Docstoc

İslam Dini, Kuran, Anadolu

Document Sample
İslam Dini, Kuran, Anadolu Powered By Docstoc
					     Kur’an’›n Kültür
    Dünyam›zdaki ‹zleri
                            Prof. Dr. Ali Akp›nar
                          Selçuk Üniv. ‹lahiyat Fak.




Milletleri ayakta tutan temel dinamiklerden biri de kültürdür. Kül-
tür, bir toplumun köklerini ve dallar›n› oluflturan, geçmifli ile gele-
ce¤i aras›nda köprüler kuran, böylece toplum bireylerinin ufkunu
açan, kökleriyle ba¤lant› kurdurup onlar› gelece¤e haz›rlayan de-
¤erlerdir.
Yunus Emre, Mevlana, gibi bugün bizi dünyaya tan›tan evrensel
abide pek çok flahsiyetimizin yetiflmesinde ‹slam ve onun mukad-
des kitab› Kur’an’›n ayr› bir yeri vard›r. fiöyle ki bunlardan, ‘Can›m
tenimde oldukça ben Kur’an’›n kölesiyim’ diyen Hz. Mevlana’n›n
büyük eseri Mesnevi’nin ‘Mahz-› Kur’an (Kur’an’›n özü) oldu¤u söy-
lenmifltir. Hz. Mevlana, Kur’an ile ilgisini flu sözleriyle özetler:
Türk-‹slam flairleri, Türkçe yazd›klar› fliirlerinde iktibas sanat›n› kul-
lanm›fllard›r. Bu, onlar›n ‹slam kaynaklar›na vukufiyetlerinin de bir
belgesidir. Nitekim Muallim Naci’nin flu cümleleri, Müslüman flairin
gönlünde ça¤layan Kur’an ayetlerinin nas›l diline döküldü¤ünü gü-
zel bir biçimde anlatmaktad›r:
“Ateflpare’nin fierâre’nin sönüp gitmesini arzu edenler bulundu¤u-
nu iflittikçe vicdan›m ‘Yürîdûne en yütfiû nûrallahi bi efvâhihim’




      Diyanet Ayl›k Dergi            1              Temmuz 2010 • Say› 235
(“Onlar Allah’›n nurunu a¤›zlar›yla söndürmek istiyorlar..”) ayetini ti-
lavet ediyor, lisan›m ise flöyle diyor: Biter mi, bitti demekle nûr-› nâ
mütenâhî /Nefesle kabil-i iftâ m›d›r, çera¤-› ilâhî?”
Nitekim Mehmet Akif de “ ‘Leyse li’l insani illâ mâ seâ’ derken Hüdâ/
Anlamam hiç meskenetten sen ne beklersin daha” diyerek, “‹nsana
çal›flmas›ndan baflka bir fley yoktur.” (Necm, 39) ayetinden iktibas ya-
par.
Bin y›ld›r ‹slam’la yo¤rulan ve as›rlarca ‹slam’›n bayraktarl›¤›n› ya-
pan milletimizin bize emaneti olan kültürümüz hemen her alan›n-
da bu yüce dinin motiflerini tafl›maktad›r. Onun hayat›n›n hemen
her alan›nda ‹slam’›n izlerini görmek mümkündür. Ev hayat›ndan ifl
hayat›na, camiden mezara kadar her alan ‹slami çizgilerle süslüdür.
fiöyle bir bak›ld›¤›nda hemen görülür ki, flu aziz vatan›n da¤lar›-tafl-
lar›, âbideleri-kubbeleri, camileri-minareleri, mezar tafllar›-türbeleri
Kur’an’›n terennüm etti¤i tevhit na¤melerini hayk›r›rlar. Kur’an’›n
ezelî ve ebedî nurunu, atom zerrelerine kadar nüfuz edip ilan etti¤i
tevhit gerçe¤ini, hiçbir kuvvet bu vatan›n ve bu milletin temiz sine-
sinden silip atamayacakt›r. ‹slam, âdeta bu milletin varl›k sebebi ve
onu tarihteki o seçkin yerine oturtan en önemli faktör olmufltur.
Dün oldu¤u gibi bugün de dünyan›n dört bir yan›nda Türk olmak,




•      Diyanet Ayl›k Dergi         2         Temmuz 2010 • Say› 235    •
Müslüman olmakla efl de¤erde say›lmaya devam etmektedir. Bu
nedenle, Türk Milletini ‹slam’dan koparmak hiçbir zaman mümkün
olmam›flt›r. Örne¤in bu millete mensup olan biri, Kur’an yahut ezan
sesi duydu¤unda oturuflunu düzeltir, a¤z›ndaki sigaras›n› atar, ken-
dine çeki düzen verir ve okunan› sayg›yla dinlemeye koyulur.
Hakk›nda aç›k bir nass olmad›¤› hâlde, belki de sadece bu milletin
çocuklar› Kur’an Mushaf’›n› belden yukarda tafl›r, yüksek rahlelere
koyarak onu okur, Anadolu’da her evin baflköflesinde mutlaka bir
Kur’an Mushaf’› bulundu¤u gibi, k›zlar›n çeyizlerinde mutlaka bir
Mushaf bulunur. Her Müslüman-Türk, imans›z, Kitaps›z/Kur’an’s›z
olman›n bahts›zl›k oldu¤unu iyi bilir ve dualar›nda bu duruma düfl-
memek için sürekli Allah’a yalvar›r. Yine bizim kültürümüzde Kur’an
Mushaflar›n›n kapa¤›nda, “Ona ancak temiz olanlar dokunur.” ayeti
yaz›l›d›r. Bu uyar›yla Müslüman-Türk evlad›, maddi ve manevi kirler-
den ar›narak Mushaf’› eline al›r. Asla Mushaf’›, s›radan herhangi bir
kitap gibi görmez. O Mushaf’›n yaz›s›, cildi, kapa¤›, tezhibi Türk mil-
leti taraf›ndan son derece özenli bir flekilde yap›lm›flt›r. Onun en
güzel flekilde yaz›ld›¤›na vurgu yapmak için “Kur’an Mekke’de indi,
M›s›r’da okundu, ‹stanbul’da yaz›ld›.” sözü meflhur olmufltur. Dün
oldu¤u gibi bugün de Kur’an, en güzel flekilde Türkler taraf›ndan
yaz›lmaya ve en güzel flekilde okunmaya devam etmektedir.
Kur’an, anlamak ve gerekleri yerine getirilmek için indirilmifltir. Ne
var ki bizim kültürümüzde anlafl›lmadan okunan Kur’an bile okuya-
n›, belli bir çizgide tutar. fiöyle ki Kur’an okuyan insan›m›z, önce ma-
nen ve madden kendisini Kur’an okumaya haz›rlar. Zira ona göre
Kur’an okumak, Yüce Yarat›c›’n›n huzuruna ç›kma ve onunla konufl-
makt›r. Okuma bittikten sonra, Kur’an mushaf› kald›r›ld›ktan sonra
da insan›m›z daha abdestimle duruyorum, mushaf› yeni kald›rd›m,
beni günaha sokma, bana g›ybet ettirme, beni yalan söylemeye
mecbur etme gibi ifadelerle mushaf›n denetiminde oldu¤unu itiraf
eder. Anlamadan okunan Kur’an onu bu kadar tutar, bir de okudu-
¤unu anlasa kim bilir ne kadar erdem ve güzelliklerin adam› olacak-
t›r!
Küçük yafltan itibaren Kur’an okumak, Türk insan›n›n olmazsa olma-
z›d›r. Kur’an kursuna gitmek bir ayr›cal›kt›r. Boynunda Kur’an torba-
s›/Kur’an çantas› oldu¤u hâlde Kur’an kursuna giden küçü¤ümüz




 •    Diyanet Ayl›k Dergi         3         Temmuz 2010 • Say› 235    •
imrenilecek, sevginin yan›nda sayg› duyulacak bir konumdad›r. Kü-
çük yaflta bir haf›z›m›z›n bir mecliste Kur’an’dan bir afl›r okumas›,
onun gözümüzde büyümesini ve gönlümüzde taht kurmas›n› sa¤-
lar. O çocuk, büyüklerin dilinde hocad›r, haf›z efendidir, cennetlik-
tir.
Kur’an kursu binas›n›n yap›m›na yahut giderlerine insan›m›z hiç dü-
flünmeden ve bütün imkânlar›n› seferber ederek yard›m eder. fiu
cennet vatan›n hemen her köflesi Kur’an kursu binalar›yla dolu ise
bu insan›m›z›n Kur’an sevdas›n›n en güzel tezahürüdür. Ölümün-
den sonra ard›ndan Fatiha okuyacak bir neslin olmas›, Türk insan›-
n›n en büyük dile¤idir.
Eskiden beri Anadolu’da hemen her evin yahut her iflyerinin duva-
r›n›, besmele, mülk Allah’›nd›r, Allah’›n dedi¤i olur, r›z›k Allah’›nd›r,
Allah dilerse olur, Allah mübarek etsin, Allah, Muhammed... gibi bir
dinî cümle yaz›l› hat tablolar› süsler. Bunlardan birini evde yahut ifl-
yerinde bulundurmak, âdeta o ev yahut ifl yerinin olmazsa olmaz›-
d›r. Bunlar bu yerlerin Müslümanl›k belgeleridir.
Bunun yan›nda atasözlerimiz, deyimlerimiz, dualar›m›z, türküleri-
miz, bilmecelerimiz bile ‹slam motifleriyle bezenmifl, nak›fl nak›fl ifl-




