6183 SAYILI AMME ALACAKLARININ TAHSIL USUL� HAKKINDA KANUN

Document Sample
6183 SAYILI AMME ALACAKLARININ TAHSIL USUL� HAKKINDA KANUN Powered By Docstoc
					  6183 SAYILI AMME
ALACAKLARININ TAHSĠL
  USULÜ HAKKINDA
       KANUN
                   KAPSAMI
    Devlete,
   İl Özel İdarelerine,
   Belediyelere,
    ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve
    takiplerine ait muhakeme masrafları, vergi
    cezası, para cezası gibi asli, gecikme
    zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları ile
    aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız
    iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme
    hizmetleri tatbikatından mütevellit olan
    diğer alacakları ile bunların takip
    masrafları.
                   KAPSAMI
    Buna göre 6183 sayılı Kanunun 1 ve 2.
    maddelerinde;
   Kamu alacağının Devlete, il özel idarelerine
    ve belediyelere ait olması,
   Kamu alacağının asli, fer’i kamu alacakları
    ve kamu hizmetleri uygulamasından
    kaynaklanacağı,
   Söz konusu kamu alacaklarının takip
    masrafları açısından da 6183 sayılı Kanun
    gereğince işlem yapılacağı,
    hüküm altına alınmıştır.
                  KAPSAMI
   Ancak kamu alacakları ile ilgili olarak Türk
    Ceza Kanunu’nun para cezalarının tahsil
    şekli ve hapse tahvili hakkındaki hükümleri
    saklı olup (6183 Md.1/2), çeşitli
    Kanunlarda Tahsili Emval Kanununa göre
    tahsil edileceği belirtilmiş olan her türlü
    alacaklar açısından da 6183 sayılı Kanun
    hükümleri uygulanacaktır.
                 KAPSAMI
   Kanunun 1. maddesinde devlet, il özel
    idareleri ve belediye gelirlerinin kapsamda
    dahil olduğu belirtildiğinden köy
    gelirlerinin 6183 sayılı Kanun kapsamında
    tahsili mümkün değildir. Bu mahiyetteki
    alacaklar, 442 sayılı Köy Kanunu’na göre
    tahsil edilir.
      ASLĠ VE FER’Ġ AMME ALACAKLARI
   Asli kamu alacakları; vergi, resim, harç, ceza tahkik
    ve takiplerine ait muhakeme giderleri ve para
    cezalarından oluşmaktadır.
   Fer’i kamu alacakları; kamu alacağının aslının
    vadesinde ödenmemesinden doğan alacaklardır;
    Bunların kapsamına;
    - 6183 sayılı Kanunun 51. maddesindeki gecikme
    zammı,
    - 6183 sayılı Kanunun 58. maddesindeki haksız çıkma
    zammı,
    - V.U.K.’nun 371. maddesindeki pişmanlık zammı,
    - V.U.K.’nun 112/3. maddesinde uyarınca dava
                    KAPSAMI
   Kamu Hizmeti Kavramı: Kamu idare ve
    müesseselerinin kamu hukukuna has usuller
    dairesinde ve bu hukuktan kaynaklanan yetki
    ve ayrıcalıklarla gösterdiği faaliyetler ile
    yaptığı hizmetlerdir. Kamu idarelerinin asli ve
    fer’i amme alacakları kapsamı dışında kalan
    fakat kamu hizmetlerine ait kanunların
    uygulamasından doğan alacakları da 6183
    sayılı Kanun kapsamına dahil bulunmaktadır.
                    KAPSAMI
Ancak kamu idarelerinin kamu hizmetlerinin
uygulamasından doğan alacaklarının 6183 sayılı
Kanun kapsamına dahil olabilmesi için söz konusu
alacakların; akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan
doğmamış olması gerekmektedir. Örneğin; kira
sözleşmeleri, 2490 sayılı Kanuna göre yapılan okul,
lojman sözleşmeleri, ihaleye dayalı birer özel hukuk
sözleşmeleridir. Diğer taraftan bir kimse haksız fiil
veya haksız iktisap nedeniyle devlet malına zarar
vermiş ise veya devlet aleyhine zenginleşmiş ise
bundan doğan alacak kamu alacağı niteliğinde
olmayacaktır. Nitekim İ.İ.K.’nun 47.maddesinde
devletin bir akitten veya haksız bir fiilden doğan
alacakları hakkında İ.İ.K. Hükümlerinin uygulanacağı
hüküm altına alınmıştır.
                   KAPSAMI

   Haksız Fiil, bir kişinin başkasına kusurlu
    olarak, haksız yani hukuka aykırı fiili ile
    zarar vermesidir.
   Haksız Ġktisap; bir kişinin mamelekinde
    haklı bir sebep olmaksızın diğer kişinin
    mameleki aleyhine olan çoğalmadır.
                  KAPSAMI
   Asli ve fer’i amme alacakları ile kamu
    hizmetleri uygulamasından doğan
    alacakların cebren tahsili sırasında yapılan
    zor kullanma, ilan, haciz, taşıma,
    muhafaza, satış vb. giderler takip
    giderlerini oluştururlar ve 6183 sayılı
    Kanuna göre takip ve tahsil edilirler.
6183 sayılı Kanun 3 kısımdan
oluşmaktadır. Kanunun 1. kısmında;
kapsam, terimler, görevliler ve yetkililer
belirtilmiş, amme alacaklarının korunması,
ödeme, tehir, tecil ve gecikme zammı ile
ilgili hükümlere yer verilmiştir. 2. kısmında,
amme alacağının cebren tahsil ve takip
esasları, menkul ve gayrimenkul malların
haczi ve satışı ile ilgili hükümlere ve iflas
yoluyla takip hükümlerine, 3.kısmında ise
zamanaşımı, terkin, yasaklar ve cezalara
yer verilmiştir.
                 TARAFLAR
Kamu alacağının tarafları; kamu borçlusu ve kamu
  alacaklısıdır.
- Kamu Borçlusu: Kamu alacağını ödemek
  mecburiyetinde olan gerçek ve tüzel kişiler,
  bunların kanuni temsilci veya mirasçıları, vergi
  mükellefleri, vergi sorumluları, kefil ve yabancı
  şahıs ve kurumların temsilcileridir.
- Kamu Alacaklısı: Devlet, il özel idareleri ve
  belediyelerdir. Tahsil işlemleri, tahsil dairesi
  tarafından yürütülür. Tahsil dairesi; alacaklı
  Kamu idarelerinin 6183 sayılı Kanunu
  uygulamakla görevli dairesi, servisi, memuru ya
  da memurlarıdır.
   Kamu alacaklısı, kamu alacağının takibini,
    mahalli tahsil dairelerine yaptırır. Fakat
    borçlu veya malları başka mahalde ise tahsil
    dairesi, borçlunun veya mallarının bulunduğu
    mahalde yapılacak takipleri, o mahaldeki
    tahsil dairelerine yaptırır. Ancak takibi
    yapacak olan bu tahsil dairesinin aynı kamu
    idaresine ait tahsil dairesi olması
    gerekmektedir. Örneğin bir ilin belediye
    tahsil dairesi, kamu borçlusunun ya da
    mallarının başka bir ilde bulunması
    durumunda bu ilin belediye tahsil dairesine
    kamu alacağını takip ettirebilir. Ancak il özel
    idare tahsil dairesine ya da maliye tahsil
    dairesine kamu alacağını tahsil ettiremez.
   6183 sayılı Kanun, idareye tek taraflı icrai
    karar almak ve re’sen hareket etme yetkisi
    vermektedir. Şöyle ki; tek taraflı icrai karar
    alındığında, bu karar uygulanacağı kişinin
    rızasına bakılmaksızın yürütülmesi zorunlu
    hale gelir. Te’sen hareket yetkisi ise,
    idarenin kendisi tarafından, hiçbir aracı
    organ ya da gücün yardımına ihtiyaç
    olmaksızın, icrai kararın gereğini yerine
    getirmesi sonucunu yaratır.
 AMME ALACAĞINI
KORUMAYA YÖNELĠK
    ÖNLEMLER
        1. TEMĠNAT ĠSTENMESĠ (Md.9)
   Teminat isteme, alacaklı tahsil dairesinin
    isteği üzerine, kamu borçlusunun
    malvarlığındaki kıymetlerden kendi
    seçtiklerini borcuna karşılık göstererek,
    kamu alacağını güvence altına almaya
    yönelik bir önlemdir. Teminat normal
    olarak kamu borçlusundan istenir. Ancak,
    duruma göre kanuni temsilci, mirasçı,
    ortak veya kefillerden de teminat
    istenebilir.
   6183 sayılı Kanunun 9. maddesinde
    amme alacaklarının korunması
    amacına yönelik olarak hangi
    durumlarda teminat isteneceği, 10.
    maddesinde nelerin teminat olarak
    kabul edileceği, 12. maddesinde de
    teminat hükmünde olan eşyanın neler
    olduğu hüküm altına alınmıştır.
 TEMĠNAT ĠSTENMESĠNĠ GEREKTĠREN
                  HALLER
- V.U.K.’nun 344. maddesi uyarınca
  vergi ziyaı cezası kesilmesini
  gerektiren haller ile aynı Kanunun
  359. maddesinde sayılan kaçakçılık
  suçlarını oluĢturan haller,
- Türkiye’de ikametgahı bulunmayan
  bir kamu borçlusunun durumunun
  kamu alacağının tahsilini tehlikeye
  sokması,
Teminat istenmesi; vergi ziyaı veya
 kaçakçılık hallerinde zorunlu, diğer
 durumda ise ihtiyaridir.
Vergi ziyaı veya kaçakçılık hallerinde
 teminat isteme yetkisi, vergi
 incelemesine yetkili olanlardadır.
 Aksi takdirde, takdir komisyonu
 kararına göre tarh edilen vergi
 üzerinden hesaplanan vergi ziyaı
 cezaları için teminat istenilmesi
 mümkün değildir.
Teminat isteme durumunda kamu
 borçlusuna asgari 15 gün süre
   281 seri numaralı Tahsilat Genel
    Tebliğinde; vergi incelemesine yetkili
    olanlarca yapılan ilk hesaplara göre
    belirtilen miktar üzerinden hem vergi aslını
    hem de kaçakçılık cezasını karşılayacak
    tutarda teminat istenmesi gerektiği
    belirtilmiştir.
   Teminat olarak kabul edilebilecek
    kıymetler; (Md. 10)
   A. Nakdi Unsurlar
-   Para,
-   Bankalar tarafından verilen teminat
    mektupları,
-   Hazine tahvil ve bonoları,
-   Hükümet tarafından belirlenecek milli
    esham ve tahvilat,(en yakın borsa
    cetvellerinde yazılı değerlerinden %15
    eksiği ile)
   B. Ayni Unsurlar
    Teminat olarak kabul edilebilecek ayni
    unsurlar iki ayrı şekilde düzenlenmiştir.
    Bunlar;
-   Borçlu tarafından seçilip alacaklı tahsil
    dairesince teminat olarak kabul edilenler,
-   Borçlunun içlerinden herhangi birisini
    seçmeye gerek olmayan kanuna göre
    teminat hükmünde olan,
     ayni unsurlardır.
Buna göre kamu borçluları veya bunların
lehine üçüncü şahıslar tarafından gösterilen ve
alacaklı kamu idaresince haciz varakalarına
dayanılarak haczedilen menkul ve gayrimenkul
mallar teminat olarak kabul edilebilir.(Md.
