0209

W
Shared by: islamic
Categories
Tags
-
Stats
views:
8
posted:
2/23/2009
language:
pages:
2
Document Sample
scope of work template
							Filistin Haberleri Vahdet.com.tr

Pislik Pislikle Temizlenmez
10 Nisan 2003 Perşembe, Vakit gazetesi Irak'a yönelik insanlık dışı saldırı başlamadan bir iki hafta önce bazı Iraklı dostlarımıza bir konuşma yapmış ve şu hususu vurgulamıştım: "Pislik pislikle temizlenmez. Pisliği pislikle temizlemeye kalkışırsanız temiz yerleri de pisletirsiniz. İşte Saddam zulmüne son verilmesi için ABD müdahalesine sessiz kalmak da böyledir." Ama ne yazık ki bugün böyle bir sonuçla karşı karşıyayız. Necasetin yerini ondan daha kaba bir necaset almış ve üstelik çevreye de bulaşma tehdidinde. Şimdi Müslüman halklar Irak topraklarının o necasetten temizlenmesi için bir şey yapmakla, onun etrafa bulaşmasını beklemek gibi bir durumla karşı karşıya. Bugün Irak'ta yaşanan durum bana 1967 Haziran Savaşı'yla, 1968 Kerame Savaşı'nı hatırlattı. 1967 Haziran Savaşı, İsrail'in Mısır'a saldırmasıyla başladı. Fakat birçok kaynakta belirtildiğine göre İsrail'in Mısır Hava Kuvvetleri'ne soktuğu ve üst kademelere kadar çıkarttığı bir ajan savaşın başlamasından önceki gece Mısır Hava Kuvvetleri'ndeki pilotlara içkili ziyafet verdi. Onlar sabaha kadar eğlendi, iyice sarhoş oldu ve sabaha doğru gidip ölü gibi yattılar. İsrail, ertesi sabah Amerika'nın altıncı filosunu kullanarak Mısır'ın batı tarafında yer alan ve Rusya'dan borçla almış olduğu uçakları daha yerlerinden kalkmadan imha ederek hava gücünü ortadan kaldırdı. Sonra hem hava hem de karadan saldırı düzenleyerek Gazze ve Sina yarımadasını işgal edip Süveyş kanalına dayandı. Böylece Mısır halkına özellikle de İslami harekete kan kusturan büyük diktatör Cemal Abdünnasır sadece iki gün içinde Gazze ve Sina'yı siyonistlere teslim etti. Siyonistler Mısır'a saldırırken sadece seyreden Ürdün kralı Hüseyin de, hemen ardından Doğu Kudüs ve Batı Yaka bölgelerini teslim etti. -Ürdün halkını yıllarca demir yumruk altında yöneten Kral Hüseyin'in İsrail başbakanı Rabin öldürüldüğünde ondan "kardeşim Rabin" diye söz ettiğini ve ardından ağladığını hatırlatalım-. Çok geçmeden Suriye, Golan tepelerini teslim etti ve bütün bunlar sadece altı gün içinde gerçekleşti. Bu yüzden o savaşa aynı zamanda "Altı Gün Savaşı" adı verilmiştir. İsrail de aynen bugün ABD'nin yaptığı gibi bütün dünyaya karşı gövde gösterisi yapmış ve kendini "yenilmez güç" olarak ilan etmişti. Kendi halklarına kan kusturan diktatörler ise bütün dünya Müslümanlarını büyük bir hayal kırıklığına uğratmış, moral yönden çökertmişlerdi. Ama bu savaşın üzerinden bir yıl geçmeden 1968'de, İsrail on bin kişilik askeri güçle bugün Ürdün sınırları içinde ve Doğu Yaka (Doğu Şeria) bölgesinde yer alan Kerame kasabasına saldırmıştı ve saldırıyı başlatırken de büyük bir gövde gösterisi içindeydi. Ürdün askerleri yine kaçıp gittiler ama 400 gönüllü direnişçi onları durdurdu ve işgalciler kuyruklarını toplayıp geri çekilmek zorunda kaldılar. Ben şahsen Kerame kasabasını üç kez ziyaret ettim ve söz konusu savaşın izlerini, evlerin duvarlarındaki, camilerin minarelerindeki kurşun deliklerini gözlerimle gördüm. 1967 Haziran Savaşı'nı hemen herkes bilir ama Kerame savaşından çoğunluğun haberi yoktur. Çünkü bu savaşta siyonistler on bin kişilik askeri güçleriyle, 400 kişilik direnişçi grup tarafından yenilgiye uğratılmışlardır. Irak'ta, Ummu'l-Kasr, Basra, Nasıriyye, Necef ve Kerbela şehirlerini gönüllüler büyük bir fedakarlıkla savundular ve saldırganlar buralarda günlerce çakılıp kaldılar. Buralarda Saddam'ın askerlerinin pek ortaya çıkmadığını, işgalcilere karşı mücadeleyi gerek bölgedeki gerekse Irak dışından gelmiş mücahitlerin yaptıklarını hatta Türkiye'den bile gidip şehit edilenler olduğunu çok iyi biliyoruz. Yorumcular "Saddam asıl gücünü ortaya çıkarmadı, o asıl gücünü Bağdat'a saklıyor vs." derken; Colin Powell'in Türkiye'ye gelmesinden sonra daha önce buraya getirilen cephaneliğin, askeri araçların Kuzey Irak'a doğru sevk edilmesinden ve Peşmergelerin cesaretlendirilip kuzeyden saldırı düzenlemelerinin sağlanmasından sonra her şey değişmeye başladı. Güneydeki işgal güçleri de savunma hatlarını yarıp Bağdat'a yüklenme planlarını devreye soktular. Derken can

derdine düşen Saddam ile askerleri ortalıktan toz oldular ve işgalciler rahat bir şekilde, hiçbir mukavemetle karşılaşmadan Bağdat'a girdiler. Bu konuda ve Bağdat'ta yaşananlar hakkında daha söyleyeceklerimiz var.


						
Related docs