Docstoc

CENNETTEN GELİYORUM

Document Sample
CENNETTEN GELİYORUM Powered By Docstoc
					CENNETTEN GELİYORUM                              Kimi şarkı okuyor                                   Bir elinde kitap
                                                 Kimi gergef dokuyor                                 Hurilere hitap;
Geç olmuş yatıyorum                              Kimi çelenk takıyor                                 Hikmet söz ediyordu;
Fakat uyku tutmadı                               Kına kokuyor                                        Allah diyordu
Ve kalkıp;                                       Ab-şar akıyor                                       O yüzünün ziyasını Güneş görse kıskanır
Yakıverdim şamdanı                               Biri dalmış bakıyor, o da ben                       Kamet görse kendisini üvey evlatmış sanır
Gecenin zülüfleri                                                                                    Bir elinde yetmiş kokulu güldü.
Seccademin püskülleri                            Soğuk ta yok sıcak ta                               Bana da güldü
Yatıverdim pusuya                                Uçar gibi ayakta , yürüyordum                       Dedim ona : -Ya Cüleybib,cennet ne kadar güzel!
Vakit gelmiş tavına                              Ve köşkler görüyordum çevrede                       Dedi bana :-İhlas var ya;cennetten de güzeldir.
Tecelliyat avına                                 Saf şeffaf                                          Dedim ona :-Ya Cüleybib,bu köşk ne kadar güzel!
Kur’an dinliyordum Davut A.S.’dan                Aman ya Rabb ne tuhaf                               Dedi bana :-Sohbet var ya;köşkten daha güzeldir.
Canım nasılda istiyordu zaten                    Aklımdan Belkıs geçti                               Dedim ona :-Hamza var ya,benden daha güzeldir
Zerrelerimin ihtiyacı kulağımı deliyor           Gezdiği saray hiçti                                 Dedi bana :-Hamza nerde ,hangi köşkte yaşıyor?
İşte sesler geliyor                              Binler kere yüzbinleri misli misli kar;             Dedi bana :-Burda değil Afkan’da savaşıyor
Hani bir de ağlamasam                            Her bireri ayrı renkte yıldız var                                     -Ne zaman gelir?
Ağlama canım ağlama;                             Bu ne güzel bir koku!                                                 -Allah bilir.
Ne kaldı o bayrama.Dedim de durdum               Her şey var , yoktur “yok “u                                          -Canım ister ki görsün
Kur’an sesi gel diyordu peşimden.                Geziniyor mü’minler                                                   -Meydan da görüşürsün.
Ben de gittim                                    Selamı yayıyor                                      Dedim ona:-Ammar nerde? Çok isterim göreyim
                                                 Gögüslerde yetmiş kkokulu güller                    Dedi ki      :-Söyliyelim:
Seyyah oldum o alemi gezerim;                    Sinelerde zahir olmuş görünmeyen gönüller                   Annesi ve babasıyla nasıl karşılaştılar;
Ve peşpeşe neler neler sezerim.                  Kullar mesrur.her taraf nur,her köşe şehr-i ayin            Geldiği gün sarıldılar hala ayrılmadılar
Ufkum gitti yücelerin katına                     Hurilerin terennumü köpüklerden mülayim             Ne yüzünü gören oldu , ne de duyuldu sesi
Ne güzelmiş binmek hayal atına                                                                       Cennetlerden tatlıcaymış ebeveynin sinesi
Sanki canım kuş idi                              İşte gelen bir dilber                               -Öyle ise söyler misin İbn-i Erkam nerede?
Sayahatin başlangıcı , birazcıkyokuş idi         Üstünde tüller                                      -Sohbet varmış “Gidiyorum” demişti şakirdlerde
Öyle bir yol , yeşillikler rahiyalar peşpeşe     Yaklaştı durdu                                      -Nerelerde bulunur?
Mızrak boy yakıncaydı selam verdim güneşe        Hatırımı sordu                                      -Her sohbette bulunur,çayın şekeri olur
Çayır çimen kilim sermiş geçiyorken piyade ;     Elinde kadeh var                                    -Ne zaman gelir?
Ilık rüzgar bülbül sesi , Kur’an daha ziyade     Sunuyor                                             -Allah bilir
Duygularım şahlanıyor kalben inlemek gibi        Hem içirdi hem içti                                 -Ya Ebuzer?
