SİTİL
Öğretmen öğrencilere soru soruyor: - "Ağaçta 7 kuş var. Avcı ateş ediyor, 3
tanesini vuruyor. Ağaçta kaç kuş kaldı?" Biri cevap veriyor: - "4 kuş
kalır." Başka bir çocuk da hemen atılır: - "Hayır öğretmenim ateş edince
bütün kuşlar uçar, ağaçta hiç kuş kalmaz..." Öğretmen bunun üzerine: -
"Cevap yanlış ama stilini sevdim", der. Çocuk buna karşılık verir: -
"Öğretmenim, ben de bir soru sormak istiyorum... Karşıdan 3 bayan geliyor,
ellerinde dondurma var. Biri yalayarak yiyor, biri emerek, biri de
ısırarak... Bu bayanlardan hangisi evlidir?" Öğretmen düşünüyor,
düşünüyor... - "Emerek yiyen evlidir", diyor... Çocuk cevap veriyor: -
"Hayır öğretmenim, parmağında alyansı olan... Ama ben de sizin stilinizi
sevdim.."
SOBADAKİ HİKMET
Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir
araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen
yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram
etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba
yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın
niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı, "adam
sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay
yakmayı amaçlamış"; fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla
odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş"; jeolog, "burası
tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin
taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı
amaçlamış"; matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece
de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış"; antropolog, "adam ilkel
topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı
nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona
sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar., Adam cevap verir: - "Boru
yetmedi."
Temel İle Birol
Karadenizli Temel ile Adanalı Birol birlikte tatile çıkarlar.
Fethiye'de, Kelebekler Vadisi'nde kamp kurarlar. Aksam güzel bir yemek
yiyip sonra uykuya dalarlar. Bir kaç saat sonra Birol uyanır ve Temel'i
de dürtükleyip uyandırır. Temel uyku sersemidir:
-"Ne oldu? Ne istisun?"
-"Temelciğim. Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle." Temel gökyüzüne
bakar ve cevap verir:
-"Ha punun içun mu uyandirdun benu?. Paktum işte. Milyonlarca yilduz
cörirum...İşıl işıl parliyan milyonlarca yilduz...
" Birol tekrar sorar: -"Peki, bu sana neyi gösteriyor?"
Artık iyice uykusu kaçan Temel biraz düşünür ve filozofça cevap
verir: -"Teolojik olarak Allah'ın kudretinu ve kendu acizliğimuzu cörirum.
Felsefi olarak, evrenun sonsuzluğunu ve onun karşisındaki
önemsizliğimuzu cörirum. Astironomik olarak galaksilerun, yıldızlarun,
gezegenlerun varliğini corirum. Meteorolojik olarak pucün havanun çok
cüzel olacağinu cörirum. Yilduzlarun konumuna bakarak da gecenun körü ve
saatin 3 olduğunu, penu luzumsuz yere uyandirduğunu cörüyrum... niye
sordun punu paa? Ha sana neyi costerur?",
Birol cevaplar:
-"Ulan hıyar, çadırımızı çalmışlar..."