Docstoc

Adjectives__Adverbs

Document Sample
Adjectives__Adverbs Powered By Docstoc
					                                       ADJECTIVES
                                                 (SIFATLAR)

 Sıfat ismi niteler – isimden önce gelir – yalın haldedir. Sayılabilir tekil bir ismi
  niteliyorsa, tamlamanın başına a/an alır. Sayılamayan ya da çoğul bir ismi niteliyorsa,
  a/an kullanılmaz.
        o   He is a good cook.                             o I don’t like to swim in cold water.
        o   She has a round face.                          o Those are nice shoes.
        o   This is hard work.                             o Our neighbours are really friendly people

                     Sıfatların cümle içinde kullanıldıkları konumlar
   A) Durum Bildiren Fiillerle Kullanıldıklarında Cümle İçindeki Konumları

 Seem / Appear + (to be) + SIFAT
        o   He seems / appears (to be) happy.

 Feel / Taste / Smell / Sound / Appear / Look / Seem / Be / Become / Keep / Get / Remain + SIFAT
        o Onur got/became happy when he passed the exam.
        o Tugay looks/seems/appears sad. There can be something wrong.
        o The hamburger, which I ate, tasted awful.
        o The rose smells nice.
        o The music sounds a bit loud.

 DİKKAT!!!  “Look, feel, taste, smell, sound” + “like” edatı + İSİM
        o She looks like her mother.
        o This sweet tastes like banana.
        o I like this perfume that smells like strawberry.
        o We heard a loud noise which sounded like a car crash.

 DİKKAT!!!  “look, taste, smell” fiilleri eylem bildiriyorlarsa + ZARF
        o She looked angry. (Kızı niteliyor).
        o She looked at me angrily. (bakma eylemini niteliyor.)
        o He tasted the soup suspiciously.
        o He smelt the flowers happily.

   B) Niteledikleri İsimlere Göre Cümle İçindeki Konumları

 Sadece isimden önce gelenler (Attributive Position- Niteleme sıfatları)
        (elder, old, live, little)         = elder brother, an old man, a live program
        (artırma sıfatları)                = mere life, sheer truth

 Sadece isimden sonra gelenler
        o   attorney general, Asia minor, notary public


 Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                           Edited by Ercan ERKUŞ
       İsimden önce (ancak değişikliğe uğrayarak) gelebilenler
               o I saw a lonely child down the street.                   (alone)
               o Living creatures                                        (live)

       İsimden önce ya da sonra gelebilenler
               o    time elapsed / elapsed time
               o    time recommended / recommended time

       İsimden önce ya da sonra (farklı anlam taşıyarak) gelebilenler
               o    The doctor concerned               = ilgili,bahsi geçen doktor
                    The concerned doctor               = endişeli doctor
               o    Present employees                  = şu anki çalışanlar
                    Employees present                  = burada bulunan çalışanlar

       Sadece fiilden sonra gelenler (Predicative Position – Ekeylem1 konumu) alone, asleep, ill,
        well vs.
               o    They were alone.                                    o He is ill.
               o    I am well.                                          o All the hostages were alive and well.

       DİKKAT!!!  “hasta” sıfatı isimden önce gelirse, “ill” yerine “sick” tercih edilir.
               o    a sick person

       İsimden önce ya da fiilden sonra gelebilen, ancak geldiği yere göre farklı anlam
           taşıyanlar
               o She is old. ( not young)                       She is an old friend. (not new)
               o The suitcase is heavy.                         He is an heavy smoker.       (smokes a lot)
               o Late uncle (uncle who died)                    Late arrival/late comer      (not early or in time)




                                       Farklı türde sıfatların dizilim sırası

     Bazen bir isim birden fazla sıfat ile nitelenir. Bu durumda sıfatların belli bir düzene göre
     sıralanması gerekir. Bu konuda çeşitli kullanımlar bulunmasına rağmen, dilde yerleşmiş
     biçimiyle en yaygın kullanılan dizim şöyledir:

     a) Opinion ( lovely, clever, nice ,intelligent)
       b) Size (big, large ,small ,tall, short)
        c) Age (young, old)
          d) Shape (round, square, fat, slim)
             e) Colour (white, black, green)
               f) Material (plastic, cotton, wooden, woollen)
                  g) Origin (French, Russian, Turkish)                             a lovely(o) small(s) wooden(m) table



