HVAC sozluk
Shared by: r.yildirim-1040
-
Stats
- views:
- 660
- posted:
- 5/4/2012
- language:
- Turkish
- pages:
- 353
Document Sample


350
HVAC TERİMLER
SÖZLÜĞÜ
TÜRKÇE-İNGİLİZCE
351
türü ısı
A-Ağırlıklı A-weighing scale değiştirici
ölçek insan kulağının duyarlığına yaklaşan bir
ses ölçüm değeri, seslerin rahatsızlık açık döngü open loop control system
verme düzeyini belirlemekte kullanılır; kontrol sistemi gerçek sistem çıktısı dikkate
oktav bantlarına göre ses gücü düzeyleri alınmaksızaın, çıktıyı sadece girdilerle
için bir ölçü sınıfı; A-Ağırlıklı ölçek kontrol eden sistem.
acil çıkış emergency exit açık döngü open loop control
bir binadan acil durumlarda kullanılan kontrolü gerçek sistem çıktısı dikkate
çıkış kapısı alınmaksızıın, çıktıyı sadece girdilerle
kontrol eden sistem.
acil durum emergency switching
anahtarlaması elektrik kesilmelerinde yedek güç açık hava tesisi open air plant
sistemini çalıştıran anahtarlama açık hava tesisi
acil durum emergency lighting açık havalık open vent
aydınlatması acil durum aydınlatması bir tankı atmosfere bağlayan havalık
borusu
acil durum emergency relief valve
güvenlik boşaltma valfi.basıncın açık hücreli open cell foamed plastic thermal
boşaltım vanası insulation
yükselmesi ile birlikte,belli bir değerde köpük
açma yaparak akışkanın güvenli bir plastikten ısı açık hücresel köpüklü ısıl yalıtım
bölgeye aktaraılmasını sağlayan valf. yalıtımı
acil durum emergency generating set açık iletişim open communication
elektrik acil durumlarda ve elektrik açık iletişim; eşit koşullarda bütün
üreticisi kesilmelerinde devreye giren motor- isteyenlerin bir bedel ödeyerek iletişim
jeneratör seti ve bilgi paylaşımına katılabileceği
kaynaklar
acil durum emergency power operation
gücüyle çalışma acil durum güç üreteci çalışması açık kompresör open compressor
büyük kapasiteli soğutma sistemlerinde
acil durum güç emergency power system (backup kullanılan elektrik motoru dışarıda olan
system) ve bu motora direk kavrama veya
sistemi kayışkasnak düzeni ile bağlanan
acil durumlarda kullanılmak üzere yedek
bulundurulan güç üretim sistemi kompresör türü.açık kompresör.
acil durum emergency stopping device açık konfor open chilled beam
acil durumlarda sistemi durdurma aracı modülü açık konfor modülü
kesme cihazı
acil durum emergency stop valve açık mahal open space
acil durumda kapatma yapan kesme boyutları terminaller arası uzaklık artı 15
kesme vanası ft ( 5 m) ’den büyük olan, duvarlarla
vanası
yada bölmelerle kapatılmamış herhangi
alan.
acil durum emergency system
sistemi acil durumlarda kullanılan, su yada
elektrik veya diğer bir sistem açık protokol open protocol
ASHRAE ve ANSI tarafından
benimsenen BACnet protokolü; bu yolla
acil durum su emergency water supply
bina otomasyon sistemleri konusunda
beslemesi acil durum su beslemesi; acil durumlarda
üretim yapan değişik üreticilerin
su sağlayan sistem
ürünlerini sistemle bütünleştirmek
olanaklı hale gelmiştir.
açı angle
açı; iki yarım doğru arasındaki açıklık
açık rotor open rotor
açık rotor
açı faktörü angle factor
açı faktörü
açık rotorlu unshrouded impeller (open impeller)
açık rotorlu santrifüj kompresör
açık exposed (adj)
[korunmamış] maruz, açık, korunmamış
açık salamuralı open brine refrigerating system
soğutma sistemi açık salamuralı soğutma sistemi
açık (sarih) obvious
aşikâr. besbelli. meydanda. bariz. apaçık. open system
açık sistem
meydanda ,. bkz.’open cycle refrigeration’
açık alan exposed area open systems interconnection, basic
açık sistem
(bir etkiye yada bir kirliliğe) maruz olan reference model
alan; çıkıntı alanı bağlantı ana
referans modeli protokolleri 7 kademede tamamlayan bir
şebekelendirme çatısı(OSI open system
açık open shell and tube condenser interconnection)
boru/kovan açık boru-kovan türü ısı eşanjörü
352
açık sistem open system interconnection reference aydınlatmak. açıklanmak. anlaşılır
bağlantı model olmak. aydınlanmak. arıtmak.
referans modeli protokolleri 7 kademede tamamlayan bir
şebekelendirme çatısı(OSI open system açılan kontak opening contact
interconnection) açılan kontak
açık soğutucu open refrigerator açısal angular
içerisindeki ürüne ulaşmak için kapı yada açısal
panellerin açılmasını gerektirmeyen
saklama veya sergileme soğutucusu. angle valve
açısal vana
akış yönünün 90˚ değiştiği yerlerde
açık sprey geri- open spray recovery loop exchanger kullanılan, akışı boru yörüngesinin dönüş
kazanım devreli açık sprey geri kazanımlı ısı eşanjörü; noktasında kontrol edebilen vana.Açısal
ısı değiştirici besleme ve egzost hava akımları içerisine vana.
yerleştirilmiş olan ara bağlantı
borularıyla kanatlı yüzeylere sahip kısa key (stopcock)
soğutma kuleleri.
açma kolu
sıhhi tesisatta zeminden aşağıdaki bir
kesme musluğunun açılıp kapanması için
açık su sistemi open water system kullanılan uzun kollu anahtar
atmosferik basınç altında çalışan açık su
sistemi limit, opening
açma sınırı
bir ihale yada müzayedede açılış ihalenin
açık tür open type compressor başladığı en düşük teklif bedeli; en düşük
kompresör büyük kapasiteli soğutma sistemlerinde açılış bedeli
kullanılan elektrik motoru dışarıda olan
ve bu motora direk kavrama veya manhole
adam deliği
kayışkasnak düzeni ile bağlanan basınçlı bir kapta insanın girebileceği
kompresör türü.açık kompresör. boyutlarda bırakılan açıklık
açık uçlu devre open ended circuit manway (manhole)
adam deliği
açık uçlu devre; ilerideki genişleme ve Bakınız "manhole"
gelişmeler düşünülerek tasarlanmış
eklemeye elverişli devra
adam deliği manhole cover
kapağı adam deliği kapağı;menhol kapağı
açık yüz open face
ortası boş harflerden oluşan bir font
biçimi adam deliği manhole step
merdiveni nemhol merdiveni;bir tankın içine inmeyi
description sağlayan merdiven
açıklama
tanımlama. betimleme. tanım. tarif.
adanmış özel dedicated special system (DSS)
clarification drawing sistem(DDS) belirli bir işlev için adanmış sistem
açıklama resmi
açıklama amacıyla çizilmiş ve
açıklamalar içeren teknik resimler adaptiv kontrol adaptive control
iç mahal tasarım sıcaklıklarını yada
açıklamalı fiyat descriptive price list kabul edilebilir sıcaklık aralıklarını dış
listesi açıklamalı fiyat listesi mahal sıcaklıkları ile ilişkilendiren
kontrol
açıklayıcı metin definitive text
açıklayıcı,tanımlayıcı metin adaptör adapter
adaptör; her bir ucu farklı yapıda olup, bu
uçların kullanımıyla iki elemanı
açıklık aperture
birleştiren parça( örneğin iki farklı
gedik, delik, menfez; açıklık, birbirini
çaptaki boruyu)
çapraz kesen iki doğrunun arası.
adım step
açıklık opening
adım; aşama; merhale
açıklık; çıkış ağzı;
adım değişimi step change
açıklık alanı aperture area
ya tasarım yada ölçmeler arasındaki
bir güneş kolektöründe, radyasyonu alan
zaman aralığı nedeniyle her hangi bir
net açıklık alanı
değişkendeki adımsal değişme, örneğin
tipik olarak, bir kontrol ayar noktasındaki
açıklık alanı area, aperture adımsal değişme.
bir güneş kolektörünün içerisinden
odaklanmamış güneş radyasyonunun
adım kontrollü stepped control
geçtiği maksimum açık alanı
adım kontrollü
açıklık düzlemi aperture plane
adım pistonlu stepped piston compound compressor
konsantre hale getirilmemiş güneş
birleşik adım pistonlu bilreşik kompresör
radyasyonunu alan, kolektörde yada
üstündeki açık yüzey kompresör
açıklık clarify adımsal basınç stepped pressure reduction
getirmek açıklamak. açıklık getirmek. düşürme adımsal basınç düşürme
353
adımsal kontrol step control miktarı.
adımsal kontrol;
adsal hava nominal size of an air terminal device
adımsal kontrol step controller terminal birimi bir hava terminalinin adsal büyüklüğü
edici adımsal kontrol edici;bağlı değişkendeki uzunluğu
değişmeleri sınırlayan kontrol
adsal ısı çıktısı rated heat output
adres address geçerli bir test göre çalıştırılması halinde
bir mesajın kaynağının veya varacağı elde edilen ısıl çıktı
yerin kodlanmış temsili yeri
adsal indirim nominal discount rate
adres şeması address scheme (see addressing adsal indirim miktarı
system) miktarı
bilgisayar şebekesinde adresleme sistemi
adsal kanal ve nominal size of a duct and fitting
addressing system (see address fiting uzunluğu bir kanal veya fitingin adsal uzunluğu
adresleme
sistemi scheme)
adresleme sistemi(bilgisayar) adsal kapasite nominal capacity
adsal kapasite; bir termostatik
adreslenebilir addressable ekspansiyon valfinin üreticisi tarafından
çevresinden bağımsız olarak bildirilen ve ARI 750 test koşullarına
tanımlanabilen ve işlemlenebilen çokluk dayanan kapasitesi. .
örneğin RAM'e ait her byte kalandan
bağımsız olarak okunabilir ve üzerine adsal kapasite rated capacity
yazılabilir olduğundan RAM hesaplanmış ve test edilerek belirlenmiş
adreslenebilir bir birimdir. kapasite
adsal basınç nominal pressure adsal lamba rated lamp wattage
adsal basınç gücü lambaların sınıflandırılmış gücü
adsal çap nominal diameter adsal lamba rated lamp lumens
adsal çap lambaların sınıflandırılmış aydınlatma
lümeni
şiddeti
adsal değer marked (nameplate) rating
adsal değer; makine yada motorun nominal cost
adsal maliyet
üzerindeki değer adsal maliyet
adsal esnek nominal length of a flexible duct adsal motor rated motor power
kanalın adsal esnek kanal adsal uzunluğu test edilmiş motor gücü
gücü
uzunluğu
adsal plaka nameplate input rating
adsal filtre nominal filter medium face velocity Birimin plakasında yazılı olan
girdi
ortamı adsal filtre elemanı adsal yüzey hızı maksimum saatlik Btu girdi miktarı.
değerlemesi
yüz hızı
adsal rijit kanal nominal length of a rigid duct
adsal frekans rated frequency rijit kanal adsal uzunluğu
adsal uzunluğu
ekipmanın adsal plakasında Hz olarak
belirtilen frekans değeri.
adsal sıcaklık nominal temperature difference
farkı adsal sıcaklık farkı
adsal gerilim rated voltage
ekipmanın adsal plakası üzerinde Volt
olarak gösterilen voltaj. adsal soğutma nominal cooling capacity
kapasitesi adsal soğutma kapasitesi
adsal girdi rated input
ANSI/ASHRAE Standard 1461998 adsal soğutma nominal cooling capacity or nominal
tarafından belirlenen ve üretici tarafından kapasitesi veya specific cooling capacity
verilen, bir havuz ısıtıcısının enerji adsal soğutma kapasitesi yada adsal
adsal özgül
kullanım kapasitesi özgül soğutma kapasitesi
soğutma
nominal air volume flow rate kapasitesi
adsal hava
debisi adsal hava akış miktarı;
adsal soğutma nominal cooling water flow rate
kulesi debisi adsal soğutma suyu akış miktarı
adsal hava rated airflow
debisi bir aracın ANSI/ASHRAE Standard
52.21999 Bölüm 8’de açıklandığı şekilde adsal son rated final resistance
test edilerek üreticisi tarafından belirtilen direnç. genellikle üreticisi tarafından önerilen,
cfm ( m3/s) olarak akış miktarı. inSS (Pa) olarak ifade edilen aracın
değiştirilmesini veya yenilenmesini
rated airflow rate gerektiren maksimum basınç kaybı.
adsal hava
miktarı bir aracın ANSI/ASHRAE Standard
52.21999 Bölüm 8’de açıklandığı şekilde adsal yalıtım R- rated R-value of insulation
test edilmesiyle, üreticisi tarafından değeri bir yalıtımın tek başına, üreticisi
belirtilen cfm ( m3/s) olarak akış tarafından 75°F(24°C) ’de belirtilen ve
354
h·ft2·°F/Btu olarak verilen ısıl direnci; çıkartılması olmaksızın yapılan ve iç
enerjinin sadece üzerine uygulanan iş
adsal zaman nominal time constant kadar arttığı sıkıştırma süreci; adyabatik
adsal zaman sabiti;bir mahal yada binada sıkıştırma
sabiti
iç mahal hacminin, birim zamanda
sağlanan taze hava miktarına bölümü; adyabatik süreç adiabatic process
(1) gerçekleştirilmesi sırasında sisteme
adsorbe eden adsorbent ısı eklenmeyen ve sistemden ısı
molekülleri arasında bir gaz yada sıvının çıkartılmayan termodinamik süreç,
moleküllerini tutma özelliği olan madde adyabatik durum değiştirme. (2) soğutma
çevriminde akışkan kontrol elemanı
adsorber içerisinde gerçeklenen, ısı ve iş alış-
adsorbe edici verişinin olmadığı işlem
adsorbe edici herhangi bir madde
adsorbate adyabatik üs adiabatic exponent
adsorbe edilen PVk =sabit eşitliğinde, bir adyabatik
madde adsorbe edici bir madde molekülleri
tarafından tutulan madde değişimi temsil eden k sabiti (k, sabit
basınçtaki özgül ısının sabit hacimdeki
özgül ısıya oranıdır)
adsorbe etme adsorption
(1) bir yüzey üzerinde kimyasal, fiziksel
veya her iki yolla akışkan moleküllerinin adyabatik adiabatic efficiency
yoğunlaştırılma süreci. (2) bir maddenin verim ısı kayıp ve kazançları temelinde
kimyasal veya fiziksel değişikliğe hesaplanan iş verimi
uğramaksızın, atmosferde yada gaz
karışımlarındaki bir yada daha fazla aerobik mikro aerobic microbes
maddeyi çekmesi organizma oksijenin varlığına bağımlı bir
metabolizmaya sahip olan ve yaşamlarını
adsorption hygrometer sürdürmek için oksijenin bulunmasına
adsorpsiyon gerek gösteren mikro
nem-ölçeri içerdiği adsorbe edici bir madde yoluyla
havadaki su buharını tutan ve gravimetrik organizmalar,mikroplar
yoldan nemliliği belirleyen nem-ölçer
aerodinamik aerodynamic
resorption type refrigerating system hava veya diğer gazların hareket
adsorpsiyon
adsorpsiyon çevrimi ile çalışan soğutma yasalarıyla uğraşan bilim dalı.
türü soğutma
sistemi makinesi
aerodinamik aerodynamic excitation
baskı bir fanın kanadı üzerine etkiyen ve hava
adyabatik adiabatic akışındaki uyumsuzluklar nedeniyle
çevreyle ısı ve iş alış verişi olmaksızın zaman içerisinde değişen yükler; zaman
içerisinde sabit kalan, hava akışının
adyabatik adiabatic saturation yersel eşitsizlikleri, fan dönme hızının
doyma dışarıyla ısı alış verişi olmaksızın suyu tam katları olan frekanslardaki harmonik
hava içerisine buharlaştırma; hava ve çalkantıları artırır
suyun duyulur ısısı, havaya karışan
buharın gizli ısısı haline gelir ve aerodinamik aerodynamic diameter
sıcaklıklar düşerek eşitlenir. düzensiz şekillere sahip havadaki
çap
parçacıkların büyüklüğünü ifade eden
adyabatik adiabatic saturation temperature idealize edilmiş küresel yarı çap
doyma sıcaklığı dışarıyla ısı alış verişi olmaksızın suyun
hava içerisine buharlaştığı sıcaklık ; hava aerodinamik airfoil fan
ve suyun duyulur ısısı, havaya karışan aerodinamik kanatlara sahip fan
fan
buharın gizli ısısı haline gelir ve
sıcaklıklar düşerek eşitlenir.
aerogel aerogel
içerisindeki sıvı bileşenin gazla yer
adyabatik adiabatic expansion
değiştirdiği gel'den üretilen düşük
genişleme gerçekleşmesi sırasında çevre ile ısı alış
yoğunluktaki katı madde.Bu sürecin
verişinin olmadığı süreç (proses);
sonucunda sonderecede düşük
yoğunluklu bir madde elde edilir ve
adyabatik hal adiabatic change of state yalıtım amaçlı kullanılır.
değişimi bir maddenin çevreyle ısı ve iş değişimi
olmaksızın durum değiştirmesi;
aerosol aerosol
adyabatik durum değiştirme
havada asılı halde bulunan duman,sis ve
sigara dumanı gibi katı yada sıvı küçük
adyabatik adiabatic mixing parçacıklar; bu parçacıkların
karıştırma birden fazla akışkan akımının genellikle büyüklükleri birkaç mikrometre’den(eski
adyabatik olarak varsayılan karışması mikron) 0.01 mikrometreye kadar
değişir.
adyabatik adiabatic lapse rate
sıcaklık atmosferik hava tabakalarında aerosol aerosol particle
değişme değeri yükseklikle sıcaklığın negatif değişme havada asılı halde bulunan duman,sis ve
parçacığı
miktarı; yükseklikle sıcaklığın azalma sigara dumanı gibi katı yada sıvı küçük
miktarı parçacıklar; bu parçacıkların
büyüklükleri birkaç micrometreden(eski
adyabatik adiabatic compression mikron) 0.01 mikrometreye kadar değişir
sıkıştırma havaya herhangi bir ısı eklenmesi ve
355
ağır metal heavy metal akı [fluks] exitance
özgül ağırlıkları 4.0'den büyük olan flux' veya 'irradiance' yerine kullanılan
bakır,bizmut gibi elementler grubu terim; bir büyüklüğün birim alandan
zaman biriminde geçen miktarı; akı;fluks
ağırlık weight
ağırlık; cismin kütlesi ile yer çekimi akıllı bina intelligent building
ivesinin çarpımı; G=mg mekanik, elektriksel, ve asansör
sistemlerini; yangın ve güvenlik
ağırlık merkezi centre of gravity sistemlerini kontrol etmek,tam bir bina
ağırlık merkezi;bir çok pratik amaç için otomasyonu sağlamak üzere sayısal
bir sistemin kütlesel elemanlarının kontrol sistemleri tarafından kontrol
toplandığı varsayılabilen merkezi nokta edilen bina;
ağırlık olarak part by weight akım current
kısım ağırlık olarak kısım bir boru veya elektrik devresinden
gerçeklenen akış; akım.
ağırlık weight loaded valve
akım stream
yüklemeli vana ağırlık yüklemeli vana
akım. dere. çay. ırmak. cereyan. gidiş.
akmak. sel gibi akmak.
ağırlık yüzdesi percentage by weight
ağırlık yüzdesi; ağırlık olarak yüzde akım bölücü ( stream splitter (water cooler)
su soğutucu) yüzde olarak su bölünmesi yaratan test
ağırlıklı pik dominant peak cihazı.
ağırlıklı pik; en fazla rastlanan pik değer
akım bölücü splitter damper
ağırlıklı rüzgar prevailing wind direction damper akım bölücü damper
yönü ağırlıklı rüzgar yönü; bir bölgede
rüzgarın daha çok geldiği yön
akım hesabı calculation of current
akım hesabı
ağız yoluyla ingestion
beslenme maddeleri(besin) ağız yoluyla alınması
akım kapasitesi current capacity
bir iletkenin akım taşıma kapasitesi;
ahşap wood ısınma nedeniyle ergime olmaksızın
ahşap;odun; taşıyabileceği maksimum akım miktarı
ahşap duvar baseboard (USA) akım şeması flow chart
çıta bir iç duvarın döşemeyle birleştiği yerde bir karar verme sürecinde aşamalar
uygulanan plastik veya ahşap çıta arasındaki ilişkiyi gösteren akış şeması
ahşap kasalı wood framed wall
duvar ahşap kasalı duvar akım şeması flow diagram
akış sırasında boru çaplarına ve debiye
wood framed door göre basınç düşümlerini gösteren
ahşap kasalı
ahşap kasalı kapı diyagram
kapı
ahşap yünü wood wool current intensity (amperage)
akım şiddeti
ısı yalıtımında kullanılan ahşap talaşı, akım şiddeti
(amperaj)
Aitkin Aitkin nuclei
yarı çapı 0.1 mikrondan küçük olan akım taşıma ampacity
çekirdeği bir elektrik kablosunun aşırı ısınma
aerosol yeteneği
olmaksızın güvenle akım taşıma
yeteneği. eskiden akım kapasitesi için
Ak değeri Ak value kullanılan terim.
bir hava terminalinin etkin alanı, ölçülen
hava akış miktarının (hacimsel debi)
belirli bir ölçme aracıyla önceden akım trafosu current transformers
belirlenen biçimde ölçülmesinden elde bir ölçme ekipmanında bulunan ve ölçer
edilen hız değerine bölümüne eşittir aralığının ötesinde akımların geçmesine
izin veren transformatör.
Ak faktörü Ak factor
bir hava terminalinin etkin alanı, ölçülen akım tüketim calculation of current consumption
hava akış miktarının (hacimsel debi) hesabı akım tüketiminin hesaplanması
belirli bir ölçme aracıyla önceden
belirlenen biçimde ölçülmesinden elde akım tüketimi consumption of current
edilen hız değerine bölümüne eşittir bir elektrikli aracın çalışırken tükettiği
yada çektiği akım
akı flux
belirli bir alandan (çoğu zaman akışa dik akış (akım) flow (noun)
olan birim alan) birim zamanda akan akış;akma; sıvının yer değiştirmesi;
aynı niceliğin miktarı;(örneğin, akışkanın akıntı;bir akışkanın, boru,kanal, yada
kütlesi yada hacmi, elektromanyetik açıklıklardan sürekli hareketi.
enerji, yada parçacık sayısı.)
356
akış alanı flow area sıcaklığında, kilogram /saniye olarak
boru demetlerine sahip bir ısı ifade edilir;
eşanjöründe, dıştaki akışkan tarafından
etkin biçimde taranan kesit .(eşanjörde bu
kesit bir noktadan diğerine değişir) akış katsayısı flow coefficient
akış katsayısı; bir orifisten gerçeklenen
akımda basınç düşümü ile debi
akış alanı, flow area, flexible duct arasındaki ilişkileri belirleyen katsayı
esnek kanal üretici tarafından verilen iç boyutlar
kullanılarak hesaplanır. akış kontrol flow rate control device
cihazı soğutma devrelerinde soğutkanın debi ve
basıncını kontrol edip sıvı soğutkanı
akış alanı, içi flow area, lined duct evaporatöre gönderen eleman; akış
kaplı kanal çıplak kanal kesit alanında, kaplama kontrol elemanı;
malzemesi kesit alanını çıkartarak
bulunan kanal akış alanı; çıplak kanal iç
boyutlarından hesaplanır; tamamen akış kontrol flow control valve
kaplanmış kanallar için, nominal alan vanası akışın debisini kontrol eden vana; akış
kontrol vanası
akış alanı, rijit flow area, rigid duct esnek olmayan
kanal malzemeden yapılmış kanallarda havanın akış kontrolü flow control
geçtiği net alan akış kontrolü; bir borudaki akışın
yön,basınç ve debi bakımından kontrol
edilmesi; bu tür kontrolleri sağlayan
akış flow equaliser eleman
dengeleyicisi akış dengeleyici;bir gaz veya hava
akımında daha üniform bir akış sağlayan
eleman akış memesi flow nozzle
özellikle basınç düşümüne göre debi
ölçmelerinde akışın geçtiği küçük delik
akış direnci resistance to flow içeren parça;nozul
bir sıvı veya gaz akımında akışa karşı
malzemenin gösterdiği direnç.
akış miktarı quantity of flow
akış duyargası flow sensor akışın belirli bir kesitten birim zamanda
üzerinden geçen akışkan hacmiyle ilgili geçen miktarı; suyun debisi
bir işaret (çıktı) gönderme yeteneğindeki
duyarga (algıla yıcı) akış miktarı rate of flow
akış miktarı; debi
akış dürenci flow resistance akış flow rate
akışa karşı borunun gösterdiği sürtünme miktarı(debi) birim zamandaki akış miktarı; belirli bir
direnci düzlemi geçmek üzere hareket eden
birim zamandaki akışkan hacmi olup, QV
akış düzenleme flow regulating valve ile gösterilir ve cfm ( m3/s) olarak ifade
vanası akış düzenleme vanası; edilir;
akış göstergesi flow indicator akış ölçümü flow measurement
borudaki akışın görsel olarak izlenmesini akışkan akışında basınç.,debi,basınç
sağlayan akış göstergesi; gözetleme camı düşümü, sıcaklık gibi ölçümler
akış hızı flow velocity akış örneği flow pattern
bir boru, kanal yada bir orifiste akan laminer,geçiş ve türbülanslı akış
akışkanın hızı (yerel veya ortalama) örneklerinden her biri
akış hızı velocity of flow akış sıcaklığı flow temperature
akış hızı; bir akış kütlesinin birim akış sırasında akışkanın sahip bulunduğu
zamanda aldığı yol sıcaklık; akış sıcaklığı
akış işi flow work
sistemin dışındaki bir yerde, sisteme akış üssü flow exponent
akışkan girmesine neden olacak bir sıvı akış rejimini belirleyen ifadelerdeki
pompalama ortaya çıktığı için,sistem akış üssü
sınırlarından yada sınırlarına taşınan
enerji;
akış flow guide vanes
yönlendirme bir kanalda akışa yön vermek üzere
akış kapasitesi flow capacity belirli bir soğutkanın, bir kanatları özellikle dirsek elemanlarında bulunan
kurutucu arasından belirli bir basınç kanatlar
düşümü altında verdiği akış miktarı(
debi); akış kapasitesi, 110°F (43°C) sıvı
357
akış yönü flow direction aksonometrik axonometric drawing
akış yönü; resim aksonometrik perspektif resim
aktarım decanting device
akışı kesmek stop up aktarma bir kaptan diğerine boşaltma
cihazı(sıvı)
bir kaçağı tamamen durdurmak; tapa cihazı
takmak; akışı yada sızıntıyı kesmek
aktarma transfer pump (fuel oil)
akışkan fluid yakıt aktarım pompası; yakıt tankından
pompası
akış yeteneğine sahip ve kuvvet sıvıyı alarak brülöre getiren ve
karşısında biçim değiştirebilen sıvı veya kullanılmayan yakıtı tekrar tanka
gaz madde döndüren yakıt pompası
akışkan temperature of flowing fluids aktarmak transfer (verb)
sıcaklığı akış yönüne dik bir istasyonda, karışım nakletmek. taşımak. taşınmak. transfer
ortalama sıcaklığı etmek. transfer olmak. taşıt değiştirmek.
aktarma yapmak. devretmek.
akışkan yatak fluidized bed
gözenekli bir distribütör arasından düşük aktarmak(sıvı) decant
hızda gaz yakıt geçirerek bunu katı yakıt en ağır maddeler çöktükten sonra(katı
gözeneklerinde depolama temeline veya diğer bir sıvı) sıvının üst tabakasını
dayanan yakma işlemi çekmek.
akışkan yataklı fluidized bed freezer aktif konfor active chilled beam
dondurucu içerisinde akışkan yataklı iletim yoluyla tavan düzeyinde yerleştirilen, ısıtma
modülü
dondurulan malzemelerin iletildiği derin- ve/veya soğutma amaçlı tasarlanmış
dondurucu aparat; konfor modülü de denilmektedir.
aktif örnekleme active sampling
akışkan yataklı fluidized bed combustion aktif numune alma, bir numune alma
yanma klasik yakıtlar dışında biyokütle ve borusu veya bir pompa ile
kömür de yakılabilen ve katı yakıtlara değerlendirilecek olan havadan numune
emdirilmiş gaz yakıtlarla gerçekleştirilen almayı ifade eder. Borudaki soğurucu
yanma işlemi maddede toplanan inceleme konusu
maddeler analiz için laboratuara
gönderilir.
akışkanlar fluid mechanics
mekaniği momentum değişimi, akış aktif sistem active system
yönü,turbulans,basınç ve hacim kızgınlık-alıcı (desuperheater) ve su
değişikliklerini içeren akış ısıtıcı arasında, değişken yada sabit bir
(deformasyon) halindeki akışkanların miktarda içme suyunu pompalamakta
mekaniği kullanılan kombine cihaz
akkor halde incandescence aktif site active site
akkor hale gelme; akkor bir grup web yayımlama ve birlikte
çalışma cihazı
akkor lamba incandescent lamp
çerisinde filamentin elektrik akımı aktif soğutma active cooling
tarafından akkor hale ısıtılmasıyla mekanik ısı boruları yada pompaları
aydınlatma elde edildiği lamba. ( kullanarak bir ısı transfer akışkanını
Bakınız “reflector lamp”.) sirküle etmek yoluyla yapılan ısı
transferi.
akma noktası pour point
önceden belirlenen koşullar altında, bir aktif takipçi active tracer gas
yağın akmaya başladığı en düşük bir bina içerisinde hava hareketlerinin
gaz
sıcaklık. ölçülmesinde kullanılan gaz; binaya
küçük bir miktarda gaz verilir ve değişik
akma sınırı yield point bölümlerde bu gazın derişimi ölçülür.
bir malzemenin elastik sınırını aşan
gerilme.bu gerilmenin altında, malzeme aktifleştirilmiş activated carbon (USA=charcoal)
ilk konumuna döner.bu gerilmenin kokuları ve diğer buharları
karbon
üzerinde ise dönmeyecektir. emme,soğurma yeteneğinde olan,özel bir
işlemle elde edilmiş,gözenekli bir karbon
akmak akmak; türü
flow (verb)
aktifleştirilmiş activated charcoal
akronim acronym kömür daha çok taş-kömüründen üretilmiş
bir tanım veya ifadedeki sözcüklerin baş karbon için kullanılan genel terim; aktif
harflerinden oluşan kısaltma karbon
aksesuar accessory aktive alümina activated alumina
bir sistemin işleyişinde olmazsa olmaz soğutma devrelerinde nem alıcı yada
nitelikte olmayan fakat kullanımı halinde kurutucu olarak kullanılan,nem soğurma
sistemin işlevselliğini iyileştiren yeteneği olan bir tür aliminyum oksit
eleman(lar); yardımcı eleman; aksesuar
358
aktive alümina activated alumina desiccant acoustical comfort
nem tutucu OSHA ve NIOSH tarafından belirlenmiş, akustik konfor ; bir mahalde içsel ve
bir kimyasal zehirli maddenin gözlem, dışsal ses kaynaklarının ürettiği
araştırma ve incelenmesini gerektiren memnuniyet durumunun ölçüsü
zararlı düzeyleri.
akustik kuvvet acoustic force
aktive karbon activated carbon filter ses basıncının havadaki toz parçacıkları
filtresi tutucu ortamı mangal kömüründen üzerine etki ettirdiği kuvvet
üretilen, son derece geniş bir yüzey
alanına sahip filtre akustik acoustic performance
performans bir bina yada duvarın ses iletimine karşı
aktive karbon activated charcoal filter yeteneğinin ölçüsü; akustik performans
filtresi Bakınız "activated carbon filter"
akustik pod acoustic pod
aktive karbon activated carbon or activated charcoal hava panjurlarında ses azaltıcı pod
veya aktive aktifleştirilmiş karbon veya
kömür filtresi aktifleştirilmiş taş kömürü akustik
soğuruculuk acoustic absorptivity
sesi yutma veya soğurma yeteneği; ses
aktivite activity yutuculuk
farklı moleküllerin yada ideal olmayan
gaz veya çözeltilerin birbirleriyle
etkileşiminin ölçüsü; etkinlik; aktivite; akustik acoustic muff (muffler)
aktiflik susturucu ses söndürücü; susturucu
akuastat aquastat akustik acoustician
kazan suyunun sıcaklığını kontrol teknisyeni akustik düzenlerde bilgili teknisyen
etmekte kullanılan eleman
akustik acoustical thermometer
akustik alarm alarm (acoustic) termometre ses hızının bir ortamdaki değerinin
önceden belirlenen koşullar oluştuğunda sıcaklığa bağlı olduğu ilkesine göre
ses yoluyla bildirim veren alarm çalışan termometre
akustik acoustic anemometer akustik ve/veya acoustic and/or thermal insulation
anemometre ilk kez 1970'lerde üretilmiş olan, rüzgar ısıl yalıtım ses ve/veya ısı geçişine karşı yapılan
hızını ve yönünü saptamak üzere ses yalıtım; ses ve/veya ısı yalıtımı
dalgalarını kullanan anemometre
akustik yalıtım acoustic insulation
akustik basınç acoustic pressure sesin iletimini azaltmak yada engellemek
bir ses dalgasının çevresel basınçta neden için yapılan yalıtım; ses yalıtımı
olduğu sapma; pascal ile ölçülür; ses
basıncı akümülatör accumulator
(1)alçak basınç tarafındaki sıvı soğutkanı
akustik bilimi acoustics depolamada kullanılan kap;(2) sahip
(1)ses üretimi,iletimi ve etkileriyle ilgili olduğu hacim bir soğutma devresindeki
bilim dalı (2) içerisindeki sesin duyma darbeleri azaltmakta kullanılan basınçlı
eylemine ilişkin ses kalitelerini belirleyen kap, (3) bir pnömatik devrede, bağlı
oda karakteristiği devrelere ortalama bir basınç uygulayan
basınçlı kap
akustik çevre acoustic environment
fondaki sesler de dahil olmak üzere bütün akümülatör surge tank
ses ve gürültü kaynaklarının oluşturduğu sıvı soğutkan dolgusu ile çalışan
ses düzeyi; ses çevresi evapora-törlerde, kompresöre sıvı
soğutkan girişini önlemek için emme
akustik hattı ile kompresör arasında bulunan
Doppler etkisi acoustical Doppler effect tank.
bir gözlemcinin ses kaynağı ile birlikte
hareket etmesi durumunda ses alafranga water closet (WC)
frekansının ve dalga boyunun değişmesi tuvalet tuvaletlerde kullanılan alafranga tuvalet
apareyi
akustik güç
acoustic power alan area
bir ses kaynağı tarafından birim zamanda alan;yüzey
yayınan toplam ses enerjisi genellikle
saniyedeki erg yada watt olarak ifade alan cihazı field device
edilir; ses gücü alan cihazları; herhangi bir bina
otomasyon sistemini kendi fiziksel
akustik kaçak çeversine bağlayan ve çevre hakkında
arama acoustic leak detection bilgi sağlayarak daha enerji etkin
ses dalgaları yoluyla bir boru kullanıma olanak veren cihaz
tesisatındaki kaçak bölgesinin
belirlenmesi; ses dalgaları ile kaçak alan faktörü area factor (AF)
arama (1)besleme havası çıkışındaki akış
miktarını ölçülen akış hızına bölerek
akustik konfor belirlenen ve aydınlatma üzerinde oda
359
düzenleme biçiminin etkisini bir yüzeyden yansıyan güneş
değerlendirmede kullanılan faktör(AF) radyasyonunun gelen güneş
radyasyonuna oranı.
alan örnekleri area samples
alan örnekleri;alan numuneleri; alerjik allergic reaction
reaksiyon metabolizmada allerji oluşturan
alan şebekesi field network (FN) tepkime;allerjik tepkime
aynı ilgi alanına sahip
bireyleri(öğrenci,profesyonel vb) alerjik temas allergic contact dermatitis
birbirine bağlayan şebeke; etkileri allerji yapan bir madde ile temas eden
derideki etkiler
alan testi field test
bir makine veya sistem kurulduktan alerjik tepki allergic response
sonra yerinde yapılan test allerjik tepki; bedenin verdiği alerjik
tepki
ALARA as low as reasonably achievable
(ALARA) alev flame
kimyada, radyasyona maruz kalma yanan gaz yada buharın ışık veren
ölçüsünü ifade etmekte kullanılan terim; gövdesi;alev.
alarm alarm alev almaz fireproof (adj)
(1) bir çalıştırıcı personelin düzeltici alev geçirmez( aleve karşı dayanımlı)
katılımını gerektiren normal olmayan bir
durum karşısında görsel yada işitsel veya alev almaz fireproof (verb)
her ikisinde verilen ve çalıştırıcıyı kılmak [haline alevden korunmak
uyaran işaret. (2) önceden saptanan bir
çalışma aralığının altına veya üstüne getirmek]
sapmış bulunan basınç,sıcaklık vb gibi
normal olmayan koşullar; maintainance alev borulu boiler, finned tube
alarm çalıştıran personele bakım kazan ısı eşanjörü kanatlı boru içeren kazan
gerektiği işaretini veren uyarı
alev borulu fire tube boiler
alarm bildirimi alarm annunciation duman borulu kazan
kazan
alarm bildirimi
alev borusu fire tube
alarm işareti alarm signal
duman borusu; kazanlarda içerisinden
alarm sinyali; alarm bildirimi; bir alarm
duman gazlarının geçtiği dışında suyun
sisteminin verdiği uyarı bildirimi
bulunduğu boru
alarm alarm mechanism
alev düzenleme flame regulation
mekanizması alarm düzeneği;kontrol edilen değişkenin
doğal gaz yakan araçlarda kolay
önceden belirlenen değerlerin dışında
erişilebilen bir yere yerleştirilen ve alevin
çıkması ile birlikte uyarı üreten cihazla
istenen boyutlarda ayarlanmasını
bağlantı kuran düzenek
sağlayan düzenleyici
alarm noktası alarm point
alev güvenlik flame safeguard control
bir değişkenin normal olmayan çalışma
kontrolü bir brülörü doğru bir hava temizleme,
aralığının sınır değeri
tutuşma, normal çalışma ve güvenlik
nedeniyle durdurma gibi bir takım işletim
alarm rölesi alarm relay sıralamasına koyan kontrol sistemi.
alarm rölesi
alev iyon flame ionization detector
alarm sistemi alarm system alev iyonlaştırma detektörü(FID); gaz
detektörü
kontrol edilen değişken ile alarm üreten kromatografisinde kullanılan bir detektör
cihaz arasında kurulan bağlantıyı
sağlayan elemanların tümü
alev kararlılığı flame stability
alevin kararlılık ve sürekliliği
alarm zili alarm bell
alarm zili
alev köprüsü fire bridge
uzun alevli bir fırında yanma mahalli ile
alaşım alloy ızgarayı ayıran kısa boylu duvar
içerisinde en az birisi metal olan ve
sonuçlanan maddenin metalik özellikler
alev sıcaklığı flame temperature
gösterdiği iki yada daha fazla maddenin
alev sıcaklığı, tam yanmanın olduğu
çözelti yada bileşimi
blgedeki alev sıcaklığı
alaşımlı çelik alloy steel pipe
alev söndürme flame failure device
boru çelik alaşımlı boru;çeliğin içerisine bir
cihazı Doğal gazla çalışan araçlarda(fırın,ocak
takım alaşım elemanları katılarak elde
vb) alev olduğu sürece besleme solenoid
edilen malzemeden yapılan boru; alaşımlı
valfini açık tutan, alev görmediğinde
çelik boru; örneğin paslanmaz çelik
valfi kapatarak gaz akışını kesen araç
borular
alev türbülansı flame turbulence
albedo albedo
alev turbulansı;
360
alev yalaması flame impingement alıcı BACnet receiving BACnet® user
yakıtın yanmasından kaynaklanan alevin kullanıcısı bir BACnet cihazından bildirim alan ve
fırındaki herhangi bir iç yüzeyle temas gönderen kullanıcı; BACnet®
etmesi durumunda ortaya çıkan durum. protokolünü kullanarak sayısal (digital)
iletişimi destekleyen herhangi gerçek
aleve dayanıklı flame proof aleve dayanıklı; parlama yada sanal cihaz.kullanıcısı
yapmayan
alıcı sistem receptor system
aleve dayanıklı flame retardant yangının yayılması ve alıcı sistem
dağıtımını önleyen, aleve karşı direnimli
malzemeler alkali alkaline (adj)
suyun pH derecesini 7.0’nin üzerine
alevlenebilir flammable (adj) çıkartan yeterli alkali miktarını içermesi
yanabilir; parlayabilir;ateş alabilir durumu
alkali direnci alkaline resistant
alevlenebilir flammable atmosphere alkali bileşiklere karşı direnimli fiberglas
atmosfer içerisinde alevlenebilir gazları içeren
hava yada ortam havası alkalililik alkalinity
suda bulunan karbonat,bikarbonat ve
alevlenebilir flammable refrigerant hidrat iyonlarının toplamı olup, diğer
alevlenebilir soğutkan iyonlar olan fosfat yada silikat alkaliliğe
soğutkan
kısmen katılırlar; alkalilik genel olarak
ppm CACO3 olarak ölçülür.
alevlenebilirlik flammability
alevlenebilirlik.bir sıvının ısı karşısında alkol alcohol
alevlenmeye başlama eğilimi. karbon,hidrojen ve oksijenden oluşan bir
grup organik bileşik. bir dizi hidro
flammable limits karbondan oluşan moleküllerin bir
alevlenebilme hidroksil grubuyla birleşmesinden oluşan
sınırları alevlenebilme sınırları; bir sıvı yada
gazın alevlenebildiği en düşük sıcaklık madde, metanol, etanol, isopropil alkol
gibi.
inflammable alkollü alcohol thermometer
alevlenmeyen alkol termometresi; içerisindeki sıvı çoğu
yanmaz; alev almaz; yanmaya direnimli termometre
zaman renklendirilmiş alkol olan
termometre
alevlenmeyen non flammable (adj)
alevlenmeyen; yanmayan;ateş almaz
allerji allergy
insanların çoğunun normal tepki verdiği
alevlenmez bina fireproof building material maddelere karşı bazı insanların verdiği
malzemesi yangına ve aleve dayanıklı inşaat değişik ve duyarlı tepki; allerji; 1906'da
malzemesi Celemens von Pirquet tarafından bu
duruma verilen ad.
alevlenmez fireproofing
kılma alev almaz kılma; allergens
allerjikler
kendisine karşı duyarlı olan insanlarda
alfa K faktörü alpha K factor allerjik etkiler yapan madde.
bir hava terminalinin etkin alanı; ölçülen
akış debisinin, belirli bir ölçme aracıyla alt patlama lower explosive limit
açıklandığı biçimde ölçülmesinden elde sınırı düşük maruz kalma sınırı; bir tehlikeli
edilen hız’a bölümüne eşittir. maddenin olumsuz sağlık etkileri
olmaksızın maruz kalınabileceği en
alfanümerik alphanumeric düşük derişim sınırı
arap sayısal ve latin alfabesindeki
simgeleri birleştiren terim; alfanümerik alt akım downstream
dizi 0 ile 9 arasındaki sayıları ve A ile Z bir ölçme aracının, pompanın, vananın ve
arasındaki harfleri içerir. benzeri diğer bir ekipmanın çıkış tarafı.
algılama ölçeği scales of sensation alt alevlenme lower flammability limit (LFL)
duyumsama ölçeği; bir mahaldeki hava sınırı düşük yanabilirlik sınırı; bir yakıtın ısı
kalitesini duyumsama ölçeği uygulanmasıyla yanmaya başladığı en
düşük sıcaklık
algılanan hava perceived air quality (PAQ)
kalitesi algılanan hava kalitesi alt boru downpipe
aşağı inen boru; bir elemandan alınan
algorithm boşaltım borusu
algoritma
bir problemin sonlu adımlarla
çözümünde, iyi tanımlanmış kurallar ve alt boşaltım drain down
süreçler dizisi aşağı boşaltmak;güneş kolektörlerinde
önceden belirlenmiş bazı koşullarda
alıcı receptor suyun boşaltıldığı sistemler için
alıcı kullanılır.
361
alt çekimli downdraught hood alternatif enerji kaynakları
davlumbaz aşağı çekimli davlumbaz
alternatif alternating current (AC) voltage
alt çekimli downward combustion gerilim alternatif akım gerilimi
yanma aşağı çekimli yanma
alternatif alternate refrigerant
alt güvenlik lower confidence limit soğutkan ozon yıpranmasına neden olan
düşük güvenlik sınırı kloroflorokarbon soğutkanların yerine
sınırı
kullanılan soğutkanlar
alt kontrol slave controller
altı köşe başlı hexagonal nut
elemanı ana kontrol ediciye bağlı alt-kontrol
cıvata altı köşe başlı cıvata
elemanı
alt master sub-master controller altimetre altimeter
alt-master kontrol;bir master kontrolden yer yada deniz seviyesi gibi bir
kontrol
işaret alan(sinyal) kontrol referanstan olan yüksekliği gösteren araç
alt merkez substation alt-ölçme sub-metering (electric)
elektrik üretim,dağıtımında yüksek bir enerji şirketinden satın alınan
gerilimin trafolar yardımıyla düşük enerjinin, bir mal sahibi tarafından
gerilime dönüştürüldüğü yer ödenmesi durumunda, kiracılar
tarafından tüketilen miktarları her birine
ait sayaçlarla ölçmesi;elektrik kullanan
alt sıcaklık under temperature
bir çok cihazdan her birinin tükettiği
gradyeni alt sıcaklık gradyeni
elektriği ayrı birer sayaçla ölçme
alt soğutma subcooling alt-soğutma heat of sub-cooling
belirli bir basınçta, sıvının sıcaklığı ile soğutma sistemlerinde, kondenserden
kaynama sıcaklığı arasındaki fark; veya
ısısı
çıkan doymuş durumdaki sıvının doyma
çıkış basıncına karşı gelen doyma sıcaklığının altında belirli bir değere
sıcaklığı ile ısı eşanjöründen çıkan sıvı kadar soğutulması; alt soğutma ısısı
sıcaklığı arasındaki °F ( °C) olarak fark.
alt-soğutulmuş sub-cooled liquid
alt soğutma supercooling belirli bir basınçta doyma sıcaklığının
bir maddeyi katılaşma olmaksızın donma
sıvı
altındaki bir sıcaklık derecesine kadar
noktasının altındaki sıcaklığa soğutulmuş sıvı.
soğutulması
alttan akımlı su underflow water cooling tower
alt soğutma ısı subcooling heat rejection cebri çekimli fanın plenum odasının
qs toplam ısı atımından yoğuşma ısı
kulesi
atımı altına yatay biçimde yerleştirildiği çapraz
atımının çıkartılması ile elde edilen akımlı su soğutma kulesi
değer; soğutkan sıcaklığını doyma
sıcaklığının altına soğuturken atılan ısı
alttan yukarı upfeed system
miktarı
besleme sistemi bir tesisatta dağıtımın(sıcak su,buhar vb)
kullanım birimine aşağıdan yukarı doğru
alt soğutucu subcooler yapıldığı system.
soğutmada kondenserden çıkan sıvıyı
doyma sıcaklığının altındaki bir sıcaklığa
alttan yukarı underfeed stoker
düşürmekte kullanılan soğutucu;
besleyen stoker alttan yukarı doğru beslemeli stoker
kondenser yüzeyinin artırılması yada bir
ısı eşanjörü ile sağlanır.
alümina alumina
alt soğutulmuş specific heat of a subcooled refrigerant alümina;
soğutkanın doyma sıcaklığının altına soğutulmuş
özgül ısısı soğutkanın özgül ısı kapasitesi alüminyum aluminium foil
folyo alüminyum folyo
alt taban base, bottom
alt taban alüminyum aluminium fins
kanatlar serpantin borularının ısı transferi
substructure yüzeyini artırmak amacıyla boruya
alt yapı
alt yapı; bir işletme kentsel alanda yol,su geçirilmiş veya lehimlenmiş alüminyum
elektrik,kanalizasyon için kullanılan kanatlar
terim
alüminyum saç aluminium sheet
alternating current (AC) alüminyum tabaka saç;
alternatif akım
alternatif akım. zaman içerisinde akım
yönünün değiştiği akım biçimi. alüminyum aluminium wool
yünü alüminyum yünü; sinterleme yoluyla
alternating current motor üretilen alüminyum yünü
alternatif akım
motoru alternatif akımla çalışan elektrik motoru
amonyak ammonia
kimyasal formülü NH3 olan
alternatif enerji alternative energy sources renksiz,keskin kokulu, kimyasal madde;
kaynakları fosil yakıtların dışındaki, güneş, rüzgar, suda önemli ölçüde çözünebilen ve geniş
akar su vb gibi enerji kaynakları;
362
kapasiteli soğutma tesislerinde ana elektrik main ring
kullanılan soğutkan(S-717). tesisatı bir konutsal elektrik tesisatında prizleri
aydınlatma anahtarlarını ve araçlarını
amonyak ammonia solution taşıyan elektriksel devre
çözeltisi amonyağın sudaki çözeltisi
ana filtre main filter
ana filtre
amonyak ammonia refrigerant
soğutkanı geniş kapasiteli devrelerde kullanılan
soğutkan olarak amonyak ana gaz main gas cock
musluğu ana gaz musluğu
amorf silika amorphous silica
doğal olarak ortaya çıkan veya sentetik ana hat take-off
olarak üretilen ve bilinen kristal yapısına borusundan ana hat yatay borusu yada kolonlardan
sahip olmayan silisyum boru alma alınan ve sistem içerisindeki yardımcı
devreleri besleyen ayrılma hatları;
(branşman)
amortize etme amortization branşmanlar.
belirli bir süre sonunda miktar düşümü;
amortize etmek ana hattı trunk main
ana hat
amortize etmek amortize
amortize etmek ana hava main air treatment
işlemlemesi temel hava işlemlemesi
amper ampere
1 volt elektromotor kuvvete sahip bir ana kablo main cable
devrede 1 ohm dirençten geçen akım; ana kablo
amper; elektriksel akım birimi ;dönen
bir makinenin nominal gerilim, hız ve
ana kanal main duct
tork değerlerinde şebekeden çekeceği
diğer zonlara giden kanallara verilecek
akım
havayı taşıyan ana kanal
ampirik değer empirical value
ana kanal trunking
tecrübi, tecrübeye dayanan, deneysel
tesisatı hava kanalı, kanal tesisatı
değer
ana anahtar main switch ana kolektör main collector
ana anahtar;ana şalter ana kolektör
ana anahtar main switch board ana kolon rising main
ana kumanda tablosu; ana şalter tablosu yataydan giderek yükselen( eğim verilen)
panosu
ana hat borusu
ana besleme main feeder
ana kondens main condensate
hattı ana besleme hattı
borusu ana kondens borusu; kondens hatlarının
birleştiği boru
ana besleme mains supply
hattı besleme ana hattı; diğer hatlara yapılacak ana kontaktör main contactor
besleme miktarını taşıyan hat kendisine bağlı kontaktöleri çalıştıran ana
kontaktör
ana birim yük base unit power density (Pb)
yoğunluğu alan faktöründeki düzeltmeden önce,bir ana kontrol master controller
ideal mahallin listelenen alanları/ ana kontrol edici; diğer kontrollerin bağlı
etkinliklerinde izin verilen maksimum olduğu temel kontrol birimi
güç yoğunluğu,W/ft2
ana kontrol main control valve
ana boru main pipe kendisine bağlı vanaları kontrol eden ana
vanası
ana boru; diğer borulara verilecek kontrol vanası
akışkanı taşıyan ana boru
ana musluk main cock
ana boşaltma main drain ana musluk
borusu diğer boşaltma hatlarının kendisine
bağlandığı ana boşaltma hattı main sewer
ana pis su
borusu ana pis su borusu
ana brülör main burner
temel brülör
ana pis su hattı trunk sewer
kendisine daha küçük çaplı pis su
ana destek principal support
boruların bağlandığı geniş çaplı ana pis
ana destek; temel destek elemanı
su borusu
ana devre main circuit
ana sigorta main fuse
ana devre
ana sigorta
ana duman main flue
ana sözleşme main contract
kanalı ana duman kanalı; değişik ekipmanlardan
ana sözleşme; bir sözleşmenin bütün
gelen duman kanallarını birleştiren kanal
kısımlarında geçerli olan hususları içeren
363
sözleşme analiz analysis
analiz; bir maddeyi yada fenomeni, bu
ana stop vana main stop valve olayı yada fenomeni oluşturan
ana stop vanası; kapanması ile diğer parçalarına ayırma; parçalarına ayırarak
bütün hatlara giden akışkan beslemesini inceleme
kesen vana
analiz dönemi period of analysis
ana şebeke voltage main analiz dönemi;
gerilimi ana şebeke voltajı
analiz edici analyzer
soğurmalı(absorption) bir soğutma
ana tank header tank
sisteminin yüksek basınç tarafında,
ana tank; genellikle yüksek bir yerde
düzelticiye yada kondensere giren buhar
bulunan ve suyun sabit bir basınçta
içerisindeki soğutkanın derişimini
akmasını sağlayan tank
artırmak için kullanılan cihaz
ana temel base, foundation
analog analogue (USA analog)
ana temel yapısı
girdiyle orantılı çıktı üreten; analog
ana trafo main transformer
analog çıktı analogue output
ana trafo;
bir diğer değişkeni temsil etmekte
kullanılan sürekli değişken; örneğin
ana yüklenimci main contractor sıcaklık girdisini temsil eden akım yada
ana yüklenimci; bir işi ihale yada diğer gerilim çıktısı,
bir yöntemle üstlenen ve daha sonra işin
belirli bölümlerin taşeronlara devreden
analog değer analogue value
ana müteahhit
analog değer
ana yüklenimci prime contractor
analog girdi analogue input
ana müteahhit; ana yüklenimci
analog girdi
ana zon main zone,
analog gösterim analogue indication
ana zon;temel zon
bir çalıştırma personeline süreçle ilgili
analog değerleri gösteren örneğin bir
ana,temel basis ölçme aracı, yada bir gösterge aracı
ana prensip, esas; kaynak, menşe; temel,
kaide.
analog iletim analogue transmission
ses,veri,görüntü,sinyal yada video
ana,temel main bilgilerinin, bir değişkenin değişmesiyle
(1)değişik kanal yada boru orantılı olarak genliği,fazı, yada diğer bir
branşmanlarından akışı toplayan yada bu özelliği değişen sürekli bir sinyalle
branşmanlara akışı dağıtan boru yada iletimi
kanal, (2 )pnömatik kontrollere giden
ayarlanmış basınçlı hava;
analog analogue display
sergileme (1)analog (girdiyle orantılı çıktı üreten)
anahtar switch veri değerlerinin sergilenmesi (2) bir
anahtar; elektriksel temas sağlayan veya fiziksel değişkenin sürekli biçimde
kesen eleman sergilenmesi
anahtar kutusu switch box analogue data
analog veriler
dağıtım kutusu; elektriksel enrjiyi değişik genellikle kağıt formunda, haritaları,
ekipmanlara dağıtan kutu istatistik verileri ve basılı hava
fotoğrafını içeren data
anahtarlama switching cycle
çevrimi anahtarlama çevrimi; analogue to digital converter
analog-sayısal
dönüştürücü analog sinyalleri farklı sayısal işaretlere
anahtarlama switching period dönüştüren cihaz
periyodu anahtarlama süresi
anemostat register
analyte anemostat;menfez;hava giriş elemanı
analit
bir analitik süreç sonunda belirlenen bir
madde veya kimyasal eleman aneroid aneroid barometer
barometre atmosferik basıncı ölçmede kullanılan
analytical solution araç; herhangi bir sıvı içermez.;temel
analitik çözelti
belirli bir parametreler ve sınır koşulları şekliyle, içinin havası boşaltılmış, ince ve
dizisi için nedensel sonuçlara sahip bir yol kıvrımlı bir madensel kapsülden
gerçeklik modelinin matematiksel oluşur;
çözümü
aneroid kapsül aneroid capsule
quasi-analytical solution metalden ve kısmen vakumlanmış ve
analitik çözüm
bilinen bir parametreler dizisi ve sınır sızdırmazlığı sağlanmış bir yay
koşullarında, bir gerçeklik modelinin tarafından gergin ve açık tutulan
matematiksel çözümü; atmosfer yada gaz basıncı ile çekilen ve
genişleyen ince, disk biçimli kadranlı
kapsül
364
anestezik anaesthetic (anesthetic USA) gasses çözelti olan anilin içerisinde yağın
anestezi amacıyla kullanılan ve bireyde çözünmeye başladığı minimum sıcaklık
geçici ve geri getirilebilir bilinç kaybı(
baygınlık) yaratan gazlar ankastre anchor (noun)
eleman demir, çapa, ankastre tutma yada
anfizem emphysema, pulmonary bağlama elemanı
anfizem, tıbbi anfizem, doku ve organlar
arasında hava kalması; solunum ankastre anchor (verb)
güçlüğü,akciğer dokularının yıpranması demirlemek, sıkıca tutturmak/bağlamak,
yapmak
gibi sonuçlar yaratır sıkıca bağlanmak, çapa, çapa atmak,
tutmak
ani instantaneous
ani, birden bire;hemen;ansal anket formu questionnaire
soru yada anket formu; belirli konularda
ani buhar flash steam kamusal düşünceyi belirlemek için
ani buharlaşma buharı; boru hatlarında uygulanan anket
akan sıvının, sıvı basıncının, sıvı
sıcaklığını doyma sıcaklığı yapan değere anlaşma agreement
düşmesi ile aniden buharlaşması sözleşme; anlaşma; yerine getirilmesi
gereken hususları içeren imzalı belge
ani buharlaşma flash vaporization anod anode
ani buharlaşma; özellikle soğutma (1)bir elektrolitik pilde, negatif yüklü
devrelerinde sıvı soğutkanın sıvı metal olmayan iyonların kendisine doğru
hattındaki ani buharlaşması hareket ettiği pozitif elektrod; (2)
elektrolitik bir pil yada vakum borusunda
pozitif kutup yada elektrot
ani buharlaşma flash tank
deposu bir akışkan akışı sırasında sıcaklığın anormal abnormal
yükselmesi veya basıncın düşmesi anormal; normal olmayan;
nedeniyle aniden oluşan buhar bölümünü
sıvı bölümünden ayırmakta kullanılan enthalpy
tank.
antalpi
bir sistemin iç enerjisi ile basınç hacim
çarpımı olan sistem üzerinde yapılan işin
toplamı;h = e + pv; h = antalpi yada
ani ısıl instantaneous thermal storage capacity toplam ısı içeriği , e = sistemin iç enerjisi
depolama ansal ısıl depolama kapasitesi; p =basınç, ve v = hacim;
kapasitesi
antalpi [ısı enthalpy (heat content)
ani ısıl verim efficiency, instantaneous thermal tutumu] bir sistemin iç enerjisi ile basınç hacim
belirli bir zaman aralığında brüt kolektör çarpımı olan sistem üzerinde yapılan işin
alanı başına çıkartılan ısı miktarının,aynı toplamı;h = e + pv; h = antalpi yada
dönemde kararlı yada yarı kararlı toplam ısı içeriği , e = sistemin iç enerjisi
koşullarda kolektörün birim alanına gelen p =basınç, ve v = hacim;
toplam radyasyona bölümü
antalpi enthalpy chart (enthalpy diagram)
ani radyasyon instantaneous irradiance diyagramı antalpi diyagramı; soğutma çevrimini
bir yüzey üzerinde ölçülen ani radyasyon gösteren basınç-antalpi
diyagramı;koordinatlardan birisinin
irradiance, instantaneous antalpi olduğu, bir maddenin
ani radyasyon
Btu/ ( h·ft2) (W/m2) olarak ifade edilen, özelliklerinin grafik olarak gösterimi
birim yüzey alan üzerinde birim
zamandaki güneş radyasyonu. anten aerial
anten
ani su ısıtıcısı instantaneous water heater
ani su ısıtıcısı; deposu olmayan musluk anti korozif anticorrosive paint
açıldıktan hemen sonra sıcak su vermeye boya demir malzeme üzerine havadan
başlayan ve genellikle duş kafasına kaynaklanan korozyonu önlemek için
uygulanan ısıtıcı kullanılan boya; astar
ani verim instantaneous efficiency anti korozyon anticorrosive agent
belirli bir dönemde, bir ısı transfer katkı korozyonu önlemek için kullanılan katkı
akışkanı tarafından çıkartılan brüt
enerjinin, kararlı hal yada yarı kararlı hal antibiyotik antibiotic
koşullarında bir güneş kolektörünün bir başka canlı organizmanın gelişimini
birim alanına gelen güneş radyasyonuna durduran yada bu organizmayı öldüren
oranı bir canlı organizma tarafından (örneğin
mantar,bakteri) üretilen
ani yanma spontaneous combustion madde.’bactericide’ terimi ile
kendiliğinden tutşma;kendiliğinden karşılaştırınız.
yanmaya başlama
anti-C anti-C
anilin noktası aniline point "Anti-Contamination" için kullanılan
seçilmiş hidrokarbonlardan oluşan bir kısaltma
365
antifriz çözeltisi antifreeze solution yüksek basınç kademeleri arasındaki
metanol yada etilen glikol gibi bir aracın basınç
soğutma suyuna eklenen yada solar
sistemde ısı transfer akışkanı olarak ara durum intermediate state
kullanılan sistemi donmaktan koruyan (hal) ara hal; geçiş hali
sıvı bileşik.
ara hacim interstitial space
antisifon vana antisiphon valve
bir binanın iki zon’u, katı yada odası
sifonlamayı önleyen vana
arasındaki hacim.
Antoine eşitliği Antoine’s equations
ara kanal intermediate duct
basıncın sıcaklığın bir fonksiyonu
bir çalışma noktası yada kalibre edilmiş
olduğunu belirten yasa
bir mikrofon tepkisi oluşturan, bir fanın
emme ve basma taraflarına bağlanmış
antrasit anthracite kanal.
sert, yoğun, zor parçalanan, temiz, ancak
yoğun bir alevle yanan ve içerdiği uçucu
ara karar interim order
madde miktarı az sabit karbon miktarı
nihai sonuca ilişkin ara karar
fazla olduğundan çok fazla duman
vermeyen bir kömür türü; alt ısıl değeri
12,000/15,000 British Thermal Units/lb ara kızgınlık intermediate superheater
(BTU)’dur. alıcı buhar kazanlarında buharın akış sırasında
yoğuşmasını önlemek üzere yerleştirilen
ara kızdırıcı
antrasit anthracite coal
kömürü sert, yoğun, zor parçalanan, temiz, ancak
yoğun bir alevle yanan ve içerdiği uçucu ara pompalama intermediate pumping station
madde miktarı az sabit karbon miktarı merkezi ara pompalama istasyonu; ikincil
fazla olduğundan çok fazla duman pompalamanın yapıldığı ara pompalama
vermeyen bir kömür türü;ısıl değeri merkezi
12,000/15,000 British Thermal Units
(BTU)/lb’dur. ara soğutucu intercooler (interstage cooler)
ara soğutucu; çift kademeli soğutma
antropi entropy sistemlerinde alçak ve yüksek basınç
bir maddeye eklenen ısı miktarının kademeleri arasındaki soğutucu
bulunduğu mutlak sıcaklığa oranı
ds=dq/T; istatiksel mekanik bakımından ara tabaka intermediate layer
antropi sistemin olası mikroskopik ara tabaka
konfigürasyonlarının sayısını anlatır.
ara tank buffer tank
antropi entropy chart (entropy diagram) ara depolama tankı
diyagramı (1) sistemde kullanılamayan veya diğer
tür bir enerjiye çevrilemeyen enerjinin ara tavan intermediate ceiling
ölçüsü (2) koordinatlardan birisinin bir mahalde,temiz odada kanalların yada
antropi olduğu, bir maddenin ışıkların gizli yerleştirilebilmesi için
özelliklerinin grafik olarak gösterimi uygulanan ara tavan
anyon anion ara yoğuşma interstitial condensation
negatif yüklü iyon; örneğin klorit, silikat, mahaller arası yoğuşma
sülfat.
ara yüz interface
anyon değişimi base exchange process bilgisayarda bir yazılımın sahip olduğu
anyon değişimi yoluyla alkalilik kaldırma özellik;bir bilgisayar ile aynı yapıdaki
elemanlar arasında bilgiyi iletmek yada
aparat apparatus bilgisayardan bilgi almak için yapılan
ANSI/ASHRAE Standart 402002 de arayüz bağlantıları. arayüz
istenen test odası koşullandırma cihazı ve
diğer test ve ölçme araçları. ara zon buffer zone
ara zon
aparat çiğ apparatus dewpoint (ADP)
noktası nem almanın olduğu yerlerde serpantinin araç (cihaz) device
etkin yüzey sıcaklığı; bu sıcaklık, % 100 ANSI/ASHR.AE Standard 52.11992
besleme havasının serpantine temas içerisinde "device" sözcüğü , özellikle
etmesi halinde tüm besleme havasının test altındaki ekipman olmak üzere, genel
soğuyacağı sıcaklıktır; havalandırmada kullanılan bir hava
temizleme ekipmanı anlamına gelir
aparey (aparat) fixture
bir lamba yada lambalar grubunu içeren, araç altı underslung refrigerating unit
konumlandıran, görüşten saklayan ve soğutma birimi araç dingiline alttan bağlı soğutma birimi
ışığı dağıtan eleman. Bu aparat aynı
zamanda bir ballast gerektirebilen
araç duyarlılığı instrument sensitivity
elektrik bağlantılarını da içerir.
