4 KosturSaban e

Document Sample
4 KosturSaban e Powered By Docstoc
					Tan gazetesinde, Eylül 1985’te yayınlanmıştır.



KOŞTUR ŞABAN'A BEYGİR ŞAKASI

Şaban’ın okuma yazması yok. Fakat Şaban, at yarışlarına meraklı. Şaban ‘Altılı’
oynuyor. Daha doğrusu, altılıyı Şaban'ın adına, eşi dostu oynuyor.

Eşin dostun görevi oynamakla bitmiyor. Bir de sonuçların takibi ve Şaban'a
bildirilmesi var. Cümle alem sevabına yapıyor bunu.

Koştur Şaban'a “Şabaaan koştur!, hem de kuyruğun yanmış gibi koştur,
milyonersin” diyorlar. Şaban, koyverin milyonerliği, onbiner olmaya bile hazır
değil. “Demeyin ulan” diyor, “Mübarek gün içime indirmeyin.” Onlardan biri,
kararlı bir şekilde; “İçine inse de, inmese de, milyonersin ulan Şaban!..” diyor...

...

Şaban mı?... Bilmemek ayıp, çünkü cümle Cağaloğlu' na ‘Koştur Şaban’ diye
nam salmıştır ki, yediden yetmiş yediye bütün esnaf, başı dara düştüğünde
ünlenir; “Şabaaan, şuradan yarım ekmek içi döner kap gel aslanım!” ya da
“Şabaaan, misafirimiz var. Beş soğuk ayran apar da gel cıvanım!”

Şaban denilmesiyle, daha ağız kapanmadan, Şaban o dakka alesta, Şaban
koşturmaya hazır... Eh, bundan küçük bir avantası olacak tabii. Kimse
babasının hayrına sinek bile kovmuyor. Şaban'ın avantası mı? İkibin lira verildi
mi, artan ikiyüz lira. Ya da sigara üstünden dönen üç onluk. Ne önemi var?...

Hani Şaban, koşturduğundan kazandığını üst üste koysa beyler paşalar gibi
değilse de, memurdan, asgari ücretliden misliyle ferah yaşayacak. Ancak bu
Koştur Şaban, beygir işine meftun. Beygir işi, bildiğiniz at yarışı. Şaban'ın iki eli
kızıl kanda olsa, haftanın üç günü, illa ki ganyan kuponu doldurtacak.

Evet, dolduracak değil, doldurtacak. Çünkü Şaban'ın okuma yazması hiç mi hiç
yok! Ama sevenleri (Allah artırsın) gayet çok. Bu yüzden eş dost, altılıyı
sevabına dolduruyor. İş doldurmakla bitse, ı-ıh bitmiyor. Bir de sonuçları kontrol
edip, Şaban'ı durumdan haberdar etmek var. Neyse, Şabanseverler,
yüksünmeyip bunu da yapıyorlar...

Şaban 1200 liralık altılısını, eşin dostun himmetiyle doldurmuş. Şaban sonuçları
beklemelerde. Cengiz Ağabey’i sevabına, ganyan bayiinden, Şaban'ın altılı
sonuçlarını kontrol ediyor. Etmesiyle, aman Allah! Etmesiyle naralanması bir
oluyor: “Koştur ulan Şabaaan!” hemen toparlanıp, hitabı değiştiriyor “Koşunuz
Şaban Beeey!”

Şaban şıppadak Cengiz Ağabey’inin yanında. “Buyur Ağabey”, diyor. “Bir emrin
mi var?..” Fakat o ne? Cengiz Ağabey mültefit diller edinmiş. “Emrimiz
olabilemez. Çünkü altılıda altı tutturan Şaban, Koştur Şaban'lıktan, Şaban
Bey’liğe terfi etmiştir. Beylere de emir vermek, kimsenin haddine düşmez.”

Bunu duyan Şaban’ın halleri görülmedik. Gülsün mü, ağlasın mı, karar vermesi
müşkül. Yarım aklı başına devşirir gibi olduğunda soruyor: “Şimdi Cengiz
Ağabey, şimdi ben, arpayı çuvalla götürdüm mü? Allah aşkına söyle, benim
vicdaniyet sahibi ağabeyim..”

Cümle esnaf bir dakika içinde Şaban'ı çepeçevre kuşatmış ki, uzaktan gören,
Sakıp Sabancı şov yapıyor sanır. Her kafadan bir ses çıkıyor; “Ulan Şaban, bu
seninki köşe dönmek değil, köşeyi de alıp götürmek!” ya da “Şaban sen köprüye
gitsen, oltasız balık tutarsın yavrum...”

Derken bir münafık, herkesin zihnini karıştıran bir soru sormasın mı;

“Koştur Şaban Beyimiz, bugüne bugün milyoner olmuştur. Olmuştur da, kılığı
kıyafeti, milyonları teslim almaya uygun mudur?...”

