Docstoc

Common words _1796 words_ - Şafak Demirin sitesi

Document Sample
Common words _1796 words_ - Şafak Demirin sitesi Powered By Docstoc
					 SOME MOST COMMON WORDS
abandon : terk etmek                         advantage : avantaj                      ambulance : ambulans
ability : yetenek                            adventure : macera                       ambush : tuzak
able : muktedir                              adverse : zıt,karşı                      amend : düzelme, ayarlama
aboard : (bir taşıtın)içinde olmak           advertise : reklam yapmak, ilan vermek   among : arasında
abolish : iptal etmek                        advice : tavsiye                         amount : miktar
abolition : kaldırmak                        advise : tavsiye etmek                   ample : geniş, bol
about : 1.hakkında 2.yaklaşık olarak         aerial : anten                           amuse : güldürmek
above : yukarıdaki                           aeroplane : uçak                         anchor : 1)çapa 2)demir atmak (gemi)
abroad : yurt dışı                           affair : 1.olay 2.iş 3.ilişki            and : ve
absence : yokluk                             affect : etkilemek                       angel : melek
absent : 1.yok 2.eksik                       afford : satın alma gücü olmak           anger : kızmak
absolute : mutlak, kesin                     afraid : korkmak                         angle : açı, köşe
absorb : 1)emmek, karşılamak,                after : sonra                            angry : kızgın
dengelemek 2)fikir almak                     afternoon : öğleden sonra                animal : hayvan
absurd : saçma                               afterwards : (bir olaydan) sonra         ankle : ayak bileği
abuse : kötüye kullanma, suistimal           again : bir daha;yine                    anniversary : yıldönümü
etme,kötü söyleme                            against : karşı, zıt                     announce : bildirmek, çağrıda
academic : akademik                          age : 1.yaş 2.çağ                        bulunmak, anons
accelerator : gaz pedalı                     aged : yaşında                           annoy : rahatsız etmek, kızdırmak
accent : şive, aksan                         agency : acente                          annual : yıllık
accept : kabul etmek                         agent : temsilci, aracı                  another : diğer, bir başka
access : 1)giriş 2)yol                       aggressive : saldırgan, kavgacı          answer : yanıt
accessible : 1)içine girilebilinir 2)kolay   ago : önce                               anticipate : 1)ön görmek 2)beklemek
bulunur                                      agree : anlaşmak                         antique : antika
accident : kaza                              agreement : anlaşma                      anxiously : endişeli olmak
accommodate : yerleştirmek                   agriculture : tarım                      apartment : apartman dairesi
accommodation : konaklama yeri               ahead : önde                             apparently : bariz olmak,görünmek
accompany : eşlik etmek                      aid : yardım                             aspect : görünüş, görüş, hal, çehre,
according to : göre                          aim : 1.amaç 2.hedef almak               durum
account : hesap                              air : 1.hava 2.havalandırma              asset : varlık
accounting : muhasebe                        airport : hava alanı                     association : cemiyet,birlik,aynı şeyle
accumulate : toplamak,biriktirmek            alarm : alarm                            ilgili olan
accurate : doğru, hatasız                    album : albüm                            assurance : güven,inanç,söz
accuse : suçlamak                            alcohol : alkol                          assure : temin etmek,söz vermek,ikna
accused : 1)sanık 2)suçlamak                 algebra : cebir                          etmek
accustom : alıştırmak                        alike : hemen hemen aynı, benzer, aynı   assured : 1)önceden belli 2)kendine
accustomed : alışık,alışkın                  yolda                                    güvenen
ache : ağrı                                  alive : yaşamak,canlı                    attachment : ilave, ek
achieve : üstünden                           all : 1.hep 2.tüm 3.her                  attendant : 1) hizmetçi, hizmetkar 2)
gelme,erişmek,başarmak                       all right : 1.tamam 2.evet               refakat eden kimse
achievement : başarı                         alliance : bağlaşma, birlik, mütareke    auction : müzayede, mezat
acid : asit                                  alligator : timsah                       audience : izleyici (tv,tiyatro vb.)
acknowledge : doğrulamak                     allocate : tahsis etmek,                 augment : ilave etmek, arttırmak, zam
acquaint : tanımak,bilmek                    dağıtmak,bölüştürmek                     yapmak
acquire : edinmek                            allocations : tahsisat                   augmentation : zam, ekleme
acquisition : edinme, istimlak, el koyma     allow : izin vermek                      author : yazar
across : 1.bir uçtan diğerine 2.diğer        allowance : düzenli sağlanan             authority : otorite
tarafta                                      para,harçlık                             award : mükafat
act : 1.davranış 2.davranmak                 ally : anlaşma,birleşme                  awkward : 1)acemi,sakar
active : etkin, faal                         almost : hemen hemen                     2)kullanılması,anlaşılması güç
actor : erkek oyuncu                         alone : 1.yalnız 2.tek                   babysitter : çocuk bakıcısı
actress : kadın oyuncu                       along : 1.boyunca 2.ileri                bachelor : 1)bekar 2)üniversitenin ilk
actual : gerçek                              aloud : sesli                            derecesi
add : toplamak,eklemek                       alphabet : alfabe                        backbone : 1)omurga 2)temel taşı, en
addict : tiryaki,müptela                     already : az önce, zaten                 önemli bölüm
address : adres                              also : hem de                            bald : kel
administration : idare                       alter : değiştirmek                      bale : balya (halı,tütün vs.)
