Docstoc

HVAC sozluk

Document Sample
HVAC sozluk Powered By Docstoc
					                   350




 HVAC TERİMLER
    SÖZLÜĞÜ
TÜRKÇE-İNGİLİZCE
351

                                                                     türü ısı
      A-Ağırlıklı       A-weighing scale                             değiştirici
      ölçek             insan kulağının duyarlığına yaklaşan bir
                        ses ölçüm değeri, seslerin rahatsızlık       açık döngü         open loop control system
                        verme düzeyini belirlemekte kullanılır;      kontrol sistemi    gerçek sistem çıktısı dikkate
                        oktav bantlarına göre ses gücü düzeyleri                        alınmaksızaın, çıktıyı sadece girdilerle
                        için bir ölçü sınıfı; A-Ağırlıklı ölçek                         kontrol eden sistem.

      acil çıkış        emergency exit                               açık döngü         open loop control
                        bir binadan acil durumlarda kullanılan       kontrolü           gerçek sistem çıktısı dikkate
                        çıkış kapısı                                                    alınmaksızıın, çıktıyı sadece girdilerle
                                                                                        kontrol eden sistem.
      acil durum        emergency switching
      anahtarlaması     elektrik kesilmelerinde yedek güç            açık hava tesisi   open air plant
                        sistemini çalıştıran anahtarlama                                açık hava tesisi

      acil durum        emergency lighting                           açık havalık       open vent
      aydınlatması      acil durum aydınlatması                                         bir tankı atmosfere bağlayan havalık
                                                                                        borusu
      acil durum        emergency relief valve
                        güvenlik boşaltma valfi.basıncın             açık hücreli       open cell foamed plastic thermal
      boşaltım vanası                                                                   insulation
                        yükselmesi ile birlikte,belli bir değerde    köpük
                        açma yaparak akışkanın güvenli bir           plastikten ısı     açık hücresel köpüklü ısıl yalıtım
                        bölgeye aktaraılmasını sağlayan valf.        yalıtımı

      acil durum        emergency generating set                     açık iletişim      open communication
      elektrik          acil durumlarda ve elektrik                                     açık iletişim; eşit koşullarda bütün
      üreticisi         kesilmelerinde devreye giren motor-                             isteyenlerin bir bedel ödeyerek iletişim
                        jeneratör seti                                                  ve bilgi paylaşımına katılabileceği
                                                                                        kaynaklar
      acil durum        emergency power operation
      gücüyle çalışma   acil durum güç üreteci çalışması             açık kompresör     open compressor
                                                                                        büyük kapasiteli soğutma sistemlerinde
      acil durum güç    emergency power system (backup                                  kullanılan elektrik motoru dışarıda olan
                        system)                                                         ve bu motora direk kavrama veya
      sistemi                                                                           kayışkasnak düzeni ile bağlanan
                        acil durumlarda kullanılmak üzere yedek
                        bulundurulan güç üretim sistemi                                 kompresör türü.açık kompresör.


      acil durum        emergency stopping device                    açık konfor        open chilled beam
                        acil durumlarda sistemi durdurma aracı       modülü             açık konfor modülü
      kesme cihazı

      acil durum        emergency stop valve                         açık mahal         open space
                        acil durumda kapatma yapan kesme                                boyutları terminaller arası uzaklık artı 15
      kesme vanası                                                                      ft ( 5 m) ’den büyük olan, duvarlarla
                        vanası
                                                                                        yada bölmelerle kapatılmamış herhangi
                                                                                        alan.
      acil durum        emergency system
      sistemi           acil durumlarda kullanılan, su yada
                        elektrik veya diğer bir sistem               açık protokol      open protocol
                                                                                        ASHRAE ve ANSI tarafından
                                                                                        benimsenen BACnet protokolü; bu yolla
      acil durum su     emergency water supply
                                                                                        bina otomasyon sistemleri konusunda
      beslemesi         acil durum su beslemesi; acil durumlarda
                                                                                        üretim yapan değişik üreticilerin
                        su sağlayan sistem
                                                                                        ürünlerini sistemle bütünleştirmek
                                                                                        olanaklı hale gelmiştir.
      açı               angle
                        açı; iki yarım doğru arasındaki açıklık
                                                                     açık rotor         open rotor
                                                                                        açık rotor
      açı faktörü       angle factor
                        açı faktörü
                                                                     açık rotorlu       unshrouded impeller (open impeller)
                                                                                        açık rotorlu santrifüj kompresör
      açık              exposed (adj)
      [korunmamış]      maruz, açık, korunmamış
                                                                     açık salamuralı    open brine refrigerating system
                                                                     soğutma sistemi    açık salamuralı soğutma sistemi
      açık (sarih)      obvious
                        aşikâr. besbelli. meydanda. bariz. apaçık.                      open system
                                                                     açık sistem
                        meydanda ,.                                                     bkz.’open cycle refrigeration’

      açık alan         exposed area                                                    open systems interconnection, basic
                                                                     açık sistem
                        (bir etkiye yada bir kirliliğe) maruz olan                      reference model
                        alan; çıkıntı alanı                          bağlantı ana
                                                                     referans modeli    protokolleri 7 kademede tamamlayan bir
                                                                                        şebekelendirme çatısı(OSI open system
      açık              open shell and tube condenser                                   interconnection)
      boru/kovan        açık boru-kovan türü ısı eşanjörü
                                                                                                                              352

açık sistem        open system interconnection reference                         aydınlatmak. açıklanmak. anlaşılır
bağlantı           model                                                         olmak. aydınlanmak. arıtmak.
referans modeli    protokolleri 7 kademede tamamlayan bir
                   şebekelendirme çatısı(OSI open system       açılan kontak     opening contact
                   interconnection)                                              açılan kontak

açık soğutucu      open refrigerator                           açısal            angular
                   içerisindeki ürüne ulaşmak için kapı yada                     açısal
                   panellerin açılmasını gerektirmeyen
                   saklama veya sergileme soğutucusu.                            angle valve
                                                               açısal vana
                                                                                 akış yönünün 90˚ değiştiği yerlerde
açık sprey geri-   open spray recovery loop exchanger                            kullanılan, akışı boru yörüngesinin dönüş
kazanım devreli    açık sprey geri kazanımlı ısı eşanjörü;                       noktasında kontrol edebilen vana.Açısal
ısı değiştirici    besleme ve egzost hava akımları içerisine                     vana.
                   yerleştirilmiş olan ara bağlantı
                   borularıyla kanatlı yüzeylere sahip kısa                      key (stopcock)
                   soğutma kuleleri.
                                                               açma kolu
                                                                                 sıhhi tesisatta zeminden aşağıdaki bir
                                                                                 kesme musluğunun açılıp kapanması için
açık su sistemi    open water system                                             kullanılan uzun kollu anahtar
                   atmosferik basınç altında çalışan açık su
                   sistemi                                                       limit, opening
                                                               açma sınırı
                                                                                 bir ihale yada müzayedede açılış ihalenin
açık tür           open type compressor                                          başladığı en düşük teklif bedeli; en düşük
kompresör          büyük kapasiteli soğutma sistemlerinde                        açılış bedeli
                   kullanılan elektrik motoru dışarıda olan
                   ve bu motora direk kavrama veya                               manhole
                                                               adam deliği
                   kayışkasnak düzeni ile bağlanan                               basınçlı bir kapta insanın girebileceği
                   kompresör türü.açık kompresör.                                boyutlarda bırakılan açıklık

açık uçlu devre    open ended circuit                                            manway (manhole)
                                                               adam deliği
                   açık uçlu devre; ilerideki genişleme ve                       Bakınız "manhole"
                   gelişmeler düşünülerek tasarlanmış
                   eklemeye elverişli devra
                                                               adam deliği       manhole cover
                                                               kapağı            adam deliği kapağı;menhol kapağı
açık yüz           open face
                   ortası boş harflerden oluşan bir font
                   biçimi                                      adam deliği       manhole step
                                                               merdiveni         nemhol merdiveni;bir tankın içine inmeyi
                   description                                                   sağlayan merdiven
açıklama
                   tanımlama. betimleme. tanım. tarif.
                                                               adanmış özel      dedicated special system (DSS)
                   clarification drawing                       sistem(DDS)       belirli bir işlev için adanmış sistem
açıklama resmi
                   açıklama amacıyla çizilmiş ve
                   açıklamalar içeren teknik resimler          adaptiv kontrol   adaptive control
                                                                                 iç mahal tasarım sıcaklıklarını yada
açıklamalı fiyat   descriptive price list                                        kabul edilebilir sıcaklık aralıklarını dış
listesi            açıklamalı fiyat listesi                                      mahal sıcaklıkları ile ilişkilendiren
                                                                                 kontrol
açıklayıcı metin   definitive text
                   açıklayıcı,tanımlayıcı metin                adaptör           adapter
                                                                                 adaptör; her bir ucu farklı yapıda olup, bu
                                                                                 uçların kullanımıyla iki elemanı
açıklık            aperture
                                                                                 birleştiren parça( örneğin iki farklı
                   gedik, delik, menfez; açıklık, birbirini
                                                                                 çaptaki boruyu)
                   çapraz kesen iki doğrunun arası.

                                                               adım              step
açıklık            opening
                                                                                 adım; aşama; merhale
                   açıklık; çıkış ağzı;

                                                               adım değişimi     step change
açıklık alanı      aperture area
                                                                                 ya tasarım yada ölçmeler arasındaki
                   bir güneş kolektöründe, radyasyonu alan
                                                                                 zaman aralığı nedeniyle her hangi bir
                   net açıklık alanı
                                                                                 değişkendeki adımsal değişme, örneğin
                                                                                 tipik olarak, bir kontrol ayar noktasındaki
açıklık alanı      area, aperture                                                adımsal değişme.
                   bir güneş kolektörünün içerisinden
                   odaklanmamış güneş radyasyonunun
                                                               adım kontrollü    stepped control
                   geçtiği maksimum açık alanı
                                                                                 adım kontrollü

açıklık düzlemi    aperture plane
                                                               adım pistonlu     stepped piston compound compressor
                   konsantre hale getirilmemiş güneş
                                                               birleşik          adım pistonlu bilreşik kompresör
                   radyasyonunu alan, kolektörde yada
                   üstündeki açık yüzey                        kompresör

açıklık            clarify                                     adımsal basınç    stepped pressure reduction
getirmek           açıklamak. açıklık getirmek.                düşürme           adımsal basınç düşürme
353

      adımsal kontrol   step control                                                        miktarı.
                        adımsal kontrol;
                                                                        adsal hava          nominal size of an air terminal device
      adımsal kontrol   step controller                                 terminal birimi     bir hava terminalinin adsal büyüklüğü
      edici             adımsal kontrol edici;bağlı değişkendeki        uzunluğu
                        değişmeleri sınırlayan kontrol
                                                                        adsal ısı çıktısı   rated heat output
      adres             address                                                             geçerli bir test göre çalıştırılması halinde
                        bir mesajın kaynağının veya varacağı                                elde edilen ısıl çıktı
                        yerin kodlanmış temsili yeri
                                                                        adsal indirim       nominal discount rate
      adres şeması      address scheme (see addressing                                      adsal indirim miktarı
                        system)                                         miktarı
                        bilgisayar şebekesinde adresleme sistemi
                                                                        adsal kanal ve      nominal size of a duct and fitting
                        addressing system (see address                  fiting uzunluğu     bir kanal veya fitingin adsal uzunluğu
      adresleme
      sistemi           scheme)
                        adresleme sistemi(bilgisayar)                   adsal kapasite      nominal capacity
                                                                                            adsal kapasite; bir termostatik
      adreslenebilir    addressable                                                         ekspansiyon valfinin üreticisi tarafından
                        çevresinden bağımsız olarak                                         bildirilen ve ARI 750 test koşullarına
                        tanımlanabilen ve işlemlenebilen çokluk                             dayanan kapasitesi. .
                        örneğin RAM'e ait her byte kalandan
                        bağımsız olarak okunabilir ve üzerine           adsal kapasite      rated capacity
                        yazılabilir olduğundan RAM                                          hesaplanmış ve test edilerek belirlenmiş
                        adreslenebilir bir birimdir.                                        kapasite

      adsal basınç      nominal pressure                                adsal lamba         rated lamp wattage
                        adsal basınç                                    gücü                lambaların sınıflandırılmış gücü

      adsal çap         nominal diameter                                adsal lamba         rated lamp lumens
                        adsal çap                                                           lambaların sınıflandırılmış aydınlatma
                                                                        lümeni
                                                                                            şiddeti
      adsal değer       marked (nameplate) rating
                        adsal değer; makine yada motorun                                    nominal cost
                                                                        adsal maliyet
                        üzerindeki değer                                                    adsal maliyet

      adsal esnek       nominal length of a flexible duct               adsal motor         rated motor power
      kanalın adsal     esnek kanal adsal uzunluğu                                          test edilmiş motor gücü
                                                                        gücü
      uzunluğu
                                                                        adsal plaka         nameplate input rating
      adsal filtre      nominal filter medium face velocity                                 Birimin plakasında yazılı olan
                                                                        girdi
      ortamı adsal      filtre elemanı adsal yüzey hızı                                     maksimum saatlik Btu girdi miktarı.
                                                                        değerlemesi
      yüz hızı
                                                                        adsal rijit kanal   nominal length of a rigid duct
      adsal frekans     rated frequency                                                     rijit kanal adsal uzunluğu
                                                                        adsal uzunluğu
                        ekipmanın adsal plakasında Hz olarak
                        belirtilen frekans değeri.
                                                                        adsal sıcaklık      nominal temperature difference
                                                                        farkı               adsal sıcaklık farkı
      adsal gerilim     rated voltage
                        ekipmanın adsal plakası üzerinde Volt
                        olarak gösterilen voltaj.                       adsal soğutma       nominal cooling capacity
                                                                        kapasitesi          adsal soğutma kapasitesi
      adsal girdi       rated input
                        ANSI/ASHRAE Standard 1461998                    adsal soğutma       nominal cooling capacity or nominal
                        tarafından belirlenen ve üretici tarafından     kapasitesi veya     specific cooling capacity
                        verilen, bir havuz ısıtıcısının enerji                              adsal soğutma kapasitesi yada adsal
                                                                        adsal özgül
                        kullanım kapasitesi                                                 özgül soğutma kapasitesi
                                                                        soğutma
                        nominal air volume flow rate                    kapasitesi
      adsal hava
      debisi            adsal hava akış miktarı;
                                                                        adsal soğutma       nominal cooling water flow rate
                                                                        kulesi debisi       adsal soğutma suyu akış miktarı
      adsal hava        rated airflow
      debisi            bir aracın ANSI/ASHRAE Standard
                        52.21999 Bölüm 8’de açıklandığı şekilde         adsal son           rated final resistance
                        test edilerek üreticisi tarafından belirtilen   direnç.             genellikle üreticisi tarafından önerilen,
                        cfm ( m3/s) olarak akış miktarı.                                    inSS (Pa) olarak ifade edilen aracın
                                                                                            değiştirilmesini veya yenilenmesini
                        rated airflow rate                                                  gerektiren maksimum basınç kaybı.
      adsal hava
      miktarı           bir aracın ANSI/ASHRAE Standard
                        52.21999 Bölüm 8’de açıklandığı şekilde         adsal yalıtım R-    rated R-value of insulation
                        test edilmesiyle, üreticisi tarafından          değeri              bir yalıtımın tek başına, üreticisi
                        belirtilen cfm ( m3/s) olarak akış                                  tarafından 75°F(24°C) ’de belirtilen ve
                                                                                                                            354

                  h·ft2·°F/Btu olarak verilen ısıl direnci;                       çıkartılması olmaksızın yapılan ve iç
                                                                                  enerjinin sadece üzerine uygulanan iş
adsal zaman       nominal time constant                                           kadar arttığı sıkıştırma süreci; adyabatik
                  adsal zaman sabiti;bir mahal yada binada                        sıkıştırma
sabiti
                  iç mahal hacminin, birim zamanda
                  sağlanan taze hava miktarına bölümü;          adyabatik süreç   adiabatic process
                                                                                  (1) gerçekleştirilmesi sırasında sisteme
adsorbe eden      adsorbent                                                       ısı eklenmeyen ve sistemden ısı
                  molekülleri arasında bir gaz yada sıvının                       çıkartılmayan termodinamik süreç,
                  moleküllerini tutma özelliği olan madde                         adyabatik durum değiştirme. (2) soğutma
                                                                                  çevriminde akışkan kontrol elemanı
                  adsorber                                                        içerisinde gerçeklenen, ısı ve iş alış-
adsorbe edici                                                                     verişinin olmadığı işlem
                  adsorbe edici herhangi bir madde

                  adsorbate                                     adyabatik üs      adiabatic exponent
adsorbe edilen                                                                    PVk =sabit eşitliğinde, bir adyabatik
madde             adsorbe edici bir madde molekülleri
                  tarafından tutulan madde                                        değişimi temsil eden k sabiti (k, sabit
                                                                                  basınçtaki özgül ısının sabit hacimdeki
                                                                                  özgül ısıya oranıdır)
adsorbe etme      adsorption
                  (1) bir yüzey üzerinde kimyasal, fiziksel
                  veya her iki yolla akışkan moleküllerinin     adyabatik         adiabatic efficiency
                  yoğunlaştırılma süreci. (2) bir maddenin      verim             ısı kayıp ve kazançları temelinde
                  kimyasal veya fiziksel değişikliğe                              hesaplanan iş verimi
                  uğramaksızın, atmosferde yada gaz
                  karışımlarındaki bir yada daha fazla          aerobik mikro     aerobic microbes
                  maddeyi çekmesi                               organizma         oksijenin varlığına bağımlı bir
                                                                                  metabolizmaya sahip olan ve yaşamlarını
                  adsorption hygrometer                                           sürdürmek için oksijenin bulunmasına
adsorpsiyon                                                                       gerek gösteren mikro
nem-ölçeri        içerdiği adsorbe edici bir madde yoluyla
                  havadaki su buharını tutan ve gravimetrik                       organizmalar,mikroplar
                  yoldan nemliliği belirleyen nem-ölçer
                                                                aerodinamik       aerodynamic
                  resorption type refrigerating system                            hava veya diğer gazların hareket
adsorpsiyon
                  adsorpsiyon çevrimi ile çalışan soğutma                         yasalarıyla uğraşan bilim dalı.
türü soğutma
sistemi           makinesi
                                                                aerodinamik       aerodynamic excitation
                                                                baskı             bir fanın kanadı üzerine etkiyen ve hava
adyabatik         adiabatic                                                       akışındaki uyumsuzluklar nedeniyle
                  çevreyle ısı ve iş alış verişi olmaksızın                       zaman içerisinde değişen yükler; zaman
                                                                                  içerisinde sabit kalan, hava akışının
adyabatik         adiabatic saturation                                            yersel eşitsizlikleri, fan dönme hızının
doyma             dışarıyla ısı alış verişi olmaksızın suyu                       tam katları olan frekanslardaki harmonik
                  hava içerisine buharlaştırma; hava ve                           çalkantıları artırır
                  suyun duyulur ısısı, havaya karışan
                  buharın gizli ısısı haline gelir ve           aerodinamik       aerodynamic diameter
                  sıcaklıklar düşerek eşitlenir.                                  düzensiz şekillere sahip havadaki
                                                                çap
                                                                                  parçacıkların büyüklüğünü ifade eden
adyabatik         adiabatic saturation temperature                                idealize edilmiş küresel yarı çap
doyma sıcaklığı   dışarıyla ısı alış verişi olmaksızın suyun
                  hava içerisine buharlaştığı sıcaklık ; hava   aerodinamik       airfoil fan
                  ve suyun duyulur ısısı, havaya karışan                          aerodinamik kanatlara sahip fan
                                                                fan
                  buharın gizli ısısı haline gelir ve
                  sıcaklıklar düşerek eşitlenir.
                                                                aerogel           aerogel
                                                                                  içerisindeki sıvı bileşenin gazla yer
adyabatik         adiabatic expansion
                                                                                  değiştirdiği gel'den üretilen düşük
genişleme         gerçekleşmesi sırasında çevre ile ısı alış
                                                                                  yoğunluktaki katı madde.Bu sürecin
                  verişinin olmadığı süreç (proses);
                                                                                  sonucunda sonderecede düşük
                                                                                  yoğunluklu bir madde elde edilir ve
adyabatik hal     adiabatic change of state                                       yalıtım amaçlı kullanılır.
değişimi          bir maddenin çevreyle ısı ve iş değişimi
                  olmaksızın durum değiştirmesi;
                                                                aerosol           aerosol
                  adyabatik durum değiştirme
                                                                                  havada asılı halde bulunan duman,sis ve
                                                                                  sigara dumanı gibi katı yada sıvı küçük
adyabatik         adiabatic mixing                                                parçacıklar; bu parçacıkların
karıştırma        birden fazla akışkan akımının genellikle                        büyüklükleri birkaç mikrometre’den(eski
                  adyabatik olarak varsayılan karışması                           mikron) 0.01 mikrometreye kadar
                                                                                  değişir.
adyabatik         adiabatic lapse rate
sıcaklık          atmosferik hava tabakalarında                 aerosol           aerosol particle
değişme değeri    yükseklikle sıcaklığın negatif değişme                          havada asılı halde bulunan duman,sis ve
                                                                parçacığı
                  miktarı; yükseklikle sıcaklığın azalma                          sigara dumanı gibi katı yada sıvı küçük
                  miktarı                                                         parçacıklar; bu parçacıkların
                                                                                  büyüklükleri birkaç micrometreden(eski
adyabatik         adiabatic compression                                           mikron) 0.01 mikrometreye kadar değişir
sıkıştırma        havaya herhangi bir ısı eklenmesi ve
355

      ağır metal         heavy metal                                   akı [fluks]       exitance
                         özgül ağırlıkları 4.0'den büyük olan                            flux' veya 'irradiance' yerine kullanılan
                         bakır,bizmut gibi elementler grubu                              terim; bir büyüklüğün birim alandan
                                                                                         zaman biriminde geçen miktarı; akı;fluks
      ağırlık            weight
                         ağırlık; cismin kütlesi ile yer çekimi        akıllı bina       intelligent building
                         ivesinin çarpımı; G=mg                                           mekanik, elektriksel, ve asansör
                                                                                         sistemlerini; yangın ve güvenlik
      ağırlık merkezi    centre of gravity                                               sistemlerini kontrol etmek,tam bir bina
                         ağırlık merkezi;bir çok pratik amaç için                        otomasyonu sağlamak üzere sayısal
                         bir sistemin kütlesel elemanlarının                             kontrol sistemleri tarafından kontrol
                         toplandığı varsayılabilen merkezi nokta                         edilen bina;

      ağırlık olarak     part by weight                                akım              current
      kısım              ağırlık olarak kısım                                            bir boru veya elektrik devresinden
                                                                                         gerçeklenen akış; akım.

      ağırlık            weight loaded valve
                                                                       akım              stream
      yüklemeli vana     ağırlık yüklemeli vana
                                                                                         akım. dere. çay. ırmak. cereyan. gidiş.
                                                                                         akmak. sel gibi akmak.
      ağırlık yüzdesi    percentage by weight
                         ağırlık yüzdesi; ağırlık olarak yüzde         akım bölücü (     stream splitter (water cooler)
                                                                       su soğutucu)      yüzde olarak su bölünmesi yaratan test
      ağırlıklı pik      dominant peak                                                   cihazı.
                         ağırlıklı pik; en fazla rastlanan pik değer
                                                                       akım bölücü       splitter damper
      ağırlıklı rüzgar   prevailing wind direction                     damper            akım bölücü damper
      yönü               ağırlıklı rüzgar yönü; bir bölgede
                         rüzgarın daha çok geldiği yön
                                                                       akım hesabı       calculation of current
                                                                                         akım hesabı
      ağız yoluyla       ingestion
      beslenme           maddeleri(besin) ağız yoluyla alınması
                                                                       akım kapasitesi   current capacity
                                                                                         bir iletkenin akım taşıma kapasitesi;
      ahşap              wood                                                            ısınma nedeniyle ergime olmaksızın
                         ahşap;odun;                                                     taşıyabileceği maksimum akım miktarı

      ahşap duvar        baseboard (USA)                               akım şeması       flow chart
      çıta               bir iç duvarın döşemeyle birleştiği yerde                       bir karar verme sürecinde aşamalar
                         uygulanan plastik veya ahşap çıta                               arasındaki ilişkiyi gösteren akış şeması

      ahşap kasalı       wood framed wall
      duvar              ahşap kasalı duvar                            akım şeması       flow diagram
                                                                                         akış sırasında boru çaplarına ve debiye
                         wood framed door                                                göre basınç düşümlerini gösteren
      ahşap kasalı
                         ahşap kasalı kapı                                               diyagram
      kapı

      ahşap yünü         wood wool                                                       current intensity (amperage)
                                                                       akım şiddeti
                         ısı yalıtımında kullanılan ahşap talaşı,                        akım şiddeti
                                                                       (amperaj)
      Aitkin             Aitkin nuclei
                         yarı çapı 0.1 mikrondan küçük olan            akım taşıma       ampacity
      çekirdeği                                                                          bir elektrik kablosunun aşırı ısınma
                         aerosol                                       yeteneği
                                                                                         olmaksızın güvenle akım taşıma
                                                                                         yeteneği. eskiden akım kapasitesi için
      Ak değeri          Ak value                                                        kullanılan terim.
                          bir hava terminalinin etkin alanı, ölçülen
                         hava akış miktarının (hacimsel debi)
                         belirli bir ölçme aracıyla önceden            akım trafosu      current transformers
                         belirlenen biçimde ölçülmesinden elde                           bir ölçme ekipmanında bulunan ve ölçer
                         edilen hız değerine bölümüne eşittir                            aralığının ötesinde akımların geçmesine
                                                                                         izin veren transformatör.
      Ak faktörü         Ak factor
                          bir hava terminalinin etkin alanı, ölçülen   akım tüketim      calculation of current consumption
                         hava akış miktarının (hacimsel debi)          hesabı            akım tüketiminin hesaplanması
                         belirli bir ölçme aracıyla önceden
                         belirlenen biçimde ölçülmesinden elde         akım tüketimi     consumption of current
                         edilen hız değerine bölümüne eşittir                            bir elektrikli aracın çalışırken tükettiği
                                                                                         yada çektiği akım
      akı                flux
                         belirli bir alandan (çoğu zaman akışa dik     akış (akım)       flow (noun)
                         olan birim alan) birim zamanda akan                             akış;akma; sıvının yer değiştirmesi;
                         aynı niceliğin miktarı;(örneğin, akışkanın                      akıntı;bir akışkanın, boru,kanal, yada
                         kütlesi yada hacmi, elektromanyetik                             açıklıklardan sürekli hareketi.
                         enerji, yada parçacık sayısı.)
                                                                                                                               356

akış alanı          flow area                                                     sıcaklığında, kilogram /saniye olarak
                     boru demetlerine sahip bir ısı                               ifade edilir;
                    eşanjöründe, dıştaki akışkan tarafından
                    etkin biçimde taranan kesit .(eşanjörde bu
                    kesit bir noktadan diğerine değişir)         akış katsayısı   flow coefficient
                                                                                   akış katsayısı; bir orifisten gerçeklenen
                                                                                  akımda basınç düşümü ile debi
akış alanı,         flow area, flexible duct                                      arasındaki ilişkileri belirleyen katsayı
esnek kanal         üretici tarafından verilen iç boyutlar
                    kullanılarak hesaplanır.                     akış kontrol     flow rate control device
                                                                 cihazı           soğutma devrelerinde soğutkanın debi ve
                                                                                  basıncını kontrol edip sıvı soğutkanı
akış alanı, içi     flow area, lined duct                                         evaporatöre gönderen eleman; akış
kaplı kanal         çıplak kanal kesit alanında, kaplama                          kontrol elemanı;
                    malzemesi kesit alanını çıkartarak
                    bulunan kanal akış alanı; çıplak kanal iç
                    boyutlarından hesaplanır; tamamen            akış kontrol     flow control valve
                    kaplanmış kanallar için, nominal alan        vanası           akışın debisini kontrol eden vana; akış
                                                                                  kontrol vanası

akış alanı, rijit   flow area, rigid duct esnek olmayan
kanal               malzemeden yapılmış kanallarda havanın       akış kontrolü    flow control
                    geçtiği net alan                                               akış kontrolü; bir borudaki akışın
                                                                                  yön,basınç ve debi bakımından kontrol
                                                                                  edilmesi; bu tür kontrolleri sağlayan
akış                flow equaliser                                                eleman
dengeleyicisi       akış dengeleyici;bir gaz veya hava
                    akımında daha üniform bir akış sağlayan
                    eleman                                       akış memesi      flow nozzle
                                                                                  özellikle basınç düşümüne göre debi
                                                                                  ölçmelerinde akışın geçtiği küçük delik
akış direnci        resistance to flow                                            içeren parça;nozul
                    bir sıvı veya gaz akımında akışa karşı
                    malzemenin gösterdiği direnç.
                                                                 akış miktarı     quantity of flow
akış duyargası      flow sensor                                                   akışın belirli bir kesitten birim zamanda
                    üzerinden geçen akışkan hacmiyle ilgili                       geçen miktarı; suyun debisi
                    bir işaret (çıktı) gönderme yeteneğindeki
                    duyarga (algıla yıcı)                        akış miktarı     rate of flow
                                                                                  akış miktarı; debi

akış dürenci        flow resistance                              akış             flow rate
                    akışa karşı borunun gösterdiği sürtünme      miktarı(debi)    birim zamandaki akış miktarı; belirli bir
                    direnci                                                       düzlemi geçmek üzere hareket eden
                                                                                  birim zamandaki akışkan hacmi olup, QV
akış düzenleme      flow regulating valve                                         ile gösterilir ve cfm ( m3/s) olarak ifade
vanası              akış düzenleme vanası;                                        edilir;


akış göstergesi     flow indicator                               akış ölçümü      flow measurement
                    borudaki akışın görsel olarak izlenmesini                     akışkan akışında basınç.,debi,basınç
                    sağlayan akış göstergesi; gözetleme camı                      düşümü, sıcaklık gibi ölçümler


akış hızı           flow velocity                                akış örneği      flow pattern
                    bir boru, kanal yada bir orifiste akan                        laminer,geçiş ve türbülanslı akış
                    akışkanın hızı (yerel veya ortalama)                          örneklerinden her biri


akış hızı           velocity of flow                             akış sıcaklığı   flow temperature
                    akış hızı; bir akış kütlesinin birim                          akış sırasında akışkanın sahip bulunduğu
                    zamanda aldığı yol                                            sıcaklık; akış sıcaklığı

akış işi            flow work
                     sistemin dışındaki bir yerde, sisteme       akış üssü        flow exponent
                    akışkan girmesine neden olacak bir                            sıvı akış rejimini belirleyen ifadelerdeki
                    pompalama ortaya çıktığı için,sistem                          akış üssü
                    sınırlarından yada sınırlarına taşınan
                    enerji;
                                                                 akış             flow guide vanes
                                                                 yönlendirme      bir kanalda akışa yön vermek üzere
akış kapasitesi     flow capacity belirli bir soğutkanın, bir    kanatları        özellikle dirsek elemanlarında bulunan
                    kurutucu arasından belirli bir basınç                         kanatlar
                    düşümü altında verdiği akış miktarı(
                    debi); akış kapasitesi, 110°F (43°C) sıvı
357

      akış yönü         flow direction                               aksonometrik       axonometric drawing
                        akış yönü;                                   resim              aksonometrik perspektif resim

                                                                     aktarım            decanting device
      akışı kesmek      stop up                                                         aktarma bir kaptan diğerine boşaltma
                                                                     cihazı(sıvı)
                        bir kaçağı tamamen durdurmak; tapa                              cihazı
                        takmak; akışı yada sızıntıyı kesmek
                                                                     aktarma            transfer pump (fuel oil)
      akışkan           fluid                                                           yakıt aktarım pompası; yakıt tankından
                                                                     pompası
                        akış yeteneğine sahip ve kuvvet                                 sıvıyı alarak brülöre getiren ve
                        karşısında biçim değiştirebilen sıvı veya                       kullanılmayan yakıtı tekrar tanka
                        gaz madde                                                       döndüren yakıt pompası

      akışkan           temperature of flowing fluids                aktarmak           transfer (verb)
      sıcaklığı         akış yönüne dik bir istasyonda, karışım                         nakletmek. taşımak. taşınmak. transfer
                        ortalama sıcaklığı                                              etmek. transfer olmak. taşıt değiştirmek.
                                                                                        aktarma yapmak. devretmek.
      akışkan yatak     fluidized bed
                        gözenekli bir distribütör arasından düşük    aktarmak(sıvı)     decant
                        hızda gaz yakıt geçirerek bunu katı yakıt                       en ağır maddeler çöktükten sonra(katı
                        gözeneklerinde depolama temeline                                veya diğer bir sıvı) sıvının üst tabakasını
                        dayanan yakma işlemi                                            çekmek.

      akışkan yataklı   fluidized bed freezer                        aktif konfor       active chilled beam
      dondurucu         içerisinde akışkan yataklı iletim yoluyla                       tavan düzeyinde yerleştirilen, ısıtma
                                                                     modülü
                        dondurulan malzemelerin iletildiği derin-                       ve/veya soğutma amaçlı tasarlanmış
                        dondurucu                                                       aparat; konfor modülü de denilmektedir.

                                                                     aktif örnekleme    active sampling
      akışkan yataklı   fluidized bed combustion                                        aktif numune alma, bir numune alma
      yanma             klasik yakıtlar dışında biyokütle ve                            borusu veya bir pompa ile
                        kömür de yakılabilen ve katı yakıtlara                          değerlendirilecek olan havadan numune
                        emdirilmiş gaz yakıtlarla gerçekleştirilen                      almayı ifade eder. Borudaki soğurucu
                        yanma işlemi                                                    maddede toplanan inceleme konusu
                                                                                        maddeler analiz için laboratuara
                                                                                        gönderilir.
      akışkanlar        fluid mechanics
      mekaniği          momentum değişimi, akış                      aktif sistem       active system
                        yönü,turbulans,basınç ve hacim                                  kızgınlık-alıcı (desuperheater) ve su
                        değişikliklerini içeren akış                                    ısıtıcı arasında, değişken yada sabit bir
                        (deformasyon) halindeki akışkanların                            miktarda içme suyunu pompalamakta
                        mekaniği                                                        kullanılan kombine cihaz

      akkor halde       incandescence                                aktif site         active site
                        akkor hale gelme; akkor                                         bir grup web yayımlama ve birlikte
                                                                                        çalışma cihazı
      akkor lamba       incandescent lamp
                        çerisinde filamentin elektrik akımı          aktif soğutma      active cooling
                        tarafından akkor hale ısıtılmasıyla                             mekanik ısı boruları yada pompaları
                        aydınlatma elde edildiği lamba. (                               kullanarak bir ısı transfer akışkanını
                        Bakınız “reflector lamp”.)                                      sirküle etmek yoluyla yapılan ısı
                                                                                        transferi.
      akma noktası      pour point
                        önceden belirlenen koşullar altında, bir     aktif takipçi      active tracer gas
                        yağın akmaya başladığı en düşük                                 bir bina içerisinde hava hareketlerinin
                                                                     gaz
                        sıcaklık.                                                       ölçülmesinde kullanılan gaz; binaya
                                                                                        küçük bir miktarda gaz verilir ve değişik
      akma sınırı       yield point                                                     bölümlerde bu gazın derişimi ölçülür.
                        bir malzemenin elastik sınırını aşan
                        gerilme.bu gerilmenin altında, malzeme       aktifleştirilmiş   activated carbon (USA=charcoal)
                        ilk konumuna döner.bu gerilmenin                                 kokuları ve diğer buharları
                                                                     karbon
                        üzerinde ise dönmeyecektir.                                     emme,soğurma yeteneğinde olan,özel bir
                                                                                        işlemle elde edilmiş,gözenekli bir karbon
      akmak             akmak;                                                          türü
                        flow (verb)
                                                                     aktifleştirilmiş   activated charcoal
      akronim           acronym                                      kömür              daha çok taş-kömüründen üretilmiş
                        bir tanım veya ifadedeki sözcüklerin baş                        karbon için kullanılan genel terim; aktif
                        harflerinden oluşan kısaltma                                    karbon

      aksesuar          accessory                                    aktive alümina     activated alumina
                        bir sistemin işleyişinde olmazsa olmaz                          soğutma devrelerinde nem alıcı yada
                        nitelikte olmayan fakat kullanımı halinde                       kurutucu olarak kullanılan,nem soğurma
                        sistemin işlevselliğini iyileştiren                             yeteneği olan bir tür aliminyum oksit
                        eleman(lar); yardımcı eleman; aksesuar
                                                                                                                               358

aktive alümina   activated alumina desiccant                                       acoustical comfort
nem tutucu       OSHA ve NIOSH tarafından belirlenmiş,                             akustik konfor ; bir mahalde içsel ve
                 bir kimyasal zehirli maddenin gözlem,                             dışsal ses kaynaklarının ürettiği
                 araştırma ve incelenmesini gerektiren                             memnuniyet durumunun ölçüsü
                 zararlı düzeyleri.
                                                                 akustik kuvvet    acoustic force
aktive karbon    activated carbon filter                                           ses basıncının havadaki toz parçacıkları
filtresi         tutucu ortamı mangal kömüründen                                   üzerine etki ettirdiği kuvvet
                 üretilen, son derece geniş bir yüzey
                 alanına sahip filtre                            akustik           acoustic performance
                                                                 performans        bir bina yada duvarın ses iletimine karşı
aktive karbon    activated charcoal filter                                         yeteneğinin ölçüsü; akustik performans
filtresi         Bakınız "activated carbon filter"
                                                                 akustik pod       acoustic pod
aktive karbon    activated carbon or activated charcoal                            hava panjurlarında ses azaltıcı pod
veya aktive      aktifleştirilmiş karbon veya
kömür filtresi   aktifleştirilmiş taş kömürü                     akustik
                                                                 soğuruculuk       acoustic absorptivity
                                                                                   sesi yutma veya soğurma yeteneği; ses
aktivite         activity                                                          yutuculuk
                 farklı moleküllerin yada ideal olmayan
                 gaz veya çözeltilerin birbirleriyle
                 etkileşiminin ölçüsü; etkinlik; aktivite;       akustik           acoustic muff (muffler)
                 aktiflik                                        susturucu         ses söndürücü; susturucu


akuastat         aquastat                                        akustik           acoustician
                 kazan suyunun sıcaklığını kontrol               teknisyeni        akustik düzenlerde bilgili teknisyen
                 etmekte kullanılan eleman
                                                                 akustik           acoustical thermometer
akustik alarm    alarm (acoustic)                                termometre        ses hızının bir ortamdaki değerinin
                 önceden belirlenen koşullar oluştuğunda                           sıcaklığa bağlı olduğu ilkesine göre
                 ses yoluyla bildirim veren alarm                                  çalışan termometre

akustik          acoustic anemometer                             akustik ve/veya   acoustic and/or thermal insulation
anemometre       ilk kez 1970'lerde üretilmiş olan, rüzgar       ısıl yalıtım      ses ve/veya ısı geçişine karşı yapılan
                 hızını ve yönünü saptamak üzere ses                               yalıtım; ses ve/veya ısı yalıtımı
                 dalgalarını kullanan anemometre
                                                                 akustik yalıtım   acoustic insulation
akustik basınç   acoustic pressure                                                 sesin iletimini azaltmak yada engellemek
                 bir ses dalgasının çevresel basınçta neden                        için yapılan yalıtım; ses yalıtımı
                 olduğu sapma; pascal ile ölçülür; ses
                 basıncı                                         akümülatör        accumulator
                                                                                   (1)alçak basınç tarafındaki sıvı soğutkanı
akustik bilimi   acoustics                                                         depolamada kullanılan kap;(2) sahip
                  (1)ses üretimi,iletimi ve etkileriyle ilgili                     olduğu hacim bir soğutma devresindeki
                 bilim dalı (2) içerisindeki sesin duyma                           darbeleri azaltmakta kullanılan basınçlı
                 eylemine ilişkin ses kalitelerini belirleyen                      kap, (3) bir pnömatik devrede, bağlı
                 oda karakteristiği                                                devrelere ortalama bir basınç uygulayan
                                                                                   basınçlı kap
akustik çevre    acoustic environment
                 fondaki sesler de dahil olmak üzere bütün       akümülatör        surge tank
                 ses ve gürültü kaynaklarının oluşturduğu                          sıvı soğutkan dolgusu ile çalışan
                 ses düzeyi; ses çevresi                                           evapora-törlerde, kompresöre sıvı
                                                                                   soğutkan girişini önlemek için emme
akustik                                                                            hattı ile kompresör arasında bulunan
Doppler etkisi   acoustical Doppler effect                                         tank.
                 bir gözlemcinin ses kaynağı ile birlikte
                 hareket etmesi durumunda ses                    alafranga         water closet (WC)
                 frekansının ve dalga boyunun değişmesi          tuvalet           tuvaletlerde kullanılan alafranga tuvalet
                                                                                   apareyi
akustik güç
                 acoustic power                                  alan              area
                 bir ses kaynağı tarafından birim zamanda                          alan;yüzey
                 yayınan toplam ses enerjisi genellikle
                 saniyedeki erg yada watt olarak ifade           alan cihazı       field device
                 edilir; ses gücü                                                  alan cihazları; herhangi bir bina
                                                                                   otomasyon sistemini kendi fiziksel
akustik kaçak                                                                      çeversine bağlayan ve çevre hakkında
arama            acoustic leak detection                                           bilgi sağlayarak daha enerji etkin
                 ses dalgaları yoluyla bir boru                                    kullanıma olanak veren cihaz
                 tesisatındaki kaçak bölgesinin
                 belirlenmesi; ses dalgaları ile kaçak           alan faktörü      area factor (AF)
                 arama                                                             (1)besleme havası çıkışındaki akış
                                                                                   miktarını ölçülen akış hızına bölerek
akustik konfor                                                                     belirlenen ve aydınlatma üzerinde oda
359

                        düzenleme biçiminin etkisini                                   bir yüzeyden yansıyan güneş
                        değerlendirmede kullanılan faktör(AF)                          radyasyonunun gelen güneş
                                                                                       radyasyonuna oranı.
      alan örnekleri    area samples
                        alan örnekleri;alan numuneleri;             alerjik            allergic reaction
                                                                    reaksiyon          metabolizmada allerji oluşturan
      alan şebekesi     field network (FN)                                             tepkime;allerjik tepkime
                        aynı ilgi alanına sahip
                        bireyleri(öğrenci,profesyonel vb)           alerjik temas      allergic contact dermatitis
                        birbirine bağlayan şebeke;                  etkileri           allerji yapan bir madde ile temas eden
                                                                                       derideki etkiler
      alan testi        field test
                        bir makine veya sistem kurulduktan          alerjik tepki      allergic response
                        sonra yerinde yapılan test                                     allerjik tepki; bedenin verdiği alerjik
                                                                                       tepki
      ALARA             as low as reasonably achievable
                        (ALARA)                                     alev               flame
                        kimyada, radyasyona maruz kalma                                yanan gaz yada buharın ışık veren
                        ölçüsünü ifade etmekte kullanılan terim;                       gövdesi;alev.

      alarm             alarm                                       alev almaz         fireproof (adj)
                         (1) bir çalıştırıcı personelin düzeltici                      alev geçirmez( aleve karşı dayanımlı)
                        katılımını gerektiren normal olmayan bir
                        durum karşısında görsel yada işitsel veya   alev almaz         fireproof (verb)
                        her ikisinde verilen ve çalıştırıcıyı       kılmak [haline     alevden korunmak
                        uyaran işaret. (2) önceden saptanan bir
                        çalışma aralığının altına veya üstüne       getirmek]
                        sapmış bulunan basınç,sıcaklık vb gibi
                        normal olmayan koşullar; maintainance       alev borulu        boiler, finned tube
                        alarm çalıştıran personele bakım            kazan              ısı eşanjörü kanatlı boru içeren kazan
                        gerektiği işaretini veren uyarı
                                                                    alev borulu        fire tube boiler
      alarm bildirimi   alarm annunciation                                             duman borulu kazan
                                                                    kazan
                        alarm bildirimi

                                                                    alev borusu        fire tube
      alarm işareti     alarm signal
                                                                                       duman borusu; kazanlarda içerisinden
                        alarm sinyali; alarm bildirimi; bir alarm
                                                                                       duman gazlarının geçtiği dışında suyun
                        sisteminin verdiği uyarı bildirimi
                                                                                       bulunduğu boru

      alarm             alarm mechanism
                                                                    alev düzenleme     flame regulation
      mekanizması       alarm düzeneği;kontrol edilen değişkenin
                                                                                       doğal gaz yakan araçlarda kolay
                        önceden belirlenen değerlerin dışında
                                                                                       erişilebilen bir yere yerleştirilen ve alevin
                        çıkması ile birlikte uyarı üreten cihazla
                                                                                       istenen boyutlarda ayarlanmasını
                        bağlantı kuran düzenek
                                                                                       sağlayan düzenleyici

      alarm noktası     alarm point
                                                                    alev güvenlik      flame safeguard control
                        bir değişkenin normal olmayan çalışma
                                                                    kontrolü           bir brülörü doğru bir hava temizleme,
                        aralığının sınır değeri
                                                                                       tutuşma, normal çalışma ve güvenlik
                                                                                       nedeniyle durdurma gibi bir takım işletim
      alarm rölesi      alarm relay                                                    sıralamasına koyan kontrol sistemi.
                        alarm rölesi
                                                                    alev iyon          flame ionization detector
      alarm sistemi     alarm system                                                   alev iyonlaştırma detektörü(FID); gaz
                                                                    detektörü
                        kontrol edilen değişken ile alarm üreten                       kromatografisinde kullanılan bir detektör
                        cihaz arasında kurulan bağlantıyı
                        sağlayan elemanların tümü
                                                                    alev kararlılığı   flame stability
                                                                                        alevin kararlılık ve sürekliliği
      alarm zili        alarm bell
                        alarm zili
                                                                    alev köprüsü       fire bridge
                                                                                       uzun alevli bir fırında yanma mahalli ile
      alaşım            alloy                                                          ızgarayı ayıran kısa boylu duvar
                        içerisinde en az birisi metal olan ve
                        sonuçlanan maddenin metalik özellikler
                                                                    alev sıcaklığı     flame temperature
                        gösterdiği iki yada daha fazla maddenin
                                                                                       alev sıcaklığı, tam yanmanın olduğu
                        çözelti yada bileşimi
                                                                                       blgedeki alev sıcaklığı

      alaşımlı çelik    alloy steel pipe
                                                                    alev söndürme      flame failure device
      boru              çelik alaşımlı boru;çeliğin içerisine bir
                                                                    cihazı             Doğal gazla çalışan araçlarda(fırın,ocak
                        takım alaşım elemanları katılarak elde
                                                                                       vb) alev olduğu sürece besleme solenoid
                        edilen malzemeden yapılan boru; alaşımlı
                                                                                       valfini açık tutan, alev görmediğinde
                        çelik boru; örneğin paslanmaz çelik
                                                                                       valfi kapatarak gaz akışını kesen araç
                        borular

                                                                    alev türbülansı    flame turbulence
      albedo            albedo
                                                                                        alev turbulansı;
                                                                                                                               360

alev yalaması      flame impingement                             alıcı BACnet     receiving BACnet® user
                    yakıtın yanmasından kaynaklanan alevin       kullanıcısı      bir BACnet cihazından bildirim alan ve
                   fırındaki herhangi bir iç yüzeyle temas                        gönderen kullanıcı; BACnet®
                   etmesi durumunda ortaya çıkan durum.                           protokolünü kullanarak sayısal (digital)
                                                                                  iletişimi destekleyen herhangi gerçek
aleve dayanıklı    flame proof aleve dayanıklı; parlama                           yada sanal cihaz.kullanıcısı
                   yapmayan
                                                                 alıcı sistem     receptor system
aleve dayanıklı    flame retardant yangının yayılması ve                          alıcı sistem
                   dağıtımını önleyen, aleve karşı direnimli
                   malzemeler                                    alkali           alkaline (adj)
                                                                                  suyun pH derecesini 7.0’nin üzerine
alevlenebilir      flammable (adj)                                                çıkartan yeterli alkali miktarını içermesi
                   yanabilir; parlayabilir;ateş alabilir                          durumu

                                                                 alkali direnci   alkaline resistant
alevlenebilir      flammable atmosphere                                           alkali bileşiklere karşı direnimli fiberglas
atmosfer           içerisinde alevlenebilir gazları içeren
                   hava yada ortam havası                        alkalililik      alkalinity
                                                                                  suda bulunan karbonat,bikarbonat ve
alevlenebilir      flammable refrigerant                                          hidrat iyonlarının toplamı olup, diğer
                   alevlenebilir soğutkan                                         iyonlar olan fosfat yada silikat alkaliliğe
soğutkan
                                                                                  kısmen katılırlar; alkalilik genel olarak
                                                                                  ppm CACO3 olarak ölçülür.
alevlenebilirlik    flammability
                   alevlenebilirlik.bir sıvının ısı karşısında   alkol            alcohol
                   alevlenmeye başlama eğilimi.                                   karbon,hidrojen ve oksijenden oluşan bir
                                                                                  grup organik bileşik. bir dizi hidro
                   flammable limits                                               karbondan oluşan moleküllerin bir
alevlenebilme                                                                     hidroksil grubuyla birleşmesinden oluşan
sınırları          alevlenebilme sınırları; bir sıvı yada
                   gazın alevlenebildiği en düşük sıcaklık                        madde, metanol, etanol, isopropil alkol
                                                                                  gibi.


                   inflammable                                   alkollü          alcohol thermometer
alevlenmeyen                                                                      alkol termometresi; içerisindeki sıvı çoğu
                   yanmaz; alev almaz; yanmaya direnimli         termometre
                                                                                  zaman renklendirilmiş alkol olan
                                                                                  termometre
alevlenmeyen       non flammable (adj)
                   alevlenmeyen; yanmayan;ateş almaz
                                                                 allerji          allergy
                                                                                  insanların çoğunun normal tepki verdiği
alevlenmez bina    fireproof building material                                    maddelere karşı bazı insanların verdiği
malzemesi          yangına ve aleve dayanıklı inşaat                              değişik ve duyarlı tepki; allerji; 1906'da
                   malzemesi                                                      Celemens von Pirquet tarafından bu
                                                                                  duruma verilen ad.
alevlenmez         fireproofing
kılma              alev almaz kılma;                                              allergens
                                                                 allerjikler
                                                                                  kendisine karşı duyarlı olan insanlarda
alfa K faktörü     alpha K factor                                                 allerjik etkiler yapan madde.
                   bir hava terminalinin etkin alanı; ölçülen
                   akış debisinin, belirli bir ölçme aracıyla    alt patlama      lower explosive limit
                   açıklandığı biçimde ölçülmesinden elde        sınırı           düşük maruz kalma sınırı; bir tehlikeli
                   edilen hız’a bölümüne eşittir.                                 maddenin olumsuz sağlık etkileri
                                                                                  olmaksızın maruz kalınabileceği en
alfanümerik        alphanumeric                                                   düşük derişim sınırı
                   arap sayısal ve latin alfabesindeki
                   simgeleri birleştiren terim; alfanümerik      alt akım         downstream
                   dizi 0 ile 9 arasındaki sayıları ve A ile Z                    bir ölçme aracının, pompanın, vananın ve
                   arasındaki harfleri içerir.                                    benzeri diğer bir ekipmanın çıkış tarafı.

algılama ölçeği    scales of sensation                           alt alevlenme    lower flammability limit (LFL)
                   duyumsama ölçeği; bir mahaldeki hava          sınırı           düşük yanabilirlik sınırı; bir yakıtın ısı
                   kalitesini duyumsama ölçeği                                    uygulanmasıyla yanmaya başladığı en
                                                                                  düşük sıcaklık
algılanan hava     perceived air quality (PAQ)
kalitesi           algılanan hava kalitesi                       alt boru         downpipe
                                                                                  aşağı inen boru; bir elemandan alınan
                   algorithm                                                      boşaltım borusu
algoritma
                   bir problemin sonlu adımlarla
                   çözümünde, iyi tanımlanmış kurallar ve        alt boşaltım     drain down
                   süreçler dizisi                                                aşağı boşaltmak;güneş kolektörlerinde
                                                                                  önceden belirlenmiş bazı koşullarda
alıcı              receptor                                                       suyun boşaltıldığı sistemler için
                   alıcı                                                          kullanılır.
361

      alt çekimli         downdraught hood                                                 alternatif enerji kaynakları
      davlumbaz           aşağı çekimli davlumbaz
                                                                        alternatif         alternating current (AC) voltage
      alt çekimli         downward combustion                           gerilim            alternatif akım gerilimi
      yanma               aşağı çekimli yanma
                                                                        alternatif         alternate refrigerant
      alt güvenlik        lower confidence limit                        soğutkan           ozon yıpranmasına neden olan
                          düşük güvenlik sınırı                                            kloroflorokarbon soğutkanların yerine
      sınırı
                                                                                           kullanılan soğutkanlar

      alt kontrol         slave controller
                                                                        altı köşe başlı    hexagonal nut
      elemanı             ana kontrol ediciye bağlı alt-kontrol
                                                                        cıvata             altı köşe başlı cıvata
                          elemanı

      alt master          sub-master controller                         altimetre          altimeter
                          alt-master kontrol;bir master kontrolden                         yer yada deniz seviyesi gibi bir
      kontrol
                          işaret alan(sinyal) kontrol                                      referanstan olan yüksekliği gösteren araç

      alt merkez          substation                                    alt-ölçme          sub-metering (electric)
                          elektrik üretim,dağıtımında yüksek                               bir enerji şirketinden satın alınan
                          gerilimin trafolar yardımıyla düşük                              enerjinin, bir mal sahibi tarafından
                          gerilime dönüştürüldüğü yer                                      ödenmesi durumunda, kiracılar
                                                                                           tarafından tüketilen miktarları her birine
                                                                                           ait sayaçlarla ölçmesi;elektrik kullanan
      alt sıcaklık        under temperature
                                                                                           bir çok cihazdan her birinin tükettiği
      gradyeni            alt sıcaklık gradyeni
                                                                                           elektriği ayrı birer sayaçla ölçme

      alt soğutma         subcooling                                    alt-soğutma        heat of sub-cooling
                          belirli bir basınçta, sıvının sıcaklığı ile                      soğutma sistemlerinde, kondenserden
                          kaynama sıcaklığı arasındaki fark; veya
                                                                        ısısı
                                                                                           çıkan doymuş durumdaki sıvının doyma
                          çıkış basıncına karşı gelen doyma                                sıcaklığının altında belirli bir değere
                          sıcaklığı ile ısı eşanjöründen çıkan sıvı                        kadar soğutulması; alt soğutma ısısı
                          sıcaklığı arasındaki °F ( °C) olarak fark.
                                                                        alt-soğutulmuş     sub-cooled liquid
      alt soğutma         supercooling                                                     belirli bir basınçta doyma sıcaklığının
                          bir maddeyi katılaşma olmaksızın donma
                                                                        sıvı
                                                                                           altındaki bir sıcaklık derecesine kadar
                          noktasının altındaki sıcaklığa                                   soğutulmuş sıvı.
                          soğutulması
                                                                        alttan akımlı su   underflow water cooling tower
      alt soğutma ısı     subcooling heat rejection                                        cebri çekimli fanın plenum odasının
                          qs toplam ısı atımından yoğuşma ısı
                                                                        kulesi
      atımı                                                                                altına yatay biçimde yerleştirildiği çapraz
                          atımının çıkartılması ile elde edilen                            akımlı su soğutma kulesi
                          değer; soğutkan sıcaklığını doyma
                          sıcaklığının altına soğuturken atılan ısı
                                                                        alttan yukarı      upfeed system
                          miktarı
                                                                        besleme sistemi    bir tesisatta dağıtımın(sıcak su,buhar vb)
                                                                                           kullanım birimine aşağıdan yukarı doğru
      alt soğutucu        subcooler                                                        yapıldığı system.
                          soğutmada kondenserden çıkan sıvıyı
                          doyma sıcaklığının altındaki bir sıcaklığa
                                                                        alttan yukarı      underfeed stoker
                          düşürmekte kullanılan soğutucu;
                                                                        besleyen stoker    alttan yukarı doğru beslemeli stoker
                          kondenser yüzeyinin artırılması yada bir
                          ısı eşanjörü ile sağlanır.
                                                                        alümina            alumina
      alt soğutulmuş      specific heat of a subcooled refrigerant                         alümina;
      soğutkanın          doyma sıcaklığının altına soğutulmuş
      özgül ısısı         soğutkanın özgül ısı kapasitesi               alüminyum          aluminium foil
                                                                        folyo              alüminyum folyo

      alt taban           base, bottom
                          alt taban                                     alüminyum          aluminium fins
                                                                        kanatlar           serpantin borularının ısı transferi
                          substructure                                                     yüzeyini artırmak amacıyla boruya
      alt yapı
                          alt yapı; bir işletme kentsel alanda yol,su                      geçirilmiş veya lehimlenmiş alüminyum
                          elektrik,kanalizasyon için kullanılan                            kanatlar
                          terim
                                                                        alüminyum saç      aluminium sheet
                          alternating current (AC)                                         alüminyum tabaka saç;
      alternatif akım
                          alternatif akım. zaman içerisinde akım
                          yönünün değiştiği akım biçimi.                alüminyum          aluminium wool
                                                                        yünü               alüminyum yünü; sinterleme yoluyla
                          alternating current motor                                        üretilen alüminyum yünü
      alternatif akım
      motoru              alternatif akımla çalışan elektrik motoru
                                                                        amonyak            ammonia
                                                                                            kimyasal formülü NH3 olan
      alternatif enerji   alternative energy sources                                       renksiz,keskin kokulu, kimyasal madde;
      kaynakları          fosil yakıtların dışındaki, güneş, rüzgar,                       suda önemli ölçüde çözünebilen ve geniş
                          akar su vb gibi enerji kaynakları;
                                                                                                                               362

                 kapasiteli soğutma tesislerinde               ana elektrik       main ring
                 kullanılan soğutkan(S-717).                   tesisatı           bir konutsal elektrik tesisatında prizleri
                                                                                  aydınlatma anahtarlarını ve araçlarını
amonyak          ammonia solution                                                 taşıyan elektriksel devre
çözeltisi        amonyağın sudaki çözeltisi
                                                               ana filtre         main filter
                                                                                  ana filtre
amonyak          ammonia refrigerant
soğutkanı        geniş kapasiteli devrelerde kullanılan
                 soğutkan olarak amonyak                       ana gaz            main gas cock
                                                               musluğu            ana gaz musluğu
amorf silika     amorphous silica
                 doğal olarak ortaya çıkan veya sentetik       ana hat            take-off
                 olarak üretilen ve bilinen kristal yapısına   borusundan         ana hat yatay borusu yada kolonlardan
                 sahip olmayan silisyum                        boru alma          alınan ve sistem içerisindeki yardımcı
                                                                                  devreleri besleyen ayrılma hatları;
                                                               (branşman)
amortize etme    amortization                                                     branşmanlar.
                 belirli bir süre sonunda miktar düşümü;
                 amortize etmek                                ana hattı          trunk main
                                                                                  ana hat
amortize etmek   amortize
                 amortize etmek                                ana hava           main air treatment
                                                               işlemlemesi        temel hava işlemlemesi
amper            ampere
                 1 volt elektromotor kuvvete sahip bir         ana kablo          main cable
                 devrede 1 ohm dirençten geçen akım;                              ana kablo
                 amper; elektriksel akım birimi ;dönen
                 bir makinenin nominal gerilim, hız ve
                                                               ana kanal          main duct
                 tork değerlerinde şebekeden çekeceği
                                                                                  diğer zonlara giden kanallara verilecek
                 akım
                                                                                  havayı taşıyan ana kanal

ampirik değer    empirical value
                                                               ana kanal          trunking
                 tecrübi, tecrübeye dayanan, deneysel
                                                               tesisatı           hava kanalı, kanal tesisatı
                 değer

ana anahtar      main switch                                   ana kolektör       main collector
                 ana anahtar;ana şalter                                           ana kolektör

ana anahtar      main switch board                             ana kolon          rising main
                 ana kumanda tablosu; ana şalter tablosu                          yataydan giderek yükselen( eğim verilen)
panosu
                                                                                  ana hat borusu

ana besleme      main feeder
                                                               ana kondens        main condensate
hattı            ana besleme hattı
                                                               borusu             ana kondens borusu; kondens hatlarının
                                                                                  birleştiği boru
ana besleme      mains supply
hattı            besleme ana hattı; diğer hatlara yapılacak    ana kontaktör      main contactor
                 besleme miktarını taşıyan hat                                    kendisine bağlı kontaktöleri çalıştıran ana
                                                                                  kontaktör
ana birim yük    base unit power density (Pb)
yoğunluğu        alan faktöründeki düzeltmeden önce,bir        ana kontrol        master controller
                 ideal mahallin listelenen alanları/                              ana kontrol edici; diğer kontrollerin bağlı
                 etkinliklerinde izin verilen maksimum                            olduğu temel kontrol birimi
                 güç yoğunluğu,W/ft2
                                                               ana kontrol        main control valve
ana boru         main pipe                                                        kendisine bağlı vanaları kontrol eden ana
                                                               vanası
                 ana boru; diğer borulara verilecek                               kontrol vanası
                 akışkanı taşıyan ana boru
                                                               ana musluk         main cock
ana boşaltma     main drain                                                       ana musluk
borusu           diğer boşaltma hatlarının kendisine
                 bağlandığı ana boşaltma hattı                                    main sewer
                                                               ana pis su
                                                               borusu             ana pis su borusu
ana brülör       main burner
                 temel brülör
                                                               ana pis su hattı   trunk sewer
                                                                                  kendisine daha küçük çaplı pis su
ana destek       principal support
                                                                                  boruların bağlandığı geniş çaplı ana pis
                 ana destek; temel destek elemanı
                                                                                  su borusu

ana devre        main circuit
                                                               ana sigorta        main fuse
                 ana devre
                                                                                  ana sigorta

ana duman        main flue
                                                               ana sözleşme       main contract
kanalı           ana duman kanalı; değişik ekipmanlardan
                                                                                  ana sözleşme; bir sözleşmenin bütün
                 gelen duman kanallarını birleştiren kanal
                                                                                  kısımlarında geçerli olan hususları içeren
363

                         sözleşme                                      analiz            analysis
                                                                                         analiz; bir maddeyi yada fenomeni, bu
      ana stop vana      main stop valve                                                 olayı yada fenomeni oluşturan
                         ana stop vanası; kapanması ile diğer                            parçalarına ayırma; parçalarına ayırarak
                         bütün hatlara giden akışkan beslemesini                         inceleme
                         kesen vana
                                                                       analiz dönemi     period of analysis
      ana şebeke         voltage main                                                    analiz dönemi;
      gerilimi           ana şebeke voltajı
                                                                       analiz edici      analyzer
                                                                                         soğurmalı(absorption) bir soğutma
      ana tank           header tank
                                                                                         sisteminin yüksek basınç tarafında,
                         ana tank; genellikle yüksek bir yerde
                                                                                         düzelticiye yada kondensere giren buhar
                         bulunan ve suyun sabit bir basınçta
                                                                                         içerisindeki soğutkanın derişimini
                         akmasını sağlayan tank
                                                                                         artırmak için kullanılan cihaz

      ana temel          base, foundation
                                                                       analog            analogue (USA analog)
                         ana temel yapısı
                                                                                         girdiyle orantılı çıktı üreten; analog

      ana trafo          main transformer
                                                                       analog çıktı      analogue output
                         ana trafo;
                                                                                         bir diğer değişkeni temsil etmekte
                                                                                         kullanılan sürekli değişken; örneğin
      ana yüklenimci     main contractor                                                 sıcaklık girdisini temsil eden akım yada
                         ana yüklenimci; bir işi ihale yada diğer                        gerilim çıktısı,
                         bir yöntemle üstlenen ve daha sonra işin
                         belirli bölümlerin taşeronlara devreden
                                                                       analog değer      analogue value
                         ana müteahhit
                                                                                         analog değer

      ana yüklenimci     prime contractor
                                                                       analog girdi      analogue input
                         ana müteahhit; ana yüklenimci
                                                                                         analog girdi

      ana zon            main zone,
                                                                       analog gösterim   analogue indication
                         ana zon;temel zon
                                                                                         bir çalıştırma personeline süreçle ilgili
                                                                                         analog değerleri gösteren örneğin bir
      ana,temel          basis                                                           ölçme aracı, yada bir gösterge aracı
                         ana prensip, esas; kaynak, menşe; temel,
                         kaide.
                                                                       analog iletim     analogue transmission
                                                                                         ses,veri,görüntü,sinyal yada video
      ana,temel          main                                                            bilgilerinin, bir değişkenin değişmesiyle
                         (1)değişik kanal yada boru                                      orantılı olarak genliği,fazı, yada diğer bir
                         branşmanlarından akışı toplayan yada bu                         özelliği değişen sürekli bir sinyalle
                         branşmanlara akışı dağıtan boru yada                            iletimi
                         kanal, (2 )pnömatik kontrollere giden
                         ayarlanmış basınçlı hava;
                                                                       analog            analogue display
                                                                       sergileme          (1)analog (girdiyle orantılı çıktı üreten)
      anahtar            switch                                                          veri değerlerinin sergilenmesi (2) bir
                         anahtar; elektriksel temas sağlayan veya                        fiziksel değişkenin sürekli biçimde
                         kesen eleman                                                    sergilenmesi

      anahtar kutusu     switch box                                                      analogue data
                                                                       analog veriler
                         dağıtım kutusu; elektriksel enrjiyi değişik                     genellikle kağıt formunda, haritaları,
                         ekipmanlara dağıtan kutu                                        istatistik verileri ve basılı hava
                                                                                         fotoğrafını içeren data
      anahtarlama        switching cycle
      çevrimi            anahtarlama çevrimi;                                            analogue to digital converter
                                                                       analog-sayısal
                                                                       dönüştürücü       analog sinyalleri farklı sayısal işaretlere
      anahtarlama        switching period                                                dönüştüren cihaz
      periyodu           anahtarlama süresi
                                                                       anemostat         register
                         analyte                                                         anemostat;menfez;hava giriş elemanı
      analit
                         bir analitik süreç sonunda belirlenen bir
                         madde veya kimyasal eleman                    aneroid           aneroid barometer
                                                                       barometre         atmosferik basıncı ölçmede kullanılan
                         analytical solution                                             araç; herhangi bir sıvı içermez.;temel
      analitik çözelti
                         belirli bir parametreler ve sınır koşulları                     şekliyle, içinin havası boşaltılmış, ince ve
                         dizisi için nedensel sonuçlara sahip bir                        yol kıvrımlı bir madensel kapsülden
                         gerçeklik modelinin matematiksel                                oluşur;
                         çözümü
                                                                       aneroid kapsül    aneroid capsule
                         quasi-analytical solution                                       metalden ve kısmen vakumlanmış ve
      analitik çözüm
                         bilinen bir parametreler dizisi ve sınır                        sızdırmazlığı sağlanmış bir yay
                         koşullarında, bir gerçeklik modelinin                           tarafından gergin ve açık tutulan
                         matematiksel çözümü;                                            atmosfer yada gaz basıncı ile çekilen ve
                                                                                         genişleyen ince, disk biçimli kadranlı
                                                                                         kapsül
                                                                                                                             364

anestezik          anaesthetic (anesthetic USA) gasses                            çözelti olan anilin içerisinde yağın
                   anestezi amacıyla kullanılan ve bireyde                        çözünmeye başladığı minimum sıcaklık
                   geçici ve geri getirilebilir bilinç kaybı(
                   baygınlık) yaratan gazlar                      ankastre        anchor (noun)
                                                                  eleman          demir, çapa, ankastre tutma yada
anfizem            emphysema, pulmonary                                           bağlama elemanı
                   anfizem, tıbbi anfizem, doku ve organlar
                   arasında hava kalması; solunum                 ankastre        anchor (verb)
                   güçlüğü,akciğer dokularının yıpranması                         demirlemek, sıkıca tutturmak/bağlamak,
                                                                  yapmak
                   gibi sonuçlar yaratır                                          sıkıca bağlanmak, çapa, çapa atmak,
                                                                                  tutmak
ani                instantaneous
                   ani, birden bire;hemen;ansal                   anket formu     questionnaire
                                                                                  soru yada anket formu; belirli konularda
ani buhar          flash steam                                                    kamusal düşünceyi belirlemek için
                   ani buharlaşma buharı; boru hatlarında                         uygulanan anket
                   akan sıvının, sıvı basıncının, sıvı
                   sıcaklığını doyma sıcaklığı yapan değere       anlaşma         agreement
                   düşmesi ile aniden buharlaşması                                sözleşme; anlaşma; yerine getirilmesi
                                                                                  gereken hususları içeren imzalı belge

ani buharlaşma     flash vaporization                             anod            anode
                   ani buharlaşma; özellikle soğutma                              (1)bir elektrolitik pilde, negatif yüklü
                   devrelerinde sıvı soğutkanın sıvı                              metal olmayan iyonların kendisine doğru
                   hattındaki ani buharlaşması                                    hareket ettiği pozitif elektrod; (2)
                                                                                  elektrolitik bir pil yada vakum borusunda
                                                                                  pozitif kutup yada elektrot
ani buharlaşma     flash tank
deposu              bir akışkan akışı sırasında sıcaklığın        anormal         abnormal
                   yükselmesi veya basıncın düşmesi                               anormal; normal olmayan;
                   nedeniyle aniden oluşan buhar bölümünü
                   sıvı bölümünden ayırmakta kullanılan                           enthalpy
                   tank.
                                                                  antalpi
                                                                                  bir sistemin iç enerjisi ile basınç hacim
                                                                                  çarpımı olan sistem üzerinde yapılan işin
                                                                                  toplamı;h = e + pv; h = antalpi yada
ani ısıl           instantaneous thermal storage capacity                         toplam ısı içeriği , e = sistemin iç enerjisi
depolama           ansal ısıl depolama kapasitesi;                                p =basınç, ve v = hacim;
kapasitesi
                                                                  antalpi [ısı    enthalpy (heat content)
ani ısıl verim     efficiency, instantaneous thermal              tutumu]         bir sistemin iç enerjisi ile basınç hacim
                   belirli bir zaman aralığında brüt kolektör                     çarpımı olan sistem üzerinde yapılan işin
                   alanı başına çıkartılan ısı miktarının,aynı                    toplamı;h = e + pv; h = antalpi yada
                   dönemde kararlı yada yarı kararlı                              toplam ısı içeriği , e = sistemin iç enerjisi
                   koşullarda kolektörün birim alanına gelen                      p =basınç, ve v = hacim;
                   toplam radyasyona bölümü
                                                                  antalpi         enthalpy chart (enthalpy diagram)
ani radyasyon      instantaneous irradiance                       diyagramı       antalpi diyagramı; soğutma çevrimini
                   bir yüzey üzerinde ölçülen ani radyasyon                       gösteren basınç-antalpi
                                                                                  diyagramı;koordinatlardan birisinin
                   irradiance, instantaneous                                      antalpi olduğu, bir maddenin
ani radyasyon
                   Btu/ ( h·ft2) (W/m2) olarak ifade edilen,                      özelliklerinin grafik olarak gösterimi
                   birim yüzey alan üzerinde birim
                   zamandaki güneş radyasyonu.                    anten           aerial
                                                                                  anten
ani su ısıtıcısı   instantaneous water heater
                   ani su ısıtıcısı; deposu olmayan musluk        anti korozif    anticorrosive paint
                   açıldıktan hemen sonra sıcak su vermeye        boya            demir malzeme üzerine havadan
                   başlayan ve genellikle duş kafasına                            kaynaklanan korozyonu önlemek için
                   uygulanan ısıtıcı                                              kullanılan boya; astar

ani verim          instantaneous efficiency                       anti korozyon   anticorrosive agent
                   belirli bir dönemde, bir ısı transfer          katkı           korozyonu önlemek için kullanılan katkı
                   akışkanı tarafından çıkartılan brüt
                   enerjinin, kararlı hal yada yarı kararlı hal   antibiyotik     antibiotic
                   koşullarında bir güneş kolektörünün                            bir başka canlı organizmanın gelişimini
                   birim alanına gelen güneş radyasyonuna                         durduran yada bu organizmayı öldüren
                   oranı                                                          bir canlı organizma tarafından (örneğin
                                                                                  mantar,bakteri) üretilen
ani yanma          spontaneous combustion                                         madde.’bactericide’ terimi ile
                   kendiliğinden tutşma;kendiliğinden                             karşılaştırınız.
                   yanmaya başlama
                                                                  anti-C          anti-C
anilin noktası     aniline point                                                  "Anti-Contamination" için kullanılan
                   seçilmiş hidrokarbonlardan oluşan bir                          kısaltma
365

      antifriz çözeltisi   antifreeze solution                                               yüksek basınç kademeleri arasındaki
                           metanol yada etilen glikol gibi bir aracın                        basınç
                           soğutma suyuna eklenen yada solar
                           sistemde ısı transfer akışkanı olarak          ara durum          intermediate state
                           kullanılan sistemi donmaktan koruyan           (hal)              ara hal; geçiş hali
                           sıvı bileşik.

                                                                          ara hacim          interstitial space
      antisifon vana       antisiphon valve
                                                                                             bir binanın iki zon’u, katı yada odası
                           sifonlamayı önleyen vana
                                                                                             arasındaki hacim.

