Filistin Haberleri Vahdet.com.tr
Kosova'nın Geleceği Üzerine
Bundan önce Ribat dergisinde Kosova'nın geçmişi ve içinde bulunduğu durumla ilgili çeşitli bilgiler vermeye çalışmıştık. Geçtiğimiz aylarda NATO'nun askeri operasyonuyla birlikte Kosova önemli bir döneme girmiş oldu. Sırp güçleri bu operasyonu gerekçe göstererek zulüm ve katliamlarını şiddetlendirdiler. Yugoslavya yönetiminin sonuçta NATO'nun önüne koyduğu anlaşmayı kabul ederek Kosova'dan çekilmek zorunda kalmasıyla birlikte bölgede yeni bir yapılanma süreci başladı. Bu ayki yazımızda da öncelikle NATO'nun askeri operasyonunun genel bir tahlilini yapmak, ardından da Kosova'nın geleceğiyle ilgili birtakım düşünce ve tespitlerimizi aktarmak istiyoruz. Bizim gördüğümüz kadarıyla NATO'nun operasyonunun ana hedefi Kosova Anavutlarını Yugoslavya zulmünden kurtarmak değildi. Belgrad yönetiminin bölgede izlediği zulüm uygulamaları Kosova'yı ciddi bir krizin içine itmişti ve bu kriz günden güne büyüyordu. Zulüm altında ezilen kitlenin haklarının savunulması için bir direniş ve silahlı mücadele de başlamıştı. Zulüm tıpkı Afganistan ve Çeçenistan'da olduğu gibi bu direnişin zamanla büyümesine ve daha geniş bir tabana yayılmasına sebep olacaktı. Bu tür direnişlerde ezilen kitlenin manevi yönüne de önem verilmesi bir zorunluluktur. Zaten haklarını savunduğu kitlenin manevi kimliğinden uzak kalan direniş hareketleri genellikle marjinal kalmaya mahkumdurlar. Kosova'daki Müslüman halkın manevi yönüne ağırlık veren bir direniş hareketinin güçlenmesi ise bölgede İslami uyanışın güçlenmesi ve yayılması anlamına gelecekti. Böyle bir uyanış ise sadece Kosova'yı değil bütün bölge Müslümanlarını etkileyecekti. Balkanlar'da ise Müslüman topluluklar önemli bir potansiyel güç oluşturmaktadırlar. Geçmiş dönemlerde izlenen cahilleştirme politikaları neticesinde bu kitleler her ne kadar dini yaşayıştan uzaklaştırılmış olsalar da, İslami bilinçlenmeye ve uyanışa açık bir konumdadırlar. İşte bundan dolayı NATO ve onun arkasında duran sömürgeci güçler Balkanlar'daki bu önemli gelişmenin dışında kalmamak, kontrolü kaybetmemek istediler. Müdahalenin önemli bir sebebi de silah gücü yönünden biraz tehlikeli görülen Yugoslavya'nın hırpalanmasına ihtiyaç duyulmasıydı. Bir diğer sebep ise NATO'ya dünya polisliği rolünün verilmesi için ortamın hazır hale getirilmesiydi. Kosova meselesi bu açıdan önemli bir fırsattı. Nitekim Kosova operasyonunun başlamasından kısa bir süre sonra ESDI (Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği) anlaşmasının gündeme getirilmesi bunu açıkça gözler önüne serdi. Şimdi Yugoslavya yönetiminin NATO tarafından önüne konan anlaşmayı kabul etmesiyle Kosova'daki Sırp zulmünün sona ermiş olması elbette sevindirici bir gelişme. Ama ne yazık ki bu, Kosova'daki Müslüman halkın hürriyet ve bağımsızlığına kavuşması anlamına gelmiyor. Sırp zalimleri oradan çekilmeye mecbur bırakan NATO olduğundan şimdi NATO'nun arkasında duran güçler bu bölgenin siyasi statüsünün belirlenmesi konusunda da kendilerinin söz sahibi olduklarını düşünüyorlar. NATO'nun arkasında duran Batı blokunun ise bir ülkede siyasi statüyü belirlerken orada kendilerinin rahatça uzaktan kumanda edebilecekleri birilerini iş başına getirmeye özen gösterdikleri hepimizin bildiği ve İslam coğrafyasının yakın tarihinde de tecrübe edilmiş bir gerçektir. Hatta diyelibiliriz ki Batı bloku Kosova'yı bir üs edinerek oradan bütün Balkanlar'daki siyasi yapılanmaya müdahale etme yoluna gidecektir. Ayrıca Batı blokunun uzaktan kumanda ettiği yönetimler vasıtasıyla kendi kültürünü ihraç ettiğini de yine yaşadığımız tecrübelerden biliyoruz. Bunun yanı sıra NATO operasyonu sırasında Sırp güçlerinin gerçekleştirdiği yıkım, yine NATO uçaklarının attığı bombaların bazılarının Sırp hedeflerini vururken Kosova'nın ekonomisine de zarar vermesi, bu arada bazı bombaların da güya hedef şaşırması Kosova'yı ekonomik yönden de Batı'ya mahkum etmiştir. Çünkü
gerçekleştirilen yıkımın zararlarının telafi edilebilmesi ve Kosova'nın yeniden imar edilebilmesi için Batı'nın maddi yardım ve desteğine ihtiyaç duyulacaktır. Batı'nın bu tür maddi yardım ve destekleri de ülkelerin siyasi iradelerini ve gidişatlarını kontrol altında tutmak için değerlendirdiğini ise hepimiz biliyoruz. Netice itibariyle NATO operasyonu sonucu her ne kadar Kosova'dan Sırp zalimler uzaklaştırılmış olsalar da, bölgenin geleceği NATO'nun arkasında duran çağdaş sömürgeci güçler tarafından rehin alınmıştır. Müslümanların, denize düşenin yılana sarılması gibi zulüm karşısında böyle çıkarcı ve sömürgeci güçlerin ağına düşmemeleri için ümmet bilincine kavuşmaları ve kendi içlerinde globalleşmeye gitmeleri bir zarurettir.