“Olmaya devlet cihanda” Kur’an dinlemek gibi     Ne kadar gençti                                     -Ha O mu; o hala yalnız gezer
                                                 Ceylan gözlü derler ya                              -Görmem nasıl olacak?
Şimdi ise nideyim?                               Evet öyle                                           -Meydanda bulunacak.
Düşündüm ki cennetlere gideyim                   Hem iri iri;                                        Peki dedim;Üstad nerde,hani o pir-i fani?
Gittim de gittim                                 Hem kuzguni;                                        -Gördüğünde şaşırırsın yine öyledir hani
Yaklaşınca nihayet                               Hem meftuni                                         -Yaa niye?
Kulağımda şu ayet;                               Yürüdükçe inci mercan döküyor                       -Rabbi O’nu öyle seviyor diye
“Hüve Mevlaküm”                                  İliği gözüküyor                                     Dedim;        -Görmek istiyorum nerde Ebu Hüreyre?
Bekçilerle karşılaştık.” Es Selamü aleyküm”      Endam ekiyor                                        -O’da gitti bir yere
“-Ebed kalıcılar olarak girin cennete” dediler   Boyun büküyor                                       -Oralarda işi ne?
Tevhid çekip ilerledim bakınıp şaşkın şaşkın     Yürek söküyor                                       -Kedilerden biri kayıp gitti onun peşine
Dünyanın hiç tadı yokmuş ne Leyla’nın ne aşkın   Yürüdükçe etrafına,inci mercan döküyor              -Acep şimdi yanda?
Anlatması mümkün değil ; cennete ayak izim       Sanki düşmüş gökkuşağı kirpiğine takılmış           -Görüşürsün meydanda
Tarifinden acizim                                Yanağında gamzeleri şu’le şu’le yakılmış            -Meydan dediğin nedir?
Her taraf ışıl ışıl                              Hele ki tebessümü;                                  -Şu yoldan ötededir
Cam göbeği ve yeşil                              Unutturur ölümü                                     Bir meydan ki yemyeşil
Yürüyordum ileri                                 Ağel takılmış zebercedden ışıldar                   Nasıl anlatası dil
Görecektim neleri                                Çevresinde pırlanta var,zümrütte var,elmas var      Ortasında Ruhullahtan bir ağaç;
Ayağım çıplak                                    Gönül ya bu ; sevdalandı                            Çevresinde yaprakları nur sirac
Kadife toprak                                    Aklım dolandı                                       Hafifte yamaç
İşte Tuba dalları                                Arzum,sevgim koşuştu;                               Bir ağaç ki nağmelerin ahengi;
İşte irem bağları                                Müşterekte buluştu                                  En güzel şarkı ne ki
İşte güller ,bülbüller                           Arzu ev’se , sevgi ona tavandır                     Bam teline geliyor sine deliyor
Lal kesiliyor diller                             Sevgi yoksa , arzu zaten yavandır                   Etrafını dolanmaya ne zaman ki başlanır;
Ağaçlar meyve yüklü                              Dedim ona:-Düşte dahi sen gibisi yok idi            Devenin yavrusu olsa bitiremez yaşlanır
Tarutaze her yemiş                               Dedi bana :-Dünyadayken ibadetim çok idi            Etrafında sahabeleri
Katiyen beklememiş                               Dedim ona :-Sizde vuslat var mıdır?                 Musiki dinler
Tanışıklık veriyordu Dünyadan                    Dedi bana :-Boş durması kar mıdır?                  Mest olur başlar
Fakat çok farklı                                 Dedim ona :-Tutalım mı elele?                       Gezinir kuşlar
Tatlı mı tatlı                                   Dedi bana :-Cenneti bir gez hele.                   Kim olsa yavaşlar
Mayhoş mu mayhoş                                 Dedi ve gitti                                       Sen de yavaşla
Anlatamam ; boş                                  Ordan seyirtti                                      Huriler dolanır elinde bade
Güneş vardı,gölge vardı,birbirinden hoş          Hem ne kadar muazzam                                Aklından geçene geçmiyor vade
Ağaçların sesi;                                  A’zam mı a’zam                                      Sen şimdi yürürsün
Kuşların sesi                                                                                        Gidince görürsün
Ve yolun cazibesi yürüyordu beni                 Dedim şimdi nideyim?                                -Kimler vardı lütfen yine dermisin ya Cüleybib?