      Antoine eşitliği     Antoine’s equations
                                                                          ara kanal          intermediate duct
                           basıncın sıcaklığın bir fonksiyonu
                                                                                             bir çalışma noktası yada kalibre edilmiş
                           olduğunu belirten yasa
                                                                                             bir mikrofon tepkisi oluşturan, bir fanın
                                                                                             emme ve basma taraflarına bağlanmış
      antrasit             anthracite                                                        kanal.
                           sert, yoğun, zor parçalanan, temiz, ancak
                           yoğun bir alevle yanan ve içerdiği uçucu
                                                                          ara karar          interim order
                           madde miktarı az sabit karbon miktarı
                                                                                             nihai sonuca ilişkin ara karar
                           fazla olduğundan çok fazla duman
                           vermeyen bir kömür türü; alt ısıl değeri
                           12,000/15,000 British Thermal Units/lb         ara kızgınlık      intermediate superheater
                           (BTU)’dur.                                     alıcı              buhar kazanlarında buharın akış sırasında
                                                                                             yoğuşmasını önlemek üzere yerleştirilen
                                                                                             ara kızdırıcı
      antrasit             anthracite coal
      kömürü               sert, yoğun, zor parçalanan, temiz, ancak
                           yoğun bir alevle yanan ve içerdiği uçucu       ara pompalama      intermediate pumping station
                           madde miktarı az sabit karbon miktarı          merkezi            ara pompalama istasyonu; ikincil
                           fazla olduğundan çok fazla duman                                  pompalamanın yapıldığı ara pompalama
                           vermeyen bir kömür türü;ısıl değeri                               merkezi
                           12,000/15,000 British Thermal Units
                           (BTU)/lb’dur.                                  ara soğutucu       intercooler (interstage cooler)
                                                                                             ara soğutucu; çift kademeli soğutma
      antropi              entropy                                                           sistemlerinde alçak ve yüksek basınç
                           bir maddeye eklenen ısı miktarının                                kademeleri arasındaki soğutucu
                           bulunduğu mutlak sıcaklığa oranı
                           ds=dq/T; istatiksel mekanik bakımından         ara tabaka         intermediate layer
                           antropi sistemin olası mikroskopik                                ara tabaka
                           konfigürasyonlarının sayısını anlatır.
                                                                          ara tank           buffer tank
      antropi              entropy chart (entropy diagram)                                   ara depolama tankı
      diyagramı             (1) sistemde kullanılamayan veya diğer
                           tür bir enerjiye çevrilemeyen enerjinin        ara tavan          intermediate ceiling
                           ölçüsü (2) koordinatlardan birisinin                              bir mahalde,temiz odada kanalların yada
                           antropi olduğu, bir maddenin                                      ışıkların gizli yerleştirilebilmesi için
                           özelliklerinin grafik olarak gösterimi                            uygulanan ara tavan

      anyon                anion                                          ara yoğuşma        interstitial condensation
                           negatif yüklü iyon; örneğin klorit, silikat,                      mahaller arası yoğuşma
                           sülfat.
                                                                          ara yüz            interface
      anyon değişimi       base exchange process                                             bilgisayarda bir yazılımın sahip olduğu
                           anyon değişimi yoluyla alkalilik kaldırma                         özellik;bir bilgisayar ile aynı yapıdaki
                                                                                             elemanlar arasında bilgiyi iletmek yada
      aparat               apparatus                                                         bilgisayardan bilgi almak için yapılan
                            ANSI/ASHRAE Standart 402002 de                                   arayüz bağlantıları. arayüz
                           istenen test odası koşullandırma cihazı ve
                           diğer test ve ölçme araçları.                  ara zon            buffer zone
                                                                                             ara zon
      aparat çiğ           apparatus dewpoint (ADP)
      noktası               nem almanın olduğu yerlerde serpantinin       araç (cihaz)       device
                           etkin yüzey sıcaklığı; bu sıcaklık, % 100                         ANSI/ASHR.AE Standard 52.11992
                           besleme havasının serpantine temas                                içerisinde "device" sözcüğü , özellikle
                           etmesi halinde tüm besleme havasının                              test altındaki ekipman olmak üzere, genel
                           soğuyacağı sıcaklıktır;                                           havalandırmada kullanılan bir hava
                                                                                             temizleme ekipmanı anlamına gelir
      aparey (aparat)      fixture
                            bir lamba yada lambalar grubunu içeren,       araç altı          underslung refrigerating unit
                           konumlandıran, görüşten saklayan ve            soğutma birimi     araç dingiline alttan bağlı soğutma birimi
                           ışığı dağıtan eleman. Bu aparat aynı
                           zamanda bir ballast gerektirebilen
                                                                          araç duyarlılığı   instrument sensitivity
                           elektrik bağlantılarını da içerir.
                                                                                             ölçme aracının yanıt vereceği en küçük
                                                                                             artımsal değişim.
      ara basınç           intermediate pressure (interstage
                           pressure)
                                                                          arada              interim
                           kademeli soğutma sistemlerinde alçak ve
                                                                                                                                366

                   (zaman) aralik. ara. bosluk. geçici.         arama bilgi         call for tenders
                   aradaki.                                     servisi             arama ile bilgi alma servisi

aralık             clearance                                    araştırma           research
                   birbiriyle eş çalışan iki yüzey arasındaki                       yeni olayların ışığında, benimsenen
                   boşluk; motor ve kompresörlerde piston                           sonuçların yeniden gözden geçirilmesine
                   üst ölü noktadayken silindir kafası ile                          ilişkin deneysel ve kapsamlı kritik
                   piston yüzeyi arasındaki uzaklık;                                çalışma.

aralık             crackage                                     araştırmak          survey
                    kapı ve pencere yüzeyleri arasındaki                             bakmak. incelemek. dikkatle göz
                   açıklıklar, aralıklar.                                           gezdirmek. (bir yapiyi) yoklamak.
                                                                                    muayene etmek. durumunu sinamak.
aralık             interval                                                         teftis etmek.
                   aralık. fasıla. mesafe. müddet. zaman. iki
                   ses arasındaki perde farkı.antrakt. ara.     arayıcı             detector
                   açıklık. meyan. mühlet.                                          arayıcı;detektör; genelde soğutma
                                                                                    sistemlerinde soğutkan kaçak noktalarını
aralık             range                                                            belirlemekte kullanılan elektronik cihaz
                   basınç,sıcaklık,akış miktarı (debi) yada
                   bilgisayar değerleri gibi değerlerin en      arayıcı borusu      detector tube
                   yüksek ve en düşük sınırları arasındaki                          detektör borusu
                   fark;
                                                                arayüz              interface standard
aralık (makine)    spacing                                                          iletişimde iki sistem yada iki ekipman
                                                                standardı
                   iki parça arasındaki aralık; boşluk                              parçası arasında bilgi değişimi için, bir
                                                                                    yada daha fazla işlevsel
aralık             clearance samples                                                karakteristiği(kod dönüştürme,hat
mastarları         iki yüzey arasındaki aralığı ölçmek üzere                        ayırma,protokol) açıklayan standart
                   değişik kalınlıklarda hazırlanmış
                   mastarlar                                    arazi               terrain
                                                                                    arazi, özel bir maksada hizmet eden
aralık oranı       spacing ratio                                                    arazi; yer, arazi, arsa.
                   aralık oranı
                                                                ardışık olay        eves
aralık parçası     spacing piece                                                    bir olayı hemen takibeden bir başka olay
                   ekipmanlar veya elemanlar arasında
                   aralık bırakan parça; aralık parçası         arıza               failure
                                                                                    arıza;hata;yanlışlık
aralıklı           intermittent ignition burner
ateşleyen          aralıklı brülör ateşlemesi;sadece gerekli    arıza bulma         troubleshooting
brülör             olduğunda yada hava fırını çalışırken                            soğutma makinalarında arıza saptma
                   devrede olan ateşleme sistemi.                                   işlemi.

aralıklı brülör    intermittent burner ignition                 arıza tepkisi       failure response
ateşlemesi         aralıklı brülör ateşlemesi;sadece gerekli                        arıza tepkisi
                   olduğunda yada hava fırını çalışırken
                   devrede olan ateşleme sistemi.
                                                                arıza uyarı ışığı   failure warning light
                                                                                    arıza ikaz ışığı
aralıklı buz       batch type ice maker
yapıcı             değişmeli olarak buz yapma (dondurma)
                                                                arızalı hal         disabled state
                   ve toplama çevrimi yapan buz makinesi
                                                                                    arızalı durum; arızalı hal

aralıklı çalışma   intermittent operation
                                                                aritmetik           mean, arithmetic
                   aralıklı çalışma;
                                                                ortalama            aritmetik ortalama;bir veri dizisindeki
                                                                                    değerler toplamının dizideki eleman
aralıklı görev     intermittent duty                                                sayısına bölümü
                   aralıklı görev yada işlev; gerekli
                   olduğunda devreye giren işlev
                                                                aritmetik           arithmetic mean temperature
                                                                ortalama            difference
aralıklı ısıtma    intermittent heating                                             belirli bir dönem içerisinde ölçülen hava
                   aralıklı ısıtma                              sıcaklık farkı
                                                                                    sıcaklıkları toplamının, ölçme sayısına
                                                                                    bölümü ile elde edilen ortalama sıcaklık
aralıklı ısıtma    intermittent heating or cooling
veya soğutma       aralıklı ısıtma yada soğutma                 ark                 arc
                                                                                    birbirine yakın iki elktrot arasında
aralıklı numune    intermittent sampling                                            gerilimin neden olduğu akım atlaması;ark
alma               belirli aralıklarla numune alma
                                                                ark kaynağı         arc welding
                                                                                    ark kaynağı; elektrotla malzeme arasında
aralıklı proses    batch cycle process
                                                                                    oluşan arkın ergitmesi ile yapılan kaynak
                   soğutma ve/veya soğutma işlevlerini
                   kararsız yada sürekli olmayan biçimde
                   sağlandığı bir çevrim türü;                  arka plan           background noise level
                                                                                    gürültü değerlendirilmesinde kullanılan
367

      gürültü düzeyi    fondaki(arka plandaki) gürültü düzeyi;                          girmesinden kaynaklanan hastalık;bu
                                                                                        hastalıkta soluma giderek güçleşir ve
                        aromatic hydrocarbon                                            ölümcül bir sona ulaşabilir.
      aromatik
      hidrokarbon       Tekli (C-C) ve çift(C=C) bağlarla bağlar
                        çevresinde 6 simetrik karbon zinciri         asetilen           acetylene
                        yapısında karbon ve hidrojen atomları                           birbirine üçüz bağla bağlanmış iki karbon
                        içeren hidrokarbon.                                             ve iki hidrojen atomu içeren en basit
                                                                                        alkin grubu; asetilen
      aromatik içerik   aromatic content
                        bir bileşikte yada çözeltideki aromatik      asetilen kaynağı   acetylene welding
                        hidrokarbonların yüzdesi                                        oksijen ve asetilen gazlarını bir şalomada
                                                                                        birleştirip basınçlarını ayarlayarak yakan
                        Archimedes number                                               ve bu yolla iki metalin birleştirilmesinde
      Arşimet sayısı
                        Arşimet sayısı                                                  kullanılan kaynak; oksijen kaynağı da
                                                                                        denir
      artan hız         rising velocity
                        artan hız; hızın giderek artması             asfalt             asphalt
                                                                                        maden zifti ile kum veya çakıl taşını
                                                                                        karıştırarak yol yapımında kullanılan
      artık gaz         lean gas
                                                                                        malzeme, asfalt; maden zifti; asfalt,
                        doğal gaz absorpsiyon işlemlerinden(
                                                                                        asfaltla yapılan yol.
                        örneğin doğal gazdan doğal benzin elde
                        edilmesi) ve sıvı bileşenlerin
                        ayrılmasından sonra kalan doğal gaz          asfiksiyan         simple asphyxiant
                                                                                        solunum güçlüğü yaratmaktan başka bir
                                                                                        sağlık etkisine sahip olmayan gaz
      artmak            increase
                        artmak. çoğalmak. yükselmek. artırmak.
                        çoğaltmak. artış.                            asıl               original
                                                                                        özgün. esasa ait. ilk. yeni. yeni icat
                                                                                        olunmuş. orijinal.
      artmak            rise (verb)
                        artmak;yükselmek;
                                                                     asıl doküman       original document
                                                                                        bir dökümanın aslı
      arz ve talep      supply and demand
                        arz ve talep; bir tam rekabet piyasasında
                        fiyatların arz ve talep yasasına göre        asılı              suspended
                        belirleneceğini ileri süren kuram                               asılı; asılı halde; havada veya bir sıvıda
                                                                                        asılı halde bulunma
      asansör           elevator
                        yükleri yada insanları yüksek bir düzeye     asılı maddeler     suspended matter (particulates)
                        çıkartan araç;asansör                                           havada asılı halde bulunan parçacıklar


      asansör           lift (noun) ( USA elevator)                  asılı parçacık     suspended particle
                        asansör; kaldırıcı; yükselteç                                   asılı haldeki parçacık


      asansör boşluğu   elevator shaft                               asimetrik          temperature, asymmetry
                        içerisinde asansörün çalıştığı bina          sıcaklık           bir siyah panel cismin iki yüzü arasındaki
                        boşluğu                                                         radyatif sıcaklık farkı

                        lift ventilation                             asit (isim)        acid (noun)
      asansör
                        asansör havalandırması                                          asit; suda çözündüğü zaman 7.0'den
      havalandırması                                                                    düşük pH değeri veren kimyasal bileşik

      asbest            asbestos                                                        acid (adj)
                        solunum yoluyla alındığında kansere ve
                                                                     asit (sıfat)
                                                                                        suda çözündüğü zaman 7.0'den daha
                        asbestosis hastalıklarına neden olan, hava                      düşük pH veren kimyasal bileşik; asit
                        ve su için kirletici kabul edildiği için
                        üretim ve inşaat sektörlerinde kullanımı
                        sınırlandırılmış olan mineral fiberi.        asit çiğ noktası   acid dew point
                                                                                        asit buharlarının belirli bir basınçta
                                                                                        yoğuşmaya başladığı sıcaklık
      asbest            crocidolite (see asbestos)
                        bakınız "asbestos"
                                                                     asit çiğ noktası   dew point, acid
                                                                                        asit çiğ noktası sıcaklığı; belirli bir
      asbestli beton    asbestos concrete pipe                                          basınçta asit buharlarının yoğuşmaya
      boru              asbestli beton boru;                                            başladığı sıcaklık derecesi

      asbestli kablo    asbestos cord                                asit dumanları     acid fumes
                        asbestli kablo; asbestli kordon                                 asit dumanları; kimyasal bir işlemde
                                                                                        ortaya çıkan asit buharlar
      asbestli          asbestos packing
      paketleme         asbestli malzemeden yapılmış salmastra;      asit kemirmesi     acid attack
      malzemesi         asbestli conta; asbestli sızdırmazlık                           asitlerin metal yüzeylerde neden olduğu
                        elemanı                                                         yıpratma etkisi; asit kemiriciliği

      asbestosis        asbestosis                                   asit kurum         acidic smuts
                        asbestli fiberlerin solunum yoluyla                             baca gazlarında, asit yapıcı maddelerin su
                                                                                                                               368

                   buharı ile yaptıkları asitlik özelliğindeki                        aspirasyon psikrometresi
                   is yada kurum
                                                                  astar kat           prime coat
asit sisi          acid mists                                                         astar boya vurmak.
                   asit dumanları; asit sisi
                                                                  astım               asthma
asite direnimli    acid resistant                                                     astım hastalığı
                   asite karşı direnimli; asit direnci olan
                   metal                                          aşağı çekme         downwash, downdraught (USA
                                                                                      downdraft)
asitle temizleme   acid cleaning                                                      aşağı doğru çekme
                   bir metal yüzeyindeki kirlilik ve pasları,
                   bu yüzeye asit+su karışımı uygulayarak         aşındıran           abrasive (noun)
                   temizlemek                                                         aşındıran madde yada malzeme

asitlik            acidity                                        aşındırıcı          abrasive (adj)
                   asitlik; suda çözüldiğünde 7.0'den düşük                           aşındırıcı
                   pH sayısı veren maddenin sahip olduğu
                   özellik                                                            aggressive (adj)
                                                                  aşındırıcı
                                                                                      aşındırıcı,kemirici
askı               hanger
                   boruların sarsıntı yapmaması ve bel                                aggressive gasses
                   vermemesi amacıyla duvara veya tavana
                                                                  aşındırıcı
                                                                  gazlar              korozyon yapıcı gaz akımları
                   tutturulmasında kullanılan eleman.boru
                   askısı.
                                                                  aşındırıcı tozlar   abrasive dusts
                   hang up                                                            aşındırıcı tozlar;
askıya almak
                   güçlük. engel. özel sorun. takınak.
                   asmak. geciktirmek. telefon kapatmak.          aşındırma           abrasion
                   takınak.                                                           aşındırma, bir madde yüzeyinden temas
                                                                                      ve sürtünme yoluyla parçacıkların
                   floating floor                                                     alınması işlemi;
asma döşeme
                   ana döşemenin üzerine yapılan ve arada
                   oluşan boşluğun, hava kanalları yada           aşınma              wear and tear
                   plenum amacıyla kullanıldığı döşeme            yıpranma            kullanım nedeniyle yaşlanmak ve
                                                                                      eskimeden kaynaklanan yıpranma

asma tavan         false ceiling                                  aşırı akım          overcurrent
                   aradaki hacmin dağıtım havasının                                   aşırı akım
                   sirkülasyonunda kullanıldığı, yapısal
                   tavanın altında desteklenmiş tavan.            aşırı akım          overcurrent motor protection
                   ‘suspended ceiling’ terimi ile                 motor               motor aşırı akım koruyucusu
                   karşılaştırınız.
                                                                  koruyucusu
asma tavan         suspended ceiling (hung ceiling)
                                                                  aşırı basınç        excess pressure
                   bir yapısal tavanın altındaki tavan düzeyi
                                                                                      aşırı basınç; gerekenden fazla basınç;
                                                                                      soğutma sistemlerinde evaporatör ve
asma-döşeme        false floor                                                        kondenser basınçlarının normalden
                   orijinal döşemenin üzerine yerleştirilmiş                          yüksek olması durumu
                   ikincil döşeme; aradaki hacim
                   iklimlendirmede, sirkülasyon ve dağıtım
                                                                  aşırı basınç        overpressure
                   havasının dağıtılması ve sirkülasyon
                                                                                      aşırı basınç
                   havasının tekrar girişi için kullanılabilir.

                                                                  aşırı değer         overestimate
aspirasyon         aspiration
                                                                  biçmek              olduğundan fazla değer biçmek.
                   bir akışkanda, akış hızı nedeniyle
                                                                                      abartmak.
                   yaratılan emme etkisi ile hareket üretimi;
                   aspirasyon
                                                                  aşırı doyma         over saturate
                                                                                      aşırı doyma(hava)
aspirasyon         aspirated hygrometer
nem-ölçeri         nemliliği ölçmek için hava örneği çeken
                   nem-ölçer.                                     aşırı doyma         supersaturation
                                                                                      (1)bir buharın bulunduğu basınca karşı
                                                                                      gelen sıcaklığın üzerindeki bir sıcaklıkta
aspirasyon         aspirated psychrometer
                                                                                      ortaya çıkan ileri kararlı denge durumu.
psikrometresi      nemliliği ölçmek için hava örneği çeken
                   nem-ölçer.
                                                                  aşırı doymuş        supersaturated vapour
                                                                  buhar               süper doygun buhar; bakınız
aspiratör          aspirator
                                                                                      "supersaturated vapor"
                   bir mahalle lokal olarak yaratılan basınç
                   farkı nedeniyle hava çeken araç; aspiratör
                                                                  aşırı doymuş        supersaturate (verb)
                                                                  hale getirmek       bir kimyasal çözeltinin normal basınç ve
Assmann            Assmann psychrometer
                                                                                      sıcaklıkta içerebileceğinden daha derişik
psikrometresi      içerisindeki termometrik elemanların
                                                                                      halde olması
                   radyasyondan çok iyi korunduğu özel bir
369

      aşırı doymuş       supersaturated air                             ATD yardımcı      complimentary accessories for ATD
      hava               belirli bir basınç ve sıcaklıkta havanın       elemanları        ATD yardımcı elemanları
                         normalde taşıyabileceğinden fazla nem
                         içermesi durumu
                                                                        ateş tuğlası      fire brick
                                                                                          ateş tuğlası; alevden etkilenmeyen, aleve
      aşırı ısınma       overheat                                                         dayanıklı tuğla
                         aşırı ısınmak;aşırı ısı
                                                                        ateşe dayanıklı   refractory lining
      aşırı ısınma       overheating                                                      ateşe dayanıklı malzeme ile iç yüzeyleri
                                                                        kaplama
                         aşırı ısıtma                                                     örmek

      aşırı ısınmış      overheated                                     ateşe dayanıklı   refractory brickwork
                         aşırı ısınmış;                                                   ateşe dayanıklı tuğla
                                                                        tuğla
      aşırı              overmodulate
                                                                        ateşe kömür       stoke (verb)
      modülasyon         aşırı modülasyon
                                                                        atmak             atese kömür. vb. atmak. canlandirmak.

      aşırı sıcaklık     excess temperature
                                                                        ateşi             stoking
                         aşırı sıcaklık,fazla sıcaklık; evaporatör ve
                                                                        karıştırmak       ateşi karıştırmak, ateşe kömür atmak;
                         kondenserde çeşitli nedenlerle normalden
                                                                                          ateşe kömür atan cihaz, stoke kömür
                         yüksek sıcaklıklar
                                                                                          at/besle.

      aşırı soğutma      overcooling
                                                                        ateşleme          ignition
                         aşırı soğutma;
                                                                                          yanmanın başlaması; tutuşma

      aşırı yük          overload
                                                                        ateşleme          ignition electrode
                         soğutma sistemlerinde, elektrik
                                                                        elektrodu         içten yanmalı motorlarda ateşleme
                         motorunun aşırı akım çekmesi ve bu
                                                                                          elektrodu
                         nedenle aşırı yüklenmesi durumu.(2)
                         böyle bir durumda devreyi açarak sistemi
                         durduran koruyucu eleman gereklidir            ateşleme          ignition safety device
                                                                        güvenlik cihazı   ateşleme güvenlik aracı
      aşırı yük aracı    overload device
                         aşırı yüklemeden koruma aracı                  ateşleme          ignition source
                                                                        kaynağı           ateşleme kaynağı; motorlu araçlarda
      aşırı yük          overload capacity                                                ateşleme trafosu
      kapasitesi         aşırı yük kapasitesi; bir elektrikli aracın
                         aşırı yük taşıma yüzdesi                       ateşleme          ignition point
                                                                        noktası           bir yakıtta yanmanın kendiliğinden
      aşırı yük          overload protection                                              başlaması için gerekli en düşük sıcaklık;
      koruması           aşırı yük koruyucusu
                                                                        ateşleme          ignition temperature (ignition point;
                                                                        noktası           kindling temperature)
      aşırı yüklemesiz   non overloading fan
                                                                                          bakınız "ignition point"
      fan                aşırı yüklemesiz fan

                                                                        ateşleme          ignition temperature
      aşırı[fazla]       excess                                                           bir yakıtta yanmanın kendiliğinden
                                                                        sıcaklığı
                         aşırı,fazla; normalin üstünde;                                   başlaması için gerekli en düşük sıcaklık;

      atalet             inertia                                        ateşleme          method of firing
                         atalet;durgunluk; bir cismin üzerine etki                        ateşleme yöntemi(elle,otomatik,aralıklı
                                                                        yöntemi
                         eden bir kuvvet olmadıkça durgun                                 vb)
                         kalacağını ifade eden yasa
                                                                        atfetmek          attribute
      atalet darbeleri   inertial impaction                                               doğal özellik. nitelik. simge. sembol.
                         filtreler kullanılan difüzyon ve                                 inanmak. bağlamak. yormak. vermek.
                         absorbsiyonla birlikte üçüncü parçacık                           atfetmek.
                         tutma yöntemi; çarpışma ile tutma
                                                                        Athermour         Athermour barrier
      atalet etkileri    inertial effects                                                 radyatif ısının geçişini engelleyen madde
                                                                        engeli
                         atalet etkileri;                                                 yada hacim

      atalet             inertial deposition                            atık              effluent
      parçacıkları       filtrelerle toplanan parçacıklar                                 bir atık su yada pis su işlemleme
                                                                                          tesisinden, bir pis su borusundan, bir
      atalet tabanları   inertia bases                                                    endüstriyel tesisten işlenmiş yada
                         çalışırken titreşim yapan bir makine veya                        işlenmemiş olarak çıkan pis su içeriği.
                         elemanın üzerine yerleştirildiği yüksek
                         atalete sahip alt tablalar                     atık              waste (noun)
                                                                                          (1) bir üretim prosesinden kalan
      ataletle ayırıcı   inertial separator                                               istenmeyen malzemeler (2) insan yada
                         parçacıkların hava akımında                                      hayvanların yaşadığı yerlerden çıkan atık
                         ayrılmasında atalet ilkesini kullanarak                          maddeler
                         yapılan ayırma
                                                                                                                                370

atık borusu        waste pipe                                    işlemlemesi         zehirli olma potansiyelini azaltmak
                   sıvı atıkları taşıyan pis su borusu                              amacıyla bir yada daha fazla kimyasal,
                                                                                    fiziksel veya biyolojik işlemleme
atık buhar         waste steam                                                      yapılmış olan atık su
                   atık buhar; bir prosesten çıkmış çürük
                   buhar                                         atık tankı         refuse container
                                                                                    katı atıkların içine atıldığı tank; yada
atık enerji        waste energy                                                     depo
                   atık enerji; örneğin bir bina bacasından
                   duman gazlarıyla atmosfere atılan enerji      atık toplamak      drop off (verb)
                                                                                    bireyler tarafından, belirlenen bir
atık enerji        waste energy sources                                             toplama merkezine getirilen tekrar
                   atık enerji kaynakları; binada atık enerji                       kullanıma sunulabilen atıkları toplama
kaynakları
                   elde edilen bacalar, fırınlar, kondenserler                      yöntemi; bu yolla atık toplamak
                   gibi kaynaklar
                                                                 atık toplanma      refuse collecting plant
atık gaz           waste gas                                     tesisi             katı atık toplama tesisi;
                   atık gaz; duman gazı; bacadan atılan gaz
                   karışımı                                      atık yeri          disposal
                                                                                    zehirli,radyoaktif atıkların; yasaklanmış
atık gaz analizi   waste gas analysis                                               haşarat ilaçları ve kimyasalların, veya
                   duman gazı analizi                                               kazara ortaya çıkmış tehlikeli maddelerin
                                                                                    bulunduğu varillerin en son yerleşim
atık gaz bacası    waste gas chimney                                                yada yok edilme yeri.
                   duman gazı bacası
                                                                 atıktan üretilen   refuse derived fuel (RDF)
atık gaz borusu    waste gas pipe                                yakıt              belediye katı atıklarını(MSW) küçük
                   duman gazını bacaya taşıyan boru                                 paketler haline getirerek elde edilen
                                                                                    yakıt; bu atıklar içerisinden önce
                   waste gas volume                                                 şişe,cam, plastik gibi yanıcı olmayanlar
atık gaz hacmi
                   atık gaz hacmi; duman gazı hacmi                                 ayrılır.

                   waste gas temperature                         atıl gaz           inert gas
atık gaz
                   duman gazlarının sıcaklığı                                       atıl gaz; (argon, kripton, ksenon ve
sıcaklığı                                                                           radon)

atık ısı           waste heat                                                       nuisance dusts
                                                                 atıl tozlar
                   atık ısı; duman gazlarıyla bacadan veya                          atıl toz adı da verilen bu tozlar % 1'den
                   bir konmdenserden atılan ısı                                     düşük kuartz içeren tozlar olup, düşük
                                                                                    silikat içrikleri nedeniyle akciğerlerde
atık ısı geri      waste heat recovery                                              çok küçük bir olumsuz etki göstererek
kazanımı           atık ısı geri kazanımı                                           kalabilirler.

atık ısı geri      waste heat reclamation district heating       atılan filtre      disposable filter
kazanımlı          atık ısı geri kazanımı ile bölgesel ısıtma                       bir gaz temizleme sisteminde dolduktan
                                                                                    sonra atılan filtre
bölgesel ısıtma
                                                                 atılan hava        disposable air filter
atık ısı kazanı    waste heat boiler
                                                                 filtresi           kullanıldıktan sonra, tozla dolması
                   atık ısı kazanı; atık ısı kullanarak ısıtma
                                                                                    durumunda atılarak yerine yenisinin
                   yapan kazan
                                                                                    yerleştirildiği hava filtresi

atık su            effluent water
                                                                 atılır filtre      filter, disposable
                   içerisinde evsel atıkları barındıran atık
                                                                                    kullanıldıktan ve toza doyduktan sonra
                   su; bir atık su yada pis su işlemleme
                                                                                    atılan filtre
                   tesisinden, bir pis su borusundan, bir
                   endüstriyel tesisten işenmiş yada
                   işlenmemiş olarak çıkan pis su içeriği.       atım               pulse
                                                                                    çarp, çarpmak, nabız atmak,
                                                                                    bakliyat/vuruş/nabız; umumi eğilim;
atık su            waste water
                                                                                    çarpıntı; i, nabız, nabız atması; nabız,
                   konut, çiftlik, iş yeri, ticari işletme,
                                                                                    nabız atışı, titremek, nabız gibi atmak,
                   fabrika vb gibi birimlerden yayılan
                                                                                    titreşim, eğilim, bakliyat, çarpmak,
                   kullanılmış ve içerisinde çözünmüş veya
                   asılı halde kirleticiler içeren su; atık su
                                                                 atım uzaklığı      throw
                                                                                    çıkış elemanının merkezinden, hava
atık su akım       efflux velocity
                                                                                    akımının sürdürülebilir maksimum
hızı               dışarı akıtılan pis suyun akış hızı
                                                                                    hızının belirlenen bir değere düştüğü
                                                                                    yerdeki karışım havası arasındaki, ft ( m)
atık su            disposal of waste water (sewage)                                 olarak ifade edilen T uzaklığı.
boşaltımı          atık su; evsel pis su;
                   banyo,çamaşırhane,mutfak ve                   atımlı sıcak tel   pulsed hot wire anemometer
                   tuvaletlerden çıkan kullanılmış ve atıkları                      bünyesinde bir veri işlemleme sistemi,
                   içeren su
                                                                 anemometresi
                                                                                    prob kısmında bir sıcak tel ile çevre
                                                                                    sıcaklığını duyan bir sensorlar ve
atık su            treatment of waste water                                         iletişimi sağlayan kablolar içeren
371

                        anemometre                                                    basınç farkı ile geçtiği soğutma kulesi
                                                                                      türü
      atlama etki       snap action mechanism
      mekanizması       aiki konum arasında hızlı geçiş(atlama)      atmosferik nem   atmospheric moisture
                        sağlayan mekanizma                                            atmosferik havada bulunan nem

      atlama etkili     snap action control                          atmosferik       atmospheric cooling tower
      kontrol           iki konum arasında hızlı anahtarlama         soğutma kulesi   atmosfer havasını çekip üfleyerek
                        geçişi sağlayan elemanlarla kontrol                           soğutma yapan klasik soğutma kulesi.

      atlama etkisi     snap action                                  atmosferik toz   atmospheric dust
                        iki konum arasında hızlı anahtarlama                          normal olarak test kanalına beslenen
                        geçişi etkisi                                                 hava içerisinde bulunan parçacık halinde
                                                                                      maddeler.
      atmak             waste (verb)
                        atmak                                        atmosferik toz   atmospheric dust concentration
                                                                     derişimi         belirli bir yerdeki havanın birim
      atmak(sigorta)    blow                                                          hacminde ölçülen toz miktarı; atmosferik
                                                                                      toz derişimi
      atmosfer          atmosphere
                        yer küreyi çevreleyen gazları içeren hava    atmosferik toz   atmospheric dust spot efficiency
                        katmanları; atmosfer                         nokta verimi     test edilen filtrenin içerisinden geçirilen
                                                                                      hava örneğindeki kirlilikler yönünden
                                                                                      filtre etkinliğini ölçmek için filtrenin
      atmosfere açma    venting
                                                                                      giriş ve çıkışındaki kirliliği karşılaştıran
                        havalık yapma; bir cihazı atmosfere
                                                                                      yöntem.
                        açma; cihazın atmosferik bağlantısını
                        kurma
                                                                     atom             atom
                                                                                      (1) Web'de yazı yazmak ve bilgileri
      atmosferik        atmospheric (adj)
                                                                                      okumak için standart format;(2) bir
                        atmosferle ilgili;atmosfere ait
                                                                                      elementin, kendisi ile aynı kimyasal
                                                                                      özelliklere sahip en küçük parçası
      atmosferik        atmospheric pressure
      basınç            atmosfer basıncı.deniz düzeyinde 760
                                                                     atom ağırlığı    atomic weight
                        mm hg.ve 1,0336 kg/cm2
                                                                                      atom ağırlığı; bir elementin belirli bir
                                                                                      çevrede bulunan bütün izotoplarının
      atmosferik        atmospheric burner                                            atomik kütlelerinin ortalama değeri
      brülör            gaz yada gaz-hava karışımının yanma
                        bölgesine atmosferik bölgesine nihai
                                                                     atom numarası    atomic number
                        taşınımı için kullanılan cihaz
                                                                                      bir element atomunun çekirdeğinde
                                                                                      bulunan proton sayısı; atom numarası
      atmosferik        atmospheric freeze drying
      donmuş            vakum altında değil, atmosferik basınçta
                                                                     atomik           atomic absorption
      kurutma           son derecede kuru havayı üründen hızlı
                                                                     soğurma          bir atomun bir yörüngeden diğerine
                        biçimde geçirerek yapılan kurutma
                                                                                      atlamak için bu yörüngenin enerji
                                                                                      düzeyine erişmek için emdiği enerji
      atmosferik        atmospheric stability
      kararlılık        yükseklik arrtıkça hava sıcaklığının
                                                                     atomize edici    atomizer
                        değişmesindeki kararlılık; bu değişme
                                                                                      atom gibi küçük parçacıklar haline
                        her 1000 ft için yaklaşık 3.5 F olup,
                                                                                      getirme; atomize etme
                        günden güne değişir; bu değişim arttıkça
                        atmosferik kararlılık azalır
                                                                     atomize etmek    atomize
                                                                                      atom gibi küçük parçacıklar haline
      atmosferik        atmospheric pollution
                                                                                      getirme; atomize etmek
      kirlenme          yanardağ püskürmeleri gibi doğal
                        nedenleri olsa da, genellikle insan eliyle
                        yapılan işlemlerden kaynaklanan yan          atomize          atomizing humidifier
                        ürünler nedeniyle oluşan atmosferik          nemlendirici     sprey halinde suyu kullanarak, atomize
                        kirlenme                                                      haldeki suyun havaya eklenmesi yoluyla
                                                                                      yapılan nemlendirme
      atmosferik        atmospheric condenser
                        dış mahalde yerleştirilmiş kondenser;        atölye           workshop
      kondenser                                                                       bir konu üzerinde birlikte çalışma;
                                                                                      çalıştay
      atmosferik        atmospheric corrosion
      korozyon          demir temelli malzemelerin atmosferik                         shop assembly
                                                                     atölyede
                        oksijenle tepkimeye girerek korozyona                         atelyede toplama; bir makineyi(soğutma)
                        uğraması; havanın neden olduğu               toplama
                                                                                      atelyede yada imalat yerinde toplama
                        korozyon

                                                                     Avogadro         Avogadro’s Hypothesis
      atmosferik kule   atmospheric tower (natural draught                            Eşit basınç ve sıcaklıklarda buılunan
                        cooling tower)                               hipotezi
                                                                                      gazlar eşit sayıda molekül içerirler
                        atmosferik kule(doğal çekimli kule);
                        içerisinden hava akımının sağlanması
                        için herhangi bir mekanik araç               Avrupa           European Standard (EN)
                        kullanılmayan, içerisinden havanın doğal     standardı        Avrupa birliği tarafından, üye ülkelere
                                                                                                                                372

                   uygulama zorunluğu getiren ve bu               ayarlamak          set (verb)
                   ülkelerin kendi ulusal standardını                                kurmak;ayarlamak;hazırlamak;
                   yürülükten kaldıran standart;AB
                   Standardı                                      ayarlanabilir      adjustable
                                                                                     ayarlanabilir
Avrupa             European Committee for
standartlar        Standardisation (CEN)                          ayarlanabilir      adjustable flow rate
komisyonu          Avrupa birliğindeki üye ülkelerin ulusal                          değişken debi; bir pompa yada fanın
                                                                  debi
                   standart kurumlarını bünyesinde toplayan                          önceden belirlenen bir değere
                   oluşum; Avrupa Birliği Standartlar                                ayaralanabilen debisi
                   Komitesi
                                                                  ayarlanabilir      adjustable flow rate air diffuser
ayak               foot                                                              akış miktarı ayarlanabilen hava difüzörü
                                                                  debilihava
                   ayak; bir IP uzunluk birimi
                                                                  difüzörü

                   foot operated                                  ayarlanabilir      adjustable frequency drive (AFD)
ayakla
                   ayakla çalıştırılan;                           frekanslı tahrik   fan, pompa,ve kompresörlerin dönel
çalıştırılan                                                                         hızını (devir sayısı) kontrol etmekte
                                                                                     kullanılan elektronik bir araç; hız
                                                                                     değişimi motor devresindeki frekansın
ayar aralığı       adjustment range (scale)                                          değiştirilmesiyle sağlanır.
                   ayar aralığı; çıktısı ayarlanabilen bir
                   cihazın alt ve üst ayar sınırları arasındaki
                                                                  ayarlanabilir      adjustable pitch fan
                   değişim olanağı
                                                                  hatveli fan        kanatlarının aralığı yada hatvesi
                                                                                     değiştirilebilen fan
ayar aralığı       range of adjustment
                   ayarlama aralığı; basınç,sıcaklık gibi
                   değişkenlerin kontrolünde kullanılan           ayarlanabilir      adjustable louvre
                   elemanın ayar aralığı                          ızgara             kanatları ayarlanabilir panjur


ayar basıncı       set pressure                                   ayarlanabilir iç   adjusted internal temperature
                   ayar basıncı                                   sıcaklık           ayarlanabilir dahili sıcaklık

ayar duyarlılığı   setting accuracy                               ayarlanabilir      adjustable capillary valve
                   ayar duyarlılığı                               kılcal botu        ayarlanabilir kılcal vana

ayar farkı         droop                                                             adjustable grille
                                                                  ayarlanabilir
                   ayar noktası ile gerçek çalışma noktası                           hava geçiş kesiti kanatların ayarlanması
                   arasındaki farklılık
                                                                  menfez
                                                                                     yoluyla değiştirilebilen hava menfezi

ayar noktası       set point                                      ayarlanabilir      adjusted net sensible capacity
                   ayar noktası                                                       brüt duyulur ısı kapasite-sinden gerçek
                                                                  net duyulur
                                                                  kapasite           fan gücünün çıkartılması ile elde edilen
ayar noktası       set point temperature                                             kapasite
sıcaklığı          ayar noktası sıcaklığı
                                                                  ayarlanabilir      adjusted net total capacity
ayar plaka sacı    checker plate sheet                            net toplam         brüt toplam kapasite eksi gerçek fan gücü
                   ayak kaymaması için üzeri tırtıklı plaka       kapasite

ayar T parçası     regulating tee                                 ayarlanabilir      adjustable pattern air diffuser
                   ayarlama yada düzenleme 'T' parçası                               ayarlanabilir hava örneği veren hava
                                                                  örnekli hava
                                                                  difüzörü           difüzörü
ayar topuzu        setting knob
                   ayar topuzu;ayar kolu
                                                                  ayarlanabilir      adjustable air louvre
                                                                  panjur             ayarlanabilir kanatları olan hava giriş
ayarlama           adjustment                                                        panjuru
                   ayarlama;

                                                                  ayarlanabilir      adjusting screw
ayarlama           set                                                               ayarlama vidası; bazı cihazların örneğin
                   bir kontrol aracını genellikle sıfır yada      vida
                                                                                     bir ekspansiyon valfin superheat yayını
                   boş konumun dışındaki belirli bir                                 ayarlamakta kullanılan vida
                   konumda yerleştirmek,ikili (binary) bir
                   hücreyi “bir” konumuna getirmek
                                                                  ayarlı             adjusted lighting power
                                                                  aydınlatma         ayarlanabilir aydınlatma gücü; bir
ayarlama           setting                                                           dimmer yardımıyla verdiği ışık şiddeti
                   ayarlama; ayar                                 gücü
                                                                                     ayarlanabilen aydınlatma aracı

ayarlama           regulating cock                                                   iris damper or valve
                   ayarlama yada düzenleme musluğu
                                                                  ayarlı(iris)
musluğu                                                           damperi            duyarlı hava akış miktarı ölçümü
                                                                                     yapmakta kullanılan ortasında havanın
ayarlamak          adjust                                                            geçtiği açıklık dairesel olarak
                   ayarlamak                                                         ayarlanabilen damper
373

      aydınlatma        illuminance                                                     aydınlatma genel aydınlatmayı içermez.
                        bir yüzeyin bir noktasına gelen
                        aydınlatma akısının yoğunluğu.                 aydınlatmada     heat removal luminaire
                                                                       ısı atımı        aydınlatma araçlarından yayılan ısının
      aydınlatma        illumination                                                    tavan düzeyinde toplanarak atılması
                        aydınlatma;ışıklandırma
                                                                       aydınlatmak      illuminate
      aydınlatma        lighting                                                        aydınlatmak; ışıklandırmak
                        doğal yada yapay aydınlatma; essential
                        lighting aydınlatılan alanın güvenli ve        aydınlatmak      light (verb)
                        verimli biçimde kullanımı için gerekli                           yakmak. tutuşturmak. aydınlatmak.
                        olan aydınlatma;                                                canlandırmak. parlatmak. yanmak

      aydınlatma        lighting tube                                  aydınlık         skylight well
      borusu            gün ışığını karanlık alanlara(yer altı                          aydınlık’tan tavana kadar olan boşluk.
                        istasyonlar) iletmek üzere döşenen
                        boru;(bakınız solar pipes,daylight pipes)                       skylight
                                                                       aydınlık
                                                                       penceresi        yatay düzleme göre 60°’den küçük eğime
      aydınlatma        lighting power budget (LPB)                                     sahip bir pencere yüzeyi; diğer pencere,
      gücü bütçesi      watt olarak, iç ve dış alanlar yada                             bina çatısına kurulu olsa bile düşey
                        etkinlikler için izin verilen aydınlatma                        pencere olarak düşünülür
                        gücü
                                                                       ayıormak         disconnect
      aydınlatma        lighting power allowance                                        bir elektrik devresindeki iletkenlerin
                                                                       [özemek]
      gücü toleransı    Bakınız “interiror lighting power                               besleme kaynağından ayrılmasını
                        allowance” ve “exterior lighting power                          sağlayan bir araç yada araç gurubu veya
                        allowance”.                                                     diğer elemanlar

      aydınlatma        lighting power density                         ayırıcı          separator
      gücü yoğunluğu    binanın mahal işlevsel sınıflandırmasına                        bir sıvı veya gaz akımı içerisinde
                        göre birim alan başına maksimum                                 tutuklanmış katı ve sıvıların, bir filtre
                        aydınlatma gücü.                                                (süzgeç) elemanı içeren perde yada
                                                                                        birleştirici kullanılarak akımdan
      aydınlatma        troffer luminaire air terminal device                           ayrılmasını sağlayan tank
      menfezli          tavana monte edilen ve aydınlatma
      terminal cihazı   aracıyla birlikte hava terminalini de          ayırıcı filtre   separator filter
                        içeren aparat;                                                   bir sıvı veya gaz akımı içerisinde
                                                                                        tutuklanmış katı ve sıvıların, bir filtre
      aydınlatma        lighting engineering                                            (süzgeç) elemanı içeren perde yada
      mühendisliği      aydınlatma mühendisliği                                         birleştirici kullanılarak akımdan
                                                                                        ayrılmasını sağlayan tank
      aydınlatma        measurement of illumination
                        aydınlatma miktarının ölçülmesi                ayırma           separation
      ölçümü
                                                                                        ayrılma;ayırma; sıvı pis su içerisinden
                                                                                        katı atıkları ayırma
      aydınlatma        lighting system
      sistemi           aydınlatma sistemi;belirli bir işlevi yerine
                                                                       ayırma [çözme]   disconnection
                        getirmek üzere devresi oluşturulan yada
                                                                                        bir elektrik devresinde bağlantıyı kesme;
                        kontrol edilen aydınlatma araç grubu.
                                                                                        bağlantı çözme; ayırma

      aydınlatma        heat of light system
                                                                       ayırma tesisi    separating plant
      sistemi ısısı     aydınlatma sisteminde üreyen ısının
                                                                                        pis suyu işlemlerken içerisindeki katı
                        binada mahal ısıtmasında kullanımı
                                                                                        atıkları ayıran tesis

      aydınlatma        intensity of illumination
                                                                       ayırma verimi    separation efficiency
      şiddeti           aydınlanma şiddeti;
                                                                                        ayırma verimi;

      aydınlatma        lighting installation                          aylık ortalama   temperature, mean monthly outdoor
      tesisatı          aydınlatma tesisatı;                                            air
                                                                       dış mahal
                                                                       sıcaklığı        ortalama aylık dış hava sıcaklığı
      aydınlatma        lighting efficacy (LE)
      verimi            aydınlatma verimi bir aydınlatma                                monthly fluctuation
                                                                       aylık oynama
                        aracının verdiği ışık şiddetinin watt                           aylık oynamalar; örneğin enerji
                        olarak gücüne oranı                            (değişme)
                                                                                        tüketiminde aylık değişiklikler

      aydınlatma,       lighting, general                                               monthly report
                                                                       aylık rapor
      genel             genel amaçlı aydınlatma;bir alan                                aylık rapor
                        içerisinde daha çok eşbiçimli bir
                        aydınlatma düzeyi sağlayan aydınlatma.
                                                                       aynı eksenli     coaxial
                                                                                        aynı eksenli;
      aydınlatma,dek    lighting, decorative
      oratif            dekoratif amaçlı aydınlatma;tamamen
                        dekoratif ve estetik bir etki için             aynı eksenli     coaxial cable
                        yerleştirilen aydınlatma. Dekoratif            kablo            elektrostatik alanlardan korunma
                                                                                        sağlayan özel üretilmiş tek yada çok
                                                                                                                              374

                  iletkenli kablo                              ayrıntı vermek     detail (verb)
                                                                                  ayrıntılı anlatmak;detayına girmek;
aynı eksenli      coaxial condenser                                               projede özellikli bir bölümün ayrıntı
                  iç içe geçmiş borulardan oluşan                                 resmini çizmek;detaylandırmak
kondenser
                  kondenser; içteki borudan soğutkan,
                  dıştaki borudan soğutma suyunun aktığı       ayrıntılı          detailed description
                  kondenser                                    açıklama           bir konu hakkında bütün özellikli
                                                                                  hususları içeren ayrıntılı açıklama
ayrı              separate
                  ayrı; ayrık;bağlantısı ve bağımlılığı        ayrıntılı          detailed inspection
                  olmayan                                      denetim            ayrıntılı denetim;ayrıntılı kontrol

ayrı pis su       separate sewage system                       ayrıntılı          detailed specification
sistemi           müstakil pis su sistemi                                         ayrıntılı tanımlama; özelliklerini ayrıntılı
                                                               nitelendirme
                                                                                  biçimde verme
ayrıca            additional
                  ek olarak; ilave biçiminde                   ayrıntılı tahmin   detailed estimate
                                                                                  ayrıntılı tahmin süreci; ayrıntılı
ayrıca (ek        in addition                                                     hesaplama
olarak)           ayrıca;ek olarak; ilaveten; ilave
                  olarak;….na ek olarak                        ayrıntılı          detail design
                                                               tasarım            ayrıntılı tasarım; projedeki özellikli
ayrık akım        separated flow                                                  hususlarda ayrıntılı açıklamalar vererek
                  ayrılmış akım; diğer bir akımla fiziksel                        yapılan tasarım; bir ayrıntının tasarımı
                  teması olmayan akım
                                                               ayrıştırıcı        decompressor
ayrık buz         remote refrigerator                                             bilgisayar teknolojisinde veri sıkıştıran
                  soğutma grubunu oluşturan                                       ve çözen herhangi eleman
dolabı
                  kompresör,kondenser ve fan grubunun
                  uzakta bir yerde bulunduğu ve                ayrıştırma         decomposition
                  soğutkanın borularla soğutucuya                                 besinlerin yapısında kimyasal değişimler
                  getirildiği soğutucu ekipman                                    sonunda ortaya çıkan ayrışma ve
                                                                                  çözünme.
ayrık hızlı       individual quick freezing (IQF)
soğutma           ayrık( bireysel) hızlı dondurma;             azaltım            decrement
                                                                                  azaltım değeri; düşüm miktarı (1)bir
                                                                                  değişkenin değişme miktarı, (2)bazı ikili
ayrık ısı         detached heat station
                                                                                  sistem (binary)bilgisayarlarda bir komut
merkezi           binadan ayrı bir yerde konumlandırılmış
                                                                                  satırının herhangi parçası; buna göre
                  kazan dairesi
                                                                                  sayıların bir dizisi

ayrık ısıtma      individual heating
                                                               azaltma            decrease
                  mahallerin ayrık ve kendine özgü
                                                                                  azaltma/azalma, azaltmak, eksiltmek
                  ısıtıcılarla ısıtıldığı mahal
                                                                                  gittikçe azalarak; eksilmek, küçülmek,
                                                                                  çekilmek, azalmak; azaltmak, azalmak;
ayrık nizam       detached dwelling                                               küçülme;
bina              komşu binalarla birleşik elemanı
                  bulunmayan; ayrık-düzen bina(ayrık-
                                                               azatlım derecesi   degree of attenuation
                  nizam)
                                                                                  azaltma derecesi; özellikle sesle ilgili
                                                                                  yalıtımlarda bir yalıtım malzemesinin
ayrık zon         individual zone control                                         sağladığı ses azaltım derecesi
kontrolü          ayrık zon kontrolü; her bir zonun
                  diğerlerinden bağımsız kontrol edilmesi
                                                               azatlım faktörü    decrement factor
                                                                                  zamansal gecikme veya azaltım faktörü
ayrılma açısı     collimation angle
                  içerisinde kaynaktan gelen radyasyon
                                                               azeotrop           azeotrope
                  ışınlarının kaynak-soğurucu arasında
                                                                                  bir yada da daha fazla soğutkanın bir
                  çizilen bir çizgi boyunca hareket ettiği
                                                                                  karışımı olan, sabit basınç altında
                  açı
                                                                                  buharlaşma sıcaklığı yada bileşimde
                                                                                  önemli değişiklikler içermeyen soğutkan
ayrılma parçası   take-off piece                                                  karışımı.
                  branşman alma parçası; bir ana borudan
                  branşman alma fitingi
                                                               azeotropik         azeotropic
                                                                                  belirli bir basınçtaki denge buhar ve sıvı
ayrılma-          coefficient of restitution                                      bileşimleri aynı olan iki yada daha fazla
yaklaşma          bir çarpışmada(collision) ayrılma hızının                       soğutkanın harmanlaması yada karışımı.
katsayısı         yaklaşma hızına oranı
                                                               azeotropik         azeotropic mixture
ayrıntı           detail                                       karışım            belirli bir basınçtaki denge buhar ve sıvı
                  ayrıntı. detaylar. ayrıntısıyla uğraşma.                        bileşimleri aynı olan iki yada daha fazla
                  ayrıntılı plân. özel göreve verme. detay.                       soğutkanın harmanlaması yada karışımı.

ayrıntı resmi     detail drawing                               azeotropik         azeotropic refrigerant
                  projede belirli bie elemanın ayrıntı resmi   karışım            belirli bir basınçtaki denge durumunda,
375

                        iki yada daha fazla bileşenin karışımda      baca çekmesi     draught of chimney
                        aynı mol-fraksiyonuna sahip olduğu                            baca çekmesi;duman gazları ile dış hava
                        sıcaklık                                                      yoğunluğu arasındaki farktan
                                                                                      kaynaklanan çekme etkisi
      azeotropik        azeotropic point
      nokta             bir sıvı karışımının kaynadığı ve sıvı ile   baca damperi     stack damper
                        aynı bileşimde buhar üretmeye başladığı                       cihaz çalışırken otomatik olarak açma
                        nokta                                                         yapan, cihaz beklemedeyken
                                                                                      kendiliğinden kapanan ve bir çekme
      azeotropik        non azeotropic                                                davlumbazı yada barometrik çekme
                        “zeotropic” teriminin eşanlamlısı(                            düzenleyicinin altakım bölgesine
      olmjayan
                        zeotropic, tercih edilen terimdir) .                          yerleştirilen araç.

      azeotropik        azeotropic temperature                       baca duman       chimney flue
      sıcaklık          bir karışımda belirli bir basınçta denge     borusu           yakıt yakan ekipmanı duman bacasına
                        durumunda her bileşenin aynı mol                              bağlayan duman borusu
                        fraksiyonuna sahip bulunduğu sıcaklık.
                                                                     baca etkisi      chimney effect
      azeotropike       near azeotropic                                                baca etkisi.gazların yoğunluk farkı
                        belirli bir uygulamadaki analiz sırasında                     nedeni ile oluşan kuvvet etkisiyle
      yakın
                        sıcaklık kayması ( glide) önemli bir                          boşalması.baca çekmesi
                        yanlışlığa neden olmadan ihmal
                        edilebilecek kadar küçük olan zeotropik      baca etkisi      stack effect (chimney effect)
                        bir karışım ( blend)                                          hava veya diğer gazların, bir kapalı
                                                                                      hacim içerisindeki gazların yoğunluğu ile
      azimut açısı      angle of azimuth                                              dış havanın yoğunluğu arasındaki farktan
                        azimut açısı;                                                 kaynaklanan düşey hareketi.

      azot              nitrogen                                     baca fırçası     flue brush
                        soğutma sistemlerinde devrenin                                kazanlarda duman borularının
                        süpürülüp temizlenmesi için kullanılan                        temizlenmesinde kullanılan fırça
                        bir inert gaz.azot.

      azot kapasitesi   nitrogen capacity                            baca gazındaki   stack solids
                        boşaltma basıncının 14.696 psi ( 101.325     katılar          baca gazları içerisindeki katı parçacıklar
                        kPa) mutlak olması halinde belirli bir
                        giriş basıncında, gerçekleşecek olan, kuru   baca gazları     stack gases
                        nitrojen akış miktarına eşdeğer cfm                           bir çekme bölücü, çekme davlumbazı
                        olarak ifade edilen hacimsel debi.                            yada barometrik çekme düzenleyiciye
                                                                                      giren gazların ve havanın karışımı
      azot oksitler     nitrogen oxides
                        nitrik asitin oksijenle tepkimesinden        baca kaybı       chimney loss
                        oluşan kimyasal madde; atmosferik                             bacalarda sürtünme nedeniyle ortaya
                        fotokimyasal dumanın temel elemanı                            çıkan çekiş kayıpları; baca kayıpları

      azotla            nitrogen purge                               baca sıcaklığı   stack temperature
      temizleme         boru tesisatının kaynak,lehim yoluyla                         bacadaki duman gazlarının sıcaklığı
                        birleştirilirken yada bu işlemden sonra
                        azot gazı ile beslenip içerisinde oluşan
                                                                     baca şapkası     assisted cowl
                        gazlardan temizlenmesi işlemi.
                                                                                      bacaların üzerinde yağmur girişini
                                                                                      önleyen başlık
      baca              chimney
                        yanma sırasında ortama hava taşıyan,
                                                                     baca tabanı      chimney base
                        aynı zamanda yanma ürünlerinin
                                                                                      özellikle dıştan yapılan bacalardaki geniş
                        ortamdan atmosfere atılmasını sağlayan
                                                                                      taban kısmı
                        metal yada tuğla inşaat elemanı; baca

                                                                     baca temizleme   chimney cleaning (sweeping)
      baca              stack
                                                                                      bacada biriken is ve kurumun
                        çekme bölücüsünün,çekme
                                                                                      temizlenmesi işlemi
                        davlumbazının yada barometrik çekme
                        düzenleyicisinin alt akım egzost sistemi
                        bölümü,                                      baca yoğunluğu   stacking density
                                                                                      ürün çevresinde doğru bir hava
                                                                                      sirkülasyonu sağlayacak hacmin
      baca çekmesi      chimney draught
                                                                                      düşünülmesi ile, bir ürünün istiflenme
                        baca çekmesi, baca gazları ile dış mahal
                                                                                      yoğunluğu.
                        havasının yoğunluk farkından
                        kaynaklanan çekme
                                                                     Bacharach        Bacharach smoke scale
                                                                     duman ölçeği     Bacharach duman ölçeği; değişik duman
      baca çekmesi      draft (USA - ventilation terminology)
                                                                                      etkilerini( filtrenin kararması) bir sayı
                        bir duman kanalı,baca,ısıtıcı yada
                                                                                      ifade eden ölçek
                        mahalden hava veya gazların akışına
                        neden olan basınç farkı nedeniyle
                        normalden daha fazla gerçekleşen hava        Bacharach        Bacharach number
                        akışı                                        sayısı           Bacharach sayısı; yayınım yoğunluğunu
                                                                                      bir filtrenin kararma derecesi ile ifade
                                                                                                                             376

                  eden sayı                                                       bağlı; bağıl; belirli bir veriye göre

BACnet®           BACnet®                                     bağıl               relative roughness
                  ısıtma,soğutma ve                           pürüzlülük          bağıl pürüzlülük;
                  havalandırma,aydınlatma, yangın
                  sistemleri ve bunların ilgili
                                                              bağımlılık          dependence
                  ekipmanlarına ilişkin iletişim
                                                                                  bağlılık; biri diğerinin sonucu olan bir
                  gereksinimlerini karşılamak üzere
                                                                                  değişmede, değişen ve değiştiren
                  yapılandırılmış iletişim şebekesi
                                                                                  arasındaki ilişki

BACnet®           BACnet® device
                                                              bağımsız hava       independent air cooling
cihazı            BACnet® protokolünü kullanarak
                                                              soğutma             bağımsız iklimlendirme
                  sayısal (digital) iletişimi destekleyen
                  herhangi gerçek yada sanal cihaz.
                                                              bağlam              context
BACnet®           BACnet® user                                                    bir söz veya davranışa anlam kazandıran
                  BACnet® kullanıcısı; bina                                       içinde vuku bulduğu şartlar, sözün gelişi;
kullanıcısı
                  otomasyonunda BACnet® kullanan
                  müşteri                                     bağlama             fastening
                                                                                  sıkma,bağlama,tutturma
BACnet® yayın     BACnet® broadcast management
yönetim cihazı    device                                      bağlama             jointing compound
                  BACnet® protokolünü kullanarak bir          bileşiği            lehim veya kaynakta kullanılan
                  altnet(subnet) tarafından yayımlanan                            birleştirme alaşımı
                  mesajları alan ve bunları bir başka
                  altnet'e(subnet) gönderen araç              bağlama pastası     jointing paste
                                                                                  bağlamadan önce bağlantı yüzeylerine
BACS işlev        BACS function list                                              oksitlenmeden korunmak amacıyla
listesi           BACS işlev listesi; genelde 48 kolondan                         uygulanan pasta
                  oluşan ve bina yönetim sistemini
                  belirleyen işlevler listesi                 bağlama şeridi      fixing tape
                                                                                  bağlama şeridi(teyp);
BACS şebekesi     BACS network (ACnet®)
                  BACS şebekesi; Bina Otomasyon ve            bağlama tablası     clamping frame
                  Kontrol Sistemleri şebekesi                                     bağlama tablası;işlenecek parçanın
                                                                                  bağlandığı tabla
BACS              BACS application programme
uygulama          BACS(Building Automation and Control        bağlamak            connect (verb)
programı          Systems) uygulama programı                                      bitiştirmek, iletişim sağlamak,
                                                                                  birleştirmek, devreye sokmak, bağlamak,
                                                                                  bağlanmak, ilgili olmak.
bağ kuvveti       bonding strength
                  bağlama dayanımı; moleküller arasındaki
                  bağ mukavemeti                              bağlamak            fasten
                                                              [civata]            bağlamak. iliştirmek. tutturmak. (giysi)
                                                                                  ilikleme; sıkmak(cıvata,somun)
bağıl hava hızı   velocity, relative air
                  bağıl hava hızı
                                                              bağlantı            joint
                                                                                   iki ucun,kenarın yada yüzeyin
bağıl             relative ventilation efficiency
                                                                                  birleştirildiği yer;
havalandırma      bağıl havalandırma verimi
verimi                                                                            linkage
                                                              bağlantı
                                                                                  bağlantı;
bağıl işık        relative light transmission
geçirgenliği      bir toz nokta örneklem hedefinin ışık                           joint ring
                                                              bağlantı bileziği
                  geçirgenliğinin saydam bir standart                             flanşlar veya bağlantılar arasında
                  malzemeninki ile karşılaştırılması.                             kullanılan halka biçimindeki conta

bağıl molekül     relative molecular mass                                         connecting pipe
                                                              bağlantı borusu
kütlesi           bir molekül kütlesinin Karbon 12                                bağlantı borusu
                  kütlesinin 1/12/sine oranı. Bağıl molekül
                  kütlesi sayısal olarak g/mol molekül
                  ağırlığına eşitse de,boyutsuzdur.           bağlantı            connecting branch
                                                              branşmanı           bağlantı branşmanı; bir bağlantı hattından
                                                                                  ayrılan branşman
bağıl nemlilik    relative humidity
                  su buharının mol fraksiyonunun aynı
                  basınç ve sıcaklıktaki doymuş havanın       bağlantı            tie-bar
                  mol fraksiyonuna oranı.                     çubuğu              bağlantı çubuğu


bağıl nemlilik    relative humidity control                   bağlantı            fitter
kontrolü          bağıl nemin kontrolü; bir mahaldeki bağıl   elemanı             bir makinenn toplanmasında parçaların
                  nemin higrometreler ve hava hazırlama                           birbirine bağlanmasını sağlayan her
                  biriminde nemlendirme yada nem alma                             türden bağlantı elemanı
                  ekipmanı kullanarak kontrol edilmesi
                                                              bağlantı flanşı     connecting flange
bağıl olarak      relatively                                                      boru bağlantılarını yapmakta kullanılan
377

                         flanş                                         bağlantıyı         break a connection
                                                                       çözmek             bir bağlantıyı çözmek
      bağlantı           connecting clamp
      kelepçesi          bağlantı kelepçesi                            bağlayıcı          connector
                                                                                          elektriksel devreleri birbirine bağlamakta
      bağlantı           joint protection                                                 kullanılan eleman; bağlayıcı
      koruması           bağlama işlemi sırasında kaynak yada
                         lehim bölgesinin oksitlenmeden                bağlayıcı          fastener
                         korunması                                                        bağlayıcı; bağlamakta kullanılan eleman

      bağlantı kutusu    connecting box                                bağlayıcı tapası   connector plug
                         elektrik motorunda motor sargı uçlarını                          elektrik kablolarının içinden geçtiği
                         içeren ve dış devreye(şebeke) bağlantının                        elektrik soketi
                         yapıldığı kutu
                                                                       bağlı              connected lighting power (CLP)
      bağlantı kutusu    junction manhole                              aydınlatma         bir binada elektrik sisteminin çektiği güç;
      gözetleme          bağlantı noktasındaki gözetleme kapağı        gücü               bağlı aydınlatma gücü
      kapağı
                                                                       bağlı birim        slave unit
      bağlantı           junction box                                                     ana birime bağlı alt birim
      kutusu(elektrik    içerisinde elektriksel bağlantıların bulun-
      )                  duğu metal yada plastik kutu.                 bağlı vana         slave valve
                                                                                          bir ana valfin açılmasıyla işlevsellik
                         tie-rod                                                          kazanan vana
      bağlantı mili
                         arabalarda rot mili;rot çubuğu
                                                                       bağlı yük          connected load
                         connecting piece                                                 enerji tüketen bir cihaza bağlı olan ve bu
      bağlantı parçası
                         bağlantı parçası;                                                cihazın karşılaması gereken yük; bağlı
                                                                                          yük
      bağlantı rot       link rod assembly
                         bağlantı rot topluluğu                        bakım              maintenance
      topluluğu                                                                           bir tesis yada makinenin arıza
                                                                                          yapmaksızın çalışma süresini en yüksek
      bağlantı rölesi    connecting relay                                                 kılmak, duruş zamanlarını azaltmak
                         bağlantı rölesi                                                  amacıyla uygulanan işlemler bütünü;
                                                                                          bakım
      bağlantı           deflection of a joint
      sarkması           bir bağlantının sarkması; çökmesi;sehim       bakım hizmeti      maintenance service
                         yapması                                                          bakım hizmeti; bu hizmeti veren bölüm

      bağlantı sayısı    number of connections                         bakım işlemleri    mean operating time between
                         bağlantı sayısı                               arasında           maintenance (MTBM)
                                                                       ortalama           iki bakım işlemi arasındaki ortalama
      bağlantı           hold over coil                                                   çalışma süresi
                                                                       çalışma süresi
      serpantini         soğutma sisteminin dışında olan ve
                         gerektiğinde soğutma sistemine
                         bağlanarak ortamı soğutan serpantin           bakım              maintenance costs
                         (örneğin kent içi araç soğutucusundaki        maliyetleri        bakım maliyetleri; bakım işleminin
                         evaporatör)                                                      kapsadığı malzeme,işçilik ve makine
                                                                                          durma sürelerinden kaynaklanan
                                                                                          maliyetler
      bağlantı soketi    connecting socket
                         bağlantı soketi
                                                                       bakım              maintenance programme
                                                                       programı           periyodik bakımlarda uygulanan bakım
      bağlantı           joint creep
                                                                                          programı
      sürünmesi          lehimli bağlantıların gerilme karşısında
                         gösterdikleri ayrılma eğilimi.
                                                                       bakım              maintenance instructions
                                                                       talimatları        bakım talimatları; bir makine veya
      bağlantı şeridi    connecting strip
                                                                                          sistemin bakım uygulama
                         bağlantı şeriti
                                                                                          sürelerini,özelliklerini ve biçimini
                                                                                          açıklayan talimatlar
      bağlantı           connecting terminal (elec.)
      terminali          elektrikte bağlantı terminali
                                                                       bakım uyarısı      maintenance alarm
                                                                                          bir makine yada sistemde bakım
      bağlantı(elk)      busbar                                                           gereksinimini ifade eden uyarı;
      çubuğu              (1) bir elektrik santralinde güç iletkeni;
                         transmisyon sistemin başlangıç noktası,       bakır              copper
                         (2) birkaç devre arasındaki bağlantıyı                           simgesi Cu olan bakır elementi;
                         oluşturan ağır metalden dolu metal-
                         çubuk;                                                           copper pipe
                                                                       bakır boru
                                                                                          genelde soğutma devrelerinde çok sık
      bağlantıyı         break a joint                                                    kullanılan bakır malzemeden yapılmış
      ayırmak            bir bağlantıyı ayırmak                                           boru
                                                                                                                                 378

bakır iplikşi      stranded cable                                 elektronik          elektronik balast;floresan lambalarda
kablo              bakır ipliklerin(strand) birbirine sarılması                       kullanılan uzaktan kontrollü balast;
                   ile oluşan kablo                                                   bakınız "ballast"

bakır kaplama      copper plate                                   balast, hibrid      ballast, hybrid
                   kompresör emme ve egzost supapları ile                             hibrid balast;ısıtıcı kesme balastı olarak
                   silindir içerisinde bakır kaplanması                               da bilinir; normalde manyetik balast gibi
                                                                                      çalışır fakat, lamba yandıktan sonra
bakır              copper plating                                                     katoda giden akımı kesen bir anahtara
                   soğutma ekipmanında genellikle                                     sahiptir; bakınız ballast"
kaplanması
                   kompresör duvarlarında,
                   pistonlarda,millerde ve contalarda ortaya      balast,             ballast, magnetic
                   çıkar                                          manyetik            manyetik balast;bakınız"ballast

bakır saç          sheet copper                                   balkon              ballustrade
                   bakır plaka saç                                                    balkonları çeviren dekoratif korkuluk
                                                                  korkuluğu
                                                                                      elemanı
bakır su borusu    copper water tube
                   dikişsiz,gaz ve sıvıların iletilmesinde        ballast             ballast
                   kullanılan bakır boru.                                              bir elektriksel boşaltım
                                                                                      lambasında(fluoresan lambası gibi)
bakır taban        copper slab                                                        çalışma voltajı sağlayan ve normal
sacı               bakır taban sacı                                                   çalışma sırasında akımı sınırlayan
                                                                                      eleman.
bakıye             remainder
                   bakiye. kalıntı. artan şey.                    baloncuk            bubble point temperature
                                                                  noktası sıcaklığı   uçucu bir saf sıvı veya karışabilir,uçucu
                   bacteria                                                           saf bileşenli sıvılarda belirli bir basınçta
bakteri
                   serbest yaşayan yada parazit nitelikli, atık                       sıvıda bir buhar baloncuğu oluşması için
                   maddeleri parçalayarak diğer                                       gerekli en düşük sıcaklık
                   organizmaların kullanımına olanaklı hale
                   getiren tek hücreli organizmalar ; bakteri.    baloncuk            bubble plate
                                                                  plakası             baloncuk plakası;akışkan yataklı
                   bacterial growth                                                   kurutucu filtrelerde uygulanan toz
bakteri gelişimi
                   bakteri gelişimi                                                   hareketinin hava akımıyla kontrol
                                                                                      edildiği bir kurutma yöntemi
bakteri ilacı      bactericide
                   bakterileri öldürme yeteneğindeki              balonlu akış        bubble flow
                   fiziksel yada kimyasal ortam                                       balonlu akış hali


                   bacteria count                                 banyo               bath
bakteri sayımı
                   bakteri sayımı                                                     banyo;


                   bacterial (adj)                                banyo               bathroom
bakterisel
                   bakteriler ile ilgili olan; bakterisel                             bir banyo küveti,bir duş, bir jakuzi yada
                                                                                      benzeri diğer tür bir nem kaynağına sahip
                                                                                      herhangi bir mahal;banyo.
bakterisel         bacterial decay
bozunma            besinlerin mikroorganizmalar tarafından
                   yıpratılması (bozunması)                       banyo ekipmanı      bathroom equipment
                                                                                      banyo ekipmanı; banyoda kullanılan
                                                                                      batarya,yer süzgeci vb gibi ekipman
bakterisel         bacterial action
etkinlik           bakteriler tarafından yaratılan etki;
                                                                  banyo lavabosu      wash basin
                                                                                      banyolarda kullanılan lavabo;
balast faktör      ballast factor
                   bir balastla çalıştırılan bir fluoresan                            bath cock
                                                                  banyo musluğu
                   lambanın aydınlatma çıktısının,standart                            sıcak ve soğuk su için musluklar içeren
                   yada referans balastın aydınlatma                                  banyo bataryası
                   çıktısına oranı.
                                                                  banyo               circulator for bathrooms (gas)
balast kayıpları   ballast losses                                                     banyoda sıcak su sirkülatörü
                   balast kayıpları; bakınız "ballast"
                                                                  sirkülatörü
                                                                  (gaz)
balast             ballast efficacy factor (BEF)
                   fluoresan bir lamba balastlarının etkinlik     bar                 bar
verimlilik                                                                            105 Newtonluk kuvvetin 1 m2 lik yüzey
faktörü            ölçüsü. güç girdisine göre elde edilen
                   aydınlatma çıktısı                                                 üzerinde oluşturduğu basınç; 105 N/m2
                                                                                      ye eşit basınç birimi. 1Bar=100 kPa.
balast             ballast efficiency factor – fluorescent
                   belirlenen test koşularında balast             barograf            barograph
verimlilik
                   faktörünün watt olarak güç girdisine                               yazıcı türden bir aneroid barometre; elde
faktörü-fluor                                                                         edilen çıktıya barogram denir
                   oranı
esan
                                                                  barometre           barometer
balast,            ballast, electronic                                                atmosfer basıncı ölçmekte kullanılan
379

                          araç;göstergenin sıvı içermeyen bir                            alana boşaltarak düşüren vana
                          kapsül tarafından hareket ettirildiği
                          barometre; standart atmosfer                 basınç algılama   pressure sensing device
                                                                       aracı             basıncı hisseden araç
      barometrik          barometric pressure
      basınç              sıfır mutlak basınca (mükem mel vakum)
                                                                       basınç alma       depressurization
                          göre atmosfer basıncı
                                                                                         basıncını alma; basıncını çözme

      barometrik          barometric draught regulator
                                                                       basınç anahtarı   pressure switch (pressurestat)
      çekme               bir fırın yada kazanda sabit bir çekmeyi
                                                                                         basınç otomatiği;presostat; belirli bir
      regülatörü          korumak üzere tasarlanmış olan cihaz
                                                                                         basınç değerinde(alçak veya yüksek
                                                                                         basınç) devreyi durduran otomatik
      barometrik          barometric damper                                              anahtar
      damper              bir kanal sisteminde oluşabilecek aşırı
                          basınçların düşürülmesi amacıyla             basınç artımı     pressure rise
                          kullanılan damper                                              basınç artımı; basınç yükselmesi

      barometrik etki     barometric effect                            basınç artırıcı   booster
                           yükseltinin ve hava koşullarının                              örneğin bir kompresör yada bir pompa
                          atmosfer basıncında neden olduğu                               veya kolektörün çıktısını artıran yardımcı
                          değişmeler                                                     eleman

      barometrik          barometric condenser                         basınç artırıcı   pressurizer
      kondenser           düşük sıcaklıklı buharın                                       basınçlandırıcı
                          yoğuşturulmasında kullanılan düşey bir
                          gövde ile soğutucu su sirkülasyonunu         basınç artırıcı   booster compressor
                          içerir.                                                        genellikle çok düşük bir basınçta
                                                                       kompresör
                                                                                         sıkıştırma yapan ve basma hattı diğer bir
      bas düşümü,         pressure drop, final recommended                               kompresörün emme hattına bağlı olan
      önerilen sonınç     hepa filtrelerinde önerilen nihai basınç                       kompresör.
                          düşümü
                                                                       basınç artırıcı   booster pump
      bası kontrol        pressure controller                          pompa             basınç artırıcı pompa
      edicisi             basınç kontrol edicisi
                                                                       basınç artırıcı   booster pump station
      basılabilir         printable character                          pompa             basınç artırıcı pompa istasyonu
      karakter            bir araç kontrol karakterinin tersine,
                                                                       istasyonu
                          yazdırılabilir bir simgeyi temsil eden
                          karakter ; bu küçük ve büyük harfleri,
                          noktalama işaretlerini, ve matematiksel      basınç artırma    boost mode
                          simgeleri içerir.                            konumu            basınç artırma konumu


      basılı değerler     published ratings (of unitary air            basınç artışı     increase in pressure
                          conditioners)                                                  basınç artışı; basınç yükselmesi
                           bir iklimlendirme biriminin niteliklerine
                          uygun bir kullanım için seçilmesine          basınç artışı     rise in pressure
                          yarayan, standart değerleme koşulları                          basınç artışı
                          altında belirlenen performans değerlerine
                          ilişkin yayım.                                                 pressure dependent (PD)
                                                                       basınç bağımlı
                                                                                         bir akış kontrol aracının içinden
      basılı devre        printed circuit                                                gerçeklenen, basınçtaki değişimlerle
                          basılı devre; baskı devre;                                     değişen akış miktarı.

      basılı talimatlar   printed instructions                         basınç bağımlı    pressure dependent control system
                          basılı talimatlar; makinanın üzerinde        kontrol sistemi   hava terminalinden olan akışın sistem
                          bulunan çalıştırma ve ana bakımla ilgili                       basıncı ile değiştiği sistem.
                          talimatlar
                                                                       basınç boşaltım   pressure relief device
      basıncı             pressurized                                  aracı             basıncın yükselme olasılığı bulunan
      artırılmış          basınçlandırılmış; basınçlı                                    devrelerde, devreyi korumak amacıyla
                                                                                         basıncın yükselmesi durumunda akışı
                          pressure maintenance                                           güvenli bir bölgeye yönlendiren araç.
      basıncın
      korunması           basıncın korunması
                                                                       basınç boşaltım   pressure relief valve
                                                                       vanası            bir yay yada diğer bir yöntemle yerinde
      basınç              pressure                                                       kapalı tutulan ve basıncın kendi ayar
                          termodinamik yönden, homojen bir sıvı                          değerinin üzerine çıkması durumunda,
                          veya gazın içinde bulunduğu kabın                              otomatik olarak basıncı boşaltmak üzere
                          duvarlarına dikey yönde etki ettirdiği                         tasarlanmış vana.
                          birim alan başına kuvvet; alan birimi
                          başına kuvvet;basınç
                                                                       basınç            pressure relief
                                                                       boşaltımı         bir tanktaki fazla basıncı otomatik olarak
      basınç              pressure temperature relief device                             düşürme
                          sıcaklığı duyarak basıncı güvenli bir
                                                                                                                               380

basınç boşaltın    pressure relief vessel                       iği)
tankı              içerisindeki aşırı basıncın otomatik
                   olarak düşürülmesine olanak içeren tank                        pressure reducing point
                                                                basınç düşüş
                   veya kap.                                                      basınç düşürme noktası
                                                                noktası
basınç çapraz      pressure cross connection
                   çapraz basınç bağlantısı                     basınç            pressure regulating valve
bağlantısı                                                                        (1)yüksek bir basınç değerini uygun
                                                                düzenleme
                                                                vanası            düzeye düşüren vana, (2)giriş tarafındaki
basınç çökmesi     pressure depressions                                           basınçtan bağımsız olarak, çıkış
                   içerisinde uçucu olmayan çözünme                               kapısında eş biçimli bir basıncı koruyan
                   maddeleri bulunduğunda bir çözeltinin                          vana;
                   buharlaşma basıncındaki düşme;François
                   Marie Raoult tarafrından bulunmuş olan       basınç            pressure regulator
                   basınç düşmesi                                                 üst akım bölgesindeki değişen basınca
                                                                düzenleyici
                                                                                  karşı alt akımda kontrollü bir basınç
basınç             compressive strength                                           sağlayan araç.
dayanımı           bir malzemenin sıkıştırmaya karşı
                   deformasyon dayanımı;                                          pressure imposing element
                                                                basınç elemanı
                                                                                  basınç uygulayan eleman
basınç değerleri   pressure terms
                   bir referans değerine göre ifade edilen                        pressure equalizing
                                                                basınç eşitleme
                   basınç değerleri.                                              bir yük düşüm vanası yada bir buhar
                                                                                  kilidi sıvı kontrolü yoluyla alçak ve
basınç değişimi    change in pressure                                             yüksek taraf basınçlarını eşitleyen yada
                   basınç değişimi                                                eşite yakıt hale getirme, veya bir
                                                                                  kompresörde kalkış tork gereksinimini
basınç             pressure compensated control system                            azaltmak üzere giriş ve çıkış basınçlarını
dengelemeli        hava terminalinden olan akışın sistem                          eşitleme.
kontrol sistemi    basıncından bağımsız olduğu sistem
                   basıncı.                                     basınç faktörü    pressure factor
                                                                                  kalp rahatsızlıkları üzerinde kan
basınç             pressure balance                                               basıncının etkisi; basınç faktörü
dengelemesi        basınç dengesi;bir kaptaki yada
                   sistemdeki basıncın dış basınca eşit         basınç farkı      difference pressure
                   olması durumu                                                  basınç farkı; bir referans değere göre iki
                                                                                  basınç arasındaki fark
basınç             pressure compensator
dengeleyici        basınç dengeleyici;                          basınç farkı      pressure difference
                                                                                  basınç farkı; basınçları farklı iki ortam
                   pressure sensor                                                arasındaki basınç farkı
basınç
duyargası          basınç sensoru
                                                                basınç farkı      pressure differential cut-out
                                                                kesicisi          basınç farkı değeri ile kesme yapan
basınç düşümü      drop in pressure                                               kontrol
                   basınçtaki düşme; basınç düşümü

