PA AKCIGER Kalp b�y�mesi GRAFISI
Document Sample


DİYABETES MELLİTUS
VE
ANESTEZİ
Dr.Özge Karakoç
Uz.Dr.Özlem Özünlü
Doç.Dr. Seden Kocabaş
DİYABETES MELLİTUS
Pankreastan insülin salınımının
mutlak veya relatif yetersizliği
veya insülin etkisinin yetersizliği
ile oluşan karbonhidrat
protein,yağ metabolizması
bozuklukları ile karakterli bir
endokrin ve metabolizma
hastalığıdır.
DM TARİHÇESİ
MÖ. 1500- Mısır Eber Papirüsleri
MS.200 – Kapadokyalı Areateus
‘’Diabetes’’
1860- Langerhans ‘’Pankreas Adacıkları’’
1875- Claude Bernard ‘’Nörohumoral
Mekanizma’’
1889-V.Mering ve Minkowski
‘’Pankreatektomi=Diyabet’’
1922-Best ve Benting’’ insülin’’
DİYABET EPİDEMİYOLOJİ
Tip 2 diyabet günümüzün en yaygın kronik
hastalıklarından biridir.
Dünyada 140 milyonun, ülkemizde 2,5
milyonun üzerinde Tip 2 diyabetli hasta
vardır.
Tip 2 Diyabet kronolojik yaşla
artar.Ülkemizde 20 yaş üzerinde
prevalans%7,4 60 yaş üzerinde %20
Satman İ, TURDEP Group: D Care 2002
EPİDEMİYOLOJİ
Türkiye Diyabet Epidemiyoloji
Çalışma(TURDEP): Ülkemizde Tip 2DM
prevalansı %7.2,BGT sıklığı ise %6.7 dir.
Bu oranlara dayanarak 2000 yılı nüfus
sayımına göre ülkemizde 2.6 milyonun
üzerinde DM,2.4 milyon civarında BGT’lı
olduğu tahmin edilmektedir.
60 yaş üstü DM(%53) ve BGT(%49)
Dünyada: 40 yaş altı (%20)
40-59yaş (%38)
60-79 yaş (%42)
Satman İ, TURDEP Group: D Care 2002
Türkiye’de Diyabetes Mellitus
(2000 yılı 20+ yaş erişkin nüfus sayımına göre)
(İstanbul Tıp Fakültesi, Sağlık Bakanlığı, DSÖ)
Oran Hasta sayısı
Diyabet. %7.2 2.600.000
BGT %6.7 1.800.000
Satman İ, TURDEP Group: D Care 2002
Diyabetes Mellitus’un Sınıflandırılması
Tip 1 İdiyopatik veya immuniteye sekonder
gelişen mutlak insülin eksikliği
İnsülin bağımlı diyabet
Tip 2 Direnç/relatif eksikliğe sekonder gelişen
erişkin başlangıçlı
İnsülin bağımlı olmayan diyabet
Tip 3 Genetik bozukluklara sekonder gelişen
spesifik diyabetes mellitus tipleri
Tip 4 Gestasyonel
Diyabetes Mellitus Neden Önemlidir?
Koroner kalp hastalığının erken
başlaması için önemli bir risk faktörü
Uzun dönemde retinopati, nefropati ve
periferik nöropati gibi komplikasyonları
ortaya çıkar
Morbidite ve mortalitesi yüksek
DM İçin Tanı Kriterleri
1. Diyabet semptomları ve gelişi güzel plazma
glukozu 200mg/dL
2. Veya açlık plazma glukozu 126 mg/dL
(En az 8 saat hiç yemek yememe)
3. Veya OGTT süresince 2. Saat plazma glukozu
200mg/dL olması
Clinical Anesthesiology ,G.E. Morgan 2008
Değişiklikler Tip 1 DM Tip 2 DM
Başlangıç Çocukluk Erişkin
Beslenme Zayıf Obez
Kan glukozu Değişken Stabil
Ketoasidoz Sık Sık değil
İnsülin gereksinimi Var Herzaman değil
Tedavi İnsülin Diyet ve OAD
Clinical Anesthesiology ,G.E. Morgan 2008
TİP 1 DİYABETES MELLİTUSTA
ETYOLOJİK FAKTÖRLER
VİRUSLAR GENETİK YATKINLIK ?
