Egitim PeygamberlerTarihi.qxd

Reviews
Shared by: deutsch
Categories
Tags
Stats
views:
116
rating:
not rated
reviews:
0
posted:
5/18/2009
language:
English
pages:
0
‹deal Toplum Öncüleri 1 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Takdim Bismillâhirrahmanirrahîm ‹flaret levhalar›n› görme okumas›na hofl geldiniz… Okuyan ve araflt›ran insanlar›m›z›n varl›€›, sevindiriyor ve umut veriyor… Gelece€i olan ve toplumda sözü dinlenen bir gençlik… fiükrediyoruz… Bugün biz, yar›n gelecek nesiller… Yolumuzu bulabilmemiz ve yoldan ç›kmamam›z gerek… O hâlde!.. Nereden geldik ve nereye gidiyoruz… Temellerimiz, köklerimiz… Oluflan izler, gelenekler… Al›nacak dersler, ibretler… Bu eserimizde, ‹deal toplumun önderlerinin tarihine bir yolculuk yapaca€›z. Beraber olaca€›z… Sayfalar aras›nda beraberce bir yolculuk yapaca€›z. Bu yolculukta görece€iz… Daha do€rusu ibret alaca€›z… Bunun için, Araflt›raca€›z… Beynimizi, düflüncelerimizi zorlayaca€›z… Yaz›lmayanlar›, sat›r aralar›nda biz yazaca€›z… Ve sat›r aralar›yla birlikte yeniden okuyaca€›z… Böylece, Oralardaki iflaret levhalar›n› görmeye çal›flaca€›z… Bu levhalar… Bize çok yarayacak… Onlardan çok yararlanaca€›z… Bazen yönetim… Bazen organizasyon kabiliyeti aç›s›ndan… Bazen de e€itim ö€retim uygulamalar› yönüyle… Sat›r aralar›n› görece€inize inan›yoruz… Eseri okurken karfl›n›za ç›kan levhalarda inanç, ticaret, ifl, aile, arkadafll›k, dostluk, dernek, cemiyet hayat›n›zdan izler bulacaks›n›z. ‹nan›yoruz ki, sizin okuduklar›n›z› destekleyici araflt›rmalar›n›z, ferasetiniz ve görme kabiliyetiniz, bizim sunduklar›m›zdan daha fazlas›n› size kazand›racakt›r. Sizi eserle bafl bafla b›rak›rken, sat›r aralar›nda görebildiklerinizden baz›lar›n› bizlerle paylaflman›z› istiyoruz. Ayr›ca, eserin gelecek bask›lar›nda görmeyi arzu ettiklerinizi bize yazman›z› istiyoruz. Sadece görmeyi arzu ettikleriniz de€il daha iyi bir gelecek bask› için gelifltirdi€iniz önerilerinizi de bekliyoruz. Daha güzel, daha verimli çal›flmalar, bizim buluflma zeminimiz olsun… Hay›rda yar›flt›ran heyecan›m›z ve cennete koflturan yap›m›z hiç bozulmas›n… Mehmet Gedik IGMG E€itim Bflk. 2 3 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Kur’an-› Kerim’de ‹smi Geçen veya K›ssalar› Anlat›lan Peygamberler: Hz. Âdem (a.s.) Hz. ‹dris (a.s.) Hz. Nuh (a.s.) Hz. Hud (a.s.) Hz. Salih (a.s.) Hz. ‹brahim (a.s.) Hz. ‹smail (a.s.) Hz. ‹shak (a.s.) Hz. Lut (a.s.) Hz. Yakub (a.s.) Hz. Yusuf (a.s.) Hz. Eyyüb (a.s.) Hz. Zülkifl (a.s.) Hz. fiuayb (a.s.) Hz. Musa (a.s.) Hz. Harun (a.s.) Hz. ‹lyas (a.s.) Hz. Elyesa (a.s.) Hz. Yunus (a.s.) Hz. Davud (a.s.) Hz. Süleyman (a.s.) Hz. Zekeriya (a.s.) Hz. Yahya (a.s.) Hz. ‹sa (a.s.) Muhammed (a.s.) Hz. Âdem (a.s.) Kur’an-› Kerim Ifl›¤›nda Peygamberlerin Hayat› ve Mücadeleleri 1 2 Yusuf, 111. Mü’min, 78. Allah (c.c.) vaktiyle insanlara bir çok peygamber göndermifltir. Bütün peygamberler tevhid inanc›n›, yani Allah’›n birli€ini, ondan baflka ibadet edilecek hiçbir ilâh›n olmad›€›n›, ‹slâm dini’nin esaslar›n› tebli€ etmifllerdir. Kur’an-› Kerim’de bizlere yaln›z yirmi befl peygamber ismi bildirilmifl ve ibret olsun diye k›ssalar› anlat›lm›flt›r. Rabbimiz "Muhakkak onlar›n k›ssalar›nda ak›l sahipleri için birer ibret vard›r."1 buyurarak, her k›ssan›n ibret, nasihat ve hikmetlerle dolu oldu€una iflaret etmifltir. Hz. Üzeyr, Lokman ve Zülkarneyn’in peygamber mi yoksa veli mi olduklar›na dair ‹slâm âlimlerince görüfl birli€i sa€lanamam›flt›r. Bu çal›flmada Kur’an-› Kerim’de ismi geçen yirmi befl peygamberin hayat› özet olarak sunulacakt›r. Çünkü, insanlara gönderilen her peygamberin isim ve k›ssalar› Kur’an-› Kerim’de aç›klanmamaktad›r. "Andolsun ki: Senden önce de, bir çok rasüller gönderdik. Onlar›n içinden sana k›ssalar›n› anlatt›klar›m›z da vard›r, sana bildirmediklerimiz de vard›r. . ." 2 ‹lk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem (a.s.)’d›r. Allah (c.c.) Âdem (a.s.)´› yaratmadan evvel meleklerine flöyle buyurdu: Hani Rabbin meleklere demiflti ki: "Ben, kupkuru bir çamurdan, flekillenmifl kara balç›ktan bir insan yarataca€›m! Ona flekil verdi€im ve ona ruhumdan üfledi€im zaman, siz hemen onun için secdeye kapan›n!" 3 Allah (c.c.) Hz. Âdem’in vücudunu topraktan yaratm›fl, ona ruh üfleyip, isimlerin hepsini ö€reterek ilim vermifltir. Hz. Âdem’in Yarat›l›fl› Rabbimiz meleklere Hz. Âdem’e secde etmelerini emretti. 4 Bütün melekler secdeye kapand›, fakat cinlerden olan ‹blis kibirlenerek, “onu topraktan beni ise ateflten yaratt›n” diyerek mant›k yürüttü ve Allah’›n emrine uymad›. Ve meleklere: “Âdem’e secde edin” dedik. ‹blis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kâfirlerden oldu5. ‹blis: Bana (insanlar›n) tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver, dedi. Allah; Haydi, mühlet verilenlerdensin, buyurdu. ‹blis dedi ki: Öyle ise beni azd›rmana karfl›l›k, ant içerim ki, ben de onlar› sapt›rmak için senin do€ru yolunun üstüne oturaca€›m. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalar›ndan, sa€lar›ndan, sollar›ndan sokulaca€›m ve sen, onlar›n çoklar›n› flükredenlerden bulamayacaks›n, dedi. Allah buyurdu: Haydi, yerilmifl ve kovulmufl olarak oradan (cennetten veya meleklerin içindeki makam›ndan) ç›k. Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduraca€›m6. Meleklerin Secdesi ve ‹blis´in (fieytan’›n) Asi Tutumu Görülüyor ki fleytan, insanlara dört bir yandan yaklaflarak vesvese verir. O hâlde Müslüman, bilhassa da gençler fleytan›n hilelerinden korunmak için manevî de¤erlere sar›lmal›d›r! Hicr, 28-29. Bakara, 34-35. 5 Bakara, 34. 6 Araf, 14-18. 3 4 4 5 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri ‹blis’in Vesvesesi ve Cennetten Ç›kar›l›fl Allah (c.c.) Hz. Âdem ve Havva’y› cennete koydu ve bir a€ac›n meyvesi d›fl›nda, bütün nimetlerden yararlanmalar›na izin verdi. Ayr›ca ‹blis´in kendilerine düflman oldu€unu aç›klayarak onlar› flu flekilde uyard›: "Ey Âdem! Hiç flüphesiz, ‹blis, senin de, han›m›n›n da düflman›d›r; sak›n sizi cennetten sürüp ç›karmas›n, sonra mutsuz olursun." 7 ‹blis Hz. Âdem ve Havva’ya ebedî hayat› ve melek olmay› vaat etti, onlar› aldatt› ve o meyveden yemelerini sa€lad›. 8 Ayet-i Kerime’de, ‹blis’in ikisine de vesvese verdi€i bildirilmektedir. Böylece onlar› hile ile aldatt›. A€ac›n meyvesini tatt›klar›nda mahrem yerleri 9 kendilerine göründü. Ve cennet yapraklar›yla üzerlerini örtmeye bafllad›lar. Rableri onlara: Ben size o a€ac› yasaklamad›m m› ve fleytan size apaç›k bir düflmand›r, demedim mi? diye seslendi10 Allah’›n bu hitab› karfl›s›nda ikisi de suçlar›n› kabul ederek, yapt›klar›ndan piflman oldular. (Âdem ile efli) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. E€er bizi ba€›fllamaz ve bize ac›mazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz11. Bu olay üzerine Allah (c.c.) ikisini de yeryüzüne indirdi. ‹kisi de tövbe ettiler ve Allah onlar› ba€›fllad›. Kabil’in K›skançl›¤› Âdem (a.s.) çocuklar›na peygamber olarak gönderildi ve kendisine “10sahife” indirildi. Hz. Âdem’in, neslinden 40 bin kifliyi gördü€ü rivayet edilir. Hz. Âdem, Allah’›n emriyle Ka’be’yi infla eden ilk kiflidir. Ka’be’yi Âdem aleyhisselamdan sonra fiit aleyhisselam da yaapm›flt›r. Peygamberlik Âdem (a.s.)’dan sonra o€lu fiit´e verilmifl ve kendisine “50 Sahife” nazil olmufltur. Hz. Âdem ve Hz. Havva’n›n Habil ile Kabil ad›nda erkek çocuklar› oldu. Kabil Allah’›n emrine raz› olmay›p, kardefli Habil’i k›skand›€› için onu öldürdü. Bu durum Kur’an-› Kerim’de flöyle geçmektedir: Kurban takdim etmifllerdi de birisinden kabul edilmifl, di€erinden ise kabul edilmemiflti (Kurban› kabul edilmeyen kardefl, k›skançl›k yüzünden), "Andolsun seni öldürece€im" dedi. Di€eri de: "Allah, ancak korkup sak›nanlardan kabul eder" dedi (ve ekledi:) "Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile) ben sana, öldürmek için el uzatacak de€ilim. Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkar›m." 12 Bu olayla insano€lu ilk defa kardeflinin kan›n› dökmüfltü. Habil Âdem o€ullar›ndan ilk ölen insan oldu€u için, Kabil onun ölüsüne ne yapaca€›n› bilmiyordu. Derken, Allah, kardeflinin cesedini nas›l gömece€ini ona göstermek için yeri efleleyen bir karga gönderdi. (Katil kardefl) "Yaz›klar olsun bana! fiu karga kadar da olamad›m m› ki, kardeflimin cesedini gömeyim" dedi ve etti€ine yananlardan oldu?. Rasulullah (s.a.v.):"Haks›z olarak öldürülen herkesin kan›ndan bir pay, ilk insan olan Âdem’in o€lu Kabil’e yaz›l›r. Çünkü öldürme iflini ilk bafllatan odur," buyurmufltur.14 13 Kabil’in K›skançl›¤› Enbiya, 117. Araf, 19; Taha, 120-121. 9 Vücudun örtülmesi gereken yerleri 10 Araf, 22 11 Araf, 23 7 8 Arafat ve Cebelirahme: Hz. Âdem ve Hz. Havva annemizin cennetten indirildikten sonra ilk bulufltuklar› yerin Arafat oldu¤u rivayet edilmektedir. Maide, 27-28 Maide, 31 14 Sahih-i Buharî. 4162 12 13 6 7 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. Âdem (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! bir Müslüman’d›r. • Allah (c.c.) Hz. Âdem’i annesiz ve babas›z yaratm›flt›r. Allah’›n gücü her fleye yeter. • Hz. Habil, kötülü€e iyilik ile karfl›l›k veren iyi ve örnek Hz. ‹dris (a.s.) Hz. ‹dris (a.s.) fiit Peygamber’in torunlar›ndand›r. Âdem (a.s.)’›n da alt›nc› nesilden torunudur. Hz. fiit’in vefat›ndan sonra kendisine peygamberlik verildi. Kitap gönderilen peygamberlerden olup “30 Sahife” vahyedilmifltir. ‹dris (a.s.), Allah’a ibadette ihlâsl› olmay› ve do€rulu€u kavmine tavsiye etti. Kendisi de Allah’a çok ibadet ederdi. Müfessirlere göre as›l ad› Uhnuh’tur ve ‹dris ad› "ders"ten gelmektedir. Âdem ve fiit aleyhisselâmlar›n sahifelerinden çokça ders yapmas›ndan kaynaklanmaktad›r. Hz. ‹dris (a.s.) kalem ile yaz› yazan ilk insand›r. Ona ilimleri ö€reten Allah (c.c.)’t›r. Kendisi terzi idi. ‹lk kez i€ne ile dikifl diken ve elbise dikmeyi icat edendir. Ondan önce insanlar hayvan derilerini giyerlerdi. Hz. ‹dris birçok insana fen, t›p ve astronomi gibi ilimler ö€retti. “Kitapta ‹dris’i de an. Hakikaten o, pek do€ru bir insan, bir peygamberdi. Onu üstün bir makama yücelttik16.” “‹smail’i, ‹dris’i ve Zülkifl’i de an. Hepsi de sabreden kimselerdendir. Onlar› rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdi17.” ‹lim ö€renmek her müslüman erkek ve kad›na farzd›r. 18 • K›skançl›€›n sonu felâkettir. Bundan Allah’a s›€›narak kaç›nmal› ve verilen nimetlere raz› olmal›d›r. • fieytan aldat›r. Tuzaklar›na karfl› uyan›k olmal›d›r. • Allah’›n secde emrine uymayan ‹blis’in lânetlendi€i unutulmamal› ve ibadetlere azami titizlik gösterilmelidir. • Günahtan kaç›nmal›d›r. E€er ifllenirse, samimi bir flekilde tövbe etmelidir. Allah (c.c.) tövbeleri kabul eder ve ba€›fllar. Ve de ki: Rabbim! fieytanlar›n k›flk›rtmalar›ndan sana s›€›n›r›m! Onlar›n yan›mda bulunmalar›ndan da sana s›€›n›r›m, Rabbim! 15. Hz. ‹dris (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! yata geçirmelidir. • Hz. ‹dris (a.s.) ilim ile çokça meflgul olmas› nedeniyle, kendisine “‹dris” ad› verilmifltir. O hâlde ilim ö€renmeli, ö€retmeli ve ö€renilenleri ha- 15 Mü’minun, 97-98 • Peygamberler ayn› zamanda bir meslek ile an›lmaktad›r. Örne€in, ‹dris (a.s.)’›n terzilik mesle€i ile an›lmas› gibi. O hâlde, bir mesle€i en güzel yapan olarak tan›nmal› ve insanlar için faydal› olmal›d›r. 16 17 18 Meryem, 56-57 Enbiya, 85-86 Hadis-i flerif 8 9 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. Nuh (a.s.) Nuh (a.s.) peygamberlerin büyüklerinden ve kendilerine "Ulu’l-azm" 19 denilen peygamberlerdendir. Ulu’l-azm peygamberler: Hz. Nuh, Hz. ‹brahim, Hz. Musa, Hz. ‹sa ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir. Allah (c.c.) Peygamberimiz’e mücadelelerinde göstermifl olduklar› sab›r dolay›s›yla onlar gibi davranmas›n› emretti.20 ‹mtihanlar› a€›r ve mücadeleleri zor oldu€u için “Azim Sahibi Peygamberler” diye isimlendirilmifllerdir. Hz. Nuh’un putperest kavmi onu dinlememek için kulaklar›n› t›k›yor, yüzünü görmemek için elbiseleri ile bafllar›n› örtüyor ve kibirlendikçe kibirleniyorlard›.22 Nuh Peygamber hak dine ça€›r›rken putperestlerin ileri gelenleri: "Sak›n ilâhlar›n›z› b›rakmay›n; Ved’den, Suva’dan, Ye€us’tan, Yeuk’tan ve Nesr’den asla vazgeçmeyin," 23 diyorlard›. Hz. Nuh’un Daveti Peygamber Olarak Gönderilifli Nuh (a.s.), ‹dris Peygamber’den sonra insanlara peygamber olarak gönderildi. Kavmini dokuz yüz elli y›l tevhide yani Allah’›n birli€i inanc›na davet etti. 21 Puta Tapman›n Bafllang›c› ‹dris (a.s.) hayatta iken kavminden baz› âlimleri insanlar› Allah’a imana ça€›rmak için görevlendirdi. Bu âlimler gittikleri yerlerde çok sevildiler. Öldüklerinde de, kendilerine ba€l› olanlar çok üzüldüler. Daha sonra insanlar, Ved, Suva, Ye€us, Yeuk, Nesr ismindeki bu âlimlerin hat›ralar›n› yaflatmak ve onlara duyduklar› sayg›y› ifade etmek istediler. Bunun için meydanlara heykellerini ve evlere de resimlerini ast›lar. Ancak yeni nesiller, zamanla heykellerin konulufl sebebini unuttu ve onlar› ilâhlaflt›rd›. ‹nsanl›k tarihinde putlara tapma ilk önce böyle bafllad›. Bu isimler, o kavmin tapt›€› en önemli putlard›r. Hz. Nuh (a.s.), kavmini y›llarca gece gündüz, gizli aç›k davet etti. Fakat onlar Nuh (a.s.)’› "delidir" 24 diyerek incittiler. Hatta daha da ileri giderek "flayet davandan vazgeçmezsen seni tafllayarak öldürürüz" 25 dediler. Rabbimiz Hz. Nuh’u üzülme diye teselli etti ve iman edenlerden baflkas›n›n kesin olarak inanmayaca€›n› vahyetti. 26 Bu durumda art›k hiç bir ümidi kalmayan Hz. Nuh bunun üzerine, Rabbine: Ben yenik düfltüm, bana yard›m et! diyerek yalvard›.27 Nitekim Allah (c.c.) Hz. Nuh’un duas›na flu flekilde icabet etti: "Ey Nuh, sana vahyedece€imiz flekilde bir gemi yap..." 28 Nuh (a.s.) Allah’›n bu emrine uyarak hemen geminin yap›m›na bafllad›. Geminin yap›m›n›n iki y›l sürdü€ü rivayet edilmektedir.29 Biz de, derhal nehir gibi devaml› akan bir su ile gö€ün kap›lar›n› açt›k. Yeryüzünden kaynaklar f›flk›rtt›k. (Her iki) su takdir edilmifl bir iflin olmas› için birleflmiflti.30 Hz. Nuh’un Gemisi Ümmetleri ile en fazla mücadele eden peygamberler 20 Ahkaf, 35. 21 Ankebut, 14. 19 Nuh, 7. Nuh, 23. 24 Kamer, 9. 25 fiuara, 116. 26 Hud, 36. 27 Kamer, 10. 28 Hud, 37. 29 bkz. A. Köksal: Peygamberler Tarihi 30 Kamer, 11-12. 22 23 10 11 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Ve tufan bafllam›flt›. Hz. Nuh (a.s.), Allah’›n emri üzerine her hayvandan birer çift ile iman edenleri gemiye ald›.31 ‹nanmayanlar sular›n içinde bo€ulup gitti. Hz. Nuh’un Yam veya Ken’an ismindeki o€lu da inanmay›p bo€ulanlardan oldu.32 Tufan alt› ay devam etti. Daha sonra ya€murlar kesilip, sular çekilmeye bafllad› ve gemi Cudi da€›na oturdu. 33 Tufan Nuh (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! Allah’a s›€›nm›flt›r.37 • ‹man ba€›, kan ba€›ndan önemlidir. Nitekim Hz. Nuh, o€lunu kurtarmaya çal›flt›€›nda Allah (c.c.), onu uyarm›flt›r. Bunun üzerine Nuh (a.s.), tövbe ederek Karaya ‹nifl Hz. Nuh ve beraberindeki mü’minler bereket ve selâmet içinde34 Muharrem ay›n›n onuncu gününde karaya ayak bast›lar. O gün gemi halk› flükür orucu tuttular. Gemide arta kalan yiyeceklerden de “Aflure yeme€i” yaparak iftar ettiler. Günümüzde de, Hz. Nuh ve beraberindeki mü’minlerin kurtuluflu, Muharrem’in onuncu günü oruç tutularak ve aflure yap›larak kutlan›lmaktad›r. Nuh (a.s.) Mekke´de vefat etti ve kabri Zemzem ile Hacerü’l-Esved aras›ndad›r. • Nuh (a.s.), davas› için zorluk ve iflkencelere karfl› dokuz yüz elli sene sab›r, sebat, azim, inanç ve kararl›l›k göstermifltir. Tebli€ini hiç bir engel karfl›s›nda b›rakmam›flt›r. • Tarih bize, inkâr edenlerin, puta tapanlar›n ve peygamberlerini alaya alan toplumlar›n sonunun hazin oldu€unu birer ibret vesikas› olarak sunmaktad›r. ‹nsanlar›n II. Atas› Tufandan sonra insanlar, Hz. Nuh’un evlâtlar› ve onunla beraber olan mü’minlerin neslinden ço€alm›flt›r.35 Bu nedenle Hz. Nuh’a II. Âdem de denilir. Hz. Nuh’un Sam, Ham, Yafes ad›nda üç o€lu oldu€una dair bilgiler vard›r. “Bütün âlemlerden Nuh’a selâm olsun!36” Hud, 40. Hud, 42-47. 33 Hud, 44. 34 Hud, 48. 35 Saffat, 77. 36 Saffat, 79. 31 32 37 Hud, 42-47. 12 13 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. Hud (a.s.) Tufandan sonra insanlar yeryüzünde yine ço€almaya bafllam›fl ve çeflitli bölgelere da€›lm›fllard›r. Hz. Hud, Nuh (a.s.)’›n o€lu Sam’›n neslindendir. Yemen’de Hadramut civar›nda "Ahkaf" denilen yerde do€up büyüdü. Çocukluktan itibaren Allah’a kulluk eder, çok flefkatli ve cömert idi. Kendisi ticaretle u€rafl›r, yoksullara bol bol sadaka verirdi. Hud (a.s.), yurtlar› Ahkf 38 olan ve zamanla putperestli€in yayg›nlaflt›€› Âd kavmine peygamber olarak gönderildi. Âd kavminin kat kat evleri, köflk ve saraylar›, çocuklar›, p›narlar›, bahçeleri ve hayvanlar› vard›.39 Ahkaf "‹rem" 40 diye ün salm›flt›. ‹nsanlar› boylu, güçlü kuvvetli kimselerdi.41 Zamanla Âd kavmi zenginlikleri ve her türlü imkânlar› nedeniyle büyüklük taslamaya42 bafllad›. Onlar insanlara haks›zl›k ve zorbal›k ediyorlard›. 43 Yollara yanl›fl iflaretler koyup yolcular› flafl›rt›yor, onlarla alay edip hâllerine gülüyorlard›. sizin için güvenilir bir ö€ütçüyüm.47 Hz. Hud (a.s.) her fleye ra€men y›lmad› ve davete devam etti. Onlar› Allah’›n azab› ile korkuttu.48 Fakat kavmi putlara tapmakta ›srarl›yd›. ‹çlerinden pek az kimse iman etti. Allah (c.c.), bu nedenle onlara kurakl›k ve k›tl›k musibetini verdi. Üç y›l ya€mur ya€mad› ve p›narlar› kurudu. Ünlü ‹rem ba€lar› sarar›p soldu, hayvanlar› açl›k ve susuzluktan öldü. Yi€it yap›l› insanlar› bir yudum suya ve bir dilim ekme€e muhtaç hâle geldi. K›tl›k ve kurakl›k devam ederken Hz. Hud (a.s.), tebli€ görevini yerine getirmeye devam ediyordu. Bir türlü ibret almak istemeyen insanlar: "Hadi do€ru söyleyenlerden isen o bizi tehdit etti€in fleyi (azab›) bafl›m›za getir.49" diyerek alay ettiler. Hz. Nuh (a.s.)’›n o€lu da€a güvenmifl ve oraya ç›karak "bo€ulmaktan kurtulurum" demiflti. Âd kavmi de flaflaal› evlerine ve üstünlüklerine güvendi ve azab›n kendilerine ulaflamayaca€›n› sand›. Fakat azap, Nuh (a.s.)’›n o€lunu nas›l yakalad›ysa flimdi de onlar› yakalayacakt›. Peygamber Olarak Gönderilifl Ahkaf, 21 fiuara, 128, 133, 134. 40 Fecr, 7-8. 41 Araf, 69. 42 Fussilet, 15. 43 fiuara, 130. 44 Araf, 65. 45 Hud, 59. 46 Araf, 66. 38 39 Allah (c.c.) Âd kavmine soyca onlarla kardefl44 olan Hud (a.s.)´› peygamber olarak gönderdi. Hud Peygamber Âd kavmini Allah’a iman ve ibadete, insanlara zulmetmekten vaz geçirmeye ça€›rd› ise de, onlar bu davete karfl› ç›kt›. 45 Âd kavmi Hud (a.s.)´›n ibretli sözlerini anlayamad›. Ne yaz›k ki onlar da birçok kabileler gibi peygamberine karfl› geldiler: “Kavminden ileri gelen kâfirler: Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalanc›lardan san›yoruz, dediler.”46 Hz. Hud (a.s.) onlara flöyle cevap verdi: Ey kavmim! dedi, ben beyinsiz de€ilim; fakat ben âlemlerin Rabbinin gönderdi€i bir elçiyim. Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum ve ben Azap Rüzgar› "Rih-i Sarsar" Âd kavmi, gözlerini bulutlara dikip, ne zaman ya€mur ya€acak diye beklefliyordu. Bir gün kendilerine yaklaflan bir bulut gördüler ve ya€mur ya€acak sevinciyle bayram havas›na kap›ld›lar. Ancak o gelen bulut, Allah’›n gönderdi€i azap rüzgâr› Rih-i Sarsar’dan baflka bir fley de€ildi. Kur’an-› Kerim ‘de Âd kavmini helâk eden azap rüzgâr›na "Rih-i Sarsar" denilmektedir. Rih-i Sarsar "u€ultulu, kas›p kavuran f›rt›na"50 manalar›na gelmektedir. Allah onlara azap rüzgâr›n› yedi gece, sekiz gün musallat etti.51 O so€uk rüzgâr52 üzerinden geçti€i her canl›y› kül etti.53 Böylece "alay edip durduklar› fley, kendilerini kuflat›verdi."54 Araf, 67-68. Araf , 71. 49 Ahkaf, 22. 50 Hakka, 6. 51 Hakka, 7. 52 Fussilet, 16. 53 Zariyat, 42. 54 Ahkaf, 26. 47 48 14 15 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri fiehirden Ayr›l›fl Allah (c.c.) Hz. Hud’u ve onunla birlikte olan inananlar› kurtard›.55 Âd kavmi helâk olduktan sonra Hz. Hud inananlarla beraber Mekke’ye gitti ve vefat edinceye kadar orada yaflad›. Ümmeti helâk olan peygamberler kendilerine inananlarla beraber Mekke’ye gelir ve vefatlar›na kadar orada ibadetle meflgul olurdu. Zemzem ile Hacerü’l-Esved aras›nda yetmifl veya doksan dokuz peygamber gömülü oldu€u rivayet edilir. Hz. Hud da orada gömülü olan peygamberlerdendir. Peygamberimiz, Veda Hacc›’nda, Osfan56 Vadisine vard›€› zaman, Hz. Ebu Bekir’e: "Ey Ebu Bekir! Bu, hangi vadidir?" diye sormufl, Hz. Ebu Bekir "Osfan vadisidir." deyince, Peygamberimiz: Hud (a.s.)’›n da, beline aba örtülmüfl, belinden yukar›s› alacal› bir kumaflla bürünmüfl, yular› hurma lifinden örülmüfl genç ve k›z›l difli bir deve üzerinde oldu€u hâlde, hac için buradan telbiye ederek geçmifl oldu€unu haber vermifltir.57 Hz. Hud (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! • Mallara, güzel evlere, evlâtlara veya herhangi bir fleye güvenerek büyüklük taslamamal›d›r. Çünkü mülkün gerçek sahibi Allah’t›r (c.c.). O, mülkünü diledi€ine verir. “Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi? Mal da yalan, mülk te yalan. Var biraz da sen oyalan.58” • Hz. Hud (a.s.) flefkat ve cömertli€i ile bir örnektir. ‹htiyaç sahipleri gözetilmeli, bolca sadaka vermeli ve yard›mda bulunmal›d›r. • Allah’a s›€›nmal› ve ona güvenmelidir. Unutmamal›d›r ki, Allah’›n rahmet ve merhameti inananlar›n üzerinedir. • ‹nsanlarla alay etmekten ve zorbal›ktan kesinlikle uzak durmal›d›r. “Arkadan çekifltirip duran kafl göz hareketleriyle alay eden her kiflinin vay haline!59” Hac Araf, 72. Osfan veya Usfan Vadisi, Hudeybiye yak›nlar›ndaki bir vadinin ismidir. 57 Ahmet bin Hanbel-Müsned. 55 56 58 59 Yunus Emre. Hümeze, 1. 16 17 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. Salih (a.s.) Hz. Salih´de Nuh (a.s.)´›n o€lu Sam’›n neslindendir. Salih (a.s.) ad› üzerinde salih, iyi bir insand›. Herkesle güzel geçinir, hastay› ziyarete gider, fakirlere yard›m eder ve yoksullar› gözetirdi. sayg› gösteriyorlard›. Hakka daveti sonras›nda ise, ona s›rt çevirdiler ve “sen büyülenmiflsin,65 yalanc› ve fl›mar›ks›n”66 diyerek onu yalanlad›lar. Kavminin tutumu Salih (a.s.)’› y›ld›rmad› ve tebli€ine ›srarla devam etti. Kayadan Mucize Deve Semut Kavmi Semut Kavmi Hicaz´la fiam aras›ndaki "Hicr" bölgesinde yaflam›flt›r. Bu kavim Kur’an-› Kerim’da Hicr halk› olarak zikredilir.60 Hz. Hud’un peygamber olarak gönderildi€i ve Rih-i Sarsar ile helâk olan Âd kavmine “I. Âd”, bu kavmin devam› ve onun yerine geçen Semut Kavmi’ne ise “II. Âd” denir. Semut Kavmi Âd kavmi gibi bol nimetler içinde yaflad›. Onlar düzlüklerde saraylar›n yan› s›ra da€larda da, kayalar›, mermerleri, tafllar› yontarak sa€lam evler yapt›lar.61 Tafl oymac›l›€› sanat›n› ustaca icra ediyorlard›.62 Maddî imkânlar› çoktu. Ancak, inançs›zl›k sefaleti içindeydiler. Hak dinden uzaklaflm›fl ve putlara tap›yorlard›. Peygamberli¤i ve Kavmin Tutumu Hicr, 80. Araf, 74. 62 fiuara, 149. 63 Hicr, 80; fiuara, 141. 64 Hud, 62. 60 61 Allah (c.c.) Âd kavmine soyca onlarla kardefl olan Salih Peygamber’i göndermifltir. Salih (a.s.) kavmini Allah’a hiç bir fleyi ortak koflmaks›z›n imana ve ibadete davet etti. Fakat onlar inanmad›lar. Semut Kavmi sadece Salih Peygamber’i yalanlamam›flt›r. Allah, onlara daha önce isimleri ve k›ssalar› Kur’an-› Kerim´de aç›klanmam›fl peygamberler göndermifl, onlar› da yalanlay›p durmufllard›. 63 Semut Kavmi, Salih (a.s.)´›n ileride baflkanlar› olaca€›n› 64 umuyordu. Bu nedenle hakka davetinin öncesinde ona büyük Semut Kavmi ileri gelenleri, Salih Peygamber’den bir mucize istediler.67 Kayadan bir difli deve ç›karabildi€i takdirde inanacaklar›n› söylediler. Salih (a.s.)´›n baflaramayaca€›n› ve aciz kalaca€›n› zannettiler. Ancak, mucize gerçekleflerek kayadan bir difli deve ç›kt›68 ve mucize isteyenler aciz kald›. Bu mucize üzerine baz›lar› iman etti, fakat ço€unlu€u verdi€i sözde durmay›p küfürde ›srar etti. Salih (a.s.), o deveye kötülükte bulunmamalar›n› istemifl, aksi takdirde Allah’›n azab›na u€rayacaklar›n›n uyar›s›n› yapm›flt›. 69 Semut yurdunda su azd› ve devenin de kuyudan belirli bir günde içme hakk›70 vard›. Susuzlu€un da etkisiyle deveden kurtulmak istediler. Bu nedenle, dokuz kiflilik bir grup Salih (a.s.)´›, inananlar› ve deveyi öldürmeyi plânlad›. Ancak Allah (c.c.), onlar›n plânlar›n› bozdu.71 Salih (a.s.) ve mü’minlere zarar veremedilerse de deveyi ayaklar›ndan keserek öldürdüler.72 Daha sonra yapt›klar›na piflman oldular, ama piflmanl›klar› onlara fayda vermedi. fiuara, 153. Kamer, 25. 67 fiuara, 154. 68 fiuara, 155. 69 fiuara, 156. 70 fiuara, 155. 71 Neml, 48-50. 72 Araf, 77. 73 Araf, 77. 74 Hud, 65. 65 66 Semut Kavmi’nin Sonu Kavmi, Salih (a.s.)’a alayl› bir flekilde meydan okuyarak: “Ey Salih! E€er sen gerçekten peygamberlerdensen tehdit etti€in azab› bize getir, dediler.73” “Salih (a.s.) da dedi ki: Yurdunuzda üç gün daha yaflay›n (sonra helâk olacaks›n›z). . .74” Hz. Salih (a.s.) onlara, birinci gün yüzlerinin sararaca€›n›, ikinci gün k›zaraca€›n› ve üçüncü gün simsiyah olaca€›n› haber 18 19 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri vermifltir. Ve dördüncü gün alayl› bir flekilde meydan okuyarak istedikleri azap onlar› yakalad›. Allah onlar› sabaha ç›karken korkunç bir ses (sayha)75 ve gürültülü bir sars›nt›76 ile helâk etti. Allah (c.c.) Salih (a.s.)´› ve mü’minleri azaptan kurtarm›flt›r.77 Salih (a.s.) harabe hâline gelen Hicr’den ayr›l›rken flöyle dedi: Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini tebli€ ettim ve size ö€üt verdim; fakat siz ö€üt verenleri sevmiyorsunuz78. Salih (a.s.) ve mü’minlerin önce fiam’a, Filistin’e ve sonra da Mekke’ye gittikleri ve orada vefat ettikleri rivayet edilmifltir. “‹man edip te (fenal›ktan) sak›n›r olanlar›, biz (daima) kurtard›k.79” Hz. ‹brahim (a.s.) ‹brahim (a.s.) Ulu’l-azm peygamberlerinden ve Hz. Nuh’un o€lu Sam’›n neslindendir. Yumuflak huylu,80 vefakâr,81 Allah’›n nimetlerine flükreden82 ve dosdo€ru bir peygamberdi.83 Son derece misafirperver oldu€u için‚”Misafirler babas›” ismini alm›flt›r. Hz. ‹brahim’in en belirgin unvan› ise, ‚”Halilullah”, yani ‚”Allah dostu” idi. “. . . Allah ‹brahim’i dost edinmifltir.84” Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e flekil ve flemail olarak en çok benzeyen ‹brahim (a.s.)’d›.85 • Allah’a kulluktan (ibadetten) ne mal ne de sanat al›koymamal›d›r. Araçlar hiçbir zaman amaç hâline getirilmemelidir. Her fley ve her ifl Allah’›n r›zas›n› kazanmak için bir araç olmal›d›r. ‹fl olsun diye veya sanat olsun diye öylesine bir u€rafl içine girilmemelidir. • ‹yi veya salih bir insan, emanet bilinci olan ve onlar› iyi de€erlendirebilendir. Ak›l, ilim, mal, sanat vb. her fley insan için birer emanettir. Bunlar› iyi de€erlendirebilmek; ihlâsla, riyas›z bir flekilde Allah’a ortak koflmadan yerinde ve gere€ince kullanmakla gerçekleflir. • Her emanet, de€erlendirebilenler için birer nimettir. Dünyalar›n› güzellefltirir, ahiretlerini kazand›r›r. De€erlendiremeyenler için birer atefltir. Dünyada sahte dostluklar, entrikalar ve düflmanlarla çevrili kibirli bir hayat›, ahirette de azab› yaflat›r. • Nimetler flükürle artar. Ak›ll› insan Allah’›n verdi€i nimetlere flükür gayreti içinde oland›r. Hz. Salih (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! • ‹nsan oldu€umuz ve yarat›l›fl gayemiz unutulmamal›d›r. Hz. ‹brahim’in Kavmi Tufandan sonra Hz. Nuh’un torunlar›, Irak’›n flimdiki Musul flehrinin bulundu€u yerlere yak›n Babil flehrini kurmufllard›. Babil halk› aya, günefle, y›ld›zlara ve hükümdarlar›na tap›yor, hükümdarlar›na da Nemrut ismi veriliyordu. Hz. ‹brahim, kendisinin ilâh oldu€unu iddia eden Nemrut ibni Kenan zaman›nda do€mufltur. Hz. ‹brahim Babil halk›na peygamber olarak gönderilmifltir. Allah (c.c.) ‹brahim (a.s.)’a “10 Sahife” indirmifltir. Hz. ‹brahim’in babas› Azer86 kral Nemrut’un putlar›n›n yap›c›s› ve idarecisi idi. ‹brahim (a.s.) babas›n› güzellikle, yumuflak sözle ve aklî delillerle hak dine ça€›rd›. Onu sevgi ve flefkat yüklü “Ey babac›€›m” diyerek davet etti, fakat nasipsiz baba “E€er vazgeçmezsen seni tafllar›m!” dedi ve inanmad›.87 Hz. ‹brahim kavmine iflitmeyen, görmeyen, yararlar› ve Peygamber Olarak Gönderilifl Hicr, 83. Araf, 78. 77 Hud, 66. 78 Araf, 79. 79 Neml, 53. 75 76 Tevbe, 114. Necm, 37. 82 Nahl, 121. 83 Meryem, 41. 84 Nisa, 125. 85 Ahmet bin Hanbel-Müsned c. 1; s. 276-277/ Buhari-Sahih c. 4, s. 111. 86 Enam, 74. 87 Meryem, 42-47. 80 81 20 21 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri yard›mlar› olmayan putlara tapmaktan vazgeçmelerini söyledi. Fakat onlar “Biz babalar›m›z› böyle yapar bulduk” dediler.88 ‹brahim Peygamber kavmine, y›ld›z›n, ay›n güneflin ilâh olmayaca€›n› ak›l yoluyla ispatlad›, ama onlar anlamay›p eski al›flkanl›klar›n› b›rakmad›lar.89 K›r›lan Putlar Babil halk› bayram günlerinde geleneksel kutlamalar› için put hanedeki putlara sunular›n› yaparlard›. Buraya yemek götürür ve e€lence dönüflü de o yemekleri yerlerdi. Hz. ‹brahim (a.s.) halk›n flehir d›fl›nda oldu€u bir bayram gününde gizlice buraya girdi. Buradaki putlarla “neden yemiyorsunuz?”, “neden konuflmuyorsunuz?” diyerek önce alay etti sonra da büyük put hariç hepsini parçalad›.90 Kavmi putlar›n k›r›ld›€›n› ö€renir ö€renmez, bunu ‹brahim (a.s.)’›n yapt›€›n› anlad›lar ve onu sorgulamaya bafllad›lar. Hz. ‹brahim (a.s.) da bunun üzerine putlar› göstererek: “Hadi onlara sorun, e€er konufluyorlarsa” dedi. Büyük putun hedef gösterilmesi üzerine flaflk›nl›k geçirdiler. K›sa bir an, “konuflamayan ve ellerinden bir fley gelmeyen putlara tanr› diye tapt›klar›ndan dolay›” inançlar›n› sorgular gibi oldular. Ancak, kafalar›nda yerleflmifl olan eski inanc› bir anda söküp atamad›lar. fiaflk›nl›klar› geçer geçmez dönüp flöyle dediler: “Sen bunlar›n konuflamad›€›n› pekalâ biliyorsun!” ‹brahim (a.s.), bunu bizzat kendilerine itiraf ettirmek istiyordu. Onlar›n bu itiraflar›ndan sonra, tevhid inanc› konusunda duyurmak istedikleriyle ilgili gerekenleri söyledi ve davetine y›lmadan devam etti. Ne yaz›k ki onlar yine de anlamad›lar. Aksine, kendi putlar›n›n önünde cesaretle yap›lan bu tebli€ karfl›s›nda hiddetleri daha da kabard›. Bu cüretinden ve putlara karfl› yapt›€›ndan dolay› cezaland›rmak için atefle atmaya karar verdiler91 ve Nemrut’un huzuruna götürdüler. Aralar›nda flu konuflma geçti: “- ‹brahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir. - O da (Nemrut): Hayat veren ve öldüren benim. - ‹brahim: Allah günefli do€udan getirmektedir, haydi sen de onu bat›dan getir! Bunun üzerine kâfir bir fley diyemedi. Allah zalim kimseleri hidayete erdirmez.92” Hz. ‹brahim’e sözle hasm› ma€lup etmek manas›na gelen “hüccet” mucizesi verilmifltir. Ateflle... Hz. ‹brahim’in kavmi onun yak›lmas›nda hemfikirdi: “Onun için bir bina yap›n ve 93 onu atefle at›n” dediler. Bunun üzerine genifl bir meydana odun y›€›p atefl yakt›lar ve Hz. ‹brahim’i manc›n›kla atefle f›rlatt›lar. ‹brahim (a.s.) atefle at›ld›€›nda yüce Allah’a s›€›nd› ve ona tevekkül etti. Allah, dostu ‹brahim’i yakmamas› için atefle flöyle emir verdi: “Ey atefl! ‹brahim için serinlik ve esenlik ol!”94 Bunun üzerine atefl Hz. ‹brahim’i yakmad› ve gül bahçesine dönüfltü. Onun ateflten dipdiri ç›kt›€›n› gören baz› kimseler, Allah´a iman ettiler. ‹brahim Peygamber’i ilk olarak kardeflinin o€lu Lut (a.s.) tasdik etti.95 ‹man edenlerin aras›nda Hz. ‹brahim’in amca k›z› Sare de bulunuyordu. Hicret fiura, 70-75. Enam, 76-79. 90 Saffat, 89-93. 91 Enbiya, 58-68. 88 89 Hz. ‹brahim ve iman edenler bir süre Harran’da oturdular. ‹brahim (a.s.) orada amcas›n›n k›z› Sare ile evlendi. Daha sonra fiam’da bir müddet kald›lar ve orada fliddetli bir k›tl›k olunca M›s›r’a gittiler. Kardeflinin o€lu Lut ise, Sodom’a yerleflti. Bakara, 258. Saffat , 97. 94 Enbiya, 69. 95 Ankebut, 26: Hz. Lut’un daha önce küfürde oldu€u düflünülemez. O, Hz. ‹brahim’i ilk tasdik edendi. 92 93 22 23 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri M›s›r’da Hz. ‹brahim ve Hz. Sare M›s›r’a var›nca firavun, Hz. Sare’ye musallat oldu. Hz. Sare Allah’a s›€›nd› ve kendine uzanan firavunun eli tutuldu. Firavun bunun Allah’tan oldu€unu anlay›nca ikisini de serbest b›rakt› ve Hz. Hacer’i onlara hediye etti.96 M›s›r’da huzur bulamayan Hz. ‹brahim, efli ve cariyesi Hacer ile Filistin’e gidip oraya yerleflti. Hz. ‹brahim ve efli Hz. Sare’nin çocuklar› olmam›flt›. ‹brahim (a.s.) Allah’a salih bir evlât nasip etmesi için dua etti.97 Çocuklar›n›n olmay›fl›na çok üzülen Hz. Sare, eflinin Hz. Hacer’le evlenmesini teklif etti. Hz. Sare’nin teklifinde samimi oldu€unu anlayan Hz. ‹brahim (a.s.), Hz. Hacer ile evlendi ve Allah (c.c.) onlara Hz. ‹smail’i lütfetti. Aradan birkaç y›l geçtikten sonra Sare’den de ‹shak (a.s.) dünyaya geldi. Hz. Sare zamanla k›skançl›€a kap›ld›. Hz. ‹smail ve annesi Hacer’le ayn› flehirde kalmak istemedi. ‹brahim (a.s.), Allah’›n yönlendirmesi ile Hacer ve o€lu ‹smail’i al›p Mekke’ye götürdü. fiu andaki Zemzem suyunun bulundu€u yere yak›n bir a€ac›n dibine b›rakt›. O zaman Mekke’de yaflayan hiç bir kimse, hatta su bile yoktu. Hz. ‹brahim, bunlar›n Allah’›n iste€ine uygun oldu€unu Hz. Hacer’e bildirip onlara dua ederek98 Mekke’den ayr›ld›. Zemzem Hz. Hacer’le o€lu ‹smail susam›fl ve ac›km›fllard›. Çocu€unun susuzluktan k›vranmas›na dayanamayan Hz. Hacer, su veya yard›m bulma ümidiyle yedi kere Safa ve Merve tepelerinde koflarak gidip geldi. Rasulullah (s.a.v.): “Bunun için insanlar Safa ile Merve aras›nda say ederler.”99 buyurmufltur. Hz. Hacer’le Evlilik Mekke Son defa Merve tepesine ç›kt›€›nda bir ses iflitti ve Zemzem kuyusunun bulundu€u yerde bir melek gördü. 100 Melek kanad› ile yeri eflti ve Zemzem suyu ç›kt›. Hz. Hacer bir yandan “Zem, zem – Dur, dur akma” diyor, bir yandan da su bofla akmas›n diye çevresine toprak y›€›n› yaparak suyu muhafaza alt›na almaya çal›fl›yordu. Bir rivayete göre de su, Hz. ‹smail ayaklar›n› topra€a vurdu€u için ç›km›flt›r. Hz. Hacer ve Hz. ‹smail’in yaflad›€› yerde su bulundu€unu gören Cürhümîler oraya yerlefltiler. Böylelikle Hz. Hacer ve Cürhüm’lü kad›nlar aras›nda dostluk bafllad›. Zemzem suyunun etraf› zamanla kalabal›klaflt› ve bu beldeye “Mekke” denildi. Bu arada Hz. ‹smail de büyüyordu. Babas› Hz. ‹brahim de zaman zaman onlar›n yan›na geliyordu. Kurban Sahih-i Buhari: c. 4, s. 112; Ahmet bin Hanbel: c. 2, s. 404; Sahih-i Müslim: c. 4, s. 1840-1841. 97 Saffat, 100. 98 ‹brahim, 37. 96 ‹brahim (a.s.) üç gece artarda rüyas›nda birisinin kendisine: “Allah sana o€lunu kurban etmeni emrediyor!” dendi€ini duymufl ve bu emrin Allah’tan oldu€unu anlam›flt›. Bu olay Kur’an-› Kerim’de flöyle geçmektedir: “Babas›yla beraber yürüyüp gezecek ça€a eriflince: Yavrucu€um! Rüyada seni bo€azlad›€›m› görüyorum; bir düflün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babac›€›m! Emrolundu€un fleyi yap. ‹nflallah beni sabredenlerden bulursun, dedi. Her ikisi de teslim olup, onu aln› üzerine yat›r›nca: Ey Buhari-Sahih c. 4, s. 114. 100 Buhari-Sahih c. 4, s. 114. 99 24 25 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri ‹brahim! Rüyay› gerçeklefltirdin. Biz iyileri böyle mükâfatland›r›r›z. Bu, gerçekten çok aç›k bir imtihand›r, diye seslendik. Biz, o€luna bedel ona büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler aras›nda ona (iyi bir nam) b›rakt›k: ‹brahim’e selâm! dedik. Biz iyileri böyle mükâfatland›r›r›z. Çünkü o, bizim mü’min kullar›m›zdand›r.”101 Böylelikle Hz. ‹brahim ve o€lu Hz. ‹smail imtihan› kazananlardan oldular.. flöyle geçmektedir: “Bir zamanlar ‹brahim, ‹smail ile beraber Beytullah’›n temellerini yükseltiyor, (flöyle diyorlard›:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; flüphesiz sen iflitensin, bilensin.”103 Hacca Davet Kâbe’yi ‹nfla Hz. ‹brahim o€lu ‹smail’e Kâbe’yi infla edeceklerini bildirdi ve bugünkü Kâbe’nin yerini gösterdi. Kâbe, Nuh tufan›ndan sonra kumlar alt›nda gömülü ve gizli kalm›flt›. Baba ve o€ul eski temeller üzerine Kâbe´nin yap›m›na bafllad›lar. ‹smail (a.s.) tafl tafl›d›, ‹brahim (a.s.) da duvarlar› ördü.102 Duvarlar›n yüksekli€i ‹brahim (a.s.)’›n boyunu geçince ‹smail (a.s.) bir tafl getirip babas›n›n aya€›n›n alt›na (iskele gibi) koydu. ‹brahim (a.s.) bu tafl›n üzerinde Kâbe’nin yap›m›na devam etti. Hz. ‹brahim ve Hz. ‹smail’in Kâbe’yi inflas› Kur’an-› Kerim’de Gücü yetenlere, Kâbe’yi ziyaret etmek, insanlar üzenrinde Allah’›n hakk›d›r. 104 Kâbe’nin inflaat› tamamland›ktan sonra Cebrail (a.s.), hac amellerini Hz. ‹brahim’e ö€retti. Allah (c.c.) ‹brahim (a.s.)’a Hacc› insanlara bildirmesini emir buyurdu.105 Hz. ‹brahim de Makam-› ‹brahim’in üzerine ç›karak hacc› ilân etti. ‹brahim (a.s.) ve o€lu ‹smail (a.s.) Cürhüm halk›yla haccetti. Hz. Sare ile o€lu ‹shak (a.s.)’da hac farizas›n› yerine getirdi. Hz. ‹brahim (a.s.)’›n yüz yetmifl befl veya iki yüz yafl›nda iken vefat etti€i rivayeti vard›r. O€ullar› ‹smail ve ‹shak (a.s.) taraf›ndan Kudüs civar›ndaki Hebron kasabas›nda han›m› Sare’nin yan›na defnedildi. Bu kasaba “Halilü’r-rahman” diye an›lmaktad›r. Hz. ‹brahim (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! • Mant›k, tebli€de önemlidir. Hz. ‹brahim’in Nemrut’la tart›flmas› ve baltay› büyük putun omzuna koymas› buna örnektir. Güzellikle, yumuflak sözle ve aklî deliller sunarak davet etmek bir tebli€ metodudur. • “Misafirler babas›” olmak için misafirlere gereken hürmet ve sayg› gösterilmelidir. • Her durumda Allah’a s›€›nmal› ve güvenmelidir. “Hasbünallah ve nimel vekil” yani “Vekil olarak Allah bana yeter.” diyebilen “iman› yaflayabilme”lidir. “Bunu Allah istediyse tamam!” diyebilmek Hz. Hacer ve Hz. ‹smail tabiat›d›r. 101 102 Saffat, 102-111. Buhari c. 4, s. 116. Makam-› ‹brahim: Günümüze kadar korunmufl olan bu tafla “Makam-› ‹brahim”, yani “‹brahim’in üzerinde durdu¤u yer (tafl)” denmektedir. Bakara, 127. Âl-i ‹mran, 97. 105 Hac, 27. 103 104 26 27 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Tevekkülün zirvesini, önce çölde yaln›z b›rak›lan daha sonra da kurban olay›nda imtihan› kazananlardan olanlar yaflam›flt›r. • Dünyay› geçici, üç günlük bir imtihan yeri olarak de€erlendirebilen ve bafla gelenleri de imtihan sorusu-kader fleklinde görebilenler için “sab›r kolay, kanaat zenginliktir”. • Hac ve kurban›n önemi idrak edilmeli ve derinliklerindeki mesajlar› gelecek nesillere yaflanarak aktar›lmal›d›r. Hz. ‹smail (a.s.) ‹smail (a.s.) ‹brahim (a.s.)’›n ilk o€lu olup Hz. Hacer’den do€du. Hz. ‹brahim’in ihtiyarl›k zaman›nda dünyaya geldi.107 Çocuklu€u Mekke’de Cürhüm kabilesi aras›nda geçti ve onlardan Arapça ö€rendi. ‹smail (a.s.) sözüne sad›k,108 yumuflak huylu,109 ve sab›rl› idi.110 Ok at›c›l›kta ve ata binicilikte de çok baflar›l›yd›. Hz. ‹brahim ve Yafll› Adam Misafir babas› diye an›lan Hz. ‹brahim misafir olmadan sofraya oturmazd›. Üç günden beri yeme€ini paylaflaca€› misafir bulamayan Hz. ‹brahim d›flar›ya ç›kt›, etraf›na bak›nd›. Üstü bafl› da€›n›k bir yafll› gördü. Al›p eve getirdi. Sofra bafl›na geçtiler. Yedikten sonra Hz. ‹brahim: - “Allah’a flükredelim” dedi€inde Yafll›: - “Ben Allah’a inanm›yorum, ben Mecusicim” diyor. Hz. ‹brahim: - “Bu yafl›na gelmene ra€men Rabbini tan›may›p da, bir kova su ile sönen atefle tapman olacak fley de€il” diye yafll›y› azarlad›. Bunun üzerine, Rabbimiz taraf›ndan flu flekilde uyar›ld›: “Ey ‹brahim biz ateflperest olmas›na ra€men y›llard›r bu kulumuzun r›zk›n› verdik. Sen ise, bir ö€ün verip yafll›y› azarlad›n ve bafl›na kakt›n…” ‹brahim (a.s.) yafll›ya gidip durumu ve özrünü bildirince, Yafll› adam: “Senin Rabbin benim gibi y›llarca kendisini tan›y›p ibadet etmemifl bir ateflperest kulu için senin gibi bir peygamberini uyard›ysa, ben de O Rahman’a inand›m” diyerek gözyafllar›yla teslim olanlardan oldu. “Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namaz› devaml› k›lanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duam› kabul et!” “Ey Rabbimiz! (Amellerin) hesap olunaca€› gün beni, ana-babam› ve mü’minleri ba€›flla!”106) Peygamber Olarak Gönderilifl Allah (c.c.) onu Cürhüm, Amalika ve Yemen kabilelerine peygamber olarak gönderdi. Davet etti€i insanlardan baz›lar› iman etmifl, baz›lar› da inkâr etmifltir. “Halk›na namaz› ve zekât› emrederdi. Rabbi kat›nda da hoflnutluk kazanm›fl bir kimse idi.111 Bu s›rada kardefli ‹shak´ta kendi yurdunda tevhid mücadelesi veriyordu. Hz. ‹smail, babas› ‹brahim (a.s.)’›n vefat›ndan sonra da Kâbe ve hac amellerine ait hizmetleri yürütmeye ve yönetmeye devam etti. Kâbe’ye ilk örtü örten Hz. ‹smail’dir. Hz. ‹smail’in yüz otuz yedi yafl›nda vefat etti€i ve Hicr’de (Hatim) gömülü olan annesi Hz. Hacer’in yan›na defnedildi€i rivayeti vard›r. Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), ‹smail (a.s.)’›n soyundan gelir. Hz. ‹smail (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar • Hacc›n, namaz›n ve zekât›n önemi idrak edilmelidir. Hz. ‹brahim’in Duas› 106 ‹brahim, 40-41. • Kurban olay›nda boynunu uzat›p: “Emrolundu€un fleyi yap. ‹nflallah beni sabredenlerden bulursun.” diyebilmek emsalsiz bir teslimiyettir. Rabbimizin emirlerine teslimiyet ve r›zada Hz. ‹smail gibi olabilmeye gayret etmelidir. ‹brahim, 39. Meryem, 54. 109 Saffat, 101. 110 Enbiya, 85. 111 Meryem, 55. 107 108 28 29 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri • Iss›z çölde ümidini yitirmeyen ve su bulmak için mücadele eden Hz. Hacer’in çabas› örnek olmal›d›r. Müslüman’›n, ümidi diri olan insan oldu€u unutulmamal›d›r. Hedefledi€ini gerçeklefltirmek için, y›lg›nl›€a düflmeden ve iflin gere€ince var gücü ile çal›flabilmek gerekir. Bu da ancak, ümitli insanlar›n iflidir. • Allah’›n hoflnutlu€unu kazanmak için Müslümanlar›n hoflnutlu€unu kazanmay› hedeflemelidir. Bunun, insanlara yumuflak huylu davran›fllarla yaklaflmak ve Allah’›n emirlerini yerine getirmekle mümkün olaca€› unutulmamal›d›r. • Peygamberimiz (s.a.v.)’in ümmetine tavsiye etti€i ve ‹smail (a.s.)’dan miras kalan binicili€e ve at›c›l›€a gereken önem verilmelidir. Hz. ‹shak (a.s.) Meleklerin Müjdesi ya getirdi. Hz. ‹shak do€madan, do€umu müjdelenen bir peygamberdi. ‹shak, “sevinçle güldüren” manas›na gelir. ‹brahim (a.s.)’›n melekler taraf›ndan ‹shak’la müjdelenifli Kur’an-› Kerim’de flöyle geçer: Andolsun ki elçilerimiz (melekler112) ‹brahim’e müjde getirdiler ve: “Selâm (sana)” dediler. O da “(Size de) selâm” dedi ve hemen k›zart›lm›fl bir buza€› getirdi. Ellerini yeme€e uzatmad›klar›n› görünce, onlar› yad›rgad› ve onlardan dolay› içine bir korku düfltü. dediler ki: “Korkma! (Biz melekleriz). Lut kavmine gönderildik. O esnada han›m› ayakta idi ve (bu sözleri duyunca) güldü. Ona da ‹shak’›, ‹shak’›n ard›ndan da Yakub’u müjdeledik. (‹brahim’in kar›s›:) Olacak fley de€il! Ben bir kocakar›, bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu do€uraca€›m? Bu gerçekten flafl›lacak bir fley! dedi. (Melekler) dediler ki: Allah’›n emrine flafl›yor musun? Ey ev halk›! Allah’›n rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. fiüphesiz ki o, övülmeye lây›kt›r, iyili€i boldur.”113 Müfessirlere göre o s›rada ‹brahim (a.s.) yüz yirmi yafl›nda han›m› Hz. Sare ise doksan yafl›nda idi. ‹shak (a.s.), müjdelendi€i gibi dünyaya geldi, büyüdü ve babas› ‹brahim (a.s.)´›n vefat›ndan sonra da fiam halk›na peygamber olarak gönderildi. Evlendi€inde, Yakub ve Ays isminde iki o€lu oldu. Kendisi Beni ‹srail peygamberlerinin atas›d›r. Vefat›ndan sonra babas› ‹brahim (a.s.)’›n defnedildi€i ma€araya gömüldü. “Onlar›, emrimiz uyar›nca do€ru yolu gösteren önderler yapt›k ve kendilerine hay›rl› ifller yapmay›, namaz k›lmay›, ze‹shak (a.s.) ‹brahim (a.s.)’›n ikinci o€ludur. Annesi Hz. Sare onu yafll›l›€›nda dünya- ‹nsan suretinde gelen meleklerin Cebrail, Mikâil ve ‹srafil oldu€u rivayet edilir. 113 Hud, 69-73. 112 30 31 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri kât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.”114 ‹shak (a.s.) salihlerden,115 hidayete erdirilenlerden116 ve kendilerine bereket verilenlerdendi. 117 ‹brahim (a.s.), ‹shak (a.s.) ve Yakub (a.s.) kuvvetli ve basiretli (anlay›fll›) idiler. Onlar ahireti düflünen ihlâsl› ve Allah kat›nda seçkin olan iyi kimselerdir.118 Hz. Lut a.s.) Lut (a.s.), ‹brahim (a.s.)’›n ye€eni, yani kardefli Haran’›n o€luydu. ‹brahim Peygamber’e ilk tabi olanlardand›. Lut (a.s.) ‹brahim (a.s.) ile Babil’den göç ettikten sonra Sodom’a (veya di€er ad›yla Sedum’a) yerleflti ve orada kendisine peygamberlik görevi verildi. ‹shak (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! • ‹hlâstan, yani samimiyetten ayr›lmamal›d›r.. Sodom ve... Lut (a.s.)’›n kavmi dinden ç›km›fl ve geçmifl milletlerde görülmeyen i€renç bir ahlâks›zl›k içindeydi. Onlar kad›nlar› b›rak›r erkeklere giderlerdi, yani eflcinseldiler. Yolcular›n yollar›n› kesip mallar›n› ald›ktan sonra erkek yolculara satafl›r ve yakalad›klar›n›n ›rz›na geçerlerdi. Peygamberli¤i Hz. Lut (a.s.), muttaki, sab›rl›, cömert ve konukseverdi. Allah taraf›ndan kendilerine 119 yüksek meziyetler ve ilim verilen peygamberlerdendi.120 O, rahmete erenlerden, iyilerdendi.121 Lut Peygamber Sodom ve di€er dört flehir halk›n› Allah’a ibadete ve yapt›klar› ahlâks›zl›klar› b›rakmaya davet etti. Fakat kavmi onu yalanlad›.122 - Lut onlara: Bilin ki, ben size gönderilmifl güvenilir bir elçiyim. Art›k Allah´a karfl› gelmekten sak›n›n ve bana itaat edin. Buna karfl› sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir. Rabbinizin sizler için yaratt›€› efllerinizi b›rak›p da, insanlar içinden erkeklere mi yaklafl›yorsunuz? Do€rusu siz s›n›r› aflm›fl (sap›k) bir kavimsiniz.123 Kavmi, onu bu tebli€ine karfl›l›k hemen ülkelerinden kov- Enbiya, 73. Enbiya, 72. 