi. Hz. Osman (r.a.) yapt›€› en önemli ifl, Kur’an-› Kerim surelerinin s›raya konmas› ve Kur’an-› Kerim nüshalar›n›n ço€alt›lmas› oldu. Hz. Osman (r.a.) konuyu vahiy kâtipleri ve haf›zlarla görüfltü. Zeyd bin Sabit (r.a)’› bu ifl için görevlendirdi. Zeyd (r.a.) 12 kiflilik bir heyet oluflturdu. Bu heyeti iki gruba ay›rd›. I. grup, sureleri s›raya koydu ve yeniden yazd›. II. grup, düzeltme ve ço€altma ifliyle u€raflt›. Bu ifl tamamland›ktan sonra, Kur’an-› Kerim nüshalar› Mekke, Basra, Kûfe, fiam ve M›s›r’a gönderildi. Kur’an-› Kerim Hz. Osman (r.a.) zaman›nda haz›rlanan bu nüshalardan ço€alt›l›p dünyaya yay›ld›€› için, Hz. Osman (r.a.)’a “Naflir-i Kur’an” –Kur’an-› Kerim’i baflka yerlere yayan– unvan› verildi. ‹slâm co€rafyas› oldukça genifllemiflti. Elde edilen ganimetlerle halk zenginleflti. Ticaret ve ziraat geliflti. ülkede genel bir rahatl›k vard›. Davet ve cihat çal›flmalar›nda gevfleklik bafllad›. Dünya sevgisi, makam ve mevki elde etmeye yönelifl artt›. Peygamberimiz (s.a.v.)’in yan›nda yetiflmifl sahabeler gün geçtikçe yafllan›yor, geniflleyen ‹slâm co€rafyas›na hizmete yetiflemez duruma geliyordu.

Hz. Osman’›n (r.a.) Devlet Yönetimi ve Baz› Fitneler

42

43

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Umdu€unu bulamay›nca, Hz. Osman (r.a.) aleyhinde çal›flmaya bafllad›. Fitne ve kar›fl›kl›k ç›kard›. Müslümanlar›n kafas›n› buland›rmaya çal›flt›. Halife onu önce Basra’ya, sonra fiam’a sürdü. Fakat o yine her taraf› kar›flt›rmaya devam etti. ‹slâm Tarihi’nde var olan tüm mezhep çat›flmalar›n›n temelinde, Abdullah ibni Sebe’nin sap›k ve bozguncu fikirlerinin rolü vard›r. Hz. Osman (r.a.)’›n fazla yumuflak oluflu, disiplin ve otoritenin sa€lanmas›na engel olmufltur. Bu durum, fitne ve kar›fl›kl›k döneminin bafllamas›na yol açm›flt›r. Fitne ve kar›fl›kl›klarda tek sebep, Hz. Osman’›n yumuflak huylu oluflu de€ildir. Bunda, toplumun de€er yarg›lar› ve hayat anlay›fl›nda meydana gelen de€iflikliklerin de rolü olmufltur. Hz. Osman’›n (r.a.) fazla yumuflak oluflu ve devlet ifllerindeki baz› uygulamalar›, zaman içinde baz› gruplar› isyan noktas›na getirdi. Abdullah ibni Sebe’nin de k›flk›rtmas›yla M›s›r, Basra ve Kûfelilerden bir grup halifeye isyan etti. Bu gruplar hac görevini yerine getirmek için flehirlerinden ç›kt›klar›n› söylediler. Maksatlar› halife ile savaflmakt›. Medine yak›nlar›nda konaklad›lar. Temsilci durumundaki iki kifli, Hz. Ali, Talha, Zübeyr ve Peygamberimizin han›mlar› (r.a.) ile görüfltüler. Hac yapacaklar›n›, bu yüzden flehre girifl için izin verilmesini istediler. Fakat, hiç birinden yüz bulamad›lar. Baflka görüflmeler de yapt›lar. Ancak, niyetleri anlafl›ld›€› için hiç bir karfl›l›k göremediler. Hepsi, geri dönmelerini tavsiye etti. Sonra geri dönüyormufl gibi yaparak, her üç grup birlikte Medine’ye hücum ettiler. Hz. Osman’›n (r.a.) evini kuflatt›lar. ‹lk günlerde halife’nin namaza gidip gelmesine engel olmad›lar. Baz› sahabeler asilerle savafl›lmas›n› istediler. Bu arada isyanc›lar Mescitte Hz. Osman (r.a.)’› tafllad›lar. Halife bay›ld›

Hz. Osman’›n (r.a.) fiehit Edilifli

ve evine götürüldü. Baflkâtip Mervan, Hz. Osman’›n (r.a.) kap›s› önünde toplanan halk› azarlad› ve kovdu. Bu durumda sahabenin ileri gelenleri birfley yapamaz duruma geldi. ‹syanc›lar, Hz. Osman (r.a.)’› namaza ç›karmaz duruma geldiler. önce reisleri El-Gafiki’yi halife ilân ettiler. Medineliler uymay›nca bundan vazgeçtiler. Bu kar›fl›kl›klar s›ras›nda namaz› Ebâ Eyyüb el-Ensari (r.a.) k›ld›rd›. Halife, Hz. Ali (r.a)’› yan›na ça€›rd›. Problemi çözmesini istedi. Hz. Ali (r.a.) isyanc›larla görüfltü. Onlar “istenmeyen devlet görevlilerinin üç gün içinde de€ifltirilmesini” istediler. Baz› valilerde de€ifliklik yap›ld›. Böylece, isyanc›lar da€›ld›. Bir süre sonra, halifelik mührünün M›s›rl› bir kölenin elinde oldu€u anlafl›ld›. Bundan Hz. Osman (r.a.) haberi yoktu. Baflkâtip Mervan’›n emriyle kabilelere mektup gönderdi€i ortaya ç›kt›. Bu durum anlafl›l›nca, Mervan’›n kendilerine teslim edilmesini, Hz. Osman’›n (r.a.) halifelikten ayr›lmas›n› istediler. Ancak, halifenin bu flekilde temize ç›kabilece€ini söylediler. Halife, “‹syan hâlidir, teslim edersem sorgusuz sualsiz öldürürler.” düflüncesiyle Mervan’› isyanc›lara teslim etmedi. Kendisi de halifelikten ayr›lmad›. Hz. Ali ve Ebu Hureyre (r.a.) gibi sahabeler, isyanc›lar›n yapt›klar›n›n do€ru olmad›€›n› anlatt›lar. Halife de isyanc›larla konufltu. Bunlar›n hiç biri fayda vermedi. Bu gerginlik içinde Hz. Osman’a sald›rd›lar. ‹syanc›lar›n öncülerinden olan El-Gafiki isimli M›s›r’l›, Hz. Osman (r.a.)’a k›l›çla darbeler indirdi. Halifenin hizmetçileri karfl› ç›km›fllarsa da etkili olamad›lar (657). Hz. Osman (r.a.) sald›r›ya u€rad›€› s›rada Kur’an-› Kerim okumakta idi. O gece rüyas›nda Peygamberimiz (s.a.v.)’i gördü ve Peygamberimiz (s.a.v.) de ona: “‹ftar› aram›zda yapacaks›n.” demiflti. fiehit edilmezden önce, “Onlara karfl› Allah sana yeter.”4 ayetini okuyordu.

4

Bakara 137.

44

45

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Hz. Osman’›n Defni

Hz. Osman’›n flehit edilmesinden sonrada kar›fl›kl›klar devam etti. Hz. Osman’›n (r.a.) evi ve devlet hazinesi ya€maland›. Bu yüzden cenazesi üç gün defnedilemedi. Hz. Osman’›n (r.a.) han›m› Naile Hatun’un ricas› üzerine, 17 sad›k dostu, cenazeyi y›kad› ve namaz›n› k›ld›. Devam eden kar›fl›kl›klar s›ras›nda cenazeyi tafllayanlar bile oldu. Hz. Osman (r.a.) isyanc›larla mücadele edebilecek güçteydi. Hatta, sahabenin ileri gelenleri “‹syanc›lara karfl› bir ordu haz›rlanmas›n›‘ istemifllerdi. Hz. Osman’›n (r.a.) yumuflak huylu ve kan dökmeye raz› olmayan bir yap›ya sahip olmas›, otoritesini bu yönde kullanmas›na engel oldu. Onun afl›r› yumuflakl›€›, halifeli€i ve flehit edilmesi s›ras›nda disiplin ve otorite sa€lamaya f›rsat vermedi. Hz. Osman (r.a.) flehit edildikten sonra. Sand›€›ndan bir mektup ç›kt›. Bu mektupta flunlar yaz›l›yd›: “Rahman ve Rahim olan Allah’›n ad›yla; Bu, Osman’›n sözleridir. Osman bin Afvan tek olan Allah’tan baflka ilâh olmad›€›na, Muhammed’in Allah’›n kulu ve rasülü oldu€una flahitlik eder. Cennet ve cehennem hakt›r. Allahü Tealâ mahfler günü bütün kabirde yatanlar› diriltecektir. Allah sözünden dönmez. Herkes o takdir edilen süre içinde yaflar, ölür ve dirilir.”

Okuma Parças›

Hz. Osman’›n Bir Hutbesi

“Her türlü hamd ve övgüye lây›k olan Allah’t›r.

Ey insanlar! ‹yi biliniz ki, bu dünya sevimlidir, aldat›c›d›r. Dünya insanlara hofl görünür. Çok kimseler dünyaya yönelmifltir. Siz dünyaya meyletmeyiniz. Çünkü dünyaya güven olmaz. Biliniz ki, kendisine yönelenin peflini b›rakmaz. Allah size dünyay›, orada ahireti kazanman›z için verdi. Dünyaya yönelip ahireti unutmay›n›z. Dünya hayat› geçicidir. Ahiret hayat› devaml›d›r. Geçici hayat sizi kendine çekip, sonsuz hayat ahiretten al›koymas›n. Geçici olana aldan›p, sonsuz olan› unutmay›n. Dünya saray›n›n temeli çürüktür. Sonsuz hayat ahiretten al›koymas›n. Geçici olana aldan›p, sonsuz olan› unutmay›n. Dünya saray›n›n temeli çürüktür. Dönüfl ancak Allah’ad›r. Yaln›z Allah’tan korkunuz. Allah’tan korkmak, cehenneme karfl› bir kalkand›r. Allah’›n hoflnutlu€unu kazanmaya bir vesiledir. Durumunuzu de€ifltirmekten sak›n›n›z. Cemaate devam ediniz. Parça parça olmay›n›z. Allah’›n nimetini hat›rlay›n›z ki, bir zamanlar birbirinize düflman idiniz de; Allah kalplerinizi birlefltirdi. Onun nimeti sayesinde kardefller oldunuz.”

46

47

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Hz. Osman’›n Hikmetli Sözlerinden:

• Dünya ibretlerle dolu, gözyafllar›yla yüklüdür. • Dünyaya yönelmek kalbi karart›r, ahireti istemek kalbi ayd›nlat›r. • Dünyadan bana üç fley sevdirildi: ‹nsanlara selâm vermek, yemek yedirmek, insanlar uykuda iken namaz k›lmak. • Gurbette garip kalan kifli, Allah yolundaki mücahit gibidir. • Kiflinin akl›n› be€enmesi ahmakl›€›n›n iflaretidir. • Cömertlik, ak›ll› insan› kötülenmekten koruyan bir bekçidir. • fiükür zenginli€in süsüdür. • ‹lmin zekât›, onu baflkas›na ö€retmektir. Vücudun zekât› hastal›klard›r. • Bilgisizlik öyle bir binektir ki, üzerine binen kifliyi alçalt›r. Onunla arkadafll›k yapan yolunu kaybeder. • Yanl›fltan dönmeyi en büyük üstünlük bilirim. • ‹yilerle dost ol, kötülerden emin olursun. • Fitneyi alevlendirmeden ahiret âlemine göçene ne mutlu! • Belây› ancak sab›r yoluyla üzerinden uzaklaflt›rabilirsin. • Çok konuflmak dili yalana kayd›r›r, dostlar› usand›r›r. • Gözü haramdan korumak, zinaya karfl› perdedir. • Allah’› unutmay›n›z. Sonra sizi rahmetinden uzaklaflt›r›r. • Befl vakit namaz› vaktinde k›l›p devam edene, Allah dokuz iyilikle karfl›l›k verir: 1. Allah o kifliyi sever, 2. Bedeni sa€l›kl› olur, 3. Melekler onu korur, 4. Evine bereket iner, 5. Salih insanlara mahsus nurlu bir yüze sahip olur, 6. Allah onun kalbini yumuflat›r, 7. fiimflek gibi s›rat› geçer, 8. Allah o kifliyi cehennemden korur, 9. Emniyetli ve iyi insanlara komflu olur.

Hz. Ali (r.a.) Devri (657-661)

Hz. Ali (r.a)’›n Halife Seçilmesi

Peygamberimiz (s.a.v.)’in halifesinin ac›kl› bir flekilde flehit edilmesi, sahabeyi çok üzdü. Uzun süre olay›n etkisinden kurtulamad›lar.

Hz. Osman’›n (r.a.) flehit edilmesinden sonra, Medine’deki kar›fl›kl›k 5 gün kadar sürdü. Bu süre içinde Medine, El-Gafiki’nin elinde kald›. Bu zat, Abdullah ibni Sebe’nin taraftarlar›ndand›. ‹syanc›lar flehre hakimdi. Onlar pek çok kiflinin halifeli€e istekli oldu€unu san›yorlard›. Böyle olmad›€›n› anlad›lar. Sahabenin ileri gelenleri halifeli€i kabul etmedi. Hiçbiri isyanc›lar›n seçti€i halife olmak istemiyordu. Bu durumu gören isyanc›lar Medinelilere: “Siz flura ehlisiniz. ümmet üzerinde büyük etkiniz vard›r. Aran›zdan bir halife seçiniz. Biz de ona uyaca€›z.” dediler. Medineliler ise, Ali bin Ebi Talib (r.a)’› halife seçmekte birleflmifllerdi. Do€ruca Hz. Ali (r.a.)’a geldiler: “Halifeli€i kabul et de sana biat edelim.” dediler. Hz. Ali: “Beni b›rak›n, baflkas›n› halife seçin.” dedi. Daha sonra da bunun gerekçesi olarak: “Gelecekte ak›llar›n kavrayamayaca€›, kalplerin dayanamayaca€› çeflit çeflit s›k›nt›lar›, de€iflik felâketleri gördü€ü”nü söyledi. Medineliler ise: “Sen bizim göremedi€imizi görüyorsun. Halifeli€e lây›ks›n, sana biat ediyoruz.” dediler. Bunun üzerine Hz. Ali (r.a.), gizli biat istemedi€ini, biat›n mescitte yap›lmas›n› söyledi. Halk mescitte topland› ve biat edildi.

48

49

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

fiam Valisi Muaviye bin Ebu Süfyan (r.a.), ba€›ms›z bir vali gibi hareket ediyordu. Baz› sahabeler Muaviye’ye makam verilerek fiam’da tutulmas›n› teklif ettiler. Fakat, Hz. Ali (r.a.) bu teklifi kabul etmedi. Muaviye’nin tavr›n› kendisine isyan olarak gördü ve Muaviye’ye bir mektup gönderdi. Halifeye biat ve itaat etmesini istedi. Muaviye, Hz. Osman’›n (r.a.) kan›n› bahane ederek biat teklifini kabul etmedi. Hz. Ali baz› valileri de görevlerinden ald›. Yenilerini tayin etti. Bütün bunlar Mekke’deki gerginli€i gün geçtikçe art›yordu. Ümeyye O€ullar› Hz. Ali (r.a)’›n halifeli€ini bir türlü kabullenemediler. Medine‘den ç›k›p fiam valisi Muaviye’nin yan›na gittiler. Hz. Osman’›n (r.a.) katilleri cezaland›r›lmadan, Hz. Ali’ye biat etmeyeceklerini bildirdiler.

kir (r.a.)’›n k›z›, Peygamberimizin zevcesi, mü’minlerin annesi Hz. Aifle (r.a)’› korumak için, büyük bir topluluk deve etraf›nda toplanm›flt›. Bu yüzden bu savafla “Cemel (deve) Vakas›” denilmifltir. Hz. Ali (r.a)’›n bar›fl niyetleri Hz. Aifle’ye (r.a.) haber verildi. Hz. Aifle (r.a.) bundan çok memnun oldu. Herkes “Bar›fl gerçekleflti.” diye seviniyordu. Bar›fl›n sa€lanaca€›n› gören Abdullah ibni Sebe, Halid ibni Mülcem ve Eflter gibi münaf›klar fitne yaymaya bafllad›lar. ‹ki taraf› da savafla zorlayan plânlar yapt›lar. Bar›fl sevinci ile herkesin huzur içinde uyudu€u bir gece, münaf›klar her iki tarafa birden sald›r›ya geçtiler. Her iki taraf sald›r›n›n karfl› taratan geldi€ini sand›. Can korkusuyla birbirine karfl› sald›r›ya geçtiler. Müslümanlar birbirine girdi. En iyi insanlar birbiriyle vuruflmaya bafllad›. ‹ki tarafa da ne yapaca€›n› flafl›rd› ve bozguna u€rad›. Talha (r.a.) ve Zübeyr (r.a.) flehit düfltü. Hz. Aifle (r.a)’› davesinin etraf›nda koruyan 70 kadar Müslüman da flehit oldu. Hz. Aifle (r.a)’›n bindi€i devenin düflürülmesi ile Hz. Ali (r.a.) savafl› kazand›. Hz. Ali (r.a.) ordusuna flu emri verdi: “Kaçanlar›n arkas›na düflmeyin. Yaral›lar› öldürmeyin. Evlere girmeyin. Kimsenin can› ve mal› ganimet ve esir say›lmayacakt›r.” Halife, Hz. Aifle’ye (r.a.) yaklaflt›. Ondan özür diledi. Onun emniyetini sa€lad›. Olup biteni anlatt›. Peygamberimiz (s.a.v.)’in zevcesinin her türlü hürmete lây›k oldu€unu söyledi. Hz. Aifle (r.a.) oynanan oyunun fark›na vard›. Hz. Ali (r.a.) Basra’dan ayr›ld›. Hilâfet merkezini de Kûfe’ye tafl›d› (656).

Cemel Savafl›

Hz. Aifle (r.a.), Talha ve Zübeyr (r.a.) gibi ileri gelen baz› sahabeler de Hz. Osman’›n (r.a.) mazlum olarak öldürüldü€ünü söylüyorlar, katillerinin bulunmas›n› istiyorlard›. Bu gerekçeyle Muaviye’ye destek verdiler. Muaviye’ye Basra’dan da büyük bir destek vard›. Hz. Ali (r.a.), Hz. Aifle (r.a.)’›n çevresinde bir toplulu€un olufltu€unu iflitince, hemen cemaati mescitte toplad›. Bu konuya bir çözüm yolu arad›. Müslüman kan› dökülmemesi gerekti€ini anlatt›. Baz› sahabeler, bu olayda tarafs›z kald›. “kâfirlerle savafl›r›z, ancak Müslümanlar›n karfl› kafl›ya gelmesini istemeyiz.” dediler. Hz. Ali’nin birlik ve beraberlik konusunda gösterdi€i çabalar fayda vermedi. Bu geliflmelerden sonra, Hz. Ali (r.a.) Medine’den Kûfe’ye gitti. Buradan toplad›€› bir ordu ile Basra üzerine yürüdü. Bu savaflta, Hz. Aifle (r.a.) deve üzerinde idi. Hz. Ebu Be-

50

51

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Cemel Savafl›’ndan Ç›kan Dersler

Hz. Aifle (r.a)’›n bu savafltaki tavr› flu gerekçeye dayan›yordu: “Hz. Osman (r.a.) mazlum olarak flehit edilmifltir. Bu sebeple, katillerin cezas›z kalmamas› gerekir.”

Osman’›n (r.a.) flehadetini kendi özel amac›na bahane yapmamas›n›, adalete teslim olmas›n› belirtti. Muaviye (r.a.), Hz. Ali (r.a)’›n mektubuna cevap vermedi. üstün zekâs› ve kiflisel yetene€i sayesinde, zaman›n de€erli ilim ve siyaset adamlar›n› etraf›nda toplamay› baflard›. Halifenin elçisinin de bulundu€u bir toplant›da, isteklerinden vazgeçmedi€ini bildirerek elçiyi geri gönderdi. Bu geliflmeler üzerine, her iki taraf savafl haz›rl›€›na bafllad›. Hz. Ali (r.a.) 80.000 kiflilik ordu ile Kûfe’den hareket etti. F›rat nehrinin S›ffin ovas›nda karfl›laflt›lar. Muaviye’nin baflkomutan› Amr bin As idi. fiiddetli çarp›flmalar oldu. Muaviye (r.a.), Hz. Ali (r.a)’›n savafl› kazanaca€›n› anlad›. Medine’nin ileri gelenlerine mektup yaz›p destek istedi. Fakat, bu istek ilgi görmedi. Medine halk›, ” Hz. Ali (r.a)’›n büyüklü€ünü bildi€ini” belirttiler. Bundan sonra Muaviye (r.a.), hile yoluna baflvurdu. Muaviye (r.a.)’›n askerleri Kur’an-› Kerim nüshalar›n› m›zraklar›n›n ucuna takarak “Aram›zda Allah’›n kitab› hakem olsun.” dediler. Hz. Ali bu iflin bir tuzak oldu€unu anlad›. Askerine bütün güçleriyle savaflmalar›n› emretti. Fakat sözünü dinletemedi. Çünkü Muaviye (r.a.), “Allah’›n kitab›”n› öne sürerek bir teklifte bulunmufltu. Halife “hakem” teklifini kabul etmek zorunda kald›. Her iki taraf birer hakem seçti. Hakemler 400 flahit huzurunda konuyu uzun uzun müzakere ettiler. Hz. Ali (r.a.) ve Muaviye (r.a.)’›n görevden al›n›p, bir flûran›n yeni halifeyi seçmesini kararlaflt›rd›lar. Fakat Muaviye (r.a.)’›n hakemi bu karara uymad›. Muaviye’yi halife ilân etti. Bu durum, halifelik konusunu daha da kar›fl›k bir duruma getirdi (657).

Hz. Alinin (r.a.) etraf›nda yer alanlar›n gerekçeleri ise: “Meflru bir halifeye itaat etmek” gerekti€i idi. Bu olayda Hz. Ali (r.a.) hakl›d›r. Her iki taraf›n da hakl› gerekçeleri vard›r. ‹ki ayr› fikir etraf›nda kümeleflmenin yafland›€› bir ortamda, münaf›klar da bofl durmad›lar. Bar›fl›n sa€lanaca€›n› anlad›klar› anda harekete geçtiler. Abdullah ibni Sebe ve etraf›ndakiler bu nazik durumu f›rsat bildiler. Müslümanlar› birbirine düflürdüler. Böyle zamanlarda münaf›klar›n fitnelerine karfl› uyan›k olmak gerekir. Çünkü fitne, öyle yak›c› bir atefltir ki, uyan›nca iyi niyet ve güzel çal›flmalar, o atefli söndürmeye yetmez. Bu yüzden Peygamberimiz (s.a.v.): “Fitne uykudad›r, uyand›rana lânet olsun.” buyurur. Cemel Vakas›’nda Hz. Ali (r.a)’›n hakl›l›€› ortaya ç›kt›. Onun karfl›s›nda yer alan Müslümanlar içtihatlar›nda yan›ld›lar. Meflhur tarihçi ‹bnü’l-Esir, bu olay sonras›, Hz. Aifle (r.a)’›n piflmanl›€›n› anlatan flu sözünü kaydeder: “Keflke, yirmi y›l önce ölseydim de, bu manzaray› görmeseydim.” fiam Valisi Muaviye (r.a.) ile M›s›r Valisi Amr bin As Hz. Ali (r.a)’›n halifeli€ini tan›mad›lar. Daha sonra, onlara yenileri de eklendi. Cemel Savafl›’ndan sonra, Muaviye (r.a.) ve Hz. Ali (r.a)’›n aras› daha da aç›lm›flt›. Halife, bu duruma bir çare bulmak istedi. Birli€in oluflmas› ve bar›fl›n sa€lanmas›n› arzu ediyordu. Bu sebeple, Muaviye (r.a.)’a bir mektup gönderdi. Biat ve itaat istedi. Hz.

S›ffin Savafl›

52

53

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Nehrevan Savafl› ve Baz› Olaylar

Hakem olay›ndan sonra, Haricîler ad› verilen dar görüfllü bir grup Hz. Ali (r.a.) ile mücadeleye bafllad›. Bunlar daha çok çölde yaflayan, ilimden uzak ve muhakemesi zay›f insanlardan olufluyordu. Hz. Ali (r.a)’›n hakem olay›n› kabullenmesi sebebiyle dinden ç›kt›€›n› iddia ettiler. Halifeye karfl› isyan ettiler. Haricîler, hilâfet merkezi olan Kûfe’ye girmeyeceklerini aç›klad›lar. Bu yüzden “Haricîler” ad› ile an›ld›. Hz Ali (r.a.) bu isyan› bast›rmak için harekete geçti. Nehrevan’da onlar› yendi. Fakat Haricîler yüzy›llar boyu ‹slâm dünyas›nda çeflitli karfl›l›klar ç›karmaya devam ettiler. Halife, kendi dönemindeki di€er isyanlar› da bast›rmay› baflard›. S›ffin Savafl›’ndan sonra Muaviye (r.a.) çevresini geniflletmeye devam etti. M›s›r’a hakim oldu. Amr bin As’› M›s›r’a vali tayin etti. Muaviye, çeflitli beldelere asker göndermeye devam etti. Onlar› hükmü alt›na almak istedi. Yer yer üstünlük sa€lad›. Basra’y› da ele geçirmek istediyse de bu amac›na ulaflamad› (658).

Hz. Ali’nin fiehadeti ve Sonuçlar›

Haricîler, Nehrevan yenilgisinin ac›s›n› bir türlü unutam›yorlard›. ‹slâm dünyas›n›n bölünmüfllü€ünün sorumlulu€unu da Hz. Ali (r.a.), Muaviye (r.a.) ve Amr ibni As (r.a.)’a yüklüyorlard›. Bu sebeple, üçünü de ayn› gün ve ayn› saatte öldürmeye karar verdiler. Bu üç kifli öldürülürse, ‹slâm dünyas›n› sarsan fitne ve kar›fl›kl›klar›n sona erece€ini düflündüler.

Bu üç kifliyi öldürmek için, üç fedai buldular. Bu üç fedai, öyle sözlefltiler ki, üstlendikleri görevi yerine getirmek için ölümden bile kaç›nmayacaklard›. Amr bin As (r.a.) o gece hasta oldu€u için sabah namaz›na ç›kamad›. Suikastç›, Amr bin As (r.a.) zann›yla baflka birini öldürdü ve hemen yakaland›. Muaviye (r.a)’› öldürecek olan fedai, onu uylu€undan yaralad›, fakat öldüremedi. K›sa sürede o da yakaland›. Hz. Ali (r.a.)’› öldürecek fedai Kûfe‘ye geldi. Halifenin geçece€i yerde pusu kurdu. Hz. Ali (r.a.), o€lu Hasan ile birlikte sabah namaz›na geldi ‹maml›€a geçti. ‹bni Mülcem ve adamlar›, namazda iken halifeye hücum etti. Zehirli hançer ve k›l›ç ile Hz. Ali (r.a)’› a€›r yaralad›lar. Halife dinlenme ve tedavi için evine götürüldü. üç gün sonra hançerdeki zehirin kana kar›flmas› sebebiyle vefat etti (24 Ocak 661- H. 20 ramazan 40). Hz. Ali vefat etti€i zaman 63 yafl›ndayd›. Onu flehit eden ‹bni Mülcem deve ile kaçm›flsa da, yolda yakalanarak öldürüldü. ‹lk Müslümanlardan, Peygamberimizin damad›, ilim ve cesaret gibi büyük meziyetlere sahip olan Hz. Ali (r.a)’›n vefat› ‹slâm âlemini derin bir üzüntüye bo€du. Onun flehit edilmesiyle birlikte, Hulefa-i Raflidin ad› verilen, Peygamberimiz (s.a.v.)’in dört büyük halifesinin 30 y›ll›k dönemi sona ermifl oldu.

Halk, Hz. Ali (r.a.) ile Muaviye (r.a.) taraftarlar› aras›nda devam eden kavgadan b›km›flt›. Fitne ve kar›fl›kl›k durmak bilmiyordu. Güvenlik ve bar›fl yara alm›flt›. Herkes bu durumdan flikayetçi idi. Her iki taraf da pek çok kay›p vermiflti. Aileler, reis ve çocuklar›n› kaybetmenin ac›s›n› yafl›yordu. Sonunda, bir antlaflma yap›ld›. Buna göre, Irak taraf› Hz. Ali’ye (r.a.); fiam taraf› da Muaviye’ye b›rak›ld›. Her iki taraf, birbirlerinin ülkelerine kar›flmayacaklard› (660). Bu antlaflma, ‹slâm dünyas›n›n ikiye ayr›lmas› demekti. fiam-Emevî Devleti’nin bafllang›c› da bu antlaflman›n yap›ld›€› 660 y›l›na dayanmaktad›r.

54

55

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Okuma Parças›

Hz. Ali (r.a)’›n Vasiyeti

Hz. Ali (r.a.)

Hz. Ali (r.a.) da halka flöyle demiflti: “Ey insanlar! Bize befl yönden yol arkadafl› ve yard›mc› olunuz:

Hz. Ali (r.a.) yaraland›ktan üç gün sonra vefat etti. Bu arada, tarihlerin kaydetti€i flu vasiyeti yapt›: “O€ullar›m! Takva sahibi olunuz. öksüzleri koruyunuz. Zay›flar› gözetiniz. Zalimin düflman›, mazlumun koruyucusu olunuz. Allah’›n kitab›na uyunuz. Bu konuda k›nay›c› k›namas›na ald›r›fl etmeyiniz.

1. Durumunu bildiremeyecek olan fakirlerin hâlini bize bildirdiniz. 2. Hay›rl› ifllerde bizi destekleyin ve yard›mc› olunuz. 3. Hay›rl› ifllerimizde arac› olunuz. 4. Kimse hakk›nda g›ybet etmeyiniz. 5. Dünya ve ahirete faydas› olmayan ifllere yaklaflmay›n›z. Bu prensiplere uymayacak olanlar bize yaklaflmas›nlar.” Bir gün namazdan sonra efli Fat›ma, onu a€larken görüp sebebini sordu€unda: “Ey Fat›ma! Müslümanlardan ve Müslüman olmayanlardan oluflan bir toplulu€un bafl›nda bulunuyorum. Bu sebeple, açl›ktan ölen yoksullar›, ümitsizlik içinde k›vranan hastalar›, felâketlerin pençesinde inleyen insanlar›, zulüm gören mazlumlar›, hastaneye düflen yabanc›lar›, sayg›de€er yafll›lar›, kalabal›k nüfusa sahip olup da geçim s›k›nt›s› çeken ailelerin durumunu düflünüyorum. fiüphesiz Allahü Tealâ k›yamet günü onlar hakk›nda benden hesap soracakt›r. ‹flte o gün beni kimsenin savunamayaca€›n› düflünerek korkuyor ve a€l›yorum.” demiflti.

O€ullar›m! Namaz›n›z› zaman›nda k›l›n›z. Zekât› yerli yerince veriniz. Usul ve kural›na uyarak abdest al›n›z. Çünkü abdestsiz namaz olmaz. Günahlar›n›za tövbe ediniz. öfke ve kininizi yenmesini biliniz. Akraba ziyaretinden kesilmeyiniz. Cahile karfl› yumuflakl›k gösteriniz. Dini iyi anlamaya çal›fl›n›z. Sözlerinizden dönmeyiniz. ‹yi komfluluk iliflkilerinde titizlik gösteriniz. ‹yilikleri emretme, kötülüklerden sak›nd›rma görevinizi yerine getiriniz. Her türlü kötü söz ve çirkin iflten sak›n›n›z.”

Hz. Ali (r.a)’›n Kiflili¤i

Hz. Ali (r.a.), Peygamberimiz (s.a.v.)’in amcas› Ebutalib’in o€ludur. ‹slâm’› ilk kabul eden dört Müslüman’dan biridir. ‹slâm’› kabul etti€i zaman çocuk yaflta idi. Dünyada iken cennetlikle müjdelenmifl on kifli aras›ndad›r (Aflere-i Mübeflflere). Peygamberimiz (s.a.v.)’in k›z› Hz. Fat›ma (r.a.) ile evlenmifltir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyu, Hz. Ali (r.a.) yoluyla devam etmifltir. Yüksek ahlâkl›, hoflgörülü, cesaret sahibi bir insand›. ‹limdeki seviyesi yüksekti. Sahabenin ileri gelenleri, tak›ld›klar› bir konuyu ona sorarlard›. Güçlü bir hitabeti vard›. Lâkab› Mürteza’d›r. Daha çocuklu€unda kendini gösteren cesaret ve hareketli yap›s›ndan dolay›, annesi ona Haydar lâkab›n› vermiflti. Hz. Ali (r.a.), çok cömert bir insand›. Fakir ve ih-

56

57

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

tiyaç sahiplerini kendinden ve yak›nlar›ndan önce düflünürdü. Hayber’in fethinde büyük kahramanl›klar göstermifl, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sevgi ve övgüsünü kazanm›flt›r. Tebük d›fl›nda bütün savafllara kat›lm›fl, bu savafllarda ‹slâm sanca€›n› tafl›m›flt›r. Peygamberimiz (s.a.v.) Medine’ye hicret için evden ç›karken, Hz. Ali (r.a)’› yata€›na yat›rm›flt›r. Yüce rasül (s.a.v.)’in ve ilk Müslümanlar›n s›rdafl› olmufltur. Hz. Osman’›n (r.a.) flehit olmas›ndan sonra halife seçilmifl, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hayat›nda iken haber verdi€i fitne ve kar›fl›kl›klarla mücadele ederek hayat›n› tamamlam›flt›r. Hz. Ali (r.a.), halifeli€e seçildi€i zaman›n fitne ve fesad›n›n büyüklü€ünün fark›ndayd›. Hatta, kendisine halifelik teklif edenlere: “Beni b›rak›p baflkas›n› seçiniz. Gelecekte öyle ifller görüyorum ki, ayr› ayr› flekilleri, de€iflik renkleri vard›r. Kalpler ona dayanmaz. Ak›llar onu kavramaz.” demiflti. Hz. Ali (r.a.) hilâfet görevini yüklenmekle sanki kor bir atefl üzerinde oturmufl gibiydi. ‹ç kar›fl›kl›klar sosyal bir faciaya dönüflmüfl, f›rt›nal› bir okyanusta mücadele etmek zorunda kalm›flt›r.

• Bana bir harf ö€retenin kölesi olurum. • Cahillik, vücudu yiyip bitiren hastal›k gibidir. • Dört fley devam etti€i sürece, din ve dünya dimdik ayakta durur: 1. âlimler, bildikleriyle amel ettikçe, 2. Cahiller, bilgisizlikleri sebebiyle büyüklenmedikçe, 3. Zenginler cimrilik etmedikçe, 4. Fakirler, ahiretlerini dünyalar›na satmad›kça. • ‹nsan›n namaz konusunda tembellik göstermesi, iman zay›fl›€›ndand›r. • Baban›n çocuklar›na b›rakt›€› servetin en hay›rl›s› edeptir. • Ay›plar›n› örtmek, kendini emniyette hissetmek istersen, az konufl ve çok dinle. Baflkas›nda gördü€ün fena huyu hemen nefsinde ara ve ondan kaç›n. • G›ybet dinleyen insan, g›ybet edenlerden biridir. • Bilmedi€in sözü b›rak. Seni ilgilendirmeyen söze cevap verme. Sap›kl›€a gidece€ini anlad›€›n yola düflme! Böylece düflüncen geliflir, kalbin nurlan›r, insanlara sald›rmam›fl olursun. • Cimrilik, fakirli€in çabuk gelmesini sa€lar. • Allah’a güven ve dayan. O sana yeterlidir. • Allah’tan kork, baflkas›ndan emin olursun. • ‹nsanlar uykudad›r, öldükleri zaman uyan›rlar. • Bat›l›n saltanat› k›sa, Hakk’›n saltanat› devaml›d›r. • En büyük düflman, hilesi gizli oland›r.

Hz. Ali’den ‹bretli Sözler

• Kalbin flifas› Kur’an-› Kerim okumakt›r. • ‹lim meclisleri cennet bahçeleridir.

• Kim ilim yolunda ise, onun gerçek iste€i cennettir. Kim de, günah istiyorsa, o gerçekte cehennemi istiyor demektir. • ‹lim, miras›n hay›rl›s›d›r. Edep sanat›n hay›rl›s›d›r. Takva, az›€›n hay›rl›s›d›r. ‹badet, sermayenin hay›rl›s›d›r. ‹yi amel, ifllerin hay›rl›s›d›r. ‹yi ahlâk, yak›n dostun hay›rl›s›d›r. Yumuflakl›k, yard›mc›n›n hay›rl›s›d›r. ölüm, usland›r›c›n›n hay›rl›s›d›r.

58

59

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Rasulullah’›n (s.a.v.) Halifeleri

Hz. Ali (r.a)’›n flehit edilmesinden sonra halk, Hz. Hasan (r.a.)’› halife seçti. “Allah’›n kitab› ve peygamberin sünnetine” uymas› flart›yla Hz. Hasan’a biat ettiler. Hz. Ali (r.a)’›n hilâfetini kabul eden herkes, Hz. Hasan’›n (r.a.) yan›nda yer ald›. Muaviye’nin emrindeki fiam ve M›s›r d›fl›ndaki bütün beldeler Hz. Hasan’a itaat etti. Muaviye, Hz. Ali (r.a)’›n vefat›na kadar “fiam emiri” olarak an›l›rd›. Bu tarihten itibaren “Emirülmü’minin Halife” olarak an›lmaya baflland›. Bu durum, ‹slâm dünyas›nda iki halifenin ortaya ç›kmas› demekti. Biri, hilâfet davas›ndan vazgeçmezse, bir savafl›n ç›kaca€›na iflaretti. Hz. Hasan’›n (r.a.) halifeli€inin alt›nc› ay›nda, Muaviye (r.a.) Kûfe’ye do€ru hareket etti. Hz. Hasan’›n (r.a.) hilâfetinin güçlenmesini önlemek istedi. Hz. Hasan (r.a.) da 40.000 kiflilik bir ordu ile Kûfe’den ç›kt›. ‹ki ordu karfl› karfl›ya geldi. Hz. Hasan (r.a.) yumuflak huylu, sakin, merhametli, fliddet ve hasedi sevmeyen bir insand›. Savafl ç›kaca€›n› ve çok kan dökülece€ini anlad›. Kûfelilerin Hz. Ali (r.a.) zaman›nda da görüldü€ü gibi devaml› renk de€ifltirmeleri, fitneci, karars›z ve itaatsiz mizaçlar› da Hz. Hasan (r.a.)’› endiflelendiriyordu. Savafl›n çok kötü sonuçlar ortaya ç›karaca€›n› düflündü. Bu sebeple Muaviye (r.a.) ile anlaflt›: “‹ntikam siyaseti güdülmemesi, ‹slâm birli€inin sa€lanmas›, huzur ve bar›fl›n temin edilmesi” flart›yla halifeli€i Muaviye’ye b›rakt›. Hz. Hasan’›n (r.a.) alt› ay kadar süren halifelik dönemi de “Hulefa-i Raflidin Dönemi” içinde say›lm›flt›r. Hz. Hasan’›n (r.a.) bu tavr›, ileride meydana gelecek bütün felâket ve ac›lar› önledi. ‹slâm birli€inin sa€lanmas›na yol açt›. Hz. Hasan (r.a.) makam ve mevki isteklisi olsayd›, çok kan dökülecek, fitne atefli sönmeyecekti. Hz. Hasan’›n (r.a.) bu

davran›fl› bir zay›fl›k de€il, ‹slâm ümmetinin selâmeti için yap›lm›fl bir fedakârl›k örne€idir. Böylece de Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hz. Hasan (r.a.) için y›llar önce söyledi€i flu Hadis-i fierif gerçekleflmifl oldu: “Bu benim o€lumdur. fieref sahibi bir efendidir. Allahü Tealâ bu o€lum sebebiyle, yak›nda Müslümanlar›n iki büyük f›rkas›n›n aras›n› ›slah edecektir.”5 Hz. Hasan (r.a.) ölece€ine yak›n günlerde, Hz. Hüseyin (r.a)’› yan›na ça€›rarak “Hilâfet konusunda düflündüm ve anlad›m ki, Allah, Ehl-i Beyt’e hilâfet vermeyi uygun görmüyor.” diyerek hilâfet davas› gütmemesini vasiyet etmiflti. Hz. Hasan (r.a.) fitne ateflinin alevlendi€i bir dönemde, Ehl-i Beyt’in itibar›n›n zedelenmemesini istiyordu. Hz. Hasan (r.a.) hilâfeti b›rakt›ktan sonra Medine’ye gitti. Burada sekiz y›l yaflad›. K›rk yedi yafl›nda vefat etti (M. 669- H. 5 Rebiu’l-evvel 49). Hz. Hasan’›n (r.a.) zehirlenerek öldürüldü€ünü belirten tarihî kaynaklar da vard›r. Hz. Hasan (r.a.) hilâfetten ayr›ld›ktan sonra Müslümanlar Muaviye (r.a.)’a biat ettiler. Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.), hilâfet makam›n› zorla ve hile ile geçirdi€i gerekçesiyle Muaviye (r.a.)’a “melik-hükümdar” olarak hitap etti. Bu sebeple biat etmedi. Haricîler, Muaviye (r.a.) ile mücadeleye kalk›flm›fllarsa da, bir varl›k gösteremediler. Bundan sonra, Muaviye (r.a.) hilâfet merkezini fiam’a tafl›d›. Böylece fiam Emevî Devleti do€mufl ve saltanat dönemi bafllam›fl oldu.

5

Buhari.

60

61

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Emeviler Devri (661-750)

geldi. Hatta, o€lu Yezid’i veliahd tayin etti€i için, saltanat yöntemini bafllatan ilk kifli oldu. Daha sonra da devlet gelene€i, babadan o€la geçen bir saltanat fleklinde devam etti. ülkede birli€i sa€lad›ktan sonra, hemen fetihlere bafllad›. ‹slâm Devletinin s›n›rlar›n› geniflletti. Pek çok insan›n ‹slâm’a girmesine vesile oldu. Araplar› üstün tutan bir siyaset izledi.

Muaviye (r.a.) Dönemi

Mekke’nin fethedildi€i gün ‹slâm’a giren Muaviye, k›sa süre Peygamberimiz (s.a.v.)’in vahiy kâtipli€ini yapt›. Hz. ömer (r.a.) döneminde Suriye’nin fethine kat›ld›. Hz. Osman (r.a.) döneminde fiam valili€ine getirildi. Bu görevlerindeki baflar›s› ile kendini gösterdi, disiplinli bir ordu kurdu, ilk ‹slâm donanmas›n› oluflturdu. ‹nsanlar› yönetme yöntemlerini çok iyi bilirdi. Bu yüzden Suriye halk›n›n deste€ini almay› baflarm›flt›. Hz. Osman (r.a.) flehit edilince onun kan›n› öne sürerek, Hz. Ali (r.a)’›n halifeli€ini tan›mad›. Hz. Ali’ye (r.a.) karfl› kendi halifeli€ini ilân etti. Hz. Ali (r.a)’›n flehit edilmesi sonucu, Müslümanlar Hz. Hasan (r.a.)’a biat ettiler. Hz. Hasan (r.a.) Müslüman kan› dökülmemesi için yaklafl›k yedi ay sonra halifeli€i Muaviye (r.a.)’a devretti. Hz. Hasan (r.a.)’›n hilâfeti Muaviye‘ye b›rakmas› ‹slâm birli€ini sa€lad›. Muaviye (r.a.) , ümeyye ailesinden oldu€u için, Onun kurdu€u devlete “Emevîler” denildi. Halifelik merkezini de Kûfe’den fiam’a tafl›d›. Bu tarihten itibaren “fiam Emevîler Devleti” kurulmufl ve Emevîler Dönemi bafllam›fl oldu (661). Muaviye (r.a.) seçim yoluyla de€il de, Hz. Hasan’›n (r.a.) tek tarafl› olarak halifelikten feragat etmesi sonucu göreve

Muaviye’nin ‹stanbul’u Kuflatmas›

Muaviye (r.a.) fetih hareketlerine önem verdi. Bunlardan biri de Bizans üzerine yap›lan seferdi. Fetihlerinin bir bölümü olarak ‹stanbul üzerine sefere ç›kt› (668). Donanmas›n› Kad›köy’de demirledi. K›fl mevsimini burada geçirdi. Ertesi y›l o€lu Yezid ile birlikte gelen yard›mc› kuvvetlerle ‹stanbul’u kuflatt›. Pek çok sahabe de bu sefere kat›lm›flt›. Peygamberimiz (s.a.v.)’i hicret sonras› 7 ay evinde misafir eden Ebâ Eyyüb el-Ensari (r.a.) de bu sefere kat›lm›flt›. Kuflatma 5 y›l sürdü. ‹slâm Ordusu so€uklar ve baflka sebeplerle pek çok askerini flehit verdi. Bunun üzerine Muaviye (r.a.) kuflatmay› kald›rd›. Bugün ‹stanbul’da mezar› bulunan 400 kadar sahabe, o dönemde flehit olan sahabelerdendir. Bunlardan Ebâ Eyyüb el-Ensari (r.a.) için ‹stanbul’da bir cami ve türbe yap›lm›fl, bir semte de “Eyüp” ad› verilmifltir. Donanmas›, dönüflte Antalya aç›klar›nda f›rt›naya kap›ld›. Pek çok gemi batt›.

62

63

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Muaviye (r.a.) pek çok fetihler gerçeklefltirdi. Horasan vilâyetini kurdu. Do€uda Maveraünnehir’e kadar uzanan beldeleri hakimiyeti alt›na ald›. Semerkant, Tirmiz ve Afganistan’› fethetti. Fetihler Kuzey Afrika’ya da yöneldi. Tunus fethedildi. Tan›nm›fl ‹slâm komutan› Ukbe bin Nafi, Kayrevan flehrini kurdu. Buray› askerî bir üs hâline getirdi (670).

Di¤er Fetihler ve Muaviye’nin ölümü

Hz. Hüseyin (r.a.) bundan sonra, bir gece gizlice Mekke’ye gitti. Ehl-i Beyt ile görüflmeleri de€erlendirdi. Ehl-i Beyt, Hz. Hüseyin (r.a)’a karfl› sevgi ve ba€l›l›klar›n› ifade etti. Hz. Hüseyin (r.a)’a bir zarar gelmesini istemediklerini belirttiler. Bu konuda nasihatte bulundular. fiimdilik Mekke’de kalmas›n› ö€ütlediler. Abdullah bin ömer (r.a.) ve Abdullah bin Zubeyr (r.a.) de Hz. Hüseyin’le (r.a.) birlikte hareket ediyordu. Medine valisi de Hz. Hüseyin’le (r.a.) görüflmüfltü. Yezid, Mekke ve Medine’deki geliflmelerden hiç memnun de€ildi. Halk›n Hz. Hüseyin (r.a.) etraf›nda toplan›p kendisine isyan edece€inden endifle ediyordu. Derhal Medine valisini görevden ald›. Yerine Amr bin Said’i tayin etti. Yeni vali Amr, “Kâbe’de de olsa Ehl-i Beyt’le vuruflaca€›m.” diyerek bu konudaki kararl›l›€›n› gösterdi. Amr bin Said, ‹ki bin kiflilik bir orduyu Mekke üzerine gönderdi. Emevîler ve Mekkeliler savafla bafllad›lar. Abdullah bin Zübeyir, Emevîleri bozguna u€ratt›. Büyük itibar kazand›. Her an Hz. Hüseyin’le (r.a.) istiflare hâlinde idi.

Muaviye (r.a.) yafllanm›flt›. 680 y›l›nda hastaland›. O€lu Yezid’i halife ilân etti. K›sa süre sonra vefat etti. Muaviye (r.a.) sab›rl›, disiplinli ve cömert bir insand›. üstün yetenekleri vard›. Yüce rasül‘den yüz kadar hadis rivayet etmifltir. Muaviye, ölmeden önce o€lu Yezid’i Halife ilân etmiflti. Hicaz bölgesi d›fl›nda kalan ‹slâm beldeleri Yezid’e biat ettiler. Hz. Hüseyin (r.a.), Abdullah bin ömer (r.a.) ve Abdullah bin Zubeyr (r.a.) Yezid’e biat etmediler.

Yezid Dönemi

Kerbelâ Olay›

Yezid, Medine valisi Velid arac›l›€› ile Hz. Hüseyin (r.a.)’dan biat almak istedi. Mervan da valinin yan›nda bulunuyordu. Hz. Hüseyin (r.a.) Muaviye’ye “Allah’tan rahmet” diledi ve “Benim durumumdaki bir kifli gizli flekilde biat etmez. Herkesi toplay›p bizi ça€›rman uygun olur.” diyerek biat etmeyi kabul etti. Velid, bar›flsever bir insand›. ‹fllerin kan dökülmeden halledilmesini istiyordu. Fakat Mervan, Yezid’in emirlerine boyun e€iyor, mevkisini korumak istiyordu. Hz. Hüseyin (r.a)’a karfl› sert ve kaba sözler söyledi.

Yezid’in halifeli€ini kabul etmeyen Kûfeliler, Hz. Hüseyin’e haber gönderdiler. Irak’a gelmesi hâlinde “etraf›nda bütünlefleceklerini” söylediler. Mektuplar›nda özetle: “Ey mü’minlerin göz bebe€i! Ne isyankâr ve de günahkâr kimseleriz ki, Hz. Ali ve Hasan’a yard›mda kusur ettik, k›ymetlerini bilemedik, yüzümüz siyah oldu, kalbimiz yaraland›, isyan›m›z bize ne ac›lar çektiriyor. Yezid’in verdi€i s›k›nt› alt›nda eziliyoruz. Ey de€erli kifli! Suçumuzu kabul ediyor, aff›n› bekliyoruz. Merhamet ve yard›m eyle. Bizi üzüntülü ve ümitsiz b›rakma.” diyorlard›.

64

65

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Kûfe ileri gelenlerinden buna benzer yüzlerce mektup alm›flt›. Fakat, Abdullah bin Muti gibi Mekke’nin ileri gelenleri, Hz. Hüseyin (r.a)’› “Kûfelilerden sak›nmas›, babas›n›n orada öldürüldü€ü, a€abeyinin orada desteksiz kald›€›, Kûfelilerin istikrars›z ve hileci bir mizaca sahip olduklar›” fleklinde uyar›yor, dikkatli olmas›n› istiyorlard›. Hz. Hüseyin (r.a.) durumu incelemesi için, amcas›n›n o€lu Müslim’i Kûfe’ye gönderdi. Kûfeliler Müslim’i çok iyi karfl›lad›lar. Misafir ettiler. A€layarak, Yezid ve adamlar› ile vuruflmaya yemin ettiler. ‹lk anda 20.000 civar›ndaki Kûfe'li Hz. Hüseyin (r.a)’a bîat ettiklerini aç›klad›lar. Yezid, k›sa sürede olup biteni ö€rendi Kûfe valili€ine Ubeydullah bin Ziyad’› tayin etti. Kendisinden bölgedeki olaylar› önlemesini istedi. Hz. Hüseyin (r.a.) ald›€› haberlere güvenerek az bir kuvvetle yola ç›kt›. Yola ç›kmadan önce uyard›lar. Hatta içlerinden baz›lar›: “Kûfe halk›n›n kalbi seninle. Ancak k›l›çlar› Beni ümeyye iledir.”diyerek durumu ortaya koymaya çal›flt›lar. Elbette, sonucu de€ifltirmede etkili olan davran›fllar›d›r veya ne yapt›klar›d›r. Yoksa, kalplerde gizli kalan veya sadece lâf› edilenin hükmü yoktur. Burada anlafl›lmas› gereken, nerede bulunduklar›, k›l›çlar› ve tav›rlar›n› ortaya koyan oylar›d›r. Hz. Hüseyin (r.a.) “Kûfeliler bizi davet ettiler, biz de uyduk. ‹yi karfl›larlarsa ne güzel, e€er ilgilenmezlerse geri döneriz.”düflüncesiyle yolundan dönmek istemedi. Ancak, Mekkeliler ve Ehl-i Beyt’i kendisiyle gelip gelmemekte serbest b›rakt›. Fakat, Hz. Hüseyin (r.a) ve yan›ndaki Ehl-i Beyt ile yak›n akrabalar› F›rat k›y›s›ndaki Kerbelâ denilen yere geldiklerinde, Yezid’in gönderdi€i kuvvetlerle karfl›laflt›lar. Burada Hz. Hüseyin (r.a.), “teslim ol” teklifini kabul etmedi.