                                                                basınç farkı      pressure differential valve (spring-
basınç düşümü      pressure drop                                                  loaded check valve)
                   boru devrelerinde akış sırasında sürtnme     vanası
                                                                                  vana kapısının iki yanındaki basınç
                   ve özel dirençler nedeniyle ortaya çıkan                       farkına tepki veren otomatik vana.
                   basınç düşümü.                                                 çoğunlukla, kondenserle sıvı deposu
                                                                                  arasında, kondenser basınç kontrol vanası
basınç düşümü,     pressure drop, final                                           ile birlikte kullanılır (backup valve)
son                nihai basınç düşümü; hepa filtresi
                   önerilen toz doygunluk değerine                                pressure gradient
                                                                basınç gradyeni
                   eriştiğinde filtredeki basınç düşümü                           belirli bir yerdeki basıncın değişme yönü
                                                                                  ve miktarını belirleyen fiziksel büyüklük
basınç             pressure drop, initial
düşümü,ilk         ilk basınç düşümü;bir HEPA filtresi ilk                        pressure stage
                                                                basınç
                   yerleştirildiğinde filtre içerisinden olan                     basınç kademesi; kademeli soğutmada
                   basınç düşümü;                               kademesi
                                                                                  alçak ve yüksek basınç kademelerinden
                                                                                  herbiri
basınç düşürme     decrease of pressure
                   basınç azalması; basıncın dereceli olarak                      loss of pressure
                   düşmesi
                                                                basınç kaybı
                                                                                  basınç kaybı; akışkan akışında sürtünme
                                                                                  ve lokal kayıplar nedeni ile oluşan basınç
basınç düşürme     pressure reducing station                                      kaybı
istasyonu          basınç düşürme istasyonu
                                                                basınç kaybı      pressure loss
basınç düşürme     pressure reducing valve                                        sürtünme ve türbülans nedeniyle toplam
vanası             basınç düşürme vanası                                          basınçtaki azalma; akışkanın birim
                                                                                  hacimdeki akışı nedeniyle oluşan
                                                                                  mekanik enerji kaybının bir ölçüsüdür.
basınç             pressure head
düşüsü(yüksekl     basınç düşüsü; basıncın sıvı yüksekliği
                   cinsinden değeri                             basınç kayıp      pressure loss coefficient
381

      katsayısı           basınç kayıp katsayısı; birim uzunluk          pompası           basınçlı test pompası
                          başına basınç düşüm değeri
                                                                         basınç            loss of head
      basınç kesicisi     pressure cut-out                               yüksekliği        basınç yüksekliği kaybı;basınç kaybı
                          basınç kesicisi; ayar değerinin üzstündeki
                                                                         kaybı
                          değerlerde sistemi durduran kontrol

                                                                         basınç zonu       pressure zone
      basınç kontrol      pressure control valve
                                                                                           basınç zonu; basınçlı zon
      vanası               vana yuvasıyla ilişkili olarak içerisindeki
                          vana kafasının konumu, ayar basıncından
                          sapmalarla belirlenen vana;                    basınç,           pressure, barometric
                                                                         barometrik        barometrik basınç; barometreden okunan
                                                                                           atmosferik basınç değeri
      basınç              pressure controlled valve
      kontrollü vana      vana yuvasıyla ilişkili olarak içerisindeki
                          vana kafasının konumu, ayar basıncından        basınç, atma      pressure, burst
                          sapmalarla belirlenen vana;                                      bir basınç güvenlik sigortasının
                                                                                           parçalanma basıncı
      basınç kontrolü     pressure control
                          basınç kontrolü                                basınç,           pressure, atmospheric
                                                                         atmosferik        atmosferik hava katmanlarının
                                                                                           ağırlığından kaynaklanan basınç;atmosfer
      basınç koruma       pressure sustaining valve
                                                                                           basıncı; barometrenin gösterdiği
      vanası              basınç koruma vanası
                                                                                           basınç;standart koşullarda 1,0336
                                                                                           kg/cm2, 14,697 psi, 101,2 kpa’dir.
      basınç ölçer        pressure gauge
                          ölçülen değeri duyan, koşullandıran ve         basınç,           pressure, differential
                          sergileyen basınç ölçme aracı.                                   sürtünme yada hız nedeniyle toplam
                                                                         diferansiyel
                                                                                           basınçtaki değişim.
      basınç ölçümü       measurement of pressure
                          basınç ölçülmesi                               basınç, emme      pressure, suction
                                                                                           soğutma sisteminde kompresör girişinde
      basınç ölçümü       pressure measurement                                             ölçülen basınç.
                          basıncın ölçülmesi
                                                                         basınç, hız       pressure, velocity
      basınç sınırı       pressure boundary                                                havanın sadece harekete bağlı olan
                           iç ve dış mahal havasını birbirinden                            basınç bileşeni. her zaman pozitiftir.
                          ayıran birincil hava gövdesi;                                    primary air koşullandırılan bir mahalle
                                                                                           beslenen hava.
      basınç sınırı,      pressure limit of watertightness of an
      bir hava            air terminal device                            basınç, işletme   pressure, operating
      terminal araç       bir hava terminal biriminde su                                   bir soğutma sisteminde, sistem çalışırken
                          geçirmezlikle ilgili basınç sınırı                               belirli bir referans noktasında ortaya
      sızdırmazlığını
                                                                                           çıkan basınç.
      n
                                                                         basınç,           pressure, maximum working
      basınç              pressure limiting device                                         bakınız “pressure, design”.
                           basınca tepki veren elektronik veya           maksimum
      sınırlama aracı
                          elektriksel araç, yada bir komprersörün        çalışma
                          çalışmasını otomatik olarak durduran
                          basınçla çalışan mekanizma                     basınç, mutlak    pressure, absolute
                                                                                           referans basıncının sıfır olduğu basınç
      basınç sınırları,   pressure limit of water tightness                                değeri. her zaman pozitif olan mutlak
                          su geçirmezliğin basınç sınırı; su                               basınç.
      su
      geçirmezliğin       geçirmezliğin artık devam etmediği
                          basınç sınır                                   basınç,           pressure, gauge
                                                                         okuma(geyç)       referans basıncının ölçme noktasındaki
      basınç              pressure tight (adj)                                             atmosferik basınç olduğu basınç değeri
                          basınç sızdırmaz; basınçlı akışkanı                              .bu değer pozitif yada negatif olabilir
      sızdırmaz
                          sızdırmayan
                                                                         basınç, orta      pressure, medium
      basınç              snubber (pulsation suppressor)                                   oda sıcaklığı olan 74°f ( 23.3°c) ’daki
                          sıvı yada buhar hattına yerleştirilmiş,                          okuma basıncı atmosferik basınçtan
      söndürücü
                          basınç oynamalarını yada değişmelerini                           yüksek fakat tipik olarak 100 psig ( 689
                          önlemekte kullanılan bir kısıtlama                               kpa) ’dan düşük olduğu sistem.
                          elemanı
                                                                         basınç, su        pressure, water vapour, partial
      basınç tahrikli     pressure powered pump                          buharı,kısmi      su buharı kısmi basıncı;
      pompa               haznedeki sıvı seviyesini(basınç) üstteki
                          iki valfin hareketine dönüştüren pompa         basınç,düşük      pressure,low
                                                                                           oda sıcaklığı olan 74°f ( 23.3°c) ’deki
      basınç testi        pressure test                                                    mutlak basıncı çevresel mutlak basıncın
                          bir kazan veya tesisatta uygulanan                               altında olan sistem. genelde düşük basınç
                          basınçlı sızdırmazlık testi                                      soğutkanları olan soğutkanlar, s11, s113,
                                                                                           ve s123’dür.
      basınç testi        pressure test pump
                                                                                                                               382

basınç,standart    pressure, standard barometric                                  basıncı sıkıştırma yoluyla artırılmış hava;
barometrik          genelde, yaklaşık olarak 32°f ( 0°c) ’de                      basınçlı hava
                   14.696 psi ( 101.325 kpa) yada 29.921
                   in. hg.s                                      basınçlı hava    compressed air pipe
                                                                 borusu           basınçlı havayı bir merkezi hava
basınç,statik      pressure, static                                               tankından alarak kullanım noktalarına
                   bir gaz akımının statik basıncı, kanal                         ileten boru; basınçlı hava borusu
                   duvarına yada diğer bir sınıra küçük bir
                   delikten bağlanan ve yüzeyi hava              basınçlı hava    compressed air tank
                   akımına paralel olması gereken bir                             basınçlı havanın biriktirildiği ve kullanım
                                                                 tankı
                   boruda ölçülen basınç                                          noktalarına iletilmek üzere alındığı depo;
                                                                                  basınçlı hava tankı
basınç,tasarım     pressure, design
                   tasarım basıncı;aparatın çalışmak üzere       basınçlı jet     pressure jet burner
                   tasarlandığı maksimum basınç; sistemin        brülörü          basınçlı jet brülörü
                   bir parçasının kendisi için tasarlandığı
                   maksimum çalışma basıncı.
                                                                 basınçlı         pressure blowers
                                                                 merkezcil fan    basınç arıtırıcı üfleyiciler;
basınç,toplam      pressure, total
                    sıkıştırma derecesi ve hareket miktarı
                   nedeniyle var olan basınç; toplam             basınçlı sıvı    compressed liquid
                   basınç;bu basınç değeri,bir noktadaki                          basınç altında tutulan, sıkıştırılmış sıvı
                   statik ve hız basınçlarının toplamıdır.
                                                                 basınçlı         pressure cooling
basınç,yüksek      pressure, high                                soğutma          içerisinde meşrubat rafları olan, dışarıdan
                   oda sıcaklığı olan 74°f ( 23.3°c) ’deki                        bir kompresörle içi basınçlandırılan, önce
                   basıncı tipik olarak , 100 psig ( 689 kpa)                     ısınan fakat sonra kutunun metal olması
                   ’den fazla olan sistem. . genelde yüksek                       nedeniyle oda sıcaklığına kadar soğutan
                   basınçlı soğutkanlar s22, s502, ve s125’i                      sistem
                   içerir.
                                                                 basınçlı         pressure ventilation
basınçla           pressure fired boiler                         solunum          solunum yetersizliklerinde buruna takılan
ateşleyen kazan    basınçlı püskürtülen yakıtla çalışan kazan                     maske yoluyla hava verme;

                   pressure burst                                basınçlı su      pressure water cooler
basınçla
                   önceden belirlenmiş bir basınç değerinde      soğutucu         bir tüpteki basıncı kullanarak içecek
parçalanma                                                                        deposundaki sıvıyı dağıtım musluğuna
                   bir diskin parçalanarak basıncın
                   düşürülmesi                                                    getiren soğutucu

                   pressurization                                basınçlı         pressure vessel
basınçlandırma
                   basınçlandırma;basınç artırma; özellikle      tank(depo)       atmosferik basınçtan farklı basınçtaki
                   hava araçlarında kabin basıncının                              (vakum veya yüksek) akışkanları içeren
                   artırılması                                                    ve bunun yarattığı gerilmelere dayanım
                                                                                  yeteneğindeki tank;
basınçlandırma     head tank
                   sıcak kullanım suyu ısıtıcılarında, çatıda    basınçlı tür     pressure type air cooler
tankı                                                                              bir hava basıncı uygulayan dışsal
                   suyun toplanarak ısıtıcıya sabit bir basınç   hava
                   altında girdiği ana tank; çatıdaki basınç     soğutucusu       elemanlarla çalışmak üzere tasarlanmış
                   sağlama tankı                                                  hava soğutucusu.

                   pressure atomizing burner                     basınçlı yanma   pressurized combustion chamber
basınçlı atomize
                   basınçlı havayla yakıtın atiomize hale        odası            basınçlı yanma odası
brülör
                   getirildiği brülör
                                                                 basınçtan        pressure independent (pi)
basınçlı           pressure feed                                 bağımsız         sıfat.sistem basıncındaki değişmelerden
besleme            içten yanmalı motorlarda yağın bir                             etkilenmeksizin bir akış kontrol elemanı
                   pompa yardımıyla yağlama noktalarına                           içerisinden eşbiçimli (üniform) akış
                   iletilmesi; basınçlı yağlama                                   miktarı (debi)

basınçlı boru      pressure tubing                               basit devre      simplex circuit
                   dış çapı 1.5 in (37 mm) ve altında olan                        sadece bir yönte iletim sağlayan devre
                   dikişsiz boruların pratik ifadesi yada
                   gösterimi; buhar santrali tasarımında         basit obje       simple object access protocol (SOAP)
                   astm 106 basınçlı borusu.                     ulaşım           normalde HTTP 'yi kullanarak XML
                                                                 protokolü        temelli bildirimlerin(mesaj) şebekede
basınçlı buhar     live steam                                                     alınıp verilmesine olanak veren protokol
                   bir kazanda suyun ısıtılması ile elde
                   edilen basınç altındaki buhar                 baskı contası    thrust collar
                                                                                  flanşlı demir boru(pik) birleştirmelerinde
basınçlı gaz       compressed gas                                                 flanşlar arasında konan baskı contası
                   basınçlı gaz; basıncı sıkıştırma yoluyla
                   artırılmış olan gaz                           baskı rulmanı    thrust bearing
                                                                                  baskı rulmanı; eksenel yükleri karşılayan
basınçlı hava      compressed air                                                 rulman
383

      baş üstü          overhead                                                        rüzgar şiddeti ölçeği;
      yükseklikte       baş üstü; yukarda; yukarısı
                                                                       beden            body height
      baş-kıç(gemi)     fore and aft                                   yüksekliği       beden yüksekliği;boy
                        bir geminin burundan kıç tarafına doğru
                        merkez hattı boyunca yada merkez               beden yüzey      area, body surface
                        hattına paralel                                alanı            bir insan bedeninin ortalama yüzey alanı

      başlamakta        delay in starting
                                                                       bedensel ısı     body thermal sensation
      gecikme           çalışma gecikmesi
                                                                       algılaması       bedensel sıcaklık hissi

      başlangıç (ilk)   preliminary
                                                                       bedensel ısı     body heat storage
                        başlangıç. giriş. ön hazırlık. başlangıç
                                                                       depolama         bedensel ısı depolama
                        niteliğinde. ilk. ön.

      başlangıç         initial resistance                             bedensel ısı     body heat loss
                        tasarlandığı nominal akımda çalışan, toz       kaybı            bedensel ısı kaybı
      direnci
                        yüklemesi olmayan bir aracın gösterdiği
                        direnç; veya belirlenen akış miktarında        bedensel ısı     body heat gain
                        çalışan cihazın inch.SS (Pa) olarak ifade      kazanımı         bedensel ısı kazancı
                        edilen basınç kaybı.
                                                                       bedensel         body mass variation for solids
      başlangıç         initial arrestance                                              katı maddeler yönünden bedensel
                        bir filtrenin ilk kullanımdaki tutma           katılarda
      tutuculuğu                                                                        değişme
                        miktarı; bir filtrenin büyük parçalara         değişme
                        karşı ilk kullanımdaki performansı
                                                                       bedensel kütle   body mass
      başlangıç         efficiency, initial                                             bedensel kütle
      verimi            ilk verim; bir filtrenin ilk kullanım verimi
                                                                       bedensel kütle   body mass loss, respiration
                                                                       kaybı,           bedensel kütle kaybı,solunumla
      başlatma          initialization
                        başlatma; genellikle bir üst konumdan          solunumla
                        bilinen bir konumun tesis edilmesi
                        süreci; başlatım, düğüm noktasının             bedensel         body temperature
                        mantıksal yada fiziksel adresinin yeniden      sıcaklık         bedensel sıcaklık
                        tesis edilmesini gerektirebilir
                                                                       bedensel suda    body mass variation for water
      başlık            heading                                                         sıvılar bakımından bedensel değişme
                        başlık; yön                                    değişme

                        mitre                                          bedensel yüzey   body surface area
      başlık
                        başlık;şapka;taç                               alanı            bedensel yüzey alanı


      baş-üstü su       elevated reservoir (basin)                     bekleme          standby conditions
      deposu            yükseğe yerleştirilmiş su deposu               koşulları        elektriksel güç üretim tesislerinde
                                                                                        özellikle pik dönemlerde ekipmanın
                                                                                        hemen devreye alınacağı bekleme yada
      baud              baud                                                            yedekleme koşulları
                        iletişim ve elektronikte sembol
                        değişiminin ölçüsü; yani, dijitale
                        dönüştürülmüş bir sinyalde, taşıyıcı           beklemedeki      at rest clean room
                        ortama birim zamanda yapılmış farklı           temiz oda        bütün inşai ve teknik donanımları
                        sembol değişimlerinin sayısı                                    tamamlanmış, işletmeye hazır fakat bu
                                                                                        ekipmanları çalıştıracak personel
                                                                                        bekleyen temiz oda
      Baudelet          Baudelot cooler
      soğutucu          içerisinde suyun boru yada plakalar
                        üzerinden kendi ağırlığı ile aktığı ısı        Belding-Hatch    Belding-Hatch index
                        eşanjörü türü.                                 indisi           değişik etkinlik düzeylerindeki ortalama
                                                                                        bir insanın ısıl gerilimlere dayanma
                                                                                        ölçüsünü ifade eden endeks
      bayi              supplier
                        bayi; malzeme sağlayan firma
                                                                       belge            document
                                                                                        belge; örneğin bir tesisatın yapım
      baypas etmek      bypass (verb)                                                   özelliklerini ve yapım koşullarını içeren
                        kısa devre yapmak;ugramadan geçmek.                             belge
                        atlamak. bos vermek. pas geçmek.

                                                                       belgelendirme    certification
      baz               base                                                            uzman bir kuruluş tarafından belirli bir
                        kimyada genellikle proton kabul eden                            ürün yada kişinin belirli bir işi yerine
                        maddelere verilen isim; baz                                     getirebileceğini sergileyeni
                                                                                        belgelendirme;örneğin kalite belgesi
      Beafort ölçeği    Beaufort scale                                                  verme
                        İrlandali Françis Beaufort tarafından
                        bulunmuş olan ve genellikle gözlemlenen                         certification scheme (auditing scheme)
                        deniz koşullarına dayanılarak belirtilen
                                                                       belgelendirme
                                                                       şeması            bir belgelendirme süreci içerisinde,
                                                                                                                               384

                    belgelendirmeyi talep eden firma yada                           biçiminde oluşan korozyon biçimi;bir
                    kişinin yerine getirmesi gereken                                yüzeyde, kum çarpması, mekanik
                    süreçler,işlemler,özellikleri gösteren                          oyulma,asitle oyulma yada korozyon
                    çizelge                                                         nedeniyle oluşan küçük kazınma

belgeli mimar       licensed architect                           benzemeyen         dissimilar
                    lisanslı mimar; belgeli mimar                                   birbirine benzemeyen; birbirinden farklı

belgeli             licensed engineer                            benzerlik          similarity
mühendis            belgeli mühendis                                                benzerlik

belgeli             professional engineer (licensed              Bernoulli etkisi   Bernoulli effect
                    engineer)                                                       yatay bir akışta hızdaki bir artış
mühendis
                    belirli bir alanda çalışma belgesine sahip                      basınçtaki bir azalmayı getirir biçiminde
                    mühendis                                                        ifade edilen etki

belgeli             registered engineer                          Bernoulli          Bernoulli’s theorem
                    uygun niteliklere sahip belgelendirilmiş     teoremi            Bernouilli teoremi; kayıpsız bir akışkan
mühendis
                    (diploma) profesyonel mühendis.                                 akışında bütün kesitlerde toplam basıncın
                                                                                    değişmeyeceğini ifade eden teorem
belgeli standart    certified standard instrument
                    üretici yada diğer güvenilir bir kurum       berrak buz         clear ice (crystal ice)
ölçme aracı
                    tarafından kalibre edilmiş ve National                          içerisinde hava baloncukları içermeyen
                    Institute of Standarts and ( NIST)                              saydam görünüşlü buz
                    uyarınca belgelendirilmiş ölçme aracı.
                                                                 besin camlama      food glazing
belgeli             licensed contractor                                              besinlere canlı camsi bir görüntü veren
                    belgeli yüklenimci;belgeli müteahhit                            maddelerle parlatılmış besin
yüklenimci

belirleme           determination
                                                                 besin üretim       food product zone
                    belirleme;
                                                                 zonu               besin üretim zonu

belirlenmiş         specified rating
değerleme           davlumbazın satın alınması yada
                                                                 besleme            feed (noun)
                    laboratuarın tasarım ve kurulumunda
                                                                                    besleme. yiyecek verme. beslenme.
                    veya her ikisinde belirlenen,önerilen
                                                                                    yeme. gereksinimlerini sağlama. yiyecek.
                    yada garanti edilen davlumbaz
                                                                                    besin.
                    performans değeri.

                                                                 besleme            supply (noun)
belirlenmiş         specified values
                                                                                    ikmal. tedarik. teçhiz. mevcut. erzak.
değerler            bir testin altında yürütülmesi gereken
                                                                                    sağlama. tedarik etme. temin etme.
                    koşullar.
                                                                                    ihtiyacı karşılama. telafi etme. yerini
                                                                                    doldurma..
belirleyici         determinant
                    belirleyici; belirleyici ölçmeler;
                                                                 besleme ana        feeder main
                                                                 hattı              ana besleme hattı
belirli bir         final controlling element with defined
kalma               rest position
                    belirli oturma konumunda nihai filtre        besleme ana        supply main
konumuyla son                                                                       sıcak sulu ısıtma tesisatında kazandan
                    elemanı                                      hattı
kontrol elemanı                                                                     çıkan sıcak suyu kullanım birimlerine
                                                                                    ileten ana hat borusu.
belirsizlik         uncertainty
                    belirsizlik; bakınız "uncertinity,random"    besleme basıncı    supply pressure
                                                                                    besleme basıncı;besleme hattındaki
belirsizlik,        uncertainty, random                                             basınç
rastgele            bir ortalama değerin her iki tarafında
                    alınan rasgele okumaların neden olduğu       besleme borusu     feed pipe
                    hata ;                                                          besleme borusu,besleme hattı;gidiş
                                                                                    borusu
belirsizlik,maks    uncertainty, maximum
imum                maksimum belirsizlik                         besleme borusu     supply pipe
                                                                                    sıcak sulu ısıtma tesisatında kazandan
belirsizlik,siste   uncertainty, systematic                                         çıkan sıcak suyu kullanım birimlerine
                    sürekli ortaya çıkan ve şans olarak                             ileten boru.
matik
                    düşünülemeyen hata. Sistematik hatalar
                    kalibrasyonla düzeltilebilirler              besleme buharı     supply system
                                                                                    besleme sistemi; enerji kullanan bir araca
bellek              memory capacity                                                 enerji besleyen sistem
kapasitesi          bellek kapasitesi;
                                                                 besleme çek-       feed check valve
                                                                 vanası             besleme hattı cek-vanası
beneklenme          pitting
                    bir metal yüzey üzerinde beneklenme
385

      besleme hattı      feed line                                                    verilecek enerjiyi taşıyan ve dağıtan
                         besleme borusu,besleme hattı;gidiş                           manifold
                         borusu
                                                                     besleme          feed pump
      besleme hattı      supply line                                 pompası          besleme pompası; kazanlarda besleme
                         besleme hattı; bir ekipmana                                  suyu pompası
                         enerji(ısı,elektrik)besleyen hat
                                                                     besleme          supply temperature differential
      besleme hava       supply air duct                             sıcaklık farkı   besleme sıcaklık farkı; besleme suyu ile
      kanalı             cebri ısıtma/soğutma sistemlerinde,                          çıkış suyu arasındaki sıcaklık farkı( sıcak
                         ısıtma veya soğutma havasının mahallere                      sulu ısıtma)
                         merkezi ısıtma yada soğutma fanı
                         tarafından iletilmesinde kullanılan         besleme suyu     feed water
                         kanallar                                                     besleme suyu(kazan,kule)

      Besleme            supply ventilation installation package     besleme suyu     feed water economizer
      havalandırması     besleme havalandırması kurulum(tesisat)                      besleme suyu ekonomizeri; kazana
                                                                     ekonomizeri
      tesisat paketi     paketi                                                       verilen besleme suyunu baca gazlarıyla
                                                                                      veya diğer herhangi bir atık ısı kaynağı
                         air, make up                                                 ile ısıtan araç
      besleme havası
                         iç mahalle verilen besleme havası
                                                                     besleme suyu     feed water treatment
                         air, supply                                 işlemlemesi      besleme suyu tasfiyesi; kazan besleme
      besleme havası
                         taze hava, sirkülasyon havası yada                           suyunun yumuşatılması işlemi
                         transfer havasının herhangi bileşimi
                         biçiminde mekanik yada doğal                besleme suyu     feed water tank
                         havalandırma yoluyla bir mahalle verilen    tankı            besleme suyu tankı;
                         hava ;bir iklimlendirme,ısıtma ve
                         havalandırma cihazından mahalle giren       beslemek         feed (verb)
                         hava.Besleme havası.                                         beslemek. yiyecek vermek. beslenmek.
                                                                                      yemek. gereksinimlerini sağlamak.
      besleme havası     make-up air
                         egzost edilen havanın yerine bir mahalle    beslemek         supply (verb)
                         dışarıdan eklenen hava                                       kmal. tedarik. teçhiz. mevcut. erzak.
                                                                     (sağlamak)
                                                                                      sağlamak. tedarik etmek. temin etmek.
      besleme havası     supply air opening                                           ihtiyacı karşılamak. telafi etmek. yerini
      açıklığı           besleme havasının mahalle girdiği açıklık                    doldurmak. bir makamı işgal etmek.

      besleme havası     supply air outlet                           besleyici        feeder (electric)
      çıkışı             besleme havası çıkış açıklığı               hattı[elk]        bir elektrik hizmeti yada alt alanına
                                                                                      genellikle üç fazlı elektrik dağıtım ana
                                                                                      besleme hattı
      besleme havası     supply air flow rate
      debisi             besleme havası debisi
                                                                     beton            concrete
                                                                                      somut. açık. kesin. belli. beton.
      besleme havası     supply air equipment                                         betonlamak. betonla kaplamak.
      ekipmanı           besleme havası ekipmanı
                                                                     beton donma      freeze thaw resistance
      besleme havası     supply air system                           direnci          beton ve çimentonun donarak
      sistemi            besleme havası sistemi(hava hazırlama                        yıpranmaya gösterdiği direnç
                         birimi,kanallar,filtreler vb)
                                                                     beton döşeme     concrete floor
      besleme havası     supply air terminal device                                   beton döşeme
      terminal           besleme havası terminal birimi
      cihazaı                                                        beton döşeme     concrete slab
                                                                     dilimi           beton zemin döşemesi; toprağa basan
                                                                                      beton döşeme
      besleme iletkeni   feeder conductors
                         servis ekipmanını branşman devre kesici
                         panele bağlayan elektrik tesisatı.          beton sütun      concrete column
                                                                                      beton malzemeden yapılmış kolon; beton
                                                                                      kolon
      besleme iletkeni   supply conduit
                         belseme iletkeni; içerisinde besleme
                         borularını içeren taşıma kanalı             beton temeller   concrete foundations
                                                                                      bir binada beton temeller
      besleme            supply cable
                         besleme kablosu; bir elektrikli ekipmana    beygir gücü      horsepower
      kablosu                                                                         75 kg.m/sve 0.736 kw’a eşit olan güç
                         enerji taşıyan kablo
                                                                                      birimi; 1 hp gücün bir saat uygulanması
                                                                                      ile elde edilen iş miktarı. 1 hp=0,745 kwh
      besleme            feed control
                                                                                      =22682 kj=2542 btu
      kontrolü           besleme miktarının kontrolü

                                                                     biçim faktörü    form view factor
      besleme            supply manifold                                              bir cihazın biçimi ve boyutlarıyla ilgili
      manifoldu          besleme manifoldu; birden çok zona                           faktör
                                                                                                                                386

biçim faktörü     shape factor                                 bilgisayar         computer memory
                   radyasyon biçim faktörü                     belleği            elektriksel, manyetik ve optik gibi
                                                                                  genellikle ikili herhangi bir dilde bilgiyi
biçimlendirme     forming                                                         saklayan bilgisayar ekipmanı için
                  biçimlendirme; şekil verme                                      kullanılan genel terim.

bide              bidet                                        bilgisayar         computer run
                  bedenin belden aşağı bölümlerini             çalışması          bir programın bilgisayarda sonuna kadar
                  yıkamakta kullanılan tuvalet aracı;bide                         çalışması, buna göre bir rutinin yada
                                                                                  birkaç rutinin çalıştırıcının sıfır yada
                  bidet basin                                                     minimal girişimi ile otomatik olarak
bide gövdesi
                  bide'nin alt geniş kısmı; bide gövdesi                          çalışma performansı


                  bidet trap                                   bilgisayar         computer output
bide sifonu
                  bidenin altında pis su tesisatından koku     çıktısı            bir analiz yada bir işlem sonucu hakkında
                  ve gazların girmesini önleyen sifon                             bilgisayardan alınan çıktı


                  bidet valve                                  bilgisayar         computer storage
bide vanası
                  bide yıkanma musluğu                         depolama           (1) verilerin girilebildiği ve sonraki
                                                               birimi             kullanım için buradan alınabildiği araç
                                                                                  (2) uzak anlamıyla, veri depolayabilen
bildirim          annunciation                                                    herhangi araç,
                  (1)bir çalıştırma personeline (operatör)
                  gönderilen ‘uyarı’; çalıştırıcı sistemdeki
                  bir değişme hakkında bilgilendirici uyarı;   bilgisayar         computer aided design (CAD)
                  (2) görsel yada işitsel yollarla bir         destekli tasarım   bilgisayar destekli tasarım
                  durumun sergilenmesi
                                                               bilgisayar         computer aided facility management
bileşen           constituent                                  destekli tesis     (CAFM)
                  bir karışımı oluşturan maddelerden her       yönetimi           bilgisayar destekli tesis yönetimi
                  birisi. karışım elemanı.
                                                               bilgisayar         computer hardware
bileşen           constituent particle                                            bilgisayar, devre tablaları, CRT’ler
                                                               donanımı
parçacık          karşıımdaki parçacıklı madde                                    (katod ışın tüpü) ve yazıcılar gibi fiziksel
                                                                                  büyüklükler; bilgisayarın donanım
bileşik           compounds                                                       elemanları
(kimyasal)        kimyasal elementlerin belirli oranlarda
                  katılarak oluşturdukları kimyasal madde;     bilgisayar         computer input
                  birleşik                                     girdisi            (1) işlemlenecek veri, (2) belirli bir girdi
                                                                                  kanalında ortaya çıkan durum yada
bilezik conta     gasket ring                                                     durumlar dizisi, (3) verileri bir başka
                  bilezik halindeki conta; dairesel biçimde                       araca taşımakta kullanılan araç yada
                  uygulanan conta                                                 kolektif araç dizisi,

bilgi değişimi    information exchange                         bilgisayar         computer space
                  bilgi alış verişi; bilgi değişimi            hacmi              (1) veri depolamanın amaçlandığı mahal,
                                                                                  örneğin bir basılı sayfada bir yer, yada
                                                                                  depolama ortamındaki yer, (2)temel alan
bilgisayar        computer
                                                                                  birimi, genellikle bir tek karakterin
                  (1) hesaplamalar yapan makine, (2)
                                                                                  büyüklüğü,
                  uzatmalar yoluyla, bilgi üzerinde bazı
                  dönüşümler gerçekleştiren makine,
                  (3)depolanmış program veri işlem             bilgisayar         computer overflow
                  sistemi,                                     kapasite aşımı      (1)aritmetik işlemlerin bir bilgisayarın
                                                                                  ayrılmış depolama hacmini aşması
                                                                                  durumunda ortaya çıkan durum, (2)bir
bilgisayar        computer storage buffer
                                                                                  mekanik yada programlanmış gösterge
                  bilgisayar depolama birimi buffer'ı
                                                                                  olduğunda bu durumdan kaynaklanan
                                                                                  sayı
bilgisayar alt-   computer subroutine
rutini            (1) bir rutinde, bir bilgisayarın iyi
                                                               bilgisayar kodu    computer code
                  tanımlanmış bir matematiksel yada
                                                                                  veri temsil eden simge yada kısaltmalar
                  mantıksal işlemi gerçekleştirmesine
                                                                                  dizisi
                  neden olan komutlar dizisi,

                                                               bilgisayar         computer reset (verb)
bilgisayar        computer switch
                                                               resetleme           bir bellek yada depolama elemanını bu
anahtarı          bir programlama rutininde iki tepki
                                                                                  elemanın genellikle ‘0’ olan ‘standart’
                  türünün olası olduğu nokta. doğru olanı
                                                                                  konumuna döndürme; temizleme de
                  rutindeki başka bir yerde ağırlıklı olan
                                                                                  denir;
                  koşulla yada sistemin fiziksel konum
                  değiştirmesiyle belirlenir.
                                                               bilgisayar         computer significant digit
                                                               sayısal hanesi     sayısal bir ifadenin duyarlılığına katkı
bilgisayar        computer analysis
                                                                                  sağlayan sayısal hane. hanelerin sayısı
analizi           blgisayar analizi; bir analiz işleminin
                                                                                  değere en yüksek katkıyı yapan“ en
                  bilgisayarla yada uygun bilgisayar
                                                                                  önemli hane” adı verilenden başlayarak “
                  yazılımı ile yapılması
                                                                                  en az önemli haneye” kadar sayılır.
387

      bilgisayar sınıfı   computer sort                                   bilyalı musluk,   ball cock, ball valve
                          bilgisayar sınıfı;                              vana              (1)küresel bir yuvaya oturan bir küresel
                                                                                            eleman içeren çek-vana (2)ortasında bir
      bilgisayar          computer simulation                                               delik olan ve yuvasında dönebilen bir
      simülasyonu         bir yada daha fazla önermenin                                     küresel eleman içeren vana;
                          kullanımından önce, önerilerin bir
                          bilgisayarda test edildiği bilgisayar           bilyalı yatak     ball bearing
                          destekli karar verme süreci;                                      bilyalı yatak

      bilgisayar          computer based system                           bilyalı yatak     ball bearing support
      temelli sistem      içerisinde bir bilgisayarın merkezi             desteği           bilyalı yatak destek elemanı
                          kontrol elemanı olduğu enerji yönetim
                          sistemi
                                                                          bimetal           bimetal
                                                                                            genleşme katsayıları farklı iki ayrı
      bilgisayar ve       computer and data processing room                                 metalin birleştirilmesinden oluşan
      veri işlemleme      unitary air conditioners
      odası               bilgisayar veri işlemleme mahallerinde
                                                                          bimetal boru      bimetal tube
                          gerekli iç mahal koşullarını(sıcaklık,
      iklimlendirme                                                                         toz ve tanecik halinde besin maddelerinin
                          nem, tenmizlik) sağlamak üzere
      cihazı                                                                                iletilmesinde kullanılan, iç yüzeyi değerli
                          yerleştirilen iklimlendirme cihazı
                                                                                            bir metal tabakası ile kaplanmış olan
                                                                                            boru
      bilgisayar          computer printout
      yazıcı çıktısı      bir yazıcıdan alınan kopya belge
                                                                          bimetal elemanı   bimetallic element
                                                                                            bir termostat yada ısı anahtarında,
      bilgisayar          computer printer                                                  sıcaklık karşısında sapma yaparak
      yazıcısı            yazılı kopya çıkarma yeteneğindeki araç                           devreyi açan ve kapayan eleman

      bilgisayar          computer software library                       bimetal           bimetal safety device
                          (1) belirli bir veriişlem sistemi için          güvenlik          sıcaklık değişmelerinde eğilme yapan iki
      yazılım
                          kullanılabilir yazılım paketlerinin genel       elemanı           farklı genleşme katsayısına sahip
      kitaplığı                                                                             metallerin birbirine kaynaklaması ile elde
                          birikimi (2) belirli bir işlevi yerine
                          getirmek üzere bir rutine dönüştürülen                            edilen ve aşırı sıcaklıklarda devreyi açan
                          bilgisayar programları                                            güvenlik elemanı

      bilgisayar          computer software                               bimetal şerit     bimetallic strip
                           (1)bir bilgisayara verilen program ve                            sıcaklık değişmelerinde eğilme yapan iki
      yazılımı
                          komutlar (2)tarayıcılar, toplayıcılar, sözel                      farklı genleşme katsayısına sahip
                          işlemciler, rutinler ve alt-rutinler gibi bir                     metallerin birbirine kaynaklaması ile elde
                          bilgisayarın yeteneklerini genişletmek                            edilen sıcaklık düzenleme yada
                          amacıyla kullanılan programlar                                    gösterrme aracı.

      bilgisayar          computer time sharing                           bimetal           bimetal thermometer
                          bir cihazın aynı toplam zaman aralığında        termometre        bimetal özelliğinden faydalanarak
      zamansal
                          iki yada daha fazla amaç için                                     ,yapılmış, sıcaklık karrşısındaki sapması
      paylaşımı                                                                             bir gösterge düzenini hareket ettiren
                          kullanılması; eleman hareketlerini
                          zamana dağıtarak elde edilir.                                     termometre

      bilgisayarlı        computational fluid dynamics (CFD)              bin yöntemi       bin method
                          bilgisayarlı akışkanlar mekaniği                                   bir binanın yıllık enerji tüketiminin
      akışkanlar
                                                                                            bütün sıcaklık sınıflarında kullanılan
      dinamiği                                                                              enerji miktarlarının toplamı olarak
                                                                                            belirlendiği, genellikle tahmin amaçlı
      bilgisayarlı        computer design                                                   kullanılan enerji hesaplama yöntemi.
      tasarım             bilgisayar tasarımı; bilgisayar
                          kullanılarak yapılan tasarım                                      building
                                                                          bina
                                                                                            hareketli evler (mobile home) , ön
      bilgisel ek         informative appendix                                              üretimli evler ve diğer fabrikasyon
                          bir standart ve kod'da standardın                                 üretimli binalar da dahil,bir çatı
                          içeriğine dahil olmayan sadece bilgi                              sisteminin altında sürekli sınırlar arasında
                          amacıyla verilen ek                                               bir yada daha fazla kullanıma sahip olan
                                                                                            yapı
      bilim               science
                          bilim; olaylardaki nedensellik ilişkilerini     Bina boşluğu      building space
                          araştıran uğraşı                                                  dışarısı veya dış mahal ile hava
                                                                                            alışverişinde bulunan bina hacmi. ANSI
      bilinçli açıklık    adventitious opening                                              /ASHRAE Standartları1191988 ( RA 94)
                          binalarda amaçlı ve bilinçli olarak                               ve 1361993 ( RA 01)'ya göre insan
                          bırakılmamış açıklıklar                                           konforu için koşullandırılan bina hacmi

      bilyalı çek vana    ball check valve                                bina çevre        building environment design
                          bilyalı çek valf.akışın gerçeklendiği           tasarımı          bir binanın çevre tanzimi; yollar
                          yönde yuvadan atılan,ters yöndeki akış                            bahçeler, giriş ve çıkışlar gibi binanın
                          halinde yuvaya oturarak akışı kesen bir                           çevresini oluşturan tasarım elemanlarının
                          bilyanın çalıştırdığı çek-valf                                    düzenlenmesi
                                                                                                                                  388

bina çıkışı        building exit                                                     bilinçli olarak koşullandırılmış hacim.
                   acil durum çıkışı yada normal çıkış
                   amacıyla kullanılan kapı geçidi, kapı         bina hava           building air exchange effectiveness
                   dizileri yada diğer herhangi türden çıkış                         bina hava değişimi verimi; etkinliği
                                                                 değişim verimi
bina dış           building grounds lighting
                                                                 bina hava           building air infiltration
aydınlatması       bir binanın elektriksel tesisatı tarafından
                                                                 sızdırması          bina elemanları arasındaki çatlak ve
                   hizmet verilen park alanı, site, yollar,
                                                                                     açıklıklardan, kapı ile pencerelerin
                   yürüme yolları,yükleme rampaları ve
                                                                                     arasından rüzgar basıncının etkisi yada
                   güvenlik uygulamaları için sağlanan
                                                                                     iç mahal ile dış mahal havalarının
                   aydınlatma
                                                                                     yoğunluk farkı nedeniyle kontrolsüz hava
                                                                                     girişi.
bina dokusu        building fabric
                   bina dokusu;
                                                                 bina havası         building air temperature
                                                                 sıcaklığı           bina içerisindeki hava sıcaklığı
bina               building regulations
düzenlemeleri      binaların yapım ve işletilmesi ile ilgili
                   yönetmelik ve yönergelerin tümü               bina hizmetleri     building services
                                                                                     bina içerisinde sağlanan ve dağıtılan
                                                                                     elektrik , gaz, buhar, telefon, klima,
bina elemanı,      building element, section
                                                                                     havalandırma ve su gibi hizmetler.
bölüm              bina elemanı

                                                                 bina ısı kaybı      building heat loss
bina enerji        building energy cost                                              bir binadan ısıtma mevsiminde dış
maliyeti           bir binada; aydınlatma,ısıtma,soğutma ve                          mahale aktarılan ve konfor amaçları ile
                   diğer nedenlere bağlı olarak belirli bir                          karşılanması gereken toplam ısı miktarı
                   süre içerisinde tüketilen enerjiye ödenen
                   bedel
                                                                 bina ısı talebi     heat demand, building
                                                                                     binanın ısıl gereksinimi; ısıl talep
bina etkin adsal   effective rated output for a building
ısı çıktısı        bir kazandan binada kullanılmak üzere
                                                                 bina ısıl gövdesi   building thermal envelope
                   elde edilen net ısıtma amaçlı çıktı
                                                                                     bina ısıl gövdesi

bina girişi        building entrance
                                                                 bina ısıl gövdesi   building thermal envelope and fabric
                   bina sakinlerinin ve binayı kullananların
                                                                 ve dokusu           iç ısıl kapasitansı ve iç zonlar arasında ısı
                   ulaşması amacıyla bulunan herhangi
                                                                                     ve kütle transferini anlattığı kadar,
                   kapı geçişi, kapı dizisi yada diğer türdeki
                                                                                     ASHRAE terminolojisinde tanımlanan
                   giriş
                                                                                     biçimiyle bina ısıl gövdesini anlatan
                                                                                     terim
bina gövdesi       building envelope
                   bir binanın duvarlar, pencereler,
                                                                 bina ısıl yükü      building thermal load
                   kapılar,çatılar ve toprakla temasta olanlar
                                                                                     bir binada sıcaklık farkıyla ısı
                   da dahil olmak üzere döşemelerden
                                                                                     geçişi,insanlar,aydınlatma
                   oluşan dış elemanları.
                                                                                     araçları,radyasyon ve elektrikli araçlar
                                                                                     gibi kalemlerden oluşan ve konfor
bina gövdesi       building envelope void                                            üzerinde etkili olan toplam yük
açıklığı           bina gövdesinde, ısıl direnci kendisini
                   çevreleyen alanlardan önemli ölçüde
                                                                 bina iç             building inertial parameter
                   farklı olan her hangi bir lokal alan. bu
                                                                 parametresi         bina içsel parametresi
                   ‘boşluk’ kısmen yada tamamen yalıtım
                   bulunmaması nedeniyle olabilir.
                                                                 bina                framework
bina gövdesi       gross building envelope floor area            kafesi(karkas)      çatı. iskelet. kafes. karkas. bina kafesi.
                   bir binanın, döşemeye temaslı beton                               bünye. yapı. şasi
brüt alanı
                   kısmı dışında brüt döşeme alanı.
                                                                 bina kat planı      building plan
bina gövdesi       building envelope opaque areas                                    binanın mimari bölünümünü gösteren kat
                   pencere açıklıkları, aydınlıklar,kapılar ve                       planları
opak alanı
                   bina servis sistemleri dışında bina
                   gövdesinin dış mahalle temasta olan           bina kodu           building code
                   bütün alanları;                                                   bina yapımında uyulması gereken kural
                                                                                     ve özellikleri içeren kod yada standart
bina gövdesi,      building envelope, exterior
dışsal             bina dış gövdesi                              bina kontrol        building control system
                                                                 sistemi             bina kontrol sistemi
bina gövdesi,      building envelope, semi exterior
yarı-dışsal        içerisinde iklimlendirme uygulanmayan         bina koruması       shielding of a dwelling
                   bina mahalleri                                                    bir konutun dış etkilerden(rüzgar, vb)
                                                                                     korunması
bina gözetim       building supervisory system (outdated)
sistemi            bina gözetim sistemi                          bina mahalli        building site
                                                                                     binanın bulunduğu yer,mahal
bina hacmi         building volume
                   [dış (çevre) hava (feet küp yada metre        bina malzemesi      building material
                   küp) ile hava değişimine sahip binanın]                           bina gövdesinde, içerisinden ısı akışı olan
389

                        ve hava filmlerinin dışında U                                    diğer bir deyişle, yüzeye dik ve eleman
                        katsayısının hesabında kullanılan                                yüzeyinden dışarı doğru olan bir
                        herhangi eleman.                                                 vektörün yönü.

      bina otomasyon    building automation and control               bina yüksekliği    building height
      kontrolü (BAC)    (BAC)                                                            bina hacminin en düşük döşeme
                        bina otomasyon ve kontrolü                                       düzeyinden en yüksek tavanına kadar
                                                                                         olan düşey uzaklık;
      Bina otomasyon    building automation system (BAS)
      sistemi(BAS)      bina otomasyon sistemi                        bina yüzey         building area
                                                                      alanı              avluların dışında bina dış duvarları (yada
                                                                                         dış duvarlar ve yangın duvarları/alan
      Bina otomasyon    building automation and control
                                                                                         ayırıcı duvarlar) tarafından çevrelenen
      ve kontrol        system (BACS)
                                                                                         bölgenin içerisinde kalan döşemelerin
      sistemi(BACS)     bina otomasyon ve kontrol sistemi
                                                                                         toplam alanı.

      bina              envelope performance factor                   bina, mekanik      buildings without mechanical cooling
      performans        bir bina gövdesi performansının belirli       soğutmasız         içerisinde mahallerin soğutulması
      faktörü           yöntemlerle hesaplanmış sınır değeri.                            amacıyla her hangi bir biçimde
                                                                                         mekanik(gaz sıkıştırmalı) soğutma
                        building program                                                 çevrimi kuıllanılmadığı bina.
      bina programı
                        bina programı
                                                                      binadaki nem       moisture in the building
                        building project                                                 binadaki nem
      bina projesi
                        inşaat ruhsatı için aynı başvuru içerisinde
                        yada bir tek sahiplik altında bulunan arsa    Binayla ilişkili   building related illness (BRI)
                        sınırları içerisinde yer alan, yapımına       hastalık (BRI)      tanı konması olanaklı ve tümüyle bina
                        başlanacak yada başlanmış olan bina ve                           içerisindeki bir kaynağa bağlanabilen
                        bina grupları.                                                   hastalık (örneğin lejyoner hastalığı, hiper
                                                                                         tansiyon)
      bina rejim        pull down test
                        binayı rejim sıcaklığına getirme testi        bindirme           butt connection, butt joint
      sıcaklığı testi
                                                                      bağlantı           bindirme bağlantı; bağlanacak parçaların
                                                                                         bir uçtan üst-üste bindirildiği bağlama
      bina sızıntısı    building leakage                                                 biçimi
                        bir binadan dış mahalle geçen hava
                        miktarı
                                                                      bindirme           overlapping joint
                                                                      bağlantı           bindirme bağlantı
      bina sistem       building system control
      kontrolü          bina sistem kontrolü
                                                                      bindirme           entrainment velocity
                                                                      hızı[yağ]          soğutkanın yağı taşıması için sahip
      bina teknik       technical building management                                    olması gereken minimum hız
      yönetimi          teknik ilkelere ve sistemlere bağlı kalan
                        bina yönetimi
                                                                      bindirme ile       lap welding
                                                                      kaynatma           bindirme kaynak yöntemi; birbiri üzerine
      bina türü         building type                                                    bindirilen parçalarda oluşan boşluğun
                        ticari,endüstriyel yada konut olarak                             kaynakla doldurulması
                        ayrılan bina türü
                                                                      bindirme           butt welding
      bina yöneticisi   building manager                                                 bindirme kaynak
                        bina yöneticisi; binanın ortak elektrik,su
                                                                      kaynağı yapma
                        ve enerji ile ilgili hususlarını düzenleyen
                        yönetici                                      bindirme           butt weld
                                                                      kaynak             bindirme kaynak; parçaların birbiri
                        building paper                                                   üzerine bidirildiği ve oluşan derinliği
      bina yönetim                                                                       elektrotla doldurulduğu kaynak biçimi
      belgesi           bina yönetim kurulunun bina ile ilgili
                        kararları içeren belge
                                                                      bindirme           lap weld
                        building management system (electric)         kaynak             bindirme kaynak dikişi; kaynaklanan
      bina yönetim
                        yerleştirildiği binada ekipmanın                                 parçaların birbiri üzerine bindirilerek
      sistemi                                                                            yapılan dikiş
      (elektrik)        gözlenmesi,güç arızalarına karşı
                        ekipmanın korunması,bina güvenliği vb
                        gibi ek işlevlere de sahip olan bina enerji   bindirme           butt welded seam
                        yönetim sistemi.                              kaynak dikişi      bindirme kaynak dikişi

      bina yönetim      building management system                    bindirme           butt welded
      sistemi(BAS)      bina yönetim sistemi(BAS)                     kaynaklı           bindirme yöntemiyle kaynaklanmış

      bina yönetimi     building management                           bindirme           butt welded joint
                        binanın elektrik, su, enerji, aydınlatma      kaynaklı           bindirme kaynaklı bağlantı
                        gibi hususlardaki yönetimi                    bağlantı
      bina yönü         orientation                                                      butt weld pipe
                        bir bina gövde elemanının baktığı yön;
                                                                      bindirme
                                                                      kaynaklı boru      bindirme kaynaklı boru; biri diğerinin
                                                                                                                                   390

                   içine geçirilerek yapılan boru kaynağı        etkinliği

bindirme           entrainment ratio                             bir yere            weld on to
oranı[yağ]         kompresörden çıkan yağ miktarı ile geri       kaynaklanmak        bir yere bağlanmak; bir yere
                   dönen yağ miktarı arasındaki oran                                 kaynaklanmak

bindirme           piggyback refrigerating system                birikinti (tortu)   deposition
soğutma sistemi    buhar türbini ile tahrik edilen bir chiller                       bir ortamda kalıntı,birikinti olarak
                   birimindeki egzost buharının bir                                  bulunan maddeler
                   absorpsiyon makinesinde kullanıldığı
                   absorpsiyonlu soğutma sistemi                                     unit
                                                                 birim
                                                                                     iklimlendirme birimi, nemlendirme
bindirme           overlap length                                                    birimi gibi,fabrika üretimli işlevsel
uzunluğu           bindirme uzunluğu                                                 elemanlar topluluğu ,kapsamlı bir
                                                                                     çalışma veya işlevi yerine getirmek için
bindirme[yağ]      entrainment                                                       elemanlardan oluşan bir bilgisayarın alt
                   kompresörden çıkan yağın kompresör                                toplulukları
                   karterine geri döndürülebilmesi için
                   yağın soğutkana bindirilerek taşınması;       birim (boyut)       unit (of dimension)
                   bir hava menfezinden giren primer                                 birim; her hengi bir fiziksel büyüklüğün
                   havanın indüklediği mahal havası                                  ölçüldüğü birim
                   hareketi.
                                                                 birim ağırlık       unit weight
bindirmek[yağ]     entrain (verb)                                                    birim ağırlık; bir yakıtın, termodinamik iş
                   bir şeyi bir başka şeye bindirerek                                maddesinin,havanın birim ağırlığı;
                   iletmek;( örneğin soğutma
                   sistemlerindeki yağ parçacıklarını            birim alan          dust holding capacity per unit area
                   soğutkana bindirmek)                          başına toz          atılabilir yada yenilenebilir cihazlarda,
                                                                 tutma               toz tutma kapasitesinin net etkin filtre
bindirmeli         lapped joint                                                      alanına bölümü;
                                                                 kapasitesi
bağlantı           bindirme bağlantı
                                                                 birim alan          irradiance
bir hava           openings of an air handling unit              radyasyonu          bir yüzey üzerinde noktayı içeren bir
hazırlama          bir hava hazırlama birimindeki açıklıklar                         eleman üzerine gelen akının, bu elemanın
birimi açıklığı                                                                      alanına bölünmesi ile elde edilen ve
                                                                                     metrekare başına watt olarak ölçülen
                                                                                     değer
bir                net total cooling effect of an air
iklimlendirme      conditioner
                   bir iklimlendirme biriminin,                  birim               unit lighting power allowance (ULPA)
cihazının net                                                                         her bina birimi için ayrılan aydınlatma
                   koşullandırılan mahalden toplam ısı           aydınlatma
toplam soğutma                                                                       gücü ( W/ft2) .
                   çıkartma kapasitesi.                          gücü toleransı
etkisi
                                                                 birim enerji        unit energy costs
bir kerelik        once through scrubber system
                                                                 maliyetleri         bina enerji tüketiminde birim enerji
temizleme          bir kere temizleme yaptıktan sonra işlev
                                                                                     başına maliyet
sistemi            dışı kalan temizleyici sistem

                                                                 birim güç           unit power density (UPD)
bir konfor         specific cooling capacity of a chilled        yoğunluğu           bir enerji kaynağının birim zamanda
modülünün          beam                                                              verdiği enerjinin(güç) bu kaynağın
özgül soğutma      bir konfor modülünün özgül soğutma                                seçilen bir boyutuna(kütle,alan,ağırlık)
                   kapasitesi( metre uzun luk başına                                 bölümü; örneğin yakıtın saniyede
kapasitesi
                   soğutma kapasitesi)                                               kilogram kütlesi başına verdiği enerji

bir mahalde        occupant                                      birim ısıtıcı       unit heater
bulunan            bir yerde outran, ikamet eden                                     mahal ısıtmasında ısıtma birimi; mahalle
                   kimse;sakin.                                                      yerleştirilen ısıtıcı

bir mahallin       reference air temperature of a room           birim kolektör      unit collector
referans hava      referans alınan mahal sıcaklığı                                   birim kolektör;bütün gerekli elemanları
sıcaklığı                                                                            içeren kolektör

bir menezin        discharge or entry loss of a louvre           birim kontrol       unit control panel (UCP)
                   bir panjurun giriş veya boşaltım kayıp        paneli              iklimlendirme birimi üzerindeki
giriş veya çıkış
                   katsayısı                                                         elektriksel kontrol kutusu; kontrol paneli
kaybı
                                                                 birim kütle         fan work per unit mass
bir menfezin       theoretical air flow rate of a louvre                             birim hava kütlesine fan tarafından
                   bir panjurdan teorik hava akış                başına fan işi
teork hava                                                                           aktarılan iş
debisi             miktarı(debi)
                                                                 birim sistemi       unit system
bir                efficiency of collection loop                                     bu sözcükler ortaya çıktıkları her yerde,
toplama(toz)       bir toplama devresinin etkinliği                                  ANSI/ASHRAE Standard 87.32001
devresinin                                                                           Section 2 de belirtildiği gibi test altında
391

                         olan “sistem” anlamına gelir                                      enerji

      birim soğutucu     cooler, unit                                    birincil enerji   primary energy efficiency
                          soğutma serpantini,boşaltma tavası ve          verimi            birincil enerji verimi; yakıttan taşıma
                         kapaması ile birlikte bir soğutucu                                ortamına aktarılan enerjinin,yakıtın alt
                         topluluğu                                                         ısıl değerine bölümü

      birim soğutucu     unit cooler                                     birincil enerji   primary energy efficiency, generation
                         bütün gerekli ekipmanların (kompresör,          verimi, genel     enerji üretiminde birincil enerji verimi
                         condenser,fanlar ve borular) bir gövde
                         altında toplandığı soğutma/ ısıtma birimi;
                                                                         birincil filtre   filter, primary
                                                                                           bir filtreleme biriminde büyük
      birim vantilatör   unit ventilator                                                   parçacıkları tutan birincil filtre
                         özellikle okullarda sınıf vb gibi yerlerde
                         kullanılan müstakil havalandırma birimi
                                                                         birincil hava     air, primary
                                                                                           birincil hava;(1) yakıtla birlikte brülöre
      birim zaman        unit time                                                         verilen hava (2) bir kanal yoluyla
                         birim zaman; bir gözlemin, bir fiziksel                           terminale taşınan besleme havası.
                         olayın gerçekleştiği birim zaman(örneğin
                         birim zamanda bir kesitten geçen
                                                                         birincil hava     primary air
                         akışkan)
                                                                                           (1) yakıtla birlikte brülöre verilen hava
                                                                                           (2) bir kanal yoluyla terminale taşınan
      birimsel ısı       unitary heat pump                                                 besleme havası.
      pompası            normalde bir iç mahal iklimlendirme
                         serpantini, bir kompresör ve bir dış
                                                                         birincil hava     primary air flow rate
                         mahal soğutkan-hava veya soğutkan-su
                                                                         debisi            birincil hava (mahalle üflenen hava) akış
                         ısı eşanjörü içeren bir yada daha fazla
                                                                                           debisi
                         topluluktan oluşan birim.

                                                                         birincil hava     primary air induction system
      Birimsel           unitary air conditioner
                                                                         indüksiyon        birincil hava(mahalle üflenen hava)
      iklimlendirme      her hangi bir iskan birimini kendi başına
                                                                         sistemi           indüksiyon sistemi
      cihazı             iklimlendirmek üzere uygulanan birim;

                                                                         birincil hava     primary air temperature
      birimsel nokta     unitary spot air conditioner
                                                                         sıcaklığı         birincil hava (mahalle üflenen
      iklimlendirme      mahal içerisinde belirli bir zon’u soğutan
                                                                                           hava)sıcaklığı
      cihazı             ve çektiği ısıyı yine mahal içine atan
                         birim iklimlendirme cihazı.
                                                                         birincil hava     primary air temperature difference
                                                                         sıcaklığı farkı   birincil havanın hava hazırlama
      birimsel sistem    unitary system
                                                                                           biriminden çıkış sıcaklığı ile üfleme
                         normalde bir evaporatör yada soğutma
                                                                                           sıcaklığı arasındaki fark
                         serpantini, kompresör ve kondenser
                         bileşimi içeren bir yada daha fazla
                         topluluktan oluşan fabrika üretimli birim.      birincil hava     primary air system
                                                                         sistemi           birincil hava(mahalle üflenen hava)
                                                                                           sistemi
      birimsel           unitary cooling equipment
      soğutma            normalde bir evaporatör, bir kompresör,
                         bir kondenser içeren bir yada daha fazla        birincil ısıtma   primary heating surface
      ekipmanı                                                                             birincil ısıtma yüzeyi; boru-kanat türü bir
                         topluluktan oluşan bir iklimlendirme            yüzeyi
                         cihazı. Isıtma işlevi içeren birimler de                          ısı aktarım elemanında boruların ısı
                         bulunmaktadır.                                                    transferine katılan toplam yüzeyi

                         unitary refrigerating system                    birincil          primary calibration standard
      birimsel
                         birimsel soğutma sistemi; gerekli bütün         kalibrasyon       birincil kalibrasyon standardı
      soğutma sistemi
                         elemanları bir gövde altında toplanmış          standardı
                         soğutma birimi;
                                                                         birincil          primary collector
      birinci sınıf      first class                                     kolektör          siyah cisim kollektörü; güneşten gelen
                         birinci sınıf                                                     radyasyonu toplayan ve genellikle
                                                                                           kendisine dik olan ikincil kollektöre
      birincil           prime (adj)                                                       tekrar radyasyon yoluyla veren kolektör
                         ilk. baş. baslica. en önemli. en kaliteli. en                     sistemi
                         iyi. baslangiç.
                                                                         birincil          primary containment
      birincil           primary alternate test method                   muhafaza          birincil muhafaza; örneğin bir soğutkanın
      alternatif test    birincil alternatif test yöntemi                                  tank içerisine konulması
      yöntemi
                                                                         birincil pompa    primary pump
                                                                                           birincil pompa;
      birincil devre     primary circuit
                         bir transformatörde yüksek gerilim
                         taşıyan devre;                                  birincil          primary coolant
                                                                         soğutkan          birincil soğutkan; salamura sistemlerinde
                                                                                           salamurayı soğutmak için kullanılan
      birincil enerji    primary energy
                                                                                           soğutkanlar
                         bir sistemin enerji girdisi olarak aldığı
                         ham yakıtların içerdiği enerji;birincil
                                                                                                                                 392

birincil            primary refrigerant                           birleşik             compound compressor
soğutkan            birincil soğutkan; salamura sistemlerinde     kompresör            alçak ve yüksek basınç kademelerinin bir
                    salamurayı soğutmak için kullanılan                                tek gövde altında içeren kompresör;
                    soğutkanlar
                                                                  birleşik kontrol     combination control
birincil tahrik     prime mover                                                        birleşik kontrol; kontrollerin
edici               bir elektrik üretecini tahrik eden                                 birleştirilmesi
                    motor,türbin,su-çarkı yada benzeri
                    makine.                                       birleşik ölçer       compound gage
                                                                                       alçak basınç ve yüksek basınç
birincil test       primary test                                                       manometrelerinin bir arada bulunduğu
                     bir kompresör yada yoğuşturma                                     ölçü aracı.
                    biriminin değerlenmesinde kullanılan
                    test; kendisi yoluyla değerlemenin            birleşik parıltı     unified glare rating (UGR)
                    yapıldığı test.                               endeksi              birleşik parıltı endeksi

birincil test       primary test method
                                                                  birleşik             combined performance factor - water
yöntemi             birincil test yöntemi;
                                                                  performans           heating only season
                                                                  faktörü- sadece      CPFws sadece ısıtma mevsiminde ortaya
birincil transfer   primary transfer fluid                                             çıkan hem ısıtma hem de sıcak su
                                                                  su ısıtma
akışkanı            birincil transfer akışkanı                                         gereksinimini karşılamak üzere
                                                                  mevsimi              kullanıldığında bileşik ekipmanın
                                                                                       mevsimsel performans katsayısı.
birincil transfer   transfer fluid, primary
akışkanı            güneş kolektörü içerisinden geçen
                    akışkan                                       birleşik             combined performance factor - heating
                                                                  performans           season
                                                                  faktörü-ısıtma       CPFhs, hem mahal ısıtma ve hem de
birincil yüzey      primary surface (direct surface)
                                                                                       sıcak su üretimi gereksinimini karşılamak
(direk yüzey)       ısı aktarımı birincil yüzeyi                  mevsimi
                                                                                       üzere, kullanıldığında bileşik ekipmanın
                                                                                       mevsimsel performans katsayısı. Bu
birincil yüzey      prime surface                                                      büyüklük boyutsuzdur.
(ısı transferi)     birincil yüzey; birincil ısı aktarım yüzeyi
                                                                  birleşik             combined performance factor - cooling
birleşik basınç     gauge, compound                               performans           season
ölçer               bileşik basınç ölçer; soğutma                 faktörü-             CPFcs, hem mahal ısıtma ve hem de
                    sistemlerinde biri alçak diğeri yüksek                             sıcak su üretimi gereksinimini karşılamak
                                                                  soğutma
                    basıncı gösteren basınç ölçer manifoldu.                           üzere kullanıldığında bileşik ekipmanın
                                                                  mevsimi              mevsimsel performans katsayısı. Bu
                    combined primary storage unit                                      büyüklük boyutsuzdur.
birleşik birincil
depolama            (CPSU)
                    birleşik birincil depolama birimi             birleşik pişirici-   cooker and water heater combined
birimi
                                                                  ısıtıcı              pişirme ve su ısıtma işlevlerini birleştiren
                                                                                       ocak
birleşik cihaz      combined appliance
                    bir iklimlendirme cihazı yada ısı pompası
                                                                  birleşik             combined radiative and convective
                    , bir kızgınlık alıcı, bir su ısıtıcı,ve
                                                                  radyatif ve          surface coefficient
                    gerekirse bir temiz suyu pompası içeren
                                                                  konvektif yüzey      konvektif ve radyatif ısı yayınımlı yüzey
                    topluluk; bu topluluk mahal
                    koşullandırma ve sıcak su üretimi yapar       katsayısı

birleşik çalışma    combined operation                            birleşik             compound compression
                    birleşik çalışma; ısı ve elektriksel          sıkıştırma           çift kademeli bir soğutma sisteminde
                    üretimin birlikte yapılması(cogeneration)                          alçak ve yüksek kademe sıkıştırma
                                                                                       işlemlerinin aynı kompresörde
birleşik çevrim     combined cycle gas turbine                                         yapılması.bileşik sıkıştırma
gaz türbini         birleşik çevrimli gaz türbini
                                                                  birleşik             compound refrigerating system
                                                                  soğutma sistemi       kapasite düşüm ve artımlarında devreden
birleşik            compound hood
                                                                                       çıkmak ve girmek üzere,her biri toplam
davlumbaz           birleşik davlumbaz
                                                                                       kapasitenin belli bir kısmını karşılamak
                                                                                       üzere birden fazla kompresörle
birleşik ısı ve     combined heat and power station                                    tasarlanmış olan soğutma devresi.
güç istasyonu       yüksek bir toplam verim sağlamak
                    amacıyla iki yada daha fazla                  birleşik yüzey       combined surface coefficient
                    termodinamik çevrimi kullanan güç                                  Bakınız “combined radaiative and
                                                                  katsayısı
                    santrali.                                                          convective surface coefficient”

birleşik ısı ve     combined heat and power (CHP)                 birleştirilmiş       integrated environmental design
güç sistemi         system                                                             bir karmaşık tasarım ve optimalleştirme
                                                                  çevresel
                    ısı ve elektriksel güç üreten eş-üretim                            süreci içerisinde malzeme,bina ve
                    sistemi                                       tasarım
                                                                                       çevresel elemanları birleştiren yaklaşım;

birleşik ısıl       combined thermal transmittance                birleştirilmiş       integrated economizer cycle
geçirgenlik         values (Uo)                                                        bünyasinde bir ekonomizer çevrimi
                                                                  ekonomizer
değerleri           birleşik ısıl iletim değeri                                        içeren soğutma çevrimi
                                                                  çevrimi
393

      birleştirilmiş     integrated function                          bitki odası        plant room
      fonksiyon          birleştirilmiş fonksiyon;                                       tesis odası; bitkilerin bulunduğu mahal

      birleştirilmiş     integrated heater                            bitmiş bina        as built drawing
                         örneğin mahal ve su sısıtma gibi birden      inşaat resimleri   bir sistem kurulduktan sonra gerçek
      ısıtıcı
                         fazla işlevi yerine getiren ısıtma                              durumunu ve ilk projeye göre yapılan
                         sistemleri                                                      değişiklikleri gösteren teknik resimler;

      birleştirilmiş     integrated average irradiance                bitüm              bitumen
                         birleştirilmiş ortalama güneş radyasyonu                        bitüm;karbon disülfit içinde tamamen
      ortalama
                                                                                         çözünebilen siyah,yapışkan kimyasal
      radyasyon                                                                          maddeler bileşimi

      birleştirilmiş     integrated system                                               bitumen coating
                                                                      bitüm kaplama
      sistem             birleştirilmiş sistem; örneğin bir                              bitüm kaplama
                         jeneratörde elektriksel enerji ve ısı
                         üretimi gibi
                                                                      bitüm              coat of bitumen
                                                                      kaplamalı          bitüm kaplamalı
      birleştirilmiş     integrated ceiling system
      tavan sistemi      aydınlatma araçları,kanallar,konfor
                         modülleri gibi elemanların estetik bir       bitüm kaplı        bitumen coated steel tube
                         biçimde birleştirild iği tavan sistemi       çelik boru         bitüm kaplı çelik boru

      birleştirilmiş     integrated facility services                 bitümlü asbest     bitumen asbestos sheeting
      tesis hizmetleri   bir bina yada sistem için bütün hizmetleri   örtü               bitümlü asbest örtü
                         vermek üzere tasarlanan yönetim sistemi
                                                                      bitümlü boya       bitumastic paint
      birleştirilmiş     irradiance, integrated average                                  bitümlü boya
      toplam             belirli bir zaman aralığında bir yüzeyin
      radyasyon          birim alanına gelen güneş radyasyonunun
                                                                      bitümlü kağıt      bitumen paper
                         bu zaman aralığına bölümü. Btu/(h·ft2)
                                                                                         bitümlü kağıt
                         (W/m2)

                                                                      bitümlü kömür      bituminous coal
      birleştirme        impaction
                                                                                         bitümlü kömür
                         sıkıştırarak birbirine kaynatma

                                                                      bitümlü            non bitumenous coal
      birleştirme        integration
                                                                      olmayan kömür      bitümsüz taş kömürü
                         birleştirme; entegral alma (matematik)

      birleştirmek       join                                         biyel kolu         connecting rod
                         birleştirmek. ek yeri. bitişme noktası.                         pistonlu motor ve kompresörlerde biyel
      (bağlamak)
                         birleşme. birleşmek. yapışmak.                                  kolu
                         yapıştırmak. katmak. katılmak. bir araya
                         gelmek. iltihak etmek.                       biyo kimyasal      biochemical action
                                                                      etki               biyokimyasal etki
      birlikte üretim    cogeneration
                         bir tek enerji biçiminden, ya elektriksel    biyo kirletici     bio aerosol
                         yada mekanik enerji ile yararlı ısıl                            biyolojik yapıdaki hava kirleticiler
                         enerjinin (ısıtma veya soğutma) birlikte
                         üretimi.
                                                                      biyo proses        bioprocess
                                                                                         fermentasyon gibi doğal biyolojik
      birlikte üretim-   cogeneration (electric)                                         etkinlikler yoluyla yararlı ürünler elde
      elektrik           eş-üretim; ısı ve elektriğin birlikte                           etme teknolojisi; biyolojik süreç
                         üretimi; kojenerasyon
                                                                      biyolojik filtre   biofiltration
      bit                bit                                                             biyolojik filtrasyon
                                                                      etme
                         0 ve 1 gibi iki değer alan ikili sistem
                         sayısı
                                                                      biyolojik          biosafety
                                                                      güvenlik           biyo-güvenlik
      bitim kanalı       terminating duct
                         bitim kanalı; kanalın bittiği yer;
                                                                      biyolojik          biological agent
      bitirme planı      implementation plan                          madde              biyolojik savaşta kullanılabilen biyolojik
                         gerçekleştirme,tamamlama,bitirme planı                          zehirli madde yada enfeksiyonlu hastalık;
                                                                                         örnekler,parazitler,kikroplar,toksinler vb
      bitişik mahaller   adjoining spaces
                         bir test mahalli ile bitişik, yada test      biyolojik maruz    biological exposure index (BEI)
                         mahallinin çevrelediği herhangi              kalma indisi       endüstriyel uygulamalarda sağlık
                         havalandırılan veya havalandırılmayan iç                        etkilerini belirlemekte kullanılan
                         mahal.                                                          biyolojik maruz kalma endeksi

      bitki bölümü       plant section                                biyolojik          bioclean classes
                         bitki bölümü;                                temizlik sınıfı    biyo kimyasal temizlik sınıfı
                                                                                                                                  394

biyolojik türler    species                                       bolometre         bolometer
                    biyolojik sınıflandırmada temel sınıf                           radyasyon enerjisini ölçmekte kullanılan
                                                                                    duyarlı ölçme aracı
biyolojik yarı      biological half life
ömür                bir maddenin yarısının organizmadan           Boltzman sabiti   Boltzmann constant
                    kimyasal veya fiziksel yollarla alınması                        Boltzman sabiti; sıcaklık ile enerji
                    çıkartılması için geçen süre                                    arasındaki ilişkiyi ifade etmek için
                                                                                    kullanılan sabit sayı; k =1.99
blok duvar          blockwall                                                       calories/mole-Kelvin.
                    blok duvar; taş duvar
                                                                  bombe yapma       bulging, caving of a duct or
blok flanş          companion flange                                                enclosure(s)
                    üzerinde bulunduğu milin bütünler bir                           şişkinlik/ani artış, şiş/kabar; çıkıntı,
                    elemanı olan flanş                                              tümsek, şiş; kabarmak, şişmek, ani artış,
                                                                                    şişkinlik, şiş; pırtlamak; esnemek, bel
                    block thermal insulation                                        vermek; çıkıntı yapmak; pırtlatmak,
blok ısıl yalıtım                                                                   dışarı uğratmak, çıkıntı meydana
                    düşük bir ısı transfer katsayısı elde etmek
                    üzere bir yada daha fazla tanecikli yada                        getirmek.
                    fiber malzeme ile bunları bağlayıcıdan
                    oluşan blok yalıtım malzemesi                 bombe, eğrilik    camber depth
                                                                  derinliği         bombe,eğrilik derinliği
blok ısıtma         block heating
                    bireysel mahallerin ısıtılması yerine,        bone              bonnet
                    belirli bir bölgenin merkezi bir santralden                     vanalarda kontrol miline yataklık yapan
                    ısıtılması                                                      ve alt gövdeye vidalı yada civatalı olarak
                                                                                    bağlanan kısım.vana üst gövde parçası.
blok vana           block valve
                    blok vana;kapama, kesme vanası                boru              pipe
                                                                                    gazları, sıvıları,yarı-sıvıları yada ince
blok vana           companion (or block) valve                                      parçalara ayrılmış katıları taşımakta
                    vanaları açmadan önce bir sistemin                              kullanılan ve diş çekilecek yeterlilikte et
                    birbiriyle bağlanmasını yada,                                   kalınlığına sahip içi boş iletim elemanı.
                    kapandıktan sonra ayrılmasını sağlayan
                    birbiriyle eş-çalışan vana çifti.             boru              pipe bend (noun)
                                                                                    boru kıvrımı; boru bükümü;
blöf                blow off
                    kazan suyunu temizlemek için kısmen           boru tutucu       pipe fitter
                    boşaltıp taze suyla takviye                                     boruya takılan ve parçacıkları tutmak
                                                                                    üzere tasarlanmış eleman;
blöf borusu         blow off pipe
                    blöf borusu                                   boru (ince        tube
                                                                  çaplı)            uzun, genellikle silindirik yapıda içi boş
blöf çukuru         blow down pit                                                   ve akışkanları taşımakta kullanılan
                    kazanlarda blöf suyunun akıtıldığı çukur;                       eleman (‘tubing’ artık kullanılmayan bir
                    blöf çukuru                                                     terimdir),

blöf tankı          blow down tank                                boru anahtarı     monkey wrench
                    blöf tankı;                                                     su borularını sıkmada kullanılan anahtar;
                                                                                    boru anahtarı
blöf valfi          blow off valve
                    fazla gazı atmosfere atarak bir tanktaki      boru anahtarı     wrench
                    basıncı önceden belirlenmiş bir değerde                         boru anahtarı;İngiliz anahtarı
                    tutan vana.
                                                                  boru askısı       pipe hanger
blöf vanası         blow down valve                                                 bir tesisatta boruların sabitlen mesi için,
                    blöf vanası; kazanlarda aralıklı olarak                         genleşme ve salınım olasılıkları da
                    kirlilikler içeren suyun boşaltılarak                           dikkate alınarak yapılan bağlantılarında
                    yerine taze su çekilmesini sağlayan vana                        kullanılan askılar; boru askıları.

boaşltım            drain tube                                    boru aynası       dished end plate (of heat exchanger)
borusu[ince]        boşaltım borusu                                                 ısı eşanjöründe boru aynası

                                                                  boru aynası       tube plate
bodrum              basement
                                                                                    kazanlarda boruların geçtiği plaka yada
                    normal yaşam mahallerinin altında
                                                                                    ayna; boru aynası
                    bulunan, koşullandırılan yada
                    koşullandırılmayan alt kat. bodrum
                                                                  boru bağlantı     pipe coupling
                                                                  parçası           dıştan diş çekilmiş iki boruyu
boğma akımı         choking flow
                                                                                    birleştirmekte kullanılan içten diş
                    dar bir boğazdan gerçeklenen akış;
                                                                                    çekilmiş boru parçası..
                    boğma akımı