116 Enam, 84. 117 Saffat, 113. 118 Sad, 45-47. 114 115 Enam, 86. Enbiya, 74. 121 Enbiya, 75. 122 Kamer, 33. 123 fiuara, 162-166. 119 120 32 33 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri maya kalk›flt›.124 Kovma tehdidine karfl› Lut (a.s.) onlar›n yapt›klar›ndan tiksindi€ini125 bildirdi ve onlar› Allah’›n azab› ile tehdit etti.126 Kavmi ise, di€er kavimler gibi: “do€ruyu söyleyenlerden isen, Allah’›n azab›n› getir bize!”127 dediler ve ahlâks›zl›klar›ndan dönmediler. Lut (a.s.) kavminin hidayete geleceklerinden ümidini keserek Allah’a flöyle dua etti: “Rabbim! Beni ve ailemi, onlar›n yapa geldiklerinden (vebalinden) kurtar.128 fiu fesatç›lar güruhuna karfl› bana yard›m eyle Rabbim!” dedi.129 Allah (c.c.), Lut kavminin helâki için delikanl› fleklinde üç melek gönderdi. Bu melekler (Cebrail, Mikâil, ‹srafil (a.s.), önce ‹brahim (a.s.)’a u€ram›fllar, onu bir evlâtla müjdeledikten sonra Lut kavmini helâk edeceklerini bildirmifllerdir.130 Duaya ‹cabet Misafir Melekler Araf, 82. fiuara, 137. 126 Kamer, 36. 127 Ankebut, 29. 128 fiuara, 169. 129 Ankebut, 30. 130 Hud, 74-76. 131 Hud, 77. 132 Tahrim, 10. 133 Hicr, 67. 124 125 Elçi melekler Sedum’a geldiler ve Hz. Lut´a misafir oldular. Lut (a.s.), gelen melekleri önce insan sanm›fl ve kavminin o genç delikanl›lara çirkin sald›r›da bulunabileceklerini düflünerek flöyle demifltir: “Bu çetin bir gündür.”131 Hz. Lut’un han›m› Vahile de, Hz. Nuh’un han›m› gibi inanmam›flt›r.132 Vahile, evlerinde genç ve yak›fl›kl› delikanl›lar oldu€u kavmine haber verdi ve Lut (a.s.)’a ihanet etti. Bunu duyan flehir halk› sevinç içinde birbirlerini müjdeledi133 ve Hz. Lut’un evini her taraftan kuflatt›. Bu olay Kur’an-› Kerim’de flöyle geçmektedir: Lut onlara “Bunlar benim misafirlerimdir. Sak›n beni utand›rmay›n; Allah´tan korkun ve beni rezil etmeyin” dedi. (Kavmi): “Biz seni, elâlemin ifline kar›flmaktan men etmemifl miydik?” dediler. Her peygamber kavminin büyü€ü ve manevî babas› say›ld›€›ndan Hz. Lut onlara: “‹flte k›zlar›m! (Düflündü€ünüzü) yapacaksan›z (onlarla evlenin134)” dedi.135 Dediler ki: Senin k›zlar›nda bizim bir hakk›m›z olmad›€›n› biliyorsun. Ve sen bizim ne istedi€imizi elbette bilirsin. Hz. Lut çaresizlik içinde: “Keflke benim size karfl› (koyacak) bir gücüm olsayd› veya güçlü bir kaleye s›€›nabilseydim!” dedi. (Melekler) dediler ki: Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir k›sm›nda ailenle (yola ç›k›p) yürü. Kar›ndan baflka sizden hiçbiri geride kalmas›n. Çünkü onlara gelecek olan (azap) flüphesiz ona da isabet edecektir. Onlara vaad olunan (helâk) zaman›, sabah vaktidir. Sabah yak›n de€il mi?136 Azg›n kavim hücum etti ve meleklere kötülük etmeye kalk›flt›klar›nda Allah, onlar›n gözlerini kör etti.137 Peygamberimiz (s.a.v.): Lut kavminin amelini iflleyen kimseye, Allah lânet etsin! Lut kavminin amelini iflleyen kimseye, Allah lânet etsin! Lut kavminin amelini iflleyen kimseye, Allah lânet etsin! 138 Helâk... Hz. Lut’un kavmi ve memleketleri günefl do€arken korkunç bir sesle ve flehrin alt›-üstüne getirilerek helâk oldu. Allah üzerlerine tafl ya€d›rarak139 ahlâks›zl›klar›n›n cezas›n› verdi. Bu bölgeye bugün “Ölü Deniz” veya “Lut Gölü” denmektedir. K›zlar›ndan maksat kendi öz k›zlar› de€il, kavminin k›zlar›d›r. Hz. Lut´un sadece iki k›z› vard›. 135 Hicr, 68-71. 136 Hud, 79-81. 137 Kamer, 37. 138 Ahmet bin Hanbel-Müsnet. 139 Hicr, 73-74; Hud, 82-83. 134 34 35 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Lut (a.s.) vefat edinceye kadar amcas› Hz. ‹brahim ile yaflad›. O da amcas› ‹brahim ve amcas›n›n han›m› Sare gibi Halilü’r-rahman kasabas›nda metfundur. Filistin Hz. Yakub (a.s.) Allah (c.c.), Yakub (a.s.)’› Filistin’de Ürdün ve Medyen’in de içinde bulundu€u Ken’an bölgesine peygamber olarak gönderdi. Yakub (a.s.) halis (samimi),140 salih141 ve Allah kat›nda seçkin ve hay›rl› olanlardand›. 142 Hz. Yakub, Hz. ‹shak (a.s.) ‘›n o€lu ve Hz. ‹brahim’in torunudur. Yakub (a.s.)’›n do€umu ve peygamberli€i ‹brahim (a.s.) ve han›m› Sare’ye daha O do€madan müjdelenmiflti: “Biz ona ‹shak’› müjdeledik. ‹shak’›n ard›ndan da (torunu) Yakub’u.”143 Yakub (a.s.) kardefli Ays (veya ‹ys) ile beraber ikiz olarak do€du. Hz. Yakub’un on iki o€lu oldu. Day›s›n›n k›z› Rahil’den olan Yusuf (a.s.) ve Bünyamin öz kardefltiler. Di€erlerinin ise anneleri ayr›yd›. Yakub (a.s.)’›n lakab› “‹srail” oldu€undan o€ullar›na ve torunlar›na “Beni ‹srail/ ‹srail O€ullar›” denmifltir. Hz. Yakub’un “‹srail” lâkab› “Allah’›n kulu” manas›na gelir. Kelime olarak “‹srail” geceleyin yürüyen demektir. Yahudi nesli Hz. Yakub’un on iki o€lundan ve torunlar›ndan ço€alm›flt›r. Yakub (a.s.), ömrünün son dönemlerini (20 y›l civar›nda) M›s›r’da o€lu Hz. Yusuf’un (a.s.) yan›nda geçirdi. Yusuf (a.s.), babas› vefat edince vasiyeti gere€i ‹shak (a.s.)’›n yan›na onu defnetti. Hz. Yakub, evlât hasretiyle imtihan edildi. Hz. Yusuf’un özlemiyle y›llarca bekledi. O, bitmeyen tükenmeyen sabr›yla144 ve ümidiyle örnek bir peygamberdi. Allah (c.c.) Kur’an-› Kerim’de flöyle buyuruyor: “Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir. “145 “Allah’›n rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz.”146 Hz. Lut (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! kurtulufluna sebep de€ildir. • Allah’›n rahmetine kavuflabilmenin yolu onun buyruklar›n› yerine getirmekten geçer. Peygamber han›m› veya çocu€u olmak bile insan›n • Lut (a.s.)’›n kavminin yapt›€› kötü ifl günümüzde de yap›lmaktad›r. Mü’minler Allah’›n helâl k›ld›€› daireden ayr›lmamal› ve ölçünün d›fl›na ç›kmamal›d›r. Sad, 46. Ankebut, 27. 142 Sad, 47. 143 Hud, 71. 144 Yusuf, 83. 145 Bakara, 15. 146 Zümer, 53. 140 141 36 37 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Rüya Bir zamanlar Yusuf, babas›na (Yakub’a) demiflti ki: Hz. Yusuf (a.s.) Hz. Yusuf, Yakub (a.s.)’›n o€lu, ‹shak (a.s.)’›n torunudur. Dolay›s›yla soyu ‹brahim (a.s.)’a dayan›r. - Babac›€›m! Ben (rüyamda) on bir y›ld›zla günefli ve ay› gördüm; onlar› bana secde ederlerken gördüm. - (Babas›) Yavrucu€um! dedi, rüyan› sak›n kardefllerine anlatma; sonra sana bir tuzak kurarlar! Çünkü fleytan insana apaç›k bir düflmand›r. ‹flte böylece Rabbin seni seçecek, sana (rüyada görülen) olaylar›n yorumunu ö€retecek ve daha önce iki atan ‹brahim ve ‹shak’a nimetini tamamlad›€› gibi sana ve Yakub’a da nimetini tamamlayacakt›r. Çünkü Rabbin çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.147 Kardefllerin ‹haneti Yusuf (a.s.)’›n on bir erkek kardefli vard›. Kendisi güzel ve son derece zeki idi. Yakub (a.s.) bir baba olarak o€ullar›n›n hepsini severdi, fakat o€lu Bünyamin ve Hz. Yusuf’a olan muhabbeti biraz daha fazlayd›. Bu sevgiyi di€er O€ullar› sezer ve Hz. Yusuf’u k›skan›rlard›. Yusuf (a.s.) babas›na rüyas›nda, on bir y›ld›zla günefl ve ay›n kendisine secde ettiklerini söyledi. Babas› da ona kardeflleri aras›nda k›skançl›k do€urabilece€inden dolay› rüyas›n› kimseye söylememesini ö€ütledi.148 Rüyadan haber alan di€er on kardefli Onu k›skan›p öldürme plânlar› düzenlediler. Böylelikle Hz. Yusuf’u ortadan kald›r›nca babalar›n›n kat›nda sevimli olacaklar›n› düflünüyorlard›.149 Babalar›ndan izin alarak Hz. Yusuf’u al›p k›rlara götürdüler. onu bir kuyuya att›lar ve gömle€ini kana bulayarak babalar› Hz. Yakub’a götürdüler. On kardefl babalar›na “Yusuf’u kurt kapt›” diyerek yalan söylediler. Ac›l› baba durumu anlad› ve Allah’a s›€›nd›.150 Yakub dedi ki: Bilâkis nefisleriniz size (kötü) bir ifli güzel gösterdi. Art›k bana düflen hakk›yla sabretmektir. Anlatt›€›n›z karfl›s›nda (bana) yard›m edecek olan, ancak Allah’t›r.151 Yusuf, 4-6. (bkz. Yakub (a.s.)’›n hayat›.) 149 Yusuf, 9. 150 Yusuf, 11-18. 151 Yusuf, 18. 148 Hz. Yakub (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! • Sab›r zordur, sonu güzeldir. • Ümitvar olanlar, sabretmekte di€erlerinden daha baflar›l›d›r. • Sevdiklerimizden mahrum kalma veya onlar› kaybetme bir imtihand›r. Çünkü onlar› verirken de al›rken de Rabbimiz bizleri imtihan etmektedir. fiükür ve sab›r çok önemlidir. 147 Yusuf, 4-6. 38 39 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Kuyudan Ç›k›fl Hz. Yusuf kuyuda iken Allah ona: “Andolsun ki sen onlar›n bu ifllerini onlar (iflin) fark›na varmadan kendilerine haber vereceksin.”152 diyerek onu yaln›z b›rakmam›fl ve teselli etmifltir. Böylece, kendisine kuyuda iken de vahy edildi, Rabbi taraf›ndan be€enildi, seçildi,153 ihlâsl› (samimi) bir peygamberdi.154 Sonunda Hz. Yusuf’u kuyunun yan›ndan geçmekte olan bir kafile buldu. Kafile, henüz on yedi yafl›nda olan Hz. Yusuf’u M›s›r’a götürdü ve orada M›s›r’›n Aziz’i (Maliye Bakan›) K›tf›r’a köle olarak satt›.155 Zindan ve Tebli¤ Hz. Yusuf (a.s.), zindandaki y›llar›n› Allah’a ibadet, hak dini tebli€ ve rüya tabir ederek geçirdi. Orada hükümdar›n flerbetçisi ve aflç›s› ile tan›flt›. Onlar›n gördükleri rüyalar›n yorumunu yapt›. Birisinin kurtulup hükümdar›n hizmetine devam edece€ini, di€erinin ise as›laca€›n› söyledi. Hz. Yusuf kurtulana, kendisini hükümdar›n yan›nda anmas›n› istedi. Fakat o, bunu unuttu. ‹ffeti Aziz’in han›m› genç, güzel ve bekâr olan Yusuf (a.s.)’a göz koydu. Hz. Yusuf (a.s.), kad›n›n davetini iffet ve temizli€inden dolay› “Allah’a s›€›n›r›m” diyerek reddetti. Yusuf (a.s.) kap›ya kofltu ve kad›n arkadan gömle€ini y›rtt›. Durumdan haberdar olan Aziz, Yusuf (a.s.)’a olay› kimseye anlatmamas›n›, Züleyha’ya ise, suçlu oldu€u için ba€›fllanma dilemesini söyledi. Olay hakk›nda flehirde dedikodular yay›l›nca, Züleyha kendini hakl› ç›karmak için kad›nlar›n gelip Yusuf (a.s.)’› kendi gözleriyle görmelerini sa€lad›. Kad›nlar O’nu görünce ellerini kesip, “bu insan de€il, yüce bir melektir” dediler. Yusuf (a.s.) ise, “Rabbim, zindan benim için bunlar›n istediklerini yapmaktan daha iyidir.” diyerek Allah’a niyazda bulundu. Hz. Yusuf, dedikodular›n sona ermesi için suçsuz oldu€u biline biline hapse at›ld›. 156 Rabbimiz Kur’an-› Kerim’de flöyle buyuruyor: “Kim sabreder ve affederse flüphesiz bu hareketi, yap›lmaya de€er ifllerdendir.”157 Bundan bir zaman sonra hükümdar rüyas›nda yedi zay›f ine€in yedi semiz ine€i yedi€ini ve yedi yeflil baflakla, yedi kuru baflak gördü. Bu rüyay› kimse yorumlayamad› ve flerbetçinin Hz. Yusuf’u hat›rlamas› üzerine ona baflvuruldu. Hz. Yusuf, yedi sene bolluk, ondan sonra yedi sene k›tl›k olaca€›n› söyledi. Bunun üzerine hükümdar onu hapisten ç›kard› ve maliye bakanl›€›na getirdi.158 Bu hükümdar›n Hz. Yusuf’a iman etti€i rivayet edilmektedir. K›tl›k Hz. Yusuf (a.s.) bolluk zaman›nda ihtiyaç fazlas›n› stok etti, biriktirdi ve k›tl›k y›llar›nda da€›tmaya bafllad›. Ayn› k›tl›k Hz. Yakub’un ve o€ullar›n›n yaflad›€› Ken’an diyar›nda da yafland›. ‹nsanlar erzak almak için M›s›r’a gelmeye bafllad›. Yusuf (a.s.)’›n kardeflleri de erzak almak için birkaç kez M›s›r’a geldiler.159 Sonunda Hz. Yusuf kendisini tan›tt› ve onlar› affetti€ini flöyle belirtti: “Bugün azarlanacak de€ilsiniz, Allah sizi ba€›fllar, O merhametlilerin en merhametlisidir.”160 “Andolsun ki Yusuf ve kardefllerinde, (almak) isteyenler için ibretler vard›r.”161 Genifl bilgi için bkz. Yusuf, 36-55. 159 Genifl bilgi için bkz. Yusuf , 58-91. 160 Yusuf, 92. 161 Yusuf , 7. 158 Yusuf, 15. 153 Yusuf , 6. 154 Yusuf , 24. 155 Yusuf, 19-20. 156 Yusuf, 23-35. 157 fiura, 43. 152 40 41 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Yusuf (a.s.) babas› Yakub (a.s.) ile annesini ve kardefllerini M›s›r’a davet etti. Ailesi bu davete icabet etti ve Yusuf (a.s.) onlar› hükümdar ve tüm halk ile beraber flehrin d›fl›nda karfl›lad›. Yusuf (a.s.) baba ve annesini ba€r›na bast› ve onlar› tahta ç›kar›p oturttu. Hepsi, ona kavufltuklar› için flükür secdesine kapand›lar. Böylelikle Hz. Yusuf’un gördü€ü rüya gerçekleflmifl oldu.162 Bu tarihten itibaren ‹srail O€ullar› M›s›r’a yerlefltiler. Gerçekleflen Rüya Hz. Eyyüb (a.s.) Hz. Eyyüb, ‹shak (a.s.)’›n ‹ys ad›ndaki o€lunun neslindendir. Eyyüb (a.s.)’›n annesi, Lut (a.s.)’›n k›z›, babas› da ‹brahim (a.s.)’a iman edenlerdendi. Eyyüb (a.s.), fiam taraf›ndaki insanlara peygamber olarak gönderildi. Kendisine Yakub (a.s.)’›n zaman›nda peygamberlik verildi. Allah (c.c.) ona çok say›da çocuk ve fiam çevresinde bir çok mal ihsan etti. O, verilen bu nimetlerin flükrünü yoksullara, yetimlere, dullara bakarak eda ederdi. Kur’an-› Kerim’de Eyyüb (a.s.) hakk›nda: “O, ne iyi kuldu! Daima Allah’a yönelirdi,”163 denilmektedir. Hz. Yusuf (a.s.), vefat ettikten sonra naafl› mermer bir tabut içinde Nil nehrinin kenar›na gömüldü. M›s›rl›lar Hz. Yusuf’u çok sevdikleri için onun kendi memleketlerinde kalmas›n› istediler. Daha sonra Hz. Musa (a.s.) onun tabutunu bulup babas› Hz. Yakub’un ve Hz. ‹brahim’in gömüldü€ü ma€araya defnetti. Vefat› Hastal›¤› Hz. Yusuf (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! • ‹ffetini korumak ve günahtan kaç›nmak için Allah’a s›€›nmak, nefsini ölçülere göre yönetebilenlerin iflidir. Nefsini yönetebilen baflkalar›n› da yönetebilir. Hz. Eyyüb ibadetlerini yerine getiriyor, halk› da Allah’a imana davet ediyordu. Allah (c.c.) Eyyüb (a.s.)’› hastal›kla imtihana tabi tuttu. Hz. Eyyüb hâlinden hiçbir flikayette bulunmad› ve sabretti. fieytan ona sabretmemesi için vesveselerde bulundu. Hastal›€› on y›ldan fazla sürdü. Sonunda flöyle niyazda bulundu: “Bafl›ma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin.”164 Allah, onun duas›n› kabul etti ve bafl›na gelen s›k›nt›lar›n› giderdi.165 Allah ona: “Aya€›n› yere vur! ‹flte y›kanacak ve içilecek so€uk bir su”166 dedi. Eyyüb (a.s.) ç›kan su ile y›kand› ve ondan içti. Böylece iç ve d›fl hastal›klar›n›n hepsinden kurtuldu. “-Allah: Bizden bir rahmet ve olgun ak›l sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini ba€›fllad›k.”167 buyurdu. Sad, 44. Enbiya, 83. 165 Enbiya, 84. 166 Sad, 42. 167 Sad, 43. 163 164 Hastal›ktan Kurtulufl • Ba€›fllama ve affetme, büyüklüktür. ‹slâm yücedir, yüceltir. Müslüman da ‹slâm’›n ö€ütlerine teslim olup büyüklük gösterebilendir. 162 Yusuf , 99-100. 42 43 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. Eyyüb (a.s.)’›n yetmifl veya seksen y›l nimet bollu€u içinde yaflad›ktan sonra on y›ldan fazla süren hastal›€a yakaland›€› ve hastal›€› bittikten sonra da yetmifl y›l civar›nda yaflad›€› rivayeti vard›r. Kabri, fiam’da Beseniye denilen yerde bulunmaktad›r. Vefat› Hz. Zülkifl (a.s.) Allah (c.c.), Eyyüb (a.s.)´dan sonra Biflr, yani Zülkifl (a.s.)´› peygamber olarak gönderdi. fiam’da otururdu. Halk› Allah’›n birli€ine inanmaya, ona ibadet etmeye davet etti, etkili ö€ütler verdi ve fiam’da vefat etti. Hz. Zülkifl (a.s.), Kur’an-› Kerim’de ad› geçen peygamberlerden biri olup, kendisinden iki yerde bahsedilmektedir: (Ey Muhammed!) Kuvvetli ve basiretli kullar›m›z ‹brahim'i, ‹shak'› ve Yakub’u da an. Biz onlar› özellikle ahiret yurdunu düflünen ihlâsl› kimseler yapt›k. Do€rusu onlar bizim kat›m›zda seçkin iyi kimselerdendir. ‹smail'i, Elyesa'y›, Zülkifl'i de an. Hepsi de iyilerdendir."170 “‹smail’i, ‹dris’i ve Zülkifl´i de (yad et). Hepsi de sabreden kimselerdendi. Onlar› rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.”171 Ayette geçen "Zülkifl" ad› de€il lâkab›d›r ve "nasip ve k›smet sahibi" anlam›na gelir. Fakat burada dünyevî zenginli€i de€il, onun üstün kiflili€ini ve ahretteki derecesini kastetmek için kullan›lm›flt›r. Eyyüb (a.s.)’›n vefat›ndan sonra Biflr ad›ndaki o€luna peygamberlik verildi. Bu peygamberin Zülkifl (a.s.) oldu€u rivayet edilmektedir. Hz. Eyyüb (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! • S›hhat, mal ve evlâtlar yönüyle bafla gelen musibetlere sab›r; dünya imtihan›n› kazand›r›r. “Allah sabredenleri sever.” 168 • Musibetler, Allah’›n yard›m›yla afl›l›r. “Allah sabredenlerle beraberdir.169 • Darl›kta da bollukta da dua, flükür ve ibadette bulunmal›d›r. • Dua ile beraber bu duada istenilenler yönünde bir davran›fl ve gayret içine girilmelidir. Hz. Zülkifl (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! ‹nsanlar dünyada iken nas›l yaflam›flsa öldükten sonra da o flekilde an›l›r. Sabreden, iyi, rahmete kavuflan tan›mlamalar› Müslümanlar için önemlidir. Kim ki dünyada böyle an›l›r, öldükten sonra unutulmaz, yad edilir, hat›rlan›r. 168 169 Âl-i ‹mran, 146. Bakara, 153. 170 171 Sad, 45-48. Enbiya, 85-86. 44 45 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. fiuayb (a.s.) fiuayb (a.s.)’›n soyu ‹brahim (a.s.)’a dayan›r. Babas› Mikâil Hz. ‹brahim’in torunlar›ndand›r. Annesi ise Hz. Lut’un k›z›d›r. Kendisi Musa (a.s.)’›n kay›npederi idi. Allah (c.c.), fiuayb (a.s.)’› hem kendi kavmi olan Medyen halk›na, hem de kavminden olmayan Eyke halk›na peygamber olarak gönderdi. Medyen ve Eyke iki komflu ülkeydi. fiuayb (a.s.) bu iki ülkede Âdem, fiit, ‹dris, Nuh ve ‹brahim aleyhisselâmlara indirilen sahifeleri okudu ve onlar›n hükümlerini tebli€ etti. Hz. fiuayb Arapça konuflur, çok etkileyici ve güzel nasihatlerde bulunurdu. Bundan dolay› Peygamberimiz ona “Hatibu’l-enbiya”, yani “Peygamberler Hatibi” unvan›n› vermifltir. Medyen, Hz. ‹brahim’in o€ullar›ndan birinin ismidir. Hz. ‹brahim’in vefat›ndan sonra O€ullar› de€iflik yerlere yerleflmifllerdi. Medyen ismindeki o€lu da, K›z›ldeniz sahilinde Hicaz ile Filistin aras›ndaki bir yere yerleflti. Onun neslinden gelenlere Medyen halk›, oturduklar› yere de Medyen ismi verildi. sizi hay›r (ve bolluk) içinde görüyorum. Ve ben, gerçekten sizin için kuflat›c› bir günün azab›ndan korkuyorum” 173 diyerek onlar› uyard›. Hz. fiuayb’›n daveti etkili oldu. Bunun üzerine inanmayanlar, kaba güçlerine güvenerek inananlar› tehdit etmeye bafllad›lar.174 ‹nananlar›n ve Hz. fiuayb’›n hak dinden dönmelerini istiyorlard›. Bunu kavminin kibirlilerinden ileri gelenler flöyle ifade ediyorlard›: “Ey fiuayb! Seni ve seninle beraber inananlar› memleketimizden kesinlikle ç›karaca€›z veya dinimize döneceksiniz.”175 fiuayb (a.s.) kavmini flu flekilde uyard›: “Ey kavmim! Sak›n bana karfl› düflmanl›€›n›z, Nuh kavminin veya Hud kavminin, yahut Salih kavminin bafllar›na gelenler gibi size de bir musibet getirmesin! Lut kavmi de sizden uzak de€ildir.”176 Bu ça€r›n›n manas› tövbe edin, yoksa sizin de sonunuz böyle olabilir manas›na geliyordu. Fakat onlar kibirlenerek flu flekilde cevap verdiler: “Ey fiuayb! Söylediklerinin ço€unu anlam›yoruz ve içimizde seni cidden zay›f (aciz) görüyoruz! E€er kabilen olmasa, seni mutlaka tafllayarak öldürürüz. Sen bizden üstün de€ilsin.”177 Sonunda Medyen halk›n› azap yakalad›. Yüce Allah, Hz. fiuayb’› ve inananlar› kurtard›. ‹nanmayanlar› ise, korkunç bir 盀l›kla deprem yakalay›verdi ve onlar diz üstü çöke kald›lar.178 Medyen kavmi de Semut Kavmi gibi korkunç bir ses ve gürültü ile helâk oldu. Uyar›lar Medyen “‹nsanlardan al›rken ölçüp tartt›klar›nda tam, onlara vermek için ölçüp tartt›klar›nda ise noksan yapan hilekârlara yaz›klar olsun! Onlar düflünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler! Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklard›r.”172 Medyen halk› putlara tap›yordu. Al›fl veriflte hile yapar, yollara pusu kurar, gelip geçen kervanlar› soyarlard›. fiuayb (a.s.) onlara: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin! Sizin için ondan baflka tanr› yoktur. Ölçüyü ve tart›y› eksik yapmay›n. Zira ben 172 Mutaffifin, 1-6. Hud, 84. Araf, 86. 175 Araf, 88. 176 Hud, 89. 177 Hud, 91. 178 Araf, 91; Hud, 94; Ankebut, 37. 173 174 46 47 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. fiuayb (a.s.) Eyke halk›na da peygamber olarak gönderildi. Eyke, K›z›ldeniz sahilinde Medyen´e uzanan bir yerin ad›d›r. Eykeliler de Medyenliler gibi puta tap›yor, ölçü ve tart›da hile yap›yorlard›. fiuayb Peygamber, onlar› da tevhid inanc›na ve ticarette dürüst olmaya davet etti.179 Onlar da, Hz. fiuayb’› yalanlad›lar ve onun ça€r›s›na flu flekilde karfl›l›k verdiler: “Sen, olsa olsa iyice büyülenmifl birisin. Sen de, ancak bizim gibi bir beflersin. Bil ki, biz seni ancak yalanc›lardan biri say›yoruz.”180 Ve daha da ileri giderek, azap istediler: “fiayet do€ru sözlülerden isen, üstümüze gökten azap ya€d›r,”181 dediler. Eyke Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s.) M›s›r’da ‹srail O¤ullar› Yusuf (a.s.)’›n M›s›r’a yerleflmesiyle ‹srail O€ullar› orada ço€ald› ve uzun süre bolluk ve refah içinde yaflad›lar. ‹srail O€ullar›n›n ço€almas› M›s›r’›n yerli halk› olan K›ptîleri ve Firavunlar› rahats›z etti. Bu soydan gelen firavunlar, zamanla ‹srail O€ullar›n› hor görmeye ve esir gibi kullanmaya bafllad›lar. Özellikle Velid ismindeki firavun, onlar› köle ve hizmetçi olarak en a€›r ifllerde çal›flt›r›yordu. Bu zulümden kurtulmak isteyen ‹srail O€ullar› dedelerinin yurdu olan Ken’an’a (Filistin’e) gitmek istediler. Fakat firavunlar, onlar› en kötü ifllerde çal›flt›rd›klar› için buna engel oldular. Halk hem firavuna, hem de Apis öküzüne tap›yordu. Çiftçilik ve ziraat mesle€ini kutsallaflt›r›yor ve ziraat hayvanlar›na tap›yorlard›. ‹srail O€ullar› ise, kendi dinlerinden vazgeçmedi. Firavuna ve öküze tapmad›. Ancak Hz. Yusuf’la aralar›ndaki zaman›n uzamas› ve esaret hayat›, dinleriyle ilgili bildiklerini zamanla onlara unutturmufltu. Firavun bir gece rüya gördü. Kâhinler rüyay› ‹srail O€ullar›ndan gelen bir erkek çocu€un firavunun saltanat›n› elinden alaca€› fleklinde yorumlad›lar. Bunun üzerine firavun, yeni do€an çocuklar› öldürtmeye bafllad›. Hz. Musa, ‹srail O€ullar›ndan ‹mran’›n o€ludur. ‹mran, Hz. Yakub‘un o€lu Levi‘nin torunlar›ndand›. Musa (a.s.)’›n Eykelileri aynen istedikleri gibi bir azap yakalad›. Kur’an-› Kerim´de bu olay flöyle aç›klan›yor: “Velhas›l onu yalanc› sayd›lar da kendilerini o gölge gününün (zulle günü) azab› yakalay›verdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azab› idi.”182 Eykelilerin azap iste€inden sonra yedi gün fliddetli s›cakl›k yafland›. Sekizinci gün gök yüzünde bir bulut belirdi ve serin bir rüzgâr esti. Eykeliler serinlemek için bu bulutun alt›na s›€›nd›lar. Fakat Allah (c.c.) buluttan atefl ya€d›rarak onlar› cezaland›rd›. fiuayb (a.s.), Medyen ve Eykelilerin helâkinden sonra inananlarla beraber Mekke’ye hicret etti. Hayat›n›n sonuna kadar orada yaflad›, ibadetle meflgul oldu. Kabri Zemzem ile Hacerü’l-Esved aras›ndad›r. Esaret, dini unutturdu Mekke Saray fiuara, 176-184. fiuara, 185-186. 181 fiuara, 187. 182 fiuara, 189. 179 180 Hz. fiuayb (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! takip edilmelidir. Ticarette dürüstlü€e, ölçü ve tart›da titizli€e dikkat edilmelidir. Hile edenler helâk olurlar. Her hususta, Allah ve rasülünün belirledi€i çizgi 48 49 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri dünyaya geldi€i dönemde ‹srail O€ullar›n›n evleri bas›l›yor ve erkek çocuklar› öldürülüyordu. Allah (c.c.), Hz. Musa’n›n annesine korkmamas›n› ve üzülmemesini ilham etti: “Onu emzir, kendisine zarar gelece€inden endiflelendi€inde onu denize (Nil nehrine) b›rak›ver. Hiç korkup kayg›lanma, çünkü biz onu sana geri verece€iz ve onu peygamberlerden biri yapaca€›z. . . “183 Annesi, firavunun adamlar›n›n haberdar olmas›ndan kayg›land› ve yavru Musa’y› bir sand›€›n içine yerlefltirip Nil nehrine b›rakt›. Küçük Musa‘n›n ablas›n› da sand›€› takip etmekle görevlendirdi. Firavunun zulmünden korunmak istenen bebek, Allah‘›n takdiri ile firavunun saray›na ulaflt›. Bebe€i görenlerin kalbinde ona karfl› bir sevgi hissi olufltu. Bu Allah’›n Hz. Musa’ya bir lütfuydu.184 Firavunun efli Asiye onu evlât edindi. Hz. Musa‘n›n sarayda büyümesine firavunu raz› etti. Lâkin bebek, kimsenin sütünü emmedi. Sonunda sarayda çal›flan ablas›n›n teklifi üzerine annesini süt anne tayin ettiler. Bu süt annenin Hz. Musa´n›n gerçek annesi oldu€unu hiç kimse bilmiyordu. Böylelikle Allah (c.c.), Musa (a.s.)´›n annesine vermifl oldu€u sözünü yerine getirmifl oldu.185 Hz. Musa firavunun saray›nda, fakat ana kuca€›nda ve Asiye´nin flefkati ile büyüdü. Ölüme Sebebiyet... Hz. Musa bir gün dolafl›rken sokakta dövüflen iki adam gördü. Dövüflenlerden biri M›s›rl›, di€eri ise ‹srailli idi. Kendi taraf›ndan olan›, düflmana karfl› ondan yard›m diledi. Musa da bir yumruk vurup ölümüne neden oldu…186 Musa (a.s.), istemeyerek de olsa bir insan›n ölümüne sebep oldu€u için çok üzüldü ve içtenlikle tövbe etti. Allah (c.c.) da onun tövbesini kabul etti. M›s›rl›’n›n ölümü etrafa yay›l›nca saray›n ileri gelenleri Hz. Musa‘n›n ceza olarak öldürülmesi gerekti€ini görüflüyorlard›. Bu haberi alan Hz. Musa, korku içinde M›s›r’› terk etti ve Medyen’e gitti. Orada fiuayb peygamberin k›z› Safura ile evlendi ve Hz. fiuayb’a hizmetkârl›k ve çobanl›k etti.187 ‹leride bir çok mucizeler gösterece€i asas›n› Medyen’de iken elde etti ve koyunlar› bununla güttü. Peygamberlik Görevi Hz. Musa y›llar sonra kay›npederi Hz. fiuayb‘dan izin alarak ailesi ile M›s›r yoluna koyuldu. Yolda hava so€uk oldu€undan ve Safura bir bebek dünyaya getirdi€i için atefle ihtiyaçlar› vard›. Musa (a.s.) Tur taraf›nda bir atefl gördü. Oraya vard›€›nda Allah’›n hitab›na mazhar oldu. Allah ona: “Ben seni seçtim. fiimdi vahyedilene kulak ver.”188 dedi. Hz. Musa’ya, arada bir vas›ta bulunmadan Allah (c.c.) ile do€rudan do€ruya konufltu€u için “Kelimullah” denir. Allah (c.c.), ‹srail O€ullar›n› firavunun zulmünden kurtarmak için Musa (a.s.)´› gönderdi. Hz. Musa, ulu’l-azm peygamberlerdendir. Allah (c.c.), Hz. Musa’ya peygamberlik görevi ile beraber iki mucize verdi. “Asan› at!” (denildi). Musa (att›€›) asay› y›lan gibi deprenir görünce, dönüp arkas›na bakmadan kaçt›. “Ey Musa! Be- Kasas, 7. Taha, 39. 185 Kasas, 8-13. (Hz. Musa ‘n›n hayat› Kasas suresinde genifl bir flekilde yer almaktad›r.) 183 184 Kasas, 15. Genifl bilgi için bkz. Kasas, 15-28. 188 Taha, 13. 186 187 50 51 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri ri gel, korkma. Çünkü sen emniyette olanlardans›n (buyuruldu). Elini koynuna sok; kusursuz, bembeyaz ç›kacakt›r. Korkudan (aç›lan) kollar›n› kendine çek. ‹flte bu ikisi firavun ve onun adamlar›na karfl› Rabbin taraf›ndan iki kesin delildir. Çünkü onlar, yoldan ç›kan bir kavim olmufllard›r (diye seslenildi).”189 Hz. Musa geçmiflte kaza olarak birini öldürdü€ünden dolay› cezaya çarpt›r›lmaktan endiflelendi.190 Onu düflündüren di€er bir konu da, küçük yaflta dilinde meydana gelen pelteklikti. Firavuna davas›n› aç›k konuflup anlatamamaktan korkuyordu. fiu flekilde dua etti: “Rabbim! dedi, yüre€ime genifllik ver, ‹flimi bana kolaylaflt›r. Dilimden (flu) ba€› çöz ki, sözümü anlas›nlar. Bana ailemden bir de vezir (yard›mc›) ver, kardeflim Harun’u. Onun sayesinde arkam› kuvvetlendir. Ve onu iflime ortak k›l.”191 Musa (a.s.) kendisinden bir yafl büyük olan ve düzgün konuflan Hz.Harun´u yard›mc› olarak istedi. Allah (c.c.), onun bu iste€ini kabul etti ve onlara yard›mc› olaca€›n› bildirdi.192 Allah (c.c.), iki kardefl peygambere Firavun’u nas›l hakka davet edeceklerini flu flekilde bildirdi: “Firavuna gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azd›. Ona yumuflak söz söyleyin. Belki o, akl›n› bafl›na al›r veya korkar. (Hz. Musa ve Hz. Harun endiflelerini flöyle dile getirdiler:) Dediler ki: Rabbimiz! Do€rusu biz, onun bize afl›r› derecede kötü davranmas›ndan yahut iyice azmas›ndan endifle ediyoruz. Allah buyurdu ki: Korkmay›n, çünkü ben sizinle beraberim; iflitir ve görürüm. Haydi, ona gidin de deyin ki: Biz, senin Rabbinin elçileriyiz. ‹srail O€ullar›n› hemen bizimle gönder; onlara eziyet etme! Biz, senin Rabbinden bir ayet getirdik. Kurtulufl hidayete uyanlar›nd›r. Hakikaten bize vahyolundu ki: (Peygamberleri) yalanlayan ve yüz çevirenlere azap edilecektir.”193 Kasas, 31-32. Taha, 33. 191 Taha, 25-32. 192 Kasas, 35. 193 Taha, 43-48. 189 190 Firavunla Mücadele Hz. Musa ve Hz. Harun (a.s.), Allah (c.c.)´dan ald›klar› görev ile firavuna gittiler. Musa (a.s.) ald›€› emre uygun olarak firavunu güzellikle Allah’a imana davet etti. - Firavun flöyle dedi: Âlemlerin Rabbi dedi€in de nedir? - Musa cevap verdi: E€er iflin gerçe€ini düflünüp anlayan bir kifli olsan›z, (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi aras›nda bulunan her fleyin Rabbidir.194 Firavun yalanlad› ve direndi. - Firavun: Benden baflkas›n› tanr› edinirsen, andolsun ki seni zindanl›k ederim! dedi. 195 - Musa: Sana apaç›k bir fley getirmifl olsam da m›? dedi.? Hz. Musa asas›n› yere att›, kocaman y›lan oldu. Elini koynundan ç›kard›, seyredenlere bembeyaz nur saçt›.196 Bu mucizeler karfl›s›nda firavun korktu ve sihirbazlar toplay›p Hz. Musa’y› ma€lup etmeyi kararlaflt›rd›. Ülkesindeki bütün ünlü sihirbazlar› ça€›rtt› ve bir bayram günü halk›n gözleri önünde bulufltular. Sihirbazlar›n ‹man› Kararlaflt›r›lan günde ‹srail O€ullar› ve K›ptiler meydan› doldurdu. Sihirbazlar galip geldikleri takdirde firavundan hediyeler almaya söz ald›lar.197 -(Sihirbazlar) dediler ki: Ey Musa! Ya sen at veya önce atan biz olal›m. - Hay›r, siz at›n, dedi. Bir de bakt› ki, büyüleri sayesinde ipleri ve sopalar› kendisine gerçekten kofluyor gibi görünüyor. Musa, birden içinde bir korku duydu. -”Korkma” dedik, üstün gelecek olan kesinlikle sensin. “ “Sa€ elindekini at da, onlar›n yapt›klar›n› yutsun. Yapt›klar›, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflâh olmaz.”198 fiuara, 23-24. fiuara, 29-30. 196 fiuara, 32-33. 197 fiuara, 41-42. 198 Taha, 65-69. 194 195 52 53 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. Musa asas›n› att› ve asa bir ejderhaya dönüflüp onlar›n sihirlerini yuttu ve geriye hiçbir fley b›rakmad›. Musa (a.s.) ejderhaya dokundu ve o hemen yeniden asaya dönüfltü. Sihirbazlar manzara karfl›s›nda flafl›rd›lar ve bunun büyü olmad›€›n› anlad›lar. Hemen secdeye kapand›lar ve: “Âlemlerin Rabbine, Musa ve Harun‘un Rabbine iman ettik” dediler. Firavun, (k›zg›nl›k içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihri ö€reten büyü€ünüzmüfl o! Ama flimdi (size yapaca€›m› görecek ve) bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklar›n›z› çaprazlama kestirece€im, hepinizi ast›raca€›m! Zarar› yok, dediler, (nas›l olsa) biz flüphesiz Rabbimize dönece€iz.”199 Firavun dedi€ini yapt›. Onlar öldürülürken: “Ey Rabbimiz! Bize bol bol sab›r ver, Müslüman olarak can›m›z› al, dediler.”200 Bu insanlar günün bafl›nda sihirbazd›lar ve günün sonunda flehitler kafilesine kat›ld›lar. Firavun say›lar› fazlaca olan bu sihirbazlar› öldürerek halka göz da€› vermek istedi. Saraydaki ‹nananlar Saraydaki iman edenlerden birisi de firavunun ailesinden olan amcas›yd›. O, Firavun´un Hz. Musa‘y› öldürme fikrine karfl› ç›kt›. Saraydakileri uyard› ve daha önce helâk olan kavimlerin ak›betine u€ramalar›ndan korktu€unu söyledi. Onlar› imana davet etti. ‹nanmayanlar ise, o mü’mini atalar›n›n dinine dönmeye davet ediyordu. Sonunda ona zarar vermek istediyseler de, Allah onu korudu ve bir fley yapamad›lar.202 Firavunun han›m› Asiye, Hz. Musa peygamberli€ini ilân etti€inde hemen iman etti. Hz. Asiye, Allah’a ibadet ederdi. Firavun defalarca han›m› Hz. Asiye’nin imandan dönmesini istediyse de, o hak yoldan dönmedi. Firavun ona çeflitli iflkenceler yapt›rd›. En son yap›lan öldürücü iflkence karfl›s›nda Allah’a flöyle dua etti ve ruhunu teslim etti: “Rabbim! Bana kat›nda, cennette bir ev yap; beni firavundan ve onun (kötü) iflinden koru ve beni zalimler toplulu€undan kurtar! demiflti.”203 Peygamberimiz (s.a.v.) flöyle buyurmufltur: “Kad›nlardan en hay›rl›lar› dört tanedir. Birincisi ‹mran k›z› Meryem; ikincisi Huveylit k›z› Hatice; üçüncüsü, Hasan ve Hüseyin’in anneleri Fat›ma; dördüncüsü, Müzahim k›z› Asiye’dir.”204 fiiddetlenen Zulüm Musa Peygamber’in gösterdi€i mucizelerden sonra ‹srail O€ullar› topluca iman ettiler. Bu durum karfl›s›nda Firavun telâfla kap›ld› ve ‹srail O€ullar›na olan zulmünü fliddetlendirdi. ‹srail O€ullar› çektikleri bu iflkencelere dayanamad›klar›nda Hz. Musa’ya: Musibetler fiuara, 47-50. Araf, 126. 201 Araf, 129. 199 200 - Sen bize (peygamber olarak gelmeden önce de geldikten sonra da bize iflkence edildi, dediler. - (Musa), “Umulur ki Rabbiniz düflman›n›z› helâk eder ve onlar›n yerine sizi yer yüzüne hakim k›lar da nas›l hareket edece€inize bakar” dedi.201 Hz. Musa bu sözlerle onlara sabretmelerini söylüyor ve bu zulmün yak›nda son bulaca€›n›n müjdesini vermifl oluyordu. Musa (a.s.) bir yandan halk›na hakk› tebli€ ediyor, di€er yandan da firavun ve M›s›rl›lar› hakka ça€›r›yordu. Fakat firavun ve ona uyanlar iman etmemekte diretince, Allah (c.c.) onlar› ibret als›nlar diye uyard›. ‹lk olarak onlara y›llarca süren kurakl›k ve k›tl›k verdi. M›s›rl›lar bafllar›na gelen bu musibeti Hz. Musa ve ona iman edenlerden biliyorlard›.205 Hz. Musa, onlar› tekrar tekrar imana davet etti, fakat M›s›rl›lar inkârda inat ve ›srar ettiler. Ve dediler ki: “Bizi sihirlemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak de€iliz.” 206 Genifl bilgi için bkz. Mü’min, 2833, 38-45. 203 Tahrim, 11. 204 Hadis-i fierif. 205 Araf, 130-131. 202 54 55 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Onlar›n bu tutumu karfl›s›nda Allah (c.c.) onlara birbirini takip eden felâket ve musibetler gönderdi. Biz de ayr› ayr› mucizeler olarak onlar›n üzerine tufan, çekirge, haflere (böcek), kurba€alar ve kan gönderdik; yine de büyüklük taslad›lar ve günahkâr bir kavim oldular.207 Bütün bu musibetler M›s›rl›lar›n bafl›na geliyor, ‹srail O€ullar› ise hiç zarar görmüyordu. Allah (c.c.) ya€mur ve sel tufan›n›n ard›ndan s›ras›yla çekirge, böcekler ve kurba€alar gönderdi. Bu hayvanlar onlar›n a€›zlar›na ve burunlar›na girecek derecede çok idi. Ard›ndan kan ya€d›r›ld› ve içecekleri, kullanacaklar› sular kan oluverdi. M›s›rl›lar her musibete u€rad›klar›nda, Hz. Musa’ya gidip belâ kalk›nca iman edeceklerini söylüyorlard›. Hz. Musa da her defas›nda iman ederler ümidiyle Allah’a yalvar›yor ve gelen felâketin kalkmas›na vesile oluyordu. Lâkin onlar her defas›nda sözlerinde durmay›p inkârlar›na devam ediyor ve ‹srail O€ullar›n›n Hz. Musa ile M›s›r‘dan ayr›lmas›na da müsade etmiyorlard›.208 Musa (a.s.), firavun ve M›s›rl›lar›n nankörlüklerinden dönmeyeceklerine kanaat getirip Allah (c.c.)’tan yard›m istedi. Yüce Allah Hz. Musa’ya ‹srail O€ullar›yla gece yola ç›kmalar›n› emretti.209 Musa Peygamber ‹srail O€ullar›n› haz›rlad› ve Filistin´e do€ru yola ç›kt›lar. Haberi alan firavun onlar› çok kalabal›k olan ordusuyla takibe bafllad›. Musa emre uydu ve asas›n› denize vurdu. Deniz yar›ld› ve önlerinde genifl kupkuru on iki yol aç›ld›. ‹srail O€ullar›ndan on iki sülâle bu yollardan birini ald› ve denizi geçmeye bafllad›. Firavun ile ordusu da onlar› takip etti. Hz. Musa ile ‹srail O€ullar› sahile ç›kt›ktan sonra sular birbirine kavufltu ve firavunla tüm ordusu sulara gömülerek bo€uldu.211 Firavunun Cesedi Firavun bo€ulacaklar›n› anlay›nca: “‹srail O€ullar›n›n inand›€›ndan baflka ilâh olmad›€›na inand›m. Art›k ben ona teslim olanlardan›m!” dedi.212 Allah (c.c.) firavunun ümitsizli€e dayanan iman›n› kabul etmedi ve onun cans›z bedenini sonradan gelenlere ibret olsun diye kurtard›.213 Kendini Rabb olarak tan›yan ve tan›tan firavunun sonu böyleydi. O, arkas›nda kötü bir ünden baflka bir fley b›rakmad›. Firavunun cesedi Yunus suresi 92. ayette geçti€i gibi insanlar taraf›ndan ibretle seyredilmektedir. Bu ceset, ‹ngiliz araflt›rma ekiplerince K›z›ldeniz sahilinde toprak alt›ndan ç›kar›l›p Londra British Müzesi’ne götürülmüfltür. Secde hâlinde olan cesedin 3.000 y›ll›k oldu€u, yani Hz. Musa döneminde yaflad›€› bilinmektedir. M›s›r’dan Ç›k›fl Put ‹ste¤i Araf, 132. Araf, 133. 208 Araf, 134-135. 209 Duhan, 22-23. 210 fiuara, 61-62. 206 207 Hz. Musa ve ‹srail O€ullar› K›z›ldeniz‘e yaklaflt›klar›nda arkalar›ndan firavun ve ordusunun yetiflti€ini gördüler. ‹srail O€ullar› telâfla kap›ld›, çünkü önlerinde deniz, arkalar›nda düflman vard›. Musa (a.s.) ise Allah‘a güveniyordu.210 Allah, Hz. Musa‘ya asas›n› denize vurmas›n› vahyetti. Hz. ‹srail O€ullar› denizi geçtikten sonra Filistin’e giderken yolda buza€›ya tapan bir kavime rastlad›lar. Hz. Musa’dan onlar›n tanr›lar› gibi bir tanr›, yani bir put istediler.214 Onlar y›llarca öküze tapan M›s›rl›larla beraber yaflam›fllard›. M›s›r’da iken s›rf K›ptilere duyduklar› nefret nedeniyle bu inan›fl› benimsememifllerdi. Fakat rahata kavufltuklar›nda ise, buza€›ya tapma arzusu hissettiler. ‹srail O€ullar›n›n bu iste€i, Hz. Musa’n›n as›l mücadelesinin yeni bafllamakta oldu€unun belirtisiydi. Musa (a.s.)’›n uyar›s› üzerine daha sonra put istemeyi b›rakt›lar. fiuara, 63-66. Yunus, 90. 213 Yunus, 92. 214 Araf, 138-141. 211 212 56 57 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Tur Da¤›’nda Allah (c.c.) Hz. Musa’ya daha önceden kendisine emir ve yasaklar›n› bildiren Tevrat’› indirece€ini bildirmiflti. Hz. Musa, kavmine Tur-i Sina’ya (Tur da€›na) gidece€ini ve orada kendisine Tevrat’›n vahyolunaca€›n› söyledi. Onlara otuz gün sonra dönece€ini bildirdi. Musa (a.s.) Tur da€›na giderken Harun (a.s.)’› ‹srail O€ullar›n›n bafl›na vekil b›rakt› ve ona kavmine nasihatte bulunmas›n› s›k› s›k›ya tembih etti. 215 Hz. Musa Tur Da€›’nda oldu€u günlerde kavmiyle görüflmedi. Tur’da kalma süresi Allah (c.c.) taraf›ndan on gün uzat›l›nca Samiri isminde bir münaf›k, ‹srail O€ullar›n› do€ru yoldan sapt›rmaya çal›flt›. Mesle€i kuyumculuk olan Samiri, ‹srail O€ullar›n›n alt›n ve gümüflten olan süs eflyalar›n› toplad› ve onlar› eritip bir buza€› heykeli yapt›. Buza€›ya rüzgâr de€ince canl› hayvan gibi ses ç›kar›yordu.216 Samiri ve adamlar› buza€›y› tanr› ilân ettiler. ‹srail O€ullar›n›n büyük ço€unlu€u da bu heykele tapmaya bafllad›lar. Zaten onlar daha önce puta tapan bir kavim görünce Hz. Musa’dan put istemifllerdi. Hz. Harun, Samiri’nin sözüne uymamalar› için, onlara etkili ö€ütler verdi, uyard› ve çok çal›flt›. Ama Harun (a.s.)’› dinlemediler ve Hz. Musa dönünceye kadar buza€›ya tapmaya devam edeceklerini söylediler. 217 Tur’dan Dönüfl Hz. Musa levhalar hâlindeki Tevrat’› ald› ve kavminin yan›na döndü. Döndü€ünde kavmini buza€›ya tapar hâlde görünce öfkelendi ve çok üzüldü. Hemen Hz. Harun’un saç›ndan tutarak neden buza€›ya tapmalar›na mani olmad›€›n› sordu. Harun (a.s.): Anam o€lu! Bu kavim beni cidden zay›f gördüler (h›rpalad›lar) ve nerede ise beni öldüreceklerdi. Sen de düflmanlar› bana güldürme ve beni bu zalim kavimle bir tutma!” dedi.218 Hz. Harun, ‹srail O€ullar› bölünüp iki k›sma ayr›lmas›nlar ve birbirleriyle mücadele etmesinler diye ileriye gitmedi€ini bildirdi.219 (Musa a. s.) Kardeflini dinledikten sonra onun hatas›z oldu€unu anlad› ve Allah´a flöyle yalvard›: “Ey Rabbim, beni ve kardeflimi ba€›flla, bizi rahmetine kabul et. Zira sen merhametlilerin en merhametlisisin! dedi.”220 Hz. Musa Samiri’yi kovdu ve buza€› heykelini ateflte eritip denize att›.221 Ard›ndan da kavmini tövbe etmeye davet etti ve onlar da gerçekten sapt›klar›n› anlad›lar tövbe ettiler.222 Buza¤› Heykeli Seçilen Yetmifl Kifli Araf, 142. Araf, 148. 217 Taha, 90-91. 215 216 Hz. Musa kavminden yetmifl kifli seçti ve Tur Da€›’na koyuldular. Amaç, hem onlar için hem de kavminden geride kalanlar için Allah (c.c.)´tan af dilemekti. Bu yetmifl kifli yüce Allah’›n kelâm›n› iflittiler fakat onunla yetinmeyip, sesin sahibini görmek istediler. Bunun üzerine onlar› bir y›ld›r›m yakalad› ve yere y›€›l›verdiler. Daha sonra Hz. Musa’n›n yüce Allah’tan niyaz› üzerine Allah (c.c.) onlar› tekrar diriltti.223 Musa (a.s.) da daha önce ayn› istekte bulunmufl, bay›ld›€› için bu iste€ine eriflememiflti.224 Araf, 150. Taha, 94. 220 Araf, 151. 221 Taha, 97. 222 Araf, 149. 223 Bakara, 55-56. 224 Araf, 143. 218 219 58 59 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri ‹taatsizlik ‹srail O€ullar› M›s›r’dan Filistin’e gitmek üzere ç›km›fllard›. Yapt›klar› hatalar onlar›n Filistin’e gidifllerini geciktirmiflti. Ayr›ca, o tarihlerde bu topraklarda baflka kavimler yafl›yordu. ‹srail O€ullar›, eski topraklar›na ancak harp ederek sahip olabileceklerdi. Hz. Musa onlara: -Ey kavmim! Allah´›n size (vatan olarak) yazd›€› mukaddes topra€a girin ve arkan›za dönmeyin…dedi.225 Bakara (inek) ‹srail O€ullar› aras›nda günün birinde bir cinayet ifllendi ve bir çok tart›flmalara yol açt›. Kavmi, Musa (a.s.)’dan bir çare bulmas›n› istedi. O da Allah (c.c.)’dan yard›m istedi. Allah, ‹srail O€ullar›na bir inek kurban etmelerini emretti. Bu emirin hikmeti, ‹srail O€ullar›n›n ine€e duydu€u sayg› ve meyilin gitmesi, onlar›n tevhid inanc›na yönelmelerini sa€lamakt›. ‹srail O€ullar› meseleyi yokufla sürdüler. ‹ne€i kesmek istemedikleri için ine€in görünüflü, rengi hakk›nda çeflitli sorular sordular ve az kals›n kesmeyeceklerdi. Sonunda belirtilen ine€i buldular ve kurban ettiler. Allah (c.c.), katilin ö€renilmesi için kurban edilen ine€in bir parças›yla ölüye vurulmas›n› emretti.231 Denilen yap›ld› ve ceset canlanarak cinayet hadisesini anlatt›. Bu olayla cinayeti kimin iflledi€i anlafl›lmakla beraber ine€in ibadet edilecek bir fley olmad›€› anlat›lm›flt›r. Maide, 21. Maide, 24. 227 Maide, 25-26. 228 Araf, 160. 229 Bakara, 61. 230 Bakara, 58-59. 225 226 Kavmi ise ona flu cevab› verdi: -”Ey Musa! Onlar orada bulunduklar› müddetçe biz oraya asla girmeyiz; flu hâlde sen ve Rabbin gidin savafl›n; biz burada oturaca€›z” dediler.226 Hz. Musa kavminin bu sözlerine çok k›zd› ve üzüldü. Bunun üzerine Musa: “Rabbim! Ben kendimden ve kardeflimden baflkas›na hakim olam›yorum; bizimle, bu yoldan ç›km›fl toplumun aras›n› ay›r,” dedi. “- Allah, öyleyse oras› (Arz-› Mukaddes/Filistin) onlara k›rk y›l yasaklanm›flt›r; (bu müddet içinde) yeryüzünde flaflk›n flaflk›n dolaflacaklar. Art›k sen, yoldan ç›km›fl toplum için üzülme’ dedi.”227 Allah (c.c.), ‹srail O€ullar›n› ceza olarak k›rk y›l Tih çölünde kalmaya mahkum etti. ‹srail O€ullar›na çölde üç fley laz›md›: Su, gölge ve yiyecek. Bunun için Hz. Musa´ya baflvurdular ve su istediler. Hz. Musa Allah’›n bildirmesi ile asas›n› yere vurdu ve tafltan on iki p›nar f›flk›rd›. Allah onlara bulutla gölge yapt› ve onlara yiyecek olarak kudret helvas› ve b›ld›rc›n (kufl eti) indirdi.228 ‹srail O€ullar› hiç zahmet çekmeden bu nimetlerden istifade ettiler. Ancak, bu yiyeceklerin k›ymetini bilmediler.229 Kudret helvas› ve b›ld›rc›n kuflu yerine bakla ve sebze istediler. Hz. Musa onlara Kudüs veya Eriha flehrine gidip istediklerini oradan almalar›n›, fakat girerken “H›tta!” (Ya Rabbi bizi affet) diyerek girmelerini bildirdi. Lâkin onlar emre uymad› ve kendilerine söylenen sözlerden baflkalar›n› söylediler ve Allah (c.c.) taraf›ndan azaba u€rat›ld›lar.230 Söz Verifl ‹srail O€ullar› zamanla Tevrat’›n hükümlerinin çok a€›r oldu€unu ve bunun alt›ndan kalkamayacaklar›n› söylediler. Beni ‹srail’in bu tutumu üzerine Allah (c.c.) Cebrail’e Tur Da€›’n› kald›r›p onlar›n üzerine getirmesini emretti. Allah, ‹srail O€ullar›ndan Tur da€›n›n alt›nda on emire uymalar› konusunda söz ald›. 231 Bakara, 67-73. 60 61 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri On emir Vaktiyle biz ‹srail O€ullar›ndan: Yaln›zca Allah’a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yak›n akrabaya yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz alm›fl ve ‹nsanlara güzel söz söyleyin, namaz› k›l›n, zekât› verin diye emretmifltik… 232 (Ey ‹srail O€ullar›!) Birbirinizin kan›n› dökmeyece€inize, birbirinizi yurtlar›n›zdan ç›karmayaca€›n›za dair söz alm›flt›k. Her fleyi görerek sonunda bunlar› kabul etmifltiniz.233 Hz. Musa, çölden ç›k›p mukaddes topraklara girme haz›rl›€› yapt›€› s›ralarda vefat etti. ‹srail O€ullar› onun vefat›ndan bir müddet sonra mukaddes topraklara girebildiler. Allah (c.c.) ‹srail O€ullar›na Hz. Musa’dan sonra ard› ard›na peygamberler göndermifltir. 236 “Sonra gelenler içinde, Musa ve Harun’a selâm olsun, diye (iyi bir nam) b›rakt›k.?237 • Tebli€ esnas›nda muhatap kim olursa olsun yap›lacak uyar›lar yumuflak bir dille olmal›d›r.238 Hz. Musa (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! H›z›r (a.s.) ile Arkadafll›k Hz. Musa (a.s.) kavmi Tih çölünde iken H›z›r (a.s.) ile görüflmüfl ve onun ilminden faydalanmak istemifltir. Zira H›z›r (a.s.)’a “Ledün ilmi”234 verilmiflti.235 • Tebli€ini k›zarak, öfkelenerek veya hiddetlenerek yapmaya çal›flanlar, inatlaflmaya yol açar ve kaybeder. • Tebli€ esnas›nda geliflmeler ne olursa olsun, muhatab›n imana gelece€inden ümit kesilmemelidir. • Büyü ve sihir büyük günahlar aras›ndad›r. Toplumu ve fertleri mahveden bu kötü fleyleri yapanlar iflâh olmazlar.239 Bunlar›n her türünden uzak durulmal›d›r. • Nimetler karfl›s›nda nankörlük etmemeli, flükredilmelidir. • Allah’›n emirlerine itaat edilmelidir. “Allah’a, rasülüne ve içinizden seçilen emirlere itaat ediniz.” “Allah ve rasülü bir ifle hüküm verdi€i zaman, inanm›fl erkek ve kad›na o ifli kendi isteklerine göre seçme hakk› yoktur…”240 Vefatlar› Hz. Harun (a.s.), Hz. Musa (a.s.)’dan bir kaç y›l evvel vefat etti. Vefat›, Allah’›n ‹srail O€ullar›n› Tih çölüne mahkum etti€i k›rk y›l›n sonlar›na rastlamaktad›r. Tur-i Sina yak›nlar›nda Murran Da€›’ndaki bir ma€araya defnedildi. Hz. Musa, kavmini M›s›r’dan mukaddes topraklara götürmekle görevlendirilmiflti. Fakat bunun gerçekleflmesi ‹srail O€ullar›n›n nankörlükleri nedeniyle k›rk y›l gecikti. Geçen k›rk y›l›n sonunda ‹srail O€ullar›n›n soyundan yeni ve enerjik bir nesil yetiflti. Bakara, 83. Bakara, 84. 