•      Diyanet Ayl›k Dergi         4         Temmuz 2010 • Say› 235     •
lenmifltir. K›saca edebiyat›m›z, sanat›m›z›n hemen her alan›nda di-
nî motiflere rastlamak mümkündür. Söz gelimi cami, imaret, han,
medrese, türbe, tekke, mezar tafl›, saray, ev, çeflme ve benzeri mi-
marî yap›lar›m›z›n süslenmesinde ayet ve hadisler çok önemli yer
tutarlar. Dinî motifler yaln›zca bunlarla s›n›rl› kalmam›fl, bu say›lan-
lar›n yan›nda paralar, sancaklar, alemler, yüzükler, mühürler, di¤er
alet ve edevatlar da ayn› flekilde bundan nasibini alm›flt›r. Ve yaz›-
lan her yaz›, yaz›ld›¤› yerle, o yerin konum ve önemiyle ba¤lant›l›
bir biçimde en güzel bir flekilde yaz›lm›flt›r. Bu flekilde hem mimarî
eserler süslenmifl, hem de hat ustalar› yerli yerince ibareleri yazarak
dinî bilinç düzeylerini ve güzel yaz› yazma maharetlerini ortaya
koymufllard›r. Müzehhiplerimiz, cilt ustalar›m›z Kur’an hatlar›n›n ve
Mushaflar›n›n sayfalar›na, kapaklar›na döktükleri göz nuru ile
Kur’an’a sayg›lar›n› göstermek istemifllerdir hep.
fiuras› bir gerçek ki, Kur’an’dan seçilip al›nm›fl bir tek ayet, yerinde
ve zaman›nda gündeme getirilirse, ço¤u zaman cilt cilt kitaplar
okumaktan, uzun uzun sohbetler etmekten çok daha etkileyici ola-
bilir. ‹flte bu nedenle Kur’an ayetleri, kültürel hayat›m›z›n çeflitli
alanlar›nda kullan›ld›¤› gibi, mimari yap›lar›m›z›n uygun yerlerine
de ustaca yerlefltirilerek, onlar›n etkin birer uyar›c› görevini yerine
getirmeleri sa¤lanm›flt›r. Bize düflen ise, onlar› tespit edip do¤ru
olarak okumak ve nereye niçin yaz›ld›¤›n› anlamaya çal›flmakt›r.
K›saca söylemek gerekirse, kültürümüzün en önemli temellerinden
biri Kur’an-› Kerim’dir. Kur’an, millet olarak bizim tafl›m›z-topra¤›-
m›z, ekme¤imiz-afl›m›z, huyumuz-suyumuz, yolumuz-yöntemimiz
ve her fleyimiz olmufltur. Beflikten mezar tafl›na kadar her fleyde, ha-
yat›n her alan›nda onun izlerini görmek yahut baflkalar›na göster-
mek istemifliz sürekli. Bunun için de ondan bir fleyleri, uygun düflen
her fleye kaz›mak ihtiyac› duymufluz. Bu, biraz da tüm bu alanlarda
ona göre yaflama ve yap›p etti¤imiz hemen her fleyi ona dayand›r-
ma, onda mesnedini bulma arzusundan kaynaklanm›flt›r.
‹yi bir inceleme yap›ld›¤›nda örf ve âdetlerimiz içerisinde yer alan
pek çok uygulaman›n Kur’an-sünnet temelli oldu¤u, onlar›n Kitap
ve sünnetle yo¤ruldu¤u görülür. fiöyle ki: Bizim kültürümüzde bir




 •    Diyanet Ayl›k Dergi         5         Temmuz 2010 • Say› 235    •
mecliste oturulurken, sonradan gelen bir büyü¤e yahut herhangi
bir kifliye yer aç›l›r, hatta aya¤a kalk›l›p buyur edilir. Bu uygulamada
flu ayetin izlerini görmek mümkündür: “Ey iman edenler, size ‘Mec-
lislerde yer aç›n’ denilince yer aç›n ki, Allah da size genifllik versin...”
Annemiz olmayan bir han›m büyü¤ümüze ‘anne’ diye hitap etme-
mizin ard›nda herhâlde “Peygamberin eflleri, müminlerin anneleri-
dir.” ayeti yatmaktad›r.
Yine bir büyü¤ün önünde yürümeme yahut onun önünden geçme,
onun yan›nda otururken, konuflurken edep ölçüleri içerisinde olma
gibi davran›fllarda flu ayetin izlerini görmek mümkündür: “Ey iman
edenler! Allah’›n ve peygamberinin önüne geçmeyin. Allah’tan sa-
k›n›n. fiüphesiz Allah iflitendir, bilendir.”
Alîm Allah. Allah do¤runun yard›mc›s›d›r. Allah kerim. Allah kulunu
k›smeti ile yarat›r. Allah’tan ümit kesilmez. Allah bir kap›y› kaparsa,
baflka bir kap›y› açar. Allahü a’lem. Alt› olur yedi olur, hep Allah’›n
dedi¤i olur. Ben demek fleytan iflidir. Bin bilsen de bir bilene sor. Bir
gönülde iki sevda olmaz, bir tahtta iki padiflah olmaz. Cehennemin
dibi. Cehennem kütü¤ü. Cehennem olmak. Cin çarpmak. Cin çarp-
m›fla dönmek. Dünya Süleyman’a bile kalmam›fl. El-hükmü lillah.
Evel Allah. Evlenenle ev alana Allah yard›m eder. Eyvallah. Eyyup
sabr›. Fî sebîlillah. Firavun inad›. Gözleri ve’l-fecri okumak. Halil ‹b-
rahim bereketi. Halka verir talk›n›, kendi yutar salk›m›. Her yokuflun
bir inifli olmak. Her celâlin bir cemâli olmak. Kârun kadar mal›n olsa.
Kul azmay›nca Hak yazmaz. Maflaallah. Selamün kavlen. Veladdallin
amin gibi daha pek çok atasözü ve özdeyiflimizin temelinde Kur’an
ayetleri vard›r.
Bugün toplum olarak gelece¤e kendimizi haz›rlayabilmek için, te-
mellerimizi keflfetmek, kendimizi tan›mak zorunday›z. Hep olum-
suzluklar› gündeme tafl›mak yerine güzellikleri öne ç›karmay› dene-
meliyiz. Bunun için de öz benli¤imizin temelini oluflturan kültürü-
müze kaz›nm›fl ve as›rlar geçti¤i hâlde silinemeyen tevhit izlerini
görmezden gelemeyiz. Yüce Allah ‹sra olay›nda, evrensel tevhit iz-
lerini peygamberine göstermek için onu Mescid-i Aksa’ya götürdü-
¤üne vurgu yap›yor. Biz neden içiçe yaflad›¤›m›z hâlde kendi de¤er-
lerimizdeki güzellikleri görmezden gelelim? Neden hâlâ üzerinde




 •     Diyanet Ayl›k Dergi          6          Temmuz 2010 • Say› 235     •
ayet yaz›l› bir levhay›, anlamadan sadece sanatsal bir etkinlik olarak
duvara asal›m ve onu o gözle izleyelim? Neden o hayat kitab›n›n
yaln›zca Mushaf’›na, yaz›s›na sayg› duymakla yetinelim? Neden ona
olan bu sayg›m›z›, onu anlayarak ve gereklerini yerine getirerek bü-
tünlemeyelim?
Unutmayal›m ki, milletleri ayakta tutan temel dinamiklerden biri de
kültürdür. Kültür, bir toplumun köklerini ve dallar›n› oluflturan, geç-
mifli ile gelece¤i aras›nda köprüler kuran, böylece toplum bireyleri-
nin ufkunu açan, onlar› gelece¤e haz›rlayan de¤erlerdir. Güçlü mil-
letler, köklü kültürlere sahip toplumlard›r. Köklü bir kültüre sahip
olmak ise, kültürün temellerini, hayata bak›fl aç›s›n› do¤ru bir flekil-
de tespit etmek ve ona bilinçli bir flekilde sahip ç›kmakla mümkün-
dür. Kültürel de¤erlerimizi bilinçli sahiplenmek, onlar›n yanl›fl yer
ve zamanlarda kullan›lmas›n›n da önüne geçecektir.




 •    Diyanet Ayl›k Dergi         7        Temmuz 2010 • Say› 235    •
         Haf›zl›k Gelene¤i
             Üzerine
                        Yard. Doç. Dr. Fatih Çollak
                      M.Ü. ‹lahiyat Fak. E. Ö¤retim Üyesi




Müslüman halk›m›z›n dinî hayat›nda Kur’an-› Kerim her zaman özel
bir yere sahip olmufl; Kur'an okumak, Kur'an dinlemek ve Kur'an ko-
nulu sohbetlerde bulunmak çok sevapl› bir ibadet olarak de¤erlen-
dirilmifltir. Kur'an ö¤renmek, çocuklar›n›n erken yafllarda bir Kur'an
e¤itimi almas›n› sa¤lamak, bir haf›z ebeveyni olmak birçok
Müslüman ailenin en çok arzulad›¤› ve imkânlar nispetinde gerçek-
lefltirme gayreti içinde oldu¤u Kur'anî yönelifller cümlesindendir.
Müslüman halk›m›z çeflitli vesilelerle Kur'an'› okumaya, anlamaya
gayret etmifl; Kur'an okunan yerde her zaman edep içinde olmufl,
Kur'an yaz›l› bir yapra¤a, hatta içine mushaf konulan k›l›fa var›nca-
ya kadar Kur'an'la ilgili her nesneye hürmette kusur etmemeye ça-
l›flm›flt›r. Kendisi çeflitli sebeplerden ötürü her ne kadar okuyama-
m›flsa da onu okuyana, okutana ve bu alanda çal›flanlara gönlünü
açm›fl, maddi ve manevi deste¤ini esirgememifltir. En büyük yemin-
leri Kur'an üzerine yapm›fl, "ekmek, Kur'an çarps›n" fleklindeki ye-
min anlaml› sözleriyle Kur'an'a olan muhabbet ve sayg›s›n› her f›r-
satta dile getirmifltir.
Müslüman insan›m›z kendisi ister okusun ister okumas›n, ibadeti
olsun veya olmas›n her zaman ve her yerde Kur'an ile bir flekilde ve




