ADLI RAPORLARIN HAZIRLANMASINDA DIKKAT EDILECEK HUSUSLAR by nVE9NAvB

VIEWS: 233 PAGES: 33

									ADLİ RAPORLARIN HAZIRLANMASINDA
   DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
        ADLİ RAPOR
  Adli makamlarca hekimden
     istenilen ve kişinin tıbbi
 durumunu tespit ederek sorulan
soruları yanıtlayan, hekimin görüş
 ve kanaatini bildiren raporlardır.
              ADLİ RAPOR DÜZENLENMESİ
               GEREKLİ OLAN DURUMLAR

   Darp Olguları
   Trafik Kazaları
   Ateşli Silah-Patlayıcı-Kesici Delici Alet Yaraları
   Düşmeler
   Zehirlenmeler
   İş Kazaları
   Elektrik Çarpmaları
   Yanıklar
   Mekanik Asfiksi Olguları
   İşkence İddiaları
   İntihar Girişimleri
   Diğer Yaralanmalar Adli Rapor Düzenlenmesini Gerektirmektedir.
ADLİ RAPORLARIN HAZIRLANMASINDA SIK
       KARŞILAŞILAN SORUNLAR

 1- Adli bir makamın istek yazısı olmadan
      adli rapor yazılması. Savcılıklar,
     mahkemeler, resmi yazı ile isterler.
     Verilen raporun bir örneği saklanır.
  Hekimlerden görüş isteme yetkisi hakim
            ve savcılara verilmiştir.
 2.     Muayene olacak kişilerin usulüne uygun olarak
       gelmemesi. Muayeneye gelen şahısların el bilek iç
        yanında mühür olmalı ya da memur refakatinde
           gelmelidir. İnsan hakları ihlali olabilecek
      durumlarda muayene olacak şahsın kimlik kontrolü
           memur refakatinde gelse de yapılmalıdır.

3. Hekimin özgür muayene yapması ve çevre güvenliğinin
   sağlanmış olması. Hastanın muayenesi esnasında rahat
       anamnez alınması ve muayene yapılabilmesi için
    güvenlik sağlanmış ise gerekli kimseler dışında kimse
   olmamalıdır. Özellikle insan hakları ihlalleri, cinsel saldırı
     mağdurları muayenesinde ebe-hemşire dışında kimse
                         alınmamalıdır.
4. Adli raporların geç yazılması, rapor yazmaktan kaçınılması.
          Adli muayene ve rapor yazımı hekimin öncelikli
      görevlerindendir. Yalnızca acil müdahale bu görevden
                             önce gelir.

  5. Kesin rapor verebilecekken geçici rapor vermesi, sevk
        etmesi. Bu durum olası bir hatadan kaçınmak için
      yapılmakta ise de aynı zamanda hekimin temel mesleki
       hak ve sorumluluklarından vazgeçmesi anlamına da
        gelmektedir. Bu durum kendine güvensizliği ifade
     etmektedir. Böylece adaletin oluşması gecikmekte, sanık
       ya da mağdur taraf zarar görmekte, toplumun ve adli
         makamların hekime olan güveni sarsılmaktadır.
Adli olgularda pratisyen ve
  asistan hekimlerin kesin
 rapor vermemesi gerektiği
  yönündeki görüşün yada
 eğilimin tıbbi-etik ve yasal
  hiçbir gerekçesi yoktur !
 Adli olaylarda hekimden çoğunlukla istenen
   hayati tehlike olup olmadığı ve basit tıbbi
      müdahale ile iyileşip iyileşmeyeceği
 sorularıdır. Standartlaştırılmış listeye bakarak
              kolayca cevaplanabilir.

