Your Federal Quarterly Tax Payments are due April 15th Get Help Now >>

TDK İmla Klavuzu by MehmetÖnal

VIEWS: 0 PAGES: 2455

									Türkçe İmla Kılavuzu − Türk Dil Kurumu
——————————————————————
Türkçe İmla Kılavuzu

Türk Dil Kurumu

2000



Kaynak:
http://ekitap.kolayweb.com/


İçindekiler:

• SUNUŞ
• İMLÂ KURALLARI
• KESMELİ SÖZLER DİZİNİ
• DÜZELTME İŞARETLİ SÖZLER DİZİNİ
• İMLÂ KILAVUZU'NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER
•A
•B
•C
•Ç
•D
•E
•F
•G
•H
•I
•İ
•J
•K
•L
•M
•N
•O
•Ö
•P
•R
•S
•Ş
•T
•U
•Ü
•V
•W
•Y
•Z



(*)SUNUS


                                                      1
SUNUŞ

Harf sistemini kullanan yazılarda üç türlü imlâ düzeni vardır: 1. Sese (söyleyişe) bağlı imlâ düzeni,
2. Kökene bağlı imlâ düzeni,
3. Geleneğe bağlı imlâ düzeni.

Alfabe sistemi yüzyıllardan beri değişmemiş olan dillerde genellikle geleneğe bağlı imlâ düzeni hâkimdir.
Böyle dillerdeki imlâ düzeni, başlangıçta sese ve kökene bağlı olsa da zaman içinde söyleyişte meydana gelen
değişmeler imlâya yansıtılmadığı için imlâ, söyleyiş veya kökene bağlı olmaktan çıkar ve gelenekleşmiş olur.
Yeni alfabelerin uygulandığı dillerde ise söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni benimsenebilir. Ancak diller sürekli
bir değişim içinde olduğu, dolayısıyla söyleyiş de sürekli olarak değiştiği için bu tür imlâ düzenlerinde de
zamanla gelenekleşmeler başlar.

Bilindiği gibi Türk alfabesi de 1928'de kabul ettiğimiz yeni bir alfabedir. Tabiî olarak yeni alfabemizde
söyleyiş esas alınmış ve söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni öngörülmüştür. Bu bakımdan yeni Türk alfabesi
dünyada örnek gösterilecek alfabelerden biridir. Ancak aşağıda belirteceğimiz bazı sebepler yüzünden
imlâmız bir türlü yerine oturamamış ve birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalınmıştır. Bu sebepler şunlardır:

1. Dil Encümeni tarafından hazırlanan ve 1929'da yayımlanan İmlâ Lûgati, bütün ihtiyaçlara cevap
verebilecek ayrıntılardan yoksundu. Yeni alfabenin kabul edilmesinden çok kısa bir süre sonra basılan bu imlâ
kılavuzunda birçok eksikliklerin olması tabiîdir. Ancak birkaç yıl içindeki uygulama da göz önünde
bulundurularak eksiklikler giderilebilir ve fazla zaman kaybetmeden ayrıntılı bir imlâ kılavuzu çıkarılabilirdi.
Oysa 1929'daki İmlâ Lûgati'nden ancak 12 yıl sonra, 1941'de yeni İmlâ Kılavuzu basılmıştır.

2. Geç de olsa 1941'de basılan İmlâ Kılavuzu, Türk imlâsının birçok sorununu çözmüş ve imlâda sorun
olabilecek birçok konuyu istikrara kavuşturmuştu. İmlâ kurallarının çoğu 1929'dan 1965'e kadar, tam 36 yıl
hiç değişmemiş ve böylece bir gelenek oluşmuştu. Ancak başına "yeni" sözü eklenerek ve 1. baskı olduğu
belirtilerek 1965'te basılan Yeni İmlâ Kılavuzu bazı değişiklikler getirmiş ve oluşmuş geleneği sarsmıştır. Söz
gelişi 1965'e kadar düzeltme işaretiyle yazılan lâstik, klâsik, plân, Lâtin gibi kelimelerden 1965'te düzeltme
işareti kaldırılmıştır. 1965'e kadar ayrı yazılan baba tatlısı, mine çiçeği, salkım söğüt gibi kelimeler, 36 yıl
sonra birleştirilmiştir. 1965'e kadar arabasiyle, ordusiyle şeklinde yazılan kelimelerin 1965 kılavuzuna göre
arabasıyla, ordusuyla şeklinde yazılması gerekmiştir. Burada birkaç örneğini gösterdiğimiz değişiklikler 1965
kılavuzuyla sınırlı kalmamış, yerleşmiş düzen bir defa sarsılınca artık sık sık değişikliklere gidilmiş ve
imlâdaki istikrar iyice bozulmuştur. Söz gelişi 1965'te sadece batı kökenli kelimelerden kaldırılan düzeltme
işareti, 1970'te lâtif, telâffuz gibi doğu kökenli kelimelerden de kaldırılmıştır. 36 yıllık arabasiyle sözünü
1965'te arabasıyla yapan yeni kılavuz 1970'te bu defa arabasıyle biçimini benimsemiş, 1977'de ise tekrar
1965'e dönmüştür. Meslekî, millî, resmî gibi kelimelerde 1977'ye kadar, tam 48 yıl kullanılan düzeltme işareti
1977'de nispet î'sinin üzerinden kaldırılmıştır. 1965'teki Yeni İmlâ Kılavuzu'yla başlayan ve burada ancak
küçük bir kısmını gösterdiğimiz bu değişiklikler, hem imlâmızdaki gelenek ve istikrarı ortadan kaldırmış, hem
de toplumda birçok tartışmalara yol açmıştır.

1982'de bir anayasa kuruluşu hâline getirilen ve buna göre yeniden düzenlenen Türk Dil Kurumunun
1985'teki İmlâ Kılavuzu'nda da birtakım değişikliklerin olması tabiîydi. Çünkü Kurum imlâda ilk defa
değişiklik yapmıyordu. Maalesef 1965'te değişiklikler başlamış ve imlâmızdaki istikrar bozulmuştu. Kurumun
istikrarsızlığa bir çözüm araması ve 1985'te çözümünü kamuoyuna sunması çok normaldi. Elbette bu çözüm
teklifine karşı da eleştiriler olacaktı ve oldu. Ancak tartışmaların ardı arkası kesilmediği gibi imlâmızdaki
istikrar da bir türlü sağlanamadı. Bütün bunları göz önünde bulunduran Türk Dil Kurumu, yeni baskı için İmlâ
Kılavuzu'nu tekrar gözden geçirmeye karar verdi. Kurum üyeleri arasından 7 kişilik bir komisyon oluşturuldu.
Talim ve Terbiye Kurulunun edebiyatçı iki üyesi de komisyona davet edildi. Bazen haftada birkaç defa
toplanılarak iki yıla yakın süreyle kılavuz üzerinde çalışıldı. Komisyonun hazırladığı taslak, dört gün boyunca
40 kişilik Bilim Kurulunda tartışıldı ve taslağa son şekil verildi.

Komisyon, yeni baskıda, aşağıdaki hususların göz önünde bulundurulmasına karar vermişti:



                                                                                                                 2
1. İmlâ kuralları mümkün olduğu kadar kesin olmalı ve kesin bir ifade ile belirtilmelidir. Ancak çok zorunlu
durumlarda ikili şekillere ve ihtimallere izin verilmelidir.

2. İmlâ Kılavuzu üzerindeki eleştiriler de dikkate alınarak uzlaşmacı bir yol tutulmalıdır. Yeni değişikliklerle
yeni bir istikrarsızlığa yol açmak yerine imlâmızda az çok gelenekleşmiş hususlar benimsenmeli; tespit edilen
ilkelere aykırı da olsa gelenekleşmiş yazılışlar tercih edilmelidir.

3. İlkeler mümkün olduğu kadar ayrıntılı olmalı ve bol örneklerle açıklanmalıdır.

4. Kılavuzun dizin bölümü geniş tutulmalı, sözlükteki bütün maddeleri, hatta daha fazlasını kapsamalıdır.
Dizine bakan okuyucu, bitişik ayrı demeden her kelimeyi orada bulabilmelidir.

Yukarıdaki kararların uygulanması tabiî ki kolay olmamıştır. Özellikle ilkelerle gelenekleşmiş yazılışlar
arasındaki çelişki bizi sürekli olarak zorlamıştır. En büyük sıkıntının da birleşik kelimelerde ortaya çıktığı
görülmüştür. Birleşik kelimelerdeki bitişik yazma eğiliminin sınır tanımaz bir şekilde yaygınlaşması
karşısında bunu sınırlayıcı bir kuralın getirilmesi şart olmuştu. Yanlış eğilimi yaygınlaştıran düşünce şuydu:
İki veya üç kelimeden oluşan bir yapı; yeni bir nesne, kavram veya hareketi karşılıyorsa bitişik yazılır. Bu
durumda masa saati, duvar saati, masa takvimi, duvar takvimi, beyaz peynir, dil peyniri, şiş kebabı, kuş uçuşu,
lâvanta mavisi, kefal balığı, muhalefet partisi, örümcek ağı, pul biber, yok etmek, var olmak, arz etmek, azat
edilmek gibi binlerce kelimenin bitişik yazılması gerekecekti. Bir kısmı yazılmaya başlanmıştı bile. Evet
bunlar yeni nesne, kavram ve hareketleri karşılayan birleşik kelimelerdi; ama Türk imlâ geleneğinde bunları
bitişik yazmak yoktu. Üstelik bunları bitişik yazmak Türkçenin yapısına da uygun düşmüyordu; bitişik
yazılan kelime, tek kelime gibi algılanıyor ve vurgunun yeri değiştirilebiliyordu. Kara borsa ve yaş çay
kelimelerini bitişik gören spikerlerimiz vurguyu ikinci kelimeye kaydırarak dilimizin vurgu sistemini
bozuyorlardı. Esasen Türkçe; binlerce nesne, kavram ve hareketi tek kelimeyle değil, iki kelimeyle karşılayan
bir dildi ve bugüne kadar olduğu gibi bunların ayrı yazılmasında hiçbir sakınca yoktu. Bu bakımdan
komisyonumuz, öncelikle bitişik yazılan birleşik kelime ile ayrı yazılan birleşik kelime kavramlarını
birbirinden ayırdı ve bitişik yazılanlara bitişik kelime denmesini uygun gördü. Ses düşmesi, ses türemesi ve
vurgunun yer değiştirmesiyle kaynaşmış hâle gelen bitişikler dışındaki bitişik kelimeler için şu kuralı getirdik:
Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik
kelimeler bitişik yazılır. Demek ki bitişik yazılmak için yeni bir kavramı karşılamak yetmeyecekti;
kelimelerden en az birisinin anlam değişmesine uğraması şart olacaktı ve bu değişik anlam, kelimenin
yalnızken taşıdığı anlamlardan biri olmayacaktı; birleşme sırasında ortaya çıkacaktı. Söz gelişi kapı kolu,
kapı'dan da kol'dan da farklı yeni bir nesnenin adıdır; ama birleşiği oluşturan her iki kelime de kendi anlamını
korumaktadır. Kol kelimesi "insanın kolu" anlamında olmadığı için ilk bakışta anlamca farklılaşmış
görünüyorsa da kol'un bu anlamı yalnız kullanıldığında da mevcuttur; anlam farklılaşması birleşme sırasında
olmamıştır; o hâlde bu birleşik, ayrı yazılmalıdır. Buna karşılık bir alet adı olan kargaburnu sözünde ne karga
ne burun vardır; bu kelimeler birleşme sırasında kendi anlamlarından çıkmışlar ve benzetme yoluyla yeni bir
nesneye ad olmuşlardır; o hâlde bu birleşik, bitişik yazılmalıdır. İmlâ kuralları bölümümüzde bütün bunlar
gruplara ayrılarak ve bol örneklerle desteklenerek gösterilmiştir. Ayrıca gelenekten gelen bütün bitişik
kelimeler de mümkün olduğu kadar sınıflandırılarak ayrı ayrı maddeler hâlinde belirtilmiştir. Aynı şekilde
ayrı yazılan birleşik kelimeler de sınıflandırılmış ve madde madde gösterilmiştir. Hangi tür birleşik kelimenin
bitişik yazılışının gelenekleştiği tabiî yine de tartışılacak bir konudur. Biz böyle durumlarda bütün imlâ
kılavuzlarına başvurarak bitişik yazılışı gelenekleşmiş olan yapı ve kelimeleri belirlemeye çalıştık.

İmlâ kılavuzlarının büyük çoğunluğunda bitişik olanları gelenekleşmiş saydık. Bitişik veya ayrı yazılışlar
çeşitli imlâ kılavuzlarında farklılık gösteriyorsa tabiî ki yukarda belirlediğimiz kurala uyduk. Bu arada birçok
imlâ kılavuzunda bitişik yazılan fakat yaygın olarak kullanılmayan yapı ve kelimeleri de gelenekleşmiş
saymadık.

Hane, zade, name, perver, perest gibi kelimelerle, Farsça kurala göre oluşturulan yemekhane, dayızade,
beyanname, vatanperver, putperest gibi birleşiklerle yine Farsça ve Arapça kurallara göre oluşturulan
ehvenişer, gayrimenkul, methüsena, özbeöz, daüssıla, aleykümselâm, maşallah, fisebilillâh gibi birleşiklerin
bitişik yazılması tabiîdir. Bunlar kalıp olarak, tek bir kelime gibi dilimize yerleşmişlerdir ve bu kalıplar yeni


                                                                                                                    3
kelime yapımında artık kullanılmamaktadır. Buna karşılık Türkçe kurallara göre kurulan benzer anlamlardaki
birleşiklerin, gelenekleşmedikleri takdirde bitişik yazılmalarına gerek yoktur. Söz gelişi aş evi, doğum evi ayrı
yazılır. Bu örneklerde kelimeler kendi anlamlarını korumaktadır ve aynı yapıyla huzur evi, konuk evi gibi pek
çok yeni terim yapılmıştır.

Kuruluşların kanunca belirlenmiş adlarına da İmlâ Kılavuzu'nun müdahale etmesi düşünülemez. Dışişleri
Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu gibi kuruluşların özel adları tabiî ki kanunda belirlendiği
gibi kullanılacaktır; ancak bir kuruluş adı söz konusu olmayıp kavramlardan bahsediliyorsa bunların iç işleri,
yüksek öğretim şeklinde ayrı yazılması, imlâ kurallarımızın gereğidir.

Uzun ünlülerin belli durumlar dışında gösterilmemesi, kesmesiz söylenişi yadırganmayan kelimelerde kesme
işaretlerinin kullanılmaması, Arapça ve Farsça kurallara göre oluşturulmuş birleşik yapıların tek bir kelime
şeklinde bitişik yazılması ve bunlarda kesme, kısa çizgi gibi birtakım işaretlerin kullanılmaması vb. kurallar
tabiî ki ilmî yayınları içine almaz. Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan
alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, bu çalışmaların gerektirdiği yazılış ve işaretlere başvurulabilir; bu hususa
kuralların ilgili bölümlerinde de yer verilmiştir. Ağızlara ait farklı söyleyişlerin de bilimsel çalışmalarda ve
sanat eserlerinde gösterilebileceğini unutmamak gerekir.

Kılavuz hazırlanırken bugüne kadarki bütün kılavuzlara bakılmış ve imlâda sorun olan birçok husus veya
kelimenin eski kılavuzlarda yer almadığı hayretle görülmüştür. Biz, hiçbir konunun açıkta kalmamasına,
sorun olan her nokta ve kelimenin kılavuzda yer almasına çalıştık. Bu bakımdan elimizdeki kılavuz, bugüne
kadarki en ayrıntılı kılavuz olmuştur. Bütün bunlara rağmen imlâda istikrara kavuşmak, bütün toplumun
uzlaşmasına ve bundan da önemli olarak herkesin imlâda titizlik göstermesine bağlıdır. Özellikle her gün
insanımızın eline ulaşan basın yayın organlarının gerekli titizlik ve duyarlığı göstermesi şarttır.
Gazetelerimizde imlâ kurallarına uyulursa bu dalga dalga bütün topluma yayılır. Tabiî okullarımızda imlâ
kurallarının titizlikle öğretilmesi ve konunun öneminin öğrencilere benimsetilmesi temel şarttır.

Bu kılavuzdan sonra da şüphesiz eleştiriler olacaktır. Yapıcı eleştirilerin dikkate alınacağı da muhakkaktır.
İmlâ konusunda toplumca göstereceğimiz duyarlık, bu kılavuzun işlevinin daha iyi bir şekilde yerine
getirilmesini sağlayacaktır.

Türk Dil Kurumu



OKUYUCULARIN DİKKATİNE

1. Okuyucular İmlâ Kılavuzu'nun yalnız dizin bölümünü kullanmakla kalmamalı, kurallar bölümünü de
okumalı, hatta sık sık bu bölüme de başvurmalıdırlar.

2. “İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir. Uyarılar, yanlış anlamaları ve sık yapılan hataları
önleyici niteliktedir.

3. Yine kurallar bölümünde, bazı bölüm ve cümlelerin sonunda bk. veya krş. şeklinde göndermeler yer
almıştır. Kılavuzu kullananlar, gönderilen yere baktıkları takdirde konuyu daha iyi anlayacaklardır.

4. Kılavuzun dizin bölümüne, bitişik yazılsın, ayrı yazılsın bütün kelimeler alınmaya çalışılmıştır. Bitişik
yazılan birleşik fiillerde hem −ma'lı, hem −mak'lı mastarlar alınmış; ayrı yazılanlarda −mak'lı mastarlarla
yetinilmiştir.

5. Ver−, bil−, dur−, kal− yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiiller, kalıplaşmış olanlar dışında, dizine
alınmamıştır. Buna karşılık sınırlı sayıda fiille kullanılan gel−, koy−, yaz− yardımcı fiilleriyle kurulanlar
dizinde gösterilmiştir.



                                                                                                                 4
6. Dilimizde iki şekilde kullanılan kelimeler vardır: Üzere−üzre, sahife−sayfa, İbranîce−İbranca gibi. Bu tür
kelimelerin her iki şekli de yanlış olmadığı için dizinde kendi sıralarında ayrı ayrı yer almışlardır.

7. Dizinde, bazı sözlerin yanında yay ayraç içinde açıklamalar verilmiştir. Açıklamalar, kelimelerin doğrudan
doğruya tanımını veya anlamını vermek üzere konulmamıştır. Sadece kelimenin ne olduğunu açıklamak ve
karıştırılabilecek benzer kelimelerden o kelimeyi ayırmak için açıklamalara başvurulmuştur.

8. Eklerle kullanılırken bazı kelimelerin sonlarında çeşitli ses olayları meydana gelmektedir. Ağaç, kâğıt,
kavak gibi kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında sonlarındaki ünsüz tonlulaşmaktadır: ağacı, kâğıdı,
kavağı... Bazı kelimeler ise son hecedeki ünlülerini düşürmektedirler: gönlü, zikri, ağzı... Bütün bu değişmeler
dizinde ağaç,−cı; gönül,−nlü şeklinde gösterilmiştir. Eklerle kullanılırken değişime uğramayan kelimeler için
herhangi bir belirtmeye ihtiyaç duyulmamıştır. Söz gelişi hukuk kelimesi dizinde sadece hukuk şeklinde yer
almaktadır. Bu, −u ekini aldığı zaman kelimenin hukuku şeklinde olduğunu, asla hukuğu şekline dönmediğini
gösterir. Ancak bu konuda da ikili şekillerin bulunabileceğini gözden uzak tutmamak gerekir: yoku~yoğu,
ağza~ağıza, göğse~göğüse.

Bazı alıntı kelimelerde son hecede kalın ünlü bulunduğu hâlde, ek ince olarak gelmektedir. Bu durum da
dizinde gösterilmiştir: kalp,−bi, saat,−ti.

9. İsim tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ek alırken araya bir n sesi girer: kaynanadilini, dereotunu...
Bu tür birleşik kelimelerin çok az bir kısmında n bulunmaz: ayakkabıyı, yüzbaşıyı. Eki −yı şeklinde alanlar
dizinde gösterilmiştir. Bu şekilde gösterilmeyenlerin eki −nı şeklinde aldığı unutulmamalıdır.

İsim tamlaması yapısındaki yer adlarında ise ek hangi şekilde olursa olsun gösterilmiştir. Adapazarı'nı,
Altınözü'nü...

10. Dilimize mal olmamış kelimeler (ödünçlemeler) dizinde eğik yazı ile ve özgün imlâları korunarak
belirtilmiştir: check−up, fuel−oil...

Türk Dil Kurumu




(*)KURALLAR



HARFLER VE ALFABE



Harfler

Dildeki sesleri gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlere harf denir. Harf ile ses terimlerini birbirinden ayırmak
gerekir. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşim olarak tanımlanan ses, dili
oluşturan en küçük birimdir. Harf ise seslerin yazıdaki karşılığıdır.

Türk alfabesi

Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir.


                                                                                                                  5
Türk alfabesi, Lâtin harfleri esas alınarak, 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı kanunla tespit ve kabul edilmiştir. Bu
kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır.

Türk alfabesindeki harfler, kanuna göre aşağıdaki şekilde sıralanmıştır:

Yeni Türk yazı sisteminde her ses için ayrı bir harf ilkesi gözetilmiştir. Ancak, boğumlanma noktaları farklı
olan, kalın ve ince olmak üzere iki türü bulunan g, k, l sesleri için birer harf yeterli görülmüştür (bk. Düzeltme
işareti 2).

Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Illinois,
Indiana, Innsbruck, Ionesco, Iowa, Istrati gibi. Türk imlâ kurallarında da yabancı isimlerde büyük i harfinin
noktasız yazılışı benimsenmiştir. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde bu tür isimler noktasız yazılır; ancak, bu
isimler i sırasında yer alır.

Yabancı alfabelerde kullanılan q, w, x harfleri; sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ... p, q, r ... ...v, w, x, y
sırasına göre yer alır.

SESLER VE SES UYUMLARI

Türkçede sesler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana gruba ayrılır.

Ünlülerin nitelikleri

Dilimizde 8 ünlü vardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü.

Bunlar, çıkış yeri ve dilin durumuna, dudakların durumuna, ağzın açıklığına göre şu şekilde sınıflandırılır:

A. Çıkış yeri ve dilin durumuna göre

1. Kalın ünlüler: a, ı, o, u

2. İnce ünlüler: e, i, ö, ü

B. Dudakların durumuna göre

1. Düz ünlüler: a, e, ı, i

2. Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü

C. Ağzın açıklığına göre

1. Geniş ünlüler: a, e, o, ö

2. Dar ünlüler: ı, i, u, ü

Ünlülerin nitelikleri aşağıdaki çizelgede toplu olarak gösterilmiştir:

DÜZ

YUVARLAK



Geniş


                                                                                                                    6
Dar

Geniş

Dar

Kalın

a

ı

o

u

İnce

e

i

ö

ü

Uzun ünlü

Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun ünlü, Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren
kelimelerde görülür: şair (şa:ir), numune (numu:ne), iman (i:man). Bu örneklerde iki noktadan önceki harfin
gösterdiği ses uzun ünlüdür ve uzun söylenir. Ancak, birçok kelimede uzun ünlü kısalmıştır: beyaz, hiç, rahat,
ruh. Bu örneklerdeki koyu harflerle belirtilen sesler, alındıkları dilde uzun oldukları hâlde Türkçede kısa
söylenir.

Uzun ünlülü kapalı hecelerle biten kelimeler ünlüyle başlayan ek aldıklarında veya yardımcı fiillerle birlikte
kullanıldıklarında, açık hâle gelen hecenin ünlüsündeki uzunluk çoğunlukla yeniden ortaya çıkar: esas / esasen
(esa:sen), esası (esa:sı); hayat / hayatı (haya:tı); kanun / kanunen (ka:nu:nen), kanunî (ka:nu:nî); ruh / ruhum
(ru:hum), ruhanî (ru:ha:nî); usul / usulü (usu:lü); vicdan / vicdanen (vicda:nen), vicdanî (vicda:nî); ahbap
olmak (ahba:b olmak), hitap etmek (hita:b etmek). Bazı örneklerde bu durumda da kısalma görülür: beyaz /
beyazı, can / canım, Kemal / Kemal'i, kitap / kitaba, meydan / meydana, meydana gelmek.

Uzun ünlüler, belli durumlar dışında yazıda gösterilmez: adalet (ada:let), badem (ba:dem), beraber (bera:ber),
idare (ida:re), ifade (ifa:de), işaret (işa:ret), kaide (ka:ide), numune (numu:ne), rica (rica:), şair (şa:ir), şive
(şi:ve), şube (şu:be), vali (va:li), vefa (vefa:).

Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir:
Oooh, aaah. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir.

Eski yazılı metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda
uzun ünlüler özel işaretlerle gösterilebilir.

Düzeltme işareti

Düzeltme işaretinin (^) iki görevi vardır: Uzatma ve inceltme. Bu işaretin kullanılacağı yerler aşağıda


                                                                                                                   7
gösterilmiştir:

1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin
üzerine düzeltme işareti konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem
(bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilici), âlim (bilgin); aşık (ayak bileğindeki kemik), âşık
(vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hali (pazar yerini), hâli (durumu, vaziyeti); hala
(babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu).

Yazılışları bir, işlevleri ve okunuşları farklı olan Arapça bi−, Farsça bî− ön eklerini birbirinden ayırt etmek
için okunuşu uzun olan Farsça bî− ön ekinde düzeltme işareti kullanılır: bîçare (çaresiz), bîtaraf (tarafsız),
bîvefa (vefasız); bihakkın (hakkı ile), bizatihi (kendiliğinden), bilumum (bütün, hepsi).

UYARI : Katil (< katl = öldürme) kelimesiyle karışma ihtimali olduğu hâlde katil (ka:til = öldüren)
kelimesinin düzeltme işareti konmadan yazılması yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşmada düzeltme işaretinin k'yi
ince okutması endişesi etkili olmuştur.

2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerde g, k, l ünsüzlerinin ince okunduğunu
göstermek için, bu ünsüzlerden sonra gelen a ve u sesleri üzerine düzeltme işareti konur: dergâh, gâvur,
ordugâh, tezgâh, yadigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût; ahlâk,
billûr, evlât, felâket, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle,
telâş, üslûp.

Batı kökenli kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: klâsik,
lâhana, lâik, lâmba, Lâtin, melânkoli, plâk, plâj, plân, reklâm.

UYARI : Lâik sözünde l ince okunur, a uzatılmaz.

Ses yansımalı kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: lâpa
lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak.

3. Nispet î'sini göstermek için düzeltme işareti kullanılır: ahlâkî, dâhilî, dünyevî, edebî, fikrî, haricî, iktisadî,
insanî, medenî, sıhhî, siyasî. Böylece (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslâm) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi
ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk'ün) resmi ve resmî (kuruluşlar) gibi anlamları farklı kelimelerin karıştırılması
önlenmiş olur.

Söyleyişte kısalmış olan nispet î'lerine düzeltme işareti konmaz: çengi, çini, tiryaki, zenci; Kutsi, Necmi,
Ruhi.

Nispet î'si bazı Türkçe kelimelerde de kullanılır: altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî. Bu örneklerde ikinci heceler
de uzun söylenir.

Türkü (< Türkî), varsağı (< Varsağî), Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet î'si ünlü uyumlarına
uymuştur.

Nispet î'si alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır: ciddîleşmek, ciddîlik,
millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik.

Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde düzeltme işareti almamış olan kelimeler önce gelir.

adet (sayı)

âdet (gelenek, alışkanlık).

Ünsüzlerin nitelikleri


                                                                                                                           8
Dilimizde 21 ünsüz vardır: b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z.

Ünsüzler ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamasına göre iki gruba ayrılır:

1. Tonlu (yumuşak) ünsüzler,

2. Tonsuz (sert) ünsüzler.

Ses tellerinin titreşmesiyle oluşan ünsüzlere tonlu (yumuşak) ünsüzler adı verilir: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y,
z.

Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlere tonsuz (sert) ünsüzler denir: ç, f, h, k, p, s, ş, t.

Türk alfabesinde her ünsüz bir harfle yazılır. Buna karşılık Almanca, Fransızca, İngilizce, Macarca gibi
dillerde tek sesi göstermek için ikili veya üçlü harfler de kullanılır: ch, cs, cz, sch, sh, sz, zs gibi. Bunlar,
sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ch, cs ... şeklinde alfabetik sıraya girerler.

Lâtin alfabesine dayanan Çek, Hırvat, Romen vb. ulusların yazı sistemlerinde birtakım özel harfler de vardır: ,
š, ~, c gibi.

Bugünkü Türkiye Türkçesinde kökeni Türkçe olan kelimelerin sonunda tonlu (yumuşak) b, c, d, g ünsüzleri
bulunmaz: ağaç, ak, at, büyük, ip, ot, saç, üç, yoğurt, yurt. Ancak, anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac
gibi birkaç kelimenin yazılışında buna uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı
demir), saç (kıl).

Dilimizdeki alıntılar da hac, şad, yad gibi birkaç örnek dışında, kelime sonunda tonsuzlaşma kuralına
uymuştur: sebep (< sebeb), kitap (< kitab), bent (< bend), cilt (< cild), bant (< band), etüt (< etüd), metot (<
metod), standart (< standard), ahenk (< aheng), hevenk (< aveng), renk (< reng). Bu gibi alıntılar ünlü ile
başlayan bir ek aldıklarında tonsuz (sert) ünsüzler tonlulaşır (yumuşar): sebep / sebebi, kitap / kitabı, bent /
bendi, cilt / cildi, etüt / etüdü, metot / metodu, ahenk / ahengi, hevenk / hevengi, renk / rengi. Buna karşılık
bank, tank gibi birkaç yabancı kelime bu kurala uymaz.

UYARI : Bazı alıntı sözlerde tonlulaşma (yumuşama) olmaz: ahlâk / ahlâkın, cumhuriyet / cumhuriyete, evrak
/ evrakı, hukuk / hukuku, ittifak / ittifaka, sepet / sepeti.

Birden fazla heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri iki ünlü arasında kalınca tonlulaşarak
(yumuşayarak) b, c, d, ğ'ye dönüşür: çalap / çalabı, kelep / kelebi; ağaç / ağacı, kazanç / kazancı; geçit /
geçidi, kanat / kanadı; başak / başağı, bıçak / bıçağı, çocuk / çocuğu, dudak / dudağı, durak / durağı, uzak /
uzağı.

Tek heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ise iki ünlü arasında kalınca çoğunlukla korunur:
ak / akı; at / atı; ek / eki; et / eti; göç / göçü; ip / ipi; kaç / kaça, kaçıncı; kök / kökü; ok / oku; ot / otu; saç /
saçı; sap / sapı; suç / suçu; üç / üçü, üçüncü. Ancak, tek heceli olduğu hâlde sonundaki ünsüzü tonlulaşan
(yumuşayan) kelimeler de vardır: but / budu, dip / dibi, gök / göğü, kap / kabı, kurt / kurdu, uç / ucu, yurt /
yurdu.

Dilimizde tonsuz (sert) ünsüzle biten kelimelere gelen ekler tonsuz (sert) ünsüzle başlar: aç−tı, aş−çı,
bak−tım, bas−kı, çiçek−ten, düş−kün, geç−tim, ipek−çi, seç−kin, seç−ti, süt−çü. Buna karşılık üçgen, dörtgen,
beşgen, dikgen, çokgen kelimeleri bu kurala uymaz.

Büyük ünlü uyumu

Dilimizde bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de
kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun,


                                                                                                                           9
boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük.
Buna büyük ünlü uyumu adı verilir.

Dilimizde büyük ünlü uyumu kuralına uymayan birkaç kelime vardır: anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak,
kardeş, şişman.

Büyük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir: ahenk, badem, ceylân, çapari, çiroz, dükkân,
fidan, gazete, hamsi, kestane, kiraz, kitap, liman, limon, maden, manifatura, metal, meydan, mikrop, minare,
model, nişan, nişasta, pehlivan, rüzgâr, selâm, terazi, tercüman, tezgâh, tiyatro, valiz, vida, viraj, yadigâr,
ziyafet, ziyaret. Ancak bazı alıntı sözler büyük ünlü uyumuna uydurulmuştur: duvar (< di:va:r), kalıp (<
ka:lib), pırlanta (< brillante), surat (< su:ret).

Dilimizdeki −daş (−taş), −gil, −ken, −ki, −leyin, −(ı, i, u, ü)mtırak, −(ı, i, u, ü)yor ekleri de bu kurala uymaz:
gönüldaş, meslektaş; dayımgil, baklagiller; çalışırken, durmazken; akşamki, yarınki; akşamleyin, sabahleyin;
ekşimtırak, yeşilimtırak; geliyor, gülüyor, içiyor, örüyor.

Büyük ünlü uyumuna girmeyen kelimelerde ekler, kalınlık incelik bakımından son hecenin ünlüsüne uyar:
adalet−sizlik, anne−si, elma−lı, harita−cılık, hangi−si, içiyor−lar, kardeş−lik, kare−li, kitap−lardan,
metod−umuz, meslektaş−ımız, şişman−lık, tarih−çilerimiz, veriyor−du.

Ancak, bazı alıntı kelimelerde ünlüsü kalın olan son heceden sonra ince ünlülü ekler getirilir: alkol / alkolü,
emlâk / emlâkçilik, hakikat / hakikati, helâk / helâkimiz, kabul / kabulü, saat / saate, sadakat / sadakatten. Bu
örneklerde ekin ince olmasının sebebi, kelimelerin sonundaki ünsüzlerin incelik özelliği taşımasıdır.

Küçük ünlü uyumu

Küçük ünlü uyumu kuralı iki yönlüdür:

1. Bir kelimenin birinci hecesinde düz bir ünlü (a, e, ı, i) varsa, sonraki hecelerde de düz ünlüler bulunur:
anlaşmak, yanaşmak, kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek, yelek, bilek, çilek.

2. Bir kelimenin birinci hecesinde yuvarlak bir ünlü (o, ö, u, ü) varsa, yuvarlak ünlülü heceyi izleyen ilk
hecede dar yuvarlak (u, ü) veya geniş düz (a, e) ünlüler bulunur: boyunduruk, çocuk, odun, yorgunluk,
yoklamak, vurmak, yumurta, uçtu, önde, özlemek, güreşmek, sürmek.

Bu tür kelimelere geniş düz (a, e) ünlü taşıyan bir ek geldiği zaman sonraki hecelerin ünlüleri geniş düz (a, e)
olabildiği gibi düz dar (ı, i) da olabilir: boylarını, uygunlaşır, günleri, öndeyiz, yoldayız. Bu durum küçük ünlü
uyumuna aykırı değildir.

Dilimizde küçük ünlü uyumuna aykırı bazı kelimeler vardır: avuç, avurt, çamur, kabuk, kavuk, kavun,
kavurmak, kavuşmak, savurmak, yağmur.

Küçük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir alkol, daktilo, doktor, horoz, radyo, konsolos,
profesör, aktör, bandrol, kabul, mühim, muzır, müzik, mümin, vakur. Ancak bazı alıntı sözler küçük ünlü
uyumuna uydurulmuştur: müdür (< müdi:r), mümkün (< mümki:n), müşkül (< müşkil).

Küçük ünlü uyumuna aykırı kelimelere getirilen ekler, kelimenin son ünlüsüne uyar: kavun−u, yağmur−luk,
mümin−lik, müzik−çi.

Unutmamak gerekir ki, Türkiye Türkçesindeki kelimelerin ünlü düzenini, büyük ünlü ve küçük ünlü
uyumlarıyla, birinci heceden sonra o, ö seslerinin bulunmaması kuralı birlikte belirler. Bu ünlü düzeni ve ilk
heceyi izleyen ünlü türleri aşağıdaki tabloda görülmektedir:

−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−


                                                                                                                10
a ’ a, ı (bakar, alır) o ’ u, a (omuz, oya)

−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−

e ’ e, i (geçer, gelir) ö ’ ü, e (ölçü, ördek)

−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−

ı ’ ı, a (kılıç, kısa) u ’ u, a (uzun, uzak)

−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−

i ’ i, e (ilik, ince) ü ’ ü, e (ütü, ürkek)

−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−

BAZI KELİME VE EKLERİN YAZILIŞI

Türkçenin yazılışında tek sese tek harf ilkesi benimsendiği için genellikle büyük sorunlarla karşılaşılmaz.
Ancak, bazı kelime ve eklerde özel durumlar söz konusudur. Bu bakımdan bu tür eklerle kelimelerin yazılışı
üzerinde ayrıca durmak gerekir. Sayıların yazılışı da özel olarak ele alınması gereken konulardan biridir.

a − ı, e − i değişmesi

Dilimizde a, e ünlüsü ile biten fiillerin şimdiki zaman çekiminde, söyleyişte de yazılışta da a sesleri ı, u; e
sesleri i, ü olur: başlıyor, kanıyor, oynuyor, doymuyor; izliyor, diyor, gelmiyor, gözlüyor.

Birden çok heceli olup a, e ünlüleri ile biten fiiller, ünlüyle başlayan ek aldıkları zaman bu fiillerdeki a, e
ünlülerinde söyleyişte yaygın bir daralma (ı ve i'ye dönme) eğilimi görülür. Ancak, söyleyişteki ı, i sesleri
yazıya geçirilmez: başlayan, yaşayacak, atlayarak, saklayalı, atmayalım, gelmeyen, izlemeyecek, gitmeyerek,
gizleyeli, besleyelim.

Buna karşılık tek heceli olan demek ve yemek fiillerinde, söyleyişteki i sesi yazıya da geçirilir: diyen, diyerek,
diyecek, diyelim, diye; yiyen, yiyerek, yiyecek, yiyelim, yiye, yiyince, yiyip. Ancak deyince, deyip
örneklerindeki e yazılışta korunur.

i − ı değişmesi

Dilimize Arapçadan girmiş bulunan kelimelerde kalın k'den sonra gelen i sesi, ı'ya döner ve ı ile yazılır:
inkılâp, inkıraz, inkısam, inkıta, inkıyat.

UYARI : Hâkimiyet kelimesindeki k incedir. Dolayısıyla önündeki ünlü de i'dir. Hâkımiyet şeklinde telâffuz
edilmemelidir.

u − ü değişmesi

"Kul" anlamına gelen Arapça abd kelimesiyle kurulmuş olan özel adlarda u sesi çoğunlukla ü'ye dönüşmüştür
ve ü ile yazılır: Abdülaziz, Abdülhamit, Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülmecit, Abdürrahim, Abdüsselâm.

Buna karşılık Abdullah, Abdurrahman gibi birkaç örnekte u korunmuştur.

Ünlü düşmesi

Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler


                                                                                                                  11
genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağra, bağrım, beniz / benzi, beyin /
beynimiz, beyne, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül /
gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu, resim / resme; çevirmek / çevrilmek, devirmek / devrilmek.

b − p değişmesi

Alıntı kelimelerde s ünsüzünden sonra gelen b sesi ünsüz benzeşmesine uğrayarak p'ye dönüşür ve p ile
yazılır: ispat, kispet, müspet, naspetmek, nispet, tespih, tespit.

UYARI : s dışındaki tonsuzlardan sonra gelen b'ler p'ye dönmez: ikbal, makbul, takbih, tatbik, teşbih.

c − ç değişmesi

Alıntı kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden önce gelen c, ç sesine dönüşür ve ç ile yazılır: eçhel, içtihat,
içtimaî, içtinap, meçhul.

Buna karşılık Arapçadan dilimize giren kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen c korunmuştur:
mescit, tehcir, tescil, teşci.

d − t değişmesi

Dilimize Farsçadan geçen −dar ekindeki d sesi tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra ünsüz benzeşmesine uğrayarak
t sesine dönüşmüştür: emektar, minnettar, silâhtar, taraftar. Dilimize Arapçadan geçen miktar kelimesi ile
Hayrettin, Seyfettin, Necmettin gibi özel adlarda da d sesi t'ye dönmüştür.

Buna karışlık Arapçadan dilimize giren birçok kelimede tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen d korunmuştur:
takdim, takdir, takdis, tasdik, tekdir.

Alıntı kelimelerin hece sonlarında bulunan d sesi ise kendisinden sonra gelen tonsuz ünsüzlerin etkisinde
kalarak t sesine dönüşür ve t ile yazılır: metfun, methal, methiye, tetkik.



ğ − v değişmesi

Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek, dövmek; göğermek,
gövermek; oğmak, ovmak; öğmek, övmek; söğmek, sövmek. Dilimizde o, ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin
v’ye dönme eğilimi güçlüdür. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de
büsbütün ortadan kalkmış değildir.

n − m değişmesi

Dilimizde b ünsüzünden önce gelen n ünsüzü bazı örneklerde m'ye dönüşür: saklambaç (< saklanbaç),
dolambaç (< dolanbaç), ambar (< anbar), amber (< anber), cambaz (< canbaz), çarşamba (< çeharşenbe),
perşembe (< pencşenbe), çember (< çenber), kümbet (< gunbed), memba (< menba), mümbit (< munbit),
tambur (< tunbur). Buna karşılık İstanbul, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte m'ye doğru bir
kayma olmasına rağmen yazıda n sesi korunur.

Ünsüz türemesi (y − v)

Türkçe kökenli kelimelerde iki ünlü yan yana bulunmadığından bazı alıntı kelimelerde ünlüler arasında y, v
sesleri türemiştir: fiyat (< fiat), fayda (< faide), zayıf (< zaif), mavna (< ma'ûna); konservatuvar, lâboratuvar,
pisuvar, repertuvar, trotuvar, tuval, tuvalet.



                                                                                                                   12
Buna karşılık birçok örnekte y, v türemesi görülmez: duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, kuartet, lâik, puan,
suare.

Ünsüz düşmesi

Türkçede ikiz (şeddeli) ünsüz bulunmaz. Bu bakımdan Arapçadan dilimize girmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz
bulunan kelimelerin yalın durumunda ünsüzlerden biri düşer (ünsüz tekleşir): hak (< hakk), his (< hiss), ret (<
redd), zan (< zann), zem (< zemm). Bu tür kelimelere ünlüyle başlayan bir ek geldiği zaman düşen ünsüz
ortaya çıkar: hak / hakka, his / hissimiz, ret / reddi, zan / zannımca, zem / zemmi (bk. Birleşik kelimeler A. 3).

Öte yandan afv kelimesinde v düşmüş ve bu durum yazıya da geçmiştir: af (< afv). Ancak, kelime ünlüyle
başlayan bir ek aldığı zaman f sesi ikizleşir: affa uğramak (bk. Birleşik kelimeler A. 3).

Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi göstermekle
birlikte yazılışta korunur: çift, rast, serbest.

Farsçadan dilimize girmiş hane sözüyle yapılan birleşik kelimelerde ha hecesi korunmuştur: birahane,
muayenehane, yazıhane; darphane, dökümhane, yatakhane. Görüldüğü gibi kelime ünlüyle de ünsüzle de bitse
ha hecesi korunmaktadır. Bazı örneklerde ise söyleyişte düşme eğilimi görülür. Yazıda birliğin sağlanabilmesi
için bu tür örneklerde de ha hecesinin yazılması gerekir: dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane
(bk. Birleşik kelimeler A. 24).

UYARI : Fransızcadan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesinde söyleyişte de yazılışta da r ünsüzü korunur;
kelimenin süpriz şeklinde söylenmesi yanlıştır.

Mastar eklerinin yazılışı

−ma, −me ile biten mastarlar −a, −e, −ı, −i ekleriyle genişletildiğinde araya y koruyucu ünsüzü girer:
kazanma−y−a, aldanma−y−ı, okuma−y−a, yazma−y−ı, sevme−y−e, görme−y−i, gülme−y−e, silme−y−i.

−mak, −mek ile biten mastarlardan sonra −a, −e, −ı, −i eklerinden biri gelirse −k ünsüzü yumuşar: ... yazmağa
(başladı). ... bildirmeğe (geldim). Ancak mastarlarda y'li yazılışa doğru güçlü bir eğilim vardır.

Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar

Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a, e
ile yazılır: geleceğim, gelmeyeceğim, gelemeyeceğim, geleceğiz, gelmeyeceğiz, gelemeyeceğiz,
gelmeyeceksin, gelemeyeceksin; alacağım, almayacağım, alamayacağım, almayacaksın, alamayacaksın,
başlayacağım.

Teklik ve çokluk 1. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır:
başlayayım, gelmeyeyim; başlayalım, gelmeyelim.

İstek ekinden önce gelen ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayasın, başlaya, başlayasınız,
başlayalar; gelmeyesin, gelmeye, gelmeyesiniz, gelmeyeler.

−ken ekinin yazılışı

−ken (< iken) eki büyük ünlü uyumuna uymaz. Getirildiği kelimenin ünlüleri kalın da olsa, bu ekin ünlüsü
ince kalır: okur−ken (< okur iken), yazar−ken (< yazar iken), çalışır−ken (< çalışır iken), uyur−ken (< uyur
iken), başlar−ken (< başlar iken), durmuş−ken (< durmuş iken), olgun−ken (< olgun iken), durgun−ken (<
durgun iken), okulday−ken (< okulda iken), yolday−ken (< yolda iken).

−ki aitlik ekinin yazılışı


                                                                                                                  13
−ki aitlik eki ünlü uyumlarına uymaz: akşamki, yarınki, duvardaki, Turgut'unki, yoldaki, ondaki, yazıdaki,
onunki.

Yalnız birkaç örnekte bu ek, ünlü uyumlarına uyar: bugünkü, dünkü, öbürkü.

mı, mi, mu, mü soru ekinin yazılışı

mı, mi, mu, mü soru eki gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne
bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar ve mı, mi, mu, mü biçimlerini alır: Kaldı mı? Sen de mi Brutus? Olur mu?
İnsanlık öldü mü?

Soru ekine birtakım ekler de getirilebilir. Bu ekler soru ekiyle bitişik yazılır: Verecek misin? Okuyor muyuz?
Çocuk muyum? Gelecek miydi? Ölür müsün, öldürür müsün?

Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığı zaman da ayrı yazılır: Güzel mi güzel! Yağmur yağdı mı dışarı
çıkamayız.

Da, de bağlacının yazılışı

Da, de bağlacı ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü
uyumuna uyar ve da, de biçimini alır: Kızı da geldi gelini de. Orhan da biliyor. Oğluna da bildirdi. Sen de mi
kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur.

İmlâmız, lisanımız düzelince, lisanımız da kafamız düzelince düzelecek, çünkü o da ancak onlar kadar
bozuktur, fazla değil!

(Yahya Kemal Beyatlı)

UYARI : Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te şeklinde yazılmaz.

UYARI : Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır (ya da).

UYARI : Da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır. Bu bağlacı tamamen
ayrı yazmak gerekir: Ayşe de geldi (Ayşe'de geldi değil).

UYARI : Bulunma hâli eki olan −da, −de, −ta, −te'nin da, de bağlacı ile hiçbir ilgisi yoktur; bulunma hâli eki
getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede kulak, evde kalmak, yolda kalmak, ayakta durmak, çantada keklik.
Yeme de yanında yat.

Yurtta sulh, cihanda sulh. (Mustafa Kemal Atatürk)

Dilde, fikirde, işte birlik. (İsmail Gaspıralı)

İle sözünün ek olarak yazılışı

1. İle sözü, ünlüyle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek,
büyük ünlü uyumuna uyar: baltayla (balta ile), çevreyle (çevre ile), yapıyla (yapı ile), keçiyle (keçi ile),
kuzuyla (kuzu ile), sürüyle (sürü ile).

2. Üçüncü kişi iyelik ekinden sonra da baştaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü
uyumuna uyar: arkadaşıyla (arkadaşı ile), anasıyla (anası ile), dolayısıyla (dolayısı ile), kuyusuyla (kuyusu
ile), ölçüsüyle (ölçüsü ile), sütüyle (sütü ile).

3. İle sözü ünsüzle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve büyük ünlü uyumuna


                                                                                                                14
uyar: arkadaşla (arkadaş ile), kardeşle (kardeş ile), ayakla (ayak ile), başla (baş ile), sütle (süt ile), gümüşle
(gümüş ile), oyunla (oyun ile).

İmek ek fiilinin yazılışı

İmek ek fiili ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uymaz: kalır idim, durur idim, güzel idi, dargın imiş,
yorgun ise.

Ancak, imek fiili bugün daha çok ekleşmiş olarak kullanılmakta ve ünlü uyumlarına uymaktadır.

Ünlüyle biten kelimelere eklendiği zaman i− ünlüsü düşebilir. Bu durumda araya y ünsüzü girer: satıcıydı
(satıcı idi), yoncaymış (yonca imiş), yabancıymış (yabancı imiş), başıymış (başı imiş), sonuncuydu (sonuncu
idi), ikinciymiş (ikinci imiş), neyse (ne ise), deliyse (deli ise).

Ünsüzle biten kelimelere eklendiği zaman da i− ünlüsü düşebilir: kalırmış (kalır imiş), yorgundu (yorgun idi),
yakarsa (yakar ise), toprakmış (toprak imiş), yakmışsa (yakmış ise), güzelmiş (güzel imiş), gelirse (gelir ise),
alırsa (alır ise), bakacaksa (bakacak ise).

Ki bağlacının yazılışı

Ki bağlacı ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki.

Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin.

(Mustafa Kemal Atatürk)

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.

Olmaz ki!

Böyle de yatılmaz ki!

(Orhan Veli Kanık)

Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Diyorlar ki" adlı eseri ne güzeldir!

Çiğ yemedim ki karnım ağrısın.

Ancak ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki,
meğerki, oysaki, sanki. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir.

Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Babam geldi mi ki? Başbakan konuşacak mı
ki?

Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış

Türkçenin ses düzeni gereğince iki ünlü arasındaki ünsüzler kendilerinden önce gelen ünlüyle değil
kendilerinden sonra gelen ünlüyle hece kurarlar: a−ra−ba−cı, o−ku−lu−muz, se−vi−ne−cek−ler,
ta−şı−na−bi−lir.

Ancak içlerinde Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) bulunan bazı alıntı kelimelerde, bu durumdaki
ünsüzlerin kendilerinden önceki ünlüyle hece kurdukları da görülür: cüz−î, hal−etmek, iş−ar, iz−an, kıt−a,
kur−a, Kur−an, mel−un, mer−i, meş−ale, meş−um, nez−etmek, sun−î, vak−a, vüs−at. Bu kelimeler yazılışta
kesmeyle gösterilir: cüz'î, hal'etmek, iş'ar, iz'an, kıt'a, kur'a, Kur'an, mel'un, mer'i, meş'ale, meş'um, nez'etmek,


                                                                                                                     15
sun'î, vak'a, vüs'at. Bu yapıda olup da tamamen Türkçenin ses düzenine uymuş, çok sık kullanılan ve kesmesiz
okunduğunda yadırganmayan kelimelerde kesme kullanılmaz: defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe,
neşet, sanat.

Arapçadan alınmış bazı sözlerde gırtlak ünsüzü kelimenin sonunda bulunur. Bu durumda gırtlak ünsüzü
söyleyiş bakımından tamamen erimiş durumdadır: cüz, def, hal, kat, men (bk. Birleşik kelimeler A. 5).

Ancak bu kelimeler iyelik ekleriyle kullanıldığı takdirde, kelimeyle iyelik eki arasına kesme konur: cüz'ü,
def'i, hal'i, kat'ı, men'i, nev'i, tab'ı, vaz'ı.

Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini −ı, −i biçiminde alırlar: bayi−i, cami−i, mâni−i,
memba−ı, mısra−ı, sanayi−i. Ancak cami ve mâni sözlerinde iyelik eki −si biçiminde de gelebilir: cami−si,
mâni−si.

Bu tür kelimeler yönelme ve yükleme hâli eklerini (−e, −i) alınca, araya y sesi girebileceği gibi y'siz de
yazılabilir: bayi−ye, cami−ye, memba−ya, mevzu−ya, mısra−ya; bayi−yi, cami−yi, memba−yı, mevzu−yu,
mısra−yı; bayi−e, cami−e, memba−a, mevzu−a, mısra−a; bayi−i, cami−i, memba−ı, mevzu−u, mısra−ı.

UYARI : Bayi, cami, sanayi gibi kelimeler yalın hâlde iken tek i ile yazılır.

UYARI : Arapçadan alınmış bazı kelimelerde, gırtlak ünsüzü hecenin sonunda yer almaktadır. Bu tür
kelimelerde gırtlak ünsüzü Türkçe söyleyişten tamamen kalkmakta ve kendisinden önceki ünlünün uzamasına
yol açmaktadır. Bu tür kelimelerde kesme kullanılmaz, sadece söz konusu ünlü uzun okunur: dava (da:va),
mamur (ma:mur), mana (ma:na), memur (me:mur), resen (re:sen), tamim (ta:mim), tecil (te:cil), tediye
(te:diye), tehir (te:hir), telif (te:lif), tesir (te:sir).

Hece yapısı ve satır sonunda kelimelerin bölünmesi

Türkçede kelime içinde iki ünlü arasındaki ünsüz, kendinden önceki ünlüyle değil, kendinden sonraki ünlüyle
hece kurar: a−ra−ba, ka−ra−ca, ta−le−be.

Ancak bazı alıntı kelimelerde iki ünlü arasındaki ünsüz kendinden sonraki ünlüyle değil, kendinden önceki
ünlüyle hece kurar: cüz'î, kur'a, Kur'an, vüs'at (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılşı).

Kelime içinde yan yana gelen ünsüzlerden sonuncusu kendisinden sonraki ünlüyle, diğerleri kendilerinden
önceki ünlüyle hece kurar: bir−lik, sev−mek, Türk−çe, Kork−maz.

Türkçede satır sonunda kelimeler bölünebilir, fakat heceler bölünemez. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken
satır sonuna kısa çizgi (−) konur.

Burasını ilk defa görüyormuş gibi duvarlara, perdelere, möblelere, eş−yalara bakıyor, hayret ediyordu. Bütün
bu muhitte Türk hayatına, Türk ruhu− na ait bir gölge, bir çizgi bile yoktu. Birden Bursa'daki çocukluğunun
geçti−ği baba evini hatırladı; sofada rahat ve beyaz örtülü divanlar vardı.

(Ömer Seyfettin, Primo Türk Çocuğu)

Bitişik yazılan kelimelerde de bu kurala uyulur:

.........................................................................................................baş−

öğretmen değil,

......................................................................................................... ba−



                                                                                                                16
şöğ−ret−men;

...........................................................................................................ilk−

okul değil,

......................................................................................................... il−

ko−kul;

...........................................................................................Karaosman−

oğlu değil,

.......................................................................................Karaosmanoğ−

lu.

Ayırmada satır sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz:

......................................................................................................a−

raba değil,

.................................................................................................. ara−

ba;

.................................................................................................... u−

çurtma değil,

................................................................................................uçurt−

ma;

............................................................................................ müdafa−

a değil,

............................................................................................... müda−

faa;

................................................................................................. niha−

î değil,

..................................................................................................... ni−

haî.

Kesme işareti satır sonuna geldiği zaman yalnız kesme işareti kullanılır; ayrıca çizgi kullanılmaz.



                                                                                                                  17
................................................................................................... Edirne'

nin...

.................................................................................................. Ankara'

dan...



Rakamların satır sonuna gelmesi durumunda da yalnız kesme işareti kullanılır:

................................................................................................. 1996'

da...

Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez:

...................................................................................................... meş'−

aleyi değil,

..................................................................................................... meş'a−

leyi;

....................................................................................................... vüs'−

ati değil,

..................................................................................................... vüs'a−

ti.

Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür. Yabancı
dillerde kullanılan ve tek sesi karşılayan ch, sh, sch, cz, sz gibi harfler satır sonunda birbirinden ayrılmaz.

Sayıların yazılışı

1. Sayılar rakamla da yazıyla da yazılabilir. Sayıların ne zaman yazıyla, ne zaman rakamla gösterileceği
konusunda dilimizde açık bir kural verilemez. Ancak, uygulamada birtakım ilkeler oluşmuştur. Bu ilkelere
göre, küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar yazıyla
gösterilir: iki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, bin yıldan beri.

Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.

(Cahit Sıtkı Tarancı)

Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır:
öğleden sonra saat 17.30'da, 1.500.000 lira, 25 kilogram, 150 kilometre, 15 metre kumaş, 1.250.000 kişi.

Saat ve dakikaların metin içinde yazıyla yazılması da mümkündür: saat dokuzu beş geçe, saat yediye çeyrek
kala, saat sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda.



                                                                                                                   18
2. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: iki yüz, üç yüz altmış beş. Ancak para ile ilgili işlem ve
belgelerde sayılar bitişik yazılır: yüzdoksanbin, ikiyüzellibin, beşyüzaltmışbin (bk. Birleşik kelimeler A. 22,
B.17).

3. Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir: 25 milimetre, 150 kişi, 15.000 lira, 75 kilometre.

Romen rakamları ancak yüzyıllarda, hükümdar adlarında, tarihlerin yazılışında, kitap ve dergi ciltlerinde ve
kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. yüzyıl, III. Selim, XIV.
Louis, II. Wilhelm, V. Karl, VIII. Edward, 1.XI.1928, I. cilt, XII. cilt. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının
kullanılması da mümkündür.

UYARI : Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce yazılır: Wilhelm II değil II.
Wilhelm, Selim 3 değil 3. Selim.

4. Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır: 32 605, 326 197,
49 750 812, 28 434 250 310 500. Gruplar arasına nokta da konabilir: 326.197, 49.750.812,
28.434.250.310.500 (bk. Nokta 8).

5. Sayılarda kesirler virgül ile ayrılır: 15,2 (15 tam, onda 2), 5,26 (5 tam, yüzde 26) (bk. Virgül 13).

6. Sıra sayıları yazıyla ve rakamla gösterilebilir. Rakamla gösterilmesi durumunda ya rakamdan sonra bir
nokta konur veya rakamdan sonra kesme konularak derece gösteren ek yazılır: 15., 56., XX.; 5' inci, 6' ncı.

7. Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla belirtilir: ikişer, dokuzar, yüzer; üçer üçer, onar onar.



KÜÇÜK VE BÜYÜK HARFLER

Türkçede harflerin küçük (minüskül) ve büyük (majüskül) olmak üzere iki biçimi vardır. Yazıda yaygın
olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harflere başvurulur.

Büyük harflerin kullanıldığı yerler

Büyük harflerin kullanıldığı yerler aşağıda sıralanmıştır:

A. Cümle büyük harfle başlar: Hayatta en hakikî mürşit ilimdir. Ak akça kara gün içindir. Ancak rakamla
başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz: 1940 yılında Dil ve
Tarih−Coğrafya Fakültesini bitirdim.

Cümle içinde başkasından aktarılan ve tırnak içine alınan cümleler de büyük harfle başlar: Atatürk, gençliğe
seslenirken "Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve
Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur." diyor. Tırnak
içinde aktarılan söz, tam bir cümle değilse veya cümlenin baş tarafı alınmamışsa büyük harfle başlamaz:

Nabi'nin "... var içinde" redifli gazeli Divan'ında uyuyor.

(Yahya Kemal Beyatlı, Edebiyata Dair)

Ayrıca iki çizgi arasındaki açıklama cümleleri de büyük harfle başlamaz:

Bir zamanlar − bu zamanlar çok da uzak değildir, bundan on, on iki yıl önce − Türk saltanatının maddî
sınırları uçsuz bucaksız denilecek kadar genişti.



                                                                                                                19
(Y. K. Karaosmanoğlu, Ergenekon)

İki noktadan sonra gelen cümleler de büyük harfle başlar:

Orhon Kitabesi’nde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi
ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım.

(Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları)

Bence edebiyatın temel görevi şudur: Hem günlük hayatı, hem geleceği hem de hayatın felsefesini işlemektir.

(Cengiz Aytmatov, Röportajlar)



Ancak iki noktadan sonra cümle niteliğinde olmayan örnekler sıralanırsa bu örnekler büyük harfle başlamaz:
Bazı örneklerde −sız eki kalıplaşmıştır: densiz, hırsız, ıssız, öksüz.



UYARI : Örnek niteliğindeki kelimelerle başlayan cümlede de ilk harf büyük yazılır: "Araba, banka, bütçe,
devlet, fındık, kanepe, menekşe, şemsiye" gibi yüzlerce kelime, kökenleri yabancı olmakla birlikte artık
dilimizin malı olmuştur. "Et−, ol−" fiilleri, dilimizde en sık kullanılan yardımcı fiillerdir.

B. Mısralar büyük harfle başlar:

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi;

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. (Muhibbî)

Bakî kalan bu kubbede bir hoş seda imiş. (Bakî)

Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin. (Tevfik Fikret)

Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

(Mehmet Âkif Ersoy)

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik;

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.

(Yahya Kemal Beyatlı)

Yolcuyum bir kuru yaprak misali,

Rüzgârın önüne katılmışım ben. (Faruk Nafiz Çamlıbel)

O zaferler getiren atların

Nalları altındanmış;



                                                                                                            20
Gidişleri akına,

Gelişleri akındanmış. (Arif Nihat Asya)

Bugün masal değil,

Masaldan daha güzel, gerçek. (Cahit Sıtkı Tarancı)

Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın

Bir vatan kalbinin attığı yerdir. (Necmettin Halil Onan)



C. Özel adlar büyük harfle başlar.

1. Kişi adlarıyla soyadları büyük harfle başlar: Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kâzım Karabekir, Ahmet
Haşim, Tevfik Fikret, Mehmet Emin Yurdakul, Hüseyin Cahit Yalçın, Orhan Veli Kanık, Sait Faik
Abasıyanık, Yunus Emre, Evliya Çelebi, Gevherî, Karacaoğlan, Âşık Ömer, Shakespeare, Wolfgang von
Goethe, Wilhelm Radloff, Vilhelm Thomsen, Victor Hugo.

Takma adlar da büyük harfle başlar: Muhibbî (Kanunî Sultan Süleyman), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan
(Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Enis Avni), Kirpi (Refik Halit Karay), Deli Ozan (Faruk Nafiz
Çamlıbel), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı Tarancı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli
Kanık).

2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları büyük harfle başlar:
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Sayın Hasan Eren, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay
Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel.

Tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar da büyük harfle başlar: Fatih Sultan Mehmet, Yavuz
Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa,
Aslan Yürekli Richard, Demirbaş Şarl, Deli Petro.

Akrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz: Fahriye abla, Ayşe teyze, Fatik nine, Saim amca,
Ali enişte. Ancak akrabalık bildiren kelimeler başa gelirse lâkap yerine geçtiği için büyük harfle başlar: Nene
Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal, Hala Sultan.

Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri
kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana.

Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve makam, mevki, unvan bildiren kelimeler de büyük
harfle başlar:

Sayın Bakan,

Sayın Başkan,

Sayın Profesör,



                                                                                                             21
Sayın Vali.

Mektuplarda ve resmî yazışmalarda hitapların ilk kelimesi de büyük harfle başlar:

Sevgili kardeşim,

Aziz dostum,

Değerli arkadaşım.

3. Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle başlar: Düldül, Sarıkız, Fino, Karabaş, Pamuk, Minnoş, Tekir.

4. Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar: Türk, Alman, İngiliz, Rus, Arap, Japon; Oğuz, Kazak,
Kırgız, Özbek, Tatar; Karakeçili, Hacımusalı.

5. Dil ve lehçe adları büyük harfle başlar: Türkçe, Almanca, İngilizce, Rusça, Arapça; Oğuzca, Kazakça,
Kırgızca, Özbekçe, Tatarca.

6. Devlet adları büyük harfle başlar: Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Suudî Arabistan,
Azerbaycan Cumhuriyeti.

7. Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını anlatan sözler büyük harfle başlar: Müslüman /
Müslümanlık, Hristiyan / Hristiyanlık, Musevî / Musevîlik, Budist / Budizm; Hanefî / Hanefîlik, Malikî /
Malikîlik, Protestan / Protestanlık, Katolik / Katoliklik.

8. Din ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar: Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus, Oziris,
Kibele. Ancak tanrı kelimesi özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlar: Eski Yunan tanrıları.
Bazı dinî kavramların da küçük harfle başlaması gelenekleşmiştir: cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat
köprüsü, gayya kuyusu.

9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Dünya, Neptün, Plüton, Halley. Dünya, güneş, ay
kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle
başlar; bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır.

10. Yer adları (kıt'a, ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, cadde, sokak vb.) büyük harfle başlar: Asya, Avrupa;
Türkiye, Kazakistan, Fransa, Çin, Hindistan, Mısır; İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Yakın
Doğu; Ankara, İstanbul, Taşkent, Bağdat, Moskova; Turgutlu, Ürgüp, Ahlat; Çayırbağı, Akçaköy;
Bahçelievler, Cebeci; Atatürk Bulvarı, Ziya Gökalp Caddesi; Sankiyedim Sokağı, Asmalımescit Sokağı.

Yer adlarında ilk isimden sonra gelen deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler küçük harfle
başlar: Marmara denizi, Aral gölü, Balkaş gölü, Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri, Alp dağları, Altay
dağları, Erciyes dağı. Ancak, ikinci isim özel isme dâhil ise ve ikisi birden kastedilen kavramı karşılıyorsa,
ikinci isim de büyük harfle başlar: Çanakkale Boğazı, İstanbul Boğazı; Beyşehir Gölü, Van Gölü, Tuz Gölü;
Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı; Gülek Geçidi; Ağrı Dağı; Konya Ovası, Haymana Ovası, Muş Ovası;
Adalar Denizi. Bu örneklerde ikinci isim kullanılmadığı takdirde söz konusu yer adı anlaşılmaz. Meselâ
Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle anlatılamaz; sadece Çanakkale denildiği zaman Çanakkale
şehri anlaşılır.

Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak kelimeleri
büyük harfle başlar: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yıldız Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi, Karaköy Meydanı,
Zafer Meydanı, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Ziya Gökalp Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Cemal Nadir
Sokağı, Fevzi Çakmak Sokağı, İnkılâp Sokağı, Reşat Nuri Sokağı, Türk Ocağı Sokağı.

11. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. yapı adlarının bütün kelimeleri büyük harfle başlar: Topkapı Sarayı,


                                                                                                              22
Dolmabahçe Sarayı, İshakpaşa Sarayı, Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Alanya Kalesi, Galata
Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Mostar Köprüsü, Beyazıt Kulesi, Zafer Abidesi, Bilge Kağan Anıtı.

12. Kurum, kuruluş ve kurul adları büyük harfle başlar: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Dil
ve Tarih−Coğrafya Fakültesi, Devlet Malzeme Ofisi, Millî Kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu, Atatürk
Orman Çiftliği, Çankaya Lisesi; Türk Ocağı, Yeşilay Derneği, Muharip Gaziler Derneği, Emek İnşaat;
Bakanlar Kurulu, Danışma Kurulu, Yüksek Öğretim Kurulu.

Kurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. kuruluş bildiren kelimeler, belli bir kurum
kastedildiği zaman büyük harfle başlar: Bu yıl Meclis, yeni döneme erken başlayacaktır. Son aylarda Kurum,
imlâ konusunda yoğun bir çalışma içine girmiştir.

Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf
kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan.

13. Kitap, dergi, gazete, tablo, heykel ve hukukla ilgili kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adlarının
her kelimesi büyük harfle başlar: Nutuk, Safahat, Kendi Gök Kubbemiz, Anadolu Notları, Sinekli Bakkal;
Türk Dili, Türk Kültürü, Varlık; Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Yeni Yüzyıl, Yeni Asır; Halı Dokuyan Kızlar
(tablo); Düşünen Adam (heykel); Medenî Kanun, Borçlar Hukuku (kanun), Atatürk Uluslar Arası Barış Ödülü
Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği.

Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz: Milliyet gazetesi, Türk Dili
dergisi, Halı Dokuyan Kızlar tablosu.

Kitap adlarında ve başlıklarda, arada ve sonda bulunan ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi,
mu, mü soru eki küçük harfle yazılır: Maî ve Siyah, Suç ve Ceza, Leylâ ile Mecnun, Turfanda mı, Turfa mı?
Diyorlar ki, Dünyaya İkinci Geliş yahut Sır İçinde Esrar, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım.

Gazeteler ve dergiler oluşan geleneğe uyarak haber ve yazı başlıklarında çoklukla yalnız ilk kelimenin başında
büyük harf kullanmaktadırlar: Kamyon eve girdi. Mini seçim yarın.

14. Millî ve dinî bayramların adları büyük harfle başlar: Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban
Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, Nevruz
Bayramı. Bayram niteliği kazanmış günlerin adları da büyük harfle başlar: Anneler Günü, Öğretmenler Günü,
Tıp Bayramı. Kurultay (kongre), bilgi şöleni (sempozyum), açık oturum (panel) vb. toplantıları bildiren özel
adlarda her kelime büyük harfle başlar: Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı (1996), Manas Bilgi Şöleni,
Türkçenin Yozlaşması Açık Oturumu, Türk Gramerinin Sorunları Toplantısı. Ancak genel nitelikteki
günlerin, haftaların, mevsimlerin, kurultay, bilgi şöleni vb. toplantıların adları küçük harfle başlar: tiyatro
günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı.

15. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilâlı Taş Devri,
İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Tanzimat Dönemi.

Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı, divan şiiri,
halk şiiri, eski Türk edebiyatı, klâsik Türk edebiyatı, Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk
müziği, tekke edebiyatı, Servetifünun edebiyatı, Tanzimat edebiyatı.

Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar:
Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü.

16. Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük,
Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı.

Özel ad kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa büyük harfle başlamaz: acem (Türk müziğinde bir


                                                                                                              23
perde), hicaz (Türk müziğinde bir makam), nihavent (Türk müziğinde bir makam), acemi (tecrübesiz), amper
(elektrik akımında şiddet birimi), jul (fizikte iş birimi), allahlık (saf, zararsız kimse), donkişotluk (gereği
yokken kahramanlık göstermeye kalkışmak).

Müzikte kullanılan makam ve tür adları da büyük harfle başlamaz: acemaşiran, acembuselik, bayatî, hicazkâr,
türkü, varsağı, bayatı.

17. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı,
Brüksel lâhanası, Behçet hastalığı, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş
dondurması, Van kedisi, Vaşington portakalı.

Ç. Belli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar: 29 Mayıs 1453 Salı günü, 1919 senesi
Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım, 29 Ekim 1923, 28 Aralık 1982'de göreve başladı. Ancak belli bir
tarihi belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar: Okullar genellikle eylülün ikinci haftasında öğretime
başlar. Yürütme Kurulu toplantılarını perşembe günleri yaparız.

D. Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar: Giriş, Çıkış, Müdür, Vezne, Başkan, Doktor. Levhadaki
yazı birkaç kelimeden oluştuğu zaman ilk kelime büyük harfle başlar: Otobüs durağı, Dolmuş durağı, Şehirler
arası telefon. Levhaların ilk kelimesi rakamla yazılmış bir sayı adı ise sonraki kelime küçük harfle başlar: III.
kat, IV. sınıf, I. blok.

E. Bilim dallarında kullanılan terimlerin büyük harfle yazılışı ilgili dallardaki uygulamaya bağlıdır: Canis
canis, Carduelis carduelis, Ardea alba, Populus alba, Prunus domestica, Pinus silvestris.

BİRLEŞİK KELİMELER

Dilimizde yeni bir kavramı karşılamak için yararlandığımız yollardan biri, kelime birleştirmesidir. Kelime
birleştirmesi yoluyla kurulan sözlere birleşik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler söz varlığımızda geniş bir
yer tutar. Birleşik kelime terimi için bileşik kelime denilmesi yanlıştır.

Dilimizde belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, isnat grupları, birleşik fiiller, ikilemeler, kısaltma
grupları ve kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan ifadeler, yeni bir kavramı karşıladıkları zaman birleşik kelime
olurlar: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, ayak yalın, günü birlik,
sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak; gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, ev bark;
baş üstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı.

Görüldüğü gibi birleşik kelimeler bitişik de ayrı da yazılabilmektedir.

A. Bitişik yazılan birleşik kelimeler (Bitişik kelimeler)

Birleşik kelimeler, yazılış bakımından bitişik yazılanlar ve ayrı yazılanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bitişik
yazılan birleşik kelimelere bitişik kelime adı verilir.

Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik kelime olurlar ve bitişik yazılırlar.

1. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: kaynana (< kayın ana), kaynata (< kayın ata), nasıl
(< ne asıl), niçin (< ne için), pazartesi (< pazar ertesi), sütlaç (< sütlü aş), birbiri (< biri biri).

2. Dilimize Arapçadan girmiş azil (< azl), emir (< emr), hüküm (< hükm), kayıp (< gayb), keşif (< keşf),
küfür (< küfr), nakil (< nakl) gibi birtakım kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı
fiilleriyle birleşirken asıllarına uyarak ikinci hecedeki ünlülerini düşürürler. Bu gibi kelimelerle yapılan
birleşik fiiller bitişik yazılır: azletmek, azledilmek, emretmek, hükmetmek, hükmolunmak, kaybolmak,
kaydedilmek, keşfetmek, keşfedilmek, küfretmek, nakletmek, neşretmek, neşrolunmak, sabretmek, seyretmek,
şükreylemek, zikretmek (krş. Birleşik kelimeler B. 1; Alıntı kelimelerin yazılışı 1).


                                                                                                                  24
UYARI : Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir yardımcı fiil veya ek almadıkları zaman azil, defin, emir, hüküm,
kayıp, keşif, meyil, nakil, sabır, vecit, zeyil, zikir şeklinde söylenir ve yazılır.

UYARI : Söyleyişte tonlulaşma şeklinde ses değişmesine uğrayanlar ayrı yazılır: azat etmek, hamt etmek,
derç etmek, iz'aç etmek, iktisap etmek, harp etmek. Bu örneklerde tonluluk söyleyişte belirtilir.

3. Dilimize Arapçadan girmiş af (< afv), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm) gibi birtakım
kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleşirken sondaki sesler, asıllarına
uyarak veya asıllarının etkisinde kalarak çift sese dönüşür. Bu tür birleşik fiiller bitişik yazılır: affetmek,
affolunmak, halletmek, hissetmek, hissedilmek, reddeylemek, reddolunmak, zannetmek, zemmetmek (bk.
Ünsüz düşmesi; krş. Birleşik Kelimeler B. 1).

4. İsim kısımları tek başına kullanılmayıp sadece etmek, olunmak yardımcı fiilleriyle kalıplaşan birleşik
kelimeler bitişik yazılır: ahzetmek, bahşetmek, bahşolunmak, hamletmek, hazfetmek, nez'etmek, rekzetmek,
serdetmek.