      Diyanet Ayl›k Dergi             8            Temmuz 2010 • Say› 235
bir ölçüde gönül ba¤› içinde oldu¤unu göstermifl, s›rf Kur'an'a olan
sevgi ve sayg›s›ndan ötürü Kur'an okuyan haf›zlara ve Kur'an hiz-
metiyle meflgul olanlara muhabbet ve hürmeti keyifli bir vazife ola-
rak telakki etmifltir.
Müslüman halk›m›z Kur'an'la ilgili çal›flmalar içinde haf›zl›k kurumu-
na ayr› bir de¤er verir. Haf›zl›¤› kutsal Kitab'›n nesilden nesile intika-
linde en sa¤lam yol, haf›z› ise Allah'›n kelam›n› yeryüzünde muha-
faza etmekle görevli âdeta iki ayakl› melek olarak görür. Zira haf›z,
Kur'an'› bafltan sona ezberleyen, Kur'an tafl›yan ve onu koruyan
kimsedir. Haf›z, yürüyen Kur'an'd›r, Kur'an'laflm›fl insand›r. Haf›zl›k
onlar için bafll› bafl›na bir ilim ve yüce bir makamd›r. Kur'an'› ezber-
lemek, onun haf›z› olmak Müslüman insan›m›z nezdinde dine en
büyük hizmet ve flerefli bir meflguliyettir.
Kur'an tarihine bak›ld›¤›nda Kur'an'›n Hz. Peygamber'den sonraki
ilk haf›zlar›n›n bir k›s›m sahabiler oldu¤u görülür. fiu kadar farkla ki,
Hz. Peygamber haf›z olmam›fl, haf›z edilmifltir. Onun d›fl›nda baflta
sahâbe-i kiram olmak üzere bir k›s›m Müslümanlar farkl› zaman di-
limleri içinde ve belirli bir e¤itimden geçtikten sonra ya tamam›n›n
ya da bir k›sm›n›n haf›z› olmufltur. Bafllang›çtan günümüze kadar ‹s-
lam âlemi içinde bu çal›flma kesintisiz devam etmifl ve çok say›da
Kur'an haf›z› yetiflmifltir.
Haf›zl›k e¤itiminde ebeveyn, hoca ve haf›z aday› çocuk iflin üç te-
mel unsurudur. Evvelemirde haf›z babas› veya annesi olmak isteyen
bir ebeveynin kalbinde Allah'›n yerlefltirip yeflertti¤i sevgi ve istek
oluflur, aflk ve muhabbet tecellî eder. Onlar›n "Evlad›m›z haf›z olsun,
biz baflka bir fley istemiyoruz Allah'›m!" fleklindeki ifltiyak ve arzula-
r›, dua ve niyazlar› bu iflin bafllamas› ve devam etmesi noktas›nda
en mühim safhad›r, hatta olmazsa olmaz›d›r. Birinci unsur anne ve
babad›r; onlar ister, gerekeni yapar, disiplin ve kararl›l›kla takip
ederlerse bu çal›flman›n önemli bir aflamas› gerçekleflmifl olur. Zira
onlar›n bu hâlet-i ruhiyeleri ve kararl›l›klar› haf›z aday› çocuk üzerin-
de müsbet etkiler yapar. ‹kinci unsur böyle bir çal›flmay› yürütecek
olan hocad›r. Hoca bilgi, beceri ve pedagojik formasyon noktas›n-
da yeterli alt yap›ya sahip olmal›d›r. Ancak bu vas›flar› tafl›yan bir




 •    Diyanet Ayl›k Dergi           9        Temmuz 2010 • Say› 235      •
hoca ile sa¤l›kl› ve makul zaman dilimi içinde bir haf›zl›k e¤itimi
gerçeklefltirilmifl olur. Kuflkusuz bu da çocu¤un baflar›s›nda etkin
rol oynar. ‹flin nihayetinde üçüncü unsur, haf›z aday› çocuktur. Ye-
terli zekâ seviyesine ve yüzüne okuma alt yap›s›na sahip, sa¤l›kl› ve
istekli haf›z aday› bir çocukla yola ç›kmak esast›r. Çocuk zorla, yaln›z
ebeveyn veya hocas› istiyor diye bask›yla böyle bir e¤itime tabi tu-
tulmamal›d›r. Bunun ad› kafl yapay›m derken göz ç›karmakt›r; çocu-
¤un tafl›yamayaca¤› bir yükü s›rt›na vurmak, onun bütün flahsiyeti-
ni ve ruh dünyas›n› tahrip etmektir.
Bizim Kur'an kültürümüzde haf›zl›k ve onun üstünde kurral›k en üst
seviyede bir kurum olarak geçmiflte ve günümüzde önemli bir mev-
ki ihraz etmifltir. Müslüman halk›m›z haf›zl›k müessesesine büyük il-
gi göstermifl, gerek özel mahfillerde gerekse Kur'an kurslar›nda yü-
rütülen haf›zl›k çal›flmalar›na maddi ve manevi destek vermifltir. Ha-
f›z olan kifli kadar haf›zl›k yapt›ran hoca da onun nazar›nda k›ymet-
li ve her türlü muhabbet ve hürmete lay›kt›r, eli öpülesidir.
Haf›zl›k gelene¤imizde çal›flmas›n› kendine has metotlar›yla ve iflin
ehli bir hocan›n riyasetinde ikmal eden ö¤renci (yahut ö¤renciler)
"hâf›z-› kavî" diye an›lan hocalar huzurunda haf›zl›k imtihan›na tâbi
tutulur. Bu imtihan baz› yerlerde (aday tek ö¤renci ise) sabahtan ak-
flama kadar sürer. Ö¤renci hocalar›n huzurunda Kur'an'› bafltan so-
na ezbere okur. Yemek ve namaz vakti d›fl›nda okumaya ara veril-
mez ve "had›r" üslubuyla ö¤renci ikindiye do¤ru hatmi tamamlar.
Baz› yerlerde ise bu uygulama üç güne yay›larak yap›l›r. Her gün on
cüz okunur ve üç günde hatim bitirilir. Günümüzde bu imtihanlar›n
pazartesi bafllay›p cuma günü cuma namaz›ndan sonra yap›lan ha-
tim duas›yla son bulan bir merasim çerçevesinde icra edildi¤i görül-
mektedir.
Kur'an kültürümüzde yer etmifl bir baflka haf›zl›k gelene¤i de "h›f›z
(haf›zl›k) merasimi" dir. Bu merasim o beldenin en büyük camiinde
yap›l›r. Reisü'l-kurra olan hocan›n riyasetinde icra olunan bu mera-
sime haf›zlar, hocalar ve cemaat davet edilir. Program misafir haf›z-
lar›n Kur'an k›raatleriyle bafllar. Ard›ndan haf›zl›¤›n› tamamlam›fl
ö¤renciler haf›zl›k hocalar›yla birlikte camiye girer ve mihrab›n




•      Diyanet Ayl›k Dergi        10         Temmuz 2010 • Say› 235    •
önünde kendileri için haz›rlanm›fl yere gelirler. Yüzleri reisü'l-kurra-
ya yönelik ve hilal fleklinde bir oturufl vaziyetiyle otururlar. Merasi-
mi idare eden reisü'l-kurran›n iflaretiyle okumaya bafllarlar. Haf›zla-
r›n say›lar› itibar›yla baz› durumlarda okumaya ‹hlas suresinden, ba-
z› durumlarda Fil suresinden bafllan›r. Nas suresine kadar her ö¤-
renci bir sure okur. Haf›z adedinin fazla oldu¤u cemiyetlerde ‹hlas
suresi bir kaç ö¤renci taraf›ndan okunur, gerek bu sureden gerek
Felak ve Nas'dan sonra tekbirler getirilir. Son iki ö¤renciden birinin
Fâtiha'y›, di¤erinin Bakara suresinin ilk befl ayetini okumas›n›n ar-
d›ndan reisü'l-kurra dua eder ve böylece merasim sona erer.
Merasimin sonunda haf›zlara "haf›zl›k belgesi" ve çeflitli hediyeler
takdim edilir, gelen cemaate yemek ikram›nda bulunulur. Haf›zl›k
imtihan› ve merasimiyle haf›zl›klar› tescillenmifl genç haf›zlar ezber-
lerini gelifltirmek için üç aylarda ve daha çok ramazan ay›nda muka-
bele okurlar.




•     Diyanet Ayl›k Dergi         11        Temmuz 2010 • Say› 235    •
  Anadolu Kültürü’nde
  Mukabele Gelene¤i
                            Ayfle Serra Kesikbafl
                       Kur’an Kursu Ö¤reticisi-Bal›kesir




Mukabele, “karfl›l›k verme, karfl›lama, karfl›l›k” anlam›na gelen ve
Peygamberimiz (s.a.s.) ile Cebrail (a.s.)’in arz ve mukabele fleklinde
her ramazan ay›nda Kur’an’› birbirlerine okumalar› temeline
dayanan ve Efendimizin vefat y›l›nda da iki kere okunmas›yla sün-
net olarak bize miras b›rak›lan bir gelenektir.
Mukabele on dört as›rdan beri süre gelen, Kur’an-› Kerim’in daha iyi
anlafl›lmas›na, yaflanmas›na, okuyufl sevab›n›n artmas›na, takip
edenlerin daha güzel okumas›na vesile olan; müminlerin ay› olan
Ramazan ay›n› âdeta bir ibadet mevsimine çevirerek yüreklerin
Kur’an nûruyla yenilenmesine vesile olan bir ibadettir.
Ve Anadolu’muz... Mukabele gelene¤inde yine Anadolu’nun her
köflesi Kur’an bülbüllerinin sesiyle sedâlanmakta... I¤d›r’dan Edir-
ne’ye; Sinop’tan Antalya’ya; Bursa’dan Mardin’e; Bal›kesir’den Kon-
ya’ya Anadolu’nun kar›fl kar›fl her ilinde, her ilçesinde, her semtinde,
her mahallesinde ve neredeyse her soka¤›nda ramazan aylar›nda
devam ede gelen bir gelenektir. Ramazan’da yo¤unluk kazanan bu
gelenekte, her an elinde Kur’an çantas› ile bir camiye, bir Kur’an
kursuna, mukabele okunan bir eve giden teyzeleri, dedeleri, genç-




      Diyanet Ayl›k Dergi            12            Temmuz 2010 • Say› 235
leri, hatta çocuklar› görebiliriz. Haf›zlar›n ezbere okuyarak, haf›z
olmayanlar›n ise güzel k›raatleri ile yüzüne okuyarak icra ettikleri;
oradaki cemaatin de can-› gönülden bu ebedî sese kulak verdikleri,
gözleri, kimilerinin de dilleriyle takip etti¤i bir gelenektir. Ecdâd›m›-
z›n yadigâr› olan bu âdet Anadolu’da iyice yer etmifl bir gelenektir.


‹l müftülüklerinin talimatlar›yla, daha da sistematik hâle gelen bu
gelene¤e ra¤bet çok yo¤un olmaktad›r. Nüfusu az köylerde dahi
uygulanmaktad›r. Anadolu’nun tamam›na bak›l›rsa uygulanan bu
sünnet, gerçekten bu gelene¤e verilen önemin ne kadar büyük
oldu¤unu göstermektedir.
Anadolu halk› mukabele gelene¤ine sahip ç›km›fl; sahip ç›kt›¤› gibi
onu fiilleriyle de göstererek ispatlam›flt›r.
Anadolu halk›, Kur’an ve Kur’anî de¤erler çizgisinde, bize Peygam-
berimiz (s.a.s.)’den emanet olarak b›rak›lan Kur’an-› Kerim’i yine
onun gibi arz ve mukabele yöntemiyle ramazanlarda okumaya de-
vam etmifltir. Bu gelenek, Kelamullah’›n gönüllere yerleflmesine ve-
sîle olan; Anadolu halk›n›n vazgeçilmezlerinden olan bir gelenektir.


