Dogustan Kalitsal Metabolik Hastaliklar by F3kQTY1

VIEWS: 323 PAGES: 56

									 Doğuştan Kalıtsal
Metabolik Hastalıklar
Ayfer AÇIKGÖZ,
Soner ULUSOY,
Murat DİYARBAKIRLI,
Murat H. KAPDAĞLI




                      2
 Gen            G1       G2           G3        G4

 Enzim          E1       E2          E3 (C3)     E4
 Substrat                                             E
            A        B           C          D


                                        X
Kalıtsal metabolik hastalık modeli

Neticede,
1- Gerekli spesifik son ürün üretilemez.
2- Bozuk enzimin göstergesi olan prekürsörler birikir,
toksik etki gösterebilirler.
3- Normal alterne yollarda aktivite artar, normal
metabolitler artar.
DKMH, bireysel olarak seyrek, kollektif olarak
çoktur. Klinik olarak teşhis koymak zordur. Çünkü,
     1. DMH nadir görülür.
     2. Çok sayıda DMH’ ı tanımak için çok fazla
biyokimyasal yolları ve birbirleri ile alakalarını iyi
bilmek gerekir.
      3. Yenidoğanın ciddi hastalığa dayanma gücü
kısıtlıdır. Çoğu zaman tanı almadan ölürler.
     4. DMH’ da otopsi bulguları non-spesifiktir ve
açıklayıcı değildir.
   YD’ da DKMH’ lar ikiye ayrılabilir:
1) İntoksikasyon tipi : Metabolik bloğun önünde
toksik bileşiklerin birikmesine sekonder akut veya
ilerleyici intoksikasyon görülen hastalıklardır.
Doğumdan sonra semptomsuz bir dönem vardır.
Örnek,
   – MSUD,
   – Organik asidemiler,
   – Konjenital üre döngüsü defektleri,
   – Galaktozemi,
   – Fruktozemi,
   – Tirozinemi bu gruba örnektir.
2) Enerji eksikliği tipi: KC, miyokard, adele veya
beyinde enerji üretiminde veya kullanılmasında
eksiklik vardır. Doğumdan sonra semptomsuz bir
dönem yoktur.
Örnek,
  – Glukoneogenez defektleri,
  – Konjenital laktik asidemiler,
  – YA oksidasyon defektleri,
  – Konjenital peroksizomal bozukluklar gibi.
 YD ve Bebeklerde DKMH
 düşündüren semptomlar
Kusma,
Gelişme ve büyüme geriliği,
Sık enfeksiyon,
Düşük ısı (ısı regulasyon boz),
DKMH' ı olan kardeş öyküsü,
Açıklanamayan kardeş ölümü hikayesi
Anormal koku,
Sarılık, anormal KC fonksiyonları,
Hepatomegali,
Minor dismorfoloji,
YD ve Bebeklerde DKMH’ ın
      Klinik Bulguları
   Açıklanamayan konvulsiyonlar,
   Koma,
   Letarji,
   Hipotoni- hipertoni,
   Myopati- kardiyomyopati,
   Beslenme bozukluğu.
DMH‘ ın Takipdeki Bulguları
 Anormal büyüme - gelişme,
 Beslenme güçlüğü,
 Nörolojik semptomlarda ilerleme,
 Anormal asit - baz dengesi,
 Hiperamonemi,
 Hiperbilirubinemi,
 Hematolojik bozukluklar.
DKMH‘ ın Laboratuvar
    Bulguları
  Metabolik Asidoz,
  Hiperamonemi,
  Respiratuvar alkaloz,
  Hipoglisemi,
  Ketozis,
  Latik asidoz,
  Piruvat artışı,
  Anemi,
  Lökopeni,
  Trombositopeni,
Çocuklukta sıklıkla üç klinik görünüş söz konusudur.
1. Bir infant veya yenidoğanda perinatal risk
  faktörleri yokken,
   – İrritabilite,
   – Letarji,
   – Kusma ile komaya gidiş vardır.
  Bu semptomsuz bir dönemden sonra görülür.
  Burada intoksikasyon sözkonusudur.
   Örnek,
   – Organik asidemiler,
   – Üre siklusu enzim defektleri,
   – MSUD.
2. Doğumdan hemen sonra semptomlar başlar,
  semptomsuz bir dönem yoktur. Nörolojik durumdan