Hüseyin (r.a.)’›n, kendisine teklif edilen “teslim olarak bîat”› kabul etmedi€ini ö€renen ömer bin Sa’d derhal harekete geçti. Bu s›rada Hz. Hüseyin (r.a.) bir a€aca dayanm›fl uyukluyordu. Karfl›dan atl›lar›n gelmekte oldu€unu ö€renince uyand›. “Rüyamda Peygamberimiz (s.a.v.)’i gördüm. Sen bize do€ru geliyorsun.” dedi€ini söyleyerek rüyas›n› anlatt›. Hz. Hüseyin (r.a.), kardefli Abbas ve yirmi kadar arkadafl›n› ömer bin Sa’d’a gönderdi. Sabaha kadar izin istedi. O gece, yan›nda bulunanlar› toplad›. Düflman›n niyetinin ne oldu€unu anlatt›. “Onlar›n sizinle ifli yok. Buradan çeflitli köy ve flehirlere da€›l›n›z.” dedi. Bir k›s›m yak›nlar› Hz. Hüseyin (r.a)’› yaln›z b›rak›rken, Ehl-i Beyt bunu kabul etmedi. Yan›ndan ayr›lmad›. Hz. Hüseyin (r.a.) 9 Muharrem gecesini ibadet ve Kur’an› Kerim okumakla geçirdi. Ertesi gün Kûfe Ordusu’na baz› uyar›lar yapt›. Kûfelilerin gönderdikleri mektubu hat›rlatt›. Fakat onlar hepsini inkâr ettiler. Sözleri hiçbir fayda vermedi. Bu sözlerden sonra, Hz. Hüseyin (r.a.) taraf›na oklar ya€maya bafllad›. Hz. Hüseyin (r.a.)’›n yan›ndakiler, karfl› taraf›n kulland›€› a€›r sözler sebebiyle, ok atmak için izin istediler. Hz. Hüseyin (r.a.) “Vuruflmaya ilk bafllayan biz olmayal›m.” diyerek izin vermedi. Savafl tek tek vuruflmalarla bafllad›. Bunda Hz. Hüseyin (r.a.) taraflar› üstünlük sa€lad›. Fakat Kûfeliler çad›rlar› atefle verdiler. Kad›n-çocuk demeden öldürmeye bafllad›lar. Hücumlar›n› Hz. Hüseyin (r.a)’a yönelttiler. Hz. Hüseyin yak›nlar›n›n flehit oldu€unu görünce üzülüyor ve bitkin düflüyordu. Kuvvetten düflmüfl, g›das›zl›k ve susuzluktan güçsüz kalm›flt›. Kimse “Hüseyin’i vuran ben olmayay›m.” düflüncesiyle onu öldürmeye yanaflm›yordu. Ancak, Zûr’a bin fieriki Hz. Hüseyin (r.a)’a bir darbe indirdi. Onu yaralad›. Sinan bin Enes de bafl›n› kesti (H. 10 Muharrem 61 – M. 10 Ekim 680).

66

67

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Hz. Hüseyin (r.a.)’›n fiehadeti üzerine

Hz. Hüseyin (r.a.)’›n flehit edilmesi, ‹slâm dünyas›n› kahretti. Çok büyük üzüntüye bo€du. Sahabeler sanki k›yamet floku yaflad›. Müslümanlar aras›ndaki ayr›l›klar› daha da art›rd›. Yezid, ‹slâm dünyas›ndan gelen tepkilerle sars›ld›. Emevî Devletine karfl› fliddetli bir düflmanl›k bafllad›. Bu nedenle “Kerbelâ Olay›”, Emevî Devleti’nin y›k›l›fl›n› haz›rlayan önemli sebeplerin en bafllar›nda yer al›r. Tarihçiler Kerbelâ olay›n› flöyle de€erlendirirler: • Kerbelâ olay›, tarih boyunca ‹slâmî de€erlere sald›ranlara karfl› bir direniflin sembolüdür. • Hz. Hüseyin (r.a.) Yezid’e biat edemezdi. E€er biat etseydi, tarihe mal olmufl flahsiyet ve manevî çehresiyle bilinen “Hüseyin” olmaktan ç›kard›. O, ilâhi otoriteye ba€l›yd›. Yezid’e biat etmesine, inanc›, ameli, takvas› izin vermiyordu. • Bu nedenle Hz. Hüseyin (r.a.), zulme boyun e€medi ve zalimin yan›nda yer almad›. • Olaya yüzeysel olarak bak›ld›€› zaman, sanki, Hz. Hüseyin (r.a.)’›n dünyal›k ve saltanat için Kûfe’ye hareket etti€i izlenimi uyanabilir. Ancak, olay genifl bir bak›fl aç›s› ile ele al›nd›€› zaman, Hz. Hüseyin (r.a.)’›n sab›rl›, cesur ve sa€lam bir dava adam› oldu€u anlafl›l›r. • Hz. Hüseyin (r.a.)’›n davas›, kendi flahs›ndan daha de€erliydi. E€er, davas›n› hiçe say›p da, flahs›n› öne ç›karsayd›, böyle bir felâketle karfl›laflmazd›. O, yüksek ‹slâmî de€erleri kiflisel ç›karlar›na alet ederek Müslümanl›€a zarar verenlerin karfl›s›nda yer alm›flt›.

• Yezid’in Ehl-i Beyt’e, Mekke ve Medine halk›na yapt›klar›, tarih boyunca, kara bir leke olarak kalm›flt›r. Kerbelâ’da Hz. Hüseyin (r.a.) ve 72 arkadafl›n› flehit etmesi, ‹slâm dünyas›nda büyük nefret uyand›rm›flt›r. • Bu nedenle Yezid devri, ‹slâm devlet ve düflünce tarihinde karanl›€› temsil eder. Yezid, üç buçuk sene hükümdarl›k yapt›. 39 yafl›na geldi€inde Hamas’ta hastaland›. Hastal›€› s›ras›nda, yerine II. Muaviye halifeli€e getirildi. K›sa süre sonra da vefat etti. Cesedi fiam’a götürüldü (683). Kâbe’ye ipek örtü örtme gelene€ini ilk olarak Yezid bafllatt›.

68

69

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Yezid’in ölümünden sonra, o€lu II. Muaviye halife oldu. II. Muaviye, babas›n›n tam aksine dindar ve takva sahibi bir insand›. fiahsiyeti, düflünce yap›s› ve siyaset anlay›fl› babas›na hiç benzemiyordu. Hatta babas›n›n yapt›€› zulümlerden utanç duyuyordu. Bir hutbesinde halk›na flöyle demiflti: “Sizin ifllerinizi yürütme gücünden yoksunum. Hz. Ebu Bekir (r.a.) veya Hz. ömer (r.a.) gibi birini bulabilseydim, bafl›n›za onu geçirmeyi arzu ederdim. ‹flleri “flûra” ile yürütmek isterdim. Bu özellikte insanlar bulamad›€›m için görevden çekiliyorum.”

II. Muaviye Dönemi

Abdulmelik bin Mervan (685-705)

Hakimler soyunun ikinci halifesidir. Babas› Mervan’›n ölümünden sonra halife olmufltur. ‹ç kar›fl›kl›klar› önlemekle ifle bafllad›. D›fla aç›ld›. Devlet ifllerine baz› protokol kurallar›n› getirdi. Divan’da Arapça’y› resmî dil olarak kabul etti. Baz› seferler de yapt›. Fakat sert ve ac›mas›z bir mizaca sahipti. Haccac-› Zalim’i halk›n bafl›na musallat etti. Bu gibi nedenlerle, halk›n memnuniyetini kazanamad›. Aksine, halk›n nefretini kazand›. Emevîlerin en parlak dönemidir. Büyük fetihlerin yap›ld›€› bir dönem olmufltur. Maveraünnehir, Hindistan, Fergana, Azerbaycan, Kuzey Afrika, ‹spanya gibi pek çok yerdeki fetihler onun zaman›nda gerçekleflmifltir.

I. Velid (705-715)

II. Muaviye, o dönemde eriflilmesi zor makam› elinin tersiyle itiyor, fitne ve ayr›l›klar›n yayg›n oldu€u bir ortamda halifelik yapmay› içine sindiremiyordu. Yaln›zl›k köflesine çekildi. Kendini ibadete verdi. K›rk gün kadar bir süre sonra vefat etti (684). II. Mervan Hakemîler soyundand›r. II. Muaviye’den sonra meydana gelen otorite bofllu€unu iyi de€erlendirdi. fiam’a gelerek ordular›n bafl›na geçti ve kendini halife ilân etti. Halifeli€ini güçlendirmek için de, Yezid’in dul han›m›yla evlendi. Fakat, Yezid’in o€lu Halid’e kötü sözler söyledi€i için, han›m› taraf›ndan bo€ularak öldürüldü (685).

II. Mervan Devri (684-685)

‹spanya’n›n Fethi

I. Halid döneminin en büyük fethi ‹spanya’da gerçekleflmifltir. Tar›k bin Ziyad öncülü€ündeki ‹slâm Ordusu, Kuzey Afrika’da kesin bir hakimiyet sa€lam›flt›r. Sonra, ‹spanya’ya geçmifller, 6 y›l içinde ‹spanya’y› fethetmifllerdir (H. 92, M. 711). Bu tarih Müslümanlar›n Avrupa k›tas›na aç›ld›€› ‹slâm’›n sesini oralarda da duyurmaya bafllad›klar› bir tarihtir.

II. Mervan h›rs ve hileleriyle tan›nm›flt›.

O dönemde ‹spanya’da Vizigotlar hüküm sürüyordu. Ancak, halk yönetimden memnun de€ildi. Halk, a€›r vergilerle küstürülmüfltü. Yahudiler gibi etnik unsurlara zulüm yap›l›yordu. H›ristiyanlar aras›nda da birlik yoktu. Berberiler arac›l›€›yla ‹spanya’da Müslümanlara karfl› bir yak›nl›k olufltu. Septe Bo€az› hakimiyeti konusunda bir ayr›l›k

70

71

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

vard›. Septe Hakimi, Müslümanlara yak›nl›k gösterdi. Art›k, ‹spanya’n›n fethi için flartlar olgunlaflm›flt›. I. Velid, 12.000 kiflilik orduyu ‹spanya’ya gönderdi. Bafllar›nda Tar›k bin Ziyad bulunuyordu. Tar›k bin Ziyad, Septe Bo€az›’n› geçti. Bu olaydan sonra bu bo€az Cebel-i Tar›k Bo€az› olarak an›lmaya bafllad›. ‹slâm Ordusu ‹spanya topraklar›na ç›k›nca, Tar›k bin Ziyad komutanlar›na emir verdi: “Bütün donanmay› yakacaks›n›z.” Gemiler yak›ld›. Askerde geri dönüfl ümidi kalmad›. Tar›k bin Ziyad ordusuna flöyle seslendi:” önümüzde düflman, arkam›zda deniz var. Kaçarsan›z, denizde bo€ulursunuz; düflmana karfl› hücum ederseniz, iki güzellikten biri var: Ya zafer kazan›r, flerefli bir mevki elde dersiniz, ya da vurulur, Allah yolunda flehit olursunuz.” Bu sözler, Tar›k bin Ziyad’›n kararl›l›€›n›n göstergesiydi. ‹slâm Ordusu’nu zorlu bir savafl bekliyordu. üstün gelmek zorunda idiler. Vizigot Krall›€›, iç kar›fl›kl›klar sebebiyle güçsüz durumdayd›. ‹slâm Ordusu’na karfl› direnecek güçleri yoktu. Yard›mc› kuvvetlerle birlikte, ‹slâm Ordusu’nun say›s› 18.000’e ulaflt›. Tar›k bin Ziyad önüne ç›kan bütün engelleri aflt›. Kadiks denilen bir yerde Vizigotlar›, yendi. Tuleytula’y› ald›. Buras› Vizigotlar›n baflflehri idi. Böylece Vizigot Krall›€›’na son verildi (711). Tar›k bin Ziyad “‹spanya Fatihi” olarak an›ld›. ‹spanya’n›n fethi, ‹slâm dünyas›nda büyük bir sevinç meydana getirdi. Müslümanlar buraya “Endülüs” ad›n› verdi.

Okuma Parças›
“‹leri Yürüyün”
‹slâm Ordusu ‹spanya sahillerine ulaflt›€› zaman, Tar›k bin Ziyad gemileri yakt›rm›fl ve ordusuna flöyle seslenmiflti: “Askerlerim! Arkan›z deniz, önünüz düflman. Kaçarsan›z denizde bo€ulursunuz. Düflmana sald›r›rsan›z, ya flehit olur, ya da zafer kazan›rs›n›z. Anlad›m, anlad›m yi€itlerim! Yenilgi sizin gibiler için de€ildir. Yenilgiden söz etmiyorum. Sizin geri çekilmeye ihtiyac›n›z yoktur. Bütün mülk ve saltanat Allah'›nd›r. Bu ülke de Allah’›nd›r. Size emanettir. Yürüyün ve oray› al›n. Allah’›n büyüklü€ü ad›na, buray› kendinize ve çocuklar›n›za yurt edinmek için savafl›n. Mademki, bizler için geri çekilmek yoktur. Daha önceki seferlerdeki gibi düflmana üstün gelin. Allah’a ve k›l›çlar›n›za güvenin. Genç kahramanlar›m! ‹leriye yürüyün!...”

I. Velid dönemi, fetihlerin zirveye ç›kt›€› bir dönem olmufltur. Pek çok imar çal›flmas› yap›lm›fl. I. Velid baflar›l› bir siyaset izledi. Daima kararl› hareket etti. ‹slâm dinine büyük önem verdi. Zay›f ve fakirlere yard›m ederek halkla kaynaflmay› baflard›.

72

73

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Süleyman bin Abdulmelik (715-717)

I. Velid’den sonra gelen Süleyman bin Abdulmelik devrinde ayr›l›klar bafllad›. Hay›rl› çal›flmalar durdu. Do€ru bir siyaset izlenemedi. Süleyman bin Abdulmelik o€lunu halife ilân etmek istedi. Ancak, ölüm döfle€inde iken baz› olaylar geliflti. Bu nedenle, ömer bin Abdulaziz’i halife olarak vasiyet etmek zorunda kald›.

ömer bin Abdulaziz Devri (717-720)

Emevîler devrinin halk taraf›ndan en çok sevilen halifesi ömer bin Abdulaziz oldu. Dürüstlü€ü ve adaletiyle ün kazand›.

Ömer bin Abdulaziz’e adalete olan düflkünlü€ü sebebiyle “II. ömer” de denir. Süfyan gibi baz› âlimler, onu dört büyük halifenin devam› say›p, beflinci halife olarak kabul ederler.

Okuma Parças›
“Süte su……”

Hz. ömer (r.a.) Medine sokaklar›nda bir sabah halk›n güvenli€ini ve durumunu kontrol ediyordu. Bu esnada bir evin kap› aral›€›ndan gelen sesten bir kad›n›n: “K›z›m kalk ve süte su kat.” dedi€ini iflitir.

Kiflili¤i ve Çal›flmalar›

Ömer bin Abdulaziz Medine’de ö€renim gördü. Haf›zl›€›n› bitirdi. fiiir ve edebiyatla meflgul oldu. Medine valili€i yapt›. Bu görevde iken halk ile bütünleflti ve halk›n gönlünü kazand›. Süleyman bin Abdulmelik’in k›z› Fat›ma ile evlendi. Onun ölümünden sonra halife oldu.

Hz. ömer (r.a.) aldatanlara veya hile yapanlara karfl› oldukça duyarl›d›r. Ancak, esas dikkatini çeken k›z›n davran›fl›d›r. fiöyle ki; Annesinin iste€i karfl›s›nda k›z: “Hz. ömer (r.a.) süte su koymay› yasak etti.” der. Annesi bunun üzerine: ”Hz. ömer (r.a.) sabah›n bu saatinde bunu nereden görecek?” diye sorar. K›z›, çarp›c› ve Allah korkusunun bir sonucu olan: “Aç›ktan halifeye itaat edip de, gizlide isyan m› edelim!..” cevab›n› verir. Daha sonra Hz. ömer (r.a.) o€lu As›m’› bu k›zla evlendirir. Bu evlilikten ümmü As›m adl› k›zlar› dünyaya gelir. Bu k›zdan da ömer bin Abdulaziz. . . Yani, Hz. ömer (r.a.)’›n torunu. . .

Ömer bin Abdulaziz’in kuvvetli bir iman› vard›. Hakk’a teslimiyeti adalet ve sorumluluk duygusunun yüksekli€i ile tan›nd›. Hiç kimseyi üstün bir noktada görmez, herkese eflit davran›rd›. Bu dürüstlük ve adaleti sebebiyle Haricîler bile sessiz kald›lar ve ona biat ettiler. Ehl-i Beyt’e, Haflimilere, Hz. Ali’ye (r.a.) karfl› kötü söz edilmesini yasaklad›. Ehl-i Beyt’e flefkat gösterir, onlar›n haklar›n› korur, ihtiyaçlar›n› giderirdi. Hutbelerin sonuna “Nahl suresi, 90. ayeti”ni ekletti. Bu ayetin anlam› flöyledir: “fiüphesiz Allah; adaleti, iyili€i ve akrabaya vermeyi emrediyor. Zinadan, fenal›ktan ve insanlara zulüm yapmaktan da sak›nd›r›yor. Sizlere böyle ö€üt veriyor ki, benimseyip tutas›n›z.” On büyük f›k›h âlimini kendisine dan›flman olarak seçti. Hata ederse düzeltmelerini istedi. Senelerden beri süregelen

74

75

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

haks›zl›klardan sonra, halk›n gönlünü almak istedi. Bilginlere güvendi. Bu sebeple, Kûfe, Basra civar›nda Zalim Haccac’›n zulmünden kaçanlar Hicaz Bölgesi’ne s›€›nmaya bafllad›lar. Gösteriflten uzak, sade bir hayat yaflad›. Soy, sop ve kavim ile övünmeyi yasaklad›. Peygamberimiz (s.a.v.)’in izini takip etti. Fetih ve seferlere bir süre ara verdi. ülkenin ›slah ve imar›na gayret etti. ‹lim ve kültüre önem verdi. Lây›k olanlar› yönetime getirdi. Bilginin yayg›nlaflmas› için çal›flt›. Halife seçimi konusunda Peygamberimiz (s.a.v.)’in benimsedi€i “flura yöntemi”ni getirmek istiyordu. Bu durum, halifeli€i “saltanat” yöntemiyle sürdüren Emevî ileri gelenlerini endiflelendirdi. “Emevî soyundan gelenlerin halife olmas›” fleklinde süregelen ç›karlar›n›n elden gitmesini istemediler. ömer bin Abdulaziz’in adalet üzerine kurulmufl yönetiminden rahats›z oldular. Hizmetçisine bin alt›n vererek, yeme€ine zehir koydurdular. Bu zehirlenme olay›ndan sonra, 20 gün hasta yatt› ve vefat etti (Receb ay›, H. 101- M. 720). ömer bin Abdulaziz’in vefat›, ‹slâm dünyas›n› büyük bir üzüntüye bo€du. Ömer bin Abdulaziz; • Hadislerin toplanmas›, ezberlenmesi ve korunmas›na öncülük etti. • Görevleri ancak ehil ve lây›k olanlara verdi. • Haks›z uygulamalara son verdi. • ‹slâm kardeflli€inin kökleflmesi için çal›flt›. • Kavim ve kabilecilik anlay›fl›n› y›kt›.

Ondan sonra halife olan II. Yezid, ömer bin Abdulaziz’in yolunu terk etti. Devlet ifllerini unuttu. Oyun ve e€lenceye dald› (720-724). Daha sonra halife olan Hiflam (724-743) iyi niyetle baz› çal›flmalar yapm›flsa da, I. Velid ve ömer bin Abdulaziz dönemleri gibi parlak bir döneme ulafl›lamad›.

Endülüs’ün Fethi

Ömer bin Abdulaziz’in Ölümü

Emevîlerin ‹spanya valisi Abdurrahman el-Gafiki, Puvatya flehrini kuflatt›. ‹ki ordu aras›nda fliddetli çarp›flmalar oldu. A€›r z›rha sahip olan flövalyeler büyük direnifl gösterdiler. Abdurrahman el-Gafiki bu savaflta flehit düfltü. Kumandans›z kalan Emevî Ordusu bir varl›k gösteremedi. Büyük kay›plar vererek geri çekildi (732). Emevîler bu olaydan sonra, ‹stanbul seferi de dahil, baz› seferler yapt›larsa da, ciddi baflar› sa€layamad›lar. Çünkü baz› isyan ve kar›fl›kl›klarla u€raflmak zorunda kald›lar. Bu olaylar Emevîlerin y›k›l›fl›na yol açt› (750).

Emevilerin Y›k›l›fl Sebepleri
r›n ard› arkas› kesilmedi.

Hiflam’dan sonra halife olan II. Velid’in öldürülmesi, Emevî Devleti’nin çöküflünü h›zland›rd›. ‹ç kar›fl›kl›kla-

Tarihçilere göre, Emevî Devleti’nin y›k›l›fl›n› haz›rlayan sebepler: • Önemli görevlere yaln›z Emevî soyundan olanlar›n getirilmesi. • Arap olmayan Müslümanlara de€er verilmemesi. • Halifeli€in “saltanat” yöntemiyle sürdürülmesi.

76

77

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

• Baz› hükümdarlar›n büyüklenme ve gösterifle düflkün olmas› • Fetihlerin durmas› sonucu siyasî ve ekonomik gücün zay›flamas› • Emevî halifelerinin ço€unun Ehl-i Beyt, Haflimiler ve Hz. Ali (r.a.) aleyhindeki tav›r ve düflmanl›klar› • ‹ç kar›fl›kl›klar›n sürmesi • Emevî ailesinin kendi aralar›ndaki geçimsizlikleri • Haricîlerin faaliyetleri Emevîler döneminde, ‹slâm co€rafyas›n›n s›n›rlar› çok geniflledi. Bat›’da Atlas okyanusu’ndan, do€u’da Türkistan içlerine kadar fetihler yap›ld›. Türkler Basra ve Kûfe gibi flehirlere yerlefltirildi. ‹spanya fethedildi.

Abbasiler Dönemi (750-125
Abbasi Devletinin Kuruluflu
Devleti kavmiyetçi bir anlay›flla yönetmeleri, Ehl-i Beyt’e karfl› haks›z tav›rlar› sebebiyle, ‹slâm dünyas›nda Emevîlere karfl› bir hoflnutsuzluk oluflmufltu. Bu hoflnutsuzlu€un meydana gelmesinde Abbas taraftarlar›n›n da büyük rolü oldu.

Emevilerde Kültür ve Medeniyet

Pek çok imar çal›flmas› yap›ld›. Cami, çeflme, flad›rvan, saray, ev ve benzeri sanat eserleri meydana getirildi. Din ilimleriyle u€raflt›lar. Büyük âlimler yetifltirdiler. Dil ve edebiyata önem verdiler. Tarih ve müspet ilimler alan›nda çal›flmalar yap›ld›. Emevîler döneminde yaflanan iç kar›fl›kl›k ve ayaklanmalar, pek çok düflünce ayr›l›€›n› da beraberinde getirdi. Ayr›l›klar ç›kt›. Siyasî ve dinî f›rkalar olufltu. Bu ayr›l›klar birlik beraberli€e zarar verdi. E€er, sa€l›kl› bir devlet yap›s› oluflturulabilseydi, Emevîler daha büyük baflar›lar›n sahibi olabilirdi.

Emevîlerin son döneminde, Horasan bölgesinin idaresi Ebu Müslim’e verilmiflti. Ebu Müslim etkili bir hitabete sahip, cesur, sebatkar, azimli, sab›rl› ve ileri görüfllü bir komutand›. Allah’›n kitab› ve Rasulünün (s.a.v.) sünnetine uyulmas›n› istiyor, Ehl-i Beyt’e karfl› büyük sayg› gösteriyordu. K›sa sürede halk›n sevgisini kazand›. Pek çok isyan›n bast›r›lmas›na öncülük etti. Ebu Müslim’in baflar›lar› Emevî yönetimini rahats›z etmeye bafllam›flt›. Bu yüzden Ebu Müslim’i ortadan kald›rmak istediler. En sonunda, Ebu Müslim Emevî yönetimine karfl› isyan etti. Abbas O€ullar›n›n ileri gelenlerinden Ebu’l Abbas da, Ebu Müslim’i destekliyordu. Ebu’l Abbas, Emevî ailesinden olanlar› tek tek katletti. Ç›kan isyanlar› bast›rd›. Horasan Valisi Ebu Müslim’in Emevî yönetimine karfl› bafllatt›€› isyan hareketi bu devletin sonunu haz›rlad› (750). Emevî Devleti’nin y›k›lmas›ndan sonra, Abbasiler Dönemi bafllad›. Abbasi halifelerinin soyu Peygamberimiz (s.a.v.)’in amcas› Abbas (r.a.)’a dayand›€› için, bu yeni kurulan devlete Abbasiler ad› verildi.

78

79

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Abbasilerin ilk halifesi Ebu’l Abbas oldu. Hilâfet merkezini fiam’dan Haflimiye’ye tafl›d›. ‹syanlar› bast›rd›. ülkesinin huzur ve bar›fl›n› sa€lad›. ‹spanya’da hüküm süren Endülüs Emevî Devleti d›fl›nda kalan bütün ‹slâm dünyas›n› bir yönetim alt›nda toplad›. Dört sene devam eden halifelik dönemi baflar›l› geçti.

Abbasi Halifeli¤i

Okuma Parças›

Düflünmeden Karar Verme

Halife Mansur’un bir vasiyeti flöyledir: • Bir konu üzerinde iyice düflünmeden karar verme……

Ebu’l Abbas’›n vefat›ndan sonra, onun yerine kardefli Ebu Cafer-Mansur halife oldu. Ebu Müslim’in de yard›mlar›yla isyanlar› bast›rd›. Ebu Müslim’in ülke içindeki etkinli€inin artmas› sebebiyle, Ebu Müslim’le aralar›nda anlaflmazl›k ç›kt›. Saltanat› için kendisine rakip hissetti€i Ebu Müslim’i hile ile öldürttü. Ebu Müslim’in ölümü, Abbasî saltanat›n›n kökleflmesini sa€lad›. Ancak, baz› isyanlar›n da bafllamas›na yol açt›. Halife Mansur bu isyanlar›n hepsini bast›rmay› baflard›. Fakat, Endülüs Emevî Devleti, ba€›ms›z bir ‹slâm Devleti olarak varl›€›n› sürdürmeye devam etti. Halife Mansur, emniyet içinde yaflayabilece€i bir flehri oluflturmak istiyordu. Bu sebeple Ba€dat flehrini kurdurdu. Ba€dat’› hilâfet merkezi yapt›. Mansur, askerli€e büyük önem verdi. Disiplinli bir ordu meydana getirdi. ülkeyi zenginlefltirdi. 22 sene halifelik yapt›. 775’te vefat etti. ‹lk Abbasi halifeleri ilim ve fenne büyük önem verdiler. ‹nsanl›€›n faydas›na kurumlar oluflturdular. fiehirler kurup imar ettiler. Medeniyet tarihi için unutulmayacak hizmetler gerçeklefltirdiler. ‹slâm birli€ini sa€lad›lar.

• Devlet baflkan›na Allah’tan korkmak, halka da idarecisine itaat yak›fl›r…… • ülkeleri ebedîlefltiren en büyük fley adalettir…… • Güçsüzlere karfl› kuvvet kullanan aciz say›l›r... • Bulundu€un yerde sana hakikati söyleyecek bir âlim mutlaka bulunsun…… • Ak›ll› kifli, bir problem ortaya ç›kamadan önce gerekli tedbiri alan kiflidir……

Halife Mansur 6

Mansur’dan sonra Mehdi halife oldu. Mehdi, halka ve Ehl-i Beyt’e çok iyi davrand›. Fakirleri gözetti. Hindistan taraflar›na seferler düzenledi. Baz› fetihler yapt›. O€lu Harun Reflid ise, Bizans ülkesinde fetihler gerçeklefltirdi. Mehdi, sap›k ve bat›l inançlarla mücadele etti. 785’te öldü. Cömertlik ve merhamet duygular› yüksek bir halifeydi. Mehdi’den sonra, gerek Mehdi’nin vasiyeti, gerekse fetihler s›ras›nda gösterdi€i kahramanl›klar sebebiyle halk taraf›ndan çok sevilen bir insan oluflu, Harun Reflid’in halifeli€e getirilmesine yol açt›.

5

‹bnü’l-Esir Tarihi

80

81

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Harun Reflid Dönemi (786-808)

Abbasiler en parlak dönemini Harun Reflid’in halifeli€inde yaflam›fllard›r. ‹yi bir e€itim alm›fl olan Harun Reflid, halife olunca bilginlere büyük önem verdi.

iliflkiler gelifltirirler. Bütünü parçalay›c› çabalar› artar. Harun Reflid dönemini de böyle de€erlendirebiliriz. Devletin parçalanmaya bafllamas› da bu parlak zirve dönemine rastlar. Tunus’ta A€lebîler Devleti’nin kuruluflu buna örnektir.

Harun Reflid, halifeli€inin ilk y›llar›nda baz› isyanlarla u€raflt›. Düzenli bir ordu kurdu. Bizans üzerine seferler düzenledi. ‹stanbul üzerine yürüdü. Bütün bunlar Harun Reflid döneminde Abbasilerin ileri seviyede ve güçlü bir askerî yap›s› oldu€unu göstermektedir. 23 y›l halifelik yapan Harun Reflid, 808’de hastaland›. 47 yafl›nda vefat etti. ‹nsanlar›n hayr› için çal›flan fedakâr bir hükümdard›. Zorluklar› yenmesini bilen azim ve iradeye sahipti. Fakirleri gözetir, halk›n problemleriyle ilgilenirdi. ‹lim adamlar›na de€er verirdi. Hatta ilmi yüceltmek için gerekti€inde âlimlerin eline su dökerdi. Hammad ve Ebu Yusuf gibi büyük âlimler o dönemde yetiflmiflti. Harun Reflid hofl sohbet bir insand›. fiiir ve musikî ile ilgilenir, sanatç›lara ra€bet ederdi. Halifeli€i döneminde Ba€dat, bir ilim ve kültür merkezi hâline geldi. ‹lk defa bir k‛t fabrikas› kuruldu. Harun Reflid Avrupa’da da çok tan›nan bir hükümdard›. Fransa kral› fiarlman, halifeye elçi göndererek H›ristiyanlar›n Kudüs’ü serbestçe ziyaret etmelerini istemiflti. Harun Reflid, fiarlman’›n bu iste€ini kabul etmifl, hem de hediyeler göndermiflti. Bu hediyeler içinde, Avrupa’n›n o güne kadar bilmedi€i bir çalar saat da vard›. Abbasiler, Harun Reflid döneminde en parlak dönemlerini yaflad›lar. Ancak zirvede kalabilmek zordur. Çünkü, zirvenin sa€lad›€› rahatl›k ve imkânlar çekicidir. Bundan pay isteyenler birtak›m

Okuma Parças›

En Çok Bulunan fiey

Allah dostlar›ndan Behlül Dânâ Hazretleri, Harun Reflid’in kardefli idi. S›k s›k bir araya gelir, karfl›l›kl› fikir al›fl-veriflinde bulunurlard›. Bir gün Harun Reflid Behlül Dânâ’ya: “Söyle bakal›m, yerin alt›nda, yerin üstünde ve gökyüzünde en çok bulunan fley nedir?” diye sordu. Ancak, Behlül Dânâ’n›n cevab›n› beklemeden sordu€u sorunun cevab›n› kendisi vermeye koyuldu: “Tabii, bunu bilemeyecek ne var?. Yerin alt›nda en çok ölüler, yerin üstünde (dünya da) en çok insanlar, hayvanlar ve bitkiler, yerin üstünde (gökyüzünde) de en çok melekler vard›r.” Behlül Dânâ: “Olmad›, ey halife!” der. Daha sonra da nedenini flöyle aç›klar: “Gökte melekler var. Ancak ilk iki cevap yanl›fl. fiöyle ki; Yerin alt›nda (mezarda) en çok ac› ve piflmanl›k vard›r (insan, yeteri kadar salih amel iflleyemedi€inin piflmanl›€›n› duyacak.). Yerin üstünde ise, en çok h›rs ve tamahla, arzu ve istekler vard›r (Dünyan›n ifli bitmez. Dünya iflleri insan› oyalar.).

82

83

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halife Me’mun Dönemi (813-833)

Harun Reflid’den sonra ülkenin pek çok yerinde kar›fl›kl›k ve isyanlar ç›kt›. 813’te halife olan Me’mun bunlarla u€raflt›. Büyük oranda isyanlar› bast›rd›.

Me’mun, ilme büyük önem verdi. Sanat›n geliflmesine çal›flt›. ‹lim adamlar›n› korudu. Ba€dat ve fiam’da rasathaneler yapt›rd›. üniversite ve kütüphaneler kurdu. Teknolojik alanda pek çok geliflmeye öncülük etti. ‹lim müzakerelerine kat›ld›. ‹lim ve düflünce hayat›n› gelifltirdi. Tercüme bürolar› kurdurdu. Müslüman ve Müslüman olmayanlardan yararland›. Yabanc› ilim adamlar›n›n kitaplar›n› Arapça’ya tercüme ettirdi. Döneminde pek çok kar›fl›kl›k yaflanm›fl, Me’mun bunlar› bilgi, sab›r, tecrübe ve dirayetiyle büyük oranda bast›rm›flt›r. Tarihçiler, halife Me’mun dönemini “parlak ve baflar›l› bir devir” olarak kaydeder.

Mu’tas›m döneminde, Abbasi Ordusu’ndaki Türk askerlerinin say›s› 25 bine ulaflt›. Bu durum Ba€dat halk› üzerinde büyük bir hoflnutsuzlu€a yol açt›. Binlerce Türk askerinin Ba€dat’ta dolaflmas› halk› rahats›z etti. Mu’tas›m bu s›k›nt›y› fark ederek, Ba€dat’›n 80 km kuzeyinde Samarra flehrini kurdurdu. Samarra hilâfet ve ordu merkezi oldu. Mu’tas›m, âlimleri koruyan iyi kalpli bir halife idi. Döneminde pek çok sulama kanallar› açt›rd›. Tar›ma önem verdi.

Türklerin Yönetimdeki Etkinlikleri

Son dönem Abbasi halifeleri Ehl-i Beyt’e karfl› tav›r sergilemeye bafllad›lar. Bu konuyu en ileri götüren halife Mütevekkil (847-861) oldu. Bu tutum mezhep çal›flmalar›na yol açt›. ülke içinde pek çok kar›fl›kl›€a sebep oldu. Bu kar›fl›kl›klar›n önlenmesinde Türkler büyük rol oynad›.

Mu’tas›m Dönemi (833-842)

Me’mun vefat etmeden önce kardefli Mu’tas›m’› veliahd tayin etmiflti. Mu’tas›m daha veliahd iken emrinde 4 bin Türk askeri bulunuyordu. Mu’tas›m’›n halife oluflunda Türk askerlerinin rolü büyüktür.

Türklerin, Abbasi Devleti’nin idari ve askerî yönetiminde etkili olmaya devam etmesi, halife Mütevekkil’i tedirgin ediyordu. Türklerin yönetimde güçlü olmas›n› saltanat› için engel olarak görüyordu. Bu yüzden baz› tedbirler almaya, Türklerin gücünü k›rmaya çal›flt›. Hâlbuki Türkler, devleti iç kar›fl›kl›klardan ve mezhep çat›flmalar› tehlikesinden kurtarmaya çal›flm›fllard›. Bizans üzerine ak›nlar düzenlemifllerdi. Anadolu’nun kap›lar›n› ‹slâm’a açm›fllard›. Yine Türkler, 11. Yüzy›lda bafllay›p iki as›r süren Haçl› seferleri s›ras›nda ‹slâm dünyas›n›n korunmas› ve savunmas›nda büyük yükler üstlenmifllerdi. Tu€rul Bey, Ba€dat’ta Abbasi halifesini Büveyh O€ullar› tehlikesinden kurtard› (1055). Daha ileriki y›llarda da ‹slâm dünyas›n› temsil görevini Osmanl› Devleti üstlendi.

Mu’tas›m huzur içinde yaflayan bir ülke teslim ald›. Fakat k›sa sürede isyanlar bafllad›. Bu isyanlar›n bast›r›lmas›nda tan›nm›fl Türk komutan› Afflin Bey’in büyük rolü vard›r. Bu yüzden, Mu’tas›m önemli askerî mevkilere büyük oranda Türkleri getirmeye çal›flm›flt›r. Halife’nin Türklere karfl› büyük yak›nl›k duymas›n›n temelinde annesinin de Türk olmas›n›n etkisi oldu€u söylenir.

84

85

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Abbasilerin Gerilemesi

Abbasilerin ilk yüzy›l› parlak geçmifltir. Bu dönemde fetihler yap›lm›fl, ilim ve sanatta büyük at›l›mlar gerçekleflmifltir.

Abbasi Devleti’nin Y›k›l›fl›

‹lk yüz seneden sonra dirayetli halifeler gelmemifl, devlet zay›flamaya ve gerilemeye yüz tutmufltur. Bu dönem, devlet yönetiminde Türk unsurunun etkili oldu€u bir dönem olarak görülmektedir. Bu dönemde halifeler Türklere duyduklar› ihtiyaç sebebiyle, bir taraftan Türk komutanlarla iyi geçinmeye çal›flm›fllar; di€er taraftan içten içe onlar›n etkisini k›racak tedbirler alma girifliminde bulunmufllard›r. Bu dönem halifelerinin bir k›sm› oyun ve e€lence düflkünüdür. Hatta çocuk denecek yaflta halife olanlar bile vard›r. Bilgi, devlet tecrübesi ve otorite bak›m›ndan yetersiz olan halifeler devletin bafl›na geçtiler. Abbasi halifelerinin yetersizli€i ile meydana gelen boflluk, Türk as›l› komutanlar ve fiiîli€i benimseyenlerle doldurulmaya baflland›. Çünkü, “Kâinat boflluk kabul etmez.” Yer yer iyi niyetli ve ileri görüfllü halifeler de devlet yönetimine geldi, ama bunlar da çöküflü önleyemediler. Bu dönemde meydana gelen isyan hareketleri devlet otoritesini büyük oranda sarst›. Abbasilerin son zamanlar›nda Ba€dat s›k s›k mezhep çat›flmalar›na sahne olmufltur. Tu€rul Bey, Halife’yi Büveyh O€ullar› bask›s›ndan kurtarm›flt›r. Ancak, bu olaydan sonra Abbasi halifeleri Selçuklular›n hakimiyeti alt›nda varl›klar›n› sürdürmeye bafllad›lar. Türklerin kurdu€u Selçuklu Devleti, Abbasilerin zay›flamas›na yol açt›.

Selçuklular, büyük hükümdar Melikflah’›n ölümünden sonra bafllayan taht kavgalar› yüzünden zay›flad›. Abbasiler bu durumdan istifade etti ve yeniden güçlenmeye bafllad›. Ancak bu durum uzun sürmedi. Çünkü, do€uda Mo€ol tehlikesi ortaya ç›kt›.

Mo€ollar, ya€mac› bir siyaset uygulad›. Geçtikleri yerleri yak›p y›kt›lar. Kendi bafllar›na bir güç oluflturan Mo€ollar, k›sa sürede fiam ve Irak’a sald›rd›. Buralar› ellerine geçirdiler. Mo€ol hükümdar› Hülâgû, Ba€dat’a girince korkunç bir katliam bafllatt›. Her taraf› yak›p y›kt›. Halife’nin bütün aile çevresini öldürdü. Mo€ollar›n ya€mac› siyaseti için söylenen “Tafl üstünde tafl, omuz üstünde bafl b›rakmad›lar.” sözü çok yayg›nd›r. Ba€dat sokaklar› insan cesedinden geçilmez duruma geldi. Cesetler kokuflmaya bafllad›. Hülâgû’nun kokuflma sebebiyle Ba€dat’› terk etti€i söylenir. Mo€ol istilâs› sonunda Abbasi Devleti otoritesini kaybetti ve y›k›ld›.

Y›k›l›fl Sonras›

Hülâgû’nun ya€mac›l›€› Ba€dat’la s›n›rl› kalmad›. Bütün ‹slâm dünyas›na yöneldi. Suriye, Halep ve F›rat’a kadar yak›p y›kmaya devam ettiler. Hülâgû’nun bu ya€mac› giriflimlerini Türk Kölemen Devleti ordular› durdurabildi. Kölemenlerin ya€mac›l›€a karfl› direniflleri, Hülâgû ordular›n›n ‹slâm dünyas›ndan uzaklaflt›r›lmas›n› sa€lad›. Bu olaydan sonra Abbasiler, Hülâgû’yu uzaklaflt›ran Kölemen Türk Devleti’nin himayesine girdi. Mu’tas›m’›n ölümünden sonra, Mustans›r Billah halife oldu. Kölemen’lerin himayesinde hükümranl›€›n› sürdürmek zo-

86

87

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

runda kald›€› için otoriter bir bafl olamad›. Himayede olan›n otoriteden yoksun olmas› nedeniyle Abbasi Devleti da€›ld›. Yeni yeni devletler kuruldu. Abbasi halifeli€i, Osmanl› Padiflahlar›ndan Yavuz Sultan Selim’e kadar böyle devam etti. Yavuz Sultan Selim, M›s›r’› fethettikten sonra zaman›n halifesi Mütevekkil’den halifeli€i devrald› (1517). Abbasi Devleti’nin y›k›l›fl›yla birlikte pek çok devlet ve hanedanl›klar ortaya ç›kt›. Tosun O€ullar›, A€lebîler, Selçuklular, Fat›mîler, Büveyh O€ullar›, Karahanl›lar, Gazneliler bu devletlerin bafll›calar›d›r.

Abbasilerin Y›k›l›fl Sebepleri

Genel olarak ifade edilecek olursa, devleti iktisadî, idarî ve askerî aç›lardan zay›flatarak çökmesine yol açan nedenlerin üzerine gere€ince gidilmemifltir. üzerine titizlikle gidilmesi gereken bu nedenlerden baz›lar›n› flöyle s›ralayabiliriz:

• Yöneticilerin halk›n isteklerine ilgisizli€i ve halk›n küstürülmesi • Devlet yönetiminde belirli kavimlerin öne ç›kar›lmas› • ‹darecilerin, halk›n tepkisini üzerlerine çekecek derecede lüks ve e€lenceye düflkünleflmesi. • Halk›n afl›r› vergilerle b›kt›r›lmas› ve devletin ihtiyaçlar›na karfl› duyars›zlaflt›r›lmas›. • Merkezî yönetime karfl› isyan hareketlerinin, iç kar›fl›kl›klar›n s›kça görülmesi. • Arap olmayan unsurlar›n yönetimi zorlad›€› görüntüsü tedirgin etti. Bunun önlenmesi için birtak›m sert tedbirler almaya yönelinmesi. • Sünni, Alevi ayr›mlar› ile mezhep çat›flmalar›n›n ve iç

kar›fl›kl›klar›n körüklenmesi Büyük tarihçi Ahmet Cevdet Pafla, bu konunun y›k›l›fltaki rolünü flöyle de€erlendirir: “‹slâm milleti hangi mezhepte olursa olsun, müflriklere karfl› birlikte hareket edip ‹slâm’›n Baflkenti Ba€dat’› var güçleriyle korumaya çal›flacaklar› yerde, mezhep kavgalar›yla u€raflt›lar. Sonunda Ba€dat flehri yerle bir oldu. Ortada ne Sünni kald› ne de fiiî...” • Son döneminde ilim ve sanat çal›flmalar›n›n zay›flamas›, bilgi ve tecrübe bak›m›ndan yetersiz halifelerin devleti yönetmesi. • Fetihlerin durmas› ile halktaki inanç ve heyecan›n söndürülmesi, birlik ve dayan›flman›n zay›flat›lmas›. • Son Abbasi halifesi Mu’tas›m’›n d›fl siyasette yetersiz kalmas›, ya€mac›l›€› durduramamas› ve Hülâgû'yu etkisiz hâle getirecek bir siyaset uygulayamamas›. • Bir Müslüman, inanc› gere€i bir baflka Müslüman› di€erlerinden daha yak›n bulmak zorundad›r. Bu hususta “›rk, kavim, renk, mezhep vb.” gerekçeler öne sürülerek ifade edilen hiçbir mazeret kabul edilmez. • Irk, kavim, renk, mezhep vb. öne ç›kar›lan her yerde kavga peflinden gelir. • Kavgan›n oldu€u her yerde ac›, keder, k›r›lma yaflan›r. • Kavga yerine bar›fl› seçmeyenin akl›na flafl›l›r. • Hiç kimse peygamberden daha ileri görüfllü olamaz. Ki o, her durumda ve her özellikte Müslüman› di€erlerinden daha önde tutmay› emretmifltir. K›rg›nl›klar› gidermeyi, darg›nlar›n aralar›n› bulmay› ve kavgay› önlemeyi görev olarak vermifltir.

88

89

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Abbasilerde Kültür ve Medeniyet

Abbasiler ilim ve sanat çal›flmalar›na büyük önem verdiler. Dünyadaki bilimsel çal›flmalar› takip ettiler. önemli eserlerin tercümesini yapt›lar. Hind Edebiyat›’n›n önemli eserlerinden “Kelile ve Dimne” adl› eserin çevirisi bunlar aras›ndad›r. Din ilimlerine büyük önem verdiler. Dünyaya ›fl›k tutan büyük ilim adamlar› yetifltirdiler. Hadis ilminde; Ebu Davud, Taberani, Beyhaki, F›k›h ilminde; ‹mam-› Azam, ‹mam-› Ebu Yusuf, ‹mam-› Muhammed, Serahsi, Tefsir ilminde; Kazi, Nesefi, Maverdi, Tasavvuf ilminde; Hasanü’l-Basri, Cüneyd-i Ba€dadi, ‹brahim Ethem, Kelâm ilminde; Farabi, ‹bni Sina, ‹mam› Gazzali gibi pek çok âlim bunlar›n bafll›calar›d›r. Tabiat ve fen ilimlerinde de büyük geliflme sa€lad›lar. T›p ilmi geliflmifl, pek çok alanda ilk çal›flmalar Abbasiler döneminde bafllam›flt›r. Ba€dat’ta ilaç yapma formülleri konusunda araflt›rma yapan bir eczac›l›k fakültesi aç›lm›flt›r. Büyük ‹slâm kimyageri Cabir bin Hayyan’›n araflt›rmalar› bütün dünyada ilgi uyand›rm›flt›r. ‹bni Sina zaman›n›n bütün hastal›klar›na tedavi yöntemleri gelifltirmifltir. Matematikte de ça€›n›n öncüsü olmufllar, Cebir ilminde flifre kal›plar›n› bulmufllard›r. Cabir ve Harizmi, bu alanda en ileri gitmifl ilim adamlar› aras›ndad›r. ‹slâm bilginleri uzay fizi€i dal›nda, yüzy›llar sonra gelen Einstein’i etkileyen teoriler gelifltirmifllerdir. Y›ld›zlar, ay, günefl ve dünyan›n hareketleri konusunda ilk genifl araflt›rmay› Abbasiler yapt›lar. Saat günlük hayata Abbasiler zaman›nda girdi. Harun Reflid’in fiarlman’a hediye etti€i çalar saat bütün dünyada ilgi uyand›rd›. fiarlman, bu saati cinlerin hareket ettirdi€ine ina-

n›rd›. Bu yüzden cinlerin içine ne zaman girece€ini merak ederek çalar saatin bafl›nda nöbet bekledi€i söylenir. ülkede sistemli bir posta hizmeti vard›. Güvenli€in sa€lanmas› konusunda da ciddi tedbirler alm›fllard›. Denizcilik, ticaret ve tar›ma da büyük önem verildi. Ekime elveriflli arazilerde pek çok ürün yetifltirildi. Abbasiler her alanda ideal bir devlet sistemi kurmay› baflarm›fllard›r.

90

91

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Endülüs Emevî Devleti (756-1031)
Genel Bilgi
Endülüs Emevi (Umayyad) Devleti MS 711 ila 1236 y›llar› aras›nda, bugünkü ‹spanya topraklar› üzerinde hüküm sürmüfltür. Bu devlete tarihte “Müslüman ‹spanya” ya da “Moorish Spain” de dendi€i olmufltur7. Bu dönemde ilimde, teknolojide ve sanatta çok üstün eserler ortaya konulmufltur. Endülüs Emevi Devleti’nin bu birikimi Avrupa Rönesans’›n›n da temelini oluflturur. Bu konuda Karlsson flu tespitleri yapmaktad›r: “Müslüman ‹spanya’y› y›kt›ktan sonra, H›ristiyanlar›n Müslümanlara ac›mas›zca muamele etmelerinin alt›nda biraz da entelektüel afla€›l›k duygusu yatmaktayd›. Kardinal Ximenes, 1499’da Grenada’da 80,000 Arapça kitab› meydanlarda yakt›rm›flt›. Gerekçe olarak ta “Araplar›n kilisenin emirlerine uymayan küçük bir ›rk” olduklar› öne sürülmüfltür. Yine de Toledo kenti, iflgalden sonra Arapça bilimsel eserlerin Latince’ye çevrildi€i bir merkez olmufltur8. Müslümanlar›n Avrupa ile iliflkisi Emevîler döneminde bafllam›flt›. Büyük ‹slâm komutan› Tar›k bin Ziyad, Septe (Cebel-i Tar›k) Bo€az›’ndan ‹spanya’ya geçmifl, fetihten baflka bir ç›k›fl yolu tan›mama kararl›l›€› göstererek ‹spanya’y› fethetmiflti (711). Müslümanlar ‹spanya’n›n ad›n› Endülüs koymufllard›. Endülüs’ün yönetimi Emevîlerin eline geçmifl, buradaki flehirler halifeye ba€l› valiler arac›l›€›yla yönetilmeye bafllanm›flt›.

Emevîlerin yerine kurulan Abbasiler, Emevî ailesinin pefline düflmüfller, hiçbirini sa€ b›rakmam›fllard›. Emevî halifelerinden Hiflam’›n torunu Abdurrahman, çok uzun ve zorlu, hatta ölümle burun buruna gelen, çetin bir mücadele sonucu Emevîlerin elinden kurtulmay› baflarm›flt›. Kuzey Afrika’ya gelerek Berberi kabileleri aras›nda gizlenmifl, ak›llara durgunluk veren bir mücadele sonucu Endülüs’e ulaflm›flt›r. Abdurrahman, Endülüs’e gelince bir araflt›rma yapt›rd›. Çeflitli Arap kabilelerinin temsilcileriyle görüfltü. Ba€›ms›z bir siyasî birlik oluflturma konusundaki niyetini anlatt›. Bu giriflimler özellikle göçmenlerin ilgisini çekti. Abdurrahman çok geçmeden büyük bir taraftar toplulu€unu etraf›nda toplad›. O s›ralarda, Endülüs valileriyle Emevî hilâfet merkezi aras›nda irtibat zay›flam›fl, hatta baz› konularda ayr›l›klar ç›km›fl bulunuyordu. Bu durumu de€erlendiren Abdurrahman, hilâfet merkezi ile z›tlaflm›fl/ters düflmüfl gruplarla birlik olarak, Endülüs flehirlerine hakim oldu. Girdi€i her yeri kendine ba€lad›. Kurtuba’y› merkez edindi. Devletini kurdu (756).

I. Abdurrahman (756-788)

Abdurrahman Küçük, Dönmeler (Sabataistler) Tarihi, Alperen yay., Birinci Bas›m, Kas›m 2001. 8 Ingmar Karlsson, ‹slam ve Avrupa, Cem yay., 2. Bas›m Eylül 2000.
7

Kurulufl Dönemi

Endülüs Emevî Devleti’nin ilk hükümdar›, devletin kurucusu I. Abdurrahman oldu. Kurtuba’y› devletin merkezi yapt›. ‹lk olarak, devletini güçlendirip gelifltirmeye çal›flt›. ‹ç kar›fl›kl›klar› önledi. Endülüs’ü ele geçirmek isteyen Frank Kral› fiarlman ile savaflt›. Abbasi halifesi Mansur’un gönderdi€i kuvvetleri yenilgiye u€ratt›. H›ristiyan unsurlar ve di€er muhalif gruplara karfl› tedbirler ald›. Her an iktidar›n›n zay›f zaman›n› kollayan düflmanlar›n›n bulundu€unu çok iyi biliyordu. Bütün bu zorluklar›n üstesinden gelmeyi baflard›.

