AHMED HULÛSİ’DE
KAVRAMLAR
AV. ASUMAN BAYRAKÇI
www.allahvesistemi.org
Yayınlarımızın Telif Hakkı Yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED'in
(aleyhisselâm) bildirip açıkladığı "ALLAH" ismiyle iĢaret edilenin hakikatinin ne olduğunun
öğrenilmesi ve "DİN" denilen yaĢam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm
insanlarla karĢılıksız paylaĢılmak üzere hazırlanmıĢtır. Tüm yayınlarımızı ücresiz okur; dinler,
bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK BELİRTMEK ŞARTIYLA her
yoldan bütün çevrenizle paylaĢabilirsiniz. Allah ilmine karĢılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da
manevî karĢılıksız paylaĢımdır.
“ARġ”
Evrensel doğurganlık
"Nokta"dan meydana gelen açı içindeki Rahmaniyet zuhuru ve bu
zuhurun üretkenliği ile meydana gelen Rahîm‟den oluĢan bilinç(Ġlim) boyutu
Soyut olan sırf mânâ ile çokluk arasındaki sınır
Melekût ile ceberût âlemi arasındaki muhayyel sınır
Hükümranlık tahtı
El Esmâ özelliklerinin açığa çıkma/seyri makamı
Evreni ihâta eden(kuĢatan-kapsayan), ancak zaman ve mekân
kavramı dıĢında olan(Mekânsal değil) boyutsal bir kavram
Milyarlarla galaksiyi ilminde barındıran, kapsamına alan yapının
"bilinç boyutu"
Dinî tâbirle "ilim boyutu"....
Tasavvufî deyimiyle "Esmâ âlemi"....
Ġlimde “Vahdet”in kesrete dönüĢtüğü sınır
Ġlmi ilâhi ile Esmâ ve Ef‟al boyutu arasındaki sınır
Ġlmin zuhûr mahalli
Sayısız oluĢumlar boyutunun Tekil düĢünsel boyutla kesiĢme noktası
DüĢüncenin, Ġlmin, Bilincin eyleme dönüĢ sınırı
FĠHRĠST
Arş'ın fevki... "Lillâhil Vâhidil Kahhar"!
Allah'ın Arş'ı ıstıvası
ArĢ, boyutsal derinliktedir.
Arş-ı Rahman
Rahman'ın ArĢ üzerinde ıstıva etmesi
"Arş'ın Rabbi" (HerĢeyi ihata eden(kuĢatan-kapsayan) ve Kendinden gayri
vücud/tasarruf eden bulunmayan, ArĢ üzerinde hükmünü yürüten Rab-Bütün âlemleri
meydana getiren, yöneten, bütün âleme tasarruf eden, bütün bu varlıkların varlığını
meydana getiren Rabbül Âlemin("Âlemlerin Rabbi"olan Mutlak Varlık-Allah)-Tasarrufu
beyinlerde açığa çıkan Rab-Beyninizde açığa çıkan Esmâ terkibinin oluĢturduğu programda
tasarruf eden boyut-Zâtî vasıflarla ve esmâ-i ilâhî‟nin mânâlarıyla kâim ve mevcut olan
varlığınız üzerinde tasarrufu her an ilmi ilâhî doğrultusunda elinde olan Rab)
"Arş"ın üstü("Ġlm-i Ġlâhi"-Ġsimler-Allah‟ın ilminde bulduğu özellikler âlemi
mücerred (soyut) âlem olan Ceberût Boyutu
ArĢ'ın üstünde melekler yoktur
Arş'ı taşıyan melekler
ArĢ'ı taĢıyan meleklerin tesbihi
Arş... Hükümranlık tahtı(El Esmâ özelliklerinin açığa çıkma/seyri makamı)
Cennetlikler, melekleri, ArĢ'ın her yanından kuĢatmıĢ ve Rablerinin hamdını,
münezzeh oluĢunu dillendirirken görürler.