Anadolu kültüründe mukabele gelene¤i dedi¤imiz zaman, edilecek
o kadar kelam var ki; hepsi kifâyetsiz kal›r. Biz yine de özetle diyelim
ki: Anadolu halk›, mukabele gelene¤ine çok ba¤l› bir halkt›r.
Yüzy›llard›r devam eden ve nesillerine de miras olarak b›rakacaklar›
bir gelenektir. Mukabele gelene¤i denince, bu gelenekten bihaber
olan insanlar›n say›s› parmakla gösterilecek kadar azd›r. Mukabele
gelene¤i Anadolu’da kök salan, ramazan›n vazgeçilmezlerinden
olan, severek benimsenen bir gelenektir. Anadolu halk›, mukabele-
siz kalmad›, kalm›yor ve kalmayacak inflallah... Anadolu halk›,
ramazan› mukabele gelene¤iyle daha da güzellefltiriyor. Daha nice
Anadolu’da mukabeleli y›llara...




 •    Diyanet Ayl›k Dergi          13        Temmuz 2010 • Say› 235     •
   1001 Hatim Gelene¤i
                   -Erzurum Örne¤i-

                                     Dr. Zeki Koçak
                  Ömer Nasuhi Bilmen E¤itim Merkezi Müdürü - Erzurum




‹slam dinini yaflama ve yaflatmada azimli olan milletimiz, tarihten
gelen rolünü her dönem icra etmeye çal›flm›flt›r. Memleketimizin
her köflesinde Kur’an ve sünnet merkezli dinî hayat, maruf örf ile
bütünleflti¤inden hatta örfleflti¤inden çok tabii olarak yaflanmakta-
d›r.
Dinî hayat›n canl› oldu¤u vilayetlerimizden Erzurum ise ayr› bir
özelli¤i bar›nd›rmaktad›r. Yaklafl›k olarak 500 y›ldan beri devam
eden 1001 hatim gelene¤i vilayetimize özgü bir durumdur. Dünya
çap›ndaki haf›zlar›yla meflhur olan flehrimiz için bu durum belki de
olmas› gerekeni yans›tt›¤›ndand›r ki, halk›m›z bu gelene¤i çok tabii
olarak görmekte, y›ldan y›la daha da geniflleterek ve gelifltirerek de-
vam ettirmektedir. fiöyle ki, bu güzel gelenek ilçelere ve hatta köy-
lere kadar intikal etmifltir.
1001 hatim gelene¤inin tarihi
Erzurum’da devam eden 1001 hatim gelene¤inin tarihi çok net ol-
mamakla birlikte hicri 945, miladi 1533’e dayanmaktad›r. Yavuz Sul-
tan Selim ve o¤lu Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde bafllad›¤›
anlafl›lan gelenek ilk defa Pir Ali Baba (Pir Ali Baba’n›n hayat› hakk›nda detayl›
bilgi bulunmamaktad›r. Ancak kabri merkeze ba¤l› Tepeköy ile Dutçu (Tuzcu) köyleri aras›n-




        Diyanet Ayl›k Dergi                14           Temmuz 2010 • Say› 235
da Erzurum Ovas›na naz›r kendi ad›n› tafl›yan Pir Ali Baba tepesi üzerinde bulunmaktad›r. Pir
Ali Baba’n›n özellikle vakfiyeleri ile ilgili bilgi için afla¤›daki arfliv bilgilerine müracaat edilebi-
lir. H. 940, M.1533 tarihli vakfiyesi vard›r. Bu tarihte Erzurum kad›s› Mevlana Ahmedüddin vak-
fiyeyi tanzim ve imza etmifltir. Bu vakfiye Tuzcu Köyü’nün hudutlar›n› ve Erzurum’un baz›
semtlerini göstermek itibariyle tarihi k›ymeti vard›r. Pir Ali Baba sofiyyundan bir zat olup as-
r›n›n mümtaz adam›d›r. Vakfiyesinde flahit gösterdi¤i zatlar da kendisi gibi büyük insanlard›r.
Hüseyini defteri vakfiyede Molla Veli dedi¤i Pir Ali Baba, Yavuz Sultan Selim’in Erzurum’u al-
d›¤› zaman Tuzcu Köyü’nde mutasarr›f oldu¤unu Erzurum ayan›n›n flahadeti ile sabit olmufl-
tur. Ölümünden önce H. 940, M. 1533’te meflayih, ulemadan olan evlat ve halifelerine köyü
vakfetmifltir. Pir Ali Baba’n›n b›rakt›¤› vak›flar›yla ilgili, Baflbakanl›k Osmanl› arflivinde flu bilgi-
lere ulafl›lmaktad›r. “Evkaf-› Hümayun mülhakat›na tabi Erzurum’daki vak›flardan Pir Ali Baba
zaviyesi vakf› muhasebat› müfredat›. (BOA, EV. D.13299) Vak›f fera¤-terk ve intikalat rusuma-
t›yla -intikal vergileri- k⤛t baha ve kalemiyle miktar› (BOA, EV. d. 22651-22796), maarife al›-
nacak evkaftan Pir Ali Baba zaviyesi hayrat ve müberreat› gelirleri hakk›nda evkaf-› münderi-
ce gelir kaynaklar› yok olmufl vak›flar talimat›na göre muamele edilmesi (BOA, MF, MKT, Dos-
ya No: 98, Gömlek No: 90) Pir Ali Baba zaviyeleri bedelat›n›n zaviye sahibine mi maarife mi ve-
rilece¤ine dair bir karar al›nmas› iste¤i üzerine liva Nabilerinin baflkanl›¤›nda oluflturulan ko-
misyonca tahkikat yap›larak neticesinin bildirilece¤i (BOA, MV, Dosya no: 62 Gömlek No: 61.)

isimli zat taraf›ndan konulmufltur. Erzurum’un güneybat›s›nda yer
alan Dutçu (Tuzcu) Köyü’nde sakin olan Pir Ali Baba, dönemin mu-
tasarr›f›d›r. Âlim ve zahit olan bu zat “E¤er her y›l 1001 hatim oku-
nursa Allah Teala bu memleketi felaketlerden, hususen zelzeleden
korur.” diyerek halk› teflvik etmifltir. Sab›k Erzurum Müftüsü Say›n
Yunus Kaya hocam, hocas› ve Erzurum Müftüsü olan Muhammet
Sad›k Solakzade’den nakletti¤i bilgiye göre -Hoca bu bilgisini elin-
deki bir evraka dayand›rarak söylermifl- Pir Ali Baba 8 köyden 3 ta-
nesini 1001 hatim okuyan haf›zlara, di¤er üç köyünü ise Abdurrah-
man Gazi’yi ziyaret edenlere ikram edilmek üzere vakfetmifltir. Vak-
fiyedeki zelzelenin özellikle zikredilmesi ise o dönemde Erzincan’da
çok fliddetli bir depremin olmas›na ba¤lanm›flt›r. Bu gelenek o ta-
rihten itibaren I. Cihan Harbine kadar devam etmifltir. Harp y›llar›n-
da meydana gelen baz› aksamalarla okutulamayan 1001 hatim bir
süre sonra Erzurum Müftüsü Muhammet Sad›k Solakzade ve o za-
man›n Erzurum Milletvekillerinden Mühirzâde As›m Efendi ile Zihni
Bey taraf›ndan yeniden okutulmas› için Mustafa Kemal Pafla’dan
izin istihsal ettirerek tekrar bafllanm›flt›r. (Konyal›, ‹brahim Hakk›, Abideleri ve
Kitabeleri ile Erzurum Tarihi, ‹stanbul 1960, s. 345.)

Hâlen devam etmekte olan 1001 hatim gelene¤inde hatim say›s› gi-
derek artmaktad›r. Örne¤in 2009-2010 y›l› içerisinde bir ayda oku-
nan hatim say›s›n› ‹l Müftümüz Say›n Yakup Arslan 12750 olarak




 •       Diyanet Ayl›k Dergi                     15            Temmuz 2010 • Say› 235                •
aç›klad›lar. Erzurum’dan etkilenen ilçelerden, özellikle haf›zlar› çok
olan Tortum ilçesi de yedi y›l aradan sonra 1001 hatim gelene¤ini
2675 hatimle yeniden bafllatm›flt›r. Hatta Tortum’un Pehlivanl› kö-
yü de bu gelene¤e ifltirak etmifltir. Tortum müftümüz Celal Büyük
bundan sonra da bu güzel gelene¤i devam ettireceklerini belirtmifl-
tir. Ayr›ca bu y›l göreve bafllayan ‹spir Müftüsü Yavuz Koçak da önü-
müzdeki y›l ‹spir ilçesinde 1001 hatim gelene¤ini bafllatacaklar›n›
bildirmifltir. Hatta bu y›l ‹spir’in Üzümba¤› köyünde de 1001 hatim
okunmufltur. ‹lçede çok say›da haf›z olmas› nedeniyle bir deneme
olarak bu y›lki Kutlu Do¤um haftas› münasebetiyle 410 hatim okun-
du¤unu aç›klam›flt›r. Bu amaçla önümüzdeki y›l 1001 hatim oku-
mak için gerekli çal›flmalar› bafllatt›klar›n› belirtmifltir. Ayr›ca Pasin-
ler ve Horasan ilçelerinde de zaman zaman 1001 hatim okunmakta-
d›r. Hatta Pasinler ilçesinin Alt›nbaflak (K›nd›¤›) ve A¤calar köyünde
ve Horsan ilçesinin Harsl› köyünde de bu gelenek y›llard›r sürdürül-
meye çal›fl›lmaktad›r. Ayr›ca aslen Erzurumlu olan ya da ö¤renimle-
rini Erzurum’da yapm›fl bulunan pek çok müftü, vaiz ve din görevli-
lerimiz, Türkiye’nin muhtelif yerlerine Erzurum’un 1001 hatim gele-
ne¤ini tafl›m›fllard›r.