OTOİMMÜN SÜREÇ
BETA HÜCRE HASARI
TİP 1 DİYABETES MELLİTUS
TİP 1 DM
Tip 1 diyabet bütün diyabetikler arasında %10
civarındadır.
Daha çok çocuklarda görülür.
Klinik bir sendromdur.
Kronik bir hastalıktır; hastalık belirtileri
başlamadan en az 3-8 yıl önce hastalık
başlamıştır.
Hastalık belirtileri klinik olarak ortaya
çıkmadan önce çeşitli pankreas antijenlerine
karşı antikorlar tespit edilebilmektedir.
Diyet ve insülin tedavisi ile kontrol altına
alınır.
Tip I Diyabetin Belirtileri;
Sık idrara çıkma,
Aşırı acıkma,
Aşırı susama,
Kilo kaybı,
Yorgunluk.
Tip 2 Diyabet Patofizyolojisi
Hiperglisemi nedenleri
Reseptör + post-reseptör
defektler
İnsülin
Glukoz rezistansı
Karaciğer
Artmış glukoz
Periferik doku
üretimi
(kas)
Pankreas
Azalmış insülin sekresyonu
Saltiel, Diabetes 1996; 45: 1661-69
Tip II Diyabet
Semptomlar yavaş gelişir veya hiç
görülmez.
Genellikle ailede diyabet öyküsü vardır.
40 yaşından sonra görülmekle birlikte
gençlerde rastlanmaya başlanmıştır.
Hastalar genellikle aşırı kiloludur.
Diyabetlilerin % 90’ı Tip II’dir.
Başlangıçta insülin kullanmadan diyet
veya oral ilaç tedavisiyle kontrol altına
alınabilir.
Tip II Diyabetin Belirtileri
Yorgunluk,halsizlik, görmede bozukluk
Artan açlık, susama ve idrara çıkma,
El ve ayakta karıncalanma veya his kaybı
Deride iyileşmeyen enfeksiyon durumu
Kuru kaşıntılı deri
Yaraların iyileşmesinde gecikme
ANESTEZİK YAKLAŞIM
PREOPERATİF
DM’DE SON ORGAN
KOMPLİKASYONLAR
Anjiyopati
Nöropati
Retinopati
Nefropati
Kardiyovasküler Komplikasyonlar
Hipertansiyon
Koroner kalp hastalığı
Serebrovasküler hastalık
Perioperatif miyokardiyal infarktüs
Kardiyomiyopati
Koroner Arter Hastalığı
Diyabetik olmayanlara göre erkekler 4
kat,kadınlar 5 kat koroner kalp hastalığı
riski taşırlar
Bazı hastalar, sadece koroner kalp
hastalığına bağlı MI ve kardiyak iskemi
dışında semptom göstermezler.
Koroner arter hastalığı Tip 1 DM’u olan
hastalarda genç yaşta görülebilir.
McAnulty G.R.,BJA 2000
İngiltere obezitenin en hızlı arttığı ülke!!!
BMI > 30 kg/m² Tip 2 DM *2
Yaşam beklentisi;
Tip 1 DM ile 20 yıl
Tip 2 DM ile 10 yıl
Mortalite nedeni kardiyovasküler hastalıklar
(% 80)
H.J. Robertshow; Anaesthesia, 2006,
Koroner Arter Hastalığı
Diyabetik hastalarda gelişen otonom
nöropati genellikle sessiz miyokardiyal
infarktüs ve iskemi görülmesini açıklıyor.
