Behice Boran - Röportaj by matematikdukkani1

VIEWS: 15 PAGES: 3

									                                     gerçekleşemeyen abd ziyareti
                                     behice boran’ın mektupları
TÜRKİYE TARİHİ




                                     e. ahmet tonak
                 12 Eylül 1980 askeri darbesinden kısa bir süre sonra başlayan Behice Boran’ın
                 yurtdışındaki sürgün hayatı 10 Ekim 1987’de ölümü ile son buldu.
                 Boran’ın sürgün yıllarında ben de ABD’de idim. Benim kendisine yazdığım
                 18 Eylül 1981 tarihli mektup ile başlayan yazışmalarımız yaklaşık 1.5 yıllık bir
                 süreye yayıldı. Bu kısa yazıda Boran’ın bana yazdığı 3 mektubu yayınlıyorum.
                 Mektupların muhtevasını değerlendirmeye geçmeden önce yazışmalarımızın geri
                 planını aktarabilmek için 1979 yazına dönmem gerekiyor.

                                     12 Mart 1971 askeri darbesinden       zetesine ‘Amerika Mektubu’ başlığı       ile birlikte Abdi İpekçi’nin öldürül-
                                     sonra 1973’de ilkin İsveç’e, oradan   ile yazılar gönderiyor hem de Onat       mesinin akabinde ‘The Next Iran or
                                     da ABD’ye gitmek zorunda kalmış-      Kutlar’ın kurduğu ASA adlı ajansa        the Next Brasil?’ başlıklı bir yazım
                                     tım. 1979’da New School for Social    haber geçiyordum. Bu meyanda o           da yayınlanmıştı. O yaz Türkiye’ye gi-
                                     Research’de iktisat doktorası yap-    sıralar New York’da bir grup radikal     deceğimi bilen Seven Days’in editör-
                                     maktaydım. Bir yandan da 1972’de      gazetecinin başlattığı 15 günlük haber   lerinden Jon Steinberg benden dergi
                                     Yeni Ortam gazetesinde başladığım     dergisi Seven Days’le de temas ha-       için bir şeyler yapıp yapamayacağımı
                                     gazetecilik maceramı sürdürmeye       lindeydim. Hatta bu derginin 30 Mart     sormuştu. İşte, Boran’ın 27 Ekim 1981
                                     çalışıyordum. Hem Cumhuriyet ga-      1979 tarihli sayısında Seyla Benhabib    tarihli mektubunda sözünü ettiği “rö-




                 1979 yılında
                 Osman Sakalsız
                 tarafından TİP’in
                 Sultanahmet’teki
                 binasında,
                 Boran’ın
                 odasında
                 yaptığım
                 röportaj
56
                 sırasında
                 çekilmiştir.
                                                                                                                          TOPLUMSAL TAR‹H 184 NİSAN 2009
portaj” Steinberg’in talebi üzerine
1979 yazında Seven Days için yapmış
olduğum röportajdır. Yan sayfadaki
fotoğrafta Osman Sakalsız tarafından
TİP’nin Sultanahmet’teki binasında,
Boran’ın odasında o röportaj sırasın-
da çekilmiştir.

1979 yazında Türkiye’nin siyasi ahva-
li malumunuzdur. O ortamda yapıl-
mış bir röportajın haliyle sol ve sağ
kamplaşmalar, devletin, ülkücülerin
sosyalistlere saldırıları, yakın gele-
cekte olabilecek gelişmelere yoğun-
laşması gerekiyordu. Nitekim öyle
de olmuştu. Ama kısa bir süre sonra
siyasi ortam daha da kızışmış ve so-
nunda 12 Eylül 1980’de askeri darbe
yapılmıştı.

Darbe sonrası bir dizi gelişme, Türk-
çe yapılmış olan bu röportajı İngiliz-
ceye çevirip, Boran’a iletmemi hayli
geciktirdi. Tam olarak hangi tarihte
iletebildiğimi hatırlamıyorum. Ama,
Boran’ın eline ilk ağızda geçmediği 27
Ekim 1981 tarihli mektubundan anla-
şılıyor. Boran, “[ö]nceki kanal aracı-
lığıyla postalanan daha başka mek-
tup ve yayınların da … [kendisine]
ulaşmadı[ğını]” belirterek, cevabının
gecikmesinden sorumlu olmadığını
söylüyor.