                                                                  boru bağlantısı   pipe connection
boğulma akımı       stonewall flow (choking flow)
                                                                                    boru bağlantısı;
                    boğulma akımı; kısılma akımı;
                    akışkanların dar bir kesitten geçmesi
395

      boru bağlantısı   pipe joint                                     boru filtresi    pipe filter
                        boru birleştirmesi                                              boruya takılan ve parçacıkları tutmak
                                                                                        üzere tasarlanmış eleman;boru filtresi
      boru boru         pipework installation
      tesisatı          boru tesisatı kurulumu                         boru fitingi     pipe fitting
      kurulumu                                                                          boru fitingi; boru ekleme parçaları;diğer
                                                                                        boru parçalarını birleştirme, uyarlama,
                                                                                        yada ayarlama amacıyla kullanılan
      boru              pipe sizing                                                     parçalar;
      boyutlandırma     boru çapı belirleme;
                                                                       boru flanşı      pipe flange
      boru braketi      pipe bracket                                                    boru uçlarına takılan ve iki boruyu
                        boru tespit kelepçesi; braket                                   birleştirmekte kullanılan flanş

      boru bükme        pipe bending machine                           boru grafiği     pipe schedule
      makinesi          boru bükme makinesi                                             değişik basınç aralıklarında boruların dış
                                                                                        çapı ve kalınlıklarını listeleyen boru
      boru bükmek       pipe bend (verb)                                                boyutlandırma sistemi
                        boru bükmek; boru kıvırmak
                                                                       boru hattı       pipeline
      boru çapı         diameter of pipe                                                içerisinden boru yada sıvının geçtiği boru
                        boru çapı                                                       hattı

      boru çapı         pipe diameter                                  boru ısı         heat exchanger, pipe
                        boru çapı                                      değiştirici      borudan yapılan ısı eşanjörü; borulu ısı
                                                                                        eşamjörü
      boru çapraz       piping cross connection (nonpressure)
                        bir boru sisteminde, içme suyunu taşıyan       boru iç çapı     bore (of pipe)
      bağlantısı                                                                        borunun iç çapı
                        bir borunun lavabonun taşma kenarının
                        altından, atmosfer basıncında ve içme
                        suyu olmayan akışkan içeren boruya             boru iletken     channel, conduit, pipe
                        yapılan bağlantı;                              kanalı           iletken ve boruların içerisinden geçtiği
                                                                                        kanal
      boru çekme        piping
                        (1)akışkanları taşıyan boru sistemi,(2)bir     boru izleyici    pipe tracer
                        soğutma sisteminin değişik bölümlerini                          duvar yada döşemelerde gömme su
                        birbirine bağlayan boru yada boru ana                           borularının yerlerini bulmakta kullanılan
                        hatları;                                                        araç; boru izleyici

      boru çekme        tubing                                         boru kanalı      pipe duct
                        boru bağlama; boru tesisatı yapma                               içerisinden boruların geçtiği kanal

      boru demeti       tube bundle                                    boru kanalı      pipe trench
                        boru demeti; örneğin bir evaporatör yada                        içerisinde, yer altından giden kanalların
                        kondenserdeki bakır boru demeti                                 geçtiği kanal; boru kanalı

      boru dengeleme    compensator                                    boru kelepçesi   pipe clip
      parçası           borulardaki genleşme,çekilme,flambaj                            boru kelepçesi
                        gibi fiziksel etkileri ortadan kaldıran boru
                        ara parçası;boru dengeleme parçası             boru kolonu      pipe riser
                                                                                        boruyu düşey olarak iletmekte kullanılan
      boru desteği      pipe support                                                    boru elemanı; boru kolonu;
                        boru desteği; boru yörüngesi üzerinde
                        sarkmaları önlemek,titreşimleri azaltmak       boru kovanı      pipe bushing
                        için belirli aralıklarla konulan dayamalar                      boru kovanı;

      boru devresi      run of pipe                                    boru köprüsü     pipe bridge
      uzunluğu          borunun bina içerisinde izlediği yörünge;                       boru malzemeden yapılan köprü(örneğin
                        boru devresinin uzunluğu                                        üst geçit köprüsü)

      boru dirseği      pipe elbow                                     boru malzemesi   pipe material
                        boruya yöndeğiştirmek için uygulanan 90                         boru malzemesi(çelik,bakır,alüminyum
                        derecelik dirsek                                                vb)

      boru dişi         pipe thread                                    boru mengenesi   pipe wrench
                        boru dişi; ince diş                                             boru mengenesi

      boru dişi         pipe threading machine                         boru pislik      pipeline strainer
      makinesi          boru diş çekme aparatı; boruya içten veya      tutucu           boru hattında kritik elemanların önüne
                        dıştan diş çeken aparat;                                        konulan süzgeç;pislik tutucu

      boru duyargası    bulb (pocket) in a pipe                        boru             pipe reducer
                        bir borudaki cebe yerleştirilmiş duyarga       redüksiyonu      geniş çaplı bir boruyu daha küçük çaplı
                                                                                        bir boruya bağlamakta kullanılan fiting;
                                                                                                                             396

                  boru redüksiyon elemanı                                        aynı doğrultuda yada yaklaşık olarak
                                                                                 böyle olan fiting bölümü.
boru sargısı      pipe wrapping
                  boruların korozyona direnimini artırmak      boru yükü         piping load
                  için üzerinin sarılması; boru sargısı                          boru yükü; boru içerisindeki akışkandan
                                                                                 ve taşıdığı dışsal elemanlardan boruya
boru seçimi       pipe section                                                   gelen yük;
                  boru bölümü; boy olarak satılan boru
                  bölümlerinden her biri                       boru yüzeyi       surface of a pipe
                                                                                 bir borunun yüzeyi; iç yada dış yüzey
boru serpantin    coil (pipe)
                  borulardan yapılmış, içerisinden             boru/kovan        shell and tube evaporator
                  ısıtılacak yada soğutulacak akışkanın        evaporatör        boru-kovan evaporatör; boruların içinden
                  geçtiği serpantin                                              işlem görecek olan sıvının, dışından
                                                                                 transfer akışkanının geçtiği evaporatör
boru serpantini   pipe coil
                  boru serpantini; içerisinden bir akışkanın   boru/kovan ısı    shell and tube heat exchanger
                  geçtiği serpantin                            değiştirici       boru-kovan türü ısı eşanjörü

boru sistemi      pipe system                                  borularda         coefficient of friction in pipes
                  boru sistemi, bir devredeki değişik                            borulardaki sürtünme katsayısı
                                                               sürtünme
                  işlevlere sahip ekipmanlara akışkanı
                  taşımak üzere kurulan sistem; boru           katsayısı
                  sistemi
                                                               borusal destek    tubular support
                  pipe socket                                  elemanı           borusal destek elemanı
boru soketi
                  ucuna diş çekilmiş iki boruyu sıkan ve
                  bağlayan eleman;union,soket                  borusal           tubular centrifugal fan
                                                               merkezcil fan     boruya takılabilen merkezcil fan
boru sürtünme     pipe friction factor
faktörü           boru sürtünme katsayısı                      boruya paralel    tube axial fan
                                                               üfleyen fan       kanala yerleştirilen ve dönme eksenine
boru              pipe friction                                                  paralel üfleme yapan fan
sürtünmesi        boru sürtünmesi; borudaki sürtünme
                  basınç kaybı                                 boş               empty
                                                                                 boş;boşaltma; içini boşaltmak; dökmek;
boru              tube friction                                                  boşalmak
sürtünmesi        boru sürtünmesi; akışkanın boru
                  içerisinde akarken borunun pürüzlü iç        boş zaman         idle time
                  duvarları nedeniyle ortaya çıkan                               durma, iş üretmeme zamanı; boştaki süre
                  sürtünme basınç kaybı
                                                               boşalma vanası    relief valve
boru şebekesi     pipe network                                                   her hangi bir basınçlı tesisatta basıncın
                  boru şebekesi;                                                 ayarlanan kontrol değerini aşması
                                                                                 durumunda açarak, akışı düşük basınçlı
boru tamir        make-up piece/pipe                                             bir bölgeye yada açık havaya yönlendiren
takımı            boru tamir takımı( boru                                        vana.boşlama vanası.
                  anahtarı,tornavida vb içeren takım)
                                                               boşaltım          discharge temperature (delivery
boru tesisatı     pipework                                     [basma]           temperature)
                  boru işleme; boru çekme; boru tesisatıyla    sıcaklığı         kompresörden basma gazı sıcaklığı
                  ilgili çalışma
                                                               boşaltım          discharge opening
boru tsisat       piping system                                                  boşaltım açıklığı; boşaltım ağzı
                  boru tesisatı sistemi
                                                               açıklığı
sistemi
                                                               boşaltım açısı    angle of discharge
boru ucu          end of pipe                                                    birincil havanın temel hava jetlerine ait
                  kirletici maddelerin(atık su,gazlar vb)                        merkez çizgiler arasındaki en geniş açı
                  işletme çıkışında işlemlenmesini ifade
                  eden terim
                                                               boşaltım alanı    drainage area
                                                                                 bir boşaltım sisteminin pis sularını
boru ünyonu       pipe union                                                     boşalttığı binalar topluluğunun kapsadığı
                  ucuna diş çekilmiş iki boruyu sıkan ve                         alan
                  bağlayan eleman;union,soket
                                                               boşaltım bacası   discharge stack
boru yalıtımı     pipe insulation                                                boşaltım bacası
                  boru yalıtımı; boruda ısı kayıp yada
                  kazancını azaltmak için yapılan yalıtım
                                                               boşaltım          discharge head
                                                               basıncı           soğutma devrelerinde kondenser basıncı
boru yörüngesi    pipe run
                  (1)birden fazla boru parçası içeren
                  topluluk, (2)bir tparçasının branşman        boşaltım          discharge pressure
                  veya yanal açıklığından farklı, ucu hatla    basıncı           basma basıncı; kompresörden çıkış
                                                                                 basıncı
397

      boşaltım           discharge drain pipe                           boşaltım           coefficient of discharge
      borusu             basma boşaltım borusu; bir basma               katsayısı          bir orifiste, hava akımının boğazdaki
                         hattından çıkan akışkanı uygun bir                                (vena contracta) net alanının toplam
                         bölgeye aktaran boru                                              serbest geçiş alanına oranı

      boşaltım           drainage pipe                                  boşaltım           discharge coefficient
      borusu             drenaj borusu                                  katsayısı          bir orifis yada venturiden akış sırasında
                                                                                           akışkan viskozitesinin etkisini dikkate
                                                                                           almak için uygulanan katsayı
      boşaltım cihazı    discharge device
                         basma cihazı;boşaltım cihazı yada aracı
                                                                        boşaltım kesme     discharge stop valve
                                                                        vanası             basma hattı kesme vanası
      boşaltım           drain pit
      çukuru             boşaltma çukuru
                                                                        boşaltım           discharge of quantity
                                                                        miktarı            boşaltım miktarı
      boşaltım düzeyi    drainage level
                         drenaj seviyesi(zeminden veya
                         bodrumdan)                                     boşaltım           discharge rate
                                                                        miktarı            basma miktarı; bir kompresörün birim
      boşaltım fitingi   drainage fitting                                                  zamanda bastığı soğutkan hacmi
                         drenaj borularında kullanılan fiting'ler
                                                                        boşaltım           quantity of discharge
      boşaltım hattı     discharge line valve (discharge stop           miktarı            boşaltım miktarı; pis suyun
                         valve)                                                            kanalizasyona boşaltım miktarı veya kirli
      vanası
                         boşaltım hattı kesme vanası                                       havanın egzoz miktarı

      boşaltım           discharge line (hot gas line)                  boşaltım ölçeri    discharge gauge
      hattı[sıcak gaz    soğutma devrelerinde basma hattı;sıcak                            kompresör basma basıncını ölçen
                         gaz hattı                                                         manometre
      borusu]
                                                                        boşaltım           discharge gauge (high pressure gage; )
      boşaltım           discharge vent                                                    soğutma kompresörlerinde basma hattı
                                                                        ölçeri[yüksek
      havalığı           boşaltım havalığı                                                 yada kondenser devresi üzerinde bulunan
                                                                        basınç ölçeri]
                                                                                           ve kompresör basma basıncını gösteren
      boşaltım havası    recirculation of discharge air                                    manometre;yüksek basınç manometresi
      sirkülasyonu       bir miktar boşaltma havasının taze hava
                         ile birlikte evaporatif kondenser ve           boşaltım           discharge measurement
                         soğutma kulelerine girmesi                     ölçümü             boşaltım miktarının ölçümü

      boşaltım           drainage ditch                                 boşaltım           discharge grille
      hendeği            boşaltma hendeği; toprakta kazılan                                boşaltma menfezi;
                                                                        panjuru
                         yağmur suyu boşaltım hendeği

                                                                        boşaltım planı     drainage plan
      boşaltım hızı      discharge velocity
                                                                                           drenaj boru tesisatını gösteren plan
                         bir giriş veya çıkış elemanında, hava
                         akımının bir çıkış veya giriş elemanının
                         yüzeyine göre belirli bir konumda              boşaltım           drainage pump
                         ölçüldüğü fpm ( m/s) olarak giriş yada         pompası            bir çukurda toplanan drenaj suyunu
                         çıkış hızı, Vk.                                                   kanalizasyona basan pompa

      boşaltım jeti      discharge jet                                  boşaltım           discharge spout
                         boşaltım havası jeti                           püskürtmesi        boşaltım püskürmesi;

      boşaltım kanalı    discharge duct                                 boşaltım ses       discharge sound power level
                         bir santrifüj fanın basma kanalı               gücü düzeyi        bir terminal çıkışından iletilen ses gücü

      boşaltım kanalı    drainage channel                               boşaltım sifonu    drain trap
                         boşaltım kanalı; yağmur suyunu araziden                           pis su kolonuna aparey boşaltım
                         boşaltan genellikle betondan yapılan ve                           hatlarındaki sifon
                         üzerfinde ızgara bulunan kanal
                                                                        boşaltım sistemi   discharge system
      boşaltım           discharge capacity                                                boşaltım sistemi; hava atma sistemi
      kapasitesi         deponun ilk sıcaklığı, akışkandaki
                         sıcaklık düşüşü ve depolama sisteminden
                                                                        boşaltım sistemi   drainage system
                         kütlesel akış gibi değişkenlere ait belirli                       bir binada pişs suları kanalizasyona
                         değerler dizisinde ve belirli bir debide                          taşıyan sistem
                         depodan çekilebilecek ısı miktarı.

                                                                        boşaltım şaftı     discharge shaft
      boşaltım           discharging capacity (thermal storage)                            boşaltım şaftı; doğal havalandırma şaftı
      kapasitesi [ısıl   deponun ilk sıcaklığı, akışkandaki
      depolama]          sıcaklık düşüşü ve depolama sisteminden
                         kütlesel akış gibi değişkenlere ait belirli    boşaltım tankı     drain tank
                         değerler dizisinde ve belirli bir debide bir                      boşaltım tankı
                         depodan çekilebilecek ısı miktarı
                                                                        boşaltım tapası    drag plug or cock
                                                                                                                             398

                  depolara ve tanklarda, boşaltım için                            gerçeklenen su akışı bir artezyen veya
                  bulunan boşaltma musluğu                                        kaynaktan suyun çıkışı;bir tesisten
                                                                                  kanalizasyona gönderilen pis su içeriği,
boşaltım tavası   drain pan
                  bir evaporatörün altına yoğuşum suyu,        boşaltmak          drain (verb)
                  ergitilen su yada buzun toplanması için      [akıtmak]          boşaltmak,akıtmak,kanala vermek,
                  yerleştirilen tava yada tepsi. bu elemana
                  damlama tavası yada defrost tavası da
                                                               boşaltmak          exhaust (verb)
                  denilir.
                                                               [egzoz etmek]      egzoz etmek; havayı ve gazları dış
                                                                                  mahalle pompalamak;
boşaltım test     discharge test time
süresi            boşaltım test süresi;depolama aracından
                                                               boşaltmak          evacuate
                  enerjinin çekildiği tek bir test geçiş
                                                               [vakum etmek]      boşaltmak,vakum etmek
                  süresi.

boşaltım vanası   discharge valve                              boşaltmalı         drainage appliance
                  boşaltım yada basma vanası                   cihaz              drenaja atılacak pis su üreten
                                                                                  aparey(lavabo,klozet vb)
boşaltım vanası   discharge valve (delivery valve, outlet
                  valve)                                       boşluk             void
                  bir kompresörde, silindirden akışa izin                         filamenler arasındaki boşluk hacmi
                  veren ve akışın geri dönmesini önleyen
                  vana; discharge line valve basma hattına     boşluk (hava)      cavity
                  kompresöre bağlanmış kompresörü                                 boşluk, hava boşluğu
                  basma hattından soyutlayan vana
                                                               boşluk (oyuk)      cavitation
boşaltım vanası   drain valve                                                     bir katı yüzey üzerinde erozyon yapacak
                  sıcak sulu ısıtma tesisatında yada benzeri                      kadar yüksek hızla ve türbülansla hareket
                  kapalı devre su tesisatlarında bakım                            eden bir sıvı tarafından açılan oyuklar;
                  onarım amacıyla boşaltılan boru parçası                         sıvı basıncının bir kritik değerin altında
                  üzerinde bulunan ve suyun boşaltılmasını                        olduğu yerde oluşan boşluklar.
                  sağlayan vana ; boşaltma vanası.
                                                               boşluklu           hollowcore planks (for ventilation)
boşaltım          method of discharging                        döşeme             havalandırma için boşluklu tahta döşeme
yöntemi           boşaltım yöntemi;
                                                               boşta çalıştırma   idling
boşaltım[basma    discharge stroke                                                bir sistemi veya makineyi boşta
] stroku          kompresörde basma stroku                                        çalıştırma

                  discharge (noun)                             boştaki süre       idling time
Boşaltma
                  boşaltım,basma,dışarı atma                                      bir sistem veya makinenin boşta çalışma
[deşarj]                                                                          süresi

boşaltma          emptying                                                        bourdon tube
                                                               Bourdon
                  tahliye, boşaltma.                                              bakınız "bourdon gauge"
                                                               borusu
boşaltma          drain (noun)
                  boşaltma ağzı;boşaltma borusu                Bourdon geyç       Bourdon gauge
[borusu]                                                                          salyangoz bir bakır borunun basınç
                                                                                  karşısında genişleyip daralması ile
boşaltma          drain pipe                                                      çalışan ve hareketi bir pinyonla
borusu            Özellikle pencere ve split tür klimalarda,                      göstergeye ileten manometre;
                  havadaki yoğuşum suyunun açığa değil
                  uygun bir yoldan pis su tesisatına           Bourdon ölçeri     gauge, Bourdon
                  aktarıldığı boşaltma borusu.                                    basınç ölçmekte kullanılan Bourdon
                                                                                  borusu; spiral halinde, uygulanan
boşaltma cihazı   emptying device                                                 basınçla orantılı olarak açılan ve bu
                  tahliye, boşaltma yapmak üzere                                  açılmayı bir pinyon düzeni ile göstergeye
                  tasarlanmış araç                                                aktaran basınç ölçer

boşaltma hattı    drainage                                     boy kesme          cut to size
                  drenaj; pis suyu kanalizasyona taşıyan                          boy kesme; standart uzunluktaki bir
                  boru                                                            malzemeyi kullanılacağı boya kesme

boşaltma          drain cock                                   boya sisi          paint mist
musluğu           boaşltma musluğu;genellikle sıvı içeren                         boya sisi; atomize haldeki boya
                  tank depo gibi elemanlarda bulunan                              parçacıklarından oluşan sisli ortam
                  boşaltma musluğu
                                                               boyamak            dye
boşaltma[vaku     evacuation                                                      boya. boyama. saç boyası. boyamak.
m etme]           içerisindeki gaz(hava) vakum edilerek                           boyanmak. kumaş boyası. boya maddesi.
                  boşaltılmış kap                                                 boyanabilmek. boya tutmak.

boşaltmak         discharge (verb)                             boylam             longitude
                  bir kanal veya akıntıda yüzeyden                                ekvatora dik açı yapacak şekilde
399

                        yerküreyi 360 eşit parçaya böldüğü                              kentler
                        varsayılan ve uçları kutuplarda birleşen,
                        en geniş aralığa ekvatorda sahip olan         bölgesel ısıtma   district heating system heating density
                        varsayımsal çizgiler;                                           birim alan başına ısıtma talebinin ölçüsü.
                                                                      sistemi ısıtma
                                                                      yoğunluğu         Geleneksel birimi kW/hektar yada Btu x
      Boyle yasası      Boyle’s law                                                     106/acre
                        bir gazın sıcaklığı sabit olduğunda bu
                        gazın hacmi basıncıyla ters orantılıdır.      bölgesel ısıtma   district heating plant
                        pv=p1v1                                                         bölgesel ısıtma merkezi tesisi
                                                                      tesisi
      boyuna gerilme    longitudinal stress
                                                                      bölgesel          district cooling
                        uzunlamasına,boyuna gerilme
                                                                      soğutma           soğutmayı kiralayan çevre alanlara
                                                                                        (bölge) ve müşterilere (konutlar,ticari iş
      boyuna kanat      longitudinal fin                                                yerleri veya kurumsal alanlar) merkezi
                        boyuna kanat;ısı transferinde boruya                            bir santralden üretme ve dağıtma
                        uygulanan boyuna kanat                                          kavramı;

      boyundan          weld-neck flange                              bölgesel          district cooling system cooling density
      kaynaklı flanş    boyundan kaynaklı flanş; kaynaklı boyun                         bölgesel soğutma sistemi soğutma
                                                                      soğutma sistemi
                        flanşı                                                          yoğunluğu
                                                                      soğutma
                                                                      yoğunluğpu
      boyut             dimension
                        boyut
                                                                      bölme (bina)      compartment
                                                                                        bölme, göz, kısım, kompartıman, bölüm.
      boyutsal          dimensional variable
      değişken          boyutsal değişken;
                                                                      bölmeli tür su    compartment type water cooler
                                                                      ısıtıcısı         temel işlevi olan içme suyunun
      boyutsal resim    dimensional drawing                                             soğutulmasına ek olarak buz yapma
                        boyutların gösterildiği teknik resim                            olanağına sahip olan yada olmayan
                                                                                        soğutulan bir bölme içeren su soğutucusu
      boyutsuz sayı     dimensionless number
                        boyutsuz sayı                                 bölücü boru       diversion pipe fitting
                                                                      fitingi           boru tesisatında akışı bölen fiting
      bozulmaz          break proof
      (kırılmaz)        bozulmaz; kırılmaz;dayanıklı
                                                                      bölücü eleman     diverting element
                                                                                        bölücü eleman;
      bozunma           decay (decomposition)
                        belirli bir fiziksel davranışın zaman         bölücü fiting     diversion fitting
                        içerisinde düzenli biçimde azalması.                            bölücü fiting; bölme fitingi

      bozunma           decay factor                                  bölücü vana       diverter valve
      faktörü           bir değişkenin zaman içerisinde azalması                        bölücü vana, akışı ikiye bölen vana

      bozunma           decay method                                  bölüm             section
      faktörü           foto iletkenliğin belirlenmesinde                               bir ekipmanın, diğer parçalarından ayrı
                        kullanılan bir teorik yöntem                                    ve uzağa yerleştirilen bölümü.

      bozunma           decay rate                                    bölümlere         partition (verb)
      miktarı           bozunma miktarı                               ayırmak           mahalli bölmek;parçalara
                                                                                        ayırmak;bölümlere ayırmak
      bölen vana        diverting valve
                        bakınız "diverting valve"                     braket            bracket
                                                                                        destek veya dirsek ile tutturmak; kenet,
                        district heating                                                dirsek, destek; parantez içine almak;
      bölgesel ısıtma                                                                   köşeli parantez, parantez; altından
                         ısıtmayı, kiralayan çevre alanlara (bölge)
                        ve müşterilere (konutlar,ticari iş yerleri                      destekle tutturulmuş raf
                        veya kurumsal alanlar) merkezi bir
                        santralden üretme ve dağıtma kavramı.;        branşman          branch
                                                                                        kanallarda,borularda,iletim hatlarında;
                        district heating main                                           ana hatla belirli bir açıda bağlanan aynı
      bölgesel ısıtma                                                                   yada daha küçük çaptaki diğer hat,
      ana borusu        bölgesel ısıtmada zonlara verilecek
                        toplam suyu taşıyan ana boru                                    branşman


                        district heating supply                       branşman alma     branch off point
      bölgesel ısıtma
                        bölgesel ısıtma teisatından alınan bina       noktası           ana hattan branşman ayrılma noktası
      besleme hattı
                        besleme hattı; gidiş hattı
                                                                      branşman          branch take off
      bölgesel ısıtma   district heating system                       ayrılma           bir ana hat yada kolondan branşman
      sistemi           büyük miktarlardaki atık ısı üretilen                           ayırmakta kullanılan ara parça; örneğin
                        merkezlere sahip kentlerde bu ısının                            T-parçası; redüksiyonlu T-parçası
                        kullanılarak kentsel bölgelerin merkezi
                        ısıtılmasını sağlayan sistem. örnek           branşman          branch connection
                        Minnesota, St Paul,Rusyadaki bazı                               ana borudan ayrılan branşman hattının
                                                                                                                            400

bağlantısı        ana hatla bağlanışı                          brülör basıncı    burner pressure
                                                                                 brülör basıncı; yakıt hava karışımının
                  branch pipe                                                    püskürdüğü basınç
branşman
borusu            branşman hattı; bir ana hat veya
                  kolondan ayrılarak belirli mahallere         brülör borusu     burner pipe
                  soğutkan taşıyan hat                                           brülör gövde kısmı( boru kısmı,boyun)

branşman          branch circuit                               brülör düşük      burner low fire setting
devresi           devreyi ve çıkışlarını koruyan son aşırı     ateşleme ayarı    low high/low off yada modülasyonlu
                  akım koruyucusu ile yüke giden son                             yanma kontrollerinin kullanıldığı
                  tesisat arasındaki devre iletkenleri.                          yerlerde brülörün ateşlemesinin ortaya
                                                                                 çıktığı yakıt miktarını belirleyen
                  branch line                                                    ayarlama.
branşman hattı
                  bir kontrol ediciye yada kontrol edici
                  cihaza bağlanan besleme havası hattı         brülör flanşı     burner flange
                                                                                 brülörü kazan veya fırına sağlamakta
                  branch duct                                                    kullanılan flanş
branşman
kanalı            branşman kanal; ana kanaldan zonlara
                  ayrılan tali kanal                           brülör hava       burner purge
                                                               temizlemesi       her durmadan sonra, yanma odasında
branşman          branch duct entry                                              kalması olası gazların temizlenip atılması
                  branşman kanalı girişi                                         için uygulanan temizlik süreci
kanalı girişi
                                                               brülör kovanı     burner throat
branşman          breeches pipe                                                  içerisinde yanmanın başladığı, genellikle
pantolon          bir boru ucundan iki branşman ayırmaya                         refrakter bir malzemeden yapılan, brülör
parçası           yarayan pantolon parçası                                       çıkışına yerleştirilmiş kovan yada
                                                                                 manşon.
branşman          branch piece
parçası           branşman kanal parçası                       brülör memesi     burner nozzle
                                                                                 brülör memesi; içerisinden yakıtın yanma
                  branching                                                      odasına girdiği meme
branşman
yapma             bir ana hat borusu veya kolunundan
                  branşman ayırma işlemi                       brülör montajı    burner mounting
                                                                                 brülör montajı
BRI               BRI (see building related illness)
                  binaların havasındaki kirlilik unsuruna      brülör plakası    burner plate
                  bağlanan tanı konulabilir hastalıklar;                         brülörü kazana bağlayan plaka
                  göğüs daralması, baş ağrısı, kusma gibi
                  belirtilerle ortaya çıkar                    brülör türü       burner type
                                                                                 brülör türü;(atomize,atmosferik,jet vb)
briket            briquette
                  bir yanmayı başlatmak için kullanılan        brülör            burner arrangement
                  blok hale getirilmiş yanıcı madde            uyarlaması        brülör uyarlaması

bronz             bronze                                       brülör verimi     burner efficiency
                  küçük miktarlarda diğer metalleri içeren                       brülör verimi
                  yada içermeyen bakırca zengin bakır-
                  kalay alaşımı
                                                               brülör yakıt      burner tip (or nozzle, shroud)
                                                               memesi            brülör yakıt memesi yada nozulu
bronz tel         bronze wire
                  bronz tel; metal yüzeyleri raspalamakta
                  kullanılan tel fırçalarda kullanılan sert    brülör yakıt      burner pot
                  bronz teli                                   tankı             ağır yağ brülörlerinde, brülör
                                                                                 yakınlarında bulunan ve yakıtın ısıtılıp
                                                                                 inceltilmesi için kullanılan küçük yakıt
Brown dağılımı    Brownian diffusion (Brownian motion)
                                                                                 deposu
                  Brown difüzyonu

                                                               brülör            burner register
Brown             Brownian motion (Brownian diffusion)
                                                               yönlendirme       brülöre giren yanma havası akışını
hareketleri       Brovn hareketleri; moleküler hareket
                                                               kanatları         yönlendirmek ve/veya kontrol etmekte
                                                                                 kullanılan hava-yönlendirme kanatları
brülör            burner                                                         (genelde ayarlanabilir) dizisi
                  bir yakıt yakan aracın (ocak veya fırında)
                  alevin üretildiği kısım;                     brülör,           burner (atmospheric)
                                                               atmosferik        yanma havasının doğal çekme ile
brülör alevinin   burner flame failure response time                             sağlandığı ve gazın hızı nedeniyle
arıza tepki       alev sönmesi ile güvenlik kapamalarının                        sürükleme kuvvetinin yaratıldığı gaz
süresi            çalışması arasındaki zaman aralığı                             yakıt brülörü;

                  burner ignition                              brülör, atomize   burner (atomising)
brülör
                  yakıt-hava karışımının ateşleme süreci                         bir yada daha fazla yakıt içerisinden
ateşlemesi                                                                       havanın püskürtülerek yakıtın ince
                  yada biçimi
                                                                                 parçalara ayrıldığı, yakıtın basınçlı
                                                                                 havayla atomlaştırıldığı brülör türü;
401

      brülör,genel       burner (general)                               brüt toplam       gross total coil load
                         yakıt ile havayı yanma odasında                serpantin yükü    bir evaporator serpantini tarafından
                         birleştirerek sürekli yanma sağlayan                             dağıtım havasından çıkartılan duyulur ve
                         ekipman                                                          gizli ısının toplamı.

      brülör,jet         burner (jet)                                   brüt toplam       gross total cooling effect
                         jet hava akımıyla çalışan brülör               soğutma yükü      soğutkan tarafından emilen toplam brüt
                                                                                          ısı miktarı. Bu değer, net toplam soğutma
      brüt               gross lighted area                                               etkisi ile soğutucuyu çalıştırmak için
                         binanın her katında, çevresel duvarların                         gerekli enerji girdisinin toplamıdır.
      aydınlatılan
      alan               iç kısımlarından ölçülen toplam
                         aydınlatılan alanı.                            brüt yük          gross load
                                                                                          içeride ısı üreten kaynakların ürettiği ısı
      brüt               gross lighted floor area (GLA)                                   dikkate alınmaksızın(düşülmeksizin) bir
      aydınlatılan       aydınlatılan bölümlerin döşeme alanı.                            mahal veya binanın toplam ısı yükü
      döşeme alanı
                                                                        BTU               British thermal unit (Btu) (an I-P unit)
                                                                                          1 Libre suyun sıcaklığını 1 F artırmak
      brüt bedensel      body mass loss, gross                                            için gerekli ısı miktarı; 1 Btu=1055.055
      kütle kaybı        brüt bedensel ağırlık kaybı                                      Joule

      brüt çatı alanı    gross roof area                                BTU/h             British thermal units per hour (Btuh)
                         brüt çatı alanı                                                  Btu/h olarak ifade edilen I-P sistemindeki
                                                                                          ısıl güç birimi; 1000 Btu/h=293 W
      brüt dış duvar     gross exterior wall area
      alanı               dıştan ölçülmek üzere, ısıtılan ve/veya       bu günkü değer    present value
                         mekanik olarak soğutulan bir mahalli                             bu günkü değer
                         kapatan bütün opak duvarları,pencere
                         alanları ( pervaz dahil) ve kapı alanlarını                      annuity factor
                                                                        bu günkü değer
                         içeren alan.                                                     bir girdi akışının bu günkü değerini
                                                                        faktörü
                                                                                          gösteren matematiksel değer,
      brüt döşeme        gross floor area
      alanı              dış duvarların dışından ölçülen, bodrum,                         vaporization
                                                                        buahrlaşma
                         asma kat, yüksekliği 2.25 m ve üstü olan                         buharlaşma; belirli bir basınçta gaz
                         çatı odaları da dahil olmak üzere bütün                          fazına geçme
                         döşemeleri ve katlar arasındaki
                         bağlantıları da içeren döşeme alanı
                                                                        buhar             vapour (USA vapor)
                                                                                          normal atmosferik koşullarda sıvı ve katı
      brüt döşeme        floor area (gross, of a building) dış                            halde de bulunabilen bir maddenin gaz
      alanı(bir          duvarların çevrelediği ve dış duvarların                         durumu özellikle sıvı durumu ile denge;
      binanın)           iç yüzeyinden ölçülen, koridorlar,                               konumuna yakın olan ve genel gaz
                         merdivenler, klosetler, duvarların                               yasalarına uymayan gaz
                         kalınlıkları , kolonlar için bir alan
                         düşmesi yapılmaksızın hesaplanan
                         döşeme alanı                                   buhar ağırlığı    steam weight
                                                                                          birim zamanda bir ısıtıcıya giren buhar
                                                                                          ağırlığı

      brüt duvar         gross wall area
                         brüt duvar alanı                               buhar ana hattı   steam main
      alanı                                                                               buhar tesisatında buharı taşıyan ana boru;
                                                                                          daha sonra branşmanlara ayrılan ana
      brüt duyulur ısı   gross sensible capacity                                          buhar hattı
      kapasitesi         belirli bir dizi çalışma koşullarında,
                         soğutma serpantini tarafından çekilen                            steam separator
                                                                        buhar ayırıcı
                         duyulur ısı.                                                     kazandan çıktıktan sonra buhar
                                                                                          içerisindeki nemi çıkartan cihaz.
      brüt ısıl değer    gross calorific value
                         belirli koşullar altında, belirli bir miktar                     steam connection
                                                                        buhar
                         ve hacimdeki yakıtın oksijen-bombası                             buhar bağlantısı;buharla çalışan her hangi
                         kalorimetrede yakılmasıyla elde edilen ısı
                                                                        bağlantısı
                                                                                          bir aparata buhar kolektöründen yapılan
                         miktarı.                                                         bağlantı

      brüt kapasite      gross capacity                                 buhar basıncı     steam pressure
                         brüt kapasite                                                    buhar basıncı; buharın kazandan
                                                                                          çıkışındaki basıncı
      brüt kolektör      area, gross collector
      alanı              brüt kolektör alanı                                              vapour pressure
                                                                        buhar basıncı
                                                                                          bir buhar tarafından etki ettirilen basınç.
      brüt toplam        gross total capacity
      kapasite           belirli bir çalışma koşulları dizisinde,       buhar basıncı     vapour pressure manometer
                         soğutma serpantini tarafından çıkartılan       manometresi       buhar basıncı manometresi
                         duyulur ve toplam ısı toplamı. Bu değer,
                         EWB, ODB, EDB, ve hava akış miktarı
                                                                        buhar basınç      vapour pressure diagram
                         gibi parametrelerle ilgili olarak değişir.
                                                                        diyagramı         buhar basıncı diyagramı; bir sıvınıın
                                                                                          buhar basınç ve sıcaklığını gösteren
                                                                                                                             402

                  diyagram                                    soğutma            bir odadaki vakum altında buharlaşma
                                                                                 sonucu elde edilen buharın odadan
buhar basınç      steam pressure reducing valve                                  alınması durumunda suyun istenen
                  buhar basıncı düşürme vanası                                   dereceye kadar soğuması ilkesini
düşürme vanası
                                                                                 kullanan soğutma yöntemi; buhar jetiyle
                                                                                 soğutma, vakum altındaki bir odaya giren
buhar beslemeli   steam feed heater                                              sıvıların ani buharlaşmasından yararlanır;
ısıtıcı           buhar beslemeli ısıtıcı; buharla ısıtma
                  yapan eleman; buharla ısıtılan yakıt
                                                              buhar jetli hava   steam jet air ejector
                  serpantini
                                                              ejektörü           boşaltılacak gaz veya havanın bir buhar
                                                                                 jeti ile yaratılan vakum nedeniyle
buhar boru        steam piping                                                   ortamdan bir buhar jeti ile çekildiği
tesisatı          buharlı ısıtma veya proses tesisatı                            ejektör;

buhar borusu      steam pipe                                  buhar jetli        steam jet refrigerating system
                  buhar borusu; içerisinde buhar taşıyan      soğutma sistemi    buhar jeti ile çalışan soğutma sistemi;bir
                  boru                                                           vakum odasına giren sıvının ani
                                                                                 buharlaşması temelinde çalışan soğutma
buhar cebi        steam pocket                                                   makinesi
                  buhar cebi; kondenstop;buhar kapanı
                                                              buhar kalitesi     steam quality
buhar ceketi      steam jacket                                                   buhar kalitesi; buhar+su karışımı
                  iç ve dış silindirler arasında buhar dolu                      içerisinde buharlaşma yüzdesini ifade
                  hacim; buhar ceketi                                            eden terim

buhar dolgulu     vapour-charged power element                buhar kalitesi     vapour quality
güç elemanı       termostatik genleşme vanalarında güç                           buhar kalitesi; bir sıvı-buhar karışımında
                  elemanlarında buhar halde soğutkan                             buhar yüzdesi
                  içeren duyarga
                                                              buhar karışımı     vapour mixture
buhar doyma       saturation pressure of vapour                                  buhar karışımı; içerisinde farklı gazların
basıncı           su buharının doyma basıncı;                                    bulunduğu karışım

                  steam exhaust                               buhar kazanı       steam boiler
buhar egzozu
                  bir makine yada sistemden boşaltılan                           içerisinde yakıtın yandığı ve elde edilen
                  buhar                                                          ısının suyu buharlaştırmakta kullanılan
                                                                                 bir tür fırın; buhar kazanı
buhar engeli      vapour barrier
                  ‘vapor retarder’ ile aynı anlamda; buhar    buhar kesici       vapour retarder
                  kesici                                                         buhar kesici; havadaki su buharının bina
                                                                                 elemanlarına girmesini önleyen yada
                                                                                 azaltan eleman
buhar             steam injector water feed pump
enjektörlü        buhar enejektörüne su beslemesi yapan
                  pompa                                       buhar kilidi       vapour lock
besleme suyu                                                                     bir sıvı hattında, aynı basınç farkında
pompası                                                                          toplam sıvı akışına göre akışı azaltan
                                                                                 buhar oluşumu
buhar filtresi    steam filter
                  buhar filtresi;                             buhar kilit        vapour lock device
                                                              cihazı             sıvı soğutkan için orifis kılcal borusu
buhar geçirmez    steamproof                                                     yada sabit boyutta kısıtlanmış bir geçide
                  buhar geçirmez;buhar sızdırmaz                                 sahip olan diğer bir araç

buhar girişi      steam inlet                                 buhar              steam header
                  buhar girişi;buharla çalışan ekipmanlarda   kolektörü          buhar çıkış ağzına veya ağızlarına
                  buhar giriş bağlantısı                                         bağlanan yatay boru; bir kazan dairesinde
                                                                                 ana borunun birbirine yakın birkaç
buhar gücü        steam power                                                    branşmana ayrıldığı yer.
                  buhar gücü;
                                                              buhar              steam condenser
buhar içeriği     vapour content                              kondenseri         buhar kondenseri;içerisinde buharın
                  mevcut olan buhar miktarının, doymuş                           yoğuşturulduğu kondenser
                  durumdaki buhar miktarına oranı.
                                                              buhar kontrolü     vapour control
buhar jet         vapour jet (refrigeration) cycle                               (1)buhardolgulu güç elemanı içeren
                  buhar jeti ile çalışan soğutma çevriminde                      kontrol aracı (2)kapalı hacimdeki buharın
çevrimi
                  buhar jeti                                                     genişleme ve çekilmesi ile kontrol
(soğutma)                                                                        sağlama yöntemi

buhar jeti        steam jet                                                      vapour mass friction
                                                              buhar kütlesel
                  vakumlanmış bir hacme verilen sıvının                          iki fazlı bir akımda buhar kütlesinin
                  ani buharlaşması ile oluşan buhar
                                                              sürtünmesi
                                                                                 yüzdesi
                  püskürtüsü(jet)
                                                              buhar miktarı      steam quantity
buhar jeti ile    steam jet refrigeration                                        buhar miktarı;
403

      buhar odası        steam chamber                               buharlaşma        evaporation pressure
                         hareket halindeki buharın içerisinde uzun   basıncı           buharlaşma basıncı; bir sıvının belirli bir
                         süre kaldığı oda                                              sıcaklığı buharlaşma sıcaklığı olarak
                                                                                       kabul eden basınç
      buhar pompası      steam pump
                         buhar pompası;1698'de Savery tarafından     buharlaşma        boil off gas
                         bulunmuş olan su-dolu tanka alttan buhar    gazı              bir tankta depolama sırasında
                         basıncı uygulayarak pompalama ilkesine                        buharlaşma yoluyla yitirilen gaz
                         dayanan pompa
                                                                     buharlaşma        latent heat of vaporization
      buhar              steam injector                              gizli ısısı       bir sıvının belirli bir sıcaklıkta 1 kg’ının
      püskürteci         buhar püskürtücü; bir kazandaki su                            tamamen doymuş buhar durumuna
                         seviyesini yükseltmek için basınç                             gelebilmesi için verilmesi gereken
                         altındaki kazana buhar püskürtülmesi( ısı                     enerji.buharlaşma gizli ısısı
                         makinesi)
                                                                     buharlaşma        heat of vaporization
      buhar              steam coil                                  ısısı             buharlaşma gizli ısısı; doyma
      serpantini         buhar serpantini; buharlı ısıtıcı;                            durumundaki sıvının birim ağırlığını
                         içerisinden buharın geçtiği ısıtma birimi                     doymuş buhar haline getirmek için
                                                                                       gerekli ısı miktarı
      buhar tabloları    steam tables
                         su buharının değişik basınçlardaki          buharlaşma        evaporation loss (cooling tower)
                         termodinamik özelliklerini gösteren         kaybı             bir soğutma kulesinde suyun damlalar
                         tablolar                                                      halinde inerken buharlaşan miktarı
                                                                                       nedeniyle oluşan su kaybı
      buhar              steam collecting vessel
      toplanma tankı     buhar toplama tankı;                        buharlaşma        evaporation rate
                                                                     miktarı           bir sıvının belirli bir basınçta birim
                                                                                       zamanda buharlaştığı miktar
      buhar tüketimi     steam consumption
                         buhar tüketimi;
                                                                     buharlaşma        flash chamber
                                                                     odası(TXV)        bir ekspansiyon valfi ile evaporatör
      buhar türbini      steam turbine
                                                                                       arasında bulunan ve basınç düşümü
                         bir kazanda üretilen yüksek basınçlı
                                                                                       nedeniyle oluşan herhangi bir ani
                         buharı bir rotor üzerindeki kanatları
                                                                                       buharlaşma (flash) gazını sıvıdan
                         dönmeye zorlayarak mekanik enerjiye
                                                                                       ayırmakta kullanılan tank.
                         dönüştüren makine

      buhar üreteci      steam generator
                                                                     buharlaşma        evaporating temperature
                         buhar üretici; buhar üreten kazan
                                                                     sıcaklığı         doymuş durumdaki sıvının bulunduğu
                                                                                       basınca uyan buharlaşma sıcaklığı
      buhar üretimi      steam generation
                         buhar üretimi; buhar elde etme
                                                                     buharlaşma        evaporation temperature
                                                                     sıcaklığı         doymuş durumdaki sıvının bulunduğu
      buharla            steam atomizing burner                                        basınca uyan buharlaşma sıcaklığı
      atomize yapan      sıvı veya gaz yakıtın atomize hale
      brülör             getirilmesinde buharı kullanan brülör
                                                                     buharlaşmak       evaporate (verb)
                                                                                       buharlaşmak;buharlaştırmak
      buharla ısıtmalı   steam heated
                         buharla ısıtılan(herhangi eleman)           buharlaşmayla     cooling by evaporation
                                                                     soğutma           buharlaşma yoluyla yapılan
      buharla            steaming                                                      soğutma;evaporatif soğutma
      işlemleme          daha sonraki süreci kolay ve iyi hale
                         getirmek için, besinleri buhar veya         buharlaştırma     evaporation coil
                         kaynar suyla işlemleme.                     serpantini        bir basınçlı tank yada kapla
                                                                                       çevrelenmemiş borulardan üretilmiş
      buharlaşma         evaporating ,evaporation                                      evaporatör.
                         bir sıvının sıvı konumdan gaz konumuna
                         geçmesi, örneğin su, bir soğutma            buharlaştırma     evaporating plant
                         kulesinde buhar konumuna geçer;             tesisi            buharlaştırma santrali; yada buhar
                         buharlaştırma                                                 santrali

      buharlaşma         flash gas                                   buharlaştırmalı   vaporizing burner
      (ani) gazı          sıvı hatlarında,basınç kaybı ve/veya       brülör            hava ile buharlaşmış yada atomize yakıt
                         sıcaklık nedeni ile soğutkanın doyma                          karışımını yakan bir brülör
                         durumuna gelerek aniden buharlaşması.
                                                                     buharlı ısıtma    steam heating
                                                                                       buharlı ısıtma
      buharlaşma         flash intercooler
      ara-soğutucusu     sıkıştırma kademeleri arasına                                 steam dryer
                                                                     buharlı
                         yerleştirilmiş ve püskürtülen sıvı                            buharın içerisindeki sıvı damlacıklarını
                         soğutkanın hemen buharlaştığı tank.         kurutucu
                                                                                       buharlaştırmak üzere kullanılan
                                                                                       (kızdırıcı) superheater
                                                                                                                             404

buharlı           steam humidifier                               Busen beki        Bunsen burner
nemlendirici      buharlı nemlendirici;                                            Bunsen yakıcısı;bir laboratuarın temel
                                                                                   yakma birimi olan, ısıtma,sterilizasyon
                                                                                   ve yakma amacıyla kullanılan eleman
buharlı           vapour refrigerating system
soğutma sistemi   buhar sıkıştırmalı soğutma sistemi;
                  soğutkan adı verilen ve atmosferik             butonlu(mantar    mushroom valve
                  basınçda düşük buharlaşma sıcaklığına          ) vana            butonlu valf
                  sahip bir sıvıyı kullanan kompresörlu
                  soğutma çevrimi                                buz               ice
                                                                                   buz. 0 °C deki suyun 80 kcal/kg ısı
bulamaç           slurry                                                           vererek dönüştüğü katı fazı.
                  bir sıvı içerisinde asılı halde bulunan katı
                  maddeler                                       buz depolama      ice bank cooler
                                                                 soğutucusu        bir süpermarkettki bütün soğutma
bulaşık           dish washer (machine)                                            gruplarına hizmet veren soğutma
makinesi          bulaşık yıkama makinesi                                          makinalarının pik-dışı zamanlarda buz
                                                                                   depolayan bir tankı soğutması sonucunda
                                                                                   oluşan buz,
bulb (duyarga)    bulb
                  (1) bir elektrik lambasının camdan dış
                  gövdesi (2)bir ısıl duyumsama sisteminin       buz dolabı        refrigerator
                  kontrol edilen değişken içerisine                                besinleri ve diğer unsurları düşük
                  yerleştirilen bölümü (3) bitkilerin yumru                        sıcaklıkta tutan kabin yada oda;
                  kısmı (4) duyucu uç
                                                                 buz dolabı kapı   refrigerator cabinet breaker strip
bulunabilirlik    availability                                   contası           kabin iç yüzeylerinin yalıtılması için ayrı
                  bulunabilirlik; kullanılabilirlik; uygun                         yada bütünler, kapının çevresi boyunca
                  olma durumu                                                      ve ya çekmecelerin etrafına
                                                                                   yerleştirilmiş, ısıl bir engel olarak işlev
                                                                                   gören yalıtım elemanı, şerit conta;
bulut             cloud
                  bulutlar
                                                                 buz dolabı        refrigerator baffle
                                                                 perdesi           iki bölümlü soğutma kabinlerinde iki
bulutlanma        cloud point
                                                                                   bölmeyi ayıran ve üzerinde basıncın
noktası           bulutlanma noktası
                                                                                   eşitlenmesi için delikler bulunan perde

bunker            bunker                                         buz dolabu net    refrigerator shelf net area
                  bir buz dolabında buz yada soğutma                               ana rafların net alanına,kapı raflarına
                  elemanı için bulunan hacim.buzluk dry
                                                                 raf alanı
                                                                                   asılan kapların altyüz alanlarına,genel
                  ice bunker soğutulmuş bir araçta yükün                           soğutma ve dondurma alanlarının
                  soğutulmasında kullanılan kuru buzun                             kaplama alt kenarlarından hesaplanan
                  depolandığı bölüm;                                               alana dayandırılan, maksimum net alan

burç              bush                                           buz düşürme       ice relegation
                  burç,zıvana                                                      buzun donma sırasında bağlı olduğu
                                                                                   yüzeyden düşürülerek depoda toplanması
burgu akışı       swirl
                  sığ bir akışkan tankının dibinde emme          buz ergitmek      de-ice
                  nedeniyle ortaya çıkan burgu dönüşü;                             buz tabakasını ergitmek;buzdan
                  akış halindeki bir akışkanda bulunan                             soyutlamak
                  dönme hareketi
                                                                 buz fabrikası     ice factory
burgu akışlı      twist air outlet                                                 özellikle sanayideki kullanımlar için
çıkış elemanı     burgu akışlı hava jeti veren çıkış elemanı                       kalıp halinde ve kırık buz üreten buz
                                                                                   tesisi; buz fabrikası
burgu kanadı      twist vane
                  burgu akışı vermek üzere kullanılan            buz haline        icing
                  kanat                                          getirme           dondurma; buz haline getirme

burgu nozulu      swirl nozzles                                  buz kabini        icebox
                  burgu akışı veren nozul                                          içerisinde üretilmiş kübik buzların
                                                                                   toplandığı depolama birimi
burgulu akış      bellmouth intake
                  burgulu akış biçiminde giriş                   buz kristali      ice crystal
                                                                                   donmanın ilk oluşum sürecinde suda
burgulu akış      vorticity                                                        görülen kristal halindeki buz
hali              akışkanlar mekaniğinde kullanılan bir
                  matematiksel kavram olarak,akışkandaki         buz makinesi      ice maker
                  kendi ekseni etrafında dönüş                                     değişik kapasitelerde;otomatik ve yarı
                                                                                   otomatik olabilen, restoran ve benzeri
buru buz          dry ice (solid CO2)                                              yerlerde buz ihtiyacını karşılamak üzere,
                  karbon dioksidin ani den katı hale                               şekilli buz yapabilen makine; buz
                  geçmesi ile elde edilen buz. Katılaşma                           makinesi.
                  sıcaklığı -78°C olan kurubuz.
                                                                 buz noktası       ice point (melting point)
405

                        buzun ergimeye başladığı nokta; ergime      buzla soğutma    ice cooled equipment
                        sıcaklığı                                   ekipmanı         birincil soğutma kaynağı olarak buzu
                                                                                     kullanan ve metal yada plastik ısı transfer
      buz oluşumu       ice formation                                                yüzeylerinden yararlanan ekipman.
                        buz oluşumu; suyun atmosferik basınçta
                        0C derecenin altına düşmesi ile ortaya      buzla soğutma    ice bank evaporator
                        çıkan buz oluşumu                           grubu            bir buzla-soğutma grubundea içerisinden
                                                                    evaporatörü      buzla soğutulan suyun geçtiği evaporatör
      buz paten alanı   pipe grids
      boru şebekesi     bir buz paten sahasında, buzdan bir                          ice storage system
                                                                    buzlu depolama
                        döşeme zemini yaratmak üzere arasından                       soğutma veya konfor soğutması
                        soğutkan veya soğutucu ortamın sirküle      sistemi
                                                                                     işlemlerinde buzun suya dönüşmesini
                        ettiği boru şebekesi,                                        kullanan sistemler için ısıl buz depolama;

      buz tabakası      ice layer                                                    ice water
                                                                    buzlu su
                        buz malinelerinde soğutulan yüzeyden                         içerisinde buz kristalleri bulunan su;
                        akan suyun oluşturduğu buz tabakası;                         buzlu su

      buz tepsisi       ice tray                                                     ice core sucking and filling system
                                                                    buzlu su çekme
                        otomatik buz yapma makinelerinde                             pompa, dağıtım boruları, hortum ve buz
                        oluşan buzun biriktirildiği bölüm; buz      sistemi
                                                                                     kalıbının göbeğindeki donmamış suyu
                        depolama hacmi                                               çeken ve temiz su ile doldurulabilmesi
                                                                                     için temiz su kaynağına bağlayan
      buz toplayıcı     ice harvester                                                cihazdan oluşan grup.
                        otomatik plaka halinde buz üreten
                        makinelerde kazıma yoluyla kırık buzu                        iced water cooling
                                                                    buzlu suyla
                        depolama tankına indiren buz toplayıcı                       buzdan geçirilmiş ve soğutulmuş su ile
                        eleman                                      soğutma
                                                                                     yapılan soğutma

      buz yapıcı        ice builder                                                  bend (noun)
                                                                    bükme
                        buz oluşturmak yada soğuk su vermek                          eğme. bükme. eğilme. bükülme.
                        üzere bir tanka daldırılan soğutulmuş                        yöneltme. çevirme
                        boru serpantinleri .
                                                                    bükmek           bend (verb)
      buz yapma         ice making capacity                                          eğmek. bükmek. eğilmek. bükülmek.
      kapasitesi        belirli bir zamanda, bir buz yapma                           yöneltmek. çevirmek.
                        işletmesinin buz çıktısı
                                                                    bükmek           bow
      buz yapma         ice making machine                                           bükmek. kavis vermek. eğilme. eğme.
      makinesi          buz yapma makinesi; otomatik buz                             eğrilik.
                        makinesi
                                                                    bükülmüş         bent
      buz yapma         ice making water forecooler                                  kıvrılrmak, eğmek, bükmek; kıvrılmak,
      makinesi ön       buz yapma tesislerinde suyun ön                              edilmek, bükülmek; kuvvetini bir tarafa
      soğutucusu        soğutmasını sağlayan soğutucu; ön                            yöneltmek bağlamak; bükme,
                        soğutucu                                                     yöneltmek, eğmek, eğme, bükmek.

      buz yapma         ice making temperature                                       bending machine
                                                                    büküm
      sıcaklığı         buz oluşumu için gerekli sıcaklık;                           boru bükme makinesi
                        atmosferik basınçta 0C                      makinesi

                        ice bank tank (ice buildup tank)            büküm veya       bend or elbow
      buz yapma
                        içerisinde pik-dışı zamanlarda buz          dirsek           akışkanın belirli bir noktadan sonra yön
      tankı                                                                          değiştirmesini sağlayan eleman; dirsek;
                        üretilerek depolanan ve pik dönemlerde
                        suyu soğutan depolama tankı                                  büküm

                        ice making plant                            bükümlü boru     bent pipe
      buz yapma
                        buz üretim tesisi;                                           bükülmüş boru
      tesisi
                                                                    bünyesel motor   inherent motor protection
      buz yüzey         ice surfacing                                                elektrik motorunun bünyesinde bulunan
                        buzun yüzeyini düzeltme işlemleri.          koruması
      düzeltimi                                                                      aşırı akım koruyucusu;

      buz, blok         ice block                                   büro             office
                        blok halinde üretilen buz; kalıp buz; buz                    ofis. yazıhane. büro. idarehane. işyeri.
                        kalıbı                                                       daire. bölüm. bakanlık. mevki. makam.
                                                                                     memuriyet. vazife. ayin. büro; işyeri;
      buz-ergitme       de-icing                                                     daire; görev. mesnet. nezaret. sandalye.
                        bir buz tabakasını insan müdahalesi ile
                        ergitilmesi                                 bütan            butane
                                                                                     alken serisinden gaz halinde bir hidro
      buz-ergitme       de-icing equipment                                           karbon (C4H10).
      ekipmanı          buz alma yada çözme ekipmanı
                                                                    bütünler çekme   integral draught diverter (heating
                                                                                     appliances)
                                                                                                                             406

bölücüsü          çekme olmaması ters çekme olması yada         bypass damperi    bypass damper
                  bölücünün ilerisinde çekmenin                                   bypass damperi; havayı hava hazırlama
                  engellenmesi durumunda yanma                                    biriminden kısa devre yapan damper
                  ürünlerinin boşaltılmasını sağlamayan
                  araç;                                         bypass devresi    bypass circuit
                                                                                  bir devredeki işlevsel bir eleman
bütünler kanat    integral fin                                                    içerisinden olan akımı çeşitli
                  bütünler kanat; bir ısı transfer yüzeyinin                      nedenlerle(arıza,bakım,onarım,yüksüz
                  bünyesinde bulunan kanatlar                                     kalkış vb) atlamak üzere tasarlanmış
                                                                                  devre;
bütünler          integral control
kontrol           kontrol etkinliğinin hatanın entegrali ile    bypass faktörü    bypass factor (BF)
                  orantılı olduğu kontrol                                         dağıtım havasının soğutma serpantini ile
                                                                                  temas etmeyen yüzdesi olarak
bütünler          integral control mode                                           düşünülebilir; besleme havasının kalan
                  kontrol etkinliğinin hatanın entegrali ile                      kısmının ortalama serpantin sıcaklığında
kontrol
                  orantılı olduğu kontrol modu                                    serpantinden geçtiği varsayılır
konumu
                                                                bypass hattı      bypass line
bütünler          indirect evaporative cooler with non-                           bypass hattı
olmayan ısı       integrated heat exchanger
değiştiricili     ayrı bir birincil hava ( kuru) duyulur ısı
                  ve ikincil hava (yaş) ısı eşanjörüne sahip    bypass kablosu    bypass cable
dolaylı                                                                           bypass kablosu
                  cihaz; bu iki ısı eşanjör arasında sirküle
evaporatif        eden akışkan birincil havadan ikincil
soğutucu          havaya ısı transfer eder. ( Bakını            bypass kaçağı     bypass leakage
                  ANSI/ASHRAE Standard 1432000 Şekil                              bypass kaçağı,sızıntısı
                  2)
                                                                bypass kanalı     bypass duct
bütünler tür      integral type equipment                                         hava akış yolu üzerinde alternatif geçiş
ekipman           bir sistemi tamamlayıcı nitelikteki                             yolu oluşturan kanal; bypass kanalı
                  ekipmanlar
                                                                bypass            bypass terminal
bütünler verim    integral efficiency                           terminali         bypass terminali
                  toplam verim; entegral verim
                                                                byssinosis        byssinosis
bütünler          integral insulation position                                    özellikle pamuk ipliklerinin solunum
yalıtım konumu    hem iç hem de dış mahalle bakan ve içte                         yoluyla alınması nedeniyle oluşan
                  ve dışta hemen hemen eşit yalıtım                               akciğer hastalığı
                  tabakasına sahip duvar
                                                                C değeri          C-value
bütünleyici       integrator                                                      ısıl iletkenlik için C factor terimi
                  transfer edilen enerjiyi belirleyebilmek                        kullanılmalıdır
                  için, sıcaklık ve akış sensorlarından gelen
                  işaretleri kullanan araç.                     CA depolama       CA storage
                                                                                  "controlled atmosphare storage" için
bütünlük          integrity                                                       kullanılan kısaltma; meyvaların
                  güvenilirlik. dogruluk. dürüstlük.                              çerisindeki havanın
                  bütünlük. tamlik.                                               oksijen,karbondioksit,nem ve sıcaklık
                                                                                  yönünden duyarlı kontrol edilerek
büyük soğutma     large system                                                    soğutulduğu depolama
sistemi           50 lb (23 kg) yada daha fazla soğutkan
                  içeren soğutma sistemi.                       cam               glass
                                                                                  cam. camdan yapılmış şey. bardak.
büyüklüğe göre    size selective sampling                                         kadeh. Ayna, barometre. termometre.
numune alma       büyüklüğe göre seçilen numune                                   dürbün. Mercek

                  size                                          cam fiberi        glass fibre
büyüklük
                  boyut; büyüklük                                                 cam fiberi; yalıtım malzemesi olarak
                                                                                  kullanılan malzeme
büyüklük sırası   order of size
                  büyüklük sırası                               cam panel         pane
                                                                                  pencere çerçevesine oturan cam kısım
bypass            bypass (noun)
                  tesisatta alternatif geçiş yolu; ana ve       cam üfleme        blow pipe
                  bypass hatları üzerinde bulunan vanaların     borusu            cam üretiminde ve emaye kaplamada
                  açık yada kapalı konumlarıyla kontrol                           kullanılan üfleme borusu
                  edilir.
                                                                cam yünü          glass wool
                  bypass connection                                               cam yünü;ısıl yalıtım malzemesi
bypass
bağlantısı        bypass bağlantısı;
                                                                CAM,              CAM (computer aided manufacture)
                                                                bilgisayar        bir ürünün üretim ve toplanmasının
bypass borusu     bypass pipe                                                     bünyesindeki bir bilgisayar tarafından
                  bypass borusu                                 destekli üretim
                                                                                  yönlendirildiği sistem
407

      camlı duvar        glazed wall system                          cebri             forced convection
      sistemi            camla kaplı, önemli bir bölümü camdan       konveksaiyon      cebir hava veya su akımı yoluyla
                         oluşan duvar sistemi                                          gerçekleştirilken konvektif ısı transferi

      camsı kil          vitrified clay drain pipe
      boşaltma           nemli, toz halindeki kilden üretilen        cebri sıcak       forced warm air furnace
      borusu             vitrifiye boru                              hava fırını       cebri sıcak hava fırını


      camsız kolektör    collector, unglazed                         cebri             forced circulation
                         soğurucu yüzeylerin doğrudan atmosfere      sirkülasyon        bir pompa yada bir fan ile hareket
                         açık olduğu güneş kolektörü.                                  verilmiş olan sıvı veya gaz(hava)

      cebri beslemeli    forced feed oiling
      yağlama             cebri dolanımlı yağlama sistemi. büyük     cebri             forced circulation air heating coil
                         açık kompresörlerde pompalı yağlama         sirkülasyonlu     cebri sirkülasyonlu hava akımını duyulur
                         sistemi.                                    hava ısıtma       ısıtması amacıyla tasarlanmış,
                                                                                       içerisinden sıcak su,sıcak sıvı glikol
                                                                     serpantini
                         forced draught burner                                         çözeltisi yada buharın geçtiği, kanatlı
      cebri çekimli
                         cebri çekimli brülör                                          boru olan yada olmayan ısı eşanjörü
      brülör


                         pot burner                                  cebri             forced circulation air cooling coil
      cebri çekimli
                         yanma havası için baca çekmesine            sirkülasyonlu     cebri üflemeli havayı soğutan evaporatör
      brülör                                                                           serpantini
                         bağımlı olan, cebri çekimli türü de olan    hava serpantini
                         bir brülör türü;

                         forced draught condenser                    cebri             forced circulation boiler
      cebri çekimli
                          cebri çekimli kondenser                    sirkülasyonlu     su sirkülasyonunun bir pompa ile
      kondenser                                                                        sağlandığı kazan
                                                                     kazan

      cebri çekimli      forced draught cooling                      cebri             forced circulating system
      soğutma             cebri çekimli soğutma                      sirkülasyonlu     yağlamada bir pompanın kullanılmasıyla
                                                                     sistem            sirkülasyonun sağlandığı cebri dolanım
                                                                                       sistemi; isıtma veya soğuk merkezi su
      cebri çekimli su   forced draught water cooling tower                            tesisatlarında, dolanımın bir pompayla
      soğutma kulesi     cebri çekimli su soğutma kulesi                               sağlandığı sistem.



      cebri çekimli      forced draught combustion chamber           cebri             forced circulation system (1)yağlamada
      yanma odası        cebri çekimli yanma odası                   sirkülasyonlu     bir pompanın kullanılmasıyla
                                                                     sistem            sirkülasyonun sağlandığı cebri dolanım
                                                                                       sistemi, (2)isıtma veya soğuk merkezi su
                         forced draught                                                tesisatlarında, dolanımın bir pompayla
      cebri çekme
                                                                                       sağlandığı sistem.

                                                                     cebri             forced circulation air cooler
      cebri hava         forced air                                                    cebri sirkülasyonlu hava
                         bir fan yardımı ile harekete geçirilen      sirkülasyonlu
                                                                     su soğutucusu     soğutucusu;besinlerin ön soğutma
                         hava;cebri hava                                               yöntemi olarak soğuk hava üfleyerek
                                                                                       soğutma yapan araç

      cebri hava         forced air circulation besinlerin ön                          forced lubrication
                                                                     cebri yağlama
      sirkülasyonu       soğutma yöntemi olarak                                        mekanik yada cebri pompalı yağlama.
                          soğuk hava üflenerek soğutulması. zorlu
                         hava ile soğutma.
                                                                     cehennemlik       firebox
                                                                     [kazan]           kazanlarda cehennemlik; alevin yoğun
                                                                                       biçimde bulunduğu ocak kısmı;
      cebri hava         forced circulation of air
      sirkülasyonu       havanın bir fan yardımı ile harekete
                         geçirilmesi                                 ceket             jacket (casing)
                                                                                       bir ekipman parçası yada deponun
                                                                                       çevresinde, içerisinden bir ısıl ortamın
      cebri havalı       air blast cooling                                             dolandırıldığı sızdırmaz hacim
      soğutma            yüksek hızlı soğuk havanın ürün
                         arasından sirkülasyonu ile yapılan
                         soğutma işlemi                              ceket soğutma     jacket cooling
                                                                                       ceket içerisinden bir soğutma sıvısı
                                                                                       geçirilerek yapılan soğutma
      cebri havalı       furnace, forced air or gravity type
      veya yer           ısıtma ortamı olarak havayı kullanıp bir
                         kanal sistemi içerisinden ısıyı dağıtmak    ceket soğutmalı   jacket cooled
      çekimsel fırın                                                                   ceketi içerisinden bir soğutma sıvısı
                         üzere tasarlanmış, elektrik,gaz yada sıvı
                         yakıt yakan cihaz.                                            geçirerek soğutulan


                         forced thermal convection                   ceketli soğuk     jacketed cold room
      cebri ısıl
                         cebri ısıl konveksiyon                      oda               ceket halindeki boşluk hacimlerinden
      konveksiyon                                                                      soğutulmuş salamura geçirerek soğutulan
                                                                                                                               408

                    oda                                                            elektriksel yada diğer tür enerjiyi çeken
                                                                                   ve bir iş tasarrufu yada diğer bir sonuç
Celcius             Celsius                                                        üreten elektronik bir fırın, radyo veya
                    SI birim sisteminde sıcaklık için                              iklimlendirme cihazı gibi bir ekipman
                    kullanılan birim.                                              parçası;

Celcius derecesi    degree Celsius                               cihaz duman
                    Celcius derecesi; suyun donma ve             bacası            appliance flue
                    kaynama sıcaklığı arasını 100 eşit                             yanma gazlarını atmosfere atan duman
                    parçaya bölerek elde edilen sıcaklık                           bacası;
                    ölçeği
                                                                 cihaz ekipmanı    device equipment
Celcius sıcaklığı   Celsius temperature                                            bir cihazı oluşturan ekipmanlardan her
                    Celcius sıcaklık derecesi; suyun donma                         biri
                    ve kaynama sıcaklıkları arasını 100 eşit
                    parçaya bölerek elde edilen sıcaklık         cihaz havalık     appliance vent connector
                    derecesi                                     bağlayıcı         bir gaz yakıtlı cihazı yada bu cihazın
                                                                                   çekme davlumbazını bacaya yada havalık
cephe               facade                                                         terminaline bağlayan, havalık sisteminin
                    bina cephesi; bir binanın yüzlerinden her                      parçası
                    biri
                                                                 cihaz havalık     appliance vent pipe
cephe alanı,        facade area, vertical                        borusu            direkt havalık yada boşaltım sisteminde
düşey               çıkmalar,pencere dekoratif yüzeyleri,                          içerisinden yanma odasından gelen
                    açıktaki kolonlar dahil olmak üzere,                           gazların geçerek dış mahalle bağlandığı
                    binanın cephe düzlemine paralel olan bir                       geçit yada iletim borusu
                    düşey düzlemde ölçülen cephe alanı;
                                                                 cihaz türü        device type
C-faktörü           C-factor                                                       cihaz türü
                    C,faktörü; ısıl iletkenlik faktörü
                                                                 cihaz ve şebeke   device and network management
C-faktörü, ısıl     C-factor (thermal conductance)               yönetimi          cihaz ve şebeke yönetimi
taşınım             bir malzeme yada yapının birim
                    alanından, cisim yüzeyleri arasında 1        civata            bolt
                    birim sıcaklık farkı için birim zamanda                        parçaların vidalı bağlanmasında
                    kararlı hal akışı ile geçen ısı miktarı.                       kullanılan, bağlanacak parçalardan
                    Birimi Btu/h.ft2                                               geçtikten sonra ucuna somun vidalanan
                                                                                   eleman; cıvata
Charle yasası       Charles’ law (see Laws of perfect
                    gases)                                       civata diş üstü   bolt hole circle
                    sabit basınçta, bir gazın sabit kütle yada                     cıvata diş üstü dairesi
                                                                 dairesi
                    miktardaki bir gazın hacmi, mutlak
                    sıcaklıkla doğrudan değişir; çok yakın bir
                    yaklaştırma. GayLussac yasası olarak da      civata somunu     bolt nut
                    bilinir                                                        cıvata somunu; bağlantıyı sıkmak üzere
                                                                                   civataya vidalanan eleman
check vana          check valve
                    yalnız bir yönde akışa olanak sağlayan       clo               clo
                    vana;                                                          70°F (21°C) sıcaklık ve % 50 bağıl
                                                                                   nemde normal biçimde havalandırılan bir
                                                                                   odada oturan bir insanı konforlu tutmak
cıva                mercury
                                                                                   için gerekli ısıl yalıtım,
                    simgesi Hg olan kimyasal element;cıva

                                                                 clo birimi        clo unit
cıva sütunu         column of mercury
                                                                                   giysilerin sağladığı ısı yalıtımını
                    cıva sütunu; basınç ölçme birimi, 1 Atm=
                                                                                   ölçmekte kullanılan birim;1 clo = 0.155
                    760 mm Hg S
                                                                                   (K.m2)/W

cıvalı anahtar      mercury switch
                                                                 coanda etkisi     coanda effect
                    içerisindeki cıva damlasının kontakları
                                                                                   sınır tabaka yapışması adı da verilen, bir
                    bağlayan anahtar
                                                                                   akışkanın doğrusal bir hareket yapmak
                                                                                   yerine,konveks bir yüzeye yapışarak
cıvalı              mercury thermometer                                            hareket etmesi
termometre          ince bir cam boruda cıvanın sıcaklık
                    karşısındaki genleşmesinden yararlanan
                                                                 Coanda jeti       jet, Coanda
                    termometre;cıvalı termometre
                                                                                   Coanda hava akımı; bulunduğu yüzeyi
                                                                                   izleyerek gerçekleşen akım
cıvık buz           ice slurry (liquid ice)
                    bir ikincil soğutkanda asılı halde bulunan
                                                                 conta             gasket
                    buz kristalleri
                                                                                   conta; bir çok uygulamada sızdırmazlık,
                                                                                   hava sızıntısını önleme vb amaçlarla
cıvık buz           slush ice                                                      kullanılan birbiri üzerine sıkı oturmayan
                    cıvık buz;kırık ve sulu buz                                    yüzeyler arasında sızdırmazlık sağlayan
                                                                                   eleman; sızdırmazlık contası
cihaz               appliance
409

      conta              seal (noun)                                   çabuk sökülen      quick disconnecting ducts
                          bir boru,kap yada mil boyunca içeri veya     kanal              çabuk sökülebilir kanal
                         dışarı doğru gaz yada sıvı geçişini
                         önleyen eleman.
                                                                       çabuk sökülen      quick release coupling
                                                                       kavrama            açabuk sökülen kavrama
      Coulburn ısı       Colburn heat transfer equation
      transfer eşitiği   düşey veya yatay silindirlerden, bu
                         yüzeyleri geçmekte olan akışkanlara (gaz      çabuk sökülen      quick release valve
                         veya sıvı) doğal konveksiyonla ısı            vana               çabuk açılan vana
                         transferi etkisini hesaplamakta kullanılan
                         boyutsuz ısı transfer eşitliği. simgesi ,Jh   çağrı dağıtım      call distribution system
                                                                       sistemi            çağrı dağıtım sistemi
      Coulburn kütle     Colburn mass transfer equation
      transfer eşitiği   Sherwood sayısının reynolds ve schmidt                           call circuit
                                                                       çağrı devresi
                         sayısına bölümünün 1/3 kuvveti olan                              çağrı(arama) devresi; apartmanlarda zil
                         boyutsuz kitle transfer eşitliği.simgesi Jd                      devresine ek konuşma devresi

      Cunningham         Cunningham correction factors                                    call indicator
                                                                       çağrı göstergesi
      düzeltme           moleküler kaymayı dikkate alan                                   çağrı(arama) göstergesi
      faktörü            düzeltme katsayıları

                                                                       çağrı işareti      call signal
      CUSEC,CFS          cusec [cubic feet per second (cfs)]                              çağrı(arama) bildirimi
                          pompalamada hacimsel akış (debi)’nin
                         birimi.doğru olmayan bir terim. tercih        çağrı kablosu      call wire
                         edilen terim 1 cfs=448.83 gpm,                                   çağrı(arama) kablosu

      cüruf              clinker                                       çağrı rölesi       call relay
                         cüruf. cüruf oluşturmak.                                         çağrı(arana) rölesi

      cüruf              scum                                          çağrı zili         call bell
                         köpük. yüzer pislik. Ayak takımı. beş                            çağrı zili;
                         para etmez kişiler. köpüğünü almak.
                         köpük bağlamak. curuf. süprüntü.
                                                                       çalışma            operation
                                                                                          işlem; işletim; faaliyet. eylem. çalıştırma.
      cüruf alma         clinker removal                                                  ameliye. muamele. operasyon.
                         cüruf alma,
                                                                       çalışma aralığı    operating range
      cüruf maşası       slag tongs                                                       çalışma aralığı; bir sistemin güvenli
                         cüruf toplama maşası; uzun kollu ve                              çalışma göstereceği karakteristik değerler
                         sıcak cürufu almakta kullanılan aparat                           aralığı

      cüruf oluşumu      slag formation                                çalışma basıncı    operating pressure (working pressure)
                         çelik üretiminde cüruf oluşumu                                   çalışma basıncı; bir kazanın çalışma
                                                                                          üzere tasarlandığı basınç; işletme basıncı
      cüruf yatağı       clinker bed
                         cüruf yatağı                                  çalışma basıncı    working pressure
                                                                                          çalışma basıncı
      cüruf yünü         slag wool
                         cüruf yünü;bir yalıtım malzemesi              çalışma basıncı    working pressure range
                                                                       aralığı            normal çalışma sırasında sistemde
      cürüf atma         slag discharge                                                   bulunması beklenen basınç aralığı
                         atık yakma tesislerinde ortaya çıkan kül
                         ve cürufun atılması yada boşaltılması için    çalışma çevrimi    operation cycle
                         kullanılan sistemler; apron                                      çalışma çevrimi
                         konveyörleri,ıslak sıkıştırma,ızgara
                         kaydırma sistemleri gibi sistemler
                                                                       çalışma            operating experience
                                                                       deneyimi           işletim deneyimi
      cürüf tabakası     slag layer
                         ergimiş çeliğin üstündeki cüruf tabakası
                                                                       çalışma            operating differential
                                                                       diferansiyelleri   kontrol kontaklarını açmak yada
      çabuk açılan       quick release access doors
                                                                                          kapatmak için gereken sıcaklık yada
      ulaşım kapısı      çabuk açılan ulaşım kapısı
                                                                                          basınç farkı [duyucu elemandaki devreye
                                                                                          alma (cutin) ve devreden çıkartma
      çabuk etkiyen      quick action valve                                               (cutout) arasındaki fark]
      vana               çabut etki yapan vana; hızlı çalışan vana
                                                                       çalışma            working diagram
      çabuk sökme        quick releasing                               diyagramı          çalışma,iş diyagramı
                         çabuk yerinden alınabilen;çabuk sökülen
                                                                       çalışma dönemi     on period
      çabuk sökülen      quick release pipe coupling (quick                               çalışma dönemi; makine veya sistemin
      boru kavraması     coupler)                                                         çalışır halde olması
                         çabuk sökülen boru kavraması
                                                                       çalışma            operating state
                                                                                                                              410

durumu             çalışma durumu; çalışma hali                                      işletim verimi

çalışma düzeyi     working level                                çalışma              method of working
                   radon’un bozunmaürünlerinin bir ölçüsü;      yöntemi              çalışma yöntemi; işletim yöntemi
                   bir çalışma düzeyi litre başına 200
                   pikocurie’ye eşittir                         çalışma yükü         operating load
                                                                                     bir ölçü aracı ile okuma alınması
çalışma eğrisi     operating curve                                                   sırasında sistemin gerçek çalışma noktası
                   çalışma eğrisi; bir pompada debi-basınç
                   eğrisi                                                            operating load point
                                                                çalışma yükü
                                                                noktası              bir ölçü aracından okuma yapılırken
çalışma            operating characteristics                                         sistemin gerçek çalışma kapasitesi.
karakteristik-     çalışma karakteristikleri
leri                                                            çalışma zonu         working zone
                                                                                     çalışma zonu; çalışma bölgesi;
çalışma            operating mode
konumu             çalışma modu;çalışma konumu; örneğin         çalışmaq             modes of operation
                   bir ısı pompasının yaz yada kış çalışma      konumları            çalışma konumları
                   konumu
                                                                çalışmaz halde       switched off
çalışma            on position/switch                                                devre dışında; çalışmama konumunda
konumu,            konumlandırma anahtarı                                            olan
anahtar
                                                                çalıştırıcı          actuator
çalışma            operating conditions                                              vana ve damperler gibi hareketli
koşulları          çalışma koşulları                                                 elemanlarını konumunu değiştirmekte
                                                                                     motor işlevi gören, elektriksel , pnömatik
                                                                                     yada hidrolik olarak çalışan araç
çalışma koşulu     working condition
                   çalışma koşlu; iş koşulu
                                                                çalıştırıcı          operator
                                                                                     işletmen;işletici; bir sistem veya
çalışma noktası    operating point;point of operation                                makineyi çalıştıran
                   çalışma noktası; bir pompanın
                   karakteristik eğrisi ile basınç kayıp        çalıştırıcı ara      operator interface
                   eğrisinin kesim noktası; bir soğutma         yüzü                 işletmenin otomatik bir makinenin
                   birimi yada bir fan çalışma eğrisinin,                            çalıştırılmasına katılım düzeyi
                   belirli bir besleme miktarına karşı gelen
                   bağıl konumu. Test sırasında, kısma          çalıştırıcı          operator station
                   elemanının ayarlanması ile, akış             istasyonu            işletmen yeri;işletmen istasyonu
                   nozullarının yada yardımcı fan
                   karakteristiklerinin değiştirilmesi ile,     çalıştırıcı işlev    actuator runtime
                   yada bunlardan her hangi bir biçimde                              çalıştırıcının işletim süresi
                                                                süresi
                   birleştirilmesi ile kontrol edilir.