1-   Ekeylem (substantive verb, predicative) - (-imek fiili, varlık fiili, ek fiil) Sözcüklerin eylem görevinde kullanılmalarına yardım
     eden, -dir, di vs. ekinden yararlanılarak çekimi tamamlanan ve olumsuzu “değil” sözcüğüyle kurulan yardımcı eylem: Hastayım
     (hasta değilim), güzeldi, güzelmiş, güzelse. BSTS / Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü 1972.
       Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                                 Edited by Ercan ERKUŞ
 Bu dizilim sıfat tamlamalarında önemlidir. Ancak sıfatlar niteledikleri isimden sonra
  kullanılıyorsa, bu sıralamanın önemli yoktur. Ayrıca niteledikleri nesnenin benzer
  yönlerini belirten sıfatlar arasında “and”, çelişen yönlerini belirten sıfatlar arasında “but”
  bağlacı kullanılmalıdır.
       o İstanbul is big,noisy and crowded.
       o Istanbul is nice but polluted.
       o They are tall and fast.
       o Dennis is clever but naughty.



                PRESENT AND PAST PARTICIPLE AS ADJECTIVE
                        (Geniş ve Geçmiş Zaman Ortaçları - Sıfat Fiilleri)

 Geniş ve Geçmiş Zaman Ortaçları bir fiil kökünden türeyip cümle içinde sıfat görevinde
  bulunan sözcüklerdir.  running water, an exciting story, stolen money, baked potato etc.

 Geniş Zaman Ortacı fiil köküne “-ing” ekinin eklenmesiyle oluşturulur.  developing
   countries, an increasing demand, a tiring job, a moving car etc.

 Geçmiş Zaman Ortacı düzenli fiillere “-ed” eklenerek, düzensiz fiillerin üçüncü hali
  kullanılarak oluşturulur.  a damaged car, excited children, grilled chops, an unseen hand etc.

 “-ing” ya da “-ed” takısı alan sıfatlar
    Eğer nitelediğimiz isim o eylemin olmasına neden oluyorsa - yani etkiliyorsa (active),
     onu “-ing” takısı almış bir sıfatla,
    nitelediğimiz isim o eylemden etkileniyorsa (passive), onu “-ed” takısı almış bir
     sıfatla niteleyebiliriz.
        o This job bores him.        ( “bore” cümlenin yüklemidir.)
        o This job is boring. (sıkma eylemine neden olan yani etkileyen taraf
          “iş, meslek”)
        o He is bored with this job. (sıkma eyleminden etkilenen taraf “adam”)
        o Due to the damaging hurricane a lot of people are homeless now.
        o It seems impossible to rebuild the damaged houses.
    durumdan ya da karakterden bahsederken                         “-ing” takısı almış sıfat
    ruh halinden bahsederken                                       “-ed” takısı almış sıfat kullanılır.
        o This film is interesting.
        o Ali is an interesting boy.
        o He is interested in football.
    devam eden eylemler için                       “-ing” takısı almış sıfat
    tamamlanmış eylemler için                      “-ed” takısı almış sıfat kullanılır.
        o The U.S.A is among the developed countries.
        o Turkey is among the developing countries.




Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                          Edited by Ercan ERKUŞ
  Present Participle:     Past Participle:
  admiring                admired
  amazing                 amazed
  amusing                 amused
  annoying                annoyed
  astonishing             astonished
  Bewildering             bewildered
  boring                  bored
  charming                charmed
  confusing               confused
  depressing              depressed
  discouraging            discouraged
  disgusting              disgusted
  disappointing           disappointed
  embarrassing            embarrassed



                                Sıfatlarla İlgili Diğer Dipnotlar

 Sıfatların kullanıldıkları bazı kalıplar vardır:
      kind - considerate - tactful
        o   You are very kind / considerate / tactful to buy me flowers.
        o    It is kind / considerate / tactful of you to buy me flowers

      “Turn (turn out”) ve “Grow” fiillerinden sonra bir nesnenin durumundaki değişikliği
       ifade etmek için sıfat kullanabiliriz. Bu fiiller eylem bildiriyorsa zarf kullanılır.
        o   Her hair has turned grey now.
        o   The day started sunny, but later it turned out wet.
        o We began to walk home when it grew dark.