Koroner Arter Hastalığı
EKG ST segment ve T dalgası
anormalliklerinde artış
PA AKCİĞER -Kalp büyümesi
GRAFİSİ -Pulmoner vasküler
konjesyon
-Plevral efüzyon
Otonom Nöropati
Otonom nöropati özellikle tip 1 DM luların yaklaşık %40’ ında görülür. Çok az
hasta tipik semptom ve belirtiler gösterir
Hipertansiyon İstirahat halinde
Ağrısız miyokard taşikardi
iskemisi Erken doyma hissi
Ortostatik Nörojenik mesane
hipotansiyon Terleyememe
Kalp hızı Empotans
değişkenliğinin
kaybolması
indüksiyon sırasında
hipotansiyon!
Atropine kalp hızı
yanıtının azalması
Otonom Nöropatinin Belirlenmesi
Otonom nöropati için testler Normal Anormal
Sempatik KB’ ı yatarken ve ayağa Azalma Azalma
kalktığı zamanlar ölçülür <10 mmHg >30 mmHg
Sistem
Parasempatik Derin inspirasyona kalp Artış Artış
hızının yanıtı ölçülür > 15 atım /dk < 10 atım/dk
Sistem
Gastrointestinal Sistem
Gecikmiş gastrik boşalma reflü artışı
Mide asiditesini azaltmak için
preoperatif 2 saat önce
ranitidine 150mg / simetidine 400mg
+
metoclopramide 10mg
Elektif cerrahi bile olsa
krikoid bası + hızlı entübasyon
Renal Disfonksiyon
Böbrek hasarında idrarda protein
(albümin)+
Üre, kreatinin düzeylerinde artış
Tip 1 DM lu hastalarda erken yaşta böbrek
yetmezliği
Retinopati
Göz damarlarında neovaskülarizasyon
Beyaz veya sarı
zemin üzerine
Retinopati en az
Katarakt 14 punto siyah
Eklem Sertliği
Temporo-mandibular eklem
Servikal vertebra eklemleri
Atlanto-oksipital eklemlerde
Kollajen doku glikolizasyonu
EKSTANSİYON KISITLILIĞI
ENTÜBASYON GÜÇLÜĞÜ
Açısından hava yolunun değerlendirilmesi
önemlidir!
Stiff Joint Sendromu
1/3 uzun süreli tip 1 DM
zor entübasyon
Dua işareti
Sıkı, gergin cilt
Kısa boy ve eklem rijiditesi
İNFEKSİYONA YATKINLIK
Deri,ayak,vajen, yara yeri
enfeksiyonu sıktır.
PERİFERİK NÖROPATİ
Diyabet Kontrolünü Etkileyen
Durumlar
Tiroid hastalığı
Obesite
Hamilelik
Stres
İlaçlar: Kortikosteroidler
Tiazid diüretikler
Oral kontraseptifler
Preoperatif İstenmesi Gereken Tetkikler
Kan glukozu: Açlık ve mümkünse tokluk
İdrarda keton ve albumin
Kan üre, kreatinin ve elektrolitler
Hemoglobin
EKG
Clinical Anesthesia , Barash P. G 2006
İlk vaka yazılmalı
Kontrol altında değilse 1-2 gün önce
yatırılmalı
-Preoperatif -Osmotik diürez iv
oral alımın -Dehidratasyon infüzyon
azalması -Hipotansiyon
- Kusma
-Glikozüri
Clinical Anesthesia , Barash P. G 2006
ANESTEZİK YAKLAŞIM
Preoperatif Değerlendirme
DM tipi
Kontrollü, kontrolsüz diyabet
Beslenme
Kullanılan İlaçlar
Diyabet ile ilişkili komplikasyonlar
İNSÜLİN TİPLERİ