Hekimin bu konuda belirteceği kendine ait tıbbi
    kanaatidir ve herhangi bir yanlışlık veya
    sonradan ortaya çıkacak komplikasyon
      hekimi sorumlu duruma düşürmez.
  Örneğin ilk muayenesinde nörolojik
  muayenesi, kraniografisi, tomogrofisi
   normal bir hastada (raporda bunları
   belirtmek şartıyla) birkaç gün sonra
ortaya çıkan subdural kanama (ölüm bile
 olsa) olgusunda hayati tehlikesi yoktur,
  raporu veren hekim doğru yapmıştır,
 kanaatini belirtmiştir ve yasal olarak da
           kendisi suçlanamaz.
6. Olayla ilgili yeterli bilgi almadan ve
   kişiyle uygun ortamda konuşmadan,
   tam olarak muayene etmeden rapor
               düzenlenmesi

7. Raporda standart olarak bulunması
      gerekli tarih, sayı, saat, konu,
  başlık,muayene bulguları, tetkikler ve
   sonuçları, hekimin isim ve imzasının
                olmaması.
 8. Gereken ve istenen tetkiklerin sonuçları gelmeden rapor
       yazılması. Kafa travması geçirmiş bir olgunun direk
         grafisinde ve muayene sonucunda beyin ödemi
       düşünülmüş ve BBT istenmiş hastanın BBT sonucu
                gelmeden rapor düzenlenmesi gibi.

9. Raporun okunaksız, düzensiz, rastgele bir yazı ile yazılmış
              olması, kısaltma kelimeler kullanılması.
   ( Bu durumda adli makamlar tarafından raporun yeniden
     okunaklı yazılması veya adliye raporunuzu okumak üzere
                   çağrılma durumunuz olabilir.)

10. Yara lokalizasyonu ve özelliklerinin tam tarif edilmemesi
    MADDE 257. (Görevi ihmal)

 Görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya
  gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine
    veya kamunun zararına neden olan ya da
    kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu
görevlisi hakkında da 6 aydan 2 yıla kadar hapis
               cezası talep edilecek.
 ( Adli raporlardaki yanlışlıklar ve bilirkişiliği
                yapmama ile ilgili )
                   YARANIN TANIMLANMASI
   Sıyrık : Cilt yüzeyinde doku kaybı oluşturan en basit dış
         etki lezyonudur. Epidermik yada dermik olabilir.
   Ekimoz : Künt travma sonrası kapiller damar cidarlarının
        bozulması-yırtılması sonucu kanın doku aralığına
        sızması sonucu oluşur. Yüzeyel olan cilt-ciltaltı ile
      sınırlıdır. Derin ekimozlar ise adale içinde olur. Bunlar
     travmadan hemen sonra fark edilmez. Bu tip olgularda
             muayene 24 saat sonra tekrar yapılmalıdır.
               Günlerle renk değişikliği ortaya çıkar.
Başlangıçta : Kırmızı –mor, 1-3.Günde: Siyah - Lacivert, 4-6.
                         Gün : Yeşilimsi renk,
7-10. Gün : Sarı renk, 10. Günden itibaren dıştan içe doğru
                         kaybolmaya başlar.
Hematom : Cilt-ciltaltı veya doku içinde sınırları
           belirli kanama alanlarıdır.

Laserasyon : Yırtılma tarzında yaralardır. Tüm
     bölgelerde fakat daha çok künt travma
  sonucu kemik üstü bölgelerde görülür. Yara
      dudakları arasında kopmamış doku
  köprüleri vardır. Bunların tarifi yaranın neyle
    yapıldığı konusunda tek cevap kaynağı
           olduğundan çok önemlidir.
        Yaranın lokalizasyonu: Yaranın
        bulunduğu bölge hekim olmayan
          hakim-savcılar tarafından da
     anlaşılacak şekilde tanımlanmalı ve
    bilinen anatomik noktalara uzaklığı cm
            cinsinden belirtilmelidir.