•      Diyanet Ayl›k Dergi         16        Temmuz 2010 • Say› 235    •
1001 hatimin okunma flekli
1001 hatmin okunma zaman›, genelde 15 Aral›k ile 15 Ocak aras›d›r.
Bu dönemden maksat eski y›l› hay›rla, ibadetle, kullukla tamamla-
y›p, yeni y›la da ayn› duygu ve düflüncelerle girmektir.
Hatimler müftülü¤ün tespit etti¤i Dervifla¤a Camii, ‹hmal Camii,
Gürcükap› Camii, Ayaspafla Camii, Cennetzade Camii vb. belirli mer-
kez camilerde okunur. Önceleri siparifl usulü hatimler 1001 hatime
dâhil edilmeyip sadece camilerde okunanlarla hatim tamamlan›r-
m›fl. Günümüzde camilerde okunana ilaveten d›flar›da okunan
–Kur’an kurslar›nda– hatimler de kat›lmaktad›r.
Hatimler sabah ve yats› namaz›n› müteakip bizzat camide okunur.
Hatim okumaya ifltirak edenlere önceleri Pir Ali Baba’n›n vakfiyesin-
den ikram ve ihsanda bulunulurmufl. Cumhuriyet döneminde bu
vakfiyeler la¤vedildi¤inden, Solakzâde hazretleri flehrin esnaf›ndan
ve eflraf›ndan gerekli deste¤i alarak hatime ifltirak edenlere ikram-
da bulunmay› devam ettirmifltir. Günümüzde ise art›k böyle bir fley
söz konusu de¤ildir. Sadece hatim okunan caminin bulundu¤u ma-
halle sakinleri ve esnaf bazen ikramda bulunurlar.
Hatim okunan camilerde hatmi yöneten bir yetkili hoca bulunur.
Hatimler o yetkili hocan›n nezaretinde okunur. Akabinde tilavet
secdeleri eda edilir ve günlük hatim duas› yap›l›r.
Camide hatim okuyamayanlar genelde mahfil alt›nda oturarak tes-
bihatta bulunurlar. Hatim boyunca yapt›klar› tesbihatlar ve salât’u
selamlar ile hatime ifltirak etme düflüncesindedirler. Bu âdeti de So-
lakzâde hazretleri bafllatm›flt›r.
Günün hatimleri tamamlan›p da dua yap›l›nca cemaat camiden da-
¤›l›r. Zaman zaman caminin bulundu¤u mahallenin eflraf›ndan olan
zatlar cemaati sabah kahvalt›s›na davet ederler. Davete ifltirak eden
hocalar çeflitli konulardan sohbet eder, sorulara cevap verirler. Kah-
valt›y› müteakip da¤›l›rlar.
Belirli merkez camilerinde okunan hatimlere haf›zlar ve di¤er cami-
lerin imam ve müezzinleri ifltirak ederler. Dokuz y›ll›k imam-hatiplik
dönemimde ben de bizzat bu hatimlere ifltirak ettim. Hatimlere git-
mek için gayret gösterilir, kofluflturulur. Haf›zl›¤›n› yeni bitiren




 •    Diyanet Ayl›k Dergi        17       Temmuz 2010 • Say› 235    •
gençler ve çocuklar büyükleri taraf›ndan hatim okunan camilere
getirilir. Kur’an okumas› düzgün olan herkes ifltirak edebilir. Zaman
zaman baz› f›khi konular aç›klan›r, ayet meallerine at›fta bulunulur.
‹lmihal konular› anlat›l›r.
1001 hatim gelene¤inin sosyal boyutu
Erzurum’da devam ettirilen 1001 hatim gelene¤inin pek çok maddi
ve manevi sonuçlar› vard›r. Bunlar› bizim hakk›yla anlatmam›z
mümkün de¤ildir. Ancak anlay›p hissettiklerimizi k›saca paylaflmak
istiyoruz.
Hatim okumaya ifltirak etmek insanda tarifi mümkün olmayan bir
haz do¤urur. Kutsî bir heyecan, içten bir samimiyet insan› adeta ku-
flat›r, mest eder. Bunun yan›nda bir ay da olsa Kur’an’la hemhal ol-
may›, haf›zl›¤› kuvvetlendirmeyi, Kur’an’› az da olsa anlamay› sa¤lar.
Hatta Erzurum’da çok say›da haf›z›n yetiflmesine bu gelene¤in etki
etti¤ini düflünüyoruz.
Haf›zl›¤›n› yeni bitiren çocuklar için bu gelenek bir e¤itim semineri
gibidir. Hatimlerin sonunda ihlâslar› bir edayla okuma gayreti, Kur-
ra haf›zlar› dinleme keyfi, yap›lan hatalar›n bir hoca taraf›ndan ne-
zaketle düzeltilmesi k›saca yafll›s›, orta yafll›s›, genci, çocuk yaflta ha-
f›zlar› ile tam bir kaynaflma, tam bir muhabbet ve sevgi havas› eser
camilerde. Hatime ifltirak eden yafll›lar›n vakur tav›rlar›, ceplerinde
getirdikleri flekerleri gençlere vermeleri nazik bir teflvikten öte, in-
sana bir güven ve onur verir. Hele yafll›lar›n bazen eski hat›ralar› yâd
etmeleri tarifi mümkün olmayan keyifli anlar yaflat›r. Bu esnada bü-
yük âlimlerden duyduklar› ilmî meseleleri nakletmeleri fark›nda ol-
madan gençlerin ‹slam kültürüyle yetiflmelerini sa¤lamaktad›r.
1001 hatim gelene¤i Erzurum’da bir okuldur. E¤itim ve ö¤retimin
birlikte yürütüldü¤ü Peygamberî e¤itimin bir numunesidir. Bu bir
ruh hâlidir ki, yaflan›r, anlat›lamaz.
1001 hatimden beklenilen rahmet ve ma¤firet her yönüyle hissedil-
mektedir. Bir kubbe alt›nda ibadet aflk› ve niyetiyle oturup k›raatte
bulunan insanlar›n gayreti görülmeye de¤erdir. ‹badet vecdinin
yüzlerden okunan huzur ve saadeti topluma bir huzur olarak yan-
s›r. Çünkü o bir ayl›k süre adeta bir nefle ve meserret süresidir.




•      Diyanet Ayl›k Dergi         18        Temmuz 2010 • Say› 235     •
Kur’an’la yo¤rulma ân›d›r.
Son cumada yap›lan hatim merasimi ise çevre illerden, ilçelerden
ve köylerden gelen vatandafllarla Ulu Cami’de gerçeklefltirilir. Vaaz-
lar verilir, aflr-› flerifler okunur. Tilavet secdeleriyle ilgili ayetler teker
teker okunarak yeniden cemaatle birlikte secdeler yap›l›r. Tam bir
bayram havas› hâkim olur. Birlik ve vahdet ruhu yeniden canlan›r,
hat›ralar yâd edilir, gözler yaflar›r, kalpler titrer, eller duada milleti-
mize, memleketimize ve bütün ‹slam âlemine dualar edilir. Bir da-
haki y›l›n hasreti hemen töreni müteakip konuflulmaya bafllan›r.
K›saca 1001 hatim okuma gelene¤i dinî ve millî duygular›n canl› tu-
tuldu¤u, kulluk fluurunun ete kemi¤e bürünmüfl bir ruh hâlidir.
Geçmifli rahmet ve hay›rla yâd ederken, gelece¤i daha güzel bir fle-
kilde infla etme gayretidir. 1001 hatim, Allah kelam›n›n dillerde te-
rennüm edilerek gönüllere ve topluma dalga dalga yay›lmas›d›r.
Hz. Peygamber’in 9 zilhicce (Mart) 632 y›l› Cuma günü Veda Hutbe-
si’nde buyurdu¤u, “Size iki emanet b›rak›yorum, onlara s›ms›k› sar›l-
d›kça yolunuzu hiç flafl›rmazs›n›z. Bu emanetler, Allah’›n kitab›
Kur’an ve O’nun Peygamber’inin (s.a.s.) sünnetidir.” ifadelerinin y›l-
lar sonra fiilî bir tatbikidir 1001 hatim.




 •     Diyanet Ayl›k Dergi           19        Temmuz 2010 • Say› 235       •
        Hatim ve Hatimle
        Teravih Gelene¤i
                               Dr. Fatih Yücel
                        Din ‹flleri Yüksek Kurulu Uzman›




Rabbimizin insanlar› karanl›klardan ayd›nl›¤a ç›karmak için indirdi-
¤i yüce Kur’an’›n nüzulünün üzerinden bin dört yüz sene geçmesi-
ne ra¤men o, hâlâ indirildi¤i günkü tazeli¤ini korumakta, müminle-
rin dillerinde flifa kayna¤› olarak sürekli tekrar edilmektedir. Zira o,
Rabbimizin biricik ö¤üdü (Sâd, 87.); en do¤ru olana ileten (‹srâ, 9.), in-
sanl›¤›n maddi-manevi tüm dertlerine deva, gönüllere flifa; inanan-
lara rahmet ve rehberdir. (Yunus, 57.)
‹nsanl›¤›n maddi-manevi bütün problemlerine flifa olan Kur’an’›n
bir ad› da “zikir”dir. (Hicr, 9.) Bu yönüyle o, okundukça hem kendisiyle
ö¤üt al›nan bir bereket kayna¤› (Enbiya, 50.); hem de kalplerin huzur
buldu¤u yüce bir ar›nma vas›tas›d›r. Çünkü kalpler ancak onunla
huzura erer. (Râd, 28.) Yüce Rabbimiz, Kur’an’›n insanl›¤›n “fleref” ve
“flan›” (Enbiya, 10.); gelifliyle herkesin sevinmesi gereken bir lütuf oldu-
¤unu belirterek, onun kâinattaki her fleyden daha hay›rl› oldu¤unu
vurgulam›flt›r. (Yunus, 57, 58.) Bu ayetler Kur’an’›n insano¤lu için ne ka-
dar önemli bir rehber ve ar›nma vas›tas› oldu¤unu gösterdi¤i kadar;
insanl›k için bu kutsal kitaba karfl› “sorumluluk bilinci” oluflturmay›
da hedeflemektedir. Nitekim yüce Rabbimiz, tüm insanl›¤›n
Kur’an’a karfl› sorumlu oldu¤unu, hepimizin ondan hesaba çekile-