Abbasiler, özellikle Harun Reflid döneminde Fransa ile dostluk iliflkileri kurmaya çal›flm›fllard›. Bu çal›flmalar›n temelinde,

92

93

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Endülüs Emevî Devleti ile aralar›ndaki rekabet vard›r. Bu geliflmeler sonucu, Endülüs Emevî Devleti ile Bizans aras›nda dostluk iliflkileri do€du. ‹ki ülke aras›nda elçiler gidip geldi. I. Abdurrahman’›n macera dolu hayat›, tarihte efline az rastlanan niteliktedir. Sab›rl›, plânl›, cesaretli ve so€ukkanl› oluflu sebebiyle pek çok engeli aflm›fl, idam sehpas›ndan devlet kuruculu€una ulaflan bir baflar› grafi€i çizmifltir. Ülkede pek çok geliflmenin öncüsü oldu. Kütüphane ve üniversiteler kurdurdu. ‹lme önem verdi. Kurtuba Camii’nin yap›m›n› bafllatt›. Ziraat› gelifltirdi. Halk›n sevgisini kazanan, zay›f ve fakirleri koruyan I. Abdurrahman 788’de vefat etti. 33 sene hükümdarl›k yapt›.

görev ver. Halka zulmeden ve görevlerinde kusur eden yöneticilere hemen tedbir al ve onlar› uyar. Askerine yerine göre flefkat ve yak›nl›k göster, onlar› mükâfatland›r. O zaman ülkeyi iyi korurlar. Bu inceliklere dikkat etmezsen ülkeyi bozmaya yönelirler. Çiftçiler ihtiyac›m›z olan ürünleri yetifltirmekteler. Çiftçili€i teflvik et. Onlar› koru. Halk›n gönlünü kazanmaya çal›fl. Devletin güvenli€i ve emniyeti halk›n hoflnutlu€una ba€l›d›r. K›saca, öyle davran ki bütün halk iyilik ve merhametinin gölgesine s›€›ns›n. Mutluluk içinde yaflas›n ve devletine dua etsinler. fian-flöhret sahibi hükümdara düflen budur.

Okuma Parças›

I. Hiflam (788-796)

Zulmeden Kaybeder

9

Âl-i ‹mran, 26.

Endülüs Emevî Devleti’nin kurucusu I. Abdurrahman, o€lu I. Hiflam’a flu nasihatleri yapm›flt›: “Ey o€lum! fiu ayetin çok yararl› olan hükümlerini akl›ndan ç›karma:” (Rasülüm!) de ki: mülkün gerçek sahibi olan Allah’›m! Sen mülkü diledi€ine verirsin. Mülkü diledi€inden geri al›rs›n. Diledi€ini yüceltir, diledi€ini de alçalt›rs›n. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her fleye kadirsin.”9 Yönetim bize ilâhi bir emanettir. Halka iyilik etmek üzerimize düflen kesin bir borçtur. Zengin olsun, fakir olsun, herkese eflit davran, adaletli ol. Zulmeden yönetici elindeki nimeti kaybeder. Zarar ve sap›kl›€a sürüklenir. Halka karfl› güzel davran. Onlara iyilik ve merhamet et. Halk ile aram›zda bir fark yoktur. Onlar da Allah’›n kullar›d›r. Ak›ll›, tecrübeli ve otoriter kimselere

I. Hiflam iyi yetiflmifl, tecrübeli ve iyi niyetli bir devlet adam› idi. Mütevaz› bir insand›. Fakir ve acizleri korur, halka karfl› adaletli ve merhametli davran›rd›. Halk aras›nda Hz. ömer (r.a)’a benzetilir, “adaletli ve flefkatli” kifli olarak tan›n›rd›.

fiehirleri imar etti. Kurtuba camiini tamamlad›. Disiplinli ve otoriter bir siyaset takip etmesine ra€men, baz› isyanlara engel olamad›. Kardeflleriyle u€raflmak zorunda kald›. ‹syanlar› bast›rd›. Franklar› yenilgiye u€ratt›. I. Hiflam iç ve d›fl kar›fl›kl›larla u€raflmak zorunda kald›. ülkesinin etnik ve sosyal yap›s›, her an isyana elveriflliydi. Hatta ülkesine ihanet eden komutanlar bile ç›kt›. Onlarla u€raflmak zorunda kald›. Kendisini bekleyen pek çok problem ile karfl› karfl›ya bulunmas›, ülkesine yeteri kadar hizmet etmeyi engelledi. 796‘da vefat etti.

94

95

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

I. Hakem (796-822)

Babas›n›n ölümü üzerine hükümdar oldu. Fakat, amcalar› onun hükümdarl›€›n› içlerine sindiremediler. Bafla geçer geçmez isyan ettiler. fiarlman’dan yard›m istediler. Hakem, bu isyan› bast›rd›. ‹lk defa sürekli görev yapacak 5.000 kiflilik bir ordu ve muhaf›z k›tas› oluflturdu.

kilemeye bafllam›flt›. Hatta, pek çok konuda Müslümanlar› taklit ediyorlard›. Bu durum, fanatik H›ristiyanlarda taassup ve intikam duygusu oluflturdu.

III. Abdurrahman

I. Hakem, zevk ve e€lenceye düflkündü. Halk›n tepkisini çekti. Etraf›nda menfaatçiler topland›. ‹lim ehlinin devlet yönetimindeki etkisini kald›rd›. Halk yönetimden hoflnut de€ildi. Baz› gruplar yönetime karfl› tav›r koymaya bafllad›lar. ‹ç kar›fl›kl›klar ç›kt›. ülke, toplu katliamlara sahne oldu. Bu kar›fl›kl›klar, baflkent Kurtuba’ya da yans›d›. Çok kan döküldü. 20.000 kifli sürgüne gönderildi. Halk ile yönetimin aras› aç›ld›. Hükümdarl›€› böylece sona erdi. 822’de vefat etti.

Genç yaflta hükümdar oldu. ‹lim ve irfan hayat›n› sürdürdü. Devlete hakim oldu. Kendinden önceki isyan ve kar›fl›kl›klar devleti oldukça y›pratm›flt›. Bunu yeni isyanlar izledi. Baz› H›ristiyan unsurlar ayr› prenslikler oluflturmaya çal›flt›lar. Endülüs Emevî Devleti o kadar çok isyan ve sald›r› ile karfl›laflt› ki; tarihçiler devletin nas›l ayakta kald›€›n› hayret ederler. Bu kar›fl›kl›klara ra€men ayakta kal›fl›n›, devletin çok sa€lam temeller üzerine kurulmufl olmas›yla aç›klarlar. Endülüs Emevî Devleti sald›r› ve isyanlara boyun e€medi. ‹darecilerinin samimiyet ve otoritesi, devletin ayakta kalmas›n› sa€lad›. III. Abdurrahman, Endülüs Emevî Devleti’nin köklü bir medeniyetin temsilcisi oldu€unu gösterdi. Devlet aleyhindeki oluflumlar› da€›tt›.

II. Abdurrahman (822-852)

Endülüs Emevî Devleti’nin en parlak dönemi II. Abdurrahman zaman› oldu. ‹lme önem verir, ilim adamlar›na ilgi gösterirdi. Kendisi de ilimle meflgul olurdu. Hatta, Abbasilerdeki ilmi geliflmeleri de yak›ndan takip etti. ‹ç kar›fl›kl›klara son verecek çaba içine girdi. Huzur ve güvenli€i sa€lad›. ‹ç isyan ve kar›fl›kl›klar, II. Abdurrahman’›n ölümüne kadar devam etti (852). H›ristiyan krall›klar›n sald›r›lar›n› önledi, onlar› vergiye ba€lad›. H›ristiyanlara her türlü hürriyet sa€lanm›flt›. Devlet kademelerinde de görev al›yorlard›. Buna ra€men, genel olarak “‹slâm’a hakaret ve sald›r›” kampanyas› bafllatt›lar. Müslümanlar›n e€itim, ilim ve medeniyetteki üstünlüklerini çekemiyorlard›. Çünkü; ‹slâm’›n güzellikleri H›ristiyanlar› da et-

III. Abdurrahman 22 yafl›nda hükümdar oldu. Ak›ll›, cesur, sab›rl›, tedbirli bir gençti. ‹syanc›lar için bir genelge yay›nland›. Devlet ve kanunlara sayg›l› olanlar› affetti. ‹syana devam edenlerle mücadele edece€ini bildirdi. Bu durum, bafllang›çta huzur ve sükunu sa€lad›. ülkenin kuzeyindeki da€l›k bölgede yaflayan H›ristiyanlar ilkel ve vahfli bir anlay›flla Müslümanlara sald›r›yor ve da€lara kaç›yorlard›. III. Abdurrahman bunlarla mücadele etti. Etkilerini k›rd›. Fakat, çevredeki H›ristiyanlar bu konuda birlik oldular. Bu yüzden geri çekilmek zorunda kald›. Güneydeki isyanc›lar› etkisiz hâle getirdi. Kuzeydeki H›ristiyan krall›k ve dükal›klar› yendi. ülkede huzur ve güvenli€i sa€lad›.

96

97

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Tunus’u merkez hâline getirmifl olan Fatimîlerle de mücadele etti. Onlar›n Endülüs’te uygulamak istedikleri yay›lmac›l›k siyasetine f›rsat vermedi. Kurtuba, onun döneminde dünyan›n say›l› flehirleri aras›na girdi. Devletini yükseltmek ve halk›n yüzünü güldürmek için çal›flan tecrübeli, sab›rl›, cesaretli ve ileri görüfllü bir hükümdard›. III. Abdurrahman Endülüs’te ilk defa “emire’l-mü’minin” ve “halife” unvanlar›n› kulland›. Fatimîler de “halife” unvan›n› kulland›€› için Ba€dat’taki Abbasi halifeli€i ile birlikte, halife say›s› üçe ç›km›fl oldu. Onun zaman› Endülüs Emevî Devleti’nin en parlak dönemlerinden biri oldu. ‹lim ve fenne önem verildi. Ziraat ve ticaret geliflti. Halk zenginleflti. 961’de vefat etti.

ve kültür düzeyini yükseltmiflti. Ciltçilik, hattatl›k, tezhip ve kitapla ilgili mesleklerde büyük ilerlemeler olmufltur. ‹lmî çal›flmalar›n gerektirdi€i özgür düflünce geliflmiflti. Endülüs Müslümanlar›, o dönem Avrupa's›ndan çok ileride idiler. Çünkü, Avrupa’da yüksek s›n›f› oluflturanlardan baflka okuma yazma bilen yoktu. O dönemde, hükümet merkezi durumunda olan Kurtuba’n›n nüfusu 500 bini geçmiflti. Kurtuba’da 600 cami, 500 hamam, 50 hastane, 80 medrese bulunuyordu. Sosyal ve ekonomik hayat çok geliflmiflti. Halktan baz›lar› içkiye meyletmeye bafllam›flt›. II. Hakem âlimlerden de görüfl alarak içkinin üretilmesi, sat›lmas› ve kullan›lmas›n› yasaklad›. Bu konuda halk› uyard›. Bunun karfl›l›€›nda pek çok meflrubat türünün üretilip sat›lmas›n› sa€lad›. 976’da vefat etti.

II. Hakem (961-976)

‹yi bir e€itim görmüfltü. Babas›ndan devlet tecrübesi ö€rendi. ‹çte ve d›flta huzurlu bir ülke devrald›. Yeni hükümdar olunca baz› isyanlarla karfl›laflt›. Fakat, hepsini bast›rd›. ülkede devlet hakimiyetini sa€lad›. Hutbelerde Endülüs halifelerinin isimlerinin okunmas› uygulamas›n› bafllatt›. II. Hakem ilim ve sanata düflkün bir hükümdard›. ‹lim adamlar›n› çok sever, kendi de ilimle meflgul olurdu. Tarih ve baz› din ilimlerinde mesafe alm›flt›. Edebiyatla da ilgilenirdi. Ülkesindeki ve dünyadaki ilmi çal›flmalar› yak›ndan takip ederdi. Yeni ç›kan kitaplar› sat›n al›r, büyük bir merakla okurdu. Kütüphanesinde bulunan kitaplar›n say›s› 400 binden fazla idi. Her biri konu ve alanlar›na göre tasnif edilmiflti. II. Hakem’in kitap okumaya karfl› olan ilgisi, ülkenin bilgi

Okuma Parças›

Halk›n Mutlulu¤u Bar›fl ile Sa¤lan›r

II. Hakem o€luna flu nasihatleri yapm›flt›r: “Zorunlu olmad›kça savafla girme. Çünkü halk›n mutlulu€u bar›fl ile gerçekleflir. fiehirleri yak›p y›kmak, etrafa gam ve üzüntü saçmak, flan ve flöhret getirmez. Nefsine gurur verecek fleylerden sak›n. Hakikatten ayr›lma. Adaletli davran. Bunlar› yaparsan, hem bilginin gere€ini yapm›fl olursun; hem de kalbine genifllik ve ferahl›k gelir, mutlu olursun.”

98

99

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Y›k›l›fla Do¤ru

II. Hakem’den sonra Endülüs, iç s›k›nt›lar, kar›fl›kl›klar, isyanlar ve menfaat çat›flmalar›na sahne oldu. ‹leri görüfllü insanlar›n sözleri dinlenilmedi, para ve makam h›rs›na kap›lanlar ülkeyi bir felâkete do€ru sürüklemeye bafllad›lar. âlimlerin uyar› ve birlik ça€r›lar› da fayda vermedi. Devlet ifllerinde duraklama bafllad›. Gerekli tedbirlerin al›nmamas› sebebiyle ülke geriledi.

l› geçmifltir. Y›k›l›fla yak›n y›llarda, bu s›k›nt›lar büsbütün artm›fl tamamen bir menfaat savafl›na dönmüfltü. Etkili gruplar kendilerinden olan bir kifliyi bafla geçiriyor, di€er kardeflleriyle mücadeleye girifliyorlard›. Bazen bu gruplar aralar›nda güç birli€i yap›yor, di€erlerine sald›r›yordu. Hatta, H›ristiyanlarla iflbirli€i hâlinde olan gruplar bile vard›. Endülüs’te tam anlam›yla bir iç savafl yaflan›yordu. Berberiler Kurtuba’y› ele geçirdiler. Müslüman bir topluluk, düflman sayd›€› bir baflka Müslüman toplulu€u yok etmek için H›ristiyanlarla iflbirli€i yapt›. Bu durum, felâketlerin en büyü€ü oldu. ‹spanyol H›ristiyanlar›n ve Avrupa’n›n hasretle bekledi€i y›k›l›fl, devlet içindeki cahil ve dar görüfllü kiflilerin eliyle gerçekleflti. Endülüs bir yang›n yerine döndü. Bu gidifl durdurulamad› ve ülkenin içindeki gruplar›n birli€i da€›ld›. Her biri ayr› ayr› hareket eden beyliklere (fiehir devletlerine) ayr›ld›. Endülüs’ün son hükümdar› III. Hiflam döneminde ülke 20 kadar flehir devletine ayr›lm›flt›. Bunlar›n her biri kendi bafl›na bir siyasî birlik oluflturma gayreti içine girdi (1031).

II. Hiflam’›n 12 yafl›nda hükümdar olmas›, devlet yönetiminde büyük bir boflluk meydana getirdi. ‹ktidar h›rs›yla yan›p tutuflanlar bu bofllu€u iyi de€erlendirdiler. Devlet yönetiminde menfaat çat›flmalar› etkili olmaya bafllad›. Halifeyi yok sayan uygulamalar yap›ld›. Bu durum, ülkede büyük s›k›nt›lara yol açt›. Devletin parçalanmas›na sebep olan pek çok ayr›l›kç› ak›mlar ortaya ç›kt›.

Endülüs’ün Parçalanmas›

Endülüs Emevî Devleti’nde pek çok grup ve kavimden insan yafl›yordu. Devletin zay›flamas›, bu gruplar›n harekete geçmesine yol açt›. Her birinin özel istekleri vard›. Emevî as›ll› Araplar, eski itibarl› durumlar›na kavuflmak istiyor, di€er Arap unsurlar da kendilerini devletin as›l sahipleri olarak görüyorlard›. Berberiler, devletin kuruluflunda en büyük paya sahip olduklar›n› iddia ettiler. ‹spanya Müslümanlar›n›n da özel istekleri vard›. H›ristiyanlar zaten f›rsat kollamakta idiler. ‹lim adamlar› ise, bu kar›fl›kl›ktan rahats›zlard›. K›saca Endülüs’te yaflayan bütün gruplar devlet yönetiminde hak iddia eder duruma gelmiflti.

Endülüs’te Beylikler Dönemi

Endülüs’te çok farkl› halk topluluklar› yaflad›€› için, devletin güçlü olmas› ve otoriter yöneticilerin bulunmas› gerekiyordu. Bu özellikte hükümdarlar›n bulunmad›€› dönemler s›k›nt›-

Endülüs’ün parçalanmas›ndan sonra, ülkede yaflayan bilginler, beyliklerin birleflip tek devlet hâline gelmesi için bir çal›flma bafllatt›lar. Halk›, birlik ve beraberli€e davet ettiler. Her flehre u€ray›p, ayr›l›k ve bölünmenin ac› sonuçlar›n› anlatt›lar. Onlara Kur’an-› Kerim’deki baz› ayetleri okudular. Okunan ayetlerden baz›lar›: “Ey iman edenler! Yahudileri ve H›ristiyanlar› dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (Birbirlerinin taraf›n› tutarlar.). ‹çinizden onlar› dost tutanlar, onlardand›r. fiüphesiz

100

101

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Maide, 51. Enfal, 46. 12 Muhammed, 35. 13 Mümtehine, 1. 14 Âl-i ‹mran, 103.
10 11

Allah, zalimler toplulu€una yol göstermez.”10 “Allah ve rasülüne itaat edin, birbirinizle çekiflmeyin. Sonra korkuya kap›l›rs›n›z da devletiniz (gücünüz) gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah, sabredenlerle beraberdir.”11 “Sak›n gevflemeyin. üstün oldu€unuz hâlde bar›fla davet etmeyin. Allah sizinle beraberdir.”12 “Ey iman edenler! Benim de düflman›m, sizin de düflman›n›z olanlar› dost edinmeyiniz. Onlar size gelen gerçe€i inkâr etmiflken, onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar Rabbiniz olan Allah’a inand›€›n›zdan dolay›, peygamberi ve sizi yurdunuzdan ç›kar›yorlar.”13 “Hep birlikte Allah’›n ipine (‹slâm’a, Kur’an-› Kerim’e) s›ms›k› yap›fl›n; parçalanmay›n. Allah’›n size olan nimetini hat›rlay›n.”14 Fakat, bütün bu çal›flmalar sonucu de€ifltirmedi. Müslümanlar dünyan›n makam ve zenginli€ine aldanm›fllar, bafl olma sevdas›na düflmüfllerdi. Dünyaya dalmak, onlar›n ahiretlerini unutturmufl, düflmanlar›na karfl› güç ve kuvvetleri kalmam›flt›. Müslüman emirler birlikler oluflturuyor. Birbirleriyle savafla tutufluyorlard›. Bununla da yetinmiyor, H›ristiyanlardan destek alarak Müslümanlara sald›r›yorlard›. Elbette böyle bir gecenin sabah›ndan hay›r beklenemez. Nitekim, sonunda sahip olduklar› iktidar ellerinden ç›k›p gitti. H›ristiyanlar, beylikler hâlinde varl›€›n› sürdüren flehir devletlerini birer birer teslim ald›lar. Endülüs’ün en önemli flehirlerinden olan Tuleytula da elden ç›kt› (1085). Birlik kaybolmufl, güçler parçalanm›flt›. H›ristiyanlar, parça parça olmufl, flirazesi kopmufl tespih taneleri gibi da€›lm›fl olan Müslümanlara akla hayale gelmeyen zulümler yapmaya bafllam›fllard›. Böylece, 372 sene ‹slâm’›n Avrupa’da hakimiyetini sa€layan Endülüs Emevî Devleti sona ermifl oldu. Birlik beraberli€i bozarak bölünüp parçalanman›n, “Müslümanlar› b›rak›p gayr› müslimleri dost edinmenin ac› ak›beti” bir kere daha görülmüfl oldu.

Endülüs’ün Y›k›l›fl Sebepleri

II. Hakem’den sonra gelen hükümdarlar›n ileri görüfllü olmamas›, sosyal ve ekonomik alanda pek çok problemlerin oluflmas›na yol açt›. Bu problemlerin çözülememesi devlet gücünü zay›flatt›. Endülüs’te yaflayan bütün gruplar›n devlet yönetiminde söz sahibi olmay› istemesi, zamanla isyana yol açm›flt›r. Ehil olmayanlar, devlet yönetimine getirilmifl, âlimlerin bu konudaki uyar›lar› dikkate al›nmam›flt›r. Bu özellikteki hükümdarlar devlet yönetiminde yetersiz kalm›fllard›r. Devletin içinde yer alan bütün gruplar iktidar h›rs›na kap›lm›fllar, menfaat çat›flmas› her fleyin önüne geçmifltir. H›ristiyanlar, devletin zay›f durumda oluflunu f›rsat bilmifller yüzy›llar›n intikam›n› almak için sald›r›ya geçmifllerdir.

‹syan ve kar›fl›kl›klar sonucu Endülüs beyliklere ayr›lm›fl, bu beylikler birbiriyle savafla tutuflmufllard›r. Bu beyliklerin H›ristiyanlarla ifl birli€i yapmas› felâketi h›zland›rm›flt›r. Endülüs’ün büyük tarihçisi ‹bni Haldun, “Mukaddime” adl› eserinde Endülüs Emevî Devleti’nin y›k›l›fl›n› flöyle tahlil eder: “Bu devletin Araplar eliyle yürüyen hakimiyeti bozulunca, ülke beyliklere ayr›ld›. Topraklar› aralar›nda bölüfltüler. Birbirleriyle rekabete girifltiler. Devletin bütün flehirlerini paylaflt›lar. Her biri bulundu€u flehirde iktidar oldu. Topraklar›n› geniflletmek istedi. fiehirlere hakim olan hükümdarlar kendilerini devlet baflkan› ilân etti. Ellerindeki flehirleri bask› ile idare edip iktidar zevklerini tatmin etmeye bafllad›lar. (Sonunda da y›k›ld›lar.)”

102

103

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Senegal sahili aç›klar›nda fleyhlik yapan bir kiflinin öncülü€ünde kurulmufltur. Çölde göçebe bir hayat yaflayan bu insanlar dinî, askerî bir kardefllik teflkilât› oluflturmufllard›. Dinî duygular› yüksekti. Teflkilât yöntemleri sebebiyle, kendilerine “murab›t” ad› verilmifltir. Bunlar savaflç› insanlard›. Dinî öncülerine ba€l›yd›lar.

Murab›tlar (1073-1147)

Tafflin beyliklere son verdi. Hepsini kendine ba€lad›. Endülüs flehirlerini birlefltirdi. Tuleytula d›fl›ndaki flehirlerden H›ristiyanlar› ç›kard›. Yusuf bin Tafflin’in birleflmeye yanaflmayan beylikleri k›l›ç kuvvetiyle birlefltirmesi, tarihî bir olay oldu. Endülüs’te yeni bir dönemin bafllamas›na yol açt›. Yusuf bin Tafflin, dinine ba€l›, fakirleri gözeten, tedbirli, tecrübeli ilim adamlar›na de€er veren bir devlet adam› idi. ‹mam-› Gazzali’nin büyük takdirini kazanm›flt›. ‹nanç ve heyecanla yöneticilik otoritesinin bir araya gelmesinden, neler yapabilece€ini gösteren ilginç bir örnek oldu.

Fas’›n Merakefl flehrini baflkent ilân ederek Murab›tlar Devleti’ni kurdular. Kuzey Afrika ve Endülüs’te etkili oldular. ‹lk hükümdarlar› Yusuf bin Tafflin’dir. 1073’te hükümdar oldu. Murab›tlar›n hükümdarlar› “Emirü’l-Müslimin” unvan›yla an›l›rd›. Dinî bir heyecanla k›sa sürede Kuzey- Bat› Afrika ve Güney Endülüs’te hakimiyet kurdular. Yusuf bin Tafflin daha bafllang›çta baflar›l› fetihler yapt›. ülkesini Atlas Okyanusu’ndan Tunus’a kadar geniflletti. Devlet kurumlar› oluflturdu. O dönemde Endülüs siyasî olarak parçalanm›fl, 14 beylik ortaya ç›km›flt›. Bu durumdan faydalanan Kastilya Kral› Alfons, Müslümanlara çok a€›r vergiler koymufl, sald›r›lar›n› art›rm›flt›. Bu zor durumda Endülüs Müslümanlar› “Murab›tlar Devleti”nden yard›m istediler. Yusuf bin Tafflin 1086 y›l›nda Endülüs’e geçti. Kastilya Kral›’n› yenilgiye u€ratt›. Endülüs’ü kendisine ba€lad›. Bu olay sonras›, Endülüs’te bar›fl ve sakinlik dönemi bafllad›. G›rnata emiri H›ristiyanlarla iflbirli€i içindeydi. Bu durumu ö€renen Yusuf bin Tafflin, yeniden Endülüs’e geldi. fiehri alarak kendisine ba€lad› (1090). Endülüs’teki beylikler, bir türlü birleflmiyordu. Kuvvetleri azalm›fl, ba€›ms›zl›klar› tehlikede idi. H›ristiyanlar onlar› yok etmek için f›rsat kolluyordu. Bu durumu fark eden Yusuf bin

Yusuf bin Tafflin Sonras› Murab›tlar

Yusuf bin Tafflin 1106 y›l›nda vefat etti. Yerine o€lu Ali hükümdar oldu. H›ristiyanlar Ali’nin yeni hükümdar oluflundan faydalanmak istediler. Bu maksatla hemen harekete geçtiler. Ali, Ucles Savafl›’nda H›ristiyanlar› yenilgiye u€ratt›. Bu olay, Murab›tlar›n Endülüs’teki hakimiyetlerini güçlendirmiflse de, k›sa süre sonra Kuzey Afrika ve Endülüs’te ç›kan isyanlar devleti sarst›. ‹syanlar zamanla genifl kitlelere yay›ld›. Daha sonra gelen hükümdarlar da isyanlarla bafl edemedi. ‹syanlar› önleyemeyen Murab›tlar, Kuzey Afrika’daki Muvahhidlerden yard›m istedi. Muvahhidler ordular›yla Kurtuba, G›rnata, ‹flbiliye gibi flehirleri ele geçirdi. Böylece Endülüs’te Murab›tlar dönemi sona erdi, Muvahhidler dönemi bafllad› (1147).

Bafllang›çta göçebe bir kabile olan Murab›tlar, dinî bir heyecanla ortaya ç›kt›lar. Ço€u ‹slâm’a yeni girmifl Afrikal›lardan olufluyordu. Samimi insanlar olmalar›na ra€men, bilgi derinlikleri yoktu. A€›r çöl flartlar›na al›flm›fllard›. Zamanla Endülüs’ün zenginli€i ve yüksek kültürüyle karfl› karfl›ya geldiler.

104

105

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Bu durum onlar›n cesaret ve gayretlerini zay›flatt›. Bilgiye de yönelmediler. Rahatl›€a aldand›lar. Tembellik ve gevfleklik içine girdiler. Murab›tlar›n as›l y›k›l›fl sebebi budur. Murab›tlar yönetimde saltanat usulünü benimsediler. Devlet, eyaletlere ayr›lm›flt›. Siyasî ve askerî otoriteyi bir kiflide toplam›fllard›. Buna göre eyalet valileri, ayn› zamanda ordu komutan› idi. Murab›tlar, Endülüs’ün yüz sene kadar Müslümanlar›n elinde kalmas›n› sa€lam›flt›r. Murab›tlar, Yusuf bin Tafflin’den sonra kendilerini var eden de€erlerden h›zla uzaklaflm›fllard›. Bu bozulma Muhammed bin Tumart’› rahats›z etmiflti. O da “Devlet otoritesini ve adaletini yeniden sa€lamak” maksad›yla ortaya ç›kt›. Devlet yönetimindeki olumsuzluklara isyan etti. ‹yi yetiflmifl, konuflma ve etkileme gücü yüksek bir insand›. Kitap ve sünneti esas ald›€› için, k›sa sürede halk› etraf›na toplamay› baflard›. Hareketin ad›n› “Allah’› birleyenler” anlam›nda “Muvahhidler” koydu. ‹mam-› Gazzali’nin fikirlerinden faydaland›.

fetihler gerçeklefltirdi. Daha sonra hükümdar olan el-Mansur ise, denizcilikte büyük ilerlemeler sa€lad›. Hatta, Haçl›lara karfl› mücadele veren Selâhaddin-i Eyyubi’ye denizden destek oldu. Baz› savafllar kazand›. Fakat, Mansur’dan sonra devlet gerilemeye bafllad›. Muvahhidler, “Birleflik H›ristiyan Ordular›” ile yap›lan bir savaflta büyük yenilgiye u€rad›lar. El-‹kab adl› bu savafl, Muvahhidlerin Endülüs’teki hakimiyetinin k›sa sürede kaybolmas›na yol açt›. Bu savafltan sonra Muvahhidler, s›k s›k iç isyanlar ve H›ristiyan sald›r›lar›yla karfl› karfl›ya kald›lar, ondan sonraki hükümdarlar, bu kar›fl›kl›klar› önleyemedi. G›rnata d›fl›ndaki bütün flehirler elden ç›kt›. Muhammed bin el-Ahmer adl› biri G›rnata’da direnifli örgütledi ve direndi. Kar›fl›kl›k ve sald›r›lar› önledi. Sonunda G›rnata’da kendi devletini kurdu. ‹spanya’y› terk etmek zorunda kalan Muvahhidler, Afrika’ya kaçt›. Orada da takibe u€rad›lar. Son hükümdarlar› Merakefl’te öldürüldü ve Muvahhidler Devleti y›k›ld› (1269). Muvahhidler tören elbisesi ve bayrak kullanma gelene€ini bafllatt›lar. Güçlü bir donanma oluflturdular. Para bast›lar. T›p, tarih ve din ilimleri alan›nda büyük bilginler yetifltirdiler. Devleti, hükümdar›n veliahd b›rakmas› yöntemiyle yönettiler.

Muvahhidler (1146-1269)

‹bni Tumart, devleti kurma noktas›na gelmiflti ki, ömrü yetmedi. 1130’da vefat etti. Yerine Abdu’l-Mü’min geçti. Abdu’l-Mü’min Endülüs’ün bütün flehirlerini ele geçirdi. Murab›tlar Devleti’ni y›kt›. Ayn› topraklar üzerinde Muvahhidler Devleti’ni kurdu (1147). Abdu’l-Mü’min bilgiye önem verir, âlimlere sayg› gösterirdi. Yi€it, tedbirli ve çal›flkan bir insand›. Zaman›nda ilimde büyük geliflmeler oldu. Yerine geçen o€lu da onun yolunu izledi. Endülüs’te yeni

Beni Ahmer Devleti (1231-1492)

Müslümanlar›n Endülüs'teki 8 as›rl›k tarihinin son 261 y›ll›k bölümünü Beni Ahmer Devleti oluflturur. H›ristiyanlar›n Muvahhidler üzerine sald›r›lar› s›ras›nda direnen Muhammed bin el-Ahmer, G›rnata‘da Beni Ahmer Devleti’ni kurdu. Beni Ahmer Devleti’nin kuruluflunda Muvahhidlerin yönetiminden halk›n b›km›fl olmas›n›n da rolü büyüktür.

106

107

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

H›ristiyan sald›r›lar› ve iç isyanlar Beni Ahmer Devleti’nin de peflini b›rakmad›. ülke yer yer toprak kaybetti. Bazen de, kaybedilen topraklar geri al›nd›. Savafllar, öldürme olaylar›, iç kar›fl›kl›klar birbirini kovalad›. Gelip geçen hükümdarlar ülkenin her taraf›n› kuflatm›fl olan düflmanlar›na karfl› ciddi bir varl›k gösteremediler. Bu durum devletin, sars›lmas›na yol açt›. G›rnata merkezli kurulan Beni Ahmer Devleti, düflmanlar› taraf›ndan kuflat›lm›flt›. Ayr›ca H›ristiyan krall›klar birleflerek, büyük bir güç oluflturmufllard›. Bu yetmiyormufl gibi, ülke taht kavgalar› ile çalkalan›yordu. Bu yüzden baba-o€ul karfl› karfl›ya geliyor, iktidar s›k s›k el de€ifltiriyordu. Taht kavgalar› o kadar ileri gitmiflti ki, taraflar rakiplerini yenebilmek için H›ristiyanlarla iflbirli€i yapma yoluna bile gidiyordu. Bu durum, ‹slâm’›n ‹spanya’daki son kalesini teflkil eden G›rnata’n›n sonunu haz›rl›yordu. ‹lim adamlar›, durumun ciddiyetini görüyor ve uyar›lar yap›yorlard›. Böyle giderse devletin y›k›laca€›n› Endülüs’te ‹slâm hakimiyetinin sona erece€ini haber veriyorlard›. Çok geçmeden Ferdinant, G›rnata’n›n kuzey-bat›s›ndaki El-Hamra bölgesine sald›rd›. Buray› ele geçirdi. Kastilyal›lar Müslüman halk› kad›n-çocuk demeden k›l›çtan geçirdi. fiehrin yeniden ele geçirilmesi için harekete geçilmiflse de G›rnata Hükümdar› Ebu’l Hasan’›n o€lu Ebu Abdullah’›n isyan etti€i ö€renilince, ordu geri dönmek zorunda kald›.

Y›k›l›fla Do¤ru

Ebu’l Hasan’›n o€lu Ebu Abdullah babas›na karfl› niçin isyan etmiflti? Ebu’l Hasan’›n biri Arap, di€eri ‹spanyol as›ll› iki han›m› vard›. Ebu’l Hasan ‹spanyol as›ll› han›m› ve çocuklar›na düflkündü. Arap as›ll› han›m›, devletin H›ristiyanlara geçece€inden endifle duydu. Bu yüzden, o€lu Ebu Abdullah’› kocas›na karfl› k›flk›rtt›. Ebu’l Hasan, El-Hamra’y› geri almak için G›rnata’dan ayr›l›nca, o€lu Ebu Abdullah isyan ederek hükümdarl›€›n› ilân etti. Bu sebeple, babas› H›ristiyanlarla mücadeleden vazgeçti. Hemen geri döndü. ‹syan› sona erdirmek istedi. Fakat devam eden isyan› bast›ramad›. O€lunun G›rnata’ya hakim oldu€unu görünce, kardeflinin vali olarak görev yapt›€› Malaga flehrine gitti.

H›ristiyanlar bu geliflmeden faydalanmak istediler. Ellerindeki kuvvetleri Malaga çevresine gönderdiler. Çünkü onlar›n korkusu Ebu Abdullah de€il Ebu’l Hasan ve kardefli idi. önce Malaga çevresindeki Müslümanlar› k›l›çtan geçirdiler. Meyve a€açlar›n› kestiler. Her yeri atefle verdiler. Bunu gören Malaga’n›n ünlü kahramanlar›ndan R›dvan H›ristiyanlarla k›yas›ya bir mücadeleye giriflti. Onlar› a€›r yenilgiye u€ratt›. ‹slâm’›n ‹spanya’daki gelece€i konusunda ümitvar bir ortam oluflturdu. Fakat G›rnata’n›n tecrübesiz hükümdar› Ebu Abdullah, düflünmeden Kastilya’ya sald›rd›. Orada büyük bir yenilgiye u€rad›. Esir düfltü. H›ristiyanlar, Ebu Abdullah’› G›rnata ‹slâm Devletini tarihten silmek için bir kukla olarak kulland›lar. ‹ç isyanlar› teflvik ederek ifllerini kolaylaflt›rma yoluna gittiler. H›ristiyanlar Ebu Abdullah’› büyük bir ordu ile G›rnata’ya getirdiler. Ebu’l Hasan’›n kardefli de ordusuyla G›rnata’ya gelmiflti. H›ristiyanlar›n tahrik etti€i bu iki ordu birbirine girdi. Kardefl kavgalar› yafland›. Ebu Abdullah’›n annesinin gayretiyle harekete

108

109

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

geçen G›rnata halk› ile, d›flar›dan gelen H›ristiyanlar, Ebu’l Hasan ve kardefli üzerine sald›r›ya geçtiler. Çok kanl› savafllar oldu. Kardefl kardefli öldürdü. Taht kavgas› h›rs› ile ve düflüncesizce yap›lan davran›fllar G›rnata’n›n sonunu haz›rlad›. H›ristiyanlar, G›rnata’da devam eden iç savafllar› çok iyi de€erlendirdi. G›rnata çevresindeki yerleflim yerlerini birer birer ele geçirdiler. Ebu’l Hasan’›n kardefli Za€al, Ebu Abdullah’a “Düflmanlar›m›za karfl› gücümüzü birlefltirelim” demiflse de, bunun hiçbir faydas› olmad›. Za€al, bir kahraman gibi savaflt›. Fakat, iki ordu aras›nda kalm›flt›. Hem Ebu Abdullah, hem de H›ristiyan güçleri karfl›s›nda bir varl›k gösteremedi. Ferdinant, Ebu Abdullah’› amcas› Za€al’a karfl› k›flk›rtt›. “Za€al’dan eline geçirece€in her yer senin olacak” diyerek Ebu Abdullah’› ‹slâm birli€inin y›k›lmas› için kulland›. Ebu Abdullah’›n zay›f kiflili€i, de€iflken yap›s›, düflmanlar›n›n oyununa gelmeye çok müsaitti. Ebu Abdullah, düflmanlar›n›n sözlerine aldanarak amcas›n›n karfl›s›na ç›kt›. Amcas› Za€al, kuvvetinin azald›€›n› görünce, Afrika Müslümanlar›ndan yard›m istedi. Beklenen yard›m gelmeyince G›rnata’y› terk etti. Geri kalan ömrünü üzüntü içinde geçirdi. Bundan sonra, G›rnata çevresindeki bütün yerleflim yerleri H›ristiyanlar›n eline geçti. H›ristiyanlar, Müslümanlar› esir etti, k›l›çtan geçirdi. Müslümanlar, desteksiz ve yard›ms›z kald›lar. Ebu Abdullah ise, düflmanlar›n›n tam bir oyunca€› durumuna düfltü.

ekin ve a€açlar› kesip yakt›lar. Halk› k›l›çtan geçirdiler. Düflman, Müslümanlar› aç b›rakarak flehri ele geçirmek istiyordu. G›rnata halk› bütün güçleriyle flehirlerini savundular. Bu nedenle, kuflatman›n öncülerine büyük kay›plar verdirdiler. Fakat, flehre yiyecek-içecek gelmeyince bir fley yapamaz duruma geldiler. Ancak, ellerindeki yiyecek ve içecekleri bitinceye kadar dayand›lar. Kuflatmay› yar›p ç›kma giriflimleri de fayda vermeyince flehrin teslimine karar verdiler. G›rnata’n›n teslimi için Müslümanlar baz› flartlar ileri sürdüler. Müslümanlar›n hak ve hürriyetlerinin korunmas›n› istediler. Düflman, bu flartlar› kabul eder gibi göründü. Musa isimli G›rnatal› bir kahraman, “düflman›n sözlerine güvenilmeyece€ini, onlar›n eline f›rsat geçince her türlü zulmü iflleyeceklerini” anlatt›. Fakat, bu sözlerini halka dinletemedi. Bunun üzerine tek bafl›na düflman›n üzerine at›ld›. Kan›n›n son damlas›na kadar vurufltu ve flehit oldu.

Endülüs’ün Y›k›l›fl›

G›rnata’n›n Düflmesi

Ferdinant, Ebu Abdullah’› bir kukla gibi kullanm›fl, bütün komutanlar› saf d›fl› etmiflti. Ebu Abdullah’›n elinde ise yaln›z G›rnata’n›n merkezi kalm›flt›. Baflta güçsüz, yetersiz ve kifliliksiz bir hükümdar bulundu€unu bilen H›ristiyanlar, Ebu Abdullah’tan flehrin teslimini istediler. üstelik 50.000 kiflilik askerle G›rnata’y› kuflatt›lar. fiehir d›fl›ndaki ba€, bahçe,

G›rnata Müslümanlar› flehri H›ristiyanlara teslim etmeden önce, uzun süre di€er Müslümanlardan yard›m beklediler. O zaman en güçlü ‹slâm Devleti olarak Osmanl› vard›. Fakat, bu ülkede II. Beyaz›t-Cem Sultan tart›flmas› yaflan›yordu. Osmanl› kendi iç hesaplar›n›n derdine düflmüfltü. Afrika’daki Müslümanlar ise, güçlü bir devlete sahip de€ildi. Her birinde kabile yönetimleri hakimdi. Bu yüzden, yard›m edecek güçte de€illerdi. G›rnata’ya hiç bir yerden yard›m gelmeyince, H›ristiyanlar 2 ocak 1492’de flehre girdiler. Böylece Müslümanlar›n 8 as›r süren Avrupa’daki hakimiyetleri sona erdi. Bu olay, yetersiz, gelece€i görmeyen ve düflmanla iflbirli€i yapan yönetimlerin bir ülkeyi hangi noktaya getirece€i-

110

111

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

ni gösteren ilginç bir örnek oldu. Ebu Abdullah’›n, iktidar baflka kardefline geçecek endiflesiyle, babas› ve amcas›n› b›rak›p Kastilyal› H›ristiyanlarla iflbirli€ine girmesi, G›rnata’n›n sonunu haz›rlad›. Hâlbuki Allah, mü’minleri b›rak›p da kâfirlerle dost olmay› yasaklam›flt›: “Ey iman edenler! Mü’minleri b›rak›p da kâfirlerle dostluk kurmay›n.”15 “Allah’a ve rasülüne itaat edin. Birbirinizle çekiflmeyin. Yoksa içinize korku düfler, kuvvetiniz gider, rüzgâr›n›z da€›l›r.”16 “Ey iman edenler! Yahudi ve H›ristiyanlar› dost edinmeyin. Çünkü onlar birbirinin dostudur. Sizden kim onlara dost edinirse, o da onlardand›r. Allah zulmeden kimseleri do€ru yola ulaflt›rmaz.”17 G›rnata’da hükümdar ve yöneticiler ilâhi buyruklara kulak vermemifl, kendilerini ve ülkelerini felâkete sürüklemifllerdir. H›ristiyanlar flehre girerken Ebu Abdullah ve annesi tarihî ElHamra Saray›’ndan ve G›rnata’dan ayr›ld›lar. Ebu Abdullah flehir d›fl›na ç›k›p G›rnata’n›n da€lar›n› ve güzelliklerini son bir defa seyrederken derin bir üzüntü içine giriyor ve a€l›yordu. Bunu gören anne Sultan o€luna flu tarihî sözü söylemifltir: “Ülkesini erkekler gibi savunamayanlar, kad›nlar gibi a€larlar!” Kastilyal›lar bir süre sonra Ebu Abdullah’› sürgün ettiler. Hayat›n›n bundan sonraki bölümünü Afrika’da geçiren Ebu Abdullah, 1534’te Fas’ta vefat etti.

Okuma Parças›
Son Hükümdar Endülüs’e Veda Ediyor
Bu sizin a€laman›z benzedi bir di€erine Endülüs tac› elinden al›nan baht› kara Savuflurken, o güzel mülkü verip a€yara T›rman›r bir kayan›n s›rt›na, etrafa bakar. B›rak›p ç›kt›€› cennet gibi zümrüt ovalar, Bafllar a€latmaya biçareyi hüngür hüngür! Karfl›dan valide sultan bunu pek hakl› görür, Der ki ”Çarp›flmadan erkek gibi düflmanlarla, fiimdi, hiç yoksa kad›nlar gibi olsun a€la!”

Mehmet Akif Ersoy18 Y›k›l›fl Sonras›
G›rnata’n›n H›ristiyanlar›n eline geçmesiyle birlikte, Müslümanlar çok büyük zulüm ve iflkencelerle karfl› karfl›ya kald›lar. H›ristiyanlar, Müslümanlar› dinlerini ve ülkelerini terk etmeye zorlad›lar. Büyük bir katliam yapt›lar. Endülüs Müslümanlar› tarihin kaydetmedi€i büyük zorluk ve iflkencelerle karfl› karfl›ya kald›lar. Devaml› yap›lan zulümler sonucu, k›sa sürede yar›m mil18

Nisa, 144. Enfal, 46. 17 Maide, 51.
15 16

Safahat

112

113

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

yon Müslüman Afrika’n›n çeflitli ülkelerine göç etti. ‹spanya’dan göç edemeyen Müslümanlar için engizisyon iflkenceleri uyguland›. ‹slâm’dan dönmeyenler ölüm cezas›na çarpt›r›ld›lar. H›ristiyanlar, Müslümanlardan bir iz kalmas›n diye, bütün sanat eserlerini ve kütüphaneleri yak›p y›kt›lar. Bu yap›lanlardan çok etkilenen tan›nm›fl Arap flairi Ebu’l Beka Salih bin fierif, yazd›€› an›t de€erindeki “Endülüs’e A€›t” fliirinde vahfletin büyüklü€ünü afla€›daki sözlerle terennüm eder. Bu önemli fliiri muhterem Sezai Karakoç Türkçe’ye çevirmifltir. -Okuma Parças›Endülüs’e A€›t Nerede, de bana, o taçl› hükümdarlar› Yemen’in? De bana, onlar›n taçlar içinde bile taç olan taçlar› ne oldu? fieddad’›n cennet diyerek kur-

du€u saraylar ülkesi ‹rem, Sasanilerin ebedî san›lan devleti ne oldu? Alt›nlar› y›€d› y›€d› da bir da€ yapt› Karun, hani o da€? Hani Ad, hani Adnan, hani Kahtan dünya nimetlerinin köpüren yurdu? Reddi mümkün olmayan bir hâle u€rad›lar. Bir masal oldu onlar. Bir varm›fl bir yokmufl. Bir toz toprak bulutu. O taçlar, o devletler, mülkler saltanatlar, bir rüyad›r art›k. Her biri, hayalden geçen gölge gibi, zamandan geçip durdu. Gün oldu, zaman denen yaman er, sa€a döndü, Dara’y› uçurdu bir vuruflta; Sola döndü, Kisra’y› ne tak›, ne saray› kurtarabilirdi, korudu. Saltanat›n yeller esti yerinde yellere hükmeden Süleyman: fiiddetinden ötürü Sab denen Münzirse, don vurmufl

a€açlar›n kurdu. Zaman›n facialar› çeflit çeflit türlü türlüdür: O ne zengin facia bezirgan! ‹ki burçlu bir kaleyse o, sevinç bir burcu, hüzün bir burcu. Her faciay› unutmak mümkün, olup biten bütün bunlar› unutmak olabilir. Aman ‹slâm’›n bafl›na geleni avutacak ne bir nefle olabilir, ne unutturacak bir korku. Endülüs’e öyle bir felâket çöktü ki, yok bir efli. Dehfletinden Medine’de Uhut, Necid’deki fiehlan da€lar› yerinden oynad› bir deprem ki yer yar›ld› arz boyu. Ah! Yar›mada da ‹slâm’a göz de€di. Ya€d› belâ ya€mur gibi, fiimdi o can›m Endülüs flehirlerinde, ‹slâm’›n ne nam› var ne niflan›; sanki hiç olmam›flt›, sanki, bafltan beri yoktu. Belensiye’ye bir sor. Mursiye’nin hâli nicedir? fiatibe’nin bafl›na gelenler? Ceyyan ne oldu? Topra€› buram buram bilgi tüten Kurtuba. Bilginlerinin ad› ta uzaklarda ç›nlayan Kurtuba’ya ne oldu? Nerede H›m›s’›n o ›fl›kl›, o ayd›nl›k bahçeleri, günefli tazeleyen bahçeleri. Tükendi mi ç›lg›n ç›lg›n akan fleker gibi tatl› nehirlerinin suyu? Endülüs binas›n›n temelinde bir köfle tafl›yd› bunlar. Bu güzelim vatan köfleleri kül hâline geldikten sonra yaflamak boflun boflu, insan yaflamaya ne borçlu? Yüce fieriat, yârinden ayr›lm›fl bir genç gibi. Güçlü bir genç gibi, sessiz fakat gözünde gözyafl› dolu. ‹slâm’dan boflal›p inkâr karanl›€›yla dolan Endülüs için, Ulu fieriat, karalar ba€lad›, gece gündüz yas tuttu. Cami Kilise’dir art›k, hilal yerine haç as›l›.

114

115

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

116

Nur yüzlü ezan yerine, bitmeyen bir çan sesi, bir baykufl u€ultusu. Mihraplar ki tafltand›r, minberler ki a€açtan. Canl› cans›z ne varsa bu hâle inledi durdu. Ey ibret dolu geçmiflten ibret alacak yerde, günübirlik ifllere dedikodulara batm›fl kifli Sen uyu bakal›m; ama zaman için ne demek dinlenmek, ne demek uyku! Ey gö€sünü gererek “benim ülkem, saltanat›m” diyen kurumundan, geçilmeyenler Siz H›m›s’› gördünüz mü? H›m›s’tan sonra hangi vatan verir insana vatan fikrini, duygusunu? Endülüs’ün bafl›na gelen felâket tarihin bütün felâketlerini unutturdu; Ama dünya durdukça unutulmayacak, yad edilecek bir felâkettir bu! Ve siz ey yar›fl yerlerinde flahin gibi uçan. Yay gibi gergin Arap atlar›n›n üstüne kuruldu. Süvariler! Ve siz savafl›n karanl›€› toz duman› içinde. P›r›l p›r›l k›l›çlar›n› savuran kahramanlar ordusu! Ve hele siz denizafl›r› ülkelerde, bin nimet içinde, Saltanat içinde muhteflem bir hayat sürenler, bir hayat kesiksiz bir ömür boyu! Endülüs’ten, Endülüs’ün zavall› halk›ndan var m› haberiniz? Her yer, onlar›n felâketini duydu, sizin kula€›n›z sa€›r, gözünüz kör, kalpleriniz mefluç mu? ölen asker, esir kad›n ufuklara bak›p bizden ‹mdat ummufl beklemiflti, son ana dek. Hiç düflündünüz mü bunu? Onlar›n sesi, insan olan›n yüre€ini eritirken,

Siz Müslümanlar, onlar›n kardefli, kay›ts›z, hâlinden memnun ve haz maymunu! Yürekli, utanan, alçalmaktan korkan, kardefli için can veren kimse kalmad› m› yeryüzünde? Hakk›n yard›mc›s›, hak peflinden giden, kendini hakka adam›fl tek kifli yok mu? Dünya’n›n efendisiydi bu millet, flimdi dünyan›n kölesi. Neler çekiyorlar? Yüzleri bile tan›nmaz hâle geldi. Ya Rabbi ne kaderdir bu! Kendi yurtlar›nda Bey idiler, flimdi küfür ülkesinde uflak. Ululu€un doru€undan ezilifl uçurumuna yuvarlanan bu halka ac›yan yok mu? Alçals›n örtüsü kal›n bir gece gibi sarm›fl dört yanlar›n›. Bafls›z, flaflk›n, olup bitene hayrette, gözleri büyümüfl, bak›fllar› korkulu. Sen de flahit olsayd›n benim gibi onlar›n Yurtlar›ndan kopar›l›p sat›l›fllar›na pazarda, ey Tanr› kulu. O h›çk›r›klar senin de akl›n› komazd› yerinde benim gibi Can› vücuttan çeker gibi ay›rd›lar anadan yavrusunu. Ya o k›zlar›m ki, yakuttan ve mercandan dökülmüfllerdi sanki. Ve sabah bir da€ ucundan yeni ç›kan bir güneflin masumlu€u ‹çlerindeki o Meryem yüzlü k›zlar› da saçlar›ndan sürükleyip götürdüler. Kirli yataklar›na. Hayk›r›fllar› y›rtt› gökleri. Yürekleri parça parça babalarsa kan kustu. Daha ne anlatay›m, yüreklerin erimesi için bir tanesi yeter anlatt›klar›m›n: E€er o yüreklerde ‹slâm’dan ve imandan bir eser varsa elbet ey Tanr› dostu!

19

Sezai Karakoç

19

‹slâm’›n fiiir An›tlar›ndan, s. 85-90.