10/2)
Diğer taraftan bar, otel, han, pansiyon, çalgılı
yerler, sinemalar, oyun ve dans yerleri,
birahane, meyhane, genelevler içerisinde
bulunan eşya ve malzemeler bu müesseselerin
işletilmesinden doğan kamu borçlarına karşı
teminat hükmündedir. Ancak noterden onaylı
kira akdinde gayrimenkul sahibinin demirbaşı
olarak kaydedilen eşya ve malzeme teminat
   Örneğin; otel işletmesinin gelir veya kurumlar
    vergisi borcuna karşılık olarak içerisinde bulunan
    eşyalar teminat hükmünde iken, emlak vergisi
    ve/veya buna ilişkin ceza açısından teminat olarak
    değerlendirilemezler.
   Bu yerlerdeki mallar üzerindeki istihkak iddiaları
    alacaklı amme idaresinin teminat hakkını ortadan
    kaldırmaz. Ancak Medeni Kanunun 688.
    maddesinde yer alan mülkiyeti muhafaza koşulu ile
    yapılan satışlar, Borçlar Kanunu’nun 222.
    maddesine göre gerçekleşen taksitli satışlar
    kapsamındaki istihkak iddialarının alacaklı amme
    idaresi tarafından dikkate alınması zorunludur.
   C. ġahsi Kefalet
    Teminat olarak gösterilecek malı
    bulunmayanlar, muteber bir şahsı,
    müşterek kefil ve müteselsil borçlu olarak
    gösterebilirler. (Md. 11)
    Şahsi kefalet, belirlenecek koşullara uygun
    olarak noterden onaylı bir mukavele ile
    tesis olunur.
    Alacaklı tahsil dairesi, şahsi kefaleti ve
    gösterilen kişiyi kabul edip etmemekte
    serbesttir. Kefil olarak gösterilen kişinin
    muteber bir kişi olup olmadığı konusunda
    da tahsil dairesinin takdiri söz konusudur.
   Şahsi kefalet ancak müteselsil kefil ve
    müşterek borçlu olarak gösterilmesi
    gerekmektedir. Aksi takdirde adi kefaletin
    kabulü mümkün değildir. Adi kefalette,
    alacaklının öncelikle borçluya başvurması
    gerekir. Alacağını kefilden isteyebilmesi için
    borçlunun kefalet akdinden sonra iflas etmiş
    olması, takibin sonuçsuz kalması ya da borçlu
    aleyhine Türkiye’de takibin olanaksız hale
    gelmesi gerekir. Oysa müteselsil kefalet ve
    müşterek müteselsil borçlulukta alacaklı asıl
    borçluya başvurmadan kefil aleyhine takibata
    geçebilir.
   Amme borçlusu tarafından gösterilen
    teminatın sonradan kısmen ya da
    tamamen değerini kaybetmesi ya da borç
    miktarının artması halinde alacaklı tahsil
    dairesi teminatın tamamlanmasını veya
    yerine başka bir teminat gösterilmesini
    isteyebilir. (Örneğin teminat olarak
    teminat mektubu verilmesi ve mektubu
    veren bankanın tasfiyeye girmesi durumu)
   Diğer taraftan kamu borçlusu verdiği
    teminatı kısmen veya tamamen aynı
    değerde başka teminatlar ile değiştirebilir.
    TEMĠNAT GÖSTERĠLMESĠNĠN SONUÇLARI
-   Gösterilen teminat ödeme süresi içinde
    ödenmeyen amme borçlarına karşılık
    olarak paraya çevrilir ya da teminat olarak
    gösterilen şahsi kefilin takibine başlanır.
-   Ödeme süresi içinde ödenmeyen teminatlı
    alacakların tahsilinde 56. madde de yer
    alan özel takip usulü uygulanır.
-   Ödeme emrine karşı dava açılması
    durumunda (teminat gösterilmiş olması
    kaydıyla) takip işlemleri mahkeme kararına
    kadar durdurulur.
    TEMĠNAT GÖSTERĠLMESĠNĠN SONUÇLARI
-   Vergiden borcu olanlardan teminat gösterenlerin
    yurt dışına çıkmalarına izin verilir.
-   Kamu alacağının teminata bağlanması, tahsil
    zamanaşımını keser.
-   Kamu borçlusu, kamun alacağının teminata
    bağlanması halinde tecil hükümlerinden
    yararlanabilir. (Md. 48)
-   Sermayesi paylara bölünmeyen ortaklığın
    herhangi bir ortağının kamu borcuna karşılık,
    ortak veya ortaklık tarafından teminat
    gösterilmesi, ortaklığı fesholmaktan kurtarır.
    (Md. 34)
    TEMĠNAT ĠSTENMESĠNĠN SONUÇLARI

Kamu borçlusundan teminat istenmesini
 gerektiren durumların varlığı, aynı
 zamanda ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk
 uygulamalarına yol açar. Bu durumda
 kamu borçlusunun teminat istenen
 alacağının miktarı ile sınırlı olarak ihtiyati
 tahakkuk ve ihtiyati haciz uygulamaları söz
 konusu olacaktır.
ĠHTĠYATĠ HACĠZ
 UYGULAMASI
   Ġhtiyati Haciz; İleride tahakkuk
    edecek olan veya henüz ödeme
    vadesi gelmemiş bulunan ya da
    vadesi geçtiği halde ödeme emri
    tebliğ edilmemiş bulunan amme
    alacağının tahsil güvenliğini sağlamak
    üzere yapılan bir haciz şeklidir.(Md.
    13)
 Ġhtiyati Haciz Uygulamasına Yol Açan Haller
1. Teminat istenmesini gerektiren
    haller,(Md.13/1)
2. Borçlunun belli bir ikametgahının
    bulunmaması,(Md.13/2)
3. Borçlunun kaçmış olması veya kaçması,
    mallarını kaçırması ve hileli yollara sapma
    ihtimalinin bulunması,(Md.13/3)
4. Borçludan teminat göstermesi istenildiği
    halde belli sürede teminat veya kefil
    göstermemiş olması ya da şahsi kefalet
    teklifinin veya gösterdiği kefilin kabul
    edilmemiş olması,(Md.13/4)
5. Mal bildirimine çağrılan borçlunun belli
  süre içinde (7 gün) mal bildiriminde
  bulunmamış veya noksan bildirimde
  bulunmuş olması, (Md.13/5) (Burada
  ihtiyati hacze konu olacak borç, ödeme
  emrine konu olmayan borçtur)
6. Para cezasını gerektiren fiil dolayısıyla
  kamu davası açılması, (Md.13/6)
7. 6183 sayılı Kanunun 27, 29 ve 30.
  maddeleri uyarınca iptali istenen
  hükümsüz tasarrufların varlığı,(Md.13/7)
      ĠHTĠYATĠ HACZĠN KALDIRILACAĞI DURUMLAR

-   İhtiyati hacze karşı açılan davada ihtiyati
    haczin kaldırılmasına karar verilmesi,
-   Teminat gösterilmesi,
-   İhtiyati haciz nedeninin ortadan kalkması,
-   Borcun ödenmesi
    Diğer taraftan ihtiyati haciz kalkana kadar
    veya kesin hacze dönüşene kadar, ihtiyati
    haciz uygulaması devam edecektir.
   İhtiyati Haciz uygulama yetkisi; ihtiyati haczi
    uygulayacak olan kamu idaresinin mahalli en
    büyük memuru olup, ilde vali, ilçede ise
    kaymakamdır. İmza yetkisi devredilemez.
   İhtiyati haczin uygulanabilmesi için öncelikle
    ihtiyati haciz kararının alınması daha sonra
    ihtiyati haciz varakasının düzenlenmesi
    gerekmektedir. Diğer taraftan tahakkuk
    etmemiş kamu alacakları ile ilgili olarak önce
    Defterdarlıktan ihtiyati tahakkuk kararı
    alınması gerekmektedir. İhtiyati haciz
    varakaları da ilde vali, ilçede kaymakam
    tarafından imzalanacak olmakla birlikte bu
    yetkinin devri mümkündür.(GT 327)
   Ġhtiyati Haciz Uygulama ġekli; İhtiyati
    haciz, normal haczin tabi olduğu
    düzenlemelere göre yapılacaktır. Buna göre
    borçlunun; mal bildiriminde gösterdiği veya
    tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya
    üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile
    gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından
    kamu alacağına yetecek miktarı tahsil
    dairesince haczolunacaktır.
   İhtiyaten haczolunan mallar, istenildiği zaman
    para veya ayın olarak verilmek ve bu hususu
    temin için malların değerleri depo edilmek
    veya tahsil dairesinin bulunduğu mahalde
    ikametgah sahibi bir kişinin müteselsil kefil
    gösterilmesi koşulu ile borçluya
    bırakılabilecektir. (Md. 14)
   Diğer taraftan mal üçüncü şahısların elinde
    iken haczolunmuşsa, bu mal taahhüt senedi
    alınmak suretiyle üçüncü kişide bırakılabilir.
    (Md.14)
   Haklarında ihtiyati haciz uygulananlar, haciz
    uygulanması, gıyapta yapılan hacizlerde
    haczin tebliği tarihinden itibaren 7 gün
    içinde “usul ve neden” unsurları
    çerçevesinde alacaklı tahsil dairesinin
    bulunduğu yerdeki vergi mahkemesinde
    dava açabilirler.(Md.15)
    (İ.Y.U.K. 37. maddesinde 6183 sayılı Kanun
    uygulamasından doğan uyuşmazlıklarda,
    ödeme emrini düzenleyen dairenin
    bulunduğu yerdeki vergi mahkemesinin
    yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.)
   Kamu borçlusu, 10.maddede sayılan
    teminatlardan (menkul mallar haricinde)
    herhangi birisini (kamu alacağını
    karşılayacak değerde olması şartıyla)
    teminat olarak gösterdiği takdirde, ihtiyati
    haciz, haczi koyan tahsil dairesi tarafından
    kaldırılacaktır. Ancak şahsi kefalet
    gösterilmesi ihtiyati haczi kaldırmaz.
    ĠHTĠYATĠ HACĠZ KONUSU KAMU ALACAKLARININ TAKĠP USULÜ



   İhtiyati hacze konu kamu alacakları,
    teminatsız alacaklar gibi değerlendirilir.
    Ödeme vadesi geldiği halde ödeme
    yapılmazsa, ödeme emri çıkarılır yine
    ödeme yapılmazsa ya da dava yoluna
    gidilmezse ya da 7 günlük dava açma
    süresi sona ererse ihtiyati haciz kesin
    hacze çevrilir.
         Ġhtiyati Haczin Sonuçları
-   İhtiyati haciz uygulanan mallar üzerindeki
    borçlunun zilyetliği ve tasarruf hakkı sona
    erer.
-   Henüz tahakkuk etmemiş borçları ihtiyati
    tahakkuka konu edilir.
ĠHTĠYATĠ TAHAKKUK
   UYGULAMASI
   İhtiyati Tahakkuk Uygulaması; ileride
    tahakkuk edecek olan kamu alacağının
    belirli şartların mevcut olması durumunda
    daha önceden korunmasını sağlayan bir
    uygulamadır. İhtiyati tahakkuk uygulaması
    sonucu, kesin bir borç ortaya çıkmaz, bu
    uygulamanın işlerliği ve etkinliği, ihtiyati
    hacizle birlikte uygulanmakta olmasıyla
    gerçekleşir.