admiral : amiral                             alternative : alternatif, seçenek        ball : 1.top 2.balo
admire : beğenmek,hayran olmak               although : 1.gerçi 2.olmakla beraber     ballerina : balerin
admission : 1)kabul, itiraf 2)giriş          altogether : tümüyle, hep beraber        ballet : bale
admit : 1.kabul etmek 2.izin vermek          always : her zaman                       balloon : balon
adopt : 1)kabul etmek 2)evlat edinmek        amateur : amatör                         ban : yasak
adult : yetişkin                             amaze : şaşırtmak                        banal : banal,adi
advance : 1.ileri 2.avans                    ambassador : büyükelçi                   banana : muz
advanced : gelişmiş                          ambition : hırs                          band : 1.bant (şerit) 2.bando
bandage : bandaj,yara bandı              big : büyük                                certainly : kuşkusuz
baneful : kötü, kötü şey (a baneful      bike : bisiklet                            certificate : sertifika
ınfluence=kötü etki)                     bill : 1.makbuz 2.hesap 3.kanun taslağı    chain : zincir
banish : 1)sürgüne yollama               4.gaga (kuş)                               chair : iskemle
2)düşünmekten vazgeçme                   bin : kap                                  chairman : yönetim kurulu başkanı
bank : banka                             bind : bağlamak                            chalk : tebeşir
banker : banka yöneticisi, banker        bird : kuş                                 challenge : meydan okuma
banknote : kağıt para                    birth : doğum                              champion : şampiyon
bankrupt : iflas                         birthday : doğumgünü                       championship : şampiyona
bar : 1.çubuk 2.bar                      biscuit : bisküvi                          chance : şans, fırsat
barbarous : barbar, vahşi                bishop : piskopos                          change : 1.değişmek 2.değişim
barber : berber                          bit : 1.parça 2.matkap,anahtarın ucu       3.bozuk para
bare : çıplak, boş                       3.ısırmanın past şekli                     character : kişilik
bargain : 1.pazarlık etmek 2.kelepir     bite : ısırmak                             charge : 1.doldurmak 2.masrafa
barrel : 1.varil 2.namlu                 black : siyah                              yazmak
base : 1. taban 2.üs                     bladder : 1) mesane, kese, sidik torbası   charm : çekicilik
basement : bodrum                        2)iç lastik                                charming : çekici
basin : kazan                            blade : ustura, bıçak                      chatter : gevezelik yapmak
basket : sepet                           blame : sorumlu tutmak, suçlamak           cheap : ucuz
bastardize : 1)değerini düşürmek         blank : boşluk                             cheat : 1.hileci 2.hile yapmak, kopya
2)konunun anlamını değiştirmek           blanket : battaniye                        çekmek
bath : yıkanmak                          blast : patlayarak parçalanma,             check : kontrol etmek
bathe : yıkamak (bedenin bir bölümünü)   mahvetmek                                  cheer : 1.neşe 2.coşturmak
battery : pil                            bless : (tanrı'dan) korunmasını dilemek,   cheese : peynir
battle : savaş, muharebe                 takdis                                     chemical : kimyasal
bawl : bağırmak veya ağlamak (seslice)   blind : kör                                cherry : kiraz
bay : koy                                blister : kabarcık                         chess : satranç
beach : sahil                            block : blok                               chewing-gum : sakız
bean : fasulye                           blockade : ablukaya alma                   chicken : piliç
bear : 1.taşımak, dayanabilmek 2.ayı     blood : kan                                chief : şef
beard : sakal                            bloom : çiçek, çiçek açmak                 child : çocuk
beast : canavar                          blouse : bluz                              childhood : çocukluk
beat : 1.vurmak 2.yenmek                 blow : üflemek, patlamak                   chin : çene
beautiful : güzel                        blue : 1. mavi 2.mutsuz                    choose : seçmek
beauty : güzellik                        bluff : blöf                               christian : hıristiyan
because : çünkü                          board : binmek (gemiye,uçağa,vs.)          church : kilise
become : gelişmek, değişmek              2.tahta 3.kurul                            cigarette : sigara
bed : yatak                              boast : övünmek                            cinema : sinema
bee : arı                                boat : bot;sandal                          circle : 1.çember 2.grup (çevre)
beef : dana eti                          body : gövde;vücut                         circular : yuvarlak, çembersel, sirküler
beer : bira                              bodyguard : koruma görevlisi, goril        (imza v.b)
beetle : hamamböceği                     boil : kaynamak                            circumstances : durum, vaziyet
before : önce                            boiler : kazan                             circus : sirk
beforehand : önceden                     bold : cüretkar, utanmaz, korkusuz vs.     citizen : yurttaş
beg : dilenmek                           bolt : 1)cıvata2)sürgü(kapı) 3)ani         city : kent;site
begin : başlamak                         kaçış(korkuyla) 4)somun                    civic : 1.kente ait 2.'cıvıc duty': yurttaşlık
behave : davranmak                       bomb : bomba                               görevi
behind : arkada, geride                  bone : kemik                               civil : sivil
being : varlık                           bonfire : meydan ateşi, şenlik ateşi       claim : ileri sürmek, savlamak
believe : inanmak                        bonnet : 1)çocuk başlığı 2)arabanın        clasp : sıkıca tutmak
bell : zil, çan                          kaputu                                     class : sınıf
belong : ait olmak                       bony : çok zayıf                           classic : klasik
below : altta, aşağıda                   book : kitap                               clean : 1.temizlemek 2.temiz
belt : kemer                             booklet : broşür                           clear : 1.açık, berrak, anlaşılan
bench : 1.tezgah 2.bank                  boom : 1)patlamak 2)çok hızlı              2.(ortalığı) toplamak
bend : eğmek, eğilmek                    genişlemek                                 clerk : memur
beneath : altında                        boot : 1)ayakkabı,bot 2)bagaj              clever : akıllı
benefit : yararı olmak                   border : sınır                             climb : tırmanmak, yükselmek
berry : küçük çekirdeksiz meyve          bore : can sıkmak                          cloakroom : vestiyer, tuvalet
beside : yanında                         boring : sıkıcı (ı'm bored=sıkıldım,ı'm    clock : saat
besides : hem de                         boring=sıkıcıyım)                          close : yakın
best : en iyi                            bother : can sıkmak,üzmek                  clothes : giysiler (her zaman çoğuldur )
bet : iddia etmek, iddiaya girmek        bounce : 1)yansıtmak 2)zıplatmak (top      cloud : bulut
better : daha iyi                        vs.)                                       club : 1.klüp 2.(kağıt oyunlarında) sinek
between : arasında                       bound : bağlı, sınırlı,atlamak             coach : 1.antrenör 2.yolcu vagonu
beyond : ötesinde                        boundary : sınır                           3.şehirlerarası otobüs
bias : ön yargı,eğilim                   ceremony : seremoni                        coal : kömür
bicycle : bisiklet                       certain : kesin,belirli, emin olmak        coat : palto
cobweb : örümcek ağı                       condition : durum, şart                    debate : tartışma
coconut : hindistan cevizi                 conduct : davranış, tavır,yol göstermek    debt : borç
code : kod                                 cone : 1)koni 2)külah (dondurma)           decay : çürümek,bozulmak
coffee : kahve                             conference : konferans                     december : aralık (ayı)
coffin : tabut                             confess : itiraf etmek                     decent : doğru,haklı,iyi
coin : madeni para                         confidence : güven                         decide : karar vermek
cold : soğuk                               confine :                                  decision : karar
collapse : 1)çökmek 2)katlamak             kuşatmak,hapsetmek,sınırlamak              declare : açıklamak
collar : yaka, tasma                       conflict : çatışma,çelişki                 decline : azaltmak,gerilemek,düşmek
colleague : meslektaş                      confuse : (kafası) karışmak, şaşırmak      decorate : döşemek, dekore etmek
collect : toplamak                         congratulate : kutlamak                    decrease : azalmak
colonel : albay                            consent : kabul etme,onaylama              deed : 1.eylem 2.tapu
colour : renk                              consequently : bundan dolayı,sonuç         deep : derin
column : sütun                             olarak,sonunda                             deer : geyik
coma : koma, koma hali                     consign : 1)satış için                     default : ifa etmeme,hazır
comb : tarak                               gönderme2)başkasına                        bulunmama(default
come : gelmek                              devretme(sorumluluk                        payment=ödememe)
come across : tesadüfen karşılaşmak        consistent : tutarlı, uyumlu (kişi, yazı   defeat : kaybetmek
veya bulmak                                vb)                                        (oyunda,savaşta,vs.)