                                                                çalıştırıcı işlevi   operator function
çalışma odası      work room
                                                                                     işletici işlevi
                   çalışma odası; iş yapılan oda

                                                                çalıştırıcı kaydı    operator authentication
çalışma ömrü       operating life
                                                                                     çalıştırıcı elemanın (operatör) bir cihazın
                   genellikle tipik çaılşma sayısı,yılı, ay’ı
                                                                                     amaçlanan biçimde çalıştığına dair
                   yada günü ıolarak ifade edilen, bir aracın
                                                                                     düştüğü kayıt.
                   beklenen yararlı ömrü

                                                                çalıştırıcı          actuator control unit
çalışma saatleri   number of working hours
                                                                kontrol birimi       bir sistem veya makine elemanını
sayısı             iş saatleri sayısı;
                                                                                     çalıştıran düzeneğin devreye giriş çıkışını
                                                                                     kontrol eden birim
çalışma            operating temperature
sıcaklığı          çalışma sıcaklığı;                           çalıştırıcı          actuator position
                                                                konumu               çalıştırıcı konumu
çalışma            working temperature
sıcaklığı          çalışma sıcaklığı;                           çalıştırıcı          actuator module
                                                                modülü               çalıştırıcı modülü
çalışma süresi     operating time; run time
                   çalışma süresi;çalışma dönemi; soğuk         çalıştırıcı paneli   operator panel
                   depoların, evaporatörün defrost edilmesi                          işletmen paneli; kumanda kolları ve
                   için durduğu sürelerin dışında kalan                              ölçme araçlarını içeren panel
                   çalışma süresi. defrost türüne gore 16~20
                   saat alınır
                                                                çalıştırıcı          actuator sensor interface
                                                                sensör ara yüzü      çalıştırıcı sensor ara-yüzü
çalışma verileri   operating data
                   çalışma verileri;
                                                                çalıştırıcı          operator’s terminal
                                                                terminali            işletmenin kumandasına olanak veren
çalışma verimi     operating efficiency
                                                                                     çıkışlar
411

      çalıştırma        operating                                      çapraz akımlı       cross flow circulation
                        çalıştırma. işletme. işleyen.                  sirkülasyon         çapraz akışlı sirkülasyon

      çalıştırma el     operating manual                               çapraz akışlı       cross flow fan (tangential fan)
      kitabı            çalıştırma el kitabı                                               çapraz akımlı fan(teğetsel akışlı fan)
                                                                       fan(teğetsel fan)

      çalıştırma        operating superheat                            çapraz akışlı ısı   cross flow heat exchanger
      kızgınlığı        bir TXV’de sıcaklık algılama aracındaki                            akışkanlardan birinin diğerine
                                                                       eşanjörü
                        sıcaklık ile valfin dengeleme basıncına                            açılı(genellikle dik) aktığı ısı eşanjörü
                        karşı gelen sistem soğutkanı doyma
                        sıcaklığı arasındaki fark.
                                                                       çapraz akışlı       cross flow tower
                                                                       kule                çapraz akışlı soğutma kulesi
      çalıştırma kolu   operating handle
                        çalıştırma kolu
                                                                       çapraz bağlantı     transverse joint
                                                                                           kanal ve fitinglerin bağlanmasında
      çalıştırma        actuating mechanism
                                                                                           kullanılan enine ( yada çapraz) bağlantı
      mekanizması       vana veya damper gibi hareketli
                        elemanları çalıştırmakta kullanılan
                        mekanizma                                      çapraz bağlantı     cross connection control backflow
                                                                       ters akım           prevention
                                                                       koruyucusu          bir içme suyu sistemi ile uygun olmayan
      çalıştırmak       operate
                                                                                           bir su yada kirlilik kaynağı arasındaki
                        işletmek. iş görmek. işlemek. etkilemek.
                                                                                           bağlantıdan geri akışın kontrol edilmesi
                        spekülasyon amacıyla borsada alışveriş
                        yapmak. idare etmek.
                                                                       çapraz borulu       cross tube boiler
                                                                       kazan               çapraz borulu kazan; duman borularının
      çamaşırhane       laundry equipment
                                                                                           düşeyde döşendiği kazan
      ekipmanı          çamaşırhane ekipmanı; yıkama,kurutma
                        ütü gibi ekipman
                                                                       çapraz              cross branch
                                                                       branşman            çapraz branşman; bir branşmandan alınan
      çamur akışı       sludge flow
                                                                                           branşman
                        çamurlu,pis su akışı

                                                                       çapraz çekme        cross draught
      çamur alma        sludge removal
                                                                                           çapraz çekme
                        çamursu bileşiklerin ayrılması, alınması

                                                                       çapraz çizgi        traversing
      çamur filtresi    sludge filter
                                                                                           çapraz çizgi; çapraz kısım; kestirme
                        çamur filtresi; kaba gözenekli sıvı filtresi
                                                                                           mesafe.

      çamur musluğu     sludge cock
                                                                       çapraz              cross ventilation
                        su ile birleşik halde bulunan artık
                                                                       havalandırma        çapraz havalandırma; bir mahallin
                        maddelerin bağlandığı yüzeyden
                                                                                           karşılıklı duvarlarında bulunan pencere
                        mekanik elemanlar kullanılarak
                                                                                           ler yardımıyla sağlanan doğal
                        alınmasıyla oluşan çamursu bileşiğin
                                                                                           havalandırma
                        akıtıldığı musluk

                                                                       çark kanatlı        paddle wheel impellers
      çamurdan          desludge
                                                                       rotor               çark kanatlı rotor
      temizlemek        sulu,çamur, pis artık-yağ gibi
                        elemanlardan temizlemek
                                                                       çarpma              impingement
      çap               diameter                                                           vurma. çarpma.
                        çap;
                                                                       çarptırıcı          impinger
      çapraz            cross                                                              çarpma ile süzme yapan filtrelerde
                        çapraz; kesişen.                                                   çarptırıcı

      çapraz            cross piece                                    çatallama           bifurcation
                        çapraz parça                                                       çatallama

      çapraz akım       cross current                                  çatallı fan         bifurcated fan
                        çapraz akım                                                        normal ve yüksek sıcaklıklarda toz ve
                                                                                           nem içeren hem hava hem de gazları
                                                                                           basmak için tasarlanmış fan
      çapraz akım       cross flow
                        çapraz akım; akışkanlardan birinin
                        diğerine dik açıyla aktığı akım                çatı                roof
                                                                                           binanın, yatay yada yataydan 60°den
                                                                                           daha küçük bir açıda eğik olan opak
      çapraz akımlı     cross flow fan
                                                                                           alanları ve pencereleri içeren üst kısmı;
      fan               emdiği havayı dönme eksenine dik yönde
                                                                                           çatı
                        üfleyen fan;

                                                                       çatı alanı, brüt    roof area, gross
      çapraz akımlı     heat exchanger, counter flow or
                                                                                           duvarların dış yüzeylerinden yada
      ısı değiştirici   counter current
                                                                                           komşu bina duvarlarının merkezinden
                        ters akımlı ısı şeanjörü; akışkanlardan
                                                                                           ölçülen çatı alanı( bakınız,çatı ve duvar)
                        birinin diğerine ters yönde aktığı ısı
                        eşanjörü
                                                                                                                             412

çatı arası         loft                                                            soğuması ve gündüz kullanımına
                   yüksek, çatı arası, çatı.                                       dayanan soğutma sistemi

çatı drenajı       roof drainage                                 çatı-kurulumlu    roof top air conditioner
                   çatı boşaltımı; çatıdan yağmur suyunun        iklimlendirme     roof-top iklimlendirme birimleri; çatı-
                   boşaltılması                                  cihazı            kurulumlu iklimlendirme birimi

çatı fanı          attic fan                                                       crack
                                                                 çatlak
                   sıcak tavan arası havasını dışarı                               çatlamak. çatlatmak. şaklamak.
                   pompalamakta kullanılan, bu mahal                               şaklatmak. vurmak. çarpmak. çarptırmak
                   duvarına monte edilmiş olan fan.
                                                                 çatlak açıklığı   crack fissure
çatı               attic ventilation                                               çatlak açıklığı
havalandırma       genellikle ısı toplanmasını azaltmak ve
                   nem kontrolünü gerçekleştirmek
                   amacıyla pasif yada mekanik bir araç          çatlak uzunluğu   crack length
                   kullanarak yapılan çatı havalandırması.                         çatlak uzunluğu


                   roof cover of any building.                   çatlak(kırık)     fracture
çatı kaplaması                                                                     yarmak, kırmak çatlatmak; kırılma,
                   her hangi bir binanın çatı kaplaması;
                                                                                   kırma.

çatı merkezi       attic type central furnace
                   bir mahaldeki çatı arasına yerleştirilmek     çatlaklardan      infiltration through cracks
fırını                                                                             çatlak ve açıklıklardan giren hava
                   üzere tasarlanmış sıcak hava veren fırın;     sızıntı
                   çatı fırını                                                     sızıntısı


                   valley gutter                                 çatlama           breakthrough
çatı oluğu
                   aynı olmayan iki çatı bitirme yüzeyini                          bir filtre yatağında parçacıklı maddelerin
                   birleştiren yağmur oluğu;                                       geçmesine olanak verecek biçimde
                                                                                   çatlama yada açılma.

çatı penceresi     clerestory
                   çatının veya diğer bölümlerin aydınlığını     çekici            extractor
                   artıran ve duvarlarında pencereler içeren     [hava,gaz]        motordan egzost gazlarının çekilip
                   bina bölümü;yükseğe yerleştirilen ve                            atmosfere atılmasını kolaylaştıran araç
                   ışık, vantilasyon yada solar ısı kazancı
                   sağlamakta kullanılabilen pencere.            çekilebilir su    releasable water
                                                                                   havadan çekilebilir su miktarı
çatı sundurması    penthouse
                   genellikle binanın çatısında olmak üzere      çekilen hava      aspirated air
                   tasarlanmış, duvarların bütün yüzlerinde                        emiş yapılarak mahalle çekilen hava;
                   panjur yada panjur kapaklarını içeren
                   çatı yapısı,                                  çekilen hava      extract air
                                                                                   doğal havalandırma yağılan yerlerde,
çatı topluluğu     roof assembly                                                   nemli ve toz lu alanlardan fan yardımıyla
                   dış mahaller iletişim halinde yada ısıtılan                     çekilen hava
                   ve/veya mekanik yoldan soğutulan bir
                   mahalle çevrelenmiş, arasından ısının         çekilmiş          drawn
                   aktığı ve böylece bir ısı kazancı yada                          çekilmiş
                   kaybı oluşturan çatı/tavan topluluğu
                                                                 çekirdek hava     air core area
çatı topluluğu     gross area of a roof assembly                 alanı             çekirdek hava alanı
brüt alanı         bir çatı topluluğunun, ısıtılan ve/veya
                   mekanik olarak soğutulan aydınlık da
                                                                 çekirdek hava     air core velocity
                   dahil olmak üzere toplam iç yüzeyi.
                                                                 hızı              çekirdek hava hızı

çatı üstü          roof with insulation entirely above
                   deck                                          çekirdek          nucleate boiling
yalıtımı                                                                           bir sıvının daldırma bir ısıtıcı ile
                   çatı üstünü tümüyle kapsayan yalıtım;         kaynaması
                                                                                   ısıtılmasında, buhar-sıvı ara yüzünde
                                                                                   buhar baloncuklarının başladığı
çatı vantilatörü   roof ventilator
                                                                                   nokta;çekirdek kaynaması
                   çatıdaki bacalar üzerinde bulunan sabit
                   ve döner biçimdeki havalandırma cihazı
                                                                 çekirdekli        nucleation
                                                                 kaynama           küçük bir bölgede sıvının buhar fazına
çatı yağmur        roof outlet
                                                                                   geçişinin başlaması; balonlu kaynama
suyu çıkışı        çatıdaki yağmur suyu çıkışları

                                                                 çekme             contraction
çatı,fan-coil      roof fan coil air conditioner                                   küçülme. büzülme. küçültme. büzme.
                                                                 (küçülme)
evaporatörü        ana birimi çatıda bulunan fan-coil
                   iklimlendirme cihazı
                                                                 çekme [su         draught (USA draft)
                                                                 kulesi]           çekme; (1) bir soğutma kulesinin baca
çatıdan sprey      roof spray cooling
                                                                                   boşaltımında tutuklanan su, (2) ayar
soğutma            çatıya yerleştirilen sprey yapan boru
                                                                                   noktası ile gerçek çalışma yada kontrol
                   şebekesi yoluyla çatıya su doldurması
                                                                                   noktası arasındaki farkı anlatmakta
                   yapıp bu suyun gece radyasyonla
                                                                                   kullanılan terim.
413

      çekme çatlağı     shrinkage crack                             çekme risk         draught risk rating
                        malzemenin çekme yapması nedeniyle          değerlemesi        çekme riski değerlemesi
                        çatlama;
                                                                    çekme              draught limiting device (spoilt
      çekme             draught hood                                                   draught)
                                                                    sınırlama cihazı
      davlumbazı        fırın veya kazanın bütünler parçası                            çeklme sınırlama cihazı
                        olmayan, fırın veya kazana yanma
                        ürünlerinin boşaltılması, fırın girişinde
                                                                    çekme terminal     extract terminal device
                        karşı basıncı önleme, baca etkisini yok
                                                                    birimi             çekme terminal cihazı
                        etme için kısa bir boru parçasıyla
                        bağlanan cihaz
                                                                    çekme              draught inducer (i.e. fan)
      çekme             draught hood relief opening                 tetikleyici        çekme artırıcı, yetersiz çekme bulunan
                        çekme davlümbazı emiş açıklığı                                 uygulamalarda kullanılan fan
      davlumbazı
      güvenlik
                                                                    çekme vanası       draw off valve
      açıklığı                                                                         boşaltım vanası

      çekme             draught rating (DR-value)                                      draw
                        çekme değeri
                                                                    çekmek
      değerlemesi                                                   [akıtmak]          çekme. çekiş.çekmek. sürüklemek.su
                                                                                       çekmek.cezbetmek. çizmek. resmetmek.
      çekme             draught stabilizer                                             içine çekmek.germek. uzatmak. çeki.
      dengeleyici       çekme dengeleyici
                                                                    çekmek [hava]      extract
      çekme             draught regulator                                              çekmek. çekip çıkarmak. sökmek. elde
                        çekme regülatörü                                               etmek. çıkarmak. almak. parça. vb.
      düzenleyici                                                                      seçmek. seçip çıkarmak. aktarmak.
                                                                                       seçme parça.
      çekme fanı        extractor fan
                        çekmeye çalışan fan
                                                                    çekmek,            release
                                                                    (boşaltmak)        serbest bırak bırakma, özgür
      çekme             draught requirement                                            bırakma;çekme;tehlikeli yada çok zehirli
      gereksinimi       çekme gereksinimi                                              maddelerin çevreye atılması,
                                                                                       boşaltılması, pompalanması, yayınım,
      çekme             draught indicator                                              kaçak ve sızıntılar yoluyla aktarılması
      göstergesi        çekme göstergesi
                                                                    çekmesiz           free from draught
                                                                                       havalandırma yapılan bir mahalde çekme
      çekme havası      extract temperature differential
                                                                                       olmaması durumu(aşırı hava hareketi
      sıcaklık farkı    çekme havası sıcaklık farkı
                                                                                       olmaması)

      çekme havası      extract air terminal device                 çekme-verme        push pull hood
      terminal cihazı   çekme havası terminal birimi                                   yukarı seviyede besleme havasını veren
                                                                    davlumbazı
                                                                                       davlumbaz arada çalışma masası ve altta
      çekme ile         extract ventilation                                            çekme(pull) davlumbası içeren sistem;
      havalandırma      çekme ile havalandırma                                         zehirli gaz,duman vb gibi gazların
                                                                                       çekilmesinde kullanılır

      çekme miktarı     draught rate
                        (1)bir fırın veya kazanın havalık           çekme-verme        push pull exhaust
                        sistemine çekme kaçışı için bırakılan       egzozu             çalışanın solunum bölgesindeki kirli
                        açıklıklar, (2)bir numune,kalıp yada                           havanın çekilmesi(pull) ve yerine taze
                        döküm modeline, iş parçasının kolay                            hava verilmesi(push) temeline dayanan
                        çıkartılabilmesi için verilen boşluk yada                      sistem
                        koniklik
                                                                    çekül              plumb line
                        draw rate                                   doğrultusu         dikey;çekül doğrultusu;çekül hattı
      çekme miktarı
                        bir içecek( yada su) soğutucusunda
                        ekipmandan belirli zaman aralıkları ile,    çelik              steel
                        birim zamanda çekilen standart içecek                          çelik
                        miktarı.
                                                                    çelik boru         steel pipe
      çekme             shrink disassembly                                             çelik boru;
      nedeniyle         malzemenin çekme yapması nedeniyle
      sökülme           sökülme;                                    çelik boru (ince   steel tube
                                                                    çaplı)             çelik boru;
      çekme             draw off point
      noktası[sıvı]     çekme,boşaltma noktası                      çelik destek       steel supporting structure
                                                                    yapısı             çelik destekleme yapısı
      çekme önleme      draught proofing
                        pencerelerdeki açıklıklıklardan giren       çelik kasalı       steel framed wall
                        sızıntı havasının önlenmesi için yapılan    duvar              dış yüzeyleri çelik bir çerçeve ile ayrılan
                        contlama ve sızdırmazlık sağlama                               ve içerisinde bir boşluk içeren ( yalıtım
                        işlemleri                                                      veya diğer) bir duvar (örneğin,tipik
                                                                                       çelik kirişli duvar ve perde duvar)
                                                                                                                            414

çelik kazan      steel boiler                                  Çevre Politikası   environment impact statement (EIS)
                 çelik kazan                                   Yasası             Ulusal Çevre Politikası Yasası(NEPA)
                                                                                  tarafından; yönetimin değişik çevresel
çelik kiriş      joist, steel                                                     etkileri analiz ederek,alternatiflerini
                 bir binanın açık kesitli, sıcak veya soğuk                       belirlemesi için hazırlanan belge
                 hadde ürünü herhangi bir çelik yapı
                 elemanı                                       çevre, ısıl        environment, thermal
                                                                                  bir bireyin ısı kayıplarını etkileyen çevre
çelik kirişli    steel joist floor                                                karakteristikleri
döşeme            (1) kütlesel bir döşeme olmayan ve (2)
                 yapısal elemanlarla desteklenen çelik         çevre, ısıl        environment, acceptable thermal
                 kirişlere dayanan döşeme;                     yönden kabul       içerisinde bulunan insanlardan önemli bir
                                                               edilebilir         çoğunluğunun(%80) rahatsızlık ifade
çelik montaj     steel mounting frame                                             etmediği ısıl çevre koşulları
kasası           çelik malzemeden montaj
                 çerçevesi(gövdesi)                            çevresel akış      annular flow
                                                                                  çevresel akış;
çelik panel      steel panel radiator
radyatör         çelik panel radyatör;                         çevresel araç      peripheral device
                                                                                  bir bilgisayarın işlevselliğini genişletmek
                                                                                  için donanıma eklenmiş herhangi bir
çelik saç        steel sheet
                                                                                  araç(mikrofonlar,tarayıcılar,yazıcılar vb)
                 çelik saç plaka

                                                               çevresel basınç    ambient pressure
çelik silindir   steel cylinder
                                                                                  çevre havasının basıncı
                 çelik silindir

                                                               çevresel           ambient compensated control
çelik tank       steel tank
                                                               dengelenmiş        çevreyle dengelenmiş kontrol
                 çelik tank; yakıt veya su depolamakta
                 kullanılan çelik tank                         kontrol

çelik tel        steel wire                                    çevresel           peripheral equipment (computer)
                 çelik tel;                                    ekipman            bir bilgisayarın işlevselliğini genişletmek
                                                               (bilgisayar)       için donanıma eklenmiş herhangi bir
çelik yünü       steel wool                                                       araç(mikrofonlar,tarayıcılar,yazıcılar vb)
                 çelik yünü;toz çelik parçaların sinterleme
                 yoluyla filtre malzemesi haline getirildiği   çevresel gerilme   circumferential stress (hoop stress)
                 yapı                                                             ele alınan maddenin merkezine yönelmiş
                                                                                  gerilme tansörü
çense çeneleri   pair of pliers
                 pense çeneleri                                çevresel gerilme   hoop stress (circumferential stress)
                                                                                  bir cismin mekezi doğrultusundaki
çentik           notch                                                            mekanik gerilme; eksenel ve radyal
                 çentik;yiv;kertik                                                gerilme ile birlikte gerilme tansörünün
                                                                                  bir elemanı
çevre            ambient (adj)
                 çevreleyen atmosfer ; bir maddeyi             çevresel hava      ambient air
                 sarmalayan fakat bu madde tarafından                             (1) atmosferin herhangi sınırlanmayan
                 değiştirilmeyen ve etkilenmeyen çevre.                           bir kısmı çevre havası (2) merkezi bir ısıl
                                                                                  depolama cihazını yada bir kalorimetreyi
                                                                                  yada ısıl depolama cihazını veya güneş
çevre            surroundings
                                                                                  kolektörlerini çevreleyen hava.
                 bir termodinamik sistemin dışında kalan
                 çevre
                                                               çevresel hava      ambient air conditions
                                                               koşulları          çevre havasının örneğin sıcaklık, basınç,
çevre (bir       circumference
                                                                                  bağıl nem ve hava hareketi gibi nitelikleri
şeyin)           çember, çevre, bir şeyin çevresi

                                                               çevresel hava      ambient air temperature
çevre [muhit]    environment                                                       bir binanın çevresindeki dış hava
                                                               sıcaklığı
                 su, arazi ve hava ile bunların kendi ve                          sıcaklığı ; çevresel sıcaklık.
                 canlılarla aralarında bulunan ilişki
                                                               çevresel           ambient conditions
çevre basıncı    surroundings pressure                                            çevre havasının örneğin sıcaklık, basınç,
                                                               koşullar
                 ‘ambient pressure’ ile aynı.                                     bağıl nem ve hava hareketi gibi nitelikleri

çevre havası     temperature, ambient air                      çevresel           environmental conditions
sıcaklığı        test edilen ısıl enerji depolama aracını                         bir insan, bir cisim vb’nın çevresinde
                                                               koşullar
                 veya kolektörü çevreleyen havanın                                doğal yada kontrollü hava ve dağılmış
                 sıcaklığı; test edilen güneş kolektörünü                         radyasyonun oluşturduğu koşullar.
                 çevreleyen havanın sıcaklığı
                                                               çevresel oda       environmental chamber (climatic
çevre            environmental engineering                                        chamber)
                                                               [klima odası]
mühendisliği     çevresel sistemlerin birbiriyle ilişkileri,                       içerisinde belirli çevresel koşullara
                 insan etkinliklerinin çevreye etkileriyle                        benzer koşullar yaratarak test yapmaya
                 ilgili mühendislik dalı                                          uygun olan kapalı hacim.
415

      çevresel          ambient temperature                                             çıkan sürekli salınım;kontrol edilen
      sıcaklık          bir bina yada aparatı çevreleyen yada                           değişkende bir değişkenden diğerine
                        temas halinde olan gaz yada sıvı bir                            periyodik değişme;
                        ortamın sıcaklığı; çevre sıcaklığı.
                                                                      çevrimsel buz     cyclic ice maker
      çevresel          environmental temperature                     yapıcı             buzyapma işleminde ayrı ve sıralı
      sıcaklık           çevresel sıcaklık                                              biçimde su doldurma,dondurma ve
                                                                                        toplama aşamala- rına sahip otomatik buz
                                                                                        yapma makinesi.
      çevresel          temperature, environmental
      sıcaklık          çevresel sıcakllık
                                                                      çevrimsel         cycle defrosting refrigerating system
                                                                      defrostlu         soğutma biriminin kar çözme işlemini
      çevresel sigara   environmental tobacco smoke (second-                            gerçekleştirdiği çalışma çevrimi.
                        hand smoke)                                   soğutma sistemi
      dumanı
                        içmeyenlerin solunum yoluyla aldığı
                        sigar, puro ve sigar dumanı.                  çevrimsel         cycling control
                                                                      kontrol           çevrim kontrolü
      çevresel test     environmental test chamber
      odası              içerisinde belirli çevresel koşullara        çevrimsel         non cyclic ice maker
                        benzer koşullar yaratarak test yapmaya        olmayan buz       buz yapma işlemi sırasında aynı anda su
                        uygun olan kapalı hacim.                                        doldurma, dondurma ve toplama
                                                                      yapıcı
                                                                                        aşamalarına sahip sürekli buz yapıcı.
      çevresel veri     peripheral data processing device
      işlemleme         bir bilgisayarda şebeke ile iletişim          çıış memesi       outlet nozzle
      cihazı            halinde kalarak aldığı bilgileri işlemleyen                     çıkış nozulu
                        araç
                                                                      çıkarma           removal
      çevresel zon      perimeter zone                                (sökme)           kaldırılma. kaldırma. yerini değiştirme.
                        bir binanın çevresel bölgesi;                                   nakil. işten çıkarma. ihraç.

      çevresel zon      perimeter zone                                çıkartılabilir    removable
                        mahallin çevresel zonu; çevre bölgesi                           çıkartılabilir;yerinden alınabilir

      çevrim            cycle                                         çıkartılabilir    removable cover
                        içerisinde tekrarlanan olayların              kapak             yerinden çıkartılabilir kapak; sökülebilir
                        tamamlandığı,uzay, zaman yada ses                               kapak
                        dalgası aralığı;aynı sırada düzenli olarak
                        tekrarlanan olaylar dizisi.her                çıkartılabilir    removable unit refrigerating system
                        tekrarlanmada olaylar bir değişikliğe                           bir kabini soğuttuktan sora yerinden
                        maruz kalabilir,
                                                                      soğutma birimi
                                                                                        çıkartılabilen birim soğutma sistemi

      çevrim başına     dust holding capacity per cycle                                 removed.
                                                                      çıkartılmış
      toz tutma         yenileme yoluyla performans                                     çıkartılmış;yerinden alınmış
      kapasitesi        karakteristiklerini başlangıç koşullarına
                        getirdiği cihazlarda,çevrim başına toz
                                                                      çıkış             exit
                        tutma, kararlı hale gelinceye kadar
                                                                                        çıkış; çıkış yeri
                        yapılan toz beslemesi ile belirlenir.

                                                                      çıkış açıklığı    outlet opening
      çevrim bileşiği   cyclic compound
                                                                                        çıkış açıklığı; çıkış ağzı
                        zincir yapısında üç yada daha fazla atom
                        içeren organik bileşik
                                                                      çıkış açısı       angle of outlet
                                                                                        çıkış hava açısı
      çevrim ısıl       cycle thermal efficiency
      verimi            çevrimin ısıl verimi;
                                                                      çıkış ağzı        outlet
                                                                                        çıkış; bir sıvı veya havanın çıkış yaptığı
      çevrim içi        online                                                          yer
                        çevrim içi;çevrime dahil; çevrimde
                                                                      çıkış alanı       outlet area
      çevrim içi        online help                                                     çıkış açıklığının kesit alanı
      yardım            çevrim içi yardım
                                                                      çıkış branşmanı   outlet branch
      çevrim ömrü       cycling life                                                    çıkış branşmanı
                         zaman yada olay sayısı olarak ifade
                        edilen, beklenen yaşam çevrim toplam          çıkış damperi     outlet damper
                        süresi                                                          çıkış damperi; atmosfere açılışta boşaltım
                                                                                        damperi
      çevrim süresi     cycle time
                        çevrim süresi                                 çıkış debisi      outlet volume flow rate
                                                                                        çıkış debisi; çıkış hava miktarı
      çevrim verimi     cycle figure of merit (thermal storage)
                        ısıl depolama çevrim verimi                   çıkış havası      exit air
                                                                                        çıkış havası; bir hava hazırlama
      çevrim yapma      cycling                                                         biriminden çıkış havası
                        periyodik bir uyarım vermeksizin ortaya
                                                                                                                                416

çıkış havası       outlet air                                   değiştirici        akışkanlardan birinin içteki borudan
                   çıkış havası;çıkan hava; bir cihazdan                           diğerinin iki boru arasındaki boşluktan
                   üflenen hava                                                    aktığı ısı eşanjörü

çıkış hızı         exit velocity                                çift borulu        double pipe condenser
                   çıkış hızı                                   kondenser          özellikle su soğutmalı kondenserlerde, iç
                                                                                   içe geçmiş iki borunun birinden suyun
çıkış hızı         outlet velocity                                                 diğerinden soğutkanın aktığı kondenser
                   çıkış hızı; üfleme hızı(havalandırma)                           biçimi.

çıkış menfezi      outlet grille                                çift borulu(iç     double pipe condenser (tube-in-tube
                   çıkış menfezi                                içe) kondenser     condenser)
                                                                                   özellikle su soğutmalı kondenserlerde, iç
                   outlet cock                                                     içe geçmiş iki borunun birinden suyun
çıkış musluğu
                   çıkış musluğu;                                                  diğerinden soğutkanın aktığı kondenser
                                                                                   biçimi.
çıkış sıcaklığı    outlet temperature
                   çıkış sıcaklığı; bir eşanjörden çıkış        çift camlı         double glazed window
                   sıcaklığı                                    pencere            binalarda ısı transferini düşürmek üzere
                                                                                   pencere yüzeylerine uygulanan çift camlı
                                                                                   kaplama.
çıkmalı montaj     flush mounted
                   bir yüzeyde gömme yada gizli olmayan
                   ve bu yüzeyde bir çıkıntı yapan montaj       çift cidarlı ısı   double wall heat exchanger
                                                                değiştirici        bir güneş kollektör sisteminde, ısı
                                                                                   transfer akışkanı ile evsel suyun fiziksel
çıktı              output                                                          karışımını önlemek için, bu iki su
                   çıktı; verdi;bir makineden elde edilen                          arasında iki farklı duvar içeren ısı
                   çıktı                                                           eşanjörü.

çıktı              output rating                                                   dual check (DuC) backflow preventer
                                                                çift çek vanalı
değerlemesi        çıktı değeri                                                    geri akış koşullarına karşı iki adet tekli
                                                                ters akım
                                                                koruyucu           cek-valf içeren geri akış önleme sistemi
çıktı fonksiyonu   output function
                   çıktı fonksiyonu
                                                                çift çek vanalı    double check valve (DCV) backflow
                                                                ters akım          preventer
çıktı kapasitesi   output capacity                                                 kirli suyun temiz suya karışması olasılığı
                   çıktı kapasitesi                             önleyici
                                                                                   bulunan yerlerde kullanılan iki cek vanalı
                                                                                   ters akım koruyucusu
çıktı yükü         output load
                   çıktı yükü(elektronik;bilgisayar)            çift demetli       double bundle condenser
                                                                kondenser          çift boru demetli kondenser
çırak              apprentice
                   çırak
                                                                çift devreli ısı   dual circuit heat exchanger
                                                                değiştirici        çift devreli ısı eşanjörü
çıt-çıt ile        snap in fastener
bağlama            çıt-çıt ile bağlama elemanı, bağlayıcı; bu
                   tür bağlama biçimi                           çift emişli fan    double suction fan, double inlet fan

                   double detector check (DDC) backflow                            çift emişli fan
çift arayıcı çek
vanalı ters        preventer
                   geri akış önlemede çift detektör kontrolü    çift emişli        double suction compressor
akım önleyici                                                                      çift emişli kompresör
                                                                kompresör
çift atmalı        double throw switch
                   bakınız "double pole switch"                 çift emme          double riser suction line
anahtar                                                                            üzerinde çift emme kolonu bulunan
                                                                kolonlu hat
                                                                                   emme hattı
çift basınç        dual pressure control
kontrolü           ikili basınç kontrolü                                           double suction riser
                                                                çift emme
                                                                kolonu             bütün koşullarda yağın kompresöre
çift basınçlı      dual pressure relief valve                                      uygun miktarlarda dönmesini sağlayan
boşalma vanası      bir üçyollu vanaya yerleştirilen ve bir                        bir kolon uyarlaması
                   cihazın etkin kalmasına olanak verirken
                   diğer diğerinin soyutlandığı iki basınçlı    çift etkili        double acting
                   boşaltım cihazı                                                 çift etkili; hareketinin her strokunda bir
                                                                                   etki yaratan
çift basınçlı      dual pressure regulator
düzenleyici        ikili basınç regülatörü                      çift etkili        double acting compressor
                                                                kompresör          çift etkili kompresör; her strokunda
çift basınçlı      dual pressure regulator valve                                   sıkıştırma ve basma yapan kompresör
regülatör          ikili basınç regülatör vanası
vanası                                                          çift etkili        dual effect compressor
                                                                kompresör          çift etkili kompresör; her strokunda karşıt
                                                                                   yönden basma yapan kompresör
çift borulu ısı    double pipe heat exchanger
                   iç içe geçmiş borulardan oluşan,
417

      çift etkili          dual effect control                           vana              pressure regulator)
      kontrol              mevcut bilgilerle yapılan kontrolün           (evaporatör       evaporatör basınç regülatörü;
                           gelecekteki kontrol etkinliğini               basınç            evaporatörde sabit bir sıcaklığı koruyan
                           etkileyebildiği kapalı devre kontrol                            vana;
                                                                         düzenleyici)
      çift filtre          duo filter
                                                                         çift sıkıştırma   dual compression
                           çift filtre
                                                                                           kademeli sıkıştırma; çift sıkıştırma

      çift hizmetli ısı    heat generator with double service
                                                                         çift su akımlı    double flow water cooling tower
      üretimi              iki ayrı olanak kullanarak(örneğin
                                                                         soğutma kulesi    çift akışlı soğutma kulesi
                           elektrik ve sıcak su)ısı sağlayan ekipman

      çift ısıtma          dual heating system                           çift temaslı      double contact freezer
                           çift ısı kaynağının(örneğin elektrik ve       dondurucu         soğutulacak besinle iki yüzden temas
      sistemi
                           doğal gaz) kullanılabildiği ısıtma sistemi                      sağlayan derin dondurucu

      çift kanallı         dual duct unit                                çift yakıtlı      dual fuel burner
                           birisi sürekli çalışan ısıtma birimi,diğeri   brülör            iki yakıtı(örneğin oil ve doğal gaz)
      birim
                           sürekli çalışan soğutma birimi içeren çift                      yakabilen brülör;çift yakıtlı brülör
                           kanallı hava hazırlama birimi
                                                                         çift yakıtlı      dual fuel boiler
      çift kanallı         dual duct circuit                             kazan             iki yakıtı yakabilen kazan;çift yakıtlı
                           çift kanallı devre                                              kazan
      devre
                                                                         çifter            pairs, in
      çift kanallı         dual duct air conditioning system
                                                                                           çift halinde;çifter
      iklimlendirme        her birinden alınan doğru miktarlardaki
      sistemi              havanın karıştırılması ile doğru bir mahal
                           sıcaklığı elde etmek üzere birisi sıcak       çiğ               dew
                           diğeri soğuk havanın geçtiği iki kanal                           (1)su buharının yoğuşması nedeniyle
                           içeren iklimlendirme sistemi.                                   soğuk yüzeyler üzerinde oluşan su
                                                                                           damlacıkları birikimi, (2)yerdeki yada
                                                                                           yere yakın yerlerdeki maddelerde
      çift kanallı         dual duct system
                                                                                           toplanan su
      sistem               her birinden alınan doğru miktarlardaki
                           havanın karıştırılması ile doğru bir mahal
                           sıcaklığı elde etmek üzere birisi sıcak       çiğ noktası       dew point
                           diğeri soğuk havanın geçtiği iki kanal                          çiğ noktası.havanın içerisinde bulunan su
                           içeren iklimlendirme sistemi.                                   buharının yoğuşmaya başladığı nokta.


      çift kanallı         dual duct terminal                            çiğ noktası       dew point rise
                           ayrık zon gereksinimleri için,iki ayrı        artımı            havadaki nem içeriği artışının(özgül
      terminal                                                                             nemlilik) çiğ noktasındaki sıcaklık artışı
                           birincil hava kaynağından gelen havayı
                           değişik oranlarda karıştırabilen terminal                       ile ifadesi.


      çift kanallı tesis   dual duct plant                               çiğ noktası       dew point depression
                           çift kanallı klima merkezi                    çökmesi           kuru termometre ve çiğ noktası
                                                                                           sıcaklıkları arasındaki fark
      çift kesici          double break
                           çift kesici(elektrik)                         çiğ noktası       dew point hygrometer
                                                                         nem-ölçeri        havanın mutlak nemini belirlemek üzere,
                                                                                           soğutulmuş ayna ilkesini kullanan çiğ
      çift kesme           double shut off valve
                                                                                           noktası nem-ölçeri
      vanası               tam kapama yada kesme yapmak üzere
                           bir hatta yerleştirilen çift kapama vanası
                                                                         çiğ noktası       dew point temperature
                                                                         sıcaklığı         W karışım oranı ( nemlilik) ve p
      çift kutuplu         double pole switch
                                                                                           basıncındaki havanın termodinamik çiğ
      anahtar              çift kutuplu anahtar; bir konumda iken
                                                                                           noktası sıcaklığı ( td); yada havanın su
                           bir akımı(su veya elektrik) geçirdiği
                                                                                           buharına doyma durumunda ( % 100
                           yönü, diğer konuma getirildiğinde
                                                                                           nem) olduğu sıcaklık derecesi;
                           değiştiren anahtar

                                                                         çiğ noktası       temperature, dew point
      çift oturmalı        double seated valve
                                                                         sıcaklığı         nemli havanın su buharıyla ( psdp = pa)
      vana                 iki oturma yuvası bulunan, birinde iken
                                                                                           dolmuş hale geldiği ( 100% bağıl
                           akışı devrede sirküle ederken,diğerine
                                                                                           nemlilik) sıcaklık;
                           oturduğunda akışı atmosfere yönlendiren
                           kompresör basma valfi
                                                                         çimento           cement
                                                                                           çimento
      çift satır aralığı   double line break
                           çift satır aralığı
                                                                         çimento torbası   cement bag
                                                                                           çimento torbası
      çift sıcaklıklı      dual temperature refrigerator
      buz dolabı           birisi dondurulmuş, diğeri soğukta
                           saklama sıcaklığına sahip iki bölümden        çinko             zinc
                           oluşan soğutucu( buz dolabı)                                    çinko


      çift sıcaklıklı      two temperature valve (evaporator             çinlo saç         zinc sheet
                                                                                                                              418

                    çinko saç; çinko plaka                       çok kademeli        multi-stage compression
                                                                 sıkıştırma          çok kademeli sıkıştırma
çivi                nail
                    çivi                                         çok kademeli        multi-stage refrigerating system
                                                                 soğutma sistemi     içerisinde soğutkanın sıkıştırılmasının iki
çizgisel tarayıcı   line scanner                                                     yada daha fazla kademede yapıldığı
                    bir sahneyi (alanı), alandan farklı bir                          sistem;
                    kalınlık ve dilimde ısıl harita çıkartmak
                    üzere çizgi halinde tarayan aparat.          çok kademeli        multi-stage application
                                                                 uygulama            çok kademeli soğutma uygulaması
çizim               sketch
                    çizim;çizit; taslak. kabataslak resim.
                                                                 çok kanatlı         multi-leaf (multi-blade) damper
                    kroki. kabataslak resmini yapmak. kisaca
                                                                 damper              çok kanatlı damper
                    tarif etmek.

çok aileli bina     multi-family structure                       çok kanatlı         multiple leaf damper or valve
                    öncel üretimli evler (prefabrik, modüler)    damper veya         çok kanatlı damper veya valf
                    de dahil olmak üzere, zemin üzerinde üç      vana
                    yada daha az sayıda kat içeren ve,kasaba
                    evlerinin dışında üç yada daha fazla iskan                       multi-vane rotary compressor
                                                                 çok kanatlı
                    bölümü içeren bina.                                              çok kanatlo dönel kompresör
                                                                 dönel
                                                                 kompresör
çok aileli(bina)    multi-family
                    çok aileli(bina)
                                                                 çok katlı bina      multi-storey building
                                                                                     çok katlı bina
çok amaçlı          multi-purpose appliance
cihaz               çok amaçlı cihaz
                                                                 çok katlı soğuk     multi-story cold store
                                                                 depo                çok katlı soğuk depo
çok amaçlı          multi-purpose cold store
soğuk depo          çok amaçlı soğuk depo
                                                                 çok kütleli         aerosol, polydisperse
                                                                 aerosol             birden çok kütleye sahip polimer aerosol
çok borulu ısı      multi-tubular heat exchanger
değiştirici         (multipipe heat exchanger)
                    çok borulu ısı eşanjörü                      çok noktadan        multi-point gas heater
                                                                 gazlı ısıtıcı       çok uçlu gazlı ısıtıcı
çok borulu          multi-tubular boiler
kazan               çok borulu kazan                             çok panjurlu        multi-louvre damper
                                                                 damper              çok panjurlu damper
çok düşük           extra low voltage
voltaj              çok düşük voltaj                             çok plakalı         multi-plate freezer
                                                                 dondurucu           çok plakalı dondurucu
çok fazlı           polyphase
                    endüstriyel uygulamaların önemli bir         çok                 multi-jet burner
                    kısmında kullanılan çok-fazlı AC sistemi     püskürtmeli         çok-püskürtmeli brilör
                                                                 brülör
çok geçişli ısı     multi-channel heat exchanger
değiştirici         çok geçişli ısı eşanjörü                                         multi-layer thermal insulation
                                                                 çok tabakalı ısıl
                                                                 yalıtım             çok katmanlı ısıl yalıtım
çok geçişli         multi-pass boiler
kazan               çok geçişli kazan                                                multi-fuel firing
                                                                 çok yakıtlı
                                                                 ateşleme            birden çok yakıtlı yanma fırın veya
çok kabuklu         multi-shell condenser                                            kazanı
kondenser           çok raflı kondenser
                                                                 çok yakıtlı         multi-fuel boiler
                    multi-stage (adj)                            kazan               birden çok yakıtlı kazan
çok kademeli
                    çok kademeli
                                                                 çok yollu           multi-way
çok kademeli        multi-stage expansion                                            çok yollu
genişleme           çok kademeli genişleme
                                                                 çok yollu vana      multi-way valve
                    multi-stage compressor                                           çok uyollu vana
çok kademeli
kompresör           çok kademeli kompresör
                                                                 çok zonlu           multi zone
                                                                                     çok zonlu; birden çok zon
çok kademeli        multi-stage centrifugal pump
merkezcil           çok kademeli santrifüj pompa
                                                                 çok zonlu           multi-zone (adj)
pompa                                                                                (1)bir binanın farklı iklimlendirme
                                                                                     yüklerine sahip yersel bölünümü
çok kademeli        multi-stage pump                                                 ,(2)binanın değişik bölgelerindeki
pompa               çok kademeli pompa                                               iklimlendirme yüklerini aynı anda
                                                                                     karşılama yetene- ğindeki iklimlendirme
                                                                                     birimi.
419

      çok-çekirdekli    multi-core cable                             çözelti          solution
      kablo             içerisinde birden çok iletken içeren kablo                    çözelti; çözünen maddeyi içeren çözelti

      çok-hücreli       multi-cellular metal foil thermal            çözücü           solvent
                        insulation                                                    çözücü, diğer bir maddenin içerisinde
      metal folyo
                        çok hücreli metal folyo yalıtım                               çözündüğü sıvı
      yalıtım
                                                                     çözünebilir      soluble
      çok-iletkenli     multi-conductor cable                                         çözünebilir; bir maddenin diğer bir
      kablo             çok iletkenli kablo                                           çözücü içerisinde çözünmesi

      çoklu bağlantı    multi-connection                             çözünebilir      soluble material
                        çoklu bağlantı                               malzeme          çözünebilir madde

      çoklu bağlantı    multiple connection box                                       solubility
                                                                     çözünebilirlik
      kutusu            çoklu bağlantı kutusu                                         çözünürlük; çözünebilirlik; bir maddenin
                                                                                      bir çözücü içerisinde çözünme yeteneği
      çoklu soğutma     multiple refrigerating system
      sistemi           düşük sıcaklık uygulamalarında               çözünen madde    solute
                        volümetrik verimin yükseltilmesi temel                        bir çözücü içerisinde çözünen
                        amacına yönelik olarak iki yada daha çok                      madde;çözünen
                        sıkıştırma kademesi içeren soğutma
                        yöntemi.                                                      insoluble
                                                                     çözünmeyen
                                                                                      çözünmeyen; bir sıvı içerisinde
      çoklu takipçi     multiple tracer gas technique                                 çözünmeyen madde
      gaz tekniği       çoklu takipçi gaz tekniği
                                                                     çözünmüş gaz     dissolved gas
      çokluk [varlık]   entity                                                         yer altı oluşumlarında petrol ile birlikte
                        ayrı ve farklı bir varlığa sahip olan şey.                    doğal olarak bulunan ve ticari kullanım
                        Bir dizi özellikle yada bunların                              amacıyla elde edilebilen doğal gaz.
                        toplamıyla tanımlanabilecek
                        termmodinamik kalem.                         çözünmüş         dissolved matter
                                                                     madde            suda çözünmüş halde bulunan organik
      çökelme           precipitation                                                 yada inorganik katı maddeler. Bunların
                        hızlandırmak. çökelmek. çökeltmek.                            aşırı miktarda bulunması suyun
                        Çökelti bir çözeltide, kimyasal yolla                         içilebilme ve endüstride kullanım
                        çözünmeyen maddeler oluşturarak                               kalitesini bozar .
                        çözeltiyi elemanlarına ayırma işlemi
                                                                     çözünmüş         dissolved oxygen (DO)
      çökelti           sediment                                     oksijen(DO)      Sudaki yaşam ve kokulardan korunmak
                        suda once asılı halde bulunanve                               için gerekli olan sudaki çözünmüş
                        durularak dibe çoken maddeler.                                haldeki oksijen.

      çökeltme          sedimentation                                çözünürlük       resolution
                         işlemleme sırasında atık sudaki katıları                     analog’dan sayısala dönüşümde
                        ağırlıkları yoluyla durulma sırasında                         çözünürlük, ölçülebilir ve gösterilebilir
                        çökeltme işlemi                                               çıktı değişimi yaratan en küçük girdi;

      çökeltme tankı    sediment tank                                çukur            pit
                        atık suların içerisinde durulduğu ve                          çukur; yerdeki küçük oyuk;
                        içerisindeki katı maddelerin çökeltildiği
                        tanklar.                                     dağılan madde    dispersoid
                                                                                      çök küçük parçalara ayrılarak bir diğeri
      çökme             depreciation                                                  içerisinde dağılan madde
                        kuru termometre sıcaklığı ile çiğ noktası
                        sıcaklığı arasındaki fark                    dağılım          scatter diagram
                                                                     diyagramı        yayınım dağılımı grafiği
      çöktürücü cihaz   precipitator
                        duman gazlarından yada diğer gaz             dağılım eğrisi   scatter curve
                        akımlarındaki, kül,ince parçacıklar,toz,                      özellikle radyasyon yayınımının
                        zift yada sigara dumanı gibi unsurları                        dağılımını belirleyen eğri
                        alan cihaz
                                                                     dağılma          dispersion
      çöktürücü         precipitant                                                   dağılma,saçılma,yayılma
      madde             çöktürücü;çökertme maddesi
                                                                     dağılma          spread
      çöp toplama       scavenging                                                    terminal hız ekstremleri arasında, çıkış
                        temizleme; çöpe gidecekleri ayıklama;                         elemanına paralel düzlemde ölçülen ve ft
                        çöpe atma;çöpçülük etme                                       ( m) olarak ifade edilen maksimum
                                                                                      uzaklık.
      çöp toplamak      scavenge
                        temizlemek; çöpçülük etmek;                  dağılma( bir     spread (of an air jet in mixing air
                                                                     hava jetinin     diffusion)
                                                                                                                             420

karışım havası    terminal hız ekstremleri arasında, çıkış                        hava veya suyun dağıtımında, çıkış
difüzyonunda)     elemanına paralel düzlemde ölçülen ve ft                        noktasındaki basınç;dağıtım basıncı
                  ( m) olarak ifade edilen maksimum
                  uzaklık.                                      dağıtım boru      distribution piping
                                                                tesisatı          dağıtım boru tesisatı
dağılmış          diffuse (adj.)
(dağınık)         yayılmış;dağınık,tek yönlü değil, fakat
                                                                dağıtım borusu    delivery pipe
                  bir çok doğrultuda gelişen akıyı anlatır;
                                                                                  her hangi bir akışkanı(örneğin su)
                  yansıtıcılık anlamında aynasal
                                                                                  kullanım yerlerine ileten boru;dağıtım
                  yansıtıcılıktan düşük, yönsel yarıküresel
                                                                                  borusu
                  yansıtıcılık;

                                                                dağıtım borusu    distributing pipe
dağılmış ısı      diffuse (flux)
                                                                                  bir akışkan akışının ulaştığı ve bu
akısı             paralel akı’da (flux) olduğu gibi, radyatif
                                                                                  noktada değişik kollara ayrılarak
                  akının bir tek yönde değil bir çok yönde
                                                                                  dağıtımını yapan boru
                  yayılımı

                                                                dağıtım elemanı   element of distribution
dağınık akım      dispersed flow
                                                                                  dağıtım elemanı
                  dağılmış akım; bir menfezden çıkıp oda
                  havası ile karışarak dağılım yapan hava
                  akımı                                         dağıtım kanal     distribution ducting
                                                                tesisatı          dağıtım kanalı; havanın içerisinde
                                                                                  iletilerek kullanım mahallerine dağıtımını
dağınık güneş     diffuse solar irradiance
                                                                                  yapan kanal
radyasyonu        yatay bir yüzey üzerine gelen toplam
                  güneş radyasyonu
                                                                dağıtım kanalı    distribution duct
                                                                                  dağıtım kanalı; havanın içerisinde
dağınık           diffuse (sky) irradiance
                                                                                  iletilerek kullanım mahallerine dağıtımını
radyasyon         dağınık gök yüzü radyasyonu; dök
                                                                                  yapan kanal
                  yüzüne dağılan radyasyon

                                                                dağıtım kutusu    distribution box
dağınık yalıtım   distributed isolation material
                                                                                  hava akımını toplayan ve değişik kollara
malzemesi         Bir ağır makinede titreşimi soyutlamak
                                                                                  dağıtan kabin
                  üzere montaj yüzeyleri arasında
                  yerleştirilen genellikle, çapraz
                  dokunmuş, yağ geçirmez neopren,plaka          dağıtım paneli    distribution panel
                  ve bu plakadan kesilmiş parça.                                  elektriksel enerjinin kullanım noktalarına
                                                                                  dağıtımını kontrol eden pano; dağıtım
                                                                                  panosu
dağınık           diffuse reflectance
yansıtıcılık      geldiği yüzeyin opaklığına bağlı olarak
                  komşu yüzeylere yansıtılan radyasyon          dağıtım sistemi   distribution system
                                                                                  enerjiyi yada maddeleri bir kaynaktan
                                                                                  kullanım noktasına getiren
dağıtıcı          distributor
                                                                                  boru,kanal,kablo gibi taşıma araçları;
                  (1) evaporatörde yada diğer tür bir ısı
                  transferi elemanında akışı parallel akış
                  yollarına ayıran eleman. (2) bir biyolojik    dağıtım süresi    delivery time
                  filtrede durulan pis suyun dağılmasını                          dağıtım süresi
                  sağlayan araç.
                                                                dağıtım           distribution network
                  spreader tube                                 şebekesi          dağıtım şebekesi; su,hava yada elektriği
dağıtıcı boru
                  dağıtıcı boru                                                   dağıtan şebeke

                  delivery                                      dağıtım vanası    delivery valve
dağıtım
                  teslim, tevzi, postadan mektupların                             dağıtım vanası;basma vanası.bakınız
                  dağıtılması;                                                    ‘valve

                  distribution                                  dağıtımda         delay in delivery
dağıtım
                  elektriğin düşük gerilim hatlarıyla evler     gecikme           dağıtımda,teslimde gecikme
                  yada endüstrideki perkande kullanıcılara
                  dağıtıldığı kablolu dağıtım sistemi.          dağıtımda         dispatching cold store
                                                                soğuk             dağıtım sırasındaki soğuk depolama;
dağıtım           accessories of distribution                   depolama
aksesuarları      bir soğutma devresinde soğutkanın
                  evaporatöre eş-biçimli olarak
                                                                dahili duman      boiler with internal flues
                  dağıtılmasını sağlayan elemanlar
                                                                kanallı kazan     dahili duman borulu kazan

dağıtım ana       distribution main
                  dağıtılacak toplam hava miktarını taşıyan     daire             circle
hattı
                  kanal                                                           bir noktadan eşit uzaklıktaki noktaların
                                                                                  geometrik yeri; çember;daire
dağıtım basıncı   delivery pressure
                  dağıtım elemanından(örneğin kazan)            daire ısıtma      apartment heating
                  çıkıştaki basınç                                                daire ısıtması; bir daire için uygulanan
                                                                                  kat kaloriferi
dağıtım basıncı   distribution pressure
                                                                dairesel yay      circular spring
421

                         dairesel yay; baklaları daire biçiminde                          kapılarının birisinden daldırıldığı ,
                         olan yay                                                         daldırılan boruların kızgınlık alıcı olduğu
                                                                                          birleşik bir cihaz.
      dakikada dönü      rotations per minute
                         dakikadaki dönme sayısı                         dalma tank       diptank
                                                                                          içerisinde sudan başka bir sıvı bulunan ve
      dakikada feet      cubic feet per minute (cfm)                                      malzemelerin kaplanması yada
                         belirli bir dönem içerisinde hava yoluyla                        temizlenmesi amacıyla kısmen yada
      küp
                         aktarılan bir maddenin(veya havanın)                             tamamen buhara maruz kalacak biçimde
                         debisini ifade etmekte kullanılan                                daldırıldığı tank
                         birim;birim zamanda dış mahal havasıyla
                         yer değiştiren havanın ölçüsüdür(ACH).          Dalton kısmi     Dalton’s law of partial pressure
                                                                         basınç yasası    bir gaz karışımını oluşturan gazlardan her
      daldırma kaybı     insertion loss (of a weather louvre)                             biri bu hacmi sadece kendisinin
                         ses yutucular yerleşimi nedeniyle                                kaplaması durumundaki gibi davranır. bu
                         gözlemlenen ses düzeyindeki azalma                               gazların basınçları toplamı gaz
                         ( “sound pressure level”.)                                       karışımının basıncını oluşturur.

      daldırma           insertion length                                damıtık          distilled
                         boruların soğutma suyuna daldırıldığı                            damıtık;damıtılmış
      uzunluğu
                         etkili uzunluk
                                                                         damıtık su       distilled water
      daldırmak          immerse (verb)                                                   damıtılmış su;damıtık su
                         daldırmak,suya batırmak,
                                                                         damıtma          distillation
      dalga biçimi       waveform                                                          bir sıvının saflaştırılmasında, kaynatarak
                         dalga biçimi; dalga şekli;bir su yüzeyinde                       su buharının ve gaz halindeki buharların
                         veya gergin bir telde üretilen bir sinyalin                      çıkmasını ve diğer bir aşamada tekrar
                         dalga biçimi                                                     yoğuşturulmasını içeren yöntem;
                                                                                          damıtma.
      dalgalı akış       wavy flow
                         iki fazlı akımda bir akış biçimi; dalgalı       damla ayırıcı    droplet separator
                         akım                                                             damlacık ayırıcı;

      dalgıç boru        dip-pipe                                        damla            droplet size
                         bir konutsal elektrikli su ısıtıcısında suyu,   büyüklüğü        damla büyüklüğü
                         soğuk suyun girdiği üst taraftan altta
                         ısıtıcının olduğu bölüme taşıyan boru           damla tutucu     drif t eliminator (carryover eliminator)
                                                                                          boşaltım (egzost) havasındaki su
      dalgıç filtre      filter, insertable                                               damlacıklarını çıkartmak üzere uygun
                         özellikle malzeme aktaran konveyor                               malzemeden tasarlanmış herhangi
                         bantlarına, kanal gerektirmeksizin                               topluluk
                         transfer noktasında daldırılabilen filtreler,
                         dalgıç filtre                                   damla tutucu     eliminator plate
                                                                         plaka            akış halindeki bir gaz ortam içerisinde
      dalgıç hidro       immersion hydrocooling                                           bulunan sıvı damlalarını tutmakta
      soğutma            soğutulmuş su bulunan bir tanka                                  kullanılan plaka
                         soğutulacak ürünleri daldırarak soğutma
                         elde etmek                                      damlacık         droplet
                                                                                          damlacık; küçük su damlaları; soğutma
      dalgıç ısıtıcı     immersion heater                                                 kulesinde düşen suyun parçalanarak
                         sıvıya daldırılarak ısıtma sağlayan ısıtıcı;                     aldığı biçim
                         dalgıç ısıtıcı
                                                                         damlacık         droplet condensation
      dalgıç pompa       submersible pump                                yoğuşturma       damlacık yoğuşturma
                         bir sıvıya dalgıç olarak yerleştirilen ve bu
                         sıvıyı ana hatta pompalamakta kullanılan
                                                                         damlama          drip
                         santrifüj pompa; dalgıç pompa
                                                                                          buharlı sistemlerde yoğuşum suyunu
                                                                                          buhar tarafından alıp, yoğuşum suyu
      dalgıç             submerged-coil condenser                                         veya dönüş hattına ileten boru yada
      serpantinli        evaporatörü bir sıvı ortama daldırılmış                          kondenstop uyarlaması; donmuş
      kondenser          bulunan soğutma sisteminin kondenseri                            besinlerden yada bir evaporatörden
                                                                                          damlayan su.
      dalgıç             immersion thermostat
      termostat          duyargası kontrol edeceği ortama dalma          damlama          drip pipe
                         yerleştirilen termostat.                        borusu           damlama borusu; özellikle pencere türü
                                                                                          iklimlendirme cihazlarında toplama
      dalgıç             insertion thermostat                                             tavasındaki suyu uygun bir bölgeye
                         dalgıç termostat; duyarga bölümü kontrol                         boşaltan boru
      termostat
                         edeceği sıvının içeriside bulunan
                         termostat                                       damlama tavası   drip tray
                                                                                          buz yada dondan ergiyen suyun
      dalırmalı sistem   insert system                                                    toplanması için bir soğutucu yüzeyin
                         soğutma borularının, genellikle ısıtıcı                          altına yerleştirilmiş olan tepsi (tava).
                                                                                                                             422

                   ‘drain tray’ olarak da adlandırılır.          darbe             impactor, cascade
                                                                 üreteci,kaskat    kaskat impaktor
damlama            drip tray (defrost pan)
tavası[kar-        defrost sırasında oluşan suyun toplandığı     darbe             impact damage
                   tava                                                            darbe yıpranması; çarpma ile oluşan
çözme tavası]                                                    yıpranması
                                                                                   yıpranma
damlamak           weep
                   damlamak, sızmak                              darbeli filtre    impact filter
                                                                                   toz parçacıklarıjnın filtre elemanına
                                                                                   çarparak düşmesi ile çalışan filtre
damlamasız         drip proof
                   damlama yapmayan; damlamasız
                                                                 darbeli yazıcı    line printer
                                                                                   her seferinde bir satır yazan darbeli
damla-tutucu       eliminator
                                                                                   printer; yazım hızı dakikada 600-1200
                   akış halindeki bir gaz ortam içerisinde
                                                                                   satır(10-20 sayfa/dakika) olan yazıcı
                   bulunan sıvı damlalarını tutmakta
                   kullanılan eleman.
                                                                 Darcy             darcy
                                                                                   borularda basınç kaybı araştırmalarına
damper             damper
                                                                                   katkıda bulunmuş hidrolikçi;Darcy
                   bir çıkış,giriş elemanı yada kanaldan;
                   veya genellikle gizli bir düşey kesitten
                   düşey kesit alanını değiştirerek hava         Darcy birimi      darcy unit
                   hacmini değiştirmekte kullanılan araç;                          bir centipoise viskozitedeki bir akışkanın,
                                                                                   bir santimetre karelik bir alandan, bir
                                                                                   standart atmosferlik basınç düşümü
damper             damper actuator (motor)
                                                                                   sağlayarak saniyede bir santimetre küp
çalıştırıcı(moto   dampere hareket veren mekanizma;
                                                                                   olarak geçen miktarına bir ‘darcy’ denir
r)                 damper çalıştırıcısı

                                                                 davlumbaz         hood
damper kesiti      damper section                                                  labortuarlarda mutfaklarda ve benzeri
                   damper kesiti                                                   yerlerde duman,toz vb üreten işlemlerin
                                                                                   çıktılarını çekerek bir boruyla atmosfere
damper kontrol     damper control fan                                              atmakta kullanılan eleman; davlumbaz
fanı               damper kontrollü fan
                                                                 davlumbaz         cowl (hood)
                   damper control (of a fan)                     bacası            davlumbazın baca kısmı
damper
kontrolü(fan)      bir fanın bastığı hava debisini damperle
                   kontrol etme yöntemi                          davlumbaz giriş   coefficient of hood entry
                                                                 katsayısı         davlumbaz giriş katsayısı
danışma            consulting engineer
mühendisi          müşavir mühendis                                                hood entry loss
                                                                 davlumbaz giriş
                                                                 kaybı             davlumbazda hava çekmesinde ortaya
danışman           adviser                                                         çıkan giriş kaybı
                   müşavir, danışman;
                                                                 davlumbaz         positional sash movement effect
dar                narrow                                        kapak etkisi      bir davlumbazın testinde ASHRAE'nin
                   dar;ensiz                                                       belirlediği,performans test ilklerinden
                                                                                   birisi; davlumbaz kapak etkisi
dara               dead load (weight)
                   dara;                                         davlumbaz         hood static pressure
                                                                 statik basıncı    davlumbaz statik basıncı
darbe              rapping
                   keskin ve hızlı vuruş; hızlı darbe;           davlumbaz         hood face
                                                                 yüzü              bir laboratuar davlumbazının önünde, bir
darbe              shock                                                           kapak bulunduğu ( tek yada çift) ve
                   darbe; ani darbe; elektrik çarpması                             kapak tam açık olduğu zaman genellikle
                                                                                   kapakla aynı düzlemde içerisinden
darbe basıncı      impact pressure                                                 havanın geçtiği açıklığın en küçük alanı.
                   hız basıncı ile statik basıncın toplamı
                                                                 davlumbaz,        hood, capturing
darbe              impulse noise                                 yakalayıcı        yeterli bir hava akışı ile(örneğin yüzey
                   rastgele genliklerde ve spektral içerikteki                     hızı, iç mahaldeki yada davlumbazın açık
gürültüsü
                   enerji darbelerinin gelişi güzel biçimde                        yüzlerine yakın olan kirlilikleri çeken
                   ortaya çıktığı gürültü                                          davlumbaz

darbe kayıpları    shock losses                                  davlumbaz,alıcı   hood, receiving
                   darbe kayıpları                                                 OSHA tanımına göre, bir yada iki taraflı
                                                                                   yükselen hava veya sıcak gazları çeken
                                                                                   baş-üstü düzeydeki davlımbaz
darbe              shock absorber
söndürücü          darbe alıcı;darbe yutucu; darbe
                   söndürücü                                     dayanıklı         durable
                                                                                   dayanıklı
darbe üreteci      impactor
                   darbe,çarpışma,vuruşma                        dayanıklı         refractory (adj)
423

                        dayanıklı                                                       yada edilmemesi ile ilgili yetkili kişi
                                                                                        yada kurum.
      dayanıklılık      durability
                        dayanıklılık;bina,topluluk,eleman,ürün       değerlendirme      evaluation ,valuation
                        yada imalatın kullanım ve bakımdaki
                        varsayımlar temelinde, en azından belirli                       değerlendirme; değerleme ; değer biçme
                        bir süre hizmet verilebilirlik
                        yeteneği.’servisabilty ‘ ile de              değerlendirmek     evaluate
                        karşılaştırınız                                                 değerlendirmek; değer biçmek; paha
                                                                                        biçmek
      dayanışma         synergism
                        birlikte çalışma;dayanışmalı çalışma;        değişiklik         alteration
                                                                                        bir bina yada sistemlerine yapılan ekleme
      dB                decibel(dB)                                                     ve çıkartma; rutin bakım,onarım yada
                        oranların ölçüm birimi; ses şiddeti                             servis ile,binanın kullanım sınıfı yada
                        ölçüsü;decibel                                                  kategorisindeki bir değişme bir
                                                                                        “alteration” anlamına gelmez.
      DDC dış           DDC outstation
      istasyonu         DDC dış istatsyonu                           değişiklik         subject to alteration
                                                                     yapma hakkı        bir ürün üzerinde haber vermeksizin
                                                                                        değişiklik yapma;
      debi kontrol      flow rate controller
      edicisi           debi kontrol edicisi
                                                                     değişim            exchange
                                                                                        trampa, değişme, değiş mübadele; yerini
                                                                                        alma;
      debi metre(akış   flow meter (USA flowmeter
      ölçer)            akış-ölçer; debi sayacı
                                                                     değişim miktarı    exchange rate
                                                                                        değişim miktarı; bir eşanjörde birim
                                                                                        zamanda değiştirilen ısı miktarı;
      debi-basınç       flow rate pressure characteristic
      karakteristiği     debi-basınç karakteristikleri; bir akışta
                        belirli bir çaptaki borunun debi basınç      değişken           variable
                        ilişkileri                                                      değişken; bir fonksiyonda serbest veya
                                                                                        bağlı
                                                                                        değişken;basınç,uzunluk,voltaj,güç,antal
                                                                                        pi,sıcaklık ve hız gibi kavramsal yada
      decipol olarak    perceived air quality in decipol
                                                                                        uygulamada ölçülebilen her hangi
      algılanan hava    1.4(% 80 memnuniyet) decipol değerine
                                                                                        büyüklük.
      kalitesi          sahip olan hava kalitesi

                                                                     değişken akış      variable flow
      değer             value                                                           değişken akış; zaman içerisinde değişme
                        değer;kıymet;eder                                               gösteren akış

      değer değişimi    change of value (COV)                        değişken           variable supply temperature
                        değer değişimi; bir matematiksel ifadede     besleme sıcklığı   değişken besleme sıcaklığı;
                        bağımsız değişkenin değişmesi halinde
                        bağlı değişkenin değişimi
                                                                     değişken çıktı     variable output
                                                                                        ayarlanabilir çıktı;
      değerleme         rating
                        kendileri yardımıyla belli bir
                        uygulamanın gereklerini karşılayacak bir     değişken debili    pulsating flow
                        birimin (ünite) seçilmesine yardımcı olan    akım               akış süresince debisi değişen akım;
                        performans karakteristikleri (standart                          debisinde azalma çoğalmalar görülen
                        değerleme koşulları altında)                                    akım; kararlı olmayan akım

                        rating conditions                            değişken           fluctuating voltage
      değerleme
                        altında bir tek performans değerinin elde    gerilim            azalıp artarak oynamalar yapan gerilim
      koşulları
                        edildiği ve performans değeriyle ilgili
                        sadece bu düzeydeki bir değerin
                        çıkmasına olanak çalışma koşulları dizisi    değişken giriş     variable inlet vanes
                                                                     kanatları          ayarlanabilir giriş kanatları; kanallarda
                        rating plate                                                    hava akışına yön vermek üzere
      değerleme
                        bir aracın test edilmiş ve üreticisi                            ayarlanabilen kanatlar
      plakası
                        tarafından belirlenmiş
                        kapasite,güç,gerilim vb değerlerinin         değişken hacim     variable volume
                        üzerinde yazılı olduğu plaka                                    değişken hcim; değiştirilebilir hacim

      değerleme         rating standard                              değişken hacim     variable volume and temperature
      standardı         üretim miktarıyla ilgili olarak, belirli     ve sıcaklık        (VVT)
                        koşullar altında, tekil birimlerinin test                       mahalle değişken hacim sabit sıcaklık
                        sonuçlarının değerlendirilmesinde                               kullanımındakinden daha fazla düşük yük
                        uygulanacak yöntemleri ortaya koyan                             havası sağlamak için mahal yüküne göre,
                        standart.                                                       hem hava akımı hem de sıcaklığın
                                                                                        birlikte değiştirilmesi.
      değerleme         rating authority
      yetkilisi         bu değerleme yönteminin kabul edilmesi       değişken           variable volume unit
                                                                                                                              424

hacimli birim     değişken hava hacimli birim                                      yenisiyle degistirme. yenileme.

değişken          variable volume plant                        değiştirme          replacement air
hacimli tesis     değişken hava hacmi ile kapasitenin          havası              yerdeğiştirme havası; bir mahalden egzoz
                  kontrol edildiği tesis                                           edilen havanın yerine verilen hava

değişken hava     variable air volume control                  değiştirme          replacement cost
hacim kontrolü    bir iklimlendirme sisteminde mahal ısı       maliyeti            değiştirme maliyeti;
                  yükünü havalandırma havası hacmini
                  değiştirerek ayarlayan sistem                                    replacement part
                                                               değiştirme
                                                               parçası             yedek parça; bir parçanın yerine
değişken hava     variable air volume system                                       konulacak parça
hacimli sistem    mahalle verilen ısıtılmış yada soğutulmuş
                  havanın hacimsel akış miktarını                                  modify
                                                               değiştirmek
                  değiştirerek kuru termometre sıcaklığını                         degisiklik yapmak. degistirmek.
                  kontrol eden HVAC sistemi.
                                                               değiştirmek         exchange (verb)
değişken hava     variable air volume system box                                   değiş-tokuş etmek; değişimde bulunmak
                  değişken hava hacimli sistem plenumu
                                                               [ değiş tokuş
hacimli sistem
                                                               etmek]
kutusu
                                                               değiştirmeli        exchange diffuser
değişken hava     variable air volume (VAV)
                                                               difüzör             kontrollü atmosferik depolamada, bir zar
hacmi (VAV)       değişken hava hacmi(VAV); bir
                                                                                   içeren ve iç mahal ile dış mahal arasında
                  iklimlendirme sisteminde mahal ısı
                                                                                   CO2 ile O2’nin birbiriyle değişmesine
                  yükünü havalandırma havası hacmini
                                                                                   olanak verirken diğer gazlar için bunu
                  değiştirerek ayarlayan sistem;
                                                                                   yapmayan aparat.

değişken hız      fluctuating speed
                                                               dekoratif           decorative lighting
                  artıp azalan yada oynamalar yapan hız
                                                               aydınlatma          estetik amaçlarla yapılan aydınlatma
                  değeri; sabit olmayan ve zaman içinde
                  değişme gösteren hız
                                                               delik               hole
                                                                                   bir katıda elektronun normalde
değişken hız      variable speed                                                   bulunması gereken ve pozitif yüklü bir
                  ayarlanabilir hız;değişken hız; genellikle                       parçacık gibi davranan boşluk
                  frekansın değiştirilmesi ile değiştirilen
                  dönme hızı(fan)                              delik ( delme ile   bore hole
                                                               açılmış)            bir delme ekipmanı ile açılan delik
değişken hız      variable speed control (of a fan)
kontrolü (bir     bir fanın hızını değitirerek yapılan         delik açma          perforation
fanın)            hacimsel verdi kontrolü                                          delikler delme; bir yüzeyi deliklerle
                                                                                   kaplama
değişken kanat    variable blade pitch control (of a fan)
hatveli kontrol   bir fanın bastığı hava miktarını             delik çapı          diameter of hole
                  değiştirmede kanat eğimlerini değiştiren                         delik çapı
(bir fanın)
                  kontrol biçimi
                                                               delikli             perforated
değişken sinyal   pulsed signal                                                    delikli; üzerine delikler açılmış(plaka)
                  şiddeti,yönü, etkinliği hızlı biçimde
                  değişen işaret(sinyal)                       delikli beton       hollowcore concrete slabs (for
                                                                                   ventilation)
değişken voltaj   variable voltage regulator                                       beton döşemede havalandırma için
regülatörü        ayarlanabilir voltaj düzenleyici                                 bırakılmış boşluklar


                  variation                                    delikli döşeme      hollowcore slabs (for ventilation)
değişme                                                                            havalandırma için boşluklu beton döşeme
                  değişme;değişim; örneğin çıkıs sıcaklığı     betonu
                  değişimi; dış mahal havası değişimi; bir
                  fiziksel büyüklüğün bir referans değerle     delikli menfez      perforated grille
                  olan farkı                                                       delikli menfez

değişme           coefficient of variation                     delikli metal       perforated metal
katsayısı         istatistikte standart sapmanın ortalamaya    (saç)               delikler delinmiş metal
                  oranı olarak ifade edilen, bir olasılık
                  dağılımının yayılımı.
                                                               delikli plaka       perforated plate
                                                                                   delikli plaka
değiştirici       exchanger diffuser
difüzör            kontrollü atmosferik depolamada, bir zar
                                                               delikli saç         perforated sheet
                  içeren ve iç mahal ile dış mahal arasında
                                                                                   delikli saç
                  CO2 ile O2’nin birbiriyle değişmesine
                  olanak verirken diğer gazlar için bunu
                  yapmayan aparat.                             delikli tavan       perforated ceiling
                                                                                   delikli panellerle kaplı tavan; delikli
                                                                                   tavan
değiştirme        replacement
425

      delmek           bore (drill)                              denetlemek        supervise
                       delmek. oymak. delik. sondaj çukuru.                        denetlemek, gözetmek, nezaret etmek,
                       oyuk. delgi. boru. kutru. sonda.                            yönetmek, bakmak, idare etmek.

      delmek           drill                                     denetleyici       inspector
                       delmek;delgi                                                kurulumu yapılmış sistemlerin kodlara
                                                                                   uygunluğunu kontrol etmek üzere,
      demet            bundle                                                      yürürlükteki kodlar tarafından
                       paket, bohça,tomar/yığın,demet,öbek                         belirlenmiş kişi(ler)

      demir            iron                                      deney             experiment (noun)
                       demir;                                                      deney

      demir lakesi     black japan                               deney yapmak      experiment (verb)
                       metaller ve özellikle demirde uygulanan                     deney yapmak
                       lake maddesi
                                                                 deneysel          experimental variance
      demir olmayan    non ferrous                               değişme           deneysel değişim; birbirini izleyen
                       demir olmayan;demir dışı                                    deneyler sırasında elde edilen
                                                                                   sonuçlardaki farklılaşma
      demir olmayan    non ferrous metal
      metal            demir dışı metal;demir olmayan metal      deneysel tesis    experimental plant
                                                                                   deneysel bitkiler; biyoloji eğitimi vermek
                                                                                   üzere yetiştirilen deneysel amaçlı bitki
      deneme           trial run
      çalışması        deneme çalıştırması; bir makine yada
                                                                 denge             balance
                       sistemin çalışma özelliklerini ve
                                                                                   denge
                       ekipmanların işlevlerini denemk için
                       yapılan çalışma
                                                                 denge             equilibrium
                                                                                   (1) ölçülen değişkenlerdeki oynamaların
      denetim          inspection
                                                                                   belirlenen sınırlar içerisinde kaldığı
      (muayene)        muayene, inceleme, kontrol, tetkik,
                                                                                   kararlı hal
                       yoklama, teftiş, denetim; muayene, göz
                       den geçirme, denetçilik
                                                                 denge ağırlığı    balance weight
                                                                                   denge ağırlığı
      denetim          inspection authorities
      (muayene)         sistemlerin düzenlere uygun kurulması
                       yönünden kodlarla belirlenmiş kontrol     denge basıncı     balance pressure
      yetkilisi                                                                    denge basıncı
                       yetkisine sahip kişiler.