234 Allah’›n verdi€i özel ilim. 235 Bu konuyla ilgili genifl bilgi için bkz. Kehf, 60-82. 232 233 Bakara, 87. Saffat, 120. 238 Taha, 44. 239 Taha, 69. 240 Ahzab, 36. 236 237 62 63 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. ‹lyas (a.s.) Hz. Musa ve Hz. Harun’dan sonra gönderilen peygamberler de ‹srail O€ullar›na tebli€ ettiler. Buna ra€men ‹srail O€ullar› zamanla putlara tapmaya bafllam›fllard›. ‹lyas (a.s.)’›n soyu Hz. Harun’a dayan›r. fiam’›n Ba’lebek kasabas›nda do€du. ‹srail O€ullar› fiam’a yerleflmifllerdi ve Ba’l putuna tapt›klar› s›rada Allah (c.c.) onlara Hz. ‹lyas (a.s.)’› peygamber olarak gönderdi. O, Köylerde yaflad› ve halka Tevrat’› ö€retti. “(‹lyas) milletine: (Allah’a karfl› gelmekten) sak›nmaz m›s›n›z? Yaratanlar›n en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, sizden önce gelen atalar›n›z›n da Rabbi olan Allah’› b›rak›p da Ba’l’e mi tapars›n›z? demiflti. Bunun üzerine ‹lyas’› yalanlad›lar. Onun için Allah’›n ihlâsl› kullar› müstesna; onlar›n hepsi (cehenneme) götürüleceklerdir.”241 ‹srail O€ullar› Hz. ‹lyas’› dinlemediler ve onu Ba’lebek’ten sürdüler. Ba’lebek kral› Hz. ‹lyas’› yakalat›p öldürmek istedi, fakat Allah’›n korumas›yla buna muvaffak olamad›. Allah (c.c.), ‹srail O€ullar›ndan bereketi az›tmalar›ndan dolay› kald›rd›. Ya€murlar kesildi, fliddetli kurakl›k ve darl›k içine düfltüler. Sonunda yanl›fl yolda olduklar›n› anlad›lar ve Hz. ‹lyas’a ya€mur ya€mas› için Allah’a dua etmesini söylediler. Bunun üzerine musibetler üzerlerinden kald›r›ld›. Ancak, bir müddet sonra yine nankörlük edip, hâllerini daha da kötü olarak devam ettirdiler. Hz. ‹lyas (a.s.) kavminin do€ru yola gelmeyece€ine kanaat getirince Allah (c.c.)’a dua etti. Yüce Allah, kavminden ayr›lmas›na izin verdi ve Hz. ‹lyas baflka bir yere gitti. Ayr›l›rken Elyesa (a.s.)’› yerine halife olarak b›rakt›. Allah (c.c.) Kur’an-› Kerim’de ‹lyas (a.s.) hakk›nda flöyle buyuruyor: Sonra gelenler içinde, kendisine bir ün b›rakt›k “‹lyas’a selâm!” dedik.242 ‹lyas (a.s.)’›n H›z›r (a.s.) gibi hâla hayatta oldu€una ve her y›l ikisinin Hacda bulufltuklar›na dair rivayetler vard›r. Hz. ‹lyas (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! Mükâfat isteyen külfete raz› olmal›d›r. Nimet ve külfet iliflkisi unutulmamal›d›r. Bununla beraber Allah (c.c.), musibetlere sabreden iyileri mükâfatland›racakt›r. Hz. Elyesa (a.s.) Elyesa (a.s.)’›n soyu ‹brahim (a.s.)’a dayan›r. ‹lyas (a.s.)’›n amcas›n›n o€lu oldu€u ve onun yan›nda yetiflti€i, Tevrat’› da ondan ö€rendi€i rivayet edilmektedir. ‹lyas (a.s.)’dan sonra ‹srail O€ullar›na peygamber olarak gönderildi. Kur’an-› Kerim’de Hz. Elyesa’dan iki yerde bahsedilmektedir: “‹smail’i, Elyesa’y›, Zülkifl’i de an. Hepsi de iyilerdendir.”243 “‹smail, Elyesa, Yunus ve Lut’u da (hidayete erdirdik/ peygamberlik verdik). Hepsini âlemlere üstün k›ld›k.”244 Hz. Elyesa (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! “Kifli sevdi€i ile beraberdir.”245 ‹slâm’› iyi bilip yaflayanlarla birlikte olabilmek için çaba göstermelidir. Hz. Elyesa (a.s.), gençlik y›llar›nda Hz. ‹lyas (a.s.)’la beraber olmaya daima gayret etmifltir. “Bana arkadafl›n› göster, sana kim oldu€unu söyleyeyim.”246 Beraber olunacak insanlar iyi seçilmeli ve ilim meclislerini tercih edenler ile arkadafll›k kurulmal›d›r. Sad, 48. Enam, 86. 245 Hadis-i fierif. 246 Atasözü. 243 244 241 242 Saffat, 124-128. Saffat, 129-131. 64 65 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. Yunus (a.s.) Hz. Yunus (a.s.) Kur’an-› Kerim’de, “Zü’n-nun”, yani “Bal›k sahibi” diye an›l›r.247 Musul’un Ninova halk›ndan olup soyu ‹brahim (a.s.)’a dayan›r ve Yakub (a.s.)’›n torunlar›ndand›r. Ninoval›lara peygamber olarak gönderildi. Putlara tapan kavmini otuz üç sene Allah’›n birli€ine inanmaya ve ona ibadete davet etti. Kendisine ancak iki kiflinin tabi oldu€u rivayet edilir. Bal›¤›n Karn›nda Hz. Yunus, Ninova’dan ayr›ld›ktan sonra bir gemiye bindi. Gemi bir müddet yol ald›ktan sonra fliddetli f›rt›naya tutuldu ve durdu. Yolcular, aralar›nda bir suçlunun oldu€una karar verip kur’a çekmeye bafllad›lar. Kur’a, Hz. Yunus’a ç›kt› ve denize atlad›. “Kendini k›nay›p dururken onu bir bal›k yuttu.”250 Yunus (a.s.) gece vakti hem denizin, hem de bal›€›n içinde karanl›klarda kalm›flt›. Bafl›na gelenlerin kavmini terk etti€inden kaynakland›€›n› anlad›. Hemen Allah’a s›€›nd› ve: “Lâ ilâhe illa ente sübhaneke inni küntü minez-zalimin.” dedi.251 “Senden baflka hiçbir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!” diye niyaz etti.252 Kavmi Terk Edifl Hz. Yunus’un, tutumlar›ndan dolay› kavmine can› çok s›k›l›yordu. Böyle darald›€› bir gün Ninova’y› terk etmeye karar verdi. fiehirden ayr›lmadan önce kavmine yak›nda bir azab›n gelece€ini haber verdi. Daha sonra Allah (c.c.)’dan izin almadan Ninova’y› k›zg›nl›k içinde terk etti. Bu uzaklaflma, kavminin davete uymamas›na ve kendisine sadece iki kiflinin iman etmifl olmas›na duyulan k›zg›nl›ktan kaynaklanm›flt›. Yoksa, görevden kaçma veya görevi verene baflkald›rma de€ildi. Allah’›n izni gelmeden Hz. Yunus (a.s.)’›n görev yerinden ayr›lmas›, zelle248 olarak nitelenmekte ve sab›rs›zl›k veya acelecilik olarak görülmektedir. Allah (c.c.), flartlar ne olursa olsun, Hz. Yunus (a.s.)’›n bu davran›fl›n›n yerine sab›r ve azmi önermektedir: “Sen Rabbinin hükmünü sab›rla bekle. Bal›k sahibi (Yunus) gibi olma. . .?249 Kabul Edilen Dua Enbiya, 86. Zelle: Sözlükte: 1. Ayak sürçüp kayma. 2. Hata, suç. (Allah, peygamberler zelle yapt›€›nda onlar› hemen uyar›r. Bu nedenle de günah oluflmad›€› için peygamberler günahs›zd›r. Çünkü, peygamberlerin bütün davran›fllar› ümmeti taraf›ndan örnek al›n›r. Ayr›ca, zelle durumlar› örnek al›nmaz..) 249 Kalem, 48. 247 248 Allah (c.c.), onun bu samimi duas›n› kabul etti ve bal›k onu k›y›ya ç›kard›. Her fleye gücü yeten Allah (c.c.), Yunus (a.s.)’› kurtard›. “Bunun üzerine onun duas›n› kabul ettik ve onu kederden kurtard›k. ‹flte biz mü’minleri böyle kurtar›r›z.”253 Hz. Yunus’un kurtuluflu, ömrü boyunca Allah’› anmas›na, hatas›n› anlamas›na ve Allah’a s›€›nmas›na ba€l› idi. Kur’an-› Kerim’de bu konuda flöyle buyrulur: “E€er Allah’› tespih edenlerden olmasayd›, tekrar dirilecekleri güne kadar onun karn›nda kal›rd›.”254 Yunus (a.s.) bal›€›n karn›ndan ç›kt›€›nda halsizdi, çünkü bal›€›n içinde geçirdi€i süre normal flartlar›n d›fl›nda bir durumdu. “Allah (c.c.) ona gölge olsun diye genifl yaprakl› kabak türünden bir bitki bitirdi.”255 Saffat, 142. Enbiya, 87. Bir Hadis-i fierifte: Hz. Yunus’un bu duas› ile dua eden Müslüman’›n duas›n›n kabul olunaca€› bildirilmifltir. (Ahmet bin Hanbel-Müsned, Tirmizi Sünen) 253 Enbiya, 88. 254 Saffat, 143-144. 255 Saffat, 145-146. 250 251 252 66 67 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Helâkten Kurtulufl Hz. Yunus (a.s.) Ninoval›lar’dan ayr›ld›ktan sonra, haber verdi€i azab›n alâmetleri ç›kmaya bafllad›. Gökyüzünde bulutlar belirmifl, her taraf› simsiyah dumanlar kaplam›flt›. Hz. Yunus’un do€ru söyledi€ini anlad›lar ve piflman oldular. Yunus Peygamber’i arad›lar, fakat bulamad›lar. Bütün flehir halk› Allah’a iman etti ve azab›n üzerlerinden kalkmas› için içtenlikle yalvar›p yakard›lar. Günahlar›n›n af olmas› için tövbe ettiler. Allah (c.c.), Yunus (a.s.)’›n kavminin duas›n› ve tövbesini kabul etti, üzerlerinden azab› kald›rd›. “Yunus’un kavmi müstesna, (halk›n› yok etti€imiz ülkelerden) herhangi bir ülke halk›, keflke (kendilerine azap gelmeden) iman etse de bu imanlar› kendilerine fayda verseydi! Yunus’un kavmi iman edince, kendilerinden dünya hayat›ndaki rüsval›k azab›n› kald›rd›k ve onlar› bir süre (dünya nimetlerinden) faydaland›rd›k.”256 Hz. Yunus bir süre o bitkinin alt›nda güneflten korundu, orada istirahat etti ve meyvesinden yiyerek eski s›hhatine kavufltu. Daha sonra Allah (c.c.) Yunus (a.s.)’a kavminin yan›na gidip, tövbelerinin kabul edildi€ini bildirmesini emretti. Yunus Peygamber kavmine geri döndü ve irflat görevine yeniden bafllad›. • fiartlar ne olursa olsun aceleci ve sab›rs›z olmamal›, Allah’›n hükmü sab›rla beklenilmelidir. • Zor durumda kal›nd›€›nda hemen Allah’a s›€›nmal› ve onu tespih ederek ondan yard›m beklenilmelidir. • Hatalar ve günahlar ne kadar çok olursa olsun, piflman olup Allah’a tövbe etmelidir. “Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyendir.”257 “Allah Azze ve Celle, can bo€aza gelmedikçe kulunun tövbesini kabul eder.”258 Hz. Davud (a.s.) Hz. Davud, Yakub (a.s.)’›n o€lu Yehuza’n›n soyundand›r. Babas›n›n ad› ‹fla idi. Hz. Davud henüz peygamber olmadan önce ‹srail O€ullar› iyice az›tm›flt›. Allah (c.c.) onlara ceza olarak Câlût (Goliath) isminde bir düflman› musallat etti. Câlût, Amalika kavminden iri yap›l› bir hükümdard›. Ordusu ile ‹srail O€ullar›na sald›rd› ve topraklar›n›n büyük bir bölümünü eline geçirdi. Bunun üzerine ‹srail O€ullar›, o s›rada yanlar›nda bulunan fiemuyel (veya di€er ismiyle ‹flmuyel) Peygamber’den kendilerine bir kumandan tayin etmesini istediler. fiemuyel (a.s.) onlara Tâlût (Saul) ad›nda halktan birini hükümdar ve kumandan tayin etti. Peygamberleri onlara: Bilin ki Allah, Tâlût’u size hükümdar olarak gönderdi, dedi. Bunun üzerine: Biz, hükümdarl›€a daha lây›k oldu€umuz hâlde, kendisine servet ve zenginlik yönünden genifl imkânlar verilmiflken o bize nas›l hükümdar olur? dediler. “Allah sizin üzerinize onu seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi. Allah mülkünü diledi€ine verir. . . “ 259 Tâlût’a, boyunun uzunlu€undan dolay› bu isim verilmiflti. O, ‹srail O€ullar› içinde vücut olarak en güçlü, en kuvvetlisi idi. Savafl bilgisi herkesten üstündü. ‹srail O€ullar› Tâlût’u, soylu olmad›€› ve fakirli€i nedeniyle baflta istemediler. Sözlerinden dönekli€i bir çok olayda oldu€u gibi sergilediler. Ancak bir müddet sonra, Allah (c.c.)’›n onlara gösterdi€i bir delil üzerine Tâlût’u kumandan ve hükümdar olarak kabul ettiler.260 Hükümdar Tâlût Kavme Dönüfl Hz. Yunus (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! Yunus, 98. Kaf, 12. 258 Tirmizi. 256 257 259 260 Bakara, 247. Bakara, 248. 68 69 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Tâlût rivayete göre seksen bin kifli toplad› ve yola koyuldu. Tâlût askerlerle beraber (cihat için) ayr›l›nca: Biliniz ki Allah sizi bir ›rmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden de€ildir. Eliyle bir avuç içen müstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi. ‹çlerinden pek az› müstesna hepsi ›rmaktan içtiler. Irmakla ‹mtihan Hükümdar Peygamber Tâlût’un ölümünden sonra Hz. Davud ‹srail O€ullar›n›n hükümdar› oldu ve kendisine peygamberlik verildi. Davud (a.s.) ülkesinin s›n›rlar›n› geniflletti, Filistin’i elde etti ve Kudüs’ü baflkent yapt›. O, adaletli bir hükümdard› ve halk da yönetiminden memnundu. Allah ona kavmini irflat etmesi için dört büyük kitaptan biri olan Zebur’u verdi. Zebur ‹branice olarak vahyolundu ve kelime olarak “kitap” manas›ndad›r. Zebur’da hüküm, yani haram ve helâllerle ilgili konular yoktu. Daha çok ö€ütlerden, iman esaslar›ndan ve dualardan ibaretti. Di€er ‹srail O€ullar› peygamberleri gibi, O da Musa (a.s.)’›n fleriat› ile amel etti. Tâlût ve iman edenler beraberce ›rma€› geçince: Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karfl› koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah’›n huzuruna varacaklar›na inananlar: Nice az say›da bir birlik Allah’›n izniyle çok say›daki birli€i yenmifltir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.?? ‹srail O€ullar›ndan pek ço€u ›rmaktan su içti. Bir avuç içenler suya kand› ve Tâlût ile beraber yollar›na devam ettiler. Emri dinlemeyip kanas›ya içenler susad›lar. Câlût ve ordusuyla karfl›laflmaktan korktular ve çarp›flmaktan vazgeçtiler. Sonunda Tâlût’un ordusu üç yüz küsur asker kadar kald›. Tâlût’un küçük ama ihlâsl› ordusu Câlût’un ordusu ile karfl›lafl›nca flöyle dua etti: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sab›r ya€d›r. Bize cesaret ver ki tutunal›m. Kâfir kavme karfl› bize yard›m et, dediler.”262 Davud (a.s.) ve Câlût savafl meydan›nda karfl›laflt›lar. Câlût iri cüsseli ve güçlü, Davud (a.s.) ise k›sa boylu ve henüz yaflça küçüktü. Hz. Davud (a.s.), sapanla iyi tafl atmas›n› bilirdi. Yoldan toplad›€› tafllar› sapan›na koyup Câlût’u aln›ndan vurdu ve Câlût orada öldü. Tâlût ve küçük ordusu düflmana karfl› galip geldi. Tâlût daha sonra k›z›n› Davud (a.s.) ile evlendirdi. Baz› Özellikleri Hz. Davud (a.s.) ibadeti çok severdi. Gecenin üçte birinde uyur, gece yar›s› namaza kalkar ve kalan saatlerini ibadetle geçirirdi. O, bir gün oruç tutar bir gün yerdi. Böylelikle senenin yar›s›n› oruçlu geçirirdi. Câlût’u Öldürüfl Hz. Davud (a.s.)’›n sesi çok güzel ve son derece tesirliydi. O, Zebur’u okudu€unda iflitenler etraf›nda toplan›r ve onu dinlerlerdi. Davud (a.s.) Allah (c.c.)’› and›€›nda, da€lar ve kufllar da Allah’› anarlar ve onun emrinde hareket ederlerdi.263 Kendisine kufllar›n dili ö€retildi,264 yüksek ilim265 ve güzel konuflma mucizeleri verildi. 266 Hz. Davud’a verilen bir di€er mucize ise, demire ateflsiz ve dövmesiz istedi€i flekli verebilmesiydi. O demiri eliyle yumuflatarak z›rhlar, k›l›çlar yapar ve onlar› satarak da geçimini sa€lard›. Z›rh yapma sanat›n› iyi bilirdi267 ve z›rh gömlek yapanlar›n ilkiydi. 261 Bakara, 249. Bakara, 250. Sad, 18-19. 264 Neml, 16. 265 Neml, 15. 266 Sad, 20. 267 Enbiya, 80. 262 263 70 71 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Vefat› Davud (a.s.), saltanat ile peygamberli€i k›rk sene beraberce yürüttü. Kavmini Hak’a davet etti. Söz dinlemeyip s›n›r› aflan ‹srail O€ullar›ndan inanmayanlar ise, Hz. Davud taraf›ndan lânetlendi.268 Mescidi Aksa’n›n yap›m›na bafllad›, fakat bitiremeden vefat etti ve o€lu Süleyman (a.s.)’a mescidi tamamlamas›n› vasiyet etti. • ‹srail O€ullar› hükümdar istediler ve hükümdar tayin edilince de onu be€enmediler ve sözlerinde durmad›lar. Müslüman, ahde vefa göstermeli, yani sözünde durmal›d›r. Hz. Süleyman (a.s.) Hz. Süleyman (a.s.), Davud (a.s.)’›n o€ludur. Babas›, Hz. Süleyman’a küçük yafltan itibaren gelen davalar› takip ettirir, insanlar aras›nda adaletle hüküm vermeyi ö€retirdi. Hz. Süleyman isabetli ve adaletli karar verdi€i için babas› onunla istiflare ederdi. Rivayete göre on üç yafl›nda babas›n›n vefat›ndan sonra onun yerine geçti ve hem saltanat hem de peygamberli€inin varisi oldu. Hz. Davud (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! Eflsiz Bir Saltanat Maide, 78. Sad, 17. 270 Müslim, Nesâî. 268 269 • ‹srail O€ullar›ndan bir ço€u baflkanlar› Tâlût’a uymad› ve ›rmaktan doyas›ya içti. Sonuç olarak sudan sadece bir avuç dolusu içenler susamad› ve kendinde Câlût’un ordusuna karfl› koyabilecek gücü buldu. Baflkana itaatte titiz olmayanlar ise, periflan oldu. • Tarihte nice küçük, fakat ihlâsl› ordular kendilerinden büyük ordular› ma€lup etmifllerdir. Önemli olan Allah’a s›€›n›p ondan yard›m istemektir. Yapaca€›m›z ifli baflarmak bizim için o anda imkâns›z gibi görünebilir. Ancak, Rabbimize s›€›n›p, gayret sarf edersek imkâns›zlar veya zor ifller kolay olur. • Davud (a.s.) Zebur’u okudu€unda dinleyenler mest olurdu. O hâlde, Kur’an-› Kerim tecvitli, mahreçli ve bilhassa makaml› okunmal›d›r. • Hz. Davud (a.s.), ibadeti çok severdi. ‹badetlerimizi gözden geçirmeli, sevmeli ve sevdirmelidir. “(Rasülüm!) onlar›n söylediklerine sabret ve kulumuz Davud’u, o kuvvet sahibi zat› hat›rla. O, hep Allah’a yönelirdi.”269 "Allahü Tealâ’ya en sevimli oruç, Davud (a.s.)'›n orucudur. O, bir gün oruç tutar, bir gün iftar ederdi. Allah'a en sevimli namaz da Davud namaz› idi. O, her gecenin yar›s›nda uyur. Üçte birinde (nafile) namaz k›lard›. Alt›da birinde de yine uyurdu." 270 Hz. Süleyman ülkesini adaletle yönetti. “O, iyi bir kuldu ve daima Allah (c.c.)’a yönelirdi.”271 Allah’dan kendisinden sonra kimseye nasip olmayacak mülk ve saltanat istedi. Allah (c.c.) onun iste€ini kabul etti. “Bunun üzerine biz de, istedi€i yere onun emriyle kolayca giden rüzgâr›, bina kuran ve dalg›çl›k yapan fleytanlar›, demir halkalarla ba€l› di€er yarat›klar› onun emrine verdik.”272 “Sabah gidifli bir ayl›k mesafe, akflam dönüflü yine bir ayl›k mesafe olan rüzgâr› da Süleyman’a (onun emrine) verdik ve onun için erimifl bak›r› kayna€›ndan sel gibi ak›tt›k. Rabbinin izniyle cinlerden bir k›sm› onun önünde çal›fl›rd›. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azab› tatt›r›rd›k. Onlar Süleyman’a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (genifl) le€enlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlard›.”273 Allah (c.c.) rüzgâr› Süleyman (a.s.)’›n emrine verdi. Rüzgara nereye emrederse Hz. Süleyman’› oraya götürürdü. Rüzgar o kadar h›zl› eserdi ki, bir günde iki ayl›k yol al›n›rd›. Cinler ve fleytanlar onun emrinde çal›fl›rlard›. Bunlar bina ustal›€›, denizden inci-mercan ç›karan dalg›çl›k yapar ve flehir Sad, 30. Sad, 36-38. 273 Sebe, 12-13. 271 272 72 73 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri kurmas›n›, saray yapmas›n› bilirlerdi. Emrinin d›fl›na ç›kt›klar›nda ise, Hz. Süleyman taraf›ndan cezaland›r›l›rlard›. Süleyman (a.s.)’›n âlim ve sanatkarlar›na verilen bir baflka nimet de, erimifl bak›r p›nar› ak›t›lmas›yd›. Bak›r ve madenlerle ilgili sanat ilerideydi. Hz. Süleyman kufl dilini iyi bilir, onlar›n maksatlar›n› anlard›. 274 Süleyman (a.s.)’›n ordusu bilinen ordulardan farkl›yd›. Onun ordusu cinlerden, insanlardan ve kufllardan olufluyordu. Bu ordu Hz. Süleyman taraf›ndan disiplinli bir flekilde sevk ediliyordu.275 Muhteflem ordusuyla bir çok yerleri fethetti. O, atlar› çok severdi ve onlarla bizzat ilgilenirdi.276 Çünkü at, kahramanl›k, zafer ve fetih sembolüydü. Rivayete göre Hac’dan dönen Süleyman (a.s.) ve ordusu, Taif civar›nda Kar›ncalar Vadisine geldiklerinde, kar›ncalarla karfl›laflt›lar. Nihayet kar›nca vadisine geldikleri zaman, bir kar›nca: Ey kar›ncalar! Yuvalar›n›za girin; Süleyman ve ordusu fark›na varmadan sizi ezmesin! dedi. (Süleyman) onun sözünden dolay› gülümsedi ve dedi ki: Ey Rabbim! Beni, gerek bana gerekse ana-babama verdi€in nimete flükretmeye ve hoflnut olaca€›n iyi ifller yapmaya muvaffak k›l. Rahmetinle, beni iyi kullar›n aras›na kat.277 Allah’›n bir lütfu olarak hayvanlar›n dilinden anlayan devrin en güçlü hükümdar› Süleyman Peygamber bu flekilde Allah (c.c.)’a flükredip iyilerden olmay› diledi. Neml, 16. Neml, 17. 276 Sad, 32-33. 277 Neml, 18-19. 274 275 Hüthüt ve Sebe Melikesi Belk›s Süleyman (a.s.) ve ordusu Mekke dönüflü San’a’ya vard›klar›nda susad›lar. Orduda herkesin bir görevi vard›. Hüthüt kuflu da su bulmakla görevliydi. Hüthütü göremeyen Hz. Süleyman onun izinsiz ayr›l›fl›na ve ordunun susuz kalmas›na k›zd›.278 Hz. Süleyman’›n Ordusu Çok geçmeden (hüthüt) gelip: -Ben, dedi, senin bilmedi€in bir fleyi ö€rendim. Sebe’den279 sana çok do€ru (ve önemli) bir haber getirdim. Gerçekten, onlara (Sebelilere) hükümdarl›k eden, kendisine her fley verilmifl ve büyük bir taht› olan bir kad›nla280 karfl›laflt›m. Onun ve kavminin, Allah’› b›rak›p günefle secde ettiklerini gördüm. fieytan kendilerine yapt›klar›n› süslü göstermifl de onlar› do€ru yoldan al›koymufl. Bunun için do€ru yolu bulam›yorlar.281 - (Süleyman hüthüte) dedi ki: Do€ru mu söyledin, yoksa yalanc›lardan m›s›n, bakaca€›z. fiu mektubumu götür, onu kendilerine ver sonra onlardan biraz çekil de, ne sonuca varacaklar›na bak. - (Süleyman’›n mektubunu alan Sebe melikesi, ) “Beyler, ulular! Bana çok önemli mektup b›rak›ld›” dedi. “Mektup Süleyman’dand›r, rahman ve rahim olan Allah’›n ad›yla (bafllamakta) d›r. Bana bafl kald›rmay›n, teslimiyet gösterip bana gelin, diye (yazmaktad›r)”. Hz. Süleyman kendisine bafl kald›rmamalar›n› ve Müslüman olarak gelmelerini emretti. Belk›s, devletinin ileri gelenleri ile istiflare etti ve sonunda Hz. Süleyman’a hediyeler göndermeye karar verdi. Mümkün mertebe harpten kaç›nmaktayd›. Hediyeleri gönderece€i elçilerle de Hz. Süleyman (a.s.)’›n gücü hakk›nda bilgi edinmeyi ve ona göre hareket etmeyi istedi.282 Hz. Süleyman hediyeleri kabul etmedi ve onlara teslim Neml, 20-21. Sebe: Yemen’de dedelerinin ismiyle an›lan bir kabilenin ad›d›r. 280 Hüthütün haber verdi€i kad›n hükümdar Sebe Devleti’nin kraliçesi Belk›s idi. 281 Neml, 22-24. 282 Neml, 33-35. 278 279 74 75 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri olmalar›n› söyledi. Elçiler hediyelerle geri dönüp olup bitenleri ve cinlerin, kufllar›n, rüzgâr›n Süleyman (a.s.)’›n emrinde oldu€unu anlatt›lar. Belk›s, Hz. Süleyman’›n di€er hükümdarlar gibi olmad›€›n› ve ona verilen nimetlerde insanüstü bir kuvvetin rolü oldu€unu anlad›. Süleyman (a.s.)’a bir elçi ile tekrar haber gönderdi ve kavminin beyleri ile onun huzuruna saltanat›n› görmeye ve davet etti€i dini ö€renmeye geleceklerini bildirdi. Yola ç›kmadan önce taht›n› saray›n korunmufl bir yerine koydurarak kap›lar› kilitletti. Belk›s’›n Taht› Sebe kraliçesinin kavminin ileri gelenleri ile yola ç›kt›€›n› ö€renen Hz. Süleyman onlara geldiklerinde hemen iman etmelerine vesile olacak ola€anüstü bir fley göstermek istedi. Akl›na daha önce hüthütün övdü€ü Belk›s’›n taht› geldi ve onlardan önce taht› getirtti. Bu olay Kur’an-› Kerim’de flöyle geçmektedir: (Sonra Süleyman müflavirlerine) dedi ki: -Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin taht›n› bana getirebilir? Cinlerden bir ifrit: - Sen makam›ndan kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu ifle gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz, dedi. Kitaptan (Allah taraf›ndan verilmifl) bir ilmi olan kimse283 ise: -Gözünü aç›p kapamadan ben onu sana getiririm, dedi. (Süleyman) onu (melikenin taht›n›) yan› bafl›na yerleflmifl olarak görünce: -Bu, dedi, flükür mü edece€im, yoksa nankörlük mü edece€im diye beni s›namak üzere Rabbimin (gösterdi€i) lütfundand›r. fiükreden ancak kendisi için flükretmifl olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbimin hiçbir fleye ihtiyac› yoktur, çok kerem sahibidir.284 ‹lim sahibi zat›n, Süleyman (a.s.)’›n veziri Asaf bin Berhiya, yahut da H›z›r(a.s.) oldu€u rivayet edilmektedir. 284 Neml, 38-40. 283 Taht, o kimse taraf›ndan kilometrelerce uzaktaki Sebe ülkesinden göz aç›p kapayana kadar getirildi. Süleyman (a.s.), verilen bu nimetlere flükretti ve bir imtihan vesilesi oldu€unu unutmad›. “Asr›m›zdaki ilmi geliflmeler sonucu, insano€lu eflyan›n nakli mucizesine bir ölçüde yaklaflmaya, benzerlerini yapmaya muvaffak olmufltur. Art›k çok k›sa zaman içinde binlerce km. uzakl›ktan ses ve görüntü nakilleri yap›lmaktad›r. Bütün bunlar, Allah’›n kâinata koydu€u baz› kanunlar›n ilmen keflfi neticesidir.” 285 Telefon, telsiz, telgraf, radyo, televizyon gibi aletlerle yap›lan ses ve görüntü nakilleri buna bir örnektir. Hz. Süleyman (a.s.), Belk›s ve beraberindekiler gelmeden önce bir köflk infla ettirdi. Köflkün avlusunu havuz gibi yapt›rarak, içine su doldurttu. Bal›k vb. deniz hayvanlar›n› da içine koydurttu. Üzerini de fleffaf cam ile kaplatt› ve biraz de€ifliklikler yapt›klar› Belk›s’›n taht›n› bunun üzerine koydurdu. Taht sanki havuzun ortas›nda ve su üzerinde gibi duruyordu. (Süleyman devamla) dedi ki: Onun taht›n› bilemeyece€i bir hâle getirin; bakal›m tan›yacak m›, yoksa tan›yamayanlar aras›nda m› olacak! 286 Belk›s ve kavminin ileri gelenleri geldiklerinde Hz. Süleyman onlar› karfl›lad› ve köflke do€ru gittiler. Melike gelince: Senin taht›n da böyle mi? dendi. O flöyle cevap verdi: T›pk› o! (Süleyman flöyle dedi): Bize daha önce (Allah’tan) bilgi verilmifl ve biz Müslüman olmufltuk. Onu, Allah’tan baflka tapt›€› fleyler (o zamana kadar tevhid dinine girmekten) al›koymufltu287. Çünkü kendisi inkârc› bir kavimdendi. d› ve ete€ini yukar› çekti...) Ona: Köflke gir! dendi. Melike onu görünce derin bir su sand› ve ete€ini yukar› çekti. Süleyman: Bu, billurdan yap›lm›fl, fleffaf bir zemindir, bkz. Dikmen, s. 419. 286 Neml, 41. 287 Günümüzde de mal, makam, çevre, ideoloji vb.lerine taparcas›na ba€lananlar için böylesi bir tehlike mevcuttur. 285 76 77 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri dedi. Melike dedi ki: Rabbim! Ben gerçekten kendime yaz›k etmiflim. Süleyman’la beraber âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.288 Sebe kraliçesi taht›n› suyun üzerinde görünce sudan geçece€ini sand› ve eteklerini toplad›. Daha sonra durumu fark edince Hz. Süleyman’›n Allah’›n elçisi oldu€una inand› ve flüphesi kalmad›. Belk›s iman edince, önce beraberindekiler daha sonra da Sebe halk› topluca iman ettiler. Bir müddet sonra Hz. Süleyman, Belk›s’la evlendi ve onu yine hükümdar olarak Sebe’de b›rakt›. Bu olaydan sonra birçok hükümdar Hz. Süleyman’a itaat etti. Süleyman (a.s.)’›n saltanat› k›rk y›l sürdü ve 53 yafl›nda vefat etti. Babas›n›n vasiyetini yerine getirdi ve Mescid-i Aksa’y› yapt›rd›. Beyt-i Makdis ad› verilen Mescid-i Aksa’n›n yap›m›nda cinler çal›fl›yordu. Halk aras›nda o s›ralarda cinlerin gayb› bildikleri san›l›rd›. Hz. Süleyman (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! • Saltanat, makam, ilim vb. Allah’› anmaktan ve flükürden al›koymamal›d›r. Nimetlerin imtihan sorusu oldu€u unutulmamal›d›r. • Bulufllar yap›lmas› teflvik edilmelidir. (Füzeler, helikopterler, uçaklar, yeni teknolojik ürünler gibi). • Madenler bulunmal› ve onlar› çeflitli sahalarda kullanmal›d›r. • Sanat, estetik, ilerleme anlay›fl› olmal› ve çal›flmalarda titizlik kendini göstermelidir. Vefat› Neml, 42-44. Sebe, 14. 290 Sad, 40. 288 289 Bir gün Süleyman (a.s.) asas›na dayanm›fl olarak çal›flanlar› kontrol ederken vefat etti. Onun vefat etti€ini anlayamayan cinler çal›flmalar›n› devam ettirdiler. Bu durum uzun bir müddet devam etti. Hz. Süleyman’›n vefat›n› onun asas›n› kemiren bir a€aç kurdu gösterdi.289 Mabedin yap›m› bitti€inde a€aç kurdunun asay› kemirmesi de bitmiflti. Böylece asa k›r›ld› ve Hz. Süleyman yere düfltü. Cinler bu olayla gayb› bilmediklerini anlad›lar. Zira bilmifl olsalard›, Hz. Süleyman’›n vefat›n› anlay›p, o yorucu iflte kalmazlard›. Mescit, alt›n, gümüfl, inci ve yakutla süslendi. Yeryüzünde o dönemde, Mescid-i Aksa’dan daha güzeli, süslüsü ve parla€› yoktu. Hz. Süleyman’›n vefat›ndan sonra ‹srail O€ullar› ikiye ayr›ld›. Güçleri parçaland› ve hakimiyetlerini kaybettiler. “Do€rusu onun, bizim kat›m›zda büyük bir de€eri ve güzel bir yeri vard›r.”290 78 79 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. Zekeriya (a.s.) Hz. Zekeriya’n›n soyu Davud (a.s.) yoluyla Hz. Yakub’a dayan›r. Peygamber o€ullar›ndan oldu€u için Beytülmakdis’te Tevrat nüshalar›n› yazard›. Kendisi ayn› zamanda Beyt-i Makdis’te, yani Mescid-i Aksa’da dinî reislik yap›yordu. Mesle€i marangozluktu. Zekeriya (a.s.), ‹srail O€ullar›na peygamber olarak gönderildi. Yeni bir fleriat getirmedi, Hz. Musa (a.s.)’›n fleriat›yla amel etti. Hz. Zekeriya ‹fla isminde bir han›mla evliydi. ‹fla ve Zekeriya Peygamber’in çocuklar› olmad›. Yaflland›klar›ndan dolay› da çocuk sahibi olabilecekleri konusunda pek ümitleri kalmam›flt›. Hanne’nin Duas› ve Hz. Meryem’in Dünyaya Gelmesi ‹fla’n›n k›z kardefli Hanne idi. Hanne, ‹srail O€ullar›n›n büyüklerinden olan ‹mran’›n han›m›yd›. ‹mran ve Hanne’nin de Hz. Zekeriya ve ‹fla gibi çocuklar› olmam›fl ve onlar da yafllan›yorlard›. Hanne bir gün gölgesinde oturdu€u a€açta bir kufl yuvas› gördü. Anne kuflun yavrular›na bir fleyler getirdi€ini görünce, çok duyguland› ve kendisinde anne olma arzusu uyand›. Allah’a samimi bir flekilde dua etti. Allah (c.c.) onun bu duas›n› kabul etti. Hanne hamile oldu€unu anlay›nca, kendilerine verilen bu lütfa karfl›l›k karn›ndaki çocu€u Mescid-i Aksa’n›n hizmetine vermeye niyet etti. ‹mran’›n kar›s› flöyle demiflti: “Rabbim! Karn›mdakini azatl› bir kul olarak s›rf sana adad›m. Ada€›m› kabul buyur. fiüphesiz (niyaz›m›) hakk›yla ifliten ve (niyetimi) bilen sensin.”291 O zamanda do€an erkek çocuklar›n› Beytülmakdis’in hizmetine vermek ‹srail O€ullar› aras›nda âdetti. Erkek çocuklar orada hem hizmette bulunuyor, hem de ilim ö€reniyorlard›. Hanne, bebe€inin k›z m› erkek mi olaca€›n› bilmeden bu adakta bulundu. O, niyetinin samimiyetine güvenerek do€acak bebe€in erkek olaca€›na inan›yordu. ‹mran, han›m› Hanne çocu€unu dünyaya getirmeden önce vefat etti. Hanne’nin bir k›z çocu€u oldu. Onu do€urunca, Allah, ne do€urdu€unu bilip dururken: Rabbim! Ben onu k›z do€urdum. Oysa erkek, k›z gibi de€ildir… 292 Hanne’nin k›z› olunca ilk baflta onu adad›€› gibi Beyt-i Makdis’in hizmetine veremeyece€i için üzüldü. Onun için “erkek, k›z gibi de€ildir” dedi. Daha sonra kendini toparlad› ve sözünü yerine getirmeye karar verdi. “(Hanne) ona Meryem ad›n› verdim. Kovulmufl fleytana karfl› onu ve soyunu senin koruman› diliyorum, dedi.” 293 Meryem ismi Süryani dilinde “ibadet ve hizmet edici” manas›na geliyordu. Hanne, bu isme lây›k bir hayat geçirmesi ümidiyle k›z›na Meryem ismini verdi. Hz. Meryem Beyt-i Makdis’te Hanne, k›z›n› alarak mescide gitti. Orada Beyt-i Makdis’in din bilginleriyle görüfltü. Onlara Hz. Meryem’i din hizmetine kabul etmeleri için dil döktü. Harun (a.s.)’›n neslinden gelen bu din adamlar› Hz. Meryem’i ‹mran’›n k›z› oldu€u için kabul ettiler. Zekeriya (a.s.), Hz. Meryem’in bak›m›n› üstlenmek istedi. Fakat di€erleri de ayn› istekte bulunduklar› için çekifltiler ve sonunda kur’a çekmeye karar verdiler.294 Kur’a sonucu Zekeriya (a.s.) Hz. Meryem’in bak›m›n› üzerine ald›. Zekeriya (a.s.), onu teyzesi ‹fla’ya götürdü. Âl-i ‹mran, 35. Âl-i ‹mran, 36. 293 Âl-i ‹mran, 36. 294 Âl-i ‹mran, 44. 291 292 80 81 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. Meryem ergenlik ça€›na bas›nca Zekeriya (a.s.) ona Beyt-i Makdis’te bir oda yapt›rd›. Burada Hz. Meryem gece gündüz ibadetle meflgul oldu. Hz. Meryem büyüdü ve son derece iffetli, güzel ahlâkl› bir genç k›z oldu. Yiyece€ini, içece€ini ve di€er ihtiyaçlar›n› Zekeriya (a.s.) yan›na götürürdü. Odas›na baflkas› ç›kamazd›. Ancak Zekeriya (a.s.) Hz. Meryem’in yan›na her giriflinde onun yan›nda r›zk bulurdu. “Ey Meryem, bu sana nereden geliyor? der; o da (Meryem): Bu, Allah taraf›ndand›r. Allah, diledi€ine say›s›z r›zk verir, derdi.” 295 Zekeriya (a.s.) Hz. Meryem’in yan›nda o mevsimde o bölgede yetiflmeyen çeflit çeflit meyveler görürdü. Bunlar Allah (c.c.)’›n Hz. Meryem’e güzel ikramlar›yd›. Zekeriya (a.s.), Hz. Meryem’de gördü€ü bu fevkalâde olaylar karfl›s›nda onun Allah (c.c.) kat›nda makbul insan oldu€unu anl›yordu. Hz. Zekeriya (a.s.), sürdürdü€ü tevhid mücadelesinin gelece€i aç›s›ndan tehlike sezdi. Allah’tan bu konuda kendisine mirasç› olacak bir o€ul istedi. Hz. Meryem gibi hay›rl› evlât nasip etmesi için de, Rabbine gizli bir sesle flöyle dua etti: “Hani o, gizli bir sesle Rabbine niyaz etmiflti: Rabbim! dedi, benden (vücudumdan), kemiklerim zay›flad›, saç›m bafl›m a€ard›. Ve ben, Rabbim, sana (etti€im) dua sayesinde hiç bedbaht olmad›m. Do€rusu ben, arkamdan ifl bafl›na geçecek olan yak›nlar›mdan endifle ediyorum. Kar›m da k›s›rd›r. Taraf›ndan bana bir veli (o€ul) ver. Ki o bana varis olsun. Rabbim, onu r›zana lây›k k›l!”296 Müjdeli Haber Allah (c.c.) onun duas›n› kabul etti. “Zekeriya mabette durmufl namaz k›larken melekler ona flöyle nida ettiler: Allah sana, kendisi taraf›ndan gelen bir kelime’yi (Hz. ‹sa) tasdik edici, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’y› müjdeler.297 “(Allah flöyle buyurdu) Ey Zekeriya! Biz sana bir o€ul müjdeleriz ki, onun ad› Yahya’d›r. Daha önce ona kimseyi adafl yapmad›k.298 Hz. Zekeriya’n›n do€acak çocu€una bizzat Allah (c.c.) Yahya ismini verdi. Bu, yaln›z Hz. Yahya’ya verilen özel bir lütuftur. Hem han›m› ‹fla hem de kendisi çok yafll› olan Zekeriya (a.s.), bu müjdenin nas›l gerçekleflece€inin bildirilmesini istedi. “-Zekeriya: Rabbim! dedi, kar›m k›s›r oldu€u, ben de ihtiyarl›€›n son s›n›r›na vard›€›m hâlde, benim nas›l o€lum olabilir? -Allah: Öyledir, dedi. Rabbin: O bana kolayd›r. Daha önce, sen hiçbir fley de€ilken seni de yaratm›flt›m, buyurdu. - O: Rabbim! dedi (çocu€um olaca€›na dair) bana bir iflaret ver. -Allah: Sana iflaret, sapasa€lam oldu€un hâlde üç gün insanlarla konuflamamand›r, buyurdu.” 299 Hz. Zekeriya (a.s.)’›n istedi€i müjdenin iflareti gerçekleflti ve han›m› ‹fla hamile kald›€›nda Zekeriya (a.s.) üç gün konuflamad›. Bu günlerde devaml› tespih, tehlil ve ibadetle meflgul oldu ve Allah’a flükretti. Hz. Zekeriya’n›n Duas› Vefat› Âl-i ‹mran, 44. 296 Meryem, 3-6. 295 ‹srail O€ullar› Hz. Meryem, Hz. ‹sa (a.s.)’› dünyaya getirdikten sonra, hiç bir kimsenin babas›z olamayaca€›n› söyleyerek Hz. Zekeriya’ya korkunç bir iftirada bulundular. Bu kötü iftira zamanla halk aras›nda yerleflti ve galeyana geldikleri bir günde o masum peygamberi flehit ettiler. Âl-i ‹mran, 39. Meryem, 7. 299 Meryem, 8-10. 297 298 82 83 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. Zekeriya (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! • Rabbimiz Mucib’tir, bütün dualar›n karfl›l›€›n› verir. Dilinden dua eksik olmayan her hâlükarda kazançl›d›r... “Kullar›m sana beni sordu€unda (söyle onlara): Ben çok yak›n›m. Bana dua etti€i vakit dua edenin dile€ine karfl›l›k veririm.”300 “Hangi Müslüman bir dua ederse onun duas›na icabet olunur. Ya dünyada onun istedi€i verilir veya ahirette onun için sevap olarak haz›rlan›r. Bunlar olmad›€› takdirde duas› kadar hatas› silinir. Ancak, günahl›k bir dua yapmazsa; akrabadan aya€›n› kesen biri de€ilse.”301 • Müjde ile veya nimetlerle karfl›lafl›nca gereken yap›lmal› ve flükredilmelidir. • Çocu€a güzel isim koymal› ve ismi gibi hay›rl› olmas›n› dilemelidir. • ‹ftiran›n ve kötü zann›n her türünden kaç›n›lmal›d›r. Hz. Yahya (a.s.) Hz. ‹sa (a.s.)’dan alt› ay kadar önce do€du. Ona Yahya ismi Allah (c.c.) taraf›ndan daha do€madan verildi.302 Müjdelenen do€umuyla Hz. Zekeriya (a.s.) ve han›m› ‹fla çok mutlu oldular. Hz. Yahya (a.s.), takvada, ibadette, yumuflak huylulukta ve din ifllerinde zaman›n en büyüklerinden oldu€u için Kur’an› Kerim’de kendisine “Seyyid” denmifltir. Hz. Yahya daha küçük yaflta “Tevrat’a sar›l!” emri gere€ince devaml› Tevrat’› okur ve yafl›tlar› sokaklarda oynarken Allah (c.c.)’a ibadet ederdi. Takva sahibiydi ve haramlardan, lüzumsuz fleylerden çok sak›n›rd›. Son derece iffetliydi. Anne ve babas›na itaat eder, emirlerini yerine getirir- di. Çocukken Beyt-i Makdis’e girip orada hizmet ve ibadette bulundu. Hz. Yahya, Musa (a.s.)’›n fleriat› ile amel eden peygamberlerin sonuncusudur. Genç yaflta kendisine peygamberlik verildi. ‹lk önce Hz. Musa’n›n fleriat› ile amel eder, ‹srail o€ullar›na vaaz ve nasihatlerde bulunurdu. Daha sonra ‹sa (a.s.)’a peygamberlik verilince ona tabi oldu. Nitekim daha do€madan Hz. ‹sa’y› tasdik edece€i babas› Hz. Zekeriya’ya bildirilmiflti.303 Yahya (a.s.) Hz. ‹sa (a.s.)’›n fleriat› ile amel etmekle görevlendirildi. Rabbimiz Kur’an-› Kerim’de Yahya (a.s.) hakk›nda flöyle buyurur: “(Ona çocuklu€unda): “Ey Yahya! Kitab’a (Tevrat’a) var gücünle sar›l!” (dedik) ve henüz sabi iken ona (ilim ve) hikmet verdik. Taraf›m›zdan ona kalp yumuflakl›€› ve temizlik de (verdik). O, çok sak›nan bir kimse idi. Ana-babas›na çok iyi davran›rd›; o, isyankâr bir zorba de€ildi.” 304 ‹nsanlar›n en çok korktuklar› ve kendilerini yaln›z hissettikleri vakitler; do€du€u, öldü€ü ve dirildi€i vakitlerdir. Bu üç vakit her insan›n bafl›na mutlaka gelecektir. Allah (c.c.) Yahya (a.s.)’›n bu üç vakitte emniyette ve esenlik içinde olaca€›n› flöyle bildirmektedir: “Do€du€u gün, ölece€i gün ve diri olarak kabirden kald›r›laca€› gün ona selâm olsun!” 305 Bakara, 186. Hadis-i fierif. 302 Meryem, 7. 300 301 Âl-i ‹mran, 39. Meryem, 12-14. 305 Meryem, 15. 303 304 84 85 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. Yahya (a.s.), ‹ncil’in hükümlerine dayanarak dinen yasak olan bir evlili€e izin vermedi€i için Yahudi hükümdarlar›ndan Herod taraf›ndan flehit edildi. fiehit edildi€inde henüz otuz yafllar›nda idi. Vefat› Hz. ‹sa (a.s.) Hz. Meryem iffetli ve do€ruydu.307 ‹badet ve kulluk hususunda zaman›nda kendisinin dengi yoktu. Peygamberimiz onun hakk›nda bir Hadisi fieriflerinde flöyle buyuruyor: “Zaman›ndaki kad›nlar›n en hay›rl›s› Meryem’dir. Bu ümmetin kad›nlar›n›n hay›rl›s› da Hatice’dir.”308 Allah (c.c.)’da onun üstünlü€ünü flu flekilde ifade ediyor: “Hani melekler demifllerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti: seni tertemiz yaratt› ve seni bütün dünya kad›nlar›na tercih etti. Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secdeye kapan, (onun huzurunda) e€ilenlerle beraber sen de e€il.”309 Kur’an-› Kerim’de on bir yerde ismi geçmekte ve iki yerde “namusunu, iffetini muhafaza eden kad›n”310 diye an›lmaktad›r. Ayr›ca, Kur’an-› Kerim'de kendi ad›n› tafl›yan bir de sure vard›r. Doksan sekiz ayet olan bu surede özellikle Hz. Meryem’den ve onun Hz. ‹sa’y› dünyaya getirmesinden bahsedilir. Hz. Meryem odas›nda cemaate uyarak namaz k›lard›. O, peygamber olmad›€› hâlde Hz. Cebrail ile konuflma flerefine nail oldu. Bu onun Allah kat›ndaki k›ymetini göstermektedir. Hz. Meryem, Mescid-i Aksa’n›n do€u taraf›ndaki odas›nda devaml› ibadet eder ve kap›s›n› örtülü bulundururdu. Bir gün yine odas›nda ibadet ederken Cebrail (a.s.), bir erkek fleklinde göründü.311 Hz. Meryem korkmas›n ve sözünü anlas›n diye Allah onu insan k›l›€›nda gönderdi. Onun ne maksatla geldi€ini bilmedi€i için endifleyle flöyle dedi: Hz. Meryem Hz. Yahya (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! • Rabbimizin sar›lmam›z› istedi€i Kur’an-› Kerim bolca okunmal› ve gere€i yap›lmak üzere ö€ütleri iyice kavran›lmal›d›r. • Takva sahibi ve yumuflak huylu olmal›d›r. Kabal›ktan, zorbal›ktan, ölçüsüzlükten Allah’a s›€›nmal›d›r. • Anne ve babaya çok iyi davran›lmal›, onlar› hoflnut etmelidir. “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-baban›za da iyi davranman›z› kesin bir flekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yan›nda yafllan›rsa, kendilerine “Of!” bile deme; onlar› azarlama; ikisine de güzel söz söyle.”306 ‹sa (a.s.) ile Müjdelenifl 306 ‹sra, 23. Maide, 75. Tecrid Tercemesi. 309 Âl-i ‹mran, 42, 43. 310 Tahrim,12; Enbiya, 91. 311 Meryem, 17. 307 308 86 87 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Meryem, 18-21. Enbiya, 91. 314 Mesih, ‹branice bir kelime olup asl› “Meflih”tir. Hz. ‹sa’n›n bir lâkab›d›r ve “mübarek” anlam›na gelmektedir. 315 Âl-i ‹mran, 45-49. 312 313 “- Senden, çok esirgeyici olan Allah’a s›€›n›r›m! E€er Allah’tan sak›nan bir kimse isen (bana dokunma). - Melek: Ben, yaln›zca, sana tertemiz bir erkek çocuk ba€›fllamam için Rabbinin bir elçisiyim, dedi. - Meryem: Bana bir insan eli de€medi€i, iffetsiz de olmad›€›m hâlde benim nas›l çocu€um olabilir? dedi. - Melek: Öyledir, dedi; (zira) Rabbin buyurdu ki: Bu bana kolayd›r. Çünkü biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet k›laca€›z. Bu, hüküm ve karara ba€lanm›fl (ezelde olup bitmifl) bir ifl idi.”312 “Irz›n› iffetle korumufl olan› (Meryem’i de an.) Biz ona ruhumuzdan üfledik, onu ve o€lunu cümle âlem için bir ibret k›ld›k.”313 “Melekler demifllerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelime’yi müjdeliyor. Ad› Meryem o€lu ‹sa’d›r. Mesih’tir314. Dünyada da, ahirette de itibarl› ve Allah’›n kendisine yak›n k›ld›klar›ndand›r. O, salihlerden olarak beflikte iken ve yetiflkinlik hâlinde insanlara (peygamber sözleri olarak) konuflacak. -Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli de€medi€i hâlde nas›l çocu€um olur? - Allah flöyle buyurdu: ‹flte böyledir, Allah diledi€ini yarat›r. Bir ifle hükmedince ona sadece “ol!” der; o da oluverir. - (Melekler, Meryem’e hitaben ‹sa hakk›nda sözlerine devam ettiler:) Allah ona yazmay›, hikmeti, Tevrat’›, ‹ncil’i ö€retecek. O, ‹srail O€ullar›na bir elçi olacak (ve onlara flöyle diyecek:) Size Rabbinizden bir mucize getirdim: Size çamurdan bir kufl sureti yapar, ona üflerim ve Allah’›n izni ile o kufl oluverir. Yine Allah’›n izni ile körü ve alacal›y› iyilefltirir, ölüleri diriltirim. Ayr›ca evlerinizde ne yeyip ne biriktirdi€inizi size haber veririm. E€er inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vard›r.”315 Do¤um Allah (c.c.) Âdem (a.s.)’› nas›l annesiz ve babas›z olarak topraktan yaratt› ise, Hz. ‹sa’y› da babas›z olarak ruh üfleyerek, ol! demesiyle yaratt›. Bunlar, Allah’›n kuvvet ve kudretini ortaya koymaktad›r. Hz. Meryem, bir k›z›n efli olmadan hamile olmas› ve çocuk dünyaya getirmesinin insanlar taraf›ndan dedikodu ile karfl›lanaca€›n› düflünür ve huzursuz olurdu. Hamilelik alâmetleri belirdi€inde insanlardan uzak bir yere çekildi. Hz. Meryem insanlar aras›nda iffetli bir k›z olarak bilinirdi. Kuca€›nda bir çocukla onlar›n karfl›s›na nas›l ç›kaca€›n› düflündü ve “. . . Do€um sanc›s› onu bir hurma a€ac›na (dayanmaya) sevk etti. “Keflke, dedi, bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim! Afla€›s›ndan (‹sa yahut melek) ona flöyle seslendi: “Tasalanma! Rabbin senin alt yan›nda bir su ark› vücuda getirmifltir. Rivayete göre Hz. ‹sa do€du€unda aya€›n›n de€di€i yerde, Allah (c.c.) bir su p›nar› ortaya ç›kard›. (Ayete flu mana da verilmifltir: “Tasalanma! Rabbin senin alt›ndakini (yani ‹sa’y›) flerefli bir lider olarak yaratm›flt›r.”). “Hurma dal›n› kendine do€ru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün.” “Ye, iç. Gözün ayd›n olsun! E€er insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah’a oruç adad›m; art›k bugün hiçbir insanla konuflmayaca€›m.”316 Allah (c.c.) Hz. Meryem’i bu zorlu gününde yaln›z b›rakmad›. Ona ne yapaca€›n› bildirdi ve onu sakinlefltirdi. 316 Meryem, 23-26. 88 89 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Bebe¤in Konuflmas› “Nihayet onu (kuca€›nda) tafl›yarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen i€renç bir fley yapt›n! Ey Harun’un k›z kardefli! Senin baban kötü bir insan de€ildi; annen de iffetsiz de€ildi. Bunun üzerine Meryem çocu€u gösterdi. “Biz, dediler, beflikteki bir sabi ile nas›l konufluruz?” Hz. Meryem’in konuflmay›p çocu€u göstermesine daha çok k›zd›lar. O ise, hiç konuflmad› ve yavrusuna iflaret ederek ona sorun demek istedi. Halk Hz. Meryem’in zina etti€ini zannederek kendisini tafllay›p öldürmek için ellerine tafl alm›fllard›. Hz. ‹sa henüz yeni dünyaya gelmesine ra€men Allah’›n ona verdi€i lütuf ile dile geldi: Çocuk flöyle dedi: “Ben, Allah’›n kuluyum. O, bana Kitab’› verdi ve beni peygamber yapt›. Nerede olursam olay›m, O beni mübarek k›ld›; yaflad›€›m sürece bana namaz› ve zekât› emretti. Beni anneme sayg›l› k›ld›; beni bedbaht bir zorba yapmad›. Do€du€um gün, ölece€im gün ve diri olarak kabirden kald›r›laca€›m gün esenlik banad›r.”317 Peygamberli¤i Yahudiler teyzesinin efli Zekeriya (a.s.)’a iftira at›p flehit edince Hz. Meryem, Hz. ‹sa’y› da alarak Kudüs’ten ayr›ld› ve M›s›r’a gitti. Oturmaya uygun, suyu bulunan bir tepede ikamet ettiler.318 Oniki y›l orada yaflad›lar ve daha sonra Nas›ra flehrine yerlefltiler. Hz. ‹sa otuz yafl›na kadar oradan ayr›lmad›. Hz. ‹sa otuz yafl›nda iken Allah (c.c.) onu ‹srail O€ullar›na peygamber olarak gönderdi. ‹sa (a.s.) kendilerine "Ulu’l-azm" denilen peygamberlerdendir. Kendisine “Müjde” manas›na gelen ‹ncil vahyolundu. ‹ncil de bir çok nasihatlere, ö€ütlere ve vaazlara yer verildi. Hz. ‹sa, yeni bir fleriat ile gönderilen bir rasüldür. “Kendinden önce gelen Tevrat´› do€rulay›c› olarak peygamberlerin izleri üzerine, Meryem o€lu ‹sa’y› arkalar›ndan gönderdik. Ve ona, içinde do€ruya rehberlik ve nur bulunmak, önündeki Tevrat’› tasdik etmek, sak›nanlara bir hidayet ve ö€üt olmak üzere ‹ncil’i verdik.”319 Hz. ‹sa Yahudileri kendisine tabi olmaya ve düfltükleri saplânt›lardan kurtarmaya çal›flt›. “Benden önce gelen Tevrat’› do€rulay›c› olarak ve size haram k›l›nan baz› fleyleri de helâl k›lmam için gönderildim. Size Rabbinizden bir mucize getirdim. O hâlde Allah’tan korkun, bana itaat edin. Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise ona kulluk edin. ‹flte bu do€ru yoldur.”320 ‹srail O€ullar› do€ru yoldan ayr›ld›lar ve Allah’›n koydu€u s›n›rlar› çi€nediler. Onlar haram› helâl, helâli haram saymalar› gibi zulümleri, insanlar›n birço€unu Allah yolundan al›koymalar›, yasakland›€› hâlde faizi almalar› ve haks›z olarak insanlar›n mallar›n› yemeleri yüzünden Allah (c.c.) taraf›ndan cezaland›r›ld›lar. Daha önce kendilerine helâl k›l›nan fleyler onlara haram k›l›nd›.”321 Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine haks›zl›k ediyorlard›.”322 Hz. Meryem’in kendisini müdafaa ederek temize ç›karmas› çok zor oldu€u için Allah kundaktaki Hz. ‹sa’y› konuflturdu ve bunun bir mucize oldu€unu gösterdi. ‹sa (a.s.) konuflunca Hz. Meryem’e fenal›k etmekten kaç›nd›lar ve serbest b›rakt›lar. 317 Meryem, 27-33. Mü’minun, 50. Maide, 46. 320 Âl-i ‹mran, 50, 51. 321 Nisa, 160-161. Aç›klama için bkz. Enam, 146. 322 Nahl, 118. 318 319 90 91 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri ‹srail O€ullar› Hz. ‹sa’n›n daveti karfl›s›nda hükümlerini uygulamad›klar› ve bir tak›m de€ifliklikler yapt›klar› Tevrat’› savunmaya kalkt›lar. ‹sa (a.s.)’