       Diyanet Ayl›k Dergi           20           Temmuz 2010 • Say› 235
ce¤ini belirtmifltir. (Zuhruf, 44.) Bütün bu ayetler yüce kelama karfl› va-
zifelerimizi bir daha gözden geçirmemiz için bir f›rsat olarak alg›-
lanmal›d›r.
‹nsanl›¤›n sosyal ve ahlakî problemlerine flifa olan Kur’an’›n ilk em-
rinin “oku” olmas› (Alak, 1.), bu emrin pek çok ayette Kur’an’›n okun-
mas›na hasredilmesi (Ankebut, 45.), Kur’an’a karfl› ilk sorumlulu¤umu-
zun “okuma” ile bafllad›¤›n› göstermektedir. Nitekim Kur’an oku-
mak Peygamberimiz (s.a.s.)’in hadislerinde çokça teflvik edilmifl,
“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, k›yamet gününde kendisini oku-
yanlara flefaatçi olarak gelecektir.” (Müslim, “Müsâfirîn”, 252.) müjdesiyle
bu teflvik uhrevî bir boyut kazanm›flt›r. Müslümanlar›n tarih boyun-
ca Hz. Peygamber (s.a.s.)’in sünnetine uyarak Kur’an’› sürekli hat-
metmeleri ve milyonlarca evlad›na ezberleterek nesilden nesile ak-
tarmalar›, cihanda efli benzeri olmayan bir örnek, bir övünç kayna-
¤›d›r.
Ancak unutulmamal›d›r ki, Kur’an okumaktan maksat ö¤üt almak-
t›r. Kur’an’›n, tüm insanl›¤a okumak (Kehf, 27.), ayetleri üzerinde dü-
flünmek (Sâd, 29.) ve ö¤ütlerine s›ms›k› tutunmak (Âl-i ‹mrân, 103.) gibi va-
zifeler yüklemesi, okuman›n ve hatmin bütün bu amaçlar› gerçek-
lefltirmek için yap›ld›¤›n› göstermektedir. ‹flte hatim bütün bu kutsî
amaçlar› gerçeklefltirmek için yap›lan yolculu¤un ad›d›r. ‹slam dini,
okumay›, irfana ve erdeme ulaflmak için bir araç olarak görür. Buna
göre okumak düflünmeye, düflünmek de derin sayg› ile birlikte
ö¤ütlere s›ms›k› sar›lmaya götürmelidir.
En hay›rl› yolculuk: Hatim
Hatim, Kur’an’›n orijinal metninin tamam›n› Fatiha suresinden nas
suresine kadar yüzünden ya da ezbere okumaya denir. Kur’an’›n
hatmedilmesi hadislerde “en hay›rl› amel” olarak nitelendirilmifltir.
Söz konusu hadiste Peygamberimiz (s.a.s.) Kur’an’› hatmeden kifliyi
“bir yolculu¤a bafllay›p bitiren ve tekrar yolculu¤a bafllayan kimse”
olarak nitelendirmifltir. (Tirmîzî, “K›râât”, 13.) Buna göre Kur’an’› hatme-
den kifli ayetler aras›nda kutlu bir yolculu¤a ç›km›flt›r. Kimi zaman,
Yusuf’la birlikte kuyudad›r; kimi zaman Yunus’la bal›¤›n karn›nda.
Kâh Musa ile birlikte Rabbine yakar›r; kâh ‹brahim olur, bilge cevap-
lar›yla tanr›l›k taslayan› flafl›rt›r. Bu yolculuk o kadar kutludur ki,




 •    Diyanet Ayl›k Dergi           21         Temmuz 2010 • Say› 235      •
okunan her ayette tüyler diken dikendir; derin bir sayg› vard›r gö-
nüllerde. Kifli, bütün gönlüyle Yaratan’a yönelmifl, ö¤üt almaktad›r
ilâhi kelam›n her safhas›ndan. Hani bir söz vard›r: “Her yolculuk ye-
ni bir sevdan›n bafllang›c›d›r” diye. ‹flte bu söz sanki Kur’an ayetleri
aras›nda yolculuk yapan için söylenmifl, sanki onu anlat›yor. Musa
ile H›z›r k›ssas› al›r götürür yolcuyu Rabbinin bilinmez s›rlar›na; Sü-
leyman’›n hizmetine verilenler de bundan sonra kimseye nasip ol-
mayacak bir hükümranl›¤a. Bu yolculuk o kadar kutludur ki Mu-
sa’n›n, “Rabbim bana gönderece¤in her hayra muhtac›m” (Kasas, 24)
yakar›fllar›n› hatmi yapan söylemektedir art›k. Musa ile birlikte yaka-
ran odur. ‹brahim’in atefle at›ld›¤›nda ateflin onu yakmad›¤›n› hisse-
den odur. K›sacas› o okudukça vahyin manevi gücü ile dipdiri kalan,
ald›¤› feyizle etraf›n› ayd›nlatan ve Rabbine daha çok teslim olan
kimsedir. Bu gerekçe ile Peygamberimizin, “Kur’an’› ne kadar za-
manda hatmedeyim” diyen sahabîye öncelikle “bir ay” cevab›n› ver-
mesi, Kur’an’›n ayetlerinin düflünerek ve anlayarak okunmas› mak-
sad›na yöneliktir. (Tirmîzî, “K›râât”, 13.) Öyleyse hatmin en temel hedefi-
nin, ayetler üzerinde düflünmek; Kur’an’›n ö¤ütleriyle manen diri
kalmay› baflarmak oldu¤unu söyleyebiliriz. Bu nedenle Peygambe-
rimiz hatmin üç günden az bir sürede bitirilmemesini istemifl, bu
flekilde okuyan›n Kur’an’dan bir fley anlamayaca¤›na iflaret etmifltir.
(Tirmîzî, “K›râât”, 13, 2949.)

Elbette ki Kur’an Hz. Peygamber’in okudu¤u gibi okunmal›d›r. Yüce
Rabbimiz ondan Kur’an’› “tertîl” üzere okumas›n› istemifltir. (Müzzem-
mil, 4) Bu nedenle tefsir usulcüleri, Kur’an’›n medlere, tecvide ve va-
k›flara riayet ederek tane tane okunmas›n›n sünnet oldu¤unu ifade
etmifllerdir. Ayr›ca bu okuyufl Kur’an’› anlama amac› için en uygun
okuma biçimidir. (Suyûtî, el-‹tkân fî Ulûmi’l-Kur’an, Dâru ‹bn Kesir, Beyrut, 1996, I, 331,
332.)

Kur’an’›n “tertîl” üzere okunmas› hepimiz için olmas› gereken ideal
okuyufl biçimidir. Bu flekilde bir okuyufla sahip olmak biraz gayret
gerektirir. Eksikli¤i olan kardefllerimizin güzel okuyan bir hocadan
ders almalar› ya da Baflkanl›¤›m›z›n sitesinde yer alan Kur’an ö¤re-
niyorum linkinden yararlanmalar› uygun olur.
Kur’an’›n tecvitli okunmas› ana dillerinin Arapça olmas› dolay›s›yla




 •        Diyanet Ayl›k Dergi               22           Temmuz 2010 • Say› 235          •
Hz. Peygamber ve sahabîlerinin uygulamas›nda zaten vard›.
Kur’an’›n do¤ru biçimde telaffuzu ancak bu flekilde bir okuyuflla
mümkün olabilir. Hadisler de bu flekilde okuyanlar› övmüfl, onlar›n
“vahiy getiren flerefli ve itaatkâr meleklerle beraber oldu¤unu” be-
lirtmifltir. Hadis-i flerif Kur’an’› tecvitli okuyamad›¤› hâlde zorlukla
okumaya çal›flanlara da iki kat ecir oldu¤unu müjdelemifltir. (Buhârî,
“Tevhîd”, 52.) Öyleyse öncelikle bir mümin, Rabbinin yüce kelam›n› as-
l›na uygun, do¤ru biçimde okuma gayreti içerisinde olmal›d›r.
Kur’an laf›z ve manas› ile birlikte Allah’›n kelam› oldu¤u için, ayetle-
rin Arapça’dan farkl› kelimelerle ifade edilmesi Kur’an yerine geç-
mez, bu cümlelerle ibadet edilmez. Kur’an’› “Kutsî hadis”ten ay›ran
yönlerden biri de budur. Bu özelli¤inden dolay› Kur’an tarifinde,
“okunmas›yla ibadet edilen” ibaresi yer alm›fl ve namazdaki farz k›-
raat›n ancak Kur’an ayetleriyle yerine getirilebilece¤i belirtilmifltir.
(Meydânî, el-Lübâb fî fierhi’l-Kitâb, el-Mektebetü’l-‹lmiyye, Beyrût 1993, I, 68.) Bu tan›m,
Kur’an’›n mealini yani Türkçe anlam›n› bafltan sona kadar okuman›n
hatim olmad›¤›n› ortaya koymufltur. Bunun yan›nda Kur’an’›n me-




 •      Diyanet Ayl›k Dergi                23           Temmuz 2010 • Say› 235            •
alinin okunarak anlafl›lmas›na yönelik bir çaba içerisinde olmak son
derece önemlidir. Çünkü Kur’an kendisinin de ifade etti¤i gibi anla-
fl›lmak için indirilmifltir. (Rûm, 28.) O zaman bu çaba takdire flayand›r.
Rabbimiz bu çabay› sarf edenlere de mükâfatlar›n› verecektir. An-
cak bu flekilde okuyufl teknik olarak “hatim” kabul edilmemifltir.
Burada vurgulanmas› gereken bir di¤er husus daha vard›r ki, o da
Kur’an’›n laf›z yönünü önceleyip manay› ihmal etmektir. Kur’an
okuyan bir müminin Rabbi ile bafl bafla oldu¤u, O’nunla konufltu¤u
düflünülürse, konuflulanlar› anlamamas›n›n ne kadar büyük bir ek-
siklik oldu¤u ortaya ç›kar. Öyleyse her iki tür eksiklik de giderilmeli,
“zaten okuyuflum yanl›fl” ya da “okuduklar›m›n anlam›n› bilmiyo-
rum” gerekçesi ile Kur’an’dan uzaklafl›lmamal›d›r. Unutmayal›m ki,
bize düflen yapabildi¤imizin en iyisini yapmakt›r.
Kur’an’›n bafl›ndan sonuna kadar okunarak hatmedilmesi Hz. Pey-
gamber (s.a.s.)’e dayan›r. Peygamberimiz (s.a.s.) ile Cebrail (a.s.) her
sene ramazan ay›nda o güne kadar inen ayetleri birbirlerine karfl›-