İNSÜLİN TİPİ ETKİ MAKSİMAL ETKİ SÜRESİ
BAŞLANGICI ETKİ
Kısa-etkili •Lispro 10-20 dk 30-90 dk 4-6 sa
•Regüler, 5-30 dk 1-3 sa 5-7 sa
Actrapid,
Velosülin
•Semilante 30-60 dk 4-6 sa 12-16 sa
,Semitard
Orta –etkili Lente, Lentard, 2-4 sa 8-10 sa 18-24 sa
Monotard,
NPH,
İnsülotard
Uzun-etkili Ultralente, 4-5 sa 8-14 sa 25-36 sa
Ultratard, PZİ
OAD için uyarılar
OAD Sınıfı Örnek Uyarılar
Sekretagoglar
Hipoglisemi
(Sulfanilüre, Gliburide
Uzamış etki
meglitinid vs.) Glimepiride
Titrasyon zorluğu
12-24 saat
Metformin Laktik asidoz riski
Biguanidler
24-48 saat Renal ve hepatik yetmezlikte dikkat
İntravasküler volum artışı
Tiyazolidinler
Rosiglitazone Etkinin yavaş başlaması
3-4 saat
Titrasyon zorluğu
38
İnsülin tedavisinin planlanması
Tip I yada Tip II olması
Glisemi denetiminin niteliği
Planlanan cerrahinin boyutu
4 saat içinde hastanın oral almasına olanak
tanıyan işlemler minör, bunun dışındakiler
major cerrahi olarak adlandırılır
Tip 1 Diyabetli hastalar; aç bile olsa hemen
hemen her zaman bazal insülin infüzyonuna
ihtiyacı vardır
Tip 2 Diyabetli hastalarda değişken
(cerrahinin süresi, tipi önemli…)
eksojen insülin
hiperglisemi
eksojen glukoz ketoasidoz
hipoglisemiden elektrolit
kaçınılması bozukluklarının
önlenmesi
Cerrahi
İntraoperatif
dönem
Travma
Yara
Kanama
enfeksiyonu
Stres
Artmış sempatik aktivite Artmış insülin karşıtı hormonal yanıt
Azalmış insülin salınımı Azalmış insülin duyarlılığı
Diyabet ;
Artmış katabolik yanıt
İnsülin Operasyon
eksikliği + Glikojenolizis Lipolizis öncesi açlık
Proteolizis
İnsülin Glikoneogenezis Ketogenezis
direnci
Protein Ketozis
Hiperglisemi
kaybı
42
Cerrahi Stres
Hiperozmolarite sonucu osmotik diürez ve
sonucunda dehidratasyon.
Hiperviskozite, trombojenez, serebral ödem.
Ketojenez artışına bağlı ketoasidoz riskinde
artış.
Cerrahi Stres
Proteoliz artışı ve aminoasit
transportunda azalmaya bağlı olarak
yara iyileşmesinde gecikme
Polimorf nüveli lökositlerde fagositoz
fonksiyonunun azalmasına bağlı
infeksiyon riskinde artış
Serebral iskemi veya hipoksiye maruz
kalan (anestezi altında da ortaya
çıkabilir) hiperglisemik hastaların
prognozu daha kötüdür.
GLİSEMİK HEDEF
Kan şekeri kontrolünde geleneksel
yaklaşım 200-250 mg/dl nin üzerine
çıkmadıkça ılımlı hiperglisemilere müdahale
edilmemesi yönündedir.
Geçen beş yılda ılımlı hiperglisemilerde bile
perioperatif artmış morbidite söz
konusudur ve normoglisemiyi sağlayan sıkı
kontrollerle cerrahi ya da tıbbi pek çok
hasta grubunda komplikasyonlar
azaltılabiliyor.