 İsim görevi gören bazı sıfatlar vardır:
      Bazı adlaşmış sıfatlar tekil anlam taşırlar: a black - a white - the deceased - the accused
         - the latter - the former

        o   The accused was imprisoned.
        o A black experiences many difficulties in this town.

      Bazı kelimeler grup anlamı taşırlar, isim olarak kabul edilirler ve çoğul anlam
       taşırlar, ancak sahiplik eki (possessive) ile kullanılmaz: whites / blacks / the young /
       the old / the jobless / the unemployed / the poor
        o She is collecting money for the blind.
        o The unemployed are losing hope.
        o The condition of the poor (the poor’s condition yanlış)




Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                          Edited by Ercan ERKUŞ
 Sıfat görevi gören isimler:             summer resort        cotton dress
      Bazı isimler sıfat haline “–en” eki ile dönüştürülür:                    woolen      wooden
      Fakat; “Golden” kelimesi mecaz anlamlıdır. Ancak altın kaplamalı anlamında da
       kullanılmaktadır. Gerçekten altınsa “gold” kelimesi kullanılır.
        o It was a golden opportunity for us. (mecaz)
        o She received a gold / golden medal for her composition.
        o I bought a gold watch


 Karıştırılan sıfatlar ve zarflar:
      Bazı zarf ve sıfatlar aynıdır: daily, weekly, yearly, hourly
        o They visited us yearly.                   The committee made a yearly program.


      “-ly” ile bitip sadece sıfat olanlar: cowardly – costly – lovely – worldly – friendly – likely
       – elderly – lively – lonely – silly – ugly. Bu sıfatları zarfa dönüştürmek için “way,
       manner, fashion” gibi kelimeler kullanılır.
        o They put the books in an orderly fashion.
        o He is a lovely person.(adjective)
        o He acted in a lovely way.(adverbial phrase)
        o Our neighbours are very friendly people.(adjective)
        o Our neighbours welcomed us in a friendly way.(adverbial phrase)


      Bazı kelimeler hem zarf hem de sıfattır.
        o    the above statement           the behind building        the early hour


      “Pretty” bir başka sıfatın önünde yer alıyorsa,
            aralarında virgül yoksa  “çok, oldukça”               (ZARF)
            aralarında virgül varsa  “hoş, güzel”                 (SIFAT) anlamındadır.
        o    Their daughter is a pretty tall girl.         (quite / very tall girl)
        o Their daughter is a pretty, tall girl.           (a tall, pretty girl)




Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                          Edited by Ercan ERKUŞ
                                           ADVERBS
                                                  (Zarflar)




Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                          Edited by Ercan ERKUŞ
 Zarflar bir eylemi, sıfatı ya da başka bir zarfı niteler – cümle içinde birçok yerde
  gelebilir, ancak çoğunlukla fiilden sonra ya da cümle sonunda gelir – bazı istisnalar
  haricinde “-ly” takısı alırlar.

      Adverb+Adjective
         o   Her mother is seriously ill.
         o   The chair was completely broken.
         o   It is extremely cold today.

      Adverb+Adverb
         o   He drove the car unbelievably carelessly.

      Preposition+ a noun yapısını kullarak bazı zarfların taşıdığı anlamı ifade edebiliriz.
         o She left home hurriedly / in a hurry.
         o I broke you window accidentally / by accident.
         o She looked at me sorrowfully / with sorrow.

 Zarflar öncelikle, bir eylemin nasıl yapıldığını gösteren sözcüklerdir. Genel olarak,
  yükleme “How” sorusunu sorarak aldığımız cevap zarftır.
         o He is a careful driver.                 (adjective)
         o He drives the car carefully.            (adverb) - (How does he drive?)
         o She is a successful singer.             (adjective)
         o She sings successfully.                 (adverb)
         o The child left happily.