   İhtiyati tahakkuk; gelir vergisi, kurumlar
    vergisi, gider vergileri, damga vergisi,
    veraset ve intikal vergisi ve bu vergilere ait
    zam ve cezalar için uygulanabilir.(GT 359)
    Bunların dışında kalan amme alacakları için
    ihtiyati tahakkuk uygulanması söz konusu
    değildir.
   İhtiyati tahakkukun düzenlendiği 17.
    maddede, ihtiyati tahakkuk
    uygulaması için herhangi bir süre
    belirtilmemiştir. Dolayısıyla anılan
    madde de yer alan şartların mevcut
    olması durumunda, ihtiyati tahakkuk
    derhal uygulanır ve kamu alacağının
    özel kanuna göre tahakkukuna kadar
    devam eder.
    Ġhtiyati Tahakkuka Yol Açan Nedenler
 1. İhtiyati haciz uygulanmasına yol açan
  nedenlerden;
- Teminat istenmesini gerektiren hallerin
  varlığı,
- Borçlunun belli ikametgahının olmaması,
- Borçlunun kaçmış olması veya kaçması,
  mallarını kaçırması ve hileli yollara
  başvurması ihtimalinin olması,
- Mal bildirimine çağrılan borçlunun belli süre
  içinde mal bildiriminde bulunmamış veya
  noksan bildirimde bulunmuş olması,
     Ġhtiyati Tahakkuka Yol Açan Nedenler
   2. Kamu alacağının tahsiline engel
    olunması durumunda mükellef hakkında
    takibata girişilmiş olması,

   3. Bir teşebbüsün muvazaalı olması ve
    gerçekte başkasına ait olduğu hakkında
    delillerin bulunmuş olması,
   İhtiyati tahakkuk, vergi dairesi müdürünün
    yazılı isteği üzerine defterdarın ihtiyati
    tahakkuk uygulamasına ilişkin yazılı emri
    üzerine uygulanır.
   Haklarında ihtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati
    haciz uygulananlar, ihtiyati tahakkukun
    nedenleri ve miktarına karşı, ihtiyati haczin
    uygulanması, gıyapta yapılan hacizlerde
    haczin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde
    alacaklı tahsil dairesine ait vergi davası
    işlerine bakan vergi mahkemesinde dava
    açabilir.
   İhtiyati tahakkuk; beyannameye dayalı
    tarhiyatta düzeltilmesi ve kamu alacağının
    ilgili olduğu kanuna göre yapılan tarhiyata
    karşı dava açılması halinde düzeltilmesi
    olmak üzere iki şekilde düzeltilir.
   İhtiyati tahakkuk, beyanname verme
    süresi gelmemiş bir kamu alacağı için
    yapılmış olduğu takdirde, süresi geldiğinde
    mükellef tarafından beyanname verilir ise
    bu beyannameye göre yapılacak kesin
    tahakkuka göre düzeltilecektir. Ancak bu
    düzeltmenin yapılması için beyannamenin
    incelenerek kabul edilmiş olması
    gerekmektedir.
   Diğer taraftan kamu alacağının ilgili olduğu
    kanuna göre yapılan tarhiyata karşı dava
    açılması halinde ihtiyati tahakkuk yargı
    oranının kesinleşen kararına göre
    düzeltilecektir.
ĠPTAL DAVASI
   Kamu alacaklarının korunması amacıyla
    açılan iptal davası; borçlunun, alacaklıların
    zararına olarak yaptığı bazı tasarruflarını
    hükümsüz hale getirmek amacıyla açılan
    bir davadır.
   İptal davasının açılabilmesi için alacağın
    tahsili amacıyla borçlu nezdinde yapılan
    takibatta sonuç alınamamış olması
    gerekmektedir. Yapılan takip sonunda,
    borçlunun iptal davasına konu olabilecek
    tasarruflarının dışında kalmış malvarlığının
    bulunması veya teminat gösterilmiş olması
    halinde iptal davası açılma gereği ortadan
    kalkar.
   Tahsil daireleri bu durumu, kamu
    borçlusunun haczedilebilecek başka malı
    olmadığını belirten “haciz tutanağı” veya
    “aciz belgesi” ile belgelendirebilir veya
    borçlunun mal bildiriminde bulunmadığını
    delil olarak gösterebilirler.
   İptal davası ile alacaklı malın mülkiyetini
    elde etmez. Borçlunun iptale tabi bir
    tasarrufla elinden çıkardığı mal, bu
    tasarruf sonunda mal sahibi durumunda
    olan şahsın mamelekinde kalmaya devam
    eder. Fakat iptal ile alacaklı o malı sanki
    borçluya aitmiş gibi haczettirmek ve
    paraya çevirmek hakkına sahip olur.
   6183 sayılı Kanunun 24. maddesinde iptal
    davasının umumi mahkemelerde açılacağı
    belirtilmiştir. Bu nedenle iptal davası
    alacak tutarına bağlı olarak sulh hukuk ya
    da asliye hukuk mahkemelerine açılması
    gerekmektedir.
   İptal davası, borçlu ile hukuki işlemlerde
    bulunan veya borçlu tarafından kendilerine
    ödeme yapılan kimselerle, bunların
    mirasçılarına ve kötü niyet sahibi diğer
    üçüncü şahıslara karşı açılır.(Md.25)
   İptal davasının borçlu ile hukuki işlemlerde
    bulunan veya borçlu tarafından kendilerine
    ödeme yapılan kimselerle, bunların
    mirasçılarına karşı açılabilmesi için bu
    sayılan kişilerin kötü niyetli olması şartı
    aranmamaktadır.
   İptal davasının üçüncü şahıslar aleyhine
    açılabilmesi için bu kişilerin kötü niyetli
    olması gerekmektedir. Ayrıca bir malın
    üçüncü şahıslar arasında kötü niyetle ve
    zincirleme temlikinde, bunların her biri
    aleyhine iptal davası açılabilir.
 ĠPTAL DAVASI AÇILABĠLECEK HALLER
Ġptal davası açılmasına yol açan
   nedenler;
1. Hükümsüz sayılan ivazsız
   tasarrufların bulunması,(Md. 28)
2. Hükümsüz sayılan rehinlerin ve
   ödemelerin bulunması,(Md. 29)
3. Kamu alacağının tahsiline imkan
   bırakmamak amacıyla yapılan
   tasarrufların bulunması, (Md.30)
   ĠPTAL DAVASI AÇILABĠLECEK HALLER
   Hükümsüz sayılan tasarrufların
    bulunması; 6183 sayılı Kanunun 28.
    maddesi uyarınca bağışlama sayılan
    tasarruflar şunlardır;
1. Üçüncü dereceye kadar kan hısımlarıyla,
    eşler ve ikinci dereceye kadar sıhri hısımlar
    arasında yapılan ivazlı tasarruflar,
2. Kendi verdiği malın, akdin yapıldığı sıradaki
    değerine göre borçlunun karşılık olarak çok
    aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler,
3. Borçlunun kendisine veya 3.şahıs lehine
    kaydı hayat şartıyla irat ve intifa hakkı tesis
    ettiği akitler,
   Hükümsüz sayılan tasarrufların iptal
    davasına konu edilebilmesi için ödeme
    süresinin başladığı tarihten geriye doğru
    iki yıl içinde veya ödeme süresinin
    başlamasından sonra yapılmış olması
    gereklidir.
   ĠPTAL DAVASI AÇILABĠLECEK HALLER
   Hükümsüz sayılan rehin ve ödemelerin
    bulunması; 6183 sayılı Kanunun
    29.maddesinde;
1. Borçlunun teminat göstermeyi önceden
    taahhüt etmiş olduğu hallerin dışında,
    borçlu tarafından mevcut bir borcu temin
    için yapılan rehinlerin,
2. Borca karşılık para veya mutad ödeme
    vasıtalarından başka şekilde yapılan
    ödemelerin,
3. Vadesi gelmemiş olan bir borç için yapılan
    ödemelerin,
    ĠPTAL DAVASI AÇILABĠLECEK HALLER
   6183 sayılı Kanunun 30. maddesinde,
    borçlunun malı bulunmadığı veya borca
    yetmediği takdirde kamu alacağının bir
    kısmının veya tamamının tahsiline imkan
    bırakmamak amacıyla borçlu tarafından
    yapılan bir taraflı işlemlerle, borçlunun
    maksadını bilen veya bilmesi gereken
    kimselerle yapılan bütün işlemlerin tarihleri
    ne olursa olsun hükümsüz olduğu hüküm
    altına alınmıştır.
    Ġptal Davası Açabilme Süresi
   6183 Md. 26’da iptal davasının, iptale konu
    olan tasarrufların yapıldığı tarihten itibaren
    beş yıl içinde açılabileceği hüküm altına
    alınmış olup söz konusu bu süreyi uzatan
    veya kesen haller bulunmamaktadır.
          Ġptal Davasının Sonuçları
   İptal davasının açılmasını gerektiren hallerin
    varlığı ihtiyati haciz nedenidir. İptali istenen
    işlem ve tasarrufların konusunu teşkil eden
    mallar, bu mallar elden çıkarılmışsa elden
    çıkartanın diğer malları üzerinde ihtiyati haciz
    uygulanarak alacak güvence altına alınır.
   İptal davasının kazanılması halinde alacaklı
    kamu idaresi, davaya konu olan mal üzerinde
    cebri icra yoluyla hakkını almak yetkisini elde
    eder.Yani dava konusu malı haczeder ve
    satar, satıştan elde ettiği bedelden alacağını
    tahsil eder.
          Ġptal Davasının Sonuçları
   Alacaklı kamu idaresinin iptal davasını
    kazanması sonucunda, iptal edilen tasarruf
    ve işlemlerden faydalananlar elde ettiklerini,
    elden çıkarmışlarsa takdir edilecek bedelini
    vermek zorundadırlar. Bu kişiler verdiklerine
    karşılık olarak kamu idaresinden herhangi bir
    talepte bulunamazlar.
   İptal davaları ayni bir dava olmadığından, bu
    davalar kazanıldığı takdirde iptale konu olan
    mal, kamu borçlusunun mülkiyetine geri
    dönmez. Üçüncü şahıs mala sahip olmaya
    devam eder.
     KAMU ALACAĞINI KORUMAYA
    YÖNELĠK DĠĞER DÜZENLEMELER

   Kamu alacağına rüçhaniyet
    tanınması,
   Ortaklığın feshinin istenebilmesi,
   Mahsup,
   YurtdıĢına çıkıĢ yasağı,
        Kamu Alacağına Rüçhaniyet
               Tanınması
   6183 sayılı Kanunun 21. maddesinde,
    üçüncü şahıslar tarafından haczedilen
    malların paraya çevrilmesinden önce o mal
    üzerinde kamu alacağı için de haciz
    konulduğu takdirde, bu alacağın hacze
    iştirak edeceği ve satış bedelinin aralarında
    garameten paylaştırılacağı hüküm altına
    alınmıştır.
   Garameten taksim yapılabilmesi için
     Ģu Ģartların varlığı gerekmektedir;
1. Üçüncü şahıslar tarafından konulmuş
    bulunan bir haciz olmalıdır.