"Arş'ın Altı"(Ef'al boyutunu kapsayan alan-"Sidre-i Münteha"dan(Bilinç boyutunda,
Ģuurunda kesret kavramı kalkıp; Tekliği müĢahede etme noktasından) baĢlayıp alabildiğine
giden ef'al âlemi)
"Arş"ın altına tenezzül
Arş'ın boyutsal altı...(Mutlak mânâsıyla "Evren")
Göklerin ötesinde Dünyaları kapsamına alan bir yüce katın üstünden Rab gözlemiyor
ve yönetmiyor...NOKTA‟dan meydana gelen açı içindeki Rahmaniyet zuhuru ve bu
zuhurun üretkenliği ile meydana gelen Rahîm’den "Arş" isimli evrensel doğurganlık
(algıladığımız madde boyutunda değil) ile esmâ mertebesi hâsıl olmakta…
400 Milyar GüneĢin yer aldığı Samanyolu Galaksisi, "ArĢ"ın içinde çöle atılmıĢ bir
yüzük halkası gibidir
"Arş'ın Rabbi"ne bağlanma
Siz de, "ArĢ'ın Azim Rabbi" olan "Allah Ġsmi" ile iĢaret edilen Mutlak Zât'a bağlanıp,
iĢinizi O'na bırakın.... O'na güvendiğinizde,(DeğiĢmeyen "Sünnetullah" gereği) O size yeter!
Arş'a yükselme
Sayısız oluĢumlar boyutunun Tekil düĢünsel boyutla kesiĢme noktası
DüĢüncenin, Ġlmin, Bilincin eyleme dönüĢ sınırı
Arş'ın gölgesi
Sonsuz yaratıĢ âleminde sınır tanımadan gezinip seyr hâlinde olan beyinler,
"Hakikat"leri ile, "ArĢ'ın Gölgesi"nde yaĢamaya devam ederler.
ARġ‟IN FEVKĠ…
LĠLLÂHĠL VÂHĠD‟ĠL KAHHAR!
ARġ‟IN ALTI da efal âlemidir. Sidre-i Münteha’dan başlayıp alabildiğine giden ef’al âlemidir;
“Hayâli Kebir”dir!
Onun içine meleği de girer, insanı da girer cinni de girer, İnsanı Kâmili de girer.
Tüm âsar hep bu hayâl içindedir.
Hayâlin dıĢı dersen, ARġ‟ın fevki, “Lillahil Vâhid‟il Kahhar!”
ALLAH'IN ARġ'I ISTIVASI
Kesret âleminin O‟nun ilmiyle meydana gelmesi ve ezelden ebede bunun böylece devam
etmesidir.
ARġ,
BOYUTSAL DERĠNLĠKTEDĠR
Arş, mekânsal değil boyutsaldır!
Yani belirli bir mekânda ve mesafede değil; her birimin, birimiyetinden özüne doğru gidiĢte yer
alan bir boyuttadır "ARŞ"!
Yani boyutsal derinliktedir Arş, mekânsal değil!
ArĢ ise evreni ihâta eden, ancak zaman ve mekân kavramı dıĢında olan boyutsal bir kavramdır.
ARġ-I RAHMAN
RAHMAN‟IN ARġ ÜZERĠNE
ISTĠVA ETMESĠ
ARŞ-I RAHMAN, “Rahman ArĢ‟ın üzerine ıstıva etti “dendiği zaman; ARŞ‟ın üstü esmâ mertebesidir;
Rahmani vasıflardır; Esmâ‟dır.
"ARġ"IN RABBĠ
HerĢeyi ihata eden(kuĢatan-kapsayan) ve Kendinden gayri vücud/tasarruf eden
bulunmayan, ArĢ üzerinde hükmünü yürüten Rab
Bütün âlemleri meydana getiren, yöneten, bütün âleme tasarruf eden, bütün bu
varlıkların varlığını meydana getiren Rabbül Âlemin("Âlemlerin Rabbi"olan Mutlak
Varlık-Allah)
Tasarrufu beyinlerde açığa çıkan Rab
Beyninizde açığa çıkan Esmâ terkibinin oluĢturduğu programda tasarruf eden boyut
Zâtî vasıflarla ve esmâ-i ilâhî‟nin mânâlarıyla kâim ve mevcut olan varlığınız üzerinde
tasarrufu her an ilmi ilâhî doğrultusunda elinde olan Rab
"ARġ"IN ÜSTÜ
"Ġlm-i Ġlâhi"
Ġsimler
Allah‟ın ilminde bulduğu özellikler âlemi
Mücerred (soyut) âlem olan Ceberût Boyutu
“Arş’ın Üstü”, „‟Ġlmi ilâhi‟‟dir!
