Filistin Haberleri Vahdet.com.tr
İslam Ülkelerinde Askeri Darbe Geleneği
İslam aleminde ümmetin birliğini ve idari otoriteyi temsil eden hilafet müessesesinin etkisiz hale getirilmesinin ardından İslam coğrafyasının küçük parçalara ayrılması yönetim sorununu da beraberinde getirdi. Bugün İslam ülkelerinin çoğunda yönetimde istikrarsızlıktan kaynaklanan sorunlar yaşanmaktadır. Demokrasi uygulaması ise bu ülkelerin çoğunda tamamen göstermelik ve kamuoyunu yanıltma amacına yöneliktir. Yönetimde yaşanan istikrarsızlığın yol açtığı sorunlar ise İslam ülkelerinde bir askeri darbe geleneğinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bundan dolayıdır ki İslam ülkelerinin son yetmiş yıllık tarihleri incelendiğinde birçoğunun en az bir, önemli bir kısmının ise birçok darbeye şahit olduğu görülecektir. Bunlardan bazılarını zikredelim: Afganistan'da 1973'te Sovyetler'in desteğiyle gerçekleştirilen askeri darbe sonucu Zahir Şah tahttan indirildi ve yerine Davud Han geçti. Ancak Davud Han da Nisan 1978'de gerçekleştirilen bir darbeyle tahttan indirildi ve yerine Nur Mahummed Teraki getirildi. Teraki'nin sultası Eylül 1979'da Hafızullah Emin'in gerçekleştirdiği darbeyle son buldu. Afganistan'da iç kavga onun döneminde daha da arttı ve darbeler daha sonra da devam etti. Bangladeş'in ilk cumhurbaşkanı Muciburrahman 20 Ocak 1975'te gerçekleştirilen darbeyle görevden alınıp öldürüldü ve yerine General Saim geçti. General Saim'den sonra yönetimi ele alan Ziyaurrahman 31 Mayıs 1981'de bir subay tarafından öldürüldü. Bu cinayetten altı ay sonra gerçekleştirilen seçimlerde cumhurbaşkanlığına seçilen Abdüssettar, 24 Mart 1981'de General Hüseyin Muhammed Erşad tarafından gerçekleştirilen darbeyle görevden uzaklaştırıldı. Erşad'ın cunta yönetimi 5 Aralık 1990'a kadar devam etti. 1960'ta Fransa'dan bağımsızlığını elde eden Benin (Dahomey)'de ilk seçimleri Dahomey Birlik Partisi kazanmıştı. Ancak onun iktidarına Ekim 1963'te gerçekleştirilen bir askeri darbeyle son verildi. Bu ülkede 1963'le 1972 arasında toplam altı askeri darbe gerçekleştirilmiştir. Eski adı Yukarı Volta olan Burkina Faso'nun bağımsızlığını elde etmesinden beş buçuk yıl sonra 3 Ocak 1966'da Yarbay Sangoule Lamizana liderliğinde bir askeri darbe gerçekleştirildi. Bu ülkede 1974'te görünüşte sivil yönetime geçildi. Ama Yarbay Lamizana kendini cumhurbaşkanı seçtirdi ve 1977'de sivil parlamentoyu dağıtarak yeniden askeri yönetime geçti. Yarbay Lamizana'nın sultasına 1980'de Albay Saye Zerbo'nun gerçekleştirdiği askeri darbeyle son verildi. Onun yönetimi de 1982'de Jean Baptiste Uedraogo'nun gerçekleştirdiği darbeyle son buldu. Aradan bir yıl geçmeden Libya yanlısı Yüzbaşı Thomas Sankara tarafından darbe gerçekleştirildi. Cezayir'in Fransa işgalinden kurtulmasından sonra cumhurbaşkanlığına seçilen Ahmed bin Bella yönetimi 19 Haziran 1965 tarihinde Albay Huvari Bumedyen tarafından gerçekleştirilen askeri darbeyle son buldu. Bu darbeden sonra sosyalist cunta rejimine mahkum olan Cezayir'de 1988'de yaşanan ayaklanmadan sonra çok partili sisteme geçildi. Ancak gerçekleştirilen ilk genel seçimlerde İslami Kurtuluş Cephesi (FIS)'nin ezici bir çoğunluğun oyunu alması üzerine 16 Ocak 1992'de yeniden darbe gerçekleştirilerek tekrar askeri cunta yönetimine geçildi. 11 Ağustos 1960'ta Fransa'dan tam bağımsızlığını elde eden Çad'da Nisan 1975'te General Felix Maloum tarafından bir askeri darbe gerçekleştirildi. Yine bu ülkede Mart 1991'de de İdris Debi tarafından bir askeri darbe gerçekleştirildi.