Haydaaaa! Şimdi Şaban'ın çulu, değil milyon teslim almaya, Nişantaşı'ndaki bir
marketten pastırma almaya bile müsait değil. O zaman n'olacak?!.,.

Ne olacağı var mı? Meşru içinde çare mi tükenir? İnsanlık ölmüş müdür? Gün
durulacak gün değildir, yekinin ey ehli esnaf!.. El birliği ile Koştur Şaban'a,
hayır, tövbeler olsun, Milyoner Şaban Bey'e yardım edilecek.

Kahveci Talât'ın modası geçmiş, ama gıcır gıcır bir takım elbisesi var. Kıyıp da
eskiciye verememiş. Bir grup muhibban racon kesiyor; “Şaban'a verilsiiin!”
Diğerleri şevk ile hep birlikte; “Münasiptir verilsiiin!...”

Giyilmeyen ayakkabı, modası geçmiş elbise, sigara yanıklı kravat. Şaban
Bey'imiz yirmi dakika içinde, adam kılığına bürünmekle kalmayıp, basbayağı
‘genel müdür’ sıfatı bağlıyor...

Taze milyoner Şaban'ın, milyoner olmadan önce aldığı bir gönül yarası var;
parklarda yatıp kalkan, Sultan Ahmet Meydanı'nda nam yürütmüş ‘Şekerim
Perihan’...

Kadın milleti işte; her nedense Şekerim Perihan, Koştur Şaban'ı bir ay kadar
önce terketmiş. Ancak Şaban'ın milyonerliğini duymasıyla, Şekerim'in kahve
önünde bitmesi bir oluyor. “Benim aslanlar gibi Şaban'ım” diye feryadı basarak,
sabık aşkının boynuna bir atılışı var ki, Love Story yanında orta oyunu gibi kalır.

Şaban'ı kutlamaya gelenler arasında, Halıcı Remzi de var. Bu sıralar eli biraz
darda. Sermayesi kuvvetli birini arkasına alsa, yırtıp çıkacak. Koştur Şaban'a;
“Şaban Bey, gerçi şu an milyonersiniz ama, hazıra hazne dayanmaz. Siz biraz
sermaye koysanız, ben de dükkânı... Yani ortak olsak” diyor.

Şaban gözlerini şöyle bir kısıp, milyoner milyoner düşünüyor. “Olur ulan” diyor,
“Neden olmasın?...” Halıcı Remzi, müstakbel ortağına; “O zaman şu dakikadan
itibaren, buyrun makamınıza Şaban Bey” diyor.

Şaban geçip oturuyor, Halıcı Remzi'nin dükkanındaki maun masanın başına.
Dükkân yönetir gibi değil, gemi kullanır gibi.

Milyonerlik sarhoşluğunu erbab-ı ticarete katılmakla cilalayan Şaban Bey, daha
altındaki sandalyeyi ısıtmadan, başlıyor sağa sola talimat yağdırmaya; “Şu vitrin
iyice bir şilinsin! Bu rafların tozu, pisi nedir?! Acele temizlensin... Haa, oradaki
defterleri getir bakiim. Okuma yazma bilen biri gözden geçirsin... Bu mıymıntı
tezgâhtarı, şu saatten sonra dükkânımda istemiyorum! İstemiyorum anlaşıldı
mı?..”

Şaban'ın sevincini paylaşmak için çevresinde bulunan, esnaftan Burhan, Çetin,
Turhan Beyler, başlıyorlar kıkırdamaya.

İçlerinden en tez canlısı Berber Engin “Ulan Şaban” diyor, “Biz sana elbirliğiyle
bir tezgâh kurduk. Senin altılıya kırk para bile ile isabet etmedi!...”

Hemen Hayati Bey ekliyor; “Seni işlettik anlayacağın. Ama verdiğimiz elbise,
ayakkabı ve kravat senindir. Bunları yaptığımız şakanın karşılığı olarak kabul
et...”

Şaban şöyle bir duruyor. Hani gülsün mü, ağlasın mı gibilerden. Yüzünden bir
bulut geçiyor, anlamı tartışmalı bir bulut. Sonra, sonra gülüyor, biricik altın dişini
göstere-göstere. Derken uzaktan biri sesleniyor; “Şabaaan!.. Koştur
Şabaaan!..”

Kısa bir tereddüt geçiriyor, birkaç dakika öncenin milyoneri Şaban Bey, sonra
bir porsiyon acılı Adananın üstünden artacak 175 lirayı almak için, ‘Koştur
Şaban’ gibi koşturuyor sesin geldiği yöne...

...

				
DOCUMENT INFO
Shared By:
Categories:
Tags:
Stats:
views:0
posted:10/5/2012
language:Turkish
pages:3