ölçme aracının yanıt vereceği en küçük
artımsal değişim.
ara basınç intermediate pressure (interstage
pressure)
arada interim
kademeli soğutma sistemlerinde alçak ve
366
(zaman) aralik. ara. bosluk. geçici. arama bilgi call for tenders
aradaki. servisi arama ile bilgi alma servisi
aralık clearance araştırma research
birbiriyle eş çalışan iki yüzey arasındaki yeni olayların ışığında, benimsenen
boşluk; motor ve kompresörlerde piston sonuçların yeniden gözden geçirilmesine
üst ölü noktadayken silindir kafası ile ilişkin deneysel ve kapsamlı kritik
piston yüzeyi arasındaki uzaklık; çalışma.
aralık crackage araştırmak survey
kapı ve pencere yüzeyleri arasındaki bakmak. incelemek. dikkatle göz
açıklıklar, aralıklar. gezdirmek. (bir yapiyi) yoklamak.
muayene etmek. durumunu sinamak.
aralık interval teftis etmek.
aralık. fasıla. mesafe. müddet. zaman. iki
ses arasındaki perde farkı.antrakt. ara. arayıcı detector
açıklık. meyan. mühlet. arayıcı;detektör; genelde soğutma
sistemlerinde soğutkan kaçak noktalarını
aralık range belirlemekte kullanılan elektronik cihaz
basınç,sıcaklık,akış miktarı (debi) yada
bilgisayar değerleri gibi değerlerin en arayıcı borusu detector tube
yüksek ve en düşük sınırları arasındaki detektör borusu
fark;
arayüz interface standard
aralık (makine) spacing iletişimde iki sistem yada iki ekipman
standardı
iki parça arasındaki aralık; boşluk parçası arasında bilgi değişimi için, bir
yada daha fazla işlevsel
aralık clearance samples karakteristiği(kod dönüştürme,hat
mastarları iki yüzey arasındaki aralığı ölçmek üzere ayırma,protokol) açıklayan standart
değişik kalınlıklarda hazırlanmış
mastarlar arazi terrain
arazi, özel bir maksada hizmet eden
aralık oranı spacing ratio arazi; yer, arazi, arsa.
aralık oranı
ardışık olay eves
aralık parçası spacing piece bir olayı hemen takibeden bir başka olay
ekipmanlar veya elemanlar arasında
aralık bırakan parça; aralık parçası arıza failure
arıza;hata;yanlışlık
aralıklı intermittent ignition burner
ateşleyen aralıklı brülör ateşlemesi;sadece gerekli arıza bulma troubleshooting
brülör olduğunda yada hava fırını çalışırken soğutma makinalarında arıza saptma
devrede olan ateşleme sistemi. işlemi.
aralıklı brülör intermittent burner ignition arıza tepkisi failure response
ateşlemesi aralıklı brülör ateşlemesi;sadece gerekli arıza tepkisi
olduğunda yada hava fırını çalışırken
devrede olan ateşleme sistemi.
arıza uyarı ışığı failure warning light
arıza ikaz ışığı
aralıklı buz batch type ice maker
yapıcı değişmeli olarak buz yapma (dondurma)
arızalı hal disabled state
ve toplama çevrimi yapan buz makinesi
arızalı durum; arızalı hal
aralıklı çalışma intermittent operation
aritmetik mean, arithmetic
aralıklı çalışma;
ortalama aritmetik ortalama;bir veri dizisindeki
değerler toplamının dizideki eleman
aralıklı görev intermittent duty sayısına bölümü
aralıklı görev yada işlev; gerekli
olduğunda devreye giren işlev
aritmetik arithmetic mean temperature
ortalama difference
aralıklı ısıtma intermittent heating belirli bir dönem içerisinde ölçülen hava
aralıklı ısıtma sıcaklık farkı
sıcaklıkları toplamının, ölçme sayısına
bölümü ile elde edilen ortalama sıcaklık
aralıklı ısıtma intermittent heating or cooling
veya soğutma aralıklı ısıtma yada soğutma ark arc
birbirine yakın iki elktrot arasında
aralıklı numune intermittent sampling gerilimin neden olduğu akım atlaması;ark
alma belirli aralıklarla numune alma
ark kaynağı arc welding
ark kaynağı; elektrotla malzeme arasında
aralıklı proses batch cycle process
oluşan arkın ergitmesi ile yapılan kaynak
soğutma ve/veya soğutma işlevlerini
kararsız yada sürekli olmayan biçimde
sağlandığı bir çevrim türü; arka plan background noise level
gürültü değerlendirilmesinde kullanılan
367
gürültü düzeyi fondaki(arka plandaki) gürültü düzeyi; girmesinden kaynaklanan hastalık;bu
hastalıkta soluma giderek güçleşir ve
aromatic hydrocarbon ölümcül bir sona ulaşabilir.
aromatik
hidrokarbon Tekli (C-C) ve çift(C=C) bağlarla bağlar
çevresinde 6 simetrik karbon zinciri asetilen acetylene
yapısında karbon ve hidrojen atomları birbirine üçüz bağla bağlanmış iki karbon
içeren hidrokarbon. ve iki hidrojen atomu içeren en basit
alkin grubu; asetilen
aromatik içerik aromatic content
bir bileşikte yada çözeltideki aromatik asetilen kaynağı acetylene welding
hidrokarbonların yüzdesi oksijen ve asetilen gazlarını bir şalomada
birleştirip basınçlarını ayarlayarak yakan
Archimedes number ve bu yolla iki metalin birleştirilmesinde
Arşimet sayısı
Arşimet sayısı kullanılan kaynak; oksijen kaynağı da
denir
artan hız rising velocity
artan hız; hızın giderek artması asfalt asphalt
maden zifti ile kum veya çakıl taşını
karıştırarak yol yapımında kullanılan
artık gaz lean gas
malzeme, asfalt; maden zifti; asfalt,
doğal gaz absorpsiyon işlemlerinden(
asfaltla yapılan yol.
örneğin doğal gazdan doğal benzin elde
edilmesi) ve sıvı bileşenlerin
ayrılmasından sonra kalan doğal gaz asfiksiyan simple asphyxiant
solunum güçlüğü yaratmaktan başka bir
sağlık etkisine sahip olmayan gaz
artmak increase
artmak. çoğalmak. yükselmek. artırmak.
çoğaltmak. artış. asıl original
özgün. esasa ait. ilk. yeni. yeni icat
olunmuş. orijinal.
artmak rise (verb)
artmak;yükselmek;
asıl doküman original document
bir dökümanın aslı
arz ve talep supply and demand
arz ve talep; bir tam rekabet piyasasında
fiyatların arz ve talep yasasına göre asılı suspended
belirleneceğini ileri süren kuram asılı; asılı halde; havada veya bir sıvıda
asılı halde bulunma
asansör elevator
yükleri yada insanları yüksek bir düzeye asılı maddeler suspended matter (particulates)
çıkartan araç;asansör havada asılı halde bulunan parçacıklar
asansör lift (noun) ( USA elevator) asılı parçacık suspended particle
asansör; kaldırıcı; yükselteç asılı haldeki parçacık
asansör boşluğu elevator shaft asimetrik temperature, asymmetry
içerisinde asansörün çalıştığı bina sıcaklık bir siyah panel cismin iki yüzü arasındaki
boşluğu radyatif sıcaklık farkı
lift ventilation asit (isim) acid (noun)
asansör
asansör havalandırması asit; suda çözündüğü zaman 7.0'den
havalandırması düşük pH değeri veren kimyasal bileşik
asbest asbestos acid (adj)
solunum yoluyla alındığında kansere ve
asit (sıfat)
suda çözündüğü zaman 7.0'den daha
asbestosis hastalıklarına neden olan, hava düşük pH veren kimyasal bileşik; asit
ve su için kirletici kabul edildiği için
üretim ve inşaat sektörlerinde kullanımı
sınırlandırılmış olan mineral fiberi. asit çiğ noktası acid dew point
asit buharlarının belirli bir basınçta
yoğuşmaya başladığı sıcaklık
asbest crocidolite (see asbestos)
bakınız "asbestos"
asit çiğ noktası dew point, acid
asit çiğ noktası sıcaklığı; belirli bir
asbestli beton asbestos concrete pipe basınçta asit buharlarının yoğuşmaya
boru asbestli beton boru; başladığı sıcaklık derecesi
asbestli kablo asbestos cord asit dumanları acid fumes
asbestli kablo; asbestli kordon asit dumanları; kimyasal bir işlemde
ortaya çıkan asit buharlar
asbestli asbestos packing
paketleme asbestli malzemeden yapılmış salmastra; asit kemirmesi acid attack
malzemesi asbestli conta; asbestli sızdırmazlık asitlerin metal yüzeylerde neden olduğu
elemanı yıpratma etkisi; asit kemiriciliği
asbestosis asbestosis asit kurum acidic smuts
asbestli fiberlerin solunum yoluyla baca gazlarında, asit yapıcı maddelerin su
368
buharı ile yaptıkları asitlik özelliğindeki aspirasyon psikrometresi
is yada kurum
astar kat prime coat
asit sisi acid mists astar boya vurmak.
asit dumanları; asit sisi
astım asthma
asite direnimli acid resistant astım hastalığı
asite karşı direnimli; asit direnci olan
metal aşağı çekme downwash, downdraught (USA
downdraft)
asitle temizleme acid cleaning aşağı doğru çekme
bir metal yüzeyindeki kirlilik ve pasları,
bu yüzeye asit+su karışımı uygulayarak aşındıran abrasive (noun)
temizlemek aşındıran madde yada malzeme
asitlik acidity aşındırıcı abrasive (adj)
asitlik; suda çözüldiğünde 7.0'den düşük aşındırıcı
pH sayısı veren maddenin sahip olduğu
özellik aggressive (adj)
aşındırıcı
aşındırıcı,kemirici
askı hanger
boruların sarsıntı yapmaması ve bel aggressive gasses
vermemesi amacıyla duvara veya tavana
aşındırıcı
gazlar korozyon yapıcı gaz akımları
tutturulmasında kullanılan eleman.boru
askısı.
aşındırıcı tozlar abrasive dusts
hang up aşındırıcı tozlar;
askıya almak
güçlük. engel. özel sorun. takınak.
asmak. geciktirmek. telefon kapatmak. aşındırma abrasion
takınak. aşındırma, bir madde yüzeyinden temas
ve sürtünme yoluyla parçacıkların
floating floor alınması işlemi;
asma döşeme
ana döşemenin üzerine yapılan ve arada
oluşan boşluğun, hava kanalları yada aşınma wear and tear
plenum amacıyla kullanıldığı döşeme yıpranma kullanım nedeniyle yaşlanmak ve
eskimeden kaynaklanan yıpranma
asma tavan false ceiling aşırı akım overcurrent
aradaki hacmin dağıtım havasının aşırı akım
sirkülasyonunda kullanıldığı, yapısal
tavanın altında desteklenmiş tavan. aşırı akım overcurrent motor protection
‘suspended ceiling’ terimi ile motor motor aşırı akım koruyucusu
karşılaştırınız.
koruyucusu
asma tavan suspended ceiling (hung ceiling)
aşırı basınç excess pressure
bir yapısal tavanın altındaki tavan düzeyi
aşırı basınç; gerekenden fazla basınç;
soğutma sistemlerinde evaporatör ve
asma-döşeme false floor kondenser basınçlarının normalden
orijinal döşemenin üzerine yerleştirilmiş yüksek olması durumu
ikincil döşeme; aradaki hacim
iklimlendirmede, sirkülasyon ve dağıtım
aşırı basınç overpressure
havasının dağıtılması ve sirkülasyon
aşırı basınç
havasının tekrar girişi için kullanılabilir.
aşırı değer overestimate
aspirasyon aspiration
biçmek olduğundan fazla değer biçmek.
bir akışkanda, akış hızı nedeniyle
abartmak.
yaratılan emme etkisi ile hareket üretimi;
aspirasyon
aşırı doyma over saturate
aşırı doyma(hava)
aspirasyon aspirated hygrometer
nem-ölçeri nemliliği ölçmek için hava örneği çeken
nem-ölçer. aşırı doyma supersaturation
(1)bir buharın bulunduğu basınca karşı
gelen sıcaklığın üzerindeki bir sıcaklıkta
aspirasyon aspirated psychrometer
ortaya çıkan ileri kararlı denge durumu.
psikrometresi nemliliği ölçmek için hava örneği çeken
nem-ölçer.
aşırı doymuş supersaturated vapour
buhar süper doygun buhar; bakınız
aspiratör aspirator
"supersaturated vapor"
bir mahalle lokal olarak yaratılan basınç
farkı nedeniyle hava çeken araç; aspiratör
aşırı doymuş supersaturate (verb)
hale getirmek bir kimyasal çözeltinin normal basınç ve
Assmann Assmann psychrometer
sıcaklıkta içerebileceğinden daha derişik
psikrometresi içerisindeki termometrik elemanların
halde olması
radyasyondan çok iyi korunduğu özel bir
369
aşırı doymuş supersaturated air ATD yardımcı complimentary accessories for ATD
hava belirli bir basınç ve sıcaklıkta havanın elemanları ATD yardımcı elemanları
normalde taşıyabileceğinden fazla nem
içermesi durumu
ateş tuğlası fire brick
ateş tuğlası; alevden etkilenmeyen, aleve
aşırı ısınma overheat dayanıklı tuğla
aşırı ısınmak;aşırı ısı
ateşe dayanıklı refractory lining
aşırı ısınma overheating ateşe dayanıklı malzeme ile iç yüzeyleri
kaplama
aşırı ısıtma örmek
aşırı ısınmış overheated ateşe dayanıklı refractory brickwork
aşırı ısınmış; ateşe dayanıklı tuğla
tuğla
aşırı overmodulate
ateşe kömür stoke (verb)
modülasyon aşırı modülasyon
atmak atese kömür. vb. atmak. canlandirmak.
aşırı sıcaklık excess temperature
ateşi stoking
aşırı sıcaklık,fazla sıcaklık; evaporatör ve
karıştırmak ateşi karıştırmak, ateşe kömür atmak;
kondenserde çeşitli nedenlerle normalden
ateşe kömür atan cihaz, stoke kömür
yüksek sıcaklıklar
at/besle.
aşırı soğutma overcooling
ateşleme ignition
aşırı soğutma;
yanmanın başlaması; tutuşma
aşırı yük overload
ateşleme ignition electrode
soğutma sistemlerinde, elektrik
elektrodu içten yanmalı motorlarda ateşleme
motorunun aşırı akım çekmesi ve bu
elektrodu
nedenle aşırı yüklenmesi durumu.(2)
böyle bir durumda devreyi açarak sistemi
durduran koruyucu eleman gereklidir ateşleme ignition safety device
güvenlik cihazı ateşleme güvenlik aracı
aşırı yük aracı overload device
aşırı yüklemeden koruma aracı ateşleme ignition source
kaynağı ateşleme kaynağı; motorlu araçlarda
aşırı yük overload capacity ateşleme trafosu
kapasitesi aşırı yük kapasitesi; bir elektrikli aracın
aşırı yük taşıma yüzdesi ateşleme ignition point
noktası bir yakıtta yanmanın kendiliğinden
aşırı yük overload protection başlaması için gerekli en düşük sıcaklık;
koruması aşırı yük koruyucusu
ateşleme ignition temperature (ignition point;
noktası kindling temperature)
aşırı yüklemesiz non overloading fan
bakınız "ignition point"
fan aşırı yüklemesiz fan
ateşleme ignition temperature
aşırı[fazla] excess bir yakıtta yanmanın kendiliğinden
sıcaklığı
aşırı,fazla; normalin üstünde; başlaması için gerekli en düşük sıcaklık;
atalet inertia ateşleme method of firing
atalet;durgunluk; bir cismin üzerine etki ateşleme yöntemi(elle,otomatik,aralıklı
yöntemi
eden bir kuvvet olmadıkça durgun vb)
kalacağını ifade eden yasa
atfetmek attribute
atalet darbeleri inertial impaction doğal özellik. nitelik. simge. sembol.
filtreler kullanılan difüzyon ve inanmak. bağlamak. yormak. vermek.
absorbsiyonla birlikte üçüncü parçacık atfetmek.
tutma yöntemi; çarpışma ile tutma
Athermour Athermour barrier
atalet etkileri inertial effects radyatif ısının geçişini engelleyen madde
engeli
atalet etkileri; yada hacim
atalet inertial deposition atık effluent
parçacıkları filtrelerle toplanan parçacıklar bir atık su yada pis su işlemleme
tesisinden, bir pis su borusundan, bir
atalet tabanları inertia bases endüstriyel tesisten işlenmiş yada
çalışırken titreşim yapan bir makine veya işlenmemiş olarak çıkan pis su içeriği.
elemanın üzerine yerleştirildiği yüksek
atalete sahip alt tablalar atık waste (noun)
(1) bir üretim prosesinden kalan
ataletle ayırıcı inertial separator istenmeyen malzemeler (2) insan yada
parçacıkların hava akımında hayvanların yaşadığı yerlerden çıkan atık
ayrılmasında atalet ilkesini kullanarak maddeler
yapılan ayırma
370
atık borusu waste pipe işlemlemesi zehirli olma potansiyelini azaltmak
sıvı atıkları taşıyan pis su borusu amacıyla bir yada daha fazla kimyasal,
fiziksel veya biyolojik işlemleme
atık buhar waste steam yapılmış olan atık su
atık buhar; bir prosesten çıkmış çürük
buhar atık tankı refuse container
katı atıkların içine atıldığı tank; yada
atık enerji waste energy depo
atık enerji; örneğin bir bina bacasından
duman gazlarıyla atmosfere atılan enerji atık toplamak drop off (verb)
bireyler tarafından, belirlenen bir
atık enerji waste energy sources toplama merkezine getirilen tekrar
atık enerji kaynakları; binada atık enerji kullanıma sunulabilen atıkları toplama
kaynakları
elde edilen bacalar, fırınlar, kondenserler yöntemi; bu yolla atık toplamak
gibi kaynaklar
atık toplanma refuse collecting plant
atık gaz waste gas tesisi katı atık toplama tesisi;
atık gaz; duman gazı; bacadan atılan gaz
karışımı atık yeri disposal
zehirli,radyoaktif atıkların; yasaklanmış
atık gaz analizi waste gas analysis haşarat ilaçları ve kimyasalların, veya
duman gazı analizi kazara ortaya çıkmış tehlikeli maddelerin
bulunduğu varillerin en son yerleşim
atık gaz bacası waste gas chimney yada yok edilme yeri.
duman gazı bacası
atıktan üretilen refuse derived fuel (RDF)
atık gaz borusu waste gas pipe yakıt belediye katı atıklarını(MSW) küçük
duman gazını bacaya taşıyan boru paketler haline getirerek elde edilen
yakıt; bu atıklar içerisinden önce
waste gas volume şişe,cam, plastik gibi yanıcı olmayanlar
atık gaz hacmi
atık gaz hacmi; duman gazı hacmi ayrılır.
waste gas temperature atıl gaz inert gas
atık gaz
duman gazlarının sıcaklığı atıl gaz; (argon, kripton, ksenon ve
sıcaklığı radon)
atık ısı waste heat nuisance dusts
atıl tozlar
atık ısı; duman gazlarıyla bacadan veya atıl toz adı da verilen bu tozlar % 1'den
bir konmdenserden atılan ısı düşük kuartz içeren tozlar olup, düşük
silikat içrikleri nedeniyle akciğerlerde
atık ısı geri waste heat recovery çok küçük bir olumsuz etki göstererek
kazanımı atık ısı geri kazanımı kalabilirler.
atık ısı geri waste heat reclamation district heating atılan filtre disposable filter
kazanımlı atık ısı geri kazanımı ile bölgesel ısıtma bir gaz temizleme sisteminde dolduktan
sonra atılan filtre
bölgesel ısıtma
atılan hava disposable air filter
atık ısı kazanı waste heat boiler
filtresi kullanıldıktan sonra, tozla dolması
atık ısı kazanı; atık ısı kullanarak ısıtma
durumunda atılarak yerine yenisinin
yapan kazan
yerleştirildiği hava filtresi
atık su effluent water
atılır filtre filter, disposable
içerisinde evsel atıkları barındıran atık
kullanıldıktan ve toza doyduktan sonra
su; bir atık su yada pis su işlemleme
atılan filtre
tesisinden, bir pis su borusundan, bir
endüstriyel tesisten işenmiş yada
işlenmemiş olarak çıkan pis su içeriği. atım pulse
çarp, çarpmak, nabız atmak,
bakliyat/vuruş/nabız; umumi eğilim;
atık su waste water
çarpıntı; i, nabız, nabız atması; nabız,
konut, çiftlik, iş yeri, ticari işletme,
nabız atışı, titremek, nabız gibi atmak,
fabrika vb gibi birimlerden yayılan
titreşim, eğilim, bakliyat, çarpmak,
kullanılmış ve içerisinde çözünmüş veya
asılı halde kirleticiler içeren su; atık su
atım uzaklığı throw
çıkış elemanının merkezinden, hava
atık su akım efflux velocity
akımının sürdürülebilir maksimum
hızı dışarı akıtılan pis suyun akış hızı
hızının belirlenen bir değere düştüğü
yerdeki karışım havası arasındaki, ft ( m)
atık su disposal of waste water (sewage) olarak ifade edilen T uzaklığı.
boşaltımı atık su; evsel pis su;
banyo,çamaşırhane,mutfak ve atımlı sıcak tel pulsed hot wire anemometer
tuvaletlerden çıkan kullanılmış ve atıkları bünyesinde bir veri işlemleme sistemi,
içeren su
anemometresi
prob kısmında bir sıcak tel ile çevre
sıcaklığını duyan bir sensorlar ve
atık su treatment of waste water iletişimi sağlayan kablolar içeren
371
anemometre basınç farkı ile geçtiği soğutma kulesi
türü
atlama etki snap action mechanism
mekanizması aiki konum arasında hızlı geçiş(atlama) atmosferik nem atmospheric moisture
sağlayan mekanizma atmosferik havada bulunan nem
atlama etkili snap action control atmosferik atmospheric cooling tower
kontrol iki konum arasında hızlı anahtarlama soğutma kulesi atmosfer havasını çekip üfleyerek
geçişi sağlayan elemanlarla kontrol soğutma yapan klasik soğutma kulesi.
atlama etkisi snap action atmosferik toz atmospheric dust
iki konum arasında hızlı anahtarlama normal olarak test kanalına beslenen
geçişi etkisi hava içerisinde bulunan parçacık halinde
maddeler.
atmak waste (verb)
atmak atmosferik toz atmospheric dust concentration
derişimi belirli bir yerdeki havanın birim
atmak(sigorta) blow hacminde ölçülen toz miktarı; atmosferik
toz derişimi
atmosfer atmosphere
yer küreyi çevreleyen gazları içeren hava atmosferik toz atmospheric dust spot efficiency
katmanları; atmosfer nokta verimi test edilen filtrenin içerisinden geçirilen
hava örneğindeki kirlilikler yönünden
filtre etkinliğini ölçmek için filtrenin
atmosfere açma venting
giriş ve çıkışındaki kirliliği karşılaştıran
havalık yapma; bir cihazı atmosfere
yöntem.
açma; cihazın atmosferik bağlantısını
kurma
atom atom
(1) Web'de yazı yazmak ve bilgileri
atmosferik atmospheric (adj)
okumak için standart format;(2) bir
atmosferle ilgili;atmosfere ait
elementin, kendisi ile aynı kimyasal
özelliklere sahip en küçük parçası
atmosferik atmospheric pressure
basınç atmosfer basıncı.deniz düzeyinde 760
atom ağırlığı atomic weight
mm hg.ve 1,0336 kg/cm2
atom ağırlığı; bir elementin belirli bir
çevrede bulunan bütün izotoplarının
atmosferik atmospheric burner atomik kütlelerinin ortalama değeri
brülör gaz yada gaz-hava karışımının yanma
bölgesine atmosferik bölgesine nihai
atom numarası atomic number
taşınımı için kullanılan cihaz
bir element atomunun çekirdeğinde
bulunan proton sayısı; atom numarası
atmosferik atmospheric freeze drying
donmuş vakum altında değil, atmosferik basınçta
atomik atomic absorption
kurutma son derecede kuru havayı üründen hızlı
soğurma bir atomun bir yörüngeden diğerine
biçimde geçirerek yapılan kurutma
atlamak için bu yörüngenin enerji
düzeyine erişmek için emdiği enerji
atmosferik atmospheric stability
kararlılık yükseklik arrtıkça hava sıcaklığının
atomize edici atomizer
değişmesindeki kararlılık; bu değişme
atom gibi küçük parçacıklar haline
her 1000 ft için yaklaşık 3.5 F olup,
getirme; atomize etme
günden güne değişir; bu değişim arttıkça
atmosferik kararlılık azalır
atomize etmek atomize
atom gibi küçük parçacıklar haline
atmosferik atmospheric pollution
getirme; atomize etmek
kirlenme yanardağ püskürmeleri gibi doğal
nedenleri olsa da, genellikle insan eliyle
yapılan işlemlerden kaynaklanan yan atomize atomizing humidifier
ürünler nedeniyle oluşan atmosferik nemlendirici sprey halinde suyu kullanarak, atomize
kirlenme haldeki suyun havaya eklenmesi yoluyla
yapılan nemlendirme
atmosferik atmospheric condenser
dış mahalde yerleştirilmiş kondenser; atölye workshop
kondenser bir konu üzerinde birlikte çalışma;
çalıştay
atmosferik atmospheric corrosion
korozyon demir temelli malzemelerin atmosferik shop assembly
atölyede
oksijenle tepkimeye girerek korozyona atelyede toplama; bir makineyi(soğutma)
uğraması; havanın neden olduğu toplama
atelyede yada imalat yerinde toplama
korozyon
Avogadro Avogadro’s Hypothesis
atmosferik kule atmospheric tower (natural draught Eşit basınç ve sıcaklıklarda buılunan
cooling tower) hipotezi
gazlar eşit sayıda molekül içerirler
atmosferik kule(doğal çekimli kule);
içerisinden hava akımının sağlanması
için herhangi bir mekanik araç Avrupa European Standard (EN)
kullanılmayan, içerisinden havanın doğal standardı Avrupa birliği tarafından, üye ülkelere
372
uygulama zorunluğu getiren ve bu ayarlamak set (verb)
ülkelerin kendi ulusal standardını kurmak;ayarlamak;hazırlamak;
yürülükten kaldıran standart;AB
Standardı ayarlanabilir adjustable
ayarlanabilir
Avrupa European Committee for
standartlar Standardisation (CEN) ayarlanabilir adjustable flow rate
komisyonu Avrupa birliğindeki üye ülkelerin ulusal değişken debi; bir pompa yada fanın
debi
standart kurumlarını bünyesinde toplayan önceden belirlenen bir değere
oluşum; Avrupa Birliği Standartlar ayaralanabilen debisi
Komitesi
ayarlanabilir adjustable flow rate air diffuser
ayak foot akış miktarı ayarlanabilen hava difüzörü
debilihava
ayak; bir IP uzunluk birimi
difüzörü
foot operated ayarlanabilir adjustable frequency drive (AFD)
ayakla
ayakla çalıştırılan; frekanslı tahrik fan, pompa,ve kompresörlerin dönel
çalıştırılan hızını (devir sayısı) kontrol etmekte
kullanılan elektronik bir araç; hız
değişimi motor devresindeki frekansın
ayar aralığı adjustment range (scale) değiştirilmesiyle sağlanır.
ayar aralığı; çıktısı ayarlanabilen bir
cihazın alt ve üst ayar sınırları arasındaki
ayarlanabilir adjustable pitch fan
değişim olanağı
hatveli fan kanatlarının aralığı yada hatvesi
değiştirilebilen fan
ayar aralığı range of adjustment
ayarlama aralığı; basınç,sıcaklık gibi
değişkenlerin kontrolünde kullanılan ayarlanabilir adjustable louvre
elemanın ayar aralığı ızgara kanatları ayarlanabilir panjur
ayar basıncı set pressure ayarlanabilir iç adjusted internal temperature
ayar basıncı sıcaklık ayarlanabilir dahili sıcaklık
ayar duyarlılığı setting accuracy ayarlanabilir adjustable capillary valve
ayar duyarlılığı kılcal botu ayarlanabilir kılcal vana
ayar farkı droop adjustable grille
ayarlanabilir
ayar noktası ile gerçek çalışma noktası hava geçiş kesiti kanatların ayarlanması
arasındaki farklılık
menfez
yoluyla değiştirilebilen hava menfezi
ayar noktası set point ayarlanabilir adjusted net sensible capacity
ayar noktası brüt duyulur ısı kapasite-sinden gerçek
net duyulur
kapasite fan gücünün çıkartılması ile elde edilen
ayar noktası set point temperature kapasite
sıcaklığı ayar noktası sıcaklığı
ayarlanabilir adjusted net total capacity
ayar plaka sacı checker plate sheet net toplam brüt toplam kapasite eksi gerçek fan gücü
ayak kaymaması için üzeri tırtıklı plaka kapasite
ayar T parçası regulating tee ayarlanabilir adjustable pattern air diffuser
ayarlama yada düzenleme 'T' parçası ayarlanabilir hava örneği veren hava
örnekli hava
difüzörü difüzörü
ayar topuzu setting knob
ayar topuzu;ayar kolu
ayarlanabilir adjustable air louvre
panjur ayarlanabilir kanatları olan hava giriş
ayarlama adjustment panjuru
ayarlama;
ayarlanabilir adjusting screw
ayarlama set ayarlama vidası; bazı cihazların örneğin
bir kontrol aracını genellikle sıfır yada vida
bir ekspansiyon valfin superheat yayını
boş konumun dışındaki belirli bir ayarlamakta kullanılan vida
konumda yerleştirmek,ikili (binary) bir
hücreyi “bir” konumuna getirmek
ayarlı adjusted lighting power
aydınlatma ayarlanabilir aydınlatma gücü; bir
ayarlama setting dimmer yardımıyla verdiği ışık şiddeti
ayarlama; ayar gücü
ayarlanabilen aydınlatma aracı
ayarlama regulating cock iris damper or valve
ayarlama yada düzenleme musluğu
ayarlı(iris)
musluğu damperi duyarlı hava akış miktarı ölçümü
yapmakta kullanılan ortasında havanın
ayarlamak adjust geçtiği açıklık dairesel olarak
ayarlamak ayarlanabilen damper
373
aydınlatma illuminance aydınlatma genel aydınlatmayı içermez.
bir yüzeyin bir noktasına gelen
aydınlatma akısının yoğunluğu. aydınlatmada heat removal luminaire
ısı atımı aydınlatma araçlarından yayılan ısının
aydınlatma illumination tavan düzeyinde toplanarak atılması
aydınlatma;ışıklandırma
aydınlatmak illuminate
aydınlatma lighting aydınlatmak; ışıklandırmak
doğal yada yapay aydınlatma; essential
lighting aydınlatılan alanın güvenli ve aydınlatmak light (verb)
verimli biçimde kullanımı için gerekli yakmak. tutuşturmak. aydınlatmak.
olan aydınlatma; canlandırmak. parlatmak. yanmak
aydınlatma lighting tube aydınlık skylight well
borusu gün ışığını karanlık alanlara(yer altı aydınlık’tan tavana kadar olan boşluk.
istasyonlar) iletmek üzere döşenen
boru;(bakınız solar pipes,daylight pipes) skylight
aydınlık
penceresi yatay düzleme göre 60°’den küçük eğime
aydınlatma lighting power budget (LPB) sahip bir pencere yüzeyi; diğer pencere,
gücü bütçesi watt olarak, iç ve dış alanlar yada bina çatısına kurulu olsa bile düşey
etkinlikler için izin verilen aydınlatma pencere olarak düşünülür
gücü
ayıormak disconnect
aydınlatma lighting power allowance bir elektrik devresindeki iletkenlerin
[özemek]
gücü toleransı Bakınız “interiror lighting power besleme kaynağından ayrılmasını
allowance” ve “exterior lighting power sağlayan bir araç yada araç gurubu veya
allowance”. diğer elemanlar
aydınlatma lighting power density ayırıcı separator
gücü yoğunluğu binanın mahal işlevsel sınıflandırmasına bir sıvı veya gaz akımı içerisinde
göre birim alan başına maksimum tutuklanmış katı ve sıvıların, bir filtre
aydınlatma gücü. (süzgeç) elemanı içeren perde yada
birleştirici kullanılarak akımdan
aydınlatma troffer luminaire air terminal device ayrılmasını sağlayan tank
menfezli tavana monte edilen ve aydınlatma
terminal cihazı aracıyla birlikte hava terminalini de ayırıcı filtre separator filter
içeren aparat; bir sıvı veya gaz akımı içerisinde
tutuklanmış katı ve sıvıların, bir filtre
aydınlatma lighting engineering (süzgeç) elemanı içeren perde yada
mühendisliği aydınlatma mühendisliği birleştirici kullanılarak akımdan
ayrılmasını sağlayan tank
aydınlatma measurement of illumination
aydınlatma miktarının ölçülmesi ayırma separation
ölçümü
ayrılma;ayırma; sıvı pis su içerisinden
katı atıkları ayırma
aydınlatma lighting system
sistemi aydınlatma sistemi;belirli bir işlevi yerine
ayırma [çözme] disconnection
getirmek üzere devresi oluşturulan yada
bir elektrik devresinde bağlantıyı kesme;
kontrol edilen aydınlatma araç grubu.
bağlantı çözme; ayırma
aydınlatma heat of light system
ayırma tesisi separating plant
sistemi ısısı aydınlatma sisteminde üreyen ısının
pis suyu işlemlerken içerisindeki katı
binada mahal ısıtmasında kullanımı
atıkları ayıran tesis
aydınlatma intensity of illumination
ayırma verimi separation efficiency
şiddeti aydınlanma şiddeti;
ayırma verimi;
aydınlatma lighting installation aylık ortalama temperature, mean monthly outdoor
tesisatı aydınlatma tesisatı; air
dış mahal
sıcaklığı ortalama aylık dış hava sıcaklığı
aydınlatma lighting efficacy (LE)
verimi aydınlatma verimi bir aydınlatma monthly fluctuation
aylık oynama
aracının verdiği ışık şiddetinin watt aylık oynamalar; örneğin enerji
olarak gücüne oranı (değişme)
tüketiminde aylık değişiklikler
aydınlatma, lighting, general monthly report
aylık rapor
genel genel amaçlı aydınlatma;bir alan aylık rapor
içerisinde daha çok eşbiçimli bir
aydınlatma düzeyi sağlayan aydınlatma.
aynı eksenli coaxial
aynı eksenli;
aydınlatma,dek lighting, decorative
oratif dekoratif amaçlı aydınlatma;tamamen
dekoratif ve estetik bir etki için aynı eksenli coaxial cable
yerleştirilen aydınlatma. Dekoratif kablo elektrostatik alanlardan korunma
sağlayan özel üretilmiş tek yada çok
374
iletkenli kablo ayrıntı vermek detail (verb)
ayrıntılı anlatmak;detayına girmek;
aynı eksenli coaxial condenser projede özellikli bir bölümün ayrıntı
iç içe geçmiş borulardan oluşan resmini çizmek;detaylandırmak
kondenser
kondenser; içteki borudan soğutkan,
dıştaki borudan soğutma suyunun aktığı ayrıntılı detailed description
kondenser açıklama bir konu hakkında bütün özellikli
hususları içeren ayrıntılı açıklama
ayrı separate
ayrı; ayrık;bağlantısı ve bağımlılığı ayrıntılı detailed inspection
olmayan denetim ayrıntılı denetim;ayrıntılı kontrol
ayrı pis su separate sewage system ayrıntılı detailed specification
sistemi müstakil pis su sistemi ayrıntılı tanımlama; özelliklerini ayrıntılı
nitelendirme
biçimde verme
ayrıca additional
ek olarak; ilave biçiminde ayrıntılı tahmin detailed estimate
ayrıntılı tahmin süreci; ayrıntılı
ayrıca (ek in addition hesaplama
olarak) ayrıca;ek olarak; ilaveten; ilave
olarak;….na ek olarak ayrıntılı detail design
tasarım ayrıntılı tasarım; projedeki özellikli
ayrık akım separated flow hususlarda ayrıntılı açıklamalar vererek
ayrılmış akım; diğer bir akımla fiziksel yapılan tasarım; bir ayrıntının tasarımı
teması olmayan akım
ayrıştırıcı decompressor
ayrık buz remote refrigerator bilgisayar teknolojisinde veri sıkıştıran
soğutma grubunu oluşturan ve çözen herhangi eleman
dolabı
kompresör,kondenser ve fan grubunun
uzakta bir yerde bulunduğu ve ayrıştırma decomposition
soğutkanın borularla soğutucuya besinlerin yapısında kimyasal değişimler
getirildiği soğutucu ekipman sonunda ortaya çıkan ayrışma ve
çözünme.
ayrık hızlı individual quick freezing (IQF)
soğutma ayrık( bireysel) hızlı dondurma; azaltım decrement
azaltım değeri; düşüm miktarı (1)bir
değişkenin değişme miktarı, (2)bazı ikili
ayrık ısı detached heat station
sistem (binary)bilgisayarlarda bir komut
merkezi binadan ayrı bir yerde konumlandırılmış
satırının herhangi parçası; buna göre
kazan dairesi
sayıların bir dizisi
ayrık ısıtma individual heating
azaltma decrease
mahallerin ayrık ve kendine özgü
azaltma/azalma, azaltmak, eksiltmek
ısıtıcılarla ısıtıldığı mahal
gittikçe azalarak; eksilmek, küçülmek,
çekilmek, azalmak; azaltmak, azalmak;
ayrık nizam detached dwelling küçülme;
bina komşu binalarla birleşik elemanı
bulunmayan; ayrık-düzen bina(ayrık-
azatlım derecesi degree of attenuation
nizam)
azaltma derecesi; özellikle sesle ilgili
yalıtımlarda bir yalıtım malzemesinin
ayrık zon individual zone control sağladığı ses azaltım derecesi
kontrolü ayrık zon kontrolü; her bir zonun
diğerlerinden bağımsız kontrol edilmesi
azatlım faktörü decrement factor
zamansal gecikme veya azaltım faktörü
ayrılma açısı collimation angle
içerisinde kaynaktan gelen radyasyon
azeotrop azeotrope
ışınlarının kaynak-soğurucu arasında
bir yada da daha fazla soğutkanın bir
çizilen bir çizgi boyunca hareket ettiği
karışımı olan, sabit basınç altında
açı
buharlaşma sıcaklığı yada bileşimde
önemli değişiklikler içermeyen soğutkan
ayrılma parçası take-off piece karışımı.
branşman alma parçası; bir ana borudan
branşman alma fitingi
azeotropik azeotropic
belirli bir basınçtaki denge buhar ve sıvı
ayrılma- coefficient of restitution bileşimleri aynı olan iki yada daha fazla
yaklaşma bir çarpışmada(collision) ayrılma hızının soğutkanın harmanlaması yada karışımı.
katsayısı yaklaşma hızına oranı
azeotropik azeotropic mixture
ayrıntı detail karışım belirli bir basınçtaki denge buhar ve sıvı
ayrıntı. detaylar. ayrıntısıyla uğraşma. bileşimleri aynı olan iki yada daha fazla
ayrıntılı plân. özel göreve verme. detay. soğutkanın harmanlaması yada karışımı.
ayrıntı resmi detail drawing azeotropik azeotropic refrigerant
projede belirli bie elemanın ayrıntı resmi karışım belirli bir basınçtaki denge durumunda,
375
iki yada daha fazla bileşenin karışımda baca çekmesi draught of chimney
aynı mol-fraksiyonuna sahip olduğu baca çekmesi;duman gazları ile dış hava
sıcaklık yoğunluğu arasındaki farktan
kaynaklanan çekme etkisi
azeotropik azeotropic point
nokta bir sıvı karışımının kaynadığı ve sıvı ile baca damperi stack damper
aynı bileşimde buhar üretmeye başladığı cihaz çalışırken otomatik olarak açma
nokta yapan, cihaz beklemedeyken
kendiliğinden kapanan ve bir çekme
azeotropik non azeotropic davlumbazı yada barometrik çekme
“zeotropic” teriminin eşanlamlısı( düzenleyicinin altakım bölgesine
olmjayan
zeotropic, tercih edilen terimdir) . yerleştirilen araç.
azeotropik azeotropic temperature baca duman chimney flue
sıcaklık bir karışımda belirli bir basınçta denge borusu yakıt yakan ekipmanı duman bacasına
durumunda her bileşenin aynı mol bağlayan duman borusu
fraksiyonuna sahip bulunduğu sıcaklık.
baca etkisi chimney effect
azeotropike near azeotropic baca etkisi.gazların yoğunluk farkı
belirli bir uygulamadaki analiz sırasında nedeni ile oluşan kuvvet etkisiyle
yakın
sıcaklık kayması ( glide) önemli bir boşalması.baca çekmesi
yanlışlığa neden olmadan ihmal
edilebilecek kadar küçük olan zeotropik baca etkisi stack effect (chimney effect)
bir karışım ( blend) hava veya diğer gazların, bir kapalı
hacim içerisindeki gazların yoğunluğu ile
azimut açısı angle of azimuth dış havanın yoğunluğu arasındaki farktan
azimut açısı; kaynaklanan düşey hareketi.
azot nitrogen baca fırçası flue brush
soğutma sistemlerinde devrenin kazanlarda duman borularının
süpürülüp temizlenmesi için kullanılan temizlenmesinde kullanılan fırça
bir inert gaz.azot.
azot kapasitesi nitrogen capacity baca gazındaki stack solids
boşaltma basıncının 14.696 psi ( 101.325 katılar baca gazları içerisindeki katı parçacıklar
kPa) mutlak olması halinde belirli bir
giriş basıncında, gerçekleşecek olan, kuru baca gazları stack gases
nitrojen akış miktarına eşdeğer cfm bir çekme bölücü, çekme davlumbazı
olarak ifade edilen hacimsel debi. yada barometrik çekme düzenleyiciye
giren gazların ve havanın karışımı
azot oksitler nitrogen oxides
nitrik asitin oksijenle tepkimesinden baca kaybı chimney loss
oluşan kimyasal madde; atmosferik bacalarda sürtünme nedeniyle ortaya
fotokimyasal dumanın temel elemanı çıkan çekiş kayıpları; baca kayıpları
azotla nitrogen purge baca sıcaklığı stack temperature
temizleme boru tesisatının kaynak,lehim yoluyla bacadaki duman gazlarının sıcaklığı
birleştirilirken yada bu işlemden sonra
azot gazı ile beslenip içerisinde oluşan
baca şapkası assisted cowl
gazlardan temizlenmesi işlemi.
bacaların üzerinde yağmur girişini
önleyen başlık
baca chimney
yanma sırasında ortama hava taşıyan,
baca tabanı chimney base
aynı zamanda yanma ürünlerinin
özellikle dıştan yapılan bacalardaki geniş
ortamdan atmosfere atılmasını sağlayan
taban kısmı
metal yada tuğla inşaat elemanı; baca
baca temizleme chimney cleaning (sweeping)
baca stack
bacada biriken is ve kurumun
çekme bölücüsünün,çekme
temizlenmesi işlemi
davlumbazının yada barometrik çekme
düzenleyicisinin alt akım egzost sistemi
bölümü, baca yoğunluğu stacking density
ürün çevresinde doğru bir hava
sirkülasyonu sağlayacak hacmin
baca çekmesi chimney draught
düşünülmesi ile, bir ürünün istiflenme
baca çekmesi, baca gazları ile dış mahal
yoğunluğu.
havasının yoğunluk farkından
kaynaklanan çekme
Bacharach Bacharach smoke scale
duman ölçeği Bacharach duman ölçeği; değişik duman
baca çekmesi draft (USA - ventilation terminology)
etkilerini( filtrenin kararması) bir sayı
bir duman kanalı,baca,ısıtıcı yada
ifade eden ölçek
mahalden hava veya gazların akışına
neden olan basınç farkı nedeniyle
normalden daha fazla gerçekleşen hava Bacharach Bacharach number
akışı sayısı Bacharach sayısı; yayınım yoğunluğunu
bir filtrenin kararma derecesi ile ifade
376
eden sayı bağlı; bağıl; belirli bir veriye göre
BACnet® BACnet® bağıl relative roughness
ısıtma,soğutma ve pürüzlülük bağıl pürüzlülük;
havalandırma,aydınlatma, yangın
sistemleri ve bunların ilgili
bağımlılık dependence
ekipmanlarına ilişkin iletişim
bağlılık; biri diğerinin sonucu olan bir
gereksinimlerini karşılamak üzere
değişmede, değişen ve değiştiren
yapılandırılmış iletişim şebekesi
arasındaki ilişki
BACnet® BACnet® device
bağımsız hava independent air cooling
cihazı BACnet® protokolünü kullanarak
soğutma bağımsız iklimlendirme
sayısal (digital) iletişimi destekleyen
herhangi gerçek yada sanal cihaz.
bağlam context
BACnet® BACnet® user bir söz veya davranışa anlam kazandıran
BACnet® kullanıcısı; bina içinde vuku bulduğu şartlar, sözün gelişi;
kullanıcısı
otomasyonunda BACnet® kullanan
müşteri bağlama fastening
sıkma,bağlama,tutturma
BACnet® yayın BACnet® broadcast management
yönetim cihazı device bağlama jointing compound
BACnet® protokolünü kullanarak bir bileşiği lehim veya kaynakta kullanılan
altnet(subnet) tarafından yayımlanan birleştirme alaşımı
mesajları alan ve bunları bir başka
altnet'e(subnet) gönderen araç bağlama pastası jointing paste
bağlamadan önce bağlantı yüzeylerine
BACS işlev BACS function list oksitlenmeden korunmak amacıyla
listesi BACS işlev listesi; genelde 48 kolondan uygulanan pasta
oluşan ve bina yönetim sistemini
belirleyen işlevler listesi bağlama şeridi fixing tape
bağlama şeridi(teyp);
BACS şebekesi BACS network (ACnet®)
BACS şebekesi; Bina Otomasyon ve bağlama tablası clamping frame
Kontrol Sistemleri şebekesi bağlama tablası;işlenecek parçanın
bağlandığı tabla
BACS BACS application programme
uygulama BACS(Building Automation and Control bağlamak connect (verb)
programı Systems) uygulama programı bitiştirmek, iletişim sağlamak,
birleştirmek, devreye sokmak, bağlamak,
bağlanmak, ilgili olmak.
bağ kuvveti bonding strength
bağlama dayanımı; moleküller arasındaki
bağ mukavemeti bağlamak fasten
[civata] bağlamak. iliştirmek. tutturmak. (giysi)
ilikleme; sıkmak(cıvata,somun)
bağıl hava hızı velocity, relative air
bağıl hava hızı
bağlantı joint
iki ucun,kenarın yada yüzeyin
bağıl relative ventilation efficiency
birleştirildiği yer;
havalandırma bağıl havalandırma verimi
verimi linkage
bağlantı
bağlantı;
bağıl işık relative light transmission
geçirgenliği bir toz nokta örneklem hedefinin ışık joint ring
bağlantı bileziği
geçirgenliğinin saydam bir standart flanşlar veya bağlantılar arasında
malzemeninki ile karşılaştırılması. kullanılan halka biçimindeki conta
bağıl molekül relative molecular mass connecting pipe
bağlantı borusu
kütlesi bir molekül kütlesinin Karbon 12 bağlantı borusu
kütlesinin 1/12/sine oranı. Bağıl molekül
kütlesi sayısal olarak g/mol molekül
ağırlığına eşitse de,boyutsuzdur. bağlantı connecting branch
branşmanı bağlantı branşmanı; bir bağlantı hattından
ayrılan branşman
bağıl nemlilik relative humidity
su buharının mol fraksiyonunun aynı
basınç ve sıcaklıktaki doymuş havanın bağlantı tie-bar
mol fraksiyonuna oranı. çubuğu bağlantı çubuğu
bağıl nemlilik relative humidity control bağlantı fitter
kontrolü bağıl nemin kontrolü; bir mahaldeki bağıl elemanı bir makinenn toplanmasında parçaların
nemin higrometreler ve hava hazırlama birbirine bağlanmasını sağlayan her
biriminde nemlendirme yada nem alma türden bağlantı elemanı
ekipmanı kullanarak kontrol edilmesi
bağlantı flanşı connecting flange
bağıl olarak relatively boru bağlantılarını yapmakta kullanılan
377
flanş bağlantıyı break a connection
çözmek bir bağlantıyı çözmek
bağlantı connecting clamp
kelepçesi bağlantı kelepçesi bağlayıcı connector
elektriksel devreleri birbirine bağlamakta
bağlantı joint protection kullanılan eleman; bağlayıcı
koruması bağlama işlemi sırasında kaynak yada
lehim bölgesinin oksitlenmeden bağlayıcı fastener
korunması bağlayıcı; bağlamakta kullanılan eleman
bağlantı kutusu connecting box bağlayıcı tapası connector plug
elektrik motorunda motor sargı uçlarını elektrik kablolarının içinden geçtiği
içeren ve dış devreye(şebeke) bağlantının elektrik soketi
yapıldığı kutu
bağlı connected lighting power (CLP)
bağlantı kutusu junction manhole aydınlatma bir binada elektrik sisteminin çektiği güç;
gözetleme bağlantı noktasındaki gözetleme kapağı gücü bağlı aydınlatma gücü
kapağı
bağlı birim slave unit
bağlantı junction box ana birime bağlı alt birim
kutusu(elektrik içerisinde elektriksel bağlantıların bulun-
) duğu metal yada plastik kutu. bağlı vana slave valve
bir ana valfin açılmasıyla işlevsellik
tie-rod kazanan vana
bağlantı mili
arabalarda rot mili;rot çubuğu
bağlı yük connected load
connecting piece enerji tüketen bir cihaza bağlı olan ve bu
bağlantı parçası
bağlantı parçası; cihazın karşılaması gereken yük; bağlı
yük
bağlantı rot link rod assembly
bağlantı rot topluluğu bakım maintenance
topluluğu bir tesis yada makinenin arıza
yapmaksızın çalışma süresini en yüksek
bağlantı rölesi connecting relay kılmak, duruş zamanlarını azaltmak
bağlantı rölesi amacıyla uygulanan işlemler bütünü;
bakım
bağlantı deflection of a joint
sarkması bir bağlantının sarkması; çökmesi;sehim bakım hizmeti maintenance service
yapması bakım hizmeti; bu hizmeti veren bölüm
bağlantı sayısı number of connections bakım işlemleri mean operating time between
bağlantı sayısı arasında maintenance (MTBM)
ortalama iki bakım işlemi arasındaki ortalama
bağlantı hold over coil çalışma süresi
çalışma süresi
serpantini soğutma sisteminin dışında olan ve
gerektiğinde soğutma sistemine
bağlanarak ortamı soğutan serpantin bakım maintenance costs
(örneğin kent içi araç soğutucusundaki maliyetleri bakım maliyetleri; bakım işleminin
evaporatör) kapsadığı malzeme,işçilik ve makine
durma sürelerinden kaynaklanan
maliyetler
bağlantı soketi connecting socket
bağlantı soketi
bakım maintenance programme
programı periyodik bakımlarda uygulanan bakım
bağlantı joint creep
programı
sürünmesi lehimli bağlantıların gerilme karşısında
gösterdikleri ayrılma eğilimi.
bakım maintenance instructions
talimatları bakım talimatları; bir makine veya
bağlantı şeridi connecting strip
sistemin bakım uygulama
bağlantı şeriti
sürelerini,özelliklerini ve biçimini
açıklayan talimatlar
bağlantı connecting terminal (elec.)
terminali elektrikte bağlantı terminali
bakım uyarısı maintenance alarm
bir makine yada sistemde bakım
bağlantı(elk) busbar gereksinimini ifade eden uyarı;
çubuğu (1) bir elektrik santralinde güç iletkeni;
transmisyon sistemin başlangıç noktası, bakır copper
(2) birkaç devre arasındaki bağlantıyı simgesi Cu olan bakır elementi;
oluşturan ağır metalden dolu metal-
çubuk; copper pipe
bakır boru
genelde soğutma devrelerinde çok sık
bağlantıyı break a joint kullanılan bakır malzemeden yapılmış
ayırmak bir bağlantıyı ayırmak boru
378
bakır iplikşi stranded cable elektronik elektronik balast;floresan lambalarda
kablo bakır ipliklerin(strand) birbirine sarılması kullanılan uzaktan kontrollü balast;
ile oluşan kablo bakınız "ballast"
bakır kaplama copper plate balast, hibrid ballast, hybrid
kompresör emme ve egzost supapları ile hibrid balast;ısıtıcı kesme balastı olarak
silindir içerisinde bakır kaplanması da bilinir; normalde manyetik balast gibi
çalışır fakat, lamba yandıktan sonra
bakır copper plating katoda giden akımı kesen bir anahtara
soğutma ekipmanında genellikle sahiptir; bakınız ballast"
kaplanması
kompresör duvarlarında,
pistonlarda,millerde ve contalarda ortaya balast, ballast, magnetic
çıkar manyetik manyetik balast;bakınız"ballast
bakır saç sheet copper balkon ballustrade
bakır plaka saç balkonları çeviren dekoratif korkuluk
korkuluğu
elemanı
bakır su borusu copper water tube
dikişsiz,gaz ve sıvıların iletilmesinde ballast ballast
kullanılan bakır boru. bir elektriksel boşaltım
lambasında(fluoresan lambası gibi)
bakır taban copper slab çalışma voltajı sağlayan ve normal
sacı bakır taban sacı çalışma sırasında akımı sınırlayan
eleman.
bakıye remainder
bakiye. kalıntı. artan şey. baloncuk bubble point temperature
noktası sıcaklığı uçucu bir saf sıvı veya karışabilir,uçucu
bacteria saf bileşenli sıvılarda belirli bir basınçta
bakteri
serbest yaşayan yada parazit nitelikli, atık sıvıda bir buhar baloncuğu oluşması için
maddeleri parçalayarak diğer gerekli en düşük sıcaklık
organizmaların kullanımına olanaklı hale
getiren tek hücreli organizmalar ; bakteri. baloncuk bubble plate
plakası baloncuk plakası;akışkan yataklı
bacterial growth kurutucu filtrelerde uygulanan toz
bakteri gelişimi
bakteri gelişimi hareketinin hava akımıyla kontrol
edildiği bir kurutma yöntemi
bakteri ilacı bactericide
bakterileri öldürme yeteneğindeki balonlu akış bubble flow
fiziksel yada kimyasal ortam balonlu akış hali
bacteria count banyo bath
bakteri sayımı
bakteri sayımı banyo;
bacterial (adj) banyo bathroom
bakterisel
bakteriler ile ilgili olan; bakterisel bir banyo küveti,bir duş, bir jakuzi yada
benzeri diğer tür bir nem kaynağına sahip
herhangi bir mahal;banyo.
bakterisel bacterial decay
bozunma besinlerin mikroorganizmalar tarafından
yıpratılması (bozunması) banyo ekipmanı bathroom equipment
banyo ekipmanı; banyoda kullanılan
batarya,yer süzgeci vb gibi ekipman
bakterisel bacterial action
etkinlik bakteriler tarafından yaratılan etki;
banyo lavabosu wash basin
banyolarda kullanılan lavabo;
balast faktör ballast factor
bir balastla çalıştırılan bir fluoresan bath cock
banyo musluğu
lambanın aydınlatma çıktısının,standart sıcak ve soğuk su için musluklar içeren
yada referans balastın aydınlatma banyo bataryası
çıktısına oranı.
banyo circulator for bathrooms (gas)
balast kayıpları ballast losses banyoda sıcak su sirkülatörü
balast kayıpları; bakınız "ballast"
sirkülatörü
(gaz)
balast ballast efficacy factor (BEF)
fluoresan bir lamba balastlarının etkinlik bar bar
verimlilik 105 Newtonluk kuvvetin 1 m2 lik yüzey
faktörü ölçüsü. güç girdisine göre elde edilen
aydınlatma çıktısı üzerinde oluşturduğu basınç; 105 N/m2
ye eşit basınç birimi. 1Bar=100 kPa.
balast ballast efficiency factor – fluorescent
belirlenen test koşularında balast barograf barograph
verimlilik
faktörünün watt olarak güç girdisine yazıcı türden bir aneroid barometre; elde
faktörü-fluor edilen çıktıya barogram denir
oranı
esan
barometre barometer
balast, ballast, electronic atmosfer basıncı ölçmekte kullanılan
379
araç;göstergenin sıvı içermeyen bir alana boşaltarak düşüren vana
kapsül tarafından hareket ettirildiği
barometre; standart atmosfer basınç algılama pressure sensing device
aracı basıncı hisseden araç
barometrik barometric pressure
basınç sıfır mutlak basınca (mükem mel vakum)
basınç alma depressurization
göre atmosfer basıncı
basıncını alma; basıncını çözme
barometrik barometric draught regulator
basınç anahtarı pressure switch (pressurestat)
çekme bir fırın yada kazanda sabit bir çekmeyi
basınç otomatiği;presostat; belirli bir
regülatörü korumak üzere tasarlanmış olan cihaz
basınç değerinde(alçak veya yüksek
basınç) devreyi durduran otomatik
barometrik barometric damper anahtar
damper bir kanal sisteminde oluşabilecek aşırı
basınçların düşürülmesi amacıyla basınç artımı pressure rise
kullanılan damper basınç artımı; basınç yükselmesi
barometrik etki barometric effect basınç artırıcı booster
yükseltinin ve hava koşullarının örneğin bir kompresör yada bir pompa
atmosfer basıncında neden olduğu veya kolektörün çıktısını artıran yardımcı
değişmeler eleman
barometrik barometric condenser basınç artırıcı pressurizer
kondenser düşük sıcaklıklı buharın basınçlandırıcı
yoğuşturulmasında kullanılan düşey bir
gövde ile soğutucu su sirkülasyonunu basınç artırıcı booster compressor
içerir. genellikle çok düşük bir basınçta
kompresör
sıkıştırma yapan ve basma hattı diğer bir
bas düşümü, pressure drop, final recommended kompresörün emme hattına bağlı olan
önerilen sonınç hepa filtrelerinde önerilen nihai basınç kompresör.
düşümü
basınç artırıcı booster pump
bası kontrol pressure controller pompa basınç artırıcı pompa
edicisi basınç kontrol edicisi
basınç artırıcı booster pump station
basılabilir printable character pompa basınç artırıcı pompa istasyonu
karakter bir araç kontrol karakterinin tersine,
istasyonu
yazdırılabilir bir simgeyi temsil eden
karakter ; bu küçük ve büyük harfleri,
noktalama işaretlerini, ve matematiksel basınç artırma boost mode
simgeleri içerir. konumu basınç artırma konumu
basılı değerler published ratings (of unitary air basınç artışı increase in pressure
conditioners) basınç artışı; basınç yükselmesi
bir iklimlendirme biriminin niteliklerine
uygun bir kullanım için seçilmesine basınç artışı rise in pressure
yarayan, standart değerleme koşulları basınç artışı
altında belirlenen performans değerlerine
ilişkin yayım. pressure dependent (PD)
basınç bağımlı
bir akış kontrol aracının içinden
basılı devre printed circuit gerçeklenen, basınçtaki değişimlerle
basılı devre; baskı devre; değişen akış miktarı.
basılı talimatlar printed instructions basınç bağımlı pressure dependent control system
basılı talimatlar; makinanın üzerinde kontrol sistemi hava terminalinden olan akışın sistem
bulunan çalıştırma ve ana bakımla ilgili basıncı ile değiştiği sistem.
talimatlar
basınç boşaltım pressure relief device
basıncı pressurized aracı basıncın yükselme olasılığı bulunan
artırılmış basınçlandırılmış; basınçlı devrelerde, devreyi korumak amacıyla
basıncın yükselmesi durumunda akışı
pressure maintenance güvenli bir bölgeye yönlendiren araç.
basıncın
korunması basıncın korunması
basınç boşaltım pressure relief valve
vanası bir yay yada diğer bir yöntemle yerinde
basınç pressure kapalı tutulan ve basıncın kendi ayar
termodinamik yönden, homojen bir sıvı değerinin üzerine çıkması durumunda,
veya gazın içinde bulunduğu kabın otomatik olarak basıncı boşaltmak üzere
duvarlarına dikey yönde etki ettirdiği tasarlanmış vana.
birim alan başına kuvvet; alan birimi
başına kuvvet;basınç
basınç pressure relief
boşaltımı bir tanktaki fazla basıncı otomatik olarak
basınç pressure temperature relief device düşürme
sıcaklığı duyarak basıncı güvenli bir
380
basınç boşaltın pressure relief vessel iği)
tankı içerisindeki aşırı basıncın otomatik
olarak düşürülmesine olanak içeren tank pressure reducing point
basınç düşüş
veya kap. basınç düşürme noktası
noktası
basınç çapraz pressure cross connection
çapraz basınç bağlantısı basınç pressure regulating valve
bağlantısı (1)yüksek bir basınç değerini uygun
düzenleme
vanası düzeye düşüren vana, (2)giriş tarafındaki
basınç çökmesi pressure depressions basınçtan bağımsız olarak, çıkış
içerisinde uçucu olmayan çözünme kapısında eş biçimli bir basıncı koruyan
maddeleri bulunduğunda bir çözeltinin vana;
buharlaşma basıncındaki düşme;François
Marie Raoult tarafrından bulunmuş olan basınç pressure regulator
basınç düşmesi üst akım bölgesindeki değişen basınca
düzenleyici
karşı alt akımda kontrollü bir basınç
basınç compressive strength sağlayan araç.
dayanımı bir malzemenin sıkıştırmaya karşı
deformasyon dayanımı; pressure imposing element
basınç elemanı
basınç uygulayan eleman
basınç değerleri pressure terms
bir referans değerine göre ifade edilen pressure equalizing
basınç eşitleme
basınç değerleri. bir yük düşüm vanası yada bir buhar
kilidi sıvı kontrolü yoluyla alçak ve
basınç değişimi change in pressure yüksek taraf basınçlarını eşitleyen yada
basınç değişimi eşite yakıt hale getirme, veya bir
kompresörde kalkış tork gereksinimini
basınç pressure compensated control system azaltmak üzere giriş ve çıkış basınçlarını
dengelemeli hava terminalinden olan akışın sistem eşitleme.