Endonezya'nın bir süre önce tahttan indirilen diktatörü Orgeneral Suharto 22 Şubat 1967'de gerçekleştirdiği bir darbeyle yönetimi ele geçirmişti. Afrika ülkelerinden Gabon'un, 17 Ağustos 1960'ta bağımsız olmasından sonra ilk devlet başkanlığına getirilen Leon M'ba Şubat 1964'te askeri bir darbeyle yönetimden uzaklaştırıldı. Ancak Gabon'u 1839-1960 yılları arasında işgal altında tutan Fransa'nın müdahalesi üzerine darbeciler çekilmek zorunda kaldılar. 10 Eylül 1974'te Portekiz'den bağımsızlığını elde eden Gine-Bissau'nun ilk cumhurbaşkanı Luis Cabral 14 Kasım 1980'de gerçekleştirilen bir askeri darbeyle görevden uzaklaştırıldı. Darbe lideri Jao Bernardo Vieira uzun yıllar yönetimi elinde tuttu. Irak'ta 15 Temmuz 1958'de krallık yönetimine son verilmesinden sonra cumhurbaşkanlığına getirilen Abdülkerim Kasım 9 Şubat 1963'te gerçekleştirilen bir askeri darbeyle yönetimden uzaklaştırıldı. Bu darbeden sonra yönetimi sosyalist ve Arap kavmiyetçisi Baas Partisi ele geçirdi. Ancak daha sonra Baasçılar kendi içlerinde kavgaya giriştiler. 17 Temmuz 1968'de gerçekleştirilen ikinci darbeyle yönetim tamamen ordu içindeki Baasçıların eline geçti. 1979'da da Saddam Hüseyin inisiyatifi tamamen ele geçirerek tek lider sultasına dayalı bir Baas diktatörlüğünü hakim kıldı. Kamerun'da 6 Nisan 1984'te gerçekleştirilen askeri darbeyle ülkenin ikinci cumhurbaşkanı Paul Biya yönetimden uzaklaştırıldı. Ancak darbeyi gerçekleştirenler Müslüman subaylar olduğundan ve Paul Biya da sömürgeci güçlerin desteğine sahip olduğundan darbeci subaylar geri çekilerek yönetimi yeniden Biya'ya terk etmek zorunda bırakıldılar. Komor Adaları'nın bağımsız olmasından sonra ilk cumhurbaşkanlığına getirilen ve Batı hayranlığıyla tanınan, bu hayranlığını başörtüsünü yasaklamak dahil ülke halkının İslami kimliğini değiştirme amacına yönelik çeşitli reform girişimleriyle dışa yansıtan Ali Suveylih, 1978'de Ahmed Abdullah'ın liderliğinde gerçekleştirilen askeri darbeyle yönetimden uzaklaştırıldı. Bu darbeyi gerçekleştirenler Ekim 1978'de yürürlüğe koydukları anayasayla ülkenin adını Komorlar Federal İslam Cumhuriyeti olarak değiştirmişlerdir. Ülkenin İslami kimliğine önem veren Ahmed Abdullah'ın çizgisinden Batı ülkeleri rahatsız oluyorlardı. Bu yüzden Kasım 1989'da bir suikast sonucu öldürüldü ve yerine Said Muhammed Çuhar geçirildi. Libya'nın bağımsız olmasından sonra ülkenin krallığına getirilen İdris Senusi, 1 Eylül 1969'da Albay Muammer Kazzafi'nin gerçekleştirdiği askeri darbeyle tahttan indirilmiştir. 22 Eylül 1960'ta bağımsız bir devlet haline gelen Mali'nin ilk devlet başkanı Modibo Keita, Kasım 1968'de gerçekleştirilen askeri darbeyle yönetimden uzaklaştırıldı ve yerine Yoro Diakite geçti. Onun yerine 1971'de Albay Musa Traore geçti. O da 1991'de görevden alındı ve yerine Alfa Ömer Konare geçti. Mısır'da krallık yönetimi 1952'de Tümgeneral Muhammed Necib'in liderliğinde gerçekleştirilen askeri darbeyle son buldu. Ancak General Necib de iki yıl sonra 25 Şubat 1954'de Cemal Abdünnasır'ın gerçekleştirdiği darbe içi darbeyle görevden uzaklaştırıldı. Mısır'da Abdünnasır'la başlayan katı diktatörlük rejimi bugün Hüsni Mübarek tarafından ayakta tutulmaktadır. 