117

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Endülüs’te ‹lim ve Dünyaya Etkileri

Endülüs, e€itim alan›nda dünyaya üçüncü olma noktas›ndayd›. Her seviyedeki insan›n e€itim görebilece€i okullar açt›lar. Okuma yazma bilmeyen kimse kalmad›.

da pek çok baflar› gösterdi. Bu çal›flmalar, dünyada büyük yank›lar uyand›rd›. özellikle Avrupa, Endülüs âlimlerinden çok etkilendi. Birçok ilimleri onlardan ald›lar. Avrupa, bugünkü teknolojik geliflmesini, büyük oranda ‹slâm âlimlerinin borçludur. 1492`de ‹spanya yeniden H›ristiyanlar›n eline geçince, H›ristiyanlar Müslümanlara karfl› büyük bir intikam duygusu içine girdiler. ‹spanya’da bir tek Müslüman b›rakmama h›rs›na kap›ld›lar. Sanat eserlerini yok ettiler. Bütün kütüphaneleri atefle verdiler. Tan›nm›fl Frans›z fizikçisi Pierra Curdin, Endülüs âlimlerinin Bat›`ya etkisi ve yak›lan kitaplar hakk›nda flöyle der: “Endülüs`ten bize 24 kitap kald›. Bu sayede uzaya gidildi. Endülüs’teki ‹slâm kütüphanelerini yak›p y›kmasayd›k, flimdi galaksilerde flehirler kurup yafl›yor olacakt›k.”20 Almanlar›n tan›nm›fl araflt›rmac›lar›ndan Dr. Sigrid Hunke, ‹slâm âlimlerinin çal›flmalar› konusunda ciddi bir tez haz›rlad›. Bu kad›n yazar, H›ristiyan olmas›na ra€men pek çok gerçe€i gün yüzüne ç›kard›. ‹slâm âlimlerinin ilimlere öncülük eden çal›flmalar›n› “Allah`s Sonne über dem Abenland- Unser Arabischer Erde” ad›n› verdi€i bir eserinde ele ald›. Bedir yay›nevi taraf›ndan “Avrupa üzerine Do€an ‹slâm Günefli” bafll›€›yla Türkçe`ye de çevrilen bu eserin önsözünde, kitab›n yazar› flu gerçe€i ortaya koymaktad›r: “Kendilerine Bat›`n›n ve 20. Yüzy›l insanl›€›n›n say›s›z de€erler borçland›€› ‹slâm medeniyetinden söz ederek hakikati ortaya ç›karma zaman›n›n geldi€ine inan›yorum. Heyhat! Yüz tane tarih, ilim, fikir, sanat eserlerini karfl›laflt›rsan›z, doksan sekizinde bu medeniyetin ad›n› bulamazs›n›z. Bu tarihi, hiç yaflanmam›fl gibi ele al›yorlar. Sadece bir iki örnek bile, bilimde ‹slâm âlimlerinin dünyaya öncü olduklar› gerçe€ini ortaya koymaya yetmiyor mu?”21

II. Hakem`in Hükümdarl›€› döneminde, saray kütüphanesinde 400.000 ciltten fazla el yazmas› kitap bulunuyordu. Bu kitaplar›n sadece fihristi 44 büyük cilt tutuyordu. Endülüs’te bir iflçi , bir çiftçinin evinde bile yüzlerce cilt kitap bulunuyordu. Bir hoca, bir yerden baflka bir yere göç ederken 30-40 deve yükü kitapla tafl›n›rd›. Kitap insanlar için en büyük itibar arac›yd›. G›rnata üniversitesinin girifl kap›s›ndaki flu kitabe Endülüs medeniyetinin ilim ve kültürel anlay›fl›n› çok iyi ortaya koymaktad›r. “Dünya dört temel üzerinde yükselir: a) âlimlerin ilmi b) Yöneticilerin adaleti c) Salihlerin duas› d) Yi€itlerin cesareti. “ e) âlimlerin ilmi f) Yöneticilerin adaleti g) Salihlerin duas› h) Yi€itlerin cesareti. “ Bu anlay›fl Endülüs`te dünyaca ünlü binlerce bilim adam› yetiflti. ‹bni Haldun, Muhyiddin ‹bni Arabi, ‹bni Hayyan, ‹bni Tufeyl, ‹bni Bacce, ‹bnifirans, ‹bni Rüfld, ‹bni Hazm, ‹mam-› Kurtubi bunlar›n bafll›calar›d›r. her bir çeflitli alanlar-

20

21

Bilgi Toplumu, s. 23. Avrupa üzerine Do€an ‹slâm Günefli, önsöz.

118

119

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Müslümanlar Avrupa’da Ne Kadar Kald›?

Müslümanlar, ‹spanya`n›n fethiyle Avrupa`da da varl›k göstermeye bafllad›. 8 as›rl›k bu süreyi, 7 bölümde ele alabiliriz:

Emevîler Dönemi: ‹spanya`n›n fethi sonucu, ‹spanya flehirlerinin fiam`daki Emevî Devletine ba€l› olarak yönetildi€i dönem (711-750)

‹slâm Dini ve Türkler

Hz. Ebu Bekir (r.a.) döneminde bafllayan fetih hareketleri, ‹slâm dininin yeni co€rafyalara yay›lmas›n› sa€lad›. Hz. ömer (r.a.) döneminde Horasan’›n fethi gerçekleflti. Böylece Müslümanlar Türkistan s›n›r›na gelmifl oldular. Bu olaylar, Türkleri ve Müslümanlar› karfl› karfl›ya getirdi. Türkler, gerek yaflad›klar› co€rafya gerekse Çin gibi tarihî düflmanlar›n›n varl›€› sebebiyle, savaflç› ve mücadeleci bir kavimdi. Kendilerine dokunmayanlara zarar vermezlerdi. Düflmanlar›na karfl› savunma yapma çal›flmalar› d›fl›nda, geleneklerine ba€l› olarak sade bir hayat yaflarlard›. Dinî inan›fllar› ve adaleti öne ç›karan uygulamalar›yla ‹slâm dinine yak›n bir özellik tafl›yordu. Bu yüzden, Müslümanlar› kendilerine yak›n bulunuyorlard›. Göktürk Devleti’nin parçalanmas›, Çinlileri harekete geçirdi. F›rsat› de€erlendirmek için Türkler üzerine sald›r› bafllatt›lar. Talas Irma€›’na kadar ilerlediler. Tehlikenin büyüklü€ünü gören Türkler, Horasan valisi Ebu Müslim’den yard›m istediler. Çin sald›r›lar› sonucu, Türklerin haks›zl›€a u€rad›€›n› gören Ebu Müslim, Türklere büyük bir ordu göndererek destek verdi. Çinliler ve Türkler aras›nda yap›lan Talas Savafl›’nda, Çinliler büyük bir yenili€e u€rad›. Talas Savafl›, Türklerin ve Müslümanlar›n birbirine daha fazla yak›nlaflmalar›n› sa€lad›. Bu olaydan sonra Türkler birer ikifler ‹slâm dinine girmeye bafllad›. ‹slâm dinini mizaçlar›na ve yaflay›fllar›na uygun buldular. Allah’›n dinini yayma ve ‹slâm nimetini baflka insanlara ulaflt›rma anlam›na gelen cihat ibadetinin üstünlü€ünü ve ahirette kazand›raca€› mükâfat› çok kârl› buldular.

Abbasiler Dönemi: ‹spanya flehirlerinin Abbasi Devletine ba€l› olarak yönetildi€i dönem (750-756) Endülüs Emevî Devleti Dönemi: ‹spanya topraklar›nda “Endülüs Emevî Devleti” kurulmas› ile Müslümanlar›n güçlü bir devlet olarak buralarda varl›klar›n› sürdürdükleri dönem (756-1031) Tavaif-i Mülük Dönemi: Endülüs`ün iç kar›fl›kl›klar sonucu parçalanmas›ndan sonra, Müslümanlar›n flehir devletleri kurarak varl›klar›n› sürdürdükleri dönem (1031-1092). Murab›tlar Dönemi: Kuzey Afrika`da kurulan bu devlettir. Endülüs’teki iç çekiflmelerden faydalanarak zamanla ‹spanya`n›n baz› flehirlerinde de varl›€›n› sürdürmüfltür (10561147). Muvahhidler Dönemi: Murab›tlar›n hükmettikleri yerleri ellerinden alarak, baz› ‹spanya flehirlerinde oluflturulan hanedanl›k dönemi (1147-1269). Beni Ahmer Devleti Dönemi: G›rnata`y› baflkent yaparak ‹spanya`da son güçlü ‹slâm Devleti dönemi (1232-1492).

120

121

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Müslümanlarla Türkler yak›nlaflt›. Bunun sonucu, Abbasiler Türklere devlet ifllerinde önemli görevler vermeye bafllad›. örne€in Harun Reflid, saray›ndaki korumalar›n› Türklerden oluflturdu. Abbasiler, ülkelerinde ç›kan pek çok isyan› Türklerin deste€iyle bast›rd›. Hatta, Mu’tas›m’›n halifeli€i Türklerin gayretleriyle gerçekleflti. Bu olayda, Mu’tas›m’›n annesinin Türk as›ll› olmas›n›n da etkisi vard›r. Türk kökenli Afflin ve Bu€a gibi komutanlar, ‹slâm ordular›na büyük zaferler kazand›rd›lar. Halife Mu’tas›m, Türklerin askerî yeteneklerini gelifltirmesi için Samarra flehrini kurdu. Selçuklu sultan› Tu€rul Bey, Abbasileri Buveyhilerin bask›s›ndan kurtard›. Türkler, bu geliflmelerin yafland›€› süreçte kendi arzular› ile ve h›zla ‹slâm dinine girdiler. ‹slâm’a girme olaylar›, çok kere guruplar ve kabileler hâlinde gerçekleflti 10. yüzy›la gelindi€inde, hemen hemen Türklerin tamam›, ‹slâm dinine girmifllerdi. Türkler, girdikleri hak din ‹slâmiyet sayesinde yepyeni bir dünyaya ad›m att›lar.

Kara Hakan, Bat›da bulunana ise Bu€ra Kara Han denilirdi. “Saltuk Bu€ra Han Destan›”na göre, Bu€ra Han’›n fiamanizm’den ç›karak Müslüman olmas› ilâhi bir ilham sonucu oldu. Buna göre, Bu€ra Han rüyas›nda cennetten inen bir adam› görmüfl ve Bu€ra Han’a ‹slâmiyet’in esaslar›n› ve dünya ahiret saadetinin ‹slâm ile sa€lanaca€›n› ö€retmifltir. Bu€ra Han da, uyan›nca Müslüman oldu€unu aç›klam›flt›r. Karahanl›lar, Bu€ra Han’dan sonra ‹slâm’›n yay›lmas›na daha çok önem verdiler. Kaflgar, Balasagun, özkent gibi merkezlerde medreseler kurdular. ‹lmin Türk illerine ve dünyaya yay›lmas› için çal›flt›lar. Karahanl›lar pek çok ilim adam› yetifltirdiler. Yusuf Has Hacip taraf›ndan yaz›lan Katadgubilik (Mutluluk Veren Bilgi) adl› eser, ideal bir devlet yönetiminin nas›l olmas› gerekti€ini anlatan “siyaset bilimi” sahas›nda çok önemli bir yere sahiptir. Kaflgarl› Mahmud’un Divan-u lugati’t-türk adl› eseri ise, Türkçe’nin kaynaklar› dikkate al›narak haz›rlanm›fl ilk sözlüktür. Karahanl› Devleti pek çok çalkant›larla karfl›laflm›fl, büyük s›k›nt›larla varl›€›n› sürdürmüfltür. Karahitayl›larla mücadele etmifller, zamanla Do€u Karahanl› Devleti Selçuklu hakimiyetine girmifltir. Karahanl›lar›n Fergana kolu, Mo€ol istilâs›na kadar devam etmifltir. Karahanl›lar, ilk Müslüman-Türk Devletidir. Bu nedenle, uygulamalar›nda ço€unlukla eski Türk geleneklerine ait izler görülür. Hürriyet ve ba€›ms›zl›k fikri çok köklü temellere dayan›yordu. Zaman›na göre, merkez yönetimi, eyalet sistemi, idarî ve askerî yap›s›yla ideal bir devlet modeli oluflturmufllard›.

Karahanl›lar (840-1212)

Do€u ve Bat› Türkistan’da kurulan ilk MüslümanTürk devletidir. Türkler Müslüman olduktan sonra kuruldu€u için, tarihte önemli bir yeri vard›r. Türkler, Karahanl› Devleti’nin kurulmas›yla birlikte, dünyaya aç›lman›n, Anadolu’ya yerleflmenin ve Akdeniz’e uzanman›n ilk ad›mlar›n› atm›fllad›r. Karahanl› Devleti, Göktürk as›ll› Karluklular taraf›ndan kurulmufltur. ‹lk hükümdar› Bilge Kül Kadir Han’d›r. Devlet, iki hükümdar taraf›ndan yönetilirdi. Do€uda bulunana Aslan

122

123

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Gazne Devleti’nin kurucusu Türk kölelerinden Alp Tekin’dir. Yetenek ve çal›flkanl›€› ile, Samani Devleti içinde yükselerek, bu devlete bafl kald›rm›fl, Afganistan bölgesinde Gazne Devleti’ni kurmufltur. Sebük Tekin ve Gazneli Mahmud, Gaznelilerin önde gelen hükümdarlar›ndand›r. Her ikisi de devletin birli€i için büyük mücadelelere giriflmifller, baflar›lar göstermifllerdi. Sebük Tekin adaleti ve dindarl›€› ile tan›nm›fl mert ve fedakâr bir hükümdard›. Gazneli Mahmud ise, Gaznelilerin genifllemesi konusunda büyük fetihler yapm›fl. Hindistan içlerine kadar ilerlemifltir. ‹lim adamlar›n› Ganj nehrine kadar gönderip ‹slâm’› yaymaya çal›flt›. Gazneliler, Gazneli Mahmud zaman›nda en parlak dönemini yaflad›. Gazneli Mahmud, devleti zenginlefltirdi. Gazneli Mahmud, Türk-‹slâm dünyas›n›n en büyük devlet adamlar›ndan biridir. Cesur ve ileri görüfllü idi. ‹lim adamlar›n› sever, onlar› himaye ederdi. Askerî yetene€i deha ölçüsündeydi. Bu özellikleriyle ‹slâm dünyas›n›n takdirini kazanm›flt›r. Gazneli Mahmud’tan sonra gelen hükümdarlar fazla varl›k gösteremediler. Yenilgiler ve taht kavgalar› devleti zay›flatt›. Gazne Devleti 1117’de Selçuklular›n himayesine girdi. Silâh ve bilek gücüyle kurulan Gazneliler, bu güç ellerinden gidince da€›lma ve y›k›lma sürecine girmifl, daha güçlü olan Gurlular eliyle ortadan kald›r›lm›flt›r (1187). Gazne halk› Türkçe konuflurdu. Resmi dil Farsça, e€itim dili Arapça idi. Bunda, ‹ran as›ll› kiflilerin devlet yönetiminde etkili olufllar›n›n rolü vard›r. Gazneliler ilim adamlar›na önem vermifl, medreseler kurmufllard›. fiiir ve edebiyatla da meflgul olmufllard›r. En meflhur flairleri ‹ran as›ll› Firdevsi idi. Onun “fiehname” adl› eseri dünyaca ünlüdür. Camiler ve pek çok mimarî sanat eserleri de meydana getirmifllerdir.

Gazneliler (961-1187)

Harzemflahlar (1017-1220)

Do€u-‹ran as›ll› bir kavmin Ceyhun Irma€›’n›n afla€› k›sm›nda kurmufl olduklar› bir devlettir. Bu bölgeye Harezm denilir. Gazneli Mahmud 1017’de bu bölgeyi ele geçirmifl, Gazne Valisi Altuntafl’› buraya vali tayin etmiflti. Altuntafl ise, Harzemflah unvan›yla bu bölgeyi idare etmeye bafllam›flt›. Altuntafl’›n ölümünden sonra, bölgeyi o€lu Harun Harezm idare etti. Harezm bölgesi, bir süre Selçuklular›n idaresine geçti. Türk as›ll› bir köle olan Anufl Tekin, Melikflah’›n saray›nda hizmet etmifltir. Zekâ, bilgi ve çal›flkanl›€› ile k›sa sürede kendini kabul ettirdi. Bu yüzden Anufl Tekin Selçuklular taraf›ndan Harezm Valisi tayin edildi. Anufl Tekin’in ölümünden sonra yerine o€lu Kutbettin Muhammed geçti. ülkeyi adaletle yönetti. ‹lim adamlar›n› korudu. Halk›n sevgisini kazand›. Devleti ilerletti. Harzemflahlar, Alâaddin Tekifl döneminde yükselmeye bafllad›lar. Devletin s›n›rlar›n› genifllettiler. Daha sonra hükümdar olan Alâaddin Muhammed de cesareti ve komutanl›k gücüyle bu yükselifli sürdürdü. Harzemflahlar›n, Gurlular ve Karahitayl›larla mücadele etmek zorunda kalmalar› devleti epeyce y›pratt›. O dönemde Mo€ol sald›r›lar› dünyay› kas›p kavurmaya devam ediyordu. Mo€ol hükümdar› Cengiz Han’›n Harezm ülkesine sald›r›lar› sonucu Harzemflahlar Devleti de sona erdi (1220). Harzemflahlar, devlet yönetimi ve saray idaresi sistemini Selçuklulardan ald›lar. Türklerin devlet gelene€ini sürdürdüler. Mimarî ve güzel sanatlar alan›nda çal›flmalar yapt›lar. Fakat bu eserler Mo€ol sald›r›lar› s›ras›nda tahrip edildi€i için günümüze kadar ulaflamad›.

124

125

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Büyük Selçuklu Devleti (1038-1157)

10. Yüzy›lda O€uz Türkleri’nin Müslüman oluflu ‹slâm Tarihi’nin seyrini de€ifltirdi. O€uz kabilelerine ba€l› Türk boylar›, tarihte iki büyük devletin kurulmas›na öncülük etti. O€uzlar 24 boydan olufluyordu. Bunlar›n K›n›k boyundan ise Osmanl› Devleti do€du. Müslüman olan O€uz boylar›, k›sa sürede devlet yönetiminde önemli görevler almaya bafllad›lar. Müslüman O€uzlara “Türkmen” ad› verildi. 10. yüzy›l ortalar›nda ço€u O€uz boylar›na mensup 200.000 kiflilik çad›r halk› toplu olarak Müslüman oldu. Bu olay Selçuklu Devleti’nin do€mas›nda etkili oldu.

Ordusu’nu yordular. Çöl savafl›na al›fl›k olmayan Gazneliler, açl›k ve susuzluk sebebiyle bozguna u€rad›lar. Sultan Mesut, savafl alan›ndan kaçarken öldürüldü. Dandanakan Zaferi, Selçuklular›n kabile hayat›ndan devlet yönetimine geçmelerini sa€lad›. Horasan bölgesini ele geçirdiler. Ba€›ms›zl›klar›n› ilân ettiler. Bundan sonra Selçuklular›n bafl›na Tu€rul Bey geçti. ülkeyi adaletle yönetmeye bafllad›. ‹lim adamlar›na de€er verdi. Ça€r› Bey ve Musa Bey`in deste€iyle fetihler gerçeklefltirildi. Rey flehrini baflkent yapt›. Bu arada, Ça€r› bey’in o€lu Alparslan da Gaznelileri yenerken kendini göstermiflti. Tu€rul Bey, Abbasilerle de iliflki kurdu. Ba€dat’ta halife ile görüfltü. Abbasilerle mücadele hâlinde olan Büveyhîlerin saltanat›na son verdi (1055). Selçuklular› güçlü bir duruma getirdi. 1063’te vefat etti. Tu€rul Bey, üstün özellikleri olan bir hükümdard›. ülkesinde adil bir yönetim kurulmas›n› sa€lad›. Tedbirli ve sab›rl›yd›. ‹lim adamlar›n› korurdu. Dinine ba€l› bir insand›.

O€uz beyleri, Selçuk Beyi ordu komutanl›€›na seçti. Genç yaflta bu göreve gelen Selçuk Bey, cesaret ve askerî becerisi ile, k›sa sürede çevrede ün kazand›. Karahanl›lar ve Gaznelilerle münasebet kurdu. O€uz boylar›n›n gücünü kabul ettirdi. Selçuk Bey’in ölümünden sonra, O€ullar› da onun yolunu izlediler. Ça€r› Bey Anadolu’ya bir sefer düzenledi. Büyük baflar›lar kazand›. Gaznelileri yendi. Bunlar, Selçuklular› devlet olmaya haz›rlayan olaylar fleklinde geliflti (1038). Selçuklular›n kazand›€› zaferlerle gün geçtikçe itibar kazanmas›, Gaznelileri telâfla düflürdü Gaznelilerin hükümdar› Sultan Mesut, Selçuklular› ortadan kald›rmak için harekete geçti. Büyük bir ordu ile Belh’e do€ru yola ç›kt›.

Alparslan Dönemi (1064-1072)

Dandanakan Savafl› (1040)

Tu€rul Bey’in ölümünden sonra Alparslan hükümdar oldu. O€lu Melik flah’› Karahanl› hükümdar›n›n k›z›yla evlendirmekle Karahanl›larla, k›z al›p vererek Gaznelilerle akrabal›k kurdu. O€lu Melikflah'› vali tayin etti. Kafkasya ve Türkistan seferleriyle ülkesini geniflletti. Suriye seferi sonucu Malazgirt ve Ercifl’i ele geçirdi. Anadolu seferleri s›ras›nda Bizans engeliyle karfl›laflt›. Bizansl›lar, Selçuklular›n bu derece ilerlemesinden rahats›zl›k duymaya bafllam›fllard›. Alparslan fiam’da iken, Romanos Diogenes öncülü€ündeki Bizans ordusunun Anadolu’ya do€ru ilerledi€ini ö€rendi. Alparslan Bizans ‹mparatorlu€una elçiler göndererek bar›fl istedi. Fakat bu teklifi kabul etmediler. Bizansl›lar 200.000

Selçuklular›n ileri gelenleri bu durumu de€erlendirmek üzere toplad›lar. Tu€rul, Ça€r› ve Musa beylerin ald›klar› karar gere€i Gaznelileri çöle çektiler. üzerlerine bask›nlar düzenlediler. Gazne

126

127

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

kiflilik büyük bir ordu haz›rlam›fllard›. Alparslan, büyük ço€unlu€u gönüllülerden oluflan 50.000 kiflilik ordusu ile Bizans Ordusu’nu Malazgirt Ovas›’nda karfl›lad›. Bir Cuma günü yap›lan savaflta, Abbasiler Alparslan ve Ordusunun zaferi için hutbe okuttu ve dua ettiler. Savafl günü, Alparslan beyaz elbisesini giymifl, Allah’a flöyle yalvar›yordu: “Allah’›m! Seni kendime vekil yap›yor, büyüklü€ün karfl›s›nda secdeye kapan›yorum. Senin u€runda savafl›yorum. Niyetim halistir, bana yard›m et.” Sonra askerlerine hitap etti: “Burada Allah’tan baflka hükümdar yoktur. Emir ve kader onun elindedir. Bu sebeple, benimle birlikte savaflmakta veya dönüp gitmekte serbestsiniz.” Hiç bir asker dönüp gitmedi. Alparslan flöyle devam etti: “Ben flehit olursam, bu beyaz elbise kefenim olsun. Melikflah’› yerime tahta ç›kar›n›z ve ona ba€l› kal›n›z.” Bu sözler orduya büyük güven ve cesaret verdi. Selçuklu Ordusu, Malazgirt ovas›nda bir hilal fleklini ald›. Bizans Ordusu’nu aralar›na çekerek onlar› büyük bir yenilgiye u€ratt›lar. Romanos Diogenes esir oldu. Alparslan, Romanos Diogenes’e çok iyi davrand›. Onu bir misafir gibi a€›rlad›. Sonra ülkesine geri gönderdi (1071).

Türkistan Seferi

Alparslan, Malazgirt Zaferi’nden sonra Türkistan seferine ç›kt›. Yan›nda 200.000 kiflilik büyük bir ordu vard›. Ceyhun Irma€›na yak›n bir yerdeki Barzam Kalesi Alparslan’a direndi. Sonuç alamad›€›n› anlayan kale komutan›, hükümdara suikast düflündü. Alparslan’›n huzuruna ç›kar›ld›€›nda, çizmesine saklad›€› hançerle Alparslan’a sald›rd›. Alparslan ölece€ini anlay›nca flunlar› söyledi: “Her sefere ç›kmadan önce, Allah’tan yard›m ve zafer dilerdim. Bu sefer askerimin çoklu€una güvendim. Dün, sefer s›ras›nda bir tepenin üzerine ç›kt›m. Askerlerime bakt›m. Atlar›n ayak sesinden yerin titredi€ini hissettim. ‹çime gurur geldi ve: “Ben dünyan›n sultan›y›m. Kimsenin bana gücü yetmez. Bu ordu ile Çin’i fethedebilirim.” dedim. Allah’› unuttum. Günaha girdim bu yüzden aciz duruma düfltüm.”

1072’de vefat etti€inde 42 yafl›ndayd›. Alparslan üstün meziyetlere sahipti. Yüksek ahlâk›, merhamet ve flefkatiyle halk›n sevgisini kazanm›flt›. Fakir ve yoksullar› korurdu. ‹lme önem verir, ilim adamlar›na hürmet ederdi. ‹lmin yay›lmas› için Ba€dat’ta Nizamiye Medreseleri’ni kurdu.

Malazgirt Zaferinin önemi

Malazgirt Meydan Savafl›’n›n tarihte büyük önemi vard›r. Türkler bu savaflla birlikte Anadolu’ya tamamen aç›ld›. Marmara ve Ege sahillerine kadar geldiler. Anadolu’nun ‹slâmlaflmas› Malazgirt Zaferi’nden sonra gerçekleflti. Bu zafer, Türklerin Avrupa’ya do€ru uzanmas›n›n ilk hamlesi oldu.

128

129

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Okuma Parças›

Bir ‹nsanl›k Örne¤i

Malazgirt’te yenilen Bizans imparatoru Romanos Diogenes esir al›nd›. Alparslan Diogenes’e çok iyi davrand›. Onu bir misafir gibi a€›rlad›. Alparslan Diogenes’e sordu: “Ben bu duruma düflsem sen ne yapard›n?”

Sultan Melikflah, ‹slâm dünyas›nda siyasî bir birlik kurmak için çal›flt›. Abbasi halifeleri Ehl-i sünnet ve’l-cemaat akidesine ba€l› olduklar› için, onlar› korumay› büyük bir görev bildi. O dönemde, ‹slâm birli€ini bozmaya yönelik olarak Bat›nîlik ak›m› bafllam›flt›. Hasan Sabbah ad›nda biri, M›s›r ve ‹ran’da bu iflin öncülü€ünü yap›yordu. Melikflah, Bat›nîlik ile mücadele etti. Bat›nîler, düflmanlar›n› hiç çekinmeden hançerle öldürüyorlard›. Nitekim, onlar›n ilk kurbanlar›ndan biri de, Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk oldu (1092). Alparslan ve Melikflah döneminin veziri Nizamülmülk, 28 y›l vezirlik görevinde bulundu. Din ilimlerinde (devam› okunam›yor) Âlim, adaletli, dinine ba€l›, hay›rsever ve kanaat eden bir vezirdi. Alparslan Ba€dat'ta onun ad›na Nizamiye Medreseleri’ni yapt›rm›flt›r. Bu medreselerden ‹slâm âlemi ve bütün dünyay› ayd›nlatan ilim adamlar› yetiflti. Nizamülmülk, 28 y›ll›k vezirli€i döneminde devlete hakim durumdayd›. Nizamülmülk’ün vefat›ndan sonra Melikflah Ba€dat’a gitti. Halifeden hutbede ad›n›n okumas›n› istedi. Halife bu teklifi reddedince, Melikflah halifenin 24 saat içinde Ba€dat’› terk etmesini istedi. Sonra haz›rl›k için 10 gün daha izin verdi. Bu s›rada, ava ç›kan Melikflah, av etinden zehirlenerek öldü (1092). Melikflah’›n ömrü Bat›nîlik problemini çözmeye yetmedi. Bat›nîler bundan sonra Alamut Kalesi’ne yerlefltiler. Hülâgû’nun buray› ele geçirmesine kadar, 171 y›l Alamut Kalesini merkez edindiler. Sultan Melikflah, vefat etti€i zaman 38 yafl›ndayd›. 20 y›ll›k saltanat›nda, Selçuklular en parlak dönemini yaflad›lar. ülkenin s›n›rlar› iyice geniflledi. Âdil ve bar›flsever bir hükümdar olan Melikflah, ilme büyük önem verdi. Pek çok sanat eseri yapt›rd›. Halk›n huzur ve bar›fl› için çal›flt›.

“Düflmana yap›lmas› gerekeni yapard›m.” “Peki, flimdi ne yapaca€›m› düflünüyor musun?” “Ya beni öldürürsün, ya zincire vurup halk aras›nda dolaflt›r›rs›n, ya da zay›f bir ihtimal olarak beni affedersin, ben de memleketime dönerim.” Bunun üzerine Alparslan flunlar› söyledi: “Ben Allah’a zafer kazan›rsam sana iyi davranaca€›ma söz vermifltim. Allah iyilik düflünenlerin arzusunu yerine getirir. Bu yüzden, senin zay›f ihtimal olarak gördü€ün fleyi yap›yor, seni affediyorum.” Alparslan’›n vefat›ndan sonra o€lu Melikflah hükümdar oldu. Bafla geçti€inde 18 yafl›nda bir gençti. Hak bilirli€i, flefkat, adalet ve büyüklere hürmeti sebebiyle halk›n sevgisini kazanm›flt›.

Melikflah Dönemi (1072-1092)

Melikflah, iç kar›fl›kl›klar› önledikten sonra seferlere bafllad›. Kafkasya, M›s›r, Suriye ve Türkistan seferleri sonucu büyük zaferler elde etti. Karahanl›lar, Selçuklulara tabi oldu. Melikflah döneminde, Selçuklular en parlak dönemini yaflad›lar. ülkenin s›n›rlar› Çin’den Akdeniz’e Ege ve Marmara sahillerine kadar geniflledi.

130

131

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Nizamülmülk ve Melikflah’›n vefat›ndan sonra, ülkede taht kavgalar› bafllad›. Çocuk yaflta güçsüz, zay›f iradeli, ve bilgisiz kifliler hükümdar olmaya bafllad›. Bu durum, Selçuklular›n duraklamas›na yol açt›. Devletin çöküflüne sebep oldu.

Duraklama ve Çöküfl

Selçuklular›n Di¤er Kollar›

Selçuklulardaki feodal yap›, Türkmenler aras›nda s›k s›k guruplaflmalara yol aç›yordu. Her sultan›n ölümü, ülkede taht kavgalar›n› bafllat›yordu. Bu yap›, Selçuklular›n çok erken parçalan›p tarihe gömülmesine yol açt›. Taht mücadelesi sonucu Selçuklu Sultan› Sencer, devletin bat›daki topraklar›n› ye€eni Mahmud’a b›rakt›. Böylece Irak Selçuklular› Devleti do€du (1131). Isfahan ve Hemedan’› merkez edinen Irak Selçuklular› en parlak dönemini Sultan Mesut zaman›nda yaflad›. ülkede huzur ve bar›fl hakim oldu. Devlet kap›s› halka aç›k bir duruma geldi. Sultan III. Tu€rul, halife ile mücadeleye giriflti. Irak Selçuklular›n›n bu mücadeleyi kaybetmesi sonucu, bu devlet de 1194’te y›k›ld›.

Selçuklular iç karfl›l›klar yaflarken, Haçl›lar da 200.000 kiflilik bir ordu ile Suriye’ye geldiler. Antakya ve Urfa’y› ald›lar. Kudüs’ü ele geçirecek. 70.000 Müslüman’› katlettiler. Selçuklular›n son hükümdar› Sencer, Gaznelileri kendine ba€lamak gibi baflar›lar elde etmiflse de, bu durum devleti ayakta tutmaya yetmedi. Sultan Sencer, Karahitaylarla yap›lan Katvan Savafl›’nda yenildi (1141). Çok kan›n döküldü€ü bu savafl, Selçuklular›n durumunu iyice sarst›. Sultan Sencer’in devleti yeniden derleyip toparlamaya bafllad›€› s›rada O€uz isyan› bafllad›. O€uzlar, kendilerinden rüflvet istedi€i gerekçesiyle Selçuklular›n vergi memurunu öldürmüfllerdi. Bu olay üzerine, Sultan Sencer'in Merv valisi Kumaç 10.000 kiflilik ordu ile O€uzlar üzerine yürüdü. Baz› ihtirasl› komutanlar›n Sultan Sencer'i k›flk›rtmas› sonucu, hükümdar da bu savafla kat›ld›. 40.000 kiflilik O€uz Ordusu, Selçuklu Ordusu’nu bir vadide s›k›flt›rd›. Sultan Sencer esir edildi. Bu olay Selçuklular›n sonu oldu. Sultan Sencer 3 y›l sonra esirlikten kurtulmuflsa da, yaflland›€› ve çöktü€ü için devleti yeniden toplayacak durumda de€ildi. 1157’de vefat etti. Melikflah’›n o€lu Sultan Sencer 39 y›l hükümdarl›k yapt›. Adaletli ve dirayetli bir hükümdard›. Fakat, ülkenin en kar›fl›k döneminde hükümdar olmufltu.

Irak Selçuklular› Devleti

Kirman Selçuklular› Devleti

Alparslan, Dandanakan Savafl›’ndan sonra, ‹ran’›n güneyindeki Kirman bölgesini kardefli Kavurt Bey’e b›rakt›. Selçuklular›n ilk deniz afl›r› seferini gerçeklefltirdi. ülkesinin huzur ve güvenli€ini sa€lad›. Kirman Selçuklular› en parlak dönemini Arslanflah zaman›nda yaflam›flt›r. 40 y›ll›k hükümdarl›€› s›ras›nda pek çok medrese ve hay›r kurumu açm›flt›r. Arslanflah’tan sonra taht kavgalar› had safhaya ulaflt›. ‹ç kar›fl›kl›klar bir türlü sona ermedi. Bu durumdan faydalanan O€uz as›ll› Dinar Bey, Aksaray flehrini kurdu. Burada kendi-

132

133

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

si için “ak bir saray” yapt›rd›. 1170’te vefat etti. II. K›l›ç Arslan’›n Anadolu birli€ini sa€lamas› büyük bir baflar› idi. Ancak, ölmeden önce ülkeyi 11 o€lu aras›nda paylaflt›rmas› büyük bir siyasî hata oldu.

Alâaddin Keykubat (1220-1237)

Anadolu Selçuklular› en parlak dönemini Alâaddin Keykubat zaman›nda yaflam›flt›r. Çünkü Alâaddin Keykubat güçlü bir hükümdar ve iyi yetiflmifl bir devlet adam› idi. O dönemde Mo€ol sald›r›lar› her taraf› kas›p kavuruyordu. Ald›€› tedbirlerle ülkesini Mo€ol tehlikesinden korudu.

Kudüs’ün Fethi ve Haçl› Seferleri

Selçuklularda taht kavgalar› sürerken Selâhaddin-i Eyyübî de Filistin yak›nlar›nda yap›lan H›ttin Savafl›’nda H›ristiyanlar› bozguna u€ratt›. Kudüs’ü fethetti. Buradaki Haçl› hakimiyetine son verdi (1187). Haçl›lar Kudüs'ü kurtarmak için en meflhur komutanlar› öncülü€ünde III. Haçl› Seferi’ni bafllatt›lar. Fakat sonuç almad›lar. Süleyman fiah hükümdarl›€› zaman›nda Anadolu birli€ini yeniden kurmay› baflard› (1196-1204). Türk beyliklerinin birbiriyle mücadelesini önledi. ülkesinin s›n›rlar›n› Do€u Anadolu’ya kadar geniflletti. Papa, III. Haçl› Seferi’nden sonuç alamay›nca IV. Haçl› Seferi’ni bafllatt›. Fakat Bizans ve H›ristiyanlar aras›nda yaflanan iç kar›fl›kl›klar, IV. Haçl› Seferi’ni de sonuçsuz b›rakt›. G›yasettin Keyhüsrev, Antalya’y› fethederek Akdeniz’de Bizans hakimiyetine son verdi. ‹zzeddin Keykavus döneminde ise, Selçuklular ve Bizans aras›nda k›sa süreli€ine de olsa iyi iliflkiler dönemi bafllad› (1211-1220). ‹zzeddin Keykavus, ticareti gelifltirmeye çal›flt›. Bu amaçla Sinop’u fethetti. Ermenileri kendine ba€lad›.

Anadolu’da ‹lk Türk Beylikleri

Alparslan’dan itibaren Anadolu’da büyük fetihler gerçekleflti. Bu fetihlerde büyük baflar› gösteren komutanlar, elde ettikleri topraklarda uç beylikleri kurdular ve “emir” s›fat›yla oray› yönettiler. Bunu yaparken hukuken, Selçuklulara ve Selçuklu hükümdar›na ba€l› kald›lar. Ancak, bu uygulaman›n sonucunda Anadolu’da müstakil beylikler olufltu. Bunlar›n bafll›calar› flunlard›r: Ahlatflahlar: Sökmen Bey taraf›ndan 1100 y›l›nda Van Gölü’nün bat›s›ndaki Ahlat flehrinde kuruldu. Ahlatflahlar, Eyyübîlerle de mücadele etti. Sonunda Selâhaddin-i Eyyübî ba€›ms›zl›€›n› ilân ederek Eyyübî Devleti’ni kurdu. Ahlatflahlar döneminde Ahlat, tam bir ilim, kültür, sanat ve ticaret merkezi hâline geldi. Artuklular (10921-1234): Alparslan’›n Kafkasya seferinde bulunan Artuk Bey taraf›ndan kuruldu. Mardin, Harput gibi yerlerde varl›klar›n› sürdürdüler. Daniflmendiler: Kurucusu Emir Daniflmend Gazi’dir. Sivas, Tokat,

134

135

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Amasya ve Çorum civar›nda hüküm sürdüler. Zaman›nda Anadolu’nun en etkili beyli€i hâline geldi. I. Haçl› Ordusu’nun Anadolu’ya girmesi üzerine Selçuklulara yard›ma kofltular. Daniflmendiler de taht kavgalar› yüzünden y›k›ld› (1174). Dilmaç O€ullar›: Anadolu’nun en uzun süre hüküm süren beyli€idir. Dilmaço€lu Mehmet Bey taraf›ndan kurulmufltur. Erzen (Erzurum) ve Bitlis’te hüküm sürmüfllerdir. Bitlis 1207’de Eyyübîlerin eline geçmifl, Erzen’de ise 1405 y›l›na kadar hakimiyetlerini sürdürmüfllerdir. Mengücüklüler: Kurucusu Mengücük Gazi’dir. Erzincan ve Divri€i’de hüküm süren bir beyliktir. Saltuklular: Anadolu fetihlerine kat›lm›fl olan Saltuk Bey taraf›ndan kuruldu (1072). Erzurum civar›nda hüküm süren bir beyliktir. 1202’de y›k›ld›. Saltuklular flehirlerini çok güzel mimarî eserlerle süslemifllerdi.

Anadolu Selçuklu Devleti

Asya’n›n bat›s›ndaki üç taraf› Karadeniz, Marmara , Ege ve Akdeniz’le çevrili olan yar›madaya Anadolu denilmektedir. Çanakkale ve Marmara bo€azlar› Anadolu’yu Avrupa’dan ay›rmaktad›r. Tarih boyunca Anadolu’da pek çok uygarl›k kurulmufltur. Hititler, ‹yonlar, Frigler, Lidyal›lar Anadolu’da kurulan uygarl›klar›n bafll›calar›d›r. Anadolu, verimli topraklar› ve co€rafî konumu ile tarihte önemli bir merkez olmufltur. Bizansl›lar, Türklerden önce Anadolu’da 11 as›r kadar kalm›fllard›r. Türkler, Bizansl›larla uzun mücadeleler sonucu bu topraklar› “vatan” hâline getirmifllerdir. Anadolu’nun fethinden sonra, siyasî, ekonomik ve dinî sebeplerle Anadolu’ya göçler bafllam›flt›r. Daha önce bu bölgeye Anatolia deniyordu. Türklerin buraya yerleflmesinden sonra “Anadolu” denilmeye bafllanm›flt›r.

Süleyman fiah (1075-1086)

Alparslan’›n ölümünden sonra, Süleyman fiah Konya’y› ele geçirdi (1075). Bu olay, Anadolu Selçuklu Devleti’nin kuruluflunun ilk ad›m› oldu. Süleymanflah, Bizans'›n yaflad›€› iç kar›fl›klardan da faydalanarak ‹znik’i fethetti. Konya’y› baflflehir yapt›. Anadolu Selçuklu Devleti’ni, Marmara sahillerinden Suriye’ye kadar uzanan topraklar üzerinde kurdu. Bizans’la antlaflma yapt›. Son olarak, Türk komutanlar›ndan Tutufl’la Halep’te yapt›€› savaflta yenildi. Bu savaflta ald›€› yararlar, onun ölümüne yol açt› (1086).

136

137

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Anadolu, Süleyman fiah vefat etti€i zaman Türklerin kuflatmas› alt›ndayd›. I. K›l›ç Arslan ise Melikflah’›n hizmetinde görev yap›yordu. Anadolu Selçuklu Devleti bir süre hükümdars›z kald›. Melikflah'›n vefat›ndan sonra I. K›l›ç Arslan, Anadolu Selçuklu Devleti’nin bafl›na geçti.

I. K›l›ç Arslan (1092-1107)

II. K›l›ç Arslan (1155-1192)

Daha sonra II. K›l›ç Arslan hükümdar oldu (1155). ‹ç kar›fl›kl›klar› önledi. ülkenin güçlenmesi için çal›flt›.

I. K›l›ç Arslan, ilk ifl olarak Anadolu’daki isyan hareketlerini bast›rd›. Beyliklerle aras›n› düzeltti. Türklerin Anadolu’daki hakimiyeti Bizans için büyük bir tehlike idi. Onun için 200.000 kiflilik bir ordu toplad›lar. ‹znik’i kuflatarak I. Haçl› Seferini bafllatt›lar. I. K›l›ç Arslan bu s›rada Malatya civar›nda bulunuyordu. Hemen ‹znik önlerine geldi. Fakat kuflatmay› yaramad›. Sonunda ‹znik teslim oldu. Haçl›lar ilerlemeye devam ettiler. önlerine ç›kan flehirleri ya€malad›lar, insanlar› öldürdüler. Çukurova’y› ele geçirip Suriye’ye girdiler. Antakya ve Urfa’y› ald›lar. Kudüs’ü ele geçirdiler (1098). 70.000 Müslüman ve Yahudi’yi k›l›çtan geçirdiler. Bu olaylar, Anadolu Selçuklu Devleti’nin büyük sars›nt› geçirmesine yol açt›. Fakat k›sa sürede toparland›lar. I. K›l›ç Arslan baz› seferler yapt›, baflar›lar gösterdi. Bir savafl sonras› Habur Çay›'nda bo€ularak vefat etti (1107).

II. K›l›ç Arslan’›n güç kazanmas›, Bizans imparatorunu rahats›z etmeye bafllad›. önceden yap›lan antlaflmay› bozarak büyük bir ordu ile II. K›l›ç Arslan’›n üzerine yürüdü. E€ridir Gölü’nün kuzeyindeki Miryakefalon mevkiinde çetin bir savafl oldu. II. K›l›ç Arslan, Bizans Ordusu’nu iki vadi aras›nda s›k›flt›rd›. Onlar› a€›r bir yenilgiye u€ratt› (1176). Miryakefalon Savafl›, Bizans Tarihi’nin dönüm noktas› oldu. Bizansl›lar Anadolu’da bir varl›k gösterme ümidini kestiler. Bu savafl, Türklerin Anadolu’ya yerleflmesini sa€lad›. II. K›l›ç Arslan, ilme, sanata ve mimarî çal›flmalar›na önem verdi. Kirman ülkesine girerek önemli flehirleri ele geçirdi. Sonra baflkent Berdesir’e geldi ve Kirman Selçuklular› Devleti’ne son verdi (1187). Suriye, Melikflah döneminde Selçuklular›n eline geçmiflti. Ads›z Bey’in Suriye bölgesinde çal›flmalar yapmas› sonucu, Sultan Melikflah, kardefli Tutufl’u Suriye’ye vali tayin etti. Tutufl, Ads›z’› yenip baz› baflar›lar kazand›ktan sonra hükümdar olmak istedi. Bu sebeple Habur, Nusaybin, Hemedan, Musul gibi flehirleri ele geçirdi. Buralarda hakimiyetini sürdürmeye bafllad›.

Suriye Selçuklular› Devleti

‹zzeddin I. Mesut (1116-1155)

‹zzeddin I. Mesut, devleti daha da geniflletti (1116-1155). Elbistan ve çevresini ele geçirdi. Alman ‹mparatoru III. Konrat emrindeki Haçl› ordular›n› yenilgiye u€ratt›. Selçuklular›n Anadolu’da tam bir hakimiyet kurmalar›n› sa€lad›.

1092’de Sultan Melikflah’›n ölümü üzerine, Tutufl saltanat mücadelesine giriflti. Fakat baflar›l› olamad›. ölümünden sonra da Suriye Selçuklular› ikiye bölündü. Halep ve fiam bölgeleri olufltu. buralar› ayr› Melikler idare etmeye bafllad›.

138

139

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Haçl› sald›r›lar› sonucu Suriye Selçuklular› Devleti sona erdi (1128). Haçl›larla mücadele eden Tacettin Biflri, Suriye’de hakimiyeti ele geçirdi. Böylece, Suriye’de “Börüler” hanedanl›€› kurulmufl oldu (1128). Alanya’y› fethetti. Akdeniz’e iyice hakim oldu. Artuklularla mücadele sonucu Ad›yaman ve Malatya’y› ele geçirdi. K›r›m’› fethederek orada camiler yapt›rd›. Saltuklu Beyli€i’ni ortadan kald›rd›. Yass›-çemen Savafl›’n› kazand›. Harzemflahlar›n gücünü k›rd›. Gürcistan seferinde baflar›lar gösterdi. Eyyübîlerle mücadele etti. Baz› yerleri ele geçirdi. Fakat, Mo€ol tehlikesine karfl› Eyyübîlerle iflbirli€i yapt›. Kayseri’de ziyafet s›ras›nda av etinden zehirlenerek vefat etti (1237). Alâaddin Keykubat (1220-1237), cesur ve dikkatli bir hükümdard›. ‹lim adamlar›na hürmet eder, kendisi de ilimle meflgul olurdu. Sanata önem verirdi. Mevlâna Celâlettin Rumî’yi korumufl ve hürmet göstermiflti. II. G›yasettin Keyhüsrev hükümdar oldu€unda 16 yafl›ndayd›. Devlet ifllerini Sadettin Köpek isimli vezirine b›rakt› ve kendisi e€lence hayat›na dald›. Veziri de iktidar h›rs›na kap›ld›. Rakip olabilecek kiflileri harcad›. Pek çok de€erli devlet adam›n› öldürttü. Sonunda kendisi de, Selçuklu taht›n› ele geçirmek istedi€i için öldürüldü (1239).

halk› isyana teflvik etti. Baba ‹shak sonunda öldürüldü. Bu olay Babailer isyan› olarak tarihe geçti. Zor bast›r›lan Babailer isyan› Selçuklu’nun eski gücünü korumad›€›n› ortaya koydu. Mo€ollar bu durumu f›rsat bildi ve Erzurum’a girerek flehri yak›p y›kt›lar. Selçuklular ve Mo€ollar aras›nda Köseda€ Savafl› yap›ld›. G›yasettin Keyhüsrev tecrübeli devlet adamlar›n› dinlemedi. Bu yüzden yenildi (1243). Bu durum, Anadolu’nun Mo€ol sald›r›s›na u€ramas›yla sonuçland›. Mo€ollar, Sivas, Kayseri, Erzincan gibi flehirleri iflgal ettiler. Her yeri ya€malad›lar. Halk› k›l›çtan geçirdiler. Sonunda bar›fl antlaflmas› yap›ld›. Selçuklular, Mo€ollara haraç vermeye bafllad›lar. Bu olaydan sonra Trabzon Rumlar› ve Ermeniler Selçuklulara tabi olmaktan vazgeçtiler. Anadolu Selçuklu Devleti iyice zay›flad›. II. G›yasettin Keyhüsrev Antalya’da bir e€lence s›ras›nda fenalaflt›. 25 yafl›nda vefat etti (1646). Yapt›€› hatalar Selçuklular›n y›k›l›fl›n› haz›rlad›.

II. G›yasettin Keyhüsrev (1237-1246)

Baba ‹shak ad›nda biri, hükümdarl›€›n e€lence âlemlerine dald›€›n› ve 4 halifenin yolundan ç›kt›€›n› gerekçe göstererek II. G›yasettin Keyhüsrev’e karfl› adam toplamaya bafllad› ve

140

141

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Okuma ParçasI
Mevlâna’dan Seçmeler
Rubai: Ben ömrüm oldukça Kur’an-› Kerim’in kölesiyim Muhammed Mustafa’n›n aya€›n›n tozuyum Kim benden bundan baflkas›n› naklederse Ben o sözden de, o kifliden de uza€›m

Anadolu Selçuklu Devleti’nin Y›k›l›fl›

II. G›yasettin Keyhüsrev’in 11, 9 ve 7 yafllar›nda 3 o€lu vard›. Onun ölümüyle birlikte ülkede taht kavgalar› bafllad›. Sonunda üçlü idare kuruldu. Mo€ol sald›r›lar›n›n da etkisiyle ülke ikiye bölündü. Konya’dan sonra Tokat da hükümet merkezi oldu. ‹lkedeki kar›fl›kl›klardan faydalanan Mo€ollar Selçuklulardan almakta olduklar› vergiyi art›rd›lar. II. ‹zzeddin Keykavus, iki kere Mo€ollarla savaflt›. Fakat, iki savaflta da yenildi (1279). Selçuklu Devleti bundan sonra Mo€ollar›n kurdu€u ‹lhanl› Devleti’ne ba€land›. Anadolu Selçuklu Devleti’nin son hükümdar› ‹zzeddin II. Mesut idi. ülke iç kar›fl›kl›klar içindeydi. Mo€ollar Anadolu’yu kendilerine ba€l› sultanlar ve vezirlerle idare etmeye bafllad›lar. Bu s›ralarda, Karamanl›lar›n Konya’y› ele geçirmesi, iflleri daha da kar›fl›k hâle getirdi. Selçuklular, bunlar›n sonunda ülkeyi ‹lhanl› ve Mo€ol sistemine göre düzenlemek zorunda kald›lar. Mo€ol sald›r›lar› artarak devam ediyordu. fiehirler ya€malan›yor, halk gün geçtikçe fakirlefliyordu. Her ne kadar baz› çal›flmalar yap›lm›fl olsa da, bunlar sonuçsuz kald›. Anadolu Selçuklu Devleti, ‹zzeddin II. Mesut’un ölümüyle birlikte sona erdi (1308). Bundan sonra, Mo€ollar Anadolu’yu genel valilerle idare etmeye bafllad›lar. Mo€ol zulmünden kurtulmak isteyen Türkmenler Anadolu’da beylikler kurmaya bafllad›lar. Karaman, Germiyan, Osmanl›, Ayd›n, Saruhan, Mentefle gibi beylikler bu sebeple oluflmufltur.

Hoflgörü ve Tevazu: fiefkat ve merhamette günefl gibi ol Ay›plar› örtmede gece gibi ol ‹kram ve cömertlikte akarsu gibi ol öfken ve h›rs›n› yenmede ölü gibi ol Tevazu ve kendini de€ersiz göstermekte toprak gibi ol Ya oldu€un gibi görün, ya da göründü€ün gibi ol.

Bir Beyit: Anlamaz olgun adamdan ham adam Söz hem az, hem öz gerektir vesselâm

Bir Sözü: Hatas›z dost arayan dostsuz kal›r.

142

143

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Selçuklularda Kültür ve Medeniyet

Selçuklular, kabile hayat›ndan ciddi bir devlet yönetimine geçtiler. Eyalet sistemini kurdular. Selçuklu sultanlar›, devletin yaln›z, silâh gücüyle ayakta kalmayaca€›n› çok iyi biliyorlard›. Bu yüzden ticarete büyük önem verdiler. Konya’y› bir ticaret merkezi hâline getirdiler. Tarihî ipek yolunun Selçuklu topraklar›ndan geçmesi de, ticaretin geliflmesinde etkili oldu. Yolcu ve kervanlar›n güvenli€ini sa€lamak için han ve kervansaraylar kurdular. fiehirlere gelen misafirler için misafirhaneler, hanlar yapt›lar. Ahî tekkeleri de bu amaçla kullan›ld›. Ahîlik teflkilât›, pek çok esnaf ve sanatkâr›n yetiflmesini sa€lad›. Sanat sahibi olan halk göçebe hayattan kurtuldu, yerleflik hayata geçti. fiehirler geniflledi.

Osmanl› öncesi Dünya ve Anadolu Beylikleri

Osmanl› Devleti kurulmadan önce, dünyada baz› ‹slâm devletleri hüküm sürüyordu. Anadolu’da ise beylikler olufltu.

Anadolu’daki baz› beylikler s›n›r ve uç bölgelerde güvenli€i sa€lamak için kurulmufltu. Baz› beylikler de, Anadolu Selçuklu Devleti’nin y›k›l›fl›nda sonra Mo€ol sald›r›lar›ndan kurtulmak amac›yla olufltu. Baz› dönemlerde Selçuklulara, baz› dönemlerde de ‹lhanl›lara ba€l› kalm›fl beylikler de vard›. Osmanl› öncesi, dünyada iki önemli ‹slâm devletini görüyoruz:

Eyyübîler (1171-1250)

Okuma Parças›
Yalanc› Dünya
Yalanc› dünyaya konup göçenler Ne söylerler, ne bir haber verirler Üzerinde türlü otlar bitenler Ne söylerler, ne bir haber verirler Kimisinin üstünde biter otlar Kiminin bafl›nda s›ra serviler Kimi masum, kimi güzel yi€itler Ne söylerler, ne bir haber verirler Topra€a gark olmufl nazik tenleri Söylemeden kalm›fl tatl› dilleri Gelin duadan unutman bunlar› Ne söylerler, ne bir haber verirler Yunus der ki, takdirin iflleri Dökülmüfltü, kirpikleri kafllar› Bafllar› ucunda hece tafllar› Ne söylerler, ne bir haber verirler

Nurettin Zengi’nin hizmetinde bulunan Eyyüb, kardefliyle birlikte M›s›r’daki bir isyan› bast›rmak için görevlendirildi. Ye€eni Selâhaddin’in de yard›mlar›yla M›s›r’da sükûnet sa€land›. Bir süre sonra Nurettin ile Selâhaddin’in aras› aç›ld›. Selâhaddin de ba€›ms›zl›€›n› ilân ederek Eyyübî Devleti’ni kurdu (1171).