›n tüm mücadelesine ra€men pek ço€u inanmad›. ‹sa (a.s.), Yahudilerin inanmas› için birçok mucizeler gösterdi. Çamurdan kufl flekli yap›p ona üfledi€i zaman Allah’›n izni ile kufl olurdu. Körlerin gözlerini açar, flifas› olmayan hastal›klar› iyilefltirirdi. Yine Allah’›n izniyle ölüleri diriltirdi. Bu mucizelerin yan› s›ra Yahudilere evlerinde ne yiyip içtiklerini ve evlerinde neler saklad›klar›n› haber verirdi. ‹srail O€ullar› Hz. ‹sa’n›n gösterdi€i bu mucizeleri gördüler, fakat inanmad›lar. Onun mucizelerine “Bu apaç›k bir büyüdür” dediler. 323 Havariler Havari kelimesi Arapça’ya Habeflçe’den geçmifl olup “yard›mc›” anlam›na gelmektedir. Havariler Hz. ‹sa’ya herkesten önce inanan ve ona yard›mc› olan arkadafllar› ve ö€rencileri idiler. Onlar imanlar›nda sad›k ve sebatkâr kimselerdi. Kendilerine uygulanan her türlü zulme gö€üs geriyorlard›. ‹sa (a.s.) zaman zaman onlar› civar yerlere hak dini müjdelemek için gönderirdi. Hz. ‹sa’n›n davetine ancak on iki kifli icabet etti. Kur’an-› Kerim’de bu inananlar “Havariler”326 diye an›lmaktad›rlar. Sevgili Peygamberimizin ashab› gibi ‹sa (a.s.)’a sadakat gösterdiler. Peygamberimiz cennetle müjdelenen on sahabeden olan Hz. Zübeyr bin Avvam (r.a.) hakk›nda flöyle buyuruyor: “Her peygamberin havarisi olur. Benim havarim de Hz. Zübeyr’dir.” 327 Hz. Zübeyr bu iltifata Hendek savafl›ndaki Peygamberimizi sevindiren büyük hizmetiyle nail oldu. ‹ncil’de Hz. Muhammed (s.a.v.) Müjdesi Hz. ‹sa, ‹srail O€ullar›na kendisinden sonra gelecek olan ve ismi Ahmet, yani Muhammed olan son peygamberi müjdeledi. Kur’an-› Kerim’de bu konu flöyle geçmektedir: “Meryem o€lu ‹sa: Ey ‹srail O€ullar›! Ben size Allah’›n elçisiyim, benden önce gelen Tevrat’› do€rulay›c› ve benden sonra gelecek Ahmet ad›nda bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim, demiflti.”324 Gökten ‹nen Sofra/Maide Havariler yeni iman ettiklerinde Hz. ‹sa’dan flöyle bir istekte bulundular: Peygamberimiz ‹sa (a.s.) hakk›nda flöyle buyuruyor: “Ben Meryem o€lu ‹sa’ya dünya ve ahirette insanlar›n en yak›n›y›m. Benimle ‹sa aras›nda baflka bir peygamber yoktur.” 325 Maide, 110; Saf, 6. Saf, 6. 325 Tecrid Tercemesi. 323 324 -”Ey Meryem o€lu ‹sa, Rabbin bize gökten, donat›lm›fl bir sofra (Maide)328 indirebilir mi?” demifllerdi. -O, “‹man etmifl kimseler iseniz Allah’tan korkun” cevab›n› vermiflti. -Onlar “ondan yiyelim, kalplerimiz mutmain olsun, bize do€ru söyledi€ini (kesin olarak) bilelim ve ona gözleriyle görmüfl flahitler olal›m istiyoruz” demifllerdi. Hz. ‹sa ilk baflta bu istek karfl›s›nda kesin tav›r koydu, fakat onlar›n bu iste€inin masum bir niyetle oldu€unu anlay›nca sevindi. -Meryem o€lu ‹sa flöyle dedi: Ey Rabbimiz! Bize gökten Âl-i ‹mran, 52; Saf, 14. 327 Buhari. 328 “Maide” sofra demektir. Kur’an-› Kerim’de beflinci sureye isim olmufltur. 326 92 93 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri bir sofra indir ki, bizim için, geçmifl ve geleceklerimiz için bayram ve senden bir ayet (mucize) olsun. Bizi r›z›kland›r; zaten sen, r›zk verenlerin en hay›rl›s›s›n. Allah (c.c.) Hz. ‹sa’n›n bu duas›n› kabul etti. Ancak flu ikaz› da yapt›: Ben onu size flüphesiz indirece€im; ama bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, kâinatta hiç bir kimseye etmedi€im azab› ona edece€im!” 329 Havariler ölünceye kadar imanlar›ndan zerre kadar taviz vermediler. Bu olay onlar›n iman›n› artt›rd›. Sofra, rivayete göre pazar günü türlü türlü r›zklarla indi. Daha sonra H›ristiyanlar bu günü bayram olarak kabul ettiler. Öldürme Plânlar› Hz. ‹sa (a.s.), Yahudileri Allah’›n yoluna davet etmeye, onlar› kötü amelleri nedeniyle ikaz etmeye ve ahlâkî bozulmaya karfl› uyarmaya bafllay›nca, ‹sa (a.s.)’› öldürmeye karar verdiler. Ancak Allah (c.c.), onlar›n plânlar›n› bofla ç›kard›330 ve Hz. ‹sa’y› onlar›n bu plânlar›ndan haberdar etti.331 Yahudilerden korudu, onu öldürmelerine mani oldu. Onlar, Hz. ‹sa’ya benzetilen birini çarm›ha gerdiler. Allah (c.c.), Hz. ‹sa’y› kendi kat›na kald›rd›. 332 y›lmam›flt›r.335 “Seni vefat ettirecek, seni bana yükseltecek (ref) ve seni küfreden kimselerden tertemiz k›laca€›m.” 336 “Yüce Allah, Hz. ‹sa’y› sald›rganlar›n elinden kurtarmak suretiyle manevî derecelere nail eylemifl, flan›n› yüceltmifltir. Nitekim “K›yamet gününe kadar sana uyanlar›, inkâr edenlere üstün k›laca€›m.”337 ayetinden bu anlam anlafl›lmaktad›r. Gerçekten Hz. ‹sa’ya uyan ve ona yak›n olanlar Yahudilere hakim olagelmifltir. Bu da onun Allah kat›ndaki flan›n›n yüceli€ini gösterir.”338 Allah (c.c.), Hz. Nuh’u tufandan, Hz. ‹brahim’i ateflten, Hz. Musa’y› firavundan, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’i müflriklerin tuza€›ndan koruyup kurtard›€› gibi Hz. ‹sa’y› da, onu öldürmek isteyen Yahudilerin elinden kurtard›. ‹sa (a.s.)’a ihanet ederek bulundu€u yeri gösteren kifli Hz. ‹sa’ya benzetilerek öldürüldü. Yahudiler daha sonra çarm›ha gerdikleri adam›n Hz. ‹sa olup olmad›€› hakk›nda ihtilâfa düfltüler. Ayet-i Kerime’de benzetme hadisesine iflaret edilir ve emin olmad›klar› vurgulan›r. H›ristiyanlar ise, Hz. ‹sa’n›n çarm›ha gerilerek öldürüldü€üne inan›rlar. Âl-i ‹mran, 112115. 330 Âl-i ‹mran, 54. 331 Âl-i ‹mran, 55. 332 Âl-i ‹mran, 55. 333 Nisa, 157-158. 334 Bkz: Ebulala elMevdudi: Tefhimu’l Kur’an, c. 4 Ahzab suresi ek. 329 Bu durum Kur’an-› Kerim’de flöyle geçmektedir: “Ve “Allah elçisi Meryem o€lu ‹sa’y› öldürdük” demeleri yüzünden (onlar› lânetledik). Hâlbuki onu ne öldürdüler, ne de ast›lar; fakat (öldürdükleri) onlara ‹sa gibi gösterildi. Onun hakk›nda ihtilâfa düflenler bundan dolay› tam bir karars›zl›k içindedirler; bu hususta zanna uymak d›fl›nda hiçbir (sa€lam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler. Bilâkis Allah onu (‹sa’y›) kendi nezdine yükseltmifltir (rafeahû).”333 Hz. ‹sa semaya kald›r›ld›€› zaman otuz üç yafl›nda idi.334 Ayette ifade edilen, Yahudilerin Hz. ‹sa’y› öldürememeleri veya asamamalar›, Allah’›n da onu öldürmedi€ine bir delil sa- Ahmed Kalkan, s. 38. Âl-i ‹mran, 55. 337 Âl-i ‹mran, 55. 338 Ahmed Kalkan, s. 34. 335 336 94 95 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hz. ‹sa (a.s.)’dan Günümüze Yans›malar...! • Sünnetullah veya sebep sonuç iliflkileri, Allah’›n hükümlerinin kâinattaki iflleyiflinin kavran›labilmesi içindir. Ak›l sahipleri ancak bu sayede, araflt›r›r, gelifltirir, sorumluluk gereklerini kavrayabilir ve yapabilirler. • Bir olufl veya yarat›l›fl bizim idrakimizi aflabilir. Gücümüzün veya kavramam›z›n d›fl›nda olabilir. Bunlar bizim aç›m›zdan imkâns›z olabilir. Dikkat edilirse bu bizim için böyledir. Asl›nda bunlar nedeniyle de bir sorumlulu€umuz yoktur. Çünkü biz pek çok aç›dan eksi€iz. • Ancak Allah (c.c.), yarat›lanlara benzemez. Bir insan veya eksikli€i olan herhangi biri gibi de€ildir. Yarat›lanlarla k›yaslanamaz. Allah’›n (c.c.) kuvvet ve kudreti her fleye yeter. O bir yarat›c›d›r. Onun için imkâns›z diye bir fley yoktur. Böyle olunca, yoktan var etme veya babas›z yaratma onun için sorun de€ildir. • Yar›yolda terk etmeyecek ve kendisiyle kader birli€i yap›labilecek takva sahibi iyi arkadafllar seçmelidir. Hz. ‹sa (a.s.), arkadafll›k hakk›nda flöyle buyurmufltur: “Görünüflte size Allah’› hat›rlatan, konuflmas› ilminizi artt›ran ve ameliyle de ahiretinizi daha fazla kazanman›z için çal›flan kimse ile oturunuz. “339 Hz. Muhammed (s.a.v.) Dönemi Allah’›n yaratt›€› uçsuz bucaks›z bir âlem var. Yarat›lm›fl olan bu varl›klar›n hepsine birden “kâinat” diyoruz. Çok iyi biliyoruz ve görüyoruz ki, bu kâinat› ve bizleri yaratan Rabbimiz sonsuz kemal sahibidir. Onun azameti kibriyas› ve sonsuz kemal s›fat› böyle bir kâinat›n yarat›lmas›n› gerektirmifl, bundan dolay› bu kâinat› ve insan› yaratm›flt›r. Kâinat içinde yer alan gezegenlerden biri de “dünya”d›r. Bu dünyada, canl› ve cans›z milyarlarca varl›k mevcuttur. O kadar çok varl›k içinde, insan›n çok farkl› bir yeri vard›r. ‹nsan eflrefi mahlûkatt›r. Bütün yarat›lanlar›n içerisinde en üstünü ve mükemmelidir. K›saca insan; yarat›l›fl›, sorumluluklar› –vizyonu-, görevleri -misyonu-, konumu ve de€eri yönüyle farkl›l›klar› bilinen ve di€erlerinin önüne geçen varl›kt›r. Dikkatle bak›ld›€›nda görülür ki, dünyadaki bütün varl›klar insan›n emir ve hizmetine verilmifltir. Bu, insana verilen 4 meziyetten kaynaklanmaktad›r. Allah’›n insana verdi€i 4 önemli meziyet, bunlar›n insan toplumlar›nda ortaya koydu€u sonuçlar ve bu meziyetlerin sa€lad›€› özellikler özetle flunlard›r: • Do€ru ile yanl›fl› ay›rabilme kabiliyeti vermifltir. Bunun sonucu olarak insan toplumlar›nda ilim do€mufltur. • ‹yi ile kötüyü, güzel ile çirkini birbirinden ay›rt edebilme kabiliyeti vermifltir. Bu vas›f toplumlarda din ve ahlâk›n oluflmas›n› sa€lam›flt›r. • Faydal› ile zararl›y› ay›rt edebilme kabiliyeti vermifltir. Bu vas›f toplumlarda ekonominin do€mas›n› sa€lam›flt›r. • Adalet ile zulmü ay›rt edebilme kabiliyeti vermifltir. Bu ‹nsan›n Üstünlü¤ü 339 ‹hya 340 Fatiha, 5-6. 96 97 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri meziyet insan toplumlar›nda siyaset, idare ve adaletin oluflmas›na imkân sa€lam›flt›r.. Allah, insan› öylesine büyük de€erde yaratt› ki, cennette bulunan bütün melekleri, ilk insan olan Âdem’e secde etmeyi emretti. Bütün melekler, Allah’›n emrine uyarak Hz. Âdem’e secde ettiler. Bu secde etme olay› gerçekte yine Allahü Tealâ’ya secdedir. Çünkü, emir Allah’tan gelmektedir. Bu olay yüce Rabbimizin insana verdi€i de€eri göstermektedir. Allah, iyi, güzel, do€ru, fayAllah’›n dedi¤i olunca dal› ve âdil olan› emretmektehuzur olur… dir. Yap›lmas›n› istedi€i bu güzelliklerin, yeryüzünde yürütme ve yerlefltirme görevini de insana “emanet” etmifltir. Bu nedenle insan, Allah’›n emirlerini yeryüzüne hakim k›lma, “emanet”ini yüklenmifl bir varl›k olarak “yarat›lm›fllar›n en üstünü” olma özelli€ini tafl›maktad›r. Melekler her an Allah’a ibadet hâlinde olan, nuranî ve ruhanî varl›klard›r. Bu özellikleri sebebiyle günah ifllemeyi ve Allah’a isyan› düflünemezler. Onlar›n iflleri, yaln›z Allah’a ibadettir. Hâlbuki, insanda hem ruh, hem de nefis vard›r. Nefis, insan› Allah’tan uzaklaflt›rmak ister. ‹nsan, Allah’›n verdi€i ak›l cevherini kullanarak, ruhun arzulad›€› Allah yolunu seçebilir. ‹flte, bu sonuca ulaflan insan, Allah’›n kendisine verdi€i güzellikleri korumufl olur. Allah, insan›n bu üstün olma özelli€ini her zaman korumas›n›, insani de€erlerini kaybetmemesini istemektedir. Bu da ancak Allah’› tan›mak ve ona ibadet etmekle gerçekleflir. En Do¤ru Yolun Öncüleri Allah, insano€lu yoldan ç›kmas›n, yarat›l›fl amac›ndan uzaklaflmas›n diye onlara peygamberler göndermifltir. Peygamberler “en do€ru yol”un en baflta gelen k›lavuzlar›d›r. Her gün 5 vakit namaz›n her rekât›nda Fatiha suresini okuyan bir Müslüman flu istekte bulunur: “Ya Rabbi! Bizi kendilerine nimet verdiklerinin yolu olan, en do€ru yola ilet.”340 En do¤ru yol. . . Allah’›n nimet verdiklerinin yolu. . . Yedi€imiz, içti€imiz ve sahip oldu€umuz her güzel fley “nimet”tir. Fakat, as›l en büyük nimet insan ve “Müslüman olma nimeti”dir. Yani ‹slâm nimeti. . . Allah’›n nimet verdi€i kimseler bir ayette flöyle aç›klan›r: “Allah’a ve rasülüne itaat edenler, Allah’›n kendilerine nimet verdi€i peygamberler, s›dd›klar, flehitler ve salihlerle beraberdir. Onlar ne güzel arkadafl, ne güzel k›lavuzdurlar.” 341 ‹nsanlar, bu dört s›n›f insana342 uyduklar› oranda Saadet ve mutlulu€a ulafl›rlar. Son Peygamber ‹lk insandan bu yana, insanlar› Allah yoluna ulaflt›rmak için 124 bin peygamber 343 görev yapm›flt›r. Peygamberlik zincirinin son halkas› ise Hz. Muhammed’dir (s.a.v.). O yüce peygamber hem rasül, hem de nebidir. Fakat, dünya âlemini teflrif etmekte, peygamberlerin sonuncusudur. Hz. Muhammed (s.a.v.) yarat›lm›fllar›n en üstünü, en hay›rl›s› ve Allah’›n en sevgili kuludur. Fatiha, 5-6. Nisa, 69. 342 Peygamberler, S›dd›klar, fiehitler, Salihler. 343 Baflka bir rivayette 224 bin peygamber geldi€i zikredilmektedir. 340 341 98 99 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Di€er peygamberler belirli bir toplulu€a gönderilmelerine ra€men, Hz. Muhammed (s.a.v.) bütün insanl›€a peygamber olarak gönderilmifltir. O, kendinden önce gelmifl bütün peygamberleri ve dinleri tasdik ederek gelmifltir. Onun peygamber olarak gönderildi€i milâdî 610 y›l›ndan k›yamet gününe kadar gelecek bütün insanlar, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) uymak zorundad›rlar. Dünya ve ahiret Saadetinin yolu ona uymaktan geçer. Peygamberli€i k›yamete kadar sürecektir. Ondan sonra peygamber gelmeyecektir. Bütün insanlara ve cinlere gönderilmifltir. Allahü Tealâ (c.c.) Hz. Muhammed’i (s.a.v.), bütün insanl›€›n Allah’› tan›mas›na rehberlik etsin diye, “âlemlere rahmet olarak” göndermifltir: “Ey rasülüm! Ben seni ancak âlemlere rahmet olas›n diye gönderdim.”344 Hz. Muhammed (s.a.v.) her konuda insanl›€›n rehberidir. Fert ve toplum hayat›n›n ideal bir örne€idir. Bu özelli€i nedeniyle “Rehber-i Kül” 345 olarak isimlendirilmifltir. ‹deal bir aile hayat› vard›r. Hay›rl› bir efl, flefkatli bir babad›r. Savaflta bir komutan, antlaflma masas›nda bar›flsever bir diplomat, adalet ve iyilik örne€i bir devlet reisidir. Hepsinin önünde olan özelli€i ise Allah’›n kitab›nda övdü€ü bir peygamber olmas›d›r. Hz. Muhammed (s.a.v.), fert olarak eflsiz ve örnek insan, toplum hayat›nda huzur ve bar›fl›n sembolüdür. ‹nsanl›€›n en yüksek noktas›nda ve her konuda ideal bir örnek olarak Hz. Muhammed (s.a.v.) vard›r. “Muhakkak ki, Allah’›n rasülünde sizin için örnekler vard›r.”346 Ondan Önce Peygamberimiz (s.a.v.) dünyaya gelmeden önce bütün insanl›k huzursuzluk içinde idi. Zay›flar eziliyor, güçlüler bafl tac› ediliyordu. Kan davalar› alm›fl yürümüfltü. ‹çki su gibi içiliyordu. Kumar yayg›n hâlde idi. Ticarette aldatma bir hüner say›l›yordu. Araplar pek çok kabileye ayr›lm›flt›. Bask›n ve ya€mac›l›k geçim kayna€› hâline gelmiflti. Zina, h›rs›zl›k, yalan gibi her türlü ahlâks›zl›k yayg›nlaflm›flt›. K›z çocu€una sahip olmak ay›p say›l›yordu. Bu yüzden k›z çocuklar›n› diri diri topra€a gömerlerdi. Sosyal hayat altüst olmufltu. Huzur ve bar›fltan hiç bir iz kalmam›flt›. Cahillik her taraf› sarm›flt›. Araplar aras›na ilk putu Huzaa Kabilesi reisi “Amr bin Luhayy” getirdi. ‹nsanlar, sadaka vermedeki cömertli€i, dini vazifelerine ba€l›l›€› ve iyilikleri nedeniyle kendisini seviyordu. Bir veli gibi inanarak ona uyuyordu. Luhayy, fiam’a yapt›€› bir ziyaretinde oradaki insanlar›n tapt›€› putlardan birisini al›p Mekke’ye getirdi. Hübel adl› bu putu daha sonra Kâbe’ye koydu. Bunun peflinden di€er putlar da Kâbe’ye konulmaya bafllad›. ‹nsanlar›n yan›ndaki konumu nedeniyle Luhayy’›n yapt›klar›na karfl› ç›k›lm›yordu. Bilâkis, onun yapt›klar›n› kolayca kabulleniyorlard›. Bu da gösteriyor ki, toplum içinde iyi olarak tan›nan insanlar davran›fllar›na daha fazla dikkat etmek durumundad›r. Çünkü insanlar, bunlar›n yapt›klar›n› sorgulamaks›z›n kabullenebilmektedir. Zamanla bu putlara birtak›m âdet ve merasimlerle tap›nmaya bafllad›lar. Bunlardan baz›lar›;347 • Putlar›n, Allah kat›nda kendilerine flefaat edece€ine ve diledikleri fleyleri yerine getirece€ine inan›yorlard›. Bu nedenle onlar›n önünde el ba€l›yor ve onlara iltica ediyorlard›. Darl›k anlar›nda isimlerini ça€›r›yorlar ve ihtiyaçlar›n› dua ile arz ederek onlardan yard›m istiyorlard›. Her Konuda Rehber Enbiya, 107. Her konuda rehber insan. 346 Ahzab suresi. 344 345 347 Safiyurrahman, s. 36-37. 100 101 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri 348 349 a.g.e., s. 42. a.g.e., s. 43. • Putlar› ziyaret ediyorlar ve etraflar›nda dolaflarak tavaf ediyorlard›. Onlar›n yan›nda boyun e€iyor ve onlara secde ediyorlard›. • Çeflitli kurbanlar kesmek suretiyle putlara yaklafl›yorlar, putlar ad›na ve onlar›n isimleriyle koyunlar, s›€›rlar, develer bo€azl›yorlard›. Allah’›n gönderdi€i dinler unutulmufltu. ‹lâhi hükümler yerine, insan kafas›n›n ürünü olan fikir ve sap›kl›klar yürürlükte idi. Ölümlü insan›n ortaya att›€› düflünceler, mükemmelli€i arayan insan›n ihtiyaçlar›na cevap veremiyordu. Daha önceki hak dinler yolundan sapt›r›lm›flt›. Hz. ‹sa’ya (a.s.) gönderilen ‹ncil ve Hz. Musa’ya gönderilen Tevrat’›n as›llar› yoktu. Eldekiler de€ifltirilmiflti. Her yerde inkâr, flirk ve küfür f›rt›nas› hakimdi. Zulüm alabildi€ine artm›flt›. Yemen’e “Yusuf zu-Nüvas” vali olunca Necran halk› olan H›ristiyanlara hücum etmifl ve onlar› Yahudili€i kabul etmeye davet etmiflti. Onlar da bu daveti reddedince hendekler kazd›rm›fl ve onlar› kad›n-erkek, çocuk-ihtiyar demeden toptan yakm›flt›. O zaman öldürülenlerin say›s›n›n yirmi ile k›rk bin aras›nda oldu€u söylenmektedir. Bu hadise MS. 523 y›l› ekim ay›nda meydana gelmifltir. Kur’an-› Kerim bu k›ssadan bir k›sm›n› Bürûc Sûresi’nde nakletmektedir.348 Yak›lanlar Ashab-› Uhdut olarak an›lmaktad›r. Habeflistanl›lar Zunüvas’›n yapt›klar›na bir tepki olarak Yemen’i iflgal edince ve Ebrehe de hükümetini iyice takviye edince, H›ristiyanl›€› daha güzel bir gayretle, daha genifl çapta yaymaya bafllad›. Hatta gayreti o dereceye ulaflt› ki, Yemen’de bir Kâbe infla etti. Mekke’deki Beytullah’› y›kmak ve böylece hacc› o tarafa çevirmek istedi. Allah da ona dünya ve ahirette lây›k oldu€u en a€›r azab› verdi.349 ‹nsanl›k kurtar›c› bir el bekliyordu. ‹flte Hz. Muhammed (s.a.v.) böyle bir ortamda dünyaya gelmiflti. Allah, Hz. Muhammed’i (s.a.v.) medenî denemeyecek bir topluma gönder- miflti. Onun getirdi€i hayat modeli k›sa sürede bu insanlar› medenîlefltirdi. ‹slâm günefli, yeryüzünü dünya durdukça ayd›nlatacak, bütün insanl›k için huzur ve bar›fl› sa€layacak bir nizam olmaya devam edecektir. Do¤umu Peygamberimiz (s.a.v.) milâdî 571 y›l›nda350, Mekke’de do€du. O, asil ve köklü bir aileye mensuptu. Annesi Amine Hatun’dur. Soyu Hz. ‹brahim’e (a.s.) dayanmaktad›r. Anne ve babas› Mekke’li olup, Kureyfl kabilesindendirler. Babas› Abdullah, o€lunun do€umundan iki ay önce, fiam’a yapt›€› bir ticaretten dönerken, yolda vefat etmiflti. Hz. Muhammed (s.a.v.) babadan yetim olarak dünyaya geldi. 350 Allahü Tealâ, son elçisini çile ve s›k›nt›lara al›flt›rd›. Peygamberimiz (s.a.v.) 6 yafl›na geldi€inde annesi de vefat etti. Küçük yaflta hem anadan hem de babadan yetim kald›. Annesinin vefat›ndan sonra onu önce dedesi Abdulmuttalip; onun ölümünden sonra da amcas› Ebu Talib yan›na alm›flt›r. Bu dönemde amcas›n›n develerini güttü ve ticaretinde de ona yard›mc› oldu. Çocuklu€u da baflka çocuklardan farkl›yd›. Peygamberlik öncesi de putlara tapmaz, kötülüklerden uzak dururdu. O, eflsiz bir ahlâk örne€i idi. ‹yilikten baflka bir fley düflünmezdi. Herkesin güvenini kazanm›flt›. Herkes ona “Muhammedü’lEmin” – Güvenilir Muhammed – derdi. Bu özellikleriyle bütün insanl›€a örnektir. bkz., a.g.e., s. 60. “Efendimiz (s.a.v.)’in do€um gününün ‘Rebiu’l-evvel ay›n›n onikinci pazartesi günü’ oldu€u kasidelerde, mevlitlerde ve halk aras›nda meflhur olmufltur. Safiyürrahman ise ilmî gerçeklere en uygun rivayet olarak, Efendimiz (s.a.v.)’in ‘Rebiu’l-evvel ay›n›n dokuzuncu pazartesi günü sabah›’ dünyaya geldi€ini zikretmifltir. Ayr›ca, ‘do€umun 12 Rebiu’l-evvel’de oldu€u’ rivayetini Muhammed b. ‹shak’›n senetsiz olarak zikretti€ini, Hakim’in de ‘Müstedrek’inde bu flekilde nakletti€ini ve hadis ilmi aç›s›ndan ise senetsiz rivayetin bir de€er tafl›mad›€›n› belirtmektedir.” 102 103 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Mekkeliler eskiden beri ticaretle u€rafl›rd›. Çocuklar›n› da ticaret hayat›na al›flt›r›rlard›. Hatta, çobanl›k bile ticaret hayatlar›n›n bir parças›yd›. Fakir veya zengin her Mekkeli, çocu€una çobanl›€› ve ticareti ö€retirdi. Ticaret Hayat› Hatice Hz. Muhammed (s.a.v.) de, koyun güttü,351 amcas› Ebu Talib’le birlikte ticaret yapt›. Basra, Yemen ve Suriye’ye birkaç defa ticaret amac› ile gitti ve bu konudaki baflar›s›n› ortaya koydu. Ticarette yetene€i, dürüstlü€ü ve güzel ahlâk›yla tan›nd›. Hiç yalan söylemedi, sözleriyle baflkas›na zarar vermedi. Bu nedenle Mekkeliler ona “el-Emin” – her konuda güvenilir kifli – lâkab›n› verdiler. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu yüksek ahlâk›, Kureyfl’in zengin ve ticaretle meflgul olan kad›nlar›ndan Hatice’nin dikkatini çekti. Hatice, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e ticarî ortakl›k teklif etti. Peygamberimiz (s.a.v.) bu teklifi kabul etti. Peflinden önemli bir ticaret ifli için Hatice’nin kervan›n›n bafl›nda fiam’a gitti ve beklenenin çok üzerinde bir kazanç elde ederek döndü. Bu durum Hatice’nin hayranl›k ve güvenini daha da art›rd›. Peygamberimiz (s.a.v.)’in dürüstlük, emniyet ve gayreti Hatice’yi fazlas›yla memnun etmiflti. Böyle becerikli ve dürüst bir yard›mc›ya her zaman ihtiyac› vard›. Arac›lar352 yoluyla Hz. Muhammed’e (s.a.v.) evlilik teklif etti. O zaman›n Mekke toplumda, bir kad›n›n bir erke€e evlilik teklif etmesi çok normal bir fley olarak kabul edilirdi. Peygamberimiz (s.a.v.) de bu teklifi kabul etti. Mekkeli, zengin, güzel, soylu, fleref ve onur sahibi bir kad›nd›. 40 yafllar›ndayd›. Kureyfl kabilesinin Esed O€ullar› kolundan idi. Soyu, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) soyu ile “Kusay”da birleflmektedir. Önceden iki kere evlenmifl, fakat iki kocas› da ölmüfltü. Ö€renim görmüfl, yüksek ahlâkl› bir kad›nd›. Bu özelli€i sebebiyle, Müslümanl›k öncesi “Tahire” – temiz ve iffetli kad›n -; sonra da “Haticetü’lKübra” – Büyüklük örne€i Hatice – olarak tan›nm›flt›. Peygamberimiz (s.a.v.) evlendi€i zaman 25 yafl›nda idi. Nikâhlar› Hz. Hatice’nin evinde ve Hz. Hatice’nin amcas›n›n o€lu “Varaka bin Nevfel” taraf›ndan k›y›ld›. Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Hatice’ye mihir olarak 20 bekra (deve) verdi.353 Hatice, Peygamberimiz (s.a.v.)’e her konuda yard›mc› oldu. ‹slâm davetinde onu yaln›z b›rakmad›. ‹slâm’a ilk giren kad›n olma flerefini kazand›. Hatice’nin bu üstün özellikleri, ‹slâm’a davet konusunda, seçkin bir kad›n›n ne kadar büyük bir etkiye sahip oldu€unu apaç›k ortaya koymaktad›r. Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hatice ile evlili€i 25 y›l sürdü. Hz. Hatice (r.a.) 65 yafl›nda vefat etti. Bu evlilikten ikisi erkek, dördü k›z olmak üzere 6 çocuklar› dünyaya geldi. K›zlar›n›n ad›, Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fat›ma’d›r. Erkek çocuklar›n›n ad› ise, Kas›m ve Abdullah’t›r. Çocuklar›ndan Hz. Fat›ma (r.a.) d›fl›ndakiler, Peygamberimizden önce vefat ettiler. Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyu Hz. Fat›ma (r.a.) arac›l›€› ile devam etti. Hz. Fat›ma (r.a.) da Hz. Ali (r.a.) ile evlenmifltir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in ‹slâm’a giren M›s›rl› nikâhl›s› Marie (r.a.)’dan da, ‹brahim isimli bir çocu€u dünyaya gelmifltir. Bu çocu€u da daha çocuk yaflta vefat etmifltir. Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Hatice (r.a.) zaman›nda ve geri kalan iki senelik Mekke döneminde tek evli olarak yaflad›. 351 352 a.g.e., s. 67. ‹lk önce Nefise binti Meniyye vas›tas›yla “Peygamberimizin evlilik konusunda ne düflündü€ünü ve kendisine yap›lacak evlilik teklifine nas›l bir cevap verebilece€ini” araflt›rd›. “bkz. a.g.e., s.67.” Evlilik Hayat› ve Çocuklar› 353 a.g.e., s. 67. 104 105 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Medine döneminde ise dinî, siyasî ve sosyal sebeplerle birden çok kad›nla evlendi. Peygamberimiz (s.a.v.)’in çok evlili€i, o günün flartlar› içinde, ‹slâm davetinin daha genifl kitlelere ulaflt›r›lmas› amac›n› tafl›yordu. Bu evliliklerde sosyal sebepler de etkili olmufltur. Bu nedenlerden birisi, evlilik yoluyla çevresini geniflletip, daha çok kiflinin ‹slâm’a girmesini sa€lamakt›. Çünkü, o zamanki Arap toplumunda kabile ve akrabal›k ba€lar› çok kuvvetli idi. Bu yolla, ço€u çad›r hayat› yaflayan insanlarla iletiflim kurulmas› kolaylafl›yordu. Beklenen Kurtar›c› inançs›zl›k kalpleri karart›yordu. ‹nsanl›k bunalm›flt›. Huzursuzluk son s›n›r›na ulaflm›flt›. ‹nsanlar›n ruhlar› s›k›l›yor, Kâbe Hakemli¤i Peygamberimiz (s.a.v.) 35 yafllar›nda iken Kâbe, sel sular›ndan ve ya€an ya€murlardan büyük hasar gördü ve bir duvar› y›k›ld›. Mekkeliler, Kâbe’yi y›karak yeniden yapmaya karar verdiler. Peygamberimiz de (s.a.v.) Kâbe’nin tamiri s›ras›nda tafl tafl›d›. Duvarlar›n› güzelce örerek yap›y› tamamlad›lar. S›ra, kutsal “Hacerü’l-Esved” tafl›n› Kâbe’nin duvar›na yerlefltirmeye gelmiflti. Bu konuda anlaflmazl›k ç›kt›. Her kabile bu hakk›n kendisine ait oldu€unu söylüyordu. Tart›flma dört gün sürdü. Neredeyse kan dökülecekti. Sonunda: “Harem kap›s›ndan ilk kim girerse, tafl› o koysun!” karar›na vard›lar: K›sa bir süre sonra kap›dan Hz. Muhammed (s.a.v.) göründü. Bu duruma çok sevindiler. Kendilerinin “Elemin” – her konuda güvenilir kifli – olarak kabul ettikleri bir insan›n bu karar› verecek olmas› onlar› memnun etti. Peygamberimiz (s.a.v.) üzerindeki örtüyü yere serdi. Hacerü’l-Esved’i örtünün üzerine koydu. Her kabilenin ileri gelenlerinden bir kifliyi örtünün kenarlar›ndan tutturdu. Sonra da Hacerü’l-Esved’i mübarek elleriyle yerine yerlefltirdi. Her kabile bu flereften nasibini alm›fl oldu. Konunun böyle çözülmesi herkesi sevindirdi. Hz. Muhammed (s.a.v.) insanl›€›n durumunu düflünüyordu. 35 yafl›ndan itibaren baz› günler bir saat uzakl›ktaki Nur Da€›’na gider, H›ra Ma€aras›’nda insanl›€›n kurtuluflu için dua ederdi. Önceki kutsal kitaplardan haberdar olanlar, son peygamberin geliflinin yak›n oldu€una inan›yorlard›. Tek Allah’a inanan bu insanlara “Hanif” ad› veriliyordu. Meflhur Haniflerden biri de Kuss bin Saide idi. Hatip, bilgin ve duygulu bir insand›. Ukaz Panay›r›’nda toplanan binlerce insana “son peygamber”in geliflinin yak›n oldu€unu anlatt›. Hatta o gün, o toplulu€un içinde Hz. Muhammed (s.a.v.) de vard›. Kuss bin Saide’yi dinlemifl, bir peygamberin geliflinin yak›n oldu€unu ö€renmiflti. Fakat, bu peygamberin kendisi olaca€›n› bilmiyordu. O gün hutbeyi dinleyenler aras›nda Ebu Bekir de vard›. Okuma parças›ndaki hutbeyi ezberleyerek bize kadar nakletmifltir. Bu yaflananlar, insanl›€›n gerçek öncüsü olan kiflilerin ancak insanl›k için fedakârl›k yapan insanlar oldu€unu ortaya koymaktad›r. 106 107 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Okuma Parças› ‹lk Vahiy ve Peygamberlik Kuss bin Saide’nin Ukaz Hitabesi Ey insanlar!. . . Geliniz, dinleyiniz; belleyiniz, ibret al›n›z. Yaflayan ölür, ölen fena bulur, olacak olur. Ya€mur ya€ar, otlar biter; çocuklar do€ar, analar›n›n, babalar›n›n yerini tutar. Sonra hepsi de yok olup gider. Olaylar›n ard› arkas› kesilmez. Hepsi birbirini takip eder. Kulak veriniz, dikkat ediniz. Gökte haber var, yerde ibret alacak fleyler var. Yeryüzü bir büyük divan, gökyüzü bir büyük tavan. . . Y›ld›zlar yürür, denizler durur. . . Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vard›klar› yerden memnunlar da m› kal›yorlar? Yoksa orada b›rak›l›p da uykuya m› dal›yorlar? Yemin ederim, Allah kat›nda bir din vard›r ki, flimdi bulundu€unuz dinden daha sevgilidir. Allah’›n gelecek bir peygamberi vard›r ki, gelmesi pek yak›nd›r. Gölgesi bafl›m›z›n üstüne geldi. Ne mutlu o kimseye ki, ona iman edip de o da ona hidayet eyleye. . . Yaz›k o nasipsiz kifliye ki, ona isyan eder ve karfl› ç›kar. Yaz›klar olsun, ömürleri gaflet içinde geçen ümmetlere. . . (. . .) Önceden gelip geçenlerde bize ibret olacak fley çoktur… Ölüm ›rma€›n›n girecek yeri var, amma ç›kacak yeri yoktur… Büyük, küçük hep göçüp gidiyoruz. Giden geri gelmiyor. Biliyorum ki, herkesin bafl›na gelen, benim de bafl›ma gelecektir.354 Milâdî 610 y›l›yd›. Hz. Muhammed (s.a.v.) ramazan ay› boyunca Nur Da€›’ndaki H›ra Ma€aras›’na çekilmifl, insanl›€›n gelece€i için dua ediyordu. Günlerce H›ra’da kalm›fl, tefekküre dalm›flt›. Kureyflliler bu durumu görüyor ve “Art›k Muhammed Rabbine afl›k oldu!. . .” diyorlard›. Ramazan ay›n›n sonlar›nda bir gece355 yine tefekküre dalm›fl iken Cebrail (a.s.) ona göründü: “Oku! Ya Muhammed!. . .” dedi. Bu söz üç kere tekrar edildi. Her defas›nda Hz. Muhammed (s.a.v.) flöyle diyordu: “Ben okuma bilmem!. . .” Her seferinde Cebrail (a.s.) onu s›k›yordu. Hatta, Hz. Muhammed (s.a.v.) kendisinin öldü€ünü sanm›flt›. Üçüncü kez söylenen “Oku!” emrinden sonra Hz. Muhammed (s.a.v.) sordu: ”Ne okuyay›m?. . .” Bundan sonra Cebrail (a.s.) Alâk suresinin ilk befl ayetini okumufl, Hz. Muhammed (s.a.v.) de tekrar etmiflti. Bu ayetlerin meali flöyledir: “Oku, seni yaratan Rabbinin ad›yla. . . O Allah insan› bir kan p›ht›s›ndan yaratt›. Oku, çünkü Rabbin sonsuz cömertlik sahibidir. Kalemle yazmay› ve insana bilmedi€i fleyleri ö€retendir.”356 Bu ilk vahiyden sonra Peygamberimiz (s.a.v.) korktu ve do€ruca evine gitti. Heyecanl›yd›. Hz. Hatice’ye (r.a.) “Beni örtünüz!” dedi. Sakinleflince, olup biteni anlatt›. Hz. Hatice (r.a.), Hz. Muhammed’i (s.a.v.) teselli etti ve dedi ki: “Korkma! Allah seni hiç bir zaman utand›rmaz. Çünkü sen akrabana iyilik edersin. Aciz olanlar›n ifllerini görürsün. Fakire verir, kimsenin kazand›rmayaca€›n› kazand›r›rs›n. Misafirleri a€›rlar, hak yolunda halka yard›m edersin.” Hz. Hatice (r.a.) olanlar› amcas›n›n o€lu Varaka bin Nevfel’e anlatt›. Varaka, oldukça ileri yaflta olup, geçmifl kitaplar› okumufl bir insand›. Haniflerdendi (Tevhit inanc›nda olanlardand›). Hz. 354 Bu hitabe, Peygamberimiz (s.a.v.)’in peygamber oluflundan önce “Ukaz Panay›r›’nda, Kuss bin Said taraf›ndan söylenmifl, Ebu Bekir taraf›ndan ezberlenerek tamam› rivayet edilmifltir. bkz. a.g.e., s. 73. (Safiyürrahman, eserinde vahyin bafllang›ç günü ile ilgili farkl› rivayetleri de€erlendirdikten sonra: “Biz ‘ramazan›n 21. gününü’ tercih ettik.” demektedir. Ayr›ca bunu: “Çünkü, siyer âlimlerinin hepsi veya pek ço€u Efendimize (s.a.v.)’e ‘Pazartesi’ günü peygamberlik verildi€inde ittifak etmifllerdir. Yine, bu y›ldaki ramazan ay›ndaki pazartesi günlerinin hangi günlerde oldu€unu belirten ilmî takvim hesab›n› karfl›laflt›rd›€›m›zda Efendimize (s.a.v.) ilk vahyin 21 ramazan pazartesi gecesi geldi€i ortaya ç›km›flt›r.” fleklinde izah etmektedir. ) 356 Alâk, 1-5. 355 108 109 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Muhammed’e (s.a.v.) dedi ki: “Bu gördü€ün Cebrail’dir. Hz. Musa’ya da gelmifltir. Senin peygamberli€ini müjdelemifltir. Keflke genç olsayd›m da senin davet günlerini görseydim. Kavminin seni flehirden ç›karacaklar› gün, sana yard›m etseydim.” Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.v.) sordu: “Onlar beni ç›karacaklar m›?” - “Evet! Senin gibi vahiy alm›fl her peygamber düflmanl›€a u€ram›flt›r.” Varaka, hakk› tebli€ etmenin bedelinin ne oldu€unu çok iyi biliyordu. Bütün ilâhi kitaplarda, bu gerçe€e flahit olmufltu. Varaka bu olaydan k›sa bir süre sonra vefat etti. Bir süre vahiy kesildi. ‹kinci olarak flu ayetler gelmiflti: “Ey örtülerine bürünmüfl olan Muhammed! Kalk ve. . .”357 “Ey (elbisesine) bürünen (peygamber) !... Kalk, insanlar› uyar! Rabb’ini yücelt! Elbiselerini temizle! Azaba götürecek fleylerden sak›n! Yapt›€›n iyili€i çok görerek bafla kakma! Rabb’inin r›zas› için sabret! 358 Bu ayetler, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) peygamber oluflunun iflareti idi. Ayr›ca, bu ayetlerden sonra vahiy devam etti ve ayetler arka arkaya indi. Zübeyr bin Avvam el-Esedi, Abdurrahman bin Avf, Sa’dbinEbi Vakkas ez-Zehrayan, Talhabinubeydillah et-Teymî (r.a.)359 de gizlice Müslüman oldular. Bu ilk 9 kifliye: “Sabikun› ‹slâm” – ‹lk Müslümanlar – ad› verilir. Aç›k Davet ‹lk Müslümanlar ibadetlerini evlerinde “gizlice” yap›yorlard›. Peygamberli€in dördüncü y›l›nda flu ayet indirildi: “Sana emredilen fleyi aç›kça ortaya koy. Müflriklere ald›rma.”360 Bu ayet, bundan sonra davetin aç›ktan yap›lmas›n› emrediyordu. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) Kâbe’ye gitti ve Kureyfllilere: “Ey insanlar! Ben hepiniz için gönderilmifl Allah’›n elçisiyim. O Allah göklerin ve yerlerin sahibidir. Mülk onundur. Ondan baflka ilâh yoktur. Hem diriltir, hem öldürür.” dedi. Kureyflliler bu davete ilgisiz kald›lar. Peygamberimiz (s.a.v.), aç›kça davetinin yan› s›ra müflriklerin gözü önünde de ibadetini yap›yordu. Ona müflrikler mani olmuyordu. Ancak Peygamberimiz, Müslümanlarla toplant›lar›n› gizlice yapmay› daha uygun görüyordu. Bu aflamada herhangi bir çat›flma ortam› do€mas›n› istemiyordu. Da€ yollar›nda gizlice toplan›yorlard›. Birlikte ibadeti de buralarda yap›yorlard›. Peygamberimiz (s.a.v.), peygamberli€in beflinci y›l›ndan itibaren daha merkezî, ancak sap›klar›n gözlerinden ve meclislerinden uzak “Erkam’›n Evi”ni361 ibadet, davet ve toplanma yeri olarak seçti. Bu ev Kâbe’nin çok yak›n›nda Safa Tepesi’nde idi. Pek çok insan burada ‹slâm’› kabul etti. Buras› ‹slâm’›n befli€i kabul edildi. “Dar-› ‹slam” ad›n› ald›. Daha sonra inen “En yak›n akraban› Allah’›n azab› ile korkut!. . .”362 ayeti üzerine Peygamberimiz (s.a.v.), Kureyfllileri Safa Tepesi’nde toplad› ve: “Ey Kureyfl toplulu€u! Sözlerimi Gizli Davet ve ‹lkler 357 358 Müddessir, 1-2. Müddessir, 1-7. Hz. Muhammed (s.a.v.) peygamber olarak görevlendirilince, ilk önce insanlar› gizlice ‹slâm’a davet etmeye bafllad›. Peygamberimizin efli ve mü’minlerin annesi Hz. Hatice binti Huveylit, samimî dostu Hz. Ebu Bekir es-S›dd›k, henüz çocuk olup Peygamberimizin kefaletinde olan Hz. Ali bin Ebî Talip, azatl› kölesi Hz. Zeyd bin Sabit bin fiurahîl elkelbî (r.a.) bu davete ilk uyanlardand›. Davette ilk hedefi yak›nlar›yd›: Efli, en yak›n arkadafl›, amcas›n›n o€lu ve hizmetçisi. . . Bu durum, davetin kad›n erkek; efendi köle ay›rt etmeden yap›lmas› gerekti€ini ortaya koyuyordu. Gizli davet döneminde Hz. Osmanbinaffan el-Emevi, Bir kifli oldu€unda: “Rad›yallahuanh”, iki kifli oldu€unda: “Rad›yallahüanhüma”, ço€ul olduklar›nda: “Rad›yallahuanhüm” denilir. “Allah on(lar)dan raz› olsun.” anlam›na gelir. 360 Hicr, 94. 361 Daru’l-Erkam, Erkambin ebilerkam elmahzumi’nin evidir. 362 fiuara, 214. 359 110 111 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri dinleyiniz. Size flu da€›n arkas›nda düflman atl›lar› var, hemen size sald›racak, mallar›n›z› ya€malayacak, desem, bana inan›r m›s›n›z?” diye sordu. Hep birden: “Evet, Ya Muhammed! ‹nan›r›z. Çünkü, flimdiye kadar senin hiçbir yalan›n› duymad›k.” dediler. Peygamberimiz (s.a.v.) bunun üzerine: “Öyleyse, ben size önünüzde fliddetli bir azap gününün bulundu€unu haber veriyorum. Allah’a inanmayanlar o korkunç azaba u€rayacaklard›r. Ey Kureyfl Toplulu€u! Benim durumum düflman› gören ve hemen ailesine haber veren bir insan›n durumu gibidir. Siz uykuya dalar gibi ölecek, uykudan uyan›r gibi dirileceksiniz.” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu sözleri büyük bir tepki ile karfl›lanmad›. Fakat, amcas› Ebu Leheb bu sözlerdeki derin manay› anlad›. K›zd› ve aya€a kalkarak: “Bizi bu söz için mi ça€›rd›n?” deyip, uygunsuz sözler söyledi. Ye€enini incitti, kalbini k›rd›. Bu olay üzerine Ebu Leheb’i “cehennem odunu” olarak niteleyen Tebbet suresi indi. Bundan sonra Ebu Leheb’in efli Ümmü Cemil o€ullar›ndan Utbe ve Uteybe’yi ça€›rd›. Bunlar, Peygamberimiz (s.a.v.)’in k›zlar›ndan Rukiye ve Ümmü Gülsüm ile nikâhl›yd›lar. Rukiye ve Ümmü Gülsüm’ü boflamalar›n› istedi. Onlar da müflrik olduklar›ndan annelerinin sözlerini yerine getirdiler. Uteybe, Ümmü Gülsüm’ü boflamakla yetinmedi, Peygamberimiz (s.a.v.)’e hakaret eden sözler söyledi. Üzerine hücum etti. Gömle€ini y›rtt›. Peygamberimiz (s.a.v.) bu olay karfl›s›nda Allah’a s›€›nd›. “Ya Rab! Bunlar› nas›l bilirsen öyle yap.” fleklinde dua etti. Allah Peygamberimizi üzenleri cezaland›rd›. Uteybe’yi fiam’a giderken bir aslan parçalad›. Utbe de bir a€ac›n alt›nda dinlenirken bir yaban keçisinin boynuzlar› alt›nda can verdi. Amcas› Ebu Leheb de, karn›nda ç›kan bir su ç›ban›n›n patlamas› ile helâk oldu. Müflrikler Rahats›z ‹slâm davetinin h›zla her tarafa yay›lmas› Kureyfl müflriklerini rahats›z etti. Ebu Talib arac›l›€›yla Peygamberimiz (s.a.v.)’i etkilemeyi düflündüler. Ye€enini koruyan Ebu Talib’e: “Kardeflinin o€lu bizim dinimize ve ilâhlar›m›za hakaret ediyor. Atalar›m›z› do€ru yoldan sapm›fl gösteriyor. Ya kendisini bu iflten vazgeçir, ya da üzerinden himayeni kald›r.” dediler. Ebu Talib, onlar› güzel sözlerle geri gönderdi. Peygamberimizin hiç de€iflmeden davetine devam etti€ini görünce yeniden Ebutalib’e gelip: “E€er Muhammed’i vazgeçirmezsen sana da, ona da karfl› ç›kaca€›z. Art›k tahammülümüz kalmad›. ‹ki taraftan biri helâk olsun.” dediler. Bu sözleri duyan Ebu Talib ye€enine: “Ey Muhammed! Beni de, kendini de koru! Bana bu kadar a€›r yükü yükleme. Çünkü tahammülümün üstündedir.” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) çok üzüldü. Çünkü, art›k kendisini Ebu Talib de koruyamayacakt›. Müslümanlar hem az, hem zay›ft›. Kureyfl’e karfl› direnebilecek güçte de€illerdi. Peygamberimiz (s.a.v.)’in Allah’tan baflka yard›mc›s› yoktu. Amcas›na: “Ey amca! Allah’a yemin ederim ki, onlar benim bir elime Ay’›, bir elime Günefl’i verseler bile, yine de davamdan vazgeçmem.” dedi. Bunlar bir davetçinin kararl›l›€›n› gösteren sözlerdi. Peygamberimiz (s.a.v.) gitmek üzere aya€a kalkt›. Yürümeye bafllad›. Ebu Talib ye€eninin üzülmesini ve k›r›lmas›n› istemiyordu. “Ey kardeflimin o€lu! ‹stedi€ini söyle. Hiçbir fley karfl›l›€›nda seni asla teslim etmem.” diyerek Peygamberimizi teselli etti. Bu konuflma Kureyfllilerin önünde geçti€i için Ebu Talip’ten ümitleri kesildi. Bizzat kendileri Peygamberimiz (s.a.v.)’e: “Ey Muhammed! Sen soyca temiz ve yükseksin. Kimsenin söylemedi€ini söylüyorsun. Maksad›n zengin olmaksa, 112 113 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri sana istedi€in kadar mal verelim. En zenginimiz ol. Baflkanl›k istiyorsan, hemen seni kendimize bafl yapal›m. E€er kad›n istiyorsan, Kureyfl’in en güzel kad›nlar›n› sana verelim. Yeter ki bu davadan vazgeç.” teklifinde bulundular. Peygamberimiz (s.a.v.) onlarda hiçbir ümit b›rakmayacak kadar kesin konufltu. fiu cevab› verdi: “Sizden mal, mülk, baflkanl›k, kad›n ve hiçbir fley istemiyorum. Putlara tapmaktan vazgeçiniz. Yaln›z Allah’a ibadet ediniz.” Ebu Cehil, “Baflka iste€in yok mu?” deyince Peygamberimiz (s.a.v.) flunlar› söyledi: “Gö€ün güneflini elime verseler, yine de bu davadan vazgeçmem.” Hak davan›n sahiplerini aldatmak isteyenlerin kulland›€› tuzaklar s›raland›€›nda ilk üçte: “para”, “makam” ve “kad›n” yerini almaktad›r. Ancak Müslüman olmak, en büyük flereftir. Para, makam ve kad›n gibi dünyal›klar, hak davaya inanm›fl bir kifliyi yüceltmez. O, davas›yla yüceldi€inin bilincindedir ve gerçek de öyledir. Hak davay› b›rakanlar, zamanla makam ve imkân sahibi olsalar da yücelememifller aksine de€erlerini yitirmifllerdir. ‹flkence Dönemi Kureyflliler, giriflimlerinin fayda vermedi€ini görünce h›rç›nlaflmaya bafllad›. Önce inananlar içindeki zay›f ve çevresi olmayanlar› eziyet ve iflkence ile y›ld›rmak istediler. Bu yolla di€erlerine de gözda€› vermeyi amaçlad›lar. Kiminin ç›plak vücuduna k›zg›n tafllar koydular. Kiminin vücudunu k›zg›n demirlerle da€lad›lar. Müslüman köleleri ve Müslümanl›€a girmek isteyenleri korkutmak istediler. Ammar’›n babas› Yasir ve annesi Sümeyye’yi flehit ettiler. vuflturdu. Bilali Habefli (r.a.) bunlar aras›ndayd›. Efendisi onun boynuna ip tak›p sokaklarda dolaflt›r›yor, vücudunun üzerine k›zg›n tafllar y›€arak Allah’› inkâr etmeyi emrediyordu. O da her defas›nda “Ehad-Ehad. . .” – Allah bir, Allah bir – diyerek imandaki kararl›€›n› gösteriyordu. Hz. Ebu Bekir (r.a.) bunu gördü. Bilali Habefli (r.a)’› efendisinden sat›n ald›. Onu hürriyetine kavuflturdu. Müflrikler, Müslümanlar› ‹slâm’dan vazgeçirebilmek için alay, hakaret, karalama, as›ls›z iddialar yayma, iflkence, boykot, fliddet gibi her yolu denediler. Ancak, hiçbirinde baflar›l› olamad›lar. Görüldü€ü gibi, kalbe yerleflmifl bir iman insan› en güçlü noktaya ulaflt›rmaktad›r. Bu nedenle tarihte, davas›na veya projesine gerçekten inananlar hep baflarm›fl ve kazanm›flt›r. Hatta, iflin bafl›nda onlar› küçümseyenler veya güçsüz görenler bile sonunda onlara teslim olmufltur. Çünkü, inananlar davalar›n›n sonucunu inanç gözüyle görmekte ve bunda da asla flüphe etmemektedirler. Di€erlerinin göremedi€ini gören böyle birisinden daha güçlüsü asla düflünülemez. Ayr›ca, flüphe etmeden inananlar için dünyadaki s›k›nt›lar, iflkenceler, ölüm bir “korkulan” olamazd› ve olamad›… Korkmamak bir güçlülüktür. Korku, güçsüzlüktür. Böyle olunca, bunlardan korkmayanlar korkanlara hep üstün geldi. Habeflistan’a Hicret ‹slâm aç›ktan yay›lmaya bafllan›nca Kureyflliler zulümlerini art›rd›lar. Bu durum Mekke’yi yaflanmaz hâle getirdi. Bu s›rada, “Allah’›n topra€› genifltir…”363 mealindeki vahyin gelmesi hicrete iflaret olarak görüldü. Habeflistan emniyetli bir yer olarak biliniyordu. Burada iyi niyetli ve hoflgörülü bir hükümdar vard›. Bu ülkeye hicret etmek isteyen 16 sahabe Peygamberimiz (s.a.v.)’den izin ald›. Bunlar, Hz. Osman (r.a.) öncülü€ünde Habefl ülkesine pey- Hz. Ebu Bekir (r.a.) baz› Müslüman köleleri, Kureyfl’in zulmünden kurtarmak için sat›n ald›. Onlar› hürriyetlerine ka- 363 Zümer, 10. 114 115 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri gamberli€in beflinci y›l› recep ay›nda hicret ettiler. Habefl hükümdar› Eshamaennecafli, Müslümanlara çok iyi davrand›. Hicret eden Müslümanlar bir süre sonra “Mekkeliler Müslüman oldu.” fleklinde bir haber ald›lar. Bu haber üzerine, henüz üç ay kald›klar› Habeflistan’dan Mekke’ye geri döndüler. Bu sözün do€ru olmad›€›n› Mekke’ye döndüklerinde anlad›lar. Asl›nda, Mekke’de bir fley de€iflmemiflti. Müslümanlar› üzen zulüm, fliddet, ac› ve feryatlar daha da artm›flt›. I. Habeflistan Hicreti’nden iki y›l sonra, Müslümanlar ikinci kez hicret karar› ald›lar. Bu kafile 77 erkek, 13 kad›n olmak üzere 90 kifliden olufluyordu. Bafllar›nda Hz. Ali (r.a)’›n kardefli Cafer bin Ebi Talib vard›. Mekke müflrikleri Müslümanlar›n bu hicretinden rahats›z oldular. Hatta, Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) de hicret edece€ini ö€renince, ona zarar vermeyeceklerini söyleyerek vazgeçirdiler. Ebu Bekir (r.a.) de giderse itibarlar›n›n sars›laca€›n› düflündüler. Ayr›ca, ‹slâm’›n çevreye yay›laca€›ndan korktuklar› için, Habeflistan’a elçi gönderdiler. Habefl hükümdar›ndan, Müslümanlar› geri istediler. Necafli Müslümanlara dedi ki: “Kureyflliler elçi göndermifl, sizin Mekke’ye dönmenizi istiyorlar.” Cafer bin Ebi Talib (r.a.) söz ald›: “Ey hükümdar! Onlara sorunuz: Biz köle miyiz ki, geri istiyorlar? Borçlu muyuz ki, ça€›r›yorlar? Katil miyiz ki, cezam›z için dönmemizi istiyorlar?” Elçi; “Hay›r, bunlar›n hiç biri köle, borçlu ve katil de€ildir.” dedi ve konuflmas›n› flöyle sürdürdü: “Bunlar atalar›m›z›n dininden ayr›ld›lar. ‹lâhlar›m›za hakaret ettiler. Gençlerimizin inanc›n› bozdular. Mekke halk›n› ikiye böldüler.” Necafli, bu yeni din hakk›nda bilgi edinmek istedi. Cafer bin Ebi Talib söz alarak flöyle dedi: “Ey hükümdar! Biz cahil bir topluluk idik. Tafltan, a€açtan yap›lm›fl putlara tapard›k. Ölü hayvan eti yer, k›z çocuklar›n› diri diri gömerdik. Kumar oynar, faizcilik yapard›k. Zina ederdik. Akraba ve komfluluk görevlerimizi bilmezdik. Güçlüler zay›flar› ezer, fakirlerin s›rt›ndan geçinir, hak nedir bilmezdik. Allah bizim iyili€imizi diledi. ‹çimizden bir peygamber gönderdi. Soyu ve kabilesi temizdi. Do€rulu€uyla tan›nm›flt›. Bizi Allah’›n birli€ine ça€›rd›. ‹badet etmeyi ö€retti. Ahlâks›zl›ktan uzaklaflt›rd›. Kan dökmeyi, kumar›, içkiyi, faizi, zinay›, yalan› yasaklad›. Do€rulu€u ve güzelli€i anlatt›. Bizi vahfletten kurtard›. Medenî bir hayat yolunu gösterdi. Bu yüzden Kureyfl’in düflmanl›€›n› kazand›k. ‹flkencelere u€rad›k. Dayanamay›p buraya hicret ettik. Himayenize s›€›nd›k.” Bu konuflma dinleyenleri etkiledi. Necafli dedi ki: “Bu sözler Hz. Musa’ya ve Hz. ‹sa’ya da inmifltir. Bana s›€›nanlar› kimseye teslim etmem.” Necafli, Kureyfllilerin hediyelerini de kabul etmedi. Kureyflliler sonuç alamadan geriye döndüler. Habeflistan’a hicret edenler, Medine hicretine kadar burada kald›. Hatta, Hudeybiye bar›fl›na kadar Habeflistan’da kalanlar da oldu. Hz. Hamza (r.a.) Müslüman Hamza, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hem amcas›, hem de süt kardefli idi. Müslümanlar›n say›s› 38’e ulaflm›flt›. Peygamberli€in alt›nc› y›l› zilhicce ay› içinde bir gün, Hamza Ebu Cehil’in Hz. Muhammed’e (s.a.v.) hakaret etti€ini ö€rendi. Ebu Cehil’in tav›rlar› onu çok etkiledi. Hemen, Ebu Cehil’e giderek okunun yay› ile bafl›na vurdu ve yaralad›. Ebu Cehil, “Müslüman olur” korkusuyla Hamza’ya ses ç›karmad›. Hamza bu olaydan sonra, do€ruca Peygamberimiz (s.a.v.)’in yan›na gitti. Onu teselli etti. Peygamberimiz (s.a.v.) ise, “kendisinin ancak Müslüman olmas› ile sevinece€ini” belirtti. Bu daveti duyan 116 117 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hamza hemen Kelime-i fiehadet getirdi, 39. Müslüman oldu. Peygamberimiz (s.a.v.) bu duruma çok sevindi. Hz. Hamza’n›n (r.a.) Müslüman oluflu müflrikleri korkuttu. Çünkü o hem etkili, hem de cesur bir insand›. Pehlivan yap›l›yd›. “aslan avc›s›” olarak tan›n›rd›. Müflrikler bundan sonra Müslümanlara çok fazla iflkence edemez duruma geldiler. Okuma Parças› ‹ki de€erli kahraman›n (Hz. Hamza bin bdulmuttalip (r.a.) ve Hz. ÖmerbiHattab (r.a.)) Müslüman oluflundan sonra Mekke’deki kal›n sis tabakalar› da€›lmaya bafllad›. Müflrikler Müslümanlara eza ve cefa yapmakla onlar› dinlerinden vazgeçiremeyeceklerini anlay›nca bu sefer Peygamberimiz (s.a.v.)’i davetinden vazgeçirmek için arzu etmesi mümkün olan her fleyi ona teklif etmek suretiyle Peygamberimiz (s.a.v.)’le pazarl›k yapmaya çal›flt›lar. Fakat o zavall›lar, üzerine günefl do€an hiçbir varl›€›n onun daveti önünde bir sivrisinek kanad›na bile eflit olamayaca€›n› bilmiyorlard›. Neticede yine kaybettiler ve arzu ettiklerinde yine baflar›l› olamad›lar. ‹bn ‹shak diyor ki: Yezid bin Ziyad, Muhammed bin Kâ’b elKurazi’den naklediyor: Utbe b. Rabia anlat›yor: Utbe kavminin efendisiydi. Bir gün o Kureyfl meclisinde, rasulullah›n (s.a.v.) Mescid-i Haram’da yaln›z oturdu€u bir s›rada flöyle demiflti: “Ey Kureyfl toplulu€u!... Kalk›p Muhammed’e gideyim mi? Onunla konuflup yona baz› fleyler arz edeyim mi? Belki de baz›lar›n› kabul eder. Hangisini isterse ona verip bizden el çek diyelim mi?” (Bu konuflma Hz. Hamza (r.a.) Müslüman olup ta, Kureyfl’in Temsilci Huzurda art›k rasulullah›n (s.a.v.) taraftarlar›n›n ço€ald›klar›n› görmelerinden sonrayd›.) “Evet, ya Ebe’l-Velid!... Ona git ve onunla konufl” dediler. Utbe de kalk›p ona geldi. Rasülullah›n (s.a.v.) yan›na oturup flöyle dedi: “Ye€enim!... Sen içimizden birisin. Kabile aras›ndaki derecen ve nesepteki yerin herkesçe bilinir. Sen kavmine çok büyük bir problem getirdin. Bununla topluluklar›n› da€›tt›n, huzurlar›n› bozdun, ilâhlar›n› ve dinlerini ay›plad›n. Dedelerine küfrettin. fiimdi beni dinle, sana baz› fleyler arz edeyim, sen de düflünürsün, belki bunlardan birini kabul edersin.” Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Söyle ya Ebe’l-Velid dinliyorum” dedi. Utbe de flöyle devam etti: “Ye€enim!... E€er getirdi€in din sebebiyle mal istiyorsan, mallar›m›zdan senin için ay›ral›m, en zenginimiz olas›n. E€er bununla fleref istiyorsan, seni bafl›m›za reis yapal›m, sensiz hiçbir karar almayal›m. E€er bununla emirlik istiyorsan, seni bafl›m›za emir yapal›m. E€er sana gelen kendinden uzaklaflt›ramad›€›n bir cini ise, seni iyilefltirmek için bütün mal›m›z› harcayal›m. Çünkü tedavi olmayan adam› ma€lup edebilir cinniler.” Rasulullah (s.a.v.) Utbe’nin söylediklerini dinledi. Utbe sözünü tamamlay›nca: “Bitirdin mi ya Ebe’l-Velid?” dedi. Utbe: “Evet” dedi. Rasulullah (s.a.v.): “fiimdi beni dinle” dedi. Utbe de: “Peki!...” dedi. Rasulullah (s.a.v.) okumaya bafllad›: “Rahman ve Rahim olan Allah’›n ad›yla. Ha-Mim… Bu, Rahman, Rahim (olan Allah) taraf›ndan indirilmedir. Bu, ayetleri Arapça bir Kur’an olmak üzere anlayacak bir kavme aç›klanm›fl bir kitapt›r. Hem müjdeleyici… hem uyar›c› olarak… Fakat onlar›n ço€u yüz çevirdiler. Art›k onlar dinleyip hakk› kabul etmezler.”364 Efendimiz (s.a.v.) okumaya devam yetti. Utbe bu ayetleri dikkatlice dinlemekteydi. Sonra Peygamberimiz bu suredeki secde ayetine (37. ayet) gelince secde etti ve flöyle buyurdu: “Ya Ebe’l-Velid okudu€umu dinledin. Art›k seni onunla bafl bafla b›rak›yorum.” 364 Fussilet, 1-4. 118 119 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Utbe kalk›p arkadafllar›na geldi. Arkadafllar› birbirlerine: “Allah’a yemin ederiz ki Ebe’l-Velid gitti€i yerden baflka bir yüzle geldi” dediler. Yanlar›na oturunca da: “Ne oldu ya Ebe’l-Velid” dediler. Utbe: “Ben öyle bir söz iflittim ki, vallahi o sözün benzerini flimdiye dek hiçbir kimseden duymad›m. Vallahi o ne fliirdir, ne sihirdir, ne de kâhinliktir. Ey Kureyfl toplulu€u!... Beni dinleyin ve benim hat›r›ma bunu yap›n. Bu adam› davas›yla bafl bafla b›rak›n. Onunla savaflmay› terk edin. Allah’a yemin ederim ki ondan iflitti€im sözün büyük yank›s› olacakt›r. E€er Araplar üzerine hakim olursa onun mülkü sizin mülkünüzdür. Onun izzeti sizin izzetinizdir. Onun davas›yla insanlar›n en mesudu olursunuz” dediler. Utbe: “Bu benim görüflüm… Siz diledi€inizi yap›n” dedi.365 er-Rahiku’lMahtum’dan. 366 Hz. Ömer (r.a.) Müslüman H›zla yay›lan ‹slâm, Mekke müflriklerini flaflk›na çevirdi. Hz. Hamza’n›n (r.a.) da Müslüman olmas›yla Müslümanlar daha da kuvvetlendiler. Müflrikler bu duruma bir çare bulmak istediler. Daru’n-Nedve’de topland›lar. Daru’n-Nedve; Kureyfl’in önemli konular›n›n karara ba€land›€› idari bir merkezdi. Ortaya ç›kan meseleleri istiflare ile çözmesi ve dolay›s›yla Kureyfl’in birli€ini temin etmesi bak›m›ndan Daru’n-Nedve’nin Kureyfl Kabilesi için büyük de€eri vard›.367 Burada, Hz. Muhammed’i (s.a.v.) öldürme karar› ald›lar. Bu ifl için de Ömer’i uygun gördüler. Ömer, Hz. Muhammed’i (s.a.v.) öldürmek için k›l›c›n› kufland›. Öfke ile yola ç›kt›. Yolda “Nuaym” isimli bir kifliye rastlad›. Nuaym, Ömer’i böyle öfkeli ve silâhl› görünce sordu: -“Ey Ömer nereye?” - “Muhammed’i öldürmeye gidiyorum.” - “Zor bir ifle giriflmiflsin. Muhammed’in arkadafllar› onun etraf›nda dolafl›yor. Sonra, k›z kardeflin Fat›ma ve eniflten Sait te ‹bn Hiflam: 1/293-294. 366 Safiyurrahman, s. 120-122. 367 a.g.e., s. 32. 365 Müslüman oldular. Sen önce onlara bak.” Ömer o k›zg›nl›kla k›z kardeflinin evine yöneldi. Ömer’in sesi duyulunca, evdekiler Kur’an-› Kerim sayfalar›n› saklad›lar. Ömer eve girince, onlar›n Müslüman olduklar›n› anlad›. Hemen enifltesi Sait’i ayaklar›n›n alt›na ald›. Onu kurtarmak isteyen kardefli Fat›ma’y› tokatlad›. K›z kardefli o ac› içinde flöyle dedi: “Ey Ömer! Ne yaparsan yap, Müslümanl›ktan vazgeçmeyiz.” Ömer hayret etti. Herkes kendisinden korktu€u hâlde, bu aciz kad›n nesine güvenip te konufluyordu. Düflünmeye bafllad›. Öfkesi yat›flt›. Yapt›€›na piflman oldu. Okunan Kur’an-› Kerim sayfalar›n› istedi. Bunlar, Hadid suresinin ilk ayetleri idi: “Göklerde ve yerde bulunan her fley Allah’› anar ve yüceltirler. O azizdir, hikmet sahibidir. Göklerin ve yerin hakimidir. Hem diriltir, hem öldürür. Her fleye gücü yeter. ‹lk odur, son odur. Her fleyi hakk›yla bilen odur.” Ömer, bu ayetleri okudu€u zaman hayret etti. Kur’an-› Kerim’in incelik ve hikmetli sözlerine hayran oldu. Hemen Kelime-i fiehadet getirdi ve ‹slâm’a girdi. Do€ruca Müslümanlar›n topland›klar› Daru’l-Erkam’a gitti. Müslüman olmaya geldi€ini anlatt›. Peygamberimiz (s.a.v.) “Allahü Ekber” deyince, bütün sahabe de hep birden tekbir getirdiler. Hz. Ömer (r.a.) 40. Müslüman idi. Kâbe’ye gittiler. Bu durumu karfl›dan izleyen baz› müflrikler, Ömer’in Müslümanlar› esir al›p getirdi€ini sand›lar. Fakat, gerçek k›sa sürede anlafl›ld›. Hz. Ömer’in (r.a.) Müslüman oluflu, müflrikleri flaflk›na çevirdi. Çok üzüldüler. ‹çlerine korku düfltü. Hz. Hamza ve Hz. Ömer’in (r.a.) peygamberli€in alt›nc› y›l› zilhicce ay›nda pefl pefle Müslüman olmas›, ‹slâm’›n yay›lmas›n› h›zland›rd›. Çünkü bu iki zat, Müslümanl›k öncesinde de kendi toplumlar›n›n en sayg›n kiflileriydiler. Onlar›n Müslüman oluflu, Müslümanlara cesaret ve güven verdi. 120 121 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Okuma Parças› – fiiîrÖmer Müslüman Müslümanlar Kuflatma Alt›nda Bir garip zaman oldu. Ortal›k duman oldu. Bildikler düflman oldu. Havuzlar umman oldu. Ömer Müslüman oldu. Sözü sözdü, gerçekti. Onu öldürecekti. Ömer k›l›c› çekti Göklerden ferman oldu. Ömer Müslüman oldu. Ona yolda bir adam dedi; “Vurmaksa meram, Senin kardeflin ‹slâm!” Olanlar yaman oldu Ömer Müslüman oldu. K›z kardefli! Hakikat! “Müslüman m›s›n?. . .” Tokat! Kan içinde bir surat! Sonunda piflman oldu Ömer Müslüman oldu. “O ses, soka€› vuran, Nedir?. . .” “‹flte bak, Kur’an-› Kerim! Bakt›, çarp›ld› bir an. . . ‹çi süt liman oldu. Ömer Müslüman oldu. Kur’an-› Kerim, esrar olu€u. Sonsuzlu€un solu€u. . . Gösteren ok, kullu€u. . . ‹nkâr› iman oldu. Ömer Müslüman oldu. Hz. Hamza ve Hz. Ömer’in (r.a.) ‹slâm’a girmesi, Müslümanlar›n Habeflistan’da rahata kavuflmas›, Peygamberimizin onlarla pazarl›€› reddetmesi ve ‹slâm’›n kuvvet bulmaya bafllamas› müflrikleri büsbütün k›zd›rm›flt›. Müslümanlara karfl› yeni yöntemler denemeye karar verdiler. Kuflatma alt›nda tutmak konusunda anlaflt›lar. Buna göre; “Müslümanlardan k›z al›nmayacak, onlara k›z verilmeyecekti. Müslümanlara bir fley sat›lmayacak, onlardan bir fley al›nmayacakt›.“ Müslümanlara zarar vermek ve onlarla medenî iliflkileri kesmek istediler. Peygamberli€in yedinci senesi muharrem ay›n›n birinci gecesi ambargo kararlar›n› Kâbe’nin içine ast›lar ve herkese duyurdular. Böylece Müslümanlar› kuflatma alt›na ald›lar ve Hz. Muhammed’i (s.a.v.) kendilerine teslim olmaya zorlad›lar. Müslümanlar büyük s›k›nt› çekti. Çocuklar ve halk aç kald›. Feryatlar gökyüzüne yükseldi. Müslümanlara bir fley satmak isteyenler cezaland›r›ld›. Hatta bu konuda ambargoyu deldirmemek için nöbet tutmaya bafllad›lar. Müslümanlar, Ebu Talib Mahallesi’ne göç ettiler. Burada kuflatman›n s›k›nt›lar›n› hep beraber gö€üslemeye ve Peygamberimiz (s.a.v.)’i canla baflla korumaya çal›flt›lar. “Ebu Talip Rasülullah›n (s.a.v.) bafl›na bir fley gelmesinden korkar, onu koruma ve kollama bak›m›ndan üzerinde adeta bir anne flefkatiyle titrerdi. ‹nsanlar yataklar›na yatt›klar› zaman Rasulullah (s.a.v.)’i kendi yata€›na girmesini emreder, böylece can›na kast etmek isteyenlere karfl› onu korumak isterdi. Halk uyuyunca da çocuklar›ndan veya kardefllerinden yahut amca o€ullar›ndan birine emreder, o da rasülullah›n (s.a.v.) yata€›na yatard›.”368 Bu kuflatma 3 y›l sürdü. Asl›nda, Müslümanlar› aç b›rakarak cezaland›rmak müflriklere de zarar veriyordu. Çünkü, bu aç b›rak›lanlar içinde akrabalar› da vard›. Necip Faz›l K›sakürek (Esselâm) 368 a.g.e., s. 124. 122 123 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Baz› Mekkeliler bir araya gelip kuflatmay› kald›rmaya karar verdiler. ‹çlerinden Züheyr, Mekkelilere: “Ey Mekkeliler! Müslümanlar açl›k içinde ç›rp›n›p fakirlik içinde k›vran›rken bizim zenginlik içinde yaflay›p lezzetli yemekler yememiz uygun mu?! Bu zalim karar y›rt›l›ncaya kadar bir yere ayr›lmam.” dedi. Züheyr’i di€er arkadafllar› da destekledikleri için Ebu Cehil bir fley diyemedi. Zaten, Kâbe’deki ambargo karar›n› da a€aç kurtlar› yemiflti. Kalan parçalar›n› da ortadan kald›rd›lar. Böylece Müslümanlar kuflatma alt›nda tutulmaktan kurtuldular. Bu kuflatma sürerken Peygamberimiz (s.a.v.)’in Ay’› ikiye ay›rma mucizesi gerçekleflti. Ay›n bir parças› Nur Da€›’n›n bir taraf›nda; bir parças› da di€er taraf›nda göründü. Bu olaya pek çok sahabe flahit oldu. Fakat müflrikler, “sihirbazl›k” diyerek bu mucizeye inanmad›lar. “K›yamet yaklaflt›, Ay ikiye bölündü.”369 Allahü Tealâ sabreden Müslümanlar›, hem s›k›nt›lardan kurtar›yor, hem de peygamberinin inanmayanlara olan üstünlü€ünü gösteriyordu. Hüzün Y›l› Müslümanlar›n kuflatmadan kurtulufllar›n›n sevinci uzun sürmedi. Kuflatma recep ay›nda sona ermiflti. Bundan 6 ay sonra MS. 619, peygamberli€in ise onuncu y›l› ramazan ay›nda iki önemli vefat oldu. Önce Ebu Talib, ondan 3 gün370 sonra da Hz. Hatice (r.a.) vefat ettiler. Bunlar her s›k›nt›s›nda Peygamberimize yard›m ve desteklerini esirgemeyenlerdi. Hz. Muhammed (s.a.v.), çok sevdi€i bu yak›nlar›n› ayn› y›l içinde pefl pefle kaybedince çok üzüldü. O yüzden bu seneye “Hüzün Y›l›” denildi. Ebu Talib, akrabal›k gayretiyle Peygamberimiz (s.a.v.)’i koruyup, kollam›flt›. Ancak, ona iman etmek nasip olmad›. Hatta ölüm döfle€inde iken Peygamberimiz (s.a.v.) ona flöyle demiflti: “Ey amca! Bir defa olsun flehadet getir de, sana ahirette flefaat edeyim.” Ebu Talib te: “Ben atalar›m›n dini üzerine ölüyorum. E€er, ölümden korktu da dinini de€ifltirdi demeyecek olsalard›, sözlerini kabul ederdim.” cevab›n› vermiflti. Ebu Talib bu cevab›nda, insanlar›n de€erlendirmelerini öne ç›kard›. “‹nsanlar ne der?” diyerek do€ru olan› ilân edemedi. Kelime-i fiehadet, hakk› flüphe duymaks›z›n biliflin ve bu gerçe€i kabul ediflin ilân› için söylenecek gerekli ve özel “parola söz”dür. Bu parola sözün söylenmesi, iman›n ve cennetin kap›s›n› açt›rmaktad›r. ‹man etmeyene cennetin kap›s› aç›lmamaktad›r. Bu parola sözü hakk› gizleyip örtme371 amac›yla söylemeyenler, kap›n›n önüne gelseler de kap›y› açt›ramamaktad›r. 2 ay sonra diyenler de vard›r. 371 Kâfir: Hakk› gizleyip örten. Hakk› inkâr eden. 370 369 Kamer, 1. 124 125 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Taif Yolculu¤u Mekke’li müflrikler, Peygamberimiz (s.a.v.)’i davetini yapamaz hâle getirmek için ne gerekirse yap›yorlard›. Buna karfl›l›k Peygamberimiz de, ‹slâm’› yaymak için çareler ar›yordu. Bu amaçla, Taif’e gitmeye karar verdi. Peygamberli€in 10. y›l›n›n flevval ay›nda MS. 619 y›l› may›s ay› sonlar›nda veya haziran bafllar›nda gerçekleflen bu yolculukta yan›nda azatl› kölesi Zeyd bin Harise de vard›. 372 ‹slâm’›n ›fl›€›nda görüfl ve anlay›fl kazand›rmaya. Taifliler putlara tap›yordu. Onlar› bu durumdan kurtarmak istedi. fiehrin ileri gelenleri ile görüfltü. Ancak, Taifliler ‹slâm’› kabul etmedikleri gibi, Peygamberimize hakaret ettiler. “Allah birdir. Ondan baflka ilâh yoktur,” fleklindeki “Tevhit Akidesi” ne inanma davetinden yüz çevirdiler. Bununla da yetinmediler. fiehrin köle ve ayak tak›m›n›, Peygamberimiz (s.a.v.)’i tafllamaya teflvik ettiler. Peygamberimiz (s.a.v.)’i flehir d›fl›na ç›kard›lar. Her taraf› at›lan tafllardan dolay› yara bere içinde kald›. Buna ra€men, Peygamberimiz (s.a.v.) Taiflilere beddua etmedi. Ancak flöyle demekle yetindi: “Ya Rabbi! Bu insanlar bilmiyorlar. Bilselerdi böyle yapmazlard›. Sen onlara hidayet ver.” Peygamberimiz (s.a.v.) Taif ç›k›fl›nda bir ba€ evine s›€›nd›. Bir süre dinlendi. Orada Addas isimli bir köle ile konufltu. Onu ‹slâm’a davet etti. Addas ‹slâm’› kabul etti. Taifliler Peygamberimiz (s.a.v.)’in mübarek dualar› bereketi ile Huneyn Savafl›’ndan sonra toptan ‹slâm’a girdiler. Taif yolculu€u pek çok ibret ve dersleri içinde bar›nd›rmaktad›r. Öncelikle, bir davetçi her türlü zorluk ve engellere ra€men davas›ndan y›lmamal›, kararl› bir flekilde görevine devam etmelidir. Ayr›ca, bir davetçinin görevi öldürmek de€il, insanlar› diriltmektir. Yani ‹slâm hidayetine372 k›lavuzluk etmektir. O hâlde, k›lavuzlar›n zaman zaman taflland›€› bilinerek her durumda sab›r ve sebat göstermelidir. Peygamberimiz Mekke’ye geri dönerken Mut’im bin Adiyy’e haber göndererek kendisini korumas›n› istedi. Mutim, çocuklar›yla birlikte silâhlanarak geldi. Peygamberimizi himayesine ald›€›n› ilân etti ve evine girene etraf›ndan ayr›lmad›. Peygamberimiz gördü€ü iyilikleri unutmazd›. Hakbilir ve kadirflinast›. Bu nedenle, Mutim’in zor zamanda yapt›€› iyili€ini de zaman zaman dile getirirdi. Bununla ilgili olarak Bedir esirleri için: “MutimbinAdiyy hayatta olsayd›, bana da flu müflrik esirler hakk›nda teklifte bulunsayd› bu esirlerin hepsini ona b›rak›rd›m.”373 demiflti. Görüldü€ü gibi Peygamberimiz (s.a.v.) kendi güvenli€inin sa€lanmas›, hürriyetlerinin korunmas› için kanun ve âdetlerden yararlanm›flt›r. Peygamberimizin davran›fllar› Müslümanlar için dayanakt›r. Yap›lacak çal›flmalar aç›s›ndan yürürlükteki mevzuat›n ve âdetlerin sa€lad›€› hak ve menfaatlerin de€erlendirilmesi gerekir. Miraç Mucizesi Oldukça zorlu bir dönem geçirildi. Bu dönemde, Müslümanlar iflkenceye u€rad›, kuflatma alt›nda tutuldu. Peygamberimiz Taif’te taflland›. Ebu Talib ve Hz. Hatice pefl pefle vefat etti. Bu olaylar Peygamberimiz (s.a.v.)’i çok üzdü ve Müslümanlar çok bunald›. ‹flte böylesi bir ortamda Allahü Tealâ, hem rasülünü (s.a.v.) ferahlatmak, hem de kudret ve baz› s›rlar›n› göstermek istedi. Bu amaçla Peygamberimiz (s.a.v.)’i Miraç Mucizesi ile mükâfatland›rd›. Miraç olay›, Medine’ye hicretten 1,5 y›l önce ve recep ay›n›n 27. gecesi gerçekleflti. ‹ki kademeli olarak meydana gelmifltir. Birincisi, yeryüzündeki bölümü “‹sra”; ‹kincisi, gökler âlemine yükselifl “Miraç”. Peygamberimiz (s.a.v.), gecenin bir vaktinde, Mekke’deki Mescid-i Haram’dan (Kâbe) al›narak, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürüldü. Bu yolculuk “Burak” ismi verilen bir binekle gerçekleflti. Mirac›n yeryüzündeki bölümüne “‹sra” ad› verilir. “Gece 373 Buhari, K. FardilHumus, Bap No: 16 (2/573), K. ElMegazi, Bap No: 12, EbuDavud, K. El-Cihat, Bab no: 120, Ahmet bin Hanbel, el-Müsned: 4/80. 126 127 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri 374 Necm, 16-18. Yolculu€u” anlam›ndad›r. Bu bölüm(‹sra) Kur’an-› Kerim ayetleri ile sabittir. Sonra, Peygamberimiz (s.a.v.) Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya gitti. Orada 2 rekât namaz k›ld›. Daha sonra “Refref” adl› binekle gökler âlemine yükseltildi. Gökyüzünün derecelerini geçti. Oralarda pek çok peygamberle selâmlaflt›. Bu bölüm meflhur hadislerle sabittir. Miraç yolculu€unda, Cebrail (a.s.) Peygamberimiz (s.a.v.)’e Sidre denilen yere kadar arkadafll›k etti. Cebrail (a.s.) Sidre’de durdu. Peygamberimiz (s.a.v.) Cebrail’e (a.s.) neden devam etmedi€ini sorunca flöyle cevap ald›: “Ya rasulallah! Benim iznim buraya kadar!...” Böylece Hz. Muhammed (s.a.v.), Rabbimizin en büyük ayetlerini görece€i mertebeye yükseltildi. “Sidreyi örten örtmekte iken, göz kay›p flaflmad› ve (s›n›r›) taflmad›. Andolsun, o, Rabbinin en büyük ayetlerinden olan›n› gördü.”374 Allahü Tealâ ile görüfltü ve konufltu. Bu durum, hiçbir insana, hiçbir peygambere nasip olmayan bir makamd›. Allahü Tealâ, makamlar›n en yükse€ine ç›kan Peygamberimiz (s.a.v.)’e sordu: “Ey Habibim! Dile benden ne dilersen. Bugün her diledi€in olacak.” Peygamberimiz (s.a.v.) boynunu büktü, secdeye kapand› ve dedi ki: “Ya Rabbi! Ben ümmetlerimin ba€›fllanmas›n› diliyorum.” Allahü Tealâ buyurdu ki: “Ey Habibim! Bafl›n› secdeden kald›r. fiirk koflmadan ölen bütün ümmetlerini cennetime koyaca€›m.” ‹flte, koskoca bir ümmeti temsil etme sorumlulu€u buydu. O yüce Peygamber (s.a.v.), o eflsiz önder, o en heyecanl› ve en büyük makamda bile ümmetlerini unutmuyordu. O yüce rasül (s.a.v.), ömrü boyunca ümmetleri için yaflam›fl ve onlar›n ahiretteki durumlar›n› düflünmüfltü. Yunus Emre, bu durumu flöyle fliirlefltirir: “Yedi kat gökleri seyran eyleyen Kürsinin üstünde cevlan eyleyen Miraç’ta ümmetini Hak’tan isteyen Ad› güzel, kendi güzel Muhammed” Miraç Hediyeleri • Peygamberimiz (s.a.v.) Miraç’tan bizlere flu hediyeleri getirdi: • Allah’a flirk koflmadan ölen herkesin cennete girece€i müjdesi • 5 vakit namaz›n farz oldu€u375 • Bakara suresinin son iki ayeti (Amenerrasülü) • Allahü Tealâ, cenneti insan için yaratt›. Rahmetinin gazab›ndan fazla oldu€unu; flirk koflmad›kça günahkârda olsa flefaat edilen mü’minlerin do€rudan; flefaat edilmeyenlerinin ise günahlar›n› çektikten sonra cennetine girebilece€ini bildirdi. • Namaz, kulun Allah’a en yak›n oldu€u bir ibadettir. ‹nsan›n içini ve d›fl›n› temizlemektedir. Namaz›n d›fl›ndaki bütün ibadetler dünyada farz oldu. Ancak 5 vakit namaz, Mirac›n arma€an›d›r. Namaz›n Miraç’ta emredilmesi onun önemine bir iflarettir. Ayr›ca, 5 vakit namaz ile 50 vakit namaz sevab› kazan›lmas› Mirac›n bir ikram›d›r. • Bakara suresinin son iki ayeti (Amenerrasülü) ise her gece okundu€unda, o gece insan flirk ve isyandan emin olur. Daha pek çok hikmetleri vard›r. • Mirac›n haberleri “‹sra” suresinde anlat›lmaktad›r.376 Müflriklerin Tepkisi Müflrikler, Peygamberimiz (s.a.v.)’in Mirac’a yükseliflini ö€renince, gecenin bir vaktinde bu kadar uzun bir mesafeye ulafl›lamayaca€›n› düflündüler. “Bu da olmaz ki!” dediler. Bu olay› kullanarak Müslümanlar› inançlar›ndan vazgeçirmek istediler. Müslümanlar aras›nda itibarl› bir yere sahip olan Hz. Ebu Bekir (r.a)’a gittiler. Hz. Ebu Bekir (r.a.) henüz olaydan habersizdi. dediler ki: “Ey Ebu Bekir! O seninki var ya, bu gece Mirac’a ç›kt›€›n›, gök- Sabah ve akflam ikifler rekât olarak k›l›nan iki adet namaz Miraç’tan önce farz k›l›nm›flt›. Bunlar günefl do€madan ve günefl batmadan biraz önce k›l›n›yordu. bkz. Mü’min, 55. 376 Ayr›nt›lar için bkz. ‹sra suresi’nin meal ve tefsirleri ile ansiklopedilerde “‹sra ve Miraç” maddeleri. 375 128 129 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri lere yükseldi€ini söylüyor. Sen buna da inanacak m›s›n?” Hz. Ebu Bekir (r.a.) flöyle sordu: “Bunu o mu söylüyor?” Müflrikler büyük bir sevinçle cevap verdiler: “Evet! O söylüyor.” Hz. Ebu Bekir (r.a.) müflriklerin bütün ümitlerini bofla ç›karan net bir cevap verdi: “O söylüyorsa mutlaka do€rudur.” Evet, iflte s›dd›kiyet. . . En büyük do€rulay›c›. . . Lidere teslimiyet. . . ‹nsan› bir anda zirveye yükselten makam. . . Hz. Ebu Bekir (r.a)’› sahabelerin en üstünü yapan meziyeti iflte budur. Sadakat ve vefakârl›k. . . Hz. Ebu Bekir (r.a.)’›n “s›dd›k” olarak isimlendirilmesi, “insanlar bu hadiseyi yalanlad›klar›nda onun hemen tasdik etmesi sebebiyledir.” denilmifltir.377 “‹nsana sadakat yarafl›r görse de ikrah Yard›mc›s›d›r do€rular›n Hz. Allah”378 Okuma Parças› Mirac› Anlama Bu ulvî seyahatin sebebi hakk›nda bildirilen en özlü ve en muazzam ifade Cenab-› Hakk›n: “Ona baz› (kudretimizi gösteren) ayetlerimizi gösterelim diye…”379 mealindeki Ayet-i Kerimesidir. Bu, Cenab-› Hakk›n peygamberler hakk›ndaki ilâhi sünnetidir. Nitekim Cenab-› Hak, Hz. ‹brahim (a.s.) için: “Böylece biz ‹brahim’e yerin ve göklerin melekut alemini gösteririz, yakînen iman edenlerden olmas› için…”?380 buyurmufltu. Cenab-› Hak bu ilâhî iradenin gayesini, “Yakînen iman edenlerden olmas› için…” ifadesiyle beyan etmifltir. Peygamberlerin ilimlerinin “büyük kudret ayetlerini görme”ye dayan- Safiyurrahman, s. 157. 378 Ziya Pafla 379 ‹sra, 1. 380 En’am, 75. 377 mas› sebebiyle, peygamberler için derecesi belirlenemeyecek mertebede “aynelyakîn” gerçekleflmifltir. Zira o peygamberler Allah yolunda baflkalar›n›n tahammül edemeyecekleri eza ve cefalara tahammül ediyorlard›. Bütün dünya kuvvetleri onlara göre bir sinek kanad› gibi de€ersiz olup, iflkence ve cefalara ald›r›fl etmiyorlard›. Bu ulvî seyahatin ard›nda gizlenen hikmet ve s›rlar›n as›l inceleme yeri, “fieriat›n Esrar›”n› inceleyen kitaplard›r. Fakat bu mübarek seyahatin p›narlar›ndan f›flk›ran ve sîretinnebî gül bahçesini flenlendiren baz› hakikatleri k›saca kaydetmeyi uygun görüyorum. ‹sra suresini okuyan kifli Cenab-› Hakk›n ‹sra hadisesini sadece bir ayette anlatt›€›n›, sonra Yahudilerin melanetlerini ve suçlar›n› zikretmeye bafllad›€›n›, sonra da bu Kur’an-› Kerim’in en sa€lam yolu gösterdi€ini bildirdi€ini görür. Belki de iki ayet aras›nda bir münasebetin bulunmad›€›n› zannedebilir. Hâlbuki durum böyle de€ildir. Cenab-› Hak bu üslûpla ‹sra hadisesinin Beytülmakdis’te meydana geldi€ine iflaret etmektedir. Art›k Yahudilerin insanl›€›n liderli€i makam›nda kalmalar›na imkân b›rakmayan çeflitli suçlar› ifllemeleri sebebiyle “‹nsanl›€›n Manevî Liderli€i” makam›ndan indirildiklerine iflaret etmektedir. Cenab-› Hak bu görevi fiilen rasülüne devretmekte, “‹brahimî Davet” in iki merkezini onda toplamaktad›r. Art›k manevi liderli€in bir ümmetten di€er bir ümmete, tarihini zulüm, h›yanet, isyan ve düflmanl›kla dolduran bir ümmetten, iyilik ve hayra koflan ve Kur’an vahyi ile g›dalanan bir ümmete devredilme zaman› gelmifltir. Fakat Rasulullah (s.a.v.) insanlar aras›nda kabul görmez bir hâlde Mekke da€lar›nda dolafl›rken bu manevî liderlik nas›l devredilecektir? Bu soru bir baflka gerçe€in örtüsünü de üstlenecektir… Bu gerçek de fludur: ‹slâm davetinde bir devir art›k sona ermektedir. Art›k ak›fl› di€erinden farkl› bir devir bafllayacakt›r. 130 131 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Bunun için baz› ayetlerin müflriklere karfl› aç›k bir inzar ve fliddetli bir korkutma manas› ihtiva etti€ini görüyoruz: “Biz bir memleketi helâk etmek istedi€imiz zaman, o memleketin zevke düflkünlerine –Hakka itaat etmelerini- emrederiz. Onlar da boyun e€ip itaat etmezler. Art›k o memleket üzerine hüküm gerçekleflmifltir. Nihayet o memleketi kökünden yerle bir ederiz.”381 “Nuh’tan sonra nice nesilleri helâk ettik. Kullar›n›n günahlar›na her fleyden en iyi flekilde haberdar ve her fleyi en iyi gören olarak Rabbin yeter.”382 Bu ayetlerin yan›nda ayr›ca Müslümanlara ‹slâm cemiyetinin üzerine bina edildi€i medeniyet esaslar›n› beyan eden di€er ayetler de vard›r. Sanki Müslümanlar yeryüzüne yerleflmifl ve bütün iflleri de her bak›mdan tanzim edilmiflti. Sanki Müslümanlar s›ms›k› bir birlik meydana getirmifller ve cemiyet bu birlik üzerine yürümeye bafllam›flt›. Yine burada rasülullah›n (s.a.v.) vazifesinin istikrar bulaca€›, dünyan›n her köflesine davetini yaymak için merkez teflkil edecek emin bir yere (Medine-i Münevvere’ye) kavuflaca€›na dair bir iflaret vard›r. Konumuzla ilgili oldu€u için anlatmay› tercih etti€imiz bu mübarek seyahatin s›rlar›ndan biri de budur. 383 I. Akabe Biat› Peygamberimiz (s.a.v.), ‹slâm davetini Mekke d›fl›ndaki yerlere de ulaflt›rmak istiyordu. Bu sebeple, Mekke’de kurulan panay›rlara kat›l›r, oraya gelenleri ‹slâm’a davet ederdi. ‹sra, 16. ‹sra, 17. 383 Safiyurrahman, s. 157-158. 381 382 Peygamberli€in 11. y›l›nda hac münasebeti ile Mekke’ye gelen 6 Medineli ile Akabe tepesinde gizlice bulufltu. Onlar› ‹slâm’a davet etti. Medineliler384 ‹slâm’›n güzel ve kurtar›c› bir din oldu€unu ö€rendiler. Ertesi sene yine ayn› yerde buluflmaya karar verdiler. Bir sene sonra peygamberli€in 12. y›l›nda MS. 621 y›l› hac mevsiminde Akabe Tepesi’nde bir araya gelen Medinelilerin say›s› 12’ye yükseldi. Bunlardan 5 tanesi bir önceki y›l peygamberimizle görüflenlerdendi. Peygamberimiz (s.a.v.) bu sefer onlardan söz ald›. ‹slâm’›n kurallar›n› bildirdi. Karfl›l›kl› bir sözleflme de yap›ld›€› için bu buluflmaya “I. Akabe Biati” ad› verildi. Peygamberimiz (s.a.v.) Medinelilerden flu konularda söz ald›: • Allah’a ortak koflmayacaks›n›z. • K›z çocuklar›n› öldürmeyeceksiniz. • H›rs›zl›k yapmayacaks›n›z. • Zina etmeyeceksiniz. • ‹ftira etmeyeceksiniz. • Her konuda Allah’a ve rasülüne itaat edeceksiniz. Medineliler ‹slâm Dini’ni tan›maktan çok memnun oldular. Medine’ye dönerken Medinelilere ‹slâm’› ö€retmek üzere bir Kur’an-› Kerim ö€reticisi istediler. Peygamberimiz (s.a.v.) de onlara Mus’ab bin Umeyr’i gönderdi. Musab (r.a.) güler yüzlü bir insand›. Güzel bir hitabeti vard›. Peygamberimize en çok benzeyen sahabeydi. Kur’an-› Kerim’i çok iyi bilirdi. Medinelilere tatl› dil ve güler yüzle ‹slâm’› anlatt›. Medine’de Müslümanlar›n say›s› h›zla artmaya bafllad›. 384 Peygamberimiz Medine’ye hicret ettikten sonra flehrin ismi de€iflti. Daha önceki ismi “Yesrib” idi. Burada Medineliler olarak ifade ettiklerimiz o zamanlar “Yesribliler” olarak tan›mlanmaktayd›. 132 133 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Okuma Parças› Mus’ab bin Umeyr ve Daveti Mus’ab bin Umeyr Es’ad bin Zürare’nin konu€u olmufl, her ikisi de Yesrip halk› aras›nda büyük bir aflk ve ciddiyetle ‹slâm’› yaymaya bafllam›fllard›. Mus’ab “Mukri = Güzel Kur’an okuyan” lâkab›yla tan›nm›flt›. Mus’ab’›n baflar›s› hakk›nda nakledilen en güzel haberlerden biri fludur: Es’ad bin Zürare, Mus’ab’la birlikte bir gün Abdul Eflhel ve Zufr O€ullar›n›n yurduna gitmek için yola ç›km›flt›. Zufr O€ullar›na ait bir bahçeye girmifller, Marak kuyusu denilen kuyu bafl›nda oturmufllard›. Müslümanlardan birkaç kifli de gelip yanlar›na oturmufltu. Sa’d bin Muaz ile Useyd bin Hudayr o zaman flirk içinde olup Abdul Eflhel O€ullar›n›n reisleriydiler. Mus’ab ve arkadafllar›n›n konufltuklar›n› iflittiklerinde Sa’d, Üseyd’e: “Zay›f olanlar›m›z› kand›rmaya gelen flu iki adama git ve onlar› men et. Bir daha da yurdumuza gelmelerini yasakla. Çünkü Es’ad bin Zürare teyzemin o€ludur. fiu adam olmasayd› ben onu hallederdim” dedi. Üseyt harbesini alarak onlara do€ru yürüdü. Esat onun geldi€ini görünce Mus’ab’a: “Bu kendi kavminin efendisidir. Sana geliyor, Allah için ona do€ru ve hak söz söyle.” dedi. Mus’ab bunun üzerine: “Oturursa ‹slâm’› anlat›r›m” dedi. Üseyt geldi bafllar›nda durarak ç›k›flmaya bafllad›: “Ne diye bize geldiniz? Zay›flar›m›z› kand›rmaya m›? E€er can›n›za doymad›ysan›z bizden uzaklafl›n” dedi. Mus’ab: “Oturup da dinler misin? E€er hofluna gidecek bir fley duyarsan kabul edersin. Söyleyeceklerim hofluna gitmezse kabul etmezsin” dedi. Üseyt: “‹nsafl› konufltun” dedi. Harbesini yere dikip oturdu. Mus’ab ona ‹slâm’› anlatmaya bafllad› ve Kur’an okudu. Mus’ab: “Allah’a yemin ederim ki daha konuflmadan Üseyd’in yüzünden, (yüzünün nurlanmas› ve berrakl›€› sebebiyle) ‹slâm’› kabul edece€ini anlam›flt›m” diyor. Üseyt, Mus’ab’a: “ Bu ne güzel, ne hofl bir yol! Bu dine girmek istedi€iniz zaman ne yap›yorsunuz?” dedi. Mus’ab ile Esat, Üseyd’e: “Gusledersin, tertemiz elbiselerini giyersin, sonra Hak flehadeti getirirsin, sonra da iki rekât namaz k›lars›n” dediler. Üseyt de kalk›p gusletti, temiz elbiselerini giydi, kelimeiflehadeti söyledi ve iki rekât namaz k›ld›. Onlara: “fiurada bir adam var ki, size uyarsa kavminden hiç kimse ondan geri kalmaz. fiimdi size onu göstereyim: O, Sa’d bin Muaz’d›r.” Üseyt, sonra harbesini alarak o anda kavminin aras›nda olan Sa’d bin Muaz’a gitti. (Sa’d bin Muaz, Musab’› kovmaya veya öldürmeye giden Üseyd’in de€iflti€ini görünce k›zd›. Ona verdi€i görevi kendisi yapmak üzere harekete geçti. Mus’ab’›n yan›na var›nca ona da Üseyd’e yap›ld›€› gibi teklifte bulunuldu. O da önce onu dinlemeyi daha sonra hüküm vermeyi kabul etti. Mus’ab ile Üseyt aras›nda geçenlerin benzeri diyalog yafland›. Mus’ab’›n anlatma ve ikna kabiliyeti büyüktü. Sonunda o da Üseyt gibi Müslüman oldu.) Ve Sa’d, harbesini ald›, kavminin bulundu€u yere do€ru gitti. Kavmi onu görünce: “Yemin ederiz ki, yan›m›zdan ayr›ld›€› hâlden baflka bir hâl üzere dönüyor” dediler. Sa’d onlar›n yan›nda durunca: “Ey Abdul Eflhel O€ullar›!... Beni kendi aran›zda nas›l görüyorsunuz?” dedi. Onlar da: “Efendimizsin. En üstün görüfllü ve en de€erli dan›flman›m›zs›n” dediler. Sa’d: “Allah’a ve rasülüne iman etmedi€iniz müddetçe erkeklerinizle ve kad›nlar›n›zla konuflmak bana haram olsun” dedi. Bunun üzerine onlardan kad›n-erkek Müslüman olmayan hiç kimse kalmad›. 385 385 a.g.e., s. 162-164. 134 135 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri II. Akabe Biati Peygamberli€in 13. y›l›nda MS. 622 y›l› haziran ay›nda, yine bir hac mevsiminde 75 kiflilik Medineli bir Müslüman toplulu€u Akabe Tepesi’nde topland›. Bunlar›n ikisi kad›nd›. Bu görüflme gece vakti ve gizlice yap›ld›. Medineliler, Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashab›n›n Mekke’de çektikleri s›k›nt›lar› çok iyi biliyorlard›. Peygamberimiz (s.a.v.)’i Medine’ye davet ettiler. Peygamberimiz (s.a.v.) onlara flöyle dedi: Din ifllerinde çok dikkatli olacaks›n›z. ‹slâm’› yaflamak konusunda ay›play›c›n›n ay›plamas›ndan çekinmeyeceksiniz. Sizlere soruyorum: Medine’ye gelirsem, mallar›n›z›, çocuklar›n›z›, han›mlar›n›z› korudu€unuz gibi beni de koruyacak m›s›n›z? Medineliler sordu: “Ya rasulallah! Bunlar› yaparsak ne var?” Peygamberimiz (s.a.v.): “Cennet var” buyurdu. Medineliler devam etti: “O zaman ya rasulallah, söz veriyoruz, bunlar› yapaca€›z, seni de Medine’de mallar›m›z›, çocuklar›m›z›, han›mlar›m›z› korudu€umuz gibi koruyaca€›z.” Bundan sonra Peygamberimiz (s.a.v.)’in eline sar›ld›lar ve biatlefltiler. Bu görüflmeye de “II. Akabe Biati” denildi. Peygamberimizin henüz Müslüman olmam›fl amcas› Abbas ta bu görüflmede vard›. Okuma Parças› Ne Üzere Biat Etti¤inizi Biliyor musunuz? Biat flartlar› hakk›ndaki görüflme tamamlan›p, biatin akdedilmesine bafllamak hususunda ittifak edildikten sonra peygamberli€in onbirinci ve onikinci y›l› hac mevsiminde Müslüman olan iki Yesripli aya€a kalkarak söz istediler. Bu iki Müslüman, toplananlar aç›kça ve basiretle biat etsin diye mesuliyetin büyüklü€ünü onlara bir defa daha ifade etmek için, cemaatin fedakârl›k kabiliyetini anlamak ve bunu pekifltirmek için birbiri ard› s›ra aya€a kalk›p konuflmufllard›. ‹bni ‹shak der ki: Topluluk, biat için topland›klar›nda Abbas bin Ubade bin Nadle cemaate hitaben: “Bu zata, ne üzere biat etti€inizi biliyor musunuz?” diye sordu. Cemaat: “Evet” dediler. Abbas bin Ubade: “Siz ona k›z›l ve kara derililerle savaflmak üzere biat ediyorsunuz. E€er mallar›n›za bir musibet gelir ve flereflileriniz öldürülür de onu muhaliflerine teslim edecekseniz, flimdiden b›rak›n. Vallahi böyle bir fley yapmak dünya ve ahirette rezil-rüsvay olmakt›r. E€er mallar›n zayi olmas›, flereflilerin öldürülmesi durumunda bile ona vefakâr olacaksan›z bu biati yap›n. Vallahi bu, dünya ve ahiretin en hay›rl› amelidir” dedi. Topluluk: “biz mallar›m›za musibet gelmesi, flereflilerimizin öldürülmesi, durumunda bile bu biate ba€l› kalaca€›z. Biz bu biatimizde sad›k kal›rsak, bize karfl›l›k olarak ne var ya Rasulallah?” dediler. 136 137 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri ‹bni Hiflam: 1/446. 387 ‹mam Ahmet bin Hanbel Cabir’den rivayet etmifltir. 388 Safiyurrahman, s. 168. 389 a.g.e., s. 170. (‹bni Hiflam: 1/443, 444, 446). 386 Efendimiz (s.a.v.): “Cennet!...” deyince “Uzat elini o hâlde” dediler. Efendimiz elini uzatt› onlar da biat ettiler.386 Cabir’in rivayeti ise flöyledir: “Biat etmek üzere aya€a kalkt›k. 70 kiflinin en küçü€ü olan Es’ad bin Zürare, Efendimizin (s.a.v.) elini tutarak flöyle dedi: “ Dikkat edin ey Yesrip Cemaati!... Biz develerimizin ci€erlerine vura vura buraya gelirken onun Allah rasülü oldu€unu, bugün ortaya ç›kmas›n›n bütün Araplardan ayr›lmak manas›na geldi€ini, dahas› k›l›çlar›n bize karfl› çevrilece€ini bilerek geldik. fiayet siz sabredip katlanacaksan›z buna, kabul edin. Ecriniz Allah’a aittir. E€er siz canlar›n›zdan korkarsan›z o Allah kat›nda sizden daha mazurdur” dedi.387 388 Biatten sonra Peygamberimiz (s.a.v.), topluluktan kararlaflt›r›lan biat maddelerini uygulamada görev ve sorumluluk verece€i 12 kifliyi kendi aralar›nda seçmelerini istedi. Derhal seçim yap›ld›. Nakîp (Grup reisi) olarak seçilenlerin 9’u Hazreç’li 3’ü de Evs’li idi. Peygamberimiz “Sorumlu reisler” s›fat›yla bunlardan ayr›ca bir söz daha ald› ve onlara: T›pk› havarilerin Hz. ‹sa bin Meryem’e kefil olduklar› gibi sizler de kavminizin üzerine aralar›nda olup-biten fleylere kefilsiniz. Ben de kavmime –Müslümanlara- kefilim,” dedi.389 Bu, topluluklar›n sevk ve idaresinin bir sistem dahilinde paylafl›m›na iliflkin güzel bir örnektir. “Kendi aralar›ndan seçilmifl kiflilere sorumluluk ve görev verilmesi yoluyla topluluklar›n yönetilmesi”, yönetim biliminin bu uygulamadan tespitidir. Günümüz yöneticilerine bilimsel bir öneri olarak tavsiye edilmektedir. Biatleflme haberi Kureyflliler taraf›ndan duyulunca olay› protesto etmek ve gerekirse kan dökmek için Medinelilerin kald›€› çad›rlar›n önüne geldiler. Bu çad›rlar›n içinde kalanlar›n bir k›sm› biatleflmeden habersizdi. Protesto edenlere bunlar, Allah’a yemin ederek: “Vallahi, böyle bir fley olmad›, biz bir fley bilmiyoruz” diye cevap verdiler. Müslümanlar ise birbirlerine bak›flt›lar, sonra sessizli€i tercih ettiler. Müslümanlardan hiç kimse olumlu veya olumsuz bir fley konuflmad›. Kureyflliler eli bofl döndüler. 390 ‹leri geri konuflan gözü dönmüfl Kureyfllilere cevap verilmesi yerine orada ve o an için susman›n tercih edilmesi en uygunu idi. Ancak bu olayda susmay› tercih edenler yeri geldi€inde canlar›n› ortaya koyarak gerekeni ifade etmekten asla geri durmad›lar. II. Akabe Biati, sevgi ve kardeflli€in sözleflme metni hâline gelmesi idi. Bu sözleflme ile Medineli bir mü’min, Mekkeli kardefline sahip ç›kaca€›n›, her durumda sevgi ile kanat gerece€ini ve ona zulmedene tav›r koyaca€›n›, k›zaca€›n› ilân etti. Müslümanlar›n Medine’ye hicreti bu görüflmede kararlaflt›r›lm›fl oldu. Sahabeler birer ikifler hicret etmeye bafllad›. Ancak Peygamberimiz (s.a.v.), kendisine hicret izninin verildi€ini bildirecek vahyi bekledi. Hicret etmek isteyen Hz. Ebu Bekir (r.a.)’a da bir süre beklemesini söyledi. 390 a.g.e., s.171. (‹bni Hiflam: 1/448). 138 139 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hicret Neden Hicret? “Hicretin manas› sadece fitneden, iflkencelerden ve alaya al›nmaktan kurtulmak olmay›p, bununla beraber emin bir beldede yeni bir ‹slâm toplumu kurmak için iflbirli€i yapmak manas›n› tafl›maktad›r. Bu sebeple yeni ‹slâm vatan›n›n kurulufluna yard›m edebilecek, ‹slâm vatan›n› kuvvetlendirmek ve flan›n› yüceltmek hususunda gücünü sarf edebilecek her Müslüman’a hicret farz olmufltu.”391 Akabe sözleflmesi, bir süre Mekkelilerden gizli tutuldu. Bir taraftan da baz› sahabeler Medine’ye hicrete bafllad›lar. Bunlar gizlice hicret ediyorlard›. Yaln›z, Hz. Ömer (r.a.) hicret edece€ini Mekkelilere aç›klad›. Hatta onlara “‹flte ben Medine’ye gidiyorum. Anas›n› a€latmak, kar›s›n› dul ve çocuklar›n› yetim b›rakmak isteyenler varsa peflime düflsün, bana engel olsun.” diyerek meydan okudu. Mekkeli Müslümanlar›n büyük ço€unlu€u hicret etti. Baz› mahalleler neredeyse boflald›. Bu arada Hz. Ebu Bekir (r.a.) de Medine’ye hicret etmek istedi. Peygamberimiz ona: “Sabret, belki Allah sana bir yol arkadafl› verir.” deyince hicretini erteledi. Müslümanlar›n Medine’ye hicretleri müflrikleri telâflland›rd›. Çünkü, ‹slâm Mekke d›fl›ndaki flehirlere de yay›lmaya bafllam›flt›. Medineliler Kureyfllilerle rekabet hâlinde idiler. Bu duruma bir çare bulmay› düflündüler. Bu ifl için Daru’n-Nedve’de peygamberli€in 14. y›l› safer ay›n›n 26. günü (12 eylül 622) perflembe günü, yani II. Akabe Biati’nden yaklafl›k iki buçuk ay sonra sabah›n erken saatlerinde392 topland›lar. Baz›lar› Hz. Muhammed’i sürgün etme- a.g.e., s. 195. (EbuDavud ile Neseî’nin Muaviye’den rivayet ettikleri bir Hadis-i fierifte Efendimiz (s.a.v.) flöyle buyuruyorlar: “Tövbe sona ermedikçe hicret sona ermez. Günefl bat›dan do€mad›kça da tövbe sona ermez.” (bkz.: EbuDavud, K. El-Cihad, Bab: 2 “Halil ‹brahim Kutlay”). 392 a.g.e., s. 176-177. (Bu toplant›n›n sabah›n erken saatlerinde akdedildi€ine ‹bni ‹shak’›n flu rivayeti aç›k delildir: Cebrail Peygamberimiz (s.a.v.)’e bu toplant› plân›n› haber verdi ve hicret için izin verdi.” Yine Buhari Hz. Aifle’den rivayet ediyor: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ebu Bekir’e ö€leye do€ru gelip, ona: “Hicret için izin verildi” dedi.) 391 yi veya hapse atmay› önerdiler. Bu fikirler kabul görmedi. Ebu Cehil’in: “Muhammed’i öldürmekten baflka çare kalmad›. Her kabileden birer kifli seçelim. Hepsi birden Muhammed’in üzerine sald›rs›nlar. Bir hamlede öldürsünler. Kimin öldürdü€ü belli olmas›n. O vakit kan› bütün kabilelere da€›l›r. Haflim O€ullar› bütün kabilelerle u€raflamaz, diyete raz› olur. Biz de ondan kurtuluruz.” teklifi kabul edildi. Bu amaçla, bütün kabilelerden yeminli 40 kifli seçtiler. Bunlarla Peygamberimiz (s.a.v.)’in evini kuflatt›lar. Allahü Tealâ peygamberine tehlikeyi vahiyle bildirdi ve hicret etmesine izin verdi. Peygamberli€in 14. y›l›n›n 27. safer gecesi (MS. 12-13 eylül 622) Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Ali (r.a)’› ça€›rd› ve: “Ben Medine’ye gidiyorum. Bu emanetleri yar›n sahiplerine ver. Sonra sen de yola ç›k. Bu gece benim yata€›mda yat, benim örtüm ile örtün.” dedi. Hz. Ali (r.a.) Peygamberimiz (s.a.v.)’in yata€›na yatt›. Peygamberimiz (s.a.v.) de Yasin suresinin ilk dokuz ayetini okuya okuya evinden ç›kt›. Hatta, müflriklerin üzerine toprak serpti. Önce Kâbe’ye u€rad›. Sonra Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) evine gitti. Ona hicrete izin ç›kt›€›n› bildirdi. Hz. Ebu Bekir (r.a.) heyecanla sordu: “Ben de var m›y›m ya rasulallah!?” “Evet, ey Ebu Bekir! Sen de benimle birlikte olacaks›n.” Hz. Ebu Bekir (r.a.) büyük bir sevinç içindeydi. Peygamberimiz (s.a.v.) ile birlikte olacakt›. Beraberce evin arka kap›s›ndan ç›kt›lar. Mekke’nin güney taraf›ndaki “Sevr Da€›”na yöneldiler. Buras› Medine’nin yolu üzeri de€ildi. Aksine z›t istikametiydi. Maksatlar› hedef flafl›rtmakt›. 140 141 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Sevr Ma¤aras›’nda ‹ki Dost Müflrikler sabaha kadar beklediler. Ç›kan olmay›nca eve dald›lar. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) yata€›nda Hz. Ali (r.a)’› gördüklerinde çok flafl›rd›lar. Aldand›klar›n› anlad›lar. Hz. Muhammed’i (s.a.v.) aramaya bafllad›lar. Bulana 100 deve ödül koydular. Medine Yolunda Peygamberimiz ve Hz. Ebu Bekir gizlendikleri ma€aradan 3 gün sonra, hicretin birinci y›l› 1 Rebiu’l-evvel pazartesi günü (MS. 16 eylül 622) ç›kt›lar. Hz. Ebu Bekir (r.a.) dört ayd›r iki deve besliyordu. Peygamberimiz (s.a.v.) bedelini ödemek flart›yla bu develerle hicret etmeyi kabul etti. Müflrikler her tarafa yay›ld›lar ve Peygamberimiz (s.a.v.)’i aramaya girifltiler. ‹çlerinden bir grubu da Sevr Da€›’na yöneldi. Ma€aran›n girifline kadar geldiler. Ayak sesleri duyulmaya bafllad›. Bu esnada Hz. Ebu Bekir (r.a.) Peygamberimiz (s.a.v.) ad›na endifleye kap›larak: “Ya rasulallah, yaklaflt›lar!...” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) onu teselli etti. “Korkma! Allah bizimle beraberdir.”393 Müflrikler ma€aran›n önüne kadar geldiler. Ancak, ma€aran›n giriflinde boydan boya örülmüfl örümcek a€›n› ve güvercin yumurtalar›n› gördüler. Buraya kimsenin senelerdir u€ramad›€›n› düflündüler. E€ilselerdi bu iki dostu görebileceklerdi. Allahü Tealâ onlara e€ilip bakma arzusu vermedi. ‹ki dost Sevr Ma€aras›’nda 3 gün, 3 gece kald›lar. Bu süre içinde Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) o€lu Abdullah geceleri geliyor ve Kureyfl’ten ald›€› haberleri bildiriyordu. K›z› Esma (r.a.) yiyecek getiriyor ve kölelikten hürriyetine kavuflturdu€u Amir de süt tafl›yordu. 393 Tövbe, 40. Hicret yolunu çok iyi bilen bir k›lavuz gerekiyordu. Abdullah bin Urayk›t, bu özellikteydi. ‹hanet etmeyece€inden emin olunca onu ücretle k›lavuz olarak tuttular. Sonra, Medine’ye do€ru yola ç›kt›lar. Süraka isimli bir atl›, hicret kafilesini takip etti. Maksad› 100 develik ödülü kazanmakt›. Bunun için Peygamberimiz (s.a.v.)’in yolunu kesmeye çal›flt›.. Ancak, Süraka Peygamberimiz (s.a.v.)’e yaklaflt›€› zaman at›n›n ayaklar› sürçtü. Kendisi de yere yuvarland›. Tekrar yerinden kalkt› ve at›na bindi. Yeniden sald›r›ya geçti. Peygamberimiz (s.a.v.)’in yan›na yaklaflt›€›nda da at›n›n ön iki aya€› kumlara gömüldü. Süraka’n›n morali bozuldu, piflman oldu. Peygamberimiz (s.a.v.)’den af diledi. Geriye döndü. Hicret kafilesinin yerini kimseye söylemedi. Hatta, o tarafa gelenleri geri çevirdi. Bu olayda Allah’›n korumas›n› ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir mucizesini görürüz. Süraka, bafllang›çta Peygamberimiz (s.a.v.)’e düflman iken karfl›laflt›€› olay üzerine dost oldu. Hicret yolu, 473 km.’lik bir yoldu. O günün flartlar›nda, deve ile 13 günde ulafl›l›rd›. Fakat, Peygamberimiz (s.a.v.) 8 günde “peygamberli€in 14. y›l› –Hicretin birinci y›l›- 8 Rebiu’l-evvel pazartesi günü MS. 23 eylül 622’de”394 Kuba’ya ulaflt›. Kuba ise, Medine’ye 1 saatlik mesafededir. Medineliler, Peygamberimiz (s.a.v.)’i karfl›lamak için yollara düflmüfllerdi. Onu Kuba mevkiinde karfl›lad›lar. Çoluk çocuk hepsi mutluluk içindeydiler. Kasideler söylüyorlard›. Pey- 394 Safiyurrahman, s. 190. 142 143 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri gamberimiz (s.a.v.) çok yorgundu. Önce bir hurma a€ac›n›n alt›nda istirahat etti. Kuba’da oturan Medineli aileler Peygamberimiz (s.a.v.)’i misafir ettiler. Burada 4 gün kald›. Hz. Ali (r.a.) de, Peygamberimiz (s.a.v.)’in Kuba’ya geliflinden 3 gün sonra Kuba’ya ulaflt›. Peygamberimiz (s.a.v.) Kuba’da konaklad›€› 4 gün içinde395, oraya bir mescit yapt›rd›. Bu mescidin yap›m›nda bir iflçi gibi çal›flt›. Kur’an-› Kerim’de bu mescit, “temelleri takva üzerine kurulmufl mescit”396 ifadesi ile övülmüfltür. Kuba Mescidi ‹slâm Tarihi’nde yap›lm›fl ilk mescittir. Müslümanlar ellerine geçen ilk f›rsatta Kuba Mescidi’ni yapt›lar. Bu durum, caminin ‹slâm Dini’nde büyük bir fonksiyona sahip oldu€unu göstermektedir. Peygamberimiz (s.a.v.), Kuba Mescidi’nin tamamlanmas›ndan sonra yeniden yola ç›kt›. Bir Cuma günüydü. Yan›nda Hz. Ebu Bekir (r.a.), Hz. Ali (r.a.) ile ensar ve muhacirlerden oluflan 100 kiflilik silâhl› bir grup vard›. Müslümanlar›n görüntüsü muhteflemdi. Ranuna mevkiine gelindi€i zaman Cuma vakti girmiflti. Peygamberimiz (s.a.v.) devesinden indi. Hicret edenlere ve Medine’den karfl›lamak için gelenlere Cuma namaz› k›ld›rd› ve hutbe okudu. Peygamberimiz (s.a.v.)’in k›ld›rd›€› bu namaz ilk Cuma namaz› oldu. Zulüm ve bask›dan kurtulan Müslümanlar ilk f›rsatta Cuma namaz› k›lmaya bafllad›. Çünkü, Cuman›n flartlar›ndan biri de hür olmakt›r. Peygamberimiz (s.a.v.) Medine’de a.g.e., s. 191. (Bu, ‹bni ‹shak’›n rivayetidir. (bkz. ‹bni Hiflam: 1/494) Allame Mansur-Furi de bunu tercih etmektedir. (bkz. Rahmetün li’lAlemin: 1/102) Buhari ise Kuba’da yirmi dört gece kald›€›n› rivayet etmektedir. (Buhari: 1/61) Bir baflka rivayette ise, on küsür gece (Buhari: 1/555), bir di€er rivayette on dört gece kald›€› yer almaktad›r. (Buhari: 1/560) ‹bnikayyim de bu son rivayeti tercih etmektedir. Halbuki Efendimizin, pazartesi günü Kuba’ya geldi€ini, Cuma günü oradan ç›kt›€›n› bizzat kendisi ifade etmektedir. Buna göre, gelifl-gidifl günlerini hariç tutarsak, on günden fazla, dahil sayarsak on iki günden fazla kalmam›fllard›r.) 396 Tövbe, 108. 