kontrol sistemi basıncından bağımsız olduğu sistem
basıncı. basınç faktörü pressure factor
kalp rahatsızlıkları üzerinde kan
basınç pressure balance basıncının etkisi; basınç faktörü
dengelemesi basınç dengesi;bir kaptaki yada
sistemdeki basıncın dış basınca eşit basınç farkı difference pressure
olması durumu basınç farkı; bir referans değere göre iki
basınç arasındaki fark
basınç pressure compensator
dengeleyici basınç dengeleyici; basınç farkı pressure difference
basınç farkı; basınçları farklı iki ortam
pressure sensor arasındaki basınç farkı
basınç
duyargası basınç sensoru
basınç farkı pressure differential cut-out
kesicisi basınç farkı değeri ile kesme yapan
basınç düşümü drop in pressure kontrol
basınçtaki düşme; basınç düşümü
basınç farkı pressure differential valve (spring-
basınç düşümü pressure drop loaded check valve)
boru devrelerinde akış sırasında sürtnme vanası
vana kapısının iki yanındaki basınç
ve özel dirençler nedeniyle ortaya çıkan farkına tepki veren otomatik vana.
basınç düşümü. çoğunlukla, kondenserle sıvı deposu
arasında, kondenser basınç kontrol vanası
basınç düşümü, pressure drop, final ile birlikte kullanılır (backup valve)
son nihai basınç düşümü; hepa filtresi
önerilen toz doygunluk değerine pressure gradient
basınç gradyeni
eriştiğinde filtredeki basınç düşümü belirli bir yerdeki basıncın değişme yönü
ve miktarını belirleyen fiziksel büyüklük
basınç pressure drop, initial
düşümü,ilk ilk basınç düşümü;bir HEPA filtresi ilk pressure stage
basınç
yerleştirildiğinde filtre içerisinden olan basınç kademesi; kademeli soğutmada
basınç düşümü; kademesi
alçak ve yüksek basınç kademelerinden
herbiri
basınç düşürme decrease of pressure
basınç azalması; basıncın dereceli olarak loss of pressure
düşmesi
basınç kaybı
basınç kaybı; akışkan akışında sürtünme
ve lokal kayıplar nedeni ile oluşan basınç
basınç düşürme pressure reducing station kaybı
istasyonu basınç düşürme istasyonu
basınç kaybı pressure loss
basınç düşürme pressure reducing valve sürtünme ve türbülans nedeniyle toplam
vanası basınç düşürme vanası basınçtaki azalma; akışkanın birim
hacimdeki akışı nedeniyle oluşan
mekanik enerji kaybının bir ölçüsüdür.
basınç pressure head
düşüsü(yüksekl basınç düşüsü; basıncın sıvı yüksekliği
cinsinden değeri basınç kayıp pressure loss coefficient
381
katsayısı basınç kayıp katsayısı; birim uzunluk pompası basınçlı test pompası
başına basınç düşüm değeri
basınç loss of head
basınç kesicisi pressure cut-out yüksekliği basınç yüksekliği kaybı;basınç kaybı
basınç kesicisi; ayar değerinin üzstündeki
kaybı
değerlerde sistemi durduran kontrol
basınç zonu pressure zone
basınç kontrol pressure control valve
basınç zonu; basınçlı zon
vanası vana yuvasıyla ilişkili olarak içerisindeki
vana kafasının konumu, ayar basıncından
sapmalarla belirlenen vana; basınç, pressure, barometric
barometrik barometrik basınç; barometreden okunan
atmosferik basınç değeri
basınç pressure controlled valve
kontrollü vana vana yuvasıyla ilişkili olarak içerisindeki
vana kafasının konumu, ayar basıncından basınç, atma pressure, burst
sapmalarla belirlenen vana; bir basınç güvenlik sigortasının
parçalanma basıncı
basınç kontrolü pressure control
basınç kontrolü basınç, pressure, atmospheric
atmosferik atmosferik hava katmanlarının
ağırlığından kaynaklanan basınç;atmosfer
basınç koruma pressure sustaining valve
basıncı; barometrenin gösterdiği
vanası basınç koruma vanası
basınç;standart koşullarda 1,0336
kg/cm2, 14,697 psi, 101,2 kpa’dir.
basınç ölçer pressure gauge
ölçülen değeri duyan, koşullandıran ve basınç, pressure, differential
sergileyen basınç ölçme aracı. sürtünme yada hız nedeniyle toplam
diferansiyel
basınçtaki değişim.
basınç ölçümü measurement of pressure
basınç ölçülmesi basınç, emme pressure, suction
soğutma sisteminde kompresör girişinde
basınç ölçümü pressure measurement ölçülen basınç.
basıncın ölçülmesi
basınç, hız pressure, velocity
basınç sınırı pressure boundary havanın sadece harekete bağlı olan
iç ve dış mahal havasını birbirinden basınç bileşeni. her zaman pozitiftir.
ayıran birincil hava gövdesi; primary air koşullandırılan bir mahalle
beslenen hava.
basınç sınırı, pressure limit of watertightness of an
bir hava air terminal device basınç, işletme pressure, operating
terminal araç bir hava terminal biriminde su bir soğutma sisteminde, sistem çalışırken
geçirmezlikle ilgili basınç sınırı belirli bir referans noktasında ortaya
sızdırmazlığını
çıkan basınç.
n
basınç, pressure, maximum working
basınç pressure limiting device bakınız “pressure, design”.
basınca tepki veren elektronik veya maksimum
sınırlama aracı
elektriksel araç, yada bir komprersörün çalışma
çalışmasını otomatik olarak durduran
basınçla çalışan mekanizma basınç, mutlak pressure, absolute
referans basıncının sıfır olduğu basınç
basınç sınırları, pressure limit of water tightness değeri. her zaman pozitif olan mutlak
su geçirmezliğin basınç sınırı; su basınç.
su
geçirmezliğin geçirmezliğin artık devam etmediği
basınç sınır basınç, pressure, gauge
okuma(geyç) referans basıncının ölçme noktasındaki
basınç pressure tight (adj) atmosferik basınç olduğu basınç değeri
basınç sızdırmaz; basınçlı akışkanı .bu değer pozitif yada negatif olabilir
sızdırmaz
sızdırmayan
basınç, orta pressure, medium
basınç snubber (pulsation suppressor) oda sıcaklığı olan 74°f ( 23.3°c) ’daki
sıvı yada buhar hattına yerleştirilmiş, okuma basıncı atmosferik basınçtan
söndürücü
basınç oynamalarını yada değişmelerini yüksek fakat tipik olarak 100 psig ( 689
önlemekte kullanılan bir kısıtlama kpa) ’dan düşük olduğu sistem.
elemanı
basınç, su pressure, water vapour, partial
basınç tahrikli pressure powered pump buharı,kısmi su buharı kısmi basıncı;
pompa haznedeki sıvı seviyesini(basınç) üstteki
iki valfin hareketine dönüştüren pompa basınç,düşük pressure,low
oda sıcaklığı olan 74°f ( 23.3°c) ’deki
basınç testi pressure test mutlak basıncı çevresel mutlak basıncın
bir kazan veya tesisatta uygulanan altında olan sistem. genelde düşük basınç
basınçlı sızdırmazlık testi soğutkanları olan soğutkanlar, s11, s113,
ve s123’dür.
basınç testi pressure test pump
382
basınç,standart pressure, standard barometric basıncı sıkıştırma yoluyla artırılmış hava;
barometrik genelde, yaklaşık olarak 32°f ( 0°c) ’de basınçlı hava
14.696 psi ( 101.325 kpa) yada 29.921
in. hg.s basınçlı hava compressed air pipe
borusu basınçlı havayı bir merkezi hava
basınç,statik pressure, static tankından alarak kullanım noktalarına
bir gaz akımının statik basıncı, kanal ileten boru; basınçlı hava borusu
duvarına yada diğer bir sınıra küçük bir
delikten bağlanan ve yüzeyi hava basınçlı hava compressed air tank
akımına paralel olması gereken bir basınçlı havanın biriktirildiği ve kullanım
tankı
boruda ölçülen basınç noktalarına iletilmek üzere alındığı depo;
basınçlı hava tankı
basınç,tasarım pressure, design
tasarım basıncı;aparatın çalışmak üzere basınçlı jet pressure jet burner
tasarlandığı maksimum basınç; sistemin brülörü basınçlı jet brülörü
bir parçasının kendisi için tasarlandığı
maksimum çalışma basıncı.
basınçlı pressure blowers
merkezcil fan basınç arıtırıcı üfleyiciler;
basınç,toplam pressure, total
sıkıştırma derecesi ve hareket miktarı
nedeniyle var olan basınç; toplam basınçlı sıvı compressed liquid
basınç;bu basınç değeri,bir noktadaki basınç altında tutulan, sıkıştırılmış sıvı
statik ve hız basınçlarının toplamıdır.
basınçlı pressure cooling
basınç,yüksek pressure, high soğutma içerisinde meşrubat rafları olan, dışarıdan
oda sıcaklığı olan 74°f ( 23.3°c) ’deki bir kompresörle içi basınçlandırılan, önce
basıncı tipik olarak , 100 psig ( 689 kpa) ısınan fakat sonra kutunun metal olması
’den fazla olan sistem. . genelde yüksek nedeniyle oda sıcaklığına kadar soğutan
basınçlı soğutkanlar s22, s502, ve s125’i sistem
içerir.
basınçlı pressure ventilation
basınçla pressure fired boiler solunum solunum yetersizliklerinde buruna takılan
ateşleyen kazan basınçlı püskürtülen yakıtla çalışan kazan maske yoluyla hava verme;
pressure burst basınçlı su pressure water cooler
basınçla
önceden belirlenmiş bir basınç değerinde soğutucu bir tüpteki basıncı kullanarak içecek
parçalanma deposundaki sıvıyı dağıtım musluğuna
bir diskin parçalanarak basıncın
düşürülmesi getiren soğutucu
pressurization basınçlı pressure vessel
basınçlandırma
basınçlandırma;basınç artırma; özellikle tank(depo) atmosferik basınçtan farklı basınçtaki
hava araçlarında kabin basıncının (vakum veya yüksek) akışkanları içeren
artırılması ve bunun yarattığı gerilmelere dayanım
yeteneğindeki tank;
basınçlandırma head tank
sıcak kullanım suyu ısıtıcılarında, çatıda basınçlı tür pressure type air cooler
tankı bir hava basıncı uygulayan dışsal
suyun toplanarak ısıtıcıya sabit bir basınç hava
altında girdiği ana tank; çatıdaki basınç soğutucusu elemanlarla çalışmak üzere tasarlanmış
sağlama tankı hava soğutucusu.
pressure atomizing burner basınçlı yanma pressurized combustion chamber
basınçlı atomize
basınçlı havayla yakıtın atiomize hale odası basınçlı yanma odası
brülör
getirildiği brülör
basınçtan pressure independent (pi)
basınçlı pressure feed bağımsız sıfat.sistem basıncındaki değişmelerden
besleme içten yanmalı motorlarda yağın bir etkilenmeksizin bir akış kontrol elemanı
pompa yardımıyla yağlama noktalarına içerisinden eşbiçimli (üniform) akış
iletilmesi; basınçlı yağlama miktarı (debi)
basınçlı boru pressure tubing basit devre simplex circuit
dış çapı 1.5 in (37 mm) ve altında olan sadece bir yönte iletim sağlayan devre
dikişsiz boruların pratik ifadesi yada
gösterimi; buhar santrali tasarımında basit obje simple object access protocol (SOAP)
astm 106 basınçlı borusu. ulaşım normalde HTTP 'yi kullanarak XML
protokolü temelli bildirimlerin(mesaj) şebekede
basınçlı buhar live steam alınıp verilmesine olanak veren protokol
bir kazanda suyun ısıtılması ile elde
edilen basınç altındaki buhar baskı contası thrust collar
flanşlı demir boru(pik) birleştirmelerinde
basınçlı gaz compressed gas flanşlar arasında konan baskı contası
basınçlı gaz; basıncı sıkıştırma yoluyla
artırılmış olan gaz baskı rulmanı thrust bearing
baskı rulmanı; eksenel yükleri karşılayan
basınçlı hava compressed air rulman
383
baş üstü overhead rüzgar şiddeti ölçeği;
yükseklikte baş üstü; yukarda; yukarısı
beden body height
baş-kıç(gemi) fore and aft yüksekliği beden yüksekliği;boy
bir geminin burundan kıç tarafına doğru
merkez hattı boyunca yada merkez beden yüzey area, body surface
hattına paralel alanı bir insan bedeninin ortalama yüzey alanı
başlamakta delay in starting
bedensel ısı body thermal sensation
gecikme çalışma gecikmesi
algılaması bedensel sıcaklık hissi
başlangıç (ilk) preliminary
bedensel ısı body heat storage
başlangıç. giriş. ön hazırlık. başlangıç
depolama bedensel ısı depolama
niteliğinde. ilk. ön.
başlangıç initial resistance bedensel ısı body heat loss
tasarlandığı nominal akımda çalışan, toz kaybı bedensel ısı kaybı
direnci
yüklemesi olmayan bir aracın gösterdiği
direnç; veya belirlenen akış miktarında bedensel ısı body heat gain
çalışan cihazın inch.SS (Pa) olarak ifade kazanımı bedensel ısı kazancı
edilen basınç kaybı.
bedensel body mass variation for solids
başlangıç initial arrestance katı maddeler yönünden bedensel
bir filtrenin ilk kullanımdaki tutma katılarda
tutuculuğu değişme
miktarı; bir filtrenin büyük parçalara değişme
karşı ilk kullanımdaki performansı
bedensel kütle body mass
başlangıç efficiency, initial bedensel kütle
verimi ilk verim; bir filtrenin ilk kullanım verimi
bedensel kütle body mass loss, respiration
kaybı, bedensel kütle kaybı,solunumla
başlatma initialization
başlatma; genellikle bir üst konumdan solunumla
bilinen bir konumun tesis edilmesi
süreci; başlatım, düğüm noktasının bedensel body temperature
mantıksal yada fiziksel adresinin yeniden sıcaklık bedensel sıcaklık
tesis edilmesini gerektirebilir
bedensel suda body mass variation for water
başlık heading sıvılar bakımından bedensel değişme
başlık; yön değişme
mitre bedensel yüzey body surface area
başlık
başlık;şapka;taç alanı bedensel yüzey alanı
baş-üstü su elevated reservoir (basin) bekleme standby conditions
deposu yükseğe yerleştirilmiş su deposu koşulları elektriksel güç üretim tesislerinde
özellikle pik dönemlerde ekipmanın
hemen devreye alınacağı bekleme yada
baud baud yedekleme koşulları
iletişim ve elektronikte sembol
değişiminin ölçüsü; yani, dijitale
dönüştürülmüş bir sinyalde, taşıyıcı beklemedeki at rest clean room
ortama birim zamanda yapılmış farklı temiz oda bütün inşai ve teknik donanımları
sembol değişimlerinin sayısı tamamlanmış, işletmeye hazır fakat bu
ekipmanları çalıştıracak personel
bekleyen temiz oda
Baudelet Baudelot cooler
soğutucu içerisinde suyun boru yada plakalar
üzerinden kendi ağırlığı ile aktığı ısı Belding-Hatch Belding-Hatch index
eşanjörü türü. indisi değişik etkinlik düzeylerindeki ortalama
bir insanın ısıl gerilimlere dayanma
ölçüsünü ifade eden endeks
bayi supplier
bayi; malzeme sağlayan firma
belge document
belge; örneğin bir tesisatın yapım
baypas etmek bypass (verb) özelliklerini ve yapım koşullarını içeren
kısa devre yapmak;ugramadan geçmek. belge
atlamak. bos vermek. pas geçmek.
belgelendirme certification
baz base uzman bir kuruluş tarafından belirli bir
kimyada genellikle proton kabul eden ürün yada kişinin belirli bir işi yerine
maddelere verilen isim; baz getirebileceğini sergileyeni
belgelendirme;örneğin kalite belgesi
Beafort ölçeği Beaufort scale verme
İrlandali Françis Beaufort tarafından
bulunmuş olan ve genellikle gözlemlenen certification scheme (auditing scheme)
deniz koşullarına dayanılarak belirtilen
belgelendirme
şeması bir belgelendirme süreci içerisinde,
384
belgelendirmeyi talep eden firma yada biçiminde oluşan korozyon biçimi;bir
kişinin yerine getirmesi gereken yüzeyde, kum çarpması, mekanik
süreçler,işlemler,özellikleri gösteren oyulma,asitle oyulma yada korozyon
çizelge nedeniyle oluşan küçük kazınma
belgeli mimar licensed architect benzemeyen dissimilar
lisanslı mimar; belgeli mimar birbirine benzemeyen; birbirinden farklı
belgeli licensed engineer benzerlik similarity
mühendis belgeli mühendis benzerlik
belgeli professional engineer (licensed Bernoulli etkisi Bernoulli effect
engineer) yatay bir akışta hızdaki bir artış
mühendis
belirli bir alanda çalışma belgesine sahip basınçtaki bir azalmayı getirir biçiminde
mühendis ifade edilen etki
belgeli registered engineer Bernoulli Bernoulli’s theorem
uygun niteliklere sahip belgelendirilmiş teoremi Bernouilli teoremi; kayıpsız bir akışkan
mühendis
(diploma) profesyonel mühendis. akışında bütün kesitlerde toplam basıncın
değişmeyeceğini ifade eden teorem
belgeli standart certified standard instrument
üretici yada diğer güvenilir bir kurum berrak buz clear ice (crystal ice)
ölçme aracı
tarafından kalibre edilmiş ve National içerisinde hava baloncukları içermeyen
Institute of Standarts and ( NIST) saydam görünüşlü buz
uyarınca belgelendirilmiş ölçme aracı.
besin camlama food glazing
belgeli licensed contractor besinlere canlı camsi bir görüntü veren
belgeli yüklenimci;belgeli müteahhit maddelerle parlatılmış besin
yüklenimci
belirleme determination
besin üretim food product zone
belirleme;
zonu besin üretim zonu
belirlenmiş specified rating
değerleme davlumbazın satın alınması yada
besleme feed (noun)
laboratuarın tasarım ve kurulumunda
besleme. yiyecek verme. beslenme.
veya her ikisinde belirlenen,önerilen
yeme. gereksinimlerini sağlama. yiyecek.
yada garanti edilen davlumbaz
besin.
performans değeri.
besleme supply (noun)
belirlenmiş specified values
ikmal. tedarik. teçhiz. mevcut. erzak.
değerler bir testin altında yürütülmesi gereken
sağlama. tedarik etme. temin etme.
koşullar.
ihtiyacı karşılama. telafi etme. yerini
doldurma..
belirleyici determinant
belirleyici; belirleyici ölçmeler;
besleme ana feeder main
hattı ana besleme hattı
belirli bir final controlling element with defined
kalma rest position
belirli oturma konumunda nihai filtre besleme ana supply main
konumuyla son sıcak sulu ısıtma tesisatında kazandan
elemanı hattı
kontrol elemanı çıkan sıcak suyu kullanım birimlerine
ileten ana hat borusu.
belirsizlik uncertainty
belirsizlik; bakınız "uncertinity,random" besleme basıncı supply pressure
besleme basıncı;besleme hattındaki
belirsizlik, uncertainty, random basınç
rastgele bir ortalama değerin her iki tarafında
alınan rasgele okumaların neden olduğu besleme borusu feed pipe
hata ; besleme borusu,besleme hattı;gidiş
borusu
belirsizlik,maks uncertainty, maximum
imum maksimum belirsizlik besleme borusu supply pipe
sıcak sulu ısıtma tesisatında kazandan
belirsizlik,siste uncertainty, systematic çıkan sıcak suyu kullanım birimlerine
sürekli ortaya çıkan ve şans olarak ileten boru.
matik
düşünülemeyen hata. Sistematik hatalar
kalibrasyonla düzeltilebilirler besleme buharı supply system
besleme sistemi; enerji kullanan bir araca
bellek memory capacity enerji besleyen sistem
kapasitesi bellek kapasitesi;
besleme çek- feed check valve
vanası besleme hattı cek-vanası
beneklenme pitting
bir metal yüzey üzerinde beneklenme
385
besleme hattı feed line verilecek enerjiyi taşıyan ve dağıtan
besleme borusu,besleme hattı;gidiş manifold
borusu
besleme feed pump
besleme hattı supply line pompası besleme pompası; kazanlarda besleme
besleme hattı; bir ekipmana suyu pompası
enerji(ısı,elektrik)besleyen hat
besleme supply temperature differential
besleme hava supply air duct sıcaklık farkı besleme sıcaklık farkı; besleme suyu ile
kanalı cebri ısıtma/soğutma sistemlerinde, çıkış suyu arasındaki sıcaklık farkı( sıcak
ısıtma veya soğutma havasının mahallere sulu ısıtma)
merkezi ısıtma yada soğutma fanı
tarafından iletilmesinde kullanılan besleme suyu feed water
kanallar besleme suyu(kazan,kule)
Besleme supply ventilation installation package besleme suyu feed water economizer
havalandırması besleme havalandırması kurulum(tesisat) besleme suyu ekonomizeri; kazana
ekonomizeri
tesisat paketi paketi verilen besleme suyunu baca gazlarıyla
veya diğer herhangi bir atık ısı kaynağı
air, make up ile ısıtan araç
besleme havası
iç mahalle verilen besleme havası
besleme suyu feed water treatment
air, supply işlemlemesi besleme suyu tasfiyesi; kazan besleme
besleme havası
taze hava, sirkülasyon havası yada suyunun yumuşatılması işlemi
transfer havasının herhangi bileşimi
biçiminde mekanik yada doğal besleme suyu feed water tank
havalandırma yoluyla bir mahalle verilen tankı besleme suyu tankı;
hava ;bir iklimlendirme,ısıtma ve
havalandırma cihazından mahalle giren beslemek feed (verb)
hava.Besleme havası. beslemek. yiyecek vermek. beslenmek.
yemek. gereksinimlerini sağlamak.
besleme havası make-up air
egzost edilen havanın yerine bir mahalle beslemek supply (verb)
dışarıdan eklenen hava kmal. tedarik. teçhiz. mevcut. erzak.
(sağlamak)
sağlamak. tedarik etmek. temin etmek.
besleme havası supply air opening ihtiyacı karşılamak. telafi etmek. yerini
açıklığı besleme havasının mahalle girdiği açıklık doldurmak. bir makamı işgal etmek.
besleme havası supply air outlet besleyici feeder (electric)
çıkışı besleme havası çıkış açıklığı hattı[elk] bir elektrik hizmeti yada alt alanına
genellikle üç fazlı elektrik dağıtım ana
besleme hattı
besleme havası supply air flow rate
debisi besleme havası debisi
beton concrete
somut. açık. kesin. belli. beton.
besleme havası supply air equipment betonlamak. betonla kaplamak.
ekipmanı besleme havası ekipmanı
beton donma freeze thaw resistance
besleme havası supply air system direnci beton ve çimentonun donarak
sistemi besleme havası sistemi(hava hazırlama yıpranmaya gösterdiği direnç
birimi,kanallar,filtreler vb)
beton döşeme concrete floor
besleme havası supply air terminal device beton döşeme
terminal besleme havası terminal birimi
cihazaı beton döşeme concrete slab
dilimi beton zemin döşemesi; toprağa basan
beton döşeme
besleme iletkeni feeder conductors
servis ekipmanını branşman devre kesici
panele bağlayan elektrik tesisatı. beton sütun concrete column
beton malzemeden yapılmış kolon; beton
kolon
besleme iletkeni supply conduit
belseme iletkeni; içerisinde besleme
borularını içeren taşıma kanalı beton temeller concrete foundations
bir binada beton temeller
besleme supply cable
besleme kablosu; bir elektrikli ekipmana beygir gücü horsepower
kablosu 75 kg.m/sve 0.736 kw’a eşit olan güç
enerji taşıyan kablo
birimi; 1 hp gücün bir saat uygulanması
ile elde edilen iş miktarı. 1 hp=0,745 kwh
besleme feed control
=22682 kj=2542 btu
kontrolü besleme miktarının kontrolü
biçim faktörü form view factor
besleme supply manifold bir cihazın biçimi ve boyutlarıyla ilgili
manifoldu besleme manifoldu; birden çok zona faktör
386
biçim faktörü shape factor bilgisayar computer memory
radyasyon biçim faktörü belleği elektriksel, manyetik ve optik gibi
genellikle ikili herhangi bir dilde bilgiyi
biçimlendirme forming saklayan bilgisayar ekipmanı için
biçimlendirme; şekil verme kullanılan genel terim.
bide bidet bilgisayar computer run
bedenin belden aşağı bölümlerini çalışması bir programın bilgisayarda sonuna kadar
yıkamakta kullanılan tuvalet aracı;bide çalışması, buna göre bir rutinin yada
birkaç rutinin çalıştırıcının sıfır yada
bidet basin minimal girişimi ile otomatik olarak
bide gövdesi
bide'nin alt geniş kısmı; bide gövdesi çalışma performansı
bidet trap bilgisayar computer output
bide sifonu
bidenin altında pis su tesisatından koku çıktısı bir analiz yada bir işlem sonucu hakkında
ve gazların girmesini önleyen sifon bilgisayardan alınan çıktı
bidet valve bilgisayar computer storage
bide vanası
bide yıkanma musluğu depolama (1) verilerin girilebildiği ve sonraki
birimi kullanım için buradan alınabildiği araç
(2) uzak anlamıyla, veri depolayabilen
bildirim annunciation herhangi araç,
(1)bir çalıştırma personeline (operatör)
gönderilen ‘uyarı’; çalıştırıcı sistemdeki
bir değişme hakkında bilgilendirici uyarı; bilgisayar computer aided design (CAD)
(2) görsel yada işitsel yollarla bir destekli tasarım bilgisayar destekli tasarım
durumun sergilenmesi
bilgisayar computer aided facility management
bileşen constituent destekli tesis (CAFM)
bir karışımı oluşturan maddelerden her yönetimi bilgisayar destekli tesis yönetimi
birisi. karışım elemanı.
bilgisayar computer hardware
bileşen constituent particle bilgisayar, devre tablaları, CRT’ler
donanımı
parçacık karşıımdaki parçacıklı madde (katod ışın tüpü) ve yazıcılar gibi fiziksel
büyüklükler; bilgisayarın donanım
bileşik compounds elemanları
(kimyasal) kimyasal elementlerin belirli oranlarda
katılarak oluşturdukları kimyasal madde; bilgisayar computer input
birleşik girdisi (1) işlemlenecek veri, (2) belirli bir girdi
kanalında ortaya çıkan durum yada
bilezik conta gasket ring durumlar dizisi, (3) verileri bir başka
bilezik halindeki conta; dairesel biçimde araca taşımakta kullanılan araç yada
uygulanan conta kolektif araç dizisi,
bilgi değişimi information exchange bilgisayar computer space
bilgi alış verişi; bilgi değişimi hacmi (1) veri depolamanın amaçlandığı mahal,
örneğin bir basılı sayfada bir yer, yada
depolama ortamındaki yer, (2)temel alan
bilgisayar computer
birimi, genellikle bir tek karakterin
(1) hesaplamalar yapan makine, (2)
büyüklüğü,
uzatmalar yoluyla, bilgi üzerinde bazı
dönüşümler gerçekleştiren makine,
(3)depolanmış program veri işlem bilgisayar computer overflow
sistemi, kapasite aşımı (1)aritmetik işlemlerin bir bilgisayarın
ayrılmış depolama hacmini aşması
durumunda ortaya çıkan durum, (2)bir
bilgisayar computer storage buffer
mekanik yada programlanmış gösterge
bilgisayar depolama birimi buffer'ı
olduğunda bu durumdan kaynaklanan
sayı
bilgisayar alt- computer subroutine
rutini (1) bir rutinde, bir bilgisayarın iyi
bilgisayar kodu computer code
tanımlanmış bir matematiksel yada
veri temsil eden simge yada kısaltmalar
mantıksal işlemi gerçekleştirmesine
dizisi
neden olan komutlar dizisi,
bilgisayar computer reset (verb)
bilgisayar computer switch
resetleme bir bellek yada depolama elemanını bu
anahtarı bir programlama rutininde iki tepki
elemanın genellikle ‘0’ olan ‘standart’
türünün olası olduğu nokta. doğru olanı
konumuna döndürme; temizleme de
rutindeki başka bir yerde ağırlıklı olan
denir;
koşulla yada sistemin fiziksel konum
değiştirmesiyle belirlenir.
bilgisayar computer significant digit
sayısal hanesi sayısal bir ifadenin duyarlılığına katkı
bilgisayar computer analysis
sağlayan sayısal hane. hanelerin sayısı
analizi blgisayar analizi; bir analiz işleminin
değere en yüksek katkıyı yapan“ en
bilgisayarla yada uygun bilgisayar
önemli hane” adı verilenden başlayarak “
yazılımı ile yapılması
en az önemli haneye” kadar sayılır.
387
bilgisayar sınıfı computer sort bilyalı musluk, ball cock, ball valve
bilgisayar sınıfı; vana (1)küresel bir yuvaya oturan bir küresel
eleman içeren çek-vana (2)ortasında bir
bilgisayar computer simulation delik olan ve yuvasında dönebilen bir
simülasyonu bir yada daha fazla önermenin küresel eleman içeren vana;
kullanımından önce, önerilerin bir
bilgisayarda test edildiği bilgisayar bilyalı yatak ball bearing
destekli karar verme süreci; bilyalı yatak
bilgisayar computer based system bilyalı yatak ball bearing support
temelli sistem içerisinde bir bilgisayarın merkezi desteği bilyalı yatak destek elemanı
kontrol elemanı olduğu enerji yönetim
sistemi
bimetal bimetal
genleşme katsayıları farklı iki ayrı
bilgisayar ve computer and data processing room metalin birleştirilmesinden oluşan
veri işlemleme unitary air conditioners
odası bilgisayar veri işlemleme mahallerinde
bimetal boru bimetal tube
gerekli iç mahal koşullarını(sıcaklık,
iklimlendirme toz ve tanecik halinde besin maddelerinin
nem, tenmizlik) sağlamak üzere
cihazı iletilmesinde kullanılan, iç yüzeyi değerli
yerleştirilen iklimlendirme cihazı
bir metal tabakası ile kaplanmış olan
boru
bilgisayar computer printout
yazıcı çıktısı bir yazıcıdan alınan kopya belge
bimetal elemanı bimetallic element
bir termostat yada ısı anahtarında,
bilgisayar computer printer sıcaklık karşısında sapma yaparak
yazıcısı yazılı kopya çıkarma yeteneğindeki araç devreyi açan ve kapayan eleman
bilgisayar computer software library bimetal bimetal safety device
(1) belirli bir veriişlem sistemi için güvenlik sıcaklık değişmelerinde eğilme yapan iki
yazılım
kullanılabilir yazılım paketlerinin genel elemanı farklı genleşme katsayısına sahip
kitaplığı metallerin birbirine kaynaklaması ile elde
birikimi (2) belirli bir işlevi yerine
getirmek üzere bir rutine dönüştürülen edilen ve aşırı sıcaklıklarda devreyi açan
bilgisayar programları güvenlik elemanı
bilgisayar computer software bimetal şerit bimetallic strip
(1)bir bilgisayara verilen program ve sıcaklık değişmelerinde eğilme yapan iki
yazılımı
komutlar (2)tarayıcılar, toplayıcılar, sözel farklı genleşme katsayısına sahip
işlemciler, rutinler ve alt-rutinler gibi bir metallerin birbirine kaynaklaması ile elde
bilgisayarın yeteneklerini genişletmek edilen sıcaklık düzenleme yada
amacıyla kullanılan programlar gösterrme aracı.
bilgisayar computer time sharing bimetal bimetal thermometer
bir cihazın aynı toplam zaman aralığında termometre bimetal özelliğinden faydalanarak
zamansal
iki yada daha fazla amaç için ,yapılmış, sıcaklık karrşısındaki sapması
paylaşımı bir gösterge düzenini hareket ettiren
kullanılması; eleman hareketlerini
zamana dağıtarak elde edilir. termometre
bilgisayarlı computational fluid dynamics (CFD) bin yöntemi bin method
bilgisayarlı akışkanlar mekaniği bir binanın yıllık enerji tüketiminin
akışkanlar
bütün sıcaklık sınıflarında kullanılan
dinamiği enerji miktarlarının toplamı olarak
belirlendiği, genellikle tahmin amaçlı
bilgisayarlı computer design kullanılan enerji hesaplama yöntemi.
tasarım bilgisayar tasarımı; bilgisayar
kullanılarak yapılan tasarım building
bina
hareketli evler (mobile home) , ön
bilgisel ek informative appendix üretimli evler ve diğer fabrikasyon
bir standart ve kod'da standardın üretimli binalar da dahil,bir çatı
içeriğine dahil olmayan sadece bilgi sisteminin altında sürekli sınırlar arasında
amacıyla verilen ek bir yada daha fazla kullanıma sahip olan
yapı
bilim science
bilim; olaylardaki nedensellik ilişkilerini Bina boşluğu building space
araştıran uğraşı dışarısı veya dış mahal ile hava
alışverişinde bulunan bina hacmi. ANSI
bilinçli açıklık adventitious opening /ASHRAE Standartları1191988 ( RA 94)
binalarda amaçlı ve bilinçli olarak ve 1361993 ( RA 01)'ya göre insan
bırakılmamış açıklıklar konforu için koşullandırılan bina hacmi
bilyalı çek vana ball check valve bina çevre building environment design
bilyalı çek valf.akışın gerçeklendiği tasarımı bir binanın çevre tanzimi; yollar
yönde yuvadan atılan,ters yöndeki akış bahçeler, giriş ve çıkışlar gibi binanın
halinde yuvaya oturarak akışı kesen bir çevresini oluşturan tasarım elemanlarının
bilyanın çalıştırdığı çek-valf düzenlenmesi
388
bina çıkışı building exit bilinçli olarak koşullandırılmış hacim.
acil durum çıkışı yada normal çıkış
amacıyla kullanılan kapı geçidi, kapı bina hava building air exchange effectiveness
dizileri yada diğer herhangi türden çıkış bina hava değişimi verimi; etkinliği
değişim verimi
bina dış building grounds lighting
bina hava building air infiltration
aydınlatması bir binanın elektriksel tesisatı tarafından
sızdırması bina elemanları arasındaki çatlak ve
hizmet verilen park alanı, site, yollar,
açıklıklardan, kapı ile pencerelerin
yürüme yolları,yükleme rampaları ve
arasından rüzgar basıncının etkisi yada
güvenlik uygulamaları için sağlanan
iç mahal ile dış mahal havalarının
aydınlatma
yoğunluk farkı nedeniyle kontrolsüz hava
girişi.
bina dokusu building fabric
bina dokusu;
bina havası building air temperature
sıcaklığı bina içerisindeki hava sıcaklığı
bina building regulations
düzenlemeleri binaların yapım ve işletilmesi ile ilgili
yönetmelik ve yönergelerin tümü bina hizmetleri building services
bina içerisinde sağlanan ve dağıtılan
elektrik , gaz, buhar, telefon, klima,
bina elemanı, building element, section
havalandırma ve su gibi hizmetler.
bölüm bina elemanı
bina ısı kaybı building heat loss
bina enerji building energy cost bir binadan ısıtma mevsiminde dış
maliyeti bir binada; aydınlatma,ısıtma,soğutma ve mahale aktarılan ve konfor amaçları ile
diğer nedenlere bağlı olarak belirli bir karşılanması gereken toplam ısı miktarı
süre içerisinde tüketilen enerjiye ödenen
bedel
bina ısı talebi heat demand, building
binanın ısıl gereksinimi; ısıl talep
bina etkin adsal effective rated output for a building
ısı çıktısı bir kazandan binada kullanılmak üzere
bina ısıl gövdesi building thermal envelope
elde edilen net ısıtma amaçlı çıktı
bina ısıl gövdesi
bina girişi building entrance
bina ısıl gövdesi building thermal envelope and fabric
bina sakinlerinin ve binayı kullananların
ve dokusu iç ısıl kapasitansı ve iç zonlar arasında ısı
ulaşması amacıyla bulunan herhangi
ve kütle transferini anlattığı kadar,
kapı geçişi, kapı dizisi yada diğer türdeki
ASHRAE terminolojisinde tanımlanan
giriş
biçimiyle bina ısıl gövdesini anlatan
terim
bina gövdesi building envelope
bir binanın duvarlar, pencereler,
bina ısıl yükü building thermal load
kapılar,çatılar ve toprakla temasta olanlar
bir binada sıcaklık farkıyla ısı
da dahil olmak üzere döşemelerden
geçişi,insanlar,aydınlatma
oluşan dış elemanları.
araçları,radyasyon ve elektrikli araçlar
gibi kalemlerden oluşan ve konfor
bina gövdesi building envelope void üzerinde etkili olan toplam yük
açıklığı bina gövdesinde, ısıl direnci kendisini
çevreleyen alanlardan önemli ölçüde
bina iç building inertial parameter
farklı olan her hangi bir lokal alan. bu
parametresi bina içsel parametresi
‘boşluk’ kısmen yada tamamen yalıtım
bulunmaması nedeniyle olabilir.
bina framework
bina gövdesi gross building envelope floor area kafesi(karkas) çatı. iskelet. kafes. karkas. bina kafesi.
bir binanın, döşemeye temaslı beton bünye. yapı. şasi
brüt alanı
kısmı dışında brüt döşeme alanı.
bina kat planı building plan
bina gövdesi building envelope opaque areas binanın mimari bölünümünü gösteren kat
pencere açıklıkları, aydınlıklar,kapılar ve planları
opak alanı
bina servis sistemleri dışında bina
gövdesinin dış mahalle temasta olan bina kodu building code
bütün alanları; bina yapımında uyulması gereken kural
ve özellikleri içeren kod yada standart
bina gövdesi, building envelope, exterior
dışsal bina dış gövdesi bina kontrol building control system
sistemi bina kontrol sistemi
bina gövdesi, building envelope, semi exterior
yarı-dışsal içerisinde iklimlendirme uygulanmayan bina koruması shielding of a dwelling
bina mahalleri bir konutun dış etkilerden(rüzgar, vb)
korunması
bina gözetim building supervisory system (outdated)
sistemi bina gözetim sistemi bina mahalli building site
binanın bulunduğu yer,mahal
bina hacmi building volume
[dış (çevre) hava (feet küp yada metre bina malzemesi building material
küp) ile hava değişimine sahip binanın] bina gövdesinde, içerisinden ısı akışı olan
389
ve hava filmlerinin dışında U diğer bir deyişle, yüzeye dik ve eleman
katsayısının hesabında kullanılan yüzeyinden dışarı doğru olan bir
herhangi eleman. vektörün yönü.
bina otomasyon building automation and control bina yüksekliği building height
kontrolü (BAC) (BAC) bina hacminin en düşük döşeme
bina otomasyon ve kontrolü düzeyinden en yüksek tavanına kadar
olan düşey uzaklık;
Bina otomasyon building automation system (BAS)
sistemi(BAS) bina otomasyon sistemi bina yüzey building area
alanı avluların dışında bina dış duvarları (yada
dış duvarlar ve yangın duvarları/alan
Bina otomasyon building automation and control
ayırıcı duvarlar) tarafından çevrelenen
ve kontrol system (BACS)
bölgenin içerisinde kalan döşemelerin
sistemi(BACS) bina otomasyon ve kontrol sistemi
toplam alanı.
bina envelope performance factor bina, mekanik buildings without mechanical cooling
performans bir bina gövdesi performansının belirli soğutmasız içerisinde mahallerin soğutulması
faktörü yöntemlerle hesaplanmış sınır değeri. amacıyla her hangi bir biçimde
mekanik(gaz sıkıştırmalı) soğutma
building program çevrimi kuıllanılmadığı bina.
bina programı
bina programı
binadaki nem moisture in the building
building project binadaki nem
bina projesi
inşaat ruhsatı için aynı başvuru içerisinde
yada bir tek sahiplik altında bulunan arsa Binayla ilişkili building related illness (BRI)
sınırları içerisinde yer alan, yapımına hastalık (BRI) tanı konması olanaklı ve tümüyle bina
başlanacak yada başlanmış olan bina ve içerisindeki bir kaynağa bağlanabilen
bina grupları. hastalık (örneğin lejyoner hastalığı, hiper
tansiyon)
bina rejim pull down test
binayı rejim sıcaklığına getirme testi bindirme butt connection, butt joint
sıcaklığı testi
bağlantı bindirme bağlantı; bağlanacak parçaların
bir uçtan üst-üste bindirildiği bağlama
bina sızıntısı building leakage biçimi
bir binadan dış mahalle geçen hava
miktarı
bindirme overlapping joint
bağlantı bindirme bağlantı
bina sistem building system control
kontrolü bina sistem kontrolü
bindirme entrainment velocity
hızı[yağ] soğutkanın yağı taşıması için sahip
bina teknik technical building management olması gereken minimum hız
yönetimi teknik ilkelere ve sistemlere bağlı kalan
bina yönetimi
bindirme ile lap welding
kaynatma bindirme kaynak yöntemi; birbiri üzerine
bina türü building type bindirilen parçalarda oluşan boşluğun
ticari,endüstriyel yada konut olarak kaynakla doldurulması
ayrılan bina türü
bindirme butt welding
bina yöneticisi building manager bindirme kaynak
bina yöneticisi; binanın ortak elektrik,su
kaynağı yapma
ve enerji ile ilgili hususlarını düzenleyen
yönetici bindirme butt weld
kaynak bindirme kaynak; parçaların birbiri
building paper üzerine bidirildiği ve oluşan derinliği
bina yönetim elektrotla doldurulduğu kaynak biçimi
belgesi bina yönetim kurulunun bina ile ilgili
kararları içeren belge
bindirme lap weld
building management system (electric) kaynak bindirme kaynak dikişi; kaynaklanan
bina yönetim
yerleştirildiği binada ekipmanın parçaların birbiri üzerine bindirilerek
sistemi yapılan dikiş
(elektrik) gözlenmesi,güç arızalarına karşı
ekipmanın korunması,bina güvenliği vb
gibi ek işlevlere de sahip olan bina enerji bindirme butt welded seam
yönetim sistemi. kaynak dikişi bindirme kaynak dikişi
bina yönetim building management system bindirme butt welded
sistemi(BAS) bina yönetim sistemi(BAS) kaynaklı bindirme yöntemiyle kaynaklanmış
bina yönetimi building management bindirme butt welded joint
binanın elektrik, su, enerji, aydınlatma kaynaklı bindirme kaynaklı bağlantı
gibi hususlardaki yönetimi bağlantı
bina yönü orientation butt weld pipe
bir bina gövde elemanının baktığı yön;
bindirme
kaynaklı boru bindirme kaynaklı boru; biri diğerinin
390
içine geçirilerek yapılan boru kaynağı etkinliği
bindirme entrainment ratio bir yere weld on to
oranı[yağ] kompresörden çıkan yağ miktarı ile geri kaynaklanmak bir yere bağlanmak; bir yere
dönen yağ miktarı arasındaki oran kaynaklanmak
bindirme piggyback refrigerating system birikinti (tortu) deposition
soğutma sistemi buhar türbini ile tahrik edilen bir chiller bir ortamda kalıntı,birikinti olarak
birimindeki egzost buharının bir bulunan maddeler
absorpsiyon makinesinde kullanıldığı
absorpsiyonlu soğutma sistemi unit
birim
iklimlendirme birimi, nemlendirme
bindirme overlap length birimi gibi,fabrika üretimli işlevsel
uzunluğu bindirme uzunluğu elemanlar topluluğu ,kapsamlı bir
çalışma veya işlevi yerine getirmek için
bindirme[yağ] entrainment elemanlardan oluşan bir bilgisayarın alt
kompresörden çıkan yağın kompresör toplulukları
karterine geri döndürülebilmesi için
yağın soğutkana bindirilerek taşınması; birim (boyut) unit (of dimension)
bir hava menfezinden giren primer birim; her hengi bir fiziksel büyüklüğün
havanın indüklediği mahal havası ölçüldüğü birim
hareketi.
birim ağırlık unit weight
bindirmek[yağ] entrain (verb) birim ağırlık; bir yakıtın, termodinamik iş
bir şeyi bir başka şeye bindirerek maddesinin,havanın birim ağırlığı;
iletmek;( örneğin soğutma
sistemlerindeki yağ parçacıklarını birim alan dust holding capacity per unit area
soğutkana bindirmek) başına toz atılabilir yada yenilenebilir cihazlarda,
tutma toz tutma kapasitesinin net etkin filtre
bindirmeli lapped joint alanına bölümü;
kapasitesi
bağlantı bindirme bağlantı
birim alan irradiance
bir hava openings of an air handling unit radyasyonu bir yüzey üzerinde noktayı içeren bir
hazırlama bir hava hazırlama birimindeki açıklıklar eleman üzerine gelen akının, bu elemanın
birimi açıklığı alanına bölünmesi ile elde edilen ve
metrekare başına watt olarak ölçülen
değer
bir net total cooling effect of an air
iklimlendirme conditioner
bir iklimlendirme biriminin, birim unit lighting power allowance (ULPA)
cihazının net her bina birimi için ayrılan aydınlatma
koşullandırılan mahalden toplam ısı aydınlatma
toplam soğutma gücü ( W/ft2) .
çıkartma kapasitesi. gücü toleransı
etkisi
birim enerji unit energy costs
bir kerelik once through scrubber system
maliyetleri bina enerji tüketiminde birim enerji
temizleme bir kere temizleme yaptıktan sonra işlev
başına maliyet
sistemi dışı kalan temizleyici sistem
birim güç unit power density (UPD)
bir konfor specific cooling capacity of a chilled yoğunluğu bir enerji kaynağının birim zamanda
modülünün beam verdiği enerjinin(güç) bu kaynağın
özgül soğutma bir konfor modülünün özgül soğutma seçilen bir boyutuna(kütle,alan,ağırlık)
kapasitesi( metre uzun luk başına bölümü; örneğin yakıtın saniyede
kapasitesi
soğutma kapasitesi) kilogram kütlesi başına verdiği enerji
bir mahalde occupant birim ısıtıcı unit heater
bulunan bir yerde outran, ikamet eden mahal ısıtmasında ısıtma birimi; mahalle
kimse;sakin. yerleştirilen ısıtıcı
bir mahallin reference air temperature of a room birim kolektör unit collector
referans hava referans alınan mahal sıcaklığı birim kolektör;bütün gerekli elemanları
sıcaklığı içeren kolektör
bir menezin discharge or entry loss of a louvre birim kontrol unit control panel (UCP)
bir panjurun giriş veya boşaltım kayıp paneli iklimlendirme birimi üzerindeki
giriş veya çıkış
katsayısı elektriksel kontrol kutusu; kontrol paneli
kaybı
birim kütle fan work per unit mass
bir menfezin theoretical air flow rate of a louvre birim hava kütlesine fan tarafından
bir panjurdan teorik hava akış başına fan işi
teork hava aktarılan iş
debisi miktarı(debi)
birim sistemi unit system
bir efficiency of collection loop bu sözcükler ortaya çıktıkları her yerde,
toplama(toz) bir toplama devresinin etkinliği ANSI/ASHRAE Standard 87.32001
devresinin Section 2 de belirtildiği gibi test altında
391
olan “sistem” anlamına gelir enerji
birim soğutucu cooler, unit birincil enerji primary energy efficiency
soğutma serpantini,boşaltma tavası ve verimi birincil enerji verimi; yakıttan taşıma
kapaması ile birlikte bir soğutucu ortamına aktarılan enerjinin,yakıtın alt
topluluğu ısıl değerine bölümü
birim soğutucu unit cooler birincil enerji primary energy efficiency, generation
bütün gerekli ekipmanların (kompresör, verimi, genel enerji üretiminde birincil enerji verimi
condenser,fanlar ve borular) bir gövde
altında toplandığı soğutma/ ısıtma birimi;
birincil filtre filter, primary
bir filtreleme biriminde büyük
birim vantilatör unit ventilator parçacıkları tutan birincil filtre
özellikle okullarda sınıf vb gibi yerlerde
kullanılan müstakil havalandırma birimi
birincil hava air, primary
birincil hava;(1) yakıtla birlikte brülöre
birim zaman unit time verilen hava (2) bir kanal yoluyla
birim zaman; bir gözlemin, bir fiziksel terminale taşınan besleme havası.
olayın gerçekleştiği birim zaman(örneğin
birim zamanda bir kesitten geçen
birincil hava primary air
akışkan)
(1) yakıtla birlikte brülöre verilen hava
(2) bir kanal yoluyla terminale taşınan
birimsel ısı unitary heat pump besleme havası.
pompası normalde bir iç mahal iklimlendirme
serpantini, bir kompresör ve bir dış
birincil hava primary air flow rate
mahal soğutkan-hava veya soğutkan-su
debisi birincil hava (mahalle üflenen hava) akış
ısı eşanjörü içeren bir yada daha fazla
debisi
topluluktan oluşan birim.
birincil hava primary air induction system
Birimsel unitary air conditioner
indüksiyon birincil hava(mahalle üflenen hava)
iklimlendirme her hangi bir iskan birimini kendi başına
sistemi indüksiyon sistemi
cihazı iklimlendirmek üzere uygulanan birim;
birincil hava primary air temperature
birimsel nokta unitary spot air conditioner
sıcaklığı birincil hava (mahalle üflenen
iklimlendirme mahal içerisinde belirli bir zon’u soğutan
hava)sıcaklığı
cihazı ve çektiği ısıyı yine mahal içine atan
birim iklimlendirme cihazı.
birincil hava primary air temperature difference
sıcaklığı farkı birincil havanın hava hazırlama
birimsel sistem unitary system
biriminden çıkış sıcaklığı ile üfleme
normalde bir evaporatör yada soğutma
sıcaklığı arasındaki fark
serpantini, kompresör ve kondenser
bileşimi içeren bir yada daha fazla
topluluktan oluşan fabrika üretimli birim. birincil hava primary air system
sistemi birincil hava(mahalle üflenen hava)
sistemi
birimsel unitary cooling equipment
soğutma normalde bir evaporatör, bir kompresör,
bir kondenser içeren bir yada daha fazla birincil ısıtma primary heating surface
ekipmanı birincil ısıtma yüzeyi; boru-kanat türü bir
topluluktan oluşan bir iklimlendirme yüzeyi
cihazı. Isıtma işlevi içeren birimler de ısı aktarım elemanında boruların ısı
bulunmaktadır. transferine katılan toplam yüzeyi
unitary refrigerating system birincil primary calibration standard
birimsel
birimsel soğutma sistemi; gerekli bütün kalibrasyon birincil kalibrasyon standardı
soğutma sistemi
elemanları bir gövde altında toplanmış standardı
soğutma birimi;
birincil primary collector
birinci sınıf first class kolektör siyah cisim kollektörü; güneşten gelen
birinci sınıf radyasyonu toplayan ve genellikle
kendisine dik olan ikincil kollektöre
birincil prime (adj) tekrar radyasyon yoluyla veren kolektör
ilk. baş. baslica. en önemli. en kaliteli. en sistemi
iyi. baslangiç.
birincil primary containment
birincil primary alternate test method muhafaza birincil muhafaza; örneğin bir soğutkanın
alternatif test birincil alternatif test yöntemi tank içerisine konulması
yöntemi
birincil pompa primary pump
birincil pompa;
birincil devre primary circuit
bir transformatörde yüksek gerilim
taşıyan devre; birincil primary coolant
soğutkan birincil soğutkan; salamura sistemlerinde
salamurayı soğutmak için kullanılan
birincil enerji primary energy
soğutkanlar
bir sistemin enerji girdisi olarak aldığı
ham yakıtların içerdiği enerji;birincil
392
birincil primary refrigerant birleşik compound compressor
soğutkan birincil soğutkan; salamura sistemlerinde kompresör alçak ve yüksek basınç kademelerinin bir
salamurayı soğutmak için kullanılan tek gövde altında içeren kompresör;
soğutkanlar
birleşik kontrol combination control
birincil tahrik prime mover birleşik kontrol; kontrollerin
edici bir elektrik üretecini tahrik eden birleştirilmesi
motor,türbin,su-çarkı yada benzeri
makine. birleşik ölçer compound gage
alçak basınç ve yüksek basınç
birincil test primary test manometrelerinin bir arada bulunduğu
bir kompresör yada yoğuşturma ölçü aracı.
biriminin değerlenmesinde kullanılan
test; kendisi yoluyla değerlemenin birleşik parıltı unified glare rating (UGR)
yapıldığı test. endeksi birleşik parıltı endeksi
birincil test primary test method
birleşik combined performance factor - water
yöntemi birincil test yöntemi;
performans heating only season
faktörü- sadece CPFws sadece ısıtma mevsiminde ortaya
birincil transfer primary transfer fluid çıkan hem ısıtma hem de sıcak su
su ısıtma
akışkanı birincil transfer akışkanı gereksinimini karşılamak üzere
mevsimi kullanıldığında bileşik ekipmanın
mevsimsel performans katsayısı.
birincil transfer transfer fluid, primary
akışkanı güneş kolektörü içerisinden geçen
akışkan birleşik combined performance factor - heating
performans season
faktörü-ısıtma CPFhs, hem mahal ısıtma ve hem de
birincil yüzey primary surface (direct surface)
sıcak su üretimi gereksinimini karşılamak
(direk yüzey) ısı aktarımı birincil yüzeyi mevsimi
üzere, kullanıldığında bileşik ekipmanın
mevsimsel performans katsayısı. Bu
birincil yüzey prime surface büyüklük boyutsuzdur.
(ısı transferi) birincil yüzey; birincil ısı aktarım yüzeyi
birleşik combined performance factor - cooling
birleşik basınç gauge, compound performans season
ölçer bileşik basınç ölçer; soğutma faktörü- CPFcs, hem mahal ısıtma ve hem de
sistemlerinde biri alçak diğeri yüksek sıcak su üretimi gereksinimini karşılamak
soğutma
basıncı gösteren basınç ölçer manifoldu. üzere kullanıldığında bileşik ekipmanın
mevsimi mevsimsel performans katsayısı. Bu
combined primary storage unit büyüklük boyutsuzdur.
birleşik birincil
depolama (CPSU)
birleşik birincil depolama birimi birleşik pişirici- cooker and water heater combined
birimi
ısıtıcı pişirme ve su ısıtma işlevlerini birleştiren
ocak
birleşik cihaz combined appliance
bir iklimlendirme cihazı yada ısı pompası
birleşik combined radiative and convective
, bir kızgınlık alıcı, bir su ısıtıcı,ve
radyatif ve surface coefficient
gerekirse bir temiz suyu pompası içeren
konvektif yüzey konvektif ve radyatif ısı yayınımlı yüzey
topluluk; bu topluluk mahal
koşullandırma ve sıcak su üretimi yapar katsayısı
birleşik çalışma combined operation birleşik compound compression
birleşik çalışma; ısı ve elektriksel sıkıştırma çift kademeli bir soğutma sisteminde
üretimin birlikte yapılması(cogeneration) alçak ve yüksek kademe sıkıştırma
işlemlerinin aynı kompresörde
birleşik çevrim combined cycle gas turbine yapılması.bileşik sıkıştırma
gaz türbini birleşik çevrimli gaz türbini
birleşik compound refrigerating system
soğutma sistemi kapasite düşüm ve artımlarında devreden
birleşik compound hood
çıkmak ve girmek üzere,her biri toplam
davlumbaz birleşik davlumbaz
kapasitenin belli bir kısmını karşılamak
üzere birden fazla kompresörle
birleşik ısı ve combined heat and power station tasarlanmış olan soğutma devresi.
güç istasyonu yüksek bir toplam verim sağlamak
amacıyla iki yada daha fazla birleşik yüzey combined surface coefficient
termodinamik çevrimi kullanan güç Bakınız “combined radaiative and
katsayısı
santrali. convective surface coefficient”
birleşik ısı ve combined heat and power (CHP) birleştirilmiş integrated environmental design
güç sistemi system bir karmaşık tasarım ve optimalleştirme
çevresel
ısı ve elektriksel güç üreten eş-üretim süreci içerisinde malzeme,bina ve
sistemi tasarım
çevresel elemanları birleştiren yaklaşım;
birleşik ısıl combined thermal transmittance birleştirilmiş integrated economizer cycle
geçirgenlik values (Uo) bünyasinde bir ekonomizer çevrimi
ekonomizer
değerleri birleşik ısıl iletim değeri içeren soğutma çevrimi
çevrimi
393
birleştirilmiş integrated function bitki odası plant room
fonksiyon birleştirilmiş fonksiyon; tesis odası; bitkilerin bulunduğu mahal
birleştirilmiş integrated heater bitmiş bina as built drawing
örneğin mahal ve su sısıtma gibi birden inşaat resimleri bir sistem kurulduktan sonra gerçek
ısıtıcı
fazla işlevi yerine getiren ısıtma durumunu ve ilk projeye göre yapılan
sistemleri değişiklikleri gösteren teknik resimler;
birleştirilmiş integrated average irradiance bitüm bitumen
birleştirilmiş ortalama güneş radyasyonu bitüm;karbon disülfit içinde tamamen
ortalama
çözünebilen siyah,yapışkan kimyasal
radyasyon maddeler bileşimi
birleştirilmiş integrated system bitumen coating
bitüm kaplama
sistem birleştirilmiş sistem; örneğin bir bitüm kaplama
jeneratörde elektriksel enerji ve ısı
üretimi gibi
bitüm coat of bitumen
kaplamalı bitüm kaplamalı
birleştirilmiş integrated ceiling system
tavan sistemi aydınlatma araçları,kanallar,konfor
modülleri gibi elemanların estetik bir bitüm kaplı bitumen coated steel tube
biçimde birleştirild iği tavan sistemi çelik boru bitüm kaplı çelik boru
birleştirilmiş integrated facility services bitümlü asbest bitumen asbestos sheeting
tesis hizmetleri bir bina yada sistem için bütün hizmetleri örtü bitümlü asbest örtü
vermek üzere tasarlanan yönetim sistemi
bitümlü boya bitumastic paint
birleştirilmiş irradiance, integrated average bitümlü boya
toplam belirli bir zaman aralığında bir yüzeyin
radyasyon birim alanına gelen güneş radyasyonunun
bitümlü kağıt bitumen paper
bu zaman aralığına bölümü. Btu/(h·ft2)
bitümlü kağıt
(W/m2)
bitümlü kömür bituminous coal
birleştirme impaction
bitümlü kömür
sıkıştırarak birbirine kaynatma
bitümlü non bitumenous coal
birleştirme integration
olmayan kömür bitümsüz taş kömürü
birleştirme; entegral alma (matematik)
birleştirmek join biyel kolu connecting rod
birleştirmek. ek yeri. bitişme noktası. pistonlu motor ve kompresörlerde biyel
(bağlamak)
birleşme. birleşmek. yapışmak. kolu
yapıştırmak. katmak. katılmak. bir araya
gelmek. iltihak etmek. biyo kimyasal biochemical action
etki biyokimyasal etki
birlikte üretim cogeneration
bir tek enerji biçiminden, ya elektriksel biyo kirletici bio aerosol
yada mekanik enerji ile yararlı ısıl biyolojik yapıdaki hava kirleticiler
enerjinin (ısıtma veya soğutma) birlikte
üretimi.
biyo proses bioprocess
fermentasyon gibi doğal biyolojik
birlikte üretim- cogeneration (electric) etkinlikler yoluyla yararlı ürünler elde
elektrik eş-üretim; ısı ve elektriğin birlikte etme teknolojisi; biyolojik süreç
üretimi; kojenerasyon
biyolojik filtre biofiltration
bit bit biyolojik filtrasyon
etme
0 ve 1 gibi iki değer alan ikili sistem
sayısı
biyolojik biosafety
güvenlik biyo-güvenlik
bitim kanalı terminating duct
bitim kanalı; kanalın bittiği yer;
biyolojik biological agent
bitirme planı implementation plan madde biyolojik savaşta kullanılabilen biyolojik
gerçekleştirme,tamamlama,bitirme planı zehirli madde yada enfeksiyonlu hastalık;
örnekler,parazitler,kikroplar,toksinler vb
bitişik mahaller adjoining spaces
bir test mahalli ile bitişik, yada test biyolojik maruz biological exposure index (BEI)
mahallinin çevrelediği herhangi kalma indisi endüstriyel uygulamalarda sağlık
havalandırılan veya havalandırılmayan iç etkilerini belirlemekte kullanılan
mahal. biyolojik maruz kalma endeksi
bitki bölümü plant section biyolojik bioclean classes
bitki bölümü; temizlik sınıfı biyo kimyasal temizlik sınıfı
394
biyolojik türler species bolometre bolometer
biyolojik sınıflandırmada temel sınıf radyasyon enerjisini ölçmekte kullanılan
duyarlı ölçme aracı
biyolojik yarı biological half life
ömür bir maddenin yarısının organizmadan Boltzman sabiti Boltzmann constant
kimyasal veya fiziksel yollarla alınması Boltzman sabiti; sıcaklık ile enerji
çıkartılması için geçen süre arasındaki ilişkiyi ifade etmek için
kullanılan sabit sayı; k =1.99
blok duvar blockwall calories/mole-Kelvin.
blok duvar; taş duvar
bombe yapma bulging, caving of a duct or
blok flanş companion flange enclosure(s)
üzerinde bulunduğu milin bütünler bir şişkinlik/ani artış, şiş/kabar; çıkıntı,
elemanı olan flanş tümsek, şiş; kabarmak, şişmek, ani artış,
şişkinlik, şiş; pırtlamak; esnemek, bel
block thermal insulation vermek; çıkıntı yapmak; pırtlatmak,
blok ısıl yalıtım dışarı uğratmak, çıkıntı meydana
düşük bir ısı transfer katsayısı elde etmek
üzere bir yada daha fazla tanecikli yada getirmek.
fiber malzeme ile bunları bağlayıcıdan
oluşan blok yalıtım malzemesi bombe, eğrilik camber depth
derinliği bombe,eğrilik derinliği
blok ısıtma block heating
bireysel mahallerin ısıtılması yerine, bone bonnet
belirli bir bölgenin merkezi bir santralden vanalarda kontrol miline yataklık yapan
ısıtılması ve alt gövdeye vidalı yada civatalı olarak
bağlanan kısım.vana üst gövde parçası.
blok vana block valve
blok vana;kapama, kesme vanası boru pipe
gazları, sıvıları,yarı-sıvıları yada ince
blok vana companion (or block) valve parçalara ayrılmış katıları taşımakta
vanaları açmadan önce bir sistemin kullanılan ve diş çekilecek yeterlilikte et
birbiriyle bağlanmasını yada, kalınlığına sahip içi boş iletim elemanı.
kapandıktan sonra ayrılmasını sağlayan
birbiriyle eş-çalışan vana çifti. boru pipe bend (noun)
boru kıvrımı; boru bükümü;
blöf blow off
kazan suyunu temizlemek için kısmen boru tutucu pipe fitter
boşaltıp taze suyla takviye boruya takılan ve parçacıkları tutmak
üzere tasarlanmış eleman;
blöf borusu blow off pipe
blöf borusu boru (ince tube
çaplı) uzun, genellikle silindirik yapıda içi boş
blöf çukuru blow down pit ve akışkanları taşımakta kullanılan
kazanlarda blöf suyunun akıtıldığı çukur; eleman (‘tubing’ artık kullanılmayan bir
blöf çukuru terimdir),
blöf tankı blow down tank boru anahtarı monkey wrench
blöf tankı; su borularını sıkmada kullanılan anahtar;
boru anahtarı
blöf valfi blow off valve
fazla gazı atmosfere atarak bir tanktaki boru anahtarı wrench
basıncı önceden belirlenmiş bir değerde boru anahtarı;İngiliz anahtarı
tutan vana.
boru askısı pipe hanger
blöf vanası blow down valve bir tesisatta boruların sabitlen mesi için,
blöf vanası; kazanlarda aralıklı olarak genleşme ve salınım olasılıkları da
kirlilikler içeren suyun boşaltılarak dikkate alınarak yapılan bağlantılarında
yerine taze su çekilmesini sağlayan vana kullanılan askılar; boru askıları.