 Zarf türleri:
      Adverbs of Manner                   (Durum zarfları  slowly, gently,carefully)
      Adverbs of Place                    (Yer zarfları  here,there,up,down,near)
      Adverbs of Time                     (Zaman zarfları  now,yesterday,tomorrow,still,yet)
      Adverbs of Frequency                (Sıklık zarfları  always,never,fruquently,once,twice)
      Focusing Adverbs                    (Odak zarfları  merely, as well, even)
      Adverbs of Degree                   (Derece zarfları  completely, fairly, quite)
      Adverbs of Sentence                 (Cümle zarfları - naturally, luckily, admittedly, seriously)




Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                          Edited by Ercan ERKUŞ
 Adverbs of Time
  Zaman zarflarının iki ana çeşidi vardır:
  a- Belirli zaman zarfları : last night/month,yesterday,tomorrow
  b- Belirsiz zaman zarfları : in the past,in recent years,since,then
      o I haven’t seen them since.
      o I didn’t see them then.
      o I haven’t seen them since then.

 Adverbs of Frequency
  Belirli ya da belirsiz bir şekilde bir olayın sıklığını belirtirler:
  a- Belirsiz Zarflar : generally, sometimes vs
  b- Belirli Zarflar : once, twice a day, month, once in a while, other day

 Focusing Adverbs
  Bu zarflar cümlenin bir öğesini vurgulamak için kullanılırlar. Cümle içinde genellikle
  vurguladıkları öğeden önce gelirler. Bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

    Only            Purely       Exactly       Too             Just
    Exclusively     Mostly       Either        Merely          Primarily
    Especially      As well      Simply        Chiefly         Particularly
    Also            Solely       Mainly        Even

   Merely / simply / purely -> çoğunlukla vurguladıkları sözcükten önce kullanılırlar.
      o    I merely/ simply/ purely wanted to warn you.
      o    They merely watched the dolphins then went to home.

   Just / only / even  vurguladıkları sözcükten önce kullanılırlar.
      o I bought only / just a sweater.
      o I only / just bought a sweater.

   Either  daima cümle sonunda ve olumsuz anlam içeren cümlelerde kullanılır.
      o    Father didn’t want to go to the cinema. He didn’t want us to go either.
      o    Janet feds up with living alone. She afraids from decreasing her fredoom, either.

   Too ve as well  olumlu cümlelerde cümle sonunda kullanılırlar. Ancak “too” özneyi
    vurgulamak amacıyla ortada kullanılabilir.
      o    Everybody enjoyed the play. My parents enjoyed it too/as well.
      o I , too, expected him to pass.

   Also vurguladığı öğeye bağlı olarak cümle içinde yeri değişir.
       o   I also expected him to pass / I expected him to pass also / I expected also him to pass.

   Exactly  daha çok WH- soru cümleleriyle kullanılır.
       o What exactly do you mean?
       o How exactly did the accident happen?

Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                          Edited by Ercan ERKUŞ
 Adverbs of Degree
    Görevleri, tanımladıkları fiilin, sıfatın ya da zarfın sahip olduğu değeri çoğaltmak ya
     da azaltmaktır, bir şeyin ne kadar çok, ne kadar uzun, ne kadar ileri vs. olduğunu
     belirtirler. Bir fiili, sıfatı veya zarfı tanımlayabilirler.
          o a fairly interesting job            a rather boring film
          o Tom is fairly clever but Peter is rather stupid



  Greatly                          Utterly                          Totally                         Rather
  Absolutely                       Extremely                        Decidedly                       Fairly
   Incredibly                      Exceedingly                      Certainly                       A bit
  Unbelievably                     Excessively                      Positively                      A little
  Suprisingly                      Tremendously                     Really                          Barely
  Intensely                        Increasingly                     Deeply                          Hardly
  Strongly                         Awfully                          Enormously                      Little
  Extraordinarily                  Badly                            Too                             Nearly
  Exceptionally                    Terribly                         Enough                          Practically
  Reasonably                       Pretty                           Very                            Virtually
  Remarkably                       Bitterly                         Well                            So
  Considerably                     Completely                       Indeed                          Almost
  Comparatively                    Entirely                         For                             Lots of
  Relatively                       Fully                            Much                            Scarcely
  Seriously                        Thoroughly                       A lot
  Highly                           Perfectly                        Quite



    Awfully, Terribly, Badly

         Hepsi  “very, very much” anlamındadır.
              o He was awfully upset by this news.
              o I’m terribly sorry. (= very sorry)
              o Everybody says that she is awfully sick due to typhoid.


         Badly  want / need fiilleriyle çok sık kullanılır.
              o I badly need a holiday for a few days.
              o I need some money badly.
              o His wife badly wants to eat plum right now because of cittosis.