5. Sonunda Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) olan kelimeler etmek, olunmak fiilleriyle birleşik
fiil kurduklarında bitişik yazılır: defetmek, hal'etmek (tahttan indirmek), katetmek, menetmek, menolunmak,
tabetmek (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış).

6. Vurgusu son heceye kaymış birleşik kelimeler bitişik yazılır: açıkgöz, anaerkil, ataerkil, babayiğit,
bastıbacak, boşboğaz, büyükbaş (hayvan), camgöz, cingöz, çınayaz, düztaban, elense, elverişli, günaydın,
işveren, kafakol, Karagöz, karagöz (balığı), küçükbaş (hayvan), önayak (olmak), paragöz, pisboğaz, tepegöz,
tıknefes.

Vurgusu son hecede bulunan ikilemeler de bitişik yazılır: cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır,
fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (bir tür terlik), altüst (etmek), yüzgöz (olmak).

7. Eş anlamlı ikilemelerde vurgu normal olarak ikinci hecededir. Vurgusu ilk heceye kayan ikilemeler bitişik
yazılır: darmadağın, darmadağınık, darmaduman, karmakarışık (krş. Birleşik kelimeler B. 7).

8. Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik
kelimeler bitişik yazılır (krş. Birleşik Kelimeler B. 2).

a. Organ bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, hastalık, alet, eşya, tarz ve yiyecek adları:

aslanağzı (bitki), aslankuyruğu (bitki), aslanpençesi (bitki), ayıkulağı (bitki), cinsaçı (bitki), civanperçemi
(bitki), gelinparmağı (üzüm), geyikdili (bitki), horozgözü (bitki), horozibiği (bitki), itburnu (bitki), katırtırnağı
(bitki), kazayağı (bitki), keçiboynuzu (bitki), keçimemesi (üzüm), keçisakalı (bitki), kızkalbi (bitki),
koyungöbeği (mantar), köpekayası (bitki), kurtbağrı (bitki), kuşburnu (bitki), sığırödü (bitki), tavşanbıyığı
(bitki), turnagagası (bitki); açıkağız (bitki), akkuyruk (çay), alabaş (bitki), altınbaş (kavun), altıparmak
(palamut), beşbıyık (muşmula), karabaldır (bitki), topbaş (bitki).

danaburnu (böcek), öküzburnu (kuş); akbaş (kuş), alabacak (at), beşparmak (deniz hayvanı), beşpençe (deniz
hayvanı), çakırkanat (ördek), elmabaş (tepeli dalgıç), iribaş (kurbağa kurtçuğu), kababurun (balık),
kamçıkuyruk (koyun), kamışkulak (at), karabaş, karagöz (balık), karakulak (hayvan; haberci), kepçeburun
(yaban ördeği), kızılkanat (balık), sarıağız (balık), sarıgöz (balık), sarıkulak (balık), sarıkuyruk (balık),
tokmakbaş (balık), uzunkuyruk (kuş), yeşilbaş (ördek).

itdirseği (arpacık); delibaş (hastalık), karabacak (hastalık), karataban (hastalık).

balıkgözü (halka), deveboynu (boru), domuzayağı (çubuk), domuztırnağı (kanca), horozayağı (burgu),
kargaburnu (alet), keçitırnağı (oyma kalemi), kedigözü (lâmba), leylekgagası (alet), sıçankuyruğu (törpü);
baltabaş (gemi) gagaburun (gemi), kancabaş (kayık).


                                                                                                                     25
ayıbacağı (yelken tarzı), balıksırtı (desen), civankaşı (nakış), eşeksırtı (çatı tarzı), kazkanadı (oyun),
kırlangıçkuyruğu (işaret), koçboynuzu (işaret), köpekkuyruğu (spor), sıçandişi (dikiş).

dilberdudağı (tatlı), hanımgöbeği (tatlı), hanımparmağı (tatlı), kadınbudu (köfte), kadıngöbeği (tatlı),
kargabeyni (yemek), kedidili (bisküvi), tavukgöğsü (tatlı), vezirparmağı (tatlı).

İlk ögesi organ adı olan şu örnekler de bitişik yazılır: bağrıkara (kuş), baldırıkara (bitki), baştankara (kuş),
karnıkara (börülce), sırtıkara (balık), yanıkara (hastalık).

b. Eşya veya nesne bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, tarz, yiyecek ve oyun adları:

acemborusu (bitki), çayırsedefi (bitki), çobançantası (bitki), çobandüdüğü (bitki), çobaniğnesi (bitki),
çobantarağı (bitki), çobantuzluğu (bitki), gelinfeneri (bitki), güveyfeneri (bitki), katranköpüğü (mantar),
keçisedefi (bitki), kuşekmeği (bitki), kuşyemi (bitki), kuzgunkılıcı (bitki), suibriği (bitki), suoku (bitki),
suşeridi (bitki), şeytanarabası (uçuşan tohum), şeytanfeneri (bitki), şeytantersi (bitki), venüsçarığı (bitki),
yılanyastığı (bitki).

sazkayası (balık), şeytaniğnesi (hayvan), yılaniğnesi (balık).

balgümeci (dikiş), beşikörtüsü (çatı tarzı), turnageçidi (fırtına).

bülbülyuvası (tatlı), kuşlokumu (kurabiye).

beştaş (oyun), dokuztaş (oyun), üçtaş (oyun).

c. İnsana özgü isim ve sıfatlarla kurulan bitki, hayvan ve eşya adları: adayavrusu (tekne), akşamsefası (bitki),
camgüzeli (bitki), çadıruşağı (bitki), çayırgüzeli (bitki), çayırmelikesi (bitki), gecesefası (bitki), gündüzsefası
(bitki), saksıgüzeli (çiçek), yalıçapkını (kuş); bozbakkal (kuş), bozyürük (yılan), karadul (örümcek), sarısabır
(bitki).

ç. Benzetme yoluyla kurulan gök cisimlerinin adları: Altıkardeş (yıldız kümesi), Arıkovanı (yıldız kümesi),
Büyükayı (yıldız kümesi), Demirkazık (yıldız), Güneybalığı (yıldız), Küçükaslan (yıldız), Küçükayı (yıldız
kümesi), Kervankıran (yıldız), Samanuğrusu (yıldız kümesi), Samanyolu (yıldız kümesi), Üçkardeş (yıldız
kümesi), Yedikardeş (yıldız kümesi) (krş. Birleşik kelimeler B. 2. ğ).

d. İnsan isimleriyle kurulan bitki, hayvan ve yemek adları: alinazik (kebap), ayşekadın (fasulye), hafızali
(üzüm), havvaanaeli (bitki), karafatma (böcek), meryemanaeldiveni (bitki).

9. −a, −e ve −ı, −i, −u, −ü ekleriyle yapılmış tasvir fiilleri, yardımcı fiil anlam değişmesine uğradığı için
bitişik yazılır: düşünebilmek, yapabilmek; uyuyakalmak; gidedurmak, yazadurmak; çıkagelmek, olagelmek,
süregelmek; düşeyazmak, öleyazmak; açıvermek, alıvermek, gelivermek, gülüvermek, uçuvermek.

Görmek yardımcı fiiliyle yapılan ve emir biçiminde kullanılan birleşik fiiller de bitişik yazılır: düşmeyegör,
ölmeyegör.

Bilmek yardımcı fiiliyle yapılan ve kalıplaşmış olan alabildiğine kelimesi de bitişik yazılır.

10. Bir veya iki ögesi emir kipiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: alaşağı (etmek),
albeni, ateşkes, çalçene, çalyaka, dönbaba, gelberi, incitmebeni, rastgele, sallabaş, sallasırt, sıkboğaz,
unutmabeni; çekyat, geçgeç, kaçgöç, kapkaç(çı), örtbas, seçal (self−servis), veryansın (etmek), yapboz
(puzzle), yazboz.

11. −an/−en, −r/−ar/−er ve −maz/−mez ekleriyle kurulmuş sıfat−fiil gruplarından kalıplaşmış birleşik
kelimeler gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır:


                                                                                                                   26
ağaçkakan, ağrıkesen, ahmakıslatan, alaybozan, boğazkesen, böcekkapan, buzkıran, cankurtaran,
çobanaldatan, çöpçatan, dalgakıran, dalkıran, dalkurutan, damardaraltan, damargenişleten, demirkapan,
elöpen, etyaran, fındıkkıran, filizkıran, gelinboğan, gökdelen, günebakan, ordubozan, oyunbozan, saçkıran,
yelkovan, yolgeçen, yolkesen;

akımtoplar, alkolölçer, altıpatlar, amperölçer, asitölçer, aynabakar, barışsever, basınçölçer, betonkarar,
bilgisayar, bilgiyazar, çoksatar, dilsever, eğimölçer, füzeatar, gazölçer, özezer, özsever, pürüzalır, sanatsever,
tekerçalar, uçaksavar, yurtsever;

baştanımaz, değerbilmez, etyemez, hacıyatmaz, kadirbilmez, kargasekmez, karıncaezmez, karıncaincitmez,
kuşkonmaz, külyutmaz, sugeçirmez, tanrıtanımaz, töretanımaz, varyemez, vurdumduymaz (krş. Birleşik
kelimeler B. 3).

12. −dı (−di /−du / −dü, −tı/ −ti /−tu /−tü) ekiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: albastı,
ciğerdeldi, çıtkırıldım, dalbastı, fırdöndü, gecekondu, gündöndü, günindi, hünkârbeğendi, imambayıldı,
karyağdı, kaşbastı, kedibastı, kolbastı, külbastı, mirasyedi, papazkaçtı, serdengeçti, şıpsevdi, toprakbastı,
zıpçıktı; eltieltiyeküstü (desen).

13. Her iki ögesi de −dı (−di /−du /−dü, −tı /−ti /−tu /−tü) veya −r /−ar /−er eklerini almış ve kalıplaşmış
bulunan birleşik kelimeler bitişik yazılır: dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, uçtuuçtu (oyun); biçerbağlar,
biçerdöver, göçerkonar, kazaratar, konargöçer, okuryazar, uyurgezer, yanardöner, yüzergezer.

Aynı yapıda olan çakaralmaz kelimesi de bitişik yazılır.

14. Hayvan, bitki, organ ve çeşitli nesne adlarıyla kurulan ve içinde renklerden birinin adı veya renk sözü
geçmeyen renk adları bitişik yazılır: baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, gülkurusu,
güvercinboynu, güvercingöğsü, kazayağı, kavuniçi, kazboku, kızılşap, narçiçeği, ördekbaşı, ördekgagası,
tavşanağzı, tavşankanı, turnagözü, vapurdumanı, vişneçürüğü, yavruağzı (krş. Birleşik kelimeler B. 4).

Örneklerden sonra renk sözü kullanılırsa bu söz ayrı yazılır: devetüyü rengi, fildişi rengi, gülkurusu rengi.

15. Renk adlarıyla kurulan ve bitki, hayvan veya hastalık türlerinden birini gösteren birleşik kelimeler bitişik
yazılır: akağaç, akçaağaç, akdarı, akdiken, akkavak, akmantar, aksöğüt, alacamenekşe, alaçam, karaağaç,
karacaot, karaçalı, karadut, kızılağaç, sarıağaç, sarıçiçek; akbalık, akkefal, alabalık, sarıbalık; akdoğan, akkuş,
alacabalıkçıl, alacakarga, alakarga, beyazsinek, bozayı, karakuş, karasinek; aksu, akbasma, karahumma,
kızılyara, mavihastalık, maviküf.

16. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik
yazılır: akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayramüstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü, öğleüstü,
öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü.

Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı,
gözaltı, şuuraltı (krş. Birleşik kelimeler B. 16).

17. İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluşmuş kişi adları, soyadları ve lâkaplar bitişik yazılır:
Alper, Aydoğdu, Birol, Gülnihal, Gülseren, Gündoğdu, Şenol, Varol; Abasıyanık, Adıvar, Atatürk, Gökalp,
Güntekin, İnönü, Karaosmanoğlu, Tanpınar, Yurdakul; Boynueğri Mehmet Paşa, Tepedelenli Ali Paşa,
Yirmisekiz Çelebi Mehmet, Yedisekiz Hasan Paşa.

18. İki veya daha çok kelimeden oluşmuş Türkçe yer adları bitişik yazılır: Çanakkale, Gümüşhane; Acıpayam,
Pınarbaşı, Şebinkarahisar; Beşiktaş, Kabataş.

Şehir, kent, köy, mahalle, dağ, tepe, deniz, göl, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve
belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını ifade


                                                                                                                  27
edemiyorsa bu tür yer adları bitişik yazılır: Akşehir, Eskişehir, Suşehri, Yenişehir; Atakent, Batıkent,
Konutkent, Korukent, Çengelköy, Sarıyer, Yenimahalle; Karabağ, Karadağ, Uludağ; Kocatepe, Tınaztepe;
Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz; Acıgöl; Kızılırmak, Yeşilırmak; İncesu, Karasu, Sarısu, Akçay (krş. Birleşik
kelimeler B. 9).

19. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu;
unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa,
Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi), Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi)
(bk. Birleşik kelimeler B. 10).

20. Ait olduğu dilde bitişik yazılan yabancı yer adları Türkçede de bitişik yazılır: Düsseldorf, Fontainebleau,
Nürnberg, Neustadt, Schwarzwald (krş. Birleşik kelimeler B. 13).

Ait olduğu dilde, içinde çizgi bulunan yabancı yer adları Türkçede de çizgili olarak yazılır: Ile−de−France,
Saint−Bernard, Saint−Gothard.

21. Ara yönleri belirten kelimeler bitişik yazılır: güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu.

22. Senet, çek vb. ticarî belgelerde geçen sayılar bitişik yazılır:
ikiyüzellialtımilyarbeşyüzyirmibeşmilyonyediyüzellibin lira (krş. Birleşik kelimeler B. 18).

23. Bunlardan başka dilimizde her iki ögesi de aslî anlamını koruduğu hâlde yaygın bir şekilde gelenekleşmiş
olarak bitişik yazılan kelimeler de vardır.

a. Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: başağırlık, başbakan, başçavuş, başeser, başfiyat, başhekim,
başhemşire, başkahraman, başkarakter, başkent, başkomutan, başköşe, başmüfettiş, başöğretmen, başparmak,
başpehlivan, başrol, başsavcı, başşehir, başyazar.

b. Bir topluluğun yöneticisi anlamındaki başı sözüyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: ahçıbaşı,
binbaşı, çarkçıbaşı, çeribaşı, elebaşı, mehterbaşı, onbaşı, ustabaşı, yüzbaşı.

c. Oğlu, oğulları, kızı sözleriyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: Caferoğlu, Karaosmanoğlu,
Topaloğlu, Orazbeykızı; Aydınoğulları, Candaroğulları, Osmanoğulları; çapanoğlu, dayıoğlu, eloğlu,
halaoğlu, hinoğluhin, amcakızı, elkızı.

ç. Ağa, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik kelimeler: ağababa, ağabey, beyefendi,
efendibaba, hanımanne, hanımefendi, hacıağa, hanımnine, hıyarağalık, kadınnine, paşababa.

d. Dal sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: dalkavuk, dalkılıç, daltaban, daluyku.

e. Açıortay, adamkökü, adamotu, âdemotu, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağırkanlı, ahududu, akarsu, akaryakıt, akciğer,
akkor, aksakal, aktöre, akyuvar, alyuvar, anamal, anaokulu, anapara, anayasa, anneanne, atardamar, atarkanal,
atasözü, aybaşı, ayçiçeği, ayçöreği, babaanne, basmakalıp, başıboş, başıbozuk, başıkabak, başörtü,
başvurmak, beşibiryerde, bilirkişi, bindallı, birdenbire, birdirbir, birtakım, bozkır, bugün, buzdolabı,
çeşitkenar, çiftetelli, delikanlı, demirbaş, denizaltı, denizaşırı, derebeyi, derebeylik, dereotu, dışbükey,
dikdörtgen, dipnot, doludizgin, dolunay, dörtkenar, dörtnal, dörtnala, düzayak, ebekuşağı, ebemkuşağı,
enikonu, erbaş, eşkenar, etobur, gelişigüzel, giderayak, gökyüzü, gözyaşı, günaşırı, güvenoyu, halkoyu,
hayhay, içbükey, içgüdü, içtepi, içyağı, ikizkenar, ilkbahar, ilkokul, ilköğrenim, ilköğretim, ilkyaz, ipucu,
kabataslak, kahverengi, kamuoyu, karaciğer, karekök, kartopu, kasımpatı, kenarortay, kelaynak, kongövde,
külhanbeyi, külhanbeylik, külkedisi, milletvekili, murdarilik, omurilik, ortaokul, otobur, öngörmek, öngörü,
önsezi, öteberi, özdeyiş, paralelkenar, pekâlâ, pekiyi, sacayağı, sacayak, sadeyağ, sağduyu, sağyağ, semizotu,
serinkanlı, sıcakkanlı, sıkıyönetim, sıradağ, sıradağlar, sivrisinek, soğukkanlı, sonbahar, soyadı, sütana,
sütanne, sütbaba, sütkardeş, sütnine, sütoğul, takımada, takımyıldız, tekdüze, tepetakla, tepetaklak, tereyağı,
tıpkıbasım, tıpkıçekim, toplardamar, topyekûn, tozpembe, varoluş, varsayım, vazgeçmek, yanardağ, yarıçap,


                                                                                                               28
yarımada, yarıyıl, yavrukurt, yerküre, yeryüzü, yılbaşı, yöneylem, yüznumara, yüzyıl, zeytinyağı kelime ve
deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır.

UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili, mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin?

f. Biraz, birazı, birkaç, birkaçı, birtakım, birçok, birçoğu, hiçbir, hiçbiri, herhangi belirsizlik sıfat ve zamirleri
de gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır.

24. Hane kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: çayhane, dershane,
eczahane, hastahane, kahvehane, pastahane, postahane, süthane, yatakhane, yazıhane, yemekhane (bk. Ünsüz
düşmesi).

UYARI : Dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane gibi sözlerde hane kelimesindeki h'nin
yazılmaması doğru değildir.

25. Perver ve perest kelimeleriyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır:
hamiyetperver, hürriyetperver, misafirperver, vatanperver; ateşperest, hayalperest, menfaatperest.



26. Zade kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: Recaîzade, Resülzade,
Sami Paşazade, Sümbülzade, Vahapzade; amcazade, dayızade, teyzezade.



27. Name kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: beyanname, davetname,
kanunname, pendname, seyahatname, siyasetname; Battalname, Oğuzname.



28. Farsça kurala göre oluşturulan isim ve sıfat tamlamaları ile kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır:
cürmümeşhut, dârıdünya, ehlibeyt, ehlisalip, ehlivukuf, ehvenişer, erkânıharp, fecrisadık, gayriahlâkî,
gayriciddî, gayriinsanî, gayrikabil, gayrimenkul, gayrimeşru, gayrimuntazam, gayrimüslim, gayrisafi,
gayrisıhhî; asgarımüşterek, hüsnühat, hüsnükabul, hüsnükuruntu, hüsnüniyet, suiistimal, suikast, suiniyet;
hamdüsena, hercümerç, meddücezir, methüsena, tarumar; âlemşümul, âlicenap, gülfidan, mevlithan,
sahipkıran; anbean, keşmekeş, özbeöz, yüzbeyüz; pürhiddet, pürmelâl.



29. Arapça kurala göre oluşturulan tamlamalar ve kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır: aliyyülâlâ,
ceffelkalem, dârülâceze, dârülfünun, daüssıla, fevkalâde, fevkalbeşer, hayrülhalef, hıfzıssıhha, hüvelbaki,
şeyhülislâm, tahtelbahir, tahteşşuur; aleykümselâm, Allahüâlem, bismillâh, fenafillâh, fisebilillâh,
hafazanallah, inşallah, maşallah, mintarafillâh, velhâsıl, velhâsılıkelâm.



30. Müzikte kullanılan makam adları bitişik yazılır: acembuselik, hisarbuselik, muhayyerkürdî.

Ancak bir sıfatla oluşturulan usul adlarında sıfat ayrı yazılır: ağır aksak, yürük aksak, yürük semaî.



31. Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilmiş olan kuruluş adları bitişik yazılır: İçişleri,
Dışişleri, Genelkurmay, Yükseköğretim (krş. Birleşik kelimeler B. 21).


                                                                                                                    29
***

Bugüne kadarki imlâ kılavuzlarında yer alan; ancak, birleşik kelimeler konusuna girmeyen pekiştirmeli
sıfatların da bitişik yazılması gerektiği unutulmamalıdır: apaçık, apak, büsbütün, çepçevre, çepeçevre,
çırçıplak, çırılçıplak, dümdüz, düpedüz, gömgök, güpegündüz, kapkara, kupkuru, paramparça, sapsağlam,
sapasağlam, sapsarı, sırsıklam, sırılsıklam, sipsivri, yemyeşil.

***

Yabancı dillerden geçen ön ek veya edatlar bitişik yazılır: alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bililtizam,
bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevcut, namüsait, namütenahi; devalüasyon,
konfederasyon, koordinasyon, Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm, reorganizasyon, reprodüksiyon,
sürrealizm.

Oto, tele, matik ögeleriyle kurulan alıntılar da bitişik yazılır: otobiyografi, otokritik, telekart, telekız,
telekonferans, bankamatik.

***

Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış ibareler;
eski metinlerin yayımında, alıntılarda ve bilimsel yayınlarda, bilimsel yöntemlere uyularak yazılabilir:
Devlet−i Osmaniye, Kur’ân−ı Kerim, Recaî−zade, sarf−ı Türkî, tahte’ş−şu’ur, Ahd−i atik, ehl−i vukuf,
ehven−i şer; dârü'l−aceze, tahte'ş−şu'ur, hamiyyet−perver, hayal−perest, sahip−kıran, Hurşid−name, bî−vefa,
lâ−dinî, na−mütenahî, bilâ−vasıta.

B. Ayrı yazılan birleşik kelimeler

1. Etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek, kılmak, kılınmak yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiillerde,
isim herhangi bir ses düşmesine veya türemesine uğramazsa bu tür birleşik fiiller ayrı yazılır: alay etmek, alt
etmek, arz etmek, arz olunmak, boş olmak, dans etmek, deli olmak, el etmek, gelin olmak, gider olmak, göç
etmek, hayret etmek, ilân edilmek, ilân etmek, işaret etmek, kabul etmek, kabul eylemek, kul etmek, kul
olmak, namaz kılmak, namaz kılınmak, not etmek, okumuş olmak, oyun etmek, sağır olmak, sağ olmak,
soracak olmak, söz etmek, var olmak, yardım etmek, yarış etmek, yok etmek, yok olmak; azat etmek, terk
etmek; angaje olmak.

2. Birleşme sırasında kelimelerden hiçbiri anlam değişikliğine uğramamışsa bu tür birleşik kelimeler ayrı
yazılır. Bunları şu alt gruplarda toplayabiliriz:

a. Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler:

ada balığı, ateş balığı, çaça balığı, çupra balığı, dil balığı, dülger balığı, fulya balığı, kedi balığı, kılıç balığı,
kırlangıç balığı, köpek balığı, mercan balığı, mersin balığı, mürekkep balığı, ördek balığı, ton balığı, turna
balığı, yılan balığı, yunus balığı; acı balık, bıyıklı balık, dikenli balık.

ardıç kuşu, arı kuşu, bayır kuşu, çalı kuşu, dalgıç kuşu, deve kuşu, fırtına kuşu, ishak kuşu, iskele kuşu,
kaşıkçı kuşu, muhabbet kuşu, örümcek kuşu, saka kuşu, tarla kuşu, yağmur kuşu; alıcı kuş, boğmaklı kuş,
makaralı kuş.

ağustos böceği, ateş böceği, cırcır böceği, gelin böceği, hamam böceği, hanım böceği, ipek böceği, kız böceği,
uçuç böceği, uğur böceği; ağılı böcek, çalgıcı böcek, makaslı böcek, sümüklü böcek.

at sineği, cız sineği, et sineği, ev sineği, meyve sineği, sığır sineği, sirke sineği, su sineği, uyuz sineği.


                                                                                                                          30
deniz yılanı, katır yılanı, mercan yılanı, ok yılanı, su yılanı; Ankara keçisi, dağ keçisi, Maltız keçisi, yaban
keçisi; fındık faresi, firavun faresi, tarla faresi; dağ sıçanı, tarla sıçanı, yer sıçanı; Beç tavuğu, dağ tavuğu,
orman tavuğu; ada tavşanı, Amerika tavşanı, Arap tavşanı, yaban tavşanı; kaya örümceği, şeytan örümceği,
yer örümceği; bal arısı, eşek arısı, yaban arısı; deniz ördeği, Pekin ördeği, yaban ördeği; Ankara kedisi, Van
kedisi; Afrika domuzu, Hint domuzu, yaban domuzu; su aygırı, su sığırı, su samuru, yaban koyunu.

b. Bitki türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler:

ardıç otu, ayrık otu, beşparmak otu, boğan otu, canavar otu, çörek otu, dalak otu, eğrelti otu, engerek otu,
geyik otu, güzelavrat otu, idris otu, kanarya otu, kelebek otu, kene otu, küstüm otu, melek otu, mercan otu,
nevruz otu, ökse otu, pisipisi otu, taşkıran otu, yüksük otu; acı ot, sütlü ot.

ateş çiçeği, atlas çiçeği, çadır çiçeği, çuha çiçeği, güzelhatun çiçeği, ıtır çiçeği, ipek çiçeği, kahkaha çiçeği,
küpe çiçeği, lâvanta çiçeği, mahmur çiçeği, mum çiçeği, peygamber çiçeği, salon çiçeği, saray çiçeği, telgraf
çiçeği, yayla çiçeği, yılan çiçeği, yıldız çiçeği; ölmez çiçek.

ağı ağacı, avize ağacı, ban ağacı, çubuk ağacı, dantel ağacı, iğ ağacı, kâğıt ağacı, lâle ağacı, lâstik ağacı,
mantar ağacı, mercan ağacı, öd ağacı, pelesenk ağacı, porsuk ağacı, sakız ağacı, süt ağacı, tespih ağacı; kör
ağaç.

altın kökü, boya kökü, eğir kökü, helvacı kökü, meyan kökü; ek kök, saçak kök, yumru kök.

Amerika elması, dağ elması, deve elması, fil elması, kiraz elması, pamuk elması, yer elması; çalı dikeni,
demir dikeni, deve dikeni, eşek dikeni, geyik dikeni; Amerika üzümü, ayı üzümü, Bektaşî üzümü, çavuş
üzümü, deniz üzümü, köpek üzümü, kuş üzümü, tilki üzümü; Amerika armudu, çakal armudu, dağ armudu,
Hint armudu; at kestanesi, Hint kestanesi, kuzu kestanesi; bardak eriği, can eriği, çakal eriği, dağ eriği, gövem
eriği, Malta eriği, türbe eriği; çayır mantarı, horoz mantarı, kav mantarı, keçi mantarı, kuzu mantarı, yer
mantarı; Hint kamışı, su kamışı, şeker kamışı; dağ nanesi, taş nanesi; ayı gülü, Çin gülü, Japon gülü, yaban
gülü; Antep fıstığı, çam fıstığı; çalı fasulyesi, sırık fasulyesi, soya fasulyesi; Amerika bademi, Hint bademi,
taş bademi; Afrika menekşesi, Cezayir menekşesi, deniz menekşesi, Frenk menekşesi; Japon sarmaşığı, kuzu
sarmaşığı; Hint inciri, kavak inciri; armut kurusu, kayısı kurusu; su sarımsağı, şeker pancarı.

kuru fasulye, kuru incir, kuru soğan, kuru üzüm, salkım söğüt.

UYARI : Çiçek dışında anlamlar taşıyan baklaçiçeği (renk), narçiçeği (renk), suçiçeği (hastalık); ot dışında
anlamlar taşıyan ağızotu (barut), sıçanotu (arsenik); ses düşmesine uğramış olan çöreotu ve yaygın bir şekilde
gelenekleşmiş olan semizotu, dereotu bitişik yazılır.

c. Nesne, eşya ve alet adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler:

alçı taşı, bakır taşı, bileği taşı, cehennem taşı, çakmak taşı, damla taşı, değirmen taşı, Eskişehir taşı, göz taşı,
Hacıbektaş taşı, inci taşı, kireç taşı, lüle taşı, musalla taşı, Necef taşı, Oltu taşı, ponza taşı, raspa taşı, satranç
taşı, sünger taşı, yılan taşı, yıldız taşı; buzul taş, damla taş, dikili taş, kayağan taş, pamuk taş, sesli taş, yaprak
taş.

Arap sabunu, banyo sabunu, el sabunu, tıraş sabunu, yüz sabunu; el değirmeni, kahve değirmeni, su
değirmeni, yel değirmeni; kahve dolabı, su dolabı; çalışma odası, oturma odası, yatak odası, yemek odası; cep
saati, duvar saati, kol saati, masa saati; duvar takvimi, masa takvimi; çalışma masası, yemek masası; itfaiye
aracı, kurtarma aracı; masa örtüsü, yatak örtüsü; el kitabı, Frenk gömleği, İngiliz anahtarı, İngiliz sicimi; alt
geçit, tüp geçit, üst geçit, çekme demir, çekme kat, dolma kalem, dönme dolap, kesme kaya, toplu iğne, vurma
çalgılar, vurma sazlar, yapma çiçek, yarma kereste.

afyon ruhu, katran ruhu, lokman ruhu, nane ruhu, nışadır ruhu, tuz ruhu.*



                                                                                                                     31
ç. Yol ve ulaşımla ilgili birleşik kelimeler: Arnavut kaldırımı; çevre yolu, deniz yolu, hava yolu, kara yolu,
keçi yolu, seğirdim yolu, sıçan yolu; köprü yol.

d. Durum, olgu ve olay bildiren sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: açık oturum, açık öğretim, ana
dili, ay tutulması, baş ağrısı, baş belâsı, baş dönmesi, çıkış yolu, çözüm yolu, dil birliği, din birliği, güç birliği,
güneş tutulması, ırk birliği, iş birliği, iş bölümü, madde başı, masa başı, sofra başı, ses uyumu, yer çekimi.

e. Bilim ve bilgi sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: anlam bilimi, dil bilimi, edebiyat bilimi, gök bilimi,
halk bilimi, iş bilimi, ruh bilimi, toplum bilimi, toprak bilimi, yer bilimi; dil bilgisi, halk bilgisi, ses bilgisi,
şekil bilgisi.

f. Yuvar ve küre sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: alt hava yuvarı, göz yuvarı, hava yuvarı, ısı yuvarı, ışık
yuvarı, iyon yuvarı, renk yuvarı, su yuvarı, taş yuvarı, yer yuvarı; ağır küre, düzlem küre, hava küre, ışık küre,
renk küre, su küre, taş küre, yarı küre, yarım küre.

g. Yiyecek, içecek adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: bohça böreği, fincan böreği, kol böreği,
muska böreği, puf böreği, sac böreği, sigara böreği, su böreği, talaş böreği, Tatar böreği, yufka böreği; badem
yağı, balık yağı, çiçek yağı, kuyruk yağı, kekik yağı, susam yağı; arpa suyu, maden suyu, meyve suyu,
portakal suyu, vişne suyu; çayır peyniri, Çerkez peyniri, dil peyniri, kaşar peyniri, tulum peyniri, beyaz
peynir; Adana kebabı, çömlek kebabı, fırın kebabı, Manisa kebabı, Oltu kebabı, tas kebabı, Urfa kebabı;
İnegöl köftesi, İzmir köftesi; düğün çorbası, ezogelin çorbası, işkembe çorbası, mantar çorbası, mercimek
çorbası, pirinç çorbası, sebze çorbası, yayla çorbası, yoğurt çorbası; irmik helvası, kâğıt helvası, keten helvası,
koz helvası, susam helvası, tahin helvası, un helvası; acı badem kurabiyesi, Cenevre kurabiyesi, un kurabiyesi;
Kemalpaşa tatlısı, peynir tatlısı, yoğurt tatlısı; Çerkez tavuğu, badem şekeri, balık yumurtası, koç yumurtası.

burgu makarna, çubuk makarna, fiyonk makarna, şerit makarna, yüksük makarna; çaylı kek, havuçlu kek,
kakaolu kek, sade kek, tuzlu kek, üzümlü kek; bulgurlu köfte, çiğ köfte, içli köfte, mercimekli köfte; dolma
biber, kesme şeker, süzme yoğurt, yarma şeftali, kuru yemiş.

ğ. Gök cisimleri: Çoban Yıldızı, Kervan Yıldızı, Kutup Yıldızı, kuyruklu yıldız; gök kuşağı, yağmur kuşağı;
gök taşı, hava taşı, meteor taşı (krş. Birleşik kelimeler A. 8. ç).

h. Organ veya organ yerine geçen sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: aç göz, kene göz, patlak göz,
petek göz, sulu göz, süzgün göz; atlas kemiği, aşık kemiği, bel kemiği, çekiç kemiği, dirsek kemiği, elmacık
kemiği, kol kemiği, örs kemiği; orta parmak, serçe parmak, şahadet parmağı, yüzük parmağı; azı dişi, köpek
dişi, süt dişi; kuyruk sokumu, safra kesesi; çatma kaş, takma bacak, takma diş, takma kirpik, takma kol; ekşi
surat, kepçe surat; gaga burun, karga burun, kepçe kulak, ağır ayak, çakır pençe, demir yumruk, kuru kafa,
kuru kemik.

ı. Benzetme yoluyla insanın bir niteliğini anlatmak üzere bitki, hayvan ve nesne adlarıyla kurulan birleşik
kelimeler: çetin ceviz, çöpsüz üzüm; eski kurt, sarı çıyan, sağmal inek; ağır top, deli balta, eksik etek, eski
toprak, eski tüfek, kara maşa, dipsiz testi, sapsız balta, kapı mandalı, sabır taşı.

i. Zamanla ilgili birleşik kelimeler: bağ bozumu, gece yarısı, gün ortası, hafta başı, hafta sonu, ay sonu, yıl
sonu.

3. −r /−ar / −er, −maz /−mez ve −an /−en ekleriyle kurulan sıfat tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ayrı
yazılır: akar amber, bakar kör, boyar madde, çalar saat, çıkar yol, döner ayna, döner kapı, döner kebap, döner
kule, döner sahne, döner sermaye, duyar kat, geçer akçe, güler yüz, koşar adım, uçar kefal, yatar koltuk, yazar
kasa, yeter sayı, yutar hücre, yüzer havuz, yüzer top; çıkmaz sokak, geçmez akçe, görünmez kaza, ölmez
çiçek, tükenmez kalem; akan yıldız, değişen yıldız, doyuran buhar, uçan daire, uçan kale, uçan top (krş.
Birleşik kelimeler A. 11).

4. Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurulmuş isim tamlaması yapısındaki renk adları ayrı yazılır:


                                                                                                                        32
bakır rengi, bal rengi, çivit rengi, duman rengi, fes rengi, gurup rengi, gül rengi, gümüş rengi, kiremit rengi,
kurşun rengi, kül rengi, menekşe rengi, portakal rengi, saman rengi, şarap rengi, şarap tortusu rengi, ten rengi;
ateş kırmızısı, bakla kırı, boncuk mavisi, Çingene pembesi, çivit mavisi, demir kırı, granit grisi, gece mavisi,
kestane dorusu, küf yeşili, lâvanta mavisi, limon sarısı, maden mavisi, okyanus mavisi, safra yeşili, sıçan kırı,
süt kırı, turna kırı (krş. Birleşik kelimeler A. 14).

5. Rengin tonunu belirtmek üzere renkten önce kullanılan sıfatlar ayrı yazılır: açık mavi, açık yeşil, kara sarı,
kirli sarı, konur al, koyu mavi, koyu yeşil.

6. Sıfatı sonda olan birleşik kelimeler (isnat grupları) ayrı yazılır: ayak yalın, baş açık; başı açık, cebi delik, eli
sıkı, gözü açık, kulağı delik.

7. Grup vurgusu ilk kelimede olan ikilemeler ayrı yazılır: adım adım, ağır ağır, akın akın, allak bullak, aval
aval (bakmak), baka baka, cır cır (ötmek), cik cik (ötmek), çeşit çeşit, derin derin, gide gide, güzel güzel, kara
kara, karış karış, konuşa konuşa, kös kös (dinlemek), kucak kucak, şıp şıp (damlamak), şıpır şıpır, tak tak
(vurmak), takım takım, tıkır tıkır, uslu uslu, yavaş yavaş (krş. Birleşik kelimeler A. 6).

bata çıka, çoluk çocuk, düşe kalka, eciş bücüş, eğri büğrü, enine boyuna, eski püskü, ev bark, konu komşu,
pılı pırtı, salkım saçak, sere serpe, soy sop, süklüm püklüm, yana yakıla, yarım yamalak.

m− ile yapılmış ikilemeler de ayrı yazılır: at mat, çocuk mocuk, dolap molap, kapı mapı, kitap mitap.

İsim hâl ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır: baş başa, diz dize, el ele, göz göze, iç içe,
omuz omuza, yan yana; baştan başa, daldan dala, elden ele, günden güne, içten içe, yıldan yıla; başa baş, bire
bir, dişe diş, göze göz, teke tek; ardı ardına, boşu boşuna, darı darına, günü gününe, peşi peşine, ucu ucuna.

8. Yer adlarında kullanılan Batı, Doğu, Güney, Kuzey, Güneybatı, Güneydoğu, Kuzeybatı, Kuzeydoğu, Aşağı,
Orta, Yukarı, Küçük, Büyük, Eski, Yeni, İç, Yakın, Uzak kelimeleri ayrı yazılır: Batı Anadolu, Doğu
Anadolu, Batı Trakya, Orta Anadolu, Kuzey Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika, Orta Asya, Orta
Avrupa, Orta Doğu, Yakın Doğu, Uzak Doğu, Güneybatı Anadolu, İç Anadolu, İç Asya, İç Erenköy, İç
Aydınlıkevler, Küçük Çekmece, Büyük Çekmece, Aşağı Ayrancı, Yukarı Ayrancı, Küçük Çamlıca, Büyük
Çamlıca, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Küçük Melen, Büyük Melen, Eski Kızılelma, Yeni Kızılelma.

9. Köy, mahalle, dağ, tepe, göl, deniz, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim
tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını anlatabiliyorsa bu tür yer
adlarında köy, mahalle vb. kelimeler ayrı yazılır: Bahçelievler Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Alp dağları,
Altay dağları, Nemrut dağı; Aral gölü, Balkaş gölü, Léman gölü; Marmara denizi; Sakarya ırmağı, Meriç
nehri, Tuna nehri.

Bazı örneklerde birleşiğin ilk sözü bir özel isim, çoğu defa bir şehir adıdır. Bu tür örneklerde ikinci kelime
kullanılmadığı takdirde göl, körfez, dağ, boğaz değil, şehir anlaşılır. Bundan dolayı ikinci kelimenin büyük
harfle başladığını ilgili bölümde görmüştük. Bu tür birleşik kelimeler de ayrı yazılır: Burdur Gölü, Van Gölü;
Çanakkale Boğazı, Gülek Boğazı, İstanbul Boğazı; İskenderun Körfezi, İzmir Körfezi; Ağrı Dağı (krş.
Birleşik kelimeler A. 18).

10. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında sondaki
unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Gazi Mustafa
Kemal Bulvarı; Ziya Gökalp Bulvarı; Nene Hatun Caddesi; Fevzi Çakmak Sokağı, Cemal Nadir Sokağı;
Mustafa Kemalpaşa (ilçesi), Koca Mustafapaşa; Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi, Sultan Ahmet Camii,
Sütçü İmam Üniversitesi (bk. Birleşik kelimeler A. 19).

11. Şehirlere sonradan verilmiş olan unvanlar ayrı yazılır: Gazi Antep, Gazi Magosa, Kahraman Maraş, Şanlı
Urfa.



                                                                                                                    33
12. Bir kelime birden fazla yerin adı olarak kullanılıyorsa bu yerleri birbirinden ayırmak için başa getirilen
kelimeler ayrı yazılır: Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı, Karadeniz (veya Zonguldak) Ereğlisi, Konya Ereğlisi,
Marmara Ereğlisi.

13. Ait olduğu dilde ayrı yazılan yabancı yer adları Türkçede de ayrı yazılır: Buenos Aires, Frankfurt am
Main, Freiburg im Breisgau, Hyde Park, Korlovy Vary, Mont Blanc, New Orleans, New York, Rio de Janeiro,
San Marino, Wiener Neustadt, Titov Veles (krş. Birleşik kelimeler A. 20).

14. Ev, ocak ve yurt kelimeleriyle kurulan birleşik kelimeler ayrı yazılır: aş evi, bakım evi, doğum evi, düğün
evi, gözlem evi, huzur evi, konuk evi, ordu evi, radyo evi, yayın evi; aile ocağı, aş ocağı, sağlık ocağı; öğrenci
yurdu, sağlık yurdu, yetiştirme yurdu.

15. Ara, dış, öte, sıra sözlerinin sona getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır:
devletler arası, kıt'alar arası, milletler arası, uluslar arası; ahlâk dışı, çağ dışı, din dışı, kanun dışı, olağan dışı,
yasa dışı; fizik ötesi, kızıl ötesi, mor ötesi; aklı sıra, ardı sıra, peşi sıra, yanı sıra.

16. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü, baş
üstü, böbrek üstü (bezleri), kıç üstü, sırt üstü, tepe üstü.

Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı, su altı,
toprak altı, yer altı (krş. Birleşik kelimeler A. 16).

17. Alt, üst, ana, ön, art, arka, yan, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peşin, bir, iki, tek, çok, çift
sözlerinin başa getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: alt tabaka, alt yapı, alt yazı;
üst kat, üst küme, üst yapı; ana arı, ana bilim dalı, ana cadde, ana dil, ana dili, ana düşünce, ana fikir, ana kent,
ana şehir, ana vatan, ana yön, ana yurt; ön çalışma, ön denetim, ön lisans, ön seçim, ön söz, ön şart, ön yargı;
art damak, art düşünce, art niyet; arka teker; yan cümle, yan etki; karşı devrim, karşı görüş, karşı oy; iç barış,
iç deniz, iç kulak, iç savaş, iç tüzük; dış borç, dış gezi, dış hat, dış piyasa; orta dalga, orta elçi, orta kulak, orta
oyunu, orta öğrenim; büyük anne, büyük baba, büyük elçi, büyük şehir; küçük dil, küçük hanım, küçük harf,
küçük parmak; sağ açık, sağ bek; sol açık, sol bek; peşin fikir, peşin hüküm; bir çenekliler, bir çenetli, bir
gözeli, bir hücreli, bir terimli; iki anlamlı, iki canlı, iki cinslikli, iki çenekliler, iki düzlemli, iki eşeyli; tek
anlamlı, tek erkçi, tek eşli, tek hücreli, tek renkli, tek sesli; çok anlamlı, çok düzlemli, çok eşli, çok fazlı, çok
gözeli, çok hücreli; çift ayaklılar, çift dişliler, çift kanatlılar, çift parmaklılar.

18. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: on dört, elli iki, yüz altmış dört, kırk bir, üç yüz kırk
yedi, bin dokuz yüz doksan altı (krş. Birleşik kelimeler A. 22).

19. Nota, oyun, tabanca vb. kavramları niteleyen sayılar da ayrı yazılır: on altılık, otuz ikilik; altmış altı, elli
bir; yedi altmış beşlik, otuz sekizlik, kırk beşlik.

20. İçinde bulunduğumuz gün ve dönemin dışında belli bir tarihi gösteren bu gün kelimesiyle şu gün, o gün,
ertesi gün, geçen gün, her gün, öbür gün kelimeleri ayrı yazılır.

21. Kanunda bitişik yazılanlar dışında kuruluş adları ayrı yazılır: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil
Kurumu, Yüksek Seçim Kurulu, Devlet Malzeme Ofisi, Emekli Sandığı, Atatürk Orman Çiftliği (krş. Birleşik
kelimeler A. 31).

22. Herhangi bir sözündeki bir kelimesi gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır.

***

Birleşik kelimelerin dışında kalan atasözleri ve deyimler ayrı yazılır: Akıl yaşta değil baştadır; akıntıya kürek
çekmek, çam devirmek, çanak tutmak, gönlünden geçirmek, göz atmak, kulak asmak, kulak vermek, çantada
keklik, devede kulak, kepçe kuyruk, yağlı kuyruk, yüz görümlüğü.


                                                                                                                       34
ALINTI KELİMELERİN YAZILIŞI

Dilimize mal olmuş yabancı kökenli kelimeler, Türkçede söylendiği gibi yazılır: inci, kent, kamu, duvar,
merdiven, çamaşır, pencere, kitap, memleket, ceviz, iskele, banka, sigorta, hidrojen, operasyon, futbol,
portakal, sandalye, elektrik, otomobil, parlâmenter, parlâmento, şarjör.

Ancak şu örneklerde söyleniş çoğunlukla değiştiği hâlde, yazılış korunmaktadır: arozöz, beysbol, blender,
briyantin, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, ıskonto, kampus, master, mikser, mokasen, mönü, pound,
şanjman, trotuvar.

Yabancı kökenli kelimelerin yazılışlarıyla ilgili bazı noktalar aşağıda ayrıca gösterilmiştir:

1. İki ünsüzle biten birtakım Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin söylenişinde ünsüzler arasında bir ünlü
türemiştir. Bu ünlü yazılışta da söyleyişte de belirtilir: bahis (< Arapça bahs), emir (< Arapça emr), fikir (<
Arapça fikr), hüküm (< Arapça hükm), ilim (< Arapça ilm), keşif (< Arapça keşf), nakil (< Arapça nakl),
nutuk (< Arapça nutk), ömür (< Arapça ömr), sabır (< Arapça sabr), şahıs (< Arapça şahs), şehir (< Farsça
şehr 'kent'), zehir (< Farsça zehr).

Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir ek veya etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiillerini
aldıkları zaman türemiş olan ünlü, söylenişte de yazılışta da düşer: bahse, emri, fikre, hükmün, nutku, ömrün,
şahsı, şehre; keşfolunmak, nakletmek, şükretmek, seyredilmek, zehretmek, zikreylemek (bk. Birleşik
kelimeler A. 2).

2. İki ünsüzle başlayan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: francala, gram, gramer,
gramofon, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, profesör, program, proje, propaganda, protein, prova,
psikoloji, slogan, snop, spiker, spor, staj, stil, stüdyo, trafik, tren, triptik.

Ancak bu tür birkaç alıntıda, söz başında veya iki ünsüz arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü söylenişte de
yazılışta da gösterilir: iskarpin, iskele, iskelet, istasyon, istatistik, kulüp.

3. İçinde yan yana iki veya daha fazla ünsüz bulunan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan
yazılır: alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, kilogram, orkestra, paragraf, program, telgraf.

4. İki ünsüzle biten batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: aks, film, form, lüks,
modern, natürmort, risk, seks, slayt, teyp.

5. Batı kökenli alıntıların içindeki ve sonundaki g ünsüzleri olduğu gibi korunur: biyografi, diyagram, dogma,
magma, monografi, paragraf, program; arkeolog, demagog, diyalog, filolog, jeolog, katalog, monolog,
psikolog, Türkolog, ürolog.

Ancak coğrafya, fotoğraf ve topoğraf kelimelerinde g 'ler, ğ 'ye döner.

***

Aşağıdaki durumlarda batı kökenli kelimeler, özgün imlâları ile yazılırlar:

1. Ödünçlemeler (Dilimize mal olmamış yabancı kelimeler): by−pass (İngilizce), center (İngilizce), centrum
(Lâtince), check−up (İngilizce), fuel oil (İngilizce), pipeline (İngilizce), pizza (İtalyanca), ravioli (İtalyanca),
spaghetti (İtalyanca).

2. Bilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan bazı terimler: adagio, andante, cuprum, deseptyl, quercus,
terminus technicus.


                                                                                                                   35
3. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerden alınma deyim ve sözler: Veni, vidi, vici; conditio sine qua non;
eppur si muove; to be or not to be; mehr Licht; l'art pour l'art; l'Etat c'est moi; traduttore, traditore; persona
non grata; casus belli.

Mesele falan değildi öyle,

To be or not to be kendisi için;

Bir akşam uyudu;

Uyanmayıverdi.

(Orhan Veli Kanık)

YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI

Arapça ve Farsça adların yazılışı

1. Arap ve Fars kökenli bazı kişi adları hem Türkler hem de Araplar ve Farslar tarafından kullanılmaktadır.
Bu tür adlar Türkler tarafından kullanıldığı zaman Türkçe söylenişlerine göre yazılırlar: Ahmet, Bedrettin,
Fuat, Mehmet, Necmettin, Nizamettin, Ömer, Rıza, Saadettin. Aynı isimler Araplar ve Farslar tarafından
kullanıldığında yine Türkçe söyleniş esas alınır; ancak tonlu ünsüzler olduğu gibi kalır: Ahmed, Bedreddin,
Celâleddin, Hafız−ı Şirazî, Muhammed, Necmeddin, Nizameddin, Nizamî, Osman, Ömer Hayyam.

Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, Türk
adlarında da tonlu (yumuşak) ünsüzler gösterilebilir.

2. Arapça ve Farsça yer adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudî
Arabistan; Bağdat, Cidde, Erdebil, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz, Tahran, Tebriz,
Trablusgarp.

Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki adların yazılışı

1. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır: Beethoven, Cervantes, Chopin,
Eminescu, Grimm, Horatius, Byron, Puccini, Rousseau, Shakespeare, Bologna, Buenos Aires, Iorga,
Ile−de−France, Karlovy Vary, Latium, Loire, Mann, New York, Nice, Rio de Janerio, Vaasa, Wuppertal.

Yabancı adların yazılışında Türk alfabesinde kullanılmayan birtakım ek işaretler geçtiği zaman özgün
yazılışlarına uyulur: Molière, Grønbech, Plze@, Ibáñez. Basımda ilgili harf bulunmadığı zaman ek işaretler
yazılmaz: Moliere, Plzen, Ibanez.

Yabancı özel adlardan türetilmiş akım adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Dekartçılık, Epikürcülük,
Kalvenci, Kalvencilik, Kalvenizm, Kartezyenizm, Lüterci, Lütercilik, Marksçılık, Marksist, Marksizm.

2. Batı kökenli kişi ve yer adlarının bir bölümü eskiden beri dilimizde Türkçe biçimiyle yerleşmiştir. Bu gibi
özel adlar Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Napolyon, Şarlken, Şarl (Demirbaş Şarl); Atina, Brüksel,
Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Zürih; Hollânda.

Yunanca adların yazılışı

Yunanca adlarda Yunan harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır: Homeros, Herodotos,
Euripides, Pindaros, Solon, Sokrates, Aristoteles, Platon, Venizelos, Karamanlis, Papandreu, Melina
Mercouri, Onasis. Bu adları batı dillerinde kullanılan söyleniş biçimlerine uyarak Homer (Fransızca Homère),
Öripid (Fransızca Euripide), Pindar (Fransızca Pindare) şeklinde yazmamak gerekir.


                                                                                                                     36
Ancak Hérodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Pythagoras, Euklei− des adları dilimizde yaygın olarak
Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid biçimlerinde yerleşmiştir.

Rusça adların yazılışı

1. Rusça özel adlarda Rus harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır; vurguya bağlı söyleyiş
ayrılıkları göz önüne alınmaz: Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy; Omsk, Orenburg, Petersburg, Volga.

Ancak Moskva kelimesi Türkçe söylenişine uygun olarak Moskova biçiminde yazılır.

2. Rusça e harfi, kelimelerin başında ve kelime içinde ünlüden sonra ye ses değerindedir ve ye olarak yazılır:
Yenisey (Rusça yazılışı Enisei), Katayev (Rusça yazılışı Kataev), Dostoyevski (Rusça yazılışı Dostoevskiy),
Fadeyev (Rusça yazılışı Fadeev), Mendeleyev (Rusça yazılışı Mendeleev), Yeltsin (Rusça yazılışı Eltsin).

3. Rusça x harfi, Türkçede h'ye çevrilir: Çehov (Rusça Çexov), Şolohov (Rusça Şoloxov). Bu harfi batı
dillerinde olduğu gibi ch veya kh ile yazmak doğru değildir.

4. Özel adların sonundaki y'ler korunur: Klyaştornıy, İlminskiy. Ancak, Çaykovski, Dostoyevski gibi birkaç
örnekte y'siz yazılışlar yerleşmiştir.

5. Rusçada ünsüzler için kullanılan inceltme işaretleri Türkçede kullanılmaz: Bolşevik, Gogol.

Ancak inceltme işaretinden sonra e veya i geldiği zaman bu işaret y' ye çevrilir: Prokofyev, İlyiç.

6. Soyadlarında kullanılan −ov ve −ev ögeleri söylenişte f 'li olmasına rağmen bu söyleniş yazıya geçirilmez:
Brejnev, Gorbaçov, Malov.

Çince ve Japonca adların yazılışı

1. Çince adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Honan, Huangho, Kanton, Nankin, Pekin,
Şanghay, Vuhan.

Çincede soyadları küçük adlardan önce gelir. Soyadları çoklukla tek hecelidir, küçük adlar ise bir veya iki
heceden oluşur. Bu adlar büyük harfle başlar; heceler arasına çizgi konur: Sun Yat−sen, Lin Yu−tang. Yalnız
Konfüçyüs gibi yaygınlık kazanmış adlar bitişik yazılır.

2. Japon yer ve kişi adları da Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Tokyo, Hiroşima, Nagasaki, Osaka,
Hokkaido, Kyoto; Hirohito, Haneda, Masao Mori.

TÜRK DEVLET VE TOPLULUKLARINDAKİ

ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI

1. Türk devlet ve topluluklarındaki özel adlar ünlüler bakımından Türkiye Türkçesindeki söyleyişe göre
yazılır: Azerbaycan, Özbekistan; Taşkent, Semerkant, Bakû, Bişkek; Cafer Cebbarlı, Samed Vurgun, Nebi
Hazri, İslâm Kerimov, Abdürrauf Fıtrat, Osman Nasır, Cemal Kemal.

2. Ünsüzlerin yazılışında, ilgili Türk topluluğundaki kullanıma uyulur: Saparmurad Niyazov, Gasım
Gasımzade, Cusupov, Joldasbekov, Kaydarov, Ğabdulla.

Ancak öteden beri Türkiye'de tanınmış olan şahsiyetlerin adları ülkemizde yaygınlaşmış imlâları ile
yazılabilir: Abdullah Tukay, Cengiz Aytmatov.

Bunun yanı sıra Türkiye Türkçesi alfabesinde bulunmayan x “h” ile, w “v” ile, ñ “n” ile gösterilir: Bahtiyar


                                                                                                               37
(Baxtiyar) Vahabzade, Muhtar Avezov (Muxtar Awezov), Baykonur (Baykoñur).

NOKTALAMA İŞARETLERİ

Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı
ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan işaretlere
noktalama işaretleri denir.

Nokta ( . )

1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur.

Artık o, ne üniformalı bir başkumandan, ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı.

(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama)

Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu.

(Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu)

Ancak, duraklamanın daha az yapıldığı sıralı cümlelerde nokta yerine virgül veya noktalı virgül konur: At
ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.

2. Kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay), Dr. (doktor), Yard. Doç. (yardımcı doçent), Prof. (profesör), Cad.
(cadde), Sok. (sokak), s. (sayfa), sf. (sıfat), vb. (ve başkaları, ve benzerleri, ve bunun gibi); T. (Türkçe), Alm.
(Almanca), Ar. (Arapça), Far. (Farsça), Fr. (Fransızca), İng. (İngilizce), Lât. (Lâtince) (bk. Kısaltmalar).

Ancak, bazı kısaltmalarda nokta kullanılmaz: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil
Kurumu); KB (Kutadgu Bilig), TD (Türk Dili); B (batı), D (doğu), GB (güneybatı), GD (güneydoğu); m
(metre), cm (santimetre), g (gram), kg (kilogram), l (litre), hl (hektolitre); C (karbon), Fe (demir) (Ayrıntı için
bk. Kısaltmalar).

3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur: 3. (üçüncü), 15. (on beşinci), IV. (dördüncü); II. Mehmet, XIV.
Louis, XV. yüzyıl; 2. Cadde, 20. Sokak (bk. Sayıların yazılışı 6).

UYARI: Cadde ve sokak numaralarında nokta mutlaka kullanılmalıdır. Nokta kullanılmadığı takdirde
yukarıdaki örneklerden 2 adet cadde, 20 adet sokak anlaşılır.

4. Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur:

I. 1. A. a.

II. 2. B. b.

5. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: 29.5.1453,
29.X.1923.

Tarihlerde ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz: 29
Mayıs 1453, 29 Ekim 1923.

6. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: Tren 09.15'te kalktı.

Tören 17.30'da, hükûmet daireleri kapandıktan yarım saat sonra başlayacaktır. (Tarık Buğra)



                                                                                                                38
7. Arka arkaya sıralanan virgülle veya çizgiyle ayrılan rakamlardan sadece sonuncu rakama nokta konur: 3, 4
ve 7. maddeler; XII – XIV. yüzyıllar arasında.

8. Bibliyografik künyelerin sonuna konur:

Agâh Sırrı Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960.

9. Üçlü gruplara ayrılarak yazılan büyük sayılarda gruplar arasına konur: 16.551.000, 22.465.660. Gruplara
ayrılan sayılarda nokta kullanılmaması da mümkündür (bk. Sayıların yazılışı 4).

10. Matematikte çarpma işareti yerine kullanılır: 4.5 = 20

Virgül ( , )

1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur:

Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında
erir gibi oldum.

(Halide Edip Adıvar, Kalp Ağrısı)

Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller

Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller

(Faruk Nafiz Çamlıbel)

2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Bir varmış, bir yokmuş.

Umduk, bekledik, düşündük.

(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez.

(Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı)

3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur:

Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (Mustafa Kemal Atatürk)

4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur:

Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir
genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti.

(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama)

5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur:

Örnek olsun diye, örnek istemez ya, söylüyorum.

Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.



                                                                                                             39
(Mustafa Kemal Atatürk)

6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur:

Akşam, yine akşam, yine akşam,

Göllerde bu dem bir kamış olsam!

(Ahmet Haşim)

Kopar sonbahar tellerinden

Derinden, derinden, derinden

Biten yazla başlar keder musikisi

(Yahya Kemal Beyatlı)

Ancak, ikilemelerde kelimeler arasına virgül konmaz: akşam akşam, yavaş yavaş, bata çıka, koşa koşa.

7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi.

– Bugünlük bu kadar her gün üç mermi, diye düşündü.

(Tarık Buğra, Küçük Ağa)

8. Konuşma çizgisinden önce konur:

Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp,

– Nen var senin çocuğum, diye sormak zorunda kaldı.

(Haldun Taner, Hikâyeler)

9. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildiren hayır, yok, yoo, evet, peki, pekâlâ,
tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: Peki, gideriz. Olur, ben
de size katılırım. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz.

Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor.

(Yahya Kemal Beyatlı)

— Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi.

(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

10. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından
bağlantısı olmadığını göstermek için kullanılır:

Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır.

(Halit Ziya Uşaklıgil, İzmir Hikâyeleri)

Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi.


                                                                                                             40
(Reşat Nuri Güntekin, Bir Kadın Düşmanı).

11. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur:

Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir.

(Mustafa Kemal Atatürk)

Sayın Başkan,

Sevgili kardeşim,

Değerli arkadaşım,

12. Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur:

Türk Dil Kurumu Başkanlığına,

13. Yazışmalarda, yer adlarını tarihlerden ayırmak için konur:

Kuşadası, 7 Şubat (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu)

14. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 38,6 (otuz sekiz tam, onda altı), 25,33 (yirmi beş tam,
yüzde otuz üç), 0,45 (sıfır tam, yüzde kırk beş) (bk. Sayıların yazılışı 5).

15. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basım evi vb. maddelerden sonra konur:

Falih Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938.

Yazarın soyadı önce yazılmışsa soyadından sonra da virgül konur:

Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara 1958.



UYARI: Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de, sonra da virgül konmaz:

Nihat sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik'e bol teşekkürlerle dolu bir kâğıt bırakarak iki gün
evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa fırladı. (Peyami Safa, Mahşer)



Noktalı virgül ( ; )

1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur: Erkek çocuklara
Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir.

2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Sevinçten, heyecandan içim
içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne
giden. İş işten geçti; artık gelse de olur, gelmese de.

3. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur: Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul,
Londra, Bakû.



                                                                                                               41
4. Kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı,
binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur:

Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz.

(Yahya Kemal Beyatlı)

Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça o millet yaşıyor
demektir.

(Nihal Atsız, Türk Ülküsü)

***

Sıralı cümleler arasında ancak, fakat, çünkü vb. cümle başı bağlayıcılarından önce yazar, araya nokta, virgül,
noktalı virgül koymakta serbesttir. Bu husus, yazarın üslûptaki tercihiyle ilgilidir.

İki nokta ( : )

1. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur: Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir
kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip
Yöntem.

Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve
İnönü!

(Falih Rıfkı Atay, Çankaya)

– Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda?

Ziraatçı sayar:

– Yulaf, pancar, zerzevat, tütün...

(Falih Rıfkı Atay, Çankaya)

2. Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur:

Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir
millet olarak yaşamasıdır.

(Mustafa Kemal Atatürk)

Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerindenim.

(Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı)

Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük;

Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük. (Yahya Kemal Beyatlı)

3. Kütüphanecilik alanında yazar adı ile eser başlığı arasına konur: Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök
Kubbemiz, Falih Rıfkı Atay: Çankaya, Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Yaban, Faruk Nafiz Çamlıbel: Bir Ömür
Böyle Geçti (bk. Virgül 15).


                                                                                                              42
4. Ses biliminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır: a:ile, ka:til, usu:le, i:cat.

5. Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adından sonra konur:

Bilge Kağan: Türklerim, işitin!

Üstten gök çökmedikçe

altan yer delinmedikçe

ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin?

Koro : Göğe erer başımız

başınla senin !

Bilge Kağan : Ulusum birleşip yücelsin diye

gece uyumadım, gündüz oturmadım.

Türklerim Bilge Kağan der bana.

Ben her şeyi onlar için bildim.

Nöbetteyim !

(A. Turan Oflazoğlu, Anıtkabir)

6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır: 56:8=7, 100:2=50.

Üç nokta ( ... )

1. Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur:

Ne çare ki, çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da, bu yanı...

(Tarık Buğra, Dönemeçte)

2. Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten ötürü açıklanmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine
konur: Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz.

B..., 7 Nisan (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu)

Arabacı B...'a yaklaştığını söylüyor, ikide bir fırsat bularak arabanın içine doğru başını çeviriyordu.

(Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)

3. Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konur:

Mümtaz, bu dükkâna bakarken hiç farkında olmadan Mallarmé'nin mısraını hatırladı: "Meçhul bir felâketten
buraya düşmüş..."

(Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)



                                                                                                          43
Alınmayan kelime ve bölümlerin yerine yay ayraç içinde üç nokta konması da mümkündür.

4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun muhayyilesine bırakıldığını göstermek veya
ifadeye güç katmak için konur:

Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altındaki dağlar, korular, beyaz yalılar... Ve bütün bunların üzerinde bir
esatir rüyasının havaî hakikati gibi uçan martı sürüleri...

(Ömer Seyfettin, Bahar ve Kelebekler)

Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...

(Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları)

Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz!

(Faruk Nafiz Çamlıbel, Sanat)

Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. O noktainazar şudur: Türk
milletini, medenî cihanda, lâyık olduğu mevkie is'at etmek ve Türk cumhuriyetini sarsılmaz temelleri
üzerinde, her gün, daha ziyade takviye etmek...

(Mustafa Kemal Atatürk)

5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur:

Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar:

— Koca Ali... Koca Ali, be!...

(Ömer Seyfettin, Diyet)

6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır:

— Yabancı yok!

— Kimsin?

— Ali...

— Hangi Ali?

— ...

— Sen misin, Ali usta?

— Benim!...

— Ne arıyorsun bu vakit buralarda?

— Hiç...

— Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa !...



                                                                                                              44
— !...

(Ömer Seyfettin, Diyet)

UYARI: Türk imlâsında iki nokta yan yana kullanılmaz.

Soru işareti ( ? )

1. Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur:

Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı?

(Faruk Nafiz Çamlıbel, Yolcu ile Arabacı)

Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

(Ahmet Haşim, Merdiven)

Atatürk bana sordu:

— Yeni yazıyı tatbik etmek için ne düşündünüz?

(Falih Rıfkı Atay, Çankaya)

Soru, vurguyla belirtildiği zaman da soru işareti kullanılır:

Gümrükteki memur başını kaldırdı:

— Adınız?

Soru bildiren cümle veya sözlerde bazen cevabın ne olacağı sözün gelişinden belli olur. Bu tür cümle ve
sözlerin sonunda da soru işareti kullanılır: Haksız mıyım? Liderler içinde Atatürk gibisi var mı?

Yoksa bu sözümde yalan var mı?

(Bilge Kağan)

2. Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır: Yunus Emre (1240?−1320), (Doğum yeri: ?).

Türk halk felsefesinin, Türk nükteciliğinin ve mizah dehasının büyük mümessili Nasreddin Hoca da (Hâce
Nasirüddin) bu asırda yaşamıştır (1208 ?−1284).

(Türk Dünyası El Kitabı)

3. Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda yay ayraç içinde soru işareti kullanılır:

Ankara'dan Konya'ya 1,5 (?) saatte gitmiş.

1496 (?) yılında doğan Fuzulî ...

UYARI : mı / mi eki −ınca / −ince anlamında zarf−fiil işleviyle kullanıldığı zaman soru işareti konmaz:
Akşam oldu mu sürüler döner. Hava karardı mı eve gideriz.

Alp Er Tonga öldi mü


                                                                                                             45
Esiz ajun kaldı mu

Ödlek öçin aldı mu

Emdi yürek yırtılur.

Bahar gelip de nehir çağıl çağıl kabarmaya başlamaz mı içimi geri kalmış bir saat huzursuzluğu kaplardı.

(Haldun Taner, Onikiye Bir Var)

UYARI : Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur:

Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?

Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı?

(Yahya Kemal Beyatlı)

Ruhunu karartan neydi, yağmur mu yağıyordu; yoksa şimşekler mi çakıyordu?

Ünlem işareti ( ! )

1. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur:

Ne mutlu Türküm diyene! (Mustafa Kemal Atatürk)

Gurbet o kadar acı

Ki ne varsa içimde

Hepsi bana yabancı

Hepsi başka biçimde!

(Kemalettin Kâmi Kamu)

Hava ne kadar da sıcak!

Aşkolsun!

Ne kadar akıllı adamlar var!

2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur:

Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri!

(Mustafa Kemal Atatürk)

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa
etmektir. (Mustafa Kemal Atatürk)

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!

(Yahya Kemal Beyatlı)


                                                                                                           46
Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar,

Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!

(Faruk Nafiz Çamlıbel)

Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak bir devrin battığı yerdir.

(Necmettin Halil Onan)

Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir:

Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken

Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz!

(Faruk Nafiz Çamlıbel)

3. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için ayraç içinde ünlem işareti kullanılır:

İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş (!)

Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor.

Kısa çizgi ( − )

1. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur:

Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bil− mem. Havuzun suyu bulanık. Kapının saatleri
12'yi geçmiş. Kanepe− lerde kimseler yok. Tramvay ne fena gıcırdadı! Tramvaydaki adam bir tanı− dık mı idi
acaba? Ne diye öyle dönüp dönüp baktı? Yoksa kimsecik− lerin oturmadığı kanepelerde bu saatte pek
başıboşlar mı oturur?

(Sait Faik Abasıyanık, Havuz Başı)

2. Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır: Örnek olsun diye −örnek istemez ya− söylüyorum.

3. Dil bilgisinde kökleri ve ekleri ayırmak için konur: al−ış, dur−ak, Dur−sun, Dur−muş, gör−gü−süz−lük.

4. Dil bilgisinde fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır: al−, dur−, gör−, ver−; başar−, kana−, okut−,
taşla−, yazdır−.

5. Dil bilgisinde eklerin başına konur: −den, −lık, −ış, −ak.

6. Dil bilgisinde heceleri göstermek için kullanılır: a−raş−tır−ma, bi−le−zik, du−ruş−ma, ku−yum−cu−luk,
ya−zar−lık, prog−ram.

7. Eski harfli metinlerin yeni yazıya aktarılmasında Arapça ve Farsça kurallara göre yapılmış tamlamaların,
birleşik ve türemiş kelimelerin ögelerini ayırmak için kullanılır: dârü'l−fünûn, resm−i geçit, resm−i kabûl,
Cemiyet−i Akvâm, Hâkimiyet−i Milliye, Servet−i Fünûn, hokka−bâz, âteş−perest, menfaat−perest, bî−bedel,
nâ−mağlûb, fî−sebîlillâh, min−tarafillâh, bilâ−ücret.



                                                                                                               47
8. Kelimeler arasında “−den...−a, ve, ile, ilâ, arasında” anlamlarını vermek üzere kullanılır: Türkçe−Fransızca
Sözlük, Aydın−İzmir yolu, Ankara−İstanbul uçak seferleri, Türk−Alman ilişkileri, Ural−Altay dil grubu,
09.30 − 10.30, Beşiktaş−Fenerbahçe karşılaşması, Manas Destanı'nda soy−dil−din üçgeni, 1914−1918 Birinci
Dünya Savaşı, 1995−1996 öğretim yılı.

9. Bazı terim ve kuruluş adlarında kelimeler arasına konur: sıfat−fiil, zarf−fiil; Dil ve Tarih−Coğrafya
Fakültesi, Fen−Edebiyat Fakültesi.

10. Yabancı özel adlarda ve henüz dilimize mal olmadığı için özgün imlâlarıyla yazılan yabancı kelimelerde
kullanılır: Joliot−Curie, Lévy−Bruhl, Saint−Gotthard, Sainte−Beuve, Boulogne−sur−Mer,
Bouches−du−Rhône, Salins−les−Bains, by−pass, check−up, Aix−en−Provence.

11. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Kurtuluş − ANKARA

12. Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır: 50 − 20 = 30

Uzun çizgi (—)

Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir.

Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu:

“Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?”

Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,

Dedi:

— Hana sağ indi, ölü çıktı geçende!

(Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları)

Frankfurt'a gelene herkesin sorduğu şunlardır:

— Eski şehri gezdin mi?

— Rothshild'in evine gittin mi?

— Goethe'nin evini gezdin mi?

(Ahmet Haşim, Frankfurt Seyahatnamesi)

— Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi.

(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

Oyunlarda uzun çizgi konuşanın adından sonra konabilir:

Sıtkı Bey — Oğlum ben kalenin teslimini düşünmüyorum. Kurtarmağa bir çare arıyorum. Kalenin teslimini
düşünen seninle müzakere etmez a!

İslâm Bey — Kurtarmağa çare... Kavga ederiz... Ölürüz... Teslim olmayız...

Sıtkı Bey — Kaleyi kurtarmak için daha güzel bir çare var. Gerçekten ölecek adam ister.


                                                                                                            48
İslâm Bey — Ben daha ölmedim.

(Namık Kemal, Vatan yahut Silistre)

UYARI : Konuşmalar tırnak içinde verildiği zaman uzun çizgi kullanılmaz.

Eğik çizgi ( / )

1. Şiirlerden yapılan alıntılarda, mısraların yan yana yazılması gereken durumlarda mısraları belirlemek için
kullanılır: Ne sen, ne ben / Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ / Ne de âlâm−ı fikre bir mersâ / Olan bu mâî
deniz / Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. (Ahmet Haşim, O Belde)

2. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6

3. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 Kurtuluş / ANKARA

4. Dil bilgisinde eklerin farklı şekillerini göstermek için kullanılır: −a/−e, −an /−en, −lık /−lik, −madan
/−meden.

5. Bölme işareti olarak kullanılır: 70 /2 = 35

Tırnak işareti ( “...” )

1. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır: Dil ve Tarih−Coğrafya
Fakültesinin ön cephesinde Atatürk'ün “Hayatta en hakikî mürşit ilimdir.” vecizesi yer almaktadır. Ulu
önderin “Ne mutlu Türküm diyene!” sözü her Türk'ü duygulandırır.

Bakınız, şair vatanı ne güzel tarif ediyor:

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.

Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

UYARI : Aynen alınmayan söz ve yazılar tırnak içinde gösterilmez.

UYARI : Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde
kalır: “Akıl yaşta değil baştadır.” atasözü yüzyılların tecrübesinden süzülüp gelen bir gerçeği ifade etmiyor
mu?

“İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!” diyorlar.

(Yahya Kemal Beyatlı)

UYARI : Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır.

2. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır: Yeni bir “barış taarruzu” başladı.

Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınmadan koyu yazılarak veya altı çizilerek de
gösterilebilir.

Höyük sözü Anadolu'da tepe olarak geçer.

3. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır:



                                                                                                              49
Yahya Kemal'in bazı şiirleri “Kendi Gök Kubbemiz” adı altında çıktı.

(Ahmet Hamdi Tanpınar)

“İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir.

Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınmaksızın koyu yazılarak veya eğik yazıyla (italik)
dizilerek de gösterilebilir:

Cahit Sıtkı'nın Şairin Ölümü şiirini Yahya Kemal çok sevmişti.

(Ahmet Hamdi Tanpınar)

Bugünün gençleri Dar Kapı'yı okumalıdırlar. (Ahmet Hamdi Tanpınar)



UYARI : Tırnak içine alınan sözlerden sonra kesme işareti kullanılmaz: Yahya Kemal’in “Kendi Gök
Kubbemiz”i okudunuz mu?

Tek tırnak işareti ( ‘...’ )

1. Tırnak içinde verilen ve yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü belirtmek için kullanılır: Edebiyat
öğretmeni “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı?” dedi ve Faruk Nafiz'in bu güzel şiirini okumaya
başladı.

“Şinasi'nin ‘safi Türkçe’ ile yazdığını söylediği şiirlerden sonra vardığı bu konuşulan dil fikri şüphesiz ki
ondan gelen en büyük kazancımızdır.”

(Ahmet Hamdi Tanpınar)

2. Dil yazılarında verilen örneğin anlamını göstermek için kullanılır: Göktürk Anıtları'nda geçen fakat
günümüze ulaşmayan bazı örnekler: bodun ‘millet, kavim’, sab ‘söz’, eçü apa ‘ecdat, atalar’, tüketi ‘tamamen,
bütünüyle’.

