Docstoc
EXCLUSIVE OFFER FOR DOCSTOC USERS
Try the all-new QuickBooks Online for FREE.  No credit card required.

Sorularla İslamiyet 099

Document Sample
Sorularla İslamiyet 099 Powered By Docstoc
					Milliyetçilik, Irkçilik Degildir
Günümüz dünyasi, büyük bir manevi buhran yasamaktadir. Insanlar hayattan zevk ve lezzet alamayacak duruma gelmistir. intiharlar, savaslar, terör ve benzeri hadiseler ile ilgili haberler, dünyanin her tarafindan siklikla duyulur bir duruma gelmistir. Bu ve buna benzer tüm olumsuz gelismeler, insanlarin kendilerini ve birbirlerini anlayamadigindan kaynaklanmaktadir. Kendilerini anlayamayan insanlarin, baskalarini anlamasi düsünülemez. Aklen ve vicdanen biliriz ki, hangi irktan, hangi cografyada, hangi anne babadan dünyaya gelecegimizin tayin ve tespiti, bizim irademiz disindadir. Milletimizi ve ailemizi tayin etme iradesi, Allah'a (c.c) aittir. Çünkü kainatta bulunan her varligin, hikmetle ve dengeyle meydana gelmesi gösteriyor ki, onlar sonsuz bir hikmet, adalet ve ilim ile vücuda gelir. Bu varolus tesadüfe degil, Ilahi programa tabidir. Insanin gözü, kulagi, burnu, kafasi v.s bütün azalarinin hikmetli ve düzenli olmasi gibi, insanlarin millet millet, kabile kabile yaratilmasi da bosuna degildir. Bu tarz bir yaratilisin da, elbette çok hikmetleri vardir. Bu hikmetlerden sadece birisi hakkinda, Kur'an-i Kerim söyle buyurmaktadir: “Ey insanlar! Muhakkak ki biz, sizi bir erkekle bir disiden yarattik... Ve sizi millet millet, kabile kabile yaptik ki, tanisip kaynasasiniz... Allah katinda en serefliniz takvaca en ileri olaninizdir (O'ndan en çok korkaninizdir.)” (Hucurat Sûresi, 13) Bu Ayet-i Kerimede, insanlara verilmek istenen binlerce dersten, konuyla ilgili dikkatimizi çeken üç temel konuyu degerlendirmeye çalisalim: 1- Insanlarin hepsi, bir anne ve babadan dünyaya gelmis kardeslerdir. Bunlarin irk veya millet açisindan birbirlerine üstünlük taslamalari, kesinlikle yanlistir. Çünkü iki ayri aile yoktur. Tek bir anne ve baba ile, çocuklari vardir. Bu hakikate, ayetin “Muhakkak ki biz, sizi bir erkekle bir disiden yarattik...” kismi isaret ediyor. 2- Cenab-i Hakkin (c.c) insanlari, kabile, irk ve millet olarak ayri yaratmasinin hikmeti, bir milletin diger milletlere düsman davranmasi için degil, bir irkin fertlerinin birbirlerini taniyip yardimlasmalari içindir. Bu gerçege ise, “Ve sizi millet millet, kabile kabile yaptik ki, tanisip kaynasasiniz...” bölümü parmak basiyor. 3- Allah katinda ve yaninda en kiymetli ve degerli kisiler, Allah'tan en çok korkan ve O'nun yolunda hayatini geçirenlerdir. Yoksa herhangi bir millete ait olmak, Allah yaninda seref konusu olamaz. Zaten adalette öyle ister. Bu kisma da söz konusu ayetin, “Allah katinda en serefliniz takvaca en ileri olaninizdir (O'ndan en çok korkaninizdir.” cümlesi isik tutmaktadir. Ezelî ve ebedi hüküm sahibi Rabbimiz (c.c): “Ancak mü'minler birbirinin kardesidirler. Öyle ise, kardeslerinizin aralarini islah edin.” (Hucurat Sûresi, 10) buyurmakla, müminlerin hakiki kardesleri, baska dinden olan kardesleri veya akrabalari degildir. Aksine müminlerin gerçek kardesleri, baska milletten olsa da, ayni dini ve inanci paylasan iman sahipleridir. Nitekim Hud suresinde, Nuh ( a.s ) ile alakali