2. Önce konulan hacizden sonra kamu
    alacağı için de haciz konulmuş olmalıdır.
3. Kamu alacağı için konulmuş olan haczin
    malın paraya çevrilmesinden önce
    konulmuş olması gereklidir.
   Kamu alacaklarına rüçhaniyet tanınmamış
    olsa idi; bu alacaklarda sıra cetveline dahil
    edileceklerdi. Doğal olarak kamu alacağına
    sıra gelinceye kadar daha ön sıralardaki
    alacaklar tahsil edilecek, paranın bitmesi
    durumunda amme alacağının tahsil
    edilememesi durumu ortaya çıkacaktı.
   Örnek: Bir borçlunun vergi dairesine
    30.000 YTL borcu bulunmaktadır. (A)
    şahsına olan 10.000 YTL borcu için
    arabasına haciz konulmuş ve araba
    satılmadan vergi dairesi hacze iştirak etmiş
    ise, arabanın satışından 38.000 YTL elde
    edilmiş olması ve 2.000 YTL masraf
    yapılmış olması durumunda, satış bedeli
    nasıl paylaştırılacaktır?
    Satış bedelinden önce masraf düşülür.
    Kalan tutar vergi dairesi ile (A) şahsı
    arasında garameten pay edilir.Bu durumda
    kalan tutar olan (38.000-2.000=) 36.000
    YTL garameten pay edilir.
   =(36.000x30.000)/40.000
   =27.000 YTL
    Bu durumda vergi dairesinin alacağı pay
    27.000 TL olacaktır.
   Kamu alacaklarının rüçhaniyeti
    düzenlenirken rehinli alacaklar
    korunmuştur. Başka bir deyişle rehinli
    alacaklıların hakları saklı tutulmuştur.
    Ancak, gümrük vergisi, bina ve arazi
    vergisi gibi eşya ve gayrimenkulun
    aynından doğan kamu alacakları, o eşya
    veya gayrimenkul bedelinden tahsilinde
    rehinli alacaklardan önce gelmektedir.
Borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin
 resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde,
 kamu alacakları hakkında İ.İ.K.’nın 206.
 maddesine göre işlem yapılacaktır. Buna
 göre amme alacağı imtiyazsız adi
 alacaklardan önce gelmek üzere sıraya
 dahil olacaktır.
     Ortaklığın Feshinin Ġstenebilmesi
   6183 sayılı Kanunun 34. maddesinde;
    borçluya ait mal bulunmadığı veya kamu
    alacağını karşılamaya yetmediği ya da borçlu
    ya da ortaklık tarafından teminat
    gösterilmediği takdirde, borçlunun sermayesi
    paylara bölünmeyen ortaklıklardaki
    hisselerinden kamu alacağının tahsili için
    ortaklığın feshini istenebileceği, söz konusu
    bu düzenlemenin sermayesi paylara bölünen
    komandit şirketlerin komandite ortaklarının
    borçları için bu şirketler hakkında da
    uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
   Ortaklığın feshinin istenebilmesinin
    Ģartları;
    1. Borçlu ya sermayesi paylara bölünmeyen
    bir ortaklıkta hisse sahibi olmalı veya
    sermayesi paylara bölünmüş komandit
    şirketin komandite ortağı olmalı,
    2. Tahakkuk etmiş bir kamu alacağı olmalı,
    3. Borçluya ait mal bulunmamış olmalı veya
    kamu alacağını karşılamaya yetmemiş olmalı,
    4. Borçlu veya ortaklık tarafından teminat
    gösterilmemiş,
    olmalıdır.
                 MAHSUP

   6183 sayılı Kanunun 23. maddesinde,
    tahsil edilip de kanuni nedenlerle reddi
    gereken kamu alacaklarının, mükelleflerin
    reddiyatı yapacak olan kamu idaresine
    olan muaccel borçlarına mahsup edilmek
    yoluyla reddolunacağı hüküm altına
    alınmıştır.
        YURT DIġINA ÇIKIġ YASAĞI

   5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 22.
    maddesinde; vergiden borçlu olduğu
    pasaport vermeye yetkili olan makamlara
    bildirilenlere, pasaport veya seyahat vesikası
    verilmeyeceği, verilmişse geri alınacağı, bu
    kişilerin yurt dışına çıkışlarının engelleneceği
    hüküm altına alınmıştır.
   Yurt DıĢına ÇıkıĢ Yasağı Uygulamasının
    ġartları;
    1. KesinleĢmiĢ bir kamu alacağı
    olmalıdır; (GT 395) 6183 sayılı Kanunun 1
    ve 2. maddelerinde belirtilen kamu alacakları
    için uygulanabilir. Yurt dışı çıkış yasağının
    uygulanmasına neden olacak kamu alacakları,
    kesinleştiği halde ödenmemiş olan ve varsa
    ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk
    uygulamasına konu olan alacakların
    toplamıdır. Aksi takdirde tarhiyat aşamasında
    olan ya da dava konusu edilmiş ve bu
    nedenle henüz kesinleşmemiş olan kamu
Ayrıca tecil edilmiş veya teminat altına
alınmış ya da haciz yolu ile tahsili garanti
altına alınmış olan kamu alacakları içinde
uygulanmayacağı gibi aciz halinde
oldukları tespit edilenler hakkında da
uygulanmayacaktır. (GT 395)
 2. Kamu alacağının tutarı 25.000
YTL’yi geçmelidir.
Yurt DıĢına ÇıkıĢ Yasağının Kaldırılması
a. Kesin Olarak Kaldırılması: Yasağın
    uygulanmasına neden olan borcun ödenmesi,
    terkini, teminata bağlanması veya zamanaşımına
    uğraması,
b. Geçici Olarak Kaldırılması: Kamu borçlularının
    tedavi veya iş amaçlı olarak yurt dışına
    çıkabilmelerine vergi dairesi başkan veya müdürü
    tarafından izin verilebilir. Ancak bunun için
    borçlunun öteden beri borç ödeme konusunda iyi
    niyetli olduğu ve borç ödeme veya tedavi
    olanağını yitirebileceği kanaatine varılmış olması
    gerekmektedir. Ayrıca yasağın geçici olarak
    kaldırılmasının kamu alacağının takip ve tahsilini
         KANUNĠ TEMSĠLCĠLERĠN SORUMLULUĞU
   Kanuni temsilcilerin kamu alacaklarından
    sorumluluğu, vergiler açısından V.U.K.’nda,
    diğer kamu alacakları açısından ise 6183
    sayılı Kanunda düzenlenmiĢtir.
   Kanuni temsilcilerin ödevlerini yerine
    getirmemeleri yüzünden, tüzel kiĢilerle
    küçüklerin ve kısıtlıların, vakıf ve cemaatler
    gibi tüzel kiĢiliği olmayan teĢekküllerin mal
    varlıklarından tamamen veya kısmen
    alınamayan vergi ve buna bağlı kamu
    alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kiĢiliği
    olmayan teĢekkülleri idare edenlerin Ģahsi
    varlıklarından alınır. (V.U.K. Md. 10/2, 6183
    Mük.Md.35/1)
   Tüzel kişilerin tasfiyeye girmiş veya tasfiye
    edilmiş olması, kanuni temsilcilerin
    tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara
    ait sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
   Kanuni temsilcilerin sorumluluğundan söz
    edebilmek için; amme alacağının
    mükelleflerin malvarlığından tamamen ya
    da kısmen alınamamış ya da
    alınamayacağının anlaşılmış olması
    gerekmektedir.
   Mirası reddetmemiş mirasçıların
    sorumluluğu, mirastan düşecek miktar ile
    sınırlıdır.(Md.7) (Ölüm ile vergi cezaları
    düştüğünden mirasçıların vergi cezalarından
    dolayı sorumluluğu söz konusu değildir.)
   Tasfiye memurları ya da tasfiyeyi yürütenler,
    kamu idarelerinin her türlü alacaklarını
    ödemeden veya ödemek üzere ayırmadan
    önce tasfiye sonucunda elde edileni
    dağıtamayacakları gibi bunlar üzerinde
    herhangi bir tasarrufta bulunmaları da
    mümkün değildir. Aksi takdirde tahakkuk
    etmiş ve edecek amme alacaklarından
    sorumlu olurlar. (6183 Md. 33)
   Kamu alacağını borçlusundan kesip tahsil
    dairesine ödemek zorunda olan gerçek ve tüzel
    kişilerin, bu görevlerini zamanında yerine
    getirmemeleri halinde ödenmeyen alacakla ilgili
    olarak sorumlulukları söz konusudur. (6183
    md.22)
   Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı
    bulunmayan kamu alacaklarından sermaye
    hisseleri oranında sorumludurlar. (6183 Md.35)
6183 sayılı Kanun uygulamasında;
- İki veya daha fazla hükmi şahsın
  birleşmesi halinde yeni kurulan hükmi
  şahıs,
- Devir halinde devir alan hükmi şahıs,

- Bölünme halinde bölünün hükmi şahsın
  varlıklarını devralan kurumlar,
- Şekil değiştirme halinde yeni hükmi şahıs,

  Birleşen, devir alınan, bölünen veya eski
  şekildeki hükmi şahıs ya da şahısların
  yerine geçer.
     Kamu Alacaklarının Ödenmesi
   Kamu alacaklarının özel Kanunlarında
    belirtilen zamanlarda ödenmesi
    gerekmektedir. (Md.37/1)
   Özel Kanunlarında ödeme zamanı
    belirtilmemiş olan kamu alacakları, Maliye
    Bakanlığı’nca belirlenecek usule göre
    yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde
    ödenir.(Md.37/2)
   Kamu alacağının vade günü, ödeme
    süresinin son günü olup, vade tarihinden
    önce ödeme yapılması mümkündür.
   Özel Kanunlarında ödeme yeri
    gösterilmemiş kamu alacakları, borçlunun
    ikametgahının bulunduğu yer tahsil
    dairesine ödenir. Ancak özel Kanunlarında
    ödeme yeri gösterilmiş olsun olmasın
    başka belediye sınırları içindeki tahsil
    dairesine ödeme yapılması mümkündür.
    Ancak bunun için tahsil dairesinin aynı
    türden olması şarttır.
            ÖDEME ġEKĠLLERĠ
   Kamu alacaklarının ödenmesinde genel
    kural, alacaklı tahsil dairesinin yetkili ve
    sorumlu memurları tarafından verilecek
    makbuz karşılığı yapılmasıdır.(Md.40/1)
    Makbuz karşılığı yapılmayan ödemeler ile
    yetkili ve sorumlu memurlardan
    başkalarına yapılan ödemeler geçerli
    sayılmaz.
           Özel Ödeme ġekilleri
     Özel ödeme şekilleri şunlardır;
1.   Çizgili çek,
2.   Bankadaki mükellefin hesabından aynı
      bankadaki vergi dairesinin veya Merkez
      Bankasının hesabına aktarma (münakale
      emri),
3.   Vergi dairelerinin veya Merkez Bankasının
      hesabı bulunan bankalara bu daireler
      hesabına,
4.   Banka kartı, kredi kartı ve benzeri kartlar
      ile
   Bankalarca tahsil edilen paraların T.C.
    Merkez Bankasına aktarılma süresi, tahsil
    edildikleri tarihten itibaren en çok 7
    gündür. Bankalarca tahsil edilen paraların
    süresinde T.C. Merkez Bankasına
    aktarılmaması durumunda, söz konusu
    kamu alacağı, tahsilatı yapan bankadan
    gecikme zammı uygulanarak tahsil olunur.