  enerji eksikliği sorumludur. Semptomatik tedaviye
  cevap yoktur. İnfantın durumu hızla bozularak tipik
  bulgular ortaya çıkar. Örnek,
   – Primer konjenital laktik asidüri,
   – Yağ asidi b-oksidasyon bozuklukları,
3. Hipoglisemi ve karaciğer fonksiyon bozukluğu ile
  giden durum. Örnek,
   – Karbohidrat metabolizması bozuklukları,
   – Galaktozemi,
   – Herediter fruktoz intoleransı,
   Acilen Yapılması Gerekenler
Bunlar hem teşhise hem de hayatı kurtarmaya
 yönelik girişimlerdir.
1. Teşhis için uygun materyallerin alınması,
2. Akut metabolik durumun düzeltilmesi,
3. Uygun kalori ve mayinin sağlanması,
4. Toksik metabolitlerin uzaklaştırılması,
5. Anormal yoldaki substratın sınırlandırılması
6. Endike olan kofaktörlerin (vitamin vs) verilmesi.
           İlk Yaklaşım
Klinik şüphe oluştuğu zaman genel destek yaklaşımı
ve laboratuvar incelemeleri hemen yapılmalıdır.
İdrar,
   – Koku,
   – Aseton,
   – Redüktan madde,
   – Ketoasidler
   – pH
   – Sülfitest.
Kan
 – Tam kan sayımı,
 – Amonyak,
 – Kan şekeri,
 – Elektrolitler (anyonik gap hesaplanması),
 – Laktik asit,
 – Piruvik asit,
 – Kalsiyum,
 – Ürik asit,
 – Kan gazları (pH, pco2, po2, HCO3),
 – 3- hidroksi bütirat,
 – Asetoasetat,
-20 oC’ de saklamak üzere,
 – İdrar (mümkün olduğunca çok),
 – 2-5 ml heparinize plazma ve tam kan ,
 – Guthrie kantına emdirilmiş iki damla kan,
 – BOS 0.5 -1 ml.
Diğer
 – EEG,
 – Bakteriyolojik örnekler,
 – Göğüs grafisi,
 – BOS incelemesi,
 – Ekokardiyografi,
 – Beyin ultrasonografisi,
      Genel Acil Tedavi Yaklaşımı
1. Uygun mayi ve glukoz desteği sağlanarak, diyare ve
   kusma ile kayıplar yerine konulmalı, elektrolit
   eksiklikleri düzeltilmelidir.
2. Alkaloza yol açmadan bikarbonat verilmelidir.
3. Protein, yağ, fruktoz ve galaktoz kesin teşhis
   konulana kadar ertelenmelidir.
4. Toksik maddelerin dializ ile veya bazı kompleksler
   oluşturularak idrarla atılmaları kolaylaştırılır.
      Na benzoat,
      Fenil asetat,
      Fenil butirat gibi.
  Karnitin, birçok organik asit ile konjugatlar
oluşturarak bunların atılmasını kolaylaştırır.
  Diyaliz ile amonyak, propiyonik asit, izovalerik asit,
metil malonik asit gibi küçük moleküller
uzaklaştırılabilir.
  Diyaliz yapılamazsa kan değişimi yapılabilir.
  Hasta stabil ise anabolizmayı muhafaza etmek ve
hastayı katabolik duruma sokmamak için uygun
besin desteği verilmelidir.
         FENİLKETONÜRİ
Fenilalanin hidroksilaz enzimi aktivitesinin yokluğu
sonucu gelişen, erken dönemde tedavi edilmediğinde
ağır motor ve mental gerilik ile karakterize, kalıtsal
metabolik bir hastalıktır.
İlk kez 1934' de tanımlanmış, 1963 'da Guthrie testi
ile taramaları başlamıştır.
Klasik FKÜ’ de FA hidroksilaz aktivitesi yok veya
çok azdır.
                                                            Diyet
           Doku                                             proteini
           proteini        H4 biopterin      H2 biopterin
Diyet                                                                  Doku
proteini                                                               proteini