Denden işareti (")

Bir yazıdaki maddelerin sıralanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin veya söz gruplarının
tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır:

a. Etken fiil

b. Edilgen "

c. Dönüşlü "

ç. İşteş "

Yay Ayraç ( ( ) )

1. Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgili olmayan açıklamalar için kullanılır:

Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi
göstermek için geziyoruz.


                                                                                                                50
(Nurullah Ataç, Söyleşiler)

Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı)
hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır).

(Refik Halit Karay, Bir İçim Su)

UYARI : Hakkında açıklama yapılan söze ait ek, ayraç kapandıktan sonra yazılır:

Yunus Emre (1240?− 1320)'nin...

UYARI : Yani ile yapılan açıklamalar ayraç içine alınmaz.

2. Tiyatro eserlerinde konuşanın hareketlerini, durumunu açıklamak ve göstermek için kullanılır:

İhtiyar – (Yavaş yavaş Kaymakama yaklaşır.) Ne oluyor beyefendi? Allah rızası için bana da anlatın...

Kaymakam – (hiddetle) Ne olacak baba... Oğlunun katili ecnebi tebaasıymış... Düşman gemileri üstümüze
toplarını çevirmişler, Adalı'yı istiyorlar... Sağ salim onu teslim edecekmişiz.

İhtiyar – (Evvelâ vurulmuş gibi sendeler, sonra derin ve saf bir bakışla Kaymakam ve arkadaşlarına) Etmeyin
Efendiler... Benim gibi dertli bir ihtiyarla eğlenmek günahtır... Sizin gibi efendilere yakışmaz...

(Reşat Nuri Güntekin, İstiklâl)

3. Alıntıların aktarıldığı eseri veya yazarı göstermek için kullanılır:

Cihanın tarihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar
kimse kendi vatanına sahip olmağa hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senindir, ya kimsenin.

(Ahmet Hikmet Müftüoğlu)

Eşin var, aşiyanın var, baharın var ki beklerdin

Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin? (Safahat)

4. Alıntılarda, başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konulan üç nokta, yay ayraç
içine alınabilir (bk. Üç nokta 1).

5. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine
alınır (bk. Ünlem işareti 3).

6. Bir bilginin şüpheyle karşılandığını veya kesin olmadığını göstermek için kullanılan soru işareti yay ayraç
içine alınır (bk. Soru işareti 3).

7. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur:

I) 1) A) a)

II) 2) B) b)

Köşeli ayraç ( [ ] )

1. Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır:


                                                                                                             51
Mongolın Ertniy Tüü0 (Arheologiyn Nayruulal) [Mogolistan'ın Eski Tarihi (Arkeolojik Araştırmalar)],
BNMAU−ın şinjleh U0aanı Akademii Tuu0ıyn )ureelen, Ulaanbaatar 1977.

2. Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır: Reşat Nuri [Güntekin], Çalıkuşu,
Dersaadet 1922.

Yekta Bahir [Ömer Seyfettin], Yeni Lisan, Genç Kalemler.

3. Bilimsel çalışmalarda, metinde bulunmayan veya silinmiş olan, fakat araştırıcı tarafından tamamlanan
bölümler köşeli ayraç içine alınır:

Babam kağan öldüğünde küçük kardeşim Kül−tegin ye[di yaşında kaldı...].

(Çözülmüş Orhon Yazıtları)

Kesme işareti ( ' )

1. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e, Atatürk'üm,
Türkiye'm, İnönü'den, Yurdakul'dan, Kâzım Karabekir'i, Yunus Emre'yi, Ziya Gökalp'tan; Türk'e, Alman'ı;
Jüpiter'den, Venüs'ü; Türkiye'de, Van Gölü'ne, Ağrı Dağı'nın; Ziya Gökalp Bulvarı'nda, Çankaya Köşkü'ne,
Sait Halimpaşa Yalısı'ndan; Kiralık Konak'ta, Sinekli Bakkal'ı.

Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz:

a. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri
Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına.

b. Akım, çağ ve dönem adları: Eski Çağın, Yükselme Döneminin, Klâsik Türk Edebiyatına, Millî Edebiyat
Akımının, Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun.

c. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya, Nasrettin Hocada, Enver Paşanın,
Zeynep Hanıma, Ayhan Beyden, Ahmet Mithat Efendinin, Enver Paşayı.

ç. Ay ve gün adları: 29 Ekime..., 30 Ağustos Çarşambadan sonra

d. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı, Allaha emanet; Alinin külâhını Veliye, Velinin külâhını
Aliye.

UYARI : Ahmet, Halit, Mehmet, Murat, Recep; Gazi Antep, Sinop, Zonguldak gibi örneklerde kesme işareti
kullanılır. Ancak kelimeler, Ahmeti, Haliti, Mehmeti, Muratı, Recepi, Gazi Antepi, Sinopu, Zonguldakı
şeklinde telâffuz edilmez; Ahmedi, Halidi, Mehmedi, Muradı, Recebi, Gazi Antebi, Sinobu, Zonguldağı
şeklinde telâffuz edilir.

UYARI : Özel adlar yerine kullanılan"o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra
gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz.

2. Yabancı özel adlardan sonra getirilen çokluk ve yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılır: Nice'ler, Lille'li,
Bordeaux'lu, Honolulu'lu.

UYARI : Yabancı özel adlar dışındaki özel adlara getirilen yapım ekleri ve çokluk eki kesmeyle ayrılmaz:
Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Müslümanlık, Hristiyanlık, Avrupalı, Avrupalılaşmak,
Aydınlı, Konyalı, Bursalı; Ahmetler, Mehmetler, Yakup Kadriler, Ereğliler. Bu eklerden sonra da kesme
işareti kullanılmaz: Türklüğün, Türkleşmekte, Türkçenin, Müslümanlıkta, Hristiyanlıktan, Aydınlıdan.



                                                                                                                52
3. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur: TBMM'nin, TDK'nin, BM'de, ABD'de, TV'ye.

UYARI : Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu; büyük harflerle yapılan
kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan, cm'yi, mm'den; BDT'ye,
THY'de, TRT'den. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara
getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da, BOTAŞ'ın, NATO'dan, UNESCO'ya.

UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda
ek noktadan ve üs işaretinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri,
mad.si, Alm.dan, İng.yi, Nu.dan; cm³e (santimetre küpe), m²ye (metre kareye), 64ten (altı üssü dörtten)

4. Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur: “1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım.”
1985'te, 8'inci madde, 2'nci kat; 7,65’lik, 9,65’lik.

UYARI : Sıra sayıları ekle gösterildiği zaman rakamdan sonra sadece kesme işareti ve ek yazılır; ayrıca nokta
konmaz: 8.'inci değil 8'inci, 2.'nci değil 2'nci.

UYARI : Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla gösterilir: 6'şar değil altışar, 10'ar değil onar.

5. Dilimizde kolmak, netmek, neylemek, napmak gibi fiiller yoktur. Ancak konuşmada ve vezin dolayısıyla
şiirde bu tür kullanılışlar ortaya çıkabilmektedir. Seslerin vezin dolayısıyla şiirde veya konuşma sırasında
düştüğünü göstermek için kesme kullanılır: K'oldu, N'oldu? N'etsin? N'eylesin? N'apalım?

Bir ok attım karlı dağın ardına

Düştü m'ola sevdiğimin yurduna

İl yanmazken ben yanarım derdine

Engel aramızı açtı n'eyleyim

(Karacaoğlan)

6. Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur: A'dan Z'ye kadar, b'nin m'ye dönüşmesi,
Türkçede −daş'la yapılmış birçok söz vardır.

7. Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığı takdirde kesme işareti yay ayraçtan sonra konur:
Yunus Emre (1240?−1320)'nin, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)'nin.

Ancak, cins isimler için yapılan açıklamalarda yay ayraçtan sonra doğal olarak kesme işaretine gerek yoktur:
İmek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir.




                                                                                                               53
YAZIDA KULLANILAN DİĞER İŞARETLER

Yazıda sık sık kullanılan birtakım işaretler daha vardır:

+ toplama işareti, artı

x çarpma işareti, çarpı



                                                            54
= eşitlik işareti

% yüzde işareti

2 üs işareti

§ paragraf işareti

+ paragraf işareti

./. çeviriniz

* kelimeden sonra dipnot işareti; kelimeden önce farazîlik işareti

° derece işareti

=> devam işareti

® devam işareti; gönderme işareti

~ benzerlik, yaklaşıklık işareti (alternasyon)

< büyük; gramerde çıkma işareti

> küçük; gramerde gelişme işareti

@ yaklaşık olarak eşit

· bitti

*** bölüm sonu işareti

• eksiği veya fazlası



UYARI : &işareti İngilizceye özgüdür. Türkçede “ve” için böyle bir işaret kullanılamaz.



KISALTMALAR

Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade
edilmesi ve sembolleştirilmesidir. İhtiyaca göre her zaman kısaltma yapılabilir. Önemli olan yapılan
kısaltmanın benimsenmesi, yaygınlaşması ve tutunmasıdır.

Kısaltmalarda herkesçe uyulan, genel bir sistem bulunmamakla birlikte dilimizde bazı esasların yerleştiği de
görülmektedir. Kısaltmalarla ilgili bu esasları şöyle gösterebiliriz:

1. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarının kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak
yazılmasıyla yapılır: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), AKDTYK (Atatürk Kültür, Dil ve Tarih
Yüksek Kurumu), TDK (Türk Dil Kurumu), ABD (Amerika Birleşik Devletleri); KB (Kutadgu Bilig), KT
(Kamus−ı Türkî); TD (Türk Dili), TK (Türk Kültürü), TDED (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi); B (batı), D
(doğu), G (güney), K (kuzey); GB (güneybatı), GD (güneydoğu), KB (kuzeybatı), KD (kuzeydoğu).


                                                                                                              55
Ancak bazen kelimelerin, özellikle son kelimenin birkaç harfinin kısaltmaya alındığı da görülür. Bazen de
aradaki kelimelerden hiç harf alınmadığı olur. Bu tür kısaltmalarda, kısaltmanın akılda kalabilmesi için yeni
bir kelime oluşturma amacı güdülür: ASELSAN (Askerî Elektronik Sanayii), BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol
Taşıma Anonim Şirketi), İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği), SEKA (Selüloz ve Kâğıt
Sanayii Kurumu), TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi).

Büyük harflerle yapılan kısaltmalarda genellikle nokta kullanılmaz. Ancak askerî sözlerin kısaltılmalarında ve
diğer bazı örneklerde nokta konulması gelenekleşmiştir: A. (Alay), H.A. (Harp Akademisi), H.O. (Harp
Okulu), K.K.K. (Kara Kuvvetleri Komutanlığı); B.E. (Büyük Elçi), M.Ö. (Milâttan Önce), M.S. (Milâttan
Sonra), P.K. (Posta Kutusu), T.C. (Türkiye Cumhuriyeti).

2. Elementlerin ve ölçülerin milletler arası kısaltmaları genellikle Türkiye'de de olduğu gibi kabul edilmiştir:
C (karbon), Ca (kalsiyum), Fe (demir); m (metre), mm (milimetre), cm (santimetre), km (kilometre), g (gram),
kg (kilogram), l (litre), hl (hektolitre), mg (miligram), m² (metre kare), cm² (santimetre kare)

3. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarıyla element ve ölçülerin dışında kalan kelime veya kelime gruplarının
kısaltılmasında, ilk harfle birlikte kelimeyi oluşturan temel harfler (genellikle ünsüzler) dikkate alınır.
Kısaltılan kelime veya kelime grubu, özel ad, unvan veya rütbe ise ilk harf büyük; cins isim ise ilk harf küçük
olur: Alm. (Almanca), İng. (İngilizce), Kocatepe Mah. (Kocatepe Mahallesi), Güniz Sok. (Güniz Sokağı),
Prof. (Profesör), Dr. (Doktor), Av. (Avukat), Alb. (Albay), Gen. (General); is. (isim), sf. (sıfat), hzl.
(hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (ede− biyat), fiz. (fizik), kim. (kimya).

***

Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu; büyük harflerle yapılan
kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan, cm'yi, mm'den; BDT'ye,
THY'de, TRT'den. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara
getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da, BOTAŞ'ın, NATO'dan, UNESCO'ya.

Sonunda nokta bulunan kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek, noktadan sonra ve kelimenin
okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri, mad.si, Alm.dan, İng.yi, Nu.dan.

Tonsuz (sert) ünsüzle biten kısaltmalar, ek aldıkları zaman okunuşta tonsuz ses tonlulaştırılmaz: AGİK'in
(AGİĞ'in değil), CMUK'un (CMUĞ'un değil), RTÜK'e (RTÜĞ'e değil), TÜBİTAK'ın (TÜBİTAĞ'ın değil).

Ancak birlik kelimesiyle yapılan kısaltmalarda söyleyişte k'nin yumuşatılması normaldir: ÇUKOBİRLİK'e
(söylenişi ÇUKOBİRLİĞE), FİSKOBİRLİK'in (söylenişi FİSKOBİRLİĞİN).



KISALTMALAR DİZİNİ

A. Alay

AA Anadolu Ajansı

AAM Atatürk Araştırma Merkezi

AB Avrupa Birliği

ABD Amerika Birleşik Devletleri (bk. USA)

AFP Agence France Press (Fransız Basın Ajansı)



                                                                                                              56
age. Adı geçen eser

AGİK Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Konferansı

AI Amnesty International (Uluslar Arası Af Teşkilâtı)

AIDS, aids Acquired immune deficiency syndrome (İmmün yokluğu sendromu, bağışıklık yetersizliği)

Akad. Akademi, akademi üyesi

AKDTYK Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu

AKM Atatürk Kültür Merkezi

Alb. Albay

Alm. Almanca

anat. Anatomi

ant. Antropoloji

AOÇ Atatürk Orman Çiftliği

AP Associated Press (ABD Haber Ajansı)

APS Acele Posta Servisi

Apt. Apartman

Ar. Arapça

Ar. Gör. Araştırma Görevlisi

ark. Arkeoloji

As. Asker, askerî, askerlik

Asb. Astsubay

ASELSAN Askerî Elektonik Sanayii

Asist. Asistan

ASKİ Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi

astr. Astronomi

astrol. Astroloji

AŞTİ Ankara Şehirler Arası Terminal İşletmesi

AT Avrupa Topluluğu



                                                                                                   57
Atğm. Asteğmen

atm. Atmosfer

ATM Automatic Teller Machine (Otomatik para işlem makinesi)

ATO Ankara Ticaret Odası

AÜ Anadolu Üniversitesi

AÜ Atatürk Üniversitesi

AÜ Ankara Üniversitesi

Av. Avukat

AYK Atatürk Yüksek Kurumu ( AKDTYK'nin kısa adı)

B Batı

B. Bay

bağ. Bağlaç

BAĞ−KUR Esnaf Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu

BBC British Broadcasting Corporation (İngiliz Radyo Televizyon Kurumu )

BCG Bacillus Calmette Guèrin (Verem aşısı)

Bçvş. Başçavuş

BDT Bağımsız Devletler Topluluğu

B.E. Büyük Elçi

belgeç Belgegeçer (faks)

bitb. Bitki bilimi

biy. Biyoloji

bk. Bakınız

Bl. Bölük

BM Birleşmiş Milletler

Bn. Bayan

Bnb. Binbaşı

bot. Botanik



                                                                                  58
BOTAı Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi

Böl. Bölüm

bs. Baskı, basım

Bşk. Başkan, Başkanlık

BşK. Başkomutan

Bul. Bulvar

Bulg. Bulgarca

BÜ Boğaziçi Üniversitesi

C. Cilt

Cad. Cadde

CD Corps Diplomatique (Kordiplomatik)

Cerm. Cermence

CIA Central Intelligence Agency (ABD Merkezî Haber Alma Teşkilâtı)

cm Santimetre

CMUK Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu

coğ. Coğrafya

COMECON Council for Mutual Economic Asistance (Doğu Bloku Ülkeleri Karşılıklı Ekonomik Yardım
Konseyi)

CÜ Cumhuriyet Üniversitesi

çev. Çeviren, çevirmen

ÇS Çimento Sanayii

ÇUKOBİRLİK Çukurova Pamuk Tarım Satış Kooperatifleri Birliği

ÇÜ Çukurova Üniversitesi

Çvş. Çavuş

D Doğu

dam Dekametre

DAP Doğu Anadolu Projesi

db. Dil bilimi


                                                                                                59
dbl. Dil bilgisi

DDT Dichloro−diphenol−trichloro−ethane (dedete, böcek öldürücü)

DDY Devlet Deniz Yolları

DGM Devlet Güvenlik Mahkemesi

DHMİ Devlet Hava Meydanları İşletmesi

DİE Devlet İstatistik Enstitüsü

dk Dakika

dl Desilitre

dm Desimetre

DMO Devlet Malzeme Ofisi

Doç. Doçent

doğ. Doğum, doğumu, doğum tarihi

DPT Devlet Plânlama Teşkilâtı

Dr. Doktor

drl. Derleyen

DSİ Devlet Su İşleri

DTCF Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi

Dz.Kuv. Deniz Kuvvetleri

Dz.Kuv.K. Deniz Kuvvetleri Komutanı, Komutanlığı

dzl. Düzenleyen

dzş. Düzeltilmiş

e. Edat

Ecz. Eczacı

ed. Edebiyat

EGO Elektrik, Gaz, Otobüs İşletmeleri (Ankara Belediyesi)

EKG Elektrokardiyogram (Kalp akım grafiği)

ekon. Ekonomi



                                                                  60
EMK Elektromotor Kuvvet

Ens. Enstitü

Erm. Ermenice

ESHOT Elektrik, Su, Havagazı, Otobüs, Tramvay İşletmeleri (İzmir Belediyesi)

EÜ Ege Üniversitesi

F. Fiyat

f. Fiil

Fak. Fakülte

faks bk. belgeç

FAO Food and Agriculture Organization (BM Gıda ve Tarım Teşkilâtı)

Far. Farsça

FBI Federal Bureau of Investigation (ABD Federal Araştırma Bürosu)

fel. Felsefe

FIFA, fifa Federation Internationale des Football Associations (Uluslar Arası Futbol Federasyonu)

FILA Federation Internationale de Lutte Amateur (Uluslar Arası Amatör Güreş Federasyonu)

FIR Flight Information Region (Uçuş hattı düzenlemesi)

fil. Filoloji

FİSKOBİRLİK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği

fiz. Fizik

fizy. Fizyoloji

FKB Fizik, Kimya, Biyoloji (Bölümü)

FKÖ Filistin Kurtuluş Örgütü

Fr. Fransızca

G Güney

g Gram

GAP Güneydoğu Anadolu Projesi

GB Güneybatı



                                                                                                    61
GB Gümrük Birliği

GD Güneydoğu

Gen. General

geom. Geometri

GESAM (Türkiye) Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği

gn. Genel

Gnkur. Genelkurmay

GOÜ Gazi Osmanpaşa Üniversitesi

gnş. Genişletilmiş

Gön. Gönderen

gr. Gramer

GSMH Gayrisafi millî hâsıla

GÜ Gazi Üniversitesi

hek. Hekimlik, hekim

H.A. Harp Akademisi

HABITAT UNCHS Centre for Human Settlements (Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı)

hl Hektolitre

hlk. Halk ağzı

hm Hektometre

H.O. Harp Okulu

Hst. Hastahane

huk. Hukuk

HÜ Hacettepe Üniversitesi

Hv.Kuv. Hava Kuvvetleri

Hv.Kuv.K. Hava Kuvvetleri Komutanı, Komutanlığı

Hz. Hazret

Hz. Hizmet, hizmette



                                                                                                 62
hzl. Hazırlayan

Hz. özl. Hizmete özel

İbr. İbranca (İbranîce)

icl. İnceleyen

İETT İstanbul Elektrik, Tünel, Tramvay İşletmesi

İLESAM (Türkiye) İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği

ILO International Labor Organization (Uluslar Arası Çalışma Teşkilâtı)

IMF International Monetary Fund (Uluslar Arası Para Fonu)

İng. İngilizce

INTERPOL International Criminal Police Commission (Uluslar Arası Cinayet Polisi Komisyonu)

IOC International Olympic Committee (Uluslar Arası Olimpiyat Komitesi )

IPI International Press Institute (Uluslar Arası Basın Enstitüsü)

IRO International Refugee Organization (Uluslar Arası Mülteci Teşkilâtı )

is. İsim

İSKİ İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi

İSO İstanbul Sanayi Odası

İsp. İspanyolca

işl. İşleyen

İŞOT İstanbul Şehirler Arası Otobüs Terminali

İt. İtalyanca

ITO International Trade Organization (BM Uluslar Arası Ticaret Birliği)

İTO İstanbul Ticaret Odası

İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi

İÜ İstanbul Üniversitesi

J. Jandarma

Jap. Japonca

jeol. Jeoloji



                                                                                             63
K Kuzey

K. Komutan, Komutanlığı

KB Kuzeybatı

KBB Kulak, Burun, Boğaz (Bölümü)

KD Kuzeydoğu

KDV Katma değer vergisi

kg Kilogram

KGB Komitet Gossudarrstvennoi Bezopastnosti (Sovyet Gizli Haber Alma Teşkilâtı)

KHK Kanun hükmünde kararname

kim. Kimya

KİT Kamu İktisadî Teşekkülü

K.K.K. Kara Kuvvetleri Komutanı, Komutanlığı

KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

K.Kuv. Kara Kuvvetleri

km Kilometre

Kor. Kolordu

Kora. Koramiral

Korg. Korgeneral

krş. Karşılaştırınız

KTÜ Karadeniz Teknik Üniversitesi

Kur. Kurmay

Kur.Bşk. Kurmay Başkanı, Başkanlığı

l Litre

Lât. Lâtince

LPG Likit petrol gazı

Ltd. Limitet

M. Milât, Milâdî



                                                                                  64
m Metre

Mac. Macarca

mad. Madde

Mah. Mahalle

Mah. Mahkeme

man. Mantık

mat. Matematik

Md. Müdür, Müdürlüğü

MEB Millî Eğitim Bakanlığı

mec. Mecaz

MESAM (Türkiye) Müzik Eserleri Sahipleri Meslek Birliği

MGK Millî Güvenlik Kurulu

mim. Mimarlık

min. Mineraloji

MİT Millî İstihbarat Teşkilâtı

MK Medenî Kanun

MKE Makine Kimya Endüstrisi

MKS Metre−Kilogram−Saat

MKYK Merkez Karar Yönetim Kurulu

mm Milimetre

M.Ö. Milâttan Önce

MPM Millî Prodüktivite Merkezi

Mrş. Mareşal

M.S. Milâttan Sonra

MSB Millî Savunma Bakanlığı

MSÜ Mimar Sinan Üniversitesi

MTA Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü



                                                          65
MÜ Marmara Üniversitesi

Müh. Mühendis

Mür. Müracaat

müz. Müzik

MYK Merkez Yönetim Kurulu

NASA National Aeronautics and Space Administration (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Araştırmaları
Merkezi)

NATO North Atlantic Treaty Organization (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilâtı)

No. bk. Nu.

Nö. Nöbet, Nöbetçi

Nö.Sb. Nöbetçi subayı

Nr. bk. Nu.

Nu. Numara

ODTÜ Orta Doğu Teknik Üniversitesi

OECD Organization for Economic Cooperation and Development (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilâtı)

Onb. Onbaşı

OPEC Organization of Petroleum Exporting Countries (Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilâtı )

Opr. Operatör

Or. Ordu

Ora. Oramiral

Ord. Ordinaryüs

Org. Orgeneral

Ort. Ortaklık, ortakları

Osm. Osmanlı Türkçesi

Öğ. Öğretmen

öl. Ölüm, ölümü, ölüm tarihi

ör. Örnek

ÖSS Öğrenci Seçme Sınavı


                                                                                                      66
ÖSYM Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi

ÖYS Öğrenci Yerleştirme Sınavı

öz. Özel

ped. Pedagoji

PEN International Association of Poets, Playwrights, Editors, Essayists and Novelists (Uluslar Arası Yazarlar
Birliği)

P.K. Posta kutusu

PO Petrol Ofisi

POAŞ Petrol Ofisi Anonim Şirketi

Port. Portekizce

Prof. Profesör

psikol. Psikoloji

PTT Posta, Telgraf, Telefon (İdaresi)

RC Red Cross (Kızılhaç)

RTÜK Radyo Televizyon Üst Kurulu

Rum. Rumence

Rus. Rusça

S. Sayı

s. Sayfa

sa Saat

Sb. Subay

SBF Siyasal Bilgiler Fakültesi

SEKA Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu

sf. Sıfat

Sl. Slavca

Sn. Sayın

sn Saniye

snt. Santral


                                                                                                           67
Sok. Sokak

sos. Sosyoloji

SOS Save our Souls (Denizde uluslar arası yardım isteme işareti)

SSK Sosyal Sigortalar Kurumu

sp. Spor

SÜ Selçuk Üniversitesi

Ş. Şirket

Şb. Şube

T. Türkçe

t Ton

TAEK Türkiye Atom Enerjisi Kurumu

tar. Tarih

TARİŞ Tarım Satış Kooperatifleri Birliği

TASS Telegrafnoe Agentstvo Sovetskogo Soyuza (Sovyetler Birliği Telgraf Ajansı)

Tb. Tabur

TBB Türkiye Barolar Birliği

TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi

T.C. Türkiye Cumhuriyeti

TCDD Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları

TCK Türkiye Cumhuriyeti Karayolları

TCK Türk Ceza Kanunu

TCMB Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

TDK Türk Dil Kurumu

TED Türk Eğitim Derneği

tek. Teknik, teknoloji

TEK Türkiye Elektrik Kurumu

tel. Telgraf



                                                                                  68
TEM Trans European Motor Way (Avrupa Transit Kara Yolu)

TEV Türk Eğitim Vakfı

TGS Türkiye Gazeteciler Sendikası

Tğm. Teğmen

THA Türk Haberler Ajansı

THK Türk Hava Kurumu

THK Türk Hukuk Kurumu

THY Türk Hava Yolları

TIR Transport International Routier (Uluslar Arası Kara Yolu Taşımacılığı)

tic. Ticaret

TİSK Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonu

tiy. Tiyatro

TKAE Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü

TKB Türk Kadınlar Birliği

TKİ Türkiye Kömür İşletmeleri

TL Türk lirası

tlf. Telefon

tlks. Teleks

tls. Telsiz

TM Türk Malı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği

TMO Toprak Mahsulleri Ofisi

TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği

TODAİE Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü

Top. Topçu

TÖMER Türkçe Öğretim Merkezi

TP Türk Petrolleri



                                                                             69
TPAO Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı

tpl. Toplayan

TR Türkiye

TRT Türkiye Radyo Televizyon Kurumu

TSE Türk Standartları Enstitüsü

TSK Türk Silâhlı Kuvvetleri

TTB Türk Tabipler Birliği

TTK Türk Tarih Kurumu

Tug. Tugay

Tuğg. Tuğgeneral

TUS Tıpta Uzmanlık Sınavı

TÜBİTAK Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu

Tüm. Tümen

Tüma. Tümamiral

Tümg. Tümgeneral

TÜRK−İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu

TÜTAV Türk Tanıtma Vakfı

TV Teve, televizyon

TYMB Türk Yüksek Mühendisler Birliği

UEFA Union of European Football Associations (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği)

UN United Nations (krş. BM)

UNAC United Nations Aid to Children (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Teşkilâtı)

UNESCO United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization (Birleşmiş Milletler Eğitim,
Bilim ve Kültür Teşkilâtı)

UNICEF United Nations International Children's Emergency Fund (Birleşmiş Milletler Uluslar Arası
Çocuklara Yardım Fonu)

UNO United Nations Organization (Birleşmiş Milletler Teşkilâtı)

USA United States of America (Amerika Birleşik Devletleri) (bk. ABD)



                                                                                                       70
Uzm. Uzman

Ü Üniversite

Üçvş. Üstçavuş

ünl. Ünlem

Üstğ. Üsteğmen

vb. Ve başkaları, ve benzerleri, ve bunun gibi

vd. Ve devamı

Vet. Veteriner

vs. Ve saire

WB World Bank (Dünya Bankası)

WHO World Health Organization (Dünya Sağlık Teşkilâtı)

WMO World Meteorological Organization (Dünya Meteoroloji Teşkilâtı)

Y. Yüksek

Yard. Yardımcı

Yard. Doç. Yardımcı Doçent

Yay. Yayın

Yb. Yarbay

Yd.Sb. Yedek Subay

YÖK Yükseköğretim Kurulu

YSE Yol, Su, Elektrik Genel Müdürlüğü

YSK Yüksek Seçim Kurulu

Yun. Yunanca

Yük. Mim. Yüksek Mimar

Yük. Müh. Yüksek Mühendis

yy. Yüzyıl

yyl. Yayımlayan

Yzb. Yüzbaşı



                                                                      71
ZF Ziraat Fakültesi

zf. Zarf

zm. Zamir

zool. Zooloji




(*)KESME



KESME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ

Bazı alıntı kelimelerde ünsüzler, Türkçenin hece yapısına aykırı olarak kendilerinden önceki ünlüyle hece
kurarlar. Dilimizde sayılı olan bu tür alıntılar aşağıda gösterilmiştir:

an'ane

an'anevî

bid'at

cem'an

cür'et

cür'etkâr

cür'etkârlık

cür'etlenme

cür'etlenmek

cür'etli

cüz'î

def'aten

fer'î


                                                                                                            72
gayrimes'ul

hal'etmek

hil'at

is'at

iş'ar

iş'arî

iz'aç

iz'an

iz'anlı

iz'ansız

iz'ansızca

iz'ansızlık

kat'î

kat'îleşme

kat'îleşmek

kat'iyen

kat'iyet

kıt'a

kur'a

kur'acı

Kur'an

Kur'anıkerim

mef'ul

mel'anet

mel'un

mer'i

mer'iyet



               73
mes'ul

mes'uliyet

mes'uliyetli

mes'uliyetsiz

mes'uliyetsizlik

mes'ut

meş'ale

meş'um

müt'a

nez'etmek

ric'at

rik'a

sun'î

sun'îlik

sür'at

sür'atle

sür'atlendirme

sür'atlendirmek

sür'atlenme

sür'atlenmek

sür'atli

şer'an

şer'î

şer’iye

şuf'a

tab’an

tel'in



                   74
tes'it

vak'a

vak'anüvis

vak'anüvislik

vaz'ıhamil

vüs'at

Aşağıdaki kelimelerde kesmeli durum iyelik eki alındığı zaman ortaya çıkmaktadır:

cem'i kat'ı tab'ı

cüz'ü men'i vaz'ı

def'i nev'i

hal'i sem'i



UZATMA GÖREVİNDEKİ DÜZELTME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ

Düzeltme işareti, hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılmaktadır. inceltme görevinde kullanılan
düzeltme işareti, alıntı kelimelerdeki g, k, l seslerinin ince okunmasının söz konusu olduğu durumlarda, bu
seslerden sonra gelen a ve u üzerine konmaktadır. inceltme görevindeki düzeltme işareti bu şekilde kurala
bağlı olduğu için bu tür kelimelerin listelenmesine gerek görülmemiştir. Ancak uzatma görevindeki düzeltme
işareti kurala bağlı değildir. Bu bakımdan bu tür kelimelerin dizininin verilmesinde yarar görülmüştür.

Bilindiği üzere uzatma görevindeki düzeltme işareti de iki durumda kullanılmaktadır. Bunlar aşağıda
gösterilmiştir.

1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlüler
üzerinde:



aciz (güçsüzlük) âciz (güçsüz)

adem (yokluk) âdem (insan)

adet (sayı) âdet (gelenek, alışkanlık)

akit (sözleşme) âkit (sözleşme yapan)

ala (karışık renkli) âlâ (pekiyi)

alem (bayrak) âlem (dünya, evren)

Ali (kişi adı) âli (yüce, yüksek)



                                                                                                                  75
alim (her şeyi bilici) âlim (bilgin)

ama (fakat) âmâ (görmez, kör)

amin (kimya terimi) âmin (dua sözü)

aşık (ayak bileğindeki kemik) âşık (vurgun, tutkun)

ayan (belli, açık) âyan (ileri gelenler)

batın (karın) bâtın (iç; gizli)

dahi (bile) dâhi (yaratıcı gücü olan kimse)

dahil (karışma) dâhil (iç, içeri)

dar (ensiz) dâr (ev)

fani (ışık şiddeti) fâni (ölümlü, gelip geçici)

hadis (Peygamber sözü) hâdis (meydana gelen)

hak (doğruluk) hâk (toprak)

hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç)

hal (pazar yeri; çözme) hâl (durum, vaziyet)

hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz)

hasıl (ekin) hâsıl (olan, ortaya çıkan)

haşa (kalın kumaş parçası) hâşâ (asla)

havas (nitelikler) havâs (duygular)

haya (er bezi) hayâ (utanma duygusu)

mani (ruh hastalığı) mâni (şiir türü; engel)

nakil (taşıma) nâkil (taşıyan)

nar (bir meyve) nâr (ateş)

nazım (manzume) nâzım (düzenleyen)

rahim (döl yatağı) rahîm (koruyan, merhamet eden)

sadır (göğüs) sâdır (çıkan, görünen)

sari (bir tür giysi) sâri (bulaşıcı)

şahıs (kimse, kişi) şâhıs (sırık)



                                                      76
şura (şu yer) şûra (danışma kurulu)

tabi (elbette) tâbi (bağımlı; basıcı)

vakıf (para, mülk) vâkıf (bilen; vakfeden)

varis (damar genişlemesi) vâris (mirasçı)

vasi (mirası yöneten) vâsi (geniş, engin)

yad (yabancı) yâd (anma)

yar (uçurum) yâr (sevgili)

zati (zaten) zatî (kendine özgü)



(*)NISPET

2. Nispet î'sini belirtme durumu ve iyelik ekinden ayırmak için, nispet î'si üzerinde:

abadî

abanî

Abbasî

abidevî

acemkürdî

adalî

adedî

adî

adlî

afakî

ahdî

ahlâkî

ailevî

aklî

alenî

Alevî



                                                                                         77
altunî

amelî

amudî

amudufıkarî

an'anevî

angudî

anî

arabankürdî

Arabî

arızî

Arî

armudî

arzanî

asabî

asgarî

askerî

aslî

asrî

Asurî

aşarî

avdetî

Avrupaî

aynî

azamî

Azerî

Babaî

bağdadî



              78
Bahaî

bahrî

barudî

basarî

Bâtınî

bayatî

bedenî

bedevî

bedihî

bediî

behimî

Bektaşî

beledî

bendegî

Berberî

berrî

beşerî

beyzî

Caferî

cebrî

Cedî

cehennemî

Celâlî

cenubî

cerrahî

cevabî

cevizî



            79
cevvî

cezaî

cezrî

ciddî

cinaî

cinsî

cismanî

coğrafî

cüz'î

çividî

dağî

dâhilî

daimî

dairevî

dasitanî

davudî

demevî

demirî

derunî

destanî

devrî

dinî

divanî

dünyevî

Dürzî

ebedî

ebrulî



           80
edebî

eflâtunî

efsanevî

ehlî

elâstikî

enfüsî

erguvanî

esasî

ezanî

ezelî

fağfurî

fahrî

farazî

Farisî

Fatımî

fedaî

felsefî

fennî

ferahî

ferdî

fer'î

fevkanî

fevrî

fındıkî

fıstıkî

fıtrî

fiilî



           81
fikrî

filizî

firarî

fizikî

fuzulî

garamî

garbî

garpkârî

gayriahlâkî

gayriaklî

gayriciddî

gayriihtiyarî

gayriilmî

gayriinsanî

gayriiradî

gayrikanunî

gayrikıyasî

gayrinizamî

gayrisıhhî

gayrişahsî

gayrişuurî

gayritabiî

gıyabî

gulyabanî

gümüşî

Habeşî

hâkî



                82
hakikî

halkavî

Halvetî

hamasî

Hambelî

Hamî

Hanefî

harabatî

harbî

harekî

Harezmî yolu

haricî

hasbî

havaî

havarî

hayalî

hayatî

haydarî

hayvanî

hazarî

helezonî

hendesî

hercaî

hesabî

hırpanî

hicrî

hissî



               83
horasanî

hukukî

Hurufî

hususî

hükmî

hüseynî

ırkî

ıstırarî

ıtrî

ibdaî

İbranî

içtimaî

idadî

idarî

ihtimalî

ihtiyarî

ihtiyatî

ihzarî

iktisadî

ilâhî

illî

ilmî

iltihabî

iltisakî

iltizamî

indî

indifaî



           84
insanî

insirafî

insiyakî

intanî

inzibatî

iptidaî

iradî

irsî

irticaî

İsevî

İslâmî

istisnaî

iş'arî

itibarî

izafî

Kadirî

kalbî

kalenderî

kalevî

kamerî

kanunî

kanunuesasî

karakuşî

kastî

kat'î

kavmî

keyfî



              85
Kıptî

kısmî

kıyasî

kimyevî

kimyonî

kispî

kitabî

kûfî

kurşunî

kutsî

kuzgunî

külhanî

küllî

kürdî

kürevî

lâciverdî

lâdinî

lafzî

lâhurî

lâhutî

lâubalî

leylâkî

leylî

limonî

lûtî

lüzucî

maddî



            86
madenî

maderşahî

Mağribî

mahallî

mahrutî

mahşerî

maî

malî

Malikî

manevî

mantıkî

marazî

Marunî

maşerî

mecazî

mecburî

meccanî

Mecusî

medenî

mehdî

Melâmî

merkezî

meslekî

mesnevî

meşrutî

Mevlevî

mevziî



            87
mıknatısî

midevî

mihanikî

milâdî

millî

mimarî

mirî

mizahî

Muhammedî

Musevî

müddei−

umumî

mülkî

nakdî

naklî

Nakşibendî

Nasranî

nazarî

nebatî

nebevî

nefsanî

neftî

neharî

Nesturî

nevyunanî

nihaî

nisaî



             88
nispî

nizamî

nohudî

nuranî

Nusayrî

örfî

patlıcanî

pederşahî

rabbanî

Rafızî

rahmanî

resmî

reybî

riyazî

rubaî

Rufaî

ruhanî

ruhî

Rumî

rustaî

samanî

Samî

samimî

santurî

sathî

sebkihindî

seferî



             89
Selçukî

semaî

semavî

senevî

sevkıtabiî

seylânî

sıhhî

sıhrî

sincabî

siyasî

sultanî

suflî

sun'î

sükûtî

sümbülî

Sünnî

Süryanî

Şafiî

şahsî

şakulî

şalakî

Şamanî

şarabî

şarkî

şeddadî

şehevî

şehvanî



             90
şeklî

şemsî

şer'î

şeytanî

şifahî

Şiî

şimalî

tabiî

tahinî

tahlilî

tahminî

tahrirî

takdiriilâhî

taklidî

takribî

tamburî

tarçınî

tarihî

tasavvufî

tasvirî

tatbikî

tecrübî

tedafüî

tedricî

telkârî

temsilî

tenkidî



               91
terbiyevî

terkibî

tesadüfî

teşriî

tezyinî

tıbbî

Ticanî

ticarî

tufeylî

tulânî

Turanî

udî

ufkî

uhrevî

ulvî

umumî

uzvî

ümmî

üryanî

üstüvanî

vahşî

vasatî

vatanî

vicahî

vicdanî

vilâdî

yabanî



            92
yayınispî

yevmî

Yezidî

zahirî

zamkıarabî

zarurî

zatî

Zatülkürsî

zebanî

zecrî

Zerdüştî

zevalî

zeytunî

zımnî

zifirî

zihnî

zimmî

ziraî

zuhurî

zührevî

(*)DEGISIK




İMLÂ KILAVUZU’NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER

s. 6 Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana
gelebilir: Oooh, aaah. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir.



s. 13 Ünlü düşmesi


                                                                                                      93
Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler
genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağra, bağrım, beniz / benzi, beyin /
beynimiz, beyne, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül /
gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu, resim / resme; çevirmek / çevrilmek, devirmek / devrilmek.



s. 14 ğ − v değişmesi

Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek, dövmek; göğermek,
gövermek; oğmak, ovmak; öğmek, övmek; söğmek, sövmek. Dilimizde o, ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin
v’ye dönme eğilimi güçlüdür. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de
büsbütün ortadan kalkmış değildir.

s. 15, 16 Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar

Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a, e
ile yazılır: geleceğim, gelmeyeceğim, gelemeyeceğim, geleceğiz, gelmeyeceğiz, gelemeyeceğiz,
gelmeyeceksin, gelemeyeceksin; alacağım, almayacağım, alamayacağım, almayacaksın, alamayacaksın,
başlayacağım.

Teklik ve çokluk 1. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır:
başlayayım, gelmeyeyim; başlayalım, gelmeyelim.

İstek ekinden önce gelen ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayasın, başlaya, başlayasınız,
başlayalar; gelmeyesin, gelmeye, gelmeyesiniz, gelmeyeler.

s. 18 Ancak ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki,
meğerki, oysaki, sanki. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir.



s. 22 Romen rakamları ancak yüzyıllarda, hükümdar adlarında, tarihlerin yazılışında, kitap ve dergi ciltlerinde
ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. yüzyıl, III. Selim,
XIV. Louis, II. Wilhelm, V. Karl, VIII. Edward, 1.XI.1928, I. cilt, XII. cilt. Bu tür örneklerde Arap
rakamlarının kullanılması da mümkündür.

s. 26 Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri
kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana.

s. 27 9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Dünya, Neptün, Plüton, Halley. Dünya, güneş,
ay kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle
başlar; bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır.

s. 28 Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf
kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan.

s. 29 15. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilâlı Taş
Devri, İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Tanzimat Dönemi.

Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı, divan şiiri,
halk şiiri, eski Türk edebiyatı, klâsik Türk edebiyatı, Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk
müziği, tekke edebiyatı, Servetifünun edebiyatı, Tanzimat edebiyatı.



                                                                                                                  94
Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar:
Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü.

s. 30 17. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı,
Brüksel lâhanası, Behçet hastalığı, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş
dondurması, Van kedisi, Vaşington portakalı.

s. 36 16. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler
bitişik yazılır: akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayramüstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü,
öğleüstü, öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü.

Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı,
gözaltı, şuuraltı (krş. Birleşik kelimeler B. 16).

s. 36 19. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan
grubu; unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa,
Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi), Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi)
(Sultanahmet buradan çıkarıldı)

s. 37, 38 e. Açıortay, adamkökü, adamotu, âdemotu, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağırkanlı, ahududu, akarsu, akaryakıt,
akciğer, akkor, aksakal, aktöre, akyuvar, alyuvar, anamal, anaokulu, anapara, anayasa, anneanne, atardamar,
atarkanal, atasözü, aybaşı, ayçiçeği, ayçöreği, babaanne, basmakalıp, başıboş, başıbozuk, başıkabak, başörtü,
başvurmak, beşibiryerde, bilirkişi, bindallı, birdenbire, birdirbir, birtakım, bozkır, bugün, buzdolabı,
çeşitkenar, çiftetelli, delikanlı, demirbaş, denizaltı, denizaşırı, derebeyi, derebeylik, dereotu, dışbükey,
dikdörtgen, dipnot, doludizgin, dolunay, dörtkenar, dörtnal, dörtnala, düzayak, ebekuşağı, ebemkuşağı,
enikonu, erbaş, eşkenar, etobur, gelişigüzel, giderayak, gökyüzü, gözyaşı, günaşırı, güvenoyu, halkoyu,
hayhay, içbükey, içgüdü, içtepi, içyağı, ikizkenar, ilkbahar, ilkokul, ilköğrenim, ilköğretim, ilkyaz, ipucu,
kabataslak, kahverengi, kamuoyu, karaciğer, karekök, kartopu, kasımpatı, kenarortay, kelaynak, kongövde,
külhanbeyi, külhanbeylik, külkedisi, milletvekili, murdarilik, omurilik, ortaokul, otobur, öngörmek, öngörü,
önsezi, öteberi, özdeyiş, paralelkenar, pekâlâ, pekiyi, sacayağı, sacayak, sadeyağ, sağduyu, sağyağ, semizotu,
serinkanlı, sıcakkanlı, sıkıyönetim, sıradağ, sıradağlar, sivrisinek, soğukkanlı, sonbahar, soyadı, sütana,
sütanne, sütbaba, sütkardeş, sütnine, sütoğul, takımada, takımyıldız, tekdüze, tepetakla, tepetaklak, tereyağı,
tıpkıbasım, tıpkıçekim, toplardamar, topyekûn, tozpembe, varoluş, varsayım, vazgeçmek, yanardağ, yarıçap,
yarımada, yarıyıl, yavrukurt, yerküre, yeryüzü, yılbaşı, yöneylem, yüznumara, yüzyıl, zeytinyağı kelime ve
deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır.

UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili, mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin?

s. 40 Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış
ibareler; eski metinlerin yayımında, alıntılarda ve bilimsel yayınlarda, bilimsel yöntemlere uyularak
yazılabilir: Devlet−i Osmaniye, Kur’ân−ı Kerim, Recaî−zade, sarf−ı Türkî, tahte’ş−şu’ur, Ahd−i atik, ehl−i
vukuf, ehven−i şer; dârü'l−aceze, tahte'ş−şu'ur, hamiyyet−perver, hayal−perest, sahip−kıran, Hurşid−name,
bî−vefa, lâ−dinî, na−mütenahî, bilâ−vasıta.



s. 46 10. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında
sondaki unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Gazi
Mustafa Kemal Bulvarı; Ziya Gökalp Bulvarı; Nene Hatun Caddesi; Fevzi Çakmak Sokağı, Cemal Nadir
Sokağı; Mustafa Kemalpaşa (ilçesi), Koca Mustafapaşa; Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi, Sultan Ahmet
Camii, Sütçü İmam Üniversitesi

s. 46 16. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü,
baş üstü, böbrek üstü (bezleri), kıç üstü, sırt üstü, tepe üstü.


                                                                                                                95
Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı, su altı,
toprak altı, yer altı (krş. Birleşik kelimeler A. 16).

s. 53 Nokta ( . )

1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur.

Artık o, ne üniformalı bir başkumandan, ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı.

(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama)

Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu.

(Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu)

(Türküm örneği kaldırıldı)



s. 55 7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi.

– Bugünlük bu kadar her gün üç mermi, diye düşündü.

(Tarık Buğra, Küçük Ağa)

8. Konuşma çizgisinden önce konur:

Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp,

– Nen var senin çocuğum, diye sormak zorunda kaldı.

(Haldun Taner, Hikâyeler)

s. 63 Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa
etmektir. (Mustafa Kemal Atatürk)



s. 67 Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı
(durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır).

(Refik Halit Karay, Bir İçim Su)

s. 69 7. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur:

I) 1) A) a)

II) 2) B) b)



s. 69, 70 Kesme işareti ( ' )

1. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e, Atatürk'üm,


                                                                                                                     96
Türkiye'm, İnönü'den, Yurdakul'dan, Kâzım Karabekir'i, Yunus Emre'yi, Ziya Gökalp'tan; Türk'e, Alman'ı;
Jüpiter'den, Venüs'ü; Türkiye'de, Van Gölü'ne, Ağrı Dağı'nın; Ziya Gökalp Bulvarı'nda, Çankaya Köşkü'ne,
Sait Halimpaşa Yalısı'ndan; Kiralık Konak'ta, Sinekli Bakkal'ı.

Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz:

a. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri
Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına.

b. Akım, çağ ve dönem adları: Eski Çağın, Yükselme Döneminin, Klâsik Türk Edebiyatına, Millî Edebiyat
Akımının, Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun.

c. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya, Nasrettin Hocada, Enver Paşanın,
Zeynep Hanıma, Ayhan Beyden, Ahmet Mithat Efendinin, Enver Paşayı.

ç. Ay ve gün adları: 29 Ekime..., 30 Ağustos Çarşambadan sonra

d. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı, Allaha emanet; Alinin külâhını Veliye, Velinin külâhını
Aliye.

s. 71 UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür
kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır:
vb.leri, mad.si, Alm.dan, İng.yi, Nu.dan; cm³e (santimetre küpe), m²ye (metre kareye), 64ten (altı üssü
dörtten)

(*)A

A

ab

aba

abacı

abacılık,− ğı

abadî

aba güreşi

abajur

abajurcu

abajurculuk,−ğu

abajurlu

abaküs

abalı

Abana (ilçe)


                                                                                                              97
abandırma

abandırmak

abandone

abanî

abanma

abanmak

abanoz

abanozgiller

abanozlaşma

abanozlaşmak

abartı

abartıcı

abartıcılık,−ğı

abartılı

abartılma

abartılmak

abartısız

abartış

abartma

abartmacı

abartmacılık,−ğı

abartmak

abartmalı

abartmasız

abasız

abaşo

abat,−dı



                   98
abat etmek

abat eylemek

abat olmak

Abaza

Abazaca

abazan

abazanlık,−ğı

Abaza peyniri

Abbasî

abd

abdal

Abdal

abdallık,−ğı

abdest

abdest almak

abdestbozan

abdestbozan otu

abdest bozmak

abdesthane

abdest küpesi

abdestli

abdestlik,−ği

abdestsiz

abdiâciz

abdülleziz

abece

abecesel



                  99
abece sırası

aberasyon

abes

abeslik,−ği

abıhayat

abıkevser

abıru

abide

abideleşme

abideleşmek

abideleştirme

abideleştirmek

abidemsi

abidevî

abis

abiye

abla

ablak,−ğı

ablakça

ablaklık,−ğı

ablalık,−ğı

ablalık etmek

ablâtif

ablatya

abli

abluka

abluka etmek



                 100
abone

abone etmek

abonelik,−ği

abone olmak

abone yapmak

abonman

aborda

aborda etmek

abra

abrakadabra

abrama

abramak

abraş

abril

abstraksiyonizm

abstre

abstre sayı

absürt,−dü

absürt tiyatro

abu

abuhava

abuk sabuk

abuk sabukluk,−ğu

abuli

abullabut

abullabutluk,−ğu

abur cubur



                    101
abus

acaba

acar

Acar

Acara

acarlaşma

acarlaşmak

acarlık,−ğı

acayip,−bi

acayipleşme

acayipleşmek

acayipleştirme

acayipleştirmek

acayiplik,−ği

acayip olmak

accelerando

acele

acele acele

aceleci

acelecilik,−ği

acele etmek

aceleleştirme

aceleleştirmek

acele posta

Acem

acemaşiran

acemborusu (bitki)



                     102
acembuselik,−ği

Acemce

Acem halayı

acemi

acemi ağası

acemice

acemi çaylak,−ğı

acemi er

acemileşme

acemileşmek

acemilik,−ği

acemilik etmek

acemi ocağı

acemi oğlanı

Acem kılıcı

acemkürdî

Acem lâlesi

Acemleşme

Acemleşmek,−ği

Acemleştirme

Acemleştirmek,−ği

Acem pilâvı

acente

acentelik,−ği

acep

aceze

acı



                    103
acı acı

acı ağaç,−cı

acı badem

acı badem kurabiyesi

acı bakla

acı bal

acı balık,−ğı

acıca

acı ceviz

acı çiğdem

acı elma

Acıgöl (ilçe)

acı hıyar

acı karpuz

acı kavak,−ğı

acı kavun

acıkılma

acıkılmak

acıklı

acıklı komedi

acıkma

acıkmak

acı kök

acıktırma

acıktırmak

acı kuvvet

acılanma



                       104
acılanmak

acılaşma

acılaşmak

acılaştırma

acılaştırmak

acılı

acılık,−ğı

acılılık,−ğı

acıma

acımak

acı mantar

acı marul

acımasız

acımasızca

acımasızlık,−ğı

acı meyan

acımık,−ğı

acımsı

acımtırak,−ğı

acınacak,−ğı

acındırma

acındırmak

acınılacak,−ğı

acınılma

acınılmak

acınma

acınmak



                  105
acı ot

Acıpayam (ilçe)

acı pelin

acırak,−ğı

acırga

acı sakız

acısız

acı söz

acı su (maden

suyu)

acı tatlı

acıtış

acıtma

acıtmak

acı yavşan

acıyıcı

acıyış

acı yitimi

acı yonca

acibe

acil

acilen

acil servis

aciz,−czi

(güçsüzlük)

âciz (güçsüz)

âcizane



                  106
âcizleri

âcizlik,−ği

acube

acul,−lü

acun

acur

acuze

acyo

acyocu

aç

açacak,−ğı

aç acına

açalya

açan

açar

aç bîilâç,−cı

açelya

aç göz

aç gözlü

aç gözlülük,−ğü

açı

açıcı

açık,−ğı

açık açık

açık ağıl

açıkağız (bitki)

açık ağızlı



                   107
açık alan

açık artırma

açık bilet

açık bono

açık bölge

açık büfe

açık celse

açık ciro

açıkça

açıkçası

açık çek

açıkçı

açık deniz

açık devre

açık dolaşım

açık dolaşım sistemi

açık duruşma

açık düşme

açık eksiltme

açık elli

açık ellilik,−ği

açık fikirli

açık fikirlilik,−ği

açık giysi

açık görüş

açıkgöz

açıkgözlük,−ğü



                       108
açık hava

açık hava sineması

açık hava tiyatrosu

açık hece

açık hesap,−bı

açık imza

açık işletme

açık kahverengi

açık kalp ameliyatı

açık kalpli

açık kalplilik,−ği

açık kapı politikası

açık kapı siyaseti

açık kart

açık kredi

açıklama

açıklama cümlesi

açıklamak

açıklamalı

açıklama yapmak

açıklanan

açıklanma

açıklanmak

açıklar livası

açıklaşma

açıklaşmak

açıklaştırma



                       109
açıklaştırmak

açıklatma

açıklatmak

açıklayan

açıklayıcı

açıklayış

açıklık,−ğı

açıklıkölçer

açıklık politikası

açık liman

açık lise

açık maaşı

açık mavi

açık mektup,−bu

açık ordugâh

açık oturum

açık oy

açık öğretim

açık önerme

açık pazar

açık pembe

açık piyasa

açık poliçe

açık raf

açık rejim

açık saçık,−ğı

açık sarı



                     110
açık sayım

açık seçik,−ği

açık senet

açık sözlü

açık sözlülük,−ğü

açık şehir,−hri

açıktan

açıktan açığa

açıktan atama

açıktan tayin

açık taşıt

açık teşekkür

açık tohumlular

açık tribün

açık yara

açık yeşil

açık yürekli

açık yüreklilik,−ği

açık zaman

açılama

açılım

açılış

açılış konuşması

açılış töreni

açılma

açılmak

açım



                      111
açımlama

açımlamak

açımlanma

açımlanmak

açındırma

açındırmak

açınım

açınma

açınmak

açınsama

açınsamak

açıortay

açıortay düzlemi

açıölçer

açısal

açısal bölge

açısal çap

açısal hız

açısal ivme

açısal sapma

açısal uzaklık,−ğı

açısal yol

açış

açış konuşması

açıt,−dı

aç karnına

açkı



                     112
açkıcı

açkılama

açkılamak

açkılanma

açkılanmak

açkılatma

açkılatmak

açkılı

açkısız

açlık,−ğı

açlık grevi

açlık şekeri

açma

açmacı

açmak

açmalık,−ğı

açmaz

açmaz halatı

açmazlık,−ğı

açtırma

açtırmak

ad

ad,−ddi

ada

ada balığı

adabımuaşeret

adacık,−ğı



                113
adacyo

ada çayı

adagio

adak,−ğı

adaklama

adaklamak

adaklanma

adaklanmak

adaklı

Adaklı (ilçe)

adaklık,−ğı

adaksız

Adalar (ilçe)

adale

adaleli

adalesiz

adalet

adalet divanı

adalet kapısı

adaletli

adaletlilik,−ği

adalet mahkemesi

adalet örgütü

adalet sarayı

adaletsiz

adaletsizlik,−ği

adalı



                   114
adalî

adam

adama

adamak

adamakıllı

adam azmanı

adam boyu

adamca

adamcağız

adamcasına

adamcık,−ğı

adamcıl

adamcıllık,−ğı

adam evlâdı

adamkökü

adamlık,−ğı

adamotu

adam sarrafı

adam sendecilik,−ği

adamsız

adamsızlık,−ğı

Adana

Adana kebabı

adanma

adanmak

adap,−bı

Adapazarı'nı



                      115
adap erkân

adaptasyon

adapte

adapte etmek

adapte olmak

adaptör

ada soğanı

adaş

adaşlık,−ğı

ada tavşanı

ada tepe

adatma

adatmak

adavet

aday

aday adayı

adayavrusu (tekne)

adaylık,−ğı

aday olmak

ad bilimi

adcı

adcılık,−ğı

ad cümlesi

ad çekimi

ad çekme

ad çektirme

addan türeme fiil



                     116
addedilme

addedilmek

ad değişimi

addetme

addetmek

addolunma

addolunmak

ad durumu

adedî

adem (yokluk)

âdem (insan)

Âdem

Âdem baba

Âdemci

Âdemcilik,−ği

Âdem elması

Âdem evlâdı

ademimerkeziyet

ademimerkeziyetçi

ademimerkeziyet− çilik,−ği

ademimes’uliyet

ademiyet

âdemiyet

âdemoğlu

âdemotu

adenit

adenom



                             117
adese

adet,−di (sayı)

âdet (gelenek,

alışkanlık)

âdeta

adetçe

âdet edinmek

âdet etmek

adedimürettep,−bi

âdet olmak

adezyon kuvveti

ad gövdesi

ad hoc

adı geçen

adıl

adım

adım adım

adım başı

adımlama

adımlamak

adımlık,−ğı

adımsayar

Adıyaman

adî

adî adım

adî defter

adî kesir,−sri



                    118
adil

adilâne

Adilcevaz (ilçe)

adîleşme

adîleşmek

adîleştirme

adîleştirmek

adîlik,−ği

adî suçlu

adisyon

ad kökü

adlandırılma

adlandırılmak

adlandırma

adlandırmak

adlanma

adlanmak

adlaşma

adlaşmak

adlaştırma

adlaştırmak

adlı

adlı sanlı

adlî

adlî makam

adlî merci,−i

adlî polis



                   119
adlî sicil

adlî tabip,−bi

adlî tatil

adlî tıp,−bbı

adliye

adliyeci

adliye encümeni

adliye mahkemesi

adliye nezareti

adliye teşkilâtı

adliye vekâleti

adlî yıl

adlî zabıta

adrenalin

adres

adres defteri

adres kartı

adres kitabı

adres makinesi

adres rehberi

adsız

adsız parmak,−ğı

ad tamlaması

aerobik,−ği

aerobik solunum

aerodinamik,−ği

af,−ffı



                   120
afacan

afacanlaşma

afacanlaşmak

afacanlık,−ğı

afak

afakî

afakîlik,−ği

afal

afal afal

afallama

afallamak

afallaşma

afallaşmak

afallaştırma

afallaştırmak

afallatma

afallatmak

afat

afazi

aferin

aferist

afet

afetzede

affedersin

affedersiniz

affedilme

affedilmek



                121
affetme

affetmek

affettirme

affettirmek

affettuoso

affeyleme

affeylemek

affolunma

affolunmak

Afgan

Afganistan

Afganlı

Afgan tazısı

afi

afif

afife

afili

afis

afiş

afişçi

afişçilik,−ği

afişe

afişe etmek

afişleme

afişlemek

afi yapmak

afiyet



                122
afiyet olsun

afoni

aforizm

aforoz

aforoz etmek

aforozlama

aforozlamak

aforozlu

afralı tafralı

afra tafra

Afrika

Afrika çekirgesi

Afrika domuzu

Afrikalı

Afrikalılık,−ğı

Afrika menekşesi

afsun

afsuncu

afsunculuk,−ğu

afsunlama

afsunlamak

afsunlanma

afsunlanmak

afsunlu

Afşar

Afşin (ilçe)

aft



                   123
aftos

afur tafur

afyon

Afyon

Afyon kaymağı

afyonkeş

afyonkeşlik,−ği

afyonlama

afyonlamak

afyonlanma

afyonlanmak

afyonlu

afyon ruhu

agâh

agâh olmak

agami

aganta

agaragar

agel

agitato

aglütinasyon

aglütinin

agnosi

agnostik,−ği

agnostisizm

agnozi

agora



                  124
agorafobi

agraf

agrafi

agrandisman

agrandisör

agrega

agreje

agreman

agresif

agu

agu bebek,−ği

agucuk,−ğu

agulama

agulamak

aguş

ağ

ağa

ağababa

ağabey

ağabeylik,−ği

ağabeylik etmek

ağaç,−cı

ağaç arısı

ağaç balı

ağaç biti

ağaççık,−ğı

ağaççılık,−ğı



                  125
ağaç çileği

ağaç çivi

ağaçdelen

ağaç ebegümeci

ağaç işleri

ağaçkakan

ağaç kama

ağaç kaplama

ağaç kavunu

ağaçkesen

ağaç kurbağası

ağaç kurdu

ağaç küpesi

ağaçlama

ağaçlamak

ağaçlandırılma

ağaçlandırılmak

ağaçlandırma

ağaçlandırmak

ağaçlanma

ağaçlanmak

ağaçlaşma

ağaçlaşmak

ağaçlı

ağaçlık,−ğı

ağaçlıklı

ağaç mantarı



                  126
ağaç minesi

ağaç mobilya

ağaç nemi

ağaç oyma

Ağaçören (ilçe)

ağaç parkı

ağaç sakızı

ağaç sansarı

ağaç serçesi

ağaçsı

ağaçsız

ağaç yılanı

ağa kapısı

ağalanma

ağalanmak

ağalık,−ğı

ağarık,−ğı

ağarma

ağarmak

ağartı

ağartılma

ağartılmak

ağartma

ağartmak

ağa yamağı

ağbenek,−ği

(mantar)



                  127
ağbeneklilik,−ği

ağcı

ağcık,−ğı

ağcılık,−ğı

ağda

ağdacı

ağdalanma

ağdalanmak

ağdalaşma

ağdalaşmak

ağdalaştırma

ağdalaştırmak

ağdalı

ağdalık,−ğı

ağda yapmak

ağdırma

ağdırmak

ağı

ağı ağacı

ağı çiçeği

ağıl

ağılama

ağılamak

ağılanma

ağılanmak

ağılandırma

ağılandırmak



                   128
ağılaşma

ağılaşmak

ağılı

ağılı böcek,−ği

ağıllanma

ağıllanmak

ağım

ağımlı

Ağın (ilçe)

ağınma

ağınmak

ağı otu

ağır

ağır ağır

ağır aksak,−ğı

ağır aksak semaî

ağır araç,−cı

ağır ayak,−ğı

ağırbaşlı

ağırbaşlılık,−ğı

ağırca

ağırcanlı

ağırcanlılık,−ğı

ağır ceza

ağır düyek

ağır elli

ağır ellilik,−ği



                   129
ağır ezgi

ağır hapis cezası

ağır hasta

ağır hastalık,−ğı

ağır hava

ağır hidrojen

ağır iş

ağırkanlı

ağırkanlılık,−ğı

ağır kayıp,−bı

ağır kusur

ağır küre

ağırlama

ağırlamak

ağırlanma

ağırlanmak

ağırlaşma

ağırlaşmak

ağırlaştırma

ağırlaştırmak

ağırlatma

ağırlatmak

ağırlık,−ğı

ağırlıklı

ağırlık merkezi

ağır para cezası

ağırsama



                    130
ağırsamak

ağır sanayi,−i

ağır sengin semaî

ağır sıklet

ağır söz

ağır su

ağırşak,−ğı

ağırşaklanma

ağırşaklanmak

ağır top

ağır uyku

ağır vasıta

ağır vasıta ehliyeti

ağır yağ

ağır yaralı

ağış

ağıt,−dı

ağıtçı

ağıtçılık,−ğı

ağıtlama

ağız,−ğzı

ağız alışkanlığı

ağız birliği

ağız bozukluğu

ağız dalaşı

ağızdan

ağızdan ağıza



                       131
ağızdan dolma

ağız değişikliği

ağız dolusu

ağız kâhyası

ağız kalabalığı

ağız kavafı

ağız kavgası

ağız kokusu

ağızlama

ağızlamak

ağızlaşma

ağızlaşmak

ağızlı

ağızlık,−ğı

ağızlıkçı

ağız nişanı

ağızotu (barut)

ağızsıl

ağızsıl ünlü

ağızsız

ağız şakası

ağız tadı

ağız tatsızlığı

ağız tüfeği

ağız tütünü

ağız ünlüsü

ağ iğnesi



                   132
ağ ipliği

ağ kayığı

ağ kepçe

ağ kurdu

ağ kurşunu

ağlama

ağlamak

ağlamaklı

ağlamalı

ağlamsı

ağlanma

ağlanmak

ağlantı

Ağlasun (ilçe)

ağlaşma

ağlaşmak

ağlata ağlata

ağlatı

ağlatıcı

ağlatış

ağlatma

ağlatmak

ağlaya ağlaya

ağlayıcı

ağlayış

ağlı

Ağlı (ilçe)



                 133
ağma

ağmak

ağ mantarlar

ağnam

ağnama

ağnamak

ağnamcı

ağraz

ağrı

Ağrı

ağrıkesen

ağrı kesici

ağrı kesimi

ağrılı

ağrıma

ağrıma asalakları

ağrımak

ağrısız

ağrı sızı

ağrıtma

ağrıtmak

ağ sayfası

ağ sitesi

ağsı

ağ tabaka

ağ tonoz

ağ torba



                    134
ağustos

ağustos böceği

ağustos böcekleri

ağyar

ağ yatak,−ğı

ağzı açık,−ğı

ağzı bir

ağzı bozuk,−ğu

ağzı gevşek,−ği

ağzı kalabalık,−ğı

ağzı kara

ağzı kenetli

ağzı kilitli

ağzı pek

ağzı pis

ağzı sıkı

ah

aha

ahacık

ahali

ahar

aharlama

aharlamak

aharlı

ahbap,−bı

ahbapça

ahbaplık,−ğı



                     135
ahbaplık etmek

ahbap olmak

ahcar

ahçı

ahçıbaşı,−yı, −nı

ahçılık,−ğı

ahdetme

ahdetmek

ahdî

Ahdiatik

Ahdicedit

ahenk,−gi

ahenk kaidesi

ahenkleştirme

ahenkleştirmek

ahenkli

ahenklilik,−ği

ahenksiz

ahenksizlik,−ği

ahenk tahtası

ahenktar

aheste

aheste aheste

aheste beste

ah etmek

ahfat,−dı

ahım şahım



                    136
ahır

ahırlama

ahırlamak

Ahırlı (ilçe)

Ahıska Türkleri

ahi (dost, arkadaş)

Ahi (özel isim)

ahilik,−ği

Ahilik,−ği

ahir

ahiren

ahiret

ahiret adamı

ahiret günü

ahir vakit,−kti

ahir zaman

ahir zaman

peygamberi

ahit,−hdi

ahitleşme

ahitleşmek

ahitname

ahiz,−hzi

ahize

ahkâm

ahlâf

ahlâk



                      137
ahlâk bilimi

ahlâkça

ahlâkçı

ahlâkçılık,−ğı

ahlâk dışı

ahlâk dışıcılık,−ğı

ahlâken

ahlâkıyat

ahlâkî

ahlâkî vazife

ahlâklı

ahlâklılık,−ğı

ahlâksız

ahlâksızca

ahlâksızlık,−ğı

ahlâksızlık etmek

ahlâk yasası

ahlâk zabıtası

ahlama

ahlamak

ahlat (yaban armudu)

ahlât (ögeler)

Ahlat (ilçe)

ahlâtıerbaa

(dört öge)

ahmak,−ğı

ahmakça



                       138
ahmakıslatan

ahmaklaşma

ahmaklaşmak

ahmaklaştırma

ahmaklaştırmak

ahmaklık,−ğı

Ahmetli (ilçe)

ahraz

ahret

ahret kardeşi

ahretlik,−ği

ahret suali

ahret yolculuğu

ahşa

ahşap,−bı

ahtapot

ahu

ahududu

ahu gözlü

ahval,−li

ahzetme

ahzetmek

ahzüita

ahzükabz

aidat

aidiyet

aidiyet eki



                  139
aile

aile adı

aile bahçesi

aile boyu

aile bütçesi

ailece

ailecek

aile dostu

aile gazinosu

aile hayatı

aile hukuku

ailelik,−ği

aile meclisi

aile ocağı

aile plânlaması

aile reisi

aile saadeti

ailesel

ailesiz

ailevî

ait

ait olmak

ajan

ajanda

ajanlık,−ğı

ajan provokatör

ajans



                  140
ajitasyon

ajitatör

ajite etmek

ajur

ajurlu

ak

aka

akabe

akabinde

akaç,−cı

akaçlama

akaçlamak

akaçlatma

akaçlatmak

akademi

akademici

akademicilik,−ği

akademik,−ği

akademisyen

ak ağa

akağaç,−cı

akait,−di

akaju

akak,−ğı

akala

akamber

akamet



                   141
akan yıldız

akar

akar amber

ak Arap

akarca

akaret

akarlar

akarsu

akaryakıt

akaryakıt istasyonu

akasma

akasya

akbaba

akbabagiller

akbakla

akbaldır

akbalık,−ğı

akbalıkçıl

ak basma

ak basmak

akbaş (kuş)

ak benek,−ği

akbuğday

akburçak,−ğı

akciğer

akciğer göbeği

akciğer kesecikleri



                      142
akciğerliler

akciğer lopçuğu

akciğer peteği

akciğer zarı

akça

Akçaabat (ilçe)

akçaağaç,−cı

akçaağaçgiller

akça armudu

Akçadağ (ilçe)

Akçakale (ilçe)

akçakavak,−ğı

Akçakent (ilçe)

Akçakoca (ilçe)

akçalı

akça pakça

akçasal

akça yel

akçe

akçıl

akçıllanma

akçıllanmak

akçıllaşma

akçıllaşmak

akçıllık,−ğı

akçöpleme

Akdağmadeni'ni



                  143
(ilçe)

akdarı

akdedilme

akdedilmek

ak demir

Akdeniz

Akdeniz humması

Akdeniz mavisi

akdetme

akdetmek

akdiken

akdoğan

akdut

akemi

ak gözlü

akgünlük,−ğü

akgürgen

akhardal

Akhisar (ilçe)

akı

akıbet

akıcı

akıcılık,−ğı

akıcılık ölçeği

akıcı ünsüz

akıl,−klı

akılcı



                  144
akılcılık,−ğı

akıl defteri

akıl dışı

akıl dışıcılık,−ğı

akıl dişi

akıl doktoru

akıl hastahanesi

akıl hastası

akıl hocası

akıl kethüdası

akıl kumkuması

akıl kutusu

akıllandırma

akıllandırmak

akıllanma

akıllanmak

akıllı

akıllıca

akıllılık,−ğı

akıllılık etmek

akıllı uslu

akılsal

akılsallaştırma

akılsallaştırmak

akılsız

akılsızlık,−ğı

akılsızlık etmek



                     145
akıl zayıflığı

akım

akımcı

akımölçer

akım ölçümü

akımtoplar

akın

akın akın

akıncı

Akıncılar (ilçe)

akıncılık,−ğı

akıncılık etmek

akındırık,−ğı

akın etmek

akın

akınkayası

akıntı

akıntı bilimi

akıntı çağanozu

akıntılı

akıntıölçer

akış

akışkan

akışkanlaşma

akışkanlaşmak

akışkanlaştırıcı

akışkanlaştırıcılık,



                       146
−ğı

akışkanlaştırma

akışkanlaştırmak

akışkanlık,−ğı

akışma

akışmaz

akışmazlık,−ğı

akıtma

akıtmak

akıtmalı

akide

akidesi bozuk,−ğu

akide şekeri

akik,−ği

akil

akilâne

akil baliğ

akim

akis,−ksi

akit,−kdi (sözleşme)

âkit,−di (sözleşme

yapan)

akit vaadi

ak kan

ak kan yangısı

akkaraman

akkarınca



                       147
akkarıncalar

akkavak,−ğı

akkefal,−li

akkelebek,−ği

Akkışla (ilçe)

ak kirpani

akkor

akkorluk,−ğu

Akköy (ilçe)

akkuş

Akkuş (ilçe)

akkuyruk,−ğu (çay)

aklama

aklama belgesi

aklamak

aklan

aklanma

aklanmak

aklaşma

aklaşmak

aklaştırma

aklaştırmak

aklen

aklevrek,−ği

aklı

aklı başında

aklı evvel



                     148
aklık,−ğı

aklı karalı

aklı kıt

aklınca

aklıselim

aklı sıra

aklî

aklî denge

akliyat

akliye

akliyeci

akma

ak madde

akma hançer

akmak

akmantar

akma sınırı

akmaz

akne

akompanyatör

akonitin

akont

akordeon

akordeoncu

akordu bozuk,−ğu

akort,−du

akortçu



                   149
akort etmek

akortlama

akortlamak

akortlanma

akortlanmak

akortlatma

akortlatmak

akortlu

akortsuz

akortsuzlaştırma

akortsuzlaştırmak

akortsuzluk,−ğu

akort yapmak

Akören (ilçe)

ak pak

akpas

akpelin

Akpınar (ilçe)

akraba

akraba diller

akrabalık,−ğı

akraba olmak

akran

akranlık,−ğı

akreditasyon

akreditif

akrep,−bi



                    150
Akrep (burç)

akrepler

akrobasi

akrobat

akrobatlık,−ğı

akromatik,−ği

akromatik iğ iplik,

−ği

akromatin

akromatopsi

akromegali

akronim

akropol,−lü

akrostiş

aks

aksak,−ğı

aksakal

aksaklık,−ğı

aksak semaî

aksam

aksama

aksamak

aksan

aksanı bozuk,−ğu

Aksaray

aksata

aksatış



                      151
aksatma

aksatmak

aksayış

akse

aksedir

Akseki (ilçe)

akselerograf

akselerometre

akseptans

aksesuar

aksesuarcı

aksetme

aksetmek

aksettirme

aksettirmek

aksırık,−ğı

aksırıklı

aksırıklı tıksırıklı

aksırış

aksırma

aksırmak

aksırtma

aksırtmak

aksi

aksi aksi

aksilenme

aksilenmek



                       152
aksileşme

aksileşmek

aksilik,−ği

aksilik etmek

aksine

aksiseda

aksiyom

aksiyon

aksiyoner

aksoğan

akson

aksona

aksöğüt,−dü

ak su

Aksu (ilçe)

aksungur

aksülâmel

ak sülümen

akşam

akşama doğru

akşam akşam

akşama sabaha

akşam azadı

akşamcı

akşamcılık,−ğı

akşamdan akşama

akşam ezanı



                  153
akşam gazetesi

akşam güneşi

akşam karanlığı

akşamki

akşamlama

akşamlamak

akşamları

akşamlatma

akşamlatmak

akşamleyin

akşamlık,−ğı

akşamlı sabahlı

akşamlık sabahlık

akşam namazı

akşam pazarı

akşam piyasası

akşam saati

akşamsefası

(bitki)

akşam simidi

akşamüstü

akşamüzeri

akşam yeli

Akşam Yıldızı

Akşehir (ilçe)

akşın

akşınlık,−ğı



                    154
aktar

aktarıcı

aktarılma

aktarılmak

aktarım

aktarış

aktariye

aktarlık,−ğı

aktarma

aktarmacı

aktarmacılık,−ğı

aktarma cümlesi

aktarmak

aktarmalı

aktarmasız

aktarma yapmak

aktartma

aktartmak

aktavşan

aktif

aktif fiil

aktifleşme

aktifleşmek

aktifleştirme

aktifleştirmek

aktiflik,−ği

aktif metot,−du



                   155
aktif taşıma

aktinit

aktinoloji

aktinyum

aktinyumlu

aktivite

aktivizm

aktör

aktöre

aktörlük,−ğü

aktris

aktüalite

aktüalizm

aktüel

aktüelleştirme

aktüelleştirmek

aktüellik,−ği

aktüer

akur

akustik,−ği

akut

akuzatif

akü

akümülâtör

aküpunktür

akva

akvam



                  156
akvarel

akvaryum

akvaryumcu

akvaryumculuk,

−ğu

akya balığı

Akyaka (ilçe)

