1804 by islamic

VIEWS: 0 PAGES: 2

									Filistin Haberleri Vahdet.com.tr

Pakistan'da Gelinen Durum
20 Temmuz 2007 Cuma, Vakit gazetesi Pakistan'da cuntanın Lal Mescid (Türkçedeki karşılığıyla Kırmızı Cami) üzerinde hâkimiyeti sağlamasının ve direnenleri tasfiye etmesinin askerî yönetimin kontrolü sağlaması anlamına geleceği sanılıyordu. Oysa gerçekte asıl bu noktaya gelinmesi ülkeyi kaosa ve kargaşaya sürükleyecekti. Şu an yaşananlar da bunu gösteriyor. Pakistan'da bu noktaya nasıl gelindiği ve olayların gelişme süreci hakkında Allah'ın izniyle bir dosya hazırlamaya devam ediyoruz. Lübnan'daki Nehru'l-Bârid olaylarıyla ilgili çalışmamızı tamamladık ve inşallah onun dizi halinde yayınlanması sırasında Pakistan'daki gelişmeler hakkında ayrıntılı bilgiler verecek dosyamızı tamamlamaya çalışacağız. Bugünkü yazımızda ise son gelişmeler yani Kırmızı Cami (Lal Mescid) katliamının ardından yaşananların tahlilini yapmaya çalışacağız. Haberlere göre cuntanın Lal Mescid'de kontrolü sağlamasından ve ikinci imam Abdürreşid Gazi'nin öldürülmesinden sonra bizim bu yazıyı yazdığımız vakte kadar gerçekleştirilen saldırılarda 32 kişi öldürüldü. Öldürülenlerin çoğunluğunu güvenlik görevlileri oluşturuyor. Öldürmelerin çoğu güvenlik teşkilatlarını hedef alan intikam eylemlerinde gerçekleştirildi. Fakat yer yer çatışmalar da oldu. Haberlerde genellikle eylemlere ve çatışmalara Kırmızı Cami katliamının yol açtığı, eylemlerin bu katliama karşı gerçekleştirilen intikam eylemleri olduğu vurgulanıyor. Söz konusu caminin kuşatılması, ardından vuku bulan çatışmalar ve gerçekleştirilen katliam tetikleyici bir rol oynamıştır. Ancak her şey o olaylarla bitmiyor ve son yaşanan gelişmelerin de tek sebebi değil. ABD ve NATO'nun Afganistan'daki işgal güçlerini rahatlatmak isteyen Perviz Müşerref, Kırmızı Cami'yi öncelikli hedef seçmişti ama operasyon kapsamlı bir amaca yönelikti. Dolayısıyla cami operasyonunda başarılı olduğuna inanınca ikinci önemli hedef durumundaki Veziristan bölgesine yöneldi. Yerel kabilelerin ve aşiretlerin güçlü olduğu bu bölge aynı zamanda Afganistan'daki işgale karşı sürdürülen silahlı mücadeleye en geniş çaplı desteği sağlamasıyla biliniyor. ABD ve NATO, Afganistan'daki direnişin bastırılmasının Veziristan ve Belucistan bölgelerindeki kabilelerin hizaya sokulmasına, buralardan direnişçilere beşerî, maddi ve lojistik destek sağlanmasının engellenmesine bağlı olduğuna inanmaktadır. Afganistan'a sınır durumdaki Veziristan ve Belucistan bölgelerinin aşiret yapısı, ABD'nin Asya'daki menfaatlerinin bekçiliğini üstlenen Perviz Müşerref'in işlerini zorlaştırıyor. Ayrıca bu bölgede Afganistan'da fiilen savaşan direnişçilerden de birçok kişinin kaldığı ve onların Müşerref cuntasına kolay boyun eğmeyecekleri tahmin ediliyor. Müşerref yönetimi Veziristan'daki aşiretlerle geçtiğimiz Eylül'de bir anlaşma yapmıştı. Anlaşma gereğince askerlerle aşiretler arasında çatışma olmayacaktı. ABD, önce bu anlaşmaya destek verdi. Sebebi ise aşiretlerin anlaşma gereğince Afganistan'daki direnişçilere yardımcı olmalarının son bulacağı beklentisiydi. Bu beklentisi gerçekleşmeyince anlaşmanın bir yarar getirmediği düşüncesiyle Veziristan'a tekrar yüklenilmesini istedi. Beyaz Saray Sözcüsü Tony Snow'ın konuyla ilgili son açıklaması bu yönden dikkat çekicidir. Snow açıklamasında anlaşmanın başarılı olmadığını, dolayısıyla bu işin bu kadarla kalması gerektiğini iddia etti. Onun bu ifadesi Müşerref cuntasının Kırmızı Cami'den sonra Veziristan'a yönelmesinin ABD'nin telkinleri ve talepleri

doğrultusunda olduğuna işaret ediyordu. Ne var ki ABD yönetimi Pakistan'daki cuntanın Veziristan'da sergilediği resmi şiddet ve terörü yeterli bulmadığını vurgulamaktan da çekinmiyor. Tony Snow konuyla ilgili açıklamasında el-Kaide'nin önemli şahsiyetlerinin Veziristan'da saklandığı iddiasında bulunarak, Pakistan'ın bölgede el-Kaide'ye karşı şiddetini artırması ve daha cüretkâr davranması gerektiğini ifade etti. Görülen o ki Pakistan cuntası Amerikan emperyalizmini memnun edebilmek için kendi halkıyla, kendi insanlarıyla savaşıyor. Kendi halkına karşı ucu görülmeyen karanlık bir savaşa dalarken ülkesini de uçuruma doğru sürüklüyor. Ama yine de kendisine talimatlar veren efendisini memnun edemiyor. O her zaman daha fazlasını istiyor. ABD için önemli olan Pakistan'ın veya herhangi bir İslâm beldesinin uçuruma sürüklenmesi, insanlarının birbirine düşürülmesi değil işbirlikçi adamlarının onun çıkarları uğruna her türlü tehlikeyi göze alarak savaşmaları, kan akıtmaları, kendi ülkelerinin insanlarını kadınına, erkeğine, büyüğüne, küçüğüne bakmadan göz kırpmaksızın doğramalarıdır.


								
To top