Selâhaddin-i Eyyübî Suriye’yi ele geçirdi. Haçl›larla mücadele etti. Onlar› yendi. 2 Ekim 1187 Cuma günü "Miraç Kandili'nde" Kudüs’ü teslim ald›. Selâhaddin 1193’te vefat etti. Onun ölümünden sonra, ülkede taht kavgalar› bafllad›. Devlet parçaland›. Mo€ol sald›r›lar› sonucu Suriye ve M›s›r civar›nda hüküm süren Eyyübî Devleti de y›k›ld› (1250).

Yunus Emre

144

145

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Memlûklar (1250-1517)

Eyyübîlerden sonra M›s›r ve Suriye civar›nda kuruldu. Devletin kurucusu Türk as›ll› bir Kölemen olan Aybek’tir. Aybek, ayn› zamanda Selâhaddin-i Eyyübî’nin komutan›d›r. Memlûklar, Mo€ol sald›r›s›na karfl› direndiler. Timur’a geçit vermediler. Bu mücadele sürecinde, ticaretleri zay›flad›. Vergi gelirleri azald›. Bu nedenlerle devletleri güçsüz kald›€› için Osmanl›larla da mücadele edemediler. Yavuz Sultan Selim’in M›s›r seferinde Osmanl›larla karfl› karfl›ya geldiler. Ridaniye’de zafer kazanarak Kahire’ye giren Osmanl›lara kat›ld›lar (1517).

Mentefle O¤ullar› Beyli¤i

Kurucusu Mentefle Bey`dir. Fethiye, Marmaris, Mu€la, Milas civar›nda hüküm sürdü (1261). Bir ara, Ayd›n ve Germiyan beylikleriyle birleflerek Osmanl› ile mücadele ettiler. Fakat, bu niyetlerinden k›sa sürede vazgeçtiler. Güçlü bir donanma kurdular. Girit ve Venedikliler`e karfl› mücadele ettiler. Deniz ticaretini gelifltirdiler. 1424’te y›k›ld›.

Germiyan O¤ullar› Beyli¤i

Karaman O¤ullar›

Karaman O€ullar›, I. Alâaddin Keykubat zaman›nda uç beyli€i göreviyle Ermenek’e yerlefltirildi (1228). Selçuklular›n Mo€ol etkisine girmesi sonucu ba€›ms›z hareket etmeye bafllad›lar, ülkelerini genifllettiler. Selçuklu himayesinde iken resmi dilleri Farsça idi. Karaman o€lu Mehmet Bey, bir emirname ile sarayda devlet dairelerinde ve yaz›flmalarda Türkçe’den baflka dil kullan›lmas›n› yasaklad›. S›k s›k Osmanl›larla rekabet ettilerse de, uzun süre baflar›l› olamad›lar. Y›ld›r›m Beyaz›t döneminde, Kuzey Karaman Osmanl›lara ba€land›. Fatih Sultan Mehmet, onlarla ciddi bir mücadele içine girdi. II. Beyaz›t döneminde ise, Karaman Beyli€i’ne son verildi (1487).

Kütahya ve Denizli civar›nda kuruldu (1276). Kurucusu Yakub Bey’dir. Bir Türk aflireti iken beylik hâline dönüfltü. Y›ld›r›m Beyaz›t’la iyi iliflkiler kurdular. Bir ara Karaman O€ullar›n›n eline geçtiyse de Çelebi Mehmet, Karaman O€ullar›n›n elinden Germiyan ülkesini kurtard›.

Son hükümdar› olan II. Yakub Osmanl› ile taht mücadelesine giriflti. Fakat, bir varl›k gösteremedi. II. Yakub’un erkek evlâd› olmad›€› için, 80 yafl›na girdi€inde ülkesini Osmanl›lara emanet etti (1429).

Saruhan O¤ullar› Beyli¤i

Selçuklular›n uç beyli€i olarak Manisa ve çevresinde kuruldu. Saruhan Bey’in kurucusu oldu€u bu beylik Menemen, Kemal Pafla ve Foça’ya kadar geniflledi. Selçuklulardan sonra ‹lhanl›lara tabi oldular. 1410’da da beylik sona erdi.

146

147

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Selçuklular, 1178’de Daniflmendilerin yönetimine son verdi. ‹leri gelenlerini de uç beyi olarak görevlendirdi. Bunlardan Karesi Bey, Bizans üzerine seferler yapt›. Bal›kesir ve Bergama’y› fethettikten sonra ba€›ms›zl›€›n› ilân etti. Çanakkale’yle, Ayvac›k, ‹vrindi, Soma, Dikili çevresinde etkili oldu. Bu beylik 1345’te sona erdi.

Karesi O¤ullar› Beyli¤i

Ayd›n O¤ullar› Beyli¤i

Kurucusu Ayd›no€lu Mehmet Bey’dir. 14. yüzy›l bafllar›nda kuruldu. Tire, Selçuk, Sultanhisar, ‹zmir civar›nda etkili oldular. Zamanla Manisa ve Denizli’nin baz› yerlerine de yay›ld›lar. Denizcilikte baflar› gösterdiler. Bu bölge, 1426’da Osmanl› Devleti’ne kat›ld›.

Hamit O¤ullar› Beyli¤i

13. Yüzy›l sonunda, Selçuklular›n uç beyi olarak Isparta ve E€irdir civar›nda kuruldu. Selçuklular›n ‹lhanl›lar himayesine girmesinden sonra ba€›ms›zl›k kazand›lar. Gölhisar, Antalya ve Korkuteli’yi ele geçirdiler. 1423’te y›k›ld›. Kurucusu Seyfettin Süleyman Bey’dir. Beyflehir, Seydiflehir, Bolvadin, Ilg›n ve Akflehir civar›nda hüküm sürmüfltür.

Dulkadir O¤ullar› Beyli¤i

1339’da Zeynüttin Karaca Bey’in kurdu€u bir beyliktir. Marafl, Antep, Malatya, Elaz›€ civar›nda hüküm sürmüfltür. Çelebi Mehmet zaman›nda Osmanl› Devleti’ne ba€lanm›flt›r. 11353’te Ramazan Bey taraf›ndan kuruldu. Adana ve Tarsus civar›nda hüküm sürdü. 1510’a kadar Memlûklara, 1608’e kadar da Osman-

Ramazan O¤ullar› Beyli¤i

Eflref O¤ullar› Beyli¤i

l›lara ba€l› kald›.

Kurucusu fiemsettin Yaman Candar’d›r. Kastamonu, Sinop, Samsun, Çank›r›, Zonguldak çevresinde hüküm sürdü. 1308’e kadar Selçuklulara, 1335’e kadar ‹lhanl›lara tabi oldular. Sonra da ba€›ms›zl›€›n› ilân ettiler. Osmanl›larla iyi iliflkiler kurdular. 1473’te y›k›ld›.

Kad› Burhaneddin Ahmed Devleti

Candar O¤ullar› Beyli¤i

Kurucusu olan Kad› Burhanettin cesur ve flair bir hükümdard› (1381). Sivas’ta hüküm sürdü. Osmanl› ve Memlûklar› Timur tehlikesine karfl› uyard›. ‹leri görüfllü idi. Bu beylik 1442’de sona erdi. Uygur Türklerinden Eretna taraf›ndan kuruldu (1328). önce Sivas’›, sonra Kayseri’yi merkez edindiler. Adalet üzere bir yönetim kurdular. 1381’de y›k›ld›.

Eretna Beyli¤i

148

149

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Çoban O¤ullar› Beyli¤i

1223’te Hüsamettin Çoban taraf›ndan kuruldu. Kastamonu’da hüküm sürdü. 1320’de y›k›ld›. 1276’da kuruldu. Kurucusu Ali Bey, Denizli’yi merkez edindi. 1368’de y›k›ld›.

Osmanl› Devleti (1299-1924)
Osmanl› Beyli¤i
Osmanl›lar, O€uz Türkleri’nin Kay› boyundand›r. Malazgirt Zaferi’nden sonra, Orta Asya’dan Karacada€ yöresine geldiler. Osmanl› aflireti, 400 kadar çad›r halk›ndan oluflmufltu. Bafllar›nda Ertu€rul Bey vard›. Ertu€rul Bey, Selçuklular›n uç beyi idi. Bizansl›larla yapt›€› mücadelelerde baflar›lar gösterdi. 1288’de vefat eti. Ertu€rul Bey’in ölümünden sonra, o€lu Osman Bey bafla geçti. Afliret reisi oldu. Osman Bey, Ahî büyüklerinden fieyh Edebali’nin k›z› Bala Hatun ile evlendi. fieyh Edebali’den çok fley ö€rendi, Osmanl› Beyli€ini kurdu. Sö€üt ve Domaniç’i merkez edindi. Genifllemek amac›yla fetih hareketlerine giriflti. Yerhisar, Bilecik ve ‹negöl kalelerini ald›. Di€er Türkmen beylikleriyle birlikte 1299’da ba€›ms›zl›€›n› ilân etti.

‹nanç O¤ullar› Beyli¤i

Kutluflah taraf›ndan 1340’ta kuruldu. Amasya’da hüküm sürdü. önce Eretna Beyli€i’ne, sonra da Kad› Burhanettin Beyli€i’ne tabi oldu. 1393’te de Osmanl› Devleti’ne kat›ld›.

Kutluflahlar Beyli¤i

Sahip-Ata O¤ullar› Beyli¤i

Selçuklu veziri Sahip-Ata Fahrettin Ali taraf›ndan kuruldu. Afyon ve çevresinde hüküm sürdü. 1333’te sona erdi. Niksar’› merkez edinerek Tokat, Amasya, Samsun ve civar›nda etkili olmufltur (1308). önce baz› beyliklere ba€l› kald›lar. 1415’te de Os-

Tacüddin O¤ullar› Beyli¤i

Okuma Parças›Kur’an-› Kerim’e Hürmet
Osman Bey, âlim bir kiflinin evine misafir olmufltu. Yataca€› odada, k›l›f içinde bir kitap gördü. Bu kitab›n ne oldu€unu sordu€unda “Kur’an-› Kerim”dir, dediler. Ev sahibi uyumak için odadan ayr›ld›. Osman Bey Kur’an-

manl› Devleti’ne kat›ld›lar. Ayr›ca; Alâiye Beyli€i, Mutahharten O€ullar› Beyli€i, Akkoyunlular ve Karakoyunlular da bu beylikler aras›nda say›l›r.

150

151

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

› Kerim’e hürmet gösterdi. Gece, ayaklar›n› uzat›p uyuyamad›. Bir ara minder üzerinde tefekkür hâlindeyken kendinden geçti. Bu s›rada rüyas›nda flöyle bir hitap duydu: “Sen, benim kelâm›ma hürmet gösterdin. Ben de senin evlâtlar›na uzun süre devam edecek mülk ve devlet ikram eyledim. “ (Müneccimbafl› Tarihi’nden)

Osman Bey ve Devletin Kuruluflu (1299)

Osman Bey, dinine ba€l› ve yönetim tecrübesi olan de€erli bir insand›. Onun zaman›, Osmanl› Tarihi’nin parlak dönemlerinden biri oldu.

Ey o€ul!... Beysin! Buradan sonra öfke bize, uysall›k sana... güceniklik bize, gönül almak sana. . . suçlamak bize, katlanfieyh Edebali’nin mak sana. . . acizlik bize, hofl Osman Gazi’ye görme sana. Geçimsizlikler, çaNasihatleri t›flmalar, uyumsuzluklar, anlaflmazl›k bize, adalet sana. . . kötü söz, haks›z yorum bize, ba€›fllama sana. . . . bundan sonra bölmek bize, bütünlemek sana. . . ›fl›€›n par›ldats›n. Uzaklara iletsin. Sana yükünü tafl›yacak güç, aya€›n› sürçtürmeyecek ak›l ve kalp versin.

Okuma Parças›-

Osmanl› Devleti’nin kuruluflunda Ahî birliklerinin rolü büyüktür. Osman Bey, ba€›ms›zl›€›n› kazand›ktan sonra, fetih hareketlerine h›z verdi. Yeniflehir’i (1300) ve Koyulhisar’› (1302) ele geçirdi. 1314’te Bursa’y› kuflatt›. Halka iyi davrand›. Osmanl› Devleti, co€rafî konumu, baflar›l› bir yerleflim siyaseti uygulamas›, Bizansl›lara üstünlük sa€lamas› ve Osman Bey’in iyi yetiflmifl bir yönetici olmas› gibi nedenlerle k›sa sürede geniflledi. fieyh Edebali’nin Osman Gazi’ye nasihatleri, Osman Gazi’nin o€lu Orhan Bey’e vasiyetleri Osmanl› Devleti’ne yön veren Anayasa gibi olmufltur. Bunlara uyuldukça, devlet yükselmifl, uzaklaflt›kça kar›fl›kl›klar ç›km›flt›r.

Ey o€ul!... Güçlü, kuvvetli, ak›ll›, kelâml›s›n. Ama bunlar› nerede ve nas›l kullanaca€›n› bilmezsen sabah rüzgarlar›nda savrulur gidersin. öfke ve nefsin bir olup akl›n› ma€lup eder. Bunun için daima sab›rl›, sebatkâr ve iradene sahip olas›n!... sab›r çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez, yense bile ba€r›nda kal›r. Bilgisiz k›l›ç da t›pk› ham armut gibidir. Milletin kendi irfan› içinde yaflas›n. Ona s›rt çevirme. Her zaman varl›€›n› duy. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfand›r. Anan› ve atan› say!... Bil ki, bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inanc›n› kaybedersen, yeflilken çorak olur, çöllere dönersin. Aç›k sözlü ol. Her sözü üstüne alma. Gördün, söyleme, bildin, deme. Sevdi€in yere s›k gidip gelme, muhabbet ve itibar›n zedelenir. fiu üç kifliye ac›: Cahiller aras›ndaki âlime, zengin iken fakir düflene. Hat›rl› iken itibar›n› kaybedene. Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, afla€›dakiler kadar emniyette de€ildir. Hakl› oldu€un mücadeleden korkma! Bilesin ki, at›n iyisine doru, yi€idin iyisine deli (kahraman, yi€it) derler.

152

153

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

‹nsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkamaz. Kifli, k›p›rdamay›nca uyuflur. Uyuflunca laflamaya bafllar. Lâf dedikoduya dönüflür. dedikodu hay›r getirmez. Dost, düflman olur; düflman canavar kesilir. Kiflinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaflar. Bilginin ›fl›€›, kapal› gözlerden bile içeri s›zar, ayd›nl›€a kavuflturur. Hayvan ölür semeri kal›r, insan ölür eseri kal›r. ölenin de€il, eser b›rakmayan›n ard›ndan a€lamal›. Osman! Geçmiflini iyi bil ki, gelece€e sa€lam basas›n. Nereden geldi€ini unutma ki, nereye gidece€ini unutmayas›n.

I. Murat Devri (1362-1389)

Orhan Bey Dönemi (1324-1362)

1324’te Osman Bey’in ölümünden sonra, yerine o€lu Orhan Gazi tahta geçti. ‹lk ifl olarak 12 senedir kuflatma alt›nda tuttuklar› Bursa’n›n fethini tamamlad› (1326). fiehirde hakimiyet sa€lad›, Bizans'la mücadeleyi sürdürdü. ‹stanbul Bo€az›’na yak›n yerleri ald›. Rumeli’ye geçti. Gelibolu ve Edirne’ye kadar olan yerleri ele geçirdi. Gemlik ve ‹znik’i fethetti (1331). ‹znik’te ilk Osmanl› Medresesi’ni kurdu. Orhan Bey’in baflar›lar› Anadolu’daki di€er beylikler üzerinde etkili oldu. Osmanl›’n›n gücü ortaya ç›kt›. Karesi Beyli€i Osmanl› Devleti’ne kat›ld› (1334). Ayr›ca, Kocaeli bölgesi (1337) ve Gelibolu (1354) fethedildi. Orhan Bey (1362)’de vefat etti.

Orhan Bey’in vefat›ndan sonra, o€lu I. Murat bafla geçti. Orhan Bey’in ölümünü f›rsat bilen Bizansl›lar Çorlu, Burgaz ve Malkara’y› geri ald›lar. Bu yüzden, I. Murat Anadolu’nun güvenli€ini sa€lad›ktan sonra Rumeli’ye geçti. Bu bölgedeki flehirleri geri ald›. Balkanlara do€ru ilerledi. Filibe ve Gümülcine’yi fethetti. Osmanl›’n›n Balkanlardaki ilerleyiflini durdurmak isteyen S›rplar, Bulgarlar, Eflâklar, Bosnal›lar ve Macarlar birleflik Haçl› kuvvetini oluflturdular. Meriç ›rma€› kenar›nda S›rp S›nd›€› Savafl› yap›ld›. I. Murat , içkiden s›zm›fl Haçl›lar› ani bir bask›nla bozguna u€ratt› (1364). Bu savafl Rumeli’nin fethinin tamamlanmas›n› ve Osmanl›’n›n Balkanlarda yerleflmesini sa€lad›. S›rp ve Makedonlar, Osmanl›’ya karfl› birleflerek, kaybettikleri yerleri geri almak istediler. Bu amaçla yap›lan Çirmen Savafl›’nda yenilgiye u€rad›lar (1371). Bu savafl, Balkanlarda pek çok yerin Osmanl›’ya kat›lmas›n› sa€lad›. Nifl (1385) ve Sofya (1386) al›nd›. Bu olaydan sonra S›rp, Boflnak, Arnavut ve H›rvatlar Osmanl›’ya karfl› birleflerek “Balkan ‹ttifak›” oluflturdular. Ploflnik denilen yerde Osmanl› kuvvetlerini pusuya düflürerek yenilgiye u€ratt›lar. Bu olay Ploflnik Bozgunu olarak an›l›r (1388). Bu durumu ö€renen I. Murat, Candarl› Ali Pafla komutas›nda bir ordu gönderdi. Silistre ve Ni€bolu gibi yerler al›nd›. I. Murat yard›mc› kuvvetlerle Kosova’ya geldi. Fakat burada tozu dumana katan fliddetli bir f›rt›nayla karfl›laflt›. O gece Beraat gecesi idi. ‹ki rekât namaz k›ld›ktan sonra flöyle dua etti: “Allah’›m! Bu askerler, buraya kadar sadece senin ad›n› yükseltmek için ve ‹slâm’› yaymak için geldiler. Allah’›m! Bu f›rt›na aciz Murat kulunun günahlar› yüzünden ç›kt›ysa, masum askerlerimi cezaland›rma, flu f›rt›nay› üzerimden kald›r. “

154

155

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Sabah olunca f›rt›na dindi ve savafl bafllad›. Sekiz saatlik bir mücadeleden sonra I. Kosova Zaferi kazan›ld› (1389). I. Murat, savafl meydan›nda yaral›lar aras›nda dolafl›rken yaral› bir S›rpl›n›n suikasti ile flehit oldu. (1389). Osmanl›lar, Balkanlarda yaflayan insanlara çok iyi davrand›lar. Adalet ve hoflgörü ile muamele ettiler. Dinlerinde serbest b›rakt›lar. O bölgenin güvenini kazand›lar. Balkanlar, Osmanl›’dan çok fley ö€rendi.

Ankara Savafl› (1402

Y›ld›r›m Beyaz›t, Ni€bolu Zaferi’nden sonra Anadolu’da Konya, Karaman, Samsun, Malatya, Sivas gibi flehirleri ele geçirdi ve Karadeniz beyliklerini ilhak etti (1398). ‹stanbul’u ikinci defa kuflatt›. Büyük oranda siyasî birli€i sa€lad›.

Y›ld›r›m Beyaz›t Dönemi (1389-1403)

I. Murat’tan sonra, yerine o€lu Beyaz›t geçti. Beyaz›t’›n hükümdar olmas›n› f›rsat bilen baz› Anadolu beylikleri harekete geçtiler. Beyaz›t mücadele ederek, bu beylikleri bir bir ülkesine katt›. Ayd›n, Saruhan, Germiyan ve Mentefle beyliklerini ilhak etti, Karaman’a sefer düzenledi ve Konya’y› muhasara etti (1390).

Saltanatlar› ellerinden giden baz› Anadolu beylikleri Timur’a s›€›nd›lar. Onu, Y›ld›r›m Beyaz›t ile flavafla teflvik ettiler. Timur, Belh flehrinde hükümdar idi. ülkesini geniflletmifl ve Osmanl›’ya komflu olmufltu. Y›ld›r›m Beyaz›t ile rekabet halindeydi. Bu yüzden Anadolu’ya gelerek, Sivas’a kadar ilerledi. Her taraf› yak›p y›kt› (1400). Y›ld›r›m Beyaz›t, Timur’un Sivas'› ele geçirdi€ini ö€rendi. Muhtemel Haçl› sald›r›s›n› da düflünerek ‹stanbul kuflatmas›n› kald›rd›. Y›ld›r›m Beyaz›t, bölgede ilhak etti€i beyliklerin halklar›n›n kendisine iyi bakmad›klar›n› ve Timur’u savafla k›flk›rtt›klar›n› biliyordu. Bu nedenle Timur’a hemen karfl›l›k veremedi ve Timur’dan bar›fl istedi. Bar›fl teklifi kabul edilmeyince, durumu incelemek için Kayseri’ye geldi. Savafl›n Ankara’da yap›lmas›n› uygun buldu. Savafl Ankara’n›n Çubuk Ovas›’nda yap›ld›. Timur’un fillerle desteklenmifl 300.000 kiflilik ordusu bulunuyordu. Bafllang›çta Osmanl› Ordusu üstünlük sa€lad›. Fakat Anadolu’dan kaçarak Timur’a s›€›nan Türkmen beylerinin Timur taraf›na geçmeleri sonucu Osmanl› Ordusu bozguna u€rad›. Y›ld›r›m Beyaz›t kahramanca bir savunma yapt›. Kuflatmay› yarmak için büyük bir cesaret gösterdi. Ancak, karanl›kta at› bir tafla çarpt›, yere yuvarland› ve esir düfltü (1402). Timur, Bursa’ya gelerek Osmanl› hazinesine el koydu. Bütün Anadolu’yu iflgal etti. 8 ay Y›ld›r›m Beyaz›t’› esir olarak ya-

Bizans ‹mparatoru’nun saltanat orta€› ve o€lu Manuel’in izinsiz olarak ‹stanbul’a gelmesi Beyaz›t’› flüphelendirildi. Bu sebeple ‹stanbul’u kuflatt› (1391). Bizans’›n Karadeniz'le ba€lant›s›n› kesmek için ‹stanbul Bo€az›’n›n k›y›s›na “Anadolu Hisar›”n› yapt›rd›. Ni€bolu Seferi zorunlulu€u nedeniyle ‹stanbul kuflatmas›n› kald›rd›. Beyaz›t’›n ‹stanbul’u kuflatmas› üzerine Bizansl›lar Avrupa’dan yard›m istediler. Papa’n›n da teflvikiyle bir Haçl› Ordusu olufltu. Macar Kral› Sigmund komutas›nda Tuna’y› geçtiler. Nehir boylar›ndaki Müslüman halk› k›l›çtan geçirdiler. Ni€bolu Kalesi’ni kuflatt›lar. Beyaz›t, ani bir hücumla Haçl› Ordusu’nu da€›tt›. Pek ço€u kaçarken Tuna nehrinde bo€uldu (1396). Beyaz›t’›n bu seferdeki çeviklik ve ustal›€› sebebiyle ona “Y›ld›r›m” unvan› verildi.

156

157

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

n›nda dolaflt›rd›. Y›ld›r›m Beyaz›t onurlu bir hükümdard›. Bu esarete daha fazla dayanamad›. 42 yafl›nda iken Akflehir’de vefat etti. Y›ld›r›m Beyaz›t’›n ölümünden sonra Timur Türkistan’a döndü. Çin savafl›na ç›kt›€› bir s›rada hastaland› ve 1405’te vefat etti. Ankara Savafl› Osmanl›’n›n Balkanlardaki ilerleyiflini durdurdu. ‹stanbul’un fethini yar›m as›r geciktirdi. Timur engeli olmasayd›, Y›ld›r›m Beyaz›t ‹stanbul’u alabilecek güç ve dirayette idi. Y›ld›r›m Beyaz›t Edirne, Bursa, Kütahya, Bal›kesir gibi illere pek çok cami, medrese, imaret, aflevi, hamam, misafirhane, zaviye yapt›rm›fl, ülkesini sanat eserleriyle donatm›flt›.

‹lk namaz› k›ld›rd›. Fatiha suresinin bir bölümünü tefsir etti. Emir Buhari için flöyle dedi: “Emirim! Ne ettin? S›rr›m› aç›klad›n!...” Bu olaydan sonra, onu Bursa’da gören olmad›. Hac› Bayram Veli (k.s.) ile birlikte Darende taraflar›na hicret etti.

Fetret Devri ve Çelebi Mehmet

Y›ld›r›m Beyaz›t’›n ölümünden sonra, 4 o€ul aras›nda taht kavgalar› bafllad›. Anadolu’daki beylikler de eski topraklar›na döndüler. ‹flte, Osmanl› Tarihi’nde 1402’den 1413’e kadar devam eden iç kar›fl›kl›k dönemine “Fetret Devri” denir. Çelebi Mehmet, kardeflleriyle yapt›€› mücadeleyi kazand›. 11 y›l sonra devleti yeniden bir yönetim alt›na toplamay› baflard› (1413). 1413’te padiflah olan Çelebi Mehmet, ilk ifl olarak da€›lm›fl olan beylikleri yeniden toplamaya çal›flt›. Baz›lar›n› kendine ba€lad›, baz›lar›n› da ortadan kald›rd›. Siyasî birli€i sa€lad›. fieyh Bedrettin isimli biri padiflah olma hevesine kap›lm›flt›. Bu amaçla taraftar toplad›. Devlete karfl› ayakland›. Çelebi Mehmet bu isyan› k›sa sürede bast›rd› (1416). Bu arada Macaristan’a sefer düzenlendi. Ayr›ca, Venedikliler ile bir deniz muharebesi ve sulhü gerçekleflti (1416). Avlonya fethedildi (1417). Samsun bölgesi zaptedildi (1420).

Okuma Parças›
S›rr›m› Aç›klad›n!

Y›ld›r›m Beyaz›t, Bursa’daki meflhur Ulu Cami’yi yapt›rd›. Halk, aç›l›fl töreni için caminin önünde toplanm›flt›. Yöneticiler, âlimler, fleyhler hep oradayd›.

Y›ld›r›m Beyaz›t, dönemin en büyük âlimi Emir Buhari’ye seslendi: “Ey Emir! Buyur, caminin kap›lar›n› aç ve ilk namaz› sen k›ld›r. Bu fleref sana aittir. Emir Buhari hazretleri, büyük bir tevazu içinde dedi ki: “Sultan›m! Aram›zda büyük insanlar var. Bu fleref Hamidüddin Aksarayi’ye aittir.” Y›ld›r›m Beyaz›t, bu kiflinin ad›n› duymam›flt›. “Bu zat da kim?” diye sorunca, flöyle cevap verdi: “Sultan›m! Halk›n “Somuncu Baba” ismini verdi€i ekmekçidir. Halka ve Ulu Cami çal›flanlar›na bol bol ekmek ikram›nda bulunmufltur. O, ilimde derecesi yüksek, Allah dostlar›ndan Hamidüddin Aksarayi’dir.” Padiflah bu teklifi uygun buldu. Somuncu Baba’y› halka tan›tt›. Aç›l›fl için ön tarafa davet etti. Hamidüddin Aksarayi (k.s.) Ulu Cami’nin aç›l›fl›n› yapt›.

Timur, Y›ld›r›m Beyaz›t’›n o€ullar›ndan Mustafa Çelebi’yi Türkistan’a götürmüfltü. Timur’un ölümünden sonra Mustafa Çelebi geri döndü ve Çelebi Mehmet’e karfl› isyan etti. Çelebi Mehmet bu isyan› da bast›rd›. Mustafa Çelebi ise, Bizans’a s›€›nd›. Çelebi Mehmet sab›rl›, azimli, disiplini ve yüksek ahlâkl› bir padiflaht›. 1421’de vefat etti.

158

159

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

II. Murat, Çelebi Mehmet’in ölümü üzerine Manisa’dan Bursa’ya geldi. Padiflah oldu€u zaman 18 yafl›ndayd›. Bizansl›lar, II. Murat’›n yeni padiflah oluflundan faydalanmak istedi. Ellerinde bulunan Mustafa Çelebi’yi k›flk›rtt›lar. Mustafa Çelebi, taht› ele geçirme sevdas›na düfltü. Fakat, buna f›rsat bulamad› ve Edirne’de yakaland›. II. Murat, Bizans’›n bu k›flk›rt›c› tutumu karfl›s›nda ‹stanbul’u kuflatt›. Bizans bu sefer de II. Murat’›n o€lu fiehzade Mustafa’y› isyana teflvik etti. II. Murat bu yüzden ‹stanbul kuflatmas›n› kald›rd› ve fiehzade Mustafa isyan›n› bast›rd› (1422).

II. Murat Dönemi (1421-1451)

tekrar Edirne’ye davet etti (1445). II. Murat, yeniden ordusunun bafl›na geçti. Macar Kral› Hünyadi Yanofl Varna yenilgisinin izlerini silmek istiyordu. ‹ki ordu Kosova’da karfl›laflt›. Savafl üç gün sürdü. Sonunda Osmanl› Ordusu farkl› bir savafl yöntemi/stratejisi uygulad›. önce merkezi geri çekip hilâl flekli oluflturdular ve düflman› iki taraftan aralar›na ald›lar. Böylece düflman yenilgiye u€rad›. Haçl›lar pani€e kap›ld›. Hünyadi Yanofl kaçt›. II. Murat, II. Kosova Zaferi’ni kazand› (1448). II. Murat 1451’de vefat etti. dinine ba€l›, adaletli, cesur ve tedbirli bir padiflaht›. Edirne ve Bursa’y› sanat eserleriyle süsledi. ‹psala ve Selanik’te camiler yapt›rd›.

Bu isyanlar devam ederken Karaman ve ‹sfendiyar beyliklerini Osmanl›’ya ba€lad›. Teke O€ullar› ve Mentefle beyliklerine de son verildi. Germiyan beyli€i ise Osmanl›’ya kat›ld›. II. Murat, bundan sonra Avrupal›larla bir antlaflma yapt›. Kendini ibadete vermek için, padiflahl›€› 12 yafl›ndaki o€lu II. Mehmet’e (Fatih) b›rakt› (1444). Haçl›lar, çocuk yaflta birinin Osmanl›’n›n bafl›na geçmesini f›rsat bildiler. Hemen antlaflmay› bozdular. Tuna nehri üzerinden Osmanl› topraklar›na sald›rd›lar. II. Mehmet, devlet adamlar›yla görüflerek, II. Murat’›n yeniden devletin bafl›na geçmesini istedi. II. Murat, bu ça€r› üzerine Edirne’ye geldi. ‹ki ordu Varna’da karfl›laflt›. Sekiz saat süren savaflta Haçl›lar yenildi (1444). Macaristan Kral› öldürüldü. Haçl›lar›n komutan› Hünyadi Yanofl savafl alan›ndan kaçt›. Varna Savafl›, Osmanl›’n›n Balkanlarda kesin hakimiyetini sa€lad›. II. Murat, Varna Savafl›’ndan sonra tekrar Manisa’ya döndü. Fakat, k›sa bir süre sonra Hünyadi Yanofl Haçl› Ordusunu yeniden toplamaya bafllad›. Edirne’de yeniçeri isyan› ç›kt›. Bu durum karfl›s›nda II. Mehmet, babas› II. Murat’› “2. defa”

Okuma Parças›
‹stanbul’u Alabilecek miyim?
II. Murat’›n ‹stanbul’u kuflatt›€› günlerde, o€lu II. Mehmet do€du. Hac› Bayram Veli (k.s.), padiflah› tebrik için saraya gelmiflti. II. Mehmet beflikteydi. Hacl› Bayram Veli (k.s.) befli€e bakt› ve herkesin iflitebilece€i bir sesle Fetih suresini okudu. Sonra Padiflah’a dönerek flu m›sray› söyledi: “Murat’›n bahçesinde, Muhammedî bir gül açt›. “ Padiflah Allah’a flükretti. Sonra Hac› Bayram Veli’ye (k.s.) sordu: “‹stanbul’un fethi acaba kime nasip olacak? Acaba, ben bu sefer ulaflabilir miyim?” Hac› Bayram Veli (k.s.) flöyle devam etti: “Sultan›m! O mübarek belde mutlaka fethedilecektir. ‹stanbul’u fethetmek size nasip olmayacak. Onu ben de göremeyece€im. Fakat, o güzel beldenin fethi, sizin flu beflikteki Muhammedî gülünüz ile bizim köse Akflemsettin’e nasip olacak. “

160

161

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

II. Mehmet, küçüklü€ünden beri devrinin en iyi hocalar› elinde yetiflmiflti. Akflemsettin, Molla Gürani, Molla Hüsrev, Molla Yegan, H›z›r Bey Çelebi, Ali Kuflçu gibi hocalar› en baflta gelenleri idi.

Fatih Devri (1451-1481)

Osmanl› donanmas›n›n yap›m› devam ediyordu. Gemilerin yap›m› tamamlan›nca, dünya tarihinde bir ilk gerçeklefltirildi. Bu 150 parça gemi, k›zaklar ve tekerlekler üzerinde yürütüldü. Beyo€lu s›rtlar›n› izleyip Kas›mpafla’dan Haliç’e indirildi. Donanma Baltao€lu Süleyman Bey’in emrine verildi. Ertesi gün, Osmanl› donanmas›n› Haliç’te gören Bizans halk› büyük flaflk›nl›€a u€rad›. Psikolojik bir yenilgi içine girdiler. Ayr›ca, fetih öncesi Bizans yönetimi, zulüm ve a€›r vergilerle halk› b›kt›rm›flt›. O kadar ki, halk “Bizans’ta Lâtin külâh› görmektense, Osmanl› sar›€› görmek daha iyidir.” demeye bafllam›flt›. Çünkü halk, Osmanl›’n›n hak ve adalet üzerine bir yönetime sahip oldu€unu çok iyi biliyordu.

Hocalar› onu, ‹stanbul aflk› ile yetifltirmifllerdi. Peygamberimiz (s.a.v.) flöyle müjdelemiflti: “‹stanbul mutlak fethedilecektir. Onu fetheden hükümdar, ne güzel hükümdar, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” II. Mehmet, bu müjdeyi elde etmek istiyordu. Bunu öylesine benimsemiflti ki, çocukluk oyunlar›n› bile ‹stanbul üzerine kuruyordu. ‹stanbul’u fethetmeye kararl›yd›. Padiflah oldu€u zaman ilk ifl olarak ‹stanbul’u alma haz›rl›klar›n› bafllatt›. Savafl stratejisi bak›m›ndan flehrin durumunu inceledi. O güne kadar yap›lan 22 kuflatmada, yaln›z karadan kuflatma gerçeklefltirilmiflti. ‹stanbul’un jeolojik yap›s›, hem kara, hem de deniz kuflatmas›n› zorunlu hâle getiriyordu. Önce, Anadolu Hisar›'n›n karfl›s›na Rumeli Hisar›’n› (Güzelce Hisar) yapt›rd›. Bununla denizden gelecek yard›mlar›n önünü kesmek ve Bo€az’› kontrol alt›na almak istiyordu. Kuflatma s›ras›nda bir üs olarak kullan›lacak olan Rumeli Hisar›’n› 4 ayda tamamlad›. O dönemin ‹stanbul’u surlar içinde kal›yordu. Bu surlar hem yüksek, hem de sa€lamd›. “‹stanbul surlar› geçit vermez!” düflüncesi bütün dünyaya yay›lm›flt›.

Fethe Do¤ru

Fetih Haz›rl›klar›

II. Mehmet, bütün haz›rl›klar› tamamlad›ktan sonra Bizans ‹mparatoru’na elçi gönderdi. Bofl yere kan dökülmemesi için Konstantin’den ‹stanbul’un teslimini istedi, ‹mparator bu teklifi kabul etmeyince fetih plân›n› uygulamaya koydu. Hatta, Bizans elçilerinin ‹stanbul surlar›n›n çok sa€lam olmas› sebebiyle, bu giriflimin baflar›l› olamayaca€›n› söylemeleri üzerine II. Mehmet flöyle demiflti: “Sizin hayalinizin ulaflmad›€› yerlere, bizim hüküm ve gücümüz ulafl›r.” 6 Nisan 1453 günü, en büyük topun atefllenmesiyle kuflatma bafllad›. 12 gün süren top at›fllar›n›n sonucunda surlarda gedikler aç›lmaya bafllad›. Fetih plân› büyük bir disiplin içinde uyguland›. II. Mehmet bu konudaki kararl›l›€›n› “Ya ben ‹stanbul’u al›r›m, ya da ‹stanbul beni” sözüyle ortaya koyuyordu. Kuflatma 53 gün sürdü. 29 may›s sal› günü surlar Osmanl› Ordusu’na dayanamad› ve fetih gerçekleflti. Baflar›s›ndan dolay› II. Mehmet’e “Fatih” unvan› verildi.

II. Mehmet bu durumu dikkate alarak devrinin en geliflmifl toplar›n› döktürdü. Zaman›n›n teknolojisini kulland›. En iyi top ustalar›ndan faydaland›. Macar as›ll› Urban bunlar aras›ndad›r. II. Mehmet, deniz kuflatmas› için de haz›rl›k yapt›r›yordu. Dolmabahçe Koyu’nun bulundu€u yerde 150 gemiden oluflan

162

163

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

‹stanbul’un fethi, dünya tarihinin en önemli olaylar›ndan biriydi. Bu olay, Fatih’in askerî dehas› ve yüce flahsiyetini ortaya koydu.

Fethin Sonuçlar›

Çin, Orta Asya ve Karadeniz’e kadar ulaflan önemli ticaret yollar› Osmanl›’n›n eline geçti. Denizcilik güçlendi. Osmanl›, “büyük bir devlet” oldu. Do€u Roma ‹mparatorlu€u y›k›ld›. ‹stanbul, ‹slâm medeniyetinin merkezi hâline geldi. Osmanl›, Avrupa’ya karfl› büyük bir siyasî üstünlük elde etti. Fatih, ‹stanbul’un fethinden sonra Bizans’›n son kal›nt›lar› olan hanedan ve prensliklere son verdi. Onlarda Bizans’› yeniden diriltme ümidi b›rakmad› (1459). S›rplar f›rsat buldukça Osmanl› topraklar›na sald›r›yorlard›. Fatih, Bat›’daki hedeflerine ulaflabilmek için S›rbistan’› topraklar›na katt› (1459). Ayr›ca, Cenevizlerin ticaret kolonisi durumundaki Mora’ya da iki kere sefer düzenledi ve fethetti (1460). Vergilerini ödemeyen Eflâk Beyli€i’ni (1462) ve Bo€dan Beyli€i’ni Osmanl› ülkesine katt› (1476). Ayn› durumdaki Bosna ve Hersek’i de fethetti (1466). ‹sfendiyar O€ullar› ve Karaman O€ullar› beyliklerini ülkesine ba€lad› (1468). Uzun Hasan, Azerbeycan ve Do€u Anadolu topraklar› üzerinde Akkoyunlu Devleti’ni kurmufltu. K›sa sürede güçlendi€i için kendini Timur gibi görmeye bafllad›. Avrupa devletleri ile anlaflarak Osmanl› Devleti’ni ele geçirme hevesine kat›ld›. önce, Fatih’ten Orta Anadolu ve Trabzon çevresini kendisine b›rakmas›n› istedi. Fatih bu iste€i kabul etmeyince iki ordu Erzincan yak›nlar›ndaki Otlukbeli’nde karfl›laflt›. Yap›lan savaflta, Uzun Hasan’›n ordusu bozguna u€rad›. Kendisi de savafl alan›ndan kaçt› (1473). Akkoyunlular, bu yenilgiden sonra bir daha kendini toplayamad› ve

Uzun Hasan’›n ölümünden sonra da€›ld›. Fatih, deniz ticaretini gelifltirmek için Ege adalar›n›n al›nmas›na önem verdi. Gökçeada, Semadirek, Tafloz, Bozcaada, Limni, Midilli ve E€riboz adalar›n› fethetti (1480). Karadeniz’deki ticareti gelifltirmek ve o bölgeyi kontrol alt›nda tutmak için K›r›m Hanl›€›’n› Osmanl›’ya ba€lad› (1475). Fatih, son olarak, Gedik Ahmet Pafla’y› ‹talya Seferi’ne göndermiflti. Ordu, k›sa sürede Otranto flehrini ele geçirdi (1480). Fatih de, yeni bir sefer için yola ç›km›flt›. Gebze yak›nlar›na geldi€inde hastaland› ve k›sa süre sonra vefat etti (1481). Fatih’in ölümü sebebiyle ‹talya seferi yar›da kald›.

Okuma Parças›
Ben Siftah Ettim
Fatih Sultan Mehmet, ‹stanbul Seferi’ne ç›kmadan önce, halk›n durumunu ö€renmek istedi. Bir gün k›yafet de€ifltirerek çarfl›ya gitti. Bir dükkâna girdi. Birfley sat›n almak istedi. Sat›c› istedi€ini verdi. Sonra ikinci bir fley daha istedi. Fakat, sat›c› flöyle dedi: “Efendim, ben siftah ettim. Komflum henüz siftah etmedi. Lütfen, di€er iste€inizi de oradan al›n.” Fatih, di€er sat›c›lar›n da ayn› anlay›flta olduklar›n› gördü. Hepsi birbirini kollay›p gözetiyordu. Kimsede para kazanma h›rs› yoktu. Bu gezinti s›ras›nda ö€le vakti olmufltu. Ezan okununca esnaf, dükkânlar›n› kilitlemeden camiye gidiyordu. Cemaat, namazda Allah’›n huzurunda e€iliyor, sultan›n ömrü ve ordusunun zafer kazanmas› için dua ediyordu. Fatih, bu manzaray› gördükten flöyle dedi: “Ben o halk ve ordu ile, de€il ‹stanbul’u bütün dünyay› bile fethedebilirim. “

164

165

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

II. Beyaz›t Dönemi (1481-1512)

Fatih’in iki o€lu vard›. Beyaz›t Amasya’da, Cem’de Konya’da vali idi. Fatih’in ölümü üzerine, Sadrazam Karamanl› Mehmet Pafla her ikisine de haber gönderdi. Fakat, ‹shak Pafla, Cem’e gönderilen habercileri engelledi. II. Beyaz›t ‹stanbul’a geldi ve devletin bafl›na geçti. Cem, a€abeyinin padiflahl›€›n› tan›mad›. Kendisini destekleyenlerle birlikte Bursa’ya geldi. Osmanl› topraklar›n› ikiye bölerek Anadolu’nun kendi idaresine verilmesine istedi. II. Beyaz›t bu teklifi kabul etmedi. ‹ki ordu Bursa ile Bilecik aras›ndaki Yeniflehir’de karfl›laflt›. Bu mücadelede Cem yenildi ve Memlûklara s›€›nd›. Cem taraftarlar› onu ikinci kez ça€›rd›. Konya yak›nlar›nda tekrar yenildi. Anadolu’da arad›€›n› bulamad›€› için Rumeli’ye geçti ve Saint Jean flövalyeleriyle anlaflt›. Rodos flövalyeleri onu Rumeli yerine Papa’ya götürdüler (1482). Papa, Cem’den faydalanmak istedi. Amac› ‹stanbul ve Kudüs’e bir Haçl› seferi düzenlemekti. Hatta, Cem’in H›ristiyan olmas›n› teklif etti. Cem’in Papa’ya söyledi€i flu söz, onun dinine olan ba€l›l›€›n› ortaya koymaktad›r: “Ne padiflahl›k, ne de dünya saltanat› için kesinlikle dinimi de€ifltirmem!..” Cem, H›ristiyanlar›n elinde uzun süre hapis hayat› yaflad›. Napoli’de zehirlendi (1495).

‹srail O€ullar› Mö 1250 y›llar›nda M›s›r’dan ç›kt›ktan sonra Kudüs’e yerlefltiler. Yahudiler, Mö 586 y›l›nda Babil, MS 70 y›l›nda da Romal›lar taraf›nYahudi Sürgünleri dan sürgüne gönderilmifl ve dünyaya da€›t›lm›fllard›r. Daha sonra, 1290 tarihinde ‹ngiltere’den toptan ç›kar›lan Yahudiler, 1394’te Fransa’dan ve 1492 tarihinde de ‹spanya’dan ç›kar›lm›fllard›r.22

Okuma Parças›

‹spanya sürgününde, ayn› zamanda, tarihin en büyük Yahudi katliam› da yaflanm›flt›r. Bu Yahudi katliamlar›n›n sebepleri konusunda oldukça de€iflik yorumlar mevcuttur. Katoliklerin ba€naz yaklafl›mlar›, Müslümanlara karfl› giriflilen harplerde elde edilen zafer sarhofllu€u, Yahudilerin ç›kard›€› fitne ve fesatlar... vb. gibi etkilerin ön plânda oldu€u görülmektedir. Yahudiler, Endülüs Devleti içinde yaflad›klar› dönemi “alt›n ça€” olarak nitelerler. 15. yüzy›lda bugünkü ‹spanya 4 Katolik krall›€a bölünmüfltü. Güney’de bir de Müslüman krall›k (G›rnata ‹slâm Devleti) hüküm sürüyordu. 1479’da Aragon’un hükümdar› Ferdinant ile Castille’den Isabella’n›n evlenmesi ile H›ristiyan ‹spanya’n›n büyük bir k›sm› birleflti. ‹spanyol Monarflisi kendisini güçlendirmek için Katolisizm ve milliyetçilik üzerine söylemler gelifltirdi. O s›ralarda üst düzey birçok Yahudi kendi emniyetleri için din de€ifltirmifller, “dönme” (conversos) olmufllard›. Ferdinant ve Isabella’n›n birçok önde gelen dan›flmalar› Yahudi dönmelerden olufluyordu. Torquemada'n›n liderli€inde 1481’de bafllat›lan Katolik Engizisyonlar ahlâks›zl›k ve din düflmanl›€›na karfl› ac›mas›z
22

Abdurrahman Küçük, age.

166

167

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

bir bask› uyguluyordu. Bu bask›dan tespit edilebilen Yahudi dönmeler de büyük oranda nasiplerini ald›lar. 1490’da Torquemada meflhur La Guardia Mahkemelerini (Engizisyon) kurdu. Burada Yahudiler de yarg›land›lar ve aleyhlerine büyük bir kamuoyu oluflturuldu. 1492’de güneydeki Müslüman ‹spanyol topraklar› da düfltü. ‹flte bu y›lda büyük Yahudi katliamlar› da yaflanmaya baflland›. ‹spanya’da hahamlar dünyadaki bütün Yahudileri, Filistin’de yani bugünkü ‹srail’de toplama karar› ald›lar. Marko Polo’nun23 etkisiyle Hindistan’daki Yahudileri getirmek için Hindistan’a ‹spanya’n›n bat›s›ndaki denizlerden (Atlas Okyanusu) giderek ulaflma fikrini benimsediler. O s›radaki ‹spanya Maliye Bakan› bir dönme (conversos)dir. ‹spanya Kral›’n› zenginlikleri flöyle getirece€iz diyerek etkiliyor ve proje finanse ediliyor. Kristof Kolomb, sürekli Bat›’ya do€ru ilerleyerek do€unun baharat ve alt›n diyarlar›na ulaflmay› düflleyenlerden biriydi24. Kendisine her türlü mali imkân veriliyor. Sonunda Hindistan yerine Amerika’ya ulafl›yor. Kristof Kolomb hayat› boyunca Amerika’n›n yeni bir k›ta oldu€unu bilmiyor, oray› Hindistan zannediyor. Orada 2-3 sene kald›ktan sonra geri geliyor ve diyor ki; “Ben görevimi yapt›m, yolu bulun dediniz buldum, ama ben Hindistan’da bahsetti€iniz o zenginlikleri bulamad›m, oraya gittim buraya gittim böyle bir zenginlik yok”. Kolomb’un bu itiraflar› ortaya ç›k›nca Kral çok k›z›yor, kand›r›ld›€›n› anl›yor. ‹flte tam bu s›ralarda baflpiskopos Torquemada ‹spanya Kral› Ferdinant’a, kendisini bu projeyi finanse etmesi için ikna eden haznedar›n›n dönme “conversos” oldu€unu ve ülkede daha birçok önemli mevkilerde dönmelerin görev yapmakta oldu€unu anlat›yor. Bunun üzerine ‹spanya kral› bunlar›n tamam›n›n tespiti için emir veriyor. Tabi bu çal›flmalardan halk da haberdar oluyor ve hiçbir ayr›m yapmadan Yahudileri öldürmeye bafll›yor. Belli bir zaman sonra olaylar

kontrolden ç›k›nca kraliyet bir ferman yay›nlayarak bütün Yahudilerin ülkeyi terk etmelerini istiyor. Bu s›rada Osmanl›’da, 1481’de vefat eden Sultan Fatih’in yerine geçen o€lu II. Beyaz›t padiflaht›r. II. Beyaz›t son derece merhametli, maneviyatç› bir özelli€e sahip. Osmanl›’da çok eskiden beri yaflayan Yahudiler de var. Onlar bu yap›lan katliam› kendisine haber vererek padiflahtan yard›m istiyorlar. Padiflah ta “Gelin ben size yaflayacak yer vereyim, hayat›n›z› kurtaray›m” diyor ve o zamanki flartlara göre bunlar›n Selanik, ‹zmir, Bursa, Edirne ve k›smen de ‹stanbul’da yerleflmelerine müsade ediyor. Ancak Yahudiler yo€un olarak Selanik’te yerleflmifllerdir. Örne€in, 1654 y›l›nda Selanik’e 10,000 Türk, 4,000 Yunanl› ve 22,000 Yahudi yaflamaktayd›.25 ‹spanya’dan sürgün edilen Yahudiler Osmanl› topraklar›na gelip yerlefltiler ve Osmanl›dan büyük bir merhamet ve flefkat gördüler. (Türkiye’de 1989 y›l›nda kurulan 500. Y›l Vakf› iflte bu münasebetle kurulmufl bir vak›ft›r.) Gördükleri hüsnü kabul nedeniyle, gece gündüz Osmanl›’ya dua etmeleri beklenirken içlerinden bir k›sm›, aynen ‹spanya’da oldu€u gibi, Büyük ‹srail’in kurulmas› için, gece gündüz kendi emelleri peflinde koflturmufllard›r. Bütün Yahudiler elbette ayn› duyguya sahip de€ildir. Ancak içlerinden ›rk üstünlü€ünü esas alan ve yay›lmac› emeller peflinde koflan bir k›s›m politik Siyonistler, bugün dahi dünyan›n her yerinde kaos ç›karabilmekte, devletlerin aras›n› aç›p savafl ç›karabilmekte ve masum sivil insanlar›n ölümüne sebep olabilmektedirler.

Marco Polo (1254 – 1324): Venedikli bir tüccar. Karadan Çin’e kadar gitti (1271-75). Kubilay Han’a 17 y›l dan›flmanl›k yapt›. Deniz yoluyla Venedik’e geri döndü (1292-95). An›lar›n› yazd›. özellikle Do€u’nun (Hindo-Çin) esrarengiz güzellik ve zenginliklerini anlatt›. An›lar›ndaki Do€u’nun zenginli€i, Bat› dünyas›nda oldukça büyük bir etki yapt›. [Collins English Dictionary/Encyclopedia] 24 Milton Rugoft, “Marco Polo, Do€u ve Bat› kaynaklar›nda Çin seyahati”, Tercüman Hande Loddo, Kaknüs yay. 71, 2003
23

• Mete Gündo¤an
25

Abdurrahman Küçük, age, S235.

168

169

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

II. Beyaz›t Karadeniz k›y›lar›n› tamamen ele geçirmek için Bo€dan Seferi’ne ç›kt› (1484). Kili ve Akkirman kalelerini ele geçirdi (1484). Osmanl› ile K›r›m aras›nda ba€lant› sa€land›. Modon, Navarin ve Koron fethedildi (1500).

Di¤er Olaylar

Osmanl› himayesine girerek Selânik taraflar›na yerleflmelerine izin verdi (1492). Son zamanlarda, II. Beyaz›t’›n yönetimindeki etkisi iyice zay›flam›flt›. Devlet adamlar›n›n da tavsiyesi ile tahttan çekildi ve büyük o€lu Ahmet’i tahta ç›karmak istedi. Di€er o€ullar› Korkut ve Selim buna raz› olmad›lar. Selim, bu yüzden ç›kan savaflta cesaret ve gücünü ispat etti ve askerin de iste€i üzerine Osmanl› taht›na oturdu. II. Beyaz›t 1512’de vefat etti. II. Beyaz›t iyi ö€renim görmüfltü: Devrinin önemli âlimleri aras›ndayd›. âlimleri koruyan cömert bir insand›. Adli mahlâs›yla fliirler yazard›. Onun devri önceki dönemlere göre sönük geçse de, fetihlerin pekiflmesi sa€land›.