İsimler yâni ALLAH’ın ilminde bulduğu özellikler âlemidir!
Tamamiyle mücerred (soyut) âlem olan CEBERÛT BOYUTUDUR!
ARġ‟IN ÜSTÜNDE
MELEKLER YOKTUR!
ArĢın üstünde melekler yoktur!
ArĢ, mânâ ile çokluk sınırıdır.
ArĢın üstü esmâ âlemidir. Yani isimlerin mânâsının olduğu boyuttur .
ArĢ‟ın altı isie bu isimlerin mânâsının kuvveden fiile çıktığı, birimleĢtiği ve de fiiler âlemini meydana
getiren sınırdır. Nitekim,
“Rahman arşın üstüne ıstıva etmiştir” dediği zaman buradaki kastedilen Ģey “Rahmaniyet”
mertebesidir yani çokluğu, kesreti birimleri meydana getiren sıfat mertebesi demektir.. Sıfat mertebesi
, sahip olduğu özellikler itibariyle “esma mertebesi” diye de anlatılır.
“Esmâ mertebesi” denen Ģey, Ġlâhi ismlerin mânâlarından baĢka birĢey değildir.
ĠĢte bu ilâhi isimlerin varolduğu boyut, “Arş’ın üstü”, bu isimlerin kuvveden fiile çıkması mânâdan
birime birimselliğe çokluğa dönüĢmesi “Arş’ın altına tenezzül” diye anlatılır. Bu ArĢ‟ın altındaki
mânâların çokluğa dönüĢtüğü mertebedeki ilk varlık “Ruh” adlı melektir bir diğer adıyla “Ruh-u
A’zam” diye anılır.
"ARġ"I TAġIYAN MELEKLER
(Soru-"Arşın şuur olduğu" "Allah arşı istiva etti" Ģuhûduna ne dersiniz..?)
-ArĢ nedir önce onu kavramak lazım... Sonra da arĢı taĢıyan MELEKLER nedir bunu düĢünmek
gerek...
Eğer bunu anlarsanız; meleklerin, şeytan denen cinler gibi somut objeler olmadığını da
düşünürseniz; o zaman "Arş" ismi arkasında açığa çıkan mânâ nedir ve bu mânâ hangi özelliklerle
ayakta durmaktadır; sorusunun cevabını düĢünme noktasına geliriz...
O zaman "hamd"ın ve "tesbih"in ne olduğunu düĢünmek; ve burada açığa çıkan mânânın
"hamd"ının ne Ģekilde olabileceğini farketmek zaruretiyle karĢı karĢıya kalırız...
Arş, ilimde vahdetin kesrete dönüĢtüğü sınırdır!...
Yani ilmi ilahi ile Esmâ ve Efâl boyutu arasındaki sınır... Ef‟al boyutunu kapsayan alan, arĢın altıdır...
Bir diğer ifade ile, Esmâ ve Ef‟âl boyutu arasındaki sınır...Ef‟âl boyutunu kapsayan alan arĢın
altıdır...
Bir diğer ifade ile; arĢın üstü ilmi ilâhi , içi de kesret âlemi-ilmin zuhur mahallidir...
Allah‟ın arĢı ıstıvası, kesret âleminin O‟nun ilmiyle meydana gelmesi ve ezelden ebede bunun
böylece devam etmesidir... ĠĢte bütün bunları eğer hissedebilirsek o zaman bu Âyetin mânâsına
YÖNELMĠġ OLURUZ...
"ARġ"I TAġIYAN MELEKLERĠN TESBĠHĠ
Sır…
Derûnunda “GİZ”li idi her bir birimin!.