26 Kasım 1960'ta bağımsız olan Moritanya'da 10 Haziran 1978'de gerçekleştirilen askeri darbeyle yönetimi Albay Mustafa Veled Salek ele geçirdi. Bu darbenin ardından çeşitli kargaşalar yaşayan Moritanya'da son olarak 10 Aralık 1984'de gerçekleştirilen askeri darbeyle Albay Muaviye Veled Seyyid Ahmed et-Tayi yönetimi ele geçirdi. Muaviye Veled et-Tayi halen ülkenin yönetimini elinde tutmaktadır. Orta Afrika ülkelerinden Nijer'in 3 Ağustos 1960'ta bağımsız olmasından sonra ilk cumhurbaşkanlığına İlerici
Nijer Partisi'nin lideri Hamani Diori seçildi. Ancak onun yönetimi 15 Nisan 1974'te gerçekleştirilen askeri darbeyle son buldu ve yerine Seyni Kunçe geçti. İslam coğrafyasında en çok askeri darbe ve kargaşa yaşayan ve en uzun süre askeri cunta yönetimi altında kalan ülkelerden biri yine Orta Afrika ülkelerinden olan Nijerya'dır. Nijerya'nın bağımsızlık (1 Ekim 1960) sonrası ilk cumhurbaşkanı Sir Ebu Bekir Tafeva Baleva 15 Ocak 1966'da askeri bir ayaklanmada öldürüldü. Ondan sonra yönetimi bu ayaklanmayı bastıran genelkurmay başkanı Tümgeneral Jhonson Aguiyi - Ironsi aldı. Ancak onun yönetimi çok kısa sürdü ve 29 Temmuz 1966'da gerçekleştirilen askeri darbeyle son buldu. Bu darbe sonrasında onun yerine Korgeneral Yakub Gawon geçti. Gawon'un yönetimi 29 Haziran 1975'te gerçekleştirilen darbeye kadar devam etti. Bu darbeden sonra ülkenin başına Tuğgeneral Murtala Ramat Muhammed geçti. Onun 13 Şubat 1976 tarihinde öldürülmesi üzerine yerine Olusegun Obasanjo geçti. O da 11 Ağustos 1979 tarihine kadar devlet başkanlığında kaldı. Bu tarihte onun yerine Hacı Şehu Şagari devlet başkanı seçildi. Şagari'nin yönetimi 31 Aralık 1983'te bir askeri darbeyle sona erdi ve yerine Tümgeneral Muhammed Buhari geçti. Buhari'nin yönetimi de 27 Ağustos 1985 tarihinde yine bir askeri darbeyle son buldu ve yerine Tümgeneral İbrahim Babangida geçti. Babangida'nın siyasi baskılar neticesinde 26 Ağustos 1993'te devlet başkanlığından çekilmesinden sonra ancak sivil yönetime geçilebildi. İslam ülkelerinin yaşadığı darbelerin tümü bu kadar değil. Türkiye, Suriye, Sudan, Yemen ve Pakistan gibi İslam coğrafyasının önde gelen ülkelerinin de önemli askeri darbelere şahit olduğu bilinmektedir. Bu ay bu konuyu Pakistan'da yaşanan son askeri darbe münasebetiyle ele alma gereği duyduk. Pakistan'daki darbenin Nevaz Şerif'in Keşmir meselesi konusunda Amerika'ya ciddi tavizler vermesi, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması (TNP)'na imza atma vaadinde bulunması, Afganistan'da Taliban'a karşı tavır koyması ve ülkenin ekonomik sorunlarını çözme yönünde söze gelir bir adım atamaması gibi sebeplerden dolayı gerçekleştirildiği yorumu yapılıyor. Darbenin ülkeye neler getireceği konusunda kesin bir şey söylemek şimdilik zor. Ancak biz Pakistan'daki darbeden çok İslam coğrafyasındaki darbe geleneği üzerinde durmak istedik. Bazen müspet amaçlara yönelik olsa da İslam dünyasındaki bu darbe geleneği yüzünden sivil iradenin yönetime yansımasının çoğu zaman engellendiği, yasaların uygulamaya geçirilmesinin bile silahların tehdidiyle karşı karşıya olduğu, çoğu zaman sivil yöneticilerin de iktidarda kalabilmek için askerlerin iradelerine göre yön çizme zorunluluğu hissettikleri bir gerçektir.