Osmanl›’n›n güçlenmesi Memlûklar› rahats›z ediyordu. Bu yüzden Osmanl›’ya savafl açt›lar. Her iki taraf›n büyük kay›plara u€ramas›yla savafl sona erdi (1489). Akkoyunlu Devleti’nin yerine, Azerbaycan ve Do€u Anadolu’da Safevî Devleti kuruldu. Devletin kurucusu fiah ‹smail k›sa sürede güç kazand›. Bu yüzden Osmanl› Devleti ile rekabete bafllad›, fiiîli€i yaymaya çal›flt›. fiah Kulu Baba Tekeli isimli biri eliyle isyan bafllatt› (1511). II. Beyaz›t bu isyan› bast›rd›. II. Beyaz›t döneminde ‹stanbul, Edirne, Amasya, Tokat, Sivas çevresini etkileyen fliddetli bir deprem oldu. 45 gün devam eden sars›nt›larda pek çok ev ve sanat eserleri y›k›ld›. Baz› surlar ve mahalleler harap oldu. Halk bu olay› “-K›yameti su€ra- küçük k›yamet” olarak isimlendirdi (1509). Devlete ait bina ve sanat eserleri 65 günde yeniden yap›ld›. II. Beyaz›t döneminde, bugünkü ‹spanya topraklar› üzerinde yaflamakta olan Endülüs Müslümanlar› büyük felâketler yaflam›flt›. Endülüs’ün son kalesi G›rnata ‹slâm Devleti de 1492’de y›k›ld›. Osmanl›’da yaflanan gerek iç kar›fl›kl›klar, gerekse II. Beyaz›t’›n otorite zay›fl›€› sebebiyle, bu y›k›l›fl› durduracak tedbirler al›namad›. Bunda, bütün Avrupa ile bafl edecek bir donanmas›n›n olmay›fl›n›n da rolü vard›. Buna ra€men, Osmanl›, Müslümanlar›n u€rad›€› feci katliamlara sessiz kalmad›. Osmanl›, 70.000 civar›nda Müslüman’› Afrika’ya tafl›d› ve ‹spanya sahillerini de günlerce bombalad›. Ayr›ca ‹spanya’dan ç›kar›lan Yahudilerin de

Yavuz Sultan Selim Dönemi (1512-1520)
lu’yu ele geçirmek istiyordu.

Yavuz Sultan Selim, iç kar›fl›klar› önledikten sonra, ilk ifl olarak ‹ran’da geliflen fiii tehlikesiyle ilgilendi. fiah ‹smail, Osmanl› Devleti’yle rekabet hâlindeydi. Anado-

Bu yüzden, Yavuz 100.000 kiflilik bir ordu ile ‹ran Seferine ç›kt›. Çald›ran Ovas›’nda fiah ‹smail ile karfl›laflt›. Yap›lan savaflta, fiah ‹smail can›n› zor kurtard› (1514). Yavuz, Safevilerin baflflehri Tebriz’e girdi. Safevî tehlikesi ortadan kald›r›ld›. Çald›ran Zaferi sonunda Dulkadiro€lu Beyli€i de Osmanl›’ya ba€land›.

170

171

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

M›s›r Seferi ve Halifelik

M›s›r’da Memlûklar vard›. Daha Fatih döneminde Osmanl›-Memlûk iliflkileri bozulmaya bafllam›flt›. II. Beyaz›t döneminde de Cem’i desteklemifllerdi. Yavuz dinî, siyasî ve ekonomik aç›dan da M›s›r’›n ele geçirilmesini istiyordu.

-Okuma Parças›fiimdi Allah ile Olmak Vaktidir
Hasan Can, bu ne hâldir?” Hasan Can, Yavuz’u periflan gördü€ü için flöyle cevap verdi: “Sultan›m, art›k Allah ile birlikte olmak zaman›d›r. “ Yavuz hayretle Hasan Can’a bakt›: “Hasan, Hasan!…… Sen flimdiye kadar beni kiminle san›yordun? Allah’a yönelmede bir kusur mu gördün?” Hasan Can mahcup oldu: “Hafla sultan›m! Onu söylemek istemedim. ‹çinde bulundu€umuz durumun di€erlerinden farkl› oldu€unu söylemek isterdim.“ Koca Sultan bambaflka bir âleme dalm›flt›: “Hasan, Yasin suresini oku!……” “Selâm” ayetine geldi€i zaman ruhunu Rabbine teslim etti. Yavuz, flirpençe ç›ban›n›n ac›s›yla k›vrand›€› günlerde, arkadafl› Ahmet Can yan›ndayd›. ‹çinde bulundu€u durumu kastederek dedi ki: “Ey

1516’da M›s›r Seferine ç›kt›. Suriye’ye geldi€inde Memlûk ordular› Osmanl›’n›n ilerleyiflini durdurmak istedi. ‹ki ordu Mercidab›k’ta karfl›laflt›. 6 saat süren savafltan sonra Memlûk Ordusu yenildi. Suriye, Lübnan, ürdün Osmanl›lar›n eline geçti (1516). Yavuz, k›fl› Suriye’de geçirdi. Sefer haz›rl›klar› yapt›. Ya€murlu bir günde Sina Çölü’nü geçti. Memlûk Ordusu’na Tomanbay komuta ediyordu. Yavuz, Ridaniye’de Memlûk Ordusu’nu yenilgiye u€ratt›. Tomanbay yakaland› (1517). M›s›r Seferi ile, Memlûk Devleti sona erdirildi. Suriye, Filistin, Hicaz ve M›s›r ele geçirildi. Baharat Yolu aç›ld›. M›s›r, Kuzey Afrika için bir üs hâline geldi. Ayr›ca, halifelik Osmanl›lara geçti. Harameyn, Osmanl› himayesi alt›na al›nd› (1517). Yavuz Sultan Selim’den itibaren Osmanl› Sultanlar› “halife” unvan›n› da tafl›maya bafllad›lar. Yavuz, M›s›r Seferi’nden sonra bir süre ‹stanbul’da kald›. Sefer için Edirne’ye giderken yolda vefat etti (1520). S›rt›nda ç›kan flirpençe isimli bir ç›ban Yavuz’un ölümüne sebep oldu. Yavuz, sert mizaçl›, cesur bir padiflaht›. Yapaca€› ifli iyi inceler, karar verdikten sonra fikrinden dönmezdi. ‹lim adamlar›n›n sohbetlerine kat›l›r, sanatç›lara ilgi gösterirdi. Kendisi de “Selimi” mahlâs›yla fliir yazard›. Devlet hazinesini zenginlefltirdi. Az zamanda çok ifl yapt›.

Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566)

Yavuz Sultan Selim, o€lu Süleyman’a güçlü ve zengin bir devlet b›rakt›. Devlet, içte ve d›flta itibarl› bir durumda idi. Avrupal›lar ona, uzun süren saltanat› ve baflar›lar› sebebiyle “Muhteflem Süleyman” ismini takm›fllard›. Yapt›€› baz› düzenlemeler sebebiyle, Osmanl› içinde de “Kanunî” ismi ile an›lm›flt›.

172

173

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Kanunî, ülke içindeki iç kar›fl›kl›klar› önlemekle ifle bafllad›. M›s›r’daki Hain Ahmet Pafla isyan› (1524) ile Yeniçeri isyan› (1525) bast›r›ld›. D›flta ise, Macarlar hem vergilerini ödememifller, hemde Kanunî’nin gönderdi€i elçileri öldürmüfllerdi. Bu yüzden ilk seferini Belgrat üzerine yapt›. Belgrat kalesini karadan ve nehirden kuflatt›. Bir ay süren kuflatmadan sonra Belgrat’› fethetti (1521). Böylece Macaristan ve Orta Avrupa kap›lar› Osmanl›lara aç›lm›fl oldu. Daha sonra Rodos Adas› fethedildi (1522). Mohaç’ta zafer kazan›ld› (1526). Bosna’n›n fethi tamamland› (1527). Viyana kuflat›ld›, Budin geri al›nd› ve Barbaros Marsilya’ya ç›kartma yapt› (1529). Ba€dat fethedildi (1534). Preveze’de deniz zaferi kazan›ld› (1538). Budin beylerbeyli€i hâline getirildi (1541). Estergon ile Istolni Belgrat (1543), San’a (1547), Trablusgarp (1551), Fas (1557) ve Cerbe (1560) fethedildi. Belgrat'›n fethinden sonra Osmanl›-Macaristan iliflkileri daha da gerginleflti. Macar Kral› II. Lui Almanya, ‹spanya ve Avusturya ile akrabal›klar kurmufltu. Bu yüzden Osmanl›lara karfl› düflmanca bir siyaset izliyordu. Kanunî 100.000 kiflilik bir orduyla Macaristan Seferi’ne ç›kt›. ‹ki ordu Mohaç Ovas›'nda karfl›laflt›. Macar Ordusu iki saatte yenilgiye u€rad›. II. Lui kaçarken batakl›kta bo€uldu. Bu olaydan sonra Macaristan, krall›k yönetimine geçti (1526).

I. Viyana Kuflatmas› (1529)

II. Lui’nin ölümünden sonra, Yanofl Macaristan kral› oldu. II. Lui’nin k›z kardefliyle evli olan Ferdinant, Yanofl’un krall›€›n› tan›mad›. Taht›n kendi hakk› oldu€unu iddia etti. Yanofl Osmanl›lardan yard›m istedi. Bu sebeple Kanunî Macaristan Seferi’ne ç›kt›. Ferdinant, savafl alan›nda görünmedi. Kanunî, Ferdinant’› savafla zorlamak için Viyana’y› kuflatt›. Hem ordunun haz›rl›ks›z oluflu, hem de k›fl mevsiminin yaklaflmas› sebebiyle kuflatma kald›r›ld› ve Osmanl› Ordusu geri döndü (1529).

Osmanl› Ordusu’nun Viyana’dan çekilmesinden sonra Ferdinant, Macaristan’›n baflflehri Budin’i kuflatt›. Bundan dolay› Kanunî yeni bir sefere ç›kt›. Maksad›, bir meydan savafl› ile konuyu çözmekti. Fakat Ferdinant ve fiarlken, Kanunî’nin karfl›s›na ç›kmad›lar. Mohaç Savafl› onlar›n gözünü korkutmufltu. Osmanl› Ordusu pek çok ganimet elde ederek geri döndü (1533). 1540’ta Macar Kral› Yanofl öldü. Ferdinant, bunu f›rsat bilerek Budin’i yeniden kuflatt›. Kanunî tekrar Macaristan Seferi’ne ç›kt›. Osmanl› Ordusu, Ferdinant’›n ordusunu bozguna u€ratt›. Böylece Macaristan, Osmanl› topraklar›na kat›ld› (1541). Böyle olmas›na ra€men Ferdinant, Macar topraklar›n› geri istedi. ‹ste€i kabul edilmedi. Ferdinant, bölgede sorun olmaya devam etti. Bunun üzerine Kanunî, yeni bir sefer yaparak Estergon ve Belgrat kalelerini fethetti (1543). Her defas›nda yenilen Ferdinant bar›fl istedi. 1547’de yap›lan antlaflma ile savafla son verildi.26 Frans›z ve Avusturyal›lar gibi Avrupal›lara da bir tak›m imtiyazlar tan›nd›. Bunlara ahidname verildi ve emn-ü eman üzere ticaret yapma haklar› tan›nd›. Bu tarihten sonra askerî hareketlerin yönü Avrupa d›fl›na kayd›r›ld›. San’a, Kuzey Afrika gibi yerlerin fethi gerçekleflti (1547-1560). ‹ran ve Nahc›van üzerine seferler yap›ld›.

26

Osmanl›-Habsburg Sulhü

174

175

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Osmanl›-Avusturya iliflkileri s›ras›nda Avrupa ülkeleri çok zor durumda kalm›flt›. Fransa’n›n bu olaylardaki sessizli€i sebebiyle, Avrupa ülkeleri Fransa’ya sald›rd›. Fransa Kral› I. Fransuva ile Avrupa ülkeleri aras›nda yap›lan savaflta I. Fransuva esir düfltü. Fransuva, Osmanl› Devleti’nden yard›m istedi. Kanunî Fransuva’y› esirlikten kurtard›. Fransa, Osmanl›’ya karfl› teflekkürlerini bildirdi. Baz› haklar elde edebilmek için isteklerde bulundu. Osmanl›lar yeni rakipler oluflturmamak için Fransa ile ”Kapitülasyonlar” ad› verilen bir antlaflma imzalad› (1536). Buna göre Frans›zlara, Osmanl› limanlar›nda kendi bayraklar›yla serbestçe dolaflma, ticaret yapma ve az gümrük vergisi ödeme hakk›n› sa€layan ahidname verildi.

Kanunî döneminin en önemli olaylardan biri de Osmanl›’n›n Hind Okyanusunda üstünlük sa€lama çal›flmas›d›r. Meflhur Baharat Yolu sebebiyle Hindistan önemli bir ticaret merkeziydi. Bu bölgenin ticaretini Portekizliler elinde tutuyordu. Buna ilâve olarak, Portekizliler bu bölgeyi H›ristiyanlaflt›rmak istiyorlard›. Kanunî döneminde 4 adet Hind Seferi yap›ld›: I. Hind Seferi’ni, M›s›r Valisi Had›m Süleyman Pafla yapt›. Fakat ciddi engellerle karfl›laflt›€› için geri döndü. II. Hind Seferi’ni Piri Reis yapt›. 30 gemiyle Basra körfezi’ne hareket etti. Portekizlilerin Basra Körfezini kapatma çal›flmalar› üzerine geri döndü. Piri Reis’in, “Kitab-› Bahriye” adl› denizcili€i anlatan bir eseri vard›r. Çizdi€i “Dünya Haritas›” da co€rafya alan›nda önemlidir. III. Hind Seferi’ni Murat Reis yapt›. O da Portekizlilerle savaflta baflar›l› olamad› ve geri döndü. IV. Hind Seferi’ni Seydi Ali Reis yapt›. Basra Körfezinde çok fliddetli f›rt›nayla karfl›laflt›. Gemileri batt›. 50 arkadafl›yla birlikte 3,5 y›l süren zorlu bir yolculuktan sonra ‹stanbul’a döndü. Dönerken gördü€ü ülkeleri “Mir’atü’l-Memalik” adl› kitab›nda anlatt›.

Kanuni Dönemi Deniz Seferleri

Kanunî döneminde denizcilik alan›nda da önemli geliflmeler oldu. M›s›r ve Suriye deniz yolunun güvenli€i için Rodos Adas› fethedildi (1522).

Oruç Reis ve H›z›r Reis (Barbaros Hayrettin Pafla) isimli iki Türk denizcisi Akdeniz’de etkili olmaya bafllad›lar. Tunus, Cezayir ve Trablusgarb’› ele geçirerek bu bölgenin güvenli€ini sa€lamaya çal›flt›lar. Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanl›larla iyi iliflkiler kurdular. Kanunî, bu iki denizciyi Osmanl›’n›n himayesine ald›. Barbaros, yapt›€› pek çok deniz seferi ile Osmanl›’n›n denizlerdeki etki alan›n› geniflletti. Avrupal›lar, Barbaros’un ilerleyiflini durdurmak istediler. Papa II. Jean Paul, H›ristiyan devletleri harekete geçirdi. Amiral Andre Dorea komutas›ndaki Haçl› donanmas› Preveze’de Osmanl› donanmas› ile karfl› karfl›ya geldi. Osmanl›’n›n Akdeniz’deki üstünlü€ünü ispatlayan bir savafl yafland›. Mora ve Dalmaçya k›y›lar› Osmanl›lar›n eline geçti.

176

177

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Avusturya ile s›n›r savafllar› bitmemiflti. Kanunî 10 senedir sefere ç›kmam›flt›. Sokullu Mehmet Pafla’n›n ikna etmesi üzerine Kanunî 13. seferine ç›kt›. Yolda Zigetvar Kalesi komutanlar›n›n sald›r›s› ile karfl›laflt›. Bu yüzden Zigetvar Kalesi kuflat›ld›.

Zigetvar’›n Fethi ve Kanuni’nin ölümü

Okuma Parças›

Kanunî zaten hasta idi. Kuflatma devam ederken Kanunî öldü (1566). Sokullu, padiflah›n ölümünü ordudan gizledi. Bir süre sonra da Zigetvar Kalesi fethedildi (1566). Kanunî Sultan Süleyman dönemi Osmanl›lar›n zirveye ç›kt›€› dönem oldu. 46 y›l padiflahl›k yapt›. 71 yafl›nda vefat etti. ‹lim ve sanat› koruyan bir hükümdard›. Muhibbî mahlâs›yla fliirler yazd›. O dönemde Frans›zlara tan›nan ayr›cal›klar ilerde Osmanl›lar›n baz› problemlerle karfl›laflmas›na yol açm›flt›r. Sarayda kad›n etkisi ilk defa Kanunî döneminde bafllam›flt›r. Hürrem, Haseki, Kösem ve Safiye Sultanlar bunlar aras›ndad›r.

Kanunî’nin Avusturya seferlerinden birinde Osmanl› Ordusu H›ristiyanlara ait üzüm ba€lar›ndan geçmiflti. Asker ba€a zarar vermeden üzümleri koparm›fl, ücretini de bir kese içinde fazlas›yla b›rakm›flt›.

Kul Hakk›n›n önemi

Askerin mola verdi€i s›rada, bir H›ristiyan köylü Kanunî’nin huzuruna geldi: “Efendim! Askerlerinizin üstün ahlâk›ndan dolay› sizleri tebrik ve teflekküre geldim.” Kanunî flöyle dedi: “Hak ve adalete uygun davranmak zaferin ilk ad›m›d›r. Askerim kul hakk›na uymasayd›, “zalim bir ordu” olurdu. Bana zafer kazand›ran askerlerimin bu güzel hâlleridir.”

II. Selim Devri (1566-1574)

II. Selim Kütahya valisiydi. Babas› Kanunî'nin ölümünden sonra padiflah oldu. Devlet yönetimine yatk›n olmayan yap›s› nedeniyle devlet ifllerini Sadrazam Sokullu Mehmet Pafla’ya b›rakt›. Yönetim ifllerine fazla kar›flmad›. Sokullu ciddi ve disiplinli bir devlet adam› oldu€u için II. Selim döneminde de yeni fetihler ve baflar›lar gerçeklefltirildi. Bu dönemde Sak›z Adas› fethedildi (1566). Böylece Bat› Anadolu k›y›lar›n›n güvenli€i sa€land›. Bir süre sonra Yemen’de bafllayan isyan bast›r›ld› (1567) ve Yemen’in tamam› Osmanl› Devleti’ne kat›ld› (1568). K›br›s, Venedikli korsanlar›n elinde idi. F›rsat buldukça Osmanl› gemilerine sald›r›yorlard›. Co€rafî ve stratejik önemi

178

179

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

olan K›br›s da bu dönemde fethedildi (1571). K›br›s’›n fethi Avrupa devletlerini harekete geçirdi. Papa’n›n teflvikiyle Malta, Venedik ve ‹talyanlardan meydana gelen bir Haçl› donanmas› oluflturuldu. ‹ki ordu aras›nda ‹nebaht› Deniz Savafl› yap›ld›. Tecrübeli denizcilerin uyar›lar› dikkate al›nmad›€› için Osmanl› Ordusu pek çok flehit verdi. Gemilerinin ço€u bat›r›ld› (1571). Sadece K›l›ç Ali Pafla’n›n komuta etti€i gemiler ‹stanbul’a ulaflabildi. Osmanl› Devleti k›sa sürede daha güçlü bir donanma haz›rlad›. 1572’de Akdeniz’e aç›ld›. Venedikliler Osmanl› donanmas›na karfl› koyamayacaklar›n› anlad›lar ve bar›fl istediler. Bu bar›fltan sonra Tunus’a sefer düzenlendi ve fethedildi (1574). Portekizliler, Hind Okyanusu’nda tam bir hakimiyet kurmak istediler. Bu yüzden Endonezya’n›n Sumatra Adas›'nda hüküm süren Müslüman Açe Sultanl›€›’na sald›rd›lar. Açe Sultanl›€› Osmanl›’dan yard›m istedi. Kurto€lu H›z›r Hayrettin Reis komutas›nda bir ordu görevlendirildi. Gemi ve silâh yap›m› için ustalar gönderildi. Açe Sultanl›€› Portekizlilerin elinden kurtar›ld›. Bu dönemde Süveyfl Kanal›’n›n aç›lma çal›flmalar› yap›lm›flsa da, baflar›l› olunmad›. II. Selim döneminde devletin gücü, Sokullu Mehmet Pafla’n›n tecrübesi sayesinde korunabildi.

III. Murat Dönemi (1574-1595)

III. Murat Manisa valisiydi. Babas› II. Selim’in ölümü üzerine padiflah oldu. Sokullu’nun sadrazaml›€›n› devam ettirdi. Lehistan’› (1576), Fas Sultanl›€›’n› (1578) 27, Tebriz’i (1585), Osmanl› Devleti’ne katt›. ‹ngilizlerle ticarî iliflkiler bafllatt› (1579). Sokullu Mehmet Pafla 1579’da bir suikast sonucu öldürüldü. Bu olay Osmanl› Tarihi’nde ”Duraklama Devri”nin bafllamas›na yol açt›. III. Murat, Avusturya ile yap›lan bir savafl s›ras›nda öldü (1595).

Avrupa’da Yaflanan Geliflmeler

Fatih ‹stanbul’u fethederken ça€›n›n en geliflmifl toplar›n› kulland›. Bu olay, topun geliflmesinde etkili oldu. Co€rafya alan›nda geliflmeler yafland›. Gemicilik ve haritac›l›k ilerledi. Pusula kullan›lmaya baflland›. K‛t ve matbaac›l›kta geliflmeler oldu. T›p ve astronomi gibi ilimlerde keflifler yap›ld›. Avrupal›lar, Haçl› seferleri sebebiyle uzun süre Anadolu’da kald›lar. ‹spanya topraklar› üzerine kurulan Endülüs Emevî Devleti sebebiyle de, Müslümanlarla bir arada yaflad›lar. Bu vesileyle Müslümanlardan pek çok bilgi, görgü ö€rendiler. Bu durum Avrupa’da bilim, sanat, din alan›nda geliflmelere yol açt›. 15. ve 16. yüzy›llarda Avrupa’da bilim, teknik, siyaset, ekonomi, düflünce ve din gibi pek çok alanda geliflmeler yafland›. 15. ve 16 yüzy›llarda derebeylik yönetimleri (feodalite) hakimdi. Köylüleri, yönetimin mal› gibi gören bu anlay›fl daha sonra sona erdi. Ekonomi alan›nda co€rafî keflifler yap›ld›. Yeni ülkeler keflfedildi. Efsane ve bat›l inançlar ortadan

27

Fas’ta “el-Kasrü’lkebir Zaferi” ile

180

181

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

kald›r›ld›. Cesur gemiciler yetiflti. Hindistan deniz yolu, ticaretin merkezi hâline geldi. Amerika keflfedildi (1492). Ticaret geliflti. ‹flin olumsuz yönü ise, ‹spanyol ve Portekizliler sömürgeye dayal› imparatorluklar kurdular. Düflünce alan›nda “Rönesans Dönemi” yafland›. Avrupa’daki “Skolastik Düflünce” y›k›ld›. Fikir alan›nda yenilikler oldu. Güzel sanatlarda geliflmeler meydana geldi. Her alanda pek çok eser yaz›ld›. Din alan›nda ise “Reform dönemi”ne girildi. Baz› Avrupal› ayd›nlar, Kilise’nin bask›s›ndan kurtulmak istedi. Din alan›nda pek çok yenilik ve de€ifliklikler yap›ld›.

man (Genç Osman) geçti. Genç Osman iyi e€itim görmüfl, bilgili bir insand›. Birçok yenilikler yapmay› düflünüyordu. Fakat tecrübesiz oluflu ve annesi Mahfiruz Sultan’›n etkisinde kal›fl› sebebiyle düflündüklerini gerçeklefltiremedi. Yeniçeri isyan› esnas›nda öldürüldü (1622). II. Osman’dan sonra I. Mustafa yeniden padiflah oldu (1622). ‹ç kar›fl›kl›klar yüzünden k›sa sürede tahttan indirildi. Yerine IV. Murat padiflah oldu (1623). IV. Murat tahta ç›kt›€›nda 12 yafl›ndayd›. Devlet ilk y›llarda annesi Kösem Sultan’›n elinde kald›. IV. Murat 22 yafl›nda devlet ifllerini ele ald›. Orduya komutanl›k yapt›. ‹ranl›larla savaflt›. Revan Kalesi (1635) ve Ba€dat’› fethetti (1638). ‹ranl›larla Kasr-› fiirin Antlaflmas›’n› yapt›. Devlet ifllerine yön verdi. Osmanl› padiflahlar› içinde içki içen ilk padiflaht›. ‹çkinin de etkisiyle 29 yafl›nda vefat etti (1640). IV. Murat’tan sonra Sultan ‹brahim padiflah oldu (1640). Sadrazam Kara Mustafa Pafla’n›n yard›m›yla devlet ifllerini düzene koydu. Kara Mustafa’n›n ölümünden sonra ifller bozuldu. Ehil olmayan kiflilerin devlet ifllerine kar›flmas› sonucu iç isyanlar ç›kt›. Sultan ‹brahim’de bu isyanlar s›ras›nda tahttan indirildi (1648). Yerine 7 yafl›ndaki o€lu IV. Mehmet padiflah oldu. IV. Mehmet döneminde, yönetim han›m sultanlar›n eline geçti. Ehil olmayanlar›n etkisiyle devlet iflleri büsbütün kar›flt›. ‹syanlar ç›kt›. Devletin zor durumda oldu€u bu dönemde Köprülü Mehmet Pafla sadrazaml›€a getirildi (1656). Köprülü, tecrübeli bir devlet adam›yd›. Disiplinli bir yönetim oluflturdu ve iç kar›fl›kl›klar› önledi. Köprülü’nün 1072’de vefat› sonucu, o€lu Faz›l Ahmet Pafla sadrazaml›€a getirildi. Faz›l Ahmet Pafla, Girit Adas›n›n fethini tamamlad› (1660). Uyvar Kalesi'ni fethetti (1663). Avusturya ile Vasfar Antlaflmas›’n› yapt›. 1676’da vefat etti.

Osmanl› Devletinin Duraklama Dönemi

Sokullu Mehmet Pafla’n›n ölümünden sonra (1579) II. Viyana Kuflatmas›’na (1683)’e kadar geçen döneme ”Duraklama dönemi” denir.

III. Murat vefat etti€i zaman Avusturya ile savafl devam ediyordu. III. Mehmet (1595-1603) böyle bir ortamda padiflah oldu. ‹lk ifl olarak sefere ç›kt›. E€ri Kalesi’ni ald› (1596). Haçova’da Avusturya’y› yenilgiye u€ratt› (1596). III. Mehmet döneminde Tiryaki Hasan Pafla’n›n gerçeklefltirdi€i Kanije Savunmas› Osmanl› Tarihi’nin parlak bir zaferidir (1601). III. Mehmet’ten sonra I. Ahmet (1603-1617) padiflah oldu. 14 yafl›nda hükümdar olan I. Ahmet 27 yafl›nda vefat etti. O da Avusturya ile savaflt›. Uzun süren savafllar b›kk›nl›k getirdi€i için, Avusturya ile Zitvatorok Antlaflmas› yap›ld› (1606). Daha sonra Lehistan ile bar›fl antlaflmas› imzaland›. I. Ahmet, iç isyanlarla u€raflt›. Avrupal›larla ticareti gelifltirdi. Sultan Ahmet Camii’ni yapt›rd›. I. Ahmet’ten sonra I. Mustafa padiflah oldu (1617). Ancak hastal›€› sebebiyle k›sa sürede tahttan indirildi (1618). Yerine 14 yafl›ndaki II. Os-

182

183

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Faz›l Ahmet Pafla’dan sonra Merzifon'lu Kara Mustafa Pafla sadrazaml›€a getirildi (1676). önce Rusya ile olan anlaflmazl›klar› önledi ve bar›fl yapt› (1682). Ancak, Rusya imparatoru I. Leopolt, Macarlar› bask› alt›nda tutuyor, onlar› din de€ifltirmeye zorluyordu. Macarlar bu duruma isyan ettiler ve Osmanl› Devleti’nden yard›m istediler.

II. Viyana Kuflatmas›

lar oldu. Ayr›ca, savafllar›n uzamas›, ganimetlerin azalmas› devletin bütçesini sarst›. ‹ç isyanlar devleti zay›flatt›. Böylesi bir durum Avrupa ülkelerine cesaret verdi. Osmanl› Devleti’ne karfl› emellerine daha kolay eriflebilmek için birlefltiler. Avrupa’daki geliflmeler de duraklamada etkili oldu. I. Ahmet Ayasofya’n›n tam karfl›s›nda 6 minareli bir cami yapt›rmak istedi. Caminin temel atma törenine ilim adaBu Makama m› ve tasavvuf büyüklerini Nas›l Ulaflt›n? davet etti. Caminin ilk harc›n› büyük Allah dostlar›ndan Aziz Mahmud Hüdaî (k.s.) koydu.

Okuma Parças›

Bunun üzerine Merzifonlu Viyana’y› kuflatt›. ‹ki ay süren kuflatmada 18 büyük hücum yap›ld›. Merzifonlu, flehrin zarar görmeden teslimini bekledi. Viyana’n›n kuflat›lmas›, Avrupa’da çok büyük bir etki yapt›. Avrupa Devletleri Viyana’ya yard›m için birlefltiler. Merzifonlu, K›r›m Han›’n› Haçl› ordular›n›n Tuna’dan geçmesini önlemek içi ngörevlendirdi. Fakat K›r›m Han› Murat Giray, Merzifonlu ile aras› aç›k oldu€u için Haçl›lar›n Tuna’dan geçmesine engel olmad›. Baz› padiflahlar da görevlerinde gevfleklik gösterdiler. Bu yüzden Osmanl› Ordusu a€›r bir yenilgiye u€rad› (1683). Pek çok asker flehit düfltü. Bundan sonra Merzifonlu Belgrat’a çekildi. Rakiplerinin k›flk›rtmas›yla idam edildi. Merzifonlu Kara Mustafa Pafla iyi yetiflmifl bir askerdi. Viyana’y› alabilecek dirayetteydi. Kanunî döneminde ülke çok genifllemifl, Osmanl› Devleti güçlü ülkelerle komflu olmufltu. Sumatra gibi uzak yerlere donanma gönderebilmesi, o dönemdeki Osmanl› denizcili€inin gücünü göstermesi bak›m›ndan önemlidir. Bu dönemdeki padiflahlar, yükselme dönemindekiler kadar dirayetli de€ildi. Çocuk yafltaki kiflilerin padiflah olmas›, ülke yönetimini sarst›. Sarayda kad›nlar etkili olmaya bafllad›. Bu durum pek çok problemin ortaya ç›kmas›na yol açt›. ‹lmiye s›n›f›nda ve di€er devlet kurumlar›nda bozulma-

I. Ahmet f›rsat buldukça, bu caminin yap›m›nda bir iflçi gibi çal›fl›rd›. Vefat›ndan sonra, k›z› Gevher Hatun, onu rüyas›nda gördü. Cennette büyük bir makamda idi. Merakla sordu: “Babac›€›m! Hangi amelinle bu dereceye ulaflt›n?” Sultan Ahmet flöyle dedi: “K›z›m! Bu cami yap›l›rken s›rt›mda tafl tafl›d›m. Bu dereceyi elde etmemin sebebi budur.”

Duraklaman›n Sebepleri

Gerileme Devri

Viyana bozgunundan sonra Osmanl› Devleti “gerileme” sürecine girdi (1683). Avrupal›lar Osmanl› Devleti’ne karfl› birleflti ve Osmanl›lar› Avrupa’dan atmaya karar verdiler. Uyvar (1685), Budin (1686), E€ri Kalesi (1687), Belgrat (1690), Kanije Kalesi (1690) peflpefle elden ç›kt›lar. Salankamen’de (1691) ve Zenta’da (1697) bozgunlar yafland›. IV. Mehmet’ten sonra, Sultan ‹brahim’in o€lu II. Süleyman padiflah oldu (1687). 46 yafl›ndaki II. Süleyman cesur bir insand›. Fakat, birleflik Haçl› güçlerine karfl› koyacak güçte

184

185

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

de€ildi. Faz›l Mustafa Pafla’n›n sadrazaml›€›nda baz› baflar›lar kazan›ld›ysa da yeterli olmad›. II. Süleyman 1691’de öldü. Daha sonra II. Ahmet padiflah oldu. O da ciddi bir baflar› gösteremedi (1691-1695). II. Mustafa, 31 yafl›nda padiflah oldu. Azimli bir insand›. Lipova ve Lupoz kalelerini ald›. Fakat, baz› devlet adamlar› bar›fl taraftar›yd›. Sonunda Karlofça Antlaflmas› yap›ld› (1699). Bu antlaflma ile Osmanl› büyük toprak kayb›na u€rad›. Osmanl›’daki as›l gerileme Karlofça Antlaflmas›’ndan sonra bafllad›. Osmanl›’n›n Avrupa’daki ilerleyifli durdu. II. Mustafa bir isyan sonucu tahttan indirildi. Yerine kardefli III. Ahmet padiflah oldu (1703). II. Mustafa sefere ç›kan son Osmanl› padiflah› oldu. III. Ahmet iç isyanlarla u€raflt›. Duruma hakim oldu, Rusya, Venedik, Avusturya ve ‹ran’la savaflt›. O dönemde Rusya güçlenmeye bafllam›flt›. Rus çar› I. Petro, Rusya’y› geniflletmeyi hedeflemiflti. Bunun için, Karadeniz’e inerek K›r›m’a yerleflmek istiyor ve çeflitli yöntemler uyguluyordu. I. Petro'nun Eflâk ve Bo€dan beylerini isyana teflvik etmesi sonucu Rusya’ya savafl aç›ld›. Baltac› Mehmet Pafla komutas›ndaki Osmanl› Ordusu, Rus Ordusu’nu Prut Irma€› kenar›nda s›k›flt›rd›. I. Petro bar›fl istedi. Baz› vaatlerde bulundu. Baltac› Mehmet Pafla bu durumu de€erlendiremedi. Sonunda Prut Antlaflmas› yap›ld› (1711). I. Petro ve Rus Ordusu serbest b›rak›ld›.

Lâle Devri (1718-1730)

III. Ahmet ve Sadrazam Nevflehirli Damat ‹brahim Pafla bar›fl yanl›s› idiler. Bat›l› ülkelerle olan savafllara ara vermek istediler. Bu sebeple Pasarofça Antlaflmas› yap›ld› (1718). Bu antlaflmadan sonra zevk ve e€lence dönemi bafllad›. Pek çok saray, köflk, lâle ve gül bahçeleri aç›ld›. Padiflah›n lâleye olan düflkünlü€ünden dolay› bu döneme “Lâle Devri” denir.

Lâle Devri’nde fikir ve imar çal›flmalar›na da önem verildi. Osmanl›’da matbaa kullan›lmaya bafllad›. Padiflah Avrupa’daki yenilik ve geliflmeleri izlemeye bafllad›. Fakat, devlet eliyle desteklenen zevk ve e€lence hayat› halk› rahats›z etti. Patrona Halil öncülü€ündeki yeniçeriler bu gidifle bafl kald›rd›. Bu isyan sonunda III. Ahmet tahttan indirildi ve Lâle Devri sona erdi (1730).

I. Mahmud Dönemi (1730-1754)

III. Ahmet’ten sonra, I. Mahmud padiflah oldu, ilk ifl olarak isyanlarla u€raflt› ve isyanlar› bast›rd›.

I. Mahmud döneminde, ‹ranl›larla savafl yeniden bafllad›. 3 y›l süren savafllar sonunda ‹ran’da kar›fl›kl›klar ç›kt›. ‹ranl›larla Antlaflma yap›ld› (1746). Bu antlaflmaya göre, ‹ranl›lar Osmanl›lar›n eline geçen topraklar› geri ald›. Rusya’n›n emelleri devam ediyordu. Ruslar›n yeniden sald›r›s› ile savafl bafllad›. Osmanl› Ordusu, Ruslara karfl› baflar›lar gösterdi. Fransa’n›n araya girmesiyle Belgrat Antlaflmas› yap›ld› (1739). Bu antlaflma Osmanl›’n›n kazançl› ç›kt›€› son antlaflma oldu. Fransa Belgrat Antlaflmas›’nda Osmanl› Devleti lehine arabuluculuk yapm›flt›. Bu sebeple, Fransa ile Kapitülasyonlar gözden geçirildi. Fransa’ya yeni ayr›cal›klar tan›nd› (1740).

186

187

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

I. Mahmud askerî ›slahatlar yapt›. Orduyu modernlefltirmeye çal›flt›. I. Mahmud’tan sonra o€lu III. Osman padiflah oldu (1754). Karars›z ve içe kapal› bir kifliydi. K›sa süren saltanat› döneminde ciddi bir fley yap›lamad› (1757). III. Osman’›n yerine, III. Mustafa padiflah oldu (1757). III. Mustafa zekî ve yenilik taraftar›yd›. Askerî ›slahatlar yapt›. Yeni toplar döktürdü. III. Mustafa döneminde Rusya’n›n bafl›nda Çariçe II. Katerina bulunuyordu. Katerina Rusya’y› geniflletmek istedi. Bütün Slav’lar› bir yönetim alt›nda toplamak için Panslavizm siyaseti izledi. ‹ki ülke aras›ndaki bar›fl, Lehistan meselesi yüzünden bozuldu. Rusya Lehistan’a, kendi aday›n› seçtirmeye zorlad›. Leh ve Osmanl› as›ll› kiflileri öldürmeye bafllad›. Bu olay üzerine Rusya’ya savafl aç›ld›. Ruslar Eflâk, Bo€dan ve K›r›m’a girdi. Osmanl› Ordusu yenildi. Cebel-i Tar›k Bo€az›ndan ‹ngilizlerin yard›m›yla dolaflan Rus donanmas›, Çeflme’de Osmanl› donanmas›n› yakt› (1770). Silistre ve Rusçuk’u ele geçirdi. Sonunda iki taraf›n heyetleri Küçük Kaynarca Antlaflmas›n› imzalad›lar (1774). Bu antlaflma ile Ruslara Karadeniz’de seyrüsefer hakk› tan›nd›. Yenilgiden çok etkilenen III. Mustafa ayn› y›l vefat etti. Yerine I. Abdülhamit padiflah oldu (1774).

Osmanl› Devletini Paylaflma Haz›rl›klar›

Küçük Kaynarca Antlaflmas› sonucu Osmanl›’n›n elinden ç›kan topraklar Rusya’y› ümitlendirdi. II. Katerina ‹stanbul’u al›p Bizans taht›n› yeniden diriltmek istedi. Di€er Avrupa ülkeleri de parçalanmaya bafllayan Osmanl› Devleti’nden pay almaya heveslendiler. K›r›m’›n elden ç›kmas› Osmanl› ülkesini üzüntüye bo€arken Rusya yeni isteklerde bulundu. Avusturya da Rusya ile ittifak hâlindeydi. Rusya Küçük Kaynarca Antlaflmas›’yla ba€›ms›z kalmas›na karar verilen K›r›m’a girdi. Bu olay üzerine Osmanl› Devleti Rusya’ya savafl ilân etti. Yap›lan savaflta Osmanl› Ordusu Avusturya’y› yendi. Gazi Hüseyin Pafla, Rus donanmas›n› Karadeniz’de bozguna u€ratt›. Fakat k›fl mevsimi girdi€i için savafltan vazgeçildi. Buna karfl›l›k Ruslar özi Kalesi’ni ele geçirdi. K›r›m’› da ülkesine katt›klar›n› ilân ettiler (1783). Özi Kalesi’nin elden ç›kt›€›na üzülen I. Abdülhamit 1789’da vefat etti. I. Abdülhamit merhametli ve sorumlulu€unu bilen bir padiflaht›. Baz› devlet kurumlar›n› ›slah etti. Yeni toplar döktürdü. Donanmay› güçlendirmeye çal›flt›.

III. Selim Dönemi (1789-1808)

I. Abdülhamit’in ölümünden sonra III. Selim padiflah oldu (7 May›s 1789). III. Selim iyi bir e€itim görmüfltü. Devletin problemlerini yak›ndan biliyordu. Zaman›n›n geliflmelerini yak›ndan takip etti. Osmanl› Devleti’nde baz› yenilikler yapt›. Devam eden geliflmeler ve savafllar nedeniyle diplomatik giriflimleri h›zland›rd› ve baz› ülkelerle ittifak antlaflmalar› yapt›. 11 temmuz 1789’da Osmanl›-‹sveç ‹ttifak›, 31 ocak 1790’da Osmanl›-Prusya ‹ttifak› kuruldu. Prusya bu ittifaka dayal› olarak Avusturya’y›

188

189

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

bar›fla zorlamaya bafllad› (27 temmuz 1790). III. Selim döneminde Avusturya ile savafl devam ediyordu. Sonunda Zifltovi Antlaflmas› yap›ld› (4 a€ustos 1791). Avusturya ile savafl devam ederken Rusya da harekete geçmiflti. Osmanl› Ordusu baz› cephelerde yenilgiye u€rad›. Daha sonra yaln›z kalan Rusya, Osmanl› ile Yafl Antlaflmas›’n› imzalad› (10 ocak 1792). K›r›m, bu antlaflmaya dayal› olarak Rusya’ya b›rak›ld›. Avusturya ve Rusya güçlenmeye devam ediyordu. Fransa, Avusturya ve Rusya’dan önce davran›p Osmanl› topraklar›n› ele geçirme amac›yla harekete geçti. Bu durumda Rusya, Osmanl› Devleti’nin yan›nda yer ald›. 3 ocak 1798’de Fransa’ya karfl› Osmanl›-Rus ittifak› kuruldu. Napolyon Bonapart komutas›ndaki Fransa donanmas› Akdeniz’e geldi ve ordusu M›s›r üzerine yürüdü. ‹skenderiye’ye girerek Kahire’yi iflgal etti (1 temmuz 1798). Bunun üzerine Fransa’ya savafl ilân edildi (3 eylül 1798). Ayr›ca yine Fransa’ya karfl› ‹ngilizler ile ittifak kuruldu (5 ocak 1799). Cezzar Ahmet Pafla komutas›ndaki Osmanl› Ordusu Napolyon’u Akka Kalesi önlerinde yenilgiye u€ratt› (may›s 1799). Napolyon geri dönmek zorunda kald› (a€ustos 1799). Frans›zlar›n M›s›r’› tahliye etmesini sa€layan anlaflma yap›ld› (a€ustos 1801). Daha sonra Frans›zlar ile Paris Antlaflmas› imzalanarak bar›fl yap›ld› (25 haziran 1802). Bu olaydan sonra ‹ngiltere M›s›r’› ele geçirmek istemiflse de bunda baflar›l› olamad›. Osmanl› Devleti Avusturya, Fransa ve ‹ngiltere ile u€rafl›rken Rusya bu f›rsat› de€erlendirdi. Baz› yerleri iflgal etti. Baz› kaleleri ele geçirdi. III. Selim, e€itim-ö€retim ve baz› alanlarda ›slahata bafllad›. Donanmay› ›slah etti. ‹dari alanda baz› düzenlemeler yapt›. Yeniçeri Oca€›’n› kald›rd›. Yerine Nizam-› Cedid’i kurdu (1793). Bu durumdan rahats›z olan yeniçeriler Kabakç› Mustafa öncülü€ünde isyan ettiler (25 may›s 1807). III. Se-

lim Nizam-› Cedid’in kald›r›ld›€›n› ilân etti. Fakat, isyanc›lar bununla yetinmediler, III. Selim’i tahttan indirdiler (29 may›s 1807). IV. Mustafa’y› bafla geçirdiler. Bu 14 ayl›k dönem, siyasi istikrars›zl›klar ve darbelerle geçti (29 may›s 1807 28 temmuz 1808). IV. Mustafa tahttan indirildi, III. Selim katledildi ve II. Mahmut tahta ç›kar›ld› (28 temmuz 1808). 18. yüzy›lda, Osmanl› devlet adamlar›, Osmanl› Devleti’ndeki teknolojik gerili€i fark ettiler. Bu yüzden ›slahat hareketlerine girifltiler. Teknolojik geliflmeye önem verdiler. Askerî alanda yenilikler yapt›lar. Denizcili€i gelifltirmeye çal›flt›lar. Fakat, bütün bu çal›flmalar, her alanda sars›nt›lar geçiren devletin daha iyiye gitmesi için yeterli olmad›. Avrupa, 18. yüzy›lda da geliflmesini devam ettirdi. Düflünce alan›nda yeni ilerlemeler meydana geldi. Araflt›rma ve incelemeler yapt›. Frans›z ihtilali ile birlikte kavmiyetçi (ulusçu) fikirler öne ç›kt›. Avrupa devletleri sömürgecili€e yöneldi. Tar›m, ticaret ve sanayide geliflmeler oldu. Ulusal egemenlik, demokrasi, insan haklar› gibi kavramlar düflünce hayat›na girdi. Bütün bu geliflmeler Osmanl› Devleti’ni de etkiledi. Osmanl›daki ›slahat hareketlerinin temelinde bu geliflmeler vard›r.

190

191

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

II. Mahmut padiflah oldu€unda devlet kar›fl›kl›klar içinde idi. Anadolu’da yeni hanedanl›klar oluflmaya bafllam›flt›. Yönetim isyanc›lar›n elindeydi. II. Mahmut, kendisini tahta ç›karan Alemdar Mustafa Pafla’y› sadrazam yapt›.

II. Mahmut Dönemi (1808-1839)

mücadeleden sonra S›rplarla Edirne Antlaflmas› yap›ld› (1829). Bu antlaflmaya göre S›rplar iç ifllerinde ba€›ms›z hâle geldi. Bilindi€i gibi Bat›, medeniyet olarak temellerini eski Yunan’a dayand›rmaktad›r. Bilimdeki geliflmeler sonucu kökenlerle ilgilenmeler artt› ve eski Yunan Medeniyeti’ne hayranl›k bafllad›. Rumlar, bunu de€erlendirerek ba€›ms›z olmak istediler. Bu amaçla Etniki Eterya ismiyle gizli bir cemiyet kurdular. Cemiyetin baflkan› Rus Çar›’n›n yaveri Aleksandr ‹silânti idi. Eflâk ve Mora’da Rum isyanlar› bafllad› (flubat-mart 1821). Rum ayaklanmas›n› bast›rmak üzere M›s›r kuvvetleri ça€r›ld› (1824). Avrupal›lar Rumlara yapt›klar› yard›m› art›rmaya karar verdi. ‹ngiltere ile Rusya aras›nda Yunanistan’›n ba€›ms›zl›€›na dair Petersburg Protokolü imzaland› (4 nisan 1827). ‹syanlar gittikçe yay›ld›. Bast›r›lmas› güçleflti. Osmanl› Devleti isyan› bast›ramay›nca M›s›r Valisi Mehmet Ali Pafla’dan tekrar yard›m istedi. Mehmet Ali Pafla, isyan› k›sa sürede bast›rd› (temmuz 1827). ‹syan›n bast›r›lmas›ndan sonra ‹ngilizler, Frans›zlar ve Ruslar ifle kar›flt›. Yunanl›lar›n ba€›ms›zl›€›n› istediler. Ruslar, Navarin’de Osmanl› donanmas›n› yakt› (20 kas›m 1827) ve 26 kas›m 1828’de de Osmanl›’ya savafl ilân etti. Rus ilerleyifli durdurulamay›nca Edirne Antlaflmas› yap›ld› (14 eylül 1829). Bu antlaflmaya göre Yunanistan’›n ba€›ms›zl›€› tan›nd›. Görüldü€ü gibi ad›m ad›m izlenen bir stratejik plân sonucu Yunanistan kurdurulmufl oldu. Bir yandan bu geliflmeler olurken, Frans›zlar da bofl durmad›. Cezayir’e sald›rd›lar ve ele geçirdiler (5 temmuz 1830).

Alemdar Mustafa Pafla, Anadolu ve Rumeli’deki “yöneticileri / ayan›” toplad›. Onlarla uzlaflt› ve padiflaha ba€l›l›k konusunda sözleflme yapt›. Bu sözleflmeye “Sened-i ‹ttifak” ad› verildi (29 eylül 1808). Alemdar, bundan sonra askerî ›slahata bafllad›. Nizam-› Cedid yerine Sekban-› Cedit’i kurdu. Askerî e€itime önem verdi. Yeniçeri oca€›nda düzenlemeler yapt›. Bu durumdan rahats›z olan yeniçeriler saray› kuflatt› (15 kas›m 1808). Alemdar, kurtulufl yolunun mümkün olmad›€›n› görünce cephaneli€i ateflledi. 400 kadar yeniçeri ile birlikte havaya uçtu (16 kas›m 1808). Bu olaydan sonra Sekban-› Cedit kald›r›ld›. II. Mahmud padiflah oldu€unda Rusya ile savafl devam ediyordu. Rusya, baz› kaleleri ele geçirdi. Osmanl› Devleti birçok cephede zorlan›yordu. Bu durumda, ‹ngiltere ile Kal’ai Sultaniye Antlaflmas› yaparak aralar›ndaki savafl hâlini sona erdirdi (5 ocak 1809). Böylece, Ruslarla devam eden savafla yo€unlaflt› ve Ruslar› durdurdu. Daha sonra da Fransa’n›n iki yüzlü siyasetine güvenilemedi€inden Ruslar ile Bükrefl Antlaflmas› imzaland› (28 may›s 1812). Bu antlaflmayla S›rbistan’a özerklik verildi. Milofl Obronoviç’in “baflknez” olarak tan›nmas›yla S›rbistan’›n özerkli€i sa€land› (1816). Frans›z ihtilali, dünyada “ulusçuluk” fikirlerinin yay›lmas›na yol açm›flt›. S›rp ve Yunanl›lar bu anlay›flla isyan ettiler. Uzun

192

193

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Mehmet Ali Pafla’n›n ‹syan›

M›s›r Valisi Mehmet Ali Pafla Osmanl› Devleti’nin yard›m istemesi sonucu Yunan isyan›n› bast›rm›flt›. ‹ngilizler ‹skenderiye’ye asker ç›kard›€› zaman da, ‹ngilizleri geri püskürtmüfl idi. Hicaz’da ç›kan Vehhabî isyan›na da son vermiflti (1812). Ayr›ca, ticarî ve ziraî çal›flmalarla M›s›r’›n gelirini art›rd›. Fransa’dan subaylar getirterek ordu ve donanmay› güçlendirdi. Bütün bu baflar›lar Mehmet Ali Pafla’n›n ününün yay›lmas›n› sa€lad›. Konumu yükselen Mehmet Ali Pafla, II. Mahmut’tan, o€lu ‹brahim Pafla için Suriye Valili€i’ni istedi. Ancak, bu iste€i kabul edilmedi. Bunun üzerine Mehmet Ali Pafla askerini izinsiz olarak Mora’dan çekti. Bu arada, baz› devlet adamlar› II. Mahmud’u Mehmet Ali Pafla aleyhine k›flk›rt›yordu. Böyle bir ortamda, Mehmet Ali Pafla isyan etti (1832). Suriye üzerine yürüdü. Akka’y› ve fiam’› ele geçirdi. Konya’ya gelerek Osmanl› Ordusu’nu yenilgiye u€ratt› (12 aral›k 1832). Sekban-› Cedit Ordusu’nun kald›r›lmas› ve yeniçerilerin da€›n›kl›€› sebebiyle, önünde hiç bir engel olmadan Kütahya’ya kadar geldi (2 flubat 1833). Maksad› ‹stanbul’a ulaflmakt›.

Ba€›ms›z olmak, hata halifeli€i ele geçirmek istedi. Bu sebeple, o€lu ‹brahim Pafla ile Osmanl› Ordusu Nizip Ovas›’nda karfl›laflt›. ‹brahim Pafla, Osmanl› Ordusu’nu yendi (24 haziran 1839). II. Mahmud, bu olaydan k›sa bir süre sonra vefat etti (1 Temmuz 1839). II. Mahmud e€itim, ordu ve devlet yönetiminde yenilikler yapt›. Bu amaçla Yeniçeri Oca€›’n› kald›rd› ve Asakir-i Mansure-i Muhammediyye’yi kurdu (14 haziran 1826). ö€retim dili Frans›zca oldu. Avrupa’ya 150 kadar ö€renci gönderdi. Takvim-i Vakayi ismiyle bir resmi gazete ç›karmaya bafllad› (1 kas›m 1831). Savafllar ve iç isyanlara ra€men devletin çöküflünü durdurmaya çal›flt›.

Tanzimat Dönemi

II. Mahmud’tan sonra, Abdülmecit padiflah oldu (1 Kas›m 1831). Padiflahl›€a geçifli, Osmanl› Ordusu’nun Nizip'te Mehmet Ali Pafla’ya yenildi€i günlerde gerçekleflmiflti.