   Yara boyutları : Yaranın cilt üstündeki
    uzunluğu, genişliği ve kapladığı alan
     metrik sisteme göre belirtilmelidir.
        Yara dudakları : Düzgün-düzensiz olup
        olmadığı kaydedilmelidir çünkü mahkeme
          aşamasında lezyonun neyle oluştuğu
         (kesici-delici alet ?, künt bir cisim vb ?)
                  önem kazanmaktadır.

   Yara derinliği ve trajesi : Yaranın cilt altında
        hangi dokuları ilgilendirdiği, vücut
      boşluklarına ulaşıp ulaşmadığı, büyük
        damar-sinir lezyonu olup olmadığı
                    belirtilmelidir.
  Yaraların birbiri ile ilişkisi : Birden fazla
yaranın bulunduğu durumlarda birbirleri ile
 lokalizasyon, oluş şekli, yara özelliklerinin
uyumlu olup olmadığı (düşme sonucu oldu
      denilen ancak kecici-delici aletle
oluşabilecek yumuşak dokudaki yaralar vb.)

      Yaradaki renk değişiklikleri ve iyileşme
        bulguları : Aktif kanama, kabuklanma,
    iltihaplanma, nedbeleşme vb. gibi lezyonlar
                     belirtilmelidir.
       Yaşamını tehlikeye sokacak
          derecede yaralanma
   Yeni TCK’nun 87. maddesinin 1.fıkrasında yer
    alan bu tanım Eski TCK’nun 456. Maddesinin
    2. fıkrasında, “kişinin hayatını tehlikeye maruz
             kılma” şeklinde yer almakta idi.
      Bir yaralanma sonrası, kişinin yaşamının
    mutlak suretle tehlikeye maruz kalması, ancak
         gerek kendi vücut direnci gerekse tıbbi
       yardımla kurtulması durumunda kullanılır.
        Yani olay sırasında yaşamsal tehlikenin
                oluşmuş olması önemlidir.
Yaşamı Tehlikeye Sokan Bir Duruma Yol
         Açan Yaralanmalar:

   - Kafatası kırıkları
   - İlk üç servikal vertebra kırığı
   - Kafa içi kanama, kontüzyon, laserasyon, ödem gibi travmatik
    değişimler.
   - İç organ yaralanmaları
   - Büyük damar yaralanmaları
   - Büyük damar veya iç organ yaralanması olmasa bile % 20’den
    fazla kan kaybına işaret eden klinik tabloya yol açan yaygın ekimoz,
    hematom ve laserasyonlar
   - Medulla spinalis(omurilik) lezyonu
   - İç organ lezyonu olmasa dahi göğüs ve batın boşluğuna nafiz
    yaralanmalar
   - 2. derece yanık (% 20’ten fazla)
   - 3. derece yanıklar (% 10’dan fazla)
   - Kuduz hayvan ısırığı
   - Elektrik çarpması (Giriş ve/veya çıkış lezyonu bulunması veya
    vücuttan elektrik akımının geçtiğini gösteren klinik bulguların varlığı)
   Ağır klinik tabloya yol açan zehirlenmeler (Bkz: İlgili Bölüm)
Daha az cezayı gerektiren hâller

   MADDE 88. - (1) Kasten yaralama
fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir
   tıbbî müdahaleyle giderilebilecek
ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun
    şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla
  kadar hapis veya adlî para cezasına
     hükmolunur. ( E.TCK 456/4 md.)
      Basit bir tıbbi müdahale ile
giderilebilecek ölçüde hafif yaralanma
 Yeni TCK’nun 88. maddesinin 1. fıkrasında yer
 verilen bu terim ceza itibarı ile en hafif yaralanma
       grubunu ifade etmek için kullanılmıştır.

Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde
        yaralanma, hekimler tarafından farklı
 algılanabilecek, kişisel değerlendirme farklılıkları
   yaratabilecek bir durum gibi gözükmektedir.
 Ancak ! Ortak çalıştayla bu liste hazırlanmıştır.
    Ekli liste oluşturulurken, hangi travmatik
  değişimlerin hafif derecede yaralanmalar içinde
          yer alması gerektiği gözetilmiştir.
         Yüzünde sabit ize - yüzünün sürekli
             değişikliğine neden olma
   Yeni TCK’ya göre ‘’yüz’’ sınırları: Kişiye cepheden
    bakıldığında üstte saçlı deri sınırı (saçı dökülen ya
    da azalan kişilerde görülebilen frontal bölge dahil
    ), yanlarda kulaklar dahil olmak üzere kulakların
    arkasından inen hayali düz çizgilerle boyun ön
    yüzü dür.
   İz, gün ışığında veya iyi aydınlatılmış bir ortamda,
    insanlar arası sözel diyalog mesafesinden (1-2
    metre) ilk bakışta belirgin bir şekilde fark edilebilir
    durumda ise ‘’yüzde sabit iz’’den bahsedilir.
   Muayene 6 ay sonra yapılır.
     Yaralamanın vücutta kemik
      kırılmasına neden olması
   Yeni TCK’nun 87. maddesinin 3. fıkrasında
    yer alan bir kavramdır. Kırığın kişinin hayat
       fonksiyonlarındaki etkisine göre ceza
             öngörülmektedir. Örneğin:
       Kafatası Kubbede çökme kırığı (4) (25-45)
        Burun kemiğinde lineer kırık (1) (10)
           Femur boynu açık kırığı (5) (90)
        El parmak kemiği kırığı, çıkığı (1) (10)
                Metakarp kırığı (2) (15)
  Vücuttaki kemik kırıkları, kırığın hayat
 fonksiyonlarına etkisine göre HAFİF (1),
  ORTA (2-3) ve AĞIR (4-5-6) olarak
             sınıflandırılmıştır.
    Vücutta birden fazla kemik kırığı
bulunması halinde skorlamaya gidilmiştir.
        Bunun için hesaplama :
    Kırılan her bir kemiğin derecesi
  bulunacak, bunların kareleri alınarak
 toplanacak ve çıkan toplamın karekökü
                alınacaktır.
                      Örnek
1- Kişide bir tarafta kapalı radius kırığı ve diğer
  tarafta açık radius kırığı olsun.
    Radius kırığının derecesi: 2
    Açık radius kırığının derecesi: 3
    İkisinin birlikte skorlanmış derecesi
 √2x2+3x3=√4+9=√13=3,6→ 4
     Bu yaralanmada kırıkların toplamının
  hayat fonksiyonlarına etkisi AĞIR(4) olarak
  değerlendirilecektir.
Kişide üç adet falanks kırığı, metakarp kırığı ve açık radius kırığı
   olsun.
      Falanks kırığının derecesi: 1
      Falanks kırığının derecesi: 1
      Falanks kırığının derecesi: 1
      Metakarp kırığının derecesi: 2
      Açık radius kırığının derecesi: 3
     √1x1+1x1+1x1+2x2+3x3=√1+1+1+4+9=√16=4
      Bu yaralanmada kırıkların toplamının hayat fonksiyonlarına
        etkisi AĞIR(4) olarak değerlendirilecektir. (Eski: 25 gün)
                Bu raporun sonucu şöyle yazılabilir:
 ( Vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif(1), Orta(2-3) ve Ağır(4-5-6) olarak
  sınıflandırıldığında ve birden fazla kırık olması nedeni ile skorlama yapılarak;)

 SONUÇ: Kişide mevcut olan üç adet falanks, metakarp
      ve açık radius kırıklarının müştereken; hayat
     fonksiyonlarını AĞIR(4) derecede etkileyeceği
                  kanaatine varılmıştır.
Ceza Muhakemesinde Beden Muayenesi,
 Genetik İncelemeler ve Fizik Kimliğin
     Tespiti Hakkında Yönetmelik
             1 Haziran 2005 tarihli Resmi Gazete