comet : kuyruklu yıldız                    constitute : oluşmak,kurmak                defence : savunma, defans
comfort : konfor ,rahat                    constitution : anayasa                     defend : savunmak
comfortable : konforlu                     construct : inşa etmek,yapmak              defer : geciktirme, erteleme
command : kumanda etmek                    consume : tüketmek                         deficit : açık (budget deficit=bütçe açığı)
commemorate : anmak (kötü, üzücü bir       consumption : tüketim                      definite : kesin, belirli
olayı)                                     contact : temas, dokunma                   definition : tanımlama
commence : başlamak                        contest : yarışma                          degree : derece
commercial : 1.ticari 2.reklam ( filmi )   continent : kıta                           delay : geciktirmek, ertelemek
commission : 1)atamak,görevlendirmek       contract : kontrat,anlaşma                 deliberately : kasten
2)komisyon (kurul,ücret)                   contribute : katkıda bulunmak              delicate : nazik
commit : suç işlemek (to commit            convict : mahkum,suçlu                     delicious : lezzetli
murder)                                    convince : ikna etmek                      delight : hoşnutluk
commitment : 1)taahhüt 2)sorumluluk        cope : başa çıkmak,ayak uydurmak           delightful : hoşnut edici
common : 1.avam, basit, sade 2.ortak       cordon : 1)polis 2)asker kordonu           deliver : dağıtmak, dağıtım
,müşterek                                  cork : mantar ,(cork-screw :mantar         demand : istek, talep, ihtiyaç
communicate : iletişim                     açacağı)                                   demolish : yıkmak, parçalamak
community : toplum                         corpse : ceset                             demonstrate : açıkça göstermek,
commute : evden işe hergün uzun yol        correspondent :                            demonstre etmek
gidip gelmek                               1)mektuplaşan,mektuba cevap veren          demonstration : gösteri
company : 1.şirket, kumpanya               2)muhabir                                  demoralize : cesaretini kırmak, moral
2.beraberlik, arkadaşlık                   corridor : koridor                         bozmak
comparatively : mukayeseli olarak          corruption : rüşvetçilik,yolsuzluk         dentist : dişçi
compare : mukayese etmek                   cosmetic : kozmetik                        deny : inkar etmek, yalanlamak
compass : 1.pusula 2.pergel                costume : kostüm                           depart : ayrılmak
compensate : telafi etmek,karşılamak       coupe : spor araba                         department : bölüm;departman
compensation : telafi,tazminat             coupon : kupon                             depend : bağımlı olmak, ihtiyacı olmak
compete : yarışmak                         cracker : kraker                           dependent : bağımlı (ın
competition : 1.yarışma 2.rekabet          cramp : kramp                              dependent:bağımsız)
complain : yakınmak, şikayet etmek         crane : vinç ile kaldırmak, vinç           deposit : depozit
complete : bütün, tüm, tamamı, bitmiş      credit : kredi                             depress : bunaltmak
complicated : karışık,komplike             crisis : kriz                              depth : derinlik
compliment : iltifat, kompliman, hediye    crisp : cibs,kızarmış kuru patates         deputation : vekillik
components : unsur, parça, bileşimde       critical : kritik                          deputy : vekil
bulunan                                    crocodile : afrika timsahı                 describe : tanımlamak, betimlemek
compose : yapım (şiir,şarkı,sanat eseri)   crossword : çapraz bulmaca                 desert : 1.çöl 2.terk etmek(haksız yere)
composition : kompozisyon, birleşik        crow : 1)karga 2)horoz ötüşü               deserve : hakketmek, layık olmak
compound : birleşik, bileşik               crucial : en önemli an (karar i?in vb.)    design : dizayn
compromise : uzlaşma                       crude : petrol ( crude oil=ham petrol)     desire : arzu
computer : kompütür,bilgisayar             curry : hafif acılı                        desk : sıra;masa
concentrate : konsantre,yoğun              cushion : yastık                           despair : ümitsizlik
concept : genel fikir,düşünce,anlayış-ı    cylinder : silindir                        desperate : umutsuz, çok ciddi
have no conception why                     daisy : papatya                            dessert : tatlı (yiyecek)
concern : 1.ilgilendirmek 2.üzülmek        damage : zarar, zarar vermek               destroy : yıkmak
concert : konser                           darling : sevgili                          destruction : yıkım
conclude : 1.sonuca ulaşmak 2.karar        date : 1)hurma 2)randevu                   detail : ayrıntı, detay
vermek                                     deadline : mühlet,son teslim tarihi        determined : azimli
conclusion : karar,sonuç                   deadlock : 1)çıkmaz 2)açmaz                develop : gelişmek, büyümek, resim
condemn : 1)cezalandırmak 2)mahkum         deaf : sağır                               basmak
etmek(veya zorunlu kılmak)                 debatable : tartışabilinir                 development : gelişme
devil : şeytan                                exist : oluş, var olmak                   federal : federal, federe, grup içinde
dial : 1.gösterge 2.telefon etmek             exit : çıkış, çıkmak                      birleşmiş
diamond : 1.elmas 2.karo (kağıt               expect : ummak,beklemek                   fee : harç, ücret (okul, avukat, doktor
oyunlarında)                                  expense : masraf                          v.b)
diary : günlük, ajanda                        expensive : pahalı                        feed : beslemek
dictator : diktatör                           experience : tecrübe                      feel : hissetmek
dictionary : sözlük                           expert : bilirkişi, uzman, eksper         fellow : arkadaş (kendisine benzeyen),
die : ölmek                                   explain : açıklamak                       adam
difference : ayırım, fark                     explanation : açıklama                    female : dişi
different : farklı                            explode : patlamak (bomba patlaması)      fence : çit
difficult : zor                               explore : araştırmak (bir yeri)           ferry : feribot, araba vapuru
dig : kazmak                                  express : ifade etmek                     fertile : 1)gübre 2)üretken
dinner : akşam yemeği                         expression : ifade                        fertilize : 1)gübreleme 2)döllenme (bees
diploma : diploma                             extend : genişletmek, büyütmek            fertilize the flowers)
diplomat : diplomat                           extension : genişletme, büyütme           festival : festival
direct : 1.direkt 2.yönlendirmek, yol         extent : boyut, büyüklük                  fetch : gidip getirmek
vermek                                        extra : fazla, ekstra                     fever : ateş (vücut)
direction : yön                               extract : çekip çıkartmak                 few : az, bir kaç
director : direktör                           extraordinary : olağandışı                fiance : nişanlı
dirt : kir                                    eye : göz                                 fiction : kurgu (roman)
dirty : kirli                                 face : 1.yüz, surat 2.karşısına çıkmak,   field : alan
disadvantage : dezavantaj                     başına gelmek                             fig : 1)incir 2)çok önemsiz konu
disagree : anlaşamamak, uyuşmamak             factory : fabrika                         fight : kavga, kavga etmek
disappear : gözden kaybolmak                  fade : solmak                             figure : 1.sayı 2.şekil, vücut
disappoint : hayal kırıklığına uğramak        fail : başarısız olmak                    file : 1.dosya 2.törpü 3.sıra
disc : disk                                   failure :                                 fill : doldurmak
discipline : disiplin                         başarısızlık,arıza,yetersizlik(crop or    film : film
disc-jockey : discokey                        heart faılure                             final : son
discover : keşfetmek                          faint : 1.solgun,zayıf 2.bayılmak         finally : sonunda
discuss : tartışmak                           fair : 1.dürüst,adil 2.oldukça iyi        finance : finans
disease : hastalık                            3.panayır 4.fuar                          find : bulmak
dish : 1.tabak çanak,bulaşık 2.özel           fairly : 1.dürüstçe 2.epeyce              fine : 1.iyi, ince, küçük 2.para cezası
yemek                                         faith : 1.inanç 2.güvenmek                finger : parmak
dismiss : kovmak, yol vermek, sal             faithful : güvenilir, sadık               finish : bitim, bitmek
vermek                                        fall : 1.düşmek 2.sonbahar (ame)          fire : 1.yangın, ateş etmek, ateş 2.işten
disobey : itaat etmemek                       false : 1.yanlış, hatalı 2.sahte          kovmak
display : göstermek                           fame : şöhret, ün                         firm : 1.sert 2.firma
dispose : atmak, bırakmak, ortaya             familiar : tanıdık, bildik                first : birinci, ilk
çıkarmak                                      family : aile, familya                    fiscal : devletin,para,vergi,borç ile ilişkili
dispute : anlaşmazlık                         famous : ünlü                             (fiscal year)
distance : uzaklık                            fan : 1)hava hareketi 2)taraftar          fish : balık
distant : uzak                                fanatic : fanatik                         fist : yumruk
distinct : açık, özel, farklı                 fancy : 1)hayal kurma 2)hoş zevkli        fit : 1.uymak, uygun 2.ani hastalık
distinguish : ayırt etme ( bir özelliğinden   3)fantazi                                 fix : yapıştırmak, tamir etmek, sabit
dolayı )                                      fantastic : harika, olağandışı            flag : bayrak
distribute : dağıtmak                         far : uzak                                flake : tane (snowflake : kar tanesi)
district : bölge (toprak,ülke)                fare : ücret (tren,vapur vb. için)        flame : alev
disturb : rahatsız etmek                      farm : çiftlik                            flash : flaş
divide : bölmek, paylaştırmak                 farther : daha uzak                       flat : 1.düz 2.daire (apartman katı)
division : bölüm                              fashion : moda                            flavour : tat
dizzy : baş dönmesi                           fast : hızlı                              flea : pire
do : yapmak                                   fasten : bağlamak                         flee : kaçmak
dock : 1.tersane(gemi) 2.sanık                fat : 1.şişman 2.yağ (vücut et yağı)      fleet : filo (gemi vb.)