27 Ekim 1981 tarihli mektuptan da
anlaşılacağı üzere iki konu üzerinde
durmuşuz. İlki, röportaj konusu, di-
ğeri ise Boran’ın ABD’yi “43 yıl sonra
ziyaret” ederek “bir dizi üniversitede
konuşmalar” yapması. Röportaj ko-
nusunda benden farklı düşündüğü
açık. Belki biraz da gecikmiş olma-
mın verdiği acelecilikle 1979 yazında
yapılmış olan röportajın bir “post[s]
crip[t]” ile yayınlanabileceğini dü-
şünmüşüm. Oysa, Boran “…o röpor-
taj bütününde, ingilizce deyimiyle
“outdated” olmuş” diyerek bana ka-
tılmıyor. Nedense, iki yıl önce yapıl-
mış röportajı “dört” yıl önce yapılmış
olarak hatırlıyor ve haklı olarak o      daha doğru olacağını da düşünüyor       kaydırılacağını, ama “Türkiye’deki
günün “koşullarında yapılmış kimi        Boran. “[E]ditörün yazıyı budama”       sol, ilerici harekete,Türkeş’in MHP’si
değerlendirmeler[in] daha sonraki        ihtimalini önlemek için de, benden      ve Ülkü’cülerine de belli ölçüde
gelişmelerin ışığında artık geçerli-     hem yazının hangi uzunlukta olması      değinece[ğini]” 27 Ekim 1981 tarihli
liğini yitirmiş” olduğunu belirtiyor.    gerektiğini bildirmemi istemiş hem      mektuptan öğreniyoruz. 5 ay sonra
MSP ve MHP’ye ilişkin benim sor-         de İngilizce yazabileceğini eklemiş.    22 Şubat 1982’de aldığım mektupta
duğum soruların artık gündemden          Yeni yazının ağırlığının “12 Eylül’ün   ise Boran sözkonusu yazıyı ancak            57
düştüğünü, yeni bir yazı yazmasının      nedenlerine, öncesine ve sonrasına”     “Mart ayı içinde gönder[ebileceğini]”
                                                                                                                        dır. İlk teklifime 27 Ekim 1981 tarihli
                                                                                                                        mektubunda “Oraya birkaç haftalığı-
                                                                                                                        na gelebilir miyim, şu an birşey söy-
                                                                                                                        liyemeyeceğim” derken bile, bence,
                                                                                                                        bu olası ABD ziyaretinin ona gençlik
                                                                                                                        yıllarını hatırlattığı sezilmekte. Diğer
TÜRKİYE TARİHİ