395 ‹lk Cuma Namaz› ve ‹lk Mescit Peygamberimiz (s.a.v.), MS. 27 eylül 622 H. 1. y›l, 12 Rebiu’l-evvel cuma günü Cuma namaz› sonras› yeniden yola ç›kt›. Halk iki s›ra hâlinde yollara dizilmiflti. Medine’ye girilirken muhteflem bir görüntü olufltu. Kad›nlar, çocuklar ve bütün halk büyük bir coflku içindeydi. Halk, Peygamberimiz (s.a.v.)’e “hofl geldiniz!” diyerek hürmet gösteriyor, onu fliir ve ilâhilerle karfl›l›yorlard›. “Ay do€du üzerimize. . . Ey hay›rl› davetçi! Hofl geldin. . .”397 gibi ifadelerin yer ald›€› fliir unutulmam›flt›r. Günümüzde de coflkuyla söylenmektedir. Medineli Müslümanlar›n her biri, Hz. Muhammed (s.a.v.)’i kendi evinde misafir etmek istiyordu. Peygamberimiz (s.a.v.) herkesin gönlünü almak istedi. Devesinin yular›n› sal›verdi. Nerede çökerse orada misafir olaca€›n› bildirdi. Deve, önce bofl bir arazide çöktü. Oray› sahiplerinden sat›n alarak Mescid-i Nebevî’yi yapmak istedi. ‹kinci defa deve Ebaeyübelensari (r.a.) adl› fakir bir gencin evinin önünde çöktü. Ev sahibi çok sevindi. Peygamberimiz (s.a.v.)’i misafir etti. Ebaeyübelensari (r.a.) ayn› zamanda Peygamberimizin akrabas› idi. Peygamberimiz (s.a.v.) Mescid-i Nebevî tamamlan›ncaya kadar bu evde misafir oldu. Mescid-i Nebevî 7 ayda tamamland›. Hicretle birlikte Müslümanlar zulüm ve bask›dan kurtuldu. Müslümanlar az›nl›k durumundan kurtuldu. Siyasî ba€›ms›zl›klar›n› kazand›. ‹slâm davetinin önündeki engeller kalkmaya bafllad›. Medine’de yepyeni bir hayat bafllad›. Dinî, sosyal, ekonomik ve ahlâkî hayatta büyük bir de€iflim yafland›. ‹slâm, bir site (flehir) dini olmaktan ç›kt›, evrensel bir boyut kazand›. Hicret, ‹slâm Tarihi’nde çok önemli bir olay oldu€u için Hz. Ömer devrinde takvim bafllang›c› olarak kabul edildi. Bundan 397 Safiyurrahman, s. 192. 144 145 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri sonra olaylar hicret esas al›narak de€erlendirilmeye baflland›. Medine’nin önceki ad› “Yesrip” idi. Medine “flehir” anlam›ndad›r. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hicreti ile birlikte buraya “Medinetü’r-Rasül” – Peygamber fiehri – denilmeye baflland›. Bu söz biraz uzun oldu€u için “Medine” olarak kullan›m› yerleflti. Okuma Parças› Hicret Mekke ile Medine aras› yollar; Çizik çizik, hasret yaras› yollar. Vard›€› her nokta yine bafllang›ç; Git gide Allah’a varas› yollar. Mekke ile Medine aras› yollar. Bu ç›plak yollarda ne in, ne de cin Yaln›z iki çift nurdan güvercin. Bunlar iki dostun ayaklar› ki, Yollar› göklere ba€layan perçin Bu ç›plak yollarda ne in, ne de cin Hicret, yurt d›fl›nda aranan destek; Dava sahibine öz yurdu köstek. Merkezi d›flardan sarmakt›r murat, Merkezin çevreden fethidir istek. Hicret, yurt d›fl›nda aranan destek; ‹nsan koflar, ufuk kaçar beraber; Ufukta, var›lmaz gayeden haber. O ki, ete€inde ufuk ve gaye; O ki, Gaye – ‹nsan, ufuk - Peygamber ‹nsan koflar, ufuk kaçar beraber; Ayakta, Medine Müslümanlar›, ‹slâm’›n “Yard›mc›” kahramanlar›. . . Rasüller rasülü u€runa feda, Mallar›, canlar›, hanümanlar›. Ayakta, Medine Müslümanlar›, Peygamberimizle Medine’de 3 dönem Hicretten (6 H. Zilka’de ay›nda imzalanan) Hudeybiye Antlaflmas›’na kadar geçen dönem: Varolma mücadelesi ile geçti. Hudeybiye Antlaflmas›’ndan (8 H. Ramazan ay›nda gerçekleflen) Mekke’nin Fethi’ne kadar geçen dönem: Civar devletlerle resmî iliflkiler kurulmas› ve onlar›n ‹slâm’a davetlerinin yap›lmas›yla geçti. Mekke’nin Fethi’nden (11 H. Rebiu’l-evvel ay›nda olan) Peygamberimizin vefat›na kadar geçen dönem: Kabile ve cemaatlerin topluca ‹slâm’a girmeleriyle geçti. Elbette bu dünyada hiçbir fley yapan›n yan›na kâr olarak kalmam›flt›. Müflriklerin yapt›klar› da yanlar›na kâr olarak kalmayacakt›. Onlar da bunu hissetmeye bafllam›fllar ve hicreti, “Müslümanlara yapt›klar›n›n hesab›n› yak›n bir gelecekte sorduracak geliflme” olarak de€erlendiriyorlard›. Hicret edenlere engel olmaya çal›flarak ileride verecekleri hesaptan kurtulabileceklerini zannettiler. Bu amaçla, hicret edebileceklerin kimisini hapsettiler kimisine de iflkenceler yapt›lar. Her fleye ra€men hicret edebilenlerin de, mallar›n› ve arazilerini ya€malad›lar. Hicret Esnas›nda Mekke Necip Faz›l K›sakürek 147 146 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hicretin I. Y›l› Olaylar› Medine’de Müslüman Kimlikleri Ensar: Mekke’den göç edip kendilerine s›€›nan Müslümanlara gönüllerini ve imkânlar›n› sonuna kadar açm›fl Medineli Müslümanlar. Vatandafll›k Sözleflmesi Medine’de as›l unsur Müslümanlard›. Fakat, Yahudi ve müflrikler de vard›. Hepsi bir arada yafl›yordu. Peygamberimiz (s.a.v.) huzur ve bar›fl›n devaml›l›€› için, onlarla da bir “Vatandafll›k Sözleflmesi” yapt›. Bu sözleflmeyle; • Irk ve s›n›f ay›r›m›n›n ortadan kald›r›lmas› • Bütün vatandafllar›n hakk›n›n ayr›m yap›lmadan korunmas› • Suç ifllemeye izin verilmemesi • Gerekti€inde Medine’nin birlikte korunmas› ve savunulmas› • Kararlaflt›r›ld›. Peygamberimiz Medine’de bir yandan “kardefllik antlaflmalar›”, di€er yandan da “ittifak antlaflmalar›” yapt›. Birlikte yaflam›n esenli€i için güç birli€ine ve dayan›flmaya önem verdi. Ancak bununla da yetinmedi. Ticaret yollar›n›n ve Medine’nin güvenli€i için devriyeler ç›kar›lmas› gibi askerî tedbirler de ald›. Bu amaçla kendisinin bafl›nda bulundu€u savafl veya seferlere “Gazve”, kendisi bafl›nda olmaks›z›n komutan tayin etti€i savafl veya seferlere de “Seriyye” denilmektedir. Muhacir: Mekke’deki zulüm ve iflkenceler üzerine Peygamberimizin izniyle Medine’deki ensar›n yan›na göç edip s›€›nm›fl Müslümanlar. En Yüksek Kardefllik Örne¤i d›m ediciler – denir. Mekke’den Medine’ye hicret edenlere “muhacir” – hicret edenler – denir. Medineli olup, Mekkeli Müslümanlara yard›m edenlere de “ensar” – yar- Askerî Tedbirler 398 F›khu’s-Sîreh, s. 140-141. Mekkeli ve Medineli Müslümanlar bir arada yaflamaya hicretle birlikte bafllad›. Peygamberimiz (s.a.v.) ensar ve muhacirler aras›nda kardefllik ilân etti. Muhacirler her fleyini Mekke’de b›rakm›flt›. Ensar bu durumdaki muhacirlere, “Bizim kardefllerimiz geldi.” diyerek yard›ma kofltu. Onlar›, gönüllerine, çorbalar›na ve ekmeklerine ortak etti. ‹slâm’›n evrensel özelli€i hayata geçirildi. “‹slâm Kardeflli€i”nde, soy ve kan ba€› aranmaz, kabile ve renk ay›r›m› yap›lmaz. Müslümanlar bu kardeflli€in gere€ini çok iyi özümsedi ve buna uygun davrand›. ‹slâm kardeflli€inin en ideal örne€ini gösterdi. Ensar ve muhacirler olarak k›sa sürede birbirleriyle kaynaflt›lar. Huzur ve bar›fl içinde yaflad›lar. Bu kardeflli€in manas›: “Cahiliye taassubunun eriyip ‹slâm’dan baflka hiçbir dinin kabul edilmemesi, soy, ›rk ve memleket farklar›n›n önemsenmemesi, insanlar›n aras›nda takva ve ihlâs ölçüsünden baflka hiçbir üstünlük ve yücelik kabul edilmemesidir.”398 148 149 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Okuma Parças› Birlik Antlaflmas› Rasulullah (s.a.v.) mü’minler aras›nda kardefllik antlaflmas› yapt›€› gibi, her çeflit cahiliye hastal›klar›n›, kabilecilik taassubunu ortadan kald›ran, cahiliye âdet ve geleneklerine f›rsat tan›mayan muahede akdi yapt›. Bu muahedenin maddeleri özetle flunlard›: • Bu yaz›l› antlaflma, Hz. Peygamber (s.a.v.) taraf›ndan Kureyfl kabilesine mensup Müslümanlarla Yesrip’li Müslümanlar ve bunlara tabi olan, bunlarla birlikte cihat eden kabileler aras›nda yap›lm›flt›r. • Bunlar di€er insanlardan farkl› olarak tek bir “ümmet”tir. • Kureyflli muhacirler kendi aralar›ndaki suçlulara “diyet” öderler. Kendilerinden esir düflenin fidyesini meflru flekilde aralar›nda taksim ederek öderler. Ensardan her kabile kendi kabilesinden olan suçlulara diyet öder. Her grup kendisinden esir düflenin fidyesini meflru flekilde aralar›nda taksim ederek öder. • Mü’minler, fidye veya diyet ödeyemeyecek kadar fakir veya borçlu kardefllerine yard›m ederler. • Müttaki mü’minler kendilerine hücum eden; zulüm, günah, tecavüz plân› yapan ve mü’minler aras›nda fesat ç›karan kimselere hadlerini bildirirler. • Mü’minlerin tamam›, içlerinden birinin evlâd› bile olsa, fesatç›ya karfl› elbirli€iyle hareket ederler. • Bir mü’min, kâfir birini öldürdü€ü gerekçesiyle di€er bir mü’mine k›sas yapamaz. • Bir mü’min, mü’min kardefli aleyhine kâfire yard›m edemez. • Allah’›n zimmeti birdir. Mü’minlerin en zay›f› o mü’mini korur. • Yahudilerden kim bize tabi olursa yard›m ve deste€e hak kazan›r. Ne zulme u€rar, ne de onlar aleyhine baflkas›yla iflbirli€i yap›l›r. • Mü’minlerin sulhü tektir. Bir mü’min Allah yolunda yap›lan bir savaflta mü’min kardeflini yaln›z b›rak›p düflmanla sulh yapmaz. Sulhü eflit ve adaletli olur. • Mü’minler Allah yolunda kanlar›n› ak›tma sebebiyle birbirlerinin sorumluluklar›n› yüklenirler. • Hiçbir müflrik Kureyfl’e ait bir mal› veya Kureyflli bir müflriki koruyamaz. Bir mü’minle Kureyfl’e ait mal veya Kureyflli bir müflrik aras›na giremez. • Kim bir mü’mini bilerek öldürürse k›sas yap›l›r. Ancak maktulün velisi raz› olursa diyete çevrilir. • Mü’minlerin hepsi onun hakk›n› al›rlar. K›sas› (veya diyeti) yerine getirmemeleri caiz de€ildir. • Hiçbir mü’min bir bidatçiye yard›m edemez, böyle birini koruyamaz. Kim böyle birine yard›m ederse k›yamez günü Allah’›n lâneti ve gazab› üzerine olsun. Buna karfl›l›k ne vas›ta ne de bedel kabul edilmez. • Herhangi bir fleyde ihtilâf edilmesi hâlinde baflvurulacak mercî, Allah ve rasülüdür.399 400 ‹bni Hiflam: 1/502, 503. 400 Safiyurrahman, s. 206-207. 399 150 151 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Mescid-i Nebevî ve Ashab-› Suffa Mescid-i Nebevî, Kâbe’den sonra Müslümanlar için 2. derecede kutsal mescittir. ‹slâm Tarihi’nde de, Kuba Mescidi’nden sonra yap›lan ikinci mescittir. Hicretle birlikte yap›m›na bafllanm›fl ve 7 ayda tamamlanm›flt›r. Okuma Parças› Mescidin bitifli€ine Peygamberimizin evi olarak bir bölüm ayr›ld›. Ayr›ca, bir de “suffa” ilâve edildi. Mekke’den hicret eden Müslümanlar, Medinelilerin evlerinde kal›yordu. “Suffa” yap›ld›ktan sonra bekârlar buraya tafl›nd›lar ve bundan sonra kendilerine “Ashab-› Suffa” denildi. Suffa, tam bir hikmet merkeziydi. Ashab-› Suffa burada, Kur’an-› Kerim ezberler, ilim ö€renirdi. Akait, hukuk, siyaset ve toplum konular›n› görüflürdü. Hadisçiler, müçtehitler, müftüler, idareciler, ö€retmenler burada yetiflirdi. Peygamberimiz (s.a.v.)’in öncülü€ünde devam eden bir ‹slâm üniversitesi durumunda idi. Bu ilim afl›€› insanlar›n say›s› zamanla 40 kifliye yükseldi. Onlar, ümmetin “ilim toplulu€u”nu oluflturdu. “Mescid-i Nebevî sadece namazlar›n eda edildi€i bir yer de€ildi. Bununla birlikte Müslümanlar›n ‹slâmî esaslar› ve prensipleri ö€rendikleri bir mektep, uzun zamand›r cahiliye âdetleri ve savafllar›n›n aralar›nda nefret ve ayr›l›€a sebep oldu€u çeflitli kabilelerden de€iflik insanlar›n bir araya geldi€i bir cemiyet, bütün siyasî ifllerin idare edildi€i ve cihada karar al›nd›€› bir karargâh, istiflare ve icra toplant›lar›n›n aktedildi€i bir meclis idi. Ayn› zamanda ne evleri, ne mallar›, ne aileleri ve ne de çocuklar› bulunmayan baz› fakir mültecilerin (muhacirlerin) büyük bir k›sm›n›n kalacaklar› bir yurt idi.”401 Yahudilerle Antlaflma Bu muahede, Müslümanlar›n kendi aralar›ndaki antlaflma ile birlikte yap›lm›flt›. Bu muahedenin en önemli maddeleri flunlard›: 401 A.g.e., s. 204. • Beni Avf Yahudileri mü’minlerle birlikte bir ümmet teflkil ederler. Yahudilerin dini Yahudilerin, Müslümanlar›n dini Müslümanlar›nd›r. Herkesin kölesi ve nüfusu kendisine aittir. Beni Avf d›fl›ndaki Yahudiler de böyledir. • Yahudilerin geçimi Yahudilerin üzerine, Müslümanlar›n geçimi Müslümanlar›n üzerinedir. • Bu antlaflma taraflar›, kendilerine savafl açanlara karfl› aralar›nda yard›mlaflacaklard›r. • Taraflar –günah hariç- birbirlerine iyilik, nasihat ve hay›rda yard›mc› olacaklard›r. • Hiç kimse müttefiki sebebiyle suçlu say›lamaz. • Zulme u€rayana yard›m edilecektir. • Yahudiler (mü’minler baflkalar›yla savafl ederlerse) savafl boyunca mü’minlerle ittifak içinde kalacaklard›r. • Bu antlaflma sebebiyle Medine içinde savafl haramd›r. • Bu antlaflma taraflar› aras›nda fesad›ndan korkulan bir çat›flma ve olayda hüküm Allah’a (c.c.) ve Allah’›n rasülü Muhammed’e (s.a.v.) aittir. • Kureyfl ve Kureyfl’e yard›m edenler korunamaz. • Medine’ye hücum edenlere karfl›, taraflar aralar›nda yard›mlaflacak ve her taraf kendine düflen taraf› müdafaa edecektir. • Bu yaz›l› antlaflma hiçbir zalim ve asiyi müdafaa etmez.402 403 ‹bni Hiflam: 1/503, 504. 403 Safiyurrahman, s. 211-212. 402 152 153 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hz. Aifle (r.a.) ile Evlenmesi Osman bin Mazun’un ailesi Havle, Peygamberimizin Hz. Aifle (r.a.) ile evlenmesini uygun gördü. Durumu Hz. Ebu Bekir (r.a)’a iletti. Hz. Ebu Bekir (r.a.) de Peygamberimiz (s.a.v.)’e haber göndererek k›z›n› verebilece€ini söyledi. Bu surette Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Aifle (r.a.) ile evlendi. Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hz. Aifle (r.a.) ile evlenmesi tamamen dinî sebeplere dayanmaktad›r. Bu evlilikle Peygamberimiz (s.a.v.), ‹slâm Dini’nin ümmetin kad›nlar›na her yönüyle tebli€ini amaçlam›flt›r. Hz. Aifle (r.a.) Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) k›z›d›r. Çok zeki, ak›ll› ve genç bir han›md›. Ö€renme ve ö€retme konusunda çok yetenekli idi. Peygamberimiz (s.a.v.)’den en çok hadis nakleden sahabelerden biridir. Büyük bir hukukçudur. Ümmetin han›mlar›, kendilerine ait dinî konular›n büyük bir ço€unlu€unu onun arac›l›€› ile ö€renmifllerdir. Müslim “Sahih”inde Hz. Aifle’den naklediyor: “Rasülullah (s.a.v.) Medine’ye geldi€inde bir geceyi uykusuz geçirdi ve: “Keflke ashab›mdan salih bir zat bu gece yan›mda nöbet tutsa!” buyurdu. Biz bu durumda iken birden silâh flak›rt›s› duyduk. Efendimiz (s.a.v.): “Kim o?” dedi. D›flar›dan: “Sa’d bin Ebi Vakkas” diye cevap geldi. Efendimiz (s.a.v.): “Niçin geldin?” diye sordu. Sa’d: “Kalbime rasülullaha (s.a.v.) bir fley olur diye korku geldi. Nöbet tutmaya geldim.” dedi. Rasülullah (s.a.v.) da ona dua etti. Sonra da uyudu.405 Hz. Aifle (r.a.) anlat›yor: “Rasülullah (s.a.v.) için gece nöbet tutulurken “Allah seni insanlardan korur”406 mealindeki ayet nazil olunca rasülullah (s.a.v.) Efendimiz: “Arkadafllar gidebilirsiniz. Beni Allah (c.c.) korumaktad›r,” buyurdu.407 408 Hicretin birinci y›l›ndaki di¤er önemli olaylar… r›na ulaflt›rd›. Okuma Parças› Kureyflliler muhacir MüslüNöbet Tutmaya manlara bir haber göndereGeldim!.. rek: “Yesrib’e kaç›p da bizden kurtulman›z sizi aldatmas›n. Size gelecek, hepinizi yok edecek, kendi yerinizde sizin kökünüzü kurutaca€›z” dediler.404 Bu çeflit sözler sadece kuru bir tehditten ibaret de€ildi. Efendimiz (s.a.v.) Kureyfl’in savafl plânlar›na ve flerli niyetlerine kesin gözüyle bak›yordu. Bunun için ya uyumuyor ya da sahabeden nöbetçi bulunduruyordu. Bugün okunan ezan bu sene bafllad›. Bilali Habefli (r.a.) “Allahü Ekber – Allahü Ekber” – Allah en büyüktür, Allah en büyüktür – tekbirini güzel sesiyle Medine semalaMüslim: K. Fedaili’s-Sahabe, Hadis no: 40, Buhari: K. ElCihad ve’s-Siyer, Bap (70) Hadis no: 2885: 2/404. 406 Maide, 67. 407 Tirmizi K. EtTefsir, Suretü’lMaide, Bap (4): 2/130. 408 Safiyurrahman, s. 214-215. 405 Hicretin 1. y›l›ndaki olaylardan biri de nüfus say›m›d›r. Medine’deki Müslümanlar›n say›s›n›n 1500 civar›nda oldu€u anlafl›lm›flt›r. Medine’ye hicretin ilk y›l›nda huzur ve sakinlik hakimdi. Bu durumu bozmaya çal›flanlar da ç›kt›. Yahudiler Medine’de bozgunculuk yapmak istediler. Mekkeli müflrikler ise ‹slâm’›n yay›lmas›na bafltan beri tahammül edemediler. Medine’ye sald›r› plânlar› düflündüler. 404 Rahmetün li’lAlemin: 1/116. 154 155 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hicretin II. Y›l› Olaylar› K›blenin De¤iflmesi Mekke müflrikleri Kâbe’yi putlarla doldurmufltu. Müslümanlar, namazlar›n› Mescid-i Aksa’ya yönelerek k›l›yordu. Mescid-i Aksa, hem Yahudilerin hem de H›ristiyanlar›n k›blesiydi. Yahudi ve H›ristiyanlar, kendi k›blelerine döndükleri için Müslümanlar› küçümsüyordu. Bu durum, Peygamberimiz (s.a.v.) ve Müslümanlar› çok üzüyordu. Bir gün, Peygamberimiz (s.a.v.) Beni Seleme mahallesinde ö€le namaz› k›ld›r›yor iken ikinci rekât›n sonunda vahiy geldi. Bu ayette “Yüzünü Mescid-i Haram (Kâbe) taraf›na çevir”409 buyuruluyordu. Peygamberimiz (s.a.v.) ve cemaat namaz›n geri kalan k›sm›n› Mescid-i Haram’a yönelerek tamamlad›lar. Bu nedenle, k›blenin de€iflmesi emrinin geldi€i bu mescide “Mescid-i K›bleteyn” – ‹ki k›bleli mescit – ad› verildi. Cihat ‹zni Müslümanlar Mekke döneminde, Kureyfl’in eziyet ve iflkenceleri karfl›s›nda flöyle diyorlard›: “Ya rasulallah! Nedir bu çektiklerimiz? ‹zin verin de flu adamlar›n iflini gizlice bitirelim!...” Peygamberimiz (s.a.v.) buna izin vermiyor, sab›r ve tahammül göstermeye davet ediyordu. Mekkeliler, Müslümanlar› Medine’de de rahat b›rakmad›lar. Medine yak›nlar›na kadar geliyor, ekili arazi ve hayvanlar›na zarar veriyorlard›. fiehir d›fl›nda her an tecavüz ve sald›r›ya u€ramak tehlikesi vard›. Peygamberimiz (s.a.v.) bu duruma çok üzülüyordu. ‹slâm dini gerçekte bar›fl› emrediyordu. Kur’an-› Kerim “Ey iman edenler! Hep birden bar›fla girin”410 buyuruyordu. 409 410 Bakara, 144. Bakara, 208. Medine’de mü’minlerin mal ve canlar›n› korumalar›, vatanlar›n› savunmalar› zorunlu hâle gelmiflti. Allahü Tealâ H. 2. y›l› flaban ay›nda vahiy göndererek cihada izin verdi: “Kendisiyle savafl›lan mü’minlere, zulme u€ram›fl olmalar› sebebiyle, savafl konusunda izin verildi. fiüphesiz, Allah’›n onlara yard›m etmeye gücü yeter.”411 ‹slâm bütün insanlar›n iyili€ini ister. Herkesin Allah’› tan›mas›n› ve hiç bitmeyecek ahiret hayat›nda cennete girmesini arzu eder. fiefkat ve merhamet esas al›n›r. Zulme yer yoktur. ‹slâm’da toprak kazanmak, güç göstermek, ganimet elde etmek amac›yla savafl yap›lmaz. Nedenleri ve nas›l olaca€› ile ilgili Kur’an-› Kerim’de gerekenler bildirilmifltir.412 ‹slâm’da savafl, kaç›n›lmaz olunca son çare olarak yap›l›r. Bu anlamda yap›lan savafl›n ve ‹slâmca bir yaflam›n413 önündeki engelleri kald›rma çabas›n›n ad› cihatt›r. Düflman karfl›s›nda her fleyini ortaya koyarak yap›lan kutlu bir çabad›r. Müslümanlar insanca bir yaflam için can vermekten korkmazlar. Ölüm onlar için bir son de€ildir. Korkmad›klar› için üstüne gidebilmektedirler. “fiehitlik” yüksek bir mertebedir. Bu mertebe sadece kutlu çaba ile kazan›labilmektedir. Ölümden korkmayanlar zaferi kazand›rmaktad›r. Bu anlay›fltakiler, adlar›n› tarihin zafer sayfalar›na yazd›rm›fllard›r. Peygamberimiz (s.a.v.) cihada izin verilmesinden sonra, huzur ve bar›fl› sa€lamak, Müslümanlara verilen zararlara engel olmak için seriyyeler haz›rlad›. Böylece, bundan sonra kendilerini savundular ve varl›klar›n› gösterdiler. Kendilerini canla baflla savundular. Peygamberimiz (s.a.v.) baz› savafllara kendisi kat›ld›, baz›lar›na da askerî birlikler gönderdi. Peygamberimizin bafl›nda bulunup, idare etti€i savafllara “Gazve” ad› verilir. Gazvelerin say›s› 27’dir. Kendisinin kat›lmay›p, askerî birlik gönderdi€i savafllara da “Seriyye” denir. Seriyyelerin say›s› 47’dir. ‹slâm Tarihi’ndeki ilk gazve “Ebva Gazvesi”; ilk seriyye ise “Hz. Hamza Seriyyesi”dir. Hac, 39. Bakara, 190-193; Muhammed, 4-7, 20; Âl-i ‹mran, 160, 200; Nisa, 71, 173; Enfal, 60; Necm, 3942; Maide, 54, 56; En’am, 132; Tevbe, 32, 111, 112; Yunus, 62, 63; Zuhruf, 32; Hac, 78; Kasas, 5; Rum, 47; Saf, 8. 413 ‹slâmca yaflam insanca yaflamd›r. Bu da iyi, güzel, do€ru, faydal› ve adil olan›n uygulamadaki egemenli€idir. 411 412 156 157 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Mekke Müflrikleri, Peygamberimizi öldürmek ve Müslümanl›€› ortadan kald›rmak istiyorlard›. Bu nedenle sürekli yeni plânlar yapt›lar, ya€ma ve bask›nlar›n› art›rd›lar. Savafla haz›rland›lar. Bunun masraflar›n› karfl›lamak için Ebu Süfyan baflkanl›€›nda büyük bir ticaret kervan›n› fiam’a gönderdiler. Bedir Gazvesi Peygamberimiz (s.a.v.) olup biteni ö€rendi. Konuyu sahabesiyle istiflare etti: “Kervan› takip etmek mi, yoksa Kureyfl Ordusu’nu karfl›lamak m› daha uygundur?” diye sordu. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer (r.a.) Kureyfl Ordusu’nu karfl›laman›n daha uygun oldu€u görüflünde idiler. Muhacirler ad›na konuflan Mikdat ateflli bir konuflma yapt›: “Ya rasulallah! Biz seninle birlikteyiz.” dedi. Ensar ad›na konuflan Sa’d bin Muaz (r.a.) de: “Ya rasulallah! Biz sana inand›k. Bize getirdi€in Kur’an-› Kerim’i hak olarak flehadet ettik. Nas›l dilersen öyle yap. Sen bize denizi gösterip dalsan, biz de seninle beraber dalar›z.” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) önce Mekkelilerin ticaret kervan›n›n dönüflünü önlemek için seriyyeler gönderdi. Bu durum Mekkelilerin savafl haz›rl›€›n› h›zland›rd›. Peygamberimiz (s.a.v.) de savafl haz›rl›€›na bafllad›. ‹slâm Ordusu ramazan ay›n›n 12. günü Bedir’e do€ru yola ç›kt›. 305 kifliden olufluyordu. 70’i deve, 2’si atl› idi. Müslümanlar ramazan ay› oldu€u için oruçluydu. Peygamberimiz Medine ç›k›fl›nda, askerin oruçlar›n› bozmas›n› istedi. Bedir Köyü’ne ulaflt›klar›nda müflriklerin daha önce geldikleri görüldü. Mekkeliler 950 kifliydi. 700’ü develi, 100’ü atl›yd›. O gece Allah Müslümanlara bir ferahl›k verdi. ‹yi uyudular ve dinlendiler. Fakat, müflriklerin uykular› kaçm›fl, kalplerine korku düflmüfltü. Ne yapacaklar›n› bilmiyorlard›. Hicretin 2. y›l› 17 ramazan cuma günü iki ordu karfl›laflt›. Savaflan taraflar aras›nda birbirine çok yak›n akrabalar da vard›. Peygamberimiz (s.a.v.) savafl için her türlü haz›rl›€› tamamlatt›. Su ihtiyaçlar›n› gidermek için Bedir Kuyusu’nun yan›na bir de havuz yapt›rd›. Kureyfl öncülerinden Utbe ve Velid ileri at›ld›. Kendileriyle savaflacak kifli istediler. Peygamberimizin emriyle Hz. Ubeyde, Hz. Hamza ve Hz. Ali ç›kt›. Utbe ve Velid’i bir hamlede öldürdüler. Savafl bafllad›. Müflrikler sald›r›ya geçti. Müslümanlar kahramanca direndi. Allah’›n yard›m›yla müflrik ordusu k›sa bir sürede bozguna u€rad›. Savafl meydan›ndan kaçt›lar. Mekkelilerin komutan› Ebu Cehil de öldü. Bu savaflta Müslümanlar 14 flehit verdiler. Bunlar›n 6’s› muhacirlerden, 8’i de ensardand›. Mekkeliler ise 70 ölü, 70 esir b›rakt›. Ölenlerin ço€u ileri gelen liderleri ve Müslümanlara en çok düflmanl›k edenleri idi. Müflriklere bu savafl çok büyük ac› verdi. Ebu Leheb bu savafla kat›lmam›flt›. Ancak, yenilginin verdi€i üzüntüden kaynaklanan hastal›k sebebiyle o da 1 hafta sonra öldü. Hastal›€› nedeniyle çocuklar› bile ölüsüne yaklaflmak istemedi. 3 gün sonra bir çukura sopayla çekerek att›lar ve üzerini uzaktan tafl atarak örttüler. Peygamberimiz (s.a.v.) esirlere çok iyi davrand›. Esirlerden fidye (kan bedeli) istendi . Bunun yan› s›ra da, her birine 10 Müslüman’a okuma yazma ö€retmeleri flart› kofluldu. Bu uygulama bize, ‹slâm Dini’nin e€itime verdi€i büyük önemi göstermektedir. Bedir, Müslümanlar›n ilk savafl›yd›. Bu yüzden çok önemliydi. Zaferle sonuçlanmas› Müslümanlara büyük güç ve itibar kazand›rd›. ‹slâm Tarihi’ndeki bütün savafllara örneklik teflkil etti. Hak üstün geldi. Hak ile bat›l birbirinden ayr›ld›. Kur’an-› Kerim Bedir Savafl› hakk›nda “Yevme’l-furkan”414 – Hak ile bat›l›n birbirinden ayr›ld›€› gün – ifadesini kullanmaktad›r. Bedir Savafl› “Allah’›n dinini yeryüzüne tan›tmak” isteyenlerin baflar›s›d›r. Çok yerinde ve daha sonraki savafllara örneklik teflkil edecek bir savafl stratejisi uyguland›. 414 Enfal, 41. 158 159 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri -Okuma Parças›_ Bir Cahiliye Taassubu: Irkç›l›k ‹bni ‹shak anlat›yor: Küfrün büyüklerinden olup Müslümanlara fliddetli kin besleyen ve son derece k›skançl›k duyan yafll› Yahudi fiâs bin Kays, bir mecliste oturmufl konuflan Evs ve Hazreç kabilelerine mensup Ashab-› Kiramdan bir grup Müslüman gördü. Evs ve Hazrec’in cahiye devrindeki birbirine düflmanl›klar›ndan sonra gördü€ü ‹slâm ile gelen bu ülfet, birlik ve beraberlikleri fiâs’› son derece k›zd›rm›flt›. fiöyle diyordu: “Kayle O€ullar› (Evs ve Hazreç kabileleri) bu beldede art›k bir araya geldiler. Vallahi onlar birleflirse bize bu memlekette istikrar yoktur.” Hemen yan›nda bulunan bir Yahudi gence dönüp: Onlar›n yan›na git. Onlarla beraber otur. Buas harbini ve ondan önceki durumu an. O gün karfl›l›kl› olarak birbirleri aleyhine söyledikleri fliirlerden parçalar oku” dedi. Yahudi genç de denileni yapt›. ‹ki grup aras›nda konuflmalar bafllad›. Çekiflmeye, birbirlerine karfl› böbürlenmeye bafllad›lar. ‹ki kabileden birer genç aya€a f›rlay›p fliirler okudular. Sonra biri di€erine: “E€er dilerseniz yeniden haz›rlan›r savafl›r›z” dedi. ‹ki grup ta tamamen k›z›flm›flt›. “O hâlde buluflma yerimiz Zahira’d›r.” Bu durum Efendimiz (s.a.v.)’e ulaflt›. Efendimiz (s.a.v.) beraberinde bir grup muhacir oldu€u hâlde onlar›n yanlar›na geldi. Onlara hitaben: “Ey Müslüman cemaat!... Allah’tan korkun Allah’tan!... Ben aran›zda oldu€um hâlde Allah size ‹slâm yolunu gösterdikten ve ‹slâm’la size lütufta bulunduktan, cahiliye âdetlerinden sizi kopard›ktan, sizi küfürden al›p kurtard›ktan ve kalpleriniz aras›nda s›cakl›k meydana getirdikten sonra siz hâlâ cahiliye davas› m› güdeceksiniz?!” buyurdu. Cemaat bunun fleytanî bir his oldu€unu, düflmanlar›n›n bir hilesi oldu€unu anlay›p gözyafl› döktüler. Evs ve Hazreçliler birbirleriyle kucaklaflt›lar. Sonra Efendimiz (s.a.v.) ile birlikte onun sözünü dinleyip itaat etmifl olarak, evlerine da€›ld›lar.415 416 Benikaynuka Gazvesi Bedir Zaferi sonras› Kaynuka Yahudileri Medine “Vatandafll›k Antlaflmas›’n›” bozdular. Müslümanlar› alaya almaya bafllad›lar. Medine çarfl›s›nda, bir kuyumcu Yahudi, süt satan Müslüman bir kad›na hakaret etti. Örtüsünü ç›kard›. Di€er Yahudiler de bu kuyumcu ile birlikte oldular. Kad›n ile alay ettiler. Örtüsünü ç›kard›lar. Kad›n Müslümanlardan yard›m istedi. Peygamberimiz (s.a.v.) Beni Kaynuka baflkan›n› ça€›rd›. Yahudilerin yapt›klar›n›n kötülü€ünü anlatt›. Beni Kaynuka’n›n baflkan› söz dinlemedi, büyüklük taslad›, Müslümanlarla savaflmaya haz›r olduklar›n› söyledi. Bu durum üzerine Peygamberimiz (s.a.v.), H. 2. y›l 15 flevval cumartesi günü Beni Kaynuka yurdunu kuflatt›. Zilka’de ay› bafl›na kadar süren 15 günlük kuflatma sonras› hepsi teslim oldular. Peygamberimiz (s.a.v.) Kaynuka Yahudilerini Medine’den ç›kard›. 700 kadar Yahudi Suriye taraflar›na gitti. Mallar› da Müslümanlara savafl ganimeti olarak kald›. ‹bni Hiflam: 1/555-556. 416 Safiyurrahman, s. 263-264. 415 160 161 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri ‹slâm Dini’nin 5 temel esas› içinde yer alan oruç ve zekât hicretin 2. y›l›nda farz k›l›nd›. Sadaka-i F›t›r ve zekât›n ölçüleri belirlendi. Ayr›ca Ramazan Bayram› ilk defa bu y›l kutland›. Hicretin ikinci y›l›ndaki di¤er önemli olaylar… Hicretin III. Y›l› Olaylar› Okuma Parças› Kad›nlar›m›za ve Müslümanlara … Kâ’b bin Eflref ‹slâm’a ve Müslümanlara en çok difl bileyen, en çok kin besleyen ve Rasulullah (s.a.v.)’e en çok eziyet eden ve ona karfl› harbi teflvik eden biriydi. Kâ’b, fliirlerinde sahabe kad›nlar› hakk›nda gazeller okumaya ve ahlâks›z diliyle Ashab-› Kiram› son derece rahats›z etmeye bafllam›flt›. O zaman Rasulullah (s.a.v.): “Kim Kâ’b bin Eflref’in hakk›ndan gelir? Çünkü o Allah ve rasülüne eziyet etmektedir” buyurdular. Gönüllü olarak Muhammed bin Mesleme, Abbad bin Biflr ve (Kâ’b bin Eflref’in süt kardefli Selkan bin Selame ad›ndaki) Ebu Naile, Haris bin Evs, Ebu ‹sa bin H›br bu vazifeye talip oldular. Bu müfrezenin komutan› Muhammed bin Mesleme idi. Kâ’b bin Eflref’in öldürülmesi hakk›ndaki Buhari ve Müslim’deki rivayetlere göre, Efendimiz (s.a.v.): “Kim Kâ’b bin Eflref’in hakk›ndan gelir? Çünkü o Allah ve rasülüne eziyet etmektedir” buyurunca Muhammed bin Mesleme aya€a kalkarak: “Ben, ya Rasulallah!... Onu öldürmemi ister misin?” demifltir. Efendimiz: “Evet!” diye cevap vermiflti. Bunun üzerine Muhammed bin Mesleme: “Kâ’b bin Eflref’e hile olarak baz› fleyler söylememe izin verir misiniz?” diye sorunca Efendimiz (s.a.v.): “Söyleyebilirsin” buyurdu. Muhammed bin Mesleme de Kâ’b bin Eflref’e gitti: “fiu adam -yani Peygamberimiz- bizden mal mülk istiyor. Art›k can›m›za tak dedi” deyince Kâ’b: “Vallahi, o sizi daha da b›kt›racak” dedi. Muhammed bin Mesleme: “biz ona bir defa tabi olmufl bulunduk. ‹leride ne olaca€›n› kestirmeden onu terk etmek istemiyoruz. Bize bir vesak yahut iki vesak miktar›nca borç vermeni istiyoruz” dedi. Kâ’b bin Eflref: “Olur, ama bana rehin b›rak›n” dedi. Muhammed: “Ne istersin?” deyince Kâ’b: “Han›mlar›n›z› rehin olarak b›rak›n” dedi. Muhammed: “Sen Araplar›n en güzelisin, sana nas›l han›mlar›m›z› rehin olarak b›rakabiliriz?” dedi. Kâ’b: “O hâlde çocuklar›n›z› rehin olarak b›rak›n” dedi. Muhammed: “Çocuklar›m›z› nas›l rehin b›rakabiliriz. Sonra çocuklar›m›z için bir vesak veya iki vesak karfl›l›€›nda rehin olarak b›rak›ld›, denmez mi? Bu bize ay›pt›r. Fakat sana rehin olarak silâh b›rakabiliriz” dedi. Muhammed bin Mesleme tekrar gelmek üzere Kâ’b ile anlaflarak ayr›ld›. Ebu Naile de Muhammed bin Mesleme gibi hareket etti. Kâ’b’a gelerek bir saat kadar karfl›l›kl› olarak fliirlerden parçalar okudular. Ebu Naile: “Ben sana bir ihtiyac›m› arzetmek için gelmifltim ya ‹bne’l-Eflref!... Ama bu ihtiyac›m›n ikimiz aras›nda kalaca€›na söz verir misin?” dedi. 162 163 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Kâ’b: “Olur, söylemem” dedi. Ebu Naile: “Bu adam›n (peygamberin) gelifli bize belâ oldu. Araplar bize düflman oldu. Hepsi bize karfl› birlefltiler. Ticaret yollar›m›z kesildi. Çoluk-çocuk periflan oldu. Can›m›z darald›. Hem kendimizi, hem çoluk-çocu€umuzu daraltt›k” dedi. Konuflma Muhammed bin Mesleme’nin konuflmas› gibi devam etti. Ebu Naile konuflma esnas›nda: “Benimle ayn› görüflü paylaflan arkadafllar›m da var.Onlar› da sana getirip onlara yard›mc› olman› ve iyi muamele etmeni isterim” dedi. Muhammed bin Mesleme ve Ebu Naile bu konuflmalar›yla ilk ad›mda baflar›l› idiler. Çünkü Kâ’b bu konuflmadan sonra bu ikisinin “silâhla ve arkadafllar›yla geleceklerini” kesinlikle garip karfl›lamayacakt›. Mehtapl› bir gecede –H. 3. y›l Rebiu’l-evvel ay›n›n 14. gecesinde – bu müfreze Rasulullah (s.a.v.)’in huzurunda topland›. Efendimiz (s.a.v.) onlar› “Baki el-Garkad” mezarl›€›na kadar u€urlad›. Sonra da onlara dönerek: “Allah’›n ad›yla hareket edin” dedi. “Allah’›m!... Onlara yard›m et!...” diye dua etti. Sonra evine döndü. Namaz k›l›p Rabbine yalvarmaya bafllad›. Müfreze Kâ’b bin Eflref’in bulundu€u ikametgâh›na vard›lar. Ebu Naile yavaflça seslendi. Kâ’b onlar›n yan›na gelmek için yata€›ndan kalkt›. Yeni evlendi€i han›m› ona: “Bu saatte nereye çu›k›yorsun? Burnuma kan kokusu geliyor.” dedi. Kâ’b: Bu gelenler kardeflim Muhammed bin Mesleme ile süt kardeflim Ebu Naile’dir. Cömert adam b›çak alt›na bile davet edilse kabul eder” dedi. Sonra da kokular sürünüp giyinerek onlar›n yan›na gitti. Ebu Naile arkadafllar›na daha önce: “Geldi€i zaman ben onun bafl›n› tutup koklayaca€›m. Siz benim onun bafl›n› tuttu€umu görünce hemen davran›p vurun” demiflti. Kâ’b onlar›n yan›na gelince bir müddet onlarla konufltu. Sonra Ebu Naile: “Ne dersin ya ‹bne’l-Eflref!... “Acuz” yoluna kadar gitsek te gecenin geri kalan k›sm›nda orada konuflsak?” dedi. Kâ’b: “‹sterseniz gidelim” dedi. Hep birlikte yürüyerek yola ç›kt›lar. Ebu Naile yolda giderken: “Bu gece gibi hofl ve kokulu bir gece görmedim” dedi. Kâ’b duydu€u bu söze karfl›l›k: “Arap kad›nlar›n›n en güzel kokulu olan› benim nikâhl›md›r art›k” dedi. Ebu Naile: “Bafl›n› koklamama izin verir misin?” dedi. Kâ’b: “Evet” dedi. Ebu Naile de eliyle bafl›n› okflayarak koklad› ve arkadafllar›na da koklatt›. Bir müddet daha yürüdüler. Ebu Naile: “Tekrar koklayabilir miyim?” deyince Kâ’b: “Evet” dedi. Ebu Naile ayn› hareketi tekrarlad›. Kâ’b iyice tatmin olmufltu. Bir müddet daha yürüdüler. Ebu Naile: “Tekrar koklayabilir miyim?” deyince Kâ’b: “Evet” dedi. Ebu Naile yine eliyle Kâ’b’›n bafl›n› okflad›. Bafl›n› s›ms›k› tutunca: “Davran›n Allah’›n düflman›na…” dedi. K›l›çlar peflpefle indi… Yahudiler zalim reisleri Kâ’b bin Eflref’in ak›betini ö€rendiklerinde inatç› kalplerindeki korku artm›flt›. Rasulullah (s.a.v.)’in art›k emniyeti ihlâl edip k›flk›rt›c›l›k yapmak isteyenlere ve ahitlere hürmet etmeyenlere karfl› nasihatin hiçbir fayda temin etmedi€ini gördü€ünde kuvvet kullanmakta tereddüt etmeyece€ini anlad›lar…417 417 a.g.e., s. 269-273. 164 165 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Uhut Gazvesi Mekke Müflrikleri Bedir yenilgisini kabullenemediler. Bu savaflta, Mekke’nin ileri gelenlerinden çok say›da insan ölmüfltü. Bedir’de yak›nlar›n› kaybedenler bu olay› bir türlü unutam›yordu. As›rlar›n kökleflmifl Mekke devleti, nas›l oluyor da bir avuç insan karfl›s›nda rezil oluyordu? Hem de Müslümanlar›n uzun bir geçmifli de yoktu. Mekke halk›, reisleri Ebu Süfyan’a baflvurdu. Kureyfl’in itibar›n› tekrar kazanmas›n› arzu ettiler. Bu ifl için Daru’n-Nedve’de topland›lar. fiam ticaret kervan›n›n kazanc› ile bir ordu toplamaya karar verdiler. Pek çoklar› para yard›m› da yapt›. Mekke’deki müflrik kabilelere haber verdiler. Oralardan 2000 kadar paral› asker toplad›lar. Mekke’deki ordu ile birlikte 3000 kifliye ulaflt›lar. Peygamberimiz (s.a.v.) Mekkelilerin niyetini ö€rendi. Ashab›n› toplad›, onlarla istiflare etti. Buna göre iki yol vard›: Ya Medine d›fl›nda düflman ordusu ile savafl›lacak; Ya da Medine’de savunma savafl› yap›lacakt›. Sonunda kad›n ve çocuklar› Medine’de b›rak›p, Medine d›fl›nda düflmanla gö€üs gö€se çarp›flmaya karar verdiler. ‹slâm Ordusu’nun içinde Abdullah bin Ubeyy isimli az›l› bir münaf›k vard›. Maksad› Müslümanlar›n moralini bozmakt›. Abdullah bin Ubeyy, Mekke Müflrikleri karfl›dan görününce: “Arkadafllar! Ben meydan savafl›na taraftar olmad›m. Medine’den ç›k›lmamas›n› istedim. Muhammed çoluk çocu€un sözüne uydu. Benim gibi tecrübelilerin görüflünü almad›. Sebepsiz bir savafla kat›ld›k.” dedi ve savafl alan›ndan ayr›ld›. Peflinden de 300 kifli ona uydu. Bu durum ‹slâm Ordusu’nun say›s›n›n bir anda 700 kifliye düflmesine sebep oldu. Daha savafl bafllamadan bir bak›ma moraller bozuldu. Ama Müslümanlar Allah’a dayand›klar› için çabuk toparland›lar. Savafl Düzeni Münaf›klar Sahnede Peygamberimiz 1000 kifliden oluflan ‹slâm Ordusu yola ç›karken: “Allah (c.c.), sab›r ve sebat ederseniz size yard›m›n› gönderir.” uyar›s›nda bulundu. Kureyfl Ordusu önceden gelmifl ve Medine’nin 5 km. kuzeyindeki Uhut Da€› ete€ine karargâh kurmufltu. 700’ü z›rhl›, 200’ü atl› kalan› da yaya olmak üzere toplam 3000 askeri vard›. fiark›c› kad›nlar ve flairler Mekkelileri coflturuyor, savafla teflvik ediyorlard›. Peygamberimiz (s.a.v.) ordunun arkas›n› Uhut Da€›’na vererek saf düzenine geçirdi. Sol tarafta Kanal Vadisi vard›. Ayneyn Geçidi’nin önündeki tepeye418 50 kadar okçu yerlefltirdi. Karargâh›n güneyinde 150 m. mesafedeki bu tepeye konuflland›r›lan okçulara flu talimat› kesin bir dille verdi: “Siz, bizi oklar›n›zla koruyacaks›n›z. Üstün gelsek de, yenilsek de, benden haber almad›kça yerlerinizi terk etmeyeceksiniz. Yaln›z düflman üzerine ok ya€d›racaks›n›z. . .” 419 “Arkam›z› iyi koruyun. Bizim öldürüldü€ümüzü görseniz bile yerinizi b›rak›p bize yard›ma gelmeyin. Bizi ganimet toplarken görseniz de gelip bize kat›lmay›n…”420 dedi. 100’ü z›rhl›, 2’si atl› askerden oluflan ‹slâm Ordusu toplam 700 kifliydi. Müflriklerin say›s› bundan 4 kat fazlayd›. Peygamberimiz ordusuna savafl düzeni ald›rd›. Ordunun sa€ taraf›nda Ukkafle, sol taraf›nda Ebu Mesleme vard›. Peygamberimiz (s.a.v.) ortadayd›. Kureyflliler de savafl düzeni alm›fllard›. Ebu Süfyan komutas›ndaki müflrik ordusunun sa€ kanad›nda Halid bin Velid, sol kanad›nda ‹krime bin Ebu Cehil bulunuyordu. Kureyfl Bu tepe daha sonra Cebelürrumat “Okçular Da€›” olarak an›lm›flt›r. 419 ‹bni Hiflam: 2/65. 420 Ahmet bin Hanbel, Taberani ve Hakim, ‹bniabbas’tan rivayet etmifllerdir. bkz. Fethu’l-Bari: 7/350; er-Rahiku’l Mahtum, s. 284. 418 166 167 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri kad›nlar› da, çalg›lar eflli€inde flark›lar söylüyor, müflrikleri savafla k›flk›rt›yorlard›. Savafl›n bafl›nda müflriklerden Ebu Amr 150 kifliyle ortaya at›ld›. Onlara Hz. Ali, Hz. Hamza, Hz. Sa’d bin Ebi Vakkas, Hz. Ebu Dücane (r.a.) gibi ‹slâm kahramanlar› karfl›l›k verdi. Daha bafllang›çta müflriklerden 20 kifli öldü. Bu durum müflrikleri bozguna u€ratt›. Kaçarak savafl alan›n› terk ettiler. Böylece Müslümanlar ilk safhada savafl› kazand›lar. fiehitler… fiehitler… Okçular›n Hatas› Kaçan düflman› sonuna kadar takip etmek gerekiyordu. Müslümanlar bunu yapacaklar› yerde, ganimet toplamaya bafllad›lar. Bununla da kalmad›lar, Peygamberimizin kesin emir verdi€i okçular: “Nas›l olsa savafl bitti, zafer kazan›ld›. Biz de arkadafllar›m›zla birlikte flenliklere kat›lal›m, ganimet toplayal›m.” diyerek yerlerini terk ettiler. Bölük komutan› Abdullah bin Cübeyr bin Nu’man el-Ensari el-Evsi (r.a.) okçulara Peygamberimiz (s.a.v.)’in emrini hat›rlatm›flsa da onu dinlemediler. Geride sadece 8 okçu kald›. Halid bin Velid bu durumu hemen de€erlendirdi. Ayneyn Tepesi’nin arkas›nda gizli bir geçit vard›. Oralar› çok iyi bilirdi. 200 askeriyle bu geçidi dolaflt›. ‹slâm Ordusu’nu arkadan çevirdi. Geriye kalan 8 okçuyu etkisiz hâle getirdi. Ganimet toplayan Müslümanlara karfl› arkadan hücuma geçti. Mekkeliler Halid bin Velid’in sesini iflittiler. Müslümanlar›n durumunu karfl›dan gördüler. Yeniden geri döndüler. Müslümanlar iki ordu aras›nda s›k›flt›. Ne yapacaklar›n› flafl›rd›lar. Savafl düzenleri bozuldu. Vahfli, bafltan beri Hamza (r.a)’› takip ediyordu. Bir kayan›n arkas›na gizlenmifl, av›n› gözlüyordu. Önüne geleni tepeleyen Hamza’ya karfl› gizlice niflan ald›. O s›rada Hz. Hamza (r.a.) bir müflri€i alt›na alm›fl k›l›c›n› indirmek üzereydi. Vahfli bu f›rsat› çok iyi de€erlendirdi ve m›zra€› f›rlatt›. ‹ki uylu€u aras›ndan vurdu. Daha önce, Hz. Hamza’y› öldürmek için Vahfli ile Hind sözleflmifllerdi. Vahfli, Hz. Hamza’y› öldürdü€ünü müjdelemek için do€ruca Hind’e gitti. Ebu Süfyan’›n kar›s› Hind buna çok sevindi ve Vahfli’yi kölelikten kurtard›. Def çalarak da€dan indi. Hz. Hamza’n›n ci€erini ç›kard›. A€z›na ald›, fakat yutamad›. Hz. Hamza’n›n (r.a.) flehadeti Peygamberimiz (s.a.v.)’i ve Müslümanlar› çok üzdü. O s›rada Cebrail (a.s.) geldi ve Hz. Hamza (r.a.) için “Göklerde, Hamza Allah’›n ve rasülünün aslan›d›r.” sözünün yaz›l› oldu€unu bildirdi. Nesibe Hatun (Ümmü Ammare) dört yak›n› ile birlikte cephede idi. Müslümanlar›n geçirdi€i kar›fl›kl›kta Peygamberimize yap›lan hücumlara kahramanca karfl› koydu. Nesibe Hatun’un (r.a.) dört yak›n› da Uhut’ta flehit düfltü. Hanzala (r.a.) bir gecelik evliydi ve müflriklerden en az›l› birinin o€luydu. Savafl izni ç›k›nca, y›kanmaya f›rsat bulamadan ‹slâm Ordusu’na kat›lm›flt›. Han›m›, Peygamberimiz (s.a.v.)’e Hanzala’n›n bu durumunu anlat›nca, yüce rasül (s.a.v.): “Ben de bunu merak ediyordum. Çünkü, flehitler içinde meleklerin yaln›z Hanzala’y› y›kad›€›n› gördüm.”421 buyurdu. Mus’ab bin Umeyr (r.a.) Peygamberimiz (s.a.v.)’e en çok benzeyen sahabeydi. Müflrikler savafl meydan›nda onu gördüler. “Muhammed’i bulduk.” diye çok sevindiler. Hep birlikte hücum edip Musab’› (r.a.) flehit ettiler. Sonra, her tarafa “Muhammed’i öldürdük” haberini yayd›lar. Bu durum, Müslümanlar› telâfla düflürdü. Enes bin Nadr 421 Bu nedenle Hanzala’n›n lâkab›, “Gasilü’l-melâike (Melekler taraf›ndan y›kanm›fl kimse)” dir. 168 169 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri (r.a.) flöyle diyordu: “Ey ‹slâm Toplulu€u! Hz. Muhammed (s.a.v.) flehit olduysa Allah bakidir. Din u€runda savafl›p, ona kavuflmak istemez misiniz?” Müslümanlar Peygamberimiz (s.a.v.)’i aramaya bafllad›lar. Onu ilk gören Kâ’b bin Malik (r.a.) oldu. Durumu herkese anlatt›. ‹slâm Ordusu yeniden cesaret ve güven buldu. Pek çok sahabe Peygamberimiz (s.a.v.)’e yap›lan hücumlara k›l›c›yla, eliyle, koluyla siper oldu. Okuma Parças› Kureyfl’in Mekke’ye hareketinden sonra Müslümanlar flehit ve yaral›larla ilgilenmeye bafllad›lar. Zeyd bin Sabit anlat›yor: Rasulullah (s.a.v.) Uhut günü beni, Sa’d bin Rabi’’yi aramak üzere gönderdi. Bana: “E€er onu görürsen benim selâm›m› söyle ve ona: Rasulullah (s.a.v.) ne durumda oldu€unu soruyor, de.” dedi. Zeyd diyor ki, flehitler aras›nda dolaflmaya bafllad›m. Sa’d bin Rabi’’nin yan›na geldi€imde son anlar›n› yafl›yordu. M›zrak, k›l›ç ve ok yaras› olarak yetmifl kadar yara alm›flt›. Ona: “Ya Sa’d!... Rasulullah (s.a.v.) sana selâm ediyor ve ne durumda diye soruyor.” dedim. Sa’d: “Allah’›n selâm› Rasulullah’›n da üzerine olsun. Ona benim cennetin kokusunu duyuyorum, dedi€imi söyle. Ensara da: ‘K›p›rdayan gözleriniz oldu€u (yaflad›€›n›z) müddetçe Allah rasülünün yan›nda iken, onun bafl›na bir fley gelirse Allah kat›nda hiçbir özrünüz olmaz’ dedi€imi bildir.” Dedi. Daha sonra ruhunu teslim etti.423 Müslüman yaral›lar aras›nda Usayrim (Amr bin Sabit)’i gördüler. Ölmesine pek az kalm›flt›. Daha önce ‹slâm’a davet ediyorlar, kabul etmiyordu. Ashab-› Kiram: Bu Usayrim’i buraya kadar getiren sebep ne? Hâlbuki biz onun ‹slâm’› inkâr etti€ini biliyorduk.” dediler. Sonra da kendisine: “Senin buraya gelmene sebep ne? Kavmine ba€l›l›k m›, ›rkç›l›k duygusu mu, yoksa ‹slâm’› kabul etmen mi?” diye sordular. Usayrim: “‹slâm’› kabul etme arzusudur. Allah’a ve rasülüne iman ettim. Sonra da Rasulullah (s.a.v.) ile birlikte onun yan›nda çarp›flt›m. fiimdi de gördü€ünüz durumday›m” dedi ve can›n› verdi. Durum Düzeliyor Ne U¤runa?!.. 422 Müflriklerin ölü say›s›n›n baz› megazi ve siyer kitaplar›nda 22 civar›nda oldu€u belirtilmektedir. Ancak ayr›nt›lar incelendi€inde 37 say›s› ortaya ç›kmaktad›r. (bkz. Er-Rahiku’lMahtum, s. 315; ‹bni Hiflam: 2/122-129; Fethu’l-Bari: 7/351; Gazvetü’l-Uhut, Ahmet ba fiümeyl: s. 278-280.) Baz› müflrikler Peygamberimiz (s.a.v.)’i öldürmeye yemin etmiflti. Bunlardan Ubeyy bin Halef, Peygamberimize “seni öldürece€im” diye ba€›rd›. Peygamberimiz (s.a.v.) de “ben seni öldürürüm” deyince kaçmaya bafllad›. Peygamberimiz (s.a.v.) “Ey yalanc›! Nereye kaç›yorsun?” diyerek okunu f›rlatt› ve onu öldürdü. Ebu Süfyan, Peygamberimiz (s.a.v.) ve di€er sahabelerin de duyabildi€i bir noktada flöyle gururlanm›flt›; “Harp nöbetledir. Bugün Bedir’in karfl›l›€›d›r.” Hz. Ömer (r.a.) Peygamberimiz (s.a.v.)’den izin alarak flu karfl›l›€› verdi. “Hay›r, eflit de€iliz. Bizim flehitlerimiz cennette, sizin ölüleriniz cehennemdedir.” Savafl›n uzamas› müflriklerin direnme gücünü k›rm›flt›. Medine’ye bask›n yapma imkân› do€du€u hâlde, gözleri korktu. Buna cesaret edemediler. Kalplerine korku düfltü. Allah onlara Medine’ye sald›rma arzusu vermedi. Elde ettikleri baflar›y› kaç›rmak istemediler. “Muhammed her durum için tedbirini alm›flt›r.” fleklinde düflündüler. Yapt›klar›n› yeterli görerek geri döndüler. Uhut Savafl›’nda Müslümanlar 70 flehit vermiflti. Bunlar›n 41’i Hazreç’ten 24’ü Evs’ten olmak üzere 65’i ensardan; 4’ü muhacirlerden ve 1’i de kendi iste€iyle Müslümanlar saf›nda savafla kat›lan Yahudi idi. Müflrikler ise, 37 ölü verdi.422 423 Zadü’l-Mead: 2/96. 170 171 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Zadü’l-Mead: 2/97, 98; ‹bni Hiflam: 2/88. 425 ‹’lây› Kelimetullah 426 ‹bni Hiflam: 2/88,89. 427 Safiyurrahman, s. 309-311. 424 Bu durumu Rasulullah (s.a.v.)’e anlatt›lar: “O, cennet ehlindendir” buyurdu. Ebu Hureyre der ki: (Müslüman olup derhal cihada kat›ld›€› için) Usayrim’e hiç namaz k›lmak nasip olmad›.” Yaral›lar aras›nda Kuzman da vard›. Kuzman o gün kahramanca çarp›flm›fl, tek bafl›na yedi veya sekiz müflri€i öldürmüfltü. Kuzman’› yaralar›n›n etkisiyle yere düflmüfl hâlde buldular. Al›p Zufr O€ullar› yurduna götürdüler. Müslümanlar kendisine: “Müjdeler olsun sana” dediklerinde, Kuzman: “Vallahi ben kavmimin milletimin flerefi için çarp›flt›m. Yoksa çarp›flmazd›m.” dedi. Yaralar›n a€r›s› fliddetlenince de intihar etti. Peygamberimiz (s.a.v.)’in yan›nda Kuzman’›n ad› geçti€i zaman Peygamberimiz: “O cehennemliktir!” derdi.424 ‹flte “Allah’›n ad›n›n yücelmesi, Allah davas›n›n yükselmesi? 425 için mücadele d›fl›nda, milliyetçilik, ›rkç›l›k veya baflka bir gaye ile mücadele verenlerin ac› sonucu budur. ‹sterse böyle kimseler ‹slâm bayra€› alt›nda, hatta Rasulullah ordusu içinde, sahabeler aras›nda din düflmanlar›na karfl› çarp›flm›fl olsalar da yine kurtulamazlar. Bunun tam tersi bir hadise daha cereyan etmiflti Uhut günü. Yaral›lar›n aras›nda Sa’lebe O€ullar› Yahudilerinden biri vard›. Ad› Muhayr›k idi. Yak›nlar›na: “Ey Yahudi toplulu€u!... Vallahi Muhammed’in size galip gelece€ini kesinlikle biliyorsunuz.” derdi, Yahudiler de: “Bugün günlerden cumartesi!” dediler. O da: “Sizin cumartesiye hürmet inanc›n›z da yok.” dedi. K›l›c›n› ve di€er silâhlar›n› ald› ve: “Ölürsem mal›m-mülküm Muhammed’in olsun. Diledi€i flekilde kullans›n.” dedi. Sonra savafla kat›ld› ve öldürüldü. Peygamberimiz (s.a.v.) onun hakk›nda: “Muhayr›k Yahudilerin en hay›rl›s›d›r.” demiflti.426 427 Hamraü’l-Esed Gazvesi Peygamberimiz (s.a.v.) durum de€erlendirmesi yapt›. Uhut savafl›n›n ertesi günü (H. 3. y›l 8 flevval Pazar günü) ve Kureyfl Ordusu’nu takip ettirdi. Bu ifl için Hz. Ebu Bekir (r.a.) komutas›nda 70 kiflilik bir seriyye gönderdi. Müflrikler bir süre gittikten sonra Ravha mevkiinde mola verdiler. Burada durum de€erlendirmesi yapt›lar. ‹krime bin Ebu Cehil: “Bu kadar büyük zaferden sonra Medinelileri öldürmeden dönmek ak›l kar› de€ildir. Geri dönüp hepsinin iflini bitirelim.” dedi. Böylece müflrikleri tekrar k›flk›rtmaya çal›flt›. Hz. Ebu Bekir (r.a.), tespit etti€i keflif durumunu Peygamberimiz (s.a.v.)’e bildirdi. Peygamberimiz (s.a.v.) 600 kiflilik bir ordu ile yola ç›kt›. Hamraü’l-Esed mevkiine gelince akflam oldu. Burada 500 ayr› yerde atefl yakt›rd›. Müflrikler bu ateflleri karfl›dan gördüler. Neye u€rad›klar›n› flafl›rd›lar. Bu durumu yak›ndan gören Ebumabet, Ebu Süfyan ve arkadafllar›na flunlar› anlatt›: “Muhammed bir büyük ordu ile yola ç›km›fl. Ömrümde böyle bir topluluk görmedim. Uhut’ta savafltan geri kalanlar hemen silâhlanm›fllar, orduya kat›lm›fllar. Hepsi sizin için difl biliyor.” Bu durum müflriklerin gözünü korkuttu. Ebu Süfyan derhal ordunun haz›rlanmas›n› istedi. Bir belâya u€ramadan dönüp gidelim dediler. ‹slâm Ordusu Hamraü’l-Esed’de bir süre kald›, sonra Medine’ye döndü. 