       Fenilalanin                                Tirozin                     CO2+H2O
                                   Fenilalanin
                                   Hidroksilaz                         Melanin
                             O2                    H2O
                                                                  Epinefrin
                                                       Tiroksin
            Fenil laktik asit,
            Fenil pürivik asit,
            Fenil asetik asit

                                  İdrarda
                                  fare sidiği,
                                  küf kokusu

                      Fenilalanin metabolizması                                   20
 Fenil pürivik asit, fenil laktik asit, fenil asetik asit
hastanın kan, idrar ve diğer vücut sıvılarında birikir.
Bunların beyin dokusunda diğer aminoasitlerin
transportunu bozarak dismyelinizasyona neden
olduğu düşünülmektedir.

 Tedavi edilmezse seratonin, dopamin ve
norepinefrin sentezi bozulmaktadır.
            Hiperfenilalaninemi nedenleri

A) Primer
   1. Fenilketonüri,
      a) Klasik FKÜ (Enzim < %1, kan FA düzeyi >20 mg/dl),
      b) Orta derecede FKÜ (Enzim %1, kan FA düzeyi 15-20 mg/dl),
       c) Hafif FKÜ (Enzim > %5, kan FA düzeyi < 15 mg/dl),
   2. Hafif hiperfenilalaninemi (FKÜ olmadan hiperfenilalaninemi),
   3. Tetrahidrobiopterin metabolizması bozuklukları
      Dihidropteridin redüktaz,
      GTP siklohidrolaz I,
      Pterin-4-8-karbinolamin dehidrataz,
  6-pirovoyltetrahidropterin sentaz defekti,
                                                               22
        Hiperfenilalaninemi nedenleri

B) Sekonder
  1- YD döneminde geçici tironinemi ile,
  2- Galaktozemide,
  3- Tirozinemide,
  4- Prematürede geçici,
  5- Karaciğer yetersizliği,
  6- İlaçlara bağlı (methotrexate vb),
  7- Şiddetli inflamatuvar cevap,
                                           23
   Hiperfenilalaninemi Nedenleri
A) Fenilalaninin tirozine dönüşümündeki kalıtsal
     defektler
  1- Fenilalanin hidroksilaz enzimi defekti,
     a) Klasik FKÜ (FA e tolerans azalmıştır),
     b) Hafif hiperfenilalaninemi (%15 rezidüv
  enzim vardır)
     c) Benign hiperfenilalaninemi ( % 5 aktivite)
  2- Tetrahidrobiopterin (BH4) metabolizması
        bozukluğu
B) Akkiz hiperfenilalaninemiler
     1- Prematüreliğe bağlı geçici,
     2- Herediter tirozinemi,
     3- Karaciğer yetersizliği,
     4- Trimetoprim kullanımına bağlı
            Klinik Bulgular
  Hastaların yarısında ilk ayda semptom
görülmeyebilir.
  Semptom gösteren vakaların yarısında ilk bulgu
kusmadır.
  Motor - mental gerilik en çarpıcı bulgusu olup 6-7.
aylarda farkedilir.
  Mikrosefali,
  Ciddi hiperaktivite, çevresine ve kendisine zarar
verme, şizofrenoid ve otistik davranışlar, aşırı
heyecanlanma .
 Grand mal, Petit mal epilepsi (% 20-25).
 EEG değişiklikleri (%75-95 ).
 Nörolojik bulgular diyet ve antikonvulzan
tedaviye cevap verir.
Yürürken adımlarının kısa ve rijit olması,
Minimal beyin sendromunu taklit eden bulgular,
Ajite davranışlar ve parmaklarda para sayma
hareketleri,