Ayak izleri çoktu                                Tefeül’en birisine gideyim                          -Herkes orda hatta O’na Rabbi demiştir “Habib”
Ne güzel toz da yoktu                            Bahçesinde yavaşça ilerledim                        -Ne diyorsun!
                                                 Haşmetinden terledim                                -Daha mı duruyorsun?
Selsebilden su içtim                             Yaklaşınca merak ettim acep kimedir nasib?          -Selamün Aleyküm
Sonra bir yere geçtim                            Kapısında yazıyordu;” Ya Hz.Cüleybib.”              -Aleyküm Selam.Görüşürüz orda
Üç beş arşın aralıklı nehirler;                  Altın kapı açılınca geriye
Kenarında sedirler;                              Destur geldi “Giriniz” içeriye                      Huşu ile seyrederek her yeri
Şarap akar su akar;                              Merdivenler kırmızı tüylü halı                      İlerledim ileri
Süt akar;                                        Kim bilir ne pahalı?                                Bir şahrak ki kenarları çiçeklerle müzeyyen
Biri bal;                                        Duvarların yüzeyleri pür ışık                       Geçene selam diyen
İstediğin kadar al.                              Gözlerim kamaşık                                    Ayağım çıplak
Ne bıktırır ne yakar                             Ayaklarım dolaşık                                   Kadife toprak
Hep akar                                         Yeşil ışık,kırmızı ışık lamlane birbirine karışık   İnciden çakıl taşları
Birisine Nil dediler                             Pencereleri gümüş camları sırça;                    Ne tümsek var ne yokuşlar
Birisi Seyhun,                                   Bir ayet yazılı her yere bakınca                    Ağaçlardan birisiydi eğildi
Bir diğeri Fırat imiş,öbürsü Ceyhun                                                                  Elime bir nar geldi
Etrafından mü’minler                             Yükseltilmiş döşekler var,çevresi                   Yedime ilerledim
Hüdhüdleri dinler                                İncilerle müzeyyendi perdesi.                       Hafif güneşti
Uzanınca eller,                                  Süslü süslü koltuklar;                              Bir meltem esti
Çekirdeksiz meyveler iner                        İhtişamlı tahtı var                                 Sarığım düştü
Bir meltem üfül üfül                             Hemen gittim Cüleyyib’in yanına;                    Kuşlar gülüştü
Rengarenk gül                                    Huriler var taa girecek canına                      Kokuyordu buram buram zencefil
Süslü süslü koltuklar var iskeleti altın         Gözlerini yalnız o’na hasretmiş;                    Ne muazzam bir sebil
Bir güzel ki yaşayışı cennetteki halkın          Sayıları,iki fazlası yetmiş                         Yürüdükçe gelincikler laleler
Bana yüzünü döner                                       -Misk-i Amber kokuyor her yan                       -Geçtiğim yerleri unuttum
Aynısıyla nilüfer                                       -Acaba çok mu uzaktı meydan                         -Ceylan gözlü hurileri unuttum
                                                        -İlerlerken ileri                                   -Cennetleri unuttum
Sağ cenaptan bir güvercin “gu” dedi                     -Neler sezdim neleri                                -Fakat;
Yaklaşınca “su”dedi                                     -Bütün sahabeleri                                   -Unutamadığım bir şey var
Verdim içti hu” dedi                                    -Zübeyr’i görecektim.Huzeyfe’yi ,Bilal’i            -Nedir içindeki bu nükte
İsteseydim su gelirdi,istediğim bu dedi                 -Asım Bin Hilal’i                                   -Sevincin büyüklükde
O sıralarda bir zat gördüm nurani                       -Hamzala’yı,Talha’yı,Ebu Derda’yı                   -Neden baştan beri hep bu yarı sevinç?
Sanki tanıdım hani                                      -Sa’d Bin Ebi Vakkas’ı,İbn-i Abbas’ı                -Alımızdan çıkmadı ki hiç
Yolun sağında                                           -Muaz Bin Cebel’i                                   -Niçin üzülüyordum?
Ağacın yanında                                          -Abdurrahman Bin Avf’ı görecektim                   -Sorumun cevabını ben biliyorum
Fakat üzgün ve süzgün                                   -Ve Kaab’ı,Mus’ab’ı                                 -Her sözünü hatırladım heyhat!