      denetim          inspection chamber                        denge noktası     balance point
                       kontrol,denetim,muayene kabini                              bir ısı pompasının yardımcı enerjiye
      (muayene)
                                                                                   gerek göstermeksizin ısıtma gereklerini
      odası                                                                        karşılayabileceği sınır sıcaklık değeri;
                                                                                   genellikle 20-45 ˚F arasındadır.
      denetim          supervision
                       denetim;gözetim;nezaret                                     equilibrium point dryness (EPD)
                                                                 denge noktası
                                                                 kuruluğu          bir soğutkanın, denge durumuna gelmek
      denetim          inspection cover                                            bir kurutucu yada bir kimyasal kurutucu
      (muayene)        kontrol kapağı;denetim kapağı                               ile yeteri kadar uzun bir süre temasta
      kapağı                                                                       kalmasından sonra sahip olduğu su
                                                                                   içeriği.
      denetim          debug
                       ekipmanı, kullanmadan önce hatalı yada    denge noktası     balance point temperature
      çalışması
                       arızalı olabileceği beklenen parçaları    sıcaklığı         bir ısı pompasının ısıtma kapasitesi ile
                       bulmak ve değiştirmek amacıyla yada                         binanın ısıtma gereksinimlerinin
                       üretim ve toplama hatalarını düzeltmek                      örtüştüğü dış mahal sıcaklığı
                       için çalıştırmak,
                                                                 denge sıcaklığı   equilibrium temperature
      denetim deliği   inspection hole                                             farklı sıcaklıktaki iki sistemi dengeye
                       denetim deliği;                                             getiren sıcaklık;denge sıcaklığı

      denetim paneli   inspection panel                          denge toz         equilibrium dust content
                       denetim paneli;                           içeriği           denge toz içeriği

      denetleme        control (supervision)                     dengeleme         balancing
                       denetleme,kontrol etme                                      dengeleme işlemi

      denetleme        supervising authority                     dengeleme         offset
      yetkilisi        denetleme yetkilisi; gözetim yetkilisi                      kontrol edicide, kontrol sisteminin
                                                                                   yapısal karakterinden kaynaklanan
                       control (supervise)                                         sapma.örneğin 21±2˚c ayar değerinde bu
      denetlemek                                                                   sapma 2˚C dir.
                       denetlemek,kontrol etmek

                                                                 dengeleme         equalizing pressure
                                                                                                                             426

basıncı           farklı basınçtaki iki mahallin eşitlendiği   dengeli akış      balanced flow
                  basınç değeri                                                  dengelenmiş akış;dengeli akış

dengeleme         balance pipe                                 dengeli           balanced relief valve
borusu            basınçlı hava tesisatında tutuklanmış        boşaltma vanası   bir vananın çalışma nitelikleri üzerinde
                  havayı alarak yoğuşum suyunun                                  karşı basıncın etkisini en aza indirmek
                  boşalmasına olanak veren boru                                  için olanaklar içeren bir basınç boşaltma
                                                                                 vanası
dengeleme         balancing pipe
borusu            dengeleme borusu                             dengeli çalışma   stabilized operation
                                                                                 makinenin uzun bir süre çalıştırılması
                                                                                 sırasında bütün ölçme okumalarının
dengeleme         equalizing pipe
                                                                                 tekrarlanır özellikte olacağı bir çalışma
borusu            dengeleme borusu; kapalı bir
                                                                                 koşulu.
                  kompresörde karterdeki gaz basıncı ile
                  emme hattı arasındaki basıncı eşitlemekte
                  kullanılan boru uyarlaması                   dengeli           balanced draught
                                                               çekme(hava)       indüklenmiş ve cebri çekimlerin birleşimi
                                                                                 olan çekme
dengeleme         equalizing damper
damperi           dengeleme damperi; farklı basınç
                  değerlerine sahip mahallerde basıncı         dengeli döngü     balanced loop
                  eşitleyen damper                                               dengeli devre

dengeleme         compensating hood                            dengeli duman     balanced flue (SE duct system)
                  dengeleme davlumbazı, egzoz ve yer-          gazı akışı        dengeli duman gazı akışı; alttan ve üstten
davlumbazı
                  değiştirme havası sağlayan davlumbaz                           atmosfere açık olup, hem yakama,
                                                                                 cihazlarına hava taşımak hem de yakma
                                                                                 gazlarının atmosfere atılmasını sağlamak
dengeleme         compensating loop
                                                                                 üzere tasarlanmış baca kanalı
devresi           dengelenme devresi

                                                               dengeli           balanced ventilation
dengeleme         balancing station                                              hava basıncı, ısıl etkiler ve difüzyon gibi
                                                               havalandırma
istasyonu          bir ölçme aracı, bir hacim kontrol cihazı                     üç doğal etkiyi en iyi biçimde kullanarak
                  ve ölçme aracına giren yada çıkan                              yapılan havalandırma
                  önerilen uzunluktaki kanal veya boruları
                  içeren ve akışkan akışının ölçme ve
                                                               dengeli kontrol   compensating control
                  kontrolünde kullanılan topluluk.
                                                                                 dengeli kontrol

dengeleme         balancing wire
                                                               dengeli koşul     balanced condition
kablosu           dengeleme kablosu
                                                                                 dengelenmiş koşullar

dengeleme         cable balancing                              dengeli sistem    balanced system
kablosu           dengeleme kablosu                                              binadan egzoz havasını atarken yada
                                                                                 binaya temiz hava verirken önemli
dengeleme         equilibrium ball valve                                         ölçüde eşit hacimleri kullanan bir yada
                  dengeleme hattı üzerinde bulunan küresel                       daha fazla fanın oluşturduğu sistem
küresel vanası
                  vana
                                                               dengeli tasarım   balanced design method
dengeleme         equalizer tank,balance tank                  yöntemi           dengeli tasarım yöntemi
tankı
                  dengeleme tankı; eşitleme tankı,bir          dengeli yük       balanced load
                  sisteme sabit bir akış sağlayan tank;                          enerji fazlasını talebin az olduğu
                                                                                 zamanlarda depolayıp, talebin artması
dengeleme         balancing valve                                                sırasında kullanıma vererek yükü
vanası            dengeleme vanası                                               dengeleme

dengeleme         method of balancing                          dengesiz          unbalanced
                  havalandırma sistemlerinde mahallere                           dengelenmemiş; dengeli
yöntemi
                  giden hava miktarlarının ve basınçlarının                      olmayan;dengesiz
                  ayarlanması yöntemi
                                                               deniz aracı       marine air conditioning
dengeleme,        balancing, hydronic system                   iklimlendirmesi   deniz araçlarında uygulanan
                  konumlandırma vanalarının elle                                 iklimlendirme
hidrolik sistem
                  ayarlanması yada otomatik vanalar ile
                  otomatik kontrol cihazları gibi sulu (       deniz suyu        sea water ice
                  hidronik) sistem dağıtım elemanlarını        buzu              deniz suyundan üretilen buz
                  kullanarak su debisinin ayarlanması
                                                               depolama          storage
dengeleyici       balancer                                                       depolama. depo etme. depoya koyma.
                  çalışmakta olan havalandırma                                   ambar. depo.
                  sistemlerinin test, ayarlama ve
                  dengelenmesini yapan kişi
                                                               depolama          store
                                                                                 bir bilginin daha sonraki bir zamanda
dengeli           balanced (adj)                                                 değiştirilmeden kullanılabileceği bir yere
                  dengelenmiş                                                    transfer etmek,
427

      depolama aracı   storage device                                   derece-gün        degree day (DD)
                       depolama aracı; depolama cihazı;                                   24 saatlik bir süre ile, ortalama dış hava
                                                                                          sıcaklığının binanın verilen bir taban
      depolama         storage cycle (thermal storage)                                    sıcaklık değerinin altına düşme veya
      çevrimi          pik dışı zamanlarda enerjiyi depolayarak                           üstüne çıkmasının düzeyini belirlemekte
                       pik zamanlarda şebeke yerine depolanmış                            kullanılan ölçü. Taban 65F'dir
                       enerjiyi kullanan çevrim
                                                                        derece-gün        degree days (number of)
      depolama         storage correction coefficient                   sayısı            derece gün sayısı; örneği 40 F
                       depo düzeltme katsayısı                                            sıcaklıktaki bir ölçme sonıcıu 65-40=25
      düzeltme
                                                                                          CDD olarak belirlenir
      katsayısı
                                                                        dereceli iletki   set square
      depolama gazı    storage gas                                                        üzerinde açı dereceleri bulunan ve teknik
                       gaz depolama; doğal gaz depolama                                   resimde kullanılan iletki

      depolama         storage heater                                                     skin temperature
                                                                        deri sıcaklığı
      ısıtıcısı        depolu ısıtıcı; depolu konutsal kullanım                           her hangi bir bedensel etkinlik sırasında
                       suyu ısıtıcısı                                                     ölçülen deri üstü sıcaklık

      depolama ile     storage heating
                                                                        derin             deep
      ısıtma           depolu kullanım suyu ısıtma; termostat                             derin,derinde
                       kontrollü ve ısıtılan suyu bir depoda
                       biriktiren ve gerektiğinde kullanıma
                       sunan ısıtma sistemi                             derin             deep freezing
                                                                        dondurma          derin dondurma -18C ve altındaki
                                                                                          sıcaklıklara soğutma işlemi
      depolama         storage capacity
      kapasitesi       bir enerji depolama sistemi veya aracının
                       depolama kapasitesi                              derin             freezer
                                                                        dondurucu         soğuk depolamada, 30°F (1°C)’nin
                                                                                          altında tutulan yalıtımlı oda; bozulabilir
      depolama odası   storage room                                                       ürünlerin dondurulması için kullanılan
                       depolama odası; besinlerin soğutkta                                araç
                       saklandığı depo odası

                                                                        derin             sharp freezer
      depolama         storage medium                                                      (-10C)ve daha düşük sıcaklıklarda
                       bir depolama tankında, kapalı hacmi              dondurucu
      ortamı                                                                              depolama yapan soğutucu
                       oluşturan kısmın dışında, içerisinde
                       enerjinin büyük bölümünün depolandığı
                       tank malzemesi.                                  derin kuyu        deep well
                                                                                          derin kuyu
      depolama tankı   storage tank
                       bir su ısıtıcının kullandığı tank                derin vakum       deep vacuum (high vacuum)
                                                                                          derin vakumlama işlemi; derin vakum
      depolama tankı   store tank
                       depolama tankı; yakıt veya diğer sıvı            derin vakum       vacuum, deep (high vacuum)
                       maddelerin depolandığı tank                                        derin vakum; mutlak vakuma yakın 100
                                                                                          nanopascal'den düşük vakum değeri
      depolama         storage efficiency
                       boşaltım kapasitesinin, doldurma                 derinde çalışma   deep workings
      verimi                                                                              derinlerde(deniz) çalışma
                       kapasitesine bölümü

                       stored energy                                    derinlik          depth
      depolanmış
                       depolanan enerji;depolanmış enerji;                                derinlik; filtre derinliği
      enerji
                                                                        derişim çevrimi   cycle of concentration
      depolu kombi     storage combination boiler                                         konsantrasyon çevrimi(su tasfiye)
      kazan            ısıtma ve sıcaksu birleşik kazanı
                                                                        desibel           decibel
      depolu su        storage water heater                                               havadaki iki ses gücü arasındaki iki
      ısıtıcısı        depolu su ısıtıcısı                                                büyüklüğü birbirine ilişkilendirmek üzere
                                                                                          akustikte kullanılan birim.tanımdan, p1
                       tankless water heater                                              ve p2 gibi iki hava gücü arasındaki
      deposuz su
                       sıcak suya gerek olduğu anda dağıtım                               desibel farkı,
      ısıtıcı
                       suyunu ısıtacak biçimde tasarlanmış, her
                       hangi bir depolama tankı içermeyen sıcak         desipol           decipol
                       su ısıtıcısı; bunlara ani ısıtıcılar da denir.                     algılanan hava kalitesi birimi;dağlarda
                                                                                          0.01 Decipol'e sahipken ortalama bir
                       degree day consumption                                             kentsel kirlilik düzeyinde 0.05-0.3
      derce-gün
                       derece-gün verilerine dayanarak                                    decipol ve kabul edilebilir hava kalitesi
      tüketimi                                                                            1.4 decipol(% 80 memnuniyet) 'dür
                       hesaplanan yakıt(enerji) tyüketimi

                       degree                                           desorpsiyon       desorption
      derece
                       mertebe, derece; sınıf, tabaka; üstünlük                           absorpsiyon yada adsorpsiyon yoluyla
                       dere, seviye,                                                      soğurulan maddelerin kısmen yada
                                                                                          tamamen geri verilmesi
                                                                                                                              428

destek             support (noun)                                                  kullanılan bir tür anahtar
                   destek.,destekleme; tutma, destek olma
                                                                 devre kesici      line break motor protection
destek braketi     support bracket                               motor             akım ve gerilim değerleri aşıldığında
                   destek braketi; bir elemanı tutmak için       koruması          devreyi açarak elektrik akımını duduran
                   kullanılan parça                                                koruyucu; örneğin termik devre kesiciler

destek sayısı      number of supports                            devre kesilmesi   circuit interrupt
                   destek sayısı;dayama sayısı                                     devre kesilmesi; devrede süreksizlik
                                                                                   oluşması
destek şebeke      support grid
                   destek şebekesi                               devre planı       circuit plan
                                                                                   devrenin bağlantı ve elemanlarını
destek uzaklığı    support distance                                                gösteren resim
                   destek mesafesi; destek uzaklığı
                                                                 devreden          cut out device
destek yapısı      supporting structure                          çıkarma aracı     devreden çıkartan araç
                   destekleme yapısı; destek tablası; üzerine
                   bir makine yada tesisat yerleştirilen         devreden          cut out setting
                   destek elemanı                                                  bir kontrol cihazının sistemi durduracağı
                                                                 çıkarma ayarı
                                                                                   ayar noktası; soğutma sistemlerinde alçak
desteklemek        support (verb)                                                  ve yüksek basınç kesicilerinde uygulanan
                   destek. desteklemek. destekleme. tutma.                         ayar noktaları
                   destek olan
                                                                 devreden          cut out (switch off) (verb)
desteklenmiş       supported                                     çıkarmak          kendisi için kontrol uygulanan bir olayın
                   desteklenmiş; bir destek üzerine                                durması; elle yada otomatik olarak
                   oturtulmuş                                                      devreden çıkmasına neden olan cihaz,

devinim            movement                                      devreden çıkma    cut out (USA cutout)
                   hareket;devinim                                                 devreden çıkma; belirli bir sınır değere
                                                                                   ulaştıktan sonra kendiliğinden devreden
devir bölü         revolutions per minute (rpm)                                    çıkma
dakika             dakikadaki devir sayısı; dakikadaki
                   dönüş sayısı                                  devreden çıkma    cut out point
                                                                 noktası           ulaşıldığında çalışmanın durduğu
devir sayısı       revolutions (number of)                                         ,önceden belirlenen değer
                   devir sayısı; dönel bir elemanın devir                          (basınç,sıcaklık vb)
                   sayısı
                                                                 devretme          rotation
devre              circuit                                       (dönme)           bir eksen üzerinde dönme / devretme.
                   (1) genellikle elektriksel enerji kaynağını                     sıra ile görev alma. rotasyon. girdap.
                   içeren ve bir binadaki yada binaya giren                        dolaşma. döngü. dönme. dönüş. devir.
                   elektrik akımının tam yolu, (2) elektronik                      çevirme. çark.
                   elemanların toplanması;
                                                                 devreye alma      start up
devre bağlantı     circuit wiring                                                  çalışltırma;devreye alma; işletmeye
şeması             elektriksel devre şeması                                        başlama


                   circuit connection                            devreye girm      cut in point
devre bağlantısı                                                                   kontrol işlemin başladığı önceden
                   bir devreyi oluşturmak için yapılan           noktası
                   bağlantılar                                                     belirlenen değer (basınç,sıcaklık vb)


                   circuit diagram                               devreye girme     cut in
devre
                   devrenin temel bağlantı biçimini ve                             kendisi için kontrol uygulanan bir olayın
diyagramı                                                                          başlatılması
                   elemanlarını gösteren diyagram

                   circuit label                                 devreye girme     switch on point
devre etiketi
                   devre üzerinde hangi uygulamaya ait           noktası           devreye girme noktası; bir elektriksel
                   olduğunu gösteren etiket                                        araç karakteristik eğrisinde aracın
                                                                                   devreye girme noktası

devre kesici       circuit breaker
                   (1)önceden belirlenmiş bir aşırı akım         devreyi açmak     break a circuit
                   değerine ulaşıldığında, uygun değerler                          bir devreyi açmak
                   arasında seçildiğinde otomatik olarak
                   devreyi açan araç; (2)buzdolabı gibi içi      devreyi           switch on (verb)
                   soğutulan bir hacmin iç ve dış                kapatmak          devreyi kapatmak; elektrikli bir aracı
                   bölümlerini birbirinden ayırmakta                               devreye almak; çalıştırmak
                   kullanılan, ısıya karşı iyi iletken olmayan
                   şerit. (3)aşırı akım koşullarında elektrik    devreyi kesmek    switch off (verb)
                   devresini açan devre kesici                                     devreyi açmak; elektrikli bir aracı
                                                                                   durdurmak; devreyi kesmek
devre kesici       contact breaker
                   motorlu araçlarda ateşlemeyi kesmekte         dış               exterior
429

                         dış;dış yüzey;dış taraf                       dış hava            temperature of the outside air
                                                                       sıcaklığı           dış mahal havasının sıcaklığı
      dış bina gövdesi   exterior building envelope
                         bina dış gövdesi                              dış hava            outdoor air classification
                                                                       sınıflandırması     dış mahal havasına ilişkin sınıflandırma
      dış boyut          external dimension
                         dışsal boyutlar; dıştan dışa ölçülen
                                                                       dış istasyn         outstation
                         boyutlar
                                                                                           seyrek insan bulunan bir yerde yapılmış
                                                                                           kabin yada istasyon
      dış boyut          outside dimension
                         dış boyut
                                                                       dış mahal fanı      outdoor fan
                                                                                           dış mahalde bulunan fan
      dış çap            external diameter
                         dışsal çap; dıştan dışa ölçülen çap
                                                                       dış mahal fırın     outdoor furnace or boiler
                                                                       yada kazanı         dış mahal kurulumu için yapılmış,bir
      dış çap            outside diameter                                                  havalı ceket ve bunu tamamlayan
                         dış çap;dıştan dışa çap                                           havalandırma olanakları içeren ve dış
                                                                                           mahal kurulumu için olduğu etiketlenmiş
      dış davlumbaz      exterior hood                                                     kazan.
                         dışarıda yerleştirilen ve kanallarla iç
                         mahal havasının bağlandığı davlumbaz          dış mahal           air, outdoor
                                                                       havası              dış mahal havası;
      dış duvar          area of all exterior walls (gross)
      toplam alanı       koşullandırılan bir mahalli kapatan
                                                                       dış mahal kuru      outdoor dry bulb temperature
                         toplulukların dış yüzey alanı (pencere
                                                                       termometre          Dış havaya tutulan bir termometreden
                         alanları da dahil)
                                                                       sıcaklığı           okunan sıcaklık. Dış mahal kuru
                                                                                           termometre sıcaklığı. Bu, kondensere
      dış duvarlar       gross area of exterior walls                                      giren havanın sıcaklığıdır.
      brüt alanı         dıştan ölçülmek üzere, ısıtılan ve/veya
                         mekanik olarak soğutulan bir mahalli
                                                                       dış mahal           coil, outdoor
                         kapatan bütün opak duvarları ,pencere
                                                                       serpantini          dış mahalde yerleşik serpantin; dış mahal
                         alanları ( pervaz dahil) ve kapı alanlarını
                                                                                           serpantini(örneğin split ısı pompası
                         içeren alan.
                                                                                           kondenseri)

      dış gövde          exterior envelope
                                                                       dış mahal           outdoor coil
                         dış gövde,dış zarf,
                                                                       serpantini          bir ısı pompasında dış hava ile temasta
                                                                                           olan yada dışarı yerleştirilmiş olan
      dış hava           outdoor (outside) air                                             serpantin(kışın evaporator yazın
                         dış mahal havası; atmosferik hava                                 kondenser olan kısım)

      dış hava           outside air                                   dış mahal           outdoor temperature
                         dışa mahal havası                                                 dış hava sıcaklığı;
                                                                       sıcaklığı
      dış hava           outside air opening
                         taze hava giriş açıklığı; taze hava giriş     dış mahal           gross floor area over outside or
      açıklığı                                                                             unconditioned spaces
                         ağzı                                          temaslı brüt
                                                                       döşeme alanı        dış mahalle yada koşullandırılmayan
                                                                                           mahallerle temasta olan döşeme alanı
      dış hava           outside air damper
      damperi            dış hava damperi;taze hava damperi
                                                                       dış mahalde         outdoor appliance
                                                                       yerleşik cihaz      dış mahalde yerleşik cihaz
      dış hava           outdoor air change rate
      değişim miktarı    aynı hacim birimleriyle, birim zamanda
                         bina içerisine giren taze hava miktarının     dış sensör          outside sensor
                         bina hacmine oranı. ( normalde, saatteki                          dış mahalde yerleştirilmiş sensor
                         hava değişimi olarak ifade edilir) .
                                                                       dış taraf           outdoor side
                         outside air intake duct                                           istemin iç mahal hava akımının dışındaki
      dış hava giriş
                         taze hava giriş kanalı                                            bir kaynaktan ısı emen yada bu kaynağa
      kanalı                                                                               ısı atan bölümü

      dış hava girişi    outdoor air intake                                                exterior zone,
                                                                       dış zon
                         dış hava girişi; dış hava giriş yeri                              dış zon; harizi zon

      dış hava kısa      short circuit of air external                 dışa akan           efflux
      devresi            emme ve egzoz açıklıklarının birbirine                            dışarı akan; bir konuttan dışarı akıtılan
                         çok yakın olması durumunda, egzoz                                 pis su
                         havasının kısa devre yaparak temiz
                         havayla birlikte mahalle emilmesi
                                                                       dışarı akış         outward flow
                                                                                           dışarı doğru olan akım
      dış hava           outdoor air pollution
      kirliliği          dış hava kirliliği
                                                                       dışarı çıkış hızı   velocity of outflow
                                                                                           dışarı çıkış hızı; bir hava menfezinden
      dış hava           outside air temperature                                           havanın çıkış hızı
      sıcaklığı          dış hava sıcaklığı;
                                                                                                                             430

dışarı hava       exfiltration                                 dıştan              external equalizer
sızıntısı         bir mahalden basınç farkı nedeni ile dış     dengeleyici         bir termostatik ekspansiyon valfte,
                  ortama kaçan hava miktarı.havanın dışarı                         evaporatör girişindeki basıncı valfi
                  kaçması.                                                         çalıştıran elemana iletmek üzere yapılan
                                                                                   bağlantı; dışsal dengeleme bağlantısı
dışarı            pumpout valve
pompalama         bir sistemdeki sıvıyı(kazan vb) dışarı       dıştan dişli        external thread
vanası            pompalamak için kullanılan valf;                                 dıştan diş çekilmiş boru yada mil
                  boşaltım vanası
                                                               dıştan ergitme      external melt
dışarıda          outside storage                                                  dıştan ergitme;
depolama          dış mahalde depolama
                                                               dıştan kar-         external defrosting
dışarıdan         imaging exterior survey                      çözme               dışsal defrost; dıştan ısı uygulanarak
                  dışarıdan görselleştirme çalışması                               yapılan defrost
görselleştirme
                                                               dıştan kurulu       externally mounted air terminal device
dışsal akım       external current
                                                               hava terminal       dış mahallke yerleştirilmiş hava terminal
                  dışsal akım
                                                               cihazı              birimi

dışsal            exterior lighting power allowance
aydınlatma        (ELPA)                                       dıştan monte        clip on refrigerating unit
                  binalarda dış aydınlatma için izin verilen   soğutma birimi      soğuk odaya dışarıdan yada sonradan
gücü sınırı
                  güç sınırı                                                       bağlanan soğutma birimi

dışsal direnç     external resistance                          dıştan titreşim     external vibration isolation
                  bir hava dağıtım sistemi tarafından, cebri   yalıtımı            titreşim elemanı olarak dıştan uygulanan
                  ihavalı bir sisteme uygulanan kuvvet;ısı                         izolatörler
                  makinası yakıtın yanmasıyla elde edilen
                  ısının yada diğer uygun bir kaynağın         dıştan yalıtım      exterior insulation position
                  kullanımıyla çalıştırılan araç;              konumu              binaya dışarıdan veya dış yüzeyden
                                                                                   uygulanan yalıtım
dışsal duyarga    external sensor
                  dışarıdan uygulanan sensör                   dielektrik          dielectric (adj)
                                                                                   elektrik akımlarını geçirmez, dielektrik,
dışsal fan        external fan pressure                                            mücerrit, izole, yalıtkan; yalıtkan madde
basıncı           dışsal fan basıncı                                               veya araç

                  external fan pressurization                  dielektrik          dielectric strength
dışsal fan
                  dışsal fan basınçlandırma                    dayanım             bir yalıtkan maddenin yalıtım
basınç-                                                                            özelliklerini yitirmeksizin dayanabileceği
landırması                                                                         maksimum elektriksel alan değeri

dışsal fan        external fan pressure difference             dielektrik          dielectric thawing
basınç farkı      dışsal fan basıncı farkı                                         eritmenin gerçekleştirilmesi için yapılan
                                                               ergitme
                                                                                   dieletrik ısıtma
dışsal iş         external work
                  dışarıdan bir sisteme verilen iş;harici iş   dielektrik sabiti   dielectric constant
                                                                                   bir malzemenin belirli koşullar altında
dışsal kesici     external interrupt                                               elektrostatik fluks çizgilerini
                  harici kesici; dışsal kesici                                     yoğunlaştırma düzeyinin ölçüsü

dışsal kesici     external interrupt (switch)                  diferansiyel        differential pressure
                  dışsal kesici anahtar                        basınç              1)İki basınç arasında, aralarına bağlanan
anahtar
                                                                                   bir araçla ölçülen basınç farkı ( aynı
                                                                                   referans eksenine göre) (2) bir sistemin
dışsal kesici     external interrupt device                                        herhangi iki noktası arasındaki basınç
cihaz              (1) sigorta, kesmeanahtarı gibi çalışan                         farkı.
                  ekipmanın bütünler parçası olmayan araç
                  (2)bir alarm tarafından alarm noktasında
                                                               diferansiyel        differential pressure control
                  çalıştırılan araç..
                                                               basınç kontrolü     basınç farkına göre kontrol gerçekleştiren
                                                                                   araç
dışsal korozyon   exterior corrosion
                  dışsal korozyon; dış yüzeylerde ortaya
                                                               diferansiyel        differential pressure gauge
                  çıkan korozyon
                                                               basınç-ölçer        basınç farkını okuyan basınç-ölçer

dışsal            external costs
                  dışsal maliyetler                            diferansiyel        differential controller
maliyetler
                                                               kontrol edici       bir farka göre(basınç,sıcaklık) kontrol
                                                                                   işlevini yerine getiren kontrol elemanı
dışsal sıcaklık   external temperature
                  dışa sıcaklık, dış hava sıcaklığı
                                                               diferansiyel        differential manometer (pressure
                                                               manometre)          gauge)
dışsallık         externality                                                      akışkanların basıncını karşılaştıran ve
                  bir ekonomik süreci etkileyen dışsal                             fark basıncı gösteren manometre
                  faktörler
431

      diferansiyel      differential grille                            anemometre
      menfez            diferansiyel menfez
                                                                       dik açılı        right angled
      diferansiyel      differential piston compressor                                  dik açılı;
      pistonlu          diferansiyel pistonlu kompresör
      kompresör                                                        dik açılı        branch at acute angle
                                                                       branşman         bir ana hat borusuna dik açıyla bağlanan
                                                                                        branşman borusu
      diferansiyel      stepped piston compound compressor
      psitonlu          (differential piston compressor)
                        adım pistonlu bilreşik kompresör(              dikdörtgen       rectangular
      kompresör                                                                         dikdörtgen biçimli
                        diferansiyel piston)                           biçimli

      diferansiyel      differential temperature                       dikdörtgen       oblong
      sıcaklık          sıcaklık farkı                                 şeklinde         uzunca, boyu eninden fazla, dik dörtgen
                                                                                        şeklinde olan; dikdörtgen, dikdörtgen
                                                                                        şeklinde, dik dörtgen; yaprakları yumurta
      diferansiyel      temperature, differential in occupied
                                                                                        biçiminde.
      sıcaklık,         zone
      meskun zonda      meskun zon içerisindeki sıcaklık
                        diferansiyeli                                  dikey            upright freezer
                                                                       dondurucu        ticari soğutmada, düşey biçimde
                                                                                        üretilmiş kapaklı ve rafları olan soğutucu.
      difüzör           diffuser
                        dairesel, kare,dikdörtgen kesitli, tavana
                        yerleştirilen, havanın değişik yön ve          dikiş            seam
                        düzlemlerde yönlendirilmesini sağlayan,                         öncelikle hava akımı yönünde
                        birincil ve ikincil havanın karıştırılmasını                    düzenlenen, kanal yüzey elemanlarını
                        iyileştiren hava dağıtımı çıkış aracı                           bağlayan dikiş.


      difüzör çıkışı    diffuser outlet                                dikişsiz         seamless (adj)
                        havayı değişik doğrultularda dağıtmak                           dikişsiz; çekme(boru)
                        üzere tasarlanan çıkış elemanı
                                                                       dikişsiz boru    seamless tube
      difüzör           diffuser terminal                                               dikişsiz çekme boru
      terminali         bünyesinde bir hava terminali içeren
                        difüzör.                                       dikişsiz çekme   seamless drawn tube
                                                                       boru             üzerinde her hangi bir birleştirme izi
      difüzör yarı      diffuser radius of diffusion                                    taşımayan çekme yöntemiyle üretilmiş
                        bir tavan difüzöründen çıkan havanın                            boru. dikişsiz boru.
      çapı
                        önceden belirlenen bir son hız değerine
                        ulaşana kadar olan yatay uzaklık               dikişsiz çelik   seamless steel tube
                                                                       boru             dikişsiz çekme çelik boru
      difüzörlü         troffer (luminaire)
      aydınlatma        ya aydınlatma aparatından yada bir             dilim            segment
      aparatı           egzost bacasından yayılan ısıyı                                 bölüm;dilim;segment
                        kullanarak odayı ısıtmak için kullanılan
                        bir difüzörle HVAC ekipmanı için                                modular boiler
                                                                       dilimli kazan
                        donanmış elektriksel aydınlatma aparatı                         modüler kazan

      difüzyon          diffusion                                                       sectional boiler
                                                                       dilimli kazan
                        (1)bir akışkan moleküllerinin diğer bir                         dilimli kazan
                        akışkan içerisinde hareketi, (2)bir
                        çıkışelemanı tarafından değişik doğrultu
                        ve düzlemlerde bir mahalle verilen             dinamik basınç   dynamic pressure
                        mahal içerisinde dağılması                                      bir akışkan akışında , akışkanın hızı
                                                                                        nedeni ile sahip olduğu basınç.Dinamik
                                                                                        basınç.
      difüzyon alanı    diffusion area
                        bir dağıtım çıkış elemanından çıkan hava
                        jetinin kapladığı alan                         dinamik basınç   dynamic head loss
                                                                       kaybı            dinamik basınçtaki kayıp; dinamik basınç
                                                                                        kaybı
      difüzyon etkisi   diffusion effect
                        difüzyon etkisi
                                                                       dinamik buz      dynamic ice
                                                                                        donma sıcaklığına çok yakın soğutulmuş
      difüzyon etkisi   diffusional effect                                              suyun bir soğutma biriminde akar halde
                        difüzyon etkisi                                                 verilmesi ve cıvık buz elde edilmesini
                                                                                        sağlayan sistem
      difüzyon          diffusion coefficient
      katsayısı         difüzyon katsayısı                                              dynamic behaviour
                                                                       dinamik
                                                                       davranış         dinamik davranış; bir makine elemanının
      difüzyonla        diffusion absorption system                                     dinamik yükler altında sergilediği
      absorbsiyon       güneş radyasyonun yararlanarak çalışan                          davranış
      sistemi           absorpsiyonlu soğutma makinesi
                                                                       dinamik          dynamic direct contact storage
                                                                       doğrudan         dinamik doğrudan temaslı depolama
      dijital           digital anemometer
                        sayısal anemometre                             temasla
                                                                                                                                 432

depolama                                                         direnç               resistance thermometer
                                                                 termometresi         direnç termometresi
dinamik emme       dynamic suction head
basıncı            pozitif statik emme basıncından sürtünme      direnç,elektrik      resistance, electric
                   kayıpları ile hız basıncı toplamının                               bir devrede, akım ve direncin karesinin
                   çıkartılması ile elde edilen basınç.                               çarpımı olarak hesaplanan elektrik
                                                                                      enerjisinin ısı yada radyatif enerjiye
dinamik emme       dynamic suction lift                                               dönüşüm miktarını belirleyen özelliği.
yüksekliği         kaynak pompa merkez çizgisinin altında
                   olduğunda emme yüksekliği ile hız             dirençli             resistance electric heating
                   basıncının toplamı                            elektrikli ısıtıcı   bir iletkenden geçen elektrik akımının
                                                                                      ürettiği ısı ile ısıtmaya dayanan bir ısıtma
dinamik            dynamic requirements                                               biçimi
gereklilik         dinamik gereklilikler
                                                                 dirençli ısıtma      resistance heating element
dinamik kayıp      dynamic loss                                  elemanı              havaya yada bir akışkana ısı yaymak
                   dinamik kayıplar                                                   üzere tasarlanmış, içerisinden geçen
                                                                                      elektrik akımıyla ısı üreten elektriksel
                                                                                      iletim ortamı.
dinamik            dynamic display
sergileme          dinamik sergileme
                                                                 direnme özelliği     resistivity
                                                                                      direnim özelliği; direnirlik
dinamik            dynamic viscosity
viskozite          aralarında bir akışkan içeren iki plakadan                         elbow
                   birisi 1 Pa'lik kesme gerilmesi ile
                                                                 dirsek (boru)
                                                                                      bir boru veya kanalın yön değiştirmesini
                   itildiğinde,akışkan plakalar arasındaki                            sağlayan genellikle doksan derecelik
                   kalınlığa eşit uzunluğu 1 saniyede                                 dönüşleri sağlayan fiting;dirsek
                   alıyorsa, viskozite 1 Pa.s'dir;

                                                                 dirsek               elbow connection
dinamik yük        live load                                                          dirsek bağlantısı
                   bir sistemin normal çalışması sırasında       bağlantısı
                   sisteme binen dinamik yük
                                                                 dirsek, pileli       corrugated elbow, bend genleşmeyi
                   dynamometer                                                        alması için katlı(pileli) malzemeden
dinamometre
                   çalışan bir elektrik yada yakıt yakan bir                          üretilmiş dirsek
                   motorun gücünü ölçen araç
                                                                 dirsekten            distribution from elbow
direk dijital      direct digital control (DDC)                  dağıtım              dirsekten ayrılıp dağıtan kanal
kontrol            analog yada ikili verilerin bir bilgisayar
                   tarafından işlemlenebilmek için sayısal       disk                 disc
                   formata dönüştürülüp fiziksel araçları                             disk;yuvarlak plaka
                   kontrol etmek üzere tekrar analog yada
                   ikili formata çevrildiği kontrol türü.                             disc valve
                                                                 diskli vana
                                                                                      disk yardımıyla açma kapama yapan
direk dijital      DDC (see direct digital control)                                   vana; diskli vana
kontrol(DDC)       DDC birimleri hava sıcaklığını ölçerek
                   ayar değeri ile karşılaştırır ve arada bir                         disc valve (diaphragm valve)
                                                                 diskli vana
                   fark bulunması durumunda bu farkı                                  diyaframlı valf
                   ortadan kaldıracak yanıtları verir;
                                                                 [diyafram
                                                                 vana]
direnç             resistance
                   bir elektrik devresinin yada elektrik         diş adımı            pitch
                   devresindeki herhangi bir elemanın,                                dişlilerde adım,diş adımı; fanlarda kanat
                   belirli bir akım için, enerjinin ısıya                             eğimi; boru tesisatında her hangi bir
                   dönüştürülme miktarını belirleyen                                  yönde boruya verilen eğim
                   özelliği;
                                                                 diş çekmek           thread (cut) (verb)
direnç katsayısı   coefficient of resistance                                          diş çekmek
                   bir iletkenin sıcaklığı değiştiğinde
                   direncinin değişmesini ifade eden katsayı     dişi bağlantı        female connection
                                                                                      dişi bağlantı; iç içe geçerek yapılan
direnç katsayısı   resistance coefficient                                             bağlantılarda dişi parça
                   direnç katsayısı; akışa karşı gösterilen
                   dirençe ilgili katsayı                        dişi bağlayıcı       female connector
                                                                                      dişi bağlayıcı
direnç kaynağı     resistance welding
                   direnç kaynağı; iki bakır elektrot arasında   dişi diş             female thread
                   sıkıştırılan parçanın geçen akımın ısı                             dişi vida dişi; içeriden açılmış diş
                   etkisiyle yapılan kaynak
                                                                 dişli boru           threaded tube (female)
direnç sıcaklık    resistance temperature device (RTD)           (erkek)              dişi diş açılmış boru
cihazı             sıcaklıkla bir iletkenin direncinin
                   değişmesi ilkesine göre sıcaklık ölçmesi
                                                                 dişli boru(dişi)     threaded tube (male)
                   yapan termometre
                                                                                      erkek diş açılmış boru
433

      dişli flanş         threaded flange                                                  olarak mazot kullanan motor
                          dişli flanş; boruya vidalanarak geçirilen
                          flanş                                         dizel yakıtı       diesel fuel
                                                                                           dizel yakıtı;mazot
      dişli manşon        threaded sleeve
                          dişli manşon                                  dizi               array
                                                                                           elektriksel yada solar enerji elde etme
      dişli pompa         gear pump                                                        üzere solar fotovoltaik modül yada solar
                          karşılıkli iki dişlinin dönmesi ve diş                           kollektör veya reflektör’ün birbiri ile
                          boşluklarındaki akışkanın aktarılması                            bağlı olan sayısı.
                          biçiminde çalışan pompa; dişli pompa
                                                                        doğal              natural atmospheric dispersoids
      diyafram            diaphragm                                     atmosferik         atmosferde doğal olarak bulunan
                          diyafram, adese perdesi;böleç, zar; ayıran    parçacıklar        dağılmış parçacıklar
                          zar;elastik yerdeğiştirmesi kıvrımlı
                          yapılarak artırılabilen körükler; iki
                          boşluğu ayıran elastik zar,                   doğal bağlayıcı    natural convector
                                                                                           doğal konvektör doğal konveksiyonla
                                                                                           ısıtma yapan konvektör
      Diyafram            membrane (diaphragm)
      (membrane)          zar; diyafram; termostatik ekspansiyon
                                                                        doğal çekimli      natural draught water cooling tower
                          valflerde birtarafına evaporatör diğer
                          tarafına duyarga basıncının etkidiği          su soğutma         doğal çekimli brülör
                          eleman;                                       kulesi

      diyaframlı          membrane expansion vessel                     doğal çekme        natural draught
      ekspansiyon         diyaframlı genişleme tankı; kapalı devreli                       havadaki sıcaklık farkından kaynaklanan
      valfi               su tesisatlarında sıcaklık ile basıncın                          çekme
                          değişmesini dengeleyen ve bu basıncı
                          tesisata iletmemekte kullanılan tank          doğal çekmeli      natural draught burner
                                                                        brülör             doğal çekimli brülör
      diyaframlı filtre   membrane filter
                          bir zar filtre elmanı üzerinde numunenin                         natural fall
                          uygulanması ile yapılan ve içme suyunun
                                                                        doğal düşme
                                                                                           doğal düşme
                          mikrobiyolojik testinde kısa sürede en iyi
                          sonucu veren yöntem;
                                                                        doğal filtrasyon   natural filtration
                                                                                           doğal filtrasyon
      diyaframlı          diaphragm compressor
      kompresör           diyaframlı kompresör; bir diyaframın
                          piston hareketleriyle açılıp çekilmesi ile    doğal frekans      natural frequency
                          emme ve basma yapan kompresör                                    doğal frekans


                          diaphragm control valve                       doğal gaz          natural gas
      diyaframlı
                          diyaframlı kontrol vanası                                        merkezi bir gaz şirketi tarafından
      kontrol vanası                                                                       binalara dağıtılan(genellikle metan) hidro
                                                                                           karbon gaz. doğal gaz, lpg demek
      diyaframlı          membrane manometer (diaphragm                                    değildir.
      manometre           manometer)
                          farklı basınç bölgelerini birbirinden                            gas geyser
                                                                        doğal gazlı
                          ayıran bir diyaframın sapmalarını ölçerek                        LPG tüpü ile çalışan sıcak su ısıtıcıları vb
                          basınç belirleyen bir aneroid basınç ölçer    şofben
                                                                                           cihazlar

      diyagram            diagram                                                          natural air circulation
                                                                        doğal hava
                          kavramların,düşüncelerin,yapıların,                              sıcaklık farklarından kaynaklanan
                          istatistik verilerin,insansal etkinliklerin   sirkülasyonu
                                                                                           yoğunluk farkının tetiklediği hava
                          her türünün daha kolay ve açık                                   sirkülasyonu.
                          anlaşılması için basitleştirilmiş ve
                          görselleştirilmiş sunum biçimi
                                                                        doğal              natural ventilation
                                                                        havalandırma       havanın, pencereler, kapılar gibi bilinçli
      diyagram resmi      diagrammatic drawing                                             olarak bırakılmış açıklıklardan yada
                          diyagram biçiminde gösterim; diyagram                            motorsuz vantilatörlerden yada
                          biçiminde resim                                                  infiltrasyon yoluyla bina içine ve dışına
                                                                                           doğru hareketi
      dizel çevrimi       diesel cycle
                          dizel çevrimi;yanma odasına püskürtülen                          natural ventilation
                                                                        doğal
                          yakıtın sıkıştırma sonu sıcaklık artışı ile                      doğal havalandırma; binadaki
                          tutuşturulduğu motor çevrimi                  havalandırma
                                                                                           açıklıklarsan baca etkisi,kaldırma güçleri
                                                                                           ve diğer doğal kuvvetlerin
      dizel motorlu       diesel air compressor                                            kullanılmasıiile yapılan havalandırma
      hava                dizel motoru ile tahrik edilen hava
      kompresörü          kompresörü                                                       natural ventilation system
                                                                        doğal
                                                                        havalandırma       doğal havalandırma sistemi
      dizel motoru        diesel engine                                 sistemi
                          ısıtma bujileri dışında bir ateşleme bujisi
                          içermeyen yakıtın atomizasyonu ve                                natural convection
                                                                        doğal
                          sıkıştırılması ile patlama sağlayan, yakıt                       havanın yada suyun yoğunluk farkı
                                                                                                                              434

konveksiyon       nedeniyle ortaya çıkan sirkülasyon                               mallar üzerinde yıpratıcı etkiler yaratma
                  biçimi.doğal sirkülasyon.                                        potansiyeline sahip olan malzemeler;

doğal             natural convection air cooler               doğru akım           direct current (dc)
konveksiyonlu     doğal hava sirkülasyonu ile çalışan hava                         akım karakteristiklerinin zaman
hava              soğutucusu.                                                      içerisinde değişmediği, tek yönde akan,
                                                                                   genellikle düşük gerilim ve yüksek akım
soğutucusu
                                                                                   karakteristiklerine sahip elektrik akımı;
                                                                                   dipik kısaltması ‘DC,dc’
doğal             natural convection condenser
konveksiyonlu     doğal konveksiyon kondenseri;
                                                              doğru akım           direct current motor
kondenser                                                     motoru               doğru akım motoru

doğal             natural convection cooling                                       direct current/alternating current
                                                              doğru
konveksiyonlu     doğal konveksiyonlu soğutma                                      (dc/ac) converter
                                                              akım/alternatif
soğutma                                                       akım                 doğru akımı alternatif akıma dönüştüren
                                                                                   konverter
doğal             natural convection type air cooler
konveksiyonlu     hava sirkülasyonu için doğal                doğrudan akış        direct flow valve
tür hava          konveksiyona dayanan hava soğutucusu.       valve                doğrudan akış valfi;doğrudan akışlı valf
soğutucusu
                                                              doğrudan             direct coupling
doğal olarak      naturally stratified storage                akuple               tahrik edilen makinenin tahrik eden
                  doğal katmanlaşmalı ısıl depolama                                makineye doğrudan bağlanması; direk
katmanlaştırıl
                                                                                   kuplaj
mış depolama
                                                              doğrudan             direct fired air heater
doğal olarak      naturally conditioned spaces, occupant                           bir proses için doğru oranlarda gaz ve
                  controlled                                  ateşlemeli hava
koşullandırılan                                                                    hava karışımı sağlayan direk ateşlemeli
                  mahaldeki ısıl konforun, içeride            ısıtıcı
mahaller, insan                                                                    ısıtıcı
                  bulunanlar tarafından pencerelerin açılıp
kontrollü
                  kapanmasıyla düzenlendiği mahaller.
                                                              doğrudan             direct fired heater
                                                              ateşlemeli ısıtıcı   direk ateşlemeli ısıtıcı
doğal             natural purification
saflaştırma       doğal temizleme
                                                              doğrudan             direct flame incineration
                                                              ateşlemeli           doğrudan ateşte yakma işlemi
doğal             gravity circulation
                  yoğunluk farkı ile tetiklenen doğal         yakma
sirkülasyon
                  sirkülasyon
                                                              doğrudan             close coupling
doğal             natural circulation                         bağlama              yakıt üretim ekipmanının yakıtı kullanan
                  doğal sirkülasyon; yoğunluk farkından                            ekipmana yakın bulunduğu ( yada
sirkülasyon
                  kaynaklanan sirkülasyon                                          doğrudan bağlandığı) enerji sistemi.

doğal             gravity circulating evaporator              doğrudan bağlı       directly connected newwork
                  üzerinden havanın doğal biçimde sirküle     şebeke               internete doğrudan bağlanan ve diğer
sirkülasyonlu
                  ettiği evaporatör                                                şebekelere tam erişime sahip şebeke
evaporatör
                                                              doğrudan             component direct evaporative cooler
doğal             gravity circulation heating                                       bir fan içermeyen ve doğrudan geçen
                  doğal sirkülasyonla ısıtma                  buharlaştırıcı
sirkülasyonlu                                                                      havaya maruz, sirküle eden yada etmeyen
                                                              soğutucu
ısıtma                                                                             suyun buharlaşması ile doymamış
                                                                                   havanın duyulur ısısını gizli ısıya
doğal             gravity circulating system                                       çevirmekte kullanılan kabin
sirkülasyonlu     tabii dolanımlı sistem.isıtma ve merkezi
sistem            soğuk su tesisatlarında sıvı ortamın        doğrudan buz         direct ice contact
                  sistemde dolaşmasının yoğunluk farkı ile    teması               havayı dğrudan buz yüzeyleri işle temas
                  gerçekleştirildiği,her hangi bir pompanın                        erttirerek soğutan ve mahalle veren
                  kullanılmadığı sistem.                                           sistem

doğal             gravity system                              doğrudan buzla       direct ice contact (external melt)
sirkülasyonlu     bir akışkanın sirküle edilmesinde           temas(dıştan         buz yüzeylerine dıştan temas eden
sistem            akışkanın yoğunluk farkından yararlanan     ergitme)             havanın soğutulması
                  sistem; doğal sirkülasyon sistemi
                                                              doğrudan             direct return heating system
doğasında         interferent                                                      evsel sıcak sulu ısıtmada iki (2) borulu
                  tabiatında var olan, ayrılmaz, doğasında    dönüşlü ısıtma
bulunan                                                                            sıcak su sirkülasyon sistemi, ısıtma
                  var olan;doğasında bulunan                  sistemi
                                                                                   birimine giren suyun mahalde ısı
                                                                                   bıraktıktan sonra dönüş borusundan
doğasında         materials inherently hazardous (to life                          doğrudan kazana yönlendirildiği ısıtma
tehlike taşıyan   and property)                                                    sistemi
malzemeler        bir borunun ani patlamasıyla ortaya
                  çıktığında , yakma, çarpma ve buhar                              direct exhaust system
                                                              doğrudan egzoz
                  konumuna atlama yoluyla insanlar ve                              üretici verilen veya yapılması önerilen
                                                              sistemi
435

                        içerisinden cihazdan çıkan yanma                                tutulması
                        ürünlerinin doğrudan atmosfere açıldığı
                        ve bir çekme elemanı içermeyen mekanik        doğrudan          direct injection humidifier
                        sistem                                                          içerisinde suyun doğrudan hava akımına
                                                                      püskürtmeli
                                                                      nemlendirme       püskürtülerek nemlendirme yapılan
      doğrudan          direct acting diaphragm valve                                   nemlendirici
      etkileyen         doğrudan etkili diyafram valf
      diyaframlı vana                                                 doğrudan sıcak    direct hot water supply
                                                                      su beslemesi      direk sıcak kullanım suyu sistemi;
                        direct acting thermostat                                        içerisindeki bir elektrikli ısıtıcıyla
      doğrudan
                        doğrudan etkiyen termostat                                      doğrudan kullanım suyunu ısıtan sistem
      etkiyen
      termostat                                                                         direct cylinder
                                                                      doğrudan
                                                                      silindir          içerisindeki su bir elektrikli ısıtıcıyla
      doğrudan          direct acting valve                                             veya sadece su ısıtma için tasarlanmış bir
      etkiyen vana      duyulan dengeleme basıncı ile ters etki                         kazan yardımıyla ısıtılan depo(silindir)
                        göstererek ve sıcaklık duyucu elemanın
                        sıcaklığı ile doğru tepki vererek valf
                                                                      doğrudan          direct cooling
                        geçidinin açıldığı ekspansiyon valf;
                                                                      soğutma           içerisindeki soğutkanın buharlaştığı
                                                                                        evaporatörün soğutulacak mahalle
      doğrudan          direct expansion (dry-expansion)                                yerleştirilmesiyle elde edilen soğutma
      genişleme (kuru   refrigerating system
      genişleme)        evepratöre soğutkanın bir TX valften
                                                                      doğrudan          direct cooling system
                        geçtikten sonra buharlaşıp, kompresörden
                                                                      soğutma sistemi   buharlaşan soğutkanın soğutulacak
                        kondensere basıldığı mekanik soğutma
                                                                                        mahalle yerleştirildiği mekanik soğutma
                        çevrimiyle çalışan soğutma sistemi
                                                                                        sistemi

      doğrudan          direct expansion system
                                                                      doğrudan          direct refrigerating system
      genleşme          doğrudan genleşmeli sistem
                                                                      soğutma sistemi   doğrudan soğutma sistemi; soğutkanın
      sistemi                                                                           doğrudan buharlaşması ile yapılan
                                                                                        soğutma
      doğrudan          direct expansion (dx) coil
      genleşme/DX)      soğutkanın doğrudan doğruya içerisine         doğrudan          direct drive
      serpantini        püskürtüldüğü evaporatör serpantini.          tahrik            tahrik eden makinenin tahrik edilen
                                                                                        makineye doğrudan bağlandığı tahrik
                                                                                        biçimi
      doğrudan          direct expansion refrigerating system
      genleşmeli        ısının emildiği(kaynak) bir çevre ile
                        istenmeyen ısının atıldığı(çukur) bir diğer   doğrudan          direct contact heat exchanger
      soğutma sistemi                                                                   birbiriyle karışmayan iki sıvının fiziksel
                        çevre arasında çalışan ve ısıyı düşük         temaslı ısı
                        sıcaklıktan emip yüksek sıcaklıktaki          eşanjörü          temas yoluyla ısı değişimi yaptıkları ısı
                        çevreye atabilen herhangi bir sistem.                           eşanjörü türü


      doğrudan güneş    direct solar radiation                        doğrudan yük      direc t load management
                        güneşten alınan ve atmosfer,yer gibi          yönetimi          genellikle konutsal tüketicilere
      radyasyonu                                                                        uygulanan ve pik yük zamanlarında güç
                        objeler tarafından dağıtılmamış
                        radyasyon.; Buna ışın demeti yada ışın                          beslemesini keserek yükün kesilmesine
                        radyasyon adı da verilir.                                       yol açan bir kontrol etkinliği


      doğrudan          direct vent system (appliance)                doğrulama         confirmation
                        yanma havasının doğrudan iç mahalden                            dogrulamak. pekistirmek. Onaylamak
      havalık sistemi
                        çekilip, yanma ürünü gazların doğrudan
                        dış mahalle boşaltıldığı bir tür yanmalı      doğrulama         validation
                        ısıtma sistemi                                                  doğrulama; geçerli sayma;

      doğrudan          direct heating system                         doğrulama testi   confirming test
      ısıtma sistemi    doğrudan ısıtma sistemi                                         birincil testi doğrulamak amacıyla
                                                                                        tamamen bağımsız ve aynı anda
                                                                                        yürütülen test
      doğrudan          direct normal (beam) irradiance
      nırmal            bir yüzeye dik gelen direk güneş
                        radyasyonu                                    doğrulamak        confirm
      radyasyon                                                                         dogrulamak. pekistirmek. onaylamak.
                                                                                        (kiliseye) kabul etmek. üye etmek.
      doğrudan          direct reading
      okuma             bir ölçü aracının üzerinden doğrudan          doğruluk          accuracy
                        okuma                                                           bir ölçme aracının, ölçülen büyüklüğün
                                                                                        gerçek değerini gösterme
      doğrudan          direct reading instrument                                       yeteneği;ölçülen büyüklüğün gerçek
      okumalı ölçü      üzerinden doğrudan ölçü alınabilen ölçü                         değeri ile okunan değeri arasındaki fark
      aracı             aracı                                                           olan gösterge hatası, ölçme aracının
                                                                                        sağlıklılığı olarak adlandırılır;sağlıklılık
                                                                                        tam ölçeğin yüzdesi ile ifade edilir.
      doğrudan          direct interception
      önleme            bir filtrede parça büyüklüğü
                        gözeneklerden büyük olduğunda                 doğruluk          accuracy (controls)
                        doğrudan çarpma yoluyla parçaların            (kontrol)         bir ölçme aracının, ölçülen büyüklüğün
                                                                                                                                436

                     gerçek değerini gösterme                                         kazı yapılmış bir alanı doldurmakta
                     yeteneği;ölçülen büyüklüğün gerçek                               kullanılan malzeme
                     değeri ile okunan değeri arasındaki fark
                     olan gösterge hatası, ölçme aracının           doldurma          filling
                     sağlıklılığı olarak adlandırılır;sağlıklılık                     genellikle ziraat ve ticari amaçlarla daha
                     tam ölçeğin yüzdesi ile ifade edilir.                            kuru bir alan yaratmak amacayıla çoğu
                                                                                      zaman çevre yönünden yıpratıcı atıklar,
doğrusal             linear                                                           pislikler ve çamur gibi maddelerin sulu
                     doğrusal; matematikte eklenebilirlik(                            bir alana boşaltılması.
                     additivity) ve komojenlik(homogenity)
                     özelliğine sahip fonksiyonlar, doğrusal        doldurma          fill
                     fonksiyonlar                                                     (1)doğal toprak yada atık maddelerden
                                                                    [dolgu]
                                                                                      insan eliyle üretilen dolgu (2) su soğutma
doğrusal             linear expansion                                                 kulelerinde suyun düşerken
genleşme             uzunlamasına,boyuna genleşme; ısı                                parçalanmasını sağlayan kimyasal işlem
                     karşısında cisimlerin doğrusal genleşmesi                        görmüş tahta latalar

doğrusal hava        linear air diffuser                            doldurma aracı    filling device
difüzörü             vorteks akım avantajlarından yararlanan,                         dogu yapma aracı; doldurma cihazı
                     çıkıştaki tavanlara,asansörlere ve
                     çevresel alanlara yerleştirilerek hava-        doldurma          charging connection
                     perdesi niteliğinden yararlanılan lineer                         bir soğutkan sistemini soğutkanla
                                                                    bağlantısı
                     difüzör                                                          yükleme olanağı kazandıran araç

doğrusal             linear grille                                  doldurma          filling pipe
menfez               doğrusal üfleme yapan menfez                                     bir tanka veya bir sisteme dışarıdan sıvı(
                                                                    borusu
                                                                                      genellikle su veya yakıt) doldurmak için
dolaylı ateşleme     indirect firing                                                  kullanılan boru; doldurma borusu
                     bir kazan içerisinde bir ısı eşanjörünün
                     giren çıkan suya ısı transferi yaptığı         doldurma          filling vent
                     ısıtma sistemi                                 havalığı          doldurma sırasında içerideki buharların
                                                                                      atılmasını sağlayan havalık
dolaylı              indirect fired heater
ateşlemeli ısıtıcı   kapalı devre olan bir kazan birimi             doldurma ısıl     fill thermal insulation
                     içerisine bakır borudan yapılmış bir           yalıtım           mineral yünü ve selülozik malzemelerin
                     kovan-boru ısı eşanjörünün yerleştirildiği                       yalıtım boşluğuna doldurulması ile elde
                     ve kazanda ısınan suyun eşanjöre giriş                           edilen yalıtım
                     çıkış yapan suya ısı verdiği ısıtıcı sistem;
                     dolaylı ısı sistemi                            doldurma ısıl     fill thermal insulation (loose fill)
                                                                    yalıtım (gevşek   genellikle tavan ve döşeme ile duvar
dolaylı              component indirect evaporative cooler          dolgu)            yalıtımında kullanılan mineral yünü ve
buharlaştırma        bir dolaylı (indirect) evaporatif soğutma                        selülozik malzemeden yapılan yalıtım
eşanjörü             ısı eşanjörü, eşanjörün yaş geçitlerine su                       maddeleri
                     veren bir eleman,havuz ve dağıtım
                     sistemini bağlayan boru tesisatı içeren,       doldurma          charging valve
                     dolaylı evaporatif soğutma cihazı              vanası            soğutma devrelerinde soğutkan dolgusu
                                                                                      için kullanılan valf.sıvı olarak
dolaylı              indirect evaporative cooling unit                                doldurmada receiver üzerinde,gaz olarak
evaporatif           bir paket, yarı paket, yada endirekt                             doldurmada kompresör üzerinde bulunur.
soğutma birimi       evaporatif soğutmanın elemanını anlatan
                     ANSI/ASHRAE Standard 1432000’de                dolgu [astar]     filler
                     kullanılmak üzere oluşturulmuş kısaltma;                         astar; dolgu malzeme, boşluk doldurmak
                     bu terim, bu belgede de metin içerisinde                         için kullanılan; delik tıkamak için
                     evaporatif soğutma birimi yada                                   kullanılan herhangi bir şey.
                     evaporatif soğutma için kullanılmaktadır.
                                                                    dolgu kaynağı     fillet weld
dolaylı              indirect evaporative cooler                                      bir metal yüzeyinde çeşitli nedenlerle
evaporatif           birincil bir hava akımını nem                                    oluşan oyukların doldurulması için
soğutucu             eklemeksizin,ikincil bir hava akımıyla                           yapılan kaynak; dolgu kaynağı
                     duyulur soğutmak için kullanılan ısı ve
                     kütle transferi cihazı. İkinci hava bir yaş                      filler material
                                                                    dolgu
                     termometre farkı (depression) sağladığı                          bir buz dolabının test malzemesi
                     için bu akım birincil hava için ısı çukuru     malzemesi
                                                                                      içermeyen bölümlerini doldurmakta
                     oluşturur                                                        kullanılan; su yada % % 50±2 damıtık su
                                                                                      % 50±2 propilen glikol karışımı
dolaylı soğutma      indirect cooling system
sistemi              doğrudan soğutkanın buharlşlamasıyla                             filler package
                                                                    dolgu paketi
                     değil, soğutkan tarafından soğutulan bir                         gerçek ürün karakteristiklerine yakın
                     ortamla(salamura,su) soğutma yöntemi                             nitelikteki dolgu malzemelerini içeren ve
                                                                                      test sırasında ürün yerine kullanılan
dolaylı tahrik       indirect drive                                                   kapların boşlukları arasında yerleştirilen
                     dolaylı tahrik; bir kayış kasnak düzeni                          dolgu paketleri;
                     veya dişli düzeni ile tahrik
                                                                    don oluşumu       frost formation
doldurma             backfill                                                         evaporatör serpantinleri üzerinde oluşan
437

                        ve hava akımını kısıtlayan kar oluşumu                       dondurulması ve
                                                                                     buz kristallerinin alınması yoluyla derişik
      donanım(PC)       hardware                                                     hale getirilmesi.
                        bağlayıcılar, menteşeler,kürekler ve
                        tırmıklar gibi elemanlar; bilgisayarda       dondurucu       freezant
                        donanım                                                      ürünlerin dondurulmasında kullanılan,
                                                                                     genellikle bir soğutma sisteminin
      dondurarak        freeze out                                                   evaporatörü tarafından soğutulan ortam.
      ayırma            bir karışımın bileşenlerinden birini, bunu
                        dondurarak ayırma                            dondurucu       freezant
                                                                                     dondurucu soğutkan; S23 gibi atmosferik
      dondurarak        freeze out (verb)                                            basınçta donma sıcaklığı çok düşük olan(
                        bir karışımın bileşenlerinden birini, bunu                   -70C civarında) soğutkanlar
      ayırmak
                        dondurarak ayırmak
                                                                     dondurucu       freezer capacity
      dondurma          freezing                                     kapasitesi      bir çalışma süresinde depoya
                        ısı çıkartarak bir sıvı maddenin yada bir                    yerleştirilebilecek ürün miktarı
                        besinin sıvı kısmının katı hale
                        dönüştürüldüğü süreç                         dondurucu       freezing mixture
                                                                     karışım         tuzla buz kırıkları karıştırılarak ergime
      dondurma          ice cream                                                    sıcaklığı düşürülmüş olan karışım
                        krema veya değişik eşdeğer maddelerden
                        birini ve değişik tatlar içeren donmuş       dondurucunun    net freezer refrigerated volume
                        haldeki tatlı besin maddesi.                 net soğutma     derin dondurucudaki net depolama hacmi
                                                                     hacmi
      dondurma          freezing compartment
      bölümü            bir soğutucuda dondurma için ayrılmış                        frozen food
                                                                     dondurulmuş
                        bölüm                                                        dondurulmuş besin; uzun süre saklanmak
                                                                     besin
                                                                                     üzere dondurulmöuş besinler
      dondurma          freezing equipment
      ekipmanı          dondurucu ekipman                                            frozen food cabinet
                                                                     dondurulmuş
                                                                     besin kabini    donmuş besinlerin kısa dönemli
      dondurma ile      freeze desalination                                          depolanması için kullanılan kabin
      tuzdan arıtım     tuzlu yada suyun yada tuz salamurasının
                        dondurularak, tuz içermeyen kristallerin     donma           frost
                        toplanıp tekrar ergitilmesi                                  ayaz. don. kırağı. donmak. buzlanmak.
                                                                                     kırağı ile kaplanmak. (cam)
      dondurma          freezing plateau (thermal arrest)                            buzlandırmak.
      platosu           ürünün dondurulması sırasında, sıcaklık
                        zaman grafiğinde sıcaklığın teorik olarak    donma           freezing temperature
                        sabit kaldığı kısım. bu alan gizli ısının    sıcaklığı       donma sıcaklığı; bir besinin atmosferik
                        çıkartılması için gerekli zamanla                            basınçta içerdiği su miktarının donmaya
                        oluşturulur.                                                 başladığı sıcaklık

      dondurma          freezing process                             donma hızı      freezing speed
      prosesi           besin maddelerinin dondurulması süreci;                      donma hızı

      dondurma          ice cream hardening process                  donma kabuğu    shell freezing
      sertleştirme      dondurma sertleştirme süreci, derin                          donmuş-kurutma işleminde malzemenin
                        dondurma sıcaklıklarında soğutma ve                          güvenle kurutulmasını sağlamak üzere
      süreci
                        karıştırma işlemlerini içeren süreç                          malzeme üzerinde oluşturulan donma
                                                                                     kabuğu
      dondurma          ice cream freezer
      soğutucusu        dondurma karışımını kısmen dondurmak         donma           freezing rate (speed of freezing)
                        üzere kullanılan aparat.                     miktarı(hızı)   besinin yüzeyinden ısıl merkezine kadar
                                                                                     olan uzaklığın, yüzeyin 32°F (0°C) ye
                        freezing tank                                                ulaşması için gerekli zaman ile ısıl
      dondurma
                        düşük sıcaklıklı salamura içeren,içerisine                   merkezin 14°F (10°C)’ye ulaşması için
      tankı                                                                          gerekli zaman arasındaki farka oranı.
                        daldırılan maddelerin dondurulmasında
                        kullanılan tank.
                                                                     donma noktası   freezing point
      dondurma tesisi   freezing plant                                               ısı çekimi yoluyla, belirli bir basınçta bir
                        özellikle donmuş besin hazırlamak                            maddenin sıvı fazdan katı faza geçtiği
                        amacıyla besinlerin dondurulması için                        sıcaklık derecesi. donma noktası.
                        tasarlanmış tesis,fabrika vb.
                                                                     donma süresi    freezing time
                        tunnel freezer (freezing tunnel; blast-                      herhangi bir tam dondurma sürecinin
      dondurma
                        freeze tunnel)                                               gerçekleşmesi için gerekli zaman
      tüneli
                        dondurma tüneli; besin maddeleri bir
                        uçtan girip diğer uçtan çıkarken donar       donma           freeze stat
                                                                     termostatı      su içeren serpantinlerin donmasını
                        freeze concentration                                         önlemek üzere kullanılan alçak sınır
      dondurmayla
                        (cryoconcentration)                                          termostatı,
      derişim
                        bir çözeltinin suyun kısmen
                                                                                                                            438

donma yanığı      freezer burn                                                   bitkilerin sıvı azot kullanılarak(-196 C)
                  et ürünlerinin aşırı düşük sıcaklıkta tadı                     un haline getirilmesi işlemi; bu işlemde
                  ve görünümünden kaybetmesine neden                             besinin içerdiği bütün vitaminler ve aktif
                  olan donma.                                                    maddeler ile enzimler yıpranmaz.

donma             no frost refrigerating system                donmuş su         iced water
yapmayan          ev soğutucularında evaporatörü kar ve                          donmuş su
soğutma sistemi   buz yapmayan soğutucu türü.
                                                               donmuş taşıyıcı   carrying freezer
                  frost damage                                                   dondurucu tasarımına sahip
donmadan
                  besinlerin donma sırasında uğradığı                            taşıma(nakletme) aracı; donmuş haldeki
yıpranma                                                                         malzemeyi taşıyan araç
                  yıpranma;

                  frostbite (frost damage; freezing            donmuş toprak     permafrost
donmadan
                  injury)                                                        iki yada daha fazla yıl donma
yıpranma                                                                         sıcaklığında veya bu sıcaklığa yakın
                  hücrelerinde buz oluşması nedeniyle
                  canlı organizmaların ve bitkilerin                             sıcaklıkta olan toprak; kutupsal
                  donarak yaralanması                                            bölgelerde, ve bazı yükseltisi fazla
                                                                                 bölgelerde, mevsimden mevsime oluşan
                                                                                 donmuş toprak.
donmak,           freeze (verb)
dondurmak         dondurmak; donmak
                                                               donmuş            frozen earth storage (frozen ground
                                                               toprakta          storage; frozen soil storage)
donmaya           freeze resistant                                               uçucu sıvı bileşiklerin donmuş topraktaki
                  donmaya direnimli; donma yapmayan
                                                               depolama
direnimli                                                                        çukur veya depolar içinde saklanması
                  malzemeler(bazı seramikler gibi)
                                                               DOP testi         DOP test (dioctylphthalate)
donmuş            frosted                                                        dioctylphthalate'ın kanserojen olması
                  donmuş; buzlanmış                                              nedeniyle değiştirilmesine rağmen test
                                                                                 adının değiştirilmediği HEPA filtre test
donmuş besin      frozen food weight factor                                      yöntemi;
ağırlık faktörü   net dondurucu hacim değerlemesinde
                  kullanılan 35 lb/ft3 (560 kg/m3) çevirme     Doppler etkisi    Doppler effect
                  katsayısı; ticari olarak bulunan                               ses dalgaları üreten bir kaynağa göre
                  paketlenmiş haldeki donmuş besinlerin                          hareketli olan bir gözlemcinin algıladığı
                  çoğu 35 lb/ft3 (560 kg/m3)’ten düşük                           ses frekansının değişmesi olayı; Christian
                  ağırlıktadır.                                                  Doppler'in adıyla anılan etki

donmuş besin      frozen food storage room (freezer            dosya             file
depolama odası    room)                                                          bilgisayarda ve siziksel olarak içerisinde
                  donmuş besinleri alma ve depolama için                         dökümanların depolandığı birim;
                  tasarlanmış soğuk oda.
                                                               dosya adı         file name
donmuş besin      frozen food store                                              her dosyayı diğerinden ayırmak için
deposu            sadece donmuş besin depolama odalarını                         verilen isim; dosya adı
                  içeren depo.
                                                               doş duvar         external wall
donmuş besin      frozen food locker                                             dış duvar;
kilitli bölmesi   çok bölümlü toplu bir tesiste besinlerin
                  dondurulması için kullanılan tekil                             DotNET (.NET)
                                                               DotNET
                  kilitlenebilir bölme                                           interaktif web,intranet ve ekstranet
                                                                                 yaratmak ve yönetmek için uygun
donmuş besin      frozen food display case                                       nitelikte açık web uygulama çatısı ideal
sergileme         donmuş besinlerin sergilenmesi için                            kaynak
soğutucusu        tasarlanmış tezgah.
                                                               doygunluk         saturation tables
donmuş            freeze drying                                tabloları         doyma tabloları; su buharının değişişk
                  donmuş kurutma; kritik basınç ve                               sıcaklık ve basınçlardaki termodinamik
kurutma
                  sıcaklıkta sıvılaşmadan buharlaşma ilkesi                      özelliklerini gösteren tablolar
                  ile yapılan kurutma
                                                               doyma             saturation
donmuş            freeze drying additive                                         doyma; doymuş hale gelme;
kurutma           donmuş kütlenin çıkartılmasını
katkısı           kolaylaştırmak üzere dondurulacak            doyma basıncı     saturation pressure
                  maddeye eklenen madde.                                         belirli bir sıcaklıkta sıvı ve buharın denge
                                                                                 durumunda olduğu basınç.
donmuş            freeze dryer
kurutucu          donmuş durumdaki suyun çıkartılarak          doyma buhar       saturation vapour pressure
                  maddenin kurutulması için kullanılan         basıncı           doyma buhar basıncı;kapalı bir kapta
                  aparat. içerisinde ürünün donmuş                               sıvının buharlaşmaya başladığı basınç
                  kurutulduğu silindirli donmuş kurutma
                  aparatı                                      doyma değeri      saturation value
                                                                                 su buharı adsorbe edicinin tutabileceği
donmuş öğütme     freeze grinding                                                nem değeri
439

      doyma derecesi    degree of saturation                          doymuş buhar    saturation vapour density
                        doyma derecesi.havanın belli bir basınçta     yoğunluğu       doymuş buhar yoğunluğu; doymuş
                        doymuş halde iken bulundurabileceği                           durumdaki buharın birim hacimdeki
                        nem miktarı ile,içerisinde bulunan nem                        ağırlığı
                        miktarı arasındaki oran.
                                                                      doymuş hava     saturated air
      doyma eğrisi      saturation curve                                              suyun kısmi basıncının, bulunduğu
                        psikrometrik diyagramda doyma                                 sıcaklıktaki suyun buhar basıncına eşit
                        durumunu ifade eden noktaları birleştiren                     olduğu nemli hava.
                        eğri.doyma eğrisi.
                                                                      doymuş sıvı     saturated liquid
      doyma eksikliği   saturation deficiency                                         belirli bir basınçta buharlaşma
                        aynı sıcaklık ve basınçta, bir hava                           sıcaklığında olan sıvı.doymuş sıvı.
                        örneğinin nemlilik oranı ile doymuş
                        havanın nemlilik oranı arasındaki fark.       doymuş          saturated refrigerant vapour
                                                                      soğutkan        belirli bir basınçta doyma sıcaklığında
      doyma hattı       saturation line                               buharı          bulunan soğutkan buharı.
                        faz diyagramında basınçlara göre doyma
                        noktalarını birleştiren eğri; doyma eğrisi
                                                                      doymuş su       saturated water vapour
                                                                      buharı          doymuş durumdaki su buharı
      doyma karışım     saturation mixing (humidity) ratio
      oranı             nemli havanın, aynı t sıcaklığı ve p
                        basıncındaki suya ( yada buza) göre           doymuuş buhar   saturated vapour pressure
                        karışım ( nemlilik) oranı Ws ( t, p)          basıncı         belirli bir sıcaklığı doyma sıcaklığı
                                                                                      olarak kabul eden basıunç; sıvının
                        saturation point                                              buharlaşmaya başladığı sıcaklığa karşı
      doyma noktası
                        doyma noktası; belirli bir basınçta sıvının                   gelen basınç
                        buharlaşmaya başladığı sıcaklık derecesi
                                                                      doz             dose
                        saturation ratio                                              bir mddede(yada bir organizmada)
      doyma oranı
                        doyma oranı; gerçek özgül nem                                 istenen etkiyi yaratabilecek olan
                        değerinin; aynı sıcaklıktaki doymuş                           minimum katkı maddesi miktarı
                        havanın nem özgül değerine oranı
                                                                      doz ayarlamak   dose (verb)
                        saturation temperature                                        dozlamak;dozunu ayarlamak; bir
      doyma sıcaklığı
                        belirli bir mutlak basınçta, saf soğutkan                     maddenin ölçümlü miktarını bir başka
                        yada bir azetropik soğutkanın sıvı ve                         ortam yada maddeye karıştırmak
                        buhar iki fazlı durumundan kaynaklanan
                        denge sıcaklığı                               doz miktarı     dose rate
                                                                                      doz miktarı
      doyma verimi      saturation effectiveness
                        evaporatif soğutma birimi ( ECU)              dozaj           dosage
                        tarafından elde edilen kuru termometre                        bir maddenin içerisine aktarılan
                        sıcaklık düşümünün, giriş havası                              ölçümlü(belirli) madde miktarı; dozaj
                        yaştermometre sıcaklığı azaltımına (
                        depression) oranı                             dozlama         dosing pump
                                                                      pompası         dozlama pompası; kazana veya havuz
      doyma verimi      saturation efficiency                                         suyuna taş yapmayı önleyici maddeleri
                        evaporatif soğutma birimi ( ECU)                              ölçerek karıştıran pompa
                        tarafından elde edilen kuru termometre
                        sıcaklık düşümünün, giriş havası              dozlama suyu    dosing water
                        yaştermometre sıcaklığı azaltımına (                          dozlama suyu; kazana veya havuz suyuna
                        depression) oranı                                             taş yapmayı önleyici maddeleri ölçerek
                                                                                      karıştıran pompa suyu
      doyma yüzdesi     percentage saturation
                        verilen bir t sıcaklığında havanın nem        doz-tepki       dose response relationship
                        içeriğinin, aynı sıcaklıktaki doymuş          ilişkisi        belirli bir doz verilen tepki ilişkisi; doz-
                        havanın nem içeriğine oranı.                                  tepki ilişkisi

      doyma yüzdesi     saturation percentage                         dökme           shedding
                        doyma durumundaki sıvının buhar haline                        dökme;dökülme
                        geçen yüzdesi;
                                                                      dökme çelik     cast steel
      doymuş            saturated                                                     potada dökülen çeliğe uygulanan fakat
                        içerisinde bir karbon atomunun diğer dört                     günümüzde takım çelikleri için de
                        atomla bağlandığı bir organik ( karbon                        kullanılan terim; bir potaya dökülen ve
                        içeren) bileşik; doymuş bir bileşikteki                       daha sonra dövme vb herhangi bir işlem
                        bütün bağlar tektir.                                          uygulanmayan çelik;

      doymuş buhar      saturated steam                               dökme demir     cast iron
                        belirli bir basınçta tamamen buharlaşan                       % 95 oranında demir ile alaşım elemanı
                        ve doyma sıcaklığına bulunan buhar;                           olarak karbon ve silikon içeren dökme
                        doymuş buhar                                                  demir; genellikle kır(grey) dökme demiri
                                                                                      ifade eder
                                                                                                                            440

dökme demir     cast iron pipe                                dönel brülör      rotary burner
boru            demir döküm boru                                                elektrik motorunu ortadan kaldırarak
                                                                                yakıt gazının basıncını tahrik enerjisi
                                                                                olark kullanan yakma verimi yüksek
dökme demir     cast iron fitting
                                                                                NOx( azot oksitler)yayınımı düşük brülör
fiting          demir dökümden yapılmış fiting'ler