172 173 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri • Savaflanlar her an beklenmedik durumlarla karfl› karfl›ya gelebilirler. Yeni alternatifler üretilebilmeli, böylesi durumlar için “B plânlar›” olmal›d›r. Uhut Savafl›’ndan Dersler • ‹syan ve yasaklamalara ayk›r› davran›fl belâ getirir. Savaflta komutana itaat, her fleyden önceliklidir ve çok önemlidir. ‹taatin bulunmad›€› yerde zafer ve baflar› yoktur. Allahütealâ’n›n yard›m›, sab›r ve ihlâsla kendisine yönelenler içindir. • Belirlenmifl savafl düzenini bozmak kar›fl›kl›€a sebep olmakta, kazan›lm›fl savafl› kaybettirmektedir. Bu kar›fl›kl›k okçular›n yerlerini terk etmesiyle bafllam›flt›r. • Savaflta ganimet mücahitlerin hakk›d›r. Fakat, ganimete sahip olmak bir amaç de€ildir. • Bir ifli sonuçland›r›ncaya kadar (onun gere€ini) azimle takip etmek gerekir. Okuma Parças› ‹slâm toplumu, liderine ve manevî de€erlerine ba€l› oldu€u sürece zindeli€ini korubelli olur maktad›r. Bu özellikteki Müslümanlar› silâh kullanarak kesin yenilgiye u€ratmak çok zordur. Bunu münaf›klar ve ‹slâm düflmanlar› iyi bilirler. ‹slâm düflmanlar› her dönemde propagandaya ve yerli yersiz haberler yaymaya çal›fl›r. Bu yolla Müslümanlar› liderlerinden ba€›ms›z hareket eder hâle getirmek ister. ‹slâm toplumunu parçalayacak ve ‹slâm birli€ini zay›flatacak f›rsatlar› (tarihte Dost, zor zamanda her zaman) kollar. Böylece Müslümanlar aras›nda anarfli ve bafl›bozukluk ç›karmay› zaman zaman baflar›r. Ayr›ca, her f›rsatta ‹slâm düflmanlar›yla Müslümanlara ihanet anlam›nda dostluklar kurar. Mü’minler beraber yola ç›kt›klar›n› bilmelidir. Ancak, mü’minlerin sürekli zafer kazanmalar›, münaf›klar› ve davaya sad›k olmayanlar› ay›rt edebilmelerini engeller. Hâlbuki münaf›klar›n tuzak, fitne ve k›flk›rtmalar›na kafl› uyan›k olmak gerekir. Bu nedenle Rabbimiz, bazen belâ gibi görünen ve mü’minler için afl›428 benzeri olan imtihanlar verir. Bununla mü’minlerin teflkilâtlar›n›n içine d›flar›dan s›zmalar› önleyici anlay›fl kazanmalar› sa€lan›r. Menfaatçi yalanc›lar ile davada sad›k olanlar zor zamanda belli olur. Mü’minler belâ ve musibet gibi görünen imtihanlar karfl›s›nda sabreder ve sonuna kadar azimle dayan›rlar. Münaf›klar sabredemez, hakl› gibi görünen baz› gerekçelerle süslenmifl söz ve davran›fllar›yla niyetlerini a盀a vururlar. Böylece Müslümanlar kendi içlerinde yaflayan ancak f›rsat buldu€unda kendilerini arkadan vurabilecek olanlar› anlar ve onlara karfl› daha dikkatli ve haz›rl›kl› olur. Tarihe bakt›€›m›zda, s›k›nt›l› zamanlarda kader birli€i yap›p liderine itaati öne ç›karan ve sonuna kadar dayanan topluluklar ço€unlukla zafere ulaflm›flt›r. Bireysel davran›fllara ve ç›k›fllara yönelenlerin birli€i s›k›nt›ya düflmüfltür. Birlik s›k›nt›ya düfltükten sonra bireysel hakl›l›k iyi sonuç vermemektedir.429 Bu nedenle böylesi zamanlarda baflkalar›n›n söylediklerinin de hakl› olabilece€ini düflünerek bireysel tav›r ortaya koyanlar birli€e ayk›r› hareket ederler. Bu kifliler ne kadar iyi niyetli olursa olsunlar hem kendilerinin hem de birli€in s›k›nt›ya girmesine yol açarlar. • Y›lmaz BÖLÜKBAfiI ‹leride gelebilecek büyük hastal›klara karfl› vücudu haz›rlay›c› i€nedir. Gerekti€ine inan›ld›€› için ac›tmas›na veya a€r› vermesine sabredilir. 429 S›k›nt›l› zamanlarda komutan›n veya emrin de€ifltirilmesi s›k›nt›y› daha da art›r›r. Bu gerçekten hareketle “Dere geçilirken at de€ifltirilmez!” sözü, dikkate al›nmas› gereken önemli bir atasözüdür. 428 174 175 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hicretin IV. Y›l› Olaylar› Rec’i 430 ve Bi’r-i Maune Olaylar› ‹slâm Ordusu’nun Uhut’ta bir da€›n›kl›k yaflamas›, müflriklerin cesaretlerini art›rd›. Müslümanlar›n da Medine’deki güvenli€inin sars›lmas›na yol açt›. Peygamberimiz (s.a.v.) her fleye ra€men, hem Mekkelilerin sald›r› ihtimaline karfl› tedbirlerini al›yor; hem de ‹slâm davetini her tarafa ulaflt›rmaya çal›fl›yordu. Müflrikler, Müslümanlar› y›ld›rmak için hile ve tuzak yöntemini kullanmaya bafllad›lar. Bu ortamda iki ayr› kabile,431 Peygamberimize (H. 4. y›l safer ay›nda) gelerek Kur’an-› Kerim’i ve Müslümanl›€› ö€retecek ö€retmen istediler. Peygamberimiz (s.a.v.) de As›m bin Sabit baflkanl›€›nda 10 kiflilik433 bir ö€retmen grubu gönderdi. Kafile, Rec’i kuyusuna geldi€i zaman tuza€a düflürüldü. Huzeyl kabilesine434 mensup yaklafl›k 100 kiflilik okçunun hücumuna u€rad›. Bu ö€retmenlerden 8’i çarp›flarak flehit düfltü. Geri kalan Zeyd bin Desinne ve HubeybbinAdiyy esir düfltüler. Bu iki esiri de Mekkelilere satt›lar. Mekkeliler, bu iki esiri flölenlerle e€lenerek ve iflkencelerle flehit etti. Bunlardan Hubeyb (r.a.), idam edilece€ini anlad›€› zaman, müflriklerden izin istedi. Abdest ald› ve iki rekât namaz k›ld›. Namaz›n› k›sa tuttu. “E€er, ölümden korktu da namaz› uzun tuttu demeyecek olsalard›, daha çok namaz k›lard›m,” dedi. ‹dam edilmek için götürülürken flu fliiri okudu: “Mü’min öldürüleyim de, dünya hiç önemli de€il. Yolum Allah’a gitsin de, flekli hiç önemli de€il.” Peygamberimiz ve Müslümanlar bu olaya çok üzülmüfller432 di. Bu olay›n üzüntüsü sürerken bir baflka ac› olay daha yafland›. Necid bölgesinden Ebu Bera Medine’ye gelerek Peygamberimiz (s.a.v.)’e: “E€er Necid bölgesine bir ö€retmen grubu gönderirseniz, büyük bir k›sm›n›n Müslüman olaca€›n› ümit ediyorum.” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) Ebu Bera’ya Necid halk›na güvenmedi€ini bildirdi. Ancak, Ebu Bera kabilesi ad›na, ö€retmenlerin hayat› konusunda güvence verdi. Peygamberimiz de Suffe Ashab›’ndan 70 haf›z› Necid’e gönderdi. Ancak, 70 haf›z ve ö€retici de bir tuzak sonucu Bi’r-i Maune mevkiinde flehit edildi. Seçkin sahabelerin tuzak kurulmas› yoluyla peflpefle flehit edilmesi Peygamberimizi çok üzdü. Hastalanmas›na sebep oldu. Ebu Bera’da bu olay›n üzüntüsü sebebiyle vefat etti. Beni Nadir Gazvesi Kaynaklarda ErRaci olarak da geçmektedir. 431 Adal ve Kara kabileleri. (S. Mübarek el-Furi’ye göre emir olarak Mersed bin Ebi Mersed elGanevi tayin edilmifltir. “er-Rahiku’lMahtum, s. 324.”) 432 As›m bin Ömer bin Hattab’›n dedesidir. 433 S. Mübarek el-Furi’ye göre 6 kifli. “erRahiku’l-Mahtum, s. 324.” 434 Bu kabilenin Lihyan O€ullar› kolu. 430 Bi’r-i Maune olay›ndan sonra bir Müslüman, Yahudilerin Beni Amir Kabilesi’ne mensup iki kifliyi bu olay›n katilleri zann›yla bilmeyerek öldürmüfltü. Peygamberimiz (s.a.v.) bu olaya çok üzüldü. Çünkü onlarla anlaflma hâlinde idiler. Bu iki kiflinin diyetini (kan bedelini) ödemek üzere Beni Nadir Yahudileri ile görüflmek istedi. 10 kadar arkadafl› ile yola ç›kt›. Beni Nadir Yahudileri de bu olay› f›rsat bilerek, Peygamberimize bir tuzak haz›rlad›lar. Allahü Tealâ, bu tuza€› rasülüne vahiyle bildirdi. Böylece Peygamberimiz kendilerine sald›rmak için bekleyen 1000 kiflilik bir ordunun tuza€›ndan kurtuldu. Konu ile ilgili Kur’an-› Kerim ayeti flöyledir: “Onlar hile düzenlediler. Allah da buna karfl›l›k bir tuzak kurdu. Allah tuzak kuranlar›n en hay›rl›s›d›r.”435 Peygamberimiz Yahudilerin bu tutumu üzerine onlar›n kalesini kuflatt›. H. 4. y›l Rebiu’l-evvel (MS. 625 A€ustos) 435 Âl-i ‹mran, 54. 176 177 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri ay›nda yap›lan kuflatma 15 gün sürdü. 15 gün sonra Beni Nadir Yahudileri teslim oldular. Peygamberimiz (s.a.v.) onlar› Medine’den sürgün etti. Bir k›sm› Suriye taraflar›na, bir k›sm› da Hayber’e göç ettiler. Hicretin 4. y›l› olaylar›ndan biri de, içki ve kumar›n haram k›l›nmas›d›r. ‹slâm dini, toplum düzenini bozan zararl› fleyleri bir bir yasaklam›flt›r. ‹nsana zarar veren her kötülü€ü ortadan kald›rmay› amaçlam›flt›r. ‹slâm, her konuda olgun ve ideal bir toplumu hedefler. ‹çki ve kumar›n yasaklanmas› ile ilgili ayet meali flöyledir: “Ey iman edenler! fiarap, kumar, dikili tafllar (tap›nmak için dikilmifl putlar), fal ve flans oklar›, fleytan›n ifllerinden bir pisliktir. Bunlardan uzak durun ki, kurtulufla eresiniz.”436 ‹çki ve Kumar Yasa¤› Hicretin V. Y›l› Olaylar› Mekkeli müflriklerle Müslümanlar aras›ndaki en fliddetli savafl Hendek Gazvesi’dir. Mekkeliler Uhut Savafl›’n›n sonucundan cesaret al›yorlard›. Beni Kaynuka ve Beni Nadir Yahudileri de Müslümanlardan intikam almak istiyorlard›. Ortak olarak, Medine’ye bask›n düzenleyip Müslümanlar› yok etmek istediler. Müslümanlar›n kökünü kaz›y›ncaya kadar birlikte hareket etmeyi kararlaflt›rd›lar. Niyetleri ‹slâm’› ebedîyen yok etmekti. Bu ifl için haz›rl›klara bafllad›lar. Çevre kabilelerden asker toplad›lar. O kadar büyük bir ordu olufltu ki, Arap Yar›madas› o güne kadar böylesine çok askerden oluflan bir ordu görmemiflti. Savafla kat›lanlar›n say›s› 10.000’i geçiyordu. Müslümanlar›n say›s› ise 3000’i geçmiyordu. Müflriklerle Medine kuflatmas›na kat›lan askerler çeflitli kabile ve inançtan insanlardan olufltu€u için bu savafla “Ahzab (Hizipler-F›rkalar) Gazvesi” de denir. Peygamberimiz (s.a.v.), iyi bir istihbarat sistemi ve haber alma teflkilât› kurmufltu. Müslümanlarla ilgili hareketleri ve kararlar› nerede olursa olsun yak›ndan izlettirerek geliflmelerden an›nda haberdar oluyordu. Mekkelilerin savafl niyetini ve haz›rl›klar›n› da bu yöntemle vakitlice haber ald›. Ashab›n› toplad› ve durumu onlarla görüfltü. Savafl konusunda izleyecekleri yöntemi birlikte ele ald›lar. Konu ile ilgili olarak, Selman-› Farisi: “Ya rasulallah! Bizim ‹ran’da bir âdet vard›r. Bir flehre düflman sald›r›rsa, o flehir halk›, flehrin etraf›na hendek kazar, öyle savunma yapar. Biz de hendek kazal›m, Medine’yi koruma alt›na alal›m.” görüflünü ortaya koydu. Bu görüfl kabul edildi. Her 10 sahabeye 40 zira hendek açma görevi verildi. Böylece, Medine’nin çevresi 9 m. eninde, 4,5 m. derinli€inde, 5500 m. uzunlu€unda bir hendekle çevrildi. 437 Hendek Gazvesi Hendek Kaz›l›yor Mevsim k›flt›. fiehirde yiyecek içecek yoktu. Sahabeler ve Peygamberimiz (s.a.v.) hendek kazmak için bütün güçleri ile çal›flt›lar. Peygamberimiz (s.a.v.) iflin çabuk bitmesini istiyordu. Çünkü düflman her an gelebilirdi. Hatta, açl›ktan karn›na tafl ba€lad›€› bile oldu. Hendek kaz›l›rken pek sert bir kayaya rastlad›lar. Bir türlü yerinden oynam›yordu. Peygamberimize haber verdiler. Hende€e indi, sivri balyozu eline ald›. Ashab› aciz b›rakan tafla 437 436 Maide, 90. Güzel bir plânlama ve organizasyon yap›ld›. Kifli bafl› yaklafl›k 5 metreküp/gün hesab›yla görev da€›t›ld›. Herkes iki haftada yaklafl›k 75 metreküp kaz› yapt›. ‹ki haftan›n sonunda yaklafl›k toplam 225 bin metreküplük kaz› yap›lm›flt›. 178 179 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri bir kere vurdu. K›v›lc›mlar s›çrad›. Peygamberimiz (s.a.v.) “fiu anda Bizans’›n saraylar›n› görüyorum.” buyurdu. ‹kinci kere vurdu€unda gene k›v›lc›mlar ç›kt›. Bu sefer de “fiu anda ‹ran saraylar›n› görüyorum.” buyurdu. Üçüncü vuruflta yine ayn› durum söz konusuydu. O zaman da “fiu anda Yemen saraylar›n› görüyorum.” buyurdu. Tafl böylece parçalanm›flt›. O esnada Peygamberimiz (s.a.v.)’in söyledi€i sözler bu ülkelerin k›sa sürede ‹slâm hakimiyetine girece€ini müjdeliyordu. Hendek kazma ifli 2 haftada tamamland›. Hendek kazarken Peygamberimiz flu fliiri okudu: Allah›m!... Sen olmasayd›n… Biz do€ru yolu bulamazd›k… Zekât verip… Namaz k›lamazd›k… ‹ndir üzerimize… Sekinetini… Rahmetini… Ayaklar›m›z› sabit k›l… Karfl›lafl›rsak… Düflmanla…438 Savafl Bafll›yor Mekke Müflrikleri say› çoklu€una güvenerek Medine’ye geldiler. Fakat, Medine’nin giriflinde büyük bir hendek engeliyle karfl›laflt›lar. Buna çok flafl›rd›lar. Müslümanlar da hende€in arkas›nda flehri korumak için bekliyorlard›. Hende€in eni bir atl›n›n atlayamayaca€› kadar geniflti. ‹ki ordu bu durumda karfl› karfl›ya geldi. ‹slâm Ordusu bir taraftan müflrik ordusuna karfl› dururken, di€er taraftan Medine’yi Kureyza Yahudileri’nden korumaya çal›flt›lar. Çünkü Kureyza Yahudileri savafl s›ras›nda antlaflmay› bozdular. K›fl mevsimiydi. Gatafan Kabilesi’nden Nuaym yeni Müslüman olmufltu. Bundan kimsenin haberi yoktu. Yahudi ve müflriklerin aras›n› açmak için Peygamberimizden izin istedi. Peygamberimiz (s.a.v.), “harp hiledir” buyurarak izin verdi. Yahudi ve müflriklerin aras›na girdi. Onlar›n aras›n› açmay› baflard›. Yahudi ve müflrikler birbirlerine düfltüler. Düflman›n içine korku düfltü. Yahudiler bu zorluk karfl›s›nda savafl› b›rakt›lar. Mekkelilerin moralini bozacak propagandalar yapt›lar. Baz› Mekkeliler hende€i geçmek istediler. Geçebilen iki kifli Müslümanlar taraf›ndan öldürüldü. ‹kisi de hende€in içinde öldü. Savafl›n son günlerinde Allah Medine’den d›flar›ya do€ru fliddetli bir f›rt›na ç›kard› ve f›rt›nan›n h›z› gittikçe artt›. Göz gözü görmez bir duruma geldi. Çad›rlar uçtu, ocaklar söndü. Eflyalar da€›ld›. Müflriklerin a€z› burnu toprakla doldu. Her fley birbirine kar›flt›. Karargâhlar› altüst oldu. At ve deve üzerine binemediler. Yap›lacak bir fley kalmay›nca, Ebu Süfyan, “ben gidiyorum, siz de yola ç›k›n” diyerek devesine bindi. Mekke’nin yolunu tuttu. Di€erleri de onu izledi. Yaklafl›k bir ay Medine’de 438 “er-Rahiku’lMahtum, s. 343.” 180 181 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri bekleyen müflrikler, eli bofl dönmek zorunda kald›lar. Hendek Savafl›, H. 5. y›l flevval ay›nda bafllay›p Zilka’de ay›n›n 23’üne kadar yaklafl›k bir ay süren bir psikolojik savafl ve kuflatmad›r. Bu savaflta 5 Müslüman flehit oldu. Müflriklerden 4 kifli öldü.439 Müslümanlar açl›k ve k›tl›€a ra€men çok iyi dayand›lar. Savafl›n uzamas› onlar› da zor durumda b›rakt›. Üç gün aç kalanlar, bir hurmay› iki kifli paylaflanlar vard›. Müflriklerin periflan bir durumda Mekke’ye dönmeleri Müslümanlar› sevindirdi. Kuflatmay› böylece durdurdular. Düflman gidince hendekten karfl›ya geçtiler. Onlar›n savafl alan›nda b›rakt›€› yiyeceklerle k›tl›ktan kurtuldular. Peygamberimiz (s.a.v.), bu ilâhi zafer karfl›s›nda Allah’a flükretti. Sahabelere de flu müjdeyi verdi: “Art›k nöbet sizindir. Bundan sonra Kureyfl sizin üzerinize gelemez.” Okuma Parças› Harp Hiledir ve Zafer Allah’tand›r Cenab-› Hak (c.c.) öyle bir durum meydana getirdi ki, düflmanlar periflan oldu, topluluklar› da€›ld›. Bu durum flöyle cereyan etmiflti: 439 S. Mübarek elFuri’ye göre Müslümanlar 6 flehit, müflrikler de 10 ölü vermiflti. “erRahiku’l-Mahtum, s. 343.” Gatafan kabilesinden Nuaym bin Mes’ud bin Amir el-Eflcai (r.a.) Peygamberimiz (s.a.v.)’e gelerek: “Ya rasulallah!... Ben ‹slâm’› kabul ettim. Ancak kabilem Müslüman oldu€umu henüz ö€renmedi. Diledi€in flekilde beni görevlendirebilirsin.” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.): “ Sen sadece bir kiflisin. Gücün yetti€i kadar bize yard›m et. Harp hiledir” buyurdu. Bunun üzerine Nuaym hemen Beni Kureyza’ya gitti. Ca- hiliye devrinde onlarla aras› iyi idi. Beni Kureyza büyüklerine: “Benim size olan sevgimi bilirsiniz. Benimle sizler aras›ndaki dostlu€u bilirsiniz.” dedi. Onlar da: “Do€ru söylüyorsun.” dediler. Nuaym: “Kureyflliler size benzemez. Buras› sizin memleketiniz. Burada mallar›n›z, evlâd›n›z, han›mlar›n›z var. Buradan ç›k›p baflka bir yere gidemezsiniz. Kureyfl ve Gatafan kabileleri Muhammed ve ashab› için geldiler. Siz de Muhammed’e karfl› onlara yard›m ettiniz. Onlar memleketlerini, mallar›n›, han›mlar›n› b›rak›p geldiler. Bir galibiyet f›rsat› ellerine geçse bunu de€erlendirirler. Aksi taktirde memleketlerine dönüp sizi Muhammed’le bafl bafla b›rak›rlar. Muhammed de sizden intikam›n› al›r.” dedi. Kureyza O€ullar›: “O hâlde ne yapal›m, ya Nuaym?” dediler. Nuaym: “Size rehineler vermezlerse onlarla birlikte savaflmay›n.” dedi. Kureyza O€ullar›: “Hakikaten güzel bir görüfl ileri sürdün.” dediler. Nuaym bundan sonra da ayn› flekilde Kureyfl’e gitti. Kureyfllilere: “Size olan sevgimi ve sayg›m› bilirsiniz.” dedi. Kureyflliler: “Evet” dediler. Nuaym: “Yahudiler Muhammed ve ashab›na karfl› verdikleri sözden döndüklerine piflman oldular. Muhammed’le irtibata geçtiler. Sizden rehineler al›p Muhammed’e verecekler. Sizden rehin isteyecek olurlarsa sak›n vermeyin.” dedi. Nuaym bundan sonra da Gatafan’a gidip ayn› fleyleri onlara da söyledi. H. 5. y›l flevval ay›n›n bir cumartesi gecesi Kureyflliler Yahudilere haber gönderip: “Bize yard›m edin, Muhammed’i ma€lup edelim.” dediler. Yahudiler de haberci gönderip: “Bugün günlerden cumartesi!... Bizden öncekilerin cumartesi günü savaflt›klar›nda bafllar›na ne musibetler geldi€ini biliyorsunuz. Ayr›ca bize rehineler göndermezseniz art›k sizinle birlikte savaflmay›z” dediler. 182 183 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Elçiler bu haberi getirince Kureyfl ve Gatafan kabilesi reisleri. “Vallahi!... Nuaym do€ru söylemifl!...” dediler. Yahudilere: “Size kesinlikle hiç kimseyi rehine olarak gönderemeyiz. Gelin, birlikte Muhammed’i ma€lup edelim.” dediler. Kureyza O€ullar›: “ Vallahi!... Nuaym do€ru söylemifl!...” dediler. Böylece her iki taraf saflar›na ayr›l›k girdi, gayretleri zay›flad›. Müslümanlar da Allah’a flöyle dua ediyorlard›: “Allah›m!... Ay›plar›m›z› ört. Kalplerimizi emin k›l!” Peygamberimiz (s.a.v.) de toplanan kabileler için: “Ey kitab› indiren, ey süratle hesap gören Allah›m!.. fiu topluluklar› periflan et!.... Allah›m onlar› da€›t ve iyice sars!..”440 Allahü Tealâ rasülünün ve Müslümanlar›n duas›n› iflitti. Müflriklerin saflar›nda ayr›l›k bafl gösterip aralar›nda da€›lma meydana gelince Allah onlar›n üzerlerine rüzgâr ordular›n› gönderdi. Çad›rlar› sökülüyor, azanlar davriliyor, ipler sökülüyor art›k hiçbir fley yerli yerinde durmuyordu. Cenab-› Hak ayr›ca melekler ordusunu göndermiflti. Melekler onlar› sars›yor, kalplerine korku ve endifle veriyorlard›.441 rünce özür ve af dileyecekleri yerde kötü sözler söylemeye, Peygamberimiz (s.a.v.)’e sövmeye bafllad›lar. Bu durum karfl›s›nda, Peygamberimiz (s.a.v.) H. 5. y›l Zilka’de ay›nda Kureyza Kalesi’ni kuflatt›. Kuflatma 25 gün sürdü. Beni Kureyza’n›n baflkan› Kureyzal›lar› toplay›p: “Kitaplar›m›zda anlat›lan son peygamberin bu zat oldu€u anlafl›ld›. Gelin, Müslüman olal›m, kurtulal›m.” önerisinde bulundu. Ancak Yahudiler, Müslüman olmaya yanaflmad›lar. Antlaflmay› bozduklar›na da çok piflman oldular. Teslim olmaya mecbur kald›lar. Peygamberimiz (s.a.v.) onlar›n kabul etti€i hakemin verdi€i karar gere€i kendi inançlar›na göre yarg›lad›. Buna göre, eli silâh tutanlar idam olundu. 443 Kad›nlar esir edildi. Mallar› topland›. Vatana ihanet eden, düflmanla iflbirlikçi olan ve devlet baflkan›na söven Kureyza Yahudileri böylece cezas›n› bulmufl oldu. Medine’de Müslümanlarla birlikte yaflayan Kureyza Yahudileri, Hendek Savafl›’n›n en nazik yerinde antlaflmay› bozdular. Kureyfllilerle birlik oldular. Beni Kureyza Gazvesi Sahih-i Buhari, K. El-Cihad: 1/411, K. ElMegazi: 2/590. 441 Safiyurrahman, s. 347-348. 442 a.g.e., s. 350. 440 Hendek Gazvesi’nin sona erdi€i gün, Peygamberimiz (s.a.v.) k›l›c›n› ç›karmadan Beni Kureyza Yahudileri üzerine yürüme karar› verdi. “Kim dinliyor, itaat ediyorsa ikindi namaz›n› Beni Kureyza yurdunda k›ls›n.” diye ilân ettirdi. Bu emirle beraber yola ç›kan 30’u atl› 3000 Müslümandan bir k›sm› ikindi namaz›n› yats›dan sonra kaza etti. 442 Kureyza Yahudileri, kale önüne gelen Müslümanlar› gö443 600 civar›nda yetiflkin erkek. 184 185 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hicretin VI. Y›l› Olaylar› Mekke’den Medine’ye hicret eden muhacirler, 6 senedir do€up büyüdükleri Mekke’ye gidemiyorlard›. Özellikle, Allah’›n evi olan Kâbe’yi ziyaret etmek istiyorlard›. Her biri Kâbe özlemiyle yan›p tutufluyordu. Ayr›ca Hendek Zaferi, Müslümanlar›n cesaretini art›rd›. Peygamberimiz (s.a.v.) böyle bir ortamda, beraberindeki 1400444 kifliyle birlikte Kâbe’yi ziyaret etmeye karar verdi. Bu amaçla H. 6. y›l› 1 Zilka’de pazartesi günü Mekke’ye do€ru hareket ettiler. Peygamberimiz (s.a.v.) yol emniyetini ö€renmek istedi. Bu amaçla öncüler gönderdi. Öncüler yolda Mekkelilerin büyük bir haz›rl›k içinde olduklar›n› ö€rendi. Maksatlar› Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashab›n›n Kâbe’yi ziyaret etmelerini engellemekti. Peygamberimiz (s.a.v.) bu durumu sahabeleriyle birlikte de€erlendirdi. Onlar›n görüfllerini ald›. Ebu Hureyre (r.a.) Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu özelli€ini flöyle anlat›r: “Ben, Hz. Muhammed (s.a.v.) gibi sahabeleriyle istiflare eden, fikirlerini soran baflka bir kimse görmedim. Devaml› onlar›n görüfllerini al›r ve ondan sonra karar verirdi.” Hz. Ebu Bekir (r.a.) görüflünü flöyle aç›klad›: “Ya rasulallah! Biz, Allah’›n evini ziyaret etmek için yola ç›kt›k. Savaflmak ve insan öldürmek için ç›kmad›k. Gidelim, e€er onlar bizi Hudeybiye Antlaflmas› ziyaretten al›koyarlarsa savaflal›m.” Bunun üzerine, Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Osman’› (r.a.) Kureyfl’e elçi olarak gönderdi ve niyetlerini bildirdi. Fakat, Kureyflliler Hz. Osman’› hapsettiler. Halid bin Velid de yolda Müslümanlara pusu kurmufltu. Bu geliflmeler s›ras›nda Hz. Osman’›n (r.a.) öldürüldü€ü söylentisi yay›ld›. Müslümanlar Medine’den ç›kal› 9 gün olmufltu. Hudeybiye Kuyusu’nun bulundu€u yere geldiklerinde bir günlük yollar› kalm›flt›. Sahabeler bu durumda Mekkelilerle savaflman›n bir zorunluluk hâline geldi€ini anlad›lar. Oradaki bir a€ac›n alt›nda, Peygamberimizin eli üzerine ellerini koyarak “biat”lefltiler. – Söz verdiler. – Kureyfl ile savaflmak konusunda yap›lan bu sözleflmeye “Biatu’r-R›dvan” - R›dvan Biati – ad› verilir. Kureyfl Müflrikleri, sahabelerin Peygamberimiz (s.a.v.)’e verdikleri sözü ve savafl konusundaki kararl›l›klar›n› ö€rendiler. Yapt›klar›na piflman oldular. ‹çlerine korku düfltü. Peygamberimiz (s.a.v.)’e elçi göndererek yapt›klar›ndan dolay› özür dilediler. Antlaflma yapmak istediklerini bildirdiler. Peygamberimiz (s.a.v.) de onlara flöyle dedi: “Biz, hiç kimse ile savaflmak için gelmedik. Niyetimiz Allah’›n evini ziyaret edip, umre yapmakt›r. ‹zin verirseniz, hiç kimseyi incitmeden iflimizi görür, döneriz. E€er, bizi engellerseniz savafl›r›z.” Bu olay üzerine Kureyfl müflrikleri ve Müslümanlar antlaflma yapmak için bir araya geldiler. Müflrikler bar›fl sözleflmesinin alt›na “Allah Rasülü” ifadesini yazd›rmak istemediler. Zaten bafl›na da “Bismillahirrahmanirrahim” sözünü yazd›rmam›fllard›. “Çünkü, biz bunlara inanm›fl olsayd›k, Müslüman olurduk.” dediler. Peygamberimiz (s.a.v.)’in izniyle “Muhammed bin Abdullah” yaz›ld› ve öylece imza edildi. 444 1500 kifli oldu€u rivayeti de vard›r. 186 187 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Antlaflma Kararlar› • ‹ki topluluk 10 y›l birbiriyle savaflmayacak. • Bu y›l Kâbe ziyaret edilmeyecek, bu ziyaret gelecek seneye b›rak›lacak. • Velisinin izni olmadan Müslümanlara s›€›nan Kureyflliler geri verilecek. • Kureyfllilere s›€›nan Müslümanlar geri verilmeyecek. Her iki taraf diledikleri kabile ile birleflebilecek, dilediklerinin himayesine girebilecek. Kâbe’yi ziyaretin 1 sene sonraya b›rak›lmas› Müslümanlar› çok etkiledi. Çünkü, Kâbe’ye ulaflmak için 13 günlük yoldan gelmifl ve 1 günlük yollar› kalm›flt›. Ayr›ca, antlaflmada yer alan baz› hükümler de çok a€›r geldi. Hele, “Besmele” ve “Allah Rasülü” sözlerinin yer almad›€›na çok üzüldüler. Ama daha sonra Peygamberimizin bu davran›fl›n›n hikmet ve sebebini gördüler. Bu antlaflma ‹slâm’›n sulh ve bar›fl dini oldu€unu vurgulad›. Fethin kap›lar›n› açt›. Bütün kararlar› Müslümanlar›n aleyhine göründü€ü için bu antlaflma Müslümanlar›n içine sinmedi. Peygamberimizin bu kararlara nas›l raz› oldu€una ak›l erdiremediler. Fakat, kimse de soru sormaya cesaret edemiyordu. Böyle bir durumda Hz. Ömer (r.a.) aya€a kalkt› ve flöyle dedi: “Ya rasulallah! Sen Allah’›n elçisi de€il misin? Bizim dinimiz hak de€il mi? Durum böyle olunca, dinimizin küçük düflürülmesine niçin raz› oluyoruz?” diyor ve Peygamberimizden masaya yumru€unu vurmas›n› istiyordu. Peygamberimiz (s.a.v.) ise buna karfl›l›k: “Evet, ben Allah’›n kulu ve rasülüyüm. Allah’›n emrine hiçbir zaman karfl› ç›km›fl de€ilim. O, beni zarara u€ratmaz.” fleklinde cevap veriyordu. Müflrikler Müslümanlarla ilk defa Hudeybiye bar›fl› nedeniyle masaya oturdular. Böylece diplomasi ve güç aç›s›ndan ‹slâm’›n varl›€› tan›nm›fl oldu. Hudeybiye antlaflmas›, Peygamberimiz (s.a.v.)’in diplomatik özelli€inin üstünlü€ünü ortaya ko- yuyordu. Lider, kimsenin görmedi€ini görebilmelidir. Kuflat›c› ve gelece€i de iyi hesap eden bir bak›fl aç›s›na sahip olmal›d›r. Müslümanlar Hudeybiye’de 20 gün kald›lar. Dönüflte Hudeybiye Bar›fl›’n›n bir fetih oldu€unu müjdeleyen “Fetih Suresi” nazil oldu. Bu antlaflma Mekke’nin fethinin önünü aç›yordu. ‹slâm f›trat dinidir ve bir mesaj› vard›r.. ‹nsanlar›n akl›na hitap eder. ‹slâm’›n fikrî yönde bir korkusu yoktur. Fikirleri çürük olanlar fikirle karfl› ç›kmaya korktuklar› için zorbal›€a s›€›n›rlar. Zorbal›€›n konufltu€u yerde ak›lc› teklifler engellenir, görünmez olur. Hâlbuki ak›ll› insanlarla fikirler ancak bar›fl ortam›nda görüflülebilir. Söyleyecek sözü olanlar bunu ancak bar›fl içinde baflkalar›na ulaflt›rabilir… Bar›flla emniyet ortam› sa€lan›r… ‹slâm bar›fl› önerir ve böylesi ortamlar› ister. Çünkü böylesi ortamlarda insanlarla daha kolay iletiflim kurabilmekte ve anlafl›lmas› gerçekleflmektedir. Bu antlaflma ile ‹slâm’›n davet, tebli€ ve yay›lmas› h›zland›. Yeni bir dönem aç›ld›. Nitekim, Hudeybiye Bar›fl›’ndan iki y›l sonra, Müslümanlar›n say›s› en az iki kat artt›. Hudeybiye Bar›fl›’n›n önem ve baflar›s›n› öven baz› ayetler: “Muhakkak biz sana (Hudeybiye Bar›fl›’n›n arkas›ndan) apaç›k bir fetih verdik. Böylece, Allah senin geçmifl ve gelecek günah›n› ba€›fllar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni do€ru yola iletir. Ve sana flanl› bir zaferle yard›m eder.”445 “Muhakkak ki, sana biat edenler Allah’a biat etmektedirler. Allah’›n eli, onlar›n eli üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak aleyhine bozmufl olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse, Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.”446 “Andolsun ki, o a€ac›n alt›nda sana biat ederlerken Allah, o mü’minlerden raz› olmufltur. Kalplerinde olanlar› bilmifl, onlara güven duygusu vermifl ve onlar› pek yak›n bir fetihle ödüllendirmifltir. Yine onlar› elde edecekleri bir çok ganimetlerle de mükâfatland›rd›. Allah üstündür, hikmet sahibidir.”447 Fetih, 1-2-3. Fetih, 10. 447 Fetih, 18-19. 445 446 188 189 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hayber’in Fethi Peygamberimiz (s.a.v.), Medine’ye hicretiyle birlikte, huzur ve bar›fl içinde yaflamak için Yahudilerle “Vatandafll›k Antlaflmas›” imzalam›flt›. Beni Kaynuka, Beni Nadir ve Beni Kureyza Yahudileri zamanla bu antlaflmay› bozdular ve Müslümanlara karfl› savaflt›lar. Peygamberimiz (s.a.v.) de onlar› Medine’den sürgün etti. Bunlar›n büyük ço€unlu€u Hayber’e gittiler. Hayber, Yahudilerin merkezi hâline geldi. Ayr›ca burada Yahudilerin zenginleri yafl›yordu ve eskiden beri Medinelilere düflmand›lar. Medine’den ç›kar›lanlar›n buraya yerleflmesinden sonra bu düflmanl›k daha da artt›. Hayber Yahudileri müflriklerle de iflbirli€i yapt›lar. Müflriklerle Yahudiler aras›nda din ayr›l›€› vard›. Fakat, siyasî menfaat onlar› bir araya getirmiflti. Bütün Araplar› da Peygamberimiz (s.a.v.)’e karfl› ayakland›rmak istediler. Peygamberimiz (s.a.v.) Yahudilerle anlaflmak istedi. Fakat Yahudilerin niyeti kötüydü. Antlaflmaya yanaflmad›lar. Hayberliler, Gatafan Kabilesi ile birlikte hareket etmeye karar verdiler. Peygamberimiz (s.a.v.) bunlar› ö€rendi. Hemen harekete geçti. Hayberlilerin Gatafan Kabilesi ile birleflmelerini önlemek için tedbir ald›. Hayber ile Gatafan aras›ndaki Rec’i mevkiini tuttu. Buras› Hayber’e ulafl›m için en önemli merkezdi. ‹slâm Ordusu buray› ordu merkezi hâline getirdi. Hayber Yahudileri bu durumu ö€rendiler. Di€er Yahudi kabilelerinden yard›m istediler. Gatafan Kabilesi’ne haber verdiler. Fakat, ‹slâm Ordusu’nun Rec’i mevkiinde karargâh kurdu€unu ö€renince korktular ve Hayberlilere yard›ma gelemediler. Hayber Yahudileri yaln›z savaflmak zorunda kald›lar. Peygamberimiz (s.a.v.) Hayber’e gelince: “Ya Rabbi! Biz senden bu ülkenin, bu ülke halk›n›n iyili€ini isteriz. fierrinden sana s›€›n›r›z.” diyerek dua etti. Sonra, Yahudilere bar›fl teklif etti. Kabul edilmeyince savafl› bafllatt›. Peygamberimiz (s.a.v.)’in yan›nda Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Zeyd (r.a.) gibi kahramanlar vard›. Her biri kale önlerinde kahramanca çarp›flt›. ‹lk kale 10 gün içinde al›nd›. Fakat, Kamus Kalesi 20 gün dayand›. Sahabe, s›rayla orduyu kumanda etmesine ra€men, bu kale bir türlü düflmüyordu. Bir gün önce Peygamberimiz: “Yar›n sanca€›m› Allah’›n kendisine zafer verece€i bir zata verece€im. Bu zat, Allah’› ve peygamberi seven ve onlar taraf›ndan sevilen bir kiflidir.” dedi. Ertesi gün Ali (r.a)’› ça€›rd›, sanca€› eline verdi. Hz. Ali (r.a.), önce Yahudileri ‹slâm’a davet etti. Kabul edilmeyince bar›fl teklif etti. Yahudiler bunu da kabul etmeyince savafla devam etti. Merhab, Yahudilerin en flöhretli bir komutan› idi. Ona çok güvenirlerdi. Müslümanlara meydan okudu. Karfl›s›na ç›kacak er istedi. Hz. Ali (r.a.) karfl›s›na ç›kt›. Bu flöhretli komutan› yere serdi. Hayber Yahudileri’nin bu olaydan gözleri korktu. Teslim olmak zorunda kald›lar. Hayber Kalesi fethedildi. Hz. Ali (r.a.) de Hayber Fatihi oldu. Hayber Gazvesi’nde Yahudilerden 93 kifli ölmüfl, Müslümanlardan 15 kifli flehit düflmüfltü. Bu savaflta Müslüman kad›nlar da orduya kat›ld›. Askere yard›m etmek, hastalara ilaç vermek, orduya ok yetifltirmek gibi görevler yapt›lar. Hayber Kalesi’nin fethiyle, Hayber topraklar› Müslümanlar›n eline geçti. Yahudilerin fesad› sona erdi. Pek çok savafl ganimeti ele geçti. 190 191 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hicretin VII. Y›l› Olaylar› ‹slâm’a Davet Mektuplar› Hudeybiye antlaflmas›, Müslümanlar ve müflrikler aras›nda bar›fl ve güven ortam› oluflturdu. Bu durum Müslümanl›€›n yay›lmas› için güzel bir f›rsatt›. Çünkü, ‹slâm evrensel bir dindi. Herkesin ‹slâm’› tan›mas› gerekiyordu. Peygamberimiz (s.a.v.), Hudeybiye’den dönünce konuyu ashab›yla görüfltü. Komflu devletlerin hükümdarlar›na ve baz› Arap kabilelerine, ‹slâm’a davet mektuplar› ve elçiler göndermeyi kararlaflt›rd›. Bu mektuplar›n üzerinde “Muhammedü’rRasulullah” yaz›l›yd› ve üzerleri mühürlenmiflti. Bu mektuplar Bizans ‹mparatoru’na, ‹ran Kisras›’na, Habefl Necaflisi’ne, M›s›r Azizi’ne, Gassan Emiri’ne ve Yemame Meliki’ne gönderildi. D›hyetü’l-Kelbi, Bizans ‹mparatoru Herakliyüs’e gönderilmiflti. Do€u Roma olarak da an›lan bu ülkenin baflflehri Konstantiniyye (‹stanbul) idi. Herakliyüs, Peygamberimiz (s.a.v.)’in elçisine çok iyi davrand›. O civarda Araplardan bir kimse varsa getirilmesini istedi. Kureyfllilerden bir ticaret kafilesi Gazze’de bulunuyordu. ‹çlerinde Ebu Süfyan da vard›. Herakliyüs, Arap ticaretçileri huzuruna ça€›rd›. Onlara flöyle dedi: “Peygamberlik davas›na kalkan bu zata içinizde soyca en yak›n kim var?” Ebu Süfyan ileri at›ld›: “Onun en yak›n› benim!” Herakliyüs Ebu Süfyan’a Peygamberimiz (s.a.v.) hakk›nda baz› sorular sordu. Ald›€› cevaplardan sonra flöyle dedi: “Peygamberin sülâlesini sordum, asil bir aileden geldi€ini söylediniz. Peygamberler daima asil soylu olur. Evvelce ailesinden peygamberlik davas›nda bulunan geldi mi dedim, bulunmad›€›n› söylediniz. Böyle olsayd›, Muhammed’in davetini eski bir davan›n devam› sayard›m. Ailesi için de hükümdarl›k eden kimse gelmifl mi dedim, gelmedi dediniz. Bundan da zenginlik ve baflkanl›k peflinde olmad›€›n› anlad›m. Önceden bir yalan›n› duydunuz mu diye sordum, yalan söylemedi€ine flehadet ettiniz. ‹nsanlara yalan söylemeyen Allah’a karfl› da yalan söylemeye cesaret edemez. Ona uyanlar, halk›n önde gelenleri mi, yoksa zay›flar› m› diye sordum, zay›flar›n tabi oldu€unu söylediniz. Peygamberlere uyanlar her zaman öyledir. Ona uyanlar art›yor mu, eksiliyor mu dedim, art›yor dediniz. Hak dinde devaml› böyle olur. Getirdi€i dine be€enmezlik yüzünden ayr›lan var m› dedim, hay›r yok dediniz. ‹man kalbe yerleflince bir daha ç›kmaz. Sizi, neye davet etti€ini sordum, Allah’tan korkmaya, ona kulluk etmeye, Allah’a ortak koflmamaya davet etti€ini söylediniz. Ben de size haber vereyim ki, pek yak›nda flu ayaklar›m›n bast›€› yerler O zat›n olacakt›r. Ben bu peygamberin gelece€ini biliyordum. Ancak, Arabistan’da ç›kaca€›n› tahmin etmiyordum. Arabistan’a gidebilseydim, görüflmek için her zahmete katlan›rd›m. Yan›nda olsayd›m, kendi elimle suyunu döker, ayaklar›n› y›kard›m.” 192 193 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Bizans ‹mparatoruna Gönderilen Mektup Rahman ve Rahim olan Allah’›n ad›yla! Allah’›n kulu ve peygamberi Muhammed’den Rumlar›n büyü€ü Herakliyüs’e: Habefl Hükümdar› Necafli’ye Gönderilen Mektup Rahman ve Rahim olan Allah’›n ad›yla! Allah’›n elçisi Muhammed’den Habefl Meliki Necafli’ye: Do€ru yola girenlere selâm olsun. Ben seni ‹slâm’a davet ediyorum. ‹slâm’a gir ki, kurtulufla eresin. Allah senin mükâfat›n› iki kat verir. Hem ‹sa’ya, hem son peygambere iman sevab› al›rs›n. E€er kabul etmezsen bütün halk›n günah› hep senin üstünde kal›r. Ey Ehl-i Kitap! Sizinle birleflece€imiz do€ru bir söze geliniz. Allah’tan baflkas›na ibadet etmeyelim. Ona ortak koflmayal›m. Allah’tan baflkas›n› Rab tan›mayal›m. E€er Ehl-i Kitap bu söze itiraz ederse, “Biz Müslüman’›z, buna flahit olun” deyin.448 ‹ran Kisras›’na Gönderilen Mektup Rahman ve Rahim olan Allah’›n ad›yla! Allah’›n kulu ve peygamberi Muhammed’den ‹ran’›n büyü€ü Kisra’ya: Ey hükümdar! Müslüman olman› dilerim. Ben senin ad›na Melik olan Allah’a hamt ederim. fiehadet ederim ki, Meryem o€lu ‹sa Allah’›n ruhu ve kelimesidir. Allah o ruh ve kelimeyi Meryem’e üfledi. Böylece Allah’›n kudreti ile Meryem ‹sa’ya hamile kald›. Allah, böylece ‹sa’y› yaratt›. Âdem’i de kudretiyle yaratm›flt›r. Ey Melik! Seni, efli ve orta€› olmayan Allah’a imana ve ona itaate, Allah’tan gelen fleylere davet ederim. Ben Allah’›n elçisiyim. Seni ve askerlerini kudret sahibi Allah’a davet ediyorum. Bunu size ulaflt›rd›m ve nasihat ettim. Siz de bunu kabul ediniz. Do€ru yola girenlere selâm olsun. Do€ru yolda olanlara, Allah’a ve rasülüne uyanlara selâm olsun. Allah’tan baflka ilâh olmad›€›na, Muhammed’in de onun kulu ve rasülü oldu€una inanmaya davet ederim. Müslüman ol ki, kurtulufl ve mutlulu€a eresin. E€er kabul etmezsen bütün Mecusilerin günah› hep senin üzerinedir. M›s›r Valisi Mukavk›s’a Gönderilen Mektup Rahman ve Rahim olan Allah’›n ad›yla! Allah’›n kulu ve rasülü Muhammed’den M›s›r’›n büyü€ü Mukavk›s’a: Seni ‹slâm’a ve ‹slâm toplulu€una davet ediyorum. Müslüman ol ki, kurtulufla eresin. Allah mükâfat›n› iki kat versin. E€er, davetimi kabul etmezsen bütün M›s›r halk›n›n günah› üzerine olur. 448 Âl-i ‹mran, 64. 194 195 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Gassan Kabilesi Baflkan›na Gönderilen Mektup Rahman ve Rahim olan Allah’›n ad›yla! Allah’›n rasülü Muhammed’den Ebu fiemmer o€lu Haris’e: Do€ru yola gidenlere, Allah’a inan›p rasülünü do€rulayanlara selâm olsun. Ey Hükümdar! Seni orta€› olmayan ve bir olan Allah’a inanmaya davet ediyorum. Kabul ederseniz, yine hükümdar olarak kalacaks›n›z. Rahman ve Rahim olan Allah’›n ad›yla! Meliki’ne Gönderilen Allah’›n peygamberi Muhammed’den Ali o€lu Höze’ye: Mektup Do€ru yolda gidenlere selâm olsun. Bilmelisin ki, Allah ‹slâm Dini’ni yak›n bir zamanda, dünyan›n uzak ufuklar›nda parlatacakt›r. Ey Höze! Müslüman ol ki, kurtulufla eresin. Ben de idaren alt›ndaki memleketi yine senin idarene b›rakay›m. Peygamberimiz (s.a.v.) bu mektuplar›yla ‹slâm davetini bütün insanl›€a ulaflt›r›yordu. Peygamberimizin gönderdi€i mektuplar Bizans ‹mparatoru ve Habefl Necaflisi’nce çok iyi karfl›land›. Elçilere de iyi davrand›lar. Hatta ‹slâm Dini’ne girdiklerini aç›klad›lar. Fakat, ‹ran Kisras›, M›s›r Meliki, Gassan Reisi ve Yemame Hakimi bu mektuplara tepki gösterdiler. ‹ran Kisras› Hüsrev, Peygamberimiz (s.a.v.)’in mektubunu parçalad›. Ancak, Hüsrev k›sa bir süre sonra o€lu taraf›ndan öldürüldü. Yemen Valisi Bazan ise, Müslüman oldu. Peygamberimiz (s.a.v.)’in ‹slâm’a davet mektubu gönderdi€i hükümdarlar›n halk›, daha sonra birer birer ‹slâm Dini’ne girdiler. Hicretin VIII. Y›l› Olaylar› Hidayete Erenler Kureyfl’in devaml› zulüm, bask›n ve hile yolunu seçmesi, kendi içlerinde pek çok kifliyi rahats›z etti. Çünkü, bu davran›fl sebebiyle kimse Kureyfl’e gelmiyor, Müslüman olanlar geri dönmüyorlard›. Bu durum Kureyfllileri birbirine düflürdü. Peygamberimiz (s.a.v.)’in davas›n›n hakl›l›€›n› ortaya ç›kard›. Bu gidiflattan rahats›z olan Kureyfl’in baz› önde gelenleri Müslüman olmaya bafllad›. Halid bin Velid, Amr bin As, Osman bin Talha bunlar aras›ndad›r. Peygamberimiz (s.a.v.) Mekke’ye geldi€i zaman, Müslüman olan kardefli Velid bin Velid’den Halid bin Velid’i sordu. Onun güzel meziyetlerini sayd›. Bugüne kadar Müslüman olmad›€› için üzüntü duydu€unu anlatt›. Kardefli arac›l›€›yla Halid’e bir mektup yazarak onu ‹slâm’a davet etti. Halid, kendisinin Müslüman oluflunu flöyle anlat›r: “Mektubu al›nca çok sevindim. Müslümanl›€a olan sevgim artt›. Mekke’ye döndüm. Medine’ye gitmek için haz›rl›k yapt›m. Osman bin Talha da benim gibi düflünüyordu. Beraberce yola ç›kt›k. Hüda denilen yere gelince Amr bin As’a rastlad›k. O da bizim gibi düflündü€ünü söyledi. Bizim Medine’ye gitti€imizi ö€renince o da bizimle beraber geldi. Hep beraber Medine’ye geldik. Peygamber bizim geldi€imizi ö€renince, “Kureyfl en sevdiklerini size gönderdi” demifl. Yolcu elbiselerimi de€ifltirdim. Güzel bir giyimle peygamberin huzuruna ç›kmak istedim. Yolda kardeflim Velid’i gördüm. Peygamberin geliflimden duydu€u memnuniyeti anlatt›. Yemame 196 197 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hemen yan›na git dedi. Huzura vard›m. Selâm verdim. fiehadet getirdim. Peygamber “Seni ‹slâm’a hidayet eden Allah’a hamt olsun” duas›nda bulundu. Sonra flöyle dedi: “Ey Halid! Sen ak›ll› ve azimli bir kiflisin. Ak›l ve iradenin, seni hay›r ve Saadete götürece€ini bekliyordum.” Ben de flöyle dedim: “Ya rasulallah! Sap›kl›k ve inkârda kald›€›m süre içinde iflledi€im günahlar›n aff› için dua ediniz.” Güler yüzle flöyle buyurdu: “‹slâm ve hicret geçmifl günahlar› siler.” olaca€›n› gösteriyordu. Bu üç kifli mutluydular. Allah onlara büyük bir makam› lây›k görmüfltü. Fakat di€er sahabeler bu üç komutandan ayr› düflecekleri için çok üzüldüler. ‹slâm Ordusu’nun hareket etti€ini fiurahbil de ö€rendi. H›ristiyan Arap kabilelerinden büyük bir ordu toplad›. Ayr›ca Bizans imparatorundan yard›m istedi. 200 bin kiflilik bir ordu ile haz›rl›k yapt›. ‹slâm Ordusu Bask›na U¤ruyor Mute Savafl› Peygamberimiz (s.a.v.) ‹slâm’a davet mektuplar›n›n birini de Busra emiri fiurahbil bin Amr’a göndermiflti. Busra flehri Suriye topraklar›nda idi. Bizans’›n himayesinde bulunuyordu. Mektubu götüren Haris bin Umeyr, fiurahbil’i Mute Kasabas›’nda bulmufl ve mektubu ulaflt›rm›flt›. fiurahbil, hem mektubu y›rtt›, hem de elçiyi öldürdü. Bu davran›fl›yla devletler aras› hukuk kural›n› çi€nemifl oldu. Bununla da yetinmedi, Suriye s›n›r›na gönderilen Müslümanlara ait bir askerî birli€i pusuya düflürdü. Hepsini k›l›çtan geçirdi. O güne kadar Peygamberimiz (s.a.v.)’in hiçbir elçisi öldürülmemiflti. Bu durum, Müslümanlara meydan okumak demekti. Bu sebeple Peygamberimiz (s.a.v.) 3000 kiflilik bir ordu haz›rlad›. Bafl›na bu bölgeyi çok iyi bilen Zeyd bin Harise (r.a)’› getirdi. Kendisine bir beyaz sancak teslim etti. Orduyu Veda Tepesi’ne kadar u€urlad›. Onlara dedi ki: “Zeyd (r.a.) flehit düflerse, yerine Cafer bin Ebi Talib (r.a.) geçsin. O da flehit düflerse, kumandaya Abdullah bin Revaha (r.a.) geçsin. O da flehit düflerse, içinizden birini komutan seçersiniz.” Sahabe çok anlay›fll› idi. Bu sözler, üç komutan›n da flehit ‹slâm Ordusu Mute denilen yere geldi€inde Suriye Ordusu’nun bask›n›na u€rad›. Hemen durumu de€erlendirdiler. Olay› Peygamberimiz (s.a.v.)’e bildirerek yard›mc› kuvvet istemeyi düflündüler. Abdullah bin Revaha flöyle dedi: “Arkadafllar! Biz evimizden niçin ç›kt›k? Düflünüp durmaya gerek yok. Ya flehit, ya gazi olaca€›z.” Zeyd bin Harise (r.a.) elinde sancak oldu€u hâlde ordunun önüne geçti, hücuma bafllad›. Düflmana karfl› kahramanca savaflt›. Vücudu birçok yara ald›. Sonunda flehit düfltü. Hemen komutay› Cafer bin Ebi Talib ald›. At›n› düflman üzerine sürdü. Her taraf› düflmanla çevrili oldu€u için attan inerek düflmanla dövüflmeye bafllad›. Sa€ kolu kesildi. Derhal sanca€› sol eline ald›. Sol kolu da kesildi. Kollar› sanca€a sar›l› olarak flehit düfltü. Medine’de bulunan Peygamberimiz (s.a.v.) bu durum karfl›s›nda üzüntü ile flöyle buyurdu: “Allah, Cafer’in kesilen iki koluna karfl›l›k, iki kanat verecektir.” Cafer bin Talip (r.a.), flehit olmas›ndan sonra “Cafer-i Tayyar” –‹ki kanad›yla cennete uçan Cafer- olarak an›lmaya bafllad›. Cafer’in (r.a.) flehit olmas›ndan sonra kumanday› Abdullah bin Revaha (r.a.) ald›. O da savaflta flehit olaca€›n› hissetmiflti. “Peygamber fiairi” olarak tan›n›rd›. ‹çli bir insand›. Sa- 198 199 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri vaflmak konusunda k›sa bir tereddüt geçirdi. Daha sonra kendini toplayarak savafla bafllad›. ‹lk anda parma€› kesildi. Kesilen parma€›n› kopar›p att› ve flöyle dedi: “Ey nefis! Seni han›m›n m› düflündürüyor? Ben onu boflad›m. Yoksa kölelerin mi gururland›r›yor? Onlar› hürriyetine kavuflturdum. Ba€ ve bahçelerinden ayr›lmaktan m› üzülüyorsun? Onlar› Peygamberimize ba€›fllad›m. Hiçbir fleyin kalmad›. Allah için cihat et.” Bu sözlerden sonra düflman saflar›na dald›. O da flehit oldu. Abdullah’›n (r.a.) flehit olmas›ndan sonra ‹slâm Ordusu bafls›z kald›. Derhal komutan aray›fl›na girdiler. Sabit bin Akram’a (r:a.) teklif ettiler. O da sanca€› Abdullah bin Revaha’dan alarak Halid bin Velid (r.a)’a verdi. Halid, ‹slâm Ordusu’nda ilk defa savafl›yordu. Derhal ordusunu savafl düzenine soktu. Ertesi gün, askerlerin yerini de€ifltirdi. Sa€dakileri sola, soldakileri sa€a, öndekileri arkaya, arkadakileri öne geçirdi. Suriyeliler o gece Müslümanlar› toptan yok etme karar› alm›fllard›. Fakat, karfl›lar›nda yeni insanlar görünce, yard›mc› kuvvetler geldi€ini sand›lar. Gözleri korktu, y›lg›nl›k gösterdiler. Halid bin Velid (r.a.) fliddetli bir hücuma geçti. Tek bafl›na pek çok düflman› geri püskürttü. O gün tam 9 k›l›ç k›r›l›ncaya kadar çarp›flt›. Düflman geri çekilmek zorunda kald›. Bu durumdan faydalanan Halid, ordusunu geri çekti. Fazla kay›p vermemek için ordusunu Medine’ye götürdü. Bu olaydan sonra, Halid bin Velid (r.a.) “Seyfullah” –Allah’›n k›l›c›- olarak an›lmaya bafllad›. Mute’de 3000 mücahit destanlar yazd›. 200 bin kiflilik H›ristiyan Ordusu’nun direniflini k›rd›. ‹slâm Ordusu gücünü gösterdi. Üç büyük komutan flehit düfltü. Ama, Bizans Ordusu’nu durdurmay› baflard›lar. Mekke’nin Fethi Hudeybiye Antlaflmas›’na göre müflriklerle 10 y›ll›€›na bar›fl yap›lm›flt›. Bu antlaflmaya göre, her iki taraf birbirinin himayesinde bulunan kabilelerle de savaflmayacaklard›. Hicretin 8. y›l›nda, Mekkelilerin himayesindeki Beni Bekir Kabilesi, Müslümanlar›n himayesindeki Huzaa Kabilesi’ne sald›rd›. Bu sald›r›da, Mekkeliler de Beni Bekir Kabilesi’ne yard›m etti. Huzaa Kabilesi’nden 23 kifliyi öldürdüler. Böylece antlaflma bozulmufl oldu. Peygamberimiz (s.a.v.) Kureyfllilere bir elçi gönderdi. Onlara flu üç flart› ileri sürdü:Ya öldürülen Huzaal›lar›n diyetini (kan bedelini) ailelerine vereceksiniz, Ya da Beni Bekir Kabilesi’ni himaye etmekten vazgeçmelisiniz. Bu iki tekliften biri kabul edilmezse Hudeybiye bar›fl antlaflmas› bozulmufl say›lacak. Kureyflliler ilk iki teklifi kabul etmediler. Üçüncü teklifi kabul ettiklerini söylediler. Hudeybiye antlaflmas› hemen bozulmufl oldu. K›sa bir süre sonra, Kureyfl’in ileri gelenleri yapt›klar› hatay› anlad›lar, piflman oldular. Antlaflmay› yenilemek için Ebu Süfyan’› Medine’ye elçi olarak gönderdiler. Ebu Süfyan Medine’ye geldi€i zaman her tarafta bu olay çalkalan›yordu. 23 kiflinin haks›z ölümü herkesi çok üzmüfltü. Peygamberimiz (s.a.v.) Kureyfllilerin teklifine cevap vermedi. Ebu Süfyan, Medine’de sahabenin ileri gelenleri ile görüfltü. Hatta, k›z› Ümmü Habibe’nin deste€ini istedi. Sahabenin Peygamberimiz (s.a.v.)’e karfl› büyük bir ba€l›l›k gösterdi€ine flahit oldu. Çal›flmalar›ndan bir sonuç alamad›. Eli bofl olarak Mekke’ye döndü. Ebu Süfyan Mekke’ye dönünce, olup biteni anlatt›. Sahabenin Hz. Muhammed’e nas›l bir ba€l›l›k içinde olduklar›n› dile getirdi. Dinleyenler: “Sen hiçbir fley yapmam›fls›n. Bar›fl haberi getirmedin ki, emin olal›m, savafl haberi getirmedin ki, haz›rlanal›m,” dediler. 