Akyazı (ilçe)

ak yazılı

ak yel

ak yem

ak yıldız

Akyurt (ilçe)

akyuvar

akzambak,−ğı

al

ala (karışık renkli)

âlâ (pekiyi)

ala ala

alabacak,−ğı (at)

alabalık,−ğı

alabalıkgiller

alabanda

alabanda ateş

alabanda etmek

alabanda iskele

alabanda sancak



                       157
alabaş (bitki)

alabildiğine

alabora

alabora olmak

alabros

alaca

Alaca (ilçe)

alaca aş

alacabalıkçıl

alaca bulaca

alacak,−ğı

alaca karanlık,−ğı

alacakarga

Alacakaya (ilçe)

alacaklı

alacaklı olmak

alacak verecek

alacalama

alacalamak

alacalandırma

alacalandırmak

alacalanma

alacalanmak

alacalı

alacalı bulacalı

alacalık,−ğı

alacamenekşe



                     158
alacasansar

alaçam

Alaçam (ilçe)

alaçık,−ğı

Aladağ (ilçe)

alafranga

alafrangacı

alafrangacılık,−ğı

alafrangalaşma

alafrangalaşmak

alafrangalaştırma

alafrangalaştırmak

alafrangalık,−ğı

alafranga müzik,

−ği

alafranga saat,−ti

alafranga tuvalet

alâgarson

alageyik,−ği

ala gün

alâimisema

alâka

alâkabahş

alâkadar

alâkadar etmek

alâkadar olmak

alâkalandırma



                     159
alâkalandırmak

alâkalanma

alâkalanmak

alâkalı

alakarga

alâkart

alâkasız

alâkasızlık,−ğı

alâkok

alalama

alalamak

alamana

alamana ağı

alâmet

alâmetifarika

alâmetifarikalı

alâminüt

alâminüt yemek,−ği

alan

alan araştırması

alan hızı

alan korkusu

alan talan

alan topu

Alanya (ilçe)

Alaplı (ilçe)

alarga



                     160
alarga etmek

alârm

ala sulu

alaşağı etmek

Alaşehir (ilçe)

alaşım

alaşımlama

alaşımlamak

ala tav

ala tavlı

alaten

alaturka

alaturkacı

alaturkacılık,−ğı

alaturkalaştırma

alaturkalaştırmak

alaturkalık,−ğı

alaturka müzik,−ği

alaturka saat,−ti

alaturka tuvalet

alavere

alavereci

alavere tulumbası

alay

alay alay

alay beyi

alaybozan



                     161
alaycı

alaycılık,−ğı

alay etmek

alâyıvalâ

alâyiş

alâyişli

alaylı

alaysı

Ala Yuntlu

alay yollu

alaz

alaza

alaz alaz

alazlama

alazlamak

alazlanma

alazlanmak

al basma

albastı

albatr

albatros

albay

albaylık,−ğı

al bayrak,−ğı

albeni

albenili

albinizm



                162
albinos

albüm

albümin

albümin işeme

albüminli

alçacık,−ğı

alçak,−ğı

alçak basınç,−cı

alçakça

alçak gerilim

alçak gönüllü

alçak gönüllülük,

−ğü

alçak kabartma

alçak kavuşum

alçaklaşma

alçaklaşmak

alçaklaştırma

alçaklaştırmak

alçaklık,−ğı

alçak ses

alçak yaylak,−ğı

alçalış

alçalma

alçalmak

alçaltı

alçaltıcı



                    163
alçaltış

alçaltma

alçaltmak

alçarak,−ğı

alçı

alçıcı

alçı kalıp,−bı

alçılama

alçılamak

alçılanma

alçılanmak

alçılatma

alçılatmak

alçılı

alçıpen

alçı taşı

aldanç,−cı

aldangıç,−cı

aldanış

aldanma

aldanmak

aldatıcı

aldatılma

aldatılmak

aldatış

aldatma

aldatmaca



                 164
aldatmak

aldehit,−di

aldırış

aldırışsız

aldırma

aldırmak

aldırmaz

aldırmazlık,−ğı

aldırtma

aldırtmak

alegori

alegorik,−ği

aleksi

alelâcayip,−bi

alelâcele

alelâde

alelâdelik,−ği

alelhesap

alelhusus

alelıtlak

alelumum

alelusul

alem (bayrak)

âlem (evren)

alemci

alemdar

âlemşümul,−lü



                  165
âlem yapmak

alenen

alengirli

alenî

alenîleşme

alenîleşmek

aleniyet

alerjen

alerji

alerjik,−ği

alessabah

alesta

alet

alet edevat

alet etmek

aletli

aletli jimnastik,−ği

alet olmak

alev

alev alev

Alevî

Alevîlik,−ği

alev kırmızısı

alev lâmbası

alevlendirme

alevlendirmek

alevlenme



                       166
alevlenmek

alevli

alev makinesi

aleyh

aleyhtar

aleyhtarlık,−ğı

aleykümselâm

alfa

alfabe

alfabe dışı

alfabe sırası

alfabetik,−ği

alfabetik katalog,

−ğu

alfabetik sıralama

alfa ışınları

alfaterapi

alfenit,−di

alg

algarina

algı

algı bıçağı

algılama

algılamak

algılanma

algılanmak

algılatma



                     167
algılatmak

algılayıcı

algın

algler

algoritma

alıcı

alıcı kuş

alıcı verici

alıcı yönetmeni

alıç,−cı

alık,−ğı

alık alık

alıklaşma

alıklaşmak

alıklaştırma

alıklaştırmak

alıklık,−ğı

alıkonulma

alıkonulmak

alıkoyma

alıkoymak

alık salık,−ğı

alım

alımcı

alım çalım

alım gücü

alımlı



                  168
alımlı çalımlı

alımlılık,−ğı

alım satım

alım satım bürosu

alımsız

alımsızlık,−ğı

alın,−lnı

alın çatısı

alındı

alındılı

alıngan

alınganlık,−ğı

alınlık,−ğı

alınma

alınmak

alın teri

alıntı

alıntı kelime

alıntılama

alıntılamak

alın yazısı

alırlık,−ğı

alış

alış fiyatı

alışık,−ğı

alışıklık,−ğı

alışılma



                    169
alışılmak

alışılmamış

alışılmış

alışkan

alışkanlık,−ğı

alışkanlık edinmek

alışkı

alışkın

alışkınlık,−ğı

alışma

alışmak

alıştırma

alıştırma dönemi

alıştırmak

alışveriş

Aliağa (ilçe)

âli (yüce, yüksek)

âlicenap,−bı

âlicenaplık,−ğı

alifatik,−ği

alil

alim (her şeyi bilici)

âlim (bilgin)

alimallah

âlimane

âlimlik,−ği

alinazik,−ği (kebap)



                         170
aliterasyon

alivre

alivre satış

aliyyülâlâ

alizarin

alize

Alka Evli

alkali

alkalik,−ği

alkali metaller

alkalimetre

alkaloit,−di

alkalölçer

alkan

al karısı

alkarna

alkım

alkış

alkış ağası

alkışçı

alkışçılık,−ğı

alkışlama

alkışlamak

alkışlanma

alkışlanmak

alkil

alkol,−lü



                  171
alkolik,−ği

alkolizm

alkollü

alkolölçer

Allah

Allaha ısmarladık

Allah aşkına

Allah bilir

Allah bir

Allahın adamı

Allahın belâsı

Allahın cezası

Allahın emri

Allahın evi

Allahın günü

Allahın hikmeti

Allahın kulu

allahlık,−ğı

allahsız

Allahsız

allahsızlık,−ğı

Allahsızlık,−ğı

Allah taksimi

Allahüâlem

Allahütealâ

Allah vergisi

Allah yapısı



                    172
allak,−ğı

allak bullak,−ğı

allama

allamak

allâme

allâmelik,−ği

allanma

allanmak

allaşma

allaşmak

allegretto

allegro

allem

allı

allık,−ğı

allı pullu

alma

almaç,−cı

almak

almamazlık,−ğı

Alman

almanak,−ğı

Almanca

Almancı

Almancılık,−ğı

Alman gümüşü

Almanlaşma



                   173
Almanlaşmak

Almanlaştırma

Almanlaştırmak

Alman papatyası

Almansever

Alman usulü

Almanya

almaş

almaşık,−ğı

almaşık yapraklar

almaşlı

Almatı

Almus (ilçe)

alnaç,−cı

alo

alogami

alotropi

alp,−pı

alpaka

alpaks

alperen

alpinist

alpinizm

alplık,−ğı

Alpu (ilçe)

alpyıldızı (çiçek)

al sancak,−ğı



                     174
alşimi

alşimist

alt

alt alta

Altay

Altayca

Altayist

Altayistik,−ği

alt başlık,−ğı

alt bölüm

alt cins

alt çene

alt damak,−ğı

alt deri

alt diş

alt dudak,−ğı

alternatif

alternatif akım

alternatif tıp,−bbı

alternatör

altes

alt etmek

alt familya

alt geçit,−di

alt güverte

alt hava yuvarı

altı



                      175
altıgen

altık,−ğı

Altıkardeş (yıldız

kümesi)

altılama

altılı

altılık,−ğı

altın

altın babası

altınbaş (kavun)

altın beşik,−ği

altın bilezik,−ği

altın böcek,−ği

altıncı

altıncı duygu

altıncı his

altın çağ

altın çağı

Altındağ (ilçe)

Altınekin (ilçe)

altın kaplama

altın keseği

altın kökü

altın küpü

altınlaşma

altınlaşmak

altınoluk,−ğu



                     176
altın otu

Altınova (ilçe)

Altınözü'nü (ilçe)

altın saat,−ti

altın sarısı

altın suyu

Altıntaş (ilçe)

altıntop (greyfurt)

altın topu

altın varak,−ğı

altın yağmurcun

Altınyayla (ilçe)

altın yıl

altıparmak,−ğı

(balık; kumaş)

altı parmak,−ğı

altıpatlar

altışar

altı yol

altı yol ağzı

altız

altimetre

alt karşıt

alt kat

alt kurul

altlama

altlamak



                      177
altlı

altlık,−ğı

altlı üstlü

altmış

altmış altı (oyun)

altmışar

altmış dörtlük,−ğü

altmışıncı

altmışlık,−ğı

alto

alto saksafon

alt olmak

alt sınıf

alt şube

alt tabaka

alt takım

alttan alta

alt tarafı

alt tür

Altunhisar (ilçe)

altunî

altüst

altüst böreği

altüst etmek

altüst olmak

alt yapı

alt yazı



                     178
alt yazılama

alt yazılamak

alt yazılayıcı

alt yazılı

Alucra (ilçe)

alüfte

alüftelik,−ği

alümin

alümina

alüminyum

alüminyum taşı

alüvyon

alveol,−lü

alvere tulumbası

alyans

alyon

alyuvar

am

ama (fakat)

âmâ (görmez, kör)

amabile

amaç,−cı

amaç dışı

amaç edinmek

amaçlama

amaçlamak

amaçlanma



                    179
amaçlanmak

amaçlı

amaçlılık,−ğı

amaçsız

amaçsızlık,−ğı

amade

amal,−li

âmâlık,−ğı

amalierbaa

aman

amanın

amanname

amansız

amansızca

amansız hastalık,

−ğı

aman zaman

Amasra (ilçe)

Amasya

Amatör

amatörce

amatörlük,−ğü

amazon

ambalâj

ambalâjcı

ambalâjcılık,−ğı

ambalâjlama



                    180
ambalâjlamak

ambalâjlı

ambalâjsız

ambalâj yapmak

ambale etmek

ambale olmak

ambar

ambarcı

ambarcılık,−ğı

ambarda kurutma

ambargo

ambarlama

ambarlamak

amber

amber ağacı

amber balığı

amberbaris

amberbu

amber çiçeği

amblem

amboli

ambülâns

amca

amcakızı

amcalık,−ğı

amcalık etmek

amcaoğlu



                  181
amcazade

amel

amele

amelelik,−ği

amele taburu

amelî

amelimanda

ameliyat

ameliyathane

ameliyatlı

ameliyat masası

ameliye

amenajman

amenna

amentü (ana ilkeler)

Amentü (dua)

Amerika

Amerika armudu

Amerika bademi

Amerika elması

Amerikalı

Amerikalılaşma

Amerikalılaşmak

amerikan (bez)

Amerikan

(Amerika’ya ait)

Amerikan bar



                       182
Amerikan bezi

Amerikanca

Amerikanist

Amerikan salatası

Amerikansı

Amerikanvari

Amerika tavşanı

Amerika üzümü

amerikyum

ametal,−li

ametist

amfetamin

amfi

amfibi

amfibi harekât

amfibol,−lü

amfibyumlar

amfiteatr

amfizem

amfor

amfora

amigo

amigoluk,−ğu

amil

amilâz

amin (kimya tterimi)

âmin (dua sözü)



                       183
aminoasit,−di

amino grubu

amip,−bi

amipler

amipli

amir

amiral,−li

amirallik,−ği

amirane

amirce

amiriita

amirlik,−ği

amit,−di

amitoz

amiyane

amma

amma velâkin

amme

amme davası

amme efkârı

amme hukuku

amme idaresi

amme menfaati

amnezi

amnios

amnios suyu

amonyak,−ğı



                184
amonyaklama

amonyaklamak

amonyum

amonyum karbonat

amonyum sülfat

amor

amoralizm

amorf

amorti

amorti etmek

amortisman

amortisör

amper

ampermetre

amperölçer

amper saat,−ti

ampir

ampirik,−ği

ampirist

ampirizm

amplifikatör

ampul,−lü

ampütasyon

amudî

amudufıkarî

amut,−du

amyant



                   185
an

ana

ana arı

ana baba

ana baba günü

ana bilim dalı

anabolizma

ana cadde

anacık,−ğı

anacıl

anaç,−cı

ana çizgi

anaçlaşma

anaçlaşmak

anaçlık,−ğı

ana dal

anadan doğma

ana defter

ana deniz

ana deniz bilimi

ana dil

ana dili

ana direk,−ği

ana doğrusu

Anadolu

Anadolulu

anadut



                   186
ana duvar

ana düşünce

ana erki

anaerkil

anaerkillik,−ği

anaerobik,−ği

ana fikir,−kri

anafilâksi

anafor

anaforcu

anaforculuk,−ğu

anafordan

anaforlama

anaforlamak

anaforlu

anagram

ana haber sunucusu

anahtar

anahtar ağızlığı

anahtar bitkiler

anahtarcı

anahtarcılık,−ğı

anahtar kelime

anahtarlık,−ğı

anahtar taşı

ana kadın

ana kapı



                     187
ana kara

ana kent

ana kitap,−bı

anakonda

ana kök

ana kraliçe

anakronik,−ği

anakronizm

ana kubbe

ana kucağı

ana kuzusu

analı

analık,−ğı

analık etmek

analıkızlı (yemek)

analist

analitik,−ği

analiz

analizci

analiz etmek

analizör

analjezi

analjezik,−ği

analoji

analojik,−ği

anam

anamal



                     188
anamal birikimi

anamalcı

anamalcılık,−ğı

ana mektebi

ana motif

ana muhalefet

Anamur (ilçe)

ananas

ananasgiller

an'ane

an'aneci

an'anecilik,−ği

an'anesiz

ananet

an'anevî

anaokulu

ana ortaklık,−ğı

anapara

anarşi

anarşik,−ği

anarşist

anarşistleşme

anarşistleşmek

anarşistlik,−ği

anarşizm

anartri

ana saat,−ti



                   189
ana sanlı

ana sav

ana sayaç,−cı

anasıl

ana sınıfı

anasının gözü

anasır

anasız

anasızlık,−ğı

anason

ana sözleşme

ana şehir,−hri

anatomi

anatomici

anatomik,−ği

anatomist

ana toplardamar

anavaşya

ana vatan

ana yapı

ana yarısı

anayasa

anayasacı

anayasal

ana yol

ana yön

ana yurt,−du



                  190
ana yüreği

anbean

anca

ancak

anchorman

ançüez

andaç,−cı

andante

andantino

andaval

andavallı

andemi

andemik,−ği

andezit,−di

andık,−ğı

Andırın (ilçe)

andırış

andırışma

andırışmak

andırma

andırmak

andız

andız otu

andropoz

anekdot

anele

anemi



                 191
anemik,−ği

anemometre

anemon

aneroit,−di

anestezi

anestezist

anesteziyoloji

anevrizma

angaje

angaje etmek

angaje olmak

angajman

angajmanlı

angajmansız

angajmansızlık,−ğı

angarya

angaryacı

angıç,−cı

angın

Anglikan

Anglikanizm

Anglikanlık,−ğı

Anglofil

Anglosakson

Angola

Angolalı

angström



                     192
angudî

angut,−du

angutluk,−ğu

anha minha

anhidrit

anı

anık,−ğı

anıklama

anıklamak

anıklaşma

anıklaşmak

anıklık,−ğı

anılaşma

anılaşmak

anılma

anılmak

anımsama

anımsamak

anımsanma

anımsanmak

anımsatma

anımsatmak

anında

anırış

anırma

anırmak

anırtı



               193
anırtma

anırtmak

anıştırma

anıştırmak

anıt

Anıtkabir

anıtlaşma

anıtlaşmak

anıtlaştırılma

anıtlaştırılmak

anıtlaştırma

anıtlaştırmak

anıt mezar

anıtsal

anıtsı

anız

anızlık,−ğı

anî

anî akın

anîde

anîden

anif

anî hız

anilin

anilin boyalar

animasyon

animato



                  194
animatör

animizm

anjanbıman

anjin

anjiyo

anjiyografi

anjiyoloji

Anka

Ankara

Ankara keçisi

Ankara kedisi

ankastre

ankastre fırın

ankastre ocak,−ğı

ankesörlü telefon

anket

anketçi

anketçilik,−ği

anketör

anket yapmak

ankiloz

anlak,−ğı

anlaklı

anlam

anlama

anlamak

anlamamazlık,−ğı



                    195
anlam aykırılığı

anlamazlık,−ğı

anlam

bayağılaşması

anlam bilimi

anlam bilimsel

anlam daralması

anlamdaş

anlamdaşlık,−ğı

anlam değişmesi

anlam genişlemesi

anlam iyileşmesi

anlam kayması

anlam

kötüleşmesi

anlamlandırma

anlamlandırmak

anlamlı

anlamlı anlamlı

anlamlılık,−ğı

anlamsal

anlamsız

anlamsızlaşma

anlamsızlaşmak

anlamsızlaştırma

anlamsızlaştırmak

anlamsızlık,−ğı



                    196
anlaşık,−ğı

anlaşılma

anlaşılmak

anlaşılmaz

anlaşma

anlaşmak

anlaşmalı

anlaşma yapmak

anlaşmazlık,−ğı

anlaştırma

anlaştırmak

anlatı

anlatıcı

anlatılma

anlatılmak

anlatım

anlatım bilimi

anlatımcı

anlatımcılık,−ğı

anlatımlı

anlatım tonu

anlatış

anlatma

anlatmak

anlattırma

anlattırmak

anlayış



                   197
anlayışlı

anlayışlılık,−ğı

anlayışsız

anlayışsızlık,−ğı

anlık,−ğı

anlıkçılık,−ğı

anlı şanlı

anma

anmak

anmalık,−ğı

anma töreni

anne

anneanne

annelik,−ği

annelik etmek

anne olmak

anofel

anomali

anomnezi

anonim

anonim ortaklık,−ğı

anonim şirket

anons

anons etmek

anonsör

anorak,−ğı

anorganik,−ği



                      198
anormal,−li

anormalleşme

anormalleşmek

anormallik,−ği

anot,−du

ansefal,−li

ansefalit

ansıma

ansımak

ansız

ansızın

ansiklopedi

ansiklopedici

ansiklopedicilik,−ği

ansiklopedik,−ği

ansiklopedik

sözlük,−ğü

ansiklopedr

ant,−dı

antagonizma

Antakya

Antalya

antant

antarktik,−ği

Antarktika

antarktik kara

anten



                       199
antenli

antenli balık,−ğı

anten yükselteci

Antep baklavası

Antep fıstığı

Antep fıstığıgiller

Antep işi (nakış)

anterit

anterograf

anterosel

anterostomi

antet

antetli

ant etmek

antetsiz

antialerjik,−ği

antiasit,−di

antibiyotik,−ği

antibiyotik tedavisi

antidemokratik,−ği

antidot

antiemperyalist

antiemperyalizm

antifaşist

antifaşizm

antifriz

antijen



                       200
antihijyenik,−ği

antik,−ği

antika

antikacı

antikacılık,−ğı

antikalık,−ğı

antika mobilya

antikapitalist

antikapitalizm

antikatot,−du

antik çağ

antikiklon

antikite

antikomünist

antikomünizm

antikor

antilop,−bu

antiloplar

antimon

antinomi

antioksidan

antipati

antipatik,−ği

antipropaganda

antisemit

antisemitist

antisemitizm



                   201
antisepsi

antiseptik,−ği

antisiklon

antitez

antitoksik,−ği

antitoksin

ant kardeşi

antlaşma

antlaşmak

antlı

antoloji

antrakt

antrasit

antre

antrenman

antrenmanlı

antrenmansız

antrenör

antrenörlük,−ğü

antrepo

antrepocu

antrepoculuk,−ğu

antrkot

antrok

antropoit,−di

antropoitler

antropolog,−ğu



                   202
antropoloji

antropolojik,−ği

antropomorfizm

antroponim

antroposantrizm

antropozoik,−ği

antropozoik devir

antrparantez

anut,−du

anüri

anüs

anüs yüzgeci

anyon

anzarot

aort

apacı

apaçık,−ğı

apaçıklık,−ğı

apak,−ğı

apalak,−ğı

apandis

apandisit

apansız

apansızın

aparat

aparey

aparkat



                    203
aparma

aparmak

apartman

apar topar

apart otel

apaş

apatit

apaydın

apaydınlık,−ğı

apayrı

apaz

apazlama

apazlamak

apel

aperitif

apış

apışak,−ğı

apış arası

apışık,−ğı

apışlık,−ğı

apışma

apışmak

apıştırma

apıştırmak

apiko

aplik,−ği

aplikasyon



                 204
aplike

apokaliptik,−ği

apokrif

apolet

apolitik,−ği

aport

aposteriori

apostrof

apoşi

apotr

appassionato

apraksi

apre

apreci

apreleme

aprelemek

apreli

apresiz

april

apriori

apse

apseleşme

apseleşmek

apsent

apsis

aptal

aptal aptal



                  205
aptalca

aptalcasına

aptallaşma

aptallaşmak

aptallaştırma

aptallaştırmak

aptallık,−ğı

aptallık etmek

aptal olmak

apteriks

apukurya

apul apul

ar

ara

araba

araba araba

arabacı

arabacılık,−ğı

araba falakası

arabalı

arabalık,−ğı

arabalı vapur

araba mezarlığı

araban

Araban (ilçe)

arabanbuselik,−ği

arabankürdî



                    206
ara başlık,−ğı

araba vapuru

arabesk

arabeskçi

arabeskleşme

arabeskleşmek

Arabî

Arabist

Arabistan

Arabistan defnesi

Arabistik,−ği

Arabizasyon

ara bono

arabozan

arabozanlık,−ğı

ara bozucu

ara bozuculuk,−ğu

ara bulma

ara bulmak

ara bulucu

ara buluculuk,−ğu

aracı

aracı banka

aracı kurum

aracılığıyla

aracılık,−ğı

aracılık etmek



                    207
aracı şirket

ara cümle

araç,−cı

Araç (ilçe)

araççılık,−ğı

araçlı

araçlı jimnastik,−ği

araçsız

araçsızlık,−ğı

arada bir

ara deniz

Araf

Arafat

aragonit

arak

araka

ara kamışı

ara kapı

ara kararı

ara kazanç,−cı

arakçı

arakçılık,−ğı

ara kesit

arakıye

araklama

araklamak

Araklı (ilçe)



                       208
ara konakçı

Aral

aralama

aralamak

aralanma

aralanmak

aralatma

aralatmak

aralık,−ğı

Aralık (ilçe)

aralık etmek

aralıklı

aralık oyunu

aralıksız

aralıkta

arama

arama bülteni

arama emri

arama izni

aramak

arama kararı

ara mal

arama ruhsatı

arama tarama

arama yapmak

Aramîce

ara nağme



                209
ara nağmesi

aranılma

aranılmak

aranje etmek

aranjman

aranjör

aranma

aranmak

arantı

Arap

Arap aşı

Arapça

Arapçalaşma

Arapçalaşmak

Arapçalaştırma

Arapçalaştırmak

Arapkir (ilçe)

Araplaşma

Araplaşmak

Araplaştırma

Araplaştırmak

Araplık,−ğı

Arap rakamları

Arap sabunu

arapsaçı (bitki;

karışık durum)

Arapsun



                   210
Arap tavşanı

Arap zamkı

ararot

ararot kamışı

Arasat

ara seçim

ara sıcak,−ğı

ara sınavı

ara sıra

arasız

ara sokak,−ğı

ara söz

arasta

araşit,−di

araştırı

araştırıcı

araştırıcılık,−ğı

araştırılma

araştırılmak

araştırma

araştırmacı

araştırmacılık,−ğı

araştırma filmi

araştırma görevlisi

araştırmak

araştırman

aratış



                      211
aratma

aratmak

ara tümce

ara yerde

arayıcı

arayıcı fişeği

arayış

ara yön

araz

arazbar

arazbarbuselik,−ği

arazi

arazi aracı

arazi olmak

arazi turu

arazi vitesi

arazi yarışı

arbalet

arbede

arbitraj

arboretum

arda

Arda

Ardahan

ardak,−ğı

ardaklanma

ardaklanmak



                     212
Ardanuç (ilçe)

Ardeşen (ilçe)

ardı ardına

ardıç,−cı

ardıç kuşu

ardıç otu

ardıç rakısı

ardıl

ardıl görüntü

ardılma

ardılmak

ardın ardın

ardınca

ardı sıra

ardışık,−ğı

ardışık görüntü

ardışıklık,−ğı

ardışık olgular

ardışık sayılar

ardiye

ardiyeci

arduaz

arefe

arefe günü

arena

areometre

argaç,−cı



                  213
argaçlama

argaçlamak

argali

argın

argınlık,−ğı

argıt,−dı

argo

argon

argonot

Arguvan (ilçe)

argüman

Arhavi (ilçe)

arı

arı beyi

arı biti

Arıcak (ilçe)

arıcı

arıcılık,−ğı

arı dalağı

arık,−ğı

arıkçı

arı kil

arıklama

arıklamak

arıklaşma

arıklaşmak

arıklatma



                 214
arıklatmak

arıklık,−ğı

arı kovanı

Arıkovanı (yıldız

kümesi)

arı kuşu

arı kuşugiller

arılama

arılamak

arılanma

arılanmak

arılar

arılaşma

arılaşmak

arılaştırma

arılaştırmak

arılık,−ğı

arındırma

arındırmak

arınık,−ğı

arınış

arınma

arınmak

arı sili

arı sütü

arış

arıtıcı



                    215
arıtıcılık,−ğı

arıtım

arıtım evi

arıtış

arıtma

arıtma ünitesi

arıtmak

arız

arıza

arızalanma

arızalanmak

arızalı

arızasız

arıza yapmak

arızî

arız olmak

arî

Arî

aria

Arî dil

arif

arifane

arife

arife günü

arioso

Aristocu

Aristoculuk,−ğu



                  216
aristokrasi

aristokrat

aristokratik,−ği

aristokratlık,−ğı

aritmetik,−ği

aritmetik dizi

aritmetik işlem

aritmetik orta

aritmetiksel

aritmi

aritmik,−ği

ariya

ariyet

ariyeten

ariza

ariz amik

arjantin

Arjantin

Arjantinli

ark

arka

arka arka

arka arkaya

arka ayak,−ğı

arkaç,−cı

arkadan arkaya

arkadaş



                    217
arkadaş canlısı

arkadaşça

arkadaşlık,−ğı

arkadaşlık etmek

arkadaş olmak

arkaik,−ği

arkaizm

arkalama

arkalamak

arkalanma

arkalanmak

arkalı

arkalıç,−cı

arkalık,−ğı

arkalıklı

arkalıksız

arka müziği

arka plân

arka plânda

arkası kavi

arkası pek

arkası sıra

arkası yufka

arkasız

arka sokak,−ğı

arka teker

arka üstü



                   218
arka yüz

arkebüz

arkeen

arkegon

arkeolog,−ğu

arkeoloji

arkeolojik,−ği

arkeopteriks

arketip

arkıt

arkoz

arktik,−ği

arlanma

arlanmak

arlanmaz

arlı

arma

armada

armador

armadura

armağan

armağan etmek

armalı

armatör

armatörlük,−ğü

armatür

armoni



                 219
armonik,−ği

armonika

armoniler

armoni orkestrası

armonize

armonyum

armudî

armudiye

armut,−du

armutçu

armut kabağı

armut kurusu

Armutlu (ilçe)

armut top

armuz

Arnavut

Arnavut bacası

Arnavut biberi

Arnavut ciğeri

Arnavutça

Arnavut kaldırımı

Arnavutlaşma

Arnavutlaşmak

Arnavutlaştırma

Arnavutlaştırmak

Arnavutluk,−ğu

arnika



                    220
aroma

aromalı

aromatik,−ği

arometrapi

arozöz

arp

arpa

arpacı

arpacık,−ğı

arpacık soğanı

arpacılık,−ğı

Arpaçay (ilçe)

arpa güvesi

arpağan

arpalama

arpalık,−ğı

arpalık etmek

arpa suyu

arpa şehriye

arpçı

arpej

arsa

arsa payı

arsenik,−ği

arsıulusal

arsız

arsız arsız



                 221
arsızca

arsızlanma

arsızlanmak

arsızlaşma

arsızlaşmak

arsızlık,−ğı

arsızlık etmek

Arsin (ilçe)

arslan

arslanlı

arş

arşe

arşetip

arşıâlâ

arşın

arşınlama

arşınlamak

arşınlık,−ğı

arşidük

arşidüşes

arşiv

arşivci

arşivcilik,−ği

arşivleme

arşivlemek

art,−dı

artağan



                 222
artağanlık,−ğı

artakalma

artakalmak

art arda

art avurt,−du

art avurt ünsüzü

art bölge

artçı

artçı deprem

artçılık,−ğı

artçı şok

art damak,−ğı

art damak ünsüzü

art düşünce

arter

arterit

artezyen

artezyen kuyusu

artı

artık,−ğı

artık değer

artık emek,−ği

artık gün

artıklama

artıklamak

artık yıl

artım



                   223
artımlı

artın

artırılma

artırılmak

artırım

artırma

artırmak

artı sayı

artış

artı uç,−cu

artik

artikel

artikülâsyon

artist

artistçe

artistik,−ği

artistlik,−ği

artma

artmak

artmak,−ğı

art niyet

art oda

Artova (ilçe)

artrit

artroz

art teker

Artvin



                224
art zamanlı

art zamanlı dil bilimi

art zamanlılık,−ğı

aruz

arya

Aryanizm

arz

arzanî

arz dairesi

arz derecesi

arz etmek

arziyat

arz odası

arz talep kanunu

arzu

arzu etmek

arzuhâl,−li

arzuhâlci

arzuhâlcilik,−ği

arzulama

arzulamak

arzulu

arz ve talep,−bi

as

asa

asabî

asabîleşme



                         225
asabîleşmek

asabîlik,−ği

asabiye

asabiyeci

asabiyet

asal

asalak,−ğı

asalak bilimi

asalaklaşma

asalaklaşmak

asalaklık,−ğı

asalet

asaleten

asaleten atama

asaleten atanma

asal gazlar

asal sayı

asamble

asansör

asansör boşluğu

asansörcü

asap,−bı

asar

Asarcık (ilçe)

asarıatika

asayiş

asbaşkan



                  226
asbest

asbest yünü

aselbent,−di

asenkron

asepsi

aseptik,−ği

ases

asesbaşı

asetat

asetatlı

asetik,−ği

asetik asit,−di

asetilen

aseton

asfalt

asfaltit

asfaltlama

asfaltlamak

asfaltlanma

asfaltlanmak

asgarımüşterek,−ği

asgarî

asgarî ücret

ashap,−bı

ası

asık,−ğı

asık suratlı



                     227
asıl,−slı

asılanma

asılanmak

asılı

asılış

asıllı

asılma

asılmak

asılmışadam (bitki)

asıl nüsha

asıl sayılar

asılsız

asılsızlık,−ğı

asıltı

asıl vurgu

asım

asım takım

asıntı

asıntı olmak

asır,−srı

asırlarca

asırlık,−ğı

asi

aside

asidimetre

asil

asileşme



                      228
asileşmek

asilik,−ği

asilik etmek

asillik,−ği

asilzade

asilzadelik,−ği

asimetri

asimetrik,−ği

asimilâsyon

asimile etmek

asimptot

asistan

asistanlık,−ğı

asit,−di

asit alkol,−lü

asit borik,−ği

asit fenik,−ği

asitölçer

ask

askarit

as kat

asker

askerce

askerci

askercilik,−ği

askerî

askerî ambargo



                  229
askerî ataşe

askerî inzibat

askerî kaput

askerîleşme

askerîleşmek

askerîleştirme

askerîleştirmek

askerî rüştiye

askeriye

asker kaçağı

askerlik,−ği

askerlik dairesi

askerlik etmek

askerlik hizmeti

askerlik yapmak

askerlik yoklaması

asker ocağı

asker olmak

asker tayını

askı

askıcı

askılı

askılık,−ğı

askıntı

askıntı olmak

askısız

asklı



                     230
askospor

asla

aslan

Aslan (burç)

aslanağzı (bitki)

aslan ağzı

Aslanapa (ilçe)

aslanca

aslangiller

aslankulağı (bitki)

aslankuyruğu (bitki)

aslanlık,−ğı

aslan payı

aslanpençesi (bitki)

aslan sütü

aslan yürekli

aslen

aslı astarı

aslık,−ğı

aslında

aslı nesli

aslî

aslî düşünce

aslî maaş

aslî nüsha

asliye

asma



                       231
asma bahçe

asma bıyığı

asma biti

asmagiller

asmak

asma kabağı

asma kat

asma kilit,−di

asma köprü

asmalı

asmalık,−ğı

asma merdiven

asma yaprağı

asmolen

asonans

asorti

asosyal,−li

asparagas

aspidistra

aspiratör

aspirin

aspur

asrısaadet

asrî

asrîleşme

asrîleşmek

asrîlik,−ği



                 232
assai

assolist

ast

Astana

astar

astar boyası

astar kaplama

astarlama

astarlamak

astarlanma

astarlanmak

astarlatma

astarlatmak

astarlı

astarlık,−ğı

astarlı zarf

astarya

astasım

astat

astatin

asteğmen

asteğmenlik,−ği

astenik tip

asteroit,−di

astım

astımlı

astırma



                  233
astırmak

astigmat

astigmatizm

astragan

astrofizik,−ği

astrolog,−ğu

astroloji

astronom

astronomi

astronomik,−ği

astronomik fiyat

astronomik rakam

astronot

astronotluk,−ğu

astropikal,−li

astsubay

astsubay başçavuş

astsubay çavuş

astsubay kıdemli

başçavuş

astsubay kıdemli

çavuş

astsubay kıdemli

üstçavuş

astsubaylık,−ğı

astsubay üstçavuş

asude



                    234
asudelik,−ği

asuman

Asurca

Asurî

Asya

Asyalı

Asyalılık,−ğı

asyön

aş

aşağı

aşağı bitkiler

aşağılama

aşağılamak

aşağılanma

aşağılanmak

aşağılaşma

aşağılaşmak

aşağılatma

aşağılatmak

aşağılık,−ğı

aşağılık duygusu

aşağılık kompleksi

aşağılı yukarılı

aşağı mahalle

aşağısama

aşağısamak

aşağısı



                     235
aşağı yukarı

aşama

aşamalı

aşama sırası

aşar

aşarî

aşçı

aşçı baltası

aşçıbaşı,−yı,−nı

aşçıbaşılık,−ğı

aşçılık,−ğı

aş damı

aşerat

aş erme

aş ermek

aş evi

aşhane

aşı

aşı boyalı

aşı boyası

aşıcı

aşıcılık,−ğı

aşık,−ğı (ayak bile−

ğindeki kemik)

âşık,−kı,−ğı (vurgun,

tutkun)

aşı kâğıdı



                        236
âşıkane

aşık kemiği

âşıklı

âşıklık,−ğı

âşık olmak

âşıktaş

âşıktaşlık,−ğı

aşılama

aşılamak

aşılanma

aşılanmak

aşılatma

aşılatmak

aşılı

aşılma

aşılmak

aşım

aşındırma

aşındırmak

aşınım

aşınma

aşınmak

aşınma payı

aşıntı

aşı olmak

aşır,−şrı

aşıramento



                 237
aşırı

aşırı bellem

aşırı besi

aşırıcılık,−ğı

aşırı doyma

aşırı duyarlık,−ğı

aşırı duyu

aşırı erime

aşırılık,−ğı

aşırılma

aşırılmak

aşırıntı

aşırı taşırı

aşırı uç,−cu

aşırma

aşırmacılık,−ğı

aşırmak

aşırma kayış

aşırmasyon

aşırtı

aşırtma

aşırtmak

aşısız

aşıt,−dı

aşı taşı

aşikâr

aşikâre



                     238
aşikâr etmek

aşikâr olmak

aşina

aşinalık,−ğı

aşiret

aşiyan

aşk

Aşkabat

Aşkale (ilçe)

aşkefza

aşk etmek

aşkın

aşkıncılık,−ğı

aşk olsun

aşk eylemek

aşlık,−ğı

aşma

aşmak

aşna

aşna fişne

aş ocağı

aşoz

aştırma

aştırmak

aşure

aşure ayı

aşure günü



                 239
aşurelik,−ği

aşüfte

aşüftelik,−ği

aş yermek

at

ata

atabek,−ği

atabey

Atabey (ilçe)

atacılık,−ğı

ata erki

ataerkil

atak,−ğı

ataklaşma

ataklaşmak

ataklık,−ğı

atak yapmak

atalar sözü

atalet

atalık,−ğı

atama

atamak

ataman

at anası

atanma

atanmak

ataraksiya



                240
atardamar

atari

atarkanal

atasözü

ataş

ataşe

ataşelik,−ği

Atatürkçü

Atatürkçülük,−ğü

atavik,−ği

atavizm

atbalığı (su aygırı)

at başı

at cambazı

atçı

atçılık,−ğı

at donu (renk)

ate

atefleksiyon

ateh

ateist

ateizm

aterina

ateş

ateş balığı

ateşbaz

ateş boyu



                       241
ateş böceği

ateş böcekleri

ateşçi

ateş çiçeği

ateşçilik,−ği

ateş dikeni

ateş etmek

ateş gecesi

ateş gemisi

ateş hattı

ateşin

ateş kayığı

ateşkes

ateş kırmızısı

ateşleme

ateşlemek

ateşlendirme

ateşlendirmek

ateşlenme

ateşlenmek

ateşletme

ateşletmek

ateşleyici

ateşli

ateşli ateşli

ateşlik,−ği

ateşlilik,−ği



                 242
ateşli silâh

ateşli silâhlar

ateş pahası

ateş parçası

ateşperest

ateşten gömlek,−ği

ateş tuğlası

atfen

atfetme

atfetmek

at gezdirmeliği

atgiller

at gözlüğü

atıcı

atıcılık,−ğı

atıf,−tfı

atıfet

atık,−ğı

atık kâğıt,−dı

atık su

atıl

atılgan

atılganlık,−ğı

atılım

atılımcı

atılış

atılma



                     243
atılmak

atım

atımcı

atımcılık,−ğı

atımlık,−ğı

atış

atış alanı

atışma

atışmak

atıştırma

atıştırmak

atıştırmalık,−ğı

atıştırma yeri

atış yeri

ati

atik,−ği

atiklik,−ği

atik tetik,−ği

Atkaracalar (ilçe)

at kestanesi

at kestanesigiller

atkı

atkı iplik,−ği

atkılama

atkılamak

atkılı

atkuyruğu (bitki; saç)



                         244
atkuyruğugiller

atlama

atlama beygiri

atlamak

atlama tahtası

atlama taşı

atlambaç,−cı

atlandırma

atlandırmak

atlangıç,−cı

atlanılma

atlanılmak

atlanma

atlanmak

atlar anası

atlas

atlas çiçeği

atlas çiçeğigiller

atlas kemiği

atlatılma

atlatılmak

atlatma

atlatmak

atlet

atlet fanilâsı

atletik,−ği

atlitik tip



                     245
atletizm

atlı

atlıkarınca (eğlence

aracı)

atlı karınca

atlı spor

atma

atmaca

atmak

atmasyon

atmasyoncu

atmasyonculuk,−ğu

at meydanı

atmık,−ğı

atmosfer

atmosfer basıncı

atmosferik,−ği

atol,−lü

atom

atom ağırlığı

atomal,−li

atom bombası

atomcu

atomculuk,−ğu

atom çağı

atom çekirdeği

atom enerjisi



                       246
atomik,−ği

atom numarası

atom reaktörü

atom santrali

atom sayısı

atonal,−li

atölye

atölye resmi

atraksiyon

atropin

at sineği

attar

attırma

attırmak

atvur

aut

av

avadancı

avadanlık,−ğı

aval,−li

aval

aval aval

avam

Avam Kamarası

avanak,−ğı

avanakça

avanaklık,−ğı



                247
avanaklık etmek

avangart,−dı

Avanos (ilçe)

avanproje

avans

avanta

avantacı

avantacılık,−ğı

avantadan

avantaj

avantajlı

avantajsız

avantür

avantüriye

Avar

avara

Avarca

avare

avare etmek

avareleşme

avareleşmek

avarelik,−ği

avare olmak

avarız

avarya

avaz

avcı



                  248
avcı çantası

avcı eri

avcı hattı

Avcılar (ilçe)

avcılık,−ğı

avcılık etmek

avcı otu

avcı uçağı

avdet

avdet etmek

avdetî

av dönemi

avene

averaj

avgın

av hayvanı

avisto

avize

avize ağacı

av köpeği

av kuşu

avlak,−ğı

avlama

avlamak

avlanma

avlanmak

avlatma



                 249
avlatmak

avlu

av mevsimi

avokado

Avrasya

avrat,−dı

avrat pazarı

avret

Avro

Avrupa

Avrupaî

Avrupa kayını

Avrupalı

Avrupalılaşma

Avrupalılaşmak

Avrupalılık,−ğı

av tezkeresi

avuç,−cu

avuç avuç

avuç dolusu

avuç içi

avuçlama

avuçlamak

avukat

avukatlık,−ğı

avunç,−cu

avundurma



                  250
avundurmak

avunma

avunmak

avuntu

avurt,−du

avurtlama

avurtlamak

avurtlu

avurt ünsüzü

Avustralya

Avustralya

karatavuğu

Avustralyalı

Avusturya

Avusturyalı

avutma

avutmak

avutucu

avutulma

avutulmak

av yasağı

ay (takvim)

ay (gök cismi)

Ay (bilimsel

yayınlarda)

aya

ay ağılı



                 251
ayak,−ğı

ayakaltı

ayak bağı

ayakbastı

ayak bileği

ayakça

ayakçak,−ğı

ayakçı

ayakçın

ayak divanı

ayak işi

ayak izi

ayakkabı,−yı

ayakkabıcı

ayakkabıcılık,−ğı

ayakkabılık,−ğı

ayak keseri

ayak kirası

ayaklama

ayaklamak

ayaklandırma

ayaklandırmak

ayaklanma

ayaklanmak

ayaklı

ayaklık,−ğı

ayaklı koşma



                    252
ayaklı kütüphane

ayaklı mâni

ayak makinesi

ayak oyunu

ayak satıcısı

ayaksız

ayaksızlar

ayakta

ayak tabanı

ayak takımı

ayak tarağı

ayaktaş

ayak tedavisi

ayak teri

ayak topu

ayakucu (gök bilimi)

ayak ucu

ayaküstü

ayaküzeri

ayak yalın

ayakyolu

ayal,−li

ayan (belli, açık)

âyan (ileri gelenler)

ayan beyan

Ayancık (ilçe)

ayandon



                        253
ayan olmak

ayar

ayarcı

ayar etmek

ayarı bozuk,−ğu

ayarlama

ayarlamak

ayarlanma

ayarlanmak

ayarlatma

ayarlatmak

ayarlı

ayarlı pense

ayarsız

ayarsızlık,−ğı

ayartı

ayartıcı

ayartıcılık,−ğı

ayartılma

ayartılmak

ayartma

ayartmak

Ayaş (ilçe)

ayaz

ayazlama

ayazlamak

ayazlandırılma



                  254
ayazlandırılmak

ayazlandırılmış rakı

ayazlanma

ayazlanmak

ayazlatma

ayazlatmak

ayazlık,−ğı

ayazma

ay balığı

ay balığıgiller

ay balta

Aybastı (ilçe)

aybaşı

aybeay

ayça

ay çekirdeği

ayçiçeği

ayçiçeği yağı

ayçöreği

ay dede

aydemir

aydın

Aydın

Aydıncık (ilçe)

aydınger

aydınlanma

aydınlanmak



                       255
Aydınlar (ilçe)

aydınlatıcı

aydınlatılma

aydınlatılmak

aydınlatma

aydınlatmak

aydınlık,−ğı

aydınlıkölçer

Aydıntepe (ilçe)

ay dönümü

ayet

ay evi

aygın

aygın baygın

aygır

aygır deposu

aygıt

ay−gün takvimi

ay−gün yılı

ayı

ayıbacağı (yelken

tarzı)

ayı balığı

ayıboğan

ayıcı

ayıcılık,−ğı

ayıgiller



                    256
ayı gülü

ayık,−ğı

ayıklama

ayıklamak

ayıklanma

ayıklanmak

ayıklatma

ayıklatmak

ayıklık,−ğı

ayıkmak

ayıkulağı (bitki)

ayılık,−ğı

ayılma

ayılmak

ayıltı

ayıltma

ayıltmak

ayın

ayınga

ayıngacı

ayıngacılık,−ğı

ayıp,−bı

ayıp etmek

ayıplama

ayıplamak

ayıplanma

ayıplanmak



                    257
ayıplı

ayıpsız

ayıraç,−cı

ayıran

ayırgan

ayırganlık,−ğı

ayırıcı

ayırım

ayırım yapmak

ayırma

ayırmaç,−cı

ayırmak

ayırt edilmek

ayırt etmek

ayırtı

ayırtma

ayırtmak

ayırtman

ayırtmanlık,−ğı

ay ışığı

ayıt

ayı üzümü

ayı yürüyüşü

ayin

ayinicem

ay karanlığı

aykırı



                  258
aykırı doğrular

aykırı katmanlaşma

aykırılama

aykırılamak

aykırılaşma

aykırılaşmak

aykırılık,−ğı

aykırı olmak

ayla

aylak,−ğı

aylakçı

aylakçılık,−ğı

aylaklık,−ğı

aylaklık etmek

aylak olmak

aylama

aylamak

aylandız

aylanma

aylanmak

aylı

aylık,−ğı

aylıkçı

aylıklı

ayma

aymak

aymaz



                     259
aymazlık,−ğı

ay modülü

ayn

ayna

aynabakar

aynacı

aynacılık,−ğı

aynalı

aynalık,−ğı

aynalık tahtası

aynalı sazan

aynasız

aynasızlık,−ğı

ayna taşı

ayna tırnağı

aynaz

aynen

aynı

aynılık,−ğı

aynısefa

aynıyla

aynı zamanda

aynî

aynî hak,−kkı

ayniyat

ayniyet

aynştaynyum



                  260
ayol

ay örümceği

ayraç,−cı

ayran

ayran ağızlı

ayran budalası

ayrancı

Ayrancı (ilçe)

ayrancılık,−ğı

ayran delisi

ayran gönüllü

ayranlaşma

ayranlaşmak

ayrı

ayrı ayrı

ayrı basım

ayrıca

ayrıcalı

ayrıcalık,−ğı

ayrıcalıklı

ayrıcalıksız

ayrıcasız

ayrı cinsten

ayrıç,−cı

ayrı çanak yapraklılar

ayrık,−ğı

ayrık küme



                         261
ayrıklı

ayrıklık,−ğı

ayrık otu

ayrıksı

ayrıksı ay

ayrıksı dağılış

ayrıksılık,−ğı

ayrıksı yıl

ayrıksız

ayrılanma

ayrılanmak

ayrılaşma

ayrılaşmak

ayrılı

ayrılık,−ğı

ayrılıkçı

ayrılış

ayrılışma

ayrılışmak

ayrılma

ayrılmak

ayrılmazlık,−ğı

ayrım

ayrımcı

ayrımcılık,−ğı

ayrımlama

ayrımlaşma



                  262
ayrımlaşmak

ayrımlı

ayrımlılık,−ğı

ayrımsama

ayrımsamak

ayrımsız

ayrımsızlık,−ğı

ayrıntı

ayrıntılı

ayrışık,−ğı

ayrışıklık,−ğı

ayrışım

ayrışma

ayrışmak

ayrıştırma

ayrıştırmak

ayrıt

ayrı taç yapraklılar

ayriyeten

aysar

aysberg

aysfilt,−di

aysız

ayşekadın (fasulye)

ay takvimi

aytışma

aytışmak



                       263
ay tutulması

ayva

ayvadana

Ayvacık (ilçe)

ayva hoşafı

ayva kompostosu

ayvalık,−ğı

Ayvalık (ilçe)

ayva marmelâdı

ayvan

ayva reçeli

ayva tüyü

ayvaz

ayvazlık,−ğı

ayyar

ayyarlık,−ğı

ayyaş

ayyaşlık,−ğı

ay yıldız

ay yılı

ayyuk

az

aza

azade

azadelik,−ği

azalma

azalmak



                  264
azaltma

azaltmak

azamet

azametli

azamî

azap,−bı

azaplı

azar

azar azar

azarlama

azarlamak

azarlanma

azarlanmak

azarlatma

azarlatmak

azat,−dı

azat etmek

azat eylemek

azatlı

azatlık,−ğı

azatsız

az az

az buçuk,−ğu

azca

az çok

Azdavay (ilçe)

azdırılma



                 265
azdırılmak

azdırma

azdırmak

azelya

Azerbaycan

Azerbaycanlı

Azerî

Azerîce

az gelişmiş

az gelişmişlik,−ği

azgın

azgınlaşma

azgınlaşmak

azgınlık,−ğı

azı

azıcık,−ğı

azı dişi

azık,−ğı

azıklı

azıklık,−ğı

azılı

azımsama

azımsamak

azınlık,−ğı

azınlık hükûmeti

azışma

azışmak



                     266
azıştırma

azıştırmak

azıtma

azıtmak

azil,−zli

azim,−zmi

azimet

azimet etmek

azimkâr

azimkârane

azimli

azit,−di

aziz

azize

aziziye

Aziziye

azizlik,−ği

azizlik etmek

azledilme

azledilmek

azletme

azletmek

azlık,−ğı

azlolunma

azlolunmak

azma

azmak



                267
azmak,−ğı

azman

azman kaya

azmanlaşma

azmanlaşmak

azmetme

azmetmek

azmettirme

azmettirmek

aznavur

aznif

azoik,−ği

azol,−lü

azonal,−li

azot

azot dioksit,−di

azotlama

azotlamak

azotlanmış

azotlu

azotometre

azotölçer

Azrail

(*)B

B

baba

baba adam



                   268
babaanne

baba bucağı

babacan

babacanca

babacanlaşma

babacanlaşmak

babacanlık,−ğı

babacık

babacıl

babacılık,−ğı

babaç,−cı

babaçko

Babadağ (ilçe)

babadan oğula

Babaeski (ilçe)

baba evi

babafingo

baba hindi

Babaî

Babaîlik,−ği

babaköş

babalanma

babalanmak

babalı

babalık,−ğı

babalık etmek

baba mirası



                  269
baba nasihati

baba ocağı

baba olmak

babasız

baba tatlısı

baba yadigârı

babayani

babayanilik,−ği

babayiğit,−di

babayiğitlik,−ği

baba yurdu

Babıâli

babında

Babîlik,−ği

baca

baca başı

bacak,−ğı

bacak arası

bacak kalemi

bacakkıran

bacaklı

bacaklık,−ğı

bacaklı yazı

bacaksız

baca kulağı

bacanak,−ğı

bacanaklık,−ğı



                   270
baca tomruğu

bacı

baç

baççı

baççılık,−ğı

bad

badana

badanacı

badanacılık,−ğı

badana etmek

badanalama

badanalamak

badanalanma

badanalanmak

badanalatma

badanalatmak

badanalı

badanasız

badas

badat

bade

badehu

badeli

badeli aşık,−ğı

badem

badema

badem ağacı



                  271
badem bıyık,−ğı

bademcik,−ği

badem ezmesi

badem gözlü

badem içi

badem kürk

bademli

bademlik,−ği

bademsi

badem şekeri

badem tırnak,−ğı

badem yağı

baderna

badıç,−cı

badısaba

badi

badi badi

badik,−ği

badikleme

badiklemek

badikleşme

badikleşmek

badire

badiye

badminton

badya

Bafra (ilçe)



                   272
bagaj

bagaj kapağı

bagaj kilidi

bagaj memuru

baget

bagetli

bağ

bağa

bağan

bağ bahçe

bağ bıçağı

bağboğan

bağ bozumu

bağcı

bağcık,−ğı

bağcıklı

bağcıksız

Bağcılar (ilçe)

bağcılık,−ğı

bağ çubuğu

bağdadî

bağdalama

bağdalamak

bağdama

bağdamak

bağdaş

bağdaşık,−ğı



                  273
bağdaşıklaşma

bağdaşıklaşmak

bağdaşıklaştırma

bağdaşıklaştırmak

bağdaşıklık,−ğı

bağdaşılma

bağdaşılmak

bağdaşım

bağdaşma

bağdaşmak

bağdaşmaz

bağdaşmazlık,−ğı

bağdaştırıcı

bağdaştırma

bağdaştırmacı

bağdaştırmacılık,

−ğı

bağdaştırmak

bağ doku

bağ fiil

bağı

bağıcı

bağıl

bağıldak,−ğı

bağıl değer

bağıllık,−ğı

bağıl nem



                    274
bağım

bağımlama

bağımlamak

bağımlaşma

bağımlaşmak

bağımlı

bağımlılık,−ğı

bağımlı sıralı cümle

bağımsız

bağımsız bölüm

bağımsızlaşma

bağımsızlaşmak

bağımsızlaştırma

bağımsızlaştırmak

bağımsızlık,−ğı

bağımsız

milletvekili

bağımsız sıralı

cümle

bağın

bağıntı

bağıntıcı

bağıntıcılık,−ğı

bağıntılı

bağıntılılık,−ğı

bağır,−ğrı

bağırdak,−ğı



                       275
bağırgan

bağırış

bağırış çağırış

bağırma

bağırmak

bağırsak,−ğı

bağırsak askısı

bağırsak iltihabı

bağırsak ingini

bağırsak kazıntısı

bağırsak kurdu

bağırsak solucanı

bağırtı

bağırtkan

bağırtlak,−ğı

bağırtma

bağırtmak

bağır yeleği

bağış

bağışçı

bağışık,−ğı

bağışıklık,−ğı

bağışıklık bilimi

bağışlama

bağışlamak

bağışlanma

bağışlanmak



                     276
bağışlatma

bağışlatmak

bağışlayıcı

bağıt

bağıtçı

bağıtlanma

bağıtlanmak

bağıtlaşma

bağıtlaşmak

bağıtlı

bağkesen

bağlaç,−cı

bağlaç grubu

bağlaçlı

bağlaçlı tamlama

bağlaçlı yan cümle

bağlaç öbeği

bağlam

bağlama

bağlamacı

bağlamacılık,−ğı

bağlamak

bağlamalık,−ğı

bağlama zarf−fiili

bağlamsal anlam

bağlanak,−ğı

bağlanım



                     277
bağlanış

bağlanma

bağlanmak

bağlantı

bağlantı doku

bağlantı borusu

bağlantılı

bağlantısız

bağlantısızlık,−ğı

bağlantısızlık

politikası

bağlantısızlık

siyaseti

bağlantısız ülkeler

bağlantı ünlüsü

bağlantı ünsüzü

bağlantı yapmak

bağlaşık,−ğı

bağlaşıklık,−ğı

bağlaşım

bağlaşma

bağlaşmak

bağlatma

bağlatmak

bağlayıcı

bağlayıcı ünlü

bağlayıcı ünsüz



                      278
bağlayış

bağlı

bağlık,−ğı

bağlık bahçelik,−ği

bağlı kredi

bağlılaşık,−ğı

bağlılaşım

bağlılaşma

bağlılaşmak

bağlılık,−ğı

bağlı olmak

bağlı su

bağnaz

bağnazlaşma

bağnazlaşmak

bağnazlık,−ğı

bağrıkara (kuş)

bağrış

bağrışa çağrışa

bağrış çağrış

bağrışma

bağrışmak

bağrıştırma

bağrıştırmak

bağrı yanık,−ğı

bağrı yufka

baha



                      279
bahadır

bahadırlık,−ğı

Bahaî

Bahaîlik,−ği

bahane

bahane etmek

bahaneli

bahanesiz

bahar

baharat

baharatçı

baharatçılık,−ğı

baharatlandırma

baharatlandırmak

baharatlı

baharatsız

bahar bayramı

baharcı

bahar dönemi

bahariye

baharlı

bahar nezlesi

bahar noktası

bahçe

Bahçe (ilçe)

bahçeci

bahçecilik,−ği



                   280
bahçe domatesi

bahçe kekiği

bahçeli

Bahçelievler (ilçe)

bahçelik,−ği

bahçe makası

bahçemsi

bahçe nanesi

Bahçesaray (ilçe)

bahçesiz

bahçıvan

bahçıvanlı

bahçıvanlık,−ğı

bahir,−hri

bahis,−hsi

bahisçi

bahis konusu

bahname

bahri (kuş)

bahrî (denizle ilgili)

bahriye

bahriye çiftetellisi

bahriyeli

bahsetme

bahsetmek

bahşetme

bahşetmek



                         281
Bahşili (ilçe)

bahşiş

baht

bahtı açık,−ğı

bahtı kara

baht işi

bahtiyar

bahtiyarlık,−ğı

bahtlı

bahtsız

bahtsızlık,−ğı

bahusus

bakaç,−cı

bakakalma

bakakalmak

bakalit

bakalitli

bakalorya

bakam

bakan

bakanak,−ğı

bakanlar kurulu

bakanlık,−ğı

bakar

bakara

bakar kör

bakaya



                  282
bakı

bakıcı

bakıcılık,−ğı

bakılma

bakılmak

bakım

bakımcı

bakım evi

bakımından

bakımlı

bakımlık,−ğı

bakımlılık,−ğı

bakımsız

bakımsızlık,−ğı

bakım yurdu

bakıncak,−ğı

bakındı

bakınma

bakınmak

bakıntı

bakır

bakır alaşımı

bakırcı

bakırcılık,−ğı

bakır çalığı

bakır kaplama

Bakırköy (ilçe)



                  283
bakırlaşma

bakırlaşmak

bakırlı

bakır oksit,−di

bakır pası

bakır rengi

bakır sülfat

bakır taşı

bakır tuzu

bakış

bakış açısı

bakışık,−ğı

bakışıksız

bakışım

bakışımlı

bakışımsız

bakışımsızlık,−ğı

bakışma

bakışmak

baki

bakir

bakire

bakirelik,−ği

bakirlik,−ği

bakiye

bakkal

bakkal çakkal



                    284
bakkal defteri

bakkaliye

bakkal kâğıdı

bakkallık,−ğı

bakkam

bakla

baklaçiçeği (renk)

bakla falı

baklagiller

bakla kırı (renk)

baklalı

baklalık,−ğı

baklamsı

baklamsı meyve

baklan

Baklan (ilçe)

baklava

baklava börek,−ği

baklavacı

baklavacılık,−ğı

baklava dilimi

baklavalı

baklavalık,−ğı

bakliyat

bakliye

bakma

bakmak



                     285
bakraç,−cı

bakteri

bakteridi

bakterigiller

bakterisit,−di

bakteriyel

bakteriyolog,−ğu

bakteriyoloji

bakteriyolojik,−ği

bakteriyoskopi

baktırma

baktırmak

Bakû

bal

bala

Balâ (ilçe)

balaban

balaban kuşu

balabanlaşma

balabanlaşmak

balabanlık,−ğı

balak,−ğı

balalayka

balama

balans

balans ayarı

balans pensi



                     286
balar

bal arısı

balast

balast direnç,−ci

balast gemi

balast yem

balat,−dı

balata

balayı

balbal

bal başı

balcı

balcılık,−ğı

balçak,−ğı

balçık,−ğı

balçık hurması

balçık inciri

balçıklaşma

balçıklaşmak

balçıklı

bal çiçeği

Balçova (ilçe)

baldır

baldırak,−ğı

baldıran

baldıranlık,−ğı

baldıran şerbeti



                    287
baldır bacak,−ğı

baldırgan

baldırı çıplak,−ğı

baldırıkara (bitki)

baldır kemiği

baldırpatlatan

baldırsokan

baldız

baldo

bal dudaklı

bale

balerin

balerinlik,−ği

balet

balgam

balgamlı

balgam taşı

balgümeci (dikiş)

balhane

balık,−ğı

Balık (burç)

balık adam

balık bilimci

balık bilimi

balıkçı

balıkçı düğümü

balıkçı kazağı



                      288
balıkçıl

balıkçılgiller

balıkçılık,−ğı

balıkçıllar

balıkçın

balıkçı yaka

balık çorbası

Balıkesir

balıketi (tombulca)

balık eti

balıkgözü (halka)

balıkgözü objektif

balıkhane

balık istifi

balık kartalı

balıklama

balıklamak

balıklandırma

balıklandırmak

balıklava

balıklı

balıknefesi (yağ)

balık otu

balık pazarı

balıksırtı (desen)

balıksız

balık sütü



                      289
balık tabağı

balık tutkalı

balık unu

balık yağı

balık yemi

balık yumurtası

Balışeyh (ilçe)

baliğ

baliğ olmak

balina

balina çubuğu

balinalar

balinalı

balina yağı

balistik,−ği

bal kabağı

balkan

Balkan

Balkanlar

Balkanlı

Balkanlılık,−ğı

Balkanolog,−ğu

Balkanoloji

Balkar

Balkarca

bal kelebeği

balkı



                  290
balkıma

balkımak

balkır

balkon

balkonumsu

balköpüğü (renk)

ballandıra

ballandıra

ballandırma

ballandırmak

ballanma

ballanmak

ballı

ballıbaba (bitki)

ballıbabagiller

ballı börek,−ği

ballıdarı (incir)

ballık,−ğı

ballıklı

ballı pasta

bal mumu

bal mumu macunu

balo

balon

baloncu

balon lâstik,−ği

balonvari



                    291
balotaj

balotaj kurulu

baloz

bal özlü

bal özü

bal özü bezi

bal özülük,−ğü

bal peteği

bal rengi

balsam

balsıra

bal suyu

balta

baltabaş (gemi)

baltacı

baltacık,−ğı

baltalama

baltalamak

baltalayıcı

baltalayıcılık,−ğı

baltalı

baltalık,−ğı

Baltık

Baltık dilleri

baltrap

balya

Balya (ilçe)



                     292
balyalama

balyalamak

balyalanma

balyalanmak

balya makinesi

balya yapmak

balyemez

balyos

balyoz

balyozlama

balyozlamak

balyozlanma

balyozlanmak

bambaşka

bambaşkalık,−ğı

bambu

bambul

bambul otu

bam teli

bamya

bamyatarlası

(mezarlık)

ban

bana

ban ağacı

banak,−ğı

banal,−li



                  293
banallik,−ği

Banaz (ilçe)

banço

bançolaşma

bançolaşmak

bandaj

bandajlama

bandajlamak

bandajlatma

bandajlatma

bandana

bandıra

bandıralı

bandırma

Bandırma (ilçe)

bandırmak

bando

bandocu

bandoculuk,−ğu

bandona

bandrol,−lü

bandrollü

bangır bangır

bangırdama

bangırdamak

Bangladeş

Bangladeşli



                  294
bani

bank

banka

bankacı

bankacılık,−ğı

banka cüzdanı

banka defteri

banka kartı

bankamatik,−ği

banker

bankerlik,−ği

bankerzede

banket

bankiz

banknot

banko

banko at

bankomat

banko sayı

banlama

banlamak

banliyö

banliyö treni

banma

banmak

ban otu

bant,−dı



                 295
bantlama

bantlamak

bantlayıcı

bant zımpara

ban yağı

banyo

banyo bataryası

banyo dolabı

banyo havlusu

banyo kabini

banyo kazanı

banyo küveti

banyolu

banyo sabunu

banyosuz

banyo takımı

banyo yapmak

baobap,−bı

bap,−bı

bar

baraj

baraj ateşi

baraj mesafesi

baraj yapmak

barak,−ğı

baraka

barakacık,−ğı



                  296
baran

barata

baratarya

bar ateşi

barba

barbakan

barbar

bar bar

barbarca

barbarizm

barbarlaşma

barbarlaşmak

barbarlık,−ğı

barbaşı

barbata

barbekü

barbunya

barbunyagiller

barbut

barbutçu

barcı

barcılık,−ğı

barça

barçak,−ğı

barda

bardacık,−ğı

bardacık eriği



                 297
bardak,−ğı

bardakaltı (örtü)

bardakçı

bardak eriği

bardan

bardan bardan

bardo

barem

baret

barfiks

bargâh

bargam

barhana

bar havası

barı

barınak,−ğı

barındırma

barındırmak

barınma

barınmak

barış

barışçı

barışçıl

barışçılık,−ğı

barışık,−ğı

barışıklık,−ğı

barışma



                    298
barışmak

barışsever

barışseverlik,−ği

barıştırma

barıştırmak

bari

barikat

barikatlama

barikatlamak

barisfer

barit,−di

baritin

baritli

baritli yıkama

bariton

bariyer

bariz

barizleşme

barizleşmek

bark

barka

barkarol,−lü

barklanma

barklanmak

barkot,−du

barlam

barmen



                    299
barmenlik,−ği

baro

baro başkanı

barograf

barok

barokçu

barokçuluk,−ğu

barok müzik,−ği

barometre

baron

baronluk,−ğu

baroskop,−bu

barparalel

barsam

barsama

Bartın

barudî

barut

barutçu

barutçuluk,−ğu

barut esmeri

barut fıçısı

barut hakkı

baruthane

barut kabağı

barutluk,−ğu

barut rengi



                  300
baryum

baryum karbonat

baryum sülfat

bas

basak,−ğı

basaklı

basaksız

basamak,−ğı

basamak basamak

basamaklı

basar

basarî

basarna

bas bariton

bas bas

basbayağı

basen

basgitar

bası

basıcı

basıcılık,−ğı

basık,−ğı

basıklaştırma

basıklaştırmak

basıklık,−ğı

basıla

basılı



                  301
basılış

basılma

basılma dayanımı

basılmak

basım

basımcı

basımcılık,−ğı

basım evi

basın

basın ahlâkı

basın ajansı

basın ataşesi

basın bildirisi

basın bürosu

basınç,−cı

basınçlama

basınçlamak

basınçlı

basınçlı kap,−bı

basınçlı su

basınçölçer

basınç ölçüm

basın danışmanı

basın dünyası

basın hürriyeti

basın kartı

basın konferansı



                   302
basın mensubu

basın müşaviri

basın özgürlüğü

basın sözcüsü

basın toplantısı

basın yasağı

basıölçer

basırgama

basırgamak

basırganma

basırganmak

basış

basil

basiret

basiretli

basiretsiz

basiretsizlik,−ği

basit

basit cisim,−smi

basit cümle

basitçe

basit faiz

basit kelime

basit kesir,−sri

basitleşme

basitleşmek

basitleştirme



                    303
basitleştirmek

basitlik,−ği

basit renk,−gi

Bask

Baskça

basket

basketbol

basketbolcu

basketbolculuk,−ğu

basketçi

basket yapmak

baskı

baskıcı

baskıcılık,−ğı

baskıda

baskı grubu

baskı kalıbı

baskılı

baskılık,−ğı

baskın

baskıncı

baskın yapmak

baskı resim,−smi

baskısız

baskı yapmak

Baskil

basklârnet



                     304
baskül

basma

basmacı

basmacılık,−ğı

basmahane

basmak

basma kalıbı

basmakalıp,−bı

basmakalıplaşma

basmakalıplaşmak

basmalı

basmalık,−ğı

basso

bastana salatası

bastarda

bastı

bastıbacak,−ğı

bastık,−ğı

bastırak,−ğı

bastırık,−ğı

bastırılma

bastırılmak

bastırım

bastırma

bastırmak

bastika

baston



                   305
bastoncu

bastonculuk,−ğu

baston francala

bastonlu

bastonsuz

basur

basurlu

basur memesi

basur otu

basübadelmevt

basya

baş

başa baş

baş açık

başağaç,−cı

başağırlık,−ğı

baş ağrısı

başak,−ğı

Başak (burç)

başakçı

başakçık,−ğı

başaklama

başaklamak

başaklanma

başaklanmak

başaklı

başaktör



                  306
başaktörlük,−ğü

başaktris

başaktrislik,−ği

başaltı (spor)

baş altı (denizcilik)

başarı

başarılı

başarılma

başarılmak

başarım

başarısız

başarısızlık,−ğı

başarma

başarmak

başasistan

başasistanlık,−ğı

baş aşağı

başat

başat karakter

başatlık,−ğı

başatlık yasası

başbakan

başbakanlık,−ğı

baş başa

başbayi,−i

baş belâsı

baş bezi



                        307
baş bıçağı

baş biti

başbuğ

baş çanağı

başçavuş

başçavuşluk,−ğu

başçı

başçık,−ğı

Başçiftlik (ilçe)

başdanışman

başdekorcu

başdekorculuk,−ğu

başdizgici

baş döndürücü

baş dönmesi

başdümenci

baş dümeni

başefendi

başeksper

başeser

başeski

başfiyat

başgardiyan

başgarson

başgarsonluk,−ğu

başgedikli

başhakem



                    308
başhekim

başhekimlik,−ği

başhemşire

başhemşirelik,−ği

başhostes

başı açık,−ğı

başı bağlı

başıboş

başıboşluk,−ğu

başıbozuk,−ğu

başıbozukluk,−ğu

başı devletli

başı dimdik,−ği

başı dinç

başı dumanlı

başıkabak,−ğı

başına buyruk,−ğu

başı yumuşak,−ğı

başimam

başka

başkaca

başkafiye

başkahraman

başkalaşım

başkalaşma

başkalaşmak

başkalaştırma



                    309
başkalaştırmak

başkaldırı

baş kaldırma

baş kaldırmak

Başkale (ilçe)

baş kaldırma

baş kaldırmak

başkalık,−ğı

başkan

başkanlık,−ğı

başkanlık etmek

başkanlık makamı

başkanlık sistemi

başkan vekili

başkan yardımcısı

başkarakter

başkası

başkâtip,−bi

başkâtiplik,−ği

başkent

başkentlik,−ği

başkesit

başkilise

baş kipesi

başkişi

başkomutan

başkomutanlık,−ğı



                    310
başkonakçı

başkonsolos

başkonsolosluk,−ğu

başköşe

başkumandan

başkumandanlık,

−ğı

Başkurdistan

Başkurt

Başkurtça

başlâhana

başlama

başlamak

başlama meridyeni

başlama vuruşu

başlama yeri

başlangıç,−cı

başlangıç noktası

başlanılma

başlanılmak

başlanma

başlanmak

başlatılma

başlatılmak

başlatma

başlatmak

başlayıcı



                     311
başlayış

başlı

başlı başına

başlıca

başlık,−ğı

başlıkçı

başlıklı

başlıksız

başmabeyinci

başmak,−ğı

başmakale

başmakçı

başmakçılık,−ğı

başmaklık,−ğı

başmal

başmisafir

başmuallim

başmuallimlik,−ği

başmubassır

başmuharrir

başmuharrirlik,−ği

başmurakıp,−bı

başmurakıplık,−ğı

başmüdür

başmüdürlük,−ğü

başmüfettiş

başmüfettişlik,−ği



                     312
başmühendis

başmühendislik,−ği

başmürettip,−bi

başmürettiplik,−ği

başmüsevvit,−di

başnokta

başoda

başoyuncu

başoyunculuk,−ğu

başöğretmen

başöğretmenlik,−ği

başörtü

başörtülü

baş örtüsü

başpapaz

başpapazlık,−ğı

başparmak,−ğı

başpehlivan

başpehlivanlık,−ğı

başpiskopos

başpiskoposluk,−ğu

başrahip,−bi

başrahiplik,−ği

başrejisör

başrejisörlük,−ğü

başrol,−lü

baş sağlığı



                     313
başsavcı

başsavcılık,−ğı

başsız

başsızlık,−ğı

başşehir,−hri

baştaban

baştabip,−bi

baştabiplik,−ği

baş tacı

baş tacı etmek

baştan aşağı

baştan başa

baştanımaz

baştanımazlık,−ğı

baştankara (kuş)

baştan kara (git−

mek, etmek)

baştankaragiller

baştan savmacı

baştan savmacılık,

−ğı

baştan sona

baştarda

başteknisyen

başucu (gök bilimi)

baş ucu

baş ucu kitabı



                      314
başucu noktası

başucu uzaklığı

başuzman

başuzmanlık,−ğı

başülke

baş üstü(denizcilik)

baş üstüne

başvekâlet

başvekil

başvekillik,−ği

başvurdurma

başvurdurmak

başvurma

başvurmak

başvuru

başvurucu

başvurulma

başvuurlmak

başyapıt

başyardımcı

başyargıcı

baş yastığı

başyaver

başyaverlik,−ği

Başyayla (ilçe)

başyazar

başyazarlık,−ğı



                       315
başyazı

başyazman

başyazmanlık,−ğı

başyemek,−ği

başyıldız

başyönetmen

başyönetmenlik,−ği

başyukarı

bat

bata çıka

batak,−ğı

batakçı

batakçıl

batakçılık,−ğı

batak çulluğu

batakhane

bataklı

bataklık,−ğı

bataklık ardıcı

bataklık baykuşu

bataklık gazı

bataklık keteni

bataklık kırlangıcı

bataklık kuşları

bataklık nergisi

batar

batarya



                      316
batarya ateşi

batarya kutusu

bataryalı

bateri

baterist

batı

batı bloku

batıcı

batıcılık,−ğı

batık,−ğı

batıl

batılı

batılılaşma

batılılaşmak

batılılaştırma

batılılaştırmak

batılılık,−ğı

batıl inanç,−cı

batıl itikat,−dı

batın,−tnı (karın)

bâtın (iç; gizli)