Clinical Anesthesia , Barash P. G 2006
Hiperglisemi
Lökosit kemotaksisi, fonksiyonlarında
bozulma
Yara iyileşmesinde bozulma
İskemide SSS ve spinal kortta hasarlanma
Hiperosmolarite, hiperviskosite, trombogenez
Glukozüri, ozmotik diürez, dehidratasyon
Üriner sistem enfeksiyonları
McAnulty G.R.,BJA 2000
Konvansiyonel Yoğun Rölatif risk azalması P
YBÜ de ölüm %8 % 4.6 % 43 <0.04
Hastanede %10.9 %7.2 % 34 0.01
ölüm
YBÜ DE >14 %15.7 % 11.4 % 28 0.01
GÜN
>14 gün % 11.9 % 7.5 % 37 0.003
ventilatör
ihtiyacı
Böbrek % 8.2 % 4.8 % 41 0.007
Yetmezliği
YBÜ de % 7.8 % 4.2 %46 0.003
septisemi
Diyabetik Hastada Anestezi Yönetimindeki
Amaçlar
Hipoglisemi (< 4mmol/lt); serebral hasar
Hiperglisemi (>14mmol/lt); dehidratasyon
metabolik bozukluk
Elektrolit kaybı (K+, Mg, fosfat)
ÖNLENMELİ!!!
Clinical Anesthesiology ,G.E. Morgan 2008
KŞ ‘i 120-150 mg/ dl olması sağlanmalıdır
Hastanın anestezi için uygunluğuna anestezist
karar vermelidir
Hasta, anestezist, endokrinolog ve cerrah
arasında yakın bir işbirliği olmalıdır
Clinical Anesthesiology ,G.E. Morgan 2008
Bolus Devamlı
uygulama infüzyon
Preoperatif D5W(1.5mL/kg/st) D5W(1.5mL/kg/st)
NPH insülin Regüler insülin:
(normal sabah 0.1ü/kg/st
dozunun yarısı) veya
Ünite/st= plazma
glukozu/150
İntraoperatif Regüler insülin Preoperatif
(hastanın dönemdeki gibi
gereksinimine göre)
Postoperatif İntraoperatif Preoperatif
dönemdeki gibi dönemdeki gibi
GIK İnfüzyon Metodu (Alberti Rejimi)
A- Diyet, OAD, insülin 50 Ü/gün altında
1- KŞ > 180: D5W 1000 ml + 15 Ü Kİ + 20 meq KCL ;100 ml/sa
2- KŞ 120-180: D5W 1000 ml + 10 Ü Kİ + 20 meq KCL ;100 ml/sa
3- KŞ < 120: D5W 1000 ml + 5 Ü Kİ + 20 meq KCL ;100 ml/sa
McAnulty G.R.,BJA 2000
GIK İnfüzyon Metodu (Alberti Rejimi)
B- İnsülin 50 Ü/gün üstünde kullananlarda;
1- KŞ > 180: D5W 1000 ml + 20 Ü Kİ +20 meq KCL;100 ml/sa
2-KŞ 120-180:D5W 1000 ml+15 Ü Kİ +20 meq KCL;100ml/sa
3- KŞ < 120: D5W 1000 ml +10 Ü Kİ +20 meq KCL ;100 ml/sa
McAnulty G.R.,BJA 2000
İnsülin Dekstroz Rejimi
Alberti Rejimi:
Glukoz-insülin-potasyum ; GIK
Glukoz ve insülin aynı sıvı içinde
Güvenli
Anormal kan değerlerinde yeni solüsyon gerekir
McAnulty G.R.,BJA 2000
Bu ikilinin ayrı kullanılması daha etkili olabilir
ancak kullanırken çok dikkatli olunmalıdır
Biri stoplanmışken diğeri yanlışlıkla
infüze olabilir
McAnulty G.R.,BJA 2000
Perioperatif Yaklaşım
Operasyon öncesi ve sonrası kan -glukoz
değerleri mutlaka ölçülmeli.
Operasyonun süresi ve büyüklüğüne göre
ek ölçümler istenebilir.
Yüksek riskli hastalarda saatlik ölçümler
yapılmalı.
Clinical Anesthesia , Barash P. G 2006
Diyabette Anestezi Yöntemi Ne Olmalı?