Saç, cilt, göz rengi açıktır. Sarı saç ve mavi göz
vakaların ancak % 60' ında bulunur (melanin
sentezindeki defekte bağlıdır).
  Ekzamatöz cilt lezyonları (% 20- 40) vücudun
duyarlı yerlerinde görülür. Vakaların % 20 sinde cilt
hipopigmente, kuru ve pürtüklüdür.
  Fenilalanin yan metaboliti fenilasetik asidin
sıvılarda ve idrarda artmasına bağlı fare sidiği, küf
kokusu hissedilir.
 Genetik geçiş otozomal resesiftir.
 Fenilalanin hidroksilaz geni 12. kromozomda
bulunmaktadır.
                                                   28
Görülme sıklığı: Kanada, İsveç, Askenazi yahudileri
nadir; Almanya, Macaristan, Çekoslavakya daha
sık, İrlanda ise en sık görülen ülkedir.
Sağlık Bakanlığının desteği ile Türkiye genelinde
yapılmakta olan yenidoğan taramalarında FKÜ 1/
3000 - 1/ 4000 sıklıkta tesbit edilmiştir.
MMR 'li 10800 çocuktan % 4’ ünde FKÜ tesbit
edilmiştir. Bu ülkemizde FKÜ’ nün sık olduğunu
göstermektedir.
Prenatal tanı:
    Amnion mayisi hücre kültürleri, Korionik villus
DNA incelemeleri ile doğum öncesi tanı
mümkündür.
                Teşhis
Fecl3 testi: 6 damla idrar üzerine 3 damla % 10
fecl3 damlatılır. Meydana gelen ve 1-2 dakika
içinde açılan zeytuni yeşil renk hastalığı
düşündürür.
Guthrie testi: Fenilalaninin Bacillus subtilus
üremesini kompetetif olarak inhibe etmesi esasına
dayanır.
AA kağıt kromatoğrafisi,
Kan fenil alanin tayini,
  Spekrofotometrik yolla,
  Florometrik yolla,
  High Pressure Liquid Chromotography
                  Tedavi
1. Diyetle alınan fenilalaninin azaltılması:
  Serum FA seviyesi, 3 - 5 mg/dl arasında
  tutulmalıdır.
  İlk yaş için fenilalanin ihtiyacı 60-90 mg/kg, daha
  sonra 35-40 mg/kg dır.
   – Milupa- PKU 1 (0-1 y), PKU 2 (1-8 y), PKU 3
     (Adolesan)
   – Lofenelac, (80 mg FA/ 100 gr)
   – Phenyldon, (20 mg FA /100 gr)
  FKÜ’ li çocuk yenidoğan döneminde tanımlanır ve
  FA’ den fakir diyet ile beslenirse normal
  myelinizasyon ve beyin gelişimi sağlanabilir.
Kan FA' i 7 mg/dl den az ve büyüme normalse
çocuk olması gereken zeka düzeyine erişebilir.
8-10. aydan sonra diyete başlaması zekayı etkiler.
Diyetin özü, FA' i kısıtlı, protein, enerji, vitamin,
mineral ve eser elementler yeterli miktarda
olmasıdır.
Diyette FA düzeyi,
   - ilk 7 gün 20 mg/kg/gün,
   - 1-6. aylar arasında 50-70 mg/kg/gün,
   - 1 yaşın üzerinde 20-30 mg/kg/gün de tutulur.
       FKÜ de Besin İhtiyaçları
            Fenilalanin   Protein    Kalori
Yaş          (mg/kg)      (gr/kg)   (Kcal/kg)
Prematüre      90          3.2      125-130
0-3 Ay        60-90        3.0      120-125
3-6 Ay        50-80        2.5      115-120
6-12 Ay       40-50        2.4      110-115
1-3 Yaş       30-40        1.9       90-105
4-6 Yaş       25-30        1.7        80-90
7-9 Yaş       15-25        1.6        70-90
> 10 Yaş      10-20        1.5        70-80 33
2. Diyetin normal büyüme ve gelişmeyi
  sağlayabilecek şekilde düzenlenmesi:
3. Protein katabolizmasının azaltılması:
4. Takip:
 a) Kan FA seviyeleri düzenli olarak izlenmelidir.
 b) Hastaların davranış, bedensel ve ruhsal
 gelişimlerinin takibi, BÇ, ağırlık ve boy
 takiplerinin yapılması.
 c) Zeka gelişiminin takibi.
Gutrie Kağıdı