    Raporların düzenlenmesi Madde 20
Tabip raporları üç nüsha hâlinde düzenlenir.
 Raporu düzenleyen sağlık kuruluşunca iki
  nüshası kapalı ve mühürlü zarf içerisinde
 ilgili Cumhuriyet başsavcılığına, hâkimliğe
   veya mahkemeye en seri şekilde iletilir.
   Raporun bir nüshası raporu düzenleyen
           sağlık kuruluşunda kalır.
       Adlî Kolluk Yönetmeliği
                1 Haziran 2005 tarihli Resmi Gazete

           Görev ve yetkiler. Madde 6
 Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine
emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir.
     Sözlü emir, en kısa sürede yazılı hâle
dönüştürülerek mümkün olması hâlinde en seri
  iletişim vasıtasıyla ilgili kolluğa bildirir; aksi
   hâlde ilgili kolluk görevlilerince alınmasına
                     hazır edilir.
    Ancak, kolluk görevlisi emrin yazılı hâle
 getirilmesini beklemeden sözlü emrin gereğini
                    yerine getirir.
  YENİ RAPOR ŞABLONLARI

SONUÇ: (ESKİ)
......’ın 14.07.2004 tarihinde meydana gelen
   sol klavikula cisim kırığı, ve sağ humerus
   orta kısım cisminde deplase kırık hattına
   neden olan travmanın;
1- Hayatını tehlikeye maruz kılmadığı,
2- 45 (kırkbeş) gün mutad iştigaline engel
            teşkil eder nitelikte olduğu,
SONUÇ: (YENİ)
     .....’ın 14.07.2004 tarihinde meydana gelen sol
     klavikula cisim kırığı, ve sağ humerus orta kısım
              cisminde deplase kırığa neden olan
                       yaralanmasının;
                          **********
   1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı
         2- Basit bir tıbbi müdahaleyle
       giderilemeyecek nitelikte olduğu,
3- Vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif(1), Orta(2-
    3) ve Ağır(4-5-6) olarak sınıflandırıldığında ve birden fazla kırık olması
         nedeni ile skorlama yapılarak; şahısta saptanan
            kırıkların müştereken; hayat
         fonksiyonlarını AĞIR(4) derecede
       etkileyecek nitelikte olduğu kanaatini
                   bildirir rapordur.
İLGİ: Afyonkarahisar Emniyet Müdürlüğü Kocatepe
       Polis Merkezinin 07.06.2005 tarihli yazısı,
    ……. nın kendi rızası dahilinde muayenesi
        yapılmış olup şahıs hakkında kati rapor
  düzenlenebilmesi için (1 Haziran 2005 tarihli Ceza
     Muhakemesinde Beden Muayenesi, Genetik
   İncelemeler ve Fizik Kimliğin Tespiti Hakkında
  Yönetmeliğin 7, 18, 20. maddeleri gereği ) raporu
     isteyen C. Savcılığı veya mahkemenin yazısı
                       gereklidir.
 Yazının gönderilmesi durumunda rapor istenen C.
     Savcılığı veya mahkemeye kapalı zarf içinde
                    gönderilecektir.
    SONUÇ: Mevcut belgelerdeki bilgilere göre;
                       yaralanmanın
1. Şahsın yaşamını tehlikeye sokan bir yaralanma
                  OLDUĞU, / OLMADIĞI
 2. Kemik kırılmasına neden olduğu ve derecesi /
                          olmadığı
 3. Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde
                hafif olduğu / OLMADIĞI,
 4. Duyu ve organların işlev zayıflaması olduğu /
    olmadığı veya bir yıl sonra muayenesi gerektiği,
 5. Şahsın erkek olması nedeniyle gebelikle ilgili
      sorulara cevap yazılmasına mahal olmadığı,
     6. Yüz bölgesinde herhangi bir yaralanma
    olmadığından sabit iz ve değişiklik olmayacağı,
        / olaydan 6 ay sonra muayenesi gerektiği
          kanaatini bildirir kati hekim raporudur.

								
To top