Bâtınî

Bâtıniye

batırık,−ğı

batırılma

batırılmak

batırma



                     317
batırmak

batış

Batı Türkçesi

bati

batik,−ği

batisfer

batiskaf

batkı

batkın

batkınlık,−ğı

batma

batmak

batman

Batman

batonsale

batöz

batsat

battal

battal etmek

Battalgazi (ilçe)

battal olmak

battaniye

battaniyeli

batur

batyal,−li

bav

bavcı



                    318
bavlı

bavlıma

bavlımak

bavul

bavulcu

bavullu

bavul ticareti

Bavyera

Bavyeralı

bay

bayağı

bayağı kesir,−sri

bayağılaşma

bayağılaşmak

bayağılaştırma

bayağılaştırmak

bayağılık,−ğı

bayan

bayançe

bayat

Bayat (ilçe)

bayatı

bayatî

bayatîaraban

bayatîbuselik,−ği

bayatlama

bayatlamak



                    319
bayatlatma

bayatlatmak

bayatlık,−ğı

bayatsı

bayatsıma

bayatsımak

Bayburt

baygın

baygın baygın

baygınlaşma

baygınlaşmak

baygınlık,−ğı

baygıntı

bayıla bayıla

bayılma

bayılmak

bayıltıcı

bayıltma

bayıltmak

bayılttırma

bayılttırmak

bayındır

Bayındır (ilçe)

bayındırcı

bayındırlaşma

bayındırlaşmak

bayındırlaştırma



                   320
bayındırlaştırmak

bayındırlık,−ğı

Bayındur

bayır

bayır aşağı

bayır kuşu

bayırlaşma

bayırlaşmak

bayır turpu

bayır yukarı

bayi,−i

bayilik,−ği

Baykan (ilçe)

baykuş

baykuşgiller

baylan

baylanlık,−ğı

baylanma

baylanmak

bayma

baymak

bayrak,−ğı

bayrakaltı (ordu

hizmeti)

bayrakçı

bayrak direği

bayraklaşma



                    321
bayraklaşmak

bayraklı

bayraklık,−ğı

bayrak merasimi

bayraktar

bayraktarlık,−ğı

bayraktarlık etmek

bayrak töreni

bayrak yarışı

bayram

bayram alayı

bayram ayı

bayram çocuğu

bayramdan

bayrama

bayramda

seyranda

bayram gazetesi

bayram günü

bayram havası

bayram hediyesi

Bayramî

Bayramiç (ilçe)

Bayramîlik,−ği

bayramlaşma

bayramlaşmak

bayramlık,−ğı



                     322
bayramlık ad

bayramlık ağız,−ğzı

bayram namazı

Bayramören (ilçe)

Bayrampaşa (ilçe)

bayram şekeri

bayram tebriği

bayram topu

bayramüstü

bayramüzeri

bayram yeri

bayram ziyareti

bayrı

bayrılık,−ğı

baysal

baysallık,−ğı

baysungur

baytar

baytarlık,−ğı

baz

baza

bazal,−li

bazalt

bazar

bazen

bazı

bazı bazı



                      323
bazıları

bazısı

baziçe

bazidiyospor

bazik,−ği

bazik oksitler

bazilika

bazit

bazitli mantarlar

bazlama

bazlamaç,−cı

bazlaşma

baz losyon

baz morfin

bazofil

bazofobi

bazuka

be

bebe

bebe aspirini

bebecik,−ği

bebek,−ği

bebekçe

bebekleşme

bebekleşmek

bebeklik,−ği

bebeklik etmek



                    324
bebek ölümü

beberuhi (sevimsiz,

budala)

Beberuhi (Karagöz

oyunundaki cüce)

becayiş

becayiş etmek

becelleşme

becelleşmek

beceri

becerikli

beceriklilik,−ği

beceriksiz

beceriksizlik,−ği

becerme

becermek

becet,−di

Beçene

becit

Beç tavuğu

bedahet

bedaheten

bedava

bedavacı

bedavacılık,−ğı

bedavadan

bedavalaşma



                      325
bedavalaşmak

bedavasına

bedavaya

bedayi

bedbaht

bedbaht etmek

bedbahtlık,−ğı

bedbaht olmak

bedbin

bedbin etmek

bedbinleşme

bedbinleşmek

bedbinleştirme

bedbinleştirmek

bedbinlik,−ği

bedbin olmak

bedçehre

beddua

beddua etmek

bedel

bedelci

bedelli

bedelli askerlik,−ği

bedelsiz

bedelsiz ithalât

beden

bedence



                       326
beden cezası

bedenci

beden eğitimi

bedenen

bedenî

beden işçisi

bedenli

bedensel

beden terbiyesi

bedesten

bedevî

bedevîlik,−ği

bedhah

bedihî

bediî

bediîleşme

bediîleşmek

bediiyat

bedik,−ği

bedir,−dri

bedirik,−ği

bedirlenme

bedirlenmek

bedirleşme

bedirleşmek

bedük,−ğü

bednam



                  327
begayet

Begdili

begonvil

begonya

begonyagiller

begüm

beğence

beğendi

beğendirme

beğendirmek

beğeni

beğenilme

beğenilmek

beğenirlik,−ği

beğeniş

beğenme

beğenmek

beğenmemek

beğenmezlik,−ği

Behçet hastalığı

behemehâl

beher

beherglas

behey

behime

behimî

behimîlik,−ği



                   328
behişt

behre

behresiz

beis,−e'si

bej

bek

beka

bekar (nota işareti)

bekâr (evlenmemiş

kimse)

bekâret

bekârhane

bekârlık,−ğı

bekâr odası

bekas

bekçi

bekçilik,−ği

bekçilik etmek

Bekilli (ilçe)

bekinme

bekinmek

bekitme

bekitmek

bekleme

beklemek

beklemeli

bekleme odası



                       329
bekleme salonu

bekleme süresi

bekleme yeri

beklenilme

beklenilmek

beklenme

beklenmedik,−ği

beklenmek

beklenmez

beklenmezlik,−ği

beklenmezlik fiili

beklenti

bekleşme

bekleşmek

bekletilme

bekletilmek

bekletme

bekletmek

bekleyiş

bekri

bekrilik,−ği

Bektaşî

Bektaşî babası

Bektaşî dedesi

bektaşîkavuğu

(bitki)

Bektaşîlik,−ği



                     330
Bektaşî sırrı

Bektaşî üzümü

bel

belâ

belâgat,−ti

belâgatli

belâgatsiz

bel ağrısı

belâhat,−ti

belâlı

bel bağı

bel bel

belce

Belçika

Belçikalı

belde

Beldeitayyibe (Medine)

beledî

belediye

belediye başkanı

belediyeci

belediyecilik,−ği

belediye çavuşu

belediye encümeni

belediyelik,−ği

belediye meclisi

belediye nikâhı



                         331
belediye polisi

belediye reisi

belediye sarayı

belediye suçları

belediye teşkilâtı

belek,−ği

beleme

belemek

belemir

belen

Belen (ilçe)

belenme

belenmek

belerme

belermek

belertme

belertmek

beleş

beleşçi

beleşçilik,−ği

beleşten

beletme

beletmek

bel evlâdı

bel fıtığı

belge

belgeci



                     332
belgeç

belgegeçer

belgegeçer çevirgesi

belgeleme

belgelemek

belgelendirme

belgelendirmek

belgelenme

belgelenmek

belgeli

belgelik,−ği

belgesel

belgeselci

belgeselcilik,−ği

belgesel film

bel gevşekliği

belgi

belgileme

belgilemek

belgili

belgin

belginlik,−ği

belgisiz

belgisizlik,−ği

belgisiz sıfat

belgisiz zamir

belgit



                       333
beli

beli bükük,−ğü

beliğ

belik,−ği

belik belik

belikleme

beliklemek

belinleme

belinlemek

belirgi

belirgin

belirginleşme

belirginleşmek

belirginleştirme

belirginleştirmek

belirginlik,−ği

belirleme

belirlemek

belirlenim

belirlenimci

belirlenimcilik,−ği

belirlenme

belirlenmek

belirlenmezci

belirlenmezcilik,−ği

belirleşme

belirleşmek



                       334
belirleyici

belirli

belirli belirsiz

belirli geçmiş

belirlilik,−ği

belirli nesne

belirme

belirmek

belirsiz

belirsiz geçmiş

belirsizlik,−ği

belirsizlik hâli

belirsizlik sıfatı

belirsizlik zamiri

belirteç,−ci

belirten

belirti

belirtik,−ği

belirtilen

belirtili

belirtili nesne

belirtili tamlama

belirtilme

belirtilmek

belirtisiz

belirtisiz nesne

belirtisiz tamlama



                     335
belirtken

belirtme

belirtme durumu

belirtme grubu

belirtmek

belirtme sıfatı

belit

belitken

belitleme

belitlemek

belitlenebilirlik,−ği

beliye

bel kemeri

bel kemiği

belki

belkili

bel kündesi

bellâdonna

bellek,−ği

bellek karışıklığı

bellek kaybı

bellek yitimi

bellem

belleme

bellemek

bellenme

bellenmek



                        336
belleten

belletici

belletme

belletmek

belletmen

belli

belli başlı

belli belirsiz

belli etmek

bellik,−ği

bellilik,−ği

belli olmak

bellisiz

belsem

bel soğukluğu

bel suyu

bembeyaz

bemol,−lü

ben

benbenci

benbencilik,−ği

bence

benci

bencil

bencilce

bencileyin

bencilik,−ği



                  337
bencilleşme

bencilleşmek

bencillik,−ği

bencillik etmek

bencil olmak

bende

bendegân

bendegî

bendehane

bendezade

bendir

benek,−ği

beneklenme

beneklenmek

benekleşme

benekleşmek

benekli

benekli köpek

balığı

bengi

bengileme

bengilemek

bengileşme

bengileşmek

bengilik,−ği

bengi su

beniâdem



                  338
benibeşer

beniçinci

beniçincilik,−ği

benildeme

benildemek

benimseme

benimsemek

benimsenme

benimsenmek

benimsetme

benimsetmek

benimseyiş

beniz,−nzi

benizli

benlenme

benlenmek

benli

benlik,−ği

benlik çatışması

benlikçi

benlikçilik,−ği

benlik davası

benlik ikileşmesi

benlik yitimi

benmari

benmerkezci

benmerkezcilik,−ği



                     339
bent,−di

bent etmek

benzeme

benzemek

benzemeklik,−ği

benzemez

benzen

benzer

benzeri

benzerlik,−ği

benzersiz

benzersizlik,−ği

benzer şekiller

benzeş

benzeşen

benzeşik,−ği

benzeşim

benzeşim oranı

benzeşlik,−ği

benzeşme

benzeşmek

benzeşmezlik,−ği

benzeti

benzetici

benzetici ressam

benzetilme

benzetilmek



                   340
benzetim

benzetimlik,−ği

benzetim sineması

benzeti ressamı

benzetiş

benzetme

benzetmek

benzeyiş

benzeyişsizlik,−ği

benzin

benzinci

benzincilik,−ği

benzin istasyonu

benzinleme

benzinlemek

benzinli

benzinlik,−ği

benzin pompası

benzol,−lü

beraat,−ti

beraat etmek

beraatızimmet

beraber

beraberce

beraberinde

beraberlik,−ği

beraberlik müziği



                     341
berat

Berat Gecesi

Berat Kandili

berbat

berbat etmek

berbat olmak

berber

berber balığı

berber bataryası

berber çırağı

berber dükkânı

Berberî

berber kalfası

berber koltuğu

berberlik,−ği

berber salonu

berber ustası

berceste

berdel

berdelâcuz

berdevam

berduş

bere

bereket

bereketlenme

bereketlenmek

bereketli



                   342
bereketlilik,−ği

bereketsiz

bereketsizlik,−ği

bereleme

berelemek

berelenme

berelenmek

bereli

berenarı

Bergama (ilçe)

bergamodî

bergamot

bergüzar

berhane

berhava

berhava etmek

berhava olmak

berhayat

berhudar

beri

beribenzer

beriberi

beriki,−ni

beril

berilyum

berjer

berk



                    343
berkelyum

berkemal

berkime

berkimek

berkinme

berkinmek

berkitme

berkitmek

berklik,−ği

berlâm

bermuda

bermutat

berrak,−ğı

berraklaşma

berraklaşmak

berraklaştırma

berraklaştırmak

berraklık,−ğı

berrî

bertafsil

bertaraf

bertaraf etmek

bertaraf olmak

bertik,−ği

bertilme

bertilmek

bertme



                  344
bertmek

berzah

besalet

besbedava

besbelli

besbeter

beselemek

beserek,−ği

besermek

besi

besici

besicilik,−ği

besi doku

besi dokulu

besi dokusu

besi dokusuz

besihane

besi hayvanı

besili

besi merası

besin

besinli

besinsiz

besinsizlik,−ği

besi örü

besi suyu

beslek,−ği



                  345
besleme

besleme basın

beslemek

besleme kız

beslemelik,−ği

beslenen

beslengi

beslenilme

beslenilmek

beslenme

beslenme

bozukluğu

beslenme çantası

beslenme

eğitimcisi

beslenme eğitimi

beslenmek

beslenme odası

beslenme saati

beslenme sorunu

beslenme uzmanı

beslenme

yetersizliği

besletme

besletmek

besleyici

besmele



                   346
besmelesiz

Besni (ilçe)

beste

besteci

bestecilik,−ği

bestekâr

besteleme

bestelemek

bestelenme

bestelenmek

besteli

bestenigâr

bestesiz

beste yapmak

best−seller

beş

beş altı

beşaret

beş beter

beşbıyık,−ğı

(muşmula)

beş binlik,−ği

beş bir

beş dört,−dü

beş duyu

beşer

beşerî



                 347
beşerî coğrafya

beşeriyet

beşeriyetçi

beşeriyetçilik,−ği

beşerli

beşgen

beşibirlik,−ği

beşibiryerde

beşik,−ği

beşikçi

Beşikdüzü'nü (ilçe)

beş iki

beşik kertiği

beşik kertme

beşiklik,−ği

beşikörtüsü (çatı

örtüsü)

beşik salıncak,−ğı

Beşiktaş (ilçe)

beşinci

beşinci kol

Beşiri (ilçe)

beşiz

beşizli

beşkardeş (şamar)

beşleme

beşlemek



                      348
beşli

beşlik,−ği

beşme

beş milyonluk,−ğu

beş on

beş paralık,−ğı

beş parasız

beşparmak,−ğı

(deniz hayvanı)

beşparmak otu

beşpençe

(deniz hayvanı)

beştaş (oyun)

beşuş

beş üç

beş vakit,−kti

beş yüzlü

beş yüzlük,−ğü

bet

bet,−di

beta

beta ışınları

beta mikrobu

betatron

beteleme

betelemek

beter



                    349
beter etmek

beterleşme

beterleşmek

beti

betik,−ği

betili

betili sanat

betim

betimleme

betimlemeci

betimlemek

betimlemeli

betimlenme

betimlenmek

betimleyici

betimsel

betimsel dil bilgisi

betisiz

betisiz sanat

beton

betonarme

betoncu

betoniyer

betonkarar

beton santrali

bet suratlı

bevliye



                       350
bevliyeci

bevliyecilik,−ği

bevvap,−bı

bey

beyaban

Beyağaç (ilçe)

bey akdi

beyan

beyanat

beyan etmek

beyanname

bey armudu

beyaz

beyaz adam

beyaz altın

beyaz baston

beyaz cam

beyaz dizi

beyaz eşya

beyaz et

beyaz gümüş

beyazımsı

beyazımtırak,−ğı

beyaz ırk

Beyazıt (ilçe)

beyaz iş

beyaz kitap,−bı



                   351
beyaz kömür

beyazlanma

beyazlanmak

beyazlaşma

beyazlaşmak

beyazlatıcı

beyazlatılma

beyazlatılmak

beyazlatma

beyazlatmak

beyazlı

beyazlık,−ğı

beyaz oy

beyaz perde

beyaz peynir

Beyaz Rus

beyaz sabun

beyazsinek,−ği

beyaz şarap,−bı

beyaztilki

beyaz zehir,−hri

beybaba

Beydağ (ilçe)

beyefendi

bey erki

beygir

beygirci



                   352
beygir gücü

beygirli

beygirlik,−ği

beygirsiz

beyhude

beyhudelik,−ği

beyhude yere

beyin,−yni

beyin cerrahı

beyin cerrahîsi

beyincik,−ği

beyin göçü

beyin gücü

beyin jimnastiği

beyin kanaması

beyin karıncıkları

beyinli

beyin omurilik sıvısı

beyin orağı

beyinsel

beyinsi

beyinsiz

beyin takımı

beyin üçgeni

beyin yıkama

beyin zarı

beyin zarları



                        353
beyit,−yti

beyitli

beyiye

Beykoz (ilçe)

beylerbeyi

Beylerbeyi'ni

beylerbeylik,−ği

beylik,−ği

beylikçi

Beylikova (ilçe)

beylik söz

beynamaz

beynelmilel

beynelmilelci

beynelmilelcilik,−ği

beyninde

Beyoğlu'nu (ilçe)

Beypazarı'nı (ilçe)

beysbol

beysbolcu

Beyşehir (ilçe)

beytülmal,−li

Beytüşşebap (ilçe)

beyyine

beyzade

beyzadelik,−ği

beyzî



                       354
bez

bezci

bezcilik,−ği

bezdirici

bezdirilme

bezdirilmek

bezdirme

bezdirmek

beze

bezek,−ği

bezekçi

bezekleme

bezeklemek

bezekli

bezeleme

bezelemek

bezeli

bezelye

bezeme

bezemeci

bezemecilik,−ği

bezemek

bezemeli

bezen

bezeniş

bezenme

bezenmek



                  355
bezenti

bezetme

bezetmek

bezeyici

bezeyiş

bezgi

bezgin

bezginleşme

bezginleşmek

bezginlik,−ği

bezik,−ği

bezilme

bezilmek

bezir,−zri

bezirgân

bezirgânbaşı

bezirgânlık,−ğı

bezirleme

bezirlemek

bezir yağı

bezleme

bezlemek

bezm

bezme

bezmek

bezsi

bez tüyler



                  356
bezzaz

bezzazlık,−ğı

bıcı bıcı

bıcıl

bıcılgan

bıcır bıcır

bıcırgan

bıçak,−ğı

bıçakçı

bıçakçılık,−ğı

bıçaklama

bıçaklamak

bıçaklanma

bıçaklanmak

bıçaklatma

bıçaklatmak

bıçaklı

bıçaklık,−ğı

bıçak sırtı

bıçık,−ğı

bıçılgan

bıçkı

bıçkıcı

bıçkı evi

bıçkıhane

bıçkın

bıçkınlaşma



                 357
bıçkınlaşmak

bıçkınlık,−ğı

bıçkı tozu

bıdık,−ğı

bıkılma

bıkılmak

bıkış

bıkışma

bıkışmak

bıkkın

bıkkınlık,−ğı

bıkkıntı

bıkma

bıkmak

bıktırıcı

bıktırma

bıktırmak

bıldır

bıldırcın

bıldırcın eti

bılkıma

bılkımak

bıllık bıllık

bıngıl bıngıl

bıngıldak,−ğı

bıngıldama

bıngıldamak



                358
bırakılma

bırakılmak

bırakım

bırakış

bırakışma

bırakışmak

bırakıt

bırakma

bırakmak

bıraktırma

bıraktırmak

bırıçka

bıtırak,−ğı

bıyık,−ğı

bıyıklanma

bıyıklanmak

bıyıklı

bıyıklı balık,−ğı

bıyıksız

bızbız

bızdık,−ğı

bızır

bîaman

biat,−ti

biat edilmek

biat etmek

bîbaht



                    359
bîbehre

biber

biber dolması

biberiye

biberleme

biberlemek

biberli

biberlik,−ği

biberon

biber salçası

bibersiz

biber turşusu

bibi

bibliyofil

bibliyograf

bibliyografi

bibliyografik,−ği

bibliyografya

bibliyoman

bibliyomani

bibliyotek,−ği

bibliyotekçi

biblo

bici

bicik,−ği

bicili

bîçare



                    360
bîçarelik,−ği

biçem

biçem bilimi

biçenek,−ği

biçerbağlar

biçerdöver

biçici

biçicilik,−ği

biçilme

biçilmek

biçim

biçim biçim

biçim bilimi

biçim birimi

biçimci

biçimcilik,−ği

biçim değişimi

biçimleme

biçimlendirilme

biçimlendirilmek

biçimlendirme

biçimlendirmek

biçimlenme

biçimlenmek

biçimli

biçimsel

biçimselleştirme



                   361
biçimselleştirmek

biçimsellik,−ği

biçimsiz

biçimsizleşme

biçimsizleşmek

biçimsizlik,−ği

biçiş

biçki

biçkici

biçki dikiş kursu

biçki dikiş yurdu

biçki yapmak

biçki yurdu

biçme

biçmek

biçtirme

biçtirmek

bîdar

bid'at,−ti

bidayet

bide

bidon

bidoncu

bienal,−li

biftek,−ği

Biga (ilçe)

Bigadiç (ilçe)



                    362
bîgâne

bîgânelik,−ği

bigudi

bîgünah

bîhaber

bihakkın

biheyviyorizm

bîhuş

bîilâç

bijon anahtarı

bijuteri

bîkarar

bikarbonat

bîkes

bîkeslik,−ği

bikini

bikir,−kri

bilâder ağacı

bilâhare

bilâistisna

bilâkaydüşart

bilâkis

bilânço

bilâr

bilârdo

bilârdocu

bilârdoculuk,−ğu



                   363
bilârdo masası

bilâsebep,−bi

bilâvasıta

bilcümle

bildik,−ği

bildirge

bildiri

bildirilme

bildirilmek

bildirim

bildirim ödencesi

bildiriş

bildirişim

bildirişme

bildirişmek

bildirme

bildirme cümlesi

bildirmek

bildirme kipi

bildirme kipleri

bile

bile bile

bilecen

bilecenlik,−ği

Bilecik

bileği

bileği taşı



                    364
bilek,−ği

bilek damarı

bilek gücü

bilek güreşi

bilek kuvveti

bileklik,−ği

bilek saati

bileme

bilemek

bilenme

bilenmek

bileşen

bileşik,−ği

bileşik faiz

bileşikgiller

bileşik kap,−bı

bileşik kaplar

bileşik kesir,−sri

bileşik önerme

bileşim

bileşke

bileşken

bileşme

bileşmek

bileştirici

bileştirme

bileştirmek



                     365
bilet

biletçi

biletçilik,−ği

biletli

biletsiz

biletme

biletmek

bileyici

bileyicilik,−ği

bilezik,−ği

bilezikli

bilfarz

bilfiil

bilge

bilgece

bilgelik,−ği

bilgi

bilgici

bilgicilik,−ği

bilgiç,−ci

bilgi çarpıtma

bilgiç bilgiç

bilgiçlik,−ği

bilgi işlem

bilgi kuramı

bilgilendirme

bilgilendirmek



                  366
bilgilenme

bilgilenmek

bilgili

bilgilik,−ği

bilgin

bilgince

bilginlik,−ği

bilgisayar

bilgisayarcı

bilgisayarcılık,−ğı

bilgisayarlamak

bilgisayarlaşma

bilgisayarlaşmak

bilgisayarlı

kesityazar

bilgisayar masası

bilgisiz

bilgisizlik,−ği

bilgi şöleni

bilgi toplumu

bilgiyazar

bilhassa

bili

bili bili

bilici

bililtizam

bilim



                      367
bilim adamı

bilimci

bilimcilik,−ği

bilim dışı

bilim kadını

bilim kuramı

bilim kurgu

bilim kurgusal

bilimsel

bilimsel deneycilik,

−ği

bilimsel düşünce

bilimselleştirme

bilimselleştirmek

bilimsellik,−ği

bilimsel sosyalizm

bilimsel toplantı

bilimsiz

bilimsizlik,−ği

bilinç,−ci

bilinç akışı

bilinçaltı

bilinç dışı

bilinç kaybı

bilinçlendirme

bilinçlendirmek

bilinçlenme



                       368
bilinçlenmek

bilinçli

bilinçlilik,−ği

bilinçsiz

bilinçsizlik,−ği

bilindik,−ği

bilinemez

bilinemezci

bilinemezcilik,−ği

bilinen

bilinme

bilinmedik,−ği

bilinmek

bilinmeyen

bilinmez

bilinmezlik,−ği

bilir

bilirkişi

bilirkişilik,−ği

bilirkişi raporu

bilisiz

bilisizlik,−ği

bilistifade

biliş

bilişim

bilişim ağı

bilişimci



                     369
bilişim teknolojisi

bilişme

bilişmek

bilişsel

billâhi

billboard

billûr

billûr cisim,−smi

billûrî

billûriye

billûrlaşma

billûrlaşmak

billûrlaştırma

billûrlaştırmak

billûrlu

billûrsu

bilme

bilmece

bilmek

bilmemezlik,−ği

bilmez

bilmezleme

bilmezlemek

bilmezlenme

bilmezlenmek

bilmezlik,−ği

bilmiş



                      370
bilmukabele

bilmünasebe

bilsat

bilumum

bilvasıta

bilvesile

bilye

bilyeli

bilyeli yatak,−ğı

bilyon

bin

bina

binaen

binaenaleyh

bina etmek

bînamaz

binbaşı,−yı

binbaşılık,−ğı

bin bir

bindallı

bindi

bindirilme

bindirilmek

bindirilmiş

kuvvetler

bindirim

bindirimli



                    371
bindirme

bindirmek

bindirme kilit,−di

binek,−ği

binek atı

binek taşı

biner

bingi

Bingöl

bini

binici

binicilik,−ği

binilme

binilmek

bininci

biniş

binişme

binişmek

binit

bin kat

binlerce

binlik,−ği

binme

binmek

binnetice

bin türlü

binyaprak,−ğı (bitki)



                        372
binyıl

biokütle

biomedikal,−li

biomekanik,−ği

biomikroskop,−bu

bîperva

bir

bira

bira bardağı

biracı

biracılık,−ğı

birader

bir ağızdan

birahane

birahaneci

bir alay

bir âlem

biralık,−ğı

bira mayası

bir an

bir an önce

bir ara

bir araba

bir arada

bir aralık

bir avuç,−cu

biraz



                   373
birazcık,−ğı

birazdan

birazı

bir bakıma

bir başına

bir bir

birbiri

bir boy

bir boyda

bir boydan bir boya

birci

bircilik,−ği

bir çenekliler

bir çenetli

bir çırpıda

bir çift

birçoğu

birçok,−ğu

bir damla

bir defa

bir defalık,−ğı

birden

birdenbire

birdirbir (oyun)

bir dirhem

bir dolu

bir düziye



                      374
birebir (etkili)

bire bir (ölçü)

bire bir eşleme

Birecik (ilçe)

bir el (atış)

birer

birer birer

birer ikişer

bireşim

bireşimli

bir evcikli

birey

bireyci

bireycilik,−ği

bireyleşme

bireyleştirme

bireyleştirmek

bireylik,−ği

birey oluş

bireysel

bireyselleştirme

bireyselleştirmek

bireysellik,−ği

bireyüstü

bir gecelik,−ği

bir gözeli

bir gözeliler



                    375
bir güzel

bir hamlede

bir hayli

bir hoş

bir hücreli

biri

biricik,−ği

bir iki

birikim

birikinti

birikinti konisi

birikiş

birikişme

birikişmek

birikme

birikme havzası

birikmek

biriktirim

biriktirme

biriktirmek

birileri

birim

birim bölüğü

birimci ekonomi

birimler bölüğü

birincasıf

birinci



                   376
birinci çağ

birinci el

birincil

birincil grup,−bu

birincilik,−ği

birinci olmak

birinci orun

birinci zar

birisi

birkaç

birkaçı

bir kalem

bir karar

bir karış

bir kere

bir kerecik

bir koşu

birleme

birlemek

birler

birleşen

birleşik,−ği

birleşik cümle

birleşik fiil

birleşik isim,−smi

birleşik kap,−bı

birleşik kaplar



                     377
birleşik kelime

birleşik oturum

birleşik oy pusulası

birleşik zaman

birleşilme

birleşilmek

birleşim

birleşme

birleşme değeri

birleşmek

birleştirici

birleştirme

birleştirmek

birli

birlik,−ği

birlik olmak

birlikte

birliktelik,−ği

birlikte yaşama

bir nebze

bir nefeste

bir nice

bir numara

bir numaralı

bir o kadar

bir ölçüde

bir örnek,−ği



                       378
bir parça

bir parmak,−ğı

birsam

bir sıra

bir solukta

bir sürü

bir şey

birtakım

bir tane

bir temiz

bir terimli

birun

bir vakit,−kti

bir vakitler

biryan

bir yana

biryancı

bir yandan

biryan pilâvı

biryan yağı

bir yol

bir zaman

bir zamanlar

bisiklet

bisikletçi

bisikletçilik,−ği

bisikletli



                    379
bisikletsiz

bisiklet yolu

bisküvi

Bismil (ilçe)

bismillâh

bistro

bisturi

bisülfat

bisülfür

bişek

bişi

Bişkek

bit

bîtap,−bı

bîtaraf

bîtaraflık,−ğı

bitek,−ği

bitelge

bitevi

biteviye

biteviyelik,−ği

bitey

bitik,−ği

bitiklik,−ği

bitim

bitimli

bitimsiz



                  380
bitirilme

bitirilmek

bitirim

bitirimci

bitirimhane

bitirim yeri

bitiriş

bitiriş yemi

bitirme

bitirme fiili

bitirmek

bitirme tezi

bitirmiş

bitiş

bitişik,−ği

bitişik çanak

yapraklılar

bitişiklik,−ği

bitişik taç yapraklılar

bitişimli

bitişken

bitişken dil

bitişkenlik,−ği

bitişme

bitişmek

bitiştirme

bitiştirmek



                          381
bitki

bitki aktarımı

bitki bilimci

bitki bilimi

bitki bitleri

bitkici

bitkicilik,−ği

bitki coğrafyası

bitkileşme

bitkileşmek

bitkimsi

bitkimsi hayvanlar

bitkin

bitki nakli

bitkinlik,−ği

bitki örtüsü

bitki patolojisi

bitkisel

bitkisel hayat

bitkisel kazein

bitkisel yağ

bitki sütü

bitki topluluğu

bitki varlığı

bitleme

bitlemek

bitlenme



                     382
bitlenmek

bitler

bitli

Bitlis

Bitlis köftesi

bitme

bitmek

bitnik,−ği

bit otu

bitpazarı

bittabi

bitter

bitüm

bitümleme

bitümlemek

bitümlü

bit yeniği

bîvefa

biyaprak,−ğı

biye

biyel

biyelcik,−ği

biyeli

biyesiz

biyoelektrik,−ği

biyoelektronik,−ği

biyoenerji



                     383
biyofizik,−ği

biyogaz

biyograf

biyografi

biyografik,−ği

biyojeografi

biyokatalizör

biyokimya

biyolog,−ğu

biyoloji

biyolojici

biyolojik,−ği

biyometeoroloji

biyonik,−ği

biyopsi

biyopsi yapmak

biyosfer

biyoşimi

biyotit

biz

Bizans

bîzar

bîzar etmek

bîzar olmak

bizatihi

biz bize

bizce



                  384
bizcileyin

bizden

bizdenlik,−ği

bizimki

bizleme

bizlemek

bizlengiç,−ci

bizmut

bizon

bizzat

blâstulâ

blender

blok

blokaj

bloke

bloke çek

bloke etmek

blok inşaat

bloklaşma

bloklaşmak

bloknot

bloksuz

bloksuzluk,−ğu

blöf

blöfçü

blöf yapmak

blûcin



                 385
blûm

blûz

boa

boagiller

boalar

bobin

bobinaj

bobin kırıcı

boca

boca alabanda

boca etmek

bocalama

bocalamak

bocalatma

bocalatmak

boci

bocuk,−ğu

bocurgat

bodoslama

bodoslamadan

bodoslamak

bodrum

Bodrum (ilçe)

bodrum katı

boduç,−cu

bodur

bodurlaşma



                386
bodurlaşmak

bodurluk,−ğu

bodur pas

boğa

Boğa (burç)

boğada

boğa güreşçisi

boğa güreşi

boğak,−ğı

boğalık,−ğı

boğanak,−ğı

boğan otu

boğasak,−ğı

boğasama

boğasamak

boğası

boğaz

Boğaziçi'ni

Boğazkale (ilçe)

boğaz kavgası

boğazkesen

Boğazkesen (ilçe)

Boğazköy (ilçe)

boğazlama

boğazlamak

boğazlanma

boğazlanmak



                    387
boğazlaşma

boğazlaşmak

boğazlatma

boğazlatmak

boğazlı

Boğazlıyan (ilçe)

boğaz meselesi

boğazsız

boğdurma

boğdurmak

boğdurtma

boğdurtmak

boğdurulma

boğdurulmak

boğma

boğmaca

boğmacalı

boğmak

boğmaklı

boğmaklı kuş

boğucu

boğuk,−ğu

boğuk boğuk

boğuklaşma

boğuklaşmak

boğula boğula

boğulma



                    388
boğulmak

boğum

boğum boğum

boğumlama

boğumlamak

boğumlanma

boğumlanma bölgesi

boğumlanmak

boğumlanma noktası

boğumlu

boğuntu

boğunuk,−ğu

boğuşma

boğuşmak

boğuşulma

boğuşulmak

bohça

bohça böreği

bohçacı

bohçacılık,−ğı

bohçalama

bohçalamak

bohem

bohem hayatı

bohriyum

bok

bok böceği



                     389
boklama

boklamak

boklanma

boklanmak

boklaşma

boklaşmak

boklu

bokluk,−ğu

boks

boksit

boksör

boksörlük,−ğü

bol

bol,−lü (içki)

bolalma

bolalmak

bolarma

bolarmak

bol bol

bol bolamat

bol bulamaç,−cı

bolca

bolero

boliçe

Bolivya

Bolivyalı

bol kepçe



                  390
bollanma

bollanmak

bollaşma

bollaşmak

bollaştırma

bollaştırmak

bollatma

bollatmak

bolluk,−ğu

bolometre

bol paça

Bolşevik

Bolşeviklik,−ği

Bolşevizm

Bolu

Bolvadin (ilçe)

bom

bomba

bombacı

bombacılık,−ğı

bombalama

bombalamak

bombalanma

bombalanmak

bombalatma

bombalatmak

bombardıman



                  391
bombardıman

etmek

bombardıman

uçağı

bombardon

bombe

bombe bezi

bombeli

bombesiz

bombok

bomboş

bomboz

bonbon

bonboncu

bonbonculuk,−ğu

bonbon şekeri

boncuk,−ğu

boncukçu

boncukçuluk,−ğu

boncuk fasulye

boncuklanış

boncuklanma

boncuklanmak

boncuklaşma

boncuklaşmak

boncuklu

boncukluk,−ğu



                  392
boncuk mavisi

boncuksuz

boncuk tutkalı

bone

bonfile

bonfilelik,−ği

bonjur

bonkör

bonkörlük,−ğü

bonmarşe

bono

bon otu

bonservis

bop

bopluk,−ğu

bopstil

bor

Bor (ilçe)

Bora

borak

boraks

boralı

boran

borani

borasit,−di

borat

borazan



                 393
borazancı

borazancıbaşı

borazancılık,−ğı

borç,−cu

borç etmek

borç harç

Borçka (ilçe)

borçlandırılma

borçlandırılmak

borçlandırma

borçlandırmak

borçlanılma

borçlanılmak

borçlanma

borçlanmak

borçlu

borçluluk,−ğu

borçluluk dengesi

borçsuz

borçsuz harçsız

borçsuzluk,−ğu

borç yapmak

borda

borda etmek

borda fenerleri

borda hattı

bordalama



                    394
bordalamak

bordo

bordro

bordür

borik,−ği

borik asit,−di

borikli

borina

Bornova (ilçe)

Bornova misketi

bornoz

borsa

borsa acentesi

borsa aracısı

borsa cetveli

borsacı

borsacılık,−ğı

borsa değeri

borsa kâğıdı

borsa komiseri

borsa

komisyoncusu

borsa oyunu

borsa simsarı

borsa tahtası

borş

boru



                  395
boru ağı

boru askısı

boru bileziği

borucu

boru çiçeği

boru çiçeğigiller

boru hattı

boruk,−ğu

boru kabağı

boru kelepçesi

boru mengenesi

borumsu

boru yolu

bos

boslu

Bosna

Bosnalı

bostan

bostan bekçisi

bostan bozuntusu

bostancı

bostancılık,−ğı

bostancı ocağı

bostan dolabı

bostan kebabı

bostan korkuluğu

bostanlık,−ğı



                    396
bostan patlıcanı

boş

boşalım

boşalma

boşalmak

boşaltaç,−cı

boşaltı

boşaltılma

boşaltılmak

boşaltım

boşaltım aygıtı

boşaltım organı

boşaltma

boşaltma havzası

boşaltmak

boşama

boşamak

boşandırma

boşandırmak

boşanma

boşanma davası

boşanma ilâmı

boşanmak

boşatma

boşatmak

boşattırma

boşattırmak



                   397
boşboğaz

boşboğazlık,−ğı

boşboğazlık etmek

boş böğür,−ğrü

boş inanç,−cı

boş kâğıdı

boş küme

boş lâf

boşlama

boşlamak

boşluk,−ğu

boşluklu serpme

boşluk tulumbası

Boşnak

Boşnakça

Boşnak güzeli

Boşnaklık,−ğı

boş olmak

boş söz

boşta

boşu boşuna

boşuna

boş vermek

boş yere

boş zaman

bot

botanik,−ği



                    398
botanik bahçesi

botanikçi

botanik parkı

boy

boya

Boyabat (ilçe)

boy abdesti

boyacı

boyacı küpü

boyacılık,−ğı

boyacı sandığı

boya fırçası

boyahane

boya kalemi

boya kökü

boya kutusu

boyalama

boyalamak

boyalanma

boyalanmak

boyalı

boyalı basın

boyama

boyamak

boyama kazanı

boyama kitabı

boyana



                  399
boyanma

boyanmak

boyar

boyar madde

boyasız

boyasızlık,−ğı

boya tabakası

boya tabancası

boyatılma

boyatılmak

boyatma

boyatmak

boyayıcı

boy aynası

boy beyi

boy bos

boy boy

boyca

boydak,−ğı

boydan boya

boydaş

boydaşlık,−ğı

boykot

boykotaj

boykotçu

boykotçuluk,−ğu

boykot etmek



                  400
boylam

boylama

boylamak

boylamasına

boylanış

boylanma

boylanmak

boyler

boylu

boylu boslu

boylu boyunca

boyluca

boylu poslu

boy menteşe

boyna

boyna etmek

boynu bükük,−ğü

boynu eğri

boynuna

boynuz

boynuzlama

boynuzlamak

boynuzlanma

boynuzlanmak

boynuzlaşma

boynuzlaşmak

boynuzlatma



                  401
boynuzlatmak

boynuzlu

boynuzlugiller

boynuzluteke

(böcek)

boynuzsu

boynuzsuz

boy otu

boy pos

boysuz

boyun,−ynu

boyuna

boyun bağı

boyun borcu

boyunca

boyunduruk,−ğu

boyunduruk parası

boyunlandırma

boyunlandırmak

boyunlu

boyunluk,−ğu

boyut

boyutlandırma

boyutlandırmak

boyutlar

boyutlu

boyutsuz



                    402
boz

boza

bozacı

bozacılık,−ğı

bozahane

bozarık,−ğı

bozarma

bozarmak

bozayı

bozbakkal (kuş)

boz bulanık,−ğı

bozca

Bozcaada (ilçe)

bozdoğan (gürz;

kuş)

Bozdoğan (ilçe)

bozdurma

bozdurmak

bozdurtma

bozdurtmak

bozdurulma

bozdurulmak

bozgeven

bozgun

bozguncu

bozgunculuk,−ğu

bozgunluk,−ğu



                  403
bozkır

Bozkır (ilçe)

bozkır kedisi

bozkır koyunu

bozkırlaşma

bozkırlaşmak

bozkır tavuğu

bozkurt,−du

Bozkurt (ilçe)

bozlak,−ğı

bozlama

bozlamak

bozma

bozmacı

boz madde

bozmak

Bozova (ilçe)

bozördek,−ği

bozrak,−ğı

Boztepe (ilçe)

bozuk,−ğu

bozukça

bozuk düzen

bozukluk,−ğu

bozuk para

bozulma

bozulmak



                 404
bozuluş

bozum

bozumca

bozum havası

bozuntu

bozuşma

bozuşmak

bozuşuk,−ğu

bozuşukluk,−ğu

Bozüyük (ilçe)

Bozyazı (ilçe)

boz yel

bozyürük,−ğü

(yılan)

böbrek,−ği

böbreksi

böbrek taşı

böbrek üstü bezi

böbrek yağı

böbür

böbürlenme

böbürlenmek

böbürtü

böce

böcek,−ği

böcekbaşı

böcek bilimci



                   405
böcek bilimi

böcekçil

böcekçiller

böcekhane

böcekkabuğu

(renk)

böcekkapan

böceklenme

böceklenmek

böcekler

böcekli

böceklik,−ği

böceksavar

böceksiz

böcelenme

böcelenmek

böcü

böcül böcül

böğ

böğür,−ğrü

böğüre böğüre

böğürme

böğürmek

böğürtlen

böğürtlenlik,−ği

böğürtme

böğürtmek



                   406
böğürtü

böğürüş

böke

bökelik,−ği

böldürme

böldürmek

bölen

bölge

bölgeci

bölgecilik,−ği

bölgesel

bölme

bölmeç,−ci

bölme işareti

bölmek

bölmeli

bölü

bölücü

bölücülük,−ğü

bölük,−ğü

bölükbaşı

bölük bölük

bölük pörçük,−ğü

bölüm

bölümleme

bölümlemek

bölümlendirme



                   407
bölümlendirmek

bölümleniş

bölümlenme

bölümlenmek

bölümsel

bölünebilme

bölünen

bölüngü

bölünme

bölünmek

bölünmez

bölünmezlik,−ği

bölüntü

bölüntüler

bölünüş

bölüş

bölüşme

bölüşmek

bölüştürme

bölüştürmek

bölüşüm

bölüt

bölütlenme

bölütlü

bön

bön bön

bönce



                  408
bönleşme

bönleşmek

bönlük,−ğü

börek,−ği

börekçi

börekçilik,−ği

böreklik,−ği

börk

börkenek,−ği

börtme

börtmek

börttürme

börttürmek

börtü böcek,−ği

börtük,−ğü

börtülme

börtülmek

börülce

bösme

bösmek

böyle

böyle böyle

böylece

böylecene

böylelikle

böylemesine

böylesi



                  409
böylesine

brahma

Brahman

Brahmanizm

Brahmanlık,−ğı

braket

brakisefal,−li

branda

branda bezi

branş

bravo

bre

breş

brezil

brezilya

Brezilya

Brezilyalı

brıçka

briç

brifing

brik

briket

briketçi

briketçilik,−ği

briketleme

briketlemek

briyantin



                  410
briyantinli

brizbiz

brokar

broket

brokoli

brom

bromhidrik,−ği

bromhidrik asit,−di

bromür

bromürlü

bronş

bronşçuk,−ğu

bronşit

bronz

bronzlaşma

bronzlaşmak

broş

broşür

brovning

bröve

Brüksel lâhanası

brülör

brüt

bu

bu arada

buat

bubi tuzağı



                      411
Buca (ilçe)

bucak,−ğı

Bucak (ilçe)

bucak bucak

buçuk,−ğu

buçuklu

Buda

budak,−ğı

budak deliği

budaklanma

budaklanmak

budaklı

budak özü

budala

budala budala

budalaca

budalacasına

budalalaşma

budalalaşmak

budalalık,−ğı

budalalık etmek

budama

budamak

budanış

budanma

budanmak

budatma



                  412
budatmak

Budist

Budizm

budun

budun betimci

budun betimi

budun bilimci

budun bilimi

budun bilimsel

budunsal

bu gidişle

bugün

bugünkü

bugünlük

Buğdan (ilçe)

buğday

buğday benizli

buğday biti

buğdaycıl

buğdaygiller

buğday güvesi

buğday pası

buğday rengi

buğdaysı

buğdaysılar

buğdaysı meyve

buğdaysı tane



                 413
buğdaysı tohum

buğday sürmesi

buğday unu

buğra

buğu

buğu evi

buğu kebabı

buğulama

buğulamak

buğulandırma

buğulandırmak

buğulanış

buğulanma

buğulanmak

buğulaşma

buğulaşmak

buğulaştırıcı

buğul buğul

buğulu

buğulu buğulu

buğur

buhar

Buhara

buhar kazanı

Buharkent (ilçe)

buhar kurutucusu

buharlaşma



                   414
buharlaşmak

buharlaşma

noktası

buharlaştırıcı

buharlaştırma

buharlaştırmak

buharlayıcı

buharlı

buharlı gemi

buharlı hamam

buharlı ısıtma

buharlı makine

buharlı tren

buharlı ütü

buhar makinesi

buhar valfı

buhran

buhranlı

buhur

buhurdan

buhurdanlık,−ğı

buhurluk,−ğu

buhurumeryem

buji

bukağı

bukağılama

bukağılamak



                  415
bukağılı

bukağılık,−ğı

bukalemun

bukalemungiller

bukanak,−ğı

buke

buket

bukle

bukle bukle

bukleli

buklesiz

buklet

bukran

bul

bula

bulada

bulak,−ğı

bulama

bulamaç,−cı

bulamak

Bulancak (ilçe)

bulandırıcı

bulandırılma

bulandırılmak

bulandırma

bulandırmak

bulanık,−ğı



                  416
Bulanık (ilçe)

bulanıkça

bulanıklaşma

bulanıklaşmak

bulanıklaştırma

bulanıklaştırmak

bulanıklık,−ğı

bulanış

bulanma

bulanmak

bulantı

bulaşıcı

bulaşıcı hastalık,−ğı

bulaşık,−ğı

bulaşık adam

bulaşık bezi

bulaşıkçı

bulaşıkçılık,−ğı

bulaşık deniz

bulaşık deterjanı

bulaşık eldiveni

bulaşık gemi

bulaşıkhane

bulaşık iş

bulaşıklık,−ğı

bulaşık makinesi

bulaşık makinesi



                        417
tuzu

bulaşık suyu

bulaşık tozu

bulaşılma

bulaşılmak

bulaşkan

bulaşkanlık,−ğı

bulaşma

bulaşmak

bulaştırılma

bulaştırılmak

bulaştırma

bulaştırmak

Buldan (ilçe)

buldok,−ğu

buldozer

buldumcuk,−ğu

buldurma

buldurmak

buldurtma

buldurtmak

Bulgar

Bulgarca

bulgari

Bulgaristan

Bulgaristanlı

Bulgarlık,−ğı



                  418
bulgu

bulgulama

bulgulamak

bulgur

bulgur bulgur

bulgurcu

bulgurcuk,−ğu

bulgurculuk,−ğu

bulgur çorbası

bulgurlama

bulgurlamak

bulgurlanma

bulgurlanmak

bulgurluk,−ğu

bulgurlu köfte

bulgurlu pilâv

bulgur pilâvı

bulgusal

bulgusal yöntem

bulma

bulmaca

bulmak

bulucu

bulûğ

bulûğ çağı

bulundurma

bulundurmak



                  419
bulunma

bulunmak

buluntu

buluş

buluş hakkı

buluşma

buluşmak

buluşma yeri

buluşturma

buluşturmak

buluşulma

buluşulmak

bulut

bulutçuk,−ğu

bulutlanma

bulutlanmak

bulutlu

bulutsu

bulutsuz

bulvar

bumbar

bumburuş

bumburuşuk,−ğu

bumbuz

bumerang

bu meyanda

bumlama



                 420
bumlamak

bun

buna

bunak,−ğı

bunakça

bunaklık,−ğı

bunalım

bunalımlı

bunalış

bunalma

bunalmak

bunaltı

bunaltıcı

bunaltılma

bunaltılmak

bunaltma

bunaltmak

bunama

bunamak

bunayış

bunca

buncağız

bunda

bundan

bungalov

bungun

bungunlaştırma



                 421
bungunlaştırmak

bunlar

bunlu

bunluk,−ğu

bunma

bunmak

bunsuz

bunu

bunun

bununla birlikte

bura

buracıkta

burada

buradan

burağan

buralı

buram buram

burası

burcu

burcu burcu

burcuma

burcumak

burç,−cu

burçak,−ğı

burçlar kuşağı

Burdur

burdurma



                   422
burdurmak

burgacık,−ğı

burgaç,−cı

burgata

burgu

burgulama

burgulamak

burgulanma

burgulanmak

burgulu

burgu makarna

burgusuz

burhan

Burhaniye (ilçe)

burjuva

burjuvaca

burjuva edebiyatı

burjuvalık,−ğı

burjuvazi

burkma

burkmak

burkucu

burkulma

burkulmak

burlesk

burma

burma bilezik,−ği



                    423
burmak

burma kadayıf

burnaz

burnu büyük,−ğü

burnu havada

burs

Bursa

burslu

burssuz

burtlak,−ğı

buru

buruk,−ğu

buruk buruk

burukça

buruklaşma

buruklaşmak

burukluk,−ğu

buruksu

burulma

burulma dayanımı

burulmak

burum burum

burun,−rnu

burun boşlukları

burun buruna

burun deliği

Burundi



                   424
Burundili

burunduruk,−ğu

burun farkı

burun kanadı

burunlama

burunlamak

burunlu

burunluk,−ğu

burun otu

burun perdesi

burunsak,−ğı

burunsalık,−ğı

buruntu

buruş buruş

buruşma

buruşmak

buruşturma

buruşturmak

buruşuk,−ğu

buruşukça

buruşukluk,−ğu

buruşuksuz

busbulanık,−ğı

buse

bu sefer

buselik,−ği

buselikaşiran



                 425
business class

buşon

but,−du

butafor

butaforcu

butik,−ği

butikçi

butikçilik,−ği

butlan

buton

buut,−du

buydurma

buydurmak

buyma

buymak

buyot

buyruk,−ğu

buyrukçu

buyruk kulu

buyrulma

buyrulmak

buyrultu

buyruntu

buyur

buyurgan

buyurganlık,−ğı

buyurma



                  426
buyurmak

buyuru

buyurucu

buz

buzağı

buzağılama

buzağılamak

buzağılaşma

buzağılaşmak

buzağılı

buzağısız

buz alanı

buzcu

buzculuk,−ğu

buzçözer

buz dağı

buzdolabı

buz duvarı

buzhane

buz hokeyi

buz kalıbı

buzkıran

buzla

buzlanma

buzlanmak

buzlaşma

buzlaşmak



               427
buzlu

buzlu cam

buzlu çay

buzluğan

buzluk,−ğu

buz torbası

buzuki

buzul

buzul bilimci

buzul bilimi

buzul çağı

buzul devri

buzul dönemi

buzul kar

buzul kaynağı

buzullaşma

buzullaşmak

buzullu

buzul masası

buzul seli

buzulsuz

buzul taş

buz yalağı

bücür

bücürleşme

bücürleşmek

bücürlük,−ğü



                428
büfe

büfeci

büfecilik,−ği

Bügdüz

büğe

büğelek,−ği

büğeme

büğemek

büğet

büğlü

büğrü

bühtan

bühtan etmek

bük

büke büke

büken

büklük,−ğü

büklüm

büklüm büklüm

bükme

bükmek

büktürme

büktürmek

bükücü

bükücülük,−ğü

bükük,−ğü

bükülgen



                429
bükülgenlik,−ği

bükülme

bükülmek

bükülü

bükülüş

büküm

bükümlü

bükümsüz

bükün

bükünlü

bükünlü dil

bükünme

bükünmek

büküntü

büküş

bülbül

bülbül çanağı

bülbülkonağı (tatlı)

bülbülleşme

bülbülleşmek

bülbülyuvası (tatlı)

bülten

Bünyan (ilçe)

bünye

bünyece

bürgü

bürgülü



                       430
büro

bürokrasi

bürokrat

bürokratik,−ği

bürudet

bürük,−ğü

bürülü

bürüm

bürümcek,−ği

bürümcük,−ğü

bürümçek,−ği

bürüme

bürümek

bürünme

bürünmek

büryan

büryancı

büryan pilâvı

büsbütün

büst

bütan

bütçe

bütçe açığı

bütçeleme

bütçelemek

bütçe yılı

büten



                 431
bütün

bütün bütün

bütün bütüne

bütüncü ekonomi

bütüncül

bütüncüllük,−ğü

bütünleme

bütünlemek

bütünlemeli

bütünleme sınavı

bütünlenme

bütünlenmek

bütünler

bütünler açı

bütünleşme

bütünleşmek

bütünletme

bütünletmek

bütünleyen

bütünleyici

bütünlük,−ğü

bütünsel

bütünsellik,−ği

büve

büvelek,−ği

büvet

büyü



                   432
büyücek,−ği

büyücü

büyücülük,−ğü

büyüğümsü

büyük,−ğü

büyük abdest

büyük aile

büyük amiral,−li

büyük ana

büyük anne

büyük atardamar

Büyükayı (yıldız

kümesi)

büyük baba

büyükbaş

büyük boy

büyükçe

Büyük Çekmece

(ilçe)

büyük çember

büyük dalga

büyük defter

büyük elçi

büyük elçilik,−ği

büyük hanım

büyük harf

büyük kalori



                    433
büyük kan dolaşımı

büyüklenme

büyüklenmek

büyüklük,−ğü

büyüklük hastalığı

büyüklü küçüklü

büyük mağaza

büyük mevlit ayı

Büyükorhan (ilçe)

büyük önerme

büyük para

büyük peder

büyükseme

büyüksemek

büyük sesli uyumu

üyüksü

büyük şehir,−hri

büyük tansiyon

büyük terim

büyük tövbe ayı

büyük ünlü uyumu

büyüleme

büyülemek

büyüleniş

büyülenme

büyülenmek

büyüleyici



                     434
büyüleyici özellik,

− ği

büyüleyiş

büyülteç,−ci

büyültme

büyültmek

büyülü

büyüme

büyüme hızı

büyümek

büyüsel

büyüteç,−ci

büyütken

büyütken doku

büyütme

büyütmek

büyütülme

büyütülmek

büyütürlük,−ğü

büyütüş

büyü yapmak

büyüyüş

büz

büzdürme

büzdürmek

büzgen

büzgü



                      435
büzgüleme

büzgülemek

büzgülü

büzgüsüz

büzme

büzmek

büzük,−ğü

büzüktaş

büzülme

büzülmek

büzülüş

büzüşme

büzüşmek

büzüşük,−ğü

by−pass

by−pass ameliyatı

(*)C

C

caba

cabadan

cacık,−ğı

cadaloz

cadalozlaşma

cadalozlaşmak

cadalozluk,−ğu

cadde

cadı



                    436
cadı kazanı

cadılaşma

cadılaşmak

cadılık,−ğı

cadılık etmek

cadısüpürgesi

(mantar)

cafcaf

cafcaflı

Caferî

cağ

cağ kebabı

cağlık,−ğı

cahil

cahilâne

cahilce

cahiliye

cahiliyet

cahillik,−ği

cahillik etmek

caiz

caize

caka

cakacı

cakacılık,−ğı

cakalanma

cakalanmak



                 437
cakalı

cakasız

cali

calip,−bi

cam

camadan

camadanlı

cambaz

cambazhane

cambazlık,−ğı

cambul cumbul

camcı

camcı elması

camcılık,−ğı

camcı macunu

cam çivisi

camekân

camekânlı

camekânlı kutu

camekânsız

cam evi

camgöbeği (renk)

camgöz (balık)

cam göz (takma

gözlü)

camgüzeli (çiçek)

camız



                    438
cami,−i,−si (ibadet

yeri)

cami,−i (toplayan)

camia

camit

cam kanatlılar

camlama

camlamak

camlanma

camlanmak

camlaşma

camlaşmak

camlatma

camlatmak

camlı

camlık,−ğı

camlı köşk

cam macunu

cam mozaik,−ği

cam pamuğu

cam resim,−smi

camsı

camsız

cam suyu

cam yuvası

cam yünü

can



                      439
cana

can acısı

can alıcı

canan

can arkadaşı

canavar

canavarca

canavar düdüğü

canavarlaşma

canavarlaşmak

canavarlık,−ğı

canavar otu

canavar otugiller

cana yakın

cana yakınlık,−ğı

can beraber

can borcu

can bunaltısı

cancağız

can ciğer

can damarı

candan

candan candan

candanlık,−ğı

can direği

can dostu

can düşmanı



                    440
can eriği

can evi

can feda

canfes

canfeza

cangıl

cangıl cungul

can gözdesi

canhıraş

canı pek

canı tatlı

canı tez

cani

canice

canilik,−ği

canip,−bi

caniyane

can korkusu

can kurban

cankurtaran

cankurtaran çanı

cankurtaran

düdüğü

cankurtaran gemisi

cankurtaran

kulübesi

cankurtaranlık,−ğı



                     441
cankurtaran salı

cankurtaran

sandalı

cankurtaran simidi

cankurtaran

şamandırası

cankurtaran yeleği

can kuşu

canla başla

canlandırıcı

canlandırıcılık,−ğı

canlandırılma

canlandırılmak

canlandırım

canlandırma

canlandırmak

canlanma

canlanmak

canlı

canlı canlı

canlı cenaze

canlıcılık,−ğı

canlılık,−ğı

canlı model

canlı müzik,−ği

canlı özdekçilik,−ği

canlı resim,−smi



                       442
canlı yayın

can noktası

can pazarı

can sağlığı

can sıkıcı

can sıkıntısı

cansız

cansız cansız

cansız hedef

cansızlaşma

cansızlaşmak

cansızlaştırma

cansızlaştırmak

cansızlık,−ğı

can simidi

cansiparane

can sohbeti

can tahtası

cantiyane

can yeleği

can yoldaşı

capcanlı

car

carcar

car car

carcur (fermuar)

carcur etmek



                   443
cari

cari gider

cari hesap,−bı

cari kur

cari masraf

cari para

cari ücret

cariye

cariyelik,−ği

carlama

carlamak

carlı

carsız

cart

carta

cartadak

cartadan

cart curt

cascavlak,−ğı

casino

casus

casusluk,−ğu

cavalacoz

cavlak,−ğı

cavlaklık,−ğı

cavlama

cavlamak



                 444
caydırıcı

caydırıcılık,−ğı

caydırılma

caydırılmak

caydırış

caydırma

caydırmak

caygın

cayır cayır

cayırdama

cayırdamak

cayırdatma

cayırdatmak

cayırtı

cayış

cayma

caymak

caz

cazbant,−dı

cazcı

cazcılık,−ğı

cazgır

cazgırlık,−ğı

cazır cazır

cazırdama

cazırdamak

cazırdatma



                   445
cazırdatmak

cazırtı

cazibe

cazibedar

cazibe kanunu

cazibeleşme

cazibeleşmek

cazibeleştirme

cazibeleştirmek

cazibeli

cazibesiz

cazip,−bi

cazipleşme

cazipleşmek

cazipleştirme

cazipleştirmek

cazipli

caziplik,−ği

cazlı

cazsız

caz takımı

cebbar

cebe

cebeci

Cebeci

cebel

cebeli



                  446
Cebelibereket

cebelleşme

cebelleşmek

cebellezi

ceberut

cebi delik,−ği

cebin

cebir,−bri

cebire

cebirsel

cebirsel deyim

cebirsel formül

cebirsel ifade

Cebrail

cebren

cebretme

cebretmek

cebrî

cebrinefs

cebriye

cebrî yürüyüş

Cedî (Oğlak burcu)

cedit,−di

cedre

cefa

cefa etmek

cefakâr



                     447
cefakeş

cefalı

ceffelkalem

cehalet

cehdetme

cehdetmek

cehennem

cehennem azabı

cehennem hayatı

cehennemî

cehennem kütüğü

cehennemleşme

cehennemleşmek

cehennemlik,−ği

cehennem taşı

cehennem zebanisi

cehil,−hli

cehit,−hdi

cehre

cehri

ceket

celâdet

celâl,−li

Celâlî

Celâlîlik,−ği

celâllenme

celâllenmek



                    448
celâlli

celâllice

celbe

celep,−bi

celeplik,−ği

celi

celil

celi yazı

cellât,−dı

cellâtlık,−ğı

celp,−bi

celp etmek

celp kâğıdı

celpname

celse

cemaat,−ti

cemaatimüslimin

cemaatleşme

cemaatleşmek

cemaatli

cemaatsiz

cemaatsizlik,−ği

cemadat

cemal,−li

cem'an

cem'an yekûn

cemaziyülâhır



                   449
cemaziyülevvel

cembiye

cembiyeli

cembiyesiz

cemetme

cemetmek

cemi,−m'i

cemil

cemile

cemilendirme

cemilendirmek

cemilenme

cemilenmek

cemiyet

cemiyetli

cemre

cenabet

Cenabıhak,−kkı

cenah

cenap,−bı

cenaze

cenaze alayı

cenaze duası

cenaze levazımatı

canaze merasimi

cenaze namazı

cenaze töreni



                    450
cenbiye

cendere

cendereleşme

cendereleşmek

Ceneviz

Cenevizli

Cenevre kurabiyesi

cengâver

cengâverce

cengâverlik,−ği

cengel

cenin

ceninisakıt

cenk,−gi

cenkçi

cenkçilik,−ği

cenkleşme

cenkleşmek

cennet

cennet balığı

cennet balığıgiller

cennet biberi

cennet kuşu

cennet kuşugiller

cennetleşme

cennetleşmek

cennetlik,−ği



                      451
cennetmekân

cennet öküzü

cennet taamı

centilmen

centilmence

centilmenlik,−ği

centilmenlik

anlaşması

cenubî

cenup,−bu

cenuplu

cep,−bi

cepçi

cepçilik,−ği

cep defteri

cep feneri

cephane

cephaneci

cephanelik,−ği

cep harçlığı

cephe

cephe gerisi

cephelenme

cephelenmek

cepheleşme

cepheleşmek

cepheli



                   452
cepken

cep kitabı

cepleme

ceplemek

cep saati

cep sözlüğü

cep takvimi

cep telefonu

cep televizyonu

cer,−rri

cerahat,−ti

cerahatlenme

cerahatlenmek

cerahatli

cerahatsiz

cerbeze

cerbezeli

cereme

ceren

cereyan

cereyan etmek

cereyanlı

cerh

cerh etmek

cer hocası

ceride

ceriha



                  453
cerime

Cermen

Cermence

Cermen dilleri

cermen menteşe

cerrah

cerrahî

cerrahî müdahale

cerrahlık,−ğı

cerrar

cesamet

cesametli

cesaret

cesaret etmek

cesaretlendirilme

cesaretlendirilmek

cesaretlendirme

cesaretlendirmek

cesaretlenme

cesaretlenmek

cesaretli

cesaretlilik,−ği

cesaretsiz

cesaretsizlik,−ği

ceset,−di

cesim

ceste



                     454
ceste ceste

cesur

cesurane

cesurca

cesurluk,−ğu

cet,−ddi

cetbecet

cetvel

cevaben

cevabî

cevahir

cevahirci

cevap,−bı

cevap anahtarı

cevap hakkı

cevap kâğıdı

cevaplama

cevaplamak

cevaplandırılma

cevaplandırılmak

cevaplandırma

cevaplandırmak

cevaplı

cevaplı telgraf

cevapsız

cevaz

cevelân



                   455
cevher

cevherli

cevhersiz

cevir,−vri

ceviz

cevizgiller

cevizî

ceviz içi

cevizli

cevizlik,−ği

cevretme

cevretmek

cevval,−li

cevvaliyet

cevvî

Cevza (İkizler

burcu)

Ceyhan (ilçe)

ceylân

ceylânca

ceylân bakışlı

Ceylânpınar (ilçe)

ceza

ceza alanı

ceza atışı

ceza evi

ceza hukuku



                     456
cezaî

cezalandırılma

cezalandırılmak

cezalandırma

cezalandırmak

cezalanma

cezalanmak

cezalı

ceza mahkemeleri

ceza noktası

ceza reisi

ceza sahası

cezasız

ceza vuruşu

Cezayir

Cezayirli

Cezayir menekşesi

cezbe

cezbelenme

cezbelenmek

cezbeli

cezbesiz

cezerye

cezir,−zri

cezire

cezp,−bi

cezp etmek



                    457
cezrî

cezve

challenge

charter

chat

check−up

cıbıl

cıcık,−ğı

cıda

cıdağı

cıdak,−ğı

cık

cılız

cılızlaşma

cılızlaşmak

cılızlık,−ğı

cılk

cılkava

cılk etmek

cılklaşma

cılklaşmak

cılklık,−ğı

cımbar

cımbarlama

cımbarlamak

cımbız

cımbızcı



               458
cımbızlama

cımbızlamak

cıncık,−ğı

cıncık boncuk,−ğu

cıngıl

cırboğa

cırcır

cır cır

cırcır böceği

cırcır delgi

cırcır kolu

cırdaval

cırıldama

cırıldamak

cırıltı

cırlak,−ğı

cırlak cırlak

cırlama

cırlamak

cırlatma

cırlatmak

cırlayık,−ğı

cırmalama

cırmalamak

cırmık,−ğı

cırnak,−ğı

cırnaklama



                    459
cırnaklamak

cırnık,−ğı

cırt

cırtlak,−ğı

cırtlama

cırtlamak

cıs

cıva

cıvadra

cıvalı

cıvata

cıvatalama

cıvatalamak

cıvık,−ğı

cıvık cıvık

cıvıklanma

cıvıklanmak

cıvıklaşma

cıvıklaşmak

cıvıklaştırma

cıvıklaştırmak

cıvıklık,−ğı

cıvık mantarlar

cıvıl cıvıl

cıvıldama

cıvıldamak

cıvıldaşma



                  460
cıvıldaşmak

cıvıltı

cıvıltılı

cıvıltısız

cıvıma

cıvımak

cıvıtılma

cıvıtılmak

cıvıtma

cıvıtmak

cıvma

cıvmak

cıyak cıyak

cıyaklama

cıyaklamak

cıyaklatma

cıyaklatmak

cıyırdama

cıyırdamak

cıyırdatma

cıyırdatmak

cıyırtı

cız

cızbız

cız etmek

cızgara

cızık,−ğı



              461
cızıktırma

cızıktırmak

cızıldama

cızıldamak

cızıltı

cızıltılı

cızır cızır

cızırdama

cızırdamak

cızırdatma

cızırdatmak

cızırtı

cızırtılı

cızlam

cızlama

cızlamak

cız sineği

cibilliyet

cibilliyetsiz

cibilliyetsizlik,−ği

cibinlik,−ği

cibre

Cibril

cici

cici anne

cici bici

cicik,−ği



                       462
cicili bicili

cicim

cici mama

cicim ayı

cicoz

cicozlama

cicozlamak

cicozluk,−ğu

cidal,−li

cidalci

cidar

cidden

ciddî

ciddî ciddî

ciddîleşme

ciddîleşmek

ciddîlik,−ği

ciddiyet

ciddiyetsiz

ciddiyetsizlik,−ği

Cide (ilçe)

cif

cife

ciğer

ciğer acısı

ciğerci

ciğerdeldi



                     463
ciğer otları

ciğer otu

ciğerpare

ciğer sarma

ciğer sotesi

ciğer yarası

cihan

Cihanbeyli (ilçe)

cihangir

Cihangir

cihangirane

cihangirlik,−ği

cihannüma

cihanşinas

cihanşümul,−lü

cihar

ciharıdü

ciharıse

ciharıyek

cihat,−dı

cihaz

cihazlanma

cihazlanmak

cihet

cihetiyle

cikcik,−ği

cilâ



                    464
cilâcı

cilâcılık,−ğı

cilâlama

cilâlamak

cilâlanma

cilâlanmak

cilâlatma

cilâlatmak

cilâlı

Cilâlı Taş Devri

cilâsız

cilasun

cilâ topu

cilâ yağı

cilban

cilbent,−di

cildiye

cildiyeci

cildiyecilik,−ği

cilt,−di

ciltçi

ciltçilik,−ği

cilt evi

cilt kapağı

ciltleme

ciltlemek

ciltlenme



                   465
ciltlenmek

ciltletme

ciltletmek

ciltli

ciltlik,−ği

ciltsiz

cilve

cilvebaz

cilvekâr

cilvelenme

cilvelenmek

cilveleşme

cilveleşmek

cilveli

cilvesiz

cim

cima,−ı

cimbakuka

cimcime

cimdallı

cimri

cimrice

cimrileşme

cimrileşmek

cimrilik,−ği

cimrilik etmek

cin



                 466
cinaî

cinas

cinaslı

cinayet

cinci

cin darısı

cin fikirli

cingöz

cinlenme

cinlenmek

cinleşme

cinleşmek

cinli

cin mısırı

cinnet

cins

cinsaçı (bitki)

cins cibilliyet

cinsel

cinsellik,−ği

cinsel taciz

cinsî

cinsilâtif

cins isim,−smi

cins ismi

cinsiyet

cinslik,−ği



                  467
cinslik bilimi

cinsliksiz

cin yolu

cip

cips

ciranta

cirim,−rmi

cirit,−di

cirit atma

ciritçi

cirit oyunu

cirit ucu

ciro

ciro etmek

cisim,−smi

cisimcik,−ği

cisimlenme

cisimlenmek

cisimleşme

cisimleşmek

cismanî

cismanîlik,−ği

cismen

civan

civankaşı (nakış)

civanmert,−di

civanmertlik,−ği



                    468
civanperçemi (bitki)

civar

civciv

civcivli

civcivlik,−ği

civelek,−ği

civeleklik,−ği

ciyak

ciyak ciyak

ciyaklama

ciyaklamak

Cizre (ilçe)

cizvit

cizye

clearing

coğrafî

coğrafî durum

coğrafîk,−ği

coğrafya

coğrafyacı

coğrafyacılık,−ğı

conta

contalama

contalamak

cop

coplama

coplamak



                       469
coplanma

coplanmak

coplatma

coplatmak

corum

coşku

coşkulanma

coşkulanmak

coşkulu

coşkun

coşkunca

coşkunlaşma

coşkunlaşmak

coşkunluk,−ğu

coşma

coşmak

coşturma

coşturmak

coşturucu

coşturuculuk,−ğu

coşturulma

coşturulmak

coşuntu

cömert,−di

cömertçe

cömertleşme

cömertleşmek



                   470
cömertlik,−ği

cönk,−gü

crescendo

cudam

cukka

cuma

cuma gecesi

cuma namazı

cumartesi,−yi

Cumayeri'ni (ilçe)

cumba

cumbadak

cumbalak,−ğı

cumbalama

cumbalamak

cumbalatma

cumbalatmak

cumbalı

cumbasız

cumbul cumbul

cumbuldama

cumbuldamak

cumbuldatma

cumbuldatmak

cumburdama

cumburdamak

cumbuldatma



                     471
cumbuldatmak

cumburlop

cumburtu

cumhur

cumhurbaşkanı

cumhurbaşkanlığı

cumhurca

cumhur cemaat

cumhuriyet

Cumhuriyet

Bayramı

cumhuriyetçi

cumhuriyetçilik,−ği

cumhuriyetperver

cumhur reisi

cunda

cunta

cuntacı

cup

cuppadak

cura

curacı

cura zurna

curcuna

curcunalı

curnata

cuşiş



                      472
cübbe

cübbeci

cübbeli

cüce

cüceleşme

cüceleşmek

cücelik,−ği

cücük,−ğü

cücüklenme

cücüklenmek

cücükleşme

cücükleşmek

cüda

cühelâ

cülûs

cülûsiye

cümbür cemaat

cümbüş

cümbüşçü

cümbüşlü

cümle

cümle âlem

cümle bilgisi

cümlecik,−ği

cümle kapısı

cümlemsi

cümlesi



                473
cümleten

cümudiye

cünha

cünun

cünup,−bu

cünupluk,−ğu

cür'et

cür'et etmek

cür'etkâr

cür'etkârlık,−ğı

cür'etlenme

cür'etlenmek

cür'etli

cür’etsiz

cürmümeşhut,−du

cüruf

cürüm,−rmü

cüsse

cüsseli

cüssesiz

cüz,−z'ü

cüzam

cüzamlı

cüzdan

(*)Ç

Ç

çaba



                   474
çabalama

çabalamak

çabalanma

çabalanmak

çabalayış

çabucacık

çabucak

çabuk

çabukça

çabuk çabuk

çabuklaşma

çabuklaşmak

çabuklaştırılma

çabuklaştırılmak

çabuklaştırma

çabuklaştırmak

çabukluk,−ğu

çaça

çaça balığı

çaçaça

çaçaron

çaçaronca

çaçaronluk,−ğu

çadır

çadır ağırşağı

çadır bezi

çadırcı



                   475
çadırcılık,−ğı

çadır çanağı

çadır çatı

çadır çiçeği

çadır devlet

çadır direği

çadır kent

çadırlı

çadırlı ordugâh

çadır tiyatrosu

çadıruşağı (bitki)