                35
  Maple Syrup Urine Disease
           (MSUD)
Dallı zincirli amino asitler olan
lösin,
izolösin,
Valin ‘in dekarboksilasyonu bir kompleks enzim
  sistemi ve tiamin ile sağlanır.
E1 a , e1b, E2, E3 .
Bu enzim sisteminin eksikliği MSUD’ a neden olur.
Bütün formları otozomal resesif geçişlidir.
ABD'de insidansı 1/200 000 dir.
                   Diyet proteni,               Diyet proteni,               Diyet proteni,
                   Doku proteini                Doku proteini                Doku proteini
                      yıkımı                       yıkımı                       yıkımı


DZ’li AA            LÖSİN                      İZOLÖSİN                       VALİN
                                     Doku                          Doku
                                    proteini                      proteini
                                     sentezi                       sentezi
 a-keto             a-ketoizo-             a-keto-3-metil-                a-ketoizo
 asitler           caproik asit                                          valerik asit
                                             valerik asit

DZ’li a-ketoasit
                            Tiamin                      Tiamin                       Tiamin
 Dehidrogenaz
  kompleksi                                       Asetil-CoA
                     Asetil-CoA                                         Propiyonil-CoA
                    + Asetoasetat              + Propiyonil-CoA



 MSUD de Dallı Zincirli AA                                                   Süksinil-CoA
                                                Süksinil-CoA
     Metabolizması                                                                      37
    Klasik tip:
   Hasta çocuklar doğumda normaldir.
   İlk hafta içinde kusma, beslenme problemleri,
    letarji ve koma gelişir.
   FM'de hipertonisite, musküler rijidite ve şiddetli
    opustotonus vardır. Hipertoni nöbetlerini flask
    nöbetler izler. Nörolojik bulgular yanlışlıkla sepsis
    veya menenjit olarak değerlendirilebilir. Çoğunda
    konvulsiyonlar görülür.
  Hipoglisemi vardır. Kan
şekeri yükseltilse bile klinik
düzelme olmaz.
  Şiddetli metabolik asidoz
dışında laboratuvar bulguları
dikkate değer değildir.
 Tedavi edilmezlerse ilk
haftalar veya ayda ölüm olur
                                 39
    İntermittan tip:
   Normal görünen bir çocukta enfeksiyon veya
    cerrahi bir stress esnasında bulgular ortaya çıkar.
   Bu ataklar esnasında laboratuvar bulguları klasik
    formdan ayrılamaz ve ölüm olabilir.
   Enzim aktivitesi normalin % 8-16 sı düzeyindedir.
    İntermediate tip:
 Yenidoğan döneminden sonra hafif hastalık
tablosu görülür.
 Bu çocuklar araya giren bir hastalık esnasında
klasik form bulguları ile tanı alırlar.
   Enzim aktivitesi normalin % 2-8 i düzeyindedir.


                                                   41
    Tiamine cevap veren tip:
   Bu formda yüksek doz tiamin ile belirgin klinik
    düzelme görülmektedir.
   Bazıları 10 mg/ 24 saatlik doza cevap verirken
    bazıları da 200 mg/ günlük dozlara cevap
    verebilmektedir.
   Bu amaçla 3 hafta gibi bir tedavi süresi
    gerekmektedir.
    Teşhis
   İdrardaki özel kokunun fark edilmesi ile
    mümkündür.
   Plazma lösin, izolösin, valin ve alloizolösin
    seviyelerinde artma ve alaninde azalma görülür.
    Lösin düzeyi diğerlerinden daha yüksektir.
   İdrarda da lösin, izolösin ve valin ile bunların
    ketoasidlerinde artma görülür.
    Tedavi
   Akut durumda dallı zincirli amino asitler ve bunların
    metabolitlerinin dokulardan hemen uzaklaştırılması
    gerekir. Renal klerens zayıf olduğu için sadece hidrate
    etmek yeterli değildir.
   En etkili yol periton dializidir. Plazma lösin, izolösin ve
    valin düzeylerinde önemli düşmeye yol açar. Genellikle 24
    saat içinde cevap alınır.
   Uygun kalori desteği İV veya ağızdan sağlanarak katabolik
    durum durdurulmalıdır.
   Akut durum düzeldikten lösin, izolösin ve valinden yoksun
    suni diyetler günümüzde mümkündür. MSUD 1, 2, 3 ;
Yalnız bu amino asitler endojen olarak sentez
edilemedikleri için az miktarlarda diyete ilave edilmeleri
gerekir.
Eğer plazma izolösin konsantrasyonu çok düşük olursa
akrodermatitis enteropatika ya benzer bir tablo gelişir.
Hastalar ömür boyu MSUD diyeti almalıdır.
Uzun süreli prognoz iyi değildir. Şiddetli ketoasidoz,
serebral ödem ve ölüm, enfeksiyon veya cerrahi gibi
stresli durumlarda olabilir.
Zihinsel ve nörolojik sekeller sık görülür.
       Tirozin Metabolizması Bozuklukları
                                         Tirozin
                   Tirozinemi tip 2             Tirozin aminotransferaz
                                 P-OH fenilpiruvik asit


                                      Homojentisik asit


                                  Maleylasetoasetik asit
Süksinil
asetoasetik asit
                                  Fumarilasetoasetik asit

