Ezan Mekke’de Hatice adında bir kadın çok zenginmiş. Ayrıca çok iyi biriymiş. Bu kadın çöllerin yeşermesi için ALLAH’IN rızasını kazanmak ve cennete girmek amacıyla Mekkeden Medineye ağaç diktirmiş. Birçok kimsenin hayır dualarını almış. Bu kadın öldüğünde Mekkenin evliyalarından bir zat onun cennete mi cehenneme mi gireceğini görmek istemiş. Cennette büyük bir derece kazanmış olduğunu görünce bunun sebebinin ALLAH rızası için Mekkeden Medineye ağaç diktirmesinden mi olduğunu sormuş. Hatice ona hayır ben ağaç diktirdiğimde herkesin dilinde idim ve kendimce çok övündüm. ALLAH bana zerre kadar sevap vermedi demiş. Bunun üzerine evliya neden bu kadar derecesinin yüksek olduğunu sorunca Hatice ben ezan okunduğunda bütün işimi bırakır, sadece ezan dinlerdim bu ezana saygımdan dolayı büyük derece sahibi oldum demiş. ---------------------------------------------------Salihlerin Namazı Isam b Yusuf, Halem el-Esam'in meclisine gelip, ona bir hususta itiraz etmek ister ve Hatem'e: Ya Eba Abdurrahman! Sen namazı nasıl kılıyorsun? diye sorar Hatem, yüzünü Isam'a çevirerek şöyle cevap verir: Namaz vakti geldiği zaman kalkıp bir zahiri abdest ve bir de batıni abdest alırım Bunun üzerine Isam: Batıni abdest nasıl alınır? der Her iki abdesti izah etmek üzere Hatem şöyle konuşur: Zahiri abdesti, yıkanması gereken azaları su ile yıkamakla alırım Batıni abdestte ise azalarımı yedi şeyle yıkarım Tevbe etmek, pişman olmak, dünya sevgisini terk etmek, insanların medh ü senasını terk etmek, riyaseti terk etmek, kin ve hasedi terk etmekle Böylece abdest aldıktan sonra mescide giderim Tüm azalarımla kıbleye yönelirim Kabe'yi görürüm Ümitle korku arasında namaza dururum Namazda iken Allah'ın beni gördüğünü, sağımda cennetin, solumda cehennemin, arkamda ölüm meleğinin, bulunduğunu görürüm Kendimi sanki sırat köprüsüne ayağımı basmış sanarak, bu kıldığım namaz son namazdır derim Sonra niyet edip tekbir alırım Tefekkürle okurum, tevazu ile rüku eder, içten ağlayıp niyaz etmekle secde ederim Ümitle oturup duaları okur, ihlasla selam veririm İşte benim otuz seneden beri kıldığım namaz böyledir Bunları içtenlikle dinleyen Isam, ağlayarak ona hayranlığını gösterdi. ---------------------------------------------------Evelallah, Eyvallah, Fesübhanallah, Neuzübillah, Hasbünallah,Maazallah, Maşallah, Hay Allah, İnşallahah kelimelerinin anlamları.
Evelallah: Önce Allah, Allah'ın izniyle manasına gelir. Eyvallah: Hakla kabul ettik, haktandır. Memnuniyeti ade eder. Fesübhanallah: Allah her türlü noksandan münezzehdir. Neuzübillah: Allah'a sığınırız. Hasbünallah: Allah bize yeter. Maazallah: Her türlü kötülüklerden Cenab-ı Allah`a sığınmayı ifade etmek için kullanılan bir terkip. Maşaallah: Allah'ın dilediği şey veya Allah'ın dilemesi" demektir. Hay Allah: Hay : f. Eyvah! Vay!, Hay allah: Vay Allah'ım, Allah'tan yardım dileme, İnşallah: Allah dilerse manasına gelen "inşallah" kavramı "maşallah" lâfzından mana yönüyle farklılık arzeder. İnşAllah” kelimesi Türkçe’de, “eğer Allah dilerse” anlamına gelir. Bu yüzden gelecekle ilgili bir dilek ya da niyet belirtecek olduğumuzda, mutlaka “inşaAllah” deriz. Çünkü geleceği ancak Allah bilir ve herşeyi dilediği gibi yaratır. Allah’ın dilemesi dışında hiçbir şey olmaz. Bu gibi ifadeler genel itibarıyla dua ve Allah'a sığınma manaları ifade ettiğinden bunları kullanmanın dinen sakıncası olmaz. Ancak manalarının bilinerek kullanılması uygun olur.