HOLOGRAFİK EVREN gerçekliği, bilim dünyasında “Âlemlerin Rabbı ALLAH’tır” gerçeğini-
sistemini deĢifre ederken; evrensel ruhtaki (RUH adlı melek) Ģuurun, her zerrede, o zerrenin yapısına
göre açığa çıkmakta olduğunu vurgularken; düĢünemediler bunların sonuçlarını...
“Zerre küllün aynasıdır” benzetmesiyle, en muhteĢem evrensel gerçekliği 1400 küsur yıl önce
insanlığa bildiren O yüce Zât‟ın mesajını kavrayamadılar, değerlendiremediler...
“Ahad” ve Samed” tanımlamalarıyla kendini, Rasûlullah adı ve kisvesi altında açıklayanın
sesleniĢini iĢitemediler, “holografik gerçekliğin” ne olduğunu kapsamlı düĢünemedikleri için!. Zerrede
yansıyan küllü, mikroda açığa çıkan tümel Tek‟i fark edemediler!
Oysa işin sırrı, evren içre evrenler gerçeğini açıklayan “string teorisi” ile “holografik evren”
gerçekliğini bir arada düşünerek, Mutlak TEK’liğin açılımını fark edebilmekte gizliydi...
“Subhanallah” kavramının, string boyutundaki stringlerin altı yönlü hareketiyle, evren içre evrenlerin
“her an yeni bir şan” alıĢının dilleniĢi olduğuna...
“Elhamdulillah”ın, bu boyuttaki tekil hareketin (çokluktaki tekilliğin), ancak, onu meydana getiren
tarafından değerlendirilebileceğinin dile geliĢi olduğuna...
“Allahuekber”in, “tanrı uludur” demek olmadığını, bu yüzden ezanın böyle
TürkçeleĢtirilemeyeceğine; sonsuz boyutları ilminde yaratanın, yaratılmıĢ ilimle kavranamayacağına,
iĢaret ettiğini...
Hiç düĢünmediler… Akıllarına hayallerine bile getiremediler!
“Arşı taşıyan meleklerin tesbihidir bu” denildiğinde, varlığın oluşumundaki derinlikleri fark
etmek yerine, gökte oturan tanrının koltuğudur arĢ, demeyi daha kolay veya yerinde gördüler!..
Evet…
Evren içre boyutsal evrenler, paralel evrenler, bir evrende olup bitenin diğer evrende açığa çıkması
(suya atılan taĢın yayılan dalgası gibi), ya da aynı anda değiĢik evrenlerde yer alan aynı bilinç
türünden yaklaĢımlar; hakikati noktasından hareketle “külden zerreye gidişi” ifade etmektedir…
“Tüm çokluk görüntüsü (algılayandan kaynaklanan), gerçekte, TEK şuurun (ilmin), her
mikroda, onun yapısal özelliğine göre açığa çıkmasıdır” gerçeğini vurgulamaktaydı “holografik
gerçeklik”…
"ARġ"...
Hükümranlık tahtı
El Esmâ özelliklerinin açığa çıkma/seyri makamı
CENNETLĠKLER, MELEKLERĠ,
ARġ‟IN HER YANINDAN KUġATMIġ
VE RABLERĠNĠN HAMDINI, MÜNEZZEH OLUġUNU DĠLLENDĠRĠRKEN GÖRÜRLER
Rablerinden ittika edenler (bedenselliklerinden korunanlar) ise sınıflar hâlinde cennete
sevkolunmuştur... Nihayet oraya geldiklerinde ve onun kapıları açıldığında, onun muhafızları
hitap eder: "Selâmun aleyküm! Ne hoş olmuşsunuz... Sonsuza dek kalmak üzere girin!"
(Cennetlikler) dediler ki: "Hamd o Allah'a ki, vaadini gerçekleştirdi ve bizi şu arza (ortama)
vâris kıldı... Cennetten dilediğimiz makamda yaşıyoruz... (Ġmanın gereğini) uygulayanların
karşılığı ne güzelmiş!"