iskemlesi 3.dok                               fate : kader                              flesh : et (derinin altındaki)
doctor : doktor                               father : baba                             flight : uçuş
document : doküman                            fault : kusur                             flipper : 1) yüzme paleti, 2) yüzgeç
dog : köpek                                   faultless : kusursuz                      float : yüzmek, batmamak (mantar)
doll : oyuncak bebek                          faulty : kusurlu                          flock : sürü
domestic : evcil, eve ait, içsel              favour : lehinde, taraf tutmak            florist : çiçekçi, çiçek yetiştiren kimse
donkey : eşek                                 favourable : iyi, yardımcı                fluent : akıcı
door : kapı                                   favourite : en sevilen, favori            foam : köpük
double : çift                                 fear : korku                              foam rubber : sünger
exchange : değiş tokuş                        fearful : korkutucu                       folk : halk
excite : heyecanlandırmak                     feather : tüy (kuş tüyü)                  football : futbol
exclude : dışlamak                            feature : özellik                         footprint : ayak izi
excuse : 1.affetmek 2.muaf tutmak             february : şubat                          foreman : ustabaşı, formen
3.özür, mazeret                               fed up : bıkmak (ı'm fed up:bıktım)       forever : devamlı olarak
exercise : egzersiz
forge : 1)sahtesini yapmak 2)demir         habitat : doğal yuva (hayvan, bitki vb.    hinge : 1)menteşe 2)dayanak noktası,
metale şekil vermek                        yaşadığı yer)                              destek, esas
forger : üçkağıtçı,taklitçi                hail : dolu (yağış)                        hire : kiralamak (taşınabilir
formal : resmi, ciddi                      hair : 1.saç 2.hayvan tüyü                 nesneleri,araba,tv, v.b )
forthwith : derhal, hemen                  hairdresser : kuvaför, berber              history : tarih
foul : pis, kirli                          hairdryer : saç kurutma makinası           hit : darbe, çarpmak, popüler (hit)
found : inşa etmek veya başlamak           half : yarım                               hitch-hike : otostop yapmak
fragile : kolay kırılabir                  hall : hol                                 hobby : hobi
frank : açık sözlü, samimi                 halt : dur                                 hold : tutmak, kavramak
freight : hamule, navlun                   ham : domuz ayağındaki et                  hold on : bekle
fridge : buzdolabı                         hammer : çekiç, çekiçlemek                 hole : delik
frontier : sınır                           hand : el                                  holiday : tatil günü
fry : kızartmak                            hand grenade : el bombası                  hollow : boş (bir cismin arkası boş
full stop : nokta                          handbag : el çantası (kadınların)          olması davul,duvar v.b)
fundamental : temel, önem, çok gerekli     handicap : sakat                           holy : kutsal
funeral : cenaze                           handkerchief : mendil                      home : ev, yuva
furthermore : yanında, ayrıca, üstelik     handle : 1.tutacak 2.elinden gelmek,       homesick : sıla hasreti
(=moreover)                                yapabilmek 3.ellemek                       honest : dürüst
fuse : sigorta (elektrik vb.)              handsome : yakışıklı                       honey : bal
fuss : telaş, telaşlanmak                  handwriting : el yazısı                    honeymoon : balayı
gaol : hapishane                           hang : asmak                               honour : onur
gay : 1)mutlu, parlak, çok renkli 2)homo   hang on : bekle                            hook : çengel, kanca
gear : vites                               hangar : hangar                            hop : sıçramak, zıplamak ,sekmek
germ : mikrop                              happen : olmak                             hope : umut
ghost : hayalet,hortlak                    happy : mutlu                              hopeless : umutsuz
gigolo : jigolo                            harbour : liman                            horizon : ufuk
ginger : zencefil, hafif kahverengi        hard : sert, zor, belalı, kötü             horizontal : yatay
globe : küre, dünya                        harm : zarar,kötülük                       horn : 1.boynuz 2.korna
glue : yapıştırıcı                         harmful : zararlı                          horrible : korkunç
goal : hedef, gaye, gol                    harvest : hasat                            horse : at
gossip : dedikodu yapmak, dedikodu         haste : hız, acele                         hose : hortum
grain : tanecik ( kum,buğday v.s.)         hat : şapka                                hospital : hastane
grand : büyük, zevkli                      hate : nefret                              host : ev sahibi (konukları olan)
grape : üzüm                               have : sahip olmak                         hubbub : gürültü
grapefruit : greyfurt                      hawk : 1.atmaca 2.el arabasıyla            hug : sarılmak,kucaklamak
grasp : sıkıca tutmak                      satmak, seyyar satıcılık                   huge : çok büyük
grass : 1.ot, çim 2.muhbir ,ispiyoncu      hazard : tehlike, risk                     human : insan, beşeri
grateful : minnettar                       head : baş, kafa                           hush : sakinlik,sessizlik,sus
grave : 1.mezar 2.kötü, önemli             head quarters : merkez,karargah            hut : kulübe, baraka
gravestone : mezartaşı                     headache : baş ağrısı                      ıdiot : aptal
graveyard : mezarlık, mezar                headline : başlık (gazetede)               ıgnition : 1)tutuşma, ateşleme, ateş
great : büyük, çok, çok iyi                headphone : kulaklık                       alma 2)ateşleme tertibatı
green : 1. yeşil 2.tecrübesiz ,toy         health : sağlık                            ıgnore : önemsememek
greengrocer : manav                        healthy : sağlıklı                         ıllustrate : resimle göstermek
greeting : kutlama                         hear : duymak                              ıt : o (cansız ve üçüncü tekil şahıs
grey : gri                                 heart : 1.kalp 2.kupa (oyun kartlarında)   zamiri)
grill : gril                               heat : ısı                                 jail : hapis
grip : sıkıca tutmak                       heater : ısıtıcı                           jam : 1.reçel 2.sıkışıklık (tfaffic jam )
grocer : bakkal                            heaven : cennet                            january : ocak ( ayı )
groom : damat                              heavy : ağır                               jaw : 1.çene kemiği 2.çene
ground : yer, toprak                       hectare : hektar                           çalmak,konuşmak
group : gurup, topluluk                    heel : topuk                               jazz : caz
grow : büyümek, yetişmek                   height : yükseklik                         jealous : kıskanç
grumble : sızlanmak,yakınmak               heir : mirasçı                             jet : jet, fışkırmak
guarantee : garanti                        hell : cehennem                            jewel : mücevher
guard : korumak                            help : yardım, yardım etmek                job : iş
guerrilla : gerilla                        hen : dişi kuş, piliç                      join : birleştirmek, birleşmek
guess : tahmin etmek                       here : burası, burada, buraya              joint : birleşik
guest : konuk                              heritage : miras                           joke : şaka
guide : rehber, rehberlik etmek            hero : kahraman                            jolly : çok
guided missile : yl güdümlü roket          hesitate : duraksamak, tereddüt etmek      journal : gazete,dergi
guilt : suç, kabahat                       hiccup : hıçkırık                          journalist : gazeteci
guitar : gitar                             hide : saklanmak, saklamak                 journey : yolculuk
gulf : körfez                              high : yüksek                              joy : mutluluk,eğlence
gum : 1.yapışkan 2.diş eti                 hijack : korsanlık yapmak                  judge : 1.hakim 2.yargılamak
gun : silah                                (uçak,araba,v.s.)                          judgement : yargı
guy : adam                                 hijacker : korsan, eşkıya                  juice : su (meyve suyu v.s.)