boaşltım drain tube boru aynası dished end plate (of heat exchanger)
borusu[ince] boşaltım borusu ısı eşanjöründe boru aynası
boru aynası tube plate
bodrum basement
kazanlarda boruların geçtiği plaka yada
normal yaşam mahallerinin altında
ayna; boru aynası
bulunan, koşullandırılan yada
koşullandırılmayan alt kat. bodrum
boru bağlantı pipe coupling
parçası dıştan diş çekilmiş iki boruyu
boğma akımı choking flow
birleştirmekte kullanılan içten diş
dar bir boğazdan gerçeklenen akış;
çekilmiş boru parçası..
boğma akımı
boru bağlantısı pipe connection
boğulma akımı stonewall flow (choking flow)
boru bağlantısı;
boğulma akımı; kısılma akımı;
akışkanların dar bir kesitten geçmesi
395
boru bağlantısı pipe joint boru filtresi pipe filter
boru birleştirmesi boruya takılan ve parçacıkları tutmak
üzere tasarlanmış eleman;boru filtresi
boru boru pipework installation
tesisatı boru tesisatı kurulumu boru fitingi pipe fitting
kurulumu boru fitingi; boru ekleme parçaları;diğer
boru parçalarını birleştirme, uyarlama,
yada ayarlama amacıyla kullanılan
boru pipe sizing parçalar;
boyutlandırma boru çapı belirleme;
boru flanşı pipe flange
boru braketi pipe bracket boru uçlarına takılan ve iki boruyu
boru tespit kelepçesi; braket birleştirmekte kullanılan flanş
boru bükme pipe bending machine boru grafiği pipe schedule
makinesi boru bükme makinesi değişik basınç aralıklarında boruların dış
çapı ve kalınlıklarını listeleyen boru
boru bükmek pipe bend (verb) boyutlandırma sistemi
boru bükmek; boru kıvırmak
boru hattı pipeline
boru çapı diameter of pipe içerisinden boru yada sıvının geçtiği boru
boru çapı hattı
boru çapı pipe diameter boru ısı heat exchanger, pipe
boru çapı değiştirici borudan yapılan ısı eşanjörü; borulu ısı
eşamjörü
boru çapraz piping cross connection (nonpressure)
bir boru sisteminde, içme suyunu taşıyan boru iç çapı bore (of pipe)
bağlantısı borunun iç çapı
bir borunun lavabonun taşma kenarının
altından, atmosfer basıncında ve içme
suyu olmayan akışkan içeren boruya boru iletken channel, conduit, pipe
yapılan bağlantı; kanalı iletken ve boruların içerisinden geçtiği
kanal
boru çekme piping
(1)akışkanları taşıyan boru sistemi,(2)bir boru izleyici pipe tracer
soğutma sisteminin değişik bölümlerini duvar yada döşemelerde gömme su
birbirine bağlayan boru yada boru ana borularının yerlerini bulmakta kullanılan
hatları; araç; boru izleyici
boru çekme tubing boru kanalı pipe duct
boru bağlama; boru tesisatı yapma içerisinden boruların geçtiği kanal
boru demeti tube bundle boru kanalı pipe trench
boru demeti; örneğin bir evaporatör yada içerisinde, yer altından giden kanalların
kondenserdeki bakır boru demeti geçtiği kanal; boru kanalı
boru dengeleme compensator boru kelepçesi pipe clip
parçası borulardaki genleşme,çekilme,flambaj boru kelepçesi
gibi fiziksel etkileri ortadan kaldıran boru
ara parçası;boru dengeleme parçası boru kolonu pipe riser
boruyu düşey olarak iletmekte kullanılan
boru desteği pipe support boru elemanı; boru kolonu;
boru desteği; boru yörüngesi üzerinde
sarkmaları önlemek,titreşimleri azaltmak boru kovanı pipe bushing
için belirli aralıklarla konulan dayamalar boru kovanı;
boru devresi run of pipe boru köprüsü pipe bridge
uzunluğu borunun bina içerisinde izlediği yörünge; boru malzemeden yapılan köprü(örneğin
boru devresinin uzunluğu üst geçit köprüsü)
boru dirseği pipe elbow boru malzemesi pipe material
boruya yöndeğiştirmek için uygulanan 90 boru malzemesi(çelik,bakır,alüminyum
derecelik dirsek vb)
boru dişi pipe thread boru mengenesi pipe wrench
boru dişi; ince diş boru mengenesi
boru dişi pipe threading machine boru pislik pipeline strainer
makinesi boru diş çekme aparatı; boruya içten veya tutucu boru hattında kritik elemanların önüne
dıştan diş çeken aparat; konulan süzgeç;pislik tutucu
boru duyargası bulb (pocket) in a pipe boru pipe reducer
bir borudaki cebe yerleştirilmiş duyarga redüksiyonu geniş çaplı bir boruyu daha küçük çaplı
bir boruya bağlamakta kullanılan fiting;
396
boru redüksiyon elemanı aynı doğrultuda yada yaklaşık olarak
böyle olan fiting bölümü.
boru sargısı pipe wrapping
boruların korozyona direnimini artırmak boru yükü piping load
için üzerinin sarılması; boru sargısı boru yükü; boru içerisindeki akışkandan
ve taşıdığı dışsal elemanlardan boruya
boru seçimi pipe section gelen yük;
boru bölümü; boy olarak satılan boru
bölümlerinden her biri boru yüzeyi surface of a pipe
bir borunun yüzeyi; iç yada dış yüzey
boru serpantin coil (pipe)
borulardan yapılmış, içerisinden boru/kovan shell and tube evaporator
ısıtılacak yada soğutulacak akışkanın evaporatör boru-kovan evaporatör; boruların içinden
geçtiği serpantin işlem görecek olan sıvının, dışından
transfer akışkanının geçtiği evaporatör
boru serpantini pipe coil
boru serpantini; içerisinden bir akışkanın boru/kovan ısı shell and tube heat exchanger
geçtiği serpantin değiştirici boru-kovan türü ısı eşanjörü
boru sistemi pipe system borularda coefficient of friction in pipes
boru sistemi, bir devredeki değişik borulardaki sürtünme katsayısı
sürtünme
işlevlere sahip ekipmanlara akışkanı
taşımak üzere kurulan sistem; boru katsayısı
sistemi
borusal destek tubular support
pipe socket elemanı borusal destek elemanı
boru soketi
ucuna diş çekilmiş iki boruyu sıkan ve
bağlayan eleman;union,soket borusal tubular centrifugal fan
merkezcil fan boruya takılabilen merkezcil fan
boru sürtünme pipe friction factor
faktörü boru sürtünme katsayısı boruya paralel tube axial fan
üfleyen fan kanala yerleştirilen ve dönme eksenine
boru pipe friction paralel üfleme yapan fan
sürtünmesi boru sürtünmesi; borudaki sürtünme
basınç kaybı boş empty
boş;boşaltma; içini boşaltmak; dökmek;
boru tube friction boşalmak
sürtünmesi boru sürtünmesi; akışkanın boru
içerisinde akarken borunun pürüzlü iç boş zaman idle time
duvarları nedeniyle ortaya çıkan durma, iş üretmeme zamanı; boştaki süre
sürtünme basınç kaybı
boşalma vanası relief valve
boru şebekesi pipe network her hangi bir basınçlı tesisatta basıncın
boru şebekesi; ayarlanan kontrol değerini aşması
durumunda açarak, akışı düşük basınçlı
boru tamir make-up piece/pipe bir bölgeye yada açık havaya yönlendiren
takımı boru tamir takımı( boru vana.boşlama vanası.
anahtarı,tornavida vb içeren takım)
boşaltım discharge temperature (delivery
boru tesisatı pipework [basma] temperature)
boru işleme; boru çekme; boru tesisatıyla sıcaklığı kompresörden basma gazı sıcaklığı
ilgili çalışma
boşaltım discharge opening
boru tsisat piping system boşaltım açıklığı; boşaltım ağzı
boru tesisatı sistemi
açıklığı
sistemi
boşaltım açısı angle of discharge
boru ucu end of pipe birincil havanın temel hava jetlerine ait
kirletici maddelerin(atık su,gazlar vb) merkez çizgiler arasındaki en geniş açı
işletme çıkışında işlemlenmesini ifade
eden terim
boşaltım alanı drainage area
bir boşaltım sisteminin pis sularını
boru ünyonu pipe union boşalttığı binalar topluluğunun kapsadığı
ucuna diş çekilmiş iki boruyu sıkan ve alan
bağlayan eleman;union,soket
boşaltım bacası discharge stack
boru yalıtımı pipe insulation boşaltım bacası
boru yalıtımı; boruda ısı kayıp yada
kazancını azaltmak için yapılan yalıtım
boşaltım discharge head
basıncı soğutma devrelerinde kondenser basıncı
boru yörüngesi pipe run
(1)birden fazla boru parçası içeren
topluluk, (2)bir tparçasının branşman boşaltım discharge pressure
veya yanal açıklığından farklı, ucu hatla basıncı basma basıncı; kompresörden çıkış
basıncı
397
boşaltım discharge drain pipe boşaltım coefficient of discharge
borusu basma boşaltım borusu; bir basma katsayısı bir orifiste, hava akımının boğazdaki
hattından çıkan akışkanı uygun bir (vena contracta) net alanının toplam
bölgeye aktaran boru serbest geçiş alanına oranı
boşaltım drainage pipe boşaltım discharge coefficient
borusu drenaj borusu katsayısı bir orifis yada venturiden akış sırasında
akışkan viskozitesinin etkisini dikkate
almak için uygulanan katsayı
boşaltım cihazı discharge device
basma cihazı;boşaltım cihazı yada aracı
boşaltım kesme discharge stop valve
vanası basma hattı kesme vanası
boşaltım drain pit
çukuru boşaltma çukuru
boşaltım discharge of quantity
miktarı boşaltım miktarı
boşaltım düzeyi drainage level
drenaj seviyesi(zeminden veya
bodrumdan) boşaltım discharge rate
miktarı basma miktarı; bir kompresörün birim
boşaltım fitingi drainage fitting zamanda bastığı soğutkan hacmi
drenaj borularında kullanılan fiting'ler
boşaltım quantity of discharge
boşaltım hattı discharge line valve (discharge stop miktarı boşaltım miktarı; pis suyun
valve) kanalizasyona boşaltım miktarı veya kirli
vanası
boşaltım hattı kesme vanası havanın egzoz miktarı
boşaltım discharge line (hot gas line) boşaltım ölçeri discharge gauge
hattı[sıcak gaz soğutma devrelerinde basma hattı;sıcak kompresör basma basıncını ölçen
gaz hattı manometre
borusu]
boşaltım discharge gauge (high pressure gage; )
boşaltım discharge vent soğutma kompresörlerinde basma hattı
ölçeri[yüksek
havalığı boşaltım havalığı yada kondenser devresi üzerinde bulunan
basınç ölçeri]
ve kompresör basma basıncını gösteren
boşaltım havası recirculation of discharge air manometre;yüksek basınç manometresi
sirkülasyonu bir miktar boşaltma havasının taze hava
ile birlikte evaporatif kondenser ve boşaltım discharge measurement
soğutma kulelerine girmesi ölçümü boşaltım miktarının ölçümü
boşaltım drainage ditch boşaltım discharge grille
hendeği boşaltma hendeği; toprakta kazılan boşaltma menfezi;
panjuru
yağmur suyu boşaltım hendeği
boşaltım planı drainage plan
boşaltım hızı discharge velocity
drenaj boru tesisatını gösteren plan
bir giriş veya çıkış elemanında, hava
akımının bir çıkış veya giriş elemanının
yüzeyine göre belirli bir konumda boşaltım drainage pump
ölçüldüğü fpm ( m/s) olarak giriş yada pompası bir çukurda toplanan drenaj suyunu
çıkış hızı, Vk. kanalizasyona basan pompa
boşaltım jeti discharge jet boşaltım discharge spout
boşaltım havası jeti püskürtmesi boşaltım püskürmesi;
boşaltım kanalı discharge duct boşaltım ses discharge sound power level
bir santrifüj fanın basma kanalı gücü düzeyi bir terminal çıkışından iletilen ses gücü
boşaltım kanalı drainage channel boşaltım sifonu drain trap
boşaltım kanalı; yağmur suyunu araziden pis su kolonuna aparey boşaltım
boşaltan genellikle betondan yapılan ve hatlarındaki sifon
üzerfinde ızgara bulunan kanal
boşaltım sistemi discharge system
boşaltım discharge capacity boşaltım sistemi; hava atma sistemi
kapasitesi deponun ilk sıcaklığı, akışkandaki
sıcaklık düşüşü ve depolama sisteminden
boşaltım sistemi drainage system
kütlesel akış gibi değişkenlere ait belirli bir binada pişs suları kanalizasyona
değerler dizisinde ve belirli bir debide taşıyan sistem
depodan çekilebilecek ısı miktarı.
boşaltım şaftı discharge shaft
boşaltım discharging capacity (thermal storage) boşaltım şaftı; doğal havalandırma şaftı
kapasitesi [ısıl deponun ilk sıcaklığı, akışkandaki
depolama] sıcaklık düşüşü ve depolama sisteminden
kütlesel akış gibi değişkenlere ait belirli boşaltım tankı drain tank
değerler dizisinde ve belirli bir debide bir boşaltım tankı
depodan çekilebilecek ısı miktarı
boşaltım tapası drag plug or cock
398
depolara ve tanklarda, boşaltım için gerçeklenen su akışı bir artezyen veya
bulunan boşaltma musluğu kaynaktan suyun çıkışı;bir tesisten
kanalizasyona gönderilen pis su içeriği,
boşaltım tavası drain pan
bir evaporatörün altına yoğuşum suyu, boşaltmak drain (verb)
ergitilen su yada buzun toplanması için [akıtmak] boşaltmak,akıtmak,kanala vermek,
yerleştirilen tava yada tepsi. bu elemana
damlama tavası yada defrost tavası da
boşaltmak exhaust (verb)
denilir.
[egzoz etmek] egzoz etmek; havayı ve gazları dış
mahalle pompalamak;
boşaltım test discharge test time
süresi boşaltım test süresi;depolama aracından
boşaltmak evacuate
enerjinin çekildiği tek bir test geçiş
[vakum etmek] boşaltmak,vakum etmek
süresi.
boşaltım vanası discharge valve boşaltmalı drainage appliance
boşaltım yada basma vanası cihaz drenaja atılacak pis su üreten
aparey(lavabo,klozet vb)
boşaltım vanası discharge valve (delivery valve, outlet
valve) boşluk void
bir kompresörde, silindirden akışa izin filamenler arasındaki boşluk hacmi
veren ve akışın geri dönmesini önleyen
vana; discharge line valve basma hattına boşluk (hava) cavity
kompresöre bağlanmış kompresörü boşluk, hava boşluğu
basma hattından soyutlayan vana
boşluk (oyuk) cavitation
boşaltım vanası drain valve bir katı yüzey üzerinde erozyon yapacak
sıcak sulu ısıtma tesisatında yada benzeri kadar yüksek hızla ve türbülansla hareket
kapalı devre su tesisatlarında bakım eden bir sıvı tarafından açılan oyuklar;
onarım amacıyla boşaltılan boru parçası sıvı basıncının bir kritik değerin altında
üzerinde bulunan ve suyun boşaltılmasını olduğu yerde oluşan boşluklar.
sağlayan vana ; boşaltma vanası.
boşluklu hollowcore planks (for ventilation)
boşaltım method of discharging döşeme havalandırma için boşluklu tahta döşeme
yöntemi boşaltım yöntemi;
boşta çalıştırma idling
boşaltım[basma discharge stroke bir sistemi veya makineyi boşta
] stroku kompresörde basma stroku çalıştırma
discharge (noun) boştaki süre idling time
Boşaltma
boşaltım,basma,dışarı atma bir sistem veya makinenin boşta çalışma
[deşarj] süresi
boşaltma emptying bourdon tube
Bourdon
tahliye, boşaltma. bakınız "bourdon gauge"
borusu
boşaltma drain (noun)
boşaltma ağzı;boşaltma borusu Bourdon geyç Bourdon gauge
[borusu] salyangoz bir bakır borunun basınç
karşısında genişleyip daralması ile
boşaltma drain pipe çalışan ve hareketi bir pinyonla
borusu Özellikle pencere ve split tür klimalarda, göstergeye ileten manometre;
havadaki yoğuşum suyunun açığa değil
uygun bir yoldan pis su tesisatına Bourdon ölçeri gauge, Bourdon
aktarıldığı boşaltma borusu. basınç ölçmekte kullanılan Bourdon
borusu; spiral halinde, uygulanan
boşaltma cihazı emptying device basınçla orantılı olarak açılan ve bu
tahliye, boşaltma yapmak üzere açılmayı bir pinyon düzeni ile göstergeye
tasarlanmış araç aktaran basınç ölçer
boşaltma hattı drainage boy kesme cut to size
drenaj; pis suyu kanalizasyona taşıyan boy kesme; standart uzunluktaki bir
boru malzemeyi kullanılacağı boya kesme
boşaltma drain cock boya sisi paint mist
musluğu boaşltma musluğu;genellikle sıvı içeren boya sisi; atomize haldeki boya
tank depo gibi elemanlarda bulunan parçacıklarından oluşan sisli ortam
boşaltma musluğu
boyamak dye
boşaltma[vaku evacuation boya. boyama. saç boyası. boyamak.
m etme] içerisindeki gaz(hava) vakum edilerek boyanmak. kumaş boyası. boya maddesi.
boşaltılmış kap boyanabilmek. boya tutmak.
boşaltmak discharge (verb) boylam longitude
bir kanal veya akıntıda yüzeyden ekvatora dik açı yapacak şekilde
399
yerküreyi 360 eşit parçaya böldüğü kentler
varsayılan ve uçları kutuplarda birleşen,
en geniş aralığa ekvatorda sahip olan bölgesel ısıtma district heating system heating density
varsayımsal çizgiler; birim alan başına ısıtma talebinin ölçüsü.
sistemi ısıtma
yoğunluğu Geleneksel birimi kW/hektar yada Btu x
Boyle yasası Boyle’s law 106/acre
bir gazın sıcaklığı sabit olduğunda bu
gazın hacmi basıncıyla ters orantılıdır. bölgesel ısıtma district heating plant
pv=p1v1 bölgesel ısıtma merkezi tesisi
tesisi
boyuna gerilme longitudinal stress
bölgesel district cooling
uzunlamasına,boyuna gerilme
soğutma soğutmayı kiralayan çevre alanlara
(bölge) ve müşterilere (konutlar,ticari iş
boyuna kanat longitudinal fin yerleri veya kurumsal alanlar) merkezi
boyuna kanat;ısı transferinde boruya bir santralden üretme ve dağıtma
uygulanan boyuna kanat kavramı;
boyundan weld-neck flange bölgesel district cooling system cooling density
kaynaklı flanş boyundan kaynaklı flanş; kaynaklı boyun bölgesel soğutma sistemi soğutma
soğutma sistemi
flanşı yoğunluğu
soğutma
yoğunluğpu
boyut dimension
boyut
bölme (bina) compartment
bölme, göz, kısım, kompartıman, bölüm.
boyutsal dimensional variable
değişken boyutsal değişken;
bölmeli tür su compartment type water cooler
ısıtıcısı temel işlevi olan içme suyunun
boyutsal resim dimensional drawing soğutulmasına ek olarak buz yapma
boyutların gösterildiği teknik resim olanağına sahip olan yada olmayan
soğutulan bir bölme içeren su soğutucusu
boyutsuz sayı dimensionless number
boyutsuz sayı bölücü boru diversion pipe fitting
fitingi boru tesisatında akışı bölen fiting
bozulmaz break proof
(kırılmaz) bozulmaz; kırılmaz;dayanıklı
bölücü eleman diverting element
bölücü eleman;
bozunma decay (decomposition)
belirli bir fiziksel davranışın zaman bölücü fiting diversion fitting
içerisinde düzenli biçimde azalması. bölücü fiting; bölme fitingi
bozunma decay factor bölücü vana diverter valve
faktörü bir değişkenin zaman içerisinde azalması bölücü vana, akışı ikiye bölen vana
bozunma decay method bölüm section
faktörü foto iletkenliğin belirlenmesinde bir ekipmanın, diğer parçalarından ayrı
kullanılan bir teorik yöntem ve uzağa yerleştirilen bölümü.
bozunma decay rate bölümlere partition (verb)
miktarı bozunma miktarı ayırmak mahalli bölmek;parçalara
ayırmak;bölümlere ayırmak
bölen vana diverting valve
bakınız "diverting valve" braket bracket
destek veya dirsek ile tutturmak; kenet,
district heating dirsek, destek; parantez içine almak;
bölgesel ısıtma köşeli parantez, parantez; altından
ısıtmayı, kiralayan çevre alanlara (bölge)
ve müşterilere (konutlar,ticari iş yerleri destekle tutturulmuş raf
veya kurumsal alanlar) merkezi bir
santralden üretme ve dağıtma kavramı.; branşman branch
kanallarda,borularda,iletim hatlarında;
district heating main ana hatla belirli bir açıda bağlanan aynı
bölgesel ısıtma yada daha küçük çaptaki diğer hat,
ana borusu bölgesel ısıtmada zonlara verilecek
toplam suyu taşıyan ana boru branşman
district heating supply branşman alma branch off point
bölgesel ısıtma
bölgesel ısıtma teisatından alınan bina noktası ana hattan branşman ayrılma noktası
besleme hattı
besleme hattı; gidiş hattı
branşman branch take off
bölgesel ısıtma district heating system ayrılma bir ana hat yada kolondan branşman
sistemi büyük miktarlardaki atık ısı üretilen ayırmakta kullanılan ara parça; örneğin
merkezlere sahip kentlerde bu ısının T-parçası; redüksiyonlu T-parçası
kullanılarak kentsel bölgelerin merkezi
ısıtılmasını sağlayan sistem. örnek branşman branch connection
Minnesota, St Paul,Rusyadaki bazı ana borudan ayrılan branşman hattının
400
bağlantısı ana hatla bağlanışı brülör basıncı burner pressure
brülör basıncı; yakıt hava karışımının
branch pipe püskürdüğü basınç
branşman
borusu branşman hattı; bir ana hat veya
kolondan ayrılarak belirli mahallere brülör borusu burner pipe
soğutkan taşıyan hat brülör gövde kısmı( boru kısmı,boyun)
branşman branch circuit brülör düşük burner low fire setting
devresi devreyi ve çıkışlarını koruyan son aşırı ateşleme ayarı low high/low off yada modülasyonlu
akım koruyucusu ile yüke giden son yanma kontrollerinin kullanıldığı
tesisat arasındaki devre iletkenleri. yerlerde brülörün ateşlemesinin ortaya
çıktığı yakıt miktarını belirleyen
branch line ayarlama.
branşman hattı
bir kontrol ediciye yada kontrol edici
cihaza bağlanan besleme havası hattı brülör flanşı burner flange
brülörü kazan veya fırına sağlamakta
branch duct kullanılan flanş
branşman
kanalı branşman kanal; ana kanaldan zonlara
ayrılan tali kanal brülör hava burner purge
temizlemesi her durmadan sonra, yanma odasında
branşman branch duct entry kalması olası gazların temizlenip atılması
branşman kanalı girişi için uygulanan temizlik süreci
kanalı girişi
brülör kovanı burner throat
branşman breeches pipe içerisinde yanmanın başladığı, genellikle
pantolon bir boru ucundan iki branşman ayırmaya refrakter bir malzemeden yapılan, brülör
parçası yarayan pantolon parçası çıkışına yerleştirilmiş kovan yada
manşon.
branşman branch piece
parçası branşman kanal parçası brülör memesi burner nozzle
brülör memesi; içerisinden yakıtın yanma
branching odasına girdiği meme
branşman
yapma bir ana hat borusu veya kolunundan
branşman ayırma işlemi brülör montajı burner mounting
brülör montajı
BRI BRI (see building related illness)
binaların havasındaki kirlilik unsuruna brülör plakası burner plate
bağlanan tanı konulabilir hastalıklar; brülörü kazana bağlayan plaka
göğüs daralması, baş ağrısı, kusma gibi
belirtilerle ortaya çıkar brülör türü burner type
brülör türü;(atomize,atmosferik,jet vb)
briket briquette
bir yanmayı başlatmak için kullanılan brülör burner arrangement
blok hale getirilmiş yanıcı madde uyarlaması brülör uyarlaması
bronz bronze brülör verimi burner efficiency
küçük miktarlarda diğer metalleri içeren brülör verimi
yada içermeyen bakırca zengin bakır-
kalay alaşımı
brülör yakıt burner tip (or nozzle, shroud)
memesi brülör yakıt memesi yada nozulu
bronz tel bronze wire
bronz tel; metal yüzeyleri raspalamakta
kullanılan tel fırçalarda kullanılan sert brülör yakıt burner pot
bronz teli tankı ağır yağ brülörlerinde, brülör
yakınlarında bulunan ve yakıtın ısıtılıp
inceltilmesi için kullanılan küçük yakıt
Brown dağılımı Brownian diffusion (Brownian motion)
deposu
Brown difüzyonu
brülör burner register
Brown Brownian motion (Brownian diffusion)
yönlendirme brülöre giren yanma havası akışını
hareketleri Brovn hareketleri; moleküler hareket
kanatları yönlendirmek ve/veya kontrol etmekte
kullanılan hava-yönlendirme kanatları
brülör burner (genelde ayarlanabilir) dizisi
bir yakıt yakan aracın (ocak veya fırında)
alevin üretildiği kısım; brülör, burner (atmospheric)
atmosferik yanma havasının doğal çekme ile
brülör alevinin burner flame failure response time sağlandığı ve gazın hızı nedeniyle
arıza tepki alev sönmesi ile güvenlik kapamalarının sürükleme kuvvetinin yaratıldığı gaz
süresi çalışması arasındaki zaman aralığı yakıt brülörü;
burner ignition brülör, atomize burner (atomising)
brülör
yakıt-hava karışımının ateşleme süreci bir yada daha fazla yakıt içerisinden
ateşlemesi havanın püskürtülerek yakıtın ince
yada biçimi
parçalara ayrıldığı, yakıtın basınçlı
havayla atomlaştırıldığı brülör türü;
401
brülör,genel burner (general) brüt toplam gross total coil load
yakıt ile havayı yanma odasında serpantin yükü bir evaporator serpantini tarafından
birleştirerek sürekli yanma sağlayan dağıtım havasından çıkartılan duyulur ve
ekipman gizli ısının toplamı.
brülör,jet burner (jet) brüt toplam gross total cooling effect
jet hava akımıyla çalışan brülör soğutma yükü soğutkan tarafından emilen toplam brüt
ısı miktarı. Bu değer, net toplam soğutma
brüt gross lighted area etkisi ile soğutucuyu çalıştırmak için
binanın her katında, çevresel duvarların gerekli enerji girdisinin toplamıdır.
aydınlatılan
alan iç kısımlarından ölçülen toplam
aydınlatılan alanı. brüt yük gross load
içeride ısı üreten kaynakların ürettiği ısı
brüt gross lighted floor area (GLA) dikkate alınmaksızın(düşülmeksizin) bir
aydınlatılan aydınlatılan bölümlerin döşeme alanı. mahal veya binanın toplam ısı yükü
döşeme alanı
BTU British thermal unit (Btu) (an I-P unit)
1 Libre suyun sıcaklığını 1 F artırmak
brüt bedensel body mass loss, gross için gerekli ısı miktarı; 1 Btu=1055.055
kütle kaybı brüt bedensel ağırlık kaybı Joule
brüt çatı alanı gross roof area BTU/h British thermal units per hour (Btuh)
brüt çatı alanı Btu/h olarak ifade edilen I-P sistemindeki
ısıl güç birimi; 1000 Btu/h=293 W
brüt dış duvar gross exterior wall area
alanı dıştan ölçülmek üzere, ısıtılan ve/veya bu günkü değer present value
mekanik olarak soğutulan bir mahalli bu günkü değer
kapatan bütün opak duvarları,pencere
alanları ( pervaz dahil) ve kapı alanlarını annuity factor
bu günkü değer
içeren alan. bir girdi akışının bu günkü değerini
faktörü
gösteren matematiksel değer,
brüt döşeme gross floor area
alanı dış duvarların dışından ölçülen, bodrum, vaporization
buahrlaşma
asma kat, yüksekliği 2.25 m ve üstü olan buharlaşma; belirli bir basınçta gaz
çatı odaları da dahil olmak üzere bütün fazına geçme
döşemeleri ve katlar arasındaki
bağlantıları da içeren döşeme alanı
buhar vapour (USA vapor)
normal atmosferik koşullarda sıvı ve katı
brüt döşeme floor area (gross, of a building) dış halde de bulunabilen bir maddenin gaz
alanı(bir duvarların çevrelediği ve dış duvarların durumu özellikle sıvı durumu ile denge;
binanın) iç yüzeyinden ölçülen, koridorlar, konumuna yakın olan ve genel gaz
merdivenler, klosetler, duvarların yasalarına uymayan gaz
kalınlıkları , kolonlar için bir alan
düşmesi yapılmaksızın hesaplanan
döşeme alanı buhar ağırlığı steam weight
birim zamanda bir ısıtıcıya giren buhar
ağırlığı
brüt duvar gross wall area
brüt duvar alanı buhar ana hattı steam main
alanı buhar tesisatında buharı taşıyan ana boru;
daha sonra branşmanlara ayrılan ana
brüt duyulur ısı gross sensible capacity buhar hattı
kapasitesi belirli bir dizi çalışma koşullarında,
soğutma serpantini tarafından çekilen steam separator
buhar ayırıcı
duyulur ısı. kazandan çıktıktan sonra buhar
içerisindeki nemi çıkartan cihaz.
brüt ısıl değer gross calorific value
belirli koşullar altında, belirli bir miktar steam connection
buhar
ve hacimdeki yakıtın oksijen-bombası buhar bağlantısı;buharla çalışan her hangi
kalorimetrede yakılmasıyla elde edilen ısı
bağlantısı
bir aparata buhar kolektöründen yapılan
miktarı. bağlantı
brüt kapasite gross capacity buhar basıncı steam pressure
brüt kapasite buhar basıncı; buharın kazandan
çıkışındaki basıncı
brüt kolektör area, gross collector
alanı brüt kolektör alanı vapour pressure
buhar basıncı
bir buhar tarafından etki ettirilen basınç.
brüt toplam gross total capacity
kapasite belirli bir çalışma koşulları dizisinde, buhar basıncı vapour pressure manometer
soğutma serpantini tarafından çıkartılan manometresi buhar basıncı manometresi
duyulur ve toplam ısı toplamı. Bu değer,
EWB, ODB, EDB, ve hava akış miktarı
buhar basınç vapour pressure diagram
gibi parametrelerle ilgili olarak değişir.
diyagramı buhar basıncı diyagramı; bir sıvınıın
buhar basınç ve sıcaklığını gösteren
402
diyagram soğutma bir odadaki vakum altında buharlaşma
sonucu elde edilen buharın odadan
buhar basınç steam pressure reducing valve alınması durumunda suyun istenen
buhar basıncı düşürme vanası dereceye kadar soğuması ilkesini
düşürme vanası
kullanan soğutma yöntemi; buhar jetiyle
soğutma, vakum altındaki bir odaya giren
buhar beslemeli steam feed heater sıvıların ani buharlaşmasından yararlanır;
ısıtıcı buhar beslemeli ısıtıcı; buharla ısıtma
yapan eleman; buharla ısıtılan yakıt
buhar jetli hava steam jet air ejector
serpantini
ejektörü boşaltılacak gaz veya havanın bir buhar
jeti ile yaratılan vakum nedeniyle
buhar boru steam piping ortamdan bir buhar jeti ile çekildiği
tesisatı buharlı ısıtma veya proses tesisatı ejektör;
buhar borusu steam pipe buhar jetli steam jet refrigerating system
buhar borusu; içerisinde buhar taşıyan soğutma sistemi buhar jeti ile çalışan soğutma sistemi;bir
boru vakum odasına giren sıvının ani
buharlaşması temelinde çalışan soğutma
buhar cebi steam pocket makinesi
buhar cebi; kondenstop;buhar kapanı
buhar kalitesi steam quality
buhar ceketi steam jacket buhar kalitesi; buhar+su karışımı
iç ve dış silindirler arasında buhar dolu içerisinde buharlaşma yüzdesini ifade
hacim; buhar ceketi eden terim
buhar dolgulu vapour-charged power element buhar kalitesi vapour quality
güç elemanı termostatik genleşme vanalarında güç buhar kalitesi; bir sıvı-buhar karışımında
elemanlarında buhar halde soğutkan buhar yüzdesi
içeren duyarga
buhar karışımı vapour mixture
buhar doyma saturation pressure of vapour buhar karışımı; içerisinde farklı gazların
basıncı su buharının doyma basıncı; bulunduğu karışım
steam exhaust buhar kazanı steam boiler
buhar egzozu
bir makine yada sistemden boşaltılan içerisinde yakıtın yandığı ve elde edilen
buhar ısının suyu buharlaştırmakta kullanılan
bir tür fırın; buhar kazanı
buhar engeli vapour barrier
‘vapor retarder’ ile aynı anlamda; buhar buhar kesici vapour retarder
kesici buhar kesici; havadaki su buharının bina
elemanlarına girmesini önleyen yada
azaltan eleman
buhar steam injector water feed pump
enjektörlü buhar enejektörüne su beslemesi yapan
pompa buhar kilidi vapour lock
besleme suyu bir sıvı hattında, aynı basınç farkında
pompası toplam sıvı akışına göre akışı azaltan
buhar oluşumu
buhar filtresi steam filter
buhar filtresi; buhar kilit vapour lock device
cihazı sıvı soğutkan için orifis kılcal borusu
buhar geçirmez steamproof yada sabit boyutta kısıtlanmış bir geçide
buhar geçirmez;buhar sızdırmaz sahip olan diğer bir araç
buhar girişi steam inlet buhar steam header
buhar girişi;buharla çalışan ekipmanlarda kolektörü buhar çıkış ağzına veya ağızlarına
buhar giriş bağlantısı bağlanan yatay boru; bir kazan dairesinde
ana borunun birbirine yakın birkaç
buhar gücü steam power branşmana ayrıldığı yer.
buhar gücü;
buhar steam condenser
buhar içeriği vapour content kondenseri buhar kondenseri;içerisinde buharın
mevcut olan buhar miktarının, doymuş yoğuşturulduğu kondenser
durumdaki buhar miktarına oranı.
buhar kontrolü vapour control
buhar jet vapour jet (refrigeration) cycle (1)buhardolgulu güç elemanı içeren
buhar jeti ile çalışan soğutma çevriminde kontrol aracı (2)kapalı hacimdeki buharın
çevrimi
buhar jeti genişleme ve çekilmesi ile kontrol
(soğutma) sağlama yöntemi
buhar jeti steam jet vapour mass friction
buhar kütlesel
vakumlanmış bir hacme verilen sıvının iki fazlı bir akımda buhar kütlesinin
ani buharlaşması ile oluşan buhar
sürtünmesi
yüzdesi
püskürtüsü(jet)
buhar miktarı steam quantity
buhar jeti ile steam jet refrigeration buhar miktarı;
403
buhar odası steam chamber buharlaşma evaporation pressure
hareket halindeki buharın içerisinde uzun basıncı buharlaşma basıncı; bir sıvının belirli bir
süre kaldığı oda sıcaklığı buharlaşma sıcaklığı olarak
kabul eden basınç
buhar pompası steam pump
buhar pompası;1698'de Savery tarafından buharlaşma boil off gas
bulunmuş olan su-dolu tanka alttan buhar gazı bir tankta depolama sırasında
basıncı uygulayarak pompalama ilkesine buharlaşma yoluyla yitirilen gaz
dayanan pompa
buharlaşma latent heat of vaporization
buhar steam injector gizli ısısı bir sıvının belirli bir sıcaklıkta 1 kg’ının
püskürteci buhar püskürtücü; bir kazandaki su tamamen doymuş buhar durumuna
seviyesini yükseltmek için basınç gelebilmesi için verilmesi gereken
altındaki kazana buhar püskürtülmesi( ısı enerji.buharlaşma gizli ısısı
makinesi)
buharlaşma heat of vaporization
buhar steam coil ısısı buharlaşma gizli ısısı; doyma
serpantini buhar serpantini; buharlı ısıtıcı; durumundaki sıvının birim ağırlığını
içerisinden buharın geçtiği ısıtma birimi doymuş buhar haline getirmek için
gerekli ısı miktarı
buhar tabloları steam tables
su buharının değişik basınçlardaki buharlaşma evaporation loss (cooling tower)
termodinamik özelliklerini gösteren kaybı bir soğutma kulesinde suyun damlalar
tablolar halinde inerken buharlaşan miktarı
nedeniyle oluşan su kaybı
buhar steam collecting vessel
toplanma tankı buhar toplama tankı; buharlaşma evaporation rate
miktarı bir sıvının belirli bir basınçta birim
zamanda buharlaştığı miktar
buhar tüketimi steam consumption
buhar tüketimi;
buharlaşma flash chamber
odası(TXV) bir ekspansiyon valfi ile evaporatör
buhar türbini steam turbine
arasında bulunan ve basınç düşümü
bir kazanda üretilen yüksek basınçlı
nedeniyle oluşan herhangi bir ani
buharı bir rotor üzerindeki kanatları
buharlaşma (flash) gazını sıvıdan
dönmeye zorlayarak mekanik enerjiye
ayırmakta kullanılan tank.
dönüştüren makine
buhar üreteci steam generator
buharlaşma evaporating temperature
buhar üretici; buhar üreten kazan
sıcaklığı doymuş durumdaki sıvının bulunduğu
basınca uyan buharlaşma sıcaklığı
buhar üretimi steam generation
buhar üretimi; buhar elde etme
buharlaşma evaporation temperature
sıcaklığı doymuş durumdaki sıvının bulunduğu
buharla steam atomizing burner basınca uyan buharlaşma sıcaklığı
atomize yapan sıvı veya gaz yakıtın atomize hale
brülör getirilmesinde buharı kullanan brülör
buharlaşmak evaporate (verb)
buharlaşmak;buharlaştırmak
buharla ısıtmalı steam heated
buharla ısıtılan(herhangi eleman) buharlaşmayla cooling by evaporation
soğutma buharlaşma yoluyla yapılan
buharla steaming soğutma;evaporatif soğutma
işlemleme daha sonraki süreci kolay ve iyi hale
getirmek için, besinleri buhar veya buharlaştırma evaporation coil
kaynar suyla işlemleme. serpantini bir basınçlı tank yada kapla
çevrelenmemiş borulardan üretilmiş
buharlaşma evaporating ,evaporation evaporatör.
bir sıvının sıvı konumdan gaz konumuna
geçmesi, örneğin su, bir soğutma buharlaştırma evaporating plant
kulesinde buhar konumuna geçer; tesisi buharlaştırma santrali; yada buhar
buharlaştırma santrali
buharlaşma flash gas buharlaştırmalı vaporizing burner
(ani) gazı sıvı hatlarında,basınç kaybı ve/veya brülör hava ile buharlaşmış yada atomize yakıt
sıcaklık nedeni ile soğutkanın doyma karışımını yakan bir brülör
durumuna gelerek aniden buharlaşması.
buharlı ısıtma steam heating
buharlı ısıtma
buharlaşma flash intercooler
ara-soğutucusu sıkıştırma kademeleri arasına steam dryer
buharlı
yerleştirilmiş ve püskürtülen sıvı buharın içerisindeki sıvı damlacıklarını
soğutkanın hemen buharlaştığı tank. kurutucu
buharlaştırmak üzere kullanılan
(kızdırıcı) superheater
404
buharlı steam humidifier Busen beki Bunsen burner
nemlendirici buharlı nemlendirici; Bunsen yakıcısı;bir laboratuarın temel
yakma birimi olan, ısıtma,sterilizasyon
ve yakma amacıyla kullanılan eleman
buharlı vapour refrigerating system
soğutma sistemi buhar sıkıştırmalı soğutma sistemi;
soğutkan adı verilen ve atmosferik butonlu(mantar mushroom valve
basınçda düşük buharlaşma sıcaklığına ) vana butonlu valf
sahip bir sıvıyı kullanan kompresörlu
soğutma çevrimi buz ice
buz. 0 °C deki suyun 80 kcal/kg ısı
bulamaç slurry vererek dönüştüğü katı fazı.
bir sıvı içerisinde asılı halde bulunan katı
maddeler buz depolama ice bank cooler
soğutucusu bir süpermarkettki bütün soğutma
bulaşık dish washer (machine) gruplarına hizmet veren soğutma
makinesi bulaşık yıkama makinesi makinalarının pik-dışı zamanlarda buz
depolayan bir tankı soğutması sonucunda
oluşan buz,
bulb (duyarga) bulb
(1) bir elektrik lambasının camdan dış
gövdesi (2)bir ısıl duyumsama sisteminin buz dolabı refrigerator
kontrol edilen değişken içerisine besinleri ve diğer unsurları düşük
yerleştirilen bölümü (3) bitkilerin yumru sıcaklıkta tutan kabin yada oda;
kısmı (4) duyucu uç
buz dolabı kapı refrigerator cabinet breaker strip
bulunabilirlik availability contası kabin iç yüzeylerinin yalıtılması için ayrı
bulunabilirlik; kullanılabilirlik; uygun yada bütünler, kapının çevresi boyunca
olma durumu ve ya çekmecelerin etrafına
yerleştirilmiş, ısıl bir engel olarak işlev
gören yalıtım elemanı, şerit conta;
bulut cloud
bulutlar
buz dolabı refrigerator baffle
perdesi iki bölümlü soğutma kabinlerinde iki
bulutlanma cloud point
bölmeyi ayıran ve üzerinde basıncın
noktası bulutlanma noktası
eşitlenmesi için delikler bulunan perde
bunker bunker buz dolabu net refrigerator shelf net area
bir buz dolabında buz yada soğutma ana rafların net alanına,kapı raflarına
elemanı için bulunan hacim.buzluk dry
raf alanı
asılan kapların altyüz alanlarına,genel
ice bunker soğutulmuş bir araçta yükün soğutma ve dondurma alanlarının
soğutulmasında kullanılan kuru buzun kaplama alt kenarlarından hesaplanan
depolandığı bölüm; alana dayandırılan, maksimum net alan
burç bush buz düşürme ice relegation
burç,zıvana buzun donma sırasında bağlı olduğu
yüzeyden düşürülerek depoda toplanması
burgu akışı swirl
sığ bir akışkan tankının dibinde emme buz ergitmek de-ice
nedeniyle ortaya çıkan burgu dönüşü; buz tabakasını ergitmek;buzdan
akış halindeki bir akışkanda bulunan soyutlamak
dönme hareketi
buz fabrikası ice factory
burgu akışlı twist air outlet özellikle sanayideki kullanımlar için
çıkış elemanı burgu akışlı hava jeti veren çıkış elemanı kalıp halinde ve kırık buz üreten buz
tesisi; buz fabrikası
burgu kanadı twist vane
burgu akışı vermek üzere kullanılan buz haline icing
kanat getirme dondurma; buz haline getirme
burgu nozulu swirl nozzles buz kabini icebox
burgu akışı veren nozul içerisinde üretilmiş kübik buzların
toplandığı depolama birimi
burgulu akış bellmouth intake
burgulu akış biçiminde giriş buz kristali ice crystal
donmanın ilk oluşum sürecinde suda
burgulu akış vorticity görülen kristal halindeki buz
hali akışkanlar mekaniğinde kullanılan bir
matematiksel kavram olarak,akışkandaki buz makinesi ice maker
kendi ekseni etrafında dönüş değişik kapasitelerde;otomatik ve yarı
otomatik olabilen, restoran ve benzeri
buru buz dry ice (solid CO2) yerlerde buz ihtiyacını karşılamak üzere,
karbon dioksidin ani den katı hale şekilli buz yapabilen makine; buz
geçmesi ile elde edilen buz. Katılaşma makinesi.
sıcaklığı -78°C olan kurubuz.
buz noktası ice point (melting point)
405
buzun ergimeye başladığı nokta; ergime buzla soğutma ice cooled equipment
sıcaklığı ekipmanı birincil soğutma kaynağı olarak buzu
kullanan ve metal yada plastik ısı transfer
buz oluşumu ice formation yüzeylerinden yararlanan ekipman.
buz oluşumu; suyun atmosferik basınçta
0C derecenin altına düşmesi ile ortaya buzla soğutma ice bank evaporator
çıkan buz oluşumu grubu bir buzla-soğutma grubundea içerisinden
evaporatörü buzla soğutulan suyun geçtiği evaporatör
buz paten alanı pipe grids
boru şebekesi bir buz paten sahasında, buzdan bir ice storage system
buzlu depolama
döşeme zemini yaratmak üzere arasından soğutma veya konfor soğutması
soğutkan veya soğutucu ortamın sirküle sistemi
işlemlerinde buzun suya dönüşmesini
ettiği boru şebekesi, kullanan sistemler için ısıl buz depolama;
buz tabakası ice layer ice water
buzlu su
buz malinelerinde soğutulan yüzeyden içerisinde buz kristalleri bulunan su;
akan suyun oluşturduğu buz tabakası; buzlu su
buz tepsisi ice tray ice core sucking and filling system
buzlu su çekme
otomatik buz yapma makinelerinde pompa, dağıtım boruları, hortum ve buz
oluşan buzun biriktirildiği bölüm; buz sistemi
kalıbının göbeğindeki donmamış suyu
depolama hacmi çeken ve temiz su ile doldurulabilmesi
için temiz su kaynağına bağlayan
buz toplayıcı ice harvester cihazdan oluşan grup.
otomatik plaka halinde buz üreten
makinelerde kazıma yoluyla kırık buzu iced water cooling
buzlu suyla
depolama tankına indiren buz toplayıcı buzdan geçirilmiş ve soğutulmuş su ile
eleman soğutma
yapılan soğutma
buz yapıcı ice builder bend (noun)
bükme
buz oluşturmak yada soğuk su vermek eğme. bükme. eğilme. bükülme.
üzere bir tanka daldırılan soğutulmuş yöneltme. çevirme
boru serpantinleri .
bükmek bend (verb)
buz yapma ice making capacity eğmek. bükmek. eğilmek. bükülmek.
kapasitesi belirli bir zamanda, bir buz yapma yöneltmek. çevirmek.
işletmesinin buz çıktısı
bükmek bow
buz yapma ice making machine bükmek. kavis vermek. eğilme. eğme.
makinesi buz yapma makinesi; otomatik buz eğrilik.
makinesi
bükülmüş bent
buz yapma ice making water forecooler kıvrılrmak, eğmek, bükmek; kıvrılmak,
makinesi ön buz yapma tesislerinde suyun ön edilmek, bükülmek; kuvvetini bir tarafa
soğutucusu soğutmasını sağlayan soğutucu; ön yöneltmek bağlamak; bükme,
soğutucu yöneltmek, eğmek, eğme, bükmek.
buz yapma ice making temperature bending machine
büküm
sıcaklığı buz oluşumu için gerekli sıcaklık; boru bükme makinesi
atmosferik basınçta 0C makinesi
ice bank tank (ice buildup tank) büküm veya bend or elbow
buz yapma
içerisinde pik-dışı zamanlarda buz dirsek akışkanın belirli bir noktadan sonra yön
tankı değiştirmesini sağlayan eleman; dirsek;
üretilerek depolanan ve pik dönemlerde
suyu soğutan depolama tankı büküm
ice making plant bükümlü boru bent pipe
buz yapma
buz üretim tesisi; bükülmüş boru
tesisi
bünyesel motor inherent motor protection
buz yüzey ice surfacing elektrik motorunun bünyesinde bulunan
buzun yüzeyini düzeltme işlemleri. koruması
düzeltimi aşırı akım koruyucusu;
buz, blok ice block büro office
blok halinde üretilen buz; kalıp buz; buz ofis. yazıhane. büro. idarehane. işyeri.
kalıbı daire. bölüm. bakanlık. mevki. makam.
memuriyet. vazife. ayin. büro; işyeri;
buz-ergitme de-icing daire; görev. mesnet. nezaret. sandalye.
bir buz tabakasını insan müdahalesi ile
ergitilmesi bütan butane
alken serisinden gaz halinde bir hidro
buz-ergitme de-icing equipment karbon (C4H10).
ekipmanı buz alma yada çözme ekipmanı
bütünler çekme integral draught diverter (heating
appliances)
406
bölücüsü çekme olmaması ters çekme olması yada bypass damperi bypass damper
bölücünün ilerisinde çekmenin bypass damperi; havayı hava hazırlama
engellenmesi durumunda yanma biriminden kısa devre yapan damper
ürünlerinin boşaltılmasını sağlamayan
araç; bypass devresi bypass circuit
bir devredeki işlevsel bir eleman
bütünler kanat integral fin içerisinden olan akımı çeşitli
bütünler kanat; bir ısı transfer yüzeyinin nedenlerle(arıza,bakım,onarım,yüksüz
bünyesinde bulunan kanatlar kalkış vb) atlamak üzere tasarlanmış
devre;
bütünler integral control
kontrol kontrol etkinliğinin hatanın entegrali ile bypass faktörü bypass factor (BF)
orantılı olduğu kontrol dağıtım havasının soğutma serpantini ile
temas etmeyen yüzdesi olarak
bütünler integral control mode düşünülebilir; besleme havasının kalan
kontrol etkinliğinin hatanın entegrali ile kısmının ortalama serpantin sıcaklığında
kontrol
orantılı olduğu kontrol modu serpantinden geçtiği varsayılır
konumu
bypass hattı bypass line
bütünler indirect evaporative cooler with non- bypass hattı
olmayan ısı integrated heat exchanger
değiştiricili ayrı bir birincil hava ( kuru) duyulur ısı
ve ikincil hava (yaş) ısı eşanjörüne sahip bypass kablosu bypass cable
dolaylı bypass kablosu
cihaz; bu iki ısı eşanjör arasında sirküle
evaporatif eden akışkan birincil havadan ikincil
soğutucu havaya ısı transfer eder. ( Bakını bypass kaçağı bypass leakage
ANSI/ASHRAE Standard 1432000 Şekil bypass kaçağı,sızıntısı
2)
bypass kanalı bypass duct
bütünler tür integral type equipment hava akış yolu üzerinde alternatif geçiş
ekipman bir sistemi tamamlayıcı nitelikteki yolu oluşturan kanal; bypass kanalı
ekipmanlar
bypass bypass terminal
bütünler verim integral efficiency terminali bypass terminali
toplam verim; entegral verim
byssinosis byssinosis
bütünler integral insulation position özellikle pamuk ipliklerinin solunum
yalıtım konumu hem iç hem de dış mahalle bakan ve içte yoluyla alınması nedeniyle oluşan
ve dışta hemen hemen eşit yalıtım akciğer hastalığı
tabakasına sahip duvar
C değeri C-value
bütünleyici integrator ısıl iletkenlik için C factor terimi
transfer edilen enerjiyi belirleyebilmek kullanılmalıdır
için, sıcaklık ve akış sensorlarından gelen
işaretleri kullanan araç. CA depolama CA storage
"controlled atmosphare storage" için
bütünlük integrity kullanılan kısaltma; meyvaların
güvenilirlik. dogruluk. dürüstlük. çerisindeki havanın
bütünlük. tamlik. oksijen,karbondioksit,nem ve sıcaklık
yönünden duyarlı kontrol edilerek
büyük soğutma large system soğutulduğu depolama
sistemi 50 lb (23 kg) yada daha fazla soğutkan
içeren soğutma sistemi. cam glass
cam. camdan yapılmış şey. bardak.
büyüklüğe göre size selective sampling kadeh. Ayna, barometre. termometre.
numune alma büyüklüğe göre seçilen numune dürbün. Mercek
size cam fiberi glass fibre
büyüklük
boyut; büyüklük cam fiberi; yalıtım malzemesi olarak
kullanılan malzeme
büyüklük sırası order of size
büyüklük sırası cam panel pane
pencere çerçevesine oturan cam kısım
bypass bypass (noun)
tesisatta alternatif geçiş yolu; ana ve cam üfleme blow pipe
bypass hatları üzerinde bulunan vanaların borusu cam üretiminde ve emaye kaplamada
açık yada kapalı konumlarıyla kontrol kullanılan üfleme borusu
edilir.
cam yünü glass wool
bypass connection cam yünü;ısıl yalıtım malzemesi
bypass
bağlantısı bypass bağlantısı;
CAM, CAM (computer aided manufacture)
bilgisayar bir ürünün üretim ve toplanmasının
bypass borusu bypass pipe bünyesindeki bir bilgisayar tarafından
bypass borusu destekli üretim
yönlendirildiği sistem
407
camlı duvar glazed wall system cebri forced convection
sistemi camla kaplı, önemli bir bölümü camdan konveksaiyon cebir hava veya su akımı yoluyla
oluşan duvar sistemi gerçekleştirilken konvektif ısı transferi
camsı kil vitrified clay drain pipe
boşaltma nemli, toz halindeki kilden üretilen cebri sıcak forced warm air furnace
borusu vitrifiye boru hava fırını cebri sıcak hava fırını
camsız kolektör collector, unglazed cebri forced circulation
soğurucu yüzeylerin doğrudan atmosfere sirkülasyon bir pompa yada bir fan ile hareket
açık olduğu güneş kolektörü. verilmiş olan sıvı veya gaz(hava)
cebri beslemeli forced feed oiling
yağlama cebri dolanımlı yağlama sistemi. büyük cebri forced circulation air heating coil
açık kompresörlerde pompalı yağlama sirkülasyonlu cebri sirkülasyonlu hava akımını duyulur
sistemi. hava ısıtma ısıtması amacıyla tasarlanmış,
içerisinden sıcak su,sıcak sıvı glikol
serpantini
forced draught burner çözeltisi yada buharın geçtiği, kanatlı
cebri çekimli
cebri çekimli brülör boru olan yada olmayan ısı eşanjörü
brülör
pot burner cebri forced circulation air cooling coil
cebri çekimli
yanma havası için baca çekmesine sirkülasyonlu cebri üflemeli havayı soğutan evaporatör
brülör serpantini
bağımlı olan, cebri çekimli türü de olan hava serpantini
bir brülör türü;
forced draught condenser cebri forced circulation boiler
cebri çekimli
cebri çekimli kondenser sirkülasyonlu su sirkülasyonunun bir pompa ile
kondenser sağlandığı kazan
kazan
cebri çekimli forced draught cooling cebri forced circulating system
soğutma cebri çekimli soğutma sirkülasyonlu yağlamada bir pompanın kullanılmasıyla
sistem sirkülasyonun sağlandığı cebri dolanım
sistemi; isıtma veya soğuk merkezi su
cebri çekimli su forced draught water cooling tower tesisatlarında, dolanımın bir pompayla
soğutma kulesi cebri çekimli su soğutma kulesi sağlandığı sistem.
cebri çekimli forced draught combustion chamber cebri forced circulation system (1)yağlamada
yanma odası cebri çekimli yanma odası sirkülasyonlu bir pompanın kullanılmasıyla
sistem sirkülasyonun sağlandığı cebri dolanım
sistemi, (2)isıtma veya soğuk merkezi su
forced draught tesisatlarında, dolanımın bir pompayla
cebri çekme
sağlandığı sistem.
cebri forced circulation air cooler
cebri hava forced air cebri sirkülasyonlu hava
bir fan yardımı ile harekete geçirilen sirkülasyonlu
su soğutucusu soğutucusu;besinlerin ön soğutma
hava;cebri hava yöntemi olarak soğuk hava üfleyerek
soğutma yapan araç
cebri hava forced air circulation besinlerin ön forced lubrication
cebri yağlama
sirkülasyonu soğutma yöntemi olarak mekanik yada cebri pompalı yağlama.
soğuk hava üflenerek soğutulması. zorlu
hava ile soğutma.
cehennemlik firebox
[kazan] kazanlarda cehennemlik; alevin yoğun
biçimde bulunduğu ocak kısmı;
cebri hava forced circulation of air
sirkülasyonu havanın bir fan yardımı ile harekete
geçirilmesi ceket jacket (casing)
bir ekipman parçası yada deponun
çevresinde, içerisinden bir ısıl ortamın
cebri havalı air blast cooling dolandırıldığı sızdırmaz hacim
soğutma yüksek hızlı soğuk havanın ürün
arasından sirkülasyonu ile yapılan
soğutma işlemi ceket soğutma jacket cooling
ceket içerisinden bir soğutma sıvısı
geçirilerek yapılan soğutma
cebri havalı furnace, forced air or gravity type
veya yer ısıtma ortamı olarak havayı kullanıp bir
kanal sistemi içerisinden ısıyı dağıtmak ceket soğutmalı jacket cooled
çekimsel fırın ceketi içerisinden bir soğutma sıvısı
üzere tasarlanmış, elektrik,gaz yada sıvı
yakıt yakan cihaz. geçirerek soğutulan
forced thermal convection ceketli soğuk jacketed cold room
cebri ısıl
cebri ısıl konveksiyon oda ceket halindeki boşluk hacimlerinden
konveksiyon soğutulmuş salamura geçirerek soğutulan
408
oda elektriksel yada diğer tür enerjiyi çeken
ve bir iş tasarrufu yada diğer bir sonuç
Celcius Celsius üreten elektronik bir fırın, radyo veya
SI birim sisteminde sıcaklık için iklimlendirme cihazı gibi bir ekipman
kullanılan birim. parçası;
Celcius derecesi degree Celsius cihaz duman
Celcius derecesi; suyun donma ve bacası appliance flue
kaynama sıcaklığı arasını 100 eşit yanma gazlarını atmosfere atan duman
parçaya bölerek elde edilen sıcaklık bacası;
ölçeği
cihaz ekipmanı device equipment
Celcius sıcaklığı Celsius temperature bir cihazı oluşturan ekipmanlardan her
Celcius sıcaklık derecesi; suyun donma biri
ve kaynama sıcaklıkları arasını 100 eşit
parçaya bölerek elde edilen sıcaklık cihaz havalık appliance vent connector
derecesi bağlayıcı bir gaz yakıtlı cihazı yada bu cihazın
çekme davlumbazını bacaya yada havalık
cephe facade terminaline bağlayan, havalık sisteminin
bina cephesi; bir binanın yüzlerinden her parçası
biri
cihaz havalık appliance vent pipe
cephe alanı, facade area, vertical borusu direkt havalık yada boşaltım sisteminde
düşey çıkmalar,pencere dekoratif yüzeyleri, içerisinden yanma odasından gelen
açıktaki kolonlar dahil olmak üzere, gazların geçerek dış mahalle bağlandığı
binanın cephe düzlemine paralel olan bir geçit yada iletim borusu
düşey düzlemde ölçülen cephe alanı;
cihaz türü device type
C-faktörü C-factor cihaz türü
C,faktörü; ısıl iletkenlik faktörü
cihaz ve şebeke device and network management
C-faktörü, ısıl C-factor (thermal conductance) yönetimi cihaz ve şebeke yönetimi
taşınım bir malzeme yada yapının birim
alanından, cisim yüzeyleri arasında 1 civata bolt
birim sıcaklık farkı için birim zamanda parçaların vidalı bağlanmasında
kararlı hal akışı ile geçen ısı miktarı. kullanılan, bağlanacak parçalardan
Birimi Btu/h.ft2 geçtikten sonra ucuna somun vidalanan
eleman; cıvata
Charle yasası Charles’ law (see Laws of perfect
gases) civata diş üstü bolt hole circle
sabit basınçta, bir gazın sabit kütle yada cıvata diş üstü dairesi
dairesi
miktardaki bir gazın hacmi, mutlak
sıcaklıkla doğrudan değişir; çok yakın bir
yaklaştırma. GayLussac yasası olarak da civata somunu bolt nut
bilinir cıvata somunu; bağlantıyı sıkmak üzere
civataya vidalanan eleman
check vana check valve
yalnız bir yönde akışa olanak sağlayan clo clo
vana; 70°F (21°C) sıcaklık ve % 50 bağıl
nemde normal biçimde havalandırılan bir
odada oturan bir insanı konforlu tutmak
cıva mercury
için gerekli ısıl yalıtım,
simgesi Hg olan kimyasal element;cıva
clo birimi clo unit
cıva sütunu column of mercury
giysilerin sağladığı ısı yalıtımını
cıva sütunu; basınç ölçme birimi, 1 Atm=
ölçmekte kullanılan birim;1 clo = 0.155
760 mm Hg S
(K.m2)/W
cıvalı anahtar mercury switch
coanda etkisi coanda effect
içerisindeki cıva damlasının kontakları
sınır tabaka yapışması adı da verilen, bir
bağlayan anahtar
akışkanın doğrusal bir hareket yapmak
yerine,konveks bir yüzeye yapışarak
cıvalı mercury thermometer hareket etmesi
termometre ince bir cam boruda cıvanın sıcaklık
karşısındaki genleşmesinden yararlanan
Coanda jeti jet, Coanda
termometre;cıvalı termometre
Coanda hava akımı; bulunduğu yüzeyi
izleyerek gerçekleşen akım
cıvık buz ice slurry (liquid ice)
bir ikincil soğutkanda asılı halde bulunan
conta gasket
buz kristalleri
conta; bir çok uygulamada sızdırmazlık,
hava sızıntısını önleme vb amaçlarla
cıvık buz slush ice kullanılan birbiri üzerine sıkı oturmayan
cıvık buz;kırık ve sulu buz yüzeyler arasında sızdırmazlık sağlayan
eleman; sızdırmazlık contası
cihaz appliance
409
conta seal (noun) çabuk sökülen quick disconnecting ducts
bir boru,kap yada mil boyunca içeri veya kanal çabuk sökülebilir kanal
dışarı doğru gaz yada sıvı geçişini
önleyen eleman.
çabuk sökülen quick release coupling
kavrama açabuk sökülen kavrama
Coulburn ısı Colburn heat transfer equation
transfer eşitiği düşey veya yatay silindirlerden, bu
yüzeyleri geçmekte olan akışkanlara (gaz çabuk sökülen quick release valve
veya sıvı) doğal konveksiyonla ısı vana çabuk açılan vana
transferi etkisini hesaplamakta kullanılan
boyutsuz ısı transfer eşitliği. simgesi ,Jh çağrı dağıtım call distribution system
sistemi çağrı dağıtım sistemi
Coulburn kütle Colburn mass transfer equation
transfer eşitiği Sherwood sayısının reynolds ve schmidt call circuit
çağrı devresi
sayısına bölümünün 1/3 kuvveti olan çağrı(arama) devresi; apartmanlarda zil
boyutsuz kitle transfer eşitliği.simgesi Jd devresine ek konuşma devresi
Cunningham Cunningham correction factors call indicator
çağrı göstergesi
düzeltme moleküler kaymayı dikkate alan çağrı(arama) göstergesi
faktörü düzeltme katsayıları
çağrı işareti call signal
CUSEC,CFS cusec [cubic feet per second (cfs)] çağrı(arama) bildirimi
pompalamada hacimsel akış (debi)’nin
birimi.doğru olmayan bir terim. tercih çağrı kablosu call wire
edilen terim 1 cfs=448.83 gpm, çağrı(arama) kablosu
cüruf clinker çağrı rölesi call relay
cüruf. cüruf oluşturmak. çağrı(arana) rölesi
cüruf scum çağrı zili call bell
köpük. yüzer pislik. Ayak takımı. beş çağrı zili;
para etmez kişiler. köpüğünü almak.
köpük bağlamak. curuf. süprüntü.