geçen su ulvi hadise meselemize mükemmel delil hükmündedir. Hz. Nuh (a.s) “Ya Rabbî! elbette bogulan oglum da ailemdendi, öz evladimdi. (Halbuki ben onlari gemiye alirken Sen bana kurtulacaklarini, müjdelemistin). Senin vaadin elbette haktir ve Sen hâkimlerin hâkimisin!” ( Hud suresi, 45 ) diye Tufan olayinda onun da kurtulmasini istediginde, Ilâhî cevap söyle gelir: “Ey Nuh O senin ailenden degil. Çünkü o, dürüst is yapan, temiz bir insan degildi.” ( Hud suresi, 46 ) ve Hz. Nuh (a.s)'in, oglunu gemiye almasi men edilir. Demek ki; bir müminin inançsiz ve isyankar bir akrabasi varsa ve hatta bu kisi kendi oglu dahi olsa onun ehli sayilmiyor. Öyle ise inanmayan irkdasi da onun hakiki dostu ve yakini olamaz. Bu gerçegi, çok net bir biçimde ortaya koyan baska bir ayet: “Ey iman edenler, babalarinizi ve kardeslerinizi, eger küfrü imana tercih etmislerse, dost edinmeyin! Sizden kim onlari dost edinirse iste onlar, zalimlerin ta kendisidir.” (Tevbe suresi, 23) Ayrica, “O gün ne mal, ne evlât bir fayda vermez. Allah'a ( c.c) kalb-i selim ile gelenler müstesna..” (Suara suresi, 88-89) ayetinde, insana ahirette ve mahserde faydali ve geçer akçe olacak tek seyin, takva, amel-i salih ve selim bir kalb oldugu ifade edilmektedir. Ilahi hitaba en layik ve en mükemmel muhatap olan Allah'in resulü (a.s.m), irkçiligi “ cehalet dönemi davasi” anlaminda “ asabiyet-i cahiliye ” tabiriyle tarif eder. Bu davayi güdenler hakkinda da “Asabiyet dâvâsina kalkisan, onu yaymaya çalisan, bu dâvâ ugrunda mücadele eden kimse bizden degildir.” (Ebu Davut, Edeb, 121) ve “Kim hevasina uyarak bâtil yolda cenk eder, irkçiliga çagrida bulunur veya kavmiyetçiligin sevkiyle öfke ve tehevvüre kapilirsa cahiliye ölümü üzere ölür.” (Ibni Mace, Fiten, 7)gibi ifadelerle dehsetli bir sonun olacagi haber verilmektedir. Ayrica ümmetin felaketini ve sonunu hazirlayacak ana sebeplerin basinda da, yine bu irkçilik davasinin geldigi hadiste özellikle vurgulanmistir. Nitekim peygamberimiz (a.s.m), “Ümmetimin helâk olmasi üç seyden ileri gelecektir. Bunlar: - Kaderiye (yani kaderi inkar etmek davasi),

- Unsuriyet (irkçilik) dâvâsi, - Dinî meselelerde gevseklik etmektir.” (Taberanî, Mu'cemüs Sagir, 158) Bu hadiste itikadi meselelerin yanlis yorumunun Islama verecegi zarar kadar, Irkçiligin da zararli olacagi haber verilmektedir. Irkçiligin Islam alemine veya insanliga ne denli zararli olduguna, tarih sahittir. Mesela; a- Emevi devletinin Arap milliyetçiligini esas tutmalari ve Arap kavmine ehemmiyet verip digerlerini köle veya ikinci sinif olarak görmeleri neticesinde, hem Islam aleminde bulunan diger milletleri küstürdüler, hem kendileri çok felaketler gördüler, hem de Islam aleminin ilk zamanlardaki gelisme ve genislemesinin durmasina neden oldular. b- Avrupa devletlerinin asirlarca ve özellikle 20. y.y'in baslarinda milliyetçilik fikrini esas tutmalariyla, iki dünya savasi meydana gelmis ve bunun sonucunda milyonlarca insanin kaninin akmasina yol açmislar. Fakat onlar “Avrupa Birligi” vesilesiyle bu gibi hastaliklardan kurtarmaya ve kendilerini tek millet veya topluluk olarak görmeye çalisiyorlar. c- Osmanli devletinin de sonunu getiren hadiselerin basinda, yine milliyetçilik akimlari