habit : alışkanlık                         hill : tepe, yokuş                         july : temmuz
jump : sıçramak, atlamak                    letter : mektup, harf                       miser : hasis, cimri
june : haziran                              letter box : mektupluk                      miserable : sefil
jury : jüri                                 level : düzey, seviye                       misery : sefalet
just : 1.yalnız 2.hemen şimdi               liberal : liberal                           mislay : nereye koyduğunu unutmak
justice : adalet                            liberty : serbest olmak                     miss : 1.özlemek 2.kaçırmak,kayıp
keep : korumak, tutmak, devam etmek         library : kitaplık, kütüphane               missile : füze, fırlatılan cisim
key : anahtar                               licence : lisans (ehliyet v.b )             mission : özel bir görev için
kick : tekme, tekmelemek                    lie : yalan, yalan söylemek                 yolculuk,misyon
kid : 1.çocuk 2.dalga geçmek 3.genç         life : yaşam, hayat                         mistake : hata
keçi                                        lift : 1.asansör 2.yukarı kaldırmak         misunderstand : yanlış anlamak
kill : öldürmek                             light : 1.ışık 2.açık (renklerde) 3.hafif   mix : karıştırmak, karışmak
kind : 1. iyi, dost, sevgili 2.çeşit, tür   like : 1. hoşlanmak 2.gibi                  mobile : oynak,hareketli
king : kral                                 magnificent : azamet, ihtişam               model : model (model araba,manken
kingdom : krallık                           magnifying-glass : büyüteç                  v.b)
kiss : öpücük, öpmek                        maid : kadın hizmetçi                       moderate : ılımlı, ortada
kitchen : mutfak                            maintain : 1)bakım onarım 2)eski            modern : modern, çağdaş
knee : diz, diz çökmek                      halinde koruma 3)destekleme                 modest : alçakgönüllü, ılımlı
knife : bıçak                               major : 1)büyük, önemli 2)binbaşı           moisture : nem
knock : vurmak (kapıya vurmak)              (orduda)                                    mole : 1)köstebek 2)vücuttaki ben
knot : düğüm, düğüm atmak                   maniac : manyak                             moment : an
know : bilmek                               manual : el ile yapılan                     monday : pazartesi
knowledge : bilgi                           manufacture : üretmek (fab. vb)             money : para
labour : iş(elle yapılan zor iş),işgücü     margin : marj, katkı                        monkey : maymun
lack : eksiklik                             marmalade : marmelat                        month : ay (takvim ayı)
ladder : merdiven                           massacre : katliam, katliam yapmak          monument : anıt, abide
lady : hanımefendi                          massive : çok büyük ve ağır                 mood : mizaç, ruh hali
lake : göl                                  mat : hasır, paspas                         moon : ay
lamb : kuzu, kuzu, koyun eti                mate : arkadaş                              moral : ahlak
lame : topal                                mathematics : matematik                     morale : moral
lamp : lamba                                mattress : yatak, sedir                     more : daha fazla
land : kara,arazi                           mature :                                    morning : sabah
landlady : evsahibi bayan, evini kiraya     1)olgun,ergin(hayvan,meyve,insan)2)va       mortgage : ipotek
veren                                       desi gelen(ödem                             mosque : cami
language : dil ( yabancı dil v.b )          maturity : olgunluk zamanı, vade            mosquito : sivrisinek
large : geniş                               zamanı                                      moss : yosun (nemli yerlerde oluşan)
last : son, sonunda, geçmiş                 maximum : maksimum, azami                   most : en çok
late : 1.geç 2.sonu (late                   meadow : çayır, mera                        mother : anne
september=eylül sonu v.b)                   mechanic : 1)makinist,makina                motion : hareket, önerme
laugh : gülmek                              ustası2)el sanatlarına ait3)mekani          motive : 1)motivlenmek 2)güdü
laundry : yıkanacak çamaşır,                medical : tıbbi                             motor : motor
çamaşırhane                                 merely : sadece, ancak                      mountain : dağ
lavatory : tuvalet                          merge : birleşerek kaybolma,                mouse : fare
law : yasa, kanun                           konsolidasyon (şirket, devlet)              mouth : ağız
lawful : yasal                              merit : haketmek, değmek                    move : hareket etmek, ettirmek
lawyer : avukat                             middle : orta                               movement : hareket
lay : koymak(bir şeyin üstüne), yatırmak    midnight : gece yarısı (24:00)              much : çok (miktarca)
lazy : tembel                               might : 1)kuvvet,kudret 2)belki (might      mud : çamur
lead : 1.kurşun (metal) 2.kurşun kalem      be:az ihtimalli.)                           mud-guard : çamurluk
ucu                                         mike : mikrofon                             multiply : çarpmak, çoğalmak
leader : önder, lider                       mild : 1)hafif 2)yumuşak 2)ılık             murder : cinayet
leadership : önderlik                       military : askeri                           murmur : mırıldanmak,uğultu
leaf : yaprak                               milk : süt                                  muscle : pazu, kas
lean : 1.ince, yağsız 2.eğilmek             mill : 1.değirmen 2.imalathane              museum : müze
yaslanmak                                   millet : darı                               mushroom : mantar
learn : öğrenmek                            millionaire : milyoner                      music : müzik
least : en az                               mimic : taklit etmek (birini)               muslim : müslüman
leather : deri                              mince : kıyma (et vb.), kıymak              must : zorunluluk
leave : terk etmek                          mind : akıl                                 mustard : hardal
left : 1.sol 2.kalan                        mine : 1.benim 2.maden ocağı 3.mayın        mute : 1)sesiz 2)dilsiz
leg : bacak                                 minimum : enaz                              mutter : mırıldanmak, kısık sesle
legacy : miras                              minister : 1.bakan 2.büyükelçi              söylenmek
legal : yasal                               yardımcısı                                  mutual : müşterek,iki taraflı (mutual
lemon : limon                               minor : önemsiz, ufak, minör                friend=ortak arkadaş)
lend : ödünç vermek                         minority : azınlık                          my : benim
lens : lens                                 minus : eksi ( - )                          mystery : esrar, bilinmezlik
less : daha az                              minute : 1.dakika 2.çok küçük 3.zabıt       nail : 1.tırnak 2.çivi
lesson : ders                               miracle : mucize                            name : isim
let : bırakmak                              mirror : ayna                               napkin : peçete
narrate : anlatmak, söylemek            odd : tuhaf,acaip                         play : 1.oynamak 2.çalmak (bir müzik
narrow : dar                            okay (ok) : peki, tamam                   aletini)
nasty : pis, kötü kokulu, hoş olmayan   old-fashioned : eski moda                 player : oyuncu, çalan
nation : ulus                           omelette : omlet                          pleasant : keyifli, zevkli
national : ulusal                       omit : atlamak, hariç bırakmak            please : 1.lütfen 2.mutlandırmak
native : yerli (her native language)    onion : soğan                             pleasure : zevk