çalışma operation
işlem; işletim; faaliyet. eylem. çalıştırma.
cüruf alma clinker removal ameliye. muamele. operasyon.
cüruf alma,
çalışma aralığı operating range
cüruf maşası slag tongs çalışma aralığı; bir sistemin güvenli
cüruf toplama maşası; uzun kollu ve çalışma göstereceği karakteristik değerler
sıcak cürufu almakta kullanılan aparat aralığı
cüruf oluşumu slag formation çalışma basıncı operating pressure (working pressure)
çelik üretiminde cüruf oluşumu çalışma basıncı; bir kazanın çalışma
üzere tasarlandığı basınç; işletme basıncı
cüruf yatağı clinker bed
cüruf yatağı çalışma basıncı working pressure
çalışma basıncı
cüruf yünü slag wool
cüruf yünü;bir yalıtım malzemesi çalışma basıncı working pressure range
aralığı normal çalışma sırasında sistemde
cürüf atma slag discharge bulunması beklenen basınç aralığı
atık yakma tesislerinde ortaya çıkan kül
ve cürufun atılması yada boşaltılması için çalışma çevrimi operation cycle
kullanılan sistemler; apron çalışma çevrimi
konveyörleri,ıslak sıkıştırma,ızgara
kaydırma sistemleri gibi sistemler
çalışma operating experience
deneyimi işletim deneyimi
cürüf tabakası slag layer
ergimiş çeliğin üstündeki cüruf tabakası
çalışma operating differential
diferansiyelleri kontrol kontaklarını açmak yada
çabuk açılan quick release access doors
kapatmak için gereken sıcaklık yada
ulaşım kapısı çabuk açılan ulaşım kapısı
basınç farkı [duyucu elemandaki devreye
alma (cutin) ve devreden çıkartma
çabuk etkiyen quick action valve (cutout) arasındaki fark]
vana çabut etki yapan vana; hızlı çalışan vana
çalışma working diagram
çabuk sökme quick releasing diyagramı çalışma,iş diyagramı
çabuk yerinden alınabilen;çabuk sökülen
çalışma dönemi on period
çabuk sökülen quick release pipe coupling (quick çalışma dönemi; makine veya sistemin
boru kavraması coupler) çalışır halde olması
çabuk sökülen boru kavraması
çalışma operating state
410
durumu çalışma durumu; çalışma hali işletim verimi
çalışma düzeyi working level çalışma method of working
radon’un bozunmaürünlerinin bir ölçüsü; yöntemi çalışma yöntemi; işletim yöntemi
bir çalışma düzeyi litre başına 200
pikocurie’ye eşittir çalışma yükü operating load
bir ölçü aracı ile okuma alınması
çalışma eğrisi operating curve sırasında sistemin gerçek çalışma noktası
çalışma eğrisi; bir pompada debi-basınç
eğrisi operating load point
çalışma yükü
noktası bir ölçü aracından okuma yapılırken
çalışma operating characteristics sistemin gerçek çalışma kapasitesi.
karakteristik- çalışma karakteristikleri
leri çalışma zonu working zone
çalışma zonu; çalışma bölgesi;
çalışma operating mode
konumu çalışma modu;çalışma konumu; örneğin çalışmaq modes of operation
bir ısı pompasının yaz yada kış çalışma konumları çalışma konumları
konumu
çalışmaz halde switched off
çalışma on position/switch devre dışında; çalışmama konumunda
konumu, konumlandırma anahtarı olan
anahtar
çalıştırıcı actuator
çalışma operating conditions vana ve damperler gibi hareketli
koşulları çalışma koşulları elemanlarını konumunu değiştirmekte
motor işlevi gören, elektriksel , pnömatik
yada hidrolik olarak çalışan araç
çalışma koşulu working condition
çalışma koşlu; iş koşulu
çalıştırıcı operator
işletmen;işletici; bir sistem veya
çalışma noktası operating point;point of operation makineyi çalıştıran
çalışma noktası; bir pompanın
karakteristik eğrisi ile basınç kayıp çalıştırıcı ara operator interface
eğrisinin kesim noktası; bir soğutma yüzü işletmenin otomatik bir makinenin
birimi yada bir fan çalışma eğrisinin, çalıştırılmasına katılım düzeyi
belirli bir besleme miktarına karşı gelen
bağıl konumu. Test sırasında, kısma çalıştırıcı operator station
elemanının ayarlanması ile, akış istasyonu işletmen yeri;işletmen istasyonu
nozullarının yada yardımcı fan
karakteristiklerinin değiştirilmesi ile, çalıştırıcı işlev actuator runtime
yada bunlardan her hangi bir biçimde çalıştırıcının işletim süresi
süresi
birleştirilmesi ile kontrol edilir.
çalıştırıcı işlevi operator function
çalışma odası work room
işletici işlevi
çalışma odası; iş yapılan oda
çalıştırıcı kaydı operator authentication
çalışma ömrü operating life
çalıştırıcı elemanın (operatör) bir cihazın
genellikle tipik çaılşma sayısı,yılı, ay’ı
amaçlanan biçimde çalıştığına dair
yada günü ıolarak ifade edilen, bir aracın
düştüğü kayıt.
beklenen yararlı ömrü
çalıştırıcı actuator control unit
çalışma saatleri number of working hours
kontrol birimi bir sistem veya makine elemanını
sayısı iş saatleri sayısı;
çalıştıran düzeneğin devreye giriş çıkışını
kontrol eden birim
çalışma operating temperature
sıcaklığı çalışma sıcaklığı; çalıştırıcı actuator position
konumu çalıştırıcı konumu
çalışma working temperature
sıcaklığı çalışma sıcaklığı; çalıştırıcı actuator module
modülü çalıştırıcı modülü
çalışma süresi operating time; run time
çalışma süresi;çalışma dönemi; soğuk çalıştırıcı paneli operator panel
depoların, evaporatörün defrost edilmesi işletmen paneli; kumanda kolları ve
için durduğu sürelerin dışında kalan ölçme araçlarını içeren panel
çalışma süresi. defrost türüne gore 16~20
saat alınır
çalıştırıcı actuator sensor interface
sensör ara yüzü çalıştırıcı sensor ara-yüzü
çalışma verileri operating data
çalışma verileri;
çalıştırıcı operator’s terminal
terminali işletmenin kumandasına olanak veren
çalışma verimi operating efficiency
çıkışlar
411
çalıştırma operating çapraz akımlı cross flow circulation
çalıştırma. işletme. işleyen. sirkülasyon çapraz akışlı sirkülasyon
çalıştırma el operating manual çapraz akışlı cross flow fan (tangential fan)
kitabı çalıştırma el kitabı çapraz akımlı fan(teğetsel akışlı fan)
fan(teğetsel fan)
çalıştırma operating superheat çapraz akışlı ısı cross flow heat exchanger
kızgınlığı bir TXV’de sıcaklık algılama aracındaki akışkanlardan birinin diğerine
eşanjörü
sıcaklık ile valfin dengeleme basıncına açılı(genellikle dik) aktığı ısı eşanjörü
karşı gelen sistem soğutkanı doyma
sıcaklığı arasındaki fark.
çapraz akışlı cross flow tower
kule çapraz akışlı soğutma kulesi
çalıştırma kolu operating handle
çalıştırma kolu
çapraz bağlantı transverse joint
kanal ve fitinglerin bağlanmasında
çalıştırma actuating mechanism
kullanılan enine ( yada çapraz) bağlantı
mekanizması vana veya damper gibi hareketli
elemanları çalıştırmakta kullanılan
mekanizma çapraz bağlantı cross connection control backflow
ters akım prevention
koruyucusu bir içme suyu sistemi ile uygun olmayan
çalıştırmak operate
bir su yada kirlilik kaynağı arasındaki
işletmek. iş görmek. işlemek. etkilemek.
bağlantıdan geri akışın kontrol edilmesi
spekülasyon amacıyla borsada alışveriş
yapmak. idare etmek.
çapraz borulu cross tube boiler
kazan çapraz borulu kazan; duman borularının
çamaşırhane laundry equipment
düşeyde döşendiği kazan
ekipmanı çamaşırhane ekipmanı; yıkama,kurutma
ütü gibi ekipman
çapraz cross branch
branşman çapraz branşman; bir branşmandan alınan
çamur akışı sludge flow
branşman
çamurlu,pis su akışı
çapraz çekme cross draught
çamur alma sludge removal
çapraz çekme
çamursu bileşiklerin ayrılması, alınması
çapraz çizgi traversing
çamur filtresi sludge filter
çapraz çizgi; çapraz kısım; kestirme
çamur filtresi; kaba gözenekli sıvı filtresi
mesafe.
çamur musluğu sludge cock
çapraz cross ventilation
su ile birleşik halde bulunan artık
havalandırma çapraz havalandırma; bir mahallin
maddelerin bağlandığı yüzeyden
karşılıklı duvarlarında bulunan pencere
mekanik elemanlar kullanılarak
ler yardımıyla sağlanan doğal
alınmasıyla oluşan çamursu bileşiğin
havalandırma
akıtıldığı musluk
çark kanatlı paddle wheel impellers
çamurdan desludge
rotor çark kanatlı rotor
temizlemek sulu,çamur, pis artık-yağ gibi
elemanlardan temizlemek
çarpma impingement
çap diameter vurma. çarpma.
çap;
çarptırıcı impinger
çapraz cross çarpma ile süzme yapan filtrelerde
çapraz; kesişen. çarptırıcı
çapraz cross piece çatallama bifurcation
çapraz parça çatallama
çapraz akım cross current çatallı fan bifurcated fan
çapraz akım normal ve yüksek sıcaklıklarda toz ve
nem içeren hem hava hem de gazları
basmak için tasarlanmış fan
çapraz akım cross flow
çapraz akım; akışkanlardan birinin
diğerine dik açıyla aktığı akım çatı roof
binanın, yatay yada yataydan 60°den
daha küçük bir açıda eğik olan opak
çapraz akımlı cross flow fan
alanları ve pencereleri içeren üst kısmı;
fan emdiği havayı dönme eksenine dik yönde
çatı
üfleyen fan;
çatı alanı, brüt roof area, gross
çapraz akımlı heat exchanger, counter flow or
duvarların dış yüzeylerinden yada
ısı değiştirici counter current
komşu bina duvarlarının merkezinden
ters akımlı ısı şeanjörü; akışkanlardan
ölçülen çatı alanı( bakınız,çatı ve duvar)
birinin diğerine ters yönde aktığı ısı
eşanjörü
412
çatı arası loft soğuması ve gündüz kullanımına
yüksek, çatı arası, çatı. dayanan soğutma sistemi
çatı drenajı roof drainage çatı-kurulumlu roof top air conditioner
çatı boşaltımı; çatıdan yağmur suyunun iklimlendirme roof-top iklimlendirme birimleri; çatı-
boşaltılması cihazı kurulumlu iklimlendirme birimi
çatı fanı attic fan crack
çatlak
sıcak tavan arası havasını dışarı çatlamak. çatlatmak. şaklamak.
pompalamakta kullanılan, bu mahal şaklatmak. vurmak. çarpmak. çarptırmak
duvarına monte edilmiş olan fan.
çatlak açıklığı crack fissure
çatı attic ventilation çatlak açıklığı
havalandırma genellikle ısı toplanmasını azaltmak ve
nem kontrolünü gerçekleştirmek
amacıyla pasif yada mekanik bir araç çatlak uzunluğu crack length
kullanarak yapılan çatı havalandırması. çatlak uzunluğu
roof cover of any building. çatlak(kırık) fracture
çatı kaplaması yarmak, kırmak çatlatmak; kırılma,
her hangi bir binanın çatı kaplaması;
kırma.
çatı merkezi attic type central furnace
bir mahaldeki çatı arasına yerleştirilmek çatlaklardan infiltration through cracks
fırını çatlak ve açıklıklardan giren hava
üzere tasarlanmış sıcak hava veren fırın; sızıntı
çatı fırını sızıntısı
valley gutter çatlama breakthrough
çatı oluğu
aynı olmayan iki çatı bitirme yüzeyini bir filtre yatağında parçacıklı maddelerin
birleştiren yağmur oluğu; geçmesine olanak verecek biçimde
çatlama yada açılma.
çatı penceresi clerestory
çatının veya diğer bölümlerin aydınlığını çekici extractor
artıran ve duvarlarında pencereler içeren [hava,gaz] motordan egzost gazlarının çekilip
bina bölümü;yükseğe yerleştirilen ve atmosfere atılmasını kolaylaştıran araç
ışık, vantilasyon yada solar ısı kazancı
sağlamakta kullanılabilen pencere. çekilebilir su releasable water
havadan çekilebilir su miktarı
çatı sundurması penthouse
genellikle binanın çatısında olmak üzere çekilen hava aspirated air
tasarlanmış, duvarların bütün yüzlerinde emiş yapılarak mahalle çekilen hava;
panjur yada panjur kapaklarını içeren
çatı yapısı, çekilen hava extract air
doğal havalandırma yağılan yerlerde,
çatı topluluğu roof assembly nemli ve toz lu alanlardan fan yardımıyla
dış mahaller iletişim halinde yada ısıtılan çekilen hava
ve/veya mekanik yoldan soğutulan bir
mahalle çevrelenmiş, arasından ısının çekilmiş drawn
aktığı ve böylece bir ısı kazancı yada çekilmiş
kaybı oluşturan çatı/tavan topluluğu
çekirdek hava air core area
çatı topluluğu gross area of a roof assembly alanı çekirdek hava alanı
brüt alanı bir çatı topluluğunun, ısıtılan ve/veya
mekanik olarak soğutulan aydınlık da
çekirdek hava air core velocity
dahil olmak üzere toplam iç yüzeyi.
hızı çekirdek hava hızı
çatı üstü roof with insulation entirely above
deck çekirdek nucleate boiling
yalıtımı bir sıvının daldırma bir ısıtıcı ile
çatı üstünü tümüyle kapsayan yalıtım; kaynaması
ısıtılmasında, buhar-sıvı ara yüzünde
buhar baloncuklarının başladığı
çatı vantilatörü roof ventilator
nokta;çekirdek kaynaması
çatıdaki bacalar üzerinde bulunan sabit
ve döner biçimdeki havalandırma cihazı
çekirdekli nucleation
kaynama küçük bir bölgede sıvının buhar fazına
çatı yağmur roof outlet
geçişinin başlaması; balonlu kaynama
suyu çıkışı çatıdaki yağmur suyu çıkışları
çekme contraction
çatı,fan-coil roof fan coil air conditioner küçülme. büzülme. küçültme. büzme.
(küçülme)
evaporatörü ana birimi çatıda bulunan fan-coil
iklimlendirme cihazı
çekme [su draught (USA draft)
kulesi] çekme; (1) bir soğutma kulesinin baca
çatıdan sprey roof spray cooling
boşaltımında tutuklanan su, (2) ayar
soğutma çatıya yerleştirilen sprey yapan boru
noktası ile gerçek çalışma yada kontrol
şebekesi yoluyla çatıya su doldurması
noktası arasındaki farkı anlatmakta
yapıp bu suyun gece radyasyonla
kullanılan terim.
413
çekme çatlağı shrinkage crack çekme risk draught risk rating
malzemenin çekme yapması nedeniyle değerlemesi çekme riski değerlemesi
çatlama;
çekme draught limiting device (spoilt
çekme draught hood draught)
sınırlama cihazı
davlumbazı fırın veya kazanın bütünler parçası çeklme sınırlama cihazı
olmayan, fırın veya kazana yanma
ürünlerinin boşaltılması, fırın girişinde
çekme terminal extract terminal device
karşı basıncı önleme, baca etkisini yok
birimi çekme terminal cihazı
etme için kısa bir boru parçasıyla
bağlanan cihaz
çekme draught inducer (i.e. fan)
çekme draught hood relief opening tetikleyici çekme artırıcı, yetersiz çekme bulunan
çekme davlümbazı emiş açıklığı uygulamalarda kullanılan fan
davlumbazı
güvenlik
çekme vanası draw off valve
açıklığı boşaltım vanası
çekme draught rating (DR-value) draw
çekme değeri
çekmek
değerlemesi [akıtmak] çekme. çekiş.çekmek. sürüklemek.su
çekmek.cezbetmek. çizmek. resmetmek.
çekme draught stabilizer içine çekmek.germek. uzatmak. çeki.
dengeleyici çekme dengeleyici
çekmek [hava] extract
çekme draught regulator çekmek. çekip çıkarmak. sökmek. elde
çekme regülatörü etmek. çıkarmak. almak. parça. vb.
düzenleyici seçmek. seçip çıkarmak. aktarmak.
seçme parça.
çekme fanı extractor fan
çekmeye çalışan fan
çekmek, release
(boşaltmak) serbest bırak bırakma, özgür
çekme draught requirement bırakma;çekme;tehlikeli yada çok zehirli
gereksinimi çekme gereksinimi maddelerin çevreye atılması,
boşaltılması, pompalanması, yayınım,
çekme draught indicator kaçak ve sızıntılar yoluyla aktarılması
göstergesi çekme göstergesi
çekmesiz free from draught
havalandırma yapılan bir mahalde çekme
çekme havası extract temperature differential
olmaması durumu(aşırı hava hareketi
sıcaklık farkı çekme havası sıcaklık farkı
olmaması)
çekme havası extract air terminal device çekme-verme push pull hood
terminal cihazı çekme havası terminal birimi yukarı seviyede besleme havasını veren
davlumbazı
davlumbaz arada çalışma masası ve altta
çekme ile extract ventilation çekme(pull) davlumbası içeren sistem;
havalandırma çekme ile havalandırma zehirli gaz,duman vb gibi gazların
çekilmesinde kullanılır
çekme miktarı draught rate
(1)bir fırın veya kazanın havalık çekme-verme push pull exhaust
sistemine çekme kaçışı için bırakılan egzozu çalışanın solunum bölgesindeki kirli
açıklıklar, (2)bir numune,kalıp yada havanın çekilmesi(pull) ve yerine taze
döküm modeline, iş parçasının kolay hava verilmesi(push) temeline dayanan
çıkartılabilmesi için verilen boşluk yada sistem
koniklik
çekül plumb line
draw rate doğrultusu dikey;çekül doğrultusu;çekül hattı
çekme miktarı
bir içecek( yada su) soğutucusunda
ekipmandan belirli zaman aralıkları ile, çelik steel
birim zamanda çekilen standart içecek çelik
miktarı.
çelik boru steel pipe
çekme shrink disassembly çelik boru;
nedeniyle malzemenin çekme yapması nedeniyle
sökülme sökülme; çelik boru (ince steel tube
çaplı) çelik boru;
çekme draw off point
noktası[sıvı] çekme,boşaltma noktası çelik destek steel supporting structure
yapısı çelik destekleme yapısı
çekme önleme draught proofing
pencerelerdeki açıklıklıklardan giren çelik kasalı steel framed wall
sızıntı havasının önlenmesi için yapılan duvar dış yüzeyleri çelik bir çerçeve ile ayrılan
contlama ve sızdırmazlık sağlama ve içerisinde bir boşluk içeren ( yalıtım
işlemleri veya diğer) bir duvar (örneğin,tipik
çelik kirişli duvar ve perde duvar)
414
çelik kazan steel boiler Çevre Politikası environment impact statement (EIS)
çelik kazan Yasası Ulusal Çevre Politikası Yasası(NEPA)
tarafından; yönetimin değişik çevresel
çelik kiriş joist, steel etkileri analiz ederek,alternatiflerini
bir binanın açık kesitli, sıcak veya soğuk belirlemesi için hazırlanan belge
hadde ürünü herhangi bir çelik yapı
elemanı çevre, ısıl environment, thermal
bir bireyin ısı kayıplarını etkileyen çevre
çelik kirişli steel joist floor karakteristikleri
döşeme (1) kütlesel bir döşeme olmayan ve (2)
yapısal elemanlarla desteklenen çelik çevre, ısıl environment, acceptable thermal
kirişlere dayanan döşeme; yönden kabul içerisinde bulunan insanlardan önemli bir
edilebilir çoğunluğunun(%80) rahatsızlık ifade
çelik montaj steel mounting frame etmediği ısıl çevre koşulları
kasası çelik malzemeden montaj
çerçevesi(gövdesi) çevresel akış annular flow
çevresel akış;
çelik panel steel panel radiator
radyatör çelik panel radyatör; çevresel araç peripheral device
bir bilgisayarın işlevselliğini genişletmek
için donanıma eklenmiş herhangi bir
çelik saç steel sheet
araç(mikrofonlar,tarayıcılar,yazıcılar vb)
çelik saç plaka
çevresel basınç ambient pressure
çelik silindir steel cylinder
çevre havasının basıncı
çelik silindir
çevresel ambient compensated control
çelik tank steel tank
dengelenmiş çevreyle dengelenmiş kontrol
çelik tank; yakıt veya su depolamakta
kullanılan çelik tank kontrol
çelik tel steel wire çevresel peripheral equipment (computer)
çelik tel; ekipman bir bilgisayarın işlevselliğini genişletmek
(bilgisayar) için donanıma eklenmiş herhangi bir
çelik yünü steel wool araç(mikrofonlar,tarayıcılar,yazıcılar vb)
çelik yünü;toz çelik parçaların sinterleme
yoluyla filtre malzemesi haline getirildiği çevresel gerilme circumferential stress (hoop stress)
yapı ele alınan maddenin merkezine yönelmiş
gerilme tansörü
çense çeneleri pair of pliers
pense çeneleri çevresel gerilme hoop stress (circumferential stress)
bir cismin mekezi doğrultusundaki
çentik notch mekanik gerilme; eksenel ve radyal
çentik;yiv;kertik gerilme ile birlikte gerilme tansörünün
bir elemanı
çevre ambient (adj)
çevreleyen atmosfer ; bir maddeyi çevresel hava ambient air
sarmalayan fakat bu madde tarafından (1) atmosferin herhangi sınırlanmayan
değiştirilmeyen ve etkilenmeyen çevre. bir kısmı çevre havası (2) merkezi bir ısıl
depolama cihazını yada bir kalorimetreyi
yada ısıl depolama cihazını veya güneş
çevre surroundings
kolektörlerini çevreleyen hava.
bir termodinamik sistemin dışında kalan
çevre
çevresel hava ambient air conditions
koşulları çevre havasının örneğin sıcaklık, basınç,
çevre (bir circumference
bağıl nem ve hava hareketi gibi nitelikleri
şeyin) çember, çevre, bir şeyin çevresi
çevresel hava ambient air temperature
çevre [muhit] environment bir binanın çevresindeki dış hava
sıcaklığı
su, arazi ve hava ile bunların kendi ve sıcaklığı ; çevresel sıcaklık.
canlılarla aralarında bulunan ilişki
çevresel ambient conditions
çevre basıncı surroundings pressure çevre havasının örneğin sıcaklık, basınç,
koşullar
‘ambient pressure’ ile aynı. bağıl nem ve hava hareketi gibi nitelikleri
çevre havası temperature, ambient air çevresel environmental conditions
sıcaklığı test edilen ısıl enerji depolama aracını bir insan, bir cisim vb’nın çevresinde
koşullar
veya kolektörü çevreleyen havanın doğal yada kontrollü hava ve dağılmış
sıcaklığı; test edilen güneş kolektörünü radyasyonun oluşturduğu koşullar.
çevreleyen havanın sıcaklığı
çevresel oda environmental chamber (climatic
çevre environmental engineering chamber)
[klima odası]
mühendisliği çevresel sistemlerin birbiriyle ilişkileri, içerisinde belirli çevresel koşullara
insan etkinliklerinin çevreye etkileriyle benzer koşullar yaratarak test yapmaya
ilgili mühendislik dalı uygun olan kapalı hacim.
415
çevresel ambient temperature çıkan sürekli salınım;kontrol edilen
sıcaklık bir bina yada aparatı çevreleyen yada değişkende bir değişkenden diğerine
temas halinde olan gaz yada sıvı bir periyodik değişme;
ortamın sıcaklığı; çevre sıcaklığı.
çevrimsel buz cyclic ice maker
çevresel environmental temperature yapıcı buzyapma işleminde ayrı ve sıralı
sıcaklık çevresel sıcaklık biçimde su doldurma,dondurma ve
toplama aşamala- rına sahip otomatik buz
yapma makinesi.
çevresel temperature, environmental
sıcaklık çevresel sıcakllık
çevrimsel cycle defrosting refrigerating system
defrostlu soğutma biriminin kar çözme işlemini
çevresel sigara environmental tobacco smoke (second- gerçekleştirdiği çalışma çevrimi.
hand smoke) soğutma sistemi
dumanı
içmeyenlerin solunum yoluyla aldığı
sigar, puro ve sigar dumanı. çevrimsel cycling control
kontrol çevrim kontrolü
çevresel test environmental test chamber
odası içerisinde belirli çevresel koşullara çevrimsel non cyclic ice maker
benzer koşullar yaratarak test yapmaya olmayan buz buz yapma işlemi sırasında aynı anda su
uygun olan kapalı hacim. doldurma, dondurma ve toplama
yapıcı
aşamalarına sahip sürekli buz yapıcı.
çevresel veri peripheral data processing device
işlemleme bir bilgisayarda şebeke ile iletişim çıış memesi outlet nozzle
cihazı halinde kalarak aldığı bilgileri işlemleyen çıkış nozulu
araç
çıkarma removal
çevresel zon perimeter zone (sökme) kaldırılma. kaldırma. yerini değiştirme.
bir binanın çevresel bölgesi; nakil. işten çıkarma. ihraç.
çevresel zon perimeter zone çıkartılabilir removable
mahallin çevresel zonu; çevre bölgesi çıkartılabilir;yerinden alınabilir
çevrim cycle çıkartılabilir removable cover
içerisinde tekrarlanan olayların kapak yerinden çıkartılabilir kapak; sökülebilir
tamamlandığı,uzay, zaman yada ses kapak
dalgası aralığı;aynı sırada düzenli olarak
tekrarlanan olaylar dizisi.her çıkartılabilir removable unit refrigerating system
tekrarlanmada olaylar bir değişikliğe bir kabini soğuttuktan sora yerinden
maruz kalabilir,
soğutma birimi
çıkartılabilen birim soğutma sistemi
çevrim başına dust holding capacity per cycle removed.
çıkartılmış
toz tutma yenileme yoluyla performans çıkartılmış;yerinden alınmış
kapasitesi karakteristiklerini başlangıç koşullarına
getirdiği cihazlarda,çevrim başına toz
çıkış exit
tutma, kararlı hale gelinceye kadar
çıkış; çıkış yeri
yapılan toz beslemesi ile belirlenir.
çıkış açıklığı outlet opening
çevrim bileşiği cyclic compound
çıkış açıklığı; çıkış ağzı
zincir yapısında üç yada daha fazla atom
içeren organik bileşik
çıkış açısı angle of outlet
çıkış hava açısı
çevrim ısıl cycle thermal efficiency
verimi çevrimin ısıl verimi;
çıkış ağzı outlet
çıkış; bir sıvı veya havanın çıkış yaptığı
çevrim içi online yer
çevrim içi;çevrime dahil; çevrimde
çıkış alanı outlet area
çevrim içi online help çıkış açıklığının kesit alanı
yardım çevrim içi yardım
çıkış branşmanı outlet branch
çevrim ömrü cycling life çıkış branşmanı
zaman yada olay sayısı olarak ifade
edilen, beklenen yaşam çevrim toplam çıkış damperi outlet damper
süresi çıkış damperi; atmosfere açılışta boşaltım
damperi
çevrim süresi cycle time
çevrim süresi çıkış debisi outlet volume flow rate
çıkış debisi; çıkış hava miktarı
çevrim verimi cycle figure of merit (thermal storage)
ısıl depolama çevrim verimi çıkış havası exit air
çıkış havası; bir hava hazırlama
çevrim yapma cycling biriminden çıkış havası
periyodik bir uyarım vermeksizin ortaya
416
çıkış havası outlet air değiştirici akışkanlardan birinin içteki borudan
çıkış havası;çıkan hava; bir cihazdan diğerinin iki boru arasındaki boşluktan
üflenen hava aktığı ısı eşanjörü
çıkış hızı exit velocity çift borulu double pipe condenser
çıkış hızı kondenser özellikle su soğutmalı kondenserlerde, iç
içe geçmiş iki borunun birinden suyun
çıkış hızı outlet velocity diğerinden soğutkanın aktığı kondenser
çıkış hızı; üfleme hızı(havalandırma) biçimi.
çıkış menfezi outlet grille çift borulu(iç double pipe condenser (tube-in-tube
çıkış menfezi içe) kondenser condenser)
özellikle su soğutmalı kondenserlerde, iç
outlet cock içe geçmiş iki borunun birinden suyun
çıkış musluğu
çıkış musluğu; diğerinden soğutkanın aktığı kondenser
biçimi.
çıkış sıcaklığı outlet temperature
çıkış sıcaklığı; bir eşanjörden çıkış çift camlı double glazed window
sıcaklığı pencere binalarda ısı transferini düşürmek üzere
pencere yüzeylerine uygulanan çift camlı
kaplama.
çıkmalı montaj flush mounted
bir yüzeyde gömme yada gizli olmayan
ve bu yüzeyde bir çıkıntı yapan montaj çift cidarlı ısı double wall heat exchanger
değiştirici bir güneş kollektör sisteminde, ısı
transfer akışkanı ile evsel suyun fiziksel
çıktı output karışımını önlemek için, bu iki su
çıktı; verdi;bir makineden elde edilen arasında iki farklı duvar içeren ısı
çıktı eşanjörü.
çıktı output rating dual check (DuC) backflow preventer
çift çek vanalı
değerlemesi çıktı değeri geri akış koşullarına karşı iki adet tekli
ters akım
koruyucu cek-valf içeren geri akış önleme sistemi
çıktı fonksiyonu output function
çıktı fonksiyonu
çift çek vanalı double check valve (DCV) backflow
ters akım preventer
çıktı kapasitesi output capacity kirli suyun temiz suya karışması olasılığı
çıktı kapasitesi önleyici
bulunan yerlerde kullanılan iki cek vanalı
ters akım koruyucusu
çıktı yükü output load
çıktı yükü(elektronik;bilgisayar) çift demetli double bundle condenser
kondenser çift boru demetli kondenser
çırak apprentice
çırak
çift devreli ısı dual circuit heat exchanger
değiştirici çift devreli ısı eşanjörü
çıt-çıt ile snap in fastener
bağlama çıt-çıt ile bağlama elemanı, bağlayıcı; bu
tür bağlama biçimi çift emişli fan double suction fan, double inlet fan
double detector check (DDC) backflow çift emişli fan
çift arayıcı çek
vanalı ters preventer
geri akış önlemede çift detektör kontrolü çift emişli double suction compressor
akım önleyici çift emişli kompresör
kompresör
çift atmalı double throw switch
bakınız "double pole switch" çift emme double riser suction line
anahtar üzerinde çift emme kolonu bulunan
kolonlu hat
emme hattı
çift basınç dual pressure control
kontrolü ikili basınç kontrolü double suction riser
çift emme
kolonu bütün koşullarda yağın kompresöre
çift basınçlı dual pressure relief valve uygun miktarlarda dönmesini sağlayan
boşalma vanası bir üçyollu vanaya yerleştirilen ve bir bir kolon uyarlaması
cihazın etkin kalmasına olanak verirken
diğer diğerinin soyutlandığı iki basınçlı çift etkili double acting
boşaltım cihazı çift etkili; hareketinin her strokunda bir
etki yaratan
çift basınçlı dual pressure regulator
düzenleyici ikili basınç regülatörü çift etkili double acting compressor
kompresör çift etkili kompresör; her strokunda
çift basınçlı dual pressure regulator valve sıkıştırma ve basma yapan kompresör
regülatör ikili basınç regülatör vanası
vanası çift etkili dual effect compressor
kompresör çift etkili kompresör; her strokunda karşıt
yönden basma yapan kompresör
çift borulu ısı double pipe heat exchanger
iç içe geçmiş borulardan oluşan,
417
çift etkili dual effect control vana pressure regulator)
kontrol mevcut bilgilerle yapılan kontrolün (evaporatör evaporatör basınç regülatörü;
gelecekteki kontrol etkinliğini basınç evaporatörde sabit bir sıcaklığı koruyan
etkileyebildiği kapalı devre kontrol vana;
düzenleyici)
çift filtre duo filter
çift sıkıştırma dual compression
çift filtre
kademeli sıkıştırma; çift sıkıştırma
çift hizmetli ısı heat generator with double service
çift su akımlı double flow water cooling tower
üretimi iki ayrı olanak kullanarak(örneğin
soğutma kulesi çift akışlı soğutma kulesi
elektrik ve sıcak su)ısı sağlayan ekipman
çift ısıtma dual heating system çift temaslı double contact freezer
çift ısı kaynağının(örneğin elektrik ve dondurucu soğutulacak besinle iki yüzden temas
sistemi
doğal gaz) kullanılabildiği ısıtma sistemi sağlayan derin dondurucu
çift kanallı dual duct unit çift yakıtlı dual fuel burner
birisi sürekli çalışan ısıtma birimi,diğeri brülör iki yakıtı(örneğin oil ve doğal gaz)
birim
sürekli çalışan soğutma birimi içeren çift yakabilen brülör;çift yakıtlı brülör
kanallı hava hazırlama birimi
çift yakıtlı dual fuel boiler
çift kanallı dual duct circuit kazan iki yakıtı yakabilen kazan;çift yakıtlı
çift kanallı devre kazan
devre
çifter pairs, in
çift kanallı dual duct air conditioning system
çift halinde;çifter
iklimlendirme her birinden alınan doğru miktarlardaki
sistemi havanın karıştırılması ile doğru bir mahal
sıcaklığı elde etmek üzere birisi sıcak çiğ dew
diğeri soğuk havanın geçtiği iki kanal (1)su buharının yoğuşması nedeniyle
içeren iklimlendirme sistemi. soğuk yüzeyler üzerinde oluşan su
damlacıkları birikimi, (2)yerdeki yada
yere yakın yerlerdeki maddelerde
çift kanallı dual duct system
toplanan su
sistem her birinden alınan doğru miktarlardaki
havanın karıştırılması ile doğru bir mahal
sıcaklığı elde etmek üzere birisi sıcak çiğ noktası dew point
diğeri soğuk havanın geçtiği iki kanal çiğ noktası.havanın içerisinde bulunan su
içeren iklimlendirme sistemi. buharının yoğuşmaya başladığı nokta.
çift kanallı dual duct terminal çiğ noktası dew point rise
ayrık zon gereksinimleri için,iki ayrı artımı havadaki nem içeriği artışının(özgül
terminal nemlilik) çiğ noktasındaki sıcaklık artışı
birincil hava kaynağından gelen havayı
değişik oranlarda karıştırabilen terminal ile ifadesi.
çift kanallı tesis dual duct plant çiğ noktası dew point depression
çift kanallı klima merkezi çökmesi kuru termometre ve çiğ noktası
sıcaklıkları arasındaki fark
çift kesici double break
çift kesici(elektrik) çiğ noktası dew point hygrometer
nem-ölçeri havanın mutlak nemini belirlemek üzere,
soğutulmuş ayna ilkesini kullanan çiğ
çift kesme double shut off valve
noktası nem-ölçeri
vanası tam kapama yada kesme yapmak üzere
bir hatta yerleştirilen çift kapama vanası
çiğ noktası dew point temperature
sıcaklığı W karışım oranı ( nemlilik) ve p
çift kutuplu double pole switch
basıncındaki havanın termodinamik çiğ
anahtar çift kutuplu anahtar; bir konumda iken
noktası sıcaklığı ( td); yada havanın su
bir akımı(su veya elektrik) geçirdiği
buharına doyma durumunda ( % 100
yönü, diğer konuma getirildiğinde
nem) olduğu sıcaklık derecesi;
değiştiren anahtar
çiğ noktası temperature, dew point
çift oturmalı double seated valve
sıcaklığı nemli havanın su buharıyla ( psdp = pa)
vana iki oturma yuvası bulunan, birinde iken
dolmuş hale geldiği ( 100% bağıl
akışı devrede sirküle ederken,diğerine
nemlilik) sıcaklık;
oturduğunda akışı atmosfere yönlendiren
kompresör basma valfi
çimento cement
çimento
çift satır aralığı double line break
çift satır aralığı
çimento torbası cement bag
çimento torbası
çift sıcaklıklı dual temperature refrigerator
buz dolabı birisi dondurulmuş, diğeri soğukta
saklama sıcaklığına sahip iki bölümden çinko zinc
oluşan soğutucu( buz dolabı) çinko
çift sıcaklıklı two temperature valve (evaporator çinlo saç zinc sheet
418
çinko saç; çinko plaka çok kademeli multi-stage compression
sıkıştırma çok kademeli sıkıştırma
çivi nail
çivi çok kademeli multi-stage refrigerating system
soğutma sistemi içerisinde soğutkanın sıkıştırılmasının iki
çizgisel tarayıcı line scanner yada daha fazla kademede yapıldığı
bir sahneyi (alanı), alandan farklı bir sistem;
kalınlık ve dilimde ısıl harita çıkartmak
üzere çizgi halinde tarayan aparat. çok kademeli multi-stage application
uygulama çok kademeli soğutma uygulaması
çizim sketch
çizim;çizit; taslak. kabataslak resim.
çok kanatlı multi-leaf (multi-blade) damper
kroki. kabataslak resmini yapmak. kisaca
damper çok kanatlı damper
tarif etmek.
çok aileli bina multi-family structure çok kanatlı multiple leaf damper or valve
öncel üretimli evler (prefabrik, modüler) damper veya çok kanatlı damper veya valf
de dahil olmak üzere, zemin üzerinde üç vana
yada daha az sayıda kat içeren ve,kasaba
evlerinin dışında üç yada daha fazla iskan multi-vane rotary compressor
çok kanatlı
bölümü içeren bina. çok kanatlo dönel kompresör
dönel
kompresör
çok aileli(bina) multi-family
çok aileli(bina)
çok katlı bina multi-storey building
çok katlı bina
çok amaçlı multi-purpose appliance
cihaz çok amaçlı cihaz
çok katlı soğuk multi-story cold store
depo çok katlı soğuk depo
çok amaçlı multi-purpose cold store
soğuk depo çok amaçlı soğuk depo
çok kütleli aerosol, polydisperse
aerosol birden çok kütleye sahip polimer aerosol
çok borulu ısı multi-tubular heat exchanger
değiştirici (multipipe heat exchanger)
çok borulu ısı eşanjörü çok noktadan multi-point gas heater
gazlı ısıtıcı çok uçlu gazlı ısıtıcı
çok borulu multi-tubular boiler
kazan çok borulu kazan çok panjurlu multi-louvre damper
damper çok panjurlu damper
çok düşük extra low voltage
voltaj çok düşük voltaj çok plakalı multi-plate freezer
dondurucu çok plakalı dondurucu
çok fazlı polyphase
endüstriyel uygulamaların önemli bir çok multi-jet burner
kısmında kullanılan çok-fazlı AC sistemi püskürtmeli çok-püskürtmeli brilör
brülör
çok geçişli ısı multi-channel heat exchanger
değiştirici çok geçişli ısı eşanjörü multi-layer thermal insulation
çok tabakalı ısıl
yalıtım çok katmanlı ısıl yalıtım
çok geçişli multi-pass boiler
kazan çok geçişli kazan multi-fuel firing
çok yakıtlı
ateşleme birden çok yakıtlı yanma fırın veya
çok kabuklu multi-shell condenser kazanı
kondenser çok raflı kondenser
çok yakıtlı multi-fuel boiler
multi-stage (adj) kazan birden çok yakıtlı kazan
çok kademeli
çok kademeli
çok yollu multi-way
çok kademeli multi-stage expansion çok yollu
genişleme çok kademeli genişleme
çok yollu vana multi-way valve
multi-stage compressor çok uyollu vana
çok kademeli
kompresör çok kademeli kompresör
çok zonlu multi zone
çok zonlu; birden çok zon
çok kademeli multi-stage centrifugal pump
merkezcil çok kademeli santrifüj pompa
çok zonlu multi-zone (adj)
pompa (1)bir binanın farklı iklimlendirme
yüklerine sahip yersel bölünümü
çok kademeli multi-stage pump ,(2)binanın değişik bölgelerindeki
pompa çok kademeli pompa iklimlendirme yüklerini aynı anda
karşılama yetene- ğindeki iklimlendirme
birimi.
419
çok-çekirdekli multi-core cable çözelti solution
kablo içerisinde birden çok iletken içeren kablo çözelti; çözünen maddeyi içeren çözelti
çok-hücreli multi-cellular metal foil thermal çözücü solvent
insulation çözücü, diğer bir maddenin içerisinde
metal folyo
çok hücreli metal folyo yalıtım çözündüğü sıvı
yalıtım
çözünebilir soluble
çok-iletkenli multi-conductor cable çözünebilir; bir maddenin diğer bir
kablo çok iletkenli kablo çözücü içerisinde çözünmesi
çoklu bağlantı multi-connection çözünebilir soluble material
çoklu bağlantı malzeme çözünebilir madde
çoklu bağlantı multiple connection box solubility
çözünebilirlik
kutusu çoklu bağlantı kutusu çözünürlük; çözünebilirlik; bir maddenin
bir çözücü içerisinde çözünme yeteneği
çoklu soğutma multiple refrigerating system
sistemi düşük sıcaklık uygulamalarında çözünen madde solute
volümetrik verimin yükseltilmesi temel bir çözücü içerisinde çözünen
amacına yönelik olarak iki yada daha çok madde;çözünen
sıkıştırma kademesi içeren soğutma
yöntemi. insoluble
çözünmeyen
çözünmeyen; bir sıvı içerisinde
çoklu takipçi multiple tracer gas technique çözünmeyen madde
gaz tekniği çoklu takipçi gaz tekniği
çözünmüş gaz dissolved gas
çokluk [varlık] entity yer altı oluşumlarında petrol ile birlikte
ayrı ve farklı bir varlığa sahip olan şey. doğal olarak bulunan ve ticari kullanım
Bir dizi özellikle yada bunların amacıyla elde edilebilen doğal gaz.
toplamıyla tanımlanabilecek
termmodinamik kalem. çözünmüş dissolved matter
madde suda çözünmüş halde bulunan organik
çökelme precipitation yada inorganik katı maddeler. Bunların
hızlandırmak. çökelmek. çökeltmek. aşırı miktarda bulunması suyun
Çökelti bir çözeltide, kimyasal yolla içilebilme ve endüstride kullanım
çözünmeyen maddeler oluşturarak kalitesini bozar .
çözeltiyi elemanlarına ayırma işlemi
çözünmüş dissolved oxygen (DO)
çökelti sediment oksijen(DO) Sudaki yaşam ve kokulardan korunmak
suda once asılı halde bulunanve için gerekli olan sudaki çözünmüş
durularak dibe çoken maddeler. haldeki oksijen.
çökeltme sedimentation çözünürlük resolution
işlemleme sırasında atık sudaki katıları analog’dan sayısala dönüşümde
ağırlıkları yoluyla durulma sırasında çözünürlük, ölçülebilir ve gösterilebilir
çökeltme işlemi çıktı değişimi yaratan en küçük girdi;
çökeltme tankı sediment tank çukur pit
atık suların içerisinde durulduğu ve çukur; yerdeki küçük oyuk;
içerisindeki katı maddelerin çökeltildiği
tanklar. dağılan madde dispersoid
çök küçük parçalara ayrılarak bir diğeri
çökme depreciation içerisinde dağılan madde
kuru termometre sıcaklığı ile çiğ noktası
sıcaklığı arasındaki fark dağılım scatter diagram
diyagramı yayınım dağılımı grafiği
çöktürücü cihaz precipitator
duman gazlarından yada diğer gaz dağılım eğrisi scatter curve
akımlarındaki, kül,ince parçacıklar,toz, özellikle radyasyon yayınımının
zift yada sigara dumanı gibi unsurları dağılımını belirleyen eğri
alan cihaz
dağılma dispersion
çöktürücü precipitant dağılma,saçılma,yayılma
madde çöktürücü;çökertme maddesi
dağılma spread
çöp toplama scavenging terminal hız ekstremleri arasında, çıkış
temizleme; çöpe gidecekleri ayıklama; elemanına paralel düzlemde ölçülen ve ft
çöpe atma;çöpçülük etme ( m) olarak ifade edilen maksimum
uzaklık.
çöp toplamak scavenge
temizlemek; çöpçülük etmek; dağılma( bir spread (of an air jet in mixing air
hava jetinin diffusion)
420
karışım havası terminal hız ekstremleri arasında, çıkış hava veya suyun dağıtımında, çıkış
difüzyonunda) elemanına paralel düzlemde ölçülen ve ft noktasındaki basınç;dağıtım basıncı
( m) olarak ifade edilen maksimum
uzaklık. dağıtım boru distribution piping
tesisatı dağıtım boru tesisatı
dağılmış diffuse (adj.)
(dağınık) yayılmış;dağınık,tek yönlü değil, fakat
dağıtım borusu delivery pipe
bir çok doğrultuda gelişen akıyı anlatır;
her hangi bir akışkanı(örneğin su)
yansıtıcılık anlamında aynasal
kullanım yerlerine ileten boru;dağıtım
yansıtıcılıktan düşük, yönsel yarıküresel
borusu
yansıtıcılık;
dağıtım borusu distributing pipe
dağılmış ısı diffuse (flux)
bir akışkan akışının ulaştığı ve bu
akısı paralel akı’da (flux) olduğu gibi, radyatif
noktada değişik kollara ayrılarak
akının bir tek yönde değil bir çok yönde
dağıtımını yapan boru
yayılımı
dağıtım elemanı element of distribution
dağınık akım dispersed flow
dağıtım elemanı
dağılmış akım; bir menfezden çıkıp oda
havası ile karışarak dağılım yapan hava
akımı dağıtım kanal distribution ducting
tesisatı dağıtım kanalı; havanın içerisinde
iletilerek kullanım mahallerine dağıtımını
dağınık güneş diffuse solar irradiance
yapan kanal
radyasyonu yatay bir yüzey üzerine gelen toplam
güneş radyasyonu
dağıtım kanalı distribution duct
dağıtım kanalı; havanın içerisinde
dağınık diffuse (sky) irradiance
iletilerek kullanım mahallerine dağıtımını
radyasyon dağınık gök yüzü radyasyonu; dök
yapan kanal
yüzüne dağılan radyasyon
dağıtım kutusu distribution box
dağınık yalıtım distributed isolation material
hava akımını toplayan ve değişik kollara
malzemesi Bir ağır makinede titreşimi soyutlamak
dağıtan kabin
üzere montaj yüzeyleri arasında
yerleştirilen genellikle, çapraz
dokunmuş, yağ geçirmez neopren,plaka dağıtım paneli distribution panel
ve bu plakadan kesilmiş parça. elektriksel enerjinin kullanım noktalarına
dağıtımını kontrol eden pano; dağıtım
panosu
dağınık diffuse reflectance
yansıtıcılık geldiği yüzeyin opaklığına bağlı olarak
komşu yüzeylere yansıtılan radyasyon dağıtım sistemi distribution system
enerjiyi yada maddeleri bir kaynaktan
kullanım noktasına getiren
dağıtıcı distributor
boru,kanal,kablo gibi taşıma araçları;
(1) evaporatörde yada diğer tür bir ısı
transferi elemanında akışı parallel akış
yollarına ayıran eleman. (2) bir biyolojik dağıtım süresi delivery time
filtrede durulan pis suyun dağılmasını dağıtım süresi
sağlayan araç.
dağıtım distribution network
spreader tube şebekesi dağıtım şebekesi; su,hava yada elektriği
dağıtıcı boru
dağıtıcı boru dağıtan şebeke
delivery dağıtım vanası delivery valve
dağıtım
teslim, tevzi, postadan mektupların dağıtım vanası;basma vanası.bakınız
dağıtılması; ‘valve
distribution dağıtımda delay in delivery
dağıtım
elektriğin düşük gerilim hatlarıyla evler gecikme dağıtımda,teslimde gecikme
yada endüstrideki perkande kullanıcılara
dağıtıldığı kablolu dağıtım sistemi. dağıtımda dispatching cold store
soğuk dağıtım sırasındaki soğuk depolama;
dağıtım accessories of distribution depolama
aksesuarları bir soğutma devresinde soğutkanın
evaporatöre eş-biçimli olarak
dahili duman boiler with internal flues
dağıtılmasını sağlayan elemanlar
kanallı kazan dahili duman borulu kazan
dağıtım ana distribution main
dağıtılacak toplam hava miktarını taşıyan daire circle
hattı
kanal bir noktadan eşit uzaklıktaki noktaların
geometrik yeri; çember;daire
dağıtım basıncı delivery pressure
dağıtım elemanından(örneğin kazan) daire ısıtma apartment heating
çıkıştaki basınç daire ısıtması; bir daire için uygulanan
kat kaloriferi
dağıtım basıncı distribution pressure
dairesel yay circular spring
421
dairesel yay; baklaları daire biçiminde kapılarının birisinden daldırıldığı ,
olan yay daldırılan boruların kızgınlık alıcı olduğu
birleşik bir cihaz.
dakikada dönü rotations per minute
dakikadaki dönme sayısı dalma tank diptank
içerisinde sudan başka bir sıvı bulunan ve
dakikada feet cubic feet per minute (cfm) malzemelerin kaplanması yada
belirli bir dönem içerisinde hava yoluyla temizlenmesi amacıyla kısmen yada
küp
aktarılan bir maddenin(veya havanın) tamamen buhara maruz kalacak biçimde
debisini ifade etmekte kullanılan daldırıldığı tank
birim;birim zamanda dış mahal havasıyla
yer değiştiren havanın ölçüsüdür(ACH). Dalton kısmi Dalton’s law of partial pressure
basınç yasası bir gaz karışımını oluşturan gazlardan her
daldırma kaybı insertion loss (of a weather louvre) biri bu hacmi sadece kendisinin
ses yutucular yerleşimi nedeniyle kaplaması durumundaki gibi davranır. bu
gözlemlenen ses düzeyindeki azalma gazların basınçları toplamı gaz
( “sound pressure level”.) karışımının basıncını oluşturur.
daldırma insertion length damıtık distilled
boruların soğutma suyuna daldırıldığı damıtık;damıtılmış
uzunluğu
etkili uzunluk
damıtık su distilled water
daldırmak immerse (verb) damıtılmış su;damıtık su
daldırmak,suya batırmak,
damıtma distillation
dalga biçimi waveform bir sıvının saflaştırılmasında, kaynatarak
dalga biçimi; dalga şekli;bir su yüzeyinde su buharının ve gaz halindeki buharların
veya gergin bir telde üretilen bir sinyalin çıkmasını ve diğer bir aşamada tekrar
dalga biçimi yoğuşturulmasını içeren yöntem;
damıtma.
dalgalı akış wavy flow
iki fazlı akımda bir akış biçimi; dalgalı damla ayırıcı droplet separator
akım damlacık ayırıcı;
dalgıç boru dip-pipe damla droplet size
bir konutsal elektrikli su ısıtıcısında suyu, büyüklüğü damla büyüklüğü
soğuk suyun girdiği üst taraftan altta
ısıtıcının olduğu bölüme taşıyan boru damla tutucu drif t eliminator (carryover eliminator)
boşaltım (egzost) havasındaki su
dalgıç filtre filter, insertable damlacıklarını çıkartmak üzere uygun
özellikle malzeme aktaran konveyor malzemeden tasarlanmış herhangi
bantlarına, kanal gerektirmeksizin topluluk
transfer noktasında daldırılabilen filtreler,
dalgıç filtre damla tutucu eliminator plate
plaka akış halindeki bir gaz ortam içerisinde
dalgıç hidro immersion hydrocooling bulunan sıvı damlalarını tutmakta
soğutma soğutulmuş su bulunan bir tanka kullanılan plaka
soğutulacak ürünleri daldırarak soğutma
elde etmek damlacık droplet
damlacık; küçük su damlaları; soğutma
dalgıç ısıtıcı immersion heater kulesinde düşen suyun parçalanarak
sıvıya daldırılarak ısıtma sağlayan ısıtıcı; aldığı biçim
dalgıç ısıtıcı
damlacık droplet condensation
dalgıç pompa submersible pump yoğuşturma damlacık yoğuşturma
bir sıvıya dalgıç olarak yerleştirilen ve bu
sıvıyı ana hatta pompalamakta kullanılan
damlama drip
santrifüj pompa; dalgıç pompa
buharlı sistemlerde yoğuşum suyunu
buhar tarafından alıp, yoğuşum suyu
dalgıç submerged-coil condenser veya dönüş hattına ileten boru yada
serpantinli evaporatörü bir sıvı ortama daldırılmış kondenstop uyarlaması; donmuş
kondenser bulunan soğutma sisteminin kondenseri besinlerden yada bir evaporatörden
damlayan su.
dalgıç immersion thermostat
termostat duyargası kontrol edeceği ortama dalma damlama drip pipe
yerleştirilen termostat. borusu damlama borusu; özellikle pencere türü
iklimlendirme cihazlarında toplama
dalgıç insertion thermostat tavasındaki suyu uygun bir bölgeye
dalgıç termostat; duyarga bölümü kontrol boşaltan boru
termostat
edeceği sıvının içeriside bulunan
termostat damlama tavası drip tray
buz yada dondan ergiyen suyun
dalırmalı sistem insert system toplanması için bir soğutucu yüzeyin
soğutma borularının, genellikle ısıtıcı altına yerleştirilmiş olan tepsi (tava).
422
‘drain tray’ olarak da adlandırılır. darbe impactor, cascade
üreteci,kaskat kaskat impaktor
damlama drip tray (defrost pan)
tavası[kar- defrost sırasında oluşan suyun toplandığı darbe impact damage
tava darbe yıpranması; çarpma ile oluşan
çözme tavası] yıpranması
yıpranma
damlamak weep
damlamak, sızmak darbeli filtre impact filter
toz parçacıklarıjnın filtre elemanına
çarparak düşmesi ile çalışan filtre
damlamasız drip proof
damlama yapmayan; damlamasız
darbeli yazıcı line printer
her seferinde bir satır yazan darbeli
damla-tutucu eliminator
printer; yazım hızı dakikada 600-1200
akış halindeki bir gaz ortam içerisinde
satır(10-20 sayfa/dakika) olan yazıcı
bulunan sıvı damlalarını tutmakta
kullanılan eleman.
Darcy darcy
borularda basınç kaybı araştırmalarına
damper damper
katkıda bulunmuş hidrolikçi;Darcy
bir çıkış,giriş elemanı yada kanaldan;
veya genellikle gizli bir düşey kesitten
düşey kesit alanını değiştirerek hava Darcy birimi darcy unit
hacmini değiştirmekte kullanılan araç; bir centipoise viskozitedeki bir akışkanın,
bir santimetre karelik bir alandan, bir
standart atmosferlik basınç düşümü
damper damper actuator (motor)
sağlayarak saniyede bir santimetre küp
çalıştırıcı(moto dampere hareket veren mekanizma;
olarak geçen miktarına bir ‘darcy’ denir
r) damper çalıştırıcısı
davlumbaz hood
damper kesiti damper section labortuarlarda mutfaklarda ve benzeri
damper kesiti yerlerde duman,toz vb üreten işlemlerin
çıktılarını çekerek bir boruyla atmosfere
damper kontrol damper control fan atmakta kullanılan eleman; davlumbaz
fanı damper kontrollü fan
davlumbaz cowl (hood)
damper control (of a fan) bacası davlumbazın baca kısmı
damper
kontrolü(fan) bir fanın bastığı hava debisini damperle
kontrol etme yöntemi davlumbaz giriş coefficient of hood entry
katsayısı davlumbaz giriş katsayısı
danışma consulting engineer
mühendisi müşavir mühendis hood entry loss
davlumbaz giriş
kaybı davlumbazda hava çekmesinde ortaya
danışman adviser çıkan giriş kaybı
müşavir, danışman;
davlumbaz positional sash movement effect
dar narrow kapak etkisi bir davlumbazın testinde ASHRAE'nin
dar;ensiz belirlediği,performans test ilklerinden
birisi; davlumbaz kapak etkisi
dara dead load (weight)
dara; davlumbaz hood static pressure
statik basıncı davlumbaz statik basıncı
darbe rapping
keskin ve hızlı vuruş; hızlı darbe; davlumbaz hood face
yüzü bir laboratuar davlumbazının önünde, bir
darbe shock kapak bulunduğu ( tek yada çift) ve
darbe; ani darbe; elektrik çarpması kapak tam açık olduğu zaman genellikle
kapakla aynı düzlemde içerisinden
darbe basıncı impact pressure havanın geçtiği açıklığın en küçük alanı.
hız basıncı ile statik basıncın toplamı
davlumbaz, hood, capturing
darbe impulse noise yakalayıcı yeterli bir hava akışı ile(örneğin yüzey
rastgele genliklerde ve spektral içerikteki hızı, iç mahaldeki yada davlumbazın açık
gürültüsü
enerji darbelerinin gelişi güzel biçimde yüzlerine yakın olan kirlilikleri çeken
ortaya çıktığı gürültü davlumbaz
darbe kayıpları shock losses davlumbaz,alıcı hood, receiving
darbe kayıpları OSHA tanımına göre, bir yada iki taraflı
yükselen hava veya sıcak gazları çeken
baş-üstü düzeydeki davlımbaz
darbe shock absorber
söndürücü darbe alıcı;darbe yutucu; darbe
söndürücü dayanıklı durable
dayanıklı
darbe üreteci impactor
darbe,çarpışma,vuruşma dayanıklı refractory (adj)
423
dayanıklı yada edilmemesi ile ilgili yetkili kişi
yada kurum.
dayanıklılık durability
dayanıklılık;bina,topluluk,eleman,ürün değerlendirme evaluation ,valuation
yada imalatın kullanım ve bakımdaki
varsayımlar temelinde, en azından belirli değerlendirme; değerleme ; değer biçme
bir süre hizmet verilebilirlik
yeteneği.’servisabilty ‘ ile de değerlendirmek evaluate
karşılaştırınız değerlendirmek; değer biçmek; paha
biçmek
dayanışma synergism
birlikte çalışma;dayanışmalı çalışma; değişiklik alteration
bir bina yada sistemlerine yapılan ekleme
dB decibel(dB) ve çıkartma; rutin bakım,onarım yada
oranların ölçüm birimi; ses şiddeti servis ile,binanın kullanım sınıfı yada
ölçüsü;decibel kategorisindeki bir değişme bir
“alteration” anlamına gelmez.
