Docstoc

ÇOK TARAFLI YATIRIM ANLAŞMASI (MAI)

Document Sample
ÇOK TARAFLI YATIRIM ANLAŞMASI (MAI) Powered By Docstoc
					                 ÇOK TARAFLI YATIRIM ANLAŞMASI (MAI)


MAI’YE NASIL GELİNDİ ?


        Uluslararası ticaretin serbestleştirilmesi süreciyle paralel bir geçmişe sahip ve
küreselleşmenin anayasası olarak da adlandırılan MAI (Çok Taraflı Yatırım Anlaşması)
uluslararası yatırımları belirleyen yasaların liberalleştirilmesi ve yatırımların korunması
amacıyla çok yanlı bir çerçeve anlaşması olarak tanımlanabilir. 1947 Cenevre
Konferansı’ndan 1994’ teki Uruguay Roundu’na kadar geçen süreçte yapılan
müzakereler sonucunda gümrük,tarife ve vergiler dahil dış ticareti sınırlandırıcı
engellerin kaldırılması yönünde uygulamalar yaşama geçirilmiştir. 1


        Uruguay Raundu’nda çok taraflı uluslararası ticari ilişkiler düzenlenirken
yabancı sermaye yatırımları için;
•   Devletin zorunlu mal ve hizmetlerdeki üretim, fiyatlandırma ve mülkiyetindeki
    ağırlıklı yeri,
•   Ülkeye giren yabancı sermayenin ülke ekonomisine olumlu katkısını sağlamak
    amacıyla konulan bir bölüm üretimin ihracı gibi koşullar,
•   Emek maliyetinin azaltılması amacıyla her türlü sosyal güvenlik, yardım,
•   Üretimde kullanılacak hammadde ve ara malda birincil önceliğin üretimin yapıldığı
    ülke olması
gibi “aksaklıkları ortadan kaldıracak bir anlaşmanın” yapılması gerektiği üzerinde
durulmuştur. 2




1
  Türkel Minibaş, “Küreselleşen Sermayenin Anayasası: MAI”, İktisat Dergisi (Ağustos 1998), Sayı:381,
s. 28
2
  Minibaş, s.29


                                                                                                    1
Uruguay Raundu’nda ele alınan;
•   tarımsal ticaret ve sübvansiyonlar,
•   hizmetlerin ticareti,
•   ticarete ilişkin yatırım önlemleri (vergi ve gümrük ayrıcalıkları, hibeler v.b.)
•   ticarete ilişkin performans gereklilikleri (ödeme ve ihracat kısıtlamaları v.b.)
•   genel şirket faaliyetlerini engelleyen önlemler (fiyatlandırma, rekabet politikası v.b.)
•   telif ve patent hakları 3 olarak sıralanabilecek konular söz konusu müzarekeler ve alt
    anlaşmalarının daha sonra OECD tarafından çalışmaları başlatılan MAI’nin
    temellerini oluşturmuştur.


    Başlangıçta Dünya Ticaret Örgütü içinde tartışılmaya açılmış olan MAI, karşılaşılan
muhalefeti bertaraf edebilmek için OECD üyeleri arasındaki tartışma platformuna
çekilmiştir. Oldukça gizli tutulan projenin internete sızmasıyla birlikte kamuoyunda
tartışılır hale gelmiştir. Çokuluslu yatırımlarda, yatırımcıların ekonomik çıkarlarının,
yatırımların yapıldığı ülkenin toplumsal çıkarlarının önüne geçmesinin hedeflenmesi,
söz konusu projeye karşı ciddi tepkilerin doğmasına ve yerel tepkilerin başlamasına
neden olmuştur. 4




MIGA NEDİR?
3
  Paul Hirst ve Grahame Thompson, “Küreselleşme Sorgulanıyor”, çev.Çağla Erdem ve Elif Yücel, Dost
Kitabevi Yayınları, Mart 2000, Ankara, s. 84 - 85
4
  İzzettin Önder, “Uluslarüstü Sermaye Anayasası: MAI”, İktisat Dergisi (Ağustos 1998), Sayı:381, s. 33



                                                                                                      2
      Küreselleşen sermayenin karşılaşacağı her türlü riski bertaraf edebilmek için Dünya
Bankası’nın bir alt örgütü ve MAI’nin bir alt basamağı olarak 1988’de kurulan MIGA
(Mutilateral Investment Guarantee Agency) ile yabancı sermaye yatırımlarını, ilgili
ülkede karşılaşabilecekleri devletleştirme faaliyetlerinden toplumsal huzursuzlukların
örgütlü tepkiye dönüşmesine, siyasal çalkantılardan darbe ve benzeri eylemlere kadar
geniş bir alanda risklere karşı 15 yıl süreyle sigortalayan bir sigorta şirketi olma işlevini
yerine getirmektedir.


      30 Haziran 2001 tarihi itibariyle 154 üye ülkeden oluşan MIGA’da kararlar,
ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre oluşturulan oy güçlerine göre seçilmiş bir yönetim
kadrosu tarafından verilmektedir. Örneğin: ABD, Japonya, Almanya , Fransa, İngiltere
ve Çin’den oluşan yönetim kadrosunun ülke başına 1’er yöneticileri varken; Türkiye,
Beyaz Rusya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Slovenya’dan oluşan grup sadece
1 yönetici tarafından temsil edilmektedir. 5


      MIGA ile MAI’ye zemin oluşturulduktan sonrasında sıra serbest sermaye hareketine
izin verecek anayasal düzenlemelerin yapılması için ülkelerin ikna edilmesindedir.