                                                                                                                        yükümlülükleri ve tarih konusunda
                                                                                                                        belirsizlikler yüzünden “gelirim” di-
                                                                                                                        yememekte, ama “daha sonrası için
                                                                                                                        düşünülebilir” diyerek ilgisini ima
                                                                                                                        etmektedir. Nitekim, 3 Aralık 1981’de
                                                                                                                        yazdığı mektupta, artık ABD’yi ziya-
                                                                                                                        ret kararını vermiştir ve son zaman-
                                                                                                                        lamayı “karar sizin” diyerek bana
                                                                                                                        bırakmıştır. Mektubunu, “gelecek
                                                                                                                        yıl görüşmek üzere” diye bitirmesin-
                                                                                                                        den de, Boran’ın artık kendini onca
                                                                                                                        yıl sonra ABD’de tahayyül etmeye
                                                                                                                        başladığını sezmekteyiz. O sıralar,
                                                                                                                        gelişini engelleyebilecek tek faktör
                                                                                                                        olarak vize alamayabileceğini dü-
                                                                                                                        şünmekle birlikte, benden de “da-
                                                                                                                        vetiyeyi biraz erken gönder[memi]”
                                                                                                                        isteyerek, eğer bir sorun çıkarsa,
                                                                                                                        uğraşabilmem için “ek bir zaman”
                 Benim yazışmalarımda ortaya çıkan Boran’ın giderek                                                     kalması gereğini bana hatırlatmak-
                 ABD’yi ziyaret etmekten bayağı heyecanlandığıdır.                                                      tadır. Yine o mektupta, bana ulaş-
                                                                                                                        mayan, belki de hiç bitirilmeyen
                 İlk teklifime 27 Ekim 1981 tarihli mektubunda                                                          yukarda bahsedilen yazıyı Boran’ın
                 “Oraya birkaç haftalığına gelebilir miyim, şu an birşey                                                İngilizce olarak yazmaya başladığı-
                 söyliyemeyeceğim” derken bile, bence, bu olası ABD                                                     nı, ama “Amerika’dan döneli kırküç
                                                                                                                        yıl geçti, bu sürede de hiç İngilizce
                 ziyaretinin ona gençlik yıllarını hatırlattığı sezilmekte.                                             yazı yazmak fırsatım olmadı” deme-
                                                                                                                        sinden bu İngilizce yazma işinde bi-
                                                                                                                        raz zorlandığını anlıyoruz.
                                       yazmasına rağmen, maalesef bu             sonra…fark ettim ki sosyoloji,
                                       “Türkiye’deki gelişmelere ilişkin         bize öğretilen sosyoloji, bir bilim    22 Şubat 1982 tarihli mektup üzücü bir
                                       yazı..” hiçbir zaman yazılamadı. Sa-      değildir. Ve bayağı bunalıma gir-      mektuptu. Boran, sağlığının bozul-
                                       nıyorum, özellikle sürgün hayatının       dim, gerçekten bir bunalıma gir-       duğundan bahisle, “azar, azar, ama
                                       zorlukları, bozulan sağlığı ve diğer      dim.” (s. 36)                          sürekli zayıfl[adığından]” söz ederek,
                                       siyasi sorumluluklarının bu taahhü-                                              kendisi “için çok ilginç olacak…” bu
                                       tünü yerine getiremeyişinde payı          “… Boran’ın Michigan Üniversite-       “kırküç yıl sonra[ki] ziyaret[i]” “göze
                                       olmuştur.                                 si’ndeki sosyoloji öğrenimi oldukça    alam[adığını]” söylüyordu. Boran’ın
                                                                                 sıkıntılı geçecekti.” (s.36)           “belki, dört buçuk yılımı geçirdiğim
                                       Bence, Boran’ın ABD’yi ziyaret isteği                                            Michigan Üniversitesi’ne kadar da
                                       bu mektuplaşmaların en ilginç yanı-       “Öğrencisi Mübeccel Kıray kendi-       uzanabilirim diye düşünüyordum”
                                       dır. Boran üzerine yazılanlardan, hat-    siyle Behice Boran hakkında yapı-      cümlesinde bir hüsran vardı. Çok
                                       ta kendisinin beyanlarından ABD’de        lan bir söyleşide şunları söylüyor:    üzülmüştüm ve hala üzülüyorum bu
                                       geçirdiği dört yılın güzel hatırlanan     “Bir karaciğer problemi vardı; o hep   beraber planladığımız, ama gerçek-
                                       bir dönem olmadığı izlenimi çıkıyor.      bakım istiyordu. O da şundanmış:       leştiremediğimiz “kırküç yıl” sonraki
                                       En kapsamlı biyografik çalışma olan       Amerika’dayken, amipli dizanteri       ABD ziyareti için. Ne gelecek yıl, ne
                                       Gökhan Atılgan’ın kitabındaki (2007)      gibi bir şey vardır… O karaciğerde     daha sonra görüşme fırsatı olmadı.
                                       şu referanslar bile bu izlenim için ye-   tahribat yapmış; o hep tekerrür        Onbinlerle cenazesinde yürümekle
                 kaynak
                                       terlidir:                                 ediyordu. Ağrılar, vesaire.” (s. 44)   yetindik.
                 Atılgan, Gökhan.
                 2007. Behice Boran:                                                                                                                ahmet tonak
                 Öğretim Üyesi,        “… [D]ört seneye yakın öğre-              Benim yazışmalarımda ortaya çıkan          istanbul bilgi üniversitesi, direktör,
58
                 Siyasetçi, Kuramcı.   nimime      Amerikan  Michigan            ise, Boran’ın giderek ABD’ni ziyaret       uluslararası ekonomi politik yüksek
                 İstanbul: Yordam
                                       Üniversitesi’nde devam ettikten           etmekten bayağı heyecanlandığı-                                 lisans programı
                 Kitap.

								
To top