                                                              dönel disk        spinning disc
dökme demir     cast iron housing                                               dönel disk
gövde           demir dökümden gövde yada kasa
                                                              dönel diskli      spinning disc humidifier
dökme demir     cast iron boiler                              nemlendirici      dönel diskli nemlendirici
kazan           demir döküm kazan
                                                              dönel filtre      filter, roll
dökme demir     cast iron sleeve                                                dönel filtre; doymuş hale gelen filtre
manşon          dökme demir manşon                                              hareketini otomatik veya elle çevrilen bir
                                                                                tamburla değiştiren filtre
dökme demir     cast iron radiator
                demir döküm radyatör;                         dönel filtre      rotary filter
radyatör
                                                                                dönel filtre; temiz filtreyi hava akımına
                                                                                karşı getirirken dolu olanı temizlemek
dökme demir,    cast iron sectional boiler                                      üzere hava akımından dönel bir hareketle
dilimli kazan    itici nipelleri, dışsal kolektörler yada                       çeken filtre
                içsel contalarla birbirine bağlanan içi boş
                dökme dilimler topluluğu.demir döküm
                                                              dönel ısı         rotary heat exchanger
                dilimli kazan;
                                                              değiştirici       sıcak egzoz havası ile taze hava arasında
                                                                                ısı değişimi gerçekleştiren, dönel
dökülmek        spill                                                           elemanlı eşanjör;
                dökmek. dökülmek. üstünden atmak;
                saçmak;saçılmak
                                                              dönel ısı geri    rotary energy recovery wheels
                                                              kazanım tekeri    ısı tutma kapasitesine sahip gözenekli
döküm           cast radiator                                                   disklerden üretilen ekipman, içte
radyatör        döküm radyatör                                                  birbirinden ayrı, yan yana dönerek
                                                                                besleme ve egzost hava akımları üretir.
döndürmek       rotate
                (bir eksen üzerinde) dönmek.                  dönel kanatlı     revolving vane anemometer
                döndürmek. art arda dönüp gelmek. (bir        anemometre        dönel kanatlı anemometre
                isi) sira ile yer degistirerek yapmak. sira
                ile yer degistirmek. yer degistirerek
                                                              dönel             compressor, rotary
                çalistirmak.
                                                              kompresör         sıkıştırma odasının hacim
                                                                                değiştirmesinin, pozitif yerdeğiştirmeli
döndürmeli      sling psychrometer                                              dönel elemanlarla sağlandığı pozitif yer
psikrometre     hava ortamında döndürülerek ölçme                               değiştirmeli kompresör
                yapan nem-ölçer
                                                              dönel             rotary compressor
döndürmeli      spin chiller                                                    gövde içerisinde havanın sıkıştırıldığı iki
                spin chiller'i. Buzla soğutma yapan,
                                                              kompresör
soğutucu                                                                        adet rotor içerirken valfler bulunmayan;
                içerisine konulan meşrubat kutusunu bir                         temelde yağla soğutmalı ve yağın içteki
                dönme hareketi ile kısa sürede soğutan                          aralıkları doldurarak sızdırmazlık
                soğutucu                                                        sağladığı kompresör;

dönel           rotary                                                          roll filter (moving curtain filter)
                                                              dönel perdeli
                (1)bir mil çevresinde dönen tekerlekle                          dolması halinde hareket ederek temiz
                ilgili, (2) dönen parçaları olan
                                                              filtre
                                                                                filtreyi hava akımına getiren, bu sırada
                                                                                dolu filtrenin temizliğinin yapıldığı dönel
dönel akım      rotational flow                                                 filtre
                dönel akış; dönerek ilerleyen akış
                                                              dönel pistonlu    rolling-piston compressor
dönel           rotating anemometer                           kompresör         dönel pistonlu kompresör; dönme
anemometre      dönel pervaneli hava hızı ölçen araç;                           hareketi sırasında emme ve basma yapan
                pervaneli anemometer.                                           pistonlara sahip kompresör

dönel askı      swivel bearing                                dönel pompa       rotary pump
yatağı          dönel askı yatağı; askı elemanların                             dönel ve sabit parçalar arsında küçük
                yataklama ekseni çevresinde dönmesini                           aralıklarla imal edilen; kanatlarla gövde
                sağlayan rulmanlı yatak                                         arasındaki hacimde sıvıyı ileten
                                                                                pompalar; vidalı veya dönel kanatlı
dönel           rotary atomizing burner                                         pompalar
atomlaştırıcı   dönel atomize edici içeren brülör
brülör                                                        dönel salmastra   rotary seal
                                                                                dönel salmastralar;
dönel           swivel joint
                dönel,hareketli bağlantı; örneğin bir         döner kanatlı     deflecting vane anemometer
birleştirme
                lavabo musluğunun döner borusu                anemometre        döner kanatlı anemometre
441

      döngü           loop                                                            alarak inen ve kazana bağlanan kolon
                      bir nihai koşulun ağırlık kazanmasına
                      kadar tekrarlanan talimatlar dizisi; iki      dönüş             return manifold
                      özel abone arasında yada bir abone ile bir                      birkaç dönüş hattını barındıran manifold
                                                                    manifoldu
                      anahtarlama merkezi arasında iletişimler
                      devresi,
                                                                    dönüş menfezi     return grille
                                                                                      dönüş havası menfezi
      dönme sayısı    number of revolutions
                      devir sayısı; devir/saniye
                                                                    dönüş sıcaklığı   return temperature
                                                                                      sıcak sulu ısıtma tesisatında kullanım
      dönme yönü      direction of rotation
                                                                                      birimlerinden çıkan sıcak suyun sıcaklığı;
                      dönme yönü
                                                                                      dönüş suyu sıcaklığı

      dönmek          revolve
                                                                    dönüş suyu        return water
                       çevirmek. döndürmek. devrettirmek.
                                                                                      mahalde ısıtma işlevini yerine getirden
                      dönmek. devretmek
                                                                                      sonra çıkan ve kazana dönen su; dönüş
                                                                                      suyu
      dönüş           return
                      akışkanı kaynağa geri döndüren boru
                                                                    dönüştürme        conversion
                      yada kanal
                                                                                       (1) bir makine dilinden bir diğerine yada
                                                                                      manyetik teyp veya diskten basılı sayfaya
      dönüş akımlı    return flow compressor                                          değiştirmede olduğu gibi, bilgiyi bir
      kompresör       dönüş akımını emen ve sıkıştıran                                sunum biçiminden diğerine değiştirme
                      kompresör                                                       işlemi

      dönüş akımlı    return flow nozzle                            dönüştürme        inversion
      nozul           dönüş akımı nozulu                                              dönüştürme;eşdeğerine değiştirme; altüst
                                                                                      olma. tersine dönme. tersine dönen şey.
      dönüş           return connection                                               cümle içindeki sözcük sırasının
                      dönüş bağlantısı;                                               değişmesi. değişme. değiştirme.
      bağlantısı
                                                                    dönüştürme        conversion burner
      dönüş borusu    return pipe
                                                                    brülörü           dönüşüm brülörü; yakıtın değiştirilmesi
                      sıcak sulu ısıtma tesisatında kullanım
                                                                                      nedeniyle dönüştürülen brülör
                      birimlerinden çıkan sıcak suyu kazana
                      ileten boru.
                                                                    dönüştürme        conversion coefficient
                                                                    katsayısı         birimler arasında dönüştürme sağlayan
      dönüş dirseği   return bend
                                                                                      katsayı
                      kısa yarı çaplı 180 derecelik dönüş veren
                      dirsek
                                                                    dönüştürme        cost of conversion
                                                                    maliyeti          özellikle kazanların bir yakıt türünden
      dönüş hattı     return line
                                                                                      diğerine dönüştürme maliyeti
                      dönüş hattı; sıcak sulu ısıtma tesislerinde
                      sıcak suyu kazana ileten hat
                                                                    dönüştürme        conversion efficiency
                                                                    verimi            tüketilen enerjinin yüzdesi olarak üretilen
      dönüş havası    air, return
                                                                                      enerji
                      dönüş havası; bir mahalde işlevini yerine
                      getirdikten sonra hava hazırlama birimine
                      giren veya dışarı egzost edilen hava          dönüştürücü       converter
                                                                                       yakıtın sahip olduğu potansiyel enerjiyi,
                                                                                      ısı veya hareket gibi diğer enerji türlerine
      dönüş havası    return air
                                                                                      dönüştüren araç.
                       bir mahalden çekilen ve kısmen yada
                      tamamen bir iklimlendirme
                      cihazına,fırına yada benzeri bir ısıtma       dönüştürülebili   convertible boiler
                      elemanına döndürülen hava.                    r brülör          bir yakıttan diğerine değiştirilebilir brülör

      dönüş havası    returned air                                  dört borulu       four pipe air conditioning system
                      dönüş havası                                  iklimlendirme     dört borulu iklimlendirme sistemi; aynı
                                                                    sistemi           anda hem ısıtma hem soğutmanın
      dönüş havası    return air damper                                               yapıldığı iklimlendirme sistemi
      damperi         dönüş havası damperi; çift kanallı
                      sistemlerde dönüş havası girişindeki          dört borulu       four pipe system
                      damper                                        sistem            dört borulu iklimlendirme sistemi; aynı
                                                                                      anda hem ısıtma hem soğutmanın
      dönüş havası    return air inlet, return air intake                             yapıldığı iklimlendirme sistemi
      girişi          dönüş havasının giriş yaptığı açıklık;
                                                                    dört damar        four core cable
                                                                    kablo             dört damar kablo
      dönüş havası    return air duct
      kanalı          havayla ısıtma/soğutma sisteminde her
                      mahalden havayı fan yardımıyla toplayıp       dört kablolu      four wire transmission
                      merkezi birime ileten kanal; dönüş kanalı     iletim            dört kablolu iletim(elk)

      dönüş kolonu    return riser                                  dört kablolu      four wire circuit
                      dönüş kolonu; dönüş suyunu katlardan                            dört kablolu devre
                                                                    sistem
                                                                                                                           442

dört yollu fiting   fourway branch fitting                       duman           fume
                    dört yollu baranşman almayı sağlayan                         bir buhar yada gaz akımında tutuklanmış
                    fiting                                                       bulunan ince katı parçacıklar; ergimiş
                                                                                 metallerden kaynaklanan buharların
dörtte bir parça    quartile                                                     yoğuşması sonucu oluşan katı
                    istatistikte bir örneğin tüm nüfusun dörde                   parçacıklar; duman gazları.
                    bölünmüş parçalarından her biri.
                                                                 duman           fumes
döşeme              floor (structure)                                            duman,tütsü
                    döşeme;döşeme yapısı
                                                                 duman           smoke (noun)
                                                                                 eksik yanmadan sonra atmosfere asılı
döşeme alanı        floor area                                                   halde bulunmak üzere katılan parçacıklar
                     bir binada, yüksekliklerin dış duvar dış
                    yüzlerinden yada binaları ayıran             duman bombası   smoke bomb
                    duvarların merkez çizgisinden ölçüldüğü,                     genellikle uçaklardan gösteri amaçlı
                    bodrum,zemin,ara katlar ve çatı arası                        atılan duman bombası
                    dahil bütün döşeme alanlarının toplamı;
                                                                 duman borulu    smoke tube/boiler
                                                                 kazan           duman borulu kazan; içerisinden duman
döşeme alanı        occupancy density                                            geçen boruların dışında sıcak su bulunan
başına insan        insan yoğunluğu; bir bina yada mahalde                       kazan
sayısı              birim döşeme alanı başına insan sayısı
                                                                 duman           smoke extraction
                    underfloor duct                              çekilmesi       havalandırma yoluyla duman çekilmesi
döşeme altı
kanal               döşeme altından uygulanan kanal;
                                                                 duman çıkış     blow out port
                    underfloor ventilation                       kapısı          duman çıkış kapısı
döşeme
altından            döşeme altı havalandırma
havalandırma                                                     duman damperi   smoke damper
                                                                                 duman damperi;alevin ve dumanın diğer
                                                                                 bölümlere geçişini önleyen damper
döşeme betonu       slab insulation
yalıtımı            beton döşeme altı yalıtım; zemine basan
                    bir döşemenin altına uygulanan yalıtım       duman           fume hood
                                                                 davlumbazı      kapalı bir alandan istenmeyen gazları
                                                                                 iletmek amacıyla bir raf veya kapalı
döşeme              floor boards
                                                                                 masanın üzerine yerleştirilmiş duman
kaplaması           döşeme kaplama malzemeleri
                                                                                 toplama cihazı

                                                                 duman           vent hood
döşeme              baseboard radiator
                                                                 davlumbazı      mutfak ekipmanı üzerinde duman ve
radyatörü           radyatörün duvarın döşemeyle birleştiği
                                                                                 buharları atmosfere atmakta kullanılan
                    düzeyde dış duvar boyunca yerleştirildiği
                                                                                 davlumbaz
                    bir ısıtma sistemi.

                                                                 duman           fume hood performance rating
döşeme              floor temperature
                                                                 davlumbazı      duman davlumbazı performans
sıcaklığı           döşeme sıcaklığı; özellikle döşemeden
                                                                 performans      değerlemesi
                    ısıtmada döşeme yüzeyindeki sıcaklık
                                                                 değerlemesi

döşeme yükü         floor loading                                duman           fume hood system
                     döşeme yükü; bir döşemeye gelen baskı       davlumbazı      bir duman davlumbazı,komşu oda çevresi
                                                                 sistemi         ve fanlar ve kanallar gibi çalışır hale
                                                                                 getiren elemanların oluşturduğu
döşemeden           floor heating                                                uyarlama.
ısıtma              döşemeden ısıtma; düşük sıcaklıklı
                    akışkanın geçtiği boruları döşemeye          duman           fume hood face
                    gömerek yapılan ısıtma                       davlumbazı       sürme kapak açık olduğunda havanın
                                                                 yüzü            girdiği bir laboratuar davlumbazının ön
dövme demir         wrought iron                                                 kısmındaki ve eğer varsa bir sürme kapı
                    dövme demir                                                  ile aynı düzlemde olan en düşük alanlı
                                                                                 düzlem
dövme demir         wrought iron pipe
                    dövme demir boru                             duman           smoke detector
boru
                                                                 detektörü       duman detektörü

dram                drum
                    su borulu kazanlarda boruların bağlandığı    duman dolabı    fume cupboard
                    alt ve üst depolardan her biri                               duman dolabı

Du Bois alanı       Du Bois area                                 duman gazı      flue gas
                    Çift cek vanalı geri akım koruyucusu                          yanma ürünlerinden oluşan baca gazı,
                                                                                 duman gazı
dudak               mouth
                    dudak;                                       duman gazı      flue gas receptor location
443

      alıcı yeri       yakındaki bir binada,bir insanın bacadan    duman kanalı      smoke stack pipe/flue
                       yayınan duman gazlarına maruz               borusu            yanma bulunan bir elemandan çıkan
                       kalabileceği herhangi nokta (örneğin                          duman gazlarını bacaya ileten boru
                       açılır pencere, insan bulunan bir teras).                     parçası

                                                                   duman kanalı      flue damper
      duman gazı       flue gas removal                            damperi           fosil yakıt yakan otomatik çalışmalı tekil
      atılması         duman gazlarının yakma ortamından                             bir cihazın duman çıkışında yada çekme
                       uzaklaştırılıp atmosfere atılması                             kontrol elemanının üst akım bölgesine
                                                                                     yerleştirilmiş, cihaz çalışırken duman
                                                                                     çıkışını otomatik olarak açmak ve cihaz
      duman gazı       flue outlet                                                   durmaktayken otomatik olarak kapatmak
                       bir cihazada duman gazlarının çıkışı için                     üzere tasarlanmış araç
      çıkışı
                       bırakılmış açıklık.
                                                                   duman             flue
      duman gazı       flue gas vent                               kanalı(bacası)    bir yanma odasından akan duman
                        duman gazlarını dış havaya taşıyan                           gazlarının atmosfere atılmasını sağlayan
      havalığı
                       iletim hattı yada geçiş yolu.                                 geçit; fırının duman gazı çıkışı ile
                                                                                     bünyedeki çekme bölücü, çekme
                                                                                     davlumbazı, barometrik çekme
                       flue gas loss                                                 regülatörü
      duman gazı
      kaybı            duman gazlarının akışı sırasında
                       sürtünme nedeniyle olan çekme(basınç)
                       farkı                                       duman kanalı-     flue connection to stack
                                                                   baca bağlantısı   yakıt yakan bir cihazda(fırın,ocak,kazan)
                                                                                     duman gazlarını bacaya bağlayan boru
                       chemical flue gas analyser                                    yada kanal parçası
      duman gazı
      kimyasal         kimyasal duman gazı analiz edicisi;
      analizörü        duman gazı analizörü
                                                                   duman kanalsız    flueless heater
                                                                   ısıtıcı           dumansız kanalsız ısıtıcı; elektrikli ısıtıcı
      duman gazı       flue gas collector                                            gibi
      kollektörü       duman gazlarının koşullandırılmasında
                       kullanılan toplayıcı kabin; duman gazı                        smoke box
                       kolektörü
                                                                   duman kutusu
                                                                                     iç mahalde çekici bir koku veren
                                                                                     maddelerin duman vermesi için
                                                                                     kullanılan kutu; dış mahalde ızgara
      duman gazı       flue temperature                                              yapmaya yarayan ızgaralı ocak
      sıcaklığı         duman gazı sıcaklığı
                                                                   duman lekesi      smoke stain
      duman gazı       flue gas test duman gazı içeriğinin                           duman lekesi; is lekesi
      testi            belirlenmesi amacıyla yapılan analiz;
                       duman gazı analizi                          duman testi       smoke test
                                                                                     sıhhi tesisat borularından duman
                                                                                     göndererek kaçak noktalarının
      duman gazları    burnt gases                                                   belirlendiği test
                       yanma gazları; duman gazları
                                                                   duman üreteci     smoke generator
      duman gazları    vent gas                                                      duman üreteci;
                       bir şömine yada diğer bir yakma
                       aracından çıkan ve atmosfere atılan         duman vermek      smoke (verb)
                       duman gazları                                                 sigara içmek. tütün içmek. tütsülemek.
                                                                                     tütmek. duman çıkarmak.
      duman gazları    smoke flue
      huzmesi          duman gazları hüzmesi;                      duman             smoke density
                                                                   yoğunluğu         duman yoğunluğu
      duman            smoke tight
      geçirmez         duman geçirmez;sızdırmaz                    duman(is)         smudge
                                                                   lekesi            genellikle oda havasında asılı halde
      duman kanal      flue draught                                                  bulunan parçacıkların neden olduğu
                       baca çekmesi; duman gazı çekmesi;                             tavan yada bir çıkış elemanındaki siyah
      çekmesi                                                                        renkli leke;
                       duman gazları ile dış havanın yoğunluğu
                       arasındaki farktan kaynaklanan çekme
                                                                   dumanlı buz       white ice
      duman kanal iç   flue liner                                                    beyaz,içerisinde atomize hava
                       duman bacası iç yüzeylerinin basınç                           baloncukları bulunan buz
      kaplaması
                       kaybını azaltmak üzere kaplayan
                       malzeme                                     dumansız alan     smoke free area
                                                                                     duman buunmayan alan; dumansız alan;
      duman kanalı     breeching                                                     sigara içilmeyen alan
                       yakıt yakan bir cihazdaki yanma
                       ürünlerini havalık yada bacaya taşıyan      dur/kalk kazan    on/off boiler
                       geçit, duman kanalı                                           kapasite modülasyonu olmayan; dur/kalk
                                                                                     kontrolle çalışan kazan
                                                                                                                          444

dur/kalk         on/off control                             duş yapmak        shower (verb)
kontrtolü        dur/kalk kontrolü                                            duş yapmak;duş almak

durdurarak kar   off cycle defrosting                       duş(banyo)        shower (noun)
                 bir soğutma makinesini sistemi                               banyolarda duş;
çözme
                 durdurarak defrost etme
                                                            duvar             wall
durdurma         interception                                                 bir binada üzerindeki kapı ve pencere
                 durdurma. engelleme. önleme. yolunu                          alanları da dahil olmak üzere toplam
                 kesme. alıkoyma. ele geçirme.                                duvar alanı

durdurma         stoppage                                   duvar birimleri   wall units
                 durdurma yada durdurulma etkinliği                           duvara yerleştirilen iklimlendirme
                                                                              birimleri
durdurmak        stop
                 durmak;durdurmak;makineyi                  duvar braketi     wall bracket
                 durdurmak;kesmek;akışını kesmek;                             duvara tv vb araçları yerleştirmek üzere
                                                                              kullanılan braket
durdurulmuş      interrupted burner ignition
                 brülör ateşlemesinin durdurulması; arıza   duvar brüt        wall area, gross
brülör
                 veya bir olumsuzluk nedeniyle              alanı             dış yüzeyden ölçülen, döşemenin
ateşlemesi                                                                    üstünden çatının altına kadar olan duvar
                 durdurulmuş brülör ateşlemesi
                                                                              alanı
durgun (sakin)   calm
                 durgun. sakin. sükûn sükûnet.              duvar brüt        wall area (gross) of a building
                                                            alanı (binanın)   ısıtılan yada soğutulan bir mahalli
                                                                              kapatan ve dıştan dışa ölçülen dış
durgun havada    still air freezing
                                                                              duvarlar;
dondurma         durgun havada dondurma; havanın
                 hareketsiz olduğu dondurma biçimi
                                                            duvar çıkışı      wall outlet
                                                                              duvardaki çıkış ağzı; duvar çıkışı
durgun su        stagnant water
                 durgun su;hareketsiz su
                                                            duvar fanı        wall fan
                                                                              duvara yerleştirilen ve lokal
durgunluk        stagnation
                                                                              havalandırma yapan fan
                 bir hava veya su kütlesinde hareket
                 bulunmaması; durgunluk
                                                            duvar ısı         wall heat capacity
                                                            kapasitesi        duvarın ısıl kapasitesi; bir duvarın ısı
durma uzaklığı   stopping distance
                                                                              depolama kapasitesi
                 durma uzaklığı;durma mesafesi

                                                            duvar ısıtıcısı   wall heater
durulma          settling
                                                                              duvara yerleştirilen ısıtıcı
                 durulma; yerleşme;tortu

                                                            duvar ısıtma      wall heating panel
durulma akış     settling velocity
                                                            paneli            duvara yerleştirilen ısıtma paneli; duvar
hızı             durulma sırasındaki akış hızı
                                                                              panel ısıtıcı

durulma odası    settling chamber                           duvar işlevi      wall function
                 durulma odası;sıvı akışı üzerinde hızı                       CFD hesaplamalarında duvar
                 yavaşlatım kirleticilerin çökelmesini                        yakınlarındaki karmaşık türbülanslı hava
                 sağlayan oda                                                 akışını modellemek için kullanılan
                                                                              yazılımlardaki "duvar işlevi"
durum bilgisi    status information
                 durum bilgisi; bu bilgiyi içeren mektup    duvar jeti        jet, wall
                 yada ifadeler bütünü                                         bir duvara teğetsel olarak üflenen ve
                                                                              türbin kanatları film soğutması vb gibi
duruma özgü      tailored benchmarks                                          pek çok uygulaması bulunan jet
denek değer      duruma özgü denek-değer(karşılaştırma
                 değeri)                                    duvar kalınlığı   wall thickness
                                                                              duvar kalınlığı
duş banyosu      shower bath
                 duş teknesi; duş banyosu                   duvar kesit       wall section
                                                            resmi             duvar kesit resmi;duvar kesiti
duş fitingleri   shower fittings
                 duş fitingleri
                                                            duvar manşonu     wall sleeve
                                                                              içerisinden iklimlendirme cihazının
duş kafası       rose head (shower)                                           geçirilmesi için yerleştirilen saç manşon;
                 duş ucuna takılan üzerinde sprey
                 sağlamak üzere delikler bulunan duş
                                                            duvar             wall coil (wall grid)
                 kafası
                                                            serpantini        duvara yerleştirilen serpantin(soğuk oda)

duş kafası       shower head
                 üzeri delikli duş kafası                   duvar sıcaklığı   wall temperature
                                                                              duvar sıcaklığı
445

      duvar             wall ventilator                               duyarlılık       sensitivity analysis
      vantilatörü       duvara yerleştirilen pervaneli                analizi          duyarlılık analizi
                        vantilatör(mutfak)
                                                                      duyarlılık       precision error
      Duvar, çelik       wall, steel framed                                            “random error” terimi ile aynı anlamda.
                                                                      hatası
      kasalı            çelik çerçeveli duvar;

                                                                      duyucu eleman    sensing element
      duvar, metal      wall, metal building                                           termostat gibi kontrol elemanlarıyla
      bina              metal bina duvarı                                              TXV’lerde sıcaklığı duyarak bir kontrol
                                                                                       işlevi gerçekleştiren eleman. duyarga.
      duvara            built into the wall
      kurulumlu         duvara yerleştirilen, duvara kurulumlu(       duyulabilir      audible
                        örneğin duvara yerleştirilen bir PTAC                          duyulabilir;işitilebilir
                        cihazı)
                                                                      duyulabilirlik   audibility
      duvara monte      straddle refrigerating unit (saddle unit;                      duyulabilirlik; işitilebilirlik
      edilen soğutma    plug unit)
      birimi            duvara monte edilen paket                                      sensible storage
                                                                      duyulur
                        iklimlendirme cihazı                                           ısı depolama ortamına ısı eklenmesi ve
                                                                      depolama
                                                                                       çıkartılması ortamın sıcaklığında bir
      duvara monte      wall mounted air heater                                        değişme yaratan ısıl depolama
      hava ısıtıcısı    duvara yerleştirilmiş hava ısıtıcısı
                                                                      duyulur ısı      heat, sensible
      duvara yerleşik   through-the-wall air conditioner                               duyulur ısı; maddenin fiziksel
      iklimlendirme     duvara yerleştirilen iklimlendirme cihazı;                     durumunda değil sıcaklığında değişim
                        duvarı delerek kondenseri dış mahalle                          yaratan ısı
      cihazı
                        çıkartılan iklimlendirme cihazı
                                                                      duyulur ısı      sensible heat
      duvarcılık        masonry                                                        eklenmesi yada çıkartılması ile bir
                        duvarcılıkla ilgili; taşçılık / duvarcılık                     antalpi değişimi ile birlikte, kuru
                        sanatı.                                                        termometre sıcaklığında değişme yaratan
                                                                                       ısı.
      duvardan          wall heating
      ısıtma            duvardan ısıtma; ısıtıcının duvar             duyulur ısı      sensible heat air cooler
                        kenarlarına yerleştirildiği ısıtma biçimi     hava             duyulur ısı hava soğutucusu
                                                                      soğutucusu
      duvarlar          walls
                        duvar; boru cidarı;tank kenar duvarları       duyulur ısı      sensible heat ratio (SHR)
                                                                      oranı            duyulur ısı faktörü ( SHF) olarak da
      duyarga           probe                                                          bilinen,bir ısı transferi sürecinde duyulur
                        duyarga; duyucu uç; hissedici uç;                              ısının toplam ( duyulur+gizli) ısıya
                        basıncı,sıcaklığı veya nemi duyan sensor                       oranı.

      duyarga           sensor                                        duyulur ısı      sensible heat cooler
      (sensör)          bir değişkeni bulmak ve ölçmek için           soğutucusu       duyulur ısı çıkartan soğutucu
                        tasarlanmış eleman;ölçülecek ortam
                        içerisine yerleştirilmiş,algılanan
                                                                      duyulur ısı      heat load, sensible
                        ortamdaki değişime bağlı olarak işaret
                                                                      yükü             mahalde sıcaklık farkından kaynaklanan
                        çıktısında bir değişikliğe neden olan araç;
                                                                                       ısı yükü

      duyarga           detecting element
                                                                      duyulur ısı      sensible heat load
      elemanı           bir gaz detektöründe gaz(soğutkan)
                                                                      yükü             sıcaklık farkı nedeniyle dış ahalden iç
                        varlığını duymak üzere tasarlanmış
                                                                                       mahalle geçen konveksiyon,
                        eleman; duyarga;sensor
                                                                                       kondüksiyon ve radyasyoon ısısı ile
                                                                                       insanlar ve elektrikli araçlardan
      duyarga soketi    bulb socket                                                    kaynaklanan ısı yükü
                        duyarga soketi
                                                                      duyulur          sensible capacity
      duyarlı iş        precision work                                                 duyulur ısı kapasitesi;
                                                                      kapasite
                        hassas iş; duyarlı iş

                                                                      duyulur          sensible cooling
      duyarlılık        precision
                                                                      soğutma          duyulur ısı soğutması
                        aynı koşullar altında, aynı yöntemi
                        kullanarak ve karakteristiklere sahip
                        tekrarlanan ölçmelerin birbirine              duyulur          sensible cooling effect
                        yakınlığı.                                    soğutma etkisi    toplam soğutmanın, soğutucu içerisinden
                                                                                       dolaştırılan havanın kuru termometre
      duyarlılık        sensitivity                                                    sıcaklığında bir değişim yaratan bölümü.
                        gösterge değerindeki değişimin, fiziksel
                        büyüklükteki değişime oranı; örneğin,         duyulur          sensible cooling capacity
                        birim basınç değişimi başına, ibrenin         soğutma          ekipmanın koşullandırılan mahalden
                        hareket miktarı.                              kapasitesi       belirli bir zaman aralığında çekebileceği
                                                                                       duyulur ısı miktarı ( Watt)
                                                                                                                           446

duyumsama,       sensation, thermal                           düşme [hava      drop (of an air jet in mixing air
ısıl             ısıl duyumsama; ısıyı algılama               jeti]            diffusion)
                                                                               mahalle giren hava jetinin ikincil mahal
                                                                               havası ile karışarak düşmesi
duyumsanamaz     intangible
                 fiziksel varligi olmayan. elle tutulamaz.
                 görülemez. duyumsanabilir. dokunulmaz.       düşme [inme]     drop
                                                                               düşme,inme; bir elemandan aşağı inen
                                                                               boru
duyusal          organoleptic
                 bir duyu organıyla algılamayla ilgili;duyu
                 organlarının kullanımıyla ilgili             düşme hızı       velocity of fall
                                                                               düşme hızı; havadaki parçacıkların kendi
                                                                               ağırlıkları ile düşerken ulaştıkları hız
düşen film       falling film cooler
soğutucusu       malzemenin ince film halinde boruların
                 içerisinden düştüğü, boruların dışından      düşme yönü       direction of fall
                 soğutucu ortamın geçtiği soğutucu                             düşme yönü

düşen toz        dust fall                                    düşü             head
                 büyüklüğü 10 mikrondan fazla                                  birim kütledeki enerjinin yer çekimi
                 olan,havada bir süre asılı kaldıktan sonra                    ivmesine bölümü;akışkanlar statiği ve
                 düşerek bir yüzeye yapışma yeteneğine                         dinamiğinde, doğrusal ölçme uzunluğu.
                 sahip toz
                                                              düşü kaybı       head loss
düşey            vertical                                                      genellikle feet olarak ifade edilen ve
                 düşey;yatay düzleme dik                                       sürtünmeden kaynaklanan enerji
                                                                               kayıpları.
düşey boru ya    chute
                 eğimli biçimde döşenmiş ve içerisinden       düşü             head loss (dynamic head loss)
da kanal
                 maddelerin kendi ağırlığı ile aşağı doğru    kaybı(dinamik)   basınç kayıpları; soğutmada kondenserde
                 boşaldığı düşey boru,kanal                                    akışkanın basınç kaybı

düşey borulu     vertical tube boiler                         düşük ayar       setback
                 düşey borulu kazan                                            binada insan yokken yada daha düşük
kazan
                                                                               sıcaklıkların kabul edilebilir olduğu
                                                                               saatlerde bina ısıtma ve soğutmasının
düşey cephe      vertical façade area                                          düşürülmesi,
alanı            düşey cephe alanı(bina)
                                                              düşük basınç     low pressure
düşey            vertical type evaporator                                      düşük basınç
evaporatör       düşey tür evaporator
                                                              düşük basınç     low pressure area
düşey hava       vertical air temperature difference          alanı            düşük basınç alanı( soğutma devrelerinde
                 test konumunda, 66 in. ( 1.7 m) ve 4 in.                      evaporatörün bulunduğu bölüm)
sıcaklık farkı
                 ( 0.11 m) noktalarındaki sıcaklık farkı
                 Dtv                                          düşük basınç     reduced pressure detector check
                                                              detektör         (RPDC) düşük basınç detektör kontrolü
düşey kanal      vertical duct                                kontrolleri
                 düşey kanal; yataya dik olan kanal
                                                              düşük basınç     low pressure safety cut-out
düşey kesit      cross section                                güvemlik         düşük basınç güvenlik kesicisi
                 düşey kesit; enine kesit
                                                              kesicisi
düşey kesit      cross section area
                                                              düşük basınç     low pressure stage
alanı            düşey kesit alanı; enine kesit alanı
                                                              kademesi          düşük bir basınç düzeyinden ve orta
                                                                               basınç kademesine kadar olan sıkıştırma
düşey kesit      cross section drawing                                         kademesi.
resmi            kesit resim; bir parçadan alınmış kesiti
                 gösteren resim                               düşük basınç     low pressure control
                                                              kontrolü         düşük basıncın belirli bir değerin altına
düşey            vertical compressor                                           inmemesini kontrol eden araç; düşük
kompresör        düşey kompresör; düşey yerleştirilen                          basınç kontrolü
                 kompresör
                                                              düşük basınç     low pressure gauge
düşey pencere    vertical fenestration                        ölçeri           düşk basınç manometresi; soğutmada
                 düşey pencere alanı;aydınlıkların                             emme hattı manometresi
                 dışındaki bütün pencereler. Trombon
                 duvar toplulukları, penecereler kütlesel     düşük basınç     low pressure regulator
                 duvarın 12” içinde yerleştirildiğinden                        düşük basınç regülatörü
                                                              regülatörü
                 pencere değil duvar kabul edilirler.

                                                              düşük basınç     low pressure side
düşey            fenestration, vertical
                                                              tarafı           alçak basınç tarafı; soğutma devrelerinde
pencereleme      bakınız “fenestration,skylight ve vertical
                                                                               evaporaörün bulunduğu bölüm
                 fenestration”

                                                              düşük basınç     reduced pressure zone (RPZ) backflow
447

      zonları ters akış   preventer                                   düşük çıktı         reduced output
      önleyicisi          düşük basınç bölgesine yüksek basınçlı                          düşük çıktı miktarı
                          bölgeden girişi önleme elemanı
                                                                      düşük düzeyli       low grade heat source
      düşük basınç        low pressure zone                           ısı kaynağı         düşük düzeyli ısı kaynağı
      zonu                düşük basınçlı zon
                                                                      düşük düzeyli       low grade fuel
      düşük basınçlı      low pressure burner                         yakıt               düşük düzeyli yakıt; ısıl değeri yüksek
      brülör              düşük basınçlı brülör                                           olmayan yakıt

      düşük basınçlı      low pressure steam                          düşük gerilim       low voltage,undervoltage
                          düşük basınçlı buhar                                            düşük gerilim; gerekenden düşük gerilim
      buhar
                                                                      düşük gerilimli     low tension current
      düşük basınçlı      low pressure steam boiler
                                                                      akım                düşük gerilimli akım
      buhar kazanı        düşük basınçlı buhar kazanı

                                                                      düşük hızlı         low velocity air terminal device
      düşük basınçlı      boiler, low pressure steam or hot water
                                                                      hava terminal       düşük hava hızlı hava terminal birimi
      buhar veya          mahal ısıtma uygulaması için alçak
                          basınçlı buhar yada sıcak su üretmek        cihazı
      sıcak su kazanı
                          üzere tasarlanmış, elektrik yada gaz veya
                          sıvı yakıtla çalışan kazan.                 düşük hızlı         low velocity ventilation plant
                                                                      havalandırma        düşük hızlı havalandırma tesisi
      düşük basınçlı      low pressure steam heating                  tesisi
      buharla ısıtma      düşük basınçlı buharla ısıtma sistemi
                                                                      düşük hızlı tesis   low velocity plant
      düşük basınçlı      low pressure receiver (surge drum;                              düşük hızlı tesis
      depo                accumulator)
                          düşük basınçlı rısıver( sıvı deposu)        düşük ısı girdi     reduced heat input rate
                                                                      miktarı             QIN,R otomatik modülasyon kontrolü ile
      düşük basınçlı      low pressure fan                                                donatılmış fırın ve kazanlarda, en düşük
      fan                 düşük basınçlı fan                                              fabrika kontrol ayarından kaynaklanan
                                                                                          girdi miktarı.
      düşük basınçlı      low pressure heating
                          düşük basınçlı ısıtma                       düşük ısıl girdi    reduced heating power mode
      ısıtma
                                                                      konumu              düşük ısıl girdi sağlayan çalışma konumu

      düşük basınçlı      low pressure air conditioning system
                          düşük basınçlı iklimlendirme sistemi        düşük kaçaklı       low leakage seal
      iklimlendirme
                                                                      salmastra           düşük sızdırmaya sahip conta; kaliteli
      sistemi                                                                             düşük sızdırmalı conta

      düşük basınçlı      low pressure induction unit                                     low point
                                                                      düşük nokta
      indüksiyon          düşük basınçlı indüksiyon birimi                                düşük nokta; düşük düzey
      birimi
                                                                      düşük               low potential hazard
      düşük basınçlı      low pressure boiler                         potansiyel          düşük tehlike potansiyeli
      kazan               düşük basınçlı, ısıtma amaçlı çalışan       tehlike
                          kazan
                                                                      düşük seviye        low level cut-out
      düşük basınçlı      low pressure hot gas plant                                      düşük düzey(alçak basınç) kesicisi;
                          düşük basınçlı sıcak gaz tesisi             kesicisi
      sıcak gaz                                                                           soğutma devrelerinde emme hattının
      sistemi                                                                             belirli bir ayarında altına düşmesinde
                                                                                          sistemi durduran kesici
      düşük basınçlı      low pressure hot water (LPHW)
      sıcak su            düşük basınçlı sıcak su; genellikle sıcak   düşük               low level intake
                          sulu ısıtma tesislerinde kullanılan sıcak   seviyeden giriş     düşük seviyeden hava çekme; yerden
                          su                                                              yüksekliği fazla olmayan hava emiş ağzı

      düşük basınçlı      low pressure hot water system               düşük sıcaklık      low temperature
      sıcak su            düşük basınçlı sıcak sulu ısıtma sistemi                        düşük sıcaklık;genellikle donma
      dönüşlü sistem                                                                      noktasının altındaki sıcaklık yada besin
                                                                                          maddelerini donmuş halde tutan sıcaklık
                                                                                          aralığı
      düşük basınçlı      low pressure hot water heating
      sıcak sulu          düşük basınçlı sıcak suyla ısıtma
                                                                      düşük sıcaklık      low temperature boiler
      ısıtma                                                                              düşük sıcaklık kazanı; düşük sıcaklıkta
                                                                      kazanı
                                                                                          sıcak su üretmekte kullanılan kazan
      düşük basınçlı      low pressure float valve (low side float
      şamandıralı         valve)                                      düşük sıcaklık      low temperature cut out
      valf                düşük basınç tarafı şamandıralı valf                            düşük sıcaklık kesicisi; sıcaklığın ayar
                                                                      kesicisi
                                                                                          değerinin altına düşmesi durumunda
                          lower operating resistance                                      devreyi kesen otomatik
      düşük çalışma
      direnci             düşük çalışma direnci
                                                                                                                             448

düşük sıcaklık     low temperature radiation                     düz kısım         straight t section
radyasyonu         düşük sıcaklık radyasyonu; düşük                                düz kısım;kanallarda düz bölüm
                   sıcaklıklı bir kaynaktan gerçekleşen
                   radyasyon                                     düz panel         flat panel radiator
                                                                 radyatör          düz plakalı radyatör
düşük sıcaklıklı   low temperature chimney
baca               düşük sıcaklıklı duman gazlarını taşıyan
                                                                 düz plakalı       collector, flat plate
                   baca; düşük sıcaklık bacası
                                                                 kolektör           içerisinde soğurucu yüzeyin genellikle
                                                                                   düzlemsel olduğu yoğunlaştırıcı olmayan
düşük sıcaklıklı   low temperature district heating                                güneş kolektörü
bölgesel ısıtma    düşük sıcaklıklı bölgesel ısıtma
                                                                 düz plakalı         flat plate collector
düşük sıcaklıklı   low temperature refrigerator                  kolektör          iç kısımları koyu renkli metal
buz dolabı         düşük sıcaklık buz dolabı; düşük sıcaklık                       malzemeden yapılmış, güneş enerjisini
                   soğutucusu                                                      transfer akışkanına aktarmakta kullanılan
                                                                                   cam kaplamalı geniş kabin yada kolektör.
düşük sıcaklıklı   low temperature hot water
sıcak su           düşük sıcaklıklı sıcak su                     düzeltici bakım   corrective maintenance
                                                                                   bir makine veya sistemin, arıza
                                                                                   göstermesinden önce çalışma süresini
düşük sıcaklıklı   low temperature insulation
                                                                                   uzatmak için yapılan düzenli bakım
yalıtım            düşük sıcaklık yalıtımı; düşük sıcaklığa
                                                                                   işlemi
                   sahip soğuk depolara veya düşük sıcaklık
                   bölgelerinde uygulanan yalıtım
                                                                 düzeltici         correcting variable
                                                                 değişken          düzeltici değişken; üzerinde düzeltme
düşük su düzeyi    low water level
                                                                                   uygulanan değişken
                   düşük su seviyesi

                                                                 düzeltici eylem   corrective action
düşük su düzeyi    low water cut off
                                                                                   EPA tarafından,tehlikeli maddelerin
kesicisi           düşük su seviyesi kesicisi
                                                                                   depolanması, işlenmesi ve atılmasında
                                                                                   önlem almamak ve diğer hatalardan
düşük taraf        low side (low side)                                             kaynaklanan saçılmaları temizlemek
                   alçak taraf; alçak basınç tarafı;                               üzere firmaya yöneltilen düzeltici
                   soğutmada evaporatörün bulunduğu                                önlemler.
                   bölüm
                                                                 düzelticiler      straightners
düşük              low rise residential                                            düzelticiler;
yükseklikli        Yüksekliği fazla olmayan bina, alçak
konut              bina                                          düzeltilmiş       corrected effective temperature
                                                                 etkin sıcaklık    düzeltilmiş etkili sıcaklık
düşürme oranı      turn down ratio
                   bir kazanın maksimum çıktısının               düzeltilmiş       corrected air temperature
                   minimum çıktısına oranı                       hava sıcaklığı    bulunulan yüksekliğe göre standart hava
                                                                                   sıcaklığının düzeltilmiş değeri
düşürülmüş         reduced pressure
basınç             düşük basınç;düşürülmüş basınç                düzeltme          straightening element
                                                                 elemanı           hava akımı düzeltme elemanı
düz (yassı)        flat
                   düz,yassı                                     düzeltme          correction factor
                                                                 faktörü           düzeltme faktörü; bir değişkenin standart
düz çubuklu        flat bar frame                                                  değerinin değişik koşullara göre
çerçeve            düz metal çubuklardan yapılmış eleman                           düzeltilmiş değeri
                   kasası; düz çubuklu gövde
                                                                 düzeltme oranı    correction ratio
                                                                                   test kanalına yerleştirilmiş bir test
düz demir          flat-iron                                                       ekipmanı olmaksızın, alt akımdaki
çubuk               düz demir bloklardan yapılan                                   parçacık sayısının üst akım parçacık
                   konstrüksiyon                                                   sayısına oranı olan ve en az üç örnek (
                                                                                   numune) ’den hesaplanan R sayısı;
düz dikdörtgen     equivalent diameter of a straight
paralel kanalın    rectangular parallel duct                     düzeltme oranı    correction ratio data acceptance
eşdeğer çapı       bir dikdörtgen kanalın kesit alanı ile aynı   veri kabul        criteria
                   alana sahip olan dairesel kanalın çapı        kriterleri        korelasyon verilerinin uygunluğunu
                                                                                   belirlemekte kullanılan kriterler olup,
düz flanş          flat face flange                                                ANSI/ASHRAE Standart 52.21999
                   düz ve üzerinde fatura içermeyen flanş                          Bölüm 10.6.2’de ayrıntılı olarak
                                                                                   açıklanmıştır; Bölüm 9.2.2
düz kanal          straight duct component
                   düz kanal elemanı                             düzenleme         control (regulation)
elemanı
                                                                                   düzenleme

düz kanal          straight duct surface area
                                                                 düzenleme         regulation
yüzey alanı        düz kanal yüzey alanı
                                                                                   bir basınç yada debiyi düzenleme işlemi
449

      düzenleme         configuration factor                                            A. F. Dufton tarafından 1929'da bulunan
      faktörü           ısı geçişinde elemanın şeklinin işleme                          ve bir odadaki konforla ilgili
                        etkisini temsil eden faktör;                                    sıcaklığı(warmth) ölçen araç

      düzenleme         regulatory bodies                            efektif sıcaklık   temperature, effective
      kurumları         kuralları yasa gereği yada mal sahibinin                        ortalama giysiler içindeki bir insanın
                        istekleri uyarınca zorlayıcı olan                               gerçek sıcaklık,nem ve hava hareketi
                        kurumlar; örnekler; U.S. Coast Guard,                           koşullarında hissedeceği sıcaklıkla aynı
                        American Bureau of Shipping, ve U.S.                            sıcaklık hissini veren doymuş havanın
                        Public Health Service.                                          sıcaklığı

      düzenleme         regulating valve                             egzotermik         exothermic reaction
      vanası            ayarlama veya düzenleme vanası               tepkime            başlaması için gerekenden daha fazla
                                                                                        enerji açığa çıkartan kimyasal tepkime.
                                                                                        yanma tepkimesi ile fisyon ve füzyon
      düzenlemek        control (regulate)
                                                                                        tepkimeleri buna örnektir ‘endothermic
                        düzenlemek,
                                                                                        reaction’ terimi ile karşılaştırınız.

      düzenlemek        regulate
                                                                     egzoz              exhaust (adj)
                        düzene koymak. düzene sokmak.
                                                                     [boşaltım]         egzoz edilen; egzoz olarak
                        düzenlemek. yoluna koymak. denetim
                        altina almak. kontrol etmek. ayarlamak.
                                                                     egzoz açıklığı     exhaust opening
      düzenleyici       governor                                                        havanın koşullandırılan bir mahalden
                        düzengeç;düzenleyici; regülatör;                                boşaltımı için kullanılan açıklık
                        governor
                                                                     egzoz akımı,net    exhaust flow, net
      düzenleyici       regulator                                                       kaçaklar da hesaba katılarak net olarak
                        regülatör;düzenleme elemanı;                                    egzoz edilen iç mahal havası
                        düzenleyici;zaman,miktar,derece, bir
                        birim yada sürecin ayarlanmasını             egzoz bacası       exhaust flue
                        gerçekleştiren araç;                                            bir depolu,gaz yakıtlı kullanım suyu
                                                                                        ısıtıcısı duman bacası
      düzey             level (noun)
                        düzey;seviye,                                egzoz borusu       exhaust pipe
                                                                                        araçlarda egzoz borusu
      düzey farkı       difference in level
                        seviye yada düzey farkı; bir sıvı            egzoz buharı       exhaust steam
                        deposunda sıvının bir referans eksene                           atılan buhar;egzoz buharı; çürük buhar
                        göre iki değeri arasındaki fark
                                                                     egzoz buharıyla    exhaust steam heating
      düzey             level gauge                                  ısıtma             egzoz buharından ısı geri kazanımı
      göstergesi        seviye göstergesi                                               yoluyla yapılan ısıtma

      düzey kontrol     level controller                             egzoz çıkışı       exhaust outlet
      edicisi           seviye kontrol edicisi                                          egzoz çıkış açıklığı


                        level (verb)                                 egzoz              exhaust hood
      düzeylemek
                        seviye eşitlemek; düzeltmek; tesviye         davlumbazı         mutfak,laboratuar,endüstriyel tesisler gibi
                        etmek.                                                          yerlerde duman,kirletici ve zehirli
                                                                                        parçacıklar, buharlar ve dumanların etkili
                                                                                        biçimde atmosfere atılmasında kullanılan
      düzlem radyatif   plane radiant temperature                                       egzoz davlumbazı
      sıcaklık          bir yüzeyin küçük bir elemanına gelen
                        radyatif akının çevredekiyle aynı olduğu
                                                                     egzoz edici[fan]   exhauster
                        bir kabın yüzeyindeki üniform sıcaklık
                                                                                        (1)bilgisayar ortamından sıcak havayı
                                                                                        atan fan;(2) korozif dumanları atan
      dx serpantin      dx coil (see direct expansion coil)                             santrifüj fan
                        doğrudan genişlemeyi kullanan
                        evaporatör serpantini yada plaka
                        serpantin                                    egzoz etme         exhausting
                                                                                        kirleticiler içeren havayı ortamdan
                                                                                        atmosfere pompalama
      editör            editor
                        editör, editorship kitap hazırlama veya
                        yazma, gazete müdürü, başyazar,              egzoz fanı         exhaust fan
                        müelliflik, editörlük; bir kitabı matbaaya                      egzoz fanı; bir mahaldeki kirli havayı
                        gitmek üzere tertip edip hazırlayan                             dışarı atan fan
                        kimse, müellif, editör.
                                                                     egzoz gaz          exhaust gas connection
                        electrically erasable programmable           bağlantısı         yanmanın yer aldığı cihazın duman
      EEPROM                                                                            bacasına bağlantısını sağlayan kanal veya
                        read-only memory (EEPROM)
                                                                                        boru
                        güç kaynağı kapatıldığında içerdiği
                        bilgiyi saklayan bir bellek chip'i
                                                                     egzoz gaz hızı     exhaust gas velocity
                        eupatheoscope                                                   egoz gazının hızı
      efatoskop
                                                                                                                           450

egzoz gazı        exhaust gas                                                    gazı(duman gazı) miktarı
                  yanma işleminin sonucu olarak çıkan ve
                  bir duman bacasıyla atmosfere verilen       egzoz sistemi      exhaust system
                  duman gazları                                                  binadan havayı boşaltarak içeri taze
                                                                                 havanın ( dış hava) havalandırma
egzoz gazı        exhaust gas damper                                             açıklıklarından ve normal sızıntı
damperi           egzoz gazı damperi                                             yollarından girmesine olanak sağlayan
                                                                                 bir yada daha fazla fandan oluşan sistem.
egzoz gazı        exhaust gas recirculation
                  içten yanmalı motor bulunan araçlarda,      egzoz vanası       exhaust valve
sirkülasyonu
                  egzoz gazının atmosfere verilmeyip,                            içten yanmalı motorlarda,yanma
                  yardımcı yanma odasına gönderilmek                             gazlarının motordan atılmasını sağlayan
                  üzere sirküle edilmesi                                         egzoz supapı

egzoz hava        exhaust air damper                          eğik borulu        inclined tube boiler
                  egzoz havası damperi                        kazan              eğik borulu kazan
damperi

egzoz hava        exhaust air equipment                       eğik diskli        swash plate compressor
                  egzoz havası ekipmanı; havayı atmosfere     kompresör          otomobil a/c uygulamalarında kullanılan
ekipmanı
                  atmakta kullanılan ekipman                                     mile açılı olarak yerleştirilmiş bir pleyt
                                                                                 üzerindeki pistonların emme-basma
                                                                                 yapmasıyla çalışan kompresör.eğik diskli
egzoz hava        exhaust air filter
                                                                                 kompresör.
filtresi          egzos havasındaki parçacıkları tutarak
                  hava kirliliğini azaltma amacıyla
                  kullanılan filtre                           eğik               inclined manometer; slant gauge
                                                              manometre          çok küçük basınçların ölçülebilmesini
                                                                                 olanaklı kılmak üzere,ince bir borunun
egzoz hava        exhaust air duct
                                                                                 eğilmesi ile oluşturulmuş, küçük
kanalı            egzoz hava kanalı
                                                                                 basınçlarda büyükçe yerdeğiştirme yapan
                                                                                 bir sıvı ile çalışan manometer
egzoz hava        exhaust air system
sistemi           binadan havayı boşaltarak içeri taze        eğik plakalı       wobble-plate compressor
                  havanın ( dış hava) havalandırma                               eksene açılı yerleştirilmiş bir plaka
                  açıklıklarından ve normal sızıntı
                                                              kompresör
                                                                                 üzerindeki oynak yuvalara geçirilmiş
                  yollarından havanın girmesine olanak                           piston kollarının, plakanın düşeyde
                  sağlayan bir yada daha fazla fandan                            eksantrik dönmesi nedeniyle ileri geri
                  oluşan sistem.                                                 hareket ettiği kompresör

egzoz             exhaust ventilation                         eğik vana          inclined valve
havalandırması    mutfak banyo gibi mahallerde egzoz                             eğik yerleştirilen vana
                  gazlarının atılması amacıyla yapılan
                  havalandırma
                                                              eğiklik açısı      angle of inclination
                                                                                 bir solar kollektörün yataya gore
egzoz             exhaust ventilation installation                               konumlandırıldığı açı; eğim açısı.
havalandırması    package
kurulum paketi    egzoz havalandırması kurulum paketi
                                                              eğiklik açısı      inclination angle
                                                                                 eğim açısı;eğiklik açısı
egzoz havası      air, exhaust
                  egzost havası; bir mahalden dış mahalle     eğiklik açısı      tilt angle
                  atılan hava                                                    bir kolektörün güneş ışınlarını tam almak
                                                                                 üzere eğiklik açısı
egzoz havası      exhaust air
                  mahalden atmosfere atılan hava; egzoz       eğilim             trending
                  havası                                                         eğilim;yönelim; gidiş

egzoz havası      exhaust air intake                          eğilim             trend diagram
girişi            egzoz havası yerine çekilen havanın giriş   diyagramı          eğilim diyagramı; eğilim grafiği; bir
                  açıklığı                                                       sistemin değişik etkiler altında gösterdiği
                                                                                 çalışma eğilimini veren grafik
egzoz havası      exhaust air classification
sınıflandırması   bir mahalden egzoz edilen havanın           eğilim kaydı       trend record
                  kirletici ve zehirli parçacıklar yönünden                      eğilim kayıtları; örneğin bir ürünün satış
                  yapılan sınıflandırılması                                      kayıtlarını tutarak eğilimi belirlemekte
                                                                                 kullanma
egzoz havası      exhaust air terminal device
terminal cihazı   içerisinden havanın dışarı atıldığı         eğilim kütüğü      trend log
                  terminal cihazı                                                eğilim kütüğü; eğilimlerin kaydedildiği
                                                                                 kütük yada defter
egzoz             exhaust installation
kurulumu          egzoz kurulumu;araçlarda egzoz              eğilme kırılması   modulus of rupture in bending
                  takılması                                   modülü             bir örnek parçanın büküldüğünde
                                                                                 kırılmaksızın dayanabileceği birim alan
egzoz miktarı     exhaust rate                                                   başına maksimum gerilme
                  bir yanmalı cihazdan çıkan egzoz
451

      eğilme momenti     bending moment                                                eklemek, toplamak, ilave etmek
                          bir mili yada bir makine parçasını
                         eğilmeye zorlayan kuvvet çiftleri yada       eklenti yapmak   plug in (verb)
                         momentlerin cebirsel toplamı                                  sonradan takılan sistemle uyumlu eklenti
                                                                                       yapmak
      eğilme yarı çapı   bending radius
                         büküm yarı çapı                              ekoloji          ecology
                                                                                       bir çevrede yaşayan canlı organizmalar
      eğim               slope                                                         ve bu organizmaların çevre ile ilişkilerini
                         eğim;eğiklik;yataya göre eğiklik açısı                        inceleyen bilim dalı;ekoloji

      eğri               curve                                        ekonomik         economic
                         melirli bir matematiksel fonksiyon                            (1) ekonomi ile ilgili;(2) maliyeti uygun
                         ilişkisini doğrulayan noktaların                              düzeylerde olan
                         geometrik yeri; eğri
                                                                      ekonomik hız     economic velocity
      eğri               oblique                                                       ekonomik işletim maliyeti veren hız
                         eğri. eğik. verev. dolambaçlı. çarpık.
                         kapalı. şev.                                 ekonomizer       economizer cycle
                                                                      çevrimi          bir HVAC sisteminde atık ısıdan geri-
      eğrisel            skewed                                                        kazanım yoluyla enerji kazanan çevrim;
                         eğrisel; eğri biçiminde                                       ekonomizer çevrimi

      ejektör            ejector                                      ekonomizer,      economizer, air
                         akışkan taşıyıcı bir boruda, akışkanın       hava             ılıman ve yada soğuk havalarda mekanik
                         hızını bir başka akışkanı çekmeye yeterli                     soğutma gereklerini azaltmak için bir
                         bir düzeyde artırmak için boru çapının                        soğutma sisteminin taze hava (outdoor
                         düşürülmesini sağlayan araç                                   air) beslemesini sağlayan bir
                                                                                       kanal/damper uyarlaması ile kontrol
      ejektör çevrimli   ejector cycle refrigerating system
      soğutma sistemi    atık ısıyı kullanarak(60-150 C) soğutma      ekonomizer, su   economizer, water
                         yapan(0-20 arasında) soğutma çevrimi                          bir mekanik soğutma biriminin
                                                                                       bulunması durumunda bile, soğutma
      ejektör memesi     ejector nozzle                                                yükünün karşılanması amacıyla, direk
                         ejektör memesi                                                evaporatif soğutmayı yada ikincil olarak
                                                                                       evaporatif su soğutma devresini kullanan
                         addenda                                                       sistem.
      ek
                         bir standart üzerinde yapılan değişiklik
                         dizisinin verildiği ek                       eksantrik        eccentric brushing
                                                                      fırçalama        bir eksantrik tarafından üzerindeki ileri
                         equipment                                                     geri hareket yapan kafaya geçirilen
      ekipman                                                                          fırçalarla yüksek hızda(1500 d/d)
                         iklimlendirme, elektriksel güç,
                         aydınlatma, taşıma yada                                       temizleme yapan makine
                         kazanlar,fırınlar,ısı pompaları,su
                         ısıtıcıları, asansörler, merdivenler, gibi   eksantrik yük    eccentric load
                         elemanları içeren bunlarla sınırlı olmayan                    eksenden belirli bir uzaklıkta yapılan
                         iklimlendirme araçları;                                       yükleme;

      ekipman cihazı     equipment device                             eksen            axis
                         bir sistemde değişik işlevleri yerine                         eksen;
                         getirerek sistemin istenen çıktıyı
                         üretimesini sağlayan elemanlar ve araçlar    eksenel          axial (adj)
                                                                                       eksen doğrultusunda olan; eksene paralel
      ekipman            housing (casing)                                              olan
      gövdesi            bir ekipmanı korumak amacıyla içeren
                         gövde yada muhafaza                          eksenel akışlı   axial flow fan
                                                                      fan              girişten çıkışa kadar olan hava
      ekipman odası      equipment room                                                doğrultusunun değişmediği eksenel
                         bir HVAC sisteminde ekipmanların(hava                         doğrultuda hava veren fanlar
                         hazırlama birimi,chiller,vb) içerisine
                         yerleştirildiği merkezi mahal                eksenel akışlı   axial flow compressor
                                                                      kompresör        dereceli olarak azalan borusal bir alanda
      ekipman,           equipment, unitary                                            akarken havanın kademeler halinde
                         HVAC işlevlerinden bir yada daha                              sıkıştırıldığı kompresör türü.
      birimsel
                         fazlasını(ısıtma,soğutma,temizleme)
                         elemanlarını bir gövde altında içeren        eksenel baskı    axial thrust
                         birim; birimsel ekipman                                       eksenel baskı; dönel bir milin ekseni
                                                                                       yönünde gelen yük
      ekleme             addition
                         bir binada mevcut gövdenin dışında,          eksenel          axial compensator
                         binanın yüksekliğinde yada döşeme            dengeleyici      borulardaki eksenel doğrultuda
                         alanındaki genişleme yada artış                               genleşmeleri alarak boru tesisatına
                                                                                       gerilme binmemesini sağlayan eleman;
      eklemek            add                                                           eksenel dengeleme elemanı
                                                                                                                                452

eksenel fan       axial fan                                     modülü             modulus)
                  girişten çıkışa kadar olan hava akış                             bir malzemenin esneklik sınırı içerisinde
                  doğrultusunun değişmediği fanlar.                                gerilmenin uzanıma oranı; kuvvetin,ilk
                                                                                   kesit alanı temelinde birim alana bölümü
eksenel hız       axial velocity                                                   ile ifade edilen orantı.
                  eksenel hız;
                                                                elastik modülü     bulk modulus of elasticity
eksenel kanatlı   vaneaxial fan                                                    elastisite modülü
fan               küçük bir yerleşim alanına sahip,yüksek
                  basınçlarda tüksek hava miktarları basan      elastiklik         elasticity
                  fan;                                                             bir malzemenin şekil değiştirdikten sonra
                                                                                   ilk şeklini alabilme yeteneğinin
eksenel plakalı   footstep bearing                                                 ölçüsü;esneklik;elastiklik
yatak             hidrodinamik bir radyal yatak ile eksenel
                  kuvvetleri almak için eksenel bir plaka       elastomer          elastomer
                  içeren yatak                                                     termoset yada termoplastik yapıdaki
                                                                                   lastik temelli malzeme;elastomer

eksenel yük       axial load                                    eldivenli kabin    glove box
                  eksenel yük; eksen doğrultusuna paralel                          laboratuarlarda tehlikeli maddelere
                  uygulanan yük                                                    maruz kalmamak için, çalışanın dışarıdan
                                                                                   ellerini sokarak bu madde üzerinde işlem
ekseni kaçık      eccentric (adj)                                                  yapabileceği eldivenli kabin
                  eksen kaçıklığı olan; eksantrik;sürekli
                  dönme hareketini ileri-geri doğrusal          elek               sieve
                  harekete çeviren mekanizma.                                      gözenekli bir ekran, bir ağ veya bir
                                                                                   filtrasyon işlemi ile istenen maddelerin
ekserji           exergy                                                           istenmeyen maddelerden ayrılmasını
                  tersinir olmayan süreçlerde antropi                              yapan eleman
                  yaratılmasıyla kullanılabilir enerji
                  kaybını ifade eden terim; bir sistemdeki      elektirksel        electric contact thermometer
                  enerji kaybı, çevrenin mutlak sıcaklığı ile   temas              içerisinde elektriksel kontak içeren ve
                  antropi artımının çarpımı ile belirlenir.     termometresi       kontakların herhangi bir konuma
                                                                                   ayarlanabildiği; ayar değerinde
eksik yanma       incomplete combustion                                            kontakların kapanmasıyla uyarı sesi
                  bir yakıtın yanabilen elemanlarının kısmi                        veren termometre
                  oksitlenmesi; eksik yanma
                                                                elektret filtre    filter, electret
el anahtarı       manual switch                                                    elektret filtre; elektret filtreler nano
                  elle kumanda edilen anahtar                                      büyüklükteki yüklü ve yüksiz
                                                                                   parçacıkları toplama yeteneğindeki
                  hand setting                                                     elektret fiberlerden yapılan filtre
el ayarı
                  elle yapılan ayar; el ayarı
                                                                elektrik           electricity
                  manual damper or valve                                           maddenin temel parçacıklarının özelliği;
el damperi veya                                                                    manyetik, radyatif ve kimyasal etkileri
vanası            elle ayarlanan damper veya vana
                                                                                   olan enerji biçimi; elektrik akımı yüklü
                                                                                   parçacıklar olan elektronların akımı ile
el ekspansiyon    manual expansion valve (hand valve)                              yaratılır.
vanası            el ekspansiyon valfi; soğutma
                  devrelerinde eskiden kullanılan bir                              electric current
                                                                elektrik akımı
                  akışkan kontrol elemanı                                          bir elektriksel devrede amper olarak
                                                                                   ölçülen yüklerin hareketi; alternating
el spreyi         hand spray                                                       current akışı periyodik olarak tersine
                  el spreyi                                                        dönen elektrik akımı.; direct current
                                                                                   kutupsallığı değişmeyen elektrik akımı;
el tutamağı       hand wheel
                  bazı vanalarda elle döndürülen kumanda        elektrik ark       electric arc welding
                  çarkı;elle sağa yada sola                     kaynağı            elektriksel ark kaynağı;iki bakır elektrot
                  döndürüldüğünde, vana miline hareket                             arasındaki ark'ın malzemeyi noktasal
                  veren kısım.Tutamak.                                             veya çizgisel olarak ergitip birleştirmesi
                                                                                   temeline dayanan kaynak
el vanası         hand valve
                  elle çalışan vana                             elektrik           wiring diagram
                                                                bağlantı şeması    elektriksel bağlantı diyagramı
el vanası         manual valve
                  bir sıvı akışını başlatmak,kontrol etmek                         electric shock
                                                                elektrik
                  veya durdurmak için elle kumanda edilen                          elektrik çarpması
                  vana. el vanası.                              çarpması

                  hand basin                                    elektrik dağıtım   electric supplier
el yıkama
                  el yıkama lavabosu                            şirketi            elektrik üreten ve bunu ticari temellere
lavabosu                                                                           göre dağıtan şirket yada bayi

elakstiklik       modulus of elasticity (Young’s                                   electric circuit
                                                                elektrik devresi
453

                          akımın bir dönüş yoluna sahip olduğu          elektrik tesisi     utility
                          elektriksel şebeke;bir güç kaynağı, bir       (şirketi)           (1) belirli yasal düzenlemeler altında
                          yük ve akım için bir akış yolu devreyi                            elektriksel enerji üretimi yapan, düşey
                          oluşturmak için minimum                                           olarak entegre karakteristikler sergileyen
                          gerekliliklerdir.                                                 elektrik şirketi yada tesisi;

      elektrik enerjisi   electrical energy                             elektrik            electrical accessories
                           hareket eden elektronların enerjisi          yardımcı            bir elektriksel sistemin çalışmasını
                                                                        elemanları          düzenleyen yardımcı
      elektrik            electrical volume resistivity                                     elemanlar;aksesuarlar
      hacimsel            üç boyutlu bir numune içerisinden geçen
      direnci             elektrik akımına gösterilen direnç;           elektrikçi          electrician
                          düz,paralel elektrotlar arasındaki bir                            elektrik teknisyeni; elektrikçi
                          maddenin, elektrot alanları ve
                          malzemenin kalınlığının çarpılmasına          elektrikle          electrically operated
                          eşit direnci,                                                     elektrikle çalışan; çalışması için elektrik
                                                                        çalışan
                                                                                            tüketen
      elektrik hatası     electrical fault
      (kısa-devre)        faz-nötr yada faz-faz arasındaki kısa         elektrikli          casual heat gain
                          devre                                                             bir mahalde elektrikli araçlar gibi
                                                                        araçlardan ısı
                                                                        kazancı             kullanıma bağlı ısı kazancı kaynakları
      elektrik kılıfı     electrical enclosure
                          elektriksel ekipmanı ve kablo tesisatını,
                                                                        elektrikli          electric lighting
                          insanların temas etmemesi, yangınların
                          önlenmesi, yıpranmaların önlenmesiş           aydınlatma          elektrikli aydınlatma. soğuk depolarda
                          amacıyla içinde barındıran kutu                                   elektrik aydınlatma yükü.