   Ayrıca tahsilatı yapan bankanın şube
    müdürleri, postane ve posta çek merkezi
    müdürleri tahsil edilen paraların
    aktarılmasından sorumludur.
    Sorumlulardan ödemeye konu kamu
    alacağının %10’u oranında ayrıca ceza
    tahsil olunmaktaydı. Ancak Anayasa
    Mahkemesi sorumlulara tatbik edilecek
    ceza uygulamasına ilişkin düzenlemeyi
    iptal etmiştir.
   Kredi kartıyla yapılan ödemelerin,
    iĢlem tarihini takip eden günden
    itibaren azami 20 gün, postaneler
    vasıta kılınmak suretiyle yapılan
    ödemelerin ise azami 10 gün içinde
    ilgili vergi dairesine aktarılması
    gerekmektedir. Bu süreler içinde ilgili
    vergi dairesine aktarım
    gerçekleĢtirilmediği takdirde,
    tahsilatı yapan kuruluĢlardan
    gecikme zammı tahsil edilecektir.
 Özel Ödeme ġekillerinde Ödeme
  Tarihi
Özel ödeme şekillerinde;
- Çizgili çekin, tahsil dairesine veya bankaya
  verildiği gün,
- Paranın bankaya yatırıldığı gün,
- Aktarma emri üzerine paranın tahsil dairesi
  hesabına geçtiği gün,
- Banka kartı, kredi karı ve benzeri kartlar ile
  yapılan ödemelerde işlemin kartla
  yapıldığı,
Tarihte ödenmiş sayılır.
   6183 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesi
    uyarınca 31.12.2007 tarihine kadar
    uygulanmak üzere, özelleştirme kapsamına
    alınan kuruluşlar dahil iktisadi devlet
    teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşları ile
    bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve
    iştirakleri, kamu bankaları, büyükşehir
    belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri ve
    bunlara ait tüzel kişilerin veya bunlara bağlı
    müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz
    kuruluşların ve borcunu ödemede çok zor
    duruma düştüğü inceleme raporu ile tespit
    edilen ve vergi dairelerine bu Kanun
    kapsamına giren borcu bulunan diğer
    mükelleflerin (tüzel kişiliği bulunanların
    ortaklarına ait olanlar dahil);
Devlete ait olan ve bu Kanun kapsamına giren
borçlarına karşılık, mülkiyeti bu idarelere ait ve
üzerinde herhangi bir takyidat bulunmayan
taşınmazlarından genel bütçeye dahil daireler ve
katma bütçeli idarelerce ihtiyaç duyulanlar ile
5084 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilecek
olanlar, takdir edilecek değeri üzerinden, Maliye
Bakanlığınca satın alınabilir.
Bu idarelerin satın alınan taşınmazlarının tapu
işlemlerine esas olan ve yukarıda belirtilen
şekilde tespit edilen değerine eşit tutarda
Devlete ait olan ve bu Kanun kapsamına giren
borçları terkin edilir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin esas ve
usuller 433 seri numaralı Genel Tebliğde yer
almaktadır.
Kamu Alacağının Ödenmesinde Mahsup Sırası
 1. Rızaen Yapılan Ödemelerde;
Kamu alacağına karşılık rızaen yapılan
  ödemeler sırasıyla;
- Ödeme süresi başlamış henüz vadesi
  geçmemiş,
- İçinde bulunulan takvim yılı sonunda
  zamanaşımına uğrayacak,
- Aynı tarihte zamanaşımına uğrayacak
  alacaklarda her birine orantılı olarak,
- Vadesi önce gelen ve teminatsız veya az
  teminatlı olana,
Mahsup edilir.
 Rızaen yapılan ödemelere iliĢkin
  esaslar;
- Mahsup işleminde her bir alacak aslının
  fer’ileri ile birlikte tahsil edilmesi
  gerekmektedir. Ancak mahsup edilecek
  tutarın alacak aslı ve fer’ilerinin tamamını
  karşılamaması halinde mahsup, alacak aslı ve
  fer’ilerine orantılı olarak yapılacaktır.
- Ödeme süresi başlamış, henüz vadesi
  geçmemiş alacağın aynı vadeli birden fazla
  türden olması ve yapılan ödemenin alacağın
  tamamını karşılamaması halinde, ödemenin
  mahsubu borçlunun talebi doğrultusunda
  yapılacaktır. Borçlunun talebi olmaması
- Aynı takvim yılı sonunda zamanaşımına
  uğrayacak birden fazla alacağın mevcut
  olması durumunda yapılan ödeme bu
  alacakların herbirine orantılı olarak
  mahsup edilecektir. Örneğin 31.12.2004
  tarihinde zamanaşımına uğrayacak Gelir
  vergisi için 5, KDV için 15 Milyar TL borcu
  olan mükellef 10 milyar TL ödeme yapması
  durumunda;
(5x10/20=) 2,5 Milyar TL Gelir vergisine,
(15x10/20=) 7,5 Milyar TL KDV’ne,
Mahsup edilecektir.
   Örnek: Bay (A), 20.11.2004 tarihinde, 50
    Milyar TL ödemede bulunmuştur. 40 Milyar
    TL tutarındaki KDV borcunun vade tarihi
    26.11.2004’dür. Ayrıca 31.12.2004
    tarihinde zamanaşımına uğrayacak 20
    Milyar TL tutarında gelir vergisi borcu
    bulunmaktadır. Bu durumda yapılan
    ödeme öncelikle vadesi dolmamış olan
    KDV borcuna mahsup edilecek bakiye
    tutar ise gelir vergisi borcuna mahsup
    edilecektir.
   Yapılmış olan ödemenin zamanaşımına
    uğrayacak alacağa mahsubundan sonra
    geriye para kalması halinde veya
    ödemenin yapıldığı takvim yılı sonunda
    zamanaşımına uğrayacak alacağın
    olmaması halinde yapılmış olan ödeme,
    vadesi önce gelen ve teminatsız olan veya
    az teminatlı olan alacağa mahsup edilir.
1. Cebren Yapılan Tahsilatlarda;
Ödeme süresi geçmiş kamu alacakları için
 cebren tahsil işlemleri, ödeme emri tebliği,
 teminatlı alacaklarda ise borcun ödenmesi için
 bildirimde bulunulması ile başlar. Borçlunun
 belirtilen tebligatlarda verilen 7 günlük süre
 içinde borcunu ödememesi halinde cebri icra
 işlemleri yapılır ve alacak tahsil edilir.
   Cebren tahsil edilen paralar, önce parayı
    tahsil eden dairenin takip giderlerine,
    artarsa alacak aslı ve fer’ilerine mahsup
    edilir. Geriye yine para kalırsa, aynı kamu
    idaresinin takibe iştirak etmiş olan diğer
    alacaklı tahsil dairelerinin takip konusu
    alacak aslı ve fer’ilerine mahsup edilir.
    Ödemenin, alacak aslı ve fer’ilerinin
    tamamını karşılamaması halinde mahsup,
    alacak aslı ve fer’ilerine orantılı olarak
    yapılır.
               TECĠL (MD.48)
   Kamu borcunun vadesinde ödenmesi veya
    haciz uygulanması ya da haczolunmuş
    malların paraya çevrilmesi kamu
    borçlusunu çok zor duruma düşürecekse,
    borçlu tarafından yazı ile istenmiş ve
    teminat gösterilmiş olmak şartıyla alacaklı
    kamu idaresince veya yetkili kılacağı
    makamlarca vergi, resim, harç, ceza tahkik
    ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi
    cezası, para cezası ve gecikme zammı
    alacakları iki yılı, bunların dışındaki kamu
    alacakları ise beş yılı geçmemek üzere tecil
    edilebilir.
   Ancak; Motorlu taşıtlar vergisi, katma değer
    vergisi, geçici vergi, zirai stopajlar, fonlar ve
    damga vergisinin tecil edilmesi mümkün
    değildir. Ayrıca V.U.K.’nun 371. maddesi
    uyarınca pişmanlıkla ödenecek vergiler ile
    anılan Kanunun 376. maddesi uyarınca
    cezada indirim talep edilen alacakların tecil
    edilmesi mümkün değildir.
   Tecil ödemeden önceki her aşamada
    istenebilir. Buna göre vadesi gelmeden
    veya vadesi dolduktan sonra fakat haciz
    uygulanmadan ya da haciz uygulandıktan
    sonra fakat malların paraya çevrilmesinden
    önce tecil istenebilir.
   Tecil yetkisi; Devlete ait olan kamu
    alacaklarında ilgili Bakanlar, il özel
    idarelerine ait olan alacaklarda vali,
    belediyelere ait alacaklarda belediye
    başkanlarındadır. Ancak V.U.K.
    Kapsamındaki alacaklar için yetki vergi
    dairesi müdürlükleri ile defterdarlıklara
    kısmen devredilmektedir.
              TECĠL SÜRESĠ
   Vergi, resim, harç, ceza tahkik ve
    takiplerine ait muhakeme masrafları, vergi
    cezası, para cezası ve gecikme zammı
    alacaklarında en çok 2 yıl
   Bunların dışında kalan diğer amme
    alacaklarında en çok 5 yıl
              Tecil Ģartları
 Kamu borcunun tecil edilebilmesi;
- Yazı ile istekte bulunulması,
- Çok zor duruma düşme ihtimalinin
  bulunması,
- Teminat gösterilmesi,
- Faiz ödenmesi,
 Şartlarının varlığına bağlıdır.
 Tecil faizi hesaplanması;
A: Ödenecek taksit miktarı
B: Tecil faizi oranı (Aylık %2,5, Yıllık %30)
C: Borçlunun tecilli sayıldığı tarihten taksit
  ödeme süresine kadar geçen gün sayısı
Faiz tutarı=AxBxC
               36.000
   Ancak Gençlik ve Spor Genel
    Müdürlüğünce tescil edilmiş ve Türkiye’de
    sportif alanda faaliyet gösteren spor
    kulüplerinin, 5228 sayılı Kanunun geçici 6.
    maddesinden yararlanmak üzere yapmış
    oldukları müracaatlara istinaden tecil
    edilen borçlarına, uygulanmakta olan
    oranın 1/6’sı olan %5 oranında tecil faizi
    hesaplanacaktır.
   Mükellef, borcun vadesinden önce tecil için
    başvurmuş ise tecil faizi vade tarihinden
    itibaren uygulanır.
   Mükellef tarihinden itibaren tecilli sayılır
    borcun vadesinden sonra tecil talebinde
    bulunmuş ise talep ve vadeden talep
    tarihine kadar gecikme zammı hesaplanır.
    Hesaplanan gecikme zammı da tecil
    edilerek kamu alacağına dahil edilir.
           Tecil Talebinin Reddi
   Tecil talebinin reddedilmesi halinde
    borçluya bu red kararı tebliğ edilir ve
    borçlarını ödemesi için tebliğ tarihinden
    itibaren 30 güne kadar süre verilerek, tecil
    faizi alınmak şartıyla borcu verilen süre
    kadar tecil edilir.
        Tecil Ģartlarına uyulmaması
   Tecil şartlarına uyulmaması şu durumlarda
    söz konusu olur;
    - Borç taksitlerinin vadesinde ödenmemesi,
    - Teminat ya da teminat hükmünde olan
    haczedilmiş malların değer kaybetmelerine
    rağmen bunların tamamlanmaması veya
    yerlerine başkalarının gösterilmemesidir.