   Pretty (zarf) = oldukça (rather / quite)
      o   We had a camping holiday, and it was pretty tiring.
      o They are working pretty hard these days.
      o The council of charity had been so hopeless but fortunately the auction was pretty
          crowded.




Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                          Edited by Ercan ERKUŞ
  Too
          çok fazla, aşırı  bir sıfatı / zarfı niteleyebilir.
           o   You are eating too quickly. (too+adv)

          özellikle konuşma dilinde “very” anlamında da kullanılır.
           o I didn’t work too hard today, so I’m not too tired.
           o It’s too hot today. (too+adj)

          tek başına bir fiili niteleyemez. Ancak “too much” biçiminde
           niteleyebilir.
           o   You are working too much.
           o   He smokes too much.

          başka zarflarla nitelenebilir  far, rather, much, a bit, a little.
           o This skirt is a little too big for me.
           o This house is much too large for only two people.
           o There were far too many people at the party.
           o It’s rather too dreary today to go out.

          Too + sıfat/zarf + to V1 = olumlu cümlede olumsuz anlam verir. (X yapamayacak kadar Y)
           o I’m too tired to go out tonight.

  Enough

          bir sıfatı / zarfı / fiili / ismi niteleyebilir. Sıfat ve zarftan sonra, isimden önce gelir.
           o This rope isn’t strong enough.
           o We can go out for dinner. I have enough money.
           o Stop working now. You have worked enough today.
           o I drove carefully enough.

          Sıfat/zarf + enough + to V1 = Cümleye (X yapacak kadar Y olmak) anlamını verir.
           o She isn’t mature enough to decide for herself.

          sıfat ve zarflardan sonra, ama isimden önce gelir.
           o The soup is hot enough to drink.
           o I have enough money to go on holiday.

  Very
     bir sıfatı / zarfı niteleyebilir.
           o Everything is very expensive these days.
           o Slow down, please. You are driving very fast.

          tek başına bir fiili niteleyemez. Ancak “very much” biçiminde niteleyebilir.
           o   I like swimming very much.



Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                          Edited by Ercan ERKUŞ
         Much / Very much  “appreciate, admire, regret, care, mind, enjoy, like, dislike, hope,
          fear” gibi derecesini ifade edebileceğimiz fiillerle kullanılır. “Much” daha çok
          olumsuz ve soru ifadelerinde kullanılır. Olumlu cümle kullanımı çok kısıtlıdır.
           o He used to drink a lot, but he doesn’t drink much nowadays.
           o I much regret my foolish remarks.

         Very much  daha çok olumlu cümlede - fiilden varsa nesneden sonra gelir,
          ancak fiilden önce de kullanılabilir. Olumsuz cümlede sonda kullanılır.
           o I very much enjoy being with friends. / I enjoy being with friends very much.
           o She very much wants to buy a car./ She wants to buy a car very much.
           o I don’t like football very much.
           o I don’t approve of her course of conduct very much.

  Barely, Hardly, Little, Scarcely
         hemen hemen hiç, çok az  olumlu cümlede, olumsuz anlam taşırlar.
           o   I barely / hardly / scarcely knew anybody there. (Most of the people at the reception
               were stranger to me).

         Little  “think, imagine, expect, realise” gibi düşünmeye ilişkin fiilleri niteler.
           o I little know what he has been doing since he left.
           o I little expect him to pass the exam.

  Almost, Nearly, Practically, Virtually
         hemen hemen, neredeyse Niteledikleri fiilin önünde kullanılırlar.
           o I almost / nearly / practically hit the child.
           o She almost / nearly / practically drop the tray.
         Virtually = gerçekten  hepsinden daha güçlü bir anlama sahiptir.
           o   The defeat of our team was virtually a disaster.

  Fairly, Quite, Rather
         bir sıfat / zarfı tanımlayabilirler.

         Rather = considerably (oldukça,bir hayli)  daha çok “expensive, late, poor, ugly,
          sadly, unwisely vs.” gibi olumsuz sıfat ya da zarflarla kullanılır.
           o She behaved rather foolishly last night.
           o She was rather tense, so I advised her to take a few days off.

         Rather = oldukça  “like, enjoy, dislike, object” gibi fiillerle kullanıldığında
           o I rather object to elementary school students being
             given too much homework.
           o She rather likes doing homework.