Melekleri de; Arş'ın (hükümranlık tahtının-El Esmâ özelliklerinin açığa çıkma/seyri makamının)
her yanından kuşatmışlar ve Rablerinin hamdini, münezzeh oluşunu dillendirirlerken
görürsün... Herkes hakkında Hak olarak hükmolunmuş ve: "Hamd, Rabb-ül âlemîn olan Allah'a
aittir" denilmiştir. (Zümer/73-75)
"ARġ'IN ALTI"
Ef'al boyutunu kapsayan alan
"Sidre-i Münteha"dan(Bilinç boyutunda, Ģuurunda kesret kavramı
kalkıp; Tekliği müĢahede etme noktasından) baĢlayıp alabildiğine giden
ef'al âlemi
“Arş’ın Altı”, ef‟âl boyutunu kapsayan alandır!
Sidre-i Münteha‟dan baĢlayıp alabildiğine giden ef‟al âlemidir.
"ARġ"IN ALTINA TENEZZÜL
Ġlâhi isimlerin mânâlarının kuvveden fiile çıkması; mânâdan birimselliğe, çokluğa dönüĢmesi “Arş’ın
altına tenezzülü”diye anlatılır.
ARġ‟IN BOYUTSAL ALTI
MUTLAK MÂNÂSIYLA “EVREN
ArĢ‟ın boyutsal altı için bir diğer tanımlama ile “Kâinat” ya da “Evren”diyebiliriz!
Ama mutlak mânâsıyla “Evren”! Yoksa, bugün dünya üzerinde konuĢulagelen “evren” yâni “insanın
evreni” değil!
GÖKLERĠN ÖTESĠNDE,
DÜNYALARI KAPSAMINA ALAN BĠR YÜCE KATIN ÜSTÜNDEN "RAB"
GÖZLEMĠYOR VE YÖNETMĠYOR
NOKTA‟dan meydana gelen açı içindeki
Rahmaniyet zuhuru ve bu zuhurun üretkenliği ile meydana gelen Rahîm’den
"Arş" isimli evrensel doğurganlık(algıladığımız madde boyutunda değil) ile
esmâ mertebesi hâsıl olmakta…
ArĢ, soyut bir kavramdır!
"Arş" dendiği zaman genelde göklerin ötesinde, gökleri ve dünyaları kapsamına alan bir kat
düĢünülür. Sanki ötelerde bir yerde bir yüce kat var, o bu dünyaları kuĢatmıĢ, Rab da onun üstüne
oturmuĢ aĢağıdakileri oradan gözlüyor ve yönetiyor!!!
"Kürsî" ismiyle iĢaret edilen yapı, "galaksi"dir!
"Arş" ise, melekût ile ceberût âlemi arasındaki muhayyel sınırdır!
Arş, soyut olan sırf mânâ ile çokluk arasındaki sınırdır.
İlimde “Vahdet”in kesrete dönüştüğü sınırdır! Yâni ilmi ilâhi ile Esmâ ve Ef’al boyutu
arasındaki sınır!
İlmin zuhûr mahallidir!
Milyarlarla galaksiyi ilminde barındıran yapının ilim boyutudur.
Milyarlarla galaksiyi ilminde barındıran, kapsamına alan yapının bilinç yâni dinî tâbirle ilim
boyutu, tasavvufî deyimiyle Esmâ âlemi o günde “Arş” kelimesi ile izah ediliyor!
NOKTA‟dan meydana gelen açı içindeki Rahmaniyet zuhuru ve bu zuhurun üretkenliği ile
meydana gelen Rahîm‟den arş isimli evrensel doğurganlık (algıladığımız madde boyutunda değil)
ile tüm esmâ mertebesi hâsıl olmakta; ve Kürsî, Rubûbiyetin tahakkuk ve tahakküm mertebesi
olarak açığa çıkmaktadır!. Daha sonra Rabbın yani esma terkibinin getirisi hükmü kademe kademe
kiĢinin semâvâtından bedene nâzil olmaktadır!.
Bu her birimde böyledir ki, iĢte holografik gerçeklik bu sistemi anlatır.
400 MĠLYAR GÜNEġĠN YER ALDIĞI
SAMANYOLU GALAKSĠSĠ, ARġ‟IN ĠÇĠNDE
ÇÖLE ATILMIġ BĠR YÜZÜK HALKASI GĠBĠDĠR!