Rejyonal anestezinin tek başına yada genel
anestezi ile kombinasyonunun diyabetik
olgularda mortalite ve major komplikasyonlar
açısından üstünlüğü yoktur
H.J. Robertshow; Anaesthesia, 2006
Rejyonel Anestezi
hasta uyanık
stres yanıt baskılanmış
kan kaybı ve tromboemboli riski
kvs instabilite
infeksiyon
periferik nöropati
H.J. Robertshow; Anaesthesia, 2006
Genel Anestezi
Gastrik staz hızlı indüksiyon
Nazogastrik tüp kullanılmalıdır
Standart anestezi indüksiyonunda inhalasyon
ajanı kullanımı için kontrendikasyon yoktur
Hasta dehidrate ise IV sıvı infüzyonu
verilmelidir
Ringer laktat solüsyonu kullanılmamalı çünkü karaciğerde
laktat glukoza dönüşerek hiperglisemiye yol açabilir.
H.J. Robertshow; Anaesthesia, 2006
Perioperatif Yaklaşım
Anestezik plan, DM un son organ hasarları göz
önüne alınarak yapılır
Tahmini zor entübasyonlarda uyanık
entübasyon
Olası gastroparezis varlığında aspirasyon riski
göz önünde bulundurulmalı
Kalp hastalığı olanlarda invaziv monitörizasyon
Renal fonksiyonlara göre iv sıvı yönetimi ve ilaç
seçimi
Perioperatif Yaklaşım
Hasta monitörizasyonunda diğer önemli
şeylerden biri de hastanın operasyon
masasındaki pozisyonudur
-Periferik vasküler hastalık ve nöropati
varlığı
Dudak ve sinir hasarlanmalarına dikkat !
Clinical Anesthesiology ,G.E. Morgan 2008
AKUT KOMPLİKASYONLAR
Diyabetik ketoasidoz (DKA)
Hiperosmalar nonketotik koma
Hipoglisemi
KETOASİDOZ
İnsülin aktivitesinin azalması
Serbest yağ asitlerinin keton cisimlerine
(asetoasetat ve beta-hidroksi bütirat)
dönüşmesi
ANYON –AÇIKLI METABOLİK ASİDOZ
KETOASİDOZ
Klinik Belirtiler
Taşipne ; kussmaul Asidemi (ph<7.1)
solunumu Laktatemi (>6mmol/lt)
Dehidratasyon Glisemi (>300mg /dl)
Turgor tonus azalması Anyon açığı (>12 mmol/l)
Karın ağrısı
Bulantı ,kusma,diyare
Bilinç değişikliği
KETOASİDOZ
Tedavi
Dehidratasyonun düzeltilmesi
Hipergliseminin düzeltilmesi
Potasyumu normal seviyede tutmak
-Glikoz hücre içine girdikçe aynı şekilde potasyum da
girmektedir
Tedavi normal salin ile sıvı replasmanı,göreceli
olarak düşük doz insülin ve potasyum
ilavesinden oluşur
Clinical Anesthesiology ,G.E. Morgan 2008
KETOASİDOZ TEDAVİ
Hiperglisemi
AMAÇ: Kan glukozunu 75-100 mg/dL/st
Veya %10 /st olacak şekilde düşürmek
olmalıdır.
TEDAVİ
0.1 Ü/kg/ st veya (KŞ-60)×0.1 Ü /st
iv insülin infüzyonu
Plazma glukoz düzeyi 250 mg/dl’e
ulaştığında insülin infüzyonuna D5W
infüzyonu ilave edilir
Clinical Anesthesiology ,G.E. Morgan 2008
KETOASİDOZ TEDAVİ
Dehidratasyon
Amaç: Bozulmuş doku perfüzyonunu
sağlamak ve volüm genişletmek
İlk bir saatte 1-2 L salin
Takiben 200-500 mL/st infüzyon
Nazogastrik tüp
İdrar sondası
Laktatlı Ringer solüsyonundan kaçınılmalı
Clinical Anesthesiology ,G.E. Morgan 2008
HİPEROSMOLAR NONKETOTİK
KOMA
HNDK olan hastalarda lipolizi ve ketogenezi
önleyecek kadar endojen insülin olduğundan
keton düzeyleri hiç artmaz veya çok az artar.