         Fairly  daha çok olumlu sıfat ya da zarflarla kullanılır.
           o   She is fairly tall. (not very tall; moderate)
           o It’s fairly warm today. (not hot, not cold)

Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                          Edited by Ercan ERKUŞ
                          Oldukça (fairly)
                           “enjoy, like, want, wish” gibi derecesini belirtebileceğimiz fiillerle
                          kullanıldığında
                           daha çok olumlu sıfat ya da zarflarla kullanılır.
   Quite
                           o It’s quite warm today. Let’s have a walk.
                           o I try to be quite understanding with my son.
                           o I quite liked the film.

                          Tamamen (completely)
                           “tamlık, bütünlük” ifade eden “empty, full, ready, sure, wrong,
                          right, unique, alone vs.” gibi sıfatlarla
                           ya da “unexpected, amazing, extraordinary, horrible, superb,
                          marvellous” vs. gibi güçlü anlamlara sahip sıfatlarla
                           ayrıca “agree, think, understand vs.” gibi bütünlük ifade eden
                          fiillerle kullanıldığında
                           o I’m not quite ready.
                           o You are quite right.
                           o The suitcase is quite empty.
                           o I don’t quite understand his excuse.
                           o I quite agree with him

 Sıfat tamlamalarında “a/an”;
     fairly den önce kullanılır.
        o She is a fairly tall girl.
        o It is a fairly interesting story.

     rather’dan önce de sonra da kullanılabilir.
        o This is a rather difficult question. / rather a difficult question.
        o This is a rather noisy place. / rather a noisy place.

     quite’dan sonra kullanılır.
        o It was quite a nice holiday.
        o Our house is quite a long way from here


     So ... That – Such ..... That
           “So” ve “such” niteledikleri sıfatın anlamını kuvvetlendirir. “Such” sıfat tamlamalarıyla,
            ama “so” sıfat ya da zarfla kullanılır.
        o I don’t want to read this book. It’s so boring / It’s such a boring book.

           “Such” tan sonra bir isim gelebilir, ancak böyle bir durumda such “öyle, böyle” anlamı
            verir.
           “So” ve “such” ile verdiğimiz “bu kadar…/o kadar…” anlamlarını konuşma dilinde “that”
            ile de verebiliriz. Ancak bu durumda kelimelerin kullanıldıkları yerler değişmektedir.
            Such a/an + adjective + noun                         That + adjective + a/an+ noun

Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                          Edited by Ercan ERKUŞ
             So long /// such a long time
             So many /// such a lot of
             So few /// such a few
             So much /// such a lot of
             So little /// such a little

            “So ve such” bazı cümlelede bağlaç olarak kullanılabilir. Bu durumda bunlar bir neden-
             sonuç ilişkisi belirtir.
             o He got so annoyed with me that I don’t think, he will forgive me.

            Bu anlamı vermek için sadece “that”i kaldırabiliriz. Anlamda bir değişiklik olmaz.
             o It’s so humid today that I find it difficult to breathe.
             o It’s so humid today I find it difficult to breathe.




 Adverbs of Sentence

Actually                   Surprisingly                     Of course                       Unfortunately
Indeed                     Annoying                         Undoubtedly                     Doubtless
Really                     Unluckily                        Frankly                         Perhaps
In fact                    Understandably                   Honestly                        Possibly
Surely                     Definitely                       Seriously                       Probably
Certainly                  Clearly                          Fortunately                     Presumably
Admittedly                 Evidently                        Personally                      Maybe
Luckily                    Obviously                        Rightly



   Zarflar, aynı zamanda cümle niteleyicisi olarak da kullanılır. Zarfın yeri cümledeki anlamı
   değiştirebilir.
       o     Naturally, we didn’t accept their offer of leaving with them.
       o He didn’t behave naturally at the meeting.




 Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                           Edited by Ercan ERKUŞ
                                  DÜZENSİZ (Kural Dışı) ZARFLAR

 Good X Well
   “Good” bir sıfattır, “Well” zarf halidir.
      o Her English is very good. She speaks well.
      o My mother is a good cook. She cooks well.