Ağaca yaslanmış                                         -Selman-ı Farisin’i ve cümlesini.R.Anhüm            -Ne demişti O nurani zat?
Kirpikleri ıslanmış                                     -Terennümle anmak bile yetiyor adlarını             -“Parça parça olmuş sine isterim.
Dedim ; -Nedir kaygın?                                  -Çok merak ediyorum Cafer’in kanatlarını            -İsterim ki esas derdimi anlasın
O yine suskun                                                                                               -Ah Rabbim! Ayaklanamadık
Hemi de yorgun                                          Bir tahayyül geçiyor ki gözlerimin önünden;         -Küheylanlar gibi şahlanamadık
Anladım ki bu nurani gönülden vurgun                    -Göz kapalı , seyretmesi gönülden                   -Hizmetim yok hangi yüzle o huzura varayım
Ben sustum o sustu                                      -Ayni birlik , ayni dirlik                          -Demişti
Sonra kendi konuştu                                     -Mübarek beşibirlik                                 -Evet öyle demişti
Dedi :                  -Ne yana?                       -Ebubekir,Ömer,Osman,Ali’m                          -Peki,ya ben? Ya ben ne yapmıştım ki?
                        -Gidiyorum meydana              -Aman Allah’ım aman! Aralarında ki kim!             -Ve şimdi ne yapıyordum?
                        -İlk defa mı?                   -O’nadenmiş “Habibim”                               -Birden durdum
                        -Evet                           Ne güzelmiş nasibim;                                -Vuruldum sanki
                        -Ne mutlu sana                  -Ki O’nu göreceğim;                                 -Ne kadar akılsızmışım
                        -Sen de gel                     -Ve şöyle diyeceğim:                                -Parmaklarım ağzımda;
Yine sustu ;sonra konuştu                               -Elfü-elfi selatin ve elfü-elfi selamin aleyke Ya   -Çoktandır böyle ağlamamıştım
                        -Bu kaçıncı buraya dek          Resulallah                                          -Ne yapayım şimdi?
gelişim                                                 -Anam babam sana feda olsun                         -Karşımda cennetin en güzel yeri
                        -Fakat gidemeyişim              -Sen;                                               -Nasıl döneyim geri
                        -Sayısını unuttum               -Gördüğüm şu cennetten                              -Nasıl döneyim
                        -Hevesimi hep yuttum            -Başa konan devletten                               -Bırakıp peygamberi;sahabeleri
                        -Cesaretim olamadı geldiğim     -Yığın yığın servetten                              -“Ama yol bu.Erkan bu.”
yolu tuttum                                             -Kesrat ile hürmetten                               -Eli boş gidilmez ki,
                        -“İçimden çok şeyler duyarım;   -İzzetten.lezzetten                                 -Yakıştıramam kendime
                        -Çok heyecanlanırım             -Ve en güzel suretten , daha daha güzelsin          -O kadar da yüzsüz değilim hani
-Fakat içimdeki bu heyecanları dile getirmeye            Ya Resulallah!                                     -Ah beni gidi beni
muktedir değilim                                        -Canım sana feda olsun                              -Ah beni gidi beni
                        -Ben o nameden                  -Sen;                                               -Ne yapsınlar seni
müteheyyicim ki;                                        -Sine püryan şefkatten                              -Boyunduruk seni
                        -Yoktur ihtimali terennümün     -İnsan üstü kuvvetten                               -Düşmanlar içerde
                        -Ağlarım ağlatamam              -Müjdeli son nefesten                               -Düşmesinler derde
                        -Söylerim dinleyemem            -Borcumu ödemekten                                  -Yiğitler seferde
                        -Dili bağlı kalbimin.Bundan     -Arz’ı tutan melekten                               Sen şimdi nerde?
pek bizarım                                             -Yanındaki semekten                                 -“Aç gözümü Allahım
                        -Şehidim yok gömleğini          -“Oğlum oldu” demekten , daha güzelsin Ya           -Aç gözlerimizi Allahım
hediyelik sarayım                                       Resulallah                                          -Görelim hakikatı
                        -Hizmetim yok hangi yüzle       -Ciğer parelerim sana feda olsun                    -Şeytan çarptığı zaman hemen aklımızı başımıza
huzuruna varayım                                        -Sen;                                               alalım
                        -Ben bir bahtı karayım          -Kardeşiniz Yusuf’tan                               -Yoo diyelim
                        -“Sine hahem şerha ezfirak      -Kucak dolu yakuttan,                               -Olamaz bu iş böyle
                        -Tabe güyem şerhi derdi         -Memleketim Bayburttan                              -Bizim yerimiz cephedir ve mevzidir.”