çağ

çağa

çağanak,−ğı

çağanaklı

çağanoz

Çağatay

Çağatayca

çağcıl

çağcıllaşma

çağcıllaşmak

çağcıllaştırma

çağcıllaştırmak

çağcıllık,−ğı

çağcıl müzik,−ği

çağdaş

çağdaşlaşma



                     476
çağdaşlaşmak

çağdaşlaştırma

çağdaşlaştırmak

çağdaşlık,−ğı

çağ dışı

çağ dışılık,−ğı

çağıl çağıl

çağıldama

çağıldamak

çağıldayış

çağıltı

çağıltılı

çağıra çağıra

çağırı

çağırıcı

çağırım

çağırış

çağırma

çağırmak

çağırtı

çağırtkan

çağırtma

çağırtmaç,−cı

çağırtmak

çağla

çağlama

çağlamak



                  477
çağlar

çağlayan

Çağlayancerit (ilçe)

çağlayık,−ğı

çağlayış

çağma

çağmak

çağnak,−ğı

çağrı

çağrıcı

çağrıcılık,−ğı

çağrı cihazı

çağrılı

çağrılık,−ğı

çağrılış

çağrılma

çağrılmak

çağrım

çağrı numarası

çağrısız

çağrışım

çağrışımcı

çağrışımcılık,−ğı

çağrışımlı

çağrışımsal

çağrışımsız

çağrışma



                       478
çağrışmak

çağrıştırma

çağrıştırmak

çak

çakal

çakal armudu

çakalboğan

çakal eriği

çakaloz

çakal yağmuru

çakar

çakaralmaz

çak çak

çaker

çakı

çakıcı

çakıl

çakıl çukul

çakıldak,−ğı

çakıldama

çakıldamak

çakıldatma

çakıldatmak

çakılı

çakıl kuşu

çakıllık,−ğı

çakılma



                479
çakılmak

çakıl taşı

çakıltı

çakıl yol

çakım

çakın

çakıntı

çakıntılı

çakıntısız

çakır

çakır ayaz

çakırcı

çakırcılık,−ğı

çakır çukur

çakırdiken

çakırdikenlik,−ği

çakırdoğan

çakırkanat (ördek)

çakırkeyf

çakırlaşma

çakırlaşmak

çakır pençe

çakır pençelik,−ği

çakısız

çakış

çakışık,−ğı

çakışma



                     480
çakışmak

çakışmalı

çakıştırma

çakıştırmak

çakma

çakmacı

çakmak

çakmak,−ğı

çakma kapı

çakmak çakmak

çakmakçı

çakmakçılık,−ğı

çakmaklaşma

çakmaklaşmak

çakmaklı

çakmaklık,−ğı

çakmaksız

çakmak taşı

çakozlama

çakozlamak

çakşır

çakşırlı

çakşırsız

çaktırılma

çaktırılmak

çaktırış

çaktırma



                  481
çaktırmadan

çaktırmak

çal

Çal (ilçe)

çala

çalacak,−ğı

çalâk

çala kalem

çala kamçı

çala kaşık

çala kılıç

çala kürek

çalap,−bı

çala paça

çalar

çalarma

çalarmak

çalar saat,−ti

çalçene

çalçenelik,−ği

Çaldıran (ilçe)

çaldırılma

çaldırılmak

çaldırış

çaldırma

çaldırmak

çalgı



                  482
çalgı aleti

çalgıcı

çalgıcı böcek,−ği

çalgıcılık,−ğı

çalgıcı otu

çalgıç,−cı

çalgı çağanak,−ğı

çalgıhane

çalgılı

çalgılı çağanaklı

çalgın

çalgı orağı

çalgısız

çalı

çalı bülbülü

çalı çırpı

çalı dikeni

çalı fasulyesi

çalı horozu

çalık,−ğı

çalı kakıcı

çalık kavak,−ğı

çalı kuşu

çalı kuşugiller

çalılandırma

çalılandırmak

çalılık,−ğı



                    483
çalım

çalımcı

çalımlama

çalımlamak

çalımlanış

çalımlanma

çalımlanmak

çalımlayış

çalımlı

çalımlı çalımlı

çalımlık,−ğı

çalımlılık,−ğı

çalımsız

çalımsızlık,−ğı

çalınma

çalınmak

çalıntı

çalısız

çalı süpürgesi

çalış

çalışılma

çalışılmak

çalışkan

çalışkanlık,−ğı

çalışma

çalışma barışı

çalışma belgesi



                  484
çalışmacı

çalışma dolabı

çalışma gezisi

çalışma günü

çalışma hayatı

çalışma izni

çalışmak

çalışma karnesi

çalışma masası

çalışma odası

çalışma ruhsatı

çalışma saati

çalışma saatleri

çalışma yöntemi

çalışma ziyareti

çalıştıran

çalıştırıcı

çalıştırıcılık,−ğı

çalıştırılma

çalıştırılmak

çalıştırış

çalıştırma

çalıştırmak

çalkağı

çalkak,−ğı

çalkalama

çalkalamak



                     485
çalkalanış

çalkalanma

çalkalanmak

çalkalatış

çalkalatma

çalkalatmak

çalkalayış

çalkama

çalkamak

çalkanış

çalkanma

çalkanmak

çalkantı

çalkantılı

çalkantısız

çalkar

çalkatma

çalkatmak

çalkayış

çalkı

çalma

çalmacı

çalmaç,−cı

çalmak

çalpara

çaltı

çaltılık,−ğı



               486
çalyaka

çam

Çamardı'nı (ilçe)

Çamaş (ilçe)

çamaşır

çamaşır azgını

çamaşırcı

çamaşırcılık,−ğı

çamaşır deterjanı

çamaşır dolabı

çamaşırhane

çamaşır ipeği

çamaşır ipi

çamaşır kazanı

çamaşır leğeni

çamaşırlık,−ğı

çamaşır makinesi

çamaşır mandalı

çamaşır sabunu

çamaşır sepeti

çamaşır sodası

çamaşır suyu

çamaşır takımı

çam balı

çamça

çamçak,−ğı

çamçak çamçak



                    487
Çameli'ni (ilçe)

çam fıstığı

çamgiller

Çamlıdere (ilçe)

Çamlıhemşin (ilçe)

çamlık,−ğı

Çamlıyayla (ilçe)

Çamoluk (ilçe)

çam sakızı

çamuka

çamur

çamur banyosu

çamurcuk,−ğu

çamurcun

çamur deryası

çamur ığrıbı

çamur kalemi

çamurlama

çamurlamak

çamurlanma

çamurlanmak

çamurlaşma

çamurlaşmak

çamurlatma

çamurlatmak

çamurlu

çamurluk,−ğu



                     488
çamurlukçu

çamurlukçuluk,−ğu

çamursuz

çam yarması

çam yeşili

çan

Çan (ilçe)

çanak,−ğı

çanak ağızlı

çanak anten

çanakçı

Çanakçı (ilçe)

çanakçılık,−ğı

çanak çömlek,−ği

Çanakkale

çanaklık,−ğı

çanaksı

çanaksı hücreler

çanak üzengi

çanak yalayıcı

çanak yalayıcılık,−ğı

çanak yaprağı

çanak yaprak,−ğı

çancı

çancılık,−ğı

çan çan

çan çiçeği



                        489
çan çiçeğigiller

çandı

çandır

Çandır (ilçe)

çangal

çangıl çungul

çangır çungur

çangırdama

çangırdamak

çangırtı

çanıltı

Çankaya (ilçe)

Çankırı'yı

çan kulesi

çanta

çantacı

çantacılık,−ğı

çanta çiçeği

çantalı

çantasız

çap

çapa

çapacı

çapacılık,−ğı

çapaçul

çapaçulcu

çapaçulculuk,−ğu



                   490
çapaçullaştırma

çapaçullaştırmak

çapaçulluk,−ğu

çapak,−ğı

Çapakçur

çapaklanış

çapaklanma

çapaklanmak

çapaklı

çapaksız

çapalama

çapalamak

çapalanış

çapalanma

çapalanmak

çapalatma

çapalatmak

çapalı

çapanoğlu

çapar

çaparız

çapari

çapasız

çapçak,−ğı

çapkımak

çapkın

çapkınca



                   491
çapkınlaşma

çapkınlaşmak

çapkınlık,−ğı

çapla

çaplama

çaplamak

çaplı

çapma

çapmak

çaprak,−ğı

çapraşık,−ğı

çapraşıklaşma

çapraşıklaşmak

çapraşıklık,−ğı

çapraşma

çapraşmak

çapraz

çapraz ateş

çapraz kafiye

çapraz kur

çaprazlama

çaprazlamak

çaprazlaşma

çaprazlaşmak

çaprazlık,−ğı

çaprazölçer

çaprazvari



                  492
çapsız

çapul

çapula

çapulacı

çapulacılık,−ğı

çapulcu

çapulculuk,−ğu

çapullama

çapullamak

çaput

çar

çarçabuk

çarçur

çarçur etmek

çarçur olmak

çardak,−ğı

Çardak (ilçe)

çardaklı

çardaksız

çardaş

çare

çaresiz

çaresizlik,−ği

çareviç

çargâh

çarık,−ğı

çarıkçı



                  493
çarıkçılık,−ğı

çarıklı

çarıklı erkânıharp,

−bi

çarıklık,−ğı

çarıksız

çariçe

çark

çarka

çarkacı

çarkçı

çarkçıbaşı

çarkçılık,−ğı

çark etmek

çarkıfelek,−ği

çarkıfelekgiller

çarkıt

çarklı

çarksız

çarlık,−ğı

çarliston

çarliston biber

çarliston marka

çarmıh

çarnaçar

çarpan

çarpan balığı



                      494
çarpanlara ayırma

çarpı

çarpıcı

çarpıcılık,−ğı

çarpık,−ğı

çarpıkça

çarpık çurpuk,−ğu

çarpıklaşma

çarpıklaşmak

çarpıklaştırma

çarpıklaştırmak

çarpıklık,−ğı

çarpılan

çarpılı

çarpılış

çarpılma

çarpılmak

çarpım

çarpım cetveli

çarpım tablosu

çarpınma

çarpınmak

çarpıntı

çarpıntılı

çarpıntısız

çarpış

çarpışılma



                    495
çarpışılmak

çarpışma

çarpışmak

çarpıştırma

çarpıştırmak

çarpıtılma

çarpıtılmak

çarpıtma

çarpıtmak

çarpma

çarpma işareti

çarpmak

çarpma kapı

çarpsına

çarptırış

çarptırma

çarptırmak

çarşaf

çarşaf çarşaf

çarşafçı

çarşafçılık,−ğı

çarşaflama

çarşaflamak

çarşaflanma

çarşaflanmak

çarşaflatma

çarşaflatmak



                  496
çarşaflı

çarşaflık,−ğı

çarşafsız

çarşafsızlık,−ğı

çarşamba

Çarşamba (ilçe)

çarşamba karısı

çarşamba pazarı

çarşı

çarşı ağası

Çarşıbaşı'nı (ilçe)

çarşı ekmeği

çarşılı

çasar

çaşıt

çaşıtlama

çaşıtlamak

çaşıtlık,−ğı

çat

Çat (ilçe)

çatak,−ğı

Çatak (ilçe)

çatak bayrak

çatal

çatal ağız,−ğzı

çatal aşı

çatal ayak,−ğı



                      497
çatal bel

çatal bıçak takımı

Çatalca (ilçe)

çatal çivi

çatal don

çatal iğne

çatal kargı

çatal kaşık,−ğı

çatal kundak,−ğı

çatalkuyruk,−ğu

(balık)

çatallanma

çatallanmak

çatallaşma

çatallaşmak

çatallaştırma

çatallaştırmak

çatallı

çatallık,−ğı

Çatalpınar (ilçe)

çatal sakal

çatal ses

Çatalzeytin (ilçe)

çatal zıpkın

çatana

çatanacı

çatapat



                     498
çatı

çatı arası

çatıcı

çatı ekleri

çatı eteği

çatık,−ğı

çatı kaplayıcı

çatı katı

çatık çehre

çatı kirişi

çatık kaş

çatıklaşma

çatıklaşmak

çatıklık,−ğı

çatık surat

çatık yüz

çatıldama

çatıldamak

çatılı

çatılış

çatılma

çatılmak

çatınma

çatınmak

çatı örtüsü

çatı penceresi

çatır çatır



                 499
çatır çutur

çatırdama

çatırdamak

çatırdatma

çatırdatmak

çatırtı

çatırtılı

çatısız

çatış

çatışık,−ğı

çatışılma

çatışılmak

çatışkı

çatışma

çatışmak

çatıştırma

çatıştırmak

çat kapı

çatkı

çatkılı

çatkılık,−ğı

çatkın

çatkınlık,−ğı

çatkısız

çatlak,−ğı

çatlaklık,−ğı

çatlak ses



                500
çatlak zurna

çatlama

çatlamak

çatlatış

çatlatma

çatlatmak

çatlayış

çatma

çatmak

çatma kaş

çatpat (çatapat)

çat pat

çatra patra

çattırma

çattırmak

çav

çavalye

çavdar

çavdar ekmeği

Çavdarhisar (ilçe)

çavdarlı

çavdarmahmuzu

(bitki)

çavdarsız

Çavdır (ilçe)

çavelâ

çavlan



                     501
çavlanma

çavlanmak

çavlı

çavma

çavmak

çavşır

Çavuldur

çavun

çavuş

çavuş kuşu

çavuş kuşugiller

çavuşluk,−ğu

çavuş üzümü

çay

Çay (ilçe)

çayan

çay bahçesi

çay bardağı

Çaybaşı'nı (ilçe)

çaycı

çaycılık,−ğı

Çaycuma (ilçe)

çaydaçıra

çaydanlık,−ğı

Çayeli'ni (ilçe)

çay evi

çay fincanı



                    502
çaygiller

çayhane

çayhaneci

çayhanecilik,−ği

çayır

Çayıralan (ilçe)

çayırgüzeli (bitki)

çayır hokeyi

çayır kuşu

çayırlama

çayırlamak

çayırlanma

çayırlanmak

çayırlaşma

çayırlaşmak

çayırlatma

çayırlatmak

çayırlı

Çayırlı (ilçe)

çayırlık,−ğı

çayır mantarı

çayırmelikesi (bitki)

çayır otu

çayır peyniri

çayırsedefi (bitki)

çayırsız

çayır tavuğu



                        503
çayır teresi

çayır tirfili

çayır yulafı

çaykara

Çaykara (ilçe)

çay kaşığı

çaykızı (çiçek)

çaylak,−ğı

çaylakça

çaylak fırtınası

çaylaklık,−ğı

çaylı

çaylık,−ğı

çaylı kek

çay ocağı

çay saati

çay servisi

çay şekeri

çay takımı

çebiç,−ci

çecik,−ği

çeç

çeçe

Çeçen

Çeçence

çedene

çedik,−ği



                   504
çeğmel

çeğmellenme

çeğmellenmek

çehre

çehrece

çehreli

çehre züğürdü

çek

Çek

çekberi

Çekçe

çekçek,−ği

çekecek,−ği

çekek,−ği

çekel

çekeleme

çekelemek

çekelez

çekem

çekememe

çekememek

çekememezlik,−ği

çekemez

çekemezlik,−ği

çeker

Çekerek (ilçe)

çeki



                   505
çekici

çekicilik,−ği

çekiç,−ci

çekiç atma

çekiçhane

çekiç kemiği

çekiçleme

çekiçlemek

çekiç makinesi

çeki düzen

çekik,−ği

çekikçe

çekiliş

çekilme

çekilmek

çekim

çekimci

çekim eki

çekim ekleri

çekimleme

çekimlemek

çekimli

çekimli fiil

çekimölçer

çekimsenme

çekimsenmek

çekimser



                 506
çekimserlik,−ği

çekimsiz

çekimsizlik,−ği

çekince

çekine çekine

çekingen

çekingence

çekingenleşme

çekingenleşmek

çekingenlik,−ği

çekinik,−ği

çekinilme

çekinilmek

çekiniş

çekinme

çekinmek

çekinti

çekirdecik,−ği

çekirdek,−ği

çekirdek aile

çekirdekçi

çekirdekçilik,−ği

çekirdek kahve

çekirdeklenme

çekirdeklenmek

çekirdekli

çekirdeksel



                    507
çekirdeksiz

çekirge

çekirge kuşu

çekirge ötleğeni

çekirge şalvar

çekiş

çekişken

çekişli

çekişme

çekişmek

çekişmeli

çekişmesiz

çekişte

çekiştirici

çekiştiricilik,−ği

çekiştirme

çekiştirmek

çekkin

çekme

çekmece

çekmeceli

çekmecesiz

çekme demir

çekmek

çekme kat

çekmeli

çekmelik,−ği



                     508
çekmen

Çekoslovak

Çekoslovakya

Çekoslovakyalı

çektiri

çektirici

çektiriş

çektirme

çektirme ağı

çektirmek

çekül

çek valf,−fi

çek vana

çekyat

çeldirici

çeldirme

çeldirmek

çelebi

Çelebi (ilçe)

çelebice

çelebilik,−ği

çelek,−ği

çelen

çelenk,−gi

çelgi

çelik,−ği

çelik başlık,−ğı



                   509
çelik çember

çelik çomak,−ğı

çelik halat

Çelikhan (ilçe)

çelikhane

çelik kalemi

çelik kapı

çelik kasa

çelikleme

çeliklemek

çelikleşme

çelikleşmek

çelikleştirme

çelikleştirmek

çelik macunu

çelik metre

çelik pamuğu

çeliksi

çelik yelek,−ği

çelim

çelimli

çelimsiz

çelimsizlik,−ği

çelişik,−ği

çelişiklik,−ği

çelişiklik ilkesi

çelişken



                    510
çelişki

çelişkili

çelişkisiz

çelişme

çelişmek

çelişmeli

çelişmesiz

çelişmezlik,−ği

çelişmezlik ilkesi

çello

çelme

çelmece

çelmek

çelmeleme

çelmelemek

çelmelenme

çelmelenmek

çelmeleyiş

çelmik,−ği

çeltek,−ği

çeltik,−ği

çeltiklik,−ği

Çeltik (ilçe)

çeltikçi

Çeltikçi (ilçe)

çeltikçilik,−ği

çeltik kargası



                     511
çeltikli

çeltik tarlası

çembalo

çember

çember açı

çember kayık,−ğı

çemberleme

çemberlemek

çemberlenme

çemberlenmek

çemberletme

çemberletmek

çemberli

çember makası

çember sakal

çembersel bölge

çembersiz

çemçe

çemen

çemenleme

çemenlemek

çemenli

çemiç,−ci

Çemişgezek (ilçe)

çemkiriş

çemkirme

çemkirmek



                    512
çemrek

çemreme

çemremek

çemrenme

çemrenmek

çençen

çene

çenebaz

çenebazlık,−ğı

çene çukuru

çenek,−ği

çene kavafı

çenekli

çeneksiz

çeneleşme

çeneleşmek

çeneli

çenesi düşük,−ğü

çenesi kuvvetli

çenesiz

çenet

çenetli

çene yarışı

çene yarıştırıcı

çene yarıştırma

çengel

çengel atış



                   513
çengel çeneliler

çengel iğnesi

çengelleme

çengellemek

çengellenme

çengellenmek

çengelleyiş

çengelli

çengelli iğne

çengel sakızı

çengelsi

çengi

çengi kolu

çengilik,−ği

çengi takımı

çengüçağanak,−ğı

çengüçegâne

çenileme

çenilemek

çenk,−gi

çentik,−ği

çentikleme

çentiklemek

çentiklenme

çentiklenmek

çentikli

çentilme



                   514
çentilmek

çentme

çentmek

çepçevre

çepeçevre

çepel

çepelleme

çepellemek

çepellenme

çepellenmek

çepelli

çepellilik,−ği

çeper

çeperli

çepez

çepiç,−ci

çepin

Çepni

çer

çerçeve

çerçeve anlaşma

çerçeveci

çerçevecilik,−ği

çerçeveleme

çerçevelemek

çerçevelenme

çerçevelenmek



                   515
çerçeveletme

çerçeveletmek

çerçeveli

çerçevesiz

çerçi

çerçici

çerçilik,−ği

çer çöp

çerden çöpten

çerez

çerezci

çerezcilik,−ği

çerezlenme

çerezlenmek

çerezlik,−ği

çerge

çergeci

çergi

çergici

çeri

çeribaşı,−yı,−nı

çeribaşılık,−ğı

Çerkeş (ilçe)

Çerkez

Çerkezce

Çerkezköy (ilçe)

Çerkezlik,−ği



                   516
Çerkez peyniri

Çerkez tavuğu

çermik,−ği

Çermik (ilçe)

çerviş

çervişli

çeşit,−di

çeşit çeşit

çeşitkenar

çeşitkenar üçgen

çeşitleme

çeşitlemek

çeşitlendirme

çeşitlendirmek

çeşitlenme

çeşitlenmek

çeşitli

çeşitlilik,−ği

çeşme

Çeşme (ilçe)

çeşmibülbül

çeşni

çeşnici

çeşnicibaşı

çeşnicilik,−ği

çeşnileme

çeşnilemek



                   517
çeşnilenme

çeşnilenmek

çeşnili

çeşnilik,−ği

çete

çeteci

çetecilik,−ği

çetele

çeteleşme

çeteleşmek

çeteleştirme

çeteleştirmek

çetene

çete savaşı

çetin

çetince

çetin ceviz

çetinleşme

çetinleşmek

çetinleştirme

çetinleştirmek

çetinlik,−ği

çetrefil

çetrefilce

çetrefilleşme

çetrefilleşmek

çetrefilli



                 518
çetrefillilik,−ği

çetrefilsiz

çevgen

çevik,−ği

çevikçe

çevikleşme

çevikleşmek

çevikleştirme

çevikleştirmek

çeviklik,−ği

çeviren

çevirge

çevirgeç,−ci

çevirgi

çeviri

çevirici

çevirici dili

çeviricilik,−ği

çeviri dili

çevirim

çevirim senaryosu

çeviriş

çevirme

çevirme ağı

çevirmek

çevirmen

çevirmenlik,−ği



                    519
çevir sesi

çevir sinyali

çevirtme

çevirtmek

çevre

çevre açı

çevre bilimci

çevre bilimi

çevre bilimsel

çevreci

çevrecilik,−ği

çevre evi

çevre kirlenmesi

çevre kirliliği

çevreleme

çevrelemek

çevreleniş

çevrelenme

çevrelenmek

çevreleyiş

çevrelik,−ği

çevren

çevre sağlığı

çevresel

çevre teker

çevre yolu

çevri



                   520
çevrik,−ği

çevrileme

çevrilemek

çevrili

çevriliş

çevrilme

çevrilmek

çevrim

çevrim içi

çevrimli

çevrimsel

çevrinme

çevrinmek

çevrinti

çevriyazı

çeyiz

çeyizci

çeyizcilik,−ği

çeyiz çemen

çeyizleme

çeyizlemek

çeyizlenme

çeyizlenmek

çeyizli

çeyizlik,−ği

çeyizsiz

çeyrek,−ği



                 521
çeyrek final,−li

çeyrek finalist

çeyrekleme

çeyreklemek

çeyreklenme

çeyreklenmek

çeyrek son

çeyrek sonuç,−cu

çıban

çıban ağırşağı

çıbanbaşı

çıbanlaşma

çıbanlaşmak

çıdam

çıdama

çıdamak

çıfıt

Çıfıt

Çıfıt çarşısı

çıfıtlık,−ğı

Çıfıtlık,−ğı

çıfıtlık etmek

çığ

çığa

çığalanma

çığalanmak

çığıltı



                   522
çığır

çığırış

çığırma

çığırmak

çığırtı

çığırtkan

çığırtkanlık,−ğı

çığırtma

çığırtmacı

çığırtmak

çığlık,−ğı

çığlık çığlığa

çığralık,−ğı

çığrış

çığrışma

çığrışmak

çıkacak,−ğı

çıkagelme

çıkagelmek

çıkak,−ğı

çıkan

çıkar

çıkarayazmak

çıkar budak,−ğı

çıkarcı

çıkarcılık,−ğı

çıkarılış



                   523
çıkarılma

çıkarılmak

çıkarım

çıkarış

çıkarma

çıkarma birliği

çıkarma gemisi

çıkarma harekâtı

çıkarma işareti

çıkarmak

çıkarsama

çıkartı

çıkartılma

çıkartılmak

çıkartma

çıkartmak

çıkar yol

çıkı

çıkık,−ğı

çıkıkçı

çıkıkçılık,−ğı

çıkıklık,−ğı

çıkılama

çıkılamak

çıkılanma

çıkılanmak

çıkılatma



                   524
çıkılatmak

çıkılma

çıkılmak

çıkın

çıkın etmek

çıkınlama

çıkınlamak

çıkıntı

çıkıntılı

çıkıntısız

çıkır çıkır

çıkış

çıkış belgesi

çıkış çizgisi

çıkış hakemi

çıkış işlemi

çıkış kapısı

çıkışlı

çıkışma

çıkışmak

çıkış noktası

çıkış özeti

çıkış takozu

çıkıştırma

çıkıştırmak

çıkış yapmak

çıkış yolu



                525
çıkıt

çıkma

çıkma durumu

çıkmak

çıkmaklık,−ğı

çıkmalı

çıkmalık,−ğı

çıkmalı tamlama

çıkmalı tümleç,−ci

çıkmaz

çıkmazlık,−ğı

çıkmaz sokak,−ğı

çıkra

çıkralık,−ğı

çıkrık,−ğı

çıkrıkçı

çıkrıkçılık,−ğı

çıkrıkçın

çıkrıklı

çıkrıksız

çıktı

çılan

çılbır

Çıldır (ilçe)

çıldırasıya

çıldır çıldır

çıldırış



                     526
çıldırma

çıldırmak

çıldırtıcı

çıldırtıcılık,−ğı

çıldırtma

çıldırtmak

çılgın

çılgınca

çılgıncasına

çılgınlaşma

çılgınlaşmak

çılgınlık,−ğı

çıma

çımacı

çımacılık,−ğı

çımbar

çımkırma

çımkırmak

çın

çınar

Çınar (ilçe)

Çınarcık (ilçe)

çınargiller

çınarımsı

çınarımsı isfendan

çınarlı

çınarlık,−ğı



                     527
çınayaz

çın çın

çnçınlatmak

çıngar

çıngı

çıngıl

çıngırak,−ğı

çıngırakçı

çıngırakçılık,−ğı

çıngıraklı

çıngıraklı yılan

çıngıraklı yılangiller

çıngır çıngır

çıngırdak,−ğı

çıngırdama

çıngırdamak

çıngırdatma

çıngırdatmak

çıngırtı

çınlak,−ğı

çınlama

çınlamak

çınlamalı

çınlatış

çınlatma

çınlatmak

çınlayış



                         528
çınsabah

çıpı çıpı

çıpıl çıpıl

çıpıldak,−ğı

çıpır

çıpır makinesi

çıplak,−ğı

çıplak alev

çıplak at

çıplak gözle

çıplaklar kampı

çıplaklaşma

çıplaklaşmak

çıplaklaştırma

çıplaklaştırmak

çıplaklık,−ğı

çıplak maden

çıplak mülkiyet

çıplak resim,−smi

çıplak tohumlular

çıplak ücret

çıplanma

çıplanmak

çıra

çırağ

çırak,−ğı

çırak etmek



                    529
çıraklık,−ğı

çıraklık etmek

çırakma

çırakman

çıralı

çıralık,−ğı

çıramoz

çırçıl

çırçıplak,−ğı

çırçıplaklık,−ğı

çırçır (alet)

çır çır

çırçırlama

çırçırlamak

çırılçıplak,−ğı

çırılçıplaklık,−ğı

çırnık,−ğı

çırpı

çırpıcı

çırpı ipi

çırpılma

çırpılmak

çırpını çırpını

çırpınış

çırpınma

çırpınmak

çırpıntı



                     530
çırpıntılı

çırpış

çırpışma

çırpışmak

çırpıştırılma

çırpıştırılmak

çırpıştırma

çırpıştırmak

çırpma

çırpmacı

çırpmacılık,−ğı

çırpmak

çırptırma

çırptırmak

çıt

çıta

çıtak,−ğı

çıtçıt (kopça)

çıt çıt

çıtçıtlama

çıtçıtlamak

çıtı pıtı

çıtır çıtır

çıtırdama

çıtırdamak

çıtırdata çıtırdata

çıtırdatış



                      531
çıtırdatma

çıtırdatmak

çıtırdayış

çıtır pıtır

çıtırtı

çıtkırıldım

çıtkırıldımlık,−ğı

çıtlama

çıtlamak

çıtlatılma

çıtlatılmak

çıtlatış

çıtlatma

çıtlatmak

çıtlık,−ğı

çıtpıt (çatapat)

çıt pıt

çıvdırma

çıvdırmak

çıvgar

çıvgın

çıvlama

çıvlamak

çıvma

çıvmak

çıyan

çıyan gözlü



                     532
çıyanlık,−ğı

çıyanlık etmek

çiçek,−ği

çiçek aşısı

çiçek bahçesi

çiçek biti

çiçek boyası

çiçek bozuğu

çiçekçi

çiçekçi esnafı

çiçekçilik,−ği

Çiçekdağı'nı (ilçe)

çiçek durumu

çiçek dürbünü

çiçek evi

çiçekleme

çiçeklemek

çiçeklendirme

çiçeklendirmek

çiçekleniş

çiçeklenme

çiçeklenmek

çiçekleşme

çiçekleşmek

çiçekli

çiçekli bitkiler

çiçeklik,−ği



                      533
çiçek pazarı

çiçek sapçığı

çiçek sapı

çiçeksever

çiçeksime

çiçeksimek

çiçeksiz

çiçeksiz bitkiler

çiçek soğanı

çiçek suyu

çiçek tacı

çiçek tozu

çiçek yağı

çiçek yaprağı

çift

çift atış

çift ayaklılar

çift camlı

çift camlı pencere

çift cinsellik,−ği

çift cinsiyet

çiftçi

çiftçilik,−ği

çift çubuk,−ğu

çift dalma

çift desimetre

çift dikiş



                     534
çift direkli

çift dirsek,−ği

çift dişliler

çifte

çifte dikiş

çiftehane

çifte kavrulmuş

çifte kıskaç,−cı

çifteleme

çiftelemek

çiftelenme

çiftelenmek

Çifteler (ilçe)

çifteleşme

çifteleşmek

çifteli

çifte nağra

çifter çifter

çifte standart,−dı

çiftetelli

çifte vatandaşlık,−ğı

çift kanatlılar

çift kapı

çift kişilik,−ği

çift kol

çift küme

çiftleme



                        535
çiftlemek

çiftlenme

çiftlenmek

çiftleşme

çiftleşmek

çiftleştiriş

çiftleştirme

çiftleştirmek

çiftlik,−ği

Çiftlik (ilçe)

çiftlik kâhyası

Çiftlikköy (ilçe)

çift motorlu

çift parmaklılar

çift pencere

çift sayı

çiftteker

çifttekerci

çifttekercilik,−ği

çift uçurvur

çift vuruş

çift yıldız

çift zamanı

Çigan

Çigan müziği

çiğ

çiğ börek,−ği



                     536
çiğde

çiğdem

çiğe

Çiğil

çiğin

çiğindirik,−ği

çiğ iplik,−ği

çiğit,−di

çiğitli

çiğ köfte

çiğleşme

çiğleşmek

Çiğli (ilçe)

çiğlik,−ği

çiğnek,−ği

çiğnem

çiğneme

çiğnemek

çiğnemik,−ği

çiğnemlik,−ği

çiğneniş

çiğnenme

çiğnenmek

çiğnetme

çiğnetmek

çiğneyiş

çiğ renkçi



                 537
çiğ renkçilik,−ği

çiğ toprak,−ğı

çiklet

çikletçi

çikletçilik,−ği

çikolata

çikolatacı

çikolatacılık,−ğı

çikolatalı

çil

çil çil

çile

çilecilik,−ği

çilehane

çilek,−ği

çilekçi

çilekçilik,−ği

çilekeş

çilekeşlik,−ği

çilek reçeli

çilek suyu

çilek üzümü

çileli

çileme

çilemek

çilenti

Çilimli (ilçe)



                    538
çilingir

çilingirlik,−ği

çilingir sofrası

çillenme

çillenmek

çilli

çilsiz

çim

çimbali

çimçek,−ği

çim çim

çimdik,−ği

çimdikleme

çimdiklemek

çimdiklenme

çimdiklenmek

çimdirme

çimdirmek

çimek,−ği

çimen

çimenli

çimenlik,−ği

çimensiz

çimento

çimentocu

çimentoculuk,−ğu

çimentolama



                   539
çimentolamak

çimentolanma

çimentolanmak

çimentolatma

çimentolatmak

çimentolu

çimentosuz

çimleme

çimlemek

çimlendirme

çimlendirmek

çimlenme

çimlenmek

çimleyiş

çimme

çimmek

Çin

çinakop

Çin anasonu

Çince

Çin çamı

çinçilya

çinçilyagiller

Çine (ilçe)

Çingen

çingene

Çingene



                 540
Çingene borcu

Çingenece

Çingene çergesi

Çingene düğünü

Çingene kavgası

çingeneleşme

çingeneleşmek

çingenelik,−ği

Çingenelik,−ği

Çingene palamudu

Çingene parası

Çingene pembesi

Çin gülü

çini

çinici

çinicilik,−ği

çinili

çini mürekkebi

çinisiz

çinke

çinko

çinkograf

çinkografi

Çin lâhanası

Çin leylâğı

Çinli

Çin Seddi



                   541
Çintiyan

çip

çipil

çipilleşme

çipilleşmek

çipilti

çipo

çipura

çir

çirçirci

çiriş

çirişçi

çirişçi çanağı

çirişçilik,−ği

çirişleme

çirişlemek

çirişlenme

çirişlenmek

çirişli

çiriş otu

çirkef

çirkefçe

çirkefleşme

çirkefleşmek

çirkefli

çirkeflik,−ği

çirkin



                 542
çirkince

çirkinleşme

çirkinleşmek

çirkinleştirme

çirkinleştirmek

çirkinlik,−ği

çirkinseme

çirkinsemek

çiroz

çirozlaşma

çirozlaşmak

çirozluk,−ğu

çis

çise

çiseleme

çiselemek

çiseme

çisemek

çisenti

çiskin

çiş

çişik,−ği

çit

çita

çitar

çitari

çiten



                  543
çiti

çitileme

çitilemek

çitilenme

çitilenmek

çitili

çitilme

çitilmek

çitişme

çitişmek

çitlembik,−ği

çitleme

çitlemek

çitme

çitmek

çitmik,−ği

çit sarmaşığı

çit sarmaşığıgiller

çivi

çivici

çivicilik,−ği

çividî

çivileme

çivilemek

çivilenme

çivilenmek

çiviletme



                      544
çiviletmek

çivileyici

çivili

çivisiz

çivisiz kalkan

çivit,−di

çivit ağacı

çivitleme

çivitlemek

çivitlenme

çivitlenmek

çivitli

çivit mavisi

çivit otu

çivit rengi

çivitsiz

çivi yazısı

çiviyukarı (spor)

Çivril (ilçe)

çiy

çiyleme

çiylemek

çizdirme

çizdirmek

çizecek,−ği

çizelge

çizer



                    545
çizge

çizgi

çizgi film

çizgi im

çizgileme

çizgilemek

çizgilenme

çizgilenmek

çizgileşme

çizgileşmek

çizgili

çizgilik,−ği

çizginme

çizginmek

çizgi ölçek,−ği

çizgi resim,−smi

çizgi roman

çizgisel

çizgisiz

çizi

çizici

çizicilik,−ği

çizik,−ği

çizik çizik

çizikli

çiziktirme

çiziktirmek



                   546
çizili

çiziliş

çizilme

çizilmek

çizim

çizimci

çizin çizin

çizinti

çiziş

çizme

çizmeci

çizmecilik,−ği

çizmek

çizmeli

çoban

çobanaldatan

çobanaldatangiller

çoban böreği

çobançantası (bitki)

çobandağarcığı

(bitki)

çobandeğneği(bitki)

çobandüdüğü (bitki)

çobaniğnesi (bitki)

çoban kebabı

çoban köpeği

çobanlama



                       547
Çobanlar (ilçe)

çobanlık,−ğı

çobanlık etmek

çoban merhemi

çobanpüskülü (bitki)

çobanpüskülügiller

çoban salatası

çobansüzgeci (bitki)

çobantarağı (bitki)

çobantuzluğu (bitki)

çoban üzümü

Çoban Yıldızı

çocuğumsu

çocuk,−ğu

çocuk aklı

çocuk bahçesi

çocuk bakıcısı

çocuk bezi

çocuk bilimci

çocuk bilimi

çocukcağız

çocukça

çocukçu

çocuk dili

çocuk işi

çocuklama

çocuklamak



                       548
çocuklaşma

çocuklaşmak

çocuklaştırma

çocuklaştırmak

çocuklu

çocukluk,−ğu

çocukluk etmek

çocuk olmak

çocuk oyuncağı

çocuk oyunu

çocuk ruhlu

çocuksu

çocuksuluk,−ğu

çocuksuz

çocuksuzluk,−ğu

çocuk yuvası

çoğalış

çoğalma

çoğalmak

çoğaltan

çoğaltıcı

çoğaltım

çoğaltış

çoğaltma

çoğaltmak

çoğaltma makinesi

çoğu



                    549
çoğu kez

çoğul

çoğulcu

çoğulcu demokrasi

çoğulculuk,−ğu

çoğul eki

çoğul ekleri

çoğullama

çoğullamak

çoğullaştırma

çoğullaştırmak

çoğulluk,−ğu

çoğumsama

çoğumsamak

çoğun

çoğunca

çoğunluk,−ğu

çoğunlukla

çoğunluk sistemi

çoğurcuk,−ğu

çoğu zaman

çok,−ğu

çokal

çok anlamlı

çok anlamlılık,−ğı

çok ayaklılar

çokbilmiş



                     550
çokbilmişlik,−ği

çokça

çok çok

çokçu

çokçuluk,−ğu

çok düzlemli

çok eşli

çok eşlilik,−ği

çok fazlı

çokgen

çok gözeli

çok hücreli

çok hücreliler

çok karılı

çok karılılık,−ğı

çok katlı otopark

çok kısa dalga

çok kocalı

çok kocalılık,−ğı

çokları

çoklarınca

çokluk,−ğu

çokluk eki

çoklukla

çokluk ekleri

çoklu ortam

çok ortaklı



                    551
çok partili

çokrağan

çokrama

çokramak

çoksama

çoksamak

çoksatar

çok seslendirilmiş

çok sesli

çok seslilik,−ği

çok sözlü

çok tanrıcı

çok tanrıcılık,−ğı

çok tanrılı

çok tasım

çok terimli

çok uluslu

çok yanlı

çok yıllık,−ğı

çok yönlü

çok yüzlü

çolak,−ğı

çolaklık,−ğı

çolpa

çolpalık,−ğı

Çolpan (yıldız)

çoluk çocuk,−ğu



                     552
çoluklu çocuklu

çolun

çomak,−ğı

çomaklama

çomaklamak

çomar

çopra

çopra balığı

çopur

çopurina

çopurlaşma

çopurlaşmak

çopurlaştırma

çopurlaştırmak

çopurluk,−ğu

çor

çorak,−ğı

çoraklaşma

çoraklaşmak

çoraklaştırma

çoraklaştırmak

çoraklık,−ğı

çorap,−bı

çorapçı

çorapçılık,−ğı

çorba

çorbacı



                  553
çorbacılık,−ğı

çorba kâsesi

çorba kaşığı

çorbalık,−ğı

çorba tabağı

çorlu

Çorlu (ilçe)

Çoruh

Çorum

çotanak,−ğı

çotira

çotiragiller

çotra

çotuk,−ğu

çöğdürme

çöğdürmek

çöğme

çöğmek

çöğüncek,−ği

çöğünme

çöğünmek

çöğür

çöğürcü

çökek,−ği

çökel

çökelek,−ği

çökelekli



                 554
çökelge

çökelme

çökelmek

çökelti

çökeltme

çökeltmek

çökerme

çökermek

çökertici

çökertme

çökertmek

çökkün

çökkünleşme

çökkünleşmek

çökkünlük,−ğü

çökme

çökmek

çöktürme

çöktürme havuzu

çöktürmek

çökük,−ğü

çöküklük,−ğü

çöküm

çöküntü

çöküntü hendeği

çöküş

çöküşme



                  555
çöküşmek

çöl

Çölemerik

çölleşme

çölleşmek

çölleştirme

çölleştirmek

çöllük,−ğü

çöl tavuğu

çöl tavuğugiller

çömçe

çömeliş

çömelme

çömelmek

çömeltme

çömeltmek

çömez

çömezlik,−ği

çömlek,−ği

çömlekçi

çömlekçilik,−ği

çömlek hesabı

çömlek kebabı

çömlekleme

çömleklemek

çömme

çömmek



                   556
çöngül

çöp

çöp arabası

çöpçatan

çöpçatanlık,−ğı

çöpçü

çöpçülük,−ğü

çöp kebabı

çöp kovası

çöp kutusu

çöpleme

çöplenme

çöplenmek

çöplü

çöplük,−ğü

çöplükçü

çöplükçülük,−ğü

çöplük horozu

çöp sepeti

çöpsüz

çöpsüz üzüm

çöp tenekesi

çöp torbası

çör çöp

çördek,−ği

çörek,−ği

çörekçi



                  557
çörekçilik,−ği

çöreklenme

çöreklenmek

çöreklik,−ği

çörek mantarı

çörek otu

çöreotu

çörkü

çörten

çörtü

çöven

çöz

çözdürme

çözdürmek

çözelti

çözgü

çözgün

çözgünlük,−ğü

çözme

çözmek

çözücü

çözük,−ğü

çözülme

çözülmek

çözülüm

çözülüş

çözüm



                 558
çözümcü

çözümleme

çözümlemek

çözümlemeli

çözümleniş

çözümlenme

çözümlenmek

çözümleyici

çözümleyiş

çözümsel

çözümsüz

çözümsüzlük,−ğü

çözüm yolu

çözündürme

çözündürmek

çözünme

çözünmek

çözüntü

çözüş

çözüşme

çözüşmek

çözyağı

çubuk,−ğu

çubuk ağacı

Çubuk (ilçe)

çubukçu

çubuklama



                  559
çubuklamak

çubuklu

çubukluk,−ğu

çubuk makarna

çubuk odası

çubuksuz

çucu

çuha

çuhacı

çuhacılık,−ğı

çuha çiçeği

çuha çiçeğigiller

çuhadar

çuhadarlık,−ğı

çuhalı

çuhçuh (tren)

çuka

çukur

Çukurca (ilçe)

çukurlanma

çukurlanmak

çukurlaşma

çukurlaşmak

çukurlatma

çukurlatmak

çukurlu

çukurluk,−ğu



                    560
Çukurova

çul

çulcu

çul çaput

çulfa

çulfalık,−ğı

çulha

çulha kuşu

çullama

çullamak

çullandırma

çullandırmak

çullanış

çullanma

çullanmak

çulluk,−ğu

çullukgiller

Çulpan (yıldız)

çulsuz

çultar

çultarı

çultutmaz

Çumra (ilçe)

çupra balığı

çurçur

çurlatma

çurlatmak



                  561
çuşka

çuval

çuvalcı

çuvalcılık,−ğı

çuvaldız

çuvallama

çuvallamak

çuvallanma

çuvallanmak

çuvallatma

çuvallatmak

çuvallı

çuvalsız

Çuvaş

Çuvaşça

çük

çükündür

çükür

Çüngüş (ilçe)

çünkü

çürük,−ğü

çürük boya

çürük çarık,−ğı

çürükçül

çürük gaz

çürük iş

çürüklü



                  562
çürüklük,−ğü

çürük para

çürük sakız

çürüksüz

çürüme

çürümek

çürütme

çürütmek

çürütülme

çürütülmek

çürütüş

çürüyüş

çüş




(*)D

D

da

Dadacı

Dadacılık,−ğı

Dadaist

Dadaizm

dadandırma

dadandırmak

dadanma

dadanmak



                563
dadaş

dadaşlık,−ğı

Daday (ilçe)

dadı

dadılık,−ğı

dağ

dağ adamı

dağ ağacı

dağalası (balık)

dağ anası

dağar

dağarcık,−ğı

dağ armudu

dağ aslanı

dağ ayısı

dağ başı

dağ bayır

dağ birliği (askerlik)

dağcı

dağcıl

dağcılık,−ğı

dağ çamı

dağ çayı

dağ çayırı

dağ çileği

dağdağa

dağdağalı



                         564
dağdağasız

dağ dalak otu

dağ elması

dağ eriği

dağ eteği

dağ evi

dağ gölü

dağ havası

dağılım

dağılış

dağılma

dağılmak

dağınık,−ğı

dağınıkça

dağınık gözenek,−ği

dağınık ışık,−ğı

dağınıklık,−ğı

dağınık yansıma

dağıntı

Dağıstan

Dağıstanlı

dağıtıcı

dağıtıcılık,−ğı

dağıtık,−ğı

dağıtılma

dağıtılmak

dağıtım



                      565
dağıtım bürosu

dağıtımcı

dağıtımcılık,−ğı

dağıtım evi

dağıtış

dağıtma

dağıtmak

dağî

dağ iklimi

dağ ispinozu

dağ keçisi

dağ kedisi

dağ kestanesi

dağ kırlangıcı

dağ kolu (coğrafya)

dağ koyunu

dağ köyü

dağlağı

dağ lâlesi

dağlama

dağlamak

dağlama resmi

dağlanış

dağlanma

dağlanmak

dağlar anası

dağlatış



                      566
dağlatma

dağlatmak

dağlayış

dağlı

dağlıç,−cı

dağlık,−ğı

dağ merası

dağ nanesi

dağ oluşu

dağ otlağı

dağ reyhanı

dağ serçesi

dağ servisi

dağ sıçanı

dağ soğanı

dağ sümbülü

dağ taş

dağ tavuğu

dağ topu (askerlik)

dağ yemişi

dağ yolu

dağ yürüyüşü

dağ zebrası

dah

daha

daha daha

dahası



                      567
dahdah

dahi (bile)

dâhi (yaratıcı gücü

olan kimse)

dâhice

dahil,−hli (karışma)

dâhil (iç, içeri)

dâhilen

dâhil etmek

dâhilî

dâhilî deniz

dâhilî harp,−bi

dâhilik,−ği

dâhilî nizamname

dâhilî talimatname

dâhiliye

dâhiliyeci

dâhiliye

mütehassısı

dâhiliye subayı

dâhil olmak

dâhiyane

dahletme

dahletmek

dahra

daim

daima



                       568
daim etmek

daim eylemek

daimî

daim olmak

dair

daire

daire kesmesi

daireli

daire parçası

dairesel

dairesiz

dairevî

dakik

dakika

dakikane

dakikasında

daktilo

daktilo etmek

daktilograf

daktilografi

daktilo kâğıdı

daktiloluk,−ğu

daktilo makinesi

daktilo masası

daktiloskopi

daktilo şeridi

daktilotekni



                   569
dal

dalak,−ğı

dalak otu

dalâlet

dalama

dalamak

Dalaman (ilçe)

dalan

dalancı

dalancılık,−ğı

dalap olmak

dalaş

dalaşma

dalaşmak

dalavere

dalavereci

dalaverecilik,−ği

dalbastı

dalcık,−ğı

daldalan

daldan dala

daldırılma

daldırılmak

daldırış

daldırma

daldırma çay

daldırmak



                    570
daldırtma

daldırtmak

daldız

dalfes

dalfidan

dalga

dalga bandı

dalga boyu

dalgacı

dalgacık,−ğı

dalgacılık,−ğı

dalga çukuru

dalga dalga

dalga genliği

dalga hızı

dalgakıran

dalga kuşağı

dalgalandırıcı

dalgalandırış

dalgalandırma

dalgalandırmak

dalgalanış

dalgalanma

dalgalanmak

dalgalı

dalgalı akım

dalgalı akım üreteci



                       571
dalgalı borçlar

dalgaölçer

dalga periyodu

dalga sırtı

dalgasız

dalga tepesi

dalga uzunluğu

dalga yüksekliği

dalgı

dalgıç,−cı

dalgıç böcekler

dalgıç elbisesi

dalgıç gözlüğü

dalgıç kuşları

dalgıç kuşu

dalgıç kuşugiller

dalgıçlık,−ğı

dalgıç tüpü

dalgın

dalgınca

dalgın dalgın

dalgınlaşma

dalgınlaşmak

dalgınlaştırma

dalgınlaştırmak

dalgınlık,−ğı

dalgır



                    572
dalgündüz

dalıcı

dalınç,−cı

dalış

dalız

dalkavuk,−ğu

dalkavukça

dalkavuklaşma

dalkavuklaşmak

dalkavukluk,−ğu

dalkavukluk etmek

dalkılıç,−cı

dalkıran

dalkurutan

dallama

dallamak

dallandırma

dallandırmak

dallanış

dallanma

dallanmak

dallı

dallı budaklı

dallı güllü

dalma

dalmak

dalöğle



                    573
dalsı

dalsız

daltaban

daltonizm

daluyku

dalya

dalyan

dalyan ağı

dalyancı

dalyan çorbası

dalyan köftesi

dalyasan

dalyan sepeti

dalyan tarlası

dalyan yeri

dalyarak,−ğı

dam

dama

damacana

damacı

damak,−ğı

damak eteği

damaklı

damaklı diş

damaksı

damaksıl

damaksıllaşma



                 574
damaksıllaşmak

damaksıllaşmış

damaksıllaştırma

damaksıllaştırmak

damaksız

damak tadı

damak ünsüzü

Damal (ilçe)

damalı

dam altı

damar aktarma

damarcık,−ğı

damar damar

damardaraltan

damargenişleten

damarı bozuk,−ğu

damarlandırma

damarlanma

damarlanmak

damarlı

damar sertliği

damarsız

damar tabaka

damar tıkanıklığı

damasko

damat,−dı

dama tahtası



                    575
dama taşı

damatlık,−ğı

damdazlak,−ğı

damga

damgacı

damgacılık,−ğı

damga harcı

Damga Kanunu

damgalama

damgalamak

damgalanma

damgalanmak

damgalatma

damgalatmak

damgalayış

damgalı

damga pulu

damgasız

damga vergisi

damıtıcı

damıtık,−ğı

damıtılma

damıtılmak

damıtma

damıtmak

damızlık,−ğı

dam koruğu



                 576
dam koruğugiller

damla

damlacık,−ğı

damla damla

damla hastalığı

damlalık,−ğı

damlama

damlamak

damla sakızı

damla taş

damla taşı

damlatılma

damlatılmak

damlatma

damlatmak

damlı

damper

damperli

damping

damsız

dana

danaayağı (bitki)

danaburnu (böcek)

danacı

dana derisi

danadili (cönk)

dana eti



                    577
dana humması

danakıran otu

Danca

dan dan

dandini

dan dun

dane

dang

dangadak

dangalak,−ğı

dangalakça

dangalaklık,−ğı

dangıldama

dangıldamak

dangıl dungul

dangırdama

dangırdamak

danış

danışık,−ğı

danışıklı

danışıklı dövüş

danışıklık,−ğı

danışılma

danışılmak

danışma

danışma bürosu

danışmak



                  578
danışma kurulu

danışma meclisi

danışman

danışmanlık,−ğı

Danimarka

Danimarka kırmızısı

Danimarkalı

daniska

danişment,−di

dank

dans

dansçı

dans etmek

dansimetre

dansing

danslı

danslık,−ğı

dansör

dansörlük,−ğü

dansöz

dansözlük,−ğü

danssız

dantel

dantelâ

dantel ağacı

dantelâlı

dantelli



                      579
dapdar

dapdaracık,−ğı

dar (ensiz)

dâr (ev)

dara

daraban

daracık,−ğı

daraç,−cı

dar açı

dara dar

darağacı

daralış

daralma

daralmak

daraltı

daraltıcı

daraltılma

daraltılmak

daraltma

daraltmak

dar aralık,−ğı

darasız

daraşlık,−ğı

darbe

darbeci

darbecik,−ği

darbecilik,−ği



                 580
darbeleme

darbelemek

darbımesel

dar boğaz

darbuka

darbukacı

darbukacılık,−ğı

darca

dardağan

Darende (ilçe)

Dargeçit (ilçe)

dar gelirli

dargın

dargınlaşma

dargınlaşmak

dargınlık,−ğı

dar görüşlü

dar hat,−ttı

darı

darıcan

darı darına

dârıdünya

dârıfülfül

darılgan

darılganlık,−ğı

darılma

darılmaca



                   581
darılmak

darıltma

darıltmak

dar kafalı

darlaşma

darlaşmak

darlaştırma

darlaştırmak

darlık,−ğı

darmadağın

darmadağınık,−ğı

darmaduman

darmaduman etmek

darmaduman olmak

darp,−bı

darp etmek

darphane

dârülâceze

dârülbedayi,−i

dârüleytam

dârülfünun

dar ünlü

dârüşşifa

Darvincilik,−ği

dasdaracık,−ğı

dasit

dasitan



                   582
dasitanî

dastar

Datça (ilçe)

datif

daüssıla

dav

dava

dava adamı

davacı

dava etmek

davalaşma

davalaşmak

davalı

davalık,−ğı

davar

Davas

dava vekili

davet

davetçi

davet etmek

davetiye

davetkâr

davetli

davetname

davetsiz

davlumbaz

davrandırma



               583
davrandırmak

davranış

davranış bilgisi

davranış bozukluğu

davranışçılık,−ğı

davranış töresi

davranma

davranmak

davudî

davul

davulcu

davulculuk,−ğu

davul tokmağı

davul tozu

davya

dayak,−ğı

dayak arsızı

dayak cezası

dayak düşkünü

dayak kaçkını

dayaklama

dayaklamak

dayaklanma

dayaklanmak

dayaklı

dayaklık,−ğı

dayalı



                     584
dayalı döşeli

dayama

dayamak

dayanak,−ğı

dayanaklı

dayanaklık,−ğı

dayanak noktası

dayanaksız

dayanç,−cı

dayandırma

dayandırmak

dayanıklı

dayanıklılık,−ğı

dayanıksız

dayanıksızlık,−ğı

dayanılma

dayanılmak

dayanılmaz

dayanım

dayanım ömrü

dayanırlık,−ğı

dayanış

dayanışık,−ğı

dayanışma

dayanışmacı

dayanışmacılık,−ğı

dayanışmak



                     585
dayanışmalı

dayanma

dayanmak

dayanma ömrü

dayantı

dayatış

dayatışma

dayatışmak

dayatma

dayatmacı

dayatmak

dayattırma

dayattırmak

dayayış

daye

dayı

dayıkızı

dayılanma

dayılanmak

dayılık,−ğı

dayıoğlu

dayızade

daylak,−ğı

daz

dazara dazar

dazara dazır

Dazkırı'yı (ilçe)



                    586
dazlak,−ğı

dazlaklaşma

dazlaklaşmak

dazlaklık,−ğı

dazlama

dazlamak

de

debagat

debbağ

debbe

debboy

debdebe

debdebeli

debeleniş

debelenme

debelenmek

debi

debil

debillik,−ği

debimetre

debriyaj

debriyaj pedalı

deccal

Deccal

decrescendo

dede

dedebaba



                  587
dedelik,−ği

dedikodu

dedikoducu

dedikoduculuk,−ğu

dedikodu etmek

dedikodu

kumkuması

dedikodu yapmak

dedirme

dedirmek

dedirtme

dedirtmek

dedüksiyon

dedveyt

def,−f'i

defa

defalarca

defans

def'aten

defetme

defetmek

defibratör

defile

defin,−fni

define

defineci

definecilik,−ği



                    588
defin ruhsatı

deflâsyon

defleme

deflemek

defne

defnedilme

defnedilmek

defnegiller

defnetme

defnetmek

defneyaprağı (balık)

defne yaprağı

defnolunma

defnolunmak

defo

defolma

defolmak

defolu

deformasyon

deforme

deforme olmak

defosuz

defroster

defter

defterci

deftercilik,−ği

defterdar



                       589
defterdarlık,−ğı

defter emini

defterhane

defterihakanî

defterikebir

degajman

değdiriş

değdirme

değdirmek

değer

değer analizi

değer artırma

değerbilir

değerbilirlik,−ği

değerbilmez

değerbilmezlik,−ği

değer düşürme

değer düşürümü

değer kuramı

değerleme

değerlendirilme

değerlendirilmek

değerlendirme

değerlendirmek

değerlenme

değerlenmek

değerler dizisi



                     590
değerli

değerli kâğıt,−dı

değerlilik,−ği

değersiz

değersizlik,−ği

değer yargısı

değgin

değil

değim

değimli

değimsiz

değin

değini

değiniş

değinme

değinmek

değinti

değirme

değirmek

değirmen

değirmenci

değirmencilik,−ği

Değirmendere

fındığı

değirmenlik,−ği

değirmen taşı

değirmi



                    591
değirmileme

değirmilemek

değirmileşme

değirmileşmek

değirmilik,−ği

değirmi sakal

değiş

değişebilir

değişebilirlik,−ği

değişen yıldız

değiş etmek

değişici

değişik,−ği

değişiklik,−ği

değişiklik önergesi

değişiklik teklifi

değişiklik yapmak

değişim

değişimli

değişimli ünsüzler

değişim yönetimi

değişinim

değişinimci

değişinimcilik,−ği

değişiş

değişke

değişken



                      592
değişkenlik,−ği

değişken ölçü

değişkin

değişkinlik,−ği

değişme

değişmek

değişmez

değiştirge

değiştirgeç,−ci

değiştirici

değiştiriliş

değiştirilme

değiştirilmek

değiştirim

değiştirme

değiştirmek

değiştirtme

değiştirtmek

değiş tokuş

değme

değmek

değnek,−ği

değnekçi

değnekçilik,−ği

değnekleme

değneklemek

deh



                  593
deha

dehalet

dehhaş

dehleme

dehlemek

dehlenme

dehlenmek

dehletme

dehletmek

dehliz

dehşet

dehşetlenme

dehşetlenmek

dehşetli

deist

deizm

dejenerasyon

dejenere

dejenere etmek

dejenereleşme

dejenereleşmek

dejenerelik,−ği

dejenere olmak

dek

dekadan

dekadanlık,−ğı

dekagram



                  594
dekalitre

dekametre

dekan

dekanlık,−ğı

dekar

Dekartçı

Dekartçılık,−ğı

dekaster

dekatlon

dekatloncu

deklânşör

deklârasyon

deklâre

deklâre etmek

dekoder

dekolte

dekont

dekor

dekorasyon

dekoratif

dekoratör

dekoratörlük,−ğü

dekorcu

dekorculuk,−ğu

dekore

dekore etmek

dekovil



                   595
dekstrin

dekstroz

delâlet

delâlet etmek

deldirme

deldirmek

delecek,−ği

delegasyon

delege

delegelik,−ği

delep delep

delgeç,−ci

delgi

delgiç,−ci

deli

deli deli

deli alacası

deli bal

deli balta

delibaş (hastalık)

deliboynuz

deli bozuk,−ğu

deli bozukluk,−ğu

delice

Delice (ilçe)

delice doğan

delicesine



                     596
delici

deli dana hastalığı

deli divane

deli dolu

deli etmek

deli fişek,−ği

deli fişeklik,−ği

deli gömleği

deli güllâbicisi

deli ırmak,−ğı

delik,−ği

delikanlı

delikanlılık,−ğı

delik deşik,−ği

delikli

delikli demir

delikliler

deliksiz

deliksiz uyku

delil

delilenme

delilenmek

delilik,−ği

deli mantar

delimsirek

delinme

delinmek



                      597
deli olmak

deli orman (orman)

Deliorman (yer adı)

deli otu

deliriş

delirme

delirmek

delirtme

delirtmek

deli saçması

delişmen

delişmence

delişmenlik,−ği

delişmenlik etmek

delk

delme

delmek

delta

delta kası

dem

demagog

demagogluk,−ğu

demagoji

demagojik,−ği

demagoji yapmak

deme

demeç,−ci



                      598
demek

demet

demetçi

demetçik,−ği

demet demet

demetleme

demetlemek

demetlenme

demetlenmek

demetletiş

demetletme

demetletmek

demetleyiş

demetli

demevî

demin

demincek

deminden

deminki

demir

demir ağacı

demirbaş

demir bilek,−ği

demir boku

demirci

Demirci (ilçe)

demircik,−ği



                  599
demircilik,−ği

demirci mengenesi

demir dikeni

demirhane

demir hat,−ttı

demirhindi (bitki)

demirî

demirkapan

demir kapı

Demirkapı (yer adı)

Demirkazık (yıldız)

demir kırı (renk)

Demirköy (ilçe)

demir kuş

demir leblebi

demirleme

demirlemek

demirleşme

demirleşmek

demirli

demirli beton

demir oksit,−di

Demirözü'nü (ilçe)

demir pası

demir perde(tiyatro)

Demiperde

(doğu bloku)



                       600
demir resmi

demirsiz

demirsizlik,−ği

demir sülfat

demir yeri

demir yolcu

demir yolculuk,−ğu

demir yolu

demir yumruk,−ğu

demiurgos

demkeş

demleme

demlemek

demlendirme

demlendirmek

demlendirme suyu

demlenme

demlenmek

demli

demlik,−ği

demode

demograf

demografi

demografik,−ği

demokrasi

demokrat

demokratik,−ği



                     601
demokratikleşme

demokratikleşmek

demokratikleştirme

demokratikleştirmek

demokratlaşma

demokratlaşmak

demokratlık,−ğı

demonstrasyon

denaet

denden

denden işareti

denek,−ği

denek taşı

deneme

denemeci

denemecilik,−ği

deneme çekimi

deneme hayvanı

denemek

deneme tahtası

deneme yayını

denenme

denenmek

denet

denetçi

denetçilik,−ği

denetici



                      602
denetilme

denetilmek

denetim

denetim bağı

denetimci

denetim kurulu

denetimli

denetim noktası

denetim pulu

denetimsiz

denetleme

denetlemek

denetleme kurulu

denetleme raporu

denetleme yapmak

denetlenme

denetlenmek

denetleyici

deney

deneyci

deneycilik,−ği

deneye dayalı

deneyim

deneyimci

deneyimcilik,−ği

deneyimli

deneyimsiz



                   603
deneyimsizlik,−ği

deneyiş

deney kabı

deneyleme

deneylemek

deneyli

deneysel

deneyselcilik,−ği

deneysellik,−ği

deneysiz

deney tüpü

deneyüstü

deneyüstücülük,

−ğü

denge

dengeci

dengecilik,−ği

denge fiyatı

denge kalası

dengeleme

dengelemek

dengelenme

dengelenmek

dengeleyici

dengeli

dengeli beslenme

dengelik,−ği



                    604
dengesiz

dengesiz beslenme

dengesizleştirme

dengesizleştirmek

dengesizlik,−ği

dengeşik,−ği

denge taşı

deni

denilme

denilmek

deniz

deniz akıntısı

denizalası (balık)

denizaltı,−yı

deniz altı

denizaltıcı

denizaltıcılık,−ğı

denizanası

denizaslanı

denizaşırı

deniz ataşesi

denizatı (balık)

deniz aygırı

deniz ayısı

deniz aynası

deniz basması

deniz bilimci



                     605
deniz bilimi

deniz buzu

denizci

denizcilik,−ği

denizçakısı

(yumuşakça)

deniz çulluğu

denizdanteli (deniz

hayvanı)

deniz depremi

deniz dibi

deniz feneri

deniz geçişi

denizgergedanı

denizgülü (hayvan)

denizgüzeli (balık)

deniz hamamı

deniz haritası

denizhıyarı (deniz

hayvanı)

denizhıyarları

deniz hukuku

denizısırganları

(hayvan)

denizibiği (bitki)

deniziğnesi (balık)

deniz iklimi



                      606
denizineği

denizkadayıfı (bitki)

deniz

kaplumbağaları

deniz kaplumbağası

deniz kazı

denizkedisi (balık)

denizkestanesi

(yumuşakça)

deniz kırlangıcı

denizkızı (balık)

deniz kızı (mitoloji)

denizkozalağı

(yumuşakça)

denizköpüğü (lüle

taşı)

denizkulağı

(yumuşakça)

deniz kulağı

(coğrafya)

deniz kurdu

deniz kuvvetleri

denizlâleleri

denizlâlesi (deniz

hayvanı)

Denizli

denizlik,−ği



                        607
deniz marulu

deniz mavisi

denizmaymunu

(balık)

deniz menekşesi

(çiçek)

deniz mili

deniz motoru

deniz otobüsü

deniz ördeği

deniz örümceği

denizpalamudu

(böcek)

denizpelidi (böcek)

deniz pırasası

(yosun)

deniz piyadesi

deniz rezenesi

deniz sarmaşığı

deniz seviyesi

deniz suyu

denizşakayığı

(hayvan)

denizşakayıkları

deniztarağı

(yumuşakça)

deniz tavşancılı



                      608
deniztavşanı

(yumuşakça)

deniz tedavisi

deniz tekesi

(karides)

deniztilkisi (balık)

deniz tutması

deniz uçağı

deniz üssü

deniz üzümü

deniz yeli

deniz yılanı

denizyıldızı (deniz

hayvanı)

denizyıldızları

deniz yolu

deniz yolu ulaşımı

deniz yosunu

denk,−gi

denkçi

denkçilik,−ği

denk küme

denklem

denkleme

denklemek

denklemler sistemi

denkleşme



                       609
denkleşmek

denkleştirme

denkleştirmek

denklenme

denklenmek

denkleştirici

denklik,−ği

denklik belgesi

denklik kuruluşu

denktaş

denli

denlilik,−ği

denme

denmek

densimetre

densiz

densizlenme

densizlenmek

densizleşme

densizleşmek

densizlik,−ği

denşirme

denşirmek

deontoloji

deodoran

depar

departman



                   610
depderin

deplâsman

depo

depocu

depoculuk,−ğu

depo etmek

depolama

depolamak

depolanma

depolanmak

depolitizasyon

depozit

depozito

depozitolu

depozitosuz

deprem

deprem bilimci

deprem bilimi

deprem bölgesi

depremçizer

deprem dalgası

deprem kuşağı

deprem merkezi

depremyazar

depremzede

deprenme

deprenmek



                 611
depresyon

depreşme

depreşmek

depreştirme

depreştirmek

derakap

derbeder

derbederlik,−ği

derbent,−di

Derbent (ilçe)

derç,−ci

derç etmek

derdest

derdest etmek

dere

derebeyi

derebeylik,−ği

Derebucak (ilçe)

derece

derece derece

dereceleme

derecelemek

derecelendirilme

derecelendirilmek

derecelendirme

derecelendirmek

dereceli



                    612
derecesiz

derecik,−ği

dereke

Dereli (ilçe)

dereotu

Derepazarı'nı (ilçe)

dere tepe

dergâh

dergi

dergicilik,−ği

derhâl

deri

deri altı

derici

dericilik,−ği

Derik (ilçe)

derili

derilme

derilmek

derim evi

derin

derince

derinden

derinden derine

derin derin

derin devlet

derin dondurucu



                       613
derin düşünme

Derinkuyu (ilçe)

derinlemesine

derinleşme

derinleşmek

derinleştirme

derinleştirmek

derinletme

derinletmek

derinliğine

derinlik,−ği

derinlik kayaçları

derinlikölçer

derinlik ölçümü

derin soğutma

derin soğutucu

derinti

derin uyku

derisi dikenliler

derişik,−ği

derişiklik,−ği

derişme

derişmek

derivasyon

derk

derkenar

derk etmek



                     614
derlem

derlemci

derlemcilik,−ği

derleme

derlemek

derlenme

derlenmek

derleyici

derleyicilik,−ği

derli toplu

derman

dermansız

dermansızlaşma

dermansızlaşmak

dermansızlık,−ğı

dermatit

dermatolog,−ğu

dermatoloji

derme

derme çatma

dermek

dermeyan

dermeyan etmek

dermit

dernek,−ği

dernekçi

dernekçilik,−ği



                   615
dernekleşme

dernekleşmek

Dernekpazarı'nı

(ilçe)

derneşik,−ği

derpiş

derpiş etmek

derrace

ders

ders dışı

dershane

dershaneci

dershanecilik,−ği

dersiam

ders içi

dersiz topsuz

derslik,−ği

ders yapmak

dert,−di

dert babası

dert edinmek

dert etmek

dert küpü

dertlenme

dertlenmek

dertleşme

dertleşmek



                    616
dertli

dertlilik,−ği

dert olmak

dertop

dertop etmek

dertop olmak

dert ortağı

dert sahibi

dertsiz

dertsizlik,−ği

deruhte

deruhte etmek

derun

derunî

derviş

dervişane

dervişçe

dervişlik,−ği

derya

deryadil

derz

desen

desenci

desencilik,−ği

desenleme

desenlemek

desenli



                 617
desenli kaplama

desensiz

desibel

desigram

desikatör

desilitre

desimetre

desinatör

desinatörlük,−ğü

desise

desister

deskriptif

despot

despotça

despotik,−ği

despotizm

despotluk,−ğu

dessas

dest

destan

destancı

destanî

destanlaşma

destanlaşmak

destanlı

destanlık,−ğı

destansal



                   618
destansı

destansız

destar

destarî

destarlı

deste

desteci

deste deste

destek,−ği

destek doku

destekleme

destekleme alımı

desteklemek

desteklenme

desteklenmek

destekleşme

destekleşmek

destekleyiş

destekli

destekli bütçe

destek olmak

desteksiz

desteleme

destelemek

destelenme

destelenmek

desteleyici



                   619
desteleyicilik,−ği

destinasyon

destroyer

destur

destursuz

desturun

deşarj

deşarj olmak

deşeleme

deşelemek

deşifre

deşifre etmek

deşifre olmak

deşik,−ği

deşilme

deşilmek

deşme

deşmek

detant

detay

detaylandırma

detaylandırmak

detektif

detektiflik,−ği

detektör

deterjan

deterjancı



                     620
deterjancılık,−ğı

determinant

determinasyon

determinist

determinizm

detone

detone olmak

dev

deva

devaimisk

devalüasyon

devam

devam etmek

devamlı

devamlılık,−ğı

devamsız

devamsızlık,−ğı

dev anası

devasa

devasız

dev aynası

devce

deve

deveboynu (boru)

deveci

devecilik,−ği

deve dikeni



                    621
deve dişi

deve döşlü

deve elması

deve kini

deve kolu

deve kuşu

Develi (ilçe)

develik,−ği

developer

developman

deveran

deveranıdem

devetabanı (bitki)

deve tımarı

devetüyü (renk)

deve tüyü

devetüyü rengi

deve yükü

deve yürekli

devim

devim bilimi

devimli

devimsel

devimselcilik,−ği

devimsellik,−ği

devimsiz

devindirici



                     622
devindirme

devindirmek

devin duyumu

devingen

devingenlik,−ği

devinim

devinme

devinmek

devinme olayı

devir,−vri

devirli

devirme

devirmek

devitken

devitme

devitmek

dev köpek balığıgiller

devleşme

devleşmek

devleştirme

devleştirmek

devlet

devlet adamı

devlet baba

devlet bakanı

devlet bankası

devlet başkanı



                         623
devletçi

devletçilik,−ği

devlet düşkünü

devlethane

devlet kapısı

devlet kuşu

devletler arası

devletleştirilme

devletleştirilmek

devletleştirme

devletleştirmek

devletli

devletlû

devoniyen

devralma

devralmak

devran

devre

devredilebilir

devredilebilirlik,−ği

devredilme

devredilmek

devredilmezlik,−ği

Devrek (ilçe)