   Ancak, “Well” aynı zamanda sıfatta olabilir. O takdirde,

                         (Sıfat) = Sağlıklı (birinin “sağlığı iyi” anlamında kullanılıyorsa)
      Well
                        (Zarf) = Memnun edici

      Dolayısıyla, “How are you?” sorusuna,”I’m very good” dersek,”Ben çok iyi biriyim”
      anlamı çıkar. Oysa bu soru kişinin sağılığı hakkında bilgi ister.
      o   A:How are you today?
          B:I’m very well, thanks.

   “Well” past-participle ile çok sık kullanılan bir zarftır: well-known, well-organized, well-
    dressed, well-educated vs”
      o   Everybody at the party last night was very well-dressed.
      o   Haven’t you heard of him? He is quite a well-known author.

   Past-participle ile “badly” de kullanabiliriz.
      o   Everything went wrong on our holiday. It was badly planned.
      o   The car was not worth repairing. It was badly damaged.

 Direct          = en kısa yoldan, aracısız
  Directly        = hemen, aniden
      o I remarked that it was better to approach Ken direct and not through his secretary.
      o They say he was directly involved in the recent financial scandal at the Town Hall.
 High            = yüksek bir seviye
  Highly          = çok fazla sevilen, takdir edilen
      o   Old Mr. Atkinson walks everyday although he is over ninety. He says he’d like to reach a
          hundred, but he may be aiming a bit high.

 Loud            = duyulabilecek bir sesle,açık bir şekilde
  Loudly          = sessizcenin karşıtı,yüksek sesle
      o His secretary laughed out loud at my remark.
      o While I was reading the book,the teacher wanted me to read it loud.
      o A trumpet sounded loudly somewhere in the hall.

 Right, just, exactly             = doğru bir şekilde,tam olarak,tamamen
  Rightly, correctly, just         = düşünceli ve akıllıca,adilce
      o She arrived right after breakfast.
      o As she rightly says, there is nothing like personal contact for promoting one’s products.



Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                          Edited by Ercan ERKUŞ
 Short           = beklenenden önce, kısa
  Shortly         = çok yakın zamanda (soon), kısaca
      o She was about to say something but stopped short.
      o Marilyn is leaving shortly for the United States on a business trip.
      o He explained his opinions shortly and went out.

 Wrong-incorrectly                = yanlış
  Wrongly-inccorectly              = haksızca,yanlış bir şekilde
      o You are in the wrong.
      o If he told you that route, he told you wrong. But you got here in the end even though you
        were wrongly directed.
  Sadece wrongly fiilden önce gelir, genellikle konuşma dilinde fiilden sonra wrong kullanılır.

 Deep            = (sıfat / zarf) çok fazla, derine
  Deeply          = (zarf)         çok güçlü, aşırı, çok yüksek seviyede -- (heavily)
      o   Drink deep
      o   Sleep deeply
      o   The submarine went deep into the sea.
      o   He deeply regretted having forgotten his duties towards his family

 Heavy           = (sıfat / zarf) fazla miktarda,ağır
  Heavily         = (zarf)         çok güçlü, aşırı, çok yüksek seviyede – (deeply)
      o A heavy smoker / a heavy rainy (sıfat)
      o It weights heavy. (zarf)
      o Sleep heavily.
      o He was deeply / heavily influenced by the accident yesterday.

 Near: yakınında,yakınına = go near
  Nearly: neredeyse,yaklaşık
      o As he lived near, I was able to ask whatever ı wondered.
      o I nearly fainted when the director said I was fired.

 Most            = en çok miktarda
  Mostly          = genel olarak,çoğunlukla
      o Which part of the game did you like most?
      o My friends are mostly non-smokers.

 Bad             = kötü
  Badly           = çok fazla
      o The meal went bad.
      o People have welcomed the new economic programme, which is badly needed.

 Respectively - Successively = arka arkaya
  Consecutively     = ardışık olarak
      o In the race, Liz and Sarah came first and third respectively. (Liz is 1st, Sarah is 3rd)
      o Since the championship began in 2002 , I have finished the race in 2nd, 5th and 7th
        position consecutively.
      o Two great earthquake occured successively.
Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                          Edited by Ercan ERKUŞ
 Readily         = kolayca hemen
      o    He readily accepted my offer.

 Presently       = yakında, şimdi
  Then            = o zaman, o vakitte
      o    He is rather hungry and presently he will faint.
      o I was working in a factory then.