DDC dış DDC outstation
istasyonu DDC dış istatsyonu değişiklik subject to alteration
yapma hakkı bir ürün üzerinde haber vermeksizin
değişiklik yapma;
debi kontrol flow rate controller
edicisi debi kontrol edicisi
değişim exchange
trampa, değişme, değiş mübadele; yerini
alma;
debi metre(akış flow meter (USA flowmeter
ölçer) akış-ölçer; debi sayacı
değişim miktarı exchange rate
değişim miktarı; bir eşanjörde birim
zamanda değiştirilen ısı miktarı;
debi-basınç flow rate pressure characteristic
karakteristiği debi-basınç karakteristikleri; bir akışta
belirli bir çaptaki borunun debi basınç değişken variable
ilişkileri değişken; bir fonksiyonda serbest veya
bağlı
değişken;basınç,uzunluk,voltaj,güç,antal
pi,sıcaklık ve hız gibi kavramsal yada
decipol olarak perceived air quality in decipol
uygulamada ölçülebilen her hangi
algılanan hava 1.4(% 80 memnuniyet) decipol değerine
büyüklük.
kalitesi sahip olan hava kalitesi
değişken akış variable flow
değer value değişken akış; zaman içerisinde değişme
değer;kıymet;eder gösteren akış
değer değişimi change of value (COV) değişken variable supply temperature
değer değişimi; bir matematiksel ifadede besleme sıcklığı değişken besleme sıcaklığı;
bağımsız değişkenin değişmesi halinde
bağlı değişkenin değişimi
değişken çıktı variable output
ayarlanabilir çıktı;
değerleme rating
kendileri yardımıyla belli bir
uygulamanın gereklerini karşılayacak bir değişken debili pulsating flow
birimin (ünite) seçilmesine yardımcı olan akım akış süresince debisi değişen akım;
performans karakteristikleri (standart debisinde azalma çoğalmalar görülen
değerleme koşulları altında) akım; kararlı olmayan akım
rating conditions değişken fluctuating voltage
değerleme
altında bir tek performans değerinin elde gerilim azalıp artarak oynamalar yapan gerilim
koşulları
edildiği ve performans değeriyle ilgili
sadece bu düzeydeki bir değerin
çıkmasına olanak çalışma koşulları dizisi değişken giriş variable inlet vanes
kanatları ayarlanabilir giriş kanatları; kanallarda
rating plate hava akışına yön vermek üzere
değerleme
bir aracın test edilmiş ve üreticisi ayarlanabilen kanatlar
plakası
tarafından belirlenmiş
kapasite,güç,gerilim vb değerlerinin değişken hacim variable volume
üzerinde yazılı olduğu plaka değişken hcim; değiştirilebilir hacim
değerleme rating standard değişken hacim variable volume and temperature
standardı üretim miktarıyla ilgili olarak, belirli ve sıcaklık (VVT)
koşullar altında, tekil birimlerinin test mahalle değişken hacim sabit sıcaklık
sonuçlarının değerlendirilmesinde kullanımındakinden daha fazla düşük yük
uygulanacak yöntemleri ortaya koyan havası sağlamak için mahal yüküne göre,
standart. hem hava akımı hem de sıcaklığın
birlikte değiştirilmesi.
değerleme rating authority
yetkilisi bu değerleme yönteminin kabul edilmesi değişken variable volume unit
424
hacimli birim değişken hava hacimli birim yenisiyle degistirme. yenileme.
değişken variable volume plant değiştirme replacement air
hacimli tesis değişken hava hacmi ile kapasitenin havası yerdeğiştirme havası; bir mahalden egzoz
kontrol edildiği tesis edilen havanın yerine verilen hava
değişken hava variable air volume control değiştirme replacement cost
hacim kontrolü bir iklimlendirme sisteminde mahal ısı maliyeti değiştirme maliyeti;
yükünü havalandırma havası hacmini
değiştirerek ayarlayan sistem replacement part
değiştirme
parçası yedek parça; bir parçanın yerine
değişken hava variable air volume system konulacak parça
hacimli sistem mahalle verilen ısıtılmış yada soğutulmuş
havanın hacimsel akış miktarını modify
değiştirmek
değiştirerek kuru termometre sıcaklığını degisiklik yapmak. degistirmek.
kontrol eden HVAC sistemi.
değiştirmek exchange (verb)
değişken hava variable air volume system box değiş-tokuş etmek; değişimde bulunmak
değişken hava hacimli sistem plenumu
[ değiş tokuş
hacimli sistem
etmek]
kutusu
değiştirmeli exchange diffuser
değişken hava variable air volume (VAV)
difüzör kontrollü atmosferik depolamada, bir zar
hacmi (VAV) değişken hava hacmi(VAV); bir
içeren ve iç mahal ile dış mahal arasında
iklimlendirme sisteminde mahal ısı
CO2 ile O2’nin birbiriyle değişmesine
yükünü havalandırma havası hacmini
olanak verirken diğer gazlar için bunu
değiştirerek ayarlayan sistem;
yapmayan aparat.
değişken hız fluctuating speed
dekoratif decorative lighting
artıp azalan yada oynamalar yapan hız
aydınlatma estetik amaçlarla yapılan aydınlatma
değeri; sabit olmayan ve zaman içinde
değişme gösteren hız
delik hole
bir katıda elektronun normalde
değişken hız variable speed bulunması gereken ve pozitif yüklü bir
ayarlanabilir hız;değişken hız; genellikle parçacık gibi davranan boşluk
frekansın değiştirilmesi ile değiştirilen
dönme hızı(fan) delik ( delme ile bore hole
açılmış) bir delme ekipmanı ile açılan delik
değişken hız variable speed control (of a fan)
kontrolü (bir bir fanın hızını değitirerek yapılan delik açma perforation
fanın) hacimsel verdi kontrolü delikler delme; bir yüzeyi deliklerle
kaplama
değişken kanat variable blade pitch control (of a fan)
hatveli kontrol bir fanın bastığı hava miktarını delik çapı diameter of hole
değiştirmede kanat eğimlerini değiştiren delik çapı
(bir fanın)
kontrol biçimi
delikli perforated
değişken sinyal pulsed signal delikli; üzerine delikler açılmış(plaka)
şiddeti,yönü, etkinliği hızlı biçimde
değişen işaret(sinyal) delikli beton hollowcore concrete slabs (for
ventilation)
değişken voltaj variable voltage regulator beton döşemede havalandırma için
regülatörü ayarlanabilir voltaj düzenleyici bırakılmış boşluklar
variation delikli döşeme hollowcore slabs (for ventilation)
değişme havalandırma için boşluklu beton döşeme
değişme;değişim; örneğin çıkıs sıcaklığı betonu
değişimi; dış mahal havası değişimi; bir
fiziksel büyüklüğün bir referans değerle delikli menfez perforated grille
olan farkı delikli menfez
değişme coefficient of variation delikli metal perforated metal
katsayısı istatistikte standart sapmanın ortalamaya (saç) delikler delinmiş metal
oranı olarak ifade edilen, bir olasılık
dağılımının yayılımı.
delikli plaka perforated plate
delikli plaka
değiştirici exchanger diffuser
difüzör kontrollü atmosferik depolamada, bir zar
delikli saç perforated sheet
içeren ve iç mahal ile dış mahal arasında
delikli saç
CO2 ile O2’nin birbiriyle değişmesine
olanak verirken diğer gazlar için bunu
yapmayan aparat. delikli tavan perforated ceiling
delikli panellerle kaplı tavan; delikli
tavan
değiştirme replacement
425
delmek bore (drill) denetlemek supervise
delmek. oymak. delik. sondaj çukuru. denetlemek, gözetmek, nezaret etmek,
oyuk. delgi. boru. kutru. sonda. yönetmek, bakmak, idare etmek.
delmek drill denetleyici inspector
delmek;delgi kurulumu yapılmış sistemlerin kodlara
uygunluğunu kontrol etmek üzere,
demet bundle yürürlükteki kodlar tarafından
paket, bohça,tomar/yığın,demet,öbek belirlenmiş kişi(ler)
demir iron deney experiment (noun)
demir; deney
demir lakesi black japan deney yapmak experiment (verb)
metaller ve özellikle demirde uygulanan deney yapmak
lake maddesi
deneysel experimental variance
demir olmayan non ferrous değişme deneysel değişim; birbirini izleyen
demir olmayan;demir dışı deneyler sırasında elde edilen
sonuçlardaki farklılaşma
demir olmayan non ferrous metal
metal demir dışı metal;demir olmayan metal deneysel tesis experimental plant
deneysel bitkiler; biyoloji eğitimi vermek
üzere yetiştirilen deneysel amaçlı bitki
deneme trial run
çalışması deneme çalıştırması; bir makine yada
denge balance
sistemin çalışma özelliklerini ve
denge
ekipmanların işlevlerini denemk için
yapılan çalışma
denge equilibrium
(1) ölçülen değişkenlerdeki oynamaların
denetim inspection
belirlenen sınırlar içerisinde kaldığı
(muayene) muayene, inceleme, kontrol, tetkik,
kararlı hal
yoklama, teftiş, denetim; muayene, göz
den geçirme, denetçilik
denge ağırlığı balance weight
denge ağırlığı
denetim inspection authorities
(muayene) sistemlerin düzenlere uygun kurulması
yönünden kodlarla belirlenmiş kontrol denge basıncı balance pressure
yetkilisi denge basıncı
yetkisine sahip kişiler.
denetim inspection chamber denge noktası balance point
kontrol,denetim,muayene kabini bir ısı pompasının yardımcı enerjiye
(muayene)
gerek göstermeksizin ısıtma gereklerini
odası karşılayabileceği sınır sıcaklık değeri;
genellikle 20-45 ˚F arasındadır.
denetim supervision
denetim;gözetim;nezaret equilibrium point dryness (EPD)
denge noktası
kuruluğu bir soğutkanın, denge durumuna gelmek
denetim inspection cover bir kurutucu yada bir kimyasal kurutucu
(muayene) kontrol kapağı;denetim kapağı ile yeteri kadar uzun bir süre temasta
kapağı kalmasından sonra sahip olduğu su
içeriği.
denetim debug
ekipmanı, kullanmadan önce hatalı yada denge noktası balance point temperature
çalışması
arızalı olabileceği beklenen parçaları sıcaklığı bir ısı pompasının ısıtma kapasitesi ile
bulmak ve değiştirmek amacıyla yada binanın ısıtma gereksinimlerinin
üretim ve toplama hatalarını düzeltmek örtüştüğü dış mahal sıcaklığı
için çalıştırmak,
denge sıcaklığı equilibrium temperature
denetim deliği inspection hole farklı sıcaklıktaki iki sistemi dengeye
denetim deliği; getiren sıcaklık;denge sıcaklığı
denetim paneli inspection panel denge toz equilibrium dust content
denetim paneli; içeriği denge toz içeriği
denetleme control (supervision) dengeleme balancing
denetleme,kontrol etme dengeleme işlemi
denetleme supervising authority dengeleme offset
yetkilisi denetleme yetkilisi; gözetim yetkilisi kontrol edicide, kontrol sisteminin
yapısal karakterinden kaynaklanan
control (supervise) sapma.örneğin 21±2˚c ayar değerinde bu
denetlemek sapma 2˚C dir.
denetlemek,kontrol etmek
dengeleme equalizing pressure
426
basıncı farklı basınçtaki iki mahallin eşitlendiği dengeli akış balanced flow
basınç değeri dengelenmiş akış;dengeli akış
dengeleme balance pipe dengeli balanced relief valve
borusu basınçlı hava tesisatında tutuklanmış boşaltma vanası bir vananın çalışma nitelikleri üzerinde
havayı alarak yoğuşum suyunun karşı basıncın etkisini en aza indirmek
boşalmasına olanak veren boru için olanaklar içeren bir basınç boşaltma
vanası
dengeleme balancing pipe
borusu dengeleme borusu dengeli çalışma stabilized operation
makinenin uzun bir süre çalıştırılması
sırasında bütün ölçme okumalarının
dengeleme equalizing pipe
tekrarlanır özellikte olacağı bir çalışma
borusu dengeleme borusu; kapalı bir
koşulu.
kompresörde karterdeki gaz basıncı ile
emme hattı arasındaki basıncı eşitlemekte
kullanılan boru uyarlaması dengeli balanced draught
çekme(hava) indüklenmiş ve cebri çekimlerin birleşimi
olan çekme
dengeleme equalizing damper
damperi dengeleme damperi; farklı basınç
değerlerine sahip mahallerde basıncı dengeli döngü balanced loop
eşitleyen damper dengeli devre
dengeleme compensating hood dengeli duman balanced flue (SE duct system)
dengeleme davlumbazı, egzoz ve yer- gazı akışı dengeli duman gazı akışı; alttan ve üstten
davlumbazı
değiştirme havası sağlayan davlumbaz atmosfere açık olup, hem yakama,
cihazlarına hava taşımak hem de yakma
gazlarının atmosfere atılmasını sağlamak
dengeleme compensating loop
üzere tasarlanmış baca kanalı
devresi dengelenme devresi
dengeli balanced ventilation
dengeleme balancing station hava basıncı, ısıl etkiler ve difüzyon gibi
havalandırma
istasyonu bir ölçme aracı, bir hacim kontrol cihazı üç doğal etkiyi en iyi biçimde kullanarak
ve ölçme aracına giren yada çıkan yapılan havalandırma
önerilen uzunluktaki kanal veya boruları
içeren ve akışkan akışının ölçme ve
dengeli kontrol compensating control
kontrolünde kullanılan topluluk.
dengeli kontrol
dengeleme balancing wire
dengeli koşul balanced condition
kablosu dengeleme kablosu
dengelenmiş koşullar
dengeleme cable balancing dengeli sistem balanced system
kablosu dengeleme kablosu binadan egzoz havasını atarken yada
binaya temiz hava verirken önemli
dengeleme equilibrium ball valve ölçüde eşit hacimleri kullanan bir yada
dengeleme hattı üzerinde bulunan küresel daha fazla fanın oluşturduğu sistem
küresel vanası
vana
dengeli tasarım balanced design method
dengeleme equalizer tank,balance tank yöntemi dengeli tasarım yöntemi
tankı
dengeleme tankı; eşitleme tankı,bir dengeli yük balanced load
sisteme sabit bir akış sağlayan tank; enerji fazlasını talebin az olduğu
zamanlarda depolayıp, talebin artması
dengeleme balancing valve sırasında kullanıma vererek yükü
vanası dengeleme vanası dengeleme
dengeleme method of balancing dengesiz unbalanced
havalandırma sistemlerinde mahallere dengelenmemiş; dengeli
yöntemi
giden hava miktarlarının ve basınçlarının olmayan;dengesiz
ayarlanması yöntemi
deniz aracı marine air conditioning
dengeleme, balancing, hydronic system iklimlendirmesi deniz araçlarında uygulanan
konumlandırma vanalarının elle iklimlendirme
hidrolik sistem
ayarlanması yada otomatik vanalar ile
otomatik kontrol cihazları gibi sulu ( deniz suyu sea water ice
hidronik) sistem dağıtım elemanlarını buzu deniz suyundan üretilen buz
kullanarak su debisinin ayarlanması
depolama storage
dengeleyici balancer depolama. depo etme. depoya koyma.
çalışmakta olan havalandırma ambar. depo.
sistemlerinin test, ayarlama ve
dengelenmesini yapan kişi
depolama store
bir bilginin daha sonraki bir zamanda
dengeli balanced (adj) değiştirilmeden kullanılabileceği bir yere
dengelenmiş transfer etmek,
427
depolama aracı storage device derece-gün degree day (DD)
depolama aracı; depolama cihazı; 24 saatlik bir süre ile, ortalama dış hava
sıcaklığının binanın verilen bir taban
depolama storage cycle (thermal storage) sıcaklık değerinin altına düşme veya
çevrimi pik dışı zamanlarda enerjiyi depolayarak üstüne çıkmasının düzeyini belirlemekte
pik zamanlarda şebeke yerine depolanmış kullanılan ölçü. Taban 65F'dir
enerjiyi kullanan çevrim
derece-gün degree days (number of)
depolama storage correction coefficient sayısı derece gün sayısı; örneği 40 F
depo düzeltme katsayısı sıcaklıktaki bir ölçme sonıcıu 65-40=25
düzeltme
CDD olarak belirlenir
katsayısı
dereceli iletki set square
depolama gazı storage gas üzerinde açı dereceleri bulunan ve teknik
gaz depolama; doğal gaz depolama resimde kullanılan iletki
depolama storage heater skin temperature
deri sıcaklığı
ısıtıcısı depolu ısıtıcı; depolu konutsal kullanım her hangi bir bedensel etkinlik sırasında
suyu ısıtıcısı ölçülen deri üstü sıcaklık
depolama ile storage heating
derin deep
ısıtma depolu kullanım suyu ısıtma; termostat derin,derinde
kontrollü ve ısıtılan suyu bir depoda
biriktiren ve gerektiğinde kullanıma
sunan ısıtma sistemi derin deep freezing
dondurma derin dondurma -18C ve altındaki
sıcaklıklara soğutma işlemi
depolama storage capacity
kapasitesi bir enerji depolama sistemi veya aracının
depolama kapasitesi derin freezer
dondurucu soğuk depolamada, 30°F (1°C)’nin
altında tutulan yalıtımlı oda; bozulabilir
depolama odası storage room ürünlerin dondurulması için kullanılan
depolama odası; besinlerin soğutkta araç
saklandığı depo odası
derin sharp freezer
depolama storage medium (-10C)ve daha düşük sıcaklıklarda
bir depolama tankında, kapalı hacmi dondurucu
ortamı depolama yapan soğutucu
oluşturan kısmın dışında, içerisinde
enerjinin büyük bölümünün depolandığı
tank malzemesi. derin kuyu deep well
derin kuyu
depolama tankı storage tank
bir su ısıtıcının kullandığı tank derin vakum deep vacuum (high vacuum)
derin vakumlama işlemi; derin vakum
depolama tankı store tank
depolama tankı; yakıt veya diğer sıvı derin vakum vacuum, deep (high vacuum)
maddelerin depolandığı tank derin vakum; mutlak vakuma yakın 100
nanopascal'den düşük vakum değeri
depolama storage efficiency
boşaltım kapasitesinin, doldurma derinde çalışma deep workings
verimi derinlerde(deniz) çalışma
kapasitesine bölümü
stored energy derinlik depth
depolanmış
depolanan enerji;depolanmış enerji; derinlik; filtre derinliği
enerji
derişim çevrimi cycle of concentration
depolu kombi storage combination boiler konsantrasyon çevrimi(su tasfiye)
kazan ısıtma ve sıcaksu birleşik kazanı
desibel decibel
depolu su storage water heater havadaki iki ses gücü arasındaki iki
ısıtıcısı depolu su ısıtıcısı büyüklüğü birbirine ilişkilendirmek üzere
akustikte kullanılan birim.tanımdan, p1
tankless water heater ve p2 gibi iki hava gücü arasındaki
deposuz su
sıcak suya gerek olduğu anda dağıtım desibel farkı,
ısıtıcı
suyunu ısıtacak biçimde tasarlanmış, her
hangi bir depolama tankı içermeyen sıcak desipol decipol
su ısıtıcısı; bunlara ani ısıtıcılar da denir. algılanan hava kalitesi birimi;dağlarda
0.01 Decipol'e sahipken ortalama bir
degree day consumption kentsel kirlilik düzeyinde 0.05-0.3
derce-gün
derece-gün verilerine dayanarak decipol ve kabul edilebilir hava kalitesi
tüketimi 1.4 decipol(% 80 memnuniyet) 'dür
hesaplanan yakıt(enerji) tyüketimi
degree desorpsiyon desorption
derece
mertebe, derece; sınıf, tabaka; üstünlük absorpsiyon yada adsorpsiyon yoluyla
dere, seviye, soğurulan maddelerin kısmen yada
tamamen geri verilmesi
428
destek support (noun) kullanılan bir tür anahtar
destek.,destekleme; tutma, destek olma
devre kesici line break motor protection
destek braketi support bracket motor akım ve gerilim değerleri aşıldığında
destek braketi; bir elemanı tutmak için koruması devreyi açarak elektrik akımını duduran
kullanılan parça koruyucu; örneğin termik devre kesiciler
destek sayısı number of supports devre kesilmesi circuit interrupt
destek sayısı;dayama sayısı devre kesilmesi; devrede süreksizlik
oluşması
destek şebeke support grid
destek şebekesi devre planı circuit plan
devrenin bağlantı ve elemanlarını
destek uzaklığı support distance gösteren resim
destek mesafesi; destek uzaklığı
devreden cut out device
destek yapısı supporting structure çıkarma aracı devreden çıkartan araç
destekleme yapısı; destek tablası; üzerine
bir makine yada tesisat yerleştirilen devreden cut out setting
destek elemanı bir kontrol cihazının sistemi durduracağı
çıkarma ayarı
ayar noktası; soğutma sistemlerinde alçak
desteklemek support (verb) ve yüksek basınç kesicilerinde uygulanan
destek. desteklemek. destekleme. tutma. ayar noktaları
destek olan
devreden cut out (switch off) (verb)
desteklenmiş supported çıkarmak kendisi için kontrol uygulanan bir olayın
desteklenmiş; bir destek üzerine durması; elle yada otomatik olarak
oturtulmuş devreden çıkmasına neden olan cihaz,
devinim movement devreden çıkma cut out (USA cutout)
hareket;devinim devreden çıkma; belirli bir sınır değere
ulaştıktan sonra kendiliğinden devreden
devir bölü revolutions per minute (rpm) çıkma
dakika dakikadaki devir sayısı; dakikadaki
dönüş sayısı devreden çıkma cut out point
noktası ulaşıldığında çalışmanın durduğu
devir sayısı revolutions (number of) ,önceden belirlenen değer
devir sayısı; dönel bir elemanın devir (basınç,sıcaklık vb)
sayısı
devretme rotation
devre circuit (dönme) bir eksen üzerinde dönme / devretme.
(1) genellikle elektriksel enerji kaynağını sıra ile görev alma. rotasyon. girdap.
içeren ve bir binadaki yada binaya giren dolaşma. döngü. dönme. dönüş. devir.
elektrik akımının tam yolu, (2) elektronik çevirme. çark.
elemanların toplanması;
devreye alma start up
devre bağlantı circuit wiring çalışltırma;devreye alma; işletmeye
şeması elektriksel devre şeması başlama
circuit connection devreye girm cut in point
devre bağlantısı kontrol işlemin başladığı önceden
bir devreyi oluşturmak için yapılan noktası
bağlantılar belirlenen değer (basınç,sıcaklık vb)
circuit diagram devreye girme cut in
devre
devrenin temel bağlantı biçimini ve kendisi için kontrol uygulanan bir olayın
diyagramı başlatılması
elemanlarını gösteren diyagram
circuit label devreye girme switch on point
devre etiketi
devre üzerinde hangi uygulamaya ait noktası devreye girme noktası; bir elektriksel
olduğunu gösteren etiket araç karakteristik eğrisinde aracın
devreye girme noktası
devre kesici circuit breaker
(1)önceden belirlenmiş bir aşırı akım devreyi açmak break a circuit
değerine ulaşıldığında, uygun değerler bir devreyi açmak
arasında seçildiğinde otomatik olarak
devreyi açan araç; (2)buzdolabı gibi içi devreyi switch on (verb)
soğutulan bir hacmin iç ve dış kapatmak devreyi kapatmak; elektrikli bir aracı
bölümlerini birbirinden ayırmakta devreye almak; çalıştırmak
kullanılan, ısıya karşı iyi iletken olmayan
şerit. (3)aşırı akım koşullarında elektrik devreyi kesmek switch off (verb)
devresini açan devre kesici devreyi açmak; elektrikli bir aracı
durdurmak; devreyi kesmek
devre kesici contact breaker
motorlu araçlarda ateşlemeyi kesmekte dış exterior
429
dış;dış yüzey;dış taraf dış hava temperature of the outside air
sıcaklığı dış mahal havasının sıcaklığı
dış bina gövdesi exterior building envelope
bina dış gövdesi dış hava outdoor air classification
sınıflandırması dış mahal havasına ilişkin sınıflandırma
dış boyut external dimension
dışsal boyutlar; dıştan dışa ölçülen
dış istasyn outstation
boyutlar
seyrek insan bulunan bir yerde yapılmış
kabin yada istasyon
dış boyut outside dimension
dış boyut
dış mahal fanı outdoor fan
dış mahalde bulunan fan
dış çap external diameter
dışsal çap; dıştan dışa ölçülen çap
dış mahal fırın outdoor furnace or boiler
yada kazanı dış mahal kurulumu için yapılmış,bir
dış çap outside diameter havalı ceket ve bunu tamamlayan
dış çap;dıştan dışa çap havalandırma olanakları içeren ve dış
mahal kurulumu için olduğu etiketlenmiş
dış davlumbaz exterior hood kazan.
dışarıda yerleştirilen ve kanallarla iç
mahal havasının bağlandığı davlumbaz dış mahal air, outdoor
havası dış mahal havası;
dış duvar area of all exterior walls (gross)
toplam alanı koşullandırılan bir mahalli kapatan
dış mahal kuru outdoor dry bulb temperature
toplulukların dış yüzey alanı (pencere
termometre Dış havaya tutulan bir termometreden
alanları da dahil)
sıcaklığı okunan sıcaklık. Dış mahal kuru
termometre sıcaklığı. Bu, kondensere
dış duvarlar gross area of exterior walls giren havanın sıcaklığıdır.
brüt alanı dıştan ölçülmek üzere, ısıtılan ve/veya
mekanik olarak soğutulan bir mahalli
dış mahal coil, outdoor
kapatan bütün opak duvarları ,pencere
serpantini dış mahalde yerleşik serpantin; dış mahal
alanları ( pervaz dahil) ve kapı alanlarını
serpantini(örneğin split ısı pompası
içeren alan.
kondenseri)
dış gövde exterior envelope
dış mahal outdoor coil
dış gövde,dış zarf,
serpantini bir ısı pompasında dış hava ile temasta
olan yada dışarı yerleştirilmiş olan
dış hava outdoor (outside) air serpantin(kışın evaporator yazın
dış mahal havası; atmosferik hava kondenser olan kısım)
dış hava outside air dış mahal outdoor temperature
dışa mahal havası dış hava sıcaklığı;
sıcaklığı
dış hava outside air opening
taze hava giriş açıklığı; taze hava giriş dış mahal gross floor area over outside or
açıklığı unconditioned spaces
ağzı temaslı brüt
döşeme alanı dış mahalle yada koşullandırılmayan
mahallerle temasta olan döşeme alanı
dış hava outside air damper
damperi dış hava damperi;taze hava damperi
dış mahalde outdoor appliance
yerleşik cihaz dış mahalde yerleşik cihaz
dış hava outdoor air change rate
değişim miktarı aynı hacim birimleriyle, birim zamanda
bina içerisine giren taze hava miktarının dış sensör outside sensor
bina hacmine oranı. ( normalde, saatteki dış mahalde yerleştirilmiş sensor
hava değişimi olarak ifade edilir) .
dış taraf outdoor side
outside air intake duct istemin iç mahal hava akımının dışındaki
dış hava giriş
taze hava giriş kanalı bir kaynaktan ısı emen yada bu kaynağa
kanalı ısı atan bölümü
dış hava girişi outdoor air intake exterior zone,
dış zon
dış hava girişi; dış hava giriş yeri dış zon; harizi zon
dış hava kısa short circuit of air external dışa akan efflux
devresi emme ve egzoz açıklıklarının birbirine dışarı akan; bir konuttan dışarı akıtılan
çok yakın olması durumunda, egzoz pis su
havasının kısa devre yaparak temiz
havayla birlikte mahalle emilmesi
dışarı akış outward flow
dışarı doğru olan akım
dış hava outdoor air pollution
kirliliği dış hava kirliliği
dışarı çıkış hızı velocity of outflow
dışarı çıkış hızı; bir hava menfezinden
dış hava outside air temperature havanın çıkış hızı
sıcaklığı dış hava sıcaklığı;
430
dışarı hava exfiltration dıştan external equalizer
sızıntısı bir mahalden basınç farkı nedeni ile dış dengeleyici bir termostatik ekspansiyon valfte,
ortama kaçan hava miktarı.havanın dışarı evaporatör girişindeki basıncı valfi
kaçması. çalıştıran elemana iletmek üzere yapılan
bağlantı; dışsal dengeleme bağlantısı
dışarı pumpout valve
pompalama bir sistemdeki sıvıyı(kazan vb) dışarı dıştan dişli external thread
vanası pompalamak için kullanılan valf; dıştan diş çekilmiş boru yada mil
boşaltım vanası
dıştan ergitme external melt
dışarıda outside storage dıştan ergitme;
depolama dış mahalde depolama
dıştan kar- external defrosting
dışarıdan imaging exterior survey çözme dışsal defrost; dıştan ısı uygulanarak
dışarıdan görselleştirme çalışması yapılan defrost
görselleştirme
dıştan kurulu externally mounted air terminal device
dışsal akım external current
hava terminal dış mahallke yerleştirilmiş hava terminal
dışsal akım
cihazı birimi
dışsal exterior lighting power allowance
aydınlatma (ELPA) dıştan monte clip on refrigerating unit
binalarda dış aydınlatma için izin verilen soğutma birimi soğuk odaya dışarıdan yada sonradan
gücü sınırı
güç sınırı bağlanan soğutma birimi
dışsal direnç external resistance dıştan titreşim external vibration isolation
bir hava dağıtım sistemi tarafından, cebri yalıtımı titreşim elemanı olarak dıştan uygulanan
ihavalı bir sisteme uygulanan kuvvet;ısı izolatörler
makinası yakıtın yanmasıyla elde edilen
ısının yada diğer uygun bir kaynağın dıştan yalıtım exterior insulation position
kullanımıyla çalıştırılan araç; konumu binaya dışarıdan veya dış yüzeyden
uygulanan yalıtım
dışsal duyarga external sensor
dışarıdan uygulanan sensör dielektrik dielectric (adj)
elektrik akımlarını geçirmez, dielektrik,
dışsal fan external fan pressure mücerrit, izole, yalıtkan; yalıtkan madde
basıncı dışsal fan basıncı veya araç
external fan pressurization dielektrik dielectric strength
dışsal fan
dışsal fan basınçlandırma dayanım bir yalıtkan maddenin yalıtım
basınç- özelliklerini yitirmeksizin dayanabileceği
landırması maksimum elektriksel alan değeri
dışsal fan external fan pressure difference dielektrik dielectric thawing
basınç farkı dışsal fan basıncı farkı eritmenin gerçekleştirilmesi için yapılan
ergitme
dieletrik ısıtma
dışsal iş external work
dışarıdan bir sisteme verilen iş;harici iş dielektrik sabiti dielectric constant
bir malzemenin belirli koşullar altında
dışsal kesici external interrupt elektrostatik fluks çizgilerini
harici kesici; dışsal kesici yoğunlaştırma düzeyinin ölçüsü
dışsal kesici external interrupt (switch) diferansiyel differential pressure
dışsal kesici anahtar basınç 1)İki basınç arasında, aralarına bağlanan
anahtar
bir araçla ölçülen basınç farkı ( aynı
referans eksenine göre) (2) bir sistemin
dışsal kesici external interrupt device herhangi iki noktası arasındaki basınç
cihaz (1) sigorta, kesmeanahtarı gibi çalışan farkı.
ekipmanın bütünler parçası olmayan araç
(2)bir alarm tarafından alarm noktasında
diferansiyel differential pressure control
çalıştırılan araç..
basınç kontrolü basınç farkına göre kontrol gerçekleştiren
araç
dışsal korozyon exterior corrosion
dışsal korozyon; dış yüzeylerde ortaya
diferansiyel differential pressure gauge
çıkan korozyon
basınç-ölçer basınç farkını okuyan basınç-ölçer
dışsal external costs
dışsal maliyetler diferansiyel differential controller
maliyetler
kontrol edici bir farka göre(basınç,sıcaklık) kontrol
işlevini yerine getiren kontrol elemanı
dışsal sıcaklık external temperature
dışa sıcaklık, dış hava sıcaklığı
diferansiyel differential manometer (pressure
manometre) gauge)
dışsallık externality akışkanların basıncını karşılaştıran ve
bir ekonomik süreci etkileyen dışsal fark basıncı gösteren manometre
faktörler
431
diferansiyel differential grille anemometre
menfez diferansiyel menfez
dik açılı right angled
diferansiyel differential piston compressor dik açılı;
pistonlu diferansiyel pistonlu kompresör
kompresör dik açılı branch at acute angle
branşman bir ana hat borusuna dik açıyla bağlanan
branşman borusu
diferansiyel stepped piston compound compressor
psitonlu (differential piston compressor)
adım pistonlu bilreşik kompresör( dikdörtgen rectangular
kompresör dikdörtgen biçimli
diferansiyel piston) biçimli
diferansiyel differential temperature dikdörtgen oblong
sıcaklık sıcaklık farkı şeklinde uzunca, boyu eninden fazla, dik dörtgen
şeklinde olan; dikdörtgen, dikdörtgen
şeklinde, dik dörtgen; yaprakları yumurta
diferansiyel temperature, differential in occupied
biçiminde.
sıcaklık, zone
meskun zonda meskun zon içerisindeki sıcaklık
diferansiyeli dikey upright freezer
dondurucu ticari soğutmada, düşey biçimde
üretilmiş kapaklı ve rafları olan soğutucu.
difüzör diffuser
dairesel, kare,dikdörtgen kesitli, tavana
yerleştirilen, havanın değişik yön ve dikiş seam
düzlemlerde yönlendirilmesini sağlayan, öncelikle hava akımı yönünde
birincil ve ikincil havanın karıştırılmasını düzenlenen, kanal yüzey elemanlarını
iyileştiren hava dağıtımı çıkış aracı bağlayan dikiş.
difüzör çıkışı diffuser outlet dikişsiz seamless (adj)
havayı değişik doğrultularda dağıtmak dikişsiz; çekme(boru)
üzere tasarlanan çıkış elemanı
dikişsiz boru seamless tube
difüzör diffuser terminal dikişsiz çekme boru
terminali bünyesinde bir hava terminali içeren
difüzör. dikişsiz çekme seamless drawn tube
boru üzerinde her hangi bir birleştirme izi
difüzör yarı diffuser radius of diffusion taşımayan çekme yöntemiyle üretilmiş
bir tavan difüzöründen çıkan havanın boru. dikişsiz boru.
çapı
önceden belirlenen bir son hız değerine
ulaşana kadar olan yatay uzaklık dikişsiz çelik seamless steel tube
boru dikişsiz çekme çelik boru
difüzörlü troffer (luminaire)
aydınlatma ya aydınlatma aparatından yada bir dilim segment
aparatı egzost bacasından yayılan ısıyı bölüm;dilim;segment
kullanarak odayı ısıtmak için kullanılan
bir difüzörle HVAC ekipmanı için modular boiler
dilimli kazan
donanmış elektriksel aydınlatma aparatı modüler kazan
difüzyon diffusion sectional boiler
dilimli kazan
(1)bir akışkan moleküllerinin diğer bir dilimli kazan
akışkan içerisinde hareketi, (2)bir
çıkışelemanı tarafından değişik doğrultu
ve düzlemlerde bir mahalle verilen dinamik basınç dynamic pressure
mahal içerisinde dağılması bir akışkan akışında , akışkanın hızı
nedeni ile sahip olduğu basınç.Dinamik
basınç.
difüzyon alanı diffusion area
bir dağıtım çıkış elemanından çıkan hava
jetinin kapladığı alan dinamik basınç dynamic head loss
kaybı dinamik basınçtaki kayıp; dinamik basınç
kaybı
difüzyon etkisi diffusion effect
difüzyon etkisi
dinamik buz dynamic ice
donma sıcaklığına çok yakın soğutulmuş
difüzyon etkisi diffusional effect suyun bir soğutma biriminde akar halde
difüzyon etkisi verilmesi ve cıvık buz elde edilmesini
sağlayan sistem
difüzyon diffusion coefficient
katsayısı difüzyon katsayısı dynamic behaviour
dinamik
davranış dinamik davranış; bir makine elemanının
difüzyonla diffusion absorption system dinamik yükler altında sergilediği
absorbsiyon güneş radyasyonun yararlanarak çalışan davranış
sistemi absorpsiyonlu soğutma makinesi
dinamik dynamic direct contact storage
doğrudan dinamik doğrudan temaslı depolama
dijital digital anemometer
sayısal anemometre temasla
432
depolama direnç resistance thermometer
termometresi direnç termometresi
dinamik emme dynamic suction head
basıncı pozitif statik emme basıncından sürtünme direnç,elektrik resistance, electric
kayıpları ile hız basıncı toplamının bir devrede, akım ve direncin karesinin
çıkartılması ile elde edilen basınç. çarpımı olarak hesaplanan elektrik
enerjisinin ısı yada radyatif enerjiye
dinamik emme dynamic suction lift dönüşüm miktarını belirleyen özelliği.
yüksekliği kaynak pompa merkez çizgisinin altında
olduğunda emme yüksekliği ile hız dirençli resistance electric heating
basıncının toplamı elektrikli ısıtıcı bir iletkenden geçen elektrik akımının
ürettiği ısı ile ısıtmaya dayanan bir ısıtma
dinamik dynamic requirements biçimi
gereklilik dinamik gereklilikler
dirençli ısıtma resistance heating element
dinamik kayıp dynamic loss elemanı havaya yada bir akışkana ısı yaymak
dinamik kayıplar üzere tasarlanmış, içerisinden geçen
elektrik akımıyla ısı üreten elektriksel
iletim ortamı.
dinamik dynamic display
sergileme dinamik sergileme
direnme özelliği resistivity
direnim özelliği; direnirlik
dinamik dynamic viscosity
viskozite aralarında bir akışkan içeren iki plakadan elbow
birisi 1 Pa'lik kesme gerilmesi ile
dirsek (boru)
bir boru veya kanalın yön değiştirmesini
itildiğinde,akışkan plakalar arasındaki sağlayan genellikle doksan derecelik
kalınlığa eşit uzunluğu 1 saniyede dönüşleri sağlayan fiting;dirsek
alıyorsa, viskozite 1 Pa.s'dir;
dirsek elbow connection
dinamik yük live load dirsek bağlantısı
bir sistemin normal çalışması sırasında bağlantısı
sisteme binen dinamik yük
dirsek, pileli corrugated elbow, bend genleşmeyi
dynamometer alması için katlı(pileli) malzemeden
dinamometre
çalışan bir elektrik yada yakıt yakan bir üretilmiş dirsek
motorun gücünü ölçen araç
dirsekten distribution from elbow
direk dijital direct digital control (DDC) dağıtım dirsekten ayrılıp dağıtan kanal
kontrol analog yada ikili verilerin bir bilgisayar
tarafından işlemlenebilmek için sayısal disk disc
formata dönüştürülüp fiziksel araçları disk;yuvarlak plaka
kontrol etmek üzere tekrar analog yada
ikili formata çevrildiği kontrol türü. disc valve
diskli vana
disk yardımıyla açma kapama yapan
direk dijital DDC (see direct digital control) vana; diskli vana
kontrol(DDC) DDC birimleri hava sıcaklığını ölçerek
ayar değeri ile karşılaştırır ve arada bir disc valve (diaphragm valve)
diskli vana
fark bulunması durumunda bu farkı diyaframlı valf
ortadan kaldıracak yanıtları verir;
[diyafram
vana]
direnç resistance
bir elektrik devresinin yada elektrik diş adımı pitch
devresindeki herhangi bir elemanın, dişlilerde adım,diş adımı; fanlarda kanat
belirli bir akım için, enerjinin ısıya eğimi; boru tesisatında her hangi bir
dönüştürülme miktarını belirleyen yönde boruya verilen eğim
özelliği;
diş çekmek thread (cut) (verb)
direnç katsayısı coefficient of resistance diş çekmek
bir iletkenin sıcaklığı değiştiğinde
direncinin değişmesini ifade eden katsayı dişi bağlantı female connection
dişi bağlantı; iç içe geçerek yapılan
direnç katsayısı resistance coefficient bağlantılarda dişi parça
direnç katsayısı; akışa karşı gösterilen
dirençe ilgili katsayı dişi bağlayıcı female connector
dişi bağlayıcı
direnç kaynağı resistance welding
direnç kaynağı; iki bakır elektrot arasında dişi diş female thread
sıkıştırılan parçanın geçen akımın ısı dişi vida dişi; içeriden açılmış diş
etkisiyle yapılan kaynak
dişli boru threaded tube (female)
direnç sıcaklık resistance temperature device (RTD) (erkek) dişi diş açılmış boru
cihazı sıcaklıkla bir iletkenin direncinin
değişmesi ilkesine göre sıcaklık ölçmesi
dişli boru(dişi) threaded tube (male)
yapan termometre
erkek diş açılmış boru
433
dişli flanş threaded flange olarak mazot kullanan motor
dişli flanş; boruya vidalanarak geçirilen
flanş dizel yakıtı diesel fuel
dizel yakıtı;mazot
dişli manşon threaded sleeve
dişli manşon dizi array
elektriksel yada solar enerji elde etme
dişli pompa gear pump üzere solar fotovoltaik modül yada solar
karşılıkli iki dişlinin dönmesi ve diş kollektör veya reflektör’ün birbiri ile
boşluklarındaki akışkanın aktarılması bağlı olan sayısı.
biçiminde çalışan pompa; dişli pompa
doğal natural atmospheric dispersoids
diyafram diaphragm atmosferik atmosferde doğal olarak bulunan
diyafram, adese perdesi;böleç, zar; ayıran parçacıklar dağılmış parçacıklar
zar;elastik yerdeğiştirmesi kıvrımlı
yapılarak artırılabilen körükler; iki
boşluğu ayıran elastik zar, doğal bağlayıcı natural convector
doğal konvektör doğal konveksiyonla
ısıtma yapan konvektör
Diyafram membrane (diaphragm)
(membrane) zar; diyafram; termostatik ekspansiyon
doğal çekimli natural draught water cooling tower
valflerde birtarafına evaporatör diğer
tarafına duyarga basıncının etkidiği su soğutma doğal çekimli brülör
eleman; kulesi
diyaframlı membrane expansion vessel doğal çekme natural draught
ekspansiyon diyaframlı genişleme tankı; kapalı devreli havadaki sıcaklık farkından kaynaklanan
valfi su tesisatlarında sıcaklık ile basıncın çekme
değişmesini dengeleyen ve bu basıncı
tesisata iletmemekte kullanılan tank doğal çekmeli natural draught burner
brülör doğal çekimli brülör
diyaframlı filtre membrane filter
bir zar filtre elmanı üzerinde numunenin natural fall
uygulanması ile yapılan ve içme suyunun
doğal düşme
doğal düşme
mikrobiyolojik testinde kısa sürede en iyi
sonucu veren yöntem;
doğal filtrasyon natural filtration
doğal filtrasyon
diyaframlı diaphragm compressor
kompresör diyaframlı kompresör; bir diyaframın
piston hareketleriyle açılıp çekilmesi ile doğal frekans natural frequency
emme ve basma yapan kompresör doğal frekans
diaphragm control valve doğal gaz natural gas
diyaframlı
diyaframlı kontrol vanası merkezi bir gaz şirketi tarafından
kontrol vanası binalara dağıtılan(genellikle metan) hidro
karbon gaz. doğal gaz, lpg demek
diyaframlı membrane manometer (diaphragm değildir.
manometre manometer)
farklı basınç bölgelerini birbirinden gas geyser
doğal gazlı
ayıran bir diyaframın sapmalarını ölçerek LPG tüpü ile çalışan sıcak su ısıtıcıları vb
basınç belirleyen bir aneroid basınç ölçer şofben
cihazlar
diyagram diagram natural air circulation
doğal hava
kavramların,düşüncelerin,yapıların, sıcaklık farklarından kaynaklanan
istatistik verilerin,insansal etkinliklerin sirkülasyonu
yoğunluk farkının tetiklediği hava
her türünün daha kolay ve açık sirkülasyonu.
anlaşılması için basitleştirilmiş ve
görselleştirilmiş sunum biçimi
doğal natural ventilation
havalandırma havanın, pencereler, kapılar gibi bilinçli
diyagram resmi diagrammatic drawing olarak bırakılmış açıklıklardan yada
diyagram biçiminde gösterim; diyagram motorsuz vantilatörlerden yada
biçiminde resim infiltrasyon yoluyla bina içine ve dışına
doğru hareketi
dizel çevrimi diesel cycle
dizel çevrimi;yanma odasına püskürtülen natural ventilation
doğal
yakıtın sıkıştırma sonu sıcaklık artışı ile doğal havalandırma; binadaki
tutuşturulduğu motor çevrimi havalandırma
açıklıklarsan baca etkisi,kaldırma güçleri
ve diğer doğal kuvvetlerin
dizel motorlu diesel air compressor kullanılmasıiile yapılan havalandırma
hava dizel motoru ile tahrik edilen hava
kompresörü kompresörü natural ventilation system
doğal
havalandırma doğal havalandırma sistemi
dizel motoru diesel engine sistemi
ısıtma bujileri dışında bir ateşleme bujisi
içermeyen yakıtın atomizasyonu ve natural convection
doğal
sıkıştırılması ile patlama sağlayan, yakıt havanın yada suyun yoğunluk farkı
434
konveksiyon nedeniyle ortaya çıkan sirkülasyon mallar üzerinde yıpratıcı etkiler yaratma
biçimi.doğal sirkülasyon. potansiyeline sahip olan malzemeler;
doğal natural convection air cooler doğru akım direct current (dc)
konveksiyonlu doğal hava sirkülasyonu ile çalışan hava akım karakteristiklerinin zaman
hava soğutucusu. içerisinde değişmediği, tek yönde akan,
genellikle düşük gerilim ve yüksek akım
soğutucusu
karakteristiklerine sahip elektrik akımı;
dipik kısaltması ‘DC,dc’
doğal natural convection condenser
konveksiyonlu doğal konveksiyon kondenseri;
doğru akım direct current motor
kondenser motoru doğru akım motoru
doğal natural convection cooling direct current/alternating current
doğru
konveksiyonlu doğal konveksiyonlu soğutma (dc/ac) converter
akım/alternatif
soğutma akım doğru akımı alternatif akıma dönüştüren
konverter
doğal natural convection type air cooler
konveksiyonlu hava sirkülasyonu için doğal doğrudan akış direct flow valve
tür hava konveksiyona dayanan hava soğutucusu. valve doğrudan akış valfi;doğrudan akışlı valf
soğutucusu
doğrudan direct coupling
doğal olarak naturally stratified storage akuple tahrik edilen makinenin tahrik eden
doğal katmanlaşmalı ısıl depolama makineye doğrudan bağlanması; direk
katmanlaştırıl
kuplaj
mış depolama
doğrudan direct fired air heater
doğal olarak naturally conditioned spaces, occupant bir proses için doğru oranlarda gaz ve
controlled ateşlemeli hava
koşullandırılan hava karışımı sağlayan direk ateşlemeli
mahaldeki ısıl konforun, içeride ısıtıcı
mahaller, insan ısıtıcı
bulunanlar tarafından pencerelerin açılıp
kontrollü
kapanmasıyla düzenlendiği mahaller.
doğrudan direct fired heater
ateşlemeli ısıtıcı direk ateşlemeli ısıtıcı
doğal natural purification
saflaştırma doğal temizleme
doğrudan direct flame incineration
ateşlemeli doğrudan ateşte yakma işlemi
doğal gravity circulation
yoğunluk farkı ile tetiklenen doğal yakma
sirkülasyon
sirkülasyon
doğrudan close coupling
doğal natural circulation bağlama yakıt üretim ekipmanının yakıtı kullanan
doğal sirkülasyon; yoğunluk farkından ekipmana yakın bulunduğu ( yada
sirkülasyon
kaynaklanan sirkülasyon doğrudan bağlandığı) enerji sistemi.
doğal gravity circulating evaporator doğrudan bağlı directly connected newwork
üzerinden havanın doğal biçimde sirküle şebeke internete doğrudan bağlanan ve diğer
sirkülasyonlu
ettiği evaporatör şebekelere tam erişime sahip şebeke
evaporatör
doğrudan component direct evaporative cooler
doğal gravity circulation heating bir fan içermeyen ve doğrudan geçen
doğal sirkülasyonla ısıtma buharlaştırıcı
sirkülasyonlu havaya maruz, sirküle eden yada etmeyen
soğutucu
ısıtma suyun buharlaşması ile doymamış
havanın duyulur ısısını gizli ısıya
doğal gravity circulating system çevirmekte kullanılan kabin
sirkülasyonlu tabii dolanımlı sistem.isıtma ve merkezi
sistem soğuk su tesisatlarında sıvı ortamın doğrudan buz direct ice contact
sistemde dolaşmasının yoğunluk farkı ile teması havayı dğrudan buz yüzeyleri işle temas
gerçekleştirildiği,her hangi bir pompanın erttirerek soğutan ve mahalle veren
kullanılmadığı sistem. sistem
doğal gravity system doğrudan buzla direct ice contact (external melt)
sirkülasyonlu bir akışkanın sirküle edilmesinde temas(dıştan buz yüzeylerine dıştan temas eden
sistem akışkanın yoğunluk farkından yararlanan ergitme) havanın soğutulması
sistem; doğal sirkülasyon sistemi
doğrudan direct return heating system
doğasında interferent evsel sıcak sulu ısıtmada iki (2) borulu
tabiatında var olan, ayrılmaz, doğasında dönüşlü ısıtma
bulunan sıcak su sirkülasyon sistemi, ısıtma
var olan;doğasında bulunan sistemi
birimine giren suyun mahalde ısı
bıraktıktan sonra dönüş borusundan
doğasında materials inherently hazardous (to life doğrudan kazana yönlendirildiği ısıtma
tehlike taşıyan and property) sistemi
malzemeler bir borunun ani patlamasıyla ortaya
çıktığında , yakma, çarpma ve buhar direct exhaust system
doğrudan egzoz
konumuna atlama yoluyla insanlar ve üretici verilen veya yapılması önerilen
sistemi
435
içerisinden cihazdan çıkan yanma tutulması
ürünlerinin doğrudan atmosfere açıldığı
ve bir çekme elemanı içermeyen mekanik doğrudan direct injection humidifier
sistem içerisinde suyun doğrudan hava akımına
püskürtmeli
nemlendirme püskürtülerek nemlendirme yapılan
doğrudan direct acting diaphragm valve nemlendirici
etkileyen doğrudan etkili diyafram valf
diyaframlı vana doğrudan sıcak direct hot water supply
su beslemesi direk sıcak kullanım suyu sistemi;
direct acting thermostat içerisindeki bir elektrikli ısıtıcıyla
doğrudan
doğrudan etkiyen termostat doğrudan kullanım suyunu ısıtan sistem
etkiyen
termostat direct cylinder
doğrudan
silindir içerisindeki su bir elektrikli ısıtıcıyla
doğrudan direct acting valve veya sadece su ısıtma için tasarlanmış bir
etkiyen vana duyulan dengeleme basıncı ile ters etki kazan yardımıyla ısıtılan depo(silindir)
göstererek ve sıcaklık duyucu elemanın
sıcaklığı ile doğru tepki vererek valf
doğrudan direct cooling
geçidinin açıldığı ekspansiyon valf;
soğutma içerisindeki soğutkanın buharlaştığı
evaporatörün soğutulacak mahalle
doğrudan direct expansion (dry-expansion) yerleştirilmesiyle elde edilen soğutma
genişleme (kuru refrigerating system
genişleme) evepratöre soğutkanın bir TX valften
doğrudan direct cooling system
geçtikten sonra buharlaşıp, kompresörden
soğutma sistemi buharlaşan soğutkanın soğutulacak
kondensere basıldığı mekanik soğutma
mahalle yerleştirildiği mekanik soğutma
çevrimiyle çalışan soğutma sistemi
sistemi
doğrudan direct expansion system
doğrudan direct refrigerating system
genleşme doğrudan genleşmeli sistem
soğutma sistemi doğrudan soğutma sistemi; soğutkanın
sistemi doğrudan buharlaşması ile yapılan
soğutma
doğrudan direct expansion (dx) coil
genleşme/DX) soğutkanın doğrudan doğruya içerisine doğrudan direct drive
serpantini püskürtüldüğü evaporatör serpantini. tahrik tahrik eden makinenin tahrik edilen
makineye doğrudan bağlandığı tahrik
biçimi
doğrudan direct expansion refrigerating system
genleşmeli ısının emildiği(kaynak) bir çevre ile
istenmeyen ısının atıldığı(çukur) bir diğer doğrudan direct contact heat exchanger
soğutma sistemi birbiriyle karışmayan iki sıvının fiziksel
çevre arasında çalışan ve ısıyı düşük temaslı ısı
sıcaklıktan emip yüksek sıcaklıktaki eşanjörü temas yoluyla ısı değişimi yaptıkları ısı
çevreye atabilen herhangi bir sistem. eşanjörü türü
doğrudan güneş direct solar radiation doğrudan yük direc t load management
güneşten alınan ve atmosfer,yer gibi yönetimi genellikle konutsal tüketicilere
radyasyonu uygulanan ve pik yük zamanlarında güç
objeler tarafından dağıtılmamış
radyasyon.; Buna ışın demeti yada ışın beslemesini keserek yükün kesilmesine
radyasyon adı da verilir. yol açan bir kontrol etkinliği
doğrudan direct vent system (appliance) doğrulama confirmation
yanma havasının doğrudan iç mahalden dogrulamak. pekistirmek. Onaylamak
havalık sistemi
çekilip, yanma ürünü gazların doğrudan
dış mahalle boşaltıldığı bir tür yanmalı doğrulama validation
ısıtma sistemi doğrulama; geçerli sayma;
doğrudan direct heating system doğrulama testi confirming test
ısıtma sistemi doğrudan ısıtma sistemi birincil testi doğrulamak amacıyla
tamamen bağımsız ve aynı anda
yürütülen test
doğrudan direct normal (beam) irradiance
nırmal bir yüzeye dik gelen direk güneş
radyasyonu doğrulamak confirm
radyasyon dogrulamak. pekistirmek. onaylamak.
(kiliseye) kabul etmek. üye etmek.
doğrudan direct reading
okuma bir ölçü aracının üzerinden doğrudan doğruluk accuracy
okuma bir ölçme aracının, ölçülen büyüklüğün
gerçek değerini gösterme
doğrudan direct reading instrument yeteneği;ölçülen büyüklüğün gerçek
okumalı ölçü üzerinden doğrudan ölçü alınabilen ölçü değeri ile okunan değeri arasındaki fark
aracı aracı olan gösterge hatası, ölçme aracının
sağlıklılığı olarak adlandırılır;sağlıklılık
tam ölçeğin yüzdesi ile ifade edilir.
doğrudan direct interception
önleme bir filtrede parça büyüklüğü
gözeneklerden büyük olduğunda doğruluk accuracy (controls)
doğrudan çarpma yoluyla parçaların (kontrol) bir ölçme aracının, ölçülen büyüklüğün
436
gerçek değerini gösterme kazı yapılmış bir alanı doldurmakta
yeteneği;ölçülen büyüklüğün gerçek kullanılan malzeme
değeri ile okunan değeri arasındaki fark
olan gösterge hatası, ölçme aracının doldurma filling
sağlıklılığı olarak adlandırılır;sağlıklılık genellikle ziraat ve ticari amaçlarla daha
tam ölçeğin yüzdesi ile ifade edilir. kuru bir alan yaratmak amacayıla çoğu
zaman çevre yönünden yıpratıcı atıklar,
doğrusal linear pislikler ve çamur gibi maddelerin sulu
doğrusal; matematikte eklenebilirlik( bir alana boşaltılması.
additivity) ve komojenlik(homogenity)
özelliğine sahip fonksiyonlar, doğrusal doldurma fill
fonksiyonlar (1)doğal toprak yada atık maddelerden
[dolgu]
insan eliyle üretilen dolgu (2) su soğutma
doğrusal linear expansion kulelerinde suyun düşerken
genleşme uzunlamasına,boyuna genleşme; ısı parçalanmasını sağlayan kimyasal işlem
karşısında cisimlerin doğrusal genleşmesi görmüş tahta latalar
doğrusal hava linear air diffuser doldurma aracı filling device
difüzörü vorteks akım avantajlarından yararlanan, dogu yapma aracı; doldurma cihazı
çıkıştaki tavanlara,asansörlere ve
çevresel alanlara yerleştirilerek hava- doldurma charging connection
perdesi niteliğinden yararlanılan lineer bir soğutkan sistemini soğutkanla
bağlantısı
difüzör yükleme olanağı kazandıran araç
doğrusal linear grille doldurma filling pipe
menfez doğrusal üfleme yapan menfez bir tanka veya bir sisteme dışarıdan sıvı(
borusu
genellikle su veya yakıt) doldurmak için
dolaylı ateşleme indirect firing kullanılan boru; doldurma borusu
bir kazan içerisinde bir ısı eşanjörünün
giren çıkan suya ısı transferi yaptığı doldurma filling vent
ısıtma sistemi havalığı doldurma sırasında içerideki buharların
atılmasını sağlayan havalık
dolaylı indirect fired heater
ateşlemeli ısıtıcı kapalı devre olan bir kazan birimi doldurma ısıl fill thermal insulation
içerisine bakır borudan yapılmış bir yalıtım mineral yünü ve selülozik malzemelerin
kovan-boru ısı eşanjörünün yerleştirildiği yalıtım boşluğuna doldurulması ile elde
ve kazanda ısınan suyun eşanjöre giriş edilen yalıtım
çıkış yapan suya ısı verdiği ısıtıcı sistem;
dolaylı ısı sistemi doldurma ısıl fill thermal insulation (loose fill)
yalıtım (gevşek genellikle tavan ve döşeme ile duvar
dolaylı component indirect evaporative cooler dolgu) yalıtımında kullanılan mineral yünü ve
buharlaştırma bir dolaylı (indirect) evaporatif soğutma selülozik malzemeden yapılan yalıtım
eşanjörü ısı eşanjörü, eşanjörün yaş geçitlerine su maddeleri
veren bir eleman,havuz ve dağıtım
sistemini bağlayan boru tesisatı içeren, doldurma charging valve
dolaylı evaporatif soğutma cihazı vanası soğutma devrelerinde soğutkan dolgusu
için kullanılan valf.sıvı olarak
dolaylı indirect evaporative cooling unit doldurmada receiver üzerinde,gaz olarak
evaporatif bir paket, yarı paket, yada endirekt doldurmada kompresör üzerinde bulunur.
soğutma birimi evaporatif soğutmanın elemanını anlatan
ANSI/ASHRAE Standard 1432000’de dolgu [astar] filler
kullanılmak üzere oluşturulmuş kısaltma; astar; dolgu malzeme, boşluk doldurmak
bu terim, bu belgede de metin içerisinde için kullanılan; delik tıkamak için
evaporatif soğutma birimi yada kullanılan herhangi bir şey.
evaporatif soğutma için kullanılmaktadır.
dolgu kaynağı fillet weld
dolaylı indirect evaporative cooler bir metal yüzeyinde çeşitli nedenlerle
evaporatif birincil bir hava akımını nem oluşan oyukların doldurulması için
soğutucu eklemeksizin,ikincil bir hava akımıyla yapılan kaynak; dolgu kaynağı
duyulur soğutmak için kullanılan ısı ve
kütle transferi cihazı. İkinci hava bir yaş filler material
dolgu
termometre farkı (depression) sağladığı bir buz dolabının test malzemesi
için bu akım birincil hava için ısı çukuru malzemesi
içermeyen bölümlerini doldurmakta
oluşturur kullanılan; su yada % % 50±2 damıtık su
% 50±2 propilen glikol karışımı
dolaylı soğutma indirect cooling system
sistemi doğrudan soğutkanın buharlşlamasıyla filler package
dolgu paketi
değil, soğutkan tarafından soğutulan bir gerçek ürün karakteristiklerine yakın
ortamla(salamura,su) soğutma yöntemi nitelikteki dolgu malzemelerini içeren ve
test sırasında ürün yerine kullanılan
dolaylı tahrik indirect drive kapların boşlukları arasında yerleştirilen
dolaylı tahrik; bir kayış kasnak düzeni dolgu paketleri;
veya dişli düzeni ile tahrik
don oluşumu frost formation
doldurma backfill evaporatör serpantinleri üzerinde oluşan
437
ve hava akımını kısıtlayan kar oluşumu dondurulması ve
buz kristallerinin alınması yoluyla derişik
donanım(PC) hardware hale getirilmesi.
bağlayıcılar, menteşeler,kürekler ve
tırmıklar gibi elemanlar; bilgisayarda dondurucu freezant
donanım ürünlerin dondurulmasında kullanılan,
genellikle bir soğutma sisteminin
dondurarak freeze out evaporatörü tarafından soğutulan ortam.
ayırma bir karışımın bileşenlerinden birini, bunu
dondurarak ayırma dondurucu freezant
dondurucu soğutkan; S23 gibi atmosferik
dondurarak freeze out (verb) basınçta donma sıcaklığı çok düşük olan(
bir karışımın bileşenlerinden birini, bunu -70C civarında) soğutkanlar
ayırmak
dondurarak ayırmak
dondurucu freezer capacity
dondurma freezing kapasitesi bir çalışma süresinde depoya
ısı çıkartarak bir sıvı maddenin yada bir yerleştirilebilecek ürün miktarı
besinin sıvı kısmının katı hale
dönüştürüldüğü süreç dondurucu freezing mixture
karışım tuzla buz kırıkları karıştırılarak ergime
dondurma ice cream sıcaklığı düşürülmüş olan karışım
krema veya değişik eşdeğer maddelerden
birini ve değişik tatlar içeren donmuş dondurucunun net freezer refrigerated volume
haldeki tatlı besin maddesi. net soğutma derin dondurucudaki net depolama hacmi
hacmi
dondurma freezing compartment
bölümü bir soğutucuda dondurma için ayrılmış frozen food
dondurulmuş
bölüm dondurulmuş besin; uzun süre saklanmak
besin
üzere dondurulmöuş besinler
dondurma freezing equipment
ekipmanı dondurucu ekipman frozen food cabinet
dondurulmuş
besin kabini donmuş besinlerin kısa dönemli
dondurma ile freeze desalination depolanması için kullanılan kabin
tuzdan arıtım tuzlu yada suyun yada tuz salamurasının
dondurularak, tuz içermeyen kristallerin donma frost
toplanıp tekrar ergitilmesi ayaz. don. kırağı. donmak. buzlanmak.
kırağı ile kaplanmak. (cam)
dondurma freezing plateau (thermal arrest) buzlandırmak.
platosu ürünün dondurulması sırasında, sıcaklık
zaman grafiğinde sıcaklığın teorik olarak donma freezing temperature
sabit kaldığı kısım. bu alan gizli ısının sıcaklığı donma sıcaklığı; bir besinin atmosferik
çıkartılması için gerekli zamanla basınçta içerdiği su miktarının donmaya
oluşturulur. başladığı sıcaklık
dondurma freezing process donma hızı freezing speed
prosesi besin maddelerinin dondurulması süreci; donma hızı
dondurma ice cream hardening process donma kabuğu shell freezing
sertleştirme dondurma sertleştirme süreci, derin donmuş-kurutma işleminde malzemenin
dondurma sıcaklıklarında soğutma ve güvenle kurutulmasını sağlamak üzere
süreci
karıştırma işlemlerini içeren süreç malzeme üzerinde oluşturulan donma
kabuğu
dondurma ice cream freezer
soğutucusu dondurma karışımını kısmen dondurmak donma freezing rate (speed of freezing)
üzere kullanılan aparat. miktarı(hızı) besinin yüzeyinden ısıl merkezine kadar
olan uzaklığın, yüzeyin 32°F (0°C) ye
freezing tank ulaşması için gerekli zaman ile ısıl
dondurma
düşük sıcaklıklı salamura içeren,içerisine merkezin 14°F (10°C)’ye ulaşması için
tankı gerekli zaman arasındaki farka oranı.
daldırılan maddelerin dondurulmasında
kullanılan tank.
donma noktası freezing point
dondurma tesisi freezing plant ısı çekimi yoluyla, belirli bir basınçta bir
özellikle donmuş besin hazırlamak maddenin sıvı fazdan katı faza geçtiği
amacıyla besinlerin dondurulması için sıcaklık derecesi. donma noktası.
tasarlanmış tesis,fabrika vb.
donma süresi freezing time
tunnel freezer (freezing tunnel; blast- herhangi bir tam dondurma sürecinin
dondurma
freeze tunnel) gerçekleşmesi için gerekli zaman
tüneli
dondurma tüneli; besin maddeleri bir
uçtan girip diğer uçtan çıkarken donar donma freeze stat
termostatı su içeren serpantinlerin donmasını
freeze concentration önlemek üzere kullanılan alçak sınır
dondurmayla
(cryoconcentration) termostatı,
derişim
bir çözeltinin suyun kısmen
438
donma yanığı freezer burn bitkilerin sıvı azot kullanılarak(-196 C)
et ürünlerinin aşırı düşük sıcaklıkta tadı un haline getirilmesi işlemi; bu işlemde
ve görünümünden kaybetmesine neden besinin içerdiği bütün vitaminler ve aktif
olan donma. maddeler ile enzimler yıpranmaz.
donma no frost refrigerating system donmuş su iced water
yapmayan ev soğutucularında evaporatörü kar ve donmuş su
soğutma sistemi buz yapmayan soğutucu türü.
donmuş taşıyıcı carrying freezer
frost damage dondurucu tasarımına sahip
donmadan
besinlerin donma sırasında uğradığı taşıma(nakletme) aracı; donmuş haldeki
yıpranma malzemeyi taşıyan araç
yıpranma;
frostbite (frost damage; freezing donmuş toprak permafrost
donmadan
injury) iki yada daha fazla yıl donma
yıpranma sıcaklığında veya bu sıcaklığa yakın
hücrelerinde buz oluşması nedeniyle
canlı organizmaların ve bitkilerin sıcaklıkta olan toprak; kutupsal
donarak yaralanması bölgelerde, ve bazı yükseltisi fazla
bölgelerde, mevsimden mevsime oluşan
donmuş toprak.
donmak, freeze (verb)
dondurmak dondurmak; donmak
donmuş frozen earth storage (frozen ground
toprakta storage; frozen soil storage)
donmaya freeze resistant uçucu sıvı bileşiklerin donmuş topraktaki
donmaya direnimli; donma yapmayan
depolama
direnimli çukur veya depolar içinde saklanması
malzemeler(bazı seramikler gibi)
DOP testi DOP test (dioctylphthalate)
donmuş frosted dioctylphthalate'ın kanserojen olması
donmuş; buzlanmış nedeniyle değiştirilmesine rağmen test
adının değiştirilmediği HEPA filtre test
donmuş besin frozen food weight factor yöntemi;
ağırlık faktörü net dondurucu hacim değerlemesinde
kullanılan 35 lb/ft3 (560 kg/m3) çevirme Doppler etkisi Doppler effect
katsayısı; ticari olarak bulunan ses dalgaları üreten bir kaynağa göre
paketlenmiş haldeki donmuş besinlerin hareketli olan bir gözlemcinin algıladığı
çoğu 35 lb/ft3 (560 kg/m3)’ten düşük ses frekansının değişmesi olayı; Christian
ağırlıktadır. Doppler'in adıyla anılan etki
donmuş besin frozen food storage room (freezer dosya file
depolama odası room) bilgisayarda ve siziksel olarak içerisinde
donmuş besinleri alma ve depolama için dökümanların depolandığı birim;
tasarlanmış soğuk oda.
dosya adı file name
donmuş besin frozen food store her dosyayı diğerinden ayırmak için
deposu sadece donmuş besin depolama odalarını verilen isim; dosya adı
içeren depo.
doş duvar external wall
donmuş besin frozen food locker dış duvar;
kilitli bölmesi çok bölümlü toplu bir tesiste besinlerin
dondurulması için kullanılan tekil DotNET (.NET)
DotNET
kilitlenebilir bölme interaktif web,intranet ve ekstranet
yaratmak ve yönetmek için uygun
donmuş besin frozen food display case nitelikte açık web uygulama çatısı ideal
sergileme donmuş besinlerin sergilenmesi için kaynak
soğutucusu tasarlanmış tezgah.
doygunluk saturation tables
donmuş freeze drying tabloları doyma tabloları; su buharının değişişk
donmuş kurutma; kritik basınç ve sıcaklık ve basınçlardaki termodinamik
kurutma
sıcaklıkta sıvılaşmadan buharlaşma ilkesi özelliklerini gösteren tablolar
ile yapılan kurutma
doyma saturation
donmuş freeze drying additive doyma; doymuş hale gelme;
kurutma donmuş kütlenin çıkartılmasını
katkısı kolaylaştırmak üzere dondurulacak doyma basıncı saturation pressure
maddeye eklenen madde. belirli bir sıcaklıkta sıvı ve buharın denge
durumunda olduğu basınç.
donmuş freeze dryer
kurutucu donmuş durumdaki suyun çıkartılarak doyma buhar saturation vapour pressure
maddenin kurutulması için kullanılan basıncı doyma buhar basıncı;kapalı bir kapta
aparat. içerisinde ürünün donmuş sıvının buharlaşmaya başladığı basınç
kurutulduğu silindirli donmuş kurutma
aparatı doyma değeri saturation value
su buharı adsorbe edicinin tutabileceği
donmuş öğütme freeze grinding nem değeri
439
doyma derecesi degree of saturation doymuş buhar saturation vapour density
doyma derecesi.havanın belli bir basınçta yoğunluğu doymuş buhar yoğunluğu; doymuş
doymuş halde iken bulundurabileceği durumdaki buharın birim hacimdeki
nem miktarı ile,içerisinde bulunan nem ağırlığı
miktarı arasındaki oran.
doymuş hava saturated air
doyma eğrisi saturation curve suyun kısmi basıncının, bulunduğu
psikrometrik diyagramda doyma sıcaklıktaki suyun buhar basıncına eşit
durumunu ifade eden noktaları birleştiren olduğu nemli hava.
eğri.doyma eğrisi.
doymuş sıvı saturated liquid
doyma eksikliği saturation deficiency belirli bir basınçta buharlaşma
aynı sıcaklık ve basınçta, bir hava sıcaklığında olan sıvı.doymuş sıvı.