natural : doğal                         option : seçme, seçenek, opsiyon          plenty : çok sayıda
nature : doğa                           oral : sözlü                              plough : toprağı sürmek
naughty : yaramaz (naughty child =      orbit : yörünge                           plug : fiş, banyo tıkacı
yaramaz ?ocuk)                          orchard : bostan                          plus : artı
near : yakın                            original : orjinal, ilk, yeni             pocket : cep
necessary : gerekli                     oval : oval                               poem : şiir
necessity : gereklilik                  overdo : fazla pişirmek, fazla yapmak     poet : şair, ozan
neck : boyun, ense                      overdue : vadesi geçmiş                   poetry : şiirler, şairlik, şiirle ilgili
need : gereksinim, ihtiyaç              overtake : geçmek, sollamak               point : nokta, uç
needle : iğne, şiş                      overtime : fazla mesai                    poison : zehir
needless : lüzumsuz                     overwork : fazla çalışmak, aşırı          police : polis
neglect : ihmal etmek                   çalışmak                                  policy : 1.poliçe 2.yönetim ilkesi,
negotiate : görüşmek,müzakere           owl : baykuş                              politika
neighbour : komşu                       oxygen : oksijen                          polish : parlatmak
neither : hiçbiri                       oyster : istiridye                        polite : kibar
neither...nor... : ne o..ne öbürü       packed : kalabalık, bir sürü insan        political : politik
nephew : yeğen (erkek)                  pear : armut                              politician : politikacı, politikayla uğraşan
nervous : sinirli                       peculiar : garip                          politics : politik
nest : yuva, kuş yuvası                 pen : 1.ağıl 2.tükenmez kalem             pool : havuz
net : 1.ağ 2.net (brütün tersi)         penalty : ceza                            poor : 1.yoksul 2.zavallı
network : şebeke,çalışma ağı            pencil : kurşun kalem                     population : nüfus
never : hiçbir zaman ,asla              people : halk                             pork : domuz eti
nevertheless : buna rağmen, hala, ama   pepper : biber                            port : liman
new : yeni                              per : her                                 position : durum, konum
news : haber                            perfect : kusursuz, yetkin                positive : 1.emin, kesin 2.olumlu
newspaper : gazete                      perform : 1.çalışmak 2.uygulamak          possess : sahip olmak
next : en yakın, bir sonraki, ertesi    performance : performans                  possession : sahiplik
nice : hoş                              perhaps : belki                           possibility : olasılık
nickname : takılmış ad, lakap           permission : izin                         possible : olası, mümkün
niece : yeğen (kız)                     permit : 1.izin vermek 2.izin kağıdı      post : 1.posta 2.işaret 3.devriye
night : gece                            person : kişi                             gezmek (askerde)
nightmare : kabus                       personality : kişilik                     postpone : ertelemek
nil : sıfır, boşluk                     persuade : ikna etmek                     pot : tencere
no : hayır                              petrol : petrol                           potato : patates
noble : soylu                           phone : telefon                           pour : dökmek, akıtmak
nobody : hiç kimse                      photo : fotoğraf                          powder : toz, pudra
noise : gürültü                         piano : piyano                            power : güç
nominate : 1)aday göstermek(başkan      pick : toplamak, seçmek                   powerful : güçlü
v.b) 2)atamak,görevlendirme             pickpocket : yankesici                    practical : pratik
none : hiçbirisi                        picnic : piknik                           practice : alıştırma
nonsense : saçma                        picture : resim                           practise : alıştırma yapmak
noon : öğle zamanı                      pie : pasta, börek                        praise : övmek
normal : normal                         piece : parça                             pray : dua etmek
north : kuzey                           pig : domuz                               preach : vaaz vermek
nose : burun                            pigeon : güvercin                         predict : tahmin etmek
not : değil                             pile : üst üste koymak                    prefer : yeğlemek, tercih etmek
note : 1. not 2.kağıt para 3. nota      pill : hap                                pregnant : hamile
nothing : hiçbir şey                    pilot : pilot                             prejudice : önyargı
notice : duyuru, dikkatini çekmek       pin : toplu iğne                          preparation : hazırlık
notorious : kötü ünlü, kötü ün          pine : çam                                prepare : hazırlamak
novel : roman                           pineapple : ananas                        presence : varlık(bir yerde varlığı )
november : kasım                        pink : pembe                              present : burada, mevcut, şimdiki,
now : şimdi                             pipe : 1.boru 2.pipo 3.flüt               armağan
nowadays : bugünlerde                   pity : acımak (what a pity : ne yazık)    recommend : tavsiye etmek
nowhere : hiç biryer                    place : yer, yerleştirmek                 record : 1.kayıt 2.plak 3.rekor
nude : çıplak                           plain : açık, ortada, düz                 recover : 1.iyileşmek 2.(kaybedilen bir
nylon : naylon                          plan : plan, planlamak                    şeyi) bulmak
oar : kürek                             plane : uçak                              red : kırmızı, kızıl
oasis : vaha                            plant : 1.bitki, bitki ekmek 2.fabrika,   reduce : azaltmak
oblige : 1)zorunlu kılmak 2)minettar    tesis                                     referendum : referandum, halk
kılmak3)yapmak,sağlamak                 plantation : ekili yer                    oylaması
occur : olmak                           plate : tabak                             refill : doldurmak
reflect : yansıtmak                         respond : cevap vermek                      runaway : 1.kaçak 2.kontrol dışı
refreshments : sandoviç, tost, içecek       responsible : sorumlu                       (runaway increase in prices)
(gar,istasyon gibi yerlerde)                rest : dinlenmek                            rush : çabuk davranmak
refrigerator : buzdolabı                    restaurant : restoran, lokanta              rust : pas
refuge : refüj, güvenli yer                 restore : 1)geri verme 2)yeniden            sabotage : sabotaj
refugee : tehlikeden kaçan, kazazede        kullanıma açma                              sack : çuval
refuse : reddetmek                          restrict : sınırlamak                       sacrifice : kurban, fedakarlık
regard : 1.dikkat 2.düşünce 3.bakmak        result : sonuç                              sad : üzgün, mutsuz
4.inanmak                                   resume : yeniden başlamak                   safari : safari, hayvan avlama yolculuğu
region : bölge                              retail : parekende, parekende satış         safety-belt : emniyet kemeri
register : 1)kütük,sicil,kayıt 2)regıster   retaliation : intikam, tepki, misilleme     safety-pin : çengelli iğne
post=taahütlü mektup                        retire : emekli olmak                       salmon : 1) som balığı 2) sarımsı,
regret : üzgün olmak, pişman olmak          return : geri dönmek                        pembe renk
regular : düzenli, olağan                   revenge : öç almak, intikam                 saloon : 1)saloon car = normal araba
regulation : yönetmelik, yasa               revenue : gelir                             2)salon 3)gemi salonu
reject : kabul etmemek                      reverse : ters, arka (reverse gear = geri   salute : selam vermek (asker?)