200 201 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Mekke Yolunda Peygamberimiz, Ebu Süfyan gittikten sonra sahabelerin ileri gelenlerini ça€›rd›, fikirlerini sordu. Daha sonra da büyük bir ordu haz›rlamaya giriflti. Fakat, seferin nereye olaca€›n› söylemedi. Peygamberimiz (s.a.v.) Allah’›n evinin bulundu€u Mekke’yi kan dökmeden fethetmek istiyordu. Bu yüzden Mekkelilerin haz›rl›k yapmas›na f›rsat vermedi. Ebu Süfyan Müslüman Oluyor Ordu yürüyüfle geçmiflti. Bütün kabileler bölük bölük Ebu Süfyan’›n önünden geçiyordu. Ordu tekbir getiriyor, “Allahü Ekber” sesleri göklere yükseliyordu. Peygamberimiz (s.a.v.) “Kusva” adl› devesine binmifl, ordunun en önünde ilerliyordu. Müslümanlar›n Mekke’ye girifli çok muhteflem oldu. Ensar birli€inin komutan› Sa’d, Ebu Süfyan’›n yan›ndan geçerken: “Ey Ebu Süfyan! Bugün savafl günüdür.” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) Sa’d’›n sözünü kesti ve: “Hay›r! Bugün iyilik ve merhamet günüdür. Allah’›n flan›n›n yüceltilece€i gündür. Kâbe’nin tevhid elbisesine bürünece€i gündür.” fleklinde düzeltti. Ebu Süfyan bu muhteflem manzaray› gördükten sonra, yan›nda bulunan Hz. Abbas’a: “Ey Abbas! Kardeflinin o€lu saltanat›n› ne kadar da büyütmüfl.” dedi. Hz. Abbas (r.a.) buna: “Hay›r! O saltanat de€il, peygamberliktir.” cevab›n› verdi. Peygamberimiz (s.a.v.) de Hz. Abbas’›n bu sözünü do€rulad›. Ebu Süfyan bu manzaraya hayran kald› ve Müslüman oldu. ‹slâm Ordusu Mekke girifline gelmiflti. Ebu Süfyan burada Mekkelilere flöyle dedi: “Ey Kureyfl! Muhammed, flehrimizin kap›s› önündedir. Karfl›s›nda durulamayacak bir kuvvetle buraya geliyor.” Sonra, Peygamberimiz (s.a.v.)’den ald›€› izinle Mekkelilere flöyle hitap etti: “Kim Ebu Süfyan’›n evine girerse emniyettedir. Kim kendi evine s›€›n›rsa emniyettedir. Kim Kâbe’ye s›€›n›rsa emniyettedir. Ey Kureyfl! Müslüman olun ki, kurtulufla eresiniz.” Bafltan beri ‹slâm’›n en büyük düflman› durumunda olan Ebu Süfyan, flimdi Mekkelileri ‹slâm’a davet ediyordu. Bunu, Allah’›n kudret ve kuvvetinden baflka ne ile aç›klayabiliriz? Bu sözleri duyan Mekkeliler büyük bir flaflk›nl›k içinde kald›lar. Ne yapacaklar›n› bilemediler. Yapacak bir fleylerinin kalmad›€›n› anlad›lar. Yaln›z, Habib bin Ebi Beltea bu haz›rl›klar› Mekkelilere bildiren bir mektup yazd›. Mektubu bir kad›na teslim etti. Allahü Tealâ, bu durumu vahiyle peygamberine bildirdi. Kad›n yolda yakaland›, mektup elinden al›nd›. Yola ç›kaca€› gün, seferin Mekke üzerine yap›laca€› haber verildi. Peygamberimiz (s.a.v.) 10.000 kiflilik ordusuyla Medine’den hareket etti. Ramazan ay› idi ve asker oruçluydu. Peygamberimiz (s.a.v.) ordusuna oruçlar›n› bozmalar›n› emretti. Yolda dost kabilelerin de kat›l›m›yla ‹slâm Ordusu’nun say›s› 12. 000’e yükseldi. Yollar tutulmufl oldu€u için, Kureyfl’in bu geliflmelerden haberi yoktu. Ordu, Mekke’ye 16 km. uzakl›ktaki “Merru’z-Zehran”a geldi. Burada karargâh kurdu. Peygamberimiz (s.a.v.) her askerin ayr› ayr› atefl yakmas›n› emretti. ‹slâm Ordusu’nun yak›nlar›na kadar geldi€ini ö€renen Mekkeliler, neye u€rad›klar›n› flafl›rd›lar. Ebu Süfyan baz› Kureyfllileri yan›na alarak yola ç›kt›. Yolda Müslümanlar taraf›ndan yakaland›. Hz. Ömer, Ebu Süfyan’› hemen öldürmek istedi. Peygamberimiz (s.a.v.) izin vermedi. Ebu Süfyan’›n ‹slâm Ordusu’nu oldu€u gibi görebilmesi için bir tepeye ç›kard›. 202 203 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri ‹slâm Ordusu Mekke’de Peygamberimiz (s.a.v.) do€up büyüdü€ü Mekke flehrinden 8 sene önce ç›kar›lm›flt›. fiimdi ise, muhteflem bir görüntü içinde Mekke’yi fethediyordu. Her tarafta “Allahü Ekber” tekbirleri yank›lan›yordu. ‹slâm Ordusu yürüyor, Peygamberimiz (s.a.v.) “Fetih Suresi”ni okuyordu. Bu, insanl›k tarihinin en büyük ink›lâb› idi. ‹slâm’›n hedefi öldürmek de€il, diriltmektir. ‹nsanlar› dünya ve ahiret mutlulu€una ulaflt›rmakt›r. Mekke’nin fethi, ‹slâm’›n k›l›ç gücüyle de€il, gönülleri kazanmakla yay›ld›€›n›n çok aç›k bir örne€idir. Müslümanlar Peygamberimiz (s.a.v.)’e ba€l›l›klar›n› tekrarlad›lar. Mekke’nin fethi, daha sonraki bütün fetihlere örnek olmufltur. Peygamberimiz (s.a.v.) do€ruca Kâbe’ye gitti ve orada flöyle dua etti: “Allah’tan baflka ilâh yoktur. Onun efli ve orta€› yoktur. Allah sözünü do€rulad›. Kuluna yard›m etti. Bütün düflmanlar›m›z› da€›tt›.” Elindeki de€nekle putlara dokunuyor, putlar parça parça oluyordu. Putlar y›k›l›rken flu ayeti okudu: “De ki: Hak geldi, bat›l yok oldu. Çünkü, bat›l her zaman yok olur.”449 Sonra Mekkelilere flöyle seslendi: “Ey Kureyfl toplulu€u! Allah sizden cahiliye devrinden kalma gururu, babalarla övünmeyi, soylarla büyüklenmeyi kald›rd›. Bütün insanlar Âdem’den, Âdem ise topraktan yarat›lm›flt›r.” Daha sonra flu ayeti okudu: “Ey insanlar! Sizi bir erkekle, bir kad›ndan yaratt›k. Tan›flabilmeniz450 için kabile ve milletlere ay›rd›k. Allah kat›nda en de€erli olan›n›z, en fazla Allah’tan korkan›n›zd›r. Allah her fleyi en iyi bilendir, yapt›klar›n›zdan haberdard›r.”451 Huneyn Gazvesi Mekke’nin fethi ile birlikte, etraftaki kabileler Peygamberimiz (s.a.v.)’e ba€l›l›klar›n› bildirdiler. Fakat, Arabistan’›n büyük kabilelerinden “Hevazin” ve “Sakif” kabileleri itaat etmediler. Di€er Arap kabilelerini de Müslümanlara baflkald›rmaya ça€›rd›lar. Bafllar›na ne gelece€ini düflünmeden ileri geri konuflmaya bafllad›lar. “Muhammed, bizi savafl yöntemini bilmeyen Kureyflliler mi san›yor?” diyorlard›. Müslümanlara karfl› savaflmak üzere büyük bir ordu haz›rl›€›na girifltiler. Genç bir flair olan Avf bin Malik ordunun bafl›na geçti. Sakif ve Hevazin kabileleri “Huneyn Vadisi”nde birleflti. 20.000 kiflilik bir ordu oluflturmufllard›. Huneyn Vadisi Mekke ile Taif aras›nda ve Mekke’ye 10 km. uzakl›ktayd›. Mekke’nin fethinin üzerinden 16 gün geçmiflti. Peygamberimiz (s.a.v.) düflman›n yapt›klar›n› ö€rendi. Bir inceleme yapt›rd›. Huneyn Vadisi’nde toplanm›fl isyanc›lar› da€›tmaya karar verdi. Mekkelilere Genel Af ‹sra, 81. Diyaloglar, iliflkiler gelifltirilmesi 451 Hucurat, 13. 449 450 Fetihle birlikte Mekkeliler, Peygamberimiz (s.a.v.)’in kendilerine nas›l davranaca€›n› merak ediyorlard›. Hatta intikam al›r diye bir beklenti içinde olanlar vard›. Ancak Peygamberimiz (s.a.v.): “Hepiniz hürsünüz” buyurdu. Müslümanl›€a giren ve girmeyen herkese yönelik genel bir af ilân etti. Her türlü fliddet ve iflkenceyi uygun görenlere karfl› bir af ve hoflgörü gösterildi. Galibiyet Allah’tand›r 12.000 kiflilik bir ordu ile harekete geçildi. Bunlar›n 2.000 kadar› yeni Müslüman olanlardand›. Hatta 80 kadar da müflrik vard›. ‹slâm Ordusu’nun say›s› ve savafl araçlar› yeterliydi. Hatta bir çoklar›n›n kalplerine bir gurur geldi. “Bu ordu yenilmez” diyenler vard›. 204 205 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri ‹ki ordu Huneyn Vadisi’nde karfl›laflt›. Hevazin kabilesi, daha önce Huneyn’e gelmifl ve pusu kurmufltu. Huneyn Vadisi’ne ulaflan yollar dard›. Halid bin Velid (r.a.) komutas›ndaki askerler ileri at›l›yor ve gençlik gururuyla hareket ediyorlard›. Hevazin askerleri usta okçulardan olufluyordu. Siperlerinden ç›karak Müslümanlar› ok ya€muruna tuttular. Müslümanlarda bir da€›n›kl›k oldu. Kaç›fl bafllad›. Tepelere gizlenen düflman askerleri de yere inmifller, Müslümanlar› takip ediyorlard›. Yeni Müslüman olanlar›n içine korku düflmüfltü. Ebu Süfyan bile flöyle diyordu: “Bu bozgunun önü denize kadar al›nmaz.” “Bugün sihir bozuldu” diyenler oldu. Bozgun haberi Mekke’ye kadar ulaflt›. Peygamberimiz (s.a.v.) devesini ileri sürüyor, düflman üzerine yürüyordu. ‹slâm kahramanl›€›n›n bir örne€ini gösteriyordu. Fakat, Abbas ve Haris (r.a.) devesinin dizginini tuttular. Peygamberimiz (s.a.v.)’e zarar gelmesini önlemeye çal›flt›lar. Bu s›rada çeflitli söylentiler yay›ld›. fiöyle diyenler oldu: “Muhammed ölmüfl, askerleri da€›lm›fl, Mekkeliler eski dinlerine dönecekler.” Mekke Valisi Attab bin Esid (r.a.) bu sözleri duyunca flöyle dedi: “Muhammed ölürse, fleriat› var. Allah Baki’dir.” 12.000 kiflilik ‹slâm Ordusu geri çekilmek zorunda kald›. Peygamberimiz (s.a.v.) da€›lan orduyu yeniden toparlad›. Hz. Abbas (r.a.) gibi sahabeler ‹slâm Ordusu’nu Peygamberimiz (s.a.v.)’in etraf›nda toplanmaya ça€›rd›. Müslümanlar karfl›lar›nda Peygamberimiz (s.a.v.)’i görünce cesaretleri artt›. Peygamberimiz (s.a.v.) ordusunu yeniden toplad› ve savafl düzenini ald›rd›. Peygamberimiz (s.a.v.) hem Allah’tan yard›m istiyor, hem de ordusuna emir veriyordu. fiimdi de savafl tersine dönmüfltü. Düflman bozguna u€rad›. Han›mlar›n›, çocuklar›n›, mallar›n› savafl meydan›nda b›rak›p kaç›yorlard›. Bozguna u€rayan müflrikler “Evtas Vadisi”ne çekildi. Bir k›sm› da Taif’e s›€›nd›. Peygamberimiz (s.a.v.), Ebu Amr el-Eflari’yi Evtas’a gön- derdi. Amr onlar›n ileri gelenlerini öldürdü. Sonunda Ebu Amr da flehit oldu. Ebu Amr flehit olunca, kumanday› Ebu Musa (r.a.) ald›. Düflmana hücum etti. Onlar› yendi. Evtas Savafl›’n› kazand›. Müslümanlar Huneyn Savafl›’nda çoklukla gururlanman›n zarar›n› anlad›lar. Zaferin çoklukla de€il, Allah’›n yard›m› sayesinde kazan›laca€›n› ö€rendiler. Taif Kuflatmas› Huneyn Vadisi’nden kaçan Sakif Kabilesi Taif’e s›€›nm›flt›. Taif, kaleleri ile ünlü, güzel bir yerdi. Taifliler, kalelerini tamir etmifller, bir senelik yiyecek ve içece€i kaleye yerlefltirmifllerdi. Her taraf›na iyi ok atan koruyucular koymufllard›. Taifliler savaflç› insanlard›. Müslümanlara karfl› iyi haz›rlanm›fllard›. Peygamberimiz (s.a.v.) isyanc›lara f›rsat vermek istemiyordu. Taif’i kuflatt›. Halid bin Velid (r.a.) komutas›nda bir öncü kuvvet gönderdi. Kuflatma 20 gün sürmesine ra€men, kale bir türlü düflmüyordu. Taif Kalesi çok kuvvetliydi. Kuflatmaya dayan›yordu. Kaleden at›lan oklar sebebiyle, Müslümanlardan 12 kifli flehit oldu. Halid bin Velid (r.a.) Taiflileri teslim olmaya ça€›rd›, raz› olmad›lar. Peygamberimiz (s.a.v.) durumu ashab›yla görüfltü. Nevfel (r.a.) flöyle dedi: “fiimdi, tilki inine girdi. S›k›flt›r›l›rsa ç›kmak zorunda kalacak. Kendi hâline b›rak›l›rsa ondan bize zarar gelmez.” Böylece Taif kuflatmas›n›n kald›r›lmas›na karar verdiler. Peygamberimiz (s.a.v.) Taif’ten ayr›l›rken flöyle buyurdu: “Ya Rabbi! Taiflilere hidayet ver. Onlar› bize gönder!. .” Taif kuflatmas›, Peygamberimiz (s.a.v.)’in intikam alma duygusunun olmad›€›n› gösterdi. Kuflatmay› sürdürseydi, yiyecek ve içecekleri biten Taifliler zorunlu olarak teslim olacaklar- 206 207 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri d›. Kuflatma yaln›z insani düflünce ve insan onurunu incitmemek için kald›r›ld›. Hicretin 8. y›l›nda, Huneyn ve Evtas savafllar›nda elde edilen ganimetler ‹slâm askerlerine da€›t›ld›. Kalbi ‹slâm’a ›s›nd›r›lmak istenenlere daha çok ganimet verildi. O kadar ki, yeni Müslüman olanlar bu paylaflt›rma s›ras›nda “Bu kadar iyilik ve cömertlik ancak peygamberlerde bulunur.” dediler. Ayn› y›l: Mescid-i Nebevî’ye bir minber yap›ld›. Huneyn Savafl›’nda Müslümanlara karfl› savaflan Hevazin Kabilesi Müslüman oldu. Peygamberimiz (s.a.v.) Kâbe’yi ziyaret etti, umre yapt› ve Medine’ye döndü. Komflu ülkeler aras›nda yer alan Umman, Gassan, Bahreyn ve Beni Cüzam’a elçiler göndererek onlar› ‹slâm’a davet etti. Hicretin IX. Y›l› Olaylar› nü esas al›yordu. Peygamberimiz (s.a.v.) ‹slâm’a davetinde: “‹nsanlar› Rabbinin yoluna güzel ö€üt ve hikmetle davet et. Onlarla en güzel yöntemle mücadele et,” 452 ölçüsü- Mekke’nin fethinden sonra ‹slâmiyet h›zla yay›lmaya bafllad›. Art›k ‹slâm’a davet mektuplar› göndermeye gerek kalmad›. Çünkü, çeflitli heyetler Peygamberimize geliyor, ‹slâm Dini’ne giriyorlard›. Ayr›ca, baz› heyetler de ‹slâm’› ö€retecek hoca istiyorlard›. Hicretin 9. y›l›nda, bu amaçla gelen heyetlerin say›s› 70’i bulmufltu. Daha önce “Muhammed ve ona uyanlar muzaffer olurlarsa onun peygamberli€ini tan›r›z.” diyen 15 kadar kabile vard›. Bu kabileler, Mekke’nin fethinden sonra ‹slâm’a girdiler. Sakif Kabilesi reisi de, Mekke’nin fethi sonras› Müslüman olmufl ve kabilesini de Müslüman olmaya davet etmiflti. Taifliler de uzun süre kuflatma alt›nda yaflayamayacaklar›n› anlad›lar. ‹slâm’a girmeyi uygun buldular ve Müslüman oldular. Müflrikler, Müslümanlar› parçalamak için Medine’deki münaf›klara “D›rar Mescidi”ni yapt›rd›lar. Peygamberimiz (s.a.v.)’e gelerek, baz› gecelerde burada namaz k›lmas›n› istediler. Peygamberimiz (s.a.v.) D›rar Mescidi’nde hiç namaz k›lmad›. Hile, tuzak ve Allah r›zas›n›n d›fl›nda bir maksatla yapt›r›lan bu mescide Tebük’ten sonra gelebilece€ini söyledi. Tebük seferinden dönüflte de Mescid-i D›rar y›kt›r›ld›. Mescid-i D›rar, fitne, ayr›l›k, küfür amac›yla kurulan cami anlam›na gelir. Hicretin 9. y›l›ndaki en önemli olay ise Tebük Seferi’ydi. 452 Nahl, 125. 208 209 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Tebük Seferi Tebük, Suriye civar›ndad›r. Medine’ye 10 günlük uzakl›ktad›r. Gassaniler, Mute Savafl›’ndan sonra Müslümanlara karfl› hile ve tuzak haz›rlamaya girifltiler. Hevazin ve Sakif kabilelerinin Müslüman oluflu, H›ristiyan Bizans’›n itibar›n› sarst›. Bu yüzden Gassaniler de Bizans’la birleflti. Paral› askerler toplad›lar. 40.000 kiflilik bir ordu haz›rlad›lar. Müslümanlar› ortadan kald›rmak istediler. çal›flt›. Seferin nereye olaca€›n› gizli tuttu, bildirmedi. Buna ra€men Tebük Seferi’ne ç›karken Müslümanlarda bir durgunluk, bir isteksizlik vard›. Bunun bafll›ca sebepleri flunlard›: • fiiddetli bir kurakl›€›n yaflanmas› • Yolun uzak ve çöl olmas› • Meyvelerin toplama mevsimi olmas› • S›ca€›n fliddetli olmas› • Bizans Ordusu’nun büyük olmas› Kur’an-› Kerim’de Müslümanlar bu konuda flöyle uyar›lmaktad›r: “Ey iman edenler! Size ne oldu ki, “Allah yolunda savafla ç›k›n” denildi€i zaman yere çak›l›p kald›n›z? Dünya hayat›n› ahiretten üstün mü tutuyorsunuz? Fakat dünya hayat›n›n faydas› ahiretin yan›nda pek azd›r.”454 Peygamberimiz (s.a.v.) Halid bin Velid (r.a)’› öncü olarak gönderdi. Hz. Ali (r.a)’› Medine’de vekil olarak b›rakt›. Mü’minlerin iman› bütün engelleri yendi. 12.000’i develi, 10.000’i atl›, kalan› da yaya olmak üzere toplam 30.000 kiflilik ‹slâm Ordusu’yla yola ç›k›ld›. Haz›rlanmas›nda ortaya ç›kan zorluklar sebebiyle bu orduya “Ceyflu’l-Usre” –Zorluk Ordusu- denildi. 453 Tövbe, 81. Peygamberimiz (s.a.v.) Medine’ye gelen tacirler arac›l›€› ile bu durumu ö€rendi. Büyük bir ordu haz›rl›€›na giriflti. Civardaki Müslüman kabilelere haber gönderdi. Yaz ay› ve k›tl›k y›l› idi. Ordunun ihtiyaçlar› için zenginlerin yard›m› istendi. Hz. Ebu Bekir (r.a.) mal›n›n tamam›n›, Hz. Ömer (r.a.) mal›n›n yar›s›n› getirdi. Hz. Osman (r.a.) 1000 at›n üzerindeki yiyecek ve içecekle birlikte 300 deve ba€›fllad›. Bu sefer için en büyük ba€›fl› yapt›€› için, Peygamberimiz (s.a.v.): “Allah’›m Ben Osman’dan raz›y›m, sen de raz› ol.” diyerek ona dua etti. Kad›nlar alt›n ve mücevherlerini getirdiler. Her sahabe durumuna göre yard›m etti. Böyle bir s›k›nt› s›ras›nda cömertlik ve fedakârl›€›n en güzel örneklerini gösterdiler. Baz› münaf›klar yolun uzun ve çöl oldu€unu, s›cakl›€› bahane ederek bozgunculuk yapt›lar. Kat›lmak isteyenleri vazgeçirmeye çal›flt›lar. Kur’an-› Kerim bu kifliler hakk›nda: “Allah’›n rasülüne uymay›p, seferden geri kalanlar, sefere ç›kmad›klar› için sevindiler. Mallar›yla, canlar›yla cihada ç›kmay› hofl görmediler. Bu s›cakta savafla ç›kmay›n.” dediler. De ki; “Cehennem atefli daha s›cakt›r. Keflke anlasalard›.”453 buyurmaktad›r. Baz› kifliler de özürleri olmad›€› hâlde izin istediler. Münaf›klar›n reisi Abdullah bin Ubeyy de: “Muhammed, Roma devletini (Bizans) oyuncak m› san›yor. Onun ashab›yla birlikte esir olaca€›n› görür gibi oluyorum.” diyordu. Peygamberimiz (s.a.v.) ordusunun haz›r hâle gelmesi için Bizansl›lar ‹slâm Ordusu’nun Karfl›s›na Ç›kam›yor Uzun ve yorucu yolculuktan sonra ‹slâm Ordusu Tebük’e geldi. Fakat, karfl›lar›nda hiçbir ordu görünmüyordu. Müslümanlar›n Mute’de gösterdikleri kahramanl›k ve ‹slâm Ordusu’nun son gücü, Bizans’› savafl düflüncesinden vazgeçirdi. ‹slâm Ordusu’nda yer alan güçlü komutanlar Bizans’›n gözünü korkuttu. 454 Peygamberimiz (s.a.v.) Tebük’te 20 gün kald›. Sonra sahabesiyle istiflare etti. Bu s›rada fiam bölgesinde taun hastal›€› Tövbe, 38. 210 211 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri oldu€u haberi geldi. Peygamberimiz (s.a.v.): “Taun hastal›€› bulunan yere girmeyiniz. Orada bulunuyorsan›z ç›kmay›n›z.” buyurdu. Medine’ye dönme karar› ald›. Peygamberimiz (s.a.v.) Tebük’te bulundu€u s›rada baz› H›ristiyan kabile reisleriyle görüfltü, onlarla antlaflmalar yapt›. Tebük Seferi’nden geri kalanlar birer birer Allah’›n Rasulünün (s.a.v.) huzuruna geldiler. Özürlerini bildirdiler, yemin ettiler. Bir daha cihattan geri kalmayacaklar›na söz verdiler. Peygamberimiz (s.a.v.)’de onlar› affetti. Haklar›nda ba€›fllanma diledi. Fakat, Kâ’b, Mürare ve Hilâl ad›ndaki üç kiflinin özürlerini kabul etmedi. 50 gün onlarla görüflmedi. Evlerine kapand›lar. Üzüldüler, tövbe ettiler. Sonunda vahiy geldi. Onlar›n da tövbesi kabul olundu. Tebük Seferi, ‹slâm Ordusu’nun Bizans Ordusu’nu aciz b›rakt›€›, dünyaya gücünü gösterdi€i bir sefer oldu. ‹slâm’›n flan› her yere yay›ld›. Bu sefer, Peygamberimiz (s.a.v.)’in son gazvesi oldu. Hz. Ebu Bekir (r.a.) Tebük Seferi’nden sonra Müslümanlar›n hac ve umre ibadetlerini kolaylaflt›rmak için “Hac Emiri” tayin edildi. Hicretin X. Y›l› Olaylar› ‹slâmiyet Mekke’de do€du. Medine’de toplum hayat›na yans›d›. Hudeybiye Bar›fl›’ndan sonra Medine d›fl›ndaki yerleri de ayd›nlatmaya bafllad›. Mekke’nin fethinden sonra bu yay›lma daha da h›z kazand›. Hicretin 10. y›l›nda ‹slâm, bütün Arabistan’a yay›ld›. Ülke ve kabile reislerinden heyetler gelmeye devam etti. ‹nsanlar ‹slâm Dini’ni ö€renmek için seferber oldu. Her taraftan “Allahü Ekber” tekbirleri yükselmeye bafllad›. ‹slâm Ordusu’nun kahramanl›klar› dillere destan oldu. Kazan›lan zaferler Müslümanlar›n itibar›n› art›rd›. Veda Hacc› Peygamberimiz (s.a.v.) Hac mevsiminde Kâbe’yi ziyaret etti. Hac görevini yerine getirdi ve ashab›yla vedalaflt›. Son hacc› oldu€u için bu hacca “Veda Hacc›” denir. Peygamberimiz (s.a.v.) Veda Hacc›nda ashab›yla haccetmifl, onlara hitap etmifl ve bütün insanl›€›n kurtuluflunun mesaj›n› vermifltir. Son hitabesi oldu€u için bu konuflmaya “Veda Hutbesi” denir. Bu hutbe, hem geçmiflten izler tafl›yor, hem de gelece€i kuflat›yordu. Peygamberimiz (s.a.v.) ile haccetmek isteyen Müslümanlar Medine’de topland›lar. “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk” – Allah’›m sen beni evine ça€›rd›n, ben de bu davete uydum, iflte huzurunday›m.- sesleri Mekke semalar›n› ç›nlatt›. Ta uzaklardan yank›land›. Peygamberimiz (s.a.v.) ile haccedenlerin say›s› 124.000‘e ulaflt›. Muhteflem bir topluluk olufltu. Birlikte Kâbe’yi ziyaret ettiler. Arafat’ta, beyazlar içinde mahfler meydan›nda toplanman›n bir uygulamas› yap›ld›. Müslümanlar hac ibadetinin nas›l yap›laca€›n› Peygamberimizden ö€rendiler. Peygamberimiz (s.a.v.) hacc›n farz oluflunu anlatan ayetleri okudu. Sahabelerine namaz k›ld›rd›. Son nasihatleri yapt›. 212 213 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Peygamberimiz (s.a.v.) Arafat’ta Veda Hacc›’n›n vakfesini yaparken, “Bugün sizin dininizi kemale erdirdim. Size olan nimetimi tamamlad›m. Sizin için din olarak ‹slâm’› seçtim ve bundan hoflnut oldum.”455 ayeti geldi. Bununla Kur’an-› Kerim tamamland›. Son Vahiy Peygamberimiz (s.a.v.), bu ayet inzal olunca peygamberlik görevinin tamamland›€›n› anlad›. Zeki ve feraset sahibi olan sahabeler de Peygamberimizin aralar›ndan ayr›l›fl›n›n yak›n oldu€unu sezdiler. Veda Hutbesi, bir insan haklar› manifestosudur.456 ‹nsanca yaflaman›n formülünü ortaya koyan bir reçetedir. Cahiliye âdetlerinin kald›r›l›fl›n›n dünyaya ilân›d›r. ve kesinlikle yapmayacaks›n›z diyordu. Bunlar: Allah’a hiç bir fleyi ortak koflmayacaks›n›z. Allah’›n haram ve dokunulmaz k›ld›€› can› haks›z yere öldürmeyeceksiniz. Zina etmeyeceksiniz. H›rs›zl›k yapmayacaks›n›z. Mü’minleri “emanet sahibi” olarak tan›ml›yor ve vasiyetini de flöyle aç›kl›yordu. “Ey mü’minler! Size iki emanet b›rak›yorum, onlara sar›l›p uydukça yolunuzu flafl›rmazs›n›z. O emanetler, Allah’›n kitab› Kur’an-› Kerim ve Peygamberin sünnetidir.” Veda Hutbesi 455 456 Maide, 3. Bildirgesidir. Bu mesajlar herkese ulafls›n diye güzel ve gür sesli kifliler taraf›ndan cümle cümle tekrarland›. Böylece orada bulunanlar›n yan› s›ra bütün insanl›€a iletildi. Peygamberimiz (s.a.v.): “Muhakkak Rabbinize kavuflacaks›n›z. O da sizi yapt›klar›n›zdan dolay› hesaba çekecektir.” diyordu. Yüce rasül bütün insanl›€› bir ve beraber olmaya, Rabbimizi tan›maya ve soy, sop, kabile, kavim ay›r›m› yapmamaya davet ediyordu. Bu sözler bütün dünyada huzur ve bar›fl›n en büyük güvencesiydi. “Ey insanlar! Rabbiniz birdir, baban›z da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklar›s›n›z. Arab’›n Arap olmayana, Arap olmayan›n da Arap üzerine üstünlü€ü olmad›€› gibi, k›rm›z› tenlinin siyah üzerine, siyah›n da k›rm›z› tenli üzerine bir üstünlü€ü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah’tan korkmaktad›r. Allah yan›nda en k›ymetli olan›n›z, ondan en çok korkan›n›zd›r. Uzvu kesik siyah derili bir köle bafl›n›za amir olarak tayin edilse, sizi Allah’›n kitab› ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz.” Peygamberimiz (s.a.v.) flu 4 fleyin üzerinde ›srarla duruyor Görevini Yapt›n Ey Allah’›n Rasülü (s.a.v.) Peygamberimiz (s.a.v.) hesab›n oldu€u güne vurgu yaparak sahabesine: “‹nsanlar! Yar›n beni sizden soracaklar. Ne diyeceksiniz?” diyordu. Bütün Sahabe-i Kiram buna: “Allah’›n elçili€ini yerine getirdiniz, vazifenizi hakk›yla yapt›n›z, bize vasiyet ve nasihatte bulundunuz diye flehadet ederiz.” diyerek cevap verdiler. Peygamberimiz (s.a.v.) flehadet parma€›n› kald›rd› ve flöyle dua etti: “fiahit ol ya Rab! fiahit ol ya Rab! fiahit ol ya Rab!...” ‹flte bir peygamber arzusu, duas›… ‹flte, Rabbine, davas›na ve bütün insanl›€a karfl› duyulan sorumluluk… Onun ümmeti olabilmek ne büyük fleref, ne büyük mutluluk!. Ona ümmet olmaktan ay›rma ya Rab!... Sapt›rma ya Rab!... Ayr›lanlardan etme ya Rab!... 214 215 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Peygamberimiz (s.a.v.)’in O¤lu ‹brahim’in Ölümü Hicretin 10. y›l›nda, Peygamberimiz (s.a.v.)’in 1,5 yafl›ndaki o€lu ‹brahim vefat etti. Bu olay Peygamberimiz (s.a.v.)’i çok üzdü. Kabre konulurken gözyafllar›n› tutamad›. Sessizce a€lad›. Bu durumu gören Abdurrahman bin Avf (r.a.) flöyle sordu: “Ya rasulallah (s.a.v.)! Siz bize cenaze için a€lamay› yasaklam›flt›n›z, hâlbuki flimdi siz göz yafllar›n›z› tutam›yorsunuz.” Yüce rasül (s.a.v.) flöyle buyurdu: “Ey Abdurrahman! Ben de bir insan›m. Benim yasaklad›€›m fley, cahiliye âdeti olarak yap›lan feryat etmek ve üstünü bafl›n› y›rtmakt›r. Gözyafl› dökmek insan›n iradesi d›fl›nda bir ifltir.” Kabrin örtülmesi s›ras›nda küçük bir delik gördü. Deli€i kapat›yordu ve flöyle buyurdu: “Bir ifle bafllay›nca, o ifli tam yapmak gerekir.” ‹brahim’in vefat etti€i gün günefl tutulmufltu. Baz›lar› bu olay› “Günefl de ‹brahim’in ölümüne üzüldü.” diye yorumlam›flt›. Bu sözü duyan Peygamberimiz (s.a.v.) flöyle buyurdu: “Ay ve günefl Allah’›n birli€ine ve büyüklü€üne iflaret eden iki delildir. Onlar, bir kiflinin do€umu ve ölümüne göre hareket etmezler.” Bu olaydan sonra Peygamberimiz (s.a.v.) sahabeyi mescitte toplad› ve iki rekât namaz k›ld›rd›. O yüzden, ay ve günefl tutulmas›n› görünce namaz k›lmak, Allah’›n büyüklü€ü karfl›s›nda secde etmektir. Küsuf namaz›, nafile namazlar aras›ndad›r. Okuma Parças› Onun Ümmetinden Ol! Beri gel, serseri yol! Onun ümmetinden ol! Sel sel kümelerle dol! Onun ümmetinden ol! Sen, hiçli€e bakan yön! Hep s›f›r, arka ve ön! Dosdo€ru Kâbe’ye dön! Onun ümmetinden ol! Gel, dünya mundar kafes! Gel, g›rtlakta son nefes! Gel, arfl› arayan ses! Onun ümmetinden ol! Solmaz, solmaz; bu bir renk. . . Ölmez, ölmez; bir ahenk. . . ‹nsanl›k; hevenk hevenk, Onun ümmetinden ol! Gökte çak›yor haber, Geber çelik put geber! Do€rul yeni seferber, Onun ümmetinden ol! Necip Faz›l K›sakürek 216 217 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Hicretin XI. Y›l› Olaylar› Peygamberimiz (s.a.v.) Veda Hacc›’n› yap›p Medine’ye döndükten k›sa bir süre sonra hastaland›. Daha önce ciddi bir hastal›k geçirmemiflti. Sa€l›kl› yaflamak için gerekli tedbirleri al›rd›. Temizli€e uyar, sade bir hayat yaflar, az yer, az uyurdu. Hem bedene hem de ruha esenlik veren namaz, oruç, abdest gibi ibadetlerine titizdi. Ancak, görev a€›r ve karfl›laflt›€› üzüntü ve s›k›nt›lar pek çoktu. Bu nedenlerle de vücudu y›pranm›flt›. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hastaland›€›n›n haberleri her tarafa yay›ld›. Baz›lar› bunu f›rsat bilerek peygamberli€e özendiler. Çeflitli yerlerde yalanc› peygamberler türemeye bafllad›. Yemen’de Esvet, Yemame’de Müseyleme, Eset O€ullar› diyar›nda Tuleyha bunlar aras›ndayd›. Yalanc› peygamberler insanlar› etraflar›na toplayabilmek için baz› yöntemler uygulad›lar. Örne€in bunlardan Müseyleme, namazlar› k›ld›rd›, içki ve zinan›n serbest oldu€unu ilân etti. Her biri Allah’tan baflka fleylere davet ettiler. Halk bunlara yüz vermedi, Peygamberimiz (s.a.v.)’in yalanc› peygamberlerle u€raflmaya ömrü yetmedi. O sebeple, bu konu Hz. Ebu Bekir (r.a.) zaman›nda ele al›nd›. Son Seriyye Yalanc› Peygamberlerin Ç›kmas› Suriye civar›ndaki baz› kabileler, hâla Müslümanlara zarar vermeye devam ediyorlard›. Bu nedenle Peygamberimiz (s.a.v.), son askerî birli€i Suriye’ye göndermek istedi. fiam civar›ndaki Belkaa taraflar›na gitmek üzere 40.000 kiflilik bir ordu haz›rlatt›. 20 yafl›nda bir genç olan Üsame bin Zeyd (r.a)’› da, bu ifl için komutan tayin etti. Üsame’nin babas› Zeyd bin Harise (r.a.) Mute Savafl›’n›n yap›ld›€› o bölgede flehit düflmüfltü. Peygamberimiz (s.a.v.) ordunun haz›rland›€›n› ö€renince Üsame’yi ça€›rd›. Ona flu tavsiyelerde bulundu: “Baban›n flehit oldu€u yere git. ‹flini s›k› tut. Düflmandan korkma. Harekette acele et ki, düflman anlay›p haz›rl›k yapmas›n. Gitti€in yerde oyalanma. Çabuk karar ver. Yolda etraf› kontrol etmeden ilerleme. O çevreyi iyi bilenlerden faydalan. Allah yolunda cihat et. Allah’a küfredenlerin karfl›s›nda dur.” Üsame bin Zeyd (r.a.), kendisinden yafll› ve faziletli Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer gibi sahabeler olmas›na ra€men ordu komutan› olarak tayin edildi. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu iflindeki hikmetin, görevlendirmede ehliyetin yan› s›ra, tecrübeli insanlar›n bulundu€u ortamda gençlere güvenini ve verdi€i önemi ifade ederken görev verme yoluyla hem onlar› hem de kadrolar› gelifltirmeyi sa€lad›€›n› söyleyebiliriz. ‹slâm Ordusu Medine d›fl›ndaki Cürm mevkisinde topland›. Fakat, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hastalanmas› üzerine hareket emri verilmedi. 218 219 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hastalanmas› Peygamberimiz (s.a.v.) Veda Hacc›’nda ashab›yla vedalaflt›. Medine’ye dönünce de Cennetü’l-Baki mezarl›€›na gitti. Onlara dua etti. Bu geliflmeler sahabeleri de endiflelendirdi. Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefat›n›n yak›n oldu€unu anlad›lar. Peygamberimiz (s.a.v.), hürriyetine kavuflturdu€u Ebu Müveyhibe (r.a.)’a: “Bana anahtarlar›yla birlikte dünya hazineleri uzat›ld›. Cennetin anahtarlar› da gösterildi. Ben Allah’a kavuflmay› ve cennette olmay› seçtim.” demiflti. Yüce rasül (s.a.v.) Cennetü’l-Baki mezarl›€›ndan dönüflünde hastaland›. Ateflli bir hastal›k olan hummaya tutuldu. Atefli düfltükçe camiye gidiyordu. Gidemedi€i vakitler için Hz. Ebu Bekir (r.a)’› vekil olarak b›rakt›. Hastal›€›n›n 2. gününde camiye gitti. Minbere oturdu. Cemaate flöyle hitap etti: “Ey insanlar! Kimin arkas›na vurmuflsam, iflte arkam, gelsin vursun. Bende kimin alaca€› varsa, iflte mal›m, gelsin als›n. Burada mahcup olmak ahirette mahcup olmaktan hay›rl›d›r. Benim kat›mda en sevgiliniz, benden hakk›n› isteyen veya bana hakk›n› helâl edendir. Benden hak al›nmal› ki, Rabbimin huzuruna temiz ruhla ç›kabileyim. .” Namaz k›l›nd›. Namaz sonras› yine ayn› sözleri tekrar etti. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hastal›€› gün geçtikçe ilerliyor, zaman zaman bayg›nl›k geçiriyordu. Kendine gelince vasiyet ediyordu: “Müflrikleri Arabistan’dan ç›kar›n›z. Dünyan›n her yerinden gelecek elçilere, benden gördü€ünüz gibi ikramda bulununuz!...” Yüce rasül (s.a.v.)’in hastal›€›n›n devam etmesi, münaf›klar›n dedikodusuna sebep oldu. Vücuduna bol bol su döktürdü. Ateflinin düflmesi üzerine camiye gitti. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hastal›€› ordunun yola ç›kmas›n› en- gelledi. Medine d›fl›nda karargâh›n› kurmufl olan Üsame ordusu bu nedenle bekletildi. Peygamberimiz durumdan haberdar olunca: “Ey insanlar! Üsame ordusunu yola ç›kar›n. Üsame gibi bir gencin komutanl›€› konusunda bir fleyler söylemiflsiniz. Allah’a yemin ederim ki, Üsame’nin babas› komutanl›€a lây›kt›. Kendisini çok severdim. Zeyd, komutanl›€a nas›l lây›ksa, Üsame de öyle lây›kt›r. O da sevdi€im kiflidir. Ona itaat ediniz.” dedi. Daha sonra da: “Dünyada hiçbir peygamber ümmetiyle devaml› kalmad›. Ben de Rabbime kavuflaca€›m. Siz de Rabbinize kavuflacaks›n›z. Dünyada hiç kimse kalmaz. Her fley Allah’›n takdirine ba€l›d›r. Ne öne al›n›r, ne ondan kaç›l›r. Sizinle kavuflaca€›m yer Kevser Havuzu’nun kenar›d›r. Her kim benimle buluflmak isterse, elini, dilini günahlardan sak›nd›rs›n. Sizin için en korktu€um fley, dünya ifllerine dalarak, zenginli€e kap›larak baflkas›n›n kan›n› dökmenizdir. O zaman, siz de geçmifl milletler gibi yok olursunuz.” buyurdu. Peygamberimiz (s.a.v.) bundan sonra ensar ve muhacirlere nasihat etti. Birbirlerine karfl› iyi davranmalar›n› istedi. Ayr›l›k unsurlar›ndan kaç›nmalar›n› diledi. Bu, ashab›na toplu olarak konufltu€u son hutbe oldu. Hastal›¤› Art›yor Bir yats› vaktiydi. Ezan okunmufltu. Peygamberimiz (s.a.v.) namaz›n k›l›n›p k›l›nmad›€›n› sordu. Cemaatin kendisini bekledi€ini söylediler. Hemen y›kand›, haz›rland›. Ancak, aya€a kalkamad›. Düfltü, bay›ld›. Bu durum iki kere tekrar etti. Kendine gelince flöyle dedi: “Ebu Bekir’e söyleyin cemaate namaz› k›ld›rs›n.” Bu olaydan sonra Hz. Ebu Bekir (r.a.) cemaate üç gün namaz k›ld›rd›. Peygamberimiz (s.a.v.)’in cemaate en son k›ld›rd›€› namaz perflembe günü akflam namaz› oldu. Vefat etti€i gece atefli düflmüfl, rahatlam›flt›. Camiye ç›kt›, Hz. Ebu Bekir (r.a.) namaz k›ld›r›yordu. Ashab›na bakt›, 220 221 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri memnun oldu. Peygamberimiz (s.a.v.)’in mescide geldi€ini gören Müslümanlar onun iyileflti€ini sand›lar. Bu yüzden çok sevindiler. Hz. Ebu Bekir (r.a.) mihraptan çekilmek istedi. Eliyle iflaret etti, namaz› k›ld›rmas›n› istedi. Kendisi de Hz. Ebu Bekir (r.a)’a uydu ve namaz›n› k›ld›. Bu, Peygamberimiz (s.a.v.)’in mescitte k›ld›€› son namaz oldu. Namaz sonras› cemaate döndü ve: “Peygamber ve evliya mezarlar›n› birer ibadet yeri hâline getiren Yahudi ve H›ristiyanlara uymay›n.” nasihat›n› yapt›. Peygamberimiz (s.a.v.) bundan sonra bir daha mescide ç›kmad›. Ashab-› Kiram onu bir daha göremedi. Odas›na geldi€inde gücü kesilmiflti. Yüzü beyazlaflm›fl ve kans›zlaflm›flt›. O gün hastal›€›n›n 8. günüydü. Pazartesi günü bay›lmas› artt› ve çok ac› çekti. Peygamberimiz (s.a.v.), bu duruma çok üzülüp a€layan k›z› Fat›ma (r.a.)’›: “K›z›m, baban bu günden sonra hiç ac› çekmeyecek.” diyerek teselli etti. Yan›ndaki kaptaki suya zaman zaman elini bat›r›yor ve yüzünü ›slat›yordu. Bu s›rada: “La ilâhe illallah! Ölümün de fliddetleri var. Ya Rabbi! Bana ölüm korkular›na dayanmak için yard›m et! Allah’›m, beni affet. Beni Refik-i A’lâ’ya – peygamberler, s›dd›k kullar, flehitler ve salihlerin yan›na – ulaflt›r.” diyerek dua etti. Peygamberimizin bafl› Hz. Aifle (r.a)’›n kuca€›ndayd›. Gittikçe a€›rlaflt›. Bu duay› bitirince ruhunu teslim etti. Yüce Rabbine kavufltu (1 Rebiu’l-evvel – 27 May›s 632). Hz. Muhammed (s.a.v.) bir kul idi. Her kul gibi o da “gel” emrine uydu ve o ça€r›y› yapan “Yüce dost”a gitti... “‹nna lillâhi ve inna ileyhi raciûn” . . “Kim umar senden vefay› Yalan dünya de€il misin? Hak peygamber Muhammed’i Alan dünya de€il misin?” Peygamberimiz (s.a.v.)’in Vefat›n›n Yank›lar› Pek çok Müslüman, Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefat›yla flaflk›nl›k yaflad›. Medine bir anda üzüntüye büründü. Ehl-i Beyt ve sahabe a€lamaya bafllad›. Hatta feryat edenler de vard›. Herkes telâfl içindeydi. Mü’minler a€l›yor, flimdi ne olaca€›n› düflünüyor ve ac› çekiyordu. Ölüm haberi birdenbire etrafa yay›ld›. Bu ac› haberi ö€renen Üsame ordusu Medine’ye geri döndü. Sancak, Peygamberimiz (s.a.v.)’in evinin kap›s› önüne dikildi. Bu durum ac›y› daha da art›rd›. Münaf›klar “Muhammed, hak peygamber olsayd›, ölmezdi…” diyerek etraf› kar›flt›rmaya çal›fl›yorlard›. Hz. Ömer (r.a.) “Muhammed öldü…” diyenlere k›z›yor, k›l›c›n› çekerek: “Kim Muhammed öldü derse boynunu vururum. O ölmemifl, bay›lm›flt›r.” diyordu. Hz Ebu Bekir (r.a.) telâfla düflmedi. Do€ruca Peygamberimiz (s.a.v.)’in yatt›€› yere gitti. Yüzünün örtüsünü açt›. A€lad›, iki gözünün aras›ndan öptü ve: “Allah’›n takdir etti€i ölümü tatm›fls›n. Ölüm ac›s›n› bir daha tatmayacaks›n. Hayattayken güzeldin, ölümünde de güzel. . .” dedi. Sonra Mescid-i Nebevî’ye girdi. Ömer (r.a.) hâla konufluyordu. Minbere ç›kt›. “Sus ya Ömer!” dedi. Cemaate do€ru da: “Kim Muhammed’e tap›yorsa, Muhammed ölmüfltür. Kim Allah’a tap›yorsa, Allah Baki’dir, Allah ölümsüzdür.” dedikten sonra flu ayeti ekledi: “Muhakkak, sen de öleceksin, onlar da ölecekler.”457 Bu sözler herkesi yat›flt›rd›. Hz. Ömer (r.a.) ve ashab ölümü kabullendi. 457 Yunus Emre 222 Zümer, 30. 223 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Halife Seçimi Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefat›ndan sonra, Sahabe-i Kiram halife seçimine bafllad›. Çünkü, k›sa bir süre için de olsa, Müslümanlar bafls›z kalamazd›. Dinî görevler, bir bafl (halife) seçilerek yerine getirilebilirdi. Ensar, muhacir ve Haflimîler halifenin kendi içlerinden seçilmesini istiyorlard›. Ensar, hicret sonras› yapt›klar› hizmet ve fedakârl›klar› ifade ederek Sad bin Ubade (r.a)’› aday gösteriyordu. Muhacirler, “halife Kureyfl’ten olmal›” diyor ve Hz. Ebu Bekir’i öne ç›kar›yordu. Haflimîler ise, “halifenin Peygamberimiz (s.a.v.)’in akrabas›ndan olmas›” üstünde duruyor ve en yak›n akrabas› olarak da Hz. Ali (r.a)’› seçmek istiyordu. Böylece gruplaflmalar bafllad›. Her grup kendi aras›nda topland›. ‹zleyecekleri yol hakk›nda görüfl al›flveriflinde bulundu. Hz. Ebu Bekir (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a.) “Ensar kardefllerimiz ne düflünüyorlar” diyerek, onlar›n görüfllerini almak üzere yanlar›na geldi. Bu s›rada ensar, Sad bin Ubade’ye (r.a.) biat etmek üzereydi. Hz. Ebu Bekir (r.a.), Hz. Ömer (r.a)’› sa€›na ve Peygamberimizin “ümmetin emini” buyurdu€u Ebu Ubeyde (r.a.)’y› da soluna ald›. Topluluk bu görüntüden etkilendi. Peygamber dirildi sand›lar. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.), bu görüntü ile söze bafllard›. Hz. Ebu Bekir (r.a.) ensar’›n hizmetlerini anlatt›. Hz. Ömer (r.a.) da onlar›n üstün derecelerini övdü. Sonra, ensar, muhacir ve Haflimilerin temsilcilerini Beni Saide (r.a)’›n evine davet ettiler. Herkes orada topland›. Ancak, Haflimiler, kazanamayacaklar› düflüncesiyle toplant›ya kat›lmad›lar. Bu arada baflkomutan Üsame (r.a.) da, sanca€› Peygamberimizin kap›s›n›n önünden ald›, Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) kap›s›n›n önüne dikti. Hz. Ebu Bekir de (r.a.) sanca€› Üsame’nin evinin önüne naklettirdi. Ertesi gün, üç aday›n temsilcileri yeniden Mescid-i Nebe- vî’de topland›. Herkes görüflünü ortaya koydu. Sonunda Hz. Ebu Bekir: “Size iki büyük kifliyi gösteriyorum. Ömer ve Ebu Ubeyde. Birine biat edin.” dedi. Teklif edilen bu kifliler görevden çekinerek: “Peygamberimizin kendisine vekil yapt›€› kifli dururken, biz nas›l öne geçeriz?” dediler ve Hz. Ebu Bekir (r.a)’a biat edeceklerini aç›klad›lar. Bu durumu gören di€er temsilciler de Hz. Ebu Bekir (r.a)’a biat ettiler. Çünkü, onlar, Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) Peygamberimiz (s.a.v.)’in ölümü üzerine gösterdi€i so€ukkanl›l›€› görmüfllerdi. Böylece ilk halife seçilmifl oldu. Hz. Ebu Bekir (r.a.), daha sonra minbere ç›kt› ve flu tarihî konuflmas›n› yapt›: “Ey insanlar! Sizin en iyiniz olmad›€›m hâlde bafl›n›za seçildim. E€er iyilik yaparsam, bana yard›m ediniz. Kötülük ifllersem, bana do€ru yolu gösteriniz. Do€ruluk eminlik, yalanc›l›k hainliktir. Sizin içinizde zay›f olanlar, Allah’›n yard›m›yla benim yan›mda kuvvetlidir. Çünkü, zay›f›n hakk›n› kuvvetliden al›r›m. Kuvvetliniz, benim yan›mda zay›ft›r. Ondan da baflkas›n›n hakk›n› al›r›m. ‹nflallah hiçbirimiz cihad› b›rakmaz. Allah, cihad› terk edenleri rezil eder. Bir milletin içinde kötülük yay›l›rsa, o kötülük herkesin bafl›na belâ olur. Ben, Allah’a ve rasülüne itaat ettikçe, siz de bana itaat ediniz. Ben Allah’a ve rasülüne isyan edersem, sizin bana itaatiniz gerekmez.” Hz Ali (r.a.) Beni Saide (r.a)’›n evindeki toplant›ya kat›lmam›flt›. Halife seçilince Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) yan›na geldi. Gecikmesinin sebebini anlatt›. Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) halifeli€e ve itaat edilmeye lây›k oldu€unu belirtti. Hz. Ebu Bekir (r.a)’a biat etti. Bu davran›fl ‹slâm birli€ini güçlendirdi. 224 225 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Halife seçimi yap›ld›ktan sonra ilk ifl Peygamberimiz (s.a.v.)’in y›kanmas› ve defni oldu. Elbisesi ç›kar›lmadan y›kand›. Hz. Ali (r.a.), Peygamberimiz (s.a.v.)’i hem y›k›yor hem de y›kama s›ras›nda: “Ey Allah’›n rasülü! Hayat›nda da temizdin, ölümünde de temizsin.” diyordu. Peygamberimiz (s.a.v.)’in Y›kanmas› ve Defni ‹deal ‹nsan Örne¤i Peygamberimiz: “Ben ancak güzel ahlâk› tamamlamak için gönderildim.” buyurdu. Bir grup sahabe Hz. Aifle’ye (r.a.) gelerek : “Peygamberimiz (s.a.v.)’in ahlâk› nas›ld›r?” diye sordular. O da: “Peygamberimiz (s.a.v.)’in ahlâk› Kur’an-› Kerim’dir. Onun hayat›nda Kur’an-› Kerim’in bütün emirleri görülür.” dedi. • O, Allah’›n terbiyesinde yetiflti. • Kendisinin de bir kul oldu€unu söylerdi. • Sahabelerini çok sevdi. • Onlarla otururken yer seçmez, bofl olan bir yere otururdu. • Kimsenin kendisi için aya€a kalkmas›n› istemezdi. • Hiç kimseye karfl› ayaklar›n› uzatmazd›. • Edep ve utanma sahibi idi. • “Utanma duygusu imandand›r.” derdi. • Yüzünden gülümseme eksik olmazd›. • Güler yüzlü, tatl› sözlü idi. • A€z›ndan kötü söz ç›kmazd›. • Sözün en güzelini söylerdi. • Kimseye kötü söz söylemez, kötü davranmazd›. • Kimseyi azarlamaz ve lânet etmezdi. • Elefltirmez, hakaret etmezdi. • Sözünü a€›r a€›r söyler, sözlerine amirlik süsü vermezdi. • Konuflan› dikkatle dinler, sözü kesmezdi. • Gere€inden fazla konuflmazd›. • Tart›flmay› sevmezdi. • Kendisini ilgilendirmeyen ifllere kar›flmazd›. • Hep orta yolu seçerdi. • Yolda giderken, herkese selâm verirdi. Erkek-kad›n ay›rmazd›. • Karfl›laflt›€› insana ilk selâm› kendisi verirdi. • El s›kmak için erken davran›r ve elini uzat›verirdi. Y›kama iflinden sonra cenaze namaz›n› k›ld›rmak için kimin imam olaca€› görüflüldü. Hz. Ali (r.a.)’›n: “Onun üzerine kimse imaml›k yapmas›n. O sizin hayat›n›zda da, ölümünde de imam›n›zd›r.” önerisi uygun görüldü. Bunun üzerine cenaze namaz›, vefat etti€i yerde ve ayr› ayr› k›l›nd›. Hz. Aifle (r.a)’›n odas› küçüktü. O yüzden, namaz k›lma ifli gece yar›s›na kadar devam etti. Müslümanlara istiflareyle ifl yapmay› ö€reten Peygamberimizle ilgili son görevler de istiflareyle yap›ld›. Örne€in, Peygamberimizin nereye gömülece€i konusunda da görüflleri olanlar dinlendi. Hz. Ebu Bekir (r.a.)’›n hat›rlatt›€›: “Allah, her peygamberin ruhunu gömülmesini istedi€i yerde al›r.” Hadis-i fierifi üzerine, Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefat etti€i yere gömülmesi kararlaflt›r›ld›. Bu karar üzerine Hz. Aifle (r.a.)’›n hücresine ve son nefesini verdi€i döfle€in serildi€i yere mezar kaz›ld›. Mezar›, ensardan Ebu Talha kazd›. Peygamberimiz (s.a.v.) sal›y› çarflambaya ba€layan gece defnedildi (03 Rebiu’l-evvel – 29 May›s 632). 226 227 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri • Yalan› ve yalanc›l›€› sevmezdi. • Affedici idi. Hz. Hamza (r.a)’› öldüren Vahfli ve ci€erini çi€neyen Hind’i bile affetmiflti. • Cömert idi. Hele ramazan ay›nda cömertli€i daha da artard›. “Ben da€›t›c›y›m, veren Allah’t›r.” buyururdu. • Fakirleri sever, evinde yemek yedirirdi. • Fakiri bofl-geri çevirmezdi. • Dilencili€i sevmez, hofl karfl›lamazd›. • ‹nsanlar› çal›fl›p al›n teriyle kazanmaya teflvik ederdi. • “Çal›flmak bizden, zafer Allah’tand›r.” derdi. • Ev ifllerinde han›mlar›na yard›m ederdi. • ‹deal bir efl, flefkatli bir baba idi. • Kölelere “evlâd›m”, cariyelere “k›z›m” diye hitap ederdi. • Cesaret ve kahramanl›k örne€iydi. • Savafllarda ve en tehlikeli zamanlarda bile hiç korkuya kap›lmazd›. Peygamberimiz (s.a.v.) güzel ve ideal bir hayat yaflad›. ‹nsanl›€a örnek oldu. Davran›fllar›yla ideal insan›n nas›l olmas› gerekti€ini gösterdi. Onu inanarak tan›yan ve tan›tan toplumlara bar›fl ve huzurun gelmesi normaldir. Tersi anormaldir. ‹deal hayat›n huzur ve bar›fl ortam›n› arayan insanl›€›n yapaca€› en ak›lc› seçim, onun hayat›n› örnek almak olacakt›r. Günümüz toplumlar›, onun hayat modelini benimsedikleri ölçüde ideal toplum yap›s›na ulaflacaklard›r. Bunu inanarak uygulayanlar hem dünyada hem de ahirette huzur bulacakt›r. Allah Sevgilisi Düflünüyorum; ondan evvel zaman var m›yd›? Hakikatler, bofllu€a bakan aynalar m›yd›? Peygamber Sende insan ve toplum, sende temel ve bina Ne getirdin, götürdün, bildirdinse amenna!... O O, Allah’›n emriyle kâinat efendisi; Varl›€›n tac›, varl›k nurunun ta kendisi… Ölçü Müjdecim, kurtar›c›m, efendim, peygamberim; Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim! Necip Faz›l K›sakürek 228 229 ‹deal Toplum Öncüleri ‹deal Toplum Öncüleri Faydalan›lan Kaynaklar - Mehmet Dikmen, Peygamberler Tarihi, Cihan yay., ‹stanbul, 2003. - Mustafa Necati Bursal›, Hz. Ali, Çelik Yay›nevi. - Mustafa Necati Bursal›, Hz. Ebu Bekir, Çelik Yay›nevi. - Mustafa Necati Bursal›, Hz. Osman, Çelik Yay›nevi. - Abdülvehhab Ekinci, ‹slâm Davetçisine Notlar, Yöntem yay. - Ahmed Kalkan, “Sahte Peygamberlik ve Hz. ‹sa’n›n Nüzûlü Üzerine”, Haksöz Dergisi, Ocak 2001, say›:118. - Ahmet Cevdet Pafla, K›sas-› Enbiya ve Tevarihi Hulefa. - Ali el-Hasen en-Nedvi, Müslümanlar›n Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti, ‹‹FSO yay. - Anthony Dolphin Alderson, Bütün Yönleriyle Osmanl› Hanedan›, ‹z Yay›nc›l›k. - Arif Abdulfettah Tabbara, Kur’an-› Kerim`de Peygamberler ve Peygamberimiz, Mütercimler: A. R›za Temel, Yahya Alk›n, ‹stanbul, 1982. - As›m Köksal: Peygamberler Tarihi. Türkiye Diyanet Vakf› yay.. Ankara 2004, 8. Bask› - Bülent Alan, D8 Yeni Bir Dünya, Yörünge yay. - Doç. Mustafa Temiz, Bilgi Toplumu, Seha Neflriyat. - Dr. Nuri Ünlü, Anahtar›yla ‹slâm Tarihi, MÜ. ‹lâhiyat Fak. yay. - Dr. Sevim As›mgil, Muhteflem Hayatlar, ‹pek yay., ‹stanbul, 2002. - Dr. Sigrid Hunke, Avrupa Üzerine Do€an ‹slâm Günefli, Bedir Yay›nevi. - Hayati Ülkü, Bafllang›çtan Günümüze Kadar ‹slâm Tarihi, Çile Yay›nevi. - ‹hsan Süreyya S›rma, Önderim Peygamberim, Beyan yay. - Kemal Dara, Liseler için Osmanl› Tarihi I, Önde yay. - Kemal Kara, Liseler için ‹slâm Tarihi, Önde yay. - Kur’an-› Kerim ve Aç›klamal› Türkçe Meali. Kral Fahd Matbaas›. Medinei Münevvere - M. Zekai Konrapa, Peygamberimiz. - Mehmet Akif Ersoy, Safahat. - Mustafa Necati Bursal›, Hz. Ömer, Çelik Yay›nevi. - Necip Faz›l K›sakürek, Çile, Büyük Do€u yay. - Necip Faz›l K›sakürek, Esselâm, Büyük Do€u yay. - Osman Nuri Topbafl, Abide fiahsiyetleri ve Müesseseleriyle Osmanl›, Alt›noluk yay. - Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük ‹slâm ‹lmihali, ‹stanbul, 1997. - Prof. Dr. ‹smail L. Çakan/N. Mehmet Solmaz, Kur’an-› Kerim`e Göre Peygamberler ve Tevhid Mücadelesi, ‹stanbul, 1994. - S. Özbek, A. Konkal, K. Tafl, A. Günefl, Liseler için Tarih 2, Tutibay yay. - Safiyurrahman el-Mübarek Furi, Peygamberimiz Hayat› ve Daveti (erRahiku’l-Mahtum), Tercüme: Halil ‹brahim Kutlay, Risale yay., ‹stanbul, 1999. - Sezai Karakoç, ‹slâm’›n fiiir An›tlar›ndan, Dirilifl yay. - Temel Bilgiler 3, ‹GMG E€itim yay., 10 230 231

Related docs
Eğitim Takvimi
Views: 3935  |  Downloads: 0
bilge.adam.egitim.kitaplari.Vb.1.Net
Views: 80  |  Downloads: 10
Oracle Anti-Hacker Egitimi, Ekim 2008-Istanbul
Views: 192  |  Downloads: 1
31 Aralık 2005 CUMARTESİ - Sayı 26040 3
Views: 0  |  Downloads: 0
Program kursu
Views: 0  |  Downloads: 0
Sorularla İslamiyet 587
Views: 1  |  Downloads: 0
2003 Conference Proposal
Views: 0  |  Downloads: 0
Sorularla İslamiyet 992
Views: 2  |  Downloads: 0
premium docs
Other docs by deutsch
The Book of Revelotions_Part3
Views: 8  |  Downloads: 0
The Book of Revelotions_Part2
Views: 8  |  Downloads: 0
The Book of Revelotions_Part1
Views: 7  |  Downloads: 2
Mushafı Şerif Türkçe Açıklama Meal_Part8
Views: 31  |  Downloads: 0
The Book of Revelotions 2 Part10
Views: 6  |  Downloads: 0
GAZA OVER AND OVER
Views: 27  |  Downloads: 5
AileveToplum
Views: 99  |  Downloads: 0
HalifelerveYakinTarih
Views: 110  |  Downloads: 0
Elif Cüzü Almanca
Views: 369  |  Downloads: 0
Adab-iMuaseret
Views: 109  |  Downloads: 0