•      Diyanet Ayl›k Dergi        24         Temmuz 2010 • Say› 235    •
l›kl› olarak okumufltur. Bu uygulama Hz. Peygamber’in vefat edece-
¤i dönemde iki defa yap›lm›flt›r. (Buhârî, “Fezâilü’l-Kur’an”, 7.)
Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Kur’an’› sürekli biçimde okuyarak hatim in-
dirmeyi Rabbimizin en çok sevdi¤i amellerden biri olarak nitelen-
dirmesi (Tirmîzî, “K›raat”, 13; Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’an”, 33.) hatmin müminler ara-
s›nda da yayg›nlaflmas›na neden olmufltur. Bizler de üç aylar›n gir-
di¤i bu bereketli zaman dilimlerini Kur’an k›raatiyle de¤erlendirme-
liyiz.
Kur’an’›n her harfine on sevap ile mükâfat verilece¤i hadislerde bil-
dirilmifltir. (Tirmîzî, “Fezâilü’l-Kur’an”, 16.) Bu müjde müminleri Kur’an ile da-
ha çok meflgul olmaya yönlendirmifltir. Ancak daha çok okuyup da-
ha fazla sevap alma düflüncesiyle Kur’an okurken çok seri olunma-
mal› ve tecvid kurallar› da ihmal edilmemelidir. Bu nedenle hatim
ve teravih namazlar›nda Kur’an’›n “hadr” usulü okunmas›, bu oku-
yuflta harflerin mahreçlerine dikkat edilmesi ve tecvid kurallar›n›n
zayi edilmemesi gerekti¤i vurgulanm›flt›r. (Ali Osman Yüksel, ‹bn Cezeri ve
Tayyibetü’n-Neflr, ‹FAV., ‹stanbul, 1996, s. 288)

Uzun soluklu bir yolculuk: Hatimle teravih
Hatimle teravih namaz› k›ld›rman›n kökeninin Hz. Ömer (r.a.)’e ka-
dar gitti¤i belirtilir. Hz. Ömer (r.a.) hicretin 14. senesinde teravih na-
maz›n›n cemaatle k›l›nmas›n› gerekli görmüfl, bu konuda Übeyy b.
Ka’b’› imam tayin etmifl ve çevreye emirnameler yollam›flt›r. (‹bn Kesir,
el-Bidâye ve’n-Nihâye, Dâru’l-Kütübi’l-‹lmiyye, Beuyrut, ty., VII, 48, 49.) Hz. Ömer’in,
kendisinin bu uygulamas›n› “güzel bir adet” olarak telakki etmesini
“teflvik” olarak yorumlayan bilginler de mevcuttur. (Zebîdî, Sahîh-i Buhârî
Muhtasar› Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve fierhi, (trc. Kâmil Miras), D‹B., Beflinci Bask›, IV, 76.)

Sahih hadis kaynaklar›nda teravih namaz›n›n ilk defa Hz. Ömer dö-
neminde hatimle k›ld›r›ld›¤›na dair çok aç›k bilgiler yer almamas›na
ra¤men f›k›h kitaplar›n›n terâvih namazlar›yla ilgili bölümlerin
Übeyy b. Ka’b’›n mescitte teravih namazlar›n› hatimle k›ld›rd›¤›na
dair geniflçe malumat vard›r. Bu nedenle f›k›h kitaplar›n›n ilgili bö-
lümlerinde teravih namaz›n› Kur'an-› Kerim'i en az bir kere hatme-
derek k›lmak sünnet kabul edilmifltir. (Aynî, el-Bidâye fi fierhi'l-Hidâye, Dâru’l-
Fikr, Beyrût, 1990, II, 666; Kâsanî, Bedâiu’s-Sanai’ fi Tertibi'fl-fierai', Dâru’l-Kütübi’l-‹lmiyye,
Beyrut, 1997, II, 276.)




 •      Diyanet Ayl›k Dergi                    25            Temmuz 2010 • Say› 235              •
Tespit edebildi¤imiz kadar›yla hadis kaynaklar›nda Hz. Peygam-
ber’in hatimle teravih namaz› k›ld›rd›¤›na dair herhangi bir rivayet
bulunmamaktad›r. Ancak f›k›h bilginlerinin pek ço¤unun bunu sün-
net kabul etmeleri, ilk haf›z olan Peygamberimizin hatimle teravih
k›lm›fl olmas› ihtimalinin yüksek oldu¤unu göstermektedir. Hz.
Ömer’in bu uygulamay› cemaatle yapt›rmas› bu konudaki kanaati
de güçlendirmektedir. Sahabîlerin sünnete uygun davranma konu-
sundaki titizlikleri dikkate al›nd›¤›nda bu konunun kendi uygula-
malar› olmad›¤› da anlafl›labilir. Nitekim Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz.
Ali’nin hatim ile teravihe devam etmesi, hatim ile teravih k›ld›rma-
n›n sünnet oldu¤u fleklinde alg›lanm›flt›r. (Tahânevî, ‹’lâü’s-Sünen, ‹dâretü’l-
Kur’an ve’l-Ulûmu’l-‹slâmiyye, Pakistan, 1415, VII, 75.)

Öte yandan hatimle teravih namaz›n›n Hz. Peygamber’in uygula-
mas›nda yer ald›¤›n› düflünmek Kur’an ve sünnete ayk›r› de¤ildir.
Zira Kur’an ile meflgul olmak bizzat Kur’an’›n emridir. Ancak kifli na-
mazda kolay›na geleni okumay› tercih edebilir. Çünkü herkes gücü-
nün yetti¤i kadar›yla mükelleftir. Öyleyse teravih namaz›n› hatimle
k›lman›n sünnet oldu¤unu dikkate alarak, bu sünneti ihya edebile-
cek güçlü haf›zlar yetifltirmeli ve sünneti ihya edenler aras›nda yeri-
mizi alabilmeliyiz. F›k›h kitaplar›n›n ifadesiyle, “Cemaatin tembelli-
¤inden dolay› bu sünneti terk etmemeliyiz”. (Aynî, Bidâye, II, 667.)
Hatimle teravih k›lman›n binlerce y›ld›r devam eden ve dünyaya ör-
nek olacak eflsiz bir uygulama oldu¤unu dikkate alarak, bu güzel
gelene¤e sahip ç›kmal›, sa¤lam haf›zlar yetifltirmenin gayreti içeri-
sinde olmal›y›z. Hatimle teravih namaz› k›ld›rabilmek için çok sa¤-
lam bir haf›z olmak gerekir. Haf›zl›k, Rabbimizin mübarek kelam›n›n
tümünün bin bir tekrarla haf›zaya nakfledilmesidir. ‹lk haf›z›n Hz.
Peygamber (s.a.s.) oldu¤u; haf›zlar›n, Kur’an’›n günümüze kadar de-
¤iflmeden gelmesinde büyük rol oynad›¤› dikkate al›nd›¤›nda, ha-
f›zlar›n dinimiz ve toplum ad›na ne kadar büyük bir hizmeti üstlen-
dikleri de anlafl›lm›fl olur. Haf›zl›k e¤itimi için ülkemizde ortalama
yirmi dört ay ayr›lmaktad›r. Ama bu süre ö¤rencinin kapasitesine
göre daha k›sa da sürebilmektedir. Haf›zl›¤›n yap›l›fl süreci kadar,
sa¤lanmas› ve korunmas› da son derece önemlidir. Çünkü Hz. Pey-
gamber (s.a.s.) haf›zl›¤›n ilgi ile korunabilece¤ini, ilgilenilmedi¤in-




 •       Diyanet Ayl›k Dergi                   26          Temmuz 2010 • Say› 235   •
de hemen unutulabilece¤ini haber vermifl (Buhârî, “Fezâilü’l-Kur’an”, 23;
Müslim, “Müsâfirîn”, 226.); Kur’an’›n haf›zada korunmas›na özen gösteril-
mesini istemifltir. (Buhârî, “Fezâilü’l-Kur’an”, 23; Müslim, “Müsâfirîn”, 231.) Peygam-
berimiz’in, içinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimseyi harap
olmufl eve benzetmesi (Tirmîzî, “Fezâilü’l-Kur’an”, 18; Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’an”, 1.)
ve kendisine Kur’an verilen, onu gece gündüz okuyan kimsenin
g›pta edileceklerden biri oldu¤unun belirtmesi (Buhârî, “‹lim”, 15, “Temen-
ni”, 5.) haf›zl›¤›n önemini göstermesi bak›m›ndan son derece anlam-
l›d›r.
Günümüzde haf›zl›k e¤itimi, Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤› bünyesindeki
Kur’an kurslar› vas›tas›yla verilmektedir. Baflkanl›¤›m›z yasalar›n
kendine verdi¤i bu görevi en iyi flekilde yapmaya çal›flmakta, prog-
ramlar›n veriminin art›r›lmas› maksad›yla bilimsel verilerden de isti-
fade etmektedir. Bütün bu teflebbüsler daha sa¤lam haf›zlar›n ye-
tiflmesi ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’den kalan bu miras›n korunmas›
içindir. Bizler de atalar›m›z›n yapt›¤› gibi haf›zl›k müessesesine, ha-
f›zlar›m›za ve hatimle teravih namaz› k›ld›rmak gibi binlerce y›ld›r
süren güzelliklerimize sahip ç›kal›m, bu de¤erlerimizin k›ymetini
toplum olarak bilelim.




 •     Diyanet Ayl›k Dergi               27          Temmuz 2010 • Say› 235          •
               Âmin Alay›
                           Yard. Doç. Dr. Mustafa Öcal
                             Uluda¤ Üniv. ‹lâhiyat Fak.