28

“Kütahya Sözleflmesi” olarak da adland›r›lmaktad›r.

Tehlikeyi gören II. Mahmud “Denize düflen y›lana sar›l›r.” diyerek Rusya’dan yard›m istedi. Rus kuvvetleri yard›m amac› ile Beykoz’a asker ç›kartt› ve Rus filosu ‹stanbul’a geldi (5 nisan 1833). Mehmet Ali Pafla durduruldu ve uzlaflmaya zorland›. Yap›lan Kütahya Antlaflmas›’na28 göre fiam, Adana, Girit ve Cidde valilikleri Mehmet Ali Pafla’ya verildi (may›s 1833). Mehmet Ali Pafla’ya karfl› bir ad›m daha ileri gidildi. Osmanl›-Rus ittifak› kuruldu ve Hünkâr ‹skelesi Antlaflmas› yap›ld›. Bu antlaflmaya göre bo€azlar di€er devletlere karfl› kapat›ld› (8 Temmuz 1833). Kütahya Antlaflmas› Mehmet Ali Pafla’y› tatmin etmedi.

Osmanl› Ordusu Nizip’te yenilmifl, ‹ngiltere de ‹skenderiye’den geri püskürtülmüfltü. Bu iki olay, Osmanl› Devleti ve ‹ngiltere’nin Mehmet Ali Pafla’ya karfl› birleflmesine yol açt›. Osmanl› Ordusu Mehmet Ali Pafla’y› yendi (24 may›s 1841). ‹ngiltere, Rusya ve Avusturya’n›n araya girmesiyle M›s›r Meselesi hâlledildi. Buna göre, Suriye ve Adana Osmanl› Devleti’ne geri verildi. M›s›r, veraset usûlü ile Mehmet Ali Pafla’ya b›rak›ld›. ‹ngiltere de bu yard›mlaflman›n karfl›l›€› olarak bo€azlar konusunu masaya yat›rd› ve Londra Bo€azlar Antlaflmas› yap›ld› (13 Temmuz 1841).29 Osmanl› Devleti’nin bir valisiyle bafl edememesi Avrupa devletlerini Osmanl› topraklar›n› paylaflmak konusunda cesaretlendirdi. Hatta, Rus Çar› I. Nikola Osmanl› Devleti için “hasta adam” diyerek harekete geçti. ‹ngiltere’yi yan›na almak istedi. Fakat, ‹ngiltere bunu o günkü siyasetine uygun bulmad›. Buna ra€men Rusya

29

“Londra Bo€azlar Mukavelenamesi” olarak da adland›r›lmaktad›r.

194

195

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Osmanl› Devletine savafl ilân etti. Eflak ve Bo€dan’› iflgal etti. Sinop’taki Osmanl› donanmas›n› yakt›lar. Ruslar›n bu tahrikleri üzerine Osmanl› Devleti K›r›m’a asker ç›kard› ve K›r›m Savafl› bafllad› (1853). Bu savafl nedeniyle d›fl borçlanmaya gidildi (1854). Ayr›ca, Rusya’ya karfl› ‹ngiltere ve Fransa ile ittifak kuruldu (12 mart 1854). Gayr›müslimlerden al›nan cizye kald›r›larak içte ittifak oluflturulmaya çal›fl›ld› (1855). Böylece Ruslar üzerine yo€unlafl›lmas› sa€land›. Rusya bozguna u€rad› ve bar›fl istemek zorunda kald›. Bar›fl konferans›na Osmanl› Devleti, Rusya, ‹ngiltere, Fransa ve Avusturya kat›ld›. 30 mart 1856’da Paris Antlaflmas› yap›ld›. Masaya oturan ülkeler durumu de€erlendirdiler ve bu antlaflma ile Karadeniz’in tarafs›z ve silâhs›z hâle getirilmesi kararlaflt›r›ld›. Rusya ile savafl s›ras›nda Osmanl› Devleti ilk defa Avrupa ülkelerinden yüksek faizle borç para ald› (1854). Bu durum, devletin ekonomik ba€›ml›l›€›na yol açt›.30 Bu borçlanmaya ihtiyaç duyulan bir dönemde Dolmabahçe Saray›’n›n infla edilmesi halk›n tepkisini çekti (1853). Borçlanma ifllerinin ve faizli ifllemlerin yürütülmesi ile ilgili “Bank-› Osmani” Osmanl› Bankas› kuruldu (1856). Bundan sonra Osmanl› Devleti Cidde, Eflâk ve Bo€dan’da ç›kan olaylarla u€raflt› (1857). Cidde olaylar› nedeniyle ‹ngiliz kuvvetleri Müslim – gayrimüslim çat›flmalar›na müdahale etti (1857). Avrupa devletleri 1857’de toplanan Paris Konferans›’nda Eflâk ve Bo€dan beyliklerinin “Romanya” ismiyle birlefltirilmesini kararlaflt›rd›lar.
D›fl istikraz ad› alt›nda yap›lan bir borçlanma idi. Kimi siyasiler, “Borç yi€idin kamç›s›d›r!” sözünü de kullanarak ülkeyi borçland›rmada yar›flt›lar.
30

Abdülmecit’ten sonra, kardefli Abdülaziz padiflah oldu. Devlet iç ve d›fl borç yükü alt›ndayd›. Devletin gelirleri azalm›fl, düzenli vergi toplanamaz olmufltu. Avrupa devletlerinden cesaret alan az›nl›klar, isteklerini art›rm›fllard›.

Abdülaziz Dönemi (1861-1876)

Frans›z ‹htilali’nin etkisiyle oluflan “ulusçu” düflünceler Osmanl› Devleti’ni de etkilemiflti. Bat›l› ülkeler, Osmanl›’ya ba€l› unsurlar aras›nda so€ukluk ve düflmanl›k oluflturmaya çal›flt›lar. Bu konuda pek çok senaryo haz›rlad›lar. Rusya, Balkanlarda Panslavizm siyaseti uygulad› (1874). Balkanlar, Girit, Yemen, Lübnan, Karada€, S›rbistan, Eflâk, Bo€dan, Bosna-Hersek ve Bulgaristan’da isyanlar ç›kt›. Bunlar›n ço€u Osmanl› Devleti’nden ayr›larak ba€›ms›z duruma geldiler. Abdülaziz, M›s›r (1863) ve baz› Avrupa ülkelerine (21 haziran 1867) geziler yapt›. Bu geziler, tarihimizde ilk resmi gezi olma özelli€ine sahiptir. Abdülaziz dönemi, Osmanl› Devleti’nin çöküfl y›llar› oldu. Devletin borçlar› 200 milyon alt›na ulaflt›. Buna çare olmas› için; Para/kaime ve alt›n de€erleri aras›nda iliflki kuruldu (1862). Protestan Robert Koleji aç›ld› (1863). Menafi Sand›€› “Yard›mlaflma Sand›€›” kuruldu (1863). Mektuplara pul yap›flt›r›lmaya baflland› (1863). Ticaret-i Bahriye Kanunnamesi kabul edildi (1863). Islah-› Sanayi Komisyonu kuruldu (1864). Yabanc›lara mülk edinme hakk› verildi (1867). Meflrutiyet yönetimi isteyen Yeni Osmanl›lar, Abdülaziz’i tahttan indirdiler (1876). Yerine V. Murat’› padiflahl›€a geçirdiler. Fakat, hastal›€›n›n artmas› sebebiyle, onu da k›sa süre sonra tahttan indirdiler(1876).

Abdülmecit döneminde Tanzimat Ferman› (3 kas›m 1839) ve Islahat Ferman› (18 flubat 1856) ilân edildi. Osmanl› Devleti bilim, kültür, sanat alan›nda Avrupa’ya aç›ld›. Fransa’ya ö€renciler gönderildi. Devlet eliyle yürütülen Tanzimat hareketinin öncülü€ünü Londra Büyükelçisi Mustafa Reflid Pafla yap›yordu. Fikir, e€itim ve pek çok alanda yeni düzenlemeler yap›ld›. Abdülmecit 1861’de vefat etti.

196

197

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Okuma Parças›

fieyh fiamil, Sultan Abdülaziz döneminde Rusya’n›n Da€›stan bölgesinde büyük bir direnifl örne€i gösterdi. 30 sene Ruslara göz açt›rmad›. Rus ordular›n› durdurdu. fieyh fiamil, Ruslarla yap›lan bir vuruflmada yaralanm›fl ve bay›lm›flt›. 25 gün bayg›n kald›. kendine geldi€inde annesi yan› bafl›ndayd›. ‹lk sorusu flu oldu: “Anne! Namaz vakti girdi mi?”

Namaz Vakti Girdi mi?

Bir baflka cephede de Gazi Osman Pafla, Balkanlarda ilerleyen Rus ordular›n› Plevne’de durdurdu. Plevne, Balkanlardaki savafllar›n destans› örne€idir. Gazi Osman Pafla, Rus ordular›na karfl› günlerce direndi. D›fltan yard›m alamay›nca düflman› yarmaya çal›flt›. Fakat, yaraland›. Teslim olmak zorunda kald›. Rus Çar›, Plevne’de harikulâde bir baflar› gösteren Gazi Osman Pafla’ya iyi davrand›. Rus ordular› Edirne’ye geldi. Bulgarlar›n ihanetine u€rayan Osmanl› Ordusu yenildi. 1878’de Ayastefanos Antlaflmas› yap›ld›. Buna göre, S›rbistan, Karaba€, Kars, Ardahan, Do€ubeyaz›t Ruslara b›rak›ld›. Bu geliflme, bar›fl› tehlikeye soktu€u gerekçesiyle Avrupa devletlerini rahats›z etti. Rusya’y› yeni bir antlaflmaya zorlad›lar. Bunun üzerine Berlin Antlaflmas› yap›ld› (1878). Buna göre, Bulgar Krall›€›; Bulgaristan, Makedonya ve Do€u Rumeli olmak üzere üçe ayr›ld›. Batum, Kars, Ardahan, Do€ubeyaz›t Osmanl› Devleti'ne b›rak›ld›. Daha sonra M›s›r, (1881)’de ‹ngilizler taraf›ndan; Tunus (1882)’de Frans›zlar taraf›ndan ve Do€u Rumeli de (1885)’de Bulgarlar taraf›ndan iflgal ve ilhak edildi. Sultan Abdülhamit’in padiflahl›€›n›n ilk 10 y›l›, kendisinden önce bafllayan iflgal ve ilhak sald›r›lar› ile iç isyanlar›n yo€unlu€unda geçti. Ancak II. Abdülhamit, daha sonra geriye do€ru h›zl› gidifli ve çöküflü siyaset dehas›yla durdurabilmifl ve yeniden Osmanl› Devleti’ni sözü geçer hâle getirmifltir. Bat›l›lar›n ve Osmanl› Devleti üzerinde emelleri olanlar›n plânlar›n› geçersiz duruma getirmesi nedeniyle kendisine “K›z›l Sultan” lâkab›n› takm›fllard›r.

II. Abdülhamit (1876-1909)

V. Murat’tan sonra Abdülmecit'in o€lu II. Abdülhamit padiflah oldu. II. Abdülhamit, Yeni Osmanl›lara verdi€i sözü yerine getirmek için Mithat Pafla’y› sadrazam yapt›. Mithat Pafla yeni bir Anayasa (Kanuni esasi) haz›rlad› ve I. Meflrutiyet ilân edildi (23 aral›k 1876). Anayasa yabanc›lara da seçilme hakk› tan›yordu. Yap›lan seçimde Meclis’in yüzde 10’u Müslüman olmayanlardan olufltu ve ilk toplant›s›n› 19 mart 1877’de yapt›. II. Abdülhamit, kendi ad›na asker kaydeden, keyfi uygulamalar yapan Mithat Pafla’y› görevden ald›. Meclis’i süresiz olarak tatil etti (13 aral›k 1877). I. Meflrutiyet yöntemine son verdi. Rusya, Panslavizm çal›flmalar›n› h›zland›rd›. Avrupa devletleri, ‹stanbul Konferans› ile Osmanl› Devleti’nin iç ifllerine kar›flma karar› ald›lar. Osmanl› Devleti bu karar› kabul etmeyince, Rusya , Osmanl› Devleti’ne savafl açt› ve Osmanl›-Rus Savafl› bafllad› (1877). Ruslar, Erzurum’a sald›rd›, Balkanlar› ve Do€u Anadolu’yu iflgal etti (1877). Ahmet Muhtar Pafla öncülü€ündeki Erzurum halk› Ruslar› periflan etti.

198

199

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Okuma Parças›
Osmanl› tarihinde yaflanan önemli bir fitne, Sabatay Sevi’nin sebep oldu€u harekettir31 32. Sabatay Sevi, 1626 y›l›nda ‹spanyol as›ll› Yahudi bir ailenin çocu€u olarak ‹zmir’de dünyaya geldi. Kendisinin beklenen Mesih oldu€una inan›yordu. Saray,geliflmelerden rahats›z oldu ve kendisini 16 Eylül 1666 y›l›nda Edirne’de imtihana davet etti. Sultan IV. Mehmet (Avc› Mehmet; 16481686), imtihandan önce Yahudi, H›ristiyan ve Müslüman alimlerden Sabatay Sevi ve gerçek Mesih konusunda rapor alm›flt›r. Bu her üç raporda da “Mesih’e ok, m›zrak, k›l›ç vs. ifllemez” fleklinde not düflülmüfltür. Bu konudan da imtihan edilmek istenince, kendisi can›n› kurtarmak için dinini de€ifltirmifl, Müslüman olmufl ve Mehmet Aziz ismini alm›flt›r. Han›m› Sera da Ayfle ismini alm›flt›r.

Sabatay Sevi Hareketi

Abraham Galante, “Sabatay Sevi ve Sabatayc›lar›n Gelenekleri”, Zvi-Geyik yay., 3. Bask›, 2000. 32 Abdurrahman Küçük, age. 33 Yalç›n Küçük, “S›rlar”,YGS yay.,2001. 34 Yalç›n Küçük, “fiebeke / Network”, YGS yay., 2002. 35 Yalç›n Küçük, “Tekelistan”, YGS yay., 2. Bask›, 2001. 36 Yalç›n Küçük, “Tekeliyet 1”, ‹thaki yay., ‹stanbul, 2003. 37 Mehmet fi. Eygi, Milli Gazete, Araflt›rmac› Yazar. 38 Ilgaz Zorlu, “Evet ben Selanikliyim”, Belge yay., 6. Bask›, 1999. 39 Soner Yalç›n, “Efendi, Beyaz Türklerin Büyük S›rr›”, Do€an Kitapç›l›k A.fi., 5. Bask›, Nisan 2004. 40 ‹brahim Kara, “Arz› Mev’ud’dan Dünya Hakimiyetine Siyonizm ve Yeni Dünya Düzeni”, ‹stanbul, 2004.
31

Ancak Haham Sevi, adamlar›na diyor ki “Sak›n ha ben bunlar› yapt›m diye, sahiden Müslüman oldum zannetmeyin. Bundan sonra siz de benim gibi yapacaks›n›z Müslüman ad› alacaks›n›z, ama as›l dininizden, inançlar›n›zdan yani Siyonizm'e hizmet etmekten vaz geçmeyeceksiniz”. ‹flte yak›n geçmifl tarihimizde etkili olan dönmeler bu flekilde ortaya ç›km›flt›r. Bunlara haham Sabatay Sevi’nin ad›na atfen Sabataistler de denmektedir. O günden günümüze kadar gittikçe kuvvetlerenek gelmifllerdir. Hala kendilerini gizlemektedirler. Bu konuda Yalç›n Küçük33, 34, 35, 36, Mehmet fievket Eygi37, Ilgaz Zorlu38, 39, 40 gibi daha bir çok araflt›rmac› oldukça kapsaml› ve doyurucu bilgiler vermektedirler. Bu Sabataistler o günden beri ayn› idealleri için çal›flmaya devam etmektedirler.

Bu çal›flmalar devam ederken, Avrupa’da baflka bir Siyonist aksiyon ortaya ç›k›yor. O da, Avusturyal› Yahudi Theodore Herzl’in (1860-1904) bafllatt›€› politik Siyonizm hareketidir41. Theodore Herzl, Yahudilerin ileri gelenlerini Basel’de toplayarak ‹srail’in kurulmas› için gerekli plân ve çal›flmalar› bafllat›r. Herzl’in en büyük baflar›s›, Do€u Yahudileri ile Bat› Yahudilerini ayn› politik gaye etraf›nda birlefltirmesidir42. Bu dönem, Osmanl›’n›n 1854 K›r›m Harbi ile d›flar›dan borçlanmaya bafllad›€› ve gittikçe borç yükünün artt›€› döneme rast gelir. 1881 y›l›na gelindi€inde “alacakl›lar”›n oluflturdu€u bir komite Maliye Bakanl›€› alt›nda Duyunumumiye (Genel Borçlar ‹daresi Dairesi) kurulmas›na karar verir43. 1896 y›l›na gelindi€inde Osmanl›’n›n finanssal yap›s› oldukça bozulmufltur ve acil paraya ihtiyac› vard›r. Theodore Herzl, Sultan II. Abdülhamit’e giderek Filistin topraklar›ndan yüksek ücretle arazi almak istediklerini ifade eder. Al›nacak arazinin bedelinin peflin ödenmesinin yan› s›ra, Osmanl›’n›n mali yap›s›n› da düzenleyeceklerini, onu Duyunuumumiye'den kurtaracaklar›n› ve d›fl dünyada Osmanl›’ya olan mali güvensizli€i de giderebilecek lobi yapacaklar›n› teklif eder. Ancak Sultan II. Abdülhamit “fiehit kan›yla al›nan topraklar, parayla sat›lmaz” diyerek böyle bir teklifi elinin tersiyle iter44. II. Abdülhamit’in bu kararl› tutumunu yak›ndan gören T. Herzl, büyük bir ümitsizlik içinde Avrupa’ya geri döner. Dönerken, yaflad›klar›n› hat›ra defterine kaydeder. Hat›ra defterindeki konu ile ilgili k›s›mda özetle flunlar yaz›lm›flt›r; “Ben Sultan II. Abdülhamit’i görünceye kadar hedeflerimizi çok k›sa zamanda gerçeklefltirebilece€imize inan›yordum. Ancak bu zat› ve kararl›l›€›n› gördükten sonra flimdi inan›yorum ki, bizim hedeflerimizin bu çerçevede (mevcut yap›da) gerçekleflmesi mümkün de€ildir.”45 Herzl böyle bir düflünce ve gözlemle Avrupa’ya geri döner. “Yahudi Devleti” fikrini ve Sultan Abdülhamit’le yapt›€›

Harun Yahya, Yeni Masonik Düzen, s223. 42 Louis Marschalko, Cihan› Yutmaya Haz›rlanan Sinsi Canavar, 3. Bask›, Sebil Yay›nevi, 1976 43 Enver Ziya Karal, “Osmanl› Tarihi”, c8, TTK, Ankara, 1983. 44 Yaflar Kutluay, “Siyonizm ve Türkiye”, Koloni Yay›nc›l›k, ‹stanbul, 2000. 45 Harun Yahya, age, S236-241.
41

200

201

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

temaslar› di€er Siyonist ileri gelenlerine de detayl› bir flekilde anlatmak için, 1897 y›l›nda ‹sviçre’nin Basel (Basle) flehrinde Dünya Siyonist Kongresini topluyor46,47,48,49. Siyonist ileri gelenleri, bu yeni durumu uzun uzun mütalaa ederek, flu mealdeki sonuçlara ulafl›yorlar50: “öncelikle Büyük ‹srail’in kurulmas›na yönelik hedeflerimizin gerçekleflemeyece€ine dair düflünceler kabul edilemez niteliktedir. Çeflitli manialar var ancak bunlar hiç önemli de€ildir. Bu yeni durum karfl›s›nda biz de plânlar›m›z› yeniden gözden geçirir ve yap›lacak olan her fleyi yapar›z.” 1897 Basel Konferans› akabinde gerçekleflen sürece ve neticelere bak›ld›€›nda, bu konferans›n 3 önemli karar etraf›nda flekillendi€i rahatl›kla ifade edilebilir: 1. Sultan II. Abdülhamit en k›sa zamanda taht›ndan indirilecek. 2. Osmanl› Devleti y›k›lacak. 3. 100 sene içerisinde de Türkler (Müslümanlar) bütün idari mekanizmalardan uzaklaflt›r›lacak yani yeryüzünde ‹slâm yok edilecektir. Bu arada bir ilginç “tevafuk”u ifade etmek yararl› olacakt›r. Bu konferans›n 100. sene-i devriyesinde (1997) ayn› salonda Müslümanlar “Avrupa Müslümanlar Birli€i” toplant›s›n› yapm›fllard›r. Basel Konferans›’nda al›nan bu kararlar› uygulamak için önceden haz›rl›€›n› yapt›klar› detayl› bir proje de yürürlü€e girmifltir.Yap›lan istiflarelerle Sultan II. Abdülhamit’in taht›ndan indirilmesi ve Osmanl›’n›n y›k›lmas› projesinin yürütücüsü olarak ‹talyan Mason Localar› üstad›azam› Emanuele Carasso seçilmifltir51. Emanuele Carasso, Yahudi , son derece becerikli ve kararl› bir insan. Bu görevi ald›€› zaman

afla€› yukar› 5 sene kadar içeriden ve d›flar›dan Sultan Abdülhamit’i ve Osmanl›’y› inceliyor. Neticede, bu projenin gerçeklefltirilebilmesi için, karargâh›n›n Selanik’te kurulmas›na karar vererek 1903’te Selanik’e yerleflir. Çünkü, incelemelerinin sonunda, orada ‹spanya’dan gelen ve ço€u dönme olan insanlarla bu ifli rahatl›kla yürütebilece€i kanaatine ulaflm›flt›r. Emanuele Carasso ortama uyarak Emin Karasu ismini al›r. Bu iflleri baflarabilmek için Selanik’te öncelikle mason locas›n› açar, di€er yandan da ‹ttihat ve Terakki Cemiyeti’ni kurar52,53. Bölgedeki bütün tan›nm›fl insanlar›, bürokratlar› ve devlet erkan›n› kand›rarak hem mason yapar, hem de ‹ttihat ve Terakki Cemiyeti’ne kaydeder. O s›ralarda Osmanl›’n›n iç problemleri had safhadad›r. Bas›n-yay›n›n ço€u dönmelerin ve d›fl mihrakl› unsurlar›n elindeydi. Bunlar, Emanuele Carasso’ya yard›m olsun diye, ‹ttihat ve Terakki Cemiyeti’ni Osmanl›’n›n kurtulufl reçetesi gibi gösteriyorlard›. Bu sebeple, bir çok Osmanl› ayd›n› da ilk zamanlar› bu cemiyete üye olmufl ancak daha sonra “kumpas”› fark ederek hemen cemiyeti terk etmifllerdir. Cemiyet’in azmettirmesiyle Kola€as› Resne'li Niyazi (1873-1912), 4 Temmuz 1908’de garnizondaki subaylar›n Cuma namaz›nda olmalar›n› f›rsat bilerek adamlar› ile birlikte gerekli silah, cephane ve paray› da alarak da€a ç›kt›. Bu ikinci meflrutiyet hareketinin ilk bafllang›c› idi. Bu hareket, Makedon Eyaleti’nden h›zla di€er illere de s›çrarken, Sultan II. Abdülhamit 23/24 Temmuz 1908 tarihinde ‹kinci Meflrutiyet’i ilan etti54. ‹kinci Meflrutiyet ile birlikte, padiflah›n geleneksel otoritesi y›k›l›rken, çok gizli çal›flan Cemiyetin mistik gücü ön plâna ç›km›flt›. Ama Cemiyet hiçbir zaman ön plâna ç›k›p ifllerin bafl›na geçmemifltir. Hep perde arkas›nda kalarak esas

Garaudy, R., “The Case of Israel, a study of political zionism”, Shorouk International Ltd., London, 1983. ,47 Theodor Herzl, “Siyonizmin ve ‹srail’in kurucusu Theodor Herzl’in hat›ralar›”, Bo€aziçi yay.. 48 ‹rfan Neziro€lu, “Filistin Sorunu”, TBMM Kütüphane ve Dokümantasyon Müdürlü€ü, Araflt›rma Servisi, fiubat 1994. 49 Cevat Rifat Atilhan, “Gizli Devlet ve Fesat Program›”, Sinan yay., 7. Bask›, ‹stanbul, 1998. 50 Harun Yahya, age, s237. 51 Angelo Iacovella, “Gönye ve Hilal, ‹ttihad-Terakki ve Masonluk”, 2. Bask›, Tarih Vakf› Yurt yay., ‹stanbul, 1999.
46

Feroz Ahmad, “‹ttihat ve Terakki”, Kaynak yay., 3. Bask›, ‹stanbul. 53 Mustafa Akgün, “Yahudi’nin tahta k›l›c›”, Demetevler/Ankara, 1992. 54 Enver Ziya Karal, age, cV, s29-39
52

202

203

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

yönlendirici ve tanzim edici güç olmay› ye€lemifltir.55 Sultan II. Abdülhamit’in ilk meclisi kapatma nedenine bakarsak flunlar› görüyoruz. Osmanl› Devletinde Rum, Ermeni ve Yahudiler az›nl›k56 olmalar›na ra€men, Osmanl› Meclisi milletvekillerinin içinde Rum, Ermeni ve Yahudi üstünlü€ü vard›. 96 kiflilik Meclis-i Mebusan’›n 56’s› Müslümanlardan, 40’› Gayr› müslimlerden müteflekkil olup, Müslümanlar›n içerisinde de dönmeler ço€unluktayd›. Bugünkü bir k›s›m gazetelerin benzeri yay›nlar yapan ve toplumu yan›ltan gazeteler o zamanda da vard›. Daha o y›lda, Ermeniler ve Rumlar mecliste Ermenice, Rumca konuflmaya müSa’de almaya çal›flm›fllar, Rumca ve Ermenice’nin de resmi dil olmas› için gayret sarf etmifllerdir. Al›nacak kararlar›n Osmanl›’y› yans›tmayaca€›, yanl›fl temsil olaca€› endiflesiyle Sultan II. Abdülhamit o meclisin kapat›lmas›na karar vermiflti.57,58.
Ferouz Ahmad, Age. 56 Ali Güler, “Osmanl› Devletinde Az›nl›klar”, Turan Yay›nc›l›k, ‹stanbul, 1997. 57 ‹smet Bozda€, “Sultan Abdülhamid’in Hat›ra Defteri”, P›nar yay., 8. Bask›, ‹stanbul. 58 Sultan Abdülhamit, “Siyasi Hat›rat›m”, Dergah yay., 4. Bask›, 1984. 59 Enver Ziya Karal, age, c4, s513-539.449 ‹sra, 81. 450 Diyaloglar, iliflkiler gelifltirilmesi 451 Hucurat, 13.
55

tevdi edecek heyette Ayan’dan Aram Efendi ve Arif Hikmet Pafla, Meclis’ten Emin Karasu (Selanik Mebusu) ve Esat Pafla (Draç mebusu) vard›. Herhangi bir hata yap›lmas›n diye Emanuele Efendi’nin bizzat kendisi de heyette bulunmufltur. Sultan II. Abdülhamit, büyük olaylar ç›kar›l›r ve kardefl kan› dökülür endiflesiyle, karar› tebellü€ ederek, taht›ndan vazgeçti.60 Böylelikle Sultan Abdülhamit 1909 y›l›nda hal' edilmifl (tahttan indirilmifl) oldu. Sultan, Selanik’te oturmaya mecbur edildi. Zira Selanik, dönmeler aç›s›ndan en emin yer olarak görüldü.61

• Mete Gündo¤an Di¤er Olaylar
Ermeniler, Büyük Ermenistan kurma hayaline kap›ld›lar (1878). ‹stanbul ve di€er flehirlerde Müslümanlara sald›rmaya bafllad›lar. Taflnak ve H›nçak ismiyle gizli cemiyetler kurdular. Rusya ve ‹ngiltere de kendi ç›karlar› için Ermenileri k›flk›rt›yordu. II. Abdülhamit‘e bombal› sald›r› ile suikast düzenlediler (21 temmuz 1905). Adana’da isyan ç›kard›lar (1909). I. Dünya Savafl›’nda Osmanl›’ya ihanet eden Ermeniler baflka yerlere göç etmeye “tehcire” zorland› (1915). II. Abdülhamit, Siyonist Yahudilerle de u€raflt›. ‹srail Devleti’ni kurmak isteyen Siyonistler, II. Abdülhamit’ten yüksek para karfl›l›€›nda toprak istediler. II. Abdülhamit, “fiehit kan›yla al›nan toprak, parayla sat›lmaz,”diyerek bu iste€i fliddetle reddetti. Siyonist Yahudiler, bundan sonra ‹sviçre’nin Basel flehrinde topland› (1897). Theodor Herzl baflkanl›€›ndaki 258 delege bafll›ca flu kararlar› ald›: • II. Abdülhamit tahttan indirilecek

Bunun üzerine hürriyet, müsavaat (eflitlik), uhuvvet (kardefllik) söylemleriyle ortaya ç›kan ve Sultan II. Abdülhamit’e karfl› olan Jön Türk Hareketi (Genç Türk Partisi) de€iflik ülkelerde 116 çeflit gazete ç›karm›fllard›r. Bunlar›n finansörü de yabanc›lar olmufltur59. ‹kinci Meflrutiyetin ilan›yla seçimler yap›l›r ve Osmanl› Meclis-i Mebusan’› teflekkül eder. Bu ikinci mecliste 200 Müslüman, 40 Gayr› müslim yer alm›flt›. Ancak meclis ‹ttihat ve Terakki Cemiyeti güdümündeydi. Emanuele Carasso da Selanik Mebusu olarak Meclis’e gelmiflti. Meclis’te Cemiyet’in ilk yapt›€› ifl, ‹ttihat ve Terakki F›rkas›’n› (Birlik ve Kalk›nma Partisi) kurmak oldu. Cemiyet gizli ve esas güç olarak perde arkas›nda kalm›flt›. Parti ise aç›k ve hiç bir gizlili€i olmayan bir organ olarak çal›fl›yordu. Bunlar, bir y›l içinde Sultan II. Abdülhamid’in halline dair karar› Meclis’ten ç›kartt›lar. Bu karar› Sultan II. Abdülhamit’e

Yaflar Kutluay, age. 61 ‹smet Bozda€, age.
60

204

205

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

• Osmanl› Devleti y›k›lacak • 50 sene sonra ‹srail Devleti kurulacak • 100 sene sonra, Nil’den F›rat’a büyük ‹srail Devleti kurulacak II. Abdülhamit’i tahttan indirmek isteyen ‹ttihat ve Terakki Cemiyeti h›zla yay›lmaya bafllad›. Yavafl yavafl devlet yönetiminde etkili duruma geldiler. Bu geliflme Osmanl› kadrolar›n›n tasfiye edilmesine yol açt›. Osmanl› Devleti’ni y›kmak isteyen di€er gizli cemiyetler de ‹ttihat ve Terakki’ye destek verdiler. II. Meflrutiyet ilân edildi (23 temmuz 1908). Bunlar, askerin bir k›sm›n› sebepsiz yere devlete karfl› ayakland›rd›lar (13 nisan 1909). Tarihimizde bu olay 31 Mart Vakas› olarak an›l›r. Halk›n da k›flk›rt›ld›€› bu olay sonucu II. Abdülhamit’i tahttan indirdiler (27 nisan 1909). V. Mehmet’i tahta ç›kartt›lar. II. Abdülhamit, Osmanl› Devleti’nin en kar›fl›k döneminde padiflahl›k yapt›. Devletin içinde bulundu€u durumu çok iyi biliyordu. Çok ince bir siyasetle, devleti 33 sene ayakta tutmay› baflard›. Ruslarla yap›lan savafl d›fl›nda, bar›flç› bir siyaset izledi. Osmanl› Devleti’nin bozulan kurumlar›n› ›slah etmeye çal›flt›. ‹ngiltere ve Rusya’n›n birbiri ile kap›flmalar›n› bekledi. Osmanl› Devleti’nin durumu düzelterek aradan s›yr›lmas›n› istiyordu. Fakat, Abdülhamit’in bu ince siyasetini çevresi anlayamad›. E€er, çevresinde basiretli yöneticiler bulabilseydi, Osmanl› Devleti’ni çok iyi günlere götürebilecek durumdayd›. Çünkü, dirayetli bir devlet adam›yd›. fiefkatli ve merhametli idi. Kan dökülmesini istemezdi. Di€er devletlerin Osmanl›’ya karfl› birleflmesine f›rsat vermedi. Devletin borçlar›n› azaltmaya çal›flt›. Padiflahl›€›n›n ilk y›llar›nda Osmanl› Devleti’nin borçlu oldu€u ülkeler,

Düyun-u Umumiye (Genel borçlar) idaresini kurdurdular (1881). özellefltirme ve özerk takiple ilgili kurumlar›n yap›lanmas›n› da sa€lad›lar. Bu yöntemle Osmanl› Devleti’nin baz› gelirlerine el konulmas›n› ve sahip oldu€u de€erlerinin yabanc›lara aktar›lmas›n› sa€lad›lar. Ancak, Sultan Abdülhamit bu gidiflat› önleyecek kadroyu ve alt yap›y› haz›rlamaya yöneldi. Bunda büyük ölçüde baflar›l› oldu.

Okuma Parças›
Geç Anlafl›lan Gerçek
II. Abdülhamit’i taht’tan indirme mücadelesi verenlerden biri de Filozof R›za Tevfik Bölükbafl› idi. II. Abdülhamit’ten sonra her fleyin çok kötü ve periflan bir duruma geldi€ini görünce, “Sultan Abdülhamit’in Ruhaniyetinden ‹stimdat” bafll›€›yla piflmanl›€›n› anlatan uzun bir fliir yazd› (1949). Bu fliirin bir bölümü flöyledir:
Tarihler ismini and›€› zaman Sana hak verecek, ey koca Sultan Bizdik utanmadan iftira atan Asr›n en siyasî padiflah›na. “Padiflah hem zalim, hem deli” dedik, “‹htilâle k›yam etmeli” dedik. fieytan ne dediyse biz “beli” dedik, Çal›flt›k fitnenin intibah›na Divane sen de€il, me€er bizmifliz, Bir çürük ipli€e hülya dizmifliz, Sade deli de€il, edepsizmifliz, Tükürdük atalar k›blegâh›na.

• Filozof R›za Tevfik Bölükbafl›
207

206

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

II. Abdülhamit tahttan indirilince, Abdülmecit’in 3. o€lu V. Mehmet Reflat padiflah oldu. Onun zaman›nda Osmanl› Devleti pek çok felâketle karfl›laflt›. Bir da€›lma dönemi yafland›. II. Meflrutiyet’ten sonra ‹ttihat ve Terakki Partisi ülke yönetiminde etkin duruma geldi. ‹ttihat ve Terakki Partisi Türkçülü€e önem verdi. D›fl siyasette Almanya’ya yaklaflt›. Bu dönemde pek çok isyan hareketi meydana geldi

V. Mehmet Reflat Dönemi (1909-1918)

Balkan savafllar› ile, Osmanl› Devleti’nin Ege Denizi ve Balkanlardaki hakimiyeti sona erdi. ‹ttihat ve Terakki Partisi muhaliflerini ortadan kald›rmaya bafllad›. Enver, Talat ve Cemal Pafla üçlüsü yönetime hakim oldu.

I. Dünya Savafl› (1914-1918)

‹talya, Osmanl› Devleti’nin zay›f durumundan yararlanmay› düflündü. Sicilya Adas›’na yak›nl›€› sebebiyle Trablusgarp ve Bingazi’yi istedi. Buralar, Osmanl›’n›n Afrika’daki son topraklar›yd›. ‹talya’n›n iste€i kabul edilmeyince, Osmanl› Devleti’ne savafl açt›. Güçlü bir donanma ile Trablusgarp’a asker ç›kard›. Rodos ve Oniki Ada’y› iflgal etti. Çanakkale Bo€az›’n› topa tuttu. Fakat bir sonuç alamad›. Balkan Savafl›’n›n bafllamas› üzerine ‹talya ile, ‹sviçre’nin Ufli flehrinde bir antlaflma62 yap›ld› (15 ekim 1912). Buna göre, Trablusgarp ve Bingazi ‹talya’ya b›rak›ld›. Rodos ve Oniki Ada da ‹talya’n›n elinde kald›. Osmanl› Devleti’nden ayr›lan Yunanistan, S›rbistan, Karada€ ve Bulgaristan bir birlik oluflturdular. Osmanl› Devleti’ni Rumeli’den atmak istediler. Osmanl› Devleti’ne savafl ilân ettiler. Bu yüzden Osmanl›, pek çok yerde yenilgiye u€rad›. Bu bölgede yaflayan Müslümanlar büyük felâketler yaflad›. Büyük devletlerin araya girmesiyle Londra Konferans› yap›ld› (1913). Buna göre, Rumeli, Balkan ülkelerine b›rak›ld›. Bu savafllar devam ederken Arnavutluk ba€›ms›zl›€›n› ilân etti (29 kas›m 1912).

Baflta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri sanayilerini gelifltirdiler. Ham madde ve pazar bulmak için sömürge elde etmeye çal›flt›lar. Bu durum aralar›nda rekabeti de ortaya ç›kard›. Fransa, 1871’de Alsas Loren’i Almanya’ya kapt›rman›n ac›s›n› unutmam›flt›. Avrupa devletleri, baflta Balkanlar olmak üzere yeni topraklar elde etmek istediler. Menfaat elde etmeye dayal› birliktelikler oluflturdular. Almanya, Avusturya-Macaristan ‹mparatorlu€u birleflerek “üçlü ‹ttifak”› kurdular. ‹ngiltere, Fransa ve Rusya “üçlü ‹tilâf”› meydana getirdiler.

Balkan Savafllar›

Yaflanan gruplaflmalar, Avrupa’n›n havas›n› gerginlefltirdi. Gergin ortamlarda bir k›v›lc›m, f›rsat kollayan daha büyük olaylar› tetikler. Tetikçi bir S›rpl› ö€renci, Avusturya- Macaristan veliahd›n› Saraybosna’da öldürdü (28 temmuz 1914). Bu olay I. Dünya Savafl›’n› bafllatan ilk k›v›lc›m oldu. üçlü ittifak, S›rbistan’› cezaland›rmak istedi. Bu durum, iki grubun birbiriyle karfl› karfl›ya gelmesine yol açt›. Almanya Rusya’ya savafl ilân etti (1 a€ustos 1914). Ard›ndan da Fransa ve ‹ngiltere’ye savafl ilân ederek I. Cihan Harbi’ni bafllatt› (4 a€ustos 1914). Osmanl› Devleti bu savaflta bafllang›çta tarafs›z kalmak istedi. ‹tilâf Devletleri de bunu istiyordu. Fakat, Enver Pafla, kimseye haber vermeden Almanya ile ittifak antlaflmas› yapt› (2 a€ustos 1914). Bu yolla, kaybedilen topraklar› geri almay›

62

“Ouchy Antlaflmas›” ad›yla an›lmaktad›r.

208

209

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

tasarlad›. Henüz d›flar›ya aç›klanmayan bu durum oldu€u için Alman savafl gemilerinin (Yavuz ve Midilli) bo€azlardan geçmelerine Osmanl› Bayra€› çekilerek izin verildi (10 a€ustos 1914). Ancak, bu arada ‹tilâf Devletleri ile iliflkileri gerginlefltirecek giriflimler de yap›lmaya baflland›. örne€in, 1 ekim tarihinden geçerli olmak üzere kapitülâsyonlar kald›r›ld› (9 eylül 1914). Son olarak da, bu gemiler Karadeniz’de Rus limanlar›n› topa tuttu (29 ekim 1914). Böylece Osmanl› savafl›n içine girmifl oldu. Rusya, 3 kas›m 1914’te, ‹ngiltere ve Fransa da 5 kas›m 1914’te Osmanl› Devleti’ne savafl ilân etti. Osmanl› Devleti de 11 kas›m 1914’te ‹tilâf Devletlerine savafl ilân etti. 14 kas›m 1914’te de Cihad-› Ekber “Büyük Seferberlik” ilân etti. Almanya, kendi yükünü hafifletebilmek için Osmanl› Devleti’nin savafla kat›lmas›n› istedi. Halifenin gücünden yararlanmay› umdu. Müslüman ülkelerin sömürge olmaktan kurtulmak için ‹ngiltere’ye isyan edece€ini düflündü. Bulgaristan da Almanya yan›nda savafla kat›ld›. Bu durum, Osmanl› Devleti’yle Almanya’n›n karadan birleflmesine yol açt›. I. Dünya Savafl›, din u€runda yap›lan bir savafl olmaktan çok, menfaat ve toprak kazanmak amac›yla yap›lan bir savafl oldu. Çok kere saflar birbirine kar›flt›. Ruslar›n Osmanl› topraklar›na sald›rmas›yla savafl bafllad›. Osmanl› Devleti, Kafkasya cephesinde Ruslarla karfl› karfl›ya geldi (1914). Enver Pafla komutas›ndaki Osmanl› kuvvetleri Sar›kam›fl’ta so€uktan donarak 30 bin civar›nda flehit verdi ve bir felâketi yaflad›lar (kas›m-aral›k 1914). Ruslar, Erzurum, Bitlis, Mufl ve Erzincan’› ele geçirdiler (1916).

Çanakkale Savafllar›

I. Dünya Savafl› içinde yer alan en çetin savafllar Çanakkale cephesinde gerçekleflti. ‹ngiltere ve Fransa, Bo€azlar yoluyla Rusya’ya yard›m etmek istediler. Çanakkale Bo€az›’n› geçerek ‹stanbul’a ulaflmay› arzulad›lar. Ellerindeki bütün güçlerini bu ifle seferber ettiler. Avustralya, Kanada, Hindistan gibi uzak ülkelerden bile asker deste€i sa€lad›lar. Çanakkale’nin geçilmesi, Osmanl›’n›n sonu demekti. ‹ngiliz ve Frans›zlar, Çanakkale önlerine 500 binden fazla asker getirdiler. Bunun önemli bir k›sm› kendi sömürgesi olan ülkelerden olufluyordu. Ancak, Anadolu’nun yi€it delikanl›lar› bu savaflta imanlar›n› kale yapt›lar. Allahü Tealâ, ‹slâm’›n son kalesinin düflmesine izin vermiyordu. Düflman›n en geliflmifl silâhlar› etkisiz kald›. Adeta madde sustu, iman konufltu. Emperyalist güçler Çanakkale’yi geçemediler. Manevî s›rlarla dolu, tarihin en harikulade olaylar› yafland›. Edremit’in Çaml›k Köyünden Koca Seyit 215 kg. l›k top mermisini “Ya Allah” diyerek omuzluyor, cephane yüklü mermiyi besmele ile topa sürerek ateflliyordu. Cephane yüklü Queen Elisabeth z›rhl›s›n›n bacas›ndan giren mermi gemiyi bat›rd›. Bu ve benzeri olaylar düflman›n gözünü korkuttu. Düflman gemilerinin önemli bir k›sm› Marmara’n›n sular›na gömüldü. Çanakkale’den geri çekilmek zorunda kald›lar. (18 Mart 1915).

Çanakkale Savafllar›nda ‹tilâf Devletleri 252.000 zayiat verirken; Osmanl› Devleti kay›plarla birlikte 375.000 flehit verdi. Çanakkale Savafllar›, Osmanl›’n›n en zay›f durumunda kazand›€› parlak bir zafer olmas› bak›m›ndan büyük bir önem tafl›maktad›r.

210

211

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Osmanl› Devleti, bundan sonra Irak, M›s›r, Filistin, Romanya, Galiçya ve Makedonya cephelerinde savaflt›. Bir taraftan da içerde düflmanlarla iflbirlikçilik yapan birtak›m ayr›l›kç›lar›n çeteleriyle u€raflt›. Bunlar›n zararlar›n› en aza indirme amac›yla bir k›s›m kararlar uygulamaya konuldu. Bu amaç do€rultusunda, Do€u Anadolu’da Ruslarla iflbirli€i yapan Ermeni nüfusunun iç bölgelere tafl›nmas› “tehcir” gerçeklefltirildi (27 may›s 1915). Rusya’da Bolflevik ‹htilâli’nin ç›kmas› ve Çarl›€›n sonu savafl›n dengelerini de€ifltirmiflti (1917). Tam bu s›rada 6 nisan 1917’de ABD’nin de ‹tilâf Devletleri’nin yan›nda savafla kat›lmas›, I. Dünya Savafl›’n›n seyrini de€ifltirdi. 2 ekim 1918’de Bulgaristan savafltan çekildi. Almanya ile ba€lant›s› kesilen Osmanl› Devleti de savafl› b›rakt›. 8 ekim 1918’de Sadrazam Talat Pafla istifa etti. Yerine gelen Sadrazam Ahmet ‹zzet Pafla, ‹tilâf Devletleri’nden bar›fl istedi. 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Antlaflmas›, Osmanl› Devleti’nin büsbütün parçalanmas› ve Bat›l› devletlerin kontrolü alt›na girmesini ortaya ç›karm›flt›. 3-4 kas›m 1918 tarihlerinde de Almanya ve Avusturya savafltan çekildi ve I. Dünya Savafl› sona erdi. 13 kas›m 1918’de ‹tilâf Devletleri ‹stanbul önlerine gelerek flehri teslim ald›lar.

Okuma Parças›
Çamafl›r Y›kayan Asker
Çanakkale Savafllar›n›n en çetin günlerinden birindeydi. Bir tabur asker, ertesi gün yap›lacak çetin bir sald›r›ya haz›rlan›yordu. Komutan, gece yar›s›, askerini kontrol için ç›km›flt›, bu s›rada bir askerin çamafl›r y›kamakta oldu€unu gördü. Aralar›nda flöyle bir konuflma geçti: “Ne o Mehmet, ne yap›yorsun?” “Çamafl›r y›k›yorum, komutan›m,” “Sabah çetin bir savafl var. Bakal›m, sen bu temiz elbiseleri giyebilecek misin?” “Biliyorum komutan›m! Yar›n flehitlik nasip olursa, temiz elbiselerimle Allah’›n huzuruna ç›kmak istiyorum.” Osmanl› Devleti’nin Sonu Mondros Antlaflmas›, Osmanl› Devleti’nin sonu oldu. Anadolu’da iflgaller bafllad›. Avrupa Devletleri ‹stanbul’a geldi (1918). Yunanl›lar, ‹zmir’i iflgal etti (1919). Tehlikenin büyüklü€ünü gören Anadolu halk› Milli Mücadele’yi bafllatt›. Kurtulufl Savafl›’na giriflti. Ba€›ms›zl›k için çal›flt›. Bütün ülkede “Seferberlik” ilân ederek, düflmanlar› Anadolu’dan ç›kard›. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi aç›ld›. Anadolu topraklar› üzerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu (29 Ekim 1923). 1 Kas›m 1922’de Saltanat; 3 Mart 1924’te de Halifelik kald›r›ld›. Son halife Abdülmecit Efendi ve di€er Osmanl› hanedan› yurt d›fl›na ç›kar›ld›.

212

213

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Okuma Parças›
Osmanl›’da 1908-1914 aras›nda, 6 y›lda tam 13 tane hükümet kuruldu!63 Osmanl›’y› Osmanl› yapan kadrolar hallaç pamu€u gibi at›ld› ve tasfiye edildi. örne€in, ‹ttihat ve Terakki yöneticileri Trablus’ta Garp Cephesi’ndeki bütün yetiflmifl askerleri baflka yerlere tayin ettirdi. Oraya da harbiyeden yeni mezun subaylar› “komutan” olarak gönderdiler. Garp Cephesi’ndeki ehil komutanlar baflka yerlere tayin edilince, iki y›l içerisinde, 1911 y›l›nda Trablus ‹talyanlar›n eline geçti. Her ne kadar bir savafl yap›ld›ysa da, daha önceden bir tak›m sabotajlar yap›ld›€› için bu savaflta baflar›l› olunamad›.64 Zaten harbiye nezaretinde söz sahibi olanlar da, ‹ttihat ve Terakki’den Enver, Talat ve Cemal paflalard›r. Bunlar›n üçünün de dönmelerle çok yak›n iliflkide oldu€u bilinmektedir. Bu üçlü yanl›fl kararlarla sürekli toprak kayb›na sebep oldular.
Ferouz Ahmed, age. Enver Ziya Karal, age, c5. 65 E.E. Adamof, “Çarl›k belgelerinde Anadolu’nun paylafl›lmas›”, Kaynak yay., 4. Bas›m, ‹stanbul, 2001. 66 Paul C. Helmreich, “Sevr Entrikalar›, büyük güçler, maflalar, gizli anlaflmalar ve Türkiye’nin taksimi”, Sabah Kitaplar›, ‹stanbul, 1996.
63 64

Neler neler oldu

1912’de d›fl güçlerin k›flk›rtmas›yla Balkan Harbi ç›kt›. 1914’te ise, hiç lüzumu yokken Almanya’dan ziyaretçi olarak gelen iki harp gemisine (Goeben ve Breslau, daha sonra meflhur Yavuz ve Midilli harp gemileri oldular.) Sivastopol k›y›lar›n› bombalatt›rd›lar. Böylelikle Osmanl›, lüzumsuz yere Birinci Dünya harbine sokuldu. Osmanl› Devleti bütün cephelerde dünya ile savaflt›. Neticede de bilindi€i gibi imparatorluk paylafl›larak y›k›ld›66. Harbin sonunda, Osmanl›’n›n önüne idam ferman› gibi bir bir yok olufl tezkeresi konuldu; “Sevr Anlaflmas›.”66 Bu anlaflmay› imzalamas› için Osmanl› Devleti’nden bir çok heyet Fransa’ya gönderildi ancak hiçbiri böyle bir yok olufl

anlaflmas›n› imzalamaya yanaflmad›. Bu anlaflmay› imzalamaya sadece ”iflbirlikçi baflbakan” olarak tan›mlanan Sadrazam Damat Ferit yanaflt›. Damat Ferit’in bu anlaflmay› imzalamas›n› yeterli bulmayan ‹tilaf Devletleri, Ferit’ten anlaflmay› Sultan Vahdettin’e de imzalatmas›n› istediler. Ancak Sultan Vahdettin böyle bir anlaflman›n imzalanmas›n›n Osmanl›’n›n yok oluflu anlam›na gelece€ini bildi€i için, Damat Ferit’i azarlayarak reddetti. Akabinde de “divan”› toplad› ve Anadolu’da bir direnifl hareketi bafllat›lmas› karar›n› ald›67. Bu çerçevede gizliden gizliye ‹stanbul’dan Anadolu’ya intikal bafllad›.68, 69. Anadolu’daki direnifl hareketi, paflalar›n müzakeresi70 ile olgunlaflt› ve Mustafa Kemal Pafla’n›n liderli€inde de bir Kuvvay› Milliye Hareketi do€du. Osmanl›’n›n küllerinden yeni bir devlet kuruldu. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli, Milli Mücadeleye, Milli Görüfle yani Kuvvay› Milliye ruhuna dayan›r. Dokuz sene gibi k›sa bir sürede Osmanl›’n›n y›k›lmas›na sebep olan ‹ttihat ve Terakkicilerin baz›lar› Kurtulufl Savafl›’na etkin bir flekilde ifltirak etmek istemifllerse de Kuvvay› Milliye bunlar› kabul etmemifltir. Onlar da çeflitli yan kurulufllar/örgütler ile bu harbe bir flekilde dahil olmaya çal›flm›fllard›r.71 Birinci Dünya Harbi’nden sonra, 5 sene de ‹stiklal Harbi sürdü. Böylece, Sultan II. Abdülhamit tahtan indirildikten sonra, 14 sene boyunca sürekli harp hali yaflanarak ‹ttihat ve Terakkiciler eliyle milletimiz, harap, bitap ve halsiz b›rak›ld›72.