örneğinin nemlilik oranı ile doymuş
havanın nemlilik oranı arasındaki fark. doymuş saturated refrigerant vapour
soğutkan belirli bir basınçta doyma sıcaklığında
doyma hattı saturation line buharı bulunan soğutkan buharı.
faz diyagramında basınçlara göre doyma
noktalarını birleştiren eğri; doyma eğrisi
doymuş su saturated water vapour
buharı doymuş durumdaki su buharı
doyma karışım saturation mixing (humidity) ratio
oranı nemli havanın, aynı t sıcaklığı ve p
basıncındaki suya ( yada buza) göre doymuuş buhar saturated vapour pressure
karışım ( nemlilik) oranı Ws ( t, p) basıncı belirli bir sıcaklığı doyma sıcaklığı
olarak kabul eden basıunç; sıvının
saturation point buharlaşmaya başladığı sıcaklığa karşı
doyma noktası
doyma noktası; belirli bir basınçta sıvının gelen basınç
buharlaşmaya başladığı sıcaklık derecesi
doz dose
saturation ratio bir mddede(yada bir organizmada)
doyma oranı
doyma oranı; gerçek özgül nem istenen etkiyi yaratabilecek olan
değerinin; aynı sıcaklıktaki doymuş minimum katkı maddesi miktarı
havanın nem özgül değerine oranı
doz ayarlamak dose (verb)
saturation temperature dozlamak;dozunu ayarlamak; bir
doyma sıcaklığı
belirli bir mutlak basınçta, saf soğutkan maddenin ölçümlü miktarını bir başka
yada bir azetropik soğutkanın sıvı ve ortam yada maddeye karıştırmak
buhar iki fazlı durumundan kaynaklanan
denge sıcaklığı doz miktarı dose rate
doz miktarı
doyma verimi saturation effectiveness
evaporatif soğutma birimi ( ECU) dozaj dosage
tarafından elde edilen kuru termometre bir maddenin içerisine aktarılan
sıcaklık düşümünün, giriş havası ölçümlü(belirli) madde miktarı; dozaj
yaştermometre sıcaklığı azaltımına (
depression) oranı dozlama dosing pump
pompası dozlama pompası; kazana veya havuz
doyma verimi saturation efficiency suyuna taş yapmayı önleyici maddeleri
evaporatif soğutma birimi ( ECU) ölçerek karıştıran pompa
tarafından elde edilen kuru termometre
sıcaklık düşümünün, giriş havası dozlama suyu dosing water
yaştermometre sıcaklığı azaltımına ( dozlama suyu; kazana veya havuz suyuna
depression) oranı taş yapmayı önleyici maddeleri ölçerek
karıştıran pompa suyu
doyma yüzdesi percentage saturation
verilen bir t sıcaklığında havanın nem doz-tepki dose response relationship
içeriğinin, aynı sıcaklıktaki doymuş ilişkisi belirli bir doz verilen tepki ilişkisi; doz-
havanın nem içeriğine oranı. tepki ilişkisi
doyma yüzdesi saturation percentage dökme shedding
doyma durumundaki sıvının buhar haline dökme;dökülme
geçen yüzdesi;
dökme çelik cast steel
doymuş saturated potada dökülen çeliğe uygulanan fakat
içerisinde bir karbon atomunun diğer dört günümüzde takım çelikleri için de
atomla bağlandığı bir organik ( karbon kullanılan terim; bir potaya dökülen ve
içeren) bileşik; doymuş bir bileşikteki daha sonra dövme vb herhangi bir işlem
bütün bağlar tektir. uygulanmayan çelik;
doymuş buhar saturated steam dökme demir cast iron
belirli bir basınçta tamamen buharlaşan % 95 oranında demir ile alaşım elemanı
ve doyma sıcaklığına bulunan buhar; olarak karbon ve silikon içeren dökme
doymuş buhar demir; genellikle kır(grey) dökme demiri
ifade eder
440
dökme demir cast iron pipe dönel brülör rotary burner
boru demir döküm boru elektrik motorunu ortadan kaldırarak
yakıt gazının basıncını tahrik enerjisi
olark kullanan yakma verimi yüksek
dökme demir cast iron fitting
NOx( azot oksitler)yayınımı düşük brülör
fiting demir dökümden yapılmış fiting'ler
dönel disk spinning disc
dökme demir cast iron housing dönel disk
gövde demir dökümden gövde yada kasa
dönel diskli spinning disc humidifier
dökme demir cast iron boiler nemlendirici dönel diskli nemlendirici
kazan demir döküm kazan
dönel filtre filter, roll
dökme demir cast iron sleeve dönel filtre; doymuş hale gelen filtre
manşon dökme demir manşon hareketini otomatik veya elle çevrilen bir
tamburla değiştiren filtre
dökme demir cast iron radiator
demir döküm radyatör; dönel filtre rotary filter
radyatör
dönel filtre; temiz filtreyi hava akımına
karşı getirirken dolu olanı temizlemek
dökme demir, cast iron sectional boiler üzere hava akımından dönel bir hareketle
dilimli kazan itici nipelleri, dışsal kolektörler yada çeken filtre
içsel contalarla birbirine bağlanan içi boş
dökme dilimler topluluğu.demir döküm
dönel ısı rotary heat exchanger
dilimli kazan;
değiştirici sıcak egzoz havası ile taze hava arasında
ısı değişimi gerçekleştiren, dönel
dökülmek spill elemanlı eşanjör;
dökmek. dökülmek. üstünden atmak;
saçmak;saçılmak
dönel ısı geri rotary energy recovery wheels
kazanım tekeri ısı tutma kapasitesine sahip gözenekli
döküm cast radiator disklerden üretilen ekipman, içte
radyatör döküm radyatör birbirinden ayrı, yan yana dönerek
besleme ve egzost hava akımları üretir.
döndürmek rotate
(bir eksen üzerinde) dönmek. dönel kanatlı revolving vane anemometer
döndürmek. art arda dönüp gelmek. (bir anemometre dönel kanatlı anemometre
isi) sira ile yer degistirerek yapmak. sira
ile yer degistirmek. yer degistirerek
dönel compressor, rotary
çalistirmak.
kompresör sıkıştırma odasının hacim
değiştirmesinin, pozitif yerdeğiştirmeli
döndürmeli sling psychrometer dönel elemanlarla sağlandığı pozitif yer
psikrometre hava ortamında döndürülerek ölçme değiştirmeli kompresör
yapan nem-ölçer
dönel rotary compressor
döndürmeli spin chiller gövde içerisinde havanın sıkıştırıldığı iki
spin chiller'i. Buzla soğutma yapan,
kompresör
soğutucu adet rotor içerirken valfler bulunmayan;
içerisine konulan meşrubat kutusunu bir temelde yağla soğutmalı ve yağın içteki
dönme hareketi ile kısa sürede soğutan aralıkları doldurarak sızdırmazlık
soğutucu sağladığı kompresör;
dönel rotary roll filter (moving curtain filter)
dönel perdeli
(1)bir mil çevresinde dönen tekerlekle dolması halinde hareket ederek temiz
ilgili, (2) dönen parçaları olan
filtre
filtreyi hava akımına getiren, bu sırada
dolu filtrenin temizliğinin yapıldığı dönel
dönel akım rotational flow filtre
dönel akış; dönerek ilerleyen akış
dönel pistonlu rolling-piston compressor
dönel rotating anemometer kompresör dönel pistonlu kompresör; dönme
anemometre dönel pervaneli hava hızı ölçen araç; hareketi sırasında emme ve basma yapan
pervaneli anemometer. pistonlara sahip kompresör
dönel askı swivel bearing dönel pompa rotary pump
yatağı dönel askı yatağı; askı elemanların dönel ve sabit parçalar arsında küçük
yataklama ekseni çevresinde dönmesini aralıklarla imal edilen; kanatlarla gövde
sağlayan rulmanlı yatak arasındaki hacimde sıvıyı ileten
pompalar; vidalı veya dönel kanatlı
dönel rotary atomizing burner pompalar
atomlaştırıcı dönel atomize edici içeren brülör
brülör dönel salmastra rotary seal
dönel salmastralar;
dönel swivel joint
dönel,hareketli bağlantı; örneğin bir döner kanatlı deflecting vane anemometer
birleştirme
lavabo musluğunun döner borusu anemometre döner kanatlı anemometre
441
döngü loop alarak inen ve kazana bağlanan kolon
bir nihai koşulun ağırlık kazanmasına
kadar tekrarlanan talimatlar dizisi; iki dönüş return manifold
özel abone arasında yada bir abone ile bir birkaç dönüş hattını barındıran manifold
manifoldu
anahtarlama merkezi arasında iletişimler
devresi,
dönüş menfezi return grille
dönüş havası menfezi
dönme sayısı number of revolutions
devir sayısı; devir/saniye
dönüş sıcaklığı return temperature
sıcak sulu ısıtma tesisatında kullanım
dönme yönü direction of rotation
birimlerinden çıkan sıcak suyun sıcaklığı;
dönme yönü
dönüş suyu sıcaklığı
dönmek revolve
dönüş suyu return water
çevirmek. döndürmek. devrettirmek.
mahalde ısıtma işlevini yerine getirden
dönmek. devretmek
sonra çıkan ve kazana dönen su; dönüş
suyu
dönüş return
akışkanı kaynağa geri döndüren boru
dönüştürme conversion
yada kanal
(1) bir makine dilinden bir diğerine yada
manyetik teyp veya diskten basılı sayfaya
dönüş akımlı return flow compressor değiştirmede olduğu gibi, bilgiyi bir
kompresör dönüş akımını emen ve sıkıştıran sunum biçiminden diğerine değiştirme
kompresör işlemi
dönüş akımlı return flow nozzle dönüştürme inversion
nozul dönüş akımı nozulu dönüştürme;eşdeğerine değiştirme; altüst
olma. tersine dönme. tersine dönen şey.
dönüş return connection cümle içindeki sözcük sırasının
dönüş bağlantısı; değişmesi. değişme. değiştirme.
bağlantısı
dönüştürme conversion burner
dönüş borusu return pipe
brülörü dönüşüm brülörü; yakıtın değiştirilmesi
sıcak sulu ısıtma tesisatında kullanım
nedeniyle dönüştürülen brülör
birimlerinden çıkan sıcak suyu kazana
ileten boru.
dönüştürme conversion coefficient
katsayısı birimler arasında dönüştürme sağlayan
dönüş dirseği return bend
katsayı
kısa yarı çaplı 180 derecelik dönüş veren
dirsek
dönüştürme cost of conversion
maliyeti özellikle kazanların bir yakıt türünden
dönüş hattı return line
diğerine dönüştürme maliyeti
dönüş hattı; sıcak sulu ısıtma tesislerinde
sıcak suyu kazana ileten hat
dönüştürme conversion efficiency
verimi tüketilen enerjinin yüzdesi olarak üretilen
dönüş havası air, return
enerji
dönüş havası; bir mahalde işlevini yerine
getirdikten sonra hava hazırlama birimine
giren veya dışarı egzost edilen hava dönüştürücü converter
yakıtın sahip olduğu potansiyel enerjiyi,
ısı veya hareket gibi diğer enerji türlerine
dönüş havası return air
dönüştüren araç.
bir mahalden çekilen ve kısmen yada
tamamen bir iklimlendirme
cihazına,fırına yada benzeri bir ısıtma dönüştürülebili convertible boiler
elemanına döndürülen hava. r brülör bir yakıttan diğerine değiştirilebilir brülör
dönüş havası returned air dört borulu four pipe air conditioning system
dönüş havası iklimlendirme dört borulu iklimlendirme sistemi; aynı
sistemi anda hem ısıtma hem soğutmanın
dönüş havası return air damper yapıldığı iklimlendirme sistemi
damperi dönüş havası damperi; çift kanallı
sistemlerde dönüş havası girişindeki dört borulu four pipe system
damper sistem dört borulu iklimlendirme sistemi; aynı
anda hem ısıtma hem soğutmanın
dönüş havası return air inlet, return air intake yapıldığı iklimlendirme sistemi
girişi dönüş havasının giriş yaptığı açıklık;
dört damar four core cable
kablo dört damar kablo
dönüş havası return air duct
kanalı havayla ısıtma/soğutma sisteminde her
mahalden havayı fan yardımıyla toplayıp dört kablolu four wire transmission
merkezi birime ileten kanal; dönüş kanalı iletim dört kablolu iletim(elk)
dönüş kolonu return riser dört kablolu four wire circuit
dönüş kolonu; dönüş suyunu katlardan dört kablolu devre
sistem
442
dört yollu fiting fourway branch fitting duman fume
dört yollu baranşman almayı sağlayan bir buhar yada gaz akımında tutuklanmış
fiting bulunan ince katı parçacıklar; ergimiş
metallerden kaynaklanan buharların
dörtte bir parça quartile yoğuşması sonucu oluşan katı
istatistikte bir örneğin tüm nüfusun dörde parçacıklar; duman gazları.
bölünmüş parçalarından her biri.
duman fumes
döşeme floor (structure) duman,tütsü
döşeme;döşeme yapısı
duman smoke (noun)
eksik yanmadan sonra atmosfere asılı
döşeme alanı floor area halde bulunmak üzere katılan parçacıklar
bir binada, yüksekliklerin dış duvar dış
yüzlerinden yada binaları ayıran duman bombası smoke bomb
duvarların merkez çizgisinden ölçüldüğü, genellikle uçaklardan gösteri amaçlı
bodrum,zemin,ara katlar ve çatı arası atılan duman bombası
dahil bütün döşeme alanlarının toplamı;
duman borulu smoke tube/boiler
kazan duman borulu kazan; içerisinden duman
döşeme alanı occupancy density geçen boruların dışında sıcak su bulunan
başına insan insan yoğunluğu; bir bina yada mahalde kazan
sayısı birim döşeme alanı başına insan sayısı
duman smoke extraction
underfloor duct çekilmesi havalandırma yoluyla duman çekilmesi
döşeme altı
kanal döşeme altından uygulanan kanal;
duman çıkış blow out port
underfloor ventilation kapısı duman çıkış kapısı
döşeme
altından döşeme altı havalandırma
havalandırma duman damperi smoke damper
duman damperi;alevin ve dumanın diğer
bölümlere geçişini önleyen damper
döşeme betonu slab insulation
yalıtımı beton döşeme altı yalıtım; zemine basan
bir döşemenin altına uygulanan yalıtım duman fume hood
davlumbazı kapalı bir alandan istenmeyen gazları
iletmek amacıyla bir raf veya kapalı
döşeme floor boards
masanın üzerine yerleştirilmiş duman
kaplaması döşeme kaplama malzemeleri
toplama cihazı
duman vent hood
döşeme baseboard radiator
davlumbazı mutfak ekipmanı üzerinde duman ve
radyatörü radyatörün duvarın döşemeyle birleştiği
buharları atmosfere atmakta kullanılan
düzeyde dış duvar boyunca yerleştirildiği
davlumbaz
bir ısıtma sistemi.
duman fume hood performance rating
döşeme floor temperature
davlumbazı duman davlumbazı performans
sıcaklığı döşeme sıcaklığı; özellikle döşemeden
performans değerlemesi
ısıtmada döşeme yüzeyindeki sıcaklık
değerlemesi
döşeme yükü floor loading duman fume hood system
döşeme yükü; bir döşemeye gelen baskı davlumbazı bir duman davlumbazı,komşu oda çevresi
sistemi ve fanlar ve kanallar gibi çalışır hale
getiren elemanların oluşturduğu
döşemeden floor heating uyarlama.
ısıtma döşemeden ısıtma; düşük sıcaklıklı
akışkanın geçtiği boruları döşemeye duman fume hood face
gömerek yapılan ısıtma davlumbazı sürme kapak açık olduğunda havanın
yüzü girdiği bir laboratuar davlumbazının ön
dövme demir wrought iron kısmındaki ve eğer varsa bir sürme kapı
dövme demir ile aynı düzlemde olan en düşük alanlı
düzlem
dövme demir wrought iron pipe
dövme demir boru duman smoke detector
boru
detektörü duman detektörü
dram drum
su borulu kazanlarda boruların bağlandığı duman dolabı fume cupboard
alt ve üst depolardan her biri duman dolabı
Du Bois alanı Du Bois area duman gazı flue gas
Çift cek vanalı geri akım koruyucusu yanma ürünlerinden oluşan baca gazı,
duman gazı
dudak mouth
dudak; duman gazı flue gas receptor location
443
alıcı yeri yakındaki bir binada,bir insanın bacadan duman kanalı smoke stack pipe/flue
yayınan duman gazlarına maruz borusu yanma bulunan bir elemandan çıkan
kalabileceği herhangi nokta (örneğin duman gazlarını bacaya ileten boru
açılır pencere, insan bulunan bir teras). parçası
duman kanalı flue damper
duman gazı flue gas removal damperi fosil yakıt yakan otomatik çalışmalı tekil
atılması duman gazlarının yakma ortamından bir cihazın duman çıkışında yada çekme
uzaklaştırılıp atmosfere atılması kontrol elemanının üst akım bölgesine
yerleştirilmiş, cihaz çalışırken duman
çıkışını otomatik olarak açmak ve cihaz
duman gazı flue outlet durmaktayken otomatik olarak kapatmak
bir cihazada duman gazlarının çıkışı için üzere tasarlanmış araç
çıkışı
bırakılmış açıklık.
duman flue
duman gazı flue gas vent kanalı(bacası) bir yanma odasından akan duman
duman gazlarını dış havaya taşıyan gazlarının atmosfere atılmasını sağlayan
havalığı
iletim hattı yada geçiş yolu. geçit; fırının duman gazı çıkışı ile
bünyedeki çekme bölücü, çekme
davlumbazı, barometrik çekme
flue gas loss regülatörü
duman gazı
kaybı duman gazlarının akışı sırasında
sürtünme nedeniyle olan çekme(basınç)
farkı duman kanalı- flue connection to stack
baca bağlantısı yakıt yakan bir cihazda(fırın,ocak,kazan)
duman gazlarını bacaya bağlayan boru
chemical flue gas analyser yada kanal parçası
duman gazı
kimyasal kimyasal duman gazı analiz edicisi;
analizörü duman gazı analizörü
duman kanalsız flueless heater
ısıtıcı dumansız kanalsız ısıtıcı; elektrikli ısıtıcı
duman gazı flue gas collector gibi
kollektörü duman gazlarının koşullandırılmasında
kullanılan toplayıcı kabin; duman gazı smoke box
kolektörü
duman kutusu
iç mahalde çekici bir koku veren
maddelerin duman vermesi için
kullanılan kutu; dış mahalde ızgara
duman gazı flue temperature yapmaya yarayan ızgaralı ocak
sıcaklığı duman gazı sıcaklığı
duman lekesi smoke stain
duman gazı flue gas test duman gazı içeriğinin duman lekesi; is lekesi
testi belirlenmesi amacıyla yapılan analiz;
duman gazı analizi duman testi smoke test
sıhhi tesisat borularından duman
göndererek kaçak noktalarının
duman gazları burnt gases belirlendiği test
yanma gazları; duman gazları
duman üreteci smoke generator
duman gazları vent gas duman üreteci;
bir şömine yada diğer bir yakma
aracından çıkan ve atmosfere atılan duman vermek smoke (verb)
duman gazları sigara içmek. tütün içmek. tütsülemek.
tütmek. duman çıkarmak.
duman gazları smoke flue
huzmesi duman gazları hüzmesi; duman smoke density
yoğunluğu duman yoğunluğu
duman smoke tight
geçirmez duman geçirmez;sızdırmaz duman(is) smudge
lekesi genellikle oda havasında asılı halde
duman kanal flue draught bulunan parçacıkların neden olduğu
baca çekmesi; duman gazı çekmesi; tavan yada bir çıkış elemanındaki siyah
çekmesi renkli leke;
duman gazları ile dış havanın yoğunluğu
arasındaki farktan kaynaklanan çekme
dumanlı buz white ice
duman kanal iç flue liner beyaz,içerisinde atomize hava
duman bacası iç yüzeylerinin basınç baloncukları bulunan buz
kaplaması
kaybını azaltmak üzere kaplayan
malzeme dumansız alan smoke free area
duman buunmayan alan; dumansız alan;
duman kanalı breeching sigara içilmeyen alan
yakıt yakan bir cihazdaki yanma
ürünlerini havalık yada bacaya taşıyan dur/kalk kazan on/off boiler
geçit, duman kanalı kapasite modülasyonu olmayan; dur/kalk
kontrolle çalışan kazan
444
dur/kalk on/off control duş yapmak shower (verb)
kontrtolü dur/kalk kontrolü duş yapmak;duş almak
durdurarak kar off cycle defrosting duş(banyo) shower (noun)
bir soğutma makinesini sistemi banyolarda duş;
çözme
durdurarak defrost etme
duvar wall
durdurma interception bir binada üzerindeki kapı ve pencere
durdurma. engelleme. önleme. yolunu alanları da dahil olmak üzere toplam
kesme. alıkoyma. ele geçirme. duvar alanı
durdurma stoppage duvar birimleri wall units
durdurma yada durdurulma etkinliği duvara yerleştirilen iklimlendirme
birimleri
durdurmak stop
durmak;durdurmak;makineyi duvar braketi wall bracket
durdurmak;kesmek;akışını kesmek; duvara tv vb araçları yerleştirmek üzere
kullanılan braket
durdurulmuş interrupted burner ignition
brülör ateşlemesinin durdurulması; arıza duvar brüt wall area, gross
brülör
veya bir olumsuzluk nedeniyle alanı dış yüzeyden ölçülen, döşemenin
ateşlemesi üstünden çatının altına kadar olan duvar
durdurulmuş brülör ateşlemesi
alanı
durgun (sakin) calm
durgun. sakin. sükûn sükûnet. duvar brüt wall area (gross) of a building
alanı (binanın) ısıtılan yada soğutulan bir mahalli
kapatan ve dıştan dışa ölçülen dış
durgun havada still air freezing
duvarlar;
dondurma durgun havada dondurma; havanın
hareketsiz olduğu dondurma biçimi
duvar çıkışı wall outlet
duvardaki çıkış ağzı; duvar çıkışı
durgun su stagnant water
durgun su;hareketsiz su
duvar fanı wall fan
duvara yerleştirilen ve lokal
durgunluk stagnation
havalandırma yapan fan
bir hava veya su kütlesinde hareket
bulunmaması; durgunluk
duvar ısı wall heat capacity
kapasitesi duvarın ısıl kapasitesi; bir duvarın ısı
durma uzaklığı stopping distance
depolama kapasitesi
durma uzaklığı;durma mesafesi
duvar ısıtıcısı wall heater
durulma settling
duvara yerleştirilen ısıtıcı
durulma; yerleşme;tortu
duvar ısıtma wall heating panel
durulma akış settling velocity
paneli duvara yerleştirilen ısıtma paneli; duvar
hızı durulma sırasındaki akış hızı
panel ısıtıcı
durulma odası settling chamber duvar işlevi wall function
durulma odası;sıvı akışı üzerinde hızı CFD hesaplamalarında duvar
yavaşlatım kirleticilerin çökelmesini yakınlarındaki karmaşık türbülanslı hava
sağlayan oda akışını modellemek için kullanılan
yazılımlardaki "duvar işlevi"
durum bilgisi status information
durum bilgisi; bu bilgiyi içeren mektup duvar jeti jet, wall
yada ifadeler bütünü bir duvara teğetsel olarak üflenen ve
türbin kanatları film soğutması vb gibi
duruma özgü tailored benchmarks pek çok uygulaması bulunan jet
denek değer duruma özgü denek-değer(karşılaştırma
değeri) duvar kalınlığı wall thickness
duvar kalınlığı
duş banyosu shower bath
duş teknesi; duş banyosu duvar kesit wall section
resmi duvar kesit resmi;duvar kesiti
duş fitingleri shower fittings
duş fitingleri
duvar manşonu wall sleeve
içerisinden iklimlendirme cihazının
duş kafası rose head (shower) geçirilmesi için yerleştirilen saç manşon;
duş ucuna takılan üzerinde sprey
sağlamak üzere delikler bulunan duş
duvar wall coil (wall grid)
kafası
serpantini duvara yerleştirilen serpantin(soğuk oda)
duş kafası shower head
üzeri delikli duş kafası duvar sıcaklığı wall temperature
duvar sıcaklığı
445
duvar wall ventilator duyarlılık sensitivity analysis
vantilatörü duvara yerleştirilen pervaneli analizi duyarlılık analizi
vantilatör(mutfak)
duyarlılık precision error
Duvar, çelik wall, steel framed “random error” terimi ile aynı anlamda.
hatası
kasalı çelik çerçeveli duvar;
duyucu eleman sensing element
duvar, metal wall, metal building termostat gibi kontrol elemanlarıyla
bina metal bina duvarı TXV’lerde sıcaklığı duyarak bir kontrol
işlevi gerçekleştiren eleman. duyarga.
duvara built into the wall
kurulumlu duvara yerleştirilen, duvara kurulumlu( duyulabilir audible
örneğin duvara yerleştirilen bir PTAC duyulabilir;işitilebilir
cihazı)
duyulabilirlik audibility
duvara monte straddle refrigerating unit (saddle unit; duyulabilirlik; işitilebilirlik
edilen soğutma plug unit)
birimi duvara monte edilen paket sensible storage
duyulur
iklimlendirme cihazı ısı depolama ortamına ısı eklenmesi ve
depolama
çıkartılması ortamın sıcaklığında bir
duvara monte wall mounted air heater değişme yaratan ısıl depolama
hava ısıtıcısı duvara yerleştirilmiş hava ısıtıcısı
duyulur ısı heat, sensible
duvara yerleşik through-the-wall air conditioner duyulur ısı; maddenin fiziksel
iklimlendirme duvara yerleştirilen iklimlendirme cihazı; durumunda değil sıcaklığında değişim
duvarı delerek kondenseri dış mahalle yaratan ısı
cihazı
çıkartılan iklimlendirme cihazı
duyulur ısı sensible heat
duvarcılık masonry eklenmesi yada çıkartılması ile bir
duvarcılıkla ilgili; taşçılık / duvarcılık antalpi değişimi ile birlikte, kuru
sanatı. termometre sıcaklığında değişme yaratan
ısı.
duvardan wall heating
ısıtma duvardan ısıtma; ısıtıcının duvar duyulur ısı sensible heat air cooler
kenarlarına yerleştirildiği ısıtma biçimi hava duyulur ısı hava soğutucusu
soğutucusu
duvarlar walls
duvar; boru cidarı;tank kenar duvarları duyulur ısı sensible heat ratio (SHR)
oranı duyulur ısı faktörü ( SHF) olarak da
duyarga probe bilinen,bir ısı transferi sürecinde duyulur
duyarga; duyucu uç; hissedici uç; ısının toplam ( duyulur+gizli) ısıya
basıncı,sıcaklığı veya nemi duyan sensor oranı.
duyarga sensor duyulur ısı sensible heat cooler
(sensör) bir değişkeni bulmak ve ölçmek için soğutucusu duyulur ısı çıkartan soğutucu
tasarlanmış eleman;ölçülecek ortam
içerisine yerleştirilmiş,algılanan
duyulur ısı heat load, sensible
ortamdaki değişime bağlı olarak işaret
yükü mahalde sıcaklık farkından kaynaklanan
çıktısında bir değişikliğe neden olan araç;
ısı yükü
duyarga detecting element
duyulur ısı sensible heat load
elemanı bir gaz detektöründe gaz(soğutkan)
yükü sıcaklık farkı nedeniyle dış ahalden iç
varlığını duymak üzere tasarlanmış
mahalle geçen konveksiyon,
eleman; duyarga;sensor
kondüksiyon ve radyasyoon ısısı ile
insanlar ve elektrikli araçlardan
duyarga soketi bulb socket kaynaklanan ısı yükü
duyarga soketi
duyulur sensible capacity
duyarlı iş precision work duyulur ısı kapasitesi;
kapasite
hassas iş; duyarlı iş
duyulur sensible cooling
duyarlılık precision
soğutma duyulur ısı soğutması
aynı koşullar altında, aynı yöntemi
kullanarak ve karakteristiklere sahip
tekrarlanan ölçmelerin birbirine duyulur sensible cooling effect
yakınlığı. soğutma etkisi toplam soğutmanın, soğutucu içerisinden
dolaştırılan havanın kuru termometre
duyarlılık sensitivity sıcaklığında bir değişim yaratan bölümü.
gösterge değerindeki değişimin, fiziksel
büyüklükteki değişime oranı; örneğin, duyulur sensible cooling capacity
birim basınç değişimi başına, ibrenin soğutma ekipmanın koşullandırılan mahalden
hareket miktarı. kapasitesi belirli bir zaman aralığında çekebileceği
duyulur ısı miktarı ( Watt)
446
duyumsama, sensation, thermal düşme [hava drop (of an air jet in mixing air
ısıl ısıl duyumsama; ısıyı algılama jeti] diffusion)
mahalle giren hava jetinin ikincil mahal
havası ile karışarak düşmesi
duyumsanamaz intangible
fiziksel varligi olmayan. elle tutulamaz.
görülemez. duyumsanabilir. dokunulmaz. düşme [inme] drop
düşme,inme; bir elemandan aşağı inen
boru
duyusal organoleptic
bir duyu organıyla algılamayla ilgili;duyu
organlarının kullanımıyla ilgili düşme hızı velocity of fall
düşme hızı; havadaki parçacıkların kendi
ağırlıkları ile düşerken ulaştıkları hız
düşen film falling film cooler
soğutucusu malzemenin ince film halinde boruların
içerisinden düştüğü, boruların dışından düşme yönü direction of fall
soğutucu ortamın geçtiği soğutucu düşme yönü
düşen toz dust fall düşü head
büyüklüğü 10 mikrondan fazla birim kütledeki enerjinin yer çekimi
olan,havada bir süre asılı kaldıktan sonra ivmesine bölümü;akışkanlar statiği ve
düşerek bir yüzeye yapışma yeteneğine dinamiğinde, doğrusal ölçme uzunluğu.
sahip toz
düşü kaybı head loss
düşey vertical genellikle feet olarak ifade edilen ve
düşey;yatay düzleme dik sürtünmeden kaynaklanan enerji
kayıpları.
düşey boru ya chute
eğimli biçimde döşenmiş ve içerisinden düşü head loss (dynamic head loss)
da kanal
maddelerin kendi ağırlığı ile aşağı doğru kaybı(dinamik) basınç kayıpları; soğutmada kondenserde
boşaldığı düşey boru,kanal akışkanın basınç kaybı
düşey borulu vertical tube boiler düşük ayar setback
düşey borulu kazan binada insan yokken yada daha düşük
kazan
sıcaklıkların kabul edilebilir olduğu
saatlerde bina ısıtma ve soğutmasının
düşey cephe vertical façade area düşürülmesi,
alanı düşey cephe alanı(bina)
düşük basınç low pressure
düşey vertical type evaporator düşük basınç
evaporatör düşey tür evaporator
düşük basınç low pressure area
düşey hava vertical air temperature difference alanı düşük basınç alanı( soğutma devrelerinde
test konumunda, 66 in. ( 1.7 m) ve 4 in. evaporatörün bulunduğu bölüm)
sıcaklık farkı
( 0.11 m) noktalarındaki sıcaklık farkı
Dtv düşük basınç reduced pressure detector check
detektör (RPDC) düşük basınç detektör kontrolü
düşey kanal vertical duct kontrolleri
düşey kanal; yataya dik olan kanal
düşük basınç low pressure safety cut-out
düşey kesit cross section güvemlik düşük basınç güvenlik kesicisi
düşey kesit; enine kesit
kesicisi
düşey kesit cross section area
düşük basınç low pressure stage
alanı düşey kesit alanı; enine kesit alanı
kademesi düşük bir basınç düzeyinden ve orta
basınç kademesine kadar olan sıkıştırma
düşey kesit cross section drawing kademesi.
resmi kesit resim; bir parçadan alınmış kesiti
gösteren resim düşük basınç low pressure control
kontrolü düşük basıncın belirli bir değerin altına
düşey vertical compressor inmemesini kontrol eden araç; düşük
kompresör düşey kompresör; düşey yerleştirilen basınç kontrolü
kompresör
düşük basınç low pressure gauge
düşey pencere vertical fenestration ölçeri düşk basınç manometresi; soğutmada
düşey pencere alanı;aydınlıkların emme hattı manometresi
dışındaki bütün pencereler. Trombon
duvar toplulukları, penecereler kütlesel düşük basınç low pressure regulator
duvarın 12” içinde yerleştirildiğinden düşük basınç regülatörü
regülatörü
pencere değil duvar kabul edilirler.
düşük basınç low pressure side
düşey fenestration, vertical
tarafı alçak basınç tarafı; soğutma devrelerinde
pencereleme bakınız “fenestration,skylight ve vertical
evaporaörün bulunduğu bölüm
fenestration”
düşük basınç reduced pressure zone (RPZ) backflow
447
zonları ters akış preventer düşük çıktı reduced output
önleyicisi düşük basınç bölgesine yüksek basınçlı düşük çıktı miktarı
bölgeden girişi önleme elemanı
düşük düzeyli low grade heat source
düşük basınç low pressure zone ısı kaynağı düşük düzeyli ısı kaynağı
zonu düşük basınçlı zon
düşük düzeyli low grade fuel
düşük basınçlı low pressure burner yakıt düşük düzeyli yakıt; ısıl değeri yüksek
brülör düşük basınçlı brülör olmayan yakıt
düşük basınçlı low pressure steam düşük gerilim low voltage,undervoltage
düşük basınçlı buhar düşük gerilim; gerekenden düşük gerilim
buhar
düşük gerilimli low tension current
düşük basınçlı low pressure steam boiler
akım düşük gerilimli akım
buhar kazanı düşük basınçlı buhar kazanı
düşük hızlı low velocity air terminal device
düşük basınçlı boiler, low pressure steam or hot water
hava terminal düşük hava hızlı hava terminal birimi
buhar veya mahal ısıtma uygulaması için alçak
basınçlı buhar yada sıcak su üretmek cihazı
sıcak su kazanı
üzere tasarlanmış, elektrik yada gaz veya
sıvı yakıtla çalışan kazan. düşük hızlı low velocity ventilation plant
havalandırma düşük hızlı havalandırma tesisi
düşük basınçlı low pressure steam heating tesisi
buharla ısıtma düşük basınçlı buharla ısıtma sistemi
düşük hızlı tesis low velocity plant
düşük basınçlı low pressure receiver (surge drum; düşük hızlı tesis
depo accumulator)
düşük basınçlı rısıver( sıvı deposu) düşük ısı girdi reduced heat input rate
miktarı QIN,R otomatik modülasyon kontrolü ile
düşük basınçlı low pressure fan donatılmış fırın ve kazanlarda, en düşük
fan düşük basınçlı fan fabrika kontrol ayarından kaynaklanan
girdi miktarı.
düşük basınçlı low pressure heating
düşük basınçlı ısıtma düşük ısıl girdi reduced heating power mode
ısıtma
konumu düşük ısıl girdi sağlayan çalışma konumu
düşük basınçlı low pressure air conditioning system
düşük basınçlı iklimlendirme sistemi düşük kaçaklı low leakage seal
iklimlendirme
salmastra düşük sızdırmaya sahip conta; kaliteli
sistemi düşük sızdırmalı conta
düşük basınçlı low pressure induction unit low point
düşük nokta
indüksiyon düşük basınçlı indüksiyon birimi düşük nokta; düşük düzey
birimi
düşük low potential hazard
düşük basınçlı low pressure boiler potansiyel düşük tehlike potansiyeli
kazan düşük basınçlı, ısıtma amaçlı çalışan tehlike
kazan
düşük seviye low level cut-out
düşük basınçlı low pressure hot gas plant düşük düzey(alçak basınç) kesicisi;
düşük basınçlı sıcak gaz tesisi kesicisi
sıcak gaz soğutma devrelerinde emme hattının
sistemi belirli bir ayarında altına düşmesinde
sistemi durduran kesici
düşük basınçlı low pressure hot water (LPHW)
sıcak su düşük basınçlı sıcak su; genellikle sıcak düşük low level intake
sulu ısıtma tesislerinde kullanılan sıcak seviyeden giriş düşük seviyeden hava çekme; yerden
su yüksekliği fazla olmayan hava emiş ağzı
düşük basınçlı low pressure hot water system düşük sıcaklık low temperature
sıcak su düşük basınçlı sıcak sulu ısıtma sistemi düşük sıcaklık;genellikle donma
dönüşlü sistem noktasının altındaki sıcaklık yada besin
maddelerini donmuş halde tutan sıcaklık
aralığı
düşük basınçlı low pressure hot water heating
sıcak sulu düşük basınçlı sıcak suyla ısıtma
düşük sıcaklık low temperature boiler
ısıtma düşük sıcaklık kazanı; düşük sıcaklıkta
kazanı
sıcak su üretmekte kullanılan kazan
düşük basınçlı low pressure float valve (low side float
şamandıralı valve) düşük sıcaklık low temperature cut out
valf düşük basınç tarafı şamandıralı valf düşük sıcaklık kesicisi; sıcaklığın ayar
kesicisi
değerinin altına düşmesi durumunda
lower operating resistance devreyi kesen otomatik
düşük çalışma
direnci düşük çalışma direnci
448
düşük sıcaklık low temperature radiation düz kısım straight t section
radyasyonu düşük sıcaklık radyasyonu; düşük düz kısım;kanallarda düz bölüm
sıcaklıklı bir kaynaktan gerçekleşen
radyasyon düz panel flat panel radiator
radyatör düz plakalı radyatör
düşük sıcaklıklı low temperature chimney
baca düşük sıcaklıklı duman gazlarını taşıyan
düz plakalı collector, flat plate
baca; düşük sıcaklık bacası
kolektör içerisinde soğurucu yüzeyin genellikle
düzlemsel olduğu yoğunlaştırıcı olmayan
düşük sıcaklıklı low temperature district heating güneş kolektörü
bölgesel ısıtma düşük sıcaklıklı bölgesel ısıtma
düz plakalı flat plate collector
düşük sıcaklıklı low temperature refrigerator kolektör iç kısımları koyu renkli metal
buz dolabı düşük sıcaklık buz dolabı; düşük sıcaklık malzemeden yapılmış, güneş enerjisini
soğutucusu transfer akışkanına aktarmakta kullanılan
cam kaplamalı geniş kabin yada kolektör.
düşük sıcaklıklı low temperature hot water
sıcak su düşük sıcaklıklı sıcak su düzeltici bakım corrective maintenance
bir makine veya sistemin, arıza
göstermesinden önce çalışma süresini
düşük sıcaklıklı low temperature insulation
uzatmak için yapılan düzenli bakım
yalıtım düşük sıcaklık yalıtımı; düşük sıcaklığa
işlemi
sahip soğuk depolara veya düşük sıcaklık
bölgelerinde uygulanan yalıtım
düzeltici correcting variable
değişken düzeltici değişken; üzerinde düzeltme
düşük su düzeyi low water level
uygulanan değişken
düşük su seviyesi
düzeltici eylem corrective action
düşük su düzeyi low water cut off
EPA tarafından,tehlikeli maddelerin
kesicisi düşük su seviyesi kesicisi
depolanması, işlenmesi ve atılmasında
önlem almamak ve diğer hatalardan
düşük taraf low side (low side) kaynaklanan saçılmaları temizlemek
alçak taraf; alçak basınç tarafı; üzere firmaya yöneltilen düzeltici
soğutmada evaporatörün bulunduğu önlemler.
bölüm
düzelticiler straightners
düşük low rise residential düzelticiler;
yükseklikli Yüksekliği fazla olmayan bina, alçak
konut bina düzeltilmiş corrected effective temperature
etkin sıcaklık düzeltilmiş etkili sıcaklık
düşürme oranı turn down ratio
bir kazanın maksimum çıktısının düzeltilmiş corrected air temperature
minimum çıktısına oranı hava sıcaklığı bulunulan yüksekliğe göre standart hava
sıcaklığının düzeltilmiş değeri
düşürülmüş reduced pressure
basınç düşük basınç;düşürülmüş basınç düzeltme straightening element
elemanı hava akımı düzeltme elemanı
düz (yassı) flat
düz,yassı düzeltme correction factor
faktörü düzeltme faktörü; bir değişkenin standart
düz çubuklu flat bar frame değerinin değişik koşullara göre
çerçeve düz metal çubuklardan yapılmış eleman düzeltilmiş değeri
kasası; düz çubuklu gövde
düzeltme oranı correction ratio
test kanalına yerleştirilmiş bir test
düz demir flat-iron ekipmanı olmaksızın, alt akımdaki
çubuk düz demir bloklardan yapılan parçacık sayısının üst akım parçacık
konstrüksiyon sayısına oranı olan ve en az üç örnek (
numune) ’den hesaplanan R sayısı;
düz dikdörtgen equivalent diameter of a straight
paralel kanalın rectangular parallel duct düzeltme oranı correction ratio data acceptance
eşdeğer çapı bir dikdörtgen kanalın kesit alanı ile aynı veri kabul criteria
alana sahip olan dairesel kanalın çapı kriterleri korelasyon verilerinin uygunluğunu
belirlemekte kullanılan kriterler olup,
düz flanş flat face flange ANSI/ASHRAE Standart 52.21999
düz ve üzerinde fatura içermeyen flanş Bölüm 10.6.2’de ayrıntılı olarak
açıklanmıştır; Bölüm 9.2.2
düz kanal straight duct component
düz kanal elemanı düzenleme control (regulation)
elemanı
düzenleme
düz kanal straight duct surface area
düzenleme regulation
yüzey alanı düz kanal yüzey alanı
bir basınç yada debiyi düzenleme işlemi
449
düzenleme configuration factor A. F. Dufton tarafından 1929'da bulunan
faktörü ısı geçişinde elemanın şeklinin işleme ve bir odadaki konforla ilgili
etkisini temsil eden faktör; sıcaklığı(warmth) ölçen araç
düzenleme regulatory bodies efektif sıcaklık temperature, effective
kurumları kuralları yasa gereği yada mal sahibinin ortalama giysiler içindeki bir insanın
istekleri uyarınca zorlayıcı olan gerçek sıcaklık,nem ve hava hareketi
kurumlar; örnekler; U.S. Coast Guard, koşullarında hissedeceği sıcaklıkla aynı
American Bureau of Shipping, ve U.S. sıcaklık hissini veren doymuş havanın
Public Health Service. sıcaklığı
düzenleme regulating valve egzotermik exothermic reaction
vanası ayarlama veya düzenleme vanası tepkime başlaması için gerekenden daha fazla
enerji açığa çıkartan kimyasal tepkime.
yanma tepkimesi ile fisyon ve füzyon
düzenlemek control (regulate)
tepkimeleri buna örnektir ‘endothermic
düzenlemek,
reaction’ terimi ile karşılaştırınız.
düzenlemek regulate
egzoz exhaust (adj)
düzene koymak. düzene sokmak.
[boşaltım] egzoz edilen; egzoz olarak
düzenlemek. yoluna koymak. denetim
altina almak. kontrol etmek. ayarlamak.
egzoz açıklığı exhaust opening
düzenleyici governor havanın koşullandırılan bir mahalden
düzengeç;düzenleyici; regülatör; boşaltımı için kullanılan açıklık
governor
egzoz akımı,net exhaust flow, net
düzenleyici regulator kaçaklar da hesaba katılarak net olarak
regülatör;düzenleme elemanı; egzoz edilen iç mahal havası
düzenleyici;zaman,miktar,derece, bir
birim yada sürecin ayarlanmasını egzoz bacası exhaust flue
gerçekleştiren araç; bir depolu,gaz yakıtlı kullanım suyu
ısıtıcısı duman bacası
düzey level (noun)
düzey;seviye, egzoz borusu exhaust pipe
araçlarda egzoz borusu
düzey farkı difference in level
seviye yada düzey farkı; bir sıvı egzoz buharı exhaust steam
deposunda sıvının bir referans eksene atılan buhar;egzoz buharı; çürük buhar
göre iki değeri arasındaki fark
egzoz buharıyla exhaust steam heating
düzey level gauge ısıtma egzoz buharından ısı geri kazanımı
göstergesi seviye göstergesi yoluyla yapılan ısıtma
düzey kontrol level controller egzoz çıkışı exhaust outlet
edicisi seviye kontrol edicisi egzoz çıkış açıklığı
level (verb) egzoz exhaust hood
düzeylemek
seviye eşitlemek; düzeltmek; tesviye davlumbazı mutfak,laboratuar,endüstriyel tesisler gibi
etmek. yerlerde duman,kirletici ve zehirli
parçacıklar, buharlar ve dumanların etkili
biçimde atmosfere atılmasında kullanılan
düzlem radyatif plane radiant temperature egzoz davlumbazı
sıcaklık bir yüzeyin küçük bir elemanına gelen
radyatif akının çevredekiyle aynı olduğu
egzoz edici[fan] exhauster
bir kabın yüzeyindeki üniform sıcaklık
(1)bilgisayar ortamından sıcak havayı
atan fan;(2) korozif dumanları atan
dx serpantin dx coil (see direct expansion coil) santrifüj fan
doğrudan genişlemeyi kullanan
evaporatör serpantini yada plaka
serpantin egzoz etme exhausting
kirleticiler içeren havayı ortamdan
atmosfere pompalama
editör editor
editör, editorship kitap hazırlama veya
yazma, gazete müdürü, başyazar, egzoz fanı exhaust fan
müelliflik, editörlük; bir kitabı matbaaya egzoz fanı; bir mahaldeki kirli havayı
gitmek üzere tertip edip hazırlayan dışarı atan fan
kimse, müellif, editör.
egzoz gaz exhaust gas connection
electrically erasable programmable bağlantısı yanmanın yer aldığı cihazın duman
EEPROM bacasına bağlantısını sağlayan kanal veya
read-only memory (EEPROM)
boru
güç kaynağı kapatıldığında içerdiği
bilgiyi saklayan bir bellek chip'i
egzoz gaz hızı exhaust gas velocity
eupatheoscope egoz gazının hızı
efatoskop
450
egzoz gazı exhaust gas gazı(duman gazı) miktarı
yanma işleminin sonucu olarak çıkan ve
bir duman bacasıyla atmosfere verilen egzoz sistemi exhaust system
duman gazları binadan havayı boşaltarak içeri taze
havanın ( dış hava) havalandırma
egzoz gazı exhaust gas damper açıklıklarından ve normal sızıntı
damperi egzoz gazı damperi yollarından girmesine olanak sağlayan
bir yada daha fazla fandan oluşan sistem.
egzoz gazı exhaust gas recirculation
içten yanmalı motor bulunan araçlarda, egzoz vanası exhaust valve
sirkülasyonu
egzoz gazının atmosfere verilmeyip, içten yanmalı motorlarda,yanma
yardımcı yanma odasına gönderilmek gazlarının motordan atılmasını sağlayan
üzere sirküle edilmesi egzoz supapı
egzoz hava exhaust air damper eğik borulu inclined tube boiler
egzoz havası damperi kazan eğik borulu kazan
damperi
egzoz hava exhaust air equipment eğik diskli swash plate compressor
egzoz havası ekipmanı; havayı atmosfere kompresör otomobil a/c uygulamalarında kullanılan
ekipmanı
atmakta kullanılan ekipman mile açılı olarak yerleştirilmiş bir pleyt
üzerindeki pistonların emme-basma
yapmasıyla çalışan kompresör.eğik diskli
egzoz hava exhaust air filter
kompresör.
filtresi egzos havasındaki parçacıkları tutarak
hava kirliliğini azaltma amacıyla
kullanılan filtre eğik inclined manometer; slant gauge
manometre çok küçük basınçların ölçülebilmesini
olanaklı kılmak üzere,ince bir borunun
egzoz hava exhaust air duct
eğilmesi ile oluşturulmuş, küçük
kanalı egzoz hava kanalı
basınçlarda büyükçe yerdeğiştirme yapan
bir sıvı ile çalışan manometer
egzoz hava exhaust air system
sistemi binadan havayı boşaltarak içeri taze eğik plakalı wobble-plate compressor
havanın ( dış hava) havalandırma eksene açılı yerleştirilmiş bir plaka
açıklıklarından ve normal sızıntı
kompresör
üzerindeki oynak yuvalara geçirilmiş
yollarından havanın girmesine olanak piston kollarının, plakanın düşeyde
sağlayan bir yada daha fazla fandan eksantrik dönmesi nedeniyle ileri geri
oluşan sistem. hareket ettiği kompresör
egzoz exhaust ventilation eğik vana inclined valve
havalandırması mutfak banyo gibi mahallerde egzoz eğik yerleştirilen vana
gazlarının atılması amacıyla yapılan
havalandırma
eğiklik açısı angle of inclination
bir solar kollektörün yataya gore
egzoz exhaust ventilation installation konumlandırıldığı açı; eğim açısı.
havalandırması package
kurulum paketi egzoz havalandırması kurulum paketi
eğiklik açısı inclination angle
eğim açısı;eğiklik açısı
egzoz havası air, exhaust
egzost havası; bir mahalden dış mahalle eğiklik açısı tilt angle
atılan hava bir kolektörün güneş ışınlarını tam almak
üzere eğiklik açısı
egzoz havası exhaust air
mahalden atmosfere atılan hava; egzoz eğilim trending
havası eğilim;yönelim; gidiş
egzoz havası exhaust air intake eğilim trend diagram
girişi egzoz havası yerine çekilen havanın giriş diyagramı eğilim diyagramı; eğilim grafiği; bir
açıklığı sistemin değişik etkiler altında gösterdiği
çalışma eğilimini veren grafik
egzoz havası exhaust air classification
sınıflandırması bir mahalden egzoz edilen havanın eğilim kaydı trend record
kirletici ve zehirli parçacıklar yönünden eğilim kayıtları; örneğin bir ürünün satış
yapılan sınıflandırılması kayıtlarını tutarak eğilimi belirlemekte
kullanma
egzoz havası exhaust air terminal device
terminal cihazı içerisinden havanın dışarı atıldığı eğilim kütüğü trend log
terminal cihazı eğilim kütüğü; eğilimlerin kaydedildiği
kütük yada defter
egzoz exhaust installation
kurulumu egzoz kurulumu;araçlarda egzoz eğilme kırılması modulus of rupture in bending
takılması modülü bir örnek parçanın büküldüğünde
kırılmaksızın dayanabileceği birim alan
egzoz miktarı exhaust rate başına maksimum gerilme
bir yanmalı cihazdan çıkan egzoz
451
eğilme momenti bending moment eklemek, toplamak, ilave etmek
bir mili yada bir makine parçasını
eğilmeye zorlayan kuvvet çiftleri yada eklenti yapmak plug in (verb)
momentlerin cebirsel toplamı sonradan takılan sistemle uyumlu eklenti
yapmak
eğilme yarı çapı bending radius
büküm yarı çapı ekoloji ecology
bir çevrede yaşayan canlı organizmalar
eğim slope ve bu organizmaların çevre ile ilişkilerini
eğim;eğiklik;yataya göre eğiklik açısı inceleyen bilim dalı;ekoloji
eğri curve ekonomik economic
melirli bir matematiksel fonksiyon (1) ekonomi ile ilgili;(2) maliyeti uygun
ilişkisini doğrulayan noktaların düzeylerde olan
geometrik yeri; eğri
ekonomik hız economic velocity
eğri oblique ekonomik işletim maliyeti veren hız
eğri. eğik. verev. dolambaçlı. çarpık.
kapalı. şev. ekonomizer economizer cycle
çevrimi bir HVAC sisteminde atık ısıdan geri-
eğrisel skewed kazanım yoluyla enerji kazanan çevrim;
eğrisel; eğri biçiminde ekonomizer çevrimi
ejektör ejector ekonomizer, economizer, air
akışkan taşıyıcı bir boruda, akışkanın hava ılıman ve yada soğuk havalarda mekanik
hızını bir başka akışkanı çekmeye yeterli soğutma gereklerini azaltmak için bir
bir düzeyde artırmak için boru çapının soğutma sisteminin taze hava (outdoor
düşürülmesini sağlayan araç air) beslemesini sağlayan bir
kanal/damper uyarlaması ile kontrol
ejektör çevrimli ejector cycle refrigerating system
soğutma sistemi atık ısıyı kullanarak(60-150 C) soğutma ekonomizer, su economizer, water
yapan(0-20 arasında) soğutma çevrimi bir mekanik soğutma biriminin
bulunması durumunda bile, soğutma
ejektör memesi ejector nozzle yükünün karşılanması amacıyla, direk
ejektör memesi evaporatif soğutmayı yada ikincil olarak
evaporatif su soğutma devresini kullanan
addenda sistem.
ek
bir standart üzerinde yapılan değişiklik
dizisinin verildiği ek eksantrik eccentric brushing
fırçalama bir eksantrik tarafından üzerindeki ileri
equipment geri hareket yapan kafaya geçirilen
ekipman fırçalarla yüksek hızda(1500 d/d)
iklimlendirme, elektriksel güç,
aydınlatma, taşıma yada temizleme yapan makine
kazanlar,fırınlar,ısı pompaları,su
ısıtıcıları, asansörler, merdivenler, gibi eksantrik yük eccentric load
elemanları içeren bunlarla sınırlı olmayan eksenden belirli bir uzaklıkta yapılan
iklimlendirme araçları; yükleme;
ekipman cihazı equipment device eksen axis
bir sistemde değişik işlevleri yerine eksen;
getirerek sistemin istenen çıktıyı
üretimesini sağlayan elemanlar ve araçlar eksenel axial (adj)
eksen doğrultusunda olan; eksene paralel
ekipman housing (casing) olan
gövdesi bir ekipmanı korumak amacıyla içeren
gövde yada muhafaza eksenel akışlı axial flow fan
fan girişten çıkışa kadar olan hava
ekipman odası equipment room doğrultusunun değişmediği eksenel
bir HVAC sisteminde ekipmanların(hava doğrultuda hava veren fanlar
hazırlama birimi,chiller,vb) içerisine
yerleştirildiği merkezi mahal eksenel akışlı axial flow compressor
kompresör dereceli olarak azalan borusal bir alanda
ekipman, equipment, unitary akarken havanın kademeler halinde
HVAC işlevlerinden bir yada daha sıkıştırıldığı kompresör türü.
birimsel
fazlasını(ısıtma,soğutma,temizleme)
elemanlarını bir gövde altında içeren eksenel baskı axial thrust
birim; birimsel ekipman eksenel baskı; dönel bir milin ekseni
yönünde gelen yük
ekleme addition
bir binada mevcut gövdenin dışında, eksenel axial compensator
binanın yüksekliğinde yada döşeme dengeleyici borulardaki eksenel doğrultuda
alanındaki genişleme yada artış genleşmeleri alarak boru tesisatına
gerilme binmemesini sağlayan eleman;
eklemek add eksenel dengeleme elemanı
452
eksenel fan axial fan modülü modulus)
girişten çıkışa kadar olan hava akış bir malzemenin esneklik sınırı içerisinde
doğrultusunun değişmediği fanlar. gerilmenin uzanıma oranı; kuvvetin,ilk
kesit alanı temelinde birim alana bölümü
eksenel hız axial velocity ile ifade edilen orantı.
eksenel hız;
elastik modülü bulk modulus of elasticity
eksenel kanatlı vaneaxial fan elastisite modülü
fan küçük bir yerleşim alanına sahip,yüksek
basınçlarda tüksek hava miktarları basan elastiklik elasticity
fan; bir malzemenin şekil değiştirdikten sonra
ilk şeklini alabilme yeteneğinin
eksenel plakalı footstep bearing ölçüsü;esneklik;elastiklik
yatak hidrodinamik bir radyal yatak ile eksenel
kuvvetleri almak için eksenel bir plaka elastomer elastomer
içeren yatak termoset yada termoplastik yapıdaki
lastik temelli malzeme;elastomer
eksenel yük axial load eldivenli kabin glove box
eksenel yük; eksen doğrultusuna paralel laboratuarlarda tehlikeli maddelere
uygulanan yük maruz kalmamak için, çalışanın dışarıdan
ellerini sokarak bu madde üzerinde işlem
ekseni kaçık eccentric (adj) yapabileceği eldivenli kabin
eksen kaçıklığı olan; eksantrik;sürekli
dönme hareketini ileri-geri doğrusal elek sieve
harekete çeviren mekanizma. gözenekli bir ekran, bir ağ veya bir
filtrasyon işlemi ile istenen maddelerin
ekserji exergy istenmeyen maddelerden ayrılmasını
tersinir olmayan süreçlerde antropi yapan eleman
yaratılmasıyla kullanılabilir enerji
kaybını ifade eden terim; bir sistemdeki elektirksel electric contact thermometer
enerji kaybı, çevrenin mutlak sıcaklığı ile temas içerisinde elektriksel kontak içeren ve
antropi artımının çarpımı ile belirlenir. termometresi kontakların herhangi bir konuma
ayarlanabildiği; ayar değerinde
eksik yanma incomplete combustion kontakların kapanmasıyla uyarı sesi
bir yakıtın yanabilen elemanlarının kısmi veren termometre
oksitlenmesi; eksik yanma
elektret filtre filter, electret
el anahtarı manual switch elektret filtre; elektret filtreler nano
elle kumanda edilen anahtar büyüklükteki yüklü ve yüksiz
parçacıkları toplama yeteneğindeki
hand setting elektret fiberlerden yapılan filtre
el ayarı
elle yapılan ayar; el ayarı
elektrik electricity
manual damper or valve maddenin temel parçacıklarının özelliği;
el damperi veya manyetik, radyatif ve kimyasal etkileri
vanası elle ayarlanan damper veya vana
olan enerji biçimi; elektrik akımı yüklü
parçacıklar olan elektronların akımı ile
el ekspansiyon manual expansion valve (hand valve) yaratılır.
vanası el ekspansiyon valfi; soğutma
devrelerinde eskiden kullanılan bir electric current
elektrik akımı
akışkan kontrol elemanı bir elektriksel devrede amper olarak
ölçülen yüklerin hareketi; alternating
el spreyi hand spray current akışı periyodik olarak tersine
el spreyi dönen elektrik akımı.; direct current
kutupsallığı değişmeyen elektrik akımı;
el tutamağı hand wheel
bazı vanalarda elle döndürülen kumanda elektrik ark electric arc welding
çarkı;elle sağa yada sola kaynağı elektriksel ark kaynağı;iki bakır elektrot
döndürüldüğünde, vana miline hareket arasındaki ark'ın malzemeyi noktasal
veren kısım.Tutamak. veya çizgisel olarak ergitip birleştirmesi
temeline dayanan kaynak
el vanası hand valve
elle çalışan vana elektrik wiring diagram
bağlantı şeması elektriksel bağlantı diyagramı
el vanası manual valve
bir sıvı akışını başlatmak,kontrol etmek electric shock
elektrik
veya durdurmak için elle kumanda edilen elektrik çarpması
vana. el vanası. çarpması
hand basin elektrik dağıtım electric supplier
el yıkama
el yıkama lavabosu şirketi elektrik üreten ve bunu ticari temellere
lavabosu göre dağıtan şirket yada bayi
elakstiklik modulus of elasticity (Young’s electric circuit
elektrik devresi
453
akımın bir dönüş yoluna sahip olduğu elektrik tesisi utility
elektriksel şebeke;bir güç kaynağı, bir (şirketi) (1) belirli yasal düzenlemeler altında
yük ve akım için bir akış yolu devreyi elektriksel enerji üretimi yapan, düşey
oluşturmak için minimum olarak entegre karakteristikler sergileyen
gerekliliklerdir. elektrik şirketi yada tesisi;
elektrik enerjisi electrical energy elektrik electrical accessories
hareket eden elektronların enerjisi yardımcı bir elektriksel sistemin çalışmasını
elemanları düzenleyen yardımcı
elektrik electrical volume resistivity elemanlar;aksesuarlar
hacimsel üç boyutlu bir numune içerisinden geçen
direnci elektrik akımına gösterilen direnç; elektrikçi electrician
düz,paralel elektrotlar arasındaki bir elektrik teknisyeni; elektrikçi
maddenin, elektrot alanları ve
malzemenin kalınlığının çarpılmasına elektrikle electrically operated
eşit direnci, elektrikle çalışan; çalışması için elektrik
çalışan
tüketen
elektrik hatası electrical fault
(kısa-devre) faz-nötr yada faz-faz arasındaki kısa elektrikli casual heat gain
devre bir mahalde elektrikli araçlar gibi
araçlardan ısı
kazancı kullanıma bağlı ısı kazancı kaynakları
elektrik kılıfı electrical enclosure
elektriksel ekipmanı ve kablo tesisatını,
elektrikli electric lighting
insanların temas etmemesi, yangınların
önlenmesi, yıpranmaların önlenmesiş aydınlatma elektrikli aydınlatma. soğuk depolarda
amacıyla içinde barındıran kutu elektrik aydınlatma yükü.
electric spark elektrikli ısıtma electric heating
elektrik elektriksel direnç elemanları ile yapılan
kıvılcımı elektrik kıvılcımı;
ısıtma; elektrikle ısıtma
elektrik motoru electric motor electric heating element
elektrikli ısıtma
elektrik akımı ile çalışan motor;elektrik elektrikli ısıtıcılarda akımın geçtiği
motoru
elemanı
direnç elemanı
elektrik electrical engineer electrical defrosting
elektrikli kar-
mühendisi elektrik mühendisi; elektriksel devrelerin bir soğutma evaporatöründeki karların
hesabı,kurulumu ve işletimi ile ilgili
çözme
çözülmesi için elektrikli direnç kullanan
mühendis defrost sistemi.
elektrik panosu conduit box electric convector
elektrikli
iletkenlerin binaya yada makine elektrikli ısıtıcı devreler içeren ısıtıcı
devrelerine dağıtımının yapıldığı şalter
konvektör
konvektör
ve sigortaları içeren pano;elektrik panosu
elektrikli mahal electric space heating
elektrik sayacı electric meter elektrikli ısıtıcılarla yapılan mahal
elektrik enerji kullanımını belirlemekte
ısıtma
ısıtması
kullanılan elektrik sayacı
elektrikli nem- electrical hygrometer
elektrik sayacı electricity supply meter özellikleri atmosferdeki nem düzeyine
elektrik beslemesini ölçen sayaç.;
ölçer
göre değişen bir transducer kullanan
elektrik sayacı higrometre; elektriksel higrometre
elektrik su utilities electric radiator
elektrikli
havagazı elektrik, havagazı hizmetleri, kamu içerisinde yağ bulunan ve bu yağın
hizmetleri, su, kamu kuruluşları.
radyatör
hizmetleri elektriksel direnç elemanı ile ısıtıldığı
radyatör
elektrik şeması electrical diagram
elektrik şeması; elektriksel devre yapısını elektrikli electric refrigerator
ve elemanlarını gösteren diyagram soğutucu elektrikli buz dolabı; 1903'de patenti
Linde tarafından alınan ve sürekli
elektrik talebi electrical demand çevrimle çalışan buz dolabı
belirli bir zaman aralığındaki ortalama
kilowatt elektrik yükü.herhangi bir elektrikli electric precipitator
zaman aralığındaki elektriksel talep; toplayıcı toz parçalarında indüklenen elektrik
talep aralığı boyunca gerçek gücün yükleri yolu ile ortamdan toz çeken
ortalama değeri., eleman.
elektrik taşıyan live wire elektrikli toz electric precipitator
kablo elektrik akımı taşıyan kablo toplaycı elektrostatik toz toplayıcı
elektrik electric terminal elektrikli electric fire
terminali bir elektrikli aracın bağlandığı tesisat yangını elektriksel nedenlerle çıkan yangın;
uçları; elektriksel terminal
454
elektriksel junction yapan tesisi tarafından üretilen en geniş
bağlantılar elektriksel bağlantılar ,kararlı elektrik yükü. ;
elektriksel electrical degree elektriksel güç electric power load factor
bir elektrik makinesi milinin iki aynı yük faktörü elektrik kullanımının elektrik talebi ile
derece
kutup arasında süpürdüğü açının 360’da karşılaştırılması;kilowattsaat olarak
1’i.bir mekanik derece makinenin sahip kullanılan enerjinin; elektrik talebi ile ele
olduğu kutup çiftleri sayısı ile elektriksel alınan dönem içerisindeki saat sayısının
derecenin çarpımına eşittir. çarpımına bölümüyle hesaplanır.