   Tecilin şartlarına uyulmaması hallerinde
    tecil edilmiş olan kamu alacağı muaccel
    olur, tecil hiç yapılmamış sayılır ve tecil
    edilen borçların normal vade tarihinden
    ödeme tarihine kadar gecikme zammı
    hesaplanır. Bu borçlar için daha önce
    ödenmiş olan tecil faizleri, hesaplanan
    gecikme zammına mahsup edilir. Ancak
    tecil edilen alacağın gecikme zammı
    uygulanamayan bir alacak olması halinde,
    bu alacaklar için ödenmiş olan tecil faizi
    iade veya mahsup edilmez, hazineye irat
    olarak kaydedilir
             GECĠKME ZAMMI
   6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde, kamu
    alacağının ödeme süresi içinde ödenmeyen
    kısmına, vadenin bitim tarihinden itibaren her ay
    için ayrı ayrı gecikme zammı uygulanacağı ve ay
    kesirlerine isabet eden gecikme zammının günlük
    olarak hesap edileceği hüküm altına alınmıştır.
    Gecikme zammı 1 YTL’den az olamaz.
   Gecikme zammı, cezalar dışındaki tüm kamu
    alacaklarına uygulanacaktır. Ancak vergi ziyaı
    cezası için gecikme zammı hesaplanacaktır.
   Vergi tarhiyatına karşı dava açılmış olması
    durumunda, vergi mahkemesi kararına
    kadar vergi tahakkuk etmeyeceğine göre,
    gecikme zammı uygulanması süz konusu
    olmaz. Ancak ödeme emrine karşı dava
    açılmış olması durumunda dava konusu
    kamu alacağı için gecikme zammı
    uygulanabilecektir. Çünkü ödeme emrine
    karşı dava açılması tahsilatı durdurmaz.
   Gecikme zammının oranı aylık %3’dür.
    Günlük ise 0,001’dir
    Gecikme Zammının Uygulama Süresi
 6183 sayılı Kanunun 52. maddesi uyarınca
  gecikme zammı;
- Kamu alacağının tecil edilmesi durumunda,
  tecilin yapıldığı,
- İflas halinde iflasın açıldığı,
- Aciz halinde bu durumun sabit olduğu
  güne kadar uygulanabilecektir.
    Köylerde Gecikme Zammı Uygulaması
   6183 sayılı Kanunun 53. maddesinde; Maliye
    Bakanlığı’nca belirlenen ve ilan edilen vergiler hariç
    olmak üzere belediye sınırları dışındaki köylerde
    tahsildarlar tarafından tahsil olunan kamu
    alacaklarının ödeme süresi içinde ödenmediği
    takdirde bunlar için sadece %10 oranında gecikme
    zammının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
    Ancak ödeme süresi geçmiş olmasına rağmen
    tahsildarın gidemediği köylerde bu zam tahsildarın
    ilk uğradığı zaman içinde ödenmemesi durumunda
    uygulanır.
   378 No’lu Tebliğ uyarınca; gelir, kurumlar, katma
    değer ve motorlu taşıtlar vergileri bu uygulamanın
    dışında tutulmuştur.
KAMU ALACAĞININ CEBRĠ
 ĠCRA YOLUYLA TAHSĠLĠ
        Cebri Ġcra AĢamasının BaĢlangıcı
            (Ödeme Emrinin Tebliği)
   Vadesinde ödenmeyen kamu alacağının cebri icra
    yoluyla tahsil edilebilmesi için kamu borçlusuna
    ödeme emrinin tebliğ edilmiş olması gerekmektedir.
   6183 sayılı Kanun’un 55. maddesinde; kamu
    alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde
    borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde
    bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ
    edileceği hüküm altına alınmıştır.
   Teminatlı alacaklarda ödeme emrinin tebliği yerine
    ödemeye davet yazısı gönderilir. Amme borçlusu 7
    gün içinde ödeme yapmazsa, teminat paraya
    çevrilerek amme alacağı tahsil edilir.
 Ödeme emrinin tebliğinde genel kural
  posta yoluyla tebliğ olmakla birlikte şu
  durumlarda ilanen tebliğ yapılır;
- Muhatabın adresinin bilinmemesi,
- Muhatabın bilinen adresinin yanlış veya
  değişmiş olması,
- Posta yoluyla tebliğ yapılmasına imkan
  bulunmaması,
- Yabancı memlekette bulunanlara tebliğ
  yapılmasına imkan bulunmaması.
   Köylerde bulunan borçlulara ödeme
    emirleri muhtarlıkça tebliğ edilir. Muhtarlık
    15 gün içinde ödeme emrini tebliğ
    edemediği takdirde, ödeme emirleri tebliğ
    edilmemiş olan borçluların isimlerini
    “ödeme cetveline” alarak, borçlular,
    borçlarını ödemeye ve mal bildiriminde
    bulunmaya çağrılırlar.
    Ödeme cetveli köy ihtiyar kurulunun
    kapısına ve köyde herkesin görebileceği bir
    yere 10 gün süreyle asılarak tebliğ edilir.
    Cebren tahsil ve takip, ödeme emrinin
    tebliği tarihinde veya ödeme cetvelinin
    indirilmesi tarihinde başlamış olur.
          Ödeme Emrine Ġtiraz
 Kamu borçluları, kendilerine tebliğ edilen
  ödeme emrine karşı;
- Böyle bir borcun olmadığı,
- Borcun kısmen ödendiği,
- Borcun zamanaşımına uğradığı,
Nedenleriyle, ödeme emrinin tebliğ edildiği
  tarihten itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil
  dairesine ait vergi davalarına bakan vergi
  mahkemesinde dava açabilirler.
   Ödeme emrine karşı dava açan borçlu, teminat
    gösterdiği takdirde takip muamelesi, dava konusu
    borç miktarı için vergi mahkemesinin kararına kadar
    durur.(Md.58/3)
   Kamu borçlusu ödeme emrine karşı açtığı davada,
    borcun tamamına itiraz etmişse, mal bildiriminde
    bulunması gerekmez. Ancak borcun bir kısmı için
    dava açmış ise ödeme emrinin tebliği tarihinden
    itibaren 7 gün içinde mal bildiriminde bulunmak
    zorundadır. (Md.58/8)
   İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan kamu
    borçlusundan, hakkındaki itirazı reddolunduğu
    tutardaki kamu alacağı %10 oranında zamla tahsil
    edilir.(Md.58/5) Ayrıca itirazı reddolunan amme
    borçlusu, red kararının kendisine tabliğinden
    itibaren 7 gün içinde mal bildiriminde bulunmak
               MAL BĠLDĠRĠMĠ
   Mal bildirimi, borçlunun gerek kendisinde
    gerekse üçüncü şahıslar elinde bulunan
    mal, alacak ve haklardan borcuna yetecek
    miktarını yazı veya sözle tahsil dairesine
    bildirmesi anlamına gelir.
   Kendisine ödeme emri tebliğ edilen amme
    borçlusu, 7 gün içinde borcunu ödemediği
    ve mal bildiriminde bulunmadığı takdirde
    mal bildiriminde bulununcaya kadar bir
    defaya mahsus olmak ve 3 ayı geçmemek
    üzere hapisle tazyik olur.
   Mal bildiriminde malı olmadığını gösteren
    veya borcuna yetecek kadar mal
    göstermemiş olan borçlu, sonradan
    edindiği malları ve gelirindeki artmaları,
    edinme ve artma tarihinden başlayarak 15
    gün içinde tahsil dairesine bildirmeye
    mecburdur. (Md. 61) Bu mecburiyete
    uymayanlar 1 aydan 1 yıla kadar hafif
    hapis cezası ile cezalandırılırlar. (Md. 112)
     CEBRĠ TAHSĠL ġEKĠLLERĠ
 6183 sayılı Kanunun 54. maddesinde
  ödeme süresi içinde ödenmeyen kamu
  alacağının tahsil dairesince cebren
  tahsil edileceği belirtilmiĢ ve cebren
  tahsilin;
- Kamu borçlusunu tarafından teminat
  gösterilmiĢ olması durumunda,
  teminatın paraya çevrilmesi veya
  kefilin takibi,
- Kamu borçlusunun borcuna yetecek
  miktarda malının haczedilerek paraya
  çevrilmesi,
- Borçlunun iflasının istenmesi.
1. Teminatın paraya çevrilmesi (Md.56)
   Karşılığında teminat gösterilmiş bulunan
    kamu alacağının vadesinde ödenmediği
    takdirde, borcun 7 gün içinde ödenmesi
    gerektiği, ödenmediği takdirde teminatın
    paraya çevrileceği veya diğer şekillerde
    tahsile devam edileceği borçluya bildirilir.
   Borçlu söz konusu bildirimin tebliğinden
    itibaren 7 gün içinde borcunu ödememesi
    durumunda, göstermiş olduğu teminat
    paraya çevrilerek kamu alacağı tahsil
    edilir.
              2. Haciz Tatbiki
   6183 sayılı Kanunun 62. maddesinde,
    ödeme emrinin tebliğinden sonra 7 gün
    içinde borçlarını ödemeyen borçluların, mal
    bildiriminde gösterdiği veya tahsil
    dairesinin belirlediği borçlu veya üçüncü
    şahıslar elindeki menkul ve gayrimenkul
    mallardan, alacak ve haklarından borcuna
    yetecek kadarına tahsil dairesinin haciz
    uygulayacağı hükme bağlanmıştır.
   Her kamu idaresi, diğer bir kamu idaresi
    tarafından yapılan hacizlere, kamu
    alacağının bu tarihten önce tahakkuk
    etmiş olması şartıyla, haczedilen mallardan
    herhangi biri paraya çevrilinceye kadar
    iştirak edebilir. Hacze iştirak halinde,
    hacizli malın bedelinden ilke önce haczi
    yapan dairenin alacağı tahsil edilir. Geriye
    para artarsa, hacze iştirak tarihi sırası ile
    hacze iştirak eden dairelere ödeme
    yapılır.(Md.69)
   Haczedilen gayrimenkul artırmaya
    çıkarılmadan, borçlu, borcuna yetecek
    menkul mal veya vadesi gelmiş sağlam
    alacak gösterdiği takdirde, gayrimenkul
    üzerinde haciz devam eder fakat, kamu
    alacağının korunmasını sağlamak amacıyla
    gösterilen menkul veya alacak üzerine de
    haciz konur. (Md.62/3) Bu durumda
    haczedilmiş gayrimenkulun idare ve
    işletmesi ile hasılat ve menfaatlerine tahsil
    dairesi müdahale edemez, borçlu hacizli
    gayrimenkul üzerinde tasarrufta
    bulunmaya devam eder.(Md.62/4)
Haciz uygulaması aşamasında borçluların; borçlarını
ödemiş oldukları, borcun zamanaşımına uğramış
olduğu, haczedilemeyecek malların haczedilmiş
olduğu gibi iddialar ile dava açmak istemeleri
mümkündür. 6183 sayılı Kanunda haciz işlemlerine
dava açılması düzenlenmemiş olmakla birlikte 2576
sayılı Kanunun 6. maddesinde 6183 sayılı Kanun
uygulamasına ilişkin davaların vergi mahkemesinde
çözümleneceği, 2577 sayılı Kanunun 28.
maddesinde ise haciz ve ihtiyati haciz uygulamaları
ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında bu
kararlar kesinleştikten sonra işlem tesis edilebileceği
hüküm altına alındığından, haciz uygulamalarına
karşı vergi mahkemesinde dava açılabileceği sonucu
ortaya çıkmaktadır.