• Mete Gündo¤an

Murat Bardakç›, “fiahbaba: Osman O€ullar›n›n son hükümdar› VI. Mehmed Vahideddin’in hayat›, hat›ralar› ve özel mektuplar›”, Pan Yay›nc›l›k, Kas›m 1998. 68 Kaz›m Karabekir, “‹stiklal Harbimiz”, Merk Yay›nc›l›k A.fi., Geniflletilmifl yeni bask›, ‹stanbul, 1988. 69 Belgelerle Mustafa Kemal Atatürk, TC Baflbakanl›k, Devlet Arflivleri Genel Müdürlü€ü, Ankara 2003 70 Kaz›m Karaberkir, “Paflalar›n Hesaplaflmas›, ‹stiklal Harbine neden girdik, nas›l girdik ve nas›l idare ettik.”, Emre yay., 4. Bask›, ‹stanbul. 71 Mesut Ayd›n, “Milli Mücadele y›llar›nda TBMM lehinde ‹stanbul’da faaliyet gösteren gizli bir grup: Zabitan Grubu (27 Ekim 1920 – 20 Eylül 1921), ‹nönü üniv., E€itim Fakültesi, Sosyal Bilimler Tarih ABD. 72 Y›ld›r›m Sezen, “‹ki kardeflten seferberlik an›lar›”, T.C. Kültür Bakanl›€› yay./2278, 1999.
67

214

215

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Osmanl›’da Kültür ve Medeniyet

Osmanl› Tarihi, yaln›z savafllardan ibaret de€ildir. Osmanl›, hem disiplinli bir devlet yap›s› oluflturmufl, hem de kültür ve medeniyette insanl›€a öncülük etmifltir. Dünyada hak ve adaletin temsilcisi olmufltur. Osmanl›’da padiflah olacak flehzadeler, küçük yafltan itibaren devrin en büyük ilim adamlar› elinde yetifltirildi. Bu durum, saltanat idaresinin olumsuzluklar›n› büyük oranda giderdi. Devlet görevleri “Allah’›n emaneti” anlay›fl›yla sahiplenildi. Devlet ve askerî ifller ciddi ifl paylafl›m›yla yönetildi. ‹lme önem verildi ve hemen her yerleflim yerinde medreseler aç›ld›. Büyük flehirler ilim ve kültür merkezi hâline getirildi. Her seviyede okullar aç›ld›, dirayetli ilim adamlar› yetifltirildi. “Enderun Mektebi” kuruldu. Fakir ve yetenekli çocuklar için özel bir e€itim verildi ve sosyal hayata (topluma) kazand›r›ld›. ‹nsan kaynaklar› çok iyi de€erlendirildi. Osmanl›’da, Akflemsettin, Molla Hüsrev, Kemal Paflazade, Ahmet Cevdet Pafla gibi dirayetli ilim adamlar›; Mimar Sinan, Sedefkâr Mehmet A€a gibi uluslararas› üne sahip mimarlar; Fuzulî, Bakî, fieyh Galip, Erzurumlu ‹brahim Hakk› gibi derinlikli flairler; Itrî, Mustafa Efendi, Dede Efendi gibi musikî üstatlar›; Barbaros Hayrettin Pafla, Piri Reis, H›z›r Reis gibi büyük denizciler; Ulubatl› Hasan, Tiryaki Hasan Pafla, Gazi Osman Pafla gibi halk›n gönlünde taht kurmufl yi€itler yetiflti. Sanat ve edebiyata önem verildi. Osmanl› flehirleri, ‹slâm kültür ve medeniyetinin zarif örnekleri ile süslendi. Kurulan vak›f müesseseleriyle, her seviyedeki halk›n ihtiyaçlar›na cevap verecek çal›flmalar yap›ld›. Osmanl› toprak yönetimi , “üretim” i esas ald›. Esnaf teflekkülleri sa€l›kl› bir temele oturtuldu ve e€itimleri konusunda titizlik gösterildi. Kul

hakk› ve dürüstlük prensibiyle hareket edildi, üretici ve tüketicinin hakk› korundu. Osmanl› toplumunun yap›s›, sa€lam temeller üzerine kuruldu. ‹slâm’daki ideal aile örne€i esas al›nd› ve “Osmanl› Beyefendisi”, “Osmanl› Han›mefendisi” tabir edilen ince ruhlu insanlar yetifltirildi. ‹ster flehir hayat›nda, ister göçebelerde hak ve adalete ba€l› onurlu bir hayat hakim oldu. Osmanl›, her gitti€i yere ilim, adalet ve insanl›k götürdü. Fetihlerin amac›, “Fethedilen bölgenin insanlar›n›n da ‹slâm nimetinden faydalanmalar›n› sa€lamak” tan ibaretti. ‹nsanl›€›n, huzur ve bar›fl›n›n sa€lanmas› esas al›nd›. Dünyada denge unsuru olundu, baflka ülkelerin de iyilik ve hayr› için çal›fl›ld›. Kesinlikle ya€mac›l›k yap›lmad›. Savafl vb. nedenlerle girdikleri topraklarda sivil halk, kad›n, çocuk ve yafll›lara dokunulmad›. ‹badet yerlerine zarar verilmedi, halk ibadetlerinde serbest b›rak›ld›. Osmanl›, hiç bir dönemde sömürge ve iflgal politikas› uygulamad›. Bu yüzden bugün, Osmanl›’n›n adil yönetimini görmüfl ve duymufl insanlar aras›nda derin bir Osmanl› sevgisi devam etmektedir.

Yak›n Tarih
20. Yüzy›l ve Günümüz ‹slâm Tarihi
1918’de Osmanl› topraklar› parçaland›. ülke ad›m ad›m iflgal edilmeye baflland›. 15 may›s 1919’da Yunanl›lar ‹zmir’i iflgal etti ve Bat› Anadolu’da ilerlemeye bafllad›. Sultan Vahdettin, bu duruma Anadolu’da organize edilecek bir direniflle karfl› koyma çabas› içine girdi. Bu amaçla, daha önce yaverli€ini yaparken tan›d›€› Mustafa Kemal’i ça€›rd› ve onu Anadolu’da bu iflin organizesi ile görevlendirdi. Emrine tahsis edilen Band›rma Vapuru ile Millî Mücadele’nin Samsun’dan bafl-

216

217

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

layan Anadolu’daki ilk ad›m› at›ld› (19 may›s 1919). Yerel güçlerin harekete geçirilmesi ve birlikte her taraftan düflmana karfl› mücadele edilmesi için çeflitli kongre ve toplant›lar yap›ld›. Bu amaçla; 23 temmuz 1919’da Erzurum Kongresi, 4 eylül 1919’da Sivas Kongresi yap›ld› ve 22 ekim 1919’da da Amasya Protokolü imzaland›. 29 kas›m 1919’da Milli gayeler, hedefler ve milli s›n›rlar belirlenerek ilân edildi. Bunun gerçeklefltirilmesi için direniflin ve mücadelenin sonuna kadar sürdürülece€inin yemini yap›ld› (Misak-› Millî). Anadolu’daki geliflmelerde ve bu hareketin organizesinde ‹stanbul Yönetiminin de pay› oldu€u gerekçesiyle 16 mart 1920’de ‹tilâf Devletleri ‹flgal Kuvvetleri ‹stanbul’daki resmi binalara girdiler. Meclisi da€›tt›lar ve kapatt›lar. Millet vekilleri Anadolu’ya kaçt›lar. ‹flgal kuvvetleri taraf›ndan yakalanan millet vekilleri ‹ngilizler taraf›ndan sürüldü. ‹stanbul’da Damat Ferit Pafla sadrazaml›€a getirildi. ‹flgal kuvvetlerinin dikte ettirdiklerinin alt›na imza atmaktan baflka yetkisi ve sorumlulu€u olmayan bir sadrazamd›. ‹flgal kuvvetlerinin yazd›€› ve Ferit Pafla Hükümeti’nin de imzalad›€› bir kararla; “Mustafa Kemal askerlikten ç›kart›ld› ve idama mahkum edildi.” (11 may›s 1920). Yine böyle dikte ettirilen “Sevr Antlaflmas›” da, ‹stanbul Hükümeti’ne imzalat›ld› (10 A€ustos 1920). Fakat Müslümanlar yok edilemedi. Anadolu halk›n›n ba€›ms›zl›k mücadelesi sonucu, Anadolu topraklar› üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Anadolu’ya kaçan millet vekilleri ve Anadolu’da yap›lan kongrelerde tespit edilen temsilciler Ankara’da bir araya getirildi. Bunlarla oluflturulan Millet Meclisi, bir cuma günü dualarla Ankara’da aç›ld› (23 nisan 1920). Bu topraklar Osmanl›’n›n ana gövdesini oluflturuyordu. Ancak, ‹stanbul Hükümeti ‹flgal Kuvvetleri’nin dikte ettirdiklerini talimat ediyordu. Onun bu durumu Anadolu taraf›ndan biliniyordu. ‹stanbul Hükümeti tan›n›yordu ancak verdi€i talimatlar›n bu milletin özünü yans›tan ve isteyerek

imzalanan gerçek talimatlar olmad›€› gerçe€ine göre hareket ediliyordu. Bu nedenle ‹stanbul Hükümeti’nin, Anadolu’da bafllat›lan hareketi engelleyecek hiçbir karar› hayata geçirilmedi. Düflmanla cihat canla baflla devam ettirildi. fiehirler kazma kürek ne bulduysa onunla gö€sünü düflmana siper etti. Kurtulufl mücadelesi verdi. Sütçü ‹mam’lar, fiahin Bey’ler, Kara Fatma’lar düflman karfl›s›nda dimdik durdular. Böyle bir mücadelenin sonunda bu flehirlerden baz›lar›; Kahraman Marafl, Gazi Antep, fianl› Urfa oldular. Bir yandan da düzenli ordu mücadelesi sürdürüldü. Do€u’da Kâz›m Karabekir Pafla komutas›ndaki kuvvetler düflmana büyük zayiat verdirdiler. Ankara Hükümeti olarak do€udaki bu flanl› mücadelenin sonunda Gümrü Antlaflmas› imzaland› (2-3 aral›k 1920). Bunun üzerine Londra Konferans› yap›ld› ve Anadolu hakk›nda söz sahibi olan›n Ankara Hükümeti oldu€u tescillendi (27 ocak – 12 flubat 1921). Anadolu flaha kalkm›fl ve düflman› ülkeden sürmede bir yar›fla girmiflti. Her gün cephelerden yeni bir zafer haberi gelmeye bafllad›. Milletin iman›, azim ve kararl›l›€› ile “Ya istiklâl ya ölüm” gerçeklefliyordu. fiehit olanlar istiklâlin/kurtuluflun filizine can suyu veriyordu. 31 mart 1921’de II. ‹nönü Zaferi, düflman›n geri dönüfl haz›rl›klar› yapmada acele etmeleri mesaj›n› almalar›n› sa€lad›. 3 eylül 1921’de düflman güçlerine büyük darbe vuran Sakarya Meydan Savafl› yap›ld›. 20 eylül 1921’de Fransa ile bar›fl yap›ld› ve Fransa iflgal etti€i topraklardan çekilmeyi kabul etti. Anadolu’nun düflmandan temizlenmesi ile ilgili 27 a€ustos 1922’de iflgalci Yunan kuvvetlerini imhaya yönelik Büyük Taarruz bafllat›ld›. Yunan Baflkumandan› Venizelos esir edilerek büyük zafer kazan›ld› (30 a€ustos 1922). Büyük zafer kazan›lmas›na ra€men savafl sona ermedi. Düflman› takip devam ediyordu. 9 eylül 1922’de ‹zmir kurtuldu. 11 ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi ile ateflkes ilân edildi. Bar›fl ile ilgili görüflmeler dönemi bafllad›. 24 temmuz 1923’de Lozan Bar›fl Antlaflmas› imzalanarak savafl durumu resmen sona erdi.

218

219

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Okuma Parças› ‹stiklâl Marfl›
Korkma, sönmez bu flafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin y›ld›z›d›r, parlayacak, O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olay›m, çehreni ey nazl› hilâl! Kahraman ›rk›ma bir gül! Ne bu fliddet, bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlar›m›z sonra helâl... Hakk›d›r, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl! Ben ezelden beridir hür yaflad›m, hür yaflar›m. Hangi ç›lg›n bana zincir vuracakm›fl? fiaflar›m! Kükremifl sel gibiyim, bendimi çi€ner, aflar›m. Y›rtar›m da€lar›, enginlere s›€mam, taflar›m. Garb›n âfâk›n› sarm›flsa çelik z›rhl› duvar, Benim iman dolu gö€süm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nas›l böyle bir iman› bo€ar, “Medeniyet!” dedi€in tek difli kalm›fl canavar? Arkadafl! Yurduma alçaklar› u€ratma, sak›n. Siper et gövdeni, dursun bu hayâs›zca ak›n. Do€acakt›r sana va’detti€i günler Hakk’›n.. Kim bilir, belki yar›n, belki yar›ndan da yak›n,

Bast›€›n yerleri “toprak” diyerek geçme, tan›: Düflün alt›ndaki binlerce kefensiz yatan›. Sen flehit o€lusun, incitme, yaz›kt›r, atan›, Verme, dünyalar› alsan da, bu cennet vatan›. Kim bu cennet vatan›n u€runa olmaz ki fedâ? fiühedâ f›flk›racak topra€› s›ksan, flühedâ! Cân›, cânân›, bütün var›m› als›n da Huda, Etmesin tek vatan›mdan beni dünyada cüdâ. Ruhumun senden, ‹lâhi, fludur ancak emeli; De€mesin mâbedimin gö€süne nâmahrem eli. Bu ezanlar -ki flahadetleri dinin temeliEbedî yurdumun üstünde benim inlemeli. O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- tafl›m, Her cerîhamdan, ‹lâhi, boflan›p kanl› yafl›m, F›flk›r›r ruh-› mücerred gibi yerden nâ’fl›m; O zaman yükselerek arfla de€er belki bafl›m. Dalgalan sen de flafaklar gibi ey flanl› hilâl! Olsun art›k dökülen kanlar›m›n hepsi helâl, Ebediyen sana yok, ›rk›ma yok izmihlâl; Hakk›d›r, hür yaflam›fl, bayra€›m›n hürriyet; Hakk›d›r, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

• Mehmet Akif ERSOY

220

221

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Okuma Parças›
Milli Mücadele neticesinde, Osmanl›’n›n küllerinden yeni devletin kurulmas› ile ifller bitmedi. Asl›nda ifller yeni bafllad›. 15 sene boyunca sürekli harp edenler yeni devletin kurulmas› ile bir nebzecik bile olsa nefes almak için izin istediklerinde, yerine hemen harbe girmeyip geride kalanlar kadrolara yerleflerek -ittihatç› zihniyetle - çal›flmalar›n temelinde kadrolaflmaya bafllad›lar. ‹ttihatç› dönme unsurlar, bütün bunlar› yapmakla yetinmeyip yeni devlet kurulurken bu devletin, d›fl mihraklar›n etkisiyle, Müslümanl›kla ba€lar›n›n kesilmesine ayr›ca özel bir önem verdiler. Nitekim onlar›n bütün gayretleri en güzel flekilde flu tarihi gerçek ile izah edilebilir. ‹ngiliz Sömürge Bakan›, parlamentoda Kur’an-› Kerim’i eline alarak flu mealde bir konuflma yapm›flt›r: “Bu Kur’an-› Kerim Müslümanlar›n elinde kald›€› müddetçe biz onlara gerçek manada hakim olamay›z...”73 ‹flte bu gerçek sebepten dolay› Lozan müzakereleri esnas›nda Bat›l›lar, bizimkiler ne derlerse desinler güvenmediler. Ancak bar›fl›n sa€lanmas› hususunda, Türk heyetinde müflavir olarak bulunan ve Bat›l›larla sürekli görüflen, Lozan anlaflmas› imzaland›ktan sonra da M›s›r’a haham olan, Hay›m Nahum kefil olup garanti verince bir anlaflmaya ulafl›labildi. 74 ‹lim ve sanat konusunda insanl›€› materyalizme sürükleyen 3 tane meflhur düflünür vard›r; Durkaym, Froyd ve Darvin. Bunlar insanl›€› materyalizme sürükleyerek mahvetmenin yolunu tutmufllard›r.
73 Said Nursi, Tarihçe-i Hayat›m. 74 Kadir M›s›ro€lu, “Lozan Zafer mi, Hezimet mi?”, Sebil yay., no:18, ‹stanbul 1971.

kalma cesaretini gösterememifltir.75 Bunu, Say›n ‹nönü’nün kendisi, 24 Temmuz 1973 senesinde yapt›€› bir televizyon konuflmas›nda flu flekilde ifade etmifltir; “Benim Lozan’da en büyük güçlü€üm bize olan itimad› sa€layabilmekti. Bize hiçbir zaman itimat etmediler, biz de aç›k konuflam›yorduk. Çünkü halk›n arzusuyla bat›l›lar›n arzusu çat›fl›yordu. Bize dediler ki Lozan’a madde koyaca€›z. Kanunlar›n›z› kontrol edece€iz. Biz memnuniyetle kabul ettik. Lozan’daki bu maddeyle, Adalet Bakanl›€›’nda 10 sene müddetle birkaç müflavir çal›flacak ve uygunluk konusunu tetkik edecekler. (T›pk› bugün IMF’nin, ekonomimizi kontrol için gönderdikleri heyetler gibi!!!)” Yaklafl›k üç sene sonra bu heyetler, ihtiyaç kalmad›€› gerekçesiyle geri çekilmifllerdir. Di€er bir ifade ile, Bat›l›lar önce bize itimat etmediler ama itimatlar›n› kazanmak için çok u€raflt›k. Adalet Bakanl›€›’na müflavirler gönderdiler ve bunlar üç sene boyunca geliflme ve çal›flmalar› tetkik ettiler. Tüm bunlar, bu d›fl mihraklar›n yeni devletin kurulmas›nda nas›l tedbirler ald›klar›n› aç›kça göstermektedir. Bu d›fl mihraklar sadece siyasi sahada de€il, ekonomi sahas›nda da yeni devlet kurulurken birçok entrika yapm›flt›r. Bunlar› da yine Say›n ‹nönü’nün ifadesinden ç›karmam›z mümkündür: “Lozan Anlaflmas› esnas›nda edindi€im bafll›ca tecrübe, Lort Curzon’un bana verdi€i flu derstir; ‘... memnun de€iliz Lozan Anlaflmas›’n›n müzakeresinden. Hiçbir dedi€imizi yapt›ramad›k. Reddettiklerinizin hepsini cebimize at›yoruz. Harap bir memleket al›yorsunuz, bunu kalk›nd›rmak için mutlaka paraya ihtiyac›n›z var. Bu paray› almak için gelip diz çökeceksiniz. O zaman, cebime att›klar›m›n hepsini ç›karaca€›m size...hepsini verece€im size...’76.

Lozan ve Sergilenen Entrikalar

Siyasi sahada da 3 tane aktör vard›r. Bunlar; Theodore Herzl, Emanuele Carasso ve Hay›m Nahum. ‹flte Lozan’da bizimkilere, bat›l›lara karfl› garanti veren kifli bu Hayim Nahum’dur. Bu kifli ayn› zamanda yeni cumhuriyetin kuruluflunda yapt›€› birçok gizli ve kirli faaliyetlerinden dolay› Türkiye’de

• Mete Gündo¤an

Mehmet fievket Eygi, “Hahambafl› Hayim Nahum ve onbefl ton alt›n”, Milli Gazete, 14 Kas›m 2003. 76 ‹smet ‹nönü, “‹stiklal Savafl› ve Lozan”, Atatürk Araflt›rma Merkezi.
75

222

223

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Silâhl› mücadele sona erince siyasî çal›flmalar a€›rl›k kazanmaya bafllad›. ‹lk ifl olarak, 1 kas›m 1922’de saltanat kald›r›ld›. 16 kas›m 1922’de de Sultan Vahdettin yurtd›fl›na ç›kart›ld›. Saltanat kald›r›lm›flt› ancak halifelik makam› duruyordu. Bu makama Abdülmecit Efendi halife olarak seçildi (16 kas›m 1922). 13 ekim 1923’te Ankara baflflehir olarak kabul edildi. 29 ekim 1923’te de Cumhuriyet ilân edildi. 3 mart 1924 tarihinde de hilâfet kald›r›ld› ve Osmanl› hanedan›na mensup kiflilerin tamam› yurtd›fl›na ç›kart›ld›. Osmanl› Devleti’nin y›k›lmas›ndan ve halifeli€in kald›r›lmas›ndan sonra Müslümanlar bafls›z ve sahipsiz kald›lar. Çeflitli co€rafyalarda farkl› yönetimler alt›nda yaflad›lar. Pek çok s›k›nt› ile karfl› karfl›ya kald›lar. Sömürgeci güçler, Müslümanlara karfl› so€uk savafl bafllatt›lar. Onlar› bilgisiz b›rakarak dinî duyarl›l›klar›n› köreltmek istediler. Müslüman kardefller aras›nda so€ukluk oluflturdular. Hatta birbirine düflürme yoluna gittiler.77 Yaflad›klar› ülkelerdeki yer alt›, yer üstü bütün kaynaklar›n› sömürmeye çal›flt›lar. Tekrar uyan›p birlik olmamalar› için nice hilelere bafl vurdular.

Osmanl› Sonras› Durum
Günümüzde hukuku üstün tutan bir medeniyet de€il, kaba kuvvetin hukukunu üstün tutan bir medeniyet dünyaya hakim olmufltur. örne€in ABD, kaba/maddi kuvvete sahip oldu€u için Irak’a meflru olmayan sebeplerle müdahale edebilmifltir. Müslümanlar›n en yo€un bulundu€u bölgedir. ön Asya, Asya k›tas›n›n güneybat›s›d›r. Türkiye de bu bölgededir. Körfez ülkeleri ise, Basra Körfezi etraf›ndaki ülkelerdir. Suudi Arabistan, ‹ran, Irak, Kuveyt gibi ülkeler zengin petrol kaynaklar›na sahiptir. Bu yüzden ABD, ‹ngiltere ve Fransa gibi ülkeler, bu bölgede etkili olmaya çal›flt›lar. Petrol sebebiyle ‹srail-Filistin Savafllar›, Arap-‹srail Savafllar›, ‹ran-Irak Savafl›, Körfez Savafl› gibi pek çok savafl ç›kt›.

Genel Manzara:

Ön Asya ve Körfez ülkeleri

77

Bu amaçla atasözleri bile ürettiler. örne€in: “Ne fiam’›n flekeri ne de Arab’›n yüzü……” gibi.

Filistin, Osmanl›’n›n elinden ç›k›nca, buraya ‹ngiltere yerleflti (1922). ‹ngiltere, Yahudilerin bu bölgeye göç etmesine izin verdi. II. Dünya Savafl›’ndan sonra Birleflmifl Milletler ‹ngiltere’nin bölgeden çekilmesini istedi. ‹ngiltere’nin bölgeyi terk etmesinden sonra bu topraklarda ‹srail Devleti kuruldu (1948). ‹srail Devleti’nin kurulmas›ndan sonra bölgede huzur kalmad›. Komflu Arap ülkeleri sald›r›ya geçtiler. Birleflmifl Milletler’in araya girmesiyle 1949’da ateflkes antlaflmas› imzaland›. Bölgedeki kar›fl›kl›klar günümüze kadar

224

225

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

hiç ara vermeden süregelmifltir. Bu olaylar binlerce Müslüman’›n ölümüne sebep olmufltur. Müslümanlar›n kanayan yaralar›ndan biri de K›br›s’t›r. 1914’te ‹ngiltere’nin iflgali alt›ndayd›. 1960’ta K›br›s Cumhuriyeti kuruldu. Rum ve Türk kesimi aras›nda y›llarca kar›fl›kl›klar sürdü. 1974’te yap›lan “Bar›fl Harekât›”ndan sonra Kuzey K›br›s Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilân edildi. Baflta ABD olmak üzere AB ülkeleri hâla K›br›s üzerindeki oyunlar›n› sürdürmektedirler. ABD’nin, Irak Devlet Baflkan› Saddam Hüseyin’e verdi€i destek sonucu 1980’de Irak, ‹ran’a sald›rd›. 8 sene süren savaflta birbirlerinin petrol yataklar›n› bombalad›lar. ‹ran üstün duruma geçince ABD, Basra Körfezi’ne bir donanma gönderdi. 1988’de Birleflmifl Milletler, ateflkes karar› ald›. Irak, ‹ran’da u€rad›€› zarar› karfl›layabilmek için ABD’nin de yönlendirmesiyle Kuveyt’e girdi (1990). Kuveyt’i kendi topraklar›na katt›€›n› ilân etti. Birleflmifl Milletler Irak’›n Kuveyt’ten çekilmesini istemesi üzerine, Irak Kuveyt’i terk etti (1991). ABD, “Kitle imha silâhlar› var.” gerekçesiyle 2003’te Irak’› iflgal etti. Saddam Hüseyin’i devirdi. ABD’nin Irak’› iflgali hâla sürüyor.

Hindistan’›n ba€›ms›zl›k lideri Mahatma Gandi’dir. Müslümanlar bu bölgede de çeflitli s›k›nt›lar yaflamaktad›r. 1971’de Do€u Pakistan’›n Bangabandu fieyh Muciburrahman önderli€inde ayaklanmas› sonucu, Bangladefl ad›yla bir devlet kuruldu. Afganistan, ‹ngiltere ile mücadelesi sonunda ba€›ms›zl›€›n› kazand› (1919). 1979’da Rusya’n›n sald›r›s›na u€rad›. Afgan mücahitlerinin kararl› direnifli sonunda, Rusya bölgeyi terk etmek zorunda kald›. 2002’de ABD, Afganistan’› iflgal etti. Orada, kendi yandafl› bir hükümet oluflturdu. ‹flgal gerekçesi olarak Afganistan Hükümeti’nin, ülkede uyuflturucu ifllemlerine engel olmad›€› ve teröristlerin bar›nmas›na göz yumdu€unu bahane etti. Çin yönetimine karfl› ba€›ms›zl›k mücadelesi veren Do€u Türkistan 1944’te ba€›ms›zl›€›n› kazand›. Fakat problemler sona ermifl de€ildir. Çin ve Japonya da, içinde Müslümanlar›n da yaflad›€› ülkeler aras›ndad›r. Rusya içindeki Müslümanlar 1917’ye kadar bir mücadele içinde idiler. 1917’deki Sosyalist Devrim bu bölgedeki Müslümanlar› sindirdi. Bilgi ve kültürlerinden mahrum b›rakt›. Esaret hayat› yaflatt›. 1989’da Rusya’n›n da€›lmas›yla her biri toparlanma sürecine girdi. Uzun süre ‹slâm’dan uzak kald›lar. Bu nedenle, bölgelerinde etkili bir konuma gelmeleri için zamana ihtiyaçlar› vard›r.

Orta Asya ülkeleri

Güney Asya ve Uzakdo¤u ülkeleri

Müslümanlar›n yo€un oldu€u bölgelerden biridir. Pakistan ve Afganistan bu bölgededir. 1933’te kurulan Pakistan’›n ba€›ms›zl›k lideri Muhammed Ali Cinnah’t›r. Pakistan, Keflmir sorunu yüzünden Hindistan ile çat›flma içine girmifltir.

Hindistan’›n Keflmir’de uygulad›€› bask› politikas›na raz› olmayan Pakistan, 1948’de Keflmir’e asker ç›kard›. ‹ki kere savafl hâli yafland›. Keflmir problemi hâla çözülmüfl de€ildir.

Azerbaycan ve Kafkasya’da Müslümanlar büyük s›k›nt›larla karfl›laflt›lar. Azerbaycan 1991’de ba€›ms›z bir devlet oldu. Kafkasya’da, özellikle Çeçenler ciddi bir mücadelenin içindedirler.

226

227

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Afrika ülkeleri

Afrika, son yüzy›lda Müslümanlar›n büyük s›k›nt›lar yaflad›€› bir k›ta oldu. Hem açl›k, hem de iç problemler Afrika Müslümanlar›n› bitkin ve yorgun b›rakt›. Baflta Fransa olmak üzere, Bat›l› ülkeler sömürge politikas› uygulad›lar. O kadar ki, Afrika k›tas›ndaki ülkelerin haritalar› cetvelle çizilmifl gibi bir görüntüye büründü. Bu k›tada, M›s›r, Tunus, Libya, Cezayir, Fas, Sudan, Somali, Moritanya, Nijerya, Çad, Mozambik Müslümanlar›n en yo€un yaflad›€› ülkelerdir. Cezayir, yüzde 80’lik bir halk deste€iyle Müslüman bir iktidar ç›karm›flsa da, Bat›l› güçler böyle bir yönetime f›rsat vermediler. Sudan’da da benzeri bir yönelifl görülmüfl, fakat iç kar›fl›kl›klar ç›kar›larak, bu ülkede bitmeyen bir huzursuzluk dönemi bafllat›ld›. Afrika, her bak›mdan geri b›rak›lm›fl, fakir ve yoksullu€a terkedilmifltir. Afrika insan› da kurtar›c› bir el beklemektedir.

Trakya’da Müslümanlar›n gelenek ve kültürlerini yaflatmaya çal›flt›€› görülmektedir. Balkan Müslümanlar› 20. yüzy›ldaki bask›c› rejimlerin yönetimlerine ra€men varl›klar›n› sürdürebilmifllerdir. Amerika k›tas›ndaki Müslümanlar, daha çok California, Houston, Arizona eyaletleri ile, Arjantin, Venezüella ve Surinam’da yaflamaktad›r. Buralarda yaflayan Müslümanlar k›smen, yaflad›klar› ülkelerle entegre teflkilâtlanma ve ibadet hürriyetine sahiptirler. 20. yüzy›l, bask›c› yönetimlerin ifl bafl›nda oldu€u bir zaman dilimi oldu. ‹slâm dini, hakk› üstün tutan, insanl›€›n huzur ve bar›fl›n› esas alan bir özelli€e sahiptir. Bask›c› yönetimler ise, kuvveti üstün tutar ve ellerinde bulundurduklar› gücü di€er insanlar› ezmek ve sömürmek için kullan›rlar.

Bask›c› Yönetimler

Avrupa ve Balkan ülkeleri

Fransa ve Almanya, Müslümanlar›n daha yo€un yaflad›€› ülkelerdir. Yaln›z Fransa’da 7 milyon Müslüman yaflamaktad›r. Müslümanlar, bu ülkelerdeki ekonomik ve sosyal haklardan yararlanmaya çal›flmaktad›r. Farkl› rejimlerin idaresinde kimliklerini koruma mücadelesi vermektedirler.

20. yüzy›lda iki büyük Dünya Savafl› yafland›. Bölgesel savafllar devam etti. Bu savafllarda 250 milyon insan öldü. ‹nsanl›k huzur ve bar›fla hasret duruma geldi. Bask›c› güçlerin h›rslar› bitmez. Bencillik, en baflta gelen özellikleridir. ‹nsana de€er vermezler ve insani de€erleri köreltici uygulamalar yaparlar. Nazizm, Faflizm, Sosyalizm gibi sistemler, birer diktatörlüktür. Bu sistemler, Hitler, Mussolini, Stalin, Franko gibi diktatörler eliyle dünyay› yaflanmaz hâle getirdi. Bu nedenle, savafllar, iflgaller, iflkenceler, sosyal çalkant›lar, ac›, kan , gözyafl› birbirini kovalad›. Toplumlar çeflitli aray›fllar içine girdi. Ulus-devletler olufltu. Bar›fl ve güvenli€i sa€lamak için pek çok uluslararas› örgüt kurulmuflsa da, hiç biri insanl›€›n derdine ilâç olmad› veya olamad›.

Balkanlarda yaflayan Müslümanlar ise, pek çok s›k›nt› ile karfl› karfl›yad›r. Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosova, Makedonya gibi ülkelerde iç kar›fl›kl›lar ve savafllar yaflanm›flt›r. Bosna-Hersek’in ilk cumhurbaflkan› Aliya ‹zzet Begoviç hem ülkesinde, hem de Balkanlardaki ‹slâmî uyan›fl›n sembol ismi olmufltur. Yunanistan ve Bulgaristan’da yaflayan Müslümanlar ise, büyük oranda kültür ve dinlerini unutmufllard›r. Fakat, Bat›

228

229

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

‹slâm’dan uzaklaflan insanl›k büyük bir kayba u€rad›. Hindistan’›n büyük âlimlerinden Ebu’l Hasan en-Nedvi “Müslümanlar›n Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti” adl› eserinde, kaybolan insanl›k de€erlerini uzun uzun anlatt›r ve flunlar› vurgular: “‹slâm hükümeti, öyle bir hükümettir ki, idaresi alt›ndan bulunan bütün insanlar eflittirler. ‹slâm hükümeti zay›flar›n hakk›n› kuvvetlilerden al›r. Halk›n evlerini ve mallar›n› korudu€u gibi, ahlâklar›n› da korur. Halk›n canlar›n›n, ›rz ve namuslar›n›n bekçisidir. Halk›n en iyileri, bafllar›nda bulunan idarecileridir. Hayat seviyesi en düflük olanlar ellerinde büyük imkân› bulunanlard›r. ‹flte ‹slâm nizam› zulüm ve vahfletle halk› kan kusturan, idaresi alt›nda bulunanlar› zulüm ve ihanete zorlayan bir hükümete karfl› do€mufltur. Çünkü bu zalim hükümetin halk› yekdi€erinin mal›n› yemede, namuslar›n› kirletmede ve kanlar›n› dökmede adeta birbiriyle yar›fl ediyorlard›. Hükümet ahlâk ad› alt›ndaki gayri meflru hareketleriyle insanlar›n ahlâk›n› bozuyordu. ‹nsanlar›n en kötüleri idareciler ve hükümdarlard›. Hayvanlar› ve köpekleri tok gezerken, vatandafllar› açl›ktan k›vran›yor, saraylar› en nadide elbiselerle döflenirken halk› ç›r›lç›plak dolafl›yordu.” 79

bir idari dönem bafllayacakt›r. O da Allah’›n diledi€i kadar aran›zda kalacak ve sonra Allah onu kald›racakt›r. Sonra yine nübüvvet yolunu takip eden hilâfet gelecektir. Bu, insanlar aras›nda peygamberin sünnetini uygulayacakt›r. Yeryüzünde ‹slâm a€›rl›€›n› koyacakt›r. Yeryüzü ve gökyüzü sakinleri bu idari dönemden hoflnut kalacaklard›r. Gök, ya€murundan tek bir damla b›rakmaks›z›n ak›tacak ve yer de bitkilerinden hiç bir fley b›rakmadan ç›karacakt›r.”80

Okuma Parças›
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan›ndan sonra, Cumhuriyet Halk Partisi kuruldu. Cumhuriyet Halk Partisi, bafllang›çta Cumhuriyeti kuran Kuvvay› Milliye fluuruna sahip kadrolar taraf›ndan kuruldu ise de zamanla ‹ttihat ve Terakki Partisi zihniyetli kadrolar›n eline geçti. Nitekim, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün illerdeki yetkilileri aras›nda, ‹ttihat ve Terakki Partisi’nin eski il idare heyeti üyeleri aktif rol alm›fllard›r. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk dönemdeki tatbikat›nda, büyük oranda bu zihniyetin adamlar› Anadolu’nun çeflitli illerinin milletvekilleri olmufllard›r. O dönemlerde, milletvekilleri listeler halinde ilân ediliyordu. Sonunda bu kifliler milletvekili oluyorlard›. Uzun süre Türkiye böyle bir yap›yla yönetildi. Bu böyle giderken II. Dünya Harbi ç›kt›. Bütün dünyada yaklafl›k 20 milyon, Avrupa genelinde ise yaklafl›k 5 milyon insan hayat›n› kaybetti. Bu korkunç savafltan sonra Bat›l›lar bir araya gelerek savafl›n sebeplerini araflt›rd›lar. Neticede, tek parti idarelerinin faflist diktatörlükler oluflturdu€unu ve diktatörlerin de halk› kolayl›kla savafla sürükleyebildikleri sonucuna

Dönemeçte Türkiye

Tarihin Dört Devresi
€i dört dönemden flöyle söz eder:

Allah’›n son elçisi Hz. Muhammed (s.a.v.) bir Hadis-i fieriflerinde dünyan›n geçirece-

79

Müslümanlar›n Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti, s. 223.

“fiüphesiz sizin dininizin ilki nübüvvet ve rahmettir. O, Allah’›n diledi€i kadar bir süre aran›zda kalacak ve sonra Allah onu kald›racakt›r. Sonra, nübüvvet yolunu takip eden hilâfet olacakt›r. O da Allah’›n diledi€i kadar aran›zda kalacak ve sonra Allah onu kald›racakt›r. Daha sonra ›s›r›c› Saltanat dönemi gelecektir. Bu da Allah’›n diledi€i kadar aran›zda kacak ve daha sonra Allah onu kald›racakt›r. Sonra, diktatörlü€e dayal›

80

Darimi, Ahmet bin Hanbel.

230

231

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

vard›lar. Asl›nda II. Dünya Savafl›’n›, halklar›n diktatörlüklere karfl› topyekün mücadelesi olarak alg›lamak mümkündür. D›fl›m›zdaki ülkelerde yaflanan bu geliflmeler, Türkiye’ye “çok partili hayata gireceksiniz” bask›s›n› getirdi. ‹flte, bu dayatma üzerine Türkiye’de de, 1946’da, çok partili hayata geçildi.81 Çok partili hayata geçildi. Ancak, yine de ‹ttihat ve Terakki zihniyeti kontrolü elden b›rakmad›. Yahudi okullar›nda yetiflmifl82 bir ‹ttihat ve Terakkici olan Celal Bayar’a Demokrat Parti’yi kurma görevi verildi83. Dolay›s›yla ‹ttihat ve Terakki zihniyeti böylece, hem Halk Partisi’nde hem de Demokrat Parti’de devam ettirilmek istendi. Oynanmak istenen oyun, günümüzde ABD’deki siyasi oyunun bir benzeriydi. ABD’de Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti var. Ancak her iki partiyi de ayn› görünmez güçlerin yönetti€i biraz dikkat edenler taraf›ndan anlafl›labilmektedir. K›sacas›, ister demokratlar gelsin isterse cumhuriyetçiler, sonuçta politik Siyonistlerin dedi€i olmaktad›r84. Zamanla, Demokrat Parti’nin içerisinden ç›kan Mareflal Fevzi Çakmak ve arkadafllar›n›n (Prof. Dr. Vasfi Raflit Sevi€, Osman Bölükbafl›, Prof. Dr. Kemal öner, Ahmet Tahtak›l›ç, Sad›k Aldo€an, ...) kurdu€u Millet Partisi (1948-1954) ve yine DP’den ayr›lan 19 milletvekilinin Ekrem Hayri üstünda€ baflkanl›€›nda kurdu€u Hürriyet Partisi (1955-1958) gibi hareketler bu çizgiyi kabul etmediler ve ayr›ld›lar. Ayr› partiler kurdular ama onlar›n içinde dahi bu çizgi önemli ölçüde bugüne kadar devam ede gelmifltir. Siyonizm, ›rk üstünlü€üne dayanan bir harekettir. Dünyadaki ›rkç› hareketlerin temelinde Siyonizm bulundu€u gibi, ülkemizdeki ›rkç› hareketlerin temelinde de bu ‹ttihat ve Terakki zihniyetinin çal›flmalar› vard›r. ‹ttihatç› zihniyetin bürokrasiye yerleflmesi s›ras›nda yapt›klar› ifllerden biri de, “üniversite reformu” ad› alt›nda, Tahirü’l-Mevlevi gibi bir çok âlimi üni-

versiteden uzaklaflt›rma ve yerine hiçbir birikimi olmayan Ziya Gökalp85,86 gibi insanlar› Edebiyat Fakültesi’ne profesör yapmak olmufltur. Ziya Gökalp’in yan›na da Tekin Alp’i (Moiz Kohen) asistan olarak vermifllerdir. Tekin Alp, Emanuele Carasso’nun çal›flmalar› do€rultusunda yaz›lar yazmaktad›r. Gökalp de bunlar› ders notlar› olarak okumakta ve okutmaktad›r. Irkç›l›€› methetmektedir. Alp ve benzerleri bu çal›flmalar› Türk milletini çok sevdikleri için de€il, Türkiye’ye zarar vermek için yapm›fllard›r. Peki, bu çizginin temelinde yatan fleyler nelerdir? Bu çizginin, bu zihniyetin temelinde, Emanuele Carasso ve Theodore Herzl’in hareket noktas› olan politik siyonizm veya “din/maneviyat düflmanl›€›” vard›r. Siyonistler, kendi ideallerinin gerçeklefltirilmesinde ‹slâm’› en büyük engel olarak gördükleri için, düflmanl›klar› ‹slâm’ad›r, gayretleri de ‹slâm’› ortadan kald›rmaya yöneliktir. Basel Konferans›’n›n kararlar›n› tekrar hat›rlayal›m; Sultan II. Abdülhamit tahttan indirilecek, Osmanl› y›k›lacak ve ‹slâm 100 senede temelden de€ifltirilerek yok edilmifl olacak! Gayretlerinin temeli budur.

Oral Sander, “Siyasi Tarih”, ‹mge Kitabevi. 82 Alptekin Dursuno€lu, “Stratejik ‹ttifak: Türkiye-‹srail iliflkilerinin öyküsü”, Anka yay., ‹stanbul, 2000. 83 Enver Ziya Karal, age, c5. 84 Texe Mars, “‹lluminati Entrika çemberi”, Timafl yay., 5. Bask›, ‹stanbul, 2002, s264.
81

• Mete Gündo¤an

Süleyman Yeflilyurt, “Türkiye’nin Büyük Masonlar›”, Hiv yay., Ankara, 2001. 86 Süleyman Yeflilyurt, “Türkiye’nin Büyük Masonlar›”, Yeryüzü Yay›nevi, Geniflletilmifl 3. Bask›, Ankara, 2001.
85

232

233

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

‹nsanl›¤›n Kurtulufl ümidi

20. yüzy›l›n son çeyre€inde Müslümanlar ve bütün insanl›k ad›na güzel geliflmeler yafland›.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan bu kuruluflun önemini flu sözlerle aç›klamaktad›r: “D8’ler, 20. yüzy›l›n en önemli olaylar›ndan birisi ve 20. yüzy›l›n 21. yüzy›la en k›ymetli bir hediyesidir. Yine D8’lerin kurulmas› bafltan sona harplerle ve çat›flmalarla geçen 20. asr›n sonunda, ayd›nl›€a aç›lan bir kap› gibidir.”87

Türkiye’de Milli Görüfl hareketi bafllad›. Bu hareket, insanl›€›n huzur ve bar›fl› ile Müslümanlar›n birlikteli€ini amaçlad›. Müslüman ülkelerin ekonomik, savunma, kültürel ve pek çok konuda birlikteli€ini savundu. ‹nsanl›€›n as›l ihtiyac› olan sevgi, bar›fl, flefkat ve merhameti öne ç›kard›. Ahlâk ve manevîyat temelli bir toplum anlay›fl›n› esas ald›. Milli Görüfl lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’›n öncülük etti€i 8 ‹slâm ülkesi ‹stanbul’daki Ç›ra€an Saray›’nda topland›. “Yeni Bir Dünya” n›n kurulmas›n› amaçlayan D8 Hareketi’nin kuruluflunu gerçeklefltirdiler (15 Haziran 1997). Türkiye’nin öncülü€ünde kurulan D8’ler flu ülkelerden oluflmaktad›r. Türkiye, Bangladefl, Endonezya, ‹ran, M›s›r, Malezya, Nijerya, Pakistan. D8 hareketi bafll›ca flu 6 prensibi benimsedi: • Savafl de€il, bar›fl! • Çat›flma de€il, diyalog! • Çifte standart de€il, adalet! • Üstünlük de€il, ifl birli€i! • Bask› ve tahakküm de€il; insan haklar›, hürriyet ve demokrasi! Bu prensipler, bütün dünyada huzur ve bar›fl›n sa€lanmas› için en vazgeçilmez temel özelliklerdir. Bu yüzden Türkiye merkezli bu hareket, Müslümanlar ve dünyan›n mazlum toplumlar› için büyük bir ümit ›fl›€› oldu. D8 hareketinin öncüsü

87

Yeni Bir Dünya D8, Bülent Alan, s. 15.

234

235

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Faydalan›lan Kaynaklar

- Abdurrahman Küçük, Dönmeler (Sabataistler) Tarihi, Alperen yay., Birinci Bas›m, Kas›m 2001. - Abdülvehhab Ekinci, ‹slâm Davetçisine Notlar, Yöntem yay. - Abraham Galante, “Sabatay Sevi ve Sabatayc›lar›n Gelenekleri”, Zvi-Geyik yay., 3. Bask›, 2000. - Ahmed Kalkan, “Sahte Peygamberlik ve Hz. ‹sa’n›n Nüzûlü üzerine”, Haksöz Dergisi, Ocak 2001, say›:118. - Ahmet Cevdet Pafla, K›sas-› Enbiya ve Tevarih-i Hulefa. - Ali el-Hasen en-Nedvi, Müslümanlar›n Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti, ‹‹FSO yay. - Ali Güler, “Osmanl› Devletinde Az›nl›klar”, Turan Yay›nc›l›k, ‹stanbul, 1997. - Alptekin Dursuno€lu, “Stratejik ‹ttifak: Türkiye-‹srail iliflkilerinin öyküsü”, Anka yay., ‹stanbul, 2000. - Angelo Iacovella, “Gönye ve Hilal, ‹ttihad-Terakki ve Masonluk”, 2. Bask›, Tarih Vakf› Yurt yay., ‹stanbul, 1999. - Anthony Dolphin Alderson, Bütün Yönleriyle Osmanl› Hanedan›, ‹z Yay›nc›l›k. - Arif Abdulfettah Tabbara, Kur’an-› Kerim`de Peygamberler ve Peygamberimiz, Mütercimler: A. R›za Temel, Yahya Alk›n, ‹stanbul, 1982. - As›m Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakf› yay., 8. Bask›,Ankara, 2004. - Belgelerle Mustafa Kemal Atatürk, TC Baflbakanl›k, Devlet Arflivleri Genel Müdürlü€ü, Ankara 2003 - Bülent Alan, D8 Yeni Bir Dünya, Yörünge yay. - Cevat Rifat Atilhan, “Gizli Devlet ve Fesat Program›”, Sinan yay., 7. Bask›, ‹stanbul, 1998. - Darimi, Ahmet bin Hanbel. - Doç. Mustafa Temiz, Bilgi Toplumu, Seha Neflriyat. - Dr. Nuri ünlü, Anahatlar›yla ‹slâm Tarihi, Mü. ‹lâhiyat Fak. yay.

- Dr. Sevim As›mgil, Muhteflem Hayatlar, ‹pek yay., ‹stanbul, 2002. - Dr. Sigrid Hunke, Avrupa üzerine Do€an ‹slâm Günefli, Bedir Yay›nevi. - E.E. Adamof, “Çarl›k belgelerinde Anadolu’nun paylafl›lmas›”, Kaynak yay., 4. Bas›m, ‹stanbul, 2001. - Ebu’l Hasan en-Nedvi, Müslümanlar›n Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti. - Enver Ziya Karal, “Osmanl› Tarihi”, c8, TTK, Ankara, 1983. - Feroz Ahmad, “‹ttihat ve Terakki”, Kaynak yay., 3. Bask›, ‹stanbul. - Garaudy, R., “The Case of Israel, a study of political zionism”, Shorouk International Ltd., London, 1983. - Harun Yahya, Yeni Masonik Düzen. - Hayati ülkü, Bafllang›çtan Günümüze Kadar ‹slâm Tarihi, Çile Yay›nevi. - Ilgaz Zorlu, “Evet ben Selanikliyim”, Belge yay., 6. Bask›, 1999. - Ingmar Karlsson, Islam ve Avrupa, Cem yay., 2. Bas›m Eylül 2000. - ‹brahim Kara, “Arz› Mev’ud’dan Dünya Hakimiyetine Siyonizm ve Yeni Dünya Düzeni”, ‹stanbul, 2004. - ‹hsan Süreyya S›rma, önderim Peygamberim, Beyan yay. - ‹rfan Neziro€lu, “Filistin Sorunu”, TBMM Kütüphane ve Dokümantasyon Müdürlü€ü, Araflt›rma Servisi, fiubat 1994. - ‹smet Bozda€, “Sultan Abdülhamid’in Hat›ra Defteri”, P›nar yay., 8. Bask›, ‹stanbul. ‹smet ‹nönü, “‹stiklal Savafl› ve Lozan”, Atatürk Araflt›rma Merkezi. - Kadir M›s›ro€lu, “Lozan Zafer mi, Hezimet mi?”, Sebil yay., no:18, ‹stanbul 1971. - Kaz›m Karabekir, “‹stiklal Harbimiz”, Merk Yay›nc›l›k A.fi., Geniflletilmifl yeni bask›, ‹stanbul, 1988. - Kaz›m Karaberkir, “Paflalar›n Hesaplaflmas›, ‹stiklal Harbine neden girdik, nas›l girdik ve nas›l idare ettik.”, Emre yay., 4. Bask›, ‹stanbul. - Kemal Kara, Liseler için ‹slâm Tarihi, önde yay. - Kemal Kara, Liseler için Osmanl› Tarihi I, önde yay. - Kur’an-› Kerim ve Aç›klamal› Türkçe Meali, Kral Fahd Matbaas›, Medine-i Münevvere. - Louis Marschalko, Cihan› Yutmaya Haz›rlanan Sinsi Canavar, 3. Bask›, Sebil Yay›nevi, 1976.

236

237

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

Halifelerden Günümüze ‹slâm Tarihi

M. Zekai Konrapa, Peygamberimiz. - Mehmet Akif Ersoy, Safahat. - Mehmet Dikmen, Peygamberler Tarihi, Cihan yay., ‹stanbul, 2003. - Mehmet fi. Eygi, Milli Gazete, Araflt›rmac› Yazar. - Mehmet fievket Eygi, “Hahambafl› Hayim Nahum ve onbefl ton alt›n”, Milli Gazete, 14 Kas›m 2003. - Mesut Ayd›n, “Milli Mücadele y›llar›nda TBMM lehinde ‹stanbul’da faaliyet gösteren gizli bir grup: Zabitan Grubu (27 Ekim 1920 – 20 Eylül 1921), ‹nönü üniv., E€itim Fakültesi, Sosyal Bilimler Tarih ABD. - Milton Rugoft, “Marco Polo, Do€u ve Bat› kaynaklar›nda Çin seyahati”, Tercüman Hande Loddo, Kaknüs yay. 71, 2003. - Murat Bardakç›, “fiahbaba: Osman O€ullar›n›n son hükümdar› VI. Mehmed Vahideddin’in hayat›, hat›ralar› ve özel mektuplar›”, Pan Yay›nc›l›k, Kas›m 1998. - Mustafa Akgün, “Yahudi’nin Tahta K›l›c›”, Demetevler/Ankara, 1992. - Mustafa Necati Bursal›, Hz. Ali, Çelik Yay›nevi. - Mustafa Necati Bursal›, Hz. Ebu Bekir, Çelik Yay›nevi. - Mustafa Necati Bursal›, Hz. Osman, Çelik Yay›nevi. - Mustafa Necati Bursal›, Hz. ömer, Çelik Yay›nevi. - Necip Faz›l K›sakürek, Çile, Büyük Do€u yay. - Necip Faz›l K›sakürek, Esselâm, Büyük Do€u yay. - Oral Sander, “Siyasi Tarih”, ‹mge Kitabevi. - Osman Nuri Topbafl, Abide fiahsiyetleri ve Müesseseleriyle Osmanl›, Alt›noluk yay. - Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük ‹slâm ‹lmihali, ‹stanbul, 1997. - Paul C. Helmreich, “Sevr Entrikalar›, büyük güçler, maflalar, gizli anlaflmalar ve Türkiye’nin taksimi”, Sabah Kitaplar›, ‹stanbul, 1996. - Prof. Dr. ‹smail L. Çakan/N. Mehmet Solmaz, Kur’an-› Kerim`e Göre Peygamberler ve Tevhid Mücadelesi, ‹stanbul, 1994. - S. Özbek, A. Konkal, K. Tafl, A. Günefl, Liseler için Tarih 2, Tutibay yay. - Safiyurrahman el-Mübarek Furi, Peygamberimiz Hayat› ve Daveti (er-Rahiku’l-Mahtum), Tercüme: Halil ‹brahim Kutlay, Risale yay., ‹stanbul, 1999.

-

- Said Nursi, Tarihçe-i Hayat›m. - Sezai Karakoç, ‹slâm’›n fiiir An›tlar›ndan, Dirilifl yay. - Soner Yalç›n, “Efendi, Beyaz Türklerin Büyük S›rr›”, Do€an Kitapç›l›k A.fi., 5. Bask›, Nisan 2004. - Sultan Abdülhamit, “Siyasi Hat›rat›m”, Dergah yay., 4. Bask›, 1984. - Süleyman Yeflilyurt, “Türkiye’nin Büyük Masonlar›”, Hiv yay., Ankara, 2001. - Süleyman Yeflilyurt, “Türkiye’nin Büyük Masonlar›”, Yeryüzü Yay›nevi, Geniflletilmifl 3. Bask›, Ankara, 2001. - Temel Bilgiler 3, ‹GMG E€itim yay., 10. - Texe Mars, “‹lluminati Entrika çemberi”, Timafl yay., 5. Bask›, ‹stanbul, 2002, s264. - Theodor Herzl, “Siyonizmin ve ‹srail’in Kurucusu Theodor Herzl’in Hat›ralar›”, Bo€aziçi yay.. - Yalç›n Küçük, “S›rlar”,YGS yay., 2001. - Yalç›n Küçük, “fiebeke / Network”, YGS yay., 2002. - Yalç›n Küçük, “Tekelistan”, YGS yay., 2. Bask›, 2001. - Yalç›n Küçük, “Tekeliyet 1”, ‹thaki yay., ‹stanbul, 2003. - Yaflar Kutluay, “Siyonizm ve Türkiye”, Koloni Yay›nc›l›k, ‹stanbul, 2000. - Y›ld›r›m Sezen, “‹ki kardeflten seferberlik an›lar›”, T.C. Kültür Bakanl›€› yay./2278, 1999. - Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Algül, ‹slâm Tarihi, Gonca Yay›nevi.

238

239


				
DOCUMENT INFO
Shared By:
Categories:
Tags:
Stats:
views:338
posted:5/18/2009
language:Turkish
pages:120