elektriksel electrical resistance (omega) elektriksel electric noise
bir elektrik devresinde gerilim gürültü elektriksel araçların çalışmasından;
direnç
uygulanmasıyla elde edilebilen akımı örneğin elektrik motoru,ateşleme
sınırlayan ve ohm olarak ölçülen karşıtlık bobinleri,güç hatları vb gibi
elemanlardan kaynaklanan gürültü
elektriksel electric resistance thermometer
bir iletkende sıcaklıkla direncin elektriksel electrical conductor
direnç
değişmesini temel alan termometre; iletken elektrik ileten kablo;elektrik iletkeni
termometresi
direnç termometresi
elektriksel bus (electrical)
elektriksel güç electric power kolektör bir yada daha fazla kaynaktan alınan
elektriksel güç;bir elektrik akımının işaretleri (sinyal) yada elektriksel gücü
yaptığı iş veya birim zamanda iletilen bir yada daha fazla yere iletmekte
elektrik enerjisi kullanılan bir yada daha fazla iletkenin
ortak kısmı
elektriksel güç electric power consumption
dengelemesi elektriksel güç tüketimi; bir binanın yada elektriksel electrical conductance
bir sistemin elektrikli araçlarda tükettiği kondüktans elektriksel direncin tersi. her hangi bir
elektirksel enerji elektriksel kablo yada elemanın akım
taşıma kapasitesi
elektriksel güç electric power load factor
eş zaman (ELF)(diversity factor) elektriksel electric control
faktörü elektrik kullanımının elektrik talebi ile kontrol sistemlerin ve işlevlerin elektriksel
karşılaştırılması;kilowattsaat olarak yönden kontrolü
kullanılan enerjinin; elektrik talebi ile ele
alınan dönem içerisindeki saat sayısının elektriksel electrical properties
çarpımına bölümüyle hesaplanır. elektriğin iletimi ve depolanması ile ilgili
özellikler
özellikler
elektriksel güç electric power factor (PF)
faktörü elektrikli ısıtma alternatif akımda gerçek elektriksel electric potential
gücün görünür güce oranı olan ve 0 ile 1 elektriksel potansiyel; elektriksel gerilim
potansiyel
arasında değişen faktör
elektriksel electrical resistor
elektriksel güç electric power load shedding
resistör (1)bir elektrik şebekesine direnç ekleyen
kısıtlaması talep üretim miktarından fazla olduğunda
eleman, (2)içerisinden elektrik akımı
bazı hatlardan enerjinin kesilmesi
geçirerek ısı üretmek yada gerilimi
düşürmekte kullanılan malzeme
elektriksel güç electric power demand interval
talep aralığı bir elektrik şirketi tarafından genellikle
elektriksel electric contact
15 yada 30 dakika arasında olan
temas bir elektrksel devrede akım geçişini
sürelerde gözlemlenen kilowatt talep.
sağlayan elektriksel temas
elemanı;kontak
elektriksel güç electric power demand charge
talep bir faturalama dönemi içerisinde belirli
elektriksel electrical induction
bedellendirmesi bir sürede(15 dakikadan 1 saate değişir)
tetikleme(indük bir manyetik alanın bir iletkene karşı
çekilen maksimum elektriksel güç
siyon) bağıl hareketiyle elektron akımı yaratma
bedellendirmesi
süreci
elektriksel güç electric power demand period
elektriksel electrical ground
talep dönemi elektriksel talep zaman aralığı; on peak
topraklama elektriksel toprak hattı; topraklama
period günün, daha fazla maliyet getiren
zamanında yaratılan elektriksel talep;
günün, bir bina içerisinde kullanılan elektriksel electrical insulation
enerjinin maksimum olduğu dönemi; yalıtım yüksek bir elektriksel dirence sahip ve bu
nedenle de bir elektrik devresindeki
elektriksel güç electric power demand load komşu iletkenleri ayırmak yada
bir devrede her hangi bir andaki gerçek iletkenlerin gelecekteki olası temasını
talep yükü
yük.on konumunda olan bütün yüklerin önlemek için uygun olan malzeme
toplamı. bağlı yüklerden off durumunda
olan yüklerin çıkartılmasına eşittir. elektriksel yük electric load
elektriksel yük; bir binada elektrikli
elektriksel güç electric power generation elemanların şebekeye bindirdiği güç
üretimi elektriksel güç üretimi; baseload power
generation bir elektrik sisteminin sistem elektriksel electric time switch
içerisindeki en geniş,en verimli üretimi zamana bağımlı olarak elektriksel temas
455
zaman anahtarı sağlayan veya elektriksel teması kesen balast bir fluoresan lambada gerilimi
anahtar; zaman anahtarı düzenleyen elektronik eleman.
elektro electropneumatic controller elektronik filtre electronic filter(s)
pnömatik bir elektronik sinyal üretecinin toz parçalarını elektrik yüklü hale getirip
kontrol edici gönderdiği sinyalleri işlemleyerek bir manyetik alan içerisinde çeken hava
pnömatik güç birimine(valfler) gönderen tamizleyiciler; yüksek molekül ağırlığına
ve valfin istenen konmumu almasını sahip rezin malzemeden oluşturulan
sağlayan sistem filmin iki parçaya ayrılıp yüklenmesi ile
oluşan tabakalı elektriksel filtre
elektro electropneumatic device
pnömatik cihaz elektropnömatik kontrol sistemi ile elektronik electronic expansion valve
çalışan cihaz genişleme elektriksel yoldan evaporatör ve
vanası soğutkanın kızgınlık durumuna bağlı
elektro electromagnet olarak çalışan ve tipik olarak bir mikro
içerisinden geçen elektrik akımının işlemci tarafından çalıştırılan vana.
miknatıs
yarattığı manyetik alanla mıknatıslık
özelliği kazanan mıknatıs; elektronik hava electronic air cleaner
temizleyici bir elektriksel alanı kullanarak yüklü
elektrolitik çift electrolytic couple parçacıkları tutan hava temizleyiciler
eloktrolitik çift;
elektronik electronic control
elektrolitik electrolytic hygrometer kontrol bir sistemdeki bir yada daha fazla alt-
nem-ölçer nem tutan bir madde(fosfor pentoksit) sistemi kontrol eden elektronik kontrol
içeren, havadaki nemle bir elektrolit( devresi
fosforik asit) haline gelerek sürekli
elektroliz uygulayan ve elektroliz akımını elektronik electronic cleaner (electrostatic)
ölçerek nem belirleyen nem ölçer temizleyici toz parçacıklarını elektriksel yüklü hale
getiren ve bir manyetik alanda mıknatıs
elektrolitik electrolytic brine gibi çeken hava temizleyicisi
salamura elektrik akımını geçiren salamura
çözeltisi elektronik electronic amplifier
yükseltici bir sinyalin gücünü artıran elektronik
elektromanyeti electromagnetic interference (EMI) araç;elektronik yükseltici
k girişim hızlı değişen sinyaller taşıyan bir devrede
normal çalışmasının yan ürünü olarak elektrostatik electrostatic
üretilen ve diğer devrelerde istenmeyen bir static elerktriksel alanın cisimler
sinyallerin tetiklenmesine neden olan üzerine etki ettirdiği kuvvetleri inceleyen
elektromanyetik girişim fizik dalı
elektromanyeti electromagnetic radiation elektrostatik electrostatic shock
k radyasyon elektromanyetik radyasyon çarpma statik elektrik boşalımı ile elektrik
çarpması
elektromanyeti electromagnetic compatibility
elektromanyetik uygunluk elektrostatik precipitator, electrostatic
k uygunluk
çöktürücü indüklenmiş bir elektriksel yük
kullanarak gaz akımından parçacıkları
elektromotor electromotive force (emf) ayıran cihaz
kuvvet örneğin elektrik akımı sağlamak gibi,
elektrik enerji kaynağı olarak kullanılan
elektrostatik electrostatic filter
bir aracın terminalleri arasında volt
filtre parçacıkları elektrik yüklü hale getiren
olarak ölçülen elektriksel potansiyel farkı
tutma temeline dayanan filtre
elektron borusu beam valve
elektrostatik filter, electrostatic
ortalama gücü yüksek olan yüksek
filtre toz parçacıklarını elektrik yüklü hale
gerilim cihazlarında kullanılan ve
getirerek bir manyetik alan içerisinde
anahtarlama yapan elektron boruları
çekilmelerini sağlayan filtre
elektronik electronics
elektrostatik electrostatic force
(bilimi) termionik valfler(vakum boruları) ve yarı
kuvvet bir elektrostatik alan içerisinde bulunan
iletkenler gibi cihazlardaki elektron
cisme etkiyen kuvvet
akışının kontrolü ile çalışan sistemleri ve
kullanımlarını araştıran bilim dalı
elektrostatik electrostatic precipitator
toz toplayıcı elektrostatik toz toplayıcı
elektronik electronic switch
anahtar elektronik anahtar
elektrostatik electrostatic charging
yükleme elektrostatik yükleme
elektronik electronic anemometer
anemometre elektronik hava hızı ölçer
elektrot electrode
toprakla temas sağlayan bi iletken
elektronik aneroid gauge, electronic
aneroid ölçer elektronik aneroid ölçü aracı
elektrotlu electrode boiler
kazan içerisinden geçen elektrik akımına karşı
elektronik electronic ballast direnç gösteren ve bu direnç nedeniyle
456
üreyen elektriğin bir kazanda buhar ve gerektirme.Otomatik olmayan terimi
sıcak su üretiminde kullanıldığı daldırma zorunlu olarak elle çalıştırmayı değil,
elektrotları kullanan kazan. fakat bir insan girişimi gerektiğini anlatır.
elemek sieving elle yüklenen manually charged
elemek;elekten geçirmek; kalburdan soğutma devrelerine elle uygulanan
geçirmek; soğutkan doldurma işlemi; otomatik
olmayan soğutkan doldurma
element element
kimyasal yollarla daha küçük parçalara EMF(elektrom emf (electromotive force)
ayrılanmayan saf madde; bir bütünü otor kuvvet) ‘electromotive force’ için kullanılan
oluşturan işlevsel parça, eleman kısaltma.elektromotor kuvvet.
elenmiş fındık nut coal EMI(elektroma EMI (electromagnetic interference)
taş kömürü elekten geçirilmiş küçük boyutlarda bir nyetik girişim) radyo frekanslarındaki dahili sistemlerde
kömür türü üretilen elektriksel girişim.
elle alınan grab sample emici receiving hood
numune elle alınan rastgele numune davlumbaz kirletici kaynağına olanak oranında yakın
yerleştirilen emici davlumbaz
elle ateşlemeli hand fired
elle ateşlemeli emilen electric power absorbed
elektriksel güç bir elektrikli aracın yuttuğu elektrik
enerjisi
elle ayarlama manual adjustment
elle yapılan ayarlama; el ayarı
emilsiyonlu akış emulsion flow (bubble flow)
içerisinde suyun dengeli damlacıklar
elle ayarlanan hand regulated
biçiminde dağıldığı yağ akışı
elle düzenlemeli
emitans emittance
elle ayarlanan manually adjusted air terminal device
bir numune tarafından yayınan radyatif
hava terminal elle ayarlanan hava terminal birimi
ısı akısının, aynı sıcaklık ve koşullarda
aracı siyah cismin yayındığı radyatif ısı akısına
oranı,
elle çalışan hand expansion valve
ekspansiyon elle çalışan genişleme vanası; soğutma emme suction
vanası devrelerinde eskiden kullanılan vana emme;soğurma;emerek içeri alma;
elle çalışan hand operated fire extinguisher emme basıncı suction head
elle çalıştırılan yangın söndürücü sıvı besleme kaynağı pompanın
yangın
merkez ekseninden yukarda
söndürücü olduğunda, pompa girişindeki pozitif
basınç;
elle çalışmalı hand operated
elle çalıştırılan suction pressure
emme basıncı
soğutma tesislerinde evaporatörden çıkan
elle çalışmalı manually operated soğutkanın kompresör emme vanasına
elle çalışan(makine,araç veya sistem) girdiği sırada sahip olduğu basınç
elle çalışmalı hand operated pump emme basıncı suction pressure regulating valve
pompa elle çalışan pompa;el pompası (C.P.R.) (holdback valve)
regülatör
vanası emme basıncının belirli bir değerden
elle çalıştırma manual operation aşağı düşmesini önleyen basınç
elle çalıştırma; çalışmayı elle başlatıp regülatörü
bitirme
emme basınç suction gauge
elle kar çözme manual defrosting ölçeri soğutma sistemlerinde emme hattında
evaporatörlerdeki karlanmayı, sistemi veya kompresörün emme servis vanasına
elle durdurup bekleterek çözmeyi temel bağlı emme basıncını gösteren
alan defrost yöntemi.elle defrost. manometre
elle kontrol manual control emme borusu suction pipe
elle kontrol emme borusu;soğutma sistemlerinde
evaporatörden kompresörün emme
vanasına bağlanan boru;emme borusu
elle konum manual changeover
değiştirme bir ısı pompasının çalışma
konumunu(yaz-kış) elle değiştirme emme buharı suction vapour temperature
sıcaklığı kompresöre yada yoğuşturma birimine
dönen soğutkanın sıcaklığı.Emme hattı
elle ulaşım hand hole
sıcaklığı.
deliği basınçlı bir kısımda en uzun boyutu
genellikle 6” geçmeyen ulaşım deliği
emme suction hood
davlumbazı emme davlumbazı; bir mahalde duman
elle yapılan manual
üreten tezgahların üzerinde bulunan
kontrol amacıyla bir insanın girişimini
457
emme davlumbazı emülsiyon emulsion
bir maddenin bir sıvı içerisinde nispeten
emme girişi suction inlet küçük fakat koloidal olmayan
gazın içerisinden girdiği kapı parçacıklarının, sıvıda çözünmeyen
parçacıklarla asılı halde nispeten kararlı
suction line karışımı
emme hattı
soğutkanı evaporatörden kompresöre
taşıyan boru,) her hangi bir depoyu emülsiyonu demulsify
pompanın emme tarafında bağlayan boru. parçalara bir emülsiyonu, kendisini oluşturan
ayırmak parçalara ayırmak
emme hattı suction trap (suction line accumulator;
akümülatörü liquid separator) en (genişlik) width
kompresörü sıvı soğutkan yada yağ en; enine;
girişinden korumak üzere emme hattına
yerleştirilen cep. vena contracta
en dar boğaz
bir orifisten çıkan akışkanın sahip olduğu
emme hattı suction line filter en küçük kesit;
filtresi bir soğutma sisteminin emme hattına,
katı maddeleri tutmak için yerleştirilen most penetrating particle size (MPPS)
en fazla nüfuz
araç; araç,genellikle fiting’ler bulunan bir en fazla geçen parçacık büyüklüğü
gövde ve içsel bir filtre elemanı içerir. eden parçacık
çapı
emme hattı suction line valve (suction stop valve)
kompresörün emme tarafında bulunan en küçük bellek storage cell
vanası( emme
ileri ve geri oturarak dışarıyla bağlantıyı birimi bir bilgisayarda en küçük bellek
stop vanası) depolama birimi, ikili hücre,desimal
sağlayan ve kesen vana (bilgisayar)
hücre gibi.
emme suction capacity
emme yeteneği;soğurma yeteneği en küçük least squares
kapasitesi
kareler yöntemi en küçük kareler yöntemi
emme sıcaklığı suction temperature
kompresöre yada yoğuşturma birimine en yüksek(pik) peak
dönen soğutkanın sıcaklığı.Emme hattı en yüklü; en yoğun; maksimum değerde
sıcaklığı.
endeks index
emme stroku suction stroke izin. fihrist. indeks. gösterge. indeksle
bir kompresörde yada motorda pistonun göstermek. indeksini bulma,indis
içeri akışkanı çektiği hareketi
endeks sayısı index number
emme süzgeci suction strainer endeks sayısı
soğutma sistemlerinde emme hattı
üzerinde bulunan ve TXV'in tıkanmasını endikatör indicator diagram (indicator card)
önleyen süzgeç yada pislik tutucu diyagramı bir kompresörde gazın basınç hacim
ilişkilerini izleyen diyagram.
emme tarafı suction side
bir kompresörün alçak basınca yada endikatör indicator diagram reexpansion line
evaporatör çıkışına bağlı olan tarafı diyagramı bir endikatör diyagramında basıncı temsil
genleşme çizgisi eden eğri; dönüş strokunda, pistonun
emme tesisi suction plant emme vanası açılmadan önce, ölü
bir çok branşman borusuna sahip olan ve hacimdeki akışkanın toplam hacim
emme yoluyla çöpleri belirli bir ilişkisi;
merkezde toplayan tesisat
endike beygir indicated horsepower
emme vanası suction valve gücü endikatör diyagramdan hesaplanmış ve
soğutma kompresörlerinde evaporatörden HP olarak ifade edilen güç
gelen soğutkanın kompresöre emildiği
valf.kompresör emme vanası. endike iş indicated work
bir endikatör diyagramı tarafından,
emme suction lift zamandan bağımsız olarak ölçülen iş,
yüksekliği Sıvı kaynağı pompa merkez ekseninin
altında olduğunda, emme yüksekliği ile endike indicated compressor work
borudaki sürtünme kaybının toplamı ; kompresör işi kompresörün endikatör(p-V)
diyagramından hesaplanan iş
emme-egzoz tulip valve
supapları benzin motorlarında kullanılan emme ve endirek buz indirect ice contact (internal melt)
(motor) egzoz supapları teması boruların içerisinde oluşan buzun
ergitilmesi ile yapılan dolaylı soğutma;
içten ergitmeli soğutma
emmek suck (verb)
emmek;emerek içinde çekmek.soğurmak.
içine çekmek endirek ısı indirect heat exchanger (water heater)
değiştirici bir depo içerisine dalgıç biçiminde ısıtma
serpantinleri ile( sıcak su,kaynar
empedans impedance su,buhar) sıcak kullanım suyunun
empedans; gerilimin akıma oranı ısıtıldıüı sistem
458
endirek ısıtma indirect heating endüstriyel industrial hygiene
dolaylı ısıtma; mahalli ısıtacak ortamın hijyen endüstrilerde uygulanması gereken sağlık
dolaylı yoldan ısıtılması yoluyla yapılan ve sıhhi kurallar; hijyen kuralları
ısıtma; örneğin bir buhar kazanının ısı
aktarımını gerçekleştirdiği eşanjör endüstriyel industrial hygienist
hijyenci endüstriyel sıhhilik kuralları hakkında
endirek ısıtma indirect heating system uzmanlık sahibi sağlıkçı
sistemi dolaylı ısıtma sistemi; doğrudan ısıtılan
bir ortamın(örn.buhar) mahalli ısıtacak endüstriyel industrial air conditioning (process air
ortama(sıcak su) bir eşanjörde ısı conditioning)
iklimlendirme
aktardığı ve ısıtıcı ortamın eşanjör bir proses için gerekli sıcaklık,nem,hava
içinden sirküle ettiği ısıtma sistemi hareketi ve temizlik koşullarını sağlamak
üzere tasarlanamış iklimlendirme süreci
endirek olarak indirectly conditioned space
koşullandırılan dolaylı olarak koşullandırılan mahal; endüstriyel industrial boiler
mahal örneğin salamura ile soğutulan soğuk büyük kapasiteli, endüstriyel proses
kazan
depo amaçlı buhar veya sıcak su üreten kazan;
endüstriyel kazan
endirek indirect refrigerating system
soğutma sistemi soğutma makinesinin salamurayı endüstriyel pis industrial sewage
soğuttuğu; salamuranın soğutulacak su tesisatı endüstriyel proses ve pis su atıklarını
mahalde kullanıldığı soğutma sistemi taşıyan pis su tesisatı
endirek yük indirect load management endüstriyel industrial system
yönetimi dolaylı yük yönetimi endüstriyel tesislere hizmet veren
sistem
sistemler
endotermik endothermic reaction
tepkime (1) ısının emilmesiyle gerçekleştirilen endüstriyel su industrial water
bir kimyasal tepkime veya (2) ilerlemesi endüstriyel işlemlerde kullanılan su
için ısı eklenmesini gerektiren tepkime.
enerji energy
endüksiyon induction unit iş yapabilme yeteneği;geçiş halinde yada
birimi indüksiyon birimi depolanmış biçimde değişik türleri olan
ve bir türden diğerine dönüştürülebilen
bir etki yaratabilme kapasitesi.
endüksiyon induction pipe
borusu indüksiyon borusu
enerji energy certification
belgelendirmesi binaları enerji kullanım verimliliği
endüksiyon induction system yönünden sınıflandırma ve belgelendirme
sistemi primer havanın, ikincil hava akımı adı işlemi
verilen bir hava hacmini harekete
geçirmesi olayı
enerji belgesi energy certificate
binalarda etkin enerji kullanımını
endüksiyon induction terminal unit (excluding fan sağlamak üzere, belirlenen sınırlar
terminal birimi powered terminal unit) içerisinde enerji tüketen binalara verilen
indüksiyon terminal hava birimi belge
endüksiyon induction terminal enerji beslemesi supply of energy
terminali mahal yükünü karşılamak üzere değişen enerji beslemesi;
orandaki birincil hava ve indüklenmiş
havayı veren terminal. ( fan güçlü
enerji biçimi energy form
terminalleri içermez) .
elektrik, satın alınan yada dağıtılan
buhar, sıcak su yada soğutulmuş su,
endüksiyonla induction supply air terminal device doğal gaz, bitümlü kömür,antrasit
beslemel, hava indüksiyon besleme havası terminal kömürü, kok, etan, propan, LPG ve yakıt
terminal cihazı birimi olarak tüketilen diğer herhangi bir
madde.
endüksiyonla induction heating
ısıtma bir metalin içerisinde eddy akımlarının enerji bilançosu energy audit
doğduğu elektromanyetik indüksiyon enerji bilançosu; bir sisteme verilen
yoluyla ısıtılması enerji ile elde edilen soğutmanın
hesaplandığı ısı bilançosu; maliyet
endüstriyel industrial chimney bağlamında, bir takvim döneminde brüt
fabrika vb gibi endüstriyel tesislerdeki enerji kullanımının belirlenmesi ve
baca belgelenmesi
yanma gazlarını atmosfere boşaltan baca;
endüstriyel baca
enerji energy management system in which a
industrial furnace bilgisayarlı computer is the central controlling
endüstriyel
endüstriyel tesislerdeki proses fırınları enerji yönetim device.
fırın merkezi bir bilgisayarın bir sistemdeki
sistemi
enerji kullanımını denetlediği ve kontrol
endüstriyel gaz industrial gas furnace parametrelerini düzenlediği enerji
fırını endüstriyel doğal gaz fırını yönetim sistemi
459
enerji energy availability enerji hedef energy value target
bulunabilirliği bir sistemde enerjinin , belirli bir to değeri binaların sınıflandırılması ve
sıcaklığında ortamın varlığı halinde, belgelendirilmesinde belirli bir sınıf için
sonundaki sıcaklığı t0 olan prosesin konulan hedef enerji değeri
sonunda işe çevrilebilen maksimum
yüzdesi enerji ısıtma energy demand for heating or cooling
veya soğutmada bir binada ısıtma ve soğutma amaçlı
enerji değişimi energy exchange enerji talebi enerji talebi yada gereksinimi
enerji değişimi; enerji piyasası,
enerji ile ilgili energyware
enerji dengesi energy balance (1)enerjiyle ilgili; (2) Enerji tasarrufu ve
bir sistemde termodinamiğin birinci Sürdürülebilir enerji ile ilgili bir
yasası temelinde bir sisteme enerji akışı bilgisayar yazılımı(software)
ve bu enerjinin aldığı değişik biçimlerin
gösterimi
enerji iletim energy transmittance ratio
oranı iletilen enerjinin üretilen enerjiye oranı
enerji trombe wall
depolama güneş enerjisi ile ısıtılan bir evde yüksek
bir ısıl kütleye sahip olan duvar; bu duvar enerji energy cascading
duvarı enerji kademelendirmesi; enerjinin etkin
güneş enerjisini emerek radyasyonla ve kademelendirm
duvarın altında, üstünde, önünde olan esi kullanımını sağlamak üzere, en yüksek
mahallerdeki hava hareketi ile iç sıcaklık farkında enerji transferinden
mahallerin ısıtılmasını destekler kaçınarak kedemeli olarak küçük sıcaklık
farklarında enerji transferi yapma
enerji energy grade
derecesi(düzeyi enerji sınıfı; enerji düzeyi enerji kalitesi energy quality
potansiyel enerjinin ölçüsü olarak bir
) enerji akımının ölçüsü.bölgesel enerji
akımının potansiyel enerjinin ölçüsü
enerji düzeyi energy level (energy state) olarak bölgesel ısıtma enerjisinin kalite
belirli bir tanımlanmış enerjideki sıcaklığı
sistemin fiziksel hali
enerji energy concept (total energy system)
enerji energy economy aynı anda ısıtma,soğutma ve elektriksel
kavramı(topla
ekonomisi diğer bütün ilişkilerin temelinde enerji enerjisi üreten tri-generation sistemleri;
ilişkilerinin varlığını varsayan ekonomi m enerji
bunlar klasik co-generation
alt-dalı sistemi)
sistemlerinden % 50'ye kadar daha
verimli olabilirler
enerji enerji energy management control system
yönetim kontrol end to end accuracy enerji kaybı energy loss
sistemi tümel kendisi ile ölçülen bir koşulun enerjinin üretimi,iletimi ve kullanımı
sergilendiği yada kaydedildiği sağlıklılık. sırasında ortaya çıkan kayıplar; enerji
duyarlılığı
kaybı
enerji faktörü energy factor
24saatlik bir kullanım süresi temelinde, enerji kaynağı source of energy
enerji tüketimi ile enerji çıktısının enerji kaynağı;kendisinden enerji elde
karşılaştırılması.EF,bir su ısıtıcısının edilen kaynak;
sağladığı toplam enerjinin, 24h lik
kullanım testi temelinde enerji girdisine enerji mahal energy use for space heating or cooling
oranı . ısıtma veya mahal ısıtma ve soğutma amaçlı enerji
soğutmada kullanımı
enerji faktörü, energy factor for water heater enerji kullanımı
su ısıtıcıda EF, bir su ısıtıcısının toplam veriminin
ölçüsü; enerji kullanım faktörü
enerji maliyeti energy cost
yakıt gibi, enerji üretim ve tüketim
enerji energy required (ER) or energy miktarına göre değişen maliyetler.
gereksinimi demand
veya telebi belirli bir zamansal dönem içerisinde
enerji maliyeti energy cost budget (ECB)
HVAC, aydınlatma,sıcak su ve insanlar
bütçesi ANSI/ ASHRAE/ IESNA Standard
da dikkate alınarak hesaplanan ve belirli
90.12001 ile en düşük uygunluk düzeyini
konfor koşullarının sağlanması için
belirlemede kullanılan, bütçe oluşturma
gerekli olan enerji; enerji talebi
tasarımı için yıllık enerji maliyeti.
enerji geri energy recovery ventilation system
enerji energy performance
kazanımlı havalandırma için gerekli dış havayı emiş
performansı madeni para ile satış yapan bir soğutmalı
havalandırma ve egzost havaları arasında enerji
makinenin çevresel ve kurulum yerindeki
transferi sağlayacak biçimde
sistemi diğer çalışma koşullarına bağlı olarak,
sağlayan,araç veya araçlar dizisi.
çalışma biçimini ayarlayan kontrol aracı
veya kontrol araç dizisi.
enerji geri- energy recovery system
kazanım sistemi aksi halde atılacak olan enerjinin bir
enerji energy potential
takım araçlar ve yollarla kullanıma
potansiyeli enerji potansiyeli,yada potansiyel enerji
sokulmasını sağlayan sistem; enerji geri
kazanımı sistemi
enerji talebi energy demand
460
bir binanın belirli bir dönemde HVAC ve bir sistem haline getiren yapı.
aydınlatma amaçlı enerji talebi
enerji yönetimi energy management control system
enerji tasarrufu energy conservation kontrol sistemi (EMCS)
enerji kaynaklarının daha etkili sensorlar, kontrol araçları içeren
kullanımı;enerji tasarrufu birim üretim donanım/yazılım temelinde çalışan ve
çıktısı verilen hizmeti başına enerji binadaki enerjii işlevlerin birini yada
yatırımının azaltılmasını yada atık enerji daha fazlasını kontrol eden sistem
kullanımıyla yarar elde etmeyi ifade eder
enerji, binanın energy use of the building
enerji taşıyıcı energy carrier bir binada
enerji içeren katı,sıvı veya gaz ortamlar; HVAC,ısıtma,soğutma,aydınlatma ve
petrodoğal gaz,odun vb gibi enerji elektrikli araçların çalıştırılması için
kaynakları kullanılan enerji
enerji tüketim energyware consumption system enerjinin conservation of energy law
sistemi her hngi bir enerji türünü( yenilenebilir korunumu enerjinin bir sistem sınırları içerisinde
kaynaklar dışında) tüketen sistem yasası yaratılamayacağı ve yok edilemeyeceğini
sadece diğer enerji türlerine
enerji tüketimi energy consumption dönüştürülebileceğini ifade eden
bir binada ısıtma,havalandırma,soğutma enerjinin korunumu yasası;
ve aydınlatma gibi nedenlerle enerji
tüketimi enerjisi kesilmiş de-energized
enerjisi kesilmiş;bir dağıtım ve iletim
enerji türleri forms of energy enerji biçimleri; hattını devreden ayırmak; elektrik akımı
birinden diğerine çevrilebilen enerji taşımayan iletim hattı.
türleri
enerjisini de-energize
enerji verim energy efficiency ratio (EER) kesmek enerjisini kesmek; enerji vermemek;
oranı(EER) soğutma kapasitesinin(W) güç girdisine
( W) boyutsal oranı;herhangi bir enerjisiz anergy
değerleme koşulları dizisinde toplam enerji bulunmaması durumu; etkin
soğutma kapasitesinin “watt başına watt olmama; enerjisizlik
“olarak etkin güç girdisine oranı
enfeksiyon infection
enerji verim energy efficiency ratio, cooling (EER) bir organizma üzerinde yuvalanan
oranı, soğutma kapasitesinin(W) güç girdisine yabancı mikroorganizmaların neden
soğutmada ( W) boyutsal oranı;herhangi bir olduğu yıpratıcı etki; enfeksiyon
değerleme koşulları dizisinde toplam
soğutma kapasitesinin “watt başına watt
enflasyon/deflas inflation/deflation
“olarak etkin güç girdisine oranı
yon enflasyoın/deflasyon;
şişkinlik/sönüklük,sönme,
enerji verim energy efficiency ratio for buildings
oranı, (EERB)
enformasyon information
binalarda gerekli enerjinin(ER) kullanılan
bilişim; enformasyon; bilgisel iletişim
enerjiye(EU) oranı
engel barrier
enerji verimi energy efficiency
engel. duvar.
aynı işlevleri yerine getirmek için daha
az enerji tüketimi; yakılan birim yakıt
başına kullanılabilen yararlı enerji engel obstruction
düz bir yörünge boyunca giden bir
borunun önüne gelen mimari
enerji yönetim energy management function
engel(kolon, diş, sütun vb)
işlevi binalarda verimli ve etkili enerji
kullanımına ilişkin işlevler
enlem latitude
derece yay olarak ölçülen ekvatorun
enerji yönetim energy management system (EMS)
kuzey yada güneyinden olan açısal
sistemi(E>MS) sürdürülebilir bir çevre için enerji
uzaklık
tasarrufu yapmak üzere lokal kontrol
devrelerine ilişkin parametreleri
düzenleyip kontrol ederek enerji enomizer economizer
kullanımını ve çevreyi gözlem altında (1)doğru değişken duyumsamalarıyla,
bulunduran sistem enerji tasarrufu işlemini başlatan araç;
(2)mekanik ısıtma ve soğutma
gereksinimlerini azaltan kontrol sistemi.
enerji yönetimi energy management
enerji şirketinin, güç üretimini,
dağıtımını ve kullanımını entegre ısıl integrated thermal storage capacity
planlaması,kontrolü ve koordinesi depolama bina duvarlarına entegre halde bulunan
sistemi güneş enerji kolektörleri ile elde edilen
ısıl depolama kapasitesi
enerji yönetimi energy management control system
kontro sistem architecture
donanım birimlerini,yazılım paketlerini, entegre kısmi integrated part load value (IPLV)
mimarisi kısmi yükteki EER,COP yada kW/ton’a
kontrol araçlarını ve EMCS elemanlarını; yük değeri
HVAC kontrolü ile enerji yönetimini ve (IPLV) dayandırılan, ekipmanın değişik
yönetim bilgilendirme işlevlerini yapan kapsitelerdeki ağırlıklı çalışması
461
temelinde, iklimlendirme ve ısı ergitme thawing
pompasının kısmi yükteki verimi ısı uygulanarak suyun katı halini
değiştirme,yada bir malzeme içerisinde
entegre integrated sampling donmuş haldeki suyu eritme;
numune alma birleşik örnek
(numune) alma sistemi ergiyebilir fusible (adj)
kaynayabilir;eriyebilir
entegre oda integrated room automation (room
otomasyonu control) ergonomi ergonomics
entegre mahal kontrolleri; mahaldeki insanlara ilişkin bilgileri insanlar için
ısıtma,soğutma,aydınlatma kontrollerini üretilen malzemelere yansıtma konusuyla
birleştiren otomatik kontrol ilgili bilim dalı
ENV European Pre standard (ENV) erkek bağlantı male connection
AB ön standardı; teknolojinin hızlı erkek bağlantı parçası; bir borunun içine
geliştiği alanlarda çıkartılan,insanlarla girerek bağlantı sağlayan parça
malların güvenliğine ilişkin alanlarda
kullanılmayan,üye ülkelerin erkek diş male thread
standartlarını yürürlükten kaldırmayan erkek diş
ön,standard
erkek male connector
enzim enzyme erkek konnektör
konnektör
canlıların biyolojik yaşamını sürdürmesi
için gerekli,yaşam bittikten sonra da
bedensel kalıntının bozunmasında etkili erkek-dişi male-female facing flange(raised-face
mikroorganizma; faturalı flanş flange)
biri diğerinin üzerindeki yuvaya oturan
flanş ikilisi
epidemiyoloji epidemiology
hastalıkların yada sağlıkla ilgili diğer
durumların insan toplulukları içerisindeki erozyon erosion
dağılımı üzerinde cinsiyet, yaş, meslek, özellikle içerisinde hava yada gaz içeren
etniklik ve ekonomik durum temel yüksek hızla akan sıvının yarattığı
alınarak yapılan araştırma. aşındırıcı etki
epidermis erozyon erosion control
epidermi
bitkilerin yaprak ve taze kısımlarını kontrolü dünya yüzeyindeki her hangi bir yerden
kaplayan en dıştaki hücre tabakası toprak miktarının yok olması yada
çözülmesi veya alınmsına neden olan
fiziksel ve kimyasal süreçler
epijenetik epigenetic carcinogen
kanserojen DNA'yı kendi başına yıpratmayan fakat
kansere götüren değişmelere neden olan ertelemek defer
madde sonraya bırakmak, ertelemek, tehir
etmek, tecil etmek;
EPROM erasable programmable read only
memory (EPROM) eskitme ageing
bir bilgisyarda bilgisayarı besleyen enerji yaşlandırma, eskitme; mahal içerisindeki
kesilene kadar yüklenen bilgileri havanın uzun süre kalarak eskimesi
saklayan bir chip
eskiz preliminary drawing
fusion, melting ön-resim; eskiz;
ergime
katı halden sıvı hale faz değiştirme esmek blow
ergime gizli ısısı fusion heat esnek bağlantı flexible connection
ergime gizli ısısı lastik yada plastik gibi esnek hortumlarla
yapılan bağlantı
ergime gizli ısısı latent heat of melting
bir katı maddenin birim ağırlığının belirli
bir basınçta sıvı hale geçmesi için gerekli esnek bağlantı flexible joint
ısı miktarı esnek bağlantı
ergime ısısı heat of fusion (fusion heat)
katı ve sıvı fazları arasında geçişi esnek boru flexible pipe
sağlayan gizli ısı. ergime gizli ısısı esnek malzemeden yapılan boru; lasitk
veya plastik boru
ergime noktası melting point
bir katı maddenin belirli bir basınçta sıvı
hale geçtiği sıcaklık derecesi;ergime esnek kanal duct, flexible
noktası polimerik filmler, metal folyolar, ve
emdirilmiş kumaştan yapılan esnek
ergimek melt (thaw) kanallar
doyma sıcaklığındaki katı maddenin sıvı
hale geçmesi süreci esnek kanal flexible duct
esnek malzemelerden yapılmış kanal;
esnek kanal
462
eş-zamanlı talep; belirli bir anda bir
elektrik şirketinin ansal elektriksek yükü;
esnek kanal noise length, flexible duct elektrik talebi
gürültü fleksible kanal gürültü uzunluğu
uzunluğu eş zamanlılık coincidence error
hatası eş zamanlı olmadan kaynaklanan hata
esnek kanal flexible ducting
tesisatı esnek kanal tesisatı; esnek kanallar eşanjör battery, heat exchange coil
döşeme bataryası ısı eşanjör serpantin bataryası
eşdeğer basınç equivalent pressure
esnek kavrama flexible coupling esnek kavrama; eşdeğer basınç
moment karşısında esneme yapabilen
kavrama eşdeğer equivalent evaporation
buharlaşma bir kazanın, 212°F (100°C) sıcaklıkta ve
standart atmosfer basıncında (değişik
esnek mil flexible shaft kazanların karşılaştırılmasında
esnek mil; esnek şaft kullanılan) alınan suyu pound/saat (kg/s)
olarak buharlaştırabileceği miktar.
esnek mil flexible shaft centrifugal compressor eşdeğer çap diameter, equivalent
merkezlemeli esnek milli santrifüj kompresör eşdeğer çap;dikdörtgen kesitli bir hava
kompresör kanalının düşey kesiti ile aynı düşey
kesite sahip olan dairesel kanalın çapı
esnek vana reed valve (flexing valve)
bir dizi yarık içeren bir plaka ile eşdeğer equivalent direct radiation (EDR)
yarıkların karşısına gelen metal şeritler doğrudan 0,07 kw düzeyinde bir ısı birimi.
içeren kompresör vanası; radyasyon
[EDR]
esneklik flexibility
şekil değiştirdikten sonra ilk şeklini equivalent exposure
eşdeğer maruz
alabilme yeteneği; esneklik; eşdeğer maruz kalma düzeyi
kalma
thesaurus eşdeğer sıcaklık equivalent temperature
eş anlamlılar ortalama radyatif sıcaklık ve dış
sözlüğü eş anlamlılar sözlüğü;
sıcaklığın bileşimi;durgun havada, insan
bedenine yakın büyüklükte bir siyah
eş biçimli uniform cisimde duyulur ısı kaybını kontrol
eş biçimli; uyumlu;üniform etmekte etkili olan ortalama çevre
sıcaklığı
eş biçimli akış uniform flow
eş-biçimli akış eşdeğer sıcaklık equivalent warmth
hissi eşdeğer sıcaklık hissi
eş biçimli hız uniform velocity
akış alanı boyunca temiz,sıvı yada gazın equivalent leakage area
eşdeğer sızıntı
düz çizgi hareketindeki sahip olduğu hız vakumlama yönteminde binadaki
alanı
basıncın 10 Pa düzeyine kadar
eş biçimli uniform mixing düşürülmesi ve basınç yükselmesinden
karışım eş biçimli karışım; hesaplanan sızıntı miktarını verecek
standart delik çapı; eşdeğer sızıntı çapı
eş- miktarda isotropic
(radyasyon,ma yön dikkate alınmaksızın aynı miktarda eşdeğer şebeke equivalent network
olan( radyasyon,manyetik alan vb) bir sistemde, sistemin performansını
nyetik akı)
etkilemeksizin yerine konabilecek olan
şebeke;yada dışsal karakteristikleri bir
eş sürtünme equal friction method başka şebekeye eşit olan şebeke;veya
yöntemi kanalların hesaplanmasında sabit bir gerçek bir şebekenin teorik sunumu
sürtünme basınç kaybına göre yapılan
hesap; eşit(sabit) sürtünme yöntemi
eşdeğer equivalent collection surface area
toplama yüzeyi bir kolektörün eşdeğer toplam yüzey
eş zamanlı simultaneously alanı
aynı anda olan; eş zamanlı gerçekleşen alanı
eş zamanlı simultaneous operation eşdeğer equivalent length
aynı anda, eş zamanlı olarak uzunluk bir özel direnç elemanı (vana, süzgeç,
çalışma dirsek) ile aynı basınç kaybını veren düz
gerçekleştirilen çalışma; örneğin bir
binada aynı zamanda hem ısıtma hem de borunun uzunluğu
soğutma yapılması
eş-hız eğri distance to the isovel (displacement
eş zamanlı hata coincident error aralığı air)
eş zamanlı hata aynı hıza sahip noktaları birleştiren
eğriler(isovel) arasındaki aralık
eş zamanlı talep simultaneous demand
463
eşik değer threshold eş-zaman diversity factor
altındaki değerlerde insan sağlığına faktörü bir sistemin toplam çıktı kapasitesi,
zararlı olmayan madde miktarı veya sistemdeki bütün terminallerin
maruz kalma süresi; sınır doz; sınır kapasiteleri toplamına bölündüğünde
maruz kalma süresi elde edilen yüzde;
eşik değer threshold dose et saklama meat keeper
miktarı eşik değerdeki doz; dolabı et saklama dolabı(soğutucu);etleri 0˚c
yakınlarında veya 0˚c’de saklamak üzere
tasarlanmış olan soğutucu. et muhafaza
eşik değer sınır threshold limit concentration
dolabı.
derişimi eşik sınırındaki derişim; bir hava
içerisinde eşik değerdeki kirlilik derişimi
etanol ethanol (ethyl alcohol)
alkolü içeceklerde, endüstriyel
eşik değer sınırı threshold limit value (TLV)
proseslerde ve yakıt katkısı olarak
insanların belirli bir zararlı maddeye
kullanılan etil alkol. (C2H5OH)
karşı herhangi bir ters etki olmaksızın
maruz kalabilecekleri sınır değer;
etekli panel skirting board heater
ısıtıcı değişik türleri olan, üstte ızgaralı bir
eşik değer threshold limit value-time-weighted
panjur altta düz panel şeklinde bir etek
sınırı-zaman average
kısmı bulunan ısıtıcı
ağırlıklı normal 8 saatlik bir işgünü ve 40 saatlik
çalışma haftasında hemen bütün işçilerin,
ortalama etekli panel skirting board heating
günler içinde herhangi bir olumsuz sağlık
etkisi yaşamaksızın maruz kalabileceği ısıtma duvarın alt kısmına uzunlamasına
zaman ağırlıklı ortalama değer. yerleştirilen ısıtıcılarla ısıtma
eşik değer threshold limit value-ceiling etekli panel skirting board convector
eşik sınır değer tavanı konvektör değişik türleri olan, üstte ızgaralı bir
tavan sınırı
panjur altta düz panel şeklinde bir etek
kısmı bulunan konvektör
eşitlemek equalize
[dengelemek] eşitlemek;dengelemek
etekli panel skirting board radiator
radyatör genellikle duvarın alt kısmında duvar
eşitleyici equalizer boyunca yerleştirilen radyatör
farklı basınçların dengelenmesi için
kullanılan boru.dengeleme borusu. iki etiket label
yada daha fazla hacimdeki sıvı düzeyini belirli standart yada belirli biçimdeki bir
yada basınçları ortak bir değerde tutmak performansa uygunluğu ifade etmek
için çekilen boru devresi. üzere, üretici tarafından üzerine yazılan
simge yada diğer tanımlama işaretlerini
eşitlik equation içeren ürün
iki tarafı birbirine eşit olan ve simgelerle
gösterilen matematiksel ifade etiketlenmiş labelled (USA labeled)
belirli standart yada belirli biçimdeki bir
eşitsiz dağılım skew distribution performansa uygunluğu ifade etmek
elemanları, ortalama çevresinde eşit üzere, üretici tarafından üzerine yazılan
dağılımlı olmayan(asimetrik) simge yada diğer tanımlama işaretleri;
topluluk(populasyon) etiket
eşleme flanşı coupling flange etilen glikol ethylene glycol
hareket ileten ve iletilen ikili mil berrak, renksiz bir sıvı olup,hvac&r
üzerinde karşılıklı olarak bulunan ve sistemlerinde ikincil soğutkan olarak
bunların birleştirilmesiyle bağlantı yapan kullanıldığında suyun donma sıcaklığını
flanş düşürür.
eşleme(akuplaj) coupling nipple etki effect
nipeli birleştirme nipeli; bağlama nipeli sonuç, eser, etki; husus, anlam,
eş-merkezli concentric etki effect lighting
ortak merkezli, eşmerkezli. aydınlatması etki yaratmak için yapılan aydınlatma
eş-merkezli concentric tubes etki düzeyi action level
borular birbiri içerisinde bulunan borular; insanların etkinlik düzeyi, metabolik
eksenleri ortak(iç-içe) borular ısının dayandırıldığı "hareketsiz,hafif
hareket,ağır iş "gibi etkinlik düzeyleri
eş-rüzgar hızı isovel
eğrisi verilen bir yüzey üzerinde aynı rüzgar etkin effective
hızına sahip noktaları birleştiren faal hizmete hazır ; fiilen, efektif, tesirli
eğri;isokinetik(İng) olarak, para, nakit; işe yarar; sayılır,
itibar olunur; fiili, hakiki; yürürlükte;
eş-sürtünme equal friction method duct sizing tesirli, etkili.
yöntemiyle bakınız "equal friction method"
kanal etkin (toplam) effective efficiency (overall efficiency)
verim toplam verim
hesaplama
464
etkin alan effective area etkin sıcaklık effective temperature
etkili alan;içerisinden hava geçen bir ‘operative temperature’ terimini
elemanın net çıkış yada giriş alanı. kullanınız.
etkin alan equivalent area or effective area etkin sıcaklık effective temperature difference
eşdeğer alanı eşdeğer alan yada etkili alan; düzgünsüz farkı soğutma yükü hesaplarında soğutulan
bir şeklin alanına eşit olan düzgün bir mahalle dış sıcaklık arasındaki farka,
şeklin alanı radyasyonla ısı kazancını dahil etmek
üzere yapılan eklemeyi de içeren sıcaklık
etkin azaltım effective attenuation farkı
ses ve gürültü için bir yalıtım
malzemesinin etkili azaltımı etkin effective drift velocity
sürükleme hızı bir toz toplayıcıdaki parçacıkların efektif
etkin baca effective stack or chimney height hareket hızı
yüksekliği bir bacanın hesaplamalara temel alınan,
içerisindeki duman hüzmesinin merkezi etkin uzunluık effective length
ile baca üstü arasındaki yükseklik bir boru devresi üzerindeki özel
dirençlerin eş değer
etkin effective draught temperature uzunluklarını(T,dirsek,S,birleşme,ayrılm
hava sıcaklık farkı ile hava hızını aa,ani genişleme,ani daralma vb) toplam
çekme(hava)
birleştiren , hesaplanmış sıcaklık farkı θ düz boru uzunluğuna ekleyerek elde
sıcaklığı edilen etkili uzunluk
(Bakınız ANSI/ASHRAE Standard
1131990, Bölüm 9.4.1)
etkinleştirici regenerative air cycle system
etkin effective freezing hava çevrim ısı üreteçleri ile donatılmış havayla
bir ilk sıcaklıktan başlayarak, bir ürünü sistemi çalışan soğutma sistemi
dondurma
dondurmak ve besinin ısıl merkez
sıcaklığını verilen bir sıcaklığa kadar regeneration heater
etkinleştirici
düşürmek için gerekli zaman absorbe edici maddelerden nemin
ısıtıcı
çıkartılması için kullanılan ısıtıcı
etkin effective freezing time
dondurma verilen bir ilk sıcaklıktan başlayarak, bir regeneration air
etkinleştirilmiş
süresi ürünü dondurmak ve besinin ısıl merkez kurutucu yenileme havasını veya sıvı
sıcaklığını verilen bir sıcaklığa kadar hava
kurutucuyu ısıtan araç.
düşürmek için gerekli zaman
etkinleştirme regeneration specific heat input
etkin güç effective power (RSHI)
verilen bir ilk sıcaklıktan başlayarak, bir özgül ısı girdisi
Btu/lb( kJ/kg) olarak ifade edilen, birim
ürünü dondurmak ve besinin ısıl merkez nem miktarı için gerekli enerji
sıcaklığını verilen bir sıcaklığa kadar
düşürmek için gerekli güç
etkinlik, effectiveness
verimlilik gerçek enerji transferinin olanaklı enerji
etkin güç effective power input transferine oranı.
girdisi bir soğutma makinesinde kayıplar
düşüldükten sonra net olarak sıkıştırmada
kullanılan güç girdisi etkisiz aralık dead band (dead zone)
içerisinde, duyumsanan bir değişkenin
bir kontrol işlevini başlatmadığı aralık.
etkin hava effective air change rate
değişim miktarı etkili(gerçek) hava değişim miktarı
etkisiz süre dead time
gaz iyonizasyon detektörlerinde her
etkin iş effective work işlemden sonraki durma zamanı
efektif iş; gerçek iş; mile aktarılan iş
etkisiz zaman dead time (lag time)
etkin kapasite effective capacity aralığı bir girdi değişkenindeki değişme ile buna
bir cihazın taşıyabileceği maksimum yük karşı gelen çıktı değişkenindeki değişme
arasındaki zaman aralığı
etkin effective compressor work
kompresör işi bir kompresörün milinden alınan gerçek etkisiz zon dead zone
iş miktarı etkisiz zon; ölü zon; havalandırmanın
etkili olmadığı zon
etkin mekanik effective mechanical power
güç kayıplar düşüldükten sonra bir ev house
makinenin miline iletilen güç ev; konut; ikamet birimi
etkin ömür effective life ev buz dolabı household refrigerator
bir makinenin işlevsel ömrü; üretimde evsel amaçla tasarlanmış buz dolabı
olduğu sürelerin toplamı olan ömrü
ev içi elektrik home run wiring
etkin özgül effective specific gravity tesisatı bazı elektrikli araçlar için(Kablo
ağırlık etkili özgül ağırlık TV,telefon PC vb) evin bütün odalarına
çekilmesi gereken yada istenen tesisat
etkin radyatif effective radiant heat flow
ısı akışı bir kaynaktan bir yüzeye yada cisme ev ve bina home and building electronic system
etkin radyatif ısı akışı elektronik (HBES)
465
sistemleri ev ve bina elektronik sistemi; bina ve evaporatif evaporative cooler
evlerde kullanılan değişik amaçlar için soğutucu suyun ve havanın birlikte kullanıldığı
tesis edilmiş elektronik sistemler soğutucu
evaporasyonla loss by evaporation evaporatif evaporative cooling
kayıp soğutma kulelerinde buharlaşma yoluyla soğutucu hava ve suyla yapılan soğutma;evaporatif
olan su kaybı; buharlaşma kaybı soğutma
evaporatif evaporative cooling unit airflow rate evaporatif swamp cooler
soğutma birimi evaporatif sıoğutma birimindeki hava soğutucu ‘evaporative cooler’ için kullanılan
hava debisi debisi; ECU kolektörüne ( ana besleme deyim
borusu) sağlanan su.
evaporatif evaporatively cooled condenser
evaporatif evaporative equilibrium soğutulan evaporatif biçimde(su püskürterek)
denge yaş termometre haznesine sarılan ıslak kondenser soğutulan kondenser
bezin sabit bir sıcaklığa ve kararlı hale
ulaştığı durum; evaporatif denge
evaporatör evaporator unit
evaporatör birimi;
evaporatif evaporative air conditioner
iklimlendirme suyun ve havanın birlikte kullanıldığı
evaporatör evaporator pressure regulator
cihazı iklimlendirme(soğutma) cihazı
basınç valve(E.P.R.valve)
düzenleme evaporatörde, yük değişimlerinden
evaporatif evaporative condenser bağımsız olarak basıncın belli bir ayar
vanası(EPRV)
kondenser açık sprey yada sıçratma biçiminde değerinin üzerine çıkmasını önleyen valf.
suyun buharlaşarak soğuttuğu
kondenser;açık sprey yada sıçratma evaporatör evaporator pressure regulator
biçiminde suyun buharlaşarak soğuttuğu evaporator basınç düzenleyicisi;yükten
basınç
kondenser. bağımsız olarak evaporatör sıcaklığının
düzenleyici
belirli bir değerin altına düşmesini
evaporatif kule evaporative tower önlemek amacıyla basıncını kontrol eden
evaporatif su soğutma kulesi eleman
evaporatif evaporative humidifier evaporatör evaporator coil load
nemlendirici akış halindeki havaya su püskürterek serpantin yükü evaporatör serpantini üzerindeki soğutma
yapılan nemlendirme yükü
evaporatif evaporative meter evaporatör coil, evaporator
sayaç haznesindeki suyun buharlaşması serpantini bir basınçlı kap içerisinde değil fakat
temeline dayanan ölçme aracı borulardan oluşan evaporatör
evaporatif evaporative cooling unit evaporatör evaporator coil
soğutma birimi evaporatif soğutma birimi serpantini üzerindeki kanatlı ikincil yüzeylerle
birlikte borulardan oluşan evaporatör
serpantini
evaporatif evaporative cooling unit outlet area
soğutma birimi çıkış açıklığı düzleminde ölçülen brüt
içsel alan evaporatör evaporator holdover
çıkış alanı bir evaporatörün içerisine konduğu
tankı
paslanmaz çelik tank; içerisindeki antifriz
evaporatif evaporative cooling unit inlet area çözeltisi kompresör durduktan sonra
soğutma birimi giriş bağlantı(lar) düzlem(ler) inde çevreden ısı çekmeye devam ederek
giriş alanı ölçülen brüt iç alan; kompresörün durma süresini uzatır
evaporatif evaporative cooling unit input power evaporatör evaporator turbulator
boundary türbülatörü evaporatör ve kondenser serpantinlerinin
soğutma birimi
elektrikle çalışan elemanına giren verimini artırmak üzere boruların içerdiği
güç girdisi iç-kanatlar
elektrik tesisatı arayüzü.
sınırları
evaporatör[buh evaporator
evaporatif evaporative cooling unit static pressure bir soğutma sisteminde, içerisindeki
differential arlaştırıcı]
soğutma birimi soğutkanın temas ettiği yüzeylerden ısı
statik basınç evaporatif soğutma birimi ( ECU) ve çekerek buharlaştığı soğutma devresi
yardımcı elemanlarının her çalışma elemanı;
farkı
noktasında ölçülen statik basınç farkı .
evaportör back pressure valve (evaporator
evaporatif evaporative cooling unit water flow pressure regulator; EPR valve)
rate
basınç
soğutma birimi düzenleyici soğutma sistemlerde evaporatörün
su debisi ECU kolektörüne ( ana besleme borusu) içerisinde bulunduğu sıvının donmasını
sağlanan su. önlemek için belirli bir değerin altına
düşmesini önlemekte kullanılan basınç
evaporatif evaporative cooling unit total power düzenleme elemanı
soğutma birimi test edilen evaporatif soğutma birimine
toplam gücü ve elemanlarına verilen watt olarak EVASE evase
elektriksel enerji toplamı; EVASE™ web-tabanlı bir internet'teki
kırıcılığı izleyen dinamik bir arama
466
motoru olup, ISS® ve Harris Stat® evsel yakıt domestic fuel
tarama yazılımlarını kullanarak güvenlik evsel yakıt; evsel ısıtma amacıyla
kırıcıları yönetir,kontrol eder ve izler. kullanılan yakıt
evolvent involute evye sink
evolvent eğrisi; bir düzlem üzerinde mutfaklarda veya restoranlarda bulaşık
kaymadan yuvarlanma yapan bir yada sebze işlemleme amacıyla
çemberin üzerindeki bir noktanın kullanılan evye
geometrik yeri
F faktörü F factor
evsel domestic toprağa basan döşeme betonunda ısı
konutsal yada küçük ticari binalarda kaybının hesaplanmasında uygulanan
kullanıma ait faktör,Btu/h.ft.°F
evsel atıklar household refuse fabrika factory
evsel katı atıklar fabrika,üretim yeri
evsel buz dolabı domestic refrigerator fabrika ayarı factory set
evlerde kullanılan.tek ve çift kapılı fabrika ayarı; fabrikada ayarlanan değer,
olabilen soğutucu.buz dolabı. örneğin bir genleşme valfinin fabrikada
yapılan süperhit ayarı
evsel cihazlar domestic appliances
evde kullanılan cihazlar; ev elektrikli fabrika fiyatı factory price
cihazları(örneğin fırın,bulaşık makinesi fabrika çıkış fiyatı
vb)
fabrikada factory mounted
evsel drenaj house drainage toplanmış montajı fabrikada yapılmış olan
konutsal pis su boşaltım şebekesi
fabrikada factory assembled system
evsel elektrikli domestic electric room heater fabrikada toplanmış kullanıma hazır hale
toplanmış
oda ısıtıcısı evsel elektrikli mahal ısıtıcısı( elektrik getirilmiş sistem
sobası) sistem
domestic heating fabrikada factory installed desuperheater
evsel ısıtma
evsel ısıtma; konutsal ısıtma yerleştirilmiş yerleşik kızgınlık alıcı ile bütün
kızgınlık alıcı soğutkan bağlantılarının fabrikada
tamamlandığı ısı pompası ve kızgınlık
evsel pis su house connection alıcı topluluğu;
bağlantısı temiz su,pis su ve elektrik tesisatlarının
şebekeye bağlantıları
fabrikasyon fabricated pipework
boru tesisatı geniş kapasiteli tesislerde büyük çaplı
evsel sıcak su domestic hot water boru ve fitingsler
evin ısıtılması için olan sıcak sudan
ayrılan, içilebilir evsel sıcak su.
Fahrenheit degree Fahrenheit
derecesi suyun donma noktasını 32, kaynama
evsel sıcak su domestic hot water supply noktasını 212 olarak varsayıp aradaki
besleme hattı evsel sıcak kullanım suyu besleme hattı uzaklığı 180 eşit parçaya bölerek elde
edilen sıcaklık derecesi;Fahrenheit
evsel sıcak su domestic hot water distribution sıcaklık derecesi
dağıtımı sıcak kullanım suyu dağıtım tesisatı
Fahrenheit Fahrenheit temperature
evsel sıcak su domestic hot water requirements sıcaklığı Fahrenheit ölçeğine göre sıcaklık;
evsel sıcak kullanım suyu gereksinimi Fahrenheit derecesi
gereksinimi
Fahrenheit Fahrenheit scale
evsel sıcak su domestic hot water demand
sıcaklık ölçeği Fahrenheit sıcaklık ölçeği; suyun donma
talebi evsel sıcak kullanım suyu talebi; birim
noktasını 32 kaynama noktasını 212
zamanda ortalama bir aişlenin talebi olan
olarak alınıp aradaki uzaklığı 180 eşit
sıcak kullanım suyu miktarı
parçaya bölündüğü sıcaklık ölçeği
evsel su domestic water supply
fakir beslenen starved evaporator
besleme hattı evsel kullanım suyu beslemesi; besleme
evaporatör soğutma devrelerinde yeteri kadar
hattı
soğutkanla beslenmeyen evaporatör;
fakir beslenen evaporatör
evsel su ısıtıcı domestic water heater
evsel kullanım suyu ısıtıcısı
faktör factor
(1) mal ve hizmetlerin üretiminde
evsel su domestic water coil kullanılan kaynaklardan her
serpantini evsel suyun, kazan destekli ısıtmasında biri;(2)kimyasal reaksiyonları katalize
sıcak su deposuna yerleştirilen ısıtma eden madde;(3) sabit sayı;
serpantini
fan fan
evsel su domestic water softener dönen mile bağlanmış iki yada daha fazla
yumuşatıcı evsel soğuk su yumuşatma cihazı kanatla havayı harekete geçiren araç;
467
fan basıncı fan pressure fan destekli, fan assisted induction terminal with
fanın havaya verdiği toplam basınç değişken debili variable flow rate
indüksiyon değişken debili, fan destekli indüksiyon
fan basınç testi fan pressurization test terminal birimi
terminal birimi
fan emişli bir basınç farkı yaratarak
binalardaki hava kaçaklarının
fan dinamik fan dynamic pressure
belirlenmesine yönelik test
basıncı fanın bastığı havanın hız basıncı
fan birimi fan unit
fan birimi fan dinamik dynamic characteristics of a fan
karakteristiği bir fanın rezonans frekansı ve konum
biçimleri
fan blast alanı fan blast area
fanın helis alanından, kesim alanı
düşülerek bulunan alan fan eğrisi fan curve
bir fanın basınçhacim ilişkilerini ve çoğu
zaman fana gerekli gücü gösteren
fan bölümü fan section
diyagram.
hava hazırlama biriminde fanın
yerleştirildiği bölüm
fan fan economizer (defrost)
ekonomizeri evaporatör defrost edildikten sonra fanın
fan burulma fan torsional excitation
çalışmasını durduran eleman.
yükü dış kuvvetlerin fana mil bağlantısından
tork darbeleri biçiminde iletildiği
uygulama biçimi. fan enerjisi fan energy
fan enerjisi
fan çark konisi fan wheel cone
giriş bileziği, fan davlumbazı, kanat fan fan functions
muylusu çevresel plakası, hava giriş fonksiyonları fan fonksiyonları
tarafındaki kanatların bağlandığı çevresel
plaka, yada kanatların sabitlendiği fan giriş alanı fan inlet area
santrifüj fan konik bileziği . giriş bağlantı(lar) düzlem (ler) inde
ölçülen brüt giriş alanı; bağlantı elemanı
fan çarkı fan wheel olmayan değişen kesitli girişlerde giriş
fan çarkı yada rotoru alanı; giriş hava akımına dikey bir
düzlemin koni kenarlarına temas ettiği
fan çıkış ağzı fan outlet yer
fanın havayı bastığı çıkış ağzı
fan giriş ve fan inlet and outlet boundaries
fan çıkış alanı fan outlet area çıkış sınırı havanın girdiği ve çıktığı yerdeki hava
çıkış açıklığı(ları) düzlem(ler) inde akımına dik bir düzlemde, fan ve
ölçülen brüt içsel alan; çatı vantilatörleri sistemin geri kalanı arasındaki arayüz
ve açıktaki fanlarda, santrifüj türlerde bağlantıları;
brüt kanat çıkış alanı yada aksiyal türler
için, kanattaki brüt gövde alanı fan girişi fan inlet
fanın giriş ağzı
fan destekli , fan assisted induction terminal unit
sabit debili with constant flow rate fan gövdesi fan casing
indüksiyon sabit debili,fan destekli indüksiyon bir santrifüj fan veya kompresörde
terminal birimi kanatların yada difüzörün bastığı
terminal birimi
akışkanı alan ve boşaltan kısım. ‘fan
shroud’terimi ile karşılaştırınız.
fan destekli fan assisted supply
besleme fan destekli besleme; fanla yapılan hava
fan gövdesi fan shroud
beslemesi
fan rotorunu kapatan muhafaza; fan
gövdesi
fan destekli fan assisted supply ventilation
besleme fan destekli besleme havalandırması
fan gücü fan power
havalandırması fan miline giren güç yada,fan miline
giren güç ile güç aktarım elemanına
fan destekli fan assisted balanced ventilation bağlanabilecek güç kayıplarının toplamı;
dengeli fan destekli dengeli havalandırma fanın ve tahrik zincirinde yer alan
herhangi elemanın tahriki için gerekli
havalandırma
güç.
fan destekli fan assisted exhaust ventilation
fan güç çıktısı fan power output
egzoz fan destekli egzoz havalandırması
havaya verilen yararlı güç. Bu güç, fan
havalandırması fava debisi ile toplam basıncı ve
sıkıştırılabilirlik katsayısının çarpımıyla
fan destekli fan assisted induction terminal unit orantılıdır.
indüksiyon fan destekli indüksiyon terminal birimi
terminal birimi fan güç girdisi fan power input
fanın elemanı olarak tahrik zincirinde yer
fan-assisted warm air heating unit alan herhangi elemanın tahriki için
fan destekli
fan destekli sıcak havalı ısıtma birimi gerekli güç.
sıcak hava
birimi
468
fan güç girdisi fan input power boundary fan sistemi fan system energy demand (or fan
sınırı fanın güç girdisi sınırı enerji talebi system power)
ısıtma yada soğutma kaynağından havayı
koşullandırılan mahalle tasarım
fan hava debisi fan airflow rate
koşullarında çalışarak veren ve havayı
fan hava yoğunluğundaki hava akış
kaynağa yada egzosta döndüren, bütün
miktarı
fan motorlarının nominal güç toplamı.
fan hava fan air density
fan sistemi fan system power
yoğunluğu fan çalışır durumdayken, fan girişinde
gücü ısıtma yada soğutma kaynağından havayı
toplam basınç ve sıcaklığa karşı gelen
koşullandırılan mahalle ta
Get documents about "