Devrekâni (ilçe)

devre mülk

devren



                        624
devretme

devretmek

devrî

devriâlem

devridaim

devrihindî

devrik,−ği

devrik cümle

devrikebir

devriklik,−ği

devriliş

devrilme

devrilmek

devrim

devrimci

devrimcilik,−ği

devrirevan

devrisaadet

devrisi

devriye

devrolunma

devrolunmak

dev şar

dev şehir,−hri

devşirilme

devşirilmek

devşirim



                  625
devşirimli

devşirimsiz

devşirme

devşirmek

deyi

deyim

deyimleşme

deyimleşmek

deyimleştirme

deyimleştirmek

deyiş

deyyus

dezavantaj

dezenfeksiyon

dezenfektan

dezenfektasyon

dezenfekte

dezenfekte etmek

dezenformasyon

dıbır dıbır

dığan

dığdığı

dığdık,−ğı

dılak,−ğı

dımbırdatma

dımbırdatmak

dımdızlak,−ğı



                   626
Dımışk

dımışkî

dıramudana

dırdır

dır dır

dırdırcı

dırdır etmek

dırdırlanma

dırdırlanmak

dırıltı

dırlanma

dırlanmak

dırlaşma

dırlaşmak

dış

dış açı

dışa dönük,−ğü

dışa dönüklük,−ğü

dış ağ

dış âlem

dış alım

dış alımcı

dış alımcılık,−ğı

dışarı

dışarılı

dışarısı

dışarlık,−ğı



                    627
dışarlıklı

dış asalak,−ğı

dış atışı

dışa vurum

dışa vurumcu

dışa vurumculuk,

−ğu

dış başkalaşım

dış bellek,−ği

dışbeslenen

dış beslenme

dış borç,−cu

dışbükey

dışbükeylik,−ği

dış çevre

dış çizgiler durumu

dış çizgisi

dış çokgen

dış deri

dış dünya

dış evlilik,−ği

dış gebelik,−ği

dış gezegen

dış gezi

dış güçler

dış hat,−ttı

dış hatlar



                      628
dış hissedar

dışık,−ğı

dışınlı

dış işleri

dış kapak,−ğı

dış kavuz

dışkı

dışkılama

dışkılamak

dışkılık,−ğı

dışkısever

dış kredi

dış kulak,−ğı

dış kutsal

dışlama

dışlamak

dışlanma

dışlanmak

dış lâstik,−ği

dışlaştırma

dışlaştırmak

dış merkezli

dış merkezlik,−ği

dış odun

dış pazar

dış pazarlama

dış piyasa



                    629
dış plâzma

dış politika

dışrak,−ğı

dışsal

dış satım

dış satımcı

dış satımcılık,−ğı

dıştan

dış ters açı

dış ticaret

dış ticaret açığı

dış ticaret

serbestliği

dış yarıçap

dış yüz

dış zar

dızdık,−ğı

dızdız

dızdızcı

dızdızcılık,−ğı

dızlak,−ğı

dızlama

dızlamak

dızman

dia

dialkol,−lü

diaspora



                     630
diba

dibace

dibek,−ği

dibek kafalı

Dicle (ilçe)

didaktik,−ği

didar

dide

dideban

didik didik

didikleme

didiklemek

didikleniş

didiklenme

didiklenmek

didilme

didilmek

didiniş

didinme

didinmek

didinti

didişim

didişken

didişme

didişmek

didon

didona



               631
didon sakallı

difana

difenbahya

diferansiyel

diferansiyel

denklem

diferansiyel

hesap,−bı

difraksiyon

difteri

difterili

diftong

diftonglaşma

diftonglaşmak

difüzyon

Digor (ilçe)

diğer

diğeri

diğerkâm

diğerkâmlık,−ğı

dijital,−li

dik

dik açı

dik âlâsı

dik başlı

dik biçme

dikçe



                  632
dikdörtgen

dikdörtgensel

dikdörtgensel bölge

dikeç,−ci

dikel

dikelme

dikelmek

diken

dikence

dikencik,−ği

dikencikli

diken diken

diken dutu

dikenleşme

dikenleşmek

dikenli

dikenli balık,−ğı

dikenli balıkgiller

dikenlice

dikenlik,−ği

dikenli meyan

dikenli salyangoz

dikenli tel

dikenli yüzgeçliler

dikensi

dikensi çıkıntı

dikensiz



                      633
dikey

dikey geçiş

dikgen

dikici

dikicilik,−ği

dikili

Dikili (ilçe)

dikiliş

dikili taş

dikilme

dikilmek

dikim

dikim evi

dikimhane

dikine

dikine tıraş

dikiş

dikişçi

dikişçilik,−ği

dikiş iğnesi

dikişli

dikiş makinesi

dikiş okuması

dikiş payı

dikişsiz

dikit

dikiz



                 634
dikiz aynası

dikizci

dikizcilik,−ği

dikiz etmek

dikizleme

dikizlemek

dik kafalı

dikkat,−ti

dikkat etmek

dikkatli

dikkatsiz

dikkatsizlik,−ği

dikkatsizlik etmek

dikkat toplaşımı

dik kenar

dikkuyruk,−ğu

(ördek)

diklemesine

diklenme

diklenmek

dikleşme

dikleşmek

dikleştirme

dikleştirmek

diklik,−ği

dikme

dikmek



                     635
dikmelik,−ği

dikmen

Dikmen (ilçe)

dik rüzgâr

dikse

dik silindir

diksiyon

dikta

diktacı

diktacılık,−ğı

diktafon

diktatör

diktatörce

diktatörlük,−ğü

dikte

dikte etmek

diktirme

diktirmek

diktirtme

diktirtmek

dik üçgen

dik yamuk,−ğu

dil

dil ailesi

dil akrabalığı

dilaltı (hastalık)

dil altı



                     636
dil altı bezleri

dil atlası

dilâtometre

dil avcısı

dilâver

dil balığı

dilbasan

dilbaz

dilber

dilberdudağı (tatlı)

dil bilgisi

dil bilimci

dil bilimi

dil bilimsel

dil birliği

dil cambazı

dilci

dilcik,−ği

dilcilik,−ği

dil coğrafyası

dil dalaşı

dildaş

dilden dile

dil ebesi

dilek,−ği

dilekçe

dilek kipi



                       637
dile kolay

dileme

dilemek

dilemma

dilenci

dilenci çanağı

dilencilik,−ği

dilencilik etmek

dilenci vapuru

dilendirme

dilendirmek

dileniş

dilenme

dilenmek

dileyici

dil felsefesi

dilfüruz

dili bozuk,−ğu

dilim

dilim dilim

dilimleme

dilimlemek

dilimleniş

dilimlenme

dilimlenmek

dilimleyiş

dilinim



                   638
dilinme

dilinmek

diliş

dili tutuk,−ğu

dili uzun

dili yatkın

dili zifir

dil kavgası

dil lâboratuvarı

dillek,−ği

dillendirme

dillendirmek

dillenme

dillenmek

dilleşme

dilleşmek

dilli

dilli düdük,−ğü

dilmaç,−cı

dilmaçlık,−ğı

dilme

dilmek

dil oğlanı

dil öğrenimi

dil öğretimi

dil pelesengi

dil peyniri



                   639
dilsel

dilsever

dilsiz

dilsizlik,−ği

dil sürçmesi

dil şakası

dil tutukluğu

dilüviyum

dil yarası

dimağ

dimdik,−ği

dimi

diminuendo

dimmer

dimnit

dimyat

din

din adamı

dinamik,−ği

dinamik analiz

dinamikleşme

dinamikleşmek

dinamit

dinamitçi

dinamitçilik,−ği

dinamitleme

dinamitlemek



                   640
dinamitlenme

dinamitlenmek

dinamit lokumu

dinamizm

dinamo

dinamometre

dinar

Dinar (ilçe)

din birliği

dince

dincelmek

dinci

dinci erki

dincilik,−ği

dinç

dinçlenme

dinçlenmek

dinçleşme

dinçleşmek

dinçlik,−ği

dindar

dindarlık,−ğı

dindaş

dindaş olmak

din dışı

dindirme

dindirmek



                 641
din doruğu

dinelme

dinelmek

dinen

dineri

din erkçilik,−ği

din erki

din felsefesi

dingi

dingil

dingildek,−ği

dingildeklik,−ği

dingildeme

dingildemek

dingilli

dingin

dingincilik,−ği

dinginleşme

dinginleşmek

dinginleştirme

dinginleştirmek

dinginlik,−ği

dinî

dini bütün

diniş

dink,−gi

dinleme



                   642
dinlemek

dinleme salonu

dinlence

dinlendirici

dinlendirilmiş

dinlendirme

dinlendirmek

dinlenme

dinlenmek

dinlenme kampı

dinlenme salonu

dinleti

dinletme

dinletmek

dinleyici

dinleyicilik,−ği

dinleyiş

dinme

dinmek

dinmez

dinozor

dinozorlar

dinozorlaşma

dinozorlaşmak

din öncesi

dinsel

dinsiz



                   643
dinsizlik,−ği

dip,−bi

dip ağı

dip balıkçılığı

dip bucak,−ğı

dipçik,−ği

dipçikleme

dipçiklemek

dipçiklenme

dipçiklenmek

dipdam

dipdinç

dipdiri

dip doruk,−ğu

dipfriz

dip koçanı

diplârya

dipleme

diplemek

dipli

diploit,−di

diploma

diplomalı

diplomasız

diplomasi

diplomat

diplomatça



                  644
diplomatik,−ği

diplomatik dil

diplomatlık,−ğı

dipnot

dipsiz

dipsiz kuyu

dipsiz testi

dirayet

dirayetli

dirayetsiz

dirayetsizlik,−ği

direk,−ği

direkçi

direkli

direklik,−ği

direksiyon

direkt

direktif

direktör

direktörlük,−ğü

direme

diremek

diren

direnç,−ci

dirençli

dirençsiz

direngen



                    645
direngenlik,−ği

direnim

direniş

direnişçi

direnleme

direnlemek

direnme

direnmek

direşken

direşme

direşmek

diretme

diretmek

direy

dirgen

dirgenleme

dirgenlemek

dirhem

dirhem dirhem

diri

dirice

diri diri

diriğ

diriğ etmek

diriksel

diriksel ısı

diril



                  646
dirileşme

dirileşmek

diril ısı

dirilik,−ği

diriliş

dirilme

dirilmek

diriltici

diriltme

diriltmek

dirim

dirim bilimci

dirim bilimcilik,−ği

dirim bilimi

dirim bilimsel

dirim konisi

dirim kurgu

dirim kurgusal

dirimli

dirimlik,−ği

dirimsel

dirimselcilik,−ği

dirim suyu

diri örtü

dirlik,−ği

dirlik düzenlik,−ği

dirliksiz



                       647
dirliksizlik,−ği

dirsek,−ği

dirsek kemiği

dirsekleme

dirseklemek

dirseklenme

dirseklenmek

dirseklik,−ği

dirsek teması

dirsizlik,−ği

disimilâsyon

disiplin

disiplin cezası

disipline

disipline etmek

disiplin kurulu

disiplinli

disiplinsiz

disiplinsizlik,−ği

disiplin suçu

disk

diskalifiye

diskalifiye etmek

diskalifiye olmak

disk atma

diskçi

diskçilik,−ği



                     648
disket

diskjokey

disko

diskotek,−ği

diskur

disk zımpara

dispanser

dispeç,−ci

dispeççi

dispersiyon eriyik,

−ği

disponibilite

disprosyum

distribütör

distribütörlük,−ğü

diş

diş ağrısı

diş bademi

dişbudak,−ğı

diş buğdayı

diş çekimi

diş çıkarma

dişçi

dişçik,−ği

dişçi koltuğu

dişçilik,−ği

diş−damak ünsüzü



                      649
diş diş

diş−dudak ünsüzü

dişe diş

dişeği

dişeğileme

dişeğilemek

dişeme

dişemek

diş eti

diş eti−damak

ünsüzü

diş eti−dudak

ünsüzü

diş eti ünsüzü

diş fırçası

diş hekimi

diş hekimliği

dişi

dişi bakır

dişi demir

dişi klişe

dişil

dişileşme

dişileşmek

dişileştirme

dişileştirmek

dişilik,−ği



                   650
dişilleştirme

dişilleştirmek

dişillik,−ği

dişindirik,−ği

dişi organ

dişisel

diş kirası

dişlek,−ği

dişleme

dişlemek

dişlenme

dişlenmek

dişletme

dişletmek

dişli

dişlik,−ği

dişli tırnaklı

diş macunu

diş otu

diş otugiller

diş özü

dişsiz

dişsizlik,−ği

diş tababeti

diş tabibi

diş tacı

diş taşı



                 651
diş ünsüzü

ditiramp,−bı

ditme

ditmek,−der

div

dival

divan

divançe

divane

divan edebiyatı

divaneleşme

divaneleşmek

divanelik,−ği

divanhane

divanıâli

divanıharp,−bi

Divanıhümayun

Divanımuhasebat

divanî

divanî kırması

divan kalemi

divan sazı

divik,−ği

divit

divitin

divlek,−ği

Divriği (ilçe)



                  652
diyabaz

diyabet

diyabet bilimi

diyabetik,−ği

diyabetolog,−ğu

diyabetoloji

diyabet uzmanı

Diyadin (ilçe)

diyafram

diyagonal,−li

diyagram

diyaklâz

diyakoz

diyakroni

diyakronik,−ği

diyalâj

diyalekt

diyalektik,−ği

diyalektikçi

diyalektik

materyalizm

diyalektolog,−ğu

diyalektoloji

diyalel

diyaliz

diyaliz makinesi

diyalog,−ğu



                   653
diyanet

diyanet işleri

diyapazon

diyapozitif

diyar

Diyarbakır

Diyarbakır karpuzu

diyarıgurbet

diyastaz

diyastol,−lü

diyatome

diye

diyecek,−ği

diye diye

diyerek

diyet

diyetetik,−ği

diyetisyen

diyet peyniri

diyet uzmanı

diyez

diyoptri

diyorit

diz

diz ağırşağı

dizanteri

dizanterili



                     654
dizayn

dizayncı

dizayner

diz bağı

diz boyu

dizdar

dizdirme

dizdirmek

diz dize

dize

dizel

dizeleme

dizelemek

dizeleştirme

dizeleştirmek

dizem

dizemli

dizemsiz

dizge

dizgeli

dizgesel

dizgesiz

dizgi

dizgici

dizgicilik,−ği

dizgi hatası

dizgin



                 655
dizginleme

dizginlemek

dizginlenme

dizginlenmek

dizginsiz

dizgi yanlışı

dizgi yeri

dizi

dizici

dizi dizi

dizi film

dizileme

dizilemek

dizili

diziliş

dizilme

dizilmek

dizim

dizim dizim

dizin

diziş

diz kapağı

diz kapağı kemiği

dizleme

dizlemek

dizlik,−ği

dizme



                    656
dizmek

dizmen

diz üstü

diz üstü bilgisayar

dizyem

do

do anahtarı

dobra dobra

doçent

doçentlik,−ği

Dodurga (ilçe)

dogma

dogmacı

dogmacılık,−ğı

dogmalaştırma

dogmalaştırmak

dogmatik,−ği

dogmatik felsefe

dogmatizm

doğa

doğa bilgisi

doğa bilimci

doğa bilimcilik,−ği

doğa bilimleri

doğacak,−ğı

doğacı

doğacılık,−ğı



                      657
doğaç,−cı

doğaçlama

doğaçlamak

doğaçlama tiyatro

doğaçtan

doğa dışı

doğal

doğal ayıklanma

doğalcı

doğalcılık,−ğı

doğal coğrafya

doğal gaz

doğal gaz enerjisi

doğallaşma

doğallaşmak

doğallaştırma

doğallaştırmak

doğallık,−ğı

doğallıkla

doğal sayı

doğan

doğancı

doğancılık,−ğı

Doğanhisar (ilçe)

Doğankent (ilçe)

Doğanşar (ilçe)

Doğanşehir (ilçe)



                     658
Doğanyol (ilçe)

Doğanyurt (ilçe)

doğa ötesi

doğasever

doğaüstü

doğaüstücülük,−ğü

doğa yasası

doğdurma

doğdurmak

doğma

doğma büyüme

doğmaca

doğmak

doğram

doğrama

doğramacı

doğramacılık,−ğı

doğramak

doğram doğram

doğranma

doğranmak

doğratma

doğratmak

doğrayış

doğru

doğru açı

doğru akım



                    659
doğruca

doğrucu

doğruculuk,−ğu

doğrudan

doğrudan doğruya

doğru dürüst

doğrulama

doğrulamak

doğrulanma

doğrulanmak

doğrulma

doğrulmak

doğrultma

doğrultmaç,−cı

doğrultmak

doğrultman

doğrultu

doğrulu

doğruluk,−ğu

doğrulum

doğru orantılı

doğru parçası

doğrusal

doğrusu

doğru yol

doğu

Doğubayazıt (ilçe)



                     660
doğu bilimci

doğu bilimi

doğu bloku

doğu gürgeni

doğu kayını

doğulu

doğululaşma

doğululaşmak

doğululuk,−ğu

doğum

doğum evi

doğum günü

doğumhane

doğum ilmühaberi

doğum incinmesi

doğum kontrolü

doğumlu

doğum odası

doğum oranı

doğumsal

doğum sancısı

doğum tarihi

doğum yapmak

doğum yeri

doğu noktası

doğuranlar

doğurgan



                   661
doğurganlaşma

doğurganlaşmak

doğurganlaştırma

doğurganlaştırmak

doğurganlık,−ğı

doğurgu

doğurma

doğurmak

doğurtma

doğurtmak

doğurucu

doğuruş

doğuş

doğuştan

doğuştancılık,−ğı

Doğu Türkçesi

dok

doksan

doksanar

doksanıncı

doksanlık,−ğı

doktor

doktora

doktoralı

doktorasız

doktorluk,−ğu

doktrin



                    662
doktrinci

doku

doku aktarımı

doku bilimci

doku bilimi

doku bozukluğu

dokum

dokuma

dokumacı

dokumacılık,−ğı

dokumahane

dokumak

dokumalı

dokuma tezgâhı

dokunaç,−cı

dokunaklı

dokunaklılık,−ğı

doku nakli

dokunca

dokuncalı

dokuncasız

dokundurma

dokundurmak

dokunma

dokunmabana

(kanser)

dokunma duyusu



                   663
dokunmak

dokunmatik,−ği

dokunsal

dokunulma

dokunulmak

dokunulmaz

dokunulmazlık,−ğı

dokunum

dokunuş

dokurcuk,−ğu

dokurcun

dokutma

dokutmak

dokuyucu

dokuyuş

dokuz

dokuz altmış beş

dokuz altmış

beşlik,−ği

dokuzar

dokuz babalı

dokuz canlı

dokuzgen

dokuzlu

dokuz on

dokuztaş (oyun)

dokuzuncu



                    664
doküman

dokümantasyon

dokümanter

dolak,−ğı

dolaksız

dolam

dolama

dolamak

dolama otu

dolama otugiller

dolambaç,−cı

dolambaçlı

dolambaçsız

dolamık,−ğı

dolan

dolandırıcı

dolandırıcılık,−ğı

dolandırılış

dolandırılma

dolandırılmak

dolandırış

dolandırma

dolandırmak

dolanı dolanı

dolanım

dolanış

dolanlı



                     665
dolanlı iflâs

dolanma

dolanmak

dolan taşı

dolantı

dolap,−bı

dolap beygiri

dolapçı

dolar

dolaş

dolaşık,−ğı

dolaşıklık,−ğı

dolaşıksız

dolaşılma

dolaşılmak

dolaşım

dolaşma

dolaşmak

dolaştırılma

dolaştırılmak

dolaştırma

dolaştırmak

dolay

dolayı

dolayı dolayı

dolayısıyla

dolay kutupsal



                 666
dolaylama

dolaylı

dolaylı özne

dolaylı tümleç,−ci

dolaylı vergi

dolaysız

dolaysız vergi

doldurma

doldurmak

doldurtma

doldurtmak

doldurulma

doldurulmak

dolduruş

dolgu

dolgulu

dolgun

dolgunca

dolgunlaşma

dolgunlaşmak

dolgunluk,−ğu

dolgun maaş

dolgun ücret

dolgu yapmak

dolikosefal,−li

dolma

dolma biber



                     667
dolmak

dolma kalem

dolmalık,−ğı

dolma otu

dolma otugiller

dolmen

dolmuş

dolmuşçu

dolmuşçuluk,−ğu

dolmuş durağı

dolmuş uçak,−ğı

dolomit

dolu

doludizgin

dolukma

dolukmak

doluluk,−ğu

dolum

dolunay

dolu serpme

dolusu

doluş

doluşma

doluşmak

domalan

domalış

domalma



                  668
domalmak

domaltma

domaltmak

Domaniç (ilçe)

domates

domates çorbası

domates dolması

domates salçası

dombay

domdom kurşunu

domestik,−ği

dominant

domino

dominyon

domur

domur domur

domuz

domuz arabası

domuzayağı

(çubuk)

domuz ayrık otu

domuz balığı

domuz damı

domuz derisi

domuz dikeni

domuzgiller

domuz eti



                  669
domuzlan

domuzlanma

domuzlanmak

domuzlaşma

domuzlaşmak

domuzluk,−ğu

domuzluk etmek

domuz otu

domuztırnağı

(kanca)

domuzuna

domuz yağı

don

donakalma

donakalmak

donam

donama

donamak

donanım

donanım kilidi

donanma

donanmak

donatı

donatılı

donatılma

donatılmak

donatım



                 670
donatımcı

donatısız

donatış

donatma

donatmak

donattırma

donattırmak

donduraç,−cı

dondurma

dondurmacı

dondurmacılık,−ğı

dondurmak

dondurucu

dondurulma

dondurulmak

dondurulmuş

done

don gömlek

donjuan

donkişotluk,−ğu

donlu

donma

donma derecesi

donmak

donma noktası

donmuş sebze

donra



                    671
donsuz

donuk,−ğu

donuk donuk

donuklaşma

donuklaşmak

donuklaştırma

donuklaştırmak

donukluk,−ğu

don yağı

dopdolu

doping

dopingleme

dopinglemek

doping yapmak

doru

doruk,−ğu

doruk çizgisi

dorukçu yaklaşım

doruk dal

doruklama

doruklamak

doruklaştırma

doruklaştırmak

doruk noktası

doruk toplantısı

dorum

dosdoğru



                   672
dost

dostane

dostça

dost düşman

dost edinmek

dost kazığı

dostlaşma

dostlaşmak

dostluk,−ğu

dostluk etmek

dost olmak

dostsuz

dosya

dosyalama

dosyalamak

dosyalanma

dosyalanmak

doya doya

doyasıya

doygu

doygun

doygunlaşma

doygunlaşmak

doygunluk,−ğu

doyma

doymak

doymaz



                673
doymazlık,−ğı

doymuş

doyulma

doyulmak

doyum

doyum evi

doyumlu

doyumluk,−ğu

doyumsuz

doyumsuzluk,−ğu

doyunma

doyunmak

doyuran

doyuran buhar

doyurma

doyurmak

doyurucu

doyurulma

doyurulmak

doyuruş

doyuş

doyuşma

doyuşmak

doz

dozaj

dozer

Döger



                  674
döke döke

döke saça

dökme

dökmeci

dökmecilik,−ği

dökme çimento

dökme demir

dökme gaz

dökmek

döktürme

döktürmek

dökük,−ğü

döküklük,−ğü

dökülgen

dökülme

dökülmek

dökülüş

döküm

dökümcü

dökümcülük,−ğü

döküm evi

dökümhane

dökümleme

dökümlemek

dökümlü

dökünme

dökünmek



                 675
döküntü

döküntülü

döküntüsüz

döl

döl ayı

döl döş

dölek,−ği

döl eşi

dölleme

döllemek

dölleniş

döllenme

döllenmek

döllenmesiz

döllenmesiz üreme

döllü döşlü

dölüt

döl yatağı

döl yolu

dömifinal,−li

dömivole

dönbaba (bitki)

döndürme

döndürmek

döndürülme

döndürülmek

döndürüş



                    676
döneç,−ci

döne döne

dönek,−ği

dönekçe

döneklik,−ği

dönel

döneleme

dönelemek

dönelme

dönelmek

dönem

dönemeç,−ci

dönence

dönencel

dönencel ay

denenceli

dönencel yıl

dönenme

dönenmek

dönen top

döner

döner ayna

dönerci

dönercilik,−ği

döner dolap, −bı

döner kapı

döner kavşak,−ğı



                   677
döner kebap,−bı

döner kule

döner sahne

döner sermaye

döngel

döngel orucu

döngü

dönme

dönme dolap,−bı

dönme ekseni

dönmek

dönmeli

dönük,−ğü

dönülme

dönülmek

dönüm

dönümlük,−ğü

dönüm noktası

dönüş

dönüşlü

dönüşlü çatı

dönüşlü fiil

dönüşlülük,−ğü

dönüşlü zamir

dönüşme

dönüşmek

dönüşsüz



                  678
dönüştürme

dönüştürmek

dönüştürücü

dönüştürülme

dönüştürülmek

dönüştürüm

dönüşüm

dönüşümcü

dönüşümcülük,−ğü

dönüşümlü

döpiyes

dörder

dördül

dördün

dördüncü

dördüncü çağ

dördüz

dördüzleme

dördüz

yumrucuklar

dört,−dü

dört ayak,−ğı

dört ayaklılar

dört beş

dört bir

dört bucak,−ğı

dörtcihar



                   679
dört çifte

Dörtdivan (ilçe)

dört dörtlük,−ğü

dörtgen

dört göz

dört işlem

dört kaşlı

dörtkenar

dört köşe

dörtleme

dörtlemek

dörtlü

dörtlü final,−li

dörtlük,−ğü

Dörtyol (ilçe)

dörtnal

dörtnala

dörttek (tekne)

dört yol

dört yol ağzı

dört yüzlü

döş

döşek,−ği

döşekli

döşeli

döşem

döşemci



                   680
döşemcilik,−ği

döşeme

döşemeci

döşemeci çivisi

döşemecilik,−ği

döşemek

döşemeli

döşemelik,−ği

döşemesiz

döşeniş

döşenme

döşenmek

döşetilme

döşetilmek

döşetme

döşetmek

döşeyici

döşeyiş

döşgömü (pastırma)

döteryum

dövdürme

dövdürmek

dövdürtme

dövdürtmek

dövdürtülme

dövdürtülmek

dövdürülme



                     681
dövdürülmek

döveç,−ci

döviz

döviz kuru

dövizzede

dövme

dövmeci

dövmecilik,−ği

dövmek

dövmelik,−ği

dövme yapmak

dövülgen

dövülgenlik,−ği

dövülme

dövülmek

dövülüş

dövünme

dövünmek

dövünüş

dövüş

dövüşçü

dövüşken

dövüşkenlik,−ği

dövüşme

dövüşmek

dövüştürme

dövüştürmek



                  682
dragoman

dragon

drahmi

drahoma

draje

dram

drama

dramatik,−ği

dramatikleşme

dramatikleşmek

dramatize etmek

dramaturg

dreç,−ci

dren

drenaj

dretnot

drezin

dripling

dripling yapmak

drog

drosera

droseragiller

dua

duacı

dua etmek

duahan

duayen



                  683
duba

dubar

dubara

dubaracı

dubaracılık,−ğı

dublâj

dublâjcı

dublâjcılık,−ğı

duble

duble etmek

dubleks

dubleks daire

dublör

dublörlük,−ğü

dubniyum

duçar

dudak,−ğı

dudak benzeşmesi

dudak boyası

dudak çukuru

dudakdeğmez

dudak eşlemesi

dudak kalemi

dudaksıl

dudaksıllaşma

dudak tiryakisi

dudak ünlüsü



                   684
dudak ünsüzü

dudak yarığı

dudu

dudu dilli

duetto

duhul,−lü

duhuliye

duhuliye kartı

duka

dukalık,−ğı

dul

dulaptal otu

dulaptal otugiller

dulavrat otu

dulda

duldalama

duldalamak

duldalanma

duldalanmak

duldalı

duldasız

dulluk,−ğu

duluk,−ğu

Duma

dumağı

duman

dumanlama



                     685
dumanlamak

dumanlanma

dumanlanmak

dumanlı

duman rengi

dumansız

dumdum

Dumlupınar (ilçe)

dumur

dun

duo

dupduru

duraç,−cı

durağan

Durağan (ilçe)

durağan elektrik,−ği

durağanlaşma

durağanlaşmak

durağanlık,−ğı

durak,−ğı

durakı

duraklama

duraklamak

duraklatma

duraklatmak

duraklayış

duraklı



                       686
duraklı dalga

duraklık,−ğı

duraksama

duraksamak

duraksamalı

duraksamasız

duraksayış

duraksız

dural

duralama

duralamak

duralayış

durallık,−ğı

durdurma

durdurmak

durdurtma

durdurtmak

durdurulma

durdurulmak

durduruş

durendiş

durgu

durgun

durgunlaşma

durgunlaşmak

durgunlaştırma

durgunlaştırmak



                  687
durgunluk,−ğu

durgun şişkinlik,−ği

durgül

durma

durmadan

durmak

duromer plâstik,−ği

Dursunbey (ilçe)

duru

durucu

duruk,−ğu

durukluk,−ğu

duruksun

durulama

durulamak

durulanma

durulanmak

durulaşma

durulaşmak

durulma

durulmak

durultma

durultmak

duruluk,−ğu

durum

durumca

durum eki



                       688
durum güldürüsü

durum ortacı

durum ulacı

durum vaziyeti

durup durup

duruş

duruşma

duş

duşak,−ğı

duşaklama

duşaklamak

Duşanbe

duş kabini

duş teknesi

duş yapmak

dut

dutçuluk,−ğu

dutgiller

dut kurusu

dutluk,−ğu

dut pekmezi

duvak,−ğı

duvakçı

duvakçılık,−ğı

duvak düşkünü

duvaklama

duvaklamak



                  689
duvaklanma

duvaklanmak

duvaklı

duvaksız

duvar

duvar ayağı

duvarcı

duvarcılık,−ğı

duvar dayağı

duvar dişi

duvar gazetesi

duvar halısı

duvar ilânı

duvar kâğıdı

duvar pası

duvar resmi

duvar saati

duvar sarmaşığı

duvar sedefi

duvar takvimi

duvar topu

duvar yapmak

duy

duyar

duyarga

duyargalılar

duyar kat



                  690
duyarlı

duyarlık,−ğı

duyarlıklı

duyarlılık,−ğı

duyarsız

duyarsızlaşma

duyarsızlaşmak

duyarsızlaştırma

duyarsızlaştırmak

duyarsızlık,−ğı

duygan

duygu

duyguca

duygudaş

duygudaşlık,−ğı

duygulandırma

duygulandırmak

duygulanım

duygulanış

duygulanma

duygulanmak

duygulu

duygululuk,−ğu

duygun

duygunluk,−ğu

duygusal

duygusal düşünme



                    691
duygusallık,−ğı

duygusuz

duygusuzluk,−ğu

duyma

duymak

duymazlık,−ğı

duy priz

duysal

duyu

duyulma

duyulmak

duyulmamış

duyulur

duyum

duyumculuk,−ğu

duyum eşiği

duyum ikiliği

duyumlu

duyumölçer

duyumsal

duyumsama

duyumsamak

duyumsamazlık,−ğı

duyumsatma

duyumsatmak

duyumsuz

duyumsuzluk,−ğu



                    692
duyum yitimi

duyurma

duyurmak

duyurmalık,−ğı

duyuru

duyurucu

duyurulma

duyurulmak

duyurum

duyuru tahtası

duyusal

duyuş

duyuüstü

düalist

düalizm

Dübbüasgar

(Küçükayı)

Dübbüekber

(Büyükayı)

dübel

dübeş

düden

düdük,−ğü

düdükçü

düdükleme

düdüklemek

düdüklü



                 693
düdüklü tencere

düdük makarnası

düello

düellocu

düet

dügâh

düğme

düğmeci

düğmecilik,−ği

düğmek

düğmeleme

düğmelemek

düğmelenme

düğmelenmek

düğmeli

düğmesiz

düğü

düğüm

düğümcük,−ğü

düğüm düğüm

düğümleme

düğümlemek

düğümlenme

düğümlenmek

düğümlü

düğüm noktası

düğümsüz



                  694
düğün

düğün alayı

düğüncü

düğüncübaşı

düğün çiçeği

düğün çiçeğigiller

düğün çorbası

düğün dernek,−ği

düğün evi

düğün hamamı

düğün pilâvı

düğün salonu

düğünsüz

düğün yahnisi

düğürcük,−ğü

dük

dükkân

dükkâncı

düklük,−ğü

düldül

Düldül (Hz.Ali'nin

atı)

dülger

dülger balığı

dülgerlik,−ği

dümbelek,−ği

dümbelekçi



                     695
dümdar

dümdüz

dümen

dümen bedeni

dümen boğazı

dümenci

dümencilik,−ği

dümen evi

dümeni eğri

dümen neferi

dümensiz

dümen suyu

dümensiz

dümtek

dün

dünden

dünden bugüne

dünit

dünkü

dünür

dünürcü

dünürcülük,−ğü

dünürleşme

dünürleşmek

dünürlük,−ğü

dünya (gök cismi)

Dünya (bilimsel



                    696
yayınlarda)

dünya âlem

dünyada

dünya evi

dünya görüşlü

dünya görüşü

dünya güzeli

dünya kelâmı

dünyalı

dünyalık,−ğı

dünya malı

dünya nimeti

dünya penceresi

dünyevî

düpedüz

dürbün

dürbünlü

dürme

dürmece

dürmek

dürtme

dürtmek

dürtü

dürtükleme

dürtüklemek

dürtülme

dürtülmek



                  697
dürtüş

dürtüşleme

dürtüşlemek

dürtüşme

dürtüşmek

dürtüştürme

dürtüştürmek

dürü

dürülme

dürülmek

dürülü

dürülüş

dürüm

dürüm dürüm

dürümleme

dürümlemek

dürüst

dürüstlük,−ğü

dürüst oyun

dürüşt

Dürzî

dürzü

düse

düstur

düş

düş azması

düşçü



                698
düşçülük,−ğü

düşe kalka

düşen piyasa

düşes

düşeslik,−ği

düşeş

düşey

düşeyazma

düşeyazmak

düşey çember

düşey düzlem

düşeylik,−ği

düşkü

düşkün

düşkünler evi

düşkünler yurdu

düşkünleşme

düşkünleşmek

düşkünlük,−ğü

düşkün olmak

düşleme

düşlemek

düşman

düşman ağzı

düşmanca

düşmanlaşma

düşmanlaşmak



                  699
düşmanlık,−ğı

düşmanlık etmek

düşman olmak

düşme

düşmek

düşmüş

düşmüş olmak

düşsel

düşsüz

düşük,−ğü

düşüklük,−ğü

düşük yapmak

düşün

düşünce

düşünce alışverişi

düşüncel

düşünceli

düşüncelilik,−ği

düşüncellik,−ği

düşünce özgürlüğü

düşüncesiz

düşüncesizlik,−ği

düşüncesizlik etmek

düşündaş

düşündürme

düşündürmek

düşündürmelik,−ği



                      700
düşündürtme

düşündürtmek

düşündürücü

düşünme

düşünmek

düşünme yasaları

düşünsel

düşüntü

düşüntülü

düşünücü

düşünücülük,−ğü

düşünülme

düşünülmek

düşünüm

düşünür

düşünürlük,−ğü

düşünüş

düşürme

düşürmek

düşürtme

düşürtmek

düşürülme

düşürülmek

düşürüm

düşürüş

düşüş

düşüt



                   701
düttürü

düve

düvel

düven

düvenci

düven dişi

düver

düvesime

düvesimek

düyek

düyun

düz

düzayak,−ğı

düz baskı

düzce

Düzce (ilçe)

düzeç,−ci

düzeçleme

düzelme

düzelmek

düzelti

düzeltici

düzeltici jimnastik,

−ği

düzelticilik,−ği

düzeltilme

düzeltilmek



                       702
düzeltim

düzeltme

düzeltme işareti

düzeltmek

düzeltmen

düzem

düzeme

düzemek

düzen

düzen açıklaması

düzen bağı

düzenbaz

düzenbazlık,−ğı

düzence

düzenci

düzencilik,−ği

düzenek,−ği

düzenleme

düzenlemeci

düzenlemek

düzenlenme

düzenlenmek

düzenleşik,−ği

düzenleşim

düzenleyici

düzenli

düzenlik,−ği



                   703
düzenlilik,−ği

düzenli ordu

düzensiz

düzensizlik,−ği

düzen teker

düzey

düzeyli

düzeysiz

düzeysizlik,−ği

düzgü

düzgülü

düzgün

düzgüncü

düzgünlü

düzgünlük,−ğü

düzgüsel

düzgüsüz

düz hekim

Düziçi'ni (ilçe)

düziko

düzine

düz kanatlılar

Düzköy (ilçe)

düzlek yapı

düzlem

düzleme

düzlemek



                   704
düzlem geometri

düzlem küre

düzlemsel

düzlenme

düzlenmek

düzleşme

düzleşmek

düzletme

düzletmek

düzlük,−ğü

düzme

düzmece

düzmeci

düzmecilik,−ği

düzmek

düz rakı

düztaban

düztabanlık,−ğı

düz tümleç,−ci

düzülme

düzülmek

düzüm düzüm

düz ünlü

(*)E

E

ebabil

ebat,−dı



                  705
ebcet,−di

ebcet hesabı

ebe

ebebulguru (kar)

ebedî

ebedîleşme

ebedîleşmek

ebedîleştirme

ebedîleştirmek

ebedîlik,−ği

ebedî uyku

ebediyen

ebediyet

ebegümeci

ebegümecigiller

ebekuşağı

ebeleme

ebelemek

ebeleyiş

ebeli

ebelik,−ği

ebemkuşağı

ebesiz

ebet,−di

ebeveyn

ebleh

eblehleşme



                   706
eblehleşmek

eblehlik,−ği

ebonit

ebru

ebrucu

ebruculuk,−ğu

ebrulama

ebrulamak

ebrulî

ebrulu

ebucehil karpuzu

ebülyoskop,−bu

ecdat,−dı

ece

Eceabat (ilçe)

ecel

ecel beşiği

ecel teri

ecinni

ecir,−cri

ecirlik,−ği

eciş bücüş

ecnebi

ecnebilik,−ği

ecza

eczacı

eczacı kalfası



                   707
eczacılık,−ğı

ecza çantası

ecza dolabı

eczahane

ecza kutusu

eczalı

eczalı pamuk,−ğu

eczasız

eçhel

eda

eda etmek

edalı

edat

edat grubu

edatlı

edatlı tümleç,−ci

edat tümleci

ede

edebî

edebî eser

edebikelâm

edebî sanat

edebî sanatlar

edebiyat

edebiyat bilimi

edebiyatça

edebiyatçı



                    708
edebiyatçılık,−ğı

edebiyatsever

edebiyat tarihi

edep,−bi

edep etmek

edepleniş

edeplenme

edeplenmek

edepli

edepli edepli

edepsiz

edepsizce

edepsiz edepsiz

edepsizleşme

edepsizleşmek

edepsizlik,−ği

edep yeri

eder

edevat

edibane

edik,−ği

edilgen

edilgen çatı

edilgen fiil

edilgenleşme

edilgenleşmek

edilgenleştirme



                    709
edilgenleştirmek

edilgenlik,−ği

edilgenlik eki

edilgi

edilgin

edilginlik,−ği

edilme

edilmek

edim

edimli

edimsel

edinç,−ci

edinilme

edinilmek

edinim

edinme

edinmek

edinti

edip,−bi

Edirne

edisyon

editör

editörlük,−ğü

edna

Edremit (ilçe)

edvar

edvar musikisi



                   710
efe

efece

efekt

efektif

efelek,−ği

efeleniş

efelenme

efelenmek

efeleşme

efeleşmek

efelik,−ği

efelik etmek

efemine

efendi

efendibaba

efendice

efendi efendi

efendilik,−ği

efendim

efil efil

efkâr

efkâr etmek

efkârıumumiye

efkârlanış

efkârlanma

efkârlanmak

efkârlı



                711
eflâk,−ki

Eflâk

Eflâni (ilçe)

eflâtun

eflâtunî

efor

efrat,−dı

efsane

efsaneleşme

efsaneleşmek

efsaneleştirilme

efsaneleştirilmek

efsaneleştirme

efsaneleştirmek

efsaneli

efsanevî

efsun

efsunkâr

efsunlama

efsunlamak

eften püften

egale

egale etmek

ege

Ege

Egeli

egemen



                    712
egemen güçler

egemenlik,−ği

eglog

ego

egoist

egoistlik,−ği

egoizm

egosantrik

egosantrizm

egotizm

egzama

egzamalı

egzamamsı

egzersiz

egzistansiyalist

egzistansiyalizm

egzogami

egzomorfizm

egzotik,−ği

egzotik çorba

egzotizm

egzoz

egzozcu

egzoz gazı

eğdiriş

eğdirme

eğdirmek



                   713
eğe

eğeleme

eğelemek

eğer

eğiç,−ci

eğik,−ği

eğik biçme

eğik çizgi

eğik düzlem

eğiklik,−ği

eğik silindir

eğik yazı

Eğil (ilçe)

eğilim

eğilimli

eğiliş

eğilme

eğilmek

eğim

eğimli

eğimölçer

eğimsiz

eğin,−ğni

eğinik,−ği

eğinme

eğinmek

eğinti



                714
eğir

Eğirdir (ilçe)

eğir kökü

eğirme

eğirmek

eğirmen

eğir mumu

eğirtme

eğirtmek

eğiş

eğitici

eğiticilik,−ği

eğitilme

eğitilmek

eğitim

eğitim bilimi

eğitimci

eğitimcilik,−ği

eğitim dönemi

eğitim enstitüsü

eğitim fakültesi

eğitimli

eğitim programı

eğitimsel

eğitim sistemi

eğitimsiz

eğitme



                   715
eğitmek

eğitmen

eğitmenlik,−ği

eğitsel

eğitsellik,−ği

eğlek,−ği

eğleme

eğlemek

eğlence

eğlence evi

eğlenceli

eğlencelik,−ği

eğlencesiz

eğlence yeri

eğlendinlen alanı

eğlendiri

eğlendirici

eğlendiriş

eğlendirme

eğlendirmek

eğlenilme

eğlenilmek

eğleniş

eğlenme

eğlenmek

eğlenti

eğleşme



                    716
eğleşmek

eğme

eğmeç,−ci

eğmeçli

eğmek

Eğmür

eğrelti

eğrelti otu

eğrelti otugiller

eğreti

eğretileme

eğretilik,−ği

eğrez

eğri

eğri büğrü

eğrice

eğri çehre

eğrili

eğrilik,−ği

eğriliş

eğrilme

eğrilmek

eğriltme

eğriltmek

eğrim

eğrim eğrim

eğri söz



                    717
eğritme

eğritmek

eğri yüz

eğsi

eh

ehem,−mmi

ehemmiyet

ehemmiyetli

ehemmiyetsiz

ehil,−hli

ehlî

ehlibeyt

ehlidil

ehlihibre

ehlikeyf

ehlikitap,−bı

ehlîleşme

ehlîleşmek

ehlîleştirilme

ehlîleştirilmek

ehlîleştirme

ehlîleştirmek

ehlisalip,−bi

ehlisünnet

ehlivukuf

ehliyet

ehliyetli



                  718
ehliyetname

ehliyetsiz

ehliyetsizlik,−ği

ehlizevk

ehram

Ehrimen

ehven

ehvenişer

einstenyum

ejder

ejderha

ejektör

ek

ekâbir

ekalliyet

ekarte etmek

ek bileziği

ek bütçe

ek ders

eke

ekecek,−ği

ekenek,−ği

ek eylem

ek fiil

ek görev

ekici

ekili



                    719
ekilme

ekilmek

ekim

ekin

ekin biti

ekinci

ekincilik,−ği

ekin iti

ekin kargası

ekinlik,−ği

ekinokok

ekinoks

Ekinözü'nü (ilçe)

ekinti

ekip,−bi

ekipman

ek kök

eklektik,−ği

eklektizm

eklem

eklem bacaklılar

ekleme

ekleme dişi

eklemek

eklemeli

eklemleme

eklemlemek



                    720
eklemlenme

eklemlenmek

eklemli

eklemliler

eklemsiz

eklemsizler

eklenme

eklenmek

eklenti

eklentiler

ekler

eklesil

ekleşme

ekleşmek

ekleştirme

ekleştirmek

ekletme

ekletmek

ekli

ekli püklü

ekme

ekmek

ekmek,−ği

ekmek ağacı

ekmek ayvası

ekmekçi

ekmekçilik,−ği



                 721
ekmek dolması

ekmek düşmanı

ekmek kadayıfı

ekmek kapısı

ekmek kavgası

ekmek kaygısı

ekmek küfü

ekmeklik,−ği

ekmek mayası

ekmek parası

ekmeksiz

ekmek tahtası

ekmek tatlısı

ekmek ufağı

ekol,−lü

ekolâli

ekoloji

ekolojik,−ği

ekolojik ortam

ekolojist

ekonometri

ekonomi

ekonomi coğrafya

ekonomik,−ği

ekonomik ambargo

ekonomi politik,−ği

ekonomist



                      722
ekonomizm

ekopraksi

ekose

ek oylum

ek ödenek,−ği

ek poliçe

ekran

ekranda

eksantrik,−ği

eksantrik mili

ekselâns

eksen

eksen oyuncu

eksen ülke

ekser

ekseri

ekseriya

ekseriyet

eksi

eksibe

eksik,−ği

eksik artık

eksik etek,−ği

eksik gedik,−ği

eksiklenme

eksiklenmek

eksikli



                  723
eksiklik,−ği

eksiksiz

eksilen

eksiliş

eksilme

eksilmek

eksiltilme

eksiltilmek

eksiltme

eksiltmek

eksin

eksi sayı

eksi uç,−cu

ekskavatör

ekspedisyon

eksper

eksperimantalizm

eksperlik,−ği

ekspertiz

ekspertiz raporu

ekspoze

ekspozisyon

ekspres

ekspres yol

ekspresyonist

ekspresyonizm

ekstern



                   724
ekstern öğrenci

ekstra

ekstrafor

ekstrasistol,−lü

ekstre

ekstrem

ekşi

ekşi elma

ekşi kiraz

ekşikulak,−ğı (bitki)

ekşili

ekşili çorba

ekşilik,−ği

ekşi limon

ekşi maya

ekşime

ekşimek

ekşimik,−ği

ekşimsi

ekşimtırak,−ğı

ekşi surat

ekşitilme

ekşitilmek

ekşitme

ekşitmek

ekşi yonca

ekşi yoncagiller



                        725
ekşi yüz

ek tahsisat

ekti

ektilik,−ği

ekti püktüler

ektirme

ektirmek

ektoderm

ekü

Ekvador

ekvator

ekvatoral,−li

ekzotermik,−ği

el

elâ

el adamı

el âlem

el alışkanlığı

elaman

elan

el arabası

elâstik

elâstikî

elâstikiyet

el ayası

Elâzığ

elbasan tavası



                 726
elbaş (spor)

elbet

elbette

Elbeyli (ilçe)

el bezi

el bilgisayarı

el birliği

elbise

elbise dolabı

elbiseli

elbiselik,−ği

elbisesiz

Elbistan (ilçe)

el bombası

elci

elcik,−ği

el çabukluğu

el çantası

elçek,−ği

elçi

elçilik,−ği

elçilik etmek

elçilik uzmanı

elçilik yapmak

elçim

elde

elde bir



                  727
eldeci

el değirmeni

eldeli

elden

elden düşme

elden ele

eldesiz

Eldivan (ilçe)

eldiven

eldivenli

eldivensiz

el duşu

elebaşı,−yı

elebaşılık,−ğı

eleğimsağma

eleji

elek,−ği

elekçi

elekçilik,−ği

eleklik,−ği

elektrifikasyon

elektrik,−ği

elektrik anahtarı

elektrik çarpması

elektrikçi

elektrikçilik,−ği

elektrik dinamosu



                    728
elektrik direği

elektrik düğmesi

elektrik fabrikası

elektrik feneri

elektrik fırını

elektrik fincanı

elektrik kaynağı

elektrikleme

elektriklemek

elektriklendirme

elektriklendirmek

elektriklenme

elektriklenmek

elektrikli

elektrikli basaç,−cı

elektrikli daktilo

elektrikli ısıtıcı

elektrikli sandalye

elektrikli tren

elektrik ocağı

elektrik saati

elektrik santrali

elektrik sayacı

elektriksiz

elektrik süpürgesi

elektrik teli

elektrik üreteci



                       729
elektrik yayı

elektirk zili

elektro

elektroansefalog−

rafi

elektroansefa−

logram

elektrobiyoloji

elektrodinamik,−ği

elektrodinamo−

metre

elektrodiyaliz

elektrofil

elektrofon

elektrogitar

elektrojen

elektrokardiyograf

elektrokardiyografi

elektrokardiyogram

elektrokimya

elektrolit

elektrolit dengesi

elektroliz

elektromanyetik,−ği

elektromanyetik

dalgalar

elektromanyetik



                      730
güç,−cü

elektromanyetizma

elektromekanik,−ği

elektrometalürji

elektrometre

elektromıknatıs

elektromobil

elektromotor

elektron

elektron akışı

elektron demeti

elektronegatif

elektron gazı

elektronik,−ği

elektronik beyin,

−yni

elektronik çalgı

elektronik çalgılar

elektronikçi

elektronik müzik,−ği

elektronik saat,−ti

elektron lâmbası

elektron

mikroskobu

elektropozitif

elektroradyoloji

elektrosaz



                       731
elektroskop,−bu

elektrostatik,−ği

elektrostatik

serpme

elektroşok

elektrot,−du

elektroteknik,−ği

el ele

elem

eleman

eleman sayısı

eleme

el emeği

elemek

element

eleme sınavı

elemge

elemli

elemsiz

elenme

elenmek

elense (çekmek)

elenti

el erimi

el erki

Eleşkirt (ilçe)

eleştirel



                    732
eleştiri

eleştirici

eleştiricilik,−ği

eleştirilme

eleştirilmek

eleştirim

eleştirimci

eleştirimcilik,−ği

eleştirme

eleştirmeci

eleştirmecilik,−ği

eleştirmek

eleştirmeli

eleştirmen

eleştirmenlik,−ği

el etmek

elezer

elezerlik,−ği

el falı

el feneri

el freni

elgin

el gün

elhak

Elham

elhamdülillâh

elhâsıl



                     733
el havlusu

eli açık,−ğı

eli ağır

eli bayraklı

eli boş

eli böğründe

eli çabuk,−ğu

elif

elifba

elifî

eli geniş

eli hafif

elik,−ği

el ilânı

elim

eli maşalı

eline çabuk,−ğu

elips

elipsoidal,−li

elipsoit,−di

eliptik,−ği

eli selek,−ği

eli sıkı

eli sopalı

el işçiliği

el işi

el işi kâğıdı



                  734
elit

eli uz

eli uzun

eli yatkın

eli yordamlı

el kantarı

el kapısı

el keseri

el kılavuzu

elkızı

el kiri

el kitabı

elleme

ellemek

ellenme

ellenmek

elleşme

elleşmek

elli

ellik,−ği

ellilik,−ği

ellinci

ellişer

elma

elmabaş (tepeli

dalgıç)

elmacı



                  735
elmacık,−ğı

elmacık kemiği

elmacılık,−ğı

elma çayı

Elmadağ (ilçe)

Elmalı (ilçe)

elmalık,−ğı

elmas

elma sirkesi

elmasiye

elmaslı

elmastıraş

elma suyu

elma şarabı

elma şekeri

elma şurubu

elmek

eloğlu

el oltası

elöpen (kertenkele)

el sabunu

el sanatları

el sözlüğü

el şakası

el tası

el telefonu

el telsizi



                      736
elti

eltieltiyeküstü

eltilik,−ği

el topu

el ulağı

el ulaklığı

el uzluğu

elvan

elvan elvan

elveda,−ı

elverişli

elverişlilik,−ği

elverişsiz

elverişsizlik,−ği

elverme

el verme (tarikat)

elvermek

elyaf

el yatkınlığı

el yazısı

el yazması

el yordamı

elzem

em

emanet

emanetçi

emanetçilik,−ği



                     737
emanet dolabı

emaneten

emanet etmek

emanetullah

emare

emarecik,−ği

emaret

emay

emaye

emaylama

emaylamak

embriyolog,−ğu

embriyoloji

embriyon

emcek,−ği

emcik,−ği

emdirme

emdirmek

emdirtme

emdirtmek

emeç,−ci

emek,−ği

emekçi

emekçilik,−ği

emekleme

emekleme çağı

emekleme dönemi



                  738
emeklemek

emekli

emekli aylığı

emekli ikramiyesi

emeklilik,−ği

emeklilik çağı

emekli maaşı

emekli olmak

emeksiz

emeksiz evlât,−dı

emektar

emektarlık,−ğı

emel

emen

Emet (ilçe)

emici

emici kıllar

emici tüyler

emik,−ği

emilme

emilmek

emin

emin olmak

Eminönü'nü (ilçe)

emir,−mri

emirber

emirberlik,−ği



                    739
emircik,−ği

emir cümlesi

emir çavuşu

Emirdağ (ilçe)

emir eri

Emirgazi (ilçe)

emir kipi

emir kulu

emirlik,−ği

emirname

emir subayı

emisyon

emiş

emişme

emişmek

emiştirme

emiştirmek

emlâk,−ki

emlâk bürosu

emlâkçi

emlâkçilik,−ği

emlâk vergisi

emleme

emlemek

emlik,−ği

emme

emme basma



                  740
tulumba

emmeç,−ci

emmek

emmi

emmioğlu

emniyet

emniyet amiri

emniyet durağı

emniyet düğmesi

emniyet etmek

emniyet kemeri

emniyet kilidi

emniyetli

emniyet müdürü

emniyet pimi

emniyetsiz

emniyetsizlik,−ği

emniyet supabı

emoroit,−di

empermeabl

emperyalist

emperyalizm

empoze

empoze etmek

empresyon

empresyonist

empresyonizm



                    741
emprezaryo

emprime

emraz

emre muharrer

senet,−di

emretme

emretmek

emreyleme

emreylemek

emrihak,−kkı

emrivaki,−i

emrivaki yapmak

emsal,−li

emsalsiz

emsalsizlik,−ği

emtia

emval,−li

emzik,−ği

emzik borusu

emzikli

emziksiz

emzirilme

emzirilmek

emziriş

emzirme

emzirmek

emzirtme



                  742
emzirtmek

en

en alt

enam

enayi

enayice

enayicesine

enayi dümbeleği

enayileşme

enayileşmek

enayilik,−ği

en az

enberi (gök bilimi)

enbiya

encam

encek,−ği

encik,−ği

encikleme

enciklemek

encümen

en çok,−ğu

endaht

endam

endam aynası

endamlı

endamsız

endaze



                      743
endazeleme

endazelemek

endazesiz

endeks

endeksleme

endekslemek

endekslenme

endekslenmek

endeksli

endemik

ender

enderun

enderunlu

endirekt

endişe

endişe etmek

endişelenme

endişelenmek

endişeli

endişesiz

endişesizlik,−ği

endoderm

endogami

endokrin

endokrinoloji

Endonezya

Endonezyalı



                   744
endoskop,−bu

endoskopi

endoskopik,−ği

endotermik,−ği

endüksiyon

Endülüs

endüstri

endüstrileşme

endüstrileşmek

endüstriyalizm

endüstriyel

en düşük,−ğü

en düşük düzey

enek,−ği

eneme

enemek

enenme

enenmek

enerji

enerjik,−ği

enerjiklik,−ği

enez

Enez (ilçe)

eneze

enezeleşme

enezeleşmek

enfarktüs



                 745
enfeksiyon

enfes

enfiye

enflâsyon

enflâsyonist

enflüanza

enformasyon

enformel

enfraruj

enfrastrüktür

enfüsî

engebe

engebeli

engebelik,−ği

engebesiz

engel

engel balığı

engelleme

engellemek

engellenme

engellenmek

engelleyiş

engelli

engelli koşu

engel olmak

engel sınavı

engelsiz



                746
engerek,−ği

engerekgiller

engerek otu

engin

enginar

enginleşme

enginleşmek

enginlik,−ği

engizisyon

enik,−ği

enikleme

eniklemek

enikonu

enine boyuna

enir

enişte

enjeksiyon

enjeksiyoncu

enjekte etmek

enjektör

enkaz

en küçük,−ğü

enlem

enlem dairesi

enlemesine

enli

enlice



                747
enlilik,−ği

enöte (gök bilimi)

ense

ense çukuru

ense kökü

enseleme

enselemek

enselenme

enselenmek

enser

ensesi kalın

ensiz

ensizlik,−ği

enstalâsyon

enstantane

enstantane fotoğraf

enstitü

enstrüman

enstrümantal,−li

enstrümantalizm

enstrümantal

müzik,−ği

ensülin

entari

entarilik,−ği

entegrasyon

entegre



                      748
entel

entelekt

entelektüalizm

entelektüel

entelektüellik,−ği

entelekya

enteresan

enteresanlık,−ğı

enterfon

enterkoneksiyon

enternasyonal,−li

enternasyonalci

enternasyonalcilik,

−ği

enternasyonalizm

enterne

enterne etmek

entertip

entimem

entipüften

entomoloji

entomolojist

entrika

entrikacı

entrikacılık,−ğı

en uygun

en üst



                      749
en üst düzey

enva,−ı

envaiçeşit,−di

envaiçeşitli

envaitürlü

envanter

envestisman

en yüksek,−ği

enzim

eosen

epe

eper

epey

epeyce

epeyi

epidemi

epidemioloji

epiderm

epifit

epigenez

epigrafi

epigram

epik,−ği

epikerem

epikriz

Epikürcü

Epikürcülük,−ğü



                  750
epilepsi

epileptik,−ği

epilog,−ğu

episot,−du

epistemoloji

epitel

epitelyum

epizot,−du

epope

e−posta

eprime

eprimek

epsilon

er

eradikasyon

erat

Erbaa (ilçe)

erbain

erbap,−bı

erbaş

erbaşlık,−ğı

er bezi

erbin

erbiyum

erce

ercecik,−ği

ercik,−ği



                751
Erciş (ilçe)

Erciyes

Erdek (ilçe)

erdem

erdemli

Erdemli (ilçe)

erdemlilik,−ği

erdemsiz

erdemsizlik,−ği

erden

erdenlik,−ği

erdirme

erdirmek

er dişi

er dişilik,−ği

Ereğli (ilçe)

erek,−ği

erek bilimi

erekçilik,−ği

ereklilik,−ği

er ekmeği

ereksel

ereksel neden

eren

Erendiz (Jüpiter)

Erfelek (ilçe)

erg



                    752
Ergani (ilçe)

erganun

er geç

ergen

ergene

ergenleşme

ergenleşmek

ergenleştirme

ergenleştirmek

ergenlik,−ği

ergen olmak

ergi

ergilik,−ği

ergime

ergime ısısı

ergimek

ergime noktası

ergime yasası

ergimiş

ergimiş maden

ergin

erginleme

erginlemek

erginlenme

erginlenmek

erginleşme

erginleşmek



                 753
erginlik,−ği

ergitme

ergitmek

ergonomi

erguvan

erguvangiller

erguvanî

erigen

erik,−ği

erik hoşafı

erik kompostosu

eriklik,−ği

erik marmelâdı

erik pestili

erik rakısı

erik reçeli

eril

erillik,−ği

erim

erime

erimek

erim erim

erimez

erin

erincek,−ği

erinç,−ci

erinçli



                  754
erinçsiz

erinlik,−ği

erinme

erinmek

erinsiz

erirlik,−ği

eristik,−ği

eriş

erişilme

erişilmek

erişim

erişkin

erişkinlik,−ği

erişme

erişmek

erişte

eriştelik,−ği

eriştirme

eriştirmek

eriten

eritici

eritilme

eritilmek

eritiş

eritme

eritmek

eritme peynir



                 755
eritrosit

eriyik,−ği

eriyiş

erk

erkân

erkânıharbiyei−

umumiye

erkânıharp,−bi

erkânıharplik,−ği

erkân kürkü

erkân minderi

erke

erkeç,−ci

erkeçsakalı (bitki)

erkek,−ği

erkek anahtar

erkek bakır

erkekçe

erkekçil

erkek demir

erkek erkeğe

erkek fiş

erkek işi

erkeklenme

erkeklenmek

erkekler hamamı

erkekleşme



                      756
erkekleşmek

erkekli

erkekli dişili

erkeklik,−ği

erkekli kadınlı

erkeklik organı

erkek organ

erkeksi

erkeksilik,−ği

erkeksiz

erkek terzisi

erken

erken bunama

erkence

erkenci

erkenden

erkete

erketeci

erketecilik,−ği

erketelik,−ği

erkin

erkinci

erkincilik,−ği

erkinlik,−ği

erkli

erklik,−ği

erklilik,−ği



                  757
erksizlik,−ği

erlik,−ği

erme

ermek

Ermenek (ilçe)

Ermeni

Ermenice

er meydanı

ermin

ermiş

ermişlik,−ği

eroin

eroinci

eroincilik,−ği

eroinman

eroinmanlık,−ğı

eros

erosal

erosçu

erosçuluk,−ğu

erotik,−ği

erotizm

erozyon

erselik,−ği

erseliklik,−ği

erseme

ersemek



                  758
ersiz

ersizlik,−ği

er suyu

erte

erteleme

ertelemek

erteleniş

ertelenme

ertelenmek

erteleyiş

ertesi

Eruh (ilçe)

ervah

erzak

erzatz

Erzin (ilçe)

Erzincan

Erzurum

es

esami

esans

esaret

esas

esas duruş

esasen

esasî

esaslandırma



               759
esaslandırmak

esaslanma

esaslanmak

esaslı

esassız

esas vaziyet

esatir

esatirî

esbabımucibe

esbap,−bı

esbak

esef

esef etmek

esefle

eseflenme

eseflenmek

esefli

eselemek

beselemek

eseme

esen

esenleme

esenlemek

Esenler (ilçe)

esenleşme

esenleşmek

esenlik,−ği



                 760
esenlikli

eser

esericedit,−di

esericedit kâğıdı

eserme

esermek

esermek besermek

esham

esik,−ği

esim

esin

esindirme

esindirmek

esinleme

esinlemek

esinlenme

esinlenmek

esinti

esintili

esintisiz

esir

esirci

esircilik,−ği

esire

esir etmek

esirgeme

esirgemek



                    761
esirgemezlik,−ği

esirgenme

esirgenmek

esirgeyici

esirgeyiş

esirifiraş

esirlik,−ği

esirme

esirmek

esir olmak

esiş

eskalâsyon

eskatologya

eski

eskice

eskici

eskicilik,−ği

Eski Çağ

eskiden

Eski Dünya

eski eserler

eski kafalı

eski kafalılık,−ğı

eski kurt,−du

Eskil (ilçe)

eskileşme

eskileşmek



                     762
eskilik,−ği

eskime

eskimek

Eskimo

Eskimoca

eskimsi

Eskipazar (ilçe)

eski püskü

Eskişehir

Eskişehir taşı

eskitilme

eskitilmek

eskitme

eskitmek

eski toprak,−ğı

eski tüfek,−ği

eski yazı

eskiyiş

eskiz

eskort

eskrim

eskrimci

eskülâbî

eslâf

eslek,−ği

esleme

eslemek



                   763
esma

esmayıhüsnâ

esmayışerife

esme

esmek

esmer

esmer amber

esmerce

esmerimsi

esmer küf

esmer küfler

esmerleşme

esmerleşmek

esmerleştirme

esmerleştirmek

esmerlik,−ği

esmer su yosunları

esmer şeker

esna

esnaf

esnaf ağzı

esnaflık,−ğı

esnaf loncası

esnasında

esnek,−ği

esnekleşme

esnekleşmek



                     764
esnekleştirme

esnekleştirmek

esneklik,−ği

esneme

esnemek

esnetme

esnetmek

esneye esneye

esneye gerine

esneyiş

esoterik,−ği

espas

espaslı

Esperanto

Esperantocu

esperi

Espiye (ilçe)

espiyon

espressivo

espri

esprili

espritüel

espri yapmak

esrar

esrarcı

esrarcılık,−ğı

esrarengiz



                 765
esrarengizlik,−ği

esrarkeş

esrarkeşlik,−ği

esrar kumkuması

esrarlı

esrar otu

esrar perdesi

esrar tekkesi

esre

esri

esrik,−ği

esriklik,−ği

esrime

esrimek

esritme

esritmek

essah

estağfurullah

estamp

estampaj

estek köstek

ester

esterleşme

estet

estetik,−ği

estetikçi

estetikçilik,−ği



                    766
estetizm

estireç,−ci

estirilme

estirilmek

estirme

estirmek

estomp

esvap,−bı

esvaplık,−ğı

eş

eş adlı

eş adlılık,−ğı

eş anlam

eş anlamlı

eş anlamlılık,−ğı

eşantiyon

eşarp,−bı

eş bacaklılar

eş basınç,−cı

eş basınçlı

eş başkan

eş biçim

eş biçimli

eş biçimlilik,−ği

eş cinsel

eş cinsellik,−ği

eş çekim



                    767
eş değer

eş değerli

eş değerlik,−ği

eş deprem

eş dost

eşek,−ği

eşek arısı

eşekbaşı

eşek cenneti

eşekçe

eşekçi

eşek davası

eşek dikeni

eşek hıyarı

eşek inadı

eşek kafalı

eşekkulağı (bitki)

eşekleşme

eşekleşmek

eşeklik,−ği

eşek marulu

eşek maydanozu

eşekoğlu eşek,−ği

eşek otu

eş eksenli

eşek sıpası

eşeksırtı (çatı şekli)



                         768
eşek şakası

eşelek,−ği

eşeleme

eşelemek

eşelenme

eşelenmek

eşelmobil

eşey

eşeyli

eşeylilik,−ği

eşeyli üreme

eşeysel

eşeysiz

eşeysiz çoğalma

eş güdüm

eş güdümcü

eş güdümlü

eşhas

eşik,−ği

eşilme

eşilmek

eşinme

eşinmek

eşir

eşit

eşit çenetli

eşitçi



                  769
eşitçilik,−ği

eşitleme

eşitlemek

eşitlenme

eşitlenmek

eşitleşme

eşitleşmek

eşitleştirme

eşitleştirmek

eşitlik,−ği

eşitlik derecesi

eşitlik eki

eşitsiz

eşitsizlik,−ği

eşkâl,−li

eş kanatlı

eş kanatlılar

eş kenar

eşkenar dörtgen

eşkenar üçgen

eşkıya

eşkıyalık,−ğı

eşkin

eşkinci

eşkinli

eşkinsiz

eşlek,−ği



                   770
eşleksel

eşlem

eşleme

eşlemek

eşlemeli

eşlemesiz

eşlenik,−ği

eşlenme

eşlenmek

eşleşme

eşleşmek

eşleştirme

eşleştirmek

eşli

eşlik,−ği

eşlik etmek

eşme

Eşme (ilçe)

eşmek

eş merkezli

eşofman

eş ölçüm

eşraf

eşraflık,−ğı

eşref

eşref saati

eşribegâh



               771
eş sesli

eş seslilik,−ği

eş sıcak,−ğı

eş sıcak eğrisi

eşsiz

eşsizlik,−ği

eştirme

eştirmek

eşya

eşyalı

eş yapı

eş yapım

eş yükselti

eş yükselti eğrisi

eş zaman

eş zamanlı

eş zamanlı dil

bilimi

eş zamanlık,−ğı

eş zamanlılık,−ğı

et

etajer

etalon

etamin

etanol,−lü

etap,−bı

et beni



                     772
etçi

etçik,−ği

etçil

etçiller

eteği düşük,−ğü

etek,−ği

etek bezi

etek dolusu

etek kiri

etekleme

eteklemek

etekleyiş

eteklik,−ği

etelemek betelemek

eten

etene

etenelenme

etenelenmek

eteneli

eteneliler

etenesiz

etenesizler

eter

eterleme

eterlemek

eterleşme

eterleşmek



                     773
eterleştirme

eterleştirmek

etıbba

Eti

etik,−ği

etiket

etiketçi

etiketçilik,−ği

etiketleme

etiketlemek

etiketlenme

etiketlenmek

etiketli

etiketlik,−ği

etiketsiz

etil

etil alkol,−lü

etilen

Etimesğut (ilçe)

etimolog,−ğu

etimoloji

etimolojik,−ği

etine dolgun

etioloji

Etiyopya

Etiyopyalı

et kafalı



                   774
etken

etken fiil

etkenlik,−ği

et kesimi

et kırımı

etki

etkileme

etkilemek

etkilenme

etkilenmek

etkileşim

etkileşme

etkileşmek

etkileyici

etkili

etkililik,−ği

etkili olmak

etkime

etkimek

etkin

etkinci

etkincilik,−ği

etkinleşme

etkinleşmek

etkinleştirme

etkinleştirmek

etkinlik,−ği



                 775
etkin okul

etkin öğretim

etkisiz

etkisizleşme

etkisizleşmek

etkisizleştirilmiş

etkisizleştirme

etkisizleştirmek

etkisizlik,−ği

etlenme

etlenmek

etli

etli bitki

etli butlu

etli canlı

etli ekmek,−ği

etlik,−ği

etli meyve

etli pide

et lokması

etme

etmek

etmen

etnik,−ği

etnograf

etnografya

etnolog,−ğu



                     776
etnoloji

etnolojik,−ği

etobur

etoburlar

etokrasi

etol,−lü

etraf

etraflı

etraflıca

et sığırı

et sineği

etsiz

et sotesi

et suyu

et şeftalisi

et tavuğu

ettirgen

ettirgen çatı

ettirgen fiil

ettirgenlik,−ği

ettirme

ettirmek

ettoprak,−ğı

et unu

etüt,−dü

etüt etmek

etüv



                  777
etyaran

etyemez

etyemezlik,−ği

ev

ev adamı

ev altı

evaze

ev bark

evcara

evce

evcek

evci

evcik,−ği

evcikkıran

evcil

Evciler (ilçe)

evcil hayvan

evcilik,−ği

evcilleşme

evcilleşmek

evcilleştirilme

evcilleştirilmek

evcilleştirme

evcilleştirmek

evcillik,−ği

evcimen

evç,−ci



                   778
evdeci

evdemonizm

evdeş

evecen

evecenlik,−ği

evegen

ev ekmeği

ev ekonomisi

evelemek

gevelemek

everme

evermek

ev eşyası

evet

evet efendimci

evetleme

evetlemek

ev gailesi

evgin

ev halkı

evham

evhamlanma

evhamlanmak

evhamlı

evhamsız

eviç,−vci

evin



                 779
evinlenme

evinlenmek

evinli

evinsiz

evire çevire

evirgen

evirme

evirmek

evirtik,−ği

evirtim

evirtmek

evi sırtında

ev işi

eviye

eviye sifonu

ev kadını

evkaf

ev kirası

evlâ

evlâdiyelik,−ği

evlâdüıyal

evlât,−dı

evlât edinmek

evlâtlı

evlâtlık,−ğı

evlâtsız

evlek,−ği



                  780
evlekleme

evleklemek

evlendirilme

evlendirilmek

evlendirme

evlendirmek

evleniş

evlenme

evlenmek

evlenmek

barklanmak

evleviyet

evleviyetle

evli

evli barklı

evlik,−ği

evlilik,−ği

evlilik birliği

evlilik dışı

evliya

evliyalık,−ğı

evliya otu

evolüsyon

evrak

evrak çantası

evrak dolabı

evrak memuru



                  781
evrat,−dı

evre

evren

Evren (ilçe)

evren bilimi

evren bilimsel

evren doğumu

evren pulu (mika)

evrensel

evrenselleşme

evrenselleşmek

evrenselleştirme

evrenselleştirmek

evrensellik,−ği

evrik,−ği

evrilir

evrim

evrimci

evrimcilik,−ği

evrimleşme

evrimleşmek

evrişik,−ği

evropiyum

evsaf

ev sahibi

evsel

evsel atık,−ğı



                    782
evseme

evsemek

evsin

ev sineği

evsiz

evsiz barksız

evvel

evvelâ

evvelce

evvelden

evveli

evveliyat

evvelki

evvelsi

evye

ev yemeği

ey

eyalet

eyer

eyerci

eyercilik,−ği

eyer kaltağı

eyer kaşı

eyerleme

eyerlemek

eyerlenme

eyerlenmek



                783
eyerli

eyersiz

eyitmek

eylem

eylemci

eylemcilik,−ği

eyleme

eylemek

eylemli

eylemlik,−ği

eylemsi

eylemsiz

eylemsizlik,−ği

eylemsizlik ilkesi

eylül

Eynesil (ilçe)

eytam

eytam maaşı

eytişim

eytişimsel

Eyüp (ilçe)

eyvah

eyvallah

eyvan

eyyam

eyyam ağası

eyyamcı



                     784
eyyamcılık,−ğı

eyyam efendisi

eza

eza cefa

ezan

ezancı

ezanî

ezanî saat,−ti

ezan saati

ezansız

ezan vakti

ezber

ezberci

ezbercilik,−ği

ezberden

ezbere

ezber etmek

ezberinde

ezberleme

ezberlemek

ezberlenme

ezberlenmek

ezberletme

ezberletmek

ezberleyiş

ezcümle

ezdirme



                 785
ezdirmek

ezdirtme

ezdirtmek

ezel

ezel ebet

ezelî

ezelî ebedî

ezelî takdir

ezercesine

ezgi

ezgiç,−ci

ezgilenme

ezgilenmek

ezgileşme

ezgileşmek

ezgileştirme

ezgileştirmek

ezgili

ezgin

ezgince

ezginlik,−ği

ezici

ezik,−ği

ezik büzük,−ğü

eziklik,−ği

ezile büzüle

ezilgen



                 786
eziliş

ezilme

ezilmek

ezilmiş

ezilmişlik,−ği

ezim evi

ezim ezim

ezinç,−ci

Ezine (ilçe)

ezinti

eziyet

eziyet etmek

eziyetli

eziyetsiz

ezkaza

ezme

ezme boya

ezmek

ezofori

(*)F

F

fa

faal,−li

faaliyet

fa anahtarı

fabl,−li

fabrika



                 787
fabrikacı

fabrikadan satış

merkezi

fabrikasyon

fabrikatör

fabrikatörlük,−ğü

facia

facialaşma

facialaşmak

facialı

factoring

faça

faça etmek

façalı

façeta

façetalı

façuna

façuna etmek

façunalık,−ğı

fagosit

fagositoz

fagot

fağfur

fağfurî

fahiş

fahişe

fahişelik,−ği



                    788
fahrenhayt

fahrî

fahrî konsolos

fahriye

fahte

fahur

faik,−kı

faikıyet

fail

faili meçhul

failimuhtar

fainal four

fair−play

faiz

faizci

faizcilik,−ği

faiz fiyatı

faiz haddi

faizlendirme

faizlendirmek

faizli

faiz oranı

faizsiz

fak

fakat

fakfon

fakır,−krı



                 789
fakih

fakir

fakirane

fakirce

fakir cevher

fakir fukara

fakirhane

fakirizm

fakirleşme

fakirleşmek

fakirleştirme

fakirleştirmek

fakirlik,−ği

faks

faksimile

fakslama

fakslamak

faktitif

faktör

fakül

fakülte

fakülteli

fal

falaka

falakacı

falakalı

falan



                 790
falanca

falan festekiz

falan feşmekân

falan fıstık

falan filân

falanca

falanıncı

falanj

falanjist

falcı

falcılık,−ğı

falçete

falez

falihayır,−yrı

fallus

falname

falso

falsolu

falsosuz

falso yapmak

fal taşı

falya

falyanos

familya

fanatik,−ği

fanatizm

fanfan



                 791
fanfar

fanfin

fanfin etmek

fangri

fani (ışık şiddeti)

fâni (ölümlü, gelip

geçici)

fâni dünya

fanilâ

fânilik,−ği

fanta

fantasma

fantastik,−ği

fantaziye

fantazya

fantazyalı

fantezi

fantezist

fanti

fantom

fanus

fanuslu

fanya

fanyol

far

farad

faraş



                      792
faraza

farazî

faraziyat

faraziye

farba

farbala

fare

fare deliği

faredişi (oya)

farekulağı (bitki)

farekuyruğu

(testere)

farenjit

fare otu

farfara

farfaracı

farfaracılık,−ğı

farfaralık,−ğı

farıma

farımak

fariğ

fariğ olmak

farika

faril

Farisî

fariza

fark



                     793
fark etmek

farklı

farklıca

farklılaşma

farklılaşmak

farklılaştırma

farklılaştırmak

farklılık,−ğı

farksız

farksızlaşma

farksızlaşmak

farksızlık,−ğı

farmakodinami

farmakodinamik,−ği

farmakognozi

farmakolog,−ğu

farmakoloji

farmason

farmasonluk,−ğu

fars

Fars

Farsça

farta furta

fart furt

farz

farz etmek

farzımuhal,−li



                     794
farz olmak

farz olunmak

Fas

fasa fiso

fasarya

faset

fasıl,−slı

fasıla

fasılalı

fasılasız

fasıl heyeti

fasih

fasikül

fasile

fasit

fasit daire

fasit olmak

faska

fasla fasla

fasletme

fasletmek

Faslı

fason

fasone

fason imalât

fassal

fassallık,−ğı



                795
fast food

fasulye

fasulyegiller

fasulye pilâkisi

fasulye piyazı

faş

faş etmek

faşır faşır

faşing

faşist

faşistleşme

faşistleşmek

faşistleştirme

faşistleştirmek

faşistlik,−ği

faşizan

faşizm

fatalist

fatalite

fatalizm

Fatımî

Fatımiye

fatih

Fatih (ilçe)