vardir. Zira, Yunanlar, Arnavutlar, Bulgarlar, millet-i sadika olan Ermeniler ve Araplar gibi bir çok millet her taraftan bagimsizlik faaliyetlerine ve iç karisikliga baslayinca, dünyanin adalet dengesi olan o koca devi bir anda yikiverdiler. Elbette irk, kabile, akraba sevilecektir. Amma Islâm dininde, irkini ve akrabasini sevmek demek; irkindaki insanlarin kalbine, basta Allah korkusu ve Allah sevgisini yerlestirmek demektir. Onlari, Allah'in yasak kildigi her türlü haramlardan muhafaza etmek, onlarin emir dairesinde hareket etmeleri için gayret göstermektir. Ve onlarin duygularina, düsüncelerine, vicdanlarina; adalet, iffet, haya, namus, cömertlik, hikmet gibi yüksek ahlak ve meziyetleri hedef göstermektir. Onlara Allah’in hakki ve kul haklarini yeterince anlatip, millete, vatana karsi sorumluluk duygularini gelistirmektir. Bu Gerçeklere göre Cenâb-i Hak, Resûlüllah (S.A.V) Efendimize hitaben: "Önce en yakin akrabalarini korkut. Sana uyan mü'minleri kanatlarinin altina al; Sana bas kaldirirlarsa, 'Yaptiklarinizdan uzagim' de"( Sûra sûresi, 214-215-216) buyurarak emretmistir. Görülüyor ki; Islâmî ölçüler çerçevesinde fertlerin, yaratilisinda var olan yakinlarini ve irkini sevmesi, degil yasaklanmak tam tersine emredilmistir. Ancak; zulmederek, diger irklari asagilayarak ve küçük düsürerek, ayriliklari ateslendirecek, Müslümanlari birbirine düsürecek, toplum hayatini altüst edecek irkçiligi, Islâmiyet kesinlikle yasaklamistir. Hattâ zulme, haksizliga, ayriliga sebep olabilecek her türlü bölgecilik, kabilecilik, asiretçilik ayrimini da reddetmistir. Bu açidan Islam, irki yok saymaz, irkçiligi dava etmeyi yasaklar. Milletini sevip gözetmeyi degil, baska milletlere düsmanca tavir sergilemeyi reddeder. Çünkü, insanin kendi milletini sevmesi, onlara yardim elini uzatmasi, hatalari varsa düzeltmeye çalismasi, atalarinin Islama yaptiklari hizmetleri anlatmasi ve onlara benzemek için gayret göstermesi irkçiliktan tamamen ayridir. Mesela, bir ordu çesitli birimlerden olusur. Bunlarin farkli olusu ordu birimleri için bir düsmanlik sebebi degil, bir zenginliktir. Her birim mensubu kendi ekibini taniyip kaynasacak ve onunla orduyu kuvvetlendirmeye çalisacaktir. Sayet bir birimin mensuplari diger birimlerin askerlerini düsman görse ve onlarin tahribine çalissa, farkinda olmadan kendi kuvvetini yok etmis olur. O zaman Ordunun tamami, ortadan kalkacaktir. Aynen öylede, Islam dünyasi büyük bir ordudur. Millet ve kabileler, bu ordunun birimleri gibidir. Bunlar birbirlerine yardim etmek ve Islam'i güçlendirmek için çalismalari gerekir. Bunun haricinde yapilacak çalisma ve gayret, kendileri için bir yikim olur. Mesela, aile iki ayri cinsten meydana gelir. Bu iki cins ( erkek ve disi ), birbirlerinin eksikliklerini ortadan kaldirmak ve yardimlasmak için yaratilmislardir. Cenab-i Hak bu hakikati “Esleriniz sizin elbiseleriniz, siz de eslerinizin elbiselerisiniz.” ( Bakara suresi, 187), buyurmakla bize bildirmektedir. Oysa kadinlar ve erkekler, bu farkliliktaki ilahi hikmeti dikkate almayip ayrilik sebebi yaparlarsa, insanlik hüsrana ugrayacaktir. Ortada ne erkek kalir ne de kadin. Islam milletlerini ve topluluklarini da ayri cinsler olarak görmek mümkündür. Bu ayri cinsler, birbirleriyle mücadele degil