relate : anlatmak, nakletmek (formal        vites)                                      sample : örnek, numune
tell)                                       revise : tekrar gözden geçirip              sandpaper : 1) zımpara kağıdı 2)
relation : 1.ilişki 2.akrabalık             düzeltmek                                   zımparalamak
relationship : ilişki, iletişim             revolution : devrim                         sardine : sardalya
relative : 1.akraba 2.göreceli              reward : ödül                               satellite : uydu
relax : rahatlamak, gevşemek                rib : kaburga                               satin : saten, atlas
release : serbest bırakmak, gevşetmek       ribbon : kurdela, şerit                     sauce : salça, sos
relevant : bağıntılı, konuyla ilişkili      rice : pirinç                               saucepan : tava
reliable : güvenilir                        rich : zengin                               saucer : bardak altlığı
relief : rahatlama                          rid : atmak, fırlatmak (to get rid          sausage : sosis
relieve : uzaklaştırmak (ağrıyı v.s.)       of:başından atmak)                          savage : vahşi,yabani,yırtıcı
religion : din                              ride : ata,bisiklete binmek                 savour : tat, lezzet, çeşni
reluctant : isteksiz ve bundan dolayı işi   ridiculous : gülünç, saçma                  saw : 1)testere 2)görmek (see'nin past
yapmayı ağırdan almak                       rifle : tüfek                               tens'i)
remain : 1.geriye kalmak 2.yerinde          right : 1.hak 2.doğru,haklı 3.sağ taraf     saxophone : saksafon
durmak                                      ring : yüzük, halka                         scandal : skandal
remark : belirtmek, açıklama                ripe : olgun, ham değil                     scare : korkutmak
remarkable : dikkate değer                  rise : yükselmek                            scarf : atkı
remedy : çare                               risk : risk                                 scene : olayın geçtiği yer, manzara,
remember : unutmamak, anımsamak             risky : riskli                              tiyatronun bir sahnesi
remind : anımsatmak                         river : nehir                               scheme : plan, proje
remit :                                     road : yol                                  scholarship : burs
1)affetmek,bağışlamak2)postayla para        roar : kükreme                              scone : bir çeşit üzümlü ekmek ve
yollama-havale                              roast : rosto, fırında pişirmek             tereyağ
remittance : havele (para)                  rob : 1.soygun yapmak                       scorpion : akrep
remote : uzak                               rock : 1.kaya 2.sallanmak                   scramble : 1)çırpmak 2)hızlı hareket
remove : uzaklaştırmak                      rocket : roket                              veya tırmanış
rent : kiralamak                            role : rol                                  scruff : 1)ense 2)kirli,pasaklı insan
repair : onarmak                            roll : yuvarlanmak                          seal : 1)mühürlemek, (kutu,mektup,kapı
repay : geri ödemek                         roof : çatı                                 vb.) 2)fok balığı
repeat : tekrarlamak                        room : oda                                  seaside : deniz kenarı
replace : yeniden yerleştirmek              root : kök                                  seat-belt : emniyet kemeri
replacement : yerleştirme                   rope : halat, ip                            second-rate : ikinci derece, kalite
reply : yanıtlamak, yanıt                   rose : 1.gül 2.pembe                        secure : emniyetli, sağlam
report : rapor, rapor etmek                 rough : kaba                                see over : imtihan etmek, çek etmek
represent : temsil etmek                    round : yuvarlak                            segment : dilim (pasta, portakal),
representative : temsilci                   roundabout : 1)dolambaçlı,dolaylı           dilimlemek, bölmek
republic : cumhuriyet                       2)ada-trafikte 3)yaklaşık olara             senate : senato
reputation : itibar,ün                      route : rota                                senior : yaşça veya kıdemce büyük
request : rica etmek, rica                  row : 1.sıra 2.gürültü                      sergeant : çavuş
require : gereksinmek                       royal : kraliyete ait                       serviette : peçete
rescue : kurtarmak                          rub : sürmek, sürtmek, ovmak                set off, out : t seyahate başlamk, yola
research : araştırma                        rubber : 1)lastik, kauçuk 2)silgi           çıkmak
resent : hoşlanmamak, kızmak                rubbish : 1.çöp 2.saçma                     set on : atak
reserve : 1.rezerv 2.rezervasyon            rude : kaba                                 sex : cinsiyet, cins
yaptırmak                                   rug : küçük halı, kilim                     shallow : sığ
reside : oturmak, ikamet etmek              ruin : harabe, yıkım, mahvetme              shampoo : şampuan, baş yıkamak
resident : bölgede yaşayan, oturan          rule : 1.yönetmek 2.kural                   shark : köpek balığı
resign : istifa etmek                       ruler : 1.kural koyucu, yönetici 2.cetvel   sharp shooter : keskin nişancı
resist : karşı koymak                       rumble : gürlemek                           shave : tıraş
respect : saygı duymak                      run : 1.koşmak 2.çalıştırmak                shelf : raf
respectable : saygıdeğer                    (fabrika,şirket v.b)                        shield : kalkan, kılıf
shift : 1)değiştirme 2)vardiye             socket : soket, priz                           tea : çay
shoelace : ayakkabı bağı                   sofa : divan , sofa                            teach : öğretmek
shoot down : imha etmek, hayır cevabı,     soft : yumuşak                                 teacher : öğretmen
olumsuz                                    soil : toprak                                  team : takım, grup
short cut : kestirme                       soldier : asker                                tear : 1.gözyaşı 2.delik (kumaş,kağıtta
shortage : yokluk, kıtlık                  solemn : 1.ciddi 2.bayıltıcı                   v.b) 3.yırtmak
shrink : çekmek, küçülmek                  solid : katı, sert                             telegram : telgraf
sigh : derin nefes almak                   solve : çözüm bulmak, çözmek                   telephone : telefon
sight : görüş                              some : 1.bazı, birkaç 2.yaklaşık               telescope : teleskop
sign : 1.işaret 2.imzalamak                somebody : birisi                              television : televizyon
signal : sinyal vermek, sinyal             someone : biri                                 tell : anlatmak, söylemek
signature : imza                           sometimes : bazen                              temper : 1.ruhsal durum 2.kızgın
significant : manalı, önemli               somewhere : bir yer                            temperature : sıcaklık
signpost : işaret direği                   son : erkek çocuk, oğul                        temple : tapınak
silence : 1.sessizlik 2.susturmak          song : şarkı                                   temporary : geçici
silent : sessiz, sakin                     soon : yakında (zaman açısından)               tempt : cezbetmek, şeytana uydurmak
silk : ipek                                sore : ağrı verici                             tenant : kiracı
silly : budala, aptal                      sorrow : üzüntü                                tend : meyilli olmak
silo : silo, depo                          sorry : üzgün                                  tender : 1.kolay çiğnenebilen
simplify : basitleştirmek                  sort : çeşit                                   2.yumuşak, iyi huylu 3.ihale
sin : günah                                soul : ruh                                     tent : tente,çadır
since : şimdiye kadar                      sound : 1.ses 2.mantıklı 3.toplam              term : 1.zaman dilimi 2.sözcükler
sincere : içten, samimi, sahte olmayan     soup : çorba                                   3.sömestr
sing : şarkı söylemek                      sour : ekşi                                    terminal : terminal
single : 1.tek 2.bekar 3.tek kişilik       source : kaynak                                terrace : bitişik evler
sink : 1.batmak 2.evye                     south : güney                                  terrible : korkunç, kötü
sir : efendi                               sow : toprağa ekmek                            terrific : 1.kocaman 2.çok güzel
sister : 1.kız kardeş 2.hemşire 3.rahibe   space : 1.uzay 2.boşluk 3.yer                  terrify : korkutmak
sit : oturmak                              spade : 1.maça (oyun kartlarında)              territory : toprak parçası
situation : durum                          2.kürek                                        terror : 1.büyük korku 2.terör
size : büyüklük                            spare : ekstra, fazla, boş, yedek              test : sınamak, denemek, test
skate : buz pateni, paten ayakkabısı       speak : konuşmak                               than : ...den ...dan eki
skateboard : kay kay                       special : 1.özel 2.en iyi                      thank : teşekkür etmek
skeleton : iskelet                         speech : konuşma                               that : o
ski : kayak, kayak yapmak                  speed : hız, hızlı gitmek                      theatre : tiyatro
skill : yetenek                            spell : 1.harfleri söylemek 2.büyülü           their : onların
skin : deri                                sözcükler                                      them : onları
skirt : etek                               spend : para harcamak, harcamak                theme : tema, konu
sky : gökyüzü                              spirit : 1.ruh, ruhsal durum, 2.alkollü içki   then : 1.öyleyse 2.o zamanda 3.ondan
slang : argo                               3.ispirto                                      sonra,daha sonra
slave : köle                               spite : 1.rağmen 2.birisine zarar verme        theory : teori
sleep : uyumak, uyku                       isteği                                         there : 1.orada 2.var olmak (there is
sleepy : uykulu, sakin                     splendid : nefis, harika                       dallas on tv today.)