Fatiha

fatihane

Fatsa (ilçe)



                   796
fatura

faturalama

faturalamak

faturalı

faturalı yaşam

faturasız

faul,−lü

faullü

faulsüz

fauna

fava

favori

fay

fayans

fayansçı

fayansçılık,−ğı

fayda

faydacı

faydacıl

faydacılık,−ğı

faydalanma

faydalanmak

faydalı

faydasız

fay hattı

fayrap,−bı

fayrap etmek



                  797
fayton

faytoncu

faytonculuk,−ğu

faz

fazıl

fazilet

faziletkâr

faziletli

faziletsiz

faziletsizlik,−ği

faz kalemi

fazla

fazlaca

fazlalaşma

fazlalaşmak

fazlalık,−ğı

fazlalık etmek

fazla olmak

fecaat,−ti

feci

fecir,−cri

fecrikâzip,−bi

fecrisadık

feda

feda etmek

fedaî

fedaîce



                    798
fedaîlik,−ği

fedakâr

fedakârca

fedakârlık,−ğı

federal,−li

federalist

federalizm

federalleşme

federalleşmek

federasyon

federatif

federe

feding

fehamet

fehametlû

fehim, −hmi

fehmetme

fehmetmek

fehva

fehvasınca

fek,−kki

Feke (ilçe)

fekül

fel

felâh

Felâhiye (ilçe)

felâket



                  799
felâketli

felâketzede

felç,−ci

felç etmek

felçli

felç olmak

feldmareşal,−li

feldspat

felek,−ği

felekiyat

Felemenk

Felemenkçe

Felemenkli

felfelek,−ği

felfelleme

felfellemek

feliks

fellâh

fellek fellek

fellik fellik

felsefe

felsefeci

felsefî

feminist

feminizm

fen,−nni

fena



                  800
fena etmek

fenafillâh

fena hâlde

fena kalpli

fenalaşma

fenalaşmak

fenalaştırma

fenalaştırmak

fenalık,−ğı

fenalık etmek

fena olmak

fena yapmak

fen bilimi

fenci

fener

fener alayı

fener balığı

fener balığıgiller

fenerci

fenercilik,−ği

fenerli

fenerli burgu

fenersiz

fenik,−ği

Fenike

Fenikeli

Fenike portakalı



                     801
fenlenme

fenlenmek

fennî

fennî muayene

fenol,−lü

fenomen

fenomenal

fenomenizm

fenomenoloji

fent,−di

feodal,−li

feodalite

feodalizm

feodallik,−ği

fer

ferace

feraceli

feracelik,−ği

feragat,−ti

feragat etmek

feragatli

ferağ

ferah

ferah fahur

ferah ferah

ferahfeza

ferahî



                802
ferahlama

ferahlamak

ferahlandırma

ferahlandırmak

ferahlanma

ferahlanmak

ferahlatıcı

ferahlatma

ferahlatmak

ferahlık,−ğı

ferahnak,−ki

ferahnakaşiran

ferahnüma

feraset

ferasetli

ferasetsiz

ferç,−ci

ferda

ferde

ferdî

ferdiyet

ferdiyetçi

ferdiyetçilik,−ği

ferhane

fer'î

feribot

ferih



                    803
ferih fahur

ferik,−ği (piliç)

ferik

ferik elması

feriklik,−ği

feriştah

ferişte

Ferizli (ilçe)

ferli

ferma

ferman

fermanlı

fermanlı deli

fermantasyon

fermejüp

fermene

fermeneci

fermeneli

ferment

fermiyum

fermuar

fernez

fersah

fersah fersah

fersahlık,−ğı

fersiz

fersizleşme



                    804
fersizleşmek

fersizlik,−ği

fersude

fert,−di

fertik,−ği

feryat,−dı

feryat etmek

feryat figan

ferz

fes

fesahat,−ti

fesat,−dı

fesatçı

fesatçılık,−ğı

fesat kumkuması

fesatlık,−ğı

feshedilme

feshedilmek

feshetme

feshetmek

fesih,−shi

fesleğen

fes rengi

festival,−li

fesuphanallah

fetha

fethetme



                  805
fethetmek

Fethiye (ilçe)

fetih,−thi

fetihname

fetiş

fetişist

fetişizm

fetret

fettan

fettanca

fettane

fettanlaşma

fettanlaşmak

fettanlık,−ğı

fetüs

fetva

fetvacı

fetvahane

fetvayişerife

fevç,−ci

fevç fevç

feveran

feveran etmek

fevk

fevkalâde

fevkalâde hâl,−li

fevkalâdelik,−ği



                    806
fevkalbeşer

fevkanî

fevrî

fevrîlik,−ği

fevt

fevt etmek

fevt olmak

fevvare

feyezan

feyiz,−yzi

feyizlenme

feyizlenmek

feyizli

feylesof

feylesofça

feylesofluk,−ğu

feyyaz

feza

fezleke

fıçı

fıçı balığı

fıçıcı

fıçıcılık,−ğı

fıçılama

fıçılamak

fıkdan

fıkıh,−khı



                  807
fıkırdak,−ğı

fıkırdaklık,−ğı

fıkırdama

fıkırdamak

fıkırdaşma

fıkırdaşmak

fıkırdatma

fıkırdatmak

fıkırdayış

fıkır fıkır

fıkırtı

fıkra

fıkracı

fıkracılık,−ğı

fıkrama

fıkramak

fıldır

fıldır fıldır

fındık,−ğı

fındık altını

fındık ateşi

fındık biti

fındıkçı

fındıkçılık,−ğı

fındık faresi

fındıkî

fındıkkabuğu (renk)



                      808
fındıkkıran

fındık kurdu

Fındıklı (ilçe)

fındıklık,−ğı

fındık sıçanı

fındık yağı

fındıkyuvası (eldeki

çukurluk)

fır

Fırat

fırça

fırçacı

fırçacılık,−ğı

fırçalama

fırçalamak

fırçalanma

fırçalanmak

fırçalatma

fırçalatmak

fırçalayış

fırçalı

fırçalık,−ğı

fırdolayı

fırdöndü

fırfır (büzgülü süs)

fır fır

fırfırlı



                       809
fırıldak,−ğı

fırıldakçı

fırıldakçılık,−ğı

fırıldak çiçeği

fırıldanma

fırıldanmak

fırıldatma

fırıldatmak

fırıl fırıl

fırın

fırıncı

fırıncılık,−ğı

fırında makarna

fırın kebabı

fırınlama

fırınlamak

fırınlanma

fırınlanmak

fırınlatma

fırınlatmak

fırınlı

fırınlık,−ğı

fırka

fırkacı

fırkacılık,−ğı

fırkata

fırlak,−ğı



                    810
fırlama

fırlamak

fırlatılma

fırlatılmak

fırlatış

fırlatma

fırlatmak

fırlayış

fırsat

fırsatçı

fırsatçılık,−ğı

fırsat düşkünü

fırsat yoksulu

fırt

fırt fırt

fırtına

fırtına kuşu

fırtına kuşugiller

fırtınalı

fırtına uğrağı

fırttırma

fırttırmak

fısfıs (püskürtme

aracı)

fıs fıs

fısfıslama

fısfıslamak



                     811
fısfıslanma

fısfıslanmak

fısıldama

fısıldamak

fısıldanma

fısıldanmak

fısıldaşma

fısıldaşmak

fısıl fısıl

fısıltı

fısıltı gazetesi

fısır fısır

fısırtı

fıskiye

fıslama

fıslamak

fıslanma

fıslanmak

fıstık,−ğı

fıstık çamı

fıstıkçı

fıstıkçılık,−ğı

fıstık ezmesi

fıstıkî

fıstıkî makam

fıstıklamak

fıstıklık,−ğı



                   812
fış fış

fışıldama

fışıldamak

fışıltı

fışırdama

fışırdamak

fışırdatma

fışırdatmak

fışır fışır

fışırtı

fışkı

fışkılama

fışkılamak

fışkılık,−ğı

fışkın

fışkırdak,−ğı

fışkırık,−ğı

fışkırış

fışkırma

fışkırmak

fışkırtı

fışkırtıcı

fışkırtılma

fışkırtılmak

fışkırtma

fışkırtmak

fışlama



                813
fışlamak

fıtık,−ğı

fıtık etmek

fıtıklı

fıtık olmak

fıtrat

fıtraten

fıtrî

fıtriye

fi

fiber

fiberglas

fibrin

fibrinojen

fidan

fidan biti

fidan boylu

fidancık,−ğı

fidanlık,−ğı

fide

fideci

fidecilik,−ği

fideizm

fideleme

fidelemek

fidelik,−ği

fidye



                814
fidyeinecat

fifre

figan

figan etmek

figür

figüran

figüranlık,−ğı

figürasyon

figüratif

figüratif sanat

figürlü

fiğ

fihrist

fihristleme

fihristlemek

fiil

fiil cümlesi

fiil çekimi

fiilen

fiil gövdesi

fiilî

fiili bozuk,−ğu

fiilî hizmet

fiilî hizmet zammı

fiilimsi

fiiliyat

fiil kökü



                     815
fiil tabanı

fikir,−kri

fikir adamı

fikir edinmek

fikir hürriyeti

fikir işçisi

fikirleşme

fikirleşmek

fikirleştirme

fikirleştirmek

fikirli

fikirsiz

fikirsizlik,−ği

fikir üretme

fikir üretme toplantısı

fikir yazısı

fikren

fikrî

fikrisabit

fikriyat

fiks mönü

fikstür

fiktif

fil

filâman

filân

filânca



                          816
filân falan

filân festekiz

filânıncı

filântrop

filâriz

filârizleme

filârizlemek

filârmoni

filârmonik,−ği

filbahar

filbahri

fildekoz

fildişi (renk)

fil dişi

fil dişi karası (renk)

Fildişi Kıyısı

fildişi rengi

Fildişi Sahili

file

fil elması

filenk,−gi

filet

fileto

fil faresi

filgiller

filhakika

fil hastalığı



                         817
filigran

filigranlı

filika

filikacı

filinta

Filipinler

Filipinli

filiskin

Filistin

Filistinli

filiz

filizcik,−ği

filizî

filizkıran

filizleme

filizlemek

filizlenme

filizlenmek

filizli

filkulağı (bitki)

film

filmci

filmcilik,−ği

filmleştirme

filmleştirmek

film müziği

film yıldızı



                    818
filo

filojenez

filoksera

filolog,−ğu

filoloji

filolojik,−ği

filotillâ

filoz

filozof

filozofça

filozofik

filozoflaşma

filozoflaşmak

filozofluk,−ğu

filtre

filtreli

filtresiz

filum

filvaki,−i

fil yürüyüşü

Fin

final,−li

finalist

finalizm

finans

finansal

finanse etmek



                 819
finansman

finansör

fincan

fincan böreği

fincancı

fincan fincan

fincanlık,−ğı

fincan oyunu

Fince

fingirdek,−ği

fingirdeme

fingirdemek

fingirdeşme

fingirdeşmek

fingir fingir

Fin hamamı

Finike (ilçe)

finiş

fink (atmak)

Finlândiya

Finlândiyalı

fino

Fin−Ugor

firak

firaklı

firar

firar etmek



                820
firarî

firavun

firavun faresi

firavun inciri

firavunlaşma

firavunlaşmak

firavunluk,−ğu

fire

firez

firfiri

firik,−ği

firkat,−ti

firkateyn

firkete

firketeleme

firketelemek

firma

firuze

fisebilillâh

fiskal

fiske

fiskeleme

fiskelemek

fiskos

fiskos etmek

fiskos masası

fiskos sehpası



                 821
fistan

fistanlı

fistanlık,−ğı

fistansız

fisto

fistolu

fistül

fiş

fişe

fişek,−ği

fişekçi

fişekhane

fişekli

fişeklik,−ği

fişeklikli

fişka

fişleme

fişlemek

fişlenme

fişlenmek

fişli

fişlik,−ği

fit

fitçi

fitçilik,−ği

fitil

fitilci



                822
fitilleme

fitillemek

fitillenme

fitillenmek

fitilli

fitil olmak

fitilsiz

fitin

fitleme

fitlemek

fitlenme

fitlenmek

fitne

fitneci

fitnecilik,−ği

fitne fücur

fitne kumkuması

fitneleme

fitnelemek

fitnelik,−ği

fit olmak

fitopatoloji

fitre

fiyaka

fiyakacı

fiyakalı

fiyasko



                  823
fiyat

fiyatlandırma

fiyatlandırmak

fiyatlanma

fiyatlanmak

fiyatlı

fiyonk,−gu

fiyonk makarna

fiyort,−du

fizibilite

fizik,−ği

fizikçi

fizik gücü

fizikî

fizikî coğrafya

fizikî harita

fizik kondisyonu

fizikokimya

fizik ötesi

fiziksel

fizik tedavi

fizik tedavisi

fizik tedavi uzmanı

fizik yapısı

fizyokrat

fizyokratlık,−ğı

fizyolog,−ğu



                      824
fizyoloji

fizyolojik,−ği

fizyolojist

fizyonomi

fizyoterapi

fizyoterapist

flâm

flâma

flâmacı

Flâman

Flâman atı

Flâmanca

flâmangiller

Flâmenko

Flâman kuşu

flâmanlar

flâmingo

flândra

flândra balığı

flânel

flâş

flâş conta

flâşör

flâvta

flebit

flegmon

fleol,−lü



                 825
flit

flitleme

flitlemek

flok

flora

flori

florin

floş

flöre

flört

flört etmek

flûrcun

flûrya

flüor

flüoresan

flüoresan lâmba

flüoresans

flüorışı

flüorışıl

flüorin

flüorit

flüorür

flüt

flütçü

fob

fobi

Foça (ilçe)



                  826
fodla

fodlacı

fodlacılık,−ğı

fodra

fodul

fodulca

fodulluk,−ğu

fok

fokgiller

fokstrot

fokurdak,−ğı

fokurdama

fokurdamak

fokurdatma

fokurdatmak

fokur fokur

fokurtu

fol

folk

folklor

folklorcu

folklorculuk,−ğu

folklorik,−ği

folklorist

folk müziği

folk sanatçısı

folluk,−ğu



                   827
folyo kâğıdı

fon

fonda

fonda etmek

fondan

fondip

fondip yapmak

fondöten

fonem

fonetik,−ği

fonetikçi

fonksiyon

fonksiyonalizm

fonksiyonel

fon müziği

fonograf

fonografi

fonojenik,−ği

fonolit

fonolog,−ğu

fonoloji

fonotelgraf

font

fora

forint

form

forma



                 828
forma başlık,−ğı

formaldehit,−di

formalık,−ğı

formalist

formalite

formaliteci

formalizm

formasyon

format

formatlama

formatlamak

formatlı

formel

formen

formika

formik asit,−di

formol,−lü

formül

formüle etmek

formüler

formülleşme

formülleşmek

formülleştirme

formülleştirmek

foroz

foroz kayığı

fors



                   829
forsa

forseps

forslu

forsmajör

forte

fortepiano

fortissimo

fort pense

fortrak

forum

forvet

fos

fosfat

fosfatlama

fosfatlamak

fosfatlı

fosfor

fosforışı

fosforışıl

fosforik,−ği

fosforik asit,−di

fosforlu

fosforsuz

fosgen

fosil

fosilleşme

fosilleşmek



                    830
fosilli

foslama

foslamak

foslatma

foslatmak

fosseptik,−ği

fosurdama

fosurdamak

fosurdatma

fosurdatmak

fosur fosur

fosurtu

foşa

foşurdama

foşurdamak

foşurdata foşurdata

foşurdatma

foşurdatmak

fota

foto

fotoakım

fotoelektrik,−ği

fotofiniş

fotoğraf

fotoğrafçı

fotoğrafçılık,−ğı

fotoğrafhane



                      831
fotoğraflama

fotoğraflamak

fotoğraf makinesi

fotojen

fotojenik,−ği

fotokimya

fotokinezi

fotokopi

fotokopici

fotokopicilik,−ği

fotokurgu

fotolitografi

fotomekanik,−ği

fotometre

fotometri

fotomodel

fotomontaj

fotomorfoz

fotoroman

fotosentez

fotosfer

fotoskop,−bu

fotoşimi

fototaksi

fototaktizm

fototek

fototerapi



                    832
fototropizm

foya

fön

fötr

fragman

frak

fraklı

fraksiyon

francala

francalacı

francalacılık,−ğı

francalalık,−ğı

frank,−gı

franlık,−ğı

Fransa

Fransız

Fransızca

Fransızlaşma

Fransızlaşmak

Fransızlaştırma

Fransızlaştırmak

Fransızlık,−ğı

fransiyum

frapan

frekans

fren

frenci



                    833
frengi

frengili

Frengistan

fren görevlisi

Frenk

Frenk asması

Frenkçe

Frenk çileği

Frenk gömleği

Frenk inciri

Frenk lâhanası

Frenkleşme

Frenkleşmek

Frenkleştirme

Frenkleştirmek

Frenklik,−ği

Frenk maydanozu

Frenk menekşesi

Frenk patlıcanı

Frenk üzümü

frenleme

frenlemek

frenlenme

frenlenmek

frenleyici

fren mesafesi

frenoloji



                  834
fren yapmak

frer

fresk

freze

frezeci

frezeleme

frezelemek

fribort,−du

frigo

frigorifik,−ği

frijider

frijidite

frikik,−ği

friksiyon

frisa

frişka

fritöz

friz

frize kaplama

früktoz

fuar

fuarcı

fuarcılık,−ğı

fuaye

fuel−oil

fuhuş,−hşu

fujer



                 835
fukara

fukara babası

fukaralık,−ğı

fukusgiller

ful,−lü

fulâr

fule

full−time

fulya

fulya balığı

fulya balığıgiller

funda

fundagiller

fundalar

fundalık,−ğı

fundamentalist

fundamentalizm

funda sıçanı

funda tavuğu

funda toprağı

furgon

furya

fut

futa

futbol

futbolcu

fuzulî



                     836
fücceten

fücur

füg

fülfül

fülsüahmer

fülüs

füme

fümerol,−lü

fünye

Fürs

füru,−u

fürumaye

füsun

füsunkâr

fütuhat

fütuhatçı

fütur

fütursuz

fütursuzca

fütürist

fütürizm

fütürolog,−ğu

fütüroloji

fütüvvet

füze

füzeatar

füzen



                837
füzesavar

füzyometre

füzyon

(*)G

G

gabardıç,−cı

gabardin

gabari

gabavet

gabi

gabilik,−ği

gabin

Gabon

Gabonlu

gabro

gabya

gabyacı

gabyar

gabya yelkeni

gacırdama

gacırdamak

gacırdatma

gacırdatmak

gacır gacır

gacır gucur

gacırtı

gaco



                838
gaddar

gaddarca

gaddar gaddar

gaddarlık,−ğı

gaddarlık etmek

gaddar olmak

gadir,−dri

gadirlik,−ği

gadolinyum

gadretme

gadretmek

gadrolma

gadrolmak

gadrolunma

gadrolunmak

gaf

gaffar

gafil

gafilâne

gafillik,−ği

gafillik etmek

gaflet

gaflet uykusu

gafur

gaf yapmak

gag

gaga



                  839
gagaburun (gemi)

gaga burun (insan)

gagalama

gagalamak

gagalanma

gagalanmak

gagalaşma

gagalaşmak

gagalı memeli

gagalı memeliler

gagamsı

Gagavuz

Gagavuzca

gâh

gâhî

gâhîce

gaile

gaileli

gailesiz

gailesizlik,−ği

gaip,−bi

gaiplik,−ği

gaita

gale

galeyanlı

gak

gaklama



                     840
gaklamak

gala

galâksi

galalit

galat

galatıhis,−ssi

galatımeşhur

galebe

galenit

galeri

galerici

galeta

galeta unu

galeyan

galeyan etmek

gali

galiba

galibarda

galibiyet

galip,−bi

galiz

galon

galoş

galsame

galvaniz

galvaniz banyosu

galvanizci



                   841
galvanize

galvanizleme

galvanizlemek

galvanizlenme

galvanizlenmek

galvanizletme

galvanizletmek

galvanizli

galvanizm

galvano

galvanokoter

galvanometre

galvanoplâsti

galvanoskop,−bu

galvanotip

galvanotipi

galyot

galyum

gam

gama

gamaglobülin

gama ışınları

gamalı

gamba

gambot

gamet

gametli



                  842
gamlanma

gamlanmak

gamlı

gamlılık,−ğı

gammaz

gammazlama

gammazlamak

gammazlanma

gammazlanmak

gammazlık,−ğı

gamsele

gamsız

gamsızlık,−ğı

gamze

Gana

Ganalı

Gang

gangama teknesi

gangliyan

gangliyon

gangster

gangsterlik,−ği

gani

gani gani

gani gönüllü

ganimet

ganyan



                  843
gar

garabet

garaip,−bi

garaj

garajcı

garamî

garanti

garanti etmek

garantileme

garantilemek

garantili

garantisiz

garantör

garaz

garazkâr

garazkârlık,−ğı

garazlı

garaz olmak

garazsız

garazsız ivazsız

garbî

garç gurç

gard

gardenparti

gardenya

gardıfren

gardırop,−bu



                   844
gardıropçu

gardiyan

gardiyanlık,−ğı

garez

gargar

gargara

gargara yapmak

gariban

garibanlık,−ğı

garibe

garip,−bi

garip garip

garipleşme

garipleşmek

gariplik,−ği

garipseme

garipsemek

gark

gark etmek

gark olmak

garni

garnitür

garnitürlü

garnizon

garoz

garp,−bı

garpçı



                  845
garpçılık,−ğı

garpkârî

garplı

garplılaşma

garplılaşmak

garplılaştırma

garplılaştırmak

garplılık,−ğı

garson

garsoniyer

garsonluk,−ğu

Garzan

gaseyan

gasıp,−bı

gasil,−sli

gasletme

gasletmek

gasp

gasp etmek

gassal,−li

gastrit

gastroenterolog,−ğu

gastroenteroloji

gastronom

gastronomi

gastroskop,−bu

gastroskopi



                      846
gastrulâ

gaşiy,−şyi

gaşyolma

gaşyolmak

gato

gauss

gavot

gâvur

gâvurca

gâvurcasına

gâvur etmek

gâvur eziyeti

gâvur icadı

gâvur inadı

gâvurlaşma

gâvurlaşmak

gâvurluk,−ğu

gâvurluk etmek

gâvur olmak

gayakol

gaybubet

gaybubet etmek

gayda

gaydacı

gaye

gayeli

gayesiz



                 847
gayet

gayetle

gayr,−i (başka)

gayret

gayret etmek

gayretkeş

gayretkeşlik,−ği

gayretlenme

gayretlenmek

gayretli

gayretlilik,−ği

gayretsiz

gayretsizlik,−ği

gayrı (artık)

gayri (başka)

gayriahlâkî

gayriaklî

gayriciddî

gayriihtiyarî

gayriilmî

gayriinsanî

gayriiradî

gayrikabil

gayrikabiliitiraz

gayrikabilikıyas

gayrikabilişifa

gayrikabilitahmin



                    848
gayrikabilitelâfi

gayrikâfi

gayrikanunî

gayrikıyasî

gayrilâyık

gayrimahdut,−du

gayrimahsus

gayrimakul,−lü

gayrimalûm

gayrimemnun

gayrimenkul,−lü

gayrimeskûn

gayrimes'ul,−lü

gayrimeşru

gayrimezru

gayrimuayyen

gayrimuhtemel

gayrimuntazam

gayrimutabık

gayrimümbit

gayrimümkün

gayrimünasip,−bi

gayrimüsavi

gayrimüslim

gayrimüsmir

gayrimütecanis

gayrinizamî



                    849
gayrisafi

gayrisafi hâsılat

gayrisafi millî hâsıla

gayrisıhhî

gayrişahsî

gayrişuurî

gayritabiî

gayrivaki,−i

gayrivarit,−di

gayrivazıh

gayur

gayya

gayya kuyusu

gayz

gayzer

gayzerit

gaz

gaza

gazal,−li

gazap,−bı

gazaplandırma

gazaplandırmak

gazaplanma

gazaplanmak

gazaplı

gaz bezi

gaz bombası



                         850
gaz boyaması

gaz detektörü

gazeki

gazel

gazel damarı

gazelhan

gazelhanlık,−ğı

gazeliyat

gazelleme

gazellemek

gazellenme

gazellenmek

gazete

gazeteci

gazetecilik,−ği

gazetelik,−ği

gazhane

gazışı

gazışıl

gazi

Gazi Antep

gaz ibiği

Gaziemir (ilçe)

gaziler helvası

gazilik,−ği

gazino

gazinocu



                  851
gazinoculuk,−ğu

gazi olmak

Gazi Osmanpaşa

(ilçe)

Gazipaşa (ilçe)

gazlama

gazlamak

gaz lâmbası

gazlanma

gazlanmak

gazlaşma

gazlaşmak

gazlaştırma

gazlaştırmak

gazlı

gazlı bez

gaz maskesi

gaz ocağı

gazoil

gazojen

gazolin

gazometre

gazometri

gazoyl

gazoz

gazoz ağacı (argo)

gazozcu



                     852
gazozculuk,−ğu

gazölçer

gaz ölçümü

gaz sayacı

gazsız

gaz sobası

gaz taşı

gazup,−bu

gazve

gaz yağı

gaz yuvarı

gebe

gebelik,−ği

gebelik testi

gebe olmak

geberik,−ği

geberme

gebermek

gebertilme

gebertilmek

gebertme

gebertmek

gebeş

gebeşlik,−ği

gebre

gebreleme

gebrelemek



                 853
gebrelenme

gebrelenmek

gebre otu

gebre otugiller

Gebze (ilçe)

gece

gece bekçisi

gececi

gece gündüz

gece hayatı

gece işçiliği

gece kıyafeti

geceki

gecekondu

gecekonducu

gecekondulaşma

gecekondulaşmak

gece körlüğü

gece kulübü

gece kuşu

geceleme

gecelemek

geceleri

geceleyin

geceli

geceli gündüzlü

gecelik,−ği



                  854
gece mavisi

gece öğretimi

gecesefası (bitki)

gecesefasıgiller

gece uçuşu

gece yanığı

gece yarısı

gece yatısı

gece yayı

gecikilme

gecikilmek

gecikiş

gecikme

gecikmek

gecikmeli

gecikmesiz

geciktirilme

geciktirilmek

geciktirim

geciktirme

geciktirmek

geç

geççe

geçe

geçek,−ği

geçeli

geçen



                     855
geçende

geçenek,−ği

geçenlerde

geçer

geçer akçe

geçerleme

geçerlemek

geçerletme

geçerletmek

geçerli

geçerlik,−ği

geçerlilik,−ği

geçersiz

geçersizleşme

geçersizleşmek

geçersizleştirme

geçersizleştirmek

geçersizlik,−ği

geçgeç

geçgeçleme

geçgeçlemek

geçgeç yapmak

geçici

geçicilik,−ği

geçici madde

geçici teminat

geçici plâka



                    856
geçiliş

geçilme

geçilmek

geçim

geçim derdi

geçim dünyası

geçim endeksi

geçim göstergesi

geçim kapısı

geçimli

geçimlik,−ği

geçimlilik,−ği

geçim sıkıntısı

geçimsiz

geçimsizleşme

geçimsizleşmek

geçimsizlik,−ği

geçim yolu

geçim zorluğu

geçindirme

geçindirmek

geçinilme

geçinilmek

geçinim

geçinme

geçinme endeksi

geçinmek



                   857
geçirgen

geçirgenlik,−ği

geçirici

geçirilme

geçirilmek

geçirim

geçirimli

geçirimlilik,−ği

geçirimsiz

geçirimsizlik,−ği

geçiriş

geçirme

geçirmek

geçirtilme

geçirtilmek

geçirtme

geçirtmek

geçiş

geçiş hakkı

geçişim

geçişli

geçişme

geçişmek

geçişsiz

geçiştirici

geçiştirilme

geçiştirilmek



                    858
geçiştirme

geçiştirmek

geçiş üstünlüğü

geçit,−di

geçit hakkı

geçit resmi

geçit töreni

geçkin

geçkinlik,−ği

geçme

geçmek

geçmeli

geçmelik,−ği

geçmez

geçmez akçe

geçmiş

geçmişi kandilli

geçmişi kınalı

geçmiş zaman

geçmiş zaman

görünümü

geçmiş zaman

sıfat−fiili

geda

gedik,−ği

gedikli

gedilme



                   859
gedilmek

Gediz (ilçe)

gedme

gedmek

geğiriş

geğirme

geğirmek

geğirti

geğrek,−ği

geğrek batması

gelberi

gele

gelecek,−ği

gelecek bilimi

gelecekçi

gelecekçilik,−ği

geleceklik hakkı

gelecek zaman

gelecek zaman görünümü

gelecek zaman

kipi

gelecek zaman

sıfat−fiili

geleğen

gelembe

geleme

gelen



                         860
gelenek,−ği

gelenekçi

gelenekçilik,−ği

gelenekleşme

gelenekleşmek

gelenekleştirme

gelenekleştirmek

gelenekli

geleneksel

gelenekselleşme

gelenekselleşmek

Gelendost (ilçe)

gelen geçen

gelen giden

geleni

gelgeç

gelgeççi

gelgel

gelgelelim

gelgelli

gelgit

Gelibolu (ilçe)

gelin

gelin abla

gelin alayı

gelin alıcı

gelinboğan



                   861
gelin böceği

gelincik,−ği

gelincikgiller

gelin çiçeği

gelin etmek

gelinfeneri (bitki)

gelin hamamı

gelin havası

gelin kuşağı

gelin kuşu

gelinlik,−ği

gelinlik çağı

gelinlikçi

gelinlik etmek

gelinme

gelinmek

gelin olmak

gelin otu

gelinparmağı(üzüm)

gelin teli

gelip geçici

gelir

gelir dağılımı

gelir gider

gelir kaynağı

gelir ortaklığı

gelir vergisi



                      862
geliş

gelişigüzel

gelişim

gelişkin

gelişme

gelişmek

geliştirici

geliştirilme

geliştirilmek

geliştirme

geliştirmek

gelme

gelmek

gelmiç,−ci

gelmiş geçmiş

gem

Gemerek (ilçe)

gemi

gemi adamı

gemi aslanı

gemici

gemicilik,−ği

gemi enkazı

gemi ızgarası

gemi iskeleti

gemi leşi

gemilik,−ği



                 863
gemi yatağı

gemleme

gemlemek

gemlenme

gemlenmek

Gemlik (ilçe)

gen

gencecik,−ği

gencelme

gencelmek

genç,−ci

Genç (ilçe)

genç irisi

gençleşme

gençleşmek

gençleştirilme

gençleştirilmek

gençleştirme

gençleştirmek

gençlik,−ği

gençten

gene

genel

genel af,−ffı

genel ağ

genel başkan

genel başkanlık,−ğı



                      864
genel bütçe

genel coğrafya

genel dil bilimi

geneleme

genel ev

genelge

genel gider

genel görünüm

genel görünümlü

genel görüşlü

genel görüşlülük,

−ğü

genel görüşme

genel grev

genel kadın

genelkurmay

genel kurul

genel kütüphane

genelleme

genellemek

genelleşme

genelleşmek

genelleştirilme

genelleştirilmek

genelleştirme

genelleştirmek

genellik,−ği



                    865
genellikle

genelmek

genel müdür

genel müdürlük,−ğü

genel ölçek,−ği

genel sekreter

genel sekreterlik,−ği

genel uygunluk

bildirimi

genel yazman

genel yetenek,−ği

genel zekâ

general,−li

generallik,−ği

genetik,−ği

geniş

geniş açı

genişçe

geniş gönüllü

geniş görüşlü

geniş görüşlülük,−ğü

genişleme

genişlemek

genişletilme

genişletilmek

genişletme

genişletmek



                        866
genişlik,−ği

geniş mezhepli

geniş ölçek,−ği

geniş ufuklu

geniş ünlü

geniş yürekli

geniş zaman

geniş zaman

görünümü

geniş zaman

sıfat−fiili

genitif

geniz,−nzi

genizsi

genizsileşme

geniz ünlüsü

geniz ünsüzü

genleşme

genleşmek

genleşme kat sayısı

genleşmeölçer

genleştirme

genleştirmek

genlik,−ği

genom

gensoru

gensoru önergesi



                      867
genzek,−ği

genzel

geoit,−di

geometri

geometrik,−ği

geometrik çizim

geometrik dizi

geometrik yer

gepegencecik,−ği

gepegenç,−ci

gepgenç,−ci

Gercüş (ilçe)

gerçeğe aykırı

gerçeğe aykırılık,

−ğı

gerçeğe uygun

gerçeğe uygunluk,

−ğu

gerçek,−ği

gerçekçi

gerçekçilik,−ği

gerçek dışı

gerçek dışılık,−ğı

gerçek kişi

gerçekleme

gerçeklemek

gerçekleşme



                     868
gerçekleşmek

gerçekleştirilme

gerçekleştirilmek

gerçekleştirme

gerçekleştirmek

gerçekli

gerçeklik,−ği

gerçek mantarlar

gerçek sayı

gerçekte

gerçekten

gerçeküstü

gerçeküstücü

gerçeküstücülük,−ğü

gerçi

gerdan

gerdaniye

gerdaniyebuselik,−ği

gerdanlık,−ğı

gerdek,−ği

gerdel

gerdirilme

gerdirilmek

gerdirme

gerdirmek

gereç,−ci

Gerede (ilçe)



                       869
gere gere

gereğince

gerek,−ği

gerekçe

gerekçelendirme

gerekçelendirmek

gerekçeli

gerekçesiz

gerekirci

gerekircilik,−ği

gerekli

gereklik,−ği

gereklik kipi

gereklilik,−ği

gereklilik kipi

gerekme

gerekmek

gerekseme

gereksemek

gereksinim

gereksinme

gereksinmek

gereksiz

gereksizlik,−ği

gerektirim

gerektirme

gerektirmek



                   870
gerelti

geren

gergedan

gergedan böceği

gergedangiller

gergef

Gerger (ilçe)

gergi

gergili

gergin

gergince

gerginleşme

gerginleşmek

gerginleştirici

gerginleştirme

gerginleştirmek

gerginlik,−ği

geri

geriatri

gerici

gericilik,−ği

geri hizmet

geri kafalı

geri kalmış

geri kalmışlık,−ğı

gerilek,−ği

gerileme



                     871
gerilemek

geriletme

geriletmek

gerileyici

gerileyici benzeşme

gerileyiş

gerili

gerilik,−ği

gerilim

gerilimli

gerilimölçer

gerilim ölçümü

gerilimsiz

geriliş

gerillâ

gerillâcı

gerillâcılık,−ğı

gerillâlaşma

gerillâlaşmak

gerillâ savaşı

gerilme

gerilmek

gerine gerine

geriniş

gerinme

gerinmek

geri ödeme



                      872
geri plân

gerisingeri

gerisingeriye

geriş

geri tepme

geri vites

geriye dönük,−ğü

geriye dönüş

geriz

geri zekâlı

Germanist

Germanistik,−ği

Germanofil

germanyum

germe

germek

germen

Germencik (ilçe)

gerundium

Gerze (ilçe)

gerzek,−ği

gerze tavuğu

gestalt

gestapo

getiri

getirilme

getirilmek



                   873
getirim

getirimci

getirimli

getiriş

getirme

getirmek

getirtme

getirtmek

getr

getto

Gevaş (ilçe)

geveleme

gevelemek

geveleyiş

geven

gevenlik,−ği

geveze

gevezelenme

gevezelenmek

gevezelik,−ği

gevezelik etmek

gevher

geviş

geviş getirenler

geviş getirmeyenler

gevme

gevmek



                      874
gevrecik

gevrek,−ği

gevrekçi

gevrekçilik,−ği

gevreklik,−ği

gevreme

gevremek

gevretilme

gevretilmek

gevretme

gevretmek

gevşek,−ği

gevşek ağızlı

gevşeklik,−ği

gevşek vurgu

gevşeme

gevşemek

gevşetici

gevşetilme

gevşetilmek

gevşetme

gevşetmek

gevşeyiş

geyik,−ği

geyik böceği

geyik böcekleri

geyik dikeni



                  875
geyikdili (bitki)

geyikgiller

geyik muhabbeti

geyik otu

geyşa

Geyve (ilçe)

gez

gezdirilme

gezdirilmek

gezdiriş

gezdirme

gezdirmek

gezegen

gezegenler arası

gezeğen

gezeleme

gezelemek

gezenti

gezerçalar

gezgin

gezginci

gezgincilik,−ği

gezginlik,−ği

gezgin satıcı

gezi

gezici

gezicilik,−ği



                    876
gezici topluluk,−ğu

geziliş

gezilme

gezilmek

gezimcilik,−ği

geziniş

gezinme

gezinmek

gezinti

gezinti yeri

geziş

gezi yazısı

gezleme

gezlemek

gezlik,−ği

gezme

gezmek

gezmen

gıcık,−ğı

gıcıkça

gıcık etmek

gıcıklama

gıcıklamak

gıcıklanma

gıcıklanmak

gıcıklayış

gıcık olmak



                      877
gıcır

gıcırdama

gıcırdamak

gıcırdatma

gıcırdatmak

gıcırdayış

gıcır gıcır

gıcırtı

gıcırtılı

gıcırtısız

gıda

gıdaklama

gıdaklamak

gıdaklayış

gıdalı

gıda rejimi

gıdasız

gıdasızlık,−ğı

gıdı gıdı

gıdık,−ğı

gıdıklama

gıdıklamak

gıdıklanma

gıdıklanmak

gıdıklayış

gıdım

gıdım gıdım



                 878
gıgı

gık

gıldır gıldır

gıllıgış

gıllıgışlı

gıllıgışsız

gıllügiş

gıllügişli

gıllügişsiz

gına

gıpta

gıpta etmek

gır

gırç gırç

gırgır

gır gır

gırgırcı

gırgırlama

gırgırlamak

gırıl gırıl

gırla

gırnata

gırnatacı

gırt

gırt gırt

gırtlak,−ğı

gırtlak çıkıntısı



                    879
gırtlaklama

gırtlaklamak

gırtlaklaşma

gırtlaklaşmak

gırtlaklayış

gırtlaksı

gırtlak ünsüzü

gırtlama

gırtlamak

gıyaben

gıyabında

gıyabî

gıyabî hüküm,−kmü

gıyabî tutuklama

gıyap,−bı

gıyap kararı

gıybet

gıybetçi

gıybet etmek

gıy gıy

gıygıy

gıygıycı

gibi

gibilerden

gibisi

gibisinden

gicişme



                    880
gicişmek

gide gide

gideğen

gider

giderayak

giderek

gideren alan

giderici

giderilme

giderilmek

giderme

gidermek

gidertme

gidertmek

gidi

gidici

gidiliş

gidilme

gidilmek

gidimli

gidip gelme

gidiş

gidiş alayı

gidişat

gidiş dönüş

gidiş geliş

gidişme



               881
gidişmek

gidon

gilâburu

gine

Gine

Gineli

ginseng

gipür

giranbaha

giray

girdap,−bı

girdi

girdisi çıktısı

giren

girenleme

girenlemek

Giresun

girgin

girginlik,−ği

girift

giriftar

giriftar olmak

giriftlik,−ği

girift tezyinat

giriftzen

giriliş

girilme



                  882
girilmek

girim

girimlik,−ği

girinti

girintili

girintili çıkıntılı

girintisiz

girintisiz çıkıntısız

giriş

girişik,−ği

girişik bezeme

girişik cümle

girişik tamlama

girişilme

girişilmek

girişim

girişimci

girişimcilik,−ği

girişimölçer

girişim ölçme

giriş işlemi

giriş kapısı

giriş kartı

giriş katı

girişken

girişkenlik,−ği

girişlik,−ği



                        883
girişme

girişmek

giriş ücreti

Girit

Girit kekiği

Giritli

girizgâh

girme

girmek

girmelik,−ği

gişe

gitar

gitarcı

gitarcılık,−ğı

gitarist

gitgide

gitme

gitmek

gittikçe

giydirici

giydirilme

giydirilmek

giydiriş

giydirme

giydirmek

giyecek,−ği

giyiliş



                 884
giyilme

giyilmek

giyim

giyim evi

giyim kuşam

giyimli

giyimli kuşamlı

giyinik,−ği

giyiniş

giyinme

giyinmek

giyiş

giyit,−di

giyme

giymek

giyotin

giysi

giz

gizem

gizemci

gizemcilik,−ği

gizemli

gizemsel

gizil

gizil güç,−cü

gizlem

gizleme



                  885
gizlemek

gizlemli

gizlenilme

gizlenilmek

gizleniş

gizlenme

gizlenmek

gizlenmiş

gizleyiş

gizli

gizlice

gizli celse

gizli cemiyet

gizlicilik,−ği

gizliden gizliye

gizli dernek,−ği

gizli dil

gizli din

gizli duruşma

gizli gizli

gizli kapaklı

gizlilik,−ği

gizli oturum

gizli oy

gizli polis

gizli sıtma

gizli şeker (hastalık)



                         886
gizli yama

glâdyatör

glâse

glâsnost

glâsyolog,−ğu

glâsyoloji

glâyöl

glikojen

glikol,−lü

glikoz

glikozit,−di

glikozüri

gliserin

global,−li

globalleşme

globalleşmek

globülin

glokom

glokoni

glüten

glüten ekmeği

glüten tutkalı

gnays

goblen

gocuk,−ğu

gocuklu

gocundurma



                 887
gocundurmak

gocunma

gocunmak

gofret

gol,−lü

golcü

golf

golfçü

golf pantolon

golfstrim

gollük,−ğü

gol olmak

gol toto

gol yapmak

gomalak,−ğı

gonca

gondol

gondolcu

gonk,−gu

gonokok

goril

goşist

goşizm

Got

Gotça

gotik,−ği

gotik harfler



                888
gotik sanat

Gotlar

goygoycu

goygoyculuk,−ğu

göbek,−ği

göbek adı

göbek bağı

göbek dansı

göbek havası

göbeklenme

göbeklenmek

göbekli

göbek odunu

göbek otu

göbek taşı

göbel

göbelek,−ği

göbelez

göce

göcen

göç

göçebe

göçebeleşme

göçebeleşmek

göçebelik,−ği

göçelge

göçer



                  889
göçeri

göçerkonar

göçerme

göçermek

göçertme

göçertmek

göç etmek

göçkün

göçme

göçmek

göçmen

göçmenleşme

göçmenleşmek

göçmenleştirme

göçmenleştirmek

göçmenlik,−ği

göçü

göçücü

göçük,−ğü

göçüm

göçürme

göçürmek

göçürtme

göçürtmek

göçürücü

göçürülme

göçürülmek



                  890
göçüş

göçüşme

göden

göden bağırsağı

gödeş

göğem

göğerti

göğüs,−ğsü

göğüs boşluğu

göğüs cerrahisi

göğüs çaprazı

göğüs çukuru

göğüs darlığı

göğüs eti

göğüs göğüse

göğüs hastalığı

göğüs ingini

göğüs kafesi

göğüs kemiği

göğüs kovuğu

göğüsleme

göğüslemek

göğüslü

göğüslüce

göğüslük,−ğü

göğüs sesi

göğüs tahtası



                  891
gök,−ğü

gök ada

gök adası

gök atlası

gök bilimci

gök bilimi

gök bilimsel

gök cismi

gökçe

Gökçeada (ilçe)

Gökçebey (ilçe)

gökçek,−ği

gökçe yazın

gökçül

gökdelen

gökdoğan

gök ekseni

gök eşleği

gök evi

gök fiziği

gök gözlü

gök gürlemesi

gök gürültüsü

gökgüvercin

gökkandil (sarhoş)

gök kır (renk)

gök kubbe



                     892
gök kumu

gök kuşağı

gök kutbu

gökkuzgun (kuş)

gökkuzgungiller

gökkuzgunlar

gökkuzgunumsular

gök küresi

gökmen

göksel

Göksu (ilçe)

Göksun (ilçe)

gök taşı

göktırmalayan

gök tırmalayıcı

Göktürk

Göktürkçe

gök yakut

gökyolu (Samanyolu)

gökyüzü

gökyüzü mavisi

göl

gölalası (balık)

göl ayağı (coğrafya)

göl başı

Gölbaşı'nı (ilçe)

gölcük,−ğü



                       893
Gölcük (ilçe)

gölcül

Göle (ilçe)

gölek,−ği

gölerme

gölermek

gölet

gölge

gölge balığı

gölge balığıgiller

gölgecil

gölge etmek

gölgeleme

gölgelemek

gölgelendirme

gölgelendirmek

gölgelenme

gölgelenmek

gölgeleyici

gölgeleyiş

gölgeli

gölgelik,−ği

gölgeli resim,−smi

gölge olay

gölge olaycılık,−ğı

gölge oyunu

gölgesiz



                      894
gölge tiyatrosu

Gölhisar (ilçe)

göl kestanesi

Gölköy (ilçe)

gölleme

göllemek

göllenme

göllenmek

gölleşme

gölleşmek

göllük,−ğü

Gölmarmara (ilçe)

Gölova (ilçe)

Gölpazarı'nı (ilçe)

gölük,−ğü

Gölyaka (ilçe)

Gömeç (ilçe)

gömgök,−ğü

gömlek,−ği

gömlekçi

gömlekçilik,−ği

gömlekli

gömleklik,−ği

gömlekliler

gömleksiz

gömme

gömme balkon



                      895
gömme banyo

gömme dolap,−bı

gömmek

gömme kilit,−di

gömü

gömük,−ğü

gömüldürük,−ğü

gömüleme

gömülemek

gömülme

gömülmek

gömültü

gömülü

gömülüş

gömüş

gömüt

gömütlük,−ğü

gön

göncü

gönç

gönçlük,−ğü

gönder

gönderi

gönderici

gönderiliş

gönderilme

gönderilmek



                  896
gönderiş

gönderli

gönderme

gönderme belgesi

göndermek

gönderme maddesi

göndertme

göndertmek

gönen

Gönen (ilçe)

gönenç,−ci

gönençli

gönendirilme

gönendirilmek

gönendirme

gönendirmek

gönendirtme

gönendirtmek

gönenme

gönenmek

gönlü bol

gönlü gani

gönlü kara

gönlünce

gönlü tok

gönlü zengin

gönül,−nlü



                   897
gönül avcısı

gönül bağı

gönül belâsı

gönül birliği

gönül borcu

gönül borçlusu

gönül çöküşü

gönül darlığı

gönüldaş

gönül dilencisi

gönül eğlencesi

gönül eri

gönül ferahlığı

gönül hoşluğu

gönüllenme

gönüllenmek

gönüllü

gönüllüce

gönüllü gönülsüz

gönüllülük,−ğü

gönül maskarası

gönül meselesi

gönül okşayıcı

gönül rahatlığı

gönül rızası

gönülsüz

gönülsüzce



                   898
gönülsüzlük,−ğü

gönül tokluğu

gönül uğrusu

gönül yarası

gönye

gönyeleme

gönyelemek

gördek,−ği

Gördes (ilçe)

gördürme

gördürmek

göre

görece

görececilik,−ği

göreceli

görecelik,−ği

görecilik,−ği

Görele (ilçe)

göreli

görelik,−ği

görelilik,−ği

görenek,−ği

görenekçi

görenekçilik,−ği

görenekli

göreneksel

göreneksiz



                   899
göreneksizlik,−ği

göresime

göresimek

görev

görevcilik,−ği

görevdaş

görevdaşlık,−ği

görevlendirilme

görevlendirilmek

görevlendirme

görevlendirmek

görevlenme

görevlenmek

görevli

görevlilik,−ği

görevsel

görevselcilik,−ği

görevsel dil bilimi

görevsiz

görevsizlik,−ği

görevsizlik kararı

görgü

görgücülük,−ğü

görgü fukarası

görgü kuralları

görgülenme

görgülenmek



                      900
görgülü

görgülüce

görgüsüz

görgüsüzce

görgüsüzlük,−ğü

görgü tanığı

görk

görkem

görkemli

görklü

görme

görme açısı

görmece

görme gözesi

görme hücresi

görmek

görmemezlik,−ği

görmemiş

görmemişlik,−ği

görmez

görmezlik,−ği

görmüşlük,−ğü

görmüşlük duygusu

görsel

görsel basın

görsel etkileme

görsel−işitsel



                    901
görsel−işitsel

çağrışım

görsel−işitsel eğitim

görsel sanatlar

görü

görücü

görücülük,−ğü

görülme

görülmek

görülmemiş

görüm

görümce

görümcelik,−ği

görümcelik etmek

görümcelik yapmak

görümlük,−ğü

görümsetme

görüngü

görüngü bilimi

görüngücülük,−ğü

görünme

görünmek

görünmez

görünmez kaza

görünmez olmak

görüntü

görüntüleme



                        902
görüntülemek

görüntüleyici

görüntülük,−ğü

görüntüsel

görünüm

görünümlü

görünür

görünürde

görünürlerde

görünürlük,−ğü

görünüş

görünüşte

görüş

görüş açısı

görüş alışverişi

görüş ayrılığı

görüş birliği

görüşme

görüşmeci

görüşmek

görüşme yapmak

görüş sahibi

görüş tarzı

görüştürme

görüştürmek

görüştürülme

görüştürülmek



                   903
görüşülme

görüşülmek

göstere göstere

gösteren

gösterge

gösterge bilimi

gösterge çizelgesi

gösterge çizgisi

gösteri

gösteri adamı

gösterici

gösterilen

gösteriliş

gösterilme

gösterilmek

gösterim

gösteriş

gösterişçi

gösterişçilik,−ği

gösterişli

gösterişlice

gösterişlilik,−ği

gösterişsiz

gösterişsizce

gösterişsizlik,−ği

gösteri yapmak

gösteri yürüyüşü



                     904
gösterme

göstermeci

göstermecilik,−ği

gösterme hakkı

göstermek

göstermelik,−ği

gösterme parmağı

gösterme sıfatı

gösterme zamiri

gösterme zarfı

göstertme

göstertmek

göt

götten bacaklı

götün götün

götürme

götürmek

götürtme

götürtmek

götürü

götürücü

götürü iş

götürülme

götürülmek

götürüm

götürümlü

götürümsüz



                    905
götürü pazarlık,−ğı

götürüş

götürü tur

gövde

gövde gösterisi

gövdelenme

gövdelenmek

gövdeli

gövdesel

gövdesiz

gövdesizlik,−ği

gövek,−ği

gövel

gövem

gövem eriği

göveri

göveriş

göverme

gövermek

göverti

göyme

göymek

Göynücek (ilçe)

göynük,−ğü

Göynük (ilçe)

göynüme

göynümek



                      906
göyük,−ğü

göyünme

göyünmek

göz

göz akı

göz alıcı

gözaltı

göz altı

göz altı kremi

göz aşısı

göz aşinalığı

gözaydın(a gitmek)

göz bağcı

göz bağcılık,−ğı

göz bağı

göz bankası

göz banyosu

göz bebeği

göz bilimi

göz boncuğu

gözcü

gözcülük,−ğü

gözcülük etmek

gözdağı

gözde

göz demiri

göz dikeği



                     907
göz dişi

göze

göze bilimi

göze göz

gözeler arası

gözeme

göz emeği

gözemek

gözene

gözenek,−ği

gözenekli

gözeneklilik,−ği

gözeneksiz

gözeneksizlik,−ği

gözer

göz erimi

göz etçiği

gözetici

gözetilme

gözetilmek

gözetim

gözetiş

gözetleme

gözetleme deliği

gözetlemek

gözetleniş

gözetlenme



                    908
gözetlenmek

gözetletme

gözetletmek

gözetleyici

gözetleyiş

gözetme

gözetmek

gözetmen

gözetmenlik,−ği

gözettirme

gözettirmek

göz evi

göze yutarlığı

göze zarı

göz göze

gözgü

göz hakkı

göz hapsi

göz kadehi

göz kalemi

göz kapağı

göz kararı

göz kesesi

göz kuyruğu

gözleği

gözlem

gözlemci



                  909
gözlemcilik,−ği

gözleme

gözlemeci

gözlemecilik,−ği

gözlemek

gözlem evi

gözlemleme

gözlemlemek

gözlenme

gözlenmek

gözletme

gözletmek

gözleyici

gözleyiş

gözlü

gözlük,−ğü

gözlükçü

gözlükçülük,−ğü

gözlüklü

gözlüklü yılan

gözlüksüz

göz memesi

göz merceği

göz nuru

göz önü

göz pencere

göz pınarı



                   910
göz sevdası

gözsüz

göz taşı

göz ucu

gözü aç

gözü açık,−ğı

gözü bağlı

gözü dışarıda

gözü kapalı

gözü kara

gözü keskin

gözükme

gözükmek

gözü pek

gözü sulu

gözü tok

göz yangısı

gözyaşı

gözyaşı bezeleri

gözyaşı bezleri

gözyaşı etçiği

gözyaşı memesi

göz yoklaması

göz yuvarı

göz yuvası

graben

grado



                   911
grafik,−ği

grafikçi

grafiker

grafit

grafolog,−ğu

grafoloji

grafometre

gram

gramağırlık,−ğı

gramaj

gramatikal,−li

gramer

gramerci

gramkuvvet

gramofon

gramsantimetre

granat

grandi

grandük

granit

granit grisi

granitleşme

granül

granülin

granülit

gravür

gravürcü



                  912
gravürcülük,−ğü

gravyer

gregoryen takvimi

Grejuva

Grek

Grekçe

grekoromen

gren

grena

gres

gres pompası

gres yağı

grev

grevci

grev gözcüsü

grev kırıcı

grev kırıcılığı

grev sözcüsü

grev yapmak

greyder

greyderci

greyfurt

gri

gril

grip,−bi

gripli

grizu



                    913
grizumetre

grizuölçer

grosa

grosmarket

groston

grostonluk,−ğu

grotesk

grup,−bu

grup grup

gruplandırma

gruplandırmak

gruplanma

gruplanmak

gruplaşma

gruplaşmak

grup mobilya

guano

guarani

guaş

Guatemalâ

Guatemalâlı

guatr

gudde

gudubet

gudubetlik,−ği

gufran

gugu çiçeği



                 914
guguk,−ğu

gugukgiller

guguklu

guguklu saat,−ti

gulâş

gulden

gulet

gulgule

gulu gulu

gulyabanî

gurbet

gurbetçi

gurbetçilik,−ği

gurbet eli

gurbetlik,−ği

gurbetzede

gurk

gurklama

gurklamak

gurlama

gurlamak

gurme

guru

guruldama

guruldamak

gurultu

gurup,−bu



                   915
gurup etmek

gurup rengi

gurur

gururlanma

gururlanmak

gururlu

gururluca

gusletme

gusletmek

gusto

gusül,−slü

gusülhane

guşa

gut

guttasyon

guvernör

gübre

gübre böceği

gübre gazı

gübreleme

gübrelemek

gübrelenme

gübrelenmek

gübreleşme

gübreleşmek

gübreli

gübrelik,−ği



               916
gübresiz

Güce (ilçe)

gücendirici

gücendirme

gücendirmek

gücenik,−ği

güceniklik,−ği

gücenilme

gücenilmek

güceniş

gücenme

gücenmek

gücü

gücü gücüne

gücü ipliği

gücük,−ğü

gücük ay

gücümseme

gücümsemek

gücün

güç,−cü

güç belâ

güç birliği

güç kaynağı

güçlendirici

güçlendirilme

güçlendirilmek



                 917
güçlendirme

güçlendirmek

güçleniş

güçlenme

güçlenmek

güçleşme

güçleşmek

güçleştirme

güçleştirmek

güçlü

güçlük,−ğü

güçlükle

Güçlükonak (ilçe)

güçlü kuvvetli

güçlülük,−ğü

güçsünme

güçsünmek

güçsüz

güçsüzce

güçsüzlük,−ğü

güdek,−ği

güdeksiz

güdeleme

güdelemek

güderi

güderici

güdericilik,−ği



                    918
güderileme

güderilemek

güdü

güdücü

güdük,−ğü

güdükleşme

güdükleşmek

güdüklük,−ğü

Güdül (ilçe)

güdülenme

güdülme

güdülmek

güdüm

güdüm bilimi

güdümcü

güdümcülük,−ğü

güdümleme

güdümlemek

güdümlü

güdümlülük,−ğü

güdümlü sanat

güfte

güfteci

güğüm

güherçile

gül

gülabdan



                 919
Gülağaç (ilçe)

gülbahar

gülbank

gülbeşeker

gül böceği

gülcü

gülcülük,−ğü

güldeste

güldür güldür

güldürme

güldürmek

güldürü

güldürücü

gülecen

güleç,−ci

güleçlik,−ği

güle güle

güleğen

güler yüz

güler yüzlü

güler yüzlülük,−ğü

gülfidan

gülgiller

gülhatmi

gülibrişim

gülistan

gülkurusu (renk)



                     920
gülkurusu rengi

güllâbi

güllâbici

güllâbicilik,−ği

güllâbicilik etmek

güllâç,−cı

gülle

gülle atma

gülleci

güllü

güllük,−ğü

güllük gülistanlık,−ğı

gülme

gülmece

gülmeceli

gülmek

Gülnar (ilçe)

gül rengi

gül suyu

Gülşehir (ilçe)

gülücük,−ğü

gülük,−ğü

gülümseme

gülümsemek

gülümser

gülümseyiş

gülünç,−cü



                         921
gülünçleşme

gülünçleşmek

gülünçleştirme

gülünçleştirmek

gülünçlü

gülünçlük,−ğü

gülünme

gülünmek

gülüş

gülüşme

gülüşmek

gülüşülme

gülüşülmek

gülüt

gülütçü

gül yağcı

gül yağcılık,−ğı

gül yağı

Gülyalı (ilçe)

güm

gümbedek

gümbürdeme

gümbürdemek

gümbürdetme

gümbürdetmek

gümbürdeyiş

gümbür gümbür



                   922
gümbürtü

gümbürtülü

güme

gümeç,−ci

gümeç balı

gümele

güm güm

gümleme

gümlemek

gümletme

gümletmek

gümrah

gümrahlık,−ğı

gümrük,−ğü

gümrük birliği

gümrükçü

gümrükçülük,−ğü

Gümrük Kanunu

gümrükleme

gümrüklemek

gümrüklendirme

gümrüklendirmek

gümrüklenme

gümrüklenmek

gümrüklü

gümrüksüz

gümrüksüz mağaza



                   923
gümrük tarifesi

gümül

gümüş

gümüş balığı

gümüş balığıgiller

gümüşçü

gümüşçün

gümüşgöz

gümüş grisi

Gümüşhacıköy(ilçe)

Gümüşhane

gümüşî

gümüşî akasya

gümüşîleşme

gümüşîleşmek

gümüş kaplama

gümüşleme

gümüşlemek

gümüşlenme

gümüşlenmek

gümüşletme

gümüşletmek

gümüşlü

Gümüşova (ilçe)

gümüş rengi

gümüşservi

gümüşsü



                     924
gümüşsüz

gümüş varak,−ğı

gümüş yağmurcun

gümüş yıl

gün

günah

günahkâr

günahkârlık,−ğı

günah keçisi

günahlı

günahsız

günahsızlık,−ğı

günâşık,−ğı

günaşırı

günaydın

gün balı

gün balığı

gün batımı

gün batısı

günbegün

günberi (gök bilimi)

günce

güncek,−ği

güncel

güncelik,−ği

güncelleme

güncellemek



                       925
güncelleşme

güncelleşmek

güncelleştirme

güncelleştirmek

güncellik,−ği

gün çiçeği

gündaş

gündelik,−ği

gündelikçi

gündelikçi kadın

gündelikçilik,−ği

gündelikli

gündem

gündem dışı

günden güne

gündeş

gün dikilmesi

Gündoğmuş (ilçe)

gün doğusu

gündöndü

gün dönümü

gün durumu

gündüz

gündüzcü

gündüz feneri

gündüz gözüyle

gündüzleri



                    926
gündüzlü

gündüzlük,−ğü

gündüzsefası (bitki)

gündüzün

gündüz yırtıcıları

günebakan

güneç,−ci

güne doğrulum

güneğik,−ği

güneş (gök cismi)

Güneş (bilimsel

yayınlarda)

güneş banyosu

güneş dil teorisi

güneş gözlüğü

güneş günü

güneş hayvancıkları

güneş kremi

güneş lekeleri

güneşleme

güneşlemek

güneşlenme

güneşlenmek

güneşletme

güneşletmek

güneşli

güneşlik,−ği



                       927
güneş odası

güneş saati

güneşsel

güneş sistemi

güneşsiz

güneşsizlik,−ği

güneş sütü

güneş tacı

güneş takvimi

güneş tekeri

güneştopu (bitki)

güneş tutulması

güneş yağı

güneş yanığı

güneş yılı

güney

Güney (ilçe)

Güneybalığı

(yıldız kümesi)

güneybatı

güneydoğu

güney karamanı

Güney Kutbu'nu

güneyli

güney noktası

Güneysınır (ilçe)

Güneysu (ilçe)



                    928
Güngören (ilçe)

güngörmez

güngörmüş

güngörmüşlük,−ğü

gün gülü

günindi

günleme

günlemek

günlerce

günlü

günlük,−ğü

günlük ağacı

günlükçü

günlük defter

günlük güneşlik,−ği

gün merkezli

gün ortası

günöte (gök bilimi)

günsüler

gün tutulması

gün−tün eşitliği

günü

günü birliğine

günü birlik

günücü

günücülük,−ğü

günü gününe



                      929
günüleme

günülemek

günün adamı

gün yağmuru

gün yapmak

gün yayı

gün yeli

Günyüzü'nü (ilçe)

güpegündüz

güpgüzel

gür

gürbüz

gürbüzleşme

gürbüzleşmek

gürbüzlük,−ğü

Gürcistan

Gürcü

Gürcüce

güre

gürecilik,−ği

güreş

güreşçi

güreşçi köprüsü

güreşçilik,−ği

güreşilme

güreşilmek

güreş mayosu



                    930
güreşme

güreşmek

güreş minderi

güreştirme

güreştirmek

gürgen

gürgengiller

Gürgentepe (ilçe)

gür gür

gürlek,−ği

gürleme

gürlemek

gürleşme

gürleşmek

gürleyiş

gürlük,−ğü

Güroymak (ilçe)

gürpedek

Gürpınar (ilçe)

Gürsu (ilçe)

güruh

gürüldeme

gürüldemek

gürül gürül

gürültü

gürültücü

gürültü etmek



                    931
gürültülü

gürültülü patırtılı

gürültü patırtı

gürültüsüz

gürültüsüzce

gürültü yapmak

Gürün (ilçe)

gürz

gütaperka

gütme

gütmek

güve

güveç,−ci

güvelâ

güvelenme

güvelenmek

güvem eriği

güven

güvence

güvence akçesi

güvenceli

güvencesiz

güvenç,−ci

güven hesabı

güven ışığı

güvenilir

güvenilirlik,−ği



                      932
güvenilme

güvenilmek

güvenirlik,−ği

güveniş

güvenli

güvenlik,−ği

güvenlik borusu

güvenlik görevlisi

güvenlik vanası

güvenme

güvenmek

güven mektubu

güven oylaması

güvenoyu

güvensiz

güvensizce

güvensizlik,−ği

güvensizlik

önergesi

güven yazısı

güvercin

güvercinboynu

(renk)

güvercingiller

güvercingöğsü

(renk)

güvercinler



                     933
güvercinlik,−ği

güverte

güvey,−i

güveyfeneri (bitki)

güveyi,−si

güveylik,−ği

güvey yemeği

güvez

güya

güz

güzaf

güz çiğdemi

güz dönemi

güzel

güzelavrat otu

Güzelbahçe (ilçe)

güzelce

güzel duyu

güzel duyuculuk,−ğu

güzel duyusal

güzel güzel

güzelhatun çiçeği

güzelleme

güzelleşme

güzelleşmek

güzelleştirilme

güzelleştirilmek



                      934
güzelleştirme

güzelleştirmek

güzellik,−ği

güzellik enstitüsü

güzellik kraliçesi

güzellikle

güzellik malzemesi

güzellik

müstahzarları

güzellik salonu

güzellik yarışması

güzel olmak

güzel sanatlar

güzel yazı sanatı

Güzelyurt (ilçe)

Güzergâh

güzeşte

güzey

güzide

güzlek,−ği

güzleme

güzlemek

güzlük,−ğü

güz noktası

(*)H

H

ha



                     935
habanera

habaset

habbe

haber

haber ajansı

haber bülteni

haber bürosu

haberci

habercilik,−ği

haberdar

haberdar etmek

haberdar olmak

haber kaynağı

haber kipi

haberleşme

haberleşmek

haberli

haberlik,−ği

haber merkezi

habersiz

habersizce

habersizlik,−ği

haber stüdyosu

Habeş

Habeşî

Habeşistan

habip



                  936
ha bire

habis

habislik,−ği

habitat

habitus

hac,−ccı

hacamat

hacamat baltası

hacamatçı

hacamat etmek

hacamatlama

hacamatlamak

hacamat şişesi

hacamat yapmak

haccetme

haccetmek

hacet

hacet kapısı

hacet penceresi

hacet tepesi

hacet yeri

hacı

hacıağa

hacıağalık,−ğı

Hacıbektaş (ilçe)

Hacıbektaş taşı

hacı devesi



                    937
hacı fışfış

Hacılar (ilçe)

hacılar bayramı

hacılar kuşağı (gök

kuşağı)

hacılaryolu

(Samanyolu)

hacılık,−ğı

hacı olmak

hacı yağı

hacıyatmaz

hacıyolu

(Samanyolu)

hacim,−cmi

hacimli

hacimlice

hacimsiz

hacir,−cri

Hacivat

haciz,−czi

hacizli

haczetme

haczetmek

haç

haçlama

haçlamak

haçlı



                      938
Haçlılar

haçvari

had,−ddi

hâd

hadde

haddeci

hadde fabrikası

haddehane

haddeleme

haddelemek

haddizatında

hademe

hademeihayrat

hademelik,−ği

hadım

Hadım (ilçe)

hadım ağası

hadım etmek

hadımlaştırma

hadımlaştırmak

hadımlık,−ğı

hadi

hadi hadi

hadim

hadis (Peygamber

sözü)

hâdis (meydana



                   939
gelen)

hâdisat

hâdise

hâdiseli

hadisene

hâdisesiz

hadsiz hesapsız

haf

hafakan

hafazanallah

hafız

hafıza

hafıza kaybı

hafızalı

hafızali (üzüm)

hafızasız

hafızıkütüp,−bü

hafızlama

hafızlamak

hafızlık,−ğı

hafi

hafi celse

hafif

hafifçe

hafif hafif

hafif hapis cezası

hafifleme



                     940
hafiflemek

hafifleşme

hafifleşmek

hafifleştirme

hafifleştirmek

hafifletici

hafifletici sebep,−bi

hafifletme

hafifletmek

hafifleyiş

hafiflik,−ği

hafiflik etmek

hafifmeşrep,−bi

hafif para cezası

hafif sanayi,−i

hafifseme

hafifsemek

hafifseyiş

hafif sıklet

hafiften

hafif tertip,−bi

hafif uyku

hafif yollu

Hafik (ilçe)

hafit,−di

hafiye

hafiyelik,−ği



                        941
hafniyum

hafriyat

hafriyatçı

hafriyatçılık,−ğı

hafta

hafta arası

hafta başı

hafta içi

haftalık,−ğı

haftalıkçı

haftalıklı

hafta sonu

haftaym

hah

haham

hahambaşı

hahambaşılık,−ğı

hahamhane

hahamlık,−ğı

hahha

hahhah

hahnyum

hail

haile

hain

haince

hain hain



                    942
hainleşme

hainleşmek

hainlik,−ği

hainlik etmek

haiz

haiz olmak

hak,−kkı (doğruluk)

Hak,−kk’ı (Tanrı)

hak,−kki (oyma)

hâk,−ki (toprak)

hakan

hakanlık,−ğı

hakaret

hakaretamiz

hakaret etmek

Hakas

Hakasça

hakça

hakçası

Hak dini

hak ediş

hakem

hakem heyeti

hakem kararı

hakemlik,−ği

hak etmek

hakeza



                      943
hâkî

hakikat,−ti

hakikaten

hakikatli

hakikat olmak

hakikatsiz

hakikatsizlik,−ği

hakikî

hakim (hikmet

sahibi)

hâkim (yargıç)

hakimane

hâkimane

hâkimiyet

hâkimiyetimilliye

hâkimlik,−ği

hâkim olmak

hakir

hakkâk,−ki

hakkaniyet

Hakkâri

hakketme

hakketmek

hakkıhıyar

hakkıhuzur

hakkımüktesep

hakkında



                    944
hakkısükût

hakkıyla

haklama

haklamak

haklaşma

haklaşmak

haklı

haklılık,−ğı

haklı olmak

hakperest

hakperestlik,−ği

haksever

hakseverlik,−ği

haksız

haksızca

haksızlık,−ğı

haksızlık etmek

haksız yere

hakşinas

hakşinaslık,−ğı

haktanır

haktanırlık,−ğı

hakuran (kumru)

hak yolu

hal,−li (pazar yeri)

hal,−lli (çözme,

eritme)



                       945
hal,−l'i (tahttan

indirme)

hâl,−li (durum)

hala (babanın kız

kardeşi)

hâlâ (henüz)

Halaç

Halaçça

halakızı

halaoğlu

halâs

halâs etmek

halâskâr

halâs olmak

halat

halat çekme

halâvet

halay

halayık,−ğı

halayıklı

halayıklık,−ğı

halaza

halazade

hâlbuki

hal çaresi

hâl değişimi

haldır haldır



                    946
hale

halebî

halef

halef selef

halef selef olmak

halel

haleldar

haleldar etmek

haleldar olmak

halelenme

halelenmek

haleli

hâlen

Halep çıbanı

halet

haletiruhiye

hal'etme

hal'etmek

halfa

Halfeti (ilçe)

half−time

halhal

halı

halıcı

halıcılık,−ğı

halı saha

hali



                    947
haliç,−ci

Haliç

hâli duman

halife

halifelik,−ği

hâlihazır

hâlihazırda

halik,−kı

halile

halim

halim selim

halis

halisane

halis muhlis

halisüddem

halita

haliyle

halk

halka

halkacı

halk adamı

halka dizilişli

halka dönük,−ğü

halk ağzı

halkalama

halkalamak

halkalanış



                  948
halkalanma

halkalanmak

halkalayış

halkalı

halkalı damar

halkalı gözler

halkalılar

halkamsı

halka olmak

halka oyunları

Halkapınar (ilçe)

halk avcılığı

halk avcısı

halkavî

halka yay

halk bilgisi

halk bilimci

halk bilimi

halk bilimsel

halkçı

halkçılık,−ğı

halk dili

halk edebiyatı

halk etmek

halk evi

halk evleri

halkiyat



                    949
halk matinesi

halk müziği

halk odası

halk okulu

halk oylaması

halkoyu

halk ozanı

halk yardakçılığı

halk yardakçısı

hallaç,−cı

hallaçlık,−ğı

hallenme

hallenmek

halleşme

halleşmek

halletme

halletmek

hallice

hallihamur (olmak)

hallolma

hallolmak

hallolunma

hallolunmak

halojen

hâlsiz

hâlsizce

hâlsizleşme



                     950
hâlsizleşmek

hâlsizlik,−ği

halt

halter

halterci

haltercilik,−ği

halt etmek

halûk

hâl ulacı

halüsinasyon

halvet

halvethane

Halvetî

halvet olmak

ham

hamail

hamak,−ğı

hamakat,−ti

hamal

hamalbaşı

hamal camal

hamaliye

hamallık,−ğı

hamallık yapmak

hamal semeri

hamal sırığı

hamam



                  951
hamam anası

hamam bohçası

hamam böceği

hamam

böceğigiller

hamamcı

hamamcılık,−ğı

hamam kesesi

hamamlık,−ğı

hamam otu

Hamamözü'nü (ilçe)

hamam takımı

hamam tası

hamam yapmak

hamarat

hamaratça

hamaratlaşma

hamaratlaşmak

hamaratlık,−ğı

hamarat taze

hamaset

hamasî

hamaylı

Hambelî

ham besi suyu

hamburger

hamburgerci



                     952
hamdüsena

Hamel (Koç burcu)

ham ervah

ham gaz

hamhalat

ham hayal,−li

ham hum

hamız

hami

Hamî

hamil

hamile

hamilelik,−ği

hamilen

hamilikart

hamil olmak

haminne

hamisiz

hamiş

hamiyet

hamiyetli

hamiyetperver

hamiyetperverlik, −ği

hamiyetsiz

hamiyetsizlik,−ği

hamla

hamlacı



                        953
hamlaç,−cı

hamlama

hamlamak

hamlaşma

hamlaşmak

hamle

hamleci

hamle etmek

hamletme

hamletmek

hamle yapmak

hamlık,−ğı

ham madde

ham payı

hamse

hamsi

hamsi buğulama

hamsi çorbası

hamsigiller

hamsikuşu (hamsi

tavası)

hamsili pilâv

hamsin

hamt,−dı

hamt etmek

hamule

hamur



                   954
Hamur (ilçe)

ham