Güneş sistemi, içinde bulunduğumuz Galaksi`de bir hiç mesabesindedir!.
Son tespitlere, verilere göre; Samanyolu adını verdiğimiz Galaksi`de 400 milyar güneş var...
"İNSAN ve SIRLARI" isimli kitabı yazdığım zamanki -1984- verilere göre, Samanyolu`nda 100 milyar
yıldızın tespiti yapılmıĢtı. ġu anda (sene 1994), aldığımız verilere göre Samanyolu`nda 400 milyar
güneşin var olduğu tespit edilmiĢ.
Bir açıklamasında Rasûlu Ekrem Ģöyle diyor:
"Dünyanız ve yedi kat semâ, Kürsi`nin içinde çöle atılmış bir yüzük halkası kadardır. Kürsi
de Arş`ın içinde gene çöle atılmış bir yüzük halkası gibidir." diyor...
Burada bahsedilen, "Kürsî" kelimesi ile ifade edilen saha, yapı, bizim Galaksi dediğimiz ve
Samanyolu ismiyle tanımladığımız yapıdır; bizim tespitlerimize göre. Yani, 400 milyar güneĢten,
yani yıldızdan oluĢan bir sistem...
Eğer gerçekten, Ģöyle bir hafsalamızı geniĢletip de biraz düĢünürsek, o 400 milyar güneşin
içinde bizim güneş, çöldeki bir yüzük halkasından baĢka bir Ģey değildir.
Ayrıca bu 400 milyar güneĢ benzerinin meydana getirdiği Galaksi gibi; Ģu andaki tespitlere göre
milyarlarla Galaksi var!. 400 milyar güneĢten oluĢan Samanyolu Galaksisi gibi milyarlarla galaksi var
evrende!.
ĠĢ bu kadarla da bitmiyor!.
Bu yıldızların, galaksilerin her birinde bizim algılayamadığımız dalgasal boyutlarında ve onun da
altındaki kuantsal boyutta sonsuz sayıda âlem ve canlı-bilinçli varlık türü mevcut!.
Ve eğer anlayabilirsek, o milyarlarla galaksinin içinde bizim Samanyolu dediğimiz 400 milyarlık
galaksi, çöldeki bir yüzük halkası gibidir...
Nitekim bu konuda Hz. Rasûlullah Aleyhisselâm Ģöyle buyuruyor:
-Fesubhanallah! Semâ gıcırdıyor! Secde edilmedik bir karış yer yok semâda!
Elbette bu "semâ" tanımlamasıyla "göze" hitâbeden yapıyı değil; "berzah" denilen, "âhiret"
denilen evrendeki dalgasal boyutu anlayacağız..
ĠĢte bu milyarlarla galaksiyi ilminde barındıran, kapsamına alan yapının bilinç yani dinî tâbirle
“İlim Boyutu”, tasavvufî deyimiyle “Esmâ Âlemi” o günde "Arş" kelimesi ile izah ediliyor!.
"ARġ'IN RABBĠ"NE BAĞLANMA
SĠZ DE
"ARġ'IN AZĠM RABBĠ" OLAN
"ĠSMĠ ALLAH" OLAN MUTLAK ZÂT'A BAĞLANIP,
ĠġĠNĠZĠ O'NA BIRAKIN....
O'na güvendiğinizde,
(DeğiĢmeyen "Sünnetullah" gereği) O size yeter!
Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ Hû, aleyhi tevekkeltu ve Huve rabbül arşıl azıym.
“Allah bana kafidir... (Zaten) Ondan gayrıvücud/ müessir yok... O’na tevekkül ettim... Ve
O’dur, Arş-ı Azıym’in Rabbi (her Ģeyi ihata etmiĢtir)”.(Tevbe/129)
BaĢınız haksız yere derde girdiği zaman bu âyet-i günde beĢyüz veya bin kere okumaya devam
ederseniz, inĢâallah kısa zamanda selâmete çıkarsınız.
Bu âyetteki duayı ilk okuyan İbrahim aleyhisselâmdır.
