Filistin Haberleri Vahdet.com.tr
Moritanya Diktasına Darbe
5 Ağustos 2005 Cuma, Vakit gazetesi 7 Haziran 2003'te Moritanya'daki dikta rejiminin lideri Muaviye Veled et-Tayi'e karşı askeri darbe teşebbüsünde bulunulduğu zaman ben Yemen'in başkenti San'a'daydım. Gelişmeleri Arap televizyonları dakikası dakikasına veriyorlardı. Moritanya halkından muhtelif insanlarla irtibat kurup görüşlerini alıyorlardı. Görüş beyan edenlerin hepsi gayet heyecanlı idiler. Darbenin başarılı olmasını kesin gibi görüyor ve bir zalimden kurtulmuş olmanın sevincini gizlemiyorlardı. Ama ben şüpheliydim. Gece yarısı yola çıktım ve Ürdün'ün başkenti Amman'a geldiğimde darbe teşebbüsünün başarısız olduğunu öğrendim. Söz konusu darbe teşebbüsü tabii ki Muaviye'nin kendi ordusundaki subayların bir girişimiydi. Ancak diktatör Muaviye onların üzerine fazla gitmenin kendi gücünü daha da zayıflatacağını bildiğinden, olayların tamamen dışında olan ve sivil sosyal faaliyetler yürütmeye çalışan İslâmî hareket mensuplarına sataşmaya başladı. Camilere karşı savaş açtı. Başta tüm Moritanya halkının saygı duyduğu Muhammed el-Hasen Veled ed-Dude olmak üzere onlarca ilim adamını zindanlara doldurdu. Camileri birer korku merkezi haline getirdi. Ama unutmamak gerekir ki zulüm ve şiddet bir diktatörün veya bir dikta rejiminin ömrünü uzatmaz. Aksine ona yönelik tepkinin daha geniş bir tabana yayılmasına sebep olur. Moritanya'da da öyle oldu. Diktatör Muaviye, Haziran 2003'ten sonra kendisine karşı iki darbe teşebbüsünde daha bulunulduğunu ve kendisinin her ikisini de bastırdığını iddia etti. Ancak bunlarla ilgili herhangi bir müşahhas gelişme ya da hadise olmadı. Zalimler aynı zamanda korkaktırlar. Çünkü zulümlerinin bir gün kendilerini de yiyebileceğini hissederler. Bu yüzden Yüce Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de: "Her bağırışı aleyhlerine bir gelişme zannederler" sözünde tarif ettiği tiplerdendirler. Bu itibarla Muaviye'nin "bastırdım" derken kastettiği de bu türden birer gelişme olabilir. Zalimler korkak oldukları gibi aynı zamanda yalnızdırlar. Çünkü etraflarını sarıp da hizmetçilik edenler bunu çıkarları gereği yapmaktadırlar. Mısır'ın eski İçişleri bakanı Zeki Bedr, Hüsni Mübarek'in demir çubuğuydu. Her yere uzanır ve kimseye insaf etmezdi. O aynı zamanda küfürbazdı. Her açıklamasında, Mübarek rejimini rahatsız edenlere ağız dolusu küfürler yapardı. Sırf bu küfürbazlığından dolayı Mübarek onu görevden aldı. Bedr görevden alındığını öğrenince yaptığı ilk iş Hüsni Mübarek'e karşı, o zamana kadar öğrenmiş olduğu küfürlerin tümünü sıralamak oldu. Albay Muaviye Veled Seyyid Ahmed et-Tayi', resmi adı Moritanya İslâm Cumhuriyeti olan devletin başına 10 Aralık 1984'te gerçekleştirdiği bir askeri darbeyle geçmişti. O tarihten buyana geçen yirmi yıllık süre bu ülke için devlet terörünün hâkim olduğu karanlık bir dönem oldu. Bu yüzden mezkur diktatörün Suudi Arabistan kralı Fehd'in cenaze merasimine katılmak üzere ülke dışına çıktığı sırada, 3 Ağustos Çarşamba günü gerçekleştirilen askerî darbe halka büyük bir zafer gibi geldi. Normalde askerî darbeler sevilmeyen, toplumlar tarafından soğuk karşılanan, halka yön veren düşünür kesim tarafından şiddetle tenkit edilen eylemlerdir. Ama Moritanya'daki diktatörün devrilmesinin bir başka yolu kalmamıştı. Bu yüzden Moritanya halkı 3 Ağustos darbesini bir askeri darbe olarak değil de kitlesel tabanın onayladığı devrim olarak değerlendirdi. Dolayısıyla Fehd'in ölümü Moritanya'da bir hayra vesile oldu dersek yanlış anlamazsınız inşallah.
7 Haziran 2003'teki darbe teşebbüsünü bastırmayı başaran diktatör Muaviye bu kez uçağını Nijer'e indirmek zorunda kaldı. Hep mazlumlar sığınma hakkı isteyecek değil ya bazen de böyle zalimler düşer birilerinin kapılarına ve el açıp sığınma talebinde bulunurlar. Moritanya'da darbe gerçekleştirenleri henüz yeterince tanımıyoruz. Dolayısıyla şimdilik sevincimiz bir diktatörün devrilmesine. Ve temenni ediyoruz ki bu sevinç inşallah Tunus'ta Habib Burgiba'nın devrilmesine olan sevincimiz gibi güdük kalmaz. Moritanya'da darbeciler kontrolü ele aldıktan sonra Muhammed el-Hasen ed-Dude başta olmak üzere tüm düşünce mahkûmlarını, inançlarından dolayı zindana atılmış olanları serbest bıraktılar. Ayrıca kendilerinin ülkeye demokrasi getirme amacında olduklarını dile getirerek sadece iki yıl yönetimde kalma niyetinde olduklarını ifade ettiler. İnşallah sözlerinde dururlar. Eğer sözlerinde dururlarsa ülkede beyaz bir sayfa açılmış olur ve onların darbeleri tarihe bir devrim olarak geçer. Durmazlarsa kendilerinden öncekilerin düştüğü çukura düşerler.