                          electric spark                                elektrikli ısıtma   electric heating
      elektrik                                                                              elektriksel direnç elemanları ile yapılan
      kıvılcımı           elektrik kıvılcımı;
                                                                                            ısıtma; elektrikle ısıtma

      elektrik motoru     electric motor                                                    electric heating element
                                                                        elektrikli ısıtma
                          elektrik akımı ile çalışan motor;elektrik                         elektrikli ısıtıcılarda akımın geçtiği
                          motoru
                                                                        elemanı
                                                                                            direnç elemanı

      elektrik            electrical engineer                                               electrical defrosting
                                                                        elektrikli kar-
      mühendisi           elektrik mühendisi; elektriksel devrelerin                        bir soğutma evaporatöründeki karların
                          hesabı,kurulumu ve işletimi ile ilgili
                                                                        çözme
                                                                                            çözülmesi için elektrikli direnç kullanan
                          mühendis                                                          defrost sistemi.

      elektrik panosu     conduit box                                                       electric convector
                                                                        elektrikli
                          iletkenlerin binaya yada makine                                   elektrikli ısıtıcı devreler içeren ısıtıcı
                          devrelerine dağıtımının yapıldığı şalter
                                                                        konvektör
                                                                                            konvektör
                          ve sigortaları içeren pano;elektrik panosu
                                                                        elektrikli mahal    electric space heating
      elektrik sayacı     electric meter                                                    elektrikli ısıtıcılarla yapılan mahal
                          elektrik enerji kullanımını belirlemekte
                                                                        ısıtma
                                                                                            ısıtması
                          kullanılan elektrik sayacı
                                                                        elektrikli nem-     electrical hygrometer
      elektrik sayacı     electricity supply meter                                          özellikleri atmosferdeki nem düzeyine
                          elektrik beslemesini ölçen sayaç.;
                                                                        ölçer
                                                                                            göre değişen bir transducer kullanan
                          elektrik sayacı                                                   higrometre; elektriksel higrometre

      elektrik su         utilities                                                         electric radiator
                                                                        elektrikli
      havagazı            elektrik, havagazı hizmetleri, kamu                               içerisinde yağ bulunan ve bu yağın
                          hizmetleri, su, kamu kuruluşları.
                                                                        radyatör
      hizmetleri                                                                            elektriksel direnç elemanı ile ısıtıldığı
                                                                                            radyatör
      elektrik şeması     electrical diagram
                          elektrik şeması; elektriksel devre yapısını   elektrikli          electric refrigerator
                          ve elemanlarını gösteren diyagram             soğutucu            elektrikli buz dolabı; 1903'de patenti
                                                                                            Linde tarafından alınan ve sürekli
      elektrik talebi     electrical demand                                                 çevrimle çalışan buz dolabı
                          belirli bir zaman aralığındaki ortalama
                          kilowatt elektrik yükü.herhangi bir           elektrikli          electric precipitator
                          zaman aralığındaki elektriksel talep;         toplayıcı           toz parçalarında indüklenen elektrik
                          talep aralığı boyunca gerçek gücün                                yükleri yolu ile ortamdan toz çeken
                          ortalama değeri.,                                                 eleman.

      elektrik taşıyan    live wire                                     elektrikli toz      electric precipitator
      kablo               elektrik akımı taşıyan kablo                  toplaycı            elektrostatik toz toplayıcı


      elektrik            electric terminal                             elektrikli          electric fire
      terminali           bir elektrikli aracın bağlandığı tesisat      yangını             elektriksel nedenlerle çıkan yangın;
                          uçları; elektriksel terminal
                                                                                                                                454

elektriksel       junction                                                          yapan tesisi tarafından üretilen en geniş
bağlantılar       elektriksel bağlantılar                                           ,kararlı elektrik yükü. ;

elektriksel       electrical degree                               elektriksel güç   electric power load factor
                  bir elektrik makinesi milinin iki aynı          yük faktörü       elektrik kullanımının elektrik talebi ile
derece
                  kutup arasında süpürdüğü açının 360’da                            karşılaştırılması;kilowattsaat olarak
                  1’i.bir mekanik derece makinenin sahip                            kullanılan enerjinin; elektrik talebi ile ele
                  olduğu kutup çiftleri sayısı ile elektriksel                      alınan dönem içerisindeki saat sayısının
                  derecenin çarpımına eşittir.                                      çarpımına bölümüyle hesaplanır.

elektriksel       electrical resistance (omega)                   elektriksel       electric noise
                  bir elektrik devresinde gerilim                 gürültü           elektriksel araçların çalışmasından;
direnç
                  uygulanmasıyla elde edilebilen akımı                              örneğin elektrik motoru,ateşleme
                  sınırlayan ve ohm olarak ölçülen karşıtlık                        bobinleri,güç hatları vb gibi
                                                                                    elemanlardan kaynaklanan gürültü
elektriksel       electric resistance thermometer
                  bir iletkende sıcaklıkla direncin               elektriksel       electrical conductor
direnç
                  değişmesini temel alan termometre;              iletken           elektrik ileten kablo;elektrik iletkeni
termometresi
                  direnç termometresi
                                                                  elektriksel       bus (electrical)
elektriksel güç   electric power                                  kolektör          bir yada daha fazla kaynaktan alınan
                  elektriksel güç;bir elektrik akımının                             işaretleri (sinyal) yada elektriksel gücü
                  yaptığı iş veya birim zamanda iletilen                            bir yada daha fazla yere iletmekte
                  elektrik enerjisi                                                 kullanılan bir yada daha fazla iletkenin
                                                                                    ortak kısmı
elektriksel güç   electric power consumption
dengelemesi       elektriksel güç tüketimi; bir binanın yada      elektriksel       electrical conductance
                  bir sistemin elektrikli araçlarda tükettiği     kondüktans        elektriksel direncin tersi. her hangi bir
                  elektirksel enerji                                                elektriksel kablo yada elemanın akım
                                                                                    taşıma kapasitesi
elektriksel güç   electric power load factor
eş zaman          (ELF)(diversity factor)                         elektriksel       electric control
faktörü           elektrik kullanımının elektrik talebi ile       kontrol           sistemlerin ve işlevlerin elektriksel
                  karşılaştırılması;kilowattsaat olarak                             yönden kontrolü
                  kullanılan enerjinin; elektrik talebi ile ele
                  alınan dönem içerisindeki saat sayısının        elektriksel       electrical properties
                  çarpımına bölümüyle hesaplanır.                                   elektriğin iletimi ve depolanması ile ilgili
                                                                  özellikler
                                                                                    özellikler
elektriksel güç   electric power factor (PF)
faktörü           elektrikli ısıtma alternatif akımda gerçek      elektriksel       electric potential
                  gücün görünür güce oranı olan ve 0 ile 1                          elektriksel potansiyel; elektriksel gerilim
                                                                  potansiyel
                  arasında değişen faktör

                                                                  elektriksel       electrical resistor
elektriksel güç   electric power load shedding
                                                                  resistör           (1)bir elektrik şebekesine direnç ekleyen
kısıtlaması       talep üretim miktarından fazla olduğunda
                                                                                    eleman, (2)içerisinden elektrik akımı
                  bazı hatlardan enerjinin kesilmesi
                                                                                    geçirerek ısı üretmek yada gerilimi
                                                                                    düşürmekte kullanılan malzeme
elektriksel güç   electric power demand interval
talep aralığı     bir elektrik şirketi tarafından genellikle
                                                                  elektriksel       electric contact
                  15 yada 30 dakika arasında olan
                                                                  temas             bir elektrksel devrede akım geçişini
                  sürelerde gözlemlenen kilowatt talep.
                                                                                    sağlayan elektriksel temas
                                                                                    elemanı;kontak
elektriksel güç   electric power demand charge
talep             bir faturalama dönemi içerisinde belirli
                                                                  elektriksel       electrical induction
bedellendirmesi   bir sürede(15 dakikadan 1 saate değişir)
                                                                  tetikleme(indük   bir manyetik alanın bir iletkene karşı
                  çekilen maksimum elektriksel güç
                                                                  siyon)            bağıl hareketiyle elektron akımı yaratma
                  bedellendirmesi
                                                                                    süreci

elektriksel güç   electric power demand period
                                                                  elektriksel       electrical ground
talep dönemi      elektriksel talep zaman aralığı; on peak
                                                                  topraklama        elektriksel toprak hattı; topraklama
                  period günün, daha fazla maliyet getiren
                  zamanında yaratılan elektriksel talep;
                  günün, bir bina içerisinde kullanılan           elektriksel       electrical insulation
                  enerjinin maksimum olduğu dönemi;               yalıtım           yüksek bir elektriksel dirence sahip ve bu
                                                                                    nedenle de bir elektrik devresindeki
elektriksel güç   electric power demand load                                        komşu iletkenleri ayırmak yada
                   bir devrede her hangi bir andaki gerçek                          iletkenlerin gelecekteki olası temasını
talep yükü
                  yük.on konumunda olan bütün yüklerin                              önlemek için uygun olan malzeme
                  toplamı. bağlı yüklerden off durumunda
                  olan yüklerin çıkartılmasına eşittir.           elektriksel yük   electric load
                                                                                    elektriksel yük; bir binada elektrikli
elektriksel güç   electric power generation                                         elemanların şebekeye bindirdiği güç
üretimi            elektriksel güç üretimi; baseload power
                  generation bir elektrik sisteminin sistem       elektriksel       electric time switch
                  içerisindeki en geniş,en verimli üretimi                          zamana bağımlı olarak elektriksel temas
455

      zaman anahtarı      sağlayan veya elektriksel teması kesen        balast              bir fluoresan lambada gerilimi
                          anahtar; zaman anahtarı                                           düzenleyen elektronik eleman.

      elektro             electropneumatic controller                   elektronik filtre   electronic filter(s)
      pnömatik            bir elektronik sinyal üretecinin                                  toz parçalarını elektrik yüklü hale getirip
      kontrol edici       gönderdiği sinyalleri işlemleyerek                                bir manyetik alan içerisinde çeken hava
                          pnömatik güç birimine(valfler) gönderen                           tamizleyiciler; yüksek molekül ağırlığına
                          ve valfin istenen konmumu almasını                                sahip rezin malzemeden oluşturulan
                          sağlayan sistem                                                   filmin iki parçaya ayrılıp yüklenmesi ile
                                                                                            oluşan tabakalı elektriksel filtre
      elektro             electropneumatic device
      pnömatik cihaz      elektropnömatik kontrol sistemi ile           elektronik          electronic expansion valve
                          çalışan cihaz                                 genişleme           elektriksel yoldan evaporatör ve
                                                                        vanası              soğutkanın kızgınlık durumuna bağlı
      elektro             electromagnet                                                     olarak çalışan ve tipik olarak bir mikro
                          içerisinden geçen elektrik akımının                               işlemci tarafından çalıştırılan vana.
      miknatıs
                          yarattığı manyetik alanla mıknatıslık
                          özelliği kazanan mıknatıs;                    elektronik hava     electronic air cleaner
                                                                        temizleyici         bir elektriksel alanı kullanarak yüklü
      elektrolitik çift   electrolytic couple                                               parçacıkları tutan hava temizleyiciler
                          eloktrolitik çift;
                                                                        elektronik          electronic control
      elektrolitik        electrolytic hygrometer                       kontrol             bir sistemdeki bir yada daha fazla alt-
      nem-ölçer           nem tutan bir madde(fosfor pentoksit)                             sistemi kontrol eden elektronik kontrol
                          içeren, havadaki nemle bir elektrolit(                            devresi
                          fosforik asit) haline gelerek sürekli
                          elektroliz uygulayan ve elektroliz akımını    elektronik          electronic cleaner (electrostatic)
                          ölçerek nem belirleyen nem ölçer              temizleyici         toz parçacıklarını elektriksel yüklü hale
                                                                                            getiren ve bir manyetik alanda mıknatıs
      elektrolitik        electrolytic brine                                                gibi çeken hava temizleyicisi
      salamura            elektrik akımını geçiren salamura
                          çözeltisi                                     elektronik          electronic amplifier
                                                                        yükseltici          bir sinyalin gücünü artıran elektronik
      elektromanyeti      electromagnetic interference (EMI)                                araç;elektronik yükseltici
      k girişim           hızlı değişen sinyaller taşıyan bir devrede
                          normal çalışmasının yan ürünü olarak          elektrostatik       electrostatic
                          üretilen ve diğer devrelerde istenmeyen                           bir static elerktriksel alanın cisimler
                          sinyallerin tetiklenmesine neden olan                             üzerine etki ettirdiği kuvvetleri inceleyen
                          elektromanyetik girişim                                           fizik dalı

      elektromanyeti      electromagnetic radiation                     elektrostatik       electrostatic shock
      k radyasyon         elektromanyetik radyasyon                     çarpma              statik elektrik boşalımı ile elektrik
                                                                                            çarpması
      elektromanyeti      electromagnetic compatibility
                          elektromanyetik uygunluk                      elektrostatik       precipitator, electrostatic
      k uygunluk
                                                                        çöktürücü           indüklenmiş bir elektriksel yük
                                                                                            kullanarak gaz akımından parçacıkları
      elektromotor        electromotive force (emf)                                         ayıran cihaz
      kuvvet              örneğin elektrik akımı sağlamak gibi,
                          elektrik enerji kaynağı olarak kullanılan
                                                                        elektrostatik       electrostatic filter
                          bir aracın terminalleri arasında volt
                                                                        filtre              parçacıkları elektrik yüklü hale getiren
                          olarak ölçülen elektriksel potansiyel farkı
                                                                                            tutma temeline dayanan filtre

      elektron borusu     beam valve
                                                                        elektrostatik       filter, electrostatic
                           ortalama gücü yüksek olan yüksek
                                                                        filtre              toz parçacıklarını elektrik yüklü hale
                          gerilim cihazlarında kullanılan ve
                                                                                            getirerek bir manyetik alan içerisinde
                          anahtarlama yapan elektron boruları
                                                                                            çekilmelerini sağlayan filtre

      elektronik          electronics
                                                                        elektrostatik       electrostatic force
      (bilimi)            termionik valfler(vakum boruları) ve yarı
                                                                        kuvvet              bir elektrostatik alan içerisinde bulunan
                          iletkenler gibi cihazlardaki elektron
                                                                                            cisme etkiyen kuvvet
                          akışının kontrolü ile çalışan sistemleri ve
                          kullanımlarını araştıran bilim dalı
                                                                        elektrostatik       electrostatic precipitator
                                                                        toz toplayıcı       elektrostatik toz toplayıcı
      elektronik          electronic switch
      anahtar             elektronik anahtar
                                                                        elektrostatik       electrostatic charging
                                                                        yükleme             elektrostatik yükleme
      elektronik          electronic anemometer
      anemometre          elektronik hava hızı ölçer
                                                                        elektrot            electrode
                                                                                             toprakla temas sağlayan bi iletken
      elektronik          aneroid gauge, electronic
      aneroid ölçer       elektronik aneroid ölçü aracı
                                                                        elektrotlu          electrode boiler
                                                                        kazan                içerisinden geçen elektrik akımına karşı
      elektronik          electronic ballast                                                direnç gösteren ve bu direnç nedeniyle
                                                                                                                            456

                  üreyen elektriğin bir kazanda buhar ve                         gerektirme.Otomatik olmayan terimi
                  sıcak su üretiminde kullanıldığı daldırma                      zorunlu olarak elle çalıştırmayı değil,
                  elektrotları kullanan kazan.                                   fakat bir insan girişimi gerektiğini anlatır.

elemek            sieving                                     elle yüklenen      manually charged
                  elemek;elekten geçirmek; kalburdan                             soğutma devrelerine elle uygulanan
                  geçirmek;                                                      soğutkan doldurma işlemi; otomatik
                                                                                 olmayan soğutkan doldurma
element           element
                  kimyasal yollarla daha küçük parçalara      EMF(elektrom       emf (electromotive force)
                  ayrılanmayan saf madde; bir bütünü          otor kuvvet)       ‘electromotive force’ için kullanılan
                  oluşturan işlevsel parça, eleman                               kısaltma.elektromotor kuvvet.

elenmiş fındık    nut coal                                    EMI(elektroma      EMI (electromagnetic interference)
taş kömürü        elekten geçirilmiş küçük boyutlarda bir     nyetik girişim)    radyo frekanslarındaki dahili sistemlerde
                  kömür türü                                                     üretilen elektriksel girişim.

elle alınan       grab sample                                 emici              receiving hood
numune            elle alınan rastgele numune                 davlumbaz          kirletici kaynağına olanak oranında yakın
                                                                                 yerleştirilen emici davlumbaz
elle ateşlemeli   hand fired
                  elle ateşlemeli                             emilen             electric power absorbed
                                                              elektriksel güç     bir elektrikli aracın yuttuğu elektrik
                                                                                 enerjisi
elle ayarlama     manual adjustment
                  elle yapılan ayarlama; el ayarı
                                                              emilsiyonlu akış   emulsion flow (bubble flow)
                                                                                 içerisinde suyun dengeli damlacıklar
elle ayarlanan    hand regulated
                                                                                 biçiminde dağıldığı yağ akışı
                  elle düzenlemeli

                                                              emitans            emittance
elle ayarlanan    manually adjusted air terminal device
                                                                                 bir numune tarafından yayınan radyatif
hava terminal     elle ayarlanan hava terminal birimi
                                                                                 ısı akısının, aynı sıcaklık ve koşullarda
aracı                                                                            siyah cismin yayındığı radyatif ısı akısına
                                                                                 oranı,
elle çalışan      hand expansion valve
ekspansiyon       elle çalışan genişleme vanası; soğutma      emme               suction
vanası            devrelerinde eskiden kullanılan vana                           emme;soğurma;emerek içeri alma;

elle çalışan      hand operated fire extinguisher             emme basıncı       suction head
                  elle çalıştırılan yangın söndürücü                              sıvı besleme kaynağı pompanın
yangın
                                                                                 merkez ekseninden yukarda
söndürücü                                                                        olduğunda, pompa girişindeki pozitif
                                                                                 basınç;
elle çalışmalı    hand operated
                  elle çalıştırılan                                              suction pressure
                                                              emme basıncı
                                                                                 soğutma tesislerinde evaporatörden çıkan
elle çalışmalı    manually operated                                              soğutkanın kompresör emme vanasına
                  elle çalışan(makine,araç veya sistem)                          girdiği sırada sahip olduğu basınç

elle çalışmalı    hand operated pump                          emme basıncı       suction pressure regulating valve
pompa             elle çalışan pompa;el pompası                                  (C.P.R.) (holdback valve)
                                                              regülatör
                                                              vanası             emme basıncının belirli bir değerden
elle çalıştırma   manual operation                                               aşağı düşmesini önleyen basınç
                  elle çalıştırma; çalışmayı elle başlatıp                       regülatörü
                  bitirme
                                                              emme basınç        suction gauge
elle kar çözme    manual defrosting                           ölçeri             soğutma sistemlerinde emme hattında
                  evaporatörlerdeki karlanmayı, sistemi                          veya kompresörün emme servis vanasına
                  elle durdurup bekleterek çözmeyi temel                         bağlı emme basıncını gösteren
                  alan defrost yöntemi.elle defrost.                             manometre

elle kontrol      manual control                              emme borusu        suction pipe
                  elle kontrol                                                   emme borusu;soğutma sistemlerinde
                                                                                 evaporatörden kompresörün emme
                                                                                 vanasına bağlanan boru;emme borusu
elle konum        manual changeover
değiştirme        bir ısı pompasının çalışma
                  konumunu(yaz-kış) elle değiştirme           emme buharı        suction vapour temperature
                                                              sıcaklığı          kompresöre yada yoğuşturma birimine
                                                                                 dönen soğutkanın sıcaklığı.Emme hattı
elle ulaşım       hand hole
                                                                                 sıcaklığı.
deliği            basınçlı bir kısımda en uzun boyutu
                  genellikle 6” geçmeyen ulaşım deliği
                                                              emme               suction hood
                                                              davlumbazı         emme davlumbazı; bir mahalde duman
elle yapılan      manual
                                                                                 üreten tezgahların üzerinde bulunan
                  kontrol amacıyla bir insanın girişimini
457

                       emme davlumbazı                                emülsiyon          emulsion
                                                                                          bir maddenin bir sıvı içerisinde nispeten
      emme girişi      suction inlet                                                     küçük fakat koloidal olmayan
                        gazın içerisinden girdiği kapı                                   parçacıklarının, sıvıda çözünmeyen
                                                                                         parçacıklarla asılı halde nispeten kararlı
                       suction line                                                      karışımı
      emme hattı
                       soğutkanı evaporatörden kompresöre
                       taşıyan boru,) her hangi bir depoyu            emülsiyonu         demulsify
                       pompanın emme tarafında bağlayan boru.         parçalara          bir emülsiyonu, kendisini oluşturan
                                                                      ayırmak            parçalara ayırmak
      emme hattı       suction trap (suction line accumulator;
      akümülatörü      liquid separator)                              en (genişlik)      width
                       kompresörü sıvı soğutkan yada yağ                                 en; enine;
                       girişinden korumak üzere emme hattına
                       yerleştirilen cep.                                                vena contracta
                                                                      en dar boğaz
                                                                                         bir orifisten çıkan akışkanın sahip olduğu
      emme hattı       suction line filter                                               en küçük kesit;
      filtresi          bir soğutma sisteminin emme hattına,
                       katı maddeleri tutmak için yerleştirilen                          most penetrating particle size (MPPS)
                                                                      en fazla nüfuz
                       araç; araç,genellikle fiting’ler bulunan bir                      en fazla geçen parçacık büyüklüğü
                       gövde ve içsel bir filtre elemanı içerir.      eden parçacık
                                                                      çapı
      emme hattı       suction line valve (suction stop valve)
                       kompresörün emme tarafında bulunan             en küçük bellek    storage cell
      vanası( emme
                       ileri ve geri oturarak dışarıyla bağlantıyı    birimi             bir bilgisayarda en küçük bellek
      stop vanası)                                                                       depolama birimi, ikili hücre,desimal
                       sağlayan ve kesen vana                         (bilgisayar)
                                                                                         hücre gibi.
      emme             suction capacity
                       emme yeteneği;soğurma yeteneği                 en küçük           least squares
      kapasitesi
                                                                      kareler yöntemi    en küçük kareler yöntemi

      emme sıcaklığı   suction temperature
                       kompresöre yada yoğuşturma birimine            en yüksek(pik)     peak
                       dönen soğutkanın sıcaklığı.Emme hattı                             en yüklü; en yoğun; maksimum değerde
                       sıcaklığı.
                                                                      endeks             index
      emme stroku      suction stroke                                                    izin. fihrist. indeks. gösterge. indeksle
                        bir kompresörde yada motorda pistonun                            göstermek. indeksini bulma,indis
                       içeri akışkanı çektiği hareketi
                                                                      endeks sayısı      index number
      emme süzgeci     suction strainer                                                  endeks sayısı
                       soğutma sistemlerinde emme hattı
                       üzerinde bulunan ve TXV'in tıkanmasını         endikatör          indicator diagram (indicator card)
                       önleyen süzgeç yada pislik tutucu              diyagramı          bir kompresörde gazın basınç hacim
                                                                                         ilişkilerini izleyen diyagram.
      emme tarafı      suction side
                       bir kompresörün alçak basınca yada             endikatör          indicator diagram reexpansion line
                       evaporatör çıkışına bağlı olan tarafı          diyagramı          bir endikatör diyagramında basıncı temsil
                                                                      genleşme çizgisi   eden eğri; dönüş strokunda, pistonun
      emme tesisi      suction plant                                                     emme vanası açılmadan önce, ölü
                       bir çok branşman borusuna sahip olan ve                           hacimdeki akışkanın toplam hacim
                       emme yoluyla çöpleri belirli bir                                  ilişkisi;
                       merkezde toplayan tesisat
                                                                      endike beygir      indicated horsepower
      emme vanası      suction valve                                  gücü               endikatör diyagramdan hesaplanmış ve
                       soğutma kompresörlerinde evaporatörden                            HP olarak ifade edilen güç
                       gelen soğutkanın kompresöre emildiği
                       valf.kompresör emme vanası.                    endike iş          indicated work
                                                                                         bir endikatör diyagramı tarafından,
      emme             suction lift                                                      zamandan bağımsız olarak ölçülen iş,
      yüksekliği       Sıvı kaynağı pompa merkez ekseninin
                       altında olduğunda, emme yüksekliği ile         endike             indicated compressor work
                       borudaki sürtünme kaybının toplamı ;           kompresör işi      kompresörün endikatör(p-V)
                                                                                         diyagramından hesaplanan iş
      emme-egzoz       tulip valve
      supapları        benzin motorlarında kullanılan emme ve         endirek buz        indirect ice contact (internal melt)
      (motor)          egzoz supapları                                teması             boruların içerisinde oluşan buzun
                                                                                         ergitilmesi ile yapılan dolaylı soğutma;
                                                                                         içten ergitmeli soğutma
      emmek            suck (verb)
                       emmek;emerek içinde çekmek.soğurmak.
                       içine çekmek                                   endirek ısı        indirect heat exchanger (water heater)
                                                                      değiştirici        bir depo içerisine dalgıç biçiminde ısıtma
                                                                                         serpantinleri ile( sıcak su,kaynar
      empedans         impedance                                                         su,buhar) sıcak kullanım suyunun
                       empedans; gerilimin akıma oranı                                   ısıtıldıüı sistem
                                                                                                                           458

endirek ısıtma    indirect heating                            endüstriyel        industrial hygiene
                  dolaylı ısıtma; mahalli ısıtacak ortamın    hijyen             endüstrilerde uygulanması gereken sağlık
                  dolaylı yoldan ısıtılması yoluyla yapılan                      ve sıhhi kurallar; hijyen kuralları
                  ısıtma; örneğin bir buhar kazanının ısı
                  aktarımını gerçekleştirdiği eşanjör         endüstriyel        industrial hygienist
                                                              hijyenci           endüstriyel sıhhilik kuralları hakkında
endirek ısıtma    indirect heating system                                        uzmanlık sahibi sağlıkçı
sistemi           dolaylı ısıtma sistemi; doğrudan ısıtılan
                  bir ortamın(örn.buhar) mahalli ısıtacak     endüstriyel        industrial air conditioning (process air
                  ortama(sıcak su) bir eşanjörde ısı                             conditioning)
                                                              iklimlendirme
                  aktardığı ve ısıtıcı ortamın eşanjör                           bir proses için gerekli sıcaklık,nem,hava
                  içinden sirküle ettiği ısıtma sistemi                          hareketi ve temizlik koşullarını sağlamak
                                                                                 üzere tasarlanamış iklimlendirme süreci
endirek olarak    indirectly conditioned space
koşullandırılan   dolaylı olarak koşullandırılan mahal;       endüstriyel        industrial boiler
mahal             örneğin salamura ile soğutulan soğuk                           büyük kapasiteli, endüstriyel proses
                                                              kazan
                  depo                                                           amaçlı buhar veya sıcak su üreten kazan;
                                                                                 endüstriyel kazan
endirek           indirect refrigerating system
soğutma sistemi   soğutma makinesinin salamurayı              endüstriyel pis    industrial sewage
                  soğuttuğu; salamuranın soğutulacak          su tesisatı        endüstriyel proses ve pis su atıklarını
                  mahalde kullanıldığı soğutma sistemi                           taşıyan pis su tesisatı

endirek yük       indirect load management                    endüstriyel        industrial system
yönetimi          dolaylı yük yönetimi                                           endüstriyel tesislere hizmet veren
                                                              sistem
                                                                                 sistemler
endotermik        endothermic reaction
tepkime            (1) ısının emilmesiyle gerçekleştirilen    endüstriyel su     industrial water
                  bir kimyasal tepkime veya (2) ilerlemesi                       endüstriyel işlemlerde kullanılan su
                  için ısı eklenmesini gerektiren tepkime.
                                                              enerji             energy
endüksiyon        induction unit                                                 iş yapabilme yeteneği;geçiş halinde yada
birimi            indüksiyon birimi                                              depolanmış biçimde değişik türleri olan
                                                                                 ve bir türden diğerine dönüştürülebilen
                                                                                 bir etki yaratabilme kapasitesi.
endüksiyon        induction pipe
borusu            indüksiyon borusu
                                                              enerji             energy certification
                                                              belgelendirmesi    binaları enerji kullanım verimliliği
endüksiyon        induction system                                               yönünden sınıflandırma ve belgelendirme
sistemi           primer havanın, ikincil hava akımı adı                         işlemi
                  verilen bir hava hacmini harekete
                  geçirmesi olayı
                                                              enerji belgesi     energy certificate
                                                                                 binalarda etkin enerji kullanımını
endüksiyon        induction terminal unit (excluding fan                         sağlamak üzere, belirlenen sınırlar
terminal birimi   powered terminal unit)                                         içerisinde enerji tüketen binalara verilen
                  indüksiyon terminal hava birimi                                belge

endüksiyon        induction terminal                          enerji beslemesi   supply of energy
terminali         mahal yükünü karşılamak üzere değişen                          enerji beslemesi;
                  orandaki birincil hava ve indüklenmiş
                  havayı veren terminal. ( fan güçlü
                                                              enerji biçimi      energy form
                  terminalleri içermez) .
                                                                                 elektrik, satın alınan yada dağıtılan
                                                                                 buhar, sıcak su yada soğutulmuş su,
endüksiyonla      induction supply air terminal device                           doğal gaz, bitümlü kömür,antrasit
beslemel, hava    indüksiyon besleme havası terminal                             kömürü, kok, etan, propan, LPG ve yakıt
terminal cihazı   birimi                                                         olarak tüketilen diğer herhangi bir
                                                                                 madde.
endüksiyonla      induction heating
ısıtma            bir metalin içerisinde eddy akımlarının     enerji bilançosu   energy audit
                  doğduğu elektromanyetik indüksiyon                             enerji bilançosu; bir sisteme verilen
                  yoluyla ısıtılması                                             enerji ile elde edilen soğutmanın
                                                                                 hesaplandığı ısı bilançosu; maliyet
endüstriyel       industrial chimney                                             bağlamında, bir takvim döneminde brüt
                  fabrika vb gibi endüstriyel tesislerdeki                       enerji kullanımının belirlenmesi ve
baca                                                                             belgelenmesi
                  yanma gazlarını atmosfere boşaltan baca;
                  endüstriyel baca
                                                              enerji             energy management system in which a
                  industrial furnace                          bilgisayarlı       computer is the central controlling
endüstriyel
                  endüstriyel tesislerdeki proses fırınları   enerji yönetim     device.
fırın                                                                            merkezi bir bilgisayarın bir sistemdeki
                                                              sistemi
                                                                                 enerji kullanımını denetlediği ve kontrol
endüstriyel gaz   industrial gas furnace                                         parametrelerini düzenlediği enerji
fırını            endüstriyel doğal gaz fırını                                   yönetim sistemi
459

      enerji            energy availability                           enerji hedef        energy value target
      bulunabilirliği   bir sistemde enerjinin , belirli bir to       değeri              binaların sınıflandırılması ve
                        sıcaklığında ortamın varlığı halinde,                             belgelendirilmesinde belirli bir sınıf için
                        sonundaki sıcaklığı t0 olan prosesin                              konulan hedef enerji değeri
                        sonunda işe çevrilebilen maksimum
                        yüzdesi                                       enerji ısıtma       energy demand for heating or cooling
                                                                      veya soğutmada      bir binada ısıtma ve soğutma amaçlı
      enerji değişimi   energy exchange                               enerji talebi       enerji talebi yada gereksinimi
                        enerji değişimi; enerji piyasası,
                                                                      enerji ile ilgili   energyware
      enerji dengesi    energy balance                                                    (1)enerjiyle ilgili; (2) Enerji tasarrufu ve
                        bir sistemde termodinamiğin birinci                               Sürdürülebilir enerji ile ilgili bir
                        yasası temelinde bir sisteme enerji akışı                         bilgisayar yazılımı(software)
                        ve bu enerjinin aldığı değişik biçimlerin
                        gösterimi
                                                                      enerji iletim       energy transmittance ratio
                                                                      oranı               iletilen enerjinin üretilen enerjiye oranı
      enerji            trombe wall
      depolama          güneş enerjisi ile ısıtılan bir evde yüksek
                        bir ısıl kütleye sahip olan duvar; bu duvar   enerji              energy cascading
      duvarı                                                                              enerji kademelendirmesi; enerjinin etkin
                        güneş enerjisini emerek radyasyonla ve        kademelendirm
                        duvarın altında, üstünde, önünde olan         esi                 kullanımını sağlamak üzere, en yüksek
                        mahallerdeki hava hareketi ile iç                                 sıcaklık farkında enerji transferinden
                        mahallerin ısıtılmasını destekler                                 kaçınarak kedemeli olarak küçük sıcaklık
                                                                                          farklarında enerji transferi yapma
      enerji            energy grade
      derecesi(düzeyi   enerji sınıfı; enerji düzeyi                  enerji kalitesi     energy quality
                                                                                          potansiyel enerjinin ölçüsü olarak bir
      )                                                                                   enerji akımının ölçüsü.bölgesel enerji
                                                                                          akımının potansiyel enerjinin ölçüsü
      enerji düzeyi     energy level (energy state)                                       olarak bölgesel ısıtma enerjisinin kalite
                        belirli bir tanımlanmış enerjideki                                sıcaklığı
                        sistemin fiziksel hali
                                                                      enerji              energy concept (total energy system)
      enerji            energy economy                                                    aynı anda ısıtma,soğutma ve elektriksel
                                                                      kavramı(topla
      ekonomisi         diğer bütün ilişkilerin temelinde enerji                          enerjisi üreten tri-generation sistemleri;
                        ilişkilerinin varlığını varsayan ekonomi      m enerji
                                                                                          bunlar klasik co-generation
                        alt-dalı                                      sistemi)
                                                                                          sistemlerinden % 50'ye kadar daha
                                                                                          verimli olabilirler
      enerji enerji     energy management control system
      yönetim kontrol   end to end accuracy                           enerji kaybı        energy loss
      sistemi tümel     kendisi ile ölçülen bir koşulun                                   enerjinin üretimi,iletimi ve kullanımı
                        sergilendiği yada kaydedildiği sağlıklılık.                       sırasında ortaya çıkan kayıplar; enerji
      duyarlılığı
                                                                                          kaybı
      enerji faktörü    energy factor
                        24saatlik bir kullanım süresi temelinde,      enerji kaynağı      source of energy
                        enerji tüketimi ile enerji çıktısının                             enerji kaynağı;kendisinden enerji elde
                        karşılaştırılması.EF,bir su ısıtıcısının                          edilen kaynak;
                        sağladığı toplam enerjinin, 24h lik
                        kullanım testi temelinde enerji girdisine     enerji mahal        energy use for space heating or cooling
                        oranı .                                       ısıtma veya         mahal ısıtma ve soğutma amaçlı enerji
                                                                      soğutmada           kullanımı
      enerji faktörü,   energy factor for water heater                enerji kullanımı
      su ısıtıcıda      EF, bir su ısıtıcısının toplam veriminin
                        ölçüsü; enerji kullanım faktörü
                                                                      enerji maliyeti     energy cost
                                                                                          yakıt gibi, enerji üretim ve tüketim
      enerji            energy required (ER) or energy                                    miktarına göre değişen maliyetler.
      gereksinimi       demand
      veya telebi       belirli bir zamansal dönem içerisinde
                                                                      enerji maliyeti     energy cost budget (ECB)
                        HVAC, aydınlatma,sıcak su ve insanlar
                                                                      bütçesi             ANSI/ ASHRAE/ IESNA Standard
                        da dikkate alınarak hesaplanan ve belirli
                                                                                          90.12001 ile en düşük uygunluk düzeyini
                        konfor koşullarının sağlanması için
                                                                                          belirlemede kullanılan, bütçe oluşturma
                        gerekli olan enerji; enerji talebi
                                                                                          tasarımı için yıllık enerji maliyeti.

      enerji geri       energy recovery ventilation system
                                                                      enerji              energy performance
      kazanımlı         havalandırma için gerekli dış havayı emiş
                                                                      performansı         madeni para ile satış yapan bir soğutmalı
      havalandırma      ve egzost havaları arasında enerji
                                                                                          makinenin çevresel ve kurulum yerindeki
                        transferi sağlayacak biçimde
      sistemi                                                                             diğer çalışma koşullarına bağlı olarak,
                        sağlayan,araç veya araçlar dizisi.
                                                                                          çalışma biçimini ayarlayan kontrol aracı
                                                                                          veya kontrol araç dizisi.
      enerji geri-      energy recovery system
      kazanım sistemi   aksi halde atılacak olan enerjinin bir
                                                                      enerji              energy potential
                        takım araçlar ve yollarla kullanıma
                                                                      potansiyeli         enerji potansiyeli,yada potansiyel enerji
                        sokulmasını sağlayan sistem; enerji geri
                        kazanımı sistemi
                                                                      enerji talebi       energy demand
                                                                                                                                460

                   bir binanın belirli bir dönemde HVAC ve                          bir sistem haline getiren yapı.
                   aydınlatma amaçlı enerji talebi
                                                                enerji yönetimi     energy management control system
enerji tasarrufu   energy conservation                          kontrol sistemi     (EMCS)
                   enerji kaynaklarının daha etkili                                 sensorlar, kontrol araçları içeren
                   kullanımı;enerji tasarrufu birim üretim                          donanım/yazılım temelinde çalışan ve
                   çıktısı verilen hizmeti başına enerji                            binadaki enerjii işlevlerin birini yada
                   yatırımının azaltılmasını yada atık enerji                       daha fazlasını kontrol eden sistem
                   kullanımıyla yarar elde etmeyi ifade eder
                                                                enerji, binanın     energy use of the building
enerji taşıyıcı    energy carrier                                                   bir binada
                   enerji içeren katı,sıvı veya gaz ortamlar;                       HVAC,ısıtma,soğutma,aydınlatma ve
                   petrodoğal gaz,odun vb gibi enerji                               elektrikli araçların çalıştırılması için
                   kaynakları                                                       kullanılan enerji

enerji tüketim     energyware consumption system                enerjinin           conservation of energy law
sistemi            her hngi bir enerji türünü( yenilenebilir    korunumu            enerjinin bir sistem sınırları içerisinde
                   kaynaklar dışında) tüketen sistem            yasası              yaratılamayacağı ve yok edilemeyeceğini
                                                                                    sadece diğer enerji türlerine
enerji tüketimi    energy consumption                                               dönüştürülebileceğini ifade eden
                   bir binada ısıtma,havalandırma,soğutma                           enerjinin korunumu yasası;
                   ve aydınlatma gibi nedenlerle enerji
                   tüketimi                                     enerjisi kesilmiş   de-energized
                                                                                    enerjisi kesilmiş;bir dağıtım ve iletim
enerji türleri     forms of energy enerji biçimleri;                                hattını devreden ayırmak; elektrik akımı
                   birinden diğerine çevrilebilen enerji                            taşımayan iletim hattı.
                   türleri
                                                                enerjisini          de-energize
enerji verim       energy efficiency ratio (EER)                kesmek              enerjisini kesmek; enerji vermemek;
oranı(EER)         soğutma kapasitesinin(W) güç girdisine
                   ( W) boyutsal oranı;herhangi bir             enerjisiz           anergy
                   değerleme koşulları dizisinde toplam                             enerji bulunmaması durumu; etkin
                   soğutma kapasitesinin “watt başına watt                          olmama; enerjisizlik
                   “olarak etkin güç girdisine oranı
                                                                enfeksiyon          infection
enerji verim       energy efficiency ratio, cooling (EER)                           bir organizma üzerinde yuvalanan
oranı,             soğutma kapasitesinin(W) güç girdisine                           yabancı mikroorganizmaların neden
soğutmada          ( W) boyutsal oranı;herhangi bir                                 olduğu yıpratıcı etki; enfeksiyon
                   değerleme koşulları dizisinde toplam
                   soğutma kapasitesinin “watt başına watt
                                                                enflasyon/deflas    inflation/deflation
                   “olarak etkin güç girdisine oranı
                                                                yon                 enflasyoın/deflasyon;
                                                                                    şişkinlik/sönüklük,sönme,
enerji verim       energy efficiency ratio for buildings
oranı,             (EERB)
                                                                enformasyon         information
binalarda          gerekli enerjinin(ER) kullanılan
                                                                                    bilişim; enformasyon; bilgisel iletişim
                   enerjiye(EU) oranı

                                                                engel               barrier
enerji verimi      energy efficiency
                                                                                    engel. duvar.
                   aynı işlevleri yerine getirmek için daha
                   az enerji tüketimi; yakılan birim yakıt
                   başına kullanılabilen yararlı enerji         engel               obstruction
                                                                                    düz bir yörünge boyunca giden bir
                                                                                    borunun önüne gelen mimari
enerji yönetim     energy management function
                                                                                    engel(kolon, diş, sütun vb)
işlevi             binalarda verimli ve etkili enerji
                   kullanımına ilişkin işlevler
                                                                enlem               latitude
                                                                                    derece yay olarak ölçülen ekvatorun
enerji yönetim     energy management system (EMS)
                                                                                    kuzey yada güneyinden olan açısal
sistemi(E>MS)      sürdürülebilir bir çevre için enerji
                                                                                    uzaklık
                   tasarrufu yapmak üzere lokal kontrol
                   devrelerine ilişkin parametreleri
                   düzenleyip kontrol ederek enerji             enomizer            economizer
                   kullanımını ve çevreyi gözlem altında                            (1)doğru değişken duyumsamalarıyla,
                   bulunduran sistem                                                enerji tasarrufu işlemini başlatan araç;
                                                                                    (2)mekanik ısıtma ve soğutma
                                                                                    gereksinimlerini azaltan kontrol sistemi.
enerji yönetimi    energy management
                   enerji şirketinin, güç üretimini,
                   dağıtımını ve kullanımını                    entegre ısıl        integrated thermal storage capacity
                   planlaması,kontrolü ve koordinesi            depolama            bina duvarlarına entegre halde bulunan
                                                                sistemi             güneş enerji kolektörleri ile elde edilen
                                                                                    ısıl depolama kapasitesi
enerji yönetimi    energy management control system
kontro sistem      architecture
                   donanım birimlerini,yazılım paketlerini,     entegre kısmi       integrated part load value (IPLV)
mimarisi                                                                            kısmi yükteki EER,COP yada kW/ton’a
                   kontrol araçlarını ve EMCS elemanlarını;     yük değeri
                   HVAC kontrolü ile enerji yönetimini ve       (IPLV)              dayandırılan, ekipmanın değişik
                   yönetim bilgilendirme işlevlerini yapan                          kapsitelerdeki ağırlıklı çalışması
461

                           temelinde, iklimlendirme ve ısı               ergitme          thawing
                           pompasının kısmi yükteki verimi                                ısı uygulanarak suyun katı halini
                                                                                          değiştirme,yada bir malzeme içerisinde
      entegre              integrated sampling                                            donmuş haldeki suyu eritme;
      numune alma          birleşik örnek
                           (numune) alma sistemi                         ergiyebilir      fusible (adj)
                                                                                          kaynayabilir;eriyebilir
      entegre oda          integrated room automation (room
      otomasyonu           control)                                      ergonomi         ergonomics
                           entegre mahal kontrolleri; mahaldeki                           insanlara ilişkin bilgileri insanlar için
                           ısıtma,soğutma,aydınlatma kontrollerini                        üretilen malzemelere yansıtma konusuyla
                           birleştiren otomatik kontrol                                   ilgili bilim dalı

      ENV                  European Pre standard (ENV)                   erkek bağlantı   male connection
                           AB ön standardı; teknolojinin hızlı                            erkek bağlantı parçası; bir borunun içine
                           geliştiği alanlarda çıkartılan,insanlarla                      girerek bağlantı sağlayan parça
                           malların güvenliğine ilişkin alanlarda
                           kullanılmayan,üye ülkelerin                   erkek diş        male thread
                           standartlarını yürürlükten kaldırmayan                         erkek diş
                           ön,standard
                                                                         erkek            male connector
      enzim                enzyme                                                         erkek konnektör
                                                                         konnektör
                           canlıların biyolojik yaşamını sürdürmesi
                           için gerekli,yaşam bittikten sonra da
                           bedensel kalıntının bozunmasında etkili       erkek-dişi       male-female facing flange(raised-face
                           mikroorganizma;                               faturalı flanş   flange)
                                                                                          biri diğerinin üzerindeki yuvaya oturan
                                                                                          flanş ikilisi
      epidemiyoloji        epidemiology
                           hastalıkların yada sağlıkla ilgili diğer
                           durumların insan toplulukları içerisindeki    erozyon          erosion
                           dağılımı üzerinde cinsiyet, yaş, meslek,                       özellikle içerisinde hava yada gaz içeren
                           etniklik ve ekonomik durum temel                               yüksek hızla akan sıvının yarattığı
                           alınarak yapılan araştırma.                                    aşındırıcı etki

                           epidermis                                     erozyon          erosion control
      epidermi
                           bitkilerin yaprak ve taze kısımlarını         kontrolü         dünya yüzeyindeki her hangi bir yerden
                           kaplayan en dıştaki hücre tabakası                             toprak miktarının yok olması yada
                                                                                          çözülmesi veya alınmsına neden olan
                                                                                          fiziksel ve kimyasal süreçler
      epijenetik           epigenetic carcinogen
      kanserojen           DNA'yı kendi başına yıpratmayan fakat
                           kansere götüren değişmelere neden olan        ertelemek        defer
                           madde                                                          sonraya bırakmak, ertelemek, tehir
                                                                                          etmek, tecil etmek;
      EPROM                erasable programmable read only
                           memory (EPROM)                                eskitme          ageing
                           bir bilgisyarda bilgisayarı besleyen enerji                    yaşlandırma, eskitme; mahal içerisindeki
                           kesilene kadar yüklenen bilgileri                              havanın uzun süre kalarak eskimesi
                           saklayan bir chip
                                                                         eskiz            preliminary drawing
                           fusion, melting                                                ön-resim; eskiz;
      ergime
                           katı halden sıvı hale faz değiştirme          esmek            blow

      ergime gizli ısısı   fusion heat                                   esnek bağlantı   flexible connection
                           ergime gizli ısısı                                             lastik yada plastik gibi esnek hortumlarla
                                                                                          yapılan bağlantı
      ergime gizli ısısı   latent heat of melting
                           bir katı maddenin birim ağırlığının belirli
                           bir basınçta sıvı hale geçmesi için gerekli   esnek bağlantı   flexible joint
                           ısı miktarı                                                     esnek bağlantı

      ergime ısısı         heat of fusion (fusion heat)
                            katı ve sıvı fazları arasında geçişi         esnek boru       flexible pipe
                           sağlayan gizli ısı. ergime gizli ısısı                         esnek malzemeden yapılan boru; lasitk
                                                                                          veya plastik boru
      ergime noktası       melting point
                           bir katı maddenin belirli bir basınçta sıvı
                           hale geçtiği sıcaklık derecesi;ergime         esnek kanal      duct, flexible
                           noktası                                                        polimerik filmler, metal folyolar, ve
                                                                                          emdirilmiş kumaştan yapılan esnek
      ergimek              melt (thaw)                                                    kanallar
                           doyma sıcaklığındaki katı maddenin sıvı
                           hale geçmesi süreci                           esnek kanal      flexible duct
                                                                                          esnek malzemelerden yapılmış kanal;
                                                                                          esnek kanal
                                                                                                                              462

                                                                                  eş-zamanlı talep; belirli bir anda bir
                                                                                  elektrik şirketinin ansal elektriksek yükü;
esnek kanal        noise length, flexible duct                                    elektrik talebi
gürültü            fleksible kanal gürültü uzunluğu
uzunluğu                                                       eş zamanlılık      coincidence error
                                                               hatası             eş zamanlı olmadan kaynaklanan hata
esnek kanal        flexible ducting
tesisatı           esnek kanal tesisatı; esnek kanallar        eşanjör            battery, heat exchange coil
                   döşeme                                      bataryası          ısı eşanjör serpantin bataryası

                                                               eşdeğer basınç     equivalent pressure
esnek kavrama      flexible coupling esnek kavrama;                               eşdeğer basınç
                   moment karşısında esneme yapabilen
                   kavrama                                     eşdeğer            equivalent evaporation
                                                               buharlaşma         bir kazanın, 212°F (100°C) sıcaklıkta ve
                                                                                  standart atmosfer basıncında (değişik
esnek mil          flexible shaft                                                 kazanların karşılaştırılmasında
                    esnek mil; esnek şaft                                         kullanılan) alınan suyu pound/saat (kg/s)
                                                                                  olarak buharlaştırabileceği miktar.

esnek mil          flexible shaft centrifugal compressor       eşdeğer çap        diameter, equivalent
merkezlemeli       esnek milli santrifüj kompresör                                eşdeğer çap;dikdörtgen kesitli bir hava
kompresör                                                                         kanalının düşey kesiti ile aynı düşey
                                                                                  kesite sahip olan dairesel kanalın çapı
esnek vana         reed valve (flexing valve)
                    bir dizi yarık içeren bir plaka ile        eşdeğer            equivalent direct radiation (EDR)
                   yarıkların karşısına gelen metal şeritler   doğrudan           0,07 kw düzeyinde bir ısı birimi.
                   içeren kompresör vanası;                    radyasyon
                                                               [EDR]
esneklik           flexibility
                   şekil değiştirdikten sonra ilk şeklini                         equivalent exposure
                                                               eşdeğer maruz
                   alabilme yeteneği; esneklik;                                   eşdeğer maruz kalma düzeyi
                                                               kalma

                   thesaurus                                   eşdeğer sıcaklık   equivalent temperature
eş anlamlılar                                                                     ortalama radyatif sıcaklık ve dış
sözlüğü            eş anlamlılar sözlüğü;
                                                                                  sıcaklığın bileşimi;durgun havada, insan
                                                                                  bedenine yakın büyüklükte bir siyah
eş biçimli         uniform                                                        cisimde duyulur ısı kaybını kontrol
                   eş biçimli; uyumlu;üniform                                     etmekte etkili olan ortalama çevre
                                                                                  sıcaklığı
eş biçimli akış    uniform flow
                   eş-biçimli akış                             eşdeğer sıcaklık   equivalent warmth
                                                               hissi              eşdeğer sıcaklık hissi
eş biçimli hız     uniform velocity
                   akış alanı boyunca temiz,sıvı yada gazın                       equivalent leakage area
                                                               eşdeğer sızıntı
                   düz çizgi hareketindeki sahip olduğu hız                       vakumlama yönteminde binadaki
                                                               alanı
                                                                                  basıncın 10 Pa düzeyine kadar
eş biçimli         uniform mixing                                                 düşürülmesi ve basınç yükselmesinden
karışım            eş biçimli karışım;                                            hesaplanan sızıntı miktarını verecek
                                                                                  standart delik çapı; eşdeğer sızıntı çapı
eş- miktarda       isotropic
(radyasyon,ma      yön dikkate alınmaksızın aynı miktarda      eşdeğer şebeke     equivalent network
                   olan( radyasyon,manyetik alan vb)                              bir sistemde, sistemin performansını
nyetik akı)
                                                                                  etkilemeksizin yerine konabilecek olan
                                                                                  şebeke;yada dışsal karakteristikleri bir
eş sürtünme        equal friction method                                          başka şebekeye eşit olan şebeke;veya
yöntemi            kanalların hesaplanmasında sabit bir                           gerçek bir şebekenin teorik sunumu
                   sürtünme basınç kaybına göre yapılan
                   hesap; eşit(sabit) sürtünme yöntemi
                                                               eşdeğer            equivalent collection surface area
                                                               toplama yüzeyi     bir kolektörün eşdeğer toplam yüzey
eş zamanlı         simultaneously                                                 alanı
                   aynı anda olan; eş zamanlı gerçekleşen      alanı

eş zamanlı         simultaneous operation                      eşdeğer            equivalent length
                   aynı anda, eş zamanlı olarak                uzunluk            bir özel direnç elemanı (vana, süzgeç,
çalışma                                                                           dirsek) ile aynı basınç kaybını veren düz
                   gerçekleştirilen çalışma; örneğin bir
                   binada aynı zamanda hem ısıtma hem de                          borunun uzunluğu
                   soğutma yapılması
                                                               eş-hız eğri        distance to the isovel (displacement
eş zamanlı hata    coincident error                            aralığı            air)
                   eş zamanlı hata                                                aynı hıza sahip noktaları birleştiren
                                                                                  eğriler(isovel) arasındaki aralık
eş zamanlı talep   simultaneous demand
463

      eşik değer          threshold                                      eş-zaman         diversity factor
                          altındaki değerlerde insan sağlığına           faktörü          bir sistemin toplam çıktı kapasitesi,
                          zararlı olmayan madde miktarı veya                              sistemdeki bütün terminallerin
                          maruz kalma süresi; sınır doz; sınır                            kapasiteleri toplamına bölündüğünde
                          maruz kalma süresi                                              elde edilen yüzde;

      eşik değer          threshold dose                                 et saklama       meat keeper
      miktarı             eşik değerdeki doz;                            dolabı           et saklama dolabı(soğutucu);etleri 0˚c
                                                                                          yakınlarında veya 0˚c’de saklamak üzere
                                                                                          tasarlanmış olan soğutucu. et muhafaza
      eşik değer sınır    threshold limit concentration
                                                                                          dolabı.
      derişimi            eşik sınırındaki derişim; bir hava
                          içerisinde eşik değerdeki kirlilik derişimi
                                                                         etanol           ethanol (ethyl alcohol)
                                                                                          alkolü içeceklerde, endüstriyel
      eşik değer sınırı   threshold limit value (TLV)
                                                                                          proseslerde ve yakıt katkısı olarak
                           insanların belirli bir zararlı maddeye
                                                                                          kullanılan etil alkol. (C2H5OH)
                          karşı herhangi bir ters etki olmaksızın
                          maruz kalabilecekleri sınır değer;
                                                                         etekli panel     skirting board heater
                                                                         ısıtıcı          değişik türleri olan, üstte ızgaralı bir
      eşik değer          threshold limit value-time-weighted
                                                                                          panjur altta düz panel şeklinde bir etek
      sınırı-zaman        average
                                                                                          kısmı bulunan ısıtıcı
      ağırlıklı            normal 8 saatlik bir işgünü ve 40 saatlik
                          çalışma haftasında hemen bütün işçilerin,
      ortalama                                                           etekli panel     skirting board heating
                          günler içinde herhangi bir olumsuz sağlık
                          etkisi yaşamaksızın maruz kalabileceği         ısıtma           duvarın alt kısmına uzunlamasına
                          zaman ağırlıklı ortalama değer.                                 yerleştirilen ısıtıcılarla ısıtma

      eşik değer          threshold limit value-ceiling                  etekli panel     skirting board convector
                          eşik sınır değer tavanı                        konvektör        değişik türleri olan, üstte ızgaralı bir
      tavan sınırı
                                                                                          panjur altta düz panel şeklinde bir etek
                                                                                          kısmı bulunan konvektör
      eşitlemek           equalize
      [dengelemek]        eşitlemek;dengelemek
                                                                         etekli panel     skirting board radiator
                                                                         radyatör         genellikle duvarın alt kısmında duvar
      eşitleyici          equalizer                                                       boyunca yerleştirilen radyatör
                          farklı basınçların dengelenmesi için
                          kullanılan boru.dengeleme borusu. iki          etiket           label
                          yada daha fazla hacimdeki sıvı düzeyini                         belirli standart yada belirli biçimdeki bir
                          yada basınçları ortak bir değerde tutmak                        performansa uygunluğu ifade etmek
                          için çekilen boru devresi.                                      üzere, üretici tarafından üzerine yazılan
                                                                                          simge yada diğer tanımlama işaretlerini
      eşitlik             equation                                                        içeren ürün
                          iki tarafı birbirine eşit olan ve simgelerle
                          gösterilen matematiksel ifade                  etiketlenmiş     labelled (USA labeled)
                                                                                          belirli standart yada belirli biçimdeki bir
      eşitsiz dağılım     skew distribution                                               performansa uygunluğu ifade etmek
                          elemanları, ortalama çevresinde eşit                            üzere, üretici tarafından üzerine yazılan
                          dağılımlı olmayan(asimetrik)                                    simge yada diğer tanımlama işaretleri;
                          topluluk(populasyon)                                            etiket

      eşleme flanşı       coupling flange                                etilen glikol    ethylene glycol
                          hareket ileten ve iletilen ikili mil                            berrak, renksiz bir sıvı olup,hvac&r
                          üzerinde karşılıklı olarak bulunan ve                           sistemlerinde ikincil soğutkan olarak
                          bunların birleştirilmesiyle bağlantı yapan                      kullanıldığında suyun donma sıcaklığını
                          flanş                                                           düşürür.

      eşleme(akuplaj)     coupling nipple                                etki             effect
      nipeli              birleştirme nipeli; bağlama nipeli                              sonuç, eser, etki; husus, anlam,


      eş-merkezli         concentric                                     etki             effect lighting
                          ortak merkezli, eşmerkezli.                    aydınlatması     etki yaratmak için yapılan aydınlatma

      eş-merkezli         concentric tubes                               etki düzeyi      action level
      borular             birbiri içerisinde bulunan borular;                             insanların etkinlik düzeyi, metabolik
                          eksenleri ortak(iç-içe) borular                                 ısının dayandırıldığı "hareketsiz,hafif
                                                                                          hareket,ağır iş "gibi etkinlik düzeyleri
      eş-rüzgar hızı      isovel
      eğrisi              verilen bir yüzey üzerinde aynı rüzgar         etkin            effective
                          hızına sahip noktaları birleştiren                              faal hizmete hazır ; fiilen, efektif, tesirli
                          eğri;isokinetik(İng)                                            olarak, para, nakit; işe yarar; sayılır,
                                                                                          itibar olunur; fiili, hakiki; yürürlükte;
      eş-sürtünme         equal friction method duct sizing                               tesirli, etkili.
      yöntemiyle          bakınız "equal friction method"
      kanal                                                              etkin (toplam)   effective efficiency (overall efficiency)
                                                                         verim            toplam verim
      hesaplama
                                                                                                                                 464

etkin alan        effective area                                etkin sıcaklık      effective temperature
                  etkili alan;içerisinden hava geçen bir                            ‘operative temperature’ terimini
                  elemanın net çıkış yada giriş alanı.                              kullanınız.

etkin alan        equivalent area or effective area             etkin sıcaklık      effective temperature difference
eşdeğer alanı     eşdeğer alan yada etkili alan; düzgünsüz      farkı               soğutma yükü hesaplarında soğutulan
                  bir şeklin alanına eşit olan düzgün bir                           mahalle dış sıcaklık arasındaki farka,
                  şeklin alanı                                                      radyasyonla ısı kazancını dahil etmek
                                                                                    üzere yapılan eklemeyi de içeren sıcaklık
etkin azaltım     effective attenuation                                             farkı
                  ses ve gürültü için bir yalıtım
                  malzemesinin etkili azaltımı                  etkin               effective drift velocity
                                                                sürükleme hızı      bir toz toplayıcıdaki parçacıkların efektif
etkin baca        effective stack or chimney height                                 hareket hızı
yüksekliği        bir bacanın hesaplamalara temel alınan,
                  içerisindeki duman hüzmesinin merkezi         etkin uzunluık      effective length
                  ile baca üstü arasındaki yükseklik                                bir boru devresi üzerindeki özel
                                                                                    dirençlerin eş değer
etkin             effective draught temperature                                     uzunluklarını(T,dirsek,S,birleşme,ayrılm
                  hava sıcaklık farkı ile hava hızını                               aa,ani genişleme,ani daralma vb) toplam
çekme(hava)
                  birleştiren , hesaplanmış sıcaklık farkı θ                        düz boru uzunluğuna ekleyerek elde
sıcaklığı                                                                           edilen etkili uzunluk
                  (Bakınız ANSI/ASHRAE Standard
                  1131990, Bölüm 9.4.1)
                                                                etkinleştirici      regenerative air cycle system
etkin             effective freezing                            hava çevrim         ısı üreteçleri ile donatılmış havayla
                  bir ilk sıcaklıktan başlayarak, bir ürünü     sistemi             çalışan soğutma sistemi
dondurma
                  dondurmak ve besinin ısıl merkez
                  sıcaklığını verilen bir sıcaklığa kadar                           regeneration heater
                                                                etkinleştirici
                  düşürmek için gerekli zaman                                       absorbe edici maddelerden nemin
                                                                ısıtıcı
                                                                                    çıkartılması için kullanılan ısıtıcı
etkin             effective freezing time
dondurma          verilen bir ilk sıcaklıktan başlayarak, bir                       regeneration air
                                                                etkinleştirilmiş
süresi            ürünü dondurmak ve besinin ısıl merkez                            kurutucu yenileme havasını veya sıvı
                  sıcaklığını verilen bir sıcaklığa kadar       hava
                                                                                    kurutucuyu ısıtan araç.
                  düşürmek için gerekli zaman
                                                                etkinleştirme       regeneration specific heat input
etkin güç         effective power                                                   (RSHI)
                  verilen bir ilk sıcaklıktan başlayarak, bir   özgül ısı girdisi
                                                                                     Btu/lb( kJ/kg) olarak ifade edilen, birim
                  ürünü dondurmak ve besinin ısıl merkez                            nem miktarı için gerekli enerji
                  sıcaklığını verilen bir sıcaklığa kadar
                  düşürmek için gerekli güç
                                                                etkinlik,           effectiveness
                                                                verimlilik          gerçek enerji transferinin olanaklı enerji
etkin güç         effective power input                                             transferine oranı.
girdisi           bir soğutma makinesinde kayıplar
                  düşüldükten sonra net olarak sıkıştırmada
                  kullanılan güç girdisi                        etkisiz aralık      dead band (dead zone)
                                                                                    içerisinde, duyumsanan bir değişkenin
                                                                                    bir kontrol işlevini başlatmadığı aralık.
etkin hava        effective air change rate
değişim miktarı   etkili(gerçek) hava değişim miktarı
                                                                etkisiz süre        dead time
                                                                                    gaz iyonizasyon detektörlerinde her
etkin iş          effective work                                                    işlemden sonraki durma zamanı
                  efektif iş; gerçek iş; mile aktarılan iş
                                                                etkisiz zaman       dead time (lag time)
etkin kapasite    effective capacity                            aralığı             bir girdi değişkenindeki değişme ile buna
                  bir cihazın taşıyabileceği maksimum yük                           karşı gelen çıktı değişkenindeki değişme
                                                                                    arasındaki zaman aralığı
etkin             effective compressor work
kompresör işi     bir kompresörün milinden alınan gerçek        etkisiz zon         dead zone
                  iş miktarı                                                        etkisiz zon; ölü zon; havalandırmanın
                                                                                    etkili olmadığı zon
etkin mekanik     effective mechanical power
güç               kayıplar düşüldükten sonra bir                ev                  house
                  makinenin miline iletilen güç                                     ev; konut; ikamet birimi

etkin ömür        effective life                                ev buz dolabı       household refrigerator
                  bir makinenin işlevsel ömrü; üretimde                             evsel amaçla tasarlanmış buz dolabı
                  olduğu sürelerin toplamı olan ömrü
                                                                ev içi elektrik     home run wiring
etkin özgül       effective specific gravity                    tesisatı            bazı elektrikli araçlar için(Kablo
ağırlık           etkili özgül ağırlık                                              TV,telefon PC vb) evin bütün odalarına
                                                                                    çekilmesi gereken yada istenen tesisat
etkin radyatif    effective radiant heat flow
ısı akışı         bir kaynaktan bir yüzeye yada cisme           ev ve bina          home and building electronic system
                  etkin radyatif ısı akışı                      elektronik          (HBES)
465

      sistemleri        ev ve bina elektronik sistemi; bina ve      evaporatif       evaporative cooler
                        evlerde kullanılan değişik amaçlar için     soğutucu         suyun ve havanın birlikte kullanıldığı
                        tesis edilmiş elektronik sistemler                           soğutucu

      evaporasyonla     loss by evaporation                         evaporatif       evaporative cooling
      kayıp             soğutma kulelerinde buharlaşma yoluyla      soğutucu         hava ve suyla yapılan soğutma;evaporatif
                        olan su kaybı; buharlaşma kaybı                              soğutma

      evaporatif        evaporative cooling unit airflow rate       evaporatif       swamp cooler
      soğutma birimi    evaporatif sıoğutma birimindeki hava        soğutucu         ‘evaporative cooler’ için kullanılan
      hava debisi       debisi; ECU kolektörüne ( ana besleme                        deyim
                        borusu) sağlanan su.
                                                                    evaporatif       evaporatively cooled condenser
      evaporatif        evaporative equilibrium                     soğutulan        evaporatif biçimde(su püskürterek)
      denge             yaş termometre haznesine sarılan ıslak      kondenser        soğutulan kondenser
                        bezin sabit bir sıcaklığa ve kararlı hale
                        ulaştığı durum; evaporatif denge
                                                                    evaporatör       evaporator unit
                                                                                     evaporatör birimi;
      evaporatif        evaporative air conditioner
      iklimlendirme     suyun ve havanın birlikte kullanıldığı
                                                                    evaporatör       evaporator pressure regulator
      cihazı            iklimlendirme(soğutma) cihazı
                                                                    basınç           valve(E.P.R.valve)
                                                                    düzenleme        evaporatörde, yük değişimlerinden
      evaporatif        evaporative condenser                                        bağımsız olarak basıncın belli bir ayar
                                                                    vanası(EPRV)
      kondenser         açık sprey yada sıçratma biçiminde                           değerinin üzerine çıkmasını önleyen valf.
                        suyun buharlaşarak soğuttuğu
                        kondenser;açık sprey yada sıçratma          evaporatör       evaporator pressure regulator
                        biçiminde suyun buharlaşarak soğuttuğu                       evaporator basınç düzenleyicisi;yükten
                                                                    basınç
                        kondenser.                                                   bağımsız olarak evaporatör sıcaklığının
                                                                    düzenleyici
                                                                                     belirli bir değerin altına düşmesini
      evaporatif kule   evaporative tower                                            önlemek amacıyla basıncını kontrol eden
                        evaporatif su soğutma kulesi                                 eleman

      evaporatif        evaporative humidifier                      evaporatör       evaporator coil load
      nemlendirici      akış halindeki havaya su püskürterek        serpantin yükü   evaporatör serpantini üzerindeki soğutma
                        yapılan nemlendirme                                          yükü

      evaporatif        evaporative meter                           evaporatör       coil, evaporator
      sayaç             haznesindeki suyun buharlaşması             serpantini        bir basınçlı kap içerisinde değil fakat
                        temeline dayanan ölçme aracı                                 borulardan oluşan evaporatör

      evaporatif        evaporative cooling unit                    evaporatör       evaporator coil
      soğutma birimi    evaporatif soğutma birimi                   serpantini       üzerindeki kanatlı ikincil yüzeylerle
                                                                                     birlikte borulardan oluşan evaporatör
                                                                                     serpantini
      evaporatif        evaporative cooling unit outlet area
      soğutma birimi     çıkış açıklığı düzleminde ölçülen brüt
                        içsel alan                                  evaporatör       evaporator holdover
      çıkış alanı                                                                    bir evaporatörün içerisine konduğu
                                                                    tankı
                                                                                     paslanmaz çelik tank; içerisindeki antifriz
      evaporatif        evaporative cooling unit inlet area                          çözeltisi kompresör durduktan sonra
      soğutma birimi     giriş bağlantı(lar) düzlem(ler) inde                        çevreden ısı çekmeye devam ederek
      giriş alanı       ölçülen brüt iç alan;                                        kompresörün durma süresini uzatır

      evaporatif        evaporative cooling unit input power        evaporatör       evaporator turbulator
                        boundary                                    türbülatörü      evaporatör ve kondenser serpantinlerinin
      soğutma birimi
                        elektrikle çalışan elemanına giren                           verimini artırmak üzere boruların içerdiği
      güç girdisi                                                                    iç-kanatlar
                        elektrik tesisatı arayüzü.
      sınırları
                                                                    evaporatör[buh   evaporator
      evaporatif        evaporative cooling unit static pressure                     bir soğutma sisteminde, içerisindeki
                        differential                                arlaştırıcı]
      soğutma birimi                                                                 soğutkanın temas ettiği yüzeylerden ısı
      statik basınç     evaporatif soğutma birimi ( ECU) ve                          çekerek buharlaştığı soğutma devresi
                        yardımcı elemanlarının her çalışma                           elemanı;
      farkı
                        noktasında ölçülen statik basınç farkı .
                                                                    evaportör        back pressure valve (evaporator
      evaporatif        evaporative cooling unit water flow                          pressure regulator; EPR valve)
                        rate
                                                                    basınç
      soğutma birimi                                                düzenleyici      soğutma sistemlerde evaporatörün
      su debisi          ECU kolektörüne ( ana besleme borusu)                       içerisinde bulunduğu sıvının donmasını
                        sağlanan su.                                                 önlemek için belirli bir değerin altına
                                                                                     düşmesini önlemekte kullanılan basınç
      evaporatif        evaporative cooling unit total power                         düzenleme elemanı
      soğutma birimi    test edilen evaporatif soğutma birimine
      toplam gücü       ve elemanlarına verilen watt olarak         EVASE            evase
                        elektriksel enerji toplamı;                                  EVASE™ web-tabanlı bir internet'teki
                                                                                     kırıcılığı izleyen dinamik bir arama
                                                                                                                            466

                   motoru olup, ISS® ve Harris Stat®            evsel yakıt       domestic fuel
                   tarama yazılımlarını kullanarak güvenlik                       evsel yakıt; evsel ısıtma amacıyla
                   kırıcıları yönetir,kontrol eder ve izler.                      kullanılan yakıt

evolvent           involute                                     evye              sink
                   evolvent eğrisi; bir düzlem üzerinde                           mutfaklarda veya restoranlarda bulaşık
                   kaymadan yuvarlanma yapan bir                                  yada sebze işlemleme amacıyla
                   çemberin üzerindeki bir noktanın                               kullanılan evye
                   geometrik yeri
                                                                F faktörü         F factor
evsel              domestic                                                       toprağa basan döşeme betonunda ısı
                   konutsal yada küçük ticari binalarda                           kaybının hesaplanmasında uygulanan
                   kullanıma ait                                                  faktör,Btu/h.ft.°F

evsel atıklar      household refuse                             fabrika           factory
                   evsel katı atıklar                                             fabrika,üretim yeri

evsel buz dolabı   domestic refrigerator                        fabrika ayarı     factory set
                   evlerde kullanılan.tek ve çift kapılı                          fabrika ayarı; fabrikada ayarlanan değer,
                   olabilen soğutucu.buz dolabı.                                  örneğin bir genleşme valfinin fabrikada
                                                                                  yapılan süperhit ayarı
evsel cihazlar     domestic appliances
                   evde kullanılan cihazlar; ev elektrikli      fabrika fiyatı    factory price
                   cihazları(örneğin fırın,bulaşık makinesi                       fabrika çıkış fiyatı
                   vb)
                                                                fabrikada         factory mounted
evsel drenaj       house drainage                               toplanmış         montajı fabrikada yapılmış olan
                   konutsal pis su boşaltım şebekesi
                                                                fabrikada         factory assembled system
evsel elektrikli   domestic electric room heater                                  fabrikada toplanmış kullanıma hazır hale
                                                                toplanmış
oda ısıtıcısı      evsel elektrikli mahal ısıtıcısı( elektrik                     getirilmiş sistem
                   sobası)                                      sistem

                   domestic heating                             fabrikada         factory installed desuperheater
evsel ısıtma
                   evsel ısıtma; konutsal ısıtma                yerleştirilmiş     yerleşik kızgınlık alıcı ile bütün
                                                                kızgınlık alıcı   soğutkan bağlantılarının fabrikada
                                                                                  tamamlandığı ısı pompası ve kızgınlık
evsel pis su       house connection                                               alıcı topluluğu;
bağlantısı         temiz su,pis su ve elektrik tesisatlarının
                   şebekeye bağlantıları
                                                                fabrikasyon       fabricated pipework
                                                                boru tesisatı     geniş kapasiteli tesislerde büyük çaplı
evsel sıcak su     domestic hot water                                             boru ve fitingsler
                   evin ısıtılması için olan sıcak sudan
                   ayrılan, içilebilir evsel sıcak su.
                                                                Fahrenheit        degree Fahrenheit
                                                                derecesi          suyun donma noktasını 32, kaynama
evsel sıcak su     domestic hot water supply                                      noktasını 212 olarak varsayıp aradaki
besleme hattı      evsel sıcak kullanım suyu besleme hattı                        uzaklığı 180 eşit parçaya bölerek elde
                                                                                  edilen sıcaklık derecesi;Fahrenheit
evsel sıcak su     domestic hot water distribution                                sıcaklık derecesi
dağıtımı           sıcak kullanım suyu dağıtım tesisatı
                                                                Fahrenheit        Fahrenheit temperature
evsel sıcak su     domestic hot water requirements              sıcaklığı         Fahrenheit ölçeğine göre sıcaklık;
                   evsel sıcak kullanım suyu gereksinimi                          Fahrenheit derecesi
gereksinimi
                                                                Fahrenheit        Fahrenheit scale
evsel sıcak su     domestic hot water demand
                                                                sıcaklık ölçeği   Fahrenheit sıcaklık ölçeği; suyun donma
talebi             evsel sıcak kullanım suyu talebi; birim
                                                                                  noktasını 32 kaynama noktasını 212
                   zamanda ortalama bir aişlenin talebi olan
                                                                                  olarak alınıp aradaki uzaklığı 180 eşit
                   sıcak kullanım suyu miktarı
                                                                                  parçaya bölündüğü sıcaklık ölçeği

evsel su           domestic water supply
                                                                fakir beslenen    starved evaporator
besleme hattı      evsel kullanım suyu beslemesi; besleme
                                                                evaporatör        soğutma devrelerinde yeteri kadar
                   hattı
                                                                                  soğutkanla beslenmeyen evaporatör;
                                                                                  fakir beslenen evaporatör
evsel su ısıtıcı   domestic water heater
                   evsel kullanım suyu ısıtıcısı
                                                                faktör            factor
                                                                                  (1) mal ve hizmetlerin üretiminde
evsel su           domestic water coil                                            kullanılan kaynaklardan her
serpantini         evsel suyun, kazan destekli ısıtmasında                        biri;(2)kimyasal reaksiyonları katalize
                   sıcak su deposuna yerleştirilen ısıtma                         eden madde;(3) sabit sayı;
                   serpantini
                                                                fan               fan
evsel su           domestic water softener                                        dönen mile bağlanmış iki yada daha fazla
yumuşatıcı         evsel soğuk su yumuşatma cihazı                                kanatla havayı harekete geçiren araç;
467

      fan basıncı        fan pressure                                   fan destekli,     fan assisted induction terminal with
                         fanın havaya verdiği toplam basınç             değişken debili   variable flow rate
                                                                        indüksiyon        değişken debili, fan destekli indüksiyon
      fan basınç testi   fan pressurization test                                          terminal birimi
                                                                        terminal birimi
                         fan emişli bir basınç farkı yaratarak
                         binalardaki hava kaçaklarının
                                                                        fan dinamik       fan dynamic pressure
                         belirlenmesine yönelik test
                                                                        basıncı           fanın bastığı havanın hız basıncı

      fan birimi         fan unit
                         fan birimi                                     fan dinamik       dynamic characteristics of a fan
                                                                        karakteristiği    bir fanın rezonans frekansı ve konum
                                                                                          biçimleri
      fan blast alanı    fan blast area
                         fanın helis alanından, kesim alanı
                         düşülerek bulunan alan                         fan eğrisi        fan curve
                                                                                          bir fanın basınçhacim ilişkilerini ve çoğu
                                                                                          zaman fana gerekli gücü gösteren
      fan bölümü         fan section
                                                                                          diyagram.
                         hava hazırlama biriminde fanın
                         yerleştirildiği bölüm
                                                                        fan               fan economizer (defrost)
                                                                        ekonomizeri       evaporatör defrost edildikten sonra fanın
      fan burulma        fan torsional excitation
                                                                                          çalışmasını durduran eleman.
      yükü               dış kuvvetlerin fana mil bağlantısından
                         tork darbeleri biçiminde iletildiği
                         uygulama biçimi.                               fan enerjisi      fan energy
                                                                                          fan enerjisi
      fan çark konisi    fan wheel cone
                         giriş bileziği, fan davlumbazı, kanat          fan               fan functions
                         muylusu çevresel plakası, hava giriş           fonksiyonları     fan fonksiyonları
                         tarafındaki kanatların bağlandığı çevresel
                         plaka, yada kanatların sabitlendiği            fan giriş alanı   fan inlet area
                         santrifüj fan konik bileziği .                                   giriş bağlantı(lar) düzlem (ler) inde
                                                                                          ölçülen brüt giriş alanı; bağlantı elemanı
      fan çarkı          fan wheel                                                        olmayan değişen kesitli girişlerde giriş
                         fan çarkı yada rotoru                                            alanı; giriş hava akımına dikey bir
                                                                                          düzlemin koni kenarlarına temas ettiği
      fan çıkış ağzı     fan outlet                                                       yer
                         fanın havayı bastığı çıkış ağzı
                                                                        fan giriş ve      fan inlet and outlet boundaries
      fan çıkış alanı    fan outlet area                                çıkış sınırı      havanın girdiği ve çıktığı yerdeki hava
                         çıkış açıklığı(ları) düzlem(ler) inde                            akımına dik bir düzlemde, fan ve
                         ölçülen brüt içsel alan; çatı vantilatörleri                     sistemin geri kalanı arasındaki arayüz
                         ve açıktaki fanlarda, santrifüj türlerde                         bağlantıları;
                         brüt kanat çıkış alanı yada aksiyal türler
                         için, kanattaki brüt gövde alanı               fan girişi        fan inlet
                                                                                          fanın giriş ağzı
      fan destekli ,     fan assisted induction terminal unit
      sabit debili       with constant flow rate                        fan gövdesi       fan casing
      indüksiyon         sabit debili,fan destekli indüksiyon                             bir santrifüj fan veya kompresörde
                         terminal birimi                                                  kanatların yada difüzörün bastığı
      terminal birimi
                                                                                          akışkanı alan ve boşaltan kısım. ‘fan
                                                                                          shroud’terimi ile karşılaştırınız.
      fan destekli       fan assisted supply
      besleme            fan destekli besleme; fanla yapılan hava
                                                                        fan gövdesi       fan shroud
                         beslemesi
                                                                                          fan rotorunu kapatan muhafaza; fan
                                                                                          gövdesi
      fan destekli       fan assisted supply ventilation
      besleme            fan destekli besleme havalandırması
                                                                        fan gücü          fan power
      havalandırması                                                                      fan miline giren güç yada,fan miline
                                                                                          giren güç ile güç aktarım elemanına
      fan destekli       fan assisted balanced ventilation                                bağlanabilecek güç kayıplarının toplamı;
      dengeli            fan destekli dengeli havalandırma                                fanın ve tahrik zincirinde yer alan
                                                                                          herhangi elemanın tahriki için gerekli
      havalandırma
                                                                                          güç.

      fan destekli       fan assisted exhaust ventilation
                                                                        fan güç çıktısı   fan power output
      egzoz              fan destekli egzoz havalandırması
                                                                                          havaya verilen yararlı güç. Bu güç, fan
      havalandırması                                                                      fava debisi ile toplam basıncı ve
                                                                                          sıkıştırılabilirlik katsayısının çarpımıyla
      fan destekli       fan assisted induction terminal unit                             orantılıdır.
      indüksiyon         fan destekli indüksiyon terminal birimi
      terminal birimi                                                   fan güç girdisi   fan power input
                                                                                          fanın elemanı olarak tahrik zincirinde yer
                         fan-assisted warm air heating unit                               alan herhangi elemanın tahriki için
      fan destekli
                         fan destekli sıcak havalı ısıtma birimi                          gerekli güç.
      sıcak hava
      birimi
                                                                                                                            468

fan güç girdisi   fan input power boundary                     fan sistemi     fan system energy demand (or fan
sınırı            fanın güç girdisi sınırı                     enerji talebi   system power)
                                                                               ısıtma yada soğutma kaynağından havayı
                                                                               koşullandırılan mahalle tasarım
fan hava debisi   fan airflow rate
                                                                               koşullarında çalışarak veren ve havayı
                  fan hava yoğunluğundaki hava akış
                                                                               kaynağa yada egzosta döndüren, bütün
                  miktarı
                                                                               fan motorlarının nominal güç toplamı.

fan hava          fan air density
                                                               fan sistemi     fan system power
yoğunluğu         fan çalışır durumdayken, fan girişinde
                                                               gücü            ısıtma yada soğutma kaynağından havayı
                  toplam basınç ve sıcaklığa karşı gelen
                                                                               koşullandırılan mahalle tasarım
                  hava yoğunluğu
                                                                               koşullarında çalışarak veren ve havayı
                                                                               kaynağa yada egzosta döndüren, bütün
fan hız basıncı   fan velocity pressure                                        fan motorlarının nominal güç toplamı.
                  akış halindeki havanın birim hacmiş
                  başına kinetik enerji; fanın çıkışındaki
                                                               fan statik      fan static pressure
                  hıza uyan hız basıncı.
                                                               basıncı         fan toplam veriminin, fan statik
                                                                               basıncının fan toplam basıncına oranı ile
fan hızı          fan speed                                                    çarpılarak bulunan değer;
                  rotorun dönüş hızı. Eğer fan birden fazla
                  rotora sahipse,fan hızları her rotorun
                                                               fan statik      fan static efficiency
                  dönme hızlarıdır; rotorun dönme hızı;
                                                               verimi          fan statik verimi;toplam verimin, fan
                  eğer fan birden fazla rotora sahipse fan
                                                                               statik basıncının, toplam basınca oranı ile
                  hızları her bir rotorun dönel hızlarıdır.
                                                                               çarpılarak bulunan değer;

fan kanadı        fan blade
                                                               fan tabloları   fan tables
                   fan kanadı.
                                                                               fan tabloları

fan kayışı        fan pulley
                                                               fan tahriki     fan drive
                  kayış kasnaklı fan tahriklerinde
                                                                               fan tahrik elemanı; fanı tahrik etmekte
                  kullanılan fan kasnağı
                                                                               kullanılan tahrik birimi

fan kontrol       fan control methods
                                                               fan toplam      fan total pressure
yöntemleri        fan hava debisini kontrol etmekte
                                                               basıncı         fan çıkışındaki toplam basınç ile fan
                  kullanılan yöntemler
                                                                               girişindeki toplam basınç arasındaki
                                                                               farkı; fan çıkışındaki toplam basınç ile
fan kurulum       fan installation types                                       fan girişindeki toplam basınç arasındaki
türleri           fan kurulum türleri                                          aritmetiksel fark

fan kurulumu      fan installation                             fan toplam      fan total efficiency
                  fanın kurulumu                               verimi          toplam fan verimi

fan               fan alignment                                                fan types
                                                               fan türleri
merkezlemesi      fanın merkezlemesi                                           eksenel,radyal,santrifüj gibi fan türleri;

fan motor gücü    fan motor power                              fan yardımcı    fan appurtenances
                  fanın ve fanın elemanı olarak tahrik         elemanları       bir fana, kontrol,soyutlama, güvenlik,
                  zincirinde yer alan elemanların tahriki                      statik basınç geri kazanımı ,aşınma vb
                  için fan’a verilmesi gereken güç.                            amaçlarla eklenen yardımcı elemanlar.bu
                                                                               gibi yardımcı elemanlar, giriş
fan motor         fan motor systems                                            kutuları,giriş kutusu damperlerini,
sistemleri        fan motor sistemleri                                         değişken giriş kanatlarını, çıkış
                                                                               damperlerini,giriş süzgeçlerini kayış
                                                                               kapaklarını, difüzörleri ses azatlıcıları,
fan perdesi       fan baffle                                                   dişli takımlarını vb içerir.
                  bir elektrik moıtorunun soğutma fanına
                  ait perde
                                                               fan yasaları    fan laws
                                                                               fan yasaları
fan performans    fan performance curve
eğrisi            sabit bir hava yoğunluğu ve sabit bir
                  hızda; toplam basınç, statik basınç, güç     fan yatağı      fan bearing
                  girdisi, mekanik ve statik verimin ordinat                   fan rotorunu taşıyan milin oturduğu
                  ekseninde ve hacimlerin absis ekseninde                      yataklar; fan yatakları
                  olmak üzere grafik gösterimi.
                                                               fan, aşınmaya   fan, abrasion resistant
                  fan impeller                                 dirençli        aşınmaya karşı dirençli, özel
fan rotoru
                  fan rotoru                                                   malzemeden yapılmış fan

                  fan free discharge area                      fan, gaz        fan, gas-tight
fan serbest
                  fanın serbest basma alanı                    geçirmez        gaz sızdırmaz fan
boşaltım alanı

                  fan sound power                              fan, genel      fan, general-purpose
fan ses gücü
                  kanalın içerisine yayınan ses gücü           amaçlı          genel amaçlı fan

                                                               fan, iletici    fan, conveying
469

                         iletici fan                                      bağlantısı       uçlarına fatura açılmış iki borunun
                                                                                           karşılıklı getirilip bir vidalı bilezikle
      fan, kıvılcım      fan, spark-resistant                                              sıkılarak ve aralarında conta uygulanarak
                         kıvılcım dirençli fan                                             elde edilen bağlantı
      dirençli
                                                                          faturalı flanş   raised face flange
      fan, korozyon      fan, corrosion-resistant
                                                                                           faturalı flanş; yüzeyindeki çıkıntı diğer
      dirençli           korozyona direnimli fan
                                                                                           flanştaki girintiyle örtüşen flanş

      fan, özel amaçlı   fan, special purpose                             faturalı flanş   tongue-and-groove facing flange
                         özel amaçlı fan                                                   birindeki dil diğerindeki yuvaya giren
                                                                                           flanş
      fan, rotor ucu     fan, impeller tip diameter
      çapı               fan rotor ucu çapı                               faz              phase
                                                                                           termodinamikte maddenin katı,sıvı,gaz
      fan, sıcak gaz     fan, hot gas                                                      hallerinden her biri,(2)alternatif akımda,
                         sıcak gaz fanı; sıcak gazları basan fan                           değişmelerle, alternatörün dönel
                                                                                           konumları arasındaki bağıl ilişkiler
      fan, tıkanma       fan, non-clogging
      yapmayan           tıkanma yapmayan fan                             faz açısı        phase angle
                                                                                           bir periyodik dalganın faz açısı; bu dalga
                                                                                           üzerindeki bir noktanın bir referans
      fan, toz           fan,dust                                                          noktaya olan uzaklığı
      boşaltma           toz boşaltıcı fan
                                                                          faz değişim      phase change material (pcm)
      fan, yanmaz        fan, flameproof                                  malzemesi        faz değiştiren malzeme;
                         yanmaya karşı güvenli fan
                                                                          faz değişimi     phase change
      fan-coil birimi    fan coil unit                                                     sıvıdan gaza, sıvıdan katıya,katıdan gaza
                         ortak bir gövde altında toplanmış, ısıtma                         olduğu gibi, malzeme yada sistemin bir
                         ve/veya soğutma için kullanılan fan ve ısı                        durumunu diğer bir duruma
                         eşanjörü                                                          değiştirmek.ba