sleeve : elbise kolu,sleeveless = kolsuz   split : ikiye bölmek                           therefore : dolayısıyla
(elbise,bluz v.b)                          spoil : 1.zarar vermek 2.şımartmak             thermometer : termometre
slide : kaydırak (parkta), kaydırmak       spoon : kaşık                                  these : bunlar
slight : önemsiz, küçük                    swim : yüzmek                                  they : onlar (çoğul üçüncü kişi zamiri)
slim : ince, zayıf                         swing : 1.sallanmak 2.güçlü ritim              thick : 1.kalın 2.sık
slip : yuvarlanmak, kaymak düşmek          switch : açmak, kapatmak (düğme)               thief : hırsız
slope : eğim                               sword : kılıç                                  thin : ince
slow : yavaş, yavaşlamak                   symbol : sembol                                thing : şey
small : küçük, ufak                        system : sistem                                think : düşünmek
smash : çarpıp kırmak                      table : 1.masa 2.tablo,liste                   third : üçüncü
smell : koku, koklamak                     tail : kuyruk (kedi,uçak v.b)                  thirsty : susamışlık, susatan
smile : gülümsemek                         tailor : terzi                                 thirteenth : onüçüncü
smoke : 1.tütün içmek (sigara vb.)         take : tutmak,almak,take off=elbise            thirtieth : otuzuncu
2.tütmek 3.duman                           çıkarmak,uçak kalkması                         this : bu
smooth : düzgün, yumuşak                   talk : konuşma, konuşmak                       thorough : 1.tümüyle 2.dikkatli
snail : sümüklüböcek                       talkative : konuşkan                           thoroughly : tamamıyla, bütün ince
snake : yılan                              tall : uzun                                    detaylarıyla
sneeze : hapşırmak                         tame : evcil, evcilleştirmek                   those : onlar
sniff : burnunu çekmek                     tank : 1.tank (depo) 2.tank (silah)            though : nedense
snore : horlamak                           tap : 1.musluk 2.tıklatmak                     thought : düşünce
snow : kar                                 tape : bant, seloteyp                          thoughtful : düşünceli,öbürlerini
so : 1.öyleyse, bu yüzden 2.bu şekilde     task : görev                                   düşünen
3.çok                                      taste : tatmak, tad                            thoughtless : düşüncesiz
soap : sabun                               tax : vergi                                    thread : ip, ipi iğneye takmak
society : sosyete, çevre, toplum           taxi : taksi                                   threat : tehtid
threaten : tehtid etmek                     troop : insan veya hayva grubu, sürü      whatever : herneyse
throat : gırtlak, yemek borusu              troops : askerler                         when : ne zaman
through : içinden, baştan sona              truck : kamyon                            whenever : 1.herhangi bir zaman 2.ne
throw : fırlatmak                           tuition : öğretim, özel ders              zaman ki ...
thumb : el, baş parmağı                     tulip : lale, lale fidanı                 where : nereye, nerede
thunder : gök gürültüsü                     tummy : mide                              while : bu arada
thunderstorm : fırtına                      turban : türban                           whip : kırbaç
thursday : perşembe                         turnkey : anahtar teslim (proje vb.)      whistle : ıslı, ıslık çalmak, düdük
thus : böyle, böylece                       turnover : ciro (satıs)                   white : beyaz, ak, beyaz tenli
tick : saat sesi, okey işareti              typist : daktiloda yazı yazan kimse       who : kim
ticket : bilet                              tyre : lastik                             whoever : herkimse
tide : gel-git olayı                        ufo : unıdentıfıend flyıng object:        whole : tüm, bütün wholesales = toptan
tidy : düzenli, derli toplu                 tanımlanmamış uçan cisi                   satış
tie : 1.bağ, bağlamak, berabere             undergo : katlanmak, çekmek, bir          whose : kimin
2.boyunbağı kravat                          olayın olması                             why : neden, niçin
tiger : kaplan                              underline : yazının, kelimenin altını     wide : 1.geniş 2.kenardan kenara
tight : sıkı, kolay açılmaz                 çizmek                                    widow : dul
till : 1.kadar 2.yazar kasa                 unfair : adil olmayan
time : 1.zaman 2.kere 3.zamanlamak          unit : birim, 1-9 arasındaki sayılar
timetable : (zaman) tarifesi (gemi,uçak     up to you : sana kalmış, nasıl istersen
v.b)                                        (ıt's up to you)
tin : 1.teneke 2.konserve                   upon : üstünde
tiny : çok küçük                            upside-down : tepe taklak, ters dönmek
tip : 1.bahşiş, bahşiş vermek               vision : görüş, imge
2.öneri,tavsiye 3.uc                        visit : ziyaret etmek
tire : yormak                               visitor : ziyaretçi, konuk
tired : yorgun                              vocabulary : kelime dağarcığı
tissue : kağıt mendil                       voice : ses
title : 1.başlık 2.unvan                    volume : hacim
to : ..e kadar                              vote : oy vermek, oy
toast : 1.tost, tost yapmak 2.kadeh         voyage : deniz yolculuğu
kaldırmak                                   vulgar : kaba, ilkel
tobacco : tütün                             wage : saat ücreti
today : bugün                               wait : beklemek
toe : ayak baş parmağı                      waiter : garson
together : birlikte                         wake : uyanmak, uyandırmak
toilet : tuvalet                            walk : yürümek, yürüyüş
token : 1)işaret 2)jeton                    wall : duvar
tomato : domates                            wander : dolaşmak
tomorrow : yarın                            want : istemek, istek
ton : ton (1000 kg.)                        war : savaş
tone : ton (ses,ışık vs.)                   warm : 1.ılık, ılındırmak 2.sevecen
tongue : dil                                warn : uyarmak
tonight : bu gece                           wash : 1.yıkamak 2.kirli çamaşır
too : 1.çok 2....de ...da eki               waste : 1.artık, gereksinim duyulmayan
tool : alet (çeki?, balta vb.)              2.boşa harcamak
tooth : diş                                 watch : 1.izlemek, seyretmek, bakmak
tooth pick : kürdan                         2.kol saati
top : en yüksek, en iyi, üst, kapak         water : su, sulamak
topic : konu                                waterfall : şelale
torch : 1)meşale 2)el feneri                wave : 1.dalga( deniz,radyo)
torpedo : torpil                            dalgalanma 2.el sallamak
tortoise : kaplumbağa                       way : yol, rota, yön
torture : işkence, işkence etmek            we : biz
total : toplam                              weak : zayıf,erksiz
totally : bütünüyle                         wealth : servet
touch : dokunmak                            weapon : silah
tough : zor, güç, sert                      wear : giymek
tournament : turnuva                        weather : hava;iklim
tradition : gelenek                         wednesday : çarşamba
tragedy : trajedi                           week : hafta
transform : bir şeyin şeklini değiştirmek   weigh : ağarlık, tartmak
transparent : saydam                        welcome : 1.ağırlamak, hoş geldin
trap : tuzak, kapan, yakalamak              well : 1.iyi 2.kuyu
tremendous : çok büyük, harika              well-known : ünlü, bilinen
trigger : tetik ( who pulled triger? )      west : batı
tripod : üç ayaklı sehpa, fotoğraf          wet : nemli
sehpası                                     what : ne

				
DOCUMENT INFO