Süksinil                                         Fumaril asetoasetaz
                   Tirozinemi Tip 1
aseton
                                Fumarat + Asetoasetik asit
                                                                       46
       Herediter Tirozinemi
Tip I:
 Fumaril asetoasetaz enziminin aktivitesi eksiktir.
  Fumarilasetoasetat ve muhtemelen de maleilaseto-asetat
  birikir. Bu maddeler süksinil asetona dönüşür ve idrar ile
  çok miktarda atılır. İdrar lahana gibi kokar.
 Akut dönemde KCFT hızla bozulur. Hipoproteinemi,
  hipoglisemi ve koagulasyon bozukluğuna bağlı olarak
  ödem, asit ve kanamalar gelişir.
 Böbreklerde tübüler AA reabsorpsiyonunun bozulması
  Fankoni sendromu ve riketse yol açar.
 Genetik geçiş otozomal resesiftir.
A) Akut form: ilk aylarda semptom verir. Anoreksi,
  kusma, diyare, hafif sarılık ilk bulgulardır. Bunu ödem, asit
  ve kanama takip eder. İdrarı kokar. Hasta kritik hale gelip
  ölebilir.
B) Subakut form: 6-12. aylarda semptomlar başlar. Seyri
  biraz daha hafiftir. Büyüme-gelişme geriliği, anoreksi,
  kusma, raşitizm, hepatomegali, kolay zedelenme ilk
  bulgularıdır. Tedavi edilmezse ödem, asit ve kanama gelişir.
  KC yetmezliği veya hepatomadan 4-5 yaşlarında ölürler.
C) Kronik form: Semptomlar bir yıldan sonra başlar.
  Klinik seyir farklıdır.
Hastalık,
 a) Raşitizm ve büyüme geriliği,
 b) Glomerüler filtrasyonunda yetersizlik,
 c) Porfiriye benzer semptomlar ile,
 d) Tübülopati ve raşitizm olmadan da
 seyredebilir.
Teşhis
   Akut formunda serum tirozin ve metionin düzeyleri
    orta derecede artar.
   Tirozilüri, glukozüri, AAüri ve hiperfosfatüri ile
    hipokalemi ve düşük serum fosfat düzeyi en sık
    gözlenen bulgulardır.
   Karaciğerde sentezlenen K vitaminine bağımlı
    koagulasyon faktörleri azalmıştır.
   Kesin tanısı idrala süksinil aseton atılımının
    arttığının gösterilmesine dayanır.
                                                         50
Tedavi:
 a) diyet: Fenilalanin- tirozinden fakir diyet
 verilir.
 b) destek tedavisi:
    Tip II:
 Tirozin aminotransferaz eksikliğine bağlı olarak
  gelişir.
 Genetik geçiş otozomal resesiftir.
 Karakteristik lezyonlar gözde ve avuç içi, ayak
  tabanı derisinde bulunur. Hayatın ilk ayında
  lakrimasyon ve fotofobi dikkati çeker. Daha sonra
  keratit ve konjunktival plaklar görülür. Geç
  bulgular korneal bulanıklık ve glokomdur.
 Vakaların yarısında mental retardasyon
  gözlenmiştir.
Teşhis tedaviye cevap vermeyen göz ve/veya deri
lezyonlarının varlığına ve serum tirozin
düzeyinin yüksekliğine dayanır.
Tedavide fenilalanin ve tirozinden fakir diyet
verilir.




                                                  53
Non-Ketotik Hiperglisinemi
Glisin cleavage sisteminde bir defekt olup glisin
metabolize olamaz. Beyin glisin muhtevası artar ve beyini
harab eder.
Neonatal ve geç bulgu veren tipleri vardır.
Bebek doğumda normaldir. Kısa süre sonra bozulur,
musküler hipotoni, deprese moro refleksi, havale, apneik
ataklar, letarji ile komaya girer.
Hasta 1-2 hafta içinde ölür, yaşayanlarda ağır
psikomotor retardasyon gelişir.
Konvulsiyonlar myoklonik tipden grand mal tipine kadar
değişir.
Hıçkırık sık gözlenir.
                            Hem
                                             Okzalat
                           Porfirin
                                             Kreatin
                                                       Nükleik
                                             Pürin      asitler
Fosfolipidler    Serin     GLİSİN
                                             Proteinler
                          GCS                 Glutation
                Piruvat
                                              Safra asidi
 Okzaloasetat           NH3+ CO2+             konjugatları
                    metilentetrahidrofolat
        Alanin
Kreb’s Siklusu
                                GLİSİN METABOLİZMASI
   Asetil CoA
                                                          55
Geç bulgu veren tipinde bebekler doğumda
normaldir. Daha sonra değişik derecede nörolojik
bulgular ortaya çıkar.
Hastalarda serum ve BOS glisin düzeyleri
artmıştır.
Tedavide,
 - Protein kısıtlanır.
 - Na benzoat verilir.
 - Ursodeoksikolik asit verilir. Bu glisini bağlayarak
   safra ile atılmasını sağlar.

								
To top