eksikliklerini tamamlamak için bir elbise olacaklardir. Mesela, Vücud azalarinin farkliligi, ruha yardim içindir. Azalar farkli olsa da ruhun birligi, onlara bir birlik verir. Hepsi bir gaye ugrunda ve ruhun kontrolünde çalisir. Sayet organlar, ruhun birligine ragmen sadece azalarin farkliligini dikkate alip birbirleriyle çatismaya girselerdi, ortada ne aza kalirdi ne de ruh. Aynen bunun gibi, Islam milletleri de birer aza gibi ruhlari olan Islamiyet'e kuvvet vermeleri gerekir. Bediüzzaman Said Nursi “Milliyetimiz bir vücuddur. Ruhu Islamiyet akli kuran ve imandir.” vecizesiyle bu manayi dikkatimize sunmaktadir. Ayrica unutulmamasi ve akildan çikarilmamasi gereken bir nokta da sudur: ruhun irki olmadigi gibi, ruhun binasi olan ve elementlerden meydana gelen cesedin de irki olamaz. Irk ve millet kavrami, tamamen soyut ve belirli bir hikmet için, Allah (c.c) tarafindan insanlara verilen bir duygudur. Bu ilahi hikmet, insanlar tarafindan abes bir sekilde kullanilmaktadir. Ayrica irkçilik ve menfi milliyetçilik alaninda ilk adimi atan seytanin kendisidir. Çünkü o, Allah'in (c.c) “ Adem'e secde edin ” emrine karsi, “ ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni atesten onu ise topraktan yarattin” diyerek irkinin ve nevinin üstünlügünü ilan etti. Halbuki üstünlük takvadadir. Seytan ise üstünlügü irkinda aradi ve kaybedenlerden oldu. Demek irkçilik davasi güdenler, seytanin yolundan giden zavallilardir. Veda Hutbesinde bu konu ile alakali söyle buyurulmaktadir: “Ey Insanlar!.. Rabbiniz birdir, babaniz da birdir. Hepiniz Âdem'in çocuklarisiniz. Âdem ise topraktandir. Arabin Arap olmayana, Arap olmayanin da Arap üzerine üstünlügü olmadigi gibi, kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin

da kirmizi tenli üzerine bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadir. Allah yaninda en kiymetli olaniniz O'ndan en çok korkaninizdir.”

Burhan Sabaz (Dr.)


				
DOCUMENT INFO
Description: İman Esasları Allah � Peygamberler � �l�m ve Sonrası � Kutsal Kitaplar � Kader � Melekler � Hidayet - Dalalet � İman � Hz. Muhammed � Kur'an � K�f�r metafizikMetafizik Ruhlar � Gayb � B�y� - Fal - Kehanet � Cinler � Şeytan � Vesvese � Dua � İlham - Vahiy insanİnsan Mahrem Konular � İnsan Hakları � Duygular � Hayat yaratılışYaratılış Kainat � Evrim � İlim - Bilim - Teknoloji � Sebepler islamİslam İslam ve Diğer Dinler � Cihad � Mezhep ve Meşrepler � İbadet � Aile � Ahlak � İslam Tarihi � Tasavvuf ve Tarikat � Hayat � Irk�ılık � İlim � Takva � Sahabeler � Cami ve Mescid � Vatan - Devlet - Millet fıkıhFıkıh Namaz � Ramazan - Oru� � Zekat � Hacc - Umre � Ticaret � İ�tihad � Kadın � Haramlar � Faiz muhtelifMuhtelif Ahirzaman � Adalet � Zaman � D�nya � Bela ve Musibetler � H�rriyet � M�zik ve İlahi � İslamın Tebliği � Felsefe � Hayvanlar kaynaklarKaynaklar Kuran-ı Kerim � İslam İlmihali � İslam Tarihi � Dua Mecmuası � Hutbeler makalelerMakaleler Allah (C.C.) � Hz. Muhammed (ASM) � �l�m ve Sonrası � Kur'an-ı Kerim � İnsan - Toplum - Aile � İslam - M�sl�man � Metafizik � Tarih � Fikir Parıltıları � N�kteler - İbretler � Bakış A�ımız � Varlıklardan Allah'a � M�barek G�n ve Geceler � İslam Toplumu ve Medeniyet � İslama Kavuşanlar � D�nya'dan Yansımalar � Kulluk - İbadet � Dosyalar