                Haciz Usulü
   6183 sayılı Kanunun 64/1. maddesinde,
    haciz işlemlerinin, tahsil dairelerince
    düzenlenen ve alacaklı kamu idaresinin
    mahalli en büyük memuru (illerde vali,
    ilçelerde kaymakam) veya yetkili kıldığı
    memur tarafından tasdik edilen haciz
    varakalarına dayanılarak yapılacağı hüküm
    altına alınmıştır.
   Ancak köylerde ve Köy Kanunu’nun
    uygulandığı bucaklarda; menkul mal haczi,
    haciz varakası üzerine köy ihtiyar
    kurullarınca yapılacaktır.(Md.65/1)
   Haczedilemeyecek mal, alacak ve haklar,
    6183 sayılı Kanunun 70. maddesinde 13
    bent halinde hüküm altına alınmıştır.
   Diğer taraftan 6183 sayılı Kanunun 71.
    maddesinde kısmen haczedilebilecek
    gelirler hüküm altına alınmıştır. (Örneğin;
    Aylıklar, ödenekler, ücretler vb.) Kısmi
    haciz madde metninde belirtilen
    ödemelerin en az ¼’üne, en fazla 1/3’üne
    uygulanabilir. Ayrıca asgari ücreti aşmayan
    aylık gelirlerin ise ancak 1/10’u
    haczedilebilir.
   6183 sayılı Kanunun 72. maddesinde;
    yetişmemiş her türlü toprak ve ağaç
    mahsullerinin, yetişmeleri zamanından
    geriye doğru iki ay içinde yetiştikleri
    topraktan ayrı olarak haczedileceği hüküm
    altına alınmıştır. Haczedilmiş olan
    yetişmemiş mahsullerin borçlu tarafından
    başkasına devri, haczi yapan tahsil
    dairesine karşı hükümsüz olup takibatın
    devamına engel olmaz.
         Hacizde Ġstihkak Ġddiası
   Haciz sırasında borçluya ait olmayan
    mallarında haczedilmesi olasıdır. Bu
    durumda söz konusu malın üçüncü
    şahıslara ait olduğunun haciz tutanağında
    belirtilmesi gerekmektedir.
   Borçlu elinde haczedilen mallara karĢı
    istihkak iddiası: Haciz sırasında borçlu,
    elinde bulunan bir malın üçüncü şahsın mülkü
    veya rehni olduğunu ileri sürebileceği gibi
    üçüncü şahısta bu iddialarda bulunabilir. Bu
    durumda haczi yapan memur bu iddiayı haciz
    tutanağına geçirir ve iddia borçlu tarafından
    ileri sürülmüşse üçüncü şahsa, üçüncü şahıs
    tarafından ileri sürülmüşse borçluya bildirir.
    (Md.66) Tahsil dairesi haciz tutanağını aldığı
    tarihten itibaren 7 gün içinde iddiayı
    reddetmediği takdirde istihkak iddiasını kabul
    etmiş sayılır ve o mal üzerindeki haczi kaldırır.
   Tahsil dairesi istihkak iddiasını kabul etmeyebilir
    veya borçlu, üçüncü şahsın istihkak iddiasına
    itiraz edebilir. Bu durumlarda tahsil dairesi,
    üçüncü şahsa 7 gün içinde mahkemeye
    başvurması gerektiğini bildirir. Üçüncü şahıs 7
    gün içinde dava açmadığı takdirde istihkak
    iddiasından vazgeçmiş sayılır.(Md.66/3)
    Üçüncü şahsın, borçlunun elindeyken haczedilen
    malın kendisine ait olması durumunda istihkak
    iddiasının kendisine bildirilmesinden itibaren 7
    gün içinde dava açması gerekmektedir.
   Üçüncü Ģahsın elinde haczedilen
    mallara karĢı istihkak iddiası: Bir mal
    borçlunun elinde değil de, üçüncü şahsın
    elinde iken haczedilir ve üçüncü şahıs da
    bu mal üzerinde mülkiyet ya da rehin
    hakkı olduğunu iddia ederse, haciz
    memuru bu durumu haciz tutanağına
    geçirir. Malın borçluya ait olduğu
    iddiasında bulunan tahsil dairesi durumu
    alacaklı kamu idaresine bildirir. Alacaklı
    kamu idaresi bu bildirim tarihinden
    itibaren 15 gün içinde dava açmadığı
    takdirde istihkak iddiasını kabul etmiş
    sayılır.(Md.67/1)
   Alacaklı kamu idaresi, 15 gün içinde dava
    açtığı takdirde, hacizli mal davanın
    sonucuna kadar bekletilir. Dava alacaklı
    kamu idaresinin lehine sonuçlanırsa, hacizli
    mal satılır ve kamu alacağı tahsil edilir.
    Dava, alacaklı kamu idaresinin aleyhine
    sonuçlanırsa, mal üzerindeki haciz
    kaldırılır.
   Borçlu ile birlikte oturan kişiler tarafından
    istihkak iddiasında bulunulması
    durumunda, mal borçlu elinde sayılacaktır.
    (Md.67/2)
   İstihkak davalarına, haczi yapan tahsil
    dairesinin bulunduğu yerdeki sulh hukuk
    veya asliye hukuk mahkemelerinde bakılır.
    Görevli mahkeme istihkak iddiasına konu
    malın değerine göre belirlenir.
   İlke olarak, istihkak davasının açılması icrai
    takibatı durdurmaz. Ancak, davacı
    yürütmenin durdurulmasını istediği takdirde
    mahkeme teminat almak şartıyla takibin
    durdurulmasına karar verebilir.(Md.68/2)
    Mahkeme yürütmenin durdurulmasına karar
    vermiş ve sonuçta dava reddolunmuşsa,
    davacının hacizli malın değerinin %10’u
    tutarında tazminat ödemesine karar verilir.
   Her amme idaresi, diğer bir amme idaresi
    tarafından yapılan hacizlere, amme alacağı
    bu haciz tarihinden önce tahakkuk etmiş
    olması kaydıyla haczedilen mallardan
    herhangi biri paraya çevrilinceye kadar
    iştirak edebilir. Hacze iştirak halinde,hacizli
    malın bedelinden ilk önce haczi yapan
    dairenin alacağı tahsil olunur. Artanı hacze
    iştirak sırasına göre paylaşılır.
              MENKULLERĠN HACZĠ

   Her türlü menkul mallar; cins ve nev’ileri,
    vasıfları, alametleri, sayı ve miktarları ve
    tahmin edilen değerleri haciz tutanağına
    kaydedilmek suretiyle
    haczedilecektir.(Md.77)
   Haciz memuru tarafından belirlenerek
    haciz tutanağına kaydedilen bedel ile ilgili
    olarak, tahsil dairesinin gerek görmesi
    veya borçlunun talebinin olması
    durumunda bu mallara yeniden bilirkişi
    aracılığıyla değer biçtirilir.(Md.81)
   Hamiline yazılı olmayan ve ciro edilemeyen
    alacaklar ile maaş, ücret, kira vb. her türlü
    haklar ve fiilen haciz tutanağıyla haciz
    olanağı bulunmayan, üçüncü şahıslardaki
    menkul malların haczi, borçlu veya zilyet
    olan ya da alacak ve hakları ödemesi
    gereken gerçek ve tüzel kişilere,
    kurumlara haciz bildirisinin tebliği ile
    yapılır.(Md.79/1)
Kendisine haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs,
tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz etmezse
mal elinde borç ise zimmetinde olduğu sayılacaktır.
Ancak üçüncü şahıs;
- Borcu olmadığı,
- Malın elinde olmadığı,
- Haczin tebliğinden önce borcu ödemiş olduğu,
- Malı tükettiği,
- Malın kusuru olmaksızın telef olduğu,
- Alacağı borçluya veya borçlunun emrettiği yere
vermiş olduğu vb.,
iddialarla haciz bildirisine itiraz edebilir.(Md.79/2)
   Herhangi bir nedenle itiraz süresinin
    geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz
    bildirisinin tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl
    içinde genel mahkemelerde menfi tespit
    davası açabilir. Davasında hasız çıkan
    üçüncü şahıslar hakkında , haksız çıktığı
    tutarın %10’u oranında inkar tazminatına
    hükmedilir.
   Haciz sırasında hazır bulunacaklar:
    Haciz sırasında, borçlunun veya zilyedin
    veya bunların vekilleri, işçi, müstahdem
    veya ailelerinden birisinin kendilerini
    temsilen bulunması gerekir. Bu kişilerden
    herhangi birisinin haciz yerinde
    bulunmaması durumunda gıyapta haciz
    yapılır. Gıyapta yapılan hacizlerde, zabıta
    memuru veya muhtar veya ihtiyar kurulu
    üyelerinden biri ya da borçlunun veya
    zilyedin komşularından iki kişinin hazır
    bulundurulması gereklidir.(Md.78)
   Haczin yapılma zamanı: Haciz ilke
    olarak, güneş battıktan doğuncaya kadar
    ve tatil günlerinde yapılamaz. Ancak, tatil
    günlerinde veya geceleri çalışılan yerlerde
    yapılacak hasılat hacizlerinde ve borçlunun
    mal kaçırdığının anlaşıldığı hallerde bu
    ilkeye uyulmaz ve gece ve tatil olmasına
    rağmen haciz yapılabilir.(Md.78/4)
   Haczedilen Menkullerin Korunması:
    Kaybolmaları ve değiştirilmeleri kolay olan
    haczedilen para, değerli maden, mücevher,
    ticari senet, hisse senedi ve tahvil gibi
    menkul malların kaybolmalarını ve
    değiştirilmelerini önleyecek tedbirleri alarak
    muhafaza etmek görevi tahsil dairelerine
    verilmiştir.(Md.82/1)
    Kaybolmaları ve değiştirilmeleri zor olan
    diğer menkul mallar ise uygun bir yerde
    muhafaza altına alınır veya güvenilir bir
    şahsa bırakılır. Bu mallar, güvenilir bir
    şahsın kefaleti altında borçluda veya
    zilyedin kendisine de bırakılabilir. (Md.82/2)
   Haczedilen Menkullerin SatıĢı: Menkul
    mallar haczin yapıldığı tarihin 3. gününden
    itibaren 3 ay içinde tahsil dairelerince
    (köylerde ihtiyar kurullarınca) satışa
    çıkarılır. Ancak, bozulma, çürüme vb.
    nedenlerle korunmasına olanak
    bulunmayan ya da beklediği takdirde
    önemli bir değer düşüklüğüne uğraması
    olası bulunan malların satılmasında bu 3
    günlük süre beklenmez ve satışına hemen
    başlanabilir.
   Hacizli menkul mallar, açık artırma ve
    peşin parayla satılır.
   6183 sayılı Kanunu uygulamakla görevli kişiler;
    - Paraya çevrilecek malların artırmasına ne kendi
    adlarına ne de diğer kişilerin ad ve hesabına iştirak
    edemezler,
    - Bu malları 3. şahıslar vasıtasıyla satın alamazlar,
    - Bu malları 3. şahıslara satın aldırtıp onlardan 5 yıl
    süreyle teferruğ yoluyla dahi satın alamazlar.