İbrahim aleyhisselâm Nemrud tarafından yakalattırılıp, mancınıkla ateĢ dağının içine fırlatıldığı
zaman, havadayken Cebrâil isimli melek gelir ve sorar…
-Yâ Ġbrahim senin için ne yapmamı istersin?
İbrahim aleyhisselâm cevap verir:
-Allah’a güvendim. O bana yeter. Tanrı yoktur O vardır! Ben O’na bağlanıp, işimi ona
bıraktım. Ki O Arş’ın Azîm Rabbıdır.
ĠĢte İbrahim aleyhisselâmın bu Ģekildeki ifadesinden sonra mûcize olur; ve İbrahim aleyhisselâm
yavaĢ bir Ģekilde ateĢin içine düĢer fakat onu ateĢ yakmaz. Çünkü, Kur‟ân-ı Kerîm‟de anlatıldığı üzere
“ateş soğumuş ve selâmet verici olmuştur” Ġbrahim aleyhisselâm için, Allah emri ile…
ĠĢte, böyle bir mûcizenin meydana gelmesine vesile olan anlayıĢ ve ifâde vardır bu duada.
Bakın bu dua için ne buyuruyor Rasûlullah salla‟lâhu aleyhi ve sellem efendimiz bizlere:
-Kim sabah kalktığında ve geceye girdiğinde “Allah’a güvendim o bana yeter, Tanrı yoktur,
Arş’ın Azîm Rabbi olan O vardır.” derse; bunu ister sıdk ile söylesin ister YALANDAN
(inanmayarak) söylesin, yedi defa söylediğinde Allah ona kâfi gelir.’ Ebû Davud.
Dikkat edin!.
Bu hadîs-i Ģerîfte çok önemli bir hususa iĢaret ediliyor…
ALLAH’IN SİSTEMİ‟ne!.
“Allah’ın düzeninde asla değişiklik olmaz” âyetiyle de vurgulanan “SİSTEM”E.
Siz belli duaları veya zikirleri yaptığınız zaman, inansanız da, inanmasanız da, o yapılan
çalışma, ilgili mekanizmayı, sistemi harekete geçirir ve mutlaka semeresini verir; demiĢtik.
ĠĢte bu hadîs-i Ģerîf, söylediklerimizin açık-seçik ispatıdır. “KiĢi ister SIDK ile ister yalandan yâni
inanmayarak yaptığında” denmesi bunun apaçık göstergesidir.
Bu sebeple diyoruz ki, siz inanmasanız dahi bu zikirlere veya dualara bir süre devam edin,
söylenildiği sistem üzere. Elbette neticesine ulaĢacaksınız.
Allah bize bunun mânâsına ermeyi ve bu duayı edebilmeyi nasîp etmiĢ olsun.
ARġ‟A YÜKSELME
Arş’a yükselme, maddesel bir biçimde değil; ‟‟Mirâc‟‟ın nihayetinde oluĢmuĢ olan boyutsal bir
sıçrama ile ulaĢılan kavramdır
ArĢ‟a âfaki yoldan-galaksileri aĢmak suretiyle değil; enfüsi yoldan–kiĢinin kendi zât boyutuna
yönelmesi Ģekliyle ulaĢılan bir husustur!
SAYISIZ OLUġUMLAR BOYUTUNUN
TEKĠL DÜġÜNSEL BOYUTLA
KESĠġME NOKTASI
Evrenin orijininde de bir bilinç boyutu, bilinç safhası, mânâların oluştuğu bir ANA SAFHA
vardır.. bir de bu mânâların eyleme dönüĢtüğü Kudret ya da enerji adını verdiğimiz noktadan
başlayan oluşumlar safhası vardır.
Tasavvufta “ef’al boyutu” “efal âlemi” denen, bizim bugünkü dille “sayısız oluşumlar boyutu”
adını vereceğimiz algılanabilir veya algılanamayan çokluk kavramlarının geçerli olduğu safhanın tekil
düĢünsel boyutla kesiĢme noktası, Din‟de ARŞ diye anlatılır.
DÜġÜNCENĠN, ĠLMĠN, BĠLĠNCĠN
EYLEME DÖNÜġ SINIRI
ARŞ, mekânsal maddesel bir kavram değildir.ArĢ, bir sınırdır.
