Docstoc

elif nesibe temiz - ünlüler ve ünsüzler karıştı

Document Sample
elif nesibe temiz - ünlüler ve ünsüzler karıştı Powered By Docstoc
					    -  EDiTÖR                        ~
                                     ~ Elif Nesibe Temiz




    Unlüler ve ünsüzler karıstı
                            ~ Sahibini bilmediğim meşhur bir söze göre büyük adamlar
                            i fikirlerle, ortancalar hadiselerle, küçükler ise daha çok ki-
                            i silerle ılgılenırmıs. Belki de dünya üzerinde bazı şahısların
                            i yaptıklan işler neticesinde hak ettiklerinden katbekat fazla
                            ~ kıymet görmesinin sebebi de bizim üçüncü güruhun men-
                            i subu olmayı yani dar görüş açısı ve şahıslara fazlaca ehem-
        •     ı-:......-e   i   miyet gösterme ve alkışlamayı tercih edisimiz, Hele kıymet
    ~~~~:ı~ verip yücelttiğimiz ve daha çok bilinmesini arzu ettiğimiz
~                        kişi kendimizsek durumumuz daha da vahim demektir.
     Zira bu dünyanın görüp görebileceği en mükemmel insan Efendiler Efendisi
     bile" Allah'ım beni, benim gözümde küçük göster." duasını yapmışken bizim
     kendimiz gibi aciz ve fakir bir varlığı sırf belli konularda başkalarından farklı ve
     öne çıkıyor diye Kafdağı'nın ardında oldugunu hayal etmemiz hiç de akıl kan
     degil. Ya da O'nun (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Rabb'imizin mübarek isim-
     leri hak ettiği ölçüde bilinmiyor ve baş üstünde taşınmıyorken bizim ihsan-i
     İlahi olmasa elde edemeyeceğtmiz iş, aile veyahut cinsiyetimizle, başka insan-
     lann'zilininde biraz daha fazla nam salmaya çabalamamız ne kadar doğru?
                                         .
          Üstad'ın ifadesiyle "O'nu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahti-
                                       da
                                                                  .
     yardır. O'nu unutan sariJ.Ylarda olsa zindandadır, bedbahttır." demediğimiz
     ve hayatırruzdaki'önern hiyerarşisini başkalarının nezdinde nasıl olduğumuza
     ya d~sılacağımıza göre planladığımız müddetçe yanlışa düşmeye devam ede-
     ceğımiz aşikar. Zira söhret, kendiliğinden veya kıymetli bir iş neticesinde gel-
     memisse eğer çoğu kez insanın nefsin altı tuzağından biri olan hubb-u cahın
     doruk noktasına ulaşmasıyla ortaya çıkıyor. Bu düşünce makam sevdası, hırs,
     kibir vb. menfi duygularla da birleşince daha bir tehlikeli hale geliyor. Çünkü
     bizi gösteren parmaklar cogaldıkca koltuklarımız kabanyor. Böylece kimsenin
     bizi özel ilan etmesine gerek kalmadan seçilmişler zümresinin içinde buluve-
     riyoruz kendimizi. Üstelik ünsüzlerin kendi kendini ünlü bildiği bir ortamda
     'şöhretin iyisi de, kötüsü de olmaz' mantığı işliyor ne yazık ki. Sessiz kalması
     gereken harfler utanmadan avazı çıktığı kadar bağırmaya başlıyor. Bu gibi du -
     rumlarda ismimiz onur ve haysiyetimizin önüne geçebiliyor. Benliğimiz, için-
     de kıymetli bir şeye yer veremeyecek kadar sisiyor. Gaye- i hayal olmayınca da
     zihinler 'ene'lerin etrafında gezinip duruyor.
         Halbuki Üstad, şöhreti kalbi öldüren zehirli bir bal ve riya şeklinde boşuna
     nitelendirmiyor. Malum bazı yörelerin ballan çok az tükedildiğinde dahi in-
     sanı çarpabiliyor. Aynen öyle rüzganna kapıldığımız takdirde bilinme arzu-
     muz da bu yolda her şeyi mübah kılan bir kasırgaya dönüsüp, karşılığını ahi-
     rete bıraktığımız tüm güzel iş ve hasletleri bu dünyadayken içine alıp yutabi-
     liyor. Bu noktada "Allah dünyada gösteriş ve şöhret için amel edenleri, Kıya-
     met Günü'nde bütün kulların huzurunda söhret ve gösteriş peşinde olduk-
     lannı ilan eder." hadisinin ikazını dikkate almak lazım. Kaldı ki maddi ya da
     manevi makamlarla elde ettiğimiz şöhretin neticesinde elimize geçen nüfuzu-
     muzu hangi amaca hizmet ettirdiğimiz de tartısılır,
         Kibir mi şöhreti besler, şöhret mi kibirden doğar bilemiyonırn ama, Hz. Ebu
     Bekir'in "Keremi takvada, zenginliği yakinde ve şerefi tevazuda bulduk." sözüne
     kulak vermekte kesinlikle fayda var diye düşünüyonırn. Zira Hz. Sıddık şüphesiz
     övünmeyi mizana bırakacak kadar kulluk bilincinin doruğunda yaşıyordu. Allah
     kabnda parmakla gösterilmenin kul nezdinde alkışlanmayla kıyas edilemeyece-
     ğinin farkındaydı. Rabb'im bize de tıpkı o mübarek zatlar gibi bu dünyada değil
     de sadece mizanda övünmeyi nasip etsin! n.ozbudak@zaman.com.tr

				
DOCUMENT INFO
Shared By:
Stats:
views:59
posted:7/19/2012
language:Turkish
pages:1
Description: elif nesibe temiz - ünlüler ve ünsüzler karıştı