iştiyak                                                 -Mağripten,maşrikten                                -Anladım dönmelidir
                        -Parça parça olmuş sine         -İçi dolu beşikten                                  -Daha durmakta nedir
isterim                                                 -Ağladığı geceden                                   -Ve döndü
                        -(isterim ki:) esas derdimi     -“Mama” deyu heceden                                -Başladım seyirtmeye
anlasın                                                 -Daha daha niceden,daha daha güzelsin Ya            -Attan hızlı gitmeye
                        -Esas derdi dertli olan anlar   Resulallah!                                         -Hızlı hızlı büyük büyük adımlar atıyordum
                        -Şerha şerha sine isterim       -Gelecek zürriyyetim sana feda olsun.               -Yetişeyim diyordum
                        -İsterim ki anlasın             -Diyeceğim                                          -Gitmemişse o zata
                        -Ah Rabbim!                     -Evet öyle diyeceğim                                -Geldim ki ağaç yalnız , yok yerinde bir nişan
-Ah Rabbim,küfür bir tekme vurdu,senin adın             -Ne kaldı ki işte şurda görüşeceğim                 -Ve dönmüş gidiyordu , kırık dökük perişan
üzerinde dalgalanan o bayrağı taa üç asır önce yıktı    -O sırada önüm gözüm biraz aklaştı                  -Arkasından seyirttim
                                                        -Anladım ki yaklaştım                               -Yanı başına gittim
-Ah Rabbim!                                             -Biraz sonra gelecekti o meydan                     -Eteğini tuttum
-Üç asırda beri köşede bucakta                          -Ne müthiş bir heyecan!                             -Gittiği yolu tuttum
-Her yol kıvrımında sana küfürler savruldu              -Zemin henüz gözükmemişti ama;
-Seni temsil eden maarif çoktan Hak ile yeksan          -Üzerindeki sema;
oldu,yerle bir edildi                                   -Tasviri gayri kabil
-Ah Rabbim!Biz sana Zahiren sahip çıkıyor gibi          -Fakat yine bu cahil
olduk ; ama sövüldüğün yerde ürpermedik                 -Birkaç söz ediversin
-Hakaret edildiğin yerde kükremedik,ayaklanmadık        -Atmosfer tamamen nur
-Verdiğimiz şeyleri , cimriler gibi sadece zekat        -Büyük mü büyük
ölçüsü içerisinde verdik şahlanamadık.                  -Nur dolu höyük sanki
-Küheylanlar gibi şahlanmadık”                          -Oralarda solunum nur mu olsa gerektir?Akıl
-Rabbim! Dedi ağladı                                    etmeyecektir?
-Sözü böyle bağladı                                     -Ne talihli bir kulum
-Çömeldi yere yine ağladı                               -Var mıyım yok muyum düşünüyorum
-Çok bekledim bitmedi                                   -Melekler semada sema ediyor
-Eliyle “sen git” dedi                                  -Halka halka dönüyor
-Söz dinlemem gerekti                                   -Ne kalkavi halkaları
-Bu yolculuk benim için erek’ti                         -Yan yana,dizi dizi ve saf saf
-Başladım yürümeye                                      -Sevgileri tavaf
-Muradımı görmeye                                       -Pırıl pırıl parlıyor,sevinç yıldızı gibi
-Kadife toprak                                          -Demek ki şimdi onlar,görüyorlar ,Habibi
-Ayağım çıplak                                          -Üstlerinde bir taç var
-Bu yol ne kadar uzak                                   -Meleklerin üstünde
-Bir kamçı kadar yeri Dünya’ya bedel                    -Ve semanın üstünde
-Sümbül açmış iki cenah,hu çekiyor goncalar.            -Nur üstünde nur
-Ritm tutmuş sallanıyor beş yapraklı yoncalar           -Direksiz bir sur sanki
-Uhuvveti var güneşle meltemin                          -Bu gördüğüm bir ayet
-Huzur veriyor , surur veriyor                          -Okuyordum nihayet

				
DOCUMENT INFO
Shared By:
Tags:
Stats:
views:53
posted:5/6/2012
language:Turkish
pages:2