Eylemin-fiilin-oluĢumların baĢladığı; düĢüncenin, bilincin, ilmin veya baĢka bir ifadeyle soyutun
somuta döndüğü mücerretin müĢahhasa döndüğü sınır ARġ‟tır. “ArĢ”la ifade edilebilmiĢtir..
Yani ArĢ mekânsal bir kavram değildir!
Evrenin baĢı veya sonu noktası gibi mekânsal bir kavramı anlatmaz.
Ġlmin, bilincin, fiile eyleme dönüĢ sınırıdır.
“Rahman Arş’ın üstündedir” âyetiyle iĢaret edilen anlam, Rahman ismiyle Allah’ın Rahmaniyet
mertebesine iĢaret edilir.
Rahmaniyet mertebesi, Allah‟ın bütün isimlerinin içine alındığı esmâ mertebesinin toplu adıdır.
Yani varlığın aslı üzerinde Allah’ın ilmi ve kendisindeki esmâsının özellikleri hâkimdir ve
tasarrufluk meydana getirir anlamınadır bu ifade..
Ġlmin, fiillere dönüĢ sınırı olarak konan “ARŞ” isminin kapsamı altındaki herĢey, Allah isimlerinden
bir terkibin mânâsını ortaya koyan sonsuz-sınırsız varlıkları kapsamına alır.
"ARġ'IN GÖLGESĠ"
SONSUZ YARATIġ ÂLEMĠNDE SINIR TANIMADAN GEZĠNĠP
SEYR HÂLĠNDE OLAN BEYĠNLER
"HAKĠKAT"LERĠ ĠLE "ARġ'IN GÖLGESĠ"NDE YAġAMAYA DEVAM EDER
DATA” diledi… (Bir Ģeyin olmasını irade ettiğimizde “OL” hükmünü “OLUŞ” takip eder “AN” içinde.)
“Bilinmek için âlemleri, bilmek için Âdemi yarattım”!
Ramazan ayı “oruç” ayı…
“İman”ın gereğini hakkıyla yaĢayarak “ORUÇ” tutanlar, “ilahî kuvvelerle tahakkuk” etme bayramını
yaĢayacak! “Müminin iftar sevinci” bu olacak!
Aç kalanlar, karınlarını doyurma bayramına ulaĢacak!
Ġkisi arasındakiler, “oruç”larının derinliğine göre sonuçlarını yaĢayacaklar!
Okullarda yıllarca beyinleri yıkanarak, Ģartlandırıldıkları doğrularla programlananlar, “yenilenenlere”
adapte olamamanın sonuçlarını yaĢayacaklar!
[Windows yalnızca Intel veya AMD platformlarındaki bilgisayarlarda çalıĢır... Tıpkı, "Kurân
Kursları" veya "Din Okulları" şartlandırmalı din öğretisi platformlarının sınırlarıyla sınırlı beyinler gibi!
Linux ise platform bağımsızıdır! Apple’dan Amiga’ya, Sun Sparc iĢlemcili iĢ istasyonlarından
dünyanın en hızlı bilgisayarı olan IBM BlueGene/L’e kadar tüm Windows ötesi sistemlerle dahi
çalıĢır. Tıpkı, Allah Rasûlü'nün getirmiĢ olduğu bilgileri değerlendirip, Allah adıyla iĢaret edilenin
sonsuz yaratış âleminde sınır tanımadan gezinip seyr hâlinde olan beyinler gibi! (Yenileyicinin
İşlevi) ]
Kimin salâtı mi’rac olup, iman ettiğinin hakikatini yaşamak suretiyle “oruç” hissediĢi açığa
çıkarsa; “orucun mükâfatını ben veririm” sırrı kendisinde açılacak.
Kimi, bedeniyle onların aralarında, hakikatiyle arĢın gölgesinde, yaĢamına devam edecek!
Kimileri de hakikatin ilmi kendisine açıldıktan sonra, duygusallığı sonucu, “evlâdü iyal” ile
“evcilik” oynamaya dönecek!