Osmanl› devleti döneminde, ilk defa ne zaman ve nas›l bafllad›¤› ke-
sin olarak bilinmeyen, 4-5 veya 6 yafl›nda ‘s›byan mektebi’ veya
‘mahalle mektebi’ olarak bilinen okula bafllat›lan çocuklar için tören
düzenlenirdi. ‹lâhiler okunarak ve ‘âmin!’ çekilerek icra edildi¤i için
bu törene ‘âmin alay›’ denilirdi. Ancak, çocuk mektepte ilk derse
Besmele ile bafllat›ld›¤› için ‘besmeleye bafllama’ anlam›na ‘Bed-i
Besmele Cemiyeti / Merasimi’ de denilirdi.
Bu dönemde çocuklar genellikle dinen kutsal ve önemli kabul edi-
len kandil günlerinden birine denk getirilerek okula kay›t yapt›r›l›r-
d›. fiayet mevsim itibariyle kandil günleri denk gelmiyorsa çocuk
pazartesi veya perflembe günlerinden birinde okula bafllat›l›rd›.
Âmin alay› için haz›rl›k
Okula bafllayacak çocu¤un ailesi, bir-iki gün evvel mektebin hocas›-
na haber gönderir, çocu¤unu okula bafllatmak istedi¤ini bildirerek
‘haz›rl›kl› olmas›n›’ isterdi. Bunun üzerine hoca efendi, önceden ka-
y›t yapt›rm›fl ve ö¤renime devam eden ö¤rencilerine; “Çocuklar, ya-
r›n âmin alay› var, haz›rl›kl› gelin,” diyerek onlar› durumdan haber-
dar ederdi. Çocuklar da, -bunun ne demek oldu¤unu bildikleri için-




      Diyanet Ayl›k Dergi              28             Temmuz 2010 • Say› 235
ertesi gün en güzel elbiselerini giyerek mektebe gelirlerdi.
Öte yandan erkek olsun k›z olsun okula bafllayacak çocu¤un ailesin-
de de özel haz›rl›klar yap›l›rd›. Haz›rl›klar, elbette ailenin sosyo-eko-
nomik durumuna göre olurdu. E¤er fakir, yoksul ve âmin alay› dü-
zenleme imkân› olmayan bir aile ise, bir elif-ba / elif cüzü temin edi-
lir, çocu¤un elinden tutularak okula götürülür, hocan›n eli öptürü-
lerek kendisine teslim edilirdi. Bu flekilde çocuk okula bafllam›fl olur-
du.
fiayet aile az-çok varl›kl› ise, ekonomik durumuna göre çarfl›-pazar
al›fl verifli yap›l›r, çocuk için yeni elbiseler diktirilir, ayakkab›lar al›n›r-
d›. Çocuk k›z ise saçlar›na, erkek ise gö¤süne elmaslar, incili nazar-
l›klar takarlar, ayr›ca gö¤üslerine flallar, s›rmal›, gümüfl pullu cüz ke-
seleri asarlard›.
Ayr›ca bir taraftan ev temizli¤i yap›l›rken di¤er taraftan da misafir-
lere ikram edilmek üzere yemekler, tatl›lar haz›rlan›rd›. Baz› aileler-
ce ise hamam sefas› ve e¤lence düzenlenirdi.
‹stanbul’da oturan aileler, amin alay›ndan önce okula bafllayacak
çocu¤u Eyüp Sultan’a, di¤er bölgelerdeki aileler ise, yörede bulu-
nan ve halk›n itibar etti¤i yerlere götürerek dua ederlerdi. Bu flekil-
de ön haz›rl›klar tamamlanm›fl olurdu.
Merasimin icras›
Amin alay›n›n icra edilece¤i gün mektebin hocas›, en güzel elbise-
leri ile gelmifl olan çocuklar› ikiflerli olarak s›raya dizerdi. Okula ön-
ceden bafllam›fl ve ilahiler ö¤renmifl, sesleri güzel olan çocuklar› en
öne al›rd›. Onlar yüksek sesle ve koro hâlinde ilahiler okuyarak, ar-
kadakiler de beyit aralar›nda yüksek sesle ‘amin!’ diye ba¤›rarak ne-
fle içinde yola koyulurlard›. Çocu¤un ailesi tan›nm›fl ise komflu okul-
lar›n hocalar› ile ö¤rencileri de törene davet edilirdi. Böylelikle da-
ha kalabal›k bir ö¤renci grubu âmin alay›na kat›lm›fl olurdu.
Âmin alay› eve do¤ru yaklafl›rken, okula bafllat›lacak çocuk kap›ya
ç›kar›l›r ve orada haz›r bekletilirdi. Çocu¤u gören ilahi ekibi bafllar-
d› ilâhi okumaya. Mesela;




 •     Diyanet Ayl›k Dergi           29         Temmuz 2010 • Say› 235       •
Tövbe idelim zenbimize,
Tövbe ilallah, ya Allah.
Lütfunla bize merhamet eyle,
Aman Allah, ya Allah.
Âmin, amin!
Alay evin önüne gelince durur, hoca dua eder, arkas›ndan herkes
‘âmin!’ derdi. Daha sonra çocuk, -t›pk› zaman›m›zda sünnet ettirile-
cek çocuklar için süslenen arabalar gibi- önceden süslenerek haz›r-
lanm›fl at arabas›na veya ‘midilli’ ad› verilen k›sa boylu ve s›rt› genifl
ata bindirilir okula do¤ru yola ç›k›l›rd›.
Kafilenin önündeki kifli, atlastan yast›k üzerinde cüz kesesi ile ‘elif-
bâ’y› / elif cüzünü, arkas›ndakiler ise çocu¤un mektepte oturaca¤›
minderle, okurken üzerine cüzünü koyaca¤› rahleyi tafl›rd›. Onun
arkas›nda çocu¤un oturdu¤u araba veya midilli, sonra ikiflerli s›ra
hâlinde mektebin çocuklar› ile hocas› yürürlerdi. Çocu¤un ailesi ile
davetliler ve halk kafilenin arkas›nda giderlerdi. Bu esnada ilahiler
okunmaya ve âmin çekilmeye devam edilirdi. Mesela:
Allah Allah uludur,
Emrin tutan kuludur,
Müminlerin yoludur,
Amin, amin!
Allah, Allah rahim Allah,
Kerim Allah, diyelim hu,
fiefik Allah, aman Allah,
Yüce Allah, diyelim hu!..
Amin, amin!
Yahut:
fiol cennetin ›rmaklar›,
Akar Allah deyu deyu,
Ç›km›fl ‹slam bülbülleri,
Öter Allah deyu deyu.
Amin, amin!




•        Diyanet Ayl›k Dergi      30         Temmuz 2010 • Say› 235    •
fiehrin sokaklar›nda bu flekilde bir müddet dolaflt›r›lan çocuk mek-
tebe getirilirdi. Mektepte herkes yerlerine oturduktan sonra hoca-
n›n yard›mc›s› konumundaki kalfan›n yard›m›yla minder, rahle ve
elif cüzü hocan›n önüne konulurdu. Çocuk hocas›n›n karfl›s›nda
mindere oturur ve ilk dersini al›rd›.
‹lk derste hoca önce Eûzü-Besmele çeker, çocu¤a da tekrar ettirirdi.
Arkas›ndan yüksek sesle söyledi¤i; ‘Rabbim, kolaylaflt›r güçlefltirme,
Rabbim (iflimi) hay›rla tamam›na erdir’ anlam›ndaki flu ifadeleri /
duay› önce hoca söyler arkas›ndan çocuk tekrar ederdi:
- Rabbi yessir,
- Rabbi yessir,
- Vela tu’assir,
- Vela tu’âssir,
- Rabbi temmim bi’l-hayr,
- Rabbi temmim bi’l-hayr,
- Âferin!
Sonra hoca rahlenin üzerinde aç›lm›fl olan elif cüzünün ilk sayfas›n-
daki harfleri parma¤›yla yahut özel olarak yap›lm›fl hilâlin ucuyla
göstererek okur, çocuk da onu tekrar ederdi:
- Elif, be, te, se...
- Elif, be, te, se...
Bazen de hoca sadece “elif” harfini okuyup, çocu¤a da tekrar ettir-
dikten sonra;
“- Aferin, bugünkü dersimiz bu kadar,” derdi.
Bu flekilde ilk dersini alm›fl olan çocuk hocas›n›n ve davetlilerin elle-
rini öperdi. Talebelerden birisi ‘aflr-› flerif’ okur ve hocan›n yapt›¤›
dua ile tören sona ermifl olurdu.
Amin alay›, bazen sokaklarda bir müddet dolaflt›ktan sonra mektep
yerine tekrar çocu¤un evine gelir ve ilk ders orada verilirdi. Tören
sonunda çocu¤un ailesince haz›rlanm›fl yemekler yenilirdi. Ayr›ca,
ailenin ekonomik durumuna uygun olarak hocaya, kalfaya, ilâhi
okuyan ve âmin alay›na kat›lan çocuklara hediyeler ve harçl›klar da-
¤›t›l›rd›.




 •      Diyanet Ayl›k Dergi       31        Temmuz 2010 • Say› 235    •
Okula bafllayan, e¤er bir tarikat fleyhinin yahut tarikat›n önde gelen
ve tan›nm›fl birinin çocu¤u ise, o zaman amin alay›na tarikat›n san-
ca¤› ile dervifller de kat›l›r, ilahiler aras›nda kudümler, halîleler, maz-
harlar çal›n›r, zikirler çekilir ve tarikat âyini yap›l›rd›. Âmin alay›, son
derecede renkli, zevkli ve heyecan dolu bir merasim olarak icra edi-
lirdi. Bu merasimin arka plan›nda as›rlar›n birikimiyle oluflmufl bir
kültür, bir din ve dünya görüflü vard›. Yap›lan tören, s›byan mekte-
bine bafllama yafl›na gelmifl çocuklar› okumaya heveslendirmesi
bak›m›ndan son derecede önemli pedagojik ve psikolojik bir anlam
ve de¤er tafl›maktayd›. Çünkü mektep ça¤›na gelmifl ve bu alaylar›
seyreden çocuklar, okula bafllayanlara hasret ve özlemle bakar, s›ra-
n›n kendilerine de gelmesini cân u gönülden arzu eder, heyecanla
o günün gelmesini beklerlerdi. Öte yandan çocu¤u okul ça¤›na gel-
mifl aileler de bir an evvel benzer törenle yavrular›n›n okula baflla-
mas›n› arzu etmekten kendilerini al›koyamazlard›.
Yararlan›lan kaynaklar:
– Osman Nuri Pakal›n, Osmanl› Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlü¤ü, MEB, ‹stanbul 1971, C.
  I. s. 58-59.
– Ali Birinci, Mahalle Mektebine Bafllama Merasimi ve Mekteb ‹lâhileri, II. Milletleraras› Türk
  Folklor Kongresi; Bildiriler IV. Ankara 1982, s. 37-57.
– M. fiakir, Âmin Alay›, ‹TA, c. I. s. 786 -787; TA. C. II. s. 363.
– R. Ekrem Koçu, Âmin Alay›, ‹st. A. C. II. 1959, s. 783-790.
– ‹smail Kara-Ali Birinci, Bir E¤itim Tasavvuru Olarak Mahalle / S›byan Mektepleri (Hat›ralar-
  Yoru›mlar-Tetkikler), Dergah Yay. ‹stanbul 2005.
– Ahmed Rasim, Falaka, ‹stanbul 1927, s. 51-60.
– Mustafa Öcal, Âmin Alay›, TDV ‹slâm Ansiklopedisi, c. 3.




 •       Diyanet Ayl›k Dergi                 32           Temmuz 2010 • Say› 235            •

				
DOCUMENT INFO
Shared By:
Stats:
views:182
posted:2/8/2012
language:Turkish
pages:36