    Belirtilen yasak, bu kişilerin eşleri ve 3.dereceye
    kadar kan ve sıhri hısımları içinde geçerlidir. Bu
    yasağa aykırı yapılan ihalelerin feshi istenebileceği
    gibi bu yasağa aykırı hareket edenler 3 aydan 3 yıla
    kadar hapis ve 6 aydan 3 yıla kadar memuriyetten
    mahrumiyet cezası ile cezalandırılırlar.(Md.108)
   Satış komisyonu başkanı, üyeleri ve
    bilirkişilerde, yakınlarına ve kanuni temsilcisi
    veya vekili oldukları kişilere ait işlerin takdir
    işlemlerine iştirak edemezler.(Md.109)
   Menkul malların satışının ilanı zorunlu
    değildir. Ancak tahsil dairesi uygun gördüğü
    takdirde önceden ilan yapabilir.(Md.85/2)
   İlk artırmada satılamayan mallar, bir başka
    il veya ilçede 2.defa satışa çıkarılabilir.
    (Md.85/1)
   Satılan mal, bedeli alınmadan teslim
    edilmez. Ancak tahsil dairesi, mal bedelinin
    ihale gününü takip eden günden itibaren 3
    gün içinde ödenmesi için süre
    verebilir.(Md.85/4)
   Artırmada en çok bedeli veren alıcı, malı
    almaktan vazgeçerse veya verilen 3
    günlük süre içinde bedelin tamamını
    vermezse, mal 2.defa artırmaya çıkarılır.
    Ancak bu durumda iki ihale arasındaki
    fark, diğer zararlar ve %5 faiz alınır. Ancak
    2.ihalede alıcı çıkmazsa, ilk alıcıdan 1.ihale
    bedeli, diğer zararlar ve %5 faiz alınarak
   İlk artırmada, haczedilen menkul mallara
    verilen bedel, tespit edilmiş olan değerin
    %75’inden aşağı olursa veya hiç alıcı
    çıkmazsa ilk artırma tarihinden başlayarak
    15 gün içinde uygun görülen zamanlarda
    bu mallar tekrar satışa çıkarılır ve ve
    verilen bedel ne olursa olsun satış
    yapılır.(Md.87/1) Ancak bozulma, çürüme
    vb. nedenlerle önemli değer düşüklüğüne
    uğrama olasılığı bulunan mallar ilk
    artırmada %75 şartına bağlı olmaksızın
    satılabilir.
   Menkul mallar yerinde veya başka bir yere
    götürüldüğü halde yine satılamazsa veya
    taşıma giderinin çokluğu yüzünden başka
    yere götürülmesi uygun görülmezse, ilk
    artırma tarihinden başlayarak 15 günlük
    sürenin bitmesinden itibaren 6 ay içinde
    pazarlıkla satılabilir. Malın pazarlıkla da
    satılamaması durumunda, borçluya geri
    verilebileceği gibi satış işlemine devam
    edilebilir.(Md.87/2)
       GAYRĠMENKULLERĠN HACZĠ
   Her türlü gayrimenkul ve gemilerin haczi
    tapuya ve gemi sicilinin tutulduğu daireye
    haciz bildirisinin tebliği ile yapılır.
    (Md.88/1)
   Gayrimenkullerin satışı, 6183 sayılı
    Kanunun 90. maddesine göre kurulan satış
    komisyonu tarafından yapılır. Satış
    komisyonu, bilirkişinin de görüşünü almak
    suretiyle rayiç değer belirler.
   Alacaklı tahsil dairesi, gayrimenkulun
    satışını, artırma tarihinden en az 15 gün
    önce başlamak suretiyle o yerde çıkan
    günlük gazete ile aralıklarla 2 defa ilan
    etmek zorundadır.
    Günlük gazete çıkmayan yerlerde, halkın
    görebileceği yerlere ve tahsil dairesi
    kapısına ilan örneği yapıştırılacak ve
    belediye basın araçları ile duyurulacaktır.
    Gayrimenkulun rayiç değerinin belli bir
    tutarı aşması durumunda ayrıca
    büyükşehirlerde çıkan en az 2 gazete ile
    de aynı şartlar çerçevesinde ilan
    yapılacaktır.
                 Gayrimenkulün SatıĢı
   Artırmaya iştirak edeceklerden rayiç bedelin %7,5’i
    oranında teminat alınır.
   Gayrimenkulün satılabilmesi için artırma bedelinin
    en az biçilen değerin %75’ini bulması
    gerekmektedir. Ancak %75’i bulsa bile kamu
    alacağına rüçhanı olan alacaklar ile yapılmış ve
    yapılacak masrafları karşılaması
    gerekmektedir.(Md.94)
   İhalede belirtilen tutara ulaşılamaması durumunda,
    en çok artıranın taahhüdü saklı kalmak kaydıyla
    artırma 7 gün daha uzatılır ve 7. gün ayı saatte en
    çok artırana ihale edilir. Ancak tutarın, rüçhanlı
    alacaklar ile masrafları aşması gerekir. Aksi takdirde
    kamu idaresince teferruğ edilinceye kadar haciz
   Gayrimenkul kamu idaresince teferruğ
    edilinceye kadar herhangi bir istekli
    müracaat ederse ve alacaklı kamu idaresi
    uygun görürse, satış için 7 günlük bir ilan
    yapılır ve ileri sürülen tutar rüçhanlı
    alacakla birlikte masrafları aşması
    koşuluyla en çok artırana ihale olunur.
   Kendisine gayrimenkul ihale olunan şahıs
    derhal veya verilen süre içinde parayı
    ödemelidir. Aksi takdirde ihale feshedilir ve
    hemen 7 gün süreyle artırmaya çıkarılır.
   Kendisine ihale yapılan kişi ihaleden
    vazgeçer veya bedelini ödemezse; iki ihale
    arasındaki fark ile diğer zararlardan
    sorumludur. İhale farkı ve geçen günlerin
    faizi (%5) teminattan mahsup edilir.
 Teferruğ: Satılamayan gayrimenkuller
  teferruğ edilerek kamu idaresinin
  mülkiyetine geçirilirler. Bunun için;
- 2. artırma tarihinden itibaren başlayarak 1
  yıl içinde en az bir defa daha satışa
  çıkarılması,
- Alacaklı kamu idaresinin teferruğ talebinin
  olması,
- Satış komisyonunun teferruğa yönelik
  kararının olması,
- Kamu idaresinin bedelin %50’sini ödemesi
 gerekmektedir.
   Alacaklı kamu idaresi, kendisine teferruğ
    edilen gayrimenkulü, teferruğ tarihinden
    itibaren 1 yıl içinde satışa çıkaramaz. Kamu
    borçlusu, satış komisyonunun teferruğ kararı
    tarihinden başlayarak bir yıl içinde kamu
    alacağını, gecikme zamlarıyla birlikte öderse
    gayrimenkul kendisine geri verilir.(Md.98/3)
   Diğer taraftan teferruğ kararı verilmeden
    önce, biçilen bedelin %75’i veya fazlası ile
    hariçten talip çıkarsa, alacaklı kamu idaresi
    teferruğdan vazgeçer.(Md.98/4)
                 Ġhalenin Feshi
   6183 sayılı Kanunun 99. maddesinde;
    ilgililerin ihalenin tebliğ tarihinden itibaren
    7 gün içinde gayrimenkulün bulunduğu
    yerin (gemilerde sicilin bulunduğu yerin)
    icra tetkik merciinden ihalenin feshi
    istenebileceği, icra tetkik mercii tarafından
    verilen kararın ise 10 gün içinde temyiz
    edilebileceği hüküm altına alınmıştır.
                    Aciz Hali
   Kamu alacağının tahsili amacıyla yapılan
    takip sonunda, borçlunun haczedilebilecek
    malı olmadığı veya bulunan malların satış
    bedelinin borcu karşılamadığı hallerde
    borçlu aciz halinde sayılır. (Md.75)
   Aciz fişinin düzenlenmesi ile birlikte, borçlu
    hakkında teminat ve faiz aranmadan tecil
    hükümleri uygulanır. Tahsil zamanaşımı
    süresi içinde borçlu elde ettiği malları ve
    gelirindeki artışları, edinme ve artma
    tarihinden başlayarak 15 gün içinde
    bildirmek zorundadır.
           ĠFLASIN ĠSTENMESĠ
   Kamu alacağının cebren tahsil şekillerinin
    sonuncusu kamu borçlusunun iflasının
    istenmesidir. Bunun için borçlunun iflasa
    tabi kişilerden olması ve iflas şartlarının
    oluşması gerekmektedir.
   Alacaklı kamu idaresi kamu borçlusunun
    iflasını sağlamak için borçlunun merkezinin
    bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesinde
    iflas davası açmak zorundadır.
          TAHSĠL ZAMANAġIMI
 1. ZamanaĢımı: Kamu alacağı, vadesinin
  rastladığı yılı takip eden yılın başından
  başlayarak 5 yıl içinde tahsil edilmezse
  zamanaşımına uğrar. Tahsil zamanaşımını
  durduran haller şunlardır;
- Borçlunun yabancı ülke de olması,
- Borçlunun hileli iflas etmesi,
- Borçlunun terekesinin tasfiyesi,
Tahsil zamanaşımını durduran hallerin ortadan
  kalktığı günü takip eden günden itibaren
  zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye
  devam eder.
 Aşağıdaki durumlarda ise tahsil
  zamanaşımı kesilir;
- Ödeme,
- Haciz uygulanması,
- Cebren takip işlemleri sonucu yapılan
  tahsilat,
- Ödeme emrinin tebliğ edilmesi,
- Mal bildirimi, mal edinme ve artmalarının
  bildirilmesi,
- Bu işlemlerin kefile veya yabancı şahıs ve
  kurum temsilcilerine uygulanması,
- İhtilaflı alacaklarda yargı organlarınca
  bozma kararı verilmesi,
- Kamu alacağının teminata bağlanması,
- Yargı organlarınca yürütmenin durdurulmasına
   karar verilmesi,
- İki kamu idaresi arasında varolan bir borç için
   alacaklı kamu idaresi tarafından borçlu kamu
   idaresine borcun ödenmesi için yazı ile
   başvurulması,
- Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek
   üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme
   planına bağlanması
Tahsil zamanaşımının kesildiği yılı izleyen yılın
   başından itibaren zamanaşımı süresi yeniden
   işlemeye başlar.
   Zamanaşımı, yargı organlarının verdiği
    bozma kararı ile kesilmesi halinde
    zamanaşımı yeni vade gününün rastladığı
    yılı izleyen yılın ilk gününden itibaren
    başlar.
   Zamanaşımı, kamu alacağının teminata
    bağlanması halinde kesilmiş ise
    zamanaşımının başlangıcı teminatın
    kalktığı tarihin rastladığı yılı izleyen yılın ilk
    günüdür.
   Zamanaşımı, yürütmenin durdurulması
    kararının varlığı ile kesilmişse
    zamanaşımının başlangıcı, durma süresinin
    sona erdiği tarihin rastladığı yılı izleyen

				
DOCUMENT INFO
Shared By:
Categories:
Tags:
Stats:
views:16
posted:11/24/2011
language:Turkish
pages:169