HNDK’yı başlatan/hızlandıran faktörler
diyabetik ketoasidoz komasına benzer;
-Oral hipoglisemik ajanın veya insülinin
azaltılması, çeşitli stresler bunlar arasında
sayılabilir.
Kritik başlatıcı olay persistant glukozürik
diürezin ortaya çıkmasıdır.
HNDK ‘DA Klinik Belirtiler
Dehidratasyon belirtileri
Poliürü,polidipsi,volüm kaybına bağlı
hipotansiyon,taşikardi
Sodyum,potasyum,klorür,fosfat,magnez
yum ve kalsiyum kaybı
Tipik bir hasta genellikle 60 yaşın
üzerindedir(DKA hastası ise sıklıkla
gençtir)
HNDK ‘DA Klinik Belirtiler
Daha önce diyabeti bilinmemektedir
Diyet,oral hipoglisemik ajan ya da düşük
doz insülin ile tedavi edilmektedir
Hasta genellikle deprese mental
statüs,bazen stupor,nadir olarak koma
halinde hastaneye gelir
Ağır glikozüri;hafif ketonüri ya da
ketonemi olabilir
DKA komasından farklı olarak kussmaul
tipi solunum ve nefeste aseton kokusu
yoktur.
HNDK’DA Tedavi
Komayı hızlandırıcı nedenler bulunmalı ve
tedavi edilmeli
Yaşlı ve kardiyovasküler hastalığı olanlarda
santral venöz kateterizasyon
İdrar sondası
Nazogastrik tüp
Kristaloid solüsyonlar ve volüm
genişleticiler kullanılmalı.
Gereğinde insülin tedavisi
Renal yetersizlik açısından dikkatli olunmalı
Elektrolit dengeleri kontrol edilmeli
Clinical Anesthesiology ,G.E. Morgan 2008
HİPOGLİSEMİ
Diyabetik hastalarda hipoglisemi karbonhidrat alımına oranla
insülinin göreceli olarak fazla olması ile oluşur.
BULGULAR TANI TEDAVİ
•Terleme Plazma glukoz GLUKOZ
•Taşikardi düzeyi< 50mg/dL %50 glukoz
•Sinirlilik solusyonu;
•Baş ağrısı Her 1 mililitresi
•Konfüzyon 70 kg lık bir
•Uykuya meyil hastada kan
•Nöbet,koma glukoz düzeyini
yaklaşık 2 mg/dl
Genel anestezi artırır
altında
maskelenebilir
ACİL CERRAHİ
Ketoasidoz ciddi olmadıkça
cerrahi ertelenmemeli
Ciddi ketoasidozda; 2-3 saatlik
stabilizasyon yeterli
İnsülin infüzyonu yapılmalı
74
Diyabetli Hastaların Postoperatif Yönetimi:
Hipertansiyon, hipotansiyon, hipoglisemiye
dikkat edilmeli
Eğer insülin kullanıldı ise postoperatif ilk
yemekten 2 saat sonrasına kadar devam etmeli
Bulantı, kusma önlenmeli
İyi analjezi sağlanmalı
NSAI (renal fonsiyonlar dikkat!!!)
Diyabetli hastada CABG sonrası erken
mortalite oranı % 50 artmaktadır
-Kötü miyokard fonksiyonu
-Sternal yara iyileşmesinde gecikme
-Postoperatif böbrek yetmezliği
- Stroke
-Daha uzun hastanede kalış süreleri
McAnulty GR ;British Journal Of Anaesthesia 2000;85:80-90
TEŞEKKÜRLER
Get documents about "