5
    Minibaş, s.29



                                                                                           3
İÇERİK AÇISINDAN MAI


MAI ile ulaşılmak istenen temel hedef, sermaye önündeki tüm engellerin kaldırılması
ve bu yolla kaynakların daha etkin dağılımının sağlanması olarak ortaya koyulmaktadır.
Bu bağlamda taslağı 200 sayfayı aşan metinde dört temel unsur üzerinde durulmaktadır:
   •   Uluslararası sermaye hareketlerine yönelik tüm sınırlamaların kaldırılarak, tüm
       sektörlerin uluslararası yatırımlara açılması; kar transferlerinin, yatırım miktar ve
       alanlarının tamamen serbest bırakılması,
   •   Yabancı yatırımcıların ürettiği ürünlerin pazarlanmasına ve üretilme biçimine
       ilişkin tüm olası kısıtlamaların kaldırılması,
   •   Ülkelerin ekonomik programları gerektirse bile kendi yatırımcılarını özendirecek
       ve kısmen kayıracak herhangi bir uygulama yapmalarının önlenmesi,
   •   Uluslararası yatırımcıların yatırım yaptıkları ülke hükümetlerini zarara
       uğradıkları takdirde dava ve gerektiğinde tazminat talep edebilmelerini sağlamak
       amacıyla bir uluslararası tahkim sisteminin kurulması.




   Özellikle Türkiye’nin dahil olduğu “Gelişmekte olan Ülkeler” açısından ele
aldığımızda, dört nokta üzerinde durmak yerinde olacaktır. Uyuşmazlıkların çözümü,
özelleştirme uygulamaları ve tekeller, performans kriterleri ve yatırım teşvikleri Taslağı
200 sayfayı aşan MAI metninde anlaşmanın göze çarpan ilk maddesi                 "Ülkelere
yapılacak yabancı sermaye yatırımlarına hiçbir şekilde yerli sermayeden daha az
avantajlı olanakların sağlanamayacağı"na ilişkin hükümdür. Bu madde ile yerli ve
yabancı sermayenin eşit koşullarla rekabet edilmesi amaçlanmaktadır.


   Bir diğer anlaşma hükmü ise, devletlerin, zarara uğrayan yabancı sermaye tarafından
“uluslararası tahkim”e iletilerek; ulusal ve kamu çıkarlarıyla yabancı sermayenin



                                                                                          4
çıkarlarının eşit kabul edildiği “uluslararası hakem” tarafından çözüme ulaştırılması
yönündedir. Temelde yabancı sermayenin çıkarlarının garanti altına alınmasını
amaçlayan bu hükümle özellikle gelişmekte olan ülkelerin, ülkeye gelen yabancı
sermayeden ülke ekonomisine olumlu katkı sağlanması yönündeki umutları son
bulacaktır. Örneğin; Türk Hukuk mevzuatında bulunan yabancı sermaye girişi için
gerekli olan koşullar MAI sonrasında aranamayacak ve şirketlerin ülkeye teknoloji
getirip, getirmediği ya da istihdam yaratıp, yaratmadığına bakılmaksızın gelişine izin
verilecektir. Burada üzerinde durulması gereken nokta; “…gelişmekte olan ülkelerin
teknoloji transferi, ihracatlarını geliştirme ya da istihdam yaratma gibi sorunları ile
çokuluslu sermaye ile ilgilenmemektedir. Çokuluslu sermayenin ekonomik faaliyetinin
engellenmesi halinde uluslararası tahkim kuruluna gidilmesi koşulu, devletlerin görevini
çokuluslu      sermayenin        çıkarını      kollamak      şeklinde      yeniden      tanımlamayı
amaçlamaktadır.” 6


    Dünya ekonomi-ticaret yaşamına girmiş olan hakem yöntemine 1994 yılına kadar
şirketlerin    kendi    aralarındaki        uyuşmazlıklarla,    devletlerarası     uyuşmazlıklarda
başvurulurken; 1994 yılında NAFTA ile birlikte ilk kez şirketlerin tek taraflı olarak
devletlere karşı dava açması ve bu hukuki sürecin Dünya Ticaret Örgütü içersindeki
Tahkim komisyonlarınca yürütülmesi karara bağlanmıştır. “…Son üç yılda yüzlerce
yatırım uyuşmazlığının ICSID-Tahkim panellerine taşındığı ve bu davalardan hiç birinin
davalı devletler (ABD, Kanada ve Meksika) lehine sonuçlanmadığı yani kazanan tarafın
her zaman şirketler olduğu, dava edilen kamu kurumlarının başında Eyalet
Mahkemelerinin ve Maliye Bakanlıkları (ulusal vergi uygulamaları dolayısıyla) ile
Çevre Bakanlıklarının geldiği, ulaşan bilgiler arasında.” 7

6
 İzzettin Önder, A.g.e., s.34.
7
 Gaye Yılmaz, “Küreselleşme Sürecinde Devletlerin Rolü”, İktisat Dergisi (Ağustos 2001), Sayı:416, s.
38.




                                                                                                        5
       MAI’nin yabancı sermayeye sağlayacağı bir başka avantaj da, yatırımları ile
ilgili olduğunu belirttikleri her elemanı ev sahibi ülkelere sokabilecek olmalarıdır.


   Anlaşmayı imzalayan devletler 5 yıl süre ile anlaşmadan çıkamayacak ve çıktıktan
sonra da 15 yıl süre ile tüm anlaşma hükümlerini uygulamak zorunda bırakılacaklardır..




                                                                                         6

				
DOCUMENT INFO
Shared By:
Categories:
Stats:
views:40
posted:3/3/2012
language:Turkish
pages:6