 “Fast, hard, late ve early” nin sıfat ve zarf biçimleri aynıdır.
      o He is a hard worker.        (sıfat = zor ya da çok yoğun anlamında)
      o He works hard.              (zarf = sadece sıkı, çok yoğun anlamında)
      o This is hard work. I can’t do it. (sıfat = zor)
      o She travels to work on an early train. (sıfat = erken saatteki)
      o The train came early.       (zarf = erken)
      o I’ll go on a late train.    (sıfat = geç saatteki)
      o I arrived home late.        (zarf = geç)
      o It is a fast runner.        (sıfat = hızlı koşucu)
      o It runs fast.               (zarf = hızlı koşar)

   ANCAK;

 Lately          = son zamanlarda,son günlerde (recently)
      o Have you been to the cinema lately/recently?
      o I haven’t done any shopping lately/recently.

 Hardly      = zar zor, çok nadir, hemen hemen hiç (özellikle “ever” ya da “almost never” ile),
  “+ cümlede – anlam verir.”
      o    I can’t tell you much about her, because I hardly know her.
      o I didn’t feel very well yesterday, so I hardly studied.
      o I hardly ever/almost never watch TV these days.

    Hardly       = güçlükle (only with great difficulty) -- “can,could” ile çok kullanılır.
      o Her voice is very soft. I can hardly hear her.
      o I had a terrible headache yesterday. I could hardly listen to lesson.

    Hardly “refuse” ve “deny” gibi olumsuz anlam taşıyan fiillerle
     kullanıldığında, anlam genellikle olumludur.
      o When she was presented with a strong evidence, she could hardly
        deny her involvement in the case. (She had to admit)
      o When she invited me for a drink at my favourite pub, I could hardly refuse to go. (I
        accepted)

   DİKKAT  Eğer, “zor reddettim / zor inkar ettim” anlamını vermek istiyorsak, cümleye
    bu anlamı netleştiren bir şeyler eklemek gerekir.
      o    Because he’d sworn an oath in court, he could hardly deny his sister’s involvement in the
           scandal.




Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                          Edited by Ercan ERKUŞ
       Hardly any        = nerdeyse hiç, çok az (almost no, very little).  miktar belirtirken
        kullanılır. Bu anlamda hardly, cümle içerisinde iki yerde kullanılabilir.
          o   I hardly have any money. / I have hardly any money.
          o   She feels lonely. She hardly has any friends. / She has hardly any friends.

       “Hardly” + anyone, anything, anywhere vs.
          o   I hardly bought anything. / I bought hardly anything.
          o   I hardly knew anyone at the party. / I knew hardly anyone at
              the party.




                             ZARFLARIN CÜMLE İÇİNDEKİ KONUMLARI

   Durum bildiren zarflar, yüklemden sonra gelir. Eğer yüklemin nesnesi varsa, zarf
    nesneden sonra yer alır.
      o She read the book carefully.
      o She left the country secretly.
      o He waited hopefully.
      o She spoke quickly.

   Fiil + İlgeç (preposition) + Nesne durumunda zarf iki yerde
    bulunabilir.
      o He listened to me carefully.
      o He listened carefully to me.

   Eğer nesne birden fazla sözcükten oluşuyorsa, zarf ilgeçten önce ya da yüklemden
    önce kullanılır.
      o   She listened carefully to the delegates from various countries.
      o She carefully listened to the delegates from various countries.

   Yan cümlesi olan ya da fiilimsi (gerund-infinitive) içeren cümlelerde, zarfın hangi eylemi
    nitelediğine dikkat çekmek gerekir.
      o I tried hard to make her study.
      o I tried to make her study hard.
      o I know very well that she can knit.
      o I know that she can knit very well.

KAYNAKÇA:

     ELS                                                       ELS English Grammar Inside And Out
     DİLFEM Yayınları                                          Longman Advanced Learner's Grammar
     ENGLİSH GRAMMAR IN USE                                    Cambridge Advanced Grammar in Use




  Prepared by Onur Altun, Rıdvan Çetin, Tugay Kırdar, A. Doğan Yalçın, Cihat Salih Ersöz, Cansu Yılmaz, Büşra Işık
                                            Edited by Ercan ERKUŞ

				
DOCUMENT INFO
Shared By:
Categories:
Tags